Kontrast Fotoğraf Dergisi Sayı 21/Ocak-Şubat 2011

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kontrast Fotoğraf Dergisi Sayı 21/Ocak-Şubat 2011"

Transkript

1 AFSAD ın ücretsiz yayınıdır. Kontrast Fotoğraf Dergisi Sayı 21/Ocak-Şubat Zamansız Fotoğraflar Elçin Polat / Kitaplık Özlem Eser 5 Usta İşi Özlem Dağ 6 İMece İlker Maga 7 f/64 Özcan Yurdalan 8 Söyleşi Tuğrul Çakar 12 Dosya Konusu Popüler Kültürün Gözde Aracı Fotoğraf 21 İnce Elek Altan Bal 22 Söyleşi Ahmet Öner Gezgin 27 Fotoğraf Dalları 28 Yol Notları Ceyda Taşdelen 30 Bakış Egzersizi Emre İkizler 31 Yurtdışı Haberler Özlem Dağ / Fotoğrafta Farklı Uygulamalar Özlem Eser ana sponsorluğunda yayımlanmaktadır.

2 Başlarken... Merhaba, Gerçekleşebilecek hayaller kurmak kadar, o gün için gerçek olamayacak kadar uzak hayaller kurmak da bir insan için olduğu kadar kurumlar, şirketler, işletmeler için de oldukça büyük motivasyon kaynaklarıdır. Kimi zaman çoğu gerçekleşmez bile ama o hayaller uğruna çabalamaya devam etmek ya da o hayalin, başkalarının sahip çıkarak gerçekleştirmesi için temellerini oluşturmak bile son derece önemlidir. Derneğimiz AFSAD, temelleri çok öncelerden atılmış bir hayalin gerçek olduğunu gördüğü günleri yaşıyor bugünlerde. Başlarda gerçekleştirilmesi imkânsız bir hayaldi ama dillendirildi; doğru ya da yanlış veya eksik adımlar atıldı; denendi, başarılamadı. Ama bir hayaldi ve bir defa kurulmuş, dillendirilmişti. Derneğimizin geleneklerinden biri olarak, kurulan böylesi güzel bir hayali terk etmek, önemsememek, görmezden gelmek hiçbir üyesi ve yönetim kurulu için söz konusu olamazdı. İşte o hayale sahip çıkan Yönetim Kurulu muz ve başta Başkanımız Gökhan Bulut olmak üzere, tüm destekçi üye ya da üye olmayan fotoğrafseverlerin oluşturduğu güçle bugün AFSAD kendine ait mekânın sahibi oldu. Tüm derneklerin hayallerindendir belki ama pek de fazla sayıda değildir gerçekleştirebilenler. Çoğunlukla devletten ya da belediyeden hibe edilen mekânlar söz konusudur hatta. AFSAD ise güçlü bir kurum olduğunu bilerek çıktığı yolda, dernek gelirlerinin büyük bölümünü aktararak ve destekçilerinin bağışlarıyla, yani sadece kendi gücüyle bir yer edinmeyi başarmıştır. Bu gerçekten çok büyük ve önemli bir başarıdır. Bu başarıda emeği geçen başta Başkanımız Gökhan Bulut olmak üzere, Saymanımız Seda Güner ve tüm Yönetim Kurulu üyelerimiz, mekân bulunması ve gezilmesi, organizasyonların yürütülmesi gibi zorlu süreçlere gönülden destek vermiş olan üyelerimiz; Erol Bektaş, Necmettin Külahçı, Doğanay Sevindik, Fazlı Öztürk, Kazım Ulu, Mustafa Ertekin, Nuran Kansu, Mebrur Hatunoğlu ve Irmak Soldamlı ile bağışlarıyla bu sürece destek veren herkes ve tabii ki açık arttırmaya verdikleri fotoğraflarla desteklerini esirgemeyen fotoğrafçılarımız, AFSAD tarihine isimlerini yazdırmışlardır ve içten bir teşekkürü hak etmektedirler. Özellikle bu ay yapılacak yeni seçimle yönetimi devredecek olan bu Yönetim Kurulu muzun AFSAD tarihine ismini eşi benzeri olmayan bir katkıyla yazdırdığı açıktır. Hepsini can-ı gönülden kutluyor ve yeni mekânın hepimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu aslında hem kutlama hem de bir veda yazısı. Birileri gelir birileri gider ve önemli olan ürünlerin devamlılığını sağlamaktır. Kontrast dergisi de AFSAD ın, bir süre yayımına ara verilmiş olsa da, devamlılığını amaçladığı ve son derece önem verdiği, dışarıya yansıyan yüzü olarak gördüğü önemli ürünlerinden birisidir. Bu süreç içerisinde katkım olabildiyse ne mutlu. Ben ve ekip arkadaşlarım, tüm gücümüzle sizlere faydalı olacak bir yayın çıkarabilmek için elimizden gelen çabayı sarf ettik. Bundan sonra, derneğimizin yönetimi adına da yeni olacak süreçte de dergimizin yayınına devam edileceğinden kuşkum yok. Ancak özel sebeplerle bundan sonraki süreçte yer alamayacağım için bugüne kadar bana destek veren başta ekip arkadaşlarıma ve Yönetim Kurulu muza, ayrıca tüm okur ve takipçilerimize teşekkürü borç bilirim. Işığınızın bol olmasını ve fotoğraf dolu bir hayat dilerim Ceyda Taşdelen Yayın Yönetmeni AFSAD Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Adına Sahibi Gökhan BULUT Yayın Yönetmeni (Sorumlu Müdür) Ceyda TAŞDELEN Grafik Tasarım Levent ÇAĞIN Özlem DAĞ Editörler Şirin AYDIN Kamuran FEYZİOĞLU Editör Yardımcıları Elçin POLAT Özlem ESER Özlem DAĞ Reklam ve Abone Sorumlusu Ufuk DURUMAN Yayın Kurulu Ceyda Taşdelen, Şirin Aydın Kamuran Feyzioğlu, Ufuk Duruman Yönetim Yeri (Dergi İletişim) AFSAD Bestekar Sokak 28/21 Kavaklıdere Ankara Tel: Faks: GSM: İki ayda bir yayımlanır. Baskı: Mattek Matbaacılık Basım Yayın Tanıtım San. Tic. Ltd. Şti. Adres: Adakale Sok. 32/37 Kızılay - Ankara Tel: Basım Tarihi: Yayın Türü: Bölgesel Süreli ISSN: Kapak Fotoğrafı: Tuğrul Çakar Her hakkı saklıdır. Bu dergide yer alan; yazı, makale, fotoğraf, karikatür, illüstürasyon, vb. nin, elektronik ortamlar da dahil olmak üzere, kullanım hakları AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) a ve/veya eser sahiplerine aittir. İzin almaksızın, hangi dilde ve hangi ortamda olursa olsun, materyalin tamamının ya da bir bölümünün kullanılması yasaktır.

3 Adnan Küçüksağır: 1971 yılında Konya da doğdu. Hacettepe Üniversitesi AMYO Harita Bölümü nü bitirdi. Karayolları Genel Müdürlüğü nde teknik eleman olarak çalışıyor. Fotoğrafla, 1990 yılında tanıştı ve yoğun olarak 2002 yılından bu yana fotoğraf çekiyor yılında AFSAD a üye oldu. Bugüne kadar çeşitli karma sergilerde; 2007 Mevlana Yılı 1.Uluslararası Fotoğraf Yarışması nda, Nallıhan Kuş Cenneti Fotoğraf Yarışması nda, 13 ve 14. Devlet Fotoğraf Yarışması nda, Karayolları Genel Müdürlüğü ndeki karma sergilerde, soyut fotoğraflarıyla AFSAD Soyut Fotoğraf Atölyesi kapsamında çeşitli yurtdışı sergilerinde yer aldı. Fotoğraflarımı, belge niteliği olsun, herhangi bir olaya tanıklık etsin ya da sosyal bir mesaj içersin diye çekmiyorum. Fotoğraf yoluyla bir şeyleri gösterip düzeltme çabam da yok. Kabul görmüş estetik kurallar içerisinde; öznel, izlenebilir ve sadece kendini ifade eden görüntüler elde etmek, benim daha çok ilgimi çekiyor. Bu yüzden, soyut fotoğrafı kendime yakın buluyorum. İçeriğini, fotoğrafı izleyen kişinin kendisinin doldurduğu, izleyicisine göre farklı algılamalar ve düşünceler yaratan, sadece öznel fotoğraflar bunlar. Sanırım işin güzel yanı da bu zaten, tek bir içeriğe ya da algılamaya hapsedilmemiş fotoğraflar Fotoğrafın sanata yakın yanının da bu olduğunu düşünüyorum.

4 Zamansız Fotoğraflar HAZIRLAYAN: ELÇİN POLAT Bir fotoğrafçının portreleri arasında belli bir akrabalık mevcuttur. H. C. Bresson Fotoğraf makinelerinin boyutlarının küçülmesiyle birlikte, fotoğrafçının sokaklara karışıp yaşamdan anlar yakalayabilme şansı arttı. Bu görüntüler kimi zaman şipşak fotoğraflardan öteye gidemezken, kimi zaman da fotoğrafçısını efsanevi bir figür hâline getirdi. Henri Cartier Bresson, Mutlak An fikri, fotoğrafları ve yazılarıyla ardılı olan pek çok fotoğrafçıya etki etti, belgesel fotoğrafın en önemli isimlerinden biri oldu. Louvre Müzesi ndeki ilk fotoğraf sergisi Bresson a aitti; efsanevi Magnum Ajans ın dört kurucusundan biriydi. Bresson, fotoğrafı şöyle anlatıyor: Fotoğraf, gerçek dünyadaki bir ritmin algılandığını ima eder. Gözün yaptığı, gerçeğin kitlesi içerisinde özel bir konuyu bulmak ve odaklanmaktır; fotoğraf makinesinin yaptığı şey ise basitçe, göz tarafından verilen kararı filme kaydetmektir. Bakarız ve bir fotoğraf oluştururuz gözümüzde, kendi içinde bütünlüğü olan ve tek bir bakışla algılanan bir resim gibi. Biliyoruz ki fotoğrafta yapma eyleminden çok, görme eylemi önem kazanıyor. Bresson, fotoğraflarında hem bir yaratıcı olarak görme hem de bir izleyici olarak görme rollerini birleştiriyor; bu da onun fotoğraflarındaki başarıyı, rastlantısal ve mekanik olmaktan kurtarıyor. Bresson, çekim süreci ve mutlak an kavramı hakkında şunları söylüyor: Bazen oyalanır, gecikir ya da bir şeyin olmasını beklersiniz. Bazen de bir kareyi oluşturan her şeyin bulunduğu, ancak tek bir şeyin eksik olduğu hissine kapılırsınız. Ama eksik olan nedir? Belki birisi birden sizin görüş alanınıza girer. Onun ilerlemesini vizörden takip edersiniz. Bekler, beklersiniz ve sonunda düğmeye basarsınız; sebebini bilmemenize rağmen, gerçekten bir şey yakaladığınız hissiyle oradan ayrılırsınız. Eğer objektif mutlak an da açılıp kapandıysa, içgüdüsel olarak geometrik bir düzen oluşturduğunuzu görür, bu düzen olmadan fotoğrafınızın hem şekilsiz hem de cansız kalacağını fark edersiniz. Bresson un fotoğraflarına baktıktan sonra üslup kavramı, hem anlık olmak, hem de rastlantısal olmamak hâlleriyle anlam buluyor. Onun üslubu bu yüzden esin kaynağı olmaya devam ediyor ve onu zamansız kılıyor. KİTAPLIK HAZIRLAYAN: ÖZLEM ESER BİR FOTOĞRAF FELSEFESİNE DOĞRU Vilem Flusser Var olmak algılanmış olmaktır. Berkeley Fotoğraf, bir aygıt tarafından üretilen teknik bir görüntü olması nedeniyle 19. yüzyıldan günümüze kadar görüntüler dünyasına dair pekçok tartışmanın odak noktasında yer almıştır. Sosyolojik, sanatsal ve bilimsel yaklaşımlar ile bu tartışmalara ışık tutacak çözümler aranmıştır. Bu arayış içerisinde, düşünür, yazar, eleştirmen ve gazeteci Vilem Flusser Bir Fotoğraf Felsefesine Doğru adlı kitabı ile fotoğrafa farklı bir yaklaşım girişiminde bulunmuştur. Fotoğrafı felsefi düzlemde incelemiş ve onu bilgi, varlık, değer, bilim, siyaset, din, ahlak, dil, eğitim ve sanat gibi felsefenin ilişkide olduğu varlık alanlarından biri ve bir disiplin olarak ele almıştır. Kitaptaki birincil amaç, fotoğrafı bilinç düzeyine çıkarmak için bir fotoğraf felsefesinin gerekliliğini ve amacını ortaya koymaktır. Flusser bu yönde, öncelikle fotoğraf felsefesi ni oluşturan kavramları belirler. Görüntü, teknik görüntü, aygıt gibi kavramları nedensellik ve işlevsellik bağlamında ve tarih içerisindeki geçiş süreçleriyle birlikte inceler. Aynı zamanda sorunu çok yönlü olarak ele alır ve bir fotoğraf felsefesi oluşturma yolunda, çelişkilere, varolan ve varlığı olası soru ve sorunlara yanıtlar arar. Felsefenin ve fotoğraf felsefesinin önemli sorununa, yani özgürlük sorununa dikkat çeker. Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011 Eleştirmenlerin devrimci nitelikte olarak tanımladığı kitap, çevirmeninin önsözünde söylediği gibi fotoğrafın birçok düşünür tarafından bugüne kadar çizilmiş sınırlarını aşmakta dır.

5 Usta İşi HAZIRLAYAN: ÖZLEM DAĞ Larry Burrows ( ) Şefkatlİ Fotoğrafçı Larry Burrows, 1926 yılında Londra da doğdu. 16 yaşında okulu bıraktı ve Life dergisinin Londra bürosunda, fotoğraf baskı işinde çalışmaya başladı. Bazı kaynaklar, bu işi yaparken Burrows un, Robert Capa nın D-Day negatiflerini kazara, kurutma kabininde erittiğini yazmaktadır. Burrows daha sonraları kariyerine bir fotoğrafçı olarak devam etti. Suez den Lübnan a, Kıbrıs tan Kongo ya kadar birçok savaşın içinde fotomuhabir olarak yer aldı. Ama ona ün getiren fotoğraflarını Vietnam Savaşı sırasında çekti den öldüğü 1971 yılına kadar Vietnam Savaşı nı fotoğrafladı. En ünlü koleksiyonlarından biri olan Yankee Papa 13 ile Bir Gezi adlı koleksiyonu, 16 Nisan 1965 yılında ilk kez Life dergisinde yayımlandı. Bu koleksiyon gerçekten inanılmazdı; çünkü savaşın tam ortasında yaşayan Larry Burrows, Amerika nın (ve öncesinde Fransa nın) savaş deneyimlerine dayanan, metafor nitelikli 22 fotoğraf karesini bir araya getirmişti. Burrows aynı zamanda bir fotoğraf makinesini, savaş helikopterindeki ağır makineli silahların gövdelerine bağlayarak, helikoptere ve fotoğraf nesnesine odaklanmayı sağlamıştır. Burrows, fotoğrafçı arkadaşları Henri Huet, Kent Potter ve Keisaburo Shimamatu ile birlikte, helikopterleri Laos üzerinde vurularak düşürüldüğünde hayatını kaybetti. Burrows un ölümünden sonra Life dergisinin editörü Ralph Graves, Benim için dünyadaki diğer fotoğrafçılar arasında Larry Burrows, en cesur ve en tutkulu savaş fotoğrafçısıydı. demiştir yılında Burrows öldükten sonra yayımlanan kitabı Vietnam, Prix Nadar Ödülü nü aldı. Peki, aşağıdaki fotoğrafın sizde uyandırdığı duygu nedir? Lütfen, görüş ve düşüncelerinizi adresine göndererek bizimle paylaşın.

6 İlker Maga İMece TECRÜBE ve PAYLAŞMAK İster yaşama birkaç ay önce katılmış bir bebek, isterse çok karmaşık formül ve deneylerle uğraşan bir biliminsanı olsun, yaptıklarından tamamen bağımsız, her homo sapiens için hayat, herhangi bir şekilde elde edilmiş tecrübe demek. En ilkel insanın görme eylemi incelendiğinde bile, görmenin bilgiyle ilgili olduğu fark edilebilecektir. İlk insan, hayatta kalmasını sağlayacak bilgileri toplamakla işe başladı. Gerekli bilgileri edindi, edindiği bilgi kadar görebildi; gözleri ne aradığını biliyordu. Dünya, insanın gözleri önünde hareket hâlindedir. Önündeki binlerce nesneye rağmen, yine hayatta kalma mücadelesinin ilkel güdüleri nedeniyle olsa gerek, insan bu nesne zenginliğine rağmen, ihtiyaçlarını karşılayacak kadar görür, ilgilenir. Bu ilkel güdüye sahip insan için etrafında dönen dünya, semboller toplamından başka bir şey değildir. İlkel görünebilir; insan ihtiyaçlarına yetecek kadar görür. Bu yanıyla insan, aradığı semboller peşinde koşan bir avcıya benzer. Gözleriyle ok atar, gözleriyle avlar. Sınıfından, cinsinden ve karmaşasından bağımsız bu ilkel refleks dışında insanın etrafında dönen ve yaşadığı dünyayı, yarı sarhoşluk içinde yaşadığı günlük hayatı anlayabilmesi, yani görünebilir kılması için hümanist bir temel eğitime ihtiyaç duyar. Yaşadığı dünyayı anlayabilmesi için her insanın, tüm dünya insanlığına mal olmuş kültür zenginliklerinden haberdar olma ve onu yaşamına katıp zenginleşmeye hakkı vardır ve hümanist eğitimden kast edilen de bundan başka bir şey değildir. Görmek, bilinç ister. Okulun toplumsal işlevi, insanlara meslek öğretmek değil, onlara yaşadığı dünyayı anlayabilecekleri hümanist bir temel eğitim vermektir. Birey, ancak içinde yaşadığı dünyayı kendi başına anlayabilecek, karar verebilecek temele sahip bir insanın ulaşabileceği bir düzeydir. İnsan, merakı ve ihtiyaçları oranında etrafına bakar; dolayısıyla bakmak bir şekilde o şeye değer vermekle ilgili bir eylemdir. Bakmak ile görmek arasındaki boşlukta karşımıza yine bilgi ve bilinç çıkıyor. Sahip olduğumuz bilgiler oranında görebildiğimiz için, gördüğümüz şeye sahip olduğumuz duygusu uyanır. Görmek, gözlerimizle dokunmak ve ona sahip olmaktır. Gördüğümüz, daha doğrusu görebildiğimiz şey bizimdir. Dokunmak ile görmek ve sahip olmak arasındaki ilişkiyi küçük bir testle de gözden geçirmek mümkündür. Dokunma mesafesinde olduğuna inandığı için yaşadığı şehirdeki pek çok yeri gezmeyi ihmal eder insan; o şehri birkaç gün gezen bir misafir, şehrin yerlisinden çok daha fazlasını görme fırsatı bulur. * * * Fotoğraf, hayatı anlayan zekâ olarak fotoğrafçının, görebildiklerini görsel bir düzene, sadeliğe kavuşturma girişimidir. Her ne kadar fotoğrafçı hayat denen karmaşayı anlama yeteneğine sahip olsa da (olmazsa olmaz bir kuraldır bence) görsel parçalar la ilgilenir. Fotoğrafçı işte orada çıplaktır. Hayat, hangi açıdan bakılırsa bakılsın tecrübeyle, görmek de, bilgi ve bilinç ile mümkünse; anlatmak da, kendi başına yeni ve sorunlu bir sahadır. Çünkü bir toplam olarak tecrübe ve bilinç sadece kültür disiplinlerinden herhangi biriyle düzene girer, dillenir ve ulaştığı yeni bir anlatım formuyla insana ulaşır. Bunun dışındaki tecrübe ve bilinç düzeyleri ne olursa olsun şekilden, düzenden mahrum, izafîdir. Amaçsız bir hareketle kafada dolaşıp durur. Görmek, gözlerimizle ok fırlatmak ve avlanmaksa, bildiklerimizi, görebildiklerimizi göstermek ise paylaşmaktır. İnsan değerli bulduğu bir şeyi gösterir, paylaşır... Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

7 Özcan Yurdalan Kontrast f/64 BİRLİKTE OLMANIN ANLAMI Bir vakitler genç bir sanattı, hüner isteyen bir uğraştı eyvallah ama artık öyle değil. Zamanın hızı, anlamanın hızını misliyle katladığından beri, görme pratiklerimiz herhangi bir hafıza kaydına fırsat bırakmayacak kadar yüzeyselleşti. Her şey gözümüzün önünde belirdiği anda kayboluveriyor. Ekranlarda yaşıyoruz. Kâh ekranın karşısında, kâh içinde Fark etmez, hepimiz görüntülerin birer türevi hâline geldik hanidir. O nedenle söze başlarken Bir vakitler genç bir sanattı, hüner isteyen bir uğraştı ama artık öyle değil. dedim. Fotoğraf, bir zamanlar maharetli kişiler tarafından, ışığın hikmetiyle, fizik ve kimya sayesinde doğrudan suret üretme işiydi. Günün birinde Kodak Bey Siz düğmeye basın, gerisini bize bırakın! dedikten sonra, insan algısında fotoğraf aracılığıyla yaşanan değişim başladı. Görme biçimleri yeniden şekillenirken insanların kendi hayatlarıyla kurdukları ilişki de yeniden tanımlanıyordu. Sadece ânın değil geçmişin de anlamı değişiyordu. Değişen yalnızca hayat algıları değildi. İrili ufaklı toplumsallıkların fotoğrafa kaydedilebilen uzak ve yakın geçmişiyle birlikte, tarihin de başka türlü yazılması mümkün hâle geliyordu. Şimdi denebilir ki fotoğrafın 200 yıla yaklaşan pratiğinin çağın değerlerine ve zamanın bu kadar hızlanmasına nasıl bir etkisi olmuştur? Tartışmaya değer bir konu. Farklı toplumlarda, değişik kültürlerde, zaman algısı ile bu algının değişmesinde fotoğrafın rolü araştırmaya değer doğrusu. Çünkü biliyoruz ki ister büyük olsun ister küçük, fotoğrafa maruz kalan her toplumsallık değişir. Buradaki değişim in tezahürü illa ki fiziksel-nesnel olmayabilir. Hepimiz fotoğrafçının tanık olduklarını aynı zamanda tanımladığını biliyoruz. Fotoğrafa maruz kalan her fani gibi her toplumsallık da fotoğrafçının tanımladığı biçimde ek bir kimlik daha ediniyor. Bunun kime ne zararı olur bilmem ama bütün kimliklerimizin, ulusal, cinsel, sınıfsal, sosyal, kültürel ve inançlarımıza dair pek çok aidiyetimizin mümkün olduğu kadar teke indirgendiği bu memlekette, farklı kimliklerimizin tektipleştirilmeye çalışıldığı koşullarda, kategoriler hâlinde tanımlanmamız için her imkân kullanılırken, fotoğrafın bu melanetteki payı nedir; düşünmemiz lazım. Pay derken, gidişatı destekleyen ve gidişatı bozan, her iki anlamıyla sürece dâhil olmaktan söz ediyorum. Fotoğraf aynı zamanda fotoğrafçı marifetiyle üstü örtülen kimlik farklılıklarını açık eden göndermeler de yapabilir malum. Bunları söylerken tek bir fotoğrafik anlatımdan, mesela belgesel fotoğraftan söz etmiyorum. Yaratıcı fotoğraf, soyut fotoğraf, güncel sanatın bir enstrümanı olarak fotoğraf da aynı bünyededir. Biraz da bu eski aracın eski marifetini yeniden anlamlandırmak sayılabilir. Burada bunca lafı neden ettiğimi soracak olursanız, aslında maksadım başkaydı diye söze girerim. Kendi hikâyem içinde ben de yukarıda değindiğim süreçlere bir şekilde dâhil oldum. Fotoğrafik görüntünün hayatımdaki ve yaşadığım toplumdaki etkisini izleme fırsatı buldum. Farklı maksatlar taşısa bile fotoğrafçılık ortak paydasıyla içinde yer aldığım her oluşumdan, iyi ya da kötü deneyler edinerek geçtim. Fotoğrafçıları ahmak işi yarışmalara teşvik etmek için gösterilen gayretin, ezberi sağlam sanatçı imal etme eğitimleri için harcanan enerjinin birazı olsun fotoğraf fikriyatına hasredilmediği sürece boşa kürek çektiğimizi düşünüyorum. Yazıya başlarken bunlardan dem vurarak lafı derneklere getirecektim: Söze girerken, zaman, hız, değişim lafları etrafında dönüp dolaşmamın esas sebebi, fotoğraf derneklerinin günümüzde kendilerini nasıl anlamlandırdıklarına dair bir soru açmaktı. Öyle ya; ne memleket eskisi gibi, ne toplum aynı, ne algılar geçmiştekine benziyor, ne de tanımlar bıraktığımız yerde durmakta. Memleket sathına yayılmış irili ufaklı fotoğraf derneklerinin kendilerine yeniden bir göz atmaları ve varlıklarının anlamını yeniden sorgulamalarının vakti hangi vakittir acaba diye soracaktım? yıl önce olduğu gibi dernekçilik anlayışımızı fotoğrafı sevdirmek, yaygınlaşmasını sağlamak, öğretmek, insanları hobi sahibi yapmak, fotoğraf dostlarını çoğaltmak, sosyalleşme alanı açmak... gibi argümanlara yasladığımız zaman, biraz komik kaçıyor doğrusu. Durup dururken, hele bu zamanda fotoğrafı sevmek niye gereksin ki? Fotoğrafla kuracağımız ilişkiyi sevmek üstünden nereye kadar açıklayabiliriz? Hele fotoğrafla dost olmak nasıl bir şeydir, neden bir insan fotoğrafla dost olma ihtiyacı hissetsin ki? Bu kadar mı yabancılaştık yani hayata ve çıplak gerçeklere? Peki ya fotoğrafı yaygınlaştırmak neyin nesi? Daha ne kadar yaygınlaştırmak istiyoruz? Fotoğrafın yaygınlaşmasının pazardaki karşılığı nedir? Ya insanları hobi sahibi yapmak neyin nesi? Bugün bankalar bile hobi işi ne el atmışken, fotoğraf derneklerinin kendisine hobiler üstünden sosyalleşme misyonunu biçmesinin hayli ucuz bir niyete tekabül ettiğini söylemek haksızlık mıdır? Peki, dernekler acaba kendilerini bu zamanda nasıl anlamlandırıyorlar? Toplumsala ve fotoğrafa dair nasıl bir tespit üstünden strateji kuruyorlar? Anadolu nun hemen her köşesinde bunca geniş örgütlenmeye sahip fotoğraf çevresi, toplumun hayli uslu, biraz saf, oldukça razı kesimlerini mi temsil ediyor? Memleketteki bir fotoğraf derneği 2010 lu yılların başında görüntü-birey-toplum arasındaki ilişkiyi nasıl çözümlüyor; kendi yereliyle ne türden bağlar kuruyor; var olduğu kentle ilişkisi nasıl? Bu soruların cevaplarını külliyen bildiğimi vehmederek konuşmuyorum. Başkalarının vereceği cevaplar âleme ibret olsun diye de sormuyorum. Kendi cevaplarım konusunda hayli ciddi şüphelerim mevcut. Ancak şundan hiç kuşkum yok ki sağdan soldan savrulacak sloganların vereceği kestirme cevaplardan, şipişini işi çözümlerden daha derin sözlere ve hakikaten çok taraflı diyaloglarla ortaya çıkacak yaratıcı zihinsel faaliyetlere ihtiyacım var. Böyleyken böyle

8 Söyleşi RÖPORTAJ: UFUK DURUMAN FOTOĞRAFLAR: tuğrul çakar Fotoğrafı sanata yaklaştırabilmek için fotoğraf makinenizi boynunuza değil beyninize asmak zorundasınız. Tuğrul ÇAKAR Fotoğraf: Gülnur Özmen Yarışmalarla adınızı bir zaman dilimi İçİnde duyurabilmiş olsanız bile sanat gerçeği sizi yaşadığınız o kısa sürenin İçİne öyle bir gömer ki bir daha adınız bile anılmaz. Ülkemizde fotoğraf sanatçılarının parmakla sayılabileceği yıllarda fotoğrafa başlamış ve yıllar boyunca da hayatını sanatıyla kazanmış, pek çok ödül sahibi, aynı zamanda usta bir öykücü olan Tuğrul Çakar, çalışmalarını kendi atölyesinde sürdürürken bir yandan da yılların deneyimini hem Başkent Üniversitesi nde hem de iki dönemdir AFSAD da öğrencilerine aktarıyor. Sizin için onunla görüştük. Uzun yıllardır fotoğrafla uğraşıyorsunuz, fotoğrafçılık hayatinizin hep bir parçası olageldi sanırım. Meslek olarak da yaptınız. Hayatını fotoğraf ile kazanmanın zorlukları neler? 32 yılı geçti sanırım. Fotoğrafla iç içe bir yaşam. Fotoğrafçılık değil de fotoğraf hayatımın bir parçası hâline geldi demek daha doğru olur. Meslek olarak da yaptım. Ama ısmarlanan fotoğrafı çekip onu satarak değil. İngiliz Arkeoloji Enstitüsü nde 16 yıl aylık ücret karşılığı fotoğrafçı olarak çalıştım. İyi sayılabilecek bir aylık ücret, iyi bir karanlık oda, eksiksiz malzeme sağladılar bana. Zamana karşı yapılan kurtarma kazılarında, iyi fotoğraf için iyi ışık koşullarını beklemek gibi bir lüksünüz yoktur. Onların istediği anda istedikleri fotoğrafı çekmek ve hata yapmamak zorundasınız. Siz deklanşöre bastıktan sonra kazmalar, malalar ve bazen de diş fırçaları devreye girecek ve kazı, toprağın derinliklerine doğru devam edecektir. Çektiğiniz görüntü artık yoktur. Belki de az sonra yeni bir fotoğraf isteyecekleri için hep orada, kazı alanında olmanız gerekir. 16 yılın hep aynı üç ayında aynı yerde olmak kolay değildi tabi ki. Kazıların yaz aylarında yapılma zorunluluğu, Güneydoğu Anadolu nun iklim koşulları, 45 dereceyi bulan sıcaklıkta toprakta çalışmak, gün boyu üzerinizde biriken toz yığınını Fırat Nehri nin deli sularında yıkanarak gidermek, toprak damların altında veya üstünde akrepleri, yılanları gözleyerek uyumaya çalışmak ve her defasında gün doğmadan uyanıp kazı alanına koşmak hiç kolay değildi. Yine de mutluydum ben yılları arasında Güneydoğu Anadolu nun o zor günlerini orada yaşamak, bir serüven gibi gelirdi bana. Geceleri sokağa çıkamamanın bile sanki keyif çıkarılabilen bir yanı vardı. Ya da bana öyle gelirdi. Verilen küçük molalarda, bir günlük hafta tatillerinde bana ait fotoğraflar çekebilmek abartılı bir sevinç duymama neden olurdu. Ancak o coşkulu, her an yeni bir heyecanla karşılaşabildiğim o günlerde Ankara nın Eylül ayını özlerdim yine de. Ankara da yaşayan biri olarak 16 yıl Ankara da Eylül ayını yaşamamışsanız ve Eylül ayını seviyorsanız özlem artıyor işte. Kolay değildi ama ben hiç pişmanlık duymadım. Sevdiğim bir işi yapıyordum ve bu yeterli bir nedendi. Fotoğraf yarışmalarıyla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? Yarışmaların karşısında olmadım hiç. Kaldı ki ben bir dönemin hızlı yarışmacılarından biriydim. Düşününüz ki çok sayıda fotoğraf amatörü severek, isteyerek fotoğraf üretiyor ve elbette paylaşmak istiyor. İşlerini bir yarışma katalogunda görmek onları mutlu ediyor. Şimdi oturup, ölçüp biçip burun kıvırıp bu küçük paylaşma isteğini onlara çok mu görmeliyiz? Ünlü film yapımcıları milyonlarca izleyiciye ulaşmış filmlerini her yıl birbiri ile yarıştırırken, bir fotoğraf amatörü işlerini yarışmaya gönderdi diye kulağını mı çekmeliyiz? Olayın bir başka yönü daha var ki gözden kaçırmamak gerek. Arkadaşlarımız yarışma kazandıklarında iyi fotoğraf yaptıklarını zannediyorlar. Düşülebilecek en büyük açmaz bu olsa gerek. Örneğin ben 1996 yılından beri, (çok özel bir yarışma değilse) yarışmalara katılmıyorum. Bu dönem öncesi yarışmalarda bana verilen ödül sayısı yüz civarındadır. Ne var ki benim işte oldu diyebileceğim, savunabileceğim, değerini koruyabilir nitelikte yüz tane fotoğrafım yoktur. Sadece yarışmak için değil de fotoğrafı sevdiğiniz için, değer verdiğiniz için yapıyorsanız, yaptıklarınızla barışık olabiliyorsanız, ilkelerinizin dışına çıkan yarışma biçimlerine uzak durabiliyorsanız, yarışmalara katılmanın ne gibi bir sakıncası olabilir? Yarışmaları yaptığımız işin tadı tuzu olmaktan çıkaran fotoğrafçılarımızı da görüyor ve izliyoruz. Ancak böyle bir ortamda yarışma formlarında, önce verilecek ödül miktarını okuyan fotoğrafçılar da olacaktır. Bunu engelleyemezsiniz. Fotoğraf sanatı tarihine bakınız. Sadece yarışmalarla adını oraya yazdırmış bir fotoğrafçı yoktur. Yarışmalarla adınızı bir zaman dilimi içinde duyurabilmiş olsanız bile, sanat gerçeği sizi yaşadığınız o kısa sürenin içine öyle bir gömer ki bir daha adınız bile anılmaz. Ben Raota yı yarışma katalogları sayesinde tanıdım. Sovyet fotoğrafçıların o eşsiz siyah beyaz baskı tekniklerini o kataloglarla öğrendim. Birçok dostumun ismi- Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

9 ni daha onları tanımadan önce o ortamda öğrendim. Yarışmaların yanı sıra son yıllarda fotoğrafçı buluşması başlıklı pek çok etkinlik yapılıyor. Bu etkinliklerin, ülkemize ve fotoğrafçılığa etkileri sizce neler? Fotoğrafçı buluşmalarından fotoğrafçıları yarış atı gibi koşturdukları ve foto maraton olarak isimlendirilen yarışmaları kastediyorsanız pek olumlu şeyler söyleyemem. Bu tarz organizasyonların düzenleyiciye ve katılımcıya ne gibi bir tatmin sağladığını bilmiyorum. Sık yapıldığına göre bir hikmeti vardır diye düşünüyorum. Ama benim anladığım fotoğraf nefes nefese yapılmaz. Ancak içinde yarışma olmayan buluşmalar da yapılıyor. Geçtiğimiz aylarda Kastamonu da düzenlenen fotoğrafçılar buluşması gibi. Katılımcılar, üç gün boyunca diledikleri gibi fotoğraf çekebildiler. Akşamları ise çok yararlı olduğuna inandığım sunumlar izlediler, söyleşilere katıldılar. Fotoğrafın düşünsel boyutu ile de ele alınabildiği bir buluşma idi ki bu tür etkinliklerin eksiği de bu zaten. Bu tür etkinlikler, kim birinci olacak şamatasından arındırıldığı ölçüde başarılı ve yararlı olacaktır diye düşünüyorum. Hele hele içine kısa süreli atölyeler yerleştirildiğinde (bahar aylarında Fethiye de olduğu gibi) çok daha yararlı olacaktır. Yine bu etkinliklerin en köklüsü olan DOGAY in yaratıcısı olan DASK ile AFSAD üyesisiniz. Derneklerin çalışmaları hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? DASK Dogay diğerlerinden farklı bir etkinlik. Amatör fotoğrafçılar yine nefes nefese yarışıyorlar ama o etkinliği diğerlerinden ayıran özellikleri var. Buluşmanın yapıldığı bölgenin çocukları için, zihinsel engelli çocuklar için düşünülen ve uygulanan bölümler var. Daha önemlisi Dogay, bölge insanını tanıma-kaynaşma olanağı yaratıyor. Kaldı ki Dogay a katılanlar sadece yarışmacılar değil. Yarışmacı sayısının çok üstünde bir katılımcı grubu sadece doğa ile yakınlaşabileceği, toprağa basabileceği birkaç gün yaşayabiliyor. DASK bir doğa derneğidir. Oysa AFSAD ve FSK, isimlerinin içinde de olduğu gibi, fotoğrafın sanatsal işlevi ile yola çıkmış derneklerdir. Ancak fotoğrafın o sihirli gücü burada da devreye girip bir birleştirici etki yaratıyor ve dernekler birbirlerinden rol çalabiliyorlar. Bir doğa derneği fotoğraf yarışması düzenlerken bir sanat derneği sanatı dağlarda arayabiliyor. Oysa fotoğrafla ulaşılmaya çalışılan sanat, orada olanı alıp buraya getirmek değildir. Fotoğrafı sanata yaklaştırabilmek için fotoğraf makinenizi boynunuza değil beyninize asmak zorundasınız. Sanatı isimlerinin içine almakta sakınca görmeyen derneklerin kolaya kaçmak, günü kurtarma çabaları içine girmek yerine, uzun dönemleri hedefleyen, çalışma programları içeren Sanat tarihinden nasipsiz biri elbette sanata uzaktan bakacaktır. Sonuçta sanat tarihi eğitimi vermiş bile olsanız, sonrası o kişiye kalacaktır. projelere yönelmesi daha doğru olacaktır. Ancak herkes hayatından memnun görünüyorsa, söylenecek ne olabilir. Şu anda fotoğraf üzerine eğitim de veriyorsunuz. Bu eğitim üniversitelerde yahut derneklerde olması gerektiği gibi verilebiliyor mu? Sizce sanat/fotoğraf öğretilebilir mi? Eğitim, sizce kişiye ne katıyor ve ondan ne alıyor? Evet. Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi nde Grafik Bölümü öğrencilerine fotoğraf dersleri veriyorum. Ayrıca AFSAD ın atölye etkinlikleri içinde yer alan, portre konulu bir atölyeyi sürdürüyorum. Üniversitede uyguladığımız program, daha ziyade grafik eğitimi alan öğrencilerin mezun olduklarında mesleklerine yardımcı olacak bir fotoğraf eğitimi. Öncelikle temel fotoğraf eğitimi, daha sonraki dönemde ise reklam fotoğrafçılığı gibi ilgili olacakları konular içeren programlar uyguluyoruz. Elbette yaşadığımız güçlükler çıkabiliyor karşımıza ama yaşadığımız hiçbir gerçek, ülkenin diğer gerçeklerinden çok uzakta değil. Fotoğraf, özünde sanat falan değildir aslında, teknolojidir. O yüzden de fotoğraf öğretilebilir. İnsanlar her tür teknolojiyi önce öğrenip sonra kullanabiliyorlar. Fotoğraf makinesi de öyle tabii ki. Oysa bir insan, fotoğrafı sanata taşımak için yola çıkmışsa orada düşünmek gerekir. Fotoğraf, vizörün arkasında bir sanatçının varlığı ile sanata taşınabilir. Aranması gereken fotoğraf sanatçısı değil, sanatçı olmalıdır. Deklanşör şıkırtıları sonrasında yazıcı deliklerinden sanat yapıtları dökülmesini beklemek, olsa olsa komik bir duruma düşmek olur. Sanat olgusu ile yakınlaşamadan (ki o öğretilemiyor) sanata ulaşamazsınız. Bir öğrencime, galerilere gidiyor musunuz? diye sorduğumda, Gidiyorum ho-

10 Söyleşi cam, gidiyorum ama arabalar çok pahalı. diye yanıt vermişti. Fotoğraf gönüllülerinin dernek çatısı altında çeşitli eğitim programlarına katılmaları elbette çok yararlı. Ancak bu yararlılık o eğitim programlarının gücü ile de yakından ilgili. Sanat eğitimi verilemez demek istemiyorum. Sanat tarihinden nasipsiz biri elbette sanata uzaktan bakacaktır. Sonuçta sanat tarihi eğitimi vermiş bile olsanız, sonrası o kişiye kalacaktır. Sanat eğitimi dersleri sonrasında bindiğiniz gezi otobüsünde Ankaralı Turgut dinleniyorsa, o otobüsten inenler olacaktır. İnebilenler, yolun ortasında yalnız kalabilenler kazanır sonuçta. Sanata ulaşabilmek, biraz da o yalnızlığa ulaşabilmek değil midir? Genç eğitimi ile yetişkin eğitimi arasında büyük fark olsa gerek. Ayrıca derslerinizin katılımcı profili de farklı olmalı. Hangi grup ile çalışmayı veya hangi grubun hangi özelliklerini tercih ediyorsunuz? Derslerdeki katılımcı profili farklı ve öyle olmak zorunda. Farklı bakmak gibi bir lüksünüz de olmuyor zaten. Yılların birikimini genç insanlara aktarabilmek daha mantıklı görünse de, burada genç kavramından ne anlaşıldığı önemli. Öyle eski ancak aynı anda öyle genç hissedebilen beyinler var ki gıpta etmemek olası değil. Gençlerle birlikte onlara da bir şeyler aktarabilmek önemli ve keyifli. Yeter ki canı sıkılanlardan, sıkılıp da acaba ne yapsam arayışına girenlerden olmasınlar. Bilinçli davranabilsinler. Para kazanma amaçlı resim atölyelerine katılıp üç gün sonra Soyut çalışıyorum şekerim! diyenlerden olmasınlar bu yeterli. Fotoğraf ve yazını birleştiren ender kişilerdensiniz. Bu nasıl başladı? Hangisi hangisini tetikliyor? Yazma serüveni, Güneydoğu Anadolu - da arkeolojik kazılara katıldığım günlerde başladı. Hava kararıp fotoğraf çekmek imkânsız hâle geldiğinde, toprak damlı köy odamda gaz lambasının altında, uzaktaki dostlara yöre ağzı ile mizah tadında mektuplar yazardım. Sayıları hayli fazladır. Ama mektup oldukları, okunup atıldıkları için yıllar sonra birçoğuna ulaşamadım. Ulaşabildiğim birkaç mektubu ilk kitabımda (En Uzaktaki Gri) yayımlamıştım. O küçük kitabın değerli arkadaşım Oruç Aruoba nın eline geçmesi ve onun beni yüreklendirmesi ile başladı yazıya bağımlılık. İkinci kitabım Akşamüstü Yine Hüzün ü kafa doktoruna gittiğim yıllarda yazdım. Arkasından İki Hayat Çek Usta Bir Buçuk Bol Acılı Negatif isimli kitabım yayımlandı. Son olarak da Siyah Beyaz Masallar yayımlandı. Yazar olduğumu söyleyemem ama yazmanın çok keyifli olduğunu söyleyebilirim. Özellikle uzaktakilerden, sizi tanımayanlardan aldığınız övgü sözcükleri, şımarmanıza bile yol açabiliyor. Ama hep yaptığım gibi ben şımarıklığımı da kendimde yaşıyorum. İçe dönük bir yapım var. Özellikle beni yoran çıkışsız zamanlarımda bile, o zamanlarımı paylaşmayı seçmiyorum. Size ne diyeceklerini bile bile başka insanlara sığınmak bana zor gelmiştir hep. Ağıt yakıp sadaka toplamaya benzeyen bu yaşama biçimini hiç seçmedim. İnsanların çoğunluğunun böyle bir yaşam biçimini seçiyor olması, hep verilenlerle yetinmesi, o içe kapanıklığı beraberinde getiriyor. İşte belki de yazmak burada devreye giriyor. Noktayı koyduğunuzda, kendinizle hesaplaşmanız da biter. Üstelik sözünüzü hiç kimsenin kesememesi de ayrı bir keyif sağlar. Tetikleyen ise elbette fotoğraf Yazı- 10 Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

11 Fotoğraf, vizörün arkasında bir sanatçının varlığı ile sanata taşınabilir. Aranması gereken fotoğraf sanatçısı değil, sanatçı olmalıdır. larımı okuyanlar o yazıların hep fotoğrafın ışığında (karanlığında da denilebilir mi?) oluştuğunu hissedebilirler. Bu aralar, dijital kamera ile çalışan fotoğrafçılarda analog makineye dönüş, en azından bir de analog kamera kullanma eğilimi var. Eski gelenekten gelen biri olarak bunu neye bağlarsınız? Böyle bir eğilim var mı gerçekten? Varsa da ben henüz göremiyorum. Ama bir zaman sonra olacaktır sanırım. Yarattıkları görüntü kirliliğinde boğulup gidenlerin sayısı arttıkça, fotoğraf da hatırlanacaktır. Kim bilir? Belki bir başka oyuncak icat edildiğinde, eski oyuncak çöpe atıldığında olacaktır bu. Bu sözlerimle dijital teknolojiyi anlatım çabalarında bir araç olarak kullananları kastetmiyorum tabii ki. Her yeni model, her yeni program çıktığında kendilerini daha yetenekli (!) sananları kastediyorum. Siz de daha geriye giderek pinhole çalışıyorsunuz. Bu merak nasıl gelişti, çalışmalarınız nasıl gidiyor? Pinhole fotoğraf çalışmalarım birkaç yıl önce başladı. Değerli arkadaşım Ahmet Selim Sabuncu yapıyordu. Yaptıkları ilgimi çekince, ondan izin alarak ben de başlamıştım. Saniyede 12 kare çekip görüntü yığınları oluşturmak yerine 12 saniyede bir kare çekip onun keyfini yaşamak, pek de geriye gitmek olmamalı. Klasikleri yeniden okumayı hangimiz sevmeyiz? Üzerinde çalıştığınız veya planladığınız daha başka projeleriniz var mı? Şu sıralar pinhole çalışmaları yayıma hazırlanıyor. Onunla birlikte 4 Ocak ta Türk Amerikan Derneği nde sergisi açılacak. Şu sıralar kitabımın çıkacağı günü ve sergimin açılacağı günü heyecanla bekliyorum. Sonrasında yeni bir heyecan, yeni bir proje gelir nasıl olsa. Geç kalmaz. 11

12 Hazırlayan: ŞİRİN AYDIN katkıda bulunan: şule tüzül POPÜLER KÜLTÜRÜN GÖZDE ARACI: FOTOĞRAF 12 Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

13 Yunan mitolojisinin ünlü kahramanı Akhilleus, bir Tanrıça olan annesi Thetis e yalvarır: Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni, bari göklerde gürleyen Olymposlu Zeus, ün bağışlasaydı bana, ne olurdu! ¹ Akhilleus, günü kurtarıp, doğanın kendisine verdiği kadar bir ömürle yetinmek yerine, yüzyıllar boyu yaşamayı tercih etti. Bugün ise yüzyıllar boyu sürecek bir üne sahip olmak çok kolay değil. Andy Warhol un öngörüsü gerçek oldu; çevremiz, 15 dakika lık şöhretlerle çevrili. Warhol un sözlerine gönderme yapan ve bir içecek markasının reklamını yapmak üzere kurulmuş olan internet sitesi, Az sonra gerçekten şöhret olacak, ismini milyonlara duyuracaksın! spotuyla açılıyor. Bunun için tek yapmanız gereken, siteye fotoğrafınızı yüklemek ve kendinizden birkaç cümleyle bahsetmek. Bu kadar kolay! Dünyanın herhangi bir yerinden takip edilebilen sitenin diğer ziyaretçileri tarafından tanınacaksınız; peki kaç dakikalığına? Fotoğraf: Mehmet Turgut 13

14 Fotoğraf, gösterdiği kişileri başkalarına anlatma İşlevİnİn yanı sıra, yaratıcısına da ün sağlayan bir araç oldu başından beri. İnsanlar, gördükleri görüntünün muhteşemliğinden etkilenmekle kalmayıp, bunu gören ve sonra da kendilerine sunan göz ü de merak ettiler. Fotoğrafın Meşhur Ettikleri Şan şöhret demek, ölümsüzlük demek Bir tuvalin üzerine işlenmiş resimlerin, ölümsüzlük arzusuna karşılık verdiğini keşfeden burjuva sınıfı, eline para geçince, ilk iş olarak kendi görüntülerini ve yaşamlarını tuvallerin üzerinde garanti altına aldı. 19. yy a gelindiğinde ise resimden çok daha gerçekçi bir görüntü vardı artık ve bu görüntü, insanın en temel arzularından birine hitap ediyordu. Aradan geçen yıllarda fotoğrafik görüntü, giderek çıplak gözle gördüğümüz gerçekliğe daha yakın olmaya ve bir yandan da çok daha fazla kişiye ulaşmaya başladı. Halkın genel beğenisine uyan anlamında kullanılan popüler kelimesi, bugün, tam da fotoğraf çekme uğraşını niteliyor. Fotoğraf - ve onu takiben sinema, televizyon, video görüntüsü- sayesinde tanınan, bilinen, sevilen insanlar popüler leşirken; bu görüntüyü meydana getirenler de ilgi merkezi hâline geliyorlar. Profesyonel ya da amatörce hemen herkesin fotoğraf çektiği, fotoğrafa konu olduğu günümüzde, fotoğraf çekmenin bir hikâye anlatmak, bir farkındalık yaratmak, bir konuya dikkat çekmek işlevlerinden de öte popüler bir şey olması tartışılıyor. Bir National Geographic fotoğrafçısı olan Steve Mccurry nin Aralık 1984 te, Afganistan da çektiği 13 yaşındaki kızın fotoğrafı National Geographic e kapak oldu ve milyonlarca kişi tarafından tanındı. Mccurry, Fotoğrafın yayımlandığı tarihten beri Afgan Kızı hakkında mektup almadığım tek bir gün dahi geçmedi. diyor. Yayın dünyasında en fazla bilinen fotoğraf unvanına sahip olan Afgan Kızı fotoğrafı Mccurry ye büyük bir ün sağladı. Fotoğraf üzerinden ün kazanıp, işin kaymağını yiyen ilk isim, fotoğrafın mucitlerinden Daugerre den başkası değil. Her ne kadar Niepce, fotoğrafı kaydetmiş ilk kişi olsa da fotoğrafın kitlelerle buluşması ve yaygınlaşması Daugerre in Fotoğraf: Okan Bayülgen 14 Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

15 Bİlİyoruz ki bize gösterilen bir kimse, nesne ya da duruma baktığımız andan beş dakika sonra yeni bir kimsenin, nesnenin ya da durumun fotoğrafları İle karşı karşıya kalacağız. Bu büyük ama bana göre çok geçici bir güç. Aytaç Togay ticari zekâsı ve girişkenliği sayesinde oldu. Daugerotip adını verdiği fotoğraf makinesiyle çektiği fotoğrafları gazete editörlerine, yazarlara ve sanatçılara tanıttı da François Arago nun Paris Bilimler Akademisi nde Daugerrotip i tanıtmasıyla birlikte, bu yeni icat büyük bir sansasyon yarattı.² Daugerre in ünü, kendisi gibi fotoğrafı geliştirmekle meşgul olan başkalarını kıskandırmıştı. Bu duruma en güzel içerleme, Hippolyte Bayard dan geldi. Bayard, Boğulmuş Bir Adam Olarak Özportre adlı fotoğrafında, Daugerre in şanının alıp yürümesine karşılık kendisinin fotoğraftan beklediğini bulamamasından yakınır. Fotoğrafın arka yüzüne şu sözleri yazmıştır:³ Diğer yüzde görülen vücudun sahibi Bay Bayard dır; harika sonuçlarını yeni gördüğünüz ya da görmek üzere olduğunuz yöntemin mucidi. Bildiğim kadarıyla bu hünerli ve yorulmak bilmez araştırmacı, yaklaşık üç yıldır icadını geliştirmekle meşgul... Akademi, kral, kendisinin kusurlu bulduğu bu çizimlerini gören herkes, sizin şu an yaptığınız gibi bunlara hayran kaldılar. Bu onu çok onurlandırdı ve ona bir peni bile kazandırmadı. Bay Daguerre e çok fazla şey veren hükümet, Bay Bayard için bir şey yapılamayacağını söyledi ve zavallı adam kendini boğdu. Fotoğraf, gösterdiği kişileri başkalarına anlatma işlevinin yanı sıra, yaratıcısına da ün sağlayan bir araç oldu başından beri. İnsanlar, gördükleri görüntünün muhteşemliğinden etkilenmekle kalmayıp, bunu gören ve sonra da kendilerine sunan göz ü de merak ettiler. Elinde fotoğraf makinesiyle savaş alanlarında konuya yeterince yaklaşan gözüpek fotoğrafçılar ve bir dolma biberin fotoğrafını çekerek de sanat yapılabileceğini gösterenler, izleyicinin yoğun ilgisini kendi üzerlerine çekmeyi başardılar. Peki, bugün hâlâ böyle mi? Fotoğrafçı, çektiği fotoğrafla ün sahibi olabiliyor mu? Son yıllarda adını medyada sıkça duyduğumuz ve ünlülerin fotoğraflarını çekerek ününe ün katan Fotoğrafçı Mehmet Turgut, Bir fotoğrafçının, hiçbir zaman bu anlamdaki popülerliğe ulaşamayacağını düşünenlerdenim; eğer fotoğraf haricinde başka bir şey yapmazsa. Popüler olan fotoğrafçı değil, fotoğrafçının ürettiği eserlerdir, diyor. Ali Öz ise fotoğrafçının, popüler olmayı amaçladığını savunuyor ve Önemli, meşhur olmak amacı taşıyor ama bu kadar çok tüketilince yeni ürünler onu unutturuyor. Vietnam ya da Hiroşima fotoğrafının yeri dolmuyor. Anlık popüler olan insanlar, içerik yoksulluğunda kaybolup gidecek. Şahin Kaygun un fotoğrafını otuz yıl önce izlediğimde, gelecek teknoloji ile daha iyisinin yapılacağını öngörmüştüm. Şimdi photoshop ile yeni bir fotoğraf yaratılıyor. Fotoğrafın kendi gücü ikinci plana itildi. Bunu teknolojik gelişmeyi öngörme meselesi olarak söyledim; yoksa Şahin Kaygun un işleri tüketilmedi, diye yorumluyor fotoğraf ve popülizm arasındaki ilişkiyi. Teknolojinin bugün geldiği noktada fotoğraf, artık hiçbir kimse ya da kurumun filtresine takılmadan dünyanın herhangi bir yerindeki bir başka insana ulaşabiliyor aynı zamanda. Bir fotoğrafçı, resmi web sitesinde ya da fotoğraf paylaşım veya sosyal paylaşım sitelerinde istediği fotoğrafı yayımlayabilir ve dünyanın herhangi bir noktasında herhangi bir konuyu araştıran birisi, bu fotoğrafçıyı keşfedebilir. Sonra fotoğrafçımızı, beğendiği fotoğrafçılar listesine ekleyebilir ve onun blogunu takip eden ya da bir sosyal paylaşım sitesinde bulunan yüzlerce arkadaşı bu fotoğrafçıdan haberdar olabilir. Arada editörler yok, görsel yönetmenler yok, Fotoğraf: Ali Alışır 15

16 Fotoğraf: Tarkan küratörler yok, galeri sahipleri yok. Fotoğraf -ve dolayısıyla da fotoğrafçının namı- artık raflarda bir dergiye para ayırıp satın alan ya da bir galeriye gidip sergi gezen insanlara ihtiyaç duymadan dolaşıma girebiliyor. Aytaç Togay, üretim ve yayınlama aşamasının kısalmasıyla birlikte, fotoğrafa konu olan kimse, nesne ya da durumun popülaritesinin de aynı oranda kısalmasına neden olacağını söylüyor ve ekliyor: Çünkü biliyoruz ki bize gösterilen bir kimse, nesne ya da duruma baktığımız andan beş dakika sonra yeni bir kimsenin, nesnenin ya da durumun fotoğrafları ile karşı karşıya kalacağız. Bu büyük ama bana göre çok geçici bir güç. Tüketilen Fotoğraf Peki, fotoğrafın gücüne ne oldu? Lewis Hine ın, Dorothy Lange ın, Robert Capa nın, Eugene Smith in ve bugün hafızalarımıza kazınmış fotoğrafları çeken diğer fotoğrafçıların zamanında kamuoyunda oluşturduğu etkiyi yaratabiliyor mu bugünkü fotoğrafçılar? Ali Öz, bu konuda çok iyimser değil: Çok fazla tüketiyoruz; aklımızda bir şey kalmıyor. Bugün görüntü sayısı milyarlarca İnternette, basında, televizyonda görüntü kirliliği var ama aklımızda kalan, bizi etkileyen yok. En yakında yaşanan Irak Savaşı nı ele alalım; binlerce görüntü gördük ama aklımızda kalan üç-beş taneyi geçmez. Fotoğrafın gücü azalıyor. İnsanı etkileme, sonuç getirme işlevi yetersizleşmiş oluyor. Ciddi bir tüketim var. Fotoğraf, günümüzde en hızlı tüketilen nesne oldu. Tam da tüketim toplumu özelliklerine uygun. Al, tüket, at misali, her gün abartısız binlerce fotoğraf görüyoruz. Ertesi gün yeni görüntülerin peşinde, bir gün önce gördüklerimizi unutuyoruz. Ancak ünlü olmanın yolu da göz önünde olmaktan geçiyor bir taraftan; göz önünde olmaksa fotoğrafın da aralarında bulunduğu her türlü görsel aracı kullanabilmekten Görsel çağ içinde yaşıyoruz, Gisele Freund un dediği gibi görüntü kolay anlaşılıyor ve herkese ulaşıyor. Freund a göre, tıpkı ressamlar gibi fotoğrafçılar da yeni biçimler yaratabileceklerini düşünüyorlar. Bugün binlerce profesyonel fotoğrafçı var ve bunların arasından büyük bir kısmı yeni yollar arayışında, diyor Freund ve devam ediyor: Onlar da çok haklı. Bugün fotoğraflar, sanatı korumakla görevli kişilerin onayını alarak müzelere giriyor. Duvarlara asılıyor ve kaybettiği sanat yapıtı olma özelliğini geri kazanıyor. Ama böyle güncel olmasındaki en büyük etken, yüz binlerce amatörün görsel neslin- kendilerini fotoğraf aracılığıyla ifade ediyor olmasıdır. ⁴ Freund bunları yazdığında henüz fotoğraf, film üzerine kaydedilen, bir başka yüzey üzerine basılan bir görüntüydü üstelik. Fotoğraf üretim ve paylaşım süreçlerinin değişmesiyle birlikte, fotoğrafçıyı ve fotoğrafı bir kenara bırakalım, fotoğraf çekmek edimi bile başlı başına popüler bir uğraş oldu. Yüksek çözünürlüklü görüntü kaydeden cep telefonları sayesinde herkesin elinde bir fotoğraf makinesi var artık. Ama ânı dondurmanın ve görüntüyü saklamanın tadına varanlara bu yetmiyor; fotoğraf makinelerinin bulunduğu standlar, elektronik marketlerinin en gözde bölümlerinden biri günümüzde. Sadece anı fotoğrafları çekmek de değil mesele, görüntü kalitesini en üst noktalara çıkaran dijital fotoğraf makineleri, üzerlerindeki bu ilgiyi sürdürebilmek için her geçen gün yenilikler yaratmak zorunda. Pinhole tarzı fotoğrafları, ışık kay- 16 Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

17 işte bu: Niteliği artıracak şekilde fotoğrafa yaklaşılamaması. Çek, bir daha çek, yeniden çek. Zaman ne olursa olsun, fotoğraf her zaman tüketilen bir meta olarak var olacak. Ancak, üzerinde düşünülmedikçe, düşünsel anlamda konuya yaklaşılmadıkça fotoğraf, tüketim bandının ilk sıralarında yerini almaya devam edecek. Ali Alışır ise fotoğrafın bir tüketim nesnesi hâline gelmesinin çok da olumsuz bir şey olmadığını düşünüyor: Popüler kültürün, dayatmaları ve tüketime dönük yapısı olduğu kadar olumlu tarafları olduğunu da düşünüyorum. Örneğin, 70 li 80 li yıllarda Guevara tişörtü giyenlere, İşte bunlar teşhir ediyorlar bu ürünü, bizim kahramanımızı, bizim liderimizi küçük düşürüyorlar tişörtlere basarak, diyorlardı. Bu çok anlam veremediğim bir şeydi. Atatürk tişörtleri, bayrak tişörtleri, vs; bunlar popüler kültürün nesnesi hâline geldiler. Nesi kötü olabilir bunun? Yani bir insan bir tişörtü giyerse, başka biri görüp merak eder, Bu kim? diye sorarsa, ya da aynı resmi kitapta görüp, Aa ben bunu bir tişörtte görmüştüm, acaba kimdir? diye okursa, bunun neresi kötü? Buna, kötü tarafına, bir cevap bulamadım. O anlamda bana popüler kültürün hızla ulaşımı, görsel anlamda aklıma kazınması, flu bile olsa, hiçbir şey olmasa bile bu fotoğrafın bana bir çağrışım yapması popüler kültür açısından bana hâlâ cazip geliyor. Güncel olanı bir şekilde sana ulaştırması açısından popüler kültür bence güzel bir şey. Medyatik Fotoğrafçılar naklarını yıldız efektiyle gösteren filtrelerle, minyatür efekti de verebilen ama cep yakan tilt-shift objektiflerle elde edilen fotoğrafları dijital kompakt makinelerde sadece bir mod değiştirerek, zahmetsizce elde etmek mümkün. Cep telefonlarının kameraları bile sadece daha iyi görüntü verme derdinde değil; ışığı manuel ölçebildiğimiz ayarları da taşıyorlar artık. George Eastman, Siz sadece deklanşöre basın, gerisini biz hallederiz! sloganıyla, amatör fotoğrafçıları tetikleyeli 100 yıldan fazla bir süre geçti; bugünse Süha Derbent in dediği gibi fotoğrafçı olmak fazlasıyla kolay.⁵ Aytaç Togay a göre fotoğraf her zaman tüketilen bir nesne idi. Bu durumu şöyle açıklıyor Togay: Bundan 4-5 sene öncesine kadar, ortalama gelirli bir tüketicinin alabileceği DSLR fotoğraf makinesi sayısı bugün var olanların dörtte biri kadar iken, şu an isteyen herkes kendi ekonomik durumuna göre bir DSLR edinebiliyor. Bu durum, fotoğraf miktarını nicelik olarak arttırıyor. İnternet üzerinde onlarca sosyal paylaşım sitesinde üretilen ürünleri görebiliriz. Peki, bu artış niteliğin artmasına bir katkıda bulunuyor mu? İşte bunu söylemek güç Fotoğrafın bunca hızlı tüketilmesinin sebebi Biraz da popüler kültürün kahramanlarına bakalım Sanatçılar, siyasetçiler, şovmenler; bir fikir, bir eser üretenler, icra edenler ya da hiçbir şey üretmeyenler, bir şekilde medyanın ilgisini çekmiş herkes, görüntüsünü gösteren bir kitle iletişim aracı sayesinde sokaktaki insan tarafından tanınıyor ve beğeniliyor ya da beğenilmiyor. Medyada görüntüsü ne kadar çok yer alırsa, popülaritesi o kadar artıyor. Ekranlarda gördüğümüz pek çok ünlü isim, fotoğraf merakı ile de ilgi görüyor. Okan Bayülgen, açtığı portre sergisiyle haber konusu oluyor; Mustafa Koç un Afrika da çektiği fotoğraflar üzerine konuşuluyor, Tarkan ın Kenya da çektiği vahşi yaşam fotoğrafları National Geographic Türkiye de yayımlanıyor; Serdar Bilgili, Cem Boyner, Cansu Dere fotoğraf hobisiyle gündeme gelen diğer isimler... Bu konuda görüşünü aldığımız Mehmet Turgut, Başka meslekler harici fotoğrafla ilgilenen birçok isim var. Yaptıkları işler, gereğinden çok fazla ilgi görüyor. Aslında bunun çok kolay bir sağlaması var; acaba fotoğrafları yurtdışındaki yarışmalara yollasalardı sonuç ne olurdu? diye soruyor. Ali Öz ün bu konudaki görüşleri ise, Medya, popülerlik peşinde olduğu için bunlar yazılıp çizilebiliyor ama en önemli değerlendirme alanı tarihtir, kalıcı olmaktır. Benim için bugün önemli değil, popüler işler kalıcı olmayacaktır, yönünde. Aytaç Togay, ilk bakışta medyatik isimlerin, yaptıkları işlerin önüne geçtiğini belirtiyor ve Kendi medyatik olup da ürettikleri konusunda çok iyi şeyler de çok kötü şeyler de söylenecek İnternette, basında, televizyonda görüntü kirliliği var ama aklımızda kalan, bizi etkileyen yok. Fotoğrafın gücü azalıyor. Ertesİ gün yeni görüntülerin peşinde, bir gün önce gördüklerimizi unutuyoruz. Alİ Öz 17

18 Medyatİklİk, sizi, arkanıza alacağınız rüzgârın üfleme gücü kadar İlerİye götürebilir. Gerİye kalanlarsa, sizin İşlerİnİzdİr. Cengİz Oğuz Gümrükçü birçok isim var. Sorun ne ürettikleri ve bu üretimlerinin hem kendilerine hem de biz izleyicilere olan katkısıdır, diye ekliyor. Çektikleri fotoğrafların içeriğinden çok, fotoğraf çekmeleri tartışılan ünlülerin, sahip oldukları bu popülerlik iyi midir kötü müdür tartışılır. Parası var, ekipman alıyor, çekiyor, Asistanları hazırlıyor kadrajı, o da deklanşöre basıyor, O kadar oyuncuyu, mankeni tanımasa, ona poz verirler miydi?, Medyatik olmasa, sergisi ilgi çeker miydi? eleştirileri de sergi haberlerinin ardından yayılıyor hemen. Cengiz Oğuz Gümrükçü ise, bu tür eleştirileri eleştiriyor: Hepimiz amatörüz. Onlar da öyle. İşlerinin ilgi görmesinin sebebi de onların işlerinin hep bir yerlere açılıyor olması. Mesela Serdar Bilgili, bedensel engelliler için çalıştı. Mesela Okan Bayülgen, AFSAD ın bir yer satın alması için düzenlenen kampanyaya fotoğraf bağışladı. Bunda yanlış bir şey yok. Medyayı doğru okumak gerekiyor. Sizin yeteneğiniz var ama satamıyor, adınızı duyuramıyorsunuz diyelim. Bunun suçlusu niye bu ünlü isimler olsun ki? Açılımları doğru zamanda ve doğru yerde kullanıyorlar. Siz şimdi gidip engellilerle ilgili bir çalışma yapsanız ve çevrenizde fotoğraflarınızı alacak ya da basına bunu duyuracak kimse olmasa, yaptığınız işten sadece biz fotoğrafçıların haberi olur. Ve zaten bizi bitiren de biraz bu değil mi? Fotoğrafçılar, diğer fotoğrafçılar için fotoğraf çekiyorlar ve onlara sunuyorlar yaptıkları işi. Bu aşamada da şöhret basamaklarını tırmanmak cidden zorlaşıyor. Medyatiklik, sizi, arkanıza alacağınız rüzgârın üfleme gücü kadar ileriye götürebilir. Geriye kalanlarsa, sizin işlerinizdir. Gümrükçü, bu konuyla ilgili Neal Gabler ın kaleme aldığı Şöhret: Dünya Üzerindeki En Büyük Gösteri ⁶ başlıklı yazıdan örnek veriyor: Şöhret kelimesini, Ünlü Tarihçi Daniel Boorstin e borçluyuz. Boorstin bu terimi 1961 de yayımlanan, yozlaşmayı incelediği The Image adlı çalışmasında tarif etmişti. Şöhret diyordu Boorstin, çok tanınmışlığıyla tanınan kişidir Aslında bu yeni bir sanat biçimi... Film, kitap, oyun ve televizyon programları gibi daha geleneksel eğlence biçimleriyle, kendine has yöntemleriyle (çoğunlukla da onları geride bırakarak) rekabet ediyor. Küresel bir topluluk oluşturabilelim diye dikkatimizi dağıtıyor, insanlık hâli ne hassaslaştırıyor ve ortak bir deneyim yaratıyor. Şöhretin, 21. yüzyılın önemli yeni sanat biçimi olduğunu bile iddia edebilirim. İnsan eğlencesi sadece bir karnaval değil; şöhret de aslında tek bir insan değil. Şöhret, tek yıldız oyuncusu olan, bol karakterli bir gösteri... Ekran ya da sahne yerine gerçek hayatta sahneleniyor ve oradan da medyaya servis ediliyor. Medya yoksa, şöhret de yok. Teknik olarak, ünlülerin hikâyesi olmaz. Biz kahramanıyla hikâyesini birbirinin yerine kullansak da, aslında ünlünün kendisi hikâyedir. Bu yüzden bir insan Kraliçe Elizabeth kadar tanınabilir ama bir zamanların Prenses Diana sı gibi şöhret olmaz. Birinin adı bilinir, ötekinin hikâyesi. Fotoğraf: Mehmet Turgut 18 Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

19 Popülerlik mi, Kalıcılık mı? Cengiz Oğuz Gümrükçü, popülerliğin insanı yiyip bitiren bir şey olduğunun da altını çiziyor. Bunu avantaja çevirmek için kişinin önce bu yeteneğe sahip olması gerekiyor. Geçmişin en popüler fotoğrafçısı olarak karşımıza Erol Atar çıkıyorsa, bunu kurcalamak gerekir. Bu hak edilmiş bir popülerlik midir? Popüler olmak, bir hırs yaratır. Bu da fotoğrafçının fotoğraflarıyla olması gerektiğinden daha fazla oynamasını getirir. Ali Öz e göre de bugün fotoğraf çekenler, fotoğrafla bir sonuç çıkartmaya çalışan değil, fotoğraf sayesinde popüler olmaya çalışan, fotoğraftan kendilerine fayda sağlamayı amaçlayan kişiler. Oysa fotoğrafın kendisi araç olmalı, diyor Öz, fotoğrafın geleneksel işlevini savunarak: Bugün, fotoğrafın hayatı anlatma işlevi değil, çekene dönük fayda sağlama anlayışı yaygın. En kolay sanat, en kolay hobi olarak bakılıyor fotoğrafa. Photoshop ile ilginç görüntüler yaratıp popülerlik sağlanmaya çalışılıyor. Oysa fotoğrafın kendi anlatım dilini kullanarak toplumsal yarar sağlamak önemli. Bugün bu ikinci plana itildi. HDR fotoğraflar, galiba bunun en güzel örneği. Işığı, kompozisyonu, fotoğrafta anlatılanları bir kenara bırakıp, bir yazılımla başkalaşan fotoğrafları hayranlıkla izleyebiliyor ve aynısını kendi fotoğraflarımıza uyguluyoruz. Bir fotoğraf çok beğeniliyor, sonra orada kullanılan renkleri, tonları, açıyı, fonu taklit eden yüzlerce fotoğrafla karşılaşıyoruz internette dolaşırken. Fotoğraf paylaşım sitelerinde günün fotoğrafçısı seçiliyor, 15 dakikalık değilse bile günübirlik ünlü olabiliyor seçilenler. Aytaç Togay, tanınmanın, bilinmenin güzel ve ego okşayıcı olduğunu kabul ediyor. Zaten ne için çekiyoruz ki? Eninde sonunda iş, bu tüp duyguların yaşanma isteğine gelip orada duruyor. Ama duruma fotoğrafçı açısından bakacak olursak, peki fotoğrafçı popülarite mi yoksa kalıcılık mı ister? diye soruyor. Ali Öz, fotoğrafın izleyende bir duygu yaratması, ona tokat atması gerektiğini vurguluyor. Cengiz Oğuz Gümrükçü, meşhur adam olmak gibi bir hayalinin olmadığını, sadece iyi fotoğraf çekmek istediğini söylüyor. Mehmet Turgut, dünyaca tanınan bir fotoğrafçı olmak için fotoğrafçının kendi stilinden ödün vermemesi gerektiğini belirtiyor. Ali Alışır da arkasında bir metin olan, bir eleştirisi, bir kaygısı olan fotoğrafların ancak fotoğrafçıyı bir yerelere getirebileceğini söylüyor. Warhol haklıydı, bugün pek çok kişi birkaç dakikalığına da olsa birilerinin aklında yer ediyor. Ancak derdi fotoğraf çekmek, hikâye anlatmak olan fotoğrafçılar, Akhilleus olup yıllar boyu hatırlanacak işler çıkarmak istiyor. Dipnotlar: Fotoğraf: Ali Öz 1) Homeros, İlyada, Can Yayınları, Çev. Azra Erhat-A. Kadir, İstanbul, 1996, s ) Elif Vargı, Louis Jacques Mandé Daguerre, Sayı 18. 3) Handan Saygon Dayı, Boğulmuş Bir Adam Olarak Özportre, Sayı 20. 4) Gisele Freund, Fotoğraf ve Toplum, Çev: Şule Demirkol, Sel Yayıncılık, İstanbul, 2007, s ) Fotoğrafçı Ol(ama)mak, Kontrast, Ocak 2010, Sayı 15, s.15. 6) Neal Gabler, Şöhret: Dünya Üzerindeki En Büyük Gösteri, Newsweek Türkiye, 72. Sayı. 19

20 Konuk Yazar FOTOĞRAFTA POPÜLİZM OLGUSU Ya da biz popüler olmak için neler yapmadık ki... Merİh Akoğul Öncelikle, fotoğrafın günümüzde geldiği noktaya ve insanların ellerindeki fotoğraf makinelerine bakarak, epidemi noktasına gelen fotoğrafçılığı yeniden sorgulamamız ve kategorize etmemiz gerekiyor. Neden insanlar kendilerini adeta yeryüzünün bütün görüntülerini tüketmeye yeminli bir ruh hâli içinde fotoğraf çekmeye adadılar? Futbol tutkusu acaba yerini 21.yüzyılda fotoğrafçılığa mı bırakıyor? Ama futbol oynayanların sayısı, fotoğraf çekenlere göre daha az. Oysa asıl sorun, fotoğraf izleyicilerinin (dergi-kitap okuyan, sergilere giden) fotoğraf çekenlerden daha az olması. Yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada yaşanan ikinci büyük fotoğraf patlamasının sebebi nedir? Kapitalist bir dünyanın içinde kendini yalnız hisseden bir insanın Beni görün / beni sevin! isteği olabilir mi acaba? II Yalnızca günlük yaşamın değil, sanatsal üretim ve tüketimin koşulları da dünyanın akışına paralel olarak, bir popülizm girdabında şekillenip durur. Cinsine karar verememiş, yaşamı sıradan trajedilerle dolu ucuz şarkıcıların basit parçaları; içinde yer alan olaylar başlarına gelmesin diye nazarlık niyetine heyecanla izlenen yerli diziler; tanıdığının kanalında kaderinin hiç bilinmemek olduğuna inananlara verilen içini dökme fırsatları; başarısız psikolojik danışmanların keyfe keder yorumları; tıp fakültelerinin, öğrencilikleri sıkılarak geçmiş olan Ben yarı-tanrıyım doktorlarının bulguları; çocukken futbol maçlarına alınmayan, atılmış golün davası olmaz sunucuların spor dedikoduları; muhtar bile olamayacak kapasiteye sahip, hayatı dışarıdan borçlu bitirmiş siyasetçilerin lego ile oynar gibi memleketi parmaklamaları; hayatlarında hiç gururları okşanmamış, silik totemlere mürit dahi olamayacakken şansa mürşit olmuşların kestikleri ahkâmları; kendilerine borçla estetik ameliyat yaptıranların gerilmiş yüzlerindeki sahte ifadeleri; kağnıya binmeden ahlâka bile dört çeken arazi arabalarıyla sonradan görmelerin attığı havaları; popüler olmadan popülist olanların önlenemez kaderiyle eşlenebilir mi? III İnternet sahtekârlarının cirit attığı sanal âlemde, dünyadaki kerizleri zıpkınlamak için düşen bir uçakta ölenlerin banka hesabından para çekebilmek adına Müslüman isimleriyle gönderilmiş genellikle Rus interet mafyasının mailleri hergün posta kutumuzu dolduruyor. Ne göğsünü, ne de penisini büyütmek istemeyen, kazandığı söylenen hiçbir ikramiyeyi kabul etmeyen bir sürü kişi, her gece yatmadan internetin varlığına ve hayatına kattığı kaliteye dua etmeden önce, kutusundaki spam mailleri küfrederek silmek durumunda. Geride kalanlar ise zokayı yutmuş, sanal dünyanın kendilerine verdiği nimetlerle oyalanan ve yuvarladığı malûm böceğinkine benzeyen hayatlarını tatlı bir sarhoşluk içinde geçirerek dünyadaki günlerini tamamlamaya çalışıyorlar. Sanatçılar ve sanatseverlerin bir kısmı bu grubun içinde yer almaktan memnun. Sahtekârlıklarını maskeleyen ünleriyle mutlu bir yaşam sürüyorlar. Buna bazen fotoğrafı alet ediyorlar; boyunlarında fotoğraf makineleri olan portreleriyle biliniyorlar. IV Her şey popüler olmak, her şey tanınmak, her şey egoların bir biçimde okşanması için yapılıyor. Popüler olmak -en sonunda- iktidar olmak, sistemin çarkına kapılmak, medyaya ve kendilerini pohpohlayacak bir kitleye muhtaç olmak anlamına geliyor. Yarına kalmak, bugün olmaktan çok daha önemlidir. Ama neden resim, masa tenisi, müzik değil de, fotoğraf üzerinden bu dışa vurum? Fotoğrafta negatifin ortadan kalkmasıyla mertlik bozulmuştur. İçlerinde özellikle Walter Benjamin in de bulunduğu birçok yazar, kuramlarını hep bu mantık üzerinden kurmuşlardı. Yani fotoğrafın açık tarihi yeniden yazılmak zorundadır V Günümüzde yapılan sanat, Türkiye de de popülizmden nasibini fazlasıyla almıştır. Teknik olanakların fazlaca kullanılması sonucunda, başat biçim, içeriği ezmektedir. Bu arada, fotoğrafın ağababaları, dijital mafyaları ve internet Zeusları, oturdukları yerden fotoğraf trafiğini yönetmeye çalışıyorlar. Bu da ayrı bir mesele İthal ama evrensel ol(a)mayan bir anlayış, fotoğrafçıların çoğunu esir etmiştir. Bugün fotoğraf yarışmalarına gönderilen fotoğraflarda dikkatimizi en fazla çeken şey de konusu ne olursa olsun, fotoğrafların aşırı cilalanmış olmasıdır. Üzerinde en çok uygulama yapılmış ve en çok dikkat çeken görüntü, en değerli yapıt olarak değerlendirilmektedir. İlk bakışta teknik olarak göze çarpan -hatta 20 yıl önce görmeyi arzu ettiğimiz bu özellik- bugün uygulamadaki doz yüksekliğinden dolayı çoğu kez fotoğrafları itici bir hâle getirmektedir. Bekleyip göreceğiz; kim popüler olacak, kim yarına kalacak? Fotoğraf: Emre İkizler Dijital Kolaj 20 Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Ocak-Şubat 2011

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ:

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: 1. Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? (Hangi saatlerde) 2. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? 3. Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını

Detaylı

Her güzelin bir kusuru var

Her güzelin bir kusuru var Her güzelin bir kusuru var Posted date: Ekim 30, 2012 Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bu yıl ilk kez düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali kapsamında hazırladığı Her güzelin bir kusuru var

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

ÖZEL ÜMRANİYE İRFAN ANADOLU LİSESİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI VELİ BÜLTENİ

ÖZEL ÜMRANİYE İRFAN ANADOLU LİSESİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI VELİ BÜLTENİ ÖZEL ÜMRANİYE İRFAN ANADOLU LİSESİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI VELİ BÜLTENİ Kasım 2012 www.irfankoleji.com Sayfa 1 / 5 GENCİN TEKNOLOJİYLE İMTİHANI Gençler Dile Geldi adında İntel in düzenlemiş olduğu

Detaylı

Markanızın Vitamini. www.cizgeadam.com.tr

Markanızın Vitamini. www.cizgeadam.com.tr Markanızın Vitamini www.cizgeadam.com.tr Markanızın Vitamini Çizgeadam Ekibini oluşturma fikri daha eskilere dayansa da, 2003 yılında Kocaeli de Tam Hizmet Ajansı olarak faaliyete geçtik. Karşılaştığımız

Detaylı

Bilgi Çağında Kütüphane

Bilgi Çağında Kütüphane Bilgi Çağında Kütüphane Gürcan Banger 27 Mart 2006 Yunus Emre Kültür Merkezi Değişen Dünya 1950 li yıllara kadar üretim için sermaye, işgücü, enerji ve hammadde önemli girdiler olarak kabul ediliyordu.

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

GAZETECİLİK ALANI. Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz.

GAZETECİLİK ALANI. Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. GAZETECİLİK ALANI AMAÇ Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Gazetecilik alanı, kamuya ve özel sektöre ait kurum ve kuruluşların

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ NE HOŞGELDİNİZ Sevgili Öğrencilerimiz; 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi nin dünyaya açılan penceresi sloganıyla kısa sürede büyük gelişim sağlayan Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi,

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

Dünyayı gezen fotoğrafçı Patricia Willocq

Dünyayı gezen fotoğrafçı Patricia Willocq Röportaj Didem Müftüoğlu Dünyayı gezen fotoğrafçı Patricia Willocq ddmftgl@gmail.com Bir çok ülkeyi gezmis ve beyaz siyahilere dair proje yapmis Patricia Willocq ile fotoğraf üzerine sohbet ettik. Dünyayı

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

4. Mavi Yakalılarda İK Yönetimi Zirvesi www.hrdergi.com

4. Mavi Yakalılarda İK Yönetimi Zirvesi www.hrdergi.com Örme, boyama, ev tekstili ve hazır giyim konularında üretim yapmaktadır. Birlikte çalıştığı fason firmalarla birlikte yaklaşık 10.000 kişiye istihdam imkanı yaratan Yeşim Tekstil, kendi alanında dünyanın

Detaylı

KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ

KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ YARIŞMANIN AMACI: İlçe merkezi ve köylerinde bulunan tarihi ve kültürel varlıkların tanıtımı, korunması, gelecek nesillere aktarılması,

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık?

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Bu pazarlamacılar, sosyal medya 'uzmanları' ve PR uzmanlarının her gün konuştuğu konu; Sosyal medyanın geleceği nasıl gözüküyor? 1. Geleneksel medya,

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 03.11.2013-Bloomberg Businessweek BASINDA GeniuSpy Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 2/6 27.08.2013-www.milliyet.com.tr Çocuğunuz dikkatsiz mi emin misiniz?

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

Hashtag ile ilgili bilmeniz gereken herşey Ne zaman hashtag yapmalıyım, nasıl hashtag oluşturmalıyım? HASHTAG KULLANIM REHBERİ

Hashtag ile ilgili bilmeniz gereken herşey Ne zaman hashtag yapmalıyım, nasıl hashtag oluşturmalıyım? HASHTAG KULLANIM REHBERİ HASHTAG KULLANMA REHBERİ 1 Hashtag ile ilgili bilmeniz gereken herşey Ne zaman hashtag yapmalıyım, nasıl hashtag oluşturmalıyım? #HASHTAG Hangimiz günlük olarak kullandığımız sosyal medya platformlarında

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

2KiloMavi de. Misafir Yazarlık. Eylül 2012. 2kilomavi.wordpress.com

2KiloMavi de. Misafir Yazarlık. Eylül 2012. 2kilomavi.wordpress.com de Misafir Yazarlık Eylül 2012 de Misafir Yazarlık Nedir? Misafir yazarlık, de yazar olmayan takipçilerimizin yazdıkları herhangi bir yazılarının de yayınlanması anlamına gelir. Kendi bloğunuz olsun ya

Detaylı

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMI BÖLÜMÜ Günün Menüsü Görsel İletişim Tasarımı nedir? Görsel İletişim Tasarımcısı ne yapar?

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

DESKPORT. Bilișim Hizmetleri. 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu

DESKPORT. Bilișim Hizmetleri. 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu info@deskport.net BİZ KİMİZ? Biz Kimiz? Deskport Bilişim ekibinin karakteristik özellikleri olan; özgüven, çalısma azmi, tecrübe ve liderlik vasıflarımızla amacımız, müşterilerimizi

Detaylı

İKONCAN TV PROGRAMI İKONCAN PROGRAMI. Potansiyel Hedef Kitle. 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi

İKONCAN TV PROGRAMI İKONCAN PROGRAMI. Potansiyel Hedef Kitle. 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi İKONCAN TV PROGRAMI HEDEF KİTLE Potansiyel Hedef Kitle 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi Programın Hedef Kitlesi 14-65 yaş A,B,C,D,E özellikle kadın genel TV. izleyicisi

Detaylı

Türkiye nin Teknoloji Kültürü Dergisi!

Türkiye nin Teknoloji Kültürü Dergisi! YAYIN BİLGİLERİ Aylık Tirajı: 22.360 Okur Sayısı: 148.000 EKİM 2013 TEKNOLOJİ KÜLTÜRÜ AYLIK YAYINDIR ISSN:1300-9419 112415 YıL:18 7.00 TL 10 2013 ÇALINAN & KAYBOLAN CİHAZINIZI BULUN En iyi izleme yazılımları

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr Türkiye'nin ilk konut çöpçatanı Tüketici ile bankaların arasını bulan bir çöpçatan gibi çalışıyor. Türkiye de büyüme potansiyelinin en yüksek olduğu piyasalardan biri de şüphesiz konut. Dünyada 2008 de

Detaylı

Bağış Grupları (Giving Circle) TÜSEV, İstanbul, 3 Şubat 2014 Eugenie Harvey, The Funding Network

Bağış Grupları (Giving Circle) TÜSEV, İstanbul, 3 Şubat 2014 Eugenie Harvey, The Funding Network Bağış Grupları (Giving Circle) TÜSEV, İstanbul, 3 Şubat 2014 Eugenie Harvey, The Funding Network Giving Circle (Bağış grubu) Giving Circle toplumsal çalışmaları desteklemek, bu çalışmalar hakkındaki farkındalıklarını

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Nevzat Yıldırım 2. Doğum Tarihi: 02.12.1987 3. Unvanı: Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu: Yüksek Lisans Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Fotoğraf ve Grafik Kocaeli Üniversitesi

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

SADECE BİR ÇANKAYALI DEĞİLİM; ULTRA ÇANKAYALIYIM

SADECE BİR ÇANKAYALI DEĞİLİM; ULTRA ÇANKAYALIYIM Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 2010 Yılı Mezunu ve halen Çankaya Üniversitesi nde kamu hukuku üzerine yüksek lisansına devam eden Kültür Hizmetleri Müdürlüğü Personeli Sayın

Detaylı

Çocukların Medya Tüketimleri ve Yaşam Tarzları. Nobody s Unpredictable

Çocukların Medya Tüketimleri ve Yaşam Tarzları. Nobody s Unpredictable Çocukların Medya Tüketimleri ve Yaşam Tarzları 1 Nobody s Unpredictable Çocukluk Affan Dede ye para saydım,. Havuzda su şırıl şırıldır Zıpzıplarım pırıl pırıldır. Ne güzel güzel dönüyor çemberim; Hiç bitmese

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME

05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME Doğu Gündoğdu BİR RULO Atölye / Workshop: Özgün Fotoğraf Baskısı / 12 Aralık 2015 / Saat: 14:00 3, Van Dyke Brown, 05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME 18:00 Doğu Gündoğdu

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

FOTOĞRAF SANATÇISI TANIM

FOTOĞRAF SANATÇISI TANIM TANIM Fotoğraf makinesiyle varlıkların görüntüsünü filme kaydeden ve görüntülerin karta basımını yaparak istenen sayıda kopyasını çıkaran kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ, GEREÇ VE EKİPMAN Fotoğrafçılık,

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum ARTI YÖN ARTI YÖN Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum Hadan Türkal: Hayat adına kimse vazgeçmemeli S. 115 BAŞARI ENGEL TANIMAZ!

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :İnternet Sitesi SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi Farkındalık Yaratacak

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Tunç Tanışık. 19 Mart 14 Nisan 2016

Tunç Tanışık. 19 Mart 14 Nisan 2016 Tunç Tanışık 19 Mart 14 Nisan 2016 Tunç Tanışık Ankara, Mart 2016 Fotoğraflar Sanatçı arşivinden Grafik Tasarım Hüseyin Ayışıt Baskı Desen Ofset A.Ş. Birlik Mah. 448. Cad. 476. Sok. No: 2 Tel: 0312 496

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar.

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. Tüm bu olumlu ve kalıcı var oluşların ortak duygusu yaratıcılıktır.

Detaylı

İLETİŞİM TASARIMI UZMANI

İLETİŞİM TASARIMI UZMANI TANIM Kurum, kuruluş ve işletmelerin politikaları doğrultusunda, teknoloji kullanımını tasarım becerisiyle birleştirerek etkili mesaj hazırlayan ve bu mesajı sunan kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ,

Detaylı

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S KİM BU PEPEE? YIL 2007, Bir düşümüz var: Türk çizgi filmi yapmak Bu da düşümüzün rakamsal temeli: Türkiye de milyonlarca çocuk var. Binlerce yıllık anlatı kültürü

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ BAHÇELİEVLER KAMPÜSÜ 23-24 Aralık 2014. w w w.sektorgunleri. c o m

MARMARA ÜNİVERSİTESİ BAHÇELİEVLER KAMPÜSÜ 23-24 Aralık 2014. w w w.sektorgunleri. c o m MARMARA ÜNİVERSİTESİ BAHÇELİEVLER KAMPÜSÜ 23-24 Aralık 2014 M.Ü. İşletme Kulübü 2014 yılında isim değiştirerek Marmara Üniversitesi Yaratıcı İşletmeciler Kulübü adını almıştır. M.Ü. İşletme Kulübü, 2002

Detaylı

ÖĞRENME FAALİYETİ 16

ÖĞRENME FAALİYETİ 16 ÖĞRENME FAALİYETİ 16 AMAÇ FOTOĞRAFÇILIK ALANI Bu faaliyet sonucunda fotoğrafçılık alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Reklâm ve tanıtım sektörü ile bilgisayar

Detaylı

OYUN GELİŞTİRME AŞAMALARI-I

OYUN GELİŞTİRME AŞAMALARI-I Adı Soyadı : TAYFUN KARACA OYUN GELİŞTİRME AŞAMALARI-I Oyununuzun senaryosunu kısaca tanıtınız/ amacınıda belirtiniz: Oyunda bulunan karakterimizin adı mörfi, oyunda bir robosikletin içinde olduğu için

Detaylı

YAŞAM. yeniden. `de TANIMLANIYOR

YAŞAM. yeniden. `de TANIMLANIYOR YAŞAM yeniden `de TANIMLANIYOR Dağ Mühendislik Ltd. Şti., mekan alan ölçülerinde değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu katalogda kullanılan tüm dekorasyon görselleri temsili olarak konmuş olup, tutar satış

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI Sosyal medya yönetimine artık diğer pazarlama aktivasyonları gibi stratejik bir bakış

Detaylı

Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44

Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44 CAN KANTAR / SEKTÖRÜN İÇİNDEN Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44 Her sene benzer yazılar yazıyorum. Amacım gençlerin sigortacılığa olan ilgisini artırmak. Sigortacılık

Detaylı

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi.

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. Uluslararası İzmir Film Festivalinin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

AVARE TV PROGRAMI AVARE PROGRAMI. Potansiyel Hedef Kitle. 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi. Programın Hedef Kitlesi

AVARE TV PROGRAMI AVARE PROGRAMI. Potansiyel Hedef Kitle. 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi. Programın Hedef Kitlesi AVARE TV PROGRAMI AVARE PROGRAMI HEDEF KİTLE Potansiyel Hedef Kitle 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi Programın Hedef Kitlesi 14-70 yaş A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek

Detaylı