HAZİRAN Kamplarda Zaman. Yeryüzünü Terk Edebilir miyiz? Sultan Abdülaziz in Katli Hücrede Kalite Kontrolü Van ın Yokuş Çıkan Balıkları

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HAZİRAN 2012. Kamplarda Zaman. Yeryüzünü Terk Edebilir miyiz? Sultan Abdülaziz in Katli Hücrede Kalite Kontrolü Van ın Yokuş Çıkan Balıkları"

Transkript

1 HAZİRAN 2012 YIL 34 SAYI 401 ISSN Kuruyuverdik bizler, kurumayın zinhar siz, Bilememiştik bu akibeti hiçbirimiz, İnkâra uğradı kökümüz ve geçmişimiz, Sonra duyulmaz oldu bize ait sesimiz. Kamplarda Zaman Yeryüzünü Terk Edebilir miyiz? Sultan Abdülaziz in Katli Hücrede Kalite Kontrolü Van ın Yokuş Çıkan Balıkları

2 Kamplarda geçen ayları, haftaları, günleri değil; bir tek günü, bir tek saati dahi anlatmaya kalkışsak anlatamayız. Nasıl anlatabiliriz ki, o, bütün benliğimize sinen, derinlemesine ruhlarımızda yaşanan ve uhrevî hazlarıyla tasavvurlarımızı aşan hayatın tam cennetçesiydi... Bahar bulutları gibi üzerimizden gelip geçen her dakika, başımıza geçmişten hatıralar yağdırır.. bizler de bu mavi hülyalar içinde kendimizi geleceğin aydınlık yamaçlarına atar.. şanlı mazideki günleri, kendilerine has ışık, renk, desen, kostüm ve şivesiyle en canlı şekilde bir kere daha yaşar.. zaman zaman hâlihazırdaki güzellikleri; hatıraların renkleri, ideallerin ışıklarıyla daha da derin hisseder, hattâ bazen birkaç dakika gibi en dar zaman HAZİRAN 2012

3 dilimi içinde, duygu ve düşüncelerimizi sonsuzluğun, sınırsızlığın sardığını duyabilirdik... Her gece seherin bağrında ve üns esintileri içinde, su sesi, yaprak hışırtısı, kuş cıvıltısı, bazen de tatlı bir meltemle uyanır; âh u enîn dinlemeye teşne seccadelere koşar ve berzah koridoru için hazırlayıp gecenin koyulaştığı demlerde ışığına koştuğumuz meşaleyi bir kere daha lebrîz eder.. sonra da imanlı gönüllerin kabirde haşri bekledikleri gibi, güneşin doğuşunu beklemeye koyulurduk... Her sabah güneş, ağaçların dalları arasından sızarak, altın ve yakuttan çubuklarıyla yaprakların cümbüşünü başlarımızın üstüne salar.. gözlerimizin içine sokar; derken, en tatlı esintilerle, güneşli, neş eli, pırıl pırıl bir yeni gün çadır ve çardaklarımızın içine dolar; dolar da bizleri en baş döndürücü rüyalar âleminde yaşatırdı. Kuşluktan sonra o olgun ve herkesi kendi ruhuna çeken sımsıcak, oldukça ağır saatler bastırır ve hepimizi çamların, çınarların bağrına iterdi. O incelerden ince rüzgârların dokunmasıyla ses veren yaprak hışırtıları arasında, çağrışımların (tedâî) sergilediği zaman dilimlerinde dolaşır, yer yer sıcağın rahatsızlığından mırıldanan nefsin diliyle Bu sıcakta harb u darbe çıkmayın! 1 vesveseleriyle sarsılır.. ve arkasından da Ne olurdu, Cehennem ateşinin daha sıcak olduğunu anlayabilselerdi! 2 soluklarıyla irkilir, toparlanır, kendimize gelir ve âdeta sabahın serin, güzel, nuranî saatleri içinde bir başka âleme, başka derinliklere açılır gibi olurduk. Böyle anlarda dünya ve dünyanın ukbâya bakan yamaçlarını mırıldanmak için şair, iç içe bu güzellikleri resmedip ebedîleştirmek için ressam ve tın tın ahengiyle sermest olduğumuz tabiî koroları duymak, onlara ses katmak için de mûsıkîşinas olmayı kim bilir kaç defa arzulamış, sonra da inkisarla inlemişizdir... İkindi sonrası o mavimtrak saatlerde, güneşin altın ışıkları yavaş yavaş erimeye yüz tutar.. bizler de daha içli, daha derin akşamların mor saatlerini hissetmeye başlardık. Güneş, elindeki sarı mendilini çamların, çınarların üstünde bize sallarken, gurûbu bütün tahassürüyle duyar, ürperir ve yavaş yavaş solan her şeyin çehresinde fenâ ve zevâlin o titreten damgasını görür; tam Ben batıp gidenleri sevmem. 3 mülâhazasıyla sarsılıp yıkılacağımız an Ben, boyun eğip, gözümü-gönlümü gökleri ve yeri yaratan Allah a çevirdim. 4 nefesleriyle yeniden toparlanır ve gecenin, insanları derin mülâhazalara salan iklimlerinde dolaşmaya hazırlanırdık. Akşamla beraber, her zaman tatlı tatlı esen rüzgârlar biraz sertleşir.. bazen de poyraz gibi iliklerimize işlerdi. Ve bu esnada, ağaçlara taht kurmuş gündüzlerin bütün gazelhanları susar, onların yerine gece bülbüllerinin sesleri duyulmaya başlardı. İleri saatlere doğru daha da koyulaşıp tatlılaşan renkler, daha tesirli, daha büyüleyici bir hâl alırdı ki, çok defa kendi kendimize Yolu bu kadar zevkli olunca, acaba Cennet nasıldır? der, tahayyürden düşüncelere dalardık. Lâmbaların bütün bütün fersizleştiği bu alaca karanlık içinde, her şey ve hepimiz, olduğumuzdan daha farklı görünür ve hakikatin hayale karıştığı bu büyüleyici atmosferde, zaten her biri birer veli namzedi olan kamp sakinleri, daha çok ruhanîleri andırmaya başlar ve bu masmavi iklim bir çay gibi içimize akar dururdu. Yatma zamanı gelince, bir iki küçük kandilin dışında bütün ışıklar söner.. fânîliğini hatırlayan ve bu yolda düşünmeye yelken açan gavvâs ruhlar, âdeta bir inziva demi içine girer; değişik yollardan öteleri kurcalar; ayrı ayrı dillerle, semaların kapılarını zorlar ve saadet asrı insanının iniltilerine benzeyen çığlıklarla gönüllere başka ürpertiler salarlardı... Hele, günün belli vakitlerinde müşterek namaz, müşterek tesbih ve müşterek duaların aramıza bir inişi vardı ki, onlarla beraber, onla- HAZİRAN

4 Kim bilir kampların bize açmadığı daha nice sırlar vardı! Biz onlardan düşünce ve tahayyül kuşağımıza girenleri yakaladık ve kırık-dökük arz etmeye çalışdık. Yine de onlar, benim için sonsuza kadar hayatın en renkli dakikaları olarak kalacaklardır. rı indiren meleğin yumuşacık, incelerden ince ve pırıl pırıl ellerini âdeta başımızın üzerinde hissederdik... Namaz ve dualar, o inanılmaz tılsımları ve ifade edilememiş mânâlarıyla ruhlarımızın en derin yerlerine kadar girer ve göz hadekalarımıza semavî seyahatin haritalarını sererlerdi. Kamp bence, arkadaşlarımın sevimli mevcudiyetinin, onlara şefkat ve muhabbetin tatlı tatlı esip durduğu bir mübarek bucaktı. Hepimiz orada, bir ruh kovanındaki arılar gibi, bir elimiz çiçeklerde, bir elimiz de peteklerde, çiçek özü ve bal arası gelip giderdik. Bu duygu ve düşünce, ruhumuzla öyle kaynaşıp bütünleşmişti ki, aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen ben hâlâ o günleri bütün kalbimde, bütün canımda, bütün benliğimde dipdiri hissetmekteyim. Kamplarda geçirdiğimiz o alabildiğine duygulu ve alabildiğine aydınlık dakikalar, bilhassa, ibadet, sohbet ve ders müzakereleri esnasında öylesine renklenir, öylesine derinleşirdi ki, hepimiz âdeta uhrevîlerle kucaklaşır gibi olurduk. Cennet, ceddimizin esas yurdu olması itibarıyla ruhlarımıza kendisini bir sıla hasreti içinde hissettirdiği gibi, biz de kamptaki saat ve dakikaları, âhiretin o olgun, ciddî, yumuşak iklimini ve bizi kullukta istihdam eden Zât ın, bize olan vaadlerini tahakkuk ettireceğini bir nûr, ziya tayfları içinde duyar ve kendi kendimize: İşte hayat böyle olur derdik. Ben, böyle nurlu ve bereketli bir geçmişin ziyan olacağına inanmak istemiyorum. Zira o günler, dar bir zaman dilimi içinde geçip gitse de, bizim için bütün bir geçmişi rasat etme kuşağı ve bütün bir geleceğin de rüyalarının görüldüğü berzahî haritalar olmuştu. Şimdi, ruhumdaki her hatırayı karıştırdıkça görüyorum ki, o yumuşak, şefkatli, sihirli, şiirli günler, hâlâ içimde dipdiri ve mevsim tanımadan tomurcuk tomurcuk açılan güller gibi, hiç durmadan solar solmaz hemen yeniden açılıyor, ruhumda en romantik duyguları tutuşturuyor ve zaman zaman hatıraları öyle canlandırıyor ki, kendimi hâlâ o üfül üfül ağaçların altında hissediyor; ağustos böceklerinin sesleriyle, nur soluklu, ışık soluklu talebelerin tesbih, temcid ve ilâhî sadâlarının birbirine karıştığını ve farklı bir koro teşkil ettiğini içimin derinliklerinde duyuyor ve burkuntu karışımı bir hazla tâli ime tebessüm ediyorum. Kim bilir kampların bize açmadığı daha nice sırlar vardı! Biz onlardan düşünce ve tahayyül kuşağımıza girenleri yakaladık ve kırık dökük arz etmeye çalıştık. Yine de onlar, benim için sonsuza kadar hayatın en renkli dakikaları olarak kalacaklardır. Eğer ötelere seyahatimizde, herkese birer hatıra götürme fırsatı verilseydi, şüphesiz ben, ilklerinden başlayarak, kampların, o bahar çiçeklerine benzeyen pırıltılı, tılsımlı, hülyalı, mavi hatıralarını alır götürürdüm. O günleri bizimle beraber yaşamayanlara, kampların hülyalı iklimini anlatmanın çok zor olduğunu bildiğim halde, yine de anlatmak istedim. Kim bilir, belki de bendeki bu anlatma hissi, anlatma kabiliyetimin yetersizliğini görüp de, o günleri gerçek buudlarıyla dile getirebilecek istidatları, kampları araştırmaya sevk etmek için olmuştur. O kadarcık olsun yararlı olduysam kendimi bahtiyar sayarım. Dipnotlar 1. Tevbe sûresi, 9/ Tevbe sûresi, 9/ En âm sûresi, 6/ En âm sûresi, 6/79. * Bu yazı, Sızıntı dergisinin Temmuz 1990 tarihli 138. sayısından alınmıştır HAZİRAN 2012

5 Biz, sevgiye açık ve kendilerini, insanî değerler âbidesini ikame etmeye adamış bu kahramanlarla bir gün mutlaka dünyanın renk ve deseninin değişeceğine ve insanlığın rahat bir nefes alacağına inanıyoruz. Serhat KAFKAS A teş pahası Rivayete göre Osmanlı padişahlarından biri, pırıl pırıl bir ilkbahar sabahı, kuş cıvıltıları ve dere şırıltıları arasında maiyetindekilerle tenezzühe çıkmış. Dere tepe gezerken bir de bakmışlar ki güneş, tepelerin ardından batmaya yüz tutmuş. Kıştan kalma hafif serin bir rüzgâr ince yağmur taneleriyle birleşince, bir zaman sonra iyice üşümüşler. Bir sığınak ararken az ötede bacasından duman tüten bir kulübe görmüş ve kapıyı çalmışlar can havliyle. Onları bir pirifâni karşılamış ve büyük bir nezaketle içeri almış. Allah ne verdiyse yemiş, ibadetlerini eda etmiş ve istirahata geçmişler. Yaşlı adam gece boyunca ateşin harını eksiltmemiş. Gün doğmadan kalkarak ateşe birkaç odun daha atmış ve yine olabildiğince nezaketle misafirlerini kaldırmış. Huşu içerisinde namazlarını kılmışlar, nevalelerinde ne kaldıysa ortaya döküp güzelce kahvaltılarını yapmışlar. Padişah: Efendi! Bizi memnun ettin. Allah senden razı olsun. İyiliğinin bedeli ödenmez; ama misafirperverliğinin hakkını verelim ki, dostluğumuz bâki kalsın. Söyle bakalım ne istersin? demiş Gün görmüş adam: Sadece kulübeyi ısıtan ateşin pahası bin altındır; gerisi benim ikramımdır. deyince, vezir dayanamayarak atılmış: Efendi, ağzından çıkanı kulağın duyar mı senin? Bir ateşin fiyatı bin altın olur mu? Padişah, yaşlı adamın kim olduklarını anladığını kavramış. Ağa, demiş, bu dağın başında, yağmur altında sırılsıklam üşüyorken sabaha kadar harı gitmeyen ateş bin altından daha da kıymetliydi. Parasını verin efendinin. Vezir, altınları adamın ellerine sayarken dudaklarından, Ateş pahası! sözcükleri dökülüyormuş... Yeryüzünü terk edelim, yeni yerler keşfedelim Kâinat çapında plânlanarak yeryüzünde bize sunulan sayısız hizmeti ekonomik parametrelerle değerlendirmeye kalksaydık, karşımıza ne çıkardı? Hikâyenin kahramanı güngörmüş yaşlı adamın zaviyesinden bakacak olursak, bunu hesaplamak kâinattaki atomları tek tek saymak mesabesinde imkânsızdır şüphesiz; zîrâ bir gecelik harlı ateşin fiyatı Ateş pahası! ise, damar damar dereleri, coşkun akan nehirleri; istiridye kabuğuna işlenmiş sanatı, bir pembe gülün hoş kokusunu, bir damla suda gizlenen hayat dokusunu hangi para birimiyle ölçebilirsiniz? HAZİRAN

6 Sırlı bir kanaviçe misâli iç içe örülmüş mu cizevî ekosistemler yumağı Dünya mızda servis edilen birkaç hizmeti, ekonomik parametrelerle anlamaya çalışalım. Bunun için baştan aşağıya mini bir ekosistem kurmaya ne dersiniz? Maliyet hesabı yapmadan önce iskeleti akıl, kılıfı fikir, yakıtı ise hayal gücü olan bineğimize atlayıp faydalı bir fikir yolculuğuna çıkalım Merkür, Venüs bulamadık henüz Güneş ve Ay dan sonra gökyüzümüzün en parlak lâmbası, Seher Yıldızı ve Çoban Yıldızı diye adına türküler yakılan Venüs le başlayalım isterseniz; zîrâ onun Dünya mızla birçok benzerliği bulunmakta. Meselâ, iki gezegenin çapları ve kütleleri birbirlerine çok yakın. Venüs ün çapı Dünya mızın % 95 i, kütlesi ise % 85 i kadar. Bu demektir ki, kütlesi 4.869x10 24 kg, Ekvatoral çapı ise km. Her iki gezegenin de genç yüzeylere sahip olduklarını görüyoruz ki, bu yeni dünyamızı kurma konusunda bize ümit veriyor. Yüzey katmanlarının yoğunlukları ve kimyevî özellikleri de birbirlerine çok yakın. Bir çeşit gaz tabakasının gezegeni kuşattığını da öğrenince, Tamam, işte aradığımız yer! diyebiliriz. Ancak detaylara indikçe, her adımda ümitsizliğimiz artacaktır. Dünya atmosferi, özetle yaklaşık % 78 azot, % 21 oksijen, % 0,03 karbondioksit, argon, neon, helyum, hidrojen, xenon gibi sabit gazlar ve çok az da olsa bir miktar değişme gösteren su buharı (nem), karbondioksit, metan, toz partikülleri, ozon gibi gazlar ihtiva eder. Venüs ün atmosferi ise, % 96 karbondioksit, % 3 azot ve az miktarda, sülfür dioksit, su buharı, karbon monoksit, argon, helyum, neon, hidrojen klorid ve hidrojen flüorid muhtevasıyla yeni dünya kurma hayalimizi ortadan kaldırır. Güneş e çok yakın olduğundan ve sahip olduğu atmosferik kompozisyondan dolayı, Venüs ün ortalama yüzey sıcaklığı C dir. Bu sıcaklık değerinin ne mânâya geldiğini, günlük hayatımızdan tanıdığımız maddelerle izah edelim: Tabiatta birçok madde C nin üstünde sıvı veya gaz hâline geçer. Su C de buharlaşırken, etil alkol 78,4 0 C de gaz hâldedir. Normal şartlarda, yeryüzünde katı hâlde bulunan metalleri ise sıvı hâle getirebilmek için çok yüksek sıcaklıklar gerekmektedir. Hususi potalarda, teknik ve teknolojik donanımlarla ancak eritilebilen Dünya mızın Güneş e göre kodlanmış hareketleriyle gece, gündüz ve mevsimlerin birbirini takip etme düzeni, deyim yerindeyse kılı kırk yararcasına ölçülü ve tam da hayat için plânlanmış mükemmelliktedir. metallerden kurşun (Pb) C de sıvı hâle gelir. Çinko (Zn) C de, kalay (Sn) ise C de eriyebilir. Vücudumuzun toplam kütlesinin erkeklerde % 60 ını, kadınlarda % 56 sını su oluşturduğunu düşünürsek Venüs C lik yüzey sıcaklığıyla bizi ânında buharlaştıracaktır. Tıpkı insanlar gibi, sabit vücut sıcaklığına sahip hayvanların hücrelerinde kimyevî reaksiyonların işçileri olarak görevlendirilmiş enzimler ise, ancak 20 C ile 42 C aralığında aktiftirler. Yetişkinlerde 41 C, çocuklarda ise 42 C sınır değerler olup, bu değerlerin üstünde enzimler çalışamaz. Yani, kaslarınız kasılmaz, duyu organlarınızdaki reseptör hücreler, uyarıları alamaz, nöronlardan elektro kimyevî sinir uyarıları beyne iletilemez. Hücrede cereyan eden daha bunun gibi binlerce işleyiş durur. Göremez, duyamaz, işitemez, kısaca yaşayamayız. Dünya da ise ortalama sıcaklık, 15 0 C lik mükemmel değeriyle hayata göz kırpar. Venüs ü kendimize mesken yapacaksak, ilk işimiz hayatın devamı için gerekli olan optimum sıcaklık değerini tesis etmek HAZİRAN 2012

7 Mars ta bir atmosfer vardır; ancak canlı hayatını desteklemesi şöyle dursun, onu imkânsız kılmak için bire bir özellikler taşımaktadır. Ozon tabakası o kadar incedir ki, atmosferimizde emilen öldürücü morötesi ışınları, burada yüzeye rahatlıkla ulaşır. olmalı. Bunun için kesintisiz enerjiyle durmadan çalışacak, gezegen çapında bir klima icat etmemiz gerekecektir. Bu büyüklükte bir soğutucuyu ve ona gerekecek sonsuz enerjiyi karşılamak mümkün mü? Jules Verne in güzel tabiriyle, Beşer henüz buna muktedir değildir. Dünya mızın Güneş e göre kodlanmış hareketleriyle gece, gündüz ve mevsimlerin birbirini takip etme düzeni, deyim yerindeyse kılı kırk yararcasına ölçülü ve tam da hayat için plânlanmış mükemmelliktedir. Venüs ise, kendi ekseni etrafında bir dönüşünü yeryüzü günüyle 243, Güneş etrafındaki dönüşünü ise 225 günde tamamlar, yani bir Venüs günü, bir Venüs yılından daha uzun. Üstelik Dünya mızın ve diğer gezegenlerin dönüşünün aksine, doğudan batıya doğru dönüyor. İsterseniz, bağrı yanık, vecd ile kendinden geçmiş bir Mevlevî gibi Güneş in etrafında dönüp duran Venüs ü kendi yörüngesinde ve vazifesinde bırakarak arayışımıza devam edelim. Hedefimiz Mars Komşumuz Kızıl Gezegen, yeryüzünden bakınca oldukça dikkatimizi çeker. Kızıla kayan rengi, bazen yeşile dönüşür. Bu renk değişimi, yeryüzündeki yeşil bitki örtüsünü akla getirir ve Acaba orada hayat var mı, oraya yerleşebilir miyiz? düşüncesiyle içimizi kıpır kıpır eder. Mars ın Dünya mıza benzeyen bir yönü de, atmosferinin olması ki, bunun bir gaz lâmbasında yanan ateşi çevreleyen fanus gibi, gezegeni çepe çevre sararak korkunç meteor yağmurlarından koruyacak yegâne kalkan olduğunu biliyoruz. Mars ta gece gündüz ve mevsimler nasıl, hayatın sihirli kaynağı su var mı? Atmosferinin kimyevî muhteviyatı, solunuma uygun mu? Mars, Güneş etrafındaki dönüşünü Dünya gibi batıdan doğuya doğru yapar. Gece ve gündüz oluşumuna netice veren kendi ekseni etrafındaki dönme periyodu Dünya nınkine çok yakın; 24,6229 saat. Eksen eğikliği ise 25,19 derece ile Dünya nın sahip olduğu 23,45 derecelik duruşa yakın görülüyor. Mars ta mevsimlerin teşekkülüne vesile bir işleyiş var. Güneş etrafındaki dönme periyodu 686,98 gün. Yani, bizim iki yılımız Mars ın yaklaşık bir yılına denk. Ayrıca, 1887 de Mars ın Dünya ya yaklaştığı bir zamanda İtalyan Giovanni Schiaparelli teleskop görüntülerine takılan ince, koyu renkli şekillere nehir yatağı demişti. Gerçi yeni tespitlerle, bu olukların suyun varlığı ile hiçbir ilgisinin olmadığı anlaşılsa da araştırmamızı derinleştirerek devam ettirmemizde fayda var. Çünkü bilim adamları, kutup takkelerindeki karbondioksit (CO 2 ) buzunun altında su buzu olduğu kanaatindeler. İşte, bulduk! Şantiyemizi şimdi kurabiliriz. demeyi çok isterdik Evet, Mars ta bir atmosfer vardır; ancak canlı hayatını desteklemesi şöyle dursun, onu imkânsız kılmak için bire bir özellikler taşımaktadır. Ozon tabakası o kadar incedir ki, atmosferimizde emilen öldürücü morötesi ışınları, burada yüzeye rahatlıkla ulaşır. Mars ta yeni bir dünya kurmaya bu kadar yaklaşmışken, hayal kırıklığımız gittikçe derinleşir. Mars atmosferi, % 95,32 karbondioksit HAZİRAN

8 Mars yüzeyindeki kızıl renk, demir bakımından zengin Mars toprağının, aşırı sıcak ve soğuklarla paslanmış hâlidir. (CO 2 ), % 2,7 azot (N 2 ), % 1,6 argon (Ar), % 0,07 karbonmonoksit (CO), % 0,03 su buharı ve % 0,15 diğer gazlardan meydana gelir. Oksijen (O 2 ) % 0,13; yani, ancak on binde on üç lük miktarı ile o kadar azdır ki, bir insanın solumasına bile yetmez. Gaz tabakasının varlığıyla oluşacak atmosfer basıncı, Mars ta Dünya mızdaki mu cizevî değerin yüzde birinden daha az olan 0,007 bar dır. Öyle ki bu değer, yüzeyde suyun serbestçe akmasına bile imkân tanımaz. Mars yüzeyindeki kızıl renk, demir bakımından zengin Mars toprağının, aşırı sıcak ve soğuklarla paslanmış hâlidir. Zaman zaman hızı saatte 120 kilometreyi bulan sert rüzgârların yüzeyden savurduğu tozların tesiriyle renk değişimleri görülebilir. Mevsim değişikliklerinde, çoğunlukla kırmızıya dönük pembe rengi, yeşile doğru kayar. Bu durum, değişik yüzey sıcaklıklarında, fırtınalarla havalanmış kum ve toz zerrelerine Güneş ışınlarının çarpması ve saçılmasıyla oluşan göz yanılsamasından başka bir şey değildir. Yeşil bitki örtüsü hiç değildir. Diğer gezegenler Mars ta hayat olamayacağını anladığımıza göre, vakit kaybetmeden diğer gezegenlere bakalım. İşte karşımızda müthiş halkalarıyla, Güneş Sistemi nin en büyük gezegeni Jüpiter duruyor. Sırlarla dolu bu kütle, neredeyse tamamıyla gaz olmasına rağmen, Dünya mızın sahip olduğu kütlenin yaklaşık 318 katına denktir. Gezegenin katmanları arasında ayırım yapmak çok zor olduğundan yüzey sıcaklığından bahsetmek o ölçüde zordur. Ancak, atmosfer sayılabilecek üst kısımlardaki sıcaklığı ölçtüğümüzde termometrelerimiz bile üşümekte: Burada sıcaklık sıfırın altında 143 derece. Üzerinde kara parçası diye bir unsurun bulunmadığı, öldürücü soğukların ve korkunç manyetik bir alanın hüküm sürdüğü Jüpiter de yüzlerce yıl devam eden fırtınalar vardır. Teleskop görüntülerinde, dünya büyüklüğündeki kocaman kırmızı lekenin de aslında güçlü bir fırtına olduğunu, bilim dünyası yeni anlamış bulunmaktadır. Aziz misafir! Son tahlili yaparken, Dünya mız, hayata göz kırpacak optimum sıcaklık değerine sahip olacak şekilde nasıl ısıtılıyor acaba? sorusuna başta zikredilen ateş pahası nokta-i nazarından bakalım isterseniz. Dünya mıza, kılı kırk yararcasına ince hesaplarla yaklaşık 150 milyon km. öteden tutulan Güneş sobasına paha biçebilir mi acaba! Güneş in çekirdeğinde yaklaşık 15 milyon C gibi akla ziyan, aşırı sıcaklık içerisinde termonükleer reaksiyonlar meydana gelir ve dört hidrojen çekirdeği birleşerek bir helyum çekirdeği oluşturulur. Bu reaksiyonlar neticesinde, her saniye 4 milyon ton madde enerjiye dönüşerek, nötrinolar ve foton da denen ışık tanecikleri olarak etrafa saçılır. Buradan açığa çıkan fotonlar, çok yüksek enerjili gama tanecikleridir. Güneş in çekirdeği öyle yoğundur ki, bu yoğunluk, suyun yoğunluğunun yaklaşık 150 katına denktir. Bu yüzden fotonlar daha birkaç mm. bile gidemeden etrafta bolca bulunan hidrojen ve helyum çekirdekleri ile çarpışır. Bu çarpışmalar o kadar sık olur ki, onca hızlarına rağmen, fotonlar Güneş in çekirdeğinden yüzeyine, her çarpışmada enerji kaybederek ancak 100 bin senede varırlar. Eğer fotonlar bu çarpışmalar olmadan Güneş ten ilk yaratıldıkları hâliyle çıksalardı, Dünya mız ânında kavrulurdu. Güneş i terk eden fotonlar, saniyede kilometrelik ortalama hızlarıyla, Dünya mız ile Güneş arasındaki yaklaşık 150 milyon kilometrelik muaz HAZİRAN 2012

9 zam mesafeyi yaklaşık 8,2 dakikada alıverirler. Atmosferimizin üst katmanlarındaki ozon tabakasında son bir defa daha süzülerek zararlı ışınlardan ayıklanan Güneş ışıkları, nihayet yeryüzüne varır. Dünya mız ısınır ve mikroskobik fotosentez fabrikalarıyla donatılmış şekilde yaratılan tek ve çok hücreli bitkiler, oksijen ve besin üretir. Dünya da aziz bir misafir gibi, her ân kusursuz hizmetlerle nasıl çepeçevre kuşatıldığımızı anlamak için, ufacık bir fikir yolculuğu yeterli. Yeme içme gibi en zarurî ihtiyaçlarımızı yerine getirecek bir sistem kurmak ve sistemin devamını sağlamak için bile binlerce canlı türü gerekli. Meselâ, ortalama bir bahçe büyüklüğündeki yeşillik alanda tespit edilen canlı varlık miktarı, hayret uyandırıyor. Ufacık bir alanda küçük yersolucanı, böcek ve yaklaşık 12 milyon yuvarlak solucanın yaşayabildiği tespit edilmiştir. Bu kadar da değil, yalnızca birkaç gramlık toprak parçası, tek hücreli protozoa, tek hücreli mantar ve milyonlarca bakteriyi barındırabiliyor. Tahmin edileceği gibi bunların her birine hayatî görevler yüklenmişler, onlar da görevlerini harfiyen yerine getiriyorlar. Açıkça görüldüğü gibi, canlıcansız ekosistemin bütün unsurları, birbirleriyle el ele, omuz omuza birlik içindedir. En küçük ve önemsiz görünen yaratıklardan, en dev ve cesametli varlıklara kadar her şey ve her nesne, bir vücudun uzuvları gibi belli bir plân çerçevesinde, hep birbirinin imdadına koşmakta, birbirine yardım ellerini uzatmaktadır. Dünya mıza benzer bir gezegen bulamayacağımıza göre, insana düşen şey, paha biçilmez sanatlarla bezeli, bu mu cizevî misafirhanede bir misafir olduğu şuuruyla yaşamak ve İlâhî sanatları tefekkür ederek marifet ufkunu genişletmektir. Ortalık kar-kış, her şey aleyhinde, Bir de canavar var senin peşinde, Ekstra eltâfa kalmış işin, Sakın deme Ne zaman ve nerede? HAZİRAN

10 Sultan Abdülaziz in öldürülmeden önce çekilmiş son fotoğrafı. Ahşap bir sandalye üzerine oturtulan ve endişeli gözlerle etrafa bakan hüzünlü padişahın iki yanında düşük rütbeli subaylar durmuş ve bunlar, sultanın omzuna dirsek dayayarak lâubali bir şekilde poz vermişlerdi. Murat DUMAN S on iki asırlık tarihimizde birçok defa çeşitli güçler tarafından şaşırtıcı benzerliklerle siyasî iradeye müdahale edildi. Bu coğrafyada yaşananları daha iyi idrak etmemizi kolaylaştıran hâdiselerden biri de, Sultan Abdülaziz in askerî bir darbe ile tahttan indirilmesi ve katledilmesidir. Batılı devletlerin baskısı ve içerideki muhalefetin de tesiriyle, Meşrutiyet i ilân etmesi için 1870 li yıllarda Sultan Abdülaziz e büyük bir baskı yapılmıştı. Devletin etnik yapısını ve gün geçtikçe tesirini artıran milliyetçilik düşüncesini göz önüne alan Sultan Abdülaziz, rejimin değişmesi taleplerine sıcak bakmıyordu. Fakat bu tavrı, adım adım onun sonunu hazırlıyordu. Güç kullanarak padişahı tahttan indirmeye karar veren Yeni Osmanlılar, bunun için bir cunta teşkil etmişti. Cuntanın, Meşrutiyet in ilânını beklemeye tahammülü yoktu. Aslına bakılırsa, Mithat Paşa dan başka Meşrutiyet i dert edinen pek kimse de yoktu. Mithat Paşa ve Yeni Osmanlılar için asıl mesele, iktidar gücünü ele geçirmekti. Sultan Abdülaziz in devlete vermeye çalıştığı çeki düzenden ve güçlü bir donanma kurmasından rahatsız olan İngiltere de, onları menfaatleri doğrultusunda kullanıyordu. Mithat Paşa nın köşkü, cuntacıların karargâhı olmuştu. İdarî ve askerî bürokraside mühim vazifelerde bulunan ihtilâlin beyin takımı için burası gözden uzak bir mekândı. Devletin önde gelenlerinin, bu hareketin içinde yer almaları, birçok kararsız insanı da cesaretlendiriyordu. Merkez Komutanı Süleyman Paşa, darbeden sadece bir hafta evvel Serasker HAZİRAN 2012

11 Kansız bir şekilde tahtından indirilen ve Topkapı Sarayı na götürülen padişah için aklını kaybetti diye hakkında bir hal fetvası hazırlandı. Ama hâdiseler bununla sınırlı kalmadı ve saraydaki birçok kıymetli eşya yağmalandı. Hüseyin Avni Paşa tarafından razı edilerek kadroya dâhil edilmişti. Fetvâ emini Filibeli Kara Halil Efendi de, Mithat Paşa ve Şeyhülislâm Hayrullah Efendi nin gayretleriyle darbeden üç gün evvel ikna edilebilmişti. Paraya ihtiyaç duyan darbeciler, bunun da bir çaresini bulmuş; tahta çıkarmaya karar verdikleri ve destek aldıkları Veliaht Şehzâde Murad ın borsacısından mesârif gerekçesiyle bir hayli para sızdırmışlardı. Üstelik bu parayı, darbeden sonra Sultan Abdülaziz in mal varlığına el koyarak ödemeyi vaat etmişlerdi. Şehzâde Murad, taht değişikliğinin kan dökülmeden yapılması taraftarıydı ve amcası Sultan Abdülaziz e bir zarar gelmesini katiyen istemiyordu. Cunta evvelâ darbeye zemin hazırlamak için faaliyetlerde bulundu. Mithat Paşa ve yandaşlarının kışkırtmaları neticesinde medrese talebeleri tarafından 10 Nisan 1876 da bir protesto yürüyüşü düzenlendi. Mahmud Nedim Paşa kabinesinin istifası için yapılan bu yürüyüş hedefine ulaştı. Üç gün sonra gerçekleşen kabine değişikliğiyle tarihe hal erkânı diye geçen ekip, devletin mühim makamlarına geldi. Mütercim Rüştü Paşa sadrazam, rüşvet aldığı ortaya çıkan Hüseyin Avni Paşa serasker, Mısır Hidivlerine dış borçlanma yetkisi vererek Mısır ı İngilizlere bir nevi satan Mithat Paşa devlet nazırı ve Hasan Hayrullah Efendi şeyhülislâm oldu. Hazırlıklarını tamamlayan cunta 30 Mayıs 1876 Salı günü sabaha karşı harekete geçti. Dolmabahçe Sarayı, Serasker Hüseyin Avni Paşa ve Süleyman Paşa komutasındaki askerler tarafından basıldı. Kansız bir şekilde tahtından indirilen ve Topkapı Sarayı na götürülen padişah için aklını kaybetti diye hakkında bir hal fetvası hazırlandı. Ama hâdiseler bununla sınırlı kalmadı ve saraydaki birçok kıymetli eşya yağmalandı. Fakat Sultan Abdülaziz in güçlü bir istihbarat teşkilâtı olsaydı ve her şeyi göze alarak darbecilere direnseydi, belki de tarihin akışı bambaşka olabilirdi. Gözetim altında tutulduğu üç gün içerisinde Topkapı Sarayı nda kendisine pek de iyi davranılmayan Sultan Abdülaziz, karşılaştığı incitici muameleler sebebiyle yeğeni 5. Murad a bir mektup yazdı. Saltanatını tebrik ettikten sonra, şartların daha müsait olduğu başka bir mekâna nakledilmesini istedi. Ancak güç kullanarak Abdülaziz Han ı tahttan indirenler, onu öldürmeyi kafalarına koymuşlardı. Halk tarafından sevilen bir padişahın mahpus da olsa, yaşamasını kendi varlıkları açısından tehlikeli buluyorlardı. Darbeciler tedirgin olmaya başlamıştı. İhtilâlin lideri Hüseyin Avni Paşa, endişe duyanların başında geliyordu. Yalanlarla ihtilâle âlet edilen ordu ve sahih olmayan bir fetvâ ile kandırılan halk uyanmadan, Abdülaziz Han ortadan kaldırılmalıydı. Böylece tekrar padişah olması önlenecekti. Zîrâ 5. Murad ın ruh sağlığının devleti idare edecek vaziyette olmadığı görülmüştü. Onun başarısız olması hâlinde, tahta tekrar Sultan Abdülaziz gelebilirdi. Abdülaziz Han ve ailesi, yeni padişahın emriyle 2 Haziran Cuma sabahı Ortaköy deki Feriye Sarayı na nakledilirken, yine incitici muamelelere maruz kaldı. Esasında o tarihlerde tahttan indirilmiş olsa bile, hiç kimse padişaha ve ailesine böyle davranmaya cesaret edemezdi. Bu durum, geçmişten bugüne darbeci zihniyetin sergilediği cüretkârlığı ve hukuksuzluğu göstermesi bakımından önemlidir. Bir tabur askerle koruma altına alınan sarayda geçirdiği iki gün içerisinde, Abdülaziz Han âdeta şehadete hazırlandı; ibadet ve Kur ân la meşgul oldu. Başına gelecekleri hissetmişçesine, annesi Per tevniyal Valide Sultan la dertleşip helâlleşti. Kuzguncuk taki yalısından Ortaköy ü gözetleyen Hüseyin Avni Paşa nın gözü kulağı, saraydan gelecek haberdeydi. Bütün plânlar hazırlanmıştı. Cinayet sonrası ortalığı velveleye verecek saraylı hazinedar kalfaların çığlık seslerinin Kuzguncuk sahillerinde yankılanması, ân meselesiydi. Ve acı haber 4 Haziran 1876 Pazar günü evvelâ Feriye Sarayı nda, ardından bütün bir İstanbul da duyuldu. O sabah Abdülaziz Han, saraydaki odasında bilekleri kesilmiş bir vaziyette bulunmuştu. Bahçıvan süsü verilerek saraya sokulan ve içeriden destek aldıkları anlaşılan katiller, işlerini birkaç dakika içinde bitirmiş ve kendilerine karşı direnen padişahın kol damarlarını intihara benzeyecek bir şekilde kesmişlerdi. Pertevniyal Valide Sultan ve Mabeynci Fahri Bey odaya girdiklerinde, bileklerinden kanlar akan Abdülaziz Han, Allah, Allah! diye inliyordu. Çok geçmeden Hüseyin Avni Paşa da, gösterişli Serasker kayığıyla saraya geldi. Saray halkının feryatları arasında Donanma Kumandanı Arif Paşa ile birlikte odaya girdiğinde, Abdülaziz Han son ânlarını yaşıyordu. Emir komuta zinciri içinde padişahın hall ine giden yolu açan Avni Paşa, her zamanki soğukkanlı tavrıyla otoritesini ortaya koydu. Evvelâ kadınları ve saray erkânını odadan çıkardı. Sonra da onun emriyle Abdülaziz Han, askerler tarafından yandaki karakol binasına götürüldü ve alt katta, kahve ocağının karşısında erlerin HAZİRAN

12 oturduğu minderlerin üzerine yatırıldı. Sadrazam Rüştü Paşa ve Mithat Paşa nın da karakola geldiği, hâdisenin sıcaklığını koruduğu o dakikalarda Avni Paşa: Sultan Aziz vefat etti. Makasla bileklerini kesmiş. Şimdi doktorlar gelip rapor tutacak. Padişahımız nereyi irade buyururlarsa oraya gömeceğiz. İşi uzatmamak lâzımdır. dedi. Ardından kendi elleriyle karakol pencerelerinden bir tanesinin perdesini kopardı ve Sultan Aziz in cesedini örttü. Feriye Karakolu na gelen doktorların ceset üzerinde inceleme yapmalarına müsaade edilmedi. Hazırlanan rapora imza atan doktorlardan sadece birkaçı padişahın kesilmiş bileklerini görebildi. Ölüm raporunu imzalamak istemeyen doktorlardan biri, derhal Trablusgarp a sürüldü, diğer doktorun da apoletleri söküldü. Cenazeyi yıkayan imam efendilerin sonradan, Sultan Abdülaziz in iki dişinin kırık olduğunu, sakalının sol tarafının yolunduğunu, sol memesinin altında büyük bir çürüğün bulunduğunu söylemeleri, aslında o sabah sarayda nelerin yaşandığını ortaya koyuyordu. Şehit padişahın cenazesi, ertesi gün Enderun ağalarının ve vükelânın hazır bulunduğu mütevazı bir merasimle babası Sultan 2. Mahmud un Divanyolu ndaki türbesine alelacele defnedildi. Halktan çok az insan cenazeye iştirak edebildi. Zîrâ insanlar, Serasker Avni Paşa nın gazabına uğramaktan korktukları için, evlerine kapanmışlardı. Hazin ve yürek yakıcı bir hâlde hayata veda eden bu dindar padişahı, geniş halk kitleleri hiçbir zaman unutmadı. Modernleşme çalışmalarına ehemmiyet veren Abdülaziz Han a, ikinci bir Yavuz gözüyle bakılıyor ve ondan çok şey bekleniyordu. Tahttan indirildikten sonra içine düştüğü durum karşısında milletin yüreği yanmış ve hakkında türküler söylenir olmuştu. Seni tahttan indirdiler/ Beş çifteye bindirdiler/ Topkapı ya gönderdiler/ Uyan Sultan Aziz uyan/ Kan ağlıyor bütün cihan. mısraları halk arasında dalga dalga yayılıyordu. Tarih kitaplarında yıllarca Sultan Abdülaziz in, tahttan indirildikten sonra, sarayda hapis hayatı yaşamaya dayanamadığı ve sakalını düzeltmek için istediği söylenen makasla iki bilek damarını keserek intihar ettiği yazıldı. Tarihçiler arasında münakaşa mevzuu olan bu hâdise, kesin bir hükme bağlanamadı; ama birçok tarihçiye göre Sultan Abdülaziz, intihar etmemiş, öldürülmüştür. Pertevniyal Valide Sultan da, oğlunun saraya gizlice sokulan üç pehlivan tarafından öldürüldüğünü söylemiş ve intihar ettiğine hiçbir zaman inanmamıştı. Zaten bir insanın iki bileğini keserek intihar etmesi mantıken mümkün değildi. Sultan Abdülaziz in, hal edildikten sonra saray fotoğrafçılarından Vasilaki Kargopulo tarafından çekilen ve yıllar sonra ortaya çıkan fotoğrafı, ölümü üzerindeki sır perdesini tam olarak kaldırmasa da, bir Osmanlı sultanına revâ görülen aşağılayıcı tavrı gözler önüne seriyordu. Ahşap bir sandalye üzerine oturtulan ve endişeli gözlerle etrafa bakan hüzünlü padişahın iki yanında düşük rütbeli subaylar durmuş ve bunlar, sultanın omzuna dirsek dayayarak lâubali bir şekilde poz vermişlerdi. Abdülaziz Han ın şehadeti sırasında üzerinde bulunan pantolonu, gömleği, hırkası, atkısı, dizliği ve iç kıyafeti, ölümünün üzerinden 131 yıl geçtikten sonra kamuoyu ile paylaşıldı. Her şeyi, affederim. Oğlumun kanını helâl etmem! diyen Valide Sultan, kıyafetleri sandıkta saklayarak, oğlunun ölümüyle alâkalı tarihî hakikatlerin er veya geç ortaya çıkmasını istemişti. Eşyalar arasında Sultan ın bileklerini kestiği iddia edilen bir de makas vardı. Topkapı Sarayı nın depolarında ortaya çıkan giysilerin, hâdisenin üzerinden geçen zamana rağmen kan kokması, padişahın cenazesini yıkayan imamların, Hâlâ bileklerinden kanlar süzülüyordu, vücudunda darp izleri vardı. şeklindeki ifadelerini doğruluyordu. Koskoca devletin bir numaralı idarecisinin otopsi yapılmadan alelacele defnedilmesi, hâdisenin delilleri ve şahitleri ortadayken adlî bir tahkikat açılmaması, hâdisenin intihar değil, bir cinayet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 5. Murad ın 93 günlük saltanatının ardından padişah olan Sultan 2. Abdülhamid, amcasının ölümünün intihar olmadığını, tam aksine plânlı bir cinayet olduğunu düşünüyordu. Hâdisenin karanlıkta kalan noktalarının ortaya çıkarılmasını arzu ediyor ve bunu amcasının ruhuna karşı bir vefa olarak telâkki ediyordu. Neticede Sultan Abdülaziz in intihar edip etmediğini tespit etmek, şayet bir cinayet işlenmişse faillerini ve azmettirenleri ortaya çıkarmak için 27 Haziran 1881 de meşhur Yıldız Mahkemesi kuruldu. Yapılan derin tahkikatlar sonrasında, İngilizlerle işbirliği yapan bazı şahısların, Abdülaziz Han ın katlinde rol oynadıkları ortaya çıktı. Aralarında Mithat Paşa nın da bulunduğu dokuz sanık hakkında idam kararı verildi; ama Sultan 2. Abdülhamit insaflı davranarak bunların hiçbirini tatbik ettirmedi ve idam cezalarını müebbet hapse çevirdi. Kaynaklar - 2. Abdülhamit ve Dönemi Sempozyum Bildirileri, Seha Neşriyat, İstanbul Avni Özgürel, Darbecilik Aynı, Günlükler Değişik, Radikal, 3 Mayıs Ayşe Osmanoğlu, Babam Sultan Abdülhamid (Hatıralarım), Selçuk Yayınları, Ankara Halûk Y. Şehsuvaroğlu, Sultan 2. Abdülhamid, Resimli Tarih Mecmuası Koleksiyonu. - Yılmaz Öztuna, Bir Darbenin Anatomisi, Ötüken, İstanbul Sultan Abdülaziz in Öldürülmeden Önceki Son Fotoğrafı, Zaman, 5 Mart İşte Abdülaziz in Kanlı Gömleği, Zaman, 16 Şubat HAZİRAN 2012

13 Mevsim hazan olmuş ne yazar, arkada bahar, Şimdilik her taraf bizce olsa da târumar; Bir bakarsın yumuşak esmeye durmuş rüzgâr, Derken hazanı aşar arkadan gelen lâlezâr... HAZİRAN

14 Gönül insanı, ufku, inancı ve davranışlarıyla tam bir ruh ve mânâ kahramanıdır. Mehmet CEM Van Gölü, yeryüzünde sadece burada hayat süren inci kefali isimli bir balığa ev sahipliği yapar. Bu balık, narin yapısı ve gümüşî rengi ile bir inci tanesini andırır. Bu göz alıcı renginden dolayı inci kefali dense de, aslında bu balık, bir tür sazandır. V an ili, tabiî ve tarihî güzellikleriyle insanı büyüleyen bir yerdir. Tuzlu ve sodalı sulara sahip Van Gölü ise, birçok balık türü için yaşanılacak bir ortam değildir. Bu sebeple uzun yıllar gölde balık olmadığı söylenmiştir. Ancak gölde, onun kimyevî özelliklerine uygun hususi donanımlarla yaratılmış bazı canlılar vardır. Göl, yeryüzünde sadece burada hayat süren inci kefali isimli bir balığa ev sahipliği yapar. Bu balık, narin yapısı ve gümüşî rengi ile bir inci tanesini andırır. Bu göz alıcı renginden dolayı inci kefali dense de, aslında bu balık, bir tür sazandır. 1,2 İnci kefalinin seyirlik göçü Van Gölü nün tuzlu-sodalı suları, inci kefalinin yumurtadan yeni çıkacak yavruları için hiç elverişli değildir. Bu sebeple balıklar, her ilkbaharda yavrularını dünyaya getirecekleri uygun sulara göç ederler. Nisanda başlayan bu göç, su sıcaklığının iyice arttığı ve sudaki oksijen miktarının iyice düştüğü sıcak yaz günlerine kadar devam eder. 3 Ergin balıklar, Van Gölü nün tuzlu-sodalı sularından ırmağa girmeden önce, sevk-i İlâhî ile göl ile ırmağın birleştiği bölgede bir süre bekleyerek yeni şartlara uyum sağlarlar HAZİRAN 2012

15 Ergin balıklar, Van Gölü nün tuzlu-sodalı sularından ırmağa girmeden önce, sevk-i İlâhî ile göl ile ırmağın birleştiği bölgede bir süre bekleyerek yeni şartlara uyum sağlarlar. İnci kefallerinin yolculuk sırasında eriyen kar sularının da tesiriyle dağlardan göle doğru çağlayarak akan ırmaklardan yukarılara tırmanmaları, hattâ kendileri için çok yüksek sayılabilecek çağlayanlardan uçarcasına geçmeleri gerekecektir. Bundan dolayı, yaklaşık üç yıllık bir süre (yaklaşık ömürlerinin yarısı) gölde beslenerek, büyür, gelişir, serpilir ve güçlenirler. Ancak bundan sonra yola çıkarlar. Balıkların şelaleleri tırmanmak için gösterdikleri gayret, insanı hayretler içinde bırakır. Van a sadece bu tırmanışı görmeye gelen insanlar vardır. Çünkü inci kefalleri, somon balıkları gibi göçü izlenebilen nadir balıklardandır. Hattâ inci kefallerinin bu göçü, somonların göçünden çok daha heyecan vericidir. İnci kefallerinin gürül gürül akan suyun tersine yüzmeleri, onlarca hattâ yüzlercesinin küçük çağlayanları aşmak için bir ânda sıçrayışları görülmeye değerdir. Hedef, yumurtaların bırakılacağı uygun noktaları bulmak olunca, balıklar kimi zaman kilometre yol almak zorunda kalırlar. Anne inciler, civarındaki yumurtayı nehrin akıntısı az, hafif çakıllı, kumlu veya bazen su bitkileriyle kaplı yerlerine bırakırlar. Yolculuk boyunca anneyi takip eden baba inci ise, bırakılan bu yumurtaları döller. 1,2,4 Bu uzun yolculuk inci kefallerini oldukça yıpratır. Bu sebeple ebeveynlerin bir kısmının hayatları göle geri dönmeden sona erer. Kendinde dönme gücü bulanlar ise, Van Gölü ne doğru yola koyulur. Balıklar, ırmakların gölle buluştuğu kavşaklarda yine bir süre dinlenirler. Daha sonra da gölün bereketli kıyı kesimlerinde beslenmeye başlarlar. Zîrâ, bir sonraki yıla hazırlık lâzımdır. İnci kefallerinin somonlardan farklı olarak, Allah ömür verirse önlerinde dört seferleri daha vardır. Yumurtadan ergine Yumurtalar, su sıcaklığı 13 C nin üzerine çıkana kadar hareketsiz bekler. Isınan su, kuluçka görevi görür. Her şeyin başlangıcı ve sonu rahmet ve şefkat olunca, 5 anne olmasa da ılık ılık akan su, şefkatle sarar sarmalar yumurtaları. Kuluçka süresinin sonunda (3 7 gün) çatlayan yumurtalardan çıkan yavru inci kefalleri kendilerini suyun içinde bulurlar. Yavrular, ebeveynlerinden hatıra olarak sırtlarında bir yumurta kesesi taşıdıklarından, keseli yavru (lârva) olarak anılırlar. Her bebek gibi inci yavruları da aczlerinin büyüklüğüyle mütenasip biçimde kendilerine yeter hâle gelene kadar gıdalarını sırtlarındaki keseden zahmetsizce temin ederler (4 6 gün). Suda kendilerine rızık olarak sunulan plânktonlarla (mikroskobik canlılar) beslenebilecek büyüklüğe geldiklerinde ise keseleri düşer. 2 Yavrular, nehrin akıntısı az olan korunaklı bölgelerinde yaşarlar. Önceleri sevk-i İlâhî ile plânktonlar içerisinden bünyeleri için uygun olan fitoplânktonları (mikroskobik bitkicikler) seçerek beslenirler. Sonra yavaş yavaş avlanması da hazmı da daha güç olan zooplânktonlara (mikroskobik hayvancıklara) yönlen- HAZİRAN

16 İnci kefallerinin göçü, somonların göçünden çok daha heyecan vericidir. İnci kefallerinin gürül gürül akan suyun tersine yüzmeleri, onlarca hattâ yüzlercesinin küçük çağlayanları aşmak için bir ânda sıçrayışları görülmeye değerdir. dirilirler. Bir müddet sonra ise gıdalarının büyük kısmını zooplânktonlar oluşturur. 4 Yavrular, iyice gelişip, serpildiklerinde ve çevresindeki saldırganlardan rahatlıkla kaçabilecek olgunluğa ulaştıklarında Van Gölü ne doğru yola koyulurlar. Göle ulaşan genç inciler son derece tecrübesiz olmalarına rağmen, hemen gölün tuzlu-sodalı sularına geçmezler. Hiç görmedikleri ana-babaları gibi önce ırmakların göl ile birleştiği yerlerde beklerler. Vücutlarının iyon dengesi tamamlanınca, gölün sığ ancak besince bol kıyılarını kendilerine mesken tutarlar. Genç inciler tek başlarına yaşamazlar. Eş, dost, akraba bir arada birbirlerine omuz vererek sürüler hâlinde yaşarlar. Anne-babalarının kol kanat germesinden mahrum olduklarından düşmanlarından korunmak için gölün kıyılarına fazla yaklaşmamaları ilham edilmiştir onlara. Genç inciler, gün batımı ile gün doğumu arasında kalan zamanlarda uğrarlar gölün sığ kıyı kesimlerine. Bazen birbirine kenetlenmiş hâldeki genç balıklardan oluşan bu sürüler, kıyıda yüz metrelerce uzunlukta şeritler oluşturur. Diğer canlılarda olduğu gibi inci kefallerinde de gençlik döneminde büyüme son derece hızlıdır. Bu balıklar, yumurtadan çıktıktan yaklaşık üç yıl sonra olgunluğa ererler. Boyları 16 cm yi bulmuş ve ergin sürülerine katılmanın vakti artık gelmiştir. Erginliğe ulaştıklarında ebeveynleri gibi onlar da, önlerine çıkan bütün engelleri aşma azim ve iradesi gösterirler. İlham edilen rota doğrultusunda göçe koyulurlar. Temizlenmeden yenen balıklar Göç zamanının heyecanı sadece incileri sarmaz. Bu dönemde bereket âdeta sel olur akar ırmaklardan. Binlerce yıldır Van Gölü civarını mesken tutan insanlara balık ziyafeti sunar inciler. İnsanlar göç yoluna çıkan balıkları taze taze tükettikleri gibi, tuzlayarak yıl boyunca onlardan istifade ederler. İnci kefalleri, geçmişte diğer bütün balıklardan farklı olarak içi temizlenmeden yenirdi. Göçe çıkan balıklar, dışarıdan bir şey yemezler, vücutlarındaki depo besinlerle idare ederler. Bu sebeple muhtemelen midelerinde tiksindirici bir şey bulunmadığı düşüncesiyle temizleme gereği duyulmamıştır. İç su balığı üretimimizde sazanlardan sonra ikinci sırayı alan inciler, yaklaşık kişiye ekmek kapısı olmaktadır. 6 Yolculukları boyunca insanlardan başka pek çok canlıya da gıda olur inciler. Van Gölü nün biricik balığı olan inci, göl ekosisteminin sürekliliğine vesile olur, göle canlılık verir. Ancak incilerin hayatiyetlerinin devamının sebepler dairesinde bizim elimizde olduğunu akıldan çıkarmamız gerekir. Bindiğimiz dalı kesmemek için, ırmaklar üzerindeki baraj ve bentler, incinin göçünü engellemeyecek şekilde organize edilmeli ve göç döneminde avlanma yapılmamalıdır. Göl ve akarsulardaki kirliliğin ve aşırı su tüketiminin incilere menfî yönde tesir ettiği unutulmamalıdır. 2,4 Dipnotlar 1. Mustafa Sarı, (2004), Doğadan Sofraya İnci Kefali. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Su Ürünleri Bölümü, Van. 2. Mustafa Sarı, (2009), İnci Kefalinin Üreme Öyküsü. 3. Muhammed Arabacı and Mustafa Sarı Induction of ovulation in endemic pearl mullet (Chalcalburnus tarichi), living in the highly alkaline Lake Van, using GnRHa ([D-Ser(tBu)6,Pro9-Net]-GnRH) combined with haloperidol. Aquaculture 238 (2004) Selçuk Seçer ve Sertel Seçer, (2007), İnci Kefali (Chalcarburnus tarichi, PALLAS 1811). Anadolu nun Özgün Hayvanları, 75 Cilt: 78 Sayı: 4. ttp://www.vethekimder.org.tr/dergi/archive/2007(cilt78)/ Sayi4/aoh.pdf 5. M. Fethullah Gülen, (2008) Şefkat-Sükutun Çığlıkları, Çağ ve Nesil-9, s , Nil Yayınları İstanbul. 6. Anonim, (2004), İnci Kefalinin Dansı. Van Tarım İl Müdürlüğü HAZİRAN 2012

17 TARIHTE BU AY Hazırlayan Dr. Mehmet HÂLEOGLU - HAZIRAN /// 2012 Fransa nın Cezayir i İşgali Oruç Reis ve kardeşi Barbaros Hayreddin tarafından ele geçirilen Cezayir, Kanunî Sultan Süleyman ın talebiyle Barbaros un Osmanlı deniz kuvvetlerinin Kaptan-ı Deryası olması üzerine Osmanlı idaresine girmiştir. Garp Ocakları adı verilen Trablusgarp, Tunus ve Cezayir idarî bakımdan farklı bir statüye tâbi idi. Her ne kadar Barbaros un kurduğu teşkilât büyük değişikliklere uğramadıysa da Cezayir, Osmanlı hâkimiyeti altında kaldığı üç asır boyunca dört farklı dönem geçirmiştir. Cezayir; yılları arasında Osmanlı nın tayin ettiği beylerbeyiler tarafından idare olunmuş, yılları arasında büyük güce ulaşan valilerin gücünü sınırlandırmak için görev süreleri 3 yıla indirilmiş, yılları arasında ocak ağaları tarafından idare olunmuş, nihayet 1671 den 1830 yılına kadar da dayı adı verilen idareciler tarafından yönetilmiştir. Cezayir valileri genellikle müstakil hükümdarlar gibi hareket etmişlerdir. Zenginliğin ve gücün menşe i donanma ve Akdeniz deki korsanlık faaliyetleri olduğu için, gemi reisleri oldukça büyük nüfuza sahiptiler. İlk zamanlarda dayılar donanmadaki reisler tarafından seçilirken, daha sonra Cezayir deki Yeniçeri Ocağı hâkimiyeti ele alarak dayıları tayin etmeye muvaffak oldu. Osmanlı padişahının, reisler veya ocağın tercihlerini genelde kabul ederek onlara gönderdiği hil at ve fermanla bu seçim resmiyet kazanmaktaydı. Teşrifatta Cezayir valileri Rumeli beylerbeyine denk sayılırdı. Cezayir idarecileri Avrupa devletleri ile münasebetlerini diledikleri gibi düzenlemeye, savaş ve barış yapmaya salâhiyetli idiler. Ocaktaki ağalar ve askerler Anadolu dan buraya gelmişlerdi. Cezayir in dayı adı verilen son beylerbeyi İzmirli Hüseyin Paşa idi yılında Fransızlar, Cezayir dayılarından önemli miktarda borç para ve hububat almışlar; ancak ödeme vakti geldiği hâlde parayı bin bir entrika ile vermeye yanaşmamışlardı. Bu sırada Osmanlı Devleti Vak a-i Hayriyye adı verilen hâdiseyle Yeniçeri Ocağı nı kaldırmış, yerine kurduğu askeri teşkilât ise tam oturmadığı için zayıf bir duruma düşmüştü. İngiliz ve Rusların Yunanlıları isyana teşvik etmesiyle başlayan süreç, bu devletlerin Akdeniz de daha etkili bir rol üstlenmelerini sağlamıştı. Durumun aleyhine geliştiğini gören Fransa bir fırsat kollamaktaydı. Borç meselesini halli için Fransa konsolosu ile görüşen Hüseyin Paşa nın bir ara hiddetlenerek elindeki yelpazesini konsolosun suratına vurması Fransa ya istediği fırsatı verdi. Fransa hâdiseyi büyüterek dayının konsolostan özür dilemesini Osmanlı dan istedi. Bâb-ı Âli, meselenin ciddiyetini anlayarak Paşa ya özür dilemesi emrini verdi ise de, Hüseyin Paşa bunu kabul etmedi. Fransızlar Cezayir şehrini ablukaya alarak gemi giriş ve çıkışlarını engelledi. Zenginliğinin bütün kaynağı gemi ticareti olan Cezayir üç sene bu ablukaya direndi. Paşa yine de pes etmeyince, Fransızlar 14 Haziran 1830 tarihinde liman çevresine 30 bin civarında asker çıkararak şehri bombalamaya başladı. 21 gün dayanabilen Hüseyin Paşa, 5 Temmuz 1830 da teslim olmak mecburiyetinde kaldı. Bâb-ı Âli, Fransa nın Cezayir i işgalini protesto ederek Çengeloğlu Tahir Paşa komutasında bir donanmayı Cezayir sularına gönderdi ise de, Fransa nın tehdidi üzerine donanma geri dönmek zorunda kaldı. Bu sırada devletin içeride ve dışarıda yaşadığı sıkıntılar Cezayir in kurtarılmasına imkân vermediğinden, bu işgal sessizce kabul edilmiş oldu. Fransızlar kısa zamanda Cezayir i işgale etti. Buradaki Türklerin mukavemeti fazla sürmedi. Yerli halkın ve özellikle Emir Abdülkadir in direnişi uzun yıllar devam etmiş, bu zaman içerisinde Fransızlar direnişi kırabilmek için insanlık tarihinin en büyük vahşetlerini Cezayir de sergilemekten çekinmemişlerdir. HAZİRAN

18 Hayır hasenat ve âhirete dâir işlerde emekli olmak, bir köşeye çekilmek olmaz kardeşim! Son nefesimize kadar devam etmeli çalışmalarımız. Bir kenara çekilmek, orada pörsüyüp solmak yakışmaz bize. Hüseyin ÜSTÜNSOY P encereden süzülen bir demet gün ışığında, toz zerrecikleri oynaşıyordu. Sabah vaktiydi. Üst komşu, bu vakitlerde çıkıyordu evinden. Pat pat sesleri eşliğinde ayakkabılarını duvara vurarak giyiyordu. İşte ekmek arabasının sesi Küt diye bırakılan iki ekmek kasası O ise, sabah namazından sonra tekrar yatağına uzanmış ve hâlâ kalkmamıştı. Oysa her gün bu sesleri kahvaltı masasında işitirdi. Emeklilik, hayatı böyle geriden seyretmek miydi acaba? Olsun, yine de güzeldi! Pencereden süzülen ışık demeti altında bastonunu gördü, gülümsedi. Bugün emekliliğin alâmeti olan bastonunu alıp sokaklarda gezecekti. Akşam yatarken geçmiş yılların acısını çıkarmak istemişti, sabah geç kalkmaya şartlandırmıştı kendini. Ama nafile. Her sabah çalar saatin sesiyle uyandığı hâlde, bugün saat çalmamasına rağmen uyanmıştı. Namazdan sonra uzandığı yatağından çıkmak istemiyordu. Sabah tembelliği için sağına, soluna dönüp durdu; sırt üstü uzandı... Bu da çok uzun sürmedi, daha yarım saat olmamıştı ki, yatağından doğruldu ve lâvabonun yolunu tuttu. Emekliliği yan gelip yatma olarak bilirdi; ama yatamıyordu işte. Daha ilk günden başarısız olmuştu. Mutfaktan çatal kaşık tıkırtıları, tabak sesleri geliyordu. Hayat arkadaşı sabahın erken saatlerinde kalkmış, eşine bugünün farklılığını hissettirecek nefis bir kahvaltı hazırlıyordu. Gülümsedi. Kendisi için bir şeyler yapılması hoşuna gitmişti. Sandalyeyi altına çekerken Demek ki emekli olmasam kıymetim hiç anlaşılmayacakmış! diyerek eşine takıldı. Güzel bir kahvaltı yaptı. Neşeliydi. Sonrasında birkaç bardak çayla zamanın iyice tadını çıkardı. Gazetesini okudu. Birkaç kitap karıştırdı. Televizyona baktı. Kanalları gezdi. Evde canı sıkılmıştı. Hediye gelen Devrek bastonunu kaptı, kendini sokağa, kaldırım taşlarının ahenkli deseni üzerine bıraktı. Ayakkabısının ikili tıkırtısına bastonun sesi eklendi. Emekliliğin ilk günü keyifli gibiydi. Eee artık sen de, yaşlılar arasına katıldın Safa Efendi! dedi beli bükül HAZİRAN 2012

19 müş Kore gazisi eski berber. Yaşlı kelimesini, duyunca biraz irkildi. Öğle ezanı okunuyordu. Kahvaltıyı geç yapınca öğle de çabuk oldu. diye mırıldandı. Camiye doğru yöneldi. Şadırvan sohbetini kesip camiye yönelen aksakallı ihtiyarlar, aralarına katılan yeni arkadaşlarına takıldılar. Safa Bey, yaşlı sözüne çok içerlemişti. Cami çıkışında emeklilerin bol olduğu çayhaneye gitti, bir masaya oturdu. Etrafına bakındı, gözleri tanıdık birilerini aradı. Kimseyi göremeyince de Erken geldim galiba. diye geçirdi içinden. Bastonunu kâh bir alıcı müşteri, kâh bu işin sanatından anlayan biriymiş edasıyla en ince teferruatına kadar incelemeye başladı. Bir gün buna gerçekten ihtiyacın olacak Safa Bey! diye geçirdi içinden. Kendisini fark eden Hacı Zeynel yanına geldi. Hoş beşten sonra orta şekerli kahve söylediler. Zeynel Efendi: Emekli olacakmışsın, diye duydum Safa Bey! Oldum bile azizim, oldum bile! Bugün benim emekliliğimin ilk günü. Hayırlısı olur inşallah! Baston, Hacı Zeynel in de dikkatini çekti. O da evirip çevirdi; fakat arkadaşı için bunun çok erken olduğunu düşündü. O yüzden şaşkın bir yüz ifadesiyle: Güzel baston! Anlayabildiğim kadarıyla Devrek işi. Baston senin için çok erken değil mi? Dalga geçme Allah aşkına! Eğlence olsun diye mi aldım yanıma! Neyse Artık çok vaktin olacak. Ne yapmayı düşünüyorsun? Evden camiye, bahçeye gider gelirim herhalde. Başka bir şey düşünemiyorum şimdilik... İkisi de kahveci çırağının getirdiği gazeteleri karıştırmaya başladı. Bir haberden, bir köşe yazısından birbirlerine bir şeyler okuyorlar; bunların üzerine yorumlarda bulunuyorlardı. İkindi vakti yaklaşırken emekliliğinin daha ilk gününde, sıkıntı emareleri hisseder gibi oldu. Bir yandan bu histen kendisini uzak tutmaya çalışırken, bir yandan da arkadaşına belli etmemeye gayret ediyordu. Bu boş hayat, kendine göre değildi. Eski günlere ait birkaç hatırayı da paylaşarak ikindi namazı için oradan ayrıldılar. İkindi sonrası Berber Ali nin dükkânına uğradılar. Berber Ali, Safa Bey i elinde bir bastonla görünce, bir ân duraksadı. Onun böyle şaşkın bakışlarını gören Zeynel Efendi: Çok şaşırdın be Ali Usta! Bizim Safa Bey emekli oldu, emekli. Bugün emekliliğinin ilk günü. Boş gezenin boş kalfası artık. Ben de alıp senin yanına getirdim. Hem böylece ona vaktini nasıl geçirebileceğini öğretmiş oluyorum. Ali Usta gülümsedi, müşterisini tıraş etmeye devam etti. Az sonra da çırağından arkadaşlarına çay getirmesini istedi. Tıraşı bitirince ben de katılacağım aranıza. dedi. Boş gezenin boş kalfası lafına içerleyen Safa Bey: Emeklilik, hayatı böyle geriden seyretmek miydi acaba? Pencereden süzülen ışık demeti altında bastonunu gördü, gülümsedi. Bugün emekliliğin alâmeti olan bastonunu alıp sokaklarda gezecekti. İşlerin nasıl Ali Usta, dedi, Mirim! Esnafın ağzına pelesenk olmuştur işler kesat sözü. Yeni nesil bizim makas tarzımızı benimsemediği için işlerimiz kesat. Jöleli saçlara elim varmıyor. O zaman sen de kendini yenile! Yeniliğe usulünce uyum göstermelisin. Bana başlangıçta çok ters ve zor geldi bu yeni tarzlar. Senin söylediğin gibi fazla direnmeden yeni bir tarz oluşturmaya çalışıyorum. Fakat bu saatten sonra bu kadar oluyor işte! Uzun yıllar görüşemeyen iki eski dostun sohbetleri, bir müddet sonra çocukluk ve ilk gençlik günlerindeki yaramazlıklar üzerine devam etti. Sonra yaşıtlarından konuşmaya başladılar. Kimi evlâdı tarafından terk edilmişti, kimi zengindi fakat cemiyete kapalıydı, kimi amansız bir hastalığın pençesindeydi, kimisi elinde, avucunda ne varsa hayır işlerine adamıştı, kimisi de dünyasını değiştirmişti İsimleri hatırlamakta zorlandılar zaman zaman Akşam namazı sonrası Zeynel Efendi ve Safa Bey birbirlerine İyi akşamlar!.. dileyerek ayrıldılar ve evlerine doğru yürümeye başladılar. Safa Bey, o ândan itibaren kendisini belirli aralıklarla sorgulamaya başladı. Ben, her gün aynı yerlere mi gidip geleceğim? Her gün aynı şeyleri mi konuşup anlatacağım? Ben her gün Zihni bu sorularla meşgulken, telefonun sesiyle irkildi. Arayan Sadık Bey idi. Kendisiyle çok acele görüşmek istiyordu. Mahallenin parkında buluşalım. dedi ve telefonu kapattı. Uzun süredir görüşememişlerdi Sadık Bey le. Acele görüşmek istediği şey ne olabilir diye düşündü bir müddet. Parka geldiğinde bir banka oturdu ve beklemeye koyuldu. Vakit epeyce ilerlemişti. İkide bir saatine bakıyordu. Sadık Bey, hâlâ görünürlerde yoktu. Telefonun sesiyle toparlanıp kendisine geldi. Arayan daha emekliliğinin ilk gününde eşinin başına bir şey gelmesinden haklı olarak büyük endişe duyan Zehra Hanım dı. Ona bir saate kadar geleceğini söyledi. Arkadaşı nihayet gelebilmişti. İki dost görüşemedikleri günlerin acısını çıkarırcasına sıkı sıkıya sarıldı. Görüşmem vardı, onun için geç kaldım kusura bakma! Estağfirullah! Beklemekten sıkılmadım. Benimle görüşeceğin şey, çok meraklandırdı beni. Emekli olduğunu duydum. Evet oldum! Hayırlı olsun! HAZİRAN

20 Ben de herkes gibi bugünü bekledim. Çok şükür, Allah bana onu da nasip etti. Hayattan el etek çekip, emekliliğimin keyfini çıkaracağım artık demişsin arkadaşlara. Öyle söyledim ama Sadık Bey, tamamlanamayan bu cümlede aralık bir kapının olduğunu fark etti. Bu kapıdan içeriye girmenin tam zamanıydı. Safacığım! İşten mi emekli oldun hayattan mı, Müslümanlıktan mı? O nasıl söz öyle? İşten emekli oldum ben, Müslümanlıktan emekli olunur mu? Ben de Peygamber Efendimiz in (sallallahü aleyhi ve sellem) kaç yaşında emekli olduğunu soracaktım sana! Dalga geçme benimle! Elbette hayatının sonuna kadar çalıştı Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem). E sen ne yapacaksın o zaman, işten emekli oldun, ne yapacaksın? Bilmem ki? Hayır hasenat ve âhirete dâir işlerde emekli olmak, bir köşeye çekilmek olmaz kardeşim! Son nefesimize kadar devam etmeli çalışmalarımız. Bir kenara çekilmek, orada pörsüyüp solmak yakışmaz bize. İyi de bize bir iş düşer mi bu saatten sonra? Bizim yapabileceğimiz bir şey var mı ki? Her tarafta genç arkadaşlar, yükü omuzlamışlar gidiyorlar çok şükür! Olmaz olur mu? Var tabii ki var. Yaşına başına aldırmadan koşturanları düşün. Hacı Ata yı düşün. Hacı Ata bizler için en güzel örnek değil mi? Ne yapabilirim ki? Herkesin kabiliyeti, gücü ve imkânları doğrultusunda yapabileceği çok şey vardır mutlaka. Eğitim ve kültür işlerini, öğrencilere burs tedarik etme, yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerini bir çatı altında yürütebiliriz. Onun için bir dernek kurma projemiz var. Derneğin resmî işlemlerini ve faaliyetlerini yürütecek bir başkana ihtiyacımız var. Ne dersin? Sağlığın henüz yerinde. Sen lokomotif olacaksın, arkadaşlar sana yardımcı olacaklar. Hem sen, önemli bir mevkide yıllarca daire başkanlığı yaptın. Bir nüfuzun, bir çevren de var. Ayrıca resmî işlemlerin nasıl yürütüleceğine görevin icabı vâkıfsın. Ben bir düşünsem? Düşünecek bir şey yok Safacığım! Arkadaşlarımızla düşündük taşındık bu iş için seni münasip gördük. Bizleri kırmazsın herhalde? Bir elindeki bastona baktı Safa Bey bir de arkadaşının yüzüne. Gülümsedi. Kahveciye seslendi: Usta! Al bu bastonu, Devrek işidir, değerlidir. Hayattan elini eteğini çekmiş bir ihtiyara verirsin. Sonra arkadaşına döndü: Allah, insanı Müslüman lıktan emekli etmesin! Bu cümleyle birlikte sabahtan beri içinde bir yerlerde büyüdükçe büyüyen iç sıkıntısı da dağılıverdi. Kalbini bir huzur kapladı. KITAPLIK Postacı Ahmet Amca ve. Nıhat DAgLI ın başları, kışın tam ortası Uzun, çok uzun zaman sonra İzmir e kar düşmüştü. Dondurucu bir hava vardı dışarıda. Soba kömürüyle ısınmış bir evin bizi beklediğini biliyor, öylece yokuş yukarı çıkıyorduk. Sabahın bu erken vaktinde Postacı Ahmet Amca ya kahvaltıya gidiyorduk. Biraz sonra varmıştık eve. Postacı Ahmet Amca, ahh Zamanın hepsini değil, ânları hatırlarız. demişti romancı. Ki bu ânlar, kalbin ışıdığı vakitlerdir; çok zaman geçse de izi kaybolmayan şey ler... İnsan bir istasyon gibidir; hayatına girip çıkanların haddi-hesabı yok. Her bir şeyi değil, unutamadıklarımızı hatırlarız; kalbimizin mukimi şey ve isimleri Postacı Ahmet Amca unutamadığım, kalbimin mukimi bir isimdir. Hâlâ romanı yazılmamış şahsiyetlerden biri Onu İzmir in Bayraklı ilçesinde tanıdığımda çoktan emekli olmuştu. Yaşı, yüzü ve içinde oturduğu hâller katmanlı hikâyesine barınaktı. Bir postacı ydı o; hayatı, uzaklardan geleni yakınlaştırmakla geçmişti. Vazifesi, uzak tan bekleneni/geleni adres ine ulaştırmak olmuştu. İzmir deki Risale-i Nur hizmetine omuz veren ve sonrasında Hocaefendi nin yanında yerini alan ilklerdendi. Zâhirdeki mektupçuluğu hakikate inkılâp ettirebilmiş biriydi. Eskimeyen bir haberle yaşıyor; dili ve hâliyle, içinde kurulduğu bu haberi yayıyordu. Hizmet in içinden geçen bir hayat ve hizmetin içinden geçtiği bir hikâye Risale-i Nurları ne güzel okurdu; dahası, ne güzel ve ne iyi bakardı gelip karşısına oturana Postacı Ahmet Amca dan dinlediğim Risale derslerini unutamıyorum. Gözümün önünden gitmeyen fotoğrafı şöyle: Hep dizüstü, elleri birbirine kavuşmuş hâlde Bir okumadan, bir dinlemeden veya bir hizmetten sonrası Müşfik ve şefkatli İrfan kesilmiş bir dil Bayraklı nın, kendisini tanıyan ve bilenlerin ağabeyi Haftanın yedi günü, yedi akşamı hizmete açık yaşlı iki insan ve bir ev; hep taze, hep diri bir karşılanış Uzun zaman sonra düşen karda kendisine kahvaltıya giderken hissettiğimiz heyecan boşuna değildi. Postacı Ahmet Amca nın kahvaltı sofrasına oturacak, hizmetin yurtdışı yolculuğunun ilk haberlerini konuşacaktık. Hafızam yanıltmıyorsa, yurtdışına çıkan ilklerden biri de olacaktı kahvaltıda. Vardığımız evde Ahmet Amca yı bulmuş, tenimizde sobanın sıcaklığı dolaşmış ve kalbimiz başka türlü bir yolculuğa çıkmıştı. Hizmetin yurtdışına çıkışından sonra gelen haberlerin heyecanıyla sofraya oturmuştuk. Dışarıda kar soğuğu, sofrada Hacı Anne nin tarhana çorbası ve yurtdışından gelip kalbimizi çelen haberler O gün bu türlü gitmek üzerine düşünmüşlüğüm sathiydi. Bir şekilde yaşananın içindeydim; kenar a veya dışarı ya çıkıp olup bitene bakma durumum yoktu. Ne Nurettin Topçu nun hareket felsefesini, ne de Hocaefendi nin pra HAZİRAN 2012

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 1. Dünya mızın şekli neye benzer? Dünyamızın şekli küreye benzer. 2. Dünya mızın şekli ile ilgili örnekler veriniz.

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

GÜNEŞ SİSTEMİ. SİBEL ÇALIK SEMRA SENEM Erciyes Üniversitesi İstanbul Üniversitesi

GÜNEŞ SİSTEMİ. SİBEL ÇALIK SEMRA SENEM Erciyes Üniversitesi İstanbul Üniversitesi GÜNEŞ SİSTEMİ SİBEL ÇALIK SEMRA SENEM Erciyes Üniversitesi İstanbul Üniversitesi GÜNEŞ SİSTEMİ GÜNEŞ GEZEGENLER ASTEROİTLER METEORLAR KUYRUKLU YILDIZLAR GÜNEŞ SİSTEMİ Merkezinde Güneş, çevresinde elips

Detaylı

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek GÜNEŞ 1- Büyüklük Güneş, güneş sisteminin en uzak ve en büyük yıldızıdır. Dünya ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometre, çapı ise 1.392.000 kilometredir. Bu çap, Yeryüzünün 109 katı, Jüpiter in de 10

Detaylı

SU, HALDEN HALE GİRER

SU, HALDEN HALE GİRER Atmosferde yükselen buhar soğuk hava tabakasıyla karşılaştığında yoğuşur. Gaz halindeki bir madde dışarıya ısı verdiğinde sıvı hale geçiriyorsa bu olaya yoğuşma denir. Sıcak Hava Yükselir ve Soğuyup Yağış

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ .İLKBAHAR HAFTASI .SAĞLIK HAFTASI .POLİS TEŞKİLATI HAFTASI .23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ .İLKBAHAR HAFTASI .SAĞLIK HAFTASI .POLİS TEŞKİLATI HAFTASI .23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ.İLKBAHAR HAFTASI.SAĞLIK HAFTASI.POLİS TEŞKİLATI HAFTASI.23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI YARATICI ETKİNLİK: İlkbahar konumuz ile ilgili artık malzemelerden(su şisesi,pul,boncuk

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Atoller (mercan adaları) ve Resifler

Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atol, hayatlarını sıcak denizlerde devam ettiren ve mercan ismi verilen deniz hayvanları iskeletlerinin artıklarının yığılması sonucu meydana gelen birikim şekilleridir.

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprak Nedir? Toprağın Tanımı Toprağın İçindeki Maddeler Toprağın Canlılığı Toprak Neden Önemlidir? Toprağın İnsanlar İçin Önemi Toprağın Hayvanlar İçin Önemi

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Aile nedir? *Ailemizi tanıyalım. *Ailemizdeki büyüklerin isimlerini öğrenelim. *Akraba ne demek öğrenelim. *Arkadaşlık nedir?

Detaylı

ÜNİTE 7 : GÜNEŞ SİSTEMİ VE ÖTESİ UZAY BİLMECESİ

ÜNİTE 7 : GÜNEŞ SİSTEMİ VE ÖTESİ UZAY BİLMECESİ ÖĞRENME ALANI : DÜNYA VE EVREN ÜNİTE 7 : GÜNEŞ SİSTEMİ VE ÖTESİ UZAY BİLMECESİ A GÖK CİSİMLERİNİ TANIYALIM (5 SAAT) 1 Uzay ve Evren 2 Gök Cismi 3 Yıldızlar 4 Güneş 5 Takım Yıldızlar 6 Kuyruklu Yıldızlar

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti?

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Denize girmediği gibi, denizden çıkanı da mutfağına sokmamıştı

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Fotovoltaik Teknoloji

Fotovoltaik Teknoloji Fotovoltaik Teknoloji Bölüm 3: Güneş Enerjisi Güneşin Yapısı Güneş Işınımı Güneş Spektrumu Toplam Güneş Işınımı Güneş Işınımının Ölçülmesi Dr. Osman Turan Makine ve İmalat Mühendisliği Bilecik Şeyh Edebali

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. PLATO: Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklerdir. ADA: Dört tarafı karayla

Detaylı

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR Amaç: Çocukların denizlerde kirliliğine neden olan atıkları gözlemlemesi ve kirliliğin deniz yaşamına etkileri konusunda

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

KUTUPLARDAKİ OZON İNCELMESİ

KUTUPLARDAKİ OZON İNCELMESİ KUTUPLARDAKİ OZON İNCELMESİ Bilim adamlarınca, geçtiğimiz yıllarda insan faaliyetlerindeki artışa paralel olarak, küresel ölçekte çevre değişiminde ve problemlerde artış olduğu ifade edilmiştir. En belirgin

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

2006-07 Öğretim Yılı Merkezi Ölçme-Değerlendirme I.Dönem Sonu 6.Sınıf Fen ve Teknoloji Ders Sınavı Sınav Başlama Saati:08:30 Tarih:22 Ocak 2007

2006-07 Öğretim Yılı Merkezi Ölçme-Değerlendirme I.Dönem Sonu 6.Sınıf Fen ve Teknoloji Ders Sınavı Sınav Başlama Saati:08:30 Tarih:22 Ocak 2007 2006-07 Öğretim Yılı Merkezi Ölçme-Değerlendirme I.Dönem Sonu 6.Sınıf Fen ve Teknoloji Ders Sınavı Sınav Başlama Saati:08:30 Tarih:22 Ocak 2007 İsim/ Soy isim: Sınıf:.. SORULAR 1. Yukarıdaki şekilde de

Detaylı

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU Güneş ışınımı değişik dalga boylarında yayılır. Yayılan bu dalga boylarının sıralı görünümü de güneş spektrumu olarak isimlendirilir. Tam olarak ifade edilecek olursa;

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Gökyüzünde Işık. Oyunları. Atmosfer optiği, genel olarak havadaki su

Gökyüzünde Işık. Oyunları. Atmosfer optiği, genel olarak havadaki su Muhammed Raşid Tuğral ODTÜ Fizik Bölümü Öğrencisi, ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu Üyesi Gökyüzünde Işık Herkes hayatında en az bir kez gökkuşağı görmüştür. Rengârenk dairesel şekliyle gökyüzünde muhteşem

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Çayın Bitkisel Özellikleri

Çayın Bitkisel Özellikleri Çayın Bitkisel Özellikleri Bir asırlık bir ömre sahip bulunan çay bitkisi doğada büyümeye bırakıldığında zaman bir ağaç görünümünü alır. Görünüş itibarı ile dağınık bir görünüm arz eden bitki yapısı tek

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Muhteşem Bir Tabiat Harikası SULTAN SAZLIĞI MİLLİ PARKI

Muhteşem Bir Tabiat Harikası SULTAN SAZLIĞI MİLLİ PARKI Muhteşem Bir Tabiat Harikası SULTAN SAZLIĞI MİLLİ PARKI Harikulade bir tabii oluşum olan Milli Park, eşine az rastlanan tatlı ve tuzlu su ekosistemlerini bir arada bulundurması ve Afrika ile Avrupa arasındaki

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Fezalar Eğitim Kurumları MSO 2013. Matematik ve Fen Bilgisi Olimpiyatı 6. SINIF AÇIKLAMALAR. Bu soru kitapçığında, çoktan seçmeli 40 soru vardır.

Fezalar Eğitim Kurumları MSO 2013. Matematik ve Fen Bilgisi Olimpiyatı 6. SINIF AÇIKLAMALAR. Bu soru kitapçığında, çoktan seçmeli 40 soru vardır. GROUP A M S O Fezalar Eğitim Kurumları Matematik ve Fen Bilgisi Olimpiyatı (23 ŞUBAT 2013, CUMARTESİ) 2 0 1 3 6. SINIF AÇIKLAMALAR Bu soru kitapçığında, çoktan seçmeli 40 soru vardır. Matematik bölümünün

Detaylı

JAA ATPL Eğitimi (METEOROLOJİ)

JAA ATPL Eğitimi (METEOROLOJİ) JAA ATPL Eğitimi (METEOROLOJİ) Hazırlayan: Ibrahim CAMALAN Meteoroloji Mühendisi 2012 YEREL RÜZGARLAR MELTEMLER Bu rüzgarlar güneşli bir günde veya açık bir gecede, Isınma farklılıklarından kaynaklanan

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Kedi/Köpeğiniz ve Hava Koşulları Perşembe, 10 Nisan 2008 20:50 - Son Güncelleme Perşembe, 10 Nisan 2008 20:58

Kedi/Köpeğiniz ve Hava Koşulları Perşembe, 10 Nisan 2008 20:50 - Son Güncelleme Perşembe, 10 Nisan 2008 20:58 Her türlü hava koşulunda kedi/köpeğinizin güvenliğini sağlamak. Hava koşulları nasıl olursa olsun, kedi/köpeğinizin güvenliği ve rahatını sağlamanın en iyi yolu, onu evinizin, kendinizce en rahat ve güvenli

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz Zehra Aydüz, 1971 de Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI DİSİPLİN/ GELİŞİM ALANI: UZUN DÖNEMLİ AMAÇ: - Vücudumuz bilmecesini çözelim - Maddeyi tanıyalım - Kuvvet ve hareket - Işık ve ses - Canlılar dünyasını

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Mevsimler & Giyisilerimiz. Elif Naz Fidancı

Mevsimler & Giyisilerimiz. Elif Naz Fidancı Mevsimler & Giyisilerimiz Dünyamızın Güneş çevresinde dönmesiyle mevsimler oluşur ur. Türkiye de bir yılda 4 mevsim yaşarız. Mevsimler Đlkbahar Yaz Sonbahar Kış Đlkbahar Yılın ilk mevsimidir. Ayları; Mart,

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel

Detaylı

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy YENİ BİR YIL YENİ BİR SİZ Kendimizde dahil, birçok kişi, yeni bir yıla birçok yeni kararla başlar.

Detaylı

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor?

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor? . Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Noktalama İşaretleri 1. Hafta Aşağıdaki şiiri iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TEMİZ ÇOCUK Temiz çocuk hasta olmaz. Gönlü acı ile dolmaz. Hiçbir vakit benzi

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Güneş Sistemi (Gezi Öncesinde)

Güneş Sistemi (Gezi Öncesinde) Güneş Sistemi (Gezi Öncesinde) ODTÜ Toplum ve Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi Boston, The Museum of Science tan uyarlanmıştır. Gezegen Evi 'Evrendeki Vaha' Gösterimi İçin Öğrenci Etkinliği (6. ve daha

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Çiçekleri tanıdık. Çiçekleri gözlemledik. Çiçek türlerini isimlendirdik. Çiçeklerin birer canlı olduğunu öğrendik. Farklı çiçeklerin

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak.

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak. Bu ayki rehberlik bülteni konumuz Kardeş Kıskançlığı hakkındadır. Sizlere çocuğunuza bu süreçte nasıl yardımcı olabileceğiniz ile ilgili önerilerimiz olacaktır. KARDEŞ KISKANÇLIĞI Neler olduğunu hiç anlamıyorum!

Detaylı

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com KUTUP IŞINIMI AURORA www.astrofotograf.com Kutup ışıkları, ya da aurora, genellikle kutup bölgelerinde görülen bir gece ışımasıdır. Aurora, gökyüzündeki doğal ışık görüntüleridir. Genelde gece görülen

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi. Okulumuzdan Haberler

Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi. Okulumuzdan Haberler Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi B ü l ten Ta r ihi:04. 04.2 0 16 Cilt 1, Sayı 1 M ü dü rü n Adı : Hasa n CE Rİ T M ü dü r Ya rdı mc ı sı nı n A dı : Şe no l T ÜM TA Ş Okulumuzdan Haberler

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) "Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır?"

Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır? Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) "Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır?" Eğitişim Dergisi. Sayı 15. Mayıs 2007. CANLILAR NEDEN GENELLİKLE YUVARLAKTIR? Kardelen Dudular Prof.

Detaylı