Editörden. Sevab Satıcılığı. Aşk Üzerine. Mustafa Dinç i Dinlediniz Mi?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Editörden. Sevab Satıcılığı. Aşk Üzerine. Mustafa Dinç i Dinlediniz Mi?"

Transkript

1 Editörden Değerli okuyucularımız! Her zaman ve mekanda kesintisiz eğitimin önemine gönülden inanan Vakfımızın çalışmalarının temeli eğitim üzerinedir yılından beri, ilmi bilgiler ışığında gerçek hayata dair yorumları bizim şehrin yazarlarının kaleminden sizlere aktarma gayretimiz de bu prensimizin sonucudur. Zafer, Girişim, İslam Dergisi, Kodaya Ed-Düveliyye gibi yerli ve yabancı birçok mevkutelerde makaleleri yayınlanan; Milli Gazete, Zaman, Yeni Şafak ve Yeni Asya gazetelerinde dış haberler servisini yönetmiş; siz Sakaryalı hemşehrilerimizin hiç de yabancı olmadığı değerli gazeteci-yazar Mustafa Özcan Beyefendi artık bizler için de yazı lütfedecek. Arap Baharı konusunda kafası karışık olan, meseleyi parçalı olarak gören ve durumu kavramakta zorlananlar için müthiş tespitler içeren Cebabire Döneminden Çıkış başlıklı ilk yazısını kapak konusu yaptık. Adabülteni ailesi olarak kendisine hoş geldiniz diyoruz. Mustafa Özcan Beyefendinin yazısındaki tespitlerinde yer alan İttihat ve Terakki mensubu, idarecileri Jöntürkler/Genç Türkler Doç.Dr.Ebubekir Sofuoğlu Hocamızın geçen sayımızdan devam eden bölümünde de yerini almaktadır. Yusuf Yavuzyılmaz Hocamızın kullandığı okuyucuyu ürkütebilecek başlık, yazısını okuyunca haklı tespitleri içerdiğini kabul ettiren; Hak aramak için silah kullanmayı gerektirecek hiçbir meşru dayanağın olmadığı görüşünü daha net benimsettiren tespitleri içeren bir analiz. Yazımı daha fazla uzatmayayım. Bu sayımız gerçekten de ilgi çekici. Selam ve muhabbetlerimizle 2-5 Cebabire Döneminden Çıkış 6-7 Tarihten Notlar Sevab Satıcılığı Aşk Üzerine Faaliyetlerimiz Ezan 8-9 Kürtler PKK - KCK ve BDP Mustafa Dinç i Dinlediniz Mi? Ada dan Portreler Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sahir AKÇA Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ertuğrul ERDEM Grafik&Tasarım Özer ÖZTÜRK Yayın Kurulu Sahir AKÇA, Yusuf Ertuğrul ERDEM, Atilla YAKAR, Yusuf ERKAN, Enes İLGÜR Reklam Sorumlusu Atilla YAKAR Baskı Burak Ofset İrtibat: Atatürk Bulvarı Kadir Hoca Sokak (Öğretmenevi Yanı) Ötük Apt. No:1/3 Adapazarı /SAKARYA Telefon: Yayınlanan Yazıların Fikri Sorumluluğu Yazarlara Aittir. Gönderilen Yazılar İade Edilmez. İsim Zikredilerek İktibas Yapılabilir.

2 KÖŞE YAZISI Mustafa ÖZCAN Cebabire Döneminden Çıkış El Ümmet dergisinin eski yayın yönetmeni Ömer Ubeyd Hasene nin ifadesiyle hadisler bize gelecekten bahsediyor. Daha somutlaştırarak soracak olursak; sözgelimi hadisler Arap Baharı ndan da bahsetmiş midir? Kesinlikle bahsetmiştir. Şöyle ki; Arap Baharını tarih içindeki yerine oturtamayan ve bağlamına (siyak) yerleştiremeyen meseleye bütüncül olarak bakamaz. Ancak parçalı olarak görür ve kafası karışır. Nitekim öyle de olmaktadır. Halbuki, Arap Baharı yeni bir dönemi ve trendi temsil ediyor. Ve Arap Baharının tarih içindeki yerini tespit için nübüvvet kandili ve mişkatına başvurmak zorundayız. Zira bütün peygamberler geçmişin tarihi kadar geleceğin tarihinden de bahsetmişlerdir. Onların buyrukları ışığında geleceğe bir yolculuk yapabilir ve geleceğin tarihini okuyabiliriz. Tarihin akışını ancak bu şekilde kavrayabiliriz. Ömer Ubeyd Hasene, ahirzamanla ilgili haberlerin esasında gelecekten haber vermek olduğunu ve bir anlamda fütüroloji/gelecek ilmini temsil ettiğini ifade etmektedir. Elbette zaman zaman rivayetlerde veya hadislerin naklinde iltibas, karışıklıklar husule gelmiştir. Bulutlanma veya küllenme olmaktadır. Bazılarının üstü ravilerin katmalarıyla örtülmektedir. Bazen de haklarında isabetli veya isabetsiz yorumlar yapıldığından kafa karışıklığına neden olmaktadır. Lakin kafa karışıklığına neden olması haberlerin kaynağının sıhhatini ortadan kaldırmaz. Nasıl ki Mehdi müddeilerinden dolayı münkirleri bu vartadan çıkışın en kolay yolunun konuyla ilgili hadisleri reddetmekten geçtiğini söylüyorlarsa bazıları da 2

3 KÖŞE YAZISI Hazreti Peygamberin gaybı bilmeyeceğini ve gaipten veya gelecekten haber vermeyeceğini söyleyebilirler. Halbuki, tarih ilmi metodu veya metodolojisi bir sünnetullah olarak semptomlara ve arazlara bakarak geleceği aydınlatabilir. Bu vasıta ile kimliğini veya sıfatını okuyabiliriz. Fiziğin ve kimyanın kanunları olduğu gibi tarihin de sosyolojinin de kanunları vardır. Bu kanunları iyi okuyanlar geleceği bir biçimde keşfedebilirler. El Ümmet dergisinin eski yayın yönetmeni Ömer Ubeyd Hasene nin ifadesiyle hadisler bize gelecekten bahsediyor (1). Daha somutlaştırarak soracak olursak; sözgelimi hadisler Arap Baharı ndan da bahsetmiş midir? Kesinlikle bahsetmiştir. Şöyle ki, bir dönem baş göstermiştir. Bu dönem birinci hilafet dönemidir. Peygamberimiz bu dönemi hilafe ala minhaci l nübüvve/peygamberlik metodu üzerine hilafet olarak takdim etmiştir. Bu ikinci dönemdir ve başka hadislerde bu dönemin 30 yıl süreceği haber verilmiştir. Benden sonra hilafet 30 yıl kaydından dolayı bazıları yanılmış ve bütün hilafet döneminin otuz yıldan ibaret olduğunu sanmıştır. Bazıları benden sonra hilafet 30 yıldır ifadesinden münhasıran bütün hilafetin 30 yıl olduğu kanaatine varmışlardır. Halbuki diğer hadisler bunu birinci hilafet dönemi olarak tahsis etmiştir. Yani hadisin ifadesi tahsise tabidir. İkinci hilafet dönemi hadislerine muttali olmayanlar o ifadeyi umum ve mutlak kabul etmişlerdir. ve bunu açıklaması halinde kellesinin koparılacağını söylemiştir. Said Havva bunu Emevilerle ilgili bilgisine hamleder. Gerçekten de El Hasais el Kübra da aktarıldığı gibi Ebu Hureyre (R. A.) hicri 60 tarihine ulaşmak istemediğini ve bu dönemde Mervan Oğullarının iktidara geleceğini söyler. Bu dönemi uğursuz bir dönem olarak telakki eder. Özellikle de geçiş devresi itibarıyla. Hazreti Muaviye nin 19 yıllık geçiş süresinden sonra üçüncü dönem baş göstermiştir. Bu dönem, hadiste ifadesini melik-i adlık dönem olarak bulmaktadır. Peygamberlik metodu üzerine ( ala minhaci n nübüvve) hilafetten yani geçek hilafetten ayrılır. Bu dönem saltanat ve ümera dönemidir. Kimileri bu döneme mecazi veya suri hilafet dönemi de demektedir. Bu dönem Yezid Peygamberimiz İslam tarihini dönemlere ayırmıştır. Bunlardan ilki kendi peygamberlik dönemidir. Bu 23 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Peygamberimizin refik-i a la ya irtihalinden ve göçünden sonra yeni İmam Celaleddin Suyuti, El Hasais el Kübra da Ebu Hureyre(R. A.) kaynaklı hadis-i şeriflerle üçüncü dönemin işaretlerini vermektedir. Ebu Hureyre radiyalluhu anh ikinci kap bir ilimle mücehhez olduğunu ile başlamış ve İkinci Abdulhamit Han ın saltanatının sonuna kadar devam etmiştir. Bu dönem melik-i adlık yani ümera ve otoriterlerin dönemidir. 3

4 KÖŞE YAZISI Dördüncü dönem de ulemanın ittifakıyla Osmanlı nın çökmesi ile birlikte başlamıştır. Elbette bir geçiş süreci vardır. Bu süreç İttihatçılar dönemidir. İttihatçılar dönemi alacalı bir dönemdir. Bu döneme el melik cebriye veya cebabire veya decacile dönemi denmektedir. Totaliter bir dönemdir ve bu döneme diktatörler ve jakobenler damgasını vurmuştur. Said Havva bu dönemin Osmanlı nın yıkılmasıyla ve Kemalizm dönemiyle başladığını ileri sürmektedir. Daha sonra Kemalizm modeli tamim edilmiş ve İslam dünyasında genelleşmiştir. Ertuğrul Özkök, Hürriyet teki 25 Mart 2003 tarihli yazısında tarihin bu yönüne tanıklık etmektedir. İşte yazdıklarından bazı satırlar: Amerika Birleşik Devletleri nde Başkan Bush ve Körfez Savaşı üzerine David Frum un yazdığı The Right Man isimli kitabı okuyorum. Bunu Türkçeye Doğru Adam şeklinde çevirebilirsiniz. Bu kitapta bizi de ilgilendiren ilginç bir bölüm var. Kitabın yazarı, son 50 yılda Amerikan dış politikasının İslâm dünyası ile ilgili en büyük tutkusunun, çeşitli ülkelerde birer Kemal Atatürk yaratmak olduğunu yazıyor. Onun demokrat değil, ama modernleştirici yanı onları çok etkilemiş. Onun kadınlara haklarını vermesi, Lâtin alfabesine geçişi, Medeni Kanun u uygulaması ve gerçekleştirdiği başka birçok reform, Türkiye yi ABD nin İslâm dünyasındaki en güvenilir müttefiki haline getirmiş. İşte o nedenle öteki İslâm ülkelerinde de yeni Atatürk ler aramışlar. Meselâ Endonezya da Suharto, İran da Şah Rıza Pehlevi, Mısır da Nasır ı böyle bir lider olarak görmek istemişler. En ilginci de bir süre için Irak ta Saddam ı, Atatürk modelini gerçekleştirebilecek bir lider olarak görmüşler. Said Havva da Cündullah Sakafeten ve Ahlaken adlı eserinde cebabire döneminin diktatörlükler dönemi olduğunu ve bunun karakterinin de askeri darbeler olduğunu ve bu dönemin Kemalizm ile başladığını ileri sürmektedir (2). Son 10 Kasım da (2011) özellikle Mustafa Kemal in diktatör olup olmadığı muhalif ve muvafık taraftarlarca tafsilatlı bir biçime tartışılmıştır. Erzincan Mevlevihanesi postnişlerinden Kemahlı Ebu Kemal İbrahim Hakkı Sultan Reşad a nasihatü l mülük tarzı bir risale yazar ve risalesinin adını da Şemsu l İrşad Li Sultani l Reşad koyar. Risalesinde bazı karmaşık noktalar varsa da genel olarak zamanın ruhunu iyi okur ve o ruh çerçevesinde Sultan Reşad a tavsiyelerde bulunur. Yine söz konusu hadise istinaden ümera ve melik-i adlık döneminin Sultan İkinci Abdulhamit dönemiyle birlikte sona erdiğini ve İttihatçılarla birlikte yeni bir dönemin zuhura geldiğini haber verir. Bu İttihatçılarla birlikte başlayan yeni dönem cebabire dönemi veya hadis diliyle el melik el cebriyye dönemidir. Yani cumhuriyet adı altında diktatörlerin ve totaliterlerin dönemidir. Ebu l Kemal İbrahim Hakkı bu hadisi şerifi izah ederken şöyle diyor: Bu hadis-i şerifin sıhhati muktezasınca İslam tarihi Hilafet, Emaret, Mülük, Cebabire, Mehdiye, Kahtaniye, Süfyaniye gibi namlar ile yediye ayrılıp hilafet devri resul-u zişandan başlayarak Hazreti Ali de son bulmuştur. Emaret devri Hasan bin Ali den sonra Hazreti Muaviye de son bulmuştur. Melikler devrinin evvelinde Emevi Yezid sonunda Sultan İkinci Abdulhamid bulunmuştur. Devrimiz hakanı bulunan Sultan Reşad Han ın saltanatının başlamasıyla (1909) da cebabire devrine girilmiştir.. Risalede cebabire devri hakkında şu izahta bulunulmaktadır: Cebabire, isyan ve tuğyanda bulunan bir taifedir ki hak dairesinden çıkıp batıl dairesine girmekle yeryüzünü zulümle doldururlar demektir Şemsü l İrşad risalesine göre, Sultan Mehmet Reşad devri yani 1909 ve 1918 karışıklıkların isyan ve tuğyan içinde bulunan idarecilerin ve en mühimmi hak yoldan ayrılanların olduğu bir devirdir. Bu devrin müsebbipleri için de şu hadis-i şerifi nakletmektedir: Ümmetimin helakı bir takım gençlerin elleri üzerine vaki olur. Gençlerden maksadın da İttihat ve Terakki mensupları ve idarecileri (Genç Türkler) olduğunu işaret ederek şunları söylemektedir: İşte bu millette hürriyet zuhurundan (meşrutiyetin ilanından) sonra müşahade ettiğimiz yaşları genç, günahkar ve kötü huylu kişilerin milletin mühim işlerinde istihdam edilmeleri zevali saltanat ve kurb-u kıyamet alametlerindendir. Başka bir hadis-i şerifte yine şöyle buyruluyor: Ahirzamanda bir kavim çıkar ve meydana gelir ki yaşça küçük ve amel yönünden de akılsız ve sefih ve alil olup mahlukun hayırlısı olan Muhammed Aleyhiseslam ın sözlerini değiştirerek konuşurlar. Yahut böyle böyle dedi diye Peygamberimize ait olmayan sözleri isnat ederler. Kur-an-ı Kerim dahi okurlar. Lakin imanın aslı olan Lailahe illallah ve Muhammedun resulullah cümlesi yahut manası boğazlarından aşağıya geçmez. Yani kalplerine girmeyip yalnız ağızlarında dolaştırır dururlar. Ve okun yaydan çıktığı gibi onlar da dinden öyle çıkarlar (3) Burada Ebu l Kelam İbrahim Hakkı hadis mütehassısı olmadığından İslam tarihini beş devreye ayıran hadis-i yedi devre olarak ifade etmektedir. Bu hatadır ve meşhur olan rivayete muhaliftir ve dolayısıyla racih değil mecruhtur. Lakin tespitleri yerindedir. Hilafetten ısırıcı saltanat devrine geçişte ifade edilen kuşak aynen ümera döneminden cebabire dönemine geçişteki nesle benzemektedir. Yani Ebu Hureyre nin ifadesiyle Mervanilerin şirreti ile sonraki dönemin aktörleri olan İttihatçıların veya Selaniklilerin şirreti birbirine benzemektedir. 4

5 KÖŞE YAZISI İki dönem arasını veya ümera ile cebabire dönemleri arasını en iyi izah eden zat filozof Rıza Tevfik ve onun İkinci Abdulhamit Han şiiridir. Muhallet ve layemut şirinde İkinci Abdulhamit ile muakkiplerini karşılaştırmakta ve kendisinden, daha önceki sataşmaları nedeniyle özür dilemektedir... Cebabire döneminden sonra da yeni bir hilafet dönemi müjdelenmektedir. İşte Arap Baharı da tam bu noktada patlak vermiştir. Ve Arap Baharı tarihin bu dilimine mukaddem olarak tahakkuk etmiştir. Tarihin faylarından veya hatlarından birisi burada Arap Baharı ile kesişmektedir. Yemenli ulemadan Abdulmecid Zindani, Arap Baharı veya Arap halkının kalkışmasıyla birlikte tarihi yeni bir döneme girildiğini ve bu baharın yeni dönemin ayak seslerini temsil ettiğini söylemektedir. Bunu haber-i nebevinin bir müjdesi olarak telakki etmektedir. Tunus halkının Muhammed Buazizi nin durumu nedeniyle ayağa kalkmasının esbap dairesinde anlaşılamayacağını ve bunun ancak nübüvvet mişkatından ve süzgecinden geçen ve çıkan ışıkla anlaşılabileceğini ifade etmektedir (4). Zindani, Arap Baharıyla birlikte cebabire döneminin de kapandığını ve sona erdiğini ve yeni bir dönemin ayak seslerinin duyulduğunu ve bunun da hadislerde ifade edilen beşinci döneme yani ikinci hilafet dönemine denk geldiğini ve tekabül ettiğini söylemektedir. Bu, peygamberlik metodu üzerine ikinci hilafet devridir. Abdulmecid Zindani konuyla ilgili sohbetinde meseleyi hilafet meselesine getirmiş ve şunları söylemiştir: ABD Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından Obama ya bir rapor sunulmuştur. Raporda İslam dünyasının 2025 yılında yeniden hilafeti ilan edeceği ifade edilmektedir. Rusya da da benzeri değerlendirmeler yapılmaktadır. Duma Meclis Başkan Vekili Medeniyetler Savaşı başlıklı bir kitap kaleme almış ve kitabında 2020 li yıllarda Atlantik Okyanusu kıyılarından Çin Seddine kadar yeni bir medeniyetin doğacağını ve bunun da İslam medeniyeti olacağını ifade etmektedir. Zindani nin temas ettiği Duma Meclis Başkan Vekili nin söz konusu öngörüsü daha önce de Nixon tarafından The Seize of Moment gibi kitaplarda dile getirilmiştir. Nixon kitabında İslam dünyasının birleşmesi halinde gelecekte Batı nın tek rakibi olacağını ve onu tahtından indirebileceğini öngörmekte ve Atlantik Kıyılarından Çin Seddi ne kadar bir ve birleşik İslam dünyasından bahsetmektedir. Demek ki gelecekte saklı bir tarih vardır. Şimdiden Arap Baharı ile birlikte seçimlerle Kuzey Afrika yani Atlantik Okyanusunun beri kıyıları yeşile bürünmektedir. Fas Adalet ve Kalkınma Partisi birinciliği aldığı gibi Tunus da Nahda ve Mısır da da Adalet ve Özgürlük Partisi boy atmakta ve Arap Baharı her yanı yeşile büründürmektedir. Bazıları tezatları öne sürerek zihni bulandırma faaliyetlerinde bulunuyorlar. Halbuki zaferler ve hezimetler perdeli gelir. Mevlana nın deyimiyle dünya zıtlar dünyasıdır. Değişimler de zıtlar üzerinden şekillenmektedir. Zindani ye göre cebbarların veya diktatörlerin iktidara gelişi, kalışı ve gidişi de güçle olur. Kısaca Allah tarihi yeniden karıyor. Ve olayların çıkışı ve akışı esrarengiz bir mucize. Mucizeye alışık olmayan İslami kesimler bile bunu anlamakta, kavramakta ve içselleştirmekte zorlanmaktadırlar.... (1) Amr İbnu l As, Ömer Ubeyd Hasene, s: 57,58,59 ve devamı. El Mektebu l İslami, Beyrut. (2) Cündullah sakafaten ve ahlaken, Said Havva, S: 407. (3) Yedikıta dergisi, Aralık sayısı, s: 52 (4) 5

6 TARİHTEN NOTLAR Doç. Dr. Ebubekir SOFUOĞLU Yeni Osmanlılar ın, Osmanlı ya Dayattığı I. Meşrutiyet İdaresi Yeni Osmanlılara göre meşruti idare ile başta yaklaşmakta olan 93 harbi dahil tüm yabancı müdahale son bulacak, Avrupa kamuoyu kazanılmış olacaktı. İşte I. Meşrutiyetin henüz ilan edildiği o zamanda bile, Avrupa kamuoyunun kazanılamadığı ve Osmanlı-Rus savaşının önlenemediği ve böylece de yabancı müdahalesinin son bulmayacağı görülmüş ancak Yeni Osmanlılar ve daha sonra da Jöntürkler meşruti idare tesisi inançlarından ve inatlarından vazgeçmemişlerdi.... II. Meşrutiyet in sadece ilanıyla, ne, büyük devletlerin müdahaleleri ne, terörizm faaliyetleri bitiyor, tam tersine sadece bir rejim değişikliği ile devlet, herhangi bir savaş yapılmadan, tek bir kurşun bile atılmaksızın çok büyük toprak parçaları kaybediliyordu. Devletin problemlerine çözüm olarak düşünülen meşrutiyet, devletin felaketi haline dönüşmekle belki de dünya tarihinin bir trajikomik ilk olayı haline geliyordu. Yine Osmanlı nın yıkılması ile sonuçlanan I. Dünya savaşına dahil olma süreci de Meşruti idarenin bir sonucu olan İttihat Terakki iktidarının ferasetsiz ve diktatörce adımları sonucu gerçekleşmişti. İşte bu olaylar Yeni Osmanlıların geleceği kestiremeyen ferasetsizlikleri olarak değerlendirilmelidir. Bir aydın, öne sürdüğü yeniliğin devlete fayda veya zarar verebileceğini önceden kestirebilmelidir. Hele hele aydının öne sürdüğü fikre karşı, fikirler var ise ve aydın buna rağmen ferasetsizliğini sürdürüyorsa, o zaman bu aydının kabahati iki katına 6

7 TARİHTEN NOTLAR çıkmış olur. Çünkü Abdülhamit ve onun bürokratları, temelde meşrutiyete karşı çıkmıyorlar, sadece, devletin içinde bulunduğu o konjonktürün, buna uygun olmadığına inanıyorlar ve bu hususta meşrutiyetçileri ikna etmeye çalışıyorlardı. Hatta I. Meşrutiyet in ilanı sırasında İstanbul da toplanan ve tarihte 93 harbi diye bilinen Osmanlı-Rus( ) savaşını önlemek için bir araya gelen Büyükelçiler konferansında, meşruti idareye geçilmesi kutlamaları sırasında top sesleri işitildiği zaman dışişleri bakanı Saffet Paşa, artık meşruti idareye geçildiği ve böylece Gayri Müslimlerin haklarının artık meşruti idare ile garanti altına alındığı ve sonuç olarak Gayri Müslimlerin haklarını korumak için oluşturulan bu toplantıya gerek kalmadığına dair beyanı karşısında, büyükelçiler bu ifadeyi Şark kurnazlığı olarak değerlendirmişler ve ciddiye bile almadan konferansa devam etmişlerdi. Halbuki meşrutiyeti formüle eden, bu hususta 10 larca yıl, belki de lerce sayfa yazılar kaleme alan, konuşmalar yaparak halkı ikna etmeye çalışan Yeni Osmanlılara göre meşruti idare ile başta yaklaşmakta olan 93 harbi dahil tüm yabancı müdahale son bulacak, Avrupa kamuoyu kazanılmış olacaktı. İşte I. Meşrutiyetin henüz ilan edildiği o zamanda bile, Avrupa kamuoyunun kazanılamadığı ve Osmanlı-Rus savaşının önlenemediği ve böylece de yabancı müdahalesinin son bulmayacağı görülmüş ancak Yeni Osmanlılar ve daha sonra da Jöntürkler meşruti idare tesisi inançlarından ve inatlarından vazgeçmemişlerdi. Bunlar ifade edilirken burada, Demokrasi tarihinin bir aşaması olarak değerlendirilesi gereken Meşruti idarenin bizatihi kendisine karşı çıkılmamaktadır. Bu noktada itiraz edilen tek şey, Meşruti İdare tesisinin zamanlamasına ve bu idare tesisi sürecinin tamamlanmadan ilan edilmesinedir. Fransız ihtilâli fikirlerinin çok uluslu imparatorlukları erittiği, çökerttiği dönemde, yine birçok uluslu yapı olan Osmanlı İmparatorluğu na Meşruti idareyi monte etmek yıkıcı bir etki yapacaktır ve zaten de öyle olmuştur. II. Meşrutiyetin ilanından(1908) altı yıl sonra devlet I. Dünya savaşına girmiş ve yıkılmıştır. Demokrasi tarihinin bir aşaması olarak değerlendirilen I., hatta II. Meşrutiyet idarecilerinin bizzat kendileri, Demokrasi iddiası ile ortaya atıldıktan sonra 1913 te gerçekleştirmiş oldukları BÂB-I ÂLİ baskını ile o dönemdeki demokratik idareyi darbe ile görevden almalarıyla, bizzat kendileri demokrasiyi uygulamadan kaldırmış oluyorlardı. Yıllarca II. Abdülhamit i istibdatla suçlarken, kendilerinin, demokrasiyi darbe ile yürürlükten kaldırmaları, II. Meşrutiyet idaresinin zamanlama ve ekibinin ne kadar yanlış olduğunun bir başka göstergesiydi. Burada itiraz buna yapılmaktadır. Yoksa Demokrasi tarihinin birer aşamaları olan I. ve II. Meşruti idarelerinin bizatihi kendilerine bir itiraz yapılmamaktadır. O halde aydının fonksiyonu ne olmalıdır. Bu şekillerde I. ve II. Meşruti idarelerinin sonucu büyük problemlerin yaşanacağını önceden kestirebilmek zorunda değiller miydi? Sıradan sayılabilecek insanlar gibi, bu felaketleri eğer kestiremiyorlarsa, onlara aydın denmeye devam mı edilmeliydi? Devletin başına gelebilecek bu problemleri, beceriksiz bir şekilde kestiremiyorlarsa, I. Meşrutiyetin ilanı ile devletin başını bir gaile olan Osmanlı- Rus savaşına devleti sokan Meşruti idarenin öngörüsüzlüğü bu kadar çabuk mu unutulmalıydı? Bu beladan örnek alınmamalı mıydı? Bir aydın olmaları hasebiyle, yine de bir ferasetsizlik içindelerse de I. Meşrutiyet le bu gaileyi gördükten sonra, II. Meşrutiyet ısrarından en azından konjonktür gereği, vazgeçmeleri gerekmiyor muydu? Sonuç olarak Meşrutiyetçi aydınlar maalesef kifayetsiz, öngörüsüz, yeterince ve etraflıca tartışılmadan, tartışılması Osmanlı geneline yayılmamış, hatta belli bölgelerde pilot uygulaması bile yapılmamış, adeta, sadece Abdülhamit muhalifliği merkezinde devletin dertlerine çare olarak sunmuş oldukları Meşruti idare, devletin başına bela olmuştu. Bu aydınlardan daha fazlası da aslında beklenemezdi. Çünkü Muhalefetleri, çok fazla deruni felsefi temeller taşımamakla birlikte, büyük oranda şahsi problemlerden doğan bir muhalefet görüntüsü arz etmekteydi. Mısır Valiliği kendisine verilmeyen Prens Mustafa Fazıl Paşa nın adeta oyuncağı haline gelmiş aydınlar, onun tahsis etmiş olduğu mali imkanlarla muhalefetlerinin asıl aracı olan HÜR- RİYET gazetesini kurmuşlar, muhalefetlerini bu gazete aracılığıyla yürütmüşler, bir ara Prens Mustafa Fazıl Paşa nın, Sultan Abdülaziz in Avrupa seyahati sırasında padişahla görüşerek kendilerini sattığına inanmışlar, hatta daha sonra kendileri bile bir ara Padişah la barışarak geri dönmüşler, sonra tekrar muhalefetlerine dönmeye karar vermişler ve bu şekilde bir kafa karışıklığı içinde, dış bağlantılarının onlara sağladığı destekle de Osmanlı Devleti ni süreci tamamlanmamış bir erken doğuma zorlayarak, parçalanmasının yolunu açmışlardı. Bu haliyle kendisi demokrasi tarihinin bir aşaması olan Meşruti idare Osmanlı ya, bu aydınların kifayetsizliği neticesi PREMATURE-ERKEN DOĞUM olarak gelmiş ve onun sonunu hazırlamıştı. 7

8 KÖŞE YAZISI Yusuf YAVUZYILMAZ KÜRTLER, PKK- KCK ve BDP Terör sorunu, İlk PKK eyleminin yapıldığı 1984 yılından bu yana hem toplumsal birliği ve kardeşliği zedeleyen, hem de ülkenin ekonomik kaynaklarını yutan, daha da önemlisi can kaybına yol açarak toplumda derin yaralar oluşturan Türkiye nin en önemli sorunlarından biridir. Elbette Türk ve Ortadoğu siyasetinin şekillenmesinde etkili olan devasa bir olayın iç ve dış faktörleri vardır. Dolayısıyla böylesine geniş kapsamlı bir olayı tek bir faktöre indirgeyerek açıklama yanlışına düşmemeliyiz. Tek faktörlü açıklamalar, hiç şüphesiz olayları tüm boyutlarıyla görmemizi ve sağlıklı yorum yapmamızı engelleyen bir durum ortaya çıkarır. Bundan dolayı olabildiğince tek faktörlü açıklamalardan kaçınmak, olayların oluşumuna etki eden tüm faktörleri analiz ederek sağlıklı sonuçlara varmak gerekir. İslami açıdan baktığımızda karşılaşılan sosyal sorunların kaynağında temel belirleyici faktörler iç faktörlerdir. Cevdet Said. Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları adlı eserinde, Rad suresinin 11. Ayetini temel alarak sosyal değişimin analizini yapar. Hiç şüphesiz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez (Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur an,düşün yayınları). Sosyal değişimi analiz ederken temel alacağımız bu ayetin yorumunda İslamoğlu şu açıklayıcı bilgilere yer veriyor: Bu ayet toplumsal değişimin yasasını ifade eder. Toplumun ve hayatın yeniden inşası için, tasavvur ve aklın akleden kalp olarak yeniden inşasını öngörür. Zımmen: Allah ın bir toplumun gidişatı hakkındaki iradesi, o toplumu oluşturan bireylerin tercihlerinden bağımsız değildir. Bu ayet gidişatı beğenmeyen Mü min muhatabının önüne değişimi bir hedef olarak koymaktadır. Bunun başlama noktası kişinin kendisidir. Zira kendilerini eğitmeyenler başkalarını eğitemezler. İçinden aydınlanamayan dışını aydınlatamaz (İslamoğlu, age) Aynı mantığın izlerini Hz. Adem ve Hz. Havva nın cennetten ayrılmak zorunda kaldıklarının anlatıldığı kıssada görüyoruz. Bilindiği gibi cennette yaşayan Hz. Adem ve Havva ya dilediği gibi yaşamaları karşılığında ağaca yaklaşmamaları emredilmiştir. Buradaki sembolik anlatımda önemli olan ağacın ne ağacı olduğu, yemişinin ne olduğu değildir. Önemli olan yaşamın sürdürülmesinde ve hayatın anlamlandırılmasında, insana rehberlik edecek konulmuş bir kuralın varlığıdır. Şeytanın aldatmalarına dayanamayarak nefislerine yenik düşen Hz. Adem ile Hz. Havva ın bu aşamadan sonra gösterdikleri yaklaşım bizim için önemli ve dersle doludur. Onlar ağaç çok çekiciydi, şeytan bizi aldattı gibi dış faktörlere hiç sığınmadan şöyle demişlerdi : Biz nefsimize uyduk bizi affet. Bu ifade bize toplumsal olaylarda belirleyici olanın iç faktörler olduğunu göstermektedir. Son zamanlarda Müslümanlar arasında da sosyalistlerde olduğu gibi her olayı Amerika emperyalizmine ve İsrail e bağlama alışkanlığı yaygınlaştı. Bu yaklaşım hem Müslümanların kendilerini eleştirerek hatalarıyla yüzleşmelerini engellemekte, hem de kendilerini değiştirme imkanlarını tüketmektedir. Ayrıca kendini eleştiri süzgecinden geçirmek başkalarını eleştirmekten çok daha zor bir iştir. Benzer yaklaşım PKK olayını değerlendirirken de göze çarpmaktadır. Terör olayını değerlendirirken sürekli Amerika, İsrail, Ermenistan ve AB gibi dış faktörlere atıf yapmak, kendi sorumluluğumuzun ve hatalarımızın örtülmesine yol açmaktadır. Hiç şüphesiz sosyal olayların oluşumunda iç ve dış faktörlerin etkisi vardır. İletişimin çok geliştiği günümüzde bu etkileşim çok daha güçlüdür. Ancak toplumsal olaylarda belirleyici olan dış faktörler değil, iç faktörlerdir. Hiç şüphesiz, PKK teröründe belirleyici olan iç faktörlerdir ve sorunun çözümüne de buradan başlanacaktır. Ortada bir terör sorunu varsa, devletin birinci görevi vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Yani devletin sınırları içinde gerçekleşen olaylarda birinci dereceden sorumlu devlettir. PKK nın Öcalan ın imzasıyla uygulamaya koyduğu ve PKK yı da içine alan bir konfederasyon yapısı olan KCK nın yarattığı baskı ortamını önlenememesinde devletin önemli bir eksikliği vardır. Nitekim son günlerde gerek terör örgütüne karşı, gerekse KCK ya karşı yürütülen operasyonların eskiye nazaran daha etkili olmaya başlaması iç faktördeki değişimin ifadesidir. KCK örgütlenmesiyle AB fonlarını kullanan belediyeler sosyal faaliyetler ismi altında örgüte sempatizan kazandırmaktadır. Dolayısıyla bu oluşumu bir sivil toplum örgütü olarak görmek ve müsamaha göstermek mümkün değildir. Son zamanlarda PKK saldırılarına ve KCK baskısına karşı Kürt vatandaşlarında gelişen karşı duruş son derece önemlidir. Bu gelişme yürütülen operasyonların başarısından çok daha etkili bir yöntemdir. Teröre karşı özellikle Kürtler arasında başlamış olan karşı duruş, hem örgütün propagandasını etkisizleştirecek hem de kolaylıkla elemen bulmasını engelleyecektir. İktidar bir taraftan terörle mücadele ederken, diğer taraftan barış ve kardeşlik projesinden ve demokratik açılımlardan asla taviz vermemelidir. Unutulmamalıdır ki, devlet bir terör örgütü gibi hukuksuz hareket edemez. Ayrıca Türkiye hiçbir zaman Olağanüstü Hal gibi Güneydoğu bölgesinde denetimsiz hareket eden bir yapıya gitmemelidir. Önemle üzerinde durulacak olan husus, terör örgütüyle ona destek olan toplumsal kesimler arasında sosyal mesafe yaratmaktır. Devletin uyguladığı politikalar terör örgütüne olan desteği azaltmıyor, tam tersine artırıyorsa, uygulanan politikalar sorgulanmalıdır. Türkiye özellikle son on yılda yaptığı reformlarla eskisiyle kıyaslanamayacak bir noktadadır. Bu anlamda hak aramak için silah kullanmayı gerektirecek hiçbir meşru dayanak yoktur. PKK teröre başvurdukça hem kendi meşruiyetini tamamen 8

9 KÖŞE YAZISI bitirecek, hem de ona destek olan BDP sivil siyasetin aktörü olmaktan giderek uzaklaşacaktır. Arkasında silahlı bir terör örgütü olan partinin, silahlı mücadeleyi tamamen reddedip, sivil siyasetin aktörü durumuna dönmesi bir hayli zordur. BDP nin, bu zorluktan dolayı yaşadığı çelişki belki bir dereceye kadar hoşgörüyle karşılanabilirdi. Ancak BDP nin PKK nın terörü ile kendisi arasına mesafe koyma konusunda hiçbir zaman samimi davranmamıştır. Bundan dolayı BDP, terör ve sivil siyaset arasındaki ikircikli yapısından dolayı,sürekli olarak samimiyet testine tabi tutulmak zorunda kalmaktadır. Arkasında silahlı güç ve terör olmadığı müddetçe demokratik rejimlerde her türlü görüş, ne kadar aykırı olursa olsun tartışılabilir. Zaten siyasal partilerin görevi yaslandıkları sosyal kesimlerin taleplerini devlet diline tercüme ederek çözüm aramaktır. Kürtlerin önündeki tek seçenek, teröre başvurmak için hiçbir gerekçenin olmadığı Türkiye de, sivil siyasetin bütün imkanlarını kullanarak taleplerini dile getirmeleridir. 9

10 KÖŞE YAZISI Hamza TEKİN Sevab Satıcılığı Ölüye kuran okumak üzere parası ile insan tutmanın haramlığına dair âlim ve fakihlerin söz ve içtihatlarını nakletmiş, bununla ilgili delilleri açık ve net olarak ortaya koymuştur. Hak celle ve ala hazretleri kitabı kerimi âleme hidayet, aydınlık ve doğruluk kaynağı olarak indirmiştir. Onun gösterdiği istikamette, aydınlattığı ortamda amel edip gitmemizi istemiştir. Buyurmuş ki Doğrusu bu Kuran en doğru yola götürür (İsra,9). Ümmetten önceki gelenler ilahi kitabı kendilerine rehber ederek işlerinde ve sözlerinde bu aydınlık üzere gitmişlerdir. İlahi kitabı gece gündüz sadece rızayı hak için okumuşlar, sadece maksat ve emelleri hak rızası olmuştur. Fıkıh imamları ve din büyükleri de bu istikamette yürümüşler bu hal ve davranış kuran okuyarak kazanç elde etme kastı ile ortaya çıkan insanların çıkışına kadar devam etmiştir. Sonradan gelen bu insanlar ilahi kitabın kıratını mal toplama vesile ve vasıtası kılmışlardır. İlahi kitabı kullanarak para karşılığı ölülere kuran okuyan bir topluluk zamanla oluşmuş bunlar ölüye kuran okumayı bir kazanç yolu olarak kullanmışlar, insanlarda onları kiralayarak, pazarlık yaparak bu yeni kazanç yolunu sanki meşrulaştırmışlardır. Bu insanları ölülerine kuran okusun diye taziye evlerine çağırıp kuran okutmuşlar, bunun dinin bir vecibe olduğunu sanmışlardır. Ne yazık ki bu çirkin bidat dünyanın çeşitli bölgelerinde uzun zamandır yapılıp devam ede gelmiştir. Bunun doğru olmadığı konusunda geçmiş âlimlerden ve daha sonra gelen bilginlerden birçok zat kitaplar ve risaleler yazmış, ümmeti uyarmaya çalışmıştır. Mesela onlardan biri merhum Birgivi hazretlerinin inkazul halikin isimli risalesidir. Merhum bir risalesinde ölüye kuran okumak üzere parası ile insan tutmanın haramlığına dair âlim ve fakihlerin söz ve içtihatlarını nakletmiş, bununla ilgili delilleri açık ve net olarak ortaya koymuştur. Bunun dışında birçok âlim bu meseleye değinmiş açıklamalar ve beyanlarda bulunmuşlardır. Onlardan bir kaç tanesini özet olarak burada arz etmek istiyoruz. Ta ki okuyucu kardeşlerimiz para ile ölüye kuran okumanın haram olduğuna kanaat getirsinler. Dört mezhepte âlimlerin ekserisi para ile ölüye kuran okumak üzere insan tutmanın yasaklığında ittifak etmişler, bununla ilgili birçok delil getirmişlerdir. Ancak bununla beraber fıkıhçılardan azda olsa bazı kayıt ve şartlara bağlı olmak üzere buna cevaz verenleri de görmekteyiz. Para karşılığı kuran okumanın yasak ve haramlığına kail olan âlimlerden bazıları özet olarak şunlardır: İbni Ebil İz el-hanefi: Bu zat diyor ki: Bir grup insanı para karşılığı tutup toplayarak kuran okutup ölüye bağışlatmak gibi bir davranışı din âlimlerinden hiç kimse yapmamış ve buna izin ve ruhsat vermemişlerdir. Sırf kuran okumak üzere insan kiralamakta mutlak olarak caiz değildir. İbni Teymiyye: Bunu verdiği fetva ise şöyle: İnsan kiralayarak Kuran okutup onu ölüye bağışlamak doğru değildir. Buna dair hiçbir imamdan 10

11 KÖŞE YAZISI hiçbir beyan ve izin nakledilmemiştir. Âlimler diyorlar ki bir kişi para karşılığı kuran okursa asla sevap alamayacaktır. Ortada sevap olmadığına göre ölüye neyi bağışlayacaktır. Ölüye ulaşacak olan salih ve güzel ameldir. Para karşılığı okunan kuran ise salih bir amel olmadığı gibi dini dünya için kullanmaktır. Şeyh başka bir yerde ise şöyle diyor: Kuran okumak üzere para ile insan tutmaya dair bilginlerden hiç bir beyan nakledilmemiştir. Birgivi merhum ise bu konuda şu açıklamalarda bulunuyor: Zamanımızda para karşılığı hatim yapmak üzere yaygın olan kuran ve cüz okumak asla caiz değildir. Burada birisi kuran okunmak üzere emrediyor ve okuduğu kuranın sevabını emredene vermeyi istiyor. Para karşılığı kuran okumak okuyana bir sevab kazandırmadığı gibi kiralayana da ulaşacak bir fayda sağlamayacaktır. Eğer para vermezseniz bu insanlar size kuran okumayacaklardır. Burada sahih ve doğru bir niyet yoktur. Bu işi yapanlar yüce kitabı bir kazanç vesile ve vasıtası olarak kullanarak dünyalık elde etmektedirler. İnnalilllahi ve inna ileyhi recun. Bu konuda Reşit Rıza şunları söylüyor: Anane ve gelenek olarak devam edip gelen Kur an okuyup zikrederek sevabını ölüye bağışlamak, bunu yapmak üzere okuyucu tutmak, bunun yapılması için vakıflar kurmak gayrı meşru bir bidattir. Şeriatta hiç bir dayanak ve delili yoktur. Iskatı salât dedikleri gelenek de bunun gibidir. Eğer bunun dinde bir dayanak ve delili olsa idi selef bunu bilmemezlikten gelmezdi. Bilse idiler bununla amel etmeyi asla ihmal edip es geçmezlerdi. Bu mesele tüm zamanlarda sonradan anlaşılıp delillendirilen, delili bulunan, daha önceki insanların vakıf olamadığı delilleri yakalayarak yapılan işlerden de değildir. Dini sırlarından olarak ilahi kitaptaki incelikleri anlama neticesi ortaya çıkarılan bir şey de değildir. Bu ibadet konusudur ibadetleri her çağın insanı önemsemek ve anlamak zorundadır. Eğer sahabe bunu yapmış olsa idi tevatür derecesinde bu bize ulaşırdı. Şeyh Muhammed b. Abdülaziz el- Mani ise şunları söylemekte: Bilindiği gibi para karşılığı kuran okuyan kişi bunu Allah için yapmamaktadır: Çünkü onun maksat ve gayesi paradır. Bu doğru bir işte değildir. Çünkü para karşılığı okumak çirkin bir bidattir. Suud Daimi Fetva Komisyonunun açıklaması ise şöyle: Kuran okumak en değerli ibadetlerden biridir. İbadetlerde asıl olan onun Allah rızası için yapılmasıdır. İbadette hak rızasının dışında bir dünyalık veya makam düşünülemez. Yapılan tüm ibadetlerde Allah ın rızası ve sevaba nailiyet arzu edilip ilahi azabdan korkmak hedeftir. Çünkü Mevla hakikati ortaya koyan bu vahyi sana indiren Biziz: öyleyse içten bir inançla Allah a bağlanarak yalnız O na kulluk et! Halis inancın yalnız Allah a yönelmesi gerekmez mi? O ndan başkasını dost ve koruyucu edinenler, Biz bunlara sırf bizi Allah a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz! (derler). Şüphesiz Allah, (Kıyamet Günü) onlar arasında (hakikatten saptıkları) her konuda mutlaka hüküm verecektir: çünkü Allah, (kendi kendine) yalan söyleyen ve inatla nankörlük yapan hiç kimseyi rahmetiyle doğru yola ulaştırmaz! (Zümer,2,3) Buyurmaktadır. Başka bir ayette ise şöyle buyrulur: Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifa etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur. Hattaboğlu Ömer den gelen bir hadiste ise efendimizden şöyle söylediğini duyduğu nakledilir: Hazreti Resul buyurdular ki: Ameller niyetlere göredir. Kişiye niyeti karşılığı vardır. Kimin hicreti Allah ve resulü içinse o hicret Allah ve resulü içindir. Kimin hicreti elde etmek istediği bir dünyalık veya nikâhlamak istediği bir kadın içinse onun hicreti hicret ettiği şey indir. Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir. Kuran okuyan birinin okuduğu için kendisine önce veya okumadan sonra bir ücret ve para alması caiz değildir. Bu okuyuş namaz için veya ölü üzerine olsun aynıdır. Bundan dolayıdır ki âlimlerden hiç biri kuran okumak üzere insan tutmanın caiz olduğuna dair ruhsat ve cevaz vermemiştir. Ancak şunu unutmamalıdır ki camide imamların ve müezzinlerin devletten aldığı maaş bu hüküm altında değildir. Çünkü imamlar veya müezzinler aldıkları maaşı okudukları kuran, kıldırdıkları namaz veya ezan için değildir. Tüm Müslümanların üzerine farz olan bir görevi yapmak üzere ayırdıkları zaman ve meşguliyetten dolayı bu maaşı almayı hak etmektedirler. Devlet başkanının da maaşını hazineden alması bu kabildendir. Başkanlık görevi ile olan meşguliyeti onu günlük yaşamını sürdürecek çalışmadan alı koyduğundan dolayı bunu hak etmektedir. Ömer, mücahitler ve İslam da hizmeti geçmiş olanlara bulundukları makam ve hale, gördükleri hizmete göre maaş verirdi. Bunu güçlendiren delillerden biride zekât memurlarına zekâttan pay ayrılmasıdır. Zengin dahi olsalar bu payı alıyorlardı. Çünkü bunlar tüm Müslümanların üzerine farz olan bir görevi üstlenmektedirler. Kendi geçimleri için harcamaları gereken zamanı bu görevde kullanmaları bu hakkı doğurmaktadır. Fetva komisyonu devam ederek diyor ki Kuran okumak ibadettir ve Mevlaya yaklaşma vasıtasıdır. Bu ve buna benzer ibadetlerde asıl ve esas, Müslüman ın bunu sırf Allah rızası ve sevab kastı için yapmasıdır. Onunla yaratılanlardan bir karşılık ve takdir beklememelidir. Selefi salihinde, düğün ve ölümlerde, merasim ve sevinç anlarında kuran okumak üzere insan kiralamak tatbikatı gelmemiştir. Din imamlarının hiç birinden bunu tavsiye ettiği veya buna cevaz ve ruhsat verdiği nakledilmemektedir. Yine selefi salihinden merasim veya ölümlerde Kuran okumadan dolayı ücret aldıkları da sabit değildir. Onlar Allahın kitabını Rabbin katında olan karşılığı bekleyerek ve umarak okurlardı. Hazreti Resul kuran okuyarak kişiye Allahtan istemesini insanlardan karşılık beklememesini emrederek uyarmıştır. Tirmizi süneninde Imran b. Husayn dan naklen kaydediyor. Bir kıssacıya uğramıştı. Adam bir şeyler anlattıktan sonra Kuran okuyup insanlardan para isteyip dilendi. Imran üzüntüsünü ifade ettikten sonra dedi ki Ben hazreti Resulden duydum buyurdular ki: Kim Kuran okursa karşılığına Mevla dan istesin çünkü ileride öyle topluluklar gelecek okudukları Kur an ın karşılığını insanlardan dilenecekler. Ancak kuran öğretmek veya şer i afsun için ücret istemek bunu dışındadır. Çünkü bunun faydası okuyandan başkasına ulaşmaktadır. Sahih hadisler bunun cevazına delalet etmektedir. Fatiha suresini okuyarak kişinin şifa bulmasını sağlayan ve karşılığında belirli bir sayıda koyun alan Ebu Said hadisi bunlardan biridir. Kuran öğretme karşılığında birini efendimizin bir hanımla evlendirdiği Sehl hadisi de buna ayrı bir delildir. Ama kuran okumak üzere para karşılığı birini tutmak veya kuran okuduğu için para almak selefin üzerinde icma ettiği hükme aykırı bir davranıştır. Sevab satıcılığı ticareti ile meşgul olanlara diyeceğimiz: İnmemiştir Kur an hele şunu hakkı ile bilin Ne mezarlıkta okunmak ve ne fal bakmak için. Şerhulakadiduttahaviyye, s, 672. El-İhtiyartul ilmiye, s, 89. Mecmuulfetava, 23/364. İbni Abidin, Şifaulalil, 1/180 Reşit Rıza, Tefsirulmenar, 8/249. İkametuddelil velburhan fi tahrimi ahzilücreti ala tilavetilkuran, s,9; el-isticar Alelkurubat, s, Fetvellücnetüddaimeh, 4/ 90. Fetvellücnetüddaimeh, 4/93 11

12 KÖŞE YAZISI Mehmet KUZU AŞK Üzerine Aşk, kelimesi büyülü bir kelimedir. Sevgi, insanlarda fıtri bir duygudur. Bu duygu insanın varlık gayesinin özünü oluşturur. Her şeyi yaratan Allah(cc) insana lütfettiği bu özellik sayesinde, sevgiyle varlıkların içine nüfuz edip, onda Rabbi nin kuvvetini, kudretini görüp, hayranlık içinde kalbinde bulunan sevgiyle hamd ve şükrünü sunarak kulluğunu dile getirir. Allah sevgisi sevgilerin başı ve kaynağıdır. Sevginin coşkulu hali olan Aşk Allah içindir. Bu aşk sayesinde insan hakiki mutluluğa sahip olur. Al-i İmran 3/31 ayette Resulüm de ki eğer siz Allah ı seviyorsanız hemen bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah; zalimleri, fesatçıları, kâfirleri, israfçıları haddi aşanları, kibirlenip böbürlenenleri sevmez. Allah ı sevmek, O nun emir ve yasaklarına uygun bir hayat sürmek demektir. Yani vahyin kaynağı Kuran a yönelmek, onu hayata ölçü yapmak demektir. Kişi aşık olduğunu sıkça anmak ister. İster ki yanında çevresinde olan her şey ondan bahsetsin. Rüyalarını, hayallerini hep o süslesin. Allah ı seven o aşkın kaynağına göz diken o sevgiliyi tanımak, O nun sevgisine mazhar olmak ister. Vicdan ve akılla O na yaklaşsa da, peygamber sevgisi olmadan O nu tanıması, bilmesi, kulluğunu sunması mümkün olmayacaktır. Peygamberlik, insanoğluna bir lütuftur. Lütuf, lütuf sahibinin bize olan sevgisini gösterir. Peygamberleri tanımak aşkı tanımaktır. Onlarsız aşkı bilmek, yaşamak mümkün değildir. Allah aşkı nasıl olmalıdır? diyenler peygamberin hayatını yeni baştan o bakış acısıyla okumalıdırlar. Sahabe Peygamber Efendimiz(sav) i böyle okuyordu. Sevgilerinde deruni idiler. Yemen in Himyer kabilesine mensup sahabeden Sevban (ra) vardır. Efendimiz (sav) onu satın almış, azat etmişti. Hürriyetine kavuşmuş olmasına rağmen o efendimizden ayrılmadı. Sevginin kaynağını bulmuştu. Resulullah (sav) ı o kadar çok seviyordu ki, bir Yahudi nin efendimizle konuşurken Muhammed diye hitap etmesine tahammül edememişti. Neden Ya Resulullah demedin diye onunla kavgaya tutuşmuştu. Bedir savaşına her nasılsa katılamadı. Bu zaman zarfında efendimizden ayrı kaldı. Yemeden içmeden kesildi. On-onbeş gün içinde adeta erimişti. Efendimiz (sav) savaş dönüş, mescide oturur, tebrikleri kabul buyururlardı. Sevban (ra) da geldi. Onu, efendimiz Ehli Beyt den sayardı. O halini görünce sordu; Sana ne oldu ey Sevban? O da; Hasretin ve bir düşünce beni bu hale getirdi. Sen Peygambersin Allah katında mevkiin muallâdır. Ölüm sonrasında bizim durumumuz ise seninle olmaya engeldir. dedi. Efendimiz (sav) ona; Kişi sevdiğiyle beraberdir ey Sevban dedi. Hasret, sevgiyi artırır. Sevgiyi aşka dönüştürür. Pakistan ın kurucularından şair Muhammed İkbal kafileyle hacca gidiyor. Çölde. Kızgın güneşin altında günlerce yol aldılar. Medine uzaktan göründü. İkbal kervancıya Geri dön çölde dolaştır bizi der. Yolculuk meşakkati bitti derken bu da nesiydi. Kervancı başı bir anlam veremez, kervanı çölün bağrına çevirir. Saatlerce dolaştıktan sonra Üstad niçin böyle yapıyorsun? diye sorar. Cevap ne de tatlıdır. Hasretim artsın Sevgi olmadan hayatın hiçbir anlamı olmaz. O sebeple mutlaka içimizdeki sevgiyi canlı tutmalıyız. Sevginin beslenmesi, korunup kollanması gerekir. Aşk düzeyine taşınması için gayret sarf etmek, iradede yenilenmek gerekir. Şeytan insanın en büyük düşmanıdır. O nefisle kurduğu işbirliğiyle, insanın Rabbiyle olan bağını koparmak ister. Bu şu demektir: Şeytan insanın gönlündeki sevgiyi hedef alır. Onu söndürebilirse, kişinin hem Allah (cc) la, Peygamber (sav) le ve insanlarla bağını kopartır. Şeytanın içimize vesvese salarak, ayağımızı kaydırmasına engel olmak için, mutlaka istiazeyle Allah(cc) a sığınılmalıdır. Sonra nefis muhasebesiyle oto kontrol mekanizmasını sürekli canlı tutmalı, Şeytanın sevdiği, duygu ifrat ve tefritlerinden sakınmak gerekir. Mesela öfkenin, iradeyi donduran, gözün, hakkı görmesine engel olan ve benliği tahrik eden ifrat halinden, öfkeyi yutmak ve Allah(cc) için bağışlamak ölçüsüyle mücadele etmek gerekir. Kibir, sevgiyi öldüren bir virüstür. Kibirli insanın sevgilisi şeytandır. Şeytan onu çok sever, o da şeytanı. Haset duygusunun ifratı Allah(cc) adaletsizlikle suçlayacak kadar büyük bir cürümle doludur. Bunlar onun için kalbi hastalıklar olarak kabul edilir. Allah (cc) sevgisi bu halden arınmayan kalplerde varlığını muhafaza edemez. O zamanda insan, insan olma özelliğini kaybeder. İbadetlerdeki hassasiyet sevgiden kaynaklandığı gibi onun çoğalmasını, sahibine sevginin kendine has hazzını duymasını sağlar. Kulluk, sevgi demektir bu zaviyeden bakınca. Aşkımızı korumak için bugün, insanın kendi çaba ve gayreti başta olmak üzere, tebliğ görevini üstlenen şahıslara, cemaatlere ve vakıflara büyük sorumluluk düşmektedir. Cemaatler aşkın kotarıldığı yerler olmalıdır. Oralarda nefret kelimesine yer verilmemelidir. Sevgi aile yuvasında kanaviçe işler gibi işlenirse de, cemaatler onun şuur düzeyine çıkmasını sağlar. Gönlü, Allah ve Peygamber sevgisiyle dolu olmayanlar asla başkalarının hidayetine vesile olamayacaklar. Kendileri de ne hidayetin sevgisini duyabilecekler ne de var olmanın şuuruna erebileceklerdir. Kapitalizmin bencilleştirdiği insanımızın sevgisi de pörsümektedir. Lüks hayat bizi gerçek hayattan uzaklaştırmaktadır. Ne yazık ki günümüz insanı için para, her sevginin olmazsa olmazı olarak görülmektedir. Adeta, kapitalizm aşkımızı esir almıştır. Yeniden kaynaklarımıza dönmekle esirimizi kurtarmalı, bu sayede gerçek hürriyete kavuşmalıyız. 12

13 13

14 KÖŞE YAZISI Mustafa AYDIN mi? Mustafa Dinç i Dinlediniz O nu kürsüde iki şey heyecanlandırır. Birincisi kitabdaki ibare ve işaretler, diğeri ise başta hocası İhsan efendi ve feyiz aldığı büyüklerini anarak, onlardan kalıcı sözler aksettirmesidir. Kendinin yarı yaşındakine, talebe olmayı ilim için isteyen bir ruha sahiptir. 14 O nu dinlemek ve tanımak ancak cami cemaatine nasip olur. Zira o cami kürsüsünden bir ırmağın akışı gibi çağlar ve sessizce etrafını yıkmadan, dökmeden denize kavuşur. Akyazı dan İstanbul a hicret eylemiş, selâtin camide mihrab vazifesinde bulunmuş çağın dervişi ve Kur an ın aşığıdır. Günde yedi cüzü (140 sahife) azımsayan bir kıraat eşrafıdır. Mustafa hocam bir vaizdir; fakat sanki bir talebe haline bürünmüş ve kürsüye mahcubiyetle çıkan ermiştir. Hıfzı ve Arapçasıyla zülcenaheyn iki kanatlı- bir din hizmetlisidir. Ayet ve ibarelerle akar sohbet pınarı. Yakasında kravatı olsa da, derviş takkesi başında, daima nazar berkadem, gönlü huzurda bir hali görmeniz mümkündür. Birini sevdi mi onun kusurunu görmez göze, söylemez dile, araştırmaz yüreğe sahip olur. Tevazusu sevgisine köprü, ilimde ki maneviyatı teslimiyetine ışık, amelde ki gayreti ümidine can simidi olur. O nu kürsüde tanımalısınız. Tıpkı kuraklık çekmeyen bir zemzem kuyusu

15 KÖŞE YAZISI gibidir. Hep paktır, hem de pak eyler. Sözleri hakikat adına zemzem tadındadır. İçimize burukluk veriyorsa, bizdeki acılıktandır. O nu kürsüde iki şey heyecanlandırır. Birincisi kitabdaki ibare ve işaretler, diğeri ise başta hocası İhsan efendi ve feyiz aldığı büyüklerini anarak, onlardan kalıcı sözler aksettirmesidir. Kendinin yarı yaşındakine, talebe olmayı ilim için isteyen bir ruha sahiptir. Sohbetleri doğaçlama emsal ile yol alır. Hayata sevgi ile baktığından, yüreğinden diline şiddet akmaz. Emreder ve azarlar gibi vaaz etmez, vaazı ehsen olan en güzele, yolu işaret etmekledir. O enfüsiden afaka yol alan bir mübelliğdir. Derdi kalptir, hevadır, iblistir ve kısacası yürekde olan marazlardır. Meselesini halletmiş gözüyle ne anlatır, ne de hissettirir. O daima derdine ortak, Kürsüde bir piri fani sanırsınız. O, yok sanki sadece, anlattığı vardır. Kürsüsünde ayet, hadis ve büyük zatlar daima aziz misafirleridir. Hocamızdan Hatırladıklarımız Her gün bir kucak gazete okursun da, Kur an okumayı neden ihmal edersiniz. Hidayet otomatik açılan kapı gibidir, sen yaklaşırsan açılır, yaklaşmazsan açılmaz. Hocam ezan okundu diyen cemaate; ne yapayım ben eski model araba gibiyim, frene bastım ancak durabildim, şimdiki arabalar ABS frenli hemen durabiliyor. Kadınlar zayıf kollarıyla ağır çantalarını taşırken, sen nasıl olur da bir namaz Arabanıza koyduğunuz benzin parasından üzülür müsünüz? Camiler de bizim manevi arabalarımız; oraya verdiğiniz paralardan da üzülmeyin Mukabele okurken hatasını söyleyenlere, eğer emri bil marufu da böyle yapsaydınız toplumda hatalar azalırdı. Adı camili, ama camisi olmayan bir muhite taşındım Okyanuslarda akan kan balinaların kanı olsaydı dünya ayağa kalkardı, ama müslümanın kanı aktıkça sessizlik hüküm sürmektedir İlminle amil ol, gerisine karışma Hocam dedi ki; Evladın hayırlısına da kötüsüne de mal lazım değil. Zira iyisi kazanır, kötüsüne ise desteğe gerek yoktur Mayınların nereye gömüldüğünü bilmek ilimdir, bilmezse mayın tarlasından geçemez duasına âmin diyecek yürek arar kürsüden kendine. O hiçbir zaman ben hak ettim edasında değil, acizim duruşuyla oturur kürsünün minderine. Mihraba geçse, sanki sıratın üstünde gibi sanırsınız sesinden tekbirini ve selamını. O nu tanımak ancak yürekle olur. takkesini cebinde taşımaktan yüksünürsün. Hafız olmayan günde bir cüz, hafız olan ise en az üç cüz Kur an okumalıdır. Hocam cehennemde herkes nasıl yanıyorsa ben de yanarım dersin, orasını kaplıca suyu mu sandın? En çok lehte ve aleyhte olan meseleler, inanç meseleleridir Amelde gevşeklik su kaldırır, inançta gevşeklik su kaldırmaz Namaz kılarken esnersiniz ama para sayarken esneyeni gördünüz mü? 15

16 FAALİYETLERİMİZ 13 STK Trafik Sorununu Masaya Yatırdı Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu (SADAKAT) bünyesindeki 13 STK şehirde yapılan son trafik düzenlemesinin yol açtığı yeni sorunları konuştu. Yerel gündemin öncelikli konusu haline gelen trafik sorununu masaya yatırdı. STK Temsilcileri, şehirde yapılan son düzenlemelerin giderek artan bir oranda rahatsızlık oluşturmasına rağmen halkın tepkisini yeterince yansıtmadığı kanaati öne çıkarken, bu konuda sivil bir inisiyatifin neler yapabileceği sorusu tartışıldı. SADAKAT toplantısında, genel görüş sürecin başından itibaren doğru planlanıp yürütülemediği ve ortaya çıkan sonucun verdiği rahatsızlığın yerel yönetim tarafından dikkate alınmadığı yönünde oldu. Van Depremi Ribat Eğitim Vakfı Aşevi aracılığıyla başta sıcak aş olmak üzere gerekli destekler Vanlı depremzede kardeşlerimiz için seferber edildi. Ayrıca Vanlı öğrenci kardeşlerimiz ilimize davet edilerek, eğitimlerini devam ettirmeleri konusunda her türlü imkan sağlandı. Kuzuluk Buluşması Vakıf gönüllülerimizin aileleriyle birlikte katıldıkları Kuzuluk Buluşmalarımızın ikincisi 31 Eylül - 2 Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Kurban Her sene yaptığımız gibi bu yılda kurban hisse kesimlerini gerçekleştirdik. Ayrıca hibe kurbanları da kesilerek ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Gençlik Kollarının Konferans Vakfımız Gençlik Kollarının girişimiyle düzenlenen Farklıyız, Farkında mıyız? konulu konferans, Uzman Psikolog ve Eğitim Uzmanı Özkan ŞENOL un sunumuyla 17 Aralık 2011 Pazar günü saat 19:00 da AKM Tiyatro Salonunda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Konferans gençlik kollarında görevli kardeşlerimiz için planlayacakları diğer faaliyetler konusunda cesaret vereci şekilde verimli geçti. 16

17 FAALİYETLERİMİZ İlk Namaz İlk Namaz ile ilgili geçen sayımızda bir çağrıda bulunmuştuk: Bizleri arayın, yaş seviyesi uygun olan çocukların 7.yaş gününde evinizde ziyaret edelim. Çocuklarınızın İlk Namaz merasimini gerçekleştirelim. Yazımız sonrası çağrımıza kulak veren vakıf gönüllüsü ailelerimizin 7 yaşlarındaki kızlarından Asude Yakar, Reyyan İlgür, Zehra Özay ilk namazlarını eda ettiler. Bu münasebetle kızlarımıza hediyeler takdim edildi. Ailelerine bundan sonraki hayatlarında namaz konusunda takip edecekleri yöntemler hakkında bilgiler verildi. Aile büyüklerini tebrik ediyor, namaza yeni başlayan çocuklarının son nefeslerine kadar Allah yolunda abid olmalarını niyaz ediyoruz. Kütahya dan Misafirler Kütahya ilinde Aile Derneği bünyesindeki Gençlik kulübüne mensup gençleri 4 Aralık 2011 Pazar günü şehrimizde ağırladık. Misafir gençler, şehrimiz ilim ehlinden Orhan Cami İmam Hatibi Mustafa AYDIN hocamızın Pazar günleri öğle namazını müteakip çocuklara yönelik sohbet programına da katıldılar. Mustafa AYDIN hocamızın Pazar günü sabah namazı sonrası hadis dersleri, Perşembe günü yatsı namazı sonrası tefsir dersleri halkımızın yoğun katılımıyla devam etmektedir. Hizmetiçi Eğitim Programı Ribat Eğitim Vakfı Genel Merkezi nin koordinesinde gerçekleştirilen hizmetiçi eğitim programı Kasım 2011 tarihleri arasında gerçekleştirildi. 17

18 KAVRAMLARIMIZ Sahir AKÇA EZAN Bu Ülkede yılları arasında tam 18 sene Ezanın aslî şeklinde okunması yasaklandı. Bunun da mücâdelesini veren Ezan Murabıtları olmuştur elbette. Onları hayırla yâd ediyor ve Allah ın hepsinden râzı olmasını, mekânlarını Cennet eylemesini niyaz ediyorum. Ezan sözlükte; duyurmak, bildirmek, ilân etmek, dâvet, çağrıda bulunmak gibi anlamlara gelir. Kavram olarak ise; farz namazların ve Cuma namazının vaktinin geldiğini Müslümanlara duyurmak için okunan özel ifadelerdir. Ezan, Müslümanlara ait, sözleri hadislerle kesinleşmiş, okunması dinî bir emir olan namaz çağrısıdır. Ezanın ne şekilde olduğu Kur an da bildirilmemiş, ancak sözlük anlamında ve fiil kalıpları hâlinde Maide 58. ve Cuma 9. âyetlerde geçmektedir. Bazı Sahâbelere rüyalarında gösterilmiş, Hz. Peygamber (sav) e vahiyle bildirilmiş ve Cebrâil (as) tarafından öğretilmiştir. Onun için mutlaka Arapça okunmalıdır. Ezan, yalnızca namaz vaktinin geldiğini ilân eden sözler değildir. Bu müminleri Allah (cc) a itaat etmeye, şuura, uyanıklığa ve İslâmî dirilişe dâvettir. Müminlerin yiğitçe Allah adını yükseltmeleri, O ndan başka İlâh, Rabb olmadığını gür bir şekilde seslerinin ulaşabildiği her yere duyurmalarıdır. Hz. Muhammed (sav) in son Peygamber ve tek önder 18

19 KAVRAMLARIMIZ olduğunu, müminlerin kıyamete kadar O nun izinde olduklarını, hayatını örnek aldıklarını bildirmeleridir. Ezan, baştanbaşa bir hürriyet bildirisidir. Müslümanların Allah tan başka hiçbir güç tanımadıklarını, O ndan başka hiç kimsenin önünde eğilmelerinin söz konusu olmadığını bütün dünyaya duyurmalarıdır. Ezan şuuru ile bu özelliklerini ve hedeflerini dile getirirler. Ezanın okunduğu bazı yelerde sınırlı bir din hürriyeti vardır ve ezan orada yalnızca bir namaz çağrısıdır. Böyle yerlerde İslâm ın hedeflediği ezan şuuru yoktur. Mekke de Müslümanların durumlarından dolayı ezan yoktu, ancak hicretten sonra Medine de bir İslâm toplumu kurulması münasebetiyle, diğer hükümler gibi ezan okuma yükümlülüğü de başlamıştır. Ve bu ezan olayı Müslümanların hâkimiyeti arasındaki bağlantıyı gösterir. Müslümanlar fethettikleri beldelerde öncelikle ezan okumuşlardır. Bir beldede rahatça ezan okumaları ya oraya hâkim olduklarını veya her bakımdan orada güçlü olduklarını gösterir. Müslümanların yaşadığı yerleri işgal eden müstekbirler hemen ezana müdâhale etmekten geri durmamışlar, ya sesini kısmaya veya asıl fonksiyonunu yerine getiremeyecek hâle sokmaya çalışmışlardır. Etki alanını sınırlamak, başka dillerde okunmasını emredip yozlaştırmak istemişlerdir. Ezanın sözleri Arapçadır ve dünyanın her yerinde kıyâmete kadar öyle okunmaya devam edilecektir. Çünkü onun sözleri bizzat Peygamber Efendimiz tarafından tesbit edilmiş ve ümmete emânet bırakılmıştır. Hiçbir dildeki ezan çevirisi onun etkisini, sözlerindeki derin mânayı, ahengi, haşmeti ve ürpertiyi ifade edemez. Kur anî vahiy Arapçaya ait kelimelerin içini kendi değerleriyle, kendi âlem görüşüyle doldurdu ve bu kavramlar artık Arapça değil İslâm cadır. Müslümanlar dinlerini bu kavramlarla öğrenip hayatlarını İslâm a dönüştürürler. Ezanın başka bir dilde özellikle Türkçe olarak devlet zoruyla okutulmaya çalışılması, dini Protestanlaştırma sulandırma amacından başka bir şey değildir. Ezan İslâm ın bir şiarıdır sembolüdür. Şuurları uyandırmak için olan Şiarlar, dış görünüşlerinden çok daha büyük anlam ve değer taşırlar. İslâm ın şiarlarıyla mücâdele edenler aslında nesillerimizi şuursuzlaştırmak istiyorlar. Çünkü o zaman onları kullanmak ve gütmek daha kolaydır. Ezan, mümin yürekleri sevindirir. Onların esir, aşağı, müstezaf, sürünen, sünepe olmadıklarını ilân eder ve onları Allah a ibâdetle en güzel hürriyetin tadını tadmaya dâvet eder. Ezan, insanları kula kulluktan Allah a kulluğa, bütün insanlığı felaha, kurtuluşa, hidayete çağıran İlâhî çağrı ve dâvettir. Ezan, insanları köleleştiren ve sömüren Tâğutî ve beşerî sistemlere, modern ilâhlara isyanın parolasıdır. Ezan, zengin-fakir, kızıl-kara, kadınerkek, işçi-işveren, vs. renk, ırk ve coğrafî ayırım yapmadan herkesi Allah ın huzurunda tıpkı tarağın dişleri gibi eşitçe ve âdilce ibâdete çağıran, sahte ilâh ve putlara isyana çağıran İlâhî paroladır. Merhum Kur an şairimiz Mehmet Akif ne güzel söylemiş. Bu ezanlar ki şehâdetleri dînin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman gelin kısaca Ezanın Mânasına bir göz atalım: Allâhu Ekber: Dört defa haykırılarak bütün kâinata, dört bir yöne Batı, Kuzey, Güney, Doğu ; duyulsun, bilinsin ki Allah Ekberdir - En Büyüktür diye ilân ediliyor. Ekber olan, en büyük olan, yerkürenin her türlü hâkimi olan, uyulacak tek merci olan O dur. En büyük falan spor, filan sanatçı, feşmekan devlet adamı diyerek O na ortak tanıyıp şirk koşmayınız. Eşhedü en lâ ilâhe İllâllah: Düşündüm, anladım, kalbimle kabul ettim ve dilimle söylüyorumşâhitlik ediyorum ki; Allah tan başka İlâh, yâni güç, sonsuz iktidar sâhibi, kâinat ve insanlar için kanun koyan ve kendisine kulluk edilen bir başkası yoktur. Ve Allah a rağmen ben varım diyen nefsim, makam, ideoloji, ilke, parti, hizip, önder, şef, kulüp vs. dünyalık bütün şeylerin tamamına lâ deyip inkâr ederek kalbimi, düşüncemi, ruhumu, bedenimi, elimi ve dilimi İllâllah deyip Rabb imin emrine veriyorum. O ndan başkasını güç tanımaya vesile olacak her şeye lâ hayır deyip kenara itiyor, Allah ı tek ve biricik güç ve Hâkim tanıyorum. İllâllah diyerek söz verip biat ediyorum ve bağlanıyorum, ki bütün kâinat zerrecikleri şâhid olsun. Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah: Yine düşündüm, anladım, kalbimle kabul ettim ve dilimle söylüyorum-şâhitlik ediyorum ki; Muhammed (sav) Allah ın Rasûludür. Yâni İllâllah deyip inandığım Allah ı bana tanıtan, öğreten, sevdiren ve kanunlarına nasıl uyacağımı tatbikatıyla gösteren, Allah dışındaki bütün güçleri, Tâğutları nasıl inkâr edip, Allah ı öğrenmeme ve O na has kul olmama vesile olan Hz. Muhammed (sav) dir. Yâni Hz. Muhammed (sav) i ve O nun Sünnetlerini kabul ediyorum ve davamın lideri kabul ediyorum. Hayyâ ala s Salah: Haydi! Allah için namaza, kıyam etmeye, rüku ve secde etmeye. Rabb imizi rüku ve secde ile tenzih ve tâzim etmeye. Tıpkı beşerî güçleri temsil eden put heykellerini parçalayıp Allah a koşan Hz. İbrâhim (as) gibi Allah a kulluk etmeye. Asırların câhilî kültürleriyle yozlaşmış kafalarımızı secdeye koymaya. Şeytanın iğvasıyla gurur 19

20 KAVRAMLARIMIZ kaplamış olan beynimizi arındırıp, toprağa alnımızı koyarak secde etmeye. Secde ederek hür olmaya, şahsiyet bulmaya. Müminin mîracı olan namazda Tahiyyat la Allah la selâmlaşıp, mîracımıza çıkmaya. Namazı bitirip birbirimize mümin selâmı vermeye. Tâ ki ruhlarımız birbirini duysun. Hayyâ ale l Felah: Haydi kurtuluşa, haydi insanlığın kurtuluş mücâdelesine. Haydi bütün müstezafların, ezilmişlerin safına, haydi süperlere dur demeye. Haydi dünyayı paylaşamayan emperyalistlerin, bütün diktatörlerin, zâlimlerin, hak yiyenlerin, ispiyoncuların, işbirlikçilerin, münâfıkların, hainlerin, fâsıkların, işgalcilerin, mütegallibelerin, tefecilerin, hırsızların, kerhânecilerin defterlerinin dürüldüğü odanın kapısını aralamaya ve oyunlarını bozmaya. Haydi namazla kurtuluşa, namazla duruluşa ve yakarışa. Haydi mümin olmaya, iflah olmaya, felahın yalnız mümin için olduğunu anlamaya ve bunu haykırmaya. Essalâtü Hayrun Minen Nevm: Namaz hayırlıdır uykudan. Neydi namaz? Kıyamdı, dirilişti, Rabb kabul edilen Allah a yapılan ibâdetlerin en güzeli, en yücesiydi. Zilletten, ezilmişlikten kurtuluş, bir duruluştu. İflah olma, bir felâha erişti. Zâlimlere, müstekbirlere, tâğutî güçlere dur deyişti. Bir de İslâm düşmanları geceler boyu, sabahlara kadar İslâm a, Müslümanlara ve de insanlığa tuzaklar hazırlamakta, projeler geliştirmekte ve sabahın ışıkları ile uygulamaya koyulmaktadırlar. İşte eğer biz uyur, uyutulur ve bu güzelim dâvete icabet edemezsek, zillete dûçar olmaya devam deriz. Onun içindir ki; daha hayırlı olan namazı uykuya tercih ederek, güneşi üzerimize doğdurmadan, alacakaranlıklarda müezzinlerin o güzel dâvetlerine icâbet ederek bu oyunları bozmak için; nefsimize tatlı gelen uykudan, hayırlı olan namaza kıyama kalkışımız gerekmektedir. Allâhu Ekber: Ve unutma! Allah en büyüktür ve başkasından asla korkma. Lâ İlâhe İllâllah: Yine bütün putlara ve ilâhlara hayır, sâdece Allah a evet. Ey köleleştirilmeye çalışılan ve sömürülen insanlar! Kulak verin bu kurtuluş çağrısına, bu dâvete, bu parolaya; kurtulun bütün endişelerden. Haydi! Ey müminler, ezanı yeniden anlamaya Kaynakça: Pakia Mektıpları, Prof.Dr. İ. Süreyya SIRMA İslâm ın Temel Kavramları, Hüseyin K. Ece Kelime-i Tevhidi Nasıl Anlamalıyız, Asım UYSAL Sorularla Tevhid ve Akâid, Mehmet ALPTEKİN 20

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

VEKÂLET YOLUYLA KURBAN KESİMİ

VEKÂLET YOLUYLA KURBAN KESİMİ 1 VEKÂLET YOLUYLA KURBAN KESİMİ Değerli Kardeşlerimiz, Öncelikle kurban bayramınızı tebrik eder, hayırlı ve uğurlu olmasını yüce Allah tan niyaz ederiz. Bilindiği gibi hâli vakti yerinde olan mü minlerin

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR 2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR Elazığ İl Müftülüğü Aile İrşat ve Dinî Rehberlik Bürosu görevlilerinden İl

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI - TÜRKİYE DİYANET VAKFI. Allah a yakınlaşma ve muhtaçlara destektir. Kurbanlarımızla kardeşliğimizi güçlendirelim.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI - TÜRKİYE DİYANET VAKFI. Allah a yakınlaşma ve muhtaçlara destektir. Kurbanlarımızla kardeşliğimizi güçlendirelim. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI - TÜRKİYE DİYANET VAKFI Kurban Allah a yakınlaşma ve muhtaçlara destektir. Kurbanlarımızla kardeşliğimizi güçlendirelim. Yurtiçinde Kestirmek İsteyenler İçin Kurban Bedeli 550TL

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları Ön Söz Bu dergide namaz ibadetinden bahsedilmektedir. Namaz ibadetinin bize kazandırdıklarını, nasıl namaz kılacağımızı, namazın içindeki ve dışındaki şartları vb. gibi konuları özetlemektedir. Dergi kolay

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

IGMG Gençlik Teşkilatı

IGMG Gençlik Teşkilatı IGMG Gençlik Teşkilatı Sosyal Hizmetler Birimi Okul Çantası Kampanyası Gençlerden gençlere, eğitimle geleceğe... Biz kimiz? IGMG Gençlik Teşkilatı (GT), Müslüman gençlerin islami bir kimlik ve toplumsal

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Ümmü'l-mü'minîn Âişe bint Ebî Bekr es-sıddîk el-kureşiyye (ö. 58/678) Hz. Ebû Bekir'in kızı ve Hz. Peygamberin hanımı. Babası Ebû Bekir b. Ebû Kuhâfe, es-sıddîk

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 1 İsmail İPEK İl Müftüsü Sultan Bayezit Camii 5.6.2016 Pazar Yatsı Rahmet Ayı Ramazan 2 Mehmet BUŞKUN Vaiz Sultan Bayezit Camii 6.6.2016 Pazartesi Öğle Rahmet Ayı Ramazan 3 Adem AYRANCI Müftü Yardımcısı

Detaylı

1.GÜN 2.GÜN 3.GÜN 3.GÜN. Mehmet AVCI İmam Hatip Müftülük Sitesi Camii Seyit BADIR Eğitim Görevlisi Taşçıoğlu Camii

1.GÜN 2.GÜN 3.GÜN 3.GÜN. Mehmet AVCI İmam Hatip Müftülük Sitesi Camii Seyit BADIR Eğitim Görevlisi Taşçıoğlu Camii Yakup TURHAN Vaiz Yeni Orta Camii Abdulvahit AVCI Baş İmam Eski Orta Camii Mustafa ÇAKIR Vaiz Sahil Camii Ramazan GÜNDÜZ Kursiyer Şeyh Camii Hakan USTA Kursiyer Müftü Mah. Camii Abdulhalim ÇEVİK Kursiyer

Detaylı

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER "DAMLA" HATAY DA GÖNÜLLERE DOLUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı nın sosyal sorumluluk projelerinden "Damla Projesi" kapsamında gönüllü gençler

Detaylı

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ Y Ü Z LE ŞM E LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ 17 26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan tanbul daki tarihi güzelliklerin değerine değer

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ GİRİŞ

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ GİRİŞ LÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ Amaç ve Kapsam GİRİŞ Madde 1-Bu Yönetmelik, Toprak Mahsulleri Ofisini ziyaret eden Devlet Başkanı ve Devlet Büyüklerine; Ofise katkıda bulunan yerli ve

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı