İyilik tohumları Tarihten. Söyleşi. Rastgele rastgele tarih oldular: Boğaz ın balıkları. Maskülen rollerin oyuncusu: Hatice Şendil

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İyilik tohumları Tarihten. Söyleşi. Rastgele rastgele tarih oldular: Boğaz ın balıkları. Maskülen rollerin oyuncusu: Hatice Şendil"

Transkript

1 KARİYER BİLEN AZ, TERCİH EDEN ÇOK: AKTÜERYA İyilik tohumları Tarihten Rastgele rastgele tarih oldular: Boğaz ın balıkları Söyleşi Maskülen rollerin oyuncusu: Hatice Şendil SOSYAL MEDYA BİLGİSAYAR OYUNLARI SİNEMA-TV TİYATRO-SERGİ English Summary of Contents

2 Henüz yolun başındayız... TÜVTÜRK ailesinin değerli üyeleri ve saygıdeğer TÜVTÜRK dostları, Yaz aylarını geride bıraktık. Yeni heyecan ve koşuşturmaların başladığı, sonbaharın hüküm sürdüğü günler yaşıyoruz. Yılın son aylarına yaklaşmamız sebebiyle iş yoğunluğumuzda da gözle görünür bir artış söz konusu. Böylesi yoğun bir tempo içindeyken, sizlere kısa bir mola verdirmek, zengin bir içeriğe sahip dergimiz aracılığıyla keyifli birkaç saat geçirmenize vesile olmak üzere yine karşınızdayız. Son çeyreğine girdiğimiz 2013, bizler için son derece hareketli ve bir o kadar da verimli bir yıl oldu. İçinde bulunduğumuz yılın istatistiklerine göz attığımızda, araç muayenesi adetlerinde bir önceki seneye kıyasla artışın olduğunu, fakat bunun yanında muayeneden kalma oranının da azaldığını görmekteyiz. Bu durum, faaliyetimizin trafik güvenliğine sunduğu pozitif katkının da kanıtı aynı zamanda. Diğer taraftan, henüz yolun başında olduğumuzun, atmamız gereken daha birçok adımın olduğunun farkındayız. Motosiklet ve traktörlerle ilgili istatistiksel veriler, muayeneye gelme oranlarının düşüklüğü bizleri özellikle bu alanlarda daha fazla çalışmaya sevk ediyor. Bizi daha fazla adım atmaya yönelten bir diğer konu ise egzoz gazı emisyon ölçümleri. Ağustos ayı ile birlikte artan kontroller ve kesilen yüksek meblağlı cezalar, egzoz gazı emisyon ölçümlerinin ne derece önemli olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Emisyon ölçümü yapılmadan, kanundışı olarak verilen pulların, olası kontrollerde çıkacak uygunsuz değerler karşısında hiçbir anlam ifade etmediğine ve bu yolu seçen vatandaşlarımızın yüksek cezalarla karşılaştıklarına şahit olduk. Uluslararası standartlarda ölçüm hizmeti veren TÜVTÜRK, ülkemize hem çevresel hem de ekonomik alanda çok büyük katkılar sağlarken, gerekli ölçümleri bizim istasyonlarımızda yaptıran vatandaşlarımızın kendilerini bu konuda çok daha güvenli hissettiğine de tanıklık ediyoruz. Marifet iltifata tabiidir sözü, yaşamda bir kez daha karşılığını buldu. Son yılların en önemli sosyal sorumluluk projelerinden biri olan, trafik güvenliği konusunda ülkemize büyük katkılar sunduğuna inandığımız, birçok ilgili kurum ve kuruluşla birlikte TÜVTÜRK olarak bizim de içinde yer aldığımız Trafikte Sorumluluk Hareketi ne ait bir uygulama, ARVAK tarafından düzenlenen A-Awards Açıkhava Ödülleri nde En İyi Kentsel Tasarım ödülüne değer bulundu. Bizi ziyadesiyle memnun eden bu ödül nedeniyle başta reklam ajansımız Drive Dentsu olmak üzere emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim. Son olarak dergi yayın tarihimizden sadece bir hafta sonraya denk gelen Kurban Bayramı nızı en içten dileklerimle kutlar; uzun bayram tatilini sevdikleriyle birlikte geçirmek üzere yola çıkacak herkesin, hız ve emniyet kemeri başta olmak üzere tüm trafik kurallarına uymak konusunda azami gayret göstermelerini dilerim. ARAÇ MUAYENESİ KONUSUNDAKİ İSTATİSTİKİ VERİLER, FAALİYETLERİMİZİN TRAFİK GÜVENLİĞİNE SUNDUĞU POZİTİF KATKININ DA KANITI AYNI ZAMANDA. KEMAL ÖREN TÜVTÜRK Genel Müdürü İSTASYON 3

3 08 Teknoloji 16 Söyleşi 30 Gezi İçindekiler EKİM-KASIM-ARALIK Spor 10 Hayat Haberler Dünyada ve Türkiye'de öne çıkan, ilginç haberler... Teknolojİ Teknolojideki son gelişmeler, yeni ürünler ve uygulamalar... Hayat Dayanıklı, lezzetli ve sürdürülebilir atalık tohumların korunması için gösterilen çabalar artıyor. Söyleşİ Dila Hanım a küçük ekranda tekrardan can veren Hatice Şendil, rolün kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığının altını çiziyor. kariyer Tarihçesi çok eskilere dayansa bile Türkiye de çok fazla tanınmayan Aktüerya, artık gençlerin kariyer planlarında daha fazla yer almaya başladı. TarİhTen Sayfalar Bir zamanlar bolluğu ile meşhur Boğaz ın balıkları, aşı avlanma ve kirlilik yüzünden birer birer yok oldu. Ne balıklardan ne de balıkçılık kültüründen eser kaldı GeZİ Yeni yerler keşfetmek ya da herkesin bildiği yerlere kendi gözüyle tanıklık etmek isteyenler için ideal mevsimdir sonbahar. Bizim sonbahar rotamızda Uzungöl, Şirince, Pamukkale, Nemrut ve Kapadokya var. otomobil Ve beklenen oldu Formula 1 yetkilileri, eskisine zıt bir anlayış benimsedi. Motor hacminin 1,6 litreye, silindir sayısının ise 6 ya düşmesini öngören bir karara imza atıldı ve böylece ortaya çevreyle daha dost bir yarış çıktı SPOr Türkiye, ekstrem spor meraklıları arasında popülaritesi giderek artan rafting için son derece ideal bir ülke. Sağlık Vücudun hemen her yerinde kendini gösteren kanser, deriyi de es geçmiyor. UZMan GöZüyle Egzoz gazı emisyon ölçümü. SoSyal Medya Sosyal medyadaki gelişmeler OyUN Konsol ve mobil oyunlar. PoPüler kültür Sinema, televizyon, sergi TüVTürk TÜVTÜRK'ten haberler englısh SUMMary İmtiyaz Sahibi TÜVTÜRK Kuzey Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. Adına Kemal Ören Yönetim Yeri Büyükdere Caddesi, No: 255 Kat: Maslak- Şişli-İSTANBUL Yayın Yönetmeni Sema Uludağ Yayın Koordinatörü M. Koray Özcan (Sorumlu Müdür) Görsel Yönetmen Kemal Toğanç Yapım Yeri Doğuş Grubu İletişim Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. Doğuş Power Center Ahi Evran Polaris Caddesi No: 4 Maslak İstanbul Tel: (Santral) Baskı yeri Ömür Matbaacılık A.Ş. Beysan Sanayi Sitesi Birlik Cad. No: 20 Haramidere-Beylikdüzü- İstanbul Tel: Yayın Türü Üç aylık yaygın süreli yayın, TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları kurumsal yayınıdır, parayla satılmaz. 4 İSTASYON İSTASYON 5

4 HABerler Tünelin sonundaki ışık n Ölümün eşiğinden dönenlerle yapılan sohbetlerde en sık duyulan cümle şu olsa gerek: Tünelin sonundaki beyaz ışığı gördüm. Kurulan cümlenin doğru olup olmadığını bilmek, gerçekten öyle bir ışığın varlığını kanıtlamak çok zor elbette. Buna rağmen biliminsanları hemen her alanda olduğu gibi bu konuda da araştırmalarına devam ediyorlar. Hatta araştırmalarının sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıp şaşkınlık da yaratabiliyorlar. Tünelin sonundaki beyaz ışıkla ilgili son bilgi ABD deki Michigan Üniversitesi nden geldi. Açıklamaya göre biliminsanları ölmek üzere olan sıçanların beyin dalgalarında yüksek seviyede aktivite gözledi. Hayvanların kalbinin durmasından sonraki 30 saniye içinde gama salınımları olarak bilinen yüksek frekanslı beyin dalgalarında ani bir yükselme tespit edildi. Bu durumdan yola çıkan araştırmacılar, tünelin ucundaki ışığın beyindeki elektrik dalgalanmalarının aniden yoğunlaşmasından kaynaklanabileceği sonucuna vardılar. Konuyla ilgili Amerikan Bilimler Akademisi nin dergisine açıklama yapan Dr. Jimo Borjigin, insanlarda da benzer bir durumun söz konusu olabileceğini; beyinde faaliyetlerin yoğunlaşması ve algılama seviyesinin artmasının, ölüm anı deneyimlerini açıklayabileceğini söyledi ve ekledi: İnsanların ışık görmeleri, beynin görme merkezinin yüksek seviyede uyarılmasından kaynaklanabilir. İşTe mutluluğun formülü Çalışanların mutluluğu, verimi artıran temel unsur TinyPulse, personelle patron arasındaki çekinceleri kaldırıp sorunları çözebilmek ve dolayısıyla verimi artırmak üzere üretilen bir program. n BBC de geçtiğimiz günlerde yayınlanan Nastaran Tavakoli imzalı bir haber, dikkatleri bir kez daha çalışanların işlerini yaparken mutlu olması gerektiğine çekiyordu. Habere göre, Seattle merkezli tasarım şirketinde bir çalışan, diğerlerine şirketten istifa etmelerine vesile olacak şeyler anlatıyordu. Neler olup bittiğini çalışanlarla konuşarak anlamaya uğraşmanın boşuna bir çaba olduğunu fark eden şirket sahibi Amy Balliett, işin içine TinyPulse adlı programı dâhil etmeye karar verdi. Program sayesinde çalışanlar, isimlerini gizli tutarak Balliett e ulaşabildiği gibi yaşanan sorunları tüm çıplaklığıyla aktarma şansına sahip oldu. Amy Balliett için geçerli olan durum, birçok patronu da yakından ilgilendiriyor aslında. Zira Amerika da yapılan araştırmalar, çalışanların neredeyse yüzde 70 lik bölümünün kendilerini işyerlerine ait hissetmediklerini ya da devre dışı bırakılmış hissine kapıldıklarını gösteriyor. Bu da işte verimi azalıyor İşte TinyPulse, tam da bu noktada imdada yetişiyor. TinyPulse un kurucusu David Niu, programı oluşturmadan önce çeşitli şirketlere gidip araştırmalar yaptı ve işverenlerle karşılaştıkları sorunlar üzerine görüştü. Kendisi de daha önce farklı şirketler kuran ve çalışanlardan birinin istifa etmesinin patronlarda yarattığı ruh halini iyi bilen Niu, mesaisinin önemli bölümünü hangi durumların personeli istifaya sevk ettiğini anlamaya çalışarak geçirdi. Şirketlerin kendi içinde, yıllık olarak yaptıkları değerlendirme anketlerinin yeterli sonuç vermediğine inanan Niu, sonunda, çalışanların ne Konuşan tren camları n Binilecek tren konforlu, yol boyunca akıp giden manzara izlenmeye değerse tren yolculuğunun sunduğu keyif bambaşkadır. Türkiye deki demiryolu ağının karayollarına kıyasla geride olduğu malum, ama birçok Avrupa ülkesinde durum daha farklı. Avrupalılar seyahatlerinin önemli bölümünde demiryollarını kullanıyorlar. Avrupalıların demiryolu seyahatine verdiği önemi bilen ve ilgiyi markaların yararına çevirmek isteyen Almanya dan bir firma, trendekilere reklam dinletebilmek amacıyla yolcuların başlarını cama yasladıklarında aktif hale gelecek bir sistem geliştirdi. Sistem yolcunun uyumak ya da dinlenmek üzere başını cama yaslamasıyla devreye giriyor. Camdan gelen ses sinyallerinin yaydığı titreşimler sayesinde kişi reklamları kafasının içinde duymaya başlıyor. İlk olarak, Cannes Uluslararası Yaratıcılık Fuarı nda tanıtılan ve henüz deneme aşamasında olan sisteme yönelik eleştiriler de hayli fazla. Zira yapılan birçok yorumda bunun kişinin dinlenme hakkına saldırı olduğunun altı çiziliyor. kadar mutlu olduklarını görmek için, haftalık periyotlarla kısa anketler hazırlayan ve anket sonuçlarını grafiğe dönüştürüp patronlara ulaştıran TinyPulse programını oluşturdu. Amy Battiett örneğinde olduğu gibi bu program, çalışanların patronlarıyla iletişim kurarken kimliklerinin gizli kalmasını sağlaması açısından da önemli. Aslında çalışanların mutlu olup olmadığını öğrenmenin tek yolu TinyPulse değil, sağlık sektöründe kullanılan cihazlar mutluluk düzeyini ölçebiliyor. Uzmanlar, insanları zorlamanın beyin için kötü olduğunun, zorlanan kişilerin randımanının artmadığının altını çiziyorlar. Bİr Bİlmece daha çözülüyor Biliminsanları, soyu tükenmiş Güney Afrika kaplumbağası Eunotosaurus un fosilleşmiş iskeletini buldu. İskelet, kaplumbağa kabuklarının oluşumuyla ilgili birçok veri sunuyor. n Hayat bilmecelerle dolu Bugünlere ulaşana kadar binlerce bilmece çözdü insanlık. Ama ne kadar ilerlenmiş olunursa olunsun, bazı şeyler gizemini korumaya devam ediyor ve biliminsanları bu gizemi çözebilmek amacıyla günlerini, yıllarını veriyor. Örneğin kaplumbağalar, daha doğrusu kaplumbağa kabukları, bilimle uğraşanların uzun süredir ilgi alanındaydı. Kaplumbağa kabuklarının nasıl bir evrim sürecinden geçtiğine ilişkin araştırmalar yapan biliminsanları, literatürde bağa adı verilen kemiksi kabuk aracılığıyla ulaştıkları yeni bilgiler sayesinde bir bilmeceyi daha çözmek üzereler. Soyu tükenmiş Güney Afrika sürüngeni olan Eunotosaurus un fosilleşmiş iskeletinin bu konuda çok yardımcı olduğunu söyleyebiliriz. Zira 260 milyon yıllık olduğu düşünülen fosil, yakın zamanda bulunan ve aynı soydan geldiği düşünülenlerden belirgin farklar göstermekle kalmayıp araştırmacılara farklı dönemlere ait fosilleri karşılaştırma imkânı da sunuyor. Araştırmacılar, Eunotosaurus ın sırtında tıpkı günümüzde yüz yılda 11 santim uzadılar n Avrupalı erkekler artık daha uzun Nereden mi biliyoruz? İngilizlerin yaptığı incelemelerden İngiltere deki uzmanlar, 100 yıllık dönemi ve 15 Avrupa ülkesinden binlerce erkeğin nüfus ve askerlik kayıtlarını ele alan bir çalışmaya imza attılar. Sonuçları Oxford Economic Papers da yayınlanan, 1870 ila 1980 arası yılları kapsayan araştırmada, erkeklerin yaklaşık 11 santim uzadığı görüldü. 21 yaşındaki İngiliz erkeklerinin boyu 167,05 santimken 1970 li yıllarda 177,37 ye çıktı. Erkeklerin boyunun neden uzadığına ilişkin somut veri yok. Ancak uzmanlar bu durumu, eskiye oranla yaşam koşullarının iyileşmesine, kişi başına düşen gıda tüketiminin artmasına ve sağlığa daha çok özen gösterilmesine bağlıyorlar. yaşayan kaplumbağalarınkine benzer T şeklinde dokuz büyük kaburga kemiğinin bulunduğunu, ancak omurgalarıyla kaburgalarının birbirine kaynamadığını ve kaburgaları arasında diğer hayvanlarda görülen kaslardan bulunmadığını belirtiyorlar. Kaplumbağaların kabuklarının yaklaşık 50 kemikten oluştuğu; kaburgaların, omuz kemiklerinin ve omurların birbirleriyle kaynaması sonucunda kabuğun meydana geldiği biliniyordu. Son derece karmaşık yapıya sahip kabukların ilk kez 260 milyon yıl önce ortaya çıktığı da bilinenler arasında. Bundan 210 milyon yıl önce yaşamış bir kaplumbağanın fosili, oluşumunu tamamlamış bir kabuğa sahip. Ancak bu kaplumbağadan yaklaşık 10 milyon yıl önce yaşayan ve Çin de bulunan Odontochelys semitestac olarak adlandırılan bir başka fosilde ise kabuğun tam oluşmadığı görülüyor. Kabuklar bu türün solunum sisteminde önemli bir işleve sahip. Kendisini korumak için kabuktan vazgeçen kaplumbağalar, evrim süreçlerinde karın bölgelerinde eşi benzeri olmayan bir kas bağı geliştirdiler. Ön camdaki yol haritası n Hepimizin hafızasında yer edinmiştir; bundan çok değil yıl önce çekilmiş, çoğu Amerikan menşeli filmde, şoförün hemen yanındaki koltukta oturan kişi çoğunlukla bu ailenin annesidirkucağında tuttuğu koca haritadan ilerleyecekleri yolu bulmaya çalışır. Yolculuklar sırasında haritalardan ziyade içgüdülerine güvenen bizler için şaşırtıcı bir tablodur bu. Ancak ilerleyen teknoloji, söz konusu görüntüyü değiştirmeye kararlı. Çünkü artık hemen her aracın navigasyonu da var. Bu da sadece navigasyonun bile otomobil sektöründe ayrı bir iş alanı olarak var olmasına, çeşitli firmaların ortaya çıkmasına aracılık ediyor. Uydu navigasyonu firması Garmin de onlardan biri ve firma, otomobil sürücüsüne yolu ön camdan adım adım gösteren bir cihaz ve uygulama geliştirdi. Taşınabilir bu ekran, akıllı telefon aracılığıyla yön talimatları da dâhil birçok bilgiyi ön cama yansıtabiliyor. Yön belirten okları, mesafeyi, aracın hızını ve hız limitlerini içeren bilgiler, ön cama ya Garmin in ürettiği cihazın yansıtıcı merceği aracılığıyla ya da cama yapıştırılan şeffaf bir plastik ekran üzerine aktarılarak yansıtılıyor. Uygulamanın özelliği bununla sınırlı değil. Sistem sesli talimatları, ya akıllı telefonların hoparlörleri ya da aracın Bluetooth kısa dalga radyo teknolojisiyle çalışan ses sistemi üzerinden verebiliyor. Uydu navigasyonu sistemini içeren, fiyatının yaklaşık 30 Dolar olması ve birçok ülkede sonbaharda satışa sunulması planlanan uygulamanın iphone, Android ve Windows Phone 8 lerde kullanılması da mümkün. 6 İSTASYON İSTASYON 7

5 HABerler HAZIRLAYAN: ReSuL BukSuR masaüstü tableti n Son yıllarda klasik masaüstü PC tarih oldu desek yeridir. İşte son örneği, all-in-one PC ler; yani hepsi bir arada bilgisayarlar, şimdi tablet olarak da kullanılıyor. Asus un yeni modeli Transformer AiO yeni nesil masaüstülere iyi bir örnek. İlk bakışta sadece bir Windows 8 li bilgisayar olarak algılanan Asus Transformer AiO nun 18,4 inç boyutundaki ekranını yerinden çıkararak, bir Android tablet olarak kullanılabiliyor. PC olarak, 3. Nesil Intel Core i3/i5/i7 işlemci seçenekleri sunan AiO, tablet olaraksa, Android 4.1 Jelly Bean işletim sistemli 18,4 inçlik dokunmatik ekrana sahip. NVIDIA Tegra 3 işlemcili tabletin 2,4 kilogramlık ağırlığıyla bir hayli ilginç göründüğü de kesin. Müzik her yerde n Dağda, kırda, bayırda, yetmedi mi, denizde, havuzda, herkese müzik dinletebileceğiniz bir hoparlör ister misiniz? Ecoxgear bu özel tasarımıyla ses kalitesinde olduğu kadar dayanıklılıkta da iddialı. Ön taraftaki özel koruma bölmesi sayesinde zorlu koşullarda bile çalışıyor. Blutooth bağlantılı ve dört büyük pille çalışıyor. Üst taraftaki gömülü tuşlarla sesi rahatlıkla yönetebiliyorsunuz. Düşmelere karşı dayanıklı olduğu gibi, 150 Dolar a satılan bu ürünü havuza attığınızda yüzdüğünü ve batmadığını görebilirsiniz. Apple parmaktan tanıyor n Uzun yıllardır beklenen iphone ların, daha ucuz ikinci versiyonu, en sonunda piyasaya çıkıyor. Kısa süre önce düzenlenen bir organizasyonla iphone 5 in yeni üst modeli olan S tanıtılırken, daha düşük fiyata sahip iphone 5C de kullanıcıların beğenisine sunuldu. Apple yine de kontrolü elinden bırakmış değil. Telefon ucuz ama, sadece 100 dolar kadar ucuz. Aslında 5C ve 5S arasında donanımsal olarak bir fark yok. Tek fark kasada Söz konusu modellerdeki temel yeniliklerden en önemlisi, şirketin yeni işlemcisi A7. Her iki telefonda da kullanılan işlemci, daha yüksek hız ve uzun pil ömrü sağlıyor. İkinci ve ilginç yenilikse parmak izi tanıma. Böylece telefon ve mobil cüzdan güvenliği konusunda önemli bir destek sağlanmış oldu. Parmak okuyucu alttaki tek tuşun altına yerleştirilmiş. Ama asıl bomba telefonlara yerleştirilen M7 adındaki yeni işlemci. M7, popüler sağlık ve spor verilerinin algılanmasını sağlıyor. Böylece ek bir aksesuara gerek kalmıyor. Ekim ayında piyasaya çıkacak iphone modellerden 5S üç metalik renkle geliyor; gümüş, altın ve koyu gri. telefon sesimi tanıyor n Google ın Motorola yı satın aldıktan sonra piyasaya sunduğu ilk akıllı telefon Moto X, raflarda boy göstermeye başladı ve üç farklı özelliğiyle hemen dikkat çekti. Akıllı telefonlardan önce sıkça görülen değiştirilebilir kapaklara sahip. Kendi isminizi yazdırabileceğiniz arka panelde 18, ön panelde ise yedi farklı renk seçeneği sunulmuş. Şirket ikinci olarak, sadece Moto X e özel uygulamalar geliştirmiş. Örneğin sizin sesinizi ve komutlarınızı tanıyıp işlemleri yapabiliyor. Bunun yanında ekran kapalıyken 10 saniyede bir, durumu göstermesi bir başka farklı özellik. Son olarak cihazda yer alan 2200 mah lik dev pil ve bu pil 24 saatlik bir kullanım süresi vaat ediyor. Bunların yanı sıra 130 gram ağırlığındaki Moto X de 720 x 1280 piksel çözünürlüklü 4.7 inçlik bir ekran bulunuyor. 8 çekirdekli işlemci, 2 GB RAM, 16 GB ve 32 GB farklı depolama seçenekleri cihazdaki diğer özellikler. Arkada 10 MP Clear Pixel, önde ise 2 MP lik kamera bulunuyor. Saat modası yükseliyor Cepte piksel Savaşları n Son birkaç ayda dünyanın önde gelen firmaları, birbiri ardında akıllı saatler çıkartıyor. i m Watch, onların arasından sıyrılarak Türkiye de de satışa sunulan ilk akıllı saat oldu. iphone ve Androidli telefonlarla uyumlu olan i m Watch; akıllı telefonların yerini almak yerine, Bluetooth bağlantısıyla doğrudan telefona ulaşmanızı ve yönetilmesini sağlıyor. Bu sayede çağrı yapma, SMS, e-posta, Facebook, Twitter, Instagram ve müzik gibi ihtiyacınız olan her türlü uygulamayı her an bileğinizde taşıyabiliyorsunuz. Türkiye deki fiyatı ise 899 TL. n Akıllı telefonlarda kamera yarışı yeniden sertleşiyor. Samsung un Galaxy Zoom u ile telefonlara ilk defa hareketli lens sistemi getirmesine, Nokia dan cevap gecikmedi. Finli üretici, 41 megapiksellik kamerayla donatılan Lumia 1020 yi piyasaya çıkarıyor. Lumia 1020 de ikinci nesil PureView teknolojisiyle; 41 megapiksel ve zoom özelliğiyle insanın gözünün sınırlarını zorluyor. Nokia Pro Camera uygulamasıyla gelen telefonda, Dual capture (çift çekim) denen yeni özellik sayesinde 38 megapiksel yüksek çözünürlüklü fotoğraflar çekebiliyorsunuz. Bunun için altı adet lense sahip optik sensör, düşük ışık koşullarında bile net fotoğraflar çekebilecek kapasitede. Ayrıca Rich Recording teknolojisi sayesinde 140dB ye kadar sesleri kaydedebilen Nokia 1020, en gürültülü ortamlarda bile stereo sesli videolar çekebiliyor. Son olarak, opsiyonel olarak satılan kamera aksesuarıyla neredeyse tam bir kompakt kameraya dönüşüyor. 6 inç sınırı aşıldı n Akıllı telefon mu, tablet mi? Akıllı telefonların ekranı büyüdükçe büyüdü ve artık tablet telefonlar ayrı bir kulvar. Neredeyse her marka büyük ekranlı versiyonlarını çıkarıyor. Son olarak Sony tam HD 1080p çözünürlüğe sahip 6.4 inçlik tablet telefonunu piyasaya sundu. Oldukça ince tasarımıyla rekorları zorlayan ürünün su geçirmezlik özelliği de var. küçük ama kaliteli n Ünlü ses ürünleri şirketi Bose, sonunda plaj çantasına sığacak boyutlarıyla SoundLink Mobile ı tanıttı. Cep telefonlarından biraz büyükçe boyutlara sahip üründe hoparlör Bluetooh üzerinden kablosuz olarak bağlanıyor. Ağırlığıysa sadece 680 gram. Birçok farklı renkte kılıflarıyla sunulan ürün, 200 Dolar a satılacak. 8 İSTASYON İSTASYON 9

6 HAYAT İyilik tohumları Dayanıklı, lezzetli ve sürdürülebilir atalık tohumların korunması için gösterilen çabalar her geçen gün artıyor. Anadolu nun pek çok yerindeki küçük çiftçiler yerli tohumlarına pazar bulamadığı için, yüzyıllardır her türlü koşula uyum sağlayıp günümüze ulaşan dayanıklı tohumlar yok olma tehlikesiyle yüz yüze. Yıllar önce Ekolojik Tarım, Turizm, Takas (TaTu- Ta) projesi için Buğday Derneği nden arkadaşlarımla birlikte yaptığımız seyahatlerden birinde tanıştığımız Mustafa Bey ile köy hayatının yavaş yavaş sona erdiğini konuşuyorduk. Mustafa Bey, atalık tohumlarının kalmadığından söz etmiş ve üzülerek atalık akdarı tohumlarını nasıl yitirdiklerini anlatmıştı: Bir süre önce annemin tohumluk olarak ayırdığı akdarı çuvalını ambarda bulan oğlumun tavuklara yem niyetine attığını öğrendim. Atalarımızdan kalan son akdarı tohumlarıydı... Geçmişte Anadolu da hemen her yerde yetiştirilen besleyici değeri yüksek bu tahıl, bugünlerde neredeyse hiç yetiştirilmiyor. Mustafa Bey in anlattıklarına benzer hikâyeleri, sonra hemen her kır sohbetimizde dinledik: Gün geçtikçe azalan atalık tohumların, yerini gittikçe yaygınlaşan ticari tohumlara bıraktığını gördük, işittik. Diyarbakır karpuzu, Arnavutköy çileği, karabuğday (burçak), bardacık inciri, ayasu armudu azalan çeşitlerimizden bazıları. Tokat ta devlet yetkililerinin, köy köy dolaşıp verimi az 30 dan fazla domates çeşidinin tohumunu çiftçiden alarak, verimi yüksek, ıslah edilmiş çeşitlerle değiştirdiğini öğrendik. Amaç, bölgede büyük hacimde üretilebilecek ve tüketicinin genel tercihine uygun tek tip domates çeşidine ulaşabilmekti. Verim artacak, ancak bu domatesi yetiştiren çiftçi her yıl yeniden tohum almak zorunda kalacaktı. Zira bu domates kendi tohumlarından domates üretme yeteneğine sahip değildi. Bir keresinde Burdur pazarında birkaç nesildir fide yetiştiren bir çiftçiyle karşılaşmıştım. Mevlüt Bey, özenle yetiştirdiği türlü çeşit sebze fidelerini mevsimine göre, üç dört pazarda satıyordu. Mevzuat gereği satışta sorun 10 İSTASYON İSTASYON 11

7 HAYAT Az zahmetle, Az kaynakla yetişen atalık ToHumlAr, kendilerine gösterilen özene büyük bir bereketle karşılık veriyor. her birinin içinde bol gıda, bol şifa var. yaşıyordu, çünkü tescil sürecinden geçmeyen ve sertifikalandırılmayan tohumlar, ticareti Tohumculuk Kanunu ile yasaklanmış durumda. Mevlüt Bey, sohbetimizde Fidelerimi satın almak isteyenlerin yüzü suyu hürmetine pazarda satış yapabiliyorum demişti. TOHUMLARI YOK OLMUŞ DÖNGÜLER Bu örneklerin hepsi sonuna gelmiş döngüleri işaret ediyor. Kendini devam ettiremeyecek tohumların hâkimiyeti, küçük üreticinin sürdürülebilir kaynaklara ulaşmasındaki zorluklar ve kaçınılmaz olarak, giderek ufalanan kırsal yaşam... Tohumları yok olmuş döngüler... Gıdamızı oluşturan bitkilerin birçoğunun anavatanı Anadolu Örneğin ekmeğin hammaddesi buğday ve buğdaygillerin, nohutun gen merkezi Güneydoğu Anadolu. Türkiye de kültür bitkilerinde gen kaynağı belirleme ve toplama çalışmalarını başlatan İstanbul Yeşilköy Islah ve Deneme İstasyonu Müdürü Mirza Gökgöl, 30 lu yıllarda, Geleneksel çiftçilik faaliyetinde güneşte kurutulan biberler, ekşiler, pekmezler, salçalar, tarhana gibi ürünler de geleneksel yapılış biçimleriyle, yerli tohumlar kadar değer taşıyor. Türkiye nin her yanından binlerce buğday örneği toplamış, 18 binin üzerinde farklı tip ve bunların arasından da 256 yeni buğday varyetesi belirlemişti. Gökgöl, Türkiye de bulunan çiftçi çeşitleri, bitki ıslahçıları için sonsuz bir hazine diyordu. Günümüzde atalık tohumlarını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya olan Anadolu Yarımadası, biyolojik çeşitliliği çok zengin bir coğrafya. Bereketli topraklar ve kıtalar arasındaki konumundan olsa gerek, insanın yerleşik kültüre dair attığı ilk tohumların da bu coğrafyada yeşerdiği biliniyor. Tarihteki ilk köylerin kuruluşu, dolayısıyla yabani bitkilerin kültüre alınarak tarımın başlatılması, dahası hayvanların ilk defa evcilleştirilmesi de Anadolu ve etrafındaki bölgelerde gerçekleşmiş. Kutsal kitaplarda da adı geçen, incir, üzüm ve zeytin gibi ağaç ve çalıların bazı türlerinin de doğal kökenleriyle insan tarafından ilk defa kültüre alındığı bölgelerin Anadolu çevresinde bulunduğunu söylemek yanlış olmaz. Muğla Meyve Mirası Grubu, sadece Muğla bölgesinde meyve çeşitleri üzerine yaptıkları araştırmada onlarca değişik adla anılan 500 den fazla meyve çeşidi belirledi. Bu sayının yaklaşık 330 unu farklı çeşitte badem, elma, armut, incir, üzüm, zeytin, nar ve ayvalar oluşturuyor. Meyve Mirası Grubu ndan Esin Işın, bu ürünlerin gün geçtikçe ticari değerinin yok olduğunu ve köylünün artık bu tür ürünlerden çok az yetiştirdiğini söylüyor. Işın, bu çeşitleri Bodrum pazarında açtığı tezgâhta tanıtıyor ve köylülerin ürünlerini satmalarına yardımcı oluyor. Yerel çeşitleri kullanan çiftçilik faaliyeti sadece ham ürün üretiminde değil, mamul ürünlerin üretimi ve saklanma yöntemleri konusunda da çeşitlilik gösteriyor. Kurular, pekmezler, domates salçaları, tahin, haşhaş ezmesi ve tarhana gibi ürünler yapılış biçimleriyle de bir değer taşıyor. Kuşadası nın Kirazlı Köyü ndeki Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği, köydeki kadınların geleneksel yöntemlerle ve yerli tohumları kullanarak ürettiği ürünleri yöresel bir markayla satışa sunuyor. Dernek Başkanı Nihat Fırat, Giresun dan göçmen kuşlar tarafından taşınan ve bu şekilde dünyaya yayılan kirazın atasının Kirazlı daki kara kirazın akrabası olduğunu düşünüyor. Fırat Kirazlı, 70 li yıllarda Almanya ya kara kiraz ihraç etti ancak sonrasında kuraklık ve bakımsızlık nedeniyle kirazlar kurudu ve zamanla ticari bir kiraz çeşidi (ziraat 900 ismiyle anılan) kara kirazın yerini aldı diyor. Sevindirici olan, derneğin çalışmaları sonucu kara kiraz üretiminin yüzde 10 artmış olması. Yerli çeşitler, üretim şekilleri itibariyle doğa dostudur. Yetiştirildikleri yörenin özelliklerine uyum sağladıkları için çok az emek ve kaynakla verimli olabilirler. Örneğin Bodrum un köylerinde beppe domat olarak anılan (bugünkü adıyla cherry domates) domates çeşidi, neredeyse kendiliğinden toprağa dökülen tohumlarından, hiç sulanmadan lezzetli meyveler veriyordu. Kazdağları nda yaşadığım Bahçedere Köyü nden komşum Esme Kahraman da, Bunlardan dört tohum ektim, kendiliğinden büyüdü, sulamadım bile dediği dört balkabağından birini bize hediye etmişti. Her biri ortalama 20 şer kiloydu. Kabağımızdan çıkan çekirdekleri saydığımızda yaklaşık 2 bin kabak tohumumuz olduğunu fark ettik! Kars ın Boğatepe Köyü nde yok olmaya terk edilen kavılca buğdayının üretime kazandırılması için çaba gösteren İlhan Koçulu ya göre, yerli bitkisel çeşitler gibi yerli hayvan ırklarının da bakımı daha kolay. Örneğin, yabancı ırklar günde ortalama litre su içerken, yerli ırklar 10 litre suyla yetinebiliyor. Koçulu, Bu ırklar otlayarak ve otun olmadığı zamanlarda da biçilerek kurutulmuş çayır otuyla besleniyor, dolayısıyla elde edilen sütün maliyeti neredeyse sıfır diyor. Oysa kültür ırkları veya melezlerinin yetiştirildiği hayvan çiftliklerinde hayvanların beslenmesi için hektarlarca arazide yem bitkisi üretmek gerekiyor. Yerli hayvan ırklarının gıdasıysa yerli bitki çeşitleriyle zenginleştiriliyor. Örneğin yok olmakta olan Güneydoğu Anadolu kırmızısı adlı sığır ırkı, yakın zamana kadar, yok olmakta olan yerli yağlı tohum çeşidi zegerek ten yapılan yemle besleniyordu. Keten tohumunun yöresel adı olan zegerekin, geçmişte yağı alınıyordu, posası da öküzlere ve yeni doğum yapan ineklere veriliyordu. Son yıllarda yerli tohumların korunması için yapılan çalışmalara zegerekin yeniden üretilmesi de eklendi. Yerel çeşitler başta olmak üzere genetik kaynakların toplanması, muhafaza edilmesi ve çeşitlendirilmesi kapsamında, 60 binden fazla örneği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, İzmir ve Ankara daki gen bankalarında tutuyor. 8 binin üzerinde meyve ve asma çeşidi de 16 değişik araştırma enstitüsünde koruma altına alınmış durumda. 12 İSTASYON İSTASYON 13

8 HAYAT türkiye de son yıllarda doğa dostu tarım ve yerli tohumlarla İlgİlİ farkındalığın ArTmAsı, bu karanlık tabloyu AydınlığA çevirecek yeni küçük döngülerin başlamasını sağlıyor. C Kars ın Boğatepe Köyü nde yok olmaya terk edilen kavılca buğdayının üretime kazandırılması için çaba gösteren İlhan Koçulu ya göre, yerli bitkisel çeşitler gibi yerli hayvan ırklarının da bakımı daha kolay. Ancak gen kaynaklarının sürekliliği için sadece koruma altına almak yeterli değil. Bunun nedeni, bitki genetik kaynaklarının, yerel koşullara uyum sağlayan popülasyonlardan oluşması. Bu nedenle her ne kadar genetik kaynak olarak bu çeşitler kayıt ve koruma altına alınsa da, bu tohumların değişen koşullara zaman içinde uyum sağlayabilmesi için ekilmeye ve takas edilmeye ihtiyacı var. Burada üzerinde durulması gereken konu, atalık tohumlarımıza yönelik tehdidin, üretimini devam ettiren küçük çaplı üretim sistemlerinin sürekliliğine yönelik tehditle ilişkili olması Küçük üreticinin yaşam koşullarının gün geçtikçe zorlaşması her yıl tohumluk ayıran çiftçileri, hibrit piyasa tohumlarına yönlendirebiliyor. Her ne kadar ürettikleri yerel ve sağlıklı ürünlerle, gıda güvenliği açısından direnç noktalarını oluşturuyor olsalar da, küçük çiftçiler, küçük hacimli üretimleri, ürün miktarları ve çoğunlukla tüketici tarafından seçilen çeşitleri üretmiyor olmaları nedeniyle giderek büyüyen pazara ulaşma şansını yitiriyor. Pazar, her geçen gün daha fazla konvansiyonel tekniklerle üretilmiş, tek tip ürünlerle dolduruluyor. Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü nden Mustafa Bakır, piyasanın tek tip ürüne yöneliyor olmasının sakıncalarına dikkat çekiyor: Öncelikle besin değeri azalıyor. Yapılan ıslah çalışmaları besin değerinden çok, miktar olarak verim ve bunun yanında makinelerle işlenebilirlik, uzun mesafelerde taşınabilirlik ve raf ömrüne göre yapılıyor. Bu nedenle miktar olarak verimli ama çeşit ve besin değeri zayıf gıdalar üretiliyor diyor. Bakır a göre, günümüzün giderek kronikleşen kriz durumu ancak yerel çeşitlendirmeyle aşılabilir. Bunun yolu da farklı koşullara uyum sağlayarak bugüne gelebilen atalık tohumlarımızın korunması, bu tohumları sürekli eken küçük üreticilerin ve bu çeşitliliği talep eden insanların sayısının artmasından geçiyor. Türkiye de son yıllarda doğa dostu tarım ve yerli tohumlarla ilgili farkındalığın yaygınlaşması, bu karanlık tabloyu aydınlığa çevirecek yeni küçük döngülerin başlamasına neden oluyor. Bayramiç te temelleri atılan Yeniköy, Bayındır daki Marmariç, Erdek teki Ocaklar ekolojik yerleşim girişimleri; İstanbul da balkon bahçeciliği ve yerli ürün kullanımının yaygınlaşması için çaba gösteren Slow Food konviviyumları, Pembe Domates Ağı gibi sivil gruplar yerli tohumları yaşatmak için çalışıyor. Torbalı ve Seferihisar da yapılan atalık tohum takası şenlikleri de bu çabaların bir yansıması. Bazı okullar bahçelerinde atalık tohumları yetiştirmeye başlarken, bazı çiftçiler de yerli tohum ambarlarının öncüsü oluyor. Ekolojik çiftliklerin sakladıkları yerli tohumları takas etmelerini de özendiren Buğday Derneği, GEF Küçük Destek Programı ndan aldığı destekle öncülüğünü yaptığı tohum ağı ile bu konuda çalışan tarafları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Diğer yandan tohum ağı sekreteryasını yürüten Emanetçiler Derneği köy köy dolaşarak tohum ambarlarının kurulmasına önayak oluyor. Şimdiden 28 çiftçi, diğer çiftçilerle takas etmek üzere yüzlerce farklı yerel çeşidi ambarlarında saklamaya başladı bile. Hükümetlerin ve tohum şirketlerinin konuya yaklaşımı da değişen uluslararası politikalara bağlı... Bunun anlamı şu: Atalık tohumlarımızı bu yıl da ekmezsek gelecek yıl aç kalabiliriz. Aç bir toplum ne yapar? Tohum Ağı projesinin yürütücülerinden Melike Hemmami, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: Gıdamızı kendimiz üretemiyorsak, başkalarından almak zorunda kalırız. Bu da gıda bağımlılığını getirir. Bu yüzden atalık tohumlarımıza ne kadar sahip çıkarsak geleceğimize de o denli sahip çıkabiliriz. Tohum ekmek için bir saksı toprak bile yeterli! Az zahmetle, az kaynakla yetişen atalık tohumlar, kendilerine gösterilen özene büyük bir bereketle karşılık veriyor. Her birinin içinde bol gıda, bol şifa var. Kendisinden binlerce üretme yeteneğine sahip. İşte iyiliğin tarifi! M Y CM MY CY CMY K 14 İSTASYON Bu konu National Geographic Türkiye dergisinden özetlenerek alınmıştır, NG Türkiye abone hattı: veya

9 SÖYLEŞİ onunla tekrar var oldu Geçen sezon yayınlanmaya başlayan ve sağladığı başarı nedeniyle bu sezon da ekrana gelecek olan Dila Hanım ın başrol oyuncusu Hatice Şendil, rolü kabul etmesindeki en önemli faktörün Dila Hanım ın duruşu, güçlü kişiliği ve dişiliği olduğunu belirtiyor. Şendil, bundan sonraki projelerinde daha maskülen kadınları canlandırmak istediğinin de altını çiziyor. SÖYLEŞİ: SEMA ULUDAĞ FotoğraFLar: Mustafa Kızıl Yıl 1977 Türk sinemasının altın yılları. Yönetmen koltuğunda Orhan Aksoy, kamera önünde ise Türkan Şoray ile Kadir İnanır var. Senaryosunu Safa Önal ın yazdığı Dila Hanım ın çekimleri yapılıyor. Mevzuu basit aslında; bir ağa ile evli olan ve kocası başka bir ağa tarafından vurulan Dila Hanım ın, eşinin katiline âşık olması Kadir İnanır ve Türkan Şoray, Dila Hanım da öylesine ustaca bir rol sergiliyor ki, film 1978 yılının Ocak ayında vizyona girdiğinde sinemalar dolup taşıyor. Dahası da var Kırgız yazar Cengiz Aytmatov un aynı adlı eserinden senaryolaştırılan Selvi Boylum Al Yazmalım da Dila Hanım ile aynı yıl çekiliyor. Yönetmen Atıf Yılmaz, Şoray ile İnanır ı kamera karşısına geçirip bu kez sevginin emekle ilişkisini sorgulayan, sinemamızın gelmiş geçmiş en önemli yapımlarından birine imza atıyor. Ve sinemamızdaki Şoray-İnanır efsanesi de bu filmler aracılığıyla doğuyor. Sizi Türk sinema tarihinin önemli anlarından ikisine götürmemizin nedenine gelince Dila Hanım ın, televizyon dizisi olarak uyarlanacağı haberleri yayınlanmaya başlandığında, birçok kişinin zihninde oluşan sorunun nedenini anlatabilmek için. Filmin ve tabii Kadir İnanır ile Türkan Şoray ın oyunculuklarının, dizinin üzerine gölge düşüreceğine inananların sayısı azımsanacak gibi değildi. Beyazperdeden küçük ekrana uyarlanan yapımların en sıkıntılı yanı budur aslında; seyircinin bir oyuncuyla özdeşleştirdiği bir karaktere, bir başka oyuncunun tekrardan can vermesi son derece zor. Yeni oyuncular eskilerini anımsatmamalı, kendi oyunculuk güçleriyle sanki Dila Hanım ilk kez izleyici karşısına çıkıyormuş gibi ilgi ve merak yaratmalıydı. Öyle de oldu... Dolayısıyla filmin, dizinin üstüne gölge düşüreceğine inananların savı doğru çıkmadı. Erkan Petekkaya ve Hatice Şendil in başrollerini paylaştığı, Dila Hanım, üzerindeki tüm gölgeleri kaldırmakla kalmadı, her yıl birçok dizinin üç ya da dört bölümün ardından yayınına son verdiği bu sektörde, reyting listelerinde ilk sıraya yerleşti. Öyle ki, gösterdiği başarı nedeniyle hem yapımcılar hem de yayıncı televizyon kanalı, dizeyi bu sezon da ekrana getirmeye karar verdi. Biz de bu durumdan yola çıkarak sorularımızı söz konusu başarının mimarlarından birine, Hatice Şendil e yöneltiyoruz. 16 İStaSYoN İStaSYoN 17

10 SÖYLEŞİ Dila Hanım karakterini canlandırma talebi geldiğinde, ilk olarak neler hissettiniz? Hem Gold Film ile hem de Gold Film in sahibi Faruk Turgut ile tanışıklığımız çok öncelere dayanıyor. Bir projede, kendisiyle birlikte çalışmayı çok istiyordum. Bugün, bu projeyi başarılı bir şekilde yürüttüğümüz için mutluyum. Sizin aracılığınızla kendisine bir kez daha teşekkür ederim. Bununla birlikte dizide yer alan tüm ekibe de teşekkürü borç bilirim. Sanırım bu, bir hissiyat meselesi; Faruk Bey ile başka dizilerin senaryoları üzerine konuşmuştuk. Kendisi bana aralarında Dila Hanım ın da olduğu üç seçenek sundu. Ben, bu üç senaryo arasından Dila Hanım ı tercih ettim. Çünkü Dila Hanım ın duruşu, rolün dişiliği beni çok etkiledi. Rol size gelmeden önce Türkan Şoray ve Kadir İnanır ın başrolünde oynadığı filmi izlemiş miydiniz? İzlediyseniz, Dila sizin zihninizde nasıl bir kadın imajı bırakmıştı? Rolü kabul etmeden Dila Hanım filmini izlemiştim. Kesinlikle tüm filmlerinde olduğu gibi tartışılmaz bir oyunculuk sergilemiş Türkan Şoray ve Kadir İnanır. Dila, filmde de çok güçlü bir kadın figürü sergiliyor. Şu anda Dila Hanım dizisinde de bu özelliği kaybetmemeye çalışıyoruz. Uyarlama yapımların en büyük handikapı, daha önce o rolü canlandırmış oyuncularla kıyaslanmak elbette. Sizin kıyaslanma riskinizin olduğu kişi ise Türkan Şoray dı. Dila Dila Hanım ın sınır tanımayan merhamet duygusu, bana farklı bir bakış açısı kazandırmış olabilir. Hatice De merhametli bir insandır, ama Dila nın sabrı bazen taşı çatlatabilecek cinsten. Hanım karakterinin üstünden Şoray gölgesini kaldırmak için nasıl bir yöntem izlediniz? Türk sinemasının Sultan ı Türkan Şoray ile aynı rolü canlandırmış olma ihtimali bile, herkese nasip olabilecek bir şey değil aslında. Bu açıdan kendimi çok şanslı hissediyorum. Dizi ekrana geldikten sonra görüşleri sorulduğunda Türkan Şoray, o kadar güzel yorumlar yapıp o kadar güzel övgülerde bulundu ve benden o kadar güzel bahsetti ki, çok mahcup oldum. Kendisiyle bir araya gelip bizzat teşekkür etmek istedim. Ancak çekimlerimizi Adana da yapmamız nedeniyle bir türlü fırsat bulamadım (bu durum röportajın yapıldığı tarih için geçerlidir). Eğer bu söyleşiyi okuma şansı olursa, bu kanalla kendisine sonsuz teşekkürlerimi; saygı ve sevgilerimi sunmak isterim. Dila Hanım ın üzerinden Türkan Şoray ın gölgesi kaldırılamaz bence. Çünkü sizin de dediğiniz gibi, o karaktere ilk olarak can veren kişi Türkan Şoray dır. Ancak burada ufak bir nüansı unutmamak lazım. Bizim senaryomuzu Necati Cumalı yazmıyor. Ve bizim ekrana yansıttığımız, bir dizidir; film değil. Yani demek istediğim filmde izlediğiniz hikâye ile bizim anlattığımız hikâye arasında çok fark var. Bunu, önce Dila Hanım filmini, ardından da Dila Hanım dizisini izleyenler çok daha net biçimde fark edebilirler. Dizi yayına girdikten birkaç ay sonra istenilen reyting seviyesine ulaştı. Reytinglerdeki iniş-çıkışlar, sizin oyunculuk performansınızı etkileyen bir unsur mu? Reytinglerdeki dalgalanmalar; yayınlanan bir bölümün izlenirlik oranlarının çok iyi ya da kötü olması, oyunculuk performansım üzerinde asla etkili olmuyor. Ben inandığım bir işe, inandığım bir senaryoya imzamı atıyorum. Yapımcı şirket ve yayıncı kanal, bu diziyi ne kadar süre yayınlamak isterlerse istesinler fark etmez; benim oyunculuk performansım o zaman zarfında hep ilk günkü gibi olacaktır. Günümüz tiyatrosunun en önemli isimlerinden birinden, Ayla Algan dan ders aldınız. Bu eğitimi tiyatro sahnesinde de değerlendirmeyi düşünüyor musunuz? Ayla Algan ın tiyatro bilgisi ve öğrencilerini yetiştirmesi muazzamdır. Kendisine ve verdiği emeğe tekrar teşekkür ederim. Şu anki kariyer planlamamda tiyatro yapmak görünmüyor. Ama kadere inanan bir insanım. Bir gün belki olabilir, neden olmasın? Güzellik yarışmasında derece elde ettikten sonra, alışılagelmiş durumun aksine, podyumlardan ya da ekranlardan uzak kaldınız. Bu belli ki, bilinçli bir tercih Aslında bu bilinçli veya kasıtlı bir durum değildi. O yıllarda çok gençtim ve yaşamam gerekeni yaşadım. Son derece iyi bildiğim bir şey vardı; oyuncu olmak istiyordum. Ve o doğrultuda doğru adımlar atmam için beklemem gerektiyse en hayırlısının bu olduğunu düşündüğüm içindir. çok kitap okumak, çok film seyretmek ve en önemlisi De Herkese, Her şeye Dair gözlem yapabilmek BunLar Bİr oyuncunun olmazsa olmazlarıdır Diye Düşünüyorum. insandır, ama Dila nın bu sabrı bazen taşı çatlatabilecek cinsten. Ben bile senaryoyu okuduğumda ya da kamera karşısına geçip karakteri yorumladığımda, şaşırıyorum. Sizinle yapılan röportajların bazılarında, Dila Hanım dizisini modern bir masala benzetiyorsunuz. Sizce modern masalları, geleneksel masallardan ayıran temel unsurlar neler? Geleneksel bir masalı, modern bir masaldan ayıran temel unsur, masalın geçtiği zaman dilimidir bence. Örneğin biz bir masalı, 2013 yılında, yaşadığımız toplumun şu anki bakış açısı ve değerlerine göre, elbette ki bugünün şartları içinde anlatıyoruz. Örneğin, Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde Bir kız varmış, adı Dila. Ormanda bir kulübede yaşarmış, ata binmeyi severmiş diye bir hikâye de anlatabilirdik ve bu geleneksel bir masal oldurdu. Biz ise masal tadında çekmeye başladığımız dizimizi, mecburen günümüz şartlarına uyarlamak zorundaydık. Dila nın atı değil arabası var, cep telefonuyla iletişim kuruyor, restoranda sevdiği adamla romantik akşam yemeği yiyor. O nedenle modern masal benzetmesi yaptım. Her oyuncunun canlandırmak istediği bir rol olduğu söylenir. Sizin oynamak istediğiniz, oynamazsam gözüm açık gider dediğiniz belli bir rol var mı? Hemen her oyuncu tek tip rolleri canlandırmaktan uzak durur. Her seferinde, heyecan içerisinde yeni bir karakter yaratmak ister. Ben de öyle düşünüyorum. Mesela içimde hep daha maskülen bir kadını canlandırmak var; sert hatları olan, keskin bir kadın. Belki bir sinema filminde, belki de bir dizide bu isteğime ulaşabilirim bir gün. Kimbilir Performansınızı bugüne kadar sinemada değerlendirmediniz. Nasıl bir proje sizin sinemaya adım atmanızı sağlar? Sinemada ilk filmimin, bir gişe filmi olmasından ziyade, sanat filmi olmasını tercih ederim. Nuri Bilge Ceylan, Ferzan Özpetek, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Fatih Akın çalışmak istediğim yönetmenler arasında. Oyunculuk performansınızı bir üst noktaya taşımak için nelerden besleniyorsunuz? Çok kitap okumak, çok film seyretmek ve en önemlisi de herkese, her şeye dair gözlem yapabilmek Bunlar bir oyuncunun olmazsa olmazlarıdır diye düşünüyorum. Aynı zamanda bunlar benim kendimi geliştirdiğim üç temel kriterim. Rol gereği girdiği her yaşam, canlandırdığı her karakter insanın kendi iç dünyasına da zenginlik katar, onun hayatı başka bir gözle görmesini sağlar. Dila karakterinin Hatice Şendil in iç dünyasına, zihnine kazandırdığı farklı bakış açıları var mı? Dila Hanım ın sınır tanımayan merhamet duygusu, bana farklı bir bakış açısı kazandırmış olabilir. Hatice de merhametli bir Yoğun bir iş temponuz var. O temponun biraz olsun hafiflediği anlarda, neler yapmaktan hoşlanırsınız? Aileme ve sevdiğime vakit ayırmayı çok severim. Boş vaktim varsa sosyalleşmekten yana kullanırım. Çünkü bildiğiniz gibi bir dizi seti başladığında, bizim de tüm hayatımız o sete dönüşüyor. O yüzden sosyal hayatım benim için çok önemli. Hatice Şendil, dizinin reytinglerde kaçıncı sırada olduğunun oyunculuk performansını etkilemediğini söylüyor. 18 İStaSYoN İStaSYoN 19

11 KARİYER Tercihte ilk tanınırlıkta arka sıralarda AKtüERYA Çok az tanınmasına rağmen, 2013 ün en popülerleri listesinde, ön sıralarda yer alan bir meslek aktüerya. Tarihçesi 1762 ye kadar dayanan ve dünya üzerinde binlerce mensubu bulunan bu meslek, açılacak yeni eğitim kurumları ve yasal düzenlemeler sayesinde, ülkemizde de hak ettiği yere gelecek gibi görünüyor. Değişen dünya koşulları, her şeyi olduğu gibi meslek tercihlerini de etkiliyor kuşkusuz. Örneğin ilk gençliğini 80 li yıllarda geçirenler için her daim gözde olan doktorluk ve avukatlığın yanı sıra mühendisliğin çeşitli dalları, ekonomiyle ilgili eğitim veren okullar popülerdi. Aileler, çocuklarının bu okullardan herhangi birinde okuyabilmesi için varını yoğunu ortaya koyarlardı. Yıllar ilerleyip 20 nci yüzyıla veda edilen dönemdeyse tercihler de değişmeye başladı. Nanoteknoloji, gen bilimi, iletişim teknolojileri gibi kavramlar ve dolayısıyla bu kavramların neleri içerdiğini öğreten kurumlar, yaşamımızda yer almaya başladı. Bir süre önce Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir haberse hayret vericiydi. Haberde okurları şaşırtan unsur ne miydi? Birçok kişinin belki de hayatlarında ilk kez duydukları aktüeryanın, 2013 ün en popüler meslekleri listesinde ilk sıralarda bulunması Binlerce ve belki de on binlerce kişi ilk kez duyuyor olsa bile, dilimize Fransızcadan (actuaire) giren aktüerya, hayat sigortalarının ilk uygulamalarının yapıldığı 1762 yılından beri var olan bir bilim dalı aslında. Anavatanıysa İngiltere. Tanımına bakıldığında, ne kadar çok dalı kapsadığı da anlaşılıyor: Sigortacılık tekniğiyle buna ilişkin yatırım, finansman, demografi konularında; yangın, fırtına, hastalık gibi riskler için verilen teminatlar karşılığında olasılık ve istatistik teorileri uygulanarak, yasal düzenlemelere uygun prim, rezerv ve kâr paylarının hesaplanıp tarife ve teknik esasların hazırlanması... Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere aktüerya, çok güçlü bir matematiksel ve istatistiksel altyapı gerektiren, özellikle sigorta; uzun vadeli yatırımlar, emeklilikle ilgili fiyatlandırma, risk analizine yönelik hesaplama ve tahmin yöntemlerinin bütününü içeren bir bilim dalı. Tarihçesine göz attığımızdaysa, işin teknik doğası nedeniyle ilk aktüerlerin matematikçiler arasından çıktığını görüyoruz. Sigortacılıkla birlikte doğan ve hızla gelişen mesleğe ilgi her geçen yıl artınca 1848 yılında, yine İngiltere de Aktüerya Enstitüsü nün açılması gündeme geliyor. Enstitünün faaliyete geçmesinden sadece sekiz yıl sonra ise bu kez İskoçya da Aktüerya Fakültesi eğitime başlıyor. Eski kıtada hal böyleyken yenidünyada, Amerika Birleşik Devletleri nde, 1889 da Amerikan Aktüerler Birliği ve 1909 da da Amerikan Aktüerya Enstitüsü kuruluyor. Bu iki kurum, 1949 da birleşerek Amerikan Aktüerler Birliği ni oluşturuyor. Dünya üzerinde binlerce aktüer var, ama Aktüerlik mesleğine talebin ne derece büyük olduğunu görmek için birkaç rakamsal bilgiye bakmak yeterli aslında. Örneğin Alman Aktüerler Birliği nin (DAV), günümüzdeki üye sayısı, 2 bin 424. Mesleğin ana vatanında ise bu rakam 16 bin 337 ulaşmış durumda. İsveç teki birlik 350, Yunanistan daki ise 90 üyeye sahip. Türkiye de, Aktüerler Sicili ne kayıtlı, yarısından fazlası özel sektörde görev alan aktüer sayısı, Yunanistan dan biraz daha yüksek: 121. Stajyer ya da yardımcı aktüerlerin sayısıysa sadece 90. Dikkatimizi rakamlara ve ülkelere verdiğimizde, aktü- 20 İSTASYON İSTASYON 21

12 KARİYER aktüerler, teknik bilgileri üst yönetime aktaran ve tecrübeleri somut verilere dönüştürüp problemin matematiksel tanımını yapabilen kişilerdir. er sayısının sigortacılık sektörünün geliştiği ülkelerde daha fazla olduğunu da görebiliriz. Avrupa da ve sigortacılığın gelişmiş olduğu diğer ülkelerde, sayı da buna paralel olarak yükselirken, diğerlerinde yetersiz bir seviyede kalıyor. Türkiye de de durum farklı değil. Sigortacılık sektörünün gelişimiyle birlikte 15 Ağustos 2007 tarihli, sayılı Resmi Gazete de yayınlanan, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu na istinaden, aktüerlerin görev ve yetkilerine ilişkin usul ve esasları yeniden düzenleyerek aktüerlerde aranan nitelikleri tanımlayan Aktüerler Yönetmeliği nin etkisiyle bu mesleğin ülkemizdeki önemi arttı. Yönetmelikte, aktüerlerin görevleri itibarıyla tespit ettikleri yanlış uygulamalarla birlikte, onaylamayacağı, kısmen ya da şerhli onaylayacağı belgeleri, gerekçeli olarak adına iş yaptığı şirket veya diğer kurum ve kuruluşun yönetim kurulu başkanlığının yanı sıra Hazine Müsteşarlığı na yazılı olarak bildirmek zorunda oldukları ibaresi de yer alıyor. Aktüer sayısının azlığı, mesleğe ilişkin bir başka gerçeği daha açığa çıkarıyor. Sözünü ettiğimiz, çeşitli nedenlerden ötürü Türkiye de yeterince gelişememiş, dar bir çevrede ve belli konularla sınırlı kalmış bir meslek aktüerlik. Türkiyeli aktüerler daha ziyade hayat ve emeklilik sigortalarının fiyatlandırmasının gerisindeki hesaplamalarda aktif rol alıyorlar. Kasko, yangın, trafik, mühendislik, nakliyat, kredi gibi elementer sigortalarda ve tabii sağlık sigortasında aktüeryal hesaplamalara ihtiyaç duyulsa bile, bu ihtiyacı karşılayabilecek kadar yetişmiş aktüer bulunmuyor. Yasayla getirilen aktüer çalıştırma zorunluluğu sayesinde, şirketlerin aktüerya fonksiyonunu yeni yeni keşfetmeye başlıyor olması, mesleğe ilgiyi de aktüer sayısını da yükseltecek gibi görünüyor. birçok üniversitede eğitim veriliyor Aktüerya mesleğinin Türkiye deki gelişim sürecinde önemli olan bir diğer nokta da bu alana yönelik eğitimin yaygınlaştırılması elbette. Yurtdışında aktüerya eğitimi, üniversitelerin matematik, istatistik ve idari bilimler fakültelerinde veriliyor. Amerika ve Kanada da, aktüerya eğitimi veren 50 ye yakın üniversite var ve bu üniversitelerin yaklaşık 40 ında matematik ve istatistik bölümlerinin alt programı olarak yer alıyor. Doğduğu günden bu yana hayli yol kat eden aktüerya biliminin taşıdığı önem Türkiye de yeni yeni anlaşılmaya başladı. Ve bu durum, üniversitelerin lisans ve yüksek lisans seviyelerinde branş olarak yer almasına vesile oldu. Aktüerya halen Marmara ve Hacettepe üniversitelerinin lisans, Bahçeşehir, Hacettepe, Yaşar üniversiteleriyle ODTÜ nün yüksek lisans programlarında yer alıyor. Doktora eğitimi ise yalnızca Hacettepe Üniversitesi nde veriliyor. Ancak aktüer unvanı almak için okuldan mezun olmak yeterli değil, bunun için Hazine Müsteşarlığı nca belirlenmiş bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Aktüer olabilmek için atılacak ilk adım lisans eğitimi almak, bir sonraki adımsa Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen sınavlarda başarı kazanmak. Müsteşarlığın hazırladığı sınavlar çeşitli aşamadan oluşuyor. Birinci seviye sınavlar, temel sigortacılık ve ekonomi, matematik, istatistik ve olasılık finans matematik alanlarında gerçekleştirilirken, ikinci seviye sınavları muhasebe ve finansal raporlama, sigorta matematiği, risk analizi ve aktüeryal modelleme, finans teorisi ve uygulamaları nı kapsıyor. Üçüncü seviye sınavlar; finans, yatırım ve risk yönetimi, hayatdışı sigortalar, hayat sigortaları, sağlık sigortaları, emeklilik sistemleri alanlarına; dördüncü seviye sınavlarsa, Türk sigortacılık uygulamaları ve Yasal Çerçeve ye yönelik yapılıyor. Müsteşarlığın bir de aktüer unvanı alan kişilere yönelik, gerekli gördüğü takdirde açtığı Özel Alan Sınavları bulunuyor. Birinci seviye sınavlarda başarı kazananlar stajyer aktüer, birinci ve ikinci seviye sınavları geçenlerse yardımcı aktüer oluyor. Birinci seviye sınavlarında başarılı olmadan ikinci seviye sınavına girilemiyor. Ayrıca yardımcı aktüer unvanına sahip olanlar, üçüncü seviye sınavlarında başarılı olmaları ve belirli nitelikleri sağlamaları hâlinde aktüer unvanını alıyorlar. Uluslararası kabul görmüş sınavlar veya usullerle aktüer unvanını alanlar, birinci, ikinci ve üçüncü seviye sınavlarından muaf tutuluyor. ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar Hem yeterince tanınmayan bir meslek olmasına hem de eğitim sürecinden ve sınavlarından başarı sağlamanın son derece meşakkatli bir çalışmayı zorunlu kılmasına rağmen aktüerya bilimine ilginin neden bu kadar fazla olduğu sorusunun yanıtına gelince... İlgi yoğun, zira gelecekteki riskleri belirleyerek fiyatları tespit eden ve yatırım stratejilerini oluşturan aktüerler, yatırım kârlılıklarını artırıp istihdam imkânları yaratarak çalıştıkları ülkelerin ekonomik büyümesine katkı sağlıyorlar. Finansal riskleri değerlendirebilen, çözümler öneren ve her çözümün uzun dönemdeki sonuçlarını irdeleyebilen bir profesyonel olan aktüerin, gelecekte belirsiz olan yükümlülüğü karşılayabilmek için şirketin elde tutulması gereken miktarı belirleyerek ileriye yönelik projeksiyonlar yapması ve stratejik kararlar için kuruma önerilerde bulunması onları önemli bir konuma yerleştiren temel unsur. Aktüerleri, sahip olduğu teknik bilgileri üst yönetime aktaran ve tecrübeleri somut verilere dönüştürerek problemin matematiksel tanımını yapabilen sosyal bir matematikçi olarak düşünmek de mümkün. Tam da bu nedenle aktüeryal hesapları yapan kişilerin temel matematiksel yöntemlere hâkim, özellikle istatistik biliminin yöntem ve tekniklerini uygulayabilecek altyapıyı barındırmasının yanı sıra finans, ekonomi, iletişim becerileri ve hatta hukuk alanlarında belirli bir bilgi birikimini sahip olması gerekiyor. Temel düşünce yapısının doğru yerleşmiş olması ön koşuluyla sigorta şirketleri, finans kurumları, fon yönetimi şirketleri, devlet kuruluşları, uluslararası sosyal güvenlik örgütleri, üniversiteler, araştırma ve danışmanlık şirketleri, aktüerlerin kendilerini gösterebilecekleri iş alanları arasında bulunuyor. Fakat tüm bunlara rağmen aktüer olmak, aynı zaman da belli bir düşünce yapısıyla hareket edebilmek demek aynı zamanda... Bu perspektifte değerlendirildiğinde, aktüerler için belli bir çalışma alanı tanımlayarak bir kısıtlamaya gitmek yersiz ve anlamsız oluyor. Bu nedenle de her ne kadar adı çok duyulmamış olsa bile aktüerlik önümüzdeki yılların gözde iş alanı olmaya ve gazete ya da dergilerin hazırladığı yılın en popüler mesleği listesinde ilk sıralarda yer almaya devam edecek. meslekleri için 62 yıldır görevdeler Türkiye Aktüerler Derneği, tam 62 yıldır bu mesleğin gelişimi için çaba sarf eden kurumların başında geliyor. Derneğin kuruluşu, ABD deki birtakım uygulamaların gündeme gelmesinin ardından gerçekleştiğinden öncelikle bu gelişmelerden söz etmekte fayda var. 20 nci yüzyılın başlarında ABD de hastalık, maluliyet ve kaza sigortalarında, özellikle de 1911 yılından itibaren uygulanmaya başlanan işçi tazminatlarında ortaya çıkan problemler, ancak aktüeryal yaklaşımlarla çözülebilecek nitelikteydi. Yeni problemlerin yanı sıra geleneksel hayat sigortası uygulamaları arasındaki farklar, 1914 yılında Amerika Kaza Aktüerya ve İstatistik Birliği nin kurulmasına yol açtı. ABD deki bu gelişmelerden tam 37 yıl sonra, 1951 yılında, Türkiye de bu alan için önemli bir adım atıldı ve 12 aktüerin bir araya gelmesiyle Türkiye Aktüerler Cemiyeti kuruldu de kapatılan dernek, bir yıl sonra Prof. Dr. Kenan Ural başkanlığında ve Aktüerler Derneği adıyla yeniden faaliyete başladı. Dernek günümüzde 127 üyesiyle birlikte mesleğin gelişimi için çalışmalarına devam ediyor. Aktüerya Birliği ni, Avrupa Birliği nde bir araya getirmek, AB kurumlarıyla aktüerlik mesleğiyle ilgili konuları birlikler adına mevcut ve önerilen AB mevzuatı çerçevesinde müzakerelerde temsil etmek üzere kurulan Groupe Consultatif`in gözlemci üyesi olan Aktüerler Derneği, şu an gözlemci sıfatıyla üye olduğu Uluslararası Aktüerler Birliği ne (IAA) tam üyelik çalışmalarına devam ediyor. Aktüerya mesleğini yaymak ve aktüerya biliminin Türkiye de gelişimine katkıda bulunmak amaçlayan dernek, meslek mensuplarının (üyelerin) bilgilerini artırmak, mesleki menfaatlerini korumak ve aralarında dayanışmayı temin etmek ve aktüerya ile ilgili eğitim gören öğrencilerin meslekî gelişmelerine yardımcı olmak üzere toplantı, panel ve konferanslar da düzenliyor. 22 İSTASYON İSTASYON 23

13 TARİHTEN Rastgele rastgele tarih oldular Boğaziçi nde balık, antik dönem filozoflarının kitaplarına girecek kadar boldu. İstanbullular 1950 lere kadar balık bolluğunun tadını çıkardı. Aşırı avlanma ve kirlilik yüzünden Boğaziçi ndeki balıklar da balıkçılık kültürü de zamanla tarihe karıştı. Emirgan yalılarının önündeki yedek denilen dar kıyı yolunda ağlarla balık çekiliyor, 1910 lar. Sürüler halinde Boğaz dan geçerken dev bir yüzer adaya benzeyen yunuslar, yunuslara saldıran lüfer sürüleri, kılıç balıklarını kovalayan kofanalar, yalı kayıkhanelerini mesken tutan foklar... Bugünün İstanbul unda hayali bile güç bu manzara, 60 yıl önce sıradan görüntülerdi. Yaşlı balıkçılar, 1950 lere kadar kılıç ve ton balığı dâhil elliye yakın türün Boğaziçi ve çevresinde avlandığını anlatır. Marmara Denizi ni Karadeniz e bağlayan İstanbul Boğazı, antik dönemde de biyolojik bir koridordu. Filozof Aristoteles, Boğaziçi nin istiridyelerinin lezzetinden bahseder. Amasya doğumlu coğrafyacı ve tarihçi Strabon (MÖ 64-MS 21), Boğaz daki akıntının, palamutları Haliç e girmeye zorladığını yazar. Kuvvetli akıntının bir araya getirdiği palamut sürüleri, koyların darlığı nedeniyle Altın Boynuz yani Haliç e doluşur ve kolayca tutulurlardı. 37 ciltlik Doğabilimi Tarihi ni yazan Plinius un tarif ettiğine göre, Boğaz ın Asya Yakası ndaki Khalkedon (Kadıköy) yakınında belirgin beyazlıkta bir kaya vardı. Bugün Kız Kulesi nin üzerine inşa edildiği düşünülen kayayı göç ederken aniden karşılarında bulan tonbalıkları telaşa kapılır, karşı kıyıdaki Byzantion Burnu na (Sarayburnu) doğru hızla uzaklaşır ve Haliç e doluşurlardı. Buraya Altın Boynuz ya da Bolluk Boynuzu denmesinin sebebi buydu Bizans döneminde, Boğaz dan geçen gemilerden alınan vergilerden sonra, kentin bir gelir kaynağı da balıkçılıktı. Haliç te tutulan palamut ve tonbalıkları, tuzlama, kurutma ve tütsüleme gibi tekniklerle işlenirdi. Kentin simgesi balık, madeni paraların üzerine basılacak kadar önemliydi. Balık yerine Arapça semek ya da Farsça mahi kelimelerinin kullanıldığı Osmanlı İstanbulunda, yönetici ve seçkinler için balık uzun süre ikinci sınıf bir gıdaydı. 16 ncı yüzyılda İstanbul a gelen seyyah Hans Dernschwam ın İstanbul ve Anadolu ya Seyahat Günlüğü ne bakılırsa Türklerin o dönemde balık ve balıkçılıkla alakaları yoktu yıllarında İstanbul da yaşayan Petrus Gyllius (Pierre Gilles) Boğaz ın balık zenginliğine hayran kaldı. Marsilya, Toronto, Venedik gibi merkezlerle İstanbul u kıyaslayan yazara göre Boğaz, balık bolluğunda hepsinden üstündü. Balıklar o kadar boldu ki, balıkçılığı bilmeyenler bile evlerin pencerelerinden sarkıttıkları sepetlerle balık yakalayabiliyordu. Osmanlı döneminin narh defterleri bize balık tüketimi konusunda bilgi verir. 17 nci yüzyılda İstanbul halkı arasında yoksulluğun artması ve koyun fiyatlarının yükselmesiyle balık tüketimi, Müslümanlar arasında da yaygınlaştı. Baronne Durand de Fontmagne, Kırım Savaşı Sonrasında İstanbul Günleri (1856) eserinde, balık pazarında orkinos iriliğinde palamutlar, dülger, kalkan balıkları ve başka deniz canavarları satıldığını yazar. Sultan II. Mahmud döneminde ( ), sarayda ilk kez ve padişaha özel balık matbahı kuruldu. 19 uncu yüzyıla ilişkin mutfak muhasebe kayıtlarında sultanın has mutfağı için sardalye, torik, mersinbalığı ve mercanbalığı alındığını görüyoruz. Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey in anlattığına göre balığa meraklı Sultan II. Abdülhamid için balık seçmeyi Serkilerci Osman Bey yapıyordu. Rivayet odur ki, padişah özellikle lüferin yanağındaki eti sever ve lüfer yanaklarından çıkarılmış bir tabak dolusu et onun için özel olarak hazırlanırdı. Boğaziçi nde voli çevrilen yerler balıkçıların tapulu arazileriydi. Birçoğu Osmanlı dönemine tarihlenen bu tapular, Cumhuriyet döneminde de geçerliğini sürdürdü. Voli bölgelerine mekânın reisinin müsaadesi olmadan ya da belirli bir ücret ödemeden gemi veya mavna yanaşamaz, demir atamazdı. Üsküdar ın efsanevi balıkçı reislerinden Salih Reis in tayfasının gücü, şiddetli lodosta kullanılan 18 arşınlık ağı çekmeye yetmediğinde Selamsız dan getirtilen çingeneler balıkçı kayıklarının burnunda yer alır, davul, dümbelek, gırnata ile şamata koparırdı ve Üsküdar ahalisini rıhtıma toplardı. Karşılıklı atışmalarla voli, muhabbet içinde son bulur, balıklar da rıhtıma alınmış olurdu. Üsküdar da voli çevirme işi 1950 lerin ortalarına kadar devam etti ancak geliri tayfayı beslemeye yetmez olunca unutuldu. Balık bolluğunun tanığı yaşlı balıkçılar azalsa da yeni nesiller geçmişin hafızasını taşımaya çalışıyor. Özellikle balıkçılığı meslek edinmiş Rum ve Ermeni balıkçı ustalarının kaydedilmiş anıları tarihe mal olmuş bir yaşam kültürünün unutulmamasını sağlıyor. İstavrit, lüfer, palamut, tekir, levrek hâlâ Boğaz ın en güzel balıklarından. Balığın bol olduğu havalarda deniz bugün de küçük balıkçı tekneleriyle doluyor. 24 İSTASYON 25

14 TARİHTEN KILIÇBALIĞI Bir zamanlar binlerle avlanırdı, 1950 lerden beri İstanbul a uğramadı İsmini üst çenesinin ucunda taşıdığı yassı ve keskin kılıcından alan bu görkemli balık, çok eski dönemlerden beri tanınır. Evliya Çelebi ye göre kılıçbalığı, 17. yüzyılda sayısı 300 e yakın olan Boğaz dalyanlarında avlanırdı. Balıkçılar, iskele direklerini birbirine bağlayarak denize diker, bir balıkçı direğin tepesine bekçi olarak otururdu. Karadeniz in dalgalarından kaçan bir kılıçbalığı limana girdiğinde, bekçi denize bir taş atar, kaçışan kılıçbalıkları ağlara girmeye başlardı. Bir süre sonra gözcü âlâ diye bağırır, avcılar balık ağını kapatır ve ağdaki kılıçbalıklarını mızrak ve tokmaklarla yakalarlardı. Eti, sarmısak ve sirkeli tarator ile pişirilen kılıçbalığı, çok lezzetli olurdu. Karekin Deveciyan a göre, kılıçbalıkları Boğaz da Hıdrellez günü olan 6 Mayıs ta görülür, bu tarihten itibaren Karadeniz e çıkar ve Silivri panayırı olan 15 Ağustos ta da yeniden görülmeye başlardı larda Boğaz da yakalanan bir kılıçbalığı, Balıkpazarı na getirilmiş. Ortalama boyu 2 metre, ağırlığı 90 kilo olan kılıçbalıklarının İstanbul Balıkhanesi ne gelenleri arasında en büyükleri 2,5 metre ve 150 kilo boyundaydı. Bu ürkütücü fakat yumuşak başlı balık, dalyanlarda, hava karardığında düğümleri geniş özel bir ağ ile tutulurdu. Fırtınalı havalarda kılıçbalığı avlamak olanaksızdı. Bu balıklar, şimşekten korkar, şimşekler gökyüzünü aydınlatınca ışıktan ürkerek su yüzeyine çıkmazlardı. Boğaziçi kıyılarındaki lüks... Ağlar çekiliyor dalyanlarda, Bir kadının suya değiyor ayakları, İstanbul u dinliyorum, gözlerim kapalı. Orhan Veli Kanık lambaları, vapurların projektörleri ve pervanelerin gürültüleri avı zorlaştırdığı için balıkçılar şikayet ederdi. Kılıçbalığı avlarken dikkatli olmak gerekirdi. Balık yakalanıp sudan çıkmaya başladığı zaman eğer ilk önce kılıcı görünüyorsa, hayvana bir takla attırmak gerekirdi. Aksi halde, balık son gücüyle kafasını kımıldattığı an, kılıcı bir bıçak gibi balıkçıların parmaklarını kesebilirdi. Onun için bazen, balıkçılar, balığı kılıcından tutup çıkarmak için ellerini başlarından çıkardıkları fesleriyle korurlardı. Boğaziçi nde kılıçbalığı avlanabilen Kanlıca, Çubuklu, Sarıyer gibi çok sayıda nokta arasından en önemlisi Boğaziçi çıkışı yakınlarında olan Keçilik İçi diye bilineniydi. Burası sığ olduğu için çoğu zaman bol balık bulunurdu. Bir kayığın bir gecede kılıçbalığı tuttuğu görülürdü. 20. yüzyıl başlarında, Boğaziçi sularında bir yılda 6 bin kılıçbalığı yakalanıyor ve tüketiliyordu. Eti lezzetli olduğu için oldukça değerliydi. Örneğin tonbalığından beş-altı kat daha pahalıydı ten önce dalyanlarda, kısmen de olta ve paraketeyle avlanan kılıçbalığı, bu tarihten itibaren zıpkınla avlanmaya başlandı lerde kılıçbalığı hâlâ bulunuyordu. Geri yüzmeyi bilmeyen tek balık olduğu için, Boğaziçi sahillerinde yönünü şaşırıp, iskele kazıklarının arasına kılıcını daldırdığı ve kuyruğuna atılan ilmekle kolayca yakalandığı olurdu. Kumkapı nın eski sakinlerinden balık ağı tamircisi Kirkor Hüneryan ın anlattığına göre, Kumkapı limanı, Marmara ve Avşa adaları kılıçbalığı avlayan kayıkçıların uğrak yerleriydi. Yapılan aşırı avcılık sonucu 1950 lerden sonra Boğaziçi nde kılıçbalığı avlanamaz oldu. ORKİNOS Byzantion un simgesiydi, 1990 larda nesli tükendi İstanbul Boğazı ndan geçerek Karadeniz e çıkan ve orada yakalanan bir Göçmen deniz balıklarının en büyüğü orkinos ya da adi tonbalığı, Plinius un anlattığına göre, MÖ 1. yüzyılda Bizantion Burnu yakınlarında bolca avlanırdı. Bizantion sikkelerinde tonbalığı suretinin yer alması bundan ileri gelir. Tonbalığının, Avrupa kıyılarında yakalanmasına şüpheyle yaklaşan Deveciyan ın zamanındaysa bu balıklar, aradıkları derinliği bulabildikleri Anadolu yakasında Tuzburnu, Suadiye ve Fenerbahçe taraflarında tutulurdu. Boğaziçi sularındaki tonbalıklarının ortalama USKUMRU Zayıf uskumrulara çiroz, sonra yağlananlarına lipari, yanakları siyahlı küçük uskumrulara da mavriko adı verilir. Kışın Marmara da üreyen uskumrular, ilkbaharda torikler gelmeden Karadeniz e giderdi. Eski İstanbullular şubat ayına uskumru mevsimi derdi. Uskumru çok lezzetliydi ve bol bulunurdu. Boğaz kıyılarında tahta çıtalardan sıra sıra askılar yapılır, uskumrular kuyruklarından asılır, güneşte kurumaya bırakılırdı de 5935 ton uskumru yakalanmışken, bu miktar 1990 da 350 tona, 1992 de 3 tona düştü. Pazarda Boğaz uskumrusu yok ama yerini dolduran ithal uskumru nedeniyle biz bu balığın aslında Boğaziçi ni terk ettiğini hissedemedik. tonbalığı, 1950 ler...barbunya balıkları gölgeleri birer kırmızı ışık parçası gibi suyun yüzünde, lipsoslar binbir renkte çakarak, hani balıkları, izmaritler,...esmer, uzun bedenli orfoslar, yemyeşil bir saydamlıkta dülgerler... Yaşar Kemal uzunluğu 1,5 metre, ağırlığı ise 300 kilo kadardı. Aralarında 3 metreye yakın boyu ve 450 kilo hatta bir ton ağırlığı olanlar da olurdu. Tuzlanarak Yunanistan ve İtalya ya ihraç edilen bu balıklar, her yıl Atlas okyanusundan yola çıkıp Afrika ve Anadolu kıyılarını takip ederek Karadeniz e girerdi. 1 Nisan dan itibaren Boğaziçi sularında görülmeye başlar, yolculukları eylül ayına kadar devam ederdi. Sardalya, torik ve diğer göçmen balıkları kovalayan tonbalıkları, Arnavutköy kıyılarında sahilden zıpkınla avlanabiliyordu. Yaşlı balıkçılar yakaladıkları tonbalıklarını hasretle anlatır. Tonbalıklarının Boğaz daki varlığı, lüferin Marmara denizinden çıkamamasına, dolayısıyla rahatlıkla avlanmasına yarardı. İstanbul civarında tonbalığı çok satılmaz, Japonya ya gönderilirdi. Oradan gelen alıcılar, özel cihazlarla testler yapar, satın alacakları balıkları seçerdi. Boğaz da tutulan mavi orkinos, çok kıymetli ve makbuldü de 94 ton, 1990 da 17 ton avlanan tonbalığının bu sularda nesli tükendiği için 1992 den sonra ticari avcılığı yapılmadı. Kendisi terk etti üvey abisi geldi Boğaziçi kıyılarında tahta çıtalara asılan uskumrular, güneşte kurumaya bırakılırdı, Sarıyer, İSTASYON İSTASYON 27

15 TARİHTEN PALAMUT Derya kuzularını henüz tüketemedik LÜFER Boğaziçi nin alamet-i farikası Palamut, Boğaziçi nin her dönemde bolca barındırdığı balıklardandır. Boğaziçi palamutlarının eti, özellikle toriklerinki orkinostan kıyaslanmayacak derecede üstündü. Küçükten büyüğe doğru vanoz, çingene palamudu, kestane palamudu, palamut, torik, sivri, altıparmak diyerek sıralanan palamut ailesi, en sonunda peçuta ile 150 santimetre boya ve 7 kilo ağırlığa kadar varıyordu. Palamut, günümüzde hâlâ Boğaz da avlanarak taze olarak tüketebildiğimiz az sayıdaki balık türlerinden biri ama bugün peçutayı bırakın, torik bile bulmak çok güç. Hatta günümüzde balıkçılar, palamudun bir irisi olan zindandelen i torik diye satıyorlar. Toriklerin Karadeniz den Akdeniz e yolculuğu, 21 Ekim de başlar, kasım ayının sonuna kadar devam ederdi. Bu aralığın dışında çok ender olarak torik yakalanır, bu yakalanan balıklara otlak ya da firari balık denirdi de İstanbul haline 16 bin ton torik geldi. Torik bakımından bereketli geçen o sene diğer balıklar avlanamadı çünkü torikler bölgedeki yerli balığı büyük miktarda yiyip bitirdiler teyse aksine, torikler Marmara ya geçmek için Boğaziçi ne erken gelerek kışı Adalar civarında geçirdiler. Uskumrular da her zamanki davranışlarının aksine Avrupa kıyılarına yaklaştıkları için kış boyunca Tekirdağlı balıkçılar uskumru yakalayıp İstanbul a gönderdiler te Yenikapı-Kumkapı arasındaki iskeleye Almanya dan özel vagonlar geldiğini ve avlanan toriklerle onlarca vagonun dolduğunu hatırlıyor balıkçılar. Mümkünü olsaydı da balolara canlı balık sırtlarının yanar döner renkleriyle gidebilseydi bayanlar; balıkçılar milyon, balıklar şanüşeref kazanırdı. Ne yazık ki soluverir ölür ölmez, öyle ki üzülmüş bebeklere döner balık sırtının pırıltıları. Sait Faik Abasıyanık Eminönü Hali ne getirilmiş palamutlar larda Balıkpazarı nda satılan palamutlar li ve 1960 lı yıllarda Haliç ağzındaki kayıklarla, günde 100 çifte yakın toriğin kuyu çengeliyle bile yakalanabildiği de balıkçıların anılarındandır. Denize torik avlamak için çıkmış bu kayıkların sayısı bir defasında öyle artmıştı ki, vapur kaptanlarının şikayeti üzerine Eminönü-Kadıköy hattı için, kayıkçıları 1-1,5 ay süreliğine rahatsız etmeyecek yeni bir rota belirlenmişti. Şiddetli kışlarda torikler de diğer balıklar gibi kıyıya doğru gelir ve burada kolaylıkla yakalanırlardı. Balıkçılar bunu balıkların kulağına kar suyu kaçtı diyerek tarif ederlerdi kışında Galata Köprüsü kulağına kar suyu kaçan torikler nedeniyle hınca hınç dolmuş ve bu torik akınından bütün kent halkı yararlanmıştı. Özellikle Kandilli civarında palamut avlamak mümkündü. Eski İstanbul da palamut ve toriğin karnıyarık ya da lakerda şeklinde tuzlanmış olarak sofralara gelmesi âdetti. Küçükten büyüğe doğru defneyaprağı, çinekop, sarıkanat, lüfer, kofana ve azmanı sırtıkara... Lüfer avı eski zamanlardan beri Boğaziçi nde yaşayanların eğlencelerinden biri oldu. Amatör balıkçılar, Kanlıca Körfezi başta olmak üzere, mehtaplı gecelerde sakin sularda keyif yapar, sandalların başında mangal yakar, birbirlerine ikramda bulunur, küçük kadehlerin içinde sandaldan sandala içkiler sunarlardı. Eski balıkçılık âlemlerinde, tarihteki Lale Devri gibi Lüfer Devri nden söz edilir. Kanlıca Körfezi nden başka Paşabahçe, Çubuklu, Kireçburnu, Büyükdere ve Bebek önlerinde de lüfer avlanır, işin eğlence tarafını düşünenler Kanlıca yı tercih ederlermiş. İstanbul da at kılından misinalar yaptıran, özel tasarım gümüş zokalar döktüren lüfer düşkünü paşalar yaşamış. Osmanlı padişahlarının lüfer merakı konu edildiğinde anlatılagelen bir hikaye vardır. Edebiyatçı Recaizade Ekrem in babası Recai Efendi, balık avı esnasında fevri davranışlarıyla bilinen, Boğaz da lüfer avı müdavimlerindenmiş. Recai Efendi nin balığa çıktığı akşamlardan birinde Sultan Abdülaziz de tebdil-i kıyafet, yanında başmabeyincilerinden Nevres Paşa ile ava çıkmış. Sultan Abdülaziz, Recai Efendi nin karakterini bildiğinden, Nevres Paşa nın Lüfer zamanı. Anadoluhisarı balıkçılarından Ahmet ve Mehmet Yavaş kardeşler 1970 li yıllarda gece lüfer avında. Lüfer, Boğaz ın en cazip eğlencesidir. Beylerbeyi nden ve Kabataş tan başlayarak Telli Tabya ya ve Kavaklar a kadar iki kıyı boyunca uzanan, akıntı ağızlarında kümelenen bu aydınlık eğlence, bilhassa mehtapsız gecelerde küçük şehrayinler yapar. Öteki avların bir nevi iş içinde pişme, uzak seferler istemesine mukabil, o bulunduğumuz yerde, herkesle beraber yapılan oyundur. Ahmet Hamdi Tanpınar onu biraz kızdırmasını istemiş. Recai Efendi oralı olmayınca üstelemiş. Nevres Paşa nın, Senin yüzünden biz de bir şey avlayamadık. Nil ve Fırat ı kurutan mübarek kalemin bugün de denizin dibini kuruttu sözü üzerine artık dayanamayan Recai Efendi, Kabahat sende değil, senin gibi zevzeği kışkırtıp üzerime saldırtan yanındaki kara sakallı herifte demiş. Keyfi kaçtığından avı bırakan Recai Efendi yi ertesi gün yalısında Sultan Abdülaziz in yaverlerinden biri ziyaret etmiş. Kırmızı kese içinde Atiyye-i Şahane yi sunarken Keseyi dün akşam lüfer avındaki kara sakallı herif gönderdi efendim demiş. Eski İstanbullular balık derken lüferi kasteder, diğer balıkları (palamut, uskumru vb.) isimleriyle anarlardı. Kofananın iki yanağıyla bir ufak rakı içen Ahmet Rasim e göre de, balıkları özellikle lüferi tanımayan İstanbullu sayılmazdı de 1300 ton lüferin avlandığı Marmara ve Boğazlar da 1990 da sadece 300 ton, 1997 de 70 ton avlandı. 28 İSTASYON İSTASYON 29

16 GEZİ Adıyla müsemma: Şirince Çok güzel hâlâ oralarda sonbahar 30 İSTASYON Görmesini bilen gözler, duymasını bilen kulaklar ve hayal gücüne sahip akıllar için ne hüzün ne de hazan mevsimidir sonbahar. Aksine yola çıkmanın, yollarda olmanın, doğal ve tarihi güzellikleri bir kez daha keşfetmenin zamanıdır şimdi. YAZI: SEMA ULUDAĞ Yine bir sonbahar yazısı, yine Teoman ın bilindik şarkısı... Ne zaman sonbaharla ilgili bir yazı kaleme alacak olsa, Teoman ın o malum şarkısı, bu satırların yazarının gelir takılı verir aklına. Akşama doğru azalınca yağmur / Kızkulesi ve Adalar / Ah burada olsan, çok güzel hâlâ / İstanbul da sonbahar. Sonbahar hakkında söylenmiş en güzel söz, yapılmış en güzel beste bu değil elbette, ama yazan, her nedense hep bu şarkının, üstteki satırlardaki nakarat bölümüyle başlamak ister yazılarına. Belki İstanbul a ve dahi tüm şehirlere, en çok bu mevsimi yakıştırdığı içindir. Belki de sonbaharda, doğanın, bir kez daha, yeniden ve yenilenerek doğmak üzere, kendi içine kapanmaya başlamasının yarattığı gizemdir kendisine çekici gelen. Birçok kişi, böylesi hisler beslemez sonbahara. Onlar için hazandır yaşanan ve fonetik benzerliğinden midir bilinmez, hüzün gibi ağır bir anlam da yüklemişlerdir bu mevsime. Sanki hüznün mevsimi olurmuş gibi Oysa yaşı ve yaşadıkları ne olursa olsun, zihninin bir köşesinde keşfetme arzusu duyanlar; gidilen yolun niteliğini değil, o yola kiminle çıktığını ve yolculuğun sonunda karşılaştıklarının neler olduğunu önemseyenler için, her mevsim gibi sonbahar da son derece önemli. Ve hatta koşulların diğer mevsimlere nazaran daha iyi olduğunu bile söylenebilir, zira ne yazın kavurucu sıcağı ne kışın dondurucu soğuğu mevzubahistir. Yine sonbahar, yine yolculuk zamanı Kâh Nemrut ta alacağız soluğu, kâh Uzungöl ün kıyısında. Kâh Pamukkale nin bembeyazlığıyla kamaşacak gözlerimiz, kâh Şirince nin yaşı 150 ye varan evleriyle. Güzel atlar diyarı Kapadokya da doğa ile insanın işbirliğiyle ortaya çıkan eşsiz bir manzara karşısında saygı duruşunda bulunacağız. Ve aklımızda Teoman ın o bilindik şarkısıyla, sonbaharın hüzün ya da hazan mevsimi olmadığına bir kez daha kanaat getireceğiz. Şirince, tarihi 150 yıl öncesine dayanan evleri ve el emeği, göz nuru ürünlerini büyük şirketlerin pazarlama elemanlarına parmak ısırtacak derecede satış gücüne sahip güler yüzlü halkıyla nevi şahsına münhasır bir yer. Anadolu da, Beylikler Dönemi nin hüküm sürdüğü yıllar... Efes teki beylerin yanında çalışanlardan 40 ının azadına karar verilir ve onlardan, tez vakitte yaşayabilecekleri bir yer bulmaları istenir. Grup, araştırmaları sonucunda bugünkü Şirince yi keşfederler ve Bey e o bölgeye yerleşebileceklerini söylerler. Bu talep üzerine Bey, Yerleşeceğiniz nasıl bir yer? der. Bir anda burasının kendilerine verilmeyeceği endişesine kapılan köylüler, Biraz çirkince deyiverirler. Köylülerin telaşından neler olup bittiğini anlayan Bey, Öyleyse yerin adı Çirkince olsun der. Ege nin geleneksel mimari anlayışının en güzel örneklerinin bulunduğu Şirince, işte böyle kurulur.adı da zamanla Çirkince den Şirince ye dönüşür. Aslına bakarsanız, İzmir e yaklaşık 80, Selçuk a sadece sekiz kilometre uzaklıktaki bu yerin kuruluşuna dair söylenceler muhtelif. Her ne sebeple ve nasıl kurulmuş olursa olsun Şirince, ünü ülke sınırlarını aşan ender köylerden biri. Dağda olması münasebetiyle, köye uzun ve dik bir yolu aştıktan sonra varılıyor dakika süren yol, ciğerlerinize oksijeni, gözlerinize yeşilin en güzelini sunmakta cimri davranmıyor. Yerli ve yabancı turist sayısı hayli yüksek olan Şirince de, meydanın hemen yanından başlayan, sağlı sollu dükkânların bulunduğu sokağa girildiğinde, ününün neden ülke sınırlarını aştığı da anlaşılıyor aslında. Gerek bu cadde, gerekse daracık sokakların araları. hediyelik eşya ve çeşit çeşit meyveden yapılan şarap dükkânlarının yanı sıra kadınların kurduğu tezgâhlarla dolu. Ne ararsanız var bu tezgâhlarda. Yıllardır bura gelip giden turistler aracılığıyla köylü kadınlar yabancı dil öğrenmiş. Elleriyle yaptıkları veya civardaki köylerden temin ettikleri ürünleri, büyük firmalarda çalışan pazarlama elemanlarını hayrete düşürecek kadar iyi satıyorlar. Şirince yi bu kadar ilgi çeker hale getiren tek özellik, pazarlama yeteneğine sahip ve güler yüzlü insanları değil. 19 uncu yüzyılda, Rumlar tarafından inşa edilen yıllık evler, köyün en önemli mirası. Asma balkonlu evlerin pencere ve saçak kenarlarına resimler yapılmış, kuş motifleriyle süslenmiş. Mimariden söz etmişken, bir konunun daha altını çizmekte yarar var. Köy öyle bir özenle inşa edilmiş ki, hangi evin penceresinden bakarsanız bakın, Şirince nin bütününü görebiliyorsunuz. Ancak köyün merkezinden yola çıkıp biraz tırmanarak ve dar sokaklardan geçerek ulaşılan Saint Jean Kilisesi nin penceresinden Şirince ye göz gezdirmenin zevki başka. Tüm Ege de olduğu gibi Şirince nin mutfağında da zeytinyağlı yemekler, otlar ön planda. Ama tercihinizi etten yana kullanmak isterseniz, çöp şişiyle ünlü Selçuk, sadece sekiz kilometre ötede. İSTASYON 31

17 GEZİ Alpler i anımsatıyor: UzUngöl Alpler in görkemi ve ilgi çekiciliğiyle kıyaslanan Uzungöl, sadece içinde yer aldığı Trabzon un değil, Doğu Karadeniz in en güzel yerlerinden biri. Doğanın beyaz büyüsü: PamUkkale UNESCO nun Dünya Mirasları Listesi nde yer alan Pamukkale ve Hierapolis Antik Kenti, sonbahar seyyahlarının gezi programında yer almakta zorlanmıyor. Rivayet odur ki, uzun uzun yıllar önce, Denizli deki Çökelez Dağı nın eteklerinde, fakir mi fakir oduncu bir aile yaşarmış. Ailenin boynunu, fakirlik değil de kızlarının çirkinliği bükermiş. Kız o kadar çirkinmiş ki, evlenecek yaşta oğulları olan kadınlar, onu görünce yollarını değiştirirmiş. Bir yandan fakirlik, diğer yandan çirkinlik kızın hayattan bezmesine neden olmuş. Günlerden bir gün, Çökelez Dağı eteklerinden, içinde su ve tortu dolu, havuz misali bir gölete kendini bırakıvermiş. Yüzü gözü kan revan içinde kalsa da ölmemiş, dahası su, kızın çirkinliğinden eser bırakmamış. Rivayet bu ya, tam da bu sırada oradan geçen Denizli Beyi nin oğlu yaralı kızı alıp evine götürmüş, iyileştikten sonra da onunla evlenmiş. O gün bugündür kadınlar, oduncu kızının kendini sularına bıraktığı Pamukkale ye gelip ılıcalarda güzelleşmeyi umut ederlermiş. Denizli nin kuzeyinde, kent merkezine sadece 20 kilometre uzaklıkta bulunan Pamukkale nin namının işte bu hikâyeden geldiğine inananların sayısı hiç de az değil. Akan suların oluşturduğu karbon mineralli terasları ve tabii travertenleriyle görenleri bambaşka düşüncelere gark eden, bu özelliği sayesinde UNESCO nun Dünya Mirasları Listesi nde yer almakta hiç de zorlanmayan Pamukkale, antik kent Hierapolis ile iç içe bulunması nedeniyle sadece görsel değil, tarihi bir zenginlik de sunuyor ziyaretçilerine. Bazı kaynaklar, antik kentin Bergama Kralı II. Eumenes tarafından MÖ 197 yılında kurulduğunu, adını Amazonlar Kraliçesi Hiera dan aldığını, içinde çok sayıda mabet bulunması nedeniyle aynı zamanda kutsal kent olarak anıldığını belirtiyor. Yine aynı kaynaklar, Hierapolis in inanç turizminde öne çıkmasının nedeni olarak Hz. İsa nın havarilerinden St. Philip in burada öldürülmesini ve onun adına anıt mezar yaptırılmasını gösteriyor. Apollon Tapınağı, St. Philip Martyriumu, Antik Tiyatro, Roma Kapısı, Kuzey Bizans Kapısı, Agora, bugün müze olarak kullanılan Roma Hamamı, su kanalları, Direkli Kilise ve nekropoller, Hiearapolis teki başlıca tarihi yapılar. Gerek travertenler, gerek antik kent, gerekse her derde deva ılıcaları sayesinde Pamukkale, daha uzun yıllar binlerce, milyonlarca kişinin seyahat listesinde yer alacak gibi görünüyor. Yolu Karadeniz e düşenlerin rotasında yer alması gereken yerlerden biri Uzungöl. Tanıtım yazılarında Alplerin güzelliğiyle kıyaslanan Uzungöl, Trabzon a 99, Çaykara ilçesine ile 19 kilometre uzaklıkta. Bu da Trabzon un merkezindeyseniz bir buçuk, iki saatlik yol katetmeniz gerektiği anlamına geliyor. Güzergâhınız boyunca doğanın sunduğu güzelliklere tanıklık etmek, asma köprülerin yanında mola vermek ya da çağlayarak akan derelerin sesini dinlemek isterseniz, süre daha da artabiliyor. Ama bu güzelliklerin keyfine varmanızı özellikle tavsiye ederiz. Aksi takdirde bu yolculuk biraz eksik, biraz yarım kalıyor. Kaynakçalar, vadinin ortasında yer alan, 1090 metre rakımlı bu gölün, yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapamasıyla oluştuğunu yazıyor. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çeken bölgenin bir yanında, klasik Karadeniz mimarisini temsil eden evlerin bulunduğu köy var. Tam ortada yer alan camii ise turistlik alanla köy arasına bir sınır çizmiş sanki. Camiyi arkanıza alıp ilerlediğinizde, daracık yolun iki yanını otellerin, motellerin, restoranların ve turistik eşya satan dükkânların kapladığını görüyorsunuz. Kısa süre önce yayınlanan haberlerden öğreniyoruz ki, bugüne dek daha ziyade Avrupalı gezginlerin uğrak yeri olan Uzungöl, Arap turistlerin de seyahat listesine girmiş durumda. Gözleriniz, Batılı turistlerin trekking ve kuş gözlemi yapmak, çeşit çeşit bitki türünü incelemek üzere geldikleri dağlara doğru çevrildiğindeyse, daha önce yeşilin bu tonuyla karşılaşıp karşılaşmadığınız şüphesine düşebilirsiniz. Uzungöl kadar meşhur olmasalar bile, o dağların arasında da irili ufaklı göller var. Ama gölleri ya da Karadeniz in o dillere destan yaylalarını görmek için uygun mevsimi seçmelisiniz. Malum, Türkiye nin en fazla yağış alan bölgesi burası, o nedenle hangi mevsim giderseniz gidin yanınıza yağmurluk almakta fayda var. Peki, Karadeniz e gidilir mıhlama, kaygana ve balık yemeden dönmek olur mu? Ancak Uzungöl e gittiyseniz, balıktan ziyade diğer yemeklere şans tanımanızı öneririz. Çünkü kaygana ve Trabzon un meşhur tereyağının önce mısır unu, ardından da özel bir tel peynirle yüksek ateşte kavrulmasıyla yapılan mıhlama, başka hiçbir yerde bu kadar güzel yapılamıyor. 32 İSTASYON İSTASYON 33

18 GEZİ Güzel atların diyarı: kapadokya Doğanın yaratıcı gücüyle, doğayı hâkimiyeti altına almaktan ziyade onunla yeni değerler yaratma kaygısıyla hareket eden insanların işbirliğiyle oluşan bir hazinedir Kapadokya. Doğanın nevi şahsına münhasır gücüyle insanın aklının bütünleşmesi nasıl bir sonuç ortaya çıkarır? Soruyu şöyle de sorabiliriz: İnsan doğayı yenme, onun üzerinde hükümdarlık kurma kaygısıyla hareket etmediği, daha da önemlisi onun bir parçası olduğunu unutmadığı takdirde oluşacak dünya, nasıl bir dünyadır? Bunlar, onlarca kitap okuyarak ya da saatlerce tartışılarak yanıtlanacak sorular değil. Zira bazen, insana çetrefilliymiş gibi gelen bir sorunun yanıtını bulmak için tek bir noktaya bakmak bile yeterli olabiliyor. Yeter ki, bakmakla yetinmeyip görmesini de bilsin insan. Misal Kapadokya Güzel atlar diyarı anlamına gelen Katpatukya kelimesinden doğan ve zamanla dilimize Kapadokya olarak geçen bu yer, insan aklıyla doğanın gücü birleştiğinde nasıl bir sonucun ortaya çıktığını gösteren eşsiz bir örnek aslında. Yazılı kaynaklar, bölgenin, 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların zamanla iklimsel koşullar nedeniyle aşınmasıyla ortaya çıktığını belirtiyor. Peki, insan aklı bunun neresinde diye merak edenler için hemen belirtelim: Coğrafi olaylar bölgenin şekillenmesinde rol oynarken, insanlar da peribacalarının içlerini oyarak kendileri için yaşam alanları oluşturmuş, ibadethaneler yapmış ve yaşadıkları yerleri fresklerle süsleyip binlerce yıllık medeniyetlerin izlerinin günümüze kadar gelmesine aracılık etmiş. Kapadokya, Hititlerden Selçuklulara, oradan da Osmanlılara geçen geniş tarihiyle eşi bulunmaz bir hazine. Bu hazinenin en etkileyici noktalarından biri hiç kuşku yok ki, Göreme. Her yerinden tarihin fışkırdığı; kayaların içine oyulmuş birçok kilise, şapel, ev ve oda bulunan Göreme de turistle- rin ilgisini en çok, daha ziyade kız öğrencilerin yerleştirildiği, yedi katlı olmasıyla meşhur Rahibeler Manastırı ile Elmalı Kilisesi çekiyor. Göreme ye sadece iki kilometre uzaklıktaki, duvarlarında Hıristiyanlık tarihinin en önemli olaylarının anlatıldığı Çavuşin Kilisesi de turistlerin uğrak yerlerinden. Erciyes ve Hasandağı na nazır, birçok yere ulaşmayı sağlayan tünelleriyle ünlü Uçhisar Kalesi ile peribacalarını görebilmek için belki de en ideal noktalar arasında yer alan, Zelve yakınlarındaki Paşabağ Vadisi, görmeden dönülmemesi gereken noktalardan. Bir adı da Rahipler Vadisi olan Paşabağ, anı görüntülemek isteyenlerin yanı sıra sessizliğin kimi zaman huzur getirdiğine inananlarda hayal kırıklığı yaratmayacaktır. Kapadokya nın yer altı şehirleriyle dolu olduğunu söylemek, malumun ilamından başka bir şey değil elbette. Derinkuyu, yeraltı şehirleri arasında özelliğini en iyi şekilde koruyanlarından biri... Saldırılara karşı halkı korumak ve böylesi bir durumda bölgeyi en kısa sürede boşaltmak üzere kurulan bu kentte, dolaşımı rahatça sağlamak için birçok tünel oluşturulmuş. Şu an yeraltı şehrinin sadece küçük bir bölümü ziyaret edilebiliyor. Bölgenin en önemli yerlerinden Ihlara Vadisi nde de birçok yeraltı şehri bulunuyor. Kapadokya seyahatinde Ihlara Vadisi için ayrı bir zaman ayırmakta fayda var. Aksaray-Nevşehir arasındaki yoldan ulaşılabilecek vadi, özellikle bahar aylarında eşsiz bir güzelliğe bürünüyor. Ihlara Vadisi nde, Melendiz Çayı nın dinlendirici sesi eşliğinde uzun yürüyüşler yapabilir, yeraltı şehirlerini görebilir, Kapadokya seyahatinizi unutulmaz kılabilirsiniz. Kapadokya nın akıllara kazınan manzarasını kısa sürede ve detaylı şekilde yaşamak istiyorsanız, en iyi çözüm, balon turu. Rüzgârın durgun olduğu anlarda gün doğarken başlanan tur, bir ya da bir buçuk saat sürüyor. O, dünyanın sekizinci harikası: nemrut Hani derler ya, bazen kelimeler kifayetsiz kalır diye Bu sözün karşılığını tam olarak bulduğu yerlerden biri ve belki de en önemlisidir; Nemrut. Anadolu nun hemen her köşesi, çeşitli medeniyetlerin, adeta gelecek nesillere kendilerinden bir iz bırakmak amacıyla yaptırdıkları eserlerle dolu. İrili ufaklı bu eserler, kâh kendi halinde insanların yaşadığı bir köyde çıkıverir karşımıza, kâh bir dağın tepesinde. Tıpkı Nemrut ta olduğu gibi Çeşitli kaynaklar, Doğu ile Batı medeniyetlerinin, 2 bin 150 metre yükseklikte, muhteşem bir piramitteki kesişme noktası olarak tanımlıyor Nemrut u ve Nemrut taki o muhteşem heykelleri. Adıyaman ın Kahta ilçesi sınırları içinde ve UNESCO nun Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Nemrut, neredeyse 2 bin yıllık tarihçeye sahip. 2 bin yıllık tarihi birkaç cümleyle anlatmaya çalışmak zor elbette. Ama bu eserlerin kimler tarafından oluşturulduğunu merak edenler için tarihçesine kısaca bakalım: Eserlere ilişkin bilgiler, 19 uncu yüzyılın sonlarında, 1881 yılında Diyarbakır a yol yapımı için gelen Alman Mühendis Karl Sester in açıklamalarıyla gün yüzüne çıkmışsa bile asıl incelemeyi Otto Punchtein başkanlığındaki ekip yapıyor. Punchtein ve beraberindekiler, uzun çalışmaların ardından Grekçe yazılmış kitabedeki yazıları çözmeye vâkıf oluyor. Nemrut Dağı nın tepesindeki tümülüs ile tümülüsün doğu ve batı tarafında bulunan heykellerin, Yunanca genler topluluğu anlamına gelen Kommagene Uygarlığı nın hüküm sürdüğü yıllarda, Kommagene Kralı 1. Antiochos tarafından yaptırıldığı bilgisine ulaşılıyor. Yerli ve yabancı arkeologlar tarafından 80 li yıllara kadar devam eden kazılarda ortaya çıkarılan taşınabilir eserler müzelerde sergilenirken Nemrut dağına ayrı bir anlam kazandıran heykeller ve kitabeler Milli Park Alanı içinde korumaya alınıyor. Tarihçe kısaca böyle Kimi zaman bir yerin tarihçesi, o yeri ziyaret edenlerin hissiyatı karşısında geri planda kalabilir. Bazılarının boyu 10 metreyi aşan, görenlerde saygı ve hayranlık uyandıran heykellerle yüz yüze gelmenin yaratacağı duyguların kelimelerle ifadesi ise bir hayli zordur. O nedenle de Nemrut hakkında söylenebilecek en güzel söz, moda tanımlamayla ifade edersek, ölmeden önce görülecek yerler listesinin üst sıralarında bulunması gereken bir yer olduğudur. Ama yine de birkaç küçük tavsiyede bulunabiliriz: Genelde o bölgede, özelde ise Nemrut Dağı ve çevresinde, gündüzle gece arasında sıcaklık farkı hayli yüksek olduğundan, kıyafetlerinizi bu durumu göz önünde bulundurarak seçmeniz önemli. Bir de eğer sportmen bir yapıya sahip değilseniz, tıkanmamak için Nemrut tümülüsüne yavaş yavaş tırmanmamızda fayda var. Adıyaman da ne yiyebileceğinize gelince; aslında bu ilin yemekleri bölgedeki diğer illerle benzerlik gösteriyor. Buğday, kuru baklagiller, patlıcan, domates ve lahana ile yapılan yemekler mutfakta baş sırayı alıyor. Ama siz şaşlık denilen Adıyaman kebabını deneyebilirsiniz. Bir de tabii çiğköftenin tadına bakabilirsiniz. İSTASYON 35

19 OTOMOTİV F1 de çevreci oldu Formula 1, eskisine zıt bir yol izleyip çevre konusunda önemli adımlar attı dan beri kullanılan 2.4 litrelik atmosferik V8 motorlar, 2014 sezonunda 1.6 litreye, silindir sayısı da 6 ya düşürüldü. Üstelik artık yarış başına 160 yerine 100 kg yakıt kullanılacak. YAZI: Edmon BEkyan Çevre konusundaki hassasiyet, her alanda hissedilir şekilde kendini gösteriyor. Otomobil üreticilerinin son yıllarda üzerinde en çok durdukları konu olan çevreye saygı, motor teknolojisinde de büyük adımlar atılmasını sağladı. Son 10 yılda hız kazanan ve downsizing olarak adlandırılan uygulama sayesinde, motor hacimleri küçülürken güçleri daha büyük olanları kıskandıracak düzeye ulaştı. Büyük oranda turbo desteğiyle elde edilen bu başarı nedeniyle, yakıt tüketimi de bazı durumlarda yüzde 30 lara varan oranda azaltıldı. Daha az yakıt, daha düşük CO 2 emisyonu anlamına geliyor. Yakıt ve katalitik konvektörlerdeki çalışmalarsa zehirli egzoz gazlarının havaya karışmasını sınırlıyor. Bütün bu olumlu gelişmelere Formula 1 de kayıtsız kalmadı ve 2014 sezonunda yarışacak otomobillerde, 750 beygir üretmesi planlanan 1.6 litrelik V6 motorların kullanılmasını kararlaştırdı. Bugüne kadar yolda kullanılan otomobillerden farklı bir anlayışla geliştirilen yarış otomobilleri, artık eskisinden yüzde 35 daha az tüketen yeni motorları ağırlayacak dan bu yana kullanılan 2.4 litrelik atmosferik V8 motorların yerini alacak yeni 6 silindirli turbo motorların aynı performansı sunabilmesi için mühendisler yaklaşık iki yıldır aralıksız çalışıyor. FIA nın yakıt miktarına getirdiği sınırlama, işleri iyice zorlaştıracağa benziyor. Şu anda ortalama 300 km olan yarışta 160 kg yakıt kullanılırken, FIA bu oranı yeni sezon için 100 kg olarak belirledi. Üstesinden gelinmesi gereken zorluklar bunlarla sınırlı değil. Daha azla Karşı sayfa ÜsTTE: TOM GaNDOLfıNı/afP/GETTy ımages TUrKEy; Karşı sayfa altta: VLaDıMır rys/strınger/getty ımages TUrKEy; BU sayfa altta: CLıVE MasON/sTaff/GETTy ımages TUrKEy yetinip daha fazlasını sunması beklenen motorların artık üç yerine dört yarış bitirmeleri gerekiyor. Çünkü sezon boyunca sürücü başına sekiz adet olan motor kontenjanı yeni yılda beşe düşürüldü. Kesin olan bir şey varsa, o da gelecek sene takımların podyuma çıkabilmesi için yarışta izleyecekleri stratejilerin daha büyük rol oynayacağı. Turbo ve ers mucize YaraTacak F1 de nefesleri kesen süratlere ulaşan otomobillerin motorlarında gerçekleştirilen değişikliklerde önemli bir rol üstlenen turbonun yanı sıra ERS sistemine de daha çok iş düşecek. Çok daha azla yetinip aynı performansı sunması beklenen yeni motorların bunu başarabilmesi için kısaca ERS olarak adlandırılan Enerji Geri Kazanım Sistemi nden daha yüksek oranda yararlanılacak. Hibrid gibi çalışan sistem, otomobilden açığa çıkan fazla enerjiyi depolarken elektrikli motorun, şartlar gerektirdiğinde, motora destek vermek üzere devreye girmesinden oluşuyor sezonunda tur başına sadece altı saniye kullanılmasına izin verilen destek sistemi, gelecek yıldan itibaren 34 saniye boyunca devreye girebilecek. Böylece motora hem daha fazla performans hem de daha az tüketim konusunda daha çok destek verecek. Alınan son kararların arkasında, çevre sorumluluğuna ek olarak, F1 otomobillerinin yol otomobillerine yakın hale getirme ve yarış teknolojisinin daha yüksek oranda yollara aktarılması stratejisi de bulunuyor. Buraya kadar her şey yolunda gibi görünüyor. Ancak unutmamak gerekir ki, Formula 1 görsel olduğu kadar işitsel bir etkinlik. Görüntüyü hallettik, peki ses ne olacak diye düşünmeye başlayanların sayısı oldukça yüksek. Performans konusunda sorun yaşanması beklenmiyor, ancak F1 i bu kadar popüler yapan 18 bin devire ulaşan V8 lerin tüyleri diken diken eden o çok özel sesi,15 bin devirdeki yeni motorların üretip üretemeyeceği. Bu en az performans kadar önemli, çünkü izleyicilerin ilgisini yüksek tutabilmenin bir yolu da sesten geçiyor. Günümüzdeki motorların yerini almaya hazırlanan düşük hacimli turbo motorlar, ilk kez denenmiyor yılında turbo kullanımına son verilip 1989 yılında 3.5 litrelik atmosferik motora geçilmeden önce, McLaren pilotları Senna ve Prost, 1.5 litre V6 Honda ile birçok başarıya imza atmıştı. Honda-McLaren 1988 yılında 16 yarıştan 15 ini kazanarak F1 tarihinde önemli bir yer edindi. Japon üretici bütün bu deneyimlerin ışığında 2015 yılında yeniden McLaren takımına motor tedarik edecek. Bu da daha renkli bir F1 sezonu anlamına geliyor. Mercedes ve Renault, yeni motorları hakkında ipuçları vermeye başlarken Ferrari son ana kadar sessiz kalacak gibi görünüyor. Renault nun geliştirdiği 1.6 litrelik V6, 160 ı elektrik motorundan olmak üzere toplam 760 beygirlik güç üretip 15 bin devire kadar (güncel V8 motor devir/dakika çeviriyor) çıkacak. Egzoz sistemi ise çift çıkıştan teke düşürüldü. Renault nun ERS sisteminde, bir yerine iki elektrik motoru bulunuyor. Bunlardan biri direkt olarak turboya bağlı olup ondan açığa çıkan sıcak havayı türbin aracılığıyla jeneratöre ulaştırıp elektriğe dönüştürüyor. Batarya ya da kapasitörde biriken güç istenildiğinde turboyu besleyip daha yüksek performansa ulaşılmasını sağlıyor. Yeni motorunun son hazırlıklarını yapan Mercedes ise silindir hacmindeki düşüşten çok, yarış boyunca kullanılan yakıta getirilen sınırlamanın takımları zorlayacağı görüşünde. Bu da yarış sona ermeden pist kenarında kalmamak için pilotların ve takım patronlarının daha ince hesaplar yapacağı anlamına geliyor. Mercedes, motorun beygir gücü hakkında henüz net bir bilgi vermezken ERS nin sağlayacağı ek güçle (161 bg) birlikte 750 beygire ulaşması bekleniyor. Mercedes de Renault gibi biri egzoz, diğeri frenlerden çıkan ısıyı güce dönüştürüp lityum-iyon bataryalarda depolayan iki adet elektrik motoru kullanacak. Görünen o ki bütün bu yeniliklerin ışığında yeni sezon, çok daha renkli ve sürprizlerle dolu geçecek. RedBull Racing ve kardeş takım Toro Rosso 2014 sezonunda Renault nun yeni motorunu kullanacak. Mercedes in geliştirdiği ve 750 beygir güç üretmesi beklenen 1.6 litrelik yeni motoru kullanacak takımlardan biri de Williams olacak. F1 tarihinin en başarılı ikinci takımı olan Williams son iki sezondur Renault motoru kullanıyordu Formula 1 Yarış Takvimi 2013 Formula 1 Takımlar ve PiloTlar Mart ayının ortalarında başlayan sezon tüm hızıyla devam ediyor. Bugüne kadar 13 yarış yapıldı. Ekim ayından itibaren gerçekleşecek yarış takvimi; yarışlara katılan takımlar ve pilotlarsa şöyle: Ekim Güney Kore GP / Yeongam Ekim Japonya GP / Suzuka Ekim Hindistan GP / Yeni Delhi Kasım Abu Dabi GP / Yas Marina Kasım Amerika GP / Texas Austin Kasım Brezilya GP / Interlagos TAKIMLAR Redbull Ferrari McLaren Lotus Mercedes GP Sauber Force India Williams Toro Rosso Caterham Marussia PİLOTLAR Sebastian Vettel/Mark Webber Fernando Alonso/Felipe Massa Jenson Button/Sergio Perez Kimi Raikkonen/Romain Grosjean Lewis Hamilton/Nico Rosberg Nico Hulkenberg/Esteban Gutierrez Paul Di Resta/Adrian Sutil Pastor Maldonado/Valtteri Bottas Jean Eric Vergne/Daniel Ricciardo Charles Pic/G. Vander Garde Jules Bianchi/Max Chilton İSTASYON 37

20 SPOR Dalgaları aşmak Raftingin ekstrem su sporları meraklıları arasındaki popülaritesi giderek artıyor. Türkiye de de farklı zorluk derecelerinde birçok rafting parkuru bulunuyor. Bu spor için süper güçlere sahip olmanıza gerek yok; yüzme bilmeniz ve kendinize güvenmeniz yeterli. YAZI: Biray anıl Birer Özgür Donmaz/getty Images turkey Tennessee Williams, Güvenlik, bir çeşit ölümdür der... O hâlde hepimiz, yürüyen ölüyüz, desek yeridir. Nitekim başarı öykülerini okurken kahramanlarının girdikleri riskleri öğrenince onlara hayranlık duysak, imrensek de sıradan faniler olarak bizi en çok korkutan sözcüklerin başında gelir risk. Çünkü sahip olduklarımızla güvendeyizdir. Onlardan vazgeçmenin, onları yitirmenin düşüncesi bile tüylerimizi diken diken eder. Bu yüzden her şeyi garanti altına alırız; evimizi, otomobilimizi, mobil cihazlarımızı, aldığımız ihtiyaç kredisini ve elbette hayatlarımızı... Oysaki doğa, her ne kadar teknolojiyle onu dize getirmeye çalışsak da, kendisiyle her karşılaşmamızda, aslında hiç de güvende olmadığımızı hatırlatır bize... Ve yaşadığımızı. Kim bilir belki de bu yüzdendir, El mi yaman, bey mi! diye nara atarak sokağı inleten bir delikanlının naifliğiyle, dünyanın en yüksek dağına tırmanırız; okyanusun en derin çukuruna inebilecek ileri teknoloji mekikler üretiriz; 30 metre yükseklikteki dalgada sörf yaparız... Everest başta olmak üzere 8 bin metrenin üzerindeki birçok dağa tırmanmış Tunç Fındık ın dağcılıktan bahsederken, Benim için nefes almak kadar keyifli demesi boşuna değil. Keza, dalgalarla boğuştuktan sonra ciğerlerinize rahatça çektiğiniz ilk solukla kendinizi yeniden doğmuş gibi hissetmeniz. Ya da ormanda yolunuzu kaybetmişken, cep telefonunuz yeniden çekmeye başladığında rahat bir nefes almanız gibi! Çünkü alınan o nefes, yaşamın ve her ne kadar zihinsel, bedensel ya da güvenlik açısından 38 İSTASYON İSTASYON 39

Finansta Kariyer Günleri 09 İstanbul, 6 Mayıs 2009

Finansta Kariyer Günleri 09 İstanbul, 6 Mayıs 2009 Finansta Kariyer Günleri 09 İstanbul, 6 Mayıs 2009 Taylan Matkap İstatistikçi & Aktüer Anadolu Sigorta (Sorumlu Aktüer) Aktüerler Derneği (Genel Sekreter) Amerika Kaza Aktüerleri Birliği (Derecelendirme

Detaylı

Sigortacılık & Aktüerya. Ilge YAZGAN Aktüerler Derneği İstanbul, 11 Nisan 2011 Yıldız Teknik Üniversitesi

Sigortacılık & Aktüerya. Ilge YAZGAN Aktüerler Derneği İstanbul, 11 Nisan 2011 Yıldız Teknik Üniversitesi Sigortacılık & Aktüerya Ilge YAZGAN Aktüerler Derneği İstanbul, 11 Nisan 2011 Yıldız Teknik Üniversitesi ERGO slide master 2010 Gündem Sigorta Aktüerya Sigorta Ne Demek? Sigorta: Sigorta, aynı türden tehlikeyle

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Dijital pazarlama bir satış yöntemi değil; ulaşılan sonuçları sayesinde satış artışı sağlayan, bir ilişkilendirme ve iletişim sürecidir.

Dijital pazarlama bir satış yöntemi değil; ulaşılan sonuçları sayesinde satış artışı sağlayan, bir ilişkilendirme ve iletişim sürecidir. Dijital pazarlama bir satış yöntemi değil; ulaşılan sonuçları sayesinde satış artışı sağlayan, bir ilişkilendirme ve iletişim sürecidir. Dijital Pazarlama, rekabet avantajı için yeni kaynaklara ulaşımı

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Vizyon Tarihi: 12 Temmuz 2013 Yönetmen: Shawn Levy Oyuncular: Vince Vaughn, Owen Wilson, Rose Byrne, Max Minghella, Will Ferrel Yapımcı: Shawn Levy,

Vizyon Tarihi: 12 Temmuz 2013 Yönetmen: Shawn Levy Oyuncular: Vince Vaughn, Owen Wilson, Rose Byrne, Max Minghella, Will Ferrel Yapımcı: Shawn Levy, Billy (Vince Vaughn) ve Nick (Owen Wilson) dijital dünyaya yeni adım atan iki eski kafalı satışçıdır. Senelerdir emek verdikleri şirketin artık teknoloji karşısında ayakta duramaması nedeniyle kapatılması,

Detaylı

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de!

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! BASIN BÜLTENİ 18 Mart 2014 Türkiye busuu'da en hızlı büyüyen ülkelerden birisi... Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! 40 milyonun üzerinde kullanıcıyla dünyanın en büyük sosyal

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı

VESTEL ŞİRKETLER GRUBU

VESTEL ŞİRKETLER GRUBU İÇİNDEKİLER : VESTEL ŞİRKETLER GRUBU VESTEL ELEKTRONİK TARİHÇE VİZYON/MİSYON FAALİYET ALANLARI ÜRÜN KATEGORİSİ TASARIM YÖNÜ İLE VESTEL TASARIM FABRİKASI VİZYON/MİSYON VESTEL ŞİRKETLER GRUBU VESTEL ELEKTRONİK

Detaylı

Eğitim sektöründe eleman ihtiyacı arttı

Eğitim sektöründe eleman ihtiyacı arttı BASIN BÜLTENİ Eğitim sektöründe eleman ihtiyacı arttı Okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerin maratonu başladı, eğitim sektöründe istihdam yaz başından itibaren hareketlendi. Yenibiris.com Haziran-Temmuz-Ağustos

Detaylı

2000 li yıllardan itibaren teknolojinin hızlı gelişiminden belki de en büyük payı alan akıllı telefon ve tabletler gibi kablosuz iletişim olanağı

2000 li yıllardan itibaren teknolojinin hızlı gelişiminden belki de en büyük payı alan akıllı telefon ve tabletler gibi kablosuz iletişim olanağı 2000 li yıllardan itibaren teknolojinin hızlı gelişiminden belki de en büyük payı alan akıllı telefon ve tabletler gibi kablosuz iletişim olanağı sağlayan cihazların daha iyi, hızlı ve ucuz modellerle

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

4k ultra HD teknolojisi. Odak noktamız her yerde her ayrıntıyı görmenizi sağlamaktır

4k ultra HD teknolojisi. Odak noktamız her yerde her ayrıntıyı görmenizi sağlamaktır 4k ultra HD teknolojisi Odak noktamız her yerde her ayrıntıyı görmenizi sağlamaktır 2 teknolojisi Her yerde her ayrıntıyı görmenizi sağlıyor Büyük bir alanı kapsamak ve uzun bir mesafeden nesneleri tanımlamak

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor Hibrit cihazlar, iş amaçlı dizüstü bilgisayarların Avrupa daki egemenliğini tehdit ediyor Tabletlerin mobil çalışma biçimini

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

Intel Eğitim Çözümleri. En İleri Teknolojilerle, Dijital Eğitimde Yeni Bir Döneme Geçin

Intel Eğitim Çözümleri. En İleri Teknolojilerle, Dijital Eğitimde Yeni Bir Döneme Geçin Intel Eğitim Çözümleri En İleri Teknolojilerle, Dijital Eğitimde Yeni Bir Döneme Geçin Intel Eğitim Çözümleri Gelişmiş Öğrenci ve Öğretmen Sınıf Yönetim Yazılımı GELIŞMIŞ ÖĞRENCI VE ÖĞRETMEN ETKILEŞIMI

Detaylı

Gelecek nesilleri yeşille buluşturuyoruz.

Gelecek nesilleri yeşille buluşturuyoruz. Gelecek nesilleri yeşille buluşturuyoruz. Misyonumuz Dört mevsimin yaşandığı, iklim, toprak, ekolojik zenginlikler bakımından bereketli olan ülkemizde; üstlendiğimiz projelerin müşteri memnuniyeti açısından

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK!

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! ALEM-İ İŞ, NE İŞ? Alem-i İştir kişinin lafa bakılmaz! diyoruz ve iş hayatında yaşadıklarımız konusunda bize, size, herkese esprili

Detaylı

1974 ten bugüne biz dogrusunu yapiyoruz...

1974 ten bugüne biz dogrusunu yapiyoruz... _ 1974 ten bugüne biz dogrusunu yapiyoruz... www.atombaharat.com www.baharatgunleri.com HAKKIMIZDA ATOM GIDA Küçük bir işletme olarak yola çıktık. Fakat her yaptığımız işin en iyisini yapmaya çalıştık.

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI Sosyal medya yönetimine artık diğer pazarlama aktivasyonları gibi stratejik bir bakış

Detaylı

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr Türkiye'nin ilk konut çöpçatanı Tüketici ile bankaların arasını bulan bir çöpçatan gibi çalışıyor. Türkiye de büyüme potansiyelinin en yüksek olduğu piyasalardan biri de şüphesiz konut. Dünyada 2008 de

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

VAIO FZ serisi burada

VAIO FZ serisi burada Sayı:19 VAIO FZ serisi burada Bu Ay... DSC-W200 ile etkileyen performans Tatil e Hazır mısınız? HD nin İhtişamı, Hard Disk in Kolaylığı Büyük Ekran Keyfi Size Daha Yakın VAIO FZ için 5 Muhteşem Neden Etkileyen

Detaylı

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1 SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv Otomotiv İç Satışlarda Hızlı Artış Temmuz Ayında Devam Ediyor. Beyaz Eşya Beyaz Eşya İç Satışlarda Artış Temmuz Ayında Hızlandı. İnşaat Reel Konut Fiyat Endeksinde

Detaylı

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor İstanbul görkemli maketi ve inşaat firmalarıyla MIPIM Fuarı nda İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor "Nasıl ki Nuri Bilge, Cannes film festivalinin

Detaylı

Honda Civic Smart. Varlığı toplum tarafından istenen bir marka olmak...

Honda Civic Smart. Varlığı toplum tarafından istenen bir marka olmak... Varlığı toplum tarafından istenen bir marka olmak... Geliştirdiği teknolojiler ve geleceğe yaptığı yatırımlarla Honda, faaliyet gösterdiği her alanda bugün olduğu gibi gelecekte de toplum tarafından varlığını

Detaylı

Özel sektörde aktüerya: Teori ve pratik buluş(ama)ması. Dünyada RİSK içeren her alanda Aktüerya vardır ve olmaya devam edecektir.

Özel sektörde aktüerya: Teori ve pratik buluş(ama)ması. Dünyada RİSK içeren her alanda Aktüerya vardır ve olmaya devam edecektir. Özel sektörde aktüerya: Teori ve pratik buluş(ama)ması Dünyada RİSK içeren her alanda Aktüerya vardır ve olmaya devam edecektir. Orhun Emre Çelik Aktüerler Derneği Başkanı Aktüerya Nedir? Aktüerya insanların,

Detaylı

Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım

Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım Denizlerimiz ve kıyılarımız canlı çeşitliliği bakımından çok zengin yerler. Ancak günümüzde bu çeşitlilik azalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun birçok nedeni

Detaylı

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI!

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! 51. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ'NİN ULUSAL UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI'NIN JÜRİSİ BELLİ OLDU Bu yıl 51.si düzenlenecek olan Uluslararası Antalya

Detaylı

Araştırmanızı nasıl alırsınız? Araştırma tasarımında yeni yaklaşımlar

Araştırmanızı nasıl alırsınız? Araştırma tasarımında yeni yaklaşımlar Araştırmanızı nasıl alırsınız? Araştırma tasarımında yeni yaklaşımlar Sektörünüze layık bir hizmet! İhtiyaçlarınıza göre hizmetlerini şekillendirir, size özel çözümleri, sizin tercihlerinize göre sunarız.

Detaylı

2012-2013 EĞİTİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ

2012-2013 EĞİTİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ 2012-2013 EĞİTİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ AYI BÜLTENİ Hazırlayan: İnci Değer YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde

Detaylı

ARAÇ MUAYENE İSTASYONLARI KONYA İLİ DURUM ANALİZİ Ahmet ÇELİK

ARAÇ MUAYENE İSTASYONLARI KONYA İLİ DURUM ANALİZİ Ahmet ÇELİK 1. GİRİŞ Karayolu Trafik Kanunu gereğince, motorlu araçların, modeline bakılmaksızın belirli aralıklarla teknik denetimlerinin (periyodik muayene) yapılması gerekmektedir. Araç muayeneleri, 1985 yılına

Detaylı

Yer yüzündeki en küçük, en hafif Handycam

Yer yüzündeki en küçük, en hafif Handycam Yer yüzündeki en küçük, en hafif Handycam Sayı: 20 Bu Ay... Dünya nın en küçük ve hafifi çok havalı Taşınabilir High Definition İhtişamı BRAVIA D3000 Serisi ile Tanışın Cyber-shot ile su altı keyfi Anılarınızı

Detaylı

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Bilgi pazarındaki sert rekabet ortamı pazarlama araştırması endüstrisinin müşterilerin bilgi ihtiyaçlarına daha fazla yoğunlaşmasını gerektiriyor.

Detaylı

DESKPORT. Bilișim Hizmetleri. 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu

DESKPORT. Bilișim Hizmetleri. 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu info@deskport.net BİZ KİMİZ? Biz Kimiz? Deskport Bilişim ekibinin karakteristik özellikleri olan; özgüven, çalısma azmi, tecrübe ve liderlik vasıflarımızla amacımız, müşterilerimizi

Detaylı

İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ

İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL - VEDALAŞMA Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde

Detaylı

17 Haziran 2014 DenizBank Güncel Haber Bülteni

17 Haziran 2014 DenizBank Güncel Haber Bülteni 17 Haziran 2014 DenizBank Güncel Haber Bülteni Mobil RTB Harcamaları %459 Artış Gösterdi emarketer tahminlerine göre RTB harcamaları (tüm reklam çeşitleri dahil) 2018 yılında toplamda $12 milyar a ulaşacak.

Detaylı

ÇİÇEK GRUBU 2013-2014 HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde hayvanlarda ne gibi değişiklikler olur?

Detaylı

BİLİŞİM SEKTÖRÜ, HİÇ TARTIŞMASIZ, KENDİNİ EN HIZLI VE EN ÇOK YENİLEYEN SEKTÖRLER ARASINDA YER ALIYOR

BİLİŞİM SEKTÖRÜ, HİÇ TARTIŞMASIZ, KENDİNİ EN HIZLI VE EN ÇOK YENİLEYEN SEKTÖRLER ARASINDA YER ALIYOR Çankaya Üniversitesi 2008 Mezunu ve Üniversitemiz Bilgisayar Mühendisliği Bölümü nde çalışan Uzman Efe Çiftçi ile bir söyleşi gerçekleştirdik BİLİŞİM SEKTÖRÜ, HİÇ TARTIŞMASIZ, KENDİNİ EN HIZLI VE EN ÇOK

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

Ekonomik Etki Değerlendirme Çalışması

Ekonomik Etki Değerlendirme Çalışması tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Turkcell Global Bilgi Erzurum Çağrı Merkezi Ekonomik Etki Değerlendirme Çalışması Nihai rapor sunumu 14 Eylül 2011, Erzurum Turkcell Erzurum Çağrı Merkezi

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor?

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Pınar ELMAS Otomotiv sektörü, ekonomide yarattığı katma değer, istihdama olan katkısı ve ilişkide bulunduğu diğer sektörlerdeki teknolojik gelişmenin

Detaylı

ÖZEL ÜMRANİYE İRFAN ANADOLU LİSESİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI VELİ BÜLTENİ

ÖZEL ÜMRANİYE İRFAN ANADOLU LİSESİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI VELİ BÜLTENİ ÖZEL ÜMRANİYE İRFAN ANADOLU LİSESİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI VELİ BÜLTENİ Kasım 2012 www.irfankoleji.com Sayfa 1 / 5 GENCİN TEKNOLOJİYLE İMTİHANI Gençler Dile Geldi adında İntel in düzenlemiş olduğu

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

KRİZ DÖNEMLERİ İÇİN BİR FIRSAT: MİKRODAN MAKROYA BARTER SİSTEMİ

KRİZ DÖNEMLERİ İÇİN BİR FIRSAT: MİKRODAN MAKROYA BARTER SİSTEMİ KRİZ DÖNEMLERİ İÇİN BİR FIRSAT: MİKRODAN MAKROYA BARTER SİSTEMİ Burcu BİLİR Takas, kuşkusuz insanoğlunun en önemli buluşlarından biri. Elindeki bir malı, ihtiyacı olan başka bir mal ile değiştiren insanoğlu

Detaylı

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S KİM BU PEPEE? YIL 2007, Bir düşümüz var: Türk çizgi filmi yapmak Bu da düşümüzün rakamsal temeli: Türkiye de milyonlarca çocuk var. Binlerce yıllık anlatı kültürü

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık?

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Bu pazarlamacılar, sosyal medya 'uzmanları' ve PR uzmanlarının her gün konuştuğu konu; Sosyal medyanın geleceği nasıl gözüküyor? 1. Geleneksel medya,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

İnternet, televizyon dahil tüm mecraları geride bırakarak sektörel haber alımında zirveye oturdu.

İnternet, televizyon dahil tüm mecraları geride bırakarak sektörel haber alımında zirveye oturdu. Basın Bülteni 13.07.2013 İş Dünyası Profesyonelleri Gözünden Medya Hitay Yatırım Holding firmalarından Türkiye nin en büyük izinli veritabanına sahip online araştırma şirketi DORinsight tarafından İş Dünyası

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

Emekliler her gün 1 4 saatlerini internette geçiriyor. Emekliler günde 1 4 saat bilgisayar başında. Emekliler bilgisayar ve interneti seviyor

Emekliler her gün 1 4 saatlerini internette geçiriyor. Emekliler günde 1 4 saat bilgisayar başında. Emekliler bilgisayar ve interneti seviyor Basın Bülteni Banu Sürüel, Capitol Halkla İlişkiler Gaye Kökten, Intel Türkiye Tel: 212 339 83 83 Tel: 212 349 15 00 banu.suruel@ogilvy.com Gaye.Kokten@intel.com Emekliler her gün 1 4 saatlerini internette

Detaylı

H+Bredgatan H+ BREDGATAN KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ. Erik Giudice Architects sunar. Helsingborg, İsveç

H+Bredgatan H+ BREDGATAN KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ. Erik Giudice Architects sunar. Helsingborg, İsveç Görseller: EGA H+ BREDGATAN KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ Helsingborg, İsveç İsveç in en iddialı planlama ve kentsel dönüşüm projelerinden biri olan H+ projesi, Helsingborg kentinin güney kısımlarının mavi-yeşil

Detaylı

www. vadistanbul.com

www. vadistanbul.com www.vadistanbul.com İçinde bambaşka bir İstanbul var... Vadistanbul Teras Arazi : 51.000 m 2 Konut : 8 blok / 1.111 adet 1+1, 2+1, 3+1, 4+1, 5+1 Dubleks Otopark : 1.800 araçlık Vadistanbul Bahçe Arazi

Detaylı

Birinci Medya Reklam. Markanıza Değer KATALIM. Yeni Nesil TV - GençTVExpress Apple Ipad Online SMS EXPRESS CEP ABONE 2399

Birinci Medya Reklam. Markanıza Değer KATALIM. Yeni Nesil TV - GençTVExpress Apple Ipad Online SMS EXPRESS CEP ABONE 2399 HABER PORTALINIZ www.kibrisgenctv.com Kıbrıs ta Birinci, Akdeniz de bir inci 90.0* 96.6 Mağusa Yeni Nesil TV - GençTVExpress Apple Ipad Online SMS EXPRESS CEP ABONE 2399 Birinci Medya Reklam Markanıza

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

Mucize Cerrah Mehmet Mutaf Bodrum Acıbadem'de

Mucize Cerrah Mehmet Mutaf Bodrum Acıbadem'de Mucize Cerrah Mehmet Mutaf Bodrum Acıbadem'de Dünyanın en başarılı estetik operasyonlarını gerçekleştiren ve kendi geliştirdiği yöntemlerle, mucizevi ameliyatlara imza atan Prof. Dr. Mehmet Mutaf, Bodrum

Detaylı

Bilgi Çağında Kütüphane

Bilgi Çağında Kütüphane Bilgi Çağında Kütüphane Gürcan Banger 27 Mart 2006 Yunus Emre Kültür Merkezi Değişen Dünya 1950 li yıllara kadar üretim için sermaye, işgücü, enerji ve hammadde önemli girdiler olarak kabul ediliyordu.

Detaylı

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor!

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! BASIN BÜLTENİ MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! MediaCat dergisi tarafından bu yıl sekizincisi düzenlenen Felis Ödülleri ne başvurular 8 Temmuz Pazartesi günü başlıyor. Başvuruda bulunmak

Detaylı

Türk filmleri günü!..

Türk filmleri günü!.. Neşeyle kutladılar Beşiktaş Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi ile birlikte ortaklaşa düzenlenen Meslek Edindirme Kursları'ndan Bilgisayar Kursu öğrencileri 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü neşeyle kutladı,

Detaylı

«Pek çok küçük şey, doğru reklamla devleşmiştir.» Mark Twain

«Pek çok küçük şey, doğru reklamla devleşmiştir.» Mark Twain Video Reklamlar «Pek çok küçük şey, doğru reklamla devleşmiştir.» Mark Twain 1 2 3 4 Türkiye deki Arama Türkiye Pazarında Arama Hacmi Türkiye de Beyazperde Nerede? Rakip Analizi, Yıllık Analiz YouTube

Detaylı

Doğayla Uyumlu Yaşamın Adresi:

Doğayla Uyumlu Yaşamın Adresi: Özlem İkinci Dr, Bilimsel Programlar Başuzmanı, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi Doğayla Uyumlu Yaşamın Adresi: Ekolojik Köyler Büyük şehirlerde yaşayan pek çok kişinin hayalidir köy yaşamı. Gürültüden

Detaylı

AREL KOLEJİ TEKNOLOJİ POLİTİKASI VE KULLANIM KURALLARI. Eğitimde Teknoloji Kullanımı

AREL KOLEJİ TEKNOLOJİ POLİTİKASI VE KULLANIM KURALLARI. Eğitimde Teknoloji Kullanımı AREL KOLEJİ TEKNOLOJİ POLİTİKASI VE KULLANIM KURALLARI Eğitimde Teknoloji Kullanımı Teknoloji kullanımının hayatımızın her alanında yaygınlaşma, birçok sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de değişimler

Detaylı

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; Tarımı gelişmiş ülkelerin çoğunda hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki payı % 50 civarındadır. Türkiye de hayvansal üretim bitkisel üretimden sonra gelmekte olup, tarımsal üretim değerinin yaklaşık

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

Türkiye nin Teknoloji Kültürü Dergisi!

Türkiye nin Teknoloji Kültürü Dergisi! YAYIN BİLGİLERİ Aylık Tirajı: 22.360 Okur Sayısı: 148.000 EKİM 2013 TEKNOLOJİ KÜLTÜRÜ AYLIK YAYINDIR ISSN:1300-9419 112415 YıL:18 7.00 TL 10 2013 ÇALINAN & KAYBOLAN CİHAZINIZI BULUN En iyi izleme yazılımları

Detaylı

Turkuaz Ege de Yemden Balığa

Turkuaz Ege de Yemden Balığa Turkuaz Ege de Yemden Balığa UZANAN yolculuk... Denİz dostu olduğumuzu DÜNYA BİLİYOR! Türkiye nin en güçlü ve büyük topluluklarından biri olan Yaşar Grubu nun tam entegrasyon felsefesi ile 1983 yılında

Detaylı

Sağlıklı Tarım Politikası

Sağlıklı Tarım Politikası TARLADAN SOFRAYA SAĞLIKLI BESLENME Sağlıklı Tarım Politikası Prof. Dr. Ahmet ALTINDĠġLĠ Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ahmet.altindisli@ege.edu.tr Tarım Alanları ALAN (1000 ha)

Detaylı

Sponsor Ol Rengini Seç Kendini Göster

Sponsor Ol Rengini Seç Kendini Göster Sponsor Ol Rengini Seç Kendini Göster PERYÖN (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği), Türkiye'de çağdaş insan kaynakları yönetimi anlayışlarının yaygınlaştırılmasına ve gelişimine liderlik eden, bu konuda ülkemizin

Detaylı

PINGPONG. Kurumsal Sunum / Aplikasyon Tanıtım

PINGPONG. Kurumsal Sunum / Aplikasyon Tanıtım PINGPONG Kurumsal Sunum / Aplikasyon Tanıtım 1 Sunum İçeriği Biz Kimiz? Kuruluş amacımız ve gelişim sürecimiz. PINGPONG Sistem ve İşleyiş Çalışma modeli, aplikasyon işleyişi ve sistemimiz. PINGPONG Nedir?

Detaylı

Reklam Ürünleri Satış Müdürümüz Aydın ALTUN ile Söyleşi Gerçekleştirdik.

Reklam Ürünleri Satış Müdürümüz Aydın ALTUN ile Söyleşi Gerçekleştirdik. Eylül 2015 - Sayı 14 BÜLTEN MxS yayın organıdır (Parayla Satılmaz). İkizler Oto Boya Nuri Yurtsever ile Söyleşi Gerçekleştirdik. MxS markası geçmişten bu güne kadar yapmış olduğu hizmetler ışığında bizlere

Detaylı

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ 22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA Gece geç saatlerde Helsinki yolculuğumuz başlayacak. Uzun bir uçak yolculuğu yapacağız.ardından bir saatlik bir uçuş sonunda Jyvaskyla

Detaylı

eralp tarafından yazıldı. Cumartesi, 19 Şubat 2011 16:51 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Şubat 2011 17:11

eralp tarafından yazıldı. Cumartesi, 19 Şubat 2011 16:51 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Şubat 2011 17:11 Geçtiğimiz haftalarda oyuncular için belli fiyat aralıklarına göre sıraladığımız işlemci, ekran kartı ve anakarttan sonra şimdi de bizlere göre fiyatlarına göre en iyi 10 oyun amaçlı notebook'u belirliyoruz.

Detaylı

GAZETECİLİK ALANI. Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz.

GAZETECİLİK ALANI. Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. GAZETECİLİK ALANI AMAÇ Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Gazetecilik alanı, kamuya ve özel sektöre ait kurum ve kuruluşların

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü www.sde.org.tr ANALİZ 2014/2 2013 YILI ALTIN ANALİZİ Dr. M. Levent YILMAZ Ekonomistlerin çoğu zaman yanıldığı ve nedenini tahmin etmekte zorlandığı bir

Detaylı

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan Nasıl daha çok para kazanabiliriz? Nasıl para sorunlarımızı çözeriz. Bunun herkes için yöntemi farklıdır. Gelin George S.Clason Babil in en zengin adamı adlı kitabında para kazanmak için önerdiği yedi

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015

HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015 HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015 Gelecek nesillerimiz adına umut bağladığımız gerçek güç olan saygıdeğer öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyor, onlara minnetlerimizi sunuyoruz. VELİLERİMİZ

Detaylı

RAKAMLARLA KONYA İSTİHDAMI FEYZULLAH ALTAY

RAKAMLARLA KONYA İSTİHDAMI FEYZULLAH ALTAY Bugün, yükselen ekonomisi ve gelişmekte olan performansıyla ülkesi için önemli bir katma değer oluşturan sayılı merkezlerden birisidir. Gelişmekte olan ekonomisine paralel olarak birçok sektörde yeni iş

Detaylı

Bankacılık Programı na katıl.

Bankacılık Programı na katıl. . Üniversite veya yüksek okuldan 2013 yılında mezun olduysan, Bankacılık sektörünü kendine uygun görüyorsan, Kurumsal hayatın gereklerini yerine getirmeye hazırsan, bankademi Bankacılık Programı na katıl.

Detaylı

BASIN BÜLTENİ. ESİS Enerji 10.Yılını Kutladı

BASIN BÜLTENİ. ESİS Enerji 10.Yılını Kutladı BASIN BÜLTENİ ESİS Enerji 10.Yılını Kutladı İstanbul,23.12.2010; Ana faaliyet konusu Kesintisiz Güç kaynakları olan ESİS Enerji Elektronik A.Ş 10.kuruluş yılını 22 Aralık 2010 tarihinde düzenlediği etkinlikle

Detaylı

-SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI-

-SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI- -SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI- Pazarlamadünyasi.com un Vodaco Agency işbirliği ile 04 Ağustos 30 Eylül 2009 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Sosyal Medya araştırması sonuçlandı. İnternet kullanıcıları sosyal

Detaylı

Geleneksel Gymkhana Etkinliği

Geleneksel Gymkhana Etkinliği Riders of Bilkent Bilkent Üniversitesi nin ilk resmi motosiklet topluluğu olan Riders of Bilkent, 2012 yılı sonbaharında kurulmuş ve bünyesinde gerek okulda faal halde motosiklet kullanan insanları birleştirmeyi,

Detaylı

TELEVIDYON.COM. Medya Kiti

TELEVIDYON.COM. Medya Kiti TELEVIDYON.COM Medya Kiti MYK MEDYA HAKKINDA Televidyon.com adresinde şu ana kadar 9 kategorideki 27 programda 2000'in üstünde yapımın hazırlanması, çekimi, montajı, yayını ve yönetimini gerçekleştirdik.

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı