MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ The Medical Journal of Mustafa Kemal University Cilt 1 Sayı 4 Aralık 2010

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ The Medical Journal of Mustafa Kemal University Cilt 1 Sayı 4 Aralık 2010"

Transkript

1 MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ The Medical Journal of Mustafa Kemal University Cilt 1 Sayı 4 Aralık 2010 Mustafa Kemal Üniversitesi adına Sahibi Rektör Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder Baş Editör: Tıp Fakültesi Dekanı: Prof. Dr. Sadık BÜYÜKBAŞ Editörler: Doç. Dr. Ahmet NACAR Doç. Dr. Mustafa ARSLAN Doç. Dr. Aydıner KALACI Doç. Dr. Süleyman OKTAR Doç. Dr. Rami HELVACI Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından yayınlanmaktadır. Dil Editörleri: Doç. Dr. Cumali GÖKÇE Yrd. Doç. Dr. Seçkin AKKÜÇÜK Hazırlık ve Baskı: Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyoistatistik Danışman: Prof. Dr. Mehmet Fatih CAN Doç. Dr. Mehmet AYDIN Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Enver Sedat Borazan Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi Sekreteri ISSN: Dergi Sekreterliği: Yrd. Doç. Dr. Fatih SEFİL Dr. Kemal Türker ULUTAŞ Dr. Nebahat KAPLAN SEFİL Dr. Atilla KARATEKE Dr. Metin ER Yılda 4 kez yayınlanır. Web Sayfası: Yazışma Adresi: Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Antakya/HATAY Tel : (326) Faks: (326)

2 DANIŞMA KURULU Prof.Dr. Sadık BÜYÜKBAŞ Doç.Dr.Cumali GÖKÇE Prof.Dr.Ali Ulvi HAKVERDİ Prof.Dr.Taşkın DUMAN Prof.Dr.Ahmet Namık KİPER Prof.Dr.Hasan KAYA Prof.Dr.Mehmet YALDIZ Prof.Dr.Fatih YALÇIN Prof.Dr.Selim TURHANOĞLU Prof.Dr.Yaşar Can BAYDİNÇ Prof.Dr.Ayşe Dicle TURHANOĞLU Prof.Dr.Ali BALOĞLU Prof.Dr.Yaşar ÇOKKESER Prof.Dr. Ali ÖZCAN Doç.Dr.Tacettin İNANDI Doç.Dr.Nizami DURAN Doç.Dr.Ertap AKOĞLU Doç.Dr.Sebahat GENÇ Doç.Dr.Yusuf ÖNLEN Doç.Dr.Sabahattin OCAK Doç.İ.Murat MELEK Doç.Dr.Nebi YILMAZ Doç.Dr.Esin ATİK DOĞAN Doç.Dr.Hüseyin ÖKSÜZ Doç.Dr.Mehmet DURU Doç.Dr.Sinem KARAZİNCİR Doç.Dr.Muhyittin TEMİZ Doç.Dr.Ahmet NACAR Doç.Dr.M.Rami HELVACI Doç.Dr.Hasan HALLAÇELİ Doç.Dr.Cahit ÖZER Doç.Dr.Aydıner KALACI Doç.Dr.Senem ERDOĞMUŞ Doç.Dr.Cemil TÜMER Doç.Dr.Sadık GÖRÜR Doç.Dr.Gülnaz ÇULHA Doç.Dr.Çağla ÖZBAKIŞ AKKURT Doç.Dr.A.Çiğdem DOĞRAMACI Doç.Dr.M.Mustafa ARSLAN Doç.Dr.Şemsettin OKUYUCU Doç.Dr.Hayal GÜLER Doç.Dr.Esra OKUYUCU Doç.Dr.Ayşe YILDIRIM Doç.Dr.İyad FANSA Doç.Dr.Mehmet AYDIN Doç.Dr.Cahide YILMAZ Doç.Dr.Yunus DOĞRAMACI Doç.Dr. Ümit ÖZKAN Doç.Dr.Nazan SAVAŞ Doç.Dr.Mehmet DEMİR Doç.Dr.Süleyman OKTAR Doç.Dr.Zafer YÖNDEN Doç.Dr.Meryem ÇETİN Doç.Dr.Oktay Hasan ÖZTÜRK Doç.Dr. Bülent AKÇORA Doç.Dr.Ahmet GÖKÇE

3 İÇİNDEKİLER Çocukluk Döneminde Vezikoüreteral Reflüsü Olan Vakaların Etiyolojik Nedenleri Tanı Ve Tedavi Yöntemleri Tanju Çelik, Mustafa Bak, Kemal Türker Ulutaş Etiology, Diagnosis And Treatment Methods Of The Patients With Vesicoureteral Reflux In Childhood Tüberküloz Tedavisi Sırasında Gelişen Hepatotoksisite: Olgu Sunumu Fatmagül Başarslan, Murat Tutanç, Vefik Arıca, Asena Çiğdem Doğramacı, Cahide Yılmaz The Hepatotoxocity Developped During Tuberculosis Treatment: A Case Report İmplant Destekli Kulak Protezi: Olgu Sunumu Ali Rıza Tunçdemir, Bahadır Kahraman, Makbule Tuğba Tunçdemir Implant Retained Auricular Prosthesis: A Case Report Tedaviye Yanıt Vermeyen Kabakulak: Kistik Higroma Olgusu Ahmet İbrahim Kurtoğlu, Murat Tutanç, Hanifi Bayaroğulları, Vefik Arıca, Fatmagül Başarslan Mumps Not Respond To Treatment: A Case Of Cystic Hygroma Astım Bulguları İle Başvuran Hasta: Sağ Bronş Yabancı Cismi Murat Tutanç, Ergün Kaya, Hanifi Bayaroğulları, Vefik Arıca, Fatmagül Başarslan, Bülent Akçora Patient Refered With Findings Of Asthma: A Foreign Body At The Right Main Bronchus ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE VEZİKOÜRETERAL REFLÜSÜ OLAN VAKALARIN

4 ETİYOLOJİK NEDENLERİ TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ Tanju Çelik*, Mustafa Bak**, Kemal Türker Ulutaş*** *Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatri AD, Yardımcı Doçent Doktor **Muğla Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatri AD, Profesör Doktor ***Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyokimya AD, Asistan Doktor ÖZET Amaç: Bu çalışmada vezikoüreteralreflü (VUR) tanısı almış hastalarda etiyolojinin yanı sıra tanı ve tedavi yöntemlerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Metod: Dr. Behçet Uz Çocuk Sağlığı ve Cerrahisi Hastanesi Nefroloji Ana Bilim Dalı nda yılları arasında takip ve tedavisi yürütülen VUR tanısı almış olgular, retrospektif olarak incelenmiş olup olgular anatomik malformasyonu bulunan ve bulunmayan olmak üzere iki grupta incelendi. Çalışmamızda VUR gelişmesinde etkili olabilecek faktör ve komplikasyonların yanı sıra tedavi yöntemleri üzerinde de durulmuştur. Sonuçlar: İncelediğimiz hasta sayısı 169 olup yaşları ortalaması 64.2 ± 45.3 (ay) olarak bulundu. Hastalarda hipertansiyon (%5 - %7.7), büyüme gelişme geriliği(%7 - %15), GFR azalması (%7.5 - %9.3), renal skar (% %55), renal atrofi ( %22.5 -%32.5) ve KBY (%8,8) tespit edildi. Tıbbi tedaviyle 53.3 ile %75.6 oranında iyileşme görülürken deflüks enjeksiyonu uygulanan 7 hastanın 3 ünde tam iyileşme tespit edilmiştir. Malformasyonlularda %68 oranında cerrahi başarı elde edilirken, malformasyonu olmayan hastalarda bu oran %97,7 idi. Sonuç: Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan çocuklarda mutlaka MSUG çekilmeli ve tedavide antibiyotik profilaksisi uygulanmalıdır. 1 yaşının altındaki çocuklarda 5.dereceden VUR tanısı varsa cerrahi tedavi ilk seçenek olup tedavisinin uzun süreli olması gerekmektedir. VUR derecesine bakılmaksızın antibiyoterapi profilaksisi önerilmektedir. VUR tedavisinde amaç, uzun dönem antibiyotik profilaksisi ve/veya cerrahi prosedürler ile renal hasarın yanında KBY gelişiminin önlenmesidir. Anahtar kelimeler; Çocuk, kronik böbrek yetmezliği, vezikoüreteral reflü ETIOLOGY, DIAGNOSIS AND TREATMENT METHODS OF THE PATIENTS WITH VESICOURETERAL REFLUX IN CHILDHOOD SUMMARY In this study, we retrospectively investigated the files of patients with VUR who were

5 diagnosed and treated between in Clinics of Nephrology in Dr. Behçet Uz Child Diseaseand SurgeryEducation, ResearchHospital. Patients were divided into two groups. They were evaluated with or without owing anotomical malformation. This study aims to emphasize the factors effecting the incidence, complications and thetreatment ways of VUR. Hypertension (%5-%7), growth retardation (%7-%15), glomerular filtration rate decrease(gfr)(%7.5-%9.3), renal scar (%37.5-%55), renal atrophy (%22.5- %32.5) andchronicrenalfailure(crf)(%8.8) were determined in patients. Medical treatment was improved by% %75.6 and 3 of 7 patients treated with deflux injection showed great recovery. Surgical success rate of patients with malformation was %68 and it was %97.7 in patients without owing malformation. In children with recurrent urinary tract infection, MSUG should be visualised and antibiotic theraphy should be given. Regardless of VUR degree,antibio theraphy profilaxis is recommended in children under 1 year old. Surgical treatment should be the first choice in patients with 5 th degree VUR above 1 age and also the treatment should be a long term one. The purpose in VUR treatment is the prevention of renal damage and CRF with surgical procedures or giving the long term antibiotic therapy. Key words: Child, chronic renal failure, vesicoureteral reflux Giriş İdrar yolu enfeksiyonları ( İYE ), çocukluk çağında en sık görülen ve üriner problemleri arasında ilk sırada yer alan erken tanı ve uygun tedavisi yapılmayan hastalarda son dönem kronik böbrek yetmezliğine ( KBY ) neden olabilen bir hastalıktır. KBY nin edinsel nedenleri incelendiğinde, gelişmiş ülkelerde kronik glomerüler hastalıklar ilk sırayı alırken ülkemizde yapılan ça1ışmalarda taş ve vezikoüreteral reflünün yol açtığı kronik pyelonefritler ilk sırayı almaktadır. VUR pyelonefrit için bir risk faktörüdür. İYE, üst üriner sistemi tuttuğu zaman, özellikle infantil dönemde, bir tek atak bile renal parankimal zedelenmesine neden olabilir (1-2-7). Renal parankimi değerlendirmede en önemli tanı yöntemleri olarak glukoheptonat ve dimerkaptosuksinik asit sintigrafisi ( DMSA ) en sık kullanılan radyolojik tetkik yöntemidir. Geçirilen her İYE çocuklarda özellikle 5 yaşın altında renal parankimal skar geliştirme şansının yüksek olması nedeniyle, miksiyonsistoüreterografi (MSUG) çekilerek VUR açısından araştırılması önerilmektedir (4-8-9). Primer vezikoüreteral reflü konjenital olup altta yatan nöromüsküler hastalık veya obstrüktif fenomen yoktur. Primer Vezikoüreteral reflü ye neden olan sebepler intramural üreterin kısalığı, üreteral duplikasyon, ektopik üreter ve üreteroseldir. Sekonder VUR

6 enfeksiyon, intravezikal basınç artışı (posteriorüretralvalv, üretra darlığı), nörojen mesane ve nonnörojen mesane sonucu ortaya çıkar. Renal skarın teşhisinde DMSA renal sintigrafinin ve İVP nin yerini almıştır. Renal skar gelişiminde VUR ile birlikte enfeksiyon un kritik rol oynadığı deneysel olarak ortaya konulmuştur. Yapılan bir çalışmada reflü olmamasına rağmen tekrarlayan piyelonefrit atağından sonra yeni skar geliştiği ve VUR derecesi arttıkça skar gelişme olasılığının arttığı belirtilmektedir. Bu ve benzeri çalışmalarda akut piyelonefritin etiyopatogenezinde hastanın defans faktörlerlerinin ve bakterilerin vürülansının üzerinde durulmaktadır. Bakterilerin en önemli virülans faktörü, spesifik üreter reseptörlerine bakterilerin yapışması ve bakteri yüzeyinde bulunan Pili fimbria nın yapışmaya aracılık etmesidir. VUR olmaksızın da asendan üst üriner sistem enfeksiyon u ortaya çıkabilir. Bu bilgi ışığında yüksek oranda E.Coli nin yapısındaki Pili fimbrialar, akut piyelonefritte, sistitte veya asemptomatik bakteriüride hastalarda izole edilmiştir. Buna rağmen DMSA da renal skar bulgusu olan ateşli İYE geçiren hastalarda % oranında VUR teşhis edilmiştir. Bu durumdaki hastalarda 3-5. derece VUR un olduğu belirtilmektedir. VUR un varlığında P.fimbria nın önemi yoktur. Piyelonefrit olduğunda post-pyelonefritik skarın gelişmesinde Pili fimbria nın etkili olup olmadığı tartışılabilir ( ). Çocuklarda teşhis edilen renal skarlarda kız/erkek oranı hemen hemen eşit bulunmuştur. Renal parankimal skarın gelişmesinde olgunun yaşının önemli olduğu ve 1 yaş altı VUR lu olgularda renal skar oranını %33, 2 yaş üstünde %17,0 olarak bildiren yayınlar vardır. Yaşın artmasıyla, yeni renal skar sıklığında belirgin bir azalma gözlenmektedir. Renal skar ge1işmesinde enfeksiyon un ve sayısının rolü önemlidir. Bir kez akut piyelonefrit atağı geçiren olguların %9 unda renal skar saptanmışken, enfeksiyon sayısı 4 ve daha fazla olduğunda bu oranın %58 lere kadar çıktığı belirtilmektedir. Ancak, İYE olan çocuklarda VUR olmaksızın da renal skar ortaya çıkabilir. Bu sonuçlar, İYE olan çocuklarda, renal skar gelişiminde, VUR un tek faktör olmadığını renal skar gelişmesinde etkili olan bir faktör de, çoğunlukla mesane boynu obstruksiyonu sonucu gelişen yüksek basınçlı VUR un ortaya çıkardığı intrarenalreflükstür. (IRR). İlk olarak Hodson tarafından enfeksiyon olmaksızın, IRR ile deneysel koşullarda renal skar geliştirilmiştir. Özellikle işeme sırasında intravezikal basıncı yüksek olan VUR lu olgularda, bu yüksek basınç renal pelvise yansıra ve enfeksiyon olmaksızın idrar kolayca kollektör kanallara ve renal tübüllere ilerleyerek, renal tubulusları ve parankimi zorlayabilir. Bu zorlama sonrasında gelişebilecek irreversible değişiklikler sonucu skar ortaya çıkabilir (1-2-16). Renal skar gelişimi hayatın erken dönemlerinde genellikle 5 yaştan önce ve çoğu 3

7 yaşından önce oluşur. Bu nedenle büyük çocuklarda daha az görülmektedir (1,2-16). Bir yaşın altındaki infantlarda renal skar riski artışı muhtemelen multifaktöryeldir. Martinel ve arkadaşları ileriye dönük bir çalışma yapmış ve bu çalışmada 87 bayan olguyu 23 yıl izlemişler. Atak oranı bu olguların izlendiği hayatın ilk yılında daha yüksek iken 11 ve 15 yaş arasındaki dönemde düşük olarak tespit edilmiştir. Pyelonefrit epizotları ve genç yaşta geçirilen IYE ile birlikte görülen renal skar, pyelonefrit ataklarının sayısına ve reflüye bağlı olarak 10 yaş sonrası kadınlarda yüksek oranda tespit edilmiştir. Bu da kadınların yetişkinlik döneminde de yakınen takip edilmesini vurgular (4). Infantlarda semptomlar ve bulgular spesifik değildir. Renal skar tek bir enfeksiyon da bile olabilir. Çoğu otoritelere göre 3 yaş altındaki çocuklarda ilk kültürden sonra değerlendirme yapılmalıdır. Prenatal olarak ultrosonografide hidronefroz tespit edilen infantlar postnatal olarak değerlendirildiğinde VUR tespit edilebilmektedir. Son çalışmalarda prenatal olarak hidronefroz tespit edilen olgular postnatal olarak değerlendirildiğinde 1/3 oranında VUR tespit edilmiştir. Nöropatik mesane, ciddi işeme disfonksiyonu, Prune-Belly Sendromu, multikistik böbrekler, imperfore anüs, unilateral renal agenezi, üreteropelvik darlık ve diğer obstriktif üropatiler gibi anomaliler de daha sıktır (1,2-8). Sistogram ve renal ultrosonografi, hidronefrozu ya da majör üst trakt malformasyonları ortaya çıkarmak için gereklidir. Sistoskopi kesinlikle endike değildir. Renal kortikal görüntüleme yöntemi olarak 99m Tc-DMSA kullanılmaktadır. DMSA bir üst trakt görüntüleme yöntemi olarak neonatal ve infantlarda 1. sırada olmalıdır. Yapılan klinik çalışmalarda çocukların çoğunda %60-68 oranında VUR olmaksızın DMSA da skar tespit edilmiştir. Bu yüzden ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren infantlar, mutlaka DMSA ile değerlendirilmelidir. Özellikle sürekli devam eden tedaviye cevap vermeyen çocuklarda sonografi gerekmektedir (1,4-11). VUR da tedavi yaklaşımı tekrarlayan İYE nun ve A. piyelonefrit ataklarının, Yeni skar gelişimi ve eski skar progresyonlarının önlenmesi, potansiyel riskler içinde yer alan KBY ve hipertansiyondan korunma, normal renal ve somatik gelişimin sağlanmasına dayanmaktadır. Medikal tedavide düşük dozda uzun süreli proflaktik amaçlı antibiyotik (trimetoprim sulfometaksazol kombinasyonu, nitrofurantoin, amoksisilin, sefaklor, Nitrofurantoin 1 2 mg/kg/gün, trimetoprim-sulfometaksazolde 2mg/kg/gün dozda gece yatarken tek doz oral olarak) alınmaktadır. Proflaksi, VUR ortadan kalktıktan sonraki 1 yıla kadar uygulanabilmektedir ( 4,6-9). Klinik olarak üç defadan fazla piyelonefrit tanısı almış ise tıbbi tedavi uygulanmış olgulara cerrahi tedavi, üç ayda bir idrar kültürü, rutin idrar, yılda bir kez sistogram, kan basıncı,

8 ağırlık, boy ve serum kreatinin değerlerinin ölçülmesi gerekmektedir. Ateşli idrar yolu enfeksiyon u ile birlikte ılımlı veya ciddi reflü varsa renal fonksiyon değerleri ve DMSA sintigrafisi öncelikli olmalıdır (6-9). MSUG yıllık olarak tekrar edilmelidir. Çocuğun gelişimi renal fonksiyonları ve kan basıncı moniterize edilmelidir (9-19). Ciddi primer reflüsü (5.derece) olan olguların opere edilmesine çoğu otörler katılmaktadır. Küçük, fonksiyonu azalmış (%10-15 total fonksiyona sahip böbrek) böbrek alınmalıdır. 5.derece VUR olan olgularda rekonstrüktif tekniğin başarısı %85-90 dir. Endoskopik düzeltme gelişmekte olan bir teknik olup artık açık cerrahi kadar faydalı olabilmektedir. Nörojenik mesanede, ciddi VUR da ve çift toplayıcı sistemi olan olgularda daha az başarı kaydedilmiştir derece VUR lu olgulara proflaktik antibiyoterapi uygulanması, 3 er ay aralarla idrar kültürü yapılması ve en az yılda bir kez de MSUG uygulanması önerilmektedir. Eğer VUR derecesinde bir gerileme varsa, ya da derecesinde bir değişme yok ise proflaksiye devam edilmesi gerektiği, ancak proflaksiye rağmen VUR derecesinde ilerleme varsa 4-5.derece VUR lu olgularda cerrahi tedavinin iyi bir seçenek olabileceği düşünülmektedir (9-20). Üriner sistem görüntülemesinin başlıca üç amacı vardır; altta yatan konjenital ya da kazanılmış yapısal anatomik anormallikleri, daha önce tanı almamış ve tedavi edilmemiş VUR lu olgularda gelişmiş KBY ve renal parankimal skarı ve tedavide nasıl bir yol izleneceğini belirlemektir. Materyal ve Metod Çalışmada Dr. Behçet Uz Çocuk Sağlığı ve Cerrahisi Hastalıkları Hastanesi, Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı nda yılları arasında VUR tanısı almış 169 olgu anatomik malformasyonu olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılıp retrospektif olarak incelenmiştir. Olgular başvuru anındaki yaş, cinsiyet, aile öyküsü, geliş şikâyetleri fizik muayene bulguları, tam idrar tetkiki, idrar yolu enfeksiyonu, proteinüri, hematüri, böbrek fonksiyon testleri ( BFT ) ve idrar kültüründe üreyen mikroorganizmalar yönünden değerlendirilmiş, VUR tanısı MSUG ile konulmuş ve VUR dereceleri MSUG sonuçlarına göre uluslararası sınıflamayla (International Classification of V.U.R.) 5 gruba ayrılmıştır (4). Görüntüleme yöntemleri olarak Batın USG, MSUG, DMSA, IVP, DTPA, MAG 3 ve Batın BT kullanılmıştır. İstatistikler, Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü nde; analizler ise SPSS(10.0) for Windows paket programı kullanılarak yapılmış olup grupların karşılaştırılmasında iki yönlü varyans analizi ve ki-kare yöntemleri kullanılmıştır. Hipotez

9 kontrolleri %95 güven aralığında gerçekleştirilmiştir. Bulgular VUR tanısı almış 169 hasta anatomik malformasyonu olan ve olmayanlar olarak incelendi. VUR dereceleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olup hastalarımızın yaş ortalamaları, malformasyonu olanlarda 63.8 ± 50.3 ay olmayanlarda 64.4 ± 43.8 ay ve toplamda 64.2 ± 45.3 ay olarak belirlenmiştir. Başvuru şikâyetleri açısından ateş şikâyeti ile başvuran hastalarda VUR derecesinin yüksekliği anlamlı olarak bulundu. Malformasyonlu hastalarda büyüme gelişme geriliği %15 diğer grupta %7 olarak tespit edildi. Malformasyonu olmayanlarda ise hipertansiyon sıklığı 1-5 doğru VUR arttıkça artmakta idi. Kültürde üreyen mikroorganizmalar göz önüne alındığında E.Coli en sık üreyen mikroorganizma idi. Malformasyonu olmayan grupta VUR derecesi 1.dereceden 5.dereceye doğru arttıkça KBY sıklığı artmakta olup bu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. VUR lu hastalara DMSA çekilmiş malformasyonlularda (22 hastada) (%64.7) renal skar olmayanlarda(129 hastanın 109 una) 48 hastada (%44) skar tespit edilmiştir. Gruplar arasında bu oran istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Malformasyonuolan 40 hastanın 13 ünde (%32.5), olmayan 129 hastanın 29 unda (% 22,5) renal atrofi tespit edilmiştir. Hastalarımıza tıbbi tedavi, deflüksenjeksiyonu ve cerrahi tedavi uygulanmıştı. Malformasyonu olan 40 hastanın 15 ine (%37.5) tıbbi tedavi, 25 ine (%62,5) cerrahi tedavi uygulanmıştır. Tıbbi tedavi uygulanan 15 hastanın 8 inde (%54) tam iyileşme ve 5 inde (%33) VUR derecesinde gerileme sağlanmış. Cerrahi tedavi uygulanan 25 hastanın 17 sinde (%68) tam iyileşme ve 3 ünde (%12) VUR derecesinde gerileme sağlanmıştı. Cerrahi tedavi uygulanan, malformasyonu olmayan 44 hastanın 43 ünde (%97.7) tam iyileşme sağlanmış, 1 inde (%2.3) relaps görülmüş olup cerrahi tedavi 3-4 ve 5.derece VUR lu hastalara uygulanmıştır. Malformasyonu olan grupta 15 hasta tedavi edilmiş, iyileşen hastaların sayısı 8 (% 53,3), Malformasyonu olmayan hastaların toplamı 82 olup tam iyileşen hastaların sayısı 62 (%75,6) olarak bulunmuştur. VUR derecelerine göre bakıldığında ise 1,2 ve 3.derece VUR u olan ve malformasyonu olmayan grupta %86 lık bir başarı elde edilmiştir. Toplam 7 hastaya deflüks enjeksiyonu uygulanmış 3 ünde (%42.8) tam iyileşme olmuş, 4 ünde (%75) ise iyileşme sağlanamadığı için daha sonra cerrahi operasyon uygulanmıştı. Malformasyonu olmayan hastalarda cerrahi tedavi başarısı %97,7 olarak belirlenmişti. Cerrahi tedavi uygulanan grup 3,4 ve 5.derece VUR lu hastalardan oluşmaktadır. VUR derecesi arttıkça tıbbi tedavinin başarısı her iki grupta da düşmekte, cerrahi tedavi uygulama olasılığı

10 artmaktadır(p: 0,02). Altta yatan malformasyon varsa tedavi başarısı düşmekte VUR derecesi arttıkça relaps sıklığı da artmakta olduğu istatiksel olarak da anlamlı bulunmuştur( p: 0,008). Malformasyonu olan 40 hastanın 12 sinde divertikül tespit edilmiş 7 sinde (%58) tam iyileşme sağlanmıştır. Malformasyonu olan VUR lu hastaların 18 inde nörojen mesane tespit edilmiştir Ürodinami yapılan olguların 6 sında (%27) normal bulgular 8 inde (%37) instabil mesane, 5 inde (%22) hiperrefleksnörojen mesane, 2 sinde (%9) tembel mesane ve bir olguda komplians azalması saptanmıştı. Bu hastalarımıza oxibutinin ( 0,04 mg/kg/g) ve aralıklı idrar boşaltma ( TAK ) tedavisi ve antibiotik profilaksisi uygulanmıştır. 18 hastamızın 3 ünde KBY gelişmiştir. Tartışma Sağlıklı çocuklarda VUR sıklığının %1 den az olduğu tespit edilmiştir. Üriner enfeksiyonu olmayan normal popülasyonda reflü görülme oranı %0,4 ile %1,8 arasında değişmektedir. Oysaki yapılan çok sayıda çalışma göstermiştir ki, İYE lu çocuklarda bu oran yaşa ve cinse bağlı olarak %30-50 lere ulaşabilmektedir. Reflülü çocukların kardeşlerinde reflü bulunma şansı belirgin olarak artmıştır ve %30 lar dolayında olduğu belirtilmektedir (1). VUR primer ve sekonder sebeplerle ortaya çıkabilir. VUR a en sık neden olan en önemli sekonder etken tekrarlayan İYE dir. Asemptomatik olarak ilerleyerek KBY ve hipertansiyon gibi bozukluklar ile ortaya çıkabilmektedir (21,22-23). VUR tanısında halen en önemli tanı yöntemi MSUG dir. MSUG nin tedaviden 7 gün sonra çekilmesi önerilmektedir (23). Bize başvurmuş tüm hastaların tanısı msug ile konulmuş idi. VUR tanısı konmuş hastaların yaş ortalamaları 63.8 ± 50.3 ay ve 64.4 ± 43.8 ay olarak tespit edilmiş olup sonuçlardan yola çıkacak olursak bize başvuran hastaların geç başvuruda bulunduğu ve geç tanı aldığı tespit edilmişti. Hastaların %88-%95 inde ateş tespit edilmiş olup bu sonuçla hastalarımızın en sık tekrarlayan İYE semptomu şikayeti ile başvurduklarını gördük. Etiyolojisinde aile öyküsü de önem arz etmektedir. Ailesinde VUR olan bir çocuğun %27-30 oranında VUR olma riskinin olduğu belirtilmektedir (1). Hastaların %5-15 inde büyüme gelişme geriliği ve %5-8 inde hipertansiyon tespit edilmiştir. Çocukluk çağı hipertansiyonlarının %30-65 inin reflü nefropatisi ile ilişkili olduğu belirtilmekte ve İtalya da yapılan bir çalışmada sonuç olarak antibiyotik profilaksisi alan çocukların sık idrar yolu enfeksiyonu ndan korunabileceği ve büyüme gelişme geriliğinin önlenebileceği vurgulanmıştır (24,25). Aylık idrar kültürü tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu nu belirlemede en önemli tetkiktir. Bu nedenle 3-5.derece VUR u olan hastalara aylık idrar kültürü yaptırılması

11 önerilmektedir. Bizim hastalarımızda üreyen mikroorganizmaların dağılımına baktığımızda en sık E. Coli ürerken daha az üreyen sırayla stafkoagülaz (+), Klepsiella,Proteus ve Pseudomonas olmuştur. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonuna eşlik eden önemli faktörler ise malformatif üropati, obstrüktif tip VUR, tekrarlayan sistit ve/veya piyelonefrit ( yilda 3 veya daha fazla ), üriner trakt malformasyonu ve nörojen mesane olarak belirtilmiştir (26,27). VUR erken tanınıp, cerrahi ya da medikal olarak etkin şekilde tedavi edilemezse, reflüks nefropatisi sonrası KBY ne gidiş kaçınılmaz olabilmektedir. Çalışmamızda VUR lu olguların % 8,8 inde kronik böbrek yetmezliği geliştiği tespit edildi. Önceleri cerrahi tedavi önerilirken, son yıllarda cerrahi tedavinin yanında en az onun kadar medikal tedavinin önemi üzerinde de durulmaya başlanmıştır. Endoskopik terapi gelecekte belki de tek seçenek olacaktır. VUR lu hastalar hekime geç başvurmakta ya da tanısı gecikmektedir. Bunun engellenmesi için toplumda özellikle İYE den erken şüphelenmek rutin idrar bakısı ile tarama yapılması gerekmektedir. VUR erken tanı alıp, etkili ve doğru tedavi edilmediğinde, hipertansiyon, renal skar, KBY, fizik gelişme geriliği, renal büyüme ve fonksiyonlarda gerileme gibi önemli komplikasyonlar gelişebilir. Takip uzun süreli olmalıdır (20,24). Biz 1-2 ve 3.derece VUR lu olgulara profilaksi uygulanmasını, profilaksi alan olgular içinde izlemde VUR dereceleri aynı kalan ya da gerileyenlere profilaksi uygulamaya devam edilmesini, 4-5.derece VUR lu olgular ile profilaksiye rağmen 1,2 ve 3.derece VUR dan ilerleme gösterip 4-5.derece VUR gelişmiş olgulara ise cerrahi tedavi uygulanmasını öneriyoruz. Deflüks enjeksiyonu artık açık operasyonlara yakın başarılı sonuçlar vermektedir. Son çalışmalar renal skarı olan, tek taraflı veya bilateral 1 yaşın üzerinde 5 derece VUR u olan olgularda cerrahi tedavinin ilk seçenek olması gerektiğini belirtmektedir (1). VUR u olan nörojen mesaneli hastaların ise tedavisi zor ve başarısı düşüktür. Kaynaklar 1. Acar C, Gürocak S. Vezikoüreteralreflüde güncel yaklaşımlar ve tedavi alternatifleri, Turkiye Klinikleri J Pediatr 2010; 19(1): Tekgül S. Vesikoüreteralreflü. Katkı Pediatri Dergisi, Ankara, 1998; 19( 1 ): Penesi M, Traval L, Peratoner L, Borduga A, Cattaneo A, Ronfani L, Minisini S, Ventura A. Is in children with vesicoureteralreflux effective in preventing pyelonephritis andrenal scars? A randomized, controlledtrial. Pediatric. 2008; 121(6): Tanman F. Genel Bilgiler. Pediatri de. Neyzi O, Ertuğrul T, eds. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi 2002; 18:

12 5. GilRushtonJrH, VesicoureteralReflux and Scarring. In: Barratt MT, Avner DE, Harmon EW. (Eds) Pediatric Nefrology. 4 th edt, Pennsylvania Lippincott Williams & Wilkins 1999; 53: Curtis A. Sheldon, MD. EugeneMinevich, MD. JeffreyWacksman, MD. Urinary Tract Infectıonand Vesicoureteral Reflux. Keith. W. Ashcraft, MD Pediatric Surgery 3th edt. Philadelphia, W. B. Saunders Company 2000; Martin Kaeferand David Diamond. Vesicoureteral Reflux. Edmond T. Gonzales, MD. Stuart B. Brauer, Pediatric Urology Practice. Philadelphia, Lippincott Williams &Wilkins. 1999; Gary M. Lum, MD. İdrar Yolu Enfeksiyonu, Çocuk Hastalıkları Tanı ve Tedavi. Sarıalioğlu F, Yurdakök M, Kutluk T. M, Çalıkoğlu S.A. eds. Güneş Kitabevi, Ankara 1993; Şirin A, Emre S, Nayır A, ve ark. Üriner Sistem Enfeksiyonları ve Vesikoüreteral Reflü. Pediatride Rutinler de. Devecioğlu Ö, Cantez T, EDS. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi 2000; Sever L. Yenidoğanın Böbrek Ve Üriner Sistem Hastalıkları. In: Dağoğlu T. ( edt) Neonatoloji. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi 2000; Fragarodriguez GM, Escribano Subias J, Benito Acin E. Current status of antibiotic prophylaxis in primary vesicoureteral reflux in children. ArchEspUrol. 2008; (2): Svanborg Eden C, Hausson S, Jodal U, et al. Host-paraisteinetractions in the urinary tract. J Infectdis 1988; 157: Vaisanen-Rhen V, Elo J, Vaisanen E, et al. P-fimbriated clones amonguro pathogenic Escherichia coli strains. Infect Immun. 1984; 43: William R. StrandUrinaryİnfectıon in children: Pathogenesis, BacterialVirulence, and Host Rezistance. Edmond T. Gonzales, MD. Stuart B. Brauer, Pediatric Urology Practice. Philadelphia, Lippincott Williams & Wilkins 1999; Hanson S, Jodal U, Üriner Tract İnfection İn: Barratt MT, Avner DE, Harmon EW. (Eds) Pediatric Nefrology.4 th edt, Pennsylvania Lippincott Williams & Wilkins 1999; 53: Tanagho EA, Hutch JA, Meyers FT, et al. Primary vesicoureteral reflux: experimental studies in its etiology. J Urol. 1965; 93: Mackie CG, Awang H, Stephens FD. The ureter icorifice: the embryologic key to radiologic status of the ureter. J Pediatr Surg 1975; 10: Johnson CE, ShurinPa, Marchant Cd, et al. Identification of children requiring radiologic evaluation for urinary infection. Pediatr Infect Dis 1985; 4: 656.

13 19. Jodal U. The natural history of bacteriuria in childhood. Infect Dis Clin North Am 1987; 1: Elder JS, Vesicoureteral reflux, In: Bherman RE, Kliegman RM, Jenson BH ( eds) Nelson Textbook of Pediatrics 16 th edt W. B. Saunders Company 2000; Sandra K. Fernbach, İmaging the Urinary Tract in Children. Edmond T. Gonzales, MD. Stuart B. Brauer, Pediatric Urology Practice. Philadelphia, Lippincott Williams &Wilkins 1999; Martinell J, Lidin-Janson G, Jagen-burg R, et al. Girl sprone to urinary infections followed into adulthood. Indices of disease. Pediatr Nephrol. 1996; 10: Şirin A, Emre S, Nayır A.Böbrek Yetmezliği. Pediatri de. Neyzi O, Ertuğrul T, eds. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi 2002; 18: Mahant S, To T, Friedman J. Timing of voiding cystouretrogram in the investigation of urinary tract infections in children. J Pediatr 2001; 139 (4) : Smellie JM, Normand ICS. Reflux nephropathy in childhood. In: Hodson J, Kincaid-Smith P, eds. Reflux Nephropathy. New York: Masson 1979; Fanos F, Sinaguglia G, Vino L, Pizzini C, Portuese A. Multicystic dysplastic kidney and contrulateralvesico ureteral reflux. Renal growth. Minerva Pediatr 2001; 53 ( 2 ): Ziylan O, pediatrik yaş grubunda mesane fonksiyon bozukluğu vezikoüreteralreflü ve üriner enfeksiyon ilişkisi. Türk Üroloji Derg. 2003; 29(3): TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİ SIRASINDA GELİŞEN HEPATOTOKSISITE: OLGU SUNUMU Fatmagül Başarslan*, Murat Tutanç*, Vefik Arıca*, Asena Çiğdem Doğramacı **, Cahide Yılmaz* *Mustafa Kemal Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD, Hatay, Türkiye ** Mustafa Kemal Üniversitesi, Dermatoloji AD, Hatay, Türkiye ÖZET Tüberküloz dünyada ve gelişmekte olan ülkelerde önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Son yıllarda olgularda artış görülmektedir. Tedavisinde en az 6 ay süreyle isoniazid, rifampisin, pirazinamid ve ethambutol gibi 1. basamak ilaçların kullanılması temeldir. Tedavide ilaç direnci önemli bir sorun oluşturduğu için çoklu ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Tüberküloz

14 tedavisinde kullanılan ilaçlar yan etki potansiyeline sahiptirler. En sık görülen yan etki hepatotoksisitedir. Bu durumda, ilaç tedavisine ara verilmesi ve karaciğer etkilenmesi geçtikten sonra tedaviye tekrar başlanması önerilmektedir. Burada deri tüberkülozu tanısı alan olgunun tedavisi sırasında gelişen hepatotoksisiteyi sunarak, anti tüberküloz tedavinin oluşturduğu hepatotoksisiteyi gözden geçirmeyi amaçladık. Anahtar Kelimeler: Anti-Tüberküloz ilaçlar, deri tüberkülozu, hepatotoksisite THE HEPATOTOXOCITY DEVELOPPED DURING TUBERCULOSIS TREATMENT: A CASE REPORT ABSTRACT Tuberculosis is still a significant reason of the morbidite and mortality in the worldwide, especially in developing countries. The cases have been increasing in recent years. The usage of first step drugs such as isoniazid, rifampisin, pirazinamid ve ethambutol is essential at least for a six month and drug resistance is an important handicap in the treatment. The multi-drug terapy is, therefore, usually prefered for the treatment of disease to avoid it. The drugs used tuberculosis do have some potential side effects and the most common one is hepatotoxicity at all. In this circumstance, a definite intervals should be given until eliminating of the toxic effects by laboratory studies and then, resumed the terapy. As we have presented in here a case developped hepatotoxicity to revise the effects of the first step anti- tuberculosis drugs during the treatment of a case diagnosed as a cutaneous tuberculosis. Key Words: Anti-tuberculosis drugs, Cutaneous Tuberculosis, Hepatotoxicity Giriş Tüberküloz dünyada önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli bir halk sağlığı problemidir. Tüberküloz tedavisinin etkinliği için çoklu ilaç tedavisi uygulanmaktadır (1). Deri tüberkülozları akciğer dışı tüberkülozların çok az bir kısmını oluşturmaktadır ve genelde izoniyazid (INH), rifampisin (R), pirazinamid (Z) ve etambutol (E) ile çoklu tedavi 2 ay verilir ve sonra izoniyazid ve rifampisinle 4 ay devam edilir (2). Koşullara göre tedavi protokolünde değişiklik yapılır. Antitüberküloz tedavinin en sık ve en önemli yan etkisi hepatotoksisitedir ve geliştiğinde tedaviye ara verilmesi gerekir. Bu ise ilaç tedavisinin etkisinin azalmasına sebep olur (3). Cilt reaksiyonları, gastrointestinal ve nörolojik komplikasyonlar da görülebilir. Tüberküloz tedavisinde yer alan INH, R ve Z

15 genellikle iyi tolere edilen birinci basamak ilaçlardan olsalar da hepatotoksiktirler ve birlikte kullanılmaları yan etki sıklığını daha da artırmaktadır (4). Tüberküloz ilaçlarının karaciğer üzerine toksik etkisi, geçici transaminaz yüksekliğinden öldürücü yaygın karaciğer hasarına kadar değişen bir spektrum oluşturmaktadır. Tüberküloz tedavisi sırasında hepatotoksisite geliştiğinde ise hangi ilaçların ne zaman kesileceği, tedaviye ne kadar süre ara verileceği ve ne şekilde başlanacağı konusunda hala fikir birliği yoktur (5). Bizde deri tüberkülozu tanısı ile takip edilen olguda antitüberküloz tedavi alırken meydana gelen hepatotoksisiteyi sunarak, bu ilaçların karaciğere olan toksik etkilerini gözden geçirmeyi amaçladık. Olgu Sunumu Olgumuz 6 yaşında erkek çocuktur. Sağ ön kolunda iyileşmeyen yara şikâyeti ile başvurdu. Muayenesinde 45 gün süreyle lokal ve sistemik geniş spektrumlu antibiyotik kullanılmasına rağmen iyileşme göstermeyen, 2 3 cm² ebadında, pürülan akıntılı açık cilt yarası görüldü. Yapılan deri biyopsisinin histopatolojik incelenmesinde lezyonun deri tüberkülozu olduğu rapor edilmesi üzerine üçlü antitüberküloz tedavi (INH, R, ve Z) başlandı. İki ay üçlü, daha sonra dört ay ikili (H, R) tedavi planlandı. Tedaviye başlandığında transaminaz ve bilirubin düzeyleri normaldi. Hasta tedavinin başlangıcından 1 ay sonra kusma ve karın ağrısı şikâyetiyle polikliniğe başvurdu. Yapılan tetkiklerde AST:761 IU/L, ALT: 175 IU/L tespit edildi ve grade 2 hepatotosisite düşünülerek tedaviye ara verildi. İntravenöz destek tedavisi ile şikâyetleri geçen ve transaminaz seviyesi düşen hastanın 5. günde antitüberküloz tedavisine tekrar başlandı ve altı aylık takibinde başka yan etki gelişmedi. Tartışma Aktif tüberküloz tedavisinde çoklu ilaç tedavisi kullanılmaktadır (1). Bu ilaçların her birinin hepatotoksik etkileri vardır ve birlikte kullanılmaları riski artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tüberküloz tedavisine bağlı gelişen hepatotoksisiteyi, serum alanin aminotransferaz (ALT) seviyesinin semptomatik (hepatit semptomları olan) olgularda 3 kat artması veya asemptomatik (hepatit semptomları olmayan) olgularda 5 kat artması şeklinde tanımlamıştır. Ayrıca hepatotoksisitenin derecesini serum ALT değerlerine göre: Grade 1 (hafif) <2.5 kat (ALT U/L) Grade 2 (hafif) kat (ALT U/L)

16 Grade 3 (orta) 5 10 kat (ALT U/L) Grade 4 (şiddetli)>10 kat (ALT >500 U/L) olarak sınıflandırmıştır (6). Amerikan Toraks Derneği, serum aspartat aminotransferaz (AST) seviyesinin semptomatik hastalarda normalin 3 katını, asemptomatik hastalarda ise 5 katını geçen değerleri; Avrupa Solunum Derneği ise beş kat enzim yükselmesini sınır olarak kabul etmektedir (7-8). Antitüberküloz ilaçlara bağlı toksik hepatit gelişimini araştıran bir çalışmada hepatitoksisite kriterleri: hepatit ile ilişkili semptomların varlığında AST değerinin 100 ü aşması veya sarılık varlığı olarak tarif edilmiştir (8-9). Görüldüğü gibi tedavi sırasında gelişen hepatotoksisite tanımında da bir fikir birliği oluşmamıştır. Olgumuzda WHO nun tanımını esas alındı ve grade 2 hepatotoksisite şeklinde yorumlandı. Çoklu ilaç tedavisine bağlı hepatotoksisite insidansı %2-28 arasında değiştiği bildirilmiştir (10). Aralığın bu kadar geniş olması hepatotoksisite tanımlarındaki ve demografik yapılardaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Tedavi sırasında hepatotoksisite görülmesi; ileri yaş, aşırı alkol alımı, malnütrisyon, geçirilmiş hepatit öyküsü, kronik karaciğer hastalığı, DM ve hastalığın yaygınlığı gibi risk faktörleriyle artmaktadır (10-11). Bu durum sitokrom P450 enzim aktivitesi ve renal fonksiyonlarda azalma sonucunda antitüberküloz ilaçların yarılanma ömrünün uzamasına bağlanmıştır (12). Hepatotoksisite tedavi süresinin herhangi bir anında gelişebilir ancak genellikle tedavi periyodunun ilk 4-8 haftasında olur (9). H, R, ve Z içeren antituberküloz tedavi başlangıcı ile hepatotoksisite gelişmesi arasında ortalama süre 2 haftayı geçmemekte ve olguların çoğunda tedavi kesildikten sonra transaminazlar 2 haftada normal değerlerine inmektedir (13-14). Karaciğer hasarının belirtileri çoğunlukla karın ağrısı, bulantı, kusma ve sarılıktır. Tedaviye ara verilmediği zaman fatal olabilmektedir (15-16). Bu olguda üçlü antituberküloz tedavi verildi ve tedavinin birinci ayında 5 gün ara vermekle düzelen hepatotoksisite gelişti. INH, R ve Z karaciğer tarafından metabolize olurlar ve potansiyel olarak hepatotoksik ilaçlardır (4). Antitüberküloz tedavisine bağlı hepatotoksisitenin kesin mekanizması bilinmemesine rağmen toksik metabolitlerin rol oynadığı düşünülmektedir (17). İzoniazidle tekli tedavide transaminaz seviyelerinde yükselme % 0.5, rifampisinle tekli tedavide %1-2 olduğu rapor edilmiştir ( ). Pirazinamide bağlı hepatotoksisitenin doza bağımlı olduğu, INH ve R den daha hepatotoksik olduğu gösterilmiştir (18). INH a bağlı hepatotoksisite idiyosinkraziktir. İzoniazid başlıca asetilasyon yoluyla serbest hidrazin bileşiklerine dönüşerek metabolize edilmektedir (19). Hayvan deneyleri hidrazinin karaciğer hücrelerinde yağlanmaya ve nekroza yol açan önemli bir toksik madde olduğunu ve INH a bağlı hepatotoksisite riski diğer antitüberküloz ilaçların kullanımı

17 ile arttığını göstermiştir (19). Ayrıca hepatotoksisitenin aralıklı ilaç alanlara göre günlük ilaç alanlarda daha da sık görüldüğü bildirilmiştir (20). R ve Z ye bağlı hepatotoksisitenin mekanizması bilinmemektedir. R nin muhtemelen INH ı toksik metabolitlerine çeviren sitokrom p450 sistemini indükleyerek INH toksisitesini artırarak etkilediği düşünülmektedir (9). Sitokrom P450 proteinlerinin R tarafından indüklenmesi, INH dan daha fazla toksik metabolitlerin oluşmasını sağlamakta ve böylece R nin tek başına kullanımına kıyasla INH ile birlikte kullanımında hepatotoksisite daha sık ortaya çıkmaktadır (21). Steele ve ark ları da INH ve R nin birlikte kullanılmasının, INH ın tek başına kullanımından daha sık hepatotoksisiteye neden olduğunu bildirmişlerdir (9). P ise tek başına kullanıldığında bile ağır hepatite yol açabilmektedir. Günde 3 g Z alan hastaların yaklaşık %15'inde iştahsızlık, bulantı, kusma, hepatomegali ve anormal karaciğer fonksiyon testleri ile karakterize hepatotoksisite tablosu ortaya çıkmakta ve %23'ünde sarılık gelişmektedir (22). Bu yüzden kullanımı gittikçe azalmaktadır. Hepatotoksisite gelişen olgulara yaklaşımda büyük farklılıklar mevcuttur. Bazı klinikler hastanın semptomlarını, bilirubin düzeylerini ve transaminaz yüksekliğini değerlendirerek ilaçların sonlandırılmasını veya tedavi rejiminden ilaç çıkarılmasını önerirken, çoğunluk ise transaminazlar belirli değeri aştığında tüm ilaçların kesilmesini önermektedir ( ). Amerikan Toraks Derneği hepatotoksisite gelişen olgularda tüm antitüberküloz ilaçların karaciğer fonksiyon testleri normale gelene kadar kesilmesini önermektedir (25). Sunulan olguda da üçlü tedavi tamamen kesildi ve 5 gün sonra karaciğer fonksiyon testleri normale geldi. Tüberküloz tedavisinde, tedavinin kesilmesini veya tedavide değişiklik yapmadan izlemeyi gerektiren transaminaz seviyesi konusunda görüş birliği yoktur. Antitüberküloz tedavi alan hastalarda ortaya çıkan asemptomatik artış hastaların %20 sinde görülmektedir ve genellikle tedavi değişikliğini gerektirmemektedir (4-5-16). Sonuç Tüberküloz tedavisi, yakın takip gerektiren ve uzun zaman alan bir süreçtir. Kullanılan ilaçların toksik etkilerinden hastayı koruyarak tedavinin tamamlanması temel hedeftir. Antitüberküloz tedaviye başlanınca bu ilaçların yan etkileri yakın takip edilmelidir. Özellikle hepatotoksisite gelişen olgularda tedaviye transaminazlar normal aralığa gelinceye kadar ara verilmesi önerilmektedir. Kaynaklar

18 1. World Health Organization Global Tuberculosis Programme. Treatment of Tuberculosis: Guidelines for National Programmes, 3rd edn. (WHO/CDS/TB/ ). Geneva: World Health Organization Singal A, Sonthalia S. Cutaneous tuberculosis in children: the Indian perspective. Indian J Dermatol Venereol Leprol. 2010; 76: Frieden TR, Sterling TR, Munsiff SS, Watt CJ, Dye C. Tuberculosis. Lancet. 2003; 362: Girling DJ. The hepatic toxicity of antituberculosis regimens containing isoniazid, rifampicin and pyrazinamide. Tubercle 1978; 59: Ormerod LP. Hepatotoxicity of antituberculos drugs. Thorax. 1996; 51: WHO. International Monitoring of Adverse Reactions to Drugs:Adverse Reaction Terminology. Uppsala: WHO Collaborating Center for International Drug Monitoring American Thoracic Society, CDC, and Infectious Diseases Society of America. Treatment of Tuberculosis. MMWR 2003; 52: /No.RR-11http://www.thoracic.org/ sections/publications/statements/ pages/mtpi/rr5211.html. 8. Task Force of ERS, WHO and the Europe Region of IUATLD. Tuberculosis management in Europe.Eur Respir J. 1999; 14: Steel MA, Burk RF, Desperez RM. Toxic hepatitis with isoniazid and rifampin. Chest 1991; 99: Dossing M, Wilcke JT, Askgaard DS, Nybo B. Liver injury during antituberculosis treatment: an 11-year study. Tuber. Lung Dis. 1996; 77: Mitchell I, Wendon J, Fitt S, Williams R. Anti tuberculous therapy and acute liver failure. Lancet 1995; 345: Pande JN, Singh SPN, Khilnani GC, et al. Risk factors for hepatotoxicity from antituberculosis drugs: A case-control study. Thorax 1996; 51: Ceylan E.Bingöl Verem Savaş Dispanseri nde Tüberküloz Tedavisine Bağlı Toksik Hepatit Sıklığı. Toraks Dergisi 2005; 6: Çakan A, Erbaycu AE, Dereli Ş, Özsöz A. Tüberküloz Tedavisi Sırasında Gelişen Hepatotoksisitede Klinik Yaklaşım. Tüberküloz ve Toraks Dergisi 2002; 50: Tost JR, Vidal R, Cayla J, Diaz-Cabanela D, Jimenez A, Broquetas JM. Severe hepatotoxicity due to anti-tuberculosis drugs in Spain. Int. J. Tuberc. Lung Dis. 2005; 9: Sharifzadeh M, Rasoulinejad M, Valipour F, Nouraie M, Vaziri S. Evaluation of patient-

19 related factors associated with causality, preventability, predictability and severity of hepatotoxicity during antituberculosis [correction of antituberclosis] treatment. Pharmacol. Res. 2005; 51: Tostmann A Boeree MJ, Aarnoutse RE, de Lange WC, van der Ven AJ, Dekhuijzen R. Antituberculosis drug-induced hepatotoxicity: concise up-to-date review. J Gastroenterol Hepatol. 2008; 23: Schaberg T, Rebhan K, Lode H. Risk factors for side-effects of isoniazid, rifampin and pyrazinamide in patients hospitalized for pulmonary tuberculosis. Eur. Respir. J. 1996; 9: Mitchell JR, Thorgeirsson UP, Black M, Timbrell JA, Snodgrass WR, Potter WZ, Jollow HR, Keiser HR. Increased incidence of isoniazid hepatitis in rapid acetylators: possible relation to hydranize metabolites. Clin Pharmacol Ther. 1975; 18: Grosset J, Leventis S. Adverse effects of rifampin. Rev Infect Dis 983; 3: Pessayre D. Present vievvs on isoniazid and isoniazid-rifampicin hepatitis. Agressologie 1982; 23(A): Wolinsky E. Tuberculosis. In Baum GL, Wolinsky E eds: Textbook of Pulmonary Diseases. 5th ed, Boston, New York, Toronto, London, Little, Brovvn and Company, 1994; Özkara Ş, Aktaş Z. Türkiye de Tüberkülozun Kontrolü İçin Kılavuz. Ankara, 1999; Taşkın A, Çobanlı B, Ayas G. Tüberküloz tedavisi sırasında hepatotoksik reaksiyonlar. Tüberküloz ve Toraks 1993; 41: Blumberg HM, Burman WJ, Chaisson RE et al. American Thoracic Society/Centers for Disease Control and Prevention/Infectious A Tostmann et al. Anti-TB drug-induced hepatotoxicity Diseases Society of America: treatment of tuberculosis. Am. J. Respir. Crit Care Med. 2003; 167:

20 İMPLANT DESTEKLİ KULAK PROTEZİ: OLGU SUNUMU Ali Rıza TUÇDEMİR 1, Bahadır KAHRAMAN 2, Makbule Tuğba TUNÇDEMİR 3 1 Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Kampüsü Diş Hekimliği Fakültesi-Hatay 2 Özel Diş Hekimi-Hatay 3 Kırıkhan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi-Hatay ÖZET Ağız dışına yapılan protezler plastik materyalden yapılıp defektlerin onarılması ve kapatılması için kullanılırlar. Bu çalışmada elektirik çarpması sonucu sol kulak kaybı yaşayan hastanın implant destekli kulak protezi ile tedavisi anlatılmıştır

21 IMPLANT RETAİNED AURİCULAR PROSTHESİS: A CASE REPORT ABSTRACT Extraoral implant retained prosthesis are plastic materials and they have been used to construct and cover the defects. In this case reports, patient lost his left ear and fabrication of his auricular prosthesis was explained. Key words: Auricular defect, implant retained prosthesis, maxillo-facial prosthesis Giriş Yüz bölgesinde meydana gelen organ ve doku kayıpları bölgenin, hastanın dış görünümü açısından ön planda olmasından dolayı fonksiyondan ziyade hastada estetik açıdan daha önemli hale gelmektedir (1). Ayrıca bu estetik gereksinim kişide meydana gelecek olan psikolojik problemlerin giderilmesi açısından da önemlidir. Bu açıdan bakıldığında çene ve yüz bölgesinde meydana gelen problemlerin onarılmasında çene yüz protezlerinin kullanılması kişinin estetik, fonksiyon ve psikolojik birçok ihtiyacını karşılayacak ve hasta memnuniyetini sağlamada önemli rol oynayacaktır. Çene yüz bölgesindeki defektler kanser sonucu oluşan tümör gibi oluşumların cerrahi olarak çıkarılması, travma ve konjenital nedenlerden dolayı meydana gelebilir (2,3). Bu bölgede meydana gelen defektlerde ilk tedavi seçeneği plastik cerrahi yöntemlerdir fakat bu yöntemlerin defekti tam olarak restore etmekte yetersiz kaldığı durumlarda protetik uygulamalar iyi bir yardımcı tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada elektrik çarpması sonucu sol kulağında defekt meydana gelen bir hastada implant destekli kulak protezi yapımının laboratuar ve klinik aşamalarından bahsedilmiş ve bu protezin hastaya sağladığı avantajlardan bahsedilmeye çalışılmıştır. Olgu 1 yıl önce elektrik çarpması sonucu kulağını kaybeden ve bu nedenle kliniğimize başvuran 45 yaşındaki erkek hastanın gerekli klinik ve radyografik muayenesi yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucu hastanın kulak kepçesinin tamamının olmadığı ve bu bölgede skar dokusu bulunduğu taragus bölgesinin ise sağlam olduğu tespit edilmiştir. Hastaya yapılacak olan tedavi planlamasından sonra implant destekli kulak protezi uygulamasına karar verilmiş ve bu amaçla 3 adet 4 mm EO implant (Straumann, AG, Switzerland) hastanın temporal kemiğine yerleştirilmiştir. İmplantların üzerine 5.5mm lik abutmentler yerleştirilmiş ve yumuşak ve sert doku iyileşmesinin ardından osteoentegrasyonun tamamlanması

22 beklenmiştir (Şekil I). Ölçü maddesi olarak polyvinil silicon ölçü materyali (Elite H-D, Type 1, Zhermack, Italy) tercih edilmiştir. Bu ölçü materyali ile hastanın herhangi bir defekti bulunmayan sağ kulağından ve defekti bulunan sol kulağından ölçüler alınmıştır (Şekil II). Hastadan alınan ölçüler içerisine sert alçı materyali (Amberok model stone, TS 4866, Türkiye) dökülerek modeller elde edilmiştir. Elde edilen sol kulak modeli üzerinde hastanın sağlam kulağından elde ettiğimiz model rehberliğinde mum modelasyon (Neowax; Dentsplay Trybute, York, PA) yapılmış ve hasta üzerinde prova edilerek hastanın da onayı alınmıştır. Daha sonra bar yapımı için ölçü postları implantlar üzerine vidalandı ve implantların ölçüsü alındı. Ölçü postları labaratuar analoglarına takılarak alınan ölçü içerisine yerleştirildi ve içerisine sert alçı dökülerek bar yapımı için gereken model elde edilmiş oldu. Barların döküm aşamasının ardından implantlar üzerinde denendi ve pasif olarak oturup oturmadıklarına bakıldı. Gerekli kontroller yapılıp barların uygunluğuna karar verildikten sonra barlar model üzerine yerleştirildi (Şekil III) ve barlarla bağlantıyı sağlayacak olan klipsler otopolimerizan akrilik (Meliodent,Heraeus Kulzer) vasıtasıyla sabitlendi (Şekil IV). Bar ve klipsler arasındaki bağlantı model üzerinde denendi (Şekil V) ve son kontroller yapıldıktan sonra muflalama işlemine geçildi. Muflalama işleminde barların bulunduğu model ve kulak modelasyonunun bulunduğu model düzgün bir şekilde ayarlanarak mufla içerisine alındı ve üretici firmanın önerilerine göre hazırlanmış olan sert alçı materyali (Glass Stone 3000 Type V; Dentsply Int Inc. York, PA) ile sabitlendi. Implant klipslerini taşıyan akrilik plak muflanın alt kısımına gömüldü. (Şekil VI). Muflalama işlemi bittikten sonra akril tepimi işlemine geçildi ve protez ana materyali olarak hastanın ten rengine göre renklendirilen bir kondensasyon slikon ( A-RTV-30, Factor II, Lakeside, USA) tercih edilmiştir. Tepim işlemi bittikten sonra muflalar açılmış (Şekil VII) ve elde edilen protez gerekli tesfiye ve cila işlemine tabi tutularak hastaya takılmaya hazır hale getirilmiştir (Şekil VIII). Son olarak protez hasta üzerinde denenmiş ve hastaya temizliği ve nasıl kullanacağı konusunda gerekli bilgiler verilerek hastaya teslim edilmiştir. Tartışma Çene ve yüz defektleri, meydana geldikleri bölge nedeniyle hastaların çoğu zaman günlük hayatlarında sıkıntılar çekmelerine neden olmakta ve eskisi gibi devam etmelerine engel olmaktadır (1). Bu protezlerin yapımında kullanılan malzemelerin üstün özellikleri ve kullanılan silikon malzemenin renk seçeneklerinin olması bu ciddi çalışma ve emeğin içinde hekime büyük avantaj sağlamaktadır. Yine implantlarda bu protezlerde başarıyı arttıran ve hasta memnuniyetini pekiştiren malzemelerdendir. Çene yüz protezlerinde implantların kullanımı çok başarılı sonuçlar sağlamaktadır (4). Tutuculuğu ciddi bir problem olduğu yüz bölgesinde

23 protezin satabil bir şekilde kalmasını sağlamak ve adaptasyonunu tam olarak gerçekleştirmek ciddi bir problemdir. Ağız içinde yapılan protezlerde dişler ve çevre dokulardan destek alarak stabilizasyon sağlanabilirken çene yüz protezlerinde böyle bir şansımız yoktur. Tutuculuk için bazı durumlarda defekt alanının şeklinden faydalanılabilir ama buda her zaman istenilen tutuculuğu sağlayamamaktadır işte bu sebeplerden implantlar bu protezlerin günümüzde vazgeçilmezi hale gelmişlerdir (4,5,6,7-8). Kaynaklar 1. Atay A, Günay Y. Çene yüz protezlerinde bakım. Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi 2007; 2: Beumer J, Curtis, TA, Marunick MT. Maxillofacial Rehabilitation. Prosthodontic and Surgical Considerations. Ishiyaku EuroAmerica, Inc., St Louis, Tokyo, 1996; Chalian VA, Drane JB, Standish SM. Maxillofacial Prosthetics. Mu Itidisciplinary Practice. 1st ed. Williams and Wilkins Co., Baltimore 1971; Rubenstein JE. Attachments used for implant-supported facial prostheses: a survey of United States, Canadian, and Swedish centers. J Prosthet Dent 1995; 73: Del Valle V, Faulkner G, Wolfaardt J, et all. Mechanical evaluation of craniofacial osseointegration retention systems. Int J Oral Maxillofac Implants 1995; 10: Lemon JC, Chambers MS. Locking retentive attachment for an implant-retained auricular prothesis. J Prosthet Dent 2002; 87: McKinstry RE. Fundamentals of facial prosthetics. Clearwater: ABI professional publications 1995; Cheng AC, Morrison D, Cho RS, et all. Vacuum formed matrix as a guide for the fabrication of craniofacial implant tissue bar-retained auricular prothesis. J Prosthet Dent. 1998; 79:

TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİ SIRASINDA GELİŞEN HEPATOTOKSISITE: OLGU SUNUMU

TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİ SIRASINDA GELİŞEN HEPATOTOKSISITE: OLGU SUNUMU 19. Jodal U. The natural history of bacteriuria in childhood. Infect Dis Clin North Am 1987; 1: 713. 20. Elder JS, Vesicoureteral reflux, In: Bherman RE, Kliegman RM, Jenson BH ( eds) Nelson Textbook of

Detaylı

ETIOLOGY, DIAGNOSIS AND TREATMENT METHODS OF THE PATIENTS WITH VESICOURETERAL REFLUX IN CHILDHOOD

ETIOLOGY, DIAGNOSIS AND TREATMENT METHODS OF THE PATIENTS WITH VESICOURETERAL REFLUX IN CHILDHOOD Özgün Makale / Original Article ETİYOLOJİK NEDENLERİ TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ Tanju Çelik*, Mustafa Bak**, Kemal Türker Ulutaş*** *Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatri AD, Yardımcı Doçent

Detaylı

Vezikoüreteral Reflüde Güncel Profilaksi Algoritimleri. Dr. Ömer Acar İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

Vezikoüreteral Reflüde Güncel Profilaksi Algoritimleri. Dr. Ömer Acar İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Vezikoüreteral Reflüde Güncel Profilaksi Algoritimleri Dr. Ömer Acar İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Vezikoüreteral Reflü VUR varlığında İYE Renal parankim hasarı (skar)

Detaylı

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI Gülseren PEHLİVAN, Nur CANPOLAT, Şennur ERKUT, Ayşe KESER, Salim ÇALIŞKAN, Lale SEVER İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı

Detaylı

SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI

SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI Harika Alpay, Nurdan Yıldız, Neslihan Çiçek Deniz, İbrahim Gökce Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi

Detaylı

ÜRĠNER SĠSTEMĠN OBSTRUKTĠF LEZYONLARININ POSTNATAL ĠZLEMĠ. Dr.Aytül Noyan

ÜRĠNER SĠSTEMĠN OBSTRUKTĠF LEZYONLARININ POSTNATAL ĠZLEMĠ. Dr.Aytül Noyan ÜRĠNER SĠSTEMĠN OBSTRUKTĠF LEZYONLARININ POSTNATAL ĠZLEMĠ Dr.Aytül Noyan Pediatrik ürolojik problemlerin saptanmasında prenatal USG nin önemli etkisi bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak özel tedavi yaklaşımları

Detaylı

REFLÜLÜ HASTAYI NASIL TEDAVİ ETMELİYİM?

REFLÜLÜ HASTAYI NASIL TEDAVİ ETMELİYİM? HANGİ REFLÜLÜ HASTAYI NASIL TEDAVİ ETMELİYİM? Dr. Kaya Horasanlı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği Sunum planı ESPU ve EAU ne düşünüyor? AUA bu konuya nasıl yaklaşıyor? Çocuklarla

Detaylı

DOĞUMSAL BÖBREK ANOMALİLERİ İNT. DR. SİNEM İLHAN

DOĞUMSAL BÖBREK ANOMALİLERİ İNT. DR. SİNEM İLHAN DOĞUMSAL BÖBREK ANOMALİLERİ İNT. DR. SİNEM İLHAN ÜRİNER SİSTEM EMBRİYOLOJİSİ 5. haftada metanefrik divertikül oluşur metanefrik blastem ile birleşir Nefrogenezis başlar. 6-9. hafta: lobule böbrek anteriordan

Detaylı

Toplum başlangıçlı Escherichia coli

Toplum başlangıçlı Escherichia coli Toplum başlangıçlı Escherichia coli nin neden olduğu üriner sistem infeksiyonlarında siprofloksasin direnci ve risk faktörleri: Prospektif kohort çalışma Türkan TÜZÜN 1, Selda SAYIN KUTLU 2, Murat KUTLU

Detaylı

Tüberküloz Tedavisi Sırasında Gelişen Hepatotoksisitede Klinik Yaklaşım

Tüberküloz Tedavisi Sırasında Gelişen Hepatotoksisitede Klinik Yaklaşım Tüberküloz Tedavisi Sırasında Gelişen Hepatotoksisitede Klinik Yaklaşım Aydan ÇAKAN*, Ahmet Emin ERBAYCU*, Şevket DERELİ*, Ayşe ÖZSÖZ* * İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma

Detaylı

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Tularemi Tedavi Rehberi 2009 Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği 1 Rehber nasıl hazırlandı? Güncel kaynaklar 5 rehber, İnternet

Detaylı

TEŞEKKÜR. Çalışmalarımızda bize hep yardımcı olan Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi Biyokimya Bölümünden Biyokimya uzmanı Rüksan Anarat a,

TEŞEKKÜR. Çalışmalarımızda bize hep yardımcı olan Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi Biyokimya Bölümünden Biyokimya uzmanı Rüksan Anarat a, TEŞEKKÜR Yan dal uzmanlık eğitimimi Türkiye nin en iyi üniversitelerinden biri olma hedefi taşıyan Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi nde yapma fırsatı sağlayan üniversitemiz kurucusu ve rektörümüz sayın

Detaylı

ÇOCUKLARDA ĠDRAR YOLU ENFEKSĠYONLARI. Dr.Aytül NOYAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Bilim Dalı

ÇOCUKLARDA ĠDRAR YOLU ENFEKSĠYONLARI. Dr.Aytül NOYAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Bilim Dalı ÇOCUKLARDA ĠDRAR YOLU ENFEKSĠYONLARI Dr.Aytül NOYAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Bilim Dalı AMAÇ ĠYE yi tanımak, erken ve doğru tedavi yaklaşımında bulunmak Riskli çocukları belirleyerek

Detaylı

İdrar Yolu Enfeksiyonu Bulunan Çocuklarda Üriner Sistem Anormallikleri Sıklığı

İdrar Yolu Enfeksiyonu Bulunan Çocuklarda Üriner Sistem Anormallikleri Sıklığı Archive of Medical Investigations / 2016; 1 (1): 11-17 Tıp Araştırmaları Arşivi doi: 10.5799/ahinjs.03.2016.01.0003 ARAŞTIRMA / RESEARCH ARTICLE İdrar Yolu Enfeksiyonu Bulunan Çocuklarda Üriner Sistem

Detaylı

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması Tuncay Güçlü S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Bölümü 16-18 Ekim 2014, Malatya GİRİŞ Kronik

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Doç. Dr. Betül ULUKOL AKBULUT Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ateş Hipotalamik set-point in yükselmesi Çevre ısısının çok artması Ektodermal

Detaylı

Çocuk Ürolojisinde Tanı Yöntemleri. Doç Dr Haluk EMİR Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı

Çocuk Ürolojisinde Tanı Yöntemleri. Doç Dr Haluk EMİR Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Çocuk Ürolojisinde Tanı Yöntemleri Doç Dr Haluk EMİR Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Ürinerogenital Sistem Böbrekler Üreterler Mesane Mesane boynu ve Üretra Penis Testis Epididim

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 OLGULAR EŞLİĞİNDE GÜNDEMDEKİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Olgu E.A 57 yaşında,

Detaylı

İdrar Yolu Enfeksiyonu Bulunan Çocuklarda Üriner Sistem Anormallikleri Sıklığı

İdrar Yolu Enfeksiyonu Bulunan Çocuklarda Üriner Sistem Anormallikleri Sıklığı Archive of Medical Investigations / 2016; 1 (1): 15-22 Tıp Araştırmaları Arşivi doi: 10.5799/ahinjs.03.2016.01.003 ARAŞTIRMA / RESEARCH ARTICLE İdrar Yolu Enfeksiyonu Bulunan Çocuklarda Üriner Sistem Anormallikleri

Detaylı

Prof Dr Salim Çalışkan. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi

Prof Dr Salim Çalışkan. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Prof Dr Salim Çalışkan İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi FC 12y K Tekrarlayan İYE İYE dikkat çeken noktalar Çocukluk çağında 2.en sık enfeksiyondur Böbrek parankimi zarar görebilir (skar) Skara

Detaylı

Dr. Mustafa Hasbahçeci

Dr. Mustafa Hasbahçeci Dr. Mustafa Hasbahçeci Kaynaklar Tokyo Guidelines for acute cholangitis-2007 *Background: Tokyo Guidelines for the management of acute cholangitis and cholecystitis. J Hepatobiliary Pancreat Surg. 2007;14(1):1-10.

Detaylı

ÇOCUKLARDA TEK TARAFLI ANTENATAL HİDRONEFROZH

ÇOCUKLARDA TEK TARAFLI ANTENATAL HİDRONEFROZH ÇOCUKLARDA TEK TARAFLI ANTENATAL HİDRONEFROZH Dr. Nihat ULUOCAK Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı 1 Hidronefroz, antenatal ultrasonografide en sık saptanan veri olmakla beraber

Detaylı

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize

Detaylı

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte

Detaylı

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Dr. Faruk KARAKEÇİLİ Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 22.01.2016 HATAY Tedavisi Zor Olgular! Zor hasta

Detaylı

ÜRİNER İNFEKSİYONLAR. Prof.Dr Sema Akman Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji ve Romatoloji Ünitesi

ÜRİNER İNFEKSİYONLAR. Prof.Dr Sema Akman Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji ve Romatoloji Ünitesi ÜRİNER İNFEKSİYONLAR Prof.Dr Sema Akman Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji ve Romatoloji Ünitesi Terminoloji Semptomatik üriner enfeksiyon Asemptomatik bakteriüri Akut pyelonefrit Sistit

Detaylı

Tüberküloz Tedavisi Alan Hastalarımızda Karaciğer Toksisitesi Araştırması: 5 Yıllık Retrospektif Değerlendirme

Tüberküloz Tedavisi Alan Hastalarımızda Karaciğer Toksisitesi Araştırması: 5 Yıllık Retrospektif Değerlendirme Tüberküloz Tedavisi Alan Hastalarımızda Karaciğer Toksisitesi Araştırması: 5 Yıllık Retrospektif Değerlendirme Göksel KITER*, İpek COŞKUNOL*, Serpil ALPTEKİN*, Mert AYDIN*, Semih ARSLANGİRAY* * Eşrefpaşa

Detaylı

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Olgu 1 56 y, Erkek Karaciğer sirozu, hepatit B, C, ve HCC Hepatik ensefalopati KC alıcı VDRL: + TPHA: + (1/640) Anti-TP : + Olgu 1 Preoperatif 10 gün seftriakson 1x1

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

NON NÖROJENİK NÖROJENİK MESANE ve ÜROFASİAL (OCHOA) SENDROM OLGULARINDA HPSE2 GEN DEĞİŞİMLERİNİN ARAŞTIRILMASI

NON NÖROJENİK NÖROJENİK MESANE ve ÜROFASİAL (OCHOA) SENDROM OLGULARINDA HPSE2 GEN DEĞİŞİMLERİNİN ARAŞTIRILMASI NON NÖROJENİK NÖROJENİK MESANE ve ÜROFASİAL (OCHOA) SENDROM OLGULARINDA HPSE2 GEN DEĞİŞİMLERİNİN ARAŞTIRILMASI Burcu Bulum 1, Z. Birsin Özçakar 1, Duygu Duman 1, F. Başak Cengiz 1, Berk Burgu 1, Esra Baskın

Detaylı

Dünyada 350 milyonun üzerindeki hepatit B taşıyıcısının %50 sinden fazlasında infeksiyon perinatal yolla kazanılmıştır.

Dünyada 350 milyonun üzerindeki hepatit B taşıyıcısının %50 sinden fazlasında infeksiyon perinatal yolla kazanılmıştır. GİRİŞ Dünyada 350 milyonun üzerindeki hepatit B taşıyıcısının %50 sinden fazlasında infeksiyon perinatal yolla kazanılmıştır. HBeAg pozitif annelerden bebeğe bulaş oranı % 90 dır. Perinatal olarak kazanılan

Detaylı

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Olgu 1 28 yaşında erkek Ortopedi

Detaylı

Yoğun Bakım Ünitesinde Gelişen Kandida Enfeksiyonları ve Mortaliteyi Etkileyen Risk Faktörleri

Yoğun Bakım Ünitesinde Gelişen Kandida Enfeksiyonları ve Mortaliteyi Etkileyen Risk Faktörleri Yoğun Bakım Ünitesinde Gelişen Kandida Enfeksiyonları ve Mortaliteyi Etkileyen Risk Faktörleri Emel AZAK, Esra Ulukaya, Ayşe WILLKE Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik

Detaylı

İYE PATOFİZYOLOJİ İYE PATOFİZYOLOJİ 01.02.2012 BAKTERİÜRİYİ ETKİLEYEN KONAK FAKTÖRLERİ

İYE PATOFİZYOLOJİ İYE PATOFİZYOLOJİ 01.02.2012 BAKTERİÜRİYİ ETKİLEYEN KONAK FAKTÖRLERİ İYE ABD de YD ve çocuklardaki ateşli hastalıkların en önemli sebebi İYE nudur Ateşli çocukların %4-7 sinde gözlenir Semptomatik İYE 1-5 yaş arasında %2 oranında görülürken, okul çağı kızlarda %3-5 arasındadır

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

Akut Hepatit C Tedavisi. Dr. Dilara İnan Akdeniz ÜTF, İnfeksiyon Hastalıkları ve Kl. Mikr AD, Antalya

Akut Hepatit C Tedavisi. Dr. Dilara İnan Akdeniz ÜTF, İnfeksiyon Hastalıkları ve Kl. Mikr AD, Antalya Akut Hepatit C Tedavisi Dr. Dilara İnan Akdeniz ÜTF, İnfeksiyon Hastalıkları ve Kl. Mikr AD, Antalya HCV DSÖ verilerine göre tüm dünya nüfusunun %3 ü (yaklaşık 170 milyon kişi) HCV ile infekte. İnsidans;

Detaylı

Çocukluk çağında üriner sistem enfeksiyonları oldukça. İlk Kez Tanı Alan Üriner Sistem Enfeksiyonlu Olgularımızın Değerlendirilmesi

Çocukluk çağında üriner sistem enfeksiyonları oldukça. İlk Kez Tanı Alan Üriner Sistem Enfeksiyonlu Olgularımızın Değerlendirilmesi Araştırmalar / Researches İlk Kez Tanı Alan Üriner Sistem Enfeksiyonlu Olgularımızın Değerlendirilmesi Barıs Yılmaz 1, Ayça Vitrinel 2, Yasemin Akın 1, Gülay Çiler Erdağ 1, Turgut Ağzıkuru 1, Emine Yılmaz

Detaylı

DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR?

DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR? DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR? Tuvalet eğitimi döneminde, nörolojik olarak normal bazı çocuklarda yanlış edinilmiş işeme alışkanlıkları neticesinde ortaya çıkan işeme fazındaki

Detaylı

ÇOCUKLARDA DİYALİZ. Prof. Dr. Mesiha Ekim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı

ÇOCUKLARDA DİYALİZ. Prof. Dr. Mesiha Ekim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı ÇOCUKLARDA DİYALİZ Prof. Dr. Mesiha Ekim Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi 19-23 Mayıs 2010 Antalya 2008 yılında ilk defa RRT

Detaylı

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI Akut tonsillofarenjit veya çocukluk çağında daha sık karşılaşılan klinik tablosu ile tonsillit, farinks ve tonsil dokusunun inflamasyonudur ve doktora başvuruların

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 Eğitim Yılı Dönem III 7. Ders Kurulu ÜROGENİTAL SİSTEM Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü Dönem Koordinatörü Koordinatör Yardımcısı Ders kurulu başkanı Başkan Yardımcısı :Doç. Dr. Erkan Melih

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Çocukluk Çağı Aşılamaları Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Rutin Aşı Takvimi-2012 ÖNERİLEN RUTİN AŞI PROGRAMI-2012 Ulusal aşı programı DOĞUM 1. AYIN SONU 2. AYIN SONU 4. AYIN SONU 6. AYIN SONU HEPATİT B 1. Doz

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Doç. Dr. Habib BİLEN Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı SUNU PLANI Örnek olgu

Detaylı

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ BARAN E 1, KOCADAĞ S 1, AKDUR R 1, DEMİR N 2, NUMANOĞLU

Detaylı

Kronik Hepatit B Tedavisinde Zor Vakaların Yönetimi. Uz. Dr. Eyüp Arslan

Kronik Hepatit B Tedavisinde Zor Vakaların Yönetimi. Uz. Dr. Eyüp Arslan Kronik Hepatit B Tedavisinde Zor Vakaların Yönetimi Uz. Dr. Eyüp Arslan Vaka N.T, 68 Y, Erkek, Batman 10.11.1999 yılında HBs Ag pozitifliği DM ve diyabetik nefropati 15 yıldır DM, oral anti-diyabetik BUN;

Detaylı

VUR de VCUG Ne Zaman, Kime?

VUR de VCUG Ne Zaman, Kime? Ulusal Bilinçle Güncel Üroloji VUR de VCUG Ne Zaman, Kime? Doç. Dr. Selçuk Yücel Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Antalya Ulusal Bilinçle Güncel Üroloji

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1. GÜN 08.15-09.00 Pediatri stajı hakkında bilgilendirme R. ÖRS 09.15-10.00 Hasta dosyası hazırlama H.YAVUZ 10.15-11.00 Hikaye alma H.YAVUZ 11.15-12.00 Fizik muayene H.TOKGÖZ

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Dişhekimliği Uygulamalarında Başarıyı Etkileyen Yeni Yaklaşımlar

Dişhekimliği Uygulamalarında Başarıyı Etkileyen Yeni Yaklaşımlar Dişhekimliği Uygulamalarında Başarıyı Etkileyen Yeni Yaklaşımlar Prof. Dr. Đnci Oktay Meslek Deneyimi? Bilimsel Araştırma? Uzman Görüşü? Meslek pratiğinde başarılı olmak, tüm dişhekimlerinin ortak amacıdır.

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

KANSER ERKEN TEŞHİS TARAMA ve EĞİTİM MERKEZİ HEMŞİRE GÜLBAHAR GÜNEŞ OKUDUCU

KANSER ERKEN TEŞHİS TARAMA ve EĞİTİM MERKEZİ HEMŞİRE GÜLBAHAR GÜNEŞ OKUDUCU KANSER ERKEN TEŞHİS TARAMA ve EĞİTİM MERKEZİ HEMŞİRE GÜLBAHAR GÜNEŞ OKUDUCU Sunum Planı Ketem Kuruluş ve Amaçları İdari ve Teknik Yapılanması Ketem Faaliyetleri Ketem Çalışma programları Hedefler KURULUŞ

Detaylı

Diyaliz Hastalarında Kan Basıncı Ölçümü Hangi Pozisyonlarda Yapılmalıdır?

Diyaliz Hastalarında Kan Basıncı Ölçümü Hangi Pozisyonlarda Yapılmalıdır? Diyaliz Hastalarında Kan Basıncı Ölçümü Hangi Pozisyonlarda Yapılmalıdır? HAZIRLAYANLAR: Hem. Gülistan Yoldaş Uzm.Dr. Murat Güllü Uzm.Dr. Süleyman Sökmen Doç.Dr. Ali Borazan 1 Giriş Diyaliz hastalarında

Detaylı

Viral Hepatitlerin Epidemiyolojisi ve Hastalık Yükü. Prof.Dr. Hande HARMANCI Global Hepatit Programı

Viral Hepatitlerin Epidemiyolojisi ve Hastalık Yükü. Prof.Dr. Hande HARMANCI Global Hepatit Programı Viral Hepatitlerin Epidemiyolojisi ve Hastalık Yükü Prof.Dr. Hande HARMANCI Global Hepatit Programı Giriş Sarılık salgınları 5. yy'dan bu yana bildirilmektedir Bu virüs grubu (A - E) global halk sağlığı

Detaylı

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi?

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi? GEBELİKTE HEPATİT Gebelik ve hepatit Gebelik ve hepatit iki ayrı durumu anlatır. Birincisi gebelik sırasında ortaya çıkan akut hepatit tablosu, ikincisi ise kronik hepatit hastasının gebe kalmasıdır. Her

Detaylı

Fatma Burcu BELEN BEYANI

Fatma Burcu BELEN BEYANI 10.Pediatrik Hematoloji Kongresi Araştırma Destekleri/ Baş Araştırıcı Çalıştığı Firma (lar) Danışman Olduğu Firma (lar) Hisse Senedi Ortaklığı Fatma Burcu BELEN BEYANI Sunumum ile ilgili çıkar çatışmam

Detaylı

GİRİŞ. Kan dolaşımı enfeksiyonları (KDE) önemli morbidite ve mortalite sebebi. ABD de yılda 200.000 KDE, mortalite % 35-60

GİRİŞ. Kan dolaşımı enfeksiyonları (KDE) önemli morbidite ve mortalite sebebi. ABD de yılda 200.000 KDE, mortalite % 35-60 Dr. Tolga BAŞKESEN GİRİŞ Kan dolaşımı enfeksiyonları (KDE) önemli morbidite ve mortalite sebebi ABD de yılda 200.000 KDE, mortalite % 35-60 Erken ve doğru tedavi ile mortaliteyi azaltmak mümkün GİRİŞ Kan

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi Y R D. D O Ç. D R. M İ N E İ S L İ M Y E TA Ş K I N B A L I K E S İ R Ü N İ V E R S İ T E S I TIP FA K Ü LT E S İ K A D I N H A S TA L I K L A R I V E D

Detaylı

İçerik AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI. Testler. Öykü ve fizik muayene. Öykü

İçerik AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI. Testler. Öykü ve fizik muayene. Öykü 1 2 AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI İçerik Karın ağrısı olan hastanın akut apandisit olup olmadığını değerlendirmede kullandığımız testlerin değerliliği kullanımları tartışılacaktır

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi TÜRKİYEDE BÖBREK NAKLİ 1975 yılında canlı 1978 yılında kadavra E.Ü.T.F Hastanesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezi 1988

Detaylı

Hüseyin YAZICIOĞLU*, Suat YALUĞ**, Özlem TURGUT***

Hüseyin YAZICIOĞLU*, Suat YALUĞ**, Özlem TURGUT*** G.Ü. Dişhek. Fak. Der. Cilt XI, Sayı 2, Sayfa 139-143, 1994 BİR OLGU NEDENİ İLE PARÇALI OBTURATÖR YAPIMI Hüseyin YAZICIOĞLU*, Suat YALUĞ**, Özlem TURGUT*** ÖZET SUMMARY Üst çenedeki defektler hangi sebeple

Detaylı

Tedavi Uyum. Alper Şener Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Çanakkale

Tedavi Uyum. Alper Şener Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Çanakkale Tedavi Uyum Alper Şener Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Çanakkale SGK SUT Güncellemeler ECZANE İlaç temini Sisteme kayıt Reçetenin muadille değişimi HASTA UYUM HEKİM Tedavi kararı Günlük aktivite

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

Prof. Dr. M. İhsan Karaman. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği

Prof. Dr. M. İhsan Karaman. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği Prof. Dr. M. İhsan Karaman Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği İşeme Bozukluğu-Tanım Sağlıklı çocuklarda yanlış tuvalet eğitimi yada psikolojik yada ailesel nedenlerle gelişen

Detaylı

Konjenital Hidronefrozda Görüntüleme ve Güncel Bilgiler

Konjenital Hidronefrozda Görüntüleme ve Güncel Bilgiler Konjenital Hidronefrozda Görüntüleme ve Güncel Bilgiler Dr.Çiğdem Üner Dr.Sami Ulus Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Radyoloji Bölümü, Nisan 2015 Konjenital Hidronefroz;

Detaylı

OKUL ÖNCESİ CHECK-UP PROGRAMI

OKUL ÖNCESİ CHECK-UP PROGRAMI OKUL ÖNCESİ CHECK-UP PROGRAMI Okul öncesi check-up programı okul çağı çocuklarının başarılarını ve öğrenme kabiliyetlerini etkileyebilecek en sık rastlanan problemlerinin arandığı sağlık taramasıdır. Bu

Detaylı

Hepatit B Hasta Takibi Nasıl Yapılmalı?

Hepatit B Hasta Takibi Nasıl Yapılmalı? Hepatit B Hasta Takibi Nasıl Yapılmalı? Yrd. Doç. Dr. Kaya Süer Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Sunum Planı Giriş HBsAg Pozitifliği Kronik Hepatit

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Dr. Sıtkı Sarper SAĞLAM DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU 04.10.2011 1 Netter in Yeri: DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU

Detaylı

Çölyak Sprue; Non Tropikal Sprue; Glüten Enteropatisi,

Çölyak Sprue; Non Tropikal Sprue; Glüten Enteropatisi, ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak Sprue; Non Tropikal Sprue; Glüten Enteropatisi, Çölyak hastalığı sindirim sisteminin otoimmün hastalığıdır. Buğday, arpa gibi tahılların içinde bulunan GLÜTEN maddesine karşı ortaya

Detaylı

Özgeçmiş: Özellik yok Alışkanlıklar: Alkol, sigara, madde kullanımı yok

Özgeçmiş: Özellik yok Alışkanlıklar: Alkol, sigara, madde kullanımı yok Dr. Neşe ÇOLAK ORAY 21 yaşında 55 kg bayan hasta 3 saat önce 80 adet Parasetamol 500mg tablet Bulantı dışında ek yakınması yok Suicidal düşünce Özgeçmiş: Özellik yok Alışkanlıklar: Alkol, sigara, madde

Detaylı

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ *Aysun Çakır, *Hanife Köse,*Songül Ovalı Güral, *Acıbadem Kadıköy Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Meme Kanseri ve Ateş. Dr. Ömer Fatih Ölmez Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilimdalı

Meme Kanseri ve Ateş. Dr. Ömer Fatih Ölmez Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilimdalı Meme Kanseri ve Ateş Dr. Ömer Fatih Ölmez Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilimdalı VAKA-1 52 yaş, kadın hasta Meme kanseri nedeni ile 1 hafta önce aldığı adjuvan kemoterapi sonrası ateş

Detaylı

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi Prof. Dr. Volkan Korten Marmara Üniversitesi Tıp T p Fakültesi İnfeksiyon Hastalıklar kları ve Klinik Mikro. ABD. Risk? Başlangıç tedavisine yanıtsızlık değil. Ciddi

Detaylı

Tüberküloz Tedavisi Sırasında Hepatotoksisite. Hepatotoxicity During the Antituberculosis Treatment

Tüberküloz Tedavisi Sırasında Hepatotoksisite. Hepatotoxicity During the Antituberculosis Treatment Dicle Tıp Dergisi, 2008 Cilt: 35, Sayı: 1, (5-9) Tüberküloz Tedavisi Sırasında Hepatotoksisite Güngör Ateş, Tekin Yıldız, Levent Akyıldız ÖZET Tüberküloz tedavisi sırasında en sık görülen yan etki hepatotoksisitedir.

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI

İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI Prof. Dr. HALDUN İPLİKÇİOĞLU İmplant vakaları neden sınıflandırılmalıdır? İmplantoloji yüksek düzeyde bilgi ve deneyim gerektiren bir alandır. Bu konuda çalışmalar

Detaylı

14 Aralık 2012, Antalya

14 Aralık 2012, Antalya Hamilelerde Uyku Bozukluğunun Sorgulanması ve Öyküden Tespit Edilen Huzursuz Bacak Sendromunda Sıklık, Klinik Özellikler ve İlişkili Olabilecek Durumların Araştırılması A Neyal, G Benbir, R Aslan, F Bölükbaşı,

Detaylı

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi, Nefroloji Bilim Dalı Renal arter stenozu Anatomik bir tanı Asemptomatik Renovasküler hipertansiyon

Detaylı

Diyaliz tedavisinde ilk seçenek: Periton diyalizi. Neslihan SEYREK, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji BD

Diyaliz tedavisinde ilk seçenek: Periton diyalizi. Neslihan SEYREK, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji BD Diyaliz tedavisinde ilk seçenek: Periton diyalizi Neslihan SEYREK, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji BD KBY PREVALANSI Dünyada SDBY Prevalans ve Prevalans İnsidansı İnsidans USRDS 2009 Önümüzdeki

Detaylı

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Zeliha Korkmaz Dişli 1, Necla Tokgöz 2, Fatma Ceyda Akın Öçalan 3, Mehmet Fa>h Korkmaz 4, Ramazan Bıyıklıoğlu 2 1 Anesteziyoloji Bölümü, Malatya Devlet Hastanesi 2

Detaylı

Tüberküloz Tedavisi ve Hepatotoksisite

Tüberküloz Tedavisi ve Hepatotoksisite Göksel KITER* * Eşrefpaşa Verem Savaş Dispanseri, İZMİR Tüberküloz, dünyanın bilinen en eski hastalıklarındandır. Spinal tüberkülozun ilk örnekleri, M.Ö. 8000 yılına aittir. İlk asidorezistan basil, M.Ö.

Detaylı

KRONİK HEPATİT B (Olgu Sunumu) Dr. İlkay Karaoğlan Gaziantep Ün. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hst. Ve Kl. Mik. AD.

KRONİK HEPATİT B (Olgu Sunumu) Dr. İlkay Karaoğlan Gaziantep Ün. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hst. Ve Kl. Mik. AD. KRONİK HEPATİT B (Olgu Sunumu) Dr. İlkay Karaoğlan Gaziantep Ün. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hst. Ve Kl. Mik. AD. Kasım-1999 HK 41 yaş, erkek Öğretmen Gaziantep Yakınması: Yok Bir yıl önce tesadüfen HBsAg

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

3. SIKLIKLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR, UYGULANAN PROSEDÜRLER VE HİZMETLER:

3. SIKLIKLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR, UYGULANAN PROSEDÜRLER VE HİZMETLER: Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1. HİZMET KAPSAMI: Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı, 0-17 yaş arasındaki ayaktan ve yatan hastalara tanı ve tedavi hizmetleri sunmaktadır. Bu hizmet haftada 7 gün

Detaylı

24. ULUSAL TÜRK OTORİNOLARENGOLOJİ & BAŞ - BOYUN CERRAHİSİ KONGRESİ

24. ULUSAL TÜRK OTORİNOLARENGOLOJİ & BAŞ - BOYUN CERRAHİSİ KONGRESİ 24. ULUSAL TÜRK OTORİNOLARENGOLOJİ & BAŞ - BOYUN CERRAHİSİ KONGRESİ 23 Eylül - 27 Eylül 1997 Antalya TÜRK OTORİNOLARENGOLOJİ & BAŞ - BOYUN CERRAHİSİ DERNEĞİ Editör Prof. Dr. Asım KAYTAZ 24. ULUSAL OTORİNOLARENGOLOJİ

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

24 Ekim 2014/Antalya 1

24 Ekim 2014/Antalya 1 Kronik Böbrek Hastalığının Kontrolü ve Yönetimi Doç. Dr. Öznur USTA YEŞİLBALKAN Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği o.u.yesilbalkan@ege.edu.tr 24 Ekim 2014/Antalya 1 SUNUM

Detaylı