Gürsel Dönmez VİYANA YAZILARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gürsel Dönmez VİYANA YAZILARI"

Transkript

1 Gürsel Dönmez DERİN MESELE VİYANA YAZILARI

2 BURASI VİYANA (Yani mevzûya giriş) İtiraf ediyorum. Güzel günler yaşadım bu şehirde. Günler kırmızı tramvaylar gibi akıp gittiler eski yılların biriktiği denizlere. Ben ve Viyana'da tanıdığım dostlarım bu şehre dolu dolu yaşanmış bir cemaat tarihi armağan ettik. Hepimiz okumuş çocuklardık. Çayın ve mevzûnun dibini bulmadıkça içimiz rahat etmezdi. Kültür, sanat, edebiyat, şiir, felsefe, tarih, siyaset, müzik ve başka hangi mevzû varsa illâ söyleyecek birşeylerimiz olurdu. Hepimizin eli kalem tutardı. Her ihtimali düşünerek, gelecek zamanın tarihçileri zorlanmasınlar diye, gazete ve dergi sayfalarında yazılı belgeler ve bazı önemli ipuçları bıraktık. Bu ipuçlarından bir kısmını bendeniz bu kitabın sayfalarına aktarıyorum. Ne olur ne olmaz. En azından kendime haksızlık etmemeliyim. Bendeniz de dahil olmak üzere dostlarımızdan bir kısmı şimdi değişik ülkelere gittiler, ama biz köklü bir Viyana cemaatiyiz. Zira isimlerini burada sayamayacağım kadar kalabalık olan bu güzide topluluğun önemli bir kısmı adeta bir nöbeti devam ettirmek üzere hâlâ oradalar. Herhangi bir vesile ile Viyana ya yolunuz düşerse herkese selamımı söyleyin. Anlayacaksınız! Orada dost çehreler var. Eğer, bir şehirde dostlarınız varsa, orası sizindir. Viyana bizimdir. Çünkü orada henüz hikayesi yazılmamış bir tarih yaşandı ve yaşanıyor. Bu kitabı oluşturan "dağınık yazılar" bu özel tarihin küçük bir kısmını yansıtıyor sadece. Dolayısıyla hâlâ dibi bulunmamış bu yazıların son tahlilde sorumluluğunu tek başıma yükleniyorum. Daha başka ne diyeyim... 2

3 BÜYÜK ÇALKALANMA Peşin alınmış desturlarım var benim. Söylenmemiş bir cümlenin kıyısındayım. Maziden kopup gelen çırpınışlarla Haliç köpürüyor. Varıp geldiğimiz en son menzil olarak Haliç işte orada duruyor. Yapılabilecek en muhteşem sosyolojik - antropolojik bilmem ne vesaire çözümlemeleri nihayetinde Haliç i tasvir etmekten öteye geçmeyecek. Bu Haliç iyice çalkalanmadan temizlenmez. Ki zaten, büyük bir çalkalanmanın tedirgin sularında yol alıyoruz. Ve geldik, yazılmamış cümlelerin sessizliğini kabartan bir yaprak dökümüne virgül attık. Yıl 1988 Sonbahar geldi. Ben geldim. Geldik, geldiler, gelecekler... İyi olacak iyi... 3

4 HAYAT DENİLEN HENGÂME Viyana ya avdet buyurdum. Metro girişindeki şarap tutkunu delikanlı yerli yerinde, mevzisinde alesta, meteliğe danke schön çekiyor. Yapraklar henüz sararmaya başlamamış. Gazeteler, çocuklara tecavüz olaylarının geçen seneye nisbetle arttığını ve homo-lezbiyenlerin yasal statülerinin netleştirilmesini talep ettiklerini yazıyorlar. Tecavüzleri lânetleyip, homo-lezbiyenleri destekleyen yazılar bunlar. Diğer taraftan, geçenlerde bir protestan papaz iki homoseksüelin nikahını kıymış. Büyük papazlar şimdilerde bunun hesabını sormadaymışlar. Adam ne yapsın, elde cemaat kalmayınca bulduğuna kıyıyor tabii nikahı. Kafam karışıyor. Metroda, gelen geçen yolculardan şarap parasını tedarik eden delikanlının aslında kahrından içtiğini düşünüyorum. Hayat denilen hengâmenin ne içinde ne de dışında duran bir delikanlı olmalı bu. Belki de modern hayatların pezoluğunu yapanların tecavüzüne uğramıştır. Sırf kelekliğinden dolayı da içiyor olabilir. İhtimaller çok. Fakat, bu durum mevcût dünya düzenine gazel geçmemi engelleyemez. Yüksek ve keskin bir bilinç hâlindeyim. Yine, yazılmayacak bir cümlenin kıyısında duruyorum. 4

5 EPİSTEMOLOJİK ANALİZ Hakikat ayrıntılardadır diyor bir tanesi. Öbürü, Yok ula diyor, o zaman hakikat bir ayrıntıdan ibaret olurdu. Hakikat, tüm ayrıntıların toplamından fazla bir şeydir. Bir diğeri Hakkatan la, doğru diyon diyor. Politika bilimini biraz mürekkeplemiş bir başkası ise, Hakikat, üniter bir federasyon konfederasyonu gibidir cinsinden bir ifadeyle toparlıyor mevzûyu. Diyen diyene toz duman bir metodolojik tartışmadır gidiyor. Hakikaten iyi oluyor. Mevzû, esaslı bir mevzû. Toparladıkça, dallanıp budaklanıyor. Kafam bir nevi kızıyor. Olmazsa, Hakikatin Hakiki Yansımalarının Algılanma Biçimlerinin Epistemolojik Analizine Giriş Önsözü yazmak durumunda kalacağım diyorum. Sonra vazgeçiyorum. Bir bakıma mahrum kalıyorsunuz. 5

6 MEVSİMSEL ASİMETRİLERİN BİRLİĞİ Viyana nın batısı, yani güneşin battığı yer, Viyana nın doğusuna simetrik duruyor. Fakat mevsimsel hareketlerle, bu simetrinin -yılın birkaç günü hariç- değişken asimetriler halinde tezahür ettiğini müşahede ediyoruz. Tuhaf bir durum bu. Hatta bir ara belediyeyi durumdan haberdar edelim dedik, fakat hadisenin ideolojik boyutları var tabii. Mevzûnun çapı belediyenin yetki sahasını aşıyor. Sonra yakında yerüstüne çıkması muhtemel olan yeni bir yeraltı örgütü (bir metro istasyonunda tesadüfen oluşan bir fraksiyon olarak) Neo-Yeşil Yemyeşil Hareketi nin bu teze sahip çıktığı şayiası yayıldı. Örgüt mensuplarını yargısız itlaf tehlikesine maruz bırakmamak için, durumun vehâmetini belediyeye haber vermedik. Aydın, hatta en-aydın olmanın getirdiği bazı sorumluluklar var şüphesiz. Buluğ çağına ermenin şokunu atlatamamış günahkâr gençliğe solculuk gazı verip, daha sonra sağ çakanlar gibi olamazdık. Bununla beraber, Neo-Yeşil Yemyeşil Hareketi mevsimsel asimetrilerin birliği gibi yasalarıyla gittikçe derinleşen bu mevzuyu vurgun yemeden kavrayabilecek zihinsel kapasiteye ve diyalektik kıvraklığa sahip değildi. Kaldı ki, tarihsel boyutlarıyla kadim doğu-batı sorununun çapraşık bir sorunsala dönüşüyor olması da buna değgin bir ilgi arzediyor. Bu konudaki yüksek kanaatlerimi uzun boylu inceledim. Gördüm ki, aslında doğu veya batı kategorileri en azından kırkbeşer derecelik esnemeler gösteriyorlar. Toplam doksan derecelik bir esneme sözkonusu. Dolayısıyla doğu-batı meselesine asgarisinden doksan derecelik bir açı ile bakmak lazım. Fakat, Heraklit in de dediği gibi: Güneş, durduğu yerde durmuyor. 6

7 DERİN GÖRÜNÜMLÜ SIĞ SESSİZLİKLER Herkeslerin herşeyleri sanki bilirmişcesine kelâm eylediği bir zamanda, kıvırabileceğimi gözüm kesse, derin bir sessizliği dipsiz bir boşluğa nakşetmek isterdim ama, bunun için hakiki bir nakşi dervişi olmak iktizâ ediyor. Nakşi dervişin kalbine gizlediği derin sessizlikleri duyabilseydik, herhalde bir başka zaman ve mekânın insanı olurduk. Entel vaziyetlerimize rağmen, bu meyânda ümidi kesmiş değiliz. Entel vaziyetlerimizin plato-şizofren-manik depresyonlarını mesture kılan derin görünümlü sığ sessizlikler, haddizâtında bizim dolar cinsinden bozdura bozdura bir türlü bitiremediğimiz cep harçlıklarımızdır. Hâlâ bir yerlerde derin bir sessizlik hüküm sürüyor olmalı ki, vazgeçemiyoruz bu tutkumuzdan. Mamafih, keseri başkasına baltayı kendimize dokundurmak ta icâb etmektedir. Yani bir nevi oto-kritik durumu. Maksat okuyucumuzu biraz baymak değil mi?! Mecburen katlanılacağız. Kaldı ki, yorulmuş hayatlara ilave gerekçeler pazarlamak ve hatta varlık sırrına mugâyir hâl ve gidişâtın illegal görüntülerini legalize etmek gibi işlerimiz de var bizim. Serseriliğin sırrına vakıf olmuş ve bu yüzden, kara meşin urbalar giymeksizin, çalışma masasına veya tezgahına ötelere giden kaldırımlar döşeyen ciddi delikanlılar (ve dahi onların yavukluları) olmasaydı, herhalde yazmanın da tadı olmazdı. 7

8 LİBERAL TEOKRASİ İşbirlikçi bulabildikleri topraklara kumpanya larıyla, direnişle karşılaştıkları topraklara ise silahlarıyla geldiler. Herşey kontrol altına alındıktan sonra, karşı konulamaz teorilerini de getirdiler. Daha sonra işgali pekiştirmek için haber ajanslarına devreye soktular. Kitlelerin ırzına geçme işlemi gizli ve açık reklam salvolarıyla devam ederken, sonu gelmez dizilerle nasıl yaşamamız gerektiğini de öğrettiler. Bu zulüm çarkına elini, kolunu, bacağını ve ruhunu kaptıranlar, diplomalarla, bonservislerle, sertifikalarla pazar değerlerini yükseltmeye çalışıyorlar. Ülkelerin itibarları da bu çerçevede yükselip düşüyor. Bu tezgaha boynunu ve ruhunu kaptırmayan bir avuç insan kaldık. Çok Uluslu Şirketler Oligarşisi nin kutsal mabedindeki kapital putu adına insanların ve insanlığın kurban edildiği ve şimdilerde adına pazar ekonomisi denilen liberal teokrasinin lânetlileri olarak bir avuç insan. Bu yeni teolojinin kurucu babalarının Adam Smith, David Ricardo ve Robert Malthus gibi iktisatçılar olduğu rivayet ediliyor. Bunlardan Malthus, liberalizmin meşhur bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler ilkesine bırakınız ölsünler ifadesini ekleyen adamdır. Bırakınız ölsünler ifadesi, zaman zaman bir politika ilkesi olarak da geçerlidir. Ve insanlar ölür. 8

9 SİMSİYAH KELİMELER Geceye ve gecenin barındırdığı sırlara selâm olsun. Geceyi anlatmak için simsiyah kelimeler lazım. Ve gecenin sırrı denilen şey ne ise, onu anlatmak için bembeyaz heceler. Sonra biraz ritim ve biraz melodi. Bütün bunlar kıvamında harmanlanırsa, elde edilen harmoni büyük ihtimalle bir şiirdir. Gecenin kendisi bir şiirdir. Çisil çisil gözyaşları gibi çatıları ıslatıp, nemli kaldırımlardan buharlaşarak, kuru dalların boğumlarına tutunan buğulu bir şiir. Bu şiirin söylenmemiş mısralarını bembeyaz kafiyelerle yazmak isterdim. Fakat yazmak ile yaşamanın birbirine katıştığı ve birbiriyle çatıştığı kuramsal bir dehşet sınırında, florasanın rahatsız edici o donuk ışığı ilham perilerine sarkıntılık ettiği için, söylenebilecek en siyah kelimelerin, sizin sırrınızda mevcut olduğunu söylemekle yetinmek istiyorum. 9

10 ONTOLOJİK MEVZU Aşka dair yazı yazmak beyhûde bir iş olmakla beraber, evrensel entel anayasası uyarınca, bu konuya da değinmeyi kutsal bir ödev addediyorum. Ancak, hemen şunu da belirtmeli. Bu konu asıl itibarıyla şairlerden sorulur. Kuşkusuz konuya başka cephelerden sarkanlar ve dahi sarkıntılık yapanlar da var. Hatta aşka dair diyalektik çözümlemeler ve yorumlar sözkonusu olabiliyor. Sonra, biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve daha bir sürü lojik yaklaşımlar. Yetmezse, magazin düzeyde beyaz diziler, mavi diziler, pembe, mor, lacivert vesaire. Platonik, romantik, realist, sürrealist falan da filan. Şiirler ve şarkılar cabası. Velhasıl bitmeyen hikaye. En iyisi yine bu mevzuyu şairlerden sormak. Fakat, işin aslını sadece çaktırmadan hu çeken dervişlerden dinleyebilirsiniz diyenler de var. Ayrıca çaktırmadan hu çekip, Kafkaslarda ve Ortadoğuda çaktıra çaktıra düşman kovalayanlar da bilirlermiş bu işin sırrını. Böylece, bu konuya da temas etmiş oluyorum. 10

11 DİYALEKTİK TANGO Size kelimeler getireceğim, durup dururken infilak eden kelimeler. Canım çekerse, tarz-ı kadim üzre Jazz yapan cümleler dahi kurabilirim. Cemaziyel-evvel de bu türden girişimlerim olmuştu. Lâkin, kuramsal altyapısını ustaca bilimselleştirdiğim (çok harbi paradigmalarım vardı) kurgusal bir kavramsal cambazlığa dayanan bu girişimin, benim elimde olmayan external sebeplerle kesilmesi sonucu, hiç tanıyamadığım sevgili okurlarımı yalnızlıkları içinde yapayalnız bırakıvermenin dayanılmaz hüznü ile ızdırap çekmeyi göze alarak, içimdeki dağlara firar etmiş idim. İşte, şimdi tekrar buradayım. Mamafih, firar edilen dağlar meselesiyle eytişimsel (diyalektik) tangonun yabancılaşma kavramını karıştırmamak iktiza eder. Camüs nün sergüzeştini romanlaştırdığı yabancı nın keyfiyeti, meselenin özüne burada tabiatı icabı teğet geçer. Oysa, öze teğet geçiş özü itibarıyla bir çelişmedir. Binaenaleyh, özün özle çelişmesi burada öze değgin ifadelerin ve dahi kelimelerin infilakını mucibdir. Bunu böylece belirttikten sonra, sadede, yani firar edilen dağlar meselesine gelebiliriz. Ancak, öze özle inilir ve meseleye meseleyle varılır ilkesiyle karşı meselenin ne olabileceği sorusu, bağrında farklı yanıtlar içerebileceği için, bu içsel kargaşanın doğurabileceği sorular cangılında yalnızlık içinde yalnız olma hâli (oldukça sui generis bir durum) bilimselleştirilme operasyonu esnasında güme gidebilir. Fakat, bu da sorun olmamak icab eder. Ki zaten, hayat bir güme gidiş ve getirilişlerin öyküsü değil midir?! 11

12 GÖKYÜZÜ KADAR HÜR Politik atmosfer oldukça bulanık. Bulanık olmadığı zaman yoktu zaten. Bunca hengamenin içinde, oldukça zor olmakla beraber, ben kendi atmosferimde kalmayı tercih ediyorum. Zira, aktüalitenin girdapları arasında kaybolmak işten değil. Bunun için, aktüaliteyi daha üst noktalardan seyredebilmek gerekli. Peki ama nasıl? Bu noktada en kısa cevap, aktüelleş(tiril)en zamanın dışında kalarak biçiminde verilebilir. Oysa, her cevap veriş aynı anda bir sual soruş olduğu için, burada aktüelleşen zamanın ne olduğu meselesine geliriz. Mesele, mesele doğurur ve böylece ortaya çıkan diyalektik bizi varlık olarak zaman ve hatta varlık ötesi zaman gibi felsefi problemlere götürür. Ancak, bu şekilde bir diyalektiğin cazibesine kapılmak, bazen hiç te cazip olmayan klinik vaziyetlere sebep olabilir. Bu bağlamda, meselâ Albert Camus varoluşçu düşünsel çabasının nihayetinde felsefe yapmak ölmesini öğrenmektir ifadesine ulaşmıştır. Aslında o kadar kafa çatlatacağına, varsaydı bir tekkeye, Rabıta-i Mevt yöntemiyle mevzuyu kısa yoldan kavrama imkanına sahip olabilirdi. İnsanın ölmeyi öğrenmesi ve böylece dolaysız olarak yaşamanın anlamını kavraması, gökyüzü kadar hür ve rüzgar kadar serseri kalabilmesi demektir. İşte yukarıda belirttiğim aktüelleşen zamanın dışında kalma tercihi, bu tür bir özgürlük çabasıyla çakışan bir tavrın ifadesi olmaktadır. Tavır koyabilmek bilgi ile alakalıdır ve insan bilgi ile özgürleştiği gibi, bütün mahkûmiyetleri de bilgi yüzündendir. Mahkûm edici bilgi türünün şimdilerdeki moda tabiri enformasyon olup, temel niteliği itibarıyla bu, insanın bilme hürriyetini bilgi parçacıkları ile imha edip, onu istenilen biçimde yönlendirme operasyonudur. Yani, bir nevi bilgi ile bilgisizleştirme anlamında desenformasyon. Aktüel zamanın boyalı yüzü. 12

13 ZURNADA PEŞREV OLMAZ Bilindiği üzere kelimenin bizzat kendisi kendi kendine bir indirgemedir. Fakat, bu ilk cümleden anlaşılacağı (veya hissedileceği) gibi, soyut anlamları kelimelere ve dahi cümlelere indirgemek aynı anda bir aşkınlığın ifadesi de olabilir. İşte burada olabilirliğin ne olduğu gibisinden kontra bir soru parazit yapabilirse de olabilirliğin kendisi zaten bütün gariplikleri içerdiği için, aşkınlığın olabilirliği okuyucudaki şaşkınlığın gerçekliğini dahi aşan bir gerçeklik derecesini tazammun eder. Kemmiyet ve keyfiyet aralığındaki muhteşem gerilim alanında titreşen kelimelerin niceliğe ilişkin görünüşleri onların indirgenmiş hallerini tezahür ettirirken, niteliğe ilişkin görünmeyişleri ise tezahür etmeksizin kişiye (yani yol ehline) özel haller içre belirirler. Bu ifadelerin haddizatında ifade kabul etmeyen içeriği temrin babında bir ifşa şehrayininin peşrev faslı olarak ele alınırsa, burada zurna çalmadığımız aşikâr olacaktır. Binaenaleyh - bildiğiniz gibi- zurnada peşrev olmaz. 13

14 DİRENMEYEN YÜREK GÖKYÜZÜNE AĞAMAZ Sayılar sadece birer işarettir ve ontolojik olarak kesinlik ifade edemezler. Bu yüzden iki kere ikinin eksi beş gibi bir değer taşıması, üstelik böyle bir değeri taşımıyormuşcasına farksızlaşarak farklılaşan bir devinimle bir hiçlik odağında veya sıfır noktasında sonsuzlaşması da mümkündür. Böyle bir mümkünün imkân halinde ispatı indirgemeci ifşa mantığı ile gayr-ı mümkündür. Öyleyse iki kere iki dört eder. (Etmiyorsa, ettiririz, 2*2=4.) Hâlâ aksini iddia edecek olan olursa, böyleleri pozitivizm dininden tard edilip ve dahi mürted oldukları için, Galile gibi zındık muamelesi görebilirler. Pozitivist florasan aydınlanmacı ruhbanlardan zındık muamelesi görür ve zılgıtlanırım korkusuna kapılanların uslu uslu evlerinde oturmaları tavsiye edilmiştir. Mamafih, çorak toprağa yağmur yağmaz ve direnmeyen yürek gökyüzüne ağamaz. Vaziyetin vehâmeti gereği, bu yazıyı 18 yaşından küçüklerin okumaması tavsiye edilmiştir. Gençlik hali, belli mi olur, bakarsınız içlerinden bilgisayarların kutsallığını inkar edecek pervasızlar zuhur edebilir. Bu işler pek şakaya gelmez. 14

15 TARİHİN BOZUK İBRESİ Yüksekçe bir tepeye çıkıp, tarihe baktığımızda kendi aydınmünevverlerini yetiştirememiş halkların genelde ikinci -üçüncü planda kaldıklarını görüyoruz. Tepeden bakınca öyle gözüküyor. Aydın-münevverlerini yetiştirmiş halklara gelince, onlarda durum biraz farklı. Fakat her zaman içaçıcı değil. Aydın-münevverlerin tarih yapmak gibi bir sürü garip tutkuları var. Halklar ise, çoğunlukla, tarihi (veya hayatı) sakin sakin yaşamaktan yanalar. Ancak, son tahlilde tarihin bozuk ibresi hep aydınlardan yana. Peki, aydın takımı kimden yana? Halktan yana oldukları söyleniyor. Haktan yana oldukları iddia ediliyor. Velhasılı hep doğrudan yanalar. Fakat, doğruluğun doğruluğu ne kadar doğru? Dolayısıyla iş karışıyor. Birçokları halkın gerçeği bilmek istediğini falan zannediyorlar. Oysa, halk halkının ekseriyeti sadece kendi gerçeğini yani kendi bildiklerini duymak istiyor. İşin garip tarafı, aynı şeyi o çok özellikli aydın-münevverler sınıfında da görüyoruz. Yüksekçe bir tarih tepesinden, bu mevzuyu da böylece tesbit etmiş bulunuyorum. 15

16 İNSAN BİR UÇURUMDUR Hayata gerekçeler pazarlamak... Bizim işimiz bu. Müşteri velinimetimiz olup, şikayetlerin yazışma adresimize postalanması rica olunur. Haddizâtında salt ontolojik sorunlarla ilgilenmeyi tercih ederdim ama, deontolojik misyonum muvacehesinde, daha çok sosyo-psiko-ontolojik bir yaklaşım deruhte etmem gerektiği için, bazen teorik düzlemden pratik önermeler alanına kaymam iktiza ediyor. Yani oldukça slalom bir vaziyet. İşte bizim işimiz bu sevgili okuyucular. Hayata gerekçeler pazarlamak. Tıkanıklık olursa yedek parça gönderiyoruz ve hatta uygun fiyatlarla eskimiş gerekçelerinizi yenileri ile değiştiriyoruz. Böylece hayatınız anlam kazanıyor. Fena mı?! Bazen, aşkı, umudu ve inançlarını (yani temel gerekçeleri) kaybedenler oyunbozanlık edip intihar falan ediyorlar ama, bu acımasız pazarda bol miktarda intihar öyküleri de pazarlanıyor. (Laf aramızda, müslüman olmayan bedbahtların paçayı kurtarması oldukça zor.) Hayal-gerçeklikten gerçek-hayale kaçmayı, gerçek-hayalden de hayal olmayan gerçekliğe uçmayı deneyenler, bu amansız maceranın sonunda yalnızlık uçurumunun kıyısına geliyorlar. İşte burada itiraf ediyorum... İnsan bir uçurumdur. Allah ın rahmetinin bir nişânesi olarak gafletimiz olmasa, durum vaziyetlerimiz epey zorlu olurmuş. Bunu anlamış bulunuyorum. 16

17 ENTEL DEONTOLOJİ Sıkıntı, insan gerçekliğinin en temel görünüşlerinden biridir. Bilindiği üzere herkesin canının çektiği kadar sıkılma ve sıkıntı çekme hürriyeti vardır. Mamafih, siz yine de canınızı sıkmayın. Bizi izlemeye devam edin. Böylece kendinizi seyretmiş olacaksınız. Fena mı? İnsanlar, çoğu zaman kendileri için bile bir giz olarak kalan en temel gerçekliklerine ait işaret ve görünüşleri yakalayabilmek için, toplumsal birlikteliklere ve süreçlere ihtiyaç duyarlar. Bu bağlam düzleminde, hadiseye yıldız fallarından kendini tanımaya çalışmak gibi gariplikler de karışır bazen. Böyle takıntısı olmayanlar ise, dostlarından kendileriyle ilgili dinledikleri yalancıktan övgülerle falan idare ederler. Ancak, arada bir en temel insani gerçekliği, gerçek ifadelerle dile getirmeye kalkışan pervasızların çıktığı görülebilir. İşte, böyle acı ve açık konuşabilme yürekliliğine sahip pervasızların varlığı bireysel ve toplumsal hayatın sağlıklı temellere oturması bakımından oldukça şiddetli bir gerekliliktir. Böylece, entel varlığımızın reddedilemez muktezası bir kez daha ortaya çıkmış oluyor. 17

18 EN KAHRAMAN SİZSİNİZ Gerçekliğin gerçek bir gerçeklik olarak belirebilmesi, sahici bir gerçeklik zeminini iktiza ettirir. Dolayısıyla, bu zeminin zamansal bağlamıyla mevcût olmadığı vaziyetlerde bütün diyalog çabaları boşa gider. Bu yüzden, hoşgörü ayakları yapanların işgal ettikleri düşünsel koordinatlar, Ingiliz başçavuşunun cetvelle çizdiği Ortadoğu haritalarına benzer. Oysa, yaşadığımız hayat bir aktörler, faktörler ve boyutlar bileşiminden fazla bir şeydir. Cetvelle çizemezsiniz. Meselâ, uzay-zaman dört boyutluluğunu hem özünden, hem de dış yüzünden kuşatan teorik dil boyutu bunlardan birisidir. Yukarıda sözü edilen diyalog biçimi haddizatında bir dış-yüzey boyutu olmakla beraber, özle ilgili diyalog alanlarına yine dış yüzeyden hareketle gidilir. İşte bu noktada, kelimeleriniz kadar varsınız ifadesi kelimelerinizle varolursunuz ifadesine dönüşür. Bu ayrım, ince bir farkı vermek içindir. Çünkü, esasında varlık ve varoluş aynı şeydir. Mamafih, bilinç düzeyindeki algılanışları, yani müşahede menzilleri farklı olabilmektedir. Umarım canınızı yeterince sıkıyorumdur. Böylece, canınızı sıkan cümleler hafızanıza kuvvetli bir şekilde nakşolacağı için, en azından kelimeleriniz kadar varsınız ifadesi ileride bir gün açılımını bulmak üzere sizde kalmış olur Sözkonusu açılım gerçekleşmese dahi, kalıp olarak saklı kalan deyişler, ifadeler ve sloganlar son tahlilde varlığınızı çoğaltıcı bir etkiyi muhtevidir. Maksat, canınız sağolsun. Çünkü, en kahraman sizsiniz. 18

19 BARUT KOKUSU İNSANI YOLDAN ÇIKARIR Şarkılar, dizeler, marşlar ve sloganlar hep varlığınızı çoğaltan şeylerdir. Fakat, bu durumun şuurun bilinç aynasına yansıması ve insanın kendi varlığını bilinçli olarak kavraması, bu çoğalma ile paralellik arzetmeyebilir. Canınız sağolsun. Önemli olan bilinçte derinleşmektir ama, bilgi de çoğalmak ta az bir şey değildir. Bilinçte derinleşme yolculuğunda artık kelimelerin üstüne çıkılıp, kavramlarla kavrama ve düşünme süreçleri başlar. Mamafih bilinçte derinleşmenin ötesinde başka yöntemler de vardır olması iktiza eder. Meselâ, sufilerin belli kelimeleri ve hatta belli ses veya sessizlikleri, belli sayılarda, besbelli ritimlerle zikretmeleri bambaşka bir derinleşme yöntemidir. Ancak, bazı müridânın illa derinleşeceğim gibi bir tutkunun peşinden tesbih savurur vaziyetlere garkolduğu da malûm hadisâttandır. Öyleleri müridlikten kovulup, en iyi ihtimalde entel taifesine intisap ederler denilmektedir. Bu bağlam düzleminde, saf sufi kumaşına sahip kılınmayanların, en temel gerçekliklerinin bir belirişi olarak, ritmik şiire veya doğrudan ritmik müziğe yönelmeleri bir rastlantı değildir. Bir kısım müridânın ise, en delikanlısından makinalı tüfek ritminin peşinden gittiği müşahede edilmektedir. Bu konuda, barut kokusu insanı yoldan çıkarıp, yola getirir, denilmiştir. 19

20 KELİMELERLE SUSMAK Şiir ve mûsikide, bilindiği üzere sesler ve kelimeler dünyasını aşma çabası vardır. Bu insanın kendini aşma çabasıyla örtüşen bir çaba olmakla beraber, asıl aşılması gereken şey, aşma ve aşkınlığın bizzat kendisidir. Bu ise salt sessizlikle mümkündür. Ancak, salt sessizlik mümkün olmadığı için, burada bir mümkünün imkansızlığı sözkonusu olur. İşte bu sınırda kelimeleriniz ve zâtınızla başbaşa kalırsınız. İnsanın narsist bir romantizm tehlikesine kahramanca göğüs gererek kendi zâtıyla başbaşa kalması, entel muhitlerde çok makbul sayılmakla birlikte, tarafımızdan pek tavsiye edilmemektedir. Fakat buna rağmen dener ve zât-ı âlinizle başbaşa kalabilirseniz, artık yapabileceğiniz tek şey susmaktır. Bu tür bir susuş mistik tavır ve hâl olarak adlandırılır. Mistik kelimesi zaten etimolojik kökü itibarıyla susmasını bilmek demektir. Bilgisizlikten dolayı susmak elbette farklı bir şeydir. Önemli olan kelimelerle susmaktır. Buna bilgelerin suskunluğu denir. Bazıları konuşarak susarlar, bazıları ise susarak konuşurlar. Bu meyânda Descartes bir defasında susarak şöyle demek istemiştir: Susuyorum, öyleyse varım. 20

21 ZAMANIN KIYISINDA Kaosun bile doğmadığı bir zamansızlık deminde, önce kelimeler vardı. Zamanın kıyısına varabilirseniz, bunun böyle olduğunu eminim siz de göreceksiniz. Ancak, Akdeniz in kıyıları ile zamanın zamansızlığa dönüştüğü kıyıları birbirine karıştırmamak iktiza eder. Akdeniz kıyılarına herhangi bir otobüse atlayıp varabilirsiniz belki ama, esaslı bir yol-gösterici olmadan zamansızlık sınırlarına varmanız pek mümkün değildir. Dikkat buyurursanız, tek bir zamansızlık sınırından değil, sınırlardan sözediyorum. Dolayısıyla, bu menzile hep beraber zaten varamayız. Zira, her insan kendi seyrinde kendi zamanını yaşar. İnsan aşarsa zamanı, sadece kendi zâtında aşar. Velhasıl, insan sayısınca zaman yörüngesi ve bir o kadar sonsuzluk. Böylece, bir metafiziküstüfizik kapısına varmış bulunuyoruz. Kelimeler infilak edebilir. Ama, neden sözettiğimi bilinç-üstü titreşen altıncı veya altmışaltıncı hissinizle hissettiğinize eminim. Bilinç-üstü yeteneklerinize güvenip devam ediyorum. Zamansızlık demindeki kelimeler zamanlılık kıyısına vurup, zamanı nasıl başlattılar? Bilindiği gibi zaman da kelimelerle başlayıp, kelimelerle devam eden bir zamansızlık gizdüşümü ya da daha kolay bir ifadeyle bir zamansızlık gölgesidir. Bu gölgeyi biz takvimlerle ve saatlerin tik-taklarıyla bildiğimizi sandığımız için, zamanı somutlaştırdığımızı zannederiz. Uçurumlardan ürken gölge varlığımız bunu icap ettiriyor galiba. Oysa, insan muhteşem bir uçurumdur. 21

22 NOKTASAL SONSUZLUK İnsan muhteşem bir uçurumdur ve zamanın sınırına bu uçurumun erişilmez dipsizliğinde varılır. Erişilmezliğe varmak burada bir çelişki gibi görünmekle beraber, bir üstdiyalektik ifadesi olarak algılanırsa, nereye vardığımız aşikâr olacaktır. Bu bağlam koordinatlarında, evrenin sonsuzluğu iddiası da güme gider ama, (çelişik ifadeye dikkat buyurunuz) sonsuzluğun bittiği yerde yine zamanın kıyısına varmış olmayız. Bu noktada, zihnin çeperlerini dokuyan impuls hatları birbirine karışacaktır. Doğaldır. İnsanlık hali... Sonsuzluk kavramı genelde varılmaz bir uzaklık olarak algılanır. Henüz varlığını gözlemleyemediğimiz galaksiler bu tür bir sonsuzluk yolunun kaldırım taşlarını oluştururken, yine varlığını tam anlamıyla gözlemleyemediğimiz atom-altı parçacıklar, yani kuantum fiziğinin ilgilendiği dünya, bize noktasal sonsuzluğun haberini verirler. Noktasal sonsuzluk ile erişilmezliğe varmak ifadeleri en-üstdiyalektik çerçevesinde birbirine içrek kategorilerdir. Noktasal sonsuzluğa dalmakla galaktik sonsuzluk yoluna revân olmak arasında böylece son tahlilde pek fazla bir farklılık olmadığı söylenebilir. Peki ama, sonsuzluk rüyasının sonuna vardığımızda ne olur? Varamayacağımız için hiçbir şey olmaz. Çünkü, sonsuzluk her an kendisini sonsuzlaştıran bir zaman bilmecesidir. Oysa, zamanın kendisi de bir bilmecedir. Kezâ, insan da bir bilmecedir. Görüldüğü gibi en harbisinden metafizik bir denkleme ulaşmış bulunuyoruz. Böylece, ne kadar büyük bir düşünür olabileceğimi bir kez daha anlamış bulunuyorum. 22

23 LOGOS FIRTINASI Zaman henüz başlamadığı için öncesiz olan bir öncesizlik anında, zamansızlık denizinde ansızın (yani an içinde ansızın birdenbire) bir Logos fırtınası koptuğu rivayet edilmektedir. Logos u lodosla karıştırmayalım. Logos, Latince yaratıcı kudret anlamına gelir. Kopan Logos fırtınası ile zamansızlığın kıyısından zaman başlamış olmalı. Böylece, virtüel olanın reel gerçeklik düzlemine çıkmasıyla ve en-üst-diyalektikten sebeplere gidiş yönsüzlüğünde reel olanın gizdüşümü yöntemiyle önce kelimeler vardı ibâresinin Logos fırtınası ile zuhur ettiğini bize bilinç-üstü alansızlığında fısıldayan duyuş gücümüz, zamansızlığın bize ait olmadığını da hisseder. Hissedemiyorsa, hissediyormuş gibi yapması da yeterlidir. Zaman başladıktan sonra, belki çok sonra, bir başka Logos fırtınasıyla olaya insan kılınarak biz de karıştık. Aslında, olurolmaz her olaya karışma tutkumuz biraz buradan da kaynaklanmaktadır. İnsan kelimesi, insandan önceki zaman ve zamansızlığın sınırında, insanda varlıklaşmayı yani zamana dönüşmeyi bekleyen bir kelimeydi. Kelime ile varlık buluşunca insanın zamanı başladı. Bu insani zamanın başladığını ve devam ettiğini biz, kirlettiğimiz ve kirleterek tükettiğimiz kelimelerden anlıyoruz. Kirleterek tükettiğimiz veya arındırarak ürettiğimiz şey ise insan kelimesi ile işaretlenmiş olan varlığımızın bizzat kendisidir. Böylece mevzunun ana fikrine şeddeli vurgu ile işaret etmiş oluyorum. Insan bir işarettir. 23

24 RAKAMLARDAN OLUŞAN İLAHİLER Oldukça cızırtılı bir konuya temas etmenin heyecanı içinde, tüm entel okurlarımı yedi virgül yedi şiddetiyle selamlıyorum. Bilindiği gibi büyük dinler sadece vicdan meseleleriyle değil, cüzdan meseleleriyle de ilgilidirler. Zaten vicdan ve cüzdan meseleleri arasında oldukça korelatif bir ilişki vardır. Mamafih, modern zamanlarda bu ilişki tersine dönmüştür. Artık devir liberal fırıldaklı serbest pazar devridir ve bu pazarda, teorik olarak vicdanların da fiyatı vardır. Demokrasi etiketi taşıyan bu sistemde, fiyatını ödeyebildiğiniz her şeyi satın alabilirsiniz. Bu arada kendi fiyatınızı yüksek tutabilmek için kariyer yapmak, bonservisler ve diplomalar toplamak zorundasınızdır. Demokrasi de dinselleşen boyutuyla, vicdan ve cüzdan meseleleriyle ilgilenir. Ancak, bu dinin liberal havarileri daha çok cüzdan sahipleridir. Bu yeni din adamları sınıfı bazen borsalarda, bazen parlamentolarda, rakamlardan oluşan ilahiler söyleyerek sürekli ayin yaparlar. Yapsınlar. Ayin yapmakla demokrasi mabedleri aşınmaz. Lakin, demokrasi dininin bağlıları nezdinde mürted sayıldığımız şeklindeki söylentiler zât-ı âlimizi hiç ırgalamamaktadır. 24

25 1989 YILINDA BİLGECE ÖNGÖRÜLER [ Ben buradayım. Gürültünün, telaşın, kaypak ihanetlerin halay çektiği bir ateş çukurunun kenarında. Ve cayır cayır dillenen alevlerin arasında güya engin bir deniz görmedeyim. Bir umut denizi bu. İçinde görülmemiş güzellikte inciler ve palamutlar saklı. Belki yarar geçersek alevleri denize varacağız, zafer marşları söyleyerek boğulmak için. Adamlar tanıyorum. Şimdiden ağlarını, oltalarını ve oksijen tüplerini hazırlıyorlar. Palamutların kurtarılması lazım. Sanırım çok acı çekiyorlar salınan mavi suların derinliklerinde. Onlara muhakkak temmuz güneşinin bronzlaştıran yakıcılığını tattırmalıyız. Sonra inciler... Onlar da emin yerlere taşınmalı. Yeniden saraylar-yazlıklar inşa edip, hazine odalarına almalıyız onları. Caiz değildir deyu rivayet ediliyor amma, ileride gelecek o mesut günlerde, bir incili kaftan dahi yaptırabilirim kendime. Cariye tayfası üzerinde etkili olabilmek için bunlar şart. Herhalde o zamana kadar mekruh olmayan deodorantlar da üretilir. Ah şu alevleri bir yarabilsek!.. ] 1989 yılında İsmet Özel e yazdığım uzun bir mektubun girişinde böyle bilgece öngörülerde bulunmuşum. Şimdi yardık alevleri ve galiba kendi alevimizin içine düştük. Ne yapalım. Düşen düşer, kalan sağlar -yüzde bir de olsa- bizimdir. 25

26 RUHU ÜŞÜYENLER Kış gelir, insanlar üşürler ve hızlı adımlarla sıcak evlerine kaçarlar. Peki ruhu üşüyenler nereye sığınsınlar. Belediyeler bu konuda bazı önlemler alamazlar mı? Aslında bu meselenin çözümü belli, ancak idrâki hususunda farklar var. Başka bir nokta. Sokaklar da üşürler bizim gibi. Bunu ders kitapları yazmaz ve gazetelerin hızlı muhabirleri pek bilmezler. Çünkü onların acelesi vardır ve hayat didik didik edilecek enteresan bir vakıadır. Oysa, sabahın yaklaştığı demlerde, mesela Viyana da, donuk ışıklar altında gürültüsüz caddeleri arşınlarken, kaldırımlardaki ıslaklığın sessiz bir türküden arta kalan yalnızlık gözyaşları olduğunu görebilirsiniz. Garip bir şey. Caddeler yalnızlık duygusuyla üşürler mi hiç. Bedeni üşüyenler sıcak uykularındayken, tüm gürültülerden azâde olup, kendisiyle başbaşa kalarak yalnızlığı duyumsayan, çoğu zaman içimizde öksüz bıraktığımız yönümüzdür. Dem sükût demidir. Ayaklarımız ardı sıra bir gölgeyi sürüklerken, sükût uzun süre dayanamadığımız bir şeydir. Bu yüzden bir şiir dökülür dudaklarımızdan ya da bir türkü. Ta ki üşümeyelim. Yani bu konuda belediyeler bazı önlemler alsalar fena mı olur? 26

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder?

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? Sağlık Dairesi Bilgilendiriyor. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? ÿ Demans nasıl tedavi edilebilir? ÿ Ne gibi önlem

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek 1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek İngilizce öğrenilememesinin ilk ve en büyük sebeplerinden birisi, İngilizce öğrenmeyi ders çalışmak olarak görmek. Çoğu zaman İngilizce iş hayatında başarılı

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Yaşamımızdaki Referans,

Yaşamımızdaki Referans, istiklâl Aylık siyaset, ekonomi, toplum dergisi Mayıs 2011, Sayı: 20 www.istiklaldergisi.com Yaşamımızdaki Referans, SIFIR NOKTASI İstiklal Dergisi ne ücretisiz abone olun, her sayı e-posta adresinize

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Nasıl Daha İyi Öğrenirim?

Nasıl Daha İyi Öğrenirim? Nasıl Daha İyi Öğrenirim? Farklı Öğrenme Yöntemleri Öğrenciler farklı yöntemlerle öğrenirler. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir: okuyarak ve okuduğunu hatırlayarak, önemli bölümlerin altlarını çizerek,

Detaylı

Bölüm 1 : Eski Sevgiliniz Sizi Neden Terk Etti?

Bölüm 1 : Eski Sevgiliniz Sizi Neden Terk Etti? www.eskisevgiliyigerikazanmak.net Sayfa 1 Bölüm 1 : Eski Sevgiliniz Sizi Neden Terk Etti? Terk edilen insanların bir çoğunda eski sevgilileri tarafından terk edilişlerine karşı bahaneler bulmak ve savunmaya

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır.

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır. Yönler ve Yön Bulma Nerede olduğumuzu anlatmak, bir yeri bulmak veya bulunduğu yeri tarif edebilmek için yönleri kullanırız. Yön, belli bir noktaya göre, bir yerin bulunduğu taraftır. Evimizin, okulumuzun,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü:

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Hoşgörü ile Yenişim ve Girişim Yaklaşımları Halil Kulluk Yönetim Kurulu Başkanı İntekno Şirketler Topluluğu Selçuk Üniversitesi - 16 Aralık 2013 Yeniliğe Doğru

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi K Güzel atlar ülkesi APADOKYA Aslına bakarsanız anlatacağım hikayenin neresinden başlamalıyım inanın bilemiyorum. İçinde tarih olan, mitolojik çağların mistik kokularını çağrıştıran ilginç ve bir o kadar

Detaylı

Eski çağlara dönüp baktığımızda geçmişteki gç ş insan topluluklarının yazılı, yazısız kültür miraslarında Güneş ve Ay tutulmalarının nedeni hep doğaüstü güçlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan tasvirlerde

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin ... öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil Nazım Hikmet ZEYTİNL K EVLERİ

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır KSS Söyleşileri Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Çevre Projeleri Koordinatörü Ferda Ulutaş ile Vakfın faaliyetleri, kurumsal sosyal sorumluluk

Detaylı

GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ

GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ 3-6 yaş arasını kapsayan ve okul öncesi dönem adını verdiğimiz süreç çocukların gelişimi açısından oldukça önemlidir. Okul öncesi dönem çocukta büyümenin ve gelişimin en hızlı

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? Www.EkitapKazanclari.coM. By Alia RİOR. Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com

E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? Www.EkitapKazanclari.coM. By Alia RİOR. Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? E-KİTAP KAZANÇLARI Www.EkitapKazanclari.coM By Alia RİOR Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com Sorumluluk Sınırları ve Garanti Feragatnamesi ÖNEMLİ:

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

Bilmem daha önce adını duymuģ muydunuz : Dr. DerviĢ Özer, hem tıp doktoru, hem de heykeltıraģ Hikayesi de Ģöyle (Google dan alıntıdır):

Bilmem daha önce adını duymuģ muydunuz : Dr. DerviĢ Özer, hem tıp doktoru, hem de heykeltıraģ Hikayesi de Ģöyle (Google dan alıntıdır): Değerli Dostlar, Sizlere, karlı ve güzel kıģ manzaraları çekmek için yola çıkmıģtım. Mola vermek için uğradığım Kızılcahamam dan ileriye gidemedim. Nedenini bu resimlerde göreceksiniz Bir kasabanın, basit

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID 1953 te Almanya da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ Adı, soyadı... : Sınıfı... : Tarih :.../.../2015 YÖNERGE: Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse sağdaki boşluğa " doğru " anlamına gelen D harfinin altına

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

İnsan değer üretir Eylemlerine anlam katar Duyguları ile çalışır Hata yapar. Sosyal ihtiyaçları vardır. Değerli hissetmek ister

İnsan değer üretir Eylemlerine anlam katar Duyguları ile çalışır Hata yapar. Sosyal ihtiyaçları vardır. Değerli hissetmek ister YAŞAM GÜVENLİĞİ İnsan değer üretir Eylemlerine anlam katar Duyguları ile çalışır Hata yapar. Sosyal ihtiyaçları vardır. Değerli hissetmek ister Fiziksel ihtiyaçları Çevreden etikilenirler İşletmesine

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

Degerli ILK YAR'larimizin Degerli Dostlari, Hepimizin yuregini yakan Soma faciasindan sonra cesitli teklifler ve sorular geldi...

Degerli ILK YAR'larimizin Degerli Dostlari, Hepimizin yuregini yakan Soma faciasindan sonra cesitli teklifler ve sorular geldi... Degerli ILK YAR'larimizin Degerli Dostlari, Hepimizin yuregini yakan Soma faciasindan sonra cesitli teklifler ve sorular geldi... ILKYAR olarak Soma'daki guzel cocuklar icin cesitli dusuncelerimiz var.

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Beş önemli kritik nokta 1. Bir kez, hedef çizim NUMARASINI yazdığınızda, hemen ardından, AŞAMA 1 deki, sağ üst köşedeki

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Aile nedir? *Ailemizi tanıyalım. *Ailemizdeki büyüklerin isimlerini öğrenelim. *Akraba ne demek öğrenelim. *Arkadaşlık nedir?

Detaylı