TÖRE den Ne Yapmalı? - Sadi SOMUNCUOĞLU. Azerbaycanlı Türk Annelerinin Ninnisi Nafiz NAYIR / 05. Başak Kadar Nurala GÖKTÜRK / 13

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÖRE den Ne Yapmalı? - Sadi SOMUNCUOĞLU. Azerbaycanlı Türk Annelerinin Ninnisi Nafiz NAYIR / 05. Başak Kadar Nurala GÖKTÜRK / 13"

Transkript

1

2 İ Ç İ N D E K İ L E R FİKİR SANAT VE EDEBİYATTA TÖRE Aylık Fikir Sanat Edebiyat Dergisi Yıl: 1 Sayı: 6 Temmuz 2012 ISSN: İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ömer Faruk BEYCEOĞLU Yayın Danışmanı A. Yağmur TUNALI Sanat Koordinatörü H. Nurcan YAZICI Ahmet ŞAFAK Editör İbrahim METİN Halkla İlişkiler Koordinatörü Mehmet Yıldıran YÜCE Grafik - Tasarım İsmail KANDEMİR Düzeltme Firdes IŞIK - Hacer KUTAY Büro Merve TOSUNCUK İlbilge Sıla YILDIRIM iletişim İdare Yeri Çetin Emeç Bulvarı 1314 Cadde 1315 Sokak Can Apt. 7/3 A. Öveçler - ANKARA Tlf: Faks: Cep: Baskı / Cilt BERİKAN Elektronik Basım Yayım Reklam Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. Tlf: TÖRE den Ne Yapmalı? - Sadi SOMUNCUOĞLU Azerbaycanlı Türk Annelerinin Ninnisi Nafiz NAYIR / 05 İşgal ve Zulüm Karşısında Türklük Duygusu -2- Dr. Suat ÇIRAKOĞLU / 06 Memleketime Gider Gözlerinden Her Yıldız Nuray ALPER / 11 5 Temmuz Urumçi Olayları Sonrası Doğu Türkistan İsmail CENGİZ / 12 Başak Kadar Nurala GÖKTÜRK / 13 Bayrak Şiirine Sansür, Bayrak Şairine Saygısızlık Dr. Sakin ÖNER / 14 Gökçe Balalardan Bulanık Nazarlara Beytullah AVCI / 15 Aklına Anacığı ve Memleketi Gaziantep Düştüğünde Dursun ELMAS / 16 Bayrak, Tuğra, Sancak Mevhibe SAVAŞ / 19 Balın Olayım Şemsettin DERVİŞOĞLU / 26 Anneme Selma HARNUPÇU / 27 DeVe Neden Yad Ellerde? İbrahim METİN / 28 Kurban Necdet SEVİNÇ / 30 Üniversite Gençliği ve Ülküsüzlük Burhanettin Uzun / 32 Köl Tigin Ünlemesi -V- Hakan İlhan KURT / 33 Na Kamlani / Kamlaniye de L. P. POTAPOV / 39 (Türkçeye Çeviren:Atilla BAĞCI) Bizim Ahıskalılar Prof. Dr. Saadettin GÖMEÇ / 40 Öpsem Elini Mevlüt Uluğtekin YILMAZ / 42 Fiyatı: 7 TL

3 Mahşerin Esrarına Bizi Götüren Esrar İlter YEŞİLAY / 43 Yorulsam Bugün Mehmet SAĞ / 44 Süveydâ ya Mektup -1- Mehmet Nuri PARMAKSIZ / 45 Ey Kalb! Hacer KARAKAYA / 46 İmtihan Leyla ARSAL / 47 Necmettin Hacıeminoğlu Vahit TÜRK / 48 Yitik Sevdalar Sevim YAKICI / 52 Yeni Tarih Anlayışı: Türkiye-Türkistan Bileşkesi -2- Ahmet ŞAFAK / 53 Keder Buseleri Talân Ayşe KANCA / 56 Turan dan Yükselen Ses: Ergeş Uçkun İdris ACAR / 57 Şekil Huşeng CEFERİ / 63 (Yayına Hazırlayan: Hasan Kağan YAYLA) 9 Işık Millî Doktrininde Milliyetçilik Üzerine Gültekin ÖZTÜRK / 64 Yılan Hikâyesi Emel DEMİREZEN / 69 Türklerin Dini Kültürünü Etkileyen Büyük Türk Bilgini Mehmed Matüridî Yard. Doç. Dr. Ahmet Vehbi ECER / 70 Egemenlik Kimlerin? Osman AKTAŞ / 77 Bir Fotoğraf... Bir Hatıra... Bir Yaşlı Askerin Genç Hülyaları Ahmet Tevfik OZAN / 78 Türkçe Giderse Türk de Gider Ömer AYDOĞAN / 80 Burcuma Dik Bayraklarını Ahmet YOZGAT / 82 Zeki Velidi Togan ve Edebiyat Roza KURBAN / 84 Türkistan Gülleri Oğuz ÇELİK / 91 Afraze Zehra ULUCAK / 92 Mücadele Yılları Öncesinde Ebülfez Elçibey -2- Prof. Dr. Hanım HALİLOVA / 94 Uzak Sevda İbrahim BERBER / 99 Dosta Son Figan Ali Oktay ÖZBAYRAK / 100 Yavşan Kokusu Vagıf SULTANLI / 101 Zindan İlhan KURT / 103 Türklüğe Hizmet Edenler Oğuz ÇETİNOĞLU - Mehmet Şadi POLAT / 104 Hüküm Üzeyir Lokman ÇAYCI / 109 Yasak Aşk ın (A Royal Affair) Tarih ve Sinema Algısı Coşkun ÇOKYİĞİT / 110 Ferman - 1 Sadettin KAPLAN / 112 Desenler: Mehmet BAŞBUĞ - S.Ahmet YOZGAT - Y. Kemal YOZGAT - Üzeyir ÇAYCI - Halil GÜLEL Fotoğraflar: A. Tevfik OZAN - Suat ÇIRAKOĞLU Oğuz ÇETİNOĞLU - M. Şadi POLAT - Hanım HALİLOVA - Dursun ELMAS Resim: Mehmet BAŞBUĞ - Mesut DİKEL - Vaqif UCATAY - Jafar SHADKAM ABONE ŞARTLARI Abonelik için lütfen html adresindeki formu eksiksiz doldurunuz veya Adınızı, Soyadınızı, Adresinizi, Telefon Numaranızı ve adresinizi elektronik posta adresimize veya nolu telefona bildiriniz. Abonelik Bedeli: Öğrenci: 60 TL / Yurtiçi: 75 TL / Yurtdışı: 75 EURO (Ya da karşılığı Türk Lirası dır.) Abone bedelini; Ömer Faruk BEYCEOĞLU adına açılmış bulunan; nolu Posta Çeki hesabına, Ziraat Bankası TL IBAN: TR USD IBAN: TR Euro IBAN: TR Türkiye İş Bankası IBAN: TR Garanti Bankası IBAN: TR hesaplarına yatırabilirsiniz. Kapak Resmi: Mehmet SAĞ - Savaşın Tanıkları, 100x120 tuval üzerine Akrilik

4 SUNUŞ Merhaba; Bir kez daha ve 6. sayımız ile sizlerle birlikteyiz. Bütün olumsuzluklara rağmen üstlendiğimiz görevi lâyıkıyle yerine getirmenin telaşı içindeyiz. Bu telaş içinde çevremizde ve yurdumuzda olup bitenleri, geldiğimiz noktayı, varılmak istenen hedefi de takip etmek bizleri biraz daha sorumlu olmaya, biraz daha uyanık olmaya sevk ediyor. Bu şerefli milletin bir mensubu olarak daima uyanık olmak zorundayız. Meseleler karşısında duyarlı ve teyakkuz halinde olmamız, vereceğimiz kararlarda ve atacağımız adımlarda daha şuurlu ve isabetli olmamızı sağlayacaktır. Bu sayımızın sunuşunda Milli Düşünce Merkezi Başkanı, Eski Devlet Bakanımız Sayın Sadi SOMUNCUOĞLU nun bir yazısını sizlerle paylaşmanın doğru olacağını düşündük. Değerli dava adamı, dostumuz, Bölücü terör belasından kurtulmak için Türkiye ne yapmalı? Bu konuda ortak bir program geliştirebilir; bunu her vesileyle kamuoyuna sunabilirsek, çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Böylece sadece AB-ABD-PKK karmasına ait çözüm ün olmadığı, bu tehdidi yenmek için bir de Türkiye nin programının bulunduğu ortaya konmuş olacaktır. İsteyen bölücü terör çetesinin görüşünü, isteyen de Türk Milletinin görüşünü benimsesin diyebiliriz. Bu amaçla hazırlanan bir taslağı tetkikinize sunuyoruz. İnceleyerek, değerlendirmenizi, ilâve ve çıkarma yaparak katkıda bulunmanızı bekliyoruz. Değerli ilgilerinize sunarız. Selam, sevgi ve saygılarımızla. NE YAPILMALI? 1.Makro planda bir devlet politikası belirlenmeli. Burada, terör iç ve dış unsurlarıyla birlikte ele alınmalı. 2.Hiçbir düzenleme ve açıklama, devletin kuruluş esaslarına aykırı olmamalı. Özellikle bir millet (millî-ulus) ve üniter devlet esasına göre düzenlenmiş olan hukuk düzeni korunmalı, çeşitli iç ve dış baskılarla yapılan yanlış düzenlemeler gözden geçirilip gerekli düzeltmeler yapılmalı. 3.İstihbarat kuvvetlendirilmeli.

5 4.Ülkede, özellikle bölgede kanun hakimiyetinin, can-mal güvenliğinin sağlanması esas olmalıdır. Bunun için, bölgede yetkin devlet elemanları görevlendirmeli, halkın kazanılmasına öncelik verilmeli. 5.Bölücü terörle mücadeleyi zorlaştıran kanun ve ilgili mevzuat süratle elden geçirilip düzeltilmeli. AB ülkelerinde olduğu gibi. 6.Yargının noksanları tamamlanıp, yasalar herkese eşit şekilde uygulanmalı. Tüm gelişmiş demokrasi ve hukuk devletlerinde olduğu gibi. 7.Güvenlik güçlerinin yetkileri artırılmalı. Tıpkı, AB ülkelerinde olduğu gibi. 8.Bölücü terör ve yandaşları ile halk bibirinden ayrı tutulmalı, mücadelede kullanılacak terminolojiye özen gösterilmeli. Teröristlerin söylemleri asla kullanılmamalı, evrensel hukukun ve yasaların diliyle konuşulmalı. 9.Bölücü terörün, silahtan da etkili olan propagandasının önüne geçilmeli. AB ülkelerinde olduğu gibi bölücü ve teröristlerle yandaşlarının beyanlarının, renklerinin ve fotoğraflarının yayınlanması yasaklanmalı. 10.Bölücü-terör konusunda toplum objektif bir şekilde; tarihi veriler, ilmi gerçekler, hukuk ve demokrasi açısından dünya örnekleri, iç-dış destekleri, amaçları ve taktikleri konusunda yeterince aydınlatılmalı. Hukuk ve demokrasi, istikrar kazanmış dünya gerçeği açısından millet-millî üniter devlet, azınlık ve etnisitenin ne olduğu, bunların nasıl algılanması gerektiği açıklanmalı. Asırlardır süren bir egemenliği yıkmak için teröre başvurulmasının gayri meşruluğu, insan haklarının ve demokrasiye aykırılığı delilleriyle ortaya konmalı. Bu amaçla; tv ve gazeteler başta her imkan seferber edilmeli, zihinlerde cevaplanmamış hiçbir soru bırakılmamalı. 11.Güneydoğu ve Doğu başta, bütün ülkede millî eğitime önem verilmeli, millî tarih şuuruna dayalı, nesillere millî kimlik bilinci kazandırıcı yeni bir müfredat programı hazırlanıp, uygulanmalı. 12.GAP ın, özellikle sulama kanaletlerinin süratle yapımı tamamlanmalı. 13.Bölgede ekonomi canlandırılmalı; halkın terörden etkilenen psikolojisinin normalleştirilmesi amacıyla, etkili bir rehabilitasyon programı uygulanmalıdır. (Sadi SOMUNCUOĞLU) TÖRE ye verdiğiniz değere ve onu yaşatmak için gösterdiğiniz gayrete teşekkür ediyor, daha güzel günlerde, tüm Türk yurtlarının azatlığını kutlamak dileğiyle selam ve saygılarımızı sunuyoruz.. Tanrı Türk ü hep korumuştur. Bundan sonra da koruyacaktır, hiç şüphemiz yok. Yeter ki, Türk Türk ü sevsin ve korusun.

6 AZERBAYCANLI TÜRK ANNELERİNİN NİNNİSİ Nafiz NAYIR Karabağ da, kara bulut nece var? Nenni balam, gözel beşik sallanmir. Uca kartal kimi durir Kafkaslar, Göyçek kızlar, toy düyünde allanmir. Nenni balam, gözüm sende bilesen, Benzeyipsen has bahçada güle sen. Günden güne kötü gider bahtımız, Könülde var, mübarek bir ahtımız, Eyi güne ulaşacah vahtımız, Ağacımız, torpağımız dallanmir, Nenni balam, üreyimde ataş var, Ufkumuzda ısıtmayan güneş var, Türkümüz yoh düyünlerde diyecek, Urbamız yoh bayramlarda giyecek, Aşımız yoh akşam sabah yiyecek, Ağzımızda, lokma ekmek dolanmir. Q Nenni balam, boynu bükük illerin, Küsüp müsen söz danişmir dillerin? Resim: Vaqif UCATAY Miraz balam umutlarım uzahta, Yoh olarık, moskof denen tuzahta. Galmışık bir cehennemi berzah da Öz yurdumda, rehet köşe bulunmir. Nenni balam, tez zamanda uyusan, Oğuz Han ın, Şeyh Şamil in soyusan. 05

7 İŞGAL VE ZULÜM KARŞISINDA TÜRKLÜK DUYGUSU -2- Dr. Suat ÇIRAKOĞLU İstanbul Üniversitesi, yapılan iki büyük mitingin ardından, öğretim üyelerinin katılımı ile 21 Mayıs 1919 Çarşamba günü Üniversite Konferans Salonunda tekrar bir toplantı düzenlemiş; bu toplantıda öğretim üyeleri birer konuşma yaparak İzmir in işgalinden dolayı şahlanan millî heyecanı dile getirmişlerdi. Hüseyin Ragıp (Baydur) Bey bu toplantıda şu konuşmayı yaptı: Burada ne için toplandığımızı uzun uzadıya izaha gerek yok. Bir kaç gündür bize hayatı zehir eden büyük ve matemli hadise, musibetlerle dolu bu siyah tehlike karşısında, içimizde derya gibi geniş ve payansız kederini açıklamak ve vatanın geleceğine ait müşterek kararımızı almak için toplandık. Şu dakikada bütün Türk Milleti, arkadan vurulmuş bir adamın halini andırıyor. Dört senedir, silâhımız elimizde, cephelerde vatanı müdafaaya çalışırken engin denizlerin ötelerinden gelen bir ses işittik bu ses diyordu ki: Yaşamak hakkı büyük ve küçük bütün milletler için eşittir. Herkes kendi milletinin yaşadığı toprağa sahip olacaktır. Silâhınızı bırakınız ve bu hak ve adalet kararını bekleyiniz. Yarım senedir mütevekkil bir safiyetle beklediğimiz bu kararın kendisi yerine, bir hafta evvel Yunan askerleri çıkageldi. Dünyada hak namına işlenmiş en büyük haksızlığın baskı ve saldırıları altındayız. Memleketin hudutlarını korumak için on yıldır aç ve çıplak, fakat mertçesine dövüşen Türkler, memleketin can evine havale edilen ölüm darbesini elbette bir koyun teslimiyetiyle kabul etmeyeceklerdir. İstiklâlinin haysiyet ve gururunu yedi yüz seneden beri asaletle taşıyan bir millet, daha bir asırlık ömrü olmayan türedi bir devletin zulmü altına giremez. Bunu anlamak için Wilson un bilinen maddelerini, mütarekenâmeleri, nutukları karıştırmaya artık lüzum görmeyelim. Mademki hakkın kendisi, millî davamızın bünyesi bu hükme ve bu imkâna müsait değildir; o halde tarihin bütün haksız davaları gibi o da, bu gün değilse yarın, yarın değilse öbür gün elbette, müstahak olduğu tashih ve temyiz hükmünü giyecektir. Biz öğretmenler bu kararın ne imkânsız olduğunu ispat için bu gün ve yarın fiilen çalışmaya ahd ve sözbirliği ediyoruz ki, memleketteki muallim ordusu bir taraftan şimdiye kadar yetiştirdiği neslin yanına geçerek vatanını göğsüyle müdafaa edecek, diğer taraftan gelecek neslini bu büyük haksızlığın telâfisi için en kuvvetli azim ve intikam duygularıyla terbiye etmeyi mukaddes bir vazife bilecektir. Öğretmenler ordusu İzmir mekteplerinde güzel Türkçe nin yerine Yunan lisanı, şarkın Türk tarihi yerine Yunan tarihi konulduğunu görmektense o mübarek Türk kıtasının, mübarek eşiğinde şehit düşmeği elbette tercih edecektir. Bu toplantıda Öğretmen Nefise Hanım da şu konuşmayı yaptı: Meslek Arkadaşlarım ve Muhterem Kardaşlarım! Biz âdil barışın neticesini beklerken gelecek, yedi yüz senelik saltanatın büyük bir kütlesini teşkil eden İzmir in Yunanistan a ilhakını görüyoruz. Türkler bu muharebede kahramanlıklarıyla hayat haklarını ispat ettiler. Bununla beraber bu gün o hâkim millet esir edilmek isteniyor. Şerefli, gelenekli ve töreli bir millet yutulmak isteniliyor. Medeniler adaletsizliğin son mertebesini Türklere tatbik ediyorlar... Asılsız vaatler değil, adalet isteriz. Eğer insanlığın kanı kâfi değilse, Türklerin erkek ve kadınlarının kanları da helal olsun. Ölen şehittir. Baba topraklarını Yunan a vermeyiz. Yunan bayrağını kanlarımızla boyayarak Türk sancağının hâkim olacağını ispat edeceğiz. Türk, başı yukarıda yaşadı. Adını göklerden aldı. Başka sancağa baş eğmeyecektir. Eğer bizi feda etmek istiyorlarsa şanlı bir suretle ölmeğe hazırız. Ben cesur bir milletin imanlı kadınları namına diyorum ki; Avrupa, Türklerle meskûn her hangi bir yeri Yunan a vermek isterse hepimiz, hep beraber şanlı bir surette ölmeğe karar verdik. 22 Mayıs 1919 Perşembe günü Kadıköy de bir miting yapıldı. Miting, Kadıköy İskele meydanında, havanın çok yağmurlu olmasına rağmen kişinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bu mitingin hazırlanmasında da üniversite gençliği aktif rol oynamış özellikle tıbbiyede okuyan gençler büyük çaba harcamışlardır. Burada konuşma yapanlardan 06

8 ve Asker Saime olarak tarihe geçen Münevver Saime Hanımın yaptığı konuşma çok etkileyici olmuştur. Büyük bir duygusallık içinde halka seslenen Saime hanımın söyledikleri adeta Türk kadını için bir düstur haline gelmiştir. Münevver Saime (Asker) Hanım ın Münevver (Asker) Saime Hanım konuşması şöyledir: Yarab! Ben kardaşlarıma değil ilk evvel sana hitap ediyorum: Vatanın felâketi karşısında bir genç kızın feryadını dinle, bu ağlayan anneler şehitlerin annesi. Bu boynu bükük genç kadınlar, fedakârların genç zevcesi, şu hıçkıran yavrular askerlerin yetimleri değil mi? Böyle seçkin bir kavme gözyaşı döktürmekte hikmet ne? Galipler size hitap ediyorum: Eğer bu saldırılarınız insanları mesut etmek için ise, biz de insanız. Geleceğin ne olacağını sorabilmek için geçmiş zamanları göz önüne getirmek lâzımdır. Ey tarihlerinin kara günlerini yaşayanlar size hitap ediyorum: Milletler için kara günler olabilir. Fakat artık yok olmak yoktur. Bir millet yok edilemez. Tarihin sahifesine kendini yazdıranlar var olmak şerefine sahip olmuş demektir. Milletler için de öldükten sonra dirilmek var. Milletimizin yok edilebileceğine inananlar aldanacak. Heyecanlarımız, kanlarımız söndürülse bile göğsümüzde milliyetten yapılmış bir kalp var ki onda bir yabancının, bir düşmanın ne ihtiras, ne korkusu yaşar. Onların semalarını kaplayacak ancak istiklâl havasıdır. Ben kendi hürriyeti gasp edilmiş bir milletin kızı olarak istiklâlime nasıl yürüyeceğimi söyleyeceğim. Bu beyanatım kollarımızı bağlamak isteyenler için dikkate şayan olmalı. Oğlum bana Ben neyim diye ilk sorduğu gün ona, semalardan haykıran bir melek gibi Büyük tarihli bir Türk sün diye hitap edeceğim. Bu nida, bu hayırlı ses onun ruhunda ne fırtınalar hazırlar. Ninnisini söylerken bu günleri yanık sesle ruhuna serpeceğim. Ona büyük Türk ırkının şereflerini terennüm edeceğim. Kundağına mimarların yaptığı bu abideleri işleyeceğim. Masallarda Fatihleri, Yavuzları anlatacağım. Mendilinde, kitabında, cüzdanında, fesinde hep İzmirler görecek, ölürken ona babamdan kalma altın kakmalı kılıncı, rafta sarılı duran bayrağı bir miras olarak vereceğim. Ve kulağına gizli bir vasiyet söyleyeceğim. İşte o günden itibaren galiplerin taktığı zincirler çözülmeye mahkûmdur. Çünkü o gün oğlumun kalbine ektiklerim hürriyet çiçekleri olarak açacak, kızıl isyan olarak taşacak... Sonsuz barışı düşünenler bize indirilecek darbenin aks-i sedasının yarınki insanlığın sükûtunu mutlaka ihlâl edeceğini unutmamalıdır. Bir millet yok edilemez. Sözlerime nihayet vermeden herkesin, her Müslüman-Türk ün söylemek istediği, fakat ne için bilmem yüksek bir sesle söylemekten çekindiği bir kaç sözü ben hemşirelerime, babalarıma, ağabey ve kardaşlarıma açıkça söylemek isterim. Hepimiz masa üzerinde hastaya bakan bir operatör olur, bu yarayı açar, birlikte pansuman edersek yaşamak hakkına sahip olacağız. Evet, Müslüman kardeşlerim açık söylüyorum. Biz mülkümüzün tamamını muhafaza edecekmişiz. Fakat hangi hudut dâhilinde? Bu açıkça belirtilmedikçe Türkiye de barış ve huzur mümkün olamayacaktır. Ben bu kanaatteyim. Çünkü buna karşı hareket etmeyecek bir Türk kalbi tanımıyorum. Efendim, az söylemek çok iş görmek zamanı yaklaşmıştır. Biz yalnız ağlıyoruz. Ağlamakla kazanılacak hak, hıçkırıklarımızı işitecek kalp yok. Teşkilâta son ver, harekete başla... Bu mitingde Hayriye Melek Hanım da bir konuşma yaptı. Hayriye Melek Hanım kısa ve öz olarak yaptığı konuşmasında şunları söyledi: Bugün şu yağmurun altında haksızlığa karşı bağırmak için toplanan bu halk kitlesi çarpan bir kalp, sönmeyen bir iman, yaşayan bir ırktır. Bütün medeni dünya bilmelidir ki, şu toprakların en derin tabakalarındaki rutubeti bile yapan, bu ırkın oralara asırlardan beri süzülerek sinmiş olan kanıdır. Bu topraklar bizim için hissiz değildir. Onlarda bizim kalbimiz çarpıyor. Onlarda bizim kanımız yaşıyor. Damarlarımızda kan kurumadıkça, kalplerimiz çarpmakta devam ettikçe o topraklar bizimdir, bizim kalacaktır. Kürenin üzerinde birçok yerler vardır ki, oralarda günde beş defa minarelerinden Allah Büyüktür nidâmız göklere yükselir. İnanınız ki, bugün o sesleri dinleyen üç yüz milyon insan, Ey Büyük Olan Allah, Türk Mazlumdur! diye bağırıyor. Hakkın tecellisini istiyor. Hakkı tecelli etmedikçe Türk ün kanı gibi o ses de dinmeyecek ve susmayacaktır. Çünkü Allah büyük, hak yücedir. Ahmet Kemal (Akünal) Bey bu mitingde bir şiir okudu. Bu şiir kalabalığı heyecanlandırarak hareketlendirdi. Ahmet Kemal Bey in kürsüde okuduğu şiir: 07

9 Vaad ve imdad etmesin, lâzım değil dünya bize En büyük imdattır, imdada istigna bize Ufk-ı istikbâl ibrâ ebr ve ra da ra ddır, Vermiyor rahat bugün endişe-i ferdâ bize Ey Selanik, Ey Manastır, Ey giden yad elleri Ahınız, feryadınız gelmektedir hâlâ bize Ey güzel İzmir senin yalnız kaza-yı firkatin Verdi hepsinden tahammülsüz bir humma bize Taş taş üstünde koyarsam lânet olsun ceddime Bir oyundur oynanıldı vah, vah hayfa bize Bir nefer kalsan da ey Türk hatve-zen olmaz niye Kal a-i sinen dururken yas istila bize Kısmetim zilletse ey harb-i cihan kan dinmesin Gerçi sulh daimidir maksad-ı aksa bize Türbe-i Fatih le ahd olsun verirsek biz seni Ruh-ı giryan-ı Muhammed lânet etsin ta bize İzmir in işgali üzerine İstanbul da yapılan en kalabalık miting Sultanahmet mitingidir. Türk Kurtuluş Savaşı döneminin en duygulu ve en büyük mitingi olarak tarihe geçen Sultanahmet mitingi, 23 Mayıs 1919 Cuma günü yaklaşık kişinin katılımı ile gerçekleşmiştir. İstanbul da, kamuoyunun millî duygularla adeta şahlandığı bir toplantı olan bu mitingde halk gözyaşları içerisinde İzmir in Türklere ait olduğunu ve Yunanistan a verilemeyeceğini sloganlarla protesto etmiştir. Sultanahmet Meydanına konulan hitabet kürsüsüne de siyah bayraklar asılarak matem havası yaratılmaya çalışılmıştır. Bu mitingde millî şairimiz Mehmed Emin (Yurdakul) Bey de bir konuşma yapmıştır. Mehmed Emin Bey, edebi olarak da ayrı bir değeri olan konuşmasında şöyle haykırıyordu: Kardaşlar! Keşke asırların geceleri ve dünyaların mezarları gözlerime dolarak bir kör olsaydım. Sokak sokak dileneydim de milletimin kulağımı parçalayan bu felâket seslerini işitmese idim, bu karanlık günleri görmeseydim. Keşke göğün yıldırımları, yerin canavarları birleşerek beni kanlar içinde topraklara yuvarlasaydı da, vatanımın bu musibeti huzurunda bulunmasaydım. Ve bu azapları çekmeseydim. Zira bugün memleketin uğradığı felâket ve musibetler o kadar acıklı! Evet Kardaşlar! Biz mağlubiyetten vatan ve milletin acısından sonra bu gün İzmirimizin Yunanlılar tarafından işgal edildiğini görüyoruz. Yunanlılar, öteden beri tarih ve saltanatımızın enkazı üzerine (Pan-Helenizm) bayrağını dikmek emelini besleyen bu düşmanlar, ellerinde hiç bir hak silâhı olmadığı halde bizim Anadolu muzun bir güzel beldesini mabetleriyle, mektepleriyle yangına veriyorlar. Ve onun kahraman evlatlarını kadınlarıyla, çocuklarıyla öldürüyorlar. Acaba bu zulüm ve vahşet niçin yapılıyor? İzmir i Yunanistan ve Türk ü Yunanlı yapmak için mi? Hayır kardaşlarım! İzmir, altı asırdan beri kırk ulu caminin beyaz minarelerinden ezan seslerini yedi gökte dalgalandıran bir Müslüman memleketidir. İzmir yine o kadar zamandan beri cesaret ve kahramanlıklarımıza, adaletlerimize şahit olmuş azametli dağların Oğuznameler, Şehnameler dinlediği bir Türk toprağıdır. Yıldırım Bayezid lerin İkinci Sultan Murad ın altun kılınçlarının şerefli bir yadigârı olan bu Osmanlı diyarı tarihen, medeniyeten, dinen ve ırken Türk tür ve İslâm dır. Ve daima da Türk ve İslâm kalacaktır. Bu aziz toprak asırlardan beri birçok sarsıntılara göğüs germiş ve öyle haris gözleriyle kendisine bakanlara karşı söylediği şu olmuştur: Düşman, geri... Benim yeşil dağlarım, çiçekli yaylalarımın altında derin uçurumlar karanlık mezarlar da vardır; benim evlatlarım ölmeyi bildikleri kadar öldürmeği de bilirler. Türk e gelince: O nun Allah a secde için eğilen alnı hiç bir vakit esaret önünde eğilmedi, onun kılıç ve sapandan başka bir şeyle nasırlanmayan elleri asla zincirlere uzanamaz. Onu esir yaratmayan Tanrı kendisini hür olarak dünyaya getirirken bilir ve ister ki, beşiğine kanat geren Osmanlı sancağı mezarına da gölge vursun. O halde böyle bir memleket ve milletin tarihi devresini bilmiyorum ki hangi kuvvet değiştirecek? Demir ve ateş! Kardaşlar ben bunlarla hiç bir vatan ve ırkın öldüğünü işitmedim. Şerefli bir tarih ve medeniyete, sağlam bir fazilet ve ahlâka, zengin bir şiir ve edebiyata, dinî ve millî an anelere, ırkî ve vatanî hatıralara sahip olan bir milletin mahvolduğunu tarih göstermiyor. Altın tahtları, granit kaleleri yakıp yıkan fâtihlerin kılıçları her zaman millî ruhların önlerinde aciz kalmıştır. İşte size Almanlar, Ruslar ve Avusturyalılar tarafından parçalanan Lehistan! İşte 08

10 size Prusya kartalının pençesine düşen Alsas ve Loren... Dünün o esir toprakları bugün beyaz kartallı ve üç renkli bayraklarını yine saraylarının ve mabetlerinin üzerinde dalgalandırıyorlar. Zira Lehistan Islav ve Cermen değildi. Onun o Miçkiyeviçleri vardı ki, Lehlilerin o millî ruh ve vicdanlarında bir ölmez Polonya yaşatıyordu. Zira Alsas ve Loren Alman olamazdı. Onun Ren Nehri nin suları ona (Marseyyez)leri terennüm ediyordu. Bu (Ölümden Sonra Dirilme) mucizesini yapan ekremli ruh ise Türk te onun nur ve mabedinden ateşinin ilhâmını almıştır. O da ölümlerden kuvvet alacak, vatan mabedini, hak ve hürriyetini namusuyla kanıyla, bu günkü çocuklarıyla ve yarınki torunlarıyla koruyacak ve harisin gözleri, onun memleketinde kanlara boyanmış taş yığınlarından ve silâhları ellerinde ölmüş mevtalardan başka bir şey göremeyecektir! Ah kardaşlarıma matem mi, yine ölüm mü, yine hicran mı? Ah yine mi birçok asırların ve san atkârların elleriyle vücuda gelmiş olan memleketler, birçok hatıralı ocaklarımız yıkılacak. Yine mi birçok tarlalarımız ve tezgâhlarımız işsiz ve ıssız kalacak? Yine mi büyük aşk ve rüyaların kahramanları olan delikanlılarımız toprak olacak? Yine mi birçok masum ve günahsız zavallılarımız zulmün vahşetin, hırsın gururun, kinin, intikamın kurbanı olacak? Yine mi vahşi kuvvet hakla, faziletle boğuşacak? Kardaşlar! Ben şu iki mukaddes mabedin arasında bizi birbirimizi sevmek için yaradan Allah ın bu saltanatının eşiğinde bu hale nefret ediyorum. Yüreğim heyecanlar ve gözlerim yaşlar içinde olduğu halde Garb a doğru dönerek haykırmak ve şunları söylemek istiyorum: Ey Avrupa, Ey Amerika! Bunun sorumluluğu sizin olacaktır. Biz Türkler düştüğümüz muharebeye, uğradığımız mağlubiyete rağmen sizi büyük tanıyorduk. Ve sizden hak ve adalet bekliyorduk. Sizin o müttefikleriniz ve o şairleriniz vardı ki, bunlar mesihlerin yardımcıları gibi bir damlacık insan kanında ve gözyaşında tufanlar, kıyametler görürlerdi. En hakir bir insanın ölümünü bir yıldızın düşmesinden daha acıklı bulurlardı. Muharebenin, bu ölüm ikincisinin her adımda saçtığı felaketleri ve biçtiği matemleri telin ederlerdi. Istırap çeken, ağlayan, öldürülen, aşağılanan, esir olan insanlığı kurtarmak ve onu fena yollardan nura, iyiye, doğruya, barışa, hakka, hakikate götürmek isterlerdi. İnsaniyetin o aşk ve adalet mabedini kurmak isterlerdi ki, bunun mihrabının önüne dünyanın bütün sefil ve mazlumları gelsinler; dertlerini, azaplarını, feryatlarını, gözyaşlarını döksünler ve buradan ümit, teselli, kuvvet, hak ve hayat alsınlar. Biz de onlardan biri idik, muharebeden sonra sizi karşımızda görünce, insanlık ve hürriyet adına muharebe ettiğinizi işitince, barışın hak ve adalet temin edeceğine ve artık altın devirlerinin doğacağına inandık. Size uzattığımız ellerle, yükselttiğimiz feryatlarla yalnız vatan ve mabedimizde hür yaşamak hakkından başka bir şey istemeden büyük bir sabırla bekledik. Lâkin heyecan bugün Türk ve Müslüman İzmir in Yunanlılar a açılması ve bir buçuk milyon Türk ve Müslümanın hukuk ve hürriyetinin iki yüz yirmi bin Rum a feda edilmesi bizi ümidimizin harabesi karşısında bıraktı. Ey Şekspirlerin, Prodomların, Leonikefollar ın, Dantelerin milletleri! Hani nerde sizin o insanlık, adalet rüyalarınız? Buna karşı ne diyeceksiniz? Soruyorum size... Şu yirminci asır Romalıların önünde alınlarına zafer taçları giyerek kanları ve gözyaşlarını çiğneyen Jül Sezarların devri midir? Değilse, Türk ün hukuku, Türk ün hürriyeti niçin tanınmıyor; Türk ün vatanı ve Türk ün mabedi niçin çiğneniyor? Bununla beraber kardaşlar! Biz bütün felaket ve musibetlere, her şeye karşı memleket ve milletimizin hayat ve kurtuluşundan ümidimizi kesmeyelim. Bilelim ki, gökler fırtınasız, baharlar hazansız olmadığı gibi hiç bir vakit insanlar da dertsiz kalmamışlar. Istırap, insanlığın kaderidir. Mağlubiyet her milletin hayatında mukadderatın eleminden içtiği bir zehirdir. Lâkin fırtınalardan sonra parlak güneşler, hazanlardan şu güzel çiçekler göründüğü gibi, dertlerden sonra da saadet günleri gelir. Eğer biz felaketten, mağlubiyetten ders almayı bilirsek şüphe yok ki bizim içtiğimiz zehir bir ilaç olacaktır. Kardaşlar! Yunanlıları İzmir den çıkarmak, eski ve yeni dünyalara hukuk ve hürriyetinizi tanıtmak istiyor musunuz? Öyle ise, en önce aramıza girmiş olan nifakı öldürelim. Kardaşlığa doğru bir daha geriye çekilmeyecek olan ellerimizi uzatalım, hepimizin alınlarımızda vatanı kurtarmak mefkûresi ve kalplerimizde milleti yaşatmak aşkı olduğu halde hakanımızın tahtının etrafında birleşelim. Her birimiz hepimizin ve hepimiz her birimizin olalım ve yalnız iki kuvvete iman edelim: Kendimize ve Cenab-ı Hakka! Sultanahmet Meydanı yapılan bu ilk mitingden bir hafta sonra 30 Mayıs Cuma günü tekrar kalabalık bir mitinge sahne oldu. Yaklaşık kişinin katılımı 09

11 ile gerçekleştirilen mitingde kürsü siyah örtülerle sarılmıştı. Bütün meydanda ve görülebilen her yerde Türk bayrakları dalgalanmaktaydı. Üniversite ve lise öğrencileri de guruplar halinde meydanda yerini almıştı. Öğrencilerin bir kısmı da ellerinde İzmir Türkündür, Türk Kalacaktır!, Hak İsteriz!, İki Milyon Türk, İki yüz bin Rum a Feda Edilemez!, Osmanlı Toprağı Yunanistan Olamaz! yazılı pankartlarla mitinge katılmışlardı. Cuma namazını müteakip Hoca Rasim Efendi tarafından yapılan toplu duadan sonra halk kalabalıklar halinde miting meydanını doldurdu. Mitingde konuşma yapanlardan birisi de İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) Bey di. Bir filozof olarak da bilinen İsmail Hakkı Bey in yaptığı konuşma şöyle idi: Tam beş sene süren kanlı bir harpten sonra bir tarafta muzafferler, bir tarafta da silâhını terk ederek Allah tan başka kuvveti olmayan Türkler var. Bütün Türkler şimdi imha edilmek isteniyor. Ey Vatandaşlar Türk nedir? Türk demek mükemmel ve muhteşem kubbeleri, göklere uzanan minareleri, parlayan çinileriyle, muazzam, muhteşem medrese ve imaretleriyle bir sanat ve medeniyetin sahibi demektir. Türk demek; medeniyetle yaşamış ve yaşayan ve haricin her türlü haksız müdahalelerine rağmen yaşamak kuvvetini kendinde duyan bir millet demektir. Türklük demek âcizlere koruyucu gibi muamele etmek, kuvvetlilere boyun eğmemek demektir. Türklük demek Allah ın doğruluk ve iyilik sıfatlarına tapmak ve yaşamak demektir. Türklük demek yok olsa da mezardaki kemikleriyle isyan ederek haksızlığa karşı gelmek demektir. Türklük demek bütün bir ahlâk ve doğruluk ve iyilik demektir. Avrupa eğer bu Türk ü mahvetmek isterse sorarım o tarihe ki, safhalarının hiç bir devrinde saldırının bu derece haksız bir şekline şahit olmuş mudur, sorarım o İslam Âlemine ki, kollarının ayaklarının kesilmesine rağmen Kur an-ı Azimüşşânı daima başı üstünde taşımış ve yerlerde süründürmemiş olan Müslüman- Türk kavminin bu yok edilişinden kalbi incinmeyecek mi... Sorarım bize hakkı hakikati kitaplarıyla, âlimleriyle öğrenen Avrupa ya ki, büyük medeniyeti olan ve yaşamak hakkını asrî inkılâplarıyla ispat etmiş bulunan bu kavmin yok olması, mahvı tabiatın kanunlarına uygun mudur? Sorarım Avrupa seyahatçilerine ki bütün bu vicdanlardan müteessir olarak nihayet hakkı ve adaleti görmek istemeyecekler mi? Eğer Avrupa bütün bu hakikatlere rağmen bizim idam hükmümüzü verirse, bu hükmü bize tatbik ederse biz yalnız kalmayacağız. Biz Türkler silahımızı terk ettik. Fakat imanımızı teslim etmedik. İman demek Allah a doğruluk güzellik sıfatlarının bütün manasıyla kalben bağlanmak demektir. Silâhımız imanımızdır. İmanımızla hakkımızı müdafaa edeceğiz. Ey Müslümanlar ve ey daima Müslüman kalacak olan Türkler! Camilerinizin minarelerinden yükselen salât-ı şerifeye iktifa ediniz. Bu gün mezarlarda kemikleri çürüyen ecdadınızın ruhlarına dayanarak haksızlığa karşı ilelebet feryat ediniz. Zafer bunun sonundadır. 40 yiğidi ile Kürşad, Türk ün istiklal ve hürriyet anlayışının sembolü olmuştu. Bu duygu yüzlerce yıl yaşadı. Tarihî süreç içinde birçok örneğini uygulayarak gösterdi. Millet, İzmir in 15 Mayıs 1919 tarihinde işgal edilmesi üzerine kadın erkek yaşlı genç ve her kesimden mensuplarıyla bir kez daha ayağa kalktı. Yukarıda dile getirilen tepkiler ve yapılan konuşmalar her türlü engellere ve güçlüğe rağmen Türklük duygusunun var olduğunu göstermektedir. Bir milleti ayakta tutan değerleridir. Türk milletini de geçmişten geleceğe taşıyacak olan bu değerlerdir. Türklük duygusunun kaybedilmesi ve aşınmasıyla sadece bir duygu kaybedilmiş olmaz, her şey kaybedilmiş olur. İşte; İzmir in işgali dolayısı ile gösterilen tepkiler ve yapılan faaliyetler bu duygunun bir kez daha görülmesi ve örnek alınması için bugünkü mensuplarına önemli mesajlar vermektedir. 10

12 MEMLEKETİME GİDER GÖZLERİNDEN HER YILDIZ Nuray ALPER Baharda yağmur öpse yurdumun toprağını Yârin bakışlarında açar kır çiçekleri Hû zikriyle dokuyup al beyaz bayrağını Kıskandırır renkleri, cümle kelebekleri Yâr ağzında konuşur memleket bebekleri Hangi gök böyle güzel, yedi kıta üstünde Hangi beyhude kelâm özünde felah bulmaz Kurar da köprüleri yârin aziz büstünde Dicle ye sabah göçer, Fırat ta akşam olmaz Nehir nehir çoğalan yeşilinde kir kalmaz Türbelerde aşk çeker derviş yüzlü yürekler Doğu dan Batı ya dek duaya sarılırız Üç taraftan denize selâm durur dilekler Vuslatın gölgesinde hasrete darılırız Toprağı kanla süzüp, bekaya karılırız Cennetten bir cüzdür ki arş kıskanır şanını Yıldız hilâle mecbur, yıldıza meftun hilâl Hangi âşık bakışa bırakır nişanını Miras diye kaç yüzde taşınır nurlu icmal Doğu da isyan çıkar, yâr yüzünde ihtilâl Ülkemin evlerinde bacalar sevda tüter Yalınayak koşturur çocuklar yollarında Gözyaşı göl olsa da sanma ki ümit biter Dağları, hisarları bir âmin dallarında Durur da; türkü söyler yâr yağmur kollarında Ardahan ın ağrısı duyulur Antalya dan İstanbul da bitmeyen bir rüyanın kokusu Semazenler feyzini alır iken Konya dan Maraş ta yaşanıyor kahramanlık coşkusu Yâr kalbinde titreyen bir ayrılık korkusu Memleketime gider gözlerinden her yıldız Bir dilek bağışlayıp bırakır beni bana Murat umar bahtının nurundan gelinlik kız Törem, örfüm, âdetim secde ederken cana Gülümser güne gülüm, düşerek gülistana 11

13 5 Temmuz Urumçi Olayları Sonrası DOĞU TÜRKİSTAN İsmail CENGİZ (Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başkanı) 5 Temmuz Olaylarının Çıkış Sebebi 26 Haziran 2009 tarihinde bir fabrikada zorunlu olarak çalıştırılan Doğu Türkistanlı genç kız ve erkeklerle Çinli işçiler arasında başlayan tartışma, Çinli işçilerin Uygur kızlarına sarkıntılıklarını devam ettirmeleri neticesinde çıkan olaylar, 200 kadar Çinlinin sopa ve demir çubuklarla gece yarısı Uygur gençlerine saldırmalarının ardından katliama dönüşmüştür. Oyuncak Fabrikası nda meydana gelen ve sabaha kadar süren bu saldırılara güvenlik güçlerinin müdahalede bulunmayarak seyirci kalmaları, faillerin tutuklanmaması, aradan geçen bir haftalık süre içinde hiçbir adli soruşturmanın yapılmamış olması, aksine mağdur ve mazlum Doğu Türkistan gençlerinin abluka altında gözetime tabi tutulması, ölen ve yaralananların Doğu Türkistan daki yakınlarını ve Doğu Türkistan halkını zoraki galeyana sevk etmiştir. 5 Temmuz Olaylarının Başlaması Demokratik tepkilerini ortaya koymak, saldıranların cezalandırılmasını talep etmek üzere 5 Temmuz 2009 günü Doğu Türkistan ın (Şincan Uygur Özerk Bölgesi) başkenti Urumçi de öğrenciler ile ölen ve yaralananların yakınlarının katılımıyla bir Üniversite önünden bir protesto yürüyüşü gerçekleştirilmiştir. Haksızlıkları protesto etmek amacıyla düzenlenen masum protesto yürüyüşü Çin Güvenlik Güçleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılmış ve kamuoyunun bilgisi dahilinde cereyan eden katliam gerçekleştirilmiş olup, zırhlı araçlarla göstericiler dağıtılmış, çiğnenmiş ve akabinde hedef gözetmeksizin açılan ateş sonucu ilk etapta 200 genç katledilmiştir. Yaklaşık 1000 kişi yaralanmış olup, bunun büyük kısmı Çin haber kaynaklarının da aktardığı gibi kritik yaralı olarak hastanelere sevk edilmişlerdir. Ne var ki hastanelerde Çinli doktorların tedaviyi yavaşlatması sebebiyle kritik yaralı olduğu söylenen gençlerin büyük kısmının bakımsızlıktan öldükleri ve cesetlerinin de sokaklara rastgele atıldıkları haber alınmıştır. Nitekim 6 Temmuz günü gecesi, görgü tanıklarının ifadelerine göre sokak köşelerinden 100 ün üzerinde ceset toplandığı bilinmektedir. Ağır yaralı olarak sokak köşelerinde inleyen ve yardım talep eden gençlerimizin hastanelere götürülmeyip, bulundukları yerlerde darp edilerek öldürüldükleri veya ölmeye terk edildikleri öğrenilmiştir. Urumçi de 7 Temmuz 2009 sabahından itibaren, adeta insan avı başlatılmıştır. Yaşları 14 ila 30 yaş arasındaki Doğu Türkistan gençleri potansiyel suçlu olarak evlerinden alınarak gözaltına alınmışlar ve beyin yıkama kamplarına sevk edilmişlerdir. Doğu Türkistanlılara ait iş yerleri yağma edilmiş, olaylar çığrından çıkmış, kontrol edilemez noktaya ulaşmıştır. Olayların başladığı günden bu yana geçen 3 yıl gibi bir zamana rağmen hala onlarca kayıp gençten haber alınamıyor olması 5 Temmuz Urumçi Olayları nın boyutunu ortaya koymaktadır. ***** 1949 yılından bu yana Çin Halk Cumhuriyeti nin hakimiyeti altında bulunan Doğu Türkistan ın başkenti Urumçi de 2009 yılı 5 Temmuz gününde yaşanan olaylar esnasında sergilenen kontrolsüz güç, binlerce masum insanın hayatını tehlikeye atmıştır. Adeta 5 8 Temmuz günleri abartısız ifade etmek gerekirse minimal bir etnik soykırım uygulanmıştır. Olaylarda; kritik yaralı olarak nitelendirilen ağır yaralıların ölüme terk edilmesi sonucu şehit edilenlerin sayısının yüzlerce kişiye ulaştığı tahmin edilmektedir. Hatta bazı kaynaklar ve görgü tanıkları bu sayının üç binlerde olduğunu söylemektedirler. Urumçi de tutuklanan, gözaltına alınan gençlerin sayısı bilinmemekle birlikte sadece Kaşgar şehrinde 3 gün içinde 7 bin gencimiz evlerinden alınarak bilinmeyen yerlere götürülmüşlerdir. Velhasıl bölgede -aksini iddia edebilmek için 12

14 maalesef uygun bir ortam ve imkan bulunmadığından- Müslüman Türklere yönelik bir etnik soykırım uygulandığı kuşkusu hakim olmuştur. Amerika da kurulan Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; Uygur uyla, Kazak ıyla, Kırgız ıyla, Özbek iyle bir bütün olarak ayakta kalma mücadelesi veren Doğu Türkistan gençlerinin hak arayışlarının orantısız ve aşırı güç kullanarak şiddetle bastırılmasını protesto etmektedir. Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; katliam boyutuna ulaştığı anlaşılan ve Hitlervari, Mussoloni benzeri devlet terörünün durdurulması konusunda başta Pekin Hükümeti olmak üzere hür dünya ülkelerini, Birleşmiş Milletleri, Avrupa Parlamentosu nu, AGİT i, İslam Konferansı Örgütü nü hatta Şanghay İşbirliği Örgütü nü girişimde bulunmaya davet etmektedir. Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; özellikle Türkiye Cumhuriyeti nin bu ve benzeri olaylara, insani ihlallere müdahil olmasını talep etmektedir. Türkiye de ve hür dünyada yaşayan Doğu Türkistanlıların beklentisi bu yöndedir. Filistin in, Gazze nin haklı davasına gösterilen resmi hassasiyetin Doğu Türkistan için de gösterilmesi durumunda, olayların daha da üzücü boyutlara ulaşmasının önleneceği kanaatimiz vardır. Nitekim yekililerimizin sergiledikleri kararlı tavır ve onurlu duruş, kardeşlerimize moral verdiği gibi, katliamın bir nebze de olsa yavaşlamasını sağlamıştır. Beklenti bu onurlu duruşun devamı ve ilişkilere yansımasıdır... Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; bu düşünceden yola çıkarak Pekin yönetimini daha itidalli olmaya, demokratik hak arayışlarına saygılı olmaya, Doğu Türkistan (Şincan Uygur Özerk Bölgesi) daki yerel askeri güçlerin aşırı ve orantısız güç kullanmalarına engel olmaya davet etmektedir. Çin de ve Doğu Türkistan da etnik katliama dönüşen devlet terörünün son bulmasını başta BM olmak üzere hür dünyadan ve Pekin yönetiminden talep etmektedir. BAŞAK KADAR Nurala GÖKTÜRK Özüm için üzüldüm, derunumda ahım var. Gecem karanlık ama her gün bir sabahım var. En berrak günde bile, birazcık siyahım var. Şan şöhrette gözüm yok, başak kadar baş oldum. Vicdan yüküm ağır yük, dertle arkadaş oldum. Didarını görmedim, nice bir, kandan kardaş, Aynı kanı taşıyan ve bu cana, can sırdaş, Olmadım olamadım, pervasızlara yoldaş, Sanmayın ki hevestir, başsızlara baş oldum. Ben ta baştan beridir, dertle arkadaş oldum. Bu divane gönlümün göz pınarında kanlar, Düş görsem, düş içine kızılca kanlar damlar. Adamlığı olmamış, kanlar içen adamlar, Türkistan ımdan uzak, hasrette eyvah oldum. Gecelere arkadaş, siyahtan siyah oldum. Gül yüzlüler gülmedi, ruhumda zincir sesi, Her an ölümü bekler, milletimin ensesi, Çile diye ötüşür, bülbüllerin gam sesi, Ben bu sesler içinde kâh var oldum, yok oldum. Yandım, tutuştum her dem, bir yığın günah oldum. 13

15 BAYRAK ŞİİRİNE SANSÜR, BAYRAK ŞAİRİNE SAYGISIZLIK Dr. Sakin ÖNER Mehmet Akif Ersoy un İstiklal Marşı millî marşımız, Necip Fazıl Kısakürek in Sakarya Türküsü millî isyanımız, Dilaver Cebeci nin Türkiyem parçası millî türkümüz ve Arif Nihat Asya nın Bayrak şiiri millî şiirimizdir. Nazım Hikmet in Kuvayı Milliye Destanı, İstiklâl Harbimizin tamamlanmış tek destanıdır. Arif Nihat Asya, şiirlerinde ve nesirlerinde Türklük ve İslâmiyetin imtizacını en iyi sağlayan, ölçüleri ve inancı sağlam bir dava adamıdır. Milletimize malolan, Fâtihin İstanbul u fethettiği yaştasın nakaratı ile biten ve Yıldırım Gürses in bestelediği Fetih Marşı şiirinin şairi odur. Duâ şiirinde Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız/ Ve vatansız bırakma Allahım!/ Müslümanlıkla yoğrulan yurdu/ Müslümansız bırakma Allahım diye yüce Yaratıcıya yalvaran, Vatan şiirinde Ezanımdan alışıp tekbîre/ Buldunuz mutluluğu imânımla / Vatan ettim sizi ey topraklar/ Beş vakit damgalayıp alnımla. diyerek vatanın kudsîyetini veciz biçimde ortaya koyan Arif Nihat Asya dır. Asya, Anadolu coğrafyasında Türk-İslâm hamuruyla yoğrulan bu asil milletin halis şiir i yakalayan millî bir şairidir. Yoksa şu yaprakta Yavuz/ Yoksa şu sayfada Oğuz/ Biz de yoğuz, biz de yoğuz diyerek Ortaasya da başlayıp Selçuklu-Osmanlı çizgisinden devam ederek Mustafa Kemal e uzanan Türk tarihini bütünlük içinde ele alan Asya nın, Türk milletini damardan yakalayan şiiri, Bayrak şiiridir. Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,/ Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü./ Işık ışık dalga dalga bayrağım,/ Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. mısralarıyla başlayan ve yazıldığı tarihten bugüne yüzbinlerce insanımızın zevkle ezberlediği bu şiir, şairine de Bayrak Şairi ünvanını kazandırmıştır. Bu yazıyı okuyanların çoğu, Arif Nihat Asya yı bu anlattıklarımdan daha çok tanıyor. Peki ben bu malûmun ilâmını niye yapıyorum? Millete ders vermek mi istiyorum? Hayır, ben yapılan büyük bir yanlışa, büyük bir ayıba dikkat çekmek istiyorum. Saygı Öztürk, Sözcü gazetesinin tarihli nüshasındaki Bayrak Şiiri ne 72 yıl Sonra AKP Sansürü başlıklı yazısında da açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Edebiyatı kitaplarına bazı şairlerin birkaç şiirini daha ilave ederken, Asya nın milletimizle ve albayrağımızla bütünleşmiş bu şiirinden şu bölümü çıkarttırıyor: Sana benim gözümle bakmayanın/ Mezarını kazacağım./ Seni selâmlamadan uçan kuşun/ Yuvasını bozacağım. Bu edebî katliamın sebebi neymiş? Bir milletvekilinin soru önergesine verdiği cevapta Bakan Dinçer diyor ki: Talim ve Terbiye Kurulu nun ders kitapları ile ilgili kararında (seçilen metinler öğrencileri iyiye, güzele, doğruya yöneltmeli, iyi alışkanlıklar kazandırmalıdır) hükmü gereğince ve öğrencilerin bu mısraları yanlış anlayabilecekleri düşüncesiyle bu çıkarmayı yaptık. Sayın Bakan, dört işlem yapmıyoruz, bir edebî eserin katlinden söz ediyoruz. Bu her şeyden önce millî şairimiz Arif Nihat Asya nın manevî hâtırasına bir saygısızlıktır. Sonra milletimize bir saygısızlıktır. Ayrıca İstiklâl Marşı gibi millete malolmuş bir şiiri bu şekilde sansürleyemezsiniz. Haydi siz bir İşletmecisiniz, edebî metinleri yorumlamakta sıkıntı çekebilirsiniz. Fakat Talim ve Terbiye Kurulunun Türkçe-Edebiyat Uzmanları yok mu? Onlar da mı bu şiirin ruhunu kavrayıp bu mısraları parça bütünlüğü içinde yorumlayamıyorlar? Yoksa yorumluyorlar da cesaret edip büyüklerimize söyleyemiyorlar mı? Bayrak, bağımsızlığımızın ve millî varlığımızın sembolüdür. Basit bir bez parçası değildir. Dalga geçmeye, alay edilmeye, hakarete uğramaya, ayaklar altına alınmaya, yırtılmaya hiç gelmez. Eğer bunlara göz yumarsak bizim devletimizden, bağımsızlığımızdan, Türklüğümüzden söz etmek mümkün olmaz. Bunun için, gerekirse bayrak için ölünür. Edebî eserler, diğer düz yazılardan farklıdır, edebî bir dil, üslup ve san atlar kullanılır. Şiirin çıkarılan bölümünde, okuyanda kuvvetli bir iz bırakmak için mübalağa, teşbih ve mecaz san atları yapılmış- 14

16 tır. Burada bayrağımıza, daha doğrusu, bağımsızlığımıza, vatanımıza kastedenler olursa tepkimizin ne kadar büyük olacağı anlatılmaya çalışılmıştır. Burada gocunulacak hiçbir şey yoktur. Yunanlı, İstanbul ve İzmir i de içine alan ülkemizin Batı bölgelerini almayı hedefleyen megalo idea sını, İsrailli, Fırat ve Dicle arasındaki bazı Güney illerimizi hedef alan arz-ı mev ud idealini, Kuzey Irak peşmerge lideri, yakasındaki rozette yer alan Güneydoğu illerimizi de içine alan dört parçalı Büyük Kürdistan idealini, Ermenistan, bayrağında Ararat (Ağrı) dağını simge yaparak Ağrı ya kadar olan Doğu illerimizi topraklarına katma idealini gençlerine aşılarken, bayrağımıza ve onun ifade ettiği ulvî mânaya sahip çıkma şuurunu aşılamayı amaçlayan mısraların çıkarılması, ne kadar büyük bir şuursuzluk değil mi? Fakat, yine de fazla yadırgamamak lâzım. Türklüğü alt kimliklerden biri kabul eden, neredeyse Türkçeyi bile seçmeli dillerden biri haline getirmek isteyen, Andımız dan, Gençliğe Hitabe den rahatsız olan bir zihniyetten daha fazlası beklenmez. Sözlerimizi Bayrak şiirinin gayrımillî düşüncelileri en çok rahatsız eden sonuç bölümündeki mısralarla bitirelim: Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı, Barışın güvercini, savaşın kartalı Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim; Yeryüzünde yer beğen Nereye dikilmek istersen Söyle seni oraya dikeyim. Bayrak şairimiz bizi affet, senin hâtıranı koruyamadık, inşallah bayrağımızı koruyabiliriz. GÖKÇE BALALARDAN BULANIK NAZARLARA Beytullah AVCI Onlar pervasız zamanın uğultulu kumpasında; İki değirmen taşı arasında Un olan buğdayın makus kaderini tescil ettiler Esamesi okunmayan diller gibi. Zehrine kanıp sarhoş oldular, Asaletten mahrum hülyaların. Riyadan libas giyinip Tahtadan kılıçları kuşandılar Yalandan saraylarda taht kurdular İhanetten yana. Rüzgarlara secde ettiler de Yerle bir oldu duruşları. Kurşunladılar mazi kokan tüm bulutları Yelkenleri suya indi menfaatin kıyısında. Süslü bulanık sözün dantelasında Hor gördüler güzelliği. Yağız atları küstürüp mahşere dek Oğuz çadırına kaş çattılar yad gibi. Lanetleyip mukaddes zaferleri Bozgunlara amansızca diz çöktüler. Oysa! Kudretli mazimizden; Buket buket ülküler, Şaha kalkmış destanlar, Paslı hançer makamında ağıtlar, Atalardan yadigar kitabeler Ve Ekmek tuz sunarken biz onlara... 15

17 AKLINA ANACIĞI VE MEMLEKETİ GAZİANTEP DÜŞTÜĞÜNDE Dursun ELMAS Bizim oralarda akrep, yılan çok olurdu, evlerin saçaklarından şapır şapır akrep dökülürdü. Ortaokula gittiğim yıllardaydı, bacağımdan yılan sokmuş, gözlerimden kan akıyor gibi sızlanırken sancısından Feridun Fazıl Tülbentçi nin Kahramanlar Geçiyor adlı kitabını daha önce kaç defa elime tutuşturup Haydi oku bakayım dediğini hatırlayamıyordum bile. O sancılı halimle ben okumaya devam ederken; gözlerini bazen tavana dikiyor bazen de uyuklar gibi yaparak kafasını hafif sallayarak dinlediğini ifade ediyordu. Uyduğunu zannederek biraz da canımın acısından dolayı bir an evvel bitireyim düşüncesiyle okuduğum bölümden bazı satırları atlamak istediğimde fark etmiş, hemen Hişt! Atlamak yok diye azarlamıştı. Bizde Ramazan günleri çok bereketli olurdu. Ama anam için aynı şeyi söylemek zordu. Çünkü Ramazan günlerinde nerdeyse her akşam iftara beş on kişi davet ederdi rahmetli babam. Anacığım babamın akşam eve dönerken nasıl olsa yalnız gelmeyeceğini bildiği için, çok zengin iftar sofrası hazırlamaya çalışırdı. Gaziantep mutfağına ait ne kadar kebap türü, tatlı türü varsa hepsi olurdu sofrada. Anacığım şaşsa yanılsa veya unutsa da, bir eksik olsa babam kıyameti koparır sofrayı altüst ederdi. Benim anam cenneti ilk hak edenlerdendir. Çünkü yıllardır babamın bu zahmet verişlerine karşı kaşını kaldırmamış bir defacık olsun karşılığında acı bir söz söylediğine şahit olmamışımdır. PKK lı teröristlerin Mehmetçiklerimize yönelik saldırılarının en şiddetlilerini yaşadığımız günlerdeydi. Bir gece saat gibi evimizin telefonu çaldı. Heyecanla fırladım yataktan, telefonun öbür ucundaki ses; Necdet bu gece 4 askerimiz daha şehit oldu, siz de hiç mi arlanma utanma yok oğlum! Siz nasıl Türksünüz ki; yataklarınızda rahat rahat uyuyabiliyorsunuz! Yazıklar olsun size! diye paylayan ve yukarıda verdiğim örnek hatıralarıyla anlatmaya çalıştığı bir babanın oğluydu Necdet Sevinç ağabeyimiz. 23 Temmuz 2011günü sabaha karşı babasının yataktan uyarıp Ne uyuyorsunuz? diye haykırdığı saatte kavuştu o cevval yürekli babasına. Yeniçağ Gazetesinde çalışırken baş başa verdiğimizde kimselere pek anlatmadığı hapishane yıllarına ait bazı hatıralarını anlatırdı. Hele Bayrampaşa Cezaevinden bir kış günü başka mahkûmlarla birlikte demir oturaklı askeri araçla elleri ve bacakları birbirlerine bağlı olarak o tipi ve fırtınada saatlerce yol alışlarını, Kastamonu Cezaevinde yer olmaması sebebiyle içeri alınmadıklarını ve sabaha kadar fırtına altında cezaevi avlusunda o demir oturaklı araç içinde soğuktan demir oturaklara yapıştıklarını, öylece sabahı bekletildiklerini, erkenden de Araç ilçesine doğru yola revan oluşlarını anlatırken ben dayanamaz ağlardım. Erzincan ın Tercan cezaevinde tutuklu iken, hiç de beklemediği bir zamanda Zekeriya Beyaz Hoca dan gelen telgraf metninde Necdet, Zeki Hacı İbrahimoğlu tahliye kararını çıkarttı. Yarın tahliye oluyorsun. yazıyordu. Tahliye elbette sevindirici ama Necdet Ağabeyinin İstanbul a dönecek otobüs parası bile yoktu cebinde. Ama olsun nasıl olsa belediye başkanı ülkücü hatta savcı bey de ülkücüydü. Ama sıkıntısını onlara söyleyemedi bir türlü. Çareyi Niksar dan kadim dost Atalay Karahan a ulaşmakta buldu. Atalay kardeşimiz sabahı beklemeden geceden Niksar ın karşısından geçen şark yolundan İran a yük taşıyan TIR lardan birine biner ve Erzincan a ulaşır, Erzincan dan Tercan a vasıl olur. Tahliye işlemleri tamamlanıncaya kadar mahpuslarla birkaç saatini geçirir. Tahliyeden sonra belediye başkanı ve savcı beyin ikramından nasiplenen iki dost Ankara ya kadar gelirler ve Necdet Ağabeyi İstanbul a uğurlayan Atalay Karahan, Tokat a geri döner. Necdet ağabeyim bazen Dursun biz Antep e Tokat tan mı geldik acaba, Tokatlıları çok seviyorum deyişi, sanıyorum ki, sevgili Atalay ın asil davranışlarından hoşnutluğunun bir ifadesiydi. Yıllarca gazetecilik yaptığı halde, ne acıdır ki emekliliği Varlık Film Şirketi nde yönetici olarak çalıştığı yıllarda ödenen SSK primleri sayesindedir. O sebeple film şirketinin sahibi Lokman Kondakçı ya burada çok teşekkür ediyorum. Çünkü şu anda çocuklarına miras bıraktığı evinin taksitle- 16

18 rini buradan aldığı maaşlarla ödemiştir. Söz evden açılmışken çok önem verdiğim bu ev alma meselesine değinmeden geçemeyeceğim. Saygıdeğer ablamız Merkez Bankası nda çalışmaktadır. Banka, çalışanlarını ev sahibi yapmak için uygun ödeme şartıyla kredi imkânı sağlar. Ancak Necdet Sevinç in çalıştığı işten aldığı maaş 100 lira, Sevgi Abla nın maaşı 150 liradır. İkisinin maaşını üs üste koyunca taksit fiyatına ancak denk gelir. Cuma günü saat ye kadar karar vermek mecburiyetleri vardır. Cuma günü gelip dayanmıştır. Cuma Namazına gider. Camide (kendi ifadesiyle) ses tonu duyulacak bir şekilde; Ya Rabbi! Sen halimi biliyorsun her şey sana ayan!..bana yardım et! diye niyazda bulunur. O anda kalbinde sıcak bir yangı hisseder, duam kabul oldu der ve namazını tamamlar. Saat gibi çalıştığı iş yerinin telefonundan Varlık Film şirketinin sahibi Lokman Kondakçı arar ve filim şirketinin başında yönetici olarak görmek istediğini söyler. Necdet Sevinç ıh mıh etse de, o anda aldığı maaşın dört katı bir maaşla işe, yeni işine başlar. Ve Sevgi ablamı arayarak Evet, ev alabiliriz! müjdesini verir. Bununla da kalmaz, bu iş yerinde çalıştığı süre içinde hesabına yatırılan SSK primleri sayesinde emekli olur. Kıymetli okuyucu, Necdet Sevinç hakkında benden önce veya sonra yazan ve yazacak olan gönüldaşlarımın, ağabeylerimin, kardeşlerimin; merhum Necdet ağabeyimizin gazetecilik ve fikrî boyutu ile alakalı daha fazla şeyler yazacaklarını tahmin edebildiğim için, özellikle kendisiyle yüz yüze gelemeyen, tanışma fırsatı bulamayan O nunla aynı masada çay içip sohbet etmek fırsatı yakalayamayan, aynı sofrada kaşık sallamaya erişemeyen o imkânı bulamayan binlerce ülküdaşımızın bilgisi olsun diye ben biraz özel hayatıyla alakalı, çoğunluğu yüreğimde saklı onlarca hatıradan bir kaçını sizlerle paylaşmaya çalıştım. O, öyle bir can, öyle bir yürekti ki; çoktan hak ettiği övgüler karşısında mahcuplaşır adeta yüzü kızarırdı.. O, öyle yüce bir kuldu ki, başkaları gibi çektiklerinden asla yerinmemiş, bilakis yaşadığı ıstıraplar için Acının Tadı demişti. Türk insanın bütün hasletlerini benliğinde toplamış her şeyiyle tam Türk tü. Doğrunun yanında kadife gibi yumuşak, eğriliğin ve haksızlığın karşısında granit kayalar kadar sert ve dik duruşlu idi. Yazı hayatı boyunca hiç kimsenin hatırına yazı kaleme almadı, hep kendi doğrularını yazdı. Kalemini asla ve kat a kimselere yalakalık için kullanmadı. Kalemi de kendisi gibi bir beyefendi idi. Misafirperverdi, evine misafir olduğunuzda kapıyı o açar, elleriyle palto ve ceketinizi çıkarır, ayakkabılarınızı yerleştirir, ayağınıza terlikleri o iliştirirdi. Çıkışınızda dış kapıya kadar uğurlardı. Bu arada haksızlık etmeyelim yaratılmış eşlerin en nazik hanımefendilerinden birisi olan Sevgi Abla mızın asaletini ve asil davranışlarını anlatmaya gücüm yetmez. Yeniçağ da yazdığı günlerde çıkış saatimize yakın bir zamanda eve telefon eder, sevgili yengemize; Doktorum eksiğin gediğin var mı? diye soruşu hep kulağımdadır. Hiç cep telefonu kullanmadı. İşine gidip-gelirken hep toplu ulaşım araçlarını kullanırdı. Çobançeşme- Pazartekke hattını beraber gelir, Topkapı kale içinden farklı otobüslere biner ayrılırdık. Türkiye de en çok kitap ve en büyük arşive sahip olan Muhittin Nalbantoğlu ağabeyimiz kimi zaman sohbetin ortasında girince Bu benim kaynanam derdi Nalbantoğlu na. Bazen de Muhittinnnnnn!!!!!! diye sevgi dolu bir kükrerdi ki, bilgisayarlarının başında işlerini yapan personel hemen ayağa fırlardı Çayı demli içer ve çayın yanında mutlaka bir bardak da soğuk su bulundururdu. Demli çayını yudumlarken Tam bu anlarda aklıma düşüyor diye sigara içtiği zamanlara dönerdi li yılların ilk yarısında, kitapları ve yazılarıyla tanımıştık Necdet Sevinç i. Bizim Anadolu Gazetesi daha sonra Hergün Gazetesi, vazgeçilmezimiz olmuştu. Ülkücüye Notlar isimli kitabını satır satır ezberlemiştik. Allahü Tealaya binlerce şükür ki, fikrî yapılanmamda yüzde yüz etkisi ve katkısı olan bu mümtaz şahsiyetle aynı çatıda olmayı nasip etti bana. Necdet Sevinç li günler benim ömrümün sahici günleridir. Çocuklarım da en az benim kadar severlerdi onu. Çocuklarıma iyi bir eğitimden sonra bırakacağım en büyük mirasım Babalarının bir Necdet Sevinç dostu oluşudur. Sağlığında kendisine armağan olarak kaleme aldığım naçizane şiiri dinlerken adeta mahcubiyetten yüzü kızarır, bir çocuk gibi mahzunlaşırdı. 17

19 OCAĞI TÜRK, ÇELİĞİ TÜRK, SUYU TÜRK Baharı Türkçedir, kışı Türkçedir, Türküleri Türkçe, marşı Türkçedir, Sevdaları Türk çe, düşü Türk çedir, Kâğıdı Türk, kalemi Türk, sözü Türk! Kırk yıldır, bu yolda savaş veriyor, Türkçe düşünüyor, Türk çe görüyor, Nakış nakış, Türk Ülküsü örüyor, İlmeği Türk, deseni Türk, yünü Türk! Türklük dâvâsına gönül vereli Turan a sevdalı o günden beri. Dönmedi bir adım yolundan geri Mayası Türk, hamuru Türk, tuzu Türk! O nu tanıyıp da sevmemek olmaz Dâvâyı, çileyi bilmemek olmaz Türklüğün uğruna ölmemek olmaz Kavgası Türk, sevdası Türk, nazı Türk! El etek öpmeyi hiç tanımadı Zindanlar, sürgünler hiç yıldırmadı Kurşunlar yağdı da hiç aldırmadı Ocağı Türk, çeliği Türk, suyu Türk! Sürgünü istendi altmış seneye Turancı, Türkçüdür, gerici diye Beş yılını verdi taş medreseye Dâvâsı Türk, devası Türk, hazzı Türk! Huy kapmış, ırkının soylu huyundan, Ruhunu kandırmış, Orkun suyundan Nesli Oğuz nesli, Türkmen boyundan, Çiçeği Türk, kovanı Türk, balı Türk! Zalimlere karşı çelik bilekli Mazlumun yanında yufka yürekli Hakka boyun eğen yüce dilekli Hücresi Türk, genleri Türk, kanı Türk! -Büyük dâvâ adamı Necdet Sevinç Ağabeyime- DURSUN ELMAS. (İstanbul, ) 18

20 BAYRAK, TUĞRA, SANCAK Mevhibe SAVAŞ* 1-BAYRAK Bayrak, bir ruhtur. Binlerce yıldan beri elde taşınmış, eve asılmış, mezara dikilmiştir. Avda ve savaşta, ondan yardım dilenilmiştir. Uğur ondadır. Türklerin başlarını bağladıkları, iyi kaderin anahtarı da odur. O, kötülüklere karşı koruyan bir muskadır. Her şeyin tılsımı ondadır. Bayrak, koruyucu bir ruhtur! Ataların ruhları bizi, onun içinden gözler ; sözleri ise dalgalanmalarıyla uçuşan kutlu seslerdir O, bir Zafer tanrısıdır! Bayrak, kutlu ve mübarek bir kişi gibidir. Bir insan gibi kızar, sevinir, kırılır. Düşerse, onu tutanlar da yok olur. Başı göklerdedir. Büyük rüzgârlar, şimşekler ve göğün diğer büyük güçleriyle iç içedir. Başı, aya ve güneşe değer. Bunlar da yetmez. Oğuz Kağan, güneşi bir bayrak yapmak ister. Bayrak! Kökü gibi yerde; başı ise göklerde olan bir varlıktır. Göklerde yayılır, enginleşir, yücelir. Bazen kötü kader, onu da kovalar ve düşer, kırılır! Bayrak ölür mü? Ölmez! Çünkü o Türk milletinin soyunun bir kökü ve sembolüdür. Bundan dolayı, yaşayanlar değil; eski şanlı soylar ile gelecekteki soylarda manalarını bulmaktadır. Bu mana, onun parlak renklerinde yansır. Dalgalanmalarıyla ses verir. Soylar onunla aynı tarladan bitmişler ve yücelmişlerdir. Soyun damgası olmuştur. Türk devletleriyle de yücelmiştir. Böylece aybaşında bir yıldız olmuştur. Bayrağa kurban, binlerce yıldan beri Türklerin değişmez geleneği ve sığınağı olmuştur. Bayrağın ruhunu ve gönlünü doldurmalı ve ona daha yakın olmalıdır. Saçı ile sulamalı ve onu rahat tutmalıdır. Türk devlet ve aile geleneğini, Türk bayrağı ile tuğlarının doğdukları ve geliştikleri bir toprak ve ana rahmi olarak kabul ettik. Bayrak toplulukların malıdır. Toplulukların ruhlarında doğar ve değerini toplulukların ruh ve duygularından alır. Yoksa şimdiye kadar yapıldığı gibi filân padişah bayrağın rengini değiştirdi; şöyle yaptı gibi yeni ihtiyaçlardan dolayı, birçok yeni bayraklar ve flâmalar alınmış ve yapılmıştır. Ancak her zaman Osmanlılarda da baş sancak veya baş alemler, ak ve kırmızı sancaklar olarak kalmışlardır. Halkın belki de binlerce yıldan beri sevdiği ve tuttuğu bazı renkler vardır. Bayrak diye ancak onların peşinden giderler. Savaşlarda onların altında ölürler. Bundan dolayı Türk bayrağı hakkında ilk yazanlardan Miralay Ali Bey i burada rahmetle anmak istiyoruz. O da zaman zaman kırmızı Yörük bayrağı üzerinde duruyordu. Osmanlı ordularındaki Yörük ve Türkmenlerin bu renge, bütün varlıkları ile bağlı olduklarını sık sık söylüyordu. Bazen de çok temiz duygularla Osmanlı padişahlarının, halkın bu duygularına uyduklarını düşünmek istiyordu. Türklerin din inanışları da Türk tuğları ile bayraklarının doğuş ve gelişmesinde ana temeli oluşturmuşlardır. Bayrak ve din, Türklerde başlangıçlardan beri, iç içe girmiş ve iç içe yaşamıştır. Bu gelenek birliği ve kaynaşması Çin de de görülür. Tuğlar Çin de, daha çok ölüm törenleri ile bazı mabet törenlerinin sınırları içinde kalmıştır. Boyları küçüktür. Baston şeklidedir. Bu küçük perçemli bastonları din ve ant törenlerini idare eden ve baş şaman rütbesini taşıyan Türk Şamanlarının da ellerinde görülmüyor değildi. Ancak büyük Türk devletlerinde tuğlar, din, savaş, tuğ gibi üçlü düşünce ve inanış düzeninin potası içinde erimiş ve birleşmiştir. Bu üçünü birbirinden ayrı düşünebilmek mümkün değildir. Devlet ve orduda bu düşünce potasını çevreleyen ve pratik hayata uygulayan, birer düzen hâlinde görülmüşlerdi. Bundan dolayı Türklerde devlet, topluluk ve aile içinde vazgeçilmez bir din, bir gelenek, bir sosyal vazife olarak binlerce yıldan beri uygulana gelmiştir. Bayrak ve tuğ için yapılan törenler, aile ve Türk topluluklarında, daha çok bir din gereğini yerine getirme, bir uğur bulma arayışı veya mistik ihtiyaçları doyurma amacına yöneliyordu. bayrak merasiminin ise daha yüce ve daha büyük emellere yöneldiği görülüyordu: Savaş ilânı, tuğ veya bayrak merasimi ile başlıyordu. Tuğ ve bayrağa saçı veya kurban sunma ile geleneklere bağlı çeşitli törenlerden sonra savaş andı yapılmış oluyordu. Bundan sonra artık savaş hazırlıkları yapılıyor ve akına çıkılıyordu. Osmanlı Devletinde de bu gelenekler değişmiyordu. Bu törenleri İslâm gelenekleri içinde bulabilmek çok zordur. Zaten aramak da gereksizdir. (1) Bayrak ve bayrağın Türk milleti üzerindeki etkileri hakkındaki ön bilgilerden sonra bayrak kelimesinin kökeni hakkında durmak yerinde olacaktır. Bayrak; elamanlarının berraklığı ve gövdeleşmesindeki *Okutman. Ç.Ü. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler,

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Azıcık duyarlılık, birazcık özveri! düşüncesiyle 10-16 Mayıs Engelliler Haftasında; farklılıklarımızı değil bizi

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a 100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a ayrıldı. İki önemli tarih, iki önemli şehir bu gezide buluştu.

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR 2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR Elazığ İl Müftülüğü Aile İrşat ve Dinî Rehberlik Bürosu görevlilerinden İl

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN. www.odemisto.org.tr. Kurban Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar; sağlık, mutluluk ve. esenlikler dileriz.

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN. www.odemisto.org.tr. Kurban Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar; sağlık, mutluluk ve. esenlikler dileriz. Kutlu Olsun 5 www..com www.yerelgrup.com www.yerelajans.net ÖDEMİŞ TİCARET ODASI ı en içten dileklerimizle kutlar; sağlık, mutluluk ve www.odemisto.org.tr Üçeylül Mah. Gençlik Cad. No:2 Ödemiş İZMİR 35760

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf Değerli Dostlarımız, ilkyar faaliyet raporları 7 Martta İstanbul da 21 Martta Ankara da sunuldu. Ekte kısa bir özet raporu bilanço ve gelir gider tablolarını bilgilerinize sunuyoruz... Bütün bağışlarınızın

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Doğru cevaplarla açıklama Puanlar Ödevler Kontrol eden görevlinin notları. yetenek amaçlarından. I. EDEBİYET ( test 1)

Doğru cevaplarla açıklama Puanlar Ödevler Kontrol eden görevlinin notları. yetenek amaçlarından. I. EDEBİYET ( test 1) CEVAP ANAHTARI (Test 1) - Sorulara verilen cevaplar elektronik yoldan değerlendirilecektir. - Açık tip sorulardaki cevaplar, cevap anahtarında verilen cevaplara yakın olanlar ya da testi kontrol eden görevliler

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz Zehra Aydüz, 1971 de Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DURANKAYA BELDESİ CUMHURİYET YATILI BÖLGE ORTAOKULU 29 EKİM CIMHURİYET BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DURANKAYA BELDESİ CUMHURİYET YATILI BÖLGE ORTAOKULU 29 EKİM CIMHURİYET BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DURANKAYA BELDESİ CUMHURİYET YATILI BÖLGE ORTAOKULU 29 EKİM CIMHURİYET BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI K.S: Sayın Okul Müdürüm, kıymetli öğretmenlerim, değerli konuklar ve sevgili

Detaylı

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA Değerli Üsküdarlılar; Çanakkale Zaferi, hem dünya tarihi açısından, hem de milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Mehmetçik burada, tarihe sığmayacak bir kahramanlık

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez DESTANLAR VE MASALLAR Masal samed Behrengi Küçük Kara Balık Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez Yayın

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

İstanbul Erkek Liseliler Derneği Aylık Bülteni

İstanbul Erkek Liseliler Derneği Aylık Bülteni Aylık Bülteni Mayıs 2013 Sevgili Sarı Siyahlılar, 28 Mayıs'tan beri Türkiye ciddi bir toplumsal hareketlenme yaşamaktadır. Gezi Parkı'nda barışçıl şekilde başlayan protestolar orantısız bir güçle bastırılmaya

Detaylı

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ Seyir Defteri Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 10. YIL ÖZEL SAYISI 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ GÖNÜL DOSTLARIMIZ SUMMA A.Ş. AKIN GÖKYAY

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ

29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ 29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ 29 EKİM YAŞASIN CUMHURİYET Cumhuriyet Bayramı Geldi bize ne mutlu! Bayraklarla donattık, Güzel okulumuzu. Sokaklarda, evlerde, Al bayrak dalgalanır. Onun o al rengini,

Detaylı

2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ

2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ 2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ 1. Alp Er Tunga öldi mü Issız ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur

Detaylı

Mahmut ÇELİKCAN Fatma EVCİMİK Sayim FERSAK Meclis Başkanı Meclis Katibi Meclis Katibi Belediye Başkanı

Mahmut ÇELİKCAN Fatma EVCİMİK Sayim FERSAK Meclis Başkanı Meclis Katibi Meclis Katibi Belediye Başkanı TOPLANTI TARİHİ : 01.10.2014 TOPLANTI GÜN VE SAAT :ÇARŞAMBA 17.00'de KATILANLAR : 38 KATILMAYANLAR : - MAZERETLİ : - Belediye Meclisinin 01 EKİM ÇARŞAMBA günü saat 17.00 de olağan olarak yapılan toplantısında

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım,

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım, KINALI HASAN Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Mustafa Kemal Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen 2012-2013 Cemil Meriç Yılı etkinlikleri kapanış töreni Hatay Kültür Merkezi nde geniş

Detaylı

ERSOY ve. Bakıslar. Genc. Mehmet Akif. İstiklal Marşı na. Sempozyumu 1 2-1 3 M a r t 2 0 1 1 / B A R T I N. İstiklal Marşı nın Kabulünün

ERSOY ve. Bakıslar. Genc. Mehmet Akif. İstiklal Marşı na. Sempozyumu 1 2-1 3 M a r t 2 0 1 1 / B A R T I N. İstiklal Marşı nın Kabulünün İ B A R T I N Ü N İ V E R S İ T E S BARTIN ÜNİVERSİTESİ İstiklal Marşı nın 90 Kabulünün Yılında Mehmet Akif ERSOY ve İstiklal Marşı na Genc Bakıslar Ulusal Öğrenci Sempozyumu 1 2-1 3 M a r t 2 0 1 1 /

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI DEĞERLER EĞİTİMİ MART AYI KONUSU: KONUŞMA VE DİNLEME ADABI ÇANAKKALE VE VATAN SEVGİSİ UYGULAMA KOORDİNATÖR OKULU: K A R TA L E S E N T E P E A N A O K U L U Merhaba ; Her şeyden önce, Ulu Önder Atatürk

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Makamınız için en iyi ATATÜRK portreleri YETKİLİ TEDARİK FİRMASI

Makamınız için en iyi ATATÜRK portreleri YETKİLİ TEDARİK FİRMASI Makamınız için en iyi ATATÜRK portreleri YETKİLİ TEDARİK FİRMASI C umhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ün her zaman en kaliteli fotoğraflarından oluşan arşivimizi, en gelişmiş baskı teknikleri

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan.

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan. 23 nisan şiirleri, 23 nisan ile ilgili şiirler, çocuk bayramı şiirleri, ulusal egemenlik şiirleri, 23 nisan, şiirler, 23 nisan şiirleri, ulusal egemenlik ve çocuk bayramı, en güzel 23 nisan şiirleri, 23

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

MEMUR-SEN KONFEDERASYONU SAĞLIK-SEN AKDENİZ GAZETESİ

MEMUR-SEN KONFEDERASYONU SAĞLIK-SEN AKDENİZ GAZETESİ SAYI : KONU : Gazete İlanı../.. 2014 AKDENİZ GAZETESİ Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikamızın () Osmaniye şubesi 3 Olağan Şube Genel Kurul Toplantısı çoğunluk sağlandığı takdirde 28/09/2014tarihinde

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

KIRMIZI KANATLI KARTAL

KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir 1. basım Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın

Detaylı

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü On5yirmi5.com Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü İki kol ve iki bacak nakli yaptığı Sevket Çavdır hayatını kaybedince suçlanan Doç. Dr. Nasır, o günü anlattı. Yayın Tarihi : 29 Mart 2012 Perşembe (oluşturma

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı