Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşmasının Az Gelişmiş Ülkeler Üzerindeki Etkisi ve Devletin Rolü

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşmasının Az Gelişmiş Ülkeler Üzerindeki Etkisi ve Devletin Rolü"

Transkript

1 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşmasının Az Gelişmiş Ülkeler Üzerindeki Etkisi ve Devletin Rolü Serpil Karlıdağ * Özet: Bu makalenin amacı, TRIPS Anlaşmasının az gelişmiş ülkeler üzerindeki etkisini biyoçeşitlilik çerçevesinde incelemektir. Uluslararası Anlaşmalar biyoçeşitlilik alanında düzenlemede bulunurken, genetik kaynaklara erişmekte ve mülkleştirmekte bir rejim oluşturmaktadırlar. Alanda tek bir biyoçeşitlilik düzenlemesi olmadığından, değişik çıkarlara sahip farklı aktörler ve güç odakları rekabet içerisinde bulunmaktadır. Bu ortamda devletin rolü önemli olmaktadır. Ulus devletler kendi sermayelerini ve ortaklarını desteklerken yabancı sermayeyi de çekme çabası içindedirler. Ancak devlet, türdeş bir yapı göstermemekte ve farklı kurumları farklı düzenlemelerle ilgilenmektedir. TRIPS Anlaşması, hiyerarşide başta gelirken diğer biyoçeşitlilik düzenlemeleriyle çatışmaktadır. Tüm bu sorunlar, çelişkiler bağlamında az gelişmiş ülkelere bakıldığında, biyoçeşitlilik alanında post fordist dönüşümün gerçekleştiği görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Biyoçeşitlilik, post-fordist birikim, düzenleme rejimi, TRIPS, az gelişmiş ülkeler. Patenting Nature: The Effects of the TRIPS Agreement on Underdeveloped Countries and The Role of The State Abstract: The aim of this article to analyze the effect of the TRIPS Agreement on developing countries in the context of biodiversity politics. While international agreements regulate the biodiversity field, they are establishing a regime to access genetic resources and appropriation. As there is not only one regulation on biodiversity, different actors with divergent interests and power resources are contested. In this contested field the nation state plays a significant role. As nation states support their national capital and participants, they also try to attract foreign capital to their own territories. However state apparatuses are not homogenous themselves and their different institutions are interested in different regulations. At the helm of the hierarchy, the TRIPS Agreement conflicts with the other biodiversity regulations. When these problems and contradictions are evaluated, it is seen that post Fordist transformation in the biodiversity field has been realized. Key Words: Biodiversity, post-fordist accumulation, regulation regime, TRIPS, underdeveloped countries. * Dr., Başkent Üniversitesi. Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 Mart 2010, s

2 124 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 DOĞANIN PATENTLENMESĐ : TRIPS ANLAŞMASININ AZ GELĐŞMĐŞ ÜLKELER ÜZERĐNDEKĐ ETKĐSĐ VE DEVLETĐN ROLÜ Çoğu az gelişmiş ülke Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması na (Trade Related Aspects of Intellectual Property Rights/TRIPS) (www.wto.org) uygun olarak yeni bitki çeşitlerini patent ya da patent benzeri araçlarla koruma altına alırken, bu alandaki tartışmalar hem kendi ülkelerinde, hem de uluslararası alanlarda siyasal, ekonomik, etik ve teknik boyutlarda sürmektedir. Tartışmalar ağırlıklı olarak, Batı ya has bir sistem olan fikri mülkiyet haklarının, özellikle de patentlerin TRIPS Anlaşmasıyla birlikte daha sıkı hale getirilip yaşamın hemen her alanına uygulanabilir olması sonucunda, gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki eşitsizliğin daha da arttığı ve geleneksel toplumlardaki ilişkilerle birlikte ortak mülkiyet anlayışının da değiştiği yönündedir. Bu bağlamda binlerce yıl boyunca geleneksel toplulukların, çiftçilerin geliştirmiş olduğu üretim bilgileri metalaştırılırken, tohumların yeniden kullanımı ve serbestçe değişiminin engellenmesi endişeyle karşılanmaktadır. Çünkü, bitki çeşitleri ve genetik kaynaklar, toplumların kendilerini yeniden üretmelerinde, bir anlamda ülkelerin kendi güvenlikleri konusunda büyük rol oynamaktadır. Başka bir ifadeyle, her çeşit bitki, hayvan ve mikroorganizmanın kendi genetik gelişmesine bağlı olarak, gerek kendi türleri içinde gerekse birbirleriyle oluşturdukları farklılıkların bütünü olan biyoçeşitlilik, insan yaşamı da dahil olmak üzere tüm canlıların yaşamlarını sürdürmesinde önemli işlevlerde bulunmaktadır. Nitekim biyoçeşitlilik açısından zengin kaynaklara sahip olan ve Güney olarak adlandırılan az gelişmiş olan ülkeler, bu kaynakları beslenmelerinin yanı sıra tedavileri için de kullanmaktadırlar. Zengin kaynakların nasıl kullanılacağı bilgisi yerel halk tarafından binlerce yıl içerisinde geliştirilirken söz konusu bilgiler kendi aralarında serbestçe değiştirilebilmiş ve açlığa, hastalıklara karşı güvence oluşturmuştur. Güney in zenginliğini kullanarak ürün geliştirmek isteyen gelişmiş Kuzey in eczacılık, tarımsal endüstriyel ve kimyasal endüstrileri gibi güçlü aktörleri de bu bilgilere, kaynaklara erişmek ve kontrol altında tutmak amacıyla, fikri mülkiyet haklarını yaşam alanlarına uzatmışlar ve küresel ölçekte uygulamaya koymuşlardır. Dünya Ticaret Örgütü ne (DTÖ; World Trade Organization / WTO) üye olan ve küresel ticaretin dışında kalmak istemeyen tüm ülkelerin kabul etmesi gereken TRIPS anlaşması, asgari düzeyde de olsa fikri mülkiyet haklarının ulusal yasalara dahil edilmesi zorunluluğunu getirirken, ülkeler cezai yaptırımları da içeren daha sıkı fikri mülkiyet yasalarını oluşturup, uygulamaya koyarak bu zorunluluğa yanıt vermişlerdir. Temelde, teknolojik gelişmeyi teşvik ederek daha fazla endüstriyel ve ticari büyüme amacını taşıyan patentler ve faydalı modeller toplumun yeniliklere erişimini sağlarken, buluşçusuna da devlet eliyle belirli bir süre için tekel hakkı

3 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 125 vermektedir. Ulus temelli endüstriyel Fordist birikim rejiminden 1 bilgi ağırlıklı küresel enformasyon ekonomisine dayalı Post Fordist birikim rejimine geçişle birlikte büyük uygulama alanı bulunan fikri mülkiyet haklarının kapsamı gittikçe genişlemiş ve uygulama süreleri uzamıştır. Özde, yirminci yüzyılın sonunda ortaya çıkan sayısal teknoloji ve biyoteknoloji gibi en önemli iki teknolojinin sahipliği ve denetimi güçlü küresel fikri mülkiyet haklarıyla sağlanırken, fikri mülkiyet hakları korumasına gerek bulunmayan doğal alanlar da sermayenin sürekli genişleme mantığına uygun olarak patentlenmeye başlanmıştır. Görg ve Brand e (2003: 266) göre, toplumsal ilişkilerin doğayla olan dönüşümü Post - Fordist yeniden yapılanmanın ana öğesi olurken, devletin de var olan işlevleri gittikçe artmaktadır. Çünkü, ilk bakışta doğanın mülkleştirilmesinde ekonomik ve teknolojik dinamikler önemli görülse de, ekonomik süreçler devlet tarafından çıkarılan yasalar yoluyla siyasal kurumlara dahil edilmektedir. Bir başka deyişle biyoçeşitliliğin valorizasyonu devlet tarafından oluşturulmaktadır. Biyolojik çeşitliliğin önemi, büyük miktarlardaki fosil ya da doğal kaynaklar olmaktan çok, yeni ürün gelişiminde kullanılabilecek olan genetik bilgi içermesindendir. Bu bilgi yeni teknolojik yöntemler geliştirmeden ve bilimsel araştırma ve süreçleri olmadan büyük bir ekonomik değer ifade etmemektedir. Ancak biyoçeşitliliğin ekonomik olarak değer kazandırılması sürecinin her aşamasında farklı aktörler ve çıkarları ortaya çıkmaktadır. Ulusal yasaların uyumunu talep eden farklı uluslararası örgütler ve anlaşmaları arasında hiyerarşi ve çelişkiler bulunurken devlet aygının kendi içerisinde de farklı güç ilişkileri bulunmaktadır (Görg - Brand, 2003: ). Bu nedenle biyoçeşitllik ve doğayla ilgili politikaların, daha geniş ve kapsamlı bir biçimde incelenmesini sağlayacak bir ekonomi politik çerçevede ele alınması uygun bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu makalenin amacı, biyoçeşitlilik ve doğa konularını, sadece çevre ve tarım politikaları ya da piyasaya indirgenen bir ekonomik bakış açısı yerine, siyasal ve yasal düzenlemeleri, teknik stratejileri ve sosyo-kültürel değerlendirmeleri de içeren düzenleme okulu açısından ele alarak tartışmalara katkıda bu- 1 Fordist ve post-fordist birikim rejimleri, kapitalizmin geçirdiği krizler sonucunda kendisini yeniden üretebilmesi için geçirdiği faz değişiklikleri olarak algılanmaktadır. Đlk kez Henri Ford un 1914 yılında hareketli montaj hattını kurmasıyla başlayan kitlesel üretim, asıl etkisini II. Dünya Savaşı sonrası göstermiştir. Mekanik hale getirilmiş emek gücünün yeniden üretiminin toplumsal maliyetinin uzun dönemde düşmesiyle, sermaye birikimi için bir kapasite yaratılmıştır. Standartlaştırılmış ürünlerin kitle tüketimiyle kontrolü halkla ilişkiler, reklam ve pazarlama faaliyetleri ile yapılmıştır. Ancak 1960 ların sonlarında Fordist üretim tarzının yarattığı verimlilik artışının sınırlarına gelinmesiyle, bir anlamda Fordizmin krize girmesiyle post-fordist üretim tarzı olarak nitelenen politikalar uygulanmaya konulmuştur. Bilginin hem ürün hem de üretim faktörü olarak üretim sürecinde kilit konuma gelmesinin yanı sıra hizmetler sektörünün de önem kazanması üretim tarzında büyük değişikliklere yol açmıştır. Üretimle birlikte, tüketim kalıpları, örgütlenme ve devletin işlevleri yeniden tanımlanırken, toplumların siyasal, toplumsal ve kültürel normlarında da büyük dönüşümler yaşanmaktadır. Aglietta tarafından kurulan Düzenleme Okulu Fordizm ve post-fordizmin geniş bir bakış açısıyla incelenmesine olanak sağlamaktadır. Büyük ilgi gören Düzenleme Okulu yayıldıkça çeşitlenip, geniş bir literatür oluşturmuştur. Bob Jessop bu konuda yaptığı yorumlar ve yazdığı eserler ile öne çıkan bir isim olmuştur.

4 126 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 lunmaktır. Aglietta nın kurucusu olduğu ve biçimlendirdiği bu okul, tarihsel bir süreç içerisinde kapitalist gelişmenin analizini yaparken, ekonomiyi kendi bağlamında anlamlandırmanın yanında toplumsal ilişkiler bütünü olarak da değerlendirmektedir. Bunun için, makalede; ilk önce küreselleşme ve teknolojik değişim ile yeni bir tarz alan kapitalist gelişme ele alınacak ve daha sonra bu bağlamda gerçekleşen biyoçeşitlilik alanındaki dönüşümler az gelişmiş ülkeler ve Türkiye açısından incelenerek değerlendirilecektir. KÜRESELLEŞME VE DEVLETĐN DEĞĐŞEN ROLÜ Yeni bir birikim rejimi olan post-fordist süreçte, üretimle birlikte toplumun ve önceliklerinin çok çeşitli kanallarında yaşanan dönüşümler, içinde bulunduğumuz küreselleşme olgusunun da önemli bir dayanağını oluşturmaktadır. Küreselleşmenin tanımı, uygulamaları ve politikaları konusunda bir uzlaşma bulunmamakla birlikte, çoğunlukla bütünleşmiş bir dünya ekonomisinden bahsedilmektedir. Yeni iletişim teknolojilerinin mekan ve zaman farklılıklarını kaldıracak bir hızda gelişmesi piyasalar ve ekonomiler arasındaki işlemlerin anında gerçekleştirilmesine yol açmıştır. Sermaye de böylece, ulusal sınırların arasında büyük bir hızlılıkla hareket edebilirken, dünyanın her köşesine yayılarak kârını ençoklaştırma olanağı bulabilmektedir. Küreselleşme, az gelişmiş olan ülkelere bir fırsat olarak sunulurken yeni koşullara uymalarını sağlayacak düzenlemeler de oluşturulmuştur. Bir anlamda, Fordizmin bunalımına karşı yeniden yapılanan ve yeni birikim rejimine geçen kapitalizm, beraberinde yeni düzenleme 2 biçimini de getirmiştir. Post - Fordist birikim rejiminde ortaya çıkan küresel tekelci düzenleme, ulusal yapıların ötesinde, uluslararası düzeyde olmuş (Aslan, 2005: 113) ve serbestleştirme, özelleştirme, deregülasyon politikalarıyla yayılmıştır. Amaç sermayenin hiçbir engelle karşılaşmadan kâr oranını artırabilmesidir. Gelişmiş ülkeler ulus ötesi şirketlerin az gelişmiş ülkelerin piyasalarına kolaylıkla girebilmeleri için ikili ve çok taraflı anlaşmalar yaparken uluslararası örgütler de küresel tekellerin kullanacağı alt yapıyı hazırlamıştır (Aslan, 2005: ). IMF istikrar önlemlerini içeren stand by, Dünya Bankası yapısal uyarlama anlaşmalarıyla bu alt yapıyı oluştururken DTÖ de hizmetlerin serbestleştirilmesi (General Agreement on Trade in Services / GATS), fikri mülkiyet hakları (TRIPS) ve ticaretle ilgili yatırım tedbirleri anlaşması (The Agreement on Trade Related Investment Measures / TRIMS) ile küreselleşmenin temel aktörü durumunda olmuştur. Birbirine paralel politikaları öneren IMF ve Dünya Bankası düzenlemeleri az gelişmiş ülkelerin ekonomilerini ulus ötesi şirketlere açarken, küreselleşme de dünya ile bütünleşme, ulus ötesi kalkınma, modern dünyanın değerlerine bağlanma ve demokratikleşme olarak yüceltilmiştir (Ayman Güler, 2005: 2 Fordizmin düzenleme biçimi refah devleti olurken, Keynezyen politikalar başta talebin yönetimi ve istihdam olmak üzere kapalı ekonomideki ulus devletin denetimini artırmıştır (Dulupçu, 2005 ).

5 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması ). Yine dünya çapında piyasa rasyonelliğine ve kurallarına uyum göstermek demokrasi ve demokratikleşme olarak nitelendirilirken, IMF ve Dünya Bankası projelerini gerçekleştirecek reformlar için toplumsal bir uzlaşmaya gerek görülmemiştir (Ayman Güler, 2005: ). Reformlar az gelişmiş ülkelerin finans ve sermaye piyasalarının bütünleşmesi ve yasal düzenlemelerden muaf tutulmasını sağlamıştır. Böylece uluslararası sermaye ve para akışı hızlanırken, doğrudan yabancı yatırım ve teknoloji transferi üzerindeki engeller azalmıştır. Küreselleşme telekomünikasyon ve hava yolları gibi iletişim ve ulaşım alanındaki ulusal tekellerin gücünün azalmasına da yol açmıştır. Bir anlamda piyasalar serbestleştikçe ve devlet müdahalesi azaldıkça ulus-devletin kurumları gittikçe zayıflamakta ve yerlerini özel kuruluşlar özellikle de ulus ötesi firmalar ve onların kuralları almaktadır. Yapısal uyarlama reformlarının etkisinin en açık görüldüğü alanlardan birisi olan tarımda da, devletin pek çok işlevi yok edilmiş, serbestleşmenin tohumculuk alanında da etkin olmasıyla birlikte, tohum üretimi, denetimi, dışalımı ve dışsatımı konularına özel sektörün girmesi sağlanmıştır. Temelde küreselleşmeyi anlamakta düzenlemeler önemli olurken, bu kurumsal düzenlemelerin demokratik gereksinmelere ve günümüz toplumumuzun sorunlarına hangi düzeyde uygun olduğu; yine bu düzenlemelerin sosyoekonomik reformlar da dahil olmak üzere farklı düzeylerdeki toplumsal sorunlara ve refah devletinin dönüşümü için nasıl bir manevra alanı sağladığı sorgulanmaktadır (Görg - Brand, 2003: ). Gerek hizmetler sektörünün GATT içerisine dahil edilmesi, 3 gerekse TRIPS Anlaşmasının az gelişmiş ülkelere kabul ettirilmesi demokratik çerçeveler içerisinde olmazken amaç sermaye birikiminin sağlanması olmuştur. Ulusal devletler de bu birikim sürecinin bir parçası olarak dış ekonomik güçler ve yurt içi ekonomi arasında tampon olmaktan çıkarak kürsel ekonominin zorunluluklarına uyarlı kalmaktadır. Böylece bir düzenleme biçimi olarak devlet, içinde bulunduğu birikim rejiminin koşullarına göre yeni işlevler ve yapılar kazanmaktadır (Aslan, 2005: 7). Küreselleşmeyle birlikte, sürekli olarak ulus devletin gücünün zayıflatıldığı ve işlevlerinin sınırlandığı söylenmektedir. Bunun nedeni ekonomik alanda doğrudan üretici, dağıtımcı ve düzenleyici olan devletin bu işlevlerini piyasaya devrederken, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi toplumsal nitelikli sağladığı hizmetleri de piyasa mekanizmasına bırakması olmuştur. Ancak piyasadaki ilişkilerin güvenceye alınması ve birikim rejiminin yeniden üretilmesi için devletin düzenlemelerine gerek bulunmaktadır. Nitekim ulus devlet mülkiyet ilişkileri, karmaşık sözleşmelerin yapılabilmesi ve hassas mali işlemlerin sürdürülebilmesi için zorunlu olan istikrar ve öngörülebilirliği sağlamakta ve onun yerini hiçbir ulus ötesi şirket ya da uluslararası örgütün alamayacağı düşünülmektedir 3 Hizmetler sektörünün GATT çerçevesinde alınması isteğine karşı az gelişmiş ülkelerin direnmesi için bk. Geray, 2003:

6 128 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 (Meiksins, 2003: 32). Yine Meiksins in (2003: 157) ifadesiyle devlet sermaye birikiminin koşullarının yaratılması ve sürdürülmesindeki hayati rolü oynamaya devam etmektedir. Dolayısıyla küreselleşme ve uluslararası güçler ulus devletlerin ekonomik haklarını aşındırıyor görülse de dünya hâlâ devletlerin dünyasıdır. Ancak işlevleri değişmiştir. Yeniden yapılanan ulus devlet, sermayenin gereklerine göre biçimlenmiştir. Böylece, Fordist dönemde refah devleti görevini yüklenen ve hem üretici, hem yatırımcı, hem de düzenleyici niteliği olan devlet, artık bu görevlerini bırakarak toplumsal gelir dağılımını sermaye lehine düzenleyecek biçimde işlevini sürdürecektir (Yeldan, 2003: 466). Ayrıca, yeni birikim rejiminde kitlesel üretimde bulunma zorunluluğunun kalkmasıyla, kitlesel tüketicilerin yaratılması, dolayısıyla devletin talebi yönetme görevine de gerek bulunmamaktadır. Onun yerine devlet büyük bir hızla değişen teknolojinin takibi için firmaları destekleme görevini üstlenmiştir. Yüksek teknolojinin neden olduğu maliyetlere tek bir firmanın katlanamaması, diğer firmaların ya da devletin işbirliğini gerekli kılmaktadır. Böyle bir işbirliğini ve ulusal sermayeyi destekleyen devlet, dışsatımı da teşvik ederek kitlesel ulusal tüketiciler yerine küresel piyasalardan pay alma çabasındadır (Dulupçu, 2003: 52-62). Nitekim ulus devletler kendi ulusal ekonomilerini ve düzenlemelerini küresel mali sistem ve piyasalarla uyumlulaştırabilmek için tüm yeteneklerini kullanmaktadırlar. Küresel uyumu sağlamanın yanında küresel yatırımları da çekmek isteyen ulus devletler dışa açılmakta ve birbirleriyle rekabet içerisinde olmaktadırlar. Jessop ve Hirsh in ulusal rekabetçi devlet olarak nitelediği post-fordist devlet, dönüşüm sürecinde etkin ve çeşitli roller üstlenmektedir (Brand - Görg, 2003: 223). Devlet aygıtları neo-liberal çıkarlara karşı daha geçirgen olabilecek biçimde yapılanırken, iç hiyerarşi de bu çıkarlara daha duyarlı olmaktadır. Ulus devlet pek çok biçimde dış egemenliği dış güçlere devrederken uluslararası yapılar ve süreçler de yoğun biçimde ulusal ölçütlere bağlı kalmıştır. Özellikle tüm toplumu ilgilendiren biyoçeşitlilik ve çevre konularında yerel bakış açıları ve yerel bilgiler göz önünde bulundurulmadan küresel stratejiler sürdürülememektedir. Dolayısıyla devlet, ulusal ve uluslararası çeşitli hegemonik güçlerin kendi çıkarını genelleştirmek için çatıştığı alanın merkezinde bulunmaktadır. Bu çeşitli grupların devlet üzerindeki etkisi farklı olurken, devlet aygıtının kendisi de türdeş bir yapı göstermemekte ve bir hiyerarşi içerisinde bulunmaktadır. Bu açıdan, çeşitli politikaların ve anlaşmaların bulunduğu biyoçeşitlilik konusuna bakıldığında, devletin genetik kaynakların değerlendirilmesinde istikrarlı ortamı sağlaması beklenmektedir. Temelde, istikrardan amaç, genetik kaynaklara etkin erişimle birlikte devletin, fikri mülkiyet haklarını, dolayısıyla- sermaye birikimini güvenceye almasıdır.

7 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 129 TRIPS VE DĐĞER ULUSLARARASI BĐYOÇEŞĐTLĐLĐK DÜZENLEMELERĐ Biyoçeşitlilik konusunda, genetik kaynaklara erişim, mülkleştirme, çeşitliliğin korunması, fikri mülkiyet hakları, yerel halkın bilgisi ve haklarının korunması gibi sorunlarla ilgili farklı düzenlemeler bulunmaktadır. Ulus ötesi şirketlerin, az gelişmiş ülkelerdeki biyoçeşitlilik kaynaklarının denetimini kolaylaştıran TRIPS anlaşmasının yanı sıra dünyanın biyoçeşitliliğini koruyarak, gelecek kuşakların çoğalmasını, bir anlamda sürdürebilir kalkınma kavramını içeren Biyoçeşitlilik Üzerine Sözleşme (Convention on Biological Diversity/CBD) ile bitki genetik kaynaklarının insanlığın ortak mirası olduğu anlayışını uluslararası arenaya taşıyan Gıda ve Tarım Örgütü ne (Food and Agriculture Organization/FAO) bağlı Bitki Genetik Kaynakları Üzerindeki Yükümlülük Anlaşması (International Undertaking on Plant Genetic Resources/IUPGR) birbiriyle çelişmekte ve farklı devlet organları tarafından dikkate alınmaktadır. Ülkeler üzerinde bağlayıcılığı olmayan IUPGR, 1983 yılında ortak miras anlayışını ıslah edilmiş elit ürünlere de genişletmek isteyince, ABD tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Yedi yıl süren müzakerelerden sonra, FAO tarafından benimsenen Bitki Genetik Kaynakları üzerine Uluslararası Anlaşması (International Treaty on Plant Genetic Resources for Food and Agriculture), ülkelerin genetik kaynaklar üzerindeki egemenlik haklarını tanırken, çiftçilerin tohumlarını saklamalarına, karşılıklı olarak değiştirmelerine ve satmalarına olanak vermektedir. Daha sonra Uruguay Toplantıları sonunda ortaya çıkan TRIPS Anlaşması, bu düzenlemeler içerisinde en güçlüsü olurken az gelişmiş ülkelerin fikri mülkiyet hakları rejimlerinde büyük değişikliklere yol açmıştır. Anlaşma, çiftçilerin haklarının yanı sıra geleneksel bilgilere sahip olan yerel toplumlara gerekli önemi vermemekte ve kamuya ait olan alanların patent ya da patent benzeri araçlarla mülkleştirilmesini sağlamaktadır. Bitki genetik kaynaklarına insanlığın ortak mirası anlayışıyla erişen ve buradan aldıkları hammadde ile hammadde bilgilerini daha sonra geliştirerek patentleyen ve gelir elde eden gelişmiş ülke şirketlerine karşı, az gelişmiş ülkeler harekete geçmişler ve uluslararası sivil toplum örgütleriyle birlikte çeşitli eylemlerde bulunmuşlardır. Bu eylemlerin sonucunda Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından oluşturulan CBD, bu ülkelerin kendi bitki genetik kaynakları üzerindeki egemenliklerini kabul ederken, bir anlamda IUPGR nin daha ayrıntılı ve daha açık ifadeli biçimi olmuştur. Sözleşme genetik kaynaklardan elde edilen ürünlerin patentlenmesi sonucunda elde edilen kârın paylaşılmasını da önermektedir. Aslında bitki çeşitlerinin korunmasında yerel toplulukların önemini kabul eden ilk uluslararası sözleşme olan CBD, üçüncü tarafların yerli ve yerel toplulukların yıllar içerisinde geliştirmiş oldukları bilgi, uygulama ve yeniliklere saygılı olmalarını istemektedir. Yine elit olarak adlandırılan ve Batılı biçimde geliştirilen ya da ıslah edilen ürünlere ve bitki çeşitlerine patent verilme-

8 130 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 sine karşı çıkan maddeler içererek, eşitsizlikleri önlemeye çalışmaktadır. Sözleşme ulusal hükümetlere yerel bilgilerini ve genetik kaynaklarını koruma yükümlülüğünü vermekle birlikte, onların gelişmiş ülkeler ve ulus ötesi şirketleriyle birlikte bu sorumlulukları aşmak istediklerinin bilincinde olduğu için, biyoçeşitliliğin korunmasını özellikle cesaretlendirmiş ve bu konudaki uygulamayı sağlamak için, ulusal hükümetlerin gerekli yasal ve idari önlemlerini almasını talep etmiştir (Onwuekve, 2004: 145). Bu olumlu noktalara karşın, Sözleşmeyle ilgili bazı eksik ya da yetersiz alanların bulunduğu da vurgulanmaktadır. Örneğin, teknoloji transferini ele alan 16. madde, biyoteknoloji konusunda zengin olan Kuzey ülkelerinden biyogenetik kaynakları zengin olan Güney ülkelere teknoloji aktarımı yapılırken, etkin ve yeterli fikri mülkiyet haklarına uyulmasını talep etmektedir. Ancak CBD bu koşulu önerirken, hangi fikri mülkiyet rejiminin geçerli olması gerektiğini açıkça belirtmemiştir. Bu nedenle, teknoloji transferi yapılan ülkenin fikri mülkiyet koruma rejiminin geçerli olması ya da Paris ve Bern sözleşmelerine uygun olarak hareket edilmesi konusunda tartışmalar olmuştur (Onwuekve, 2004: 171). Ayrıca, Sözleşmeyi onaylayan ülkeler kendi bakış açılarıyla değerlendirmeler yaparken, CBD kendi koşullarının yerine getirilmesi için bir zaman sınırı koymamıştır. Yine geleneksel ve yerli terimlerinde olduğu gibi bazı tanımlar açık değildir. Önemli bir eksiklik de, ulus devletlerin Sözleşmeyi yürürlüğe koyması için gerekli yasal ve idari mekanizmaları kurmaları istenirken, bunun için mali bir kaynak ayrılmamış olmasıdır (Onwuekve, 2004: ). Dolayısıyla, Sözleşme genel olarak ayrıntılı ve özenli biçimde hazırlanmış olmakla birlikte, bazı belirsizlikler içermesi ve çeşitli spekülasyonlara yol açması nedeniyle eleştirilmiştir. 7 Bölüm ve 73 maddeden oluşan TRIPS Anlaşması ise, fikri mülkiyet hakları konusunda temel ilkeleri, standartları, uygulamaları ve bu hakların yerleştirilip sürdürülmesi için geçici ve kurumsal düzenlemeleri içermektedir. Anlaşma incelendiğinde, sahip olduğu bölüm ve maddeler ile o güne dek fikri mülkiyet hakları kapsamına dahil olmayan alanları koruma altına alırken, korunmakta olan fikri ürünlerin de koruma süresini artırdığı görülmektedir. 4 Yenilik sürecine aktif olarak katılmayan ve yüksek teknolojik altyapısı bulunmayan ekonomiler bu durumdan olumsuz etkilenmektedirler. Anlaşma, yeni, açıklanmamış ve faydalı yenilikleri koruyan patentlere ilişkin olarak, Paris Sözleşmesi uyarınca var olan patent korumasını daha sıkılaştırırken ülkeler arası standart uygulamayı da geliştirmektedir. Patentlerle ilgili 27. madde, patente konu olacak ürün ve süreçleri genişçe tanımlarken teknolojinin hemen her alanı yeniliğe, dolayısıyla patente uygun bulunmaktadır. Bu tanım çoğu az gelişmiş ülkenin eczacılık, besin, 4 Patentlerin koruma süresi uzatılarak yirmi yıla, telif haklarının koruma süresi elli yıldan yetmiş yıla çıkartılırken, daha önce korunmayan bilgisayar programları ile veri tabanları da telif hakları ile koruma altına alınmıştır.

9 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 131 kimyevi ürünler konusundaki patent yasalarını gözden geçirmesini gerektirmektedir. Anlaşmada, insan, hayvan, bitki yaşamını korumak, çevre kirlenmesini önlemek veya kamu düzenini korumak amacıyla patent istisnalarına izin verilmiştir. Đstisnalar tedavi, terapi ve cerrahi yöntemleri de içermektedir. Ancak biyoteknolojideki gelişmeler patent korumasında çatışmalara yol açmaktadır. TRIPS Anlaşması, bu konuda ABD ye göre daha muhafazakar bir yaklaşım benimserken, onun patente uygun olmayan bitki ve hayvanları koruma yanlı görüşüne destek vermemiştir. Bu dışlama mikroorganizma, mikro biyolojik işlemler ve bitki çeşitlerine uygulanmamaktadır (Braga, 1996: 349). TRIPS standartları hem hücre ve gen kullanımları gibi ön yenilikler için hem de fermantasyon süreçleri gibi daha geleneksel olanlar için biyoteknolojik yeniliklerin korunmasını ülkelerden talep etmektedir. Bitki çeşitleri için de koruma getirilmekte ve bu koruma, Anlaşmanın 27(3)b maddesinde belirtilmektedir. Söz konusu madde uyarınca, bitki çeşitlerinin korunması patentle olabileceği gibi o ülkeye özgü (sui generis) etkin bir alternatif sistem tarafından ya da her ikisinin kombinasyonu ile sağlanabilecektir. Ancak bu madde pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Çünkü piyasayı denetleyip, rekabeti kazanmanın en etkin yolu olan patentler, asıl olarak yeni teknolojilerin ve endüstrilerin geliştirilmesi amacını taşırken, keşifler için değil icatlar/buluşlar için verilmektedir. Geleneksel olarak tarım ve tarımın temel öğesi tohumlar patent dışı tutulmuşlardır. Bitki çeşitlerinin yeni olduğunun gösterilmesindeki güçlükler, standart ıslah yöntemlerinin icatçı adım olmaması ve yazılı olarak tanımlanamaması, onların patentlerle korunmasını sorunlu hale getirmektedir. O nedenle bitki çeşitleri sui generis sistemle korunmaktadır. Ancak TRIPS Anlaşmasında belirtilen etkin bir sui generis ifadesi pek çok soruya neden olmuştur. Đlk olarak patente alternatif olduğu için, patent gibi olmayan, ancak etkin olarak bitki çeşitlerini koruyabilecek ve uluslararası düzeyde geçerliliği olan sistemlere bakılmış, sonuçta bitki üreticilerinin haklarını koruyan Yeni Bitki Çeşitlerinin Korunması Birliği (The Union for the Protection of New Varieties of Plants/UPOV) Sözleşmesi bazı yorumcular tarafından en uygun seçenek olarak önerilmiştir (International Enviromental Law Research Center) yılında en gelişmiş ülkeler tarafından kurulan ve çeşitli revizyonlar geçiren bu Birliğe daha sonra az gelişmiş ülkeler de dahil edilmiştir. Çoğu ülke, 1978 yılındaki UPOV Sözleşmesi uyarınca hareket ederken, yeni üye olmak isteyen ülkelerin 1991 yılında gözden geçirilen Sözleşmeyi kabul etmesi istenmektedir yılındaki Sözleşme, ülkelere kendi bitki türleri ve çeşitlerini korumakta inisiyatif verirken, bitki üreticilerinin yanı sıra çiftçilerin de haklarını korumaktadır. Oysa, tüm genetik türlerin ve çeşitlerin korunması zorunluluğu getiren 1991 yılındaki Sözleşme bitki üreticilerinin haklarını genişletirken çiftçilerin haklarını kısıtlamaktadır. Sözleşme ile, yeni bitki çeşitlerinin koruma süresi uzatılmış ve üreticilerin yeni ürün üretmelerini teşvik etmek için

10 132 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 yeni ürünlerinin üzerinde daha fazla denetim hakkı tanınmıştır. Denetimler, rakip üreticilerin bu ürünü üretmesi ya da üretim programında kullanabilmesi ile çiftçilerin tohum saklama ve değiştirme haklarını kapsamaktadır (Tripp vd., 2007: 358). Bir anlamda 1991 yılındaki Sözleşme, zayıflatılmış olsa da patent benzeri bir korumaya olanak vermektedir. Patentler ve patent benzeri korumaların doğa üzerindeki uygulamaları çoğu Güney hükümetleri, yerel toplumlar ve sivil toplum örgütleri tarafından tepkiyle karşılanırken, UPOV özelindeki eleştiriler, Sözleşmenin açıkça az gelişmiş ülke tarımı ve çiftçi toplumu çıkarlarına karşı olduğu yönünde olmuştur. Sözleşmenin daha çok gelişmiş ülkelerin tarımına uygun olarak tasarlandığı, çok uluslu tohum şirketlerini koruduğu, 1961 yılından itibaren sistematik olarak çiftçilerin haklarını azalttığı, hatta tamamen yok ettiği eleştirilerin ana noktaları olmuştur. Ayrıca sistemin pahalı olması, doğal olarak küçük şirketleri, çiftçi kooperatiflerini ve çiftçi üreticilerini dışlamakta ve tohum tekellerinin kârlarını ençoklaştırmalarına olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla, UPOV bilimsel yöntemlerle üretimde bulunan üreticiler, kurumlar yada şirketler için uygun olurken, geleneksel yöntemlerle tarım yapan çitçiler ve çiftçi toplumları için yararlı bulunmamıştır (Suman Sahai, t.y.: 6). TRIPS in patent ya da patentin yerini tutabilecek sui generis maddesi, CBD ile çelişmekte ve bir anlamda onu geçersiz kılmaktadır. Çünkü patent koruması, yerli ve yerel genetik kaynakları ve bilgileri kullandığı halde onları tanımamakta ve patentli üründen elde edilen gelirin paylaşılmasına izin vermemektedir. Başka bir deyişle, ürünün patent koruması laboratuarda doğmaktadır. Patent savunucuları, CBD nin ortak mülkiyet anlayışına karşı çıkarak yasal yolla elde edilen bitki örneğinin serbestçe yenilikte kullanılabileceği ve bu yenilik için yapılan yatırım maliyetleri sonucunda elde edilen başarılı ürün karşılığında patent korumasının hak olduğunu savunmaktadırlar (Marlin - Bennette, 2004: 77-78). Bu nedenle az gelişmiş ülkeler, 27.(3) sui generis maddesinin UPOV a uzatılmasına karşı çıkarken bu maddenin CBD Sözleşmesinin yerli ve yerel topluluklarla ilgili 8(j) maddesinin 5 uygulanmasına olanak sağlayacak şekilde genişletilmesini istemektedirler (Onwuekve, 2004: 153). Fikri mülkiyet hakları konusunda farklı anlayışın bulunduğu bu iki düzenleme arasındaki en önemli ayırım, TRIPS in biyoçeşitlilik temelinde olsun ya da olmasın her türlü yenilik ürün ve ürün süreci için fikri mülkiyet hakları sağlamasına karşın, CBD nin yerli ve yerel bilginin korunmasını talep etmesidir. Tekelciliği teşvik eden TRIPS in CBD ile çatıştığı diğer bir nokta da, CBD nin genetik kaynaklar üzerinde ülke egemenliğini kabul etmesine karşın, TRIPS de yabancı kişi ya da şirketin sahip olduğu fikri mülkiyet haklarının, ulusal devletin yetki alanını aşma- 5 Sözleşmenin bu maddesi, biyoçeşitliliğin kullanımı ve sürdürülebilmesiyle yakından ilişkili olan ve geleneksel yaşam biçimini oluşturan yerli / yerel toplulukların bilgi, yenilik ve uygulamalarına saygılı olmayı ve bu bilgi, yenilik ve uygulamaların kullanımıyla elde edilen yararın eşitçe paylaşımını teşvik etmektedir.

11 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 133 sıdır. Bu iki çelişen düzenleme arasında uyum sağlamaya çalışan az gelişmiş ülkeler için tarafların uzlaşabileceği çözüm, sui generis sistemini geliştirmelerinin yanı sıra geleneksel bilgi ve genetik kaynakların kullanımı sonucunda elde edilen gelirin paylaşımının sağlanmasıdır. Az gelişmiş ülkelerin bu konuda gelişmiş ülkeler ile ulus ötesi şirketlerle yapılacak pazarlıklarda güçlü olabilmeleri için taleplerini ve çıkarlarını ortak biçimde dile getirmeleri ve sivil toplum örgütleri tarafından desteklenmeleri gerekmektedir (Onwuekve, 2004: ). Görüldüğü üzere CBD, TRIPS, UPOV ve FAO nun bitki ve genetik kaynaklarla ilgili uluslararası düzenlemeleri, genetik kaynaklara erişim ve bu kaynaklardan elde edilen ürün ve teknolojilerin kullanımı konusunda karmaşık bir ağ oluşturmaktadır. Bölgesel ve ikili anlaşmalar da az gelişmiş ülkelerin yükümlülüklerini belirlerken bu konuda farklı tepkiler oluşmaktadır. Özellikle Asya da farklı sui generis yaklaşımları bulunmaktadır. Bazı ülkeler doğrudan UPOV u onaylarken, çoğu ülke UPOV biçiminde bitki çeşidi koruması geliştirmiştir. Sadece birkaç ülke gerçekten UPOV modelinden farklı kendilerine özgü sui generis sistemi oluşturmuşlardır (Robinson, 2007: 17). Bu konuda önde gelen örnekler daha ayrıntılı biçimde ele alınmadan önce, TRIPS in az gelişmiş ülkeler üzerinde yol açtığı olumsuz sonuçlara değinilmek istenmektedir. TRIPS ANLAŞMASININ AZ GELĐŞMĐŞ ÜLKELER ÜZERĐNDEKĐ ETKĐSĐ TRIPS le birlikte, daha sıkı hale getirilen ve dünya çapında yaygınlaştırılan fikri mülkiyet haklarının, yüksek fiyatlar ve rant transferi gibi az gelişmiş ülkeler üzerindeki olumsuz etkileri geçiş dönemleriyle hafifletilmeye çalışılmıştır. Ancak Uluslararası Genetik Kaynaklar Hareketi ne (Genetic Resources Action International / GRAIN) göre, patentlerin ya da patent benzeri sui generis sistemlerinin biyoçeşitlilik alanında kullanılmasıyla birlikte, büyük bir yoğunlaşma yaşanmıştır. Tohum üreticilerinin tarımsal kimyasal ve besin işleme firmalarıyla dikey bütünleşmesi sonucunda, bu sektörde faaliyette bulunan ilk on firmanın, 23 milyar dolar tutarındaki dünya tohum piyasasının %30 unu denetlediği belirtilmektedir (GRAIN, 1998: 13; Sell, 2003: 142). Pamuktan gen transferine kadar çok geniş bir alanı patentleyebilen bu tohum üreticileri yerel çiftçilerin, tüketicilerin hayatlarını zorlaştırırken, lisans ağı ve ödemeler konusunda da koşulları karmaşık hale getirmektedirler. Geleneksel olarak tohumları saklayıp, tekrar kullanan ve birbirleriyle değiştirerek melez tohum üreten çiftçiler, patent ya da benzeri koruma sistemleriyle bu özgürlüklerini koruyamaz olmuşlardır. Tohum üreticilerinin iznini almadan ve onlara patent ücreti ödemeden tohumlarını saklamaları veya satmaları yasal olmayan çiftçiler için harekete geçmek isteyen eylemciler, TRIPS in de kendileriyle aynı amacı taşıdığı konusunda ikna edilmeye çalışılmıştır. Bunun için 27.maddenin 3 (b) paragrafındaki her ülkenin kendisine özgü/sui generis koruması kanıt olarak gösterilmiştir. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere, bu

12 134 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 konuya açıklık getirebilecek ya da rehberlik yapabilecek bir madde ya da örnek olay bulunmamaktadır. Sıkı fikri mülkiyet korumasını savunanlar ise, çiftçilerin tohum saklama haklarının suç sayılması, tohum firmalarına da yetkiler verilmesi konusunda, Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği (UPOV) ne baskı yapmışlardır. ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) de ikili anlaşmalarında TRIPS le işbirliği içerisinde hareket etmekte, hatta az gelişmiş ülkeleri, TRIPS-artı (TRIPS - plus) maddelerini kabul etmeye zorlamaktadır. Ekvator la 1996 yılında yapılan fikri mülkiyet anlaşması bu konudaki örneklerden birisidir. ABD Ekvator u bitki çeşitlerinin korunması için patent ya da UPOV koruması konusunda ikna etmiştir (Sell, 2003: 143). Bunun üzerine karşıt görüşte bulunanlar, Kanada kökenli sivil toplum örgütüyle birlikte eyleme geçmiş ve bir ABD vatandaşının aldığı patentle ilgili bilgilere ulaşmıştır. Amazon a ait, uyuşturucu etkisi de olan kutsal bir içkinin temel maddesini oluşturan bitki çeşidi konusunda alınan bu patentle ilgili bilgilerin çevreci sivil toplum örgütü olan Accion Ecologia ya aktarılmasıyla, protesto eylemleri başlatılmış ve söz konusu fikri mülkiyet hakları anlaşması engellenmiştir (Schulman 1999: 127; Sutherland,1998: 292). Hintli eylemci Vandana Shiva nın biyokorsanlık dediği ve az gelişmiş ülkelerin geleneksel bitki çeşitlerinin yanı sıra geleneksel bilgilerinin de küresel tohum ve eczacılık firmaları tarafından yağmalandığı bu durum, Batı emperyalizminin yeni bir biçimi olarak düşünülmektedir. Bu düşüncede olanlara göre az gelişmiş ülkelerin kendilerine ait genetik kaynaklarına ve yerel bilgilerine telafi edilemez biçimde el konulduktan sonra bilimsel ortamlarda türetilmekte ve patentler yoluyla tekrar elde edildikleri yerlere yüksek fiyatlarla satılmaktadırlar (Sell, 2003: 140). Hintlilerin ev yapımı ilaçlarında kullandıkları zerdeçal, Güney Asya bölgesine has nem (neem) ağacından elde edilen zirai ilaç ve basmati pirinci bu konudaki çarpıcı örneklerdir. Hintlilerin kuşaklar boyunca tedavi edici olarak kullandıkları zerdeçal bitkisine aynı amaçla ABD Patent ve Ticari Marka Ofisinin iki araştırmacıya patent vermesi Yeni Delhi Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Konseyi nin itirazına neden olmuştur. Araştırmacılar pek çok ev ilacı gibi zerdeçalın da geleneksel tedavi yöntemi olarak kullanıldığını bildiklerini ancak bunu bilimsel olarak geçerliliğini hastalar üzerinde sınadıklarını, bir anlamda klinik olarak test ettiklerini söylemişlerdir. Ancak Amerikan patent yasasına göre, önerilen icat veya yeniliğin daha önceden basılı olarak hiçbir yerde açıklanmamış olması gerekliliği ve Hindistan hükümetinin 1953 yılında Journal of the Indian Medical Association dergisinde zerdeçalin tedavi edici etkisi üzerine yazılı olan makaleyi göstermesi üzerine, araştırmacıların patent talebi geri çevrilmiştir (Sell, 2003: 141).

13 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 135 Hintlilerin geleneksel olarak diş macunundan ilaca kadar pek çok biçimde yararlandıkları nem ağacından elde edilen karışım, 1985 yılından itibaren bir ABD firması tarafından üretilen bir zirai ilaca da hammadde oluşturmuştur. ABD firmasının bu karışımın patentini aldıktan sonra, özel bir Hindistan firmasının ortağı olarak Hint piyasasına girmesi ülkenin içinde ve dışında büyük tartışma yaratmıştır. Avrupa Patent Ofisi söz konusu Amerikalı şirketin patentini yeni bir ürün veya yenilik getirmediği gerekçesiyle iptal etmiştir. Yine Hindistan ve Pakistan mutfağında önemli bir yeri olan basmati pirincinin benzerinin ABD de üretilerek 1997 yılında patentinin alınması tepkilere neden olmuş ve Hindistan hükümeti ABD Patent Ofisinden bu patentin iptal edilmesini talep etmiştir. Temel sorun, belli bir bölgede ekilen ve basmati adını alan pirincin pusa basmati, Amerikan basmati gibi benzer isimlerle kullanılmasının ötesinde pirincin asıl halinden çıkarılıp melez haline getirilmesidir. Dolayısıyla Texmati veya Kasmati gibi isimlerle farklı bir pirinç olarak satışa sunulabileceği, ancak basmati ile ilişkilendirilmemesi gerektiği belirtilmektedir. Nitekim TRIPS in coğrafi göstergeler maddesiyle koruma altına almış olduğu Đskoç viskisinin adı hiçbir biçimde kullanılamamaktadır (Marlin - Bennett, 2004: 80-81). Bu tür örnekler karşısında, Afrika, Asya, Latin Amerika kıtalarından, 40 dan fazla ülkeyi temsil eden sivil toplum örgütleri toplanarak ülkelerin yaşam biçimleri ve bilgilerine dayalı biyoçeşitlilik konusunda fikri mülkiyet hakları uygulamalarından vazgeçilmesi ve TRIPS in de yeniden gözden geçirilmesi konusunda Thammasat Çözümü nü yayınlamışlardır (Sell, 2003: 143). Hindistan TRIPS in bitki çeşitlerini patent veya kendine özgü/sui generis biçimde korunmasını dayatan 27.3 (b) maddesine karşı, ülkelerin kendi biyolojik kaynakları üzerinde egemenlik hakları olduğunu vurgulayan CBD nin üstünlüğünü savunmuştur. Diğer Afrika ve Uzak Doğu ülkeleri de, TRIPS in UPOV modelinden uzaklaştırılmasını talep etmişlerdir. Tüm bu tartışmalar 1999 yılında Seattle da bakanlık düzeyinde yapılan toplantıya taşınmıştır. Ancak toplantıda ABD ve AB nin tarım konularını çıkmaza sokmaları nedeniyle tüm protestolara karşın umulan sonuç elde edilememiştir (Sell, 2003: 146). Aslında TRIPS in doğrudan UPOV u işaret etmediği ve çaba gösterildiği takdirde sui generis için bazı seçenekler oluşturulabileceği görülmektedir. Örneğin, yeni bitki çeşitlerinin korunmasının yanında çiftçilerin de haklarının korunmasına olanak veren Hindistan yasası, çiftçilere korunan tohumlar da dahil olmak üzere kendi çiftliklerinin ürünlerini koruma, kullanma, ekme, yeniden ekme, değiştirme, paylaşma ve satma hakkını vermektedir. Yasa bir anlamda çiftçileri, ürün ekip, yetiştirmenin yanında tarımsal gen havuzunu koruyan ve yeni çeşitler geliştiren üreticiler olarak görmektedir. Çiftçilerin geliştirdikleri yeni çeşitler sivil toplum örgütlerinin yardımıyla tescil edilmekte ve korunmak-

14 136 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 tadır. Yerel toplulukların da haklarını koruyan yasa, çiftçilere her zaman yaptıkları gibi tohumlarını satmalarına izin verirken, markalı tohum çeşitlerinin satışı konusunda yetki vermemektedir. Böylece, yeni bitki çeşidi geliştiren üretici markalı ürünü ile piyasalarda ödüllendirilirken, çiftçinin de yaşamını sürdürmesi engellenmemektedir (Suman Sahai, t.y.: 6) UPOV Sözleşmesine bile uygun olmayan bu yasa, pek çok tohum piyasasının ortaya çıkmasına olanak vermektedir. Ülkedeki tohum endüstrisi daha sıkı kuralları tercih etmekte, ancak sıkılaştırmanın zorluklarını bilen yurtiçindeki çoğu şirket, piyasaların bu biçimde yavaşça büyümesini yeğlemekte ve daha kaliteli ürün satışını gerçekleştireceklerine inanmaktadırlar (Tripp vd., 2007: 363). Hindistan da çiftçiler ülkenin tohum gereksiniminin %85 ini sağlamakta ve şirket biçiminde örgütlenmemektedirler. Başka bir ifadeyle, çokuluslu dev tohum şirketlerinin bu yerli şirketleri satın alarak, tohum piyasasını ele geçirmelerine olanak vermemektedirler. TRIPS Anlaşmasının sui generis maddesini kendi koşullarına uygun hale getiren Hindistan, (Gene Campaign and Centre for Environment and Development Centre/ CEAD) sivil toplum örgütünün büyük desteğini almaktadır. Diğer az gelişmiş ülkelerin çiftçi ve üretici hakları için UPOV a alternatif forum oluşturabilecek bir sözleşme hazırlayan bu sivil toplum örgütünün önerileri, 1999 yılı Birleşmiş Milletler Kalkınma Raporu tarafından olumlu bulunmuştur (Suman Sahai, t.y.: 6). Sui generis konusundaki diğer bir özgün örnek Tayland olurken, Hindistan dan farklı olarak, tüm çeşitlerini resmi bir biçimde korumak yerine, ulusal ıslahçılarını ve çiftçi çeşitlerini farklı sınıflandırmalar altında korunmayı yeğlemektedir. Tayland ın bitki çeşitleri yasası yeni, yerli, ulusal ya da vahşi gibi özel sınıflandırmalarla tüm bitki çeşitlerinin korunmasını amaçlarken bir anlamda mülkiyet rejimi yerine bir yükümlülük rejimi uygulamaktadır. Yasa genetik kaynaklara erişerek bir getiri elde edilmesi karşısında, kârın paylaşılması konusunu ayrıntılandırmakta, ancak Hindistan daki gibi bir özel koruma vermemektedir. Tayland ın Bitki Çeşitlerini Koruma yasası tescil edilmiş ulusal ürünlere daha fazla özel koruma sağlayarak toplumun kendi çeşitlerini muhafaza etmesi, kullanması, araştırması ve istediğinde ticarileştirmesi konusunda özel hak sahibi olmasına olanak sağlamaktadır (Robinson, 2007: 19). Yasa aynı zamanda, tescil işlemi için yeni bitki çeşitlerinin menşeinin ya da yeni çeşidin ıslah edilmesinde kullanılan genetik materyallerin açıklanmasını yeterli bulmaktadır. Ulusal veya vahşi çeşitlerin metalaştırılması ya da araştırma amacıyla kullanılması sonucu elde edilen gelirlerle kurulan Bitki Çeşitleri Koruma Fonu ile de bitki çeşitlerinin muhafaza edilip, geliştirilmesi desteklenmektedir. Yukarıda belirtilen Hindistan ve Tayland örneklerinin dışında Bangladeş de kendine özgü bir Bitki Çeşitleri Yasası oluşturmuş, ancak yasa çoğu kez düzeltmelere uğradığı için taslak biçiminde kalmıştır. Diğer Asya ülkelerinin çoğu 1991 yada 1978 UPOV Anlaşmalarını onaylarken, bir kısmı anlaşmaları onay-

15 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 137 lamadan benzer kavramları kendi yasalarında yeniden üretmektedirler. Çin 1978 tarihli UPOV a taraf olmakla birlikte tarımsal ürünlerle vahşi çeşitler konusundaki düzenlemeleri birbirinden ayırmaktadır. Japonya, Kırgizistan, Kore Cumhuriyeti, Singapur, Özbekistan ve Vietnam 1991 tarihli UPOV u imzalarken nüfusunun çoğu tarım kesiminde bulunan Güney ve Güneydoğu Asya ülkeleri UPOV Anlaşmasını imzalamamışlardır. UPOV u imzalamamakla birlikte, uluslararası normlara ulaşmak amacıyla kendi yasal aygıtlarını geliştirmeye çalışan ülkeler de Endonezya, Filipinler, Tayvan, Hong Kong, Srilanka, Malezya ve Pakistan olarak sayılabilir. Yine bir Afrika ülkesi olan Kenya 1978 UPOV üyesi olurken, çoğunlukla Fransızca nın konuşulduğu Batı ve Orta Afrika daki 16 ülke de 1991 UPOV Sözleşmesine üye olabilmek için gerekli süreçleri başlatmıştır (Tripp vd., 2007: 359). Latin Amerika ülkelerine bakıldığında, Arjantin, Brezilya, Bolivya, Şili, Panama ve Kolombiya nın da 1987 UPOV üyesi olduğu görülmektedir. Brezilya 27.3(b) maddesine, genetik materyal kaynağı ile bu materyalin elde edilmesinde kullanılan geleneksel bilginin belirtilmesinin yanında, elde edilen gelirin adil ve eşit paylaşımı ile patentlenecek materyal için önceden bilgi verilmesi gibi önerilerde bulunmuştur (Moreira vd., 2006: 36). Farklı uygulamalar, aslında ülkelerin UPOV modelini kendi çıkarlarına uygulayabileceklerini göstermektedir. Başka bir ifadeyle, yeni bitki çeşitlerinin korunması için sui generis öğelerinin içermesi gereken tescil kuralları UPOV Anlaşmalarına göre yapılabilirken, var olan esneklikler de geliştirilebilip farklı boyutlar önerilebilmektedir (Robinson, 2007: 23). Burada önemli olan genetik kaynaklara erişim ve mülkleştirme konularında düzenlemelerin oluşturulması, bir anlamda ortak bir ulusal politika geliştirmek olurken, devlet de ana aktör olarak yerini almaktadır. Hükümetler, bir taraftan ABD Ticaret Temsilciliği nin ve DTÖ nün yaptırımlarına maruz kalmadan yasalarını düzenlemek ve yeni biyoteknolojileri transfer etmek arzusuyla dış dinamiklere göre politika üretirken, diğer taraftan yerel çiftçinin haklarını ve bilgisini koruma baskısıyla karşı karşıyadır. Bir çok farklı çıkarın çatıştığı bir alanın merkezinde bulunan hükümetler Hindistan ve Tayland örneğinde olduğu gibi, ABD nin baskısına karşı koyarak kendine özgü bir sistem geliştirebilecekleri gibi, çoğu az gelişmiş ülkenin yaptığı gibi teslimiyetçi bir politika ile küresel fikri mülkiyet haklarına tam bir uyum da sağlayabilirler. Böylece kapitalizmin yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunurken bu yaygın sistemin de bir parçası olmaktadırlar. Diğer bir deyişle biyoçeşitlilik politikaları bağlamında post Fordist dönüşüm gerçekleşirken Kuzey in güçlü tarım, farmasötik ve kimya firmaları da çıkarları doğrultunda genetik kaynaklara ulaşabilmektedir. 6 ABD Ticaret Temsilciliği tarafından yıllık olarak yayınlanan Özel 301 raporu, DTÖ ye üye ülkelerin fikri mülkiyet hakları konusunda etkin ve yeterli korumayı sağlayıp sağlamadığı konusunda bir denetim mekanizması olarak kullanılmaktadır.

16 138 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 BĐYOÇEŞĐTLĐLĐKLE ĐLGĐLĐ GELĐŞMELERĐN TÜRKĐYE DEKĐ YANSIMASI Tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi, 1995 yılında TRIPS e taraf olan Türkiye için de, bitki çeşitlerini korumak yerine getirmesi gereken bir yükümlülük olmuştur. Çoğunlukla bitki ıslahı ve tohumculuk konusunda gelişmiş ülkelerin gerisinde bulunduğu düşünülen ülkede, çeşit geliştirme ve kaliteli tohumluk üretimi Cumhuriyet dönemiyle başlamış ve 1980 lere kadar kamu kuruluşlarının faaliyet gösterdiği bir alan olmuştur. Islahçı hakkını tanımaya yönelik 2004 yılında çıkarılan Bitki Çeşitleri Kanununa kadar Türkiye de bitki çeşitleri üzerine bir fikri mülkiyet hakları koruması bulunmazken, bitki çeşitleri patent ile korunamayacak alanlar arasına dahil edilmiş ve tek koruma Türk Ticaret Kanunu ndaki haksız rekabet hükümleri olmuştur (Omdan - Boztosun, 2006: 52). Söz konusu kanununun yürürlüğe konulmasından önce, 1994 yılında çıkarılan yönetmelikle ilk kez bitki çeşidi kavramı Türk hukukuna taşınmış ve bir çeşidin sağlaması gereken dört koşul 7 belirtilmiştir. Daha sonra 1997 yılında çıkarılan yönetmelikle de, tohumlukların kontrol ve sertifikasyonuna ilişkin düzenlemelerle ıslahçı hakkının tanınmasına yönelik düzenlemeler arasında bir geçiş oluşturulmuştur (Omdan Boztosun, 2006; 77-78). Yasanın çıkışıyla birlikte dönemin Tarım ve Köy Đşleri Bakanı, zamanını, emeğini harcayan ve yatırımda bulunan ıslahcının böylece çabalarının karşılığını alabilirken yeni çeşit geliştirme ve tohumculuk faaliyetlerinin artacağını, dolayısıyla yeni teknolojilerin de ülkeye gireceğini belirtmiştir. Bakan ayrıca, söz konusu yasanın gen kaynakları yönünden çok zengin olan ülkenin, bu kaynaklarını da koruyacağını söylemiştir. Ancak yasada çiftçi hakları belirsizlikler içerirken çiftçilerin yararına olabilecek istisnalar dar kapsamlı tutulmuştur (Omdan - Boztosun, 2006: 261). Temelde yasanın çıkış amacı, ülkedeki diğer fikri mülkiyet hakları düzenlemelerinde olduğu gibi, AB Gümrük Birliği mevzuatına uyum ve taraf olunan TRIPS Anlaşmasının yükümlülüklerini yerine getirebilmek olmuştur. Yukarıda belirtilen düzenlemelerin karmaşıklığının yanı sıra AB mevzuatı ile yeterince uyum göstermemesi sonucunda yeni bir Tohumculuk Yasası hazırlanarak TBMM ne sunulmuş ve 31 Ekim 2006 da 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu olarak Meclis ten geçerek yasalaşmıştır. Yasanın adı Tohumculuk olmasına karşın Madde 2 de, tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar denilmesi tarla, bağ ve bahçe bitkilerinin tohumlarının dışındaki bitki çeşitlerini ve genetik kaynaklarını da içerdiğini göstermektedir. Nitekim değişik iklim koşullarına sahip ve üç floristik bölgenin kesiştiği bir coğrafyada bulunan ve zengin bitki çeşitliliği bulunan ülke açısından bu maddenin önemi açıktır. Bir çok tıbbi bitkinin 7 Bu 4 koşul, yenilik, farklılık, yeknesaklık ve durulmuşluktur (Omdan - Boztosun, 2006: 102).

17 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 139 gen kaynağı olan Türkiye de bu bitkiler halk arasında tıbbi amaçlarla kullanılırken dışsatımı da yapılmakta ve bu açıdan %5 lik pay ile dünyada 12.sırada bulunmaktadır (Kızıl - Tonçer, 2005: 489). Türkiye nin UPOV a üyeliği de 17 Mart 2007 tarihli Resmi Gazete de yayınlanmış ve ülke 18 Kasım 2007 tarihi itibariyle UPOV un 65.üyesi olmuştur. Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğü nün sitesinde, UPOV sistemine dayalı uygulamaların tarımın gelişimine katkıda bulunduğu ve bu uygulamalar sayesinde ıslahçıların elde ettikleri gelirler ile yeni çeşitlerin ıslahı için kaynak ayırabildikleri ve yetiştiricilerin de hastalıklara daha dayanıklı, daha güvenli ve verimli çeşitleri aradıkları belirtilirken, bitki çeşitlerinin de korunma sistemiyle teşvik edildiği yer almaktadır. Genellikle kamuoyunda yeterince yankı bulmayan Tohumculuk Kanunu ve UPOV düzenlemeleriyle ilgili olarak TĐGEM, Tohumluk Sertifikasyon ve Tescil Müdürlüğü ile Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) nezdinde yapılan araştırmalarda, doğrudan ayrıntılı bilgiler edinilememekle birlikte Tohumculuk yasası ve UPOV üyeliğinin olumlu karşılandığı görülmüştür. Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği Teknik Destek Birimi Başkanı ile yapılan görüşmede, Türkiye nin bitki ıslahı konusunda başarılı olamadığı ve bitki çeşitlerinin %90 ının yurt dışından sağlayan bir ülke olarak UPOV a üye olmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu konuda daha önce girişimde bulunulmadığı için, 1978 UPOV Sözleşmesi yerine, 1991 Sözleşmesine taraf olunduğu yorumunda da bulunulmuştur. Genelde, ülkenin teknoloji konusundaki durumunun ve uyguladığı politikaların bu alanda da geçerliği olduğu ve ülkenin bitki ıslahı araştırma ve geliştirmesinde çok başarılı olamadığı için dışarıya bağımlı olduğu vurgulanırken, pek çok buğday çeşidinin yerli adlar taşımasına karşın dışarıdan getirildiği ve başka ülkelerin, özellikle ABD nin ıslahçıları tarafından geliştirildiği söylenmiştir. Yine önceleri genetik ürün mübadelesinin kolay olurken artık yeni düzenlemelerle birlikte bunun zorlaştığı ve UPOV a üye olmayan üyelerin genetik kaynak elde edemediği de eklenmiştir (TSÜAB). Tohumluk Sertifikasyon ve Tescil Müdürlüğü nden elde edilen sunum metninde, fikri mülkiyet hakları koruması olmadan özel bitki ıslah çalışmalarının kârlı ve başarılı olamayacağı, ancak patent sisteminin bitki çeşitlerine uygulanmasında bazı zorlukların olması nedeniyle de UPOV un kurulduğu belirtilmektedir. DPT nin 2001 yılı Bitkisel Üretim Özel Đhtisas Komisyonu Raporunda, Türkiye nin geniş tarımsal topraklara, değişik agro ekolojilere ve büyük bir nüfusa sahip olmasına karşılık bazı temel bitkisel ürünlerde bile kendisine yeterli olabilme özelliğini yitirmekte olduğu ve gerekli atılımı yapabilmesi için tohumluk ve tohumculuk endüstrisine gereken önemin verilmesi önerilmektedir (s.5) yılında tohumluk fiyatlarının, 1984 de de tohumluk dışalımının serbest bı-

18 140 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 rakılmasıyla birlikte alan özel sektöre açılmış ve hükümet özel sektör girişimciliğinin tohumculuk üretiminin yanı sıra teknoloji transferi, çeşit geliştirme, tohumluk işleme ve pazarlama faaliyetlerini de içerecek biçimde olması için çeşitli tedbirler ve teşvikler uygulamaya koymuştur. Tohumculuk üretimi ve endüstrisinin dayandığı en temel faaliyet olan çeşit geliştirme ve bitki ıslah faaliyetlerinin kamu kuruluşları ve üniversitelerden özel sektöre geçmesiyle rekabetin artacağı ve teknolojik ilerleme ve gelişmenin daha da hızlanacağı raporda belirtilmiştir (s.41). Ancak tüm diğer sektörlerde olduğu gibi tohumculuk alanında da, AR-GE etkinliklerinin büyük sermaye yatırımı gerektirmesi nedeniyle özel sektörün çeşit geliştirme girişimlerinin devlet tarafından desteklenmesi istenmiş ve yeni bitki çeşitleri ile bitki ıslahçı haklarının korunabilmesi için UPOV a üye olunmasının uygun olacağı da bildirilmiştir (s.91). UPOV üyeliği ile, başka ülkelerde ıslah edilen türlerin ülkeye transfer edilebilme süreci hızlanırken, teknik işbirliği olanağına da kavuşacağı ve ıslahçı haklarına gösterilen hassasiyet ve kararlılığın böyle bir uluslararası geçerliği olan Sözleşme ile pekiştirilmesiyle de, ulusal tohumculuk endüstrisinin olumlu etkileneceği belirtilerek bir anlamda UPOV a üye olma önerisi gerekçelendirilmiştir (s.92). UPOV la ilgili bu olumlu görüşlere karşı, kamuoyu ve medyada çok yer almasa da bazı sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve akademisyenler hem tarım yasası hem de UPOV la ilgili farklı değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Tohumculuk Yasası, diğer ülke yasalarına benzer biçimde genetik kaynaklardan elde edilen tohumlukların çiftçiler arasındaki değişimine olanak sağlamakla birlikte, ticaretine yasak getirmesiyle, tıpkı benzerleri gibi ulus ötesi tohum firmalarının gücünü artıracağı için eleştirilmiştir (Özkaya, 2009: 259). Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı, bitkisel üretim için temel malzeme oluşturan tohumun, bir ülkenin tarım sektörü için stratejik önemde olduğunu, bu nedenle tohum üretim ve dağıtımının çokuluslu şirketlere bırakıldığı takdirde bağımsız bir tarım sektöründen söz edilemeyeceğini söylemiştir (Cumhuriyet, 2006). Başkan yine, Tohumculuk Kanunu nun, bir zamanlar tıpkı devlet sucukçuluk mu yapar diyerek Et Balık Kurumunu, daha sonra da hayvancılık sektörünü tasfiye eden zihniyetin şimdi de devlet tohumculuk mu yapar diyerek kamuyu tohumculuk alanından çekerek çokuluslu şirketlere ve onların yerli ortaklarına bırakmayı amaçladığını belirtmiştir. Bunun için Tarımsal Araştırma Genel Müdürlüğü (TAGEM) ile Tarımsal Đşletmeler Genel Müdürlüğü ne (TĐGEM) kaynak aktarılmayarak, teknik elemanlarıyla oynanarak ve kurumların içleri boşaltılarak özelleştirilmeye hazırlandığını öne sürmüştür. Oysa sermayenin üreticiyi ezeceği yapıyı, kamunun tohumculuk yapmasıyla engellenebileceğini belirten Başkan a göre, yeni yasanın en tehlikeli hükmü; bitki çeşidinin: Geleneksel ve/veya biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmiş olan genetik yapı olarak tanımlanması ve tescile tabi kılınmasıdır. Böylece tüm Avrupa'daki bitki çeşidine yakın bir sayıda olmak üzere, 3 bini endemik toplam 13 bin bitki

19 Doğanın Patentlenmesi: TRIPS Anlaşması 141 çeşidine sahip olan Anadolu coğrafyası bir gen bankası niteliğinde olurken, yabancı şirketler, herhangi bir yerli tohumu, biyoteknolojik yöntemlerle kazandırdıkları bir özelliği gerekçe göstererek patentleyebileceklerdir. Yasaya aynı nedenlerle bazı yazarlar/gazeteciler tepki gösterirken, bazı sivil toplum örgütleri de karşı çıkmışlardır (tarimsal.com). TEMA Vakfı, Yasanın kamuya ait olması gereken yetkileri çoğunlukla yabancıların etkili olduğu özel kesime geçirmesiyle, hangi tohumun nerede, nasıl üretileceği ve hangilerinin dışalımının yapılacağı ve sürecin nasıl denetleneceği konusuna kendi çıkarlarını düşünerek karar vereceklerini söylerken, genetiği değiştirilmiş organizma ların (GDO) da üretimi ve dışalımına yol açılacağını belirtmiştir. Bunun için Cumhurbaşkanına ve Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ancak bir sonuç alınamamıştır (tarimsal.com). Tüketici Hakları Derneği web sitesinde de, son tarım yasası ve UPOV la ilgili görüşlere yer verilirken, bu gelişmelerin başlangıcının, açlığa çözüm getirme gerekçesiyle uygulanan yeşil devrim olduğu belirtilmiştir. Gerçekte, ABD ve AB tekellerinin çıkarına olan bu devrimin az gelişmiş ülkelerin buğday dışalımını artırırken kullanılan böcek ilacı ile de çevreye önemli derecede zarar verdiği vurgulanmış ve TRIPS le birlikte bitki yaşamının patentlenmesi ve tarımda gen teknolojisine yer vermenin daha da tehlikeli sonuçlar yaratacağı bildirilmiştir. Sağlayacağı ürün artışı ile açlığa çözüm getirmenin yanı sıra böcek ilacına da gerek bırakmayan genetiği değiştirilmiş ürünleri savunan küresel tarım tekellerine karşı, üyesi bulunduğu Consumers International in GM Foods adlı yayınından alıntı veren Dernek, genetiği değiştirilmiş ürünler için, büyük ve kârlı bir pazar oluşturan az gelişmiş ülkeler ve çiftçilerinin her yıl tohum almalarının sağlanmasında TRIPS in istedikleri desteği verdiği de belirtilmiştir (tüketicihaklari.org.tr). Yıllardır ülkede bulunan ve üretimi yapılan bitki çeşitlerinin, küresel şirketler tarafından mülkiyet hakları öne sürülerek kendi adlarına tescil edileceğini öne süren Ekoloji Kolektifi/doğader de UPOV a karşı çıkmıştır. Tarım Yasası ve UPOV a karşı çıkan bu sivil toplum kuruluşlarının ve akademisyenlerin çoğunluğunun büyük tehlike olarak gördükleri GDO lu ürünlerle ilgili öngörüler, 26 Ekim tarihli Resmi Gazete de yayınlanan yönetmelik ile gerçekleşme yoluna girmiştir. Daha önce Tohumculuk ve UPOV la ilgili düzenlemeler medyada ve kamuoyunda gerekli ilgiyi görmezken, GDO lu ürün denilen genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili bu yönetmelik, çoğu sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirmiştir. Tüketici örgütleri, meslek odaları, sendikalar ve akademisyenler ülkenin bu tür ürünlere gereksinimi olmadığını söylerken bazı kuruluşlar yönetmeliğin iptali için dava açmıştır. Tarım ve Köy Đşleri Bakanı ise, Biyogüvenlik Kanunu çıkana kadar, aradaki boşluğu yönetmelikle doldurarak uluslararası hukuk için dayanak oluşturulduğunu bildirmiştir. Böyle bir hukuksal düzenleme olmadığı takdirde, sizi DTÖ ye şikâyet ederler ve panel açılır diyerek yürürlüğe giren yönetmeliğin gerekçesini açıklamıştır (nethaber).

20 142 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 43 Sayı 1 Bakan ayrıca yönetmeliğin amacının bu ürünlerin ülkeye girişinin önlenmesi olduğunu söylerken Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı, yönetmeliğin tersine, GDO ların girişini meşrulaştırdığını belirtmiştir (ziraibilgiler). Meclis e gelmesiyle, kamuoyu önünde tartışılacak olan ve halkın tepkisini çekecek olan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısının geri çekildiğini ekleyen Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı nın yanı sıra diğer sivil toplum örgütleri de GDO ları; sağlık açısından risk oluşturduğu, biyoçeşitliliği azalttığı, ülkeleri tohum ve ilaç şirketlerine bağımlı kıldığı ve topraktaki canlılara zarar verdiği gerekçesiyle tümden yasaklanmasını talep etmişlerdir. Yukarıdaki gelişmeler bağlamında, ülkede 1980 lerden itibaren yapısal uyarlama politikalarıyla başlayan ve devleti tarım sektöründen ve yönetiminden geriye çeken uygulamalarla, biyoçeşitlilik alanındaki post-fordist dönüşümün geçekleştirildiği düşünülmektedir. Devletin örgütleri başta TRIPS olmak üzere uluslararası düzenlemelere taraf olup, uyum göstermeye çalışırken yeni teknolojiyi çekmek için de çabalamakta, bunun için yerli ve yabancı sermayenin genetik kaynaklara erişimini ve metalaştırmasına olanak verecek yönetmelik ve yasaları çıkarmaktadır. Etkin örgütlenmeyi sağlayamayan sivil toplum örgütleri, zayıf aktörler konumunda olurken kamu yararını ve kendi taleplerini dile getirebilecek uygun bir alan bulamamaktadırlar. Bunda tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi biyoçeşitlilikle ilgili değişik düzenlemelerin, farklı bakanlıklar ve idari yapılandırmaların altında yer almasının da rolü bulunmaktadır. SONUÇ 1970 lerin sonlarından itibaren yeni bir birikim rejimi ve kapitalist gelişme döneminin başlamasıyla birlikte uluslararası düzenlemeler büyük önem kazanmıştır. Uluslararası kuruluşlar tarafından yürütülen bu düzenlemeler, ulus devletler için önemli olan pek çok konunun yeni birikim rejimine uygun olarak biçimlendirilmesini sağlamıştır. Hizmet sektörünün öne geçtiği ve bilginin üretim faktörü olarak kullanıldığı ekonomide biyoçeşitlilik politikaları da TRIPS Anlaşmasının belirlediği küresel fikri mülkiyet hakları tarafından oluşturulmaktadır. TRIPS in yanı sıra biyoçeşitliliği korumak ve gelecekteki kuşakların artan nüfusa karşın, aç kalmadan yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak gerekçesiyle yapılan diğer düzenlemeler birbirleriyle çelişkili noktalar içermektedir. Bir anlamda,. genetik kaynaklara erişim, biyoçeşitliliğin korunması ve denetimi düzenlemelerle yeniden tanımlanmaya çalışılırken, çok farklı aktörler ve çıkarları karşı karşıya gelmiştir. Zayıf konumdaki az gelişmiş ülkeler, biyolojik alanda sahip oldukları zenginlikleri küresel düzenlemelere karşı korumak için güçlü birliktelikler ve stratejiler geliştirmek zorunda kalırken, devletin değişen işlevi önemli rol oynamaktadır. Bu yeni süreçte devlet ulusal, uluslararası ve yerel bir çok çıkarın mücadele ettiği alanın ortasında bulunurken, kendisi de ayrı bir bütün olarak kamu yöneticisi varlığı gösterememektedir. Devletin organları ara-

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak BİZ KİMİZ? Dağ Ortaklığı bir Birleşmiş Milletler gönüllü ittifakı olup, üyelerini ortak hedef doğrultusunda bir araya getirir.

Detaylı

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), Fikri Mülkiyet ve Genetik Kaynaklar, Geleneksel Bilgi ve Kültürel Anlatımlar Hükümetler arası Komitesi nin 26. Oturumu

Detaylı

TARIM TARİHİ VE DEONTOLOJİSİ

TARIM TARİHİ VE DEONTOLOJİSİ TARIM TARİHİ VE DEONTOLOJİSİ ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ Hüseyin UYSAL (Yrd. Doç. Dr.) 12. DERS -TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİDE ETİK VE MEVZUATLAR TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİDE

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Eylül 2013 Sunum Planı STA ların Yasal Çerçevesi Türkiye nin

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi

KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Kendi içine dönük, karşılıklı ticarete ve yatırıma konan engellerle birbirinden izole edilmiş; mesafe, zaman ve dil engellerinin

Detaylı

---------------------------------------------------------------------

--------------------------------------------------------------------- --------------------------------------------------------------------- PATENT NEDİR? BULUŞLARIN PATENT İLE KORUNMASININ AMAÇLARI PATENT TESCİLİ İÇİN GEREKLİ KRİTERLER İNCELEMELİ/İNCELEMESİZ PATENT PATENT

Detaylı

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI Bosad Genel Sekreterliği SEKTÖR ANALİZİ Otomotiv OEM boyaları dünyanın en büyük boya segmentlerinden biridir. Otomotiv OEM boyaları, 2011 yılında toplam küresel boya

Detaylı

Sınai Mülkiyet Hakları, Önemi,

Sınai Mülkiyet Hakları, Önemi, Sınai Mülkiyet Hakları, Önemi, İçerik Genel Bakış Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Türk Patent Enstitüsü ve Görevleri Eskiden hammadde kaynaklarına ve sermaye birikimine sahip olan ülkeler güç ve kontrol

Detaylı

Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar

Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar José Romero* İsviçre Federal Çevre Bakanlığı Berne, İsviçre Ankara,

Detaylı

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU Güldem Berkman YASED Fikri Ve Sınai Mülkiyet Hakları Çalışma Grubu Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi YATIRIMLARIN

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları Ekonomi Bakanligi Ev Sahipliginde Özet 5 Ekim 2015 Hilton Istanbul Bosphorus Hotel İstanbul,

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies (guldem.okem@ceps.eu) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar İŞLETMELERİN AMAÇLARI Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge Kar ın İşlevleri

Detaylı

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Geleceğin Karbon Piyasaları Şekilleniyor Pazara Hazırlık Ortaklık Girişimi (PMR) Kyoto Protokolü nün ilk yükümlülük döneminin sona ereceği 2020 yılı sonrası yeni iklim

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies(CEPS) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği ne Üyelik

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006 UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006 ULUSLARARASI YATIRIMCILAR DERNEĞİ 16.10.200.2006 İSTANBUL DÜNYADA DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR (milyar $) 1600 1400 1396 1200 1092 1000 800 693 826 716 710 916 600 400 331

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Doğrudan yabancı Sermaye Yatırımları

Dünyada ve Türkiye de Doğrudan yabancı Sermaye Yatırımları Dünyada ve Türkiye de Doğrudan yabancı Sermaye Yatırımları Uluslararası sermaye hareketleri temel olarak kalkınma amaçlı, hibe ve kredi şeklindeki resmi sermaye hareketleri ile özel sermaye hareketlerinden

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

BVKAE www.bornovavet.gov.tr

BVKAE www.bornovavet.gov.tr Türkiye Veteriner İlaçları Pazarı Sorunlar ve Çözüm Önerileri Uluslararası Süt Sığırcılığı ve Süt Ürünleri Çalıştayı ve Sergisi 28-29 Nisan, 2008 - Konya İsmail Özdemir VİSAD - Veteriner Sağlık Ürünleri

Detaylı

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 30 10 2013 topraksuenerji-ulusal güvenlik denince çoğu zaman zihnimizde sınırda nöbet tutan askerler, fırlatılmaya hazır füzeler, savaş uçakları

Detaylı

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA PROJELERİ KOORDİNASYON OFİSİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA PROJELERİ KOORDİNASYON OFİSİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA PROJELERİ KOORDİNASYON OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç Madde 1- (1) Bu yönergenin amacı, ulusal ve uluslararası bilimsel araştırma ve geliştirme

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

Ayakkabı Sektör Profili

Ayakkabı Sektör Profili Ayakkabı Sektör Profili Elif UĞUR Ayakkabı, çok eski çağlarda insanların zorlu coğrafya ve iklim koşullarında ayaklarını muhafaza etmek ve zarar görmelerini engellemek amacıyla kullanılırken günümüzde

Detaylı

ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI

ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI 1. Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (1969) Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (The Vienna Convention on the Law of Treaties, 1969 (VCLT)), uluslararası hukuk araçlarının

Detaylı

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK)

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇİNDE TÜRK FİNANSAL

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1 ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1- Genel Olarak Bir ekonominin başarı ölçütlerinden birisi de istihdam yaratma kapasitesidir.

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR 2013/101 (Y) Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] BTYK nın 2009/102 no.lu kararı kapsamında hazırlanan ve 25. toplantısında onaylanan Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin koordinasyonunun

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

15. TÜRKİYE TEKSTİL İSİMLERİ VE ETİKETLEMEYE İLİŞKİN AB MEVZUATINA NE KADAR UYUMLU?

15. TÜRKİYE TEKSTİL İSİMLERİ VE ETİKETLEMEYE İLİŞKİN AB MEVZUATINA NE KADAR UYUMLU? TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SANAYİİ 15. TÜRKİYE TEKSTİL İSİMLERİ VE ETİKETLEMEYE İLİŞKİN AB MEVZUATINA NE KADAR UYUMLU? Tekstil İsimlerine ilişkin AB Direktifi nin Türk mevzuatındaki karşılığı olan Tekstil

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Yatırımcılara dünyayı vadediyoruz.

Yatırımcılara dünyayı vadediyoruz. Yatırımcılara dünyayı vadediyoruz. Akbank T.A.Ş. B Tipi Franklin Templeton Şemsiye Fonu na Bağlı Yabancı Menkul Kıymetler Alt Fonları Akbank - Franklin Templeton işbirliği ile dünya çapında yatırım fırsatı:

Detaylı

FİKRİ MÜLKİYET VE TEKNOLOJİK GELİŞME

FİKRİ MÜLKİYET VE TEKNOLOJİK GELİŞME FİKRİ MÜLKİYET VE TEKNOLOJİK GELİŞME Uğur G. YALÇINER YALÇINER Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ODTÜ TEKPOL Yarı Zamanlı Öğretim Görevlisi Türk Patent Enstitüsü Kurucu Başkanı FİKRİ MÜLKİYET VE TEKNOLOJİK

Detaylı

Mühendislik Fakültelerinde Araştırma Süreçlerinin Teknoloji Transferi Ekosistemine Katkıları

Mühendislik Fakültelerinde Araştırma Süreçlerinin Teknoloji Transferi Ekosistemine Katkıları Mühendislik Fakültelerinde Araştırma Süreçlerinin Teknoloji Transferi Ekosistemine Katkıları Mühendislik Fakültelerinin Araştırma ve Teknoloji Transferi Ekosistemine Katkılarının Değerlendirilmesi Paneli

Detaylı

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 28. Toplantısı. Yeni Kararlar

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 28. Toplantısı. Yeni Kararlar Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 8. Toplantısı Yeni Kararlar İÇİNDEKİLER. Yeni Kararlar.. Üniversitelerin Ar-Ge Stratejilerinin Geliştirilmesine Yönelik Çalışmalar Yapılması [05/0].. Doktora Derecesine

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

WWW.GREENıNDUSTRYPLATFORM.ORG. YEŞİL ENDÜSTRİ PLATFORMU İlk Danışma Kurulu Toplantısı 3 Nisan 2013 Paris, Fransa

WWW.GREENıNDUSTRYPLATFORM.ORG. YEŞİL ENDÜSTRİ PLATFORMU İlk Danışma Kurulu Toplantısı 3 Nisan 2013 Paris, Fransa YEŞİL ENDÜSTRİ PLATFORMU İlk Danışma Kurulu Toplantısı 3 Nisan 2013 Paris, Fransa DÜNYA DAKİ DURUM GSYİH nın Dünya daki eğilimleri, nüfus ve malzeme kullanımı Source: Dittrich, M. et al., Green Economies

Detaylı

Tıp ve Eczacılık Alanında Bilgi ve Belge Yöneticisi nin Temel Görevleri

Tıp ve Eczacılık Alanında Bilgi ve Belge Yöneticisi nin Temel Görevleri Tıp ve Eczacılık Alanında Bilgi ve Belge Yöneticisi nin Temel Görevleri Organizasyonun bilgi ihtiyacını analiz etmek ve bu ihtiyacı karşılamak için enformasyon planı geliştirmek, Bilgi ve Belge işlemlerini

Detaylı

tepav Ocak2013 N201301 POLİTİKANOTU Fiyat ve Geri Ödeme Politikalarının İlaç Sanayii Üzerine Etkisi Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201301 POLİTİKANOTU Fiyat ve Geri Ödeme Politikalarının İlaç Sanayii Üzerine Etkisi Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Ocak2013 N201301 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Selin ARSLANHAN MEMİŞ 1 Analist, TEPAV Yaşam Bilimleri ve Sağlık Politikaları Enstitüsü Fiyat ve Geri Ödeme Politikalarının

Detaylı

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Dünya Bankası Grubu Hakkında Dünya Bankası nedir? 1944 te kurulan Banka, kalkınma desteği konusunda dünyanın en büyük kaynağıdır 184 üye ülke sahibidir

Detaylı

BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR

BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR Gözde SEVİLMİŞ Giderek artan nüfusa paralel olarak gıda maddeleri tüketimi ve dolayısıyla bitkisel yağ tüketimi artmaktadır. Diğer yandan artan gıda

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

Dijital Kültürel Miras Ürünlerinde Entelektüel Mülkiyet Hakları:

Dijital Kültürel Miras Ürünlerinde Entelektüel Mülkiyet Hakları: Dijital Kültürel Miras Ürünlerinde Entelektüel Mülkiyet Hakları: Europeana Çerçevesinde Türkiye deki Durumun Değerlendirilmesi Arş. Gör. Şahika Eroğlu Hacettepe Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Teknopark teknokent, bilim parkı, araştırma parkı, bilim şehri

Teknopark teknokent, bilim parkı, araştırma parkı, bilim şehri Uygulama-Odaklı Araştırma Üniversite Sanayi İşbirliği Ürün Odaklı AR-GE Ticari Ürün Uygulamaları Üniversite Akademisyenler Öğrenciler Mezunlar Araştırma Merkezleri Laboratuarlar Teknopark teknokent, bilim

Detaylı

Rusya nın DTÖ Üyeliğinin Türk-Rus Ticari İlişkilerine Olası Etkileri

Rusya nın DTÖ Üyeliğinin Türk-Rus Ticari İlişkilerine Olası Etkileri Rusya nın DTÖ Üyeliğinin Türk-Rus Ticari İlişkilerine Olası Etkileri Türkiye ve Rusya Rusya, Türkiye tarihinde önemli yer tutmuş bir coğrafya Geçmişte ve günümüzde Rusya ile olan ilişkilerimiz DTÖ üyeliği

Detaylı

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; Tarımı gelişmiş ülkelerin çoğunda hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki payı % 50 civarındadır. Türkiye de hayvansal üretim bitkisel üretimden sonra gelmekte olup, tarımsal üretim değerinin yaklaşık

Detaylı

B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ MYANMAR ÜLKE RAPORU Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ 2 I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı Yönetim Şekli Coğrafi Konumu : Myanmar Birliği Cumhuriyeti : Cumhuriyet : Güneydoğu Asya ülkesi olan

Detaylı

FİKRİ SINAİ HAKLAR BİLGİLENDİRME TOPLANTISI. Nihan Ertüzün Gökcan Patent ve Marka Vekili Ankara Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi

FİKRİ SINAİ HAKLAR BİLGİLENDİRME TOPLANTISI. Nihan Ertüzün Gökcan Patent ve Marka Vekili Ankara Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi FİKRİ SINAİ HAKLAR BİLGİLENDİRME TOPLANTISI Nihan Ertüzün Gökcan Patent ve Marka Vekili Ankara Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Patent, sanayi alanında uygulanabilir bir buluşun sahibine bir kamu

Detaylı

Sosyal Girişimler ve Türkiye

Sosyal Girişimler ve Türkiye Sosyal Girişimler ve Türkiye İhtiyaç Analizi Raporu Yönetici Özeti Yazarlar: Tevfik Başak Ersen Derya Kaya Zeynep Meydanoğlu Yayına Hazırlayan: Tuğçe Demir Giriş Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) ve

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (TUAM) YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (TUAM) YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (TUAM) YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK Amaç Madde 1: Bu yönergenin amacı, Uludağ Üniversitesi bünyesinde kurulmuş bulunan Tarımsal

Detaylı

PATENTLER YAZILIM PATENTLERİ

PATENTLER YAZILIM PATENTLERİ PATENTLER YAZILIM PATENTLERİ Ümit Yerli Patent Vekili Program Süre: 120 DK Fikri haklar Patent, kriterler, sağladığı haklar. Telif Tarifname, örnek başvurular Başvuru süreci, yurt dışında patent tescili

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ Hazırlayan ve Derleyen: Zehra N.ÖZBİLGİN Ar-Ge Şube Müdürlüğü Kasım 2012 DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİNDE ÜRETİM VE TÜKETİM yılında 9.546 milyon

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi RAPORUN AMACI Türk İnşaat Sektörünün rekabet gücünün arttırılması amacıyla

Detaylı

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi Basın Bülteni 26 Haziran 2013 YASED, UNCTAD 2013 Dünya Yatırım Raporu nu açıkladı Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi 2012 yılında dünyada yüzde 18

Detaylı

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU POLİTİKANOTU Haziran2014 N201419 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Selin ARSLANHAN MEMİŞ 1 Yaşam Bilimleri ve Sağlık Politikaları Analisti Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve

Detaylı

İşletmelerin Büyüme Şekilleri

İşletmelerin Büyüme Şekilleri Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İŞLETMELERİN BÜYÜMESİ İşletmelerin Büyüme Nedenleri Optimum büyüklüğe ulaşma Piyasalarda etkinliği arttırarak kar elde etme olanaklarını arttırma

Detaylı

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLERDE OTORİTE KAYNAK: SourceOECD

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLERDE OTORİTE KAYNAK: SourceOECD İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLERDE OTORİTE KAYNAK: SourceOECD Metin TUNÇ Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Örgütü, 1948 yılında aralarında kurucu üye olarak Türkiye nin de bulunduğu Avrupa ülkeleri tarafından Organization

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi AB Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi nin Uyumlaştırılması ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü Semineri 18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR 1 2003/4 Çevresel

Detaylı

İKTİSADİ İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA TEŞKİLATI VE TÜRKİYE

İKTİSADİ İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA TEŞKİLATI VE TÜRKİYE İKTİSADİ İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA TEŞKİLATI VE TÜRKİYE Organisation for Economic Co-operation and Development OECD İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa nın

Detaylı

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır.

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır. IMF ye Genel Bakış Biz kimiz? Uluslararası Para Fonu (IMF) parasal konularda küresel işbirliğini arttırmak, mali istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdamı ve sürdürülebilir

Detaylı

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ 2014 YILI FAALİYET RAPORU BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Oda Faaliyetleri 86 BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Muhasebecilikte kural, karar ve mevzuat çok sık değişebilmektedir. Bu alanda çalışanların kararlardan haberdar

Detaylı

FİKRİ VE SINAÎ MÜLKİYET HAKLARI. Dr. Deniz ŞENYAY ÖNCEL deniz.oncel@deu.edu.tr

FİKRİ VE SINAÎ MÜLKİYET HAKLARI. Dr. Deniz ŞENYAY ÖNCEL deniz.oncel@deu.edu.tr FİKRİ VE SINAÎ MÜLKİYET HAKLARI Dr. Deniz ŞENYAY ÖNCEL deniz.oncel@deu.edu.tr İÇERİK Genel Olarak Fikri Mülkiyet Hukuku Fikri Mülkiyet Hukukunun Temel İlkeleri Fikri Mülkiyet Sisteminin Ana Unsurları Tarihçe

Detaylı

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 İÇERİK Amaç, Vizyon Hazırlık Süreci İnovasyona Dayalı Mevcut Durum Stratejiler Kümelenme ile ilgili faaliyetler Sorular (Varsa) İNOVASYON & KÜMELENME

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Kalkınma Bakanlığı Sanayi Dairesi Başkanlığına, Kalkınma Bakanlığı Ankara. İstanbul, 21 Ocak 2013 Ref: HA/gu/13-87

Kalkınma Bakanlığı Sanayi Dairesi Başkanlığına, Kalkınma Bakanlığı Ankara. İstanbul, 21 Ocak 2013 Ref: HA/gu/13-87 Kalkınma Bakanlığı Sanayi Dairesi Başkanlığına, Kalkınma Bakanlığı Ankara İstanbul, 21 Ocak 2013 Ref: HA/gu/13-87 Onuncu Kalkınma Planı İmalat Sanayiinde Dönüşüm Özel İhtisas Komisyonu nca 15 Ocak 2013

Detaylı

TÜRKİYE CERN FIRSATINI KAÇIRDI

TÜRKİYE CERN FIRSATINI KAÇIRDI DEĞERLENDİRMENOTU Aralık2012 N201288 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Bilgi ASLANKURT 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri H. Ekrem CUNEDİOĞLU 2 Araştırmacı, Finans Enstitüsü TÜRKİYE CERN

Detaylı

G-20 AVUSTRALYA DÖNEM BAŞKANLIĞI 4.KALKINMA ÇALIŞMA GRUBU TOPLANTISI 3-5 Eylül 2014

G-20 AVUSTRALYA DÖNEM BAŞKANLIĞI 4.KALKINMA ÇALIŞMA GRUBU TOPLANTISI 3-5 Eylül 2014 G-20 AVUSTRALYA DÖNEM BAŞKANLIĞI 4.KALKINMA ÇALIŞMA GRUBU TOPLANTISI 3-5 Eylül 2014 Deniz BERBER AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Uluslararası Kuruluşlar Daire Başkanı 26 Kasım 2014 G-20 Nedir? Kuruluşu

Detaylı

Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü

Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü Tıp sürekli ilerliyor sözündeki aslan payı bize göre; Tıbbi Malzeme Alt Sektörüne ait. Nitekim; tıbbi malzemeden yoksun sağlık sektörünün eli

Detaylı

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon.

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon. GAMBİYA ÜLKE RAPORU 1. Nüfus: 1.797.860 (Dünyada 149.) 2. Nüfus artış oranı: % 2,4 (Dünyada 32.) 3. Yaş yapısı: 0-14yaş: % 40 15 64 yaş: % 57 65 yaş ve üstü: % 3 4. Şehirleşme: % 58 5. En büyük şehir:

Detaylı

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi CAM SANAYİİ Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi TÜRKİYE'DE ÜRETİM Cam sanayii, inşaat, otomotiv, meşrubat, gıda, beyaz eşya, mobilya,

Detaylı

ORTA ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ

ORTA ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ ORTA ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ Sayı: TİM.OAİB.GSK.ORG.2014/1583-23954 Ankara, 20/11/2014 Konu: Paraguay Yatırım Ortamı Hk. Sayın Üyemiz, SİRKÜLER (G/2014) Türkiye İhracatçılar Meclisi

Detaylı

FSH BİLGİLENDİRME TOPLANTILARI 28.12.2015

FSH BİLGİLENDİRME TOPLANTILARI 28.12.2015 FSH BİLGİLENDİRME TOPLANTILARI 28.12.2015 Yrd. Doç. Dr. Selin ÖZDEN MERHACI Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Fikri ve Sınai Haklar Araştırma ve Uygulama Merkezi FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI (FİKRİ VE SINAİ

Detaylı

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 HÜKÜMETİN YAPISI VE BAKANLIKLAR EKONOMİ YÖNETİMİ; REFORMLAR İLE HIZLI EKONOMİK

Detaylı

ÇALIŞMA RAPORU : FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI (TELİF HAKLARI) : ULUSLARARASI FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI HUKUKU : İNGİLTERE (LONDRA) HAZIRLAYAN

ÇALIŞMA RAPORU : FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI (TELİF HAKLARI) : ULUSLARARASI FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI HUKUKU : İNGİLTERE (LONDRA) HAZIRLAYAN ÇALIŞMA RAPORU KONU PROGRAM : FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI (TELİF HAKLARI) : ULUSLARARASI FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI HUKUKU TÜRÜ/SÜRESİ: MASTER (LLM), 16/09/2010 14/09/2011 ÜLKE : İNGİLTERE (LONDRA) ÜNİVERSİTE :

Detaylı

MARKA HAKKI NEDİR VE MARKA BAŞVURUSU YAPILIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN UNSURLAR

MARKA HAKKI NEDİR VE MARKA BAŞVURUSU YAPILIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN UNSURLAR MARKA HAKKI NEDİR VE MARKA BAŞVURUSU YAPILIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN UNSURLAR "Sınai Mülkiyet" kavramı genel tanımı ile, sanayide ve tarımdaki buluşların, yeniliklerin, yeni tasarımların ve özgün çalışmaların

Detaylı

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY İşletmelerin bir ülke ekonomisi içindeki yeri ve önemini, "ekonomik" ve "sosyal" olmak üzere iki açıdan incelemek gerekir. İşletmelerin Ekonomik Açıdan Yeri ve

Detaylı

Teknoloji Transferinde Sınai Mülkiyet Haklarının Rolü - Türkiye Örneği

Teknoloji Transferinde Sınai Mülkiyet Haklarının Rolü - Türkiye Örneği UNECE & TPE Çalıştayı Teknoloji Transferinde Sınai Mülkiyet Haklarının Rolü - Türkiye Örneği Doç. Dr. Yüksel BİRİNCİ TPE Başkan Yrd. 12/03/2009 1/41 İçerik Sınai Mülkiyet Hakları ve TPE Sınai Mülkiyet

Detaylı

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale tepav Economic Research Policy Foundation of Turkey ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI Ümit Özlale 29 April 2011 2 Sunum Planı 1. Bölüm: İhracat performansımız Pazar genişlemesi

Detaylı