Üniversitede her fley sat l k m d r?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Üniversitede her fley sat l k m d r?"

Transkript

1 *192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : 138 *Ekim 2008 *Fiyat : 1.50 YTL * ISSN: E itimin Amerikanlaflmas na hay r! Üniversitede her fley sat l k m d r?

2 UMUT YAYIMCILIK BÜROLARINDA

3 3 SUNU Merhabalar, Üniversitelerin ve liselerin aç lmas na paralel ö renci gençli in gündemlerine sayfalar m zda daha fazla yer veriyoruz. Dergimizin özellikle 6 Kas m öncesinde baflta okurlar m z olmak üzere devrimci gençlere yararl olaca n umuyoruz. Bu say m zda YÖK ün günümüzdeki misyonu ve Bologna Süreciyle hedeflenen Amerikan e itim modeli üzerine haz rlad m z yaz larla hakim sistemin e itim üzerindeki emellerini daha net görmek mümkün olacakt r. Yine yetkin mühendislik ve ücretli avukatl k üzerine yer verdi imiz yaz larla mesleki hak gasplar m z n arkas nda yatan nedenleri inceliyoruz. Bu yasalar yaln zca bizlerin daha zor flartlarda çal flma yaflam na kat lmam zla sonuçlanmamakta ayn zamanda halk n savunma hakk na ve altyap sal hizmetlerine de sald r niteli i tafl maktad r. Bu say m zda ayr ca YDG aç s ndan önemli bir gündem olan divan toplant s na ça r n n dikkatle incelenece ini umuyoruz. YDG 2. Konferans nda al nan karara uygun olarak 3. Konferans n haz rl klar için örgütlenecek olan Divan toplant s 8 Kas m Cumartesi günü Ankara da gerçekleflecek. E itimde neo-liberal politikalar n ve halk gençli ine yönelik emperyalist patentli sald r lar n hayat bulmas nda belirleyici bir yeri olan Bologna Süreci YDG nin uzun süredir gündeminde. Bologna Sürecinin içinden geçti imiz süreçte Avrupa daki ö renci hareketi içinde de daha fazla gündemleflti ine ve Bologna Sürecini hedef alan eylemlerin artmaya bafllad na tan k oluyoruz. Bu do rultuda Almanya dan, Fransa dan, Makedonya dan, H rvatistan dan, ngiltere den, talya dan ve ABD, Avustralya, Liberya, Arjantin gibi çok çeflitli ülkelerdeki ö renci örgütlenmeleri 5 Kas m da e itimin ticarileflmesine karfl uluslararas eylem günü düzenleyerek efl güdümlü eylemler-etkinlikler örgütleyecekler. Biz de 6 Kas m süreciyle birlikte bu ça r y ele alarak uluslararas eylemlerde yerimizi alaca z. Dergimizde Kolektifin Sesi köflesine genifl yer veriyoruz. DKÖ ler üzerine yaklafl m m z ele alan yaz n n dönem bafl nda kitle örgütlerinde faaliyet yürüten arkadafllar m z n ilgisini çekece ine ve tart flmalarla konunun derinlefltirilece ine inan yoruz. Bu say m zda mizah köflesine 2 sayfa ay rarak çeflitli karikatür ve yaz lara yer veriyoruz. Emek veren arkadafllar - m za teflekkür ediyoruz. Köflemizin süreklileflmesi aç s ndan ilgili arkadafllar m z n katk ve önerilerini bekliyoruz. Bu say m zda yine Çocuk bölümüne yer veriyor ve çocuklar n önemli bir sorunu olan ve sistemin gündemine almad ö renme bozuklu u üzerine bir yaz y yay nl yoruz. Çocuklara olanak ve iyi bir gelecek sunmaktan aciz olan sistemin küçük beyinleri rkç, gerici düflünce ve hurafelerle doldurmas na karfl bizlerin de alternatif yaklafl mlar sergilememiz oldukça önemlidir. Bu bölümün süreklileflmesi aç s ndan da katk lar bekliyoruz. Önümüzdeki say m zda görüflmek üzere tüm okurlar m za mücadelelerinde baflar lar diliyoruz. yenidemokratgenclik.blogspot.com Ç D E K L E N R - syan her tarafa yay YÖK ve bugünkü misyonu Zorunlu din dersi üzerine Özgür Okul Yetkin Mühendislik Forum Ücretli Avukatl k E itimin Amerikanlaflmas na Hay r Kolektifin Sesi Gençli e Notlar Genç Kad n Göçmen Genç Divan Toplant s na Ça r Komünist Ustalardan Ö renelim Satranç Çocuk Haluk Zorusevmez Mizah UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY LTD. fit Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A a Mah. mam Murat Sok. No: 8/1 Aksaray-Fatih/ STANBUL Tel: (0212) FAKS: (0212) Sahibi ve Yaz iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask : Yön Matbaac l k Davutpafla Cd. 75/2, B 366 Topkap / stanbul Tel: (0212) ISSN Yeni Demokrat Gençlik in adresleri: BÜROLAR KARTAL: STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) Cep: ANKARA: SIHHIYE MH. SÜLEYMAN SIRRI SK. NO: 19/7 ÇANKAYA TEL: (0312) Cep: ZM R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) Cep: MALATYA: DABAKHANE MAH., TURGUT TEMELL CAD., BARIfi fi HANI. NO: 3 NO: 94 TEL: (0422) Cep: ERZ NCAN: ORDU CAD. ORDU fihani KAT:3 TEL: (0 446) CEP: BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) Cep: MERS N: S L FKE CAD. ÇAVDARO LU fihani KAT: 3 NO: 118 MERS N CEP: AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR AS-DRUCK DUISBURG-ALMANYA TEL: FAKS: BANKA HESAP NUMARALARI Selma fiahin Ziraat Bankas stanbul/aksaray fiubesi Euro Hesab : TL Hesab :

4 4 Yeni Demokrat Gençlik Gelece in için isyan et! Eylül ay, tüm dünyada hakim sistemin yaflanan krize panik halinde çözüm arama çabalar yla geçti. Dramatik de erlendirmeler, çözüm ad na sunulan raporlar yaflanan pani in kapsam n da deflifre ediyor. Tüm dünyada 1970 lerdeki petrol krizi ile bafllayan sürecin noktaland n belirten geliflmeler yaflan yor. Salt ekonomik aç dan de erlendirdi imizde bu kriz, büyük ölçekli flirketlerin batmas n, devlete ait fonlara devredilmesini, kurtar lmaya çal fl lmas n, fiyatlar n artmas n, kurlar n dalgalanmas n ve do al olarak tüm dünyada halklar n daha fazla yoksullaflmas n beraberinde getirecektir. Bir zorunluluk olarak tekrar kamulaflt rmalar n (flirketlerin ard ard na batmas ndan kaynakl ) uygulanmaya bafllamas ise krizden sosyalist modelle kurtulma fleklinde teorize edilmektedir. Oysaki geliflmelerin sosyalizmle bir alakas olmad gibi egemen s n flar n bask ve iktidar n sürdürme arac olan devletin, sahiplerinin imdad na kofltu u ve devlet kavram üzerine Marksist çözümlemelerin hakl l n bir kez daha kan tlad ortaya ç kmaktad r. Genel anlamda bakt m zda 1929 sürecine benzeyen (çözüm taktikleriyle de) bu dönemin tahribat da bu ölçekte büyük olacakt r. Yaflanan kriz, görmek isteyenler için ibretlik olaylara sahne olmaktad r. Lehman Brothers adl flirketin batmas, dünyaca ünlü bankalardan Fortis in batma noktas na gelmesi, Wachoiva adl bankan n da ayn Fortis örne inde oldu u gibi batma noktas na gelmiflken baflka bir flirket taraf ndan al nmas n n yan s ra bu flirketlerden baz lar na son dönemde devletlerin düflük faizli krediler vermesi ve batanlar kurtarmak için kamu ekonomisinin s n rlar zorlanarak flirketlere peflkefl çekilmesi, devletlefltirme-kamulaflt rma ile çözüm diyenlerin kopard yaygaran n anlams zl n da göstermektedir. Bu konuya örnek olmas aç s ndan ngiltere nin Bradford ve Bingley Bankalar n kurtarmak için 14 milyar Sterlin, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg un da Fortis i kurtarmak için 11,2 milyar Euro luk harcama yapmas incelenmelidir. Ayn flekilde ABD nin krizden çözüm paketi olarak sundu u 700 milyar dolarl k fonun da benzeri bir amac n n oldu u unutulmamal d r. Di er taraftan 1980 lerde teorize edilen küreselleflme safsatas n n art k daha da az telaffuz edilmeye bafllan yor oluflu, küreselleflme kavram n n ve serbest piyasa mucizelerinin burjuva ideologlarca dahi art k savunulam yor oluflu da düflündürücüdür. çinden geçilen sürecin s n f mücadelesinin farkl kutuplar nda yer alan s n flarda s k nt yaratt aç kt r. Emperyalistkapitalist dünyan n yaflad kriz ve devrimci saflarda son dönemlerde fazlas yla etkisi hissedilen tasfiyecili- in ayn dönemlere rastlamas tesadüf de ildir. Yaflanan krize ve artan yoksullaflmaya ra men Türkiye de devrimci hareketin etkinli inin artmamas ve sorgulan r oluflu, süreçte pay ç karmam z gereken noktan n neresi oldu unu da göstermektedir. Sistemin, ac mas zca döndürdü ü sömürü çark nda ezilen milyarlarca insan n kurtuluflu asla kapitalizmde de ildir, bu, bugün daha da iyi anlafl lmaktad r. O halde alternatifin ne oldu unun srarla kitlelere anlat lmas gerekmektedir. YÖK e isyan et! Düzen, kendi krizine ra men bofl durmak yerine sald r lar na ara vermeksizin devam ediyor. Henüz okullar n yeni aç ld bu dönemde yaflananlar, halka sald r politikas nda bir de ifliklik olmad n ispatlar niteliktedir. Eylül ay n n bafl nda TÜ aç l fl etkinliklerine kat lan Baflbakan Erdo an n Üniversite özgür düflüncenin yuvas olmal, Üniversiteler, her türlü siyasi müdahaleden, devletin, hükümetin müdahalesinden kesinlikle uzak olmal d r, Bütün üniversitelerimizde birbi-

5 Yeni Demokrat Gençlik 5 rine sayg çerçevesinde en ayk r fikirler dahil serbestçe yer bulabilmeli, serbestçe tart fl labilmelidir. Yeter ki hakaret içermesin. Bunu sadece ö rencilerimiz için söylemiyorum. Ö retim elemanlar m z da hiçbir kayg, hiçbir endifle tafl madan görüfllerini ifade edebilmelidir. Elefltirme, inceleme, araflt rma, sorgulama, tetkik etme, düflünce özgürlü ünün temelidir, özgürlük için düflüncenin geliflmesinin ön flart d r fleklindeki söyleminin sadece göz boyama oldu u ayn gün protesto için toplanan ö rencilerden 18 inin gözalt na al nmas yla bir kere daha ortaya ç km flt r. Özgürlük söylevleri verenlerin, üniversitelere devlet müdahalesini sözde reddedenlerin YÖK ve Cumhurbaflkan eliyle seçilen ve nas l seçildi i tart flmal olan rektör atamalar n, bu seçimlerde üniversitelerin asli bilefleni olan ö rencilere hiçbir flekilde söz ve oy hakk verilmemesini, yasal protesto hakk n kulland için okullar ndan uzaklaflt r lan, at lan ö rencilerin varl n, resmi ideolojiye ayk r görüflleri nedeniyle sürülen, iflinden at lan ö retim görevlilerini nas l aç klayaca n merak ediyoruz. Bologna Projesinin ara verilmeksizin iflletildi i, ö renci gençli in söz-örgütlenme-karar haklar n n tan nmad, hükümet taraf ndan % 8 olarak aç klansa da harçlar n, üniversitelerin eklemeleriyle ortalama % 30 oran nda artt r ld, kontenjanlar n artmas yla beraber fazlas yla bar nma sorununun yafland, e itimin kalitesinin daha da fazla düfltü ü bu sene YÖK e karfl sesimizi daha fazla yükseltmemiz gerekmektedir. Son y llarda önemli bir k sm n n ilkesel oldu unu düflünmedi imiz tart flmalar nedeniyle parçalanan, devrimci-demokrat ö renciler d fl ndaki genifl ö renci kitlesini kucaklayamayan YÖK protestolar n n bu hatt n d fl na ç kar lmas gerekmektedir. Ö rencisinden ö retim görevlisine kadar genifl bir kesimin tepkisini çeken ve 1980 Askeri Faflist Cuntas n n ürünü olan YÖK ü protesto sürecine daha genifl bir kesimin kat l m n sa lamak, YÖK nezdinde özgürlük fliar n n önüne engel olarak dikilenlere karfl örgütlenmek acil bir ihtiyaçt r. Tek bafl na YÖK, üniversitelerdeki sorunlar n nedeni de ildir, yaflanan sorun, mevcut sistemin yaratt bir sorundur ve YÖK, üniversiteler aç s ndan bu sorunun en iyi gözlemlenebildi i kurumdur. Bu nedenle YÖK protestolar na aktif bir kitle çal flmas ile haz rlanmam z gerekmektedir. Yukar da sayd m z genel sorunlar n yan s ra alanlarda yaflanan özel sorunlar da teflhir eden bir çal flma tarz ile geri tart flmalardan uzak durarak bu süreci örgütlemeliyiz.

6 6 Yeni Demokrat Gençlik YÖK ve bugünkü misyonu de iflmemifltir. lk paragraftaki zorba uygulamalar bugün de aynen geçerlili ini korumaktad r. Yaln z, YÖK e bugün baflka misyonlar da yüklenildi ini ve bugün için a rl kl olarak e itimin ticarilefltirilmesine iliflkin at lan ad mlar n h z kazand n görmemiz gerekir. YÖK bundan tam 27 y l öncesinde kuruldu u dönemde neo-liberal politikalar n e itim üzerinde bugüne nazaran fazla gündemde de ildi. flte bu dönemlerde YÖK ün meflgul oldu u baflat mesele bahsi geçen faflist uygulamalard. Ve devletin üniversiteler üzerindeki ilk hamlesi de üniversiteleri denetim alt na alt nda tutarak, bilimin ve özgür düflüncenin; sorgulayan ve statükodan yana olmayanlar n tasfiyesine yönelik olmufltur. Günümüze kadar kat edilen yolda Türkiye emperyalizme daha ba ml hale gelmifl, özellikle özellefltirme politikalar ülkemizde devreye sokulmufltur. YÖK üzerine yap lan de erlendirmelere bak ld nda öne ç kar lan konunun muhalif akademik kadronun tasfiyesine, üniversitelerin zapturapt alt na al nmas na, demokratik haklar n ve ifade özgürlü ünün yok edilmek istenmesine, beraberinde ise bilimi hedef almas na kadar genifl bir yelpazede oldu u görülmektedir. Bu da gayet anlafl l rd r ve yap lan tespitler dün oldu u gibi bugün de do rudur. Evet, YÖK 12 Eylül 1980 Askeri Faflist Cuntas (AFC) koflullar ndan filizlenmifltir ve AFC lerin gelenek ülkemizde yükselen muhalefeti bast rman n arac olarak anti-demokratik kurumlar n hemen hepsinin niteli i benzerdir. Tabii bu tespitleri göz ard etmeden, YÖK ün de 27 y ll k tarihinde sadece bu hedeflerle s n rl kalmad n belirtmek gerekir. Bahsi geçen uygulamalar özellikle YÖK ün kurulufl dönemlerindeki a rl kl pozisyonuna iliflkindir. Elbette günümüzde de bu görevi E itimde neo-liberal uygulamalar Doksanl y llar n bafllar nda neo-liberal e itim politikalar özellikle Avrupa da gündemleflmeye bafllam fl ve doksanl y llar n sonuna gelindi inde çeflitli deklarasyonlarla bafllayan ad mlar 1999 da Bologna Deklarasyonu sonras Bologna Süreci ad n alm flt r. YÖK ise Bologna Deklarasyonu ndan iki y l sonra bu sürece kat lm flt r. Bu süreç Avrupa çap nda Yüksek Ö renim Pazar yaratma arzusunda olup, trilyon dolarl k dünya yüksek ö renim pastas ndan pay kapmak için oluflturulmufltur. Ve daha önemlisi amac n emperyalistlerin yeniden üretilen bilgi yi tekellerine almas nda ve emperyalist hegemonya dalafl nda bir ad m daha öne geçmek istemesinde yatmas d r. Bu anlamda en zeki ve baflar l ö renciler emperyalistlerin bu amac için ayr bir önem tafl maktad r. Bu amaçla Erasmus Program ö renci hareketlili ini sa layarak ö rencilerin serbest-

7 Yeni Demokrat Gençlik 7 çe baflka bir ülkede üniversite okumas n n önünü açm flt r. Türkiye ye geldi imizde ise üniversite kap lar nda 1,5 milyon kiflinin bekledi i düflünüldü ünde emperyalistlerin ülkemizde özel üniversite kurma çabalar gayet anlafl l rd r. Üstüne, Özcan Üniversite bedava olmaz demifl ve bu sözler bir tak m sol çevreler taraf ndan da tutulmufltu. YÖK Baflkan Özcan taraf ndan dile getirilen ve yank uyand ran en önemli konu da bu olmufltur. Türkiye de, buna haz rlanmal, bu pazardaki rekabetten yararlanabilmeli, üniversiteler bütçelerini büyütmeli, flirket gibi çal flarak giriflimci olmal ve kâr elde etmeliydi. Bunun da biricik formülasyonu üniversiteleri paral yapmak yani özellefltirmekti. Bologna Süreci ne girdi imizden beri özellikle son birkaç y lda özel üniversite say s h zla artm flt r. YÖK ün a rl kla meflgul oldu u konunun emperyalist e itim politikalar na adapte olmak ve bu politikalar ülkemizde hayata geçirmek oldu u aflikar durumdad r. YÖK ün gerek tarihsel gerekse üniversitelerin gelece ine iliflkin Küresel Bilgi Ekonomisi nde Yüksek Ö renim, Kemal Gürüz (2003), Strateji Raporu (2005) ve Bologna Süreci ile ilgili birçok raporu incelendi inde bu konuya ne kadar önem verdi i anlafl lacakt r. Türkiye nin yar -sömürge yap s ndan kaynakl emperyalistler için daima bir pazar oluflu, e itim alan n n da farkl olmayaca n göstermektedir. Bologna Süreci nin mimarlar olan Fransa, ngiltere, Almanya ve talya gibi emperyalist devletlerin Türkiye de üniversite açmak için baflvuru yapt klar n bizzat YÖK Baflkan Özcan kendisi aç klam flt r. Üniversitelerin yeni tan m YÖK kuruldu u günden bu yana zihniyetinde de iflen bir fley olmamakla birlikte e itim alan nda yeni trendlerin belirlendi i günümüz koflullar nda yüklendi i misyonun a rl kl oldu u konu neo-liberal e itim politikalar n n ülkemizde hayata geçirilmesidir. Bu amaçla yürütülen politikalarla üniversitelerin entegrasyonu ve dönüflümü ad m ad m bu yönde aksetmektedir. Ortak çerçevelerin oluflturulmas, Bologna Süreci ile birlikte üniversitelerin yeniden tan mlanarak, ifl gücü piyasas na eleman yetifltirmek oldu u üzerinden ulafl lan ortakl k üniversitelerin Avrupa genelinde yeniden örgütlenmesine yol açmaktad r. YÖK Bologna Süreci ile ilgili izleme komiteleri oluflturmufl ve ülkemizde belirlenen ortak çerçeve ler do rultusunda ad mlar atmaktad r. Sürekli E itim Merkezleri nin oluflturulmas, diplomalardan (mühendislik) unvanlar n kald r lmas, stajyer avukatl k vb uygulamalar akademik haklar m z elimizden almakta, e itim ise giderek daha elit bir kesimin yararland bir hizmet olmaktad r. Emekçi çocuklar na ise kap sadece nitelikli, vas fl, ara eleman noktas nda aç k tutulmak istenmektedir. Özel üniversitelerin gazete ilanlar na bak ld nda da mesleki e itimin önemi üzerinde durduklar n, yüksek okullar n n ifl gücü piyasas n n ihtiyaçlar n karfl lad n iddia etmekte hatta mezuniyet sonras ifl garantisi (Türkiye ve Avrupa da) dahi verilmektedir. Mesleki Yeterlilik Yasalar, Yetkin Mühendislik gibi uygulamalar Bologna Süreci içinde uzlafl lan ortak çerçevede bir gereklilik/zorunluluk olmufltur. flte günümüzde yüz binlerce üniversite ö rencisinin ö renim gördü ü üniversitelerde YÖK e karfl muhalefetin ana yönü de bu temelde olacakt r. Nedeni gayet aç kt r. Sistemin sald r lar na yönelik toplumun tüm katmanlar nda geliflen en basit talepler ekonomik temelli olmaktad r. Ve bu tepkiler genelde kendili inden ortaya ç kmaktad r. (f nd k eylemleri ve grevler) Üniversitelerde de tüm ö rencileri do rudan etkileyecek olan emperyalist e itim politikalar n n paral e itim ve ticarileflme yönlü olaca ndan hareketle verilecek tepkilerin niteli inin de bu yönde olmas beklenmelidir. Bizler için sorun önümüzdeki dönemlerde bu tepkiye önderlik edebilecek mekanizmalar, araçlar etkin bir flekilde devreye sokmak ve bu konuda srarc bir hat tutturmakt r.

8 8 Yeni Demokrat Gençlik Bir asimilasyon politikas : Zorunlu din dersi Aleviler, ezen-ezilen çeliflkisinde ileri noktalarda durmaktalar. Yüzeysel bak ld nda sadece dini inan fl farkl l klar na indirgenmek istense de hâkim sistemin Alevilere yönelik bask lar devlet eliyle örgütlemesi ve kendi ç karlar - na uygun inan fl biçimlerini desteklemesi, konumuzun salt dinsel-mezhepsel farkl l klarla aç klanabilecek bir konu olmad n do rulamaktad r. Faflist ezberci e itim yoluyla farkl inançlara mensup kifliler üzerindeki bask araçlar n inceledi- imizde zorunlu din dersi e itimi bafll calar aras nda gelmektedir. Alevili in kendini buldu u baflkald r ve siyasi hareketlenmeler ve bunlar n birikimiyle oluflan kültürünü resmi slami inanç sistemine eklemlendirmek için ellerinden geleni yapan egemenlerin bir politikas olarak zorunlu din dersi e itimi, hiçbir inanc n ya da kültürün özgürlü ünü gözetmeyen bir tarzda kendini dayatmaktad r. Resmi inanç sistemi, bu yolla bireylere kendini ezberletmekte, dayatmaktad r. Zorunlu din derslerinde, Alevi çocuklar na ve gençlerine kendi inan fllar ve kültürü yabanc olarak gösterilmekte ve ona tamamen yabanc olan bir anlay fl zorla dayat lmaktad r. Öyle ki birçok okulda din derslerinde, Aleviler hakk nda hakarete varan ithamlar kullan lmaktad r. Çocuk geliflimine din ö retiminin etkisi Konunun baflka bir boyutunu incelemekte de büyük yarar var. Bizler e itimin kiflilerin ilgi ve yeteneklerine uygun, kiflilik geliflimlerini destekleyici ve bilimsel olmas gerekti ini savunuyoruz. Her fleyden önce din dedi imiz konu soyuttur. Allah, melekler, fleytan, cennet, cehennem ve bunun gibi daha yüzlerce kavram somut bir fleye iflaret etmezler, soyut birer kavramd rlar. Bir ilkokul çocu una soyut ve somut kavramlar n n yeni ö retildi ini düflünecek olursak; henüz somut nesne ve olaylar alg lamaya müsait olup soyut kavramlar alg lama kapasitesine ulaflamam fl çocuk beyinlerinin bu tür soyut kavramlarla doldurulmas n nas l olur da ö renme faaliyeti olarak tan mlayabiliriz? Bu bir ö retme faaliyeti de il, kesinlikle bir beyin y kama faaliyetidir. Hepimizin çocuklu unda bu ö retilerin hayat m z n birçok evresinde olumsuz flekilde (rüyalar kâbusa dönüfltüren, küçük yaflta ölümden sonraki cezalar düflünerek kendi ve çevresi için ac çektiren, vb.) ortaya ç kt n söylemek san r z yanl fl olmayacakt r. Çocu un duygusal geliflimi için en kritik dönemlerin bu flekilde köreltilmesi, ileriki yafllardaki olas ruh hastal klar n n en ciddi zeminlerinden biri oluyor ço u kez. Laikler, bu konu hakk nda ne diyor? Alevileri tan mayan devlet bununla da kalmamakta, Alevilerin tepkilerini de sözde dost söylemlerle kendi çarklar na su tafl mak için kullanman n yollar n aramaktad r. Kültürel asimilasyonun önüne geçme ça r lar bir iyi niyet olarak gözükse de kim taraf ndan yap ld ve kimin bu göreve soyundu u oldukça önemlidir. Düzen yandafl baz unsurlar n devletten aç k destek alarak ve çeflitli Alevi vak flar açarak Alevileri buralarda örgütleyip, bu yolla onlar sisteme ba lama çabalar üstünde durmam z gereken bir noktad r. Kendilerini ifade edebilme olanaklar arayan Aleviler buralar tercih edebilmekte, faflist, dayatmac e itim anlay fl n n b rakt boflluklar bu mekân-

9 Yeni Demokrat Gençlik 9 Laikliği; sadece kadınların başlarının açık olarak resmi kurumlara girip çıkabilmesinin engellenmesiyle özdeşleştirenlerin, söz eğitime ve Alevilerin haklarına gelince susmaları, aslında birer maske görevi gördüklerinin en açık kanıtıdır. larda oluflturduklar alternatif e itim modelleriyle doldurmaya çal flmaktad r. Ancak buralarda da yürütülen e itim anlay fl biraz daha özgürlükçü olmas na karfl n özünde resmi ideolojiye göre flekil almaktad r. Kemalist ideoloji buralarda da yüceltilerek beyinlere enjekte edilmektedir. Özellikle seçim dönemlerinde laiklik ç rtkanl yapan ve bunu mevcut hükümete sald rmak için kullananlar, söz konusu zorunlu din dersi e itimi oldu unda hak ve özgürlükler cephesinden bakmay tercih etmemekteler. Laikli- i; sadece kad nlar n bafllar n n aç k olarak resmi kurumlara girip ç kabilmesinin engellenmesiyle özdefllefltirenlerin, söz e itime ve Alevilerin haklar na gelince susmalar, asl nda birer maske görevi gördüklerinin en aç k kan t d r. Çünkü mevzu derinlefltikçe siyasi özü daha çok görünür hale gelmektedir. Kendinden baflka bir kültürün kendi egemen sistemine ve s n f ç karlar na karfl baflkald rabilece ini, hele ezdi i kitlelerin kendisi için en büyük tehdit oldu unu biliyorsa; kurulu sistem bunu yok etmek ve bast rmak, ötekilefltirmek için elinden geleni yapacakt r. Nitekim e itim de bunun en etkili araçlar ndan biridir. Egemen s n flar n bu konuda verece i tavizler onlar aç s ndan o kadar tehlikelidir ki; ucu anadilde e itime kadar uzayan tavizler dizisiyle karfl laflmak zorunda kalmaktalar. Ç karlar ayn olan egemen s n flar n klikleri belli bir noktadan sonra iflbirli i yapmay tercih etmektedir. Aleviler gerçek dostlar n görmelidir Y llard r sisteme muhalif bir durufl sergileyen Alevilerin tarihi, katliam ve asimilasyon sald r lar yla doludur. Osmanl tarihinden günümüze Alevilere yap lan sald - r lar daha da somutlaflt rmak için tarihten örnekler verelim. Yavuz Sultan Selim in hükümdarl ndan memnun olmayan Aleviler büyük bir katliama u ram fllard r. Daha sonraki büyük katliam 1600 tarihlidir. Alevi köylerine zorla cami yap lmas na karfl ç kan Aleviler katliamlarla karfl laflm fllard r. 2. Mahmut döneminde Bektafli dergâhlar kapat lm flt r. Dergâhlar n kapat lmas ve bask lar nedeniyle Aleviler dini inançlar n kapal yaflamaya zorlanm flt r. Özellikle bu durum Arap Alevilerinde daha belirgindir. Devlet yaln zca Aleviler üzerinde bask politikas uygulamam fl ayn zamanda Alevi olmayan halk kitleleri içinde yalanlar yayarak iftiralarda bulunmufl, halk içinde düflmanl klar yaratmaya çal flm flt r. Bask ve katliam politikalar cumhuriyet döneminde de devam etmifl, cumhuriyet üzerine at lan nutuklar n sahteli- i daha bariz olarak görülmüfltür. Alevi inanc n n resmi olarak tan nmamas, Alevilerin kendi inançlar n yaflama hakk na izin verilmemesi, e itim sürecinde Alevili in ö retilmeyip zorunlu olarak Sünni inanc n n dayat lmas, Diyanet flleri Baflkanl üzerinden Sünnilefltirme çal flmalar n n örgütlenmesi ve çeflitli yöntemlerle devam edilen asimilasyon politikalar günümüzde de sürmektedir. Cumhuriyetin ilk dönemindeki Koçgiri ve Dersim isyanlar nda, devam nda 1978 deki Marafl, 1980 deki Çorum, 2 Temmuz 1993 teki Sivas ve 12 Mart 1995 teki Gazi katliamlar faflist TC nin Osmanl dan miras kalan görevlerini lay k yla yerine getirdi ini göstermektedir. Faflist rejimin kendilerine ac ve yasaklardan baflka bir fley b rakmad n, as l dostlar n n ezilen emekçiler oldu unu görerek; kendilerini hakim sisteme yedeklemek için u raflan Kemalist bürokratik burjuvazinin peflinden gitmedi i sürece sadece zorunlu din dersi uygulamas n n de il, e itim sistemini bafltan sona kadar sorgulanmas n n gereklili i aç a ç kacakt r. Ve bu u urda Alevilere düflen, onlar kendileri yapan zulme karfl baflkald r kültürlerine s k s k - ya sar lmakt r. Mersin den bir YDG li

10 10 Yeni Demokrat Gençlik ZGÜR OKUL E itim sistemindeki çatlaklar derinlefliyor Eylül ay nda bir korku filminin yeni serisinin gösterime girmesi gibi bafllayan e itim ve ö retim y - l, e itim sistemindeki eksiklikleri bir kez daha gündeme getirdi. Türkiye deki egemen sistemden ba ms z olmayan bu sistem, karfl s nda örgütlü bir direnifl görmedi i sürece (bu; sadece e itim alan nda de il, her alanda geçerli) yozlafl(t r)maya, yaflam zorlaflt rmaya devam edece ini ilan ediyor adeta. MEB in yeni bir e itim y l na girerken haz rlad ve yak nda Talim ve Terbiye Kurulu na verece i sosyoloji ve felsefe dersleri tasla, sistemin ö renci gençli e kültürel alandan sald r s ve gençli e yönelik bilinçlendirmeme politikalar ndan biri niteli inde. Bir toplumun geliflmesi ve ilerlemesini sa layan alanlardan olan sosyoloji ve felsefenin geliflmesine dünya üzerindeki gerici, despot sistemler izin veremez. Çünkü bu alanlar toplumun sistemi anlamaya bafllamas na ve yarg lamas - na neden olur. Türkiye de bu ülkelerden biri oldu una göre bu bilimlerin gelifl(tiril)memesi oldukça normaldir. E itim sisteminde zaten bu biçimiyle varolan dersler art k daha da gerici anlay fllarla gençli e empoze edilmek isteniyor. MEB in haz rlad taslakta yer alan baz ifadeler flunlar: - Program Vizyonu: Sosyolojik bak fl aç s ile yaflad klar toplumdan yola ç karak hem kendi toplumu hem de di- er toplumlarla ilgili nesnel de erlendirmeler yapabilen, yaflad klar toplumun milli ve manevi de erlerini özümseyen (!), farkl düflünce ve yeniliklere de aç k olan bireyler yetifltirmektir. - Bu dersin gere i olarak sorgulama ve tart flma ortam n n oluflabilece i kabul ediliyor ve ders ö retmeni bu konuda uyar l yor, Dersi Milli E itim Genel Amaçlar do rultusunda hareket ederek ifllemelidir. (Milli E itim Genel Amac derken kastedilen; Türk milletinin milli, ahlaki, manevi ve kültürel de erlerini benimsemek, korumak ve gelifltirmek, ailesini, vatan n, milletini sevmek ve daima yüceltmek.) - Kültürüme Sahip Ç k yorum bölümünde yer alan aç klamada; toplumsal çözülmenin milli bilincin zay flamas ndan ve kültürel asimilasyondan kaynakland iddia ediliyor. - Din ile ilgili de sosyolojik temelde aç klamalar yap - l yor: Dinin toplumsal düzen aç s ndan bütünlefltirici, do ru davran fllara yönlendirici ve genel olarak toplumsal hayata olumlu katk lar vard r. Bunlar taslakta geçen aç klamalar... Bunlar n d fl nda felsefe derslerinde felsefenin öncülerinin (Thales, Kant, Hegel, Marks vd) ad geçmiyor. dealizm, materyalizm, analitik gibi felsefenin temel yöntem ve bak fl aç lar na yer verilmiyor. Buna ra men Türk sosyologlar n n özellikle incelenece i vurgulan yor. Sistem say ca ve nitelikçe küçümsenen muhalefetten bile rahats z olmufl olsa gerek ki ö rencilere kazand r lmas gerekenlerin tarafs zl k ve Atatürk sevgisi oldu unu ve bunun için ders ö retmenlerinin çaba göstermesi gerekti ini aç kl yor. Bütün bu anti-bilimsel e itime karfl bilimselli i temel almal, ona uygun olarak kendimizi gelifltirmeliyiz. S n flarda bu derslerin anti-bilimselli ini teflhir etmeli ve bu derslerin bilimsel yönlerini ön plana ç karmal - y z. Mesela toplumsal çözülmenin milli birlik ve beraberli- in zay flamas ndan dolay olufltu u iddia ediliyorsa bu iddiay as l milli de erlerin ön plana ç kmas n n çok uluslu top-

11 Yeni Demokrat Gençlik 11 lumlarda toplumsal çözülmeye neden oldu unu veya toplumsal çözülmelerin genellikle ekonomik temellere dayand n kan tlamal y z. Bu oldukça çaba isteyen bir süreç. Ancak sistem böylesine planl sald r rken bizim çaba göstermeden ona karfl galip gelebilece imizi düflünmek bir hayalden baflka birfley de ildir. Daha çok okumal, tart flmal, böylelikle hem kendimizin hem de çevremizdekilerin sistemi sorgulamas n sa lamal y z. Sekiz y l boyunca zorunlu olarak e itim ad alt nda, toplumu, çocukluktan itibaren sisteme entegre etmeye, sorgulamayan ve geleceksiz kuflaklar yaratmaya özen gösteriyorlar. Sekiz y l yetersiz gelmifl olmal ki geçti imiz günlerde bunu dokuz y la ç - kard lar. Gelecek sene itibariyle yürürlü e girecek olan bu art bir y l okul öncesi e itimi kaps yor. Önceleri sadece ayr cal kl ailelerin çocuklar - n n alabildi i bu e itimi art k tüm çocuklar alabilecek! Bu, toplumsal eflitli in sa lanmaya çal fl ld anlam na gelmiyor elbette. Sistemin e itimi uyuflturma yöntemi olarak kullanmas n n yan s ra bu bir sene emekçi aileler için art bir y l okul masraf anlam na geliyor. Ayr ca ö renciye anaokulu için al nan hemen hemen hiç birfley bir sonraki sene kullan lmayacak türden. Türkiye de kaç aile bir çocu u için her sene yeni okul k - yafetleri alabiliyor? Sistemin en belirgin çatlaklar ndan biri olan ö retmen aç bu sene de e itimin en büyük sorunlar aras nda! Bu sistem üzerinden gidilirse de yap lan reformlarla(!) hiçbir zaman güncelli ini yitirmeyecek bir sorun. Okul öncesi e itim hakk tüm ö rencilerimizi kapsamal. Bu anayasan n eflitlik ilkesi gere idir diyen Milli E itim Bakan Hüseyin Çelik bu eflitlik ilkesine nas l bir anlam yüklemiflse bilemiyoruz! Ankara da her ö renciye bir dizüstü bilgisayar düflecek kadar gelifltirilmifl bir okulda mutlu mesut poz verirken; Türkiye nin, sadece Ardahan de il, birçok bölgesinde tek bir ö retmene muhtaç okullar akl - n n ucundan dahi geçirmemesi ne kadar eflitlikçi oldu unu gösteriyor zaten. (Radikal gazetesinin 25 Eylül 2008 tarihli say s nda bu konu ile ilgili haber vard.) Dersim deki Cumhuriyet Lisesi nde, ö rencilere verilen tek matematik ö retmeni de bu sene ayn ildeki fen lisesine atan yor. Ö rencilere sunulan gerekçe ise sistemin eflitsizli in kendi a z ndan itiraf adeta: Fen lisesi ö rencileri daha baflar l d r, bu yüzden onlar n dersi bofl geçmemeli! Nas l yani? Bir ö rencinin baflar l olmas için ö retmene ihtiyac yok mudur? Ö retmeni olmayan n baflar l olmas zaten beklenemez. Daha fazla sorgulamaya çal fl rsak: Fen lisesi-düz lise ayr m n yapan sistemin bu ayr m yaparken haks z ve eflitsiz bir düzen tutturdu unu biliyoruz. Düzen öylesine çürümüfl ki ne yan n tutsak elimizde kal yor! Kastamonu daki Do anyurt Lisesi, ÖSS de baflar l olmak için ç rp - nan ö rencilerin bulundu u dört ö retmenli bir liseydi geçen seneye kadar. Buna ra men bu lise ÖSS deki baflar lar yla dikkat çekiyordu. (Öyle ki bu okuldan üç senede çeflitli branfllarda onlarca Türkiye birincisi ç kt!) Bu dört ö retmenden ikisi sosyal bilgiler, biri beden ö retmeni biri de branfl matematik olan müdürdü. Ancak okuldaki iki sosyal bilgiler ö retmenin tayini ç kt. Ve flu an lisede sadece iki ö retmen bulunmakta. Kadrolu ö retmen al p da kâr n azaltmak istemeyen sistem bu soruna çözümsüzlükten baflka hiç bir çözüm getiremez. Daha önce de vurgulad m z gibi e itim sistemi egemen sistemden ba ms z de ildir. Peki genel olarak sistemin çürümüfllü ü, kokuflmufllu u karfl s nda biz neler yapmal y z? Bu konuya iyice kafa yormam z laz m! Bizi sömürmekte, yozlaflt rmakta dur durak bilmeyen bu sisteme karfl yozlaflmamakta direnmeliyiz. Örgütlenmenin direnmek oldu unu ö renmeli, ö retmeliyiz. Sistemin bize dayatt cahilli e, bilgisizli e inat daha çok okumal ve kendimizi daha çok gelifltirmeye çaba göstermeliyiz. Çünkü biz gelifltikçe, sistemin zay flatacak yönlerini bulabilir ve onlar yok edebiliriz.

12 12 Yeni Demokrat Gençlik Yetkin mühendislik ile yetkinleflebilecek miyiz? 1999 da Avrupa Birli i üyesi ülkelerin Bologna da biraraya gelerek yay mlad bildiri ile bafllayan Bologna süreci ne Türkiye ise 2001 y l nda dahil olmufltur. Bu tarihten sonra ülkemizde Bologna süreci do rultusunda, AB uyum yasalar ad alt nda e itim ve mesleki hak gasplar na h z verilmifltir. Sözleflmeli Ö retmenlik, Ücretli Ö retmenlik, Aile Hekimli i, Yabanc Doktor Yasas, Avukatl k Yasa Tasar s ve Yetkin ile haklar m z bir bir gasp edilmektedir. Peki, nedir bu Yetkin Mühendislik? Yetkin Mühendislik; 4 sene üniversitede mühendislik e itimi alan halk gençli inin unvan n n elinden al nmas, e itim s ras nda sa l k güvencesiz ve ücretsiz yapt staj yetmiyormufl gibi 5 y l daha yetkin (!) bir mühendisin yan nda staj yapmas, tekrar s nava girmesi, geçemedi i takdirde 1 y l daha beklemek zorunda olup bu süre içerisinde dershanelere para dökmesi demektir. Ya da bir baflka deyiflle yasay ilk onaylayan ve savunucusu olan nflaat Mühendisleri Odas n n söylemiyle Yetkin Mühendislik, Müh., Y. Müh. gibi bir derece de ildir; bir yetki veya bir üstünlük de ildir. Olsa olsa bir ayr cal kt r. * Ancak burada sorulacak soru, ayr cal n bir yetki veya üstünlük olmay p da ne oldu udur. Bologna süreci ve AB uyum yasalar çerçevesinde 2001 y l ndan sonra gündeme gelen Yetkin Mühendislik tart flmalar na TMMOB çaresiz, teslimiyetçi ve pragmatist bir yaklafl mla dahil olmufltur. Var olma koflulu mühendislerin özlük haklar n korumak olan TMMOB özelde ise nflaat Mühendisleri Odas, yasa nas l olsa ç kacak bari Yetkin Mühendis bizim dedi imiz gibi olsun anlay fl ile elini çabuk tutarak Yetkin nflaat Mühendisli i Uygulama Yönetmeli i ni Resmi Gazete de** yay nlayarak 10 Eylül 2006 da yürürlü- e sokmufltur. Hatta yaklafl k bir y l sonra 15 Ekim 2007 de 5 i Onursal olmak üzere 146 kifliye Yetkin nflaat Mühendisi belgesi verilmifltir. Baflvuru say s ise 245, yani baflvuranlar n sadece % 57 si s nav geçebilmifltir. Oysa s nav yapan MO s nav n kolayl na dem vurmakta, her mühendisin kolayca geçebilece i bir s nav oldu undan bahsetmektedir. S nav geçemeyen mühendisler ise bir y l daha beklemek zorundalar. Ancak 14 Ekim 2006 da gerçekleflen ve adeta dipten gelen dalga olan TMMOB eyleminde 10 bin devrimci, demokrat, yurtsever mühendis, mimar ve ö renciler e itimde ve mesleki haklar m zda uygulanan emperyalist politikalara geçit vermeyeceklerini belirterek Yetkin Mühendisli e Hay r! demifllerdir. Bu büyük eylemin ard ndan oluflturulan kamuoyu ile Yetkin Mühendislik Yönetmeli i nin iptali ve yürütmenin durdurulmas için aç lan dava ile 6 Kas m 2007 de yönetmelik durdurulmufltur. Bu kadar na da pes do rusu! Yetkin nflaat Mühendisli i Yönetmeli- ine Dan fltay 8. Dairesi taraf ndan durdurulmas karar vermesinden sonra MO Yönetim Kurulu Baflkan Taner Yüzgeç taraf ndan Yetkin mühendislikle ilgili kamuoyuna zorunlu aç klama *** bafll ile tarihinde yap lan aç klamada de me iktisatç lara tafl ç karacak, bu kadar na da pes dedirtecek flu tespitleri yapmaktad r. Emperyalist ülkelerin hemen hepsi kendi içlerinde ihtiyaç duyduklar nitelikli mühendislik hizmetleri için yetkin mühendislik türü uygulamalar hayata sokmufllar ancak hegemonyas alt na ald klar hiçbir ülkeye ihraç etmemifllerdir. Çünkü bir ülkenin teknik hizmetlerinin geliflmiflli i emperyalist ç karlarla çeliflen bir olgudur. * Yetkin Mühendislik kavram n n Bologna süreci ile gündeme geldi ini yaz m z n bafl nda aç klam flt k. Tekrara düflmemek için yaln zca hat rlat yoruz. Burada anlafl lmas ve bilince ç kar lmas gereken nokta yetkin mühendislik uygulamas n n gerçekte bir yetkin(!)leflme sa lay p sa layamad - d r. Ya da anti-demokratik, bilimsel olmayan, flovenist e itimin sözüm ona yetkinlik sa layamamas n n çözümü yetkin mühendislik midir? * : 25 soruda yetkin mühendislik, nflaat Mühendisleri Odas, ** : Resmi Gazete, Say : 26285, 10 Eylül ***: Türkiye Mühendislik Haberleri/ Say : /1. Sivas YDG

13 Yeni Demokrat Gençlik 13 TMMOB tarihinde önemli bir gün: 19 Eylül 1979 biz devrimci, demokrat, yurtsever mühendis, mimar ve öğrenciler olarak emekten, halktan yana olan ve toplumsal mücadelenin bir parçası olan TMMOB un mücadele tarihini unutturmayacağız. 19 Eylül 1979, TMMOB a ba l Elektrik, Fizik, Harita ve Kadastro, nflaat, Jeoloji, Kimya, Maden, Makine, Metalurji, Meteoroloji, Mimarlar, Orman, Ziraat, fiehir Planlama Odalar taraf ndan gerçeklefltirilen bir günlük ifl b rakma eyleminin tarihidir. 49 ilde 443 iflyerinde mühendis ve mimarlar n yan s ra; iflçi, teknik eleman, memur vb. çal flanlar n da kat l m ile 100 bini aflk n kamu çal flan eyleme aktif destek vermifllerdir. Mühendislik ö rencileri de eylemi desteklemifltir. TMMOB, 1954 y l nda Menderes hükümeti taraf ndan sistemin kirli oyunlar n n arac olarak kurulmufltu. Ancak 68 y l nda ve sonras nda dünyada, özelde ise ülkemizde yükselen toplumsal muhalefete paralel olarak devrimci, demokrat, yurtsever mühendis ve mimarlar n yönetimlere gelmesiyle birlikte TMMOB tarihinde önemli bir de iflim/dönüflüme u ram flt r. Teoman Öztürk ün baflkanl n yapt bu dönemde, TMMOB sisteme yedeklenmek yerine kendini emekten ve halktan yana olarak tan mlam fl, mühendis ve mimarlar n özlük haklar na sahip ç km flt r. 19 Eylül 1979 tarihinde gerçeklefltirilen ifl b rakma eyleminin amac ve istemleri TMMOB taraf ndan flu flekilde aç klanm flt r: 1. Teknik hizmetin gerekli ve yeterli bir biçimde emekçi halk m z n ç karlar do rultusunda ve yaln zca onun hizmetine sunulabilmesi için tüm anti-demokratik uygulamalar ve bask lar giderilmeli, faflist odaklar n üstüne kararl bir biçimde gidilmelidir. 2. Kamu kesiminde çal flanlar n grevli-toplu sözleflmeli sendikal haklar n elde etmelerinin önündeki engeller kald - r lmal d r. 3. Her alanda çal flanlar n aras ndaki farkl uygulamalar kald r lmal d r. 4. K sa sürede, mühendis-mimar-tekniker-teknisyen vb. teknik elemanlar aras nda ayr cal k yaratmayan, ön koflul olarak yaln zca yaflamak için gerekli ücretin sa lanmas - n veri alan, eflit ifle eflit ücretin uygulanmas n getiren bir düzenleme sa lanmal d r. Eylemin ard ndan kamuda çal flan pek çok TMMOB üyesi soruflturma geçirmifl, iflten at lm flt r. Çok de il, bir y l sonra 12 Eylül 1980 Askeri Faflist Darbesinin ard ndan TMMOB Baflkan Teoman Öztürk baflta olmak üzere pek çok devrimci, demokrat, yurtsever mühendis ve mimar 19 Eylül eylemi nedeniyle idamla yarg lanm fl ve y llarca hapis yatm flt r. Bu büyük eylem, aradan geçen uzun y llar boyunca TMMOB taraf ndan kamuoyunda gündeme getirilmemifltir. Bunda, Yetkin Mühendislik gibi önemli bir konuyu zaten yasa ç kacak, bari TMMOB para kazans n anlay fl na indirgeyen bir k s m sözde devrimci özde ise reformist dahi olmayan pasifist-sistem içi-bürokrat TMMOB yöneticisi etkilidir. Ancak biz devrimci, demokrat, yurtsever mühendis, mimar ve ö renciler olarak emekten, halktan yana olan ve toplumsal mücadelenin bir parças olan TMMOB un mücadele tarihini unutturmayaca z. Sivas YDG

14 14 Yeni Demokrat Gençlik f rum 6 Kas m eylemi ve yaklafl m m z 6 Kas m eylemlerinde ö rencilerin söz ve karar hakk ve örgütlenme özgürlü ü taleplerimiz önceliklerimiz aras ndad r. Bu sene de e itimin ticarileflmesine dönük neo-liberal sald r lar teflhir edece iz, anadilde, paras z, bilimsel, demokratik e itim fliarlar m - z hayk raca z. Ülkemiz devrimci ve demokratik gençlik hareketi aç s ndan geleneksel bir eylem günü olan 6 Kas m bu sene de akademik takvimin bafllang c nda en önemli gündemimizdir. 12 Eylül karanl n n üniversiteler üzerinde hakimiyetini sa layan ve pekifltiren YÖK, 27 y ll k kara tarihi boyunca üniversitelere bilimin, demokrasinin, özgürlü ün giriflini engellemifl, muhalif-ayd n bilim insanlar na çal flmalar n sürdürebilecek imkan ve katk sa lamam fl, bilimsel çal flma ad alt nda hurafeleri ve gerici düflünceleri desteklemifl, 21. yüzy - l n bafllang çta ülkemiz üniversitelerinin dünya ortalamas n n oldukça gerilerinde kalmas nda bafl sorumlu olmufltur. YÖK, üniversitelerin asli bilefleni olan ö rencilerin, akademisyenlerin ve iflçilerin söz ve karar hakk n tan mam fl, üniversite yönetimine demokratik kat l m na set çekmifl, örgütlenme özgürlü ünü tan mam flt r. Bar nma, beslenme ve sa l k gibi en temel hak ve taleplerini savunan, özerk demokratik bir üniversite talep eden, anadilde-paras z-bilimsel-demokratik bir e itim sistemi için mücadele eden ö rencilere karfl büyük bir terör uygulam fl, türlü yasaklarla ve ÖGB-polis-jandarma ablukas yla üniversiteleri hapishanelere çevirmifltir. YÖK, toplumsal sorunlara duyarl, ülke ve dünya gündemiyle ilgili, okuyan-araflt ran-sorgulayan, örgütlü duruflun bilincinde olan ö rencilerden tedirginlik duymufl, bu özellikleri savunan ö rencilere soruflturma vb. uygulamalarla sald rm fl, onlar sindirmeye, tecrit etmeye çal flm flt r. YÖK ün istedi i ideal ö renci ise kendisini yaln zca derslerde verilen bilgileri ezberlemeye odaklayan, derste verilenden baflka bir kaynaktan okumayan, araflt rmayan, do all nda sorgulamayan, verileni bir tabu olarak sorgusuz sualsiz kabul eden, bireyci, toplumun di er kesimlerinin ve ö renci arkadafllar n n sorun ve dertleriyle ilgilenmeyen, mezuniyetin ard ndan ifl bulabilmek için her türlü taklay atan okumufl köleler dir. YÖK son y llarda kendi içinde baz yap sal de iflimlere giderek AB ye uyum süreci ad alt nda dayat lan neo-liberal sald r lar n savunucusu ve uygulay - c s olmufltur. Bologna Süreci ad alt nda e itimin ticarileflmesi ve yüksek ö renim pazar n n oluflturulmas yönlü al - nan kararlar do rultusunda stratejisini haz rlam fl ve Meclis - le iflbirli i içinde geçen yasalar n kabul edilmesine hizmet etmifltir. Bunun sonucunda bir yandan müfredat n belirlenmesinden özel üniversitelerin yayg nlaflmas na, flirketlerin üniversitelerdeki etkinli inin art fl ndan üniversitelerin flirket, ö rencilerin müflteri konumuna getirilmesine kadar ekonomik-akademik haklar m z gasp edilmekte öte yandan unvanlar n diplomalardan kald r lmas, yetkin mühendislik, ücretli avukatl k, sözleflmeli ö retmenlik vb. uygulamalarla mesleki haklar m z çal nmaktad r. YÖK bu sürecin esas uygulay c s - d r. Emperyalizmin de iflen ihtiyaçlar do rultusunda üniversitelerin yap s n bizlerin aleyhine yeniden düzenlemektedir. Dolay s yla YÖK karfl t mücadele de önemini korumakta hatta daha fazla artt rmaktad r. Mesele bizler aç s ndan temel haklar m z aras nda yer alan e itim ve mesleki haklar m z n savunulmas d r. Bu 6 Kas m da yerellerde güçlü ve birleflik eylemler örgütlemek için emek verelim. 6 Kas m eylem-

15 Yeni Demokrat Gençlik 15 lerinde ö rencilerin söz ve karar hakk ve örgütlenme özgürlü ü taleplerimiz önceliklerimiz aras ndad r. Bu sene de e itimin ticarileflmesine dönük neo-liberal sald r lar teflhir edece iz, anadilde, paras z, bilimsel, demokratik e itim fliarlar m z hayk raca z. YDG olarak son senelerde 6 Kas m öncesi haz rl m z n ve 6 Kas m daki duruflumuzun yeterince örgütlü ve planl olmad aç kt r. Bu seneki öncelikli hedefimiz 6 Kas m a kadar yaklafl k 1 ay boyunca tüm alanlar m zda planl, yo un ve etkili bir kitle çal flmas yapmakt r. Bu do rultuda çok say da arac (bildiri, duvar gazetesi, stand, dergi da t m vb.) yarat c bir flekilde kullanmakt r. Gücümüz do rultusunda mümkün olan en genifl kesimi YDG ile tan flt rmak ve YDG nin etki gücünü ve dergimizin okur say s n artt rmakt r. Bahar döneminde birçok alan - m zda yakalad m z hareketlilikten ç kard m z derslerle bu 6 Kas m sürecini daha verimli geçirmek için flartlar m z müsaittir. Son birkaç senedir 6 Kas m süreci yaln zca bizim aç m zdan de il genel devrimci ve demokratik gençlik hareketi aç s ndan da olumlu bir seyir izlememektedir. K s r geçen ve çok zaman alan toplant lar, dar grupsal çekiflmeler, genellikle ilkesel olmayan nedenlerden ortaya ç kan bölünmeler güçlü ve birleflik bir 6 Kas m n örgütlenmesinin önünde engel olmaktad r. Bunun sonucunda kayda de er bir kitle çal flmas yap lmadan, yaln zca kat - l mc örgütlerin taban na dayal eylemlerle 6 Kas m da alanlara ç k labilmektedir. Birleflik ve güçlü bir 6 Kas m a kimse karfl ç kmamas na ve herkesin birlikten bahsetmesine karfl n verimli tart flmalar, ortak ve yo un bir kitle çal flmas ve etkili, kitlesel ve coflkulu eylemlerin örgütlenemiyor oluflu olumsuz bir durumdur. Bizler elimizden geldi ince somut önerilerle ve mümkün olan en genifl kesimin kabul edebilece i asgari bir program sunarsak ve pratik faaliyetlerde aktif flekilde yer al rsak bu do rultuda mütevaz bir katk sunabiliriz. Bununla birlikte de ifltirmemizin mümkün olmad durumlarda k s r tart flmalara bo ulmamal, kitle çal flmas n n önüne geçirmemeliyiz. 6 Kas m eyleminin mümkün oldu unca güçlü olabilmesi için bölünmelere karfl ç kmal y z. Ancak çabam za ra men bölünme gerçekleflirse, ilkesel konular da söz konusu de ilse, örgütlenen tüm eylemlere kat lmal y z. Eylem birliklerine özel önem vermeliyiz. Eylem birlikleri esnas nda ise ajitasyon-propaganda özgürlü ünü savunmal y z. Güçlü birliktelikler farkl l klar m z n gizlenmesiyle de il aç ktan ifade edilmesiyle örülebilir, demokrasi bilinci ancak bu flekilde gelifltirilebilir. Kitleler korkar, çekinir vb. geri kayg larla örgüt yasakç l - na, pankart aç lmas na engel olunmas na karfl ç kmal y z. Ancak ikna edemedi imiz durumlarda ço unlu un karar do rultusunda kitlelerin oldu u yerde bulunmal y z. 6 Kas m öncesi ve sonras nda gerçeklefltirece imiz pratiklerle bu olumsuz durumu telafi etmeye çal flabiliriz. 6 Kas m sürecini yaln zca tek bir eylemle ele almamal y z. Yerellerde eylem birlikleri yaparak etkinlikler, sergiler, konserler, forumlar vb. pratiklerle en genifl kitlenin gündemine girmeyi hedeflemeliyiz. 6 Kas m YÖK protestolar sürecine mümkün olan en genifl kesimin kat l m n hedeflemeliyiz. Ö rencilerin içinde yer alan duyarl tüm örgütlenmelerin, ö retim üyelerinin ve iflçilerin sendika ve derneklerinin, ailelerin ve di er devrimci demokrat güçlerin YÖK protestolar - na dahil olarak e itim hakk n ortak flekilde savunmas daha genifl bir kitlenin biraraya gelerek daha büyük etki yaratmas n sa layacakt r. Devrimcilerin etkinli inin zay fl bunu baflarmay zorlaflt rabilir ancak katk sunaca m z olumlu ad mlar n etkisi kitle hareketlenmesinin geliflme emareleri gösterdi i bu dönemde oldukça fazla olacakt r. Bu 6 Kas m da yerellerde yo un bir kitle çal flmas bizler aç s ndan vazgeçilmezdir. Ancak yerel çal flmalar tamamlayacak flekilde örgütlenmesi muhtemel, daha kitlesel merkezi bir eylem gündeme geldi i takdirde (yaz n n haz rland esnada Genç-Sen in bu yönlü bir önerisi vard ) bu eyleme kat lacak di er devrimci demokrat güçlerle iflbirli i içinde bu eyleme de haz rlanmal ve güçlü flekilde kat lmal y z. Verimli bir 6 Kas m faaliyeti geçirmemiz 6 Kas m sonras ndaki süreci de olumlu etkileyecektir. Bu bilinçle tüm alanlar m zda en genifl kitle içinde devrimci bilinci yaymak ve mücadeleyi yükseltmek için harekete geçelim.

16 16 Yeni Demokrat Gençlik Ücretli avukatl k ve savunma hakk na sahip ç kmak Son y llarda hemen her gazeteyi aç fl m zda, güncel olaylara her göz at fl m zda birilerinin (emperyalist sisteminin sözcülerinin) Bologna Süreci, GATS anlaflmas gibi fleylerden bahsetti ini ve Avrupa Birli i Programlar n n amac, ülkeler aras ndaki iflbirli ini her alanda gelifltirmektedir. Bu programlar n uygulanmas, sosyo-ekonomik, kültürel ve bilimsel alanlarda ülkelere büyük katk da bulunmaktad r gibi ifadeler kulland klar n görüyoruz veya okuyoruz. YÖK Baflkan baflta olmak üzere ülkemizdeki emperyalizmin sözcülerinin ise e itimin paral laflmas, sözleflmeli ö retmenlik, yetkin mühendislik, ücretli avukatl k, aile hekimli i vb. uygulamalardan bahsetti ine ve tabii ki sadece bahsetmekle kalmay p bu uygulamalar hayat m za h zla soktu una tan k oluyoruz. Her ne kadar egemenler taraf ndan ülkeler aras iflbirli i, Avrupal l k, e itimin eflit hale gelmesi gibi ifadelerle tüm bu süreçler bize yutturulmaya çal fl lsa da bizler biliyoruz ki; bugün yaflanan, emperyalist sistemin ihtiyaçlar na göre e itim ve meslek hayat m z n flekillendirilmesinden baflka bir fley de ildir. Mevcut emperyalist sistem gittikçe daha fazla sektörde, gittikçe daha fazla ülkede kârlar na kâr katmak, pazarlar n geniflletmek, ucuz ifl gücü bulabilecekleri alanlar yaratmak vb. istemektedir. Bu istekler do rultusunda hizmet alanlar n n tamam - n emperyalistlerin denetimine açmak amaçlanmaktad r. Sürecin Türkiye aya da büyük bir kararl l kla iflletilmifl, bizlerin gelece ini do rudan etkileyen birçok alanda yasal düzenlemeler meclisten geçirilmifl ya da tasar - taslak fleklinde tart flmaya aç lm flt r. Bu alanlardan biri de ücretli avukatl k tart flmalar yla gündeme gelen hukuk alan d r. TBB (Türkiye Barolar Birli i) taraf ndan sunulan Avukatl k Yasas Tasla ile bu konudaki tart flmalar gündeme gelmifltir tarihinde TBB taraf ndan yay nlanan, tamamen masumane bir uygulama olarak gösterilmek istenen bu yasa tasla, ö renciler aç s ndan; hukuk fakültelerinde uzun y llar a r dersler ve zor s navlarla bo uflan hukuk ö rencilerinin geleceksizlefltirilmesini yasalaflt rmaya çal flan bir taslaktan baflka bir fley de ildir. Söz konusu taslak sistem aç s ndan ise tam anlam yla ucuz ifl gücü demektir. Mevcut uygulamada hukuk fakültesi mezunu bir ö renci 1 y ll k staj n tamamlad ktan sonra durumuna göre kendi bürosunda ya da bir baflka avukat n yan nda çal flabilmektedir. fiimdiki durumda bile hukuk fakültesi mezunlar n n birço u ekonomik olanaklar olmad için staj döneminden bafllamak üzere belirli bir süre geçene kadar baflka avukatlar n yan nda a r bir ifl temposuyla fakat düflük ücretlere mesleklerini yapmak zorunda kal yor. Yasa tasla ile ise avukatl k tamamen piyasan n hizmetine sokulmak isteniyor ve avukatlar n kendi içinde ikiye ayr lmas öngörülüyor: ücretli avukatlar ve avukatlar. Peki, bu iki farkl grup avukat aras nda ne gibi farklar olmas planlan yor? Taslak metinde belirlendi i üzere ücretli avukat, avukatl k faaliyetini avukatla ya da avukatl k bürosu ile ya da avukatl k ortakl ile yapm fl oldu u vekalet sözleflmesi kapsam nda yürüten avukatt r. Biz kendi tan m m z yapacak olursak; ücretli avukatl k avukatl k faaliyetini patronluk konum ve yetkilerine sahip avukatlarla yapm fl oldu u vekalet=ifl sözleflmesi kapsam nda yürüten avukatt r. Ücretli avukatlar n mesleklerini yaparkenki konumlar, haklar tamamen di er avukatlardan ayr tutulmaktad r. Ücretli avukatlar bu yasa tasla ile avukatl k ruhsatnamesi alamamakta, eline bir kimlik verilmekte, Avukatl k Kanunu ve meslek kurallar na uymalar istenmesine karfl n baroya kayd dondurulmaktad r; böylece de baro genel kurulunda seçme ve seçilme hakk n kullanamamaktad r. Yan nda çal flt klar kuruma, kifliye karfl disiplin suçu iflleyen ücretli avukatlar hem disiplin cezalar na hem de ücretli avukatl k sicilinden kayd n n silinmesi cezas na maruz b rak lmaktad r. Mesele yaln zca mesleki haklar m? Durumun sadece mesleki haklar m z bak m ndan de il adil yarg lanma hakk, hukukun üstünlü ü ve ba ms zl gi-

17 Yeni Demokrat Gençlik 17 bi de erler bak m ndan da önemle incelenmesi gereken taraflar var. Burjuva hukuk sisteminden do abilecek adaletin ne kadar adalet olaca aç kt r. Hele de burjuva anlamda bile hukuk devleti kurallar - n n, yarg n n özelde de savunman n ba ms zl - n n do ru düzgün ifllemedi i faflizmin hakim oldu u bir ülkede yaflad m z düflünürsek adalet aray fllar n n neyle sonuçlanaca aç kt r. Ancak ücretli avukatl k uygulamas ile adil yarg lanma hakk n n, yarg n n, özelde de savunman n ba ms zl na her gün belki de her saat inen darbelere çok büyük ve kapsaml, herkesi etkileyebilecek bir darbe daha inmifl olacakt r. Böylece yaflad m z faflist düzende görece ba ms z bir durumda olan avukatlar n savunma makam n n haks zl klar karfl s nda hukuksuzlu a ve devletin bask s na karfl etkili olmas na da son verilmesi sa lanacakt r. Ücretli Avukatl k Yasa Tasla nda flu ifadeler kullan lmaktad r: Ücretli avukat mesleki faaliyetlerini kendisine verilen ifl temelinde gerçeklefltirir. Avukatl k Kanunu Madde 2/2 de de görülebilece i gibi hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine tahsis etmekle yükümlü avukatlar n taslaktaki bu ifadeden de anlafl ld gibi bilgi ve tecrübelerini emrinde çal flt kifliler yarar na kullanmas istenmekte, kendi adlar na dava ve ifl takip edemeyecekleri, vekaletname alamayacaklar öngörülmektedir. Bir kamu hizmeti icra eden/etmesi gereken, avukatlar mesleki anlamda hiyerarflik bir yap lanma içine sokulmakta, ba ms z bir flekilde müvekkilini savunmas gereken avukat ekonomik ve düflünsel anlamda ba ml l k alt nda iflini yapmak zorunda b rak lmaktad r. Bu durum en özet haliyle avukatlar ücretli köleler haline getirmekten baflka bir anlam ifade etmemektedir. Ayr ca müvekkiller de müflteri konumuna getirilmek istenmekte, avukatl k ücret sözleflmesi düzenlenmeden ve baroya onaylat ld na dair damga vurulmadan kiflilerin savunma ve adil yarg lanma hakk n kullanamayaca öngörülmektedir. Sa l k, e itim gibi haklar h zla elinden al nmakta olan halk m z n adil yarg lanma hakk da elinden al nmak istenmektedir. Ülkemizdeki genifl halk kesimlerinin ekonomik durumunu düflündü ümüzde birçok kiflinin bu hakk ndan mahrum kalaca, kâr elde etme amac yla hareket eden avukatl k flirketlerinin yan na bile yaklaflamayaca aç kt r. Hukuk patronlar, müflterileri ve iflçisi olan bir alan de- il kamu hizmeti veren, uyuflmazl klar n çözümünde hakl - y haks z ay rt etmede savunma makam olarak en büyük yard mc lardan olan avukatlar ve bir insan hakk olarak savunma hakk na sahip müvekkilleri olan bir alan olmal d r. Ancak yukar da da bahsetmeye çal flt m z gibi emperyalist politikalar azg nca e itimden sa l a her alana el att, en do al haklar m z üzerinde bile rant kap s n açt ve büyüttü ü gibi hukuka, yani savunma hakk m za da el atmak istemektedir. Gerek ülke içinde gerek yurt d fl nda avukatl k mesle ini yerine getiren büyük avukatl k flirketleri ellerini ovuflturarak ücretli avukatl k uygulamas n, baflka bir ifadeyle ço u yeni mezun olmufl, kendi bürosunu açma koflulu olmayan avukatlar, yani ücretli kölelerini beklemektedir. Bir meslek odas olarak görevi avukatlar n mesleki haklar n savunmak olan TBB ise tam tersine sürece sessiz kalmakla bile yetinmemekte, bu söz konusu neo-liberal politikalar n bugün için sözcülü ünü, yar n için uygulay c l - n üstlenmektedir. Sonuç olarak gördü ümüz tabloda, özellikle son y llarda her alanda, her meslekte haklar m z elimizden al nmakta, üniversite, hastane kap lar yüzümüze kapat lmaktad r. Do du umuz günden beri sistem için bir insan de il rant kap s oldu umuz aflikard r. Neo-liberal politikalarla gittikçe daha fazla sald r yaflad m z flu günlerde meslek odalar n n vb. kurumlar n sorunlar m za çözüm olamad bir sürecin içindeyiz. Sorunlar en yak c biçimde yaflayanlar, çünkü egemenlerin sömürü politikalar nda ilk elden hedef olarak seçti i kifliler biz gençleriz. Gelece imizin h zla ipotek alt na al nd böylesi bir dönemde öncelikle bizim üzerimizde her alanda oynanan oyunlar n fark nda olmak, hemen sonras nda bu fark ndal - düflünsel alandan eylem alan na ç kartmak zorunday z. Bulundu umuz her alanda bize yöneltilen bu sald r lar, hak gasplar n gündeme getirmeli, etkinlikler ve eylemliliklerle gelece imize sahip ç kt m z ; yetkin mühendis, sözleflmeli ö retmen, ücretli avukat olmayaca m z hayk rmal y z. Ankara Üniversitesi nden bir YDG li

18 18 Yeni Demokrat Gençlik Ö rencileri bilim de il polis karfl l yor E itim-ö retim y l her y l oldu u gibi sanc l bir biçimde bafllad. YÖK Baflkan n n e itim hayat m zla ilgili ardarda yapt - aç klamalar, eski rektörlerle yeni rektörlerin rant savafl yla ilgili tart flmalar gündemimize girmiflken üniversitelerin neredeyse tamam, görmeye al fl k oldu umuz sahnelerle aç ld. Ö renciler yine harç kuyruklar nda bekletildi, yurt bulmak için o kurumdan bu kuruma kap kap dolaflt, yemek, ulafl m, yurt paralar n nas l denklefltirece ini daha okula ad m atmadan kara kara düflünmeye bafllad. Tüm bu sorunlar n en yak c biçimde hissedildi i flehirlerden biri de çok büyük bir ö renci nüfusu olmas na ra men, kötü flartlarda ve az say da yurtlar ve yüksek fiyatlarda evleri, her y l yeni zamlarla gittikçe büyük miktarlara ulaflan ulafl m ücretleri ile Ankara oldu. Ekonomik sorunlar yetmiyormufl gibi geçti imiz senelerde ö renciler Ankara n n hemen her üniversitesinde polis, jandarma, ÖGB bask s yla karfl laflt ve demokratik, akademik haklar na da sald r ld. Bu y l da ekonomik sald r lar yan nda demokratik haklar m z aç s ndan da sald r lara maruz kalaca m z n sinyalleri verildi. Daha okuluna ilk defa ad m atan ö rencilerin bilimle kucaklaflmas gerekirken ö rencileri polisler, turnikeler karfl lad. Bizler de Ankara YDG olarak sorunu do rudan, en yak - c biçimde yaflayan ö rencilerden süreci de erlendirmelerini istedik. Okullar n yeni aç ld ve YÖK ün kurulufl y ldönümünün yaklaflt flu günlerde ö rencilere yeni e itim y l na bafllad klar süreçte yaflad klar n, izlenimlerini, problemlerini sorduk, paral e itim hakk ndaki fikirlerini ald k s n f ö rencisisiniz. Üniversiteye bafllarken ne gibi beklentilerle geldiniz, neler buldunuz? Yalç n/hukuk Fakültesi Ö renci Derne i üyesi/4. s n f ö rencisi: Lisedeyken bir üniversite alg s oluyor insanda. Üniversiteli kimli ine sahip kifliler olarak liseden daha farkl bir ortamla karfl laflaca m z ummufltuk. Ama ilk günden yüzlerce kiflilik s n flara t k flt r ld k. Üretmek, düflünmek bize ö retilmedi, biz hocalar m z dinledik, s nav zamanlar da yazd klar m z ezberledik. Arad m z ortam n bir hayal olmad n düflündük. Kendi anlay fl m za uygun e itim, olmas gereken üniversite için mücadele etmeye bafllad k. Mesela Hukuk Fakültesi Ö renci Derne i nde ö rencilerin akademik-ekonomik sorunlar yla ilgilenmek, çözümler üretmek için biraraya geldik ve böylece olmas gereken üniversiteye ulaflabilmek için bir mücadele kanal açt k. - 4 y l boyunca yaflad n z ekonomik problemler neler oldu? - Kay t için üniversiteye ayak bast m andan itibaren her geçti imiz masadan her ald m z, verdi imiz belge için para istediler. Zaten harç yani HARAÇ yat r yoruz her y l. Ben ailemin yan nda kald m için bar nma sorunum olmad ama ö rencilerin neredeyse tamam flehir d fl ndan geliyor. Devlet yurtlar nda ö renciler az msanmayacak fiyatlarla kalabal k odalarda yaflamaya çal fl yor. Ders çal flma olanaklar yok. Evde kalmaya kalksan yak n yerlerde evler atefl pahas, uzak daha ucuz yerlerde ev tutay m desen günlük 3 milyon vermek zorundas n. Otobüste, metroda ö renci oldu unu ispat etmen bile yine haraç vermeni gerektiriyor. Neo-liberal politikalar e itime çoktan el att. Bir yandan yeni yeni vak f üniversiteleri kuruluyor bir yandan da devlet üniversiteleri tonlarca param z al yor. Sistem devlet üniversitesinde ödedi imiz kadar paraya flükretmemizi istiyor. Oysaki e itim anayasal bir hakt r, onu geçtim e itim bir insan hakk d r. Devletin asli görevlerinden biridir zaten e itim hizmeti vermek. - Bologna Süreci diye bir fley duydunuz mu? - Bologna Sürecini Yeni Demokrat Gençlik dergisinde gördüm, oradan takip ediyorum. Takip etti im kadar yla e itim sisteminin AB ye uyumlaflt r lmas süreci iflletiliyor. En özet haliyle neo-liberal politikalar n e itime hâkim olmas, e itimin piyasalaflmas. - fiu anda ngiltere, Almanya vb. ülkeler Türkiye de üniversite açmak için haz r bekliyor, YÖK Baflkan da üniversiteler özel olacak diyor. Bologna Sürecini de düflündü ümüzde bu ikisi aras nda nas l bir ba lant var sizce? - YÖK zaten yabanc sermayeyi teflvik ediyor. Çünkü 80 darbesi ile üniversiteler üzerine çöreklenen bir yap olarak YÖK sisteme hizmet ediyor. Sistemi de dünya üzerinde egemen olan neo-liberal ekonomik sistemden ba ms z düflünemeyece imiz için diyebiliriz ki YÖK do rudan neo-liberal politikalara hizmet etmektedir. - Bu e itimin gittikçe paral laflt r lmas na karfl Yunanistan da Fransa da kitlesel ö renci eylemleri oluyor. Biz neler yapmal y z, Türkiye de ne gibi çözüm yollar var? - Ö renci topluluklar nda, DKÖ lerde ö renciler bu yak c soruna karfl harekete geçmelidir. Tek bafl na okumak, ö renmek, tart flmak yetmiyor, muhakkak alanlara da ç k lmal, para-

19 Yeni Demokrat Gençlik 19 l e itime karfl oldu umuz duyurulmal d r. Bizden ç kan ses onlar mutlaka ki ürkütecektir. Gücümüzün fark na varmal ve akabinde eyleme geçmeliyiz. *** - Okulumuzun yeni aç ld flu günlerde daha ilk günden turnikelerle, polis otobüsleriyle, sivil üniformal polislerle, ÖGB lerle, kameralarla karfl laflmak nas l bir duygu yaratt sende? - Fatma/Hukuk Fakültesi 3. S n f Ö rencisi: Öncelikle flunu söyleyeyim 2 y l önce daha kayda geldi im zaman kap dan al nmam flt m babamla birlikte. Nüfus cüzdan m z b rak p ziyaretçi kart alm flt k. Çok kötü bir duygu yaratm flt bu bende. Bugün de ayn duygular okula her giriflimde yafl yorum. Sürekli yeni gizli kameralar n tak ld n duyuyoruz. Kampusta güvenlikle ilgili yaflad m z geliflmeler art k beni gittikçe daha fazla flok ediyor. - ÖGB ler sence neden varlar? - ÖGB lerin bizlerin güvenli i için var oldu unu düflünmüyorum. Güvenli imizi sa lamalar gereken durumlarda, ifllerine geldi i zaman müdahale etmiyorlar. - Bugüne kadar gördü ün e itim sistemi hakk nda neler söylemek istersin? Ne beklentilerle geldin, neler buldun? - S n flar çok kalabal k. Daha ziyade burada sözel bir e itim görüyoruz. nsan n düflünce gücünün çok daha güçlü olmas gerekir. Tart flmak, konuflmak, yorumlamak gerekir. Oysa 300 kiflilik s n flarda bu mümkün de il. Hocalar m z n da ço unun bu yönde çabas yok. Hocalar söylüyor, biz zab t kâtibi gibi not tutuyoruz. Yöntem aç s ndan kesinlikle iyi de il. *** - Üniversitenizin nas l bir yer olmas n hayal ettiniz? Sermet/Hukuk Fakültesi 1. S n f Ö rencisi: Liseden daha yenilikçi bir ortam hayal ederek geldim. Lisede birtak m dersler görüyoruz, bir tak m uygulamalara maruz kal yoruz. Ezberci bir e itim sistemi ve baz dayatmalar var. E itim hayat m z n geçmifl dönemi özgürlükçü bir ortamda geçmedi. Buna karfl bir durufl gösterenler ço u zaman bask larla karfl laflt. Üniversitede böyle bir ortam görmemeyi umuyorum ama hayal k r kl na u rayabilirim. - Kap da turnikeler, özel güvenlikler, polis otobüsü sizde bir tedirginlik yaratt m? Türkiye de maalesef al fl lm fl fleyler bunlar. Kolluk kuvvetlerinin bask s n her zaman hissediyoruz, bu yüzden beni flafl rtmad, üniversitemin kap s nda bunlar görmeyi maalesef ola an karfl lad m. - fiu anda okulumuzda gizli olan veya olmayan onlarca gizli kamera var. Her hareketimiz izleniyor. Bu hiç dikkatinizi çekti mi? - ster istemez insanda bir tedirginlik yarat yor. Ama insanlar al flt r yorlar bu duruma. B rak n üniversiteleri, ilkokullarda bile insanlar takip ediyorlar, izliyorlar. - Kay t sürecinde harç paras, kitap paras vb. masraflar ç kt. Ne düflünüyorsunuz bu konuda? - E itimde f rsat eflitli i ilkesi tamamen yok olmufl durumda. Ülkemiz tamamen zenginin ülkesi oldu. Üniversitelerimiz de bundan nasibini gittikçe daha fazla al yor ve burjuva unsurlar yayg nlafl yor. Ekonomik durumu iyi olan insanlar e itim hakk m z için ödemek zorunda b rak ld m z bu paralar n üstesinden bir flekilde geliyor ama di er taraftan emekçiler özellikle de Anadolu köylüsü ne yapaca n bilmiyor. - YÖK Baflkan üniversiteler tamamen paral hale gelecek dedi. Bununla ilgili ne düflünüyorsunuz? Bence bu flartlarda YÖK Baflkan n n yapt aç klama büyük bir saçmal ktan baflka bir fley de il. Resmen, sadece paras olan okusun diyor. Nitekim de öyle oluyor. Sadece üniversitede de il, üniversiteye gelene kadar da vard ; dershane, özel dersler, kurslar Bu maalesef tüm e itim hayat m za yay lm fl bir süreç. Darbe karfl t miting 28. y ldönümünde 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas n protesto amaçl, 14 Eylül tarihinde içerisinde çeflitli demokratik kurum, siyasi parti ve derneklerin oldu u eylem birli inin örgütledi i mitinge biz de YDGliler olarak Partizan korteji arkas nda, kendi flama ve dövizlerimizle kat l m sa lad k. YÖK darbe ürünüdür! ve Kahrolsun 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas! yaz l dövizlerimizi açt - m z mitingde at lan sloganlara coflkulu bir flekilde efllik ettik. Tam Partizan kortejinin alana girmesi s ras nda bir kifliyi gözalt na almak istemeleri sonucu polis ve Partizan kitlesi aras nda arbede yafland. Ç kan arbedede baz yoldafllar m z n s rt na, bir yoldafl m z n da yüzüne yedi i cop yaralanmalar na neden oldu. Mitingin en güzel yanlar ndan biri kat l mc lar n ço unlu unu gençlerin oluflturmas yd. Bizler de YDG olarak gelece in yeniden flekillenmesinde gelece in gerçek sahiplerinin söz sahibi olmas gereklili ini bir kez daha hayk r yoruz. stanbul YDG

20 20 Yeni Demokrat Gençlik AÜ de yemekhane boykotu 24 Eylül günü yemekhane işçileri biz öğrencilere gelerek yemek şirketinin 5 işçi daha çıkarmak istediğini, artık bu haksızlığa karşı tepki göstermek istediklerini belirtip bizleri de yanlarında görmek istediklerini söylediler. Bizler de onlara her konuda elimizden gelen desteği verme karalılığıyla durumu teşhir etme ve yemekhaneyi boykot etme kararı aldık. Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü nde 25 Eylül günü iflçilerin maafllar n n ödenmemesi ve ifllerine son verilmek istenmesi üzerine ö renci-iflçi dayan flmas n n güzel bir örne i yafland. Yemekhanede 4 y ld r çal flan 4 iflçi yemek flirketi Tadal Catering taraf ndan yaz döneminde çeflitli oyunlarla k dem tazminat verilmeden iflinden olmufltu. Yemek flirketi bu iflçileri do ru düzgün bir neden göstermeden üniversitenin yemekhanesinden alm fl, askeriyenin yemekhanesine vermiflti. As l amaç iflçileri tazminats z iflten ç karmakt. Çünkü alternatif olarak sunulan iflyeri iflçiler için bir sürgün yeriydi. flçilere çok daha kötü çal flma flartlar dayat ld ; çok daha uzun saatler, daha düflük maaflla çal flmalar istendi. Bu bask ya ve flartlara dayanamayacak olan iflçiler iflten tazminat almadan 3 gün ifle gelmedi diye ç kart ld. 24 Eylül günü yemekhane iflçileri biz ö rencilere gelerek yemek flirketinin 5 iflçi daha ç karmak istedi ini, art k bu haks zl a karfl tepki göstermek istediklerini belirtip bizleri de yanlar nda görmek istediklerini söylediler. Bizler de onlara her konuda elimizden gelen deste i verme karal l yla durumu teflhir etme ve yemekhaneyi boykot etme karar ald k. Sabah erken saatlerde toplan p ö rencilere bildiri da tt k, dövizlerle, afifllerle ö rencileri yemekhaneyi boykot etmeye ça rd k. Ekipler oluflturup ö retim üyelerinden de destek istedik. Bekledi imizden de büyük bir destek gördük ve baflar l bir boykot gerçeklefltirdik. Ramazan olmas na ra men önemli say da yemek satabilen yemek flirketi 18 Eylül günü Cebeci Kampüsü nde 1 tane bile yemek satamad. Hem ö renciler, hem de ö retim üyeleri boykota tam destek verdiler. Çal flmalar n bitiminin ard ndan konuyla ilgili duyarl l k gösteren ö renciler ve iflçiler olarak birlikte bir aç k toplant yapt k. flçilerin yaflad süreci ve yapt m z çal flmay de- erlendirip, yaz dönemi iflten ç kar lan iflçilerin geri al nmas, iflten ç kar lmak istenen iflçilerin tazminat almadan iflten ç kar lmas n n engellenmesi ve çal flma koflullar n n iyileflmesi yönlü talepler do rultusunda hareket etmemiz gerekti ini konufltuk. Patronlar n Yemekhane y k lsa da iflçileri ifle almayaca m dedi i belirtildi. Ö rencilerden biri Patronlar n tek amac tazminat ödemeden iflçileri iflten atmak; bu iflçilerin eme ine kan do ramakt r. Tek çözüm sonuna kadar direnmek dedi ve iflletme müdürünü onurlu bir davran fl göstererek boykota destek vermeye ça rd. Bir di er ö renci ise Boykotu yayabildi imiz kadar yaymal y z. Eninde sonunda patron talepleri kabul edecek. Bu kadar büyük bir para kayb n göze alamaz. Bizler zaten ö renciler olarak birçok haks zl a karfl söz, yetki, karar hakk m z için mücadele ediyoruz, bu da bunun bir parças d r. Sonuna kadar iflçilerin yan nday z dedi. flçiler ö rencilerin deste inin çok önemli oldu unu belirtip çal flma koflullar n anlatt lar: ki ayd r insana maafl verilmez mi? Ben evime ekmek götüremiyorum. 4 y ld r 16 saat çal fl yorum zaten. fiimdiden iflten ç k, benimle pazarl k etme diyorlar. Ben köle miyim? E itim-sen 5 Nolu fiube yöneticilerinin de destek için geldi i aç k toplant n n sonunda ö renciler de iflçiler de söz konusu talepler kabul edilene kadar her türlü bask ve korkutmaya karfl direnifli sürdürme karar ald lar ve bir organizasyon kurulu oluflturuldu. 27 Eylül günü Oleyis te bir toplant daha yap larak boykot süresince savunulacak taleplerde iflçilerle yeni yap lacak sözleflmede iflçilerin ve ö rencilerin de söz, yetki, karar hakk olmas gereklili i üzerinde duruldu. Boykotu tüm üniversiteye yaymak ad na di er kampüslere 4 Ekim günü ö renciler ve direnifl gösteren iflçiler taraf ndan bir ziyaret gerçeklefltirilmesi planland. Ankara YDG

21 Yeni Demokrat Gençlik 21 SSGSS Kimin için var? hizmeti sunumundan büyük ölçüde çekmek ve bu topraklarda yaflayan insanlar n sa l k ve sosyal güvenlik hakk n piyasaya, ilaç tekellerine, özel emeklilik ve sigorta flirketlerine, özel hastanelere teslim etmek oldu u k sa sürede anlafl ld. Geçenlerde gazete haberlerine bakarken bir haber özellikle dikkatimi çekti. Acaba yanl fl m okuyorum diye dikkatle tekrar okudum ama yan lm yordum. Haberde Vekillerin sa l na 31 trilyon ödendi yaz yordu. Haberin devam nda Meclis, yasama y l na bafllad 1 Ekim 2007 den tatile girdi i 31 Temmuz a kadar geçen 10 ayda eski ve yeni milletvekilleriyle onlar n bakmakla yükümlü oldu u 12 bin 439 kiflinin sa l için 31 trilyon 669 bin 820 YTL harcama yap ld yaz yordu. Milletvekilleri ve bakmakla yükümlü olduklar kiflilerin sa l k harcamalar için kifli bafl na 2 bin 157 dolar düflerken; acaba ço unlu u açl k s n r - n alt nda yaflayan yoksul halk n kifli bafl y ll k sa l k harcamas ne kadard? Sadece ve sadece 232 dolar. Yani vekillerin sa l k giderleriyle halktan insanlar n sa l k giderleri aras ndaki fark yaklafl k 10 kat. Haberin devam nda vekillerin harcamalar n n neden Türkiye ortalamas ndan yüksek oldu u flöyle aç klan yordu: Milletvekili ve TBMM personeli ile yak nlar, devlet hastanelerinin yans ra anlaflmal olduklar özel sa l k kurulufllar nda s n rs z tedavi imkân na sahip. Üstelik bu tedavilerin ard ndan s radan bir devlet memuru gibi katk pay ödemek zorunda da de il. Hatta tedavi için yurt d fl tercih edildi inde dünyan n neresinde olursa olsun tedavi masraflar yine eksiksiz olarak TBMM taraf ndan ödeniyor. Kendi sa l k sorunlar n aflmak için birçok seçene e sahip olan bu vekiller, halk için ise SSGSS denen yasay kaflla göz aras nda onaylay p hayata geçirdiler. Hükümetin sa l k hizmetlerini tek elde toplamak ve tüm ülkeyi sa l k sigortas kapsam na almak olarak tan mlad bu düzenlemelerin içeri ine bak ld nda amac n, devleti sa l k SSGSS bizleri nas l etkiledi? Emeklilik yafl kad n ve erkeklerde 65 e ç kacak, Emeklilik maafllar yüzde oran nda azalacak, Halen çal flan memurlar n ayl klar GSS kesintisi nedeniyle bugünkünden yüzde 5 daha azalacak, Prim borcu olanlara sa l k hizmeti verilmeyecek, Sa l k hizmeti alabilmek için en az 30 günlük sigortal - l k aranacak, Hastalanan sigortal lara verilen ifl göremezlik ödene i yüzde 16 azalt lacak Yetim k z çocuklar na ayl klar n n 24 kat tutar nda ödenen evlilik yard m ayl n n 12 kat na düflecek, Ayakta tedavide kullan lan ilaçlar için de yüzde oran nda katk pay kesilecek. Asl nda bu listede daha yazabilece imiz birçok hak gasp var. Sadece hat rlatma amac yla birkaç tanesini yazd m. Günden güne yoksullaflan, hastane kap lar nda s ra bekleyen, paras olmad için ameliyat olamayan, acilen ameliyat olmas gerekirken 1 y l sonras na ameliyat randevusu verilen, yine paras olmad için tak lan kalp pilleri ç kar lan, tedavi olduktan sonra ilaç alacak paray bulamayan, hatta hastaneye gidecek paray bulamayan insanlarla dolu bir ülkede yafl yoruz. Bu ve buna benzer birçok haberle her gün karfl lafl yoruz. Yani paras olmayanlar n sa l kl yaflamaya da hakk olmuyor ve o 548 kifli ve akrabalar bizlerden al nan vergilerle istediklerini yapmaya devam ediyorlar. Çal fl p üretirken günden güne fakirleflip, sahip oldu- umuz haklar m z n göz göre göre elimizden al nd bu çarp k anlay fla dur deme zaman gelmedi mi? Bu kan emici iflbirlikçi sürüsüne dur demek için örgütlenelim. Daha güzel bir dünya yaratmak bizlerin elinde. Malatya dan bir YDG li

22 22 Yeni Demokrat Gençlik Den gê Ci wanê Önümüzde zor ve çetin günler var! Sürekli olarak vurgulad m z bir söz varsa egemen s n flar n, haks z savafl n sürdürücülerinin gerek askeri olarak gerekse de siyasi olarak eninde sonunda hakl savafl n sürdürücüleri ve halk taraf ndan alt edilece idir. Tekrar bu vurguyu yapmam z n en önemli nedeni 3 Ekim günü gerici ordunun, Cengiz Çandar n söylemiyle, bir seferde alm fl oldu u en büyük kay pt r. Dengesi bozulan, askeri kamplar BBG evi ne dönen, bulunduklar co rafyay art k avuç içi gibi bilinen bir yer haline getiren son teknolojiye ra men Kürt Ulusal Hareketi nden ald kay plar karfl s nda ülke genelinde sistemin savunucular nca büyük bir flaflk nl k yaflanmaktad r. Olay n olufl biçimine anlam veremeyenler girdikleri ç kmaz n içinden ç kabilmek ad na gerici orduya yüklenmeye çal flmaktalar. Geçmifl söylemlerin do ru olmad na yönelik söylemler burjuva/feodal bas nca dile getirilmektedir. Ortada dolaflan söylemlerin birbiriyle bile tutarl l bulunmamaktad r. Bir taraftan Bayraktepe nin kaybedilmedi inin söylenmesi öte taraftan bunu yalanlayan görüntülerin, haberlerin, röportajlar n olmas bile tek bafl na yeterlidir. Egemen s n flar acz içerisinde k vranmaktad r. Öylesine ki, haberlerde, yap lan bask nda kullan lan a r silahlar n alt özellikle çizilmektedir. Ellerinde her türlü olanaklar olan, en geliflkin teknolojik imkânlardan yararlanan, termal kameradan helikopterine, tank ndan topuna kadar her türlü teçhizat elinde bulunduranlar n RPG lerin, biksilerin alt n çizmeleri ac nas bir sefilli i göstermektedir. Egemen s n flarca çaresizli in bundan daha güzel bir itiraf olunamaz. Egemen s n flar zevahiri kurtarmak için, güpegündüz yedikleri bask n n bile kendi inisiyatiflerinde gerçekleflti ini söylemektedir. Çat flmay da sözüm ona kendi direnifllerinin sonucunda, a r (!) darbe verdirerek sonuçland rm fllar. Her fleyden önce, bask nda ölen piyade komanda er Ramazan Yeflil in, bask ndan birkaç gün önce ailesine verdi i bilgide son dönemde karakola üç kere sald r düzenlendi ini söylemifltir. Yani anlayaca - m z, göz göre göre gerici ordu bu kayb alm flt r, bu aczi yaflam flt r. Zaten aksini düflünmek de mümkün de ildir. Burjuva-feodal bas n bile Kürt Ulusal Hareketi nin gerici ordu ile deyim yerindeyse dalga geçti ini belirtmifltir. Egemen s n flar bu pozisyonda ald klar yenilginin bedelini, ezilen halk kitlelerinden, onun örgütlü kesimlerinden ç kartacaklard r. Olay sonras yap lan ilk aç klamalara bak ld nda bu çok net bir flekilde görülüyor. Cumhurbaflkan Bu son hain sald r nas l yap ld? Bu sonuna kadar takip edilecektir. Buna kimler yatakl k etti, böyle bir sald r ya kimler kolayl k sa lad? Bunlar da sonuna kadar araflt r lacak ve herkese bunun hesab sorulacakt r diyerek halk kitlelerine yönelik sald r lar n artaca n n iflaretini verdi. Devam nda halk kitlelerine yönelik sald r lar netlefltirmek için gerçeklefltirdikleri TMYK toplant s nda aralar nda gözalt süresi, gözalt nda avukat bulundurma, el koyma ve yol, üst ya da ev aramalar nda hâkim veya savc izninin kald r lmas konular tart fl lm flt r. Her ne kadar bu yaz yaz l rken, bu toplant n n sonuçlar netleflmediyse de egemen s n f n temsilcilerinin düflünceleri aç kt r. Her f rsatta güvenlik meseleleriyle insan haklar aras nda bir denge kurulmal söylemleri düflüncelerinin ne oldu unu aç a vurmaktad r. AB uyum sürecinde ç kan uyum yasalar yla birlikte yukar da söyledi imiz konularda uygulamalar de iflmifl, o dönem bu kararlar baz köfle yazarlar nca demokratik devrim olarak adland r lm flt. Devam nda tekrar-

23 Yeni Demokrat Gençlik 23 flkence yapmak bu topraklarda egemenlerce bir kültür olarak kanlar na ifllese de bunu aç ktan savunacak cesaretleri olmad için bu tür olaylar n arkas na s nmakta, halk m z n duygular n istismar etmekte ve bundan en ufak bir rahats zl k duymamaktalar. dan de ifltirilmesi düflünülen bu yasalar ayn köfle yazarlar nca anti-demokratik karfl devrim olarak adland - r l r m bilinmez ama bilinen bir fley var o da bu ülkenin hiçbir zaman demokratik bir ülke olmad d r. flkence yapman n egemen s n flar n kolluk güçlerince bir kültür olarak flekillendi i co rafyam zda, daha rahat ve daha uzun süreli iflkence yapmak zevkinden görece mahrum olmalar n n ac s n ç kart rcas na f rsat kaybetmeden harekete geçiyorlar. flkence yapmak bu topraklarda egemenlerce bir kültür olarak kanlar na ifllese de bunu aç ktan savunacak cesaretleri olmad için bu tür olaylar n arkas na s nmakta, halk m z n duygular n istismar etmekte ve bundan en ufak bir rahats zl k duymamaktalar. Egemen s n flar n temsilcilerine bakt m zda bu konudaki her hareketlerinin sahte, göstermelik oldu u aç a ç kacakt r. Öyle ki kendi yazarlar Murat Yetkin bile olaylar sonras gösterilen tepkileri sembolik öfke d flavurumu olarak adland rmaktad r. Halk çocuklar n n kanlar üzerinden maafl alanlar, yorum yapanlar halk kitlelerinin ac s na dahi sayg gösterme zorunlulu unu hissetmemekteler. Sözüm ona büyük yaslar ilan ediyorlar, d fl ülkelerle görüflmeler iptal ediliyor. Ancak ne hikmetse bask n n oldu u günün akflam oynanan futbol maç nca havai fiflekler at lmakta bir sak nca görülmemekte, kirveli ini Ulaflt rma Bakan Binali Y ld r m n yapt AKP milletvekili Hasan Kara n n o lunun sünnet dü ünü iptal edilmemekte, baflbakan ndan cumhurbaflkan na kadar çiçekler gönderilmekte, Hava Kuvvetleri Komutan Aydo an Babao lu ile Harp Akademileri Komutan Orgeneral Hasan Aksoy golf turnuvalar n iptal etmemekte, o ullar n ölüme gönderdikleri Ramazan Yeflil in cenazesine dahi kat l m göstermemekte herhangi bir sak nca görmüyorlar. Elbette halk evlatlar n n kanlar üzerinden politika yürüten egemen s n flar aç s ndan durum flafl rt c de ildir. Bununla birlikte sözüm ona demokrat yazarlar n önemli bir bilefleni silahlar n anlams zl ndan, savafl n anlams zl ndan dem vurmaya tekrardan bafllad lar. Ancak ne hikmetse ölen askerler için flehit, öldürülen gerillalar için ise sahiplenici olmayan ifadeler kullanmakta hiçbir sak nca görmüyorlar. Tek söyledikleri fley: savafl anlams z ve bitirilmesi gerekir. Ancak savafl n bitirilmesine yönelik herhangi bir öneri ise gündeme dahi getirmiyorlar. leri teknolojiden ziyade yüksek politikaya ihtiyac m z var vari içi bofl laflar etmekten öte bir fley söylemiyorlar. fl uluslar n kendi kaderini tayin hakk meselesine geldi inde, Kürt ulusunun ayr bir devlet kurma hakk n tereddütsüzce reddediyorlar. Birlikte yaflam ö renmemiz ad alt nda Türk milliyetçili ini daha ince bir tarzda sürdürüyorlar. Önümüzdeki dönem demokratik haklar m za ve Kürt ulusuna yönelik sald r lar da hakl direnifl de artacakt r. Dost kötü günde belli olur misali gerçekten devrimci/demokrat olanlar da önümüzdeki günlerde belli olacakt r.

24 24 Yeni Demokrat Gençlik Zorunlu Türkçe e itime hay r! Okullar yetersiz kalan ö retmen, hizmetli ve okul say s, ezberci, rkç ders içeri i, art k bir kangren hailine gelmifl, çözülmek istenmeyen anadilde e itim ve zorunlu din dersi gibi sorunlarla aç ld. Bu süreçte de anadilde e itim yak c bir gündem maddesi olarak kendisini hissettiriyor. Kürtçe nin üzerindeki bask lar ve Kürtçe e itimin önündeki engeller nedeniyle bu y l da milyonlarca Kürt çocuk anadillerinde e itim alamayacak. Her ne kadar R. Tayyip Erdo an Almanya da asimilasyon insanl k suçudur dese de, devlet politikas olan inkar, imha ve asimilasyon politikas yla Kürtlerin taleplerini görmezden gelerek yan çizmedeki maharetini ortaya ç kar yor. Kürt halk Cumhuriyetin kuruluflundan bugüne kadar çeflitli bask ve zulümlere maruz kald. Bu bask lardan Kürtçe de pay na düfleni alm flt r. Kürtlerin varl inkar edilmifl, Kürtçe diye bir dilin olmad savunulmufl, Kürt ulusunun Da Türkleri oldu u ispatlanmaya çal fl lm fl ve Günefl Dil Teorisi gibi saçma iddialar ortaya at lm flt r. Temelini tek dil, tek millet ve tek bayrak üzerine kuran TC, bütün flehir ve köylerin isimlerini de ifltirip Kürtlerle ilgili olan her fleyi yasaklam flt r. nsanlar kendi dillerini konuflamaz hale gelmifllerdir. Asimilasyon politikalar Kürt ve çeflitli milliyetlerden gençler üzerinde sürekli uygulanm fl ve rkç, floven, antibilimsel e itimle düzene uyum sa lam fl, kendi dil ve kültürlerine yabanc laflm fl kuflaklar yetifltirilmeye çal fl lm flt r. Anadilde e itim hakk n kullanma, ifade etme, düflünebilme insan olman n gere idir. nsan n temel haklar ndand r. Kuflkusuz Kürt halk n n kendi anadilinde e itim görmesi, yaflam n n her alan n örgütlemesi ve yaflamas en do- al ve vazgeçilmez hakk d r. Her insan n anadilinde okuma-yazma ö renmesi, kendi dilinden flark lar söylemesi, e itim görmesi, tarihini ve kültürünü ö renmesi, kendi dilinde büyümesi ve onu tüm alanlar kapsayacak flekilde gelifltirmesi kadar do- al bir hak düflünülemez. Bu temel hak için mücadele etmesi de kuflkusuz hakl ve meflrudur. Kürtçenin resmi dil olmas, güvence alt na al nmas ve Kürtçe e itim istemiyle yürütülen kampanya, destek verilmesi gereken meflru bir olgudur. Amed YDG Siyasetin dili Burjuva medyan n son günlerde en çok gündeminde yer verdi i, CHP Grup Baflkanvekili Kemal K l çdaro lu nun, AKP Genel Baflkan Yard mc s Dengir Mir Mehmet F rat n uyuflturucu ticareti ve gümrük kaçakç l yapt aç klamas yla bafllayan tart flmalar U ur Dündar yönetiminde bir müsamereyle devam etti. Emperyalizmin sa d k uflaklar n n kulland klar alçak, flerefsiz, aptalca, ulan, bay müfteri, zavall, çaresiz, baron gibi kelimeler incelemeye de er do rusu. Geçti imiz dönemlerde en az ndan söylemlerindeki seviyeye biraz olsun dikkat eden düzen politikac lar art k ona da ihtiyaç duymuyorlar. Saltanatlar n korumak ad na ne denli flarlatanl klar yapabileceklerini, kendilerini aklama çabalar n n nas l da dillerini etkiledi ini görmek onlar daha da net anlama imkan veriyor bizlere. Havada uçuflan tüm bu söylemlere ara verdiklerinde ise burjuva medya taraf ndan teflekkür ya muruna tutuluyorlar. Di er yandan Rize de Hidroelektrik Santralleri nin yap m na karfl ç kan çevrecilere Erdo an n Dünyan n de iflik yerlerinde böyle çevreciler var. Ne yapars n z dersin. Ele avuca gelecek hiçbir iflleri yoktur. Sadece bofl vakitlerini de erlendirmek için yapt klar ifl budur. Ben çevrecinin daniskas y m. As l çevreci benim cevab oldukça ilgi toplad. Anan da al git! söylemlerin ard ndan böylesi yaklafl mlar bizler aç s ndan elbette flafl rt c de ildir. Aç k mikrofonlardan duyulan Unak tan n çekeriz kula n na meleri ak llardan silinmifl de il. Hem halkla hem de birbirleriyle olan çat flmalar yönetememe krizlerinin ürünü olarak artarak devam etmekte. Söylemlerinde halk muhalefetini küçümseseler de bunun büyümesinden, sistemleflmesinden çokça korkmaktalar. Sald rganl klar da tam da buradan kaynaklanmaktad r. Nitelikleri ve içinde bulunduklar buhrana bakmak gerekirse bu türden söylemlere önümüzdeki süreçlerde s kça rastlayaca m z bir gerçeklik. YTÜ den Bir YDG li

25 Yeni Demokrat Gençlik 25 E itimin Amerikanlaflmas na hay r! Üniversitede her fley sat l k m d r? Ciddi bir kayg m vard ler boyunca dekanlar ve profesörler, Harvard n bir dilimini ya da bir ürününü para karfl l - genelde epey büyük mebla lar karfl l - sunmak yönünde say s z teklifle bana gelmiflti. Bu f rsatlar n akl m çeldi ini inkar etmiyorum, çünkü yayg n kan n n aksine Harvard her zaman kaynak yetersizli i içindeydi. Ancak zihnimi kurcalayan sorular tak ld akl ma hep. Üniversitedeki her fley, yeterince yüksek bir fiyat verildi inde sat l k m yd? (Önsöz) Yukar daki sözler Harvard Üniversitesi rektörü Derek Bok a ait. Bir akademisyen ve dünyan n en köklü üniversitelerinden birinin rektörü olarak e itimin ticarilefltirilmesinde birebir gözlemleri olan oldukça deneyimli biri. Ayn zamanda e itimin ticarilefltirilmesinin çeflitli sonuçlar ndan da kayg duyan bir akademisyen. Kayg lar n da 2003 y l nda haz rlad ve Türkçesi 2007 fiubat nda stanbul Bilgi Üniversitesi Yay nlar taraf ndan yay nlanan Piyasa ortam nda üniversiteler-yüksek ö retimin ticarilefltirilmesi adl kitab nda aktar yor. Her ne kadar liberal bir akademisyen olsa da ve kurulu sistemi savunsa da tafl d akademik kayg lar ve ilkeler nedeniyle sistemin zaafl yanlar n gösteren somut örneklere yer vererek bizlere önemli veriler sunuyor. Bu kitap ayn zamanda uzun süredir YDG nin gündeme tafl d ve araflt rd Avrupa Birli i nin Bologna Süreci bafll yla sürdürdü ü e itimdeki neo-liberal dönüflümleri ve benimsetilmeye çal fl - lan Anglosakson e itim modelini daha iyi anlamam za da yard mc oluyor. Avrupa genelindeki e itim için yeni olan birçok unsurun Amerikan e itim sisteminde 20. yüzy l n bafl ndan bu yana geçerli oldu unu anl yoruz. Üniversite yönetimlerinin mütevelli heyetlerinin elinde olmas, (bugün ülkemizde tüm özel üniversitelerde oldu u gibi) bu heyetlerde büyük flirket temsilcilerinin yer almas, müfredat n ve ders programlar n n sermaye devlerinin ç - kar ve talepleri do rultusunda belirlenmesi, yaflam boyu ö renim ve sürekli e itim merkezleri gibi. E itimin ticarileflmesi konusu ö renci hareketinin bafl gündemleri aras ndad r. Bu yaln zca yoksul ö rencilerin üniversitede okuma hakk n n savunulmas n içermemektedir, bununla birlikte bilimsel ve demokratik e itim ve akademik özgürlük için mücadele etmek anlam na da gelmektedir. Çünkü akademik araflt rmalar n belirlenip kaynak sa lanmas na, araflt rmalar n özgür bir ortamda gerçeklefltirilip kamuoyuna duyurulmas na ve müfredat n belirlenmesine kadar bir dizi konuda amac yaln zca kâr olan büyük flirketlerin müdahalelerine karfl direnç oluflturmak oldukça önemlidir. Dergimizde s kça vurgulad m z konu üniversiteye giriflte, bölümlerin seçiminde çeflitli k staslara baflvurulabilece i, baflvurulmas gerekti idir ancak bu k staslar aras nda kesinlikle ö rencinin ailesinin ekonomik durumunun olmamas gerekti idir. Üniversite olanaklar n n k s tl oldu u iddias yla hayata geçirilen Ö renci Seçme S nav ndan zengin aile çocuklar n n muaf olmas, onlar için yaln zca asgari puan geçmenin yeterli olmas ancak yoksul ve orta gelirli ailelerin çocuklar n n bir bölüme kaydolabilmek için en az 100 puan daha fazla almak zorunda kalmas hem bu s nav için öne sürülen iddian n temelsizli ini hem de sistemin adaletsizli ini kan tlamaktad r. Tabii adaletsizlik bununla da s n rl kalmamaktad r. Dershane olanaklar daha fazla olan orta gelirli ailelerin çocuklar n n yoksul ailelerin çocuklar ndan daha flansl olmas veya ülkenin bat s nda yaflayanlar n do usunda yaflayan Kürt gençlerinden daha flansl olmas gibi gerçekler de bu yar fl n iler tutar bir yan olmad n bizlere göstermektedir. Bilgisayar Bilimleri Yahoo Profesörü! 1918 de Amerikal düflünür Thorsteir Veblen flöyle diyor: modern akademik politikan n temelinde bulunan, yaz lmam fl ve pek dile getirilmemifl kural icab, farkl üniversiteler, aynen perakendecilikte rakip kurulufllar n siparifl kapmak için mücadele etmeleri gibi pazarlanabilir e itim hizmetlerini satmak için rekabet eder. Üniversiteler, bilimsel kefliflerini kullanma hakk n sanayi kurulufllar na satabileceklerini ve flirketlere internet ya da kablolu televizyondan yüksek ücretlere ders verebileceklerini gördüler. Giyim firmalar spor formalar na logolar n koymak karfl l - nda üniversitelere para teklif etti. Ö retim görevlileri Bilgisayar Bilimleri Yahoo Profesörü ya da K-Mart Pazarlama Profesörü gibi unvanlar kufland. Giriflimci bir üniver-

26 26 Yeni Demokrat Gençlik Sanayi gibi sevimli bir isim ad alt nda üniversitelere müdahale eden sermaye gruplar n n bu flekilde ö rencilerle daha okul hayatlar nda ba kuraca, bunun da ifl sorununun çözümüne destek sunaca gibi iddialar s kça duymaktay z. Ancak meselenin özünün bu derece masum olmad aç kt r. siteyse erkek tuvaletlerindeki pisuvarlar n karfl s ndaki alan hevesli reklamc lara kiralamay becerdi. (age 4) Ülkemizde de son dönemde modalaflan Giriflimci Üniversite kavram n n kitap boyunca s kça ve do al bir olgu olarak ifade edilmesi dikkat çekicidir. Bununla beraber özel flirketlerin yaln zca hay r için milyonlarca dolar üniversitelere aktarmayaca da aç k bir gerçektir. Serbest piyasan n vahfli ortam nda hayatta kalmay baflaran büyük flirketlerin bu yüklü hay rlar n n karfl l n katlar yla geri almay planlad n öngörmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Özel sektörün üniversite üzerindeki tesiri inkar edilemez. Yüklü ba fllar veren zenginlerin bu ihsan karfl l nda okulun yap s n ciddi flekilde de ifltirdi i su götürmez. Bu konuda flüphesi olan varsa iflletme okullar n n zenginli iyle e itim ve sosyal hizmetler fakültelerinin pejmürdeli ini karfl laflt rmalar yeterli olur. Ticari ve sanayi dünyas sa lad ifl imkanlar ve sundu u ücretlerle müfredat derinden etkiliyor, iflletme lisans programlar n n art fl n, bilgisayar bilimi bölümlerinin yükseliflini ve edebiyat ve felsefedeki meslektafllar na k yasla iflletme ve ekonomi profesörlerinin ald dolgun ücretleri akla getirelim bir. (age 8) Eski M s r Bilimi mi MBA mi? Veblen 1928 de akademik idealler ifl dünyas n n talepleri karfl s nda ad m ad m geriliyor diyor da Harvard mezunu John Jay Chapman kitab nda Bugün Harvard kontrol eden adamlar milyonlarca kifliye e itim satan bir marketi iflleten ifl adamlar na benziyor diyor. Ço u elefltiride dile getirildi i gibi tüketici talebinin üretilecek ürünlerin belirlenmesindeki önemi ne olursa olsun bu talep asla do ru bir müfredat haz rlamak ya da uygun bir araflt rma program çizmede güvenilir bir rehber olamaz. Baz bilimsel problemler, hiçbir ticari de er içermedi i halde araflt r lmay hak eder. Eski M s r bilimi ya da epistemoloji gibi kimi alanlarsa pek az insan taraf ndan okunduklar halde birinci s n f akademik çabay flart koflar. Rus edebiyat ya da ahlak felsefesi gibi konular, pek az lisans ö rencisinin ilgisini çekse de ya da ifl bulmada özel bir avantaj sa lamasa da müfredat n de erli bileflenleridir. (age 31) Bu konuda Martin Kenney flu vurguyu yap yor: Belki de en büyük ironiyi ABD sanayisi yaflayacak. Üniversite parsel parsel pazarland kça, temel bilimler büyük zorluk çekecek. Ticarete yönelmemifl araflt rmac profesörler dezavantajl duruma düflecek, yeni fikirlerin do um yeri ve vas fl bir iflgücünün e itim alan olan ortak entelektüel zeminler afl n p kirlenecek. O zaman, sanayi zaten kendi kendisini kontrol edemedi i ve kamu kesiminin ona getirdi i s n rlamalar da böylece yok oldu u için asl nda kendi hayat p nar n kirletti ini anlayacak. Giriflimci üniversite=sansürcü sermaye Sanayi gibi sevimli bir isim ad alt nda üniversitelere müdahale eden sermaye gruplar n n bu flekilde ö rencilerle daha okul hayatlar nda ba kuraca, bunun da ifl sorununun çözümüne destek sunaca gibi iddialar s kça duymaktay z. Ancak meselenin özünün bu derece masum olmad aç kt r. Bilimsel araflt rmalara yön veren ve kaynak sunan flirketlerin rekabetin esas oldu u piyasa gerçekli i içinde ortaya ç kan ürünü toplum yarar na kullanmak bir yana rakip flirketleri alt etmek için gizlemesi, daha fazla kâr elde etmeye yönlendirmesi veya ifline gelmeyen sonuçlar saklamas gibi uygulamalara baflvurmas oldukça do al görülmektedir. Bu da zaten yukar da bahsini etti imiz akademik özgürlük talebimizi ve bilimi devrimci gençlerin neden savunmas gerekti ini temellendirmektedir. Araflt rmac yazar Le Carré Özellikle Kuzey Amerika da

27 Yeni Demokrat Gençlik 27 son derece nitelikli t bbi araflt rmac lar n sponsor ilaç firmalar - na karfl sesini yükseltti i ve bu yüzden iftiraya ve kovuflturmaya maruz kald pek çok örnek yafland diyor. Yazar ise flöyle devam ediyor: Kongre durumdan mutlu olsa da endüstrinin akademik bilime deste inin artmas herkesi memnun etmiyor. Kimilerine göre flirket kaynaklar araflt rmalar kamusal de- il özel hedeflere tabi k labilir. Elefltirilere göre üniversiteler sponsor flirketleri memnun etmek için araflt rma bulgular n sansürleyecek ve gizlilik kurallar na baflvuracak, ticari ç kar için lisansüstü ö rencileri sömürecek ve atama ve terfileri yozlaflt racak. Genex flirketinin kurucusu Leslie Glick in sözleriyle Ticari bak fl aç s salt tez konular n ve araflt rma önerilerini etkilemekle kalmayacak, profesör istihdam n ve terfilerini de etkileyecek. (age 61) fiirket deste inin art fl sorunsuz olmad. En ciddi meselelerden biri gizlilikteki art fl. Araflt rma deste i veren firmalar ticari de er tafl yan bulgular n rakiplerinin eline geçmesini istemiyor haliyle. Bu nedenle flirket yetkilileri destek verdikleri çal flmalarla ilgili bilgilerin hem araflt rma sürerken hem de bittikten sonra bir süre gizli tutulmas nda srar edip patent baflvurusu karar n verebilmek istiyor. Hatta patenti al namayacak kimi de erli bilgilerin daimi ticari s r olarak görüyor. (age 66) Her befl yaflam bilimi profesöründen neredeyse biri araflt rman n yay nlanmas n ticari nedenlerle alt aydan fazla erteledi ini söylüyor. Harvard a ba l bir hastanede çal flan Scheffer Tseng in göz kurumas na karfl gelifltirdi i ilac n test edildi i klinik bir çal flmadaki olumsuz bulgular oldu undan küçük gösterdi i ortaya ç kt. Ard ndan Tseng in ve amirinin ilac üreten flirkette hissedar oldu u anlafl ld. (age 68-69) Daha da dehflet verici kimi örneklerde ilaç flirketleri üniversitelerdeki bilim adamlar n n ulaflt olumsuz sonuçlar gizlemeye kalk flm flt r. Örne in San Francisco daki California Üniversitesi nden Betty Dong, Synthroid adl pahal bir ilac n ucuz jenerik alternatiflere nazaran daha etkili olup olmad n test etmek için flirketten fon al r. Ancak araflt rma sonucunda ucuz alternatiflerinden fark olmad - n ortaya ç kar. Dong ise sözleflmesine ra men akademisyen sorumlulu unun etkisiyle bulgular n kamuoyuyla paylafl r. Bunun üzerine flirket Dong u etik hatalar yapmakla suçlar ama bunu kan tlayamaz. Üniversite ise Dong u sahiplenmez. Yine baflka bir örnek de Toronto Üniversitesi nden Nancy Olivieri nin Kanada n n en büyük ilaç firmas Apotex le bir thalassemia ilac n test etmek için sözleflme imzalamas. lac n düflünüldü ünden az etki yaratt anlafl l nca sözleflmeye ra men bulgular yay nlamakta srar eden Olivieri dava açmakla tehdit edilir. Medyada aleyhinde as ls z, imzas z yay nlar ç kar. Hastane yönetimi taraf ndan suçlan r, görevden al n r. Üniversite taraf ndan sahiplenilmez. Ard ndan flirketin bir süredir üniversiteye ve hastaneye ba flta bulundu u ortaya ç kar. Bu tür taktikler kamuoyunda kafa kar fl kl yarat p önemli tart flmalar çarp - tabilir. Örne in pasif sigara içicili inin sa l a etkilerine dair görüflleri ele alan bir çal flmada, herhangi bir olumsuz etki olmad n belirten çal flmalar n % 74 ünün tütün sanayisiyle ba lar olan yazarlarca kaleme al nd ortaya ç kt. Sanayiyle ba olan yazarlar n % 94 ü, bu tür ba lant s olmayanlar nsa sadece % 13 ü pasif içicili- in sa l a zarars z oldu u sonucuna vard. (age 76) E itimin yozlaflmas Tabii mesele yaln zca özel flirketlerin üniversiteye ba- fllar yaparak müdahale etmesiyle s n rl kalm yor. Ticarileflme bir olgu olarak e itim sisteminin damarlar nda dolaflmaktad r. Bu nedenle yaln zca iflveren söz konusu oldu unda de il üniversite yönetimi de bu ticarilefltirmenin sonucu olarak piyasada bir aktör olarak boy göstermektedir. Sürekli e itim kurslar, piyasada sat fla sunulan e itim CD leri vb. üniversitelerin do rudan kâr ve reklam peflinde koflmalar n beraberinde getirmektedir. Halka hizmet veya kendini gelifltirmek, hayat boyu ö renmek gibi güzel adlarla haz rlanan kurslar n uzun süre verilmesinin tek ölçütünün kârl l k oldu u saklanmamaktad r. Kurslar n baflar s ö rencilerin geldi i düzey de- il yönetimin elde etti i kâr oran ile ölçülmektedir. ABD de sadece mesleki beceri geliflimine harcanan para-

28 28 Yeni Demokrat Gençlik n n y lda 40 milyar dolar civar nda oldu u düflünülürse bunun nedeni daha iyi anlafl labilecektir. fiirketlerin böylesine yo un müdahalesinin tüm program flirket ürünleri için dev bir reklam egzersizine dönüfltürüp e itim sürecini yozlaflt r p yozlaflt rmayaca n kendisine sormadan edemiyor insan. Sponsor flirketlerin müdahalesi o kadar yo un ve sponsorlar n ticari kayg lar o kadar aflikar ki, geride ciddi flüpheler kal yor. Bir kere madem flirketler yüklü bir kazanç elde etmeyi ummuyorlar neden doktorlar n e itimine yüz milyonlarca dolar harc - yorlar? (age 87) Ticarileflme, akademik camiadaki meslektafll k iliflkisinin ve güvenin alt n oyup önceden mevcut olmayan bölünme ve gerilimler yaratabilir. Geleneksel akademik görevler için büyük çaba sarf eden hocalar yeni bir ifl kuran ya da zaman n n büyük k sm n dan flmanl a ay ran meslektafllar - na öfke duyacakt r. Befleri bilimciler kendilerine yeterince de er verilmedi ini düflünecektir. Akademik kadroyla idare aras nda patent gelirlerinin paylafl m ya da bir hocan n kurdu u ama k smen okulun fonlad bir flirketin idaresi konular nda çat flmalar bafl gösterecektir. Üstlerini kendi fikirlerini çal p ç kar u runa bir flirkete satmakla suçlayan lisansüstü ö renciler ç kabilir. Bir flirketin sponsor oldu u bölümde gizlilik kurallar dayatan meslektafllar n suçlayan bilim adamlar olabilir. (age 112) Daha da önemlisi ticarileflme süreci, üniversitenin ç - kar gütmeyen ve nesnel bir ö retim ve araflt rma kurumu olma itibar n zedeleyebilir. T p fakülteleri ilaç flirketlerinin klinik testlere müdahale etmesine ses ç karmad, profesörler ilgili flirketlerle aralar ndaki ba lar aç klamadan kimi tart flmal konular üzerinde yaz yazd, dekanlar ö retim materyallerine reklam koyulmas na raz geldi i sürece kamuoyu, kurumun ve kadrosunun ba ms zl n ve tarafs zl n sorgulamaya bafllayabilir. (age 115) Piyasaya aç lma E itimin piyasalaflmas süreci do ald r ki yeni bir olgu veya trend de ildir. S n fsal olarak meseleye yaklaflt - m zda anlafl lmaktad r ki e itim kurumlar bir bütün olarak egemen s n f(lar) n hizmetindedir ve kelimenin tam manas yla bir özerklikten bahsetmemiz mümkün de ildir. Dolay s yla emperyalist-kapitalist sistemin hüküm sürdü ü topraklarda kurulu olan üniversitelerin de halktan yana olmas n ve kusursuz bir bilimsel üretim yapmas n beklemek mümkün olamaz. Ancak s n f mücadelesi sonucunda halk n talepleri do rultusunda belirli ad mlar atmaya egemen s n f(lar) zorlanabilir. 20. yüzy l içerisinde sosyalist ülkelerin varl, devrimci mücadeleler, halk hareketleri kapitalist ülkelerde burjuvazinin belirli tavizler vererek bir dereceye kadar akademik özerkli in yerleflmesini sa lam flt r. Bu anlamda bilhassa Avrupa daki üniversiteler ABD li üniversitelere nazaran bilimsel ve mali özerklik konular nda ve ö rencilerle ö retim üyelerinin örgütlülü ü konusunda daha ileri bir konuma ulaflabilmifltir. Bugün yaflanan ise dünya çap nda derinleflen krize paralel büyük bir pazar olarak büyük sermaye gruplar n n ifltah n çeken e itim alan n n öne ç kmas ve ticarileflmede s n r tan nmamas, elde edilen haklar n gasp edilmesidir. Ülkemizde ise zaten akademik anlamda özgürlükten, ö rencilerin söz ve karar hakk ndan ve bilimsel üretimden söz etmek mümkün olmad için söz konusu sald r lar n etkisi çok daha boyutlu olmaktad r. E itimin piyasalaflmas süreci do ald r ki yeni bir olgu veya trend de ildir. S n fsal olarak meseleye yaklaflt m zda anlafl lmaktad r ki e itim kurumlar bir bütün olarak egemen s n f(lar) n hizmetindedir ve kelimenin tam manas yla bir özerklikten bahsetmemiz mümkün de ildir.

29 Yeni Demokrat Gençlik 29 Dolay s yla üniversitelerin piyasalaflmas n n yeni bir durum oldu u, üniversitelerin bizim oldu u gibi savlar gerçe i yans tmamaktad r. Bizim için önemli olan e itimdeki trendi incelemek, sistemin planlar n öngörmek ve mücadele hatt m z buna uygun flekilde biçimlendirmektir. Ticarileflmenin kriterleri Yazar e itimde ticarileflmeyi baz yazarlar n flu kriterler içinde tan mlad n belirtiyor: 1- Ekonomik güçlerin üniversiteler üzerindeki etkisi 2- fiirket kültürünün üniversiteler üzerindeki etkisi (Mesela kampüslerde CEO, net faaliyet kâr veya marka gibi terimlerin daha fazla kullan lmas ) 3- Ö rencilerin kariyerini ilgilendiren derslerin müfredattaki a rl n n artmas 4- Üniversite harcamalar nda tasarrufa gitme (Sözleflmeli ö retmenlerin ifle al nmas gibi) Üniversitelerin piyasalaflmas n n yeni bir durum oldu u, üniversitelerin bizim oldu u gibi savlar gerçe i yans tmamaktad r. Bizim için önemli olan e itimdeki trendi incelemek, sistemin planlar n öngörmek ve mücadele hatt m z buna uygun flekilde biçimlendirmektir. 5- Say sallaflt r lmas gerçek anlamda mümkün olmayan meseleleri say sallaflt rma çabas (De er mevzusunu nitel de il parasal terimlerle ele alma) (sayfa 5 Dipnot) 1975 den bu yana üniversiteler araflt rma ve e itim faaliyetlerinden para kazanma konusunda çok daha agresif davran yor. Birçok üniversite örne in patent lisans veren geliflkin programlar, kâr amac güden internet e itim hizmetleri ve bir dizi ticari inisiyatifi hayata geçirdi. (Age Önsöz) 1980 de Kongre, üniversitelerin kamusal kaynaklarla yürütülen araflt rmalardan elde edilen kefliflere lisans almas n kolaylaflt ran Bayh-Dole Yasas n kabul etti. (age 12) Bu yasa sanayi-üniversite iflbirli ini kolaylaflt rd y - l nda üniversitelerin patent hacmini 10 kat büyüttü ve lisans ücretlerinden y ll k 1 milyar dolar kazanmaya bafllad. Akademik araflt rmalara flirketlerin deste i 1970 lerde % 2.3 iken 2000 de % 8 e ç kt. Yazar kitab nda ticarileflmenin en yo un flekilde t p ve iflletme fakültelerinde yafland n belirtmektedir. Bu durum ülkemiz için de bariz flekilde görülen gerçeklerdir. fiirketlere ticari dan flmanl k ve giriflimcilik konular nda bu bölümlerin yönetiminin ve akademik kadrosunun oldukça aktif oldu u bilinmektedir. Ticarileflmenin ilerlemesiyle birlikte büyük paralar kazanan özel okullar en yetkin profesörleri bünyesine katmak, en baflar l ö rencileri çeflitli burs olanaklar ile cezbetmek için büyük bir yar fl içine girmektedir. Ülkemizde bir ö renciden talep edilenin yaklafl k 20 bin lira oldu u ve her bir üniversitede binlerce ö rencinin okudu u hesap edildi inde üniversitenin reklam için birkaç ö renciye rüflvet vermesi kimseye flafl rt c gelmemektedir. Art k e itimin niteli i, bilimsel üretimin geliflkinli i gibi konular de- il mezuniyetin ard ndan vaat edilen ifl olanaklar ve burslar ön plana ç kar lmakta, bu gürültü içinde en temel haklar m z n da üzerinden atlan lmaktad r. Ancak yazar n kitab nda öyle örnekler var ki ticarileflmenin zamanla nas l bir virüs gibi yay ld n ve ö rencileri de sard n anlamak mümkün olmaktad r. Ticarileflme üniversite ö rencilerinin yaflam n baflka kayg verici yollardan da etkiler y l nda iki birinci s n f ö rencisi arkadafllar na bir flirketin tan t m n yapma karfl l o flirketin okul masraflar n karfl lamaya ikna edince gazetelere ç kt - lar. Bunu örnek alan baflkalar ç kacakt r. Kampüslerde çok say da ö renci sponsor flirketin reklam n yapmaya bafllayabilir. Öte yandan kimi ö renciler ders notlar n özel flirketlere sat yor ve bunlar da baflka ö rencilere rehber kitaplar haz rl yor. Mant ken üniversite yetkililerinin bu tür giriflimlere k s tlama getirmesi gerekir. Ama kurumunu ve e itim imkanlar n kâr amac yla flirketlere pazarlayan bir okul bunu yaparsa ikna edici olur mu? (age 109)

30 30 Yeni Demokrat Gençlik K OLEKT F N SES Daha etkili bir kitle çal flmas ve güçlü kitle örgütleri için... Önümüzdeki dönemde kitle örgütlerindeki de iflimleri ve olanaklar, kitle mücadelesindeki geliflimi ve örgütsel deneyim ve yaklafl mlar m z göz önüne alarak daha sistemli, planl ve uzun dönemli perspektife sahip bir çal flmay hayata geçirmek istiyoruz. Üniversitelerde ve liselerde yeni ö renim döneminin bafllamas yla birlikte 6 Kas m haz rl klar öncelikli olmak üzere tüm alanlar m zda toparlanma ve hareketlenme yönlü çal flmalar bafllam fl durumda. Bu sene önceki senelerden edindi imiz deneyimlerden de yararlanarak mücadelemizi daha ileriye tafl may, örgütsel olarak içinden geçti imiz süreci gelifltirmeyi ve politik birikimimizi derinlefltirmeyi hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaflma do rultusunda önceliklerimiz aras nda demokratik kitle örgütlerindeki çal flmalar m z gelifltirme ve sa lamlaflt rma görevi bulunmaktad r. Bu görev ve hedef YDG nin gündeminde her zaman temel bir gündem olmufltur. Hiçbir dönem kitle örgütlerindeki çal flman n önemi reddedilmemifltir ancak her dönemin ve her alan n kendi özgünlü ü içinde kitle örgütlerine yaklafl m ve bu örgütler içinde faaliyet konular nda farkl l klar bulunmaktad r. Önümüzdeki dönemde kitle örgütlerindeki de iflimleri ve olanaklar, kitle mücadelesindeki geliflimi ve örgütsel deneyim ve yaklafl mlar m z göz önüne alarak daha sistemli, planl ve uzun dönemli perspektife sahip bir çal flmay hayata geçirmek istiyoruz. Devrimci mücadelenin bir parças olarak a rl kl olarak ö renci gençlik içinde örgütlenen ve daha genel bir yaklafl mla halk gençli ini saflar nda birlefltirmeyi hedefleyen YDG nin ülkemiz devriminin özgünlü ünü göz önüne alarak plan ve program belirlemesi do ald r. Mevcut örgütsel yap s n n a rl kl k sm ö renciler aras nda ve flehirlerde bulunmas ndan dolay devrimimiz için ö rencilerin ve flehirlerin yeri ve önemi hesaba kat larak beklentilerimizi belirlememiz ak lc bir tutum olacakt r. Bu konular hem bu yaz n n konusu olmad için hem de yay nlar m zda çeflitli boyutlar yla ele al nd için ayr nt l flekilde aç klamaya gerek yoktur ancak vurgulamam z gereken iki konu oldukça de erlidir. Bunlardan ilki küçük burjuva s n fsal özellikleri bünyesinde bar nd ran ö renci gençli in yeni demokratik devrimin önemli ve güvenilir bir bilefleni oldu u gerçe idir. Ö renci gençlik s n fsal gerçekli i içinde belirli zaaf ve yetmezliklere sahiptir ancak hem gençli in verdi i özgünlükler hem de entelektüel geliflime, araflt rmaya-incelemeye yatk nl nedeniyle devrimci teoriyi kavramada ve hayata uygulamada avantajlara sahiptir. Bu nedenle ülkemizin ve uluslararas devrimci hareketin

31 Yeni Demokrat Gençlik 31 deneyimlerinden de ö renilmektedir ki devrimci önderlerin ve kadrolar n önemli k sm ö renci gençlik içindeyken devrimci mücadeleye kat lm flt r. Bundan dolay YDG nin üniversiteli ve liseli gençlik içindeki faaliyeti devrimimiz aç s ndan oldukça de erlidir ve ö renciler içindeki örgütlülüklerimizi güçlendirmemiz görevini küçümsemek do ru olmayacakt r. Bizim için hesaba katmam z gereken bir di er olgu da flehirlerdeki çal flma konusudur. Ülke gerçekli i içinde k rsaldaki mücadele esas flehirlerdeki çal flma ise talidir. Bu, flehirlerdeki çal flman n önemsiz oldu u anlam na kesinlikle gelmemektedir. Bunun anlam flehirlerdeki mücadelenin k rsaldaki silahl -silahs z mücadeleyi desteklemesi, güçlendirmesi ve gündemlefltirmesidir. fiehirlerde iflçi s n f n n, kent yoksullar n n, ö rencilerin ve devrimin bilefleni olan di er s n flar n kendi aralar nda ve köylülerle, tar m iflçileriyle birli i için mücadele etmesidir, iflçi-köylü ittifak na bilhassa önem vermesidir. Demokrasi mücadelesine a rl k vermesi, baflta Kürt ulusu olmak üzere tüm ezilen, ayr mc l a u rayan kesimlerin hak ve taleplerinin yüksek sesle savunulmas d r. fiehirlerdeki mücadelenin görevleri daha da say labilir. Ancak düflman n güçlü, devrimcilerin daha güçsüz oldu u ve devrimin son aflamalar na kadar bu dengenin tersine dönmeyece i hesaba kat ld nda, flehirlerde uzun dönem istikrarl bir çal flma yürütebilmek ve sa lam örgütlülükler kurabilmek aç s ndan ülkemizin devrim gerçekli i göz önüne al narak planlar yap lmal d r. fiehirlerde uzun dönemli ve istikrarl çal flmalar yürütebilmek ve sa lam örgütlülükler kurabilmek için kitle örgütlerinde çal flman n vazgeçilmez bir yeri bulunmaktad r. Kitle örgütleri, belirli sorun ve talepler do rultusunda konuyla ilgili en genifl kitlenin biraraya geldi i, kitlelerin örgütlendi i ve mücadele etti i, sosyal dayan flmay güçlendirdi i örgütlerdir. Sistemin yaratt kimi sorunlar çözmek isteyen, belirli hak taleplerinde bulunan ve örgütsüzlefltirme-yaln zlaflt rma-bireycilefltirme sald r lar na karfl kitlelerin sosyalleflebildi i ve dayan flmay hissetti i bu alanlar n devrimciler aç s ndan kitlelerle ba kurmak ve kitleleri hareketlendirmek aç s ndan önemleri reddedilemez. Kitle örgütleri iflleyifl ve biçim aç s ndan belirli ortak, evrensel ilkelere sahiptir. Bu ilkelere uydu u sürece misyonunu oynamas ve ilgili kitlenin güvenini kazanmas mümkündür. Ancak kitle örgütleri de amaç, kapsam ve politik mücadeledeki durufllar ile farkl l klar arz etmektedir. Örne in YDG de iflleyifli ve kitlelere yaklafl m vb. aç lardan ele al nd nda demokratik bir kitle örgütüdür. Ancak YDG nin özgünlü ü, bünyesinde devrimci gençleri, devrime sempati duyan gençleri birlefltiriyor olmas d r. Emperyalizme, faflizme ve feodalizme karfl ç kan ve halk n kurtuluflunun devrimden geçti inin bilincinde olan gençleri bünyesine almaktad r. Do all nda bu bilince çok farkl özellikteki gencin ulaflmas mümkündür. Bu nedenle devrimci mücadeleye yaklafl m, üstlendi i görevler, teorik birikim, pratikteki netlik, ideolojik durufl, dünyaya bak fl aç s vb. çok say da aç dan ele al nd nda YDG liler aras nda da çok say da farkl l n olmas do ald r. Bu nedenle YDG asgari k staslara uyan ama kendi içinde de çeflitlilik gösteren genifl bir kitleyi kapsamay hedeflemektedir. Ancak devrimci mücadele içinde YDG nin aktif flekilde yer almas YDG lilerin devletle daha s k karfl karfl ya gelmesine ve düzen aç s ndan daha tehlikeli bulunmas na neden olmaktad r. Do al olarak YDG de daha genifl kitlelere ulaflmak, devrimci bi-

32 32 Yeni Demokrat Gençlik linci yaymak, düzenin sald r ve yo unlaflmalar ndan kendisini korumak ve örgütlülüklerini güçlendirmek için devrimin nesnel gerçeklerine uygun önlemler almal, YDG liler bu do rultuda çok say da kitle örgütü içinde de aktif flekilde yer almay ihmal etmemelidir. fiayet kitleler kitle örgütlerinde biraraya geliyorsa, en genifl kesime bu kitle örgütleri üzerinden seslenmek mümkünse ve yine bu kitle örgütleri üye toplant lar -kongreler ve çeflitli etkinlikler üzerinden demokratik bir forum ifllevini de tafl yorsa her YDG linin alan n gerçekli i do rultusunda belirli kitle örgütlerinde faaliyet yürütmesi bir ihtiyaç olarak karfl m za ç kmaktad r. Mevcut kitle örgütlerinde çal flal m Bu do rultuda ilk ad m atarken en mant kl hareket do- al olarak alan m zda kurulu olan mevcut örgütlere üye olmakt r. Alanda belirli bir yeri, sayg nl, etkisi, ifllevi olan kitle örgütlerine girmenin avantajlar bulunmaktad r. Bu aç dan ele al nd nda içinden geçti imiz süreçte olanaklar m z n daha fazla artt na tan k olmaktay z. Özellikle ö renci gençlik aç s ndan yak n geçmiflte gündeme gelen ve yeni kurulan çeflitli örgütler aç s ndan bu tespit geçerlidir. TMMOB un ö renci birimlerinin geçmifli çok uzun de- ildir, iflleyifl aç s ndan henüz oturmufl say lmaz. Yine E itim-sen de geçti imiz y ldan bu yana ö renci birimleri oluflturmaktad r. TTB nin de iflleyen ö renci kollar mevcuttur. Bu örgütler meslek örgütleri olduklar ndan ve toplum içinde sayg n bir konuma sahip olmalar ndan kaynakl ö rencilerin ilgisini çekmektedir. Birkaç sene sonra bafllayacaklar mesleklerini ve meslektafllar n yak ndan tan mak, ifl olanaklar bulmak, mesleki hak gasplar na karfl ç kmak, akademik sorun ve ihtiyaçlar dillendirmek, benzeri ilgi alanlar na sahip kesimlerle biraraya gelmek vb. çok say da faktör ö rencilerin bu örgütlere sempati ile bakmas na neden olmaktad r. Genç-Sen de son süreçte kurulma aflamas nda olan bir örgütlenmedir. Genellikle devrimci ve demokratik örgütlerden gençlerin biraraya geldi i sendikada dar grupsal ç karlardan dolay ciddi s k nt lar yaflansa ve genifl ö renci kesimlerini tart flmalara katamasa da D SK in de etkisiyle genifl bir kesimin ilgisini çeken bir konum elde etmifltir. Kitle hareketlenmesinin geliflmesine paralel bu sorunlar n afl lmas potansiyeli göz ard edilmemelidir. Genç-Sen i kitle örgütleri içindeki çal flmam zda esasa almak veya kesinlikle reddetmek için hiçbir gerekçe yoktur. Di er örgütlerde oldu u gibi Genç Sen de planlar m zda hesaba katmam z gereken bir örgütlenmedir. Bununla birlikte birçok üniversitede kulüplerin de geçmifl senelere nazaran daha etkin olduklar n gözlemlemekteyiz. Bunun nedenleri aras nda yeni aç lan özel üniversitelerin ö renci çekme amac yla sosyal faaliyetleri öne ç karmas n n etkisiyle özellikle büyük flehirlerdeki üniversitelerin de kulüp çal flmalar na daha fazla önem verdi i görülmektedir. Yine AB ye uyum süreci ve Bologna Projesi ad alt nda kulüpler maddi desteklerden daha fazla yararlanmaktad r ancak bunlar genellikle kiflisel geliflim, ifl kaynaklar gibi flirketlerin ç karlar na uygun faaliyetler yürütmektedir. Belirli koflullarda bu kulüpler içinde çal flmay da tercih edebiliriz ama kulüpler üzerine artan ilgiyi dikkate alarak ba ms z ve sosyal-kültürel içerikli kulüpleri güçlendirmeyi gündemimize alabiliriz. Yine, ö rencilerin okul d fl nda biraraya geldi i, faaliyetlerine dahil oldu u çeflitli kitle örgütleri de mevcuttur. Hemfleri, çevre, kültür, kad n vd. alanlarda faaliyet yürüten DKÖ leri unutmamal y z. Özellikle taflra kentlerde kent genelinde faaliyet yürüten bunun gibi örgütler hem ö rencilerin ilgisini çekebilmekte hem de kentin en ileri kesimlerine ulaflmam za yard mc olmaktad r. Bu kitle örgütlerinin çal flmalar n üniversitelere ve liselere tafl mak sosyal imkanlar n az, bask n n fazla oldu u alanlar aç s ndan bize avantaj sa layabilir. Kitle örgütlerine emek verelim Alan m zda mevcut kitle örgütlerini tespit ettikten sonra do al olarak bu örgütleri tan ma yönlü bir çaba içine girmemiz do ald r. DKÖ lerin faaliyetleri, yönetimlerinin niteli i, kitleyle ba lar, taban n ilgisi vb. birçok faktör hangi DKÖ ye öncelik verece imizi bizlere gösterecektir. Geçti- imiz dönem baz alanlar m zda bu yönlü etüt çal flmalar yapan yoldafllar m z n ilgi gösterdikleri DKÖ ler hakk nda ayr nt l bilgiler edindi ini ve bunun sayesinde önümüzdeki dönem için daha somut ve özel planlar ç karabildiklerini biliyoruz. Üyesi oldu umuz DKÖ lerde dikkat etmemiz gereken en önemli husus söz konusu kitle örgütünün amaç, talep ve çal flmalar n sahiplenmek ve özveriyle çal flmakt r. Kitle örgütüne bofl zamanlar nda giden, ihtiyaç oldu unda yok olan, sürekli elefltirip gevezelik yapan, derne in çal flmalar na ilgi göstermedi i halde yaln zca yeni insanlarla tan fl p dergi satmak için DKÖ yü kullanan tav r ve davran fllardan kesinlikle kaç nmal y z. DKÖ ler kitlelerin ihtiyaçlar do rultusunda kurulduysa ve biz de kitlelerin bir parças ysak ayn sorunlar bizler de yaflamaktay z. Mühendislik ö rencisi yoldafllar m z n da TMMOB a, e itim fakültesinde okuyan yoldafllar n E itim-

33 Yeni Demokrat Gençlik 33 Bizim devrimci bilincimiz ve örgütlü duruflumuz kitle örgütlerinin ald kararlardaki etkimizle, pratikteki tutarl l m zla, dürüstlü ümüzle ve çal flkanl - m zla ve kritik anlarda ve devlet bask s karfl s nda yönlendiricili imizle yani pratik içinde kendisini gösterecektir ve ancak bu flekilde kitlelerin sevgisini ve güvenini kazanmam z mümkün olacakt r. Sen e ihtiyac vard r. Kad n yoldafllar n kad n örgütüne, liseli yoldafllar n LÖB e ihtiyac vard r. Çevremiz kirleniyorsa veya kültürel sanatsal üretimin önüne engeller ç kar l - yorsa bunlardan bizler de etkilendi imiz için bu örgütler ayn zamanda bizim içindir de. Dolay s yla bizler bu örgütlere önderlik etmek için atanm yoruz. Veya bu örgütlere gitmemizin tek kast YDG ye yeni birkaç yoldafl daha kazanmakla s n rl de ildir. Kitlelerin sorunlar n paylaflmak, kitlelerden ö renmek, kitlelerle birlikte hareket etmek için kitlelerin bir parças olarak bu örgütlere gideriz. Bizim devrimci bilincimiz ve örgütlü duruflumuz kitle örgütlerinin ald kararlardaki etkimizle, pratikteki tutarl l m zla, dürüstlü ümüzle ve çal flkanl m zla ve kritik anlarda ve devlet bask s karfl s nda yönlendiricili imizle yani pratik içinde kendisini gösterecektir ve ancak bu flekilde kitlelerin sevgisini ve güvenini kazanmam z mümkün olacakt r. Dolay s yla söz konusu kitle örgütünün hedef ve talepleriyle ilgilenmeyen yoldafllar zorla oraya göndermemeliyiz. Zaten göndersek de ifle yaramayaca n k sa sürede görece iz. Bilinçsiz insanlar örgütlemek için veya kitleler bizden korkar diyerek daha basit, s radan görünümlü oldu unu düflündü ümüz örgütlerin kurulufluna kat lmamal veya bu flekilde düflündü ümüz örgütlerde çal flmamal y z. Bu, kitlelere yukar dan bakan, ukala bir anlay fl n ürünüdür ve bu anlay fl sahiplerinin devrimci mücadeledeki ömürleri de azd r. Bizler anti-emperyalist oldu umuz, devrimci oldu umuz için YDG li; liseli oldu umuz için, lisedeki muameleden rahats z oldu umuz için LÖB lü; gerçek kurtuluflun sosyalizmde oldu unu bildi imiz için genç komünistiz. Bu nedenle e er bir kitle örgütünde çal flma yürütmeyi kararlaflt rd ysak, o örgüte gerçekten emek vermeliyiz. Görev üstlenmeli, ald m z görevi zaman nda yerine getirmeli, hesap vermekten kaç nmamal - y z. Tabii bu, her fleyin önüne kitle örgütünü koyaca m z anlam na gelmemektedir. Ancak YDG nin genel perspektifi, faaliyetleri göz önüne al narak kitle örgütlerinde görevler üstlenmeli ama anlay flta ve uygulamada kitle örgütünü sahiplenmeli, kitle örgütlerine yeni üyeler kazand rmal, kitle örgütünün geliflip güçlenmesini dert edinmeli, faaliyetlerinde yer almal y z. Kitle örgütlerini demokratik forumlara dönüfltürelim Kitle örgütleri ancak kitlelerin aktif kat l m ile gerçek ifllevine kavuflabilir. çinde faaliyet yürüttü ümüz kitle örgütlerinde de baflta üyeleri olmak üzere kitle örgütünün seslendi i en genifl kesimin bir araya gelmesi için çaba gösterirsek DKÖ nün daha etkin ve ifllevli olmas n sa lar z. Bunun için önerilerde bulunmal, plan ve politikalar sunmal ve çaba harcamal y z. Bunun için özellikle kitle örgütünün üyeleriyle diyalog kurmam z, elefltiri ve önerilerini almam z gereklidir. fiayet kitleleri biraraya getirir ve herkesin kendisini ifade edebilmesini sa layabilirsek kitle örgü-

34 34 tü demokratik bir forum ifllevine kavuflacak ve demokratik bilincin geliflmesine yard mc olacakt r. Bu, kitlelerden ö renmemizi ve acil sorun ve talepleri anlamam z da sa layacakt r. Ayn zamanda politikalar m z sunmam z ve gericilerle reformistleri teflhir etmemiz de mümkün olacakt r. Düzenli kitle toplant lar, tart flma günleri-forumlar, etkinlikler bunun araçlar aras ndad r. Ayn zamanda örgüt taban n n kitle örgütüyle iliflkilerini gelifltirmek için çeflitli sosyal olanaklar n oluflturulmas na yard mc olabiliriz. Ders kitaplar n n temini için önerilerde bulunabilir, ö rencilerin bar nma ve burs sorunlar n n çözümü için çaba harcayabilir, önemli ve zor dersler için kurslar n örgütlenmesini önerebiliriz. Bu sorunlar yaflayanlar, dertlerinin kitle örgütünde ciddiye al n p çözümü için çaba harcanaca n bildiklerinden güvenleri de pekiflecektir. Kütüphane oluflturmak, okuma gruplar kurmak, kültürel etkinlikler düzenlemek de kitleleri DKÖ ye çekecektir. Bunlar n hepsinin amac kitlelerin kendi içinde (do all nda bizim de kitlelerle) diyalog kurmas, sosyalleflmesi ve dayan flmas n sa lamakt r. Yeni Demokrat Gençlik Politik çal flmay arka plana atmayal m Kitle örgütleri belirli bir amaç do rultusunda konuyla ilgili kitleleri biraraya getiriyor veya bu kitlelere sesleniyorsa DKÖ lerin kitlelerin politik e itiminde önemli bir iflleve sahip oldu u da anlafl lacakt r. Kitle örgütleri kitlelerin politikleflmesinde, siyasi bilinçlerini gelifltirmede önemli araçlard r. Bizler kitle örgütlerinde bu amaç için de yer al r z. Gerek kitle örgütünün misyonunu yerine getirmesi için gerekse de gündelik yaflamda ortaya ç kan sorunlar n nedenleri, temelleri ve çözüm yollar için çaba harcayan, bu do rultuda sistemle karfl karfl ya kalan kitlelerde do ru bir politik rehberli in sa lanmas ve kitlelerin devrimci fikirlerle tan flmas için kitle örgütlerindeki çal flmalar m za önemli görevler düflmektedir. Bunun için bu kitle örgütlerinde faaliyet yürüten yoldafllar m z n düzenli, istikrarl ve planl flekilde ajitasyon-propaganda yapmas gereklidir. Siyasal çal flma kesinlikle reddedilmemelidir. fiehirlerde uzun süreli ve savunma a rl kl bir mücadeleyi tercih etmemiz siyasal düflüncelerimizi saklayaca m z veya devrimci politikalardan bahsetmeyece imiz anlam na kesinlikle gelmemektedir. Kitle örgütlerinde siyasi çal flma yapmaktan kaç - nan yoldafllar n gericilerle reformistlerin batakl na batmamas mümkün de ildir. Kitle örgütleri kitlelerle ba kurmada, kitleleri devrim için seferber etmede, bilinçlendirmede ve örgütlemede önemli misyonlara sahipse bu misyonun hayat bulmas için kitle örgütlerindeki devrimcilerin aktif flekilde siyasi çal flma yapmas gerekmektedir. Aksi takdirde kitlelerle ba kurman n anlam kalmayacak, kitleleri harekete geçirmek de zaten söz konusu dahi olmayacakt r. Kitle örgütlerinde siyasi çal flma düzenli, istikrarl ve planl olmal d r. Ancak bunun yol ve yöntemleri her alanda farkl l k gösterecektir. Alandaki kitlelerin politik düzeyi, örgüt yönetiminin yaklafl m, taban n ilgisi, düflman n yo- unlu u vb. faktörler göz önüne al narak yeri geldi inde aç ktan, yeri geldi inde ise daha gizli veya dolayl yöntemlerle devrimin propagandas yap lmal d r. Bunda alandaki s - n f mücadelesinin düzeyi, düflman n gücü, ileri kitlelerin yo- unlu u vb etkenler hesaba kat lmal d r. Bir alanda kitlelerin kat ld ve al flk n oldu u eylemler farkl bir alanda radikal veya uç bulunabilir. Böylesi hatal gözlemler ve öneriler sonucu tecrit olmam z kaç n lmaz olacakt r. Gericileri ve reformistleri teflhir edelim Kitle örgütlerinin hedeflerine uygun bir çal flma tarz tutturabilmesi ve kitleler için demokratik bir forum haline gelebilmesi aç s ndan devrimcilerin rehberli i ve önderli i önemli bir flartt r. Yaln zca devrimci bir bak fl aç s yla sistemin sald r lar na karfl halk n birli ini sa layabilir, halk içinde yarat lmaya çal fl lan suni ayr flmalara mani olabiliriz. Ancak gerek devrimcilerin yetmezlikleri ve hatal politikalar gerekse de düflman n kitle örgütlerinin potansiyelini bildi i için bu örgütlerin denetimine özel önem vermesi nedeniyle mevcut kitle örgütlerinin büyük k sm gericilerin (herhangi bir gerici-faflist partinin destekçilerinin) veya reformistlerin denetimi alt ndad r. Bunun do al bir sonuç oldu unu anlamal y z. Devrimcilerin do ru politikalarla, istikrarl ve düzenli çal flma yürütmedi- i kitle örgütlerinin gericilerin veya reformistlerin denetimi alt na girmemesini beklemek gerçekçi olmayacakt r. Dolay s yla kitle örgütlerinde çal flmaya yeni bafllayan yoldafllar m z n bu gerçekli i göz önüne almas gerekmektedir. Yukar da bahsini etti imiz siyasi çal flman n önemli bir bilefleni olan gericilerin ve reformistlerin teflhiri kitlelerin kendi güçlerinin fark na varmas ve sistemin gerçekli ini anlamas aç s ndan oldukça önemli bir yerde durmaktad r. Ancak bu teflhir çal flmas n dikkatli ve planl flekilde yerine getirmeliyiz. Gericileri veya reformistleri teflhir ederken örgüt taban ndan veya örgütün seslendi i kitleden kopuk flekilde hareket edersek tecrit olmam z, DKÖ den uzaklaflt r lmam z ve bizim teflhir edilmemiz kaç n lmaz olacakt r. Genel toplant ve di er etkinliklerde üslubumuza önem vererek, alternatif politikalar ve öneriler

35 Yeni Demokrat Gençlik 35 getirerek, gericilerin ve reformistlerin gerçek niyetlerini deflifre ederek bu teflhir çal flmas n yerine getirmeliyiz. Kitlelerle ba kurabildi imiz, ortaklaflabildi imiz, destek alabildi imiz durumlarda teflhir faaliyetini aç ktan yerine getirmek mümkün olabilirken içine yeni girdi imiz, deste imizin zay f oldu u alanlarda daha gizli ve dikkatli hareket etmeliyiz. Tüm çal flmalar m zda baflar l olmam z n yegane koflulu örgütün taban n n ve seslendi i kitlenin deste ini alabilmekten geçmektedir. Gericilerin veya reformistlerin önderli indeki kitle örgütlerinde yerleflmifl bulunan kitlelerden kopuk çal flma tarz na, kulisçili e, pazarl klara, bürokratik yap ya dikkat etmeli, bu gerici a karfl s nda kendi ba ms zl m z korumaya ve kitlelerden kopmamaya özen göstermeliyiz. Kitle örgütlerinin yönetimlerinde yer alal m Bizler kitle örgütleri içindeki faaliyetlerimizde halk n içinde devrimci fikirleri yaymay, siyasi e itimi gelifltirmeyi, demokratik bir alan yaratmay ve sistemi ve sistemin unsurlar n tecrit etmeyi hedefleriz. Bizim hedefimiz asla ve asla kitle örgütlerinde koltuk peflinde koflup, koltu u ele geçirdi imizde de sistemin temsilcili ini yapmak, ün-flan ve rant peflinde koflmak olamaz. Dolay s yla kitle örgütleri içindeki çal flmalar m zda kulislere, kitlelerden kopuk tart flmalara ve pazarl klara kesinlikle prim vermeyiz. Bizim esas m z kitle örgütünün üyeleriyle ba kurmak, iyi iliflkiler gelifltirmek, kitle örgütüne do ru politikalar ve öneriler sunarak kitle örgütünün güçlenmesini ve daha genifl bir kitleye seslenmesini sa lamakt r. Bu do rultuda att m z her ad m do al olarak kitlelerin deste ini almam z sa layacakt r. Kitlelerden ald m z destek ise kitle örgütündeki gericilerin, reformistlerin ve devletin bizi hedef almas na, çal flmalar m z sabote etmesine ve bizi teflhir etmesine neden olacakt r. Bunlar n bertaraf edilmesi, kitlelerle daha etkili ba lar kurulmas, politikalar m z n daha h zl ve etkili flekilde hayat bulmas ve örgüt taban n n kitle örgütünün çal flmalar na daha etkin ve istekli flekilde kat labilmesi için kitle örgütlerinin yönetiminde yer almam z önemli avantajlar sunacakt r. Bu nedenle plan ve hedefleri belirlerken yönetim içinde bizim kitlelerle en rahat iletiflim kurmam za yard mc olacak konumlara ulaflma yollar n da düflünmeliyiz. Farkl kitle örgütlerinde faaliyet yürütelim Sorumlu oldu umuz alan genelindeki çal flmalar m zda tüm gücümüzü belirli bir kitle örgütüne ak tmayal m. Gerçekli imize uygun olarak mümkün olan en çeflitli kitle örgütünde aktif flekilde yer almaya özen gösterelim. Elbette ki kitle örgütü çal flmalar nda da esas-tali ayr m yapmam z ve ona göre yo unlaflmam z do ald r ancak kitlelerle ba kurma meselesini sadece bir kitle örgütüne ba lama hatas na da düflmemeliyiz. Çeflitli kitle örgütleri içinde yer almam z öncelikli olarak farkl kayg, talep ve sorunlar olan genifl kitlelerle ba kurmam za yard mc olacakt r. kinci olarak, ayn alanda faaliyet yürüten farkl kitle örgütlerinin birli i, ortak hareket etmesi bu flekilde daha fazla mümkün olacakt r ve bu da alandaki demokrat kesimlerin biraraya gelmesi aç s ndan oldukça önemlidir. Üçüncüsü, alan genelindeki politikalar - m z n her bir kitle örgütü nezdinde uyarlanmas ve kitle örgütlerinin hareketlendirilmesi halinde belirledi imiz politikalar n etki gücü ve kitleler taraf ndan sahiplenilmesi daha da artacakt r. Dördüncüsü, düflman n yo unlaflmas ve engelleme çabalar karfl s nda kendimizi savunmam z n ve kitleleri seferber etmemizin koflullar daha fazla olacakt r.

36 36 En genifl demokratik kesimin birli i için çaba gösterelim Kitle örgütleri içinde çal flmam z n bir di er amac da alan m zdaki en genifl demokratik, ilerici kesimin birli ini sa lamaya hizmet etmektir. Faflizmin sald r lar karfl - s nda en genifl kesimin birli inin vazgeçilmez derecede önemi bulunmaktad r. Devrim ve demokrasi mücadelesini yükseltmemiz, faflizmi teflhir etmemiz ve geriletmemiz aç s ndan halk kesimlerinin birli i oldukça de- erlidir. Bu yönlü ad mlar atarken kendimizi yaln zca devrimci örgütlerle s n rland rmamal y z. Elbette ki di er devrimci güçlerle ortak hareket etmek oldukça önemlidir, devrimci güçler en fazla güvendi imiz dostlar m zd r ve sürece göre daha özel ve dar kapsaml çal flmalara imza atabiliriz. Ancak genifl kitleleri ilgilendiren konularda alan m zda mümkün olan en genifl kesimle ortaklaflman n yollar n srarla ve sab rla aramal y z. Devrimci güçlerden daha ilerisine bakabilmeliyiz. Bunun için politikalar m z ve hedeflerimizi belirlerken en genifl kesimi biraraya getirebilecek, mevcut gündemle iliflkili olan herkesin kabul edece i bir düzey tutturabilmeliyiz. Öneri, hedef ve program m z en genifl kesimi birarada tutmaya özen göstermelidir ve belirli bir ortakl k yakalanmas n n ard ndan kesinlikle bizi biraraya getiren program ve amaca uygun hareket etmeli, birli i bozacak f rsatç yaklafl mlara prim vermemeliyiz. Yeni Demokrat Gençlik Yeni örgütlerin kurulmas na katk sunal m Bulundu umuz alanlarda mevcut örgütler içinde çal flmay ihmal etmemeliyiz. Ancak alan m zda böylesi bir örgütlenme yoksa, var olanlar düflman n bask lar karfl s nda gücünü kaybetmiflse veya hareketsizleflmiflse, mevcut kitle örgütü tüm kitleyi kapsam yorsa ya da örgütlenme talebinde bulunan örgütsüz bir kitle ile ba kurmuflsak do al olarak yeni bir kitle örgütlenmesinin temeline harç atmaktan kaç nmayaca z, bu örgütlerin kurulmas için emek verece iz. Birçok alan m zda kulüp, sendika ve meslek örgütlerinin ö renci birimleri yeni yeni kurulmaktad r. Örgütsel inflas tamamlanmam fl, iflleyifli henüz oturmam flt r ancak çal flmalar genifl bir kitlenin ilgisini çekmekte, genifl bir kitleye seslenmektedir. Bu durumda tereddütsüz flekilde bu örgütlerin sa lamlaflmas için çaba harcamal y z. Yine sanatsal-kültürel aktivitelerle u raflt halde örgütsüzlükten kaynakl s k nt lar çeken ö rencilerle veya belirli hak gasp karfl s nda sorun yaflayan ve muhatap arayan ö renci gruplar yla karfl laflt m zda da alana ve kitleye en uygun örgütsel yap lanmaya gitmekten kaç nmamal, örgütlenme talebinde bulunanlar n örgütsüz kalmas na müsaade etmemeliyiz. Baz alanlar m zda ise gerek mesleki örgütlenmelerin d flardan talepleri gerekse de ö rencilerin ilgisi nedeniyle yoldafllar m zdan destek talep edilmektedir. Bu talepler ciddiyetle ele al nmal ve kitle örgütüne uygun bir hat izlenmelidir. Emeklerimizin karfl l n alabilmesi ve daha bafl nda düflman sald r s yla da lmamas için dikkatli ve planl hareket etmeli ve her aflamada mümkün olan en genifl kesimle iliflkide olmal, ortak hareket edilmeli, dayatmalardan kaç - n lmal d r. Ö renci derne i perspektifimiz geçerlidir Yukar da daha çok mevcut örgütlerde çal flmaya önem vermemiz gerekti ine ve genel olarak kitle örgütlerinde dikkat etti imiz baz konulara de indik. Ancak bu belirlemelerimiz her alanda ö renci derne i kurma perspektifimizi reddetmedi i gibi ö renci dernekleri için de geçerlidir. Bizler s n fsal örgütlenmeler kurmay esas m za al r z. Ö renciler aç s ndan da ö rencilerin ekonomikakademik sorun ve taleplerini ele alan, ba ms z, tüm ö rencileri kapsayan ö renci özörgütlülüklerinin kurulmas n temel gündemlerimiz aras nda sayar z. Aç kt r ki mesleki örgütlerin gençlik birimleri, kulüpler veya farkl siyasal güçlerin ittifak halinde kurdu u örgütler vb. tüm ö rencileri de il ö renciler içinde belirli bir kesimi kapsamaktad r. Ve yaln zca bu tarz örgütler içinde çal flmayla kendimizi s n rlarsak veya bu yönlü propagandalara karfl ç kmazsak devrim için vazgeçilmez bir önemi olan kitlelerin birli i için emek verme görevimizi yerine getiremez ve düzenin ifline gelen parçal, birbirinden habersiz ve birbirine ilgisiz örgütlenmelerin yaratt bölünmüfl bir kitle gerçekli ini kabul etmifl oluruz. Bu elbette ki uzlaflabilece imiz bir anlay fl de ildir. Zaten yukar da da vurgulad m z gibi ayn alandaki mevcut kitle örgütlerinin birli i için de çaba harcamal y z ki yaln zca kendi sorunuyla meflgul de il ayn zamanda toplumsal sorunlara da duyarl ve ortak hareket eden demokratik bir a yaratabilelim. Üniversite ve liselerde mevcut kitle örgütleri içinde çal flmam zda önemli gündem ve hedeflerimizden biri de bu çal flmalar üzerinden tüm ö rencileri kapsayan ö renci özörgütlüklerini oluflturmay h zland rmak, ö renci derneklerini ve Liseli Ö renci Birliklerini gündemlefltirmek ve mevcut örgütlerin de katk sunmas - n sa lamakt r.

37 Yeni Demokrat Gençlik 37 Kitle örgütlerinin geneli gericilerin ve reformistlerin denetiminde olabilir, düflman denetimi yo un olabilir ancak en güvenli oldu umuz yerler kitlelerin içinde oldu umuz, kitlelerin sevgi ve güvenini kazand m z yerlerdir. Bu nedenle kitle örgütlerinde çal flkan olmal, emek vermeliyiz. Bugüne kadar ö renci derneklerinde önemli deneyimler ve k smi baflar lar elde etsek de genel anlam yla uzun dönemli, kal c ve kitlesel ö renci dernekleri kuramad - m z aç k bir gerçektir. Bunda bizim yetersizliklerimiz oldu- u kadar YDG nin salt kendi gücüne dayanarak veya baz dost güçlerle ortaklafla yapt çal flmalar n k sa sürede düflman n dikkatini çekmesinin, polis, sivil faflist ve rektörlük taraf ndan sald r ya u ramas n n, derne e ilgi gösteren kitlenin sindirilmesinin veya dernek faaliyetçilerin uzaklaflt rma cezas almas n n etkisi yads nmamal d r. Dolay s yla kitle örgütü çal flmalar m zda gerçek niteliklere sahip ö renci özörgütlülükleri oluflturmak gündemine önem vermeliyiz. Bu örgütlerin kurulmas n n en etkili yöntemlerini bulmal y z. Di er kitle örgütlerindeki çal flmalar - m z n etkisiyle genifl bir kitlenin bu ihtiyac n fark na varmas ve ortaklaflmas kitlesel ö renci derneklerinin oluflmas - na katk sunacakt r. Sonuç olarak Kitle örgütlerinin devrimci çal flmam zdaki önemine belirli boyutlar yla yer vermeye çal flt k. Baflta da vurgulad m z gibi önümüzdeki dönemde çok çeflitli kitle örgütlerinde kal c ve istikrarl çal flmalar örgütleme ve genifl kitlelere politikalar m z ulaflt rma konusunda ciddi bir ilerleme sa layabilmeliyiz. Kitle örgütleri çal flmas nda uzun dönemli bir perspektife sahip olmal, sab rl bir çal flma yürütmeliyiz. K sa dönemli ç karlar vb u runa ilkelerimizi arka plana atmamal y z. Bunun uzun dönemli etkisi daha olumsuz sonuçlar do uracakt r. Kitle örgütlerinin geneli gericilerin ve reformistlerin denetiminde olabilir, düflman denetimi yo un olabilir ancak en güvenli oldu umuz yerler kitlelerin içinde oldu umuz, kitlelerin sevgi ve güvenini kazand m z yerlerdir. Bu nedenle kitle örgütlerinde çal flkan olmal, emek vermeliyiz. Gereksiz ve alan gerçekli ine uygun olmayan söylemlerle, önerilerle teflhir olmamal, flüphe çekmemeliyiz. Birçok alanda yeterince k - z l söylemlerde bulunamayabiliriz. Devrimci üsluba uygun sözcükleri istedi imiz gibi kullanamayabiliriz. Devrimci türkülerimizi yüksek sesle söyleyemeyebiliriz. Ancak e er kitle örgütünün taban ve seslendi i kitleyle s k ba lar kurabilirsek, kitle örgütüne öneri ve politikalar m zla rehberlik edersek kitlelerin politik bilinç seviyesinin yükselmesine yard mc olabiliriz. Devrim uzun dönemli, sab rl bir ifltir. Att m z her ad m n devrim do rultusunda at lm fl bir ad m olmas bizim için k stast r. Kitle örgütlerindeki çal flmalar m zda siyasal çal flman n kesinlikle arka planda kalmamas n vurgulad k. Siyasal çal flmam z sonucunda bize yaklaflan, olumlu cevaplar veren gençlerin YDG saflar nda örgütlenmesi, farkl kitle örgütlerinde YDG yi takip eden, YDG nin ça r lar na cevap veren ve YDG nin kendi ba ms z çal flmalar na kat lan gençlerin say s n n artmas hem kitle örgütlerindeki çal flmam z n sa lamlaflmas na hem de devrimci gençlik hareketinin yükselmesine hizmet edecektir.

38 38 g e n ç l i e n o t l a r Her birimiz hayat m zda kulland m z sözcükleri inceledi imizde klifle kelimelerin ya da cümlelerin günlük yaflant m zda çok büyük bir yer tuttu- unu görebiliriz. Bu, esas nda olumsuz bir durumdur, çünkü klifle olan kelimeler veya cümleler ya gerçek anlamlar ndan kopart - larak bilincimizde yer eder ya da pratikte uygulamad m zdan/uygulanmad ndan kaynakl söylenilenle yap lan aras ndaki fark en baflta kendimize olan güvensizli i büyütmekten öte bir anlam tafl maz. Planl yaflamak mevzusu da bizim klifle cümlelerimizden birisidir. Örgütümüzün hedefleri, talepleri ortadad r. Yeni demokrasinin bu ülke topraklar nda yaflam bulmas, ezilen, yoksul milyonlarla ifade edilen halk m z n yaflam standartlar nda köklü de ifliklerinin olmas, bizlerin ifl güvencesinin olmas, bilimsel, anadilde, paras z e itim hakk na kavuflmam z ve daha nice taleplerimiz aras nda yer al yor. Program m zdaki taleplerin birisinin dahi yaflam bulmas için yüksek düzeyde bir mücadele hatt n n oturtulmas gerekti i aç kt r. En basit örnek bugün Kürt gençli inin anadilde e itim hakk için yürüttü ü mücadelede ortaya konan çaba ve ödenen bedellerdir. Yüksek bir mücadele hatt ndan kast - m z, ajitasyon/propaganda çal flmalar m - z n politik niteli inin yükseltilmesi, kapsam n n geniflletilmesi ve en genifl kitleye ulafl lmas d r. Bütün bunlar düflündü ümüzde yaflamda planlar yapmam z n önemi ortaya ç kacakt r. Yeni Demokrat Gençlik Planl yaflamak devrimcili in en önemli özelli idir Zaman kavram Bir devrimcinin hayat nda en önemli kavramlardan birisi de zaman olmal d r. Zaman n verimsiz ve bofl geçirilmesini engellemek önemlidir. nsan ömrünün k s tl bir zaman dilimini ifade etti- ini ve hedeflerimizi de s n rl ömrü olan insanlarla gerçeklefltirece imizi düflündü ümüzde, zaman n verimli kullan lmas olmazsa olmazd r. Buradaki kast m z devrimci gençler olarak bizlerin zaman daha verimli kullanarak hem kendimize hem de halk m za karfl sorumluluklar m z yerine getirmemiz gerekti ini hat rlatmakt r. Halk m z n bilincinin gerili i üzerinden iktidar - n sürdüren gerici s n flar alt etmek en temel görevimizdir. Bunu yapabilmek için halk m z n siyasal bilincini ileriye tafl maktan baflka çaremiz de bulunmamaktad r. Bunu da bofl zaman kavraman ortadan kald rarak, düflüncemizde daha ileri bir aflamaya ulaflarak gerçeklefltirebiliriz. Bunun gerçekleflmesi de yaflam n ne kadar planl geçirildi iyle alakal d r. Devrimci bireyin özelliklerinden birisi de birkaç konuda uzman ancak birçok konuda bilgili olmas d r. Bunun için her birimizin kiflilik yap - m z n ve bilinç düzeyimizin çok yönlü olmas gerekir. Bilgimizi artt rman n, bunu mücadelede kullanman n yararlar büyüktür. Herkesin bilinç düzeyinin hemen hemen ayn oldu u, yeteneklerinin üç afla befl yukar ayn oldu u bir örgütlenme iyi bir örgütlenme de ildir. Bunu de ifltirmek için kendimizi gelifltirmemiz gereklidir. Planl yaflamak bizi hedeflerimize daha fazla yaklaflt racakt r. Hedefe do ru att m z her ad m bizim s n f mücadelesindeki motivasyonumuzu art racakt r. Motivasyonumuzun artmas, s n f mücadelesindeki görevlerimize dört elle sar lmam z, ald m z sorumluluklar daha yarat c bir flekilde yaflama geçirme olana yarat r. Bugün yaflad m z sorunlar n içerisinde kitle çal flmas nda, politik çal flmalarda ve örgütsel çal flmalarda s radanl n oldu unu, yarat c fikirlerin pek yaflam bulmad n düflündü ümüzde motivasyonu yüksek bir bileflimin önemi aç a ç kacakt r. Planl yaflam, zaman m z daha verimli geçirmemize neden olur. Hayattan ald m z verimin artmas, karamsar düflüncelerin ortadan kalkmas na, en az ndan önemli oranda azalmas na neden olacakt r. S n f mücadelesinde ileriye umutla bakmak, kendimize daha fazla güvenmek, yaflamdan ald m z verimle birebir alakal d r.

39 Yeni Demokrat Gençlik 39 Devrimcileflmenin sonu yok Pratik deneyim de göstermektedir ki karamsar veya kendine güvensiz olan yoldafllar n ortak özellikleri, kendili- inden yaflam sürmeleridir. Halk m z, flleyen demir pas tutmaz der. Gerçekten de demirin ifllemesi kendi niteli ini yerine getirmesiyle mümkündür. Ayn flekilde bizim s n f mücadelesinde daha ileri mevzilere ulaflmam z da ancak sorumluluklar m z kavramam z, misyonumuzu bilince ç karmam zla mümkündür. Misyonunu bilince ç karanlar aç s ndan yaflam n plans z geçmesi düflünülemez bile. En önemli sorumlulu umuz yaflam m z n ve bilincimizin devrimcileflmesini süreklilefltirmektir. Devrimcileflmenin sonu yoktur. Bu sadece belirli bilgilerin al nmas derecesine indirilemez. Birçok konuda bilgili olmak, uzmanl k alanlar m z belirlemek, bunlar s n f mücadelesinin ihtiyaçlar aç s ndan kullanmak temel görevlerimizdendir. Kald ki, birçok faaliyet alan m zda birçok sorunla karfl lafl yoruz. Sorunlar n çözümsüz kalmas nda önemli bir neden de ne yapaca m z, sorunlar nas l çözece imizi bilemememizdir. Sorunlar ve çözümleri hakk nda bilgili olmak ancak onlara sistemli zaman ay rmakla mümkündür. Tüm YDG lilerin s n f mücadelesine karfl çeflitli düzeylerde sorumluluklar bulunmaktad r. Ayn flekilde hepimizin kendimize, ailemize, çevremize, halk m za karfl da sorumluluklar bulunmaktad r. Bir ö rencinin gereksiz yere derslerine girmemesi, ayn flekilde derslerinde baflar s z kalmas büyük bir sorumsuzluktur. Derslerimizde baflar l olmak, kitle çal flmas yürütmek, çevremizdeki kiflilerle ilgilenmek, halk m z n yaflad sorunlarda çözüm gücü olmak ve zor günlerinde yan nda olmak, onlar örgütlemek gibi nice sorumluluklar m z vard r. Bunlardan hangisi yerine getirilmiyorsa, bir yönü eksik kalm fl olacakt r. Elbette mükemmeliyetçi düflünmemek gerekiyor. Tüm bunlar yerine getiremeyebiliriz. Ancak bunun tek nedeni s n f mücadelesinin ihtiyaçlar n n derslerimizde baflar l olma vb. nedenlerinin önüne geçmesi olmal. Yoksa biraz daha fazla uyuyay m, biraz daha televizyon izleyeyim gibi nedenlerden kaynakl olmamal. Tüm sorumluluklar m z n yerine getirilmesi de onlara gereken zaman ay rmakla mümkün olacakt r. Hepimizin örgütlü mücadeleyle tan flmadan önce çok farkl ilgi alanlar m z, çok farkl özelliklerimiz bulunuyordu. Her ne kadar geçmifle göre bugün daha olumlu bir noktada bulunsak da hâlâ s n f mücadelesini kavray flta yaflad - m z yetersizlikten kaynakl ilgi alanlar m z birbirimize daha fazla benzemekte, ayn fleyleri yapmaktan hofllanan, ayn fleylere ilgili olan bir örgütlenmeye dönüflebiliyoruz. Bu da s n f mücadelesinin çeflitli düzeydeki ihtiyaçlar na cevap olmam za engel oluyor. Bu durumu tersine çevirmek elimizde. Yapmam z gereken, içinde ilgi alanlar m z n da bulundu- u planlar yap p, yaflam m za uygulamakt r. Böylelikle ad m ad m yeteneklerimiz geliflecektir. Örgütlenmede en temel nokta kiflilerin yeteneklerinin dikkate al nmas d r. Bu da ilgi alanlar n n körelmemesi sayesinde olabilecektir. Öyleyse planlar m z neyi kapsamal d r? Planlar m z en baflta faaliyetteki hedeflerimizi yerine getirecek gerek teorik gerekse de pratik çal flmalar belirlemeyi ve onlara uygun zaman ay rmay kapsamal d r. kinci olarak; ilgi alanlar m z n tespiti ve ona uygun zaman kapsamal d r. Üçüncü olarak; okul vb. gibi sorumluluklar - m za uygun zaman ay rmay kapsamal - d r. Dördüncü olarak sosyal yaflant - m zda yapmak istediklerimize uygun zaman diliminin ayr lmas olarak ele al nabilir. Elbette yaflamda hiçbir fley kal plara indirilemez. Bu yüzden burada sayd klar m zdan daha fazlas, ihtiyaç dahilinde yaflam planlar m zda yer almal d r. Dikkat etmemiz gereken bir nokta da mutlaka planlar - m z yaz l hale getirmemizin gerekti idir. Yaz l hale getirmek, her fleyden önce motive eder, akl m zdan bir an bile ç kmas n engeller. kinci olarak yaflamdaki sorumlulu umuz yukar da da belirtti imiz gibi çok fazlad r. Bu sorumluluklara ay raca m z zaman ister istemez genifl bir zaman bilimini ifade edecektir. Ayr ca yaflamdaki hiçbir fley mutlak eflitlik üzerine kurulmad ndan sorumluluklar m za ay raca m z zaman dilimleri de esas tali ayr m na giderek birbirinden farkl zaman dilimlerini kapsayacakt r. Bunun için en basitinden hesap yapmak gerekti inden yaz l hale getirmek gerekecektir. Üçüncü olarak da yapt m z planlar yoldafllar m zla tart flmam z, deneyimlerinden yararlanmam z yoldafllar m z n hata ve eksikliklere daha fazla yard mc olmas n sa layacakt r. Kendi hata ve eksikliklerimiz için de daha fazla yard m almam z getirecektir. En önemli sorumluluğumuz yaşamımızın ve bilincimizin devrimcileşmesini süreklileştirmektir. Devrimcileşmenin sonu yoktur.

40 40 Yeni Demokrat Gençlik GENÇ KADIN Bedeninden, etinden ve sütünden yararlan lan kad nlar... Sistem, içinde bulundu u batakl ktan ç kmak için eskiden beri uygulad politikalar daha aktif bir flekilde piyasaya sunuyor. Bu konuda ekme ine en çok ya süren politika ise kad na dayat lan güzellik anlay fl. Kad nlara; döneme göre de iflkenlik gösteren güzellik k staslar na uymas gerekti ini art k küçük yafllardan itibaren ö ütlüyor. Birey özellikle ergenlik döneminden itibaren kendini topluma be endirebilmek ad na ç rp n p duruyor. Bu durumdan tabii ki bütün bir toplum etkileniyor, ancak bir sektör haline gelen kozmetik, erkek egemen anlay fl n bir yans mas olarak kad n üzerinde yo unlafl - yor. Kiflinin kendini kabulü, gerek ruh sa l gerekse de iletiflim aç s ndan oldukça önemli. Bu kavramdan anlafl lmas gereken kiflinin kendini tan mas ve yapabileceklerinin fark na varmas d r. S n rlar n keflfedip, kendisiyle yüzleflebilmesi meselesidir yani. Ancak sistem, sadece dayatt güzellik anlay fl ndan bahsedecek olsak dahi sürekli belirli ölçüleri ve alg lar idealize ederek, kad - na bu mertebeye ulaflabilmesi için bütün olanaklar sunuyor ve ayn ölçüde olanaklar n sunmas n bekliyor kad ndan. Be enilmek için zay flamak Diyet besinler, estetik operasyonlar, rejimler, kozmetik ürünleri ve benzerlerinin oluflturdu u bu sektör; ideal kad n bedenine ulaflabilmek için büyük bir güç ve bütçe ay ran kad nlara yöneliyor. Her geçen süreç içinde bu kervana yeni kad nlar ekleniyor. Bu sayede bedenleri arzu makineleri ve parça metalar haline getiren denetimle kad n; kendisine yüklenen birçok anlam içinde kendi as l benli ini yitirmeye bafll yor. Bu nedenledir ki, en yayg n olan zay fl k ve zay flama, sa l k nedenlerinden dolay de il kendini belli bir anlay fla be endirmek için yap lan bir u rafl haline geliyor. S rf bu yüzden ciddi rahats zl klara yakalan p, bütün ba fl kl k sistemlerini çökerten kad nlar var. Daha geçenlerde Dila Kurt adl genç bir kad n, herhangi bir sa l k sorunundan kaynakl de il, sadece daha güzel görünmek için bir zay flama kamp nda yaflam n yitirdi. Sebebi sadece zay flama merkezlerinin teknik yetersizli inden de ildi. Çünkü Dila ne ilkti ne de son. deal kiloya ulaflabilmek ad na birçoklar n n nas l yöntemler uygulad biliniyor. Sistem sadece bununla yetinmiyor Kad n bedenini bir meta haline getiren sistem, ondan da faydalanman n s n rlar n zorluyor, akla hayale gelmedik yöntemler uyguluyor. Ülkemizde ve tüm dünyada sat lan, fliddet gören bedenlerin var olmas nas l aç klanabilir ki? Ç karlar için 7 den 77 ye herkesin bedenini, ruhunu, ili ine ve kemi ine kadar sömüren bu sistem hâlâ masum rolü yapabiliyor maalesef. S k duydu umuz için duyars zlaflt m z kimi olaylarda tüyleri ürpertecek yeni keflifler yapabiliyor. Henüz kendi cinselli ini bile keflfedememifl çocuklar n bedenlerini kendi i rençliklerine alet edebiliyorlar. Daha geçen günlerde, Van da tecavüz edilip abisinin evinde iple tavana as l olarak bulunan D.B henüz 8 yafl ndayd. Olay n ard ndan aç klama yapan yetkililer, hâlâ birbirlerine büyük bir iki yüzlülük ve piflkinlikle olayda bir failin olup olmad n soruyorlar. Düzen s n r tan m yor Sistem, yarat c l n n s n rlar n zorlayarak her gün yeni yöntemler buluyor sömürmek için. T pk bir vampir gibi, gözleri kamaflt ran fl n ard nda difllerini geçirmek için bekliyor adeta. Bütün olan bitenin ard ndan hiçbir fleyden haberi yokmufl gibi sahte bir flaflk nl k ve masumiyet ifadesiyle bakakal yor. Yaz k flaflk nl ktan bir fley yapam yor! T pk geçenlerde, sviçre de bir restoran sahibinin, müflterilerine yüzde 75 oran nda anne sütü kat lan spesiyal yemekler haz rlamak için giriflimlerde bulunmas n n ard ndan yapt gibi. Yar m litresi için 5.6 dolar verece ini aç klayan restoran sahibi, mevcut yasal boflluktan yararland n söylüyor. sviçre ise bu konuda neredeyse elleri kollar ba l (!) oturuyor. Me er yasalarda süt üreticisi olarak insan belirtilmiyormufl. Özrü kabahatinden de beter olan bu aç klama da bize kapitalizmin her fleyi birbirine uydurmak için k rk takla att n gösteriyor. Yak nda ilkokul ders kitaplar na da koyar bu ifadeyi: etinden, sütünden yararlan labilen kad nlar

41 Yeni Demokrat Gençlik 41 Emperyalistler yazıyor, yerli uşakları oynuyor; Metin belli, roller dağıtılmış Yine emperyalistlerin yönlendirmesiyle, onlar n politikalar na hizmet etmek ve dönen çarklar na daha fazla su tafl mak için yerli uflaklar arac l yla bizim için hiç de flafl rt c olmayan bir geliflmeye tan k olduk geçen süreçte: Türkiye-Ermenistan yak nlaflmas. D fliflleri Bakanl n n üst düzey görevlileri ve Ermenistan D flifllerinden meslektafllar n n sviçre de gizlice bulufltuklar yak n bir zamanda ortaya ç km flt. Yine son dönemde Ermenistan Devlet Baflkan Sarkisyan, TC Cumhurbaflkan n Dünya Kupas elemeleri için 6 Eylül deki Türkiye-Ermenistan maç - na davet etmifl ve 3 gün boyunca tüm burjuva medyaya yans yan uzun tart flmalardan sonra A. Gül bu maça gitmiflti. Tüm bu yak nlaflmalar n yaflanmas n isteyen gücü söylemeye bile gerek yok galiba! Ama yine de somut bir örnekle aç klamak gerek diye düflünüyorum: ABD D fliflleri Bakan Yard mc s Daniel Fried, 18 Haziran 2008 de Temsilciler Meclisi D fliflleri Komitesi nde Kafkasya ilgili görüflmeler s ras nda, Ermenistan n Türk s n r n tan mas, bunun yan s ra Türkiye nin de Ermenistan la olan s n r - n açmas ve tarihinin karanl k bir bölümüyle yüzleflmesi gerekti ine de inmiflti. Kafkasya, ABD nin küresel jeopolitik stratejisi aç s ndan büyük önem tafl maktad r. Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan dan oluflan bu Güney Kafkas ülkeleri, Türkistan co rafyas - na ulafl m kolaylaflt ran, Rusya Federasyonu nu etkisiz hale getiren ve Do u ile Bat aras nda enerji-ticaret transferinde stratejik geçifl yolu konumuyla ABD nin Avrasya politikas veya Büyük Ortado u Projesinde (BOP) de oldukça önemli bir bölge konumundad r. Hazar bölgesinde yer alan enerji kaynaklar ve içerdi i zenginlikler ABD yi her zaman cezbetmifl ve öncelikli ilgisinin bu bölgede yo unlaflmas na neden olmufltur. Yine ABD aç - s ndan söz konusu bölgenin enerji kaynaklar d fl ndaki di er özelli i ise, Hazar Denizi üzerinden ran nüfuzunun engellenmesi ve Rusya n n hâkimiyetinin dengelenmesi aç s ndan konumun elverifllili idir. Ayn zamanda ekonomik anlamda Türkiye nin flu an Ermenistan la s n rlar n n kapal olmas ndan kaynakl ulaflamad Orta Asya pazar na direkt olarak ulaflmak da pastadan kocaman bir pay kapma anlam na gelmektedir. Türkiye nin de bu Güney Kafkas ülkelerine komflu olmas, bu ülkelere ulaflmak için Türkiye nin kullan lmas n meflrulaflt r - yor anlafl lan. Olaya biraz da Ermenistan n ç karlar aç s ndan bakal m: Azerbaycan giderek daha savafl yanl s bir söylemde bulunuyor. Savafl bafllatmak, Karaba güç kullanarak geri almak üzerine konuflan ve silahlara büyük paralar harcayan bir Azerbaycan var Ermenistan n karfl s nda. Ermenistan n Türkiye yle aras n düzeltmesi do al olarak Azerbaycan la ikinci bir çat flma yaflanmas riskini belirgin bir biçimde düflürecektir. Ayr ca TC ordusu, ABD ile iliflkilerinin iyi olmas n istiyor ve Ermenistan la iliflkilerin normallefltirilmesi ABD ile iliflkilerin daha da iyi olmas anlam na geliyor. Tabii bununla birlikte; ordu Azerbaycan a çokça sempati besliyor ve TSK n n Karaba Savafl nda Azerileri e itti i de bilinen bir gerçek. Ermenistan Devlet Baflkan Sarkisyan seçimler öncesinde ve sonras nda muhalefet partisine yapt bask lar nedeniyle yurtd fl ndan gelen tepkilere karfl Avrupal lar ve ABD yi kazanmak için Türkiye ile olan iliflkilerini kuvvetlendirmek istiyor. flte tam da bundan olsa gerek 2009 y l n n bafl ndan itibaren Ermenistan dan elektrik sat n al naca son aç klamalar aras nda. Olanlar bir tiyatro sahnesine benzetiyorum asl nda: baz kural koyucular var ve metinleri onlar yaz p, kimlerin oynayaca n da onlar belirliyor. Say n oyuncular da sanki gerçekten o karakterlermifl gibi ustaca oynamaya çal fl yorlar. Bir tiyatro oyununun son bulmas gibi egemenler de gittikçe bir ç kmaz n içine girecekler ve halk y nlar onlar n yapt klar n n rol oldu unu daha da fazla anlad kça onlar kafalar na çürük domates ve yumurta yeme e mahkûm olacaklard r. Marmara Üniversitesi nden bir YDG li

42 42 Yeni Demokrat Gençlik Göçmen Genç Ne yapmal y z? Faaliyetçilerinin düzey düflüklü ü ve milenyum kufla n n bir öncekinin gerisine düflme e ilimi sorunumuz olarak ele al nmas gereken bir olgudur. Bu durum kendisini, yaln zca teoriye ve diyalektik düflünceye uzakl n artmas biçiminde de il, ayn zamanda herhangi bir sorun veya ifl üzerine kafa yormada eksiklik biçiminde gösteriyor. Bu yaflam m zda kendili indencilik, yüzeysellik, parçalanm fll k, hatta düflünmeme gibi biçimlerde görünüyor. Gençli in kadro bileflimi ve flekilleniflinde, kadro e itim ve yetifltirme tarz nda yap sal zay fl klar mevcut. Çünkü taktiksel süreçler, anl k durumlar düflünce ve eylemde belirleyici olmakta ve uzun soluklu düflünce ve planlamayla uyumlulu u gerçekleflememektedir. Gündelik çal flmaya anl k baflar ya da baflar s zl k içerisinden bak lmas sonuç al c, kal c bir çal flman n örgütlenmesini mümkün k lmad gibi, kal c bir devrimcilik de yaratamamaktad r. Çeflitli siyasetlerin umutsuzca sürdürmeye çal flt -, -sadece birkaç duygu, düflünce ve davran fl kal ba sokmaanlay fl n tecrübelerimizle terkettik. Ancak tek yanl ustaç rak e itimi ve dar deneycili in ötesine geçen, ö renmesini ö renen, pratik etkinlik ile kafa etkinli ini daha ileri düzeyde birlefltirebilen, kolektif düflünme ve faaliyet olana sa layacak önderlik tarz na do ru alaca m z yol henüz bitmifl de il. Çünkü düflünce tarz ve zihniyetteki yap sal zay fl ktan s çramal bir kopufl gerçeklefltiremedi imiz ölçüde, eskisinden de geri bir düflünce k r lmas görülmesi beklenmedik bir durum olmaz. De iflen mücadele koflullar nda geleneksel düflünce ve zihniyetin s n rlay c l artmakta, do ruluk alan daralmaktad r. Bu durum, anl k baflar s zl klar karfl s nda düflünsel-moral t kanmalar yaflanmas n, anl k baflar lara ise istikrar kazand r - lamamas n n nedenlerinden oluflturmaktad r. Geleneksel dar deneyci ve olgucu düflünce tarz n n ve bak fl aç s n n miad n doldurdu u ve etkisizleflti i yerde, onu ileriye do ru dönüfltürmek için iradi bir çaba harcamak yerine, bir nevi -düflünsel çaresizlik- içinde, kendine ve düflünsel kapasitesine güvensizlik, hatta kafa yormaktan vazgeçme gibi tutumlar ortaya ç kabilmekte ve dönüfltürme eylemini bir duruflla s n rlayabilmektedir. Örne in, propaganda araçlar n etkin kullanma kültürünü yaratma yerine, yanl fl kullan mlarla mücadele etmeksizin, o araçlardan uzaklaflma ve kendini s n rlama e ilimi kendine güvensizli in bir sonucu olarak bafl gösterebilmektedir. Nas l yaflarsan öyle düflünürsün! Türkiye de, geleneksel dayan flmac yaflam tarz, de er ve kültürünün önemli bir etkisi var. Ve bu geleneksel yaflam tarz, devrimcilere düzen karfl t mücadelede güçlü bir dayanak sa l yor. Avrupa da yüzy llar önce tasfiye olan bu toplumsal de er yarg lar sonucu bu geleneksel yaflam tarz ve kültür dayana ndan yoksun kalan göçmen gençlik hareketi geniflleyen ve derinleflen meta iliflkilerinin ve meta fetiflizminin egemenli i alt nda kalmaktad r. K smi devrimcilik tarz n n kayna- olan bu olgu, gündelik yaflam tarz, iliflkileri, zaman n kullan m, ilgi alanlar vb. itibariyle yar -sistem içi denilebilecek oldukça bulan k ve flekilsiz bir devrimcilik tarz ortaya ç karm flt r. Bu k smi devrimci tarz, yan s ra gündelik-bireysel yaflam tarz ve iliflki biçimleri, düflünce ve alg tarz nda da bulan kl a, da n kl a, eklektizme, yüzeyselli e neden olmaktad r. Faaliyet tarz, yaflam tarz, devrimcilerin birbirleriyle ve kitlelerle iliflki kurufl biçimi de iflmeden, düflünce tarz de ifltirilemez! Ancak bu tespiti yaparken madde-bilinç iliflkisinde de tek yanl l a düflmemeliyiz. Düflündü ümüz gibi yaflama çabas n n en etkin biçimde uygulamak ço u zaman devrimcili imizin de ölçüsüdür. K s r döngüyü k rmak, dar ve s n rlay c zihniyet çerçevesini aflmak daha yüksek bir analiz yetene i kazanmakla mümkündür. Çünkü ilgi ve merak duymad m z, önemsemedi imiz, ilk bak flta göremedi imiz için bize gizemli kalan fleyler, düflünce ve faaliyet alan m z ayn ölçüde s n rland rm fl olacakt r. Geleneksel dar de er yarg lar nda kökleflmifl, çok s n rl ilgi, merak, önemseme alanlar n n bizi sadece görünen ve anl k durumlara tepki vermeye yönlendirece- i aflikard r. lgi, merak ve önemseme alanlar m z, toplumun ilk bak flta görünmeyen iç süreçlerine, dönüflüm dinamikle-

43 Yeni Demokrat Gençlik 43 rine, iflçi ve ö renci gençli in yap s, bileflimi ve iç ba nt lar ndaki de iflimlere, faaliyet, örgütlenme mücadele içeri i ve biçimlerine do ru genifllemek zorundad r. Güncel olgu ve durum ve görünümleri ancak bu stratejik-içsel hareket ile iliflki içinde ele ald m zda, anl k durumlara tepki vermenin ötesine geçebiliriz. Böylelikle derinden gelen tepkileri yüzeyde büyüterek YDG lilefltirmemiz de mümkün olabilir. O zaman, önümüzde yeni ve daha yüksek bir düflünce, faaliyet ufku ve dinamizminin yolu aç l r. Teoriyi soyut, prati i güncel kavrayarak; mekanik bir karfl tl k biçimine gelen teori ile pratik aras nda geçifllilik olmayaca aç kt r. Teoriye yaln zca dar ve günü birlik prati in sorunlar içerisinden bakan YDG li, onda arad gündelik haz r reçeteleri bulamaz ve ona yabanc lafl r. Dolay s yla teori, kitle prati i içinde s nanma olana bulamayarak, tamamen soyutlafl r ve prati e yabanc lafl r. Günümüz kadrosal düzey düflüklü ünün en önemli nedenlerinden biri de, bu kopuflma ve prati e yabanc laflma durumudur. Gerçekte teori ile pratik, ayn sürecin iki farkl görünümüdür. Her ikisi de farkl düzeylerde soyut ile somutun, stratejik olanla dönemsel-güncel olan n birli idir. Bu yüzden, teori ile prati i karfl tlaflt ran, birbirine geçiflli ini zay flatan aralar ndaki göreli fark mutlaklaflt ran anti-diyalektik yaklafl mlar terkedilmelidir. E itimin ticarileflmesine karfl uluslararas eylem günü ça r s 5 Kas m 2008 Ö renim harçlar na, üniversitelerde kâr amaçl flirketlerin ve kurulufllar n artan etkisine ve e itimin özellefltirilmesine karfl mücadele eden farkl ülkelerdeki ö renci aktivistler bu ça r y yapmaktad r. Yaln zca geçti imiz sene yüz binlerce ö renci, ö retim eleman, aileler ve iflçiler herkes için paras z kamusal e itimi savunmak için dünyan n dört bir yan nda sokaklara ç kt. Üniversite binalar iflgal edildi, yollar kapat ld, imzalar topland. Günümüzde fiili de, Filipinler de, ABD de, spanya da, Almanya da, Avusturya da, Kanada da, Yeni Zellanda da, Fransa da, ngiltere de ve di er ülkelerde e itimin ticarileflmesine karfl mücadele ediliyor dan bu yana Avrupa daki hükümetlerin büyük k sm Bologna Süreci ni kullanarak e itimin kamusal özelli ine karfl ç k yorlar. Bununla paralel flekilde Avrupa daki yüksek ö renim sistemi kamusal ç karlardan daha fazla özel ç karlar n hizmetine giriyor! Resmi olarak süreç, derecelerin uluslararas alanda tan nmas n, ö rencilerin hareketlili inin artmas n sa layarak Avrupa y dünya çap nda rekabetçi bir ekonomi haline getirmeyi hedeflemektedir. Reformlarla genellikle üniversitelere daha fazla özerklik ve e itimin niteli inde art fl sözü verilmektedir. E itimin ticarileflmesinin üniversitedeki yans - mas üniversitenin bir flirket gibi yönetilmeye bafllanmas d r. Ö renciler müflteri haline getirilmekte (ö rencilerin ve ö retim üyelerinin demokratik kat l m reddedilmekte) ve çal flanlar sömürülmektedir. Kurumlar aras artan rekabetin sonucunda iki-s n fl bir e itim sistemi ortaya ç kmaktad r. fiansl lardan oluflan bir s n f, paran n belirledi i seçim sürecini geçerek emek pazar nda yüksek potansiyel e sahip olacakken ö rencilerin büyük ço unlu u bu kurumlara gidemeyece i için büyük ekonomik sorunlarla karfl laflacakt r. Tüm toplumu ilgilendiren e itim sistemini neden özel sektör finanse etsin ki? E itim pazar güçlerine ve özel sektöre b rak lmayacak kadar önemli bir konudur. E itim bir ayr cal k de il herkesin hakk d r! Paras z, kamusal e itim için harekete geçelim. ( ) E itim sisteminin emek pazar için insan üreten flirketlere dönüflmesine izin vermemeliyiz. Bizler kaynak-hammadde de il insan z ve yurttafl z! Bu nedenle tüm dünya çap nda e itimin özellefltirilmesine ve ticarilefltirilmesine karfl ç k yoruz. Bu demokratik bir topluma uygun bir yönelim de ildir. E itime herkes ulaflabilmelidir, yafla veya finansal koflullara ba l olmamal d r. E itimin ticarileflmesi neo-liberal ideolojice ve kâr açl yla flekillenen (Bkz DTÖ-GATS) uluslararas sürecin parças d r. Bu Ça r yla birlikte bu düflünceleri savunuyor ve uluslararas düzeyde koordine edilen eylemleri destekliyoruz. Destekleyenler: (1 Kas m tarihi ile) Kanada Ö renci Federasyonu Ontario ve Manitoba fiubeleri (Kanada), Alternative Linke-Hamburg, Asta Darmstad, Marburg ve Mainz fiubeleri (Almanya), SDS (ABD), Yo- CADS (Liberya), Reclaim the Uni-Manchester ( ngiltere), Campaign for Commercial-Free Education ( rlanda), Attac (Fransa), YDG, Bologna Section Zagreb (H rvatistan), Newcastle Üniversitesi Ö renci Derne i (Avustralya), UCM Üniversitesi Ö renci Derne i (fiili).

44 44 Yeni Demokrat Gençlik TÜ nün olayl aç l fl töreni Okullar n aç lmas ile yeni ö retim y l na da bafllam fl olduk. Pek çok ö renci ilk kez lise veya üniversite kap s ndan ad m n att. Yeni gelen ö renciler flatafatl karfl lamalarla okullar na kay t edildi. stanbul Teknik Üniversitesi de oldukça hareketli bir flekilde yeni döneme bafllad. Pek çok okulda oldu u gibi stanbul Teknik Üniversitesi nde ( TÜ) de yeni kazanan ö rencileri bilgilendirme ve tan t m amaçl zarflar evlere gönderilmektedir ve bu zarflar n içinden ç kan ka tlardan birinde de, tebrik cümlelerinin ard ndan okulun yeni ö retim y l aç l fl tarihi ve yeri belirtilerek Sizi ve ailenizi ö retim y l aç l fl törenimizde görmekten onur duyar z ibaresi yer almaktad r. Bu zarflardan yüzlercesi bu y l da TÜ nün de erli ö rencilerine gönderilerek 12 Eylül günü gerçeklefltirilecek olan e itim ve ö retim y l n n aç l fl na ö renciler ve aileleri davet edildi. Bu nazik daveti geri çevirmeyen ve okullar n görmek, tan mak isteyen ö renciler ve aileleri o gün okula geldiklerinde inan lmaz bir manzarayla karfl laflt lar. Kampüsün her yan n çevik kuvvetler sarm fl ve kampüs içine panzerler girmiflti. Okulumuzun yeni rektörü Prof. Dr. Muhammed fiahin taraf ndan aç l fl törenine davet edilen sevgili baflbakan m z Recep Tayyip Erdo an n korumalar n n özel iste i gere ince bu yüksek güvenlik önlemleri al nm flt. Davetlileri bekleyen as l sürprizse yine Baflbakan n korumalar n n ültimatomlar do rultusunda aç l fl törenine ö renci ve velilerinin al nmay fllar yd. Üstelik tören esnas nda Erdo an salonda tek bir ö renci bile bulunmamas na karfl l k konuflmas na Sevgili ö renciler diye bafllayacak ve bas na sanki içeride ö renciler ve aileleri varm fl gibi gösterilecekti. Tüm bu olanlar ve Erdo an n okula gelmesini protesto etmek için Yurtsever Cepheli ve Ö renci Kolektifi nden ö renciler ayr ayr okulda toplanm fllard. Kampüse girdikleri andan itibaren kendi yaflam alanlar ndan yabanc laflt r - lan ve 3 kifli yan yana gelse potansiyel eylemci gözüyle bak lan, abart l kimlik kontrolleri ve güvenlik önlemleriyle karfl laflan ö renciler tüm bunlar yetmiyormufl gibi çevik kuvvetin sert müdahalesiyle karfl laflt. Baflbakan n içeride üniversitelere özgürlük ve ö rencilerin kendini ifade özgürlü ü nutuklar att esnada d flar da TÜ Ö renci Kolektifi nden 18 ö renci düflüncelerini ifade etti i için yaka paça gözalt na al n yordu. Üstelik o gün baflbakan protesto eden yaln zca ö renciler de de ildi. Seçimden en yüksek oyu ald halde atanmayan eski rektör Faruk Karado an, stiklal Marfl n n okunmas n n ard ndan Baflbakan n konuflmas n beklemeden salonu terk etti. Tüm bunlar yaflan rken Erdo an n törendeki konuflmas nda Üniversiteler siyasi müdahaleden, devlet müdahalesinden ve hükümet müdahalesinden uzak olmal demesi ve takvimlerimizin 12 Eylül ü göstermesi de bir o kadar ironiktir. Olanlar n ard ndan aç l fl törenindeki bu rezaleti protesto etmek ve kendi aç l fllar n ilan etmek isteyen TÜ lüler derslerin bafllad tarih olan 15 Eylül Pazartesi günü saat da Maslak Yerleflkesinde toplanarak bir yürüyüfl gerçeklefltirme karar ald. Yaklafl k 400 kifliyle gerçeklefltirilen ve rektörlü e kadar devam eden bu yürüyüflte ö rencilerin rektörlü e ve polise öfkesi kendini fazlas yla hissettirmekteyken sloganlar n sadece AKP üzerinde haz rlanm fl olmas çok büyük bir olumsuzluktu. Ö rencilerin böylesi bir tepkisi söz konusuyken sorunun sadece AKP ve Erdo an m fl gibi gösterilmesi ve bunun üzerinden ajitasyon yap lmas çok büyük bir yan lg olarak karfl m zda durmaktad r. Bu yaflananlar n as l nedeni sistemin kendisinde yatmaktad r. Üniversitelerin as l sahibi polisler ve egemenler de ildir ve sorun bir hükümet sorunundan öte sistem sorunudur. Bizler sald - r lar n daha da can yak c hale geldi i bu günlerde yayg nlaflan tasfiyecilik ak m ndan kendimizi s y rarak sessizli imizi bozmal ve do ru taleplerle harekete geçmeliyiz. Üniversiteler bizim yaflam alanlar m zd r ve yönetimde bizim de söz ve karar hakk m z olmal d r. TÜ den bir YDG li

45 Yeni Demokrat Gençlik 45 Kan ile Filistin i çizen sanatç Hanzala kendini flöyle anlat r... Sevgili okur Kendimi tan tmama izin verin. Benim ad m Hanzala. Babam n ad önemli de il. Annemin ad *Nakbah ve k z kardeflime de Naksa ad n koydular. Ayakkab numaram bilmiyorum çünkü hiç giymedim. 5 Haziran 1967 de do dum. (Birinci Arap- srail savafl ndan sonra Filistin topraklar n n geri kalan n n srail taraf ndan iflgal ve ilhak n n duyuruldu u tarih.) Milliyetim: Filistinli de ilim, Ürdünlü de ilim, Kuveytli de ilim, Lübnanl de ilim, M s rl de ilim, hiç kimse de ilim. K saca, bir kimlik kart m yok ve herhangi bir memleketten olmakla da ilgilenmiyorum. Ben yaln zca bir Arab m. Naci ile tesadüfen karfl laflt m. Çizmeyi bilmedi i için iflinden kovulmufltu ve baflka bir ifl ar yordu. Bana, bir ülke üzerine karikatür çizmeye kalkt her defas nda o ülkenin elçili inin protesto etti ini ve resmi uyar ve tehditte bulundu unu anlatt. fiöyle dedi: Durum iyi görünüyor, herkes kibar, hofl ve melekler gibi, bundan daha iyisi olamaz. Yani art k çizmeme gerek yok. Yaflamak için baflka bir ifl ar - yorum. Ben de flöyle dedim: Sen korkaks n ve savafltan kaç yorsun. Onunla çok u raflt m, sonunda karar n verdirdim. Kendimi ona, bütün dilleri ve a zlar bilen e itimli bir Arap olarak tan tt m. Ona, iyi, kötü, çirkin, adanm fl... her çeflit insan tan d m söyledim. Ona savafl meydanlar na gitti imi ve kimin savaflt n, kimin de sadece konufltu unu bildi imi söyledim. Ayr ca karikatürlerini onun için her gün çizebilece imi, hiç kimseden korkmad m ve öfkelenen olursa defolup gidebilece ini de söyledim. Ona, arabalar ndaki air condition için endifle eden ve Filistin i düflündüklerinden daha fazla yemek piflirmeyi ve yemeyi düflünen insanlar çizece imi söyledim. Sevgili okur, bu uzun girifl için özür dilerim. Lütfen sadece boflluk doldurdu umu zannetme. Kendim ve sanatç arkadafl m ad na her fley için, zaman n ve sabr n için teflekkür ederim. Görüflmek üzere. Hanzala Hanzala, srail in y k m ve vahflet politikalar yla birlikte Filistinli çizer Naci Salim El-Ali nin ellerinde do mufltur. Ad Filistin davas ile özdeflleflmifl devrimci karikatürist Naci El-Ali Hanzala y Filistinli mülteci çocuklar, Filistin mücadelesinin direniflçi unsurlar n ve Arap halk n n ac s n temsil etmek amac yla çizgiye dökmüfltür. Hanzala 10 yafl nda do mufltur Naci El-Ali nin ellerinde. T pk di er tüm kamp çocuklar gibi, çizeri Naci El-Ali nin ac s - n da temsil etmektedir. Ali nin yurdunda b rakt her fleyin sembolüdür Hanzala. Ali 1948 y l nda, 10 yafl ndayken köyünden ayr lmak zorunda kalm fl ve Celile deki köyüne bir daha hiç dönememifltir. Bu sebepten Hanzala hiç büyümeyecek, hep 10 yafl nda kalacakt r. Hanzala büyümedi i gibi bizlere hiçbir zaman yüzünü de göstermemifltir. O nun yüzünü görebilece imiz gün Arap halk n n özgürlü üne kavuflaca gündür. Filistin halk n n yaflad klar na kay ts z kalanlara dönmüfltür s rt n Hanzala ve ellerini arkas ndan ba lam flt r. Ba lad elleri de srail ve Amerika n n bölgedeki politikalar na ve çözüm önerilerine bir protestodur. O nu bazen ellerini çözmüfl, bir tafl f rlat rken görebiliriz ama esasen o Filistin de olup bitenleri izlemektedir. Naci El-Ali ilk çizimlerini mülteci kamp nda duvarlara yapm fl ve karikatür çizmeyi de cezaevinde ö renmifltir. Ali nin fikrin ön planda oldu u çizimleri cezaevinden ç kt ktan sonraki y llarda yay lmaya ve karakteristik özelli ini bulmaya bafllam flt r. Yenilgilerin ortas nda biçimlenen çizgileri ne olursa olsun Filistin in direniflçi unsurlar n temsil etmekten geri durmam flt r. Onun bu yenilgilerin ortas nda sa lam durmas na vesile olan da Hanzala olmufltur. Naci El-Ali nin tek bir korkusu olmufltur o da umutsuzluk... S n rlamalardan korkmad n, bunun hesab n yapmad n, tek korkusunun yeisin (umutsuzlu- un) kalbine ulaflmas oldu unu söylemifltir Ali... Filistinlilerin Devrimin Vicdan olarak nitelendirdi i çizer Naci El-Ali 22 Temmuz 1987 de çal flt gazeteye do ru giderken cadde ortas nda MOSSAD taraf ndan vurulmufl, 1 ay süren tedavisinde tüm müdahalelere ra men 29 Temmuz günü umutsuzlu un ve kederin yüre ine ulaflmas na izin vermeden hayata veda etmifltir. Kan ile Filistin i çizen sanatç Ali, geride 40 bin eser b rakm flt r. Filistinli çocuklar n att tafllar kadar can yakan çizimler yapan bu tehlikeli adam n çizgileriyle bafllatt özgürlük mücadelesini flimdi kad n çizer Ümeyya Cuha devam ettirmektedir. Ve Filistin halk n n özgürlük mücadelesi ve kavgas devam ettikçe daha nice Hanzala lar do acakt r. (*Filistinliler, topraklar nda srail devletinin ilan edildi i 15 May s 1948 i Nakbah, yani büyük felaket günü olarak tan mlar) zmir den bir YDG li

46 46 Yeni Demokrat Gençlik YDG Divan Toplant s na ça r Devrimci gençlik hareketinin önemli bileflenlerinden biri olan ve halk gençli i içinde anti-emperyalist, anti-faflist, anti-feodal bilinci ve mücadeleyi yükseltme perspektifi ile hareket eden Yeni Demokrat Gençlik, 68 Hareketinin devrimci önderlerinden ald miras gelifltirerek gelece e tafl mak amac yla 3. Konferans n örgütleme sürecine girmifl bulunuyor. Demokratik bir kitle örgütü olarak halk gençli i içinde faaliyetini sürdüren YDG nin en üst düzey karar alma mekanizmas olan YDG Konferanslar n n ilk ikisi 2005 ve 2007 tarihlerinde Aral k ay nda örgütlenmiflti. stanbul da örgütlenen 1. Konferans a Brezilya, Yunanistan, Norveç, talya, sviçre ve Almanya dan gelen uluslararas delegeler de kat lm fl ve coflkulu bir konferans sonucunda YDG nin program ve çal flma ilkeleri belirlenmiflti. Gerek tüm kitlenin kat ld ana sunumlarda gerekse de belirli konularda örgütlenen çal flma gruplar nda YDG nin Demokratik Devrimdeki yeri ve iflçi, köylü ve ö renci gençlik içindeki politikalar ile genç kad n, çevre, hapishaneler gibi çok çeflitli gündemler üzerine yaklafl m netlefltirilmiflti. Gerek konferans öncesi program tart flmalar nda gerekse de YDG Konferans sürecinde yüzlerce genç bu vesile ile devrimci gençlik hareketinin sorun ve gündemleri üzerine kafa yormufltu. 2. Konferans öncesinde Ankara da örgütlenen Divan Toplant s nda her alandan seçilen delegeler biraraya gelerek 2. Konferans n gündemlerini, tarihini, yerini ve di er ayr nt lar n ele alm fl, konferans haz rl k sürecini örgütlemiflti. Divan toplant s nda al nan kararlar esas olarak hayat bularak 2. Konferans m z Aral k 2007 tarihinde Adana da baflar yla örgütlenmiflti. 2. Konferans ilk konferansa göre daha farkl bir yöntemle örgütlenmifl, her alandan seçilen delegelerin ço unlu unu oluflturdu u bir bileflenle hayat bulmufltu. Delegeler yap lan sunumlar, okunan raporlar ve önerileri de erlendirmifl ve her kat l mc kendisini özgürce ifade edebilmifl, kararlar oylama usulü ile kabul edilmiflti. Düflünsel ve politik aç dan farkl düflüncelerin zaman zaman canl ve k - yas ya mücadelesine tan k olunan ve kimi oylamalar n heyecanl geçti i konferans 1. Konferanstan bu yana geçen süreci elefltirel bir gözle ele alm fl ve önümüzdeki dönem üzerine yönelim belirlemiflti. AT K-YDG den yoldafllar m z n ve devrimci gençlik örgütlerinden dostlar m z n kat l m gösterdi i ve dayan flma duygular n, düflüncelerini ve elefltirilerini paylaflt Konferans ta esas gündem olarak YDG nin kurumsallaflmas ve demokratik mekanizmas n pekifltirmesi ve gelifltirmesi üzerinde duruldu. Geçmifl sürecin de erlendirilmesinin ve alanlar n raporlar n n okunmas n n ard ndan kurumsallaflma ve demokratik iflleyifl meselesi üzerine yap lan sunum, sorulan sorular, öneriler YDG nin örgütsel ve politik düzeyinin yan s ra devrimci mücadeledeki samimiyetini, srar n ve netli ini de gösteren veriler sunmufltur. Ana sunumlar n ard ndan belirlenen genel yönelimin somutlanmas amac yla Kürt gençli i, genç kad n, hapishaneler, tar m iflçileri üzerine yap lan sunumlar ayn zamanda deneyim aktar m n da sa lam flt r. YDG, 2 Konferans n n ard ndan belirlenen ana yönelim do rultusunda önemli ad mlar atm fl, hemen hemen tüm alanlarda toparlanma ve geliflme görülmüfltür. YDG toplant lar n n birçok alanda düzene girmesi, kararlar n al - n p uygulanmas nda kolektif ve demokratik mekanizmalara özen gösterilmesi vb. konularda bir süreklilik sa lanm flt r. Özellikle bahar döneminde gençli in kendisini ilgilendiren konularda söz ve karar hakk n n tan nmas ve örgütlenme özgürlü ünün sa lanmas talepli gerçeklefltirdi i kampanya sürecinde son 2 senenin en yo un kitle çal flmas na imza at lm flt r. Bu dönemde örgütlenen panellerin, bas n aç klamalar n n, pikniklerin, yürüyüfllerin yan s ra örgütlenen kitle eylemlerinde de kampanyam z yo un bir flekilde ifllenmifltir. Bu dönemde YDG tarihinde ilk kez örgütlenen Genç Kad n Buluflmas Mart ay nda Ankara da düzenlenmifltir. Böylece 2. Konferans ta üzerinde önemle durulan genç ka-

47 Yeni Demokrat Gençlik 47 d nlar üzerine somut politikalara ve örgütlenmelere gidilmesi perspektifi do rultusunda mütevaz ancak önemli bir ad m at lm flt r. Bu toplant da biraraya gelen YDG liler farkl s n f ve kesimlerden genç kad nlar n sorun ve taleplerinin yan s ra YDG nin kendi içinde gözlemlenen olumlu ve olumsuz yaklafl mlar ve YDG nin genç kad nlar n örgütlenmesi konusundaki politikalar n tart flt lar. YDG bünyesinde kad n komisyonlar kurulmas n n öneminin vurguland Buluflma da kad n komisyonlar n n çal flma ilkeleri da tart flmalar sonucunda oylanarak son fleklini ald. 2. Konferans ta politik çal flma üzerine yap lan vurgu do rultusunda yine YDG tarihinde ilk kez merkezi e itim çal flmas Haziran ay nda stanbul da örgütlendi. Farkl alanlardan gelen YDG liler 5 gün boyunca YDG lilerin kolektif flekilde haz rlad sunumlar üzerinden teorik e itim çal flmalar ve belirli konularda tart flmalar yapt lar. Yine 2. Konferans ta karar alt na al nan merkezi yaz çal flmas karar na uygun olarak yaz döneminde emekçi kitleler içinde devrimci siyasal çal flmay yerine getirmek, emekçi halk tan mak ve halktan ö renmek perspektifi ile Mersin de örgütlendi. Kürt ulusuna yönelik sald r lar n yo- unluk kazand, y k mlar n gündeme geldi i ve yerel seçimlerin yaklaflt bu dönemde yaz sürecini emekçiler aras nda kitle çal flmas ile örgütleyen YDG liler ayn zamanda e itim çal flmalar da yapt lar. 2. Konferans YDG nin kurumsallaflma, demokratik iflleyiflini gelifltirme ve geliflen kitle hareketlenmesi karfl s nda örgütsel ve politik yetmezliklerini aflarak genifl gençlik kitleleri ile buluflabilmesi için gerekli de erlendirmelerin yap lmas ve ad mlar n at lmas amac yla 3. Konferans n 1 y l sonras nda örgütlenmesi karar n alm flt. Yine 2. Konferans, konferans örgütleme sürecinin 1. ve 2. Konferanslar gibi genifl tutulmamas n, kitle çal flmas n n önüne geçmemesini ve alanlardaki tüm YDG lilerin kat ld tart flmalar merkezi konferansa tafl yacak delegelerin sorumluluk alanlar n n geniflletilmesini içeren bir karar alm flt. Bu do rultuda 2. Konferans öncesinde oldu u gibi 3. Konferans n gündemlerini, yerini, tarihini ve konferans haz rl k sürecini belirlemek amac yla bir Divan Toplant s örgütlenecektir. Bu toplant ya tüm alanlar m z n en az 1 arkadafl m z delege olarak göndermesi gerekmektedir. Toplant öncesinde tüm alanlar m zda 3. Konferans üzerine de erlendirmelerin yap lmas, önerilerin netlefltirilmesi toplant n n verimi aç s ndan belirleyici bir yerde durmaktad r. Divan toplant s 8 Kas m tarihinde Ankara da örgütlenecektir. 8 Kas m sabah Umut Yay mc l k Ankara Bürosu üzerinden buluflulacakt r. Cebeci Kampüsü nde YDG da t m Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü nde YDG liler olarak açt m z stantta iki gün boyunca yayg n bir dergi da t m gerçeklefltirdik. 24 Eylül sabah çal flmam z bafllatt k. Ayn gün dergimizden baz yaz lar alarak oluflturdu umuz duvar gazetelerini de bütün fakültelere ast k. Özellikle ilk gün stand m za bekledi imizin de üstünde bir ilgi oldu. Dergi verdi imiz birçok arkadafl Umut Yay mc l k tan istedi imiz özellikle brahim Kaypakkaya ile ilgili kitaplara da büyük ilgi gösterdi. Birçok arkadaflla tan flt k, sohbet ettik, dergimiz ve genel olarak YDG üzerine konufltuk. Dergimizi okuduktan sonra önerilerini, fikirlerini, elefltirilerini sunmalar n istedik. Çal flmam z s ras nda her zaman oldu u gibi Özel Güvenlik Birimleri de bofl durmad. Okulda farkl farkl ö renci topluluklar n n, dergilerin açt stantlar için izin talep etmeyen okul idaresi bizim izin almam - z istedi. Stand açt m z ilk dakikalarda ÖGB flefi gelip bu stant siyasi oldu u için izin almam z, izin almazsak stand kapatmam z gerekti ini söyledi, biz de siyasi bir dergi da tt m z ancak, meflru bir ifl yapt - m z ve bu yüzden asla izin almayaca m z, okulumuzda da böyle bir gelenek olmad n söyledik. Bizim net tavr m z karfl s nda ÖGB geri ad m att ve sorunsuz bir flekilde iki gün boyunca dergimizi yo un bir flekilde da tt k. Araya bayram tatilinin girmesi dolay s yla sadece tek bir fakültede iki gün boyunca stant açabildik. Bu hafta içinde yo un bir flekilde di er fakültelerde de stant çal flmalar m za devam edece iz. AÜ YDG

48 48 Yeni Demokrat Gençlik DESA iflyerinde öne ç kan sorunlar ve sendikal çal flma Desa 1200 iflçi çal flt rmaktad r. Çorlu da tabakhane, Düzce ve Sefaköy de konfeksiyon olmak üzere, çanta, cüzdan, derimont ve deri giysilik üretimi yapmaktad r. Ayakkab lar n üzerinde Desa markas var, ancak üretimini yurtd - fl nda yapmaktad r. Desa, uluslararas markalara üretim yapmaktad r. Üretim yapt markalar aras nda Mark&Spencer, Prada, Mulbery, Massimo Dutti, Debenhams, El Cortes Ingles, John Lewis, Nicole Fahri, Aspinal, Luella bulunmaktad r. Samsonite le ortakl bulunmaktad r. Bu markalarla davran fl kurallar n n alt na imza atm flt r. Bu davran fl kurallar n n bir maddesi de örgütlenme özgürlü ü ve toplu pazarl k hakk na sayg göstermektir. Çal flanlar orta ça aratmayan koflullarda çal flt r lmaktad r. Öncelikle Düzce de çal - flan iflçiler asgari ücret düzeyinde ücretlerle çal flt r lmaktad r. Keyfi zam uygulamalar yap lmaktad r. Eflit ifle eflit ücret ilkesi uygulanmamaktad r. Çal flma saatleri haftal k 45 saatin çok çok üzerindedir. Haftada üç gün sabahlama denen uygulamalar yap lmaktad r. flçiler sabahlamalarla birlikte saate varan sürelerde aral ks z çal flt r lmaktad r. flçiler çok özel durumlar olsa bile ölüm, do um, hastal k, hamilelik gibi durumlarda izin alamamaktad rlar. Mesaiye itiraz eden iflçiler iflten at lmakla tehdit edilmektedir. 300 civar nda kad n iflçi çal flt rmas na ra men emzirme odas, krefl gibi uygulamalar bulunmamaktad r. Ayn durum di er iflyerlerinde de söz konusudur. fl sa l tedbirleri uygulanmamaktad r. flçiler ayak ve bel a r lar, varis, nefes darl gibi problemlerden flikayet etmektedir. Özellikle Sefaköy de iflçilerin çal flt klar ortamda havaland rma bulunmamakta, iflçiler üretim s ras nda kullanan kimyasallar n etkisine maruz kalmaktad r. flyerlerinde verilen yemekler kötü, iflçiler ço- unlukla, d flar dan kendi ceplerinden ödeyerek yemek getirtmektedir. Tuvaletler yetersiz ve çal flma süresinde belli saatler d fl nda kapal tutulmaktad r ve insan sa l n tehdit edecek boyutta kirlidir. Düzce de iflçiler tuvaletin lavabolar ndan yerlerde gezen hortumlarla doldurulan sular içmek zorunda b rak lmaktad r. flyerinde çal flanlar onur k r c davran fl ve hakaretlere muhatap olmaktad r. Çorlu tabakhanesinde sigortas z iflçi çal flt r lmaktad r. Yine deri tabaklama ifllemi, madencilik sektöründen sonra en a r iflkolu olmas na ra men, hiçbir ifl güvenli i tedbirleri uygulanmamaktad r. Yasal sürelerin çok üzerinde mesai uygulamalar oldu u için bu mesailer bordrolara yans t lmamaktad r. Çal flanlara biri resmi di eri gayri resmi ücret ödemesi yap lmaktad r. Sefaköy de iflçilerin ço u Pazar günü dahil olmak üzere çal flt r lmaktad r. Ancak marka denetçileri geldi inde her fley kural na uygun hale getirilmektedir. Yang n merdivenlerinin önü aç - l yor, göstermelik emzirme odalar oluflturuluyor, damacana sular getiriliyor, yemekler düzgün ç k yor, iflçilere önlük ve malzeme da t l yor, iflyerlerinin her yeri temizleniyor. flçi görüflmelerinde iflçilere denetçilere haftada 10 saat mesai yapt klar n söylemeleri ikaz ediliyor, iflyeri hakk nda olumsuzluklar söyledikleri takdirde iflten ç karacaklar belirtiliyor. Ancak bunlar 1 ya da 2 gün sürüyor sonra her fley eski haline dönüyor. Deri- fl Sendikas Mart ay içerisinde Desa iflletmesinin iflçileri ile görüflmeye bafllad ve Nisan ay içerisinde Düzce de üyelikler bafllad. Patron, iflçilerin sendika üyesi olduklar n ö renince 29 Nisan tarihinden itibaren iflçi ç karmaya bafllad. Öncelikle iflçilere sendikadan istifa etmeleri yönünde bask yapt. Sorgu odalar kuruldu. 1 May s ta iflyerine noter getirerek ve ustalar arac l ile tespit etti i iflçilere bask yaparak istifaya zorlad. stifay kabul etmeyen 41

49 Yeni Demokrat Gençlik 49 iflçi iflten at ld. flçiler 29 Nisan tarihinden bugüne Desa n n Düzce deki fabrikas n n önünde beklemektedir. flçilerin fabrika önünde durmas ndan rahats z olan patron, kap da bekleyen iflçi ve sendikan n karfl s na jandarmay ç kard. 3 defa sendika yöneticileri ile birlikte gözalt na al nd lar. 2 gün organize sanayi bölgesine giriflleri engellendi. Ancak sendikam z n ve iflçilerin kararl durufllar sayesinde Desa n n önünde direnifl devam etmektedir. Sefaköy de de üyeliklerimiz devam ederken evinde iflyerinde çal flanlarla toplant yapt m z Emine Arslan n sendikal çal flma yapt tespit edildi ve ifli bahane edilerek 3 Temmuz da iflten ç kart ld. 8 y ll k Desa çal flan olan Emine Arslan a k dem ihbar tazminat, izin ücretleri, çal flm fl oldu u Haziran ay n n maafl ve 144 saat mesai ücreti ödenmeden ifl akdi feshedildi. Yine Düzce de iflten ç kart lan iflçilerin çal flm fl olduklar ay n ücretleri mesai ücretleri k - dem ve ihbarlar ödenmeden ifl akitleri feshedildi. Emine Arslan da dahi olmak üzere 38 iflçinin geri iade davalar aç lm flt r. Öncelikle Sefaköy de bafllayan direnifli k rmak için patronun flikayeti üzerine emniyet güçlerinin sözlü olarak fabrikan n önünden gidilmesi yönünde bask lar oldu. Emine Arslan ve 3 sendika yetkilisi gözalt na al nd ve kifli bafl na 62 YTL kald r m iflgal cezas kesildi. Patron bu süre içerisinde görüflme taleplerimizi geri çevirdi. Kamuoyunu ve üretim yapt markalar iflçilerin iflten at lmas nda sendikal neden olmad aç klamalar yapmaktad r. Öncelikli taleplerimiz 1. Sendikan n muhatap olarak kabul edilmesi 2. At lan iflçilerin geri al nmas, 3. Fabrikada çal flan üyelerimizin üzerindeki bask lar n kald r lmas 4. flyerinde sendikal örgütlenmenin engellenmemesi. Emniyet güçlerinin ve iflverenin tüm bask lar na ra men direnifllerimiz devam etmektedir. Direnifllerimizin baflar ya ulaflmas için tüm emek dostlar n n destek ve katk lar n bekliyoruz. ILPS Türkiye Seksiyonu Yörsan okulumuzdan defol! Okulun ilk günü kantinde sat lan ayranlar n markas n n Yörsan oldu unu fark ettik. Yörsan firmas n n sendikal 400 iflçiyi iflten ç karmas ndan dolay sendikan n boykot ça r s n gündemimize ald k. Okulumuzda Yörsan n sendikal faaliyetten kaynakl gerçeklefltirdi i bu haks z durum üzerine arkadafllar m z bilgilendirme amac yla bir bildiri yaz p her s n f n panosuna ast k. Bunu her gün tekrarlad k. Çünkü biz ast - m zda bildiriler ertesi gün yok oluyordu. Bu çal flmam za destek ç kanlar ço unlukta idi. Bilgilendirmeden sonra imza kampanyas bafllatmaya karar verdik. ki saat içerisinde okuldaki ö rencilerden 320 imza toplad k. Bu imzalar her birini ayr ayr ço alt p birini okulun müdürüne di erini ise kantin sahibine dilekçeler ile birlikte verdik. Kantin sahibine ayranlar istemedi imizi ve de ifltirilmesini istedi imizi söyledik ve imzalar kan t olarak gösterdik. Ertesi gün faaliyetimizin meyvelerini toplamaya bafllad k. Kantinde gözlemlerimiz sonucunda birkaç ö renciden baflka kimse ayran içmiyor ve birçok ö renci kantin sahibine YÖRSAN ürünlerini de ifltirin diyerek tepki gösteriyordu. Kantin sahibi bu tepkiler karfl s nda en sonunda ayranlar de ifltirmek zorunda kald. Aradan birkaç gün geçtikten sonra boykotu gerçeklefltiren arkadafllarla bahçede otururken okula üzerinde Yörsan yaz l bir araba girdi. çerisinden firman n yetkilileri oldu u anlafl lan iki kifli ç kt ve idare ile görüflmeye ç kt lar. Kantinciyle de görüfltükten sonra okuldan ayr ld lar. Yörsan yetkililerinin konu hakk nda bilgi almaya çal flt klar n ö rendik. Egemenlerin iflçi s n f na dönük sistemli bir flekilde gelifltirdi i sald r politikalar na, hak gasplar na, sendikal faaliyeti engelleme çabalar na karfl n; ö renci gençlik olarak dayan flma içerisinde olman n gereklili i üzerinden okulumuzda örgütledi imiz bu boykot örgütlü mücadelenin önemini bizlere gösterdi. Liseli halk gençli ine ça r m z egemenlerin gelifltirdi i sald r politikalar na karfl halk gençli i olarak karfl s nda örgütlenmenin ve s n f dayan flmas n örmenin gereklili idir. zmir den Liseli YDG liler

50 50 Yeni Demokrat Gençlik yi yürekli devletin sahteli i... Son dönemde ülkemiz gündemine damgas n vuran Ergenekon ile ilgili olarak ayr nt larda gizli birçok tart flma esas nda kitleleri aldatmaya yönelik giriflimlere hizmet etmektedir. Ergenekon farkl bir tart flma olup farkl bir yaz konusu oldu undan bu yaz da; Ergenekon davas ndan yarg lanan Ferit lsever in ve Emekli Komutan fiener Eruygur un sa l k koflullar ndan kaynakl tahliye edilmesiyle beraber devletin iyi yürekli olarak lanse edilmesinin üzerinde duraca z. Bilindi i üzere hapishaneler, egemenlerin s n f ç karlar na ters düflecek tüm giriflimleri, eylemleri bast rmak için kullan lm flt r-kullan lmaktad r. Hapishanelere, halk y ld rmak, devrimci ve komünistleri susturmak dolay s yla devrimciler ile halk n ba lar n koparmaya yönelik misyon yüklenmifltir. Sistem her türlü bask y kendi s n f düflmanlar na yöneltti- inden bu bask halinden -do all nda- kendi s n f ndan olanlar muaf tutulmaktad r. (Dönem dönem verilen flekilsel cezalar ve kendi iç mücadeleleri sonucunda ortaya ç - kan istisnai durumlar d fl nda tutulmak üzere.) Ergenekon davas ndan yarg lanan pafla eskileri, faflist parti baflkan-baflkan yard mc lar, egemen s n flar n kendi içlerinde süren ç kar çat flmalar n n sonucunda büyük bir yaygara kopart larak hapishaneye konuldular. Bunlardan biri olan flçi Partisi Genel Baflkan Yard mc s Ferit lsever, düzmece sa l k raporlar düzenlenerek tahliye edildi. çeri al nd ktan sonra kanser oldu u iddias yla beraber F. lsever derhal serbest b rak lm flt. Devlet bu davran fl yla iyi yürekli, vicdanl oldu unu bir kez daha tüm kamuoyuna ispatlam flt. Devletin iflledi i tüm suçlar n devletten ba ms z bir grup çete ifli olarak lanse edilerek sistemi aklama ifllevi gören Ergenekon davas nda bu tarz kararlar da al narak, sistemin kitlelerdeki imaj olumlanmaya çal fl lmaktad r. Tahliye edildikten sonra Ferit lsever in hastane tutanaklar nda hasta olmad ortaya ç km flt r. Yani devletin iyili i de sahte ve düzmecedir. Bu devlet Ferit lsever i sahte sa l k raporlar yla serbest b rak rken, N. Erbakan n alm fl oldu u cezan n komikli ine ra men Erbakan kanatlar alt - na al p, bizzat, Cumhurbaflkan A. Gül üzerinden affederken, hapishanelerinde ölmek üzere olan veya s rf devletin ihmalkârl yüzünden ölen onlarca devrimcinin, yurtseverin hesab n nas l verecektir? Tedavisi için serbest kalmas gereken Erol Zavar baflta olmak üzere onlarca devrimci, komünist, yurtsever tutsak devletin devrimcilere yönelik düflmanl n n bir sonucu olarak zindanlarda kalmaya mecbur b rak lmaktad r. Onlarca devrimciyi iflkenceden geçirerek katleden, tutsaklar n en temel insan haklar na dahi sayg göstermeyen bu devletin ta kendisidir Hapishanelerde sa l k koflullar ndan kaynakl serbest b rak lmay b rakal m, tutsaklar n azg nca sald r lara maruz kald n hepimiz bilmekteyiz. 19 Aral k katliam bunun en çarp c örne idir. Bizler, egemenlerin tüm azg nca sald r lar na ra men kendilerini iyi yürekli göstermeye çal flmalar na göz yummayarak, gerçek olan kirli yüzlerini aç a ç karmak için harekete geçmek ile yükümlüyüz. Faaliyet yürüttü ümüz alanlarda, bulundu umuz her yerde egemenlerin halka karfl iyi olamayaca n, sadece kendi s n f ndan olanlara karfl iyilik gösterece ini kitlelere anlatmal y z. Amed den bir YDG li

51 Yeni Demokrat Gençlik 51 Musa Anter ölümsüzdür! 1918 y l nda do an Kürt gazeteci-yazar Apé Musa, do um yerini Hat ralar m adl kitab nda flu flekilde anlatm flt r: Recaizade Ercüment Ekrem Talu, yaflant - s n anlat rken do um yeri ve baba oca n flöyle tan t r: Marmara Bölgesi Türkiye nin en uygar bölgesidir; stanbul, Marmara n n en güzel flehridir; Bo aziçi, stanbul un en latif semtidir; Sar yer, stanbul un en flirin kazas d r; Yenimahalle, Sar yer in en üstün mahallesidir ve Recaizadelerin köflkü Yenimahalle nin en harika köflküdür. flte ben burada do dum. Tabii o Recaizade Ekrem in o lu idi. fiimdi bana bakal m. Mardin Türkiye nin en geri ilidir. Nusaybin, Mardin in en dertli ilçesidir; Stilile (Akarsu), Nusaybin in en fakir nahiyesidir; Zivinge (Eski Ma ara), Stilile nin en geri kalm fl köyüdür ve iflte ben bu köyün nüfus kütü üne göre 2 numaral ma aras nda do muflum. Apé Musa, siyasi kimli ini stanbul da Hukuk Fakültesi ni okudu u y llarda kazanmaya bafllar. Bu dönemde 4 arkadafl yla birlikte Kürtleri Kurtarma Cemiyeti ad yla bir örgüt kurar. Örgütün amac n Memleketten gelen arkadafllar m za yard mc olmak ve burada benliklerini kendilerine ifade etmektir diye aç klar Musa Anter. Befl arkadafl, davalar na sad k kalacaklar na dair yemin ederler: Ölünceye kadar vatan sevgisi and m za sad k kalaca - m za, hiçbir flartta vatandafllar m z n aleyhine iflbirlikçi ve cafl (hain) olmayaca ma yemin ederim. lk gözalt s ö rencilik y llar nda Dersim syan s ras nda olur. syan n önderlerinden Zarife ye küfür eden bir kifliye karfl l k olarak o da M. Kemal in annesine küfür eder ve 45 gün gözalt nda kal r. Anter A a n n o lu oldu- u için M. Kemal taraf ndan affedilir. Siyasi düflüncelerini, yaflanan gerçekleri anlatmak için yay nc l a bafllar. Hem sahipli ini hem de yazarl n yapt birçok gazete ç kar r. Dicle Kayna, fiark Postas, leri Yurt, Deng bunlardan baz lar d r da, 49 lar ve DDKO (Devrimci Do u Kültür Ocaklar ) davalar ndan yarg lan r. Türkiye nin 55 y ll k girdisinin, ç kt s n n; yeminli, canl bir flahidiyim. Hem yaln z flahidi mi? De il! San y m, mahkûmuyum ve davac s y m diyen ve yaflam n n 10 y l aflk n süresini hapiste geçiren Anter, 20 Eylül 1992 de Kültür ve Sanat Festivali için gitti i Diyarbak r da kontrgerilla taraf ndan katledilir. Kay tlara faili meçhul olarak giren cinayetle ilgili 2005 y l nda, J TEM ad na çal flt n ileri süren Abdülkadir Aygan yazd kitapta, Anter i öldüren timde yer ald n itiraf etti. Baflbakanl k Teftifl Kurulu Baflkan Kutlu Savafl n Susurluk Araflt rma Raporu nda, cinayetin devlet taraf ndan ifllendi i kabul edildi. Anter cinayetiyle ilgili itiraflar, raporun Ek 9. dosyas nda yer ald ; ancak devlet s rr oldu u gerekçesiyle aç klanmad. Kaynak: Amed den bir YDG li

52 52 Yeni Demokrat Gençlik Komünist ustalardan ö renelim! MARKS ZM-LEN N ZM-MAO ZM N TAR H 12 Yeni Ekonomi Politikas (NEP) ve Troçki nin muhalefeti 1921 den itibaren Rusya da baflka bir de iflim söz konusudur. Yerli ve yabanc gerici tüm düflmanlara karfl zafer tamamland ktan sonra, yeni bir görev; ekonomik inflan n bar fl hali içerisinde sa lanmas görevi ortaya ç km flt r. flte bu nedenle politika de iflikli ine gidiliyor, Savafl Komünizmi yerini Yeni Ekonomi Politikas na terk ediyordu. Bu ba lamda, köylülerden zorunlu olarak al nan üretim fazlas köylülere b rak l yor, özel ticaret yeniden bafll yor ve özel manifaktüre küçük ölçekli olmak kayd yla olanak tan n yordu. Böylesi bir politika de iflikli- ine gitmek art k zorunluydu. Çünkü al nan s k tedbirler hayli zamand r uygulan yordu ve bu durum özellikle köylüler olmak üzere parti taban n n bir k sm nda hoflnutsuzluk yaratmaktayd. Troçki yandafllar NEP e fliddetli bir flekilde karfl ç kmakta hiç gecikmediler ancak k sa sürede de çark ettiler Mart nda gerçeklefltirilen Parti X. Kongresi nde Lenin, Troçkistlerle girdi i mücadele sonunda Kongreyi politika de- iflikli ine ikna etti ve Kongre NEP i benimseyerek onaylad. Devam nda Lenin, 1921 Haziran nda gerçeklefltirilen Komünist Enternasyonal III. Kongresi ne sundu u Rusya Komünist Partisi Taktikleri Üzerine Rapor da NEP in teorik planda do rulu unu kan tlad. NEP 1925 in sonuna kadar sürdürüldü. XIV. Parti Kongresi karar yla art k sosyalist inflan n yeni bir aflamas na geçme vakti gelmiflti: Sosyalist sanayileflme aflamas flte böylesi bir dönemde, 1922 nin sonlar na do ru Lenin in hastal ciddi bir hal al yor ve 21 Ocak 1924 teki ölümüne kadar hastal onu aktif faaliyetten al koyuyordu. Hastal na ra men Lenin in yoklu unu f rsat bilen Troçkistler ve partiye muhalif çeflitli gruplar Muhalif 46 lar imzas yla bir deklarasyon yay mlad lar. Bu platform Komünist Parti içindeki hizip ve gruplara özgürlük talep ediyordu. Deklarasyonun yay lmas ve Troçki den Parti ye yaz lan meydan okuyan mektup tart flmaya davetiye ç karm flt. Ne var ki, Muhaliflerin bak fl aç s devlet daireleri ve üniversitelerde örgütlü birkaç hücre hariç olmak üzere dikkate al nmad Oca nda toplanan XIII. Parti Kongresi tart flmay ele ald, Muhaliflerin anlay fl n, Marksizm den küçük-burjuva bir sapma olarak mahkum etti. Bütün tart flma o zamanlar henüz yeni önder konuma yükselmifl Stalin in önderlik ve rehberli inde, Parti nin yükledi i bir sorumluluk gere i yürütülmüfltü. Stalin in ilk y llar Joseph Vissarionovich Dzhugashvili (Stalin), 21 Aral k 1879 y l nda Gürcistan n Gori kentinde dünyaya geldi. Annesi ve ayakkab c l kla u raflan babas tar m emekçisi ailelerin çocuklar yd. Stalin in anne-babas yaflam n k t kanaat sa layabilen yoksul ve cahil b rak lm fl bir kesime dâhildi. Stalin befl y l n kilise mektebinde geçirdikten sonra yüksek ö renim içinde en prestijli kurum olan Tiflis lahiyat Fakültesi ne en baflar l ö renci olarak kabul ediliyordu. O zamanlar Tiflis, Gürcistan içinde Çarl k rejimine muhalefetin merkezi olarak kabul edilirdi. lk defa Marksist çevrelerle tan flt nda on befl, Gürcistan daki ilk sosyalist örgütlenmeye kat ld nda henüz on sekiz yafl ndad r y l nda fakülteyle iliflkisi kesilen Stalin yoldafl, bundan sonra profesyonel mücadeleye at lm fl bir

53 Yeni Demokrat Gençlik 53 Lenin in ölümünden hemen sonra Stalin, önemli bir sorumlulu u, Lenin in Marksizm e katk lar n ilkeler düzeyinde toplama sorumlulu unu üstlenmiflti. devrimcidir. K sa sürede büyük hareketliliklere önderlik etmeye bafllayan Stalin, iflçiler aras nda güçlü bir politik örgütün infla edilmesinde de öncü rolündedir y l nda ise tutuklan yor, 1903 te Sibirya ya üç y ll - na sürgün ediliyordu. Befl ay içerisinde firar eden Stalin vakit kaybetmeden RSD P bünyesinde aktif faaliyete devam eder. Gürcistan daki Menflevik parti önderli ine aç ktan tav r al r Aral ndaki Bolflevik Kongresi ne ifltirak eden Stalin, orada Lenin le tan fl r. Bu s rada Anarflizm mi?-sosyalizm mi? kitapç n da haz rlar. 1908, 1910 ve 1912 de tekrar tekrar tutuklan p Sibirya ya sürgüne gönderilen Stalin, her defas nda da kaçmay baflararak aktif mücadeleyi sürdürmesini bilmifltir. Bu sürecin önemi bir kesitinde, sürgün dönemi hariç, Pravda n n editörlü ünü yerine getirmekteydi. Stalin en son 1913 y l nda tutuklan p Sibirya n n en ücra yerlerine sürülünce, ancak 1917 fiubat Devrim inden sonra geri dönebilecektir. Leninizm in lkeleri Lenin in ölümünden hemen sonra Stalin, önemli bir sorumlulu u, Lenin in Marksizm e katk lar n ilkeler düzeyinde toplama sorumlulu unu üstlenmiflti. Bu kesinlikle gerekliydi çünkü Marksizm e yabanc birçok ak m türemifl bulunuyordu ve bunlarla mücadele etmek laz md. Bu gerekliydi çünkü Leninizm in baflar l bir uygulamas için sapmalarla aram zdaki temel noktalar n (24) alt çizilmeliydi. Sonras nda, ç kar lan bu dersler Leninizm in lkeleri ad alt nda kitaplaflt r l yor ve 1924 May s nda yay mlan yordu. Bu ünlü kitab nda Stalin, Leninizm in tarihsel anlam n, yöntem, proletarya diktatörlü ü, köylü sorunu, ulusal sorun, strateji-taktik meseleleri, parti örgütlenmesi ve çal flma tarz gibi esasl konulardaki Leninist yaklafl m ortaya koyarak Leninizm in izah na katk da bulunuyordu. Bu dersler öncelikle, Lenin in ölümünden hemen sonra düzenlenen Lenin Parti Üyeli i Kampanyas yla Partiye kazand r lan yeni parti üyesinin e itiminde önemli bir iflleve sahipti, ayr ca bu eser dünya çap ndaki komünistlerin Marksist-Leninist çal flmas aç s ndan da önemli bir yerde duruyordu. Sosyalist Sanayileflme ve Tar m n Kolektivizasyonu NEP in son döneminde, 1925 Aral nda toplanan Parti XIV. Kongresi bir kez daha sosyalist inflan n yeni aflamas na geçifl konusunda uzun tart flmalara sahne olsa da Kongre bu konudaki karar n vermiflti. Zinovyev ve Kamanev Yeni Muhalefet ad yla, a r sanayi fikrine odaklanm fl Merkez Komite fikrine karfl ç k yor, Rusya n n bir do u ülkesi oldu u ve do- u tarz bir sanayileflme hatt tutturmas gerekti ini öneriyor, sosyalist sanayileflme plan n n karfl s nda yer al yorlard. Bunun tek anlam vard : Rusya y d flar ya muhtaç k lmak, emperyalizmin kuyru una eklemek. Tabii ki, bu durumda Kongre, Merkez Komite plan na sar lacakt. Bu yönelim do rultusunda endüstri sahas nda h zl bir ilerleme gerçeklefltirilmifl ve ulafl - lan düzey savafl öncesi düzeyi aflm flt. Devamla 1927 y l nda gerçeklefltirilen XV. Kongre, önüne koydu u Befl Y ll k Plan ile sosyalist infla sürecini bir baflka alanda yakalanan geliflmeyle ileriye tafl maktayd. Ancak Kongrenin ald temel politik karar tar m n kolektivizasyonunun tamamlanmas yönündeydi. Bununla ilgili slogan flöyleydi: Yoksul köylüye tam güven, orta köylüye ittifak gelifltir, kulaklara karfl kesin zaferi sa layana kadar mücadele et! (25) (kulak: Rusya da zengin çiftlik sahibi köylülere verilen ad, ç.n.) Bu yönelim kolektif çiftliklerin oluflturulmas na ilham kayna oldu. Bu baflar 1930 Haziran nda gerçeklefltirilen XVI. Kongre kararlar n n önünü açt. Stalin in dedi i gibi, Kongre Sosyalizm boyunca bütün cephelerde bir temizlik hareketi, kulaklar n bir s n f olarak alt edilmesi, kolektivizasyonun yerli yerine oturtulmas n (26) sa lam flt r. Bu kararlar n yaflama geçirilmesinin tamamlanmas 1934-XVII. Kongre-Zafer Kongresi-yle beraber art k sosyalist sanayileflme ve tar m n kolektivizasyonu görevlerinin üstesinden büyük ölçüde gelinmifltir. II. Emperyalist Paylafl m Savafl ndan hemen önce 1939 y - l nda gerçeklefltirilen XVIII. Kongre de Stalin in verdi i rakamlara göre, kolektif çiftliklere dahil olan köylü aile oran % 93.5, ekilip biçilen arazinin toplam arazi içindeki oran ise % 99.4 tür. Benzer bir flekilde sosyalist sanayinin toplam üretimdeki hacmi % oran na ulaflm flt r. Sovyetler Birli i nin uygulad sosyalizm ekonominin dönüflümünü öyle bir sa lam flt r ki, ulafl lan düzey kapitalist sistemde hayal edilemeyecek derecededir. Ayn dönemde ise Kapitalist Dünya ad na Büyük Bunal m denilen ekonomik krizle bo uflmaktan periflan haldedir. Böylelikle, II. Dünya Savafl öncesinde Sovyet endüstri sektörünün üretim hacmi, I. Dünya Savafl öncesindeki üretim hacminden dokuz kat fazla bir büyüklük yakalam flt r. Di er taraftan ise bafll ca kapitalist ülkelerde -ABD, Britanya ve Almanya- durum pek de iç aç c de ildir. I. Dünya Savafl öncesi % 13 olan üretim hacmini ancak % 32 seviyesine ç karabilmifllerdir. Fransa ise süreci yirmi befl y l geriden takip ederek, nerdeyse yerinde saym flt r. Devam edecek 24- Stalin, Leninizm in Sorunlar, sy.1, ng. bask, 25- SBKP(B) Tarihi, sy.292, ng. bask, 26- age, sy.310, ng. bask

54 54 Yeni Demokrat Gençlik BABA EVİ Küçük Adamın Romanı-1 Toplumcu yazar Orhan Kemal in öncüsü say ld küçük insan anlatan eserlerinden biri olan bu roman, yazar n Küçük adam Adana kahvelerinden birinde tesadüfen tan mas yla bafll yor. Daha sonra hayat hikayesini küçük adam n kendi dilinden okuyoruz. Büyükflehirlerden birinde otoriter, siyasetçi bir babayla eski bir muallime olan bir annenin ilk çocuklar olan küçük adam, her daim üzerinde babas n n o a r gölgesini hissederek büyümektedir. O lunun, kendi gibi büyük adam olmas n isteyen baba, onu her f rsatta bunun için e itmekte ancak kafas hep büyük adam olarak iflledi inden o lunun çocuklu unu da yaflamas gerekti- ini görememektedir. Çocukluk y llar babas n n zorba e itmenli i ile sürerken, patlak veren savafl ve düflünceleri yüzünden babas n n kaçakl k y llar bafllar. Babas n n kaçmak zorunda oluflu küçük adam zerre kadar üzmez aksine o, özgürlü- üne kavufltu u için çok sevinçlidir. Bir süre sonra büyükannesi, annesi, halalar yla onlar da savafltan kaçarlar ve Konya ya yerleflirler. Burada, küçük adam n deyifliyle keçe külahl, poturlu insanlar, yerlere kaba kaba basarak kofluflarak, istemezük, biz bu hükümeti istemezük! diye ba ranlarla dolu bir isyan vard r. K sa süre sonra buradan da tafl nmak zorunda kal rlar ve güney illerinden birine yerleflirler. Burada çiftlikte yaflamaya bafllarlar. Baba arada s rada gelir ve yine o a r gölgesiyle küçük adama hayat zindan eder. Sonra bir gün temelli yurtd fl na, Beyrut a, gitmek zorunda kal r. Bu küçük adam için bulunmaz bir f rsatt r, o da zaten bunu sonuna dek kullanmaya çal fl r. Ancak bu özgürlü ü k sa sürer çünkü babas onlar da yan na ça r r. Tüm aile baban n yan na göç eder. Aile buraya yerlefltikten bir süre sonra geçim s k nt s çekmeye bafllarlar. Bu bölümlerde en çok dikkat çeken kaçaklar n (Rumlar, Ermeniler vs) nas l afla land ve yoksullu un savafl sonras her yerde oldu u gibi burada da diz boyu oldu u gerçekleridir. Özellikle minik k z kardeflin bir bayram sabah babas na söyledi i sözler, dönemin zorlu una; tüm insanlar n yoksullukla nas l bütünleflti ine bir örnek asl nda. Evin geçimini omuzlar na almak zorunda kalan küçük adam bir yanda ekmek mücadelesi verirken bir yandan da memleket hasreti çekmeye bafllar. Uzun mücadeleler sonucu memleketine dönme izni al r. Art k en büyük hayali Beyrut ta yaflad s k nt lar, ac lar, aflklar efsanelefltirerek memleketindeki arkadafllar na abarta abarta anlatarak onlar kendine hayran b rakmakt r. Babas na okuyaca na dair söz verir ve arkas nda yafll gözlerle bakan annesi, kardeflleriyle vedalaflarak Beyrut tan ayr l r. Adana ya döndü ünde onu bir sürpriz beklemektedir. O hayalini kurdu u karfl laflma anlar ndan hiçbiri gerçekleflmeyecektir. Çünkü o arkadafllar n hemen hemen hepsi 6-7 y l içerisinde bir yerlere da lm fllard r. Bu onu çok mutsuz eder. Ancak bu mutsuzluk uzun sürmez, k sa zamanda yepyeni dostluklar edinir. Arkadafllar yla tüm vaktini geçirmektedir. Yeniden okula ve futbola bafllar. Art k ne ailenin geçim s - k nt s hat r ndad r ne de babas n n gölgesinde yaflamak zorundad r. Ancak bu sayfada da de iflmeyen bir fley vard r ki onu da art k bir kanun gibi kabullenmifltir: açl k ve yoksulluk... Kitab okuyunca flöyle birfley farkediliyor: yaflanan tüm olaylar; bilindik, s radan... Yüzler, ac lar, çileler hemen hemen hepimizin evinde yaflananlardan. Öyleyse neden roman haline getirilmifl? Orhan Kemal denince akla daha dramatik, daha ola and fl ac l haller geliyor nedense! Asl nda bu tip kitaplar, tiyatro misali, bizi bize anlatt klar için yüce yüce kahramanlaflm fl tiplerden oluflan romanlardan daha gelifltiricidir. Kitapta en çok vurgulanan yoksulluksa zaten emekçi halk n gündelik çilesi. Kitab okurken içerisindeki küçük insan psikolojisinde kendimizi görebiliyoruz. Marmara Üniversitesi nden bir YDG li

55 Yeni Demokrat Gençlik 55 Söylefli Hayatın tahtaya yansımasıdır satranç... brahim Tofan la söylefli Diyarbak r da satranç eskiden beri köylerde yafll lar taraf ndan oynanan ve k fl k olarak isimlendirilen bir oyundur. brahim Tofan da satranc köyünde oyunlar izleyerek ö renen ve daha sonralar kendi çabas ile gelifltiren bölgenin en kuvvetli satranç oyuncusudur y l nda Diyarbak r merkezde satranç en yayg n olarak Hewsel Çay Bahçesi nde oynanmakta idi. Bunun d - fl nda da nargileciler ve benzeri yerlerde de oynuyordu. Daha sonralar brahim Tofan ve Mustafa Yay k arac - l ile Diyarbak r n satrançç lar bir mekanda topland lar. Günümüzde en yayg n olarak Esnaf Çayevi ve Diyarbak r Satranç Merkezi nde oynanmaktad r. - brahim Bey kendinizi biraz tan t r m s n z? - Ben 1967 Diyarbak r do umlu, evli ve üç çocuk babas y m. Ortaokul tahsilli olup 10 yafl nda bu spora bafllad m. - Satranca ilgi nas l bafllad? - 10 yafl nda köyde büyüklerimi izleyerek bu sporu ö rendim. Daha sonralar zevkle ve merakla devam ettim. - lk resmi turnuvaya ne zaman kat ld n z ve sonraki baflar lar n zdan bahseder misiniz? y l nda ilk defa resmi turnuvalarda oynad m ve ayn turnuvada Türkiye gençler birincisi oldum tak m maçlar nda 1. masa oyuncusu olarak klasman mda alt n madalyay, 1997 y l nda Cumhurbaflkanl Kupas n ald m y l nda elo m ç kt. 99 y l nda milli tak m oyuncusu olarak maçlara kat ld m Kocaeli Grand Prix 8.li i, (dünyaca ünlü fiehriyar Mamedyarov da turnuvada oynuyor) 2004 zmir Grand Prix 2.li im var. (Efl puanl olarak) - Sizce satranç nedir? - Satranç hayat n tahtaya yans mas d r. - Diyarbak r da satranca ilgi nas l? - Yeterince de il ve bu konuda özellikle bayanlar erkeklere oranla daha az ilgili. - Satranc ne zaman b rakmay düflünüyorsunuz? - Asla b rakmay düflünmüyorum... brahim Tofan n yendi i dünya satranç ustalar yani gm ler: (grand master) - GM Ernesto Narkiev (2675) - GM Sarhan Guliyev (2496) - GM Odeev Handszar (2422) fiunu da unutmamak gerekir ki büyük usta yenmek (gm devirmek) her babayi idin harc de ildir Kendisi bunun yan nda birçok IM (international master) da devirmifltir y l ndan beri TSF Diyarbak r l Temcili ini yapmaktad r. Ayn zamanda Diyarbak r Gençlik Spor Kulübünün kaptan ve 1. masa oyuncusudur ö retmene satranç e itimi veren (Milli E itim le ortak çal flma) ve çocuklar için faydal satranç kurslar veren Diyarbak r n büyük satranç ustas d r. fiu anki fide resmi puan 2551 olan brahim Tofan a gelecek turnuvalarda ve satranç yaflam nda baflar lar diliyoruz... Amed den bir YDG okuru

56 56 Yeni Demokrat Gençlik Çocuk Disleksi E itim döneminin bafllad flu günlerde çevremizde okul hayat na bafllayan birçok ö renciyle karfl laflmaktay z. Peki, çocuklar m z n e itimi sadece okula gitmeleri ile tamamlanacak bir olgu mudur? Yani biz çocuklara sadece okula gitmeleri için gerekli olana sa lad m zda bütün yükümlülüklerimizi yerine getirmifl mi oluyoruz? Tabii ki hay r. Örne in çevremizde okula giden gençlerle nas l bir iletiflim kuruyoruz? Okulda ö retilenlerle kafas nda oluflan soru iflaretlerine ne kadar cevap olabiliyoruz? Ne yaz k ki bizler ifle kendi çevremizi de ifltirerek bafllamam z gerekti ini pek kavramayabiliyoruz. Önemli fakat ne yaz k ki çocuklar m z n geliflimini yanl fl yönde flekillendiren bir di er konumuz da ö renme sorunudur. Çocuklar m z okula bafllad klar nda ilk beklentimiz okuma ve yazma ö renmeleridir. Okullarda koflullar n iyi olmamas na karfl n okul ça nda çocuklarda ayn düzeyde bir alg lama ve kavrama söz konusu de ildir. Bu konunun önemi ise çocuklar m z n okul hayat ndaki baflar s zl klar na geleneksel tav rlar sergilememiz ve çözümler bulmam zdan kaynaklanmaktad r. lk olarak çocu un zekas ndan flüphe duyar z, sonra haflar - l ndan, s n ftan, okuldan, ö retmenden vb. ço alt r z bunlar. Ama ne yaz k ki kiflilik s n flar düflünüldü ünde her s n fta 3-4 ö renci ö renme sorunu yaflamaktad r. Okulda baflar s z ama zeki Haftan n günlerini ö renebilecek mi?, Mars ta yaflam üzerine konuflabiliyor, ama 2 ile 2 yi neden toplayam yor?, dede yi neden bebe diye okuyor?, b ve d harfleri aras ndaki fark göremiyor mu?, Neden akl kadar baflaram yor?, Dört farkl aritmetik probleminin hepsine birden neden ayn cevab veriyor?, Her y l ayn noktada, sanki yaln zca yafl büyüyor. Anne babalarda bu sorular uyand ran çocuk kimdir? Onlar okulda baflar s z, ama zeki çocuklard r. Bu çocuklar çini yi için diye okurlar. 41 i 14 yazarlar, p yi d, d yi b yazarlar ve bir kelimeyi oluflturan harflerin s ras n hat rlayamazlar. Ödevlerini tahtadan alamazlar, kaybederler, kitaplar n n yerini unuturlar, eflyalar n kaybederler, içinde bulunduklar y l, günü ve mevsimi ay rt edemezler. Kahvalt ya ö le yeme i diyebilirler; dün, bugün ve yar n kar flt rabilirler. Gördüklerini hat rlayamazlar ya da zihinlerinde canland ramazlar. Bu çocuklar s n fta ö renemezler. Bu çocuklar, bir cümle ya da fikrin ortas ndan bafllayabilirler ya da bir cümlenin ortas nda durabilirler. Baz durumlarda toplama, çarpma yapabilirler; ama ç kartma ya da bölme yapamazlar. Kimi zaman da matemati i yaln zca zihinden yapabilirler, ama yazamazlar. Kelimeleri yüksek sesle okurken harfleri ve heceleri atlayabilirler ya da ekleyebilirler. Alt yafl na gelen tüm normal çocuklar art k bir e itim alabilecek zihinsel geliflim düzeyine gelirler. Okula giderler ve ilk ö rendikleri fley okumakt r. Ö renme bozuklu u ad verilen sorunu yaflayan çocuklarda ise bu haz rl k henüz tamamlanmam flt r. Ö renmeye yard m eden zihinsel organizasyon baz bak mlardan yeterli de ildir. Okuyamazlar, yazamazlar, matematikte zorluklar yaflayabilirler; ancak zekâ düzeylerinde bir sorun yoktur. Bu çocuklar, özellikle ö renme bozuklu unun tan nmad toplumlarda okulda ve ailelerinde anlafl lamama sorunu yaflarlar. Ö renme bozuklu unun son y llarda en çok kabul gören tan m 1988 y l nda ABD Ulusal Ö renme Bozuklu u Birleflik Komitesi (NJCLD) taraf ndan yap lm flt r. Bu tan ma göre, Ö renme bozuklu u genel bir terimdir ve dinleme, konuflma, okuma, yazma, ak l yürütme ile matematik yeteneklerin kazan lmas nda ve kullan lmas nda önemli güçlüklerle kendini gösteren heterojen bir bozukluk grubudur. Bu bozukluklar n bireyin yap s yla ilgili oldu u ve merkezi sinir sistemindeki iflleyifl bozuklu una ba l oldu u varsay l yor. Ayr ca kendini idare etme, sosyal alg lama ve sosyal etkileflim sorunlar da birlikte görülebilir. Bu tan m, sorunun yaflla birlikte düzelmedi ini ve ö renme bozukluklar ile ö renme sorunlar n n farkl oldu unu vurgulamaktad r. Nedenleri ve çözümü Ö renme bozuklu unun ortaya ç kmas n n tek bir nedeni yok. Do um öncesi, (yetersiz beslenme, annenin geçirdi i enfeksiyonlar, ilaç kullanma...) do um s ras nda, (uzun ve zor do- um, plasenta ve göbek kordonu anomalileri...) do um sonras, (do umdan sonra nefes alana kadar geçen sürenin uzunlu u, erken yaflta ateflli hastal k, bafla h zl darbe...) ve kal tsal (ailelerde ö renme bozuklu u olan baflka kiflilerin de olmas ) etmenlere ba l olarak ortaya ç kabilir. Ö renme bozuklu unun ortaya ç kma nedeni ne olursa olsun, önemli olan ailelerin ve e itimcilerin sorunun varl n kabul edip çözüme yönelmesidir. Bu çocuklar n aileleri do al olarak di er anne babalara göre farkl duygular yaflarlar. Kimisi sorunun nedenini d flar da görür ve çözümü, okul-ö retmen gibi d fl etmenleri de-

57 Yeni Demokrat Gençlik 57 ifltirmekte arar. Kimisi suçluluk duyar, k zg nl k hisseder. Tüm bunlar, asl nda sorunun varl n kabul edememeyle ilgili tepkilerdir. Çocuk ve anne baba aç s ndan en olumlu yaklafl m, anne baban n sorunun varl n kabul ederek, çocu a yard m yoluna geçebilmesidir. Ö renme bozuklu u olan çocuk neler hisseder, neler yaflar? Hiçbir fleyi do ru yapam yorum., Ben yeterince iyi de ilim, Ben aptal m., Kimse beni sevmiyor gibi duygu ve düflünceler ö renme bozuklu u olan ve psikolojik destek almayan çocuklar n hissettiklerinden yaln zca bir k sm. Bu cümlelerden de anlafl laca gibi ö renme bozuklu u nedeniyle yaflant s n n ona sundu u deneyimler, onun kendine iliflkin olumsuz düflünceler gelifltirmesine yol açar. Çünkü ailesi ya da ö retmeni ço- unlukla yaln zca olumsuz yönleriyle ilgilenir; olumlu yönleriyle ilgilenen pek olmad ndan kendini sevmemesine ve kabul etmemesine yol açan duygu ve düflüncelere sahip olur. Bu noktada özellikle anne baba ve ö retmenin çocukla etkili bir iletiflim içinde olmas çok önemlidir. Duyulmaya ve anlafl lmaya çok gereksinimi vard r. Gerçekte zeki oldu unu, ama ö renmek için di erlerine göre daha çok zaman harcamas gerekti ini ve yavafl da olsa bir gün mutlaka yapaca n bilmeye çok gereksinimi vard r. Benlik alg s n n güçlenmesi için kendiyle ilgili olumlu mesajlara da çok gereksinim duyar. Ço unlukla di erlerinin beklentilerini karfl layamad için k zg nd r. Kendine k zg nd r. Geç olgunlaflt için ba ms z bir birey olmak ad na kazanaca becerileri daha geç kazan r. Toplu tafl m araçlar n kullanmak, para hesab yapmak, basit yemekler piflirmek, saati anlamak, masa haz rlamak, yatak toplamak, telefon kullanmak gibi iflleri kendi bafl na baflarmay ö renmek ona iyi gelir. Çünkü ba ms zl a geçiflte bu becerileri kazanm fl olmak oldukça önemlidir. Devlet kör ve sa r Disleksi li çocuklar n bir di er dezavantaj ise ülkemizde bu konuyla ilgilenen kurulufllar n bulunmamas - d r. Yani konuyla ilgili uzmanlar var ama bu sorun özelinde e itim kuruluflu yok. Çevresinde bu tür davran fllar sergilenen çocuklarla karfl lafl ld nda ne kadar bilinçli bir e itim sunulamasa da belirli davran fllar sergilenerek çocu un psikolojisinin çok olumsuz sonuçlar vermesi ve kendini toplumdan d fltalamas engellenebilinir. Disleksililer zekâ düzeyleri düflük olmad gibi özel yetenekli de olabiliyorlar. Buna en önemli kan t, disleksili oldu u bilinen bilim adamlar ve sanatç lar aras nda Albert Einstein, William Butler Yeats, George Patton, Harry Belafonte, Leonardo da Vinci, Auguste Rodin ve Cher in bulunmas d r. Yukar daki bulgular n da ortaya koydu u gibi disleksi bir hastal k de il. Disleksililer de toplumlar n ilgilenip destek vermesi gereken farkl lardan. Onlar kelime dünyalar nda zorluklar olan bireyler olarak görmek gerekiyor. Ö renme bozuklu u olan çocuklar n aileleri ve ö retmenleri için öneriler * Çocu unuzu oldu u gibi kabul edin. O pek çok ifli baflarabilecek kadar zeki, uyan k ve isteklidir. Onun kendisini de- erli bir birey olarak hissetmesine engel olmay n. * Günlük yaflam program n z çocu unuzla birlikte önceden planlay n. Çocu unuz ne zaman, ne yapaca n önceden bilsin. * Disiplin kurallar n zda, isteklerinizde ve günlük ifllerinizde tutarl ve istikrarl olun. * Baflarmas için bask yapmay n, destek olun. Bask ve destek aras ndaki fark ay rt edin. Bask yapmaks z n destek olabilirsiniz. * Çocu a karfl anne, baba, ö retmen ve özel ö retmen olarak ayn tutumlar sergileyin ve ayn dili konuflun. * Ona okul hakk nda sürekli sorular sorarak, rahats z etmeyin. E er iyi bir gün geçirmiflse size hemen anlatacakt r. E er gününü iyi geçirmemiflse hiçbir flekilde konuflmak istemeyecektir. * Onu ev ya da okul çevresindeki di er çocuklarla k yaslamay n. Her çocuk kendisi olabildi i ölçüde do ru davranabilir. * yi yapt her ifli içten bir övgü ile takdir edin. Hak etmedi i övgüler zarar na olabilir. Diyelim ki gerçekten baflar l olmak istiyor, yard ma gereksinimi olan k s mlarda yard m edin, ama daha sonraki basamakta kenara çekilin ki, ba ms zl k kazanabilsin. * Kolay anlayabilece i, k sa kelimelerden oluflan, ayr nt s z ve kesin yönergelerle konuflun. * Di er çocuklarla çal fl rken güçlük çekerler. Bir grupla çal flmak için istekli gözükebilirler, fakat kolayl kla bafllar n derde sokarlar ve grubun çal flma verimini de düflürebilirler. Bunu engellemek için, grupla çal flmaya bafllamadan önce onu yönlendirin ve üstesinden gelebilece ine inand n z görevler verin. * Anlat lanlar dinleyerek anlayabilirler. Fakat anlay p anlamad klar n kontrol etmek istedi inizde, yaz l olarak iyi cevaplar veremeyebilirler. Bu durumda, daha ziyade dinleyerek ö renmesine ve sorular n z n ço una sözlü olarak cevap vermesine izin verin. *Pek çok sembolü birbirine kar flt r rlar. (Harf, rakam, iflaret vb.) Bu durumda tahtadan bakarak bir fleyler kopya etmek bu çocuklar için güçtür. Bu konuda ona, di er çocuklara k yasla daha toleransl davran n. * Dikkatlerini çok k sa bir süre toplayabilirler. Bu durumda, onlara daha k sa görevler verin ve s k s k kontrol edin. * S nav sorular n çabuk okuyamazlar ve cevaplar yazamazlar. Bu nedenle önemli s navlar n n sözlü olarak yap lmas yararl olur. Çoktan seçmeli testlerde daha baflar l olurlar. * Bilgileri aktar rken modeller, nesneler, resimler kullanarak anlat rsan z, konular onun için daha anlafl l r ve çekici hale gelir. * En önemlisi, onun fark nda oldu unuzu, onun de erli bir insan oldu unu hissettirmenizdir zmir den bir YDG li Al nt lar: Ümran Korkmazlar, Pedagog Dr., stanbul Üniversitesi T p Fakültesi, Çocuk Psikiyatrisi Bölümü

58 58 Yeni Demokrat Gençlik B E L L E K CUMHUR YET GERÇEKLER!!! Osmanl n n sömürge-yar sömürge, yar feodal imparatorlu u yerini yar feodal yar sömürge cumhuriyete b rakm flt r. Cumhuriyetin ilan ndan hemen sonra Osmanl n n tüm borçlar n n ödenmifl olmas asla bofluna de ildir. Ve bunun d fl nda cumhuriyet tarihinin gerçekleri 29 Ekim ülkemizde cumhuriyetin ilan ediliflinin y l dönümü olarak 1925 ten beri "bayram" olarak kutlanmaktad r. fiüphesiz 29 Ekim bir bayramd r. Bütün bayramlarda var olan çeflitli nedenler aras nda bu günü de bayram k lan çeflitli nedenler mevcuttur. Evet flüphesiz 29 Ekim bir bayramd r. Ve her bayram gibi kutlanmay, mutlan p etrafa gülücükler saç lmay "hak eden" bir gündür. Evet 29 Ekim bir bayramd r ve tüm bayramlar kadar "güzeldir". Evet 29 Ekim bir bayramd r, ama kimin için böyledir? Kimi mutlu eden ve nas l mutlu eden bir gündür? Tüm bu sorulara cevap olabilmek için cumhuriyet tarihinde k sa bir yolculuk yapmak gerekecek ve yetecektir bizce na-cumhur-iyeti* tan mlamaya Birinci Emperyalist Paylafl m Savafl öncesi Osmanl mparatorlu u geliflen kapitalizmle beraber "iflas" bayra- n çekmifl, feodalizmin acizli inin bir ifadesi misali emperyalist ülkelere ba ml hale gelmifl ve son ç rp n fllar onu 1. Emperyalist Paylafl m Savafl na sürüklemifltir. Paylafl m savafl ndan sonra emperyalist ülkelerce iflgal edilmifl ve Anadolu topraklar nda emperyalist iflgale karfl halk iflgalleri bafl göstermifltir. Fakat geliflen iflgal karfl t mücadele k sa sürede ttihat Terakki kökenli Mustafa Kemal ve kadrosunun önderli inde anti-emperyalist özünden uzaklaflt r lm flt r. Ve devam ndaki y llarda cumhuriyet ilan na kadar varan süreç geliflmifltir. S n fl toplumlarda var olan tüm rejimler egemen olan s n f n ç karlar ve ihtiyaçlar do rultusunda flekillenir. Ve cumhuriyette Kemalist kadrolar n daha kurtulufl savafl y llar nda emperyalistlerle gelifltirdikleri dirsek temas n n bir ürünü olarak emperyalistlerin ç karlar na en iyi flekilde hizmet edecek olan ve Emperyalist-Kapitalist ça a uygun olan bir rejim ismi olarak tercih edilmifl ama özsel hiçbir de ifliklik yaflanmam flt r.

59 Yeni Demokrat Gençlik 59 Osmanl n n sömürge-yar sömürge, yar feodal imparatorlu u yerini yar -feodal, yar -sömürge cumhuriyete b rakm flt r. Cumhuriyetin ilan ndan hemen sonra Osmanl n n tüm borçlar n n ödenmifl olmas asla bofluna de ildir. Ve bunun d fl nda cumhuriyet tarihinin gerçekleri Cumhuriyet ve "Devrimler" Türk egemen s n f n n temsilcileri 85 y ld r özel vurgularla cumhuriyetin bir devrim oldu unu yüksek sele ça r yorlar. Cumhuriyetle Kemalist faflizmin üstten afla parça parça kurumsallaflt r ld ve asla sözlük anlam yla bile halk n kendi kendisini yönetme durumunun oluflmad bir yana cumhuriyet "devrimlerini" yak ndan inceledi imizde bile bu durumun böyle olmad - anlafl lmaktad r. Kemalist cumhuriyetinin alt temel ilkesi vard r. En demokratik burjuva cumhuriyetlerinin bile nihai olarak bir burjuva diktatörlü ü oldu u esprisinin ötesinde bu ilkelere burjuvazinin yükledi i anlam bile ülkemizde görülmemektedir. Bilinen alt ilkenin d fl nda cumhuriyetin parolas konumundaki ça dafl medeniyetler seviyesine yükselme fliar sürekli emperyalizme daha fazla yedeklenme anlam tafl maktad r. Laik cumhuriyet; suni-türklük, halkç cumhuriyet; emperyalizmin daha yo un talan ve sömürüsü, devletçi cumhuriyet; özellefltirmeler demektir ülkemizde. Öte yandan milliyetçilik en kat türk rkç l olarak demokrasinin nimetleri fleklindedir. Tüm bunlar n d fl nda cumhuriyet tarihi bafll bafl na az nl k milliyetlere, Kürtlere ve di er yandan ise iflçi emekçi s n flara en kat bask sömürü ve katliamlar tarihidir. fieyh Sayit ten, Zilan a, Dersim den, Diyarbak r a, Marafl tan, Çorum a, Eylül den, Hrant a, 1 May s 77 den, Gazi ye, 12 Mart- tan, 12 Eylül e, Susurluk tan, fiemdinli ye daha sayamayaca m z yüzlerce katliam n toplam d r ülkemizde cumhuriyet Ülkemizin sosyo-ekonomik karakteri Türk egemen s n flar n zorunlu olarak demokrasi maskesinin arkas nda kimi dönemler ise buna bile ihtiyaç duyulmadan sürekli bir faflizmi iflletmesini gerektirmektedir. Çünkü ülkemiz egemenleri s rt n emperyalizme dayamak di- er bir ifadeyle ona uflakl k etmek zorundad r. Ve bu durum için biçilmifl kaftand r "Türki cumhuriyet". Ve cumhuriyetin ilan n n bunca flatafatla yer kaplamas bundan ileri gelmektedir. Çünkü cumhuriyet manipülasyonu Türk egemen s n f n n ayakta kalmak için kulland en önemli argümanlardan biridir. flte tüm bu nedenlerden dolay evet 29 Ekim bir bayramd r Fakat asla farkl milliyetlerden ezilen Türkiye halk n n bayram de ildir olmayacakt r da. Bu denli flatafatl kutlanmas n n her y l okullarda ve sokaklarda askeri e itim provalar (faflist askeri diktatörlü ün bir yans mas olarak) fleklinde kutlanmas n n alt nda yatan neden budur. Ve evet ülkemizin tarihsel gerçekli i de bize çok net olarak kavratm flt r ki cumhuriyet ezilen Türkiye halk için bir bayram de il bir felakettir. Vars n ülkemiz egemenleri kendi bayramlar için istedikleri gibi e lensinler fakat onlar için bayram olan her fley bizim için felakettir ve bizim bayramlar m z da onlara. Bu gerçeklik bayramlar m z ço altmaya ça rmakta bizleri. Bayramlar n felakete çevirece imiz günlere, nice bayramlara

60 60 Yeni Demokrat Gençlik Sabr m n taflt an!!! Merhaba Sevgili YDG liler, Gündemi takip ediyorsan z oldukça s cak geliflmelerin de yafland n fark etmiflsinizdir. Aç kças ben televizyon izlerken bir taraftan heyecanlan yorum di er taraftan da k z yorum. Medyan n tavr na içerledi im kadar Say n Baflbakan m z n flu dilinin ucundaki s rlar neden aç klamad na da flafl rmaktay m. Bildi iniz gibi bu konu öyle birkaç sayfada de erlendirilemeyecek kadar mühim bir konu o nedenle ben daha çok YDG ile ilgili meselelere de inmek istiyorum. Son bir senedir yaflananlar hepinizin bildi i gibi birikti ve flahsen YDG nin esas politik hatt n n savunucular ile aram zda geliflen çeliflki bu süreçte gün yüzüne ç kt. Sevgili gençler, ben sizlerin de yak ndan tan d gibi fleffaf bir siyasetçiyim. Son süreçte yolsuzluk, haks z mal edinme gibi olaylar ibretle izliyorum ve yaz m n bafl nda öncelikle sizlere mal beyan m sunmak istiyorum. Birazdan hepinizin okuyaca gibi haram yolla, doland r - c l kla edinilmifl tek bir tane bile kibrit çöpüne sahip de- ilim. Hepsini al nterimle ve y llarca çal flarak edindim bu mallar n. Zaten hayatta insanlar n baz ilkeleri olmas laz m de- il mi? fiimdi efendim, 2008 Haziran ay itibariyle ç kard - m liste flu flekilde: lkokul y llar nda mahalleden arkadafl m Sabri ile yapt m z turnuvada edindi im 17 adet misket, ilk k z arkadafl m olan Safiye nin birisi sevgililer gününde di eri de do um günümde flahs ma ald birisi pembe di eri turuncu renkli iki adet kravat, geçti imiz y l ddia oynayarak 10 maç n sonucunu bilmem vesilesiyle kazand m ve bankada vadeli hesap fleklinde büyüyen 250 YTL nakit para, 2007 yaz nda Çeflme de sokakta dolafl rken buldu um ve yo un aramalar sonucunda sahibine ulaflamad m 100 YTL lik bir adet banknot (sonradan notlar ma göre 2 gün içinde naif bir barda harcam fl m) ve bunun d fl nda YDG ye yazd m yaz lar sonucunda hesab ma göre biriken ve telif hakk yasas na ra men henüz alamad m 1000 YTL alaca m bulunmaktad r. Evet, arkadafllar iflte tüm mal varl m bu kadar. Say n Deniz Baykal n geçti imiz günlerde aç klad mal varl n n yan nda biraz mütevaz olsa da gördü ünüz üzere haks z edinilmifl hiçbir varl m bulunmamakta. Kimsenin ah n almad m gibi her zaman insanlar n hay r dualar n duydu umu aç kça söyleyebilirim. Ancak herkesin benim kadar aç k al nla dolaflt n hangimiz söyleyebiliriz? Sorar m size y llard r YDG nin maddi sorunlarda sessiz kalmas nas l aç klanabilir? Aç klanamaz tabii. fiimdi efendim, resmi YDG anlay fl n n temsilcisi arkadafllara kendi istekleri ile ç k p aç klamalarda bulunmalar için bir ay süre veriyorum. E er kendileri yapmazlarsa bildi im her fleyi köflem arac l yla anlataca m. Soruyorum kendilerine YDG de yaz yazmam için Haluk a abey lütfen diye yalvard lar m yalvarmad lar m? Dahas da var tabii ancak her fleyi kendilerinin itiraf etmesini, benden ve tüm YDG camias ndan özür dilemelerini bekleyece im. Çok satan bir dergide veya televizyonda Biz bu süreçte karanl k ifller çevirdik, hepsini itiraf ediyoruz ve Haluk A abey hakk nda yürüttü ümüz linç kampanyas ndan dolay kendisinden özür diliyoruz demezlerse vallahi açar m a z m yumar m gözümü.

61 Yeni Demokrat Gençlik 61 Sayın YDG nin mevcut savunucuları, size bir kolaylık yapmak için usta anchorman, tarafsızlığından şüphe etmediğim Sayın Reha Muhtar ın yönetiminde herhangi bir ulusal TV kanalında hesaplaşma öneriyorum. Tam bir ay sonra ben elimde belgelerimle Reha Muhtar ın yöneteceği bir tartışmaya hazır olacağım. Say n YDG savunucular, sizlere köflem arac l yla cevaplanmas n bekledi im baz sorular sormak istiyorum: 1. Her YDG liden 2. Konferans karar yla her ay toplanan 20 YTL lik ba fllar nereye gidiyor? E er bir bankada birikiyorsa hesap numaras nedir ve bu hesapta ne kadar para bulunmaktad r? 2. Her ay derginizde düzenli yazan flahs ma ödenme si gereken para neden ödenmemekte, bana ödenmemifl para nereye harcanmaktad r? 3. YDG nin Deniz Feneri ile bir ba var m d r? 4. Her ay toplanan 20 YTL lik paralara ra men insanlardan neden para istenmekte ve bu paralar nereye harcanmaktad r? 5. Oldukça ciddi bir ifl yapmama ra men köflem YDG lilere mizah köflesi olarak neden lanse edilmekte ve bu karalama kampanyas n kimler örgütlemektedir? Bu sorulara geçifltirme cevaplar beklemedi imi ve hepsinin belgesini görmek istedi imi belirtmek istiyorum. E er bunlar aç klanmazsa bildi im her fleyi kamuoyuna anlataca m. Say n YDG nin mevcut savunucular, size bir kolayl k yapmak için usta anchorman, tarafs zl ndan flüphe etmedi im Say n Reha Muhtar n yönetiminde herhangi bir ulusal TV kanal nda hesaplaflma öneriyorum. Tam bir ay sonra ben elimde belgelerimle Reha Muhtar n yönetece i bir tart flmaya haz r olaca m, bu tart flmaya gelirseniz orada yüzleflebiliriz, yok e er gelmezseniz cevap hakk n z yitireceksiniz ve ben bildi im her fleyi belgeleriyle canl yay nda anlataca m. Her ne kadar siyaset arenas nda bu dönemde seviyesiz baz laflar edilse de flahs m ad na böyle bir kayg duymaman z rahatl kla söyleyebilirim. Ben güngörmüfl bir insan olarak kamuoyu önünde nas l konuflulmas gerekti ini bilirim. Sizden do abilecek sorunlar aç s ndan da Say n Muhtar a olan güvenim sonsuzdur. NOT: Bir arkadafl m z flahs ma yönelik elefltirilerde bulunmufl, demifl ki tatil kasabas nda ifliniz ne? Halk n aras na inin falan filan. fiimdi sevgili arkadafl m ben asl nda uzun bir aç klama yapm flt m ama san r m yeterli olmam fl, sorar m size tatil kasabas ndaki insanlar ne, onlar halk de il mi, neden böyle bir ayr mc l k yap yorsunuz? Baz arkadafllar yaz n Çukurova daki halk m z örgütlemeye çal flt lar ben de tatil yörelerimizdeki kitlelere ulaflmaya çal flt m. Biz buna ifl bölümü diyoruz. Ayr ca belirtti iniz AKP nin kapatma davas na iliflkin k smi de olsa de erlendirmelerde bulunmufltum. Yan s - ra Kafkaslarda yaflanan gerilimi ciddiye almad m için yorum yapmad m. Zaten öyle büyütüldü ü gibi ciddi bir konu olmad da bak n aç a ç kt. Böylesi konularda biraz uzak görüfllü olmak laz m diye düflünüyorum. Sizler toy oldu unuzdan kaynakl her fleyi büyütüyorsunuz ancak ben bunun büyütülecek bir fley olmad n zaten biliyordum. Bundan sonra da elefltiriler beklemekle birlikte koflullam fl gibi olmayay m ama övgüler de alabilirim. Yani övgülerinizi de çekinmeden iletebilirsiniz sevgili gençler. Hepinizi önümüzdeki ay gerçekleflecek büyük polemi e bekliyorum.

62 62 Yeni Demokrat Gençlik Ç İ Z G İ L E R L E A N L A T I - Y O R U M Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ilk dersini verdi: Kendisini alkışlayan Kürtleri temiz vatandaş ilan ederek açılımda bulundu. Tarım Bakanı Mehdi Eker, 4 YTL olarak açıkladığı fındık taban fiyatı için Karadenizlilerin memnun olduğu bir fiyat dedi. ATİK Üyesi Önder Dolutaş hiçbir gerekçe olmaksızın 4 ay Almanya da tutuklu kaldıktan sonra mahkemeye çıkartılmadan serbest bırakıldı. 24 May s ta Almanya ya girifl yapan Önder Dolutafl tutukland O, bir ngiliz vatandafl ve AT K üyesi Daha önce Interpol taraf ndan yarg lanm fl, aklanm flt! Bir kaç güne serbest b rak rlar san r m 4 ay geçti, hiçbir mahkeme delil ve gerekçe sunulmad Almanya bir hukuk devleti mi??? Filistinli sanatçı Hanzala yı saygıyla anıyoruz...

63 Yeni Demokrat Gençlik 63 FIKRA H A Z M Bush- Önce iyi olan söyle. 11 Eylül sonras, Bush a bir telefon gelir. Arayan Bin Ladin dir. Ladin- Teslim olmaya karar verdim. Amerika ya geliyorum. Ladin- Selam Bush. Sana bir iyi, bir de kötü haberim var. Hangisini önce duymak istersin? Bush- Peki ya kötü haber nedir? Yakışmayan-Yakışan Toplumsal Etik Derne i (TED) Genel Baflkan Ahmet Akgün, AKP Genel Baflkan Yard mc s Dengir Mir Mehmet F rat ile CHP Grup Baflkanvekili Kemal K l çdaro lu nun TBMM de kamuoyu önünde tart flmalar n n, TBMM nin sayg nl na gölge düflürdü ünü savundu. (Bas ndan) Tabii ki sayg nl na yak flmad. Oysa biz yumruk yumru a birbirlerine girmelerine al flm flt k. C k c k c k, bu hiç yak flmad gerçekten... Ladin- Uçakla geliyorum dostum!! Yeni banknotlar... AKP Genel Baflkan Yard mc s Edibe Sözen in haz rlatt bayram tebri inde Erdo an n kolaj halinde 30 foto raf var. (Bas ndan) fiükür ki foto raflar yeni ç kan 200 YTL lik banknotlara basmay ak l edemediler. Yakışmayan Yakışan Maçın skoru? CHP Genel Baflkan Deniz Baykal, tart flmay ddialar ispat edildi. K rm z hat belgesi muhteflemdi diye yorumlayarak K l çdaro lu nu kutlad. CHP Grup Baflkanvekili Kemal K l çdaro lu ile AKP Genel Baflkan Yard mc s Dengir Mir Mehmet F rat n canl yay ndaki tart flmas stanbul daki kahvehanelerde büyük bir ilgiyle izlendi. Bu tür programlar n devam n bekleyen vatandafl, Baykal ve Erdo an da ekranda görmek isteriz dedi. (Bas ndan) Anlafl lan K l çdaro lu ile F rat aras ndaki tart flma adeta bir maç havas yla izlenmifl. Say n Baykal, yi oy- nayan kazand, F rat n att gol zaten ofsaytt, K l çdaro lu muhteflemdi ve performans n böyle sürdürürse bonservisini ikiye katlayaca na olan inanc m sonsuz, gözümü k rpmadan sol kanad kendisine teslim edebilirim. Sar gül ün baflka tak mlara transferi art k gündemimizde de il, gördü ünüz gibi hiçbir tak mda vazgeçilmez oyuncu yoktur. Önümüzdeki maçlara bakaca z deseymifl de olurmufl gibime geldi.

64

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL D ü n y a Ü n i v e r s i t e l e r S e r v i s i Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL BAfiLANGIÇ nsan Haklar Evrensel Beyannamesinin 40. y ldönümünde 6-10 Eylül tarihleri

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlat n z. Bunu yüreklere yerlefltirmek için elveriflli

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE Sayı :2010/800/ 25.11.2010 Konu : Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararla ilgili görüşlerimiz hk. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE İlgi: 9.11.2010 gün ve

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

HAKSIZ REKABET KURULU ÇALIŞMA RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU

HAKSIZ REKABET KURULU ÇALIŞMA RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU DÖNEMİ : 2014 İÇİNDEKİLER SUNUŞ 3 BAŞKANIN SUNUŞU 4 HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU NUN SUNUŞU

Detaylı

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI 4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli

Detaylı

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo Sayfa 1 / 6 OCAK 2016 SAYI: 92 Gelişen teknolojiye ayak uydurabilen, teknik bilgi ve becerilere sahip fark yaratacak lider makine mühendisleri yetiştirmek üzere yola çıktıklarını belirten MEF Üniversitesi

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir.

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Sıkça Sorulan Sorular Başvuru Başvuru ne zaman bitiyor? 25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Bursluluğun

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan.

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan. EVOK Güvenlik, ülkemizde büyük ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetlerine kalite getirmek amac yla Mustafa Alikoç yönetiminde profesyonel bir ekip taraf ndan kurulmufltur. Güvenlik sektöründeki 10 y ll k bilgi,

Detaylı

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV ISBN No: 978-99-44-234-22-1 Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun Kapak Can Eren Tasar m / Uygulama Referans Ajans Tel: +90.212 347 32 47

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

YARGITAY 2. HUKUK DA RES

YARGITAY 2. HUKUK DA RES YARGITAY 2. HUKUK DA RES 2674 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 YARGITAY 2. HUKUK DA RES E: 2005/20742 K: 2006/5715 T: 18.04.2006 M RASÇILIK SIFATI M RASIN NT KAL ZAMAN YÖNÜNDEN UYGULANACAK

Detaylı

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Atatürk ün Dünyas Cengiz Önal 64 Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Han mlar, Beyler! stanbul dan geliyorsunuz. Hofl geldiniz. stanbul un fl k ocaklar n temsil eden yüce heyetiniz karfl s

Detaylı

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür.

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı dava dosyasının yapılan yargılaması sırasında 06.05.2014 günlü oturum ara kararı uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ndan sanık... kullandığı... nolu,

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: info@referansajans.com

Detaylı

STRATEJ K V ZYON BELGES

STRATEJ K V ZYON BELGES STRATEJ K V ZYON BELGES BEYAZ K TAP S UNUfi Sivil toplum; demokrasi, insan haklar ve hukuk devleti kavramlar n n yerleflmesiyle ilgili taleplerden ekonomiyle ilgili endiflelere kadar sosyal yaflama dair

Detaylı

Ak ld fl AMA Öngörülebilir

Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Kararlar m z Biçimlendiren Gizli Kuvvetler Dan Ariely Çevirenler Asiye Hekimo lu Gül Filiz fiar ISBN 978-605-5655-39-6 2008, Dan Ariely Orijinal ad

Detaylı

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER Erol LENGERL / Akis Ba ms z Denetim ve SMMM A.fi. 473 474 2. Salon - Paralel Oturum VIII - Sistem ve Süreç Denetiminde Karfl lafl lan

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d Matematik ve Sonsuz G erek konuflma vermeye gitti im okullarda, gerek bana gelen okur mektuplar nda, ö renci ve ö retmenlerin matematikteki sonsuzluk kavram n pek iyi bilmediklerini gözlemledim. Örne in,

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

BINGOL VALILIGI ii Milli Eğitim Müdürlüğü ...,... "". 2015-2016 EGITIM-OGRETIM YILI ÇALIŞMA TAKVIMI. BiNGÖL

BINGOL VALILIGI ii Milli Eğitim Müdürlüğü ...,... . 2015-2016 EGITIM-OGRETIM YILI ÇALIŞMA TAKVIMI. BiNGÖL T.C.........,. BINGOL VALILIGI ii Milli Eğitim Müdürlüğü...,.... "". 2015-2016 EGITIM-OGRETIM YILI ÇALIŞMA TAKVIMI BiNGÖL ÖNSÖZ 2015-2016 Eğitim ve öğretim yılı örgün ve yaygın eğitim kurumları "Çalışma

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu C umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu Çankaya Köflkü nde Cumhurbaflkan smet nönü, 1942 y l nda hergün sabah akflam büyük bir dikkat ve merakla Hitler in Rusya topraklar ndaki ilerlemesini

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

NSAN KAYNAKLARI NSAN KAYNAKLARI 2009 YILI ODA FAAL YET RAPORU

NSAN KAYNAKLARI NSAN KAYNAKLARI 2009 YILI ODA FAAL YET RAPORU NSAN KAYNAKLARI NSAN KAYNAKLARI 2009 YILI ODA FAAL YET RAPORU 36 nsan Kaynaklar SMMMO Kurumsallaflma çal flmalar çerçevesinde; 2008 y l nda nsan Kaynaklar Birimi oluflturulmufltur. nsan Kaynaklar Biriminin

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Beklentiler Sorunlar Dr. A. Sadık Kılıçturgay ÜHBD Yönetim Kurulu Üyesi, ÜHB Geri Ödeme Çalışma Kurulu Üyesi Üniversite Hastaneleri Mali

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE MESLEKÎ TEKNİK EĞİTİMDE

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın BDDK Başkanım, İktisadi Araştırmalar Vakfı, Borsamız

Detaylı

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z Yoksulun fians Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z sonuca geçelim: Teorem. Yoksulun zengine karfl flans yoktur. Bu çok bilinen teorem i kan tlayabilmek için her fleyden önce önermeyi

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i Uluslararas Yüksekö retim Kongresi: Yeni Yönelifller ve Sorunlar (UYK-2011) 27-29 May s 2011, stanbul; 2. Cilt / Bölüm XI / Sayfa 1359-1364 Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi

Detaylı

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN, KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Yazar Editör Perşembe, 26 Haziran 2014 12:58

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN, KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Yazar Editör Perşembe, 26 Haziran 2014 12:58 AKLINIZI BAŞINIZA ALIN KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Perşembe 26 Haziran 2014 12:58 TBMM de görüşmeleri devam eden Torba yasa içerisine memurların İŞ GÜVENCELERİNİelleri nden alacak maddeler eklenmesine

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

LÜLEBURGAZ BELEDİYESİ İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ NÜN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

LÜLEBURGAZ BELEDİYESİ İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ NÜN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK LÜLEBURGAZ BELEDİYESİ İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ NÜN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Kapsam, Dayanak Amaç ve kapsam Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; Lüleburgaz

Detaylı

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler Metin TUNÇ Seçici Olun ISI' n editoryal çal flanlar her y l yaklafl k olarak 2,000 dergiyi de erlendirmeye tabi tutmaktad r. Fakat de erlendirilen

Detaylı

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu 30 > 35 nsan Kaynaklar > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu > nsan Kaynaklar Personele Göre fl De il, fle Göre Personel. stanbul Büyükflehir Belediyesi, Personele Göre

Detaylı

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Otopsi Cengiz Özak nc JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Amerikan And : Herkes için adalet ve özgürlükle bölünmez tek ulusa dayanan Cumhuriyet e ve bayra ma ba l olaca ma and içerim. Yer

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 23-26 MAYIS 2013 - İZMİR Grup Adı : Özel Hukuk 1. Grup Konu : İş ve sosyal güvenlik davaları Grup Başkanı : Mehmet YILDIZ (Yargıtay Tetkik

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMINA İLİŞKİN YÖNERGE. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMINA İLİŞKİN YÖNERGE. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönergenin amacı; Talim ve Terbiye Kurulu'nun

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin Dünyan n En Zeki nsan Matematikçilere Karfl Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin büyüklü ü oldu. Arabalar, binalar, Coca Cola lar, al flverifl merkezleri, insanlar... Her fley

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU Aytaç ACARDA * I G R fi flletmeler belli dönemlerde sat fllar n artt rmak ve iflletmelerini

Detaylı

YARGITAY 7. HUKUK DA RES

YARGITAY 7. HUKUK DA RES YARGITAY 7. HUKUK DA RES 2260 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 5 Y l 2007 YARGITAY 7. HUKUK DA RES E: 2006/1028 K: 2006/1293 T: 24.04.2006 T CARET HUKUKU T CAR DAVA KAVRAMI HAKSIZ EYLEMDEN DO AN DAVA

Detaylı

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 TÜRKİYE YÜKSEKÖĞRETİM YETERLİLİKLER ÇERÇEVESİ () TEMEL ALAN YETERLİLİKLERİ ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 ANKARA 13 OCAK 2011 İÇİNDEKİLER 1.BÖLÜM: ÖĞRENİM ALANLARI VE ÇALIŞMA YÖNTEMİ...3 1.1.ISCED 97

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

ÇANKAYA BELEDİYESİ EVDE BAKIM HİZMETLERİ YÖNERGESİ

ÇANKAYA BELEDİYESİ EVDE BAKIM HİZMETLERİ YÖNERGESİ ÇANKAYA BELEDİYESİ EVDE BAKIM HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1 (1) Bu yönergenin amacı; Çankaya Belediye sınırları içinde yaşayan, yaş sınırı

Detaylı

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU 2015-2016 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI MERKEZİ YERLEŞTİRME PUANIYLA YATAY GEÇİŞ İŞLEMLERİ (EK MADDE-1 E GÖRE) ve BAŞVURULARI Yükseköğretim Kurumlarında Ön lisans ve Lisans

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Değerli konuklar, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) çalışmaları kapsamında düzenlediğimiz Kurumsal Yönetim konulu toplantımıza hepiniz hoş geldiniz. 11 Aralık 2001 tarihli Bakanlar

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Genel Esaslar Amaç Madde 1- (1)Bu

Detaylı

Eczacılık Günü Etkinlikleri

Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler

YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler Kurul, komisyon ve ekiplerin oluşturulması MADDE 107- (1) Okullarda, eğitim, öğretim ve yönetim etkinliklerinin verimliliğinin sağlanması, okul ve çevre işbirliğinin

Detaylı

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan da, Ardahan Üniversitesi nde sizlerle birlikte olmaktan memnuniyetimi bildirerek sözlerime başlamak isterim. Hepinizi sevgi

Detaylı

AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR

AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR SEÇ LM fi TÜRK YE F NANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR Prof. Dr. Cemal B fi (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Yakup SELV ( stanbul Üniversitesi) Doç. Dr. Fatih YILMAZ ( stanbul Üniversitesi)

Detaylı

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö G R ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö rencilerin Türkçe ö renirken yapt anla malardan dolay,

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

ATAÇ Bilgilendirme Politikası

ATAÇ Bilgilendirme Politikası ATAÇ Bilgilendirme Politikası Amaç Bilgilendirme politikasının temel amacı, grubun genel stratejileri çerçevesinde, ATAÇ İnş. ve San. A.Ş. nin, hak ve yararlarını da gözeterek, ticari sır niteliğindeki

Detaylı

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ Dr. Ayhan HELVACI Giriş Müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda yapılan eğitim birçok disiplinlerden

Detaylı

Hart Walker, gövde deste i ve dengeli tekerlek sistemi sayesinde, geliflim düzeyi uygun olan çocuklar n, eller serbest flekilde yürümesini sa lar.

Hart Walker, gövde deste i ve dengeli tekerlek sistemi sayesinde, geliflim düzeyi uygun olan çocuklar n, eller serbest flekilde yürümesini sa lar. Cerebral palsi gibi hareket ve postüral kontrol bozukluklar na yol açan hastal klar olan çocuklar, hastal klar n n derecesine ba l olarak yürüme güçlü ü çekmekte veya hiç yürüyememektedir. Hart Walker,

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z.

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. Bizler ortak hareket etme hedefi ile bir araya gelen sa k çal anlar n temsilcileri olarak sa k alan nda gerçekle tirilen her türlü

Detaylı

İŞ CİNAYETLERİNE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ

İŞ CİNAYETLERİNE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ İŞ CİNAYETLERİNE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü nde Bodrum da bir basın açıklaması yapıldı. İMO Bodrum Temsilciliği nde yapılan basın açıklaması Bodrum İKK Genel Sekreteri Şahabettin

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm.

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Yazar Dede ve Torunlar Muzaffer zgü Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Buraya yak n market var m dil, markete gidece iz de?.. diye sordu. Annem kap ya geldi. Selma Han

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

29 Ocak 2015 Senato Sayı : 123 YÖNERGE

29 Ocak 2015 Senato Sayı : 123 YÖNERGE 29 Ocak 2015 Senato Sayı : 123 YÖNERGE GÜMÜġHANE ÜNĠVERSĠTESĠ EĞĠTĠM KOMĠSYONU YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı, Eğitim Komisyonu nun yetki ve sorumluluklarına

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY brahim ERCAN * 1- GENEL B LG : Motorlu tafl t sürücüleri kurslar, 5580 say l Özel Ö retim Kurumlar Kanunu kapsam nda motorlu tafl

Detaylı

YARGITAY 15. HUKUK DA RES

YARGITAY 15. HUKUK DA RES YARGITAY 15. HUKUK DA RES YARGITAY 15. HUKUK DA RES E: 2005/6631 K: 2007/710 T: 08.02.2007 MARA AYKIRI NfiAAT ECR M S L UYGULAMASI Ö z e t : mara ayk r olarak yap lan ve y k lmas gereken tafl nmaz n ekonomik

Detaylı

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Araştırma sonucu Göteborg daki anaokulları ve aile yuvaları ( familjedaghem) faaliyetlerinde kalitenin geliştirilmesinde kullanılacaktır. Soruları ebeveyn veya veli olarak

Detaylı

ELEKTRONİK VE HABERLEŞME MÜHENDİSİ

ELEKTRONİK VE HABERLEŞME MÜHENDİSİ TANIM İletişim sistemlerinin ve her türlü elektronik aletin tasarımı, üretim teknolojisi, çalışma ilkeleri, yapımı ve işletilmesi ile ilgili alanlarda çalışan kişidir. A- GÖREVLER Elektronik ve haberleşme

Detaylı