Gençlik Dergisi Bütün mazlumların yanındayız!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gençlik Dergisi Bütün mazlumların yanındayız!"

Transkript

1 Gençlik Dergisi Bütün mazlumların yanındayız! ISSN YIL: 8 SAYI: 44 TEMMUZ/AĞUSTOS 2014 İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR ÜCRETSİZDİR.

2 Gençlik Dergisi Bütün mazlumların yanındayız! YIL: 8 SAYI: 44 TEMMUZ/AĞUSTOS 2014 İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR ÜCRETSİZDİR. İÇİNDEKİLER KRİTİK SEÇİM Mustafa ÖZTÜRK 3 Cumhurbaşkanı Adayı Prof. Dr. EKMELEDDİN MEHMET İHSANOĞLU 5 DÜŞÜNME HATALARINDAN HAZIRDA OLAN ETKİSİ Prof. Dr. Cihan DURA 6 HEM DİNÎ, HEM MİLLÎ KUTSALLARIMIZDAN BİRİ BAYRAĞIMIZ Yrd. Doç. Dr. A.Vehbi ECER 8 MAZLUM DİYARLAR Köksal AKÇALI 9 BİLGİYURDU GENÇLİK DERGİSİ YIL: 8 SAYI: 44 ISSN SAHİBİ Bilgiyurdu Gençlik Eğitim ve Kültür Derneği Adına Dernek Başkanı Mustafa ÖZTÜRK YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Osman KARABABA YAZIŞMA ADRESİ Sahabiye Mah. Mete Cad. Boylar Sk. Çetinbulut Apt Nu:1 K:2 D:3 Kocasinan/KAYSERİ TELEFON (0352) WEB E-POSTA GRAFİK TASARIMI Hatice İbakorkmaz BASKI Orka Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti. Organize San. Böl. 43. Cad. Nu: 11 KAYSERİ (0352) Bağışlarınız İçin Bilgiyurdu Gençlik Eğitim ve Kültür Derneği Türkiye İş Bankası Sahabiye Şubesi Hesap Nu.: IBAN : TR Yazılar yayınlansın ya da yayınlanmasın iade edilmez. Yazılarda kısaltma yapılabilir. Hukukî sorumluluk yazarlara aittir. BEN VİCDAN IM Osman KARABABA 10 MÜSLÜMANLAR ATATÜRK E NEDEN SAHİP ÇIKMALIDIRLAR? Mehmet ÇAYIRDAĞ 12 TÜRK İLİNDE İKİ CANAN Mustafa ÖZTÜRK 13 ZULÜM AVLUDAN GİRERSE ADALET BACADAN ÇIKAR Prof. Dr. M.Kemal ATİK 14 TÜRKİYE EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR? Hakan BOZDOĞAN 15 TÜRKMENLER KAN AĞLIYOR İsmail ÖZÖREN 16 KÜRT TARİHİNİN ALTIN ÖNDERLERİ Mustafa YILDIRIM 17 ÇOCUKLARIMIZIN ZİHNİ AÇIK Hamza ERAVŞAR 18 KERKÜK ÜN YETİMİ Betül ÖVÜNÇ 19 TYRKEN Seyit Ali ERGEÇ 20 BİR HASRETİN HİKÂYESİ İsmail BOZKURT 21 SEVERİM ÜLKEMİN İNSANLARINI Mehmet PUSAT 24 ANAYASAMIZ VE MİLLİYETÇİLİK Mehmet KILINÇ 25 TÜRKİYE NİN IŞİD İLE İMTİHANI Ahmet MUHTAROĞLU 27 Kayseri kompartımanı nda AYVAZ GÖKDEMİR Mustafa ŞERBETCİOĞLU 30 TÜRKMENLER KAN AĞLIYOR Cenk OZAN (Nafiz Ağca) 32 ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME VE ÖĞRENME STRATEJİLERİ 2 İbrahim GÜNGÖR 33 BAYRAKSIZ VATAN OLMAZ Aytekin AYDOĞAN 35 HABERLER HÂTIRAT YAZMAK DÜRÜSTLÜK ve İÇTENLİK GEREKTİRİR Mustafa ÖZTÜRK 38 2

3 Gençlik Dergisi Mustafa ÖZTÜRK KRİTİK SEÇİM Türk halkı, 10 Ağustos 2014 Pazar günü geleceğine yön verecek çok hayati bir tercih yaparak yeni Cumhurbaşkanını seçecek. Bu seçimi, önceki seçimlerle mukayese edilemez ölçüde önemli kılan, AKP iktidarında oluşan iki büyük sorundur. Bunlardan birincisi, Anayasa ile belirlenmiş devlet rejiminin geleceği, ikincisi ise bölücü terör örgütüne verilen tavizler sebebiyle Türkiye Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünemez bütünlüğü nün devam edip etmeyeceği Bu iki büyük sorun Sayın Recep Tayyip Erdoğan ın başbakanlığı döneminde gelişip büyüdü. Ve Başbakan Erdoğan bugün Cumhurbaşkanlığının en güçlü adayıdır. Kaygılanmamak mümkün mü? REJİMLE İLGİLİ ENDİŞELER Görünen köy, kılavuz istemez. 12 yıllık iktidarları döneminde yaptıklarına bakıp gelecekte olacakları kestirmek hiç de zor değil. Saklamıyor zaten. Anayasa da belirtilen yetkilerle yetinmeyeceğini kendisi söylüyor. Anayasa da yer almayan yetkilerin kullanılması, hukuk devletinin hangi ilkesiyle bağdaşacaktır? O zaman devletin zirvesinde yetki çatışmasından kaynaklanan bir kriz çıkmayacak mıdır? Türkiye nin rejimi, tüm modern ülkelerde olduğu gibi, kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter demokrasidir. Yasama, Yürütme ve Yargı güçlerinin görev ve yetkileri Anayasa da belirlenmiş, ayrıca bir denetim mekanizması oluşturularak bu güçlerden birinin diğerlerine tahakkümü engellenmiştir. Vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini yasal garantilerde koruyan parlamenter demokrasiye dünya ve Türkiye, çok büyük mücadelelerden sonra ulaştı. Buradan geriye, yetkinin tek elde toplandığı padişahlık, krallık, hükümdarlık devirlerine dönülemez. Bu sözcükler telaffuz edilmese de iktidar partisinde başkanlık sistemini isteyenler hiç de az değil. Cumhurbaşkanı değil başkan seçeceklerini hiç saklamıyorlar. İyi de mevcut Anayasa ya göre bu nasıl olacak? Anayasa nın, hukukun bir değeri yok mudur? Konuşmalarından anlaşılan odur ki Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, önceki Cumhurbaşkanları gibi bir Cumhurbaşkanı olmayacak; Yasama, Yürütme ve Yargı ya da hükmetmeye çalışan bir başkan olacaktır. Mevcut Anayasa buna engel teşkil ettiğinden, seçilmesi halinde yapacağı ilk iş, başkanlık sistemine göre hazırlanmış yeni Anayasa yı ülke gündemine getirmek olacaktır. Atatürk Orman Çiftliğinde kendisine boşuna mı saray yaptırıyor? Vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini yasal garantilerde koruyan parlamenter demokrasiye dünya ve Türkiye, çok büyük mücadelelerden sonra ulaştı. Sayın Erdoğan son konuşmalarının birinde tarafsız değil taraflı bir Cumhurbaşkanı olacağını söyledi. Onlar devletin tarafında, ben milletin tarafındayım dediler. Galiba, 12 yıldır devlet makamında bulunduklarını, devletin tüm imkânlarını kullandıklarını unuttular. Millet ile devlet, karşıt kavramlar değildir. Dolayısıyla böyle göstermekde doğru olmaz. Tabii ki devlet, millet içindir. Sayın Erdoğan, milletten yana olduğunu söyledi. Güzel bir ifade. Ayrıca milliyetçiliğin en özlü tanımıdır milletten yana olmak. Ancak ortada milletin adı dahi yok. Bir türlü Türk milleti diyemiyor: Dediği vakit de Türkiye de ne kadar etnik unsur var ise onları art arda sıralayıveriyor. Milletimizin adı Türk, ülkemizin adı Türkiye, meclisimizin adı Türkiye Büyük Millet Meclisi, ordumuzun adı Türk Silahlı Kuvvetleridir. Bunları gururla ve sevinçle söylemek lâzım. Söylemekle de kalmayıp sevgisini yaptıklarıyla göstermesi lâzım. Milletten yana olan bir kişi, ilkokullarda okutulan andımız ı yasaklamaz, devlet kurumlarından T.C harflerini silmez, Ne mutlu Türk üm diyene vecizesine karşı çıkmaz, Türk milliyetçilerini küçümsemez ve Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpasa izin vermez. Bütün bunlar sayın Başbakanın iktidarları zamanında yaşadığımız facialardır. Bu faciaları yaşadık Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Davasında hukuk devleti nin nasıl askıya alındığını gördük. Sayın Erdoğan ın başkanlık sistemi hayali ve tek adam olma isteğini biliyoruz. Bu durumda Sayın Recep Tayyip Erdoğan ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, Türkiye nin rejimi için bir risk yaratmaz mı? 3

4 TAVİZLERE DEVAM, VATAN BÖLÜNSE NE GAM AKP hükümeti ile terör örgütü PKK arasında Oslo da başlayıp İmralı da devam eden çözüm süreci nin yasal dayanağı yoktu. Türk milletinden ve TBMM den gizlenen yasa dışı görüşmeler meçhul kişiler tarafından sızdırılınca, Hükümet suç işlettiği kişileri kurtarma çabasına düştü. Bu konuda akıl veren, iş ortakları Öcalan oldu; gazetelere yansıyan şu sözleri söyledi: şimdi siz de, biz de, heyet de suç işliyoruz. Yasal zemine bu görüşmelerin oturtulması gerekir. Çözüm süreci kapsamında TBMM de kabul edilen son yasa, anlaşılacağı gibi, Bölücü başının AKP iktidarından talep ettiği bir yasadır. Adı: Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun. Ambalaj mükemmel ama içerisi zehir dolu. Terör örgütüyle görüşüp müzakere yapanlara yasal zırh sağlıyor ve Hükümete çok geniş inisiyatif tanıyor. Ne yaparlar ve hangi kararı alırlarsa alsınlar yasal olarak sorumlu olmayacaklar. Bu yasa ile karşı taraftaki terör örgütü mensupları da başta bebek katili Öcalan olmak üzere meşruiyet kazanmış oldular. Öcalan, tabii ki çok mutlu, söz konusu yasayı tarihi bir karar olarak nitelemektedir. Çünkü artık resmen baş müzakerecidir. Öcalan, ne istedi de bu Hükümet yapmadı? Büyükşehir yasası, yerleşim yerlerine eski Kürtçe adlarının verilmesi, Türk alfabesinde yer almayan harflerin kullanılması, Kürtçenin seçmeli ders yapılması v.b Kürt açılımı sürecinde terör örgütünün çok büyük kazanımları oldu. Örgüte katılımlar çığ gibi arttı. Güvenilir kaynaklara göre Rus malı Cornet ve SA-8 füzelerini temin eden örgüt, büyük eylemlere hazırlık yapıyor. Ordu kışlasına çekildiği için PKK, geniş bir bölgede fiili bir hâkimiyet kurdu. Vergi toplamaya, kendisine özgü şehitlik oluşturmaya başladı. İstediği zaman yol kesiyor, iş makinelerini yakıyor, ana yolları aylarca trafiğe kapatıyor. Son olarak Yerel Yönetimler Yasasından hareketle bölgede çıkarılan petrolden pay istediler. Bölge halkı korkudan sinmiş durumda. Koruculardan boyun eğmeyenler katlediliyorlar. Bölgede görev yapan devlet görevlileri korku ve endişe içinde çalışıyorlar. Terör örgütü her türlü eylemi yaparken güvenlik kuvvetleri adeta seyircidir. Çünkü kendilerine verilen Hükümet talimatı, böyle davranmayı gerektiriyor. Türk devleti, söz konusu bölgede, bağımsızlığının sembolü olan bayrağını bile koruyamaz hale düşürülmüştür. Bu durum, AKP iktidarının yürüttüğü çözüm sürecinin tabii bir sonucudur. Bu acı ve korkunç gerçeklere rağmen, Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun... Ambalaj mükemmel ama içerisi zehir dolu. Terör örgütüyle görüşüp müzakere yapanlara yasal zırh sağlıyor ve Hükümete çok geniş inisiyatif tanıyor. Sayın Başbakan Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde de açılım politikasını sürdüreceğini söyleyebilmektedir. Türkiye nin ne kârı oldu ki devam kararı aldılar? Diyorlar ki artık cenaze kaldırmıyoruz. Çünkü istedikleri her şeyi savaşmadan veriyorsunuz. Vermeye de devam edeceğinizi taahhüt etmişsiniz. Politik hedeflerine bir bir ulaşan örgüt, Mehmetçiği neden öldürsün? Kürt açılımının söylenen en büyük hedefi, terör örgütüne silah bıraktırmaktı. Bıraktılar mı? Yurt dışına çekileceklerdi. Çekildiler mi? Açılım yasaları Meclis ten art arda geçiyor, Bebek katili sevinçten uçuyor ve her gün taviz üstüne taviz alıyor ama diğer yanda Kandil deki karargâh: Kürdistan halkı özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan kim direnişten vazgeçeceğimizi ve silah bırakacağımızı sanıyorsa o hayal görüyordur. diyerek açılımcıların yalanını ortaya koyuyor. Anlaşılacağı üzere, terör örgütü tüm hedeflerine ulaşmadan ne silah bırakacak, ne de terörden vaz geçecektir. Dolayısıyla siyasi iktidarca yürütülen çok zararlı ve tehlikeli teslimiyet politikasının durdurulması gerekir. Durdurulmaz ise süper güçlerin de planında yer alan Kürdistan ın Türkiye toprakları üzerinde de kurulması, maalesef yakındır. İHSANOĞLU SEÇİLİRSE Yukarıdaki anlatmaya çalıştığımız iki büyük tehlikeyi aşmak için Cumhurbaşkanı seçimini tarihi bir fırsata dönüştürmek mümkündür. Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu nun seçilmesi halinde: Rejim krizi olmayacak, Türkiye nin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti kimliği korunacak. Türkiye de yaşayan her ferdin, herkesin Cumhurbaşkanı olacakları için ülkede kardeşlik ve barış ortamı oluşacak. Rafa kaldırılan hukuk devleti, tekrar işler hale gelecek. Dış politikada Türkiye nin saygınlığı artacak. Ekmeleddin İhsanoğlu, adını yansıtan bir insan. Karakteri sağlam, ahlâkı temiz Sakin, çelebi bir bilim adamı. Konuşmalarını dikkatle dinledim: Kimseye bağırmadı, hakaret etmedi, iftira atmadı. Milleti müşfik bir baba gibi bütünüyle kucaklıyor, ayrımcılık yapmıyor. Seçilmeleri Türkiye miz için büyük bir şans olacaktır. Türkiye nin demokratik rejimi ve millî birliğine kasteden yakın tehlike üzerine, ideolojik farklılıkları bir kenara atarak millî duyarlılıkla yan yana gelen siyasi partilerimizi de millet için siyasetin güzel bir örneğini bize gösterdiklerinden kutlamamız gerekir. 4

5 Gençlik Dergisi Cumhurbaşkanı Adayı Prof. Dr. EKMELEDDİN MEHMET İHSANOĞLU Prof. Dr. Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu, babasının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak görevli olduğu Kahire de 1943 yılında dünyaya geldi. Babası, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy un arkadaşı Yozgatlı müdderris Mehmet İhsan Efendi, annesi de Rodoslu bir Türk ailesinin kızı olan Seniye Hanım dır. Prof. Dr. Ekmeleddin M. İhsanoğlu, Mısır Ayn Şems Üniversitesi Fen Fakültesinden mezun olduktan sonra El-Ezher Üniversitesi nde akademik hayata başlamış, 1970 yılında Türkiye ye gelmiştir te Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi nde doktorasını tamamlamış ve 1984 te profesör olmuştur. İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Anabilim Dalı nı kurmuş, ayrıca İngiltere Exeter Üniversitesi nde doktora sonrası TÜBİTAK adına çok önemli bilisel çalışmalarda bulunmuştur yılında İslam İşbirliği Örgütü nün tavsiyesi ile İstanbul da kurulan İslâm Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) nin başkanlığına getirilmiş, bu görevi 25 yıl sürdürmüştür. IRCICA bünyesinde Türk ve İslam kültürü konusunda büyük bir ihtisas kütüphanesi ve arşivi kurulmasına, özellikle Osmanlı tarihi, medeniyeti ve kültürüyle ilgili çok sayıda eserin yayımlanmasına öncülük etmiştir. 1 Ocak Ocak 2014 tarihleri arasında 9 yıl süreyle, Birleşmiş Milletler den sonra dünyada ikinci büyük uluslararası örgüt olan İslam İşbirliği Teşkilatı nın genel sekreterliğini yapmıştır. Bu teşkilatın, seçimle göreve gelen ilk genel sekreteridir. Prof. Dr. Ekmeleddin M. İhsanoğlu, evli ve 3 çocuk babasıdır. Çok iyi derecede İngilizce ve Arapça, orta derecede Fransızca ve Farsça bilmekte olup değişik dillere tercüme edilmiş çok sayıda kitabı vardır. Millî ve milletlerarası birçok bilim kurumunun üyesi olan İhsanoğlu, bilim, eğitim ve diplomasiye katkısından dolayı Devlet Üstün Hizmet Madalyasına layık görülmüştür. Eserleri: Yeni Yüzyılda İslam Dünyası, 2013 İslam Kültürü Çeşitli Konuları ile İslam da Kültür ve Bilgi Cilt: 5, 2008 Osmanlı Tıbbi Bilimler Literatürü Tarihi (4 Cilt), 2008 Mısır da Türkler ve Kültürel Mirasları, 2006 Osmanlı Tabii ve Tatbiki Bilimler Literatürü Tarihi: 1-2 Cilt, 2006 Osmanlıca Tıp Terimleri Sözlüğü, 2004 Osmanlı Askerlik Literatürü Tarihi, I - II Cilt, 2004 Osmanlılar ve Bilim, 2003 Mushrabiyya And Stucco Colored Glass in The Muslim World (Arapça), 2002 Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi, 1-2, 2000 Suriye de Modern Osmanlı Sağlık Müesseseleri, Hastahaneler ve Şam Tıp Fakültesi, 1999 Osmanlı Matematik Literatürü Tarihi, 1-2, 1999 The West And Islam (Towards a Dialogue), 1999 Büyük Cihaddan Frenk Fodulluğuna, 1996 Istanbul: A Glimpse into the Past, 1987 İHSANOĞLU, Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde Türkiye ve Ortadoğu için çok büyük bir şanstır. -Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş esasları ve Anayasa da belirtilen temel niteliklere bağlıdır. - Dindar, demokrat ve laiktir. - Tertemiz ve başarılarla dolu bir geçmişe sahiptir; çalmamıştır, çaldırmamıştır. - Ailesi ve akrabalarıyla ilgili hiçbir dedikodu ve şayia olmamıştır. - Eğitimlidir ve uluslararası tecrübe ve birikime sahiptir. - Türk ve İslam dünyasıyla iyi ilişkileri vardır. - Kavgacı değil, barıştırıcıdır. - Ayrıştırıcı, öteleyici değil, birleştirici ve bütünleştiricidir. - İnsanlara öfkeyle, kinle değil, sevgiyle yaklaşmaktadır. -Yalnız bir kesimin değil, bütünüyle Türk milletinin cumhurbaşkanı olacaktır. TÜRKİYE İÇİN BİRLİK PLATFORMU 5

6 Prof. Dr. Cihan DURA DÜŞÜNME HATALARINDAN HAZIRDA OLAN ETKİSİ Düşünen bir insan muhakeme eder. Muhakemesine bir veya birkaç önermeden hareket ederek başlar. Zaman zaman da muhakeme sürecine yeni önermeler katar. Hemen belirteyim ki birden fazla kavram arasında bağ kurmaya hüküm, hükmün sözle anlatılmasına önerme denir. Hükmün başlıca özelliği doğru veya yanlış olabilmesidir. İki örnek: -Ağaç canlıdır. -İhtiyaçlar sonsuzdur. Muhakeme ise, mantıklı bir şekilde bir önermeden diğerine geçerek bir sonuç önermesine ulaşmaktır. Bir muhakemenin doğru sonuca ulaşması, kullanılan her önermenin doğru olmasına bağlıdır. Eğer öyle ise muhakeme, bir diğer deyişle düşünme işi hatasız yapılmış demektir. Oysa insan, düşünürken türlü sebeplerle muhakemesine yanlış önermelerle başlayabilir veya muhakeme sürecine yanlış önermeler katabilir. O zaman ulaştığı sonuç da yanlış olur; başka bir deyişle, hatalı düşünmüş olur. Peki, neden böyle yapar, neden insan düşünme sürecinde yanlış önermeler kullanır? Bunun bir sebebi, söz konusu önermelerin akla kolay ve çabuk gelmesidir. Kolay ulaşılabilir olmaları, zihinde hazır bulunmaları ortak özellikleridir. Onun içindir ki bu şekilde yapılan düşünme hatasına hazırda olan etkisi adı verilir. *** Farklı bir yoldan bir daha anlatayım ne demek istediğimi: İnsan, hayatı boyunca türlü kanallardan doğru yanlış birçok şey öğrenir: Ailesinden, çevresinden öğrenir; okulda, dernekte öğrenir; propaganda etkisiyle öğrenir; kendisi araştırıp okuyarak öğrenir. Öğrendiklerinden bazıları zamanla birer önerme haline gelir, zihnine yerleşir, kalıplaşıp tutunur, kök salar. Onlara iyice alışır, onlarla âdeta bütünleşir. Zihninde, belleğinde artık daima hazır bulunur o bilgiler, önermeler. İşte bu yüzden, her gerek duyduğunda her biri kolayca aklına gelir. Bir olayı değerlendirirken, biriyle tartışırken, muhakeme ederken, kısacası düşünürken hep bu alışmış olduğu önermelerden hareket 6 Bir muhakemenin doğru sonuca ulaşması, kullanılan her önermenin doğru olmasına bağlıdır. Eğer öyle ise muhakeme, bir diğer deyişle düşünme işi hatasız yapılmış demektir. eder, hep onları kullanır. Oysa, o önermeler doğru mudur? Bazıları -belki çoğu- değildir. Çünkü sağlam bir şekilde kazanılmamışlardır. Bazıları da yeterli değildir. Sırf alıştığımız için, biz kolay hatırladığımız için mi doğru olacaklar? Elbette hayır! O zaman yanlış veya yetersiz önermelerle muhakeme ettiğimiz için, düşünme sürecimiz de hatalı olacaktır, tabîî ulaştığımız sonuç da... *** İnsanı hatalı düşünmeye sevk eden önermeler veya bilgiler- çeşitli şekillerde kazanılır ki başlıcaları şunlardır: Çürük genelleme, sık tekrar, yeni bilgi edinmeme, etkileyici olguları kullanma. Kısa kısa açıklayalım her birini. 1) Çürük Genelleme Yetersiz sayıda gözlemden hareket ederek genelleme yapmaktır. Örnek veriyorum: Gözlem: Ömrü boyunca günde üç paket sigara içti. Yaşı 90 ı geçti. Hüküm: Demek ki sigara sağlığa zararlı değil. Burada hazırda olan önerme Ömrü boyunca günde üç paket sigara içti önermesidir. Bunun gibi birçok önerme vardır belleğimizde. Muhakeme tek bir gözleme dayandığı için, genelleme yoluyla varılan hüküm yanlıştır. 2) Sık Tekrar Bir şey sık tekrarlanmışsa, düşünme sırasında onu hatırlamak kolay olur. Doğru olması şart değildir. Yahudilik, Siyonizm, komünist, soykırım, bu kavramlar, bunlar hakkındaki olumsuz yargılar çoğu insanın zihnine tekrar yoluyla yerleşmiştir, daha doğrusu yerleştirilmiştir. Zihinde hazırdırlar, bir değerlendirme, muhakeme sırasında kolayca kanıt olarak ileri sürülebilirler. 3)Yeni Bilgiler Edinmeme İnsan kendini sürekli olarak yetiştirmezse, bilgilerini yenilemezse, eski, modası geçmiş, hatta doğru olmaktan çıkmış önermelere mahkûm kalır. Hep onları kullanır düşünürken, muhakeme ederken, dolayısıyla yanlış hükümler verir, yanlış sonuçlara ulaşır.

7 Örnek: Kimi doktorların gözde tedavileri vardır. Bunları her türlü vakada uygularlar. Oysa daha uygun, yeni tedaviler olabilir. Eğer doktor okumaz, yenilikleri takip etmezse, o zaman zihninde hazır olan bilgiye başvurur, ona göre düşünür ve yapar. Elbette başka mesleklerde de vardır bu tip insanlar. Örneğin, kimi şirket danışmanları da bu şekilde davranabilir; kendini yenilemeyen öğretmenler, öğretim elemanları da 4) Etkileyici Olguları Kullanma Bu sebep biraz uzun açıklama gerektiriyor. Heyecan verici, göze batan veya ses getiren olguları daha kolay ve kalıcı olarak algılar ve öğreniriz. Önemlerini de abartırız. Bunlar aklımızda hep hazır bulunur. Sessiz ve görünmez olguları ise ya hiç bilmeyiz ya da eksik öğreniriz. Dolayısıyla önemsemeyiz. Belleğimizde ya hiç ya da pek az yer tutarlar. Sonuç olarak, düşünme sırasında aklımıza hep birinci grupta olanlar gelir. Beynimiz dramatik düşünmeye eğilimlidir. Oysa, ikinci gruptakiler onlardan çok daha önemli ve belirleyici olabilir. Neticede yanlış hükümler veririz. Örnek olarak mikro boyutta edinilen bilgi ve önermeleri vereceğim. İnsan, esas itibariyle mikro boyutlu bir varlıktır; kendi küçük dünyasında yaşar genelde. Önce o dünyada olanı görür, gözlemler, algılar; bu yoldan edindiği bilgiye göre düşünüp davranır, tepki verir. Öncelikle zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak, hayatını idame ettirmek ilgilendirir onu, mutlu olmak ve kendi sonu olan ölüm ilgilendirir. Dolayısıyla düşünce dünyasının bilgileri, önermeleri büyük oranda bu mikro boyutlu olgularla ilgilidir. Tartışmalarını, muhakemelerini bunları kullanarak yapar. Çünkü o önermeler zihninde hep hazırdır, her gerektiğinde kolayca aklına gelir. Ancak madalyonun bir de öbür yüzü vardır: insan hayatında öyle olgular, öyle süreçler vardır ki geneldir, geniştir, makro düzeyde cereyan eder. İnsan işte bu dev boyutlu dünyada olup biteni doğrudan göremez, kolayca gözlemleyip algılayamaz, fark edemez; o dünyaya göre düşünüp davranamaz, tepki veremez. İçinde yaşadığı toplum, devletin bütünlüğü, ülkenin bağımsızlığı, ekonomik gelişme, demokrasi, uluslararası ilişkiler, dünyada olup bitenler, bunların toplumla, devletle, kendi varlığıyla ilişkileri Halkın büyük çoğunluğu bu olguları göremez, soyut oldukları için kolay algılayamaz. Bilgisi yoktur, bilinçlenmiş değildir! O zaman, üzerinde düşünmez. Düşünemez, çünkü zihninde yoktur, aklına gelmez. Özetle, geniş mekânda ve zamanın uzun akışında olup bitenleri fark etmez, az çok fark etse de bağlantılarını ve sonuçlarını göremez, değerlendiremez. Düşünme sürecinde kullanamaz. Çünkü zihninde yoktur, olsa da çok zayıftır, hazır değildir, aklına gelmez. İnsan, eğitim düzeyine bağlı olarak mikro dünyada kaldıkça hep dezavantajlı durumdadır. Oysa dünyayı anlamak için makro düzeyde bilgiye de ihtiyacı vardır. Makro düzeyde gözlem yapmak, bilgi sahibi olmak, akıl yürütmek gerekir. Bu da yeteri kadar eğitim-öğretim görmüş olmaya bağlıdır. *** İnsanın zihin dünyası, tutum ve davranışları işte bu şartlar altında oluşup şekillenir: Hep kolay hatırladıkları ile, hazırda olanlar la düşünür; doğru olmasa da, yeterli olmasa da. Diyelim ki bir şehirdeyiz; orada başka bir şehrin haritası kullanılabilir mi? Hazırda olan etkisi bize bu türden saçmalıklar yaptırır. Öyleyse düşünme ve tartışma sırasında, aklımıza hemen geliveren kanıtlara karşı ihtiyatlı olmalıyız. Doğruluğundan emin olmadıkça, düşünme, yani muhakeme sürecine dahil etmemeliyiz. Bir fıkra ile bitirmek istiyorum hazırda olan etkisine dair bu yazımı: Nasrettin Hoca geç vakit evine gelir. Karanlıkta kapıyı açmaya çalışırken, anahtarını düşürür, aramaya başlar. Derken, ileride ay ışığının olduğu yere kadar gider, orada devam eder aramaya. Hocanın bu halini gören komşusu İyi akşamlar hocam der, Bu vakitte orada ne arıyorsun? Hoca Anahtarımı arıyorum der Kaybettim de. Bunun üzerine komşusu da katılır Nasrettin Hoca ya, o da başlar aramaya. Çok geçmeden komşu başını kaldırır, Nasrettin Hoca der, Sen nerede kaybettin anahtarını? Şu ilerde, kapımın önünde Komşu şaşırır: Öyleyse neden burada arıyorsun? Hoca yanıtlar: Burası aydınlık, araması kolay oluyor.. Gençlik Dergisi KAYNAK: Rolf Dobelli, Hatasız Düşünme Sanatı - Yapmamanız Gereken 52 Düşünme Hatası, NTV Yayınları, İst., 2013, s

8 HEM DİNÎ, HEM MİLLÎ KUTSALLARIMIZDAN BİRİ Yrd. Doç. Dr. A.Vehbi ECER BAYRAĞIMIZ Her toplumun kutsalları vardır.bu kutsalların bazısı millî ve örfî kutsallardır. Bazıları da dinî içerikli kutsallardır. Bayrak,Türk milletince hem millî hem de dinî yönden saygıya değer olarak kabul edilir. Bayrak; hürriyetin, hür millet ve müstakil devlet olmanın bir sembolüdür. Günümüzde ne kadar hür millet ve müstakil devlet varsa hepsinin bayrağı da vardır. Bayrakla birlikte, onunla ilgili olarak marşlar okunması, dinlenmesi, her ikisine de saygılı davranılması genel kabuller arasındadır. Bu bakımdan bayrak alelade bir bez parçası değil; hürriyet, şeref, haysiyet ve bağımsızlığın sembolüdür. O, daima yüksekte tutulur, saygı duruşunda çalınan/söylenen/dinlenen millî marş eşliğinde gönderine çekilir. Bayrağı bez parçası olarak görenler veya bayrak karşısında saygı duruşunda ayakta durmayı p u t p e r e s t l i k sayanlar büyük bir yanlış içindedirler. Bir dinin mensubu olan her toplumun kutsalları vardır ve bu kutsala daima saygı gösterilir; her saygı göstermeye tapınma denemez. Hira Dağı, Tanrı Dağı, Kur an, Kâbe bütün Müslümanlarca kutsaldır; ama onlara tapınılmaz. Hz. Peygamber ve onu izleyen dönemlerde l i v a ve r â y e isimleri hem sancak hem de b a y r a k anlamında kullanılmıştır. İslâmiyetin gelişinden önce Mekke deki idarî görevler arasında askerî ve idarî özellikli olmak üzere s a n c a k t a r l ı k veya b a y r a k- t a r l ı k (o günkü kullanımıyla «ukab ) görevi vardı. Bir savaş sırasında bu bayrak liva/ ukab görevlisi tarafından taşınırdı. Prof. Muhammed Hamidullah ın tespitlerine göre Hayber in fethine kadar «râye, daha sonra liva diye anılan bayraklar kullanılmıştır. İlk Müslümanlarca liva, raye veya sancak diye anılan bayrağın ne kadar kutsal olduğunu gösteren örnek M u t e ( Muta 8 Bayrağı bez parçası olarak görenler veya bayrak karşısında saygı duruşunda ayakta durmayı p u t p e r e s t l i k sayanlar büyük bir yanlış içindedirler. diye okuyanlar da vardır) G a z v e s i(savaşı) ndeki uygulamadır. Anlaşılacağı üzere, bayrak, daha önceki satırlarda işaret ettiğimiz üzere İslâm da ve Hz. Muhammed (SAS)in uygulamasında da bir kutsallığa sahiptir. İslam tarihinde ilk Müslümanlarca «liva, raye veya sancak diye anılan bayrağın ne kadar kutsal olduğunu gösteren örnek Mute ( Muta diye okuyanlar da vardır) Gazvesi (savaşı) ndeki uygulamadır. Sekizinci hicret yılında (Miladî 629) Peygamberimiz (SAS), Hâris bin Umeyr ile Bizans İmparatoru na verilmek üzere bir mektup gönderir. İmparator adına mektup alan Bizans ın Şam valisi «Şurahbil bin Amr», Peygamberimizin elçisi «Hâris bin Umeyr el- Ezdî yi öldürür. Bu davranış ve hareket karşısında Hz. Peygamber, 3000 kişiden oluşan bir ordu düzenler. Kendi azatlı kölesi Zeyd bin Hârise yi de kumandan olarak tayin eder. Daha sonra: Savaşta Zeyd ölürse yerine Cafer bin Ebu Talip geçsin, o da ölürse Abdullah bin Revaha geçsin ve sancağı alsın, o da ölürse asker kimi isterse onu komutan yapsın diye emir verir. Orduyu cesaretlendirmek için de onları Seniyyetü l-veda adıyla anılan yere kadar bizzat uğurladı. İslâm ordusu uzun bir yolculuktan sonra Mute denilen yere ulaştı. Karşılaştıkları Bizans ordusu tahminlerin üzerinde veya kişilik büyük bir ordu idi. Geri dönmeyi içlerine sindiremediler ve savaşa karar verdiler. Savaşa başladılar; ama komutan Zeyd bin Harise şehit oldu. Bunun üzerine bayrağı Cafer aldı ve savaşa devam edildi. Cafer in bayrağı tutan sağ eli düşmanlar tarafından kesildi. Cafer, öbür eliyle bayrağı kavradı; fakat o eli de kesilince gene bayrağı bırakmadı ve kesik iki kolun kalan kısımları ve bacaklarıyla sıkıştırarak bayrağın düşmesini engel-

9 Gençlik Dergisi lemeye çalıştı. Düşmanlar onu da şehit ettiler. Daha sonra Peygamberimiz in emri gereği sancağı ashabın itibarlı şair kişilerinden biri olan Abdullah bin Revaha aldı. Kendi yazdığı ve bestelediği marşlarla kahramanca çarpıştı. Onun da şehadetinden sonra askerler kendi aralarında konuşarak (istişare ederek) Halid bin Velid i komutan seçtiler. Hz.Peygamber, Cafer in kesilen kollarına karşılık olarak cennette Allah kendisine kanat ihsan edecektir buyurdular. Bundan sonra Caferü t-tayyar unvanıyla anıldı ve Cafer in cennetlik olduğu da müjdelenmiş oldu. Seyfu l-lah (Allah ın kılıcı) unvanı verilen Halid bin Velid, çok akıllıca bir taktik uygulayarak daha büyük kayıplar vermeden orduyu geri çekti. Görüldüğü gibi dinimizde bayrak kutsaldır; gerektiğinde uğruna ölünür, yere düşürülmesine izin verilmez. Bayrak, sadece millî değil dinî bakımdan da kutsalımızdır. Dindarlık adına bayrağa ve o göndere çekilirken okunan millî marşa saygısızlık yapanlar büyük bir yanlış içindedirler. Türk halkı olarak da dinimize uygun bir şekilde bayrağımızı milletimizin namus ve şerefinin simgesi, devletimizin de bağımsızlığının sembolü olarak görürüz. Merhum millî şairimiz «Arif Nihat Asya, meşhur Bayrak şiirini şöyle tamamlar: Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim! Yeryüzünde yer beğen. Nereye dikilmek istersen Söyle, seni oraya dikeyim! Munis Faik Ozansoy ise Bayrak Türküsü başlıklı manzumesini şu beyit ile sonlandırır: Al bayrağı göklerde tutan ellerimizdir; Bayrak ki bizim sönmeyecek tan yerimizdir. MAZLUM DİYARLAR KERKÜK Kerkük, Türkmen diyarı, yüz yıllardır yâr bize. Çakallar parçalıyor, bu suskunluk ar bize. KERKÜK Kanlı ekmeğim aşım, nerde benim gardaşım? Adım Kerkük olsa da, say ki ben de Maraş ım. KERKÜK Katliamda kansızlar, nerdesin sağır gardaş? Can feryatta, kan sızlar, bu vebal ağır gardaş! MUSUL Yangın yeri şimdi Musul, can veriyor usul usul. Daha neyi beklemeli, yok mu el verecek bir kul? KIRIM Rabbim ordadır benim, gönlüm, yüreğim yarım. Sen ırkıma yardım et, Kırım görmesin kırım. BİZİM DİYARLAR Bu kadar uzakta mı, ata yurdu Türkistan? Telafer in farkı ne, yavru vatan Kıbrıs tan? BİZ Nerede bir Türk varsa, nabzımız orda atar. Her şehit mezarında, bizim canımız yatar. ZİLLET Billahi daha ağır, yoksulluk, zillet olmaz!. Esaret şerefsizlik, vatansız millet olmaz!.. Not: Gelecek sayıda -Allah tan bir engel çıkmaz ise- Selefîler ve Yanlışları konusunu sunacağım. (A.V.E.) Köksal AKÇALI 9

10 Osman KARABABA BEN VİCDAN IM Şimdi ben sana 10 Ağustos taki cumhurbaşkanlığı seçiminde gel, şu oy unu bana ver desem, ya afallayacak, gülüp geçeceksin ya da bana kızacaksın, eminim Hatta Yahu sen de kim oluyorsun, benim irademe ipotek koyuyorsun? Benim aklım yok mu da, beni bana bırakmıyorsun! diyerek arkamdan bir çuval laf sayacaksın Haksız da değilsin hani Ancak ön yargılı davranmak, kime ve niçin oy vereceğini bilmeden, gözü kapalı sandığa gitmek Müslüman ın işi değildir. Gözünü aç da iyi bak, ülke uçurumun kenarında, parça parça olacak! Bayrak indirildi, namus ortada Adalet katledildi, T.C. sehpada... Sefalet diz boyu Yüreklerde korku Tarih, tekerrür ettiriliyor: 10 Ağustos 1920! Önümüzde ölüm fermanı: Sevr! Reçete: Ya istiklal, ya ölüm! 10Ağustos 2014! Önümüzde tarihi bir seçim! Reçete: Ya birlik, ya çözülüm! Benim görevim senin gibileri uyarmak! Ben kim miyim? Ben vicdan ım; milletini din ile aldatıp hayal ötesi serveti kenz eden İsviçre deki 8 gizli hesaba ait Cüzdan değil! Ben, 13 asırdır gerçek yönü öğretilmeyen ve Hûd Suresi 112. Ayette Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! diyen Kur an ım! Kabataş ta başı örtülü kadına Gezi Parkı vandalları taciz etti. putunu yontan, Valide Sultan Camii nde Gezi Parkı çapulcuları içki içti iftirasını atan, Aralık patentli dünyanın en büyük rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk lağımının üstünü örten türban değilim! 10 Ben bu vatan, bu bayrak için oluk oluk akan kan ım; Oyunu hakka vermeyenler, girer milletin kanına; siyasi hiçbir cinayet, kalmaz kimsenin yanına! Teröristlerle masaya oturan şerefsizdir deyip sonra da vahşetin enikleriyle mutabakat sağlayan ve 25 Aralık ta şerefini sıfırlayan değil! Ben, iktidarın çözüm süreci ihaneti yle çözülüme sürüklenen aziz vatan ım; Çankaya sevdasına, 30 bin insanın kanını içen Bebek Katili nin özgürlüğünü gündeme taşıyan ve ihaneti onurlaştıran şeytan değil! Ben Çanakkale de, Sakarya da, Sarıkamış ta Vatanın her bir yerinde, şehit düşerek sana hayat veren can ım! Ülkeyi parçalayacak Büyük Ortadoğu Projesinin eşbakanı olan bir başbakan değil! Ben; kulluğun insana, paraya, makama vs değil, ancak Allah a yapılacağını beş vakit haykıran ezan ım! R.T.Erdoğan a önce dokunmayı ibadet sayan, sonra onu 2. peygamber gibi gören, ancak bu kutsiyet kâfi gelmeyince R.T.Erdoğan Allah ın bütün vasıflarını üzerinde toplamış liderdir diyerek onu tanrılaştıran nadan değil! Öğrendin mi şimdi ben im kim olduğumu ve anladın mı niçin bana oy vermen gerektiğini?.. * Unutma ki; Düşüncede saplantı ahmaklık belirtisidir. Saltanat dincilerine, şirk vaizlerine oy vermemekle dinden çıkmazsın! Oyunu hakka vermeyenler, girer milletin kanına; siyasi hiçbir cinayet, kalmaz kimsenin yanına! Böyle bir seçimde sorumsuz davranmaya, nemelazımcı olmaya hiçbir Türk ün hakkı yoktur! Çünkü birlikten, Türklükten yana kullanılmayan her oy; ülkenin bütünlüğüne sıkılan birer kurşun demektir! Âlimlerin yüksek faziletlerine tabi olmayanlar, cahillerin zulmüne boyun eğerler. Bu durumda âlimi reddedip cahile oy veren topluluğun üzerine Allah ın gazabı vacip olur.

11 Gençlik Dergisi Bil ki, yalancı, sahtekâr, kalpazan, yolsuz, hırsız, din ile aldatan dinsizlerin aptallaştırıp aklını aldığı ahmaklar için Allah ın tokadı hazırdır: Kuran-ı Kerim diyor ki: Allah, aklını çalıştırmayanların üzerlerine pislik yağdırır. (Yunus Suresi 100. Ayet) * Şimdi sana turşu dedirtmeden, kelimelerle birkaç resim çizeceğim. Gözlerin kör değilse göstereceğim Kuran sal, tarihsel gerçekleri; Mahalli seçimi sabote eden trafodaki hırsız kedileri Bakara makara diyerek ayetle dalga geçen şirk tayfalarını, kendini yüceltmek için Hz. Peygamberimize gurur isnat eden gurur tapınaklarını Yıllarca darbe, komplo, şantaj, paralel, montaj la mağduriyet yaratıp halkı ahmaklaştıranları Onca yıl dini, imanı, Kuran ı, türbanı morfin yaparak halkını uyuşturup soyan Karunları Gör artık, gör!!! * Furkan Suresi 25/ 68. Ayette; Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar. Allah ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler!... diye emrederken Kur an; Onlar ki; Allah ın mülkü üzerinde Allah ın Kuran-ı Kerim le yasakladığı zinayı Meclis te oylatarak suç olmaktan çıkartan; İslam adına üç dönemdir her türlü desiselerle tek başına iktidar oluşlarını Allah ın inayetine dayandıran bu maskeli Müslümanlar değil mi? Hz. Muhammet (a.s), fitne ve fesat yuvası olan Mescid-i Dırar denilen camiyi yıktırmıştı. (Tevbe Suresi, Ayetler) Şimdi devlet kurumları siyasetin birer odağı oldu ve camiler de asrın birer Mescid-i Dırarları Ilımlı İslam senaryosuyla Kuran-ı Kerim i, sahte Tevrat ve uydurma İncil le aynı kefeye koyan da Müslüman!.. Moskova da Dinlerarası Diyalog toplantısında Kuran ı Kerim i içkiye meze yapan da Müslüman!.. Söyler misin nerde kaldı Allah, Kur an?!. Hırsızlıkla, yolsuzlukla kazandıkları seçimleri millî iradenin zaferi addedip Allah bizimle beraberdir diye entrikalarına Allah ı ortak gösterenlerin imanı olamaz. Asrın en büyük hırsız, yolsuz ve rüşvetçisi ayakkabı kutularını, yatak odasındaki kasaları, dolar köpürttüren banyo keselerini, sıfırlanan avroları yüce divandan kurtaracak Köşk ün şerrinden Allah a sığınırım Vicdanın ve imanın elveriyorsa sen de git istersen, Allah ın yanında başka ilah yaratıp ona yalvaran saltanat dincilerine sığın. * 11

12 Mehmet ÇAYIRDAĞ MÜSLÜMANLAR ATATÜRK E NEDEN SAHİP ÇIKMALIDIRLAR? Üzerlerine vacip olduğu için de, ondan. Her zaman belirttiğimiz gibi bizim nankör muhafazakârlar, her türlü iftirayı çekinmeden, dinî ve vicdanî mes uliyetini düşünmeden atıp tutarken dünya Müslümanları hakşinaslık içinde onun İslâm a ne büyük hizmet ettiğinin idraki içinde, onu asrın en büyük İslâm kahramanı olarak görmektedirler. Çünkü o yıkılmış, mahvolmuş, teslim olmuş imparatorluğun küllerinden, dünyada tek örnek olarak emperyalizme, bütün dünya devletlerine karşı verdiği silâhlı mücadele ile zafere ulaşıp yeni bir İslâm devleti vücuda getirmiştir. Her ne kadar Lozan zafer mi, hezimet mi? diye milletin kafasını karıştıran Damat Ferit bozuntusu (bugünkü fesli haliyle fiziken de tam ona benzemektedir) nankörlerin iftiralarına rağmen bu anlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti bir İslâm devleti olarak ortaya çıkmış, Müslüman azınlıkları Türk saymış, azınlık olarak sadece Hıristiyan ve Yahudileri kabul etmiştir. Bunlar, Cenab-ı Hakk ın bahşettiği nasıl böyle bir mucizeye leke sürmeye kalkarlar, anlaşılacak gibi değildir; ama vardır fıtratlarında Vahideddin, Damat Ferit ve Ali Kemal genleri. Türk milletinin ve İslâm ın kader çizgisi olan; varlıkla yokluğun, mahvolmakla zaferin birkaç güne kaldığı 1922 Eylül Sakarya Savaşı ının son günleri Düşman üstün güçleri ile Türk ordusunu sürmüş, Ankara ya yaklaşmış Şimdi sizlere İstiklâl Savaşı esnasında olan ve yukarıda ele aldığımız meseleye açıklık getirecek, şimdiye kadar yazılmamış bir hadiseyi, görgü şahitlerinin anlatımlarından aktaracağız. Olayı bizlere Erciyes Üniversitesi ne davetle geldiği bir sohbetinde anlatan rahmetli Fethi Tevetoğlu ndan nakledeceğim. Ona da olaylara bire bir şahit Millî Mücadele nin kahramanlarından Türk Ocakları Genel Başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver anlatmış. Türk milletinin ve İslâm ın kader çizgisi olan; varlıkla yokluğun, mahvolmakla zaferin birkaç güne kaldığı 1922 Eylül Sakarya Savaşı ının son günleri Düşman üstün güçleri ile Türk ordusunu sürmüş, Ankara ya yaklaşmış Ankara da düşmek üzere. Top sesleri Ankara dan duyulmakta. Halk endişe ve galeyan içerisinde. İşte o günlerde ordunun başkumandanı Mustafa Kemal Paşa biraz ümitsizlik içerisinde ve tedbir olarak, Ankara da açmış olduğu TBMM nin ve devlete ait kurumların derhal Kayseri ye naklini bir telgrafla Büyük Millet Meclisi Başkanlığı na emretmiş ve bunun beş dakika tehirinin idamı mucip olacağını belirtmiştir. Çünkü daha önce bakanlar kurulu tedbir olarak Meclis in Kayseri ye naklini kararlaştırmış, Kayseri Lisesi, Büyük Millet Meclis i olarak hazırlanmış, matbuat ve bazı kuruluşlar ve bir kısım ileri gelen Kayseri ye gelmiş ve göç devam etmekte. Ancak hükümetin bu kararına karşı Meclis, milletvekilleri Ankara yı terk etmeyi asla kabul etmemişler ve savaşı buradan takip etmeye devam etmişlerdi. Ancak bu son telgraf durumun vahametini ve ciddiyetini bütün açıklığı ile ortaya koymuştu. Telgrafı alan o zamanki meclis başkanı Adnan Bey (Adıvar) ne yapacağını şaşırmış, milletvekilleri o anda Ankara nın çeşitli yerlerine dağılmış durumda olduklarından, bunlardan birçoğunun Meclis çalışma saatlerinin dışında beraber oldukları, Mehmet Akif in kalmakta olduğu Taceddin Dergâhı na koşmuş ve âcil telgrafı Mehmet Akif e göstermiştir. Büyük vatan evlâdı Akif, telaşa gerek yok diyerek etrafındakileri alıp Meclis e doğru harekete geçmiş ve Adnan Bey e, yerleri bilinen diğer milletvekillerine de haber uçurulup derhal Meclis e gelmelerinin sağlanmasını istemiştir. Bu şekilde durumdan haberdar olan milletvekilleri Meclis e doğru gelirken, Ankara halkı da durumu öğrenmiş ve yaşlı, sakat ve çeşitli sebeplerle savaşa katılamayan kalabalık bir grup Ulus taki eski meclis binasının etrafını sararak bağırıp çağırmaya başlamışlar, Ankara nın işgali ile başlarına gelecek felâkette ne yapacaklarını sorarak Ankara yı merkez yapıp felâketi buraya çeken Atatürk ve Kuvay-ı Milliyecileri yüksek seslerle protesto etmeye başlamışlardır. Bu hengâme ve çığlıklar arasında Meclis e ulaşan Mehmet Akif, Meclis in önüne gelince derhal girişteki basamakların başına çıkarak halkı sükûnete davet etmiştir. Burada Mehmet Akif i gören ve ona her zaman hürmet gösteren Ankara halkı, onu dinlemek için sükûnet içine girmişlerdir. Halka hitap eden Mehmet Akif, koynundan çıkardığı Kur an-ı Kerîm i göstererek, onlara: 12

13 Gençlik Dergisi TÜRK İLİNDE İKİ CANAN Türk ilinde iki canan Biri Musul, biri Kerkük Hem çaresiz hem perişan Yürekciği kırık dökük - Bu kitaba, inanıyor musunuz, inanmıyor musunuz? diye sormuştur. Halk hep beraber: - Amenna, tabîî ki inanıyoruz. diye cevap vermişlerdir. O zaman Mehmet Akif: - İnanıyorsunuz da, bu kitapta Ankara nın hiçbir zaman düşman eline düşmeyeceğini yazdığına neden inanmıyorsunuz? diye sorunca, ortada büyük bir sessizlik olmuş ve herkes şaşkınlıkla birbirine bakmaya başlamışlardır. Hatta, daha sonra Sebîlûrreşat ta yazdığına göre, o sırada Mehmet Akif in yanında olan onun en yakın arkadaşı Balıkesir Milletvekili, Kur an tefsircisi Hasan Basri (Çantay), Ben Kur an hâfızıyım ve mealini iyi bilirim. Şimdiye kadar Kur an da Ankara nın isminin geçtiğini bilmiyordum, neresinde geçiyormuş acaba? diye düşünmeye başlamıştır. Mehmet Akif, konuşmasına devamla: - Evet Kur an da Ankara geçiyor. Cenab-ı Hak demiyor mu ki Bu dini biz indirdik, kıyamete kadar da bu dinin koruyucusu biziz biz! Şu anda dünyada Ankara ve çevresinden başka kâfirler tarafından işgal edilmemiş bir karış İslâm toprağı kalmış mıdır? Ankara da düşerse ne olur? Bu din yeryüzünden kalkmış olmaz mı? Hadi, herkes rahat olsun, ne Ankara düşecek ve ne de biz bir yere gidiyoruz. Diyerek halkı teskin edip evlerine gönderirken kendisi de arkadaşları ile birlikte Meclis e girip durumu sabaha kadar müzakere etmişler ve sabaha karşı Ankara yı terk etmeyeceklerine dair kararı alıp Mustafa Kemal Paşa ya, cepheye bir telgrafla bildirmeye hazırlanırken cepheden Mustafa Kemal den yeni bir telgraf gelmiştir. Heyecanla okunan yeni telgrafta Gazi, Allah ın yardımı ile düşmanı mağlup ettik, kaçan düşmanın peşindeyiz, Ankara nın tahliyesine gerek kalmadı, birinci telgraf hükümsüzdür diye müjdeyi vermiştir. Evet Türkiye devleti böyle kurulmuştur. Kuranlar İstanbul u da yeniden fethederek Cenab-ı Peygamber in hitabına mazhar olan kahramanlardır. Yazıklar olsun o kahramanlara dil uzatanlara! Dört tarafı zalim, hain Dinlemezler nedir hâlin Türk olmaktır tüm vebalin Katledilir büyük küçük Türk değil de Kürt olsaydın Türkiye ye dert olsaydın Keşke biraz sert olsaydın Görürlerdi seni büyük İnsanlıktan yok bir eser Cihat deyip kelle keser Bir iblistir değil beşer Her adımda bin kötülük Peşmerge yi dost sanmayın Bizler kandık siz kanmayın Ne derlerse inanmayın Çünkü yaparlar nankörlük Şimdi orda iki şar var Değerleri petrol kadar Hoyratları susmuş susar Türkmen inin boynu bükük Bir zulüm ki kol geziyor IŞİD Türkmen i eziyor Evler mezara benziyor Bütün perdeleri örtük Baktım kapılar kilitli Ölmüş sanki Türkmen ili Tükenmiş, bitmiş fitili Gece olmuş lamba sönük Ne yapayım, ne edeyim Silahlanıp da gideyim Yay gibi gergin haldeyim Gönlüm iki yâre dönük Mustafa ÖZTÜRK 13

14 ZULÜM AVLUDAN GİRERSE ADALET BACADAN ÇIKAR Prof.Dr.M.Kemal ATİK Bilindiği üzere medeniyete mazhar olmuş devletlerin ve toplumların itibarı ancak adaletle ayakta durabilir, adaletle ebedîleşebilir. Bir ülkede ahenk, düzen ve birlik sadece adaletle tecelli bulur. Çünkü adaletin olmadığı bir devlette zulüm vardır, kötülük vardır, haksızlık vardır. Ayrıca adalet birlik ahlâkının da temel taşıdır. Adaletsiz bir ülke güneşsiz bir dünyaya benzer sözü boşuna söylenmemiştir. Bir ülke ancak adaletle ebedileşir ve adaletsizlikle yıkılır atasözü Germen toplumuna aittir. Atalarımız Adalet ferman dinlemez, geciken adalet, adalet değildir, Adalet olmayan yerde sefalet olur sözleriyle gerçeği dile getirmişlerdir. Kaşgarlı Mahmut diyor ki: Zulüm avludan girerse adalet bacadan çıkar. Pascal der ki: Adalet güçlü, güçlülerin de âdil olması lazımdır. Ünlü Filozof Sokrates ise şöyle der: Hâkimin fazileti doğruyu görmek, yöneticinin fazileti de doğruyu söylemektir. Çünkü insanı yüce erdemlere ulaştıran değerlerin başında adalet duygusu gelir. Onun için de adalet, tüm insanlığı bağlar. Âlicenaplık, vatan sevgisi, sadakat ya da yardımlaşma eğilimi ya da minnet duygusu, tüm bu erdemler adalet duygumuzun aktifliğinden kaynaklanır. İnsan, belirli bir tevazu içinde iyiyi, doğruyu yaşayanlarla dost olmayı, ahlâksız ve günahkârlar karşısında doğruluk adına amansız mücadele etmeyi adalet terazisinden bakarak icra eder. Doğru yaşayanlarla hiçbir şekilde ayrılığa düşmeme, kötülere karşı gücünü gerektiğinde hemen kullanma, mevkii ve makamı ne olursa olsun iyi ve doğru yaşam sürenlerin bir eşiti olarak kendini görme, sapkın insanlar karşısında ahlâk yasalarını devreye sokmaktan çekinmeme, hep adalet duygusunun gücü sayesinde olur. İnsanların çoğu, gölgeleri hakikat olarak kabullenmek suretiyle hayatının büyük kısmını cehaletin karanlığı içinde geçirseler de kendileri için daha iyi olana talip olma isteğini harekete geçirecek olan yine adalet duygusudur. Arzu, öfke, korku, yüreklilik, kıskançlık, sevinç, sevgi, kin, özlem, hırs ve acımanın yaşanacağı yer olan dünya gezegeninde bunlardan etkilenebilmemizi sağlayanlara ölçülü olmamızı bizlere telkin eden de adalet duygusudur. En doğru kişiye baskı yapan, rüşvet alan, mahkemede mazlumun hakkını yiyenler karşısında susanlara karşı eyleme geçmeyi telkin eden de yine adalet duygusudur. Kötülüğe değil, iyiliğe yönelmeyi, kötülüklerden nefret etmeyi, iyiliği sevmeyi, mahkemede adaleti korumayı da yine adalet duygumuzun eyleme geçmesi sayesinde gerçekleştiririz.. Günahkâr bir toplumun, suç yüklü halkın, kötülük yapan bir insanın, baştan çıkmış neslin adaletin eyleme geçmesiyle düzeltilebileceğine inanırız. Ve yine baş büsbütün hasta olmuş, yürek büsbütün yaralı, bedenimiz tepeden tırnağa sağlıksız ise onun da tedavisi yine adaletle olacaktır. Haysiyetli davranışı meziyet, haysiyetsiz davranışı ahlâk bozukluğu olarak tanımlamayan bir toplumu bu cehaletin ortasından çekip çıkarmak da yine adaletle olacaktır. İnancın altını oyanları, hakikati saptıranları, birlik ve bütünlüğü bozanları, aykırı düşünceler ve hizipler icat edenleri de yine adalet mekanizması bertaraf edecektir. Dünyanın nesnelerine değer veren, o nesnelerin peşinde koşan ve ona hayran olan insanoğlu, niçin ve neden yaratıldığını unutuyor. O zaman zihinler yorgun düşüyor, düşünceler sefilleşiyor, iyi yerine kötüyü seçmek öne geçiyor. O zaman da insan mutlu olamıyor. Mutlu olamayınca da tüm varoluş nedenlerinin değerini anlayamıyor. Böylece adaleti adaletsiz yapan; hırsızlığı, zinayı, sahteciliği onaylayan; kötü ve muzır olanı iyi ve hayırlı olana tercih eden; bir yasayla adaletsizliği adaletli yapabilen zihniyetler çoğalıyor. İşte bu vahim tablo da yine adaletin zihinlerde yer etmesiyle önlenecektir. İlâhî dinlerin son mesajı olan Kur an-ı Kerim bakınız ilâhî iradeyi nasıl dile getiriyor: Ey iman edenler! Son derece adaletli olun, kendinizin, ana babanızın, akrabalarınızın aleyhine de olsa Allah için doğru şahitlik edin! Hakkında doğru şahitlik yaptığınız kimse ister zengin ister fakir olsun, adaletten ayrılmayın. Çünkü adaletten ayrılmamak zengin ve fakirin; ana. baba ve akrabaların hakkını korumaktan daha önemlidir. Onların haklarını Allah daha iyi gözetir. Boş arzu ve hevesinize uyarak adaletten ayrılmayın. Gerçeği saptırıp ya da şahitlik etmekten kaçınırsanız bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır ( Nisa / 4: 135). 14

15 Gençlik Dergisi TÜRKİYE EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR? Hakan BOZDOĞAN 2002 yıllında AKP iktidara geldiğinde tek partinin iktidara gelmesinin ekonomik istikrar açısından önemi anlatıla anlatıla bitirilememişti. Ekonominin koalisyon hükümetlerindeki istikrarsızlığının sona erdiği, güçlü hükümetle ekonomik reformların yapılacağı, Türkiye nin sırtında bir kambur olarak algılanan Kamu İktisadî Teşekküllerinin (KİT lerin) özelleştirileceği yabancı yatırımcıların önündeki yasal ve bürokratik engellerin kaldırılacağı, Avrupa Birliği müzakerelerinin bir an önce tamamlanarak Türkiye ye sermaye akışı sağlanacağı, Kıbrıs sorunun halledilerek Türkiye nin ekonomik açıdan büyük bir yükten kurtulacağı, enflasyonun tek haneli rakamlara indirilerek ekonomik istikrarın gerçekleştirileceği gibi birçok argüman ekranlardaki lâf cambazları yoluyla sürekli dillendiriliyordu. İktidara geldiğinden beri devlet kurumlarını ele geçirmeyi amaç edinmiş AKP hükümeti parti devleti olma yolunda hızla ve emin adımlarla ilerlerken şimdiki adıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) olan Devlet İstatistik Enstitüsü(DİE) ve Merkez Bankası nın özerkliğini kaldırmaya başlamıştı bile. Böylece ekonomik verileri istediği gibi açıklama imkânına sahip olmuştu. Yani günlük hayatta %35-40 seviyesinde olan enflasyon rakamlarını kendi oluşturdukları enflasyon sepeti sayesinde %8-9 seviyesinde gösterebiliyorlar veya hiç gereği yokken döviz kurunu Merkez Bankası nın piyasaya sürdüğü dövizle dizginlemeye çalışıyorlardı. Böylece devletin likidite dövizi giderek eriyordu. Aslında veriler, kâğıt üzerinde istikrarlı bir ekonomi algısının oluşmasını sağlıyordu. Kamuoyunun ekonomik veriler konusunda yeterli akademik bilgilere sahip olmaması ve muhalefet tarafından ekonomik verilerden hareketle hükümete yönelik eleştirilerin fazla yapılmaması ya da kamuoyunu aydınlatacak çalışmaların yetersiz kalması nedeniyle AKP hükümeti ekonomide istediği manipülasyonu yapabiliyordu. Örneğin AKP hükümeti sürekli Türk parasının kendi dönemlerinde değer kazanmış olduğunu iddia etse de Cumhuriyet tarihinin en yüksek devalüasyonu paradan altı sıfır atılması sırasında yaşanmıştır. Şöyle ki, paradan altı sıfır atıldıktan sonra en büyük para birimi 200 TL olmuştur. 200 TL nin eski para birimiyle değeri 200 milyon TL dir. Hâlbuki paradan altı sıfır atılmadan önceki en yüksek para birimi 50 milyon TL idi. Gizli devalüasyon böylece bütün kamuoyunun dikkatinden kaçırılmış oldu. AKP hükümetinin sıklıkla başvurduğu ihracat oranlarındaki rakamlar ithalat oranları göz ardı edilerek aktarılmaktadır. Her ay düzenli olarak «Türkiye yine ihracat rekoru kırdı denirken ithalat oranlarının rekorları görmezden gelinmektedir. Böylece dış ticaret açığı sürekli olarak artmaktadır. Ülkelerin dış ticaret hacimlerinde ihracatın ithalatı karşılama oranları bağımsız ve güçlü ekonomiler için çok önemlidir. Yani ülkelerin dışardan aldığı ürünler dışarı sattığı ürünlerden fazla olursa dış ticaret açığı oluşur. Bu da üretmeden tüketmek anlamına gelir. Türkiye öyle bir hale düşmüştür ki bir malı dışarı satarken bile dışarıdan ürün almak zorunda kalmaktadır. Örneğin beyaz eşya sanayinin ülkemizde gelişmişliğinden sürekli dem vururuz; ama beyaz eşyanın birçok aksamını dışardan alırız. Montaja dayalı bir ihracat dış ticaret açığının artmasına neden olur. Bu görüşlerimi devletin verilerinden yani TÜİK in verilerinden hareketle açıklamak istiyorum. Örneğin ihracatın ithalatı karşılama oranı cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında %58 iken 1926 da %79 a, 1932 de %102 seviyesine yükselmiş, 1933 de 15

16 en yüksek seviyesine ulaşarak %129 olmuştur. Yani %29 luk dış ticaret fazlası verilmiştir. AKP hükümeti iktidara gelmeden bir yıl önce 2001 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı %75 idi. AKP nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda bu oran %70 olurken 2004 yılında %65 olmuş ve 2013 yılında da %60 seviyesine kadar gerilemiştir. Yani dış ticaret açığı % 40 seviyesine yükselmiştir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan her fırsatta «Bunların bu ülkede tek çivisi var mı? diye konuşurken %29 dış ticaret fazlasından %40 lık ticaret açığına gelindiğini göz ardı etmektedir. Bir kere Başbakan, üretim olmadan tüketime dayalı ekonomi anlayışının dış ticaret açığına neden olduğunu unutmamalıdır. Bunların bu ülkede tek çivisi mi var? derken dış ticaret fazlasının üretimden kaynaklandığını dikkate almalıdır. Sırf siyasî propaganda uğruna önceki iktidarların çalışmalarını görmezden gelmesi insafsızlıktır. Ekonomideki 12 yıldır süren yalan rüzgârının artık sonuna gelmekteyiz. Artık AKP nin yalana dayalı ekonomi mumu sönmeye başlamıştır. Yani AKP kendi retoriğine mahkûm olmaya başlamıştır. Türkiye nin ekonomisi, ekonomik büyüme ve istikrar yerine TOKİ nin öncülüğündeki inşaat sektörü ve AVM kültürünün tetiklediği tüketime ve borçlanmaya dayalı bir yapıya dönüşmüştür. Türkiye ekonomisinin son dönemlerde büyüme eğilimlerinin hızlı bir şekilde düştüğünü görmekteyiz. Bununla beraber cari açık da hızla artmaktadır yılının ilk dört ayındaki cari açık bir önceki yılın ilk dört ayına göre %17 artarak 24,3 milyar dolar olmuştur ün tamamı düşünüldüğünde cari açığın ne boyutta olduğu daha iyi anlaşılabilir. Temmuz 2013 itibariyle kısa vadeli borç stoku 2012 yılı sonuna göre %24,5 oranında artışla milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler Türkiye ekonomisinin her geçen gün dışa bağımlılığının arttığının göstergesidir. Şu anda 420 milyar dolarlık devlet borcunun yansıra 243 milyar dolarlık tüketici kredi borcu ve 93 milyar dolarlık kredi kartı borcu bulunmaktadır. Yani iç borç stoku 350 milyar dolar seviyesindedir yılı öncesinde yaşanan ekonomik gelişmeleri AKP nin ekonomik mucizesi olarak takdim edenler dünya gelişimlerini hiç hesaba katmamışlardır. Aslında Batı dan kaçan sermaye gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine canlılık kazandırmıştır. AKP hükümetinin sürekli öğündüğü borsa verilerine dünyanın diğer gelişmekte olan ülkeleriyle beraber bakarsak borsada artışın hiç de abartılacak düzeyde olmadığını görebilmek mümkündür. IMF verilerine göre Arjantin de gerçekleşen portföy yatırımlarının en az %93 ü, Brezilya dakilerin %43 ü, Meksika nın %88 i ve Türkiye nin %60 ı yabancı yatırımcılar tarafından gerçekleştirilmiştir. Başbakanın kürsülere çıkıp sürekli «biz şöyle yaptık biz böyle yaptık demesi hamasetten başka bir şey değildir. 12 yıldan beri AKP hükümeti yalanlara dayalı bir ekonomi balonunu uçurdu. Ancak bu uğurda Türkiye birçok bedel ödedi. Topraklarımız, madenlerimiz, devletin en stratejik ve çok kâr getiren kurumları yabancılara satıldı. Bir kriz sarsında devleti krizden kurutacak varlığımız kalmadı. Kamuoyunun birçok defa sun î gündemle oylanmasına izin verilmemelidir. Bağımsızlığımızın en büyük teminatı ekonomimizdir. Kamuoyunu bilinçlendirmede ekonomiyi iyi anlatmalıyız. İsmail ÖZÖREN net.com TÜRKMENLER KAN AĞLIYOR Irak ve Suriye de yaşayan soydaşlarımız şu günlerde ve hatta bu yazıyı kaleme aldığımız şu saatlerde zulüm ve işkence altında olup IŞİD denilen cinayet şebekesi tarafından acımasızca katlediliyorlar. Tarihte Müslüman olan Oğuz Türklerine Türkmen denilmiştir. Bugün Türk coğrafyasının her tarafında kavim- ulus ve devlet adı olarak kullanılmaktadır. I. Dünya Savaşı ndan sonra, Osmanlı Devleti nden ayrılıp Irak adı ile kurulan devletin vatandaşları olarak varlıklarını sürdüren Türklerden, uzun yıllar «Türkler» diye söz edilmiştir. Mustafa Kemal, Harbiye Mektebi öğrencisiyken «Bayat Türkleri» demiştir. Ancak Lozan Konferansı nda İngiliz heyeti onları «Türkmenler» olarak adlandırdı. Buna karşılık Türk heyeti başkanı İsmet İnönü, Türkmen ile Türk ün eş anlamlı olduğunu belirterek Türkiye Türklerinin de Türkmen olduklarını savunmuştur. Doğrusu da budur. Soydaşlarımızın yaşadığı bölgeye bakarsak, ne kadar stratejik bir coğrafya olduğunu anlarız. Her halde bu gerçeği sadece Türk hükümetleri anlayamadı, Türkmenler hep kendi kaderlerine terk edildi. Irak Türkmenleri Irak ın kuzeyinden itibaren Telafer, Musul, Erbil, Altınköprü, Kerkük, Tuzhurmatu, Kifri, Karatepe, Hanekin, Mendeli ve Bağdat ın güney doğusunda bulunan Bedre ye kadar uzanan bir şerit üzerinde yerleşmişlerdir. Bu bölgede ITC (Irak Türkmen Cephesi) verilerine göre yaklaşık 3,5 milyon Türkmen yaşamaktadır. Bu, Irak resmi nüfusunun yaklaşık %9 u demektir. Suriye de de çoğunluğu Bayır Bucak bölgesinde olmak üzere 3,5 milyon Türkmen yaşamaktadır. Buna göre Ortadoğu daki Türkmen varlığı 7 milyondan az değildir. Bu muazzam nüfus bugün katliamla yüz yüze bulunuyor. Türkiye ise milli güvenliği bakımından çok önemli olan bu nüfusun yok edilmesine seyirci kalmaktadır. Türkmen kardeşlerimizi katliamdan korumak için neler yapabiliriz? Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Irak Merkez Hükümeti bir araya gelip orada yaşayan kardeşlerimizin can güvenliğinin sağlanması için ivedi tedbirleri almalıdırlar. Ayrıca Birleşmiş Milletler in devreye sokulup oradaki bütün masum ve mazlum insanların korunması için acilen tedbir alınması sağlanmalıdır. 16

17 Gençlik Dergisi Ayyıldızlı Bayrak yıllar önce düşürülmüştü KÜRT TARİHİNİN ALTIN ÖNDERLERİ Mustafa YILDIRIM Azınlık milliyetçiliği ni sosyalistlik sananlar figüranlıktan öte geçemediklerinden adları bile anılmayacaktır. Kürt şeyh-ağaları yüz yıldır uğraşıyorlar. Kürtler de ulus olamadıklarından aşiret ağalarının öz çıkarları uğruna çeteleşiyorlar, kan döküyorlar. PKK, 30 yıldır uğraşıyor, çoluk çocuk demeden kan döküyor; ama küçücük bir arsada bile egemenlik kuramıyordu. Gerçek Bağımsız Cumhuriyet dönemi ( ) dışında, esenliğimiz için AB-ABD- Yunan kollarına atılmaktan başka çare bulamayan hükümetler de çok, ama çok yardım ettiler Kürtler devlet olsunlar diye; ne ki başaramadılar, yalnızca ulusal kalelerin surlarını içerden deldiler. ABD nin, Avrupa nın, Yunan ın, Rusya nın, İran ın, Çin in, Kuzey Kore nin, Suud krallarının, Ayetullahların, körfez şeyhlerinin, Ortadoğu ülkelerini İngiliz- Fransız himayesinde ele geçirmiş Haşimî hanedanlarının himayeleri olmasa ne Anadolu da, ne Kandil de barınabilirlerdi. Dünyanın yayılmacılarının desteğine karşın başaramayan Kürtlerin imdadına AKP hükümetleri yetişti; Doğu Anadolu da Kürdistan bayrağı yükseltilerek ilân edilmemiş Kürt Devleti kuruldu. Akdeniz kıyılarında, Ege de, İstanbul da o Kürt devletinin himayesinde kurulan, T.C. egemenliğini reddeden Kürt kolonilerini de unutmamak gerekiyor. Kürdistan tarihine şeyh-ağaları, kan dökücü, nobran Apo nun, terör eğitmeni Yunanların değil, Abdullah Gül ün, R. Tayyip Erdoğan ın adları altın harflerle yazılacaktır! Yalnız onların mı? Elbette hayır! On yıl önce MGK toplantılarında Demokratik Açılıma devam (Siz Kürdistan kuruluşuna devam diye okuyabilirsiniz) kararlarının altına ıslak imzalarını atan kuvvet komutanlarının adları da 24 ayar olmasa bile 14 ayar altınla yazılacaktır. Dersim eyaleti özerk yönetimi sevdalısı Kızıl Kiliseli Seyyid Kemal de açılıma hiçbir zaman karşı çıkmayarak gümüş harflerle Kürdistan kurucusu olarak tarihe geçecektir. Irak taki gibi Kürt devleti kurulsun diye 13 yıldır Genel Kurmay a kahve içmeye gelerek yol yordam öğreten Amerikan paşaları da birer üstün hizmet ödülünü hak ettiler! Onların öğütlerini ciddiye alan ve çuvala Yes sir! diyen The Generallere Washington da Barışa Hizmet madalyası takılacağına kuşku yok! Azınlık milliyetçiliği ni sosyalistlik sananlar figüranlıktan öte geçemediklerinden adları bile anılmayacaktır. Şimdi bayrak indirildi diye ortalığı velveleye vermeye çalışan, Kürt tarihine adlarını altın harflerle yazılanlar bizi ahmak sanıyorlar! Kürdistan da, Hizbullahi-PKK egemenliği kurulması için ellerinden geleni artlarına koymamışlar gibi! T.C armalarını söktürmüşler; yollar kesilmiş. TSK sınırları korumaktan caymış. Garnizonların duvarları aşılmış; ancak onlar garnizonun içinde bayrak indirildi diye bağırıyorlar! Türkler de bu cambazlığı yutuyorsa, ahmaklıktan daha ağır sıfatı hak etmiyorlar mı? Sonuç: 1: Apo önderliği çoktan kaptırdı; Türkiye Cumhuriyeti ni demokrasi tuzağıyla ele geçirenlerdir artık gerçek önderler! Ve Kürt halkı onların anıtını dikecektir. Ders 1: Din, mezhep, tarikat, cemaat, demokratik X, üniforma, takke, külâh Hepsi birer cilâlı boya! Sıyır boyayı, altından azınlık ırkçıları çıkacaktır! Her kim olurlarsa olsunlar. 17

18 Hamza ERAVŞAR ÇOCUKLARIMIZIN ZİHNİ AÇIK Bir kısım kötü niyetlilerce avlanmış, bilgisiz, gafil insanlar, işin nereye varacağını, Türk düşmanlığının kimlerin işine yarayacağını anlamadan, düşünmeden; kendilerine emanet edilen, saf, temiz, iyi niyetli çocuklarımızı yanıltıyor/aldatıyor, kendi milletine düşman ediyorlar. Derslerimin birinde 19 yaşındaki bir kızımızın itirazına maruz kalmıştım. Konu tarihimiz idi. Çocuğumuz, aldığı yanlış bilgiler sebebiyle Türklerin Osmanlı dan sonra ortaya çıktığını, ondan önce Türk diye bir milletin olmadığını söylüyordu. Devlet ile milleti karıştırmaktaydı. Bunun üzerine, onun da bulunacağı bir derste, dünya Müslümanlarının dinlerini Türk milletine borçlu olduğunu anlatmaya karar verdim. Çocuklarımız, atalarının çok mühim hizmetlerini bilmiyorlar, onları yeterince tanımıyorlardı. Kızımıza, Bu konuyu senin için seçtim. Türklerin ne kadar eski bir millet olduğunu ve İslâm âlemine yaptığı büyük hizmetleri anlatacağım dedim. Konu başlığını, ARAP ÇÖZÜLMESİ VE YETİŞEN TÜRK- LER olarak koymuştum. Dersin sonunda kızımız, Ben artık öyle düşünmüyorum, siz anlattıktan sonra gerçeği öğrendim dedi. Duygulandım ve gençlerimizin zihinlerinin ne kadar berrak olduğunu, gerçekleri görünce körü körüne inat etmediklerini görerek sevindim. Böyle gençler çok şey öğrenir; bildiğinden şaşmayan ise bildiği ile kalır. Yukarıda belirttiğim zavallıların avladığı bazı gençlerden, «Türk milletinden çok bahsediyor, benim bağlandığım insanları sevmiyor diye dersi terk edenler oldu. Bu da en büyük üzüntüm... Bahsettiklerim sanki, kendi ataları değil de caniler, zalimler, insanlık düşmanları... Kendileri de idealist(!) ya... Tarih dersi veriyorum. Kendi milletimi bırakıp, Türk çocuğuna Alman veya Amerikan tarihi verecek değildim herhalde... Yeni bir ders yılı başlarken bir dernek yöneticisi, «Hocam, bazı veliler Türklükten çokça bahsetmenden rahatsız oluyor demişti. Asıl rahatsız olanın kendisi olduğunu da biliyordum. Zavallılar! Araplardan, İranlılardan bahsetsem bu tepki gelir miydi acaba? Bu ne Bu, «yal yediği çanağa pisleyen hainler güruhunun yaygarasına bakıp da Türkiye bunlardan ibarettir zannedilmemeli İnsanımızın kahır ekseriyeti vatansever ve milliyetçidir. sakim akıl! Nasıl da kendi kılıçları ile kendi başlarını kesiyorlar! Dünyanın başka bir yerinde de kendi milletine düşman yapılmış insanlar var mıdır acaba? Ben Almanya da milletine ve devletine kayıtsız kalan Alman a rastladım; ama düşman olanını görmedim. BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ 1980 öncesinde, «Türklerle Araplar savaşsa, Arapların yanında yer alırım diyen şuursuzlar ve Kızıl Ordu (Rus Ordusu) Türkiye ye girse kapılarımı açarım diyen hainler vardı yılında, ihanetlerinden dolayı sürgünle karşı karşıya kalan Ermenilerden 500 bini Türk ismi alarak Müslüman(!) olmuş. Bir o kadar da Rum ve Yahudi din değiştirip(!) Türk ismi almış. Aramızda Müslüman gibi dolaşıp insanımızı Türklüğe düşman edenler herhalde o dönmelerin, nankörlerin torunlarıdır; bu ise bir gizli ırkçılıktır. Bu dönme ve devşirmelere ilâveten Türk düşmanlığı yarışına katılan çok sayıda nankör de var. Bunlar son on yılda iyice şımardılar, azdılar. Devletimizin en 18

19 Gençlik Dergisi zor günlerini yaşadığı 19. yüzyılda, vahşi Hıristiyan sürülerinden kaçarak memleketimize sığınan, bizim de kucak açıp en güzel yerlere yerleştirdiğimiz dindaşlarımız da, işin nereye varacağını hesap etmeden, emperyalist devletlerin oyununa gelerek ihanet dokumaktadırlar. Bir başka ihanet merkezi de, Avrupa ve Amerika nın emri ile devletine silâh çekenler... Garip değil mi? Başka devletlerin emri ile kendi devletine isyan ediyor. Bu nasıl bir ruh hali? Bir Müslüman devletin hür ve eşit mensubu olmak yerine, Hıristiyan Batı nın kölesi olmak onlara hoş geliyor. Hakları gasp ediliyormuş da, vuruşa vuruşa onu elde edeceklermiş!.. Hoş, idarenin ihanete varan gafleti ve dış güçlerin desteği sayesinde epeyce de mesafe aldılar. Bu, «yal yediği çanağa pisleyen hainler güruhunun yaygarasına bakıp da Türkiye bunlardan ibarettir zannedilmemeli İnsanımızın kahır ekseriyeti vatansever ve milliyetçidir. Onların hakkını teslim etmek de boynumuzun borcu... Bu vatan hepimizin... Soy özürlülerin Türk düşmanlığını anlamak zor değil de; bu mübarek milletin nimeti ile beslenen, her yönü ile bu toprağın insanı olan zekâ özürlülere ne demeli? Bunların ne adına kendini inkâr ettiğini anlamak mümkün değil. Bu zavallılara ancak acınır. On yıl kadar önce, Türk düşmanlığını iman haline getiren cemaatin arasına katılmış böyle bir delikanlıya, «O Türk düşmanlarının arasında senin işin ne? diye sormuştum da bana, Hoca ben Türk değilim demişti de dip dedesini -topal olduğu için kaçamadığından- Fatih in askerleri yakalayıp sünnetleyerek Müslüman etmiş... Adam, Türkçeden başka dil bilmiyor. Aradan 530 sene geçmiş, kendisini halâ Türk hissedemiyor; ama Türk devletinin her nimetinden fazlasıyla istifade ediyor. Ne yaparsın, tencere yuvarlanıp kapağını, b.k yuvarlanıp topağını buluyor işte... Ey Sultan Fatih! Neler ettin sen böyle? İstanbul u aldın, Avrupalıları bize düşman ettin, Peygamber müjdesine mazhar oldun, soy özürlüleri kıskandırdın. Ermeni, Yahudi, Rum cemaatlerini adam yerine koyup dinlerini yaşamalarına imkân verdin; şimdi torunları gözümüzü oymaya kalkıyor. Kaçamayanları yakalatıp Müslüman ettin, torununu öfkelendirdin ve Türk düşmanı yaptın; bıraksan da o topal dedesi kıpkızıl gâvur kalsaydı ya!.. KERKÜK ÜN YETİMİ Dünyaya gelmeden de anlıyor, yanıyorum; Babamı vuranları doğmadan tanıyorum. Senin feryatlarını duymadım sanma anne! Beni doğurup bir de acıma yanma anne! Çünkü benim Türk olmam suçtur onlara göre, Bu yüzden vuruyorlar Türk ü göz göre göre. Türk düşmanı dünyaya doğurma beni anne! Babamın kanı ile yoğurma beni anne! Kini kahkahasına dolarken o adamın, Şehadeti dilinde yarım kaldı babamın. Babam adımı Göktürk koyacaktı ya hani, Şimdi adım ne benim? Kerkük ün yetimi mi? Anne doğurma beni, işte sen de gördün ya; Katledilirken ırkım, seyreyledi kör dünya. Sehpaya çekilirken, yanarken Türkmeneli, Tutmadı elimizi bir vefalı dost eli. Türk düşmanı dünyaya doğurma beni anne! Babamın kanı ile yoğurma beni anne! Betül ÖVÜNÇ 19

20 Seyit Ali ERGEÇ TYRKEN Türkiye de uçak üretimi devlet imkânlarıyla 1925 yılında başlamıştır. 1. Dünya Savaşı nın enkazında kalan Almanya, işsiz kalmış yetişmiş uçak mühendislerinin bilgi ve becerilerini korunması için imkânlar araştırır. Bu dönemde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti nin başında ileri görüşlü Mustafa Kemal ATATÜRK vardır. İki ülke arasında zaten var olan iyi ilişkiler, uçak üretimi konusunda bir anlaşma ile sonuçlanır tarihinden sonra Alman mühendislerin desteği ve Polonya daki savaştan kaçan mühendislerin de katılımı ile uçak üretimine başlanır. Türkiye de 6 ayrı yerde koordineli bir şekilde yerli imkânlarla 1952 yılına kadar değişik tipte olmak üzere 16 tip uçak tasarlanmış ve 126 adet uçak üretilmiştir. Bu üretime lisansları nedeniyle yurtdışına gönderilen uçaklar da eklenince 498 uçak ve 198 plânör imal edildiği değişik kaynaklarda geçmektedir. Bu üretimin sadece Kayseri de üretilen kısmı; toplamda 236 Alman, 54 Amerikan, 67 Polonya, 102 İngiliz olmak üzere genel toplamda 459 uçak ve Türk Hava Kurumu için 29 plânör üretilmiştir. O yıllarda uçak üretiminde özel sektör bile büyük gelişme kaydetmiştir. Biz öyle bir milletiz ki 14 Ekim 1930 da tamamen yerli imkânlarla uçmayı başaran Vecihi Hürkuş un uçağının ruhsat müracaatı için devlet Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir cevabını vermesine rağmen azim ve isteğini yitirmeyen bir milletiz. Türk halkı böyle bir başarıya imza atarken ne Amerika da Boing ne de Avrupa da Airbus uçak fabrikaları vardı. Ancak yıllar sonra Amerika uçak sanayinde çalışanların, Türkiye den ülkelerine dönmek üzere ayrılan Polonyalı mühendislerin olduğu geç de olsa anlaşılmıştı. Türkiye, tarihinde uçak ihraç etmiş bir ülkedir. Yıllarca Danimarka da ambulans uçak olarak hizmet veren ve Danimarka daki adı Türkler anlamındaki Tyrken olan millli uçağımız bize bu onuru yaşatmıştır. Tyrken, Ankara Etimesgut taki uçak fabrikasında tamamen Türk mühendis ve grafikerler tarafından tasarlanmış bir uçaktır. Ürdün, Hollanda, İsveç ve Danimarka ya ihraç edilmiştir. Danimarka da özellikle hava derecesinin çok düşük olduğu kuzey kutbuna yakın tipi ve karlı bölgelerdeki manevra kabiliyeti ve teknik özellikleri nedeniyle 1961 yılına kadar kullanılan tek uçaktır. THK 5 adı ile lisansı alınan uçak; iki motorlu, ahşap kanatlı, çift dümenli, 650 km mesafe uçabilen; 2 pilot, bir doktor ve iki hasta taşıma kapasitesine sahip bir ambulans uçaktı. Bazen bir mahkûmun naklinde, bazen broşür dağıtmada, asıl amacı olarak da ambulans hizmetin de kullanılan bu uçak ekonomik ömrünü tamamladıktan sonra Türkiye deki diğer kardeşleri gibi yakılarak yok edilmiş ve bu hazin son kaderi olmuştur. ABD Marshall yardımlarıyla çökertilen uçak sanayimiz için trajik bir diğer konu da THK 13 modeli uçan kanat olarak tasarlayıp 1948 üretimini yaptığımız bir planörün 33 yıl sonra 1981 yılında Körfez Savaşı nda hayalet uçak olarak karşımıza çıkmasıdır. Bu ülkenin kurucu iradesini zaman zaman küçümsemek veya tartışmaya açmak kimseye fayda sağlamaz. Yapılanları anlamak ve daha iyisini yapma istek ve iradesini ortaya koymak belki de daha büyük anlam ifade edebilir. Geleceğimiz olan nesillerimize millî benlik ve aidiyet duygusunu aşılamak hepimiz için bir görevdir. Millet olarak içimizdeki sevgi, dağarcığımızdaki bilgi ve başarma inancı meselelerin çözümünde anahtar niteliğindedir. Yeter ki bu gayreti ortaya koyalım. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur Ne mutlu Türk üm diyene! 20

21 Gençlik Dergisi İsmail BOZKURT BİR HASRETİN HİKÂYESİ Bu hikâye, 1970 ile 1975 yılları arasında Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü ne bağlı Isparta ilindeki okullarda çalışırlarken 1975 Mayısından itibaren Türkiye sathına dağılarak görev yapan bir gurup ülkücü öğretmenin hikâyesidir. Suretleri farklı fakat siretleri aynı olan bu ülkü erlerinin asıl hikâyeleri «Korkut Koca namlı İsmail Bozkurt un yayımlanmamış Göller Bölgesi Hatıraları adlı kitabında anlatılmaktadır. Bunlar birbirlerini her zaman mektup, telefon, telgraf vs. ile takip etmişlerse de çoğunluğu bu yıl (2014) haziran ayına kadar yüz yüze gelmemişlerdir. Ekibin bir kısmı tam 39 yıl sonra Eskişehirli bir Türkmen ağası olan Nuh Ünsal ın çağrısı üzerine buluşmak, görüşmek, dertleşmek ve emek verip ter döktükleri Türkiye nin hâlini anlayıp anlatmak üzere 23 Haziran 2014 günü Eskişehir de buluşmuşlardır. Bin dokuz yüz yetmiş beşin Rebiü l-evvel ayında. Bir uç beyi haber saldı: Toplanın mayıs sonunda.. Doğu, batı, güney, kuzey. Erzurum dan tâ Konya ya. Bir ulakta çıkageldi, Gül diyarı Isparta ya. Eğitimde tufan olmuş, Devlet aygıtı tekliyor. Dil bozuk, hayal yabancı, Türk genci hizmet bekliyor. Kırk yiğitten dokuzunu, Önce gönderip ileri. Hizmet hızlı ulaşmalı, Bekleyelim gelenleri. Hizmet bekler Anadolu, Gönderiyor gelenleri. Türkiye nin dört yanında, Buluştu ülkü erleri. Şehir küçük, duygu büyük. Dostluk, sanmayın sıradan. Bir dokuz da çıkageldi, Gül diyarı Isparta dan. Bu dokuz öyle dokuz ki, Hepsi gönülden bağlıydı. Kimi er, kimi komutan; Dokuz da evdeşi vardı. Her biri bir yerden gelmiş, Bu Isparta erenleri. Bu ne biçim bağlılık ki, Şaşırtıyor görenleri. Eşin alan ayrı düştü, Bu ne ki? diyen olmadı. Gönül bağlarından başka, Tutacak bağı kalmadı. Bir endiler, bir çıktılar; Türlü çileler çekmekten. Buluşmak nasip olmadı, Bir gün çalıp da felekten. Herkes bir tarafa gitti; Yerleştiler iyi kötü. Önayak olmalı biri, Bitirmeli bu hasreti. Herkes karışmış toruna, Öte yakın olmuş beri. Koca koca adam olmuş, Kucaktaki bebekleri. Zaman çok uzadı dostlar! Ölüm çökmeden ensene. Buluşalım; geçen zaman, Üç on bir de dokuz sene. Ne kadar ayrı düşseler, Yitirmediler özünü. Sesleri aynı kalsa da, Görmeliydiler yüzünü. Bu yıl haziran ayında, Biri birden bir ün saldı, Akıldane dedikleri, Kadimşehirli Ünsal dı 21

22 Yeter artık tükeniyor, Yüz yüze görmek muradı. Elde etmek gerek deyi, Önce Korkut u aradı. Birbirinin sözün kırmaz, Yeter ki tutarsa dizi. Korkut Koca yla Nuh Ünsal, Onlar: Düşünce ikizi. Beklenmedik bir saatte, Bir gün bir telefon çaldı. Kimsin? demeye gerek yok, Karşıdaki Nuh Ünsal dı. Sanki nefes almadılar, Selâm kelâm ve hâl-hatır. Gelip geçen olayları, Konuştular satır satır. Hâl-hatır, selâmdan sonra, Nuh dedi Korkut Koca ya: Yirmi üç Haziran günü, Buyurun bizim obaya. Baştan sana haber verip, Öbürlerin bekliyorum. Ölüm hariç, bir bahane, Sakın kabul etmiyorum. Duygulandı Bozkurt hoca, Ne güzel olur! diyordu. Yol uzun, kendisi yorgun; Gözü fazla yemiyordu. Kendi kendine düşünüp, İnşallah olmaz zararım. Döndü tekrar Nuh Ünsal a, Yirmi gün sonra ararım. Korkut Koca darbe yemiş, Hem döşünden hem gözünden. Vaz geçmesi mümkün değil, Nuh a verdiği sözünden. Yirmisi geldiği vakit, Telefon açıp aradı. Geliyorum dostum deyip, İlâçların torbaladı. Kayseriden yola çıktı, Yirmi ki saat altıda. Karşıda bekleyen dostu, Zerikler durur uykuda. Biri bekler, biri gelir; Böylece tüketti yolu. Endi valiz alacaktı, Sardı onu dostun kolu. Seslenerek sardı onu, Sakın başkası sanmasın. Başka güman bırakmadan, Nuh un geldiğin anlasın. Seslenmeden yürürlerken, El kaldırıp selâm verse. İkisi de birbirini, Tanımaz sokakta görse. Tepesinde yaylaların, Gün vurdu karlar eridi. Bunlar sefere çıkarken, Fidan gibi gençler idi. Yüz yüze geldiği anda, Birden epeyce şaştılar. Sarılarak birbirine, Uzun süre bakıştılar. El ele tutup koşsalar, Demen Burda ne oluyor?, Biri göğsünü tutarken, Öbrü omzundan soluyor. Birkaç ameliyat birden, Bu geçmişin hikâyesi. Alınmış fazlalık gibi, Hepsinin safra kesesi. Şimdi ne düşünür onlar? Sorun bakalım bir kere. Güçlü bir emir alsalar, Yine çıkarlar sefere. Başladılar toplanmaya, İlk gelen Korkut un sesi. Toplanılan mekân ise, Ünsal ın malikânesi. Her şey sadelik içinde, Sofralarda zengin mönü. Güler yüzlü hoca hanım, Karşılıyor gelenleri. Yatmadılar oturdular, Dağı taşıdılar dağa. Bir de baktık çıkageldi, Yörük beyi Bayram Ağa. Ekibin en kocasıydı, Tanımaz kimse Yörük ü. Nuh Ünsal ın lûgatinde, Adı, ünlü Türk büyüğü». Güler yüzlüdür her zaman, Kimsede görmez ayıbı İki darbe birden aldı, Hem felç vardı, hem can kaybı. Neşesini kaybetmemiş, Güler karşılar herkesi. Hani Coşkun, nerde Cengiz? Dışardan duyuldu sesi. «Bir zamanlar kaptanımdı, Gelmedi mi Soner Turhan? Onu sormaya gerek yok, Hazır kuvvetim Ömer Han?» Herkesi tek tek sorarak, Gelenleri kucakladı. Daha gelmedi mi diye, Gözü Mevlüt ü aradı. «Bekir Mavi, Emin Deniz Çıkmaz mı bunlar sokağa? Hani daha gelmedi mi, Mehmet Zengin, Himmet Ağa?» Korkut Koca düşünüyor: «Görüşme nasıl olacak?» Geçmiş ile geleceği, İki güne sığdıracak. «Herkes sözün tamamlasın, Duvara assın eleği. Yoldakiler tamam olsun, Konuşuruz geleceği. Sohbet balkonda sürecek, Çıkalım artık salondan.» Hatice Sultan yanında, Ömer Han geldi Bursa dan. Sarmaş dolaş, hoş muhabbet; Herkesi tek tek taradı. «Nerde benim aziz dostum?» Deyip Cengiz i aradı. «Biraz sonra Mevlüt gelir, Artık son verelim düne. Purograma başlayalım, Cengiz Coşkun başka güne.» 22

23 Gençlik Dergisi Dediler: «Bir kural koyup, Konuşturalım herkesi. Ülke genelinde nasıl, Şu memleket meselesi?» Derhal konuya geçildi, Eller defterli kalemli. Ne yaptığın bilir herkes, Bunlar eskiden talimli. «Çay, kahve hazır! deyince, Vakti biraz o bölüyor. Namazınki uzun değil, Herkes seferî kılıyor. Değerler alt üst oluyor, Bayrak sembol ve andımız. Haine dokunur oldu, Beş bin yıllık Türk adımız. Kutsalları kucaklayıp Harcıyorlar eğlenceye. Dom dom kurşun sıkar gibi Dalda ki garip serçeye. Dünkü dostu düşman seçmiş, Bu gün gelmezse işine. Allah, Kur an silâhıyla, Vuruyor din kardeşine. Bir gariplik daha var ki, Bu yanlışlar yol alıyor. Gaflet uykusunda sarhoş, Herkes maşallah çalıyor. İnsan çabuk değişiyor, En büyük hedef ihale. Bir türlü akıl ermiyor, Nasıl gelindi bu hâle? Dini pazara çeker de, Kucaklar dünya nimeti. Demiyor mu kutsal kitap Satılmaz Allah âyeti? Ulaşmamız gerek halka, Anlatmalı bildiğini. Çılgın tüccarın elinden, Kurtulmalı İslâm dini. Etrafta dost bırakmadık, Morali bozuk ordunun. Allah zeval göstermesin. Düşmanı çok Türk yurdunun. Çağı iyi okumalı, Devletsiz olmaz hürriyet. Haine güvence için, Ayak altında milliyet. Bu ikilik neyin nesi? Düşman seçersin devleti? Millet diyorsunuz; ama Neden değil Türk milleti? İki gece, iki gündüz Durmadan çene yordular. Yaylaya atıp özlerin, Felekten bir gün çaldılar. Otağ kurulmuş ortaya, Yükselmiş bayrak direği. Diğer çadırların hepsi, Sıralı, töre gereği. Duvar yıktık, helik seçtik; Yaşadık burda töreyi. Bu duyguyu yaşatansa, Gençlerden bir Yörük beyi. İki gün kapalı kaldık, Hoş geldi dağın havası. Hoca hanım Karamanlı, Nuh Ünsal, Türkmen ağası. Gelmişti ayrılık vakti. Bilet hazır, belli yeri. Herkes geldikleri yere Sırasıyla döndü geri. İlk gelen Korkut Koca ydı; Son giden de o olacak. Saat yirm ikiden sonra, Acep nasıl ayrılacak? Arkaya bakmadan gidin, Ayrılmak gerek buradan. Nuh Ünsal, Kadriye Hanım, Onlar ayrıldı perondan. Ayrılırken görmeyecek, Sıkıca tuttu nefesin. Ve böylece tamamladık, Bir hasretin hikâyesin. Türk İslam âleminin mübarek Ramazan Bayramı nı kutlar herkese sağlık, mutluluk ve esenlikler dileriz. Derneğimizde bayramlaşma, bayramın üçüncü günü (30. Temmuz. 2014) saat, da yapılacaktır. BİLGİYURDU GENÇLİK EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ 23

24 SEVERİM ÜLKEMİN İNSANLARINI Mehmet PUSAT Severim ülkemin insanlarını: Helâl rızık peşinde koşanları. Vakit geçirmek için değil üretmek için çalışanları Motorcuları, kaportacıları, tornacıları Sarılmak isterim onlara, varsın kirli olsun giysileri. Tezgâh başındaki işçiyi, direksiyon sallayan şoförü, ekin biçen köylüyü, proje yapan mimarı, kendini vere vere ders anlatan öğretmeni severim. Şehir uyanmış. Duraklar insan dolu Servisler vızır vızır Kepenkler açılıyor. Her yer de bir telaş, bir hareket. İş yerine ulaşmaya can atıyor memurlar. Gecikmek olmaz. Bu hengâmede kırmızı ışıkta duruyor, gişe önlerinde sıraya giriyorlar. Sıra-saygı, kural-kaide bilen bu vatandaşları severim. Otobüslerde, tramvaylarda kitaplarıyla, sırt çantalarıyla görürüm onları. Üniversitede öğrencilerimiz Hangi şartlarda okuyorlar, olanakları var mıdır yok mudur? Onları düşünürüm. Ne zaman bir ilkokula gitsem göğsüm kabarır. Kuş cıvıltısı gibidir sesleri. Çoklukları, neşeleri gururlandırır beni. Hele al bayrak önünde İstiklâl Marşı nı söyleyişleri, içtenlikleri Başlarında vakur öğretmenleri Milletimin sırtı yere gelir mi? Ne zaman otobüse, tramvaya binsem yer veriyorlar bana. Yaşlıyım ya. Bazen üzülüyorum: Belki yorgun bir işçi, uykusuz bir öğrencidir. Yine de yer veriyor. Temiz süt emdiği bellidir. Bir gün rahmetli Türkeş, Türk töresi nedir, diye sormuştu bize. Bir şeyler söyledik ama o, yeterli görmedi. Sonra kendisi, yavaş yavaş, tane tane şunları söyledi: Birincisi, küçüklere sevgi, büyüklere saygıdır. İkincisi, başkalarının hak ve hukuklarına riayet etmektir. Üçüncüsü, tertipli-düzenli olmaktır. Dördüncüsü, her insanın kişiliğine saygı göstermek ve asla baskı yapmamaktır. Beşincisi, ekmeğini helâl yoldan kazanmaktır. Can kulağımla dinlediğim için bu sözleri hiç unutmadım. Bir ihtiyar vardı köyümüzde. Bütün işi yolları temizlemekti. Güneş altında usanmadan çalışırdı, bir karşılık beklemeden. Çocuktum, hiç sormadım, neden diye. Ancak, şimdi idrak edebiliyorum: insana hizmet, Hakk a hizmettir. O ihtiyar amca, imanın gereğini yapıyormuş. İşte ben, böyle şamatasız, gürültüsüz, reklâmsız hizmet edenleri severim. Güzel mi güzel bir vatanda yaşıyoruz. Taşı toprağı bana altın, suyu zemzem Onu nasıl kıyıp kirlete biliyoruz? Bir kibrit çöpü atmaya kıyamam ben. Bu topraklar için toprağa düşenleri düşünürseniz, siz de atamazsınız. Bir tarihte Dr. Mevlüt Merzan, eşi Dr. Emine Hanım, üçümüz otomobilleriyle Ankara ya gidiyoruz. Elma, muz almışlar, yiyoruz. Muz kabuklarını koyacak yer bulamadım. Aracın kirlenmesini istemediğimden camı açıp dışarıya fırlatıverdim. Bir gaflet anı Emine Hanım nasıl ayıpladı beni nasıl. Hâlâ utanıyorum ve aldığım dersi unutmuyorum. Vatanımı seviyorum sözünü çok duyarız. İyi de göster kardeşim sevdiğini. İcraat nerede? O lâfın vatana bir faydası var mı? Ne üretiyorsun onu söyle. Meselâ, bir kişiye bile olsa bir iyiliğin olmuş mudur? Yoksa hep bana, hep bana diyenlerden misin? Vatan, topraktan ibaret değildir. Vatan, toprak üzerinde var olan bütün canlı ve cansız varlıkların bütünüdür. İnsan, maden, çiçek, kurt, kuş, ırmak, dağ bayır hepsi bu kavramın içindedir. Dolayısıyla vatanını seven, vatanın dağını, ırmağını, bitkisini de sevecektir. Madenleri, bitkileri yabancılara peşkeş çekmeyecektir. Vatanı Mehmetçik gibi seveceksin. Bir heykel misali sessiz, soluksuz, gözlerini kırpmadan nöbet tutan Mehmetçik, nasıl görev yapılacağının bilincindedir. O, benim kahramanım, övüncümdür. Sevgiden daha ileri ona hayranlığım vardır. Türk ü Türk yapan bütün değerleri severim ben. Açları doyuran, çıplakları donatan Oğuz beylerini, sinsin oynayan Avşar yiğitlerini, Elazığ ın gakgoşlarını, Erzurum un dadaşlarını, Karadeniz in reislerini, Ege nin efelerini, Torosların Yörüklerini, zulme baş eğmeyen Köroğlu benzeri koçları severim. Türkülerimiz, şarkılarımız, masallarımız, destanlarımız, fıkralarımız ne güzeldir. Onları söyleyen, anlatan dilleri severim. Gönül adamlarımız vardır, karıncayı bile incitmezler; kem söz nedir, bilmezler. Ahmet Yesevî nin, Yunus un soyundan gelmişlerdir. Kadir Tanrı m kurutmasın bu soyu. Anne ile kızının, baba ile oğulun, askerlik arkadaşlarının sohbetleri tatlı mı tatlıdır. Çünkü, sözler gönülden dökülür. Sadece gözümüzü değil gönlümüzü de açalım dostlar! Gönül gözüyle bakarsak, sevilecek ne çok şey olduğunu görürüz ülkemizde. Sevebiliyorsak eğer, hayatın tadı onlardadır. Yoksa hayatı zehir ederiz kendimize. Kinle, nefretle bir ömür nasıl geçer? Kin ve nefretin omuzlarımızdaki yükünü atabilmeli, yüreğimizdeki pasını silebilmeliyiz. Bunun için Allah ın verdiği sayısız nimetleri hatırlamak ve onlardaki güzellikleri seyre dalmak yeterlidir. 24

25 Gençlik Dergisi Mehmet KILINÇ ANAYASAMIZ VE MİLLİYETÇİLİK - 1 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nın Başlangıç kısmında: Türk vatanı ve milletinin ebedî varlığını ve yüce Türk devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve mânevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde ; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun bu anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak anayasa ve kanunlarda bulunduğu; Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve mânevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve maddî ve mânevî varlığını bu yönde gelştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve yurtta sulh, cihanda sulh arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere; TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN demokrasiye âşık Türk evlâtlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. denmektedir. Anayasanın maddeler halinde sıralanan bütün hükümleri, buna dayanılarak çıkarılan bütün kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgeler Anayasanın başlangıç kısmında belirtilen esaslara aykırı olamaz, hiçbir anayasa maddesi bu esaslara aykırı şekilde yorumlanamaz. Her kanun, her icraat bu anayasanın başlangıç kısmında belirtilen bakış açısına ve milliyetçilik anlayışına uygun şekilde yorumlanıp uygulanır. Anayasamız: 1. Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğu nu; 2. Anayasa maddelerinin ve buna bağlı olarak çıkarılan kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelerin Atatürk ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda yorumlanmak mecburiyetinde olduğunu; 3. Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve mânevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ni çok açık ve kesin bir dille ifade etmektedir. Bütün bu âmir anayasa hükümlerinin temel kaynağı olan Atatürk ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ile onun ilke ve inkılâpları nın bilinmesi, anlaşılması şarttır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu olan ve Cumhuriyet Türkiye sine damgasını vuran Atatürk ü anlamak, onun düşünce yapısını kavramak için onun icraatını bir bütün olarak ele almak gerekir. O zaman görülecektir ki Atatürk ün düşünceleri bazı prensipler etrafında toplanmaktadır. Bunlar milliyetçilik, inkılâpçılık ve lâiklik tir. Atatürk ilkeleri olarak bilinen cumhuriyetçilik, halkçılık ve devletçilik bu üç prensiple yakından ilgilidir ve kolayca bu prensiplere bağlanabilir. Onun için biz burada Atatürk ün düşüncelerinin ve icraatının temellerini teşkil eden bu üç prensipten hukuk la ilgili olan laiklik, hukukçuların ihtisas alanına girdiği için onu hukukçulara bırakacağız ve bu yazımızda milliyetçilik ve inkılâpçılık üzerinde durmaya çalışacağız. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Atatürk Devrimleri 1. Milletlerarası Sempozyumu nda sunduğu tebliğine: Atatürk ün çeşitli yönlerinden birini diğerine bağlayarak bir sentezini yapmak istediğimiz vakit bulabileceğimiz en hâkim vasfı Türkçülüğü ve milliyetçiliğidir. diyerek başlar ve sonra da: Millet, gene millet, daima millet; Millî Mücadele, TBMM, Millî Kurtuluş Savaşı, Millî irade, millet egemenliği ve nihayet millî eğitim ve millî kültür davası İşte Atatürk ün dilinden düşmeyen ve ölümünden beş yıl önce onu Ne mutlu Türk üm! diye sesi kısılırcasına haykırtan slogan hep bu. diyerek birbiriyle ilgili birçok kavramı sıraladıktan sonra : Mustafa Kemal gibi bir akıl adamına bu coşkunluk, bu etrafa meydan okurcasına direniş nereden geliyordu ve son günlerinde Türk milleti dünyanın en asil soyudur. inancını ona kim vermişti? diye sorar. Elden giden vatan topraklarının eski Türkiye haritası 25

26 üzerinde yeri bulunamayınca, devletin aczinden ayni dille yanıp yakınanların yaşaran gözlerinin ayni hınçla dolu olduğunu ifade eden Yakup Kadri, Mustafa Kemal in ise yalnız bu hınçla kalmayıp ilk fırsatta bunu bir tepki haline koymuş olmasını anlamlı bulur ve şöyle devam eder: Devlet düşkünü bir milletin kalbini kemiren bir aşağılık duygusu kompleksi ihtilâl tarihlerinde başa geçenlere umulmadık bir dinamizm veren duygu da yarıdan yarıya asıl budur ve Mustafa Kemal i Atatürk yapan etkilerin başında bu gelir ve yalnız ona masal tabirlerine göre yedi düvele karşı savaşmak ve yeni bir devlet kurmak hamlesini vermiştir. Çünkü Atatürk ün milliyetçiliği hudutsuz bir gurur, hudutsuz bir izzet-i nefis idi. Yaradılış itibariyle dünyada her şeye karşı hoşgörülü ve kalender denecek kadar rind olan bu adam, o hissine dokunulduğu zaman büsbütün tanınmaz bir hale girer; kızgın, mutaassıp bir lider kesilirdi. [1] Atatürk ün hayatı incelendiği zaman görülecektir ki büyük Türk fikir adamı Ziya Gökalp ın onun üzerinde inkâr edilemeyecek derecede tesiri olmuştur. Bizzat Atatürk bu gerçeği bir yabancı gazetecinin sorusuna verdiği şu cevapta açıkça belirtir: Hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalp tır. Atatürk Samsun a çıktıktan üç gün sonra İstanbul da Sadaret (Başbakanlık) makamına yazdığı 22 Mayıs 1919 tarihli raporda kurtuluş hareketinin birliğe, millî hâkimiyete ve Türk milliyetçiliği fikrine dayanacağı nı dile getiriyordu.[2] A. Afetinan ın naklettiğine göre Atatürk, bir konuşmasında: Bizim milletimiz, milliyetinden tegafül edişin (bilmezliğe gelişin) çok acı cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu dâhilindeki akvam-i muhtelife (muhtelif kavimler/milletler) hep millî akîdelere sarılarak milliyet mefkûresinin kuvvetiyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden koğulunca anladık. Kuvvetimizin zaafa uğradığı anda bizi tahkîr, tezlîl ettiler. Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmaklığımızmış. [3] Atatürk e göre Milletin idâme-i mevcudiyet için (varlığını devam ettirmek için) efradı (fertleri) için düşündüğü rabıta-i müştereke (ortak bağlar), asırlardan beri gelen sekil ve mahiyetini tebdil etmiş (değiştirmiş), yani millet, dinî ve mezhebî irtibat yerine Türk milliyeti rabıtasıyle efradını toplamıştır. [4] Türk milliyetçiliğinin esaslarını belirlemek Mustafa Kemal in üzerinde ısrarla durduğu bir husustur. Memleketin siyâsî kadrosunu teşkil etmek maksadıyla 1923 Ağustosunda kurduğu Cumhuriyet Halk Fırkasının İkinci Büyük Kongresinde 22 Ekim 1927 günü kabul olunan nizamnâmenin 1. maddesinde Fırkanın cumhuriyetçi, halkçı ve milliyetçi olduğu açıklandıktan sonra 4. maddede milliyetçiliğin Türk dilini ve Türk kültürünü bihakkın tamim ve inkişaf ettirmek i gerektirdiği kaydolunmuştur. Cumhuriyet Halk Fırkasının 1931 Mayısında toplanan 3. Büyük Kongresinde ise konu daha etraflı bir şekilde ele alınmış ve Türk milliyetçiliği Bütün muasır milletlerle bir ahenkte yürümekle beraber, Türk içtimâî hayatının hususî seciyesini ve başlı başına müstakil hüviyetini mahfuz tutmayı esas sayar. cümlesiyle açıklanmıştır.[5] Atatürk ün inandığı millet mefhumu Ziya Gökalp ın telâkkisinden farksızdır. Gökalp, milleti şöyle tarif ediyordu: Millet, lisanen müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden mürekkep bulunan harsî bir zümredir. Atatürk ise milleti Dil, kültür ve mefkûre birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasî ve içtimâî heyet olarak anlıyordu. Bugün Türkiye yi eyaletlere, Türk milletini 36 etnik gruba bölmeye çakışan gafil ve hainlerin yıllar öncesindeki seleflerine de şöyle diyor: Bugün Türkiye yi eyaletlere, Türk milletini 36 etnik gruba bölmeye çalışan gafil ve hainlerin yıllar öncesindeki selefleri için de şöyle diyor Atatürk: Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep aynı cevherin damarlarıdır. Bu damarlar, birbirini tanısın. Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelik çabalar boğulmaya mahkûmdur. Türk milleti kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir topluluk değildir. Bugünkü Türk milleti siyasî ve içtimaî camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir yapmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlâka, hukuka sahip bulunuyorlar. Bugün içimizde bulunan Hristiyan, Musevî vatandaşlar, mukadderat ve talihlerini Türk milletine vicdanî arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine yan gözle, yabancı gözüyle bakılmak, medeni Türk milletinin asil ahlâkından beklenebilir mi? Atatürk, Türkçe konuşan ve kendini Türk hisseden her şahsı Türk saymıştır. Onun milliyet anlayışı toprak ile sınırlanmamıştı. Bu yüzdendir ki Türkiye dışında kalmış Türklerle yakından ilgilenir, Türkiye ye sığınan Türklerden hiçbir yardımı esirgemezdi. Prof. Abdulkadir İnan ın anlattığına göre Atatürk, dış Türkler konusundaki düşüncelerini şöyle açıklıyor: Rusya dan bize sığınan (Türk) siyaset adamları soydaşlarımız, kardeşlerimizdir. Dünyanın gittikçe karışan ve gittikçe tehlikeli bir istikbale yönelen tutumu muvacehesinde bizim durumumuza hususî bir önem vermelerini beklemek hakkımızdır. Şunu da takdir etmeleri lâzımdır ki Türk milleti Kurtuluş Savaşından beri, hatta bu savaşa atılırken bile mahkûm milletlerin hürriyet ve istiklâl davalarıyla ilgilenmeyi, o davalara müzaheret etmeyi benimsemiştir. Böyle olunca kendi soydaşlarının hürriyet ve istiklâllerine kayıtsız davranması elbette tecviz edilemez. Fakat milliyet davası şuursuz ve ölçüsüz bir dava şeklinde mütalâa ve müdafaa edilmemelidir. Milliyet davası siyasî bir mücadele konusu olmadan önce şuurlu bir ülkü meselesidir. Şuurlu ülkü demek, müsbet ilme, ilmî usullere dayandırılmış bir hedef ve gaye demektir. O halde propagandalarda müsbet usullere müracaat etmek esastır. Hareketlerin imkân sınırları ve sıraları mutlaka hesaba katılmalıdır. Türkiye dışında kalmış olan Türkler ilkin kültür meseleleriyle ilgilenmelidirler. Nitekim biz Türklük davasını böyle bir müsbet ölçüde ele almış bulunuyoruz. Büyük Türk tarihine, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal ötesindeki Yakut Türklerinin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz. Görülüyor ki Atatürk Türk milletini bir bütün olarak ele almakta, bütün dünya Türklüğünün kültürce birleşmesini hürriyet ve istiklâllerine kavuşmaları için imkân dâhilinde çalışılmasını istemektedir. 26

27 Gençlik Dergisi TÜRKİYE NİN IŞİD İLE İMTİHANI Ahmet MUHTAROĞLU IŞİD ( Irak Şam İslam Devleti ) adını Türkiye ve dünya kamuoyu yaklaşık bir yıldan beri Esat karşıtı güçlerden birisi olarak duymaya başladı. Aslında Irak ta Sünnî Arapların yoğun olduğu bölgelerde konuşlanmış durumda gözüken bu örgüt,türk kamuoyuna Niğde baskını ve Süleyman Şah türbesinin savunulması ile ilgili konularda yoğun olarak gündeme geldi. Bu örgüt,2014 Haziranında bir gece ansızın Musul a girerek,neredeyse bir mermi dahi atmadan, Musul u işgal etti ve Musul da ne kadar banka varsa hepsini yağmaladı. Musul u savunacak Irak ordusuna ait askerler ise sivil elbise giyerek Musul u bu örgüte teslim etti. Üstelik ellerindeki silah ve cephaneyi hatta bir helikopteri IŞİD militanlarına teslim etti. Örgüt Musul da özellikle Türklerin yaşadığı bazı yerleri tahrip etti, karşı gelen Türkmenleri fütursuzca öldürmekten çekinmedi, Kürtlere ise hiç dokunmadı. Irak ordusunu silah bırakmaya zorlayarak girdikleri şehirleri teker teker ele geçirdiler. Ancak bir yere dokunamadılar, o dokunmadıkları yer de Kerkük. Ne hikmetse Kerkük e dokunmadılar. Orayı Kürtlerin işgaline terkettiler. Sanki zımnen paylaşıp Musul benim, Kerkük senin demeye getirdiler. Özellikle petrol bölgelerini, boru hatlarının geçtiği ve su kaynaklarının olduğu bölgeleri ele geçiriyorlar. Asıl hedeflerinin Bağdat olduğunu söylüyorlar. Özellikle Şii halktan kim olursa olsun öldürüyor, Şiilere hayat hakkı tanımıyor ve bu yaptıklarına mezhep çatışması görüntüsü vermeyi de ihmal etmiyorlar. Irak tan ve Suriye den koparıcakları topraklar üzerinde Sünnî bir İslam Devleti kuracaklarını söylüyorlar. Örgüt, tüm bu olup biten acı olayların daha da acısını Türkiye ye yaşatarak 49 konsolosluk görevlimizi ve 32 tır şöförümüzü rehin alarak Türkiye ye oldukça ağır ve anlamlı bir mesaj verdi. PEKİ KİMDİR BU IŞİD DENEN ÖRGÜT? ABD, 1980 lerde Rusya nın Afganistanı işgali ile bu bölgeyi Sovyetlerin hegomonyasına teslim etmemek ve pasifik politikalarını gerçekleştirmek için Afgan mücahitlerini destekleme adına Sovyetlere karşı El Kaide ismi ile anılan bir örgüt kurdu. Pakistan daki Taliban dan tutunuz Suriye deki El Nusra ya, Nijerya daki Boko Haram a varıncaya kadar Ortadoğu ve Afrika da ne kadar İslami bir örgüt varsa El Kaide den doğmuştur. IŞİD örgütü de bunların bir koludur. Yüce gayelerinin İslam olduğunu söylüyorlar; ancak, zaman zaman gerçek Müslümanlıkla bağdaşmayan eylemler yaptıkları da bir vaka. El Kaide ile başlayan, yer yer taşeron görüntüsü de veren, kimin için ve hangi gayeye matuf işler yaptıkları hep sorgulanmış bir yapıyı içermektedir. Genellikle söz konusu örgütleri;tacından ve tahtından emin olmak, saltanatlarını güvenceye almak isteyen zengin Arap şeyh ve sultanlarının finanse ettiği bilinmektedir. IŞİD örgütünün özellikle Irak ta gelişip güçlenmesinde 2003 de ABD nin Irak işgaline karşı verilen savaş etkili olmuştur. Ancak bu emparyalist karşıtlığı yerini mezhep çatışmasına bırakmıştır. Bugün IŞİD örgütler koalisyonu görüntüsü vermektedir. İçerisinde mezhepçi olanlar var, El Kaideci olanlar var, El Kaideye karşı olanlar var, Arap milliyetçisi olanlar var, Vahabi (Selefi) olanlar var, emparyalizme karşı olanlar var; ancak değişik yapıda ve düşün- 27

28 cede olmalarına rağmen bir konuda ittifak etmişler: Irak bölünecek. Yani Irak ın bölünmesinde hem fikirler. Irak resmen olmasa da fiilen 3 e bölünmüştür. Örgüt, Suriye de Sünnîlerin yaşadığı yerler de dahil olmak üzere Irak ta bir Sünnî Arap devletini kuracağına inanmış ve bu konuda hayli mesafe almıştır. Bugüne kadar bu örgütlerin El Kaide de dahil hiçbirisinin devleti olmamıştır. IŞİD ise şu anda örgütten devlete geçiş dönemini yaşamaktadır. Sünnî Araplar, Şii Araplar ve Kürtler olmak üzere fiilen 3 e bölünmüş olan Irak ta IŞİD, Sünnî Arap devletçiğini kurmakla görevlendirilmiştir den bu yana, yani ABD nin Irak işgalinden bu yana geçen 10 yıl boyunca ülke, bu ve benzeri örgütler yüzünden iç savaş yaşamış, hergün ortalama kişinin öldüğü bu iç savaşa malesef Mezhep savaşı görüntüsü verilmiştir. Oysa bu çatışmalar bölünmeye giden yola döşenen taşların ifadesiydi. Bu çatışmaları durdurmak adına uluslararası hiç bir kuruluşun ve kurumun hiç bir ülkenin (Türkiye dahil) bir çabasına pek şahit olunmamıştır. Gelinen bugünkü noktada ise ne Şii Arapların, ne Sünnî Arapların, ne de Kürtlerin birlikte yaşama ihtimalleri ve iradeleri kalmamıştır. Bu geçen zaman içerisinde Kürtler önce fiilen bir bağımsız federe devlet kurdular, kısmî istikrara kavuştular, Tabii öldürülen Türkmen Liderlerini saymaz isek. Şii Araplar ise başta Maliki olmak üzere ABD sayesinde bir Irak devletine kavuştuğunu zannederek Sünnî Araplara karşı haksız muamele ile bu sonu hızlandırdılar. Baştan beri de emperyalizmin planlarına hizmet ettiklerini bir türlü fark edemediler. Kürtlere söz geçiremeyen Maliki, Sünnî Arapları sistemden tasfiye etti. Sünnî Arapların bugünkü isyanı ve IŞİD ın yanında yer almaları biraz da Maliki nin yönetim tarzından kaynaklanmıştır. TÜRKİYE AÇISINDAN DURUM NE? Dış politikaların başarısı veya başarısızlığı sonuçlarına göre tartışılır.bugün Türkiye nin güneyinde bir Afganistanlaşma oluşumu yaşanmaktadır. Eğer devleti zayıflatırsanız radikal gruplar öne çıkar ve boşluğu onlar doldurur. Irak ta yaşananlar bugün budur. Keza Suriye de de durum farklı değildir. ABD nin 2003 işgali ile başta ordu ve Irak Devletinin tüm alt yapısı çökertilmiştir. Meydan radikal örgütlere teslim edilmiştir. Suriye de de öyledir dedik ancak Irak tan biraz farklı durum söz konusudur. Hiç bir batılı devlet ve de Türkiye Suriye nin devlet yapısının bu kadar güçlü olduğunu kestirememiştir Mart ında Suriye ye karşı başlatılan harekette Suriye ordusunun bir kaç fire hariç bu kadar sağlam olduğu hep gözlerden kaçmıştır. Aslında Türkiye de de durum farklı değildir. Hükümetin kendi ifadesi ile TSK ya kurulan kumpasla zayıf düşürülen ordunun komuta kademesinin zafiyeti sonucu açılımın gündeme gelmesi ve Oslo müzakerelerinin başlaması aynı zamana denk düşmekte ve askeri gücün kırıldığı oranda İmralı ile samimi ilişkiler ve devletle pazarlık dozu artarak devam etmiştir. Keza TSK nın gücünün kırıldığı oranda Kuzey Irak a harekât yapma hızı azalmış, PKK silah bırakmaya zorlanamamıştır. Musul da elçiliğimizin basılma hadisesinin arkasında bile zaafa uğramış ve caydırıcılığı azalmış TSK nın düşmanları cesaretlendirmesinin payı vardır. Musul hadisesi aslında Türkiye için tarihi bir olaydır. Arap dünyasının bölge ile ilgili politikamıza adete meydan okumasıdır. Belki de Sayın Davutoğlu na nispetle Eğer Orta doğu ya parmağınızı sokarsanız başınıza gelecekleri düşünün. kabilinden bir mesaj verilmek istenmiş olabilir. Olaylar karşısında Türkiye nin Musul ve Kerkük ile ilgili söyleyecek bir sözünün olmadığı biraz daha belirgin hale gelmiştir. Gerçi Kuzey Irak Kürt liderinin bağımsızlık söylemine karşı İsrail Ananızın ak sütü gibi helaldir; ve hak ettiniz der demez AKP Genel Başkanı Yrd. Hüseyin Çelik durumdan vazife çıkararak Kürtlerin bağımsızlık hareketini destekleriz şeklinde beyanat vermiştir. Musul un IŞID ve Kerkük ün Kürtler tarafından paylaşılması bugünden ziyade geçmişte hazırlanmış projenin gereğidir. Buna mukabil Sayın Başbakan dan duy- 28

29 duğumuz Kerkük de özerk olacak Musul da hiç endişeniz olmasın beyanının sıradan bir söylem olmadığına inanmak isteriz. Bu beyanlar yanında, anladığımız kadarıyla, Türkiye nin kafası karışık. Türkiye karar verme aşamasında. Bir yanda rehine krizi, bir yanda uzun vadeli enerji anlaşması yaptığımız Kürtler, bir yanda Türkmenler ve biryandan da Sünnî Iraklıların temsilcisi konumundaki ve Suriye sınırında komşumuz olmuş IŞİD örgütü. Bu denklem zor bir denklem.türkiye nin kart açması kolay değil. Neyi hedefleyeceği bellli değil. Süreç çatışma üzerinden ilerliyor. Şimdiye kadar Türkmenler üzerinden bir güç oluşturulabilseydi, Türkiye nin işi belki daha kolay olurdu. Yok sayılan ve kendi kaderlerine terk edilen Türkmenler Kürtlerin insafına terk edilmiş durumdalar. Türkiye nin stratejik kararını gözden geçirmesinin bizce tam zamanı. Bağımsız bir Kürdistanı mı destekleyecek, bağımsız bir Sünnî Arap (IŞİD) devletini mi destekleyek, buna paralel olarak Kuzey Irak Kürt bölgesi ile yapılan 50 yıllık enerji anlaşmasını mı sürdürecek, ya da Irak ın toprak bütünlüğünden yana mı olacak? Türkiye nin bu sorulara cevaplar bulma zarureti vardır. Suudi Arabistan ve Katar ın dışında Irak ın toprak bütünlüğünden yana olan tüm Arap camiası Irak ın bölünmesinden yana olan Türkiye için ne düşünürler acaba? Bağdat ı, İran ve Suriye yi dışlayarak, bunları karşımıza alarak yapılan 50 yıllık enerji anlaşmasının sürdürülebilmesi mümkün değildir. Keza bu petrol işbirliğine ABD ve İsrail de karşı olduklarını beyan etmişlerdir. Eğer Türkiye Irak ın bölünmesinden yana tavır alırsa yani IŞİD örgütüne ve onun üzerinden kurulan bu oyuna destek verirse PKK nın silahları da meşruiyet kazanır. Siz PKK ya silah bıraktıramazsınız. Ayrıca şu andaki kaos ilerledikçe yeni yeni ittifakların doğacağı ve karşımıza kimlerin çıkacağını kestirmek zor. Bütün bu olanları iyi analiz edip Türkiye nin zihnini netleştirmesi lâzım. IŞİD örgütünü finanse eden diğer iki devletin de kendilerine göre hesapları vardır. Bunlardan bir tanesi Suudi Arabistan ve diğeri de Katar dır. Gençlik Dergisi SONUÇ Osmanlı Devletinin emperyalist batılılar tarafından paylaştığı 1. Dünya Savaşı nın son perdesinde, Ortadoğu da cetvelle cizilerek kurulmuş devletlerin yerini şimdi petrol devletçikleri alıyor. Şimdi bunların nasıl kurulduğuna şahitlik ediyoruz. Kurulu devletlerin aynı coğrafyada yaşayan halkın içinden peydahlanan yerli işbirlikçiler elliyle parçalanmsı daha da acı verici bir olay Yüz yıl önce emperyalist İngiltere Şerif Hüseyinin kulağına Osmanlıdan bağımsız büyük Arap devleti hayalini fısıldamıştı. Bugün IŞİD örgütüne Irak Sünnî Arap Devleti vaad edilmiş. Oyun aynı, oynatan aynı, oynayan aynı. Hedef hiç değişmemiş. Yüzyıl önce hedef İsrail in kuruluşu idi, bugün ise İsrail in güvenliği. O gün enerji kaynaklarına ulaşma savaşı, bugün ise aynı savaşın devamı. IŞİD la verilmek istenen mesajları iyi algılamamız lazım.suriye de başarısız olan batı geç de olsa şunu fark etti. Suriye de batı sert kayaya çarptı. Suriye yi yıkanlar platformunun hesapları geri tepti. 3,5 sene boyunca düşmeden direnmesinin 2 ana sebebi vardır: 1. Esat a halkının desteği 2. Irak, İran ve Rusya nın lojistik desteği. Platform üyeleri bu durumu net gördü. Bu lojistik desteği yıkılmadan Suriye nin yıkılmayacağını anladı ve işe Irak tan başladı. Suriye ye olan Irak, İran ve Hizbullah eksenindeki destek kesilirse Suriye ancak o zaman yıkılır diye düşünüldü. Ayrıca, İsrail in güvenliği açısından İran dan Doğu Akdenize uzanan İran, Irak, Suriye, Lübnan, Hizbullah Şii ekseni İsrail i çok rahatsız ediyordu. Bu Şii zincirin oluşturduğu gücün halkası bir yerden koparılmalıydı. Bu da Irak ta Sünnî Arap Devletçiğinin kurulması ile mümkündü. Bizce IŞİD olayının arka planlarından en önemlisi budur.ikinci ana sebep IŞİD in aslî görevlerinden birisi de Kürt devletinin, bu hengâmede kuruluşunu gerçekleştirmek.böylece IŞİD olaylarında şimdilik kazanan iki taraf var biri İsrail diğeri de Kürtler. Bunların dışında IŞİD örgütünü finanse eden diğer iki devletin de kendilerine göre hesapları vardır. Bunlardan bir tanesi Suudi Arabistan ve diğeri de Katar dır. Bu iki ülkenin ezeli düşmanı bildiğiniz gibi İran dır. İran ın İran, Irak, Suriye, Lübnan ekseninde doğalgazı Akdeniz ulaştıracak boru hattı inşaatı şu an yürümektedir. Bu boru hattını Katar, Suudi Arabistan ve İsrail engellemektedir. İnşaatın başlangıcından bu güne kadar bu boru hattı 54 defa bombalanmıştır. İsrail, Katar ve Suudi Arabistan, İran gazının Akdenize çıkmasını engelleyip, kendi boru hatlarını faaliyete geçirmek istemektedirler. Kısaca, yüklenicisi IŞİD olan Irak savaşının önemli gerekçelerinden birisi de, Doğu Akdeniz e ulaştırılacak Selefi Doğalgaz Boru Hattı ile Pars Şii Doğalgaz boru Hattı Savaşıdır.Tabii İsrail de kendi gazına rakip olan iki hattı da istemeyerek kavgaya su taşımaktadır. Gelinen noktada Irak Savaşı nın büyüme emareleri ve coğrafyada ateşin her yeri sarma belirtileri mevcuttur. Irak ın toprak bütünlüğünü savunan Rusya, İran ve Mısır bir araya gelerek deklerasyon yayınlamışlardır.ayrıca İran muhtemel IŞİD saldırılarına karşı Bağdat ı korumak adına, Irak sınırına 40 bin asker konuşlandırmış ve buna karşılık Suudî Arabistan ın 60 bin askerini Irak sınırına konuşlandırdığı basında yer almıştır. Irak konusunda ülkemiz çok temkinli davranmak zorundadır.türkiye gelişen olaylardan sonra Irak ın ve Suriye nin parçalanmasına asla rıza göstermemelidir.şayet Irak bölünür,sünnî Arap Devleti kurulur ise Suriye nin yıkılması yeniden gündeme gelebilir.çünkü, İran ve Irak ın sağladığı lojistik destek kesilmiş olacaktır. ve Erbil bağımsız olursa, Türkiye Erbil e bağımlı hale gelecektir.ancak, Türkiye enerjiye bir şekilde ulaşmak durumundadır.,gelecek nesiller ve ülke bekaası için Türkiye hesabını iyi yapmak zorundadır. 29

30 Kayseri kompartımanı nda AYVAZ GÖKDEMİR Mustafa ŞERBETCİOĞLU Ayvaz Gökdemir ile ilgili olarak, bugüne kadar fikriyatını, mücadelesini ve siyasi çalışmalarını esas alan, yeteri kadar neşriyat yapılmıştır. Yazılmış olanların benzerleri ile huzuru işgal etmek, anlamsız olacaktır. Niyetimiz, yapılmış olan genel nitelikteki değerlendirmelerin Kayseri kompartımanı ile ilgili, varsa, eksiklerini tamamlamaktır. Bir ve beraber olduğumuz günlerden kalanları arz etmektir. hoş seda yı biraz daha özel hale getirerek, dost sesi şeklinde takdimdir. Ders alınabilecek nitelikte gördüğümüz yaşanmışlıklardan, arkadaşlarımızın da haberdar olmalarını arzulamış olmaktır. Zira, bilebildiğimiz kadarıyla, hemen her seviyede, anlamlı sayılabilecek ilişkiler söz konusuydu Öğretmenimizle ilk karşılaşmamız, şehrimizde milliyetçi olarak bilinen şahsiyetlerin ekseriyetinin iştiraki ile, Düzgün hocanın evinde yapılan toplantıda gerçekleşti.(aslında Ali Akiş ağabey daha önce rahmetlinin namını muştulamıştı) İlk intiba önemlidir ve çoğunlukla da gerçeği yansıtır. Bu anlayış doğrultusunda huzurundaki genel kanaat, kendisini ispat ve kabul ettiren bir donanım ve kararlılık Güzel konuşmanın ötesinde, konuşan bir insanla yüz yüzeydik. Genç yaşına rağmen, ülke meselerine olan vukufiyeti hemen fark ediliyordu. Karşılaşılan manzara, dava adına hepimizi memnun etmişti. Çünkü, fikriyatımız adına yeni bilgi ve değerlendirmelere şahit oluyorduk. Nitekim, çok geçmeden fark hükmünü icra eyledi ve hoca çalışmaların mihver i oldu. Zira, bunu hak ediyordu, zaten başka türlüsü de yanlış olurdu. Sevgi Ayvaz Gökdemir çiftinin görev yapacakları okul Kayseri Lisesi dir.( )tarihi Taş bina daki Bismillah kısa sürede semereli ve nitelilikle bir boyut kazandı ve bu satıh bütün Kayseri oldu.epeyce de ses getirdi.(söz konusu gelişmelerin yapısını ve kesafetini,biz gençlere nazaran muhterem Vehbi hocamız çok daha iyi bilir ve değerlendirirler) Ezcümle,Ayvaz ağabey,askerlik görevini ifa etmek için şehrimizden ayrıldığı tarihine kadar içtiğimiz suyun ayrı gitmediği bir münasebet şeklinin mimarı oldu. Ayrıca,öğrencileri ve diğer tanıyanlar bakımından önemli bir farklılıktı.çevre bakımından da,her türlü siyasi mülahazanın ötesinde bir hakkı teslim etme söz konusuydu. (Sağlaması,otuz yıl sonra şehrimizden katılmış olduğu seçimde almış olduğu sonuçtur.siyaset düşünen ve bir iddia sahibi olanlara takdimimizdir.) Rahmetli,bir milliyetçi için vazgeçilmesi mümkün olmayan vasıflardan birisi olarak kabul ettiği dava adamı öncelikle görevini en iyi şekilde yapmak durumundadır. ölçüsü gereğince essah öğretmen di. Ancak, asıl farkını göstereceği saha insan ilişkilerindeki performansı olacaktır.çünkü,dahil olduğu her faaliyette kayda değer bir kalite üstünlüğü ortaya çıkıyordu. Bu kariyerin sonucu olarak da lafın ötesine geçen, elle tutulabilen bir icraatın içerisinde yer alıyorduk. Çalışmalarda, her halükarda bir neticeye yönelme anlayışına sahip olmaya başlamıştık.bu anlayış farkı bizler için çok önemli bir merhaleydi.ciddiyet,faaliyetlerimizde kaçınılmaz olarak hissediliyordu.sorumluluk denilen bir ölçü ile tanışıyorduk. Bu vasıfları hazmettikçe de gururla milliyetçi böyle olur diyor ve takdimde de bir endişe içerisinde bulunmuyorduk.tabir-i caizse şehrimizde ülkü adına yeni bir devir açılmıştı.tartışmasız,heyecanı da bünyesinde barındıran ve fakat o günlere kadar pek de aşina olmadığımız bir muhteva ve hedef hayatımıza girmişti. Hoca önderliğinde milliyetçilik adına hatıra sayılır çalışmalar şehrimizde mekan ve meydan buluyordu. Miting,anma günleri,özel geceler,tiyatro gösterileri birbirini takip ediyordu.haliyle,siyaset de gündemimizde baş köşedeki yerini muhafaza ediyordu.daha önce yapılmış olan seçimde hangi sandıkta kaç oy aldığımızı ezbere biliyorduk. Bir devletlunun ağzından çıkan bizden bir kelimenin takipçisi oluyorduk. Alenen, bir gönül seferberliği vecdiyle çalışıyor, âşık olmaya bile vakit bulamıyorduk.tesbite kim hangi ölçüde katılır bilemiyorum,söz konusu günlerde epeyce dua aldığımızı düşünüyor ve bugünlere de o vasatın bereketi ile ulaştığımıza inanıyorum.zira,ifade etmeye çalıştığımız halisanelik karşısında teslim olmayan yoktu. (Çok az sayıda da olsa, ayrı durmayı tercih edenler de oldu) Ayvaz Gökdemir Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü nde Türk Medeniyeti Tarihi dersini tedris ile görevlendirilir. Bu durum, hoca için arayıp da bulamayacağı bir imkandır. Semereli olacağına inandığı bir çalışma alanıdır. Nitekim, kısa süre içerisinde, gerek dersin konusu ve gerekse tarafların yapısı sonucu, vatan-millet değerlendirmelerinin yapıldığı bir ortam teşekkül eder. Böylelikle bizler için de ilave bir çalışma alanı yaratılmış olur. Konuşmalar-görüşmeler olumlu bir şekilde devam ederken, kaçınılmaz sonuç olarak hoca fark ını konuşturur ve öğrenciler hangi kaynaktan beslenmiş olurlarsa olsunlar, müşterek faaliyetlerin birer üyesi olarak emre amade olurlar. Mesela, Şafak dergi- 30

31 Gençlik Dergisi Ayaktakiler: Muzaffer Tok, Ayvaz Gökdemir, Mehmet Düzgün, Mustafa Şerbetçioğlu Oturanlar: Mehmet Kocakahyaoğlu, Fikret Yağmur sinin birlikte çıkartılması) Ayrıca, yeri ve zamanı uygun oldukça farklılıkları gündeme taşıyıp, anlamlı sohbetler tesis edilmeye başlanır.(türk Kültür Derneği faaliyetleri)münasebetler daha kıvamlı bir nitelik kazanır. Yine böyle bir toplantı sonrasında herkes evine gitmek üzere vedalaşırken,arkadaşlarımızdan birinin Ayvaz ağabey ile tokalaştığını gören bir enstitü talebesi taraflara hitaben siz niye ayrılıyorsunuz, kardeş değil misiniz dedi. Bu durum karşısında ilgili şahsa,tarafların soyadlarının farklı olmasından hareketle, kardeş olmadıkları anlatıldı. Ancak başarılı olunamadı. Çünkü anlaşıldığına göre,arkadaşın bizleri tanımış olduğu günden beri şahit olduğu münasebet şekli onda, kardeş olmaları icap eder kanaatini uyandırmıştı. Sonuç olarak söz konusu enstitülü arkadaşımız eski görüşünde ısrar ederek öyleyse enişte-kayınsınız hükmünde karar kıldı,bu durumda daha da üzerine gidilmedi. Vaat ettiğinizi yaşantınızla temine mecbursunuz iddiasına örnek teşkil etmesi ve bir güzelliği paylaşmış olmak adına nakletmiş olduğumuz bu anektod, herhangi bir ilave bir yoruma ihtiyaç duyurmayacak netlikte, bir Ayvaz Gökdemir hülasasıdır. Milliyetçilik faaliyetlerine başladığımız ilk günlerden beri kendisinden istifade ettiğim bir ağabeyim, geçenlerde, Ayvaz ağabey ile olan başlangıçtaki münasebetimizi kast ederek, Nasıl oldu da Ayvaz ın peşine takıldınız? anlamına gelen bir latifede bulundu. Soru, özel tarafı bir yana, bugün de çekilmekte olan sıkıntıların sebebini bünyesinde taşıyor olması bakımdan, önemli ve anlamlıydı. Soruyu soran ağabeye, elimi yüzüme alarak ve cesaretle sizlerin yapamadığını yaptığı için dedim ve aramızdaki konu bu minval üzere kapandı. Şimdi, buyurun peşe takılmayı gerekli kılan ve bugünkü yozlaşmanın ilacı mesabesinde gördüğümüz esbaba birlikte bir göz atalım: Evliliğinin ertesi günü şehrimize gelmiş,eşyasının emanet olduğu bir evde ve oturacak sandalyenin ancak altı ay sonra alınabildiği bir maddi imkana sahip olarak,gece yarılarına kadar süren toplantılarla birlikte yürütülen bir taze evlilik Sizi,sizden önce düşündüğüne inandığınız ve güvendiğiniz bir ağabey Anlama hususunda garip olsak da, Hak dostluğu (Hak ölçülere uyarak bir ve beraber olmak,kese ve gönül birliği tesis edebilmek)ölçüleri ile tanışmak Bunlar,aklı ve gönlü olan için,peşe düşmeyi gerekli kılacak nitelikte nedenler değil midir? Oysa, diğer büyüklerimiz imkan ve rahatlık bakımlarından mukayese kabul etmeyen bir farka sahiplerdir.ancak belirtmek gerekir ki,ayrıca söz konusu ağabeyler aradığımız manevi gıda bakımından yavan kalıyorlardı. Abarttığımı zannetmeyin,içerisinde yer aldığımız vasat ve Gökdemir lerle olan münaset şeklimiz,bir çoğumuzun ailesi indinde kıskançlık vesilesi olmuştur.ilişkinin boyutlarını anlamak bakımından bilinmelidir ki, aradan geçen uzun senelere ve mekan farkına rağmen,rabıta devam etmiş,bir çoğumuz rahmetlinin cenaze namazını kılmış. Dostluğa-ülküdaşlığa özen göstermek nasıl olur,niçin vazgeçilmezdir.inanç uğruna bedel ödemek ne anlama gelir, nasıl olur da insan hiçbir zorlama olmadan kendisini bir takım görevler bakımından sorumlu hisseder, öncelik hangi kritere göre tespit edilir?...bunlar ve benzeri yaşama sanatı gerçekleri ile yüz yüze gelme faslında elinizden tutan insanla bir ve beraber olabilmek Az şey mi bunlar? Aslında rahmetlinin işi kolay değildi.bir defa hocası yoktu,hemen her meselenin muhatabı kendisi idi.anamın tabiri ile, kuru söğütten düdük çıkartmak durumundaydı.olumsuzlukları da fırsata çevirmek zorundaydı. Özetle, Ayvaz ağabey için Kayseri kompartımanı ikinci bir mektep konumundaydı. Hem öğreniyor hem de öğretiyordu li yıllar, heyecanımız şahlanmış ki, sormayın gitsin. İstiyoruz ki ülke bir gecede güllük-gülistanlık, yanlışlar hemen izale olsun, Turan acele kurulsun niye olmasın ki? Heyecan,mübarek,eyvallah,ancak ayakların yere basması da gerekiyor.saz hocanın elinde: yanlış bugüne kadar hep var olmuştur, bundan sonra da mevcut olacaktır. Bizlere düşen, iyilerin sayısının kötüler den çok olmasını sağlamaktır Hem duygulara yoldaş olmak hem de doğru olanı işaret etmek;daha da önemlisi erken kifayet duygusu tehlikesinin altını çizmek. Kayseri deki beraberliğin sonu görüldü hoca askere, Sevgi öğretmenim de babasının yaşadığı yer olan Uzunköprü ye gidecekler. Ev eşyaları ise hali ile Uzunköprü ye taşınacak. Kamyon temin edilir. Ancak bu sırada işi bilenler,yolun tehlikeli olduğunu,araba vapurunda yanlışlıkların yaşanılabileceğini söylerler.kamyonun üzerinde bir kişinin bulunması tavsiye edilir.teklifi makul bulunur.ancak,göreve birden çok kişi talip olur.hoca para-tura atarak görevliyi tespit eder,yük de salimen yerine ulaşır.asıl manidar gelişmeler bundan sonra yaşanacaktır.uzunköprülü sakinler bu kadar uzun yolu kamyon sırtında geçirilmesini bir türlü izah edemezler ve sorarlar akrabanız olmayan bekli de bundan sonra hiç görüşemeyeceğiniz insanlar için katlanmış olduğunuz bu fedakarlığın sebebi nedir? Şu sebep- bu neden ifadeleri sonuç vermez dostluk ülküdaşlık gerekçeleri ama lar karşılanır.konuşmaya, görevli nin ben bu vazifeyi kur a 31

32 kazanarak elde ettim,siz nelerden bahsediyorsunuz şeklindeki ifadesi son noktayı kor.(haber kutsal,yorum hür dür.) Aradan otuz yıl geçmiş Muzaffer in cenazesinde Ayvaz hoca ev sahipliği yapıyor,sanki de, Biz sevince az sevmeyiz taahhüdünün sağlamasını ortaya koyuyor Beşeriz,tamam da, insan olmak da halimize göre salınmayı gerektirmez mi? Biline ki,sloganlarla konuşan,stadyumlara oynayan insan için,bilmem kaç yıl sonra kalem oynatılmaz,sohbetlerde gündeme gelmez.ak sakallı Ali Kargı nın,ayvaz ağabeyin şehrimizde katıldığı seçim çalışmaları esnasında söylemiş olduğu duyduk ki seferberlik ilan edilmiş,katılmaya geldik sözünü de izah edebilmek mümkün olmaz. Kelime anlamının dışında kavram derinliğinde bir Hak dostluğu yorumunu rahmetlinin takdiminde ve Allah rızası için bir araya gelmiş iki kişinin üçüncü o dur hükmü doğrultunda anlamaya çalışmak, sanki Vecihi Öğütçüoğlu büyüğümüzün Ankara daki tedrisinin Kayseri de gediriye yatırılmış bir uygulamasıydı. Talibin talebi hangi cihete teveccüh ediyor olursa olsun, niyet, söz konusu edilen manevi havayı yaşama ve yaşatma cehdi yönünde olmalı.aslında, inandığı Allah olanın endişe içerisinde olması, eşyanın tabiatına aykırıydı.(halini test etmek isteyenler için bulunmaz bir mihenk)tabii,ifade edilmeye çalışılan keyfiyetin Emevi Müslümanlığı ile bir ilgisinin bulunmadığı, izahtan varestedir.zaten, yanılmıyorsam M. İkbal, bir zaruret olarak, İslamiyet i Müslümanlarla test etmeyin der. Ayrıca da Yaradan, ne söylediğini bilmeyeni sorumlu tutmuyor... Hülasa: Son zamanlarda yaygın bir şekilde kullanılan Ah o eski günler yakınmaları ve duyarsızlıktan şikayetçi olanlar;aradığını bulamadığı için huzursuzluk içerisinde bulunanlar, sizler için deva olur düşüncesi ile bir yaşanmışlık-ölçü ortaya koymaya çalıştık.çarenin çok uzaklarda olmadığının altını çizmek istedik.dualar, fiili dua olsun demeye çalıştık. Dr. N. Özgelen in geçenlerde söylemiş oldu, Bu cehaletle, bu bilgisizlikle bu topraklarda hüküm sürmemize izin vermezler dehşet-engiz tesbitine, bir vesile dikkat çekmiş olduk.amellerimiz ve emellerimiz bizi hangi noktaya götürmüş, bir görelim ve kendi kendimizi silkeleyelim, istedik.belki de böylelikle halimize döner de bir bakarız diye düşündük.umarız bir yanlışımız olmamıştır. İnsan sevdikleri ile beraberdir denilir ya, acaba ölüm anı da bu temenniye dahil midir? Gerçek nedir bilinmez ama, gönlüm, bir tevafukun söz konusu olduğunu söylüyor ve rahmetliye de böylesi yakışırdı diyor.çünkü, ölümün vuku bulduğu günün kaydı şöyle düşülmüş : Ayvaz Gökdemir de Türk Ocakları nın Kurultayı nda dostlarının kollarında Hakk a yürüdü. Ayrıca Sevgi Gökdemir de cenazenin başında şunları ifade ediyor : Dirisi de, ölüsü de dostlarına emanet. Evet, Hesaplaşılmaz, helalleşilir denilen gönlü yüce insan...kendisine yakışanı yapmış ve müthiş bir final oynamıştı. Gaziantep in Arıl Köyü nde 1942 yılında başlayan hayat çizgisi 66 yıl gibi kısa bir süre sonra, en sevdiği mekanda hitam bulmuştu. (Yapabileceklerini erken bitirmiş olacak ki, göçü de bu ölçüye denk düşmüş oldu.) Yaradan, en doğru olanı bilendir.zira, O görür... Ayvaz ağabey için de nasibi olan tahakkuk edecektir. Şahidi üzerindeki kitabe : Türkiye ve Türklük için yaşadı. I. Gediriye yatırmak : Bir kökün dalını toprağa gömerek yeni bir kök oluşturmak. TÜRKMENLER KAN AĞLIYOR Cenk OZAN (Nafiz Ağca) Türkmenler kan ağlıyor, bitmez yürek sızısı Zulüm, ölüm ve çile, anlımızın yazısı Müslüman Türk sen eğer, çekiyorsun bunları Vururlar, katlederler istiyorsa canları Unutulduk bu yurtta, kimse sormaz halimiz Bazen Arap, bazen Kürt başımızda valimiz Onlar bizi anlamaz, dilimiz Türkçe dir de Baş eğmedik zalime, huyumuz mertçe dir de Teslim olmadık, lakin yaramız ağır derin Dört gözle bekliyoruz gelmesini erlerin Ölüyoruz gelin artık, kurtarın balamızı Hep beraber yapalım, yıkılan kalamızı Ölsek de beşer onar, ayrılmayız Türklük ten Biliriz Türkiye de hiç vaz geçmez Kerkük ten Bu umutla yaşarız, Türkiye miz var olsun Muhammed Mustafa mız, hepimize yar olsun 32

33 Gençlik Dergisi İbrahim GÜNGÖR ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME VE ÖĞRENME STRATEJİLERİ 2 Daha önce öğrenme stratejileri üzerine yazdığımız yazının devamı olarak öğrenme stratejilerine devam ediyoruz. Önceki yazılarda, öğrenme stratejisinin ne demek olduğu ve öğrenmeyi öğrenme konusunda açıklayıcı bilgiler verilmişti. Daha sonra öğrenmeyi öğrenme stratejilerinden dikkat stratejileri anlatılmıştı. Bu yazıda tekrar stratejileri ve anlamlandırmayı artıran stratejinin bir bölümü ele alınarak bilgiler verilmeye çalışılacaktır. Konu yine öğrenmeyi öğrenme kavramı içinde değerlendirilecektir. Diğer stratejiler ilerleyen sayılarda anlatılacaktır. 2 Tekrar Stratejileri Kısa süreli belleğin aldığı bilgi miktarı ve bilginin burada kalış süresi bakımından bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. Bu sınırlılıkları en aza indirmek için zihinsel tekrar ve gruplama stratejileri kullanılmaktadır. Sürekli ve amaçlı olarak yapılan günlük tekrarlar hatırlamayı üst düzeye çıkaran çalışma ve öğrenme sisteminin kalbidir. Duyu organlarının tamamının tekrarlara katılması hatırlamayı üst düzeye çıkarır. Tekrar sorası öğrencinin kendisini ödüllendirmesi de öğrencinin güdülenmesi açısından önemlidir (Kutlu & Bozkurt, 2003). Ancak tekrar yaparak ders çalışmak, bilgilerin sınavda kullanılmak üzere saklanması demek değildir. Tekrar yapmak öğrenmenin en çok gerçekleştiği durumlardan biri olması nedeniyle aynı zamanda öğrenme için önemli bir öğrenme kazanım sağlamaktadır (Hamilton, 2003). Zihinsel tekrar stratejileri, örneğin bir dizi ülkenin başkentini tekrar etme ya da kitaptaki bilgiyi aynen tekrar etme vb. stratejilerdir. Zihinsel tekrar stratejileri bilgiyi, daha sonra uzun süreli belleğe yerleştirmek için gerekli olan ileri işlemlere hazır halde tutmayı sağlar ve ayrıca ezberleme için kullanılmaktadır. Bilgiyi bellekte tutmak için tekrar etme stratejilerini çocukların, çok küçük yaşlarda da kullanabildikleri gözlenmiştir. Ancak bazen çocuklara, uygun bir durumda bu stratejileri kullanmaları için hatırlatma yapmak gerekebilmektedir. Ancak bilgiyi olduğu gibi sadece tekrar tekrar okumak ya da söylemek bilgiyi kısa süreli bellekte bir müddet canlı tutmakla birlikte, anlamlandırılıp uzun süreli belleğe gönderilmediği takdirde geri getirilmesi zor olmaktadır. Gruplama stratejileri de kısa süreli bellekteki kapasite sınırlılığını azaltıcı, daha çok bilgiyi kısa süreli bellekte tutmayı sağlayıcı stratejilerdir. Örneğin; hayvanların bir listesini öğrenmeye çalışan bir öğrenci bu hayvanları gruplara ayırarak daha kolay öğrenebilir. Burada bilgiyi organize etme vardır. Daha karmaşık öğrenme hedeflerine ulaşmak için, kavramlar ve diğer bilgileri şöyle gruplayabilir; grafik çizebilir, bilginin ana hatlarını (ana başlık ve alt başlıkları) belirleyebilir. Öğrenciler, anahtar sözcük ya da anahtar ifadeleri kullanarak öncelikle metindeki ana fikri belirleyebilir ve daha sonra da ana fikri destekleyen yan fikirleri ve ayrıntıları tanımlayabilirler. Belirlenen bu başlık ve alt başlıklar, kitaptan öğrenirken bilgiyi gruplamada öğrencilere yardım etmektedir (Senemoğlu, 2002). 3. Anlamlandırmayı Artıran Stratejiler Anlamlandırmayı artıran stratejiler bilginin aynen uzun süreli belleğe geçişinden çok, anlamlı bir bütün olarak yerleşmesini sağlamaktadırlar. Yeni gelen bilgiye anlam verilebilmesi için bireyin konu ile ilgili ön bilgileri olmalı ve yeni bilgiyi var olan bilgilerle ilişkilendirebilmelidir. Karmaşık amaçlarının gerçekleşmesinde kendi kendine öğrenenler, açıklama ve soru sorma, yaratıcı sözel ya da görsel imgelerle bilinenlerden yeni bilgi için benzetimler oluşturma gibi taktikleri kullanabilmektedirler. Bireyin kendine ya da başkalarına soru sorarak düşünme stratejisi kullanması, etkili bir kodlama tekniğidir. Soru sorma oku- Sürekli ve amaçlı olarak yapılan günlük tekrarlar hatırlamayı üst düzeye çıkaran çalışma ve öğrenme sisteminin kalbidir. 33

34 nan materyalin anlaşılmasına yardım etmektedir (Ulusoy, Güngör, Akyol, Subaşı, Üniver, & Koç, 2003). Anlamlandırma stratejisinin bilişsel amacı; öğrenilen bilginin mevcut halinin önceki bilgiyle bütünleştirme yoluyla değiştirilerek öğrenen kişinin bilgiyi kendisine mal etmesini sağlama, yeni bilgiyi kodlayarak ilişkili bilgi bütününün içinde örgütleme, bilginin daha derinlemesine incelenmesini ve yorumlanmasını sağlama ve imgeler ve hatırlatıcılar yoluyla bilginin geri getirilmesini kolaylaştırmadır (Öztürk, 1995). Anlama becerisinin geliştirilmesi açısından ilk okumada kitap ya da yazıdaki ana ve yan düşünceleri tespit etmek gerekir. Bu sırada not çıkarma ve satırların altını çizme gibi işlemler yapılmamalıdır. İkinci okumada ise; ana ve yan düşünceler kesin olarak belirlenmeli ve satır altları çizilmelidir. Bütün parça-bütün yöntemindeki çalışmaları yerine getirmek iyi okumak demektir (Çelik, 2006). Öz öğretimli öğrenciler, daha karmaşık öğrenme hedeflerine ulaşmak için, benzetimler vb. gibi eklemleme stratejilerini, not tutma, özetleme, ana hatları belirleme, bilgiyi şematize etme (bilgi haritasını çıkarma), bilgiyi tablolaştırma gibi örgütleme stratejilerini etkili olarak kullanabilmektedirler.. Eklemleme Stratejileri: Eklemleme stratejilerinden en önemlisi benzetimler kurmadır. Eklemleme stratejileri, eski ve yeni bilgiler arasında ilişkiler kurmayı sağlayan stratejilerdir. Benzetimler, yeni bilginin daha önceden bilinen eski bilgiyle yeni bilgiyi somut olarak açıklamamamıza yardım eder. Yeni bilginin eski bilgiyle benzerliklerini bularak ilişkilerini kurmamızı ve yeni bilgiyi anlamamızı sağlar. Örneğin; su pompası ve kalp arasındaki benzetim ya da zihin işleyişi ile bilgisayar arasındaki benzetim gibi. Örneğin; Okullar, fabrikalar gibidir. Öğrenciler fabrikanın ham maddeleridir. İşlemler yoluyla bu hammaddeler ürüne dönüştürülür. Fabrikanın ürünleri ise eğitilmiş bireylerdir. Cümlesi benzetime örnek olarak verilebilir (Senemoğlu, 2002). Anlamlandırmayı artıran stratejilerden eklemleme stratejisini burada tamamlayarak bir virgül koyuyoruz. Anlamlandırmayı artıran diğer stratejilere gelecek yazıda devam edilecektir. Yararlı olması dileğiyle saygılarımı sunuyorum. KAYNAKÇA Çelik, Ş. (2006, 11 01). ilkgenclik , 2006 tarihinde www. egitim.com: n.3.asp?bid=03 adresinden alındı Hamilton, D. (2003). Sınavda Başarı. (F. Çamlıkaya, Çev.) Eskişehir: Bilim Teknik Yayınevi. Kutlu, O., & Bozkurt, M. C. (2003). Okulda ve Sınavlarda Adım Adım Başarı. Konya: Çizgi Kitabevi. Öztürk, B. (1995). Genel Öğrenme Stratejilerinin Öğrenciler Tarafından Kullanılma Durumları. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Senemoğlu, N. (2002). Gelişim Öğrenme ve öğretim, Kuramdan Uygulamaya. Ankara: Gazi Kitabevi. Tay, B. (2002). İlköğretim 4. ve 5. Sınıf Öğrencilerinin Sosyal Bilgiler Dersinde Sınıf Ortamında Kullandıkları Öğrenme Stratejileri. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ulusoy, A., Güngör, A., Akyol, A. K., Subaşı, G., Üniver, G., & Koç, G. (2003). Gelişim ve Öğrenme (2 b.). Ankara: Anı Yayıncılık. 34

35 Gençlik Dergisi Aytekin AYDOĞAN BAYRAKSIZ VATAN OLMAZ Türk bayrağı, 623 yıllık Osmanlı imparatorluğunun külleri üzerinden filizlenen büyük bir Cumhuriyetinin ebedi var oluşunun şerefli belgesidir yılından beri iktidar olan AKP hükümeti döneminde ülkemizin bağımsızlığı ve bütünlüğü tahmin edilmeyecek derecede ağır darbeler almıştır. Doğu Anadolu Bölgesi PKK ya teslim edilmiş; müebbet hapse mahkûm, bebek katili Abdullah Öcalan itibar görmeye başlamıştır. Şehit kanlarıyla sulanmış topraklar üzerinde yüce Türk milletinin şanlı bayrağı kahpece indirilerek milletin namusu alenen ayaklar altına alınmıştır. Ülkede adalet tamamen yok edilmiş Milletimizin can damarı gelir kaynakları yok edildikçe insanlar yollar yapıldı, hastane kuyrukları azaldı, IMF borcu bitti, yaşam şartları iyileşti, refah seviyesi yükseldi vb. bir takım yalan yanlış söylemlerle uyutulmaktadır. Dergimizin değerli yazarlarından Osman Sel, Bilgiyurdu nun 42. sayısında Tercihiniz Geleceğinizdir başlıklı yazısında bu konuyu çok güzel bir şekilde dile getirmiştir. Okunmasını hararetle tavsiye ederim. Bir bayrak bir ülkenin namusunun simgesi, bağımsızlının en önemli sembolüdür. Bayrak toplumların millet olma bilincinin, bütünlüğünün koparılmayan bağıdır. Bugün hainler tarafından ayaklar altına alınmaya çalışılan Türk bayrağı, 623 yıllık Osmanlı imparatorluğunun külleri üzerinden filizlenen büyük bir Cumhuriyetinin ebedi var oluşunun şerefli belgesidir. O bayrakta Çanakkale nin, Dumlupınar ın, Sakarya nın, Sarıkamış ın bedeli vardır. O bayrakta milyonlarca şehidin kanı, milyonlarca insanın canı, namusu vardır. Şanlı Türk bayrağı şu son zamanlarda bir kısım çevreler tarafından şuurlu olarak şahsi emeller uğruna alet edilerek itibarsızlaştırılmak istenmektedir. Öyle ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 30 Mart 2014 yerel seçimlerine giderken Türk bayrağını seçim propagandası olarak kullanmış, bir takım karanlık güçlerin indirmeye çalıştığı bayrağı kedilerinin tekrar göndere diktiği imajı veren bir reklam yapmıştır. Türk bayrağı seçim zamanı reklam malzemesi olarak kullanılacak bir nesne değildir. Türk milleti o bayrağı kimlerin indirdiğini de kimlerin sahiplendiğini de çok iyi bilmektedir. Türk bayrağına yapılan son kahpelik Diyarbakır Lice de 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı nizamiyesindekiyle bitmemiş, bilakis gün geçtikçe artmıştır. Hele Lice 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı nizamiyesindeki bayrağı direkten indirmeye çalışan haine hiçbir gücün müdahale etmemesi çok düşündürücüdür. Bu olayın nedeni açıklanırken Bayrağı indiren kişi çocuk olduğu için asker hassasiyet göstermiş. İki el uyarı ateşiyle yetinmiştir. safsatasıyla geçiştirilmeye çalışılmış ve son derece saçma ve yersiz bir açıklama yapılmıştır. Bu tür saçmalıkların arkasına sığınmak yerine, yapılması gereken odur ki, Türk bayrağına kastedecek hain veya hainlere bu cürümlerinin bedeli hemen orada canıyla ödetilmeliydi. Ülke bu olayın şokundan henüz çıkmadan bir yenisi eklenmiş İstanbul Gaziosmanpaşa da bulunan bir hastanenin bahçesindeki Türk Bayrağı indirilmiş... Ardından oranın Emniyet Müdürlüğü önündeki bayrağı da gönderden indirmek isteyen haine, anında bacağından vurulmak suretiyle, cezası verilmiş, bu bir nebze de olsa halkın yüreğine su serpmiştir. Bu da ağza dadak sürmek deyimini bize hatırlatmıştır. Mesele o bayrağı indirmeye cüret eden adamı bacağından yaralamak olmamalı, bilakis bir daha hiç kimsenin bayrağı indirme cüretinde bulunmasını engelleyecek köklü tedbirler almak olmalıydı. Bir Türk bayrağının yere indirilmesi, milletin namusundan, güvenliğinden, hayatından sorumlu olanların acizliğinin göstergesidir. Başta Genel Kurmay Başkanı olmak üzere, devletin güvenliğinden sorumlu olan birimlerin tepesindeki şahıslar derhal görevlerinden istifa etmeliydiler. Anayasamızda belirtildiği gibi «Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Türkiye Cumhuriyeti bu zamana kadar hiçbir vatandaşına hiçbir şekilde ayrımcılık yapmamış, birlik ve bütünlük içerisinde 90 yılı geride bırakmıştır. Orada indirilen bayrak sadece bir kesimin değil Türkiye topraklarında yaşayan herkesin, gölgesinde barındığı bir bayraktır. Bir ülkenin bayrağının indirilmesi demek, ülkenin dünya milletler platformunda saygınlığının sarsılması, bir anlamda devletinin yok sayılması ya da ülkemizde olduğu gibi ikinci bir bayrağın dalgalandırılmasına zemin hazırlanmış olması demektir. Bu ise asla kabul edilemeyecek vahim bir durumdur. Çünkü bayrağı olmayan bir milletin devleti de olmaz, vatanı da olmaz, dili de olmaz, kültürü de, geleceği de olmaz! Türk milleti; namusuna, kimliğine, tarihine, ülkesinin bütünlüğüne sahip çıkmak zorundadır. 35

36 İSRAİL CESARETİ NEREDEN ALIYOR? Mübarek ramazanda İslâm coğrafyasının her tarafında oluk oluk kan akıyor. Suriye, Irak, Yemen, Pakistan, Mısır ve Libya da iç kargaşa olanca hızıyla devam ediyor ve her gün yüzlerce masum insan katlediliyor. Bu ülkelerde yaşanan acılara şimdi Filistin de eklendi. Tüm dünyanın gözleri önünde Gazze ye giren İsrail, bebek, çocuk, yaşlı demeden katliam yapmaktadır. Bu yazı kaleme alınırken katledilenlerin sayısı 58ü ü bulmuştu. Bu vahşet karşısında Batı nın sözde medeni ve demokrat devletleri ya seyirci ya da İsrail in yanındadırlar. Arap devletleri ve Türkiye nin ise Filistin in yardımına koşacak mecalleri ve iradeleri yoktur. Suriye, Irak, Pakistan, Afganistan, kendi dertleriyle uğraşıyor. Suudi Arabistan ve Mısır gibi devletler ise ABD politikasından sapamazlar. Türkiye ise AKP iktidarında bölgesel güç olmaktan çıktı, yanlış Osmanlıcılık politikası yüzünden Ortadoğu da etkinliğini kaybetti. Türkiye yönetimi, iç politika hesabıyla bağırıp çağırmaktan başka bir şey yapmıyor. İsrail in savunması için kendi topraklarında radar üssü kuran ve Barzani petrolünü İsrail e aktaran AKP iktidarının eylemi ile söylemi bir birine uymamaktadır. Ortadoğu nun Müslüman ülkeleri birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstererek iyi komşuluk ilişkilerini sürdürebilselerdi İsrail Müslüman Gazze ye saldırmaya cesaret edemeyecekti. Irak ın ve Suriye nin parçalanması kimin işine yarıyor, gördünüz mü? Her zaman söylüyoruz: Türkiye milli ve üniter yapısıyla ayakta durduğu müddetçe Ortadoğu istikrar bulur. Dolayısıyla Türkiye nin içinden bir Kürdistan çıkarmak isteyenlerin de büyük İsrail e hizmet ettiklerini unutmamalıyız. Türk milletinin şiarı, mazlumun yanında ve zalimin karşısında olmaktır. Bu görevi ifa edecek milletin güçlü olmak gibi bir mecburiyeti vardır. BİLGİYURDU NAMIK KEMAL ZEYBEK İN BİLGİYURDU ZİYARETİ 36 Eski Kültür Bakanlarından Namık Kemal Zeybek 21 Haziran 2014 Cumartesi günü Saat da Bilgiyurdu Gençlik Eğitim ve Kültür Derneğini ziyaret etti. Dernek üyelerinin değişik konulardaki sorularını cevaplayan Zeybek, İslâm ülkelerinin geri kalış sebepleri üzerine geniş ve doyurucu açıklamalar yaptı, Türk tasavvufunu anlattı. Şehit Gümrük Bakanı Gün Sazak ın Müsteşarlığı, Kültür Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı gibi çok önemli görevlerde bulunan Zeybek, yayımladığı kitaplarla Türk-İslâm irfanına hizmet vermeye devam ediyor. Bu ziyareti daha da anlamlı kılabilmek adına dernek başkanı Mustafa Öztürk, kadim dostu Zeybek e Bilgiyurdu nca yayımlanmış kitapları ve dergileri takdim etti. Avukat Tural Pınarbaşı da değerli bir teşbihlerini hediye etti. Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cesur Onmaz ın düğününde bulunmak üzere Kayseri ye gelen Sayın Namık Kemal Zeybek in Bilgiyurdu ve Türk Ocakları gibi milliyetçi sivil toplum kuruluşlarını ziyaret etmesi ne kadar güzel ve anlamlı. Aynı duyarlılığı her Türk milliyetçisinin de göstermesini temenni ediyoruz.

37 TÜRK HUKUK ENSTİTÜSÜ KAYSERİ ŞUBESİ AÇILDI Gençlik Dergisi Türkiye nin köklü sivil toplum kuruluşlarından olan Türk Hukuk Enstitüsü nün Kayseri Şubesi açıldı. Açılış nedeniyle İl Kültür Müdürlüğü Konferans Salonunda Cumartesi günü saat da bir açılış töreni ve konferans düzenlendi. Açılış töreni ve konferansa hukukçular, üniversite öğretim elemanı ve öğrencileri, avukatlar ve diğer hukukçular ile Kayseri nin sivil toplum kuruluşlarının ve meslek odalarının temsilcileri katıldı. Açılış töreninde konuşan şube başkanı Av. İsmail Tanrıöven, derneğin temel amacının Türk hukukunun gelişmesine, etkinliğine ve daha yaygın olarak bilinmesine ve hukukçular arasında birlik ve dayanışmaya katkıda bulunmak. Olduğunu Türk Hukuk Enstitüsü Kayseri Şubesi dernek tüzüğüne uygun olarak Türk Hukukunun gelişmesi, Türk Hukukunun milli ve demokratik hukuk devleti ruhuna uygun uygulanması için gerekli çalışmaları yapacağını belirtti. Türkiye nin güncel yargı sorunları ile ilgili olarak İsmail Tanrıöven şu görüşleri belirtti: Son zamanlarda yapılan ve hukuku ilgilendiren tartışmalardan birisi de bir merkezden talimat alan bir grubun devleti ve yargıyı ele geçirdiği iddiasıdır. Bir merkezden talimat alan bir grubun yargıyı ele geçirmesi hukuk dışı ve tehlikeli olduğu kadar, siyasal iktidarın yargıyı kendi organı haline getirmesi de o kadar tehlikeli ve hukuk dışıdır. Yargı bağımsızlığı hukuk devleti ve hukuk önünde eşitliğin en önemli şartıdır. Yargı bağımsızlığı belli merkezlere karşı bağımsızlığın yanı sıra siyasal iktidara karşı bağımsızlığı da ifade eder. Netice olarak hukukun siyasallaşmasına, aynı zamanda milletin iradesini hiçe sayan illegal ve gayrimeşru her faaliyete karşı olmak hukukçu olarak görevimizdir. Şahsi ve siyasi Saiklerle hareket ederek hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti, hukuk önünde eşitlik gibi temel ilkelerin ihlal edilmesi ülkemizi anti demokratik bir mecraya sürüklemektedir. Bu çerçevede iktidarı ve tüm grupları hukukun üstünlüğüne riayet etmeye, bağımsız ve tarafsız yargıyı da bağımsız ve tarafsız kalmaya ve baskılara boyun eğmemeye, kanunsuz emir ve talimat verilmesi halinde idare organlarını kanunsuz emir ve talimatlara uymamaya, tüm hukuk camiasını, hukuk kurumlarını, baroları, diğer sivil toplum kuruluşlarını ve kamuoyunu hukuk devleti ilkesini korumaya davet ediyoruz. Türk milli ve demokratik devletinin geleceğini tehlikeye sokan yanlış politikalara karşı ise özetle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin kurucusu ve sahibi olan Türk Milleti nin adının, vatandaşlık tarifinden ve Anayasa dan çıkarılamayacağını, Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımızın, ırklara ve mezheplere ayrıştırılamayacağını, Anadolu coğrafyasında Selçuklu ile başlayıp çeşitli Türk devletleri ve Osmanlı ile devam eden Türk Milleti nin kesintisiz egemenliğini esas alan büyük Atatürk ün kurduğu milli devlet yapısının ortadan kaldırılamayacağını ifade ediyoruz. Açılıştan sonra düzenlenen konferansta Türk Hukuk Enstitüsü Genel Başkanı Prof. Dr. Ali Akyıldız tarafından Türkiye nin güncel meseleleri konulu konferans verildi. Prof. Dr. Ali Akyıldız, Türk Hukuk Enstitüsünün amacına uygun olarak Türkiye de hukuk devletinin gelişmesi ve hukuk devleti farkındalığının oluşturulması için çalışılmasının önemini izah etti. son zamanlarda hukuk devleti ilkesine engel olan ve ihlal eden uygulamalar hakkında bilgi verdi ve hukuk devletinin yeniden inşasının gerektiği, bunun için çalışılması gerektiği görüşünü açıkladı. Türk Hukuk Enstitüsü Kayseri Şubesi yönetim organları şu isimlerden oluştu: Yönetim Kurulu: İsmail Tanrıöven (Başkan), Halil İbrahim Keçebaş, Tarık Çulha, Neslihan Sel Kırçıl, Yalçın Erzurum, Burçin Yaldız Akbulut, Murat Boz, Ziya Koç, Doğanay İğde, Cavit Dursun, Orkun Kaya, Mustafa Orhan Taşçı, Fatih Şen, Fatma Karababa. Denetim Kurulu: Hüseyin Akoğlu, Rukiye Gülmez, Uğur Altun, Ertan Alev, Murat Kaan, Rezzan Yıldırım Yazıgülü. Disiplin Kurulu: Mehmet Keskin, Serap Altuntaş Eroğlu, Özgür Bozkurt, Özgür Arslan, Zafer Tuğrul Sarıarslan. Genel Merkez Delegeleri: İsmail Tanrıöven, Tarık Çulha, Yalçın Erzurum, Cavit Dursun, Oğuz Erinç, Özgür Bozkurt, Mehmet Soytürk, Ünal Keskin. 37

38 HÂTIRAT YAZMAK DÜRÜSTLÜK ve İÇTENLİK GEREKTİRİR Mustafa ÖZTÜRK Bir kişinin başından geçen veya tanık olduğu önemli olayların anlatılmasıyla oluşan esere hâtıra, hâtırat veya anı diyoruz. Hâtıratlar günü gününe tutulan notlara, sıcağı sıcağına yazılan günce lere dayanıyorlarsa tarihçi için önemli belge olurlar. Böyle değil de, herhangi bir saikle sonradan hatırlananlar kaleme alınmışsa, bunlara itibar edilmesi, gerçeğe ulaşmayı her zaman zorlaştıracaktır. Çünkü, hafızayı beşer nisyân ile malûldür. Hâtırat yazmak ciddi bir iştir. Andre Gide nin dediği gibi, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır. Dolayısıyla dürüstlük, samimiyet, ciddiyet, sorumluluk ister ki bunlar, hatıratların olmazsa olamazlarıdır. Siyasî, ideolojik veya şahsi çıkar düşüncesiyle ve olayları çarpıtarak yazılan hâtıratın ise hiçbir tarihi değeri olamaz. Çünkü, yeni nesilleri yanlış yönlendirirler. Böyle hâtırat yazmaktansa yazmamak daha hayırlıdır. Yaşadığımız yıllarla ilgili anı kitaplarını okuduğumuzda yalanları görüp hayrete düşüyoruz. Baştan sona ön yargı, dedikodu ve yalan üzerine bina edilen samimiyet ve dürüstlükten yoksun böyle kitaplara hâtırat demek çok zordur. Bazı hâtırat yazarları, ya kendisini savunmak, ya birilerini karalamak, ya da kendisini hatırlatmak amacıyla kaleme sarılıyorlar. Geçmişte yapılmış bir hata sebebiyle bir kişinin savunma yapması veya ben buradayım diyerek kendini hatırlatması gayet doğal. Ancak aynı kişinin suçunu örtmek için yalana başvurması ve suçsuz insanları karalaması asla kabul edilemez. Meşhur hâtıratları önemli ve ilginç kılan, yapılmış olan kişisel hataların içtenlikle itiraf edilmesidir. Jean Jacgues Rousseau nun İtirafları ı ve Babür Şah ın Babürnâme si, bu nedenle büyük eser sayılmışlardır. Son yıllarda böyle eserler göremiyoruz. Çünkü, şahsi hataları yazmak ve özeleştiri yapmak, dürüstlük ve cesaret gerektirir. Bazı kişiler de sadece övünmek, önemli oldukların hatırlatmak amacıyla anılarını yazıyorlar. Böyleleri çiğ kalanlardır. Zaman onları olgunlaştıramamış. Kendilerini dünyanın merkezinde sanıyor, yapılan tüm güzel işleri kendilerine mâl etmeye çalışıyorlar. Oysa kendilerinin bir çamda kertikleri yoktur. Görevi ve davası gereği güzel işler yapanların övünmeye, böbürlenmeye ihtiyaçları olmamalı. Gerçek dava adamları görev icabı yaptıklarını; yemek, içmek, yürümek, nefes almak gibi tabii şeylerden sayar, övünmeyi akıllarına bile getirmezler. Çünkü, önemli olan yapılan iş veya ifa edilen görevdir. Anılarını yazacak olanlar, önce iyi yazılmış anı kitaplarını okusunlar. Meselâ, Halide Edip Adıvar ın Türk ün Ateşle İmtihanı nı, Falih Rıfkı Atay ın Çankaya sını, Şevket Süreyya Aydemir in Suyu Arayan Adam ını Geçmişe yalan katmamak ve geleceğe ışık tutmak şartıyla herkes anılarını yazabilir. Ancak berrak bir hafıza ve olaylara tanıklık yapan belge ve dokümanlar mutlaka yanlarında bulunmalıdır. Milliyetçi-ülkücü hareketin geçmişi üzerine yazı yazanların da bu temel esaslara uymaları, kendini kanıtlamış ve adları Türk milliyetçiliği ile beraber anılan şahsiyetler hakkında daha uygun bir dil kullanmaları ve ispatlayamayacakları ithamlardan kaçınmaları gerekir. Ben, günce tutamadığım için hâtıratımı yazmayı düşünmedim. Ancak belgeli olanları ve net hatırladıklarımı yazabilirim. Herkese de bunu tavsiye ederim. Çünkü, hafızamız bizi yanıltabilir. Bu yüzden yanlış şeyler söyleyebiliriz ki bunun vebali büyüktür. Tarihe ve yeni nesillere yanlış bilgiler sunmaktan Allah bizi korusun. 38

39 BAYRAK NAMUSTUR TÜRK MİLLETİ NAMUSUNA SAHİP ÇIK! Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı ndaki Türk bayrağının bir PKK eylemi sırasında yüzü maskeli bir terörist tarafından indirilmesi, söylenip geçilecek veya unutulacak bir olay değildir. Çünkü, Türk bayrağı, milletimizin namus ve şerefinin simgesi, devletimizin bağımsızlığının sembolüdür. Bu yüzden onu hep göklerde görmek ister, sonsuza dek dalgalanması için canımızı seve seve veririz. Bayrak ve vatan için ölünmeyecekse ordu kurma ve ordu donatmanın da bir anlamı ve mantığı yoktur. Sizin harîm-i ismetinize girildiğinde bir şey yapmıyorsanız mevcudiyetiniz neye yarar? Devlet niçin var? Türk Silahlı Kuvvetleri niçin var? Yanıt istiyoruz. Çanakkale yi geçilmez yapan, Sakarya ve Dumlupınar destanlarını yazan Türk Ordusu neredesin? Kimler seni böyle koyun sürüsüne çevirdi, silâhını ve ruhunu kimler aldı elinden? Genel Kurmay Başkanlığı, konuyla ilgili bildirisinde, bayrağı indiren yüzü kapalı kişinin yaşlarında birisi olduğunu söylüyor. Bize göre, hiç de öyle görünmüyor; kocaman adam mazeret üretiyorlar ama bu rezaletin mazereti olmaz. Çocuk veya provokasyon diyerek konuyu basite indirgeyemezsiniz. Ortada apaçık duran bir hakikat var: Türk vatanı ve milletinin bütünlüğüne, Türk devletinin bağımsızlığına karşı plânlı bir saldırı ile karşı karşıyayız. Bu saldırıyı def etmesi gerekenler, büyük bir aymazlık içinde, siyasî ve şahsî çıkarlarının tutsağı olmuşlardır. Çözüm süreci diyerek, Türkiye yi bölünmenin eşiğine sürüklediler. Bölücü terör örgütü asker yazdı, görmediler; vergi topladı, duymadılar; kendi bayrağını açtı, altında halay çektiler; tehdit etti, kulaklarını kapadılar; «Kürdistan! Kürdistan!»naraları atıldı, alkış tuttular; Türkiye de böyle bir yer yoktur, diyemediler. Şimdi sıra bayrağımıza geldi. Ne provokasyonu? Adamlar diyor ki: «Burası bizim, çekilin buradan! Bu bayrağa burada yer yok! Siz hâlâ provokasyon deyip milleti kandırıyorsunuz. Bir defa da millete doğruları söyleseniz olmaz mı? Meselâ, Oslo yu anlatsanız, İmralı pazarlıklarını anlatsanız ve içinizde birazcık vatan, bayrak, hak ve hakikat sevgisi kalmışsa yanılgılarınızı anlatsanız. Sonra da alıp milleti arkanıza PKK ve uzantısı bütün pislikleri temiz vatan toprağından süpürüp atsanız. Milletin beklentisi budur sizden. Türk milleti infial içindedir. Sabır taşı çatlamak üzeredir. Onu yalanlarla artık oyalayamazsınız. Devleti yöneten kadrodan hiçbiri sorumluluktan kaçamaz. Hepsi doğrudan ve dolaylı olarak sorumludur. Bu nedenle Cumhurbaşkanı ndan Başbakan ve Genelkurmay Başkanı na kadar devletin bütün makamlarını bir kez daha yasalarla belirlenmiş görevlerini yapmaya, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini korumaya davet ediyoruz. Bu görevlerin ifasında acziyet kabul edilemez. Bir acizlik var ise karşılığı da olmalı, istifa müessesesi mutlaka çalıştırılmalıdır. Özgür bir ülkede iki devlet, iki ordu, iki bayrak olmaz. Yol kesen, araç yakan canilere bir devlet yalvarıp yakarmaz. Bölücü çakalların özelliği nedir ki onlara iltimas gösteriliyor? Sözcülerini, dalkavuklarını televizyonlara çıkarıp milletin aklıyla alay ediyorlar. Siyasî iktidarın çözüm dediği şeyin Türkiye Cumhuriyeti nin şan ve şerefi olan Türk bayrağını semadan indirmek ve Kürtlere bir devlet kurmak olduğu anlaşılmıştır. Bu yanlıştan acilen dönmelerini bekliyoruz. Dönmezler ise Türk bayrağını koruyamayanların alınlarındaki onursuzluk damgası asla silinmeyecektir. Ülkemizi yönetenler, bugün olduğu gibi görevlerini ifada basiretsizliğe devam ederlerse, Türk milleti kanının ve vicdanının sesine uyarak bayrağını ve vatanını korumak için mutlaka harekete geçecektir. Nasıl derseniz, söz konusu bayrak ve vatansa, gerisi teferruattır. BİLGİYURDU

40

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ocak 2014, No: 83

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ocak 2014, No: 83 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ocak 2014, No: 83 i Bu sayıda; 2013 Kasım Kısa Vadeli Dış Borç; TCMB Rezervlerinin son durumu değerlendirilmiştir. i 1 Kısa Vadeli Dış Borçdaki Hızlı Artışa

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katını 10 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili yaşamın başından

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016 Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 1 Şubat 2016 Yöntem ve Künye Araştırma çalışması, 3-10 Aralık 2015 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 1024 kişiyle, 16 ilin kentsel

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ Hazırlayanlar: Habib Hürmüzlü, ORSAM Danışmanı / Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı - Haziran 2012- Sayı: 14 4 Haziran 2012: Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu,

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

KÖŞEMDEN. Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ

KÖŞEMDEN. Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ KÖŞEMDEN Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ "Cumhurbaşkanı kim olacak" sorusu endişelerle birlikte çok yönlü bir tartışma konusu olarak 15 Mayıs'a kadar devam eder. Aslında Cumhurbaşkanlığı konusu

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ÜLKEMİZDE HUZURU BOZMAK İSTİYORLAR

ÜLKEMİZDE HUZURU BOZMAK İSTİYORLAR Meslek odaları ve bazı sivil toplum kuruluşları, son günlerde yaşanan iç kargaşalarda meydana gelen ölümler, Türk Bayrağına ve Atatürk heykellerine yapılan saldırılar üzerine sağduyu çağrısında bulundu.

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır.

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır. TERÖR VE BEKLENTİLER Türkiye, önce 22 Temmuz genel seçimleri ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yaz aylarını kendini yenileyerek geçirmiş, sonbahara ise artan terör olayları, şehitlerimiz, onların

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip olmaktadır. Ev sahibi olmak herkesin temel rüyalarından bir tanesidir.

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü. 10 Ağustos 2014. için gerçekleştirilmiştir.

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü. 10 Ağustos 2014. için gerçekleştirilmiştir. 10 Ağustos 2014 için gerçekleştirilmiştir. Araştırma Hakkında Araştırma, 10 Ağustos 2014 günü, Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi (CATI) yöntemi ile mahalli seçimlerde oy kullanan toplam 1500 seçmen

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi. Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi

MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi. Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi T. C. Kocaeli Valisi Sayın Hasan Basri Güzeloğlu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Sayı Zeki Aygün, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Ticaret

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ Resmî Gazete Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır 21 Ekim 2014 SALI YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ Sayı : 29152 Mükerrer BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ BAŞBAKANLIK 17 Ekim

Detaylı

Cumhurbaşkanı Konuşması

Cumhurbaşkanı Konuşması Cumhurbaşkanı Konuşması Lefkoşa,KKTC 07 Mart 2011,Pazartesi Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu Cumhurbaşkanı Sayın Dr.Derviş Eroğlu nun Alaköprü Barajı Temel Atma Töreni nde Yaptıkları Konuşma Sayın Başbakan,

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 i Bu sayıda; Başbakan ın Taksim Gezi Parkında vatandaş ile inatlaşmasının ekonomiye maliyeti değerlendirilmiştir. i 1 Ekonomi iç ve dış

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Biri sizi bir kere kandırırsa suç onundur. İki kere kandırırsa suç sizindir. (bir Balkan ülkesi atasözü) Zamanda

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları,

Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları, Sayın Başbakanım, Değerli Bakanlarım, Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları, 26 ihracatçı sektörümüzdeki, 61 bin ihracatçımızın temsilcisi Türkiye İhracatçılar Meclisi nin Sektörler Toplantısı

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

KASIM 1938 BÜYÜK YAS. Ulus Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Türk milleti sen sağ ol. (11 Kasım 1938)

KASIM 1938 BÜYÜK YAS. Ulus Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Türk milleti sen sağ ol. (11 Kasım 1938) KASIM 1938 BÜYÜK YAS Stj. Av. H. Burak KARAKUŞ Stj. Av. Oğuzhan SAPAN 10 Kasım1938, saat 9.05; Türk halkı büyük liderini sonsuza kadar kalbine gömdü. O gün tüm dünya bir nöbet değişimine sahne oluyordu.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı