Tam metin KİTAbI Full text BOOK

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Tam metin KİTAbI Full text BOOK"

Transkript

1 ULUSLARARASI MESLEKİ BİLİMLER SEMPOZYUMU INTERNATIONAL VOCATIONAL SCIENCE SYMPOSIUM Mesleki ve Teknik Eğitimde Küresel Gelişmeler The Global Development in Vocational and Technical Education Tam metin KİTAbI Full text BOOK 2017 ANTALYA TURKEY

2 BOARD HONORARY PRESIDENTS PROF. DR. ERKAN İBİŞ (REKTÖR) ANKARA ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. SEZER ŞENER KOMŞUOĞLU (YÖK AKADEMİDE KADIN Ç. ve S.K. BAŞKANI) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU SYMPOSIUM CHAIRMEN PROF. DR. RAMË VATAJ, (REKTÖR) PRİZREN ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. TİMUR GÜLTEKİN, ANKARA ÜNİVERSİTESİ ORGANIZATION COMMITTEE YRD. DOÇ. DR. MURAT KADEMLİ, HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ DR. ERTAN YESARİ HASTÜRK, HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖĞR. GÖR. SERDAN KERVAN, PRİZREN ÜNİVERSİTESİ ÖĞR. GÖR. LUAN VARDARİ, PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. NEHİR VAROL, ANKARA ÜNİVERSİTESİ SCIENTIFIC BOARD PROF. DR. TİMUR GÜLTEKİN, ANKARA ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. CİHAN KARATAŞ, KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. ADNAN AKKURT, GAZİ ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. İLKER USTA, HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. İBRAHİM YOKAŞ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. HÜSEYİN ÜNVER, ANKARA ÜNİVERSİTESİ PROF.DR. SEYHAN AHISKA ANKARA ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. BAHADIR GÖNENÇ, ANKARA ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. İBRAHİM ÖZER ELİBÜYÜK, ANKARA ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. GÜVEN GÖRK, MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. MEHMET ÖZASLAN GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. KIYMET ÇALIYURT, TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

3 DOÇ. DR. SUZANA CANHASİ PRİŞTİNA ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. ARİF RIZA PRİZREN ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. SVETLANA STANAREVIC, BELGRAD ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. AYHAN AYTAÇ TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. ÖZGE ÇAPTUĞ ÖZDEMİR CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. NAMIK ATAKAN AYDOĞAN HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. SEMRA GÜNDÜÇ ANKARA ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. YILDIRAY KIZGIN MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. ENGİN DEMİREL, TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DR. ERTAN YESARİ HASTÜRK, HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ DR. BLAŽ KOMAC, SLOVENIA ANTON MELIK GEOGRAPHICAL INSTITUTE YRD. DOÇ. DR. MURAT KADEMLİ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. NEHİR VAROL ANKARA ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. SONER YILDIRIM PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. HALİL KUKAJ PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. EVA TAFİLİ TİRAN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. HALİM BAJRAKTARİ PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. VEDAT BAJRAMİ PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. BEKİM BERİSHA PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. İSUF LUSHİ PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. ELSEV BRİNA LOPAR PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. HYSNİ TERZİU PRİZREN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. NURAN MUHAXHERİ PRİŞTİNA ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ.DR. MUSTAFA HATİPLER TRAKYA ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. BERKAN ULU İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. İSMAİL OVALI PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. ŞENER KARABULUT HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. KÜBRA KARAOSMANOĞLU MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

4 YRD. DOÇ. DR. GÜLAY HIZ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. ASLI KARATAŞ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. TAHİR BENLİ KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ.DR. ORHAN KANDEMİR, KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. TÜRKER ŞİMŞEK, TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. EMRE ASLAN, TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ YRD. DOÇ. DR. METİN KILIÇ, KARABÜK ÜNİVERSİTESİ DR. AHMET MAVİ GAZİ ÜNİVERSİTESİ DR. MURAT UZEL HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ DR. İLKER AY HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ DR. AHMET ÇOŞKUN AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ M. Sc. MIHA PAVŠEK, SLOVENIA ANTON MELIK GEOGRAPHICAL INSTITUTE

5 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): 1-10 Ahmet ÇOŞGUN 1 Arzu ER 2 BİR BUZ MAKİNASINDA, ENERJİNİN VERİMLİĞİN ARTIRILMASI İÇİN ÖRNEK BİR ARAŞTIRMA (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ) ÖZ İnsanlar için yaz aylarında ve kış aylarında konfor iklimlendirmesi gereklidir. Diğer taraftan da insanların gıda ihtiyacı için, besinlerin ve gıdalarında soğutulması hatta soğukta saklanması da gerekmektedir. Bir maddenin onu çevreleyen hacmin sıcaklığının altına düşürülmesi olayına kısaca soğutma denilmektedir. Yediğimiz besinler kadar içtiğimiz meşrubatların, suyun da yaz aylarında soğutulması gerekmektedir. Örneğin suyu biz soğuttuğumuz gibi, buz haline getirerek de kullanmaktayız. Bu çalışmada Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu L06 nolu laboratuvardan bulunan bir buz makinasının, buz yapımı sonrasında dışarı atılan soğuk suyun (soğutulmuş suyun) bir paslanmaz çelikten yapılan depoda toplanması sağlanarak, ilave bir pompa vasıtası ile buz makinasının giriş suyuna, gönderilmiştir. Bu teknik işlem sonucunda buz yapımındaki suyun soğutma süresi azaldığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan dışarı atılan soğuk suyun, dışarı (drenaja) atılması bu çalışma ile önlenmiştir. Çalışma ile enerjinin verimli kullanılmasının sağlandığı tespit edilmiştir. Bu çalışma ülkemizde değişik makinelerden dışarı atılan enerjinin (ısıtma yada soğutma ısısının ve suyunun) çok basit uygulamalar ile enerjinin, verimli olarak kullanılması için örnek olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Buz makinası, Enerji verimliliği, Soğutma ABSTRACT A CASE STUDY FOR INCREASING ENERGY EFFICIENCY IN A ICE MACHINE (AKDENİZ UNIVERSITY SAMPLE) For people, comfort climate conditioning is required during the summer months and winter months. On the other hand, it is also necessary for humans to be in need of food, in food and in food, or even in the cold. The cooling of a material to below its surrounding temperature is called cooling. We drink as much beverages as we eat, and the water needs to be cooled in the summer months. For example, we use the water by making it ice, as if we had cooled it. In this study, Akdeniz University Vocational School of Technical Sciences L06 sent an ice machine from the laboratory to the inlet water of the ice machine with an additional pump, ensuring that the cold water (cooled water) discharged after ice making was collected from a stainless steel tank. As a result of this technical operation, it has been determined that the cooling time of the ice -making water decreases. The cold water drained from the other side is prevented from being drained by this work. 1 Öğr.Gör.Dr.,Akdeniz Üniversitesi, Türkiye, 2 Öğr.Gör.Dr.,Akdeniz Üniversitesi, Türkiye, 1

6 It has been found that efficient use of energy is provided by the study. This work is considered to be an example of energy efficient use of energy from different machines in our country (heating and cooling heat of water and water) with very simple applications. Keywords: Ice machine, Energy efficiency,coolling GİRİŞ Enerjiyi depolanmış iş gücü yada iş yapma yeteneği olarak tanımlanabilir. Enerji kelimesi eski yunanca energia sözcüğünden sözcüğünden türetilmiştir. Eski Yunaca da bu sözcük bir şey yapmak veya bir şey olmak anlamına gelmektedir (Ceylan, Gürel;2017). Enerji verimliliği, tüketilen enerji miktarının, üretimdeki miktar ve kaliteyi düşürmeden, ekonomik kalkınmayı ve sosyal refahı engellemeden en aza indirilmesidir. Daha geniş bir biçimde enerji verimliliği; gaz, buhar, ısı, hava ve elektrikteki enerji kayıplarını önlemek, çeşitli atıkların geri kazanımı ve değerlendirilmesi veya ileri teknoloji ile üretimi düşürmeden enerji talebini azaltması, daha verimli enerji kaynakları, gelişmiş endüstriyel süreçler, enerji geri kazanımları gibi etkinliği artırıcı önlemlerin bütünüdür. Enerji verimliliğinde en önemli faktör enerji tasarrufudur. Genellikle enerjinin az kullanılması, iki ampulden birinin söndürülmesi şeklinde algılanmakta olan enerji tasarrufu, aslında ene rji atıklarının değerlendirilmesi ve mevcut enerji kayıplarının önlenmesi yoluyla tüketilen enerji miktarının, kalite ve performansı düşürmeden en aza indirilmesidir. Enerji tasarrufu iki biçimde gerçekleştirilmektedir. Birincisi, doğrudan enerji tasarruf eden ev, araba ve diğer son teknolojileri kullanmak; alışkanlıkları ve günlük davranışları enerjiyi daha verimli kullanacak biçimde düzenlemek gibi somut önlemlerden oluşmaktadır. İkincisi ise, dolaylı enerji tasarrufu olup mevcut malların daha uzun süre kullanılmasını sağlayarak yeni malların üretimini azaltmak; enerji tüketimini minimize edecek biçimde yerleşim yerlerini düzenlemek, enerjiyi daha az tüketen teknolojiler kullanmak, ekonomide doğrudan materyal tüketiminin olmadığı etkinliklere geçiş yapmak gibi önlemlerdir. Enerji, hayatımızın her yönünü etkilemektedir: bize ışık, ısı, ulaşım ve diğer araçlar için yakıt sağlar. Ancak, bugün, enerji tedarikimizin güvenliği ve fosil yakıtlardan elde edilen enerjinin, çevre üzerindeki etkisi konularını her zaman olduğundan daha fazla düşünmemiz gerekmektedir. Artık hepimiz enerjinin üretim ve tüketim şeklini değiştirmeye başlamadığımız takdirde geri dönüşü olmayan bir çevre kriziyle karşı karşıya olduğumuzu anlamış bulunmaktayız; bunun anlamı, gelecekte yenilenebilir enerji kaynaklarını çok daha fazla kullanmamız ve enerji verimliliğine daha fazla odaklanmamız gerektiğidir. Ancak, enerjinin akıllıca kullanılması konusunda mesajın yayılması için daha işin başındayız ve yapacak çok işimiz var. Hem tüketicilerin hem de sosyal alanda söz sahibi olan kişilerin, sürdürülebilir enerji üretimi ve kullanımı konusunda ikna edilmeleri gerekmektedir. Hedeflerimize varmak için birey, toplum, sanayi temsilcileri veya yetkili kamu kuruluşları olarak hepimizin bu çabaya katılması gerekmektedir. Enerjinin kapsamını değiştirme yolunda yapılacak olan en küçük katkı dahi önemsiz olmayacaktır. ( Buzun gıdaları, içecekleri ve diğer ürünleri soğutması için kullanılması ilk uygarlık dönemlerinden başlar. Mekanik soğutmanın başlaması ile doğal buz kullanımı geçmişte kalmıştır. Yapay buz üretimi endüstrinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Buz üretiminde prensip soğutma tekniği ile sağlanır. Buz üretimi ihtiyaca göre çok ufak parçalardan 5,10 veya 25 kg dan kg a kadar yapılmaktadır. Küçük buz küpleri ile içecekleri çok hızlı sulandırma olmaksızın soğutulabilir. Bir bardak içeceğin çabucak soğutulması için ince tabaka buzlar amaca tam anlamı ile hizmet vermektedir ( 2017). 2

7 BUZ MAKİNALARININ GENEL ÇALIŞMA PRENSİBİ Buz yapıcılarda soğutma sistemlerinin çeşitli tipleri kullanılmaktadır. Bu sistemlerde genellikle kabinin alt kısmına yerleştirilir. Sıvı soğutucu akışkan alttaki kondanserden yukarı doğru filtre kurutucuya çıkar. O evaporatöre giriş için bir kılcal boruya girer, Evaporatör ters çevrilmiş ve buz kalıplarıyla sarılmıştır. Bu çalışmada sisteminde soğutucu buharı evaporatörden akümülatör içine akar, Bu etrafından sıvı hattı kılcal boru kangalı bulunan bir tip sıvı tankıdır. Düzenlenmiş bir ısı değiştirici gibi işe yarar, Soğutucu buharı akümülatörden kompresöre geri döner. Bundan sonra cevrim tekrar eder. Buz makinasında hazneli bir buz makinası gösterilmektedir. Bu tip makinalarda hazne kam yardımıyla harekete geçirilir. Evaporatörün alt kısmına bağlı çubuklar etrafında buz kalıpları oluşur. Bu esnada bir palet suyu karıştırmak üzere dönmektedir. Buzlar belli bir kalınlığa ulaştığında paletler buza takılır ve mafsal kontak düğmesine dokunarak defrost işlemini başlatır. Kam harekete geçerek önce haznedeki suyu boşaltır. Daha sonra gevşeyen buzlar buz kalıbına dökülür (Bulgurcu, H., 2015). Buz üretiminde; yüzeyinin alanı ne kadar büyük olursa buzun batırıldığı sıvıdan ısı çekimi de o kadar çabuk olur. Örneğin 6.5 cm³ bir buz küpünün ısı transferi için içecekle temas edece 39 cm² lik yüzeyi olacaktır. Bu buz küplerinden bir bardağa 4 tane konulduğunda toplam ısı transfer alanı 156 cm² olur. Eğer buzların ortaları delik olursa ısı transfer alanı daha da artar. Buz makineleri teknolojinin gelişimi ile tam otomatik olarak çalışırlar ve günlük kapasiteleri kg dan bir ton buz üretene kadar yapılmaktadır. Buzlar çeşitli boyutlarda üretildiği gibi çeşitli biçimlerde de üretilirler. Bunlar; küp buz, ince film gibi biriket tipi buzlar ve büyük dikdörtgen şeklinde kalıp buzlar. Bazı buz makinelerine buz küplerini ezen mekanizmalarda bulunur. Ezilmiş ve yassı tabaka buz restoranlarda ve kafeteryalarda salataları, tatlıları soğutmak ve sergilemek için kullanılır. Buz makineleri tasarımına bağlı olarak evaporatöre suyu püskürten veya evaparatörü suyun içinde düşey ve yatay konumda suya daldırılarak buz elde edilir. ( ) Aşağıda Şekil 1 de ters çevrilmiş evaporatör yuvalarına püskürtülen su belli süre sonra yuvalar içinde donmaya başlar ve onları doldurmaya başlar. Defrost sisteminin devreye girmesi ile yuvalardan gevşeyen buz kalıpları buz toplama kabına dökülmeye başlar. Şekil 1:Ters çevrilmiş evaporatör yuvalarına püskürtülen su ile elde edilen buz prensibi 3

8 Şekil 2: Evaporatör uçları hareketli su haznesine daldırılmak sureti ile buz elde edilme prensibi Evaporatör uçları hareketli su haznesine daldırılır, su uçları etrafında su donar. Su haznesi mekanik sistemle aşağıya doğru eğilir. Defrost devreye girdiğinde buzlar kaba dökülür. Ayrıca ev tipi dolaplarda da buz üretimi yapılan mekanizmalar vardır( ) Şekil 3: Bir buz makinasının su devresi LABORATUVARDA YAPILAN DENEYSEL ÇALIŞMALAR Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler MYO İklimlendirme Soğutma programı laboratuvarında bulunan X markalı UBM 100 tipli buz makinası aşağıda Çizelge 1 de teknik özellikleri verilmiştir Çizelge 1: X markalı UBM 100 tipli buz makinasının teknik özellikleri ( Teknik Özellik Buz yapma kapasitesi ( 20 C Ortam ve 15 C Su sıcaklığında) Tek döngüdeki buz kapasitesi Buz ağırlığı Buz depolama kapasitesi Depolanabilen buz adedi Ağırlık (Net / Brüt) Dış boyutlar (GxDxY) Ambalajlı dış boyut (GxDxY) Besleme Gerilimi Soğutma gazı Miktar 70 kg/24h 40 pcs 20/25 g 40 kg 1450 pcs 71/74 kg 680x560x1130 mm 700x600x1170 mm / 50 V/Hz R134a 4

9 Fotoğraf: 1,2: Uygulamada kullanılan buz makinasına ait hareketli su haznesi (tepsi sistemi) ile tarafımızdan yapılmış ilave deponun görünümü, Fotoğraf 3,4: Buz makinasına ait kompresör ile su haznesine su girişi(ilave olarak tarafımdan yapılmıştır.) görünümü Fotoğraf 5,6: Buz makinasına ait kompresörün yanına tarafımızdan imal edilerek monte edilmiş ilave tank, Tank paslanmaz çelik saçtan imal edilmiştir. Çelik tankın görünümü ile Evaparatörde bulunan su haznesindeki suyun sıcaklık ölçümü görülmektedir. 5

10 Fotoğraf 7,8: Buz makinasına su haznesinde buzların olduğu andaki görünümü Fotoğraf 9,10: Dışarı gidere atılan 8 0 C derecedeki suyun toplamının 3 lt olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir. Fotoğraf 11: Buz makinasının elektrik devre şeması Buz makinasının birebir kopyası Autodesk inventor boyutlu bilgisayar destekli tasarım yazılımı ile aşağıda modellemesi yapılmıştır. 6

11 Fotoğraf 12: Buz makinasının önden görünüşü Fotoğraf 13: Buz makinasının sağ yan görünüşü Fotoğraf 14: Buz makinası kompresör ve kondanser grubu Fotoğraf 15: Drenaja giden soğuk suyun bir tanka geri alınması Fotoğraf 16:Sarı renkli boru tesisattında geri dönüşüm ile suyu tesisat hattının görünümü Fotoğraf 17: Sarı renkli boru tesisattında geri dönüşüm ile suyu tesisat hattının görünümü 7

12 Fotoğraf 18: Geri dönüş suyu çelik depo ile su tesisat hattı görünümü 8

13 Deneysel çalışma sırasında yapılan Ölçümler ve sonuçları aşağıda Çizelge 3 de verilmiştir. Cihazın temel çalışma değerleri Deneysel çalışma sırasında alınan değerleri Enerji verimliği için tespit edilenler Ölçüm saati Şebeke suyu sıcaklığı ( 0 C) Suyun üst tepsiye dolma süresi (sn) Çizelge 3: Deneysel çalışma sırasında alınan ölçümler ve sonuçlar Ölçüm sonuçları Buz yapım sırasında alınan ölçüm değeri Buz yapma makinasında Buzun toplam oluşma süresi 10: Buz depolama kapasitesi adet Depolanabilir buz makinası (adet) 1450-Tek döngüde Buz depolama kapasitesi (kg) 40 Buz makinasında ki üst tepsi hacmi cm 3 İmal edilen hijyenin metal kap alanı (cm 3 ) 19*42*6 25*15* cm cm 3 Enerji verimliliği ile geri alınan su miktarının sıcaklığı (C ) 10: C 10 dakika :46:2 0 sn dakika 59 sn C 3 lt Enerji verimliliği ile geri alınan su miktarı (Lt) 9

14 Çizelge 3 de termodinamik formülasyon bağıntılarının çözümü ve analizleri, çalışmanın ve ölçümlerin devam etmesi sebebiyle daha sonradan analiz edilecektir. İlk sonuç ölçümlerine göre ; Deneysel çalışmada kullanılan buz makinasından dışarı drenaja boşa atılan 3 lt suyun bu çalışma ile geri atılması önlenmiştir. Deneysel çalışmada buz makinasının soğutma süresi cihazın normalde 24 saatte 70 kg iken, bu çalışma ile 3 kg (3 lt) dışarı atılan su geri kazanılmıştır. Diğer taraftan cihazına soğutma süresi normalde 15 0 C için hesaplanmış, bizim ilave olarak kondenserin yanına yapılan paslanmaz çelikten imal edilen 5625 cm 3 yalıtımlı paslanmaz çelik tanktan dışarı atılan suyun sıcaklığı 8 0 C olarak tekrar buz makinasının evaporatör kısmına gönderilerek, soğutma süresinin azaldığı, buna bağlı olarak da buz makinasının üretim kapasitesinin arttığı gözlemlenmiştir. SONUÇ VE ÖNERİLER Bu çalışma ile enerji verimliliğin öneminin artması için katkı sağlanmaya çalışılmış olup, deneysel çalışmamız devam etmektedir. Deneysel çalışmada kullanılan buz makinasından dışarı drenaja boşa atılan 3 lt suyun bu çalışma ile geri atılması önlenmiştir. Deneysel çalışmada buz makinasının soğutma süresi cihazın normalde 24 saatte 70 kg iken, bu çalışma ile 3 kg (3 lt) dışarı atılan su geri kazanılmıştır. Diğer taraftan cihazına soğutma süresi normalde 15 0 C için hesaplanmış, bizim ilave olarak kondenserin yanına yapılan paslanmaz çelikten imal edilen 5625 cm 3 hacimli yalıtımlı tanktan dışarı atılan suyun sıcaklığı 8 0 C olarak ölçülmüştür. Bu 8 0 C soğuk su tekrar buz makinasının evaporatör kısmına gönderilerek, soğutma süresinin azaldığı, buna bağlı olarak buz üretim kapasitesinin arttığı gözlemlenmiştir. Buz makinalarında enerji geri dönüşümün sağlanması için kullanılan bu örnekteki gibi alternatif çok basit yöntemler ile elektrikten tasarruf, zamandan tasarruf, Kullanılan suların yeniden tasarrufu gibi çalışmaların yapılabileceği görüşteyiz. Diğer taraftan İklimlendirme soğutma alanında çalışmalar yapmak isteyen Yüksek lisans ve doktora öğrencilerine alternatif olarak enerji verimliliği, enerjinin maksimum kullanılması konularında çalışmalar yapabilecekleri tarafımızdan önerilmektedir. Birçok cihaz, ekipman, bina ve enerji hizmeti için mümkün en az enerji tüketimi, verimli olmayan ürünlerin piyasadan çekilmesi amacı ile performans derecelendirmesi ve etiketleme, daha fazla enerji verimliliği sağlayan ürünler için finans mekanizmaları oluşturulması ve tüketicinin en verimli ürünler hakkında bilgilendirilmesi önerilen öncelikler arasında yer almaktadır. KAYNAKLAR İlhan, Ceylan, A. Ethem Gürel, Güneş Enerjisi Sistemleri ve Tasarımı, Dora yayıncılık Bursa, (Erişim tarihi: ) (Erişim tarihi : ) Bulgurcu, Hüseyin, MMO., Soğutma Sistemleri, Yayın No: Miem MMO 645, Sayfa 314,2015, İstanbul. (Erişim tarihi: ) 10

15 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Arzu ER 3 Ahmet ÇOŞGUN 4 CAMİ, KUR AN KURSU VE YATILI YURT İNŞAATLARININ İLGİLİ MEVZUATLAR ÇERÇEVESİNDE DENETLENME SİLSİLESİ ÖRNEK YANGIN OLAYI İNCELEMESİ ÖZ İnsanoğlu var olduğundan bu yana en temel ihtiyaçlardan birisi barınmadır. Zamanla gelişen teknoloji sayesinde barınmaya ait beklentilerin boyutları ve öncelikleri değişse de, yaşanan doğa olayları bize aslında barınmanın en önemli değişkeninin güvenli yapılar olduğunu öğretmiştir. Yapılarda can ve mal güvenliğini sağlamak, ekonomik ve sosyal kayıpları azaltmak, yapı kalitesini arttırmak, yapıların kullanım ömrünü uzatmak, doğal olaylara dayanıklı ve çağdaş standartlarda yapı üretmek, yapıların imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun olarak yapılmasını temin etmek amacıyla 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu ve bu kanuna dayalı Yapı Denetimi Uygulama ve Esasları Yönetmeliği,13 Temmuz 2001 tarihli resmi gazetede yayınlanarak 19 Pilot ilde, tarihi itibari ile de tüm Türkiye genelinde uygulanmaya başlanılmıştır. Ancak 3194 sayılı İmar Kanununun 26. maddesinde belirtilen kamuya ait yapı ve tesisler ile 27. maddesinde belirtilen ruhsata tabi olmayan yapılar Yapı Denetim Kanunu nun uygulama alanı dışında tutulmuştur. Bu çalışmada kamuya ait yapılardan olan, cami, Kur an kursu ve yatılı yurt inşaatlarının ilgili mevzuatlar çerçevesinde hangi kurum veya kuruluşlar tarafından ve hangi aşamalarla denetlenip hizmete açılması gerektiği araştırılmış ve işleyişteki aksaklıkların nelere mal olabileceğinin bir göstergesi olarak yaşanmış elim bir yangın olayı irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu yapıları, denetim, yangın SILSILES OF CONTROL IN THE RELEVANT LEGISLATIONS OF MOSQUE, KUR'AN COURSE AND BOARD DORMITORY CONSTRUCTIONS EXAMINATION OF FIRE EVENTS ABSTRACT One of the most basic needs since mankind has existed is the shelter. Though the dimensions and priorities of the shelter have changed due to the technology that develops over time, the events of the living nature tell us that the most important variable of the shelter is the safe structures. In order to ensure the safety of life and property on the buildings, to decrease the economic and social losses, to increase the quality of the buildings, to extend the life span of the buildings, to produce the structures resistant to natural phenomena and to the contemporary standards, to ensure that the buildings are constructed in accordance with the standards of construction, science, and the 3 Öğr.Gör.Dr., Akdeniz Üniversitesi, Türkiye, 4 Öğr.Gör.Dr., Akdeniz Üniversitesi, Türkiye, 11

16 Regulation on Implementation and Principles of Building Inspection based on this Law were published in the official gazette dated July 13, 2001 and started to be applied on 19 Pilot Turkey, as of However, public buildings and facilities mentioned in Article 26 of the Construction Law No and those that are not subject to the spirit of Article 27 are excluded from the scope of the Building Audit Act. In this study, it was researched which institutions or establishments in the framework of the relevant legislation, which are the publicly owned structures, the mosque, the Qur'an course and the residential dormitories, should be inspected and opened to service, and an elimination fire incident which was experienced as a demonstration of what the malfunctions in the operation might cost. Keywords: Public building, control, fire GİRİŞ Sağlıklı ve güvenilir yapılar içinde barınma ihtiyacı insanların en temel ihtiyaçlarından ve aynı zamanda Anayasal haklarından olup, bu hakları korumak ise devletin görevlerindendir. Bu görevleri yerine getirmek için devletler tarihin ilk yıllarından beri çeşitli yaptırımlar içeren farklı uygulamalar gerçekleştirmişlerdir. Bir anayasa metni ile medeni kanun metninin karışımı şeklinde ve bir bölümünde yapıların güvenliğinden özellikle bahsedilen Hammurabi Kanunları bu uygulamaların tarihte karşımıza çıkan ilk örneği olarak düşünülmektedir (Bayraktar, 2001). Mühendislik bakımından tarihin altın dönemi olarak bilinen Roma İmparatorluğu çağında da Roma Hukuku nda kayıp, zarar, mağduriyet kavramı detaylarıyla belirlenerek uygulanmıştır. Güvenlik anlayışının önceliği sayesinde bu dönem yapılarında büyük kesitler ve küçük açıklıklar kullanıldığı görülmekte ancak denetleme mekanizmasının olup olmadığı bilinmemektedir (Sakallı,2008). Ülkemizde imparatorluk döneminde, yaşanılan afetler sonrasında, fermanlarla vs düzenlenen lokal iyileştirmeler şeklinde çeşitli çalışmalar tarihte karşımıza çıkmaktaysa da doğal afetlerden korunmak için pek fazla bir çalışmanın yapıldığı söylenememektedir. İmar düzenlemeleri anlamında ilk çıkarılan kanunlardan birisi 1924 tarihli Köy Kanunu olarak bilinmektedir. Ardından 1580 sayılı Belediye Kanunu ile yapı denetim yetkisinin belediyelere devredildiği, ayrıca bu kanunla yapı denetimi ve plân yapma zorunluluğu getirildiği, daha sonra 2290 sayılı Kanun, 1933 yılında çıkartılan Belediye Yapı ve Yollar Kanunu, Osmanlı dönemindeki ilk imar kanunu olan Ebniye Nizamnamesi gibi birçok kanunun peşi sıra çıkmaya devam ettiği görülmektedir. Cumhuriyet tarihinde bireylerin en temel ihtiyaçlarından olan konut hakkına 1982 Anayasası nda yer verilmiştir. Anayasa da yer verilen konut hakkı kavramı, bireylere sadece kalacak bir yer temin etmekle sınırlı olmayıp, kapsamında bireylerin sağlıklı, doğal afetlere karşı dayanımlı, kaliteli ve yaşam standartlarına uygun olan yapılarda barındırılması anlamı karşılığını bulmaktadır. Bu anlamın ve devlet görevinin yerine getirilebilmesi ise yapıların planlı, düzenli, sağlıklı yapılabilmesi ve dolayısıyla yapıların denetlenmesi ile mümkündür. Yapıların denetlenme işinin etkin ve amacına uygun bir şekilde sonuçlanması için ise, proje aşamasından başlayarak yapının tamamlanmasına kadar devam eden sürecin doğru yönetilmesi önem arz etmektedir. TÜRKİYE DE UYGULANAN YAPI DENETİM SİSTEMİ KISA TARİHÇESİ Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yapı denetimin önemi ve gerekliliği,, özellikle yaşanılan büyük afetlerden sonra gündeme gelmiştir. Tarihe bakıldığında, yapılan iyileştirme ve düzenleme çalışmalarının, genel olarak, doğal afetlerden sonra meydana gelen hasarların giderilmesi ve mağdur olan insanlara yardım edilmesine yönelik olduğu görülmektedir. Elbette ki doğal afetler sebebiyle mağdur olan vatandaşlara yardım devletin görevidir. Ancak en azından bölgesel, iklimsel olarak mevcut şartlardan kaynaklanan ve öngörülebilecek doğal afetlere karşı önlem alınması, doğal afetten en az 12

17 zarar görecek yapı tasarımlarının ve imalatlarının sağlanması maddi ve manevi kayıplar açısından çok daha uygun bir yöntemdir. Yapılardaki denetimsizlikler, ülke olarak yaşadığımız her felaketle birlikte kendini göstermektedir yılında meydana gelen Marmara ve Düzce depremlerinin ülkemize yaşattığı maddi ve manevi kaybın en büyük nedeni kontrolsüz, denetimsiz yapılardır. Bu depremlerde kişi hayatını kaybetmiş, kişi yaralanmış, konut yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Bu depremlerden sonra çeşitli arayışlara girilmiş ve yapı denetimi konusunda yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler kapsamında ilk olarak tarih ve 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 27 il pilot olarak seçilmiş ve Yapı Denetim Şirketleri kurularak uygulamaya geçilmiştir. Böylece 4 lü TUS sisteminden Yapı Denetim Sistemine geçişin ilk adımları atılmıştır. 595 sayılı kanun hükmünde kararname çok aceleye getirildiği ve sorunları çözme konusunda yetersiz olduğu için yargı tarafından iptal edilmiş ve yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Bunun üzerine 13/07/2001 tarih ve sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile daha önce 27 pilot ilde başlatılan denetime 19 ilde devam edilme kararı alınmıştır. Kanun günümüze gelinceye kadar çeşitli yönetmelik ve genelgelerle desteklenmeye çalışılmıştır. En son tarih ve sayılı resmi gazetede yayımlanan değişiklik ile yapı denetim uygulaması tüm illere yaygınlaştırılmıştır. Ancak; inşa edilecek tüm yapıların denetimi Kanun kapsamında olmakla beraber, kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları veya yaptıracakları yapılar ile ruhsata tabi olmayan yapılar Kanunun kapsamına alınmamıştır. Başka bir deyişle kamuya ait yapılara ruhsat verme işleminde denetim, yetki ve sorumluluk yapıyı yaptıran kamu kuruluşuna bırakılmıştır. CAMİ, KUR AN KURSU VE YATILI YURT İNŞAATLARI İLE İLGİLİ MEVZUAT HÜKÜMLERİ 1. Cami, Kur an Kursu, hizmet binası ve diğer dini tesislerin estetik, fonksiyonel ve güvenli şekilde inşası için çalışmalar yaparak teknik yönden kontrolünü sağlamak, tip projeler hazırlamak, hazırlatmak ve kontrol etmek Diyanet İşleri Başkanlığı nın görevidir ( Tarih ve Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun madde 7/f). Kanun un 8.maddesine göre; Başkanlığın taşra teşkilatı, il ve ilçe müftülükleri ile doğrudan Başkanlığa bağlı dinî yüksek ihtisas merkezleri ve eğitim merkezlerinden oluşur. İl ve ilçe kuruluşlarının başında birer müftü bulunur. İl müftüleri Diyanet İşleri Başkanlığı na, ilçe müftüleri ise il müftülüklerine bağlıdır. İl ve ilçe müftüleri, bölgelerinde Diyanet İşleri Başkanlığını temsil eder, din hizmetlerini, dini müesseseleri yönetir ve din görevlilerinin hizmetlerini düzenleyip denetler. Müftülük kursu, staj, rotasyon, hizmet içi eğitim, terfi ve performans ölçütlerine ilişkin usul ve esaslar ile dinî yüksek ihtisas merkezleri, eğitim merkezleri, Kur an Kursları ile yurt ve pansiyonların çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir Tarih ve Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Kur an Eğitim Ve Öğretimine Yönelik Kurslar İle Öğrenci Yurt Ve Pansiyonları Yönetmeliği MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Kur an eğitim ve öğretimine yönelik kursların, Kur an kursu yurt ve pansiyonlarının açılış ve çalışmaları, kurslarda verilen eğitim-öğretim hizmetleri ile bunların yönetim ve denetim esaslarını belirlemektir. MADDE 4 e) Kur an kursu: Kur an-ı Kerim okumak, anlamını öğrenmek, hafızlık yapmak ve din eğitimi almak isteyen vatandaşlara verilen eğitim ve eğitim yerini f) Öğretici: Kadrolu, sözleşmeli, vekil ve geçici Kur an kursu öğreticisini, ifade eder. MADDE 5 (1) Kur an kurslarındaki kurs yöneticisi, müftünün teklifi ve mülki amirin onayı ile belirlenir. MADDE 12 (1) Kur an kursları, il, ilçe, belde ve köylerde ilgili il müftülüğünün teklifi ve Başkanlığın onayıyla eğitimöğretime açılırlar. (2) Kur an kursları öğrenci sayısı, verilecek eğitimin ve öğretimin niteliği ile kullanılacak binanın fiziki koşulları gibi ölçütler dikkate alınarak A grubu, B grubu, C grubu ve D grubu olarak tasnif edilirler. Tasnife ilişkin usul ve esaslar ile kurs binalarına ilişkin teknik şartlar, Başkanlığın 13

18 internet adresinde yayımlanacak yönerge ile belirlenir. Görev ve sorumluluklar MADDE 29 (1) Yurt ve pansiyonların yönetimi ve diğer hizmetleri müftülüklerce yürütülür. (2) Yurt ve pansiyon yöneticisi ile nöbetçi öğretici ve diğer personelin görevleri yönerge ile belirlenir. Denetim ve gözetim MADDE 31 (1) Kur an kursları ile yurt ve pansiyonların denetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişleri, ilgili müftü veya müftünün görevlendireceği personel tarafından yapılır. 3. Diyanet İşleri Başkanlığı nın Hukuk Müşavirliği internet sitesinde yayınlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Kur an Eğitim Ve Öğretimine Yönelik Kurslar İle Öğrenci Yurt Ve Pansiyonları Yönergesi Madde 1 - (1) Bu Yönerge nin amacı; Kur an eğitim ve öğretimine yönelik kursların, Kur an kursu, öğrenci yurt ve pansiyonlarının açılış ve çalışmalarını, kurslarda verilen eğitim-öğretim hizmetlerini, Başkanlığın diğer yaygın din eğitimi faaliyetlerini tespit etmek ve bunların yönetim ve denetim esaslarını belirlemektir. Madde 4 - (1) Kursların yönetimi, müftülüğün rehberliği ve denetimi altında kurs yöneticisine aittir. (2) Kur an kursu yöneticisi (yönetici), inceleme ve denetim sonucu herhangi bir süreye tabi olmaksızın görevinden alınabilir. (5) Bir öğreticisi bulunan kurslardaki öğretici, aynı zamanda o kursun yöneticisidir. Yöneticinin görevleri Madde 5 - (1) Yöneticinin görevleri şunlardır; c) Kursun düzen, disiplin ve güvenliği ile ilgili her türlü tedbiri almak, sivil savunma ve yangın planı dosyasını hazırlayarak Müftülüğe onaylatmak, yangın söndürme cihazlarının periyodik kontrollerini yaptırmak, ö) Çoklu eğitim yapılan kurslarda nöbet görevi verilecek öğreticinin ders programını da dikkate alarak gerektiğinde sabah ve öğleden sonra olmak üzere ayrı iki öğreticiye nöbet görevi vermek, h) Yatılı Kur'an kurslarında, öğrencilerin ders çalışma, yeme, yatma, dinlenme ve benzeri hi zmetlerin yürütülmesinde nöbetçi öğretici olarak; öğretici, vekil öğretici, istemeleri halinde yönetici veya EK-1 Kararın 5 inci maddesinde belirtilen nitelikleri haiz olmaları kaydıyla Başkanlık personeli veya resmi görevi bulunmayanlar da mülki amirin onayı ile görevlendirilebilir. ı) Yatılı Kur an kurslarında nöbet, nöbet mahallinde kalınacak şekilde tutulur. Madde 15 - (1) A, B ve C grubu kurslar, il, ilçe, belde ve köylerde il müftülüğünün teklifi ve Başkanlığın onayıyla eğitim-öğretime açılırlar. d) Hazırlanan kurs binaları bizzat müftü tarafından görülerek bu maddede belirtilen şartlara uygunluğu tespit edildikten sonra açılış için Başkanlığa teklif yapılır. Açılış Madde 65 - (1) Yurt ve pansiyonlar, Diyanet İşleri Başkanlığı nca açılan Kur an kursu ve yaz Kur an kursunda okuyan öğrencilerin barınma ve beslenmelerini sağlamak üzere açılan yerlerdir. Teknik şartlar bakımından A grubu Kur an Kursu pansiyonu statüsünde açılacak olanlar il müftüsünün teklifi üzerine Başkanlıkça, diğerleri ise müftünün teklifi üzerine mülkî amirin onayı ile açılır. (2) Kapasitesinin yeterli olması halinde, kursta kayıtlı öğrenci olmaları şartıyla örgün öğretimde okuyan öğrenciler de yurt ve pansiyonlardan yararlanabilir. Açılışta aranacak belgeler Madde 66 - (1) Yurt ve pansiyon olarak kullanılacak binanın, kullanış amacına her bakımdan uygun ve yeterli olduğuna dair; a) İmar ve Şehircilik Müdürlüğü veya belediye fen işleri müdürlüğü teknik raporu, b) Sağlık Müdürlüğü/Sağlık Grup Başkanlığı raporu, web programına girilir. Yurt ve pansiyonların açılışında aranacak teknik şartlar Madde 67 - (1) Yurt ve pansiyon olarak planlanan binalarda Başkanlıkça hazırlanan/hazırlatılan tip projeler kullanılabilir ve açılış izni verilebilmesi için aşağıdaki şartlar aranır. a) Bina; kârgir, prefabrike veya betonarme olmalı, giriş ve servis kapıları bulunmalı, b) Binanın tamamı Başkanlığa en az beş yıl süre ile tahsis edilmiş olmalı, c) Bina içinde; 1. Yönetici odası, 2. Ziyaretçi odası, 3. Etüt ve çalışma odası, 4. Personel odası 5. 8 öğrenci için 1 WC, banyo, lavabo, 6. Yatakhaneler en az 6 en fazla 10 öğrenci alacak şekilde olmalı, 7. Yatakhaneler her bir öğrenci için en az 12 metreküp hacmi bulunmalı, 8. Revir, ecza dolabı, ilk yardım malzemeleri, 9. Kitaplık, 10. Lokal veya kantin, 11. Yemekhane, 12. Çamaşırhane, 13. Mutfak, kiler, bulaşık yıkama yeri, 14. Yedek su deposu, 15. Jeneratör, 16. Sağlık şartlarına uygun aydınlatma, havalandırma ve ısıtma sistemi, 17. Yangın merdiveni ve yangın söndürme cihazı ve tesisatı, 18. Telefon, 19. Misafirhane, 20. Bilişim-internet odası, 21. Nöbetçi öğretici odası, 22. Engellilerin 14

19 kullanımına uygun wc, binanın kat durumuna göre özürlü rampası, 23. Beş kat ve üzeri katlı kurslarda asansör, 24. Kat krokileri (Müftülük onaylı), 25. Kendinden ışıklı acil çıkış levhaları, 26. Kurs girişine bayrak direği ve Türk bayrağı, 27. Sınıflarda Atatürk posteri, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe, 28. Her birim girişine tanıtıcı levha, 29. Her birime demirbaş listesi (EK-17) bulunmalıdır. Yurt ve pansiyonlara öğrenci kabulü Madde 69 -(1) Yurtta ve pansiyonda kalacak öğrenciden; a) Yatılı Öğrenci Kayıt Dilekçesi (EK-18) (18 yaşından küçükler için velisi tarafından verilir. Dilekçede öğrencinin hafta sonları izine çıkacağı adres ve etkinliklere katılma iznine de yer verilecektir), b) Nüfus cüzdanı fotokopisi, c) Yurt ve pansiyonda kalabileceğine dair sağlık raporu, ç) Adli sicil kaydı (18 yaşından büyükler için), d) Sekiz adet fotoğraf istenir. Denetim ve gözetim Madde 75 - (1) Kur an kursları ile yurt ve pansiyonların denetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişleri, müftü, murakıp veya müftünün yetki vereceği personel tarafından yapılır. (2) Kur an kurslarında eğitim-öğretimin devam ettiği süre içinde müftüler ile din hizmetleri ve eğitimi şube müdürleri her hafta bir Kur an kursunu denetlerler. (3) Denetleme yetkisine sahip olanlar, denetleme sırasında gördükleri eksiklikleri ve tavsiyelerini kurstaki Rehberlik ve Teftiş Defteri ne yazarlar. (4) Denetimler Kur an Kursları Denetim Formu na (EK-20) göre yapılır ve özellikle daha önceki denetimlerde tespit edilen eksiklerin giderilip giderilmediği kontrol edilir. (5) Kurslar çalışma saatlerinde, yurt ve pansiyonlar ise 24 saat denetlenebilir Sayılı İmar Kanunu /Ruhsata Tabi Olmayan Yapılar Ve Uyacakları Esaslar: Madde 27 Belediye ve mücavir alanlar dışında köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanların köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yaptıracağı konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapılar için inşaat ve iskan ruhsatı aranmaz. Ancak yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve muhtarlıktan izin alınması gerekir tarih ve Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği / Yapı Ruhsat İşleri Madde 57- (Değişik:RG-2/9/ ) Köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılacak konut, tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile müştemilat binaları yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapı projelerinin fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair valilik görüşü alınmasından sonra, 15

20 muhtarlıkça izin verilmesi ve bu izne uygun olarak yapının yapılması şarttır. İnşa edilen yapının fen ve sağlık kurallarına uygunluğu İmar Kanununun 30 uncu maddesine göre valiliklerce belirlenir Sayılı İmar Kanunu/Madde 30 - Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler (...) mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır. (...) Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz. ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ Bu çalışmada, ülkemizde X Köyü Kur an Kursunda yaşanmış ve 6 kişinin yanarak hayatını kaybettiği, 6 kişinin yaralandığı elim bir yangın olayı irdelenmiştir. Yangın olayının yaşandığı Kur an kursu binasının, kamu yapısı olması, yapı denetimi kanunu kapsamında olmaması, ruhsata tabi yapılardan olmaması hususları dikkate alındığında bu özellikte bir yapının yer tahsisinden kullanıma açılmasına kadar mevzuatta karşılığı olan hükümlerin neler olduğu ve bu somut örnekte yerine getirilmemiş sorumluluklar incelenmiştir (Çoşgun vd., 2016) Köyün Muhtarlık İhtiyar Heyeti, köy tüzelkişiliğine ait parselin Kur an Kursu hizmetlerinde kullanılmak üzere İlçe Müftülüğü ne tahsis edilmesinin uygun görüldüğü aldığı karara imza atmıştır. Bu karara istinaden köyde kurs inşaatı imece usulü yapılmıştır. İnşaatın bitiminde kursun denetlenmesi için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 3 kişilik bir komisyon kurulmuş, komisyon raporuna göre söz konusu kurs Eğitim-Öğretim açısından uygun bulunmuştur. Bu arada tamamlanan yapının, elektrik tesisatının çekilmesi ve tamamlanması işleri Elektrik İç Tesisat Yönetmeliği ne uygun olarak tesis edilmemiştir. Müftülük kurs öğreticisi/yöneticisi ve ihtiyaç duyulan sayıda personel görevlendirmiş ve eğitim öğretime açılmasını uygun bulmuştur. Genel hatlarıyla bakıldığında bundan ibaret olan bir Kur an Kursunda, ancak yangın olayı yaşandıktan sonra gerçek anlamda bir inceleme yapılmış ve yerine getirilmeyen sorumlulukların ve sorumluların mahiyeti ortaya çıkmıştır. Olay detaylarıyla incelendiğinde; Köy tüzelkişiliğine ait parsel Kur an Kursu hizmetlerinde kullanılmak üzere İlçe Müftülüğü ne tahsis edilmiştir. İncelenen yapı, kamu yapısı statüsünde olduğundan yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni, inşaat ve iskan ruhsatı aranmamakla birlikte, yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair valilik görüşü alınmasından sonra muhtarlıkça izin verilmesi ve bu izne uygun olarak yapının yapılması gerekmektedir. İnşa edilen yapının fen ve sağlık kurallarına uygunluğu İmar Kanununun 30 uncu maddesine göre valiliklerce belirlenmektedir. Ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespitinin gerektiği halde; 3194 Sayılı İmar Kanunu/Madde 30 a göre mal sahibi tüzel kişiliğine sahip olan muhtarlık ihtiyar heyeti tarafından, Kur an Kursu nun fen ve sağlık kurallarına uygun olarak inşaa edildiğinin tespitinin ilgili makamlarca yapılmasını sağlamak üzere bir başvuru yapılmamıştır. Örnek olay incelendiğinde kurs binasının fen kurallarına göre inşaa edilmediği, elektrik tertibatının ve panosunun Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği [Madde- 26]' ya, Elektrik İç 16

21 Tesisleri Yönetmeliği [Madde-18]' e göre uygun olmadığı, kabloların ve sigortaların alalade bağlandığı (Fotoğraf 1), kabloların gelişigüzel şekilde sigortaya girip çıktığı, kaçak akım rölesinin olmadığı, kursta elektrik sayacının dahi bulunmadığı görülmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci ve Yurt ve Pansiyonları Yönergesi m.15 kapsamında, hazırlanan kurs binası bizzat müftü tarafından denetlenmiş ve denetleme raporu hazırlanmıştır. Ancak hazırlanan denetim raporunun matbu bir form olduğu ve denetlemenin kursun fiziki şartlarına, kurs öğreticilerine, personellerine yönelik olduğu, kursun fen ve sağlık kurallarına uygunluğunu belirleyecek ve uygunsuzlukları ortaya çıkarabilecek nitelikte bir denetim olmadığına dikkat edilmesi gerekmektedir. Kurs yatılı statüye geçmek için müftülüğe başvuruda bulunmuş ancak kalorifer sistemi bulunmadığı için yatılı statüye geçiş uygun görülmemiştir. Bunun üzerine kursa kalorifer sistemi de döşenmiştir. Bu süreçte kurs, yasal olarak yatılı Kur an kursu statüsüne geçmeden, kursta öğrencilerin yatılı olarak kalmalarına izin verilmiştir. Kalorifer sistemi döşenmiş durumda olmasına rağmen, yangın olayının meydana geldiği yerde(fotoğraf 3 ve 4) 2 adet elektrikli ısıtıcı (Fotoğraf 2) ve 1 adet elektrikli radyatör (yağ ısıtıcılı) bulunduğunun tespit edildiğinden ve yangın kaynağı olarak elektrik sobası olarak tutanaklara geçtiğinden bahisle ya kalorifer tesisatının yetersiz kaldığı ya da ya da kaza günü kalorifer kazanının yakılmadığı düşünülmektedir. Fotoğraf 1:Bağlantı kabloları Fotoğraf 2: Elektrikli ısıtıcı Fotoğraf 3: Yangının meydana geldiği odanın genel görünümü Fotoğraf 4: Yangının meydana geldiği odanın genel görünümü SONUÇ VE ÖNERİ 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun a göre 200 m² den küçük yapılar ile kamu binaları denetim dışı bırakılmıştır. Kamu yapılarımız halen ilgili idarelerin elemanlarınca denetlenmekte ve dışarıdan müşavirlik hizmeti alınmaktadır. Köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılacak konut, tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile müştemilat binalarının yapı ruhsatı 17

22 ve yapı kullanma iznine tabi olmadığı, ancak, yapı projelerinin fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair valilik görüşü alınmasından sonra, muhtarlıkça izin verilmesi ve bu izne uygun olarak yapının yapılmasının gerektiği, inşa edilen yapının fen ve sağlık kurallarına uygunluğunun valiliklerce belirlendiği, mal sahibi olarak valiliğe müracaatta bulunması gereken kişinin muhtarlık ihtiyar heyeti olduğu görülmektedir. Buna göre söz konusu yapıların yapım olurunun il özel yönetiminin yapı projesiyle ilgili uygun görüşünden sonra köy muhtarlığının vermesi ve yapı bitirilince de y ine il özel yönetiminin yapının oturulmaya elverişli olduğuna ilişkin olur vermesi kuralı benimsenmiştir. İncelenen örnek olayda yangının elektrik kaynaklı olduğu ve mevcut durumda uygunsuz kablo bağlantıları bulunduğu, kaçak akım rölesinin bulunmadığı, binada elektrik sayacının dahi bulunmadığı göz önüne alındığında, elektrik aboneliğinin bulunmadığı, kaçak elektrik kullanıldığı, ilgili idare tarafından yapılacak bir denetimde fark edilebilecek ve düzeltilebilecek hususlar olmakla birlikte mal sahibi tüzel kişiliğine sahip olan muhtarlık ihtiyar heyetinin ilgili idareye herhangi bir başvurusu dahi bulunmadığı görülmektedir. Bu da bize burada asıl irdelenmesi gereken konunun, böylesine teknik bir işlem silsilesinin, işin kesinlikle ehli olmayan, olması da beklenemeyen bir muhtarlık ve ihtiyar heyeti tarafından yapılmasının beklenmesi olduğunu göstermektedir. Cami, Kur an kursu, yurt vb yapıların bir kısmının vatandaşların bağışlarıyla ve çoğunlukla da köy halkı ve esnafı tarafından imece usulü yapıldığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Plansız alanlarda, köy yerleşik alanlarda, bu tür hizmetlerde kullanılmak üzere şahıslar veya köy tüzel kişilikleri tarafından müftülüğe veya Milli Eğitim Müdürlüğü vb kurumlara tahsis edilen alanlarda yapılacak yapılar da dahil olmak üzere, umumun kullanımına açık yapılacak her türlü kamu yapısının, fen, sanat ve sağlık kurallarına, tüm ihtisas alanlarındaki mevzuata uygunluğunu kontrol edilmesi için 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamına dahil edilmesinin uygun olacağı, Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak ise, mevzuata aykırı olmamak üzere mimari, statik, tesisat ve her türlü fenni mesuliyeti bu kamu kurum ve kuruluşlarınca (varsa kendi uzman personelince, yoksa hizmet satın almak suretiyle) üstlenilerek denetlenmesi sağlanarak mevcut soruna çözüm getirilebileceği düşünülmektedir. KAYNAKLAR Serkan Bayraktar, Yapı Denetiminin Dünyadaki uygulamaları ve Türkiye deki Gelişim Süreci, Yüksek Lisans tezi, şubat, 2001 Ferhat Sakallı, Yapı Denetim Sisteminde Yaşanan Sorunlar, 4708 Sayılı Yapı Denetim Hakkında Kanun daki Eksiklikler Ve Çözüm Önerileri, Yüksek Lisans Tezi, Eylül 2008 Çoşgun, A., Er, A., Üser, Y., Can, M.,E., Bilirkişi raporu, sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun Diyanet İşleri Başkanlığı Kur an Eğitim Ve Öğretimine Yönelik Kurslar İle Öğrenci Yurt Ve Pansiyonları Yönetmeliği Diyanet İşleri Başkanlığı Kur an Eğitim Ve Öğretimine Yönelik Kurslar İle Öğrenci Yurt Ve Pansiyonları Yönergesi 3194 Sayılı İmar Kanunu Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği 18

23 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Bekir Yitik 5, Erkan Atalay 6, Soner Tokgöz 7 MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN BİLGİSAYAR VE İNTERNET KULLANIMINA YÖNELİK TUTUMLARI ÖZ Son yıllarda bilgisayar ve internet kullanımı dünyada hızla artış göstermektedir. Günümüzde bireyler teknolojideki değişimlerden faydalanarak, yapmak istedikleri araştırma, inceleme, alış veriş, paylaşma, elektronik haberleşme gibi işlemleri kolaylıkla sağlamaktadır. Bilgisayar ve internet kullanımı öncelikle genç neslin kullanım alanı olarak düşünülürken, meslek yüksekokullarda bulunan öğrenci nüfusu yok sayılamaz. Meslek Yüksekokul öğrencileri bu alanda ki becerilerini arttırdıkları takdirde, mezuniyet sonrası bilgi teknolojilerini kullanma konusunda daha avantajlı konuma geçmektedirler. Çalışma: Araştırma evrenini bahar yarıyılında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Gölhisar sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, çocuk gelişimi ve eczane hizmetleri programında ki 1. Ve 2. sınıftaki 450 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmamızda Köse ve arkadaşlarının bilgisayar ve internet kullanımına yönelik tutumları ölçen toplam 30 maddelik 4 lü derecelemeli likert ölçeği kullanılmıştır. Bilgisayar kullanımına yönelik tutumları ölçen alt boyut 20 maddeden internet kullanımına yönelik tutumları ölçen alt boyut 10 maddeden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda öğrencilerin büyük bir bölümü bilgisayar kullanmanın eğlenceli olduğunu, katılımcıların %94 ü bilgisayarı bir eğitim aracı olarak nasıl kullanmaları gerektiğini bildiklerini, %94 ü merak ettikleri her şeyi internetten öğrenebildiklerini, %95 i bir eğitim aracı olarak internetten yararlanmanın gelecekte kaçınılmaz olacağını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler. Bilgisayar, İnternet Kullanımı ATTITUDES OF VOCATIONAL SCHOOL STUDENTS TOWARDS COMPUTER AND INTERNET USAGE ABSTRACT In recent years, the use of computers and the Internet has increased rapidly in the world. Nowadays, individuals benefit from the changes in technology and they can easily do research, analysis, shopping, sharing and electronic communication. While the use of computers and the internet is primarily considered as a field of younger generation, the student population in vocational high schools can not be ignored. Vocational school students are more likely to use post-graduate information technology if they improve their skills on the field. Study: The research population consists of 450 students in 1st and 2nd grade in Mehmet Akif Ersoy University Gölhisar Health Services vocational higher education medical documentation and secretarial, child development and pharmacy services program in spring semester In our study, a total of 30 items and a 4-point scale likert scale were used to measure attitudes towards computer and internet use by Köse and his colleagues. The sub-dimension that measures attitudes towards computer use consists of 20 items and the sub-dimension that measures attitudes towards internet usage is composed of 10 items. As a result of the research, it was found that most of the students had fun using computers, 94% of the participants knew 5 Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akif Ersoy 6 Öğr.Gör. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 7 Öğr.Gör. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 19

24 how to use the computer as an educational tool, 94% said they could learn everything they wondered from the internet, 95% said that using the internet as an educational tool would be inevitable in the future stated. Keywords. Paint Laboratory, Workspaces, Ergonomic Features, Productivity Increase GİRİŞ Bilgisayar ve internet kullanıcılarının sayısı tüm dünyada hızla artış göstermektedir. Günümüzde Türkiye de ve dünyada ki birçok üniversite internet aracılığı ile eğitim vermeye başlamıştır. İnternet önceleri sadece iş amaçlı kullanılırken günümüzde özel olarak teknolojiyle ilgilenmeyen kullanıcılar tarafından günlük yaşamdaki bazı işleri kolaylaştırmak ya da iş yaşamının yoğunluğundan kaçmak için kullanılabilmektedir (Özcan, N., Buzlu, S. 2005). Yükseköğretimde bulunan pek çok öğretim elemanı ders notları, sınav uygulamaları gibi araçları web siteleri aracılığıyla paylaşmaktadır. İnternet ortamlarında öğrencilerin problem çözme ve yazma iletişim eleştirel düşünme yetenek leri artarken bunun yanında yaş, sınıf, cinsiyet, milliyet, din ve özel ihtiyaçlar gibi farklar internet kullanımıyla önemli ölçüde ortadan kaldırılabilmektedir (Dursun, F. 2004). Bilgisayar teknolojisinin eğitim sisteminde etkin ve verimli bir şekilde kullanılması için etkiletişim içinde olduğu bireylerin teknolojiye bakış açıları ve teknolojik araçlara karşı tutumları önemli bir role sahiptir (Köse ve ark., 2007). Bilgisayar teknolojisinin eğitim üzerine etkilerini olumlu ve olumsuz açıdan incelemeden önce, onun eğitimde destekleyici bir araç olarak kullanılması ve eğitimde devrimsel değişimler oluşturma becerisi üzerinde durmak gerekmektedir (Yalçın, C. 2003). Bu açıdan müfredatta bu konu içerikli eğitim üzerinde durulması gerekmektedir. Sadece fiziki ortamların iyileştirilmesi teknolojiyi daha etkin kullanım için yeterli olmadığı ülkemizde internet üzerindeki bilgilerden etkin olarak nasıl yararlanılacağı, ne tür bilgilerin güvenilir olduğu gibi konularda öğrencilerin bilgilendirilmesi gerekmektedir. (Olkun, S., Çakıroğlu, E. 2000). Eğitim öğretim etkinliklerini gerçekleştirirken teknolojiden yeterince yararlanabilecek öğrencilerin yetiştirilebilmesi ilköğretimden yükseköğrenime kadar teknoloji derslerinin programlarda yer alması, bunun da öğrencilere faydalı olabilmesi için gerekli altyapının sağlanması gerekir (Köse ve ark., 2007). İnternet birden fazla bilgisayarı birbirleri ile herhangi bi r protokol aracılığı ile birbirine bağlayan, Türkiye de ve dünya çapında yaygın olan ve sürekli olarak genişleyen ki tlesel bir iletişim aracıdır. Genel olarak günlük hayatta iş arama, kayıp arama, eş arama, arkadaş arama, alışveriş, bankacılık işlemleri, tanıtım, eğitim, ve sağlık gibi birçok alanda internetten yararlanılmaktadır (Dursun, F. 2004). İnterneti kullanan öğrencilerin iletişim kurma, araştırma yapma, bilgiye ulaşma ve paylaşma becerileri daha çok gelişmekte ve bu alandaki becerileri artan öğrenciler mezuniyet sonrası bilgi teknolojilerini kullanma konusunda daha avantajlı konuma gelmektedir (Altun, A. 2000). Bu çalışmanın amacı GSHMYO öğrencilerinin bilgisayar ve internet kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesidir. MATERYAL METOT Araştırmanın evrenini bahar yarıyılında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Gölhisar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik, Çocuk Gelişimi ve Eczane Hizmetleri programında ki 1. Ve 2. sınıftaki 450 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini anket uygulama günlerinde okulda olan ve ankete katılmayı kabul eden 288 öğrenci oluşturmuştur. Veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve 30 sorudan oluşan Gölhisar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar ve internet kullanımına yönelik tutumları anketi ile toplandı. Araştırmacılar tarafından geliştirilen kişisel bilgi formunda yaş, okul, cinsiyet, eğitim-öğretim süresince yaşadığı yer, aile gelir düzeyi, kişisel bilgisayara sahip olma, kardeş sayısı ile ilgili bilgilere yer verildi. Sacit Köse ve arkadaşlarından aldığımız ölçekte; bilgisayar ve internet kullanımına yönelik tutumları ölçen toplam 30 maddelik 4 lü derecelemeli likert tipindedir (Köse, s., ve ark. 2005). Bilgisayar kullanımına yönelik tutumları ölçen alt boyut 20 maddeden internet kullanımına yönelik tutumları ölçen alt boyut 10 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin olumlu ifadelerine kesinlikle katılıyorum, katılıyorum, katılmıyorum, kesinlikle katılmıyorum seçenekleri 4,3,2,1 şeklinde derecelendirilmişti r. Olumsuz ifadeleri ise 1,2,3,4 şeklinde ters çevrilmiştir. Öğrencilerin anketin bilgisayar kullanımına yönelik maddelerinden boş bırakmamak koşuluyla alabileceği en fazla puan 80 en az puanda 20 olduğundan ortalama 50 puan ve üzeri alanların tutumları olumlu olarak değerlendirilmiştir. İnternet kullanımına yönelik tutum ma ddeleri ise 40,minimum 10 puan üzerinden ortalama 25 ve üzeri puanlar olumlu kabul edilmiştir. Araştırmada kullanılan bilgisayar ve internet kullanımına yönelik anket formu ile kişisel bilgi formu eğitim-öğretim yılı bahar döneminde öğrenim gören öğrencilere ders saatleri dışında uygulandı. Uygulama yapılan sınıflara amacı açıklandı ve ölçeği doldurmanın bir zorunluluk olmadığı belirtildi. Sınıftaki bütün öğrenciler ankete katıldı. Ölçeklerin tamamlanması yaklaşık 15 dakika sürdü. Araştırma kapsamında öğrencilerin kendini rahatlıkla ifade edebilmeleri için öğrencilerden ad ve soyadı belirtmeleri istenmedi. Uygulamanın tamamlanmasının ardından öğrencilerin bilgisayar ve internet kullanımına yönelik tutumları anketinde ifadelere yönelik sorular yanıtlandı. ÇALIŞMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA Araştırmaya katılan 288 öğrencinin demografik özellikleri Çizelge 1 de verilmiştir. 20

25 Çizelge 1. Ankete Katılan Öğrencilerin Demografik Özellikleri Demografik Özellikler Sayı % Cinsiyet Kız Erkek Bölüm Çocuk Gelişimi Tıbbi Sekreterlik Eczane Hizmetleri Sınıf 1. Sınıf Sınıf Öğrenim Türü Gündüz Gece Aile Gelir Düzeyi Gelir Giderden Az Gelir Gidere Denk Gelir Giderden Fazla Kişisel Bilgisayara Sahip Evet Olma Hayır Çizelge 1 de Katılımcıların demografik özellikleri verilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %87 si kız, %13 ü ise erkek, bölümlerin %40 ı Çocuk Gelişimi, %38 i Tıbbi Sekreterlik, %22 si Eczane Hizmetleri, %31, 1. Sınıf, %69 u 2. Sınıf, öğrenim türlerinin %36 sı gündüz, %64 ü gece, aile gelir düzeylerinin %28 i gelir giderden az, %60 ı gelir gidere denk, %12 si gelir giderden fazla, Kişisel bilgisayara sahip olma oranı %70 i evet, %30 u hayır ifade edilmiştir. Çizelge 2. Ankete Katılan Öğrencilerin İnternet Karşı Tutumları İnternet Tutumları Kesinlikle katılıyorum katılıyorum katılmıyoru m Kesinlikle katılmıyoru m 1 Merak ettiğim her şeyi internetten öğrenebiliyorum. 2 Bir eğitim aracı olarak internetten yararlanmak gelecekte kaçınılmaz olacaktır. % % % % 56,60 37,85 5,21 0,35 60,07 34,72 3,82 1,39 3 İnternetsiz bir yaşam düşünemiyorum. 31,94 37,50 27,43 3,13 4 İnternetin avantajlarının yanı sıra dezavantajlarının olduğuna inanıyorum. 52,78 38,54 5,90 3,13 5 İnterneti pek çok alanda kullanımı zaman kazandırır. 45,83 40,97 10,07 3,13 6 İnternet toplum yapısının bozulmasına neden olur. 31,60 43,40 21,18 3,82 7 İnternet öğrencilerin kişilik gelişimini olumsuz etkiler. 22,92 41,67 29,51 5,90 8 İnternet gereksiz bilgiler içerir. 14,24 27,78 45,83 12,15 9 İnternet insanlara sonsuz bir özgürlük sağlar. 16,32 31,60 41,67 10,42 10 İnternetten bilgi edinmek heyecan vericidir. 28,13 43,75 23,26 4,86 Çizelge 2'e göre Katılımcıların İnternet Tutumları verilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin Merak ettiğim her şeyi internetten öğrenebiliyorum. ifadesine %56.6 sı kesinlikle katılıyorum, Bir eğitim aracı olarak internetten yararlanmak gelecekte kaçınılmaz olacaktır. ifadesine %60.07 si kesinlikle katılıyorum, İnternetsiz bir yaşam düşünemiyorum. ifadesine %37.5 i katılıyorum, İnternetin avantajlarının yanı sıra dezavantajlarının olduğuna inanıyorum. ifadesine %52.78 i kesinlikle katılıyorum, İnterneti pek çok alanda kullanımı zaman kazandırır. ifadesine %45.83 ü kesinlikle katılıyorum, İnternet toplum yapısının bozulmasına neden olur. ifadesine %43.40 ı katılıyorum, İnternet öğrencilerin kişilik gelişimi ni olumsuz etkiler. İfadesine %41.67 si katılıyorum, İnternet gereksiz bilgiler içerir. ifadesine %45.83 ü katılmıyorum, İnternet insanlara sonsuz bir özgürlük sağlar. ifadesine %41.67 si katılmıyorum, İnternetten bilgi edinmek heyecan vericidir. ifadesine %43.75 i katılıyorum ifade edilmiştir. Çizelge 3. Ankete Katılan Öğrencilerin Bilgisayara Karşı Tutumları 21

26 Bilgisayar Tutumları Kesinlikle katılıyorum katılıyorum katılmıyorum Kesinlikle katılmıyorum % % % % 1 Günümüzde bir çok alanda bilgisayar kullanımı kaçınılmazdır. 57,64 38,19 2,08 2,08 2 Bilgisayar kullanmayı kendi kendime öğrenebilirim. 29,17 50,69 17,71 2,43 3 Bilgisayar kullanmak eğlencelidir. 43,06 42,71 12,15 2,08 4 Erkeklerin bilgisayar alanındaki yeteneği bayanlara göre daha fazladır. 31,60 26,74 29,51 12,15 5 Bir bayanın bilgisayar alanında dahi olabileceğine inanmıyorum. 13,89 19,10 40,63 26,39 6 Bir öğrencinin, maddi kaynaklarının hızla gelişen bilgisayar teknolojisini takip edebileceğine inanmıyorum. 18,40 34,72 31,94 14,93 7 Bilgisayara hep çekinerek yaklaşırım. 8,68 13,19 45,14 32,99 8 Bilgisayardan hiç anlamam. 5,56 11,11 37,15 46,18 9 Bilgisayar kullanmayı öğrenebileceğime inanmıyorum. 11,46 9,38 32,64 46,53 10 Bilgisayar kullanmaya üniversitede aldığımız bilgisayar dersleriyle başladım. 10,07 11,11 34,72 44,10 11 Üniversitede bilgisayar dersi alana kadar bilgisayara hiç ilgi duymazdım. 8,68 8,68 29,51 46,18 12 Bilgisayar dersleri beni korkutuyor. 10,42 18,40 27,78 43,40 13 Üniversitede aldığım bilgisayar derslerini yeterli bulmuyorum. 14,93 26,04 38,19 20,83 14 Üniversitede aldığım bilgisayar derslerinde başarılı olacağıma inanıyorum. 24,31 38,89 25,00 11,81 15 Bilgisayar derslerine diğer derslerden daha çok ilgi duyuyorum. 14,93 28,47 43,06 13,54 16 Bilgisayar derslerinde ne kadar iyi olsam da öğrendiklerimi uygulayabileceğime inanmıyorum. 12,50 25,35 37,50 24,65 17 Mezun olduktan sonra da kendimi bilgisayar konusunda geliştirebilirim. 35,07 42,36 12,85 9,72 18 İş bulabilmek için bilgisayar bilmek gerektiğine inanıyorum. 51,39 36,46 6,94 5,21 19 Bilgisayarı bir eğitim aracı olarak nasıl kullanmam gerektiğini biliyorum. 44,44 42,71 9,72 3,13 20 Bir eğitim aracı olarak bilgisayardan yararlanmak gelecekte kaçınılmaz olacaktır. 56,25 31,94 8,33 3,47 Çizelge 3 e göre Katılımcıların Bilgisayar Tutumları verilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin Günümüzde bir çok alanda bilgisayar kullanımı kaçınılmazdır. ifadesine %57.64 ü kesinlikle katılıyorum, Bilgisayar kullanmayı kendi kendime öğrenebilirim. ifadesine %50.69 u katılıyorum, Bilgisayar kullanmak eğlencelidir. ifadesine %43.06 sı kesinlikle katılıyorum, Erkeklerin bilgisayar alanındaki yeteneği bayanlara göre daha fazladır. ifadesine %31.60 ı kesinlikle katılıyorum, Bir bayanın bilgisayar alanında dahi olabileceğine inanmıyorum. ifadesine %40.63 ü katılmıyorum, Bir öğrencinin, maddi kaynaklarının hızla gelişen bilgisayar teknolojisini takip edebileceğine inanmıyorum. İfadesine %34.72 si katılıyorum, Bilgisaya ra hep çekinerek yaklaşırım. ifadesine %45.14 ü katılmıyorum, Bilgisayardan hiç anlamam. ifadesine %46.18 i kesinlikle katılmıyorum, Bilgisayar kullanmayı öğrenebileceğime inanmıyorum. ifadesine %46.53 ü kesinlikle katılmıyorum ifade edilmiştir. Bilgisayar kullanmaya üniversitede aldığımız bilgisayar dersleriyle başladım. ifadesine %44.10 u kesinlikle katılmıyorum, Üniversitede bilgisayar dersi alana kadar bilgisayara hiç ilgi duymazdım. ifadesine %46.18 i kesinlikle katılmıyorum, Bilgisayar dersleri beni korkutuyor. ifadesine %43.4 ü kesinlikle katılıyorum, Üniversitede aldığım bilgisayar derslerini yeterli bulmuyorum. ifadesine %38.19 u katılmıyorum, Üniversitede aldığım bilgisayar derslerinde başarılı 22

27 olacağıma inanıyorum. ifadesine %38.89 u katılıyorum, Bilgisayar derslerine diğer derslerden daha çok ilgi duyuyorum. ifadesine %43.06 sı katılmıyorum, Bilgisayar derslerinde ne kadar iyi olsam da öğrendiklerimi uygulayabileceğime inanmıyorum. ifadesine %37.50 si katılmıyorum, Mezun olduktan sonra da kendimi bilgisayar konusunda geliştirebilirim. ifadesine %42.36 sı katılıyorum, İş bulabilmek için bilgisayar bilmek gerektiğine inanıyorum. ifadesine %51.39 u kesinlikle katılıyorum, Bilgisayarı bir eğitim aracı olarak nasıl kullanmam g erektiğini biliyorum. ifadesine %44.44 ü kesinlikle katılmıyorum, Bir eğitim aracı olarak bilgisayardan yararlanmak gelecekte kaçınılmaz olacaktır. ifadesine %56.25 i kesinlikle katılıyorum ifade edilmiştir. SONUÇLAR bahar yarıyılında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Gölhisar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik, Çocuk Gelişimi ve Eczane Hizmetleri programında ki öğrencilerin bilgisayar ve internet kullanımına karşı tutumlarının önem derecesi belirlenmeye çalışılmıştır. Uygulamada aşağıdaki sonuçlar çıkmıştır. Bilgisayar ve internet kullanımına karşı tutumlar ilişkin sonuçları yer almıştır. Öğrencilerin çoğunluğunun merak ettiği her şeyi internetten öğrenebildiği, Bir eğitim aracı olarak internetten yararlanmak gelecekte kaçınılmaz olacağı, İnternetin avantajlarının yanı sıra dezavantajlarının olduğuna inandığı, Günümüzde birçok alanda bilgisayar kullanımı kaçınılmaz olduğu, İş bulabilmek için bilgisayar bilmek gerektiğine inandığı, Bir eğitim aracı olarak bilgisayardan yararlanmak gelecekte kaçınılmaz olacağı, Üniversitede bilgisayar dersi alana kadar bilgisayara hiç ilgi duymadıklarına katılmadığı, Bilgisayar kullanmayı öğrenebileceğime inanmadığına katılmadığı, Bilgisayar kullanmaya üniversitede aldığımız bilgisayar dersleriyle başlama sürecine katılmadığı. Bilgisayar dersleri beni korkutuyor ifadesine katılmadığı gözlemlenmiştir. Eğitim sisteminde Meslek Yüksekokullarında hazırlanan eğitim modeli içesinde bilgisayar ve internet kullanımına yönelik derslerin gönümüz şartlarında teknolojik gelişmelere göre hazırlanması gerekmektedir. Yapılan çalışmada öğrencilerin büyük bir bölümünün üniversiteye yerleşmeden önce belli seviyede bilgisayar ve internet kullanımında ön bilgiye ve uygulamaya sahip olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin Meslek Yüksekokullarında bu seviyelerinin uygulamalı ya da teorik olarak yükseltilmesi gerekmektedir. KAYNAKLAR Altun, A. (2003). Elektronik okuryazarlık. Milli Eğitim Dergisi, s Dursun, F. (2004). Üniversite Öğrencilerinin İnterneti Kullanma Amaçları. XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı, 6-9 Temmuz 2004, Malatya. Köse, S., Gencer, A. S. ve Gezer, K. (2007). Meslek yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar ve internet kul lanımına yönelik tutumları. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 21(1), Olkun, S., Çakıroğlu, E. (2000). Yurtdışında eğitim alanlarında lisansüstü çalışma yapan Türk öğrencileri arasında bilgisayar ve internet kullanımı üzerine bir çalışma. IV. Fen Bilimleri Eğitimi Kongresi, Özcan, N. ve Buzlu, S. (2005). Problemli internet kullanımını belirlemede yardımcı bir araç: internet bilişsel durum ölçeğinin üniversite öğrencilerinde geçerlik ve güvenirliği. Bağımlılık Dergisi, 6 (1), Yalçın, C. (2003). İnternet-eğitim ilişkisi üzerine bir değerlendirme. Eğitim Ara ştırmaları, 3 (11),

28 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Bekir Yitik 8, Erkan Atalay 9, Soner Tokgöz 10 MESLEK YÜKSEKOKULUNDA ÖĞRENİM GÖREN MODA TASARIM ÖĞRENCİLERİN KARİYER HEDEFLERİNİN TESPİT EDİLMESİ ÖZ Bilginin sürekli ve katlanarak çoğaldığı, günümüz dünyasında bireyler bilginin kendilerine öğretilmesini beklemek yerine hızl a gereksinim duydukları bilgilere ulaşmayı öğrenmelidirler. Bu ise; öğrenmeyi öğrenme ile mümkün olabilir. Gelecekte bireyin iyi bir yerlere gelebilmesi, kariyer yapabilmesi için sürekli öğrenen birer birey olmaları gereklidir. Gelişen ve değişen teknolojiye ayak uydurabilmek ve bu teknolojinin gelişip değişmesindeki en önemli araç insan beyin gücüdür. İnsanın bu gücünü kullanabilmesi için en önemli ve gerekli şartlardan biri ise eğitimdir. Alınan eğitimde en üst basamak edinilmiş iyi bir kariyerdir. Kariyerin ortaya çıkmasında en büyük etken başta aile, daha sonra çevre ve eğitim olduğu görülebilmektedir. Özellikle kişiye çocukluk yaşlarından itibaren uygun bir eğitim ortamı yaratıldığında kişinin gelecekle ilgili kariyer hedeflerinin sağlam temeller üzerine kurulması sağlanabilir. Çalışmada; Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bucak Emin Gülmez Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Moda tasarımı programda okuyan öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmada kullanılan veriler 22 soruluk anket ile toplanmıştır. Anketteki sorular çoktan seçmeli sorudan oluşmuştur. Elde edilen veriler istatistiksel çözümlemeleri yapılarak bulgular yorumlanmıştır. Analizin temel amacı; okula yeni gelen ve mezun durumunda olan öğrencilerin Kariyer hedeflerini belirlemektedir. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin %65 i bölüme kayıt yaptırdıkları gün hedeflerini belirledikleri ve bu yönde çalışmalarını yön verdikleri tespit edilmiştir. Mezun olacak öğrencilerde %78 mesleki yeterlilikleri ve kariyerlerini hem çalışıp hem okuduğu bölümü devam edeceklerini, %86 sı hedefleri doğrultusunda seminer ve kurslara katılacaklarını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Moda Tasarım, Kariyer Gelişimi, Mesleki Yeterlilik hedefleri. ABSTRACT DETERMINING CAREER GOALS OF FASHION DESIGN STUDENTS WHO HAVE LEARNED AT VOCATIONAL SCHOOL Instead of waiting for the information of individuals to be taught to them in today's world, where information is constantly and multiply exponentially, they must learn to quickly reach the information they need. If it is; Learning by learning. In the future, it is necessary for the individual to come to a good place, to be an individual who is constantly learning to be able to make a career. The most important means of keeping pace with developing and changing technology and developing and changing this technology is human brain power. One of the most important and necessary conditions for people to use this power is education. Acceptance is a good career acquired in the top level in education. It can be seen that the most important factor in career emergence is family, then environment and education. Especially when an appropriate educational environment is created from the childhood age of the person, it is possible to establish the future career goals of the person on solid foundations. 8 Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 9 Öğr. Gör. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 10 Öğr. Gör. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 24

29 Study; Mehmet Akif Ersoy University Bucak Emin Gülmez Technical Sciences Vocational School It consists of students studying in fashion design program. The data used in the research were collected by a questionnaire with 22 questions. The questions in the questionnaire consisted of multiple choice questions. The obtained data were analyzed statistically and the findings were interpreted. The main purpose of the analysis; It sets the career goals of the students who are new and graduated. As a result of the research, it was determined that 65% of the students set their day-to-day goals for divorce registration and directed their studies in this direction. In the students who will graduate, 78% stated that they will continue their vocational qualifications and the part they have studied and studied in their careers, and 86% stated that they will attend seminars and courses in line with their goals. Keywords: Fashion Design, Career Development, Vocational Qualification Objectives. GİRİŞ Kariyer kelimesi günlük hayatta oldukça sık kullanılan bir kavramdır. İnsanlar iş yaşantılarını ifade ederken, eğitim hayatlarından bahsederken sıklıkla başarısının en üst noktasında olduğunu ifade etmede bu kelimeyi kullanmaktadır. Bu bağlamda Kariyer kelimesi iş dünyasında başarı, iyi bir mesleki eğitim, toplumda saygınlık ve yeteneklilik anlamlarını karşılamaktadır. Öğrenciler açısından kariyer ise toplumda edineceği yeri, yapacağı işi, gelir düzeyini ve kanabileceği saygıyı ifade etmektedir. Kişisel anlamda ise iyi alınan eğitim, iş hayatında elde edilen başarı ve toplumda kazanılan itibar hazzını ifade etmektedir. Toplumun farklı kesimlerinde kullanıldığı yere göre farklı anlam ve tanımlamaları görülmektedir. Bireyin eğitim ve kamu ya da özel çalışma yaşamında ilerleme ve başarı sağlamak amacıyla izlediği yol ve çalıştığı alandır. Kariyer, seçilen bir iş yolunda ilerlemek ve bunun sonucunda daha fazla d eney ve yetenek kazanmak, daha fazla sorumluluk üstlenmek, daha fazla saygınlık elde etmektir (Tortop, 1994: 32). Diğer yandan kariyer, kişinin çalışma hayatında, işe ilişkin tecrübeleri, aktivitesi ve hiyerarşik pozisyonunu gösteren bir bileşke anlamını da taşımaktadır. Bireyler bir pozisyonda, yararlı tecrübelerini biriktirirler, daha sonra yeteneklerini geliştirip daha üst bir pozisyona geçerler (Certo, 1992: 15-16). Diğer bir görüş ise kariyeri Kişinin yaşamı boyunca edindiği, işe ilişkin deneyim ve f aaliyetler ile ilgili olarak algıladığı tutum ve davranışlar dizisi şeklinde tanımlamaktadır. Değişik kaynaklarda ise kariyer şu şekilde tanımlanmaktadır; Kariyer; bireyi n kamu ya da özel çalışma yaşamında ilerleme sağlayacağı bir başarı elde etmek amacıyla izlediği yol, süreç ve çalıştığı alandır (Demirbilek, 1994: 71-85). Kariyer; bir kişinin iş yaşamı boyunca bulunduğu iş ve aktivitelerdeki deneyimlerinin sonuçlarıdır (Budak vd., 1995: 2-8). En genel tanımıyla; Kişinin seçtiği bir işte ilerleme ve gel işme derecesi ve bunun sonucunda da kişinin daha fazla para kazanması, sorumluluk üstlenmesi, daha fazla saygınlık görmesi, statü ve prestij elde etmesi demek olan kariyer, bu tanımından da anlaşılacağı üzere sadece bir işe sahip olmak değildir, kişiye ba şarma duygusu da verir (Akat ve Budak, 1994: ). Bir kimsenin kariyeri, onun iş hayatı boyunca işle ilgili tecrübe, tutum ve davranışlarını kapsar. Kariyer, birinin çalışma yaşamı süresince ulaştığı işlerin tümüdür (Aytaç, 1997, s17-18). Yapılan tüm a nlatım ve tanımlamalar ışığında insan yaşamında ve özellikle günümüz teknoloji ve iletişim çağında kariyer oldukça önem arz etmektedir. Birey kariyer planlamasına orta öğretim kademesinde başlamakta ve kariyer yapmak istediği alanın tercih edilen bir alan olması durumunda daha fazla gayret göstermekte; özel yaşamından, eğlencesinden ve ailevi ilişkilerinden taviz vererek tüm enerjisini ortaya koyabilmektedir. Bireylerin kariyer planlamasında ülkelerin yönetim biçiml eri ve dünya ile entegre olmaları önemli bir yer oluşturmaktadır. Ülkemizde kariyer planlamasının başlangıcını belirleyen orta öğretim kademesi olan lise seçimi oluşturmaktadır. Daha öncesinde bireyler genelde iyi okullarda okumayı hedefler ve yetiştikleri sosyoekonomik çevrede iyi kazandıran meslek gruplarını istediklerini ifade etmektedirler. Eğitim sistemimizde bu yaş grubu bireylerin yetenek, ilgi, azim, hırs, çevreye olan duyarlılık, sadakat gibi bireysel özelliklerini belirlemede oldukça başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz. Eğer kişi yetenekleri doğrultusunda doğru kariyer planlamasının yapılabilmesi sağlanırsa hayatında başarılı ve mutlu bir yaşam sürdürecek, ülkesine ve toplumuna en üst düzeyde katkı ve katılım sağlayabilecektir. Yapmış olduğumuz çalışmadan bu ve benzer durumları ortaya çıkarabilmekteyiz. MATERYAL METOT Araştırmayı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bucak Emin Gülmez Teknik Bilimler Me slek Yüksekokulu Moda Tasarımı Programı eğitim öğretim güz yarıyılını kayıt yaptıran 1. ve 2. sınıf öğrencilerinde devam zorunluluğu olan 130 öğrenciden 25

30 oluşturulmuştur eğitim-öğretim dönemi güz yarıyılında sözü edilen öğrenci kitlesine uygulanan çalışmada öğrencilerin kariyer planlamasının olup olmadığı, kariyerin ne anlama geldiği belirlenmeye çalışılmış ve mezun oldukları orta öğretim kurumları, cinsiyetleri, vb. kavramların kariyer planlamasına etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada bir ifadeye katılma düzeyini belirleyen sorular, çoktan seçmeli sorular, evet hayırlı sorular ve seçenekleri puanlandırma tipi sorular şeklinde 22 sorudan oluşan bir anket kullanılmıştır. Öğrencilerden kendi yaşam ve kariyer hedeflerinin mevcut durumuna göre cevaplamaları istenmiştir. Elde edilen sonuçların değerlendirmesinde istatistiki yöntemlerden faydalanılmıştır. Araştırmada kullanılan anketin sorguladığı ve elde edilmek istenen verilerin konuları ve özü belirlenirken kariyer kavramının bireydeki oluşumu ve ne ifade ettiği araştırılmaya çalışılmıştır. Bireysel gelişim süreçlerinde günümüzde önemli olan ve gelecekte önemini daha da artıracağı düşünülen kariyer mevcut şartlarda eğitimini devam ettiren bireylerin bilişsel düzeyde ne ifade ettiği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda öğrencinin cinsiyeti, bir işte çalışıp çalışmadığı ve mezun olduğu ortaöğretim kurumu gibi kişisel veriler, kariyer kavramının öğrencilerde neyi ifade ettiği, kariyer planlamasının olup olmadığı, kariyer planlamasının gerçekleştirilip gerçekleştirilemediği, kariyer hedeflerinin hangi düzeyde kazanıldığı ve mevcut mesleki eğitimlerinin kariyer planlamasında olup olmadığının ortaya konulmasına dönük sorulardan oluşan bir anket kullanılmıştır. Ayrıca kariyer planlamasının etken faktörlerinden biri olan cinsiyet oldukça önemlidir. Toplumsal normların erkek ve kadına yüklediği sorumluluklar ve sosyoekonomik yapının bu sorumluluklardaki etkisi elbette çalışmanın hedeflerini ortaya koymada ve sonuçlarını değerlendirmede önemli olacaktır. Çalışmada da katılımcıların cinsiyet dağılımları elde edilmiş ve Çizelge 1. de görüldüğü üzere ortaya çıkarılmıştır. Çizelge 1. Ankete Katılım Oranı Cinsiyet Dağılımı Cinsiyet Adet % Oranı Bay 15 11,5 Bayan ,5 Toplam Çizelge 1. in ortaya koyduğu bir diğer sonuç ise Moda Tasarımı programının daha çok bayanlar tarafından tercih edildiğidir. Elbette bu sonuç bayanların yüzyıllardır tekstil sektörünün hem çalışanı hem de etkin tüketici çevresini oluşturması neden olmaktadır. Anket yönteminin uygulandığı çalışmalarda hedeflenen çalışma ile ilgili cevapların yanında kişisel demografik bilgiler, sosya l durum bilgileri ve kişisel biliş düzeyindeki bilgilerin elde edilmesinde sağlanabilmektedir. Doğru sonuçlar, hızlı ve ekonomik bir şekilde elde edilebilmektedir. Gözlem ve röportaj yöntemleri de bu tarz araştırmalarda kullanılabilmektedir. Ancak hedef programda okumakta olan genç bireylerin sayısal anlamda fazla olması, raportör eksinden yalıtılmak istenmesi, çevresel şartlardan etkilenmeden tarafsız veri elde edilmek istenmesi sonucunda anket uygulama yöntemi tercih edilmiştir. ÇALIŞMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA Araştırmaya katılan öğrencilerden elde edilen cevaplar sonucunda oluşturulmuş değerlendirme tablolarının sırasıyla sunmaktadır. Sorulardan elde edilen cevapların yüzdelik dağılımları çıkarılmıştır. Çizelge 2 de katılımcıların ortaöğretim düzeyleri ortaya konulmaktadır. Çizelge 2. Katılımcıların Cinsiyet Dağılımına Dayalı Mezun Oldukları Okul Ve Bölümler Tüm Katılımcıların Mezun Oldukları Okul Ve Bölümler Meslek Lisesi Genel Lise Tekstil Bölümü İmam Hatip Lisesi Diğer Bölümlerden Mezun Fen Bilimleri Bölümü Sosyal Bilimler Bölümü 33,10% 10% 22,30% 6,90% 27,70% Bayanların Mezun Oldukları Okul Ve Bölümler Meslek Lisesi Genel Lise Tekstil Bölümü İmam Hatip Lisesi Diğer Bölümlerden Mezun Fen Bilimleri Bölümü Sosyal Bilimler Bölümü 34,80% 9,60% 20,90% 6,10% 28,70% Bayların Mezun Oldukları Okul Ve Bölümler Meslek Lisesi Genel Lise Tekstil Bölümü İmam Hatip Lisesi Diğer Bölümlerden Mezun Fen Bilimleri Bölümü Sosyal Bilimler Bölümü 20% 13,30% 33,30% 13,30% 20% 26

31 Anket grubunun %33,1 nin tekstil mezunu olduğu görülmüştür. Bayan öğrenciler daha çok mezun oldukları alana yakın kariyer planlaması yaparken erkek öğrencilerin alan dışı kariyer planlaması yaptıkları ortaya çıkmıştır. Elbette toplamda bu programa gelen ve moda tasarımında kariyer yapmak isteyip eğitimini alanların dağılımında bayanların daha çok tercih ettiği ortaya konmuştur. Mevcut yükseköğretim uygulamasındaki yönetmeliğe göre öğrenciler lisede mezun oldukları alana göre tercih yapmaları durumunda daha avantajlı yerleşebilmektedirler. Buradan kariyer planlamasının ortaöğretim kademesinde başladığını öngörmek yanlış olmaz. Ancak Moda Tasarımı programına gelen öğrencilerin %66,9 u alan dışı tercihle gelmiştir. Bu programın içeriği ve mesleki anlamda getirileri dikkate alındığında öğrencilerin bu programı alan dışı olsa dahi geldikleri görülmektedir. Mesleki kariyer karalarında öğrenciler mevcut şartlarda en iyiyi elbette seçecektir. Ancak kariyer planlamasına orta öğretim kademesinin katılmadığı yapılan çalışmada ortaya konmaktadır. Kendi alanında orta öğretimde eğitim almış, üniversite eğitiminde bu alanda tamamlamış ve mesleki olarak da aynı alanda çalışmış kişilerin kariyer planlamasından ve başarılı bir kariyerden söz etmek daha doğru olacaktır. Çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde ise orta öğretim kademesi sonunda başlayan kariyer planlaması üniversite eğitimi ile devam etmektedir. Yapılan çalışmanın sınırlı ve belli bir program üzerinde uygulanmış olması, ülke genelinde bir genelleme yapmaya yetmemektedir. Katılımcılara yönlendirilmiş Yeniden fırsat verilseydi hangi mesleği seçmek isterdiniz? sorusunun değerlendirmesi Çizelge 3. de gösterilmiştir. Çizelge 3. Araştırmaya Katılanların Meslek Seçimine Göre Dağılımları Cevaplar Toplam% Bayan% Bay % Kendi Bölümünü İsteyenler 31,5% 34,8% 6,7% Öğretmen Olmak İsteyenler (Ataması Olan) 9,2% 8,7% 13,3% Tıp Alanında (Doktor Psikolog Vs.) 5,4% 4,3% 13,3% Mimar Mühendis 11,5% 8,7% 33,3% Hukukçu 4,6% 4,3% 6,7% Sanat Alanında Uğraşmak İsteyenler 24,6% 26,1% 13,3% Diğerleri( Polis, Subay, Sporcu, Pilot, Veteriner, Boyacı) 11,5% 12,2% 6,7% Cevap Vermeyenler 1,5% 0,9% 6,7% Öğrencilerin %31,5 bölümü Moda Tasarım mesleğini isteyerek okuduklarını ve kariyer planlamalarını buna göre gerçekleştirdiklerini ortaya koymuştur. Ataması olan meslek gruplarının tercih durumunu geçerek %24,6 oranla sanat alanında uğraşmak isteyen gençlerin olması ve kariyer planlamalarında sanatsal yaklaşımın ağır bastığı ve tekstil sektörünün kalbini oluşturan moda tasarımında okumakta olmaları da insanların kariyer planlamasında kişisel yetenek ve eğilimlerinin etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yine araştırma grubu na yöneltilen Aldığınız eğitimin meslek yaşantınızda yeterli olacağını düşünüyor musunuz? sorusunun cevap istatistiği ve cevaplara katılan öğrenci sayıları Çizelge 4 de gösterilmiştir. Çizelge 4. Verilen Eğitimin Beklenen Meslek Yaşantısında Yeterliliğinin Değerlendirmesi Cevaplar Toplam% Bayan% Bay% E% H% E % H % E % H % Toplam 88,50% 11,50% 91,30% 8,70% 66,70% 33,30% Bilgi 15,40% 0,80% 16,50% 0,90% 6,70% Beceri 3,80% 3,10% 3,50% 3,50% 6,70% Davranış 1,50% 0,80% 0,90% 0,90% 6,70% Beşeri İlişkiler 4,60% 3,50% 13,30% Psikolojik 0,80% 0,90% Bilgi Ve Beceri 5,40% 0,80% 5,20% 0,90% 6,70% Bilgi, Beceri Ve Davranış 3,80% 0,80% 3,50% 0,90% 6,70% Bilgi, Beceri, Beşeri İlişkiler Ve Psikolojik 7,70% 0,80% 8,70% 6,70% Bilgi, Beceri Ve Beşeri İlişkiler 3,80% 4,30% Bilgi Ve Davranış 3,80% 4,30% Bilgi, Davranış Ve Beşeri İlişkiler 3,80% 4,30% Bilgi Ve Beşeri İlişkiler 3,80% 0,80% 4,30% 0,90% Bilgi, Beşeri Ve Psikolojik 7,70% 0,80% 8,70% 0,90% Bilgi Ve Psikolojik 3,10% 0,80% 2,60% 6,70% 6,70% Davranış, Beşeri İlişkiler 3,80% 0,80% 4,30% 6,70% Bilgi, Davranış Ve Psikolojik 4,60% 0,80% 4,30% 6,70% 6,70% Yapılan anket sonucunda üniversitede almış olduğu eğitimin yeterli olduğunu düşünen öğrencilerin oranının %88,50 olduğu gözlenmektedir. Okuldaki verilen teorik bilgiden ziyade uygulama ve görmüş oldukları konularda pratik yapamamaları o alanda özel sektörde yeterli olmayacağını düşünen kesimin oranın %11,50 olmasına sebep olmuştur. Ayrıca katılımcı sayısı az olan erkek öğrencilerin Hayır olarak yanıtladıkları şıklar incelendiğinde psikoloji ve davranış bakımından ağırlıklı olduğu gözlemlenmektedir. Sektör ve mesleki yapının yüz yıllarca bayanlar üzerinden devamlılığının sağlanıyor olması erkek çalışanlar üzerinde olumsuz etki oluşturmaktadır. Araştırma grubuna yönlendirilen Alanınızla ilgili bir işte çalışıyor musunuz? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 5 te gösterilmiştir. 27

32 Toplam Çizelge 5. Katılımcıların Okurken Çalışma Durumları Bayan Bir İşte Çalışanlar Bir İşte Çalışmayanlar Bir İşte Çalışanlar Bir İşte Çalışmayanlar Bay 23,10% 76,90% 17,40% 82,60% Kendi İşimde Part Time Kendi İşimde Part Time 40% 60% 25% 75% Bir İşte Çalışanlar Bir İşte Çalışmayanlar 66,70% 33,30% Kendi İşimde Part Time 70% 30% Moda tasarım programı öğrencilerinin %76,9 u çalışmamakta, %23,1 u çalışmaktadır. Tekstil bölümünde çalışanların ise Denizli, Antalya ve Ispartalı olması, baba veya akrabasının tekstilci olmasından kaynaklanmaktadır. Moda tasarım programı öğrencilerinin çalışanlar içerisinde 60% tekstil sektörü dışında part-time olarak çalışmaktadırlar. Bu sonuçtan da anlaşabileceği gibi öğrencilerin kendi alanlarıyla ilgili olarak kariyer hedeflerini geliştirmedikleri görülmüştür. Araştırma grubuna yönlendirilen Mezun olduktan sonra kariyer gelişiminizde hangi alanın sizin için daha uygun olduğunu düşünüyorsunuz? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 6. da gösterilmiştir. Çizelge 6. Eğitim Süreci Sonrası Kariyer Süreci Devamı İçin Uygun Olacağı Düşünülen Alanlar Cevaplar Toplam% Bayan % Bay % Maddi Açıdan Kamu Sektörü 3% 3% 7% Maddi Açıdan Özel Sektörü 15% 15% 13% Maddi Açıdan Lisans 5% 4% 7% Maddi Açıdan Kendi İşim 5% 4% 7% Manevi Açıdan Kamu Sektörü 6% 6% 7% Manevi Açıdan Lisans 6% 6% 7% Manevi Açıdan Kendi İşim 8% 10% Rahat Olduğu İçin Kamu Sektörü 12% 13% Manevi Açıdan Kamu Sektörü Ve Maddi Açıdan Özel Sektör 4% 4% Manevi Açıdan Lisans Ve Maddi Açıdan Özel Sektör 5% 4% 13% Rahat Olduğu İçin Kamu Sektörü Ve Maddi Açıdan Özel Sektör 6% 4% 20% Cevap Vermeyenler 10% 10% 7% Kariyer yapmanın okul sonrasında maddi açıdan özel sektörde çalışarak yükseleceklerini düşünen kesim toplamda %20,7 lik kısmı oluşturmaktadır. Rahat olduğu için kamu sektörünü düşünenlerin oranı ise toplamda %17,6 sı oluşturmaktadır. Maddi olarak yükselip ama kendi işinde çalışmak isteyenlerin oranı ise toplamda %13 dür. Kamu sektöründe çalışıp sadece manevi tatmin için kariyer yapmak isteyenlerin ise toplamda % 11,5 i oluşturmaktadırlar. Araştırma grubuna yönlendirilen Kariyer kelimesi size ilk olarak neyi çağrıştırıyor? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 7. de gösterilmiştir. Çizelge 7. Kariyer Kelimesinin Katılımcıda İlk Olarak Neyi Çağrıştırdığı CEVAPLAR TOPLAM % BAYAN % BAY % Terfi 10% 10% 7% Psikolojik doyum 28% 31% 7% Maaş 3% 3% 7% Hırs 11% 10% 13% Terfi ve psikolojik doyum 7% 7% 7% Terfi ve maaş 6% 6% 7% Psikolojik doyum ve maaş 6% 6% 7% Terfi, psikolojik doyum, maaş 4% 3% 7% Psikolojik doyum ve hırs 6% 6% 7% Maaş ve hırs 2% 3% Psikolojik doyum, maaş, hırs 3% 2% 13% Hepsi 5% 3% 13% Diğer 8% 8% 7% Cevap vermeyen 1% 1% 28

33 Emin Gülmez Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Moda tasarım programı son sınıf öğrencilerine toplamda %54,6 sı kariyer kelimesinin psikolojik doyum olduğu kanısındadır. Bilindiği gibi kariyerin bireye ve kuruma olumlu yararları bulunmaktadır. Ancak kariyer psikolojik doyum gibi tek boyutta düşünülüp planlanacak bir kavram değildir. Bu nedenle öncelikli olarak bireylere kariyer gelişimi, planlaması hakkında bilgi verilmeli bunun için de kariyer gelişimi ile ilgili olarak bir ders müfredata konmalıdır. Kariyer yapmanın insanlara psikolojik olarak bir rahatlık vereceği ve kariyerin yükselmek branşında bilgili olmak düşüncesine sahip oldukları gözlenmektedir. Diğer taraftan kariyeri toplamda %13 lük kısmı hırs ve toplamda %13 lük kısmı ise terfi anlamına geldiğini düşünmektedir. Araştırma grubuna yönlendirilen Kariyer hedefiniz var mı? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 8. da gösterilmiştir. Çizelge 8. Kariyer Hedefinin Olup Olmadığı Sunulan Seçenekler Toplam Bayan Bay Çok Para 7% 5% 25% Psikolojik Doyum 10% 10% 8% Üst Mevki 20% 21% 8% Çok Para Ve Psikolojik Doyum 49% 51% 25% Çok Para, Psikolojik Doyum Ve Üst Mevki 3% 3% 8% Psikolojik Doyum Ve Üst Mevki 3% 3% 8% Psikolojik Doyum Ve Üst Mevki 7% 7% 8% Diğer 1% 8% Evet Toplamları 92% 90% 10% Hayır Toplamları 8% 10% 6% Emin Gülmez Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Moda tasarım programı son sınıf öğrencilerine %92 sinin kariyer hedeflerinin olduğu gözlenmiştir. Kariyeri en üst mevki lere ulaşmak ve psikolojik doyuma ulaşmak için yapmak istemektedirler. Araştırma grubuna yönlendirilen Sizce kariyer gelişimindeki en büyük etmen nedir? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 9. da gösterilmiştir. Çizelge 9. Kariyer Gelişimindeki En Büyük Etmen Toplam % Bayan % Bay % Şans 19% 20% 13% Aile 6% 5% 13% İstekler 24% 25% 13% Maddi Olanaklar 15% 17% 7% İlgiler 15% 16% 7% Beceriler 15% 16% 7% Ortam 4% 2% 20% Girişimcilik 1% 7% İnsan İlişkileri 1% 7% Zekâ 1% 7% Kariyer gelişiminde en büyük etmenin insanın istekleri(%24) olduğu ve birde şansın(%19) olduğu anlaşılmıştır. Kariyer yapmanın bilgi ve beceriden ziyade şansın en büyük etmen olacağını çalışma grubu düşünmektedirler. Araştırma grubuna yönlendirilen Kariyer yapabilmek için okuduğunuz bölümün uygun olduğunu düşünüyor musunuz? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 10. da gösterilmiştir. Çizelge 10. Kariyer Yapabilmek İçin Bölümün Uygunluğunun Değerlendirilmesi Toplam % Bayan % Bay % E % H % E % H % E % H % 66% 34% 71% 29% 60% 40% Benim İlgilerime Ve Yeteneklerime Uygun 20% 52% 18% 61% 23% 43% Maddi Olarak Tatmin Edici 1% 2% 2% 0% 0% 11% İş Alan Geniş 27% 31% 19% Gelecek Vadediyor 2% 14% 2% 17% 3% 10% Benim İlgilerime Ve Yeteneklerime Uygun / Maddi Olarak Tatmin Edici / İş Alan Geniş 10% 5% 19% 0% 29

34 Benim İlgilerime Ve Yeteneklerime Uygun / İş Alan Geniş 16% 9% 13% 4% 23% 15% Benim İlgilerime Ve Yeteneklerime Uygun / İş Alan Geniş / Gelecek 3% 7% 4% 0% 3% 10% Vadediyor Maddi Olarak Tatmin Edici / İş Alan Geniş / Gelecek Vadediyor 3% 5% 5% 9% 0% 0% İş Alan Geniş / Gelecek Vadediyor 15% 20% 6% Anket grubunun %66 sı okudukları bölümün kariyer yapabilmek için uygun olduğunu düşünürken, kalan %34 ise bölümlerinin kariyer yapmak uygun olmadığını düşünmektedir. Araştırma grubuna yönlendirilen Kariyer gelişiminizde daha çok kimi model alırsınız? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 11. de gösterilmiştir. Çizelge 11. Kariyer Gelişiminde Model Alma Dağılımı Seçenekler Toplam % Bayan % Bay % Öğretmenlerimi 45% 46% 40% Kariyer Yapmış İş Adamlarını 25% 25% 20% Anne- Baba 5% 4% 13% Arkadaşlarımı 1% 7% Kendini Kanıtlamış Kişiler 9% 10% 7% Cevap Vermeyenler 2% 2% Öğretmenlerimi Ve Kariyer Yapmış İş Adamlarını 7% 7% 7% Kariyer Yapmış İş Adamlarını Ve Anne-Baba 2% 2% Kariyer Yapmış İş Adamlarını Ve Arkadaşlarını 4% 3% 7% Anne- Baba Ve Arkadaşlarını 1% 1% Anket sonuçlarına göre öğrencilerin %45 lik kısmı öğretmenlerini model olarak alıyorlar. Öğretmenlerin hemen arkasında %25 lik bir oranda kariyer yapmış iş adamları geliyor. Bu soruda alınan cevaplara göre model almada öncelik öğretmen olmakla beraber alanlarında başarılı olmuş kişiler, aile ve arkadaşlarını da model alma olarak görülüyor. Buda bize kişilerin artık somut başarıları ve bunların getirdiği olumlu sonuçları ve eğitimcilerin başarısını göz önüne alarak kariyer gelişimlerini yönlendirdiklerini göstermektedir. Araştırma grubuna yönlendirilen Kendimi mesleki ve teknik açıdan geliştirmek için; sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 12. de gösterilmiştir. Çizelge 12. Mesleki Ve Teknik Açıdan Gelişme İçin Yapılanlar Cevaplar Toplam % Bayan % Bay % Bilgisayar Kursuna Gidenler 2% 1% 7% Yabancı Dil Eğitimi Alanlar 10% 10% 7% Mesleki Yayınları Takip Edenler 4% 4% Araştırmalar Yapanlar 5% 6% Fuarlara Katılanlar 10% 11% Bilgisayar Kursuna Gidenler Ve Yabancı Dil Eğitimi Alanlar 10% 10% 7% Bilgisayar Kursuna Giden Ve Araştırmalar Yapanlar 1% 1% Yabancı Dil Eğitimi Alanlar Ve Meslekteki Yayınları Takip Edenler 4% 3% 13% Yabancı Dil Eğitimi Alanlar Ve Araştırmalar Yapanlar 2% 1% 7% Yabancı Dil Eğitimi Alanlar Ve Fuarlara Katılanlar 6% 5% 13% Mesleki Yayınları Takip Edenler Ve Araştırmalar Yapanlar 4% 4% Mesleki Yayınları Takip Edenler Ve Fuarlar Katılanlar 8% 9% Araştırmalar Yapanlar Ve Fuarlara Katılanlar 9% 9% 13% Yabancı Dil Eğitimi Alanlar, Mesleki Yayınları Takip Edenler, Araştırmalar Yapanlar Ve Fuarlara Katılanlar 3% 2% 13% Yabancı Dil Eğitimi Alanlar, Mesleki Yayınları Takip Edenler Ve Fuarlara Katılanlar 2% 2% 7% Yabancı Dil Eğitimi Alanlar, Araştırmalar Yapanlar Ve Fuarlara Katılanlar 3% 3% 7% Mesleki Yayınları Takip Edenler, Araştırmalar Yapanlar Ve Fuarlar Katılanlar 7% 8% Diğer (Vakti Olmayanlar, Mezun Olduktan Sonra Yapacaklar) 6% 7% Cevap Vermeyenler 5% 4% 7% Öğrencilerin mesleki ve teknik açıdan gelişmek adına yaptıkları faaliyetlere baktığımızda önceliği yabancı dil eğitiminin(toplamda %37,6) ve fuarların takibinin(toplamda %48,4) olduğunu görüyoruz. Tekstil sektörünün ihracat ağırlıklı çalışıyor olması; yabancı dil bilme zorunluluğu gerektirmekle birlikte çalışılan ülkelerin çeşitliği nedeniyle tek dil yeterl i olmamakta ve öğrencileri birden fazla yabancı dil öğrenmeye itmektedir. İlgili fuarların takibi sayesinde kendi alanlarındaki gelişmeleri teknolojik açıdan takip edebilmektedirler. Araştırma grubuna yönlendirilen Bu branşı tercih etme nedeniniz? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 13. te gösterilmiştir. 30

35 Çizelge 13. Branş Seçiminde Etkin Neden Cevaplar Toplam % Bayan % Bay % İdealimdi 14% 15% 7% Gelecek Vaat Ettiği İçin 10% 10% 7% Ücret Dolgun Olduğu İçin 2% 2% 7% Baba Mesleği Olduğu İçin 8% 9% Arkadaşlarımdan Etkilendim 16% 18% Sunduğu Sosyal İmkânlardan Etkilendim İçin 5% 2% 33% Zorunluk 20% 18% 33% İlgi Ve Yetkelerime Bağdaştığı İçin 19% 22% Tesadüfen 5% 4% 13% Branşı seçme nedeni olarak zorunluluk(%20) olduğu görülmektedir. Bu da üniversite sınavına girişte öğrencilerin meslek lisesi çıkışlı olmalarından kaynaklanmaktadır. Bunun için de katsayı çarpımlarının eşit şekilde düzenlenmesi önerisi getirilebilir. Ülkemizde meslek tercihleri olması gerekenden çok uzak bir şekilde yapılmaktadır. Meslek tercihi kişinin ilgi ve yeteneklerine uygun yapılmalıdır. Bu nedenle kişi çocukluk çağından itibaren dikkatle izlenmeli, gerek okul hayatında gerekse aile ve çevre içindeki ilgilerine göre yönlendirilmelidir. Bu ise uzun bir zaman süreci gerektirir. Şu anki ortamda ise seçimler çoğunlukla tesadüfidir. Bireyler tam lise çağında, ergenlik dönemi ile çakışmasından dolayı, hayati kararlar vermek adına tehlikeli bir çağındadır. Bu dönemde sınav hazırlığı ile birlikte ne olmak istediklerini ciddi bir anlamda düşünmeye başlarlar. Bu nedenle yapılan tercihler çoğunlukla rastgele olur. Kişi o dönemdeki modaya veya hayat garantisini sağlamak düşüncesine göre tercihini yapar. Bu tarz tercihlerin sonucunda da varılan noktalar zorunlulukların veya tesadüfilerin sonucu olur ki bunu anket sonuçlarında ki yüzdelerde açık olarak gösterm ektedir. Tercih hatalarının dışında zorunluluk seçeneğinin %20 oranla en büyük duruma sahip olmasındaki en önemli etkende öğrencilerin büyük çoğunluğunun meslek lisesi çıkışlı olmasıdır. Üniversite sınavı yönetmeliklerinde yapılan son değişikliklerle meslek lisesi öğrencilerinin kendi alanları dışında her hangi bir bölüm seçmeleri tamamen engellenmiştir. Bu nedenle öğrencilerin başlamış oldukları tekstil eğitimine lisans düzeyinde de devam etmek zorunda kalmaktadırlar. Araştırma grubuna yönlendirilen Kariyer hedeflerinizi neye göre belirlersiniz? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 14. te gösterilmiştir. Çizelge 14. Kariyer hedefinin Belirlenme Sebepleri Cevaplar Toplam % Bayan % Bay % Maddi Tatmin 11% 10% 13% Kendi İş Yerimde Çalışmak İçin Planlarım 6% 7% Manevi Tatmin 15% 17% Yükselmek İçin 26% 27% 20% Maddi Ve Manevi Tatmin İçin 8% 6% 27% Maddi Tatmin Ve Yükselmek İçin 8% 7% 20% Kendi İş Yerimde Çalışmak İçin Planlarım Ve Yükselmek İçin 2% 20% Manevi Tatmin Ve Yükselmek İçin 12% 13% Maddi Tatmin, Manevi Tatmin Ve Yükselmek İçin 8% 9% Diğer(Hedefi Olmadan Kariyer Yapmak İsteyen) 2% 3% Cevap Vermeyenler 2% 2% Kariyer hedeflerinin belirlenmesinde yükselmek ve manevi tatmin en büyük dilimi oluşturmaktadır. Kişiler hayatlarının büyük bir bölümünü harcadıkları mesleklerinde maddi açıdan tatmin olmanın dışında manevi açıdan da doyum ararlar. Kişi işinde başarılı olduğunu hissetmeli ve bu başarının onu bir yerlere taşıdığını görmelidir. Araştırma grubuna yönlendirilen Bu bölümü seçmeden önce bölümle ilgili araştırma yaptınız mı? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 15. te gösterilmiştir. Çizelge 15. Bölüm Seçiminden Önce Gerekli Araştırmanın Yapılması Toplam Bayan Bay Hayır % Hayır % Hayır % 61% 64,3% 33,3% Evet % Evet % Evet % Toplam 39% 36% 67% İş Bulma Olanakları 12% 10% 33% Ücret Araştırması 4% 3% 7% Bölüm Mezunları İle Görüştüm 5% 4% 13% İş Bulma Olanakları Ve Kariyer Olanakları 8% 9% 7% İş Bulma Olanakları Ve Ücret Araştırması 9% 10% 7% 31

36 Moda Tasarımı Programı seçmeden önce %61 lik bir kısım rastgele geldikleri gözlenmektedir. Araştırma yaparak gelenleri %39 luk kısmının ise iş bulma olanaklarını araştırarak geldikleri görülmektedir. Genel olarak bu programı üniversite mezunu olmak ve ara ştırma yapmadan gelen öğrencilerde olmaktadır. Ülkemizde meslek seçiminin küçük yaşlarda olmadığını ve gerekli yönlendirmenin yapılmadığı bilinmektedir. Araştırma grubuna yönlendirilen Meslek seçiminizde cinsiyetinize bağlı olarak yönlendirme yaşadınız mı? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 16. da gösterilmiştir. Çizelge 16. Meslek Seçiminde Cinsiyete Bağlı Yönlendirme Çizelgesi Toplam Bayan Bay Hayır % Hayır % Hayır % 68,5% 69,6% 60% Evet % Evet % Evet % Toplam 31,5% 30,4% 40,0% Aileden 16% 15% 27% Çevreden 7% 8% Öğretmenlerimden 5% 4% 7% Aile Ve Çevreden 4% 3% 7% Meslek seçiminde %68 lik bir kısım cinsiyetleri ile ilgili bir yönlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yönlendirme yapılanların da %16 lik kısmı ise aileden bir yönlendirme gördüklerini belirtmektedirler. Burada bayanlara daha çok yönlendirme yapıldığı görülmektedir. Araştırma grubuna yönlendirilen Bir kariyer gelişimi planınız var mı? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 17. de gösterilmiştir. Çizelge 17. Kariyer Gelişim Planı Olanlar Cevaplar Toplam % Bayan % Bay % Kariyer Planı Olanlar 55% 57% 33% Kariyer Planı Olmayanlar 11% 9% 27% Zamana Bırakanlar 35% 34% 40% Ankete katılan öğrencilerin kariyer hedefi olanların oranı % 55 olduğunu ve zamana bırakanların ise % 35 lık kısmı oluşturduğu görülmektedir. Her öğrencinin bir planı var ama bunu günümüz şartlarına göre yaptıklarını göstermektedir. Araştırma grubuna yönlendirilen Sizce kariyer planlama gerekli midir? sorusunun ceva p istatistiği ve sayıları Çizelge 18. de gösterilmiştir. Çizelge 18. Kariyer Planlamanın Gerekliliği Cevaplar Toplam % Bayan % Bay % Evet, Ulaşılmak İstenen Yeri Verir 90% 83% 40% Hayır, Planlama Anlamsızdır Her An Her şey Değişebilir 10% 16% 60% Cevap Vermeyenler 1% 1% Yapılan bir planın başarının temelini oluşturduğunu %90 lık bir kesim düşünmektedir. Kariyer planını nasıl yapacağını ve hedeflere ulaşma yollarını teker teker aşması için, önce insanın düşünmesi ve düşündüklerini planlayarak harekete geçirmesi rehber olmaktadır. Nerede zorlanacağını ve engeli nasıl aşacağını, engel oluşmadan planladığı için başarıyı yakalayabilmektedir. Araştırma grubuna yönlendirilen Sizce kariyer gelişiminin son aşaması nedir? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 19. da gösterilmiştir. Çizelge 19. Kariyer Gelişiminin Son Aşamasının Değerlendirilmesi Cevaplar Toplam % Bayan % Bay % Bir Kurumda En Üst Düzeyde Olma 18% 16% 40% Kariyer Gelişimi Süreklidir 76% 82% 33% Diğer (Madden Ve Manen Tatmin Olduğunuz Yer) 5% 3% 20% Kariyer gelişiminin bir sonu olmadığını %76 lük bir kesim belirtmektedir. Kariyer gelişiminin sürekli oldu bir gerçektir. Hedeflenen planlanan noktaya ulaşıldığında ya da yaklaşıldığında her zaman güncellenmekte ve yeni hedefler oluşturulmaktadır. Araştırma grubuna yönlendirilen Kariyer gelişiminizde karşılaştığınız engeller nelerdir? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 20. de gösterilmiştir. Çizelge 20. Kariyer Gelişiminizde Karşılaşılan Engeller 32

37 Cevaplar Toplam % Bayan % Bay % Yabancı Dil Engeli 29% 30% 27% Maddi Engeller 19% 18% 27% Ailevi Engeller 2% 2% 7% Bölüm Engeli 7% 4% 27% Yabancı Dil Ve Maddi Engeller 15% 16% 7% Yabancı Dil Ve Ailevi Engeller 2% 2% Yabancı Dil Engeli Ve Bölüm Engeli 5% 4% 7% Maddi Engeller Bölüm Engeli 2% 2% Yabancı Dil, Maddi Engeller ve Bölüm Engeli 5% 6% Evlilik, Karamsarlık, Çevre Engeli Ve Yurt Dışı İçin Vize Verilmemesi 8% 10% Cevap Vermeyenler 6% 7% Kariyer gelişiminde en büyük engelin %29 oranla yabancı dil engeli olduğu görülmüştür. İkinci engelin ise % 19 oranla maddi olanakların yetersiz olduğu görülmüştür. Dolayısıyla alanla ilgili olarak gerekli olan yabancı dilin programda yoğun bir şekilde verilmesi, okul-sanayi işbirliğinin sıkılaştırılarak öğrencilere gelir yollarının sağlanması (burs, part-time iş, fuarlarda görevlendirme, ücretli staj uygulaması vb.) kariyer gelişimleri için yararlı olabilecektir. Araştırma grubuna yönlendirilen Kariyer gelişiminiz için yardım alıyor musunuz? sorusunun cevap istatistiği ve sayıları Çizelge 21. de gösterilmiştir. Çizelge 21. Kariyer Gelişimi İçin Yardım Alanlar Toplam Bayan Bay Hayır % Hayır % Hayır % 54,6% 54,8% 53,3% Evet % Evet % Evet % Toplam 45% 45% 47% Ailemden 8% 9% 7% Piyasadan 3% 3% Arkadaşlarımdan 5% 4% 7% Bölüm Hocalarımdan 25% 25% 27% Ailemden Ve Piyasadan 2% 3% Ailemden Ve Arkadaşlarımdan 2% 1% 7% Kariyer gelişiminde %54,6 lik bir kesimin hiçbir yerden yardım almadıkları görülmüştür. Gelişimleri için yardım alanların is e %25 lük bir kısmı Bölüm hocalarından yardım aldıkları belirtmektedirler. Kariyer gelişimi için en büyük desteğin aileden olması gerekirken %8 lük gibi bir oranla ailelerin ilgi ve desteği ne derecede olduğu anlaşılmaktadır. Kariyer yapmak isteyen bir kişi kendi çabaları ile bir yerlere gelmektedir. Ailede kariyer yapmış bir kimsenin olması onun için büyük bir etken olmuştur. Yönlendirme yapılmadan araştırmalar yaparak kariyer planı yapan kişiler emellerine ulaşmaları daha yüksektir. SONUÇLAR Bucak Emin Gülmez Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Moda Tasarımı Programı öğrencileri üzerinde Kariyer ve Kariyer Planlaması ile ilgili 22 soruluk bir anket uygulanmıştır. Ankete 130 öğrenci katılmıştır. Anket sonucunda ulaşılan sonuçlar şu şekilde sıralanabilir. Moda Tasarımı Bölümü ağırlıklı olarak %85,5 oranıyla bayanların tercihi olmuştur. Orta öğretim programlarından Moda Tasarımı ve Tekstil okuyarak gelen ve kendi bölümünü tercih eden %33,10 oranında öğrenci bulunmaktadır. Kalan %66,9 u alan dışı geldiğini beyan etmiştir. Yeniden fırsat verilse %31,5 lik öğrenci Moda Tasarım mesleğini tekrar isteyeceğini ortaya koymuştur. Öğrencilerin kariyer planlamasında %30 - %35 aralığında kariyer planlamasını ortaöğretim eğitiminde gerçekleştirdiği ve kariyer hedeflerinin olduğu ortaya konmuştur. Ancak kariyer planlamasında orta öğretimin katılması gerektiği her türlü ortamda söylenirken yapılan çalışma sonucunda bunun gerçekleşmediği ortaya çıkmaktadır. Mesleki gelişim süreçleri dikkate alındığında sanatsal kabiliyetlerin kariyer planlamasında etkili olduğu bilinmektedir. Yeniden fırsat verilse öğrencilerin sanat alanında uğraşmak isteyenlerin oranı %24,6 çıkmıştır. Kariyer planlamasında eğitim sistemi bunu tam anlamıyla desteklememektedir. Aldığınız eğitimin meslek yaşantısında yeterli olacağını düşünen %88,5 lik kesim bulunmaktadır. Bu sonuç verilen eğitim ve öğretimim mesleki başarıda yeterli düzeyde olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak programın daha uygulama ağırlıklı yapılandırılması özel sektörde başarıyı artıracak ve kariyer planı yapan öğrenciyi hedefine daha hızlı ulaştıracaktır. 33

38 Çalışmaya katılan öğrencilerin %23.10 u çalışmakta, Çalışanların ise kendi alanında %40 çalışmaktadır. Moda tasarım programı öğrencilerinin çalışanlar içerisinde 60% tekstil sektörü dışında part-time olarak çalışmaktadırlar. Bu noktada çalışanların kariyer hedeflerini geliştirmedikleri söylenebilir. Öğrencilerin mezun olduktan sonraki kariyer hedefleri özel sektör(%20,7), kamu sektörü(%17,6) ve kendi işinde kariyerine devam edecekler(%13) şeklinde sıralanmaktadır. Çalışma grubunun %54,6 lık kesiminde Kariyer kelimesi algısal olarak psikolojik doyum diye nitelendirilmiştir. Kariyer gelişiminde en büyük etmenin insanın istekleri olduğu ve birde şansın olduğu %43 oranında belirtilmektedir. Moda Tasarımı Programının kariyer yapmak için %66 uygun olduğunu belirlenmiştir. Öğrencilerin %58 lik kısmı kariyer noktasında başarılı iş adamlarını örnek aldıklarını ortaya koymuştur. Kariyer hedeflerinin belirlenmesinde ortaya çıkan etmenler yükselmek(%26), manevi tatmin(%15), maddi tatmin(%11) olarak ortaya çıkmaktadır. Ankete katılan öğrencilerin kariyer hedefi olanların oranı % 55 olarak ortaya çıkmaktadır. Kariyer planlamasının gerekli olduğunu ise %90 lık öğrenci grubu belirtmektedir. Kariyer gelişiminin bir sonu olmadığını %76 lük bir kesim belirtmektedir. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin %65 i bölüme kayıt yaptırdıkları gün hedeflerini belirledikleri ve bu yönde çalışmalarını yön verdikleri tespit edilmiştir. Kariyer planlamasının gerekliliğini %90 oranında katılımcılar bilmektedir. Mezun olacak öğrencilerde %78 mesleki yeterlilikleri ve kariyerlerini hem çalışıp hem okuduğu bölümü devam edeceklerini, %86 sı hedefleri doğrultusunda seminer ve kurslara katılacaklarını belirtmişlerdir. Yapılan çalışmada kariyer planlamasının orta öğretim düzeyinde oluştuğu, üniversite eğitimi ile yukarılara taşındığı ve mesleki yükselme ile hedeflenen başarıyı ortaya çıkardığı anlaşılmaktadır. Öğrencilerin mesleki anlamda kariyer yapmak istediği ve bunu psikolojik tatmin aracı olarak gördüğü ortaya konmuştur. Maddi anlamda ve toplumsal saygınlık anlamında da kariyer hedefleri öğrencilerde bulunmaktadır. Kariyer olgusu ve kariyer planlaması ile ilgili gerekli eğitimlerin genç bireylere orta öğretim kademelerinde verilmesi, kazanımlarının ve sosyal katkılarının anlatılması kişisel gelişime, toplumsal gelişime katkı sağlayacağı önerilmektedir. KAYNAKÇA Akat, İ., Budak, G., & Budak, G. (1994). İşletme Yönetimi. İstanbul: Beta Basım Yayın Dağıtım, A.Ş. Aytaç, S. (1997). Çalışma Yaşamında Kariyer: Yönetimi, Planlaması, Geliştirilmesi, Sorunları. İstanbul: Epsilon Yayıncılık. Budak, G., Budak, G., Tozkoparan, G., & Gökşen, Y. (1995). Kariyer Planlaması ve Kariyerde Plato: İzmir İli İçerisinde Bir Pi lot Uygulama. İzmir: 3. Ulusal Yönetim Kongresi Tebliği. Certo, S. C. (1992). Modern Management: Quality, Ethics, and the Global Environment. Boston: Allyn and Bacon. Demirbilek, T. (1994). Örgütlerde Kariyer Danışmanlığı Hizmetleri. Dokuz Eylül Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt: 9, Sayı: ll, ss Tortop, N. (1994). Personel Yönetimi. Ankara: Yargı Yayınevi. 34

39 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Bekir Yitik 11, Erkan Atalay 12, Soner Tokgöz 13 TEKSTİL İŞLETMELERİNDEKİ BOYA LABORATUVARLARININ ÇALIŞMA ALANLARI BAKIMINDAN UYGUNLUĞUNUN İNCELENMESİ ÖZ Çalışma koşulları açısından üretim ve ekonomi faktörleri öncelikle çalışan insan faktörüne bağlı olduğu için sistem tasarımında insanın işe uyumu kadar; işin insanın uyumuna sağlanması gerekmektedir. Çalışan insanın iş ile uyumlu hale getirilmesinde önemli bir yeri olan ergonomi biliminin tam olarak algılanmalı ve kullanılmalıdır. İnsan-makina sistemlerinden en çok randımanı almak, işi insana uydurmak ve insanı doğal yetenekleri içinde en uygun işe yerleştirmek verimliliğin arttırılması için çalışma ortamını dizayn etmek ideal çalışma oluşturmak gerekir. İşletmelerde performansın artışının sağlanması ve bunun sürekliliğinin sağlaması bir takım çağdaş işletmecilik tekniklerinin uygulanması gerekmektedir. Çalışma koşullarının zorluğu çalışma koşullarının ergonomik anlamda oluşturulması ile insanlara daha az etkileyebilmektedir. İşletmelerde verimlilik artışının sağlanması ve bunun daimi kılınması için bir takım çağdaş işletmecilik tekniklerinin uygulanması gerekmektedir. Çalışmada; Organize Sanayi Bölgesi Denizli de istihdam sağlayan 44 adet tekstil işletmesine bulunan boya laboratuvarı ve bu laboratuvarlarda çalışan 132 kişiye iki aşamalı anket yapılmıştır. Anketin birinci aşamasında genel özelliklerini tespit edilmeye çalışılmış, ikinci aşamada ise çalışanların gözü ile çalışma alanlarının yeterlilikler tespit edilmesi için 25 Çizelgelik anket uygulanmış. Elde edilen veriler istatistiksel çözümlemeleri yapılarak bulgular yorumlanmıştır. Analizin temel amacı; Tekstil işlemesi bünyesinde bulunan boya laboratuvarlarının durumu, çalışma şartları ve çalışanların teknik özelliklerinin belirlenmesidir. Araştırma sonucunda laboratuvarların %73,6 sı ol ması gereken laboratuvar koşullarını sağladığı tespit edilmiştir. Boya laboratuvarların da çalışanların genel özellikleri açısından % 65,2 si çalışma ortamında uygun olduğu tes pit edilmiştir. Çalışanların gözlemleri ile laboratuvarların çalışma koşulların % 34,1 i uygun olmadığını belirtmiştir. Anahtar Kelimeler. Boya Laboratuvarı, Çalışma Alanları, Ergonomik Özellikler, Verimlilik Artışı EXAMİNATİON OF SUİTABİLİTY OF DYE LABORATORİES İN TEXTİLE ESTABLİSHMENTS İN TERMS OF THEİR WORKİNG AREAS ABSTRACT In terms of working conditions, production and economic factors are primarily dependent on the working human factor, so as much as the adaptation of people to work in system design; The work needs to be provided for the harmony of the person. The science of ergonomics, which has an important place in harmonizing working people with work, should be fully perceived and used. It is necessary to create an ideal work to design the working environment to maximize the efficiency of humanmachine systems, to adapt the work to human beings and to increase the productivity of placing the human being in the most appropriate work within their natural abilities. In order to increase the performance in the enterprises and to maintain this continuity, a number of contemporary business techniques have to be applied. The difficulty of working conditions can affect people less with ergonomic meaning of working conditions. In order to increase the productivity in the enterprises and to make them permanent, a number of modern management techniques have to be applied. Study; Organized Industrial Zone - Denizli, a dye laboratory with 44 textile operations and a two-stage survey of 132 workers working in these laboratories were conducted. In the first stage of the questionnaire the general characteristics of the questionnaire were tried to be determined and in the second stage a questionnaire of 25 questions was applied in order to 11 Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akif Ersoy 12 Öğr.Gör. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 13 Öğr.Gör. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 35

40 determine the competencies of the working areas with the eyes of the employees. The obtained data were analyzed statistically and the findings were interpreted. The main purpose of the analysis; The condition of the dye laboratories, the working conditions and the technical specifications of the employees, which are in the field of textile processing. As a result of the research, 73.6% of the laboratories were found to provide the required laboratory conditions. 65.2% of the laboratories in terms of general characteristics of the laboratories were determined to be suitable in the working environment. With the observations of the employees, 34.1% of the working conditions of the laboratories are not suitable. Keywords. Paint Laboratory, Workspaces, Ergonomic Features, Productivity Increase GİRİŞ Ergonomi, çalışanla işi arasında uyumlu bir ilişki oluşturarak üretimin verimliliğini en yüksek düzeye çıkarmaya çalışırken, diğer yandan da bu uyumlu ilişki sayesinde çalışanın fizik ve ruh sağlığını korumayı amaçlamaktadır. İnsanın doğal özelliklerine uygun makine ve çevre koşullarını saptamak, gerekli önlemleri alarak insanın makineyle çalışmasındaki verimini arttırmaktır. Verimlilik, kısaca çıktı ve girdi arasındaki orantı olarak tanımlanabilir. Girdilerin kullanımı ile ürün artar. Ancak üretimdeki artış her zaman verimlilikteki artış demek değildir. Üretimde kullanılan girdi-kaynak artışı, çıktıda sağlanan artıştan az ise verimlilik artacaktır veya girdiler sabit kalmak şartıyla üretim arttırılıyorsa verimlilik artmış demektir. Verimliliğin artması, üre tkenliğin de artmasını sağlar (Özok,A.1985). Verimlilik, hem insan emeğinin üretkenliğinin arttırılması gibi ekonomik bir şablonla ilgilidir, hem de insan emeğinin değerlendirilip ödüllendirilmesinde bir göstergedir. Aynı zamanda verimlilik üretim sürecinde yararlanılan çeşitli kaynakların ne derece etkin kullanıldığını gösterir. Endüstri ortamında insanlar hammaddelerin madenlerden çıkarılması, işlenebilir bir hale getirilmesi, her türlü araç, gereç ve makinelerin tasarımı, işletilmesi ve endüstrilerin gid erek gelişmesi için devamlı çaba harcamaktadırlar. Fakat insanların belli yapısal özellikleri (anatomik) ve boyutları (antropometrik) vardır. Biyolojik varlıklar olarak insanların, merkezi sinir sistemi kendine özgü temellerle (biokimyasal ve nörofizyolojik) işlerlik gösterir. İnsanların zeka, beceri ve fizyolojik yeteneklerinin kişiye özel boyutları vardır. İnsan organizmasının algı organları belli sınırlar içinde duyarlıdırlar. İnsanların fiziksel iş verimi ve mekanik etkinliği için, iskelet-kas sisteminin biyomekaniği, kasların biyokimyasal enerji gereksinimi ve bunları destekleyen; solunum ve dolaşım sistemlerinin sağlıklı bir şekilde işleyişi önemli etkenlerdir (Erbakan, N.1995). İnsanlar iş görürken; çeşitli el aletlerini; mekanik araç ve gereci, iş makinalarını, belli bir iş programlanmış sitemleri (robotlar, bilgisayarlar ve uzaktan kontrol sistemleri, vb.) kullanırlar. Bu iş birliğinden amaç; insanların fizik ve mental yetenekleri ni desteklemektir. İnsanların kullandığı her türlü araç ve gerecin en etkin bir şekilde hizmete sokulması ise, onları kullananların; duruş, oturuş, genel sağlık, güvenlik ve sisteme uyum konularının dikkate alınmasını gerektirir. Bu nedenle, insan varlığının bedensel ve ruhsal gereksinimlerini dikkate almak, davranışların tanımlamak, insanların kullanımı için tasarlanmış tüm sistemleri onlara uygun ve üstün verim ile çalışan sistemler olarak düşünmek gerekir (Erbakan, N.1995). İnsanlar endüstriyel ortamda; soğuk, sıcak, yüksek yada alçak basınç, rutubet gibi çeşitli ortam stresleri ile karşı karşıya kalabilirler. İş ortamında ayrıca; toz, duman, zehirli gaz ve buharlar, zehirleyici maddeler, iyonizen radyasyon vb. çeşitli sakıncalar da bulunabilir. Bu arada, endüstriyel gürültü, titreşimler, yetersiz yada fazla ışık gibi çevre faktörleri de insan sağlığını ve iş verimini etkileyebilir. İş dünyasının küreselleşmesi ve teknolojideki hızlı gelişmeler, Denizli bölgesindeki tekstil işletmelerine yeni imkanlar suna rken, diğer yandan onları bir takım tablolarla da karşı karşıya bırakmaktadır (Serinkan, C., Cabar, H. 2008). Birçok tekstil üretimi yapan işveren, 3. dünya ülkelerinde tesislere sahiptir ve tekstil şirketlerinin büyük bir çoğunluğu ihracata yönelik çalışmalarını bu kanal üzerinde yapmaktadır. Bu durumda tekstil işletmeleri sadece yurt içi değil yurt dışında da varlığını sürdürmesi gerekmektedir. Global olarak çalışan bu işletmeler uluslararası diğer zincirlerindeki iş ortaklarıyla da aynı dili konuşabilmesi için günümüz modalarını takip etmek ve bunları kendi trendlerinde h ayata geçirmek için teknik ve kalifiyeli personele ihtiyaç vardır (Can,Y., 2014). İşletmeler piyasada varlıklarını sürdürebilmek için, bu faaliyetlerde kendi teknolojilerini en yüksek verimlilikte kullanabilecek çalışmaları kendi işletmelerinde hayata geçirebilecek çalışmaları yapması gerekmektedir. Sektörde çalışacak olan kişilerin yönetim felsefesine uygun olarak, işletmeye kazandırılması düşünülen personele ait özelliklerin iste nen özelliklere ihtiyaçlara cevap verecek şekilde belirlenmesi gerekir (Tağraf.H. 2009). Hedefe ulaşmak için iş analizi, iş ve görev tanımı yapılması zorunludur. İş tatminine bağlı olarak, işletmede ihtiyaç duyulan pozisyondaki işlerin içeriğinin neleri kaps adığı ve bu işleri yapacak personelin ne gibi mesleki özelliklere sahip olması gerektiği de belirlenmiş olmaktadır. Entegre işletmelerde göre küçük işletmeleri, kalifiyeli eleman konusunda daha çok sirkülasyona sahiptir. Küçük ölçekli işletmeler bu konuda çalışmalarını yeni trendler ve gelişime harcadıkları ve bunların patentini aldıkları gözlenmiştir. Bu nedenle kimi çalışmalarda, küçük ölçekli işletmelerin daha yenilikçi olduğu sonucuna ulaşılmıştır ( Plehn-Dujowich, 2007). Sektör insan kaynakları planlaması yaparken başka işletmelerde çalışan mevcut insan kaynaklarını en akılcı biçimde kullanmayı değerlendirmekte ve insan gücü kaynağını nitelik ve nicelik yönünden karşılamayı amaçlayan bir rota çizmektedir (Aykaç, 1999). Tekstil sektöründe kalite kontrol birimlerinin hatayı minimuma indirmek için yaptıkları çalışmaların çoğunluğu tekstil laboratuvarlarda yapılmaktadır. Üretici ürününün garantisini buralarda yaptıkları testlerle sağlamaktadır. Bu anlamada 36

41 sektörde boya laboratuvarları büyük önem teşkil etmektedir. Bu boya laboratuvarları için insan, makine ve çevre faktörü bu analizlerin sonuçlarını pozitif ve negatif etkilemektedir. Boya laboratuvarlarının antropometrik açıdan bakıldığında, laboratuvar yapılan iş, yüksek ö lçüde adale gücü gerektirmemektedir. Sadece el ve kol adaleleri kullanılarak ölçüm yapılmaktadır. Vücudun duruşu, işin yükünü kasların taşımasına uygundur. Fazla ayakta çalışılması durumunda ayak ve bacaklarda ağrılar oluşabilmektedir. İşin akışı yorgunluğa karşı tedbir almaya elverişlidir (Tağraf.H. 2009). İş ayakta durarak çalışmayı gerektirdiğinden zaman zaman vücudun pozisyonu değiştirmek gereklidir ve mümkündür. Boya laboratuvarlarının ısıtma ve nem açısından baktığımızda mevsimsel dış etkenlerden çok etkilenmeden sıcaklığı 23 ±2 C. ve bağıl nem değeri %45±10 olmalıdır. Laboratuvarlarda günlük çalışma sırasında hızlı klima değişimleri olmamaktadır (Can,Y., 2014) Boyama işlemleri, kimyasal reaksiyonlara dayandığından, bu işlemlerde çeşitli zehirli ve rahatsız edici gaz, koku v.b. maddeler açığa çıkabilmektedir. Bu durumda sıcaklık ve nem değişimi bu etkilerin artmasına veya hızlı etkileşim göstermesine neden olabilir. Boya laboratuvarında aydınlatma flüoresan lambalar sayesinde gerçekleşmektedir. Kasa içindeki flüoresan lambaları tavana yapışıktır. Hepsi yanar vaziyettedir. Aydınlatmada güneş ışığından da faydalanılmaktadır. Flüoresan lambalarının farklı seviyelerde ışık verdiği fakat bu değişkenlik birbirine yakın olduğu için çalışma koşullarını çok etkilememektedir. Boya laboratuvarında laboratuvar cihazları genellikle gürültü sınırını aşmayacak şekilde çalışmaktadır. Laboratuvarında gürültü incelendiğinde gürültünün değerinin db arasında olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Denizli nin ekonomik yapısını güçlendiren ve ekonomik performansının artırılmasında gerekli dinamiğe sahip, tekstil sanayinde yer alan 44 tekstil işletmesindeki laboratuvarların aydınlatma düzeyi lüksmetre (ışık ölçer) ile, gürültü şiddeti sound level meter (ses ölçer) ile, sıcaklık derecesi termometre(sıcaklık ölçer) ile ve nem durumu hydrometer (nem ölçer) ile ölçülmüş ve yöneticiler yardımı ile verilen anketteki birinci bölüm olan işletme durum bölümüne aktarmaları istenmiştir. İkinci bölümde laboratuvarda çalışan 132 kişiye 25 Çizelgelik anket uygulanmıştır. Denizli de tekstil sektöründe faaliyet gösteren boya laboratuvarlarının teknik elemanın laboratuvar çalışmaları sırasında ortamdaki gürültünün, sıcaklık ortamının, nemlilik düzeyinin ve aydınlatma düzeyinin bireye uygunluğu ölçümlerle saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışma yeri boyutlarının oturma yeri özelliklerinin ergonomik koşullara uygunluğu tespit edilmeye çalışılmıştır. MATERYAL METOT Araştırmada Denizli Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren boya laboratuvarında yöneticilere ve laboratuvarda çalışan teknik elemanlara tesadüfî örnekleme yöntemi ile iki aşamalı birinci aşmada sadece yöneticiye işletme mevcut durum bölümüne ve ikinci bölümde teknik elemana 25 adet soru içeren anket uygulanmış; boya laboratuvarlarının aydınlatma düzeyi, gürültü şiddeti, sıcaklık ve nem durumu tespit edilmiştir. Çalışan gözü ile laboratuvar şartları ve çalışma koşulları tespit edilmeye çalışılmıştır. ÇALIŞMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA Araştırmanın yapıldığı 44 boya laboratuvarının aydınlatma düzeyi, gürültü şiddeti, sıcaklık ve nem durumu için ölçümler yapılmasını ve bu ölçümlerin ankete aktarılması sonucunda; Gürültü seviyesi olarak laboratuvarların % 81,81 i 60-65dB, %18,19 i 65-70dB arasında olduğu görülmüştür. Sıcaklık seviyesi olarak laboratuvarların %25 i 19,5-20,5 C, % 31,81 i 20,5-22 C ve %43,19 u C arasında olduğu görüşmüştür. Nem seviyesi olarak laboratuvarların %43,18 i %50-60 arasında,%47,72 si %60-70 ve %9,1 %70 üzerinde olduğu görülmüştür. Aydınlatma durumu için güneş ışığı gören laboratuvar ve güneş ışığından yaralanmayan laboratuvar olarak ayrı ayrı incelenmiştir. Güneş ışığından + flüoresan yararlanan laboratuvar sayısı 34 sadece flüoresandan yaralanan laboratuvar sayısı 10 olarak tespit edilmiştir. Bu şa rtlara göre %84 ü lüks arasında %16 sıda 450lüks üzerinde olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılan 132 Teknik elamana ait eğitim durumları Çizelge 1 de verilmiştir. Çizelge 1. Ankete Katılan Yöneticilerin Eğitim Durumları Eğitim durumu Sayı Oran (%) İlkokul 3 %2,27 Lise 17 %12,78 Tekstil mezunu 83 %62,87 Üniversite Ön lisans Diğer alanla rda n Mezun 5 %3,78 Tekstil Mühendisi mezunu 20 %15,15 Üniversite Lisans Diğer alanla rda n Mezun 4 %3,15 37

42 Çizelge 1'e göre inceleme kapsamındaki boya laboratuvarında çalışan teknik elemanların %62,87 sini tekstil teknikerliği ön lisans mezunudur. Çizelge 2. Ankete Katılan Yöneticilerin Cinsiyet Dağılımı Cinsiyeti Sayı Oran (%) Erkek 55 41,66 Bayan 77 58,34 Çizelge 2'e göre inceleme kapsamındaki boya laboratuvarında ankete katılan teknik elemanların %41,66 sı erkek, %58,34 sü bayandır. Boya laboratuvarında çalışan teknik elemanların boy dağılımı Çizelge 3 te, yaş dağılımı Çizelge 4 te ve vücut ağırlıkları Çizelge 5 de verilmiştir. Çizelge 3. Ankete Katılan Teknik Elemanların Boy Ortalamaları BOY (cm) KİŞİ Çizelge 4. Ankete Katılan Teknik Elemanların Yaş Ortalamaları BOY (cm) Erkek Bayan Çizelge 5. Ankete Katılan Teknik Elemanların Kilo Ortalamaları Vücut Ağırlığı (Kg) Erkek Bayan Boya laboratuvarlarında çalışan bayan teknik elemanların %79 u yaş aralığında ve erkek teknik elemanların ise % 67 si yaş aralıklarında oldukları görülmektedir. Bu aşamaya kadar boya laboratuvarında çalışan elamanların antropometrik özellikler tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketin bu aşamasından sonraki her soru için teknik elamanların verdikleri cevaplar Çizelgeler halinde verilmiştir. 38

43 Çizelge 6. Çalışma yeri temizlik açısından düzenli ve bakımlı mıdır? Çizelge 7. Çalışma yerindeki hava sıcaklığı yapılan işe uygun mudur Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok Cevap yok Toplam Toplam Boya laboratuvarında ankete katılan kişiler tarafından %82 oranla sıcaklık değerlerini ideal olduğu belirtilmiştir. Çalışma alanlarının %96 sı temiz olduğunu beyan etmiştir. Çizelge 8. Çalışılan yerdeki nem oranı ve hava akım hızı çalışanı rahatsız eden bir düzeyde midir? Çizelge 9. Aydınlatmada gün ışığından yararlanılıyor mu? Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok Cevap yok Toplam Toplam Laboratuvardaki nem oranı ve havalandırmayı sağlayan sistemin doğru planlandığını ankete katılan kişilerin %75 si desteklemektedir. İşletme yöneticilerinde gün ışığı kullanan ve aydınlatmayı bu şekilde yapan işletmede çalışanların %82 si verdikleri cevapla işletmeler gün ışığanından fazla yararlandıklarını ve laboratuvarın konumunu gün ışığının veriminin en yüksek olduğu köşesine yerleştirildiğini göstermektedir. Çizelge 10. Çalışma yerinde aşırı gürültü var mıdır? Çizelge 11. Çalışma yerindeki makinalarda kullanılan renk tonları işbilim esaslarına göre seçilmiş midir? Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok Cevap yok Toplam Toplam Boya laboratuvarında kullanılan makine rengi bu makine rengine göre laboratuvar duvarlarının uygunluğunu ankete katılan teknik elemanların %75 si tarafından olumlu olarak değerlendirilmiştir. Çizelge 12. Çalışma yerinde duvarlarda kullanılan renk tonları işbilim esaslarına göre seçilmiş midir? Çizelge 13. Çalışılan ortamda toz, duman, zehirli gaz, buharlar yada radyasyon gibi sakıncalar var mıdır? Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok - - Cevap yok Toplam Toplam Çizelge 14. Zararlı maddelerden korunmak için gerekli önlemler alınmış mıdır? Çizelge 15. Çalışma sırasında ayakta durmak şart değilse oturmak için tabure, sıra, vb. var mıdır? Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok 1-1 Cevap yok Toplam Toplam

44 Boya laboratuvarında yapılan deneylerin tamamının kimyasal olması ve çalışanların her an kimyasal tehlike ile karşı karşıya kalabilir. Bu konuda laboratuvarların bu durumda zararlı tehlikelere karşı %75 inin verdiği olumlu cevap ile önemlerin aldığını tespit edilmiştir. Çizelge 16. Ayakta çalışma durumunda çalışanın eğilmemesi için ayak girintisi var mıdır? Çizelge 17. Yapılacak işe bir düğme ile kumanda ediliyorsa düğme yüzeyi gerekli şekilde düzenlenmiş midir? Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok Cevap yok 1 1 Toplam Toplam Boya laboratuvarı ile ilgili ergonomik olarak çalışanlara uygunluğu ile ilgili sorduğumuz sorularda laboratuvarda deney süres i dışında laboratuvar içinde bekleme durumunda oturabilecekleri ve rahat çalışma alanları içinde hareket edebilecekleri alanların sorulduğu sorularda laboratuvarda %62 inda oturma için alan olduğunu belirtmiştir. Ama %59 u da çalışma alanlarında dizayn edilen makinelerin konumlarının iyi olmadığı tespit edilmiştir. Çizelge 18. Üzerinde çalıştığımız makina yada cihaz vücut ölçülerinize uygun mudur? Çizelge 19. Üzerinde çalıştığınız makina yada cihaz iyi bir uzanma mesafesine sahip midir? Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok Cevap yok Toplam Toplam Çizelge 20. Üzerinde çalıştığımız makina yada cihazın gösterge Çizelgesi rahat okunabiliyor mu? Çizelge 21. Çalışma esnasında kaslara aşırı yüklenme söz konusu mudur? Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok Cevap yok Toplam Toplam Laboratuvarlarda çalışan kişilerin çalışma alanları ile ilgili uygun işe uygun kişi modülü uyg ulanmış mı sorularını anlayabilmek için sorduğumuz sorularda %93 ünün kullandıkları makineye rahat ulaşabildiklerini kullanımı ve teknik özelliklerini rahatlıkla görebildikleri tespit edilmiştir. Çizelge 22. İş aletleri çalışan tarafından rahatlıkla kavranabilecek türden midir? Çizelge 23. Atölye ve laboratuvarda ilkyardım örgütlenmesi var mıdır Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok 2 2 Cevap yok Toplam Toplam Boya laboratuvarında ankete katılan kişilerin % 57 si ilk yardım önleminin tam yapılamadığının bu konuda bir önleme ekibinin olmadığının tespiti yapılmıştır. İşletmede laboratuvar yeri konusunda ve acil durum çıkışlarının durumu ile ilgili soruda teknik elemanın % 37 si belirlenen çıkışların yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Çizelge 24. Yangın ve alarm halleri için acil çıkış kapıları veya her türlü kurtarma geçitleri var mıdır? Çizelge 25. Çalışılan yerde iş güvenliği sağlayacak baret, koruyucu giysi, gözlük gibi kişisel koruyucular veriliyor mu? 40

45 Genel Kadın Erkek Genel Kadın Erkek Evet Evet Hayır Hayır Cevap yok 3 3 Cevap yok 2 2 Toplam Toplam SONUÇLAR Denizli Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren tekstil i şletmesindeki boya laboratuvarlarından yöneticiler ve çalışan teknik elmanlar tarafından anket değerlendirmeleri sonucunda işletmelerdeki boya laboratuvarlarının şunlardır; Temizlik, düzen ve bakımlılık açısından boya laboratuvarları uygundur. Çalışma yerlerindeki hava sıcaklığı yapılan iş için pek uygun değildir. Çalışılan yerdeki nem oranı incelendiğinde yapılan araştırma sonucunda rahatsız e den bir düzeyde olmadığı anlaşılmıştır. Aydınlatmada gün ışığından yararlanılmaktadır. Çalışma yerinde aşırı gürültü yoktur. Çalışma yerinde ki duvarlarda kullanılan renk tonları uygun olarak seçilmiştir. Makinalarda kullanılan renk tonları işbilim esaslarına göre seçilmiştir. Çalışılan ortamda toz, duman, zehirli gaz, buharlar yada radyasyon gibi sakıncalar olmadığı anlaşılmıştır. Yalnız zararlı maddelerden korunmak için gerekli önlemler alınmamıştır. Ankete katılan öğrencilerin çoğu oturmak için oturmak için tabureyi yeterli bulmuşlardır. Ayakta çalışma durumunda çalışanın eğilmemesi için ayak girintisinin olmadığını çoğu teknik personel tarafından belirtmektedir. Üzerinde çalıştıkları makinaların gerek düğme düzenlemesine gerekse vücut ölçülerine uygunluğunu ankete katılan teknik personel tarafından uygun bulmuşlardır. Anket sonuçlarına göre laboratuvarda bulunan makina ve cihazların iyi bir uzanma mesafesine sahip olduğu ve cihazların gösterge Çizelgesinin rahat okunduğu anlaşılmaktadır. Çalışma esnasında kaslara aşırı yüklenme söz konusu değildir. İş aletlerinin teknik çalışanlar tarafından rahatlıkla kavranabilir olduğu saptanmıştır. Anket sonuçlarına göre ilk yardımın yeterli olmadığı saptanmıştır. Aynı zamanda iş güvenliği sağlayacak kişisel koruyucuların kullanılmadığı görülmüştür. Boya laboratuvarlarında yapılan teknik ölçümlerde %76,6 uygun ortam sağlandığı ve bu durumda çalışmaların bu şartlarda yapıldığı tespit edilmiştir. Bu çalışama koşulları bu laboratuvarlarda yapılan deneylerin gerçekliliği ni güçlendirmektedir. İşletmede boya laboratuvarında çalışan Teknik personelin çalışma koşuları ile ilgili %65,2 si çalışma ortamında uygun olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların gözlemleri ile laboratuvarların çalışma koşulların % 34,1 i uygun olmadığın ı belirtmiştir. İşletmenin özellikle kimyasallarla çalışma alanlarından oluşan bu laboratuvarlarda ilk yardım konusunda ve koruyucu materyal verilmesi biraz önemsenmediği göstermektedir. KAYNAKLAR Aykaç, B. (1999). İnsan Kaynakları Yönetimi ve İnsan Kaynaklarının Stratejik Planlaması, 1. Baskı, Nobel Yayınları, Ankara. Can, Y., (2014), Tekstil Teknikerlerinin İş Tatminsizlikleri Üzerine Bir Araştırma, MBD, 3 (2) ERKAN, Necmettin, Ergonomi, MPM Yayınları No. 373, Ankara, 1995, s Serinkan, C., Cabar, H. (2008). KOBİ lerin yönetim ve organizasyon sorunları. Denizli deki tekstil ÖZOK, Ahmet, Küçük Sanayide Daha Verimli Nasıl Çalışabiliriz?, İstanbul Ticaret Odası, No , Saygı Matbaası, 1985, s.5. Plehn-Dujowich J. M (2007), Innovation, Firm Size, and RD Search, Economics Bulletin, Volume 12, Number 17. Tağraf.H. (2009) Personel İstihdam Sürecinin İşletme Performansına Etkisi Ve Gaziantep İli Tekstil Sektöründe Bir Uygulama, Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 18, Sayı 2, 41

46 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Cem BOĞA a, Mahir C. KAÇAR b, Z. Hakan AKPOLAT c, Kerimcan ZEREYALP d EĞİTİM AMAÇLI KULLANILMAK ÜZERE BİR CNC ROUTER TEZGAHI TASARIMI VE İMALATI ÖZ Bilgisayar destekli sayısal kontrol anlamına gelen CNC (Computer Numerical Control) tezgahları, üzerine montaj edilmiş bir bilgisayar aracılığı ile programlanarak otomatik olarak işleme yapan makinelerdir. Endüstride farklı işlemler için kullanılan CNC Torna, CNC Freze, CNC Matkap, CNC Pres, CNC taşlama vb gibi bir çok tezgah vardır. İmalat sektöründe çok önemli bir yeri olan bu tezgahları günümüzde etkin bir şekilde kullanabilecek operatörlere ihtiyaç va rdır. Üniversitelerin meslek yüksekokullarının ve fakültelerinin makine bölümlerindeki imalat işlemleri ve imal usulleri gibi derslerinde tezgahın programlanması ve kullanımı ile ilgili uygulamalı eğitim verilmesi gerekmektedir. Fakat bir çok okul bu tip t ezgahları, gerek yüksek maliyetlerden gerekse de atölyelerin fiziki alanlarının yetersizliğinden dolayı satın alamamaktadır. Bu çalışmada, üniversitelerin makine bölümlerinde eğitim amaçlı kullanılmak üzere kompakt ve taşınabilir bir CNC router tezgahı tasarlanmış ve imalatı gerçekleştirilmiştir. Değişik geometriye sahip farklı türdeki parçalar hem CNC router tezgahında hem de endüstriyel tipte bir CNC dik işleme tezgahında işlenmiştir. Her iki tezgahtan elde edilen iş parçalarının ölçüleri kontrol edilerek CNC router tezgahının hassasiyet kontrolleri yapılmıştır. Ve böylece öğrencilere 3 eksenli işleme mantığının güvenilir bir şekilde ve düşük maliyetli bir eğitim materyali ile anlatılabilmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: CNC router, Dik işleme merkezi, Üç eksenli doğrusal hareket ABSTRACT CNC ROUTER MACHINE DESIGN AND MANUFACTURING FOR EDUCATIONAL PURPOSES CNC (Computer Numerical Control) machines, which means computer aided numerical control, are machines that are programmed and processed automatically by means of a computer installed on it. There are many machines such as CNC Lathe, CNC Milling, CNC Drill, CNC Press, CNC Grinding... etc which are used for different operations in the industry. There is a need for operators who can use these machines, which have a very important place in the manufacturing sector, effectively today. Applied training about the programming and use of the machine is required in the courses such as manufacturing operations and manufacturing methods of the vocational schools and faculties of the universities. However, many schools can not buy these types of machines because of the high costs, but due to the lack of physical areas of the workshops. In this study, a compact and portable CNC router machine was designed and manufactured for training purposes in the mechanical departments of the universities. Different types of parts with different geometries are machined both on the CNC router machine and on an industrial type CNC vertical machining center. The accuracy of the CNC router machine was checked by controlling the measurements of the workpieces obtained from both machines. An d so it is ensured that students can be told about the 3-axis machining logic reliably and with low cost training material. Keywords: CNC router, Vertical machining center, Three-axis linear movement a Yrd. Doç. Dr., Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü, 42

47 b Öğr. Gör., Çukurova Üniversitesi Adana M.Y.O. Elektronik ve Otomasyon Bölümü Elektronik Haberleşme Teknolojisi Programı, c Prof. Dr., Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü, d Yüksek Lisans Öğr., Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü, GİRİŞ İnsanoğlu taş devrinden itibaren bulduğu çeşitli kesici aletler yardımıyla ilk talaş kaldırma işlemlerini başlatmış ve farklı malzemeleri kesmeyi başarmıştır. Daha sonraları, yeni geliştirilmiş pek çok yöntem ve makine ile imalat tekniği alanında çok önemli değişiklikler elde edilmiştir. 19. yüzyılda talaşlı imalat tekniğinin usulleri geliştirildikten sonra, işleme hassasiyetlerinin iyileştirilmesi için ileri ve ayrıntılı araştırmalar yapılmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında talaşlı imalat teknolojisi çok büyük oranda değişikliğe uğramış ve sayısal denetim sistemleri takım tezgahlarında çok geniş çapta kullanılmaya başlanmıştır. İlk bilgisayar denetimli freze tezgahı 1946 yılında John T. Parsons ve ekibi tarafından karmaşık geometriye sahip helikopter kanatlarını işleyebilmek amacıyla geliştirilmiştir lı yıllarda CNC (Bilgisayar Destekli Sayısal Kontrol) tezgahlar üretilmeye başlanmıştır. Bu teknoloji sonraki yıllarda torna, freze ve diğer takım tezgahlarında uygulanmış ve 2 eksenden 5 eksene kadar çok sayıda ve çeşitlilikte CNC tezgahları üretilmiştir; (Oral, 2012). Artık günümüzde gelişen bilgisayar destekli tasarım ve üretim imkanları kullanılarak el marifeti ile uzun zaman ve yüksek maliyet alan işler CNC tezgahlarında daha az süre, daha az maliyet ve daha yüksek hassasiyetle yapılabilmektedir. Yüksek kesme ve delme hızı, hassas ve verimli çalışma, uzun ömür gibi özelliklerinden dolayı CNC tezgahları sektörün vazgeçilmezleri arasına girmiştir. Bu tezgahların endüstride daha çok tercih edilir duruma gelmesi ile tezgah operatörlüğü için yetişmiş eleman ihtiyacı daha çok öne çıkmaktadır. Bu tip tezgahları kullanacak operatörler, Endüstri Meslek Liselerinin ve Teknik liselerin CNC bölümleri, yüksek öğretim düzeyinde ise Meslek Yüksekokulları ve Teknik Eğitim Fakülteleri ile Mühendislik Fakültelerinden yetişmektedir. CNC eğitimi için bir eğitim setinin kullanılması, maliyetinin düşük olmasından dolayı ülke ekonomisi açısından yararlı olacaktır. Aynı zamanda endüstriyel tip bir tezgaha verilecek parayla bu eğitim setlerinden daha fazla sayıda alınabileceği için öğretim etkinliğinin artırılması açısından çok daha iyi olacaktır; (Alan, 2006). Literatürde CNC eğitim seti ile ilgili çeşitli önemli çalışmalar mevcuttur. Kim ve Kim 1991 de Kore deki CNC eğitimini kolaylaştırmak amacıyla ucuz bir CNC torna tezgahı prototipi üretmişlerdir; (Kim ve Kim,1991). Tseng ve Kolluri eğitim ortamı için yeni özelliklerin kazandırılması amacıyla üç eksenli frezeleme/delme işlemlerini gerçekleştirebilmek için bir CNC makinesi tasarlayıp prototipini üretmişlerdir; (Tseng ve Kolluri, 1989). Alan 2006 da tezinde Türkiye deki CNC eğitimi, CNC nin mesleki eğitim ve sanayi açısından önemini vurgulayarak CNC derslerinde kullanılması için similasyon ortamında çalışan bir CNC eğitim seti tasarımı yapmıştır. Kartal 2016 daki çalışmasında eğitim amaçlı üç eksenli masa tipi CNC freze tezgahı tasarım ve imalatı yapmıştır; (Kartal, 2016). Aktan ve arkadaşları çalışmalarında bilgisayar destekli üretim derslerinin uygulamalı verildiği takdirde öğrencinin başarı oranlarına yansımalarını araştırabilmek için uygun ve karlı yeni bir CNC makinesi ve kullanıcı arabirimi tasarlanmış ve imal etmişlerdir; (Aktan vd., 2016). Vigneshrao ve arkadaşları, Arduino Uno ve step motor kullanarak ince kalınlıklı ahşap, plastik ve metal alaşımlarını kesebilen 130mm x 130mm çalışma alanına sahip hassas bir 3 eksenli mini CNC tezgahı dizayn edip üretimini gerçekleştirmişlerdir;( Vigneshrao vd., 2017). Jayachandraiah ve arkadaşları çalışmalarında Arduino tabanlı kontrol sistemini kullanarak düşük maliyet, kolay kullanılabilirlik, düşük güç tüketimi gibi özellikleri gösterebilmek için bir prototip 3 eksenli CNC router'ın üretimini gerçekleştirmişlerdir; (Jayachandraiah vd., 2014). Kaçar 2014 teki 43

48 çalışmasında, üç boyutlu işleme yapabilen CNC tezgahı geliştirilmiş ve hazırlanan bilgisayar yazılımı ile Bayburt taşının üç boyutlu işlenmesini sağlamıştır; (Kaçar., 2014). MALZEME VE METOT Bir takım tezgahının işleme doğruluğu gövdenin dengeli imal edilmesine ve tezgahın yapısına bağlıdır. Eğer gövde kusurlu imal edilmişse en iyi kontrol sistemi dahi istenilen işleme doğruluğunu sağlayamaz. Statik ve dinamik yükler altında meydana gelen elastik ve plastik deformasyonlar üretim hassasiyetine etki eden önemli faktörlerden birisidir. Tezgah gövdeleri tasarımlarında normal ağırlık dağılımları ve kızakların yer değiştirmeleri ile değişen yük dağılımları dikkate alınmalıdır. Kesme kuvvetlerinden kaynaklanan gerilmeler ile hareketli parçaların hızlanıp yavaşlamalarının doğurduğu gerilmeler birleşerek işleme hassasiyetini etkileyecek şekil değişikliklerine yol açmamaları gerekmektedir. Bundan dolayı gövde malzemesinin ve gövde imalat yönteminin dikkatli seçilmesi için yüksek statik ve dinamik esnemezlik, kızak yollarının aşınmaya karşı yüksek dayanıklılığı, titreşimlere karşı yüksek sönüm özellikleri ve ısıl kararlılık gibi özellikleri karşılayan malzemeler tercih edilmelidir. Sanayide en yaygın kullanılan tezgah gövde malzemeleri dökme demir ve kaynakla birleştirilmiş çelik plakalardır. Literatürde CNC ile ilgili çalışmalarda genellikle gövde için kolay şekil verilebilir ve ayrıca estetik bir görünüme sahip olduğu gerekçesiyle MDF (Medium Density Fiberboard) malzeme kullanılmıştır. Ancak kolay bulunabilme özelliğine rağmen MDF gövdeli tezgahlarda ayar ve merkezleme sorunu kaçınılmazdır. Bu nedenle eğitim amaçlı tasarlanan bu tezgahın gövdesi, tezgaha ait pek çok yardımcı parça ve aparatları da üzerinde taşıyacağı için aynı zamanda titreşim ve yutma özelliğinden dolayı 70x70 mm kesitli 2 mm kalınlıklı demir profil kullanılarak elektrik ark kaynağı ile birleştirilmiştir (Şekil 1). Üretilen tezgahın ölçüleri 137x90x90 mm olarak tasarlanmıştır. Tezgahın işleme alanı olarak 100 mm x ekseni, 70 mm y ekseni ve 15 mm z ekseni şeklinde ölçülmüştür. Şekil 1. Eğitim amaçlı CNC router tezgahının gövdesi CNC router tezgahında kullanılan vidalı mil, motorlardan aldığı hareketi eksenler boyunca iletmek amacıyla kullanılmıştır (Şekil 2). Vidalı mil sistemlerinin çalışma prensibi vidanın döndürülmesiyle somunun hareket kazanmasına dayanır. Bu hareket esnasında sürtünmenin azaltılabilmesi amacıyla 44

49 somun ile mil arasında yer alan boşlukta yataklanan bilyalar mevcuttur. Bir iletim hareketi bileşeni olan vidalı miller, doğrusal hareketi bu sayede daha az sürtünme ile iletirler. Sürtünmenin düşük olmasından dolayı yüksek mekanik verim elde edilir. Şekil 2. Vidalı mil Vidalı millerde somun vidayı aşındırmayacak malzemeden yapılması gerekmektedir. Bu amaçla tezgahta vidalı mil somunu kullanılmıştır. Vidalı mil mekanizmasının verimli ve sağlıklı çalışabilmesi için vida ve somun dişlerinin elverdiği ölçüde temiz işlenmiş olması gerekir. Vidalı mil üzerine montajı yapılırken somunun içindeki bilyaların düşmemesi için çok hassas davranılarak montajı gerçekleştirilmiştir. Vidalı mil somunundan alınan doğrusal hareketi eksene aktarabilmek amacıyla yüzeyi sertleştirilmiş krom kaplı lineer miller ve lineer rulmanlar kullanılmıştır (Şekil 3). Millerdeki yüzey sertleştirme ve krom kaplama işlemi millerin ömrünü ve dayanıklılığını arttırması ve aynı zamanda salınım hareketlerini engellemesi gibi avantajlarından dolayı tercih edilmiştir. Eksenin doğrusal mil üzerinde kolaylıkla hareket etmesi için lineer rulman kullanılmıştır. Kılavuzların zemine sabitlenmesine olanak tanıması açısından açık tip lineer rulman tercih edilmiştir. Bu şekilde kolaylıkla daha uzun strokların elde edilmesi hedeflenmiştir. 45

50 Şekil 3. Lineer mil ve lineer rulman Vidalı milin uçlarının yataklanmasını sağlamak ve vidalı mildeki zamanla oluşacak salgıyı engellemek için vidalı mil uç yatakları (rulmanları) kullanılmıştır. Bu sayede eksenel ve radyal yükler karşılanıp aynı zamanda hareket esnasındaki hassas konumlama bu yatak tarafından gerçekleştirilmektedir (Şekil 4). Şekil 4. Vidalı mil uç yataklama rulmanı Vidalı millerin kullanımında somun kısmının gövdeye eksen kayması olmadan sabitlenmesi gerekmektedir. Burada parçaya açılan yuvarlak delik çapının somuna göre ne boşluk yapması nede çok sıkı geçmesi gerekmektedir. Böyle bir problem yaşamamak için vidalı mil somun gövdesine ihtiyaç duyulmuştur. Sert alüminyumdan yapılmış hazır gövde kullanılarak somun gövdeye sabitlenmiştir (Şekil 5). 46

51 Şekil 5. Vidalı mil somun gövdesi Adım motorundan alınan dairesel hareketin güç kaybına veya balanssızlık sebebiyle arızaya sebep olmadan vidalı mile aktarılması gerekmektedir. Bu sebepten dolayı esnek yapıya sahip kaplin kullanılmıştır. Bu sayede sistemde oluşabilecek titreşimleri, vuruntuları gerisindeki motora geçirmemesi hedeflenmiştir. Aynı zamanda bu tür bir kaplinin kullanımı ile sistem sıkışma veya kırılma sebebiyle arızalandığında motoru korumak üzere kırılarak sigorta görevi görmesi amaçlanmıştır. Böylece tezgah normal çalıştığı sürece uzun yıllar bozulmadan kırılmadan ve minimum bakım gerektirecek şekilde dizayn edilmiştir (Şekil 6). Şekil 6. Kaplin Eğitim amaçlı CNC router tezgahının elektronik kısımları adım (step) motoru, adım motor sürücü kartı, manyetik anahtar, manyetik anahtar kontrol kartı, üç faz dönüştürücü ve üç faz yüksek devirli kesici motordan oluşmaktadır. Adım (Step) motorun rotorunun etrafını çevreleyen bobinlere sürücü devre tarafından sinyaller gönderilerek yaratılan elektromanyetik etki ile step motor küçük bir dönüş yapar. Diğer sinyalde bir sonraki bobine sinyal verilmesiyle elektromanyetik çekim bu kez de o bobine doğru gerçekleşir ve böylece küçük hareketlerle dönme işlemi sürdürülür. Bu küçük dönüş hareketlerinin her birine bir adım denir. Step motorlar durmak, yön değiştirmek ve harekete başlamak için gönderilen sinyallere çabuk cevap verdikleri için bu çalışmada tercih edilmiştir. Böylece motora uygulanacak sinyallerin frekansı değiştirilerek motorun hızı da kontrol edilebilecektir (Şekil 7). 47

52 Şekil 7. Adım (Step) motoru Birçok adım motoru çeşidini sürebilmesi, motor titreşimi ve gürültüsünün çok düşük seviyede olması özellikleri taşıması sebebiyle, tezgahta 5 eksenli kontrol kartı ve her bir step motorunun kontrol edilmesi amacıyla TB6560AHQ model adım motor sürücü kartı kullanılmıştır (Şekil 8). Böylece CAM (Computer Aided Manufacturing) programından elde edilen G kodlarının step motoruna sinyaller olarak gönderilmesi sağlanmıştır. Şekil 8. TB6560AHQ adım motor sürücü kartı Eğitim amaçlı geliştirilen bu tezgahta genelde yumuşak malzemeler işlenmesi hedeflendiği için yüksek devire ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle kesici bıçağını (freze çakısı) döndürebilmek için CNC router tezgahında d/dk hızında çalışabilen, saniyede 300 devir yapabilme özelliğine sahip üç faz yüksek devirli kesici (Spindle) motor kullanılmıştır (Şekil 9). Yüksek devir aynı zamanda kesme işleminin de pürüzsüz olmasını sağlamak için tercih edilmiştir. Yanlış ve gönyesiz montaj bütün işleme kalitesini bozabileceği için çok hassas bir şekilde montajı yapılıp ve motorun üç fazlı üçgen bağlantısı gerçekleştirilmiştir. Spindle motorunun en büyük problemi ısınma olduğu için güç ve devir ilişkisi doğru seçilmelidir. Yapılan uygulamalarda bu hususa özellikle dikkat edilmeye çalışılmıştır. Eğitim amaçlı CNC router tezgahında kullanılan kontrol yazılımı Microsoft firmasının geliştirdiği Visual Studio C# nesne tabanlı programlama dili ile yazılmıştır. 48

53 Şekil 9. Üç faz yüksek devirli kesici (Spindle) motor Eğitim amaçlı tasarlanan bu tezgahın, mekanik elemanlarını birbirine bağlayan kısımları minumum artık malzeme kalacak şekilde dikkatlice AutoCAD programında çizilip (Şekil 10), 10 mm lik sac malzeme olarak CNC lazer kesim tezgahında kestirilmiştir. Şekil 10. Tezgahın mekanik elemanlarını birbirine bağlayan kısımlarının AutoCAD çizimleri Eğitim amaçlı geliştirilen bu tezgahta iş parçasını kolay ve çok yönlü bağlayabilmek amacıyla tezgah tablasına köşegenlerinden çaprazlamasına kanal açıp içine Alüminyum malzemeden yapılmış profiller yerleştirilip tablaya sabitlenmiştir (Şekil 11). Böylece iş parçasının bağlanırken tezgahın işleme alanı içinde kalması ve yüzey paralelliği sağlanmıştır. 49

54 Şekil 11. Tezgah tablası Aslında uygulamada bu tarz tezgahlarda kullanılan iş parçası bağlama aparatları bağlanacak olan iş parçasının geometrik şekline göre farklılıklar gösterir. Mengeneler, civata ve pabuçlar, divizör ve punta, döner tabla, özel bağlama kalıp ve aparatları..vb, CNC router tezgahlarında kullanılan iş parçası bağlama aparatlarından bazılarıdır (Şekil 12). Şekil 12. a)mengene b)cıvata ve pabuçlar c) Divizör ve punta d) Döner tabla Son yıllarda ağaç işleme işlemlerinde kullanılan CNC router makinelerinde bağlama için vakumlu tablalar tercih edilmektedir (Şekil 13). Bu sayede ince iş parçası işlenirken rijitlik arttırılarak daha hassas işleme yapılabilmektedir. Şekil 13. Vakumlu tabla özelliğine sahip ağaç işleme CNC router tezgahı ( 50

55 Daha sonraki çalışmalarda, iç mekan tasarımı-mobilya ve dekorasyon bölümü öğrencilerinin uygulamalarında kullanabileceği eğitim amaçlı vakumlu tabla özelliğine sahip ağaç işleme CNC router tezgahı geliştirilmesi hedeflenmektedir. BULGULAR Eğitim amaçlı geliştirilen tezgahın performansını ve işleme hassasiyetini tespit edebilmek için bazı uygulamalar yapılmıştır. Tezgahın her üç ekseni için (x, y ve z) sıfırlanma işleminden sonra işleme hassasiyetleri kontrol edilmiştir. İmalat esnasında eksenlerin yataklanmasından ve ortam şartlarından dolayı karşılaşılan olumsuzlukların işlenen parça üzerindeki ölçü hassasiyetlerine olan etkisi araştırılmıştır. Aynı parçalar endüstriyel tip CNC freze tezgahı ile işlenerek her iki işleme sonrası hassasiyetler karşılaştırılarak incelenmiştir. SONUÇLAR Bu çalışmada eğitim amaçlı kullanılmak üzere düşük maliyetli, taşınabilir bir CNC router tezgahı tasarımı, imalatı ve ölçü hassasiyeti kontrolü yapılmıştır (Şekil 14). Üretilen bu tezgahın her türlü ahşap, alüminyum ve pvc gibi malzemelere oyma, kazıma ya da kesme işlemi yapılabildiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, tasarımı ve imalatı gerçekleştirilen CNC router tezgahı sorunsuz olarak çalışmıştır. İşleme alanı 100x70x15 mm hacme sahip olan bu tezgah üniversitelerin ilgili bölümlerinde okuyan her öğrenciye bir CNC router tezgahı verme olanağı sağlanmıştır. Böylelikle, ülke ekonomisi ve sanayisine verdiği katkının yanı sıra, daha nitelikli eleman yetiştirmenin de önü açılmış olacaktır. Şekil 14. Eğitim amaçlı kullanılmak üzere geliştirilen CNC router tezgahı KAYNAKLAR Oral, A., (2012), CNC Takım Tezgahları ve CNC Programlama, Ders Notu, Balıkesir, ss:211. Alan, S., (2006), CNC Eğitim Seti Tasarımı, Selçuk Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Fen Bilimleri Enstitüsü. 51

56 Kim,J., Kim,M., (1991), A Study On The Design Of CNC Lathe For Education And Application, International Journal of Production Economics, 25: Tseng, A.A., Kolluri, S. P., (1989), A CNC Machining System For Education, Journal of Manufacturing Systems, 8(3): Kartal, F., (2016), Eğitim Tipi CNC Freze Tezgâhı Prototip Tasarımı ve İmalatı, Bartın Üniversitesi Mühendislik ve Teknoloji Bilimleri Dergisi, 4(1): Aktan, M.E., Akkuş, N., Yılmaz, A., Akdoğan, E., (2016), Design And Implementation Of 3 Axis CNC Router For Computer Aided, MATEC Web of Conferences, 45, Vigneshrao, S., Karthik, S., Yuvaraj, C., Sudhakaran, M., (2017), Design Of 3-Axis Computer Numerical Control (CNC) Router Using Stepper Motor, International Journal of Global Engineering (IJGE), 1(3): Jayachandraiah, B., Krishna, O.V., Khan P.A., Reddy R.A., (2014), Fabrication of Low Cost 3-Axis CNC Router, International Journal of Engineering Science Invention, 3(6):1-10. Kaçar, M.C.,(2014), Üç Boyutlu Taş İşleme Sisteminin Bulanık Mantık ile Kontrolü ve Gerçekleştirilmesi, Fırat Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Fen Bilimleri Enstitüsü. E.Tar: E.Tar: E.Tar: E.Tar: E.Tar: ROUTER------Pro-2015, E.Tar:

57 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Erdal ARLI Kocaeli Üniversitesi Karamürsel MYO Deniz ve Liman İşletmeciliği, Kocaeli -TÜRKİYE HAFTALIK YAT SEYAHATİ (MAVİ KRUVAZİYER YOLCULUĞU) TERCİHİNDE AİLE BİREYLERİNİN ETKİSİ ÖZ Ülkemizde haftalık tekne seyahati olarak adlandırılan mavi kruvaziyer yolculuğu Ege ve Akdeniz Bölgeleri nde koylar ve marinalar arasında gerçekleştirilen bir yat seyahatidir. Bu seyahate olan talep her geçen gün yükselmekte ve yat işletmeleri arasındaki rekabet de artmaktadır. Bu rekabet yat işletmelerini pazarı analiz etmeye itmektedir. Bu araştırmanın amacı haftalık tekne seyahatine katılan turistlerin bu seyahati tercih etmelerinde aile bireylerinin etkisinin belirlenmesidir. Bu araştırma sonuçlarının yat işletmelerine pazarı analiz etmelerinde ipuçları vereceği düşünülmektedir. Araştırma sonuçlarına göre bütçe konusunda babanın etkili olduğu görülürken mavi yolculuğun sürecine ilişkin kararlarda anne baba veya annebaba ve çocukların ortaklaşa bir karar verdikleri görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mavi Yolculuk, Yat Turizmi, Aile Bireyleri THE IMPACT OF FAMİLY MEMBERS ON A WEEKLY YACHT TRAVEL (BLUE CRUISE VOYAGE) PREFERENCE ABSTRACT The blue cruise, which is called as weekly cruise boat trip in our country, is a yacht travel between Aegean and Mediterranean Regions, between coastal and marinas. The demand for this trip is increasing day by day and the competition between yacht operators is also increasing. This competition is pushing the yacht enterprises to analyze the market. The purpose of this study is to determine the effect of family members on tourists who participate in weekly boat trips. It is thought that the results of this research will give hints to the yacht operators to analyze the market. According to the results of the research, it is seen that the father is influential on the budget, while the decisions about the process of the blue journey are seen by the mother-father or the parents and children to make a joint decision. Keywords: Blue Cruise, Family Members, Yacht Tourism GİRİŞ Artık günümüzde birçok alanda olduğu gibi turizm alanında da rekabet artmakta ve turizm endüstrisi de küresel bir boyut kazanmakta ve ticaret ülke sınırlarını aşmaktadır. (Kotler, Bowen ve Makens, 2006). Bu amaçla işletmelerin tüketici davranışlarına eğilmesi, tüketicilerin tüketim öncesinde, tüketim sırasında ve tüketim sonrasında davranışlarını anlamaya çalışması çok önemli olmaktadır (Odabaşı ve Barış, 2006). Buna karşılık işletmelerin tüketim öncesinde ve tüketim sonrasında tüketicilerin eğilimlerini belirlemeleri yeterli olmamakta destinasyon ve turizm işletmelerinin, turizm pazarlamasında etkili olabilmesi için, sadece hangi turistik ürünlerin, nereden, nasıl ve kim tarafından satın alındığını değil, aynı zamanda satın alma kararında kimlerin ne düzeyde etkili olduklarını da anlamaları da gerekmektedir (İyitoğlu, 2009). Bu durum turizmin diğer alanlarında olduğu gibi deniz turizm faaliyetleri için de geçerlidir. Mavi kruvaziyer yolculuğu (haftalık yat seyahati); farklı koylara, limanlara girilerek buralar ziyaret edilerek ve koylarda demirlenerek gerçekleştirilen deniz turizminin 53

58 en önemli alt dallarından birini oluşturan bir turizm faaliyetidir. Bu turizm faaliyeti ülkemizde çok önemli ivme kazanmakta yerli ve yabancı turistler ve tekne severler tarafından en çok tercih edilen turizm aktiviteleri içerisinde yerini almaktadır. Bu seyahatleri gerçekleştiren girişimcilerin sayısı da her geçen gün artmakta ve işletmeler arasındaki rekabet yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda rekabet avantajı sağlamak üzere yat işletmeleri farklı strateji ve politikalara başvurmaktadır. Diğer hizmet sektörlerinde olduğu gibi bu alanda da müşterilerin istek ve ihtiyaçları da ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla yat işletmelerinin hedef pazarını iyi analiz etmesi gerekmektedir. Bu analizlerden biri de hedef pazarını oluşturan ailelerin kararlarında bireylerden kimin ne derece etkili olduğunun bilinmesidir. Bu analizle yat işletmeleri tutundurma faaliyetlerinde kimi hedef alacaklarını planlayabilir ve buna göre pazarı bölümleyebilir ve stratejiler geliştirebilirler. Bu araştırmanın amacı mavi yolculuğa katılan ailelerin bu kararlarında aile bireylerinden kimin veya kimlerin kararlarının etkili olduğunun belirlenmesidir. LİTERATÜR TARAMASI Literatür incelendiğinde tatil tercihlerinde aile bireylerinn etkisi üzerine birçok çalışmanın yapıldığı görülmektedir. Aile bireylerinin tatil karalarındaki etkisi turizm pazarlama faaliyeti işi ile uğraşan işletmeler ve seyahat acenteleri için büyük önem taşımaktadır. Amerika da yapılan bir çalışmada ebeveynli ailelerin yaklaşık %73 ünün, bir önceki yıl en az bir kez tatil yaptıklarını ortaya koyan bir araştırmanın yapıldığı görülmektedir (Chesworth, 2003). Sharp ve Mott, 1956) yaptıkları araştırmada, tatil kararında anne ve babanın ortak hareket ettiği ve beraberce karar verdikleri ortaya konulmuş ancak babanın etkisinin anneye kıyasla daha fazla olduğu ortaya konulmuştur. Tatil tercihinde aile bireylerinin etkisi üzerine ilk çalışma yapanlardan birinin Jenkins (1978) olduğu görülmektedir. Jenkins çalışmasında tatil kararında erkeğin baskın, tatildeki aktivitelerde ise aile bireyleri arasında ortak kararın verildiğini belirlemiştir. Fodness (1992) yaptığı çalışmada, tatil kararlarında anne-baba ortak bir kararın olduğunu bulmuştur. Yine Belch ve Willis (2002), tatil kararında aile bireylerinin etkisini değerlendirmek amacıyla bu alanda daha önce yapılan araştırmaları incelemiş ve daha önceki yıllarda yapılan araştırmalara benzer biçimde tatil kararı için bireylerin ortak bir karar verdiğini belirlemişlerdir. Litvin ve diğerleri (2004) hem bütçe hem de tatil aktiviteleri kararında aile bireylerinin ortak bir karara vardıklarını belirlemişlerdir. Bronner ve Hoog (2008) yaptıkları çalışmada Litvin ve diğerleri (2004) ve Jenkins in (1978) çalışmalarının sonuçlarını test etmiş tatil seçiminde ortaklaşa bir kararın olduğunu tespit etmişlerdir. Kozak (2009) eşlerin tatil kararı verirken en çok uzlaşmayı tercih ettiklerini belirlemiştir. İyitoğlu (2009) yaptığı araştırmada tatil kararlarının yarısında kadının daha etkili olduğunu tespit etmiş özellikle kadının; ihtiyacın ortaya çıkması, bilgi toplama, bölge seçimi ve tesisi seçimi gibi ilk kararlarda etkili olduğunu ve tutundurma faaliyetleri başta olmak üzere diğer pazarlama çabalarının hedefi olmasını gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca yine İyitoğlu (2009); bu anlamda annelere ulaşacak ve onların dikkatini çekecek mesajlar hazırlanması gerektiğini belirtmiştir. YÖNTEM Bu araştırmanın amacı mavi kruvaziyer yolculuğu ya da haftalık yat seyahati olarak adlandırılan seyahate katılan ailelerin tatil kararını vermelerinde aile bireylerinin etkisinin ne olduğunun belirlenmesidir. Bu araştırma sonuçlarının yat turizm işletmeciği alanında faaliyet gösteren tekne sahiplerine, yat turizm pazarlaması faaliyeti yapan acente ve işletmecilere pazarı analiz etmeleri, hedef pazarını tanımaları ve pazarı bölümlere ayırması konusunda ışık tutacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın ana kütlesini Bodrum Bölgesi nde mavi kruvaziyer yolculuğuna katılan aileler oluşturmaktadır. Bu araştırmada Bodrum un seçilmesinin başlıca nedeni mavi yolculuğun yapıldığı en önemli başlangıç destinasyonlarından biri olmuş olmasıdır. Araştırma pilot bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada zaman ve maliyet kısıtları, iş yoğunluğu sebebiyle tesadüfî olmayan 54

59 örnekleme yöntemi uygulanmış ve cevaplayıcılar kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Toplam 62 aileye anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplamada yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. Ankette mavi yolculuğu tercih etmelerinde aile bireylerinin etkisi ölçecek sorular kullanılmıştır. Cevaplayıcılardan bu sorulara 1: Anne 2: Baba 3: Çocuklar 4:Anne-Baba 5: Anne-Çocuklar 6: Baba-Çocuklar 7: Anne-Baba-Çocuklar şeklinde cevap vermeleri istenmiştir. Bu bölümde literatür taraması bölümünde açıklanmış olan araştırmacıların çalışmalarına ek olarak İyitoğlu (2009) un çalışmasında kullandığı anketten faydalanılmıştır. Veri toplama işlemi 20 Haziran 14 Eylül 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. BULGULAR Anketi cevaplayan mavi kruvaziyer yolculuğuna katılan turistlere bu tatil seçiminde aile bireylerinin etkisinin ne olduğu sorulmuş ve aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. Çizelge 1: Mavi Kruvaziyer Yolculuğu Seçiminde Aile Bireylerinin Etkisi Mavi Kruvaziyer Yolculuğuna Yönelik Kararlar Aile Bireylerinin Etkisi Diğer tatillere kıyasla mavi yolcuğun tercihi kararı Anne-Baba ve Çocuklar Ortak Tatil bütçesi Baba Mavi yolculuğun süresi (1 hafta -10 gün) Anne-Baba Mavi yolcuğun başlangıç ve bitiş destinasyonları Anne-Baba ve Çocuklar Ortak Ziyaret edilecek koylar ve limanlar Anne-Baba ve Çocuklar Ortak Teknenin türünün seçimi (Motor yat, gulet, yelkenli) Anne-Baba ve Çocuklar Ortak Gidilecek koylardaki ve limanlardaki kalış süreleri Anne-Baba ve Çocuklar Ortak Mavi yolcuğun yapılacağı tarih Anne-Baba Uğranılan limanlarda gezilecek yerler Anne-Baba ve Çocuklar Ortak Çizelge 1 incelendiğinde öncelikli olarak diğer tatil türlerine kıyasla mavi kruvaziyer yolculuğu kararında aile bireylerinin ortaklaşa hareket ettiği ve her birinin ortak kararı olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra bütçe konusuna karar verenin ise baba olduğu anlaşılmaktadır. İlave olarak yat seyahatinin sürecine ilişkin konularda ise anne, baba ve çocukların ortaklaşa bir karar verdikleri görülmektedir. SONUÇ Mavi kruvaziyer yolculuğu olarak adlandırılan haftalık tekne seyahatleri hem yerli hem de yabancı turistlerin hem de tekne severlerin ilgisini çekmekte, bu turizm alanına olan talep son yıllarda artış göstermekte ve dolayısıyla yat işletmeleri arasındaki rekabet de artmaktadır. Bu durum da yat işletmelerini yeni pazar analizleri yapmaya yöneltmektedir. Bu analizlerden biri de hedef pazarını oluşturan aile bireylerinin tatil seçim kararlarını nasıl aldığını ve bu kararlarda hangi birey/bireylerin etkili olduğunu belirlemektir. Bu araştırmada da haftalık tekne seyahatine katılan ailelerin bu kararı vermelerinde aile bireylerinden kimin ya da kimlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre diğer tatil seçeneklerine kıyasla mavi yolculuğa karar vermede aile bireylerinin ortaklaşa hareket ettiği, anne, baba ve çocukların beraberce karar verdiği anlaşılmaktadır. Buna karşın bütçeye karar verirken aile bireylerinden babanın daha etkili olduğu anlaşılmaktadır. Mavi yolculuğun süresine ise karar veren anne-babadır. Seyahatin ne kadar süreceği anne ve babanın ortak kararından çıkmaktadır. Anne, baba ve çocuklar tarafından ortak olarak alınan kararlar arasında mavi yolculuğun başladığı ve bittiği destinasyon, ziyaret edilecek koylar ve limanlar, tekne türünün seçimi, gidilecek koylardaki ve limanlardaki kalış süresi ve uğranılacak limanlarda gezilecek yerler yer almaktadır. Bu sonuçlar literatür ile benzerlik göstermektedir. 55

60 Mavi yolculuğun yapılacağı tarih ise anne ve baba tarafından belirlenmektedir. Bu sonuçlara göre yat turuna karar verirken ve tekne seyahatinin sürecinde kararların ortaklaşa olarak gerçekleştiği, bütçenin ise baba tarafından belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda bu alanda faaliyet gösteren yat işletmelerinin ve mavi yolculuğun pazarlama faaliyeti ile uğraşan acente ve diğer işletmelerin pazar analizi yaparken, hedef pazarını belirlerken ve pazarı bölümlere ayırırken bu bulguları dikkate almaları ayrıca tutundurma faaliyetlerini belirlerken bu ipuçlarından yararlanmaları tavsiye edilir. KAYNAKLAR Belch, M. A. ve Willis, L. A. (2002), Family Decision At The Turn Of The Century: Has The Changing Structure Of Household İmpacted The Family Decision Making Process?, Journal Of Consumer Behavior, 2(2), Bronner, F. ve De Hoog, R. (2008), Agreement And Disagreement İn Family Vacation Decision Making, Tourism Management, doi: /j.tourman Chesworth, N. (2003), The Family Vacation: A Double-Edged Sword, International Journal Of Consumer Studies, 27(4), Fodness, D. (1992), The İmpact Of Family Life Cycle On The Vacation Decision Making Process, Journal Of Travel Research, 31(2), İyitoğlu Vedat (2009), Aile Tatil Kararlarında Aile Üyelerinin Etkisi: Antalya İlinde Tatil Yapan Aileler Üzerinde Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi,Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Ana Bilim Dalı, Mersin. Jenkins, R.L. (1978), Family Vacation Decision Making, Journal Of Travel Research,16(4), 2 7. Kotler, P., Bowen J. T. ve Makens J. C. (2006), Marketing For Hospitality And Tourism (4.Baskı). New Jersey: Pearson Education- Prentice Hall. Kozak, M. (2009). Ifluence Of Tactics Over Spousal Decision Making, Tourism Management, 1 6. Litvin, S. W., Xu, G. ve Kang, S. K. (2004), Spousal Vacation-Buying Decision Making Revisited Across Time And Place, Journal Of Travel Research, 43, Odabaşı, Y. ve Barış, G. (2006). Tüketici davranışı. (6. Baskı). İstanbul: MediaCat. Sharp, H. ve Mott, P. (1956), Consumer decisions in the metropolitan family, Journal of Marketing, 21(2),

61 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Erdal ARLI Kocaeli Üniversitesi Karamürsel MYO Deniz ve Liman İşletmeciliği, Kocaeli -TÜRKİYE DENİZ TURİZM İŞLETMELERİNİN KRİZ DÖNEMLERİNDE UYGULADIKLARI PAZARLAMA STRATEJİLERİ- YAT İŞLETMELERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA ÖZET Her sektörde olduğu gibi turizm sektöründe de işletmeler kriz dönemlerini dikkate almalı ve bu dönemde belirli stratejiler belirlemelidirler. Yat turizm işletmeleri de deniz turizm alanında faaliyet gösteren işletmelerdir. Yat turizm işletmeleri de turizmin krizden etkilenmesi durumunda doğrudan etkilenen işletmelerdir. Bu araştırmanın amacı yat turizm işletmelerinin kriz döneminde uyguladıkları stratejilerin neler olduğunun belirlenmesidir. Bu araştırma sonuçlarının yat işletmeleri yöneticilerine kriz döneminde uygulanan stratejiler konusunda ipuçları vereceği düşünülmektedir. Araştırmada yat işletmelerinin kriz döneminde daha çok maliyetleri düşürme, hizmet farklılaştırması ve hizmetler geliştirmeye yönelik stratejilerini tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kriz, Pazarlama Stratejileri, Yat Turizmi MARKETING STRATEGIES OF MARINE TOURISM ENTERPRISES IN CRISIS PERIODS- A STUDY ON YACHT MANAGEMENT ABSTRACT As every sector, in the tourism sector businesses should take crisis periods into account and determine certain strategies in this period. Yacht tourism enterprises are also enterprises operating in the field of marine tourism. Yacht tourism enterprises are also directly affected by the tourism crisis. The aim of this research is to determine what the strategies of yacht tourism enterprises are in the crisis period. It is thought that the results of this research will provide clues to yacht management managers about the strategies applied during the crisis period. It is understood that yacht yacht operators prefer strategies for reducing costs, differentiating services and improving services during the crisis period. Keywords: Crisis, Marketing Strategies, Yacht Tourism GİRİŞ Günümüzde ticaret küreselleşmesine rağmen işletmeleri etkileyen birçok olumsuz unsur bulunmaktadır. Bu olumsuz unsurlardan biri de krizdir. Özellikle ekonomik krizler işletmelerin zarar etmesine ve hatta kapanmasına dahi yol açmaktadır. Krizlerin oluşmasına neden olan faktörler; işletmelerin kontrol edemeyeceği işletme dışı çevre faktörler ve işletmenin kontrol edebileceği işletme içi faktörler olarak iki grupta incelenebilir (Dinçer, 1998;Tutar, 2000; Tüz, 2001; Şimşek, 2001; Öztürk ve Türkmen, 2006). Krize neden olan ve işletmenin kontrolü dışındaki faktörlerin başında ekonomik kriz gelmektedir. Bunun dışında özellikle turizm işletmeleri başta olmak üzere hizmet işletmelerini daha çok etkilediği söylenebilecek olan sosyo-politik faktörler ve terör olaylarıdır. Bunlara ilave olarak teknolojik çevre, doğal çevre, hukuki çevre, uluslararası alınan kararlar, ambargolar v.b. gibi faktörler de hem ülkeleri hem de işletmeleri etkileyecek faktörler olarak 57

62 sayılabilir (Budak ve Budak, 1995; Mahmutoğulları, 1999; Yavaş ve Aydogdu, 2004; Tengilimoğlu ve Öztürk, 2004; Öztürk ve Türkmen, 2006). Krize neden olan iç kaynaklı faktörler ise, işletmenin kontrol edebileceği faktörlerden oluşmaktadır. Örneğin yönetici değişikliği, yanlış pazarlama kararları, üretim hataları, hizmet kalitesindeki düşüş, yanlış personel alımı şeklinde sayılabilir. İşletme içi krizler çözülebilir sorunlar olarak değerlendirilebilir. Buna bağlı olarak işletmede sorunlar ve krizler ancak yetenekli yöneticiler ve elemanlar sayesinde çözülebilir. Aksi takdirde zayıf yöneticiler ve zayıf elemanlar örgütte bizzat kriz kaynağı olabilirler (Peker ve Aytürk, 2000). Kriz; değişim gerektiren, belirli stratejiler geliştirmeyi ve bu stratejilere bağlı önemli kararlar almayı gerektiren bir durumdur (Öztürk ve Türkmen, 2006). Kriz dönemleri hem ülkeleri hem de işletmeleri etkileyen en önemli dönemlerdir. Özellikle turizm sektörü bu krizlerden en çok etkilenen sektörlerin başında gelmektedir. Turizm işletmeleri için hiç hoş karşılanmayan kriz durumları ne yazık ki gün geçtikçe daha fazla çeşitlenerek işletmelerin faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit eder noktalara gelmektedir. Bu yüzden, turizm işletmeleri krizlere hazırlıklı oldukları ölçüde krizin etkilerini azaltabilecek ve faaliyetlerinin devamlılığını sağlayabileceklerdir (Öztürk ve Türkmen, 2006). Yat turizm işletmeleri de deniz turizm alanında faaliyet gösteren işletmeler olarak krizden etkilenen işletmeler arasında yer almaktadır. Dolayısıyla yat işletmelerinin de kriz dönemlerinde izlemesi gereken stratejileri bulunmalıdır. Bu araştırmanın amacı kriz dönemlerinde yat işletmelerinin izlemesi gereken pazarlama stratejilerinin belirlenmesi ve bu konuda ipuçlarının sunulmasıdır. YAT İŞLETMELERİNDE PAZARLAMA STRATEJİLERİ Strateji işletme içerisinde farklı departmanlar, farklı fonksiyonlar arasındaki etkiletişimi ve iletişimi geliştiren, hedef ve amaçları ortaya koyan bir kararlar bütünü olarak ifade edilebilir (Çorbacıoğlu, 1994; Öztürk ve Türkmen, 2006). Strateji; yenileşmeyi, teknolojik ve idari gelişmeyi, uzağı görmeyi, çevre faktörlerini kontrol altına almayı, çevreye ve doğaya duyarlılığı, potansiyel kaynakları en etkin biçimde kullanmayı, sistematik yönetimi esas almaktadır (Çorbacıoğlu, 1994; Öztürk ve Türkmen, 2006). Pazarlama stratejisi kavramına bakıldığında, bir pazar seçimi ve buna ulaşmak için bir pazarlama bileşiminin belirlenmesidir (Hatiboğlu, 2003;Öztürk ve Türkmen, 2006). Yat işletmeciliğinde ise pazarlama stratejisi; yat işletmelerinin sundukları hizmetin örneğin haftalık olarak gerçekleştirilen yat seyahatinin ya da dalış aktivitelerinin arzı ile çevresel faktörlerin kruvaziyer turistler arasında örtüştürülmesi olarak ifade edilir. Burada sunulan ürün, haftalık olarak gerçekleştirilen yat seyahatinde yapılan aktiviteler, koyları ziyaret, limanlara uğrama, uğranılan limanlarda gezi programları düzenlemeye yardımcı olma, danışmanlık yapma olarak belirtilebilir. Yat işletmelerinin pazarlama stratejilerinin belirlenmesinde en önemli avantaj; farklı çevresel faktörleri de kullanabilmeleridir. Sadece tekneyi veya teknenin özeliklerini ön plana çıkarmakla kalmaz ayrıca uğranılacak koyların, dalış noktalarının, gidilecek limanların özelliklerini, tarihi mekânlarını da ön plana çıkartabilir. Ayrıca bütün bu özellikleri tutundurma faaliyetlerinde de sunabilir. Ancak yat işletmeleri nin uygulayacağı pazarlama stratejileri uzun dönemli karar ve faaliyetlerini içermeli, uygulanan stratejiler kısa sürelerle değerlendirmeye tabi tutulmalıdır (Oral, 1988; Öztürk ve Türkmen, 2006). Ayrıca, gelecekteki pazarlama ihtiyaçları, rakiplerin takınabileceği tavır ve rekabet stratejileri, rakiplerin kullandıkları fiyat ve tutundurma stratejileri, hizmet farklılaştırmasına yönelik faaliyetler ve bunların çevresel faktörlerle uyumu dikkate alınmalıdır( Öztürk ve Türkmen, 2006). Son olarak da kriz dönemlerinde izlenebilecek stratejiler önceden öngörülmeli ve buna bağlı olarak da hazırlıklı olunmalıdır. Yat isletmelerinin kriz dönemlerinde uygulayabildikleri pazarlama stratejileri temel olarak şöyle sıralanabilir; büyüme, pazar payı, ürün yasam dönemi, rekabetçi, maliyet düşürme hizmette farklılaşma, hizmetleri iyileştirme/geliştirme, müşteriyi elde tutma ve yeni müşteriler kazanma (Öztürk ve Türkmen, 2006) YÖNTEM 58

63 Bu araştırmanın amacı deniz turizminin bir alt alanı olan yat işletmeciliği alanında faaliyet gösteren işletmelerinin kriz döneminde uygulayabilecekleri pazarlama stratejilerinin ortaya konulmasıdır. Bu araştırma sonuçlarının yat işletme sahiplerine ışık tutacağı ve kriz döneminde uygulayacakları pazarlama stratejileri konusunda ipuçları vereceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın ana kütlesini Bodrum Bölgesi nde mavi kruvaziyer yolculuğu( haftalık yat seyahati) yapan yat işletmeleri oluşturmaktadır. Bu araştırmada Bodrum Bölgesi seçilmiştir. Çünkü Bodrum; mavi kruvaziyer seyahatinin yapıldığı ve başlangıç noktası olan en önemli destinasyonlardan biridir. Araştırma pilot bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada zaman ve maliyet kısıtları, iş yoğunluğu sebebiyle tesadüfî olmayan örnekleme yöntemi uygulanmış ve cevaplayıcılar kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Toplam 63 yat sahibine anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplamada yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. Anket yat sahiplerinin kriz döneminde uygulayacakları pazarlama stratejilerini ölçecek sorulardan oluşmaktadır. Cevaplayıcılardan bu sorulara 1: Kesinlikle Katılmıyorum 5: Kesinlikle Katılıyorum şeklinde cevap vermeleri istenmiştir. Bu bölümde literatür taraması bölümünde açıklanmış olan araştırmacıların çalışmalarına ek olarak Öztürk ve Türkmen (2006) in çalışmasında kullandığı anketten faydalanılmıştır. Veri toplama işlemi 13 Mayıs 11 Eylül 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. BULGULAR Yat İşletmelerinin Kriz Dönemindeki Pazarlama Stratejileri Anketi cevaplayan yat işletmelerine kriz dönemimde uyguladıkları pazarlama stratejilerini 1: Kesinlikle Katılmıyorum 5: Kesinlikle Katılıyorum ölçeğine göre değerlendirmeleri istenmiş ve aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. Çizelge 1: Yat İşletmelerinin Kriz Dönemindeki Pazarlama Stratejileri Yat İşletmelerinin Kriz Dönemindeki Pazarlama Stratejileri Ortalama Std. Sapma Müşteri ihtiyaçlarına göre yeni hizmetler geliştirilir 4,3492,72198 Yeni pazarlara veya ürünlere yönelinilir 3,3016,71018 Çok düşük yada çok yüksek müşteri gruplarına yönelinilir 3,3333,64758 Rakiplerden farklı hizmetler sunulur 4,4762,66858 Belirli bir hedef Pazar üzerinde yoğunlaşılır 4,4444,71341 İşletme maliyetleri kısılır 4,7778,52192 Fiyatlar aşağı çekilir 3,4603,64321 Mevcut durumu sürdürmek amaçlanır 4,3016,75423 Çalışanları azaltma yoluna gidilir 3,3175,64321 Müşterilerimize satış sonrası hizmetler sunulur 3,3968,81398 Riske girmekten kaçınılır 4,6667,53882 Sezon dışında turizm haricinde işlere yönelinilir 3,2857,68223 Hizmet farklılaştırmasına yönelinilir 4,5397,66782 Reklam ve tanıtım maliyetleri arttırılır 3,2063,69928 Croanbach s Alpha:0,7293 Çizelge 1 e göre yat işletmelerinin kriz dönemlerinde uygulayacakları pazarlama stratejilerinin başında maliyetleri düşürme gelmektedir. Anketi cevaplayan yat sahipleri kriz döneminde daha çok 4.77 ortalamayla maliyetleri düşürme stratejisini uygulayabileceklerini ifade etmişlerdir. Bu tasarrufların başında yakıttan tasarrufun (yelkenle seyir), boya, tamir ve bakım işlerinin ertelenmesinin geldiği söylenebilir. İkinci sırada ise 4.66 ortalamayla riske girmekten kaçınma seçeneği gelmiştir. Üçüncü sırada ise 4,54 ortalamayla hizmet farklılaştırmasına yönelme, dördüncü sırada ise 4,47 ortalamayla rakiplerden farklı hizmetler sunmaya yönelme stratejisi yer almıştır. Bu sonuçlardan anketi cevaplayan yat işletmelerinin kriz dönemlerinde daha çok hizmette bir takım yenilikler ve farklılıklar yapmaya yönelecekleri sonucu çıkmaktadır. 59

64 SONUÇ Kriz birçok sektörü etkilediği gibi turizm sektörünü de çok yakından etkileyen olaylardan biridir. Dünya ekonomisindeki dalgalanmalar, ekonomik kriz, sosyo-politik değişimler, terör olayları turizm sektörünü etkileyen olaylardan bazılarıdır. Yat işletmeleri de deniz turizm alanında faaliyet gösteren işletmelerdir. Tıpkı diğer turizm alanlarında olduğu gibi yat işletmeleri de benzer kriz olaylarından etkilenmektedir. Dolayısıyla kriz dönemlerinde işletmelerin izleyeceği stratejiler önemli olmaktadır. Bu stratejilerden biri de pazarlama stratejileridir. Bu araştırmada da yat işletmelerinin kriz dönemlerinde izleyecekleri pazarlama stratejileri ele alınmıştır. Bodrum Bölgesi nde faaliyet gösteren haftalık tekne seyahati yapan yat işletmelerine kriz döneminde hangi pazarlama stratejilerini uygulayabilecekleri sorulmuş ve en önemli stratejinin maliyetleri düşürme olduğu ortaya konulmuştur. Yat işletmelerinin en önemli maliyet kısıtları makine gücü yerine yelkenle seyir almaktadır. Sadece kriz dönemlerinde değil normal zamanlarda da birçok motorlu yat yakıt tasarrufu sağlamak açısından yelkene başvurabilmektedir. Dolayısıyla yelkenle seyrin en önemli maliyet azaltma yöntemi olduğu söylenebilir. Bunun yanı sıra kriz dönemlerinde teknenin bakım, tutum ve boya işlemlerinin ertelenmesinin de en önemli maliyet azaltma işlemlerinden biri olduğu söylenebilir. Yine araştırma sonuçlarına göre anketi cevaplayan yat işletmelerinin kriz dönemlerinde riske girmekten kaçınacak stratejileri benimseyecekleri anlaşılmaktadır. İlave olarak hizmet farklılaştırmasının, rakiplere göre farklı hizmetler sunmanın en önemli stratejiler arasında yer aldığı görülmektedir. Bu sonuca göre anketi cevaplayan yat işletmelerinin kriz dönemlerinde fiyat farklılaştırmasına ve fiyat rekabetine kıyasla daha çok hizmet farklılaştırmasını ve hizmet yönünden rekabet etmeyi benimsedikleri söylenebilir. Bu netice literatürde de destek gören bir stratejidir. Dolayısıyla yat işletmeciliği alanında faaliyet gösteren işletmelere bu sonuçları dikkate almaları ve buna bağlı pazarlama stratejileri benimsemeleri önerilir. KAYNAKLAR Budak, G. ve Budak, G. (1995), Halkla İlişkiler, İstanbul: Beta Yayınları Çorbacıoğlu, A. (1994), Tanıtma Stratejisi ve Yöntemleri Turizmde Tanıtmanın Temel Kuralları, Turizm Yıllıgı, Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. Dinçer, Ö. (1998), Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası, İstanbul: Beta Basım Hatipoğlu, Z. (2003), Özel Pazarlama Yönetimi ve Stratejisi, İstanbul: Lebib Yalkın Yayınları Mahmutoğulları, M. (1999), Turizm, Çevre, Kriz, Türsab, Kasım-1999, Sayı:190, ss:58-60 Oral, S. (1988), Türk Turizm Pazarlamasında Dağıtım Fiyat Politikaları ve Turist Profili Analizi, İzmir: İstiklal Matbaası. Öztürk Yüksel ve Türkmen Fatih(2006), Turizm İşletmelerinin Kriz Dönemlerinde Uyguladıkları Pazarlama Stratejilerine Yönelik Bir Araştırma, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Dergisi Sayı: 1 ss Peker, Ö. ve Aytürk, N. (2000), Etkili Yönetim Becerileri, Ankara: Yargı Yayınevi Şimsek, M. S. (2001), Yönetim ve Organizasyon, Konya: Günay Ofset Tengilimoğlu, D. ve Öztürk, Y. (2004), İşletmelerde Halkla İlişkiler, Ankara: Seçkin Kitapevi Tutar, H. (2000), Kriz ve Stres Ortamında Yönetim, İstanbul: Hayat Yayınları Tüz, M. V. (2001), Kriz ve İşletme Yönetimi, Bursa: Alfa Basım Yayım Dağıtım Yavaş, A. ve Aydoğdu, Ö. (2004), Küresel Krizleri Yönet(eme)mek Turizm ve Terörizm, I. Balıkesir Ulusal Turizm Kongresi, Nisan 2004, Balıkesir 60

65 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Erdal ARLI Kocaeli Üniversitesi Karamürsel MYO Deniz ve Liman İşletmeciliği, Kocaeli -TÜRKİYE DENİZ VE LİMAN İŞLETMECİLİĞİ EĞİTİMİ GÖREN ÖĞRENCİLERİN DENİZ TURİZM DERSİNE YÖNELİK TUTUMLARININ BELİRLENMESİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA ÖZET Deniz ve Liman İşletmeciliği eğitimi gören öğrencilerin mezun olduktan sonra en önemli çalışma alanlarından birisi de deniz turizm alanıdır. Deniz turizmi kendi içerisinde yat işletmeciliği, marina işletmeciliği, sualtı ve su üstü sporları işletmeci liği, su altı arkeolojisi, yat kaptanlığı gibi alt bölümlere ayrılmaktadır. Özellikle bu alanlarda eğitim görmüş kalifiye elemanlara ihtiyaç da günden güne artmaktadır. Dolayısıyla Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim gören öğrenciler için deniz turizmi dersi bu sektörü tanımaları açısından önemlidir. Bu araştırmanın amacı Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim gören öğrencilerin deniz turizm dersine yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere Kocaeli Üniversitesi Karamürsel Meslek Yüksekokulu Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim gören öğrencilere anke t uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre cevaplayıcıların deniz turizm dersinin öneminin farkında oldukları ve bu dersin sektörel anlamda kendilerine önemli bilgiler kattığını düşündükleri anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Deniz ve Liman İşletmeciliği, Deniz Turizm Dersi, Tutum RESEARCH ON THE DETERMINATION OF THE ATTITUDES TOWARDS MARINE TOURISM COURSE OF STUDENTS WHO HAVE TRAINING IN MARITIME AND PORT MANAGEMENT ABSTRACT One of the most important fields of study after graduating from the maritime and port management education is the marine tourism area. Marine tourism is divided into sub-sections such as yacht management, marina management, underwater and underwater sports management, underwater archeology, yacht captain. In particular, the need for qualified staff trained in these areas is increasing day by day. Therefore, marine tourism courses for students who are studying in the maritime and port management program are important in terms of defining this sector. The aim of this research is to determine the attitudes of students who are studying in maritime and port management program towards marine tourism course. In order to realize this aim, a questionnaire was applied to the students who were educated in Kocaeli University Karamürsel Vocational High School Maritime and Port Management Program. According to the survey results, it is understood that the respondents are aware of the importance of the sea tourism course and that this course has important information about them in the sectoral sense. Keywords: Attitude, Maritime And Port Management, Marine Tourism GİRİŞ Deniz turizmi son yıllarda Türkiye de hızla rağbet görmekte, dalış ve özellikle küçük kruvaziyer turlarına (mavi yolculuk) talep artmaktadır. Ayrıca bu sektörde yer alacak kaliteli, yabancı dil bilen ve deniz turizmi mesleğini yapmaya gönüllü işgücüne olan talep de aynı oranda kendini göstermektedir. Karadeniz, Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi olmak üzere bünyesinde dört ayrı ve birbirinden güzel dört denizi barındıran ve bir yarımada özelliğinde; doğal dokusu ve eşsiz güzellikteki kıyılarıyla, 61

66 körfezleri ve koylarıyla deniz turizmi cenneti olan Türkiye nin, 81 ilinden 28 inin denize kıyısı bulunmakta ve deniz turizmi etkinliklerinde öne çıktığı görülmektedir (DTO, 2013; Göksu ve Atik, 2016). Dolayısıyla deniz turizm alanında eğitim veren kurumların ve deniz turizm eğitiminin de önemi burada ortaya çıkmaktadır. Ayrıca ülkemize baktığımızda deniz turizm yönetmeliğinin de mevcut olduğu görülmektedir. Bu Yönetmelik 24/07/2009 tarih ve sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu da deniz turizminin ne kadar önemli olduğunu bize göstermektedir. Bu Yönetmeliğin temel amacı denizcilik ve turizm hizmetleri açısından deniz turizmi tesisleri ve araçlarının yatırım ve işletmeciliğinin geliştirilmesi, teşviki, bunların güvenli bir biçimde kullanılması, bu işletmelerin ülke ekonomisine ve ülke turizmine yararlı olacak şekilde nitelik ve standartlarının belirlenmesi, bu alanda faaliyet gösteren yatırımcı ve işletmecilerin uyması gereken asgari kuralların belirlenerek deniz turizmi sektörünün uluslararası alanda rekabet gücünün artırılması ve kalitesinin yükseltilmesini sağlamaktır ( Erişim: 26 Eylül 2017). Hatta deniz turizminin bir alt dalı olan yat işletmeciliği ve bu yatlarda görev alacak olan yat kaptanlarının hangi eğitimleri alması gerektiği de Gemiadamları Eğitim ve Sınav Yönergesi ile Gemiadamları Yönetmeliği nde belirtilmiştir (Mevzuat Kod= & MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=gemiadamları, Erişim Tarihi:10 Mayıs 2017; /denizmevzuat. udhb.gov.tr/ Turkce /um. aspx? Baslik =18, Erişim Tarihi: 23 Haziran 2017). Bütün bunlar deniz turizminin ülkemiz için son derece önemli olan bir turizm çeşidi olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla bu alanda verilecek eğitimin de tüm unsurları kapsaması kalifiye eleman ihtiyacını karşılaması açısından kaliteli olması da çok önemlidir. Bu anlamda denizcilik eğitimi veren kurumların eğitim programlarında yer alan derslerden biri de deniz turizmidir. Bu bakımdan deniz turizm dersinin tüm unsurları kapsamasının yanı sıra öğrencilerin istek ve ihtiyaçlarına cevap verecek, öneminin farkına varılmasını sağlayacak bir eğitim içeriğinin olması da şarttır. Bu çalışmada da deniz turizm dersinin deniz ve liman işletmeciliği alanında eğitim-öğretim gören öğrenciler tarafından nasıl algılandığı ve öğrencilerin bu derse olan tutumlarının ne olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. DENİZ TURİZMİ DERSİ Deniz turizmi dersi son yıllarda denizcilik eğitimi veren kurumlarda önemli bir ders olarak yerini almaktadır. Özellikle önlisans düzeyinde bu alanda eğitim veren programların arttığı görülmektedir. Türkiye de bu alanda ilk olarak açılan Deniz ve Liman İşletmeciliği programının yanı sıra Yat ve Marina İşletmeciliği, Marina İşletmeciliği, Yat Kaptanlığı gibi programların da farklı üniversitelerde yer almaya başladığı ve sayılarının da arttığı görülmektedir. Bu artışa karşılık, verilen eğitimin sektöre hitap edecek bir eğitim olması da ön plana çıkmaktadır. Deniz turizmi dersinin en belirgin özelliği içerisinde alanıyla ilgili farklı alt dalları barındırmasıdır. Bu bakımdan deniz turizm dersinin çok fonksiyonlu bir ders özelliğine sahip olduğu söylenebilir. Deniz turizm dersine bakıldığında içeriğinin kruvaziyer turizminden, mavi yolculuk olarak adlandırılan küçük kruvaziyer turlarına, yat işletmeciliğinden marina işletmeciliğine kadar birçok konuyu barındırdığı görülmektedir. Deniz turizmi dersi içerisinde yer alan belli başlı alt başlıklar ise şöyledir: (http: //eobs. beun.edu.tr/ Ders /DersGenel/8817?p rogkod=60101, Erişim ; DersProgramiRapor/DersIcerikRapor/736370?Dil=0;Erişim ; kformu.aspx?id=455&dil=tr Erişim ; - -Deniz turizmini oluşturan bileşenler -Deniz Turizm Yönetmeliği -Kruvaziyer turizmi, kruvaziyer destinasyonları, kruvaziyer gemi yönetimi -Dalış turizmi -Süüstü sporları yönetimi -Küçük kruvaziyer turları (Mavi yolculuk ve günübirlik tekne turları) -Sualtı arkeolojisi -Sualtı müzeciliği -Yat işletmeciliği -Marina işletmeciliği 62

67 -Kıyı turizmi -Mavi bayrak ve mavi bayrak alma kriterleri -Türkiye deki koylar, yat destinasyonları ve özellikleri -Kruvaziyer gemi ve yat türleri YÖNTEM Deniz turizmi dersi birçok fonksiyonu bir arada bulunduran derstir. İçeriğinde birçok alt sektör ile ilgili bilgileri barındıran bir özelliğe sahiptir. Bu durum da deniz turizmi dersi konusunda araştırmalar yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu araştırmanın amacı denizcilik alanında eğitim almakta olan Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim gören öğrencilerin deniz turizmi dersine yönelik olarak algılamalarını ve tutumlarını belirlemektir. Sonuçların bu alanda eğitim vermekte olan öğretim elemanlarına ışık tutacağı düşünülmektedir. Araştırmanın sadece Karamürsel MYO da eğitim görmekte olan Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı öğrencilerini kapsaması en önemli sınırlılığıdır. Benzer bir araştırma Yat ve Marina İşletmeciliği, Marina İşletmeciliği, Yat Kaptanlığı ve diğer Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim görmekte olan öğrencilere de uygulanabilir. Sonuçlar birbiri ile karşılaştırılabilir. Bu araştırmanın ana kütlesini Karamürsel Meslek Yüksekokulu Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim alan önlisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada zaman ve maliyet kısıtları sebebiyle tesadüfî olmayan örnekleme yöntemi uygulanmış ve cevaplayıcılar kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada 51 öğrenciye anket uygulanmıştır. Bölümün kontenjanı 60 birinci öğretim 60 ikinci öğretim olmak üzere 120 kişidir. Araştırma bir pilot çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Anket deniz turizm dersine yönelik tutum sorularından oluşmaktadır. Öğrencilerden bu sorulara 1: Kesinlikle katılmıyorum 5: Kesinlikle katılıyorum şeklinde cevap vermeleri istenmiştir. Bu bölümdeki sorular için Varış ve Cesur (2012), Kazazoğlu (2013), Aslantaş (2014), Kan ve Akbaş (2005), Kurbanoğlu ve Takunyacı (2012), Koçakoğlu ve Türkmen (2010) ve Özkal (2002) ın araştırmalarından yararlanılmıştır. Araştırma sürecinde toplanmış olan veriler SPSS paket programı ile değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Anlaşılması güç soru bulunup bulunmadığını test etmek üzere 14 öğrenciye ön test uygulanmış ve gerekli düzeltmeler yapılmıştır. BULGULAR Öğrencilerin Deniz Turizmi Dersine Yönelik Tutumları Karamürsel Meslek Yüksekokulu Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim gören öğrencilerin Deniz Turizmi dersine yönelik tutumlarını belirlemek üzere yöneltilen sorulara bağlı olarak aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. Çizelge 1: Öğrencilerin Deniz Turizmi Dersine Yönelik Tutumları Öğrencilerin Deniz Turizmi Dersine Yönelik Tutumları Ortalama Std.Sapma Deniz Turizmi dersinden hoşlanırım ve severek dinlerim. 4,1569,70349 Deniz Turizmi dersi en sevdiğim derstir. 4,2353,73724 Deniz Turizmi dersi bana yeni bir meslek kazandıracaktır. 4,5490,57667 Deniz Turizmi dersi müfredatı yeterlidir. 3,9216,68828 Deniz Turizmi konularını bilmek geleceğim için önemlidir. 4,4118,49705 Deniz Turizmi dersinin ders saatlerinin arttırılmasını isterim. 4,7647,51335 Deniz Turizmi dersi ile ilgili araştırma yapmaktan hoşlanırım. 4,6471,48264 Deniz Turizmi dersine sırf dersten geçmek için çalışıyorum. 2,1373,74886 Deniz Turizmi dersi bize meslek yaşamımızda katkı sağlayacak en önemli derslerden 4,3529,68771 biridir. Croanbach s Alpha:0,7104 Çizelge 1 incelendiğinde; anketi cevaplayan öğrencilerin 4,76 ortalamayla Deniz Turizmi dersinin saatinin arttırılmasını istedikleri anlaşılmaktadır. İkinci olarak 4,64 ortalamayla anketi cevaplayan öğrenciler bu alanda araştırma yapmaktan hoşlandıklarını ifade etmektedirler. Ters olarak sorulmuş olan Deniz Turizm dersine sırf geçmek için çalışıyorum önermesinin 2,13 ortalama ile katılmıyorum 63

68 düzeyinde çıkmış olması da öğrencilerin bu derse olumlu bir tutum içerisinde olduklarını göstermektedir. Çizelge 2: Mezuniyet Sonrası Deniz Turizm Alanında Çalışma İsteği Mezun olduktan sonra deniz turizm meslek alanı ile ilgili bir işte çalışmak ister misiniz? Frekans % Evet 35 68,6 Hayır 16 31,4 Toplam ,0 Çizelge 2 ye göre anketi cevaplayan öğrencilerin %68,6 sı mezun olduktan sonra deniz turizmi meslek alanında çalışmak istediklerini ifade etmişlerdir. Öğrencilerin %31,4 ü ise farklı bir alana yöneleceklerini belirtmişlerdir. SONUÇ Deniz turizmi alanı kendi bünyesinde birçok farklı iş kolunu barındıran bir meslek alanıdır. İçerisinde kruvaziyer işletmeciliğinden, dalış turizmine, sualtı arkeolojisinden, suüstü sporlarına, sualtı müzeciliğine kadar birçok meslek grubunu barındırmaktadır. Dolayısıyla denizcilik eğitimi alan öğrenciler için bu dersin önemi aşikârdır. Bu araştırmada da Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı nda eğitim görmekte olan öğrencilerin deniz turizmi dersine yönelik tutumları belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre anketi cevaplayan öğrencilerin en çok dersin saatini az buldukları ve arttırılmasını istedikleri anlaşılmaktadır. Bu bağlamda öğrencilerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda kurulacak olan bir akademik komisyon tarafından deniz turizm dersinin müfredatı tekrar gözden geçirilerek yeniden düzenlenmesinin ve saatinin de arttırılmasının gerektiği düşünülmektedir. Bunun yanı sıra ikinci sırada en yüksek ortalamaya sahip önerme öğrencilerin bu dersle ilgili araştırma yapmaktan hoşlandıklarını ifade ettikleri önerme olduğu görülmektedir. Bu sonuca göre deniz turizm dersinin konularının öğrencileri sıkmayan ve zevkli konulara sahip bir ders olduğunu göstermektedir. Ayrıca anketi cevaplayan öğrenciler bu dersin kendilerine yeni bir meslek kazandıracağı görüşündedir. Öğrencilere yöneltilen Deniz Turizmi dersi bana yeni bir meslek kazandıracaktır önermesi 4,54 ortalamayla üçüncü en yüksek ortalamaya sahip önerme olmuştur. Bu bağlamda öğrencilerin mesleki gelecekleri açısından dersin öneminin farkında oldukları anlaşılmıştır. Öğrenciler deniz turizm alanını gelecekte bir iş kapısı olarak görmektedirler. Nitekim anketi cevaplayan öğrencilerin %68,6 sının mezun olduktan sonra bu alanda çalışmak isteğinde oluşları bu önermeyi de destekler niteliktedir. KAYNAKLAR Aslantaş Selma (2014), Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Tutum Ölçeği Geliştirilmesi, Uluslararası Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, Yıl 2, Sayı 2, ss Atik Oğuz ve Göksu Yiğithan (2016), Deniz Turizmi Yönetmeliğinin Günübirlik Gezi Tekneciliği Yönünden Değerlendirilmesi Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dergisi UDTS 2016 Özel Sayı Sayfa: DOI: /deudfd Deniz Ticaret Odası, (2013), Sektör Raporu. Erişim: 26 Eylül

69 /denizmevzuat. udhb.gov.tr/ Turkce /um. aspx? Baslik =18, Erişim Tarihi: 23 Haziran 2017 http: //eobs. beun.edu.tr/ Ders /DersGenel/8817?p rogkod=60101, Erişim ; DersProgrami Rapor/DersIcerikRapor/736370?Dil=0 ;Erişim Erişim Kan Adnan ve Akbaş Ahmet(2005), Lise Öğrencilerinin Kimya Dersine Yönelik Tutum Ölçeği Geliştirme Çalışması, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 1, Sayı 2, Aralık 2005 ss Kazazoğlu Semin (2013), Türkçe ve İngilizce Derslerine Yönelik Tutumun Akademik Başarıya Etkisi, Eğitim ve Bilim, Cilt 38, Sayı 170, ss Koçakoglu Melih ve Türkmen Lütfullah (2010), Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği Geliştirilmesi, Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 11,Sayı 2, Ağustos 2010, ss Kurbanoğlu N. İzzet ve Takunyacı Mithat (2012), Lise Öğrencilerinin Matematik Dersine Yönelik Kaygı, Tutum Ve Öz-Yeterlik İnançlarının Cinsiyet, Okul Türü Ve Sınıf Düzeyi Açısından İncelenmesi. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, Cilt:9, Sayı : 1, ss Mevzuat Kod= & MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=gemiadamları, Erişim Tarihi:10 Mayıs 2017 Özkal Neşe (2002), Sosyal Bilgiler Dersine Yönelik Tutum Ölçeğinin Geliştirilmesi, Eğitim ve Bilim, Vol. 27, No 124, ss Varış Yakup Alper ve Cesur Derya (2012), Ortaöğretim Düzeyi Müzik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği Geliştirilmesi, e-journal of New World Sciences Academy, Vol. 7, No. 4, D0107 ss

70 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Fatih YOLDAŞ a, Durmuş TEMİZ b, Kazım KUMAŞ c, Ragıp YILDIRIM d, Onur İNAN e, Mustafa AYAN f, Ali Ö. AKYÜZ g a Öğr.Gör., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak EGTBMYO, Burdur- Türkiye, b Öğr.Gör., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak EGTBMYO, Burdur- Türkiye, c Öğr.Gör., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak EGTBMYO, Burdur- Türkiye, d Öğr.Gör., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak EGTBMYO, Burdur- Türkiye, e Öğr.Gör., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak EGTBMYO, Burdur- Türkiye, f Öğr.Gör., Başkent Üniversitesi, Kazan MYO, Ankara-Türkiye g Yrd.Doç.Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak EGTBMYO, Burdur- Türkiye, ÖZ EĞİTİM AMAÇLI FOTOVOLTAİK GÜNEŞ ENERJİ SANTRALİ TASARIMI Son on beş yıl içerisinde yenilenebilir enerji ile ilgili çıkan yönetmelik ve düzenlemeler neticesinde Türkiye de fotovoltaik güneş enerjisi santrallerine yapılan yatırımlar gözle görülür derecede artmıştır. İvmeli artış bu alanda kalifiye personel açığını gözler önüne sermiştir. Sektörde sistem tasarımı, montajı, iş sağlığı ve güvenliği alanlarında kalifiye iş gücünü yerli olarak sağlayamadığımız her gün yabancı iş gücü olarak ülkemize yansıyacaktır. Bu açığı mühendislik fakültelerinde ve meslek yüksekokullarında kapatabilecek potansiyelimiz vardır. Bu amaçla hazırlamış olduğumuz çalışma fotovoltaik güneş Enerji Santralleri için sistem konfigürasyonunun ve tasarımının oluşturulması, fizibilite raporu hazırlanması, amortisman hesabı hazırlanması ve tedbirleri kapsamaktadır. Bu ana başlıklar altında mesleki eğitime motivasyon sağlanması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Güneş Enerjisi Santrali, Fizibilite Çalışması, Amortisman Hesabı ABSTRACT EDUCATIONAL PHOTOVOLTAIC SOLAR POWER PLANT DESIGN In the last fifteen years, investments for photovoltaic solar power plants have visibly increased in Turkey as a result of regulations and legal procedures related to renewable energy. Accelerated increase reveals the deficiency of qualified staff in this field. In the solar energy market, each day which we could not provide domestic workforce for system design, 66

71 installation and assembly, occupational health and safety stages would reflect to us as a foreign workforce. We have potential to resolve this deficiency in engineering faculties and vocational schools. The study which we have prepared for this purpose includes the system configuration and design, preparing of feasibility report, depreciation calculations and precautions. In this paper, it is aimed to motivate vocational training in these main titles. Key Words: Solar Energy Plant, Feasibility Report, Depreciation Calculations GİRİŞ Teknolojinin ve sanayinin son 50 yıldaki gelişimi ve enerji talebinin artması sebebiyle fosil yakıtlara alternatif enerji kaynakları aranmaya başlamıştır. Bu süreçler Dünyada son 50 yılda, ülkemizde son 15 yılda yenilenebilir enerji kaynaklarını ön plana çıkarmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinden ise güneş enerjisinden fotovoltaik modüller aracılığı ile elektrik üretimi küçük kapasiteler için yatırım maliyeti en makul sistemler olarak öngörülmektedir yılında sıfır MW olan Türkiye fotovoltaik güneş enerji santrali (GES) kurulu gücü 2016 yılında 819,6 MW, 2017 yılı 30 nisan itibariyle 1090,8 MW dır. Bu bilgiler ışığında görülmektedir ki Türkiye de fotovoltaik GES yatırımları büyük ivme ile artmaktadır. Güneş enerji santrallerinde tasarım, kurulum, montaj, devreye alma alanlarında işgücü eksikliği hissedilmektedir. Bu sektörün teknik eleman açığını üniversiteler ve meslek yüksek okulları karşılayacaktır. Üniversite ve meslek yüksekokullarında oluşturulacak deney ve pratik setleri sayesinde ülke genelinde istihdam GRAFİK ve I.I-TÜRKİYE kalifiye iş gücü KURULU oluşacaktır. GÜCÜNÜN YILLAR İTİBARİYLE GELİŞİMİ MW , , , , , , Yıllar , , ,7 YÖNTEM Şekil.1. Türkiye nin yıllara göre enerji tüketimi Bu çalışmada, elektrik ve enerji bölümü öğrencileri için teorik derslerinde fotovoltaik (PV) güneş enerji santralleri sistem konfigürasyonu, tasarım, fizibilite raporu hesaplamaları, ve saha uygulamalarında dikkat etmeleri gereken tedbirler açıklandı. Sistem konfigürasyonu ve tasarımı Sistem konfigürasyonunu üçe ayırabiliriz. Birinci kısım PV Santralde kullanılan eviricinin DC tarafı, ikinci kısım eviricinin AC tarafı ve üçüncü kısım konstrüksiyondur. Eviricinin DC kısmında değerlendireceğimiz ekipmanlar PV kablo, konnektör ve PV modüldür. İlk olarak PV modül ve evirici maksimum gerilim değerlerine göre dizi oluşturulmalı, daha sonra evirici maksimum akım değerlerine göre dizi sayısı belirlenmelidir. Bu sayede bir evirici için kaç dizi ve kaç PV modül kullanılabileceği bulunmuş olur. Örneğin 25 kw gücünde bir evirici için maksimum DC giriş gerilim 800 V ve maksimum giriş akımı 55 A olduğunu, ayrıca 270 Wp gücünde PV modül için açık devre gerilimi 67

72 (Voc) 38 V ve kısa devre akımı (Isc) 9.5 A varsayalım. Bu bilgiler ışığında 5 adet her biri 21 seri bağlı 270 Wp gücünde PV modül bu eviriciye bağlanabilir. PV modüller toplam gücü Wp yapar ve bu güç görüldüğü üzere 25 kw evirici gücünün üstündedir. DC tarafta yapılacak belirli orandaki güç aşımı sistemi olumsuz yönde etkilemez. Hatta düşük güneş radyasyonunda dahi eviricinin yüksek verimde çalışmasını sağlayacaktır. Her biri 21 adet seri bağlı 5 adet dizi için kablo seçiminde, kabloların bulunacağı ortam ve taşıyacağı güç göz önünde bulundurulmalıdır. Seçilecek kablo sürekli güneş altında kalacak ve doğru akım taşıyacaktır. Bu yüzden oluşacak ark ve kısa devre akımları için bakır damarlı kalay kaplı ve PV1-F izoleli kablo tercih edilmelidir. Taşınan güç için kablo kesiti güç kaybı %e, (1) formülüne göre hesaplanmalıdır. %e= 200L. N. 2 K. S. U. (1) eşitliğinde L: Kablo Uzunluğu, N: Güç, K: Kablonun İletkenlik Katsayısı, S: Kablo Kesiti, U: Gerilim ve %e: Yüzde Güç Kaybı oranıdır. Güç kaybını %3 ün altında tutacak şekilde kablo kesitleri seçilmelidir. Kablo kesitlerine göre konnektör seçimi yapılmalıdır. Uygun konnektör seçimi yapılmadığında kablo bağlantılarında boşluklar oluşacak ve ark tehlikesi arz edecektir. Eviricinin AC kısmında anahtarlama elemanları, yüksek akım ve gerilim koruma elemanları, kaçak akım koruma elemanları ve kablolar kullanılır. Yüksek akım korumasını termik manyetik şalter (TMŞ) ve muadilleri ile yapmak gerekir. Örnek olarak 25 kw gücünde evirici kullanılacak olursa üreteceği akım 45 A, bu sebeple 50 A TMŞ seçmek yüksek akım koruması için yeterli olacaktır. Kaçak akım koruması için de 50 A, 300 ma kaçak akım koruma elemanı seçilmesi yeterlidir. Kaçak akım korumasında 300mA kaçak akım korumalı elemanı tercih edilme sebebi, insan temasına uzak bir alanda kurulmuş bir sistem olacağı içindir. Aşırı gerilim koruması için tüm elektrik panolarında B+C tipi parafudr seçilmelidir. Kablo izolesi yer altında olacağı için NYY kodlu kablo seçimi yeterlidir. Kablo kesitini seçmek için AC güç kayıp hesabı yapılmalı ve güç kaybını %3 ün altında olacak şekilde kablo kesiti seçilmelidir (2). %e= 100 L. N. K.S.U. 2 (2) PV güneş enerji santrali konstrüksiyon tasarımında masalarının ölçüleri için dizideki PV modül sayısı ve katlarını tercih etmek hem işletme hem de kablo maliyetleri bakımından avantaj sağlayacaktır. Dikkat edilmesi gereken önemli bir durum ise masalar arasındaki mesafedir ((3) numaralı eşitlik). İki masa arasında mesafe olması gerekenin altında olursa öndeki masa arkadaki masaya gölge düşüreceği için santral verimini etkileyecektir. Bu yüzden coğrafi hesaplamalar ile bulunan güneş yükseklik açısından faydalanılacaktır. (1) X = Y. [ Sin (a) / tan (b) + Cos (a) ] (3) Burada; a : PV modül eğimi, b : güneş yükseklik açısının 21 aralık saat 13:00 teki değeri Y : PV modül uzunluğu, X : İlk masa başlangıcı ve ikinci masa başlangıcı arasındaki mesafe olarak verilebilir. Fizibilite Raporunun Hazırlanması Fizibilite raporu; kurulması planlanan PV güneş enerji santralinin yatırım maliyetinin, sistem kurulumundan sonra tahmini işletme maliyetleri ve elde edilmesi planlanan kazanç ile geri dönüş süresinin hesaplanması ile hazırlanır. Çizelge 1 de 1 MW AC kurulu gücündeki sistem kurulumu maliyetini, çizelge 2 de yine 1 MW GES için işletme maliyetini ve çizelge 3 te yıllık elektrik üretim durumu verilmiştir. Sistemin işletmeye girmesi ile çizelge.4 te yatırımın ne kadar sürede maliyetini amorti ettiği gösterilmiştir. PV sistemin yatırım maliyeti genel olarak arazi, hafriyat ve çevre 68

73 düzenleme, eenerji nakil hattı, PV modül, evirici, konstrüksiyon, elektriksel ekipmanlar, kamera ve güvenlik sistemi, işçilik, devreye alma ve sistem kabulü kalemlerinden oluşmaktadır. PV sistemin işletme ve bakım esnasında maliyet oluşturacağı harcamalar ise güvenlik görevlisi, yıllık elektriksel ve mekanik bakım, PV modül temizliğinden oluşmaktadır. Çizelge 1. Santral yatırım maliyetleri Açıklama Miktar Birim Birim Fiyat ($) Tutarı ($) PV MODÜL Wp PV Güneş Paneli ( 4200 adet ) Wp $0,55 $ ,00 EVİRİCİ 1 EVİRİCİ (25kW) 40 Adet $2.875,00 $ ,00 2 Uzaktan izleme sistemi 1 Adet $1.100,00 $1.100,00 3 DC COMBINER BOX 40 Adet $210,00 $8.400,00 KONSTRÜKSİYON 1 Konstrüksiyon Wp $0,16 $ ,00 ELEKTRİKSEL EKİPMANLAR 1 topraklama elemanları 710 Kg $2,50 $1.775,00 2 DC Kablo 6mm2 (PV1-F) Metre $0,60 $12.000,00 3 5x16 mm2 (NYY) 600 Metre $7,00 $4.200,00 4 4x150 mm2 (NYY) 600 Metre $35,00 $21.000,00 5 Haberleşme kablosu (CAT6) Metre $0,50 $500,00 6 Kablo taşıma sistemleri 600 Metre $4,50 $2.700,00 7 MC4 Konnektör 800 Adet $2,00 $1.600,00 8 Dağıtım panoları 5 Adet $1.100,00 $5.500,00 9 OG ŞALT TESİSİ 1 Takım $17.000,00 $17.000,00 KAMERA VE GÜVENLİK SİSTEMİ 1 Kamera Sistemi 1 Takım $4.000,00 $4.000,00 2 Güvenlik sistemi 1 Takım $4.000,00 $4.000,00 3 Tel örgü 600 Metre $8,00 $4.800,00 İŞÇİLİKLER VE ŞANTİYE GİDERLERİ 1 İşçilik (5 kişi x 60 Gün = 300 Adam/Gün ) 300 A.GÜN $140,00 $42.000,00 2 İş makinesi maliyetleri 1 Takım $12.000,00 $12.000,00 SANTRAL KABUL VE DEVREYE ALMA MALİYETLERİ 1 Projelendirme 1 Takım $10.000,00 $10.000,00 2 Onay ve Kabul giderleri 1 Takım $10.000,00 $10.000,00 Toplam Maliyet $ ,00 Çizelge 2. Santral işletme maliyetleri Açıklama Miktar Birim Birim Fiyat ($) Tutarı ($) 1 Güvenlik görevlisi (3 kişi) 12 Ay $1.500,00 $18.000,00 2 Güvenlik görevlisi sosyal güvence (3 kişi) 12 Ay $1.500,00 $18.000,00 3 Elektriksel bakım maliyeti ( yıllık ) 1 takım $11.000,00 $11.000,00 4 PV Modül temizliği ( Yıllık ) 1 takım $11.000,00 $11.000,00 Toplam yıllık maliyet $40.000,00 Çizelge 3. 1MW GES Yıllık elektrik üretimi Oca ,2 kwh Şub ,8 kwh Mar ,4 kwh Nis ,6 kwh May ,8 kwh Haz ,6 kwh Tem ,6 kwh Ağu ,6 kwh 69

74 BULGULAR Eyl ,2 kwh Eki ,4 kwh Kasım ,8 kwh Ara ,8 kwh TOPLAM ,8 kwh Teknik bilgiler ışığında tasarımı, yatırım maliyetleri ve işletme maliyetleri hazırlanan güneş santralinin her yıl PV modül verimindeki düşüş nedeniyle oluşacak kayıplar da göz önünde bulundurularak hazırlanan amortisman hesabında güneş enerji santrallerinin 5 yıl gibi bir sürede yatırımın kendini amorti ettiği çizelge 4 te görülmektedir. Çizelge 4. Yatırım maliyetinin geri dönüş süresi Elektrik birim fiyatı : $0,133 YIL Yıllık elektrik üretimi Maddi karşılığı Yıllık işletme maliyeti Yıllık kazanç Toplam kazanç 1. YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ YIL kwh $ $ $ $ SONUÇ ve ÖNERİ Literatürdeki araştırmalar ve piyasa maliyetleri incelenerek bir örnek olarak Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bucak Emin Gülmez Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda öğretim elemanları ve elektrik-enerji bölümü öğrencileri tarafından eğitim amacıyla 1.5 kwp gücündeki off grid güneş enerji sistemi (6 adet 250Wp gücünde fotovoltaik güneş modülü 6 adet 100Ah deep cycle jel akü ve şarj regülatörü barındıran akıllı tam sinüs evirici) kurulmuştur. Sistem 15 adet 50W gücünde LED armatürü beslemektedir. Hesaplamalar bu sistemin ortalama aylık 200kW güç üreteceğini göstermektedir. Üretilen enerji okulun çevre aydınlatmasını oluşturan 15 adet LED armatür için yeterlidir. Uygulamalı bakımdan öğrencilere iyi bir örnek olduğu düşünülmüştür. Meslek yüksekokullarının teknik bölümlerini bitiren öğrencilerin iş hayatlarında başarılı olabilmeleri için mesleki olarak iyi bir eğitim sürecinden geçmeleri gerekir. GES tasarımı ve hesaplama aşamalarının mesleki eğitim müfredatına entegre edilmesi en az öğrenciler kadar gelişmekte olan yenilenebilir enerji sektörü için büyük kazanç olacağı piyasa araştırması sonucunda gözlemlenmiştir. Güneş enerji sistemi kurulumunda Tübitak 115Z421 nolu projenin kurum desteğinden yararlanılmıştır. Bu sistem eğitim amaçlı tasarlanmıştır. 70

75 KAYNAKLAR

76 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Sıcak Haddeleme ile Üretilen Çelik Profillerin Soğuma Davranışlarının Simülasyon Programı Yardımıyla Analiz Edilmesi Analysis of Cooling Behavior of Steel Profiles Produced by Hot Rolling with the Simulation Tool Necati ŞAHAN a, Aytaç BAŞSÜLLÜ b, Ezgi SEVGİ c, İlter KİLERCİ d, Burak KOCAER e a Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, b Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, c Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, d Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, e Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, Geliş Tarihi/Received :, Kabul Tarihi/Accepted : ÖZET Sıcak haddeleme ile üretilen ürünlerin proses sırasındaki soğuma davranışları ve verimleri büyük bir öneme sahiptir. Soğuma davranışları, malzemelerin mekanik özelliklerini etkilemekle birlikte üretim verimliliğinin ve üretim sürekliliğinin sağlanması noktasında kritik bir üretim aşaması olarak görülmektedir. Doğru tasarlanmayan bir soğuma süreci nihai ürünün mekanik ve metalürjik özelliklerinde beklenmeyen düşüşlere sebep olmaktadır. Soğutucu akışkan kullanılarak soğutma işleminin gerçekleştirileceği zaman ve hız gibi önemli parametreler optimum düzeyde belirlenmelidir. Bu çalışma ile sıcak haddelemede üretilen, birbirinden farklı geometri ve kesit alanlarına sahip çelik profillerin soğuma prosesi tasarımı yapılmıştır. Farklı termal özelliklere sahip soğutucu akışkanların kullanıldığı soğutma ortamları ANSYS simülasyon programında girdi olarak kullanılmıştır. Birbirinden farklı geometrik şekillere sahip S235JR kalite yapı çeliği malzemelerin; son hadde tezgâhından çıktıktan sonraki sıcaklığından ortam sıcaklığına kadar olan soğuması, birbirinden farklı soğuma şartları sağlanarak ANSYS programı ile analiz edilmiştir. Çelik profil ürünler, hadde çıkış sıcaklığı olan 900 C den metalürjik dönüşümlerin tamamlandığı sıcaklık olan 250 C' ye kadar hava atmosferinde soğutulmuştur. Sonrasında 250 C den oda sıcaklığına kadar soğutma ise farklı akışkanların kullanıldığı soğutma ortamlarında gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucunda soğuma davranışları incelenerek, farklı kesitlere sahip profillerin soğuma hızları elde edilmiştir. Yapılan çalışma ile elde edilen veriler, sıcak haddeleme proseslerinde elde edilen ürünlerin mekanik ve metalürjik özelliklerinin geliştirilmesinde önem arz eden soğuma davranışlarının belirlenmesiyle ürün kalitesinin devamlılığının sağlanmasında etkili olacaktır. Anahtar Kelimeler:Yapı Çelikleri, Sıcak Haddeleme, Sonlu Elemanlar Analizi(FEA), Simülasyon, Termal Etkiler, ABSTRACT Cooling behaviors and quality of products produced by hot rolling in the process line have a great importance. Cooling behaviors are seen as a critical stage of production at the point of ensuring production efficiency and production continuity while affecting the mechanical properties of materials. An improperly designed cooling process causes unexpected decreases in the mechanical and metallurgical properties of the final product. An important parameters 72

77 such as the time and the speed at which the cooling process is to be carried out using the refrigerant should be determined optimally. In this study, cooling conditions for different geometries and thicknesses of steel profiles produced in hot rolled steel were designed. The cooling environments in which refrigerants with different thermal properties are used have been used as inputs to the ANSYS simulation program. S235JR quality construction steel materials with different geometric shapes; the cooling from the temperature after the last rolling mill stage to the ambient temperature was analyzed by the ANSYS program by providing different cooling conditions. The steel profile products are cooled in the atmosphere of 250 degrees Celsius, which is the temperature at which the metallurgical transformations of 900 degrees from the rolling exit temperature are completed. Subsequently the profiles were chilled by using different cooling atmospheres from 250 degree celcius to the room temperature. As a result, the cooling behaviors were examined and the cooling rates of the profiles with different sections were obtained. The data obtained by this study will be effective in continuity of the product quality by determining the cooling behavior which is important to improve the mechanical and metallurgical properties of the products that were manufactured by the hot rolling processes. Keywords: Structural Steels, Hot Rolling, Finite Element Analysis (FEA), Simulation, Thermal Effects, 1. GİRİŞ Sıcak haddeleme tekniği ile çelik profil üretim proseslerinde; iş parçası olan kütüğün belirli redüksiyon oranlarına göre plastik deformasyonu ile nihai ürün şeklini alan iş parçasının soğuma süreci, ürünün mekanik ve metalurjik özelliklerinin geliştirilmesi hususunda büyük önem arz etmektedir. Gelişen teknolojiye paralel olarak konstrüksiyonlarda yüksek özgül mukavemete sahip profillere duyulan ihtiyaç artış göstermekte olup, bu amaca ulaşabilmek için iç sıcaklık dağılımlarının dengelenmesi ile haddelenmiş profildeki sıcaklığın azaltılması hedeflenmektedir. Sıcak haddele me tekniğinde soğuma sürecinin optimize edilmesi ile faz geçişleri sırasında çeliğin iç yapısının kontrollü bir şekilde dönüşümü sağlanarak metalurjik özelliklerinin geliştirilmesi, profildeki sıcaklığın olabildiğince homojen bir şekilde düşürülmesi ile de çeliğin mekanik özelliklerinin geliştirilmesi sağlanabilmektedir [1]. Çelik kütükler, şekil verilebilirliğinin kolaylaştırılması ve YMK kristal yapıya sahip Östenit bölgesine ulaşılması amacıyla C arasında ısıtılmaktadır. Isıtmanın etkisiyle YMK yapıya sahip olan kütüklerin, birbirine zıt yönde dönen ve üzerine kalibreler açılmış merdaneler arasından geçirilmesi ile sıcak haddeleme işlemi gerçekleştirilmektedir. Sıcak haddeleme sonrasında, ürün sıcaklığının düşürülmesi ve faz dönüşümlerin gerçekleştirilmesi amacıyla çelik profiller çıkış yolu üzerinde soğumaya maruz bırakılmaktadır. Nihai ürünün metalurjik ve mekanik özelliklerinin yanı sıra şekil ve boyut özellikleri, soğutma işlemine bağlı olarak önemli ölçüde değişmektedir. İnce ve dar kesite sahip profiller soğuma şartlarına bağlı olarak, ciddi çarpılmalara uğrayabilmektedir [2]. Sıcak haddeleme tekniğinde nihai ürün özelliklerine uygun soğuma sürecinin tasarlanamaması üreticiler için önemli zaman ve maliyet kaybına sebebiyet vermektedir. Bu sebeple soğutma süreci öncesinde bir takım testlerin ve kontrol işlemlerinin yapılması gerekmekte olup, bu sürecin tasarımında yüksek maliyetli deneme-yanılma yöntemlerinin yerine sonlu elemanlar metodu temelli analizlerin kullanılması bu tip karmaşık problemlerin hassas bir şekilde ve düşük maliyetlerle elde edilebilmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada, birbirinden farklı geometrik şekillere sahip sıcak haddelenmiş S235JR kalite çelik profiller, son hadde tezgâhından çıktıktan sonraki sıcaklığından ortam sıcaklığına kadar olan soğuması, birbirinden farklı soğuma şartları sağlanarak ANSYS programı ile analiz edilmiştir. Çelik profil ürünler, hadde çıkış sıcaklığı olan 900 C den metalürjik dönüşümlerin tamamlandığı sıcaklık olan 250 C' ye kadar hava atmosferinde soğutulmuş olup 250 C den oda sıcaklığına kadar soğutulmaları ise farklı akışkanların kullanıldığı soğutma ortamlarında gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucunda soğuma davranışları incelenerek, farklı kesitlere sahip profillerin soğuma hızları elde edilmiştir. 2. MALZEME VE YÖNTEM 2.1. Malzeme 73

78 Çalışma süresince; S235JR kalite çelik profiller kullanılmış olup; kullanılan profiller Köşebent, Kare, T Profil ve Yuvarlaktır. S235JR kalite çeliğin kimyasal kompozisyonu Çizelge 1 de, çalışma süresinde kullanılan profillerin standart ve ölçüleri Çizelge 2 de verilmiştir. Steel grade Çizelge 1. S235JR kalite çeliğin kimyasal kompozisyonu C max. % Nominal kalınlık mm 16 >16 >40 40 Mn max. % Si max. % P max. % S max. % N max. % Cu max. % S235JR 0,17 0,17 0,20 1,40-0,035 0,035 0,012 0,55 - Çizelge 2. Profillere ait standart ve ölçüler Other max. % Profil Köşebent35X35X4 Kare 14X14 T-Profil 40 Yuvarlak 12 Standar t EN EN EN EN EN Ölçü Kesit Alanı h (mm)= 35 b (mm)= 35 t (mm)= 4 a (mm) = 14 h (mm)= 40 b (mm)= 40 t (mm)= 5 d (mm)= 12 A (cm 2 )= 2,67 A (cm 2 )= 1,96 A (cm 2 )= 3,77 A (cm 2 )= 1, Yöntem Çalışma süresince JMatPro 7.0 ve ANSYS 17.1 yazılımları kullanılmış olup; çalışma amacı doğrultusunda, ANSYS 17.1 de profillerin zaman içindeki sıcaklık ve diğer termal değerlerinin belirlenmesinin sağlanması amacıyla analiz tipi olarak Transient Thermal seçilmiştir. ANSYS 17.1 yazılımında kullanılacak olan mühendislik dataları, S235JR kalite çeliğin Çizelge 1 de verilmiş olan kimyasal kompozisyonlarının JMatPro 7.0 a aktarılmasıyla elde edilen spesifik ısı-sıcaklık grafiğinden alınmış olup, JMatPro 7.0 da elde edilen spesifik ısı-sıcaklık grafiği Şekil 1 de verilmiştir. 74

79 Şekil 1. JMatPro da elde edilen S235JR kalite çeliğe ait spesifik ısı-sıcaklık grafiği Sonlu elemanlar analizi gerçekleştirilecek olan profillere ait katı modelleme çalışmaları ANSYS 17.1 yazılımı vasıtasıyla Çizelge 2 de verilen standart doğrultusunda ölçüler kullanılarak tamamlanmıştır. Referans alınan profillerin uzunlukları 500 mm olarak belirlenmiş olup katı modellere ait örnek Şekil 2 de gösterilmiştir. a b c d Şekil 2. Katı modeller (a) Köşebent 35X35X4, (b) Yuvarlak 12, (c) Kare 14X14 ve (d) T-Profil 40X5 Sonlu elemanlar metodunun en önemli işlemlerinden biri elemanlara ayırma(meshing) işlemidir. Mesh işlemleriyle birlikte katı modelleme sonrasında model çok küçük ve hassas elemanlara bölünmektedir. Uygun Mesh tipini belirlenmesi ise modelin geometrisine ve yapılacak olan analiz tipine göre 75

80 değişmektedir. Analizler süresince kullanılan mesh parametreleri Çizelge 3 te, Profillere ait Mesh görüntüleri Şekil 3 te verilmiştir. Tablo 3. Profillere ait Mesh tipleri ve element boyutları Profil Mesh Type Element Size Köşebent 35X35X4 Quad/Tri 1,5mm Kare 14X14 Quad/Tri 1mm T Profil 40X5 Quad/Tri 1 mm Yuvarlak 12 Quad/Tri 1,5 mm (a) (b) (c) Şekil 3. Mesh (a) Köşebent 35X35X4, (b) Yuvarlak 12, (c) Kare 14X14 ve (d) T-Profil 40X5 (d) Gerçekleştirilen Sonlu Elemanlar Analizi çalışmalarında, farklı soğuma ortamlarının malzeme boyutsal özellikleri ve soğuma davranışına etkilerinin incelenmesi amacıyla; iş parçasının plastik şekil verme prosesi çıkış sıcaklığı olan 900 C den 250 C ye havada soğutulması ve 250 C den 22 C ye ise farklı soğutma ortamlarındaki soğuma süreçleri analiz edilmiştir. Ayrıca soğutma işlemlerinde, soğutma sistemlerinin birçok bölgesinde ısı alışverişi olmasından dolayı ısı transferi soğutma süreçleri için oldukça öneme sahiptir. Bu sebeple soğutma ortamlarına uygun olarak, hava ve fan ortamları için konveksiyon ve radyasyon, su ortamı için ısı transferi ise konveksiyon olarak belirlenmiştir. Çizelge 4 te soğutma ortamlarına ait ısı transfer katsayıları verilmiştir. Bu konu hakkında benzer çalışmalarda haddeleme hızına ve soğutma platformu kapasitesine göre de gerçekleştirilmiştir. Burada önemli olan nokta ısı transfer katsayısı ve uygulama sürelerinin tespitidir. Model analiz hazırlanırken film sabiti olarak farklı ortamlardan kaynaklı değerler alınmıştır [3-5]. Çalışma kapsamında değerlendirilen 4 farklı kesit için temel değişken ise kesit alanı ve yüzeyleridir. Farklı soğutma stratejilerinin eşlenik olarak bir model üzerinde gerçekleştirilmesi sonucunda, kesit, hız ve ortamın soğuma hızına olan etkisi de farklı çalışmalarda incelenmiştir. Örnek bir çalışmada soğutma yatağı ile temas halinde olan profil yüzeylerinin soğuma hızı ve çarpılmaya olan etkisi araştırılmıştır [5-8]. Simülasyon çalışmalarında kullanılan model üzerinde Çizelge 4 te ifade edilen temel transfer katsayıları kullanılmıştır. Çizelge 4. Soğutma ortamlarına ait ısı transfer tipi ve ısı transfer katsayıları 76

81 Soğutma Ortamı Isı Transfer Tipi Isı Transfer Katsayısı (W/m 2. C) Hava Konveksiyon+Radyasyon 7,9 Su Konveksiyon 340 Fan Konveksiyon+Radyasyon SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 3.1. Sonlu Elemanlar Analizi Sonuçları Sonlu Elemanlar Metodu ile yapılan analiz sonucunda farklı soğuma ortamlarındaki sıcaklık dağılımları ve soğuma hızları incelenmiş olup; Köşebent 35X35X4, Yuvarlak 12, T-Profil 40 ve Kare 14 çelik profillerin hava ortamında soğutulmasıyla elde edilen sıcaklık dağılımları Şekil 4 te verilmiştir. a b c d Şekil 4. Hava atmosferinde soğutulan profillere ait sıcaklık dağılımı, (a) Köşebent 35X35X4, (b) Yuvarlak 12, (c) Kare 14X14 ve (d) T-Profil 40X Değerlendirme Sonlu elemanlar metodu kullanılarak, S235JR kalite Köşebent, Kare, T-Profil ve Yuvarlak çelik profillerin son sıcak hadde istasyonundan çıktıktan sonraki soğuma davranışları üç farklı soğuma ortamında simüle edilmiştir. Yapılan analizlerde, profillerin soğuması 900 C den başlayarak 250 C ye kadar hava ortamında soğutulmuştur. Hava ortamında 250 C ye soğutulan profiller, su+hava ve fan+hava ortamlarında 22 C ye kadar soğutularak soğuma rejimleri analiz edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre Çizelge 5 te gösterilen soğuma hızı verileri elde edilmiştir. Çizelge 5. Profillere ait soğuma hızı verileri Ebat Havada Soğuma Hızı (900 C den 250 C ye) ( C/sn) Köşebent 35X35X4 1,9 Soğuma Ortamı Soğuma Hızı (250 C den 70 C ye) ( C/sn) Hava 0,3 Hava+Su 5,2 77

82 Hava+Fan 0,8 Kare 14X14 1,1 T Profil 40X5 1,8 Yuvarlak 12 1,3 Hava 0,2 Hava+Su 2,8 Hava+Fan 0,6 Hava 0,2 Hava+Su 4,4 Hava+Fan 0,6 Hava 0,2 Hava+Su 3,2 Hava+Fan 0,4 Çizelge 5 te elde edilen veriler doğrultusunda farklı kesitlere sahip S235JR kalite profillerin soğuma davranışları ile ilgili olarak aşağıda belirtilmekte olan sonuçlara ulaşılmıştır: - Farklı kesitlere sahip profillerin 900 C sıcaklığından hava ortamında 250 C sıcaklığına kadar soğutulması sürecinde soğutulan profillerin kesit geometri özelliklerinin soğuma hızına doğrudan etki ettiği, profil kesit alanı artışı ile birlikte soğuma hızının düşüş gösterdiği belirlenmiştir. - Farklı özelliklerdeki soğutucu akışkanların kullanıldığı soğutma ortamlarında soğutucu akışkan ısı transfer katsayısının artışı ile birlikte çelik profillerin soğuma hızlarının da artış gösterdiği, farklı soğuma ortamlarındaki soğuma karakteristiğinin de profil kesitine bağlı olduğu belirlenmiştir. - Köşebent, Kare, T-Profil ve Yuvarlak profillerin farklı soğutucu akışkanların kullanıldığı soğutma ortamlarında soğutulmasıyla elde edilen sıcaklık dağılımlarına Şekil 5 te hava atmosferinde soğutulan profillere ait sıcaklık dağılımları örnek olarak verilmiştir. Farklı soğutma ortamlarında soğutulan profillerin sıcaklık dağılımlarının yalnızca Tablo 3 te verilen kesit alanlarıyla orantılı olarak değişmeyip söz konusu profillerin kesit alan geometrisinin yanı sıra soğutucu akışkanla temas eden yüzey alanlarına bağlı olarak değişiklik gösterdiği belirlenmiştir. 4. KAYNAKÇA [1] Unger A. Tröltzsch F, (2001), Fast Solution of Optimal Control Problems in the Selective Cooling of Steel, Optimal Control Problems in Cooling of Steel. [2] Xiaodong Wang,Fei Li, Quan Yang, Anrui He, (2013), FEM analysis for residual stress prediction in hot rolled steel strip during the run-out table cooling, Applied Mathematical Modelling. [3] A. D. Richardson, (1996), The Simulated Cooling of the Hot-Rolled Structural Steel Sections, Computers Math. Applic. Vol. 31, No. 8, pp [4] Jianguo Xue, Min Liu, Yafeng Deng (2014), Effects of ambient temperature and humidity on the controlled cooling of hot-rolled wire rod of steel, Applied Thermal Engineering, 62, [5] Pernía Espinoza Alpha, et al., Study Of Cooling Strategies For Metal Profiles Through Finite Element Models, [6] A.H. Nobari, S. Serajzadeh, (2011;, Modeling of heat transfer during controlled cooling in hot rod rolling of carbon steels, Appl. Therm. Eng. 31, [7] T.L. Bergman, A.S. Lavine, F.P. Incropera, D.P. DeWitt, (2011), Fundamentals of Heat and Mass Transfer, seventh ed., Wiley, Hoboken. [8] Marcelin J. L., Abouaf M. and Chenot J. L. (1986), Analysis of residual stress in hot-rolled complex beams, Computer Methods in Applied Mechanical and Engineering, v. 56, pp

83 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Prosesin Farklı Bölgelerinden Alınan Sıcak Haddelenmiş Mikroalaşımlı Çelik Profilin Darbe Direnci Ve Mikroyapısal Özelliklerinin Karşılaştırılması Comparison Of Impact Resistance And Microstructural Properties Taken From Different Regions Of Rolling Production Line Of Hot Rolled Microalloyed Steel Profile Mustafa Erkin ERÇİN a, Hakan USTA b, Hürrem AYDIN c, Aytaç BAŞSÜLLÜ d, Ezgi SEVGİ e a Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, b Kocaer Haddecilik, İzmir-Türkiye, c Kocaer Haddecilik, İzmir-Türkiye, d Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, e Kocaer Haddecilik AR-GE Merkezi, İzmir-Türkiye, Geliş Tarihi/Received :, Kabul Tarihi/Accepted : ÖZET Sıcak profil haddeleme, belirli bir sıcaklığa kadar tavlanmış çelik kütüğün, üzerinde kalibreler açılmış iki döner merdane arasından geçirilerek plastik şekil verilmesi işlemine denir. Sıcak profil haddeleme prosesinde testere kesiminden sonra son ürün kesitine ulaşılmaktadır. Testere kesim sonrası ürün soğutma platformuna 900 o C sıcaklıkta aktarılır. Soğutma platformuna aktarılan çelik profiller önce havada yaklaşık 350 o C gibi bir sıcaklığa kadar soğutulur ardından yağmurlama sisteminde çelik profil üzerine su verilerek tamamen soğutulduktan sonra doğrultulur. Bu çalışma, suyun mikroalaşımlı çelik profil üzerinde etkisi olup olmadığını incelemek için yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda soğutma platformunun farklı bölgelerinden parçalar alınmıştır. İlk parça soğutma platformuna aktarılan profilden alınmış ve havada oda sıcaklığına kadar soğumaya maruz bırakılmıştır. İkinci parça ise doğrultmadan çıkan profilden alınmıştır. Suyun etkisini incelemek için alınan parçalara darbe testi uygulanmış, mikroyapısal özellikleri incelenmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Deneysel çalışmalar s ıcak haddelenmiş S355J-2 kalite mikroalaşımlı çelik profiller üzerine yapılmıştır. Çalışma kapsamında farklı soğuma yöntemleri uygulanan mikroalaşımlı çelik profillerden alınan numunelere -20 o C sıcaklıkta darbe testi uygulanmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Numunelerin kırılma yüzeyleri incelenmiş, metalografik özelliklerini gözlemlemek ve tane boyutunu araştırmak adına da mikroyapı analizi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mikroalaşımlı Çelikler, Sıcak Haddeleme, Darbe Tokluğu, Mikroyapı ABSTRACT The hot profile rolling is characterized by plastic deformation by pressing a steel billet annealed a certain temperature between two rolling rolls. In the hot profile rolling process, the end product cross section is reached after sawing and this product is transferred to the cooling bed at a temperature of approximately 900 C. The profiles transferred to the cooling 79

84 bed are first cooled in the air until temperature about 350 C then the steel profile is straightened after it has completely cooled by watering on the sprinkler system. This study was carried out to investigate the effect of water on microalloyed steel profile. For this purpose, parts were taken from different regions of the cooling platform. The first part was taken from the steel profile transfe rred to the cooling platform and cooled until room temperature in the air environment. The second part was taken from the steel profile in the straightening machine. Impact test was applied to the samples to examine the water effect, microstructural properties were investigated and the results were compared. Tests were carried out on hot rolled S355J2 quality of microalloyed steel profiles. In the scope of the study, impact test wa s applied to samples taken from microalloyed steel profiles subjected to different cooling methods at a temperature of -20 o C the results were compared. The fracture surfaces of the specimens were examined and microstructure analysis was performed to observe the metallographic properties and measure the grain size. Keywords: Microalloying Steel, Hot Rolling, Impact Toughness, Microstructure 1. GİRİŞ Sıcak haddeleme, kalite yükseltmek için yeni teknoloji ve tekniklerin sürekli olarak geliştirildiği bir plastik şekil verme yöntemi olarak çelik endüstrisinde önemli bir yerdedir. Aşınma direnci, yüksek mukavemet, kırılma tokluğu ve termal yorulma gibi mekanik özelliklerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmakta olup haddelenmiş şeritlerin daha küçük kalınlıkta, daha pürüzsüz yüzeyde ve daha yüksek mukavemette olması gerektiği durumlarda, haddeleme koşulları zorlayıcı bir konuma gelmektedir. [1] Her türlü konstrüksiyonda ve makine alet yapımında en önemli konu malzeme seçimidir. Malzeme seçimi ise söz konusu makine ya da konstrüksiyonun kullanma yerinin koşullarına göre yapılmaktadır. Seçilecek olan malzemenin özellikleri bu koşullara uygun olmalıdır. [2] Malzemelerin mekanik özellikleri çekme, basma, eğme ve burulma gibi testler yardımı ile tanımlanabilir. Bunun yanında çekme, yorulma, sürünme, sertlik ve darbe testleri malzemelerin mekanik davranışları ve absorbe ettikleri enerjileri belirlemek için kullanılan darbe testleri de mevcuttur. Charpy testi bu yöntemlerden birisidir. Charpy testinde, Şekil 1 de görüldüğü gibi h 0 yüksekliğinden bırakılan w ağırlığındaki sarkaç, numuneye çarparak kırar ve daha sonra en düşük h f yüksekliğine erişir. Sarkacın başlangıç ve son yükseklikleri bilindiğinde potansiyel farkı hesaplanabilir. Bu fark, numunenin kırılması sırasında absorbe edilen darbe enerjisidir. Malzemelerin ani darbelere dayanımı, malzemenin tokluğu ile ilişkilidir [3]. Bunun yanı sıra darbe dayanımını etkileyen birçok faktör olup deney sırasında faktörlerinde göz önünde bulundurulmalıdır. 80

85 Şekil 1: Şematik Charpy darbe testi düzeneği [2] Bu çalışma; suyun, sıcak haddelenmiş S355J2 kalite mikroalaşımlı Köşebent 150X150X15 çelik profil üzerinde etkisi olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda TS EN ISO standardına uygun olarak soğutma platformunun farklı bölgelerinden ve farklı numune hazırlama yöntemleriyle darbe testi numuneleri alınmıştır. Havada soğumanın darbe enerjisini incelemek amacıyla, testere kesim sonrasından alınan ve havada soğuyan profilin yüzeyinden ve iç bölgesinden darbe numuneleri alınmıştır. Suda soğumanın darbe enerjisine etkisini incelemek amacıyla ise, doğrultma öncesi yağmurlama sistemi çıkışı sonrasından alınarak doğrultmadan geçirilen ve suda soğuyan profilin yüzey ve iç bölgesinden darbe numuneleri alınmıştır. Alınan numunelere darbe testi uygulanmış, mikroyapısal özellikleri incelenmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. 2. MALZEME VE YÖNTEM 2.1. Malzeme Çalışmada, Köşebent 150X150X15 boyutlarında sıcak haddelenmiş S355J2 kalite mikroalaşımlı çelik kullanılmıştır. S355J2 kalite mikroalaşımlı çeliğin spektrometri ile analizi sonrasında elde edilen veriler Çizelge 1 de verilmiştir. Steel grade Çizelge 1. S355J2 kalite mikroalaşımlı çeliğin kimyasal kompozisyonu C max. % Nominal kalınlık mm 16 >16 40 Mn max. % Si max. % Pota Analizi P S max. max. % % N max. % Cu max. % Other max. % CEV max. % Nominal kalınlık (mm) >40 30 >30 > S355J2 0,20 0,20 0,22 1,60 0,55 0,030 0,030-0,55-0,45 0,47 0,47 Çalışma süresince, Çizelge 2 de verilmiş olan EN standardına göre S355J2 kalite mikroalaşımlı çeliğin -20 C deki darbe enerjisi hedef olarak kabul edilmiştir. Çizelge 2. EN standardına göre S355J2 kalite mikroalaşımlı çeliğin darbe dayanımı [4] EN Sıcaklık ( C) Darbe Enerjisi (J min.) S355J Yöntem Kimyasal analizi belirlenen S355J2 kalite mikroalaşımlı çelik hammaddeler tav fırınında C sıcaklığa kadar ısıtılarak, üzerinde kalibreler açılmış merdaneler yardımıyla sıcak haddelenmiştir. Sıcak haddeleme sonrasında ürünler testere kesim ile belirlenen boyutlarda kesilmiştir ve kesilen ürünler soğutma platformuna aktarılmıştır. Havada ve suda soğutmanın darbe enerjisine etkilerini kıyaslamak amacıyla tesisin farklı bölgelerinden TS EN ISO standardına uygun olarak numuneler alınmıştır. İlk numune testere kesim sonrasından alınmış olup havada soğumanın darbe enerjisine etkisi; ikinci numune ise doğrultma öncesi yağmurlama sistemi çıkışı sonrası alınarak doğrultmadan geçirilerek suda soğutmanın darbe enerjisine etkisi araştırılmıştır. TS EN ISO standardına ait görsel Çizelge 3 te darbe testi numunelerinin alındığı bölgeler ise Şekil 2 de görülmektedir. Çizelge 3: TS EN ISO Standardı Numune Şekli Deney Parçası Ölçü Bölgesi Ölçüler ISO Deney Parçasının Uzunluğu 55 mm +/- 0,60 mm 81

86 Deney Parçasının Yüksekliği 2,5 mm +/- 0,05 mm Deney Parçasının Yüksekliği 5 mm +/- 0,06 mm Deney Parçasının Yüksekliği 7,5 mm +/- 0,11 mm Deney Parçasının Yüksekliği 10 mm +/- 0,075 mm Deney Parçasının Genişliği 10 mm +/- 0,11 mm Çentiğin Altındaki Yükseklik 8 mm +/- 0,075 mm Çentik Açısı 45 +/- 2 Çentiğin Tabanının Kavis Yarıçapı 0,25 mm +/- 0,025 mm 1 Havada Soğuma 2 Suda Soğuma Numunelerin Çıkarılması Şekil 2. Darbe testi için numunelerin alındığı bölgeler Şekil 2 de verilen darbe testi için numunelerin alındığı bölgeler verilmiş olup; numunelerin çıkarılması için 4 test planı oluşturulmuştur. Oluşturulan test planları şu şekildedir; Test Planı 1: Testere kesim sonrasından alınan ve havada soğuyan 3 adet numune profilin yüzeyinden alınacaktır. Test Planı 2: Testere kesim sonrasından alınan ve havada soğuyan 3 adet numune profilin iç bölgesinden alınacaktır. Test Planı 3: Doğrultma öncesi yağmurlama sistemi çıkışı sonrasında doğrultmadan geçirilerek alınan ve suda soğuyan 3 adet numune profilin yüzeyinden alınacaktır. Test Planı 4: Doğrultma öncesi yağmurlama sistemi çıkışı sonrasında doğrultmadan geçirilerek alınan ve suda soğuyan 3 adet numune profilin iç bölgesinden alınacaktır. Oluşturulan Test Planlarına göre, hava ve su+hava ortamında soğuyan ürünler için, profilin hem yüzeyinden hem de iç bölgesinden haddeleme yönüne paralel olarak darbe numunesi çıkarılmıştır. Şekil 3 te hava ve su+hava ortamında soğuyan ürünler için darbe numunelerinin alındığı bölümler görülmektedir. 82

87 Numunelerin İşlenmesi Şekil 3. İki farklı numune hazırlama yöntemine ait görsel 10 mm lik darbe numunesi için 15 mm kalınlıktaki Köşebent 150X150X15 profilin; yüzeyinden 5 mm talaşın kaldırılmasıyla yüzeyden alınan numuneler, 3 mm yüzey kısmından 2 mm dış kısmından talaş kaldırılmasıyla iç bölgeden alınan numuneler hazırlanmıştır Numunelere V Çentik Açılması Oluşturulan test planlarına göre; Köşebent 150X150X15 profilden alınan Charpy test numuneleri, TS EN ISO standardına uygun olarak çentik açan özel bronşlu çentik açma cihazına yerleştirilmiştir ve V çentikli 12 Charpy test numunesi hazırlanmıştır. Şekil 4 te standarda uygun olarak numune üzerine çentik açılması verilmiştir. 83

88 Şekil 4. TS EN ISO standardına uygun çentik açılması Numunelerin Soğutulması Hazırlanan V çentikli 12 adet Charpy test numuneleri içerisinde etil alkol bulunan özel soğutucu (termostatik banyo) içerisine alınarak ortalama 10 dk süre ile -20 C kadar soğutulmuş olup istenilen sıcaklığa düşürülmüştür. Şekil 5 te numunelerin -20 C e soğutulması görülmektedir. Şekil 5. Darbe numunelerinin istenilen sıcaklığa düşürülmesi Darbe Testinin Gerçekleştirilmesi TS EN ISO standardına göre hazırlanmış numuneler -20 C ye soğutulduktan sonra, özel bir dengeleme aparatıyla bir örs üzerine yerleştirilir. 300 J enerji uygulanarak, çekiç serbest bırakılmıştır. 84

89 Mikroyapısal İnceleme Şekil 6. Charpy darbe testinin uygulanması Mikroyapısal inceleme için; darbe numuneleri sıcak bakalitlenmiştir. Daha sonra sırasıyla 150, 320, 600, 800 ve 1200 lük zımparalar kullanılarak zımparalanmıştır. 150 lik zımpara ile kaba zımparalama işlemi gerçekleştirilmiş olup kaba tanelerin üst kademeye geçmesi önlenmektedir. Zımparalama işlemi, numunenin bir önceki zımpara yönüne 90 çevirilerek kademeli olarak çiziklerinin yok edilmesi sağlanmış olup bu işlem süresince saf su ilavesi yapılmaktadır. Zımparalanan numunelerin yüzeylerini, düz ve çizik bulunmayan duruma getirmek amacıyla parlatma yapılmıştır. Parlatma işlemi; disk üzerine yerleştirilmiş özel parlatma kumaşları kullanılarak gerçekleştirilmekte olup işlem boyunca parlatma solüsyonu ve yağlayıcı ilavesi yapılmaktadır. Parlatılmış olan numuneler, tane boyutu, faz ve faz dağılımları, segregasyon gibi iç yapı özelliklerinin tespit edilmesi amacıyla dağlanmıştır. Dağlama işlemi Nital (10 ml HNO ml etanol) kullanılarak yapılmıştır. Dağlama sonrasında numunelerin temizlenmesi amacıyla etanol ile yıkanmıştır. Numune hazırlama işlemlerinden sonra, yüzeyi temizlenen numunelerin mikroskop yardımıyla, 100X büyütmede faz dağılımları ve tane boyutl arı incelenmiştir. 3. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 3.1. Darbe Testi Sonuçları TS EN ISO standardına ve test planlarına göre hazırlanan Charpy Test numunelerine uygulanan darbe testi sonucunda elde edilen sonuçlar sırasıyla Çizelge 4, Çizelge 5, Çizelge 6 ve Çizelge 7 de verilmiştir. Çizelge 4. Testere kesim sonrasında alınan ve havada soğuyan profilin yüzeyinden alınan numunelerin darbe testi sonuçları Numune No Ebat Kalite Test Sıcaklığı ( C) Numune Genişliği (mm) Numune Yüksekliği (mm) Darbe Enerjisi (J) 1 150X15 S355J X15 S355J X15 S355J Ortalama Darbe Enerjisi 53 Çizelge 5. Testere kesimi sonrasında alınan ve havada soğuyan profilin iç bölgesinden alınan numunelerin darbe testi sonuçları 85

90 Numune No Ebat Kalite Test Sıcaklığı ( C) Numune Genişliği (mm) Numune Yüksekliği (mm) Darbe Enerjisi (J) 4 150X15 S355J X15 S355J X15 S355J Ortalama Darbe Enerjisi 52 Çizelge 6. Doğrultma öncesi yağmurlama sistemi çıkışı sonrasında doğrultmadan geçirilerek alınan ve suda soğuyan profilin yüzeyinden alınan numunelerin darbe testi sonuçları Numune No Ebat Kalite Test Sıcaklığı ( C) Numune Genişliği (mm) Numune Yüksekliği (mm) Darbe Enerjisi (J) 7 150X15 S355J X15 S355J X15 S355J Ortalama Darbe Enerjisi 64 Çizelge 7. Doğrultma öncesi yağmurlama sistemi çıkışı sonrasında doğrultmadan geçirilerek alınan ve suda soğuyan profilin iç bölgesinden alınan 3 numunenin darbe testi sonuçları Numune No Ebat Kalite Test Sıcaklığı ( C) Numune Genişliği (mm) Numune Yüksekliği (mm) Darbe Enerjisi (J) X15 S355J X15 S355J X15 S355J Ortalama Darbe Enerjisi 74 Elde edilen darbe enerji değerleri Şekil 7 de sütun grafiği üzerinde verilmiştir Test Planı 1 Test Planı 2 Test Planı 3 Test Planı 4 Darbe Enerjisi (J) Şekil 7. Test Planlarına ait çentik darbe deneyi sonuçlarının sütun grafiği 3.2. Mikroyapısal İnceleme Sonuçları 100x büyütmede yapılan mikroyapısal inceleme görüntüleri Şekil 8 de görülmektedir. 86

91 a b c d Şekil X büyütmede elde edilen mikroyapı görüntüleri (a) Test Planı 1, (b) Test Planı 2, (c) Test Planı 3, (d) Test Planı 4 100X büyütmede elde edilen mikroyapı görüntülerine göre faz oranları belirlenmiş olup Çizelge 8 de verilmiştir. Çizelge 8. Test Planlarına ait faz dağılımları Test Planı Perlit (%) Ferrit (%) Test Planı 1 40,214 59,786 Test Planı 2 41,907 58,093 Test Planı 3 37,032 62,968 Test Planı 4 36,311 63,689 ASTM E /E112 standardına göre tane numaraları hesaplanmış olup tane numaralarının 8 olduğu belirlenmiştir. Faz dağılımları ve ASTM Grain Size analizi sonrasında yapılmış olan tane boyutları hesaplanmıştır ve elde edilen tane boyutları ASTM Grain Size 8 e karşılık gelen tane boyut değerleri içerisinde yer almakta olup sonuçlar Şekil 9 daki gibidir. 87

92 Test Planı 1 Test Planı 2 Test Planı 3 88

93 Test Planı 4 Şekil 9. Tane boyutu analizleri 3.3. Değerlendirme S355J2 kalite mikroalaşımlı çeliğin darbe dayanımına, suyun ve numune alınan bölgenin etkisinin olup olmadığını belirlemek amacıyla TS EN ISO standardına göre hazırlanmış olan V çentikli darbe numunelerine uygulanan darbe testi sonuçları ve incelenmiş olan mikroyapı analizleri sonucunda; 1. Çizelge 2 de hedeflenen S355J2 kalite mikroalaşımlı çeliğin -20 C deki darbe enerjisi 27J olarak verilmiş olup, TS EN ISO standardına uygun olarak hazırlanan darbe numunelerine uygulanan darbe testleri sonucuna göre, ürünlerin havada ve suda soğutulması ile elde edilen değerler hedeflenen enerji değerinin üzerinde olduğu görülmüştür. 2. Testere çıkışı yaklaşık 900 o C de profilden alınan hava ortamında oda sıcaklığına kadar 0,21 o C/s hızı ile soğumaya bırakılan numune üzerinde yapılan çalışma sonucunda, yüzeyden ve iç bölgeden alınan numunelerin darbe enerji değerlerinin birbirlerine yaklaşık değerler olduğu görülmüştür. 3. Doğrultma öncesi yağmurlama sistemine kadar 0,55 o C/s hız ile hava ortamında yaklaşık 300 o C ye soğutulan ve yağmurlama sistemi içerisinde 1,6 o C/s hız ile su + hava ortamında oda sıcaklığına kadar indirilen profilin doğrultmadan geçirilerek alınan numunelere uygulanan darbe testi sonucunda, yüzeyden ve iç bölgeden alınan numunelerin darbe enerji değerlerinin birbirlerine yaklaşık değerler olduğu görülmüştür. 4. Hava ve su +hava ortamlarında soğutulan profillerden alınan numunelere uygulanan darbe testi sonucunda, su+hava ortamında hızlı soğutulmuş numunelerin darbe enerjilerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Test sonuçlarına göre; hava+su ortamında soğutulan numunelerin tane boyutları, hava ortamında soğutmaya maruz bırakılan numunelerin tane boyutlarından daha küçük olması nedeni ile su+hava ortamında soğutulan numunelerin darbe enerjilerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. 5. Hava +su ortamında hızlı soğumaya maruz bırakılan profillerden alınan darbe testi numuneleri üzerinde yapılan deneyler sonucunda; yüzeyin ortalama darbe enerjisi 64J, iç bölgenin ortalama darbe enerjisi ise 74J olarak bulunmuştur. İç bölgede, ortalama darbe enerjisinin daha yüksek değerlere sahip olmasının nedeni, doğrultma çıkışı alınan numuneler üzerinde, 89

94 doğrultma işlemi sırasında uygulanan soğuk deformasyon sonucunda mikroçatlak etkilerinin iç bölgede daha fazla olduğu ön görüsü yapılabilir. 6. Test Planı 1, 2, 3, ve 4 ün mikroyapısal olarak incelenmesi sonucunda, mikroyapı görüntülerinin haddeleme doğrultusunda olduğu görülmektedir. Faz dağılımı incelendiğinde elde edilen yapı ferritik çelik yapıdadır. ASTM E /E112 standardına göre hesaplanmış ASTM Grain Size değeri 8 olup; tane boyutu analizinde elde edilen tane boyutları, ASTM Grain Size standardındaki bu numaraya karşılık gelen mikron değerleri içerisindedir. ASTM Grain Size değerleri için soğutma ortamının etkisinin oldukça az olduğu, Grain Size ın düşürülmesi ve daha ince taneli yapı eldesinin gerçekleşmesi için, haddeleme redüksiyon ve ezme oranlarının etkisinin daha fazla olduğu düşünülmektedir. 4. KAYNAKÇA [1] Sunghah Lee, Do Hyung Kim, Jae Hwa Ryu, Keesam Shin, (1997), Correlation of Microstructure and Thermal Fatigue Property of Three Work Rolls, Metallurgical and Materials Transactions A, 28(A): [2] Donald R.Askeland, Pradeep P.Fulay, Wendelin J.Wright, (2010), The Science and Engineering of Materials, Cengage Learning, United States of America, ss: [3] Kadir GÖK, Yasin KİŞİOĞLU, (2010), Farklı Malzeme Özelliklerine Sahip Plakaların Darbe Davranışlarının Sonlu Elemanlar Yöntemi İle İncelenmesi, 2. Ulusal Tasarım İmalat ve Analiz Kongresi. [4] pdf (Erişim Tarihi: ) 90

95 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): a İsmail Yıldız, b İbrahim Güneş, c Şükrü Ülker BORLANMIŞ Fe-Mg ALAŞIMININ KARAKTERİZASYONU ÖZET: Toz metalurjisi (TM), farklı boyutlardaki tozların karıştırılarak pres vasıtasıyla şekillendirilip, uygun atmosfer ortamında belli sıcaklık aralığında sinterlenerek üretilen malzeme üretim yöntemidir. Gerçekleştirilen çalışmada, ağırlıkça 5 ve 10 Mg ile Fe tozları karıştırılıp 620 C sıcaklıkta sinterlenmişlerdir. Elde edilen numunelerin yüzeyleri 800 ve 900 C sıcaklıklarda Ekabor 2 tozu kullanılarak borlanmıştır. Borlanmış numunelere metalografik analiz olarak XRD analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda FeB, Fe 2B ve Fe faz değerleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Toz metalurjisi, Sinterleme, Kaplama CHARACTERIZATION OF BORONIZED Fe-Mg ALLOY ABSTRACT: Powder metallurgy (TM) is a method of producing materials produced by mixing powders of different sizes, shaping them by pressing and sintering at a certain temperature range in a suitable atmosphere. In the work carried out, 5 and 10 Mg and Fe powders were weighed and sintered at 620 C. The surfaces of the obtained samples were boronized using Ekabor 2 dust at 800 and 900 C. XRD analysis was performed on the borided samples as metallographic analysis. As a result of the analysis, FeB, Fe2B and Fe phase values appeared. Keywords: Powder Metallurgy, Sintering, Coating 1. GİRİŞ Toz metalurjisi (TM), metal tozlarının homojen bir şekilde karıştırıldıktan sonra preslenip belli bir sıcaklık aralığında vakum veya koruyucu gaz atmosferi altında sinterlenmesi ile üretim yöntemidir. Bu yöntem ile daha gözeneksiz ve mukavemetli malzemeler üretmek mümkündür (Efendi, 2017). Toz metalurjisi yöntemi ile üretilen malzemelere fiziksel ve mekanik testler uygulanarak malzemelerin dayanımları ölçülmektedir (Bilici, 2005). Borlama, bor tabakalı malzemeler üretmek için sinterlenmiş parçanın yüzeyine bor atomlarının difüzyonunu şeklinde yapılan difüzyon işlemidir. Bu işlem, yüzeyi temizlenmiş malzemelere bor içeren ortamda C sıcaklık aralığında 1-12 saat sürede gerçekleşmektedir (Kulka vd, 2012; Silva vd, 2010). Borlama işlemi, paslanmaz çeliklere, dökme çeliklere, sinterlenmis metallere, takım çeliklerine, demir dışı metallere ve alaşımlara uygulanmaktadır. Borlama işleminde en çok B 4 C kullanılmaktadır (Ayter, 2005; Özaydın, 2015). Borlama işleminde en önemli malzemeler arasında B 4 C gelmektedir. Gelecek vaad eden malzemeler arasında yer alan B 4 C, aşınma gerektiren yerlerde, emici nükleer malzemelerde, patlayıcı uçlarda kullanılmakta, düşük yoğunluk, yüksek sertlik, yüksek ergime noktası ve yüksek elastiklik gibi çok önemli özelliklerde sergilemektedir (Kulka vd, 2014; Develi, 2010; Taştan, 2010). 91

96 a Afyon Kocatepe Üniversitesi İscehisar Meslek Yüksekokulu Makine ve Metal Teknolojileri Bölümü, 03200, Afyonkarahisar, Türkiye; b Afyon Kocatepe Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Bilimi Mühendisliği Bölümü, 03200, Afyonkarahisar, Türkiye; c Afyon Kocatepe Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, 03200, Afyonkarahisar, Türkiye; B 4 C malzemenin mekanik özelliklerini iyileştirmek için TiB 2, CrB 2, ZrB 2, SiC, TiC, Al 2 O 3 gibi önemli seramik malzemeler B 4 C karıştırılarak kullanılmaktadır (Bekteş, 2010; Özer, 2011). Bu malzemeler arasında SiC, yüksek dayanım, sertlik ve tokluk gibi özellikler ortaya çıkardığı için daha çok tercih edil mektedir (Üçkardeşler, 2013). Bu çalışmada, sinterleme yoluyla üretilmiş Fe-Mg kompozit malzemeleri farklı sıcaklık ortamlarında Ekabor 2 toz karışımları ile borlama işlemine tabi tutulmuştur. Yüzeyleri borlanan kompozit malzemenin tabaka kalınlıkları ölçülmüş, mikroskobik görüntüleri incelenmiş ve metalografik olarak XRD analizi gerçekleştirilmiştir. Ortaya çıkan faz değerleri literatürdeki çalışmalarla karşılaştırılmıştır. 2. MALZEME VE YÖNTEM Bu çalışmada, % 90 Fe-% 10 Mg ve % 95 Fe-% 5 Mg alaşım malzemelerini üretmek için % 99 saflığa sahip Fe ve Mg metal tozları kullanılmıştır. Toz metalurjisi yöntemi ile metal tozları kullanılarak malzeme üretimi gerçekleşmiştir. Bu yöntem ile tozlar tek fazlı karıştırıcıda homojen bir şekilde karıştırıldıktan sonra kalıba dökülerek tek eksenli soğuk preste 300 bar basınç altında preslenmiştir. Preslenerek şekillendirilen numuneler, koruyucu gaz (Argon Gazı) atmosferinde geleneksel tüp fırında 620 C sıcaklıkta 2 saat süreyle sinterlenme işlemine tabi tutulmuştur. Sinterlemedeki amaç, metal tozlarının tane yapıları arasında olası boşlukların kapanmasını sağlayarak üretilen malzemelerin dayanıklılığını arttırmaktır. Bu işlem sonrasında elde edilen malzemeler soğumaya bırakılmıştır. Sinterlenerek üretilen numuneler borlama işlemine tabi tutulmuştur. Borlama işleminde, bir kap içerisine numunelerin altına ve üzerine Ekabor 2 toz karışımları dökülmüştür. Kabın üzeri ve kapağı şamot çamuru ile kaplanmıştır. Fırın ortamında 800 ve 900 C sıcaklıklarda 2 ve 6 saat süre aralığında ısıtmaya tabi tutulmuşlardır (Çarkçı, 2012; Yılmaz, 2014). Bu süreler sonrasında numuneler fırından çıkarılarak soğumaya bırakılmıştır. Bu işlemler neticesinde borlama işlemi gerçekleşmiştir (Şekil 1). Şekil 1. Fırın içerisinde borlama işleminin yapılışı (Ülker, 2012; Taştan, 2010; Develi, 2010) Borlanmış Fe-Mg alaşım malzemelerine XRD metalografik analiz çalışmaları yapılmıştır. Bu analiz, Shimadzu XRD-6000 XRD cihazı ile gerçekleştirilmiştir. 92

97 Ayrıca borlanmış alaşım malzemelerinin borlama tabakalarını görüntülemek için optik mikroskopla incelemeleri yapılmıştır. Numuneler inceleme öncesi bakalit kalıplarına alınarak zımparalama işlemi gerçekleştirilmiştir. Zımpara işleminde sırayla numarası 240, 320, 400, 600, 800 ve 1000 olan zımpara kağıtları kullanılmış ve numuneler zımparalanmıştır. Bu işlemi takiben alümina solüsyon kullanılarak numuneler parlatılmıştır. En son olarak tabaka kalınlığının optik mikroskopta belirgin bir şekilde görünmesini sağlamak için % 3 Nital dağlayıcı malzemesi kullanılmıştır. 3. DENEYSEL BULGULAR VE TARTIŞMA 3.1 Borlama Borlama işlemi kapalı fırın içerisinde 800 ve 900 C sıcaklıklarda 2 ve 6 saat sürelerde gerçekleşmiştir. 800 C sıcaklıkta yapılan borlama sonrasındaki XRD analiz ve optik inceleme sonucunda borlama yapılarının oluşmadığı gözlemlenmiştir. 900 C sıcaklıkta 2 ve 6 saat sürelerde gerçekleşen borlama işlemi sonrasında numunelerde borlama tabakası yüzeyin etrafını tamamen sarmamış, kısım kısım oksitlerin oluştuğu gözlemlenmiştir. Oluşan kısmi tabaka kalınlıkları şekil 2'de verilmiştir. Şekil C sıcaklıkta 2 ve 6 saat sürelerde gerçekleşen borlama işlemi sonrası tabaka kalınlıkları 3.2 XRD Analizi Sinterlenerek elde edilen alaşım malzemelerine yapılan borlama işlemi sonrasında metalografik analiz olarak XRD analiz çalışması yapılmıştır. Bu analizde, X-Işını olarak Cu K (alpha) tercih edilmiştir. Analizde tarama hızı 0,02 /dk ve tarama açısı ise 2 Theta olacak şekilde yapılmıştır. Şekil 2 ve 3'te 900 C sıcaklıkta 2 ve 6 saat sürede Fe %90-Mg % 10 kompozisyonuna yapılan XRD analiz çalışma sonuçları görülmektedir. Sonuçlarda en yüksek faz değerlerine FeB ve Fe 2 B pikleri sahiptir. Bu faz değerlerini takiben Fe değeri gözlemlenmiştir. FeB ve Fe 2 B pik değerlerinin ortaya çıkması borlamanın gerçekleştiğini göstermektedir. Saygın, 2006 ve Arat, 2011 yaptıkları çalışmada FeB ve Fe 2 B faz değerlerini aynı şekilde ortaya çıkarmışlardır. 93

98 Şekil 3. Fe %90-Mg % 10 kompozisyonun 900 C sıcaklıkta 2 saat sürede gerçekleşen borlama işlemi sonrası yapılan XRD analiz sonucu Şekil 4. Fe %90-Mg % 10 kompozisyonun 900 C sıcaklıkta 6 saat sürede gerçekleşen borlama işlemi sonrası yapılan XRD analiz sonucu Şekil 5 ve 6'da 900 C sıcaklıkta 2 ve 6 saat sürede gerçekleşen borlama işlemi sonrasında Fe %95-Mg % 5 kompozisyonuna yapılan XRD analiz çalışma sonuçları görülmektedir. Analiz sonuçlarında en yüksek faz yapıları FeB ve Fe 2 B olarak ortaya çıkmıştır. Süre artışına bağlı olarak bu değerlerde de artışlar olmuştur. Dilektaşlı, 2014 ve Demirel, 2013 yaptıkları çalışmalarda 800 ve 900 C sıcaklıklarda bu yapıları elde etmişlerdir. FeB ve Fe 2 B yapılarının ortaya çıkması borlamanın gerçekleştiğini göstermektedir. 94

99 Şekil 5. Fe %95-Mg % 5 kompozisyonun 900 C sıcaklıkta 2 saat sürede gerçekleşen borlama işlemi sonrası yapılan XRD analiz sonucu Şekil 6. Fe %95-Mg % 5 kompozisyonun 900 C sıcaklıkta 6 saat sürede gerçekleşen borlama işlemi sonrası yapılan XRD analiz sonucu 3.3 Mikro Yapı Borlama işleminden sonra ortaya çıkan bor tabaka kalınlığının ölçümü ve görüntü analizi Nikon SMZ1000 marka mikroskop ve Clemex kamera kullanılarak elde edilmiştir. Şekil 7'de Fe %90-Mg %10 ve Fe %95-Mg %5 alaşımlarının 900 C'de 2 ve 6 saat süre ile borlanmış mikroskop görüntüleri yer almaktadır. En kalın bor tabakasına 900 C'de 6 saat süre ile borlama sonucunda ulaşılmıştır. 800 C'de yapılan borlamalarda bor tabakası gözlemlenmemiştir. 95

100 Şekil C'de 2 ve 6 saat süre ile borlanan Fe-Mg alaşımlarının mikroskobik görüntüleri (a: Fe %90-Mg %10 200X, 2 saat borlama, b: Fe %95-Mg %5 200X, 2 saat borlama, c: Fe %90-Mg %10 500X, 6 saat borlama, d: Fe %95-Mg %5 500X büyütme, 6 saat borlama,) 4. SONUÇLAR VE ÖNERİLER 620 C'de sinterlenerek üretilen numunelere borlama işlemi sonrası elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir: Borlama kalınlıklarına bakıldığında Fe %90-Mg %10 kompozisyunda 900 C'de 2 saat sürede 10 µm, 900 C'de 6 saat sürede 13 µm; Fe %95-Mg %5 kompozisyunda 900 C'de 2 saat sürede 11 µm, 900 C'de 6 saat sürede 15 µm olarak ölçülmüştür. Yapılan XRD analizi sonrasında FeB, Fe 2 B ve Fe faz değerleri ortaya çıkmıştır. Mikroyapı incelemesinde 900 C 2 ve 6 saatlik sürelerde gerçekleşen borlama neticesinde bor tabakaları gözlemlenmiştir. Sonuçlar ve analizler incelendiğinde en iyi borlama 900 C'de yapılan işlem sonucunda ortaya çıkmıştır. 800 C'de bor tabaka kalınlığı gözlemlenmemiştir. Çalışmada kıyaslama yapmak için borlama sıcaklıkları 800 ve 900 C olarak gerçekleştirilmiştir. 800 C'de bor tabaka kalınlıklarının oluşmamış olmasından dolayı bu kıyaslama için 900 ve 1000 C sıcaklıklar uygulanırsa daha iyi bor tabakaları elde edilebilir. 96

101 5. KAYNAKLAR Erdinç EFENDİ, (2017), Mekanik Alaşımlama ile Üretilen Ti-5Al-2,5Fe-XCu-YAg Alaşımlarının Sinterlenmesi ve Karakterizasyonu, Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü İbrahim BİLİCİ, (2005), Ti-Fe Alaşımlarından Basınçsız İnfiltrasyon Yöntemiyle Seramik Metalik Kompozit Malzeme Üretimi, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kulka, M., Makuch, N., Pertek, A., Piasecki, A., (2012), An Alternative Method of Gas Boriding Applied To The Formation of Borocarburized Layer, Materials Characterization, 72: Campos-Silva, I., Ortiz-Domı nguez, M., Lo pez-perrusquia, N., Meneses-Amador, A., Escobar-Galindo, R., Martı nez-trinidad, J., (2010), Characterization of AISI 4140 borided steels, Applied Surface Science, 256: Tarkan AYTER, (2005), Borlama İşleminin Çeliklerin Yüzey Kalitesi ve Aşınma Davranışına Etkisinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Celal Bayar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Demet ÖZAYDIN, (2015), Toz Metalurjisi ile Üretilen Demir Esaslı Malzemelerde Borlamanın Mekanik Özelliklere Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Celal Bayar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Makuch, N., Kulka, M., (2014), Microstructural Characterization and Some Mechanical Properties of Gas-Borided Inconel 600-Alloy, Applied Surface Science, 314: Fatih DEVELİ, (2010), Plazma Nitrürleme ve Borlama İle Çift Yüzey İşlem Uygulanmış AISI 8620 Çeliğinin Aşınma Davranışının İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Filiz TAŞTAN, (2010), Farklı Bileşimlere Sahip Çeliklerin Borlama İşlemi ile Yüzey Özelliklerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Celal Bayar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Musa BEKTEŞ, (2010), Fe-Mn İkili Alaşımlarının Mekanik Özellikleri Üzerine Borlamanın Etkisi, Doktora Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mehmet ÖZER, (2011), Üç Farklı Çeliğe Katı Borlama İşlemi Yapılmasının İçyapı ve Sertlik Üzerine Etkisinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Abdulkadir ÜÇKARDEŞLER, (2013), Çelik Dökümlerde Borlama Isıl İşleminin Abrasif Aşınma Direnci Üzerine Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Mahmut ÇARKÇI, (2012), Saf Nikelin Borlama Özelliklerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Rifat YILMAZ, (2014), Karbür Kesici Takımların Süper Alaşım Talaşlı İmalat Performanslarına Borlama İşleminin Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Şükrü ÜLKER, (2012), Farklı Gaz Karışımlarında Plazma Pasta Borlanmış AISI 8620 Çeliğinin Tribolojik Özelliklerinin İncelenmesi, Doktora Tezi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Murat SAYGIN,(2006), AISI 1020 Çeliklerinde Borlamanın Yorulma Dayanımına Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Osmangazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü 97

102 Mustafa ARAT, (2011), Paslanmaz Çelik 310 ve 316 Metalinin Plazma Borlama ve Nitrürleme Metodu İle Mekanik Özelliklerinin Geliştirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Emre DİLEKTAŞLI, (2014), Bazı Alaşımlı Çeliklerin Yüksek Sıcaklık Aşınma Davranışına Borlama İşleminin Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Çağdaş DEMİREL, (2013), AISI 8640 Ve GS 60 Çelik Malzemelerin Abrasif Aşınma ve Korozyon Davranışına Borlama İşleminin Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Karabük Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü 98

103 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): FOSİL YAKITLI ARAÇLARDA EMİSYON AZALTICI SİSTEMLER VE ÖZELLİKLERİ Süleyman Üstün a Recep O. Uzun b a Celal Bayar Üniversity Akhisar Vocational School, Automotive Department, Manisa, Turkey b Celal Bayar Üniversity, Hasan Ferdi Turgutlu Technology Faculty, Machine Department, Manisa, Turkey ÖZET Günümüzde fosil yakıtlı araçlar, geçmiş yıllara göre kıyaslandığında çok hızlı bir artış göstermiş ve bu araçlarda kullanılan fosil yakıtların çevreye bırakmış oldukları emisyon salınımlarının da her geçen yıl sürekli olarak arttığı literatür kaynaklarından anlaşılmaktadır. Bu durum ülkeleri gittikçe endişelendirmekte ve bir takım kontrol tedbirleri almalarını ulusal ve uluslar arası mevzuat gereği zorunlu hale getirmektedir. Bir çok ülke Kyoto protokolü çerçevesinde emisyon değerlerini azaltmayı taahhüt etmişlerdir. Fosil yakıtlı araçların kirletici emisyonları insan sağlığını ciddi olarak tehdit etmekte, CO 2 salınımları ile küresel ısınmayı tetiklemekte ve bu durum ise emisyon kontrolünü kaçınılmaz hale getirmektedir. Fosil yakıtlı araç üreticileri, ulusal ve uluslararası yayımlanan standartlar dahilinde üretim yapma zorunlulukları kendilerini bir takım yeni araştırmalara yönelterek standart değerler dahilinde üretim çalışmalarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmada benzinli ve dizel motorlu araçların emisyon azaltıcı sistemleri (Katalitik konverter, Eksoz Gazları Resirkülasyonu (EGR), Dizel partikül Filitresi vb.) incelenmiş, sistemlerin olumlu ve olumsuz yönleri, yakıt emisyonuna, çalışma performansına olan etkileri literatür araştırma sonuçları ile ortaya konulmuş ve irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Emisyon kontrol, Fosil Yakıtlar, EGR, Dizel Partikül Filtresi EMISSION REDUCING SYSTEMS AND FEATURES IN FOSSIL FUEL VEHICLES ABSRACT Today, fossil-fueled vehicles have shown a rapid increase in comparison with previous years, and the literature sources indicate that emission releases from the fossil fuels used in these vehicles have been increasing steadily every year. This situation is becoming increasingly worrying for countries and it is imperative for national and international legislation to take a number of control measures. Many countries are committed to reducing emission values within the framework of the Kyoto protocol. Pollutant emissions of fossil-fueled vehicles are a serious threat to human health, triggering global warming by CO2 emissions, which in turn makes emissions control inevitable. Manufacturers of fossil-fueled vehicles are trying to maintain their production activities within the standard values by directing themselves to a number of new researches on the necessity of producing in accordance with nationally and internationally published standards. In this study, the emission reduction systems of gasoline and diesel engines (catalytic converter, exhaust gas recirculation (EGR), diesel particulate filter etc) were investigated and the effects of the systems on the positive and negative aspects, fuel emissions and operating performance were discussed and examined. Keywords: Emission control, Fossil fuels, EGR, Diesel Particulate Filter 99

104 1.GİRİŞ Sanayi devriminin başladığı günden itibaren emisyon ve çevre hep etkileşim içerisinde olmuştur. Hava kirliliğinin önemli nedenlerinden birisi ulaşımdır. Özellikle araç trafiğinin yoğun olduğu büyük şehirlerde, motorlu taşıt kaynaklı kirliliğin et kileri daha çok gözlemlenmektedir. Trafik kaynaklı başlıca hava kirleticileri azot oksitler (NOx), partikül madde (PM) ve karbon monoksit (CO) olarak bilinmektedir. Dünyamızın nüfusu şu anda yaklaşık olarak 7,3 milyar. BM verileri 2050 yılında bu rakamın 9,7 milyara ulaşmasını öngörüyor de ise 11,2 milyar insan dünyada yaşamak durumunda kalması tahmin edilmektedir. Bu nüfus artışına paralel olarak Uluslararası Motorlu Taşıt Üreticileri Derneği (OICA) verilerine göre otomobil ve hafif ticari araç üretimlerinde 2016 yılı verilerine göre rakamlarına ulaşmıştır. Bu durum bir önceki yıla göre %4.5 artış göstermiştir. Bernstein tarafından yayımlanan bir rapora göre 2040 yılına kadar dünya üzerindeki otomobil sayısı ikiye katlanacak yılında dünya üzerindeki otomobil sayısı 1.1 milyar olarak hesaplandı. Bu rakamın 2025 yılında 1.5 milyara, 2040 yılında ise 2 milyara ulaşması bekleniyor. Erişim Tarihi: Artan Nüfus ve buna paralel artan taşıt üretimleri her geçen gün küresel ısınmayı tehdit etmektedir. Motorlu taşıtların CO2 salınımları küresel ısınma içerisindeki payı %16 civarındadır. Son dönemde yaşanan finansal krize rağmen, küresel petrol talebi giderek artıyor. Gelişmekte olan ülkelerde, özellikle Brezilya, Çin, Hindistan ve diğerleri gibi hızla büyüyen ekonomilerde gerçekleşen hızlı motorizasyon nedeniyle. Petrol talebi artışı araç nüfusundaki büyümeyi tetiklemektedir. Aracın nüfus artışını engellemek, seyahat talebini azaltmak ve araç yakıt verimliliğini artırmak, toplam petrol talebini azaltmanın üç temel unsurudur. Bu üç alanı ele alan çok çeşitli yaklaşımlar dünyanın farklı yerlerinde sunulmuştur. (F. An,2011). Gerek küresel ısınmanın taşıt kaynaklı etkilerinin azaltılması gerekse taşıtların emisyon salınımlarının azaltılması amacı ile bir takım ulusal ve uluslar arası sınırlamalar getirilmiştir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) iklim değişikliği sorununa karşı küresel tepkinin temelini oluşturmak üzere 1992 yılında kabul edilmiştir. Sözleşme 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 194 Tarafı bulunan Sözleşme, neredeyse evrensel bir katılıma ulaşmıştır. Sözleşmenin nihai amacı, atmosferdeki sera gazı birikimlerini, iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan kaynaklı etkiyi önleyecek bir düzeyde durdurmaktır. Erişim Tarihi: Şubat 2005 te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü ne Mayıs 2010 itibariyle 191 ülke ve Avrupa Birliği taraftır. Kyoto Protokolü Yeni ve yenilenebilir enerji türleri, karbondioksiti gideren teknolojiler ile çevre dostu ileri ve yenilikçi teknolojilerin araştırılmaları, teşvik edilmeleri, geliştirilmeleri ve kullanımlarının arttırılması yanında taşıt kaynaklı emisyon salınımlarının da kontrol altına alınmasını amaçlamaktadır. Taşıt üreticileri ulusal ve uluslar arası yayımlanan sınırlamalar çerçevelerinde araçlarını üretmek zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Aksi taktirde küresel rekabet edemeyeceği açıktır. Gerek küresek rekabet gerekse Pazar paylarını artırmak için taşıt üreticileri egzoz emisyonlarını sınırlar dahilinde atmosfere salınımlarını sağlayan yardımcı sistemleri geliştirmişlerdir. Pozitif Karter havalandırma sistemi, Katalitik konvertör, egzoz gazlarının resirkülasyonu, dizel partikül filitresi, karbon kanister valfi vb. sistemler geliştirmişlerdir. Bu emisyon azaltıcı sistemlerin geliştirilmeleri ve bunlara ek yardımcı sistemler üzerinde ar-ge çalışmaları devam etmektedir. 2.ULUSAL VE ULUSLAR ARASI EMİSYON SINIRLAYICI DÜZENLEMELER Artan nüfus ve buna bağlı küresel ısınma motorlu taşıtlarda emisyon sınırlamalarını zorunlu hale getirmiştir. Uluslar arası Emisyonlara yönelik ilk düzenlemeler 1968 yılında California da gerçekleştirilmiştir. Bunu takiben ilk emisyon sınırlamaları 1972 yılında Avrupa Birliği ülkelerinde ECE R düzenlemesi ve EEC 72/220 Yönetmelik uygulaması ile başlamıştır. Şekil 1 de dünyada uygulanan emisyon standartları görülmektedir. Şekil 1 Uluslar arası Emisyon Standartları Ülkemiz Avrupa Birliğine aday konumunda olduğundan ve Asya kıtasında yer aldığından Euro motor standartlarına dahil olmuştur. 2.1 Avrupa Birliği Standartları Gelişen yaşam anlayışı, çevre koruma kaygılarını ön plana çıkarttı. Bu çevreci tutum, uluslar arası kuralların ortaya çıkmasını ve uygulanmasını gerektirdi. Uluslararası kurallar taşıtların teknik donanım standardını belirleyen Euro normlarını ortaya çıkardı. Emisyon uygulamaları 1982 yılında başladı. İlk uygulama ECE R49 isimli kurallardı. Bu kurallar Avrupa Birliği içerisinde yeni üretilecek araçların trafiğe uygunluğu belirliyordu lara gelindiğinde ise, Euro Normları dediğimiz 100

105 standartlar devreye girdi. Ocak 1992 yılında ECE R49 standartları yerine Euro 1 normları aldı. Euro emisyon standardları olarak adlandırılan ve Avrupa Birliği ve euro motor standartları uygulayan ülkelerde geçerli olan, benzin ve dizel motorlarında yanma sonunda meydana çıkan kirletici egzoz emisyonlarını belirli bir takvim içerisinde kademeli olarak azaltma uygulamasıdır. Euro motor standardı olarak adlandırılan AB standartlarında, standart yayımlanmadan önce üretilen araçlar standart dışı (noneuro), euro standartları yayınlandıktan sonraki araçlar ise Euro motor olarak adlandırılmıştır yılları arasında Euro I, yılları arasında Euro II, 2000 yılında Euro III, 2005 yılında Euro IV standartlarına geçilmiştir yılında EuroV ve 2014 yılında da Euro VI emisyon sınırlamasına geçilmiştir (Megep, 2011). Tablo VI da Euro Motor Emisyon Standartları görülmektedir. Binek ve hafif ticari araçlar için, yeni tip onayı alacak modellerin, 1 Ocak 2016 dan itibaren Euro 6 emisyon standardına uygun olması planlanıyor. Hali hazırda satışı devam eden sıfır modellerin, Euro 6 ya revize edilerek satışına devam edilmesi için ise araç üreticilerine 1 Ocak 2017 ye kadar süre tanınması gündemde. Ağır ticari araçlar için Euro 6 ya geçiş ise 3 aşamalı olarak planlanmış durumda. Bu aşamalar Euro 6A, Euro 6B ve Euro 6C şeklinde adlandırılıyor. Tablo VI. Euro Motor Emisyon Standartları Yeni tip onayı alacak araçlar 1 Ocak 2015 ten itibaren ilk aşamada istenen normları (Euro 6A) ve 1 Ocak 2016 dan itibaren ise üçüncü aşamada (Euro 6C ) istenen normları karşılamak durumunda. Halen satışı devam eden yeni modellerin revize edilmesi için ise aynı şekilde üç aşama söz konusu. 1 Ocak 2016 dan itibaren ilk aşama normları karşılanmalı, 1 Ocak 2017 den itibaren ise araçlar üçüncü aşamaya uygun olmalı. Euro motor standartları yanma sonucunda atmosfere salınan kirletici gazların maksimum sınırlarını vermekte, bu sınırların aşılması halinde ülkeler tarafından birtakım yaptırımlar için yasal denetimler ve birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Diğer yandan fosil yakıtlı motorların yanma sonucunda oluşan zararlı egzoz emisyonlarını azaltmak için bir takım arge çalışmaları yapılmaktadır. Yapılan bu çalışmalar doğrultusunda benzinli ve dizel motorlarda emisyon kontrol sistemleri geliştirilmiş olup, emisyonlara karşı bir takım önlemler alınmıştır (Kelen, 2014) AB Sera Gazı Emisyonları-ACEA Anlaşmaları 'da, ulaştırma sektöründen sera gazı emisyonlarının kontrol altına alınması için Avrupa Komisyonu, karbon dioksit emisyonlarının (CO 2 ) azaltılması için otomotiv endüstrisi ile gönüllülük esasına dayalı birtakım anlaşmalar imzaladı 'da AB araç satışlarının yaklaşık% 90'ını oluşturan aşağıdaki kurum ve kuruluşlarla üç anlaşma imzalandı: 1. ACEA-Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (Association des Constructeurs Européens d'automobiles): BMW, DaimlerChrysler, Fiat, Ford, GM, Porsche, PSA Peugeot Citroën, Renault, VW Group. 2. JAMA-Japon Otomobil Üreticileri Birliği: Daihatsu, Honda, Isuzu, Mazda, Mitsubishi, Nissan, Subaru, Suzuki, Toyota. 3. KAMA-Kore Otomobil Üreticileri Birliği: Daewoo, Hyundai, Kia, Ssangyong. Sözleşmelerin kapsadığı tek gaz karbondioksitti, diğer iklim değişikliği emisyonları kontrol edilmedi ACEA Anlaşması Mart 1998'de imzalanan ACEA Anlaşması, aşağıdaki önemli hükümleri içermektedir: I yılına kadar ulaşılması gereken 140 g / km CO 2 emisyon hedefi (bu hedef 1995 seviyesinden 186 g / km 'lik bir% 25'lik bir düşüşü temsil etmektedir) II. Olasılık 120 gr CO anlaşmayı uzatmak için yılına / km III yılına kadar ara hedef aralığı g CO 2 / km IV. Bireysel ACEA üyeleri 2000 yılına kadar 120 g CO 2 / km veya daha düşük modeller sunacaklar Avrupa Birliği'nde üretilen veya ithal edilen yeni ACEA üyelerinin filoya (Kategori M 1 ) uygulanan sınırlamalar. CO 2 emisyonları NEDC testi üzerinden ölçülmüştür. Japon ve Koreli üreticiler (JAMA ve KAMA), ACEA'ya benzer taahhütler imzaladılar ve aşağıdaki farklılıklar vardı: 140 g CO 2 / km'lik JAMA ve KAMA hedefi 2009'a bir yıla ertelendi JAMA, g CO 2 / km'lik daha geniş bir 2003 ara hedef aralığına sahipti g CO 2 / km'lik KAMA ara hedefi 2004'e kadar bir yıl ertelendi Emisyon hedefleri, artan yakıt ekonomisine yol açan teknolojik ilerlemelerle karşılanacaktı. Komisyon, 2008/09 döneminde binek otomobillerin uyumlu filosunun ortalama 5.8 l benzin / 100 km veya 5.25 l dizel / 100 km yakıt tüketimine gideceğini tahmin etti. CO 2anlaşmaları, AB'deki binek otomobil pazarının dizelleştirilmesini artıran önemli bir faktördü. 101

106 2.2 Amerika Birleşik Devletlerinde Emisyon Standart Uygulamaları 1995 yılında California ARP, EPA VE ülkenin önde gelen kamyon üreticileri, Amerikan devlet garantisi altında prensip kararlarını içeren bir taslak imzaladılar. Ekim 1997 de EPA standartları adı verilen normlar ile 2004 yılı ve sonrası için üretilecek kamyon ve otobüslerin egzoz emisyonları standartları belirlendi. İmzalanan prensip kararlarının amacı egzozdan çıkan zararlı partikül ve gaz miktarını düşürmekti. İmzalanan anlaşmada vurgulanan bir başka olgu ise NOX gazının miktarını düşürmek ve havaya bırakılan NOX gazı miktarını 2004 yılında 2 gr/bg x saat oranına indirgemek idi. Federal Standartlar. Sera gazı (GHG) emisyonları için emisyon standartları da dahil olmak üzere, motorlar ve araçlar için ABD federal emisyon standartları, ABD Çevre Koruma Ajansı ( EPA ) tarafından oluşturulmuştur. Motor emisyonlarını ve genel olarak hava kalitesini düzenleyen EPA'nın yetkisi, en son 1990'da değiştirilen Temiz Hava Yasası'na (CAA) dayanmaktadır. Yakıt ekonomisi standartları, ABD Ulaştırma Departmanı ( DOT ) bünyesindeki bir acentelik olan Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından geliştirilmektedir.motor emisyon standartlarının geliştirilmesi, ABD kural oluşturma sürecinin prosedürlerine göre gerçekleşir. Yeni yönetmelikler ilk önce önerilen kurallar olarak yayınlanır. Bir süre kamuya açıklanan tartışmanın ardından, yeni kural sonuçlandırılmış ve kanunen imzalanmıştır. Yeni düzenleyici öneri ve yönetmelikler Federal Register'da yayınlanmaktadır. Konsolide yönetmelikler, Federal Düzenlemeler Yasası'nın (CFR) bir parçası haline gelir. Kaliforniya Eyaleti, çoğunlukla federal kurallardan daha katı olan kendi emisyon düzenlemelerini kabul etme hakkına sahiptir. Motor ve araç emisyon düzenlemeleri California EPA içindeki bir düzenleyici kurum olan California Hava Kaynakları Kurulu ( ARB ) tarafından kabul edilmektedir.kendi emisyon düzenlemelerini geliştirme yetkisine sahip tek devlet California'dır. Diğer eyaletlerin, ya federal emisyon standartlarını uygulamak ya da Kaliforniya şartlarını kabul etme seçeneği vardır. 1999'da Birleşmiş Milletler'in 1979 Cenevre Uzun Menzilli Sınıraşan Hava Kirliliği Sözleşmesinin bir uzantısı olarak, İsveç Göteburg'da imzalanan " Asitleşme, Ötrofikasyon ve Zemin Düzeyindeki Ozonun Azaltılmasına İlişkin Protokol " imzalanarak 17 Mayıs 2005'te yürürlüğe girdi. Protokolün başlıca çerçeve hükümleri şunlardır: 2010 yılı için dört kirletici emisyon için (Azotoksit-NOx,Kükürt-S, Uçucu bileşenler-voc, Amonyak-NH3) sınırlar kabul edilmiştir. Çevre ve insan sağlığına etkileri, emisyon azaltma maliyetleri, baz alınarak farklı ülkeler için farklı tonaj değerleri (ton / yıl olarak) kabul edilmiştir. Protokol tamamen uygulanmasından sonra, Avrupa'nın sülfür emisyonları, 1990 yılına kıyasla en az % 63, NOx x % 41, VOC % 40 ve NH 3 % 17 oranında azaltılması hedeflenmiştir. Yanma tesisleri, elektrik üretimi, çimento üretimi veya kuru temizleme gibi belirli emisyon kaynakları için sınır değerleri oluşturulmuştur. Emisyonları kontrol etmek için mevcut en iyi tekniklerden faydalanmak gerekmektedir. Maksimum kükürt içeriği, gaz yağı yakıtları için (araçlarda kullanılan yakıtlar hariç), ve% 0.1, 'dir. Protokol, bir Asya ülkesi (Ermenistan) yanı sıra Kanada ve ABD tarafından bir dizi Avrupa ülkesi tarafından imzalandı. Bunun yanı sıra, Kanada ve ABD, farklı emisyon azaltma hükümlerine sahiptir. Göteborg Protokolü tarafından belirlenen yeni sabit motorlar için NOx emisyon limitleri Tablo 1'de listelenmiştir (Kanada ve ABD dışındaki tüm taraflara uygulanabilir). Tablo I. Yeni Sabit Motorlar İçin NOx Emisyon Limitleri [3] Açıklama NO x Limit, mg / Nm 3 4 zamanlı, Buji ateşlemeli (Otto) motorlar,,> 1 MW Sabit tesis motorları 250 Diğer tüm motorlar 500 Sıkıştırma ateşlemeli (Dizel) motorlar,> 5 MW Yakıt: doğal gaz (jet ateşleme 500 motorları) Yakıt: ağır yağ 600 Yakıt: dizel ya da benzin 500 Konsantrasyonlar, standart sıcaklık ve basınç koşullarında ( K, kpa) ve% 5 oksijen referans içeriğinde ifade edilir. Sınırlar yılda 500 saatten az çalışan motorlar için geçerli değildir. Ekipmanın çalıştırılması, kapatılması ve bakımı da hariç tutulmuştur Ulusal Standartlar Ülkemizde egzoz emisyon ölçümlerine 1992 yılında 22 Ekim 1992 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Motorlu Taşıtlar Egzoz Gazlarının Yol Açtıkları Kirlenmenin Önlenmesine ilişkin tebliğ doğrultusunda çalışmalara başlanılmıştır. Bu kapsamda 2002 yılının 2. Yarısında normal benzin üretimi durdurulmuştur. Ülkemizde motorlu taşıtların egzoz emisyon kontrolleri ve denetimleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Avrupa Birliğinin 2009/40/EC sayılı Motorlu Taşıtlar ve Römorklarının Yola Elverişlilik Muayenesine İlişkin Direktifin EK- 2 si dikkate alınarak Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanan Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği (11 Mart 2017 tarih ve sayılı Resmi gazete) kapsamında trafikte seyreden benzin, motorin (dizel) ve gaz yakıtla (LPG, CNG, LNG ve benzeri) çalışan motorlu taşıtların egzoz gazı emisyon ölçümleri yapılmaktadır. Emisyon mevzuatına uyum aşamaları ise şöyledir : 102

107 Benzinli Araçlar (70/220/AT): Yeni Araçlarda : : Euro 3, : Euro 4 Mevcut Araçlar : : Euro 3, : Euro 4 Hafif Dizel Araçlar (70/220/AT): Yeni Araçlar : : Euro 1 Öncesi (Euro 93) : Euro 4 Mevcut Araçlar : : Euro 1 Öncesi (Euro 93) : Euro 4 Ağır Dizel Araçlar (88/77/AT 2005/55/AT): Yeni Araçlar : Euro I : Euro IV Mevcut Araçlar : Euro I : Euro IV Emisyon mevzuatının uygulanması, akaryakıt kalite güvencesi ile doğrudan ilgilidir. 3.FOSİL YAKITLI ARAÇLARDA EMİSYON AZALTICI SİSTEMLER Hava kirliliği, sağlık, çevre ve ekonomimiz üzerinde önemli etkilere sahiptir. Nefes alan havadaki kirleticiler, sanayi, ulaşım ve tarım gibi sektörleri de içeren çok sayıda kaynaktan gelir. Her gün, hava kirliliği solunum ve kardiyovasküler hastalıklara neden olur. Ayrıca savunmasız ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliğe zarar verir ve tarımsal ürün ve ticari ormancılık verimlerini düşürür. Bu nedenle, sektörler ve ulusal sınırlar arasında birlikte harekete geçmenin en üst noktasıdır. Erişim Tarihi: ,. Otomobil Üreticileri ulusal ve uluslar arası belirlenen standartlar çerçevesinde taşıt üretimlerini gerçekleştirmek zorunluluğu vardır. Bu çerçevede Uluslararası emisyon sınırlamala rı ilk olarak 1968 yılında California da yapılmıştır. Taşıt üreticileri birçok emisyon azaltıcı sistem geliştirmişlerdir. Bu konudaki Ar-Ge çalışmaları devam etmektedir.aşağıda taşıtlarda kullanılan emisyon azaltıcı bazı sistemleri açıklamalı olarak verilmiştir. 3.1 Pozitif Karter Havalandırma Sistemi İçten yanmalı motorlarda, karter içinde "kaçak gaz" denilen, yağlı bir gaz kaçağı oluşur. Yanma süreci içinde kaçak gazın geri döndürülmesi gerekmektedir ki bu da kapalı karter havalandırma (CCV) sistemleriyle sağlanır. CCV sistemleri yağı ayırıp kartere geri döndürmenin yanı sıra karter içindeki basıncı da ayarlar. Sistemin çalışmasında önce, gazlar ve yağ buharları yoğunlaştırıcıya gelir ve burada yağ buharları yoğunlaşarak yeniden boru aracılığıyla kartere iner. Gaz kelebeğinin açık olduğu durumlarda geri kalan gazlar, kıvılcım önleyiciden geçerek hava filtresine gelir. Kıvılcım önleyicinin görevi; boru da oluşabilecek yanmanın kartere ulaşmasını önlemek içindir. Gaz kelebeğinin altındaki kanalla, karterden gelen bir miktar gazın, motor tarafından emilmesi sağlanır.şekil 2 de tipik bir karter havalandırma sisteminin şekli ve parçaları görülmektedir. Şekil 2. Tipik Bir Karter Havalandırma Sistemi 3.2 Katalitik Konvertör (Katalizör) 1975 yılında katalitik konvertör adı verilen ilginç bir cihaz icat edildi. Katalitik konvertörün işi, aracın egzoz sisteminden ayrılmadan önce zararlı kirleticileri daha az zararlı emisyonlara dönüştürmektir. Şekil 3 te tipik bir katalitik konvertörün resmi ve araş üzerindeki, yeri görülmektedir. Egzoz manifoldundan çıkan yanmış egzoz gazları emisyonları katalitik konvertöre girer ve katalizör madde özelliklerinden kaynaklı bir takım kimyasal tepkimelerin sonucu zararlı egzoz gazları minimize ederek çıkış yapar. 103

108 Şekil 3. Katalitik Konvertör ve Taşıt Üzerindeki Yeri Emisyonları azaltmak için, modern otomobil motorları, yaktıkları yakıtı kontrol eder. Hava-yakıt oranını, havanın yakıta ideal bir oranı olan stokiyometrik noktaya çok yakın tutmaya çalışırlar (1/15). Katalizör, kendisinden etkilenmeden bir kimyasal reaksiyona neden olan veya onu hızlandıran bir maddedir. Katalizörler reaksiyona katılırlar, ancak katalize oldukları tepkimeye giren veya reaksiyona giren ürün değildirler. Katalitik konvertörde iki farklı katalizör tipi vardır: Bunlardan birisi indirgeme katalizörü ve diğeri de bir oksidasyon katalizörüdür. Her iki tip metalik katalizör, genellikle platin, rodyum veya palladyum ile kaplanmış seramik bir yapıdan oluşur. En yeni dönüştürücülerin bazıları, daha geleneksel katalizörlerle karıştırılmış altın bile kullanmaya başladı. Altın diğer maddelerden daha ucuzdur ve oksitlenmeyi, kirleticileri azaltır kimyasal reaksiyonu yüzde 40'a kadar artırabilir. Araç beyni (E.C.U) katalitik konvertör akışına montajlanan oksijen sensörü ile sürekli çıkıştaki oksijeni kontrol eder ve ideal hava yakıt oranını ayarlar ayrıca bu durum oksitlenme katalizörünün yanmamış hidrokarbonları ve CO'yu yakmasına izin verecek kadar oksijen bulunduğundan emin olmasını sağlar. Katalitik konvertör kirliliğin azaltılmasında mükemmel bir iş çıkarır ancak oldukça yüksek bir sıcaklıkta çalışmaya başlaması bir dezavantajdır. Otomobil soğuk çalıştırdığınızda, katalitik konvertör, egzozdaki kirliliği azaltma yönünde neredeyse hiçbir şey yapmaz. 3.3 Egzoz Gazlarının Re-Sirkülasyonu Atmosferde % 78 oranında bulunan ( N 2 ) azot gazı, tek başına zehirsiz ve zararsız bir gazdır. Ancak; yüksek sıcaklık ve basınçta, ( O 2 ) oksijen ile birleşerek ( NO x ) azotoksitleri meydana getirir. Otomobil motorlarında; yüksek sıcaklık ve basınç, yanma odası içinde meydana gelir. Yanma odası içinde; basınç ve sıcaklığı motor performansını etkilemeden düşürmek için, silindire alınan yakıt hava karışımını kötüleştirmek gerekir. Bu amaçla; motor performansının düşmediği düşük ve orta yüklerde, eksoz gazının % 5 % 15 kadarı emme manifolduna gönderilir. Bu işlemi, E.G.R. sistemi yapar. E.G.R. işlemini harici bir valf yardımıyla yapıldığı gibi, supap zamanlaması değiştirilip, bir miktar egzoz gazı içerid e bırakılarak E.G.R. işlemi gerçekleştirilir. Bu sistem, belirli çalışma kondisyonlarında egzoz gazlarının bir kısmını ( % 5 15 ) emme devresine göndermektedir.böylece yanma odasındaki sıcaklık tepe değeri düşecek ve aşırı azot oksit (NOx) engellenecektir. Şekil 4 (a) da sistemin kapalı, (b) de ise açık çalışır durumu görülmektedir. Erişim Tarihi: Dizel Partikül Filitresi (DPF) (a) EGR Kapalı (b) EGR Açık Şekil 4 EGR Sistemi 1987 yılında yürürlüğe girmiş olan California Yük Kamyonu Kanununa göre; Avrupa Birliği ülkeleri ve dünyanın geri kalan ülkeleri de dahil olmak üzere turbo beslemeli olan dizel araç motorları için bu kanunu kendilerine baz alarak DPF zorunluluğu getirmişlerdir. DPF de ana eleman 0,1 mikron genişliğindeki gözenekleri sayesinde çok yüksek verimlikte filtreleme yapan filtredir. Tek parça, metalik ve seramik filtre sistemleri vardır.dpf lerin çalışma prensibine bakıldığı zaman, düşük emisyon değerlerini yakalamak amaçlı üretilmiş olan yardımcı sistemlerdir. Dizel partikül filtresi parçası, aracın egzoz sistemine adapte edilmiştir.temel görevi, egzozdan çevreye çıkmakta olan zararlı nitelikteki gazların emilimini ve minimum seviyeye indirgenmesini sağlamaktadır. Dizel motorlarında yanma sonucu oluşan egzoz gazındaki kirleticilerin en önemlileri partikül madde (PM), azotoksitler (NOx), hidrokarbonlar (HC) ve karbonmonoksit (CO) tir. Dizel motorlu araçlar dizel motorların 104

109 termal verimlerinin yüksek olması sebebiyle benzin motorlu araçlardan daha az CO ve yanmamış HC çıkarırlar. Fakat PM ve NOx emisyonları hala yüksektir.şekil 5 te İki Odalı DPF görülmektedir. Şekil 5 İki Odalı DPF DPF, Motor beyni (ECU) tarafından yönetilen bu yenilenme işleminde, filtre içerisindeki partikül yoğunluğu yaklaşık %45'e ulaştığı zaman ECU devreye girerek tıkanmayı engellemek için enjektörlerin yakıt püskürtme zamanlarına müdahale eder ve egzoz gazı çıkış sıcaklığı bu sayede 600C dereceye kadar yükselir ve yoğun bir şekilde biriken partiküller yanar. Bu işlem ECU tarafından genellikle 500km ile 1000km arasında sürüş tarzına bağlı olarak gerçekleştirilir. Araç ne kadar fazla kısa mesafe kullanılmışsa aktif yenilenme işlemi o kadar sık gerçekleşir. Bu durum kendi kendine temizlemeyi yetmediği durumlarda dışarıdan müdahale ile özel kimyasal sıvılarla temizlenir. Diğer yandan emisyon azaltıcı sistemlere ek olarak Karbon Kanister Valfi (Elektronik Kontrollü Yakıt Buharı Geri Kazanımı), termik reaktörler (yanmış egzoz gazları içerisine taze hava püskürtülmesi), Emme manifoldundan su buharı verilmesi gibi emisyon azaltıcı sistemler mevcut olmalarına rağmen zararlı emisyon azaltıcı çalışmalar devam etmektedir. 4. SONUÇ VE ÖNERİLER 1. Yardımcı sistemlere alternatif çalışmalar sürdürülmelidir, 2. Yakıt kalitesi artırılmalıdır, 3. Alternatif yakıtlı araç kullanımları özendirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır, 4. Yenilenebilir araç teknolojileri (Hibrit araçlar) kullanım teşvikleri artırılmalıdır, 5. Fosil yakıtlı ve alternatif yakıtlı, hibrit araçlar, elektrikli araçlar arasındaki teşvik edici vergi düzenlemeleri getirilmelidir, 6. Sürücüler sürüş teknikleri konusunda bilinçlendirilmelidir, 7. Elektrikli otomobillerdeki menzil sorunları çözümlenmelidir, 5.KAYNAKLAR 1. Erişim Tarihi: Erişim Tarihi: Erişim Tarihi: ,. Erişim Tarihi: F. An, R.Earley.,L.Green., (2011) Global Overvıew On Fuel Effıcıency And Motor Vehıcle Emıssıon Standards: Polıcy Optıons And Perspectıves For Internatıonal Cooperatıon 5. MEB. Motorlu araçlar Teknolojisi, Egzoz Emisyon Kontrolü kitabı,2011, Ankara. 6. KELEN, Fevzi. "Motorlu Taşıt Emisyonlarının İnsan Sağlığı ve Çevre Üzerine Etkileri." Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi (2014): The DIESELNET website, (2017), (online), Erişim Tarihi: Erişim Tarihi: A.Uyumaz, F.Boz, (2017), Taşıt Egzoz Emisyonlarını Azaltma Yöntemlerindeki Gelişmeler, MESTEK Ulusal Meslek Yüksekokulları Sosyal Ve Teknik Bilimler Kongresi Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Mayıs 2017, Burdur. 105

110 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Ahmet A. SÜZENa, Osman CEYLANb, Semih DOĞRUKOLC MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA MATEMATİK DERSLERİNİN DGS SINAVINA ETKİLERİ ÜZERİNE İNCELEME: ULUBORLU SELAHATTİN KARASOY M.Y.O ÖRNEĞİ ÖZ Dikey Geçiş Sınavı (DGS); ÖSYM tarafından düzenlenen ve ön lisans eğitimi veren meslek yüksekokulu mezunlarının veya mezun olabilecek durumda olan öğrencilerin, alanları ile ilgili lisans eğitimine geçmeye imkân sağlayan bir sınavdır. Bu çalışmada, Uluborlu Selahattin Karasoy MYO dan mezun ve DGS sınavına giren öğrencilerin ön lisans eğitiminde 1. Sınıf güz döneminde aldıkları Matematik dersinin sınava etkileri üzerine bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evreni, son üç yıl içinde mezun olup 2016 yılı DGS sınavına giren 50 aday ile belirlenmiştir. Çalışma grubunu Bilgisayar Teknolojileri, Elektronik ve Otomasyon ve Mimarlık ve Şehir Planlama bölümü mezunları oluşturmaktadır. Çalışmada inceleme ve analiz için ön lisans Matematik eğitimi sonunda aldıkları geçme notu ile DGS sınavında aldıkları Matematik doğru / yanlış verileri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi yapılarak çözüm önerileri getirilmiştir. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan ve DGS sınavına giren 50 öğrenciden 8 tanesi DGS sınavını kazanmıştır. Çalışma sonucunda DGS yi kazanan 8 öğrenciden %50 si matematik dersini AA, %25 i BB, %12 si CC ve %13 ü DD ile geçme başarısı göstermişlerdir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ders geçme notu DGS kazanma değişkeni üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Eğitim, Matematik, DGS, Analiz. THE EFFECTS OF DGS ON THE REVIEW OF MATHEMATICS IN VOCATIONAL SCHOOLS: THE CASE OF ULUBORLU SELAHATTIN KARASOY VOCATIONAL SCHOOL ABSTRACT Vertical Transfer Exam (DGS); organized by OSYM undergraduate or graduate students who are graduates of vocational school education and able to study a degree related to the field that allows you to test. In this study, Uluborlu Selahattin Karasoy Vocational School graduates and for undergraduate students in the education DGS conducted a study on the effects of the math test they took. The population of study if graduated within the last three years, the DGS has been identified with in 50 candidates. Workgroup Computer technologies, electronics and automation and is a graduate of the Department of architecture and Urban Planning. Review and analysis of study for undergraduate mathematics education they received at the end of the math grade they receive from the DGS with correct / incorrect data were used. Analysis of the obtained data has been made to suggest solutions. In this study, 8 Of the 50 students who took the DGS exam, were awarded the DGS examination. As a result of the study, 50% of the 8 students who got DGS had successfully passed, the mathematics course with AA, 25% with BB, 12% with CC and 13% with DD. As a result, we can say that the passing grade has a significant effect on the DGS winning variable.. Keywords: Vocational School, Education, Mathematics, DGS, Analysis a Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, b Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, c Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, 106

111 GİRİŞ Ortaöğretimden sonra bireyin eğitim hayatı sonrası yapacağı mesleğe yönelik bilgilerin edinildiği yükseköğretim süreci, tüm genç bireyler için hayati önem taşıyan bir yaşam dönemidir. Mesleki alanla ilgili alınan eğitim ya da bağlantılı bilgilerin yanı sıra bireyin kişiliğini şekillendiren veya pekiştiren davranış ve özelliklerin kazanımlarının da gerçekleşmesi bu eğitim süreci daha da önemli hale getirmektedir. Bu nedenle ortaöğretimini tamamlayan bireyler, geleceklerini şekillendirmek amacıyla yükseköğretim kurumları içerisinden kendileri için en uygun tercihi yapmaktadırlar. Yükseköğretimin temel amacı kendilerini tercih eden genç bireyleri, ülkesine ekonomik, kültürel, sosyal, politik, bilimsel vb. açıdan katkıda bulunabilecek, onların ilgi, yetenek ve yeterliklerini de dikkate alarak toplumun farklı alanlarında ihtiyaç duyduğu insan gücü haline getirmektir. Yükseköğretim bir diğer amacı genç bireylere bilimsel alanlarda araştırma ve incelemelerle yapılan çalışmalar doğrultusunda bilim ve teknolojinin gelişimine yarar sağlamaktır (Bozkurt ve Şener, 2013). Üniversiteler, bünyesinde barındırdığı akademik birimler olan enstitü, fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulları aracılığıyla yükseköğretim düzeyinde eğitim veren yükseköğretim kurumlarıdır (Boz, 2016). Yükseköğretim kapsamında bulunan fakülte ve meslek yüksekokulları, bireylerin hedeflerine ulaşmak için yararlandıkları aracı kurumlardır (Bozkurt ve Şener, 2013). Meslek Yüksekokulları aslında kendi alanında lise mezunu ile dört yıllık lisans mezunu arasında bir meslekte istihdama yönelik teknik eleman yetiştiren bir eğitim kurumudur (Terim ve Öztürk, 2009). Ayrıca bu kurumlardan mezun olanlar, Dikey Geçiş Sınavına (DGS) girmek koşuluyla lisans programlarına dikey geçiş yoluyla kayıt yaptırarak lisans tamamlama imkânına sahiptirler. Lisans programlarına geçiş yapacak öğrenciler, Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan DGS sınavında belli bir başarı göstermelidirler. ÖSYM tarafından her yıl temmuz ayında gerçekleştirilen bu sınavda öğrencilere çoktan seçmeli soruların bulunduğu sayısal ve sözel bölüm olmak üzere iki bölümde sorular yöneltilmekte ve kendilerine tanınan 160 dakikada bu sorulara cevap vermeleri istenmektedir. Sayısal bölümde 60 adet matematik ve sayısal mantık soruları bulunurken sözel bölümde ise 60 adet Türkçe soruları ve sözel mantık soruları bulunmaktadır. Sınav sonucunda öğrencilerin sayısal, eşit ağırlıklı ve sözel olmak üzere 3 farklı puan türünde DGS puanları ve genel sıralamaları hesaplanmaktadır. Her bir puan türü için puanların hesaplanmasında sayısal ve sözel bölümlerin çarpılacağı kat sayı değişkenlik göstermektedir. Sayısal DGS puanı için sayısal bölümün kat sayısı 3 iken sözel bölümün kat sayısı 0,6 dır. Sözel DGS puanı için sözel bölümün kat sayısı 3 iken sayısal bölümün kat sayısı 0,6 dır. Eşit ağırlıklı DGS puanı için sayısal bölümün kat sayısı ile sözel bölümün kat sayısı aynıdır ve 1,8 dir. Sayısal ve sözel DGS puanlarının hesaplanmasında sayısal ve sözel kat sayıları arasında ciddi oranda fark gözükmekte ve bu durum kendi puan türünde bulunan bir testin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. DGS sınavı ile herhangi bir lisans programlarına geçecek öğrenciler için geçeceği lisans kontenjanının %10 u kadar DGS kontenjanı verilmektedir (Akdemir vd., 2015). Hangi lisans programına hangi ön lisans programından dikey geçiş yoluyla öğrenci kabul edileceği, YÖK tarafından belirlenmektedir (Günay ve Özer, 2016). 107

112 Meslek Yüksek Okullarından mezun olan tüm öğrencilerin DGS ile lisans programlarına geçişi oldukça sınırlı sayıda öğrenci için bir şanstır. Bunun iki temel nedeni bulunmaktadır. Birincisi; üniversitelerin lisans programlarında DGS ile yerleştirilen ön lisans mezunları için çok kısıtlı kontenjan ayrılmaktadır. İkincisi de, yapılan merkezi sınavın (DGS), mesleğe yönelik olarak değil, genel yeteneğe yönelik olarak hazırlanıp uygulanmasıdır (Ünlüönen ve Boylu, 2005). MATERYAL VE YÖNTEM Çalışmanın hedef kitlesi Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy Meslek Yüksekokulunda son sınıfta bulunan ve mezun olan öğrencilerden 2016 yılında yapılan DGS sınavına girmiş 50 öğrencidir. Çalışmada öğrencilerin ön lisans eğitiminde 1. Sınıf güz döneminde aldıkları Matematik dersinin DGS sınava etkileri üzerine bir inceleme gerçekleştirilecektir. Bu etkileri belirleyen ise öğrencilerin güz döneminde aldıkları matematik dersinin geçme notundaki başarının DGS sınavına ne ölçüde katkı sağladığı olacaktır. Matematik dersinin seçilmesindeki temel amaç hedef kitlenin sayısal bir alanda okuyor olması ve sadece matematik başarısı dahi herhangi bir lisans programını kazanması için tek başına yeterli olmasıdır. Güz dönemi matematik dersinin seçilmesinin sebebi ise bu dönemdeki gösterilen konular ile DGS matematik konularının paralel olmasıdır. Şekil 1. Hedef kitlenin demografik özellikleri 108

113 Hedef kitle olarak belirlenen 50 öğrencinin matematik dersindeki başarısının harf karşılığını Resim 1 de verilmektedir. Şekil 1 e göre hedef kitlenin % 12 si AA, %12 si BA, % 14 ü BB, %14 ü CB, %16 sı CC, %16 sı DC ve %16 sı DD ile dersi geçme başarısı göstermişlerdir. Şekil 2. Öğrencilerin matematik ortalamasını geçme başarısı Hedef kitle olarak belirlenen 50 öğrencinin 25 tanesi DGS sınavındaki matematik ortalamasını geçme başarısı Çizelge 1 de ve Şekil 2 de gösterilmiştir. Çizelgeye göre bu öğrencilerden ders notu AA olanların %83 ü, BA olanlarının % 66 sı ortalamayı geçme başarısı gösterdiği görülmüştür. Diğer ders notundaki öğrencilerin ortalamayı geçme başarısı %50 nin altında kaldığı görülmüştür. Çizelge 1. Öğrencilerin matematik ortalamasını geçme başarısı Çalışmanın Yöntemi 109

114 Çalışmada öğrencilerin matematik dersini geçme notu ve DGS sınavındaki matematik netleri dikkate alınarak SPSS isimli istatistik yazılımında uygulanmıştır. Yine gerçekleştirilen bu çalışmada öğrencilerin matematik dersi geçme notu ile 2016 DGS sınavı matematik ortalamasını geçme başarısı da aynı yöntemle analiz edilmiştir. Çalışmanın devamında ise hedef kitlede bulunan 50 öğrenciden kaç tanesinin DGS yi kazandığı ve kazanan öğrencilerin ön lisans eğitiminde aldığı matematik dersini hangi ders notu ile geçtiğinin analizi yapılmıştır. Çalışmanın Bulguları Hedef kitlenin ön lisans öğreniminde güz dönemi matematik dersini geçme notundaki başarısı DGS sınavı ile bir lisans programına kayıt yaptırma hakkı kazanmasında anlamlı bir etkiye sahiptir. Resim 3 de de görüldüğü üzere yapılan bu çalışma sonucun da hedef kitlede bulunan 50 öğrenciden 8 tanesinin DGS sınavını kazandığı tespit edilmiştir. Ayrıca DGS sınavında başarı gösteren öğrencilerin matematik derslerini geçme notu Şekil 4 de görülmektedir. Resme göre DGS yi kazanan 8 öğrenciden %50 si matematik dersini AA, %25 i BB, %12 si CC ve %13 ü DD ile geçme başarısı göstermişlerdir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ders geçme notu DGS kazanma değişkeni üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Şekil 3. Öğrencilerin DGS sınavını kazanma başarısı Hedef kitlenin matematik dersini yüksek veya daha düşük bir ders notu ile geçmesinin DGS sınavına istatistiksel olarak etkisi önemlidir. Bu etki Resim 4 de gösterilmektedir. Grafikte matematik dersindeki başarı, DGS yi kazanmada önemli ölçüde etkili olduğu görülmektedir. 110

115 Şekil 4. Öğrencilerin harf karşılığına göre DGS sınavını kazanma başarısı Bu durumda kurulan hipotezin doğruluğu elde edilen sonuçlar ile sağlanmıştır. Matematik dersini geçme notu DD olan ve DGS yi kazanan 1 öğrencinin de 2. Sınıfın sonunda ya da mezun olduktan sonra özel bir çalışma sonucunda DGS yi kazanma başarısı gösterdiği düşünülmektedir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz matematik dersinde gösterilen başarı tek başına DGS yi kazanma değişkeni üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Çizelge 2. Öğrencilerin harf karşılığına göre DGS sınavını kazanma başarısı SONUÇ Çalışma, ön lisans eğitiminde öğrencilere verilen matematik ders içeriği ile DGS matematik ders içeriğinin aynı olduğu göz önüne alınarak gerçekleştirilmiştir. Ders içeriklerinin aynı olmasından dolayı matematik dersini yüksek bir not ile geçen ve daha düşük bir not ile geçene göre DGS yi kazanma 111

116 başarıları açısından bir farklılık olup olmadıklarını test etmek için gerçekleştirilmiştir. Yapılan istatistik analizden elde edilen sonuçları aşağıdaki başlık altında toplamak mümkündür. Çalışma kapsamındaki 50 öğrenciden 8 tanesi DGS yi kazanmış ve 8 öğrencinin %87,5 matematik dersini başarılı bir not ile geçmiştir. Matematik dersindeki başarı DGS yi kazanma üzerine bir etki oluşturduğu görülmüştür. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz, ön lisans eğitiminde gösterilen matematik derslerinin ders saati arttırılması, öğrencilerin DGS ye hazırlanmaları için okul bünyesinde kurs düzenlenmesi DGS yi kazanan öğrenci sayında artış sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca DGS hakkında daha detaylı bilgiler verilerek öğrencilere 1. sınıfın başından itibaren sınava çalışmalarının sağlanması ve ön lisans öğrencilerinin dikey geçiş yapacağı lisans programlarının sayısı ve kontenjanı artırılarak DGS yi kazanan öğrenci sayısına olumlu katkı yapacaktır. KAYNAKLAR Boz, H., H., (2016). Bilgi Yönetimi Programından Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümüne Dikey Geçiş Problemleri, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiye Araştırmaları Enstitüsü. Akdemir, A., Karagöz, A., Salihoğlu, G., Konakay, G., Adalı, P., Koçyiğit, E., Zaimoğlu, Ö., (2015). Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Kariyer Planlarının Motivasyon Düzeylerine Etkilerinin Araştırılması, Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi, 4/1. Bozkurt, Y., Şener, G., (2013). Üniversite Öğrencilerinin Profilini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma: Meslek Yüksekokulu ve Fakülte Öğrencilerinin Karşılaştırılması, Erciyes Üniversitesi, Erciyes İletişim Dergisi, 3/1, Terim, B., Öztürk, A., (2009). Meslek Yüksekokul1u Öğrencilerinin Muhasebe Eğitimine Bakış Açılarının Değerlendirilmesi: Gördes Meslek Yüksekokulunda Bir Uygulama, Celal Bayar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, 7/2, Günay, D., Özer, M., (2016). Türkiye de Meslek Yüksekokullarının 2000 li Yıllardaki Gelişimi ve Mevcut Zorluklar, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 6/1, Ünlüönen, K., Boylu, Y., (2005). Türkiye de Yükseköğretim Düzeyinde Turizm Eğitimindeki Gelişmelerin Değerlendirilmesi, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 3/12,

117 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Süleyman E. EYİMAYA a, Taner DİNDAR b, Ali S. SARKIN c, Engin HÜNER d GÜNEŞ ENERJİSİ POTANSİYELİNİN İNCELENMESİ VE PV GÜÇ SİSTEMİ MODELLENMESİ ÖZ Bu çalışma Nallıhan Meslek Yüksekokulu elektrik enerjisi tüketimini karşılayabilecek düzeyde bir güneş paneli sistemi tasarlanması ve yenilenebilir enerjiden faydalanarak temiz enerji elde edinmesi amaçlanmıştı r. Yapılmak istenen çalışmada Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü güneş enerjisi potansiyel atlasındaki Nallıhan ilçesi güneşlenme süreleri, güneşlenme ışınımları, sıcaklık verileri alınmıştır. Alınan veriler ile güneş paneli sistemi örnek olarak MATLAB da modellenmiş ve simüle edilerek gerekli hesaplamalar yapılmıştır. Modellenen sistemle üretilebilecek elektrik enerjisi miktarı verileri kaydedilmiştir.güneş panelinin MATLAB/SİMULİNK modeli kurulmuştur. Bu modellemede Nallıhan ilçesine ait her ayın sıcakl ık ve güneş ışınım değerleri modelleme sistemine aktarılmıştır ve elde edilen simülasyon sonuçlarında panelin çıkış gerilimi, akımı ve güç değerleri bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Güneş, Enerji, Matlab ABSTRACT INVESTIGATION OF SOLAR ENERGY POTENTIAL AND PV POWER SYSTEM MODELING This study aimed at designing a solar panel system that can meet electricity consumption of Nallıhan Vocational School and to obtain clean energy by making use of renewable energy.in the study to be done, the Nallıhan county sunshine times, solar radiation, temperature data were taken from the Renewable Energy General Department's potential solar energy potential table. The solar panel and solar panel system are modeled and simulated in MATLAB with datas. The amount of electri c energy that can be generated by the modeled system is recorded.the matlab simulink model of the solar panel was modeled. In this model, temperature and solar radiation values of each month belonging to Nallıhan district are transferred to the modeling system and the output voltage, current and power values of the panel are found in the obtained simulation results. Keywords: Sun, Energy, Matlab (a) Ankara Üniversitesi Nallıhan MYO Elektronik ve Otomasyon Bölümü, Ankara-Türkiye, (b)ankara Üniversitesi Nallıhan MYO Elektronik ve Otomasyon Bölümü, Ankara-Türkiye, (c) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Kadirli MYO Elektrik Bölümü, Osmaniye -Türkiye (d) Kırklareli Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği, Kırklareli-Türkiye 113

118 GİRİŞ Gelişmekte olan ülkelerin enerji tüketimi her geçen gün artmaktadır. Bu artan talebi karşılamak için birçok ülkede fosil yakıtlar kullanılmaktadır. Artan enerji talebini fosil yakıtlarla bir taraftan karşılarken diğer taraftan çevre kirliliğine neden olduğu görülmektedir. Günümüzde fosil yakıtların yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılarak temiz enerji elde edilebilmektedir. Dünyada enerji tüketiminin artması nedeniyle enerji üretmek için birçok alternatif enerji kaynakları kullanılmaya başlanmıştır. Geçmiş yıllarda fosil yakıtlardan elde edilen enerji çevreye verdiği hava kirliliğinden dolayı yerini temiz enerji olarak adlandırılan yenilenebilir enerji kaynaklarına bırakmıştır. Bunların başında da güneş panellerinden kurulan bir sistem olan PV güç sistemleri yer almaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları içinden farkındalık yaratan güneş enerjisi kullanarak elektrik enerjisi üreten sistemler PV güç sistemleridir (Suda vd.,2016). Güneş panellerin maliyetlerinin geçmişten günümüze düşerek devam etmesi aynı zamanda kalitesinin artarak, verimlerinin artması bu sistemleri daha da kullanılır hale getirmektedir. Güneş sistemlerinde fotovoltaik olay güneş ışınının elektrik enerjisine dönüşmesi şeklinde tanımlanır. Bu paneller yüzeylerine ışık düştüğünden itibaren doğrudan elektrik üretmeye başlarlar. Üretilen elektrik enerji miktarının güneşin gelme açısı, güneş ışığının miktarı, panellerin kalitesi ile doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir (Bayrak ve Cebeci,2012). NALLIHAN A AİT GÜNEŞLENME DEĞERLERİ Nallıhan Ankara nın kuzey batısında yer alan, dört iklim kuşağından etkilenen bir bölgedir. Şekil 1 de Ankara iline ait güneş ışınım haritası verilmiştir. Şekil 2 deki Nallıhan ilçesine ait günlük ortalama ışınım değerlerinin aylara göre değişimi grafiğine göre, Nallıhan ın yıllık ortalama güneş ışınım potansiyeli 1426 kwh/m 2 olarak hesaplanmıştır. Şekil 3 te verilen Türkiye ye ait günlük ortalama ışınım değerlerinin aylara göre değişimi grafiğine göre ise, Türkiye nin yıllık ortalama güneş ışınım potansiyeli 1524 kwh/m 2 olarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamalara göre, Nallıhan güneş enerjisi potansiyeli bakımından Türkiye ortalamasına yakın olduğu görülmektedir. Şekil 1: Ankara ilinin güneş ışınım haritası ( 114

119 Güneş enerjisi potansiyeli değerlendirilirken günlük ortalama ışınım değerleri büyük önem taşımaktadır. Nallıhan ilçesine ait Şekil 2 deki günlük ortalama ışınım değerleri incelendiğinde, en yüksek değerin 6,21 kwh/m 2 ile haziran ayında, en düşük ise 1,37 kwh/m 2 ile aralık ayında gerçekleştiği görülmektedir. Şekil 4 de Nallıhan ın günlük ortalama güneşlenme süreleri aylara göre verilmiş olup, ortalama günlük 6,65 saat olmaktadır. Şekil 2: Nallıhan ilçesine ait günlük ortalama ışınım değerlerinin aylara göre değişimi (KWh/m 2 -gün ay) ( Şekil 3: Türkiye ye ait günlük ortalama ışınım değerlerinin aylara göre değişimi (KWh/m 2 -gün ay) ( 115

120 Şekil 4: Nallıhan ilçesine ait günlük ortalama güneşlenme süresinin aylara göre değişimi ( Şekil 2 ve Şekil 4 den elde edilen verilerin hesaplanması sonucunda Nallıhan ilçesine ait güneşlenme süreleri, sıcaklık, güneş ışınımı (Wh/m 2 ) miktarlarının aylara göre değişiminden Çizelge 1 elde edilmiştir. Çizelge 1. Nallıhan ilçesine ait güneşlenme süreleri, sıcaklık, güneş ışınımı (Wh/m 2 ) ve güneş ışınımı (W/m 2 ) değerlerinin aylara göre değişimi tablosu Aylar Güneşlenme Sıcaklık ( C ) Güneş Işınımı Güneş Işınımı Süreleri (Saat) (Wh/M2) (W/M2) Ocak 3,21 1, ,67 Şubat 4,53 3, ,50 Mart 4,76 6, ,00 Nisan 6,41 11, ,87 Mayıs 8,55 15, ,72 Haziran 9,82 19, ,38 Temmuz 10, ,10 Ağustos 9,89 21, ,12 Eylül 8,44 18, ,18 Ekim 6 13, ,33 Kasım 4,45 8, ,73 Aralık 3,22 3, ,47 Ortalama 6,65 12,1 3907,5 587,52 116

121 NALLIHAN MESLEK YÜKSEKOKULU ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM VERİLERİNİN İNCELENMESİ Ankara Üniversitesi Nallıhan Meslek Yüksekokulu na ait elektrik enerjisi tüketim verileri 2016 yılı tüm ayları için incelenmiş olup, elde edilen veriler Çizelge 2 de gösterilmiştir. Yıllık elektrik enerjisi tüketim miktarı kw dır. Tüketim miktarının kurulacak güneş paneli sistemiyle karşılanacağı düşünülmektedir. Bunun için yıllık elektrik enerjisi tüketim miktarını karşılayacak bir sistem modellenmesi ve simülasyonu MATLAB programıyla yapılmıştır. Çizelge 2. Ankara Üniversitesi Nallıhan Meslek Yüksekokulu na ait elektrik enerjisi tüketim verilerinin aylara göre değişimi Aylar Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Toplam Nallıhan MYO Elektrik Tüketimi(kW) 2573 kw 2339 kw 2993 kw 2928 kw 2402 kw 1688 kw 1044 kw 1094 kw 992 kw 2392 kw 2446 kw 2371 kw kw 117

122 PV GÜÇ SİSTEMİNİN MATLAB / SİMULASYONU PV güç sistemi için Matlab/Simulink ile modellenmek üzere 270 W maksimum güce sahip ve çok kristalli Suntech STP270S-24_VB güneş paneli seçilmiştir. Şekil 5 te güneş panelinin akım-gerilim ve güç-gerilim değişim eğrileri verilmiştir. Şekil 5: STP270S-24_VB Güneş Paneli akım-gerilim ve güç-gerilim karakteristiği Şekil 6: PV Panel Simulink Modeli 118

123 Pv panelin MATLAB simulink modeli Şekil 6 da gösterildiği üzere kurulmuştur. Bu modellemede Nallıhan ilçesine ait her ayın sıcaklık ve güneş ışınım değerleri modelleme sistemine aktarılmıştır ve elde edilen simülasyon sonuçlarında panelin çıkış gerilimi, akımı ve güç değerleri kaydedilmiştir. Nallıhan ilçesine kurulacak tek STP270S-24_VB panelden elde edilecek akım, gerilim ve güç değerleri Şekil 6 daki modelin simülasyonu sonucunda elde edilmiştir ve çıkış değerleri Çizelge 3 te verilmiştir. Çizelge 3. PV Tek Panel Simulink Modeli Çıkış Değerleri Aylar Çıkış Gerilimi (Volt) Çıkış Akımı (Amper) Elektrik Enerjisi Üretimi (Watt-Saat) Elektrik Enerjisi Üretimi (Watt-Gün) Elektrik Enerjisi Üretimi (Watt-Ay) Ocak 30,51 4,07 124,18 398, ,12 Şubat 33,42 4,46 149,05 675, ,33 Mart 37,87 5,05 191,24 910, ,57 Nisan 37,23 4,96 184, , ,27 Mayıs 36,62 4,88 178, , ,99 Haziran 35,54 4,74 168, , ,20 Temmuz 34,16 4,55 155, , ,71 Ağustos 33,13 4,42 146, , ,15 Eylül 32,06 4,27 136, , ,12 Ekim 31,01 4,13 128,07 768, ,83 Kasım 25,29 3,37 85,23 379, ,84 Aralık 25,83 3,44 88,86 286, ,41 TOPLAM ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ (WATT-YIL) ,54 Elektrik enerjisi üretimi incelendiğinde (watt-ay) değerleri incelendiğinde en düşük 8583,41 watt-ay ile aralık ayı olduğu, en yüksek 49628,20 ile haziran ayı olduğu görülmektedir. STP270S-24_VB Güneş Panelinin Nallıhan da bir yıllık toplam ,54 watt elektrik enerjisi üretebileceği hesaplanmıştır. Çizelge 2 de elde edilen Nallıhan Meslek Yüksekokulu toplam elektrik enerjisi tüketiminin ( Kw) karşılanabilmesi için, 96 adet, her biri 270 watt maksimum güce sahip çok kristalli STP270S-24_VB güneş panelleri, 12 li grup olarak seri bağlanmış, bu seri bağlı olan gruplardan 8 adet oluşturulmuştur. Bu 8 adet güneş pili grubu da aralarında paralel bağlanmıştır. Şekil 6 da kurulan MATLAB modeli üzerinde Nallıhan ilçesine kurulacak 96 adet STP270S-24_VB panelden elde edilecek akım, gerilim ve güç değerleri simülasyon sonucunda elde edilmiştir ve Çizelge 4 te verilmiştir. 96 adet PV panel modeli çıkış değerleri incelendiğinde toplamda bir yıl için üretilen elektrik enerjisinin 27001,291 kw olduğu hesaplanmıştır. 119

124 Çizelge 4. PV 96 Adet Panel Simulink Modeli Çıkış Değerleri Ve Nallıhan MYO Elektrik Enerjisi Tüketim Verileri Aylar Çıkış Gerilimi (Volt) Çıkış Akımı (Amper) Elektrik Enerjisi Üretimi (Watt- Saat) Elektrik Enerjisi Üretimi (Watt-Gün) Elektrik Enerjisi Üretimi (Watt-Ay) Nallıhan MYO Tüketim (Watt-Ay) Ocak 245,30 32, , , , ,00 Şubat 271,82 36, , , , ,00 Mart 364,79 48, , , , ,00 Nisan 352,08 46, , , , ,00 Mayıs 336,07 44, , , , ,00 Haziran 310,89 41, , , , ,00 Temmuz 284,97 38, , , , ,00 Ağustos 273,73 36, , , , ,00 Eylül 261,92 34, , , , ,00 Ekim 251,38 33, , , , ,00 Kasım 202,78 27, , , , ,00 Aralık 207,12 27, , , , ,00 TOPLAM ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ (WATT-YIL) , ,00 SONUÇ/ÖNERİ Nallıhan Meslek Yüksekokulu nun tükettiği elektrik enerjisini karşılayabilecek, STP270S-24_VB güneş paneli sistemi MATLAB/SİMULİNK te modellenmiştir. Bu modelde 270 watt gücündeki tek PV panel ve 96 adet PV panel grubunu kullanarak elektrik enerjisi üretim değerleri hesaplanmıştır. 96 adet PV panel modeli çıkış değerleri aylara göre incelendiğinde sonuçlar elde edilmiş olup toplamda üretilen elektrik enerjisinin 27001,291 kw olduğu hesaplanmıştır. Bu değeri Nallıhan Meslek Yüksekokulu nun bir yılda tükettiği elektrik enerjisi olan Kw ile kıyasladığımızda, güneş panelleri ile üretilen elektrik enerjisinin yapılan tüketim için yeterli olacağı saptanmıştır. Bu sistem Nallıhan Meslek Yüksekokulu na temiz yenilenebilir elektrik enerjisi temin etmenin yanı sıra, okulda öğrenim gören Elektronik ve Otomasyon bölümü öğrencileri içinde örnek bir uygulama ve proje alanı oluşturacaktır. 120

125 KAYNAKLAR Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü, E.Tar: Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü, E.Tar: C. Suda, B. Metin, K. Cengiz, E. Er, M. Öğün, K. Topçuoğlu, Pv güç sistemi modellemesi,küresel Mühendislik Çalışmaları Dergisi 3. Anadolu Enerji Sempozyumu Özel Sayısı,3(1) (2016),61-71 G. Bayrak ve M. Cebeci, 3.6 kw gücündeki fotovoltaik generatörün matlab simulink ile modellenmesi, Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstititüsü Dergisi, 28(3) (2012),

126 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Taner DİNDAR (a),süleyman E. EYİMAYA (b), Engin HÜNER (c),ali S. SARKIN (d) MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA UYGULAMALI EĞİTİM MODELİ (UYEM) APPLIED EDUCATION MODEL IN VOCATIONAL HIGH SCHOOL (AEM) ÖZET Meslek yüksekokullarındaki öğrencilerin staj döneminde iş prensipleri edinme, iş hayatını tanıma, tecrübe kazanma, okulda öğrendikleri teorik bilgileri uygulama alanında göstermeleri beklenmektedir. Bu çalışmada meslek yüksekokullarındaki öğrenciler için uygulanan staj eğitiminin daha verimli hale gelmesi için uygulamalı eğitim modeline (UYEM) geçilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada meslek yüksekokullarının staj eğitimi ve süreleri göz önünde tutulmuştur. Bu süreler kullanılarak çeşitli örneklerle hesaplamalar yapılmıştır. Meslek yüksekokullarında uygulanan staj yönergeleri incelenerek uygulanacak modelin planları hazırlanmıştır. Meslek yüksekokullarındaki staj uygulamalarının veriminin artırılması için bu çalışmada uygulamalı eğitim modeli önerilmektedir. Bu uygulama ile öğrenci ders döneminde uygulamalı eğitim fırsatı bulmaktadır. Böylece öğrenci öğrendiklerini anında uygulayacaktır. Bununla birlikte öğrenci stajı zorunlu bir faaliyet olarak görmeyecek ve meslek bilincini daha erken edinecektir. Bunlara ek olarak önerilen UYEM ile üniversite sanayi işbirliğinin gelişmesi de hedeflenmektedir. Anahtar kelimeler: Meslek Yüksek Okulu, Eğitim, Staj ABSTRACT APPLIED EDUCATION MODEL IN VOCATIONAL HIGH SCHOOL (AEM) It is expected that students of vocational high schools in internship period will acquire work principles, recognition of work life, gain experience and theoretical knowledge learned at school to demonstrate in practice. In this study, it was aimed to pass applied education model (AEM) for more efficient of internship training for students of vocational high schools. Internship training and duration of the vocational high schools are considered in the study. Calculations were made with various examples using these periods. Internship guidelines applied in vocational schools are examined and plans of the model to be implemented are prepared. In order to increase the efficiency of the internship application in the vocational high schools, an applied education model (AEM) is proposed in this paper. With this application, students are given practical training during the semester. So the students will apply what they learn immediately. However, the student will not see the internship as a mandatory activity and to have vocational awareness earliest. In addition to these, with the proposed AEM is aimed at the development of university industry cooperation. Keywords: Vocational High Schools, Education, Internship (a) Ankara Üniversitesi Nallıhan MYO Elektronik ve Otomasyon Bölümü, Ankara-Türkiye, (b) Ankara Üniversitesi Nallıhan MYO Elektronik ve Otomasyon Bölümü, Ankara-Türkiye, (c) Kırklareli Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği, Kırklareli-Türkiye (d) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Kadirli MYO Elektrik Bölümü, Osmaniye-Türkiye 122

127 GİRİŞ Meslek Yüksekokulların temel amacı mesleklere nitelikli insan gücü yetiştirmektir. Bununla birlikte okullarda almış oldukları mesleki eğitimle beraber üretken, sorumluluk sahibi, çalışkan ve yetkin insanları sanayiye yetiştirmektir. Meslek Yüksekokul programlarında 4 yarı yıllık eğitim-öğretim, teorik ve uygulamalı olarak yürütülmektedir. Bu model kapsamında Meslek Yüksekokullarında 4 dönem üzerinden verilen eğitimlerin, 3 dönemi okulda teorik ve pratik eğitim, 4. Döne mde ise okulda gördüğü eğitimle eş zamanlı olarak işletmelerde uygulamalı eğitim olarak düzenlenmiştir. MEVCUT EĞİTİM MODELİ VE STAJ UYGULAMASI tarihinde sayılı resmi gazetede yayınlanan MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİM BÖLGESİ İÇİNDEKİ MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN İŞYERLERİNDEKİ EĞİTİM, UYGULAMA VE STAJLARINA İLİŞKİN ESAS VE USULLER HAKKINDA YÖNETMELİK te meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrencilerin öğrenim süreleri içinde kazandıkları teorik bilgi ve deneyimlerini pekiştirmek, laboratuvar ve atölye uygulamalarında edindikleri beceri ve deneyimlerini geliştirmek, görev yapacakları iş yerlerindeki sorumluluklarını, ilişkileri, organizasyon ve üretim sürecini ve yeni teknolojileri tanımalarını sağlamak amacıyla yürütülecek staj faaliyetinin tanımlamaları esas ve usulleri belirtilmiştir. [1] Yönetmelikte Madde 17 de yer alan staj zaman ve süresi şu şekildedir: Öğrenimleri devam eden öğrencilerin stajlarını yarıyıl ve yaz tatiline rastlayan aylarda yapması esastır. Ancak işyeri koşullarının uygun olmaması durumunda bu süreler dışında öğretimi aksatmamak koşuluyla staj yapılabilir. Öğrenci bütün derslerini vermiş ancak, stajını henüz tamamlayamamış ise stajına herhangi bir ayda başlayabilir. Staj süresi, programın niteliğine göre 30 işgününden (240 saat)'den az, 60 işgününden (480 saat)'den çok olamaz. Öğrenim süresi içinde mesleki uygulama yapan yüksekokulların öğrencileri yukarıda belirtilen günlük staj süresinin dışında değerlendirilir. Stajlar yaz stajı olarak en az 30, en çok 60 iş günü devam eder. Stajlar aynı süre olmak şartı ile yıl içinde de yapılabilir. Yıl içi stajlarda staj ile birlikte eğitim devam eder. Staj yapılan günlerde dersler olmaz. ( Staj çalışmaları Ülkemizde meslek yüksekokullarından mezun olabilmek için yerine getirilmesi gereken şartlardan biri olup, mevcut durumda öğrenciler staj çalışmalarını en az otuz iş günü olmak üzere II. veya IV. dönemde yaz tatilinde yerine getirmektedirler. (Karacan ve Karacan,2004) UYGULAMALI EĞİTİM MODELİ (UYEM) Üniversitelerde uygulan zorunlu yaz staj uygulamalarının öğrenciler ve sanayi için birçok dezavantajı vardır: -Öğrencinin yaz stajı sonucunda mezuniyet durumunun gecikmektedir. -Dikey Geçiş Sınavı ile yaz stajının aynı tarihte olması sebebiyle yaşanan sıkıntılar oluşmaktadır, - Teorik bilgilerin uygulama ile birleşmesindeki aksaklıklar - Kısa süre içerisinde yaz staj uygulamasının sona ermesi ve adapte olma sorunları - Mezun olan öğrencilerin iş bulmasında gecikmeler - Kamu personeli olması için başvuruların gecikmesi Meslek yüksekokullarında uygulanan mevcut yaz staj uygulamalarındaki eksiklikler göz önüne alındığında, mevcut yaz staj modelindeki dezavantajların ortadan kaldıracak ve öğrencile rin pratik bilgileri ile işyerinde çalışma bilgisinin artacağı bir uygulamalı eğitim modeli önerilmektedir. Bu modelde öğrencilerin yapmakta olduğu 30 işgünü olan yaz stajı, ön lisans öğreniminin 4. Dönemi içerisinde okuldaki teorik dersleri ile eş zamanlı olarak yapılacaktır. UYEM in öğrenciye, sektöre ve meslek yüksekokullarına sağlayacağı faydalar şu şekildedir: 123

128 -Öğrenci mesleğini daha erken tanıma fırsatı bulan öğrenci kariyer planlamasını buna göre yapacak ve öğrenimini tamamladığında daha tecrübeli olarak iş hayatına atılacaktır, - Öğrenci okulda gördüğü teorik bilgileri eşzamanlı olarak işyerinde uygulama ve işyerinde karşılaştığı sorunları sorumlu akademik personel yardımıyla çözme fırsatı bulacaktır, -Öğrenci 6 haftalık yaz stajının aksine 15 haftalık süreçte işyerini daha iyi tanıyarak uyum sürecini atlatabilecektir. Bu durumda sektöre işgücü olarak daha faydalı olacaktır. -Sektör kendilerine uyum sağlayabilecek öğrencileri bu sürede tespit edecek ve mezuniyet sonrasında bu öğrencilerin istihdamını sağlayarak, bu öğrencilerin işletmelere daha kısa sürede adaptasyonunu sağlayacaktır. -Üniversite ile yakın ilişkide olunacağından pratik iş hayatında karşılaşılan sorunların bilimsel düzeyde çözümü için daha samimi bir ortam oluşacak ve iş dünyası ile akademik personelin kaynaşması sağlanacaktır. - Kamuda işe girmek isteyen öğrencilerin başvurularda gecikmemesi sağlanacaktır. -Sanayi ve Üniversitelerin ortak projeleri olması sağlanacaktır. Meslek yüksekokulları öğrencilerinin staj uygulamaları 30 günden az, 60 günden ise çok olamayacağı ilgili yönetmeliklerde belirtilmiştir. Bu uygulama modelinde öğrencilerimizin dördüncü yarı yılında stajını okuldaki öğrenimi ile birlikte yapması ve bu şekilde mezun olması planlanmaktadır. UYEM de planlanan zamanlama tablosu aşağı verilmiştir. Çizelge 1. UYEM Zaman Tablosu (Kamu da istihdam sağlanması) HAFTA BİLGİ UYGULAMA (GÜN) UYGULAMA (SAAT) 1. HAFTA İŞYERİ TANITIMI HAFTA YAPILACAK İŞİN BELİRLENMESİ HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA

129 14. HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA 2 16 Toplam 30 GÜN 240 SAAT Çizelge 2. UYEM Zaman Tablosu (Özel sektörde istihdam sağlanması) HAFTA BİLGİ UYGULAMA (GÜN) UYGULAMA (SAAT) 1. HAFTA İŞYERİ TANITIMI HAFTA YAPILACAK İŞİN BELİRLENMESİ HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA HAFTA UYGULAMA 3 16 Toplam 45 GÜN 360 SAAT Çizelge 1 de görüldüğü üzere 4. Dönemde 15 hafta ders yapıldığı baz alınmıştır. Öğrenci kamuda staj yaptığı varsayılmış olup, böylece öğrenci haftada 2 gün ve günde 8 saat olmak üzere, 30 iş günü ve 240 saat staj yapmış olacaktır. Çizelge 2 de ise öğrencinin özel sektörde staj yaptığı varsayılarak, haftada 3 gün ve günde 8 saat olmak üzere, 45 iş günü ve 360 saat staj yapmış olacaktır. Bununla birlikte okulda eğitimini sürdürecektir, haftada 3 gün teorik dersleri olacaktır. 125

130 Meslek Yüksekokulu öğrencileri, staj eğitim boyunca kazandıklarını her hafta bilgilerini ve deneyimlerini kendi arkadaşlarıyla ve öğretim elemanlarıyla Mesleki tecrübe ve uygulama alanları adlı derste paylaşacak ve konular tartışılacak çözümler bulunacaktır. Mesleki uygulamanın amacına uygun bir şekilde yapılabilmesi için stajların düzenli bir şekilde kontrol edilmesi gerekmektedir. Bunun için bir öğretim elemanı görevlendirilecektir. Öğrencinin stajında başarılı olabilmesi için işyerinden bir geçer not alması (en az 60) ve Mesleki tecrübe ve uygulama alanları dersinden de yine aynı şekilde bir geçer not alması gerekmektedir. Stajın kabul edilmesi için bu staj değerlendirme ve Mesleki tecrübe ve uygulama alanları dersinin toplam ortalamasının 60 olması gerekmektedir. Başarısız öğrencinin de stajı ve dersi tekrardan alması gerekecektir. Bunlarla birlikte tabi ki UYEM programının dezavantajları olacaktır. Öğrencilerin dönem içinde sigorta girişleri ilk işe başladığında yapılır. Bunla beraber aylık sigorta primleri yatırılır. Aylık sigorta primleri yapılırken öğrencinin devam koşulunu takip edilip yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde sigorta kısımlarında problemlerle karşılaşıla bilinir. Bunu da takip edersek sorun ortadan kalkacağı düşünülmektedir. SONUÇ Meslek yüksekokullarındaki mevcut staj uygulamaları yaz döneminde olduğundan dolayı öğrenciler staj süresince okula geri bildirim sağlayamadıkları için stajın kalitesi düşmektedir. Staj uygulamasının veriminin artırılması için bu çalışmada uygulamalı eğitim modeli önerilmiştir. Bu uygulama ile öğrenci ders döneminde uygulamalı eğitim fırsatı bulacaktır. Böylece öğrenci üniversitede öğrendiği teorik bilgilerini gerçek iş ortamında uygulama fırsatı bulacaktır. Bununla birlikte öğrenci stajı zorunlu bir faaliyet olarak görmeyecek ve meslek bilincini daha erken edinecektir. Bunların sonucunda, önerilen UYEM ile birlikte üniversite sanayi işbirliğinin gelişmesi de hedeflenmektedir. KAYNAKÇA 7 E.Tar: Karacan, S., Karacan, E., (2004), Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (8)/ 2 :

131 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Süleyman Sözen 14 POLİSLİK MESLEĞİ VE PROFESYONELLİK: TÜRKİYE DE POLİS NE KADAR PROFESYONEL? ÖZ Profesyonel mesleklerin varlığı modern toplumların temel özelliklerinden birisidir. Sanayi devrimi sonucu ortaya çıkan ve çeşitlenen profesyonel meslekler modern toplumsal yaşamın düzenlenmesinde önemli işlevler üstlenmektedir. İlk önce hekimlik, hukuk ve ilahiyat mesleği klasik profesyonel meslek olarak genel kabul görmüş, daha sonra da profesyonel meslek gruplarının sayıları ve çeşitleri 20. yüzyılda çok büyük bir artış göstermiştir. Bu yüzyılda her meslek kendini profesyonel olarak tanımlama ve profesyonel meslek statüsü kazanma çabası içinde olmuştur. Polislik mesleği de bunlardan birisidir. Bu bildiri üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk olarak, profesyonellik ve profesyonelleşme kavramları açıklanacaktır. Profesyonellikle ilgili çalışmaların bir bölümü, profesyonel meslekleri diğer mesleklerden farklı kılan karakteristik özellikler üzerinde yoğunlaşmıştır. Burada, çalışmanın amacı doğrultusunda, özellikle bir mesleğin profesyonel meslek statüsü kazanmasının koşulları üzerinde durulacaktır. Bildirinin ikinci bölümünde polislik mesleğinde profesyonellik ve profesyonelleşme konuları ele alınacak; son bölümde de Türkiye de polislik mesleğinin profesyonellik düzeyi profesyonellik ölçütleri çerçevesinde değerlendirilecektir. Çalışmanın temel amacı, profesyonellik boyutları bağlamında Türkiye deki polislik mesleğinin profesyonellik düzeyi üzerine değerlendirmelerde bulunmaktır. Anahtar Kelime: Profesyonellik, profesyonel meslek, polislik, Türk polisi ABSTRACT The process of professionalization has been a major development in modern societies. Professional occupations, which have emerged as a result of the industrial revolution, play an important role in modern social life. The professions of medicine, law and theology were generally accepted as the first three classical professions. Later, the number and variety of professional occupation groups greatly increased in the 20th century. In this century, every occupation has been trying to define itself a s "professional" and gain "professional status". Policing is one of them. This paper consists of three main sections. First, the concepts of professionalism and professionalization will be explained. Some of the relevant studies regarding professionalism have focused on the defining characteristics of professions differing from other occupations. In this study, the focus especially will be on the conditions for achieving the "professional status for an occupation. In the second part of the paper, professionalism and professionalization in policing will be dealt w ith. In the last part, the level of professionalism of policing profession in Turkey will be evaluated in terms of professionalism criteria. The main aim of this study is to evaluate the professionalism level of the policing profession in Turkey in the context of the basic elements of professionalism Key Words: Professionalism, Professional occupation, policing, Turkish Police. 14 Prof. Dr., Anadolu Üniversitesi, 127

132 GİRİŞ Modern toplumlarda, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte işbölümü artmış ve bunun sonucunda da uzmanlık bilgisine dayalı birçok meslek grupları ortaya çıkmıştır. Bu mesleklerden bazıları profesyonel meslek statüsü kazanarak meslekleriyle ilgili alanlarda düzenleme yetkisini kazanmışlardır. Günümüz toplumlarında profesyonel mesleklerin toplumsal yaşamda kritik bir rol oynadıkları kabul edilir. Her şeyden önce profesyonel meslekler, ekonomik ilişkilerde güvenin önemine işaret eder. Profesyonel meslek üyesi ile hizmet alıcısı (client) arasında güvene dayalı bir ilişki vardır. Başka bir deyişle, insanlar profesyonellere güven duyar ve bazı mahrem bilgilerini profesyonellerle paylaşır. Profesyonellik de mahremiyeti koruyarak ve mahrem bilgileri kötü amaçlarla kullanmayarak hizmet alıcısının güvenine layık olmayı gerektirir. Ayrıca, profesyonel meslek mensuplarının önceliği kendi ekonomik çıkarlarını maksimize etmek değil, topluma hizmet duygusudur. Bunun karşılığında da profesyoneller toplumda yetki, saygınlık, ayrıcalıklı ödül ve yüksek statü ile ödüllendirilirler. Tıp, hukuk ve ilahiyat klasik (ideal) veya gerçek profesyonel meslekler olarak kabul edilir. Profesyonellikle ilgili tartışmalarda genel olarak profesyonel mesleklerin özellikleri olumlu ve itibarlı unsurlarla ilişkilendirildiği için pek çok meslek de profesyonellik statüsü kazanarak, seçkinlerin bir parçası olma çabası içinde olmuştur. Mesleklerle ilgili çalışmalar temelde meslekler sosyolojisinin konusu olagelmiştir. Profesyonellik ve profesyonelleşme ile ilgili çalışmalar, 20. yüzyılın başlarından itibaren sosyolojik araştırmalarda uzun bir geleneğe sahiptir. Sosyologlar, 1950 li ve 1960 lı yıllarda profesyonel mesleklere özgü değerleri tanımlamaya çalışmış, aynı zamanda profesyonel meslekleri diğer meslek türlerinden ayıran kriterleri belirlemeye çalışmışlardır. Bu bildiride, öncelikle profesyonellik ve ilgili kavramlar kısaca açıklanacak, sonrasında da bir mesleğin profesyonelleşme sürecinde geçtiği aşamalar üzerinde durulacaktır. Bunu profesyonelliğin boyutlarının açıklanması takip edecektir. Diğer meslek gruplarında olduğu gibi polislik mesleği de profesyonel statü kazanma gayreti içerisinde olmuştur. Polislik mesleğinin profesyonelleşme süreci ele alındıktan sonra, son olarak Türkiye de polisin profesyonellik düzeyi profesyonellik boyutları bağlamında kısaca değerlendirilecektir. PROFESYONEL, PROFESYONELLEŞME VE PROFESYONELLİK Meslek gruplarıyla ilgili sosyolojik araştırmalar, açıklamalarında profesyonel meslek (profession), profesyonelleşme (professionalization) ve profesyonellik (professionalism) kavramlarını yoğun bir şekilde kullanmışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki birçok kavramda olduğu gibi profesyonellik kavramı üzerinde de herkesin uzlaştığı, hemfikir olduğu bir tanım bulunmamaktadır. Profesyonelliğin farklı kişilerce farklı anlamlarda kullanıldığı görülmektedir (Evetts, 2003 ve 2012). Bu bildiride profesyonel meslek, meslekler arasında özgün karakteristiklere sahip özel bir kategori olarak tanımlanmaktadır li ve 1960 lı yıllarda profesyonel mesleklerin ortak özelliklerinin neler olduğunu ortaya koyma yönünde çalışmalar ön plandaydı. Bu çalışmalar karakter, hususiyet (traits) yaklaşımı olarak adlandırıldı. Profesyonelleşme kavramı ise bir meslek grubunun profesyonellik özelliklerini elde ettiği, geliştirdiği ve koruduğu süreç olarak açıklanır. Kısaca, bir mesleğin profesyonel statü kazanma sürecini ifade eder (Abbott, 1988; Evetts, 2012). Profesyonellik de profesyonel meslek mensuplarının çalışmalarını yönlendiren değer, tutum, davranış ve standartları içerir. Profesyonellik, meslek değerlerinin korunması, meslek üyeleri tarafından benimsenmesi ve uygulanmasının özendirilmesi ile ilgilidir. Eliot Freidson a göre, bir meslek, tanımlanan bir dizi görevi yerine getirmeye kimlerin nitelikli (vasıflı) olduğunu belirleme, başkalarının (meslek üyeleri dışındakilerin) bu işi yapmasını engelleme ve performansı değerlendirme kriterlerini kontrol etme yetkisini elde ettiği zaman profesyonellik kazanmış olur (2001:12). 128

133 MESLEKLERİN PROFESYONELLEŞME SÜRECİ Harold Wilensky, 1964 yılında yazdığı The Professionalization of Everyone? başlıklı makalesinde Amerika daki çeşitli mesleklerin profesyonelleşme süreçlerini inceleyerek bunlar arasında ortak bir örüntü olduğunu belirtmiştir. Wilensky, bir işin (uğraşın) meslekleşmesi ve profesyonel meslek konumuna gelmesinin aşağıdaki aşamalardan geçtiğini ileri sürer. Bu aşamalar genelde birbirini izleyen sıralı adımlardır. Profesyonelleşme sürecinin ilk adımını, yapılması gerekli olan bir işin tam zamanlı olarak yapılmaya başlanması oluşturur. Bir başka ifadeyle, bir mesleğin ortaya çıkabilmesi, her şeyden önce toplumsal bir ihtiyaca cevap veren bir işin tam zamanlı olarak yapılmaya başlanmasını gerektirir. Bu ilk aşamadan sonra mesleki eğitim ihtiyacı doğar. Mesleki bilginin üyelere kazandırıldığı eğitim kurumlarının kurulması ikinci aşamayı oluşturur. Mesleki eğitim kurumlarının açılması için gayret gösterenler ve bu kurumlardan ilk eğitimi alanlar meslek örgütü oluşturmak için bir araya gelirler. Dolayısıyla, meslek örgütlerinin kurulması, profesyonelleşme sürecinin üçüncü adımını oluşturur. Meslek örgütünü kuranlar mesleklerinin temel işlevlerinin ne olduğu, mesleğe girişte kalite nasıl artırılabilir gibi konuları tartışırlar. Dördüncü aşamayı ise meslek alanının lisanslama ve sertifika vb. hukuki düzenlemelerle korunmasını sağlamaya yönelik politik faaliyetler oluşturur. Son aşama olan, mesleki uygulamalar için resmi (biçimsel, formel) etik kodların oluşturulması ile profesyonelleşme süreci tamaml anmış olur (Wilensky, 1964: ). Wilensky e göre birçok meslek profesyonelleşme mücadelesi verir, ancak bunlardan çok azı yukarıdaki aşamaları tamamlayarak profesyonel meslek statüsü kazanır. Bu süreci başarıyla tamamlayan mesleklerin toplumsal ve ekonomik statüleri yükselir, buna bağlı olarak da güçleri artar (Karasu, 2001). PROFESYONELLİK BOYUTLARI Daha önce değinildiği gibi çok farklı meslek grupları var ve bunlardan bazıları profesyonel meslek olarak adlandırılmaktadır. Profesyonel meslekleri diğer mesleklerden ayırt edici özellikler nelerdir? Profesyonellikle ilgili ilk çalışmalar bu sorunun cevabını aramışlardır. Birçok yazar 1950 li ve 60 lı yıllarda bir mesleği profesyonel meslek haline getiren karakteristik özellikler üzerinde durmuşlardır. Brown (1980) sosyologlar tarafından belirlenen profesyonellik boyutlarını aşağıdaki gibi sıralamıştır: 1. Uzmanlık bilgisi ve mesleki eğitim 2. Topluma hizmet misyonu 3. Özerklik 4. Meslek örgütü (birliği) 5. Mesleğe adanmışlık 6. Etik kodlar 7. Özyönetim 8. Toplumsal saygınlık 9. Müvekkiller (clients) üzerinde otorite 10. Profesyonel kültür 11. Maddi ödül (Brown, 1980:11-12). 129

134 Bu özelliklerin tümü birlikte profesyonellik kavramını oluşturmaktadır. Bugün bu yaklaşım çok itibar görmese de meslekleri karşılaştırmada ve profesyonelliği ölçmede kullanışlı bir çerçeve sunması nedeniyle önemini koruduğu ifade edilebilir. Bu çalışmalardan bir önemlisi de Hall in çalışmasıdır. Hall in Profesyonellik Özellikleri Richard H. Hall, 1968 yılında yayımladığı profesyonelleşme ve bürokratikleşme başlıklı makalesinde profesyonelliğin özelliklerini ortaya koymuştur. Bunlar aşağıda kısaca açıklanmıştır. 1. Temel referans olarak profesyonel meslek örgütünü alması Profesyonel meslek mensubu işine ilişkin düşünce ve yargılarının ana kaynağı olarak hem resmi profesyonel örgütü hem de enformel meslektaş topluluklarını görür. Meslek örgütleri üyelerinin mesleki kimliği, değerleri ve inançlarını pekiştirir. Profesyoneller, meslek toplantılarına katılarak, meslek dergilerini okuyarak meslek bilincini geliştirirler. Böyle bir bilince sahip olan meslek mensubunun da meslek standartlarına bağlı kalacağı düşünülür. 2. Kamu hizmetine olan inanç Bu bileşen, söz konusu mesleğin toplum için vazgeçilemez olduğu fikrini ve yapılan işin hem topluma hem de meslek mensubuna fayda sağladığı görüşünü içerir. Bir başka ifadeyle, meslek mensubu, mesleğinin toplum için vazgeçilmez olduğunu ve topluma yararlı olduğunu düşünür. 3. Özdenetim inancı Bu özellik, meslektaş denetimine olan inanca işaret eder. Profesyonel meslek, uzmanlık bilgisine dayandığı için mesleki faaliyetlerle ilgili değerlendirme yapabilecek, yargıda bulunabilecek yetkinliğe sahip olanlar yine kendi meslektaşlarıdır. Bu uygulama, arzulanan bir durum ve pratiktir. Meslek dışından olanlar bu yetkinlikten uzak olduklarından meslekle ilgili değerlendirmelerde bulunmaları kabul görmez. Freidson a (1994) göre profesyonel meslekleri diğer mesleklerden ayıran önemli bir özellik işe alma, eğitim ve yapılan işlerde kontrolün (denetimin) meslek üyelerinde olmasıdır. 4. Mesleğe adanmışlık duygusu Profesyonelin kendisini işine adaması ve daha az dışsal ödül olsa bile muhtemelen işini yapmaya devam isteği hissetmesidir. Profesyonel, kendini tamamen mesleğine adamıştır. Yaptığı işin kendisi için sadece bir araç değil aynı zamanda bir amaç olduğunu düşünür. Burada mesleğine tutkuyla bağlılık söz konusudur. Mesleğe bağlılık, o kadar güçlüdür ki işini ruhen tatmin olmak için yapar, parasal getiriler ikinci konumdadır. 5. Özerklik Bu bileşen, meslek mensubunun işiyle ilgili kararları özgürce, dış baskı tehdidi olmadan verebilme arzusuna işaret eder. Özerklik, bir meslek mensubunun hizmet alıcıların, mesleğe üye olmayanların veya çalıştığı kurumun baskısı olmadan, mesleği ile ilgili kararları kendisinin verebilmesi anlamına gelir (Hall, 1968 ve Snizek, 1972). PROFESYONELLİK BOYUTLARI, POLİSLİK MESLEĞİ VE TÜRK POLİSİ Diğer meslek grupları gibi polis de 20. Yüzyılın ilk yıllarından itibaren profesyonel statü kazanma çabası içinde olmuştur. Birçok ülkede toplumsal karışıklıklar veya polisin karıştığı skandalların ortaya çıkmasının ardından polisin profesyonelleşmesi önemli bir gündem maddesi oluşturmuş ve bu yönde adımlar atılmıştır. Örneğin, ABD de 1960 lı yıllarda yaşanan toplumsal karışıklıklardan sonra polisin 130

135 profesyonelleşmesi konusu tekrar önem kazandı yılında Başkan ın Polis ve Adalet Sistemi Komisyonu ve 1973 yılında Adalet Sistemi Standartları ve Amaçları Ulusal Danışma Komisyonu bu alanda atılmış önemli adımlardır. Bu tür reformlar, hem polisliği hem de polis idaresini dönüştürdü (Brown, 1980). Ancak, polislik mesleğinin kendine özgü şartları vardır. Her şeyden önce polislik, doktorluk ve avukatlık gibi bireysel olarak icra edilen serbest meslek değildir. Polis, mesleğini örgütsel yapı içinde ve hiyerarşik bir düzende icra eder. Dolayısıyla, polisin profesyonelleşmesi ilk başlarda bürokratikl eşme şeklinde gerçekleşmiştir. Buna karşılık, diğer meslek gruplarından farklı olarak polis memurları devriye hizmeti gibi birçok görevi hiyerarşik amirlerinin gözetimi altında olmadan yürütürler. Bu bağlamda polisin vatandaşla olan ilişkilerinde geniş bir takdir alanı vardır. Tüm bunlar polisin profesyonelleşmesine etki eden faktörlerdir. Bu genel açıklamalardan sonra polislik mesleğini ve Türk polisini yukarıda açıklanan profesyonellik boyutları çerçevesinde değerlendirebiliriz: Meslek Örgütü Wilensky tarafından da ifade edildiği gibi profesyonelleşme yolunda meslek örgütü kritik bir işlev yüklenmektedir. Meslek örgütünün varlığı o mesleğe girişin ve meslekte yükselişin düzenlenmesi, mesleki uygulamaların denetlenmesi, meslek etik kodlarının oluşturulup uygulanması, kısaca mesleğin profesyonelleşmesinde önemli bir unsurdur. Örneğin, İngiltere de hekimlerin 1832 yılında kurduğu Britanya Tıp Derneği (The British Medical Association) hekimlik mesleğinin gelişmesinde ve profesyonelleşmesinde önemli roller üstlenmiştir. Aynı ülkede polisin mesleki örgütlenmesine bakıldığında farklı rütbelerdeki polisi temsil eden üç ayrı meslek örgütü olduğu görülmektedir. Bunlar en alt rütbeden üst rütbelere doğru aşağıdaki gibi sıralanmıştır. 1. Polis Federasyonu (Police Federation) 2. Emniyet Amirleri Derneği (The Superintendents s Association) 3. Emniyet Müdürleri Derneği (The Association of Chief Police Officiers) Polislikle ilgili politikaların belirlenmesinde ve polisin profesyonelleşmesinde etkili bir meslek örgütü olan ACPO, 2015 yılında kapatıldı ve yerine aynı yıl Ulusal Polis Müdürleri Konseyi (The National Police Chiefs Council, NPCC) kuruldu. Amerika Birleşik Devletleri nde ise 1893 yılında reform yanlısı polis yöneticileri tarafından Uluslararası Polis Yöneticileri Örgütü nün (International Association of Chiefs of Police) kurulduğunu görüyoruz. Bundan başka, üniversite mezunu polis yöneticilerinin oluşturduğu Police Executive Research Forum (PERF), polisin eğitim ve profesyonellik düzeyini geliştirmek amacıyla önemli faaliyetler gerçekleştirmektedir (Sözen, 2004). Türk polisi açısından durumu değerlendirdiğimizde Türkiye de polisin bir meslek örgütü olmadığını görüyoruz. Ayrıca, polisin sendikal hakları da bulunmamaktadır. Geçmişte, 1970 li yıllarda Polis Derneği (POL-DER) ve Polis Birliği (POL-BİR) olarak dernek statüsünde örgütlenmeler vardı. Ancak böyle bir örgütlenme polisin kendi içinde sağ ve sol ideoloji doğrultusunda kamplaşmasına yol açmıştır ve mesleğe çok zarar vermiş; tahribatı ağır olmuştur. Bugün polisin örgütlenmesi ile ilgili yapılanmaya bakıldığında Türkiye Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği ile Emekli Emniyet Müdürleri Sosyal ve Yardımlaşma Derneğini görmekteyiz. Emekli Emniyet Müdürleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği çoğunlukla kendi üyel erinin kaleme aldığı, mesleki sorunlara değinen yazılara da yer verdiği Çağın Polisi adında bir dergi yayınlamaktadır. Derneklerin adından da anlaşılacağı üzere bunlar emekli polislerin sosyal amaçlı olarak kurdukları dernekler olup, meslek örgütü değildir. Yukarıda da tekrarlandığı gibi meslek örgütüne sahip olma profesyonel mesleklerin ayırt edici bir özelliğidir. Türkiye de polis adına polislikle ilgili alanlarda görüş bildirecek, onları temsil yeteneğine 131

136 sahip, mesleki gelişmeye katkıda bulunacak ve mesleğin düzenlenmesi, mesleki bilginin üretilmesi yönünde faaliyet gösterecek bir profesyonel meslek örgütünün bulunmaması polisinin profesyonelleşmesinin önündeki en büyük engellerden birisidir. Bugün birçok polis, teşkilatın sahipsiz olduğunu ifade etmektedir. Meslek örgütünün bulunmamasının böyle bir sahipsizlik duygusu yarattığı söylenebilir. Uzmanlık Bilgisi ve Mesleki Eğitim Uzmanlık bilgisi ve mesleki eğitim, mesleklerin profesyonelleşmesinde kritik bir öneme sahiptir. Profesyonel mesleklerin toplumsal saygınlık kazanmalarındaki en büyük faktörün, meslek üyelerince paylaşılan yüksek derecede sistematik ve kayıt altına alınmış bilgi olduğunu söyleyebiliriz. Profesyonel meslekler, diğer meslek gruplarınca ve sıradan kişiler tarafından anlaşılması zor olan, sadece kendi mesleklerine özgü bilgi sistematiğine sahiptirler. Mesleklerin oluşumu, önemli ölçüde, uygulama bilgisinin yanında teorik bilginin üretilmesi ile de ilgilidir. Uygulama bilgisi yanında akademik eğitim ve araştırma da profesyonelliğin önemli bir unsurudur. Bu çerçevede üniversiteler mesleklerin güçlü bir akademik bilgi temeline sahip olmasını sağlayarak profesyonelleşmede kritik bir işlev görür. Örneğin, Amerika nın reformcu polis müdürlerinden August Vollmer 1917 yılında polisin 36 aylık kolej düzeyinde bir eğitimden geçmesini önerdi. Çünkü Vollmer, yükseköğretimin polislik mesleğini profesyonel meslek statüsüne kavuşturacak bir araç olarak gördü (Joseph ve Keith, 2016). Daha güncel bir örnek İngiltere den verilebilir. İngiltere de 2012 yılında yeniden yapılanma çerçevesinde Polis Koleji (College of Policing) kuruldu. Bu eğitim kurumunun amacı; Polislik alanında akademik ve mesleki bilgi üretmek Meslek mensuplarının profesyonel gelişimini desteklemek Profesyonel standartları geliştirmek olarak belirlendi. Mesleki eğitim açısından değerlendirildiğinde Türk polisinin önemli kazanımları olduğu görülmektedir. 6 Kasım 1937 yılında bir yıllık meslek içi eğitim veren Polis Enstitüsü adı altında yüksek okul kurulmuştur. Eğitim süresi sırasıyla 1940 yılında 2 yıla, 1962 de 3 yıla ve 1980 yılından itibaren de 4 yıla çıkarılmıştır. 6 Aralık 1984 tarihinde 3087 Sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu ile Polis Akademisi adını alıp 4 yıllık lisans düzeyinde eğitim-öğretim veren bir Yükseköğretim kurumuna dönüştürülmüştür. Bugün Polis Akademisine bağlı olarak Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, Adli Bilimler Enstitüsü, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi, Polis Meslek Yüksek Okulları ve Polis Meslek Eğitim Merkezleri nde yükseköğretim düzeyinde mesleki eğitim verilmektedir ( Görüldüğü üzere ülkemizde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeyde mesleki eğitim veren birçok kurum bulunmaktadır. Burada belki de üzerinde durulması gereken konu bu kurumlarda verilen eğitimin ve eğiticilerin niteliğinin iyileştirilmesidir. Gelişmiş toplumlarla karşılaştırıldığında mesleki eğitim alanındaki en büyük eksikliğimiz üniversitelerde polislikle ilgili konularda bilimsel çalışma yapan araştırma merkezleri bulunmamasıdır. Bu da meslekle ilgili sistematik bilgi üretilmemesi sonucunu doğurmaktadır. Emniyet teşkilatı ile üniversiteler arasında polislik mesleğinin profesyonelleşmesine dair ortaklıklar ve işbirlikleri yok denecek kadar azdır. Özerklik Özerklik, mesleki kararları başkalarının müdahalesi olmadan kendi başına alabilme özgürlüğü ve serbestliğidir. Bu ayrıcalığın meşruiyet kaynağı profesyonellerin meslekle ilgili üst düzey bilgi, beceri ve yetkinliğe sahip oldukları inancıdır. Polis üzerinde yapılan çalışmalarda özerklik konusu sorunlu alanlardan biridir (Brown, 1980). Polislik bir yandan hiyerarşik ve bürokratik örgüt içinde yürütülür, diğer yandan da özellikle polis memurları devriye gezerken ve sokakta görev yaparken başlarında amirleri olmadan kendi başlarına hareket ederler. Bir taraftan sıkı bir emir komuta hiyerarşisine tabi olmak, diğer taraftan da geniş bir takdir 132

137 yetkisine sahip olmak polisliğin doğasından kaynaklanan paradoksal bir duruma işaret eder. Bu nedenle profesyonellik polis için daha önemli hale gelmektedir. Türkiye de mesleki uygulamalarda polisin özerkliğini zayıflatan en önemli sorun siyasilerin polis üzerindeki müdahaleleridir. Personel alımlarında, yer değiştirmelerde, terfilerde ve üst makamlara atanmada politik mülahazaların etkisi yadsınamaz (Sözen, 2004). Profesyonel Etik Kodlar Profesyonel mesleklerin bir özelliği de meslek üyelerinin davranışlarına yön verecek ilkeler ve kurallara sahip olmalarıdır. Meslek etiği, bir meslek grubunun o mesleğe ilişkin olarak oluşturup koruduğu, meslek üyelerini belirli bir şekilde davranmaya zorlayan, kişisel eğilimlerini sınırlayan, yetersiz ve ilkesiz üyeleri meslekten dışlayan, meslek içi rekabeti düzenleyen ve hizmet ideallerini korumayı amaçlayan ilke ve kurallar bütünüdür (Aydın ve Aydın, 2000, aktaran Sözen, 2004). Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye de de kolluk birimlerinin ve kolluk personelinin görevini yürütürken uyması gereken ilkeler belirlenerek Kolluk Etik İlkeleri adıyla 24 Ekim 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İçişleri Bakanlığının tarih ve 2007/95 sayılı Genelgesinde kolluk etik ilkelerin uygulanmasına yönelik ilgililer tarafından yapılması gerekenler sıralanmıştır. Genelgede; Merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan kolluk personelinin kolluk etik ilkeleri hakkında bilgilendirilmesi Hizmet anlayışına dönüşmesi için etik ilkelerin eğitim programlarının içine alınması ve personele bu kapsamda eğitim verilmesi Personelin performans değerlendirilmesinde etik ilkelere uyumun göz önüne alınması, Kolluk etik ilkelerinin broşür halinde basılıp alt birimlere ve personele dağıtılması ve kurumların internet sitelerinde yayınlanması öngörülmüştür (Sözen, 2014). Söz konusu genelgenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere kolluk etik ilkelerinin uygulanması bürokratik yapı içinde emir ve talimatla gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Meslekle ilgili düzenlemelerde yetki sahibi bir meslek örgütünün olmaması etik kodların meslek üyelerince benimsenmesi ve içselleştirilmesini zorlaştırmaktadır. Bürokratik hiyerarşi içinde yukarıdan aşağıya genelge yayınlayarak etik kodların uygulanmasını sağlamak pek mümkün olmayacağı, yasak savmak kabilinden geçiştirileceği söylenebilir. Topluma Hizmet Misyonu Profesyonellik, sistematik bilgi, uzmanlık ve beceriyi içerdiği gibi güven ve topluma hizmet unsurlarını da içerir. Kısaca profesyonellik, kamu yararına yönelik özgeci, diğerkâm (altruism) anlayışa dayanır. Polisin toplumdaki rolü, yerine getirdiği işlev ve bunların toplum için önemi dikkate alındığında polislik profesyonel meslek olmayı tam anlamıyla hak etmektedir. Güvenlik, en önemli temel ihtiyaçlar arasında yer alır. Polis, toplumun huzur ve güvenini sağlamak için mesai kavramı gözetmeden, yirmi dört saat fedakârca görev yapmaktadır. Tabii burada vurgulanması gereken nokta polisin bu bilinçle hareket edip etmediğidir. SONUÇ Mesleklerin profesyonelleşmesi ve profesyonellik konusu sosyolojinin önemli araştırma alanlarından olagelmiştir. Son yıllarda imtiyazlı bir meslek kategorisi olarak profesyonel meslekle rin öneminin azaldığı; örgütsel, ekonomik ve siyasi değişimlerden olumsuz etkilenerek özerkliklerinin ve meslekle ilgili özdenetim yetkilerinin zayıfladığı ifade edilmektedir (Evetts, 2003). Batı toplumlarında, özellikle Anglo-Sakson dünyada profesyonel mesleklerin ekonomik ve sosyal ilişkilerin düzenlenmesinde önemli bir güç odağı olduğu, bunun günümüzde zayıflamaya başladığı doğrudur. Ancak ülkemiz açısından değerlendirildiğinde Türkiye de mesleklerin profesyonelleşme düzeylerinin düşük olduğu; bundan dolayı da meslekleriyle ilgili düzenlemelerde ve mesleki gelişimin sağlanmasında yetersiz kaldıkları 133

138 düşünülmektedir. Dolayısıyla, eğitim, sağlık ve güvenlik gibi birçok kamu hizmeti alanında ortaya çıkan sorunlarımızın temelinde mesleklerin profesyonellik düzeyinin yetersizliğinin yattığı değerlendirilmektedir. Kuşkusuz bu düşünce ve görüşlerin bilimsel yöntemlerle test edilmesi gerekmektedir. Türkiye de polisin profesyonellik düzeyi yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerden dolayı düşük düzeyde olduğu için mesleğin kendi alanını düzenleme, özerk bir alan oluşturma, statü ve saygınlık kazanma yönünde sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bugün zaman zaman medyaya da yansıyan polislik uygulamalarındaki yanlışlıklar, hatalar ve eksikliklerin birçoğunun kasıtlı olmaktan ziyade polisin profesyonellik düzeyinin düşük olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Kaynakça: Abbott, A. (1988), The System of Professions: An Essay on the Division of Expert Labour. Chicago: University of Chicago Press. Brown, S. E. (1980), Conceptualizing police professionalism American Journal of Criminal Justice, C. 5(2), s Evetts, J. (2003), The Sociological Analysis of Professionalism: Occupational Change in the Modern World, International Sociology, C. 18(2), Evetts, J. (2012), Professionalism: Value and Ideology, Siociopedia.isa. doi: / Evetts, J. (2014), The Concept of Professionalism: Professional Work, Professional Practice and Learning içinde S. Billett et al. (eds.), International Handbook of Research in Professional and Practicebased Learning, Springer International Handbooks of Education. Freidson, E (1994), Professionalism Reborn: Theory, Prophecy and Policy. Cambridge: Polity Press. Freidson E. (2001) Professionalism: The Third Logic. Cambridge: Polity Press. Hall, R. H. (1968), Professionalization and Bureaucratization, American Sociological Review, C. 33 (1), s Joseph L. ve Keith P.(2016), Police Attitudes and Professionalism, Administrative Issues Journal: Connecting Education, Practice, and Research, C. 6(2). s Karasu K. (2001), Meslekleşme Olgusu ve Kamu Yönetimi, Ankara: Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları. Sözen S. (2004), Polis ve Profesyonellik, Polis Bilimleri Dergisi, 6 (3-4): Sözen, S. (2014), Demokratik Yönetişim ve Poliste Hesap Verebilirlik, Ankara: Adalet Yayınevi. Wilensky H. L. (1964), The professionalization of everyone? American Journal of Sociology, C. 70 (2), s

139 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Ahmet A. SÜZENa, Emre ARABACIb, Osman CEYLANc ARDUINO KULLANILARAK OBD II ÜZERİNDEN ARAÇ VERİLERİNİN WEB TABANLI TAKİBİ ÖZ 1970 yılında EPA (Environmental Protection Agency) tarafından temiz hava yasası getirildi. Bunun ile beraber araçlardaki emisyon ve çevre kirliliğini minimizi etmek için ECU (electronic control unit) ve sensörler kullanılmaya başlandı. OBD (Onboard Diagnostic), 1988 yılında SAE (Society of Automotive Engineers) tarafından araçların sensörlerin veri akışını harici kaynaklardan izlemek için kullanılan standarttır. OBD, 1990 yılında OBD II standardı olarak değiştirilmiştir. Günümüzde araçlardaki sensör verilerin akışının izlenmesi OBD-II standardı üzerinden yapılmaktadır. Tüm araçlarda kullanılması zorunlu olan OBD-II bağlantısı ile arıza durumunda oluşan hata kodlarına müdahale edilmektedir. Ayrıca araçta bakım yapılması gereken donanımın izlenmesi de sağlamaktadır. Bu uygulama çalışmasında, Wifi bağlantılı OBD II soketi üzerinden alınan verilerin Arduino Uno geliştirme kartı aracılığı ile web ortamına aktarılması gerçekleştirildi. Aracın yolculuk esnasında ürettiği hata kodları ve hız-yakıt bilgileri wifi modüllü arduino ile anlık olarak web ortamındaki yazılıma aktarılmaktadır. ASP.NET ile geliştirilen yazılım gelen hata kodlarını anlamlı metinlere çevirmektedir. Böylece sürüş esnasında karşılaşılan arıza durumlarında ilk müdahalenin uzmanlar tarafından yapılmasına imkân sağlanmıştır. Sistemin çalışması için gerekli internet, sürücünün mobil cihazının kişisel erişim noktası paylaşımı ile sağlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arduino, OBD II, Araç Takip, Web Tabanlı WEB BASED FOLLOW-UP OF VEHICLE DATA ON OBD II USING ARDUINO ABSTRACT EPA (Environmental Protection Agency) introduced a clean air law in Along with this, electronic control units (ECUs) and sensors are being used to minimize emissions and environmental pollution in vehicles. OBD (Onboard Diagnostic) is the standard used by the Society of Automotive Engineers (SAE) in 1988 to monitor the data stream of vehicle sensors from external sources. The OBD was changed to the OBD II standard in At present, monitoring of the flow of sensor data in vehicles is carried out through the OBD-II standard. The OBD-II connection, which must be used in all vehicles, interferes with error codes that occur in case of malfunction. It also monitors the equipment that needs to be serviced in the vehicle. In this application study, data received via OBD II socket with wi-fi connection was transferred to on web via Arduino Uno development card. The error codes and speed-fuel information generated by the vehicle during the journey are instantly transferred to the web environment via wi-fi modular arduino. Developed with ASP.NET, the software translates error codes into meaningful text. This makes it possible for the first intervention to be carried out by specialists in the event of a fa ilure during driving. The internet required for the operation of the system is provided by sharing the personal access point of the mobile device of the drive. Key Words: Arduino, OBD II, Vehicle Tracking, Web Based a Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, b Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Emin Gülmez Teknik Bilimler MYO, Burdur, c Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, 135

140 GİRİŞ Araç hakkındaki verilere erişmek ve müdahale etmek için elektronik kontrol üniteleri bulunmaktadır. Bunlar ECU(Electronic Control Unit) olarak adlandırılmaktadır. ECU lar araç içerisinde motor, şanzıman, vites konsolu, fren kontrol sistemi, motor geciktiricileri gibi ana başlıklarda toplanmıştır. Birbirinden farklı görevleri olan bu ECU lar kendi aralarında haberleşerek araç içi iletişim kurarlar. Bu iletişim ağı için CAN (Control Area Network) kullanılmaktadır (Yolcu ve Şahan, 2014). Araç hakkındaki verileri almak ve izlemek için OBD II protokolü ile tasarlanmış çok sayıda OBD II kontrol cihazı bulunmaktadır. OBD teknolojisi ve kablosuz teknolojinin beraber kullanımı ile araç verilerinin uzaktan izlenmesi de mümkün olmuştur (Türker ve Kutlu, 2014). Bu cihazlara örnek olarak uygulamalar çok fazla tercih edilen ELM327 cihazı verilebilir. Bu çalışmada araç içerisindeki OBD II soketi üzerinden alınan verilerin anlık olarak Arduino Uno geliştirme kartı aracılığı ile web ortamına aktarılması gerçekleştirilmiştir. Aracın yolculuk esnasında ürettiği hata kodları ve hız-yakıt bilgileri wifi modüllü arduino ile web ortamındaki veri tabanına kaydedilmektedir. ASP.NET ile geliştirilen yazılım gelen hata kodlarını anlamlı metinlere çevirmektedir. Böylece sürüş esnasında karşılaşılan arıza durumlarında ilk müdahalenin uzmanlar tarafından yapılmasına olanak sağlanmıştır. MATERYAL VE YÖNTEM On-Board Diagnostic (OBD) On-Board Diagnostic (OBD), aracın kendiliğinden tanı ve raporlama kabiliyetine atıfta bulunan bir otomotiv terimidir (Türker ve Kutlu, 2014). OBD sistemleri, araç sahibi veya onarım teknisyeninin çeşitli araç alt sistemlerinin durumuna erişimini sağlar. OBD aracılığıyla elde edilen teşhis bilgilerinin miktarı, araç bilgisayarlarının 1980'lerin başında piyasaya sürülmesinden bu yana çok çeşitlilik göstermektedir. OBD'nin ilk uygulamalarında, bir sorun tespit edildiğinde basitçe bir arıza gösterge lambası yanar, ancak sorunun doğası hakkında herhangi bir bilgi sağlamaz ( 2017). Modern OBD uygulamaları, gerçek zamanlı veri sağlamak için standartlaştırılmış bir sayısal iletişim portu kullanır ve ayrıca, araç içindeki arızaları hızla tanımlamaya ve düzeltmeye izin veren standart bir dizi teşhis sorun kodu ekler yılında Otomotiv Mühendisleri Topluluğu (SAE) tarafından standart bir teşhis konektörü ve tanı test sinyalleri seti olarak önerilen OBD ilk olarak 1968 yılında Volkswagen tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde kullanılan OBD II protokolü ise 1996 yılından itibaren kullanılmaya başlamıştır. Bu protokol EOBD (European OBD), JOBD (Japan OBD), HDOBD (Heavy Duty OBD) olarak özelleştirilmiş halleri de bulunmaktadır (en.0wikipedia.org, 2017). OBD-II hem yetenek hem de standardizasyonda OBD-I üzerinde bir gelişmedir. OBD-II standardı, Şekil 1 de görünen diyagnostik konektör türünü ve pin konumunu, mevcut elektrik sinyal protokollerini ve mesaj formatını belirtir. Aynı zamanda, her biri için verilerin nasıl kodlanacağı ile birlikte izlenecek araç parametrelerinin aday listesi sağlar. Konektörde, tarama aleti için araç aküsünden güç sağlayan bir pim vardır; bu da tarama aletini bir güç kaynağına ayrı ayrı bağlama gereğini ortadan kaldırır 136

141 ( 2017). Bununla birlikte, bazı teknisyenler, bir arızadan ötürü bir aracın elektrik enerjisi kaybına uğraması durumunda olağandışı bir durumda verileri korumak için tarama aletini hala bir yardımcı güç kaynağına bağlayabilirler. Son olarak, OBD-II standardı, standartlaştırılmış DTC'lerin (Teşhis Durum Kodu) listesini sağlar. Üreticiler ayrıca gerçek zamanlı veri taleplerinin yanı sıra sorun kodları da dâhil olmak üzere özel OBD-II uygulamasına özel veri parametreleri ekleyebilirler ( 2017). Şekil pinli OBD -II konektörü OBD II deki parametreler 4 haneli bir hex sayıyla temsil edilmektedir. Örneğin hız bilgisine ulaşılmak istenildiğinde istek olarak 010C verisini gönderilir. Sistem cevap olarak 010C ile başlayan ve sayısal değerle devam eden bir hex sayı dizisi gönderir. Buradan istenilen parametrenin değerini alınmış olur. Çalışmada örnek olarak kullanılan parametrelerin PID kodları ve tanımlamaları Çizelge 1 de verilmiştir. Çizelge 1. OBD2 den verilen tanımlanma değerleri PID Numarası Tanım Min Değer Max Değer Birim Formül Gaz Pedalı Gücü % A*100/ Motor Sıcaklığı C A C Motor Gücü 0 16, rpm ((A*256)+B)/4 01 0D Hız km/h A Araçlarda ECU üzerinde oluşan arızaları tanımlayan Diagnostic Trouble Codes (DTC) olarak bir kod dizisi standartlaştırılmıştır. OBD-II tarafından üretilen DTC mesajlarına karşılık DTC kod listesi üzerinden arıza tespiti yapılmaktadır (Lin vd., 2007 ). ELM327 OBD2 Bluetooth ELM327 OBD uyumlu araç ağı tarama cihazıdır. ISO (CAN), ISO (KWP2000), ISO9141-2, J1850 VPW, J1850 PWM protokollerini desteklemektedir. ELM327 OBD-II iletişim için çeşitli yazılımlar geliştirilmiştir. ELM327, Araç sensörlerinden gelen veriler bilgisayar sistemlerinde görüntülemeye olanak sağlar. İletişim yapılarına göre Bluetooth, Wi-Fi ve USB erişimli modülleri bulunmaktadır (Türker ve Kutlu, 2014). Gerçekleştirilen çalışmada Arduino geliştirme kartı ile bluetooth üzerinden haberleşeceği için Şekil 2 de görülen ELM327 OBD-II Bluetooth modülü tercih edilmiştir. 137

142 Şekil 2. ELM327 OBD-II bluetooth modülü Arduino Uno Arduino Uno 14 tane dijital, 6 tane analog giriş ve çıkışlara, 32KB Flash belleğe ve 16 MHZ hızında açık kaynak yazılım ve donanıma sahiptir. Arduino geliştirme kartına yazılım yüklemek için Arduino IDE yazılımını kullanmak gerekmektedir. Harici bir programlama kartına gerek duymadan bootloader ile programlama yapılabilmektedir (Badamasi, 2014). Çalışmada giriş çıkış pinleri sayısı tercih edilmiştir. Kontrol Cihazının Tasarlanması Çalışmada, arduino dan araç sensör bilgileri 1 dk aralıklarla talep edilecektir. Araç içerisinde yer alan ELM327 bluetooth ile veriler arduino a aktarılacaktır. Burada veriler işlenerek web ortamında bulunan veri tabanı kaydedilecektir. Web arayüzü ile veri tabanında istenildiği takdirde veriler incelenebilecektir. Çalışmada ELM327 ile haberleşmesi için HC05 Bluetooth modül ve web ortamına veri aktarabilmesi içinde ESP8266 Wifi modül kullanılmıştır. Gerçekleştirilen kontrol cihazının Şekil 3 de devre şeması verilmiştir. 138

143 Kontrol Cihazının Yazılımın Geliştirilmesi Şekil 3. Kontrol cihazının devre şeması Arduino üzerinde yer alan yazılım ELM327 üzerinden araca talep edilen verileri istekte bulunur. Bu isteğe karşılık gelen verileri işleyerek web ortamına göndermektedir. Kontrol yazılımı Arduino IDE üzerinden Arduino geliştirme kartına yüklenmektedir. Yazılım internet bağlantısını sürücünün cep telefonu üzerinden sağlamaktadır. Bu yüzden cep telefonunun Wifi ayarlarından kişisel erişim noktasını açması gerekmektedir. Arduino yazılımın çalışması için öncelikle initialize işleminin yürütülmesi gerekmektedir. ELM327 AT komutları ile çalışmaktadır. Bu yüzden AT komutları ile initialize işlemini gerçekleştirip, cihazı hazır duruma getirmek gerekmektedir. Arduino IDE üzerinde bu işlem aşağıdaki kod bloğu ile gerçekleştirilmiştir. [Arduino IDE] SoftwareSerial elm327(0, 1); elm327.begin(9600); elm327. println ( ATZ ); delay(2000); elm327. println ( ATEO ); delay(1000); elm327. println ( ATL0 ); delay(500); elm327. println( ATH1 ); delay(500); elm327. println ( ATSP 5 ); delay(500); elm327. println ( ); delay(500); Her bir araç sensörü verisinin PID değeri bulunmaktadır. Bu değeri Arduino ile araçtan talep etmek gerekmektedir. Örnek olarak araçtan motor verisini almak için 010C verisini gönderilir. Cevap olarak 139

144 01 0C aa bb formatında bir değer gelmektedir. Buradan aa ve bb değerlerini hex den decimal sayı sistemine dönüştürerek A ve B değerlerini elde edilir. Çizelge 1 de verilen formüller kullanılarak veri web ortamına aktarılır. Araçtaki ECU üzerinde kayıtlı DTC hata kodlarını almak için seri port dinlemesi yapılır. Dinleme sonucunda 5 (XXX XX) haneli bir hata kodu gelmektedir. Her DTC hata koduna karşılık hata tanımları veri tabanında saklanmaktadır. Şekil 4 de görüldüğü gibi veri tabanında saklanan 3170 DTC koduna karşılık tanımlama yapılmıştır. Gelen hata kodları web ortamına eşleştirilerek hata tanımı yapılmaktadır. Şekil 4. DTC hata kodlari veri tabani Web Arayüzün Geliştirilmesi Gerçekleşen çalışmanın web arayüzünde araçtan gelen verilerin izlenmesi sağlanmaktadır. Web arayüzü ASP.NET ile C# programlama dili kullanılarak geliştirilmiştir. Arduino geliştirme kartı ile alınan araç verileri wifi modülü ile web sayfasına Şekil 5 deki gibi querystring parametresi olarak gelmektedir. Bu parametreler tarayıcı adresi bölümünden alınarak veri tabanına kaydedilmektedir. Teknik uzmanlar arayüz üzerinden bu verilere Şekil 6 da görülen arayüz aracılıyla erişebilmektedir. 140

145 Şekil 5. Araçtan gelen verilen web ortamına aktarılması Şekil 6. Web arayüzü SONUÇ Gerçekleştirilen çalışma ELM327 cihazı üzerinden Arduino kullanılarak araç hakkındaki verilerin web ortamından takibini sağlamaktadır. Bu Araç takip yazılımı ile araçta kayıtlı DTC hata kodlarını, hız, sıcaklık ve güç gibi bilgilerin web ortamında kontrol edilmesini sağlamaktadır. Sistem sürüş esnasında veya teknik uzmanın uzak olduğu durumlarda olası sorunlara karşı hızlı ve doğru önlem almayı sağlamaktadır. Araç sürüşü esnasına gerçekleşen hata kodlarına karşı alınması gereken acil önlemleri uzman desteği ile sağlanması amaçlanmaktadır. Yazılımın gelecek çalışmalarında araçtan daha fazla veri aktarımı sağlamak ve alınan DTC kodlarını web ortamından silinmesi planlanmaktadır. KAYNAKLAR Badamasi, Y., A., (2014), The Working Principle Of An Arduino. IEEE Lin, C., Shiao, Y., Li, C., Yang, S., Shun-Hua Lin, S., Lin C. (2007), Real-Time Remote Onboard Diagnostics Using Embedded GPRS Surveillance Technology, IEEE Transactions on Vehicular Technology, 56(3), Türker, G., Kutlu, A., (2014), Araçlarda On Board Diagnostic Sistem ve Mobil Cihaz Uygulamaları, Akademik Bilişim 14 - XVI. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri, Mersin. cmrfzglhz25vc3rpy3m, E. Tar:

146 E. Tar: E. Tar: E. Tar: Yolcu, C, Şahan, B., (2013), Araç İçi Durum Takibi ve Arıza Tespit Cihazı, Elektrik Mühendisleri Odası Ç alıştayı, s:

147 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Ahmet A. SÜZENa, Emre ARABACIb, Osman CEYLANc 3D YAZICILAR İÇİN WPF TABANLI DİLİMLEME ARACININ GELİŞTİRİLMESİ: DİJİTAL RESSAM ÖZ 3D yazıcılar, mürekkep püskürtmeli yazıcı prensibinde çalışan ve çizilen 3D nesneleri kat kat malzeme ekleyerek imalatını yapabilen bir sistemdir. Hiçbir kesme, delme ya da zımparalama işlemine başvurulmadan üretim yapan 3D yazıcılar özellikle bilim dünyasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tür yazıcılar, tasarlanan 3D modellerin dilimleme araçları ile koordinatsal verilere dönüştürülmüş Gcode ları ile çalışmaktadır. Gerçekleştirilen çalışmada, 3D yazıcılar için kullanılacak Dijital Ressam isimli bir dilimleme aracı geliştirilmiştir. Uygula ma ile kullanıcı tasarlanmış 3D nesnelerinin üzerinden ölçüsel ve düzlemsel değişiklikler yaparak Gcode çıktılarını alabilecektir. Ayrıca uygulama tüm 3D yazıcıları ile uyumlu çalışmaktadır. Dijital Ressam uygulaması Visual Studio üzerinden WPF (Windows Presentation Foundation) teknolojisi ile geliştirilmiştir. Dilimleme aracı olarak geçen uygulamanın benzer çalışmaları yurtdışında olsa da WPF teknolojisi ile geliştirilmesinin örneği bulunmamaktadır. Uygulamanın gelecek çalışmasında öncelikle 3D nesnelerin katmanları uygulama içerisinden kontrol edilebilecektir. Ayrıca 3D yazıcılarda ortak olan temel ayarların dışında yazıcıya özgü ayarların yapılması sağlatılacaktır. Böylece 3D yazıcıları markalarına özgü yeteneklerin kullanımı kolaylaşacaktır. Anahtar Kelimeler: 3D Yazıcı, WPF, Dilimleme Araçları, Dijital Ressam. Abstract THE DEVELOPMENT OF WPF-BASED SLICING TOOL FOR 3D PRINTERS: DIGITAL PAINTER 3D printers, ink-jet printer manufacture 3D objects by adding material in layers and drawn in logic that is capable of running the system. 3D printers that manufacture without any cutting, punching or sanding process are widely used especially in the science world. Such printers work with Gcode, which has been transformed into coordinate data by means of slicing tools of the designed 3D models. In this study, a slicer named Digital Painter, which will be used for 3D printers, has been developed. Over dimensional and planar 3D objects designed with the application user will be able to get the output by making changes to the Gcode. In addition, the application is compatible with all 3D printers. The Digital Painter application was developed with Windows Presentation Foundation (WPF) technology via Visual Studio. Even though the similar application works as a slicing tool abroad, it is similar to the WPF technology used. In the future the application primarily from within the 3D object layers application control. Apart from the basic settings that are common on printer s also 3D printer-specific settings. Thus, the use of skills specific to 3D printers brand easier. Key Words: 3D Printer, WPF, Slicing Tools, Digital Painter. a Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, b Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Emin Gülmez Teknik Bilimler MYO, Burdur, c Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, 143

148 GİRİŞ Üç boyutlu yazdırma, bilgisayar ortamında tasarlanan üç boyutlu çizimlerden, üç boyutlu katı nesneler üretme sürecidir. Bu süreci gerçekleştiren makineler üç boyutlu yazıcı olarak adlandırılır. Üç boyutlu çizim, bilgisayar ortamında dilimlenerek katmanlara ayrılır ve bu katmanlar üç boyutlu yazıcı ile baskı esnasında ergitilen malzeme üst üste gelecek şekilde yazdırılarak somut nesneler haline dönüştürülür. 3 boyutlu yazıcı teknolojileri katmanları üst üste yığma tekniği ile çalışmaktadır. Fakat bu katmanları oluşturma yöntemleri farklılık gösterebilir. Bu yöntemlerden en yaygın olarak bilineni plastik malzemenin ergitilerek katı nesneler oluşturanlarıdır (Çelik ve Çetinkaya, 2016). Üç boyutlu model oluşturma sürecinin başlatmak için ilk olarak üretilecek model ya da model parçalarının tasarım yazılımlarında bilgisayar verisi oluşturulur. Çizimi oluşturulan model genellikle STL (Stereolithography) uzantılı dosya olarak kaydedilir. Daha sonra üç boyutlu yazıcı dilimleme yazılımına aktarılır (Stopp vd., 2008). Model üç boyutlu yazıcı bu yazılımlarda dilimlenerek katmanlara ayrılır ve gcode dosyası oluşturulur. Daha sonra gcode dosyası üç boyutlu yazıcıya hafıza kartı yardımıyla veya doğrudan bilgisayar bağlantısıyla aktarılarak baskı işlemi gerçekleştirilir (Çelik ve Çetinkaya, 2016). WPF (Windows Presentation Foundation), Microsoft tarafından 2003 yılında tanıtılan bir programlama teknolojisidir. WPF teknolojisine bakıldığında ilk olarak tasarım ve kod alanlarının birbirinden ayrıldığı göze çarpmaktadır. WPF in, 3D kütüphanelerini sahip olması, Direct-X altyapısını kullanması ve vektörel tabanlı olması 3D uygulamalarda kullanılmasını sağlamıştır (Süzen, 2011). Gerçekleştirilen çalışmada, 3D yazıcılarda kullanılmak üzere Dijital Ressam isimli bir dilimleme aracı geliştirilmiştir. Uygulama ile kullanıcı tasarlanmış 3D nesnelerinin üzerinden ölçüsel ve düzlemsel değişiklikler yaparak gcode çıktılarını alabilmektedir. Ayrıca uygulama tüm 3D yazıcıları ile uyumlu çalışmaktadır. MATERYAL VE YÖNTEM WPF WPF (Windows Presentation Foundation), Microsoft tarafından 2003 yılında tanıtılan bir programlama teknolojisidir. WPF teknolojisinin getirdiği yetenekler ve özellikleri aşağıda verilmiştir. Tasarım ve kodlama alanlarının birbirinden bağımız olması ile beraber tasarım kodlaması için XAML isimli işaretleme dili çıkmıştır. Windows Form da alışık olduğumuz GDI+ kütüphanesi yerine Direct-X altyapısı kullanmaktadır. Silverlight isimli teknolojisi ile web ve mobil alanlar üzerinde tüm yeteneklerini göstermektedir. 144

149 WPF piksel tabanlı değil vektörel tabanlı bir teknolojidir. Bu yüzden grafik uygulamalarında işlemci ve belleği kullanmak yerine ekran kartının işlemcisini ve belleğini kullanır. Grafik uygulamalarında performansın artması kaynak tüketimini minimuma indirmektedir. 3D kütüphanelerini içerisinde bulundurur. WPF ve Silverlight ile birlikte tasarım kodlama kısmını daha verimli kullanabilmek için Expression ailesi geliştirildi. WPF Text Render Engine özeliğini de içerisinde barındırmaktadır. Form uygulamalarında 2D işlemleri için GDI+, 3D işlemleri için Managed Directx API, görüntü desteği için Media Player API kütüphanelerine ihtiyaç vardır. Tüm bu işlemler WPF ile desteklenmiştir. Açık Kaynak Döküman formatı olarak bildiğiniz XPS dosyalarını desteklemektedir. Kolay bir şekilde XPS okuyucular yapmak mümkündür (Süzen,2011). XAML ( Extensible Application Markup Language) XAML, WPF uygulamalarının tasarım kısmında geliştirilen static ve dinamik kullanıcı arayüzleri oluşturulmasını sağlayan işaretleme dilidir. XML in gelişletilmiş hali gibi görülmekte ve uzantısı. xaml dır. Bu yüzden başlatılan her tag sonlandırılmak zorundadır. Aslında Java da bulunan MVC yapısında benzemektedir (Francisco vd, 2006). XAML bir programlama dili olmamakla beraber uygulama mantığı ve olaylar da codebehind dosyalarında bulunmamaktadır. Her XAML elementi aslında. NET CLR sınıfını temsil eden niteliklerin XML görünümleridir. Bu yüzden herhangi bir nesnenin özelliklerini rahatlıkla değiştirilir. Form uygulamalarından bilinen property kavramı ve eventlar XAML de attribute olarak adlandırılır (Francisco vd, 2006). GCODE (Geometric Code) 3 Boyutlu Yazıcılarda, nesneleri baskıya verebilmek için ilk önce dilimleme araçları ile modelleri gcode komutlarına dönüştürmek gerekir. Böylelikle yazılarda baskı alınmaktadır. G-code yazıcıya 3 eksenli koordinat düzleminde rotayı, hızlı, ekstrüderden akıtılan malzemenin oranını, tabla ısısını ve izlemesi gerektiği yolu gösteren komut satırlarıdır. 3 Boyutlu yazıcılar gcode komutlarını ilk satırdan başlayarak sırasıyla görevleri gerçekleştirmektedir (en.wikipedia.org, 2017). G-code 3 kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda baskı öncesi başlangıç için yazıcıyı hazırlamaktır. İkinci kısım yazıcını basım için izleyeceği rotayı içermektedir. Üçüncü kısım da ise baskı sonrası yazıcının sıfırlayarak bir sonraki üretim için hazır beklemesini sağlamaktır (en.wikipedia.org, 2017). 145

150 1.Kısım (Başlangıç) Üretim öncesi ısıtıcı tablanın ısıtılması, ekstrüderin ısıtılması ve fanın çalışmaya başlaması işlemlerin ayarlanması gerekmektedir. Örnek başlangıç işlemleri için gerekli gcode komutları aşağıda verilmiştir. [gcode] G90 (orijin noktasını belirle) M82 (ekstruder hazırla) M106 S0 (fan açık pozisyonda hazır bekle) M140 S100 (tabla sıcaklığı 100C ısıt) M190 S100 (tabla sıcaklığı 100C oluncaya kadar bekle) 2.Kısım (Üretim) Üretilecek nesnelerin katmanlar halinde basımının yapıldığı bölümdür. Gcode komutlarında yazıcının her adımda nasıl yol izleyeceğine dair komutlar yer almaktadır. 3 eksende yapılacak katmanlara ait adımlar aşağıdaki gcode örneğinde verilmiştir. E harfi ile temsil edilen komut ekstruder den ne kadar malzeme akıtılacağını bildirmektedir. [gcode] G1 F900 X Y E G1 X Y E G1 X Y E G1 X Y E G0 F6000 X Y G1 F900 X Y E G1 X Y E G1 X Y E G1 X Y E G1 F1800 E G0 F6000 X Y

151 3. Kısım (Sonlandırma) Model üretim işi bittikten sonra nozzle nun başlangıç konumuna gelmesi, tabla ve ekstruder in soğutulması sağlanmaktadır. [gcode] G28 (nozzle başlangıç konumuna dön) M107 (fanı kapat) M104 T0 S0 (ekstruder soğur) M140 S0 (tabla soğut) M84 (motorlar dur) Gcode içerisinde yer alan önemli komutlar ve işlevleri Çizelge 1 de verilmiştir. Çizelge 1. Gcode komutları G0 - Hızlı Hareket G1- Kontrollü Hareket G20 / G21 - Birimler (inç ve mm) G28 - Başlangıç noktasına dönme G90 - Orijin nokta belirleme G2 - Saat yönü G3 - Saat yönünün tersi F Dakikada kaç mm besleneceği Dijital Ressam Yazılımın Geliştirilmesi Dijital Ressam uygulaması stl ve obj uzantılı 3D model dosyaların görüntüleme yaparak 3D baskıya hazırlamaktadır. Uygulama içerisinde Şekil 1 de görüldüğü gibi 3D yazıcı baskı ayarları olan; Katman Kalınlığı, Kabul Kalınlığı, Doldurma Yoğunluğu, Baskı Hızı, Baskı Sıcaklığı, Levha Sıcaklığı, Baskı Ucu Sıcaklığı değerlerinin girişi yapılabilmektedir. Geliştirilen uygulama Visual Studio 2017 platformu üzerinden WPF teknolojisi ile C# programlama dili kullanılarak geliştirilmiştir. 3D yazıcının ilk ayarlarının ve sonlandırma ayarlarının yapılması için gerekli gcode komutları kullanıcıya ekran üzerinde hazır olarak verilmiştir. Bu komutlar üzerinde değişiklik yapılabilmektedir. Uygulama içerisinde daha önceden tasarlanmış 3D modelleri görüntüleme, baskı süresi ve kullanılacak malzeme miktarı bilgileri gösterilmektedir. İnceleme ve temel ayarların girişi 147

152 tanımlandıktan sonra ister SD karta isterse bilgisayara 3D modelin gcode nu alabilmektedir. Şekil 1. Dijital ressam uygulamasının ekran görüntüsü 3D boyutlu model dosyaları WPF içerisinde yer alan viewport3d kontrolü ile gösterilmektedir. Örnek bi r model dosyasın C# kodları sisteme yükleme işlemini yapan fonksiyon Şekil 2 de verilmiştir. Şekil 2. Model yükleme fonksiyonu Uygulamaya yüklene 3D modelin gcode kodlarının bir bölümü Şekil 3 de gösterilmiştir. 148

153 Şekil 3. Örnek modelin gcode komutları SONUÇ Yakın gelecekteki gelişen teknolojik ürünlerin ilk sıralarında 3D yazıcılar yer almaktadır. Kullanılan malzemenin türü, üretim hızı ve doğruluğu yönlerinde şaşırtıcı düzeylere gelmesi planlanmaktadır. 3D model baskılar her alanda kullanılmaktadır. Bazen temin edilmesi zor olan bir örneği kısa zaman içerisinde üretmektedir. 3D yazıcı üreten firmalar bunların yazında 3D modelleri dilimleyen ve gcode üreten yazılımlar da geliştirmektedir. Ülkemizde 3D yazıcı üretimi de gerçekleşmektedir. Fakat bu yazıcılar için dilimleme yazılımları geliştirilmemektedir. Gerçekleştirilen çalışmada, 3D yazıcılar için kullanılacak Dijital Ressam isimli bir dilimleme aracı geliştirilmiştir. Uygulama ile kullanıcı tasarlanmış 3D nesnelerinin üzerinden ölçüsel ve d üzlemsel değişiklikler yaparak gcode çıktılarını alabilmektedir. Dijital Ressam uygulaması WPF (Windows Presentation Foundation) teknolojisi ile C# programlama dili kullanılarak geliştirilmiştir. Dilimleme aracı olarak geçen uygulamanın benzer çalışmaları yurtdışında olsa da WPF teknolojisi ile geliştirilmesinin örneği bulunmamaktadır. Ayrıca ülkemizde yerli dilimleme aracı bulunmamaktadır. Çalışmanın planlanan gelecek çalışmalarında 3D modellerin katmanlar halinde görüntülenmesini sağlatılacaktır. Ayrıca 3D yazıcılarının marka modellerine göre seçim yaptırılarak, yazıcıya özgü yeteneklerin kullanılması planlanmaktadır. KAYNAKLAR Çelik, D., Çetinkaya, K., (2016), Üç Boyut Yazıcı Tasarımları, Protipleri ve ürün yazdırma karşılaştırmaları, İleri Teknoloji Bilimleri Dergisi, ISSN: , ss:151. en.wikipedia.org/wiki/g-code, E,TAR: Francisco, J., Martínez, R., Jaime, A., Vanderdonckt J., (2006), Transformation of XAML schema for RIA using XSLT & UsiXML, ResearhGate, ss:35. Stopp, S., Wolff, T., Irlinger, F., Lueth, R., (2008),"A new method for printer calibration and contour accuracy manufacturing with 3D-print technology", Rapid Prototyping Journal, Vol. 14 Iss 3 pp. Ss: Süzen, A.,A., (2011), WPF Kodlab Yayın Evi, İstanbul, ss:5. 149

154 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Ahmet A. SÜZENa, Emre ARABACIb, Osman CEYLANc ARDUINO İLE ÖĞRENCİLER İÇİN HIZLI GEÇİŞ SİSTEMİ ÖZ Bu uygulama odaklı çalışmada, Arduino geliştirme kartı ve RFID teknolojisi ile öğrencilerin öğrenci kimlik kartlarını kullanarak durmaksızın geçişlerini sağlayan Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) gerçekleştirilmiştir. Uygulama, öğrencilerin kimlik kartları okuyabilen mifare ve proximity kart destekli kart okuyucu ve C# programlama dili ile geliştirilmiş arayüz uygulamasından oluşmaktadır. Gerçekleştirilen çalışmanın mevcut sistemlerden farkı, öğrencilerin giriş-çıkış için harici bir kart kullanmadan mevcut öğrenci kartlarını kullanabilmesidir. Öğrenciler, güvenlik girişine yerleştirilen bu sisteme kartları okutarak giriş yapabilmektedir. Kuruma ait öğrenci kartlarında tanımlı benzersiz ID ler sistem ile eşleştirilerek ekranda öğrencinin adı, soyadı, bölümü, sınıfı ve resmi gibi verileri göstermektedir. Aynı zamanda kurum girişlerinde güvenlik denetimine girmeden hızlı bir şekilde giriş yapılmaktadır. Ayrıca gerçekleştirilen çalışma mevcut olarak Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO. da uygulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arduino, Hızlı Geçiş Sistemi, RFID, Güvenlik. RAPID TRANSIT SYSTEM FOR STUDENTS WITH ARDUINO ABSTRACT This application-oriented study of the Arduino development card and RFID technology, without stopping by using their student ID cards that enable students to pass a rapid transit system (HGS) was carried out. The application consists of proximity card and MIFARE card reader read ID cards of students supported the application and the C# programming language enhanced.the difference between the work done and the existing systems is that students can use existing student cards without using an external card for entry-exit. Students are able to log in by inserting cards into this system which is placed in security entrance. Unique IDs defined in t he student cards of the institution are matched with the system and show information such as the student's name, surname, department, class and picture on the screen. In this way, it is possible to enter the premises quickly without entering security. In addition, the present study is currently being carried out at Uluborlu Selahattin Karasoy MYO of Süleyman Demirel University. Key Words: Arduino, Rapid Transit System, RFID, Security. a Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, b Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Emin Gülmez Teknik Bilimler MYO, Burdur, c Öğretim Görevlisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO, Isparta, 150

155 GİRİŞ Hızla gelişen teknolojinin elektronik ve otomasyon alanına yansıması hızlı işleyen, yüksek kararlılığa sahip geliştirme kartlarını da beraberinde getirmiştir. Bununla beraber geliştirme kartlarında yer alan mikroişlemci veya mikrodenetleyicinin kodlanması da eskiye göre kolaylaştırılmıştır. Bu kartlar üzerinde mikroişlemci veya mikrodenetleyiciye komutların gönderilmesi için gerekli bootloader ve veri giriş-çıkışı için pinler artık hazır olarak geliştiriciye sunulmaktadır. Bu geliştirme kartlarına Arduino, Omega 2, Orange Pi, Raspberry Pi, STM örnek verilebilir (Süzen vd., 2017 ). Ülkemizde son 5 yılda elektronik ve otomasyon alanlarında kullanılan geliştirme kartlarına bakıldığında maliyet, temin edilebilirlik, öğrenme kolaylığı bakımından Arduino geliştirme kartının kullanıldığı görülmektedir. Arduino geliştirme kartı 2005 yılından italyan mühendisleri tarafından geliştirilmiştir (Lee vd., 2014). Arduino geliştirme kartı açık kaynak kod ve donanıma sahiptir. Kullanım alanına ve özelliklerine göre arduino nun farklı modelleri vardır. Arduino geliştirme kartının çeşitleri Çizelge 1 de verilmiştir. Çizelge 1. Arduino nun modelleri ( 2017) Arduino DUE Arduino Leonardo Arduino Yun Arduino Mega 2560 Arduino LilyPad Arduino Industrial 101 Arduino Esplora Arduino Uno Arduino 101 Arduino Pro Mini Arduino Mini Arduino Tian Arduino BT (Bluetooth) Arduino Nano Arduino Zero Arduino Ethernet Arduino Pro Arduino CTC 101 Arduino Mega ADK Arduino Fio Arduino YUN Mini Arduino Mega 2560 Arduino LilyPad Arduino Materia 101 Gerçekleşen çalışmada, Arduino geliştirme kartının Nano modeli ve RFID teknolojisi ile öğrencilerin öğrenci kimlik kartlarını kullanarak durmaksızın geçişlerini sağlayan Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) gerçekleştirilmiştir. Uygulama, öğrencilerin kimlik kartları okuyabilen mifare ve proximity kart destekli kart okuyucu ve C# programlama dili ile geliştirilmiş arayüz uygulamasından oluşmaktadır. Öğrenci kartına ait bilgileri ekranda gösterilmektedir. Ayrıca giriş saatler sisteme kaydedilmektedir. Bu yazılım ile öğrenciye iletilmek istenen mesajlar da sisteme tanıtılıp, öğrenciye aktarılmaktadır. MATERYAL VE METOT Hızlı Geçiş Sistemi uygulaması kart okuyucu donanımı ve yazılım bölümünden oluşmaktadır. Kart okuyucu donanımı Arduino Nano geliştirme kartı ve RC522 RFID okuyucu içermektedir. Yazılım bölümü ise kart okuyucudan gelen kart Id lerini eşleştirecek ve öğrenci bilgisini ekrana yazacak C# programlama dili ile geliştirilmiş bir arayüzden oluşmaktadır. 151

156 Arduino Nano Arduino Nano 14 tane dijital, 6 tane analog giriş ve çıkışlara, 32KB Flash belleğe ve 16 MHZ hızında açık kaynak yazılım ve donanıma sahiptir. Arduino geliştirme kartına yazılım yüklemek için Arduino IDE yazılımını kullanmak gerekmektedir. Harici bir programlama kartına gerek duymadan bootloader ile programlama yapılabilmektedir (Badamasi, 2014). Çalışmada giriş çıkış pinleri sayısı ve boyutu sebebiyle nano tercih edilmiştir. RC-522 RFID Shield RFID Okuyucu Mhz bandında çalışan mifare1 S50, mifare1 S70 mifare ultralight, mifare pro ve mifare desfire NFC kartlarını radyo dalgaları okuyabilen ve yazabilen bir kontrol kartıdır. Bu modül kart, Arduino başta olmak üzere bir çok geliştirme kartı ile uyumlu çalışmaktadır.rc kbit/s haberleşme hızına sahip temassız iletişim için bütünleşmiş bir iletim modülü olup temassız iletişim amaçlı birçok uygulamalarda kullanılmaktadır (Khan vd. 2016). Kart Okuyucu Donanımın Geliştirilmesi Hızlı geçiş sisteminin kart okuyucu donanım olan cihaz Arduino nano ile diğer elemanların bağlantısı ve açık devre şeması Fritzing programı ile Şekil 1 deki gibi yapılmıştır. Şekil 1. Hızlı geçiş sisteminin devre şeması 152

157 Kart okuyucu, öğrenci kimliklerinin benzersiz Id lerini okuyarak USB üzerinden yazılıma aktarmakla görevlidir. Yazılımdan gelen sonuca göre sesli bildirim ile geçerli geçersiz kimlik uyarısı yapmaktadır. Öğrenci kartlarını okuyup USB üzerinden seri iletişime aktaran Arduino IDE kodlarının loop fonksiyonu Şekil 2 de verilmiştir. Şekil 2. Kartların arduino ile okunması Arayüz Yazılımının Geliştirilmesi Arayüz yazılımı, kart okuyucudan gelen kart Id lerini alıp veri tabanında bulunan kayıtlar ile eşleştirmektedir. Yazılımın veri tabanında daha önceden kayıtlı öğrenci bilgileri ve kart Id leri yer almaktadır. Okuyucudan gelen kart Id, veri tabanındaki kayıt ile eşleştirilerek öğrenci bilgileri arayüzde gösterilmektedir. Aynı zamandan öğrenci kayıtlı ise onay bildirimi, tanım değil ise hata bildirimini sesli olarak yapmaktadır. Arayüz yazılım Visual Studio 2015 üzerinde C# programlama dili kullanılarak geliştirilmiştir. Veri tabanı olarak Microsoft Access kullanılmıştır. Hızlı geçiş sisteminin çalışma algoritması Şekil 3 de verilmiştir. 153

158 Şekil 3. Hızlı geçiş sisteminin çalışma algoritması Arayüz yazılımı öğrenci bilgilerini (Ad Soyad, Bölüm, Öğrenci No, Resim) ekranda göstermektedir. Bunun için öğrenci kimlik kartı tasarımı Şekil 4 deki gibi tasarlanmıştır. Şekil 4. Hızlı geçiş sisteminin yazılım arayüzü Hızlı geçiş sistemi ile aynı zamanda öğrencileri giriş zamanları kayıt altına Şekil 5 deki gibi alınmakta ve sorgulanabilmektedir. Ayrıca Şekil 5 de ekrandan öğrenciye ulaşılmak istenildiği zaman sisteme mesaj bırakılmaktadır. Böylece öğrenci kartını okuttuğu zaman Şekil 6 daki gibi kendisine gelen mesajı görebilmektedir. 154

159 Şekil 5. Mesaj bırakma servisi Şekil 6. Mesaj okuma ekranı SONUÇ Gerçekleştirilen Hızlı geçiş sistemi ile öğrenciler, güvenlik girişine yerleştirilen okuyucuya kartları okutarak giriş yapabilmektedir. Kuruma ait öğrenci kartlarında tanımlı benzersiz ID ler sistem ile eşleştirilerek ekranda öğrencinin adı, soyadı, bölümü, sınıfı ve resmi gibi verileri göstermektedir. Aynı zamanda kurum girişlerinde güvenlik denetimine girmeden hızlı bir şekilde giriş yapılmaktadır. Bu sistem ile öğrenciler arasındaki öğrenci kartı değişimi, sahte kart ile giriş yapma sorunlarının önüne geçilmektedir. Ayrıca öğrenci geçişleri veri tabanında kaydedildiği için adli veya idari durumlarda öğrencinin okula gelip gelmediği bilgisine de ulaşılmaktadır. Gerçekleştirilen hızlı geçiş sistemi mevcut olarak Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy MYO. da uygulanmaktadır. KAYNAKLAR E. Tar: Badamasi, Y., A., (2014), The Working Principle Of An Arduino. IEEE

160 Khan, R., Ghoshdastidar, K., Vasudevan, A., (2016). Learning IoT with Particle Photon and Electron, Packt Publishing Ltd, 136p. Lee, S., Jo, J., Kim, Y., Stephen, H., (2014). A Framework for Environmental Monitoring with Arduinobased Sensors using Restful Web Service IEEE International Conference on Services Computing Süzen, A.,A., Ceylan, O., Çetin, A., Ulusoy, A., (2017), "Drawing Robot with Ardunio Controlled", The J ournal of Graduate School of Natural and Applied Sciences of Mehmet Akif Ersoy University Special Is sue 1:

161 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Fahriye Gözgü 15 BİLGİ EKONOMİSİ KASIRGASINDA ALABORA OLAN İKTİSAT BİLİMİ VE EĞİTİMİ ÖZ Bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen değişimler, bir yandan küreselleşmeyi meydana getirirken; diğer yandan üretim yapısını, ekonomik ilişkileri, piyasa yapılarını, maliyetleri doğrudan değiştirerek, yeni bir ekonominin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Değişen ekonomik yapıda; bilgi üretim faktörü olarak kullanırken; üretimde azalan verimler ka nunu yerine artan verimler kanunu geçerli olmaktadır. Tüm bu yaşanan gelişmeler, Dünya da ve Türkiye de iktisat biliminin eğitiminde yaygın olarak kullanılan; neoklasik iktisat kuramının temellerini sarsmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, küreselleşme bağlamında bilginin nasıl bir ekonomik güç haline geldiği, bilgi ekonomisinin ortaya çıkmasına neden olan etmenlerin ve 21. Yüzyılda bilgi ekonomisinin iktisat bilimi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca, çalışmada iktisat eğitiminde, tartışılmaz bilimsel bir gerçek olarak okutulan Neoklasik teorinin, bilgi ekonomisi karşısında acizliğini ortaya koyarak, bilgi ekonomisinde iktisat eğitiminin ne şekilde verilmesi gerektiğine dair genel öneriler vermektir. Bu çalışmada literatür taraması yapılacaktır. Materyal, literatür taraması tekniğiyle elde edildikten sonra, hipotez-gözlem-sınıflama-sınama sıra düzeninde tümdengelim (dedüksiyon) yöntemi kullanılarak analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Bilgi, Bilgi Ekonomisi, İktisat Bilimi, İktisat Eğitimi ECONOMY SCIENCE AND EDUCATION THAT IS CAPSIZED IN THE HURRICANE OF THE INFORMATION ECONOMY ABSTRACT While the changes that took place in information and communication technologies brought globalization to the stage, on the other hand, has led to the emergence of a new economy by directly changing production structure, economic relations, market structures, costs. In the changing economic structure; information production factor; the law on increased efficiency is in force instead of the law on decreasing efficiency in production. All these living developments have shaken the foundations of the neoclassical economic theory that is widely used in the education of economics in the World and in Turkey. The main aim of this study is to reveal how information becomes an economic power in the context of globalization, the factors that cause the emergence of the information economy and the effect of the information economy on the economics of the 21st century. It is also to make general suggestions about how economic education in the information economy should be given by revealing the inability of neoclassical theory, which is taught as an indisputable scientific fact in the study of economics, to the knowledge economy. Literature search will be done in this study. The material will be analyzed using the deduction method in the hypothesis-observation-classification-test sequence after it is obtained by literature search technique. Keywords: Globalization, Knowledge, Knowledge Economy, Economics Science, Economics Education GİRİŞ Küreselleşmenin 21. yüzyılda sürekli gündemde olmasının temel nedeni bu olgunun ekonomik, kültürel, politik, teknolojik, çevresel, bilimsel vs. tüm bileşenleri doğrudan etkilemesidir. Küreselleşmeyi bir süreç değil, süreçleri harekete geçiren ve bu süreçleri bir araya getiren kavramlar bütünü olarak değerlendirmek, bu kavramı ve etkisini anlamak açısından önemlidir. Artık 21. yüzyılda 15 Öğr. Gör. Dr., Adnan Menderes Üniversitesi Yenipazar Meslek Yüksekokulu, 157

162 bir bölgede, ülkede ortaya çıkan yeni politik, kültürel, ekonomik, sosyolojik, bilimsel ve teknolojik gelişmeler sadece o bölgeyi değil, tüm dünyayı etkileyebilmektedir. Bu etkilemeyi tetikleyen en önemli unsur, kuşkusuz bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan sürekli, etkileyici ve sınırsız gelişmeler ve değişimlerdir. Nitekim bilgi ve iletişim teknolojileri, ülkeler arasındaki yapay sınırları ortadan kaldırmış bireylerin, toplumların ve ülkelerin birbirleriyle doğrudan kültürel, ekonomik, teknolojik, bilimsel ve politik ilişkiler kurmalarına neden olmuştur. Küreselleşmeyle ortaya çıkan bu değişimler, mevcut iktisat teorilerinin ve uygulamalarının yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk, ülkelerin kalkınmalarında, faaliyet sahalarının genişliğinde ve davranışlarında belirli ölçülerde şekillendirici olmuştur. Bu dönemde; küreselleşmenin etkisiyle ve bir sonucu olarak ekonomik ve ticari bakımdan tedarik, üretim ve pazarlama tarzları farklı olan ve uluslararası alanda etkinlik gösteren şirketler ortaya çıkmıştır. Küreselleşme sürecinde bilginin üretim unsurlarından biri olarak kabul edilmesi hatta, mal ve hizmet üretiminde yoğun olarak kullanılması bilgi ekonomisi kavramını beraberinde getirmiştir. 21. yüzyılda ekonomiler bilgiye dayalı ekonomi olmak için uğraş göstermektedirler; çünkü küreselleşmeyle birlikte gelen yerel ve özellikle küresel rekabet anlayışı, ülkelerin bilgiyi elde etmelerini ve ekonomik amaçlı kullanmalarını zorunlu hale getirmiştir. Yeni ekonomi anlayışı, iktisat teorisinin sınırlarını zorlamakta ve iktisat teorisi, bilgi ekonomisi olarak adlandırılan bu gelişmelerin reel sonuçlarını irdelemeye çalışmaktadır. Tüm bu yaşanan gelişmeler, Dünya da ve Türkiye de iktisat biliminin eğitiminde yaygın olarak kullanılan; neoklasik iktisat kuramının temellerini sarsmıştır. Dolayısıyla neoklasik iktisat kuramını iktisat kuramıyla özdeş saymak, bilgi ekonomisi açısından, daha da sakıncalı hale gelmiştir. Neoklasik iktisat bilimi zaman, mekân veya toplumsal sınıflardan bağımsız homo economicus kavramı ile tanımlanan tek tip bireyin fayda maksimizasyonunu gerçekleştirme ve kıt kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçların nasıl giderileceğini inceleyen bir alan haline gelmiştir. Mikroekonomi derslerinde öğretilen belirli kısıtlar altında değişik amaç fonksiyonlarının maksimize edilmesi farklı iktisat okullarından birinin, yani neoklasik iktisatçıların görüşü iken, genel olarak iktisat biliminin temel konusu olarak sunulmaktadır. İktisat eğitimine hâkim olan neoklasik iktisadın toplumsal yaşamın gerçekliklerinin tamamen dışında kendi gerçekliğini yaratmış, bunu giderek karmaşıklaşan matematiksel tekniklerin kullanımı ile birlikte giderek daha üst boyutlara taşımış, ve sonuçta gelişen aksiyomatik yapının, sonucu öncüllerinde taşıyan, bir kapalı yapıya dönüşmüştür. Neoklasik iktisat kuramının tekeli devam ettikçe, ekonominin yeniden biçimlenmesi ne yazık ki açıklanamaz hale gelmektedir. Neoklasik paradigma, iktisat araştırma yöntemlerinin sınırlarını çizmekte ve tüm iktisatçılar bu sınırlar içinde kalmaya zorlanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, küreselleşme bağlamında bilginin nasıl bir ekonomik güç haline geldiği, bilgi ekonomisinin ortaya çıkmasına neden olan etmenlerin ve 21. Yüzyılda bilgi ekonomisinin iktisat bilimi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca, çalışmada iktisat eğitiminde, tartışılmaz bilimsel bir gerçek olarak okutulan Neoklasik teorinin, bilgi ekonomisi karşısında acizliğini ortaya koyarak, bilgi ekonomisinde iktisat eğitiminin ne şekilde verilmesi gerektiğine dair genel öneriler vermektir. Bu çalışmada literatür taraması yapılacaktır. Materyal, literatür taraması tekniğiyle elde edildikten sonra, hipotez-gözlem-sınıflama-sınama sıra düzeninde tümdengelim (dedüksiyon) yöntemi kullanılarak analiz edilecektir. KÜRESELLEŞME Birbirinden giderek daha fazla haberdar olan bir dünya düzenine denk düşen küreselleşme, küresel ölçekte işleyen ve sınırları aşarak toplumları ve kurumları yeni zaman-mekan bileşimlerinde entegre edip bağlayarak, gerçekte ve deneyimde dünyayı birbirine daha bağlı duruma getiren süreçler şeklinde tanımlanabilir (Larrain, 1995). Dünyanın giderek küresel bir hal alması, sanayi toplumunun üretim ilişkilerinin sanayi sonrası ve bilgi toplumlarının üretim ilişkilerine geçişiyle yakından ilişkilidir. Küreselleşmenin ekonomik tabanı postfordist ya da esnek üretim biçimine, kültürel tabanı bilgi ve 158

163 enformasyonun küreselleşmesine dayalıdır. Bu geçiş, iletişim teknolojilerindeki gelişmenin ekonomik, kültürel, siyasal alanın yeniden yapılanmasındaki aracılık rolüyle yakından ilişkilidir (Timisi, 2003). Toplumsal değişme konusunda yapılan güncel tartışmalar küreselleşmeye olumlu yaklaşanlar olduğu gibi, olumsuz yaklaşanların da olduğunu göstermektedir. Küreselleşmeye ilişkin olumlu yaklaşımlar içerisinde (Keyman, 2000) ilk olarak küreselleşme, bireysel, grupsal başarılar kadar toplumdaki eşitsizliklerin kaynağının da yapısal değil, bireysel olduğunu vurgular. İkinci olarak, dünyaya uyum sağlayamayan bireylerin hak etmedikleri refah haklarını almaları ekonomik girişimciliği engeller ve bu anlamda sorunlu bir adalet kavramı ortaya çıkar. Üçüncü olarak, devletin toplumsal ve ekonomik yaşamı düzenleyici işlevinden kendisini soyutlamasıyla zaman ve fırsat eşitliğine dayalı bireysel ahlak ilkesinin hareket alanı minimalize edildiği sürece demokratik olunabilir. Küreselleşmeye ilişkin bu olumlu yaklaşımlarda bireysel başarı, değişime uyum çerçevesinde bireyciliği, özgürlük anlayışını geliştirmek, refah devletini ortadan kaldırmak ve demokratikleşme vurgulanmaktadır. Küreselleşme için olumsuz yaklaşımları şöyle sıralanabilir: İlk olarak, küreselleşmenin bir ideolojik kurgu olarak kullanıldığı öne sürülmektedir. Bu bakış açısında küreselleşme küresel sermaye ile özdeş bir süreç, serbest pazarın dünya üzerindeki hâkimiyetinin ideolojik aracı olarak görülmektedi r. İkinci olarak, kültürel düzeyde tek bir dünyanın ortaya çıkması, batı değerleri temelinde kültürel homojenleşmeyi niteleyen bir süreç olarak görülmesi, küreselleşmenin kültürel sömürgeciliğin yeni biçimi olarak gösterilmesine yol açmaktadır. Küreselleşme, demokrasi ve insan haklarından tüketim kalıplarının standartlaşmasına kadar geniş bir yelpazede batı modernitesinin, batı dışı alandaki hegemonyasını sağlayan, farklı alanları yok eden, bir süreç olarak nitelenmektedir. Üçüncü olarak, küreselleşmenin özellikle akademik çevrelerde kendine özgü yasaları olan kendi içinde bağımsız bir ekonomik sürece indirgenme eğiliminin olduğu belirtilmektedir. Küreselleşme sürecinin kaçınılmazlığına değinilmesinin, serbest pazar söylemini desteklediği, bu bağlamda da siyasetin, küresel sermaye hareketlerini referans alması ve devletin küçülmesi anlayışını meşrulaştırdığı öne sürülmektedir. Küreselleşmeye ilişkin olumsuz yaklaşımlar bir ideolojik araç olması, batı değerleri temelinde kültürel homojenleşmeyi sağlamaya çalışması ve yalnızca bir ekonomik süreç olması biçiminde ele alınmıştır. Diğer taraftan, yaşanan bu değişim sürecini olumlu ve iyimser karşılayan kuramcılar bilgi toplumu tezini savunmaktadırlar. Bilgi toplumu, bilgi çağı, iletişim devrimi gibi yaklaşımların ortaya atılmasının nedeni, hiç kuşkusuz, yeni iletişim teknolojilerinin bütün diğer buluşlara ivme kazandırma potansiyelini içermeleri ve yeni bir üretim ve toplumsal bir düzen paradigmasını taşıyabilecek potansiyele sahip olmalarıyla açıklanabilir (Uğur ve Bilici, 1998). Bilgi toplumu kavramı toplumsal ilişkiler içinde bilginin belirleyici bir konuma ulaştığını vurgulamak açısından tarihsel bir süreci tanımlamak üzere kullanılan bir kavramdır. Bilgi toplumu olarak adlandırılan döneme özgü olan şey, üretimin temel kaynağını bilginin kendisinin ve etkinliğinin oluşturmasının yanı sıra, toplumsal ve kültürel süreçlerin de vazgeçilmez bir biçimde yeni teknolojiler ve bilgiye bağımlı oluşudur. Bilgi toplumu yaklaşımı temel olarak ekonomik, siyasal ve kültürel alandaki değişimleri konu edinmektedir (Fukuyama, 1993). Sonuç olarak küreselleşme, toplumsal ilişkilerin zamansal ve mekânsal oluşumunda genişleme, derinleşme, küçülme ve hızlanma yaratmaktadır. Bu açıdan küreselleşme; değişimi, bu değişime karşı olumlu ya da olumsuz tepkileri, dolayısıyla hem aktörler, hem kurumlar, hem de zihniyet düzeylerinde inovasyonları gerekli kılmaktadır. Böylece küreselleşmeyle birlikte ortaya çıkan köklü yapısal değişmede sanayi toplumu, yerini tamamen yapısal farklar gösteren bilgi toplumuna bırakmaktadır. Dolayısıyla farklı paradigmalara dayanan bilgi toplumunda, fabrika ve maddi üretim toplumun temel özelliği olma niteliğini kaybetmekte, bunun yerine sembolik unsurların önem kazandığı bilgi üretimi önem kazanmaktadır. Benzer biçimde, sanayi toplumunda stratejik bir rol oynayan sermaye, yerini bilgiye bırakmakta ve üretim faktörleri arasında önemli yeri olan hammadde ve işgücü önemini giderek 159

164 kaybetmektedir (Kutlu, 2000). Bu açıdan bilgi, önceki dönemlerin aksine teknik yenilenmeyi ve ekonomik büyümeyi sadece yönetmekle kalmamakta, aynı zamanda kendisi de hızla ekonominin temel faaliyeti ve mesleki değişimin temel belirleyicisi haline gelmektedir. BİLGİ Enformasyon toplumu, sanayi toplumundan sonra bilginin bir kaynak olarak ön plana çıkmasıyla ve bu kaynağı işleme ve yönetmede kullanılan teknolojik gelişmeler sonucunda yaşanmaya başlanmıştır (Hasıloğlu, 1999). Teknolojide hızlı değişim ve dönüşümle birlikte, belki de tarih boyunca bilgi ilk kez, bilgi teknolojileri sayesinde saklanabilir, büyük bir hızla iletilebilir ve bu özelliğiyle de sektörel bir içerik kazanıp (bilgi sektörü), üretimin en önemli faktörü olma yolunda yeni bir anlam kazanmıştır (Tutar, 1998). Nitekim ünlü yönetim bilimci P. Drucker e göre bilgi, enformasyon toplumuna giriş süreciyle birlikte üretimin ilk faktörü olmuştur. Bu değişimin temel dinamiği bilginin anlamında yer alan içerik farklılaşmasıdır. Hem Batıda, hem Doğuda bilgi her zaman var olmaya, uygulanan bir değer olarak görülmüştür. Ama şimdi birden bire var olmak yerine, üretime uygulanan bir değer haline gelmiştir. 21. Yüzyılda bilgi artık bir değer, bir kaynak durumundadır. Bilginin bu dönüşüm süreciyle birlikte toplumsal düzlemde de büyük değişiklikler yaşanmaktadır. İnsanlığın uzun tarihi yürüyüşünde toplumsal yapıyı determine eden farklı değişkenler vardır. Sanayi toplumunu hız kazandıran temel dinamik para veya daha genel ifadeyle sermaye iken, enformasyon toplumunun ayırıcı faktörü bilgidir. 21. yüzyılda, bilgiyi üretenler ve tüketenler olmak üzere farklı iki sınıf ortaya çıkmıştır. Bilgiyi üretenler güçlerini klasik üretim faktörleri olan emek, sermaye, doğadan değil, daha çok belli bir form ve içeriğe kavuşmuş olan bilgiden almaktadırlar. Bilgi başlangıçtan beri vardı. Ancak, kullanım alanı ve içeriği tarihin hiçbir döneminde bu kadar işlevsel ve maddesel bir yapıya sahip değildi. Bilginin kullanım bakımından kazandığı anlam farklılaşmasını Drucker in ifadelerine başvurarak anlatacak olursak, Drucker, 21. Yüzyılda bilginin kavuştuğu fonksiyonelliği şöyle ifade etmektedir: Başlangıçtaki yüzyıl boyunca bilgi, aletlere, süreçlere ve ürünler uygulanmıştır. Bu Sanayi Devrimini ortaya çıkarmıştır. Ama aynı zamanda Marx ın yabancılaştırma ve dışarı itme olarak tanımladığı durumu da ortaya çıkarmıştır. Bu ise, toplumsal sınıfları, sınıflar savaşını ve nihayet komünizmi doğurmuştur. İkinci aşamada, yani 1880 den başlayıp İkinci Dünya Savaşı ile birlikte sona eren dönemde, bilgi artık yeni anlamıyla işlere uygulanmaya başlanmıştır. Bu sürecin sonucunda Prodüktivite Devrimi çıkmıştır. Bu devrim 75 yıl gibi bir süre içinde proleterleri, orta sınıf burjuvalar haline getirmiş, ellerine üst sınıflarınkine yakın bir gelirin geçmesine sağlamıştır. Prodüktivite Devrimi böylelikle sınıflar savaşını ve komünizmi anlamsız kılmıştır. Son aşama İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlamış olup, bilgi bu süreçte kendisine uygulanır olmaya başlamıştır. Bilginin kendisine uygulanmasından ortaya çıkan devrim ise, Yönetim Devrimi dir. Bilgi artık büyük bir hızla üretimin tek faktörü haline gelmekte, üretimin klasik faktörlerini önemsiz kılmaktadır (Drucker, 1993). Bilginin 21. yüzyıldaki anlamını kısaca belirledikten sonra, söz konusu bilginin tanımı, içeriği, formu ve ne tür özelliklerinin olması gerektiği önem kazanmaktadır. Bilgi kavramı, Latince informatio kökünden olup, biçim verme eylemi, biçimlendirme ve haber verme eylemi olarak tanımlanmaktadır. Bilgi, genel anlamda düşünme, yargılama, akıl yürütme, okuma, araştırma, gözlem ve deney sonucunda elde edilen düşünce ürünü ya da öğrenilen şey olarak tanımlanmıştır. Çok boyutlu bir kavram olması nedeniyle bilgi, değişik bağlamlarda, değişik amaçlar için, farklı biçimlerde kullanılabilmektedir. Türkçe de bilgi denildiği zaman, İngilizce data, information ve knowledge üçlüsü anlaşılmaktadır. İngilizce de farklı anlamlar ifade eden bu kavramlar için, Türkçe de 160

165 çoğu zaman sadece bilgi karşılığı kullanılmaktadır. Esasen, bu kavramlar arasında anlam düzeyleri açısından önemli ayrımlar söz konusudur. Veri (data), sürecin temel hammaddesi olarak ve çeşitli sembol, harf, rakam ve işaretlerle temsil edilen, ham işlenmeye hazır, işlenmemiş gerçekler ya da izlenimlerdir. Bilgi sözcüğünün diğer anlamı ise, Türkçe deki enformasyon sözcüğü ile eş anlamda kullanılır. Bu anlamda bilgi (information), verilerin karar alma sürecine destek sunacak şekilde anlamlı bir biçime getirilmek üzere, analiz edilerek işlenmesiyle ulaşılan sonuçlardır. Üst bilgi (knowledge) terimi de, spesifik bir amaca yönelik olarak bilgilerin, çeşitli analiz, sınıflama ve gruplama işlemlerinden geçirilerek ileri zaman diliminde potansiyel olarak kullanılmaya hazır hale getirilmesidir. Bu çalışmada kullanılan bilgi sözcüğü, bilginin üst bilgi (knowledge)anlamı kapsamına girmektedir (Bensghir, 1996). Veri ve bilgi arasındaki farkı anlamak, iki nedenden dolayı önem arz etmektedir. Birincisi, yöneticilerin bilgi gereksinimleri ile veri temelli gereksinimlerine göre tasarımlayabilme; ikincisi ise, karar verme düzeyindeki kişilere veri yerine, bilgi sağlama gerekliliği olmaktadır. Veri her ne kadar alıcıyı bilgilendirmede kullanılan temel malzeme ise de, eldeki tüm veriler etkili karar almada gerekli bilgi üretmeyebilir. Pek çok örgütte oldukça fazla verilerin tutulduğu bir veri havuzu olmasına karşın, karar alıcıların, bu geniş veri havuzlarından yararlanma olanakları kısıtlı olabilmektedir. Bu duruma meydan vermemek için, örgütün bilgi sistemi tasarlanırken, bilgi ile ne kastedildiğinin ortaya konması gerekir. Bilgiler karar vericinin gereksinimlerini karşıladığı sürece bir anlam taşırlar. Kişisel ve örgütsel etkili kararlar almada kilit rol üstlenen bilgilerin belirli niteliklere sahip olması gerekir (Bensghir, 1996). Çağımız toplumların en temel hedefi, enformasyon toplumu düzeyine erişebilmektir. Enformasyon toplumlarında, stratejik kaynak olarak kabul edilen bilgi, bilgi teknolojilerinin sağladığı imkânlarla üretilmekte, sınıflandırılmakta, erişilebilir kılınmakta ve toplumsal ve kurumsal sorunların çözümünde kullanılabilmektedir. Günümüzde bilgi bireylerin, örgütlerin ve devletlerin sahip olabilecekleri en stratejik kaynak durumuna gelmiştir. Bilgi örgütler için yaşamsal düzeydedir. Kurumsal planlama ve kontrol için vazgeçilmez bir kaynaktır. Kurumsal planlama ile kurumsal etkinlik arasında doğrusal bir ilişki olduğu gerçeği ışığında, bilgi ile kurumsal etkinlik arasında pozitif bir korelasyon olduğu ileri sürülebilir. Başka bir deyişle, etkin bilgi temini ve yönetiminin, etkin bir kurumsal işleyiş için vazgeçilmez ön koşul olduğu iddia edilebilir. Bu durumda etkili bilgi, bilgi olarak kabul edilen değerin, kendini eylemle kanıtlama özelliğine sahip olmasıdır. Etkili bilgi ile, eylemde etkin ve sonuca odaklanmış bilgi kastedilir (Tutar, 1998). Birçok örgüt bilgiyi derinlemesine kullanmakta, ancak kullanılan bilginin potansiyel değerini kavrayamamaktadır. Bilginin temel kullanım amacı, karar alma işlevine destek sağlamak ve niteliksel anlamda geliştirmektir. Bu bağlamda, alınan kararın değeri, bilginin kalitesini ortaya koyacaktır. Bilgi, karar alma süreci üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Bilginin kalitesini, bilgiden beklenen sonuçlara göre değerlendirmek, doğal olarak mantıklı ve geçerli bir yaklaşımdır. Zira bilgi, yönetsel bir sonuca ulaşmak için toplanmakta, sınıflandırılmakta ve süreçlenmektedir. Bilginin kalitesini belirleyen nitelikler arasında doğruluk, zamanlık, eksiksizlik, yerindelik, ekonomiklik, uygunluk vb. sayılabilir (Öğüt, 2001). Küreselleşme sürecinde bireye ve bireysel yeteneğe dayalı girişimcilik hızlı bir gelişim süreci içine girmiştir. 21. yüzyılın girişimci tipi, bilişim devriminin ürünü olan bilişimci girişimci olacaktır. Bu tip girişimde kullanılan bilgi, iletişim ve bilgisayar teknolojisinin yoğun bir şekilde kullanımı ile elde edilecek ve değerlendirilecektir. Bu tarz bilginin taşıması gereken üç önemli özelliğin olması gerekir. Önce sürecin, ürünün, hizmetin kesintisiz iyileştirilmesi vardır. İkincisi, işlemedir; yani var olan bilginin sürekli olarak işlenmesi, ondan yeni ve farklı ürünler, süreçler ve hizmetler elde edilmesidir. Sonuncusu da, 161

166 gerçek yeniliktir yani inovasyondur. Bu, bilginin sonuçlar getirme konusuna yüksek bir biçimde yönlendirilmesine bağlıdır. Bilginin verimli olması, ancak bir fark yaratacak tarzda, zamanı çok iyi kullanarak, eldeki bilgileri net ve konsantre bir şekilde uygulanması, değişik fırsatların sistematik bir şekilde değerlendirilmesi ile mümkün olacaktır (Tutar, 1998). Bilgi her toplum için gereklidir; nitekim sanayi uygarlığının öncü isimlerinde olan Bacon ın yüzlerce yıl önce belirttiği gibi bilgi güçtür; ancak enformasyon/bilgi toplumunda ise, bilgi aynı zamanda toplumun temel eksenidir. Enformasyon toplumu, insanların yaşam kalitesini yükseltme, sosyal ve ekonomik örgütlenmenin verimini artırma potansiyeli taşımaktadır. Yeni teknolojiler sayesinde küreselleşen dünya ekonomisi içinde rekabet edebilmek ve başarılı olmak için, uzun dönem de işsizliğin azaltılması ve çevrenin korunması gibi karşı karşıya olunan acil görevlere başlamak için gerek duyulan bazı araçlara kavuşmaktır. Gerçekten, dünyanın herhangi bir yerinde depolanmış bilgilere erişme ve hepsinden önemlisi büyük miktarda veriyi birleştirme ve çözümleme olanağı sayesinde, başkalarının sahip olmadığı ve katma değer içiren bilgileri üretmek artık mümkün hale gelmiştir. İnsanlık tarihi dikkatle incelenirse bilgiye önem veren ve bilginin gelişmesinde katkıda bulunanlar daha ileri medeniyet düzeyine, daha güçlü ekonomiye ve daha büyük öneme sahip olacaktır. 21.yüzyılda ekonomik güç bilgiye bağlanacak, savaşlar bilgi ve teknoloji ile kazanılacak, ülkelerin gücü, etkenliği ve prestiji bilgi düzeyine ve bilgiden yaralanmadaki istek ve becerisine bağlı bulunacaktır. Bilginin, 21. yüzyıl için önemi ve sahip olacağı potansiyelin bazı belirtileri el le tutulur hale gelmiştir. Bilginin kazanacağı bu önem ekonominin biçimini, üretimin yapısını, gelir dağılımını ve savaşların, silahlı kuvvetlerin, ulusal savunma yöntemlerinin büyük ölçüde değişmesine neden olacaktır. İktisatçılara göre, 20. yüzyılın gözdesi kapital yoğun üretim yerini bilgi yoğun üretime terk etmesi ile bilgi yoğun üretim sadece üretimde verimliliği artıran, kaliteyi yükselten bir etki yapmakla kalmayacak sosyo-politik boyutları olan yeni bir ortam yaratacaktır (Kılıçbay, 1999). Kısaca belirtmek gerekirse Toffler in deyimiyle enformasyon toplumunda bilgi artık para gücüyle kas gücünün eki olmaktan çıkmış ve bunların ruhu ve çekirdeği haline gelmiştir. Bu toplumlarda başarı ya da başarısızlık bilgiye bağlı hale gelmiştir (Bozkurt, 2000). BİLGİ EKONOMİSİ Bilgi ve İletişim teknolojilerinde meydana gelen değişimler bir yandan küreselleşmeye neden olarak dolaylı yoldan diğer yandan üretim yapısını, ekonomik ilişkileri, piyasa yapılarını, maliyetleri doğrudan değiştirerek yeni bir ekonominin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bilgi ekonomisi bilgi temelinde şekillenen bir ekonomidir. Bilgi ekonomisini ateşleyen temel kavramlardan biri de, ürünlerin, sistemlerin, süreçlerin, pazarlamanın ve insanların sürekli olarak yenilenmesini öngören, bilgidir. Bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmelerle birlikte ekonominin temel unsurları olan üretim, tüketim ve dağıtım ilişkileri ile ekonomik yapının tümü, bilgiyi temel alacak şekilde yeniden yapılanmış ve rekabetin temel unsuru bilgi olmuştur (Küllük, 2003). Bilgi teknolojilerinin etkilediği dönüşüm sürecine giren yeni ekonomik yapıyı tanımlamak için de farklı kavramlar kullanılmıştır. Bunların öne çıkanları; Bilgi Ekonomisi, Bilgi Tabanlı Ekonomi, Yenilik Ekonomisi, Yeni Ekonomi, Sayısal Ekonomi, Öğrenen Ekonomi, Ağ Ekonomisi ve Ağlaşmış Ekonomidir. Aralarında kapsam olarak kesişen noktalar ve kısmi farklılıklar olmasına karşın tümünü içeren genel kavram Bilgi Ekonomisidir (Taşcı, 2007). 162

167 Bilgi ekonomisi kavramı ilk defa Machlup tarafından kullanılmıştır. Machlup, üç klasik sektör içine gizlenmiş olan yeni bir sektörü tanımlamak için bu terimden yararlanmıştır (Machlup, 1958). Ancak, bilgi ekonomisi kavramı, Drucker (1969) ın Süreksizlik Çağı adlı kitabında yer aldıktan sonra popüler olmaya başlamıştır. OECD (1996), bilgi ekonomisini üretim ve dağıtımda bilginin kullanıldığı ekonomi olarak tanımlamaktadır. Tapscott (1997) ise, Yeni Ekonomi olarak ifade ettiği bilgi ekonomisini, gelecek için rekabet, yeni ürün, hizmet ve değer yaratma kapasitesi olarak tanımlanmıştır. Bilgi ekonomisi kısaca; stratejik faktörün bilgi olduğu, üretim ve tüketim süreçleri ile bunlar arasında gerçekleşen süreçlerin bilgiye dayalı olduğu ekonomidir. Bilgi ekonomisi toplumun ve organizasyonların bilginin üretimi, dağılımı ve tüketiminde kaynakları nasıl tahsis ettiğini inceleyen bir disiplindir. Bu disiplin, ekonomik bir mal olarak ele alınan bilginin, üretim ve dağılımında tarihsel ve kurumsal koşulları anlamaya, ekonomi içindeki süreç ve ilerlemeleri belirlemeye odaklanır ve bilginin ekonomi içindeki konumu ve etkilerini açıklamayı amaçlar. Bilgi ekonomisi çalışmaları, bilginin, bilgi yoğun yeni ürün ve hizmetlerin üretimindeki fonksiyonuna odaklanır. Bu nedenle bir anlamıyla mal ve hizmetlerin nasıl üretilebileceğini belirle yen bir yönerge olarak düşünülebilir. Bilgi bu açıdan bir yandan bir üretim faktörü olarak, diğer yandan ekonomik bir ürün olarak değerlendirilmektedir. Bir üretim faktörü olarak ele alındığında bilgi, verimliliği arttırır. Bir yönerge olarak tanımlanırsa; belirli bir ürün, hizmet, üretim süreci veya organizasyon yapısı için bir yöntem sunar. Bu şekilde bilgi, yeni ürün, yöntem ve süreçlerin elde edilmesinde kullanılarak diğer üretim faktörlerinin verimliliğini arttırır. Bilgi, bütün ekonomik sistemlerin temelinde yer alır. Bilgiye dayanmayan bir toplumsal ve ekonomik sistem düşünmek mümkün değildir. Günümüzde kapsamı ve boyutları genişleyen uluslararası ekonomik savaşın en görkemli silahının bilgi olduğu savunuluyor. Sanayi ekonomisinin kaynakları ya da üretim faktörleri, toprak, işgücü, sermaye ve girişim gücü iken, bilgi ekonomisinin en merkezi kaynağı bilgi olmaktadır. Dolayısıyla bilgi ekonomisini diğer ekonomilerden ve sanayi ekonomisinden ayıran fark, bilginin ekonomik üretim faktörleri içinde birincil önceliğe sahip olması ve bilgi teknolojileri yardımıyla bilginin üretimindeki ve kullanımındaki artıştır (Öğüt, 2001). Bilgi Ekonomisinin Ortaya Çıkmasına Neden Olan Etmenler Bilginin oynadığı rolün önemindeki radikal değişim, bireylerin ve ulusların refahı üzerinde önemli etkilere sahip olduğundan; bilgi ekonomisinin ortaya çıkısına dair çok çeşitli görüşler öne sürülmektedir. (Wurzburg, 1998). Örneğin Skyrme ve Amidon (1997) bilgi ekonomileri kavramını öne çıkartmakta olan dört temel etken olduğunu öne sürmüştür: Toplum ve iş çevrelerinde bilginin, değişen rolünün farkına varılması, Bilgi süreçlerinin kopyalanmasının önlenerek, maliyetlerin düşürülmesi, Bilginin rekabet üstünlüğü sağlayan, bir kaldıraç rolünü üstlenmesi, Entelektüel sermaye gibi soyut varlıkların, değerinin yükselmesidir. Bilgi üretiminin bizzat kendisinde yaşanan değişimler onun iletimi ve transferini de değiştirmektedir. Bilginin üreticileri ve kullanıcıları arasındaki etkileşim, önemli bir bilgi üretimi kaynağıdır. Bilgi sistemindeki önemli dönüşümler aşağıda verilmektedir (Inzelt, 1998): Bilimin büyüme hızı yüksek ve bilgi akısı hızlıdır. Temel ve uygulamalı araştırma arasındaki sınırlar bulanıklaşmaktadır. 163

168 Finansal ve beşeri kaynaklardan ve teknik ekipmanlardan Ar&Ge`ye ayrılan pay her geçen gün artmaktadır. Sonuç olarak bilim adamlarının sayısı ve işgücündeki eğitimli çalışanların oranı artmakta; teknolojik gelişmelerle de birlikte artık her bir çalışan eskiye göre çok daha fazla bilgi üretebilmektedir (Inzelt, 1998). Bu değişimler sonucu ortaya çıkan bilgi temelli ekonomik düzen geçmişteki tarım ekonomileri, endüstriyel ekonomi yâda hizmet ekonomilerine göre tamamen farklı bir paradigmadır. Ekonominin temel unsurunun bilgi ve bu bilgiye sahip olan birey olduğu, firmaların yeni ürün ve teknolojileri kısa sürede geliştirip pazarlayabilme yeteneğinin hayati bir önem taşıdığı bilgi ekonomisi küresel, dijital bir ağ ekonomisidir (Akgün, Keskin, Günsel, 2005) İKTİSAT EĞİTİMİNİN BAŞ TACI NEOKLASİK TEORİNİN, BİLGİ EKONOMİSİ KARŞISINDAKİ ACİZLİĞİ Bilim, olaylarla ilgili gerçeklerin belirlenmesi ve aynı zamanda düzenli bilgileri dile getiren önermelerin mantıksal bir ilişki içinde olduğu örgün bilgiler bütünüdür. Bilimin kapsam ve sınırlarını çizmek kolay olmamakla birlikte genel olarak doğa ve toplum bilimi olmak üzere iki türe ayrılmıştır. Bu ayrımdaki temel kıstası ise gözlem kaynağındaki farklılık (deney sorunu), tarihsel kapsamın önemi (ekonomik kurumlar ve davranışların tarihsel olarak değişimi) ve insanın aktifliği oluşturmaktadır. Sosyal bilimlerin ve özellikle iktisat biliminin kendi konularını oluşturan insan ve topluma ilişkin amacı gerçekleştirmekten uzak hale gelerek; farklı disiplinlerde güzergâh izlemeye başlaması ( doğa bilimleri ve özellikle de matematikle analoji kurulduğu) ve özellikle II. Dünya Savaşı döneminde iktisadın yoğunlaşan bir formalizasyon sürecine girmesi, neredeyse matematiğin bir alt disiplini gibi görülmesine neden olmuştur. Öyle ki, bu süreç iktisadın kurumsal ve tarihsel yönünün ihmal edilmesine yol açmış ve iktisat sınırlandırıcı varsayımlarla oluşturulmuş matematiksel modeller ile açıklanmaya başlanmıştır. Söz konusu matematiksel modellerde öncelikli amaç iktisadi olgunun kendisini açıklamaktan çok, modelin içsel tutarlılığını sağlama yönünde olmuştur (Durusoy, 2008). İktisadın nicel bir bilim haline dönüşmesi birçok eleştiriyi beraberinde getirmiştir. Daha 1950 öncesinde Marshall, Wicksell, Keynes gibi matematiği çok iyi bilen iktisatçılarca dahi iktisadın matematikselleştirilmesine yönelik karşı çıkışların, bilgi ekonomisinde daha da artmasına ve iktisadın sosyoloji gibi bir insan bilimi mi, yoksa Walras ın önerdiği gibi evrensel yasalara sahip fizik benzeri bir bilim mi olduğuna yönelik tartışmaların tekrar gün ışığına çıkmasına neden olmuştur. Özellikle bu dönüşümde ağırlıklı olarak etkisi daha çok olan Neo-klasik iktisadı, gerçekleri açıklamaktan uzak kaldığı yönünde eleştirilere maruz bırakmıştır. Eleştiriler daha çok neo-klasik öğretinin temel varsayımları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Her şeyden önce neo-klasik öğretide kapitalist sistemin veri olarak alınması, piyasa ekonomisinin optimal sonuçlara ulaşacağını göstermeye çalışan teorik modele dayanması ve iktisadın görev alanının mevcut sosyoekonomik yapı ile sınırlandırılması eleştirilerin temel odak noktasını oluşturmaktadır (Guerrien, 1999). Öte yandan eleştirilerin bir kısmı da toplumdaki bireyler, gruplar ve sınıflar arasında çıkar çatışmalarının olmadığını kabul eden varsayım ile ekonomik dengeyi kararlı, dengesizliği ise geçici bir durum olarak gören varsayımlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Oysa bu varsayımların hiçbir, gerçek dünyayı açıklamamakta ve gerçek dışı bir dünyayı tasvir etmektedir. Gerçek ekonomik yaşama baktığımızda kapitalist sistem dışında farklı ekonomik yapılanmalar bulunduğunu görmekteyiz. Aynı şekilde neoklasik öğretinin varsaydığının aksine çeşitli toplumsal sınıflar arasında çıkar çatışmalarının da olduğu bilinmektedir. Yine ekonomik dengenin kararlı varsayılması ve dengesizliğin geçici bir durum olarak görülmesi de neo-klasik öğretinin gerçek dünyayı tasvir etmekten uzak olduğu yönündeki görüşlerin çoğalmasına neden olmuştur (Tüzün, 1979). 164

169 Ayrıca iktisat bilimine ilişkin bu durumun iktisat eğitimine de yansıması, ders programlarında ağırlıklı olarak neo klasik iktisadın ve buna bağlı olarak da matematiksel modellerin öğretilmesi öğrencilerin de tepkisine yol açmıştır. Nitekim Fransa da 2000 yılının Haziran ayında bir grup iktisat öğrencisi tarafından internet üzerinden yayınlanan bildiri, bu konudaki tartışmaların bir örneğini oluşturmuştur. Bildirinin, daha sonra bir grup Fransız iktisat hocasının da desteği ile Fransa Ulusal gazetelerinden Le Mondeon da yayınlanması Otistik İktisat hareketinin kamuoyuna ulaşmasına neden olmuştur. Bilgi ve İletişim teknolojilerinde meydana gelen değişimler bir yandan küreselleşmeye neden olarak, diğer yandan üretim yapısını, ekonomik ilişkileri, piyasa yapılarını, maliyetleri doğrudan değiştirerek yeni bir ekonominin, bilgi ekonomisinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bilgi ekonomisinin, ekonomik yapı üzerindeki etkileri şunlardır: a) Bilgi Ekonomisinin Üretim Fonksiyonu Üzerindeki Etkileri: Bilgi diğer üretim faktörlerinin aksine kullanıldıkça, yayıldıkça verimliliği ve paylaşıldıkça miktarı artan bir faktördür. Dolayısıyla bilgi potansiyel olarak sınırsızdır. Bu nedenle dünyanın sınırlı kaynaklarından daha fazla faydalanma konusundaki uzun dönemli mücadele bilgi gelişimi ile yakından ilgilidir. Diğer yandan bilgi, pozitif bir dışsallık yarattığı için hangi düzeyde olursa olsun farklı sektörler tarafından alınıp kullanılabilmekte ve farklı süreçlerle işlenerek verim artısı yaratılabilmektedir. Bilginin üretimde artan verimleri geçerli kılması sonucu toplam ürün fonksiyonunun şekli değişecektir. Teknik olarak üretimde artan verimlerin geçerli olması; değişken girdi kullanımı arttıkça toplam ürünün (TÜ) artan oranda artması şeklinde olacaktır. Tüm üretim faktörlerinin değişken olduğu uzun dönem dikkate alındığında; bilginin üretim faktörlerinin verimlilikleri üzerinde etkili olarak ölçek artısına karşılık daha fazla ürün artısı yaratılmasına neden olacaktır (Uzgören, Kara, 2015). b) Bilgi Ekonomisinin Üretim Üzerindeki Etkisi: Bilgi ekonomisinin geleneksel üretim sürecine etkisi, bilgi, kısa dönemde üretime katılan diğer üretim faktörlerinin verimliliklerinde bir artış meydana getirerek; aynı miktar değişken girdi ile daha fazla çıktı elde edilmesine neden olmaktadır. Ayrıca, bilgi ekonomisinin ortaya koyduğu bilişim ve enformasyon teknolojilerindeki gelişmeler sonucu, talebin daha çabuk ve gerçeğe yakın tahmini mümkün olabildiği gibi, lojistik hizmetlerinde de meydana gelen gelişmeler sonucu işletmelerin talep fazlası mal üretmeleri önleneceği ve optimum stoklarla çalışmaları sağlanacağı için maliyetlerinde azalma meydana gelecektir. Sayısal mal ve hizmet ürünlerinin (yazılım, program, enformasyon ve bilgi) üretimde bilginin üretim faktörü olarak etkisi geleneksel üretime nispeten daha yoğundur. Bilginin üretim faktörü haline dönüşümünde söz konusu olan özellikle ikinci ve üçüncü durum yani daha önce var olan bilginin sürekli olarak islenmesi yoluyla ondan yeni ve farklı üretim süreçlerinin, mal ve hizmetlerin elde edilmesi ile gerçek yeniliğin yapılması süreci sayısal malların üretiminde temel unsur olarak görülmektedir. c) Bilgi Ekonomisinin Tüketim Üzerindeki Etkisi: Bilgi ekonomisi tüketicinin yeni yeni ihtiyaçlarla karşılaşmasına ve ihtiyaçları karşılayan özellikle sayısal malların, ihtiyaçları karşılama sürelerinin kısalmasına neden olmaktadır. Bilgi ekonomisi tüketicilerin mal ve hizmet tüketimlerinde gözetmiş oldukları fayda maksimizasyonuna ulaşmada farklı davranış modelleri geliştirmelerine neden olmaktadır. Yeni ekonomi tüketicilerin zevk ve tercihlerinde zaman içinde temel değişimler meydana getirmekte ve tüketim kalıbının değişimine neden olmaktadır (Uzgören, Kara, 2015). d) Bilgi Ekonomisinin Piyasa Yapısı Üzerindeki Etkileri: Geleneksel ekonomide eksik rekabet; monopolist eğilimlerin yaygınlaşması, patent koruma önlemleri, mevzuatlar gibi teknik ve yönetsel araçların etkisi ile oluşabilir. Oysa bilgi ekonomisinde eksik rekabet, ekonominin kendi yapısında var olan bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Bilgi ekonomisinde mal ve hizmetlerin homojen olması, alıcı ve satıcıların sayısı sınırlı olması, üretimde artan verim azalan maliyet 165

170 koşullarının geçerli olması firmaları üretim yapmaya teşvik edecektir. Aynı zamanda artan rekabet ve küreselleşme sayesinde firmaların ihtiyaç duydukları girdileri daha ucuza ve istedikleri yerden karşılayabilme olanaklarına kavuşmuş olmaları; bir bütün olarak düşünüldüğünde piyasaya giriş/çıkış engellerini azaltacaktır. Diğer yandan, bilgi ekonomisinde özellikle sayısal malların üretiminde bu üretimin doğal nitelikleri nedeniyle piyasaya giriş engelleri artmaktadır. Belirli bir sayısal malın üretilebilmesi için yüksek bilgi ve teknoloji birikimi ile başlangıçta yüksek yatırım maliyeti gerekmektedir. Sayısal mal üretildikten sonra da çeşitli yasal düzenlemelerle (patent hakları, lisanslar) tüm fikri hakları korunmaktadır. e) Uluslararası Ticaretin Yaygınlaşması: 2.Dünya savaşı sonrasında kurulan GATT, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar ve bilgi iletişim teknolojilerinde meydana gelen değişmeler uluslararası ticaretin giderek artmasına yardımcı olmuştur. Ülkeler arasında ticarette tarife ve tarife dışı engeller kalkmakta ve korumacılık gerilemektedir. Firmalar arası yerel rekabet ortadan kalkmıştır. Girdilerini farklı ülkelerden elde eden, üretim süreçlerini birden fazla ülkede gerçekleştiren ve Dünyanın pek çok ülkesine mal ihraç eden Çok Uluslu Şirketler ortaya çıkmıştır. Çok Uluslu Şirketler zaman içinde öyle gelişmişlerdir ki, bazılarının cirosu, ülkelerin Gayrisafi Yurtiçi Hasılalarından daha yüksek olmuştur (Gedikli, 2011). f) Finansal Sistemde Ortaya Çıkan Değişimler: Bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen değişmeler doğrudan bankacılık ve finansman işlemlerini oldukça kolaylaştırmıştır. Dünyanın herhangi köşesinde bulunan bir kişi rahatlıkla çok uzak bir ülkedeki tahvil veya bonoların alım satımını yapabilmekte, Borsa hisse senetlerine yatırım yapabilmektedir. Teknoloji sayesinde işlem maliyetleri azalmaktadır. Ayrıca günümüzde klasik para yerine kredi kartı ve banka kartı kullanımı yaygınlaşmış ve yaygınlaşmaya devam etmektedir. g) Ar&Ge (Araştıma ve Geliştirme) Yatırımları ve Tasarımın Önem Kazanması: Tüketicinin enformasyon ve bilgiye geçmişe oranla çok daha kolay ulaşması sonucunda firmalar arasında mal kalitesini artırma ve maliyetlerin azaltılarak fiyatların indirilmesi konusunda çabalar artmıştır. Yeni ürün ve üretim süreçlerinin ortaya çıkarılmasına yönelik sistemli ve yaratıcı çalışmalara Araştırma Geliştirme (Ar&Ge) adı verilir (Zerenler vd 2007). Firmalar yeni ve daha üstün mal üretmek için Ar&Ge yatırımlarına daha çok önem vermeye başlamışlardır. Ar&Ge sonucunda yeni ve daha üstün mal üreten firmaların bir sonraki hedefi bu maldan daha üstününü üretmek haline gelmiştir. Aksi takdirde rakiplerinin gerisinde kalacaktır. h) İşgücü Piyasasında Değişimler: Bilgi önemli bir üretim faktörü haline gelince firmaların rekabette öne geçmeleri için yetenekli, yaratıcı çalışanlara olan ihtiyacı artmıştır (Yumuşak, 2008:241). Yeni ekonomide en önemli rekabet avantajı çalışanların yetenek ve bilgileridir. Günümüz ekonomisinde bazı firmaların fiziki sermayesinin bulunmadığı buna karşılık önemli tutarda beşeri sermayeye sahip oldukları ortaya çıkmıştır (Karahan, 2006). Bilgi ve beceriye sahip olan çalışanlar nedeniyle bazı firmaların çok kısa süre içinde Dünyanın en büyük işletmeleri haline geldikleri görülebilmektedir (Microsoft, Google vb). i) Maliyet Yapısında Değişiklikler: Bir malın üretiminde kullanılan bilgi miktarının artması sabit maliyetlerin artması ve değişken maliyetlerin azalmasına dolayısıyla marjinal maliyetlerin neredeyse tümüyle ortadan kalkmasına neden olmuştur. Maliyetlerdeki bu değişmenin bir nedeni de bilginin üretim faktörü olarak kullanılması nedeniyle doğal kaynaklara ve hammaddeye olan ihtiyacın azalmasıdır. Ayrıca bilgi ve iletişim teknolojisi işgücü verimliliğinin artmasına neden olarak büyük ölçekli firmalar yerine küçük ölçekli firmaların ortaya çıkmasına neden olmuştur (Dilek, 2016). j) Piyasalardaki Fiziki Değişimler: Günümüzde geleneksel pazar yerleri yerine, sanal ve elektronik ortamda pazar yerleri ortaya çıkmıştır. İnternet üzerinden işlenen elektronik ticaret 166

171 giderek yayılmaya başlanmıştır. Elektronik ticaret sayesinde işlem maliyetleri azalmakta, piyasalarda bilgi sorunu kısmen de olsa çözülmektedir. Ayrıca şebeke (ağ) etkileri nedeniyle çift yönlü piyasalar ortaya çıkmıştır. k) Aracıların Önem ve Rolünde Değişim: Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde ortaya çıkan değişim sonucunda tüketiciler, doğrudan firmaya ulaşarak bilgi alabilmekte veya ticareti gerçekleştirebilmektedir. Bu nedenle aracıların önemi ve sayısı giderek azalmaktadır. Günümüzde internet üzerinden aracılık yapan işletmeler ortaya çıkmış, aracıların farklı rolleri üzerlerine aldıkları görülmeye başlanmıştır. l) Yeni Sektörlerin Ortaya Çıkması: Bilgi ekonomisinde geleneksel sanayi işletmeleri (demir, çelik, maden, inşaat vb) giderek önemini kaybetmekte, yerine üretim faktörü olarak yoğun biçimde bilgi kullanan eğitim, yazılım, donanım, Ar&Ge, sağlık gibi sektörler önem kazanmaya başlamışlardır (Dilek, 2016). BİLGİ EKONOMİSİNDE VERİLMESİ GEREKEN İKTİSAT EĞİTİMİ Üniversitelerin iktisat bölümlerinde lisans düzeyinde, neoklasik iktisadın tek ve hâkim öğreti olarak okutulmaktadır. Lisans düzeyinde iktisat bilimi adına sadece neoklasik iktisatla yetinilmesinin, öğrenciye başka bir iktisat öğretisi yokmuş izlenimi verilmektedir. Üniversitelerin iktisat bölümlerinden mezun olan pek çok öğrenci, eğer kendi çabalarıyla öğrenmemişlerse, neoklasik iktisattan başka bir iktisadın varlığından haberdar bile olmamaktadırlar (Ruben. 2001). Öğrenciler derste anlatılan neoklasik iktisadı anlamaya çalışırlarken yaşadıkları iktisadi dünyayla gerekli bağı kuramadıklarında kendilerine yabancılaşıyorlar. İktisat öğretiminin en önemli sorunlardan biri derste öğretilenlerle, gerçek hayat arasındaki bağlantı kopukluğu olarak belirtilmektedir. İktisat eğitimi salt gerçek yaşamdan kopuk çeşitli kuramların, niceliksel yöntem ağırlıklı modellerin ve her çeşit soyutlamanın öğrenciye aktarıldığı bir platform olmak durumunda kalmamalıdır. Tam tersine iktisadın tarihsel boyutuyla, sosyo-ekonomik ve kurumsal yapısıyla, ekonomilerin nasıl işlediğini inceleyen, toplumsal olayların nasıl ortaya çıktığını sorgulayan, toplumsal amaçları ön planda tutan ve onların gerçekleşmesi için çözümler arayan bir bilim dalı olması gerekmektedir (Şenses, 1986). İktisat fizik, kimya gibi doğal bir bilim değildir, mutlak gerçekleri yoktur. Toplumsal beklentiler, zevkler, tercihler zaman içinde değiştikçe iktisadın kendi içindeki değişmez öğeleri değişir. İktisadın evrensel genel kabul gören kanunları yoktur, bu nedenle de iktisat sosyal bir bilimdir (Tutar ve Eren, 2011). Dolayısıyla iktisat eğitiminde bu özellik gözden kaçırılmamalıdır. Bilgi ekonomisinde, iktisat eğitimi programı hazırlanırken, aşağıdaki sorular göz önünde bulundurulmalıdır: İktisat eğitiminin amacı ne olmalıdır? Genel bir kalıp yerine, yerel, ulusal ve uluslararası kuruluşlar için farklı iktisat programları mı uygulanmalıdır? İktisat programlarını bitiren öğrenciler nerelerde çalışırlar? İktisat eğitiminde gerçek dünyanın konuları ve sorunları ile ilişki, nasıl ve ne ölçüde kurulabilir? Lisans eğitiminde yüksek lisans ve doktora programlarına yönelik nasıl bir hazırlık yapılabilir? Bilgi ekonomisindeki toplumlar, eğitim düzeyinin artmasıyla, verimlilik arasında bağ kurmakta, bireyin yaşadığı topluma, aldığı eğitim ölçüsünde katkıda bulunduğuna inanılmaktadır. Bilimsel araştırmalar eğitim düzeyi ile kalkınmanın unsurları olan ekonomik büyüme, siyasal ve toplumsal gelişme arasında doğrusal ilişkiler olduğunu ortaya çıkarmıştır. İnsan kaynağının, özellikle sosyal iyileşmeye ve buna bağlı olarak ekonomik gelişmeye katkısı oldukça büyüktür. Eğitim iktisatçılarına göre, ekonomik kalkınmanın temel noktası eğitimdir (Çakmak, 2008). Buna ilaveten, kendi kendini besleyen içsel büyüme 167

172 süreçlerinin hâkim olduğu, yeni içsel büyüme modellerinde eğitim politikası beşeri sermayeyi etkilemekte; beşeri sermaye yaratıcılık ve yaparak öğrenmeyi etkilemekte; bilgi üretimi zinciri ile yaratıcılık, yaparak öğrenme ve Ar&Ge sıralaması iktisadi yenilikler doğurmaktadır. İktisadi yenilikler ise, katma değeri yüksek ürünler ile ekonomik kalkınma sağlamaktadır (Kibritçioğlu, 1998). Kamusal ve akademik çalışmaların firmaların teknolojik faaliyetlerini destekleyebileceğini, ancak teknolojik faaliyetlerin yerine geçemeyeceğini, eğitim ve öğretim yoluyla beşeri sermayenin geliştirilmesi gerekmektedir (Çımat, Daşkıran: 2014) Üretim tekniklerinde yaşanan hızlı değişim, eğitime daha fazla önem verme, bilgiye ve gelişmeye daha fazla yatırım yapma ihtiyacını ön plana çıkarmıştır. Rekabette üstünlüğü elde etmenin ve kalkınmada başarının temeli olarak kabul edilen insan kaynağı kavramının altındaki gerçek, onun etkili ve verimli kullanılmasında yatmaktadır. Örgütler; varlıklarını sürdürmek, yoğun rekabet ortamında başarılı olabilmek ve sürekli değişime ayak uydurabilmek amacıyla bireyin, eğitimine daha çok önem vermeye başlamışlardır. Eğitimin, bireysel gelişmeyi sağladığı gibi, daha geniş anlamda toplumsal ekonomik ve sosyal kalkınmayı da sağladığı söylenebilmektedir (Hoşgörür ve Gezgin, 2005). Teknolojik gelişme ile birlikte kıtlık sorununun değil, aşırı arz sorununun yaşandığı, iktisadi ve parasal birliklerin arttığı, uluslararası iktisadi kuruluşların önemli rol oynadığı bilgi ekonomisi dünyasında, tam rekabet koşulları altında fayda maksimizasyonu problemleri bir öğrenci için ancak soyutlama ve iktisadi akıl yürütme yeteneğini kazanması için anlamlı olabilir. Oysa iktisat, politika tartışmaları üzerindeki etkisiyle çok büyük potansiyele sahip bir sosyal bilimdir. Dolayısıyla, teoriler soyut veya analitik düşünme yeteneği kazandırmasının yanı sıra tüm karmaşıklığıyla gerçek yaşama ilişkin politika önerilerine hizmet etmelidir (Aydın, 2016). Bireyin mesleki konumu her şeyden çok büyük ölçüde gördüğü eğitim ile betimlenmektedir. Görülen eğitim toplumsal mobiliteyi de arttırmaktadır. Bu bağlamda iktisat eğitimi verilirken inovasyoncu fikirlere ve teknolojik gelişmelere daha fazla yer verilmelidir. Ortaya konulan değişik ve yenilikçiliği öne çıkaran fikirler iktisat eğitimde başarıyı arttırıp, öğrencilerin bakış açılarını daha da genişleterek toplumsal ve ekonomik olarak ülkenin büyümesine katkı da bulunacaktır. SONUÇ Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı bir şekilde gelişmesi, ticareti ve işlerin yapılış yöntemlerini değiştirerek, iktisadi ve sosyal hayatta bir dönüşüm yaratmaktadır. Yeni teknolojiler ekonominin etkinliğini arttırmaya, yeni iş imkânlarının yaratılmasına, teknik ilerlemelerin ve fikirlerin daha kolaylıkla yayılmasına, farklı ülkeler ve bölgelerde yaşayan insanlar ve kurumlar arasında eş zamanlı iletişimin kurulmasına yardımcı olmaktadır. 21. yüzyılda bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan ve bilgi ekonomisi olarak ifade edilebilen gelişmeler tüm ekonomik birimleri derinden etkilemektedir. Bilgi üretim faktörü olarak kullanırken; üretimde azalan verimler kanunu yerine, artan verimler kanunu geçerli olmaktadır. Bilgi ekonomisi ile geleneksel üretim daha verimli kılınırken; bilgi ekonomisi, sayısal mal ve hizmet üretimi gerçekleştirilerek, üretim kavramının kapsamı genişlemektedir. Bilgi ekonomisinde sayısal mal ve hizmetler hızla tüketim kalıbı içinde yerini alırken; on-line tüketici davranışları oluşmaya başlamıştır. Bilgi ekonomisinde bilgi ve iletişim teknolojileri, piyasaların yapısını değiştiren bir güç olarak ortaya çıkmaktadır. Piyasaya giriş ve çıkış önündeki engeller azalırken bilgiye sahip olabilme kolaylığı rekabeti arttırmaktadır. Monopolist eğilimler teknoloji merkezli sektörlere yoğunlaşmaktadır. Bu piyasa koşullarında faaliyet gösteren firmalar değişen üretim koşullarına bağlı olarak üretim dengelerini belirlemektedirler. Bilgi ekonomisi kasırgasında alabora olan tüm ekonomik birimleri analiz ederken; iktisat alanında neoklasik iktisat kuramının egemen olması, neoklasik iktisadı, iktisat kuramıyla özdeş saymak çok 168

173 zararlı ve yanlış yorumlara neden olmaktadır. İktisadi bir teorik açıklama, iktisat eğitimini gören insanlara, analizin nereye doğru gideceğini, hangi sorulara cevap vermek zorunda kalacağını, belli bir aşamada neyin açıklanması ve hangi bilginin analize dâhil edilmesi gerektiğini vermeli, hissettirmelidir. Aslında problem çözümü, belli bir teorik açıklama getirilirken bu teorik açıklamanın ne yöne gideceğini ve dolayısıyla hangi sorulara cevap vermesi gerektiğini görme faaliyetidir. Ancak bu tarzda edinilen bilgi üretken bir bilgi haline dönüşebilir ve iktisat teorilerinin standartlaştırma ve tamamen teknik bilgiye dönüşme sakıncalarından arındırılabilir. Bir bilgi gövdesi kendi bütünlüğü içinde kavranırsa bilimsel bilgi olma özelliğini koruyabilir. Aksi takdirde, sadece belli sorulara cevap verebilen bir reçete haline gelir. Bu anlamda basitleştirmelerin gözlemler ve tarihi olgulara dayandırılması bu bütünlüğün korunmasında çok önemlidir. İktisat eğitiminde böyle bir motivasyon sağlandıktan ve bir teorik modelin bağlamı iyi anlaşıldıktan sonra, eğer o modelin çalışmasını anlamak yüksek düzeyde bir matematik, istatistik ve ekonometri gerektiriyorsa, bu teknikler gerektiği seviyede kullanılmalıdır. İktisat eğitimi alan öğrencilere, iktisat biliminin ne tür sorunlarla uğraştığının somut biçimde aktarılması ve motivasyon kazandırılması için, ilk senenin tamamının matematik, istatistik ve diğer alan-dışı dersler yanında, iktisatla ilgili olarak sadece kapsamlı bir iktisat tarihinden oluşması gerektiğini ve sorunların, arz-talep, faiz haddi vb. bir çok kavramın ve bunların ilişkilerinin bu tarih perspektifi içinde kazandırılması gerekmektedir. Böyle bir yöntemin iktisat eğitimini tarihsiz ve hafızasız bir bilgi aktarımı olma sürecinden çıkarmakta önemli bir başlangıç olacaktır. Dolayısıyla, iktisat eğitiminde hâkim olan neoklasik iktisattın saltanatına da son verilecektir. Sonuç olarak dijital küresel toplumda rekabet edebilmenin temel unsuru bilgiyi üreten, yayan ve ekonomik faydaya dönüştüren inovasyon temelli bir ekonomik yapıya sahip olmaktır. Bilgiyi üreten kurumlar olarak üniversitelere ve iktisat bölümlerine bu çerçevede önemli görevler düşmektedir. Üniversiteler bilgi ve teknoloji transferinde de katalizör görevlerini yerine getirmek durumdadırlar. Bu kapsamda; iş dünyası ve üniversite arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, bilgi ve teknoloji transferinin sağlanması bilgi tabanlı ekonomilerin yenilikçi kabiliyetini artırarak ekonomik büyümeyi olumlu etkileyerek toplumsal refah artışını beraberinde getirecektir. Aynı zamanda üniversitelerin geleceği ve rekabet gücünü artırmada kaliteli eğitim, bilgi üretimi ve araştırmanın yanında iş dünyası ve diğer kurumlarla yapacakları işbirliğinin önemi de tartışılmazdır. Bütün bu sebeplerden ötürü iktisat bölümünün geleceği hem üniversitedeki kontenjanları bakımından hem de mezun olunduktan sonra yapılabilecek iş çeşitliliği açısından oldukça revaçta (olacak) olan bir bölümdür. KAYNAKLAR Akgün, A. E., Keskin, H., Günsel, A., (2005) Bilgi Ekonomisi Kapsamında Teknoloji Transferinin Bilgi Transferine Dönüşümüne Dair Bir Literatür Taraması, İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 19 Nisan, Sayı: 1 Aydın, Y., (2016), Post Otistik İktisat: İktisat Eğitimi ve Neoklasik İktisat Eleştirisi, Selçuk Ün. Sos. Bil. Ens. Der., (35): Bensghir, T. K., (1996), Bilgi Teknolojileri ve Örgütsel Değişim. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, TODAİE Yayın No: 274, 1.Basım, Ankara, ss.385. Bozkurt, V., (2000), Enformasyon Toplumu ve Türkiye. Sistem Yayıncılık, İstanbul, ss:308. Çımat, A., Daşkıran, F., (2014), İktisat, Türkiye deki İktisat Eğitimi ve İktisadi Yenilik, Siirt Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisadi Yenilik Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 2, Ocak, ss: Dilek, S., (2016), Enformasyon Ve Bilgiye Dayalı Yeni Ekonomi, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Ocak, Sayı:11, ss Drucker, P. F., (1969), The Age of Dicontinuity; Guidelines to Our Changing Society, ISBN , New York. Drucker, P. F., (1993) Kapitalist Ötesi Toplum. (Çeviren: Belkıs Çorakçı), İnkılap Kitapevi, İstanbul, ss:

174 Durusoy, S. (2008), İktisat Biliminin Yeri Ve Yöntemi Neden Sorgulanıyor? Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, [Bağlantıda]. 5:1. Erişim: Fukuyama, F., (1993), Tarihin Sonu ve Son İnsan, Çeviren: Z. Dicleli, Simavi Yayınları, İstanbul, ss. 56. Gedikli, A., (2011), Çok Uluslu Şirketler ve Doğrudan Yabancı Yatırımların Gelişmekte Olan Ülkelerin Kalkınması Üzerine Etkisi, Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi, 6(1), ss: Guerrien, B., (1999), Neo-Klasik İktisat, Çev.: Ertuğrul Tokdemir, İletişim Yayınları, İstanbul, ss Hasıloğlu, S. B., (1999), Elektronik Ticaret ve Stratejileri. Türkmen Kitabevi, İstanbul, ss: 165. Inzelt, A., (1998), Are Transition Countries Insiders or outsiders of the knowledge based economies, Annamara Inzelt and Jan Hilton, Technology Transfer: From Inventıon To Innovatıon, Kluwer Academic Publishers, Boston London. Karahan, Ö., (2006), Üretim Faktörü Olarak Bilgi, Bilgi Ekonomisi, Editör: Nihal Kargı, Ekin Kitabevi. Keyman, F., (2000), Globalleşme Söylemleri ve Kimlik Talepleri: Türban Sorununu Anlamak, Global Yerel Eksende Türkiye. Derleyen: F. Keyman, A.Y. Sarıbay, Alfa Yayıncılık, İstanbul, ss: Kılıçbay, A., (1999), 21. Yüzyılın Türkiye sinde Çağdaşlaşma. Bilim Teknik Yayınevi, ss: 282. Kutlu, E., (2000), Bilgi Toplumda Kalkınma Stratejileri. T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1209, Eskişehir, ss:170. Larrain, G., (1995), İdeoloji ve Kültürel Kimlik. Çeviren: N. Domaniç. Sarmal Yayınevi, İstanbul, ss: 207. Machlup, F., (1958), An Economic Review of the Patent System, OECD, (1996), The Knowledge Based Economy, No. General Distribution OCDE/GD(96)102, Paris, Öğüt, A., (2001), Bilgi Çağında Yönetim. Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, ss: 307. Ruben, E., (2001), İktisat Öğretiminin Sorunları, İktisat Dergisi, 415, ss: Skyrme, D. and Amidon, D., (1997), Creating the knowledge-based business, Business Intelligence, London. Şenses, F., (1986), Başlıca Sorun Alanları Açısından Türkiye de İktisat Eğitimine Toplu Bir Bakış, İktisat Dergisi, Ocak, ss: Tapscott, D., (1997, Dijital Ekonomi, Ağ Üzerindeki Akıl Çağında Umut ve Tehlike. (Çev. Ece Koç), Koç Sistem Yayınları, I. Baskı, İstanbul, ss:350. Taşcı, K., (2007), Teorik Çerçevesi ve Uygulama Örnekleriyle Dünyada ve Türkiye de Yazılım Endüstrisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Planlama Uzmanlığı Tezi (yayımlanmamış eser), Ankara, ss: 225. Timisi, N., (2003), Yeni İletişim Teknolojileri ve Demokrasi. Dost Yayınevi, Ankara, ss: 110. Tutar, E. ve Eren, M.V., (2011). Post Otistik İktisadın 2008 Global Ekonomik Krizine Bakışı: Türkiye İçin Bir Durum Değerlendirmesi, Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4 (7), ss: Tutar, H., (1998), Küreselleşme Sürecinde Bilginin Anlamı ve Kalitesi, Standart Dergisi. Yıl: 37, Sayı: 436, Nisan: s. Tüzün, G., (1979), İktisat ve Matematik Üzerine, İktisatta Kapsam ve Yöntem: Seçme Yazılar, Der. Fikret Görün, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Yayını, Yayın No: 33, ss Uğur, A., Bilici, M., (1998), Bilgi Toplumu, İnternet ve Demokrasi Dijital Âlemin Genleşen Kamusal Alanı, Yeni Türkiye, Sayı 19, ss Uzgören, E., Kara, O., (2015), Yeni Ekonominin Üretim, Tüketim Ve Piyasa Yapısı Çerçevesinde Olası Mikro Ekonomik Etkileri, Wurzburg, G., (1998), Markets and the Knowledge Economy: Is Anything Broken? Can Government Fix It? Organization for Economic Co-Operation and Development, Journal of Knowledge Management 2 (1), pp.32. Yumuşak, S., (2008), İşgören Verimliliğini Etkileyen Faktörlerin İncelenmesine Yönelik Bir Alan Çalışması, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 13(3), ss: Zerenler, M., Türker, N. ve Şahin, E. (2007), Küresel Teknoloji, Araştırma Geliştirme (Ar&Ge) ve Yenilik İlişkisi, Management, 6(1). 170

175 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): DÖNER ŞABLON KAPLAMA İŞLEM PARAMETRELERİNİN DENİM KUMAŞLARIN KONFOR ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ EFFECTS OF ROTARY SCREEN COATING PROCESS ON THE COMFORT PROPERTIES OF DENIM FABRICS Hüseyin G. TÜRKSOY a, Sümeyye ÜSTÜNTAĞ a, Şeyma KILINÇKAYA a, Münevver E. AVCI b ÖZ Farklı yaş grupları ve sosyal çevrelerden insanların tercih ettiği denim kumaşlar, her geçen gün farklı görsel efektler ve özelliklerle karşımıza çıkmaktadırlar. Denim kumaşların üretiminde, tüketicinin değişen taleplerine cevap verebilmek için yenilikçi yaklaşımlara gidilmektedir. Denim kumaş üreticilerine, yenilik ve çeşitlilik açısından geniş imkânlar sunan işlemlerden bir tanesi de kaplama işlemidir. Uygulanan kaplama işleminin, kumaşın kullanım açısından konfor özellik lerini ne şekilde etkilediğinin bilinmesi, denim ürün tasarımcıları açısından büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada, döner şablon kaplama işlem parametrelerinin (viskozite, kumaş geçiş hızı, rakle ve şablon silindirleri arasındaki basınç, kurutma sıcaklığı ve şablon silindiri üzerindeki gözenek sayısı) denim kumaşların bazı konfor özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma sonucunda üretilen denim kumaşların hava ve su buharı geçirgenliği özellikleri üzerinde, incelenen tüm kaplama proses parametrelerinin istatistikî olarak anlamlı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca kaplama parametrelerinden basınç, sıcaklık ve gözenek sayısının, denim kumaşların ısıl direnç özellikleri üzerinde istatistikî olarak önemli etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Denim, Kaplama, Hava geçirgenliği, Su buharı geçirgenliği, Isıl direnç. ABSTRACT The denim fabrics preferred by people of different age groups and social circles come up with different visual effects and properties, every day. In the production of denim fabrics, innovative approaches are needed to respond to changing demands. One of the processes that provide wide range of possibilities in terms of innovation and diversity to denim fabric manufacturers is the coating process. It is vital for denim product designers to know how well the coating process affects the comfort of the fabric as well as the properties gained to fabric. In this study, the effects of the rotary screen coating process parameters (viscosity, fabric passing speed, pressure between blade and screen rollers, drying temperature and number of pores on the screen) on some comfort properties of denim fabrics were investigated. As a result of the study, it has been found that all of the examined coating process parameters have statistically significant effect on the air permeability and water vapor permeability properties of the denim fabric. In addition, it has been determined that the pressure, temperature and number of pores parameters have a statistically significant effect on the thermal resistance properties of the denim fabrics. Key words: Denim, Coating, Air permeability, Water Vapor Permeability, Thermal resistance. 171

176 GİRİŞ 18. yüzyılın sonlarında çiftçiler ve kovboylar tarafından giyilen denim giysiler, günümüzde toplumun her kesimi tarafından tercih edilmektedir. Yoğun rekabetin yaşandığı denim kumaş üretim sektöründe yenilik ve inovasyonun önemi çok büyüktür. Dünyanın belli başlı denim üreticileri günümüzde denim giysilere yeni fonksiyonlar kazandırarak yeni pazarlar yaratma çabasındadırlar. Üretimde kullanılan farklı ipliklere, terbiye ve bitim işlemlerine bağlı olarak çok farklı renk, parlaklık ve tutum özelliklerine sahip yenilikçi denim giysiler üretilebilmektedir (Bağıran, 2011; Çataloğlu, 2007; İTKIB, 2016; Korkmaz, 2009; Üstüntağ, 2014). Denim kumaş üreticilerine, yenilik ve çeşitlilik açısından geniş imkânlar sunan işlemlerden bir tanesi de kaplama işlemidir. Kaplama, kumaşa normal terbiye prosesleriyle kazandırılamayan özel efektler için uygulanan bir işlemdir. Kaplama, farklı tekniklerle yapılabilmesiyle beraber, kullanılması planlanan teknik, kaplamanın yapılacağı malzemenin cinsine ve elde edilmesi istenen özelliğe bağlıdır (Bulut ve Sülar, 2009). Kaplama işlemiyle denim kumaşa çeşitli estetik ve fonksiyonel özellikler kazandırılabilmekte, inovatif ve özgün denim kumaşlar elde edilebilmektedir. Günümüzün yükselen yaşam standartları ile birlikte giysilerden beklenen özelliklerin de değişikliğe uğraması, kaplamalı denim kumaşların kullanım alanının yaygınlaşmasını ve bu ürünlerle sağlanabilen mekanik ve konfor özelliklerinin önemini dikkate değer bir noktaya getirmiştir. Genel olarak dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan tüketiciler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, giysi tercih kriterlerinde konfor ilk sıralarda, marka ise son sıralarda gelmektedir (Li, 2001). İnsanın yaşam standardını yükseltmek amacıyla giysi konforuna yönelik çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Tekstil ürünlerinin ısı ve kütle transferi özellikleri ile ilgili olan termofizyolojik konfor, genel konfor değerlendirmesini büyük oranda etkileyen, dolayısıyla da araştırmacıların konforla ilgili en fazla üzerinde durdukları bileşendir. Çevrenin termal şartlarına karşı duyulan memnuniyet olarak ifade edilmiştir. Giysinin sağladığı yalıtım, su buharı geçirgenliği (nefes alabilirlik), ilk temasta hissedilen soğukluk ve ıslaklık hislerinin tümü termal konfor üzerinde etkilidir (Bilgin, 2012). Tekstil malzemelerine fonksiyonel ve performans özelliklerin kazandırılmasında kullanılan kaplama işleminin kumaşa kazandırdıklarının yanında, kumaşın kullanım açısından konfor özelliklerinin ne şekilde etkilediğinin bilinmesi, tasarımcılar açısından hayati öneme sahiptir. Bu çalışmada, döner şablon kaplama işlem parametrelerinin (viskozite, kumaş geçiş hızı, rakle ve şablon silindirleri arasındaki basınç, kurutma sıcaklığı ve şablon silindiri üzerindeki gözenek sayısı) denim kumaşların konfor özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, seçilen bir denim kumaşa, döner şablon kaplama makinesinin proses parametreleri kontrollü olarak değiştirilerek kaplama işlemi uygulanmış, ardından kaplamalı denim kumaşların hava geçirgenliği, su buharı geçirgenliği ve ısıl direnç özellikleri incelenerek, kaplama proses parametrelerinin denim kumaş konfor özellikleri üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. MATERYAL VE METOT Çalışmada denim kumaşların üretimi ve kaplama işlemi Çalık Denim Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. de gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan denim kumaşın çözgü ipliği Ne 10.7/1 Ring Şantuk, atkı ipliği Ne 13.0/1 Ring Core-Spun (Lycra 117dtex) dir. Denim kumaşın örgü tipi 3/1 Z dimi, çözgü sıklığı 28 (tel/cm) ve atkı sıklığı ise 20 (tel/cm) dir. 172

177 Şekil 1. Döner Şablon Kaplama Makinesi Denim kumaşların kaplama işlemi, kaplama maddesinin sıvı olarak dozajlandığı yöntemlerden biri olan Döner Şablon Kaplama Tekniği ile uygulanmıştır (Şekil 1). Kaplama maddesinin dönen bir şablon içinde uygulandığı bu yöntem, renkli baskı için yaygınca kullanılmaktadır. Fakat kaplama maddelerinin sisteme beslenmesi ile de yaygın olarak kaplama amaçlı da kullanılabilmektedir. Sistemin prensibi, üzeri delikli şablonun içerisinden rakle ve sıkıştırıcı silecek kolu vasıtasıyla kaplama maddesinin, şablon gözeneklerinden geçirilerek kumaşa aktarılmasına dayanmaktadır (Çinçik, 2014; Çerçi, 2016). Denim kumaşların kaplanmasında, işletmede kullanılan standart bir kaplama patı kullanılmıştır. Kaplama makinesinin değişken parametrelerinin denim kumaşların bazı konfor özellikleri üzerindeki etkisini görmek için döner şablon makinesinin kaplama parametreleri kontrollü olarak değiştirilmiştir. İncelenen kaplama proses parametreleri; viskozite, kumaş geçiş hızı, rakle ve şablon silindirleri arasındaki basınç, kurutma sıcaklığı ve şablon üzerinde 1 cm 2 deki gözenek sayısıdır. Proses parametrelerinin değiştirilmesi ile elde edilen 10 tip kaplamalı denim kumaşın kodları ve değiştirilen kaplama proses parametreleri Tablo 1 de verilmiştir. Tablo 1. Üretilen kumaş numuneleri ve kaplama proses parametreleri Kumaş Kodları Viskozite (dpas) Hız (m/dk) Basınç (bar) Gözenek sayısı Kurutma sıcaklığı (ºC) K K K K K K K K K K Konfor testlerinin öncesinde numuneler 24 saat standart atmosfer koşullarında (20±2ºC sıcaklık, %65±2 bağıl nem) bekletilerek kondisyonlanmıştır. Giysilerde nefes alabilirliğin bir göstergesi olan su buharı geçirgenliği tekstil yüzeylerinin su buharını deri yüzeyinden dış çevreye iletme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Çalışma kapsamında su buharı geçirgenliği testi BS standardına uygun olarak kase metodu ile gerçekleştirilmiştir. Hava geçirgenliği, lif, iplik ve kumaş yapısı içerisinden geçebilme yeteneğidir. Birim basınçta, birim alandan, belirli zamanda geçen hava miktarına bağlı olarak belirlenir. Kumaşlara hava geçirgenliği testi Textest 3300 cihazında (Şekil 2) CSN EN ISO 9237 standardı esas alınarak 100 Pa basınç altında yapılmıştır. Kumaş 20 cm 2 lik test kafasının altına yerleştirilmekte ve test kafası kumaşın üzerine bastırılarak komprosörden gelen havanın kumaşın içinden geçmesi sağlanmaktadır. 173

178 Şekil 2. Textest 3300 hava geçirgenliği test cihazı Çalışma kapsamında numune kumaşlara ısıl direnç testi, sıcak levha metoduyla uygulanmıştır (Şekil 3). Sıcak levha yöntemiyle ısıl direncin tayin edilmesinde TS EN standardı referans alınmıştır. Bu cihazda insan tenini simule bir plaka mevcuttur. Sıvı ve gaz fazında sıcaklık, nispi nem ve havanın hızının kombinasyonunu içeren ölçümdür. Numuneler 300x300 mm² ebadında hazırlanır. Planın ısıl değeri (Rct) için; ölçüm ünitesi sıcaklığı: 35 ºC, hava sıcaklığı 35 ºC ve bağıl nem: %40 a ayarlanır. Hava akımının hızı 1 m/s ye ayarlanır. Numune olmaksızın plakanın ısıl değeri (Rct 0 ) için mm kalınlığındaki selafon plaka üzerine yerleştirilir. Selafon destile su ile nemlendirilmeli ve kırışıksız olarak plakaya yerleştirilmelidir. Test numunesinin tene temas edecek tarafı ölçüm plakasına denk gelecek şekilde yerleştirilir. Kırışıklık olmadan yapışkan bant veya bir çerçeve ile numune sabitlenir. BULGULAR VE TARTIŞMA Şekil 3. Isıl direnç test cihazı Çalışma kapsamında 5 farklı kaplama proses parametresinin denim kumaşların çeşitli konfor özellikleri üzerindeki etkisi istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Test sonuçlarını değerlendirmek için Windows istatistik yazılımı için SPSS 13.0 kullanılmıştır. Varyasyonların istatistiksel önemini belirlemek için, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri uygulanmıştır. Varyans analizi sonucu, faktör etkisinin istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu durumlarda, DUNCAN testi kullanılarak, faktör seviyelerinin çoklu karşılaştırılmaları yapılmıştır. Parametrelerin anlamlı etkisi olup olmadığını anlamak için p değerleri incelenmiştir. Bir parametrenin p değeri 0.05'den küçükse (p<0.05), gruplar arasında incelenen özellik bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark vardır şeklinde yorumlanmıştır. Hava Geçirgenliği Test Sonuçları Kaplanmış denim kumaşların hava geçirgenliği test sonuçlarının ortalama değerleri grafiksel olarak Şekil 4 te gösterilmiştir. ANOVA sonuçlarına göre; kumaşların hava geçirgenliği değerleri üzerinde incelenen tüm faktörlerin istatistiksel açıdan anlamlı etkiye sahip olduğu görülmüştür (p viskozite =0,005; p hız =0,019; p basınç =0,000; p sıcaklık =0,002; P gözenek =0,000). Şekil 4 incelendiğinde, en yüksek hava geçirgenliği değerleri 70 dpas viskozite, 10 m/dk hız, 7 bar basınç ve 160 ºC sıcaklıkta görülmüştür. Ayrıca şablondaki gözenek sayısı düşük olarak kaplanmış kumaşın hava geçirgenliği daha yüksek çıkmıştır. 174

179 Şekil 4. Kaplanmış kumaşların hava geçirgenliği değerlerinin ortalama sonuçları Tablo 2 de verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; yalnızca viskozite seviyelerinden 50 dpas ile 70 dpas da işlem yapılmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Tablo 2. Kaplanmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri için viskozite faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Viskozite (dpas) , , , ,4100 Anlamlılık 0,099 0,074 Tablo 3 te verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; kumaş geçiş hızı faktör seviyelerinden 10 m/dk ile 20 m/dk ve 20 m/dk ile 30 m/dk da işlem yapılmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre 20 m/dk kumaş hızında gerçekleştirilen kaplama işlemi kumaşların hava geçirgenliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Tablo 3. Kaplanmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri için kumaş geçiş hızı faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Hız (m/dk) , , ,4200 Anlamlılık 1,000 0,651 Tablo 4 de verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; basınç faktör seviyelerinden 3 bar ile 7 bar ve 5 bar ile 7 bar da işlem yapılmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki açıdan anlamlı olduğu görülmüştür. Tablo 4. Kaplanmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri için basınç faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Basınç (bar) , , ,3300 Anlamlılık 0,895 1,000 Tablo 5 de verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; kurutma sıcaklığı faktör seviyelerinden 140 ºC ile 160 ºC de işlem yapılmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak 175

180 anlamlı olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre, viskozite ve basınç faktörlerinde olduğu gibi kurutma sıcaklığı için en yüksek seviye değeri hava geçirgenliği açısından en optimum değerdir. Tablo 5. Kaplanmış kumaşların hava geçirgenliği değerleri için kurutma sıcaklığı faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Sıcaklık ( o C) , , , ,1700 Anlamlılık 0,052 0,059 Su Buharı Geçirgenliği Test Sonuçları Kaplanmış denim kumaşların su buharı geçirgenliği test sonuçlarının ortalama değerleri grafiksel olarak Şekil 5 te gösterilmiştir. ANOVA sonuçlarına göre; kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri üzerinde etkisi incelenen tüm faktörlerin istatistiksel açıdan anlamlı etkiye sahip olduğu görülmüştür (p viskozite =0,006; p hız =0,000; p basınç =0,001; p sıcaklık =0,000; p gözenek =0,041). Şekil 5 te görüldüğü gibi şablondaki gözenek sayısı düşük olan kaplamalı kumaşların su buharı geçirgenliği daha yüksek çıkmıştır. Şekil 5. Kaplanmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerlerinin ortalama sonuçları Tablo 6 da verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; 30 dpas ile 70 dpas ve 50 dpas ile 70 dpas da işlem yapılmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre 70 dpas viskozite ile kaplanmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri diğer viskozite seviyelerinden daha yüksek çıkmıştır. Tablo 6. Kaplanmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri için viskozite faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Viskozite (dpas) , , ,1101 Anlamlılık 0,351 1,000 Tablo 7 de verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; kumaş geçiş hızı faktör seviyelerinden 10 m/dk ile 20 m/dk ve 20 m/dk ile 30 m/dk da işlem yapılmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre kumaş geçiş hızı olarak 30 m/dk su buharı geçirgenliği açısından en optimum değerdir. 176

181 Tablo 7. Kaplanmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri için kumaş geçiş hızı faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Hız (m/dk) , , ,1068 Anlamlılık 1,000 0,315 Tablo 8 de verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; basınç faktör seviyelerinden 3 bar ile 5 bar ve 5 bar ile 7 bar da işlem yapılmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Tablo 8. Kaplanmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri için basınç faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Basınç (bar) , , ,1021 Anlamlılık 1,000 0,903 Tablo 9 da verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; kurutma sıcaklığı faktör 120 ºC ile 140 ºC ve 140 ºC ile 160 ºC de işlem yapılmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Tablo 9. Kaplanmış kumaşların su buharı geçirgenliği değerleri için kurutma sıcaklığı faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Sıcaklık ( o C) , , ,1039 Anlamlılık 1,000 0,194 Isıl Direnç Test Sonuçları Kaplanmış denim kumaşların ısıl direnç test sonuçlarının ortalama değerleri grafiksel olarak Şekil 6 da gösterilmiştir. ANOVA sonuçlarına göre; etkisi incelenen faktörlerden basınç, kurutma sıcaklığı ve şablon üzerindeki gözenek sayısının istatistiksel açıdan anlamlı etkiye sahip olduğu görülmüştür (p viskozite =0,923; p hız =0,851; p basınç =0,030; p sıcaklık =0,007; p gözenek =0,032). Şekil 6 incelendiğinde en yüksek ısıl direnç değerleri 5 bar basınç ve 140 o C sıcaklıkta görülmüştür. Ayrıca, yüksek gözenek sayısı ile kaplanmış olan kumaşın ısıl direnci daha yüksek çıkmıştır. 177

182 Şekil 6. Kaplanmış kumaşların ısıl direnç değerlerinin ortalama sonuçları Tablo 10 da verilen DUNCAN testi sonuçlarına göre; basınç faktör seviyelerinden 3 bar ile 5 bar ve 5 bar ile 7 bar da işlem yapılmış kumaşların ısıl direnç değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Tabloda görüldüğü gibi, ısıl direnç açısından 5 bar basınç en optimum değerdir. Tablo 10. Kaplanmış kumaşların ısıl direnç değerleri için basınç faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Basınç (bar) , , ,0073 Anlamlılık 1,000 1,000 DUNCAN testi sonuçları incelendiğinde tüm kurutma sıcaklığı seviyeleri için kaplanmış kumaşların ısıl direnç değerleri arasındaki farklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Tabloda görüldüğü gibi, 140 o C sıcaklık ısıl direnç açısından en optimum değerdir. Tablo 11. Kaplanmış kumaşların ısıl direnç değerleri için kurutma sıcaklığı faktörüne ait DUNCAN tablosu Proses N Alt Grup Sıcaklık ( o C) , , ,0073 Anlamlılık 1,000 1,000 1,000 SONUÇLAR Bu çalışmada Döner Şablon Kaplama işlem parametrelerinin denim kumaşların bazı konfor özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma sonucunda, 7 bar basınç ve 160 o C sıcaklıkta gerçekleştirilen kaplama işleminin kumaşların hava geçirgenliğini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Yüksek hava ve su buharı geçirgenliği için en ideal viskozite değerinin ise 70 dpas olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, şablondaki gözenek sayısının artması ile hava ve su buharı geçirgenliği değerlerinde azalma meydana geldiği görülmüştür. Isıl direnç test sonuçları incelendiğine; 5 bar basınç ve 140 o C sıcaklıkta gerçekleştirilen kaplama işlemi ile en yüksek ısıl direnç değerine ulaşıldığı görülmüştür. Ayrıca şablondaki gözenek sayısının artması ile ısıl direnç değerlerinde artış meydana geldiği bulunmuştur. 178

183 KAYNAKLAR 1. Bağıran, İ. C., (2011), Denim Yıkamada Karşılaşılan Sorunlar ve Bunlara Yönelik Çözüm Önerileri, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İzmir, 293 s. 2. Bilgin, S., (2012), Geliştirilen Yuvarlak Örme Sandviç Kumaşların Elektromanyetik Kalkanlama ve Termofizyolojik Konfor Özelliklerinin İncelenmesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Erciyes Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri. 3. Bulut, Y., Sülar, V., (2009), Kaplama ve Laminasyon Teknikleri ile Üretilen Kumaşların Genel Özellikleri ve Performans Testleri, Tekstil ve Mühendis, 15: Çataloğlu, A., (2007), Elastan Karışımlı Denim Kumaşların Elastikiyet ve Kalıcı Deformasyon Özellikleri Üzerine Bir Araştırma, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ege Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 79 s. 5. Çerçi, E., (2016), İmprovoment of ComfortProperties of Denim Fabric After Coating Process, Fen Bilimleri Enstitüsü, Gaziantep Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep. 6. Çinçik, E., (2014), Kaplama ve Laminasyon Teknolojisi, Erciyes Üniversitesi, Yüksek Lisans Ders Notu, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kayseri. 7. İTKIB Genel Sekreterliği Hazirgiyim Ar-Ge Şubesi, (Haziran 2016), İstatistiklerle Türkiye ve Dünya da Denim Konfeksiyon ve Kumaş Diş Ticareti 2015 Yıllık. 8. Korkmaz, İ. B., (2009), Denim Kumaş İmalatı ve Üzerine Uygulanan İşlemler, Yüksek Lisans Tezi, Haliç Üniversitesi, Sosyal Bölümler Enstitüsü, İstanbul, 108 s. 9. Li, Y., (2001), The Science of Clothing Comfort, Textile Institute Publications, Textile Progress, vol: 31, no: 1/2, 138 s., UK. 10. Üstüntağ, S., (2014), Denim Kumaş Üretiminde Kullanılabilecek Yapıda Elastik Hi brit İpliklerin Geliştirilmesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Erciyes Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 89 s. 179

184 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Tarkan KOCA 16, Muhammed M. UYAR 17 DOĞALGAZ SEKTÖRÜNÜN MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNDEN BEKLENTİLERİ ÖZ Bu çalışmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların, doğalgaz tesisatı ve teknolojisi bölümü mezunu öğrencilere verilen eğitimden beklentilerinin belirlenmesidir. Bu kapsamda ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüştür ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Toplam 12 sorudan oluşan anket 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Ankete 200 kişi katılmıştır. Çalışmada meslek yüksekokulu doğalgaz tesisatı ve teknolojisi bölümü eğitimi ile ilgili bilgiler verilmiş ve yapılan araştırmanın amacı, yöntemi ve hipotezleri ortaya konularak sonuca ulaşılmıştır. Çalışma sonrasında kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların meslek yüksekokulu doğalgaz tesisatı ve teknolojisi bölümü mezunlarından beklentilerinin neler olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre mezun öğrencilerin eğitim döneminde aldıkları mesleki uygulama derslerinin sektörün istediğini yeteri kadar karşılamadığı ortaya çıkmıştır. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Doğalgaz Programı, Sektör EXPECTATION OF THE NATURAL GAS SECTOR FROM VOCATIONAL SCHOOLS' STUDENTS ABSTRACT The aim of this study is to determine the expectations of the organizations, operating at the public and private sector, from the training offered to students who are graduated from natural gas and plumbing technology department. In this context, the province of our country employers in the private sector and authorized persons were interviewed and it was determined that what they expected from the vocational schools by making survey. The surve y consists of 12 questions prepared by the Likert scale 3s and statistical analyses were performed. 200 people participated in the survey. The study provides information s about the training of natural gas and plumbing technology department at vocational s chool and the result of the research has been reached by revealing the purpose, methods and hypotheses. After the study, it was determined what the expectations of the organizations, operating in the public and private sector, from the graduates of natural gas and plumbing technology department. The most important result found in the survey is that the graduate students practice and information during their training is not enough for the sector Key Words: Vocational School, Natural gas, Sector GİRİŞ Meslek yüksekokulları ülkemizde oldukça önemli görevler üstlenmektedir. Yetiştirdiği teknik ve kalifiye elamanlar birçok kurumda çalışmaktadır. Mesleki eğitimin amacı okul sanayi işbirliği içerisinde sanayinin ihtiyaç duyduğu, ülke ve dünya koşullarına uyum sağlayan nitelikte, idealist ve üst düzey yeterliliklere sahip ara elemanlar yetiştirmek olmalıdır. Meslek yüksekokulları araştırıcı, sorgulayıcı, çözümleyici düşünce yapısında, değişen dünya koşullarına uyumlu, insani değerlere saygılı, kendi alanlarında uzmanlaşmış, yeterli teknik bilgilerle donanmış bireyler yetiştirmeyi, bilgiyi paylaşarak toplumun yaşam boyu eğitim ve gelişme sürecine katkıda bulunarak toplumun ve öğrencilerin beklentilerini karşılamayı hedef edinmelidir. Yani meslek yüksekokullarının görevi değişim ve dönüşümün hızına ayak uydurabilecek, yaşadıkları ilin, bölgenin ve ülkenin ekonomik gelişimine katkıda bulunacak, özgüveni yüksek, kendi ayakları üzerinde durmayı beceren, bilgi ve teknolojiyi kullanabilen, toplumsal değerlere saygılı eğitimli meslek elemanları yetiştirmektir. 16 Yard.Doç.Dr., İnönü üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 17 Ögr. Grv., İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu, 180

185 Her geçen gün, mesleki eğitim için üniversite - sektör işbirliğinin, teknolojik değişikliklerin gösterdiği hız nedeniyle önemini artırmaktadır. Meslek yüksekokulları, yetiştireceği teknikerler modern teknoloji yöntemlerini bilen, kullanan, analiz eden, geliştirilmesine katkıda bulunan nitelikli insan gücünün yetiştirildiği teknik okullardır. Dolayısıyla meslek yüksekokullarının eğitim ve öğretimi, teorik ve pratik derslerin uygulanmasında, modern teknolojiye uygun donatılmış laboratuvar eşliğinde, bilgisayar tabanlı uygulamalarla daha verimli olmaktadır. Sanayi odaklı mesleki eğitim ülkelerin teknolojik olarak gelişmişlik düzeyleri ile paralellik göstermektedir. AMAÇ Yapılan bu çalışmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların doğalgaz ve tesisat teknolojisi bölümü mezunu öğrencilerinin mesleki yeterlilik düzeyleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve öğrencilere verilen eğitimden beklentilerini belirlemektir. Örneklem Çalışmanın örneklemi ülkemizde faaliyet gösteren doğalgaz şirketlerinde yetkili kişiler oluşmaktadır. Örnekleme ülkemizde bulunan özel sektördeki 200 yetkili kişiden oluşmaktadır. Yöntem 200 kişinin katıldığı, toplam 12 sorudan oluşan anket, 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve uygulanmıştır. Bulgular Yapılan bu çalışmada ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ile görüşülmüş ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Her soru için alınan sonuçlar grafikler halinde verilmiştir. Betimsel analiz yöntemi veriler değerlendirilmiştir. Doğalgaz sektöründeki işverenlerin ve yetkili kişilerin meslek yüksekokulu doğalgaz ve tesisat teknolojisi bölümü mezunlarına bakış açıları anket sonucunda ortaya çıkmıştır. Doğalgaz Sektörünün Meslek Yüksekokulu Doğalgaz ve Tesisat Teknolojisi Bölümü Öğrencilerinden Beklentilerin Belirlenmesi 1. Meslek yüksekokullarındaki eğitim saha için yeterli midir? Hayır 26% Evet 29% Olabilir 45% 2. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? Olabilir Hayır 3% 2% Evet 95% 3. Çeşitli kurumlardan alınan mesleki sertifikalar işe almanızda öncelik sağlıyor mu? 181

186 Hayır 15% Olabilir 34% Evet 51% 4. Doğalgaz teknikerinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? Hayır 9% Olabilir 36% Evet 55% 5. İş yerinizde staj yapan öğrencilere işe alımda öncelik tanıyor musunuz? Hayır 10% Olabilir 40% Evet 50% 6. Doğalgaz ve Tesisat Teknolojisi teknikerlerinin uygulama bilgileri yeterli midir? Hayır 38% Evet 34% Olabilir 28% 7. Doğalgaz teknikerlerinin teori bilgilerinin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? 182

187 Hayır 16% Olabilir 27% Evet 57% 8. Bayan personel tercih eder misiniz? Evet 22% Olabilir 6% Hayır 72% 9. İşe alırken mülakat yapıyor musunuz? Olabilir 20% Hayır 5% Evet 75% 10. Meslek Yüksekokulunda anlatılan ders müfredatına müdahale etmek ister misiniz? Hayır 39% Evet 42% Olabilir 19% 183

188 11. Sektör gözüyle meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının yeterli bilgi ve beceriye sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır 30% Evet 32% Olabilir 38% 12. Öğrencilerin eğitimlerinin son dönemlerinde işyerinizde eğitim görmesini ister misiniz? Hayır 12% Evet 40% Olabilir 48% SONUÇ Ülkemiz ekonomisinin gelişmesi yüksek kalitede insan gücüne sahip olmakla mümkündür. Kalifiye eleman yetiştirilmesi mesleki ve teknik eğitim kurumlarına önemli bir sorumluluk vermektedir. Mesleki ve teknik eğitim kurumlarının en önemli görevlerinden biride sanayinin istediği özelliklerdeki, talebe uygun nitelikli insan gücü yetiştirmektir. Yapılan anket çalışmada önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Meslek yüksekokullarındaki eğitim saha için yeterli midir? sorusuna işverenlerin sadece %29 u evet demiştir. Doğalgaz sektöründeki yetkili kişilerin büyük bir kısmı, doğalgaz tesisatı ve teknolojisi bölümü mezunlarının meslek yüksekokullarından aldıkları eğitimin piyasada iş bulma açısından yeterli olmadığını düşünmüşlerdir. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? Sorusuna verilen %95 lik evet cevabı işverenlerin yeni işe aldıkları personel için işe alıştırma dönemi uyguladıklarını ve buna çok önem verdiklerini göstermektedir. Yapılan yaz stajlarının öğrencileri denemek için çok verimli olduğunu düşünen işverenler, bu sürecin bir anlamda işe alım deneme süreci olarak gördüklerini de belirtmişlerdir. İşverenler öğrencilerin eğitim süreçlerinde edindikleri uygulama bilgilerinin yeterli olmadığını, teknik bilgilerinin uygulama bilgilerine göre daha iyi olduğunu belirtmişlerdir.. Çalışmadan çıkan önemli sonuçlardan biride işverenlerin Doğalgaz teknikerinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? sorusuna %55 evet cevabı vermeleridir. Kendisini geliştiren teknikerlere işverenlerin bakış açısı bu açıdan oldukça önemlidir. Hatta bazı işverenler kişisel gelişimin alan bilgisinden daha fazla önemli olduğunu söylemişlerdir. Öğrenciler eğitim hayatları boyunca sadece teknik anlamda değil kişisel gelişim anlamında da kendilerini yetiştirmelidirler. Doğalgaz sektörü işverenleri bayan personel işe alma konusunda genelde olumsuz bakmakta olup bayanları daha çok büro hizmetleri bölümünde değerlendirdiklerini aktarmaktadırlar. 184

189 Meslek Yüksekokulunda anlatılan ders müfredatına müdahale etmek ister misiniz? sorusuna verilen cevaplar bu konuda işverenlerin kararsız olduklarını göstermektedir. Ama yine de bazı işverenler meslek yüksekokulu ders müfredatı çalışmalarında yer almak istemektedirler. Ülke olarak kalitenin sürekliliği önemli bir parametredir. Süreklilik elde edebilmek, yüksek kalitede insan gücüne sahip olmakla mümkündür. Mesleki ve teknik eğitim kurumlarına, bu elemanların yetiştirilmesi açısından büyük bir sorumluluk düşmektedir. Özellikle sanayinin istediği özelliklerdeki kalifiye eleman, ancak uygulamalı eğitim ile yetiştirilebilecektir. (Koca, Özgüler ve Aksungur, 2015) Yapılan çalışma göstermiştir ki; meslek yüksekokulu doğalgaz tesisatı ve teknolojisi bölümünün sanayi ile işbirliğinin artırılması gerekmektedir. Meslek yüksekokullarının eğitim ve öğretimi, teorik ve pratik derslerin uygulanmasında, modern teknolojiye uygun donatılmış laboratuvar eşliğinde, bilgisayar tabanlı uygulamalarla daha verimli olmalıdır ve bu sayede yetişecek teknikerler modern teknoloji yöntemlerini bilen, kullanan, analiz eden ve teknolojinin gelişimine katkıda bulunan kalifiye eleman olarak iş hayatına hazır olabileceklerdir. Bu şekilde donatılan öğrenciler buna paralel olarak eğitim süreçlerinde okul-sanayi işbirliği kapsamında kendilerini daha da iyi yetiştireceklerdir. KAYNAKLAR Ardahan, F., (2010), Sektör odaklı mesleki eğitim, sektörün işletmecilik eğitiminden beklentileri ve Antalya örnek uygulaması. Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 20, Görmüş, A.Ş. ve Bektaş, Ç., (2002), Sektör temsilcilerinin meslek yüksekokulu öğrencilerini algılamalarına yönelik bir araştırma. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2, Karasar, N., (2008), Bilimsel Araştırma Yöntemi. (17. Basım). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Kenar N., (2010), Mesleki ve Teknik Eğitim Sisteminin Genel Değerlendirmesi. MESS Eğitim Vakfı. Koca, T., Özgüler A.T., ve Aksungur, S. (2015), İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu teknik programlar öğrencilerinin mesleki uygulama dersleri ile ilgili görüşleri ve analizi. Electronic Journal of Vocational Colleges, 5, tarihinde pdf/ejovoc_december_2015_umyos.pdf adresinden alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], (2000), Meslek Yüksekokullar Program Geliştirme Projesi, Genel bilgiler, Ankara Özgüler A.T.,(2016), İnşaat sektörünün meslek yüksekokulu öğrencilerinden beklentileri. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 5, Sezgin, M., & Arat, T., (2008), Otomobil servislerinden yararlanan müşterilerin memnuniyeti üzerine bir araştırma. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5(10), Yıldırım, A., ve Şimşek, H., (2003), Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayınları. 185

190 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Tarkan KOCA 18, Erkan BAHÇE 19 ELEKTRİK SEKTÖRÜNÜN MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNDEN BEKLENTİLERİ ÖZ Bu çalışmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların, elektrik bölümü mezunu öğrencilere verilen eğitimden beklentilerinin belirlenmesidir. Bu kapsamda ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüştür ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Toplam 15 sorudan oluşan anket 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Ankete 150 kişi katılmıştır. Çalışmada meslek yüksekokulu elektrik bölümü eğitimi ile ilgili bilgiler verilmiş ve yapılan araştırmanın amacı, yöntemi ve hipotezleri ortaya konularak sonuca ulaşılmıştır. Çalışma sonrasında kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların meslek yüksekokulu elektrik bölümü mezunlarından beklentilerinin neler olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre mezun öğrencilerin eğitim döneminde aldıkları mesleki uygulama derslerinin sektörün istediğini yeteri kadar karşıladığı ortaya çıkmıştır. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Elektrik Programı, Sektör EXPECTATION OF THE ELECTRICAL SECTOR FROM VOCATIONAL SCHOOLS' STUDENTS ABSTRACT The aim of this study i s to determine the expectations of the organizations, operating at the public and private sector, from the training offered to students who are graduated from electrical department. In this context, the province of our country employers in the private sector and authorized persons were interviewed and it was determined that what they expected from the vocational schools by making survey. The survey consists of 15 questions prepared by the Likert scale 3s and statistical analyses were performed. 150 people p articipated in the survey. The study provides information s about the training of electrical department at vocational school and the results of the research has been reached by revealing the purpose, methods and hypotheses. After the study, it was determined what the expectations of the organizations, operating in the public and private sector, from the graduates of electrical department. The most important result found in the survey is that the graduate students practice and information during their training is enough for the sector. Key Words: Vocational School, Electrical program, Sector GİRİŞ Günümüzde, mesleki eğitimde üniversite - sektör işbirliği, teknolojik değişikliklerin gösterdiği hız nedeniyle gittikçe artan bir öneme sahiptir. Bu nedenle ülkemizde, ister üniversite çatısı altında, ister orta öğretim kapsamında olsun, mesleki eğitimin geliştirilmesi konusunda gösterilen çabalar çok geniş bir alanda ele alınmaktadır. Bu gerçekten hareketle teknik eğitim veren kurumlarda geliştirilen projeler bazında mesleki eğitimde nitelik ve niceliği arttırıcı yönde çalışmalar yapılmaktadır. Bu çabalardan en dikkat çekici olan ise; sektör-üniversite işbirliğidir. Çünkü kendi ihtiyaçlarını üreten ve beklentilerini karşılayan ülkeler aynı zamanda gelişmiş ülkeler olarak tanımlanmaktadır. Sanayi odaklı eğitimi gerçekleştiren ülkeler sektörlerin beklentilerine uygun donanımda personelleri yetiştirebilmektedir. Ülkemizde hızlı gelişen teknoloji, her geçen gün artarak gelişen sanayi ve ev tüketimi, elektrik enerjisinin ihtiyacını artırmaktadır. Bu nedenle yeni elektrik tesislerinin inşası, üretilmesi, iletimi, 18 Yard.Doç.Dr., İnönü üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 19 Yard.Doç.Dr., İnönü üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 186

191 dağıtılması, güvenliği ve sürdürülebilirliği önem kazanmaktadır. Bu işlemler elektrik mühendisleri ve teknikerler gözetiminde ve sorumluluğunda yürütülmektedir. Bu sebepten dolayı kalifiye teknik eleman ihtiyacı gün geçtikçe artmaktadır. Bu alandaki elamanların sanayinin istediği özelliklere sahip olması gerekmektedir. Meslek Yüksekokullarına düşen en önemli görev, yetiştirilen elektrik teknikerlerinin yeterlilik düzeylerinin, sanayicilerin beklentilerine uygun olup olmadığını belirlemek ve sanayicilerin kaliteli teknikerde bulunmasını istedikleri özellikleri ve görevleri ortaya çıkararak, bu özelliklerin ve görevlerin gerektirdiği bilgi, beceri ve davranışları geliştirecek hedefleri ders programları içine yerleştirebilmektir. Genel olarak üç farklı sistemde mesleki eğitim verilmektedir. Bazı ülkeler okul -işyeri temeline dayalı eğitim vermektedirler. Bir kısım ülkeler ise okula dayalı eğitim uygulamaktadır. Bunl arın dışında okula dayalı ancak sektörün beklentilerini de karşılayabilecek eğitim veren ülkeler de bulunmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkeler sanayi-okul ilişkisini en üst seviyede tutmaya çalışmaktadırlar. Gelişmiş ülkeler ile rekabet etmek isteyen Türkiye nin elindeki en önemli kaynak, genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olan insan gücüdür. Bireylere; ilgi, istek, yetenek ve yeterlilikleri doğrultusunda yeterli eğitim olanakları sunarak ekonomide etkin katılımları sağlanmalıdır (On Altıncı Milli Eğitim Şurası Kararları). Milli eğitim şura kararlarından da anlaşılacağı üzere mesleki eğitimin en önemli amacı; teknik personel olacak öğrencileri çevreleri ile uyumlu hale getirerek öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkarmak, verimli ve üretken yapabilmektir. Klasik teknik personel, kendisine verilen işleri, kendisine tanımlanmış iş yapma yöntemleriyle yapabilecek yetenek ve beceriye sahip kişiler iken, günümüzde teknik personelden beklenen, sorumluluk alma, yaratıcı düşünme, değişime uyum, problem çözebilme, kolay iletişim kurma, grupla çalışabilme, işbirliğine yatkın olma, karmaşık teknolojik sistemleri anlayabilme ve zamanı etkin kullanabilme becerilerine sahip olmasıdır. Meslek yüksekokul mezunları çalışma alanlarındaki görevleri itibariyle üst düzey yönetici ile usta/kalifiye işçi arasında bulunan, usta/kalifiye işçiden daha fazla teorik bilgiye sahip, lisans mezunlarından daha çok uygulama becerisine sahip bir meslek ara elemanıdır. Bilindiği gibi meslek yüksekokulları uygulama ağırlıklı eğitim öğretim yapan, el becerisi ve uygulama yeteneği yüksek ara eleman yetiren yüksekokullardır.(milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], 2002) Bu bağlamda meslek yüksekokullarındaki eğitimin amacına ulaşması için ders programlarında staj ve uygulamalara teorik dersler kadar önem verilmesi gerekmektedir. Meslek yüksekokulunda yetişecek elektrik teknikerleri elektrik sanayisinin her alanında görev alacaktır. Elektrik programı mezunları işlerinin doğası gereği çok itinalı ve hassas çalışmalıdırlar. Gerekl i güvenlik önlemlerini almadan herhangi bir işe müdahale etmemelilerdir. Bu nedenlerle elektrik sektörü iyi yetişmiş teknik elemanlara ihtiyaç duymaktadır. Bu teknik eleman yetiştirmede en önemli görevlerden biri meslek yüksekokullarındadır. Elektrik teknikeri; çalıştığı yerde yüksek standartta emniyet ve iş oluşturur ve uygular. Bunları aynı seviyede ve bilinçte ekibine aktarır. Sorumlu olduğu teçhizatla ilgili endüstriyel elektronik -elektrik prensiplerini anlar. Çeşitli elektronik teçhizatı monte eder, bakımını ve onarımını yapar. Teknik çizimleri, şemaları ve devre diyagramlarını okuyarak yorumlar. Deney teçhizatını arıza teşhis aletleri olarak kullanır. Hem yazılı hem de sözlü haberleşmede anlatmak istediklerini açık bir şekilde ifade eder. Teknik raporları yazar ve kayıt tutar. Bağımsız çalışır, teknisyenlere, becerili işçilere ve montajcılara nezaret eder, onları eğitir. Kendi alanı ile ilgili yeni teknolojiyi anlar ve teknik personele bu yeniliklerin uygulanabilirliği konusunda tavsiyelerde bulunur (YÖK/Dünya Bankası Endüstri Elektroniği Müfredat Dokümanı,1991). AMAÇ Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların elektrik bölümü mezunu öğrencilerinin mesleki yeterlilik düzeyleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve öğrencilere verilen eğitimden beklentilerini belirlemektir. Model ve Örneklem 187

192 Çalışmanın örneklemi ülkemizde faaliyet gösteren elektrik şirketlerinde yetkili kişiler ve kamuda çalışan elektrik atölyelerinde görevli yetkili kişilerden oluşmaktadır. Örnekleme ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki 120 yetkili kişilerden oluşmaktadır. Yöntem Elektrik sektörünün meslek yüksekokulu elektrik bölümü öğrencilerinden beklentilerini belirlemek amacıyla, ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile anket çalışması yapılarak görüşülmüştür. 150 kişinin katıldığı, toplam 15 sorudan oluşan anket, 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Bulgular Yapılan bu çalışmada ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüş ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Bu kişilere anket yapılmış ve bu anket sonuçları irdelenmiştir. Her soru için alınan sonuçlar grafikler halinde verilmiştir. Betimsel analiz yöntemi veriler değerlendirilmiştir. Bu analiz türünde temel amaç elde edilmiş olan bulguların okuyucuya özetlenmiş ve yorumlanmış bir biçimde sunulmasıdır (Yıldırım ve Şimşek, 2003). Elektrik sektöründeki işverenlerin ve yetkili kişilerin meslek yüksekokulu elektrik bölümü mezunlarına bakış açıları anket sonucunda ortaya çıkmıştır. ANKET ÇALIŞMASI Elektrik Sektörünün Meslek Yüksekokulu Elektrik Bölümü Öğrencilerinden Beklentilerin Belirlenmesi 1. Elektrik Programının yüksekokullarda çok sayıda olması sizin için avantaj mıdır? Hayır 12% Olabilir 35% Evet 53% 2. Meslek yüksekokullarındaki eğitim saha için yeterli midir? Hayır 43% Evet 22% Olabilir 35% 188

193 3. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? Olabilir 7% Hayır 11% Evet 82% 4. Çeşitli kurumlardan alınan mesleki sertifikalar işe almanızda öncelik sağlıyor mu? Hayır 22% Olabilir 26% Evet 52% 5. Elektrik teknikerinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? Hayır 13% Olabilir 35% Evet 52% 6. İş yerinizde staj yapan öğrencilere işe alımda öncelik tanıyor musunuz? Hayır 8% Olabilir 41% Evet 51% 189

194 7. Bilgisayar bilgisinin olması önemli midir? Hayır 9% Evet 23% Olabilir 68% 8. Yabancı dil bilmesi işe alım sürecinde önemli midir? Hayır 24% Evet 19% Olabilir 57% 9. Elektrik teknikerlerinin uygulama bilgileri yeterli midir? Hayır 24% Evet 45% Olabilir 31% 10. Elektrik teknikerlerinin teknik konularda bilgilerinin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır 22% Evet 42% Olabilir 36% 190

195 11. Bayan personel tercih eder misiniz? Hayır 64% Evet 13% Olabilir 23% 12. İşe alırken mülakat yapıyor musunuz? OlabilirHayır 11% 5% Evet 84% 13. Meslek Yüksekokulunda anlatılan ders müfredatına müdahale etmek ister misiniz? Hayır 17% Evet 46% Olabilir 37% 14. Sektör gözüyle meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının yeterli bilgi ve beceriye sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır 24% Evet 29% Olabilir 47% 191

196 15. Öğrencilerin eğitimlerinin son dönemlerinde işyerinizde eğitim görmesini ister misiniz? Hayır 24% Evet 20% Olabilir 56% SONUÇ Yapılan çalışmada önemli sonuçlara ulaşılmıştır. İşverenlerin çok büyük bir kısmı, elektrik bölümü mezunlarının meslek yüksekokullarından aldıkları eğitimin piyasada iş bulma açısından yeterli olmadığını düşünmüşlerdir. Meslek yüksekokullarındaki eğitim saha için yeterli midir? sorusuna verilen %33 hayır %22 evet cevabı işverenlerin yeni mezunlara iş konusunda güvenmediklerini ortaya çıkarmaktadır. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? sorusuna verilen %82 lil evet cevabı işverenlerin yeni işe aldıkları personel için işe alıştırma dönemi uyguladıklarını göstermektedir. Yapılan yaz stajlarının öğrencileri denemek için çok verimli olduğunu düşünen işverenler, bu sürecin bir anlamda işe alım deneme süreci olarak gördüklerini de belirtmişlerdir. İşverenler öğrencilerin eğitim süreçlerinde edindikleri uygulama bilgilerinin yeterli olmadığını, teknik bilgilerinin uygulama bilgilerine göre daha iyi olduğunu belirtmişlerdir.. Çalışmadan çıkan önemli sonuçlardan biride işverenlerin Elektrik teknikerinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? sorusuna %52 evet cevabı vermeleridir. Aslında kişisel gelişim süreci her insan için oldukça önemlidir. Kendisini geliştiren teknikerlere işverenlerin bakış açısı bu açıdan oldukça manidardır. Öğrenciler eğitim hayatları boyunca sadece teknik anlamda değil kişisel gelişim anlamında da kendilerini yetiştirmelidirler. Elektrik sektörü işverenleri bayan personel işe alma konusunda genelde olumsuz bakmakta olup bayanları daha çok büro hizmetleri bölümünde değerlendirdiklerini aktarmaktadırlar. Çalışmada ortaya çıkan ve özellikle değerlendirilmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de, işverenlerin meslek yüksekokulu ders müfredatı çalışmalarında yer alma istekleridir. Bu önemli bir sonuçtur ve işverenlerin ve elektrik sektöründeki yetkili kişilerim meslek yüksekokullarındaki eğitim müfredatından haberdar oluklarını ve sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmesi konusunda ortak çalışma yapabileceklerini göstermektedir. Ülke olarak kalitenin sürekliliği önemli bir parametredir. Süreklilik elde edebilmek, yüksek kalitede insan gücüne sahip olmakla mümkündür. Mesleki ve teknik eğitim kurumlarına, bu elemanların yetiştirilmesi açısından büyük bir sorumluluk düşmektedir. Özellikle sanayinin istediği özelliklerdeki kalifiye eleman, ancak uygulamalı eğitim ile yetiştirilebilecektir. (Koca, Özgüler ve Aksungur, 2015) Yapılan çalışma doğrultusunda; meslek yüksekokulu elektrik bölümünün sanayi ile irtibatının sürekli olması ve meslek yüksekokullarında uygulama ağırlıklı eğitim verilmesi önemle gereklidir. KAYNAKLAR Ardahan, F., (2010), Sektör odaklı mesleki eğitim, sektörün işletmecilik eğitiminden beklentileri ve Antalya örnek uygulaması. Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 20, Görmüş, A.Ş. ve Bektaş, Ç., (2002), Sektör temsilcilerinin meslek yüksekokulu öğrencilerini algılamalarına yönelik bir araştırma. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2, Karasar, N., (2008), Bilimsel Araştırma Yöntemi. (17. Basım). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Kenar N., (2010), Mesleki ve Teknik Eğitim Sisteminin Genel Değerlendirmesi. MESS Eğitim Vakfı. Koca, T., Özgüler A.T., ve Aksungur, S. (2015), İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu teknik programlar öğrencilerinin mesleki uygulama dersleri ile ilgili görüşleri ve analizi. Electronic Journal of Vocational Colleges, 5, tarihinde 192

197 pdf/ejovoc_december_2015_umyos.pdf adresinden alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], (2000), Meslek Yüksekokullar Program Geliştirme Projesi, Genel bilgiler, Ankara Özgüler A.T.,(2016), İnşaat sektörünün meslek yüksekokulu öğrencilerinden beklentileri. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 5, Sezgin, M., & Arat, T., (2008), Otomobil servislerinden yararlanan müşterilerin memnuniyeti üzerine bir araştırma. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5(10), Yıldırım, A., ve Şimşek, H., (2003), Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayınları. 193

198 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Tarkan KOCA 20, Muhammed M.UYAR 21 OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNDEN BEKLENTİLERİ ÖZ Bu çalışmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların otomotiv bölümü mezunu öğrencilere verilen eğitimden beklentilerinin belirlenmesidir. Bu kapsamda ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüştür ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Toplam 15 sorudan oluşan anket 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Ankete 120 kişi katılmıştır. Çalışmada meslek yüksekokulu otomotiv bölümü eğitimi ile ilgili bilgiler verilmiş ve yapılan araştırmanın amacı, yöntemi ve hipotezleri ortaya konularak sonuca ulaşılmıştır. Çalışma sonrasında kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların meslek yüksekokulu otomotiv bölümü mezunlarından beklentilerinin neler olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre mezun öğrencilerin eğitim döneminde aldıkları mesleki uygulama derslerinin sektörün istediğini yeteri kadar karşılamadığı ortaya çıkmıştır. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Otomotiv, Sektör EXPECTATION OF THE AUTOMOTIVE SECTOR FROM VOCATIONAL SCHOOLS' STUDENTS ABSTRACT The aim of this study is to determine the expectations of the organizations, operating at the public and private sector, from the training offered to students who are graduated from automotive department. In this context, the province of our country employers in the private sector and authorized persons were interviewed and it was determined that what they expected from the vocational schools by making survey. The survey consists of 15 questions prepared by the Likert scale 3s and statistical analyses were performed. 120 people participated in the survey. The study provides information s about the training of automotive department at vocational school and the result of the research has been reached by revealing the purpose, methods and hypotheses. After the study, it was determined what the expectations of the organizations, operating in the public and private sector, from the graduates of automotive department. The most important result found in the survey is that the g raduate students practice and information during their training is not enough for the sector. Key Words: Vocational School, Automotive, Sector GİRİŞ Mesleki eğitim gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkemizde deteknolojideki gelişmelere paralel olarak mesleki eğitimin değeri her geçen gün artmaktadır. Özellikle mesleki eğitimde üniversite - sektör işbirliği, teknolojik değişikliklerin gösterdiği hız nedeniyle gittikçe artan bir öneme sahip olmaktadır. Mesleki eğitim veren kurumlar devamlı mesleki eğitimde nitelik ve niceliği arttırıcı yönde çalışmalar yapmaktadır. Son yıllardaki en önemli gelişme sektörüniversite işbirliğidir. Ancak sanayi odaklı eğitim ile sektörün beklentilerine uygun donanımda personelleri yetiştirebileceklerdir. Gelişmiş ülkeler ile rekabet etmek isteyen Türkiye nin elindeki en önemli kaynak, genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olan insan gücüdür. Bireylere; ilgi, istek, yetenek ve yeterlilikleri doğrultusunda yeterli eğitim olanakları sunarak ekonomide etkin katılımları sağlanmalıdır (On Altıncı Milli Eğitim Şurası Kararları). 20 Yard.Doç.Dr., İnönü üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 21 Ögr. Grv., İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu, 194

199 Meslek yüksekokul mezunları çalışma alanlarındaki görevleri itibariyle üst düzey yönetici ile usta/kalifiye işçi arasında bulunan, usta/kalifiye işçiden daha fazla teorik bilgiye sahip, lisans mezunlarından daha çok uygulama becerisine sahip bir meslek ara elemanıdır. Bilindiği gibi meslek yüksekokulları uygulama ağırlıklı eğitim öğretim yapan, el becerisi ve uygulama yeteneği yüksek ara eleman yetiren yüksekokullardır.(milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], 2002) Bu bağlamda meslek yüksekokullarındaki eğitimin amacına ulaşması için ders programlarında staj ve uygulamalara teorik dersler kadar önem verilmesi gerekmektedir. Otomotiv sektörü iyi yetişmiş teknik elemanlara ihtiyaç duymaktadır. Bu teknik eleman yetiştirmede en önemli görevi ise meslek yüksekokulları üstlenmiştir. Meslek yüksekokulunda yetişecek otomotiv teknikerleri otomotiv sanayisinin her alanında görev alacaktır. Pratik eğitimin yararları; teorik bilgileri yaşama geçirmek, mesleğin gerektirdiği kültüre kolay adapte olmak, yaratıcılık yeteneğini geliştirmek, sektörün gerektirdiği davranış özelliklerini kazanmak, ilgili konuda bilgiyi ve görgüyü artırmak, mezuniyet sonrası iş için bağlantılar yapmak, çalışacak iş alan hakkında bilgi sahibi olmak, okul-endüstri ilişkilerini geliştirmek şeklinde sıralanabilir. Bu tür bir mesleki eğitimde başarı; mesleki eğitimcilerin, işverenler, yöneticiler ve diğer eğitimcilerle işbirliğine istekli olmalarına bağlıdır. (Görmüş ve Bektaş, 2002: 20) YÖNTEM Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların otomotiv bölümü mezunu öğrencilerinin mesleki yeterlilik düzeyleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve öğrencilere verilen eğitimden beklentilerini belirlemektir. Araştırma Modeli Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tarama modeli, geçmişte ya da halen var olan bir durumu var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımıdır. Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne, müdahale edilmeksizin kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır (Karasar, 2008). Örneklem Çalışmanın örneklemi ülkemizde faaliyet gösteren otomotiv şirketlerinde yetkili kişiler ve kamuda çalışan otomotiv atölyelerinde görevli yetkili kişilerden oluşmaktadır. Örnekleme ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki 120 yetkili kişilerden oluşmaktadır. Veri Toplama Şekli Otomotiv sektörünün meslek yüksekokulu otomotiv bölümü öğrencilerinden beklentilerini belirlemek amacıyla, ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile anket çalışması yapılarak görüşülmüştür. 120 kişinin katıldığı, toplam 15 sorudan oluşan anket, 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Bulgular Yapılan bu çalışmada ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüş ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Bu kişilere anket yapılmış ve bu anket sonuçları irdelenmiştir. Her soru için alınan sonuçlar grafikler halinde verilmiştir. Betimsel analiz yöntemi veriler değerlendirilmiştir. Otomotiv sektöründeki işverenlerin ve yetkili kişilerin meslek yüksekokulu otomotiv bölümü mezunlarına bakış açıları anket sonucunda ortaya çıkmıştır. ANKET ÇALIŞMASI Otomotiv Sektörünün Meslek Yüksekokulu Otomotiv Bölümü Öğrencilerinden Beklentilerin Belirlenmesi 1. Otomotiv teknikeri sayısının çok olması sizin için avantaj mı? 195

200 Olabilir 24% Evet 47% Hayır 29% 2. Meslek yüksekokullarındaki eğitim saha için yeterli midir? Olabilir 38% Evet 30% Hayır 32% 3. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? Olabilir 15% Hayır 9% Evet 76% 4. Çeşitli kurumlardan alınan mesleki sertifikalar işe almanızda öncelik sağlıyor mu? 196

201 Olabilir 19% Evet 44% Hayır 37% 5. Otomotiv teknikerinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? 6. İş yerinizde staj yapan öğrencilere işe alımda öncelik tanıyor musunuz? 7. Bilgisayar bilgisinin olması önemli midir? Olabilir 19% Evet 44% Hayır 37% 8. Yabancı dil bilmesi işe alım sürecinde önemli midir? 197

202 Olabilir 38% Evet 32% Hayır 30% 9. Otomotiv teknikerlerinin uygulama bilgileri yeterli midir? Hayır 55% Evet 45% 10. Otomotiv teknikerlerinin teknik konularda bilgilerinin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Olabilir 38% Evet 32% 11. Bayan personel tercih eder misiniz? Olabilir 24% Hayır 30% Evet 47% Hayır 29% 12. İşe alırken mülakat yapıyor musunuz? 198

203 Hayır 3% Olabilir 6% 13. Meslek Yüksekokulunda anlatılan ders müfredatına müdahale etmek ister misiniz? Olabilir 9% Evet 91% Hayır 36% Evet 55% 14. Sektör gözüyle meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının yeterli bilgi ve beceriye sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Olabilir 38% Evet 32% Hayır 30% 15. Öğrencilerin eğitimlerinin son dönemlerinde işyerinizde eğitim görmesini ister misiniz? 199

204 SONUÇ Yapılan çalışmada önemli sonuçlara ulaşılmıştır. İşverenlerin çok büyük bir kısmı, otomotiv bölümü mezunlarının meslek yüksekokullarından aldıkları eğitimin piyasada iş bulma açısından yeterli olmadığını düşünmüşlerdir. Meslek yüksekokullarındaki eğitim saha için yeterli midir? sorusuna verilen %32 hayır %30 evet cevabı işverenlerin yeni mezunlara iş konusunda güvenmediklerini ortaya çıkarmaktadır. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? sorusuna verilen %76 lık evet cevabı işverenlerin yeni işe aldıkları personel için işe alıştırma dönemi uyguladıklarını göstermektedir. Yapılan yaz stajlarının öğrencileri denemek için çok verimli olduğunu düşünen işverenler, bu sürecin bir anlamda işe alım deneme süreci olarak gördüklerini de belirtmişlerdir. İşverenler öğrencilerin eğitim süreçlerinde edindikleri uygulama bilgilerinin yeterli olmadığını, teknik bilgilerinin uygulama bilgilerine göre daha iyi olduğunu belirtmişlerdir.. Çalışmadan çıkan önemli sonuçlardan biride işverenlerin Otomotiv teknikerinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? sorusuna %75 evet cevabı vermeleridir. Aslında kişisel gelişim süreci her insan için oldukça önemlidir. Kendisini geliştiren teknikerlere işverenlerin bakış açısı bu açıdan oldukça manidardır. Öğrenciler eğitim hayatları boyunca sadece teknik anlamda değil kişisel gelişim anlamında da kendilerini yetiştirmelidirler. Otomotiv sektörü işverenleri bayan personel işe alma konusunda genelde olumlu bakmakta olup bayanları daha çok müşteri hizmetleri bölümünde değerlendirdiklerini aktarmaktadırlar. Çalışmada ortaya çıkan ve özellikle değerlendirilmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de, işverenlerin meslek yüksekokulu ders müfredatı çalışmalarında yer alma istekleridir. Bu önemli bir sonuçtur ve işverenlerin ve otomotiv sektöründeki yetkili kişilerim meslek yüksekokullarındaki eğitim müfredatından haberdar oluklarını ve sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmesi konusunda ortak çalışma yapabileceklerini göstermektedir. Ülke olarak kalitenin sürekliliği önemli bir parametredir. Süreklilik elde edebilmek, yüksek kalitede insan gücüne sahip olmakla mümkündür. Mesleki ve teknik eğitim kurumlarına, bu elemanların yetiştirilmesi açısından büyük bir sorumluluk düşmektedir. Özellikle sanayinin istediği özelliklerdeki kalifiye eleman, ancak uygulamalı eğitim ile yetiştirilebilecektir. (Koca, Özgüler ve Aksungur, 2015) Yapılan çalışma doğrultusunda; meslek yüksekokulu otomotiv bölümünün sanayi ile irtibatının sürekli olması ve meslek yüksekokullarında uygulama ağırlıklı eğitim verilmesi önemle gereklidir. KAYNAKLAR Ardahan, F., (2010), Sektör odaklı mesleki eğitim, sektörün işletmecilik eğitiminden beklentileri ve Antalya örnek uygulaması. Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 20, Görmüş, A.Ş. ve Bektaş, Ç., (2002), Sektör temsilcilerinin meslek yüksekokulu öğrenci lerini algılamalarına yönelik bir araştırma. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2, Karasar, N., (2008), Bilimsel Araştırma Yöntemi. (17. Basım). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Kenar N., (2010), Mesleki ve Teknik Eğitim Sisteminin Genel Değerlendirmesi. MESS Eğitim Vakfı. Koca, T., Özgüler A.T., ve Aksungur, S. (2015), İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu teknik programlar öğrencilerinin mesleki uygulama dersleri ile ilgili görüşleri ve analizi. Electronic Journal of Vocational Colleges, 5, tarihinde pdf/ejovoc_december_2015_umyos.pdf adresinden alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], (2000), Meslek Yüksekokullar Program Geliştirme Projesi, Genel bilgiler, Ankara Özgüler A.T.,(2016), İnşaat sektörünün meslek yüksekokulu öğrencilerinden beklentileri. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 5, Sezgin, M., & Arat, T., (2008), Otomobil servislerinden yararlanan müşterilerin memnuniyeti üzerine bir araştırma. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5(10), Yıldırım, A., ve Şimşek, H., (2003), Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayınları. 200

205 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): BULANIK MANTIK VE ARDUİNO KULLANARAK ENERJİ AKIŞ KONTROLÜ Ünal Kaya a, Yüksel Oğuz b a Kastamonu Üniversitesi Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu Elektronik ve Otomasyon Bölümü, ukayaastamonu.edu.tr b Afyon Kocatepe Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü, ÖZET Bu çalışmada güç üretim sistemlerinden biri olan PV panellerin kullanımı Bulanık mantık teknolojisi ile birleştirilmiştir. Bulanık mantık teknolojileri piyasada çoğunlukla simülasyon ve modelleme gibi işlerde kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu teknolojiyi gerçek zamana entegre etmek daha kullanışlı olacağı düşünülmektedir. Bu sebeple bulanık mantık teknolojilerini gerçek zamana uyarlamak için Arduino Uno karta ihtiyaç duyulmaktadır. Arduino ile PV panel lerin batarya kontrolleri yapılarak enerji uygulamaları daha kullanışlı hale gelebilir. Bulanık mantığın geniş kural tablosu ile Arduino birleştirilmek istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Arduino, Real time, Bulanık mantık,enerji akış kontrol ENERGY FLOW CONTROL USING FUZZY LOGIC AND ARDUINO ABSTARCT In this study, the use of PV panels, one of the power generation systems, is combined with Fuzzy Logic technology. Fuzzy logic technologies seem to be used in the market mostly for such things as simulation and modeling. However, integrating this technology into real time is thought to be more useful. For this reason, Arduino Uno card is needed to adapt fuzzy logic technologies to real time. Energy applications may become more useful by integrating the Arduino and PV panels into the grid and controlling the battery. It is desired to combine Arduino with a large rule table of fuzzy logic. Key Words: Arduino, Real time, Fuzzy logic, energy flow control GİRİŞ Enerji ülkelerin kalkınma düzeyini belirleyen ekonomik ve sosyal gelişmelerin en önemli unsurlarındandır. İlerleyen teknolojiye bağlı olarak ülkelerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları sürekli 201

206 artış göstermektedir. Son yıllarda enerjiyi en güvenilir kaynaklardan, en ucuz ve kaliteli yöntemlerle üretebilmek oldukça önem kazanmıştır [1]. Günümüzde ülkeler enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını fosil yakıtlar olarak bilinen kömür, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarından karşılamaktadır. Küresel ısınmaya sebep olan fosil yakıtlar aynı zamanda havanın kirlenmesine, asit yağmurlarının oluşmasına, ozon tabakasının delinmesine ve ormanların tahribatınada sebep olmaktadır [2]. Günümüzde karşılaştığımız sorunlara çözümler getirebilmek için uzun dönemli sürdürülebilir gelişmeler sağlamak gerekir. Sürdürülebilir bir enerji sistemi, yerli kaynakların etkin olarak kullanımı, maliyet olarak kabul edilebilir, güvenilir ve çevre dostu bir enerji sistemi olarak tanımlanabilir [3]. Sürdürülebilir enerji temini için yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilerek yaygınlaştırılması, en iyi çözümlerden biri olmuştur [4,5]. Bu çalışmada, bulanık mantık denetleme sistemlerinin temel ilkelerine bir örnek olarak enerji akış kontrolü yapılmak istenmektedir. Bu çalışmayı önemli hale getiren bulanık mantığın gerçek zamanlı kullanılmasıdır. Arduino bu çalışmada Matlab ile haberleşmeyi sağlayan eleman olarak kullanılmaktadır. Bulanık Mantık Bulanık mantık (fuzzy logic) kavramı, ilk kez 1965 te Prof. A. Zadeh in makalesiyle duyulan, belirsizliklerin anlatımı ve belirsizliklerle çalışılabilmesi için kurulmuş matematiksel düzen olarak ifade edilmektedir [6]. Bulanık mantık ile kontrol konusundaki ilk uygulama 1974'de Mamdani tarafından buhar makinesinin kontrolü ile gerçekleştirilmiştir. Mamdani, Zadeh'in dilbili msel kural yaklaşımının bilgisayar tarafından kolaylıkla işlenen bir formda sağlandığını göstermiştir[7]. Bulanık mantık ile kontrol endüstriyel bir prosese ilk kez Danimarka'da bir çimento fırının kontrolü ile 1982'de uygulanmıştır [8]. Arduino Arduino çeşitli sensörlerden bilgi okuyabilen, ışıkları, motorları ve diğer fiziksel araçları kontrol edebilen akıllı ve etkileşimli objeler geliştirmek için kullanılmaktadır [9].Yüksek seviyeli C dili ile geliştirilen AVR mimarisi ile tasarlanmıştır. Açık kaynak kodlu olması, donanım ve yazılımına kolay bir şekilde ulaşılabilmesi, programlanabilmesinin bir parça kod ile sağlanması tercih edilme sebeplerindendir. Arduino Uno Atmel Atmega 328P mikro denetleyicisine sahip bir borddur. USB bağlantı girişine, güç girişine, reset butonuna, aşırı güç korumasına sahiptir. Bir mikro denetleyicide bulunması gereken her şeye sahiptir. Arduino da 13 dijital, 6 analog I/O vardır. Arduino açık kaynak olduğu için programlama veri tabanını ücretsiz online olarak vermektedir [10]. Bulanık Mantık ve Arduino Kullanarak Enerji Akış Kontrolü Güç Üretim Sisteminin Bileşenleri-Özellikleri Güneş ve rüzgar, akü grubundan oluşan güç üretim sisteminde 80W gücünde 24V luk 3 adet monokristal güneş paneli ve 1 adet 12V, 130 Ah lik jel akü, Sistemin Matlab Simülink ile haberleşmesini sağlayan Matlab programı, bir adet Mervesan marka DC-AC inverter ve Arduino I/O arayüzü, Arduino Uno kontrol kartı ve Arduino akım-gerilem sensörlerinden oluşmaktadır. 202

207 Şekil 1: Güç Üretim Sisteminin Çalışması ve Enerji Akış Kontrolü Bulanık mantık tabanlı güç üretim sistemini kontrol etmek üzere Arduino Uno kart kullanılmıştır. Tablo 1 deki kural tablosuna göre Arduino Uno nun pinlerinde çıkış meydana gelerek röle kartını sürecek ve sisteme yön verecektir. Tablodaki üyelik fonksiyonlarına yerleştirilmiştir. Tablo 1: Güç üretim sisteminin Bulanık Mantık kural tablosu AKÜ SEVİYESİ YÜKÜN TALEBİ Az Orta Yüksek Çok Yüksek Az Akü Şebeke Şebeke Şebeke Orta Akü Akü Şebeke Şebeke Yüksek Akü Akü Akü Şebeke Çok Yüksek Akü Akü Akü Akü Tablo 2 de ise kural tabloları girilen üyelik fonksiyonlarının sınır değerleri verilmiştir. Buna göre Akü seviyelerinin sınır değerleri ve yükün talebinin sınır değerleri verilmiş olup sistem bunun üzerine çalıştırılmıştır. Tablo 2: Üyelik Fonksiyonlarının Sınır Değerleri Yük Talebinin Sınır Değerleri Akü Seviyelerinin Sınır Değerleri Az 1-15 W V Orta W V Yüksek W V Çok Yüksek 45-60W V Tablo 1 de görülen kural tablolarının doğrultusunda system tasarlanmıştır. Bu sistemi farklı kılan en büyük özellik gerçek zamanlı olmasıdır. Yani bu sistem bulanık mantık tabanlı gerçek zamanlı olarak kullanılmıştır. Yük olarak sistemi 1 Watttan başlayarak 60 Watta kadar ampüller kullanılmıştır. İnvertör sistemi 220 V seviyelerine çıkararak daha Pratik hale getirmiş ve günlük yaşantıda rahatlıkla kullanılmasını sağlamıştır. Şekil 2 de tasarlanan bulanık mantık üyelik fonksiyonları, giriş-çıkışlar ve sınır değerleri görülmektedir. 203

208 Şekil 2: Bulanık mantık üyelik fonksiyonları, giriş-çıkışlar ve sınır değerleri Tasarlanan bulanık mantık yapısı Şekil 3 de görüldüğü gibi girişlere karşılık çıkışlar vermiş ve sistem çalışmaya başlamıştır. Sitemin yükü değiştiği durumlarda röle grupları tetiklenerek aküden şebekeye yada şebekeden aküye geçişler yapılmıştır. Sistemin çıkışları Bulanık mantığın 2.5 değerine ayarlanmıştır. Yani girişlere göre çıkış eğer 2.5 in altına düşerse akü 2.5 in üstünde ise şebeke devreye alınmıştır. Bütün bu çalışmalar Matlab Simülink te yapılarak sistemin çalışmaları kontrol edilmiştir. SONUÇ Şekil 3: Örnek bir çıkış Bu çalışmada güç üretim kaynaklarından üretilen ve talep edilen gücün büyüklüğüne göre çalışma sırası ve mantığını gösteren Simülink çalışması ve tasarımı gerçekleştirilmiştir. Yükün ihtiyaç duyduğu enerji talebine akünün şarj edilme seviyesine göre bu sistemde cevap verilmiştir. Yükün talep ettiği enerji güneşten elde edilerek aküye dolan enerji seviyesine yakınsa aküden, değilse şebekeden besleme yapılacaktır. Bu çalışmayı önemli kılan yönü gerçek zamanlı olmasıdır. 204

209 KAYNAKÇA [1] Yağcı, E. (2013). Rüzgar hızı yükseltmelerinde kullanılan farklı yöntemlerin karşılaştırılması ve hata analizleri, yüksek lisans tezi, İstanbul Üniversitesi, Enerji Bilim ve Teknoloji Anabilim Dalı, Enerji Bilim ve Teknoloji Programı, İstanbul. [2] Wai, R., J., Wang, W., H., Lin, C. Y. (2008). High- Performance Stand-Alone Photovoltaic Generation System, IEEE Transactions On Industrial Electronics, 55(1), [3] Hepbasli, A. (2008), "A key review on exergetic analysis and assessment of renewable energy resources for a sustainable future." Renewable and sustainable energy reviews 12.3: [4] Shaahid, S. M., and M. A. Elhadidy. (2007)"Technical and economic assessment of gridindependent hybrid photovoltaic diesel battery power systems for commercial loads in desert environments." Renewable and sustainable energy reviews 11.8 : [5] Kornelakis, Aris.(2010) "Multiobjective particle swarm optimization for the optimal design of photovoltaic grid-connected systems." Solar Energy 84.12: [6] Zadeh, L. A. (1965), Fuzzy Sets, Information and Control, 8, [7] Mamdani, E. H., Application of Fuzzy Algorithms for Control of Simple Dynamic Plant, Proc. IEEE, 121(12), , [8] Munakata, T., Jani, Y.(1994), Fuzzy Systems: An Overview, Communications of the ACM, 37(3), [9] Çamoğlu, D. (2014), İleri Seviye Arduino Dikey Eksen Yayınları, İstanbul [10] İnternet Erişimi: Erişim Tarihi , Aduino, 205

210 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Zeliha KOCA 22 BANKACILIK EĞİTİMİNİN MESLEK HAYATINDAKİ YETERLİLİK DÜZEYİNİN ARAŞTIRILMASI; İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ ARAPGİR MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞİ ÖZ Bankalarda çok farklı meslek gruplarından insanlar görev yapmaktadırlar. Farklı meslek gruplarından mezun olan kişilerin bankacılık bilgilerinin olmamasından dolayı işe adaptasyon süreleri oldukça uzamaktadır. Meslek Yüksekokullarının bankacılık ve sigortacılık programlarından mezun olan öğrenciler göreve başladıklarında alan dışı bölüm mezunlarına oranla bilgi ve işe uyum açısından daha öndedirler. Buna rağmen bankacılık eğitimi alan kişilerin de sektörde çalışırken karşılaştığı sorunları çözüme ulaştırma konusunda sıkıntıları olmaktadır. Bazen alınan eğitimle bankaların uyguladığı sistemler arasındaki farklılıklar önemli problem teşkil etmektedir. Yapılan bu çalışmada mezun olup farklı bankalarda işe başlayan 40 öğrenciye 15 soruluk anket uygulanmıştır. Öğrencilere 3 lü Likert ölçeğine göre hazırlanmış bir anket uygulanmış ve istatistiksel analizlerin güvenilirliği test tekrar test yöntemine göre yapılmıştır. SPSS programı ile analiz edilmiştir. Anket sonucunda bankacılık eğitiminde uygulanan stajların sayı ve sürelerinin artırılması gerektiği görülmüştür. Ayrıca eğitim müfredatları da güncellenmelidir. Anahtar Kelimeler: Yeterlilik, Adaptasyon, Bankacılık, Alınan Eğitim THE INVESTIGATION OF PROFICIENCY LEVEL IN PROFESSIONAL LIFE OF BANKING EDUCATION (İNÖNÜ UNIVERSITY, EXAMPLE OF ARAPGİR VOCATIONAL SCHOOL) ABSTRACT People from very different professional groups work in banks. Adaptation period to work extends due to the lack of banking information of the person who graduated from different occupational groups. Students who graduate from the Banking and İnsurance programs of Vocational School are more advanced compared different branch graduates. Despite banking educations of people while working in the sector the problems facing is the shortage of transport solutions. Difference between systems applied by banks and received training constitutes a major problem. In this study 15-item questionnaire was applied to 40 students who are graduates working in different banks. A questionnaire, prepared by the three Likert scale, had been applied to the students and the reliability of the statistical analysis was performed according to the method retest again. It was analyzed with SPSS. In result of questionnaire was seen that necessary of increase the number and duration of apprenticeship applied in banking education. In addition, educational curriculum must be updated. Key Words: Proficiency, Adaptation, Banking, Received Training GİRİŞ Gelişen ülkemizde eğitim sürecine katılan insanların sayısı giderek artmaktadır. Başarının en önemli girdisi her ne kadar bilgi olsa da; bilgiyi özümsemek, kullanmak ve yönlendirmek eğitim sürecine katılımı arttıracaktır. Eğitimde beceri düzeylerinin yükseltilmesi, bireyin kendini yetiştirmesi ve bireysel yeteneklerini sonuna kadar kullanması ön plana çıkmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte bütün her şeyi bilmek yerine, bilgiyi nereden ve nasıl sağlayacağını bilen, seçici davranan, sorgulayan, araştıran, öğrenmeyi öğrenen bireylere gereksinim duyulmaktadır. Teknik ve mesleki eğitimde beceri düzeylerinin yükseltilmesi, bireyin kendini yetiştirmesi ve bireysel yeteneklerini sonuna kadar kullanması ön plana çıkmaktadır. 22 Öğr.Grv., İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu, 206

211 Günümüzde kalifiye elemanlara olan ihtiyaç hızla artmaktadır. Bu da Meslek Yüksekokullarına gereksinimi ve ilgiyi arttırmaktadır. Yapılan araştırmalar iş dünyasının işgücü gereksiniminin önemli bir bölümünü ön lisans düzeyinde eğitimle yetiştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Meslek yüksekokullarının amacı yeterli bilgi ve beceriye sahip, endüstri, sanayi ve hizmet sektörlerinin rekabet gücünü arttıracak ara kademe insan gücünü yetiştirmektir. Yaşam boyu eğitim prensibini ilke edinen bireyler hem meslek yaşamlarında hem de özel yaşamlarında başarıyı yakalayacaklardır. Meslek yüksekokullarında bankacılık eğitimi Finans-Bankacılık ve Sigortacılık bölümü bünyesinde Bankacılık ve sigortacılık programında verilmektedir. Her geçen gün sayısı artan finans kurumları kalifiye elaman bulmakta zorluk çekmektedir. Bankacılık alanında kalifiye elaman yetiştirme konusunda Meslek yüksekokulları önemli görev üstlenmektedir. Bankacılık ve sigortacılık alanında önlisans eğitimi alan öğrencilerin mezun olduktan sonra bankalarda ve finans şirketlerinde işe adaptasyonları aldıkları eğitimle paraleldir. AMAÇ Bu araştırmanın amacı, İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu Finans-Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü, Bankacılık ve Sigortacılık Programı mezunu olup farklı bankalarda şu anda çalışanların mesleki yeterliliğini belirlemektir. Örneklem Çalışmanın örneklemini, İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu Finans-Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü, Bankacılık ve Sigortacılık Programı mezun öğrencilerinden bankalarda işe başlayan 40 kişi oluşturmuştur. Araştırmaya katılan kişiler isteğe bağlı olarak gelişi güzel örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri Toplama Şekli ve Bulgular Yapılan bu çalışmada Malatya İnönü Üniversitesine bağlı Arapgir Meslek Yüksekokulu Finans-Bankacılık ve Sigortacılık bölümü, Bankacılık ve sigortacılık programı mezun öğrencilerinden çeşitli bankalarda işe başlayan 40 kişiye anket yapılmış ve bu anket sonuçları irdelenmiştir. Her soru için alınan sonuçlar grafikler halinde verilmiştir. Öğrencilerin, mesleki hayata adaptasyonları, aldıkları eğitimin meslek hayatındaki yeterliliği ve kullanılabilirliği anket sonucunda ortaya çıkmıştır. Yapılan anketin güvenilirliği test tekrar test tekniği ile kontrol edilmiştir. Yani aynı kişiye aynı anket tekrar yaptırılmış ve sonuç irdelenmiştir. Anket sonuçlarının güvenilir aralıkta olduğu tespit edilmiştir. ANKET ÇALIŞMASI 1.Bankacılık ve sigortacılık programını bilinçlimi tercih ettiniz? Hayır 35% Evet 33% Olabilir 32% 207

212 2. Mezun olduktan sonra kolayca iş bulabildiniz mi? Hayır 58% Evet 30% Olabilir 12% 3. Mevcut eğitim programları iş yaşamının ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? Hayır 45% Evet 14% Olabilir 41% 4. Yaptığınız staj uygulamasını, mesleki gelişim anlamında yeterli buluyor musunuz? Hayır 30% Evet 37% Olabilir 33% 208

213 5. Sektörün ihtiyacı olan çalışma becerilerine sahip misiniz? Olabilir 8% Hayır 16% Evet 76% 6. İşe uyum sorunu yaşadınız mı? Olabilir 26% Hayır 10% Evet 64% 7. Alan dışı bölüm mezunu çalışanlarla işe adaptasyonda aranızda fark olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır 35% Evet 46% Olabilir 19% 209

214 8. Aldığınız eğitim ile bankaların uyguladığı sistemler arasındaki farklılıklar önemli problem teşkil eder mi? Hayır 31% Olabilir 9% Evet 60% 9. Aldığınız eğitim sayesinde çalıştığınız bankada hızlı bir şekilde yükselebileceğinizi düşünüyor musunuz? Hayır 24% Evet 36% Olabilir 40% 10. Mesleğinizin gelecek vadettiğini düşünüyor musunuz? Hayır 30% Olabilir 5% Evet 65% 11. Almış olduğunuz ücret beklentinizi karşılıyor mu? Evet 10% Olabilir 14% Hayır 76% 210

215 12. Bu meslekte ilerlemeyi düşünüyor musunuz? Olabilir 19% Hayır 12% Evet 69% 13. İş hayatına adapte olmanızı kolaylaştıracak dersler artırılmalı mıdır? Olabilir 21% Hayır 1% Evet 78% 14. Programınızı başkalarına önerir misiniz? Hayır 19% Evet 49% Olabilir 32% 15. Okul bitiminde yeterlilik sınavı olmasını gerekli görüyor musunuz? Hayır 58% Evet 34% Olabilir 8% 211

216 Ölçek için her bir maddeye verilen görüş kodları 1 ile 3 arasında değişmektedir. Aralıkların eşit olduğu varsayımından yola çıkılarak ağırlıklı ortalamalar için puan aralığı katsayısı 0,66 olarak hesaplanmıştır. Puan Aralığı = (En yüksek değer En düşük değer)/3 =(3-1)/3 = 0,66 Bu durumda ağırlıklı ortalamaların değerlendirme aralığı aşağıdaki gibidir : " Hayır" : "Olabilir" : "Evet" SONUÇ İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu Finans-Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü, Bankacılık ve Sigortacılık Programı mezunu olup farklı bankalarda işe girip şu anda çalışanlara yapılan anket, önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Bankacılık ve sigortacılık programını bilinçlimi tercih ettiniz? sorusuna verilen %33 evet cevabı programın genelde çokta bilinçli seçilmediğini göstermektedir. Ancak eğitimine başlayıp programını beğenmeyip okulu bırakan öğrenci sayısı önemsenmeyecek kadar azdır. Programını bilinçli seçmeyen öğrencilerin eğitim sürecinde programlarına adapte oldukları gözlemlenmektedir. Mezun olduktan sonra kolayca iş bulabildiniz mi? %30 oranında verilen evet cevabı tüm mesleklerde olduğu gibi bankacılık ve sigortacılık programında da iş bulmada sıkıntılar olduğunu göstermektedir. Mevcut eğitim programları iş yaşamının ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? soruna verilen cevaplara göre eğitim programlarının iş yaşamının ihtiyaçlarını kısmen karşıladığı belirlenmiştir. Yaptığınız staj uygulamasını, mesleki gelişim anlamında yeterli buluyor musunuz? sorusuna verilen cevaplara göre eğer öğrenci meraklı ve bir şeyler öğrenmek için çaba sarf ediyorsa staj uygulamasının çok faydalı olduğunu göstermektedir. Programınızı başkalarına da önerir misiniz? sorusuna verilen %19 luk hayır cevabı kişilerin mesleklerinden memnun olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Bütün mesleklerde olduğu gibi bankacılığında birçok zorluğu vardır. Fakat sevilerek yapıldığı zaman mesleğin zorluklarına katlanmakta kolaylaşmaktadır. Türkiye deki bankalar gün geçtikçe büyümekte ve her geçen gün şubelerini arttırmaktadır. Bundan dolayı yeni şubelerde çalışacak nitelikli elemanlara ihtiyaç duyulduğundan bankaların eleman alımları gün geçtikçe artmaktadır. Bankalar kendine güvenen, işinde yükselmek isteyen birçok gence kapılarını açmaktadır. Bu sebeplerden dolayı bankacılık önü açık ve geleceği olan bir meslektir. Bu mesleği yapanlar başkaları ile iyi iletişim kurabilen, sabır gösterebilen, dikkatli ve yeniliklere açık olan kişiler olmalıdırlar. Bankacılık mesleğinin en önemli unsurlarından birisi insan psikolojisini bilmektir. Çünkü bankacılık mesleği insan ilişkilerinin en üst seviyede yaşandığı mesleklerden bir tanesidir. Bankaların uygulamış olduğu hizmet içi eğitimi çok önemlidir. Bu eğitimin kalitesi meslek elamanlarının başarısını etkileyecektir. KAYNAKLAR Ardahan, F., (2010), Sektör odaklı mesleki eğitim, sektörün işletmecilik eğitiminden beklentileri ve Antalya örnek uygulaması. Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 20, Büyükşalvarcı, A., Güler S., Taner B.,(2011), Türkiye'de Lisans Düzeyinde Finans Eğitim Konuları: Eğitimciler ve Uygulayıcıların Görüşleri Kapsamında Mevcut Durum ve Beklentiler. Ege Akademik Bakış, 11(3), Doganay, M. ve Ünal, O., (2008), Türkiye'de Lisans Düzeyindeki Finans Eğitimi ve Uygulamanın Beklentileri. 72. Ulusal Finans Sempozyumu, Enerji Yatırımlarının Finansmanı ve Enerji Verimliliği. Gürbüz, E., Uçurum E. T., (2012), Üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesinde ortak araştırma merkezinin kurulmasına ilişkin model önerisi. Niğde Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 5 (2),

217 Görmüş, A.Ş. ve Bektaş, Ç., (2002), Sektör temsilcilerinin meslek yüksekokulu öğrencilerini algılamalarına yönelik bir araştırma. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2, Karasar, N., (2008), Bilimsel Araştırma Yöntemi. (17. Basım). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Kenar N., (2010)., Mesleki ve Teknik Eğitim Sisteminin Genel Değerlendirmesi. MESS Eğitim Vakfı. Koca, T., Özgüler A.T., ve Aksungur, S., (2015), İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu teknik programlar öğrencilerinin mesleki uygulama dersleri ile ilgili görüşleri ve analizi. Electronic Journal of Vocational Colleges, 5, tarihinde pdf/ejovoc_december_2015_umyos.pdf adresinden alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], (2000), Meslek Yüksekokullar Program Geliştirme Projesi, Genel bilgiler, Ankara Okay Ş., (2009), Pamukkale üniversitesi öğretim elemanlarının üniversite-sanayi işbirliği çalışmalarına bakışları üzerine bir alan araştırması. Selçuk Üniversitesi Journal of Technical -Online Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, 8(2), Özgüler A.T.,(2016), İnşaat sektörünün meslek yüksekokulu öğrencilerinden beklentileri. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 5, Yörük, S., Dikici, A., Uysal. A., (2002), Bilgi toplumu ve Türkiye de mesleki eğitim. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 12(2),

218 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Zeliha KOCA 23 FİNANS SEKTÖRÜNÜN MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNDEN BEKLENTİLERİ ÖZ Bu çalışmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların finans bölümü mezunu öğrencilere verilen eğitimden beklentilerinin belirlenmesidir. Bu kapsamda ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüştür ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Toplam 11 sorudan oluşan anket 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Ankete 50 kişi katılmıştır. Çalışmada meslek yüksekokulu finans bölümü eğitimi ile ilgili bilgiler verilmiş ve yapılan araştırmanın amacı, yöntemi ve hipotezleri ortaya konularak sonuca ulaşılmıştır. Çalışma sonrasında kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların meslek yüksekokulu finans bölümü mezunlarından beklentilerinin neler olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre mezun öğrencilerin eğitim döneminde aldıkları mesleki uygulama derslerinin sektörün istediğini yeteri kadar karşıladığı ortaya çıkmıştır. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulm uştur. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Finans, Sektör EXPECTATION OF THE FINANCE SECTOR FROM VOCATIONAL SCHOOLS' STUDENTS ABSTRACT The aim of this study is to determine the expectations of the organizations, operating at the public and private sector, from the training offered to students who are graduated from finance department. In this context, the province of our country employers in the private sector and authorized persons were interviewed and it was determined that what they expected from the vocational schools by making survey. The survey consists of 11 questions prepared by the Likert scale 3s and statistical analyses were performed. 50 people participated in the survey. The study provides information s about the training of finance department at vocational school and the results of the research has been reached by revealing the purpose, methods and hypotheses. After the study, it was determined what the expectations of the organizations, operating in the public and private sector, from the graduates of finance department. The most important result found in the survey is that the graduate students practice and information during their training is enough for the sector. Key Words: Vocational School, Finance, Sector GİRİŞ Finans ve finansal yönetim; işletmelerin minimum riske katlanarak, ortakların refah düzeyini maksimum kılacak şekilde ihtiyaç duyulan fonların belirlenmesi, bulunması, korunması ve etkin bir şekilde kullanılması olarak tanımlanmaktadır (Büker vd., 2009,). Finans bilimi dünyanın hızlı gelişimine ayak uydurarak hem değişim hem de gelişim anlamında sürekli kendini yenilemektedir. Bu gelişime paralel olarak üniversitelerde finans eğitimi konusunda devamlı kendini yenilemektedir. Finans bilimi sadece teorik olarak anlatılan veya öğrenilen bir bilim değildir. Teorik bilgilerin uygulamalı eğitim ile güçlendirilmesi şarttır. Üniversiteler bu duruma uygun olarak hareket etmekte ve ders müfredatlarını buna göre hazırlamak zorundadırlar. Bütün mesleki eğitimlerde olduğu gibi finans eğitiminde de bilginin öğrencide kalıcı olabilmesi için verilen eğitimde önce hedef belirlenmektedir. Finans eğitimin de en önemli hususlar, ders müfredatları, staj uygulamaları, öğretme teknikleri ve sektörle işbirliğidir. Finans eğitiminde bilginin öğrenciye verilmesinde ana sorumluluk üniversitelerindir. Üniversitelerin 23 Öğr.Grv., İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu, 214

219 finans eğitiminde ki önemli amaçlarından biri sektörün beklentilerini karşılayacak nitelikte elaman yetiştirmektir. Finans sektörü iyi yetişmiş mesleki elemanlara ihtiyaç duymaktadır. Mesleki eleman yetiştirmede en önemli görevlerden birini meslek yüksekokulları üstlenmiştir. Meslek yüksekokulunda yetişecek finans mesleki elamanları sektörün her alanında görev alacaktır. YÖNTEM Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren alan kuruluşlarının, Finans Bankacılık ve Sigortacılık bölümü mezunu öğrencilerinin mesleki yeterlilik düzeyleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve öğrencilere verilen eğitimden beklentilerini belirlemektir. Model ve Örneklem Çalışmanın örneklemi ülkemizde faaliyet gösteren finans kurumlarındaki yetkili kişiler ve kamuda çalışan finans uzmanlarından oluşmaktadır. Örnekleme ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki 50 yetkili kişiden oluşmaktadır. Veri Toplama Şekli Muhasebe sektörünün meslek yüksekokulu muhasebe bölümü öğrencilerinden beklentilerini belirlemek amacıyla, ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile anket çalışması yapılarak görüşülmüştür. 50 kişinin katıldığı, toplam 11 sorudan oluşan anket, 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Bulgular Yapılan bu çalışmada ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüş ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Bu kişilere anket yapılmış ve bu anket sonuçları irdelenmiştir. Her soru için alınan sonuçlar grafikler halinde verilmiştir. Finans sektöründeki işverenlerin ve yetkili kişilerin meslek yüksekokulu finans bölümü mezunlarına bakış açıları anket sonucunda ortaya çıkmıştır. ANKET ÇALIŞMASI Finans Sektörünün Meslek Yüksekokulu Finans Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü Öğrencilerinden Beklentilerin Belirlenmesi 1. Meslek yüksekokullarındaki eğitim sizce yeterli midir? Hayır 30% Evet 33% Olabilir 37% 215

220 2. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? Olabilir 4% Hayır 6% Evet 90% 3. Çeşitli kurumlardan alınan mesleki sertifikalar işe almanızda öncelik sağlıyor mu? Olabilir 14% Hayır 7% Evet 79% 4. Alacağınız finans mezununun kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? Olabilir 13% Hayır 1% Evet 86% 216

221 5. İş yerinizde staj yapan öğrencilere işe alımda öncelik tanıyor musunuz? Hayır 17% Evet 49% Olabilir 34% 6. Bilgisayarda finans programı bilgisinin olması önemli midir? Olabilir 21% Hayır 4% Evet 75% 7. Yabancı dil bilmesi işe alım sürecinde önemli midir? Olabilir 34% Hayır 5% Evet 61% 8. İşe alırken mülakat yapıyor musunuz? Olabilir 5% Hayır 4% Evet 91% 217

222 9. Meslek Yüksekokulunda anlatılan ders müfredatına katkıda bulunmak etmek ister misiniz? Hayır 23% Evet 38% Olabilir 39% 10. Sektör gözüyle meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının yeterli bilgi ve beceriye sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır 9% Evet 14% Olabilir 77% 11. Öğrencilerin eğitimlerinin son dönemlerinde işyerinizde eğitim görmesini ister misiniz? Olabilir 19% Hayır 13% Evet 68% Ölçek için her bir maddeye verilen görüş kodları 1 ile 3 arasında değişmektedir. Aralıkların eşit olduğu varsayımından yola çıkılarak ağırlıklı ortalamalar için puan aralığı katsayısı 0,66 olarak hesaplanmıştır. Puan Aralığı = (En yüksek değer En düşük değer)/3 =(3-1)/3 = 0,66 Bu durumda ağırlıklı ortalamaların değerlendirme aralığı aşağıdaki gibidir : " Hayır" : "Olabilir" : "Evet" SONUÇ Finans sektörünün gelişimi ülkelerin gelişmişliği ile paralellik göstermektedir. Finansal sistemin doğru bir şekilde işlemesini sağlayan unsurların başında bankacılık sistemi gelmektedir. Bu özelliğinden dolayı finans sektörünün sorunlarının acilen ve doğru biçimde çözülmesi gerekmektedir. Bankacılık işlemlerinin doğru bir şekilde devam edebilmesi için bu konudaki elamanları yetiştiren okullara önemli görevler düşmektedir. Meslek yüksekokulları finans bölümünden mezun olup sektörde çalışan elamanların yeterliliği ve farkındalığı üzerine yapılan bu çalışmada dikkat çekici sonuçlara ulaşılmıştır. Finans sektörü 218

223 yöneticilerine sorulan 11 soruluk anket soruları bu açıdan önem kazanmıştır. Meslek yüksekokullarının eğitiminin yeterliliği konusunda sorulan soruya verilen %33 evet ve %30 hayır cevabı bizi net bir sonuca götürememiştir. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? sorusuna verilen %90 evet cevabı özellikle bankaların işe alım sürecinde part time olarak belirli sürelerde elamanları çalıştırdıklarını ve elamanların performanslarına göre işe aldıklarını belirtmişlerdir. Çeşitli kurumlardan alınan mesleki sertifikalar işe almanızda öncelik sağlıyor mu? sorusuna %79 oranında evet cevabı verilmiştir. Hatta bir bankadaki yönetici işaret dilini okuyabilme sertifikası sayesinde bir elamanın işe alındığını belirtmiştir. Bireysel emeklilik sistemi sertifikası, bilgisayar kullanım sertifikası gibi sertifikaların işe alım sürecinde önemli olduğu görülmüştür. Finans kurumlarındaki yöneticiler işe alınacak elamanın kişişel gelişiminin en az alan bilgisi kadar önemli olduğunu söylemişlerdir. Hatta bazı yöneticiler kişisel gelişimin alan bilgisinden çok daha önemli olduğunu belirtmişlerdir. Finans kurumlarındaki yöneticileri, kurumlarında staj yapan öğrencilere ancak yetenekleri olduğu taktirde işe alımda öncelik tanıyabileceklerini söylemişlerdir. Nerdeyse bütün finans kurumları işe alım sürecinde mülakat yaptıklarını ifade etmişlerdir. Meslek Yüksekokulunda anlatılan ders müfredatına katkıda bulunmak ister misiniz? sorusuna verilen sadece %23 hayır cevabı önemli bir sonuçtur, finans sektöründeki yetkili kişilerin meslek yüksekokullarındaki eğitim müfredatından haberdar olduklarını ve sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmesi konusunda ortak çalışma yapabileceklerini göstermektedir. Kurum yöneticilerinden bazıları özellikle iletişim derslerinin artırılmasını istemektedirler. Yapılan çalışma doğrultusunda; meslek yüksekokulu finans programında öğrencilere sadece alan bilgisi değil kişisel gelişim ve iletişim bilgisi de verilmelidir. KAYNAKLAR Ardahan, F., (2010), Sektör odaklı mesleki eğitim, sektörün işletmecilik eğitiminden beklentileri ve Antalya örnek uygulaması. Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 20, Büyükşalvarcı, A., Güler S., Taner B.,(2011), Türkiye'de Lisans Düzeyinde Finans Eğitim Konuları: Eğitimciler ve Uygulayıcıların Görüşleri Kapsamında Mevcut Durum ve Beklentiler. Ege Akademik Bakış, 11(3), Gürbüz, E., Uçurum E. T., (2012), Üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesinde ortak araştırma merkezinin kurulmasına ilişkin model önerisi. Niğde Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 5 (2), Görmüş, A.Ş. ve Bektaş, Ç., (2002), Sektör temsilcilerinin meslek yüksekokulu öğrencilerini algılamalarına yönelik bir araştırma. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2, Koca, T., Özgüler A.T., ve Aksungur, S., (2015), İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu teknik programlar öğrencilerinin mesleki uygulama dersleri ile ilgili görüşleri ve analizi. Electronic Journal of Vocational Colleges, 5, tarihinde pdf/ejovoc_december_2015_umyos.pdf adresinden alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], (2000), Meslek Yüksekokullar Program Geliştirme Projesi, Genel bilgiler, Ankara Okay Ş., (2009), Pamukkale üniversitesi öğretim elemanlarının üniversite-sanayi işbirliği çalışmalarına bakışları üzerine bir alan araştırması. Selçuk Üniversitesi Journal of Technical -Online Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, 8(2), Özgüler A.T.,(2016), İnşaat sektörünün meslek yüksekokulu öğrencilerinden beklentileri. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 5, Yörük, S., Dikici, A., Uysal. A. (2002). Bilgi toplumu ve Türkiye de mesleki eğitim. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 12(2),

224 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Zeliha KOCA 24 MUHASEBE SEKTÖRÜNÜN MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNDEN BEKLENTİLERİ ÖZ Bu çalışmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların muhasebe bölümü mezunu öğrencilere verilen eğitimden beklentilerinin belirlenmesidir. Bu kapsamda ülkemizde bu lunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüştür ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu belirlenmiştir. Toplam 11 sorudan oluşan anket 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistik sel analizleri yapılmıştır. Ankete 50 kişi katılmıştır. Çalışmada meslek yüksekokulu muhasebe bölümü eğitimi ile ilgili bilgiler verilmiş ve yapılan araştırmanın amacı, yöntemi ve hipotezleri ortaya konularak sonuca ulaşılmıştır. Çalışma sonrasında kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşların meslek yüksekokulu muhasebe bölümü mezunlarından beklentilerinin neler olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre mezun öğrencilerin eğitim döneminde aldıkları mesleki uygulama derslerinin sektörün istediğini yeteri kadar karşılamadığı ortaya çıkmıştır. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Muhasebe, Sektör EXPECTATION OF THE ACCOUNTING SECTOR FROM VOCATIONAL SCHOOLS' STUDENTS ABSTRACT The aim of this study is to determine the expectations of the organizations, operating at the public and private sector, from the training offered to students who are graduated from accounting department. In this context, the province of our country employers in the private sector and authorized persons were interviewed and it was determined that what they expected from the vocational schools by making survey. The survey consists of 11 questions prepared by the Likert scale 3s and statistical analyses were performed. 50 people participated in the survey. The study provides information s about the training of accounting department at vocational school and the results of the research has been reached by revealing the purpose, methods and hypotheses. After the study, it was determined what the expectations of the organizations, operating in the public and private sector, from the graduates of accounting department. The most important result found in the survey is that the graduate students practice and infomation during their training is not enough for the sector. Key Words: Vocational School, Accounting, Sector GİRİŞ Küreselleşen dünyada her geçen gün eğitim sürecine dahil olan insanların sayısı giderek artmaktadır. Her kademedeki eğitim kurumları teknolojik imkanları kullanarak öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerini yükseltmektedir. Teknolojideki gelişmelere bağlı olarak bütün dünyada ve ülkemizde sektör ile eğitim kurumlarının işbirliği önemli bir gereklilik olmuştur. Mesleki eğitim, eğitim kuruml arı ve alan sektörlerinin işbirliği ile verildiği taktirde yetişen bireyler alanlarında uzman olacaklardır. Bu gerçekten hareketle mesleki eğitim veren kurumlarda mesleki eğitim için nitelik ve niceliği arttırıcı yönde çalışmalar yapılmaktadır. Bu tip çalışmalar sonucunda amaç; sektöre beklentilerine uygun donanımda personeller kazandırmaktır. Alan sektörünün istediği bilgi ve beceri seviyesi ancak eğitim kurumları ile 24 Öğr.Grv., İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu, 220

225 sektörün işbirliği ile elde edilebilir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi mesleki eğitimle paralellik göstermektedir. Gelişmiş ülkeler ile rekabet etmek isteyen Türkiye nin elindeki en önemli kaynak, genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olan insan gücüdür. Bireylere; ilgi, istek, yetenek ve yeterlilikleri doğrultusunda yeterli eğitim olanakları sunarak ekonomide etkin katılımları sağlanmalıdır (On Altıncı Milli Eğitim Şurası Kararları). Kalifiye insan gücünün yetiştirildiği en önemli kurumlardan biri olan yükseköğretim kurumları ve üniversitelerin sağladığı hizmet kalitesi de tüm sektörlerin kalitesini etkileyen temel noktalardan biridir. Bilgi toplumu düzeyine ulaşabilmek, çağımız toplumlarının en belirgin hedefidir. Bilginin stratejik kaynak olarak kabul edildiği bilgi toplumlarında bilgi, bilgi teknolojilerinin sağladığı imkânlarla üretilmekte, sınıflandırılmakta ve ulaşılabilir kılınmakta; toplumsal ve kurumsal sorunların çözümünde kullanılabilmektedir. Günümüzde bilgi, bireylerin, organizasyonların ve devletlerin sahip olabilecekleri en stratejik kaynak olarak değerlendirilmektedir. Mesleki eğitimin en önemli amacı; meslek elamanı olacak öğrencileri çevreleri ile uyumlu hale getirerek öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkarmak, verimli ve üretken yapabilmektir. Meslek yüksekokul mezunları çalışma alanlarındaki görevleri itibariyle üst düzey yönetici ile usta/kalifiye işçi arasında bulunan, usta/kalifiye işçiden daha fazla teorik bilgiye sahip, lisans mezunlarından daha çok uygulama becerisine sahip bir meslek ara elemanıdır. Bilindiği gibi meslek yüksekokulları uygulama ağırlıklı eğitim öğretim yapan, el becerisi ve uygulama yeteneği yüksek ara eleman yetiren yüksekokullardır.(milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], 2002) Bu bağlamda meslek yüksekokullarındaki eğitimin amacına ulaşması için ders programlarında staj ve uygulamalara teorik dersler kadar önem verilmesi gerekmektedir. Pratik eğitimin yararları; teorik bilgileri yaşama geçirmek, mesleğin gerektirdiği kültüre kolay adapte olmak, yaratıcılık yeteneğini geliştirmek, sektörün gerektirdiği davranış özelliklerini kazanmak, ilgili konuda bilgiyi ve görgüyü artırmak, mezuniyet sonrası iş için bağlantılar yapmak, çalışılacak alan hakkında bilgi sahibi olmak, okulendüstri ilişkilerini geliştirmek şeklinde sıralanabilir. Bu tür bir mesleki eğitimde başarı; mesleki eğitimcilerin, işverenler, yöneticiler ve diğer eğitimcilerle işbirliğine istekli olmalarına bağlıdır. (Görmüş ve Bektaş, 2002: 20) Muhasebe sektörü iyi yetişmiş mesleki elemanlara ihtiyaç duymaktadır. Mesleki eleman yetiştirmede en önemli görevi ise meslek yüksekokulları üstlenmiştir. Meslek yüksekokulunda yetişecek muhasebe mesleki elamanları sektörün her alanında görev alacaktır. YÖNTEM Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren alan kuruluşlarının, muhasebe bölümü mezunu öğrencilerinin mesleki yeterlilik düzeyleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve öğrencilere verilen eğitimden beklentilerini belirlemektir. Araştırma Modeli Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tarama modeli, geçmişte ya da halen var olan bir durumu var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımıdır. Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne, müdahale edilmeksizin kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır (Karasar, 2008). Örneklem Çalışmanın örneklemi ülkemizde faaliyet gösteren muhasebe şirketlerinde yetkili kişiler ve kamuda çalışan muhasebecilerden oluşmaktadır. Örnekleme ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki 50 yetkili kişiden oluşmaktadır. Veri Toplama Şekli Muhasebe sektörünün meslek yüksekokulu muhasebe bölümü öğrencilerinden beklentilerini belirlemek amacıyla, ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile anket çalışması yapılarak görüşülmüştür. 50 kişinin katıldığı, toplam 15 sorudan oluşan anket, 3 lü likert ölçeğine göre hazırlanmış ve istatistiksel analizleri yapılmıştır. Bulgular Yapılan bu çalışmada ülkemizde bulunan özel sektördeki işverenler ve kamudaki yetkili kişiler ile görüşülmüş ve anket çalışması yapılarak meslek yüksekokullarından beklentilerin ne olduğu 221

226 belirlenmiştir. Bu kişilere anket yapılmış ve bu anket sonuçları irdelenmiştir. Her soru için alınan sonuçlar grafikler halinde verilmiştir. Betimsel analiz yöntemi veriler değerlendirilmiştir. Bu analiz türünde temel amaç elde edilmiş olan bulguların okuyucuya özetlenmiş ve yorumlanmış bir biçimde sunulmasıdır (Yıldırım ve Şimşek, 2003). Muhasebe sektöründeki işverenlerin ve yetkili kişilerin meslek yüksekokulu muhasebe bölümü mezunlarına bakış açıları anket sonucunda ortaya çıkmıştır. ANKET ÇALIŞMASI Muhasebe Sektörünün Meslek Yüksekokulu Muhasebe Programı Öğrencilerinden Beklentilerinin Belirlenmesi 1. Meslek yüksekokullarındaki eğitim sizce yeterli midir? Hayır 34% Evet 41% 2. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? Olabilir 0% Olabilir 25% Hayır 13% Evet 87% 3. Çeşitli kurumlardan alınan mesleki sertifikalar işe almanızda öncelik sağlıyor mu? Hayır 25% Evet 31% Olabilir 44% 222

227 4. Alacağınız muhasebecinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? Hayır 33% Evet 47% Olabilir 20% 5. İş yerinizde staj yapan öğrencilere işe alımda öncelik tanıyor musunuz? Olabilir 28% Hayır 9% Evet 63% 6. Bilgisayarda muhasebe programı bilgisinin olması önemli midir? Olabilir 5% Hayır 9% Evet 86% 7. Yabancı dil bilmesi işe alım sürecinde önemli midir? Hayır 49% Evet 28% Olabilir 23% 223

228 8. İşe alırken mülakat yapıyor musunuz? Olabilir 15% Hayır 2% Evet 83% 9. Meslek Yüksekokulunda anlatılan ders müfredatına katkıda bulunmak ister misiniz? Hayır 11% Olabilir 31% Evet 58% 10. Sektör gözüyle meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının yeterli bilgi ve beceriye sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır 24% Evet 26% Olabilir 50% 224

229 11. Öğrencilerin eğitimlerinin son dönemlerinde işyerinizde eğitim görmesini ister misiniz? Hayır 33% Evet 30% Ölçek için her bir maddeye verilen görüş kodları 1 ile 3 arasında değişmektedir. Aralıkların eşit olduğu varsayımından yola çıkılarak ağırlıklı ortalamalar için puan aralığı katsayısı 0,66 olarak hesaplanmıştır. Puan Aralığı = (En yüksek değer En düşük değer)/3 =(3-1)/3 = 0,66 Bu durumda ağırlıklı ortalamaların değerlendirme aralığı aşağıdaki gibidir : " Hayır" : "Olabilir" : "Evet" Olabilir 37% SONUÇ Yapılan çalışmada önemli sonuçlara ulaşılmıştır. İşverenlerin çok büyük bir kısmı, muhasebe bölümü mezunlarının meslek yüksekokullarından aldıkları eğitimin piyasada iş bulma açısından yeterli olmadığını düşünmüşlerdir. Meslek yüksekokullarındaki eğitim sizce yeterli midir? sorusuna verilen %34 hayır %41 evet cevabı işverenlerin yeni mezunlara iş konusunda çok fazla güvenmediklerini ortaya çıkarmaktadır. İşe aldığınız personele oryantasyon uyguluyor musunuz? sorusuna verilen %87 lık evet cevabı işverenlerin yeni işe aldıkları personel için işe alıştırma dönemi uyguladıklarını göstermektedir. Yapılan yaz stajlarının öğrencileri denemek için çok verimli olduğunu düşünen işverenler, bu sürecin bir anlamda işe alım deneme süreci olarak gördüklerini de belirtmişlerdir. İşverenler öğrencilerin eğitim süreçlerinde edindikleri uygulama bilgilerinin yeterli olmadığını, teknik bilgilerinin uygulama bilgilerine göre daha iyi olduğunu belirtmişlerdir.. Çalışmadan çıkan önemli sonuçlardan biride işverenlerin Alacağınız muhasebecinin kişisel gelişiminin iyi olması işe almanıza etken midir? sorusuna %47 evet cevabı vermeleridir. Aslında kişisel gelişim süreci her insan için oldukça önemlidir. Kendisini geliştiren teknikerlere işverenlerin bakış açısı bu açıdan oldukça manidardır. Öğrenciler eğitim hayatları boyunca sadece teknik anlamda değil kişisel gelişim anlamında da kendilerini yetiştirmelidirler. Çalışmada ortaya çıkan ve özellikle değerlendirilmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de, işverenlerin meslek yüksekokulu ders müfredatı çalışmalarında yer alma istekleridir. Bu önemli bir sonuçtur ve işverenlerin ve muhasebe sektöründeki yetkili kişilerim meslek yüksekokullarındaki eğitim müfredatından haberdar oluklarını ve sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmesi konusunda ortak çalışma yapabileceklerini göstermektedir. Yapılan çalışma doğrultusunda; meslek yüksekokulu muhasebe programının sektör ile irtibatının sürekli olması ve meslek yüksekokullarında uygulama ağırlıklı eğitim verilmesi önemle gereklidir. KAYNAKLAR Ardahan, F., (2010), Sektör odaklı mesleki eğitim, sektörün işletmecilik eğitiminden beklentileri ve Antalya örnek uygulaması. Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 20,

230 Görmüş, A.Ş. ve Bektaş, Ç., (2002), Sektör temsilcilerinin meslek yüksekokulu öğrencilerini algılamalarına yönelik bir araştırma. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2, Karasar, N., (2008), Bilimsel Araştırma Yöntemi. (17. Basım). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Kenar N., (2010), Mesleki ve Teknik Eğitim Sisteminin Genel Değerlendirmesi. MESS Eğitim Vakfı. Koca, T., Özgüler A.T., ve Aksungur, S. (2015), İnönü Üniversitesi Arapgir Meslek Yüksekokulu teknik programlar öğrencilerinin mesleki uygulama dersleri ile ilgili görüşleri ve analizi. Electronic Journal of Vocational Colleges, 5, tarihinde pdf/ejovoc_december_2015_umyos.pdf adresinden alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı[MEB], Yüksek Öğretim Kurumu [YÖK], (2000), Meslek Yüksekokullar Program Geliştirme Projesi, Genel bilgiler, Ankara Özgüler A.T.,(2016), İnşaat sektörünün meslek yüksekokulu öğrencilerinden beklentileri. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 5, Yıldırım, A., ve Şimşek, H., (2003), Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayınları. 226

231 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Hikmet YAZICI 1, Gülcan DEMİRAL 2, Saniye YÜCEL 3 MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA OKUTULAN İLETİŞİM DERSLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME: ANKARA ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ ÖZ Meslek yüksekokulundan mezun olan bireyler ara eleman olarak pek çok alanda ve çeşitli kuruluşlarda çalışabilmektedir. Çalışma alanı bu kadar geniş olan birimlerde alan derslerine ilaveten muhakkak temel iletişim dersleri de verilmelidir. Zira adaylar teknik olarak donanımlı olsalar bile etkin iletişim kurma becerisine sahip değilse sektörde rağbet görmemektedir. Bu noktadan hareketle bu çalışma meslek yüksekokullarında okutulması gereken temel iletişim dersleri için gerekli hassasiyet gösteriliyor mu sorunsalından yola çıkarak hazırlanmış olup içerik analizi yöntemi ile tamamlanmıştır. Başkentimizde yer alması ve köklü bir geçmişe sahip olması nedeniyle çalışmanın kapsamı Ankara Üniversitesi bünyesinde yer alan meslek yüksekokulları ile sınırlandırılmış Ankara Üniversitesine bağlı meslek yüksekokullarında yer alan bütün bölümlerin ders programları incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda genel olarak bölümlerde iletişim derslerinin yeterli düzeyde okutulmadığı tespit edilmiştir. İletişimin hayati derecede önem arz ettiği günümüzde toplumun ve öğrencilerin gelişimine katkı sağlamak adına bütün bölümlere temel iletişim ve alakalı dersler koyulmalıdır. Anahtar Kelimeler: İletişim, İletişim Dersleri, Meslek Yüksekokulu. STUDY ON THE COMMUNİCATİON COURSES İN VOCATİONAL SCHOOLS: THE CASE OF ANKARA UNİVERSİTY ABSTRACT Individuals graduated from vocational college related to the subject can work as an intermediate member in many fields and various organizations. In areas with such a wide field of study, basic co mmunication courses should be given in addition to field courses. Because even if the candidates are technically equipped, they are not popular in the sector unless they have the ability to communicate effectively. From this point of view, this study has been prepared by showing the sensitivity for the basic communication courses that should be taught in vocational colleges and by means of content analysis method. Scope of study due to being in our capital and having a long history the curriculum of all departments in vocational colleges affiliated to Ankara University, which is limited to the vocational colleges in Ankara University, has been examined. As a result of this research, it has been determined that communication lessons in the departments are not taught adequately. Today, when communication is vitally important, basic communication and relevant lessons should be put into all departments in order to contribute to the development of society and students. Key Words: Communication, Communication Courses, Vocational School. 1 Yard. Doç. Dr. Bülent Ecevit Üniversitesi Çaycuma Meslek Yüksekokulu, Malzeme ve Malzeme İşletme Teknolojileri Bölümü, 2 Öğr. Gör. Bülent Ecevit Üniversitesi Çaycuma Meslek Yüksekokulu, Çağrı Merkezi Hizmetleri Pr. demiralgulcan07gmail.com 3 Öğr. Gör. Bülent Ecevit Üniversitesi Çaycuma Meslek Yüksekokulu, Ulaştırma Hizmetleri Bölümü, 227

232 GİRİŞ İletişim insanlıkla başlamıştır. Zira yapılan çalışmalar göstermektedir ki iletişim tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Öyle ki ilk ilkel topluluklarda bile çeşitli seslerin çıkarılması, duman, güvercin, mağara duvarlarına çizilen çeşitli şekiller ve sembollerle başlayan süreç zamanla yerini telgraf, telefon, gazete ve internet gibi çeşitli araçlara bırakmıştır (Erdoğan, 2014; Işık, 2014). Bu noktada insanlığın her döneminde çeşitli araçlar iletişim amaçlı kullanılarak iletişim hayatın vazgeçilmezleri arasında yer almış toplumlar ve kültürler iletişim ile varlıklarını sürdürmüşlerdir (Çamdereli, 2015). Benzer olarak ilk çağlardan beri insanların beraber yaşaması ve üretim faaliyetinde bulunması da iletişimi zorunlu kılmıştır. Zira insanlar iletişim aracılığı ile kendi varlıklarını ve toplumsal ilişkilerini üretme biçimlendirme imkanı elde etmiş bu süreçte yüz yüze iletişim başta olmak üzere teknolojik aygıtlarla aracılanmış iletişimi de kullanmıştır. Bu noktada iletişim faaliyeti toplumsal yaşamı üretmenin birlikte yaşamanın temel koşulu olarak anlam yaratma amacıyla yüzyıllarca kullanılmıştır (Yaylagül, 2014). Öyle ki Güngör'e göre ilkel çağlarda insanlar yaşamda kalmak, vahşi doğanın felaketlerinden korunmak, doğa ile mücadelede başarılı olabilmek ve doğaya egemen olabilmek için dağınık insan topluluklarından örgütlü topluluklara geçme gereği duymuşlardır. Böylece insanların birlikte yaşayarak örgütlenmesi, devlet kurmaya çalışması, gücü elinde bulundurma ve bilgiye ulaşma çabaları ayrıca her toplulukta bilge kişilerin yer alması iletişimin gelişim göstermesinde anahtar rol oynamıştır. Nitekim Ortaçağ karanlığı haricinde ilk çağlarda bile bilime önem verilmiştir. İlk kabilelerde bile her toplulukta bilge kişiler bulunmuş ve saygı ile karşılanmıştır. Filozoflar, bilge kişiler yönetim tarafından korunarak bilginin kurumsallaşması sağlanmıştır. Ancak bilme işiyle uğraşan bilginler genel olarak yönetimin içinde yer almamış, toplumsal sisteme doğrudan yön verme yetisine sahip olamamış, önemli karar süreçlerini yönetememişlerdir. Bilginlerin yöneticilerle çatışmaya girmediği, yönetime boyun eğdiği sürece yönetimin yakınında olmalarına imkan tanınmıştır. Bu noktada kimin neyi ne kadar bileceği, kimin hangi bilgiye hangi kanaldan ne oranda ulaşabileceği bazı ilkelere bağlanmıştır. Öyle ki bu durum günümüzde de pek farklı değildir. Zira kitle iletişim araçlarının belli güçlerin elinde bulunarak tekelleşmesi, kitleleri yönetme becerisi, kitle iletişim araçları ile mevcut gücü tehdit etme veya güce ortak olmaya başlamalarıyla iletişim olgusunun önemi iyice kavranmaya başlamıştır (2013). Erdoğan'a göre ise iletişim insanın fiziksel, psikolojik ve toplumsal olarak sürekli üretmesini ifade eder. Zira iletişim insanın ve toplumun var oluşunun ön koşuludur. İletişim kurmadan insanın kendisini ve toplumsal varlığını devam ettirmesi pek mümkün değildir. Dolayısıyla etkin iletişim kurma becerisine sahip olan bireyler kendi yaşamlarını ve ilişkide bulunduğu kesimlerin yaşamlarını yönetme ve yönlendirme yetisine de sahip olacaktır (2014). Bu bilgiler ışığında insanlığın her döneminde iletişim ve kitle iletişim araçlarından faydalanıldığını söylemek mümkündür. Özellikle savaş dönemlerinde radyo ve gazeteler siyasi liderler tarafından propaganda amaçlı kullanılmıştir. Birinci Dünya Savaşında Amerika Birleşik Devletlerinde radyo yoluyla halka doğrudan seslenilmiş "Ocakbaşı Sohbetleri" ile Amerikan halkı savaşa ikna edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında da Alman lider Hitler radyoyu etkili bir şekilde kullanmıştır. Hitlerin iktidara gelmesinde radyoyu ustaca kullanarak yaptığı propaganda çalışmaları önemli rol oynamıştır (Mutlu, 2010; Işık, 2014). Günümüz koşullarında küreselleşmenin ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler nedeniyle Marshall McLuhan'ın deyimiyle dünya "global köy"e dönüşmüştür (Erdem, 2009; Erdoğan, 2014; Işık, 2014; Özyurt, 2012). Global köy kavramından anlaşılması geren kitle iletişim araçları ve özellikle internetin dünyayı futbol topu gibi küçültmesi, düzleştirmesi ve zaman-mekan kavramlarını ortadan kaldırmasıdır. Zira küçük bir köyde herkes her şeyden haberdar oluyorsa kitle iletim araçları sayesinde dünyanın her yerindeki olaydan anında haberdar olmak mümkün olmuştur. İnternet ve uydu yayını neticesinde zaman mekan farklılıkları da ortadan kalkmış insanlar koltuğunda otururken başka ülkelerdeki insanlarla iletişim kurma olanağına sahip olmuşlardır (Erdem, 2009; Erdoğan, 2014; Güngör, 2013; Işık, 2014; Özyurt, 2012; Yaylagül, 2014). 228

233 Benzer olarak günümüz küresel iletişim sistemleri ile kitlelere hazır yaşam biçim ve modelleri sunulmaktadır. Öyle ki reklamlar ve ekranda yer alan yıldızlar aracılığı ile küresel güçlerin istediği yaşamları taklit etme, yıldızların yediğini yeme, içtiğini içme, saç modeli, giyim kuşam ve yaşam tarzı olarak yıldızlara özendirme ve onlar gibi yaşamaya teşvik etme amaçlanmaktadır (Mutlu, 2010; Özyurt, 2012; Yaylagül, 2014). Nitekim toplumun yapısını derinden etkileyen, kültürel mozaikleşmeyi ve hatta kültürel olarak asimile olmayı da beraberinde getiren bu durum iletişim araç ve yöntemlerinin kullanımıyla yakından ilgilidir. Zira bireyler izlediği televizyon programlarından, takip ettiği gazetelerden kolayca etkilenebilmekte kitle iletişim araçlarında yer alan hususları kendisine rol model olarak olabilmektedir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus kitle iletişim araçlarının topluma hangi amaçla hangi verileri sunduğudur. Bunlara ilaveten Bıçakçı'ya göre medyanın gündemini belirleyen güçler kamuoyu mühendisliği yaparken manipülasyon, gizleme, çarpıtma, abartma ve eksiltme yöntemlerine de başvurabilmektedir. Gerçekler bulanık hale getirilip kitleler mesaj bombardımanına tutulmakta sersemleşen kitlelerin sosyal sorunlara yabancılaşması sağlanmaktadır. Düzenin baş aktörleri medyada sık sık yer alarak ve retorik sanatını etkin kullanarak kamuoyu nezdinde meşruiyetini korumakta, kitleleri kendisine inandırarak peşinden sürükleyip yönetebilmektedir (2016). Açıklanan tüm bu hususlar göz önüne alındığında günümüz koşullarında iletişim, iletişim yöntem ve araçları toplumun temel yapı taşını oluşturmakta toplumun gelişim yönü açısından yaşamsal önem arz etmektedir. Zira iletişim yöntemleri ile toplumsal kalkınmayı sağlamak mümkün olduğu gibi bir toplumu asimile ederek yok etmek de mümkündür. Bu noktada bireylerin iletişim araç ve amaçları hakkında fikir sahibi olmaları toplumun gelişim seyri açısından önem arz etmektedir. Sonuç olarak iletişim insanlığın var oluşundan beri toplumun temel yapı taşı olmuştur. Hiç kuşkusuz bireylerin yaşamını ve toplumun gelişimini sürdürmesi bireyler ve kitleler arasında sağlanan iletişimle mümkün olmaktadır. Zira insanlar sosyal varlıklar olarak yaşamlarının her döneminde birbirleri ve çevre ile iletişim kurmak durumundadır. Öyle ki toplumlar da gelişim sağlamak ve çağdaş medeniyetler seviyesinde ilerlemek için dış çevre ile sürekli iletişim halinde olmalı dış çevreye kapalı olmamalıdır. Bu noktada iletişimsiz bir birey, iletişimsiz bir toplum ve iletişimsiz bir dünya düşünmek pek de mümkün değildir. Günümüz koşullarında küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin etkisi ile iletişimin önemi giderek artmaktadır. YÖNTEM/MALZEME VE METOT Küreselleşen dünyada gittikçe önemi artan iletişim kavramına istinaden çalışma kapsamında ön lisans düzeyinde eğitim öğretim veren meslek yüksekokullarında iletişimle alakalı okutulan dersler analiz edilecektir. Kullanılan Araçlar Çalışma kapsamında meslek yüksek okullarında iletişim ile alakalı okutulan temel dersler incelenmiştir. Çalışma temel iletişim derslerine gerekli hassasiyet gösteriliyor mu sorunsalından yola çıkarak hazırlanmış olup temel iletişim derslerine gerekli önemin verilip verilmediğini saptamayı amaçlamaktadır. Bu noktada bizzat Atatürk tarafından temelleri atılarak 1923 yılında Hukuk mektebinin kurulmasıyla yüksek öğretim hayatına başlayan ve günümüzde de Türkiye'nin en köklü üniversiteleri arasında yer alarak "Cumhuriyetin İlk Üniversitesi" sloganı ile yüksek öğrenim hayatına devam eden Ankara Üniversitesi çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Ankara Üniversitesine bünyesinde bulunan tüm meslek yüksekokullarında ve bu meslek yüksekokullarına bağlı tüm bölümlerin ders katalogu incelenmiş ve temel iletişim derslerine yer verilip verilmediği analiz edilmiştir. Çalışma internet sitesinin ilgili butonlarını kullanarak internet ortamında yapılmıştır. Ölçme ve değerlendirme teknikleri Bu çalışmada toplanan verileri açıklamaya yardımcı olan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi yazılı ve görsel verilerin analizinde kullanılan bir yöntem olup birbirine benzeyen verileri belli 229

234 kavramlar ve temalar çerçevesinde bir araya getirerek bunları okuyucunun anlayabileceği şekilde düzenlemeyi ve yorumlamayı kapsar (Karataş, 2015). BULGULAR/TARTIŞMALAR/DEĞERLENDİRME Çalışma kapsamında incelenen Ankara Üniversitesi bünyesinde 17 Fakülte, 1 Konservatuar, 1 Yüksekokul, 11 Meslek Yüksekokulu, 13 Enstitü, 43 ön lisans program, 108 Lisans programı bulunmaktadır. Üniversite bünyesinde 6438 ön lisans öğrencisi, lisans öğrencisi ve lisans üstü öğrencisi yüksek öğretimine devam etmektedir. Üniversite bünyesinde bulunup çalışma kapsamında incelemeye dahil edilen meslek yüksekokulları ise; Adalet Meslek Yüksekokulu, Ayaş Meslek Yüksekokulu, Başkent Meslek Yüksekokulu, Beypazarı Meslek Yüksekokulu, Elmadağ Meslek Yüksekokulu, Gama Meslek Yüksekokulu, Haymana Meslek Yüksekokulu, Kalecik Meslek Yüksekokulu, Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Nallıhan Meslek Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'dur. Adalet Meslek Yüksekokulu Adalet Meslek Yüksekokulu, yılında, Adalet Bakanlığı nın önerisi üzerine, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Adalet Bakanlığı arasındaki bir protokolle ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine bağlı olarak kurulmuştur. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 1'de sunulmuştur. Çizelge 1. Adalet Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Adalet Hukuk Sekreterliği Halkla İlişkiler ve Mesleki İletişim Web Tasarımı Etkili ve Güzel Konuşma Çizelge 1'e göre Adalet Meslek Yüksekokulu bünyesinde Adalet ve Hukuk Sekreterliği bölümleri bulunmakta ve bu ilgili bölümlerde temel iletişimle alakalı en az bir ders okutulmaktadır. Ayaş Meslek Yüksekokulu Yükseköğretim Yürütme Kurulu nun 09/12/2015 tarihli kararıyla açılmasına izin yüksekokulu 2017 yılında ilk defa öğrenci alacaktır. Çizelge 2. Ayaş Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Sosyal Güvenlik Programı - Coğrafya Bilgi Sistemleri Programı - verilen meslek Çizelge 2' ye göre Ayaş Meslek Yüksekokulu bünyesinde Sosyal Güvenlik ve Coğrafya Bilgi Sistemleri Programları bulunmakta olup bu ilgili programlarda temel iletişimle alakalı okutulan herhangi bir ders bulunmamaktadır. Zira ilgili programlar ilk defa 2017 yılında öğrenci alacak olup ders katalogu düzenlenmektedir. Başkent Meslek Yüksekokulu Başkent Meslek Yüksekokulu 1989 yılında ön lisans eğitimine başlayan Başkent Meslek Yüksekokulu, Taşınabilir Kültür Varlıklarının Koruma ve Onarımı alanında Türkiye de akademik etkinlik gösteren ilk eğitim kurumudur. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 3'te sunulmuştur. Çizelge 3. Başkent Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler El Sanatları Bölümü, Eser Koruma Programı - Çizelge 3' e göre Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan Eser Koruma Programı bünyesinde temel iletişimle alakalı okutulan herhangi bir ders bulunmamaktadır. Bu durum ilgili programın teknik bilge 230

235 ve beceri gerektiren bir program olması ile açıklanabilir. Ancak günümüz şartlarında iletişimsiz bir dünya düşünmek pek de mümkün değildir. Beypazarı Meslek Yüksekokulu Beypazarı Meslek Yüksekokulu 1994 yılında kurulmuş ve eğitim öğretim yılında öğrenime başlanmıştır. Meslek Yüksekokulu bünyesinde sosyal ve beşeri bilimler ile alakalı pek çok program bulunmaktadır. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 4'te sunulmuştur. Çizelge 4. Beypazarı Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Acil Durum ve Afet Yönetim Programı - Aşçılık Programı - Ayakkabı Tasarım ve Üretimi Programı - Bankacılık ve Sigortacılık Programı Davranış Bilimleri ve İletişim Halkla İlişkiler Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Programı Davranış Bilimleri ve İletişim Moda Tasarım Programı Davranış Bilimleri ve İletişim Turizm Rehberliği Programı Turizm ve Seyahat Hizmetleri Programı Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı (Uzaktan eğitim) Bankacılık ve Sigortacılık Programı (Uzaktan eğitim) Davranış Bilimleri ve İletişim Halkla İlişkiler Kültürlerarası İletişim Davranış Bilimleri ve İletişim Halkla İlişkiler Kültürlerarası İletişim Davranış Bilimleri ve İletişim Halkla İlişkiler Kültürlerarası İletişim Davranış Bilimleri ve İletişim Halkla İlişkiler Kültürlerarası İletişim Davranış Bilimleri ve İletişim Halkla İlişkiler Çizelge 4'e göre Meslek Yüksekokulunda bulunan Acil Durum ve Afet yönetimi, Aşçılık, Ayakkabı Tasarımı ve Üretimi programlarında temel iletişim ile alakalı okutulan herhangi bir ders bulunmamaktadır. Banka ve Sigortacılık, Kuyumculuk ve Takı Tasarımı, Moda Tasarımı, Turizm Rehberliği, Turizm ve Seyahat Hizmetleri,Turizm Otel işletmeciliği Programlarında ise temel iletişimle alakalı en az birer ders okutulmaktadır. Elmadağ Meslek Yüksekokulu Meslek yüksekokulu 2007 yılında kurulmuştur. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 5'te sunulmuştur. Çizelge 5. Elmadağ Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Bilgisayar Programcılığı Elektrik Haberleşme Teknolojisi Programı Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Programı Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programı İletişim İletişim İletişim Genel İletişim Etkili ve Güzel Konuşma Halkla İlişkiler Sunu Teknikleri Çizelge 5'e göre Meslek Yüksekokulu bünyesinde teknik ve sosyal bilimler alanında bulunan tüm bölümlerde temel iletişimle alakalı en az bir ders okutulmaktadır. Gama Meslek Yüksekokulu 231

236 Gama Meslek yüksekokulu Eğitim-Öğretim yılında, eğitim-öğretim faaliyetlerine başlamıştır. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 6'da sunulmuştur. Çizelge 6. Gama Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı Alternatif Enerji Kaynakları Teknolojisi Programı İletişim İletişim ve Güzel Konuşma Çizelge 6'ya göre Meslek Yüksekokulu bünyesinde teknik ve sağlık bilimleri alanında bulunan tüm bölümlerde temel iletişimle alakalı en az bir ders okutulmaktadır. Haymana Meslek Yüksekokulu 4 Kasım 2009 tarihinde Ankara Üniversitesi ile Haymana Kaymakamlığı ve Haymana Belediye Başkanlığı arasında protokol imzalanmıştır. Protokol doğrultusunda, meslek yüksekokulun kuruluş çalışmalarına 2009 yılının Aralık ayında başlanmış ve bundan sonraki 4-5 aylık kısa bir sürede okul yasal statüsüne kavuşmuştur. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 7'de sunulmuştur. Çizelge 7. Haymana Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Fizyoterapi Programı Yaşlı Bakım Programı Davranış Bilimleri İletişim Becerileri Halkla İlişkiler Davranış Bilimleri İletişim Becerileri Halkla İlişkiler Çizelge 7'ye göre Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan Fizyoterapi ve Yaşlı Bakım Programlarında temel iletişimle alakalı üçer tane ders bulunmaktadır. Kalecik Meslek Yüksekokulu 1992 yılında kurularak tarım ve gıda alanındaki bölümlerle eğitim öğretim hayatına devam etmektedir. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 8'de sunulmuştur. Çizelge 8. Kalecik Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Bahçe Tarımı Programı - Peyzaj ve Süs Bitkileri Programı - Gıda Teknolojisi Programı - Şarap Üretim Teknolojisi Programı - Çizelge 8'e göre gıda ve tarım alanında eğitim öğretim veren Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan programlarda iletişimle alakalı herhangi bir ders bulunmamaktadır. Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2014 yılında kurulan Meslek Yüksekokulu eğitim öğretim yılında öğrenci alımına başlayacaktır. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler Çizelge 9'da sunulmuştur. Çizelge 9. Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Terapi ve Rehabilitasyon Bölümü - Fizyoterapi Programı - 232

237 Çizelge 9'a göre Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan ilgili programlarda temel iletişimle alakalı okutulan herhangi bir ders bulunmamaktadır. Zira ilgili programlar ilk defa 2017 yılında öğrenci alacak olup ders katalogu düzenlenmektedir. Nallıhan Meslek Yüksekokulu 2011 tarihinde kurulan Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 10'da sunulmuştur. Çizelge 10. Nallıhan Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Bilgisayar Programcılığı Programı - Elektrik Teknolojisi Programı - Çizelge 10'a göre Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan ilgili programlarda temel iletişimle alakalı okutulan herhangi bir ders bulunmamaktadır. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dikimevi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ismiyle 1988 yılında kurulmuştur. 8 Eylül 2006 tarihli YÖK Genel Kurulu kararıyla Dikimevi ndeki Tıp Fakültesi Kampüsü içerisindeki yerleşkesinden Keçiören deki binasına taşınması nedeniyle isminden Dikimevi kelimesi kaldırılmıştır. Meslek Yüksekokulunda bulunan bölümler ve okutulan temel iletişim dersleri Çizelge 11'de sunulmuştur. Çizelge 11. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Meslek Yüksekokulu Myo Bünyesinde Bulunan Programlar İletişim İle Alakalı Okutulan Dersler Ağız ve Diş Sağlığı Programı Anestezi Eczane Hizmetleri Odyometri Ortopedik Protez ve Ortez Radyoterapi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Tıbbi Laboratuvar Teknikleri İlk ve Acil Yardım İletişim Becerileri İletişim Becerileri Güzel Konuşma İletişim Becerileri Güzel Konuşma İletişim Becerileri Güzel Konuşma İletişim Becerileri İletişim Becerileri Güzel Konuşma İletişim Becerileri Güzel Konuşma Sağlık Hizmetlerinde Halkla İlişkiler İletişim Becerileri Güzel Konuşma İletişim Becerileri Davranış Bilimleri Halka İlişkiler İletişim Becerileri Çizelge 11'e göre Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan bütün programlarda temel iletişimle alakalı en az birer ders okutulmaktadır. SONUÇ Çalışma kapsamında Ankara Üniversitesi bünyesinde meslek yüksekokullarında eğitim öğretim veren ön lisans programların ders katalogları incelenmiş bu inceleme neticesinde günümüzün popüler kavramlarından biri olan iletişimle alakalı temel derslerin okutulup okutulmadığı saptanmaya çalışılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda meslek yüksekokulları genelinde düzenli bir dağılım görülmemiş her meslek yüksekokulunda spesifik bir yapı görülmüştür. Ayrıca sosyal bilimler ve sağlık bilimleri alanında eğitim öğretim veren meslek yüksekokullarında bölüm ayırt edilmeksizin meslek 233

238 yüksekokulu genelinde aynı dersler okutulmakta olup gıda ve teknik bilimler alanında eğitim öğretim veren programlarda ise iletişimle alakalı temel derslere yer verilmektedir. Sosyal bilimler ve sağlık bilimleri alanındaki eğitim öğretim veren programlarda program ayırt edilmeksizin aynı derslerin verilmesi de program ihtiyaçlarından çok meslek yüksekokulu bünyesinde görev yapan akademisyenlerin niteliğine göre ders belirlendiğini göstermektedir. Benzer olarak yüksek öğretim kurulu internet sitesinden yapılan akademik arama neticesinde meslek yüksekokullarında iletişim fakültesinden mezun alanında yetişmiş uzman akademisyenin de yok denecek kadar az olduğu saptanmıştır. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında meslek yüksekokullarında iletişimle alakalı temel derslere profesyonel manada gerekli özen gösterilmemektedir. Zira iletişim hayatın her anında karşımıza çıkan bireyin ve toplumun gelişiminde hayati derecede rol oynayan bir kavramdır. Bu noktada ara eleman yetiştirme amacı taşıyarak pek çok alanda iş imkanı edinme imkanı sağlayan meslek yüksekokullarında bölüm ayırt edilmeksizin temel iletişim dersi okutulmalı ayrıca bölümlerin ihtiyaçları doğrultusunda ek iletişim dersleri konulmalıdır. Zira mezun öğrenciler mesleki olarak yeterli donanıma sahip olsalar bile kendini ifade etme becerisine ve iletişime açık değilse uzun vadede başarılı olması pek de mümkün değildir. Bu nedenle bütün meslek yüksekokullarında iletişimle akalalı temel dersler verilerek öğrencilerin kendini ifade etme becerisine sahip olma sürecine katkı sağlanmalıdır. KAYNAKLAR Bıçakçı, İ., C., (2016), Halkla İlişkilerin Kurmaca Dünyası ve Hakikatin Direnişi, Ütopya Yayınevi, Ankara, ss. 14. Çamdereli, M., (2015), İletişime Giriş, 2. Baskı, Dem Yayınevi, İstanbul, ss Erdem, T., (2009), Feodaliteden Küreselleşmeye, Lotus Yayınevi, Ankara, ss Erdoğan, İ., (2014), Medya Teori ve Araştırmaları, Erk Yayınları, Ankara, ss Güngör, N., (2013), İletişim Kuramlar ve Yaklaşımlar, Siyasal Kitabevi, Ankara, ss Işık, M., (2014), Kitle İletişim Teorilerine Giriş, 5. Basım, Eğitim Yayınevi, Konya, ss Karataş, Z., (2015), Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri, Manevi Temelli Sosyal Hizmet Araştırmaları Dergisi, 1(1): Mutlu, E., (2010), Kitle İletişim Kuramları, 2. Baskı, Ütopya Yayınevi, Ankara, ss Özyurt, C., (2012), Küreselleşme Sürecinde Kimlik ve Farklılaşma, 2. Baskı, Açılım Kitap, İstanbul, ss Yaylagül, L., (2014), Kitle İletişim Kuramları, 6. Baskı, Dipnot Yayınları, Ankara, ss

239 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Muhammed Mustafa UYAR Alternatif Enerji Kaynağı Olarak Biyodizel Üretim ve Kullanım Olanaklarının Türkiye Tarımı ve AB Uyum Süreci Açısından Değerlendirilmesi Öz Fosil kökenli kaynaklar; petrol, kömür, doğal gaz vb. gibi dünya üzerinde sınırlı rezervlere sahip enerji kaynaklar ıdır. Yenilenebilir enerji kaynakları ise; klasik enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulan enerji kaynaklarıdır. Dünyada ve ülkemizde alternatif enerji kaynaklarında yaşanan olumlu gelişmelerle birlikte önemi artan yenilenebilir enerji kaynaklarında n birisi de, biyokütle enerji kaynaklarıdır. Biyokütle kökenli, en önemli dizel motoru alternatif yakıtı biyodizeldir. Biyodize l üretimi için TSE tarafından belirlenen TS EN standardının kabul edilmesi ve bu standardın hammadde olarak kolza bitkisini dikkate alması nedeniyle, çalışmada kolza üretimini gerçekleştiren işletmeler dikkate alınmıştır. Araştırma alanında, kolza üretim maliyetinin belirlenebilmesi, işletmelerin üretim maliyetlerinin ortaya konulması, kolza üretimine ilişkin masra f unsurlarının çıkarılması, üreticilerin kolza üretimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi, kolza üretiminin sorunları ve kolza üreticilerinin biyodizele ilişkin görüşlerinin belirlenebilmesi amacıyla gerekli materyallerin önemli bölümü, üreticilerle ki şisel görüşmeler yoluyla elde edilen verilerden sağlanmıştır. Önceden hazırlanan anket formları, araştırma bölgelerindeki işletme sahipleriyle görüşmeler yapılarak doldurulmuştur. Çalışmada ayrıca biyodizel üretimi yapan firmalarla da görüşülerek, sektör genelinde değerlendirme yapılabilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, kolza ve biyodizel üreten işletmelerden elde edilen birincil verilerin yanı sıra, konuyla ilgili ikincil verilerle de desteklenmiştir. Bu amaçla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, Devlet Planlama Teşkilatı, Türkiye İstatistik Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, European Biodiesel Board (EBB) ve FAO verilerinden yararlanılmıştır ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir enerji, Biodizel, Anket Evaluating the Potentials of Biodiesel Production and Usage as an Alternative Energy Source from the Aspect of Turkish Agriculture and EU Adaptation Period Abstract Fossil based resources are the energy sources that have limited reserves such as petrol, coal, natural gas etc. Another renewable energy resource is the biomass energy resources which have gained more importance with the improvements of the alternative energy resources in the world and our country. Biomass based, the most important diesel engi ne alternative fuel is biodiesel. In the study, companies which produces colza has been considered because of the approval of TS EN standard which was confirmed by TSE, and in this standard colza plant was approved as a row material. In the resource field; defining the colza production cost, presenting the production costs of the businesses, defining the cost elements related with colza production, detecting the factors which effect the production of colza, problems of colza production and the ideas of colza producers about colza production has been gained by the personal meetings with the producers. Survey forms which were prepared in advance have been filled in by the business owners at the resource fields. In the study the purpose was also making a general evaluation in the sector by meeting with firms which producers biodiesel. This research has been supported with secondary data related with the subject alongside with the primary data which was gained by the colza and biodiesel producer companies. With this goal, the data was taken from the Ministry of Agriculture and Village Affairs, Provincial and District Directorate of Agriculture, State Planning Organization, Turkish Statistical Institute and Energy Market Regulation Organization and also some solutions have been suggested. Keywords: Renewable energy, Biodiesel, Survey. GİRİŞ 235

240 Enerji kaynakları; enerji üretiminin sağlanmasında herhangi bir şekilde kullanılan kaynaklar olup, çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmalar içerisinde en yaygın olanı; fosil kökenli, klasik yenilenemeyen enerji kaynakları ve yenilenebilir alternatif enerji kaynakları şeklinde yapılan sınıflandırmadır. Fosil kökenli kaynaklar; petrol, kömür, doğal gaz vb. gibi dünya üzerinde sınırlı rezervlere sahip enerji kaynaklarıdır. Yenilenebilir enerji kaynakları ise; fosil enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulan güneş, rüzgâr, hidro, jeotermal, biyokütle ve deniz kökenli enerji kaynaklarıdır. Yenilenebilir enerji kaynakları fosil enerji kaynaklarının aksine, çevreci, doğada kendisini tekrar yenileyebilen ve giderek üretimi yaygınlaşan enerji türleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişme ile birlikte artan sanayileşme ve yaşam standardının yükselmesi enerjiye olan talebi de artırmaktadır. Artan bu talebin tamamı, yakın bir geçmişe kadar fosil kaynaklardan karşılanmıştır. Ancak, hızla tükenen fosil kaynaklar ve artan çevre kirliliği, ülkeleri alternatif enerji kaynakları arayışına yönlendirmiştir. Alternatif enerji kaynaklarına yönelik artan ilgi, geli şmiş ülkelerin önderliğinde başlamış, zaman içerisinde enerji arzı ve çevre konusunda sorun yaşayan tüm ülkelerin bu kaynaklara yönelmelerine neden olmuştur. Dünyada ve ülkemizde alternatif enerji kaynaklarında yaşanan olumlu gelişmelerle birlikte, son dönemde önemi artan yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi de, biyokütle enerji kaynaklarıdır. Odun (enerji ormanları, çeşitli ağaçlar), yağlı tohum bitkileri (kolza, ayçiçeği, soya vb), lif bitkileri (keten, kenaf, kenevir, sorgum vb), protein bitkileri (bezelye, fasulye, buğday vb), bitkisel atıklar, hayvansal atıklar ile şehirsel ve endüstriyel atıklar biyokütle enerji kaynakları kapsamında değerlendirilmekte ve var olan yakıtlara alternatif çok sayıda katı, sıvı ve gaz yakıtlara dönüştürülebilmektedir. Biyokütle kökenli, en önemli dizel motoru alternatif yakıtı biyodizeldir. Biyodizel, kolza (kanola), ayçiçek, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizatör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile (metanol ve ya etanol) reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir üründür. Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılmaktadır (EİE, 2006). Biyodizel üretimi için gerekli olan işlem aşamaları Şekil 1 de verilmiştir. Değişik kaynaklarda, farklı şekillerde gösterilmesine rağmen, biyodizel üretim şeması temel olarak aşağıdaki işlem aşamalarından oluşmaktadır. 236

241 Şekil 1. Biyodizel Üretim Şeması MATERYAL VE METOT Araştırmanın ana materyali; 2016 yılı üretim sezonunda kolza ekilişinin yoğun olarak yapıldığı Tekirdağ başta olmak üzere, Adana, Çanakkale, Balıkesir ve Osmaniye illerindeki kolza işletmelerinden anket yoluyla elde edilen verilerden oluşmaktadır. Biyodizel üretimi için TSE tarafından belirlenen TS EN standardının kabul edilmesi ve bu standardın hammadde olarak kolza bitkisini dikkate alması nedeniyle, çalışmada kolza üretimini gerçekleştiren işletmeler dikkate alınmıştır. Araştırma alanında, kolza üretim maliyetinin belirlenebilmesi, işletmelerin üretim maliyetlerinin ortaya konulması, kolza üretimine ilişkin masraf unsurlarının çıkarılması, üreticilerin kolza üretimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi, kolza üretiminin sorunları ve kolza üreticilerinin biyodizele ilişkin görüşlerinin belirlenebilmesi amacıyla gerekli materyallerin önemli bölümü, üreticilerle kişisel görüşmeler yoluyla elde edilen verilerden sağlanmıştır. Önceden hazırlanan anket formları, araştırma bölgelerindeki işletme sahipleriyle görüşmeler yapılarak doldurulmuştur. Çalışmada ayrıca biyodizel üretimi yapan firmalarla da görüşülerek, sektör genelinde değerlendirme yapılabilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; ülkemizde biyodizel üretiminin ilk aşaması olan hammadde üretiminden başlanması hedeflenmiş ve ülkemiz genelinde biyodizelin hammaddesi olan kolza üretiminin ekonomik analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, kolza üreticilerinin karşılaştığı sorunlar ve biyodizel hakkındaki görüşlerinin de ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada kolzadan biyodizel üretiminin incelenmesi ve üretim maliyetinin hesaplanması da planlanmıştır. BULGULAR Araştırma dönem olarak 2016 yılı üretim sezonunu kapsamaktadır. Araştırma alanını temsilen ülkemizde kolza ekilişinin yoğun olarak yapıldığı Tekirdağ, Adana, Çanakkale, Balıkesir ve Osmaniye illeri esas alınmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen mevcut verilerin değerlendirilmesiyle; ülkemizde kolza üretim maliyetinin ortaya konulması, koza üretiminde karşılaşılan sorunlar ve kolza üreti cilerinin biyodizelle ilgili olarak görüşlerinin belirlenmesi, biyodizel üretim maliyetinin hesaplanması, biyodizel sektörünün analiz edilmesi ve biyodizel sektörüne ilişkin sorunların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Böylelikle ülkemizde biyodizel üretiminde yaşanan gelişmeler, özellikle AB uyum süreci içerisinde değerlendirilerek yaşanan sıkıntıların çözülmesi, ülkemizde geleceğe yönelik olarak etkili ve 237

242 sürdürülebilir biyodizel politikalarının oluşturulmasında etkili olan karar vericilere yol gösterici bilgilerin sağlanabileceği düşünülmektedir. Araştırmada anket uygulanacak illerin tespiti için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeler yapılarak, bu kuruluşa ilişkin resmi kayıtlar kullanılmıştır. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ndan temin edilen Doğrudan Gelir Desteği (DGD) kayıtları incelenerek, öncelikle Türkiye de kolza ekilişinin yoğun olduğu iller tespit edilmiş ve daha sonra da bu iller içerisinde kolza ekilişinin yoğun olarak yapıldığı köyler dikkate alınarak örnek köy çerçevesi oluşturulmuştur. Araştırmada kolza ekiminin yoğun olduğu beş ilde anket uygulanacak örnek sayısının tespiti için, kolza ekim alanının yoğun olduğu iller esas alınarak örnek çerçevesi oluşturulmuştur. Örnek çerçevesinden hareketle Neyman Yöntemi kullanılarak örnek hacmi aşağıdaki eşitlik yardımıyla tespit edilmiştir : n = ( Nh Sh)² N² D²+ Nh Sh² Burada; n = Örnek hacmini, N = Anakitledeki toplam birim sayısını, Nh = h1 tabakadaki birim sayısını, Sh = h1 tabakanın standart sapmasını, Sh2= h1 tabakanın varyansını göstermektedir. D2 = d2 / z2 d2 = Anakitle ortalamasından izin verilen hata miktarı z2 = İzin verilen güvenlik sınırının dağılım tablosundaki değeri (1) Çalışmada tabakaların oluşturulması amacıyla, çeşitli alternatifler denenmiş ve 5 tabaka üzerinde çalışılmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Çalışmada tabaka sınırları 1-10 da, da, da, da ve 101+ da olarak belirlenmiştir. Çizelge 1. Örnek hacminin tabakalara göre dağılımı Frekans Standart Kolza Ekilişi Varyans Sayısı Sapma (da) (Nh) (Sh) Nh*Sh (Sh2) Nh*Sh2 Örnek Anket Sayısı ,6 237,4 7,0 626, ,0 351,7 9, , , ,9 148, , ,8 533,0 140, , ,1 317,7 228, ,1 12 Toplam , , ,3 155 ANKET ÇALIŞMASI Ülkemizde 2016 üretim dönemi itibariyle 32,6 bin dekar alanda kolza ekilişi yapılmış olduğu DGD kayıtlarından tespit edilmiş ve çalışmada kolza ekilişinin yoğun olarak yapıldığı Tekirdağ, Adana, Çanakkale, Balıkesir ve Osmaniye illeri çalışma kapsamına alınmıştır. Bu illerde yapılan kolza ekilişi 18,3 bin dekar olup, toplam ekiliş alanının %56 sını oluşturmaktadır. Çalışmada verilerin sağlıklı olarak toplanabilmesi amacıyla bu iller seçilmiş ve bu illerde üretimin yoğun olarak yapıldığı köylerde saha çalışması yapılmıştır (Çizelge 2). Çizelge 2. Türkiye de kolza ekilişinin yoğun olarak yapıldığı iller, 2016 yılı (kaynak: TKB, 2017) İller Alan (da) Oran (%) 1.Tekirdağ ,4 2.Adana ,5 238

243 3.Çanakkale ,0 4.Balıkesir ,5 5.Osmaniye ,1 Toplam ,0 Türkiye Toplamı ,0 Ülkemizde kolza ekilişinin yoğun olarak yapıldığı iller incelendiğinde; ekilişlerin, Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir ile Adana ve Osmaniye illeri olmak üzere iki farklı bölgede yoğunlaştığı görülmektedir. Trakya Bölgesi nde yer alan Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir illerinde, ana ürün olarak ekilişi yapılan kolza bitkisi oldukça önemli bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Çukurova Bölgesi nde, Trakya Bölgesi nden farklı olarak ekim nöbetine yeni girmeye başlayan kolza, özellikle kışlık olarak yetiştirilebilmekte ve buğday, arpa gibi ürünlere alternatif olarak üretilmektedir. Bununla beraber Çukurova Bölgesi nde erkenci kolza çeşitlerinin yetiştirilmesiyle birlikte, hasat sonrası pamuk ekimine de fırsat oluşturularak, bu bölgedeki çiftçilere alternatif gelir imkânı sağlanmaktadır. Araştırma kapsamında ekiliş alanlarının yoğun olduğu illerde, önceden örnekleme çerçevesine göre belirlenen anket sayıları tabakalara göre uygulanmıştır. Çalışmada illere ve tabakalara göre yapılan anket sayısı Çizelge 3 de verilmiştir. Çizelge 3. Örnek hacminin illere göre dağılımı Tabakalar (da) Tekirdağ Adana Çanakkale Balıkesir Osmaniye Anket Sayısı Toplam Araştırma kapsamında hesaplanan örnek hacminin tabakalara göre dağıtılması sonucunda; Tekirdağ da 34, Adana da 32, Çanakkale de 31, Balıkesir de 29 ve Osmaniye ilinde ise 29 adet anket uygulanmıştır. Toplamda 155 anket uygulaması yapılmıştır. Görüşülen işletmelerin ilçeler bazında dağıtımında da, yine ilçelerin ilin toplam kolza ekilişindeki payları esas alınmıştır. Çalışma kapsamında görüşülen işletmelerin il ve ilçelere göre dağılımı Çizelge 4 de verilmiştir. Çizelge 4. Görüşülen işletmelerin il, İlçe merkezlerine göre dağılımı İl / İlçe Merkezleri Anket Sayısı Oran (%) Tekirdağ - Merkez 28 82,3 - Çorlu 3 8,9 - Muratlı 2 5,9 - Malkara 1 2,9 Toplam 34 21,93 Adana - Yumurtalık 17 53,1 - Yüreğir Ceyhan 7 21,9 Toplam 32 20,64 239

244 Çanakkale - Gelibolu Toplam Balıksesir - Gönen Toplam 29 18,71 Osmaniye -Merkez 17 58,62 - Kadirli 12 41,38 Toplam 29 18,71 Genel Toplam SONUÇ VE ÖNERİLER Ülkemiz, biyodizel kurulu kapasitesinde dünyada önemli bir yere sahip olmakla beraber, biyodizel üretiminde çeşitli sorunlar yaşamakta ve bu olumsuzluklara bağlı olarak üretim potansiyelini yeterince değerlendirememektedir. Biyodizel konusunda yaşanan sıkıntılar ve sorunlar biyodizel üretimini durma noktasına getirmiş, hatta üretim potansiyelimizin gerilemesine bile neden olmuştur. Bu bağlamda yapılan çalışmada çıkarılan sonuçlar şu şekilde sıralanabilir. Dünyada ve Türkiye de klasik enerji kaynakları varlığını ortaya koyarak enerji üretimi ve tüketimindeki gelişmelerin, sorunların ve kısıtların genel bir değerlendirmesini yapmak gerektiği ortaya konulmuştur. Giderek önem kazanmaya başlayan alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının durumunu ve kullanım olanaklarını değerlendirmek. Bu kapsamda değerlendirilen ve günümüzde en önemli alternatif yakıt kaynaklarından birisi olarak görülen bitkisel kökenli biyokütle ve biyoyakıt (biyodizelbiyobenzin) enerji kaynaklarının diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre durumunu ortaya koymak gerekliliği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, bitkisel kökenli enerji kaynakları içerisinde özellikle gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye de mevcut olanaklarla uygulamaya alınabilecek en önemli alternatif yakıt seçeneklerinden biri olarak gösterilen biyodizelin, Dünyada ve Türkiye deki durumunu, üretim ve tüketimindeki gelişmeleri irdeleme gereksinimini olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye de biyodizel hammaddesi olarak kullanılabilecek başlıca bitkisel ürünlerin ve özellikle ülkemiz koşullarında en uygun enerji bitkisi olduğu belirtilen kolza (kanola) nın üretim potansiyelini ve bu potansiyelin değerlendirilebilme olanaklarını araştırmak gerektiğini ve bu amaçla verilerden hareketle ülkemizde kolza bitkisi ve biyodizel üretimini teknik ve ekonomik açıdan analiz etmek, konunun tarım sektörü ve üretici gelirleri açısından önemini ortaya koymak, başlıca kısıtları ve çözüm olanaklarını tartışmak ülkemiz için olumlu sonuçlar doğuracağı tespit edilmiştir. Dünyada ve özellikle AB de konuya ilişkin yasal düzenlemeleri ve sektöre yönelik teşvikleri Türkiye- AB ilişkileri çerçevesinde değerlendirerek, dışsatım olanaklarını araştırmak gerektiği sonucuna varılmıştır. 240

245 Son olarak da çalışmanın sonucu olarak konuya ilişkin sorunları ve çözüm olanaklarını tartışarak ilgililere veri sağlamak ve bu verileri değerlendirme hususunda yardımcı olmak hedeflenmiştir. KAYNAKÇA Afacan, T., (2007), Enerji Güvenliği, Enerji Tarımı, Küresel Isınma Açısından Biyoyakıtlar Biyodizel, Biyogaz-Biyoethanol, IV. Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu, TMMOB, Makine Mühendisleri Odası Kasım 2007, Kayseri, sf: ALBİYOBİR, Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği Web Sitesi. ( Tarihi:03.02,2017) ALBİYOBİR, Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği Web Sitesi. ( (Erişim Tarihi: ) Alptekin, E., Çanakçı, M., (2006), Biyodizel ve Türkiye deki Durumu, Mühendis ve Makine Dergisi, 47 (561), sf: Ar, F. F., (2007), a. Sıvı Biyoyakıtlar: Dünya daki Uygulamaları-Türkiye deki Mevcut Durum, IV. Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu, TMMOB, Makine Mühendisleri Odası, Kasım 2007, Kayseri. sf: Başçetinçelik, A., Öztürk, H., Karaca, C., (2007), a. Çukobirlik te Biyokütle Enerjisi Kullanımının Tekno- Ekonomik Değerlendirilmesi, I. Çukurova da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu, TMMOB. Makine Mühendisleri Odası, 30 Kasım-01 Aralık 2007, Adana, sf: Başçetinçelik, A., Öztürk, H., Karaca, C., (2007), b. Türkiye de Tarımsal Biyokütleden Enerji Üretimi Olanakları, IV. Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu, TMMOB, Makine Mühendisleri Odası Kasım 2007, Kayseri, sf:

246 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): ÖZ Emre ARABACI 25, Bayram KILIÇ 26, Ali Özhan AKYÜZ 27, Bekir YİTİK 28 ELEKTRİK FRENLİ MOTOR DİNAMOMETRESİ İÇİN BASİT BİR HIZ KARAKTERİSTİĞİ OTOMASYONU Motor dinamometreleri, motor performans testleri için kullanılan özel tasarlanmış makinelerdir. Çalışma kapsamında yalnızca yük ölçümü (kuvvet, tork veya güç) için bir sistem tasarımı bulunmaktadır. Bu sistem tasarımının yönetimi mikrodenetleyicili bir elektronik kart ile yapılmıştır. Bir motor testi için yakıt tüketimi, hava tüketimi, egzoz emisyonları, çeşitli sıcaklıkl ar gibi ölçümler bu çalışma için kapsam dışıdır. Bu çalışma, elektromanyetik tozlu fren mekanizmasının bulunduğu bir dinamometre için yapılmıştır. Elektromanyetik frenleme sistemi istenilen torklarda yükleme yapılabilmesi için kullanılması planlanmıştır. Dinamometrede yük ve hız ölçümü dinamik hassas tork sensörü ile yapılmaktadır. Çalışma için akış diyagram oluştu rulmuştur. Elektronik devre için Arduino UNO kullanılmıştır. PWM ile L298N entegreli bir motor sürücü devre tetiklenmiştir. Manyetik tozlu fren ve dinamik hassas tork sensörünün bulunduğu basit bir dinamometre elde edilmiştir ve bu dinamometrenin manuel kullanımı sağlanmış, daha sonra hız karakteristiği için sabit yükte istenilen motor hızınının otomatik olarak ayarlanabildiği model oluşturulmuştur. Bu çalışma Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi nin 0364-NAP-16 numaralı projesiyle desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: elektromanyetik tozlu fren, dinamometre, değişken hız, değişken yük ABSTRACT A SIMPLE SPEED CHARACTERISTICS AUTOMATION FOR ELECTRIC BRAKE ENGINE DYNAMOMETER Engine dynamometers are specially designed machines for engine performance tests. Within the scope of the study there is a system design for load measurement (force, torque or power) only. The management of this system design was made with a microcontroller electronic card. Measurements such as fuel consumption, air consumption, exhaust emissions, various temperatures for an engine test are not included in this study. This work was done for a dynamometer with an electromagnetic dust braking mechanism. Electromagnetic braking system is planned to be used for loading at desired torque. Load and speed measurement in dynamometer is done with dynamic precision torque sensor. A flow diagram was created for the study. Arduino UNO is used for electronic circuit. An integrated L298N motor driver circuit is triggered by PWM. A simple dynamometer with a magnetic dust brake and dynamic precision torque sensor has been obtained and this dynamometer is manually operated and then a model is created to automatically adjust the desired motor speed to constant load for speed characteristic. This study was supported by Mehmet Akif Ersoy University project numbered 0364-NAP-16. Key Words: electromagnetic particle brake, dynamometer, variable speed, variable load 25 Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 26 Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 27 Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 28 Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 242

247 GİRİŞ Motor dinamometresi motorlardan elde edilen kuvveti ölçmeye yarayan cihazlardır. Dinamometreler kuvvet ölçümünü statik veya dinamik sistemler için yapabilmektedir. Motorlar dinamik sistemler olduğundan dolayı dinamometre dinamik ölçüm yapmaktadır. Motor dinamometrelerinde de dönen bir milin frenlenmesi ile elde edilen bir kuvvetin ölçümü söz konusudur. Motorlarda kuvvet ölçümü frenlemeye bağlı bir durumdur ve dinamik sistemlerde çok bir şey ifade etmemektedir. Frenleme için gereken kuvvet yerine tork değerinin bilinmesi çok daha kullanışlı olmaktadır (Martyr, 2012; Çelik 2007). Motor dinamometreleri için kuvvet yerine tork ifadesinin kullanılmasının nedeni, dairesel olarak hareket eden bir milin üzerine uygulanması gereken kuvvetin uygulama mesafesine bağlı olarak değişmesidir. Ancak tork kavramı bir mil için milden elde edilen enerji olarak düşünülmelidir (Zammit, 1987). Günümüzde ister statik, ister dinamik sistemler için kullanılan ve hassas ölçümler yapabilen tork sensörleri bulunmaktadır. Bu tork sensörlerinde genellikle strain gauge ler kullanılmaktadır. Bununla birlikte bu sensörlere enkoder eklenerek hız ölçümü ve bunun yanında güç ölçümü de yapılabilmektedir. Bu çalışmada tork ölçümü için dinamik tork sensörü kullanılmıştır (Burster, , ). Motor dinamometrelerinde tork ölçümü için tork sensörünün yanında bir frenle me sistemi bulunmalıdır. Motor dinamometrelerinde genel olarak manyetik etkili, mekanik etkili ve hidrolik etkili frenleme sistemleri kullanılmaktadır. Her fren sisteminin kendine göre avantaj ve dezavantajı bulunmaktadır (Warner Electric, 2016). Su frenleri olarak da bilinen hidrolik etkili frenleme sistemleri yüksek güçlü motorların testlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Su frenleri genel olarak rotor ve statordan veya gruplarından meydana gelmektedir (Çetinkaya, 2007). Frenleme enerjisi ısı enerjisine dönüştüğünden dolayı sistem içerisindeki su açık veya kapalı sistem olarak sürekli olarak değiştirilmektedir (Altınörs, 2001). Kapalı sistemde su bir eşanjör vasıtasıyla soğutulmaktadır. Bu tür sistemlerde gövde olarak görev yapan stator üzerinden tork ölçümü yapılmaktadır. Genellikle tork ölçümü için loadcell kullanılmaktadır (Cooling, 1985). Şekil 1. Basit bir dinamometrenin yapısı (Arabacı, 2009) Şekil 1 de gösterilen dinamometre mekanik sürtünmeli bir dinamometreyi göstermektedir. Dinamometredeki yükleme (frenleme) bölümünün mekanik, elektrikli, manyetik veya hidrolik olması herhangi bir fark oluşturmamaktadır. Yük hücresi olarak gösterilen kısım bu projede dinamik hassas 243

248 tork sensörü ile sağlanmaktadır. Buradaki yük hücresi kuvvet ölçümü için kullanılan bir sensördür ve belirli bir mesafeden bir kol ile yük uygulanmaktadır ve kol uzunluğu ve ölçülen kuvvetin çarpımı olarak tork belirlenebilmektedir. Motora bağlı bir enkoder (veya takometre de olabilir) yardımıyla motor hızı ve/veya konumu belirlenebilmektedir. Motor hızına göre belirlenen tork değeri de kullanılarak motor gücü de belirlenebilmektedir (Arabacı, 2009). Çalışma kapsamında yalnızca yük ölçümü (kuvvet, tork veya güç) için bir sistem tasarımı bulunmaktadır. Bu sistem tasarımının yönetimi mikrodenetleyicili bir elektronik kart ile yapılmıştır. Bir motor testi için yakıt tüketimi, hava tüketimi, egzoz emisyonları, çeşitli sıcaklıklar gibi ölçümler, yanma analizi vb ölçümler bu çalışma için kapsam dışıdır. MATERYAL METOT Bu çalışmada frenleme için akım baskılı tozlu fren sistemi, bu fren sistemi için bir elektronik kontrol modülü, tork sensörü, tork sensöründeki verilerin işlenmesi ve görüntülenmesi için bir bilgisayar ve bilgisayar yazılımı, fren ve tork sensörünün mekanik birleşmesi ve tork sensörü ve motorun mekanik birleşmesi için boşluksuz kaplin, fren tork sensörü ve motorun konumlandırıldığı tabla ve elektriksel bağlantılar kullanılmıştır. Burada motor dinamometresinden istenen temel özellik, motorun frenlenmesi ve bu frenleme enerjisinin hassas bir şekilde ölçülmesidir. Bu çalışmada düşük güçlü ve düşük torklu motorların tork ve güç performans karakteristiklerinin belirlenmesinde kullanılabilecek, düşük maliyetli (bakım, üretim vs) bir motor dinamometresi imal etmek ve testlerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan Burster V0212 dinamik hassas tork sensörü 100 Nm ye kadar tork ölçümü yapabilmektedir. Ancak kullanma klavuzunda yer alan bilgiye göre maksimum tork değerinin %70 ine kadar güvenli ölçüm yapılabilmektedir. Ayrıca bütünleşik enkoder yardımıyla açısal ölçümler de yapılabilmektedir. Dinamik hassas tork sensörü direkt USB bağlantılı olarak çalışmaktadır (Burster, ). Şekil 2. DigiVision yazılımı ölçüm ekranı görüntüsü Dinamik hassas tork sensörü USB çıkışlıdır ve doğrudan bilgisayara bağlanabilmektedir. Bununla birlikte DigiVision adında sensöre ait bir yazılım da bulunmaktadır. Bu çalışma için saniyede 200 veri oldukça yeterlidir. Satın alınan dinamik hassas tork sensöründe entegre enkoder de bulunduğundan dolayı, DigiVision yazılımı üzerinden Motor torkunun yanında, motor hızı ve motor gücü verileri de anlık olarak görülebilmektedir. 244

249 Manyetik (veya elektromanyetik) frenlerin aşağıdaki gibi birçok çeşidi vardır (Altra, 2016) Tek yüz frenler Power off frenler Tozlu frenler Histerisis frenler Çok diskli frenler Sürtünmesiz olarak elektronik voltaj kontrolü yardımıyla istenilen torklara kademesiz geçiş yapabilen frenleme sistemi olan tozlu frenler, mekanik sürtünmeler az olduğu için uzun ömürlü ve bakım gerektirmeyen sistemlerdir. 0 V DC ile 24 V DC arasında voltaj ayarı ile tork iniş çıkışları kademesiz olarak ayarlanabilir. Aşağıdaki işler için sıklıkla kullanılmaktadır. Kontrollü Açma ve kapama Tork Kontrolleri Tork Sınırlamaları Hız Kontrolü Kontrollü Başlama Akım baskılı manyetik fren, akım baskılı tozlu fren (magnetic particle brake) olarak da adlandırılmaktadır (Warner, 2010). Bu özellikler göz önünde bulundurularak bu fren sistemi ile proje kapsamında bir dinamometre yapılması planlanmıştır. Bu fren sistemine tozlu denilmesinin nedeni Stator olarak görev yapan ve giriş milinin bağlantılı olduğu silindir kısmı ile gövde ile teması olmayan ve rotor olarak görev yapan ve çıkış miline yataklık yapan kısım arasında paslanmaz çelik toz bulunmaktadır. Normal durumda boşlukta bulunan tozlar boşta hareket etmektedir. Ancak bir gerilim uygulandığında frenleme etkisi oluşmaktadır. Gerilim ne kadar çok ise frenleme kuvveti de o kadar fazla olmaktadır. Şekil 3. Akım baskılı manyetik fren Çalışmada 35 Nm ye kadar frenleme yapabilen, 28 W bobin gücüne sahip yerli üretim bir akım baskılı tozlu manyetik fren kullanılmıştır. Çalışma kapsamında akım baskılı tozlu manyetik frenleme sistemi istenilen torklarda yükleme yapılabilmesi için kullanılması planlanmıştır. Fren sistemi 0-24 VDC aralığında çalışmaktadır. Bu fren sisteminde bobin stator (gövde) üzerinde sabit durumdadır. 245

250 Sürekli gerilim uygulandığında aşırı ısınma ve yanma gibi durumların olmaması için bu gerilimi ayarlamak yerine gerilimi darbeli olarak iletmek daha yararlı bir yöntemdir. Dalga genişlik modülasyonu (PWM) olarak adlandırılan yöntemde kaynaktan alınan gerilimi özel devreler sayesinde belirli sürelerdeki darbeler haline getirme işlemi yapılmış olmaktadır. Darbe genişlik modülasyonu gerilimin sürekli ya da kesik olduğu sürelerin ayarlanmasıyla yapılır. Gerilimin bir çevriminde gerilimin uygulanma süresi ortalama gerilimi etkilemektedir (Şahin, 2013). Şekil 4.Darbe genişlik modülasyonu (PWM) Burada görüldüğü gibi darbelerin tepe değerleri(genlikleri) değişmemektedir. Değişen sadece darbelerin genişlikleri olan sürelerdir. Çıkışa yansıyan ise bu darbelerin ortalama değeri olan ortalama gerilim değeridir. Buradaki süreleri belirleyen anahtarlama işlemidir. Kurulan özel devrelerde kullanılan elemanlara bağlı olarak bir anahtarlama frekansı belirlenir. Yine devredeki elemanlarla darbe genişliği ayarlanır ve belirlenen frekansta belirlenen genişlikte çalışma sağlanır (Şahin, 2013). Çalışmada kullanılan manyetik frenin çalışması ve kontrolü ile DC motorun kontrolü arasında fark yoktur. Bu nedenle bir DC motor sürücü devresi kontrollü frenleme yapmak için yeterli olmaktadır. Piyasada hazır olarak bulunan aşağıda görüldüğü gibi PWM DC motor sürücü devreleri bulunmaktadır. Bu hasar devreler üzerinde bulunan bir potansiyometre ile DC motor hızı ayarlanabilmektedir. Ancak çalışmada hem güvensizliği hem de ayarlama güçlükleri nedeni ile böyle bir hazır devre kullanmak yerine basit bir DC motor sürücü devreye PWM sinyali basit bir mikrodenetleyici yardımıyla verilerek, istenildiğinde bilgisayardan da kontrolün sağlanabileceği bir sistem tasarlanmıştır. Sürücü devre olarak L298N entegresine sahip hazır bir kart ve mikroişlemci olarak Arduino UNO kullanılmıştır. Tüm malzemeler proje dışı bütçe ile satın alınmıştır (Delebe, 2014). Şekil 5. L298N entegreli motor sürücü kartı ve Arduino UNO Motor sürücü kartı 2 adet DC motor veya 1 adet step motoru sürebilmektedir. Üzerinde barındırdığı H köprüsü ile motorların ileri veya geri yönlü hareketini sağalayabilmektedir. Bununla birlikte her bir kanaldan sürekli 2A akım verebilmektedir. 35 V gerilime kadar çalışabilmektedir. Burada kartın enable ucuna arduino uno üzerindeki herhangi bir PWM pinden istenilen sinyal uygulanması gerekmektedir. Oluşturulan devre aşağıdaki gibidir. 246

251 Şekil 6. Frenleme sisteminin kontrolü için oluşturulan devre Yapılan devrede frenleme bir LCD üzerinde % olarak gösterilmiştir. Devre üzerinde frenlemenin artırılıp azaltılmasını sağlayan ve acil durumlarda frenlemeyi ani olarak kesen butonlar kullanılmıştır. Devre basit olarak bir breadboard üzerine kurulmuştur. Burada kurulan devre manuel yük ayarlaması için kullanılmıştır. Hazırlanan yazılım ile birlikte USB üzerinden bilgisayara da ayarlanan frenleme bilgisi izlenebilmektedir. Şekil 7. Frenleme bilgisinin bilgisayar üzerindeki görüntüsü ÇALIŞMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA Manuel olarak tork sensörünün ve manyetik frenin kontrolü yukarıda anlatıldığı gibi sağlanabilmiştir. Ancak anlatılan sistem birbirinden bağımsız olarak çalıştığından dolayı bir adaptasyon söz konusu değildir. Sistemin kullanıcıdan bağımsız olarak çalışabilmesi için basit bir akış diyagramı oluşturulmuştur. Bu akış diyagramında sistem hız karakteristiği için kullanılabilecek şekilde oluşturulmuştur. Öncelikle sabit bir yük seçimi yapılmalıdır. Bu aşama gaz kelebeği veya gaz kolu konumunun sabit durumunu ifade etmektedir. Yük seçimi manuel olarak ayarlanabileceği gibi kaz kelebeği veya gaz koluna bağlanan aktuator bir motor ile de yapılabilmektedir. 247

252 Başla Yük Ayarlaması Manuel/ Otomatik Sabit Yük Yükü Seç Tork Sensörü Ölçümü Hızı seç PWM ayarla Hızı Doğrula Frenleme yap Ölçümleri Kaydet Bitir Şekil 8. Hız karakteristiği için oluşturulan akış şeması Tork sensörü her durum için kontrol amaçlı ölçüm yapmaktadır. Sistem ilk çalıştırıldığında tork sensöründen okunan değerler sistemin kendi dinamiği etkisiyle oluşan değerlerdir. Başka bir ifade ile motor her ne kadar yüksüz olarak nitelendirilse de aslında kaplinler, ve manyetik fren mekanizması etkisiyle bir miktar yük altındadır. Bu ilk ölçülen değerler sabit ölçüm hatası olup sistem kurulumundan kaynaklı bir durumdur. Bu aşamadan sonra hız karakteristiği için motor hızı seçimi yapılması gerekmektedir. Bu motor hızının sağlanması için manyetik fren için gerekli olan PWM sürekli olarak denetlenerek motorun sabit hızda kalması sağlanmaktadır. Bunun için ayarlanan hız ile gerçek motor hızı sürekli olarak karşılaştırılarak manyetik frenin PWM i sürekli olarak artırılmakta veya azaltılmaktadır. Böylelikle tork sensöründen sabit motor hızında tork ölçümü sağlanmış olmaktadır. Motor hızı tekrar değiştirildiğinde işlemler aynı şekilde tekrarlanmaktadır. Yapılan çalışmada tüm veriler bilgisayar üzerinden kontrol edilebilmekte ve frenleme için PWM sinyali Arduino UNO üzerinden verilmektedir. Arduino UNO ve dinamik hassas tork sensörü, USB port üzerinden bilgisayar ile haberleşebilmektedir. SONUÇLAR Yapılan çalışma ile manyetik tozlu fren ve dinamik hassas tork sensörünün bulunduğu basit bir dinamometre elde edilmiş olup bu dinamometrenin öncelikli olarak manuel kullanımı sağlanmış daha sonra hız karakteristiği için sabit yükte istenilen motor hızınının otomatik olarak ayarlanabildiği bir akış diyagramı modeli oluşturulmuştur. Çalışmada sistem güvenliğinin sağlanabilmesi için sürekli geri bildirimler oluşturulmuştur. Mevcut çalışma için teorik çalışma tamamlanmış olup deneysel çalışmalar 248

253 için sistem kurulumu ve program yazılımı devam etmektedir. Bu çalışma Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi nin 0364-NAP-16 numaralı projesi ile desteklenmiştir. KAYNAKLAR Altra Industrial Motion (2016), Permanent Magnet and Magnetic Particle Clutches and Brakes, 1-32, Arabacı, E., (2009) Turbo Döngüsel Bir Motorun Performansının Arttırılması Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara, Burster, (2016) 8661 Non-contact transmission for rotating applications Precision Torque Sensor Brochure, 1-4, Burster praezisionsmesstechnik gmbh & co kg, Germany. Burster, 8661 Non-contact transmission for rotating applications Precision Torque Sensor Operation Manual 1-74, Burster praezisionsmesstechnik gmbh & co kg, Germany. Cooling, J.E.(1985) Information Technology in Engine Test Systems, 6, 4, , Int. J. Of Vehicle Design, Çelik, B., Bayır, R., Özdalyan B.(2007). Bilgisayar destekli motor test standının tasarımı ve imalatı, TeknolojiDergisi, 10:2, Çetinkaya, S.,Salman, S., (2007), Motor ve taşıt performans testleri, Ders Notu, Ankara: Gazi Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Delebe, E., Projeler ile Arduino, 5. Baskı, Kodlab, , Martyr, A.J., Plint, M.A., (2012), Engine Testing, The Design, Building, Modification and Use of Powertrain Test Facilities, 4. Edition, 1-39, , Şahin H., Dedeoğlu S.K., (2013), MikroC ve PIC18F4550, 2. Baskı, Atlas Yayıncılık, 121,144, Warner Electric (2016), Permanent Magnet and Magnetic Particle Clutches and Brakes, Altra IMC, New Hartford, Warner Electric, (2010), Tension Control Systems, Zammit, S.J., (1987), Motor Vehicle Engineering Science for Technicians, Oxford (UK),

254 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Bayram KILIÇ a, Emre ARABACI a a Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak Emin Gülmez T.B.M.Y.O., Otomotiv Teknolojisi Bölümü, Burdur-Türkiye, KRİTİK NOKTA ÜZERİ ÇALIŞAN KARBONDİOKSİTLİ TEK KADEMELİ BUHAR SIKIŞTIRMALI SOĞUTMA ÇEVRİMİNİN PERFORMANS ANALİZİ ÖZ Bu çalışmada, kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli tek kademeli buhar sıkıştırmalı soğutma çevriminin performans analizi yapılmıştır. Analizler için gerekli termodinamik değerler CollPack programından alınmıştır. Çevrimin farklı çalışma şartları için soğutma performans katsayıları incelenmiştir. Tüm çalışma şartları arasında en yüksek soğutma performans katsayısı değeri 0 o C evaporator sıcaklığı, 30 o C gaz soğutucu sıcaklığı için olarak bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: CO2, Performans Analizi, COP, Buhar Sıkıştırmalı Çevrim, Kritik Nokta Üzeri. PERFORMANCE ANALYSIS OF TRANSCRITICAL CO 2 ONE-STAGE VAPOR COMPRESSION CYCLE ABSTRACT In this study, performance analysis of transcritical CO2 one-stage vapor compression cycle was carried out. The necessary thermodynamic values for analysis were obtained by CoolPack program. The coefficient of performance (COP) of the cycle in the different operating conditions were investigated. The highest COP value of cycle for among all the working condition is found as for 0 o C evaporator temperature, 30 o C gas cooler temperature. Obtained results were compared. Keywords: CO 2, Performance Analysis, COP, Vapor Compression Cycle, Transcritical. GİRİŞ Atmosfere salınması sonucu sera etkisi yaratan gazların, yer yüzeyi ve denizlerin ortalama sıcaklıklarında artışa neden olması günümüzde küresel ısınma olarak karşı karşıya kaldığımız bir sorundur. Soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan olarak kullanılan kloroflorokarbon (CFC) ve hidrokloroflorokarbonların (HFCF) çeşitli nedenlerle atmosfere atılması atmosfe rde sera etkisinin artmasına ve ozon tabakasının delinmesine yol açmıştır. Çevreye son derece zararlı olan bu soğutucu akışkanların kullanımına bazı ulusal ve uluslararası anlaşmalar ile sınırlandırmalar getirilmiştir ve bu akışkanların yerine kullanılabilecek çevreye daha az zararlı alternatif soğutucu akışkanlar kullanılması için çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmalardan yola çıkarak karbondioksit soğutucu akışkan olarak 250

255 kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle düşük sıcaklıklarda çalışan büyük ölçekteki soğutma sistemlerinde, kloroflorokarbon (CFC) ve hidrokloroflorokarbonlara (HFCF) özelliklede amonyağa göre son derece iyi bir alternatif oluşturmaktadır. Karbondioksitin sahip olduğu termodinamik özellikler Tablo 1 de verilmiştir. Tablo 1. Karbondioksitin termodinamik özellikleri Soğutucu akışkan Kritik sıcaklık (Tkr),[ o C] Kritik basınç (Pkr),[bar] Isıl kapasite (cp),[kj/kg] Hacimsel kapasite [kj/m 3 ] Isı iletim katsayısı (k),[kj/mk] Ozon Delme Potansiyeli (ODP) Küresel ısınma potansiyeli (GWP) R MATERYAL VE METOT Karbondioksit o C kritik nokta sıcaklığına ve 7.38 MPa kritik nokta basıncına sahiptir. Soğutma sistemlerinde yoğuşturucu sıcaklığı, karbondioksitin sahip olduğu kritik nokta sıcaklığından çoğunlukla daha yüksektir. Bu yüzden soğutucu akışkan olarak konvansiyonel akışkanlar yerine karbondioksitin kullanılması, soğutma sisteminden ısı atımı sürecinin kritik nokta üstünde gerçekleşmesini gerektirmektedir. Bunu gerçekleştirmenin yolu da sistemdeki basıncın yükseltilmesidir. Şekil 1 de kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli tek kademeli buhar sıkıştırmalı soğutma çevrimini ve çevrime ait basınç-entalpi diyagramı görülmektedir. Şekil 1. CO 2 Transkritik Çevrim ve ln P-h Diyagramı (Kasap, 2011) Şekil 1 de gösterilen CO 2 transkritik çevrimde 1-2 buharlaştırıcıda sabit basınç ve sıcaklıkta kaynama, 2-3 buharlaştırıcıda CO 2 in aşırı kızdırılması, 3-4 sıkıştırma ve 4-5 ise CO 2 nin sabit basınçta soğutulmasıdır (Aksu, 2014). Buharlaştırıcı; q b = h 3 h 1 (1) Kompresör; w k = h 4 h 3 (2) Burada kompresörde izentropik sıkıştırma olduğu ve kompresör veriminin %100 olduğu kabul edilmiştir. 251

256 Gaz soğutucu; q gs = h 4 h 5 (3) Kısma valfi; h 5 = h 1 (4) Birinci yasa analizi sonucunda ulaşılan soğutma performans katsayısı (COP); COP = q b w k (5) şeklinde hesaplanır (Akdemir, 2010). BULGULAR Kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli tek kademeli buhar sıkıştırmalı soğutma çevriminin performans katsayısı (COP) değerleri, evaporatör sıcaklığı değişimine bağlı olarak bulunmuştur ve Şekil 2.'de verilmiştir. Yapılan analizlerde evaporatör sıcaklıkları değiştirilmiş ve gaz soğutucu sıcaklığı sabit tutulmuştur. Çevrimde evaporatör sıcaklığının azaltılmasıyla COP değerlerinin düştüğü gözlemlenmiştir. Analizi yapılan çalışma koşulları için çevrimin en yüksek COP değeri, 0 o C evaporatör sıcaklığı, 30 o C gaz soğutucu sıcaklığı için olarak bulunmuştur. Şekil 2. Soğutma performans katsayısının (COP) evaporatör sıcaklığı ile değişimi Kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli tek kademeli buhar sıkıştırmalı soğutma çevriminin performans katsayısı (COP) değerleri, gaz soğutucu sıcaklığı değişimine bağlı olarak bulunmuştur ve Şekil 3.'de verilmiştir. Yapılan analizlerde evaporatör sıcaklığı -10 o C de sabit tutulmuştur ve gaz soğutucu sıcaklığı değiştirilmiştir. Çevrimde gaz soğutucu sıcaklığının artmasıyla COP değerlerinin düştüğü gözlemlenmiştir. Analizi yapılan çalışma koşulları için çevrimin en yüksek COP değeri, -10 o C evaporatör sıcaklığı, 30 o C gaz soğutucu sıcaklığı için olarak bulunmuştur. 252

257 Şekil 3. Soğutma performans katsayısının (COP) gaz soğutucu sıcaklığı ile değişimi Kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli tek kademeli buhar sıkıştırmalı soğutma çevriminin performans katsayısı (COP) değerleri, gaz soğutucu basıncı değişimine bağlı olarak bulunmuştur ve Şekil 4.'de verilmiştir. Yapılan analizlerde evaporatör sıcaklığı -10 o C de, gaz soğutucu sıcaklığı 30 o C de sabit sabit tutulmuştur ve gaz soğutucu basıncı değiştirilmiştir. Çevrimde gaz soğutucu basıncının artmasıyla COP değerlerinin düştüğü gözlemlenmiştir. Analizi yapılan çalışma koşulları için çevrimin en yüksek COP değeri, -10 o C evaporatör sıcaklığı, 30 o C gaz soğutucu sıcaklığı ve 12 MPa gaz soğutucu basıncı için olarak bulunmuştur. Şekil 4. Soğutma performans katsayısının (COP) gaz soğutucu basıncı ile değişimi SONUÇLAR Soğutma uygulamaları, ısı pompaları, su soğutma grupları gibi birçok alanda oldukça iyi sonuçlar veren kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli tek kademeli buhar sıkıştırmalı soğutma sistemleri üzerine oldukça fazla sayıda çalışma sürdürülmektedir. CO 2 'nin termo-fiziksel özellikleri geleneksel soğutucu akışkanlardan çok daha iyidir. Bununla birlikte imzalanan uluslararası antlaşmalarla geleneksel soğutucu akışkanların kullanımının ilerleyen zamanlarda terkedilecek olunmasından dolayı CO 2 'e olan ilginin artmasına sebeb olmaktadır. Kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli buhar sıkıştırmalı soğutma 253

258 sistemlerinden en yüksek performansı alabilmek için optimum çalışma şartlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, kritik nokta üzeri çalışan karbondioksitli tek kademeli buhar sıkıştırmalı soğutma çevriminin performans analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz için gerekli termodinamik değerler CoolPack programı kullanılarak elde edilmiştir. Çevrimin farklı çalışma koşullarında performans katsayısı değerleri incelenmiştir. Tüm çalışma koşulları için çevrimin en yüksek COP değeri, 0 o C evaporatör sıcaklığı, 30 o C gaz soğutucu sıcaklık için olarak bulunmuştur. KAYNAKLAR Kasap F, Acül H, Canbaz H, Erbil S. R744 (CO 2 ) soğutucu akışkanlı soğutma sistemleri, kanatlı borulu R744 (CO 2 ) evaporatör ve gaz soğutucu tasarım esasları. X. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi, İzmir, Türkiye, Nisan Aksu B, Kurt H. CO 2 soğutucu akışkanlı ısı pompasının soğutma ve ısıtma karakteristiklerinin incelenmesi. 2nd International Symposium on Innovative Technologies in Engineering and Science, Karabük, Türkiye, Haziran Akdemir Ö, Güngör A. CO 2 soğutma çevrimlerinin maksimum performans analizi. Isı Bilimi ve Tekniği Dergisi, 30, 37-43,

259 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Bayram KILIÇ a, Reşat SELBAŞ b a Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak Emin Gülmez T.B.M.Y.O., Otomotiv Teknolojisi Bölümü, Burdur-Türkiye, b Süleyman Demirel Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Isparta- Türkiye, PLAKALI ISI EŞANJÖRLERİNİN ISITMA UYGULAMALARI İÇİN ÇALIŞMA ŞARTLARININ ARAŞTIRILMASI ÖZ Bu çalışmada, ısıtma sistemlerinde kullanılan plakalı ısı değiştiricilerinin ısı transfer miktarları deneysel olarak incelenmiştir. Bu amaçla plakalı ısı değiştirici kullanılan bir ısıtma sistemi tasarlanmış ve imal edilmiştir. Deneysel sistemde kullanılan plakalı ısı değiştiricinin termodinamik analizleri yapılmıştır. Deneysel sistemde kullanılan plakalı ısı değiştiricideki ısı transfer miktarı hesaplanmıştır. Yapılan analizlerde, debi değerinin 0.95 m 3 /h olduğu çalışma şartının plakalı ısı değiştiricinin en uygun çalışma şartı olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma şartı için en yüksek toplam ısı transfer miktarı 2950 W olarak belirlenmiştir. Elde e dilen deneysel sonuçlar grafiksel olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Plakalı Isı Eşanjörü, Isı Transferi, Isıtma, Termodinamik Analiz. INVESTIGATION OF OPTIMUM OPERATING CONDITIONS OF PLATE HEAT EXCHANGER FOR HEATING APPLICATIONS ABSTRACT In this study, heat transfer rate of the plate heat exchangers using heating applications were investigated experimentally. for this purpose, experimentally heating system used plate heat exchanger was designed and constructed. thermodynamic analysis of the plate heat exchangers using experimental system were carried out. the heat transfer rates are calculated. according to the analysis, the optimum operating conditions of plate heat exchanger are determined as 0.95 m 3 /h of flow rate. the high total heat transfer rate are determined as 2950 W for this working conditions. obtained experimental results were graphically presented. Keywords: Plate Heat Exchanger, Heat Transfer, Heating, Thermodynamic Analysis. GİRİŞ 255

260 Mühendislik uygulamalarının en önemli ve en çok karşılaşılan işlemlerinden birisi, farklı sıcaklıklardaki iki veya daha fazla akışkan arasındaki ısı değişimidir. Bu değişimin yapıldığı cihazlar genelde ısı değiştirici olarak adlandırılmakta olup, pratikte termik santrallerde, kimya endüstrilerinde, ısıtma, iklimlendirme, soğutma tesisatlarında, taşıtlarda, elektronik cihazlarda, alternatif enerji kaynaklarının kullanımında, ısı depolanması vb. birçok yerde bulunabilmektedir. Uygulama alanlarına örnekler olmak üzere, bir su borulu buhar kazanında, bir mekanik soğutma devresinde, bir iklimlendirme tesisatının çeşitli kademelerinde, bilgisayar işlemcisinin soğutulmasında kullanılabilen ısı değiştirici tipleri vardır. Verilen bu örneklerden anlaşılabileceği gibi pratikte çeşitli yerlerde kullanılan bu ısı değiştiricileri kullanım gayelerine göre değişik konstrüksiyonlarda, kapasitelerde, boyutlarda ve tiplerde olabilmektedirler (Kılıç, 2008). Bu çalışma için kurulan plakalı ısı değiştirici sistemi ile plakalı ısı değiştiricide farklı debi, sıcaklık ve sistem parametrelerinde çalışmalarına ilişkin literatür eksikliği olan veriler elde edilerek enerji tasarrufu sağlanması ve optimum sistem yapısının oluşturulması için analizler yapılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar farklı debi ve sıcaklık değerlerinde plakalı ısı değiştiricili sistemlerin performansları açısından bir referans olacaktır. Şekil 1. Deney cihazının şematik gösterimi (Kılıç, 2010) MATERYAL VE METOT Plakalı Isı Eşanjörlerinin Termodinamik Analizi Bir ısı eşanjöründeki ısı geçişi, sadece içindeki akışkanlar arasında olduğu, yani ortama bir ısı kaybının olmadığı kabul edilirse, plakalı ısı eşanjöründe aşağıdaki bağıntılarla yazılabilir (Genceli, 1999): Q = Isı eşanjöründe geçen ısı (W) = Sıcak akışkanın soğurken verdiği ısı (W) = Soğuk akışkanın ısınırken aldığı ısı (W) Q = K.A. t m (1) Sıcak ve soğuk akışkanların soğuması ve ısınması esnasında verilen ve alınan ısılar, akışkanların kütlesel debileri ile giriş ve çıkış entalpilerinin farkından bulunabilir ve aşağıdaki gibi yazılabilir: 256

261 . Q m. h h g ç Isının alınması ve verilmesi durumunda akışkanların sıcaklıkları değişiyor ise, geçen ısı miktarı:.. Q mh. c ph. t t mc c t t hg hç. pc. cç cg (2) (3) şeklinde yazılabilir. Bu denklemde:.. mh ve mc c ph vec pc t hg vet hç t cg vet cç : Sırasıyla sıcak ve soğuk akışkanın kütlesel debisi (kg/s) : Sırasıyla sıcak ve soğuk akışkanın özgül ısısı (J/kgK) : Sırasıyla sıcak akışkanın giriş ve çıkış sıcaklıkları ( o C) : Sırasıyla soğuk akışkanın giriş ve çıkış sıcaklıkları ( o C) Isı eşanjörlerinin ısıl hesaplarının yapılışında, Denklem (1) in kullanılması durumunda ortalama logaritmik sıcaklık farkı ( t m ) ifadesinin tayini gerekir. Ortalama logaritmik sıcaklık farkı değeri, ısı eşanjöründe akışın türüne göre belirlenmektedir (Gut, 2004; Hiroshi, 2006). t t 1 2 t m (4) t1 ln t 2 Son eşitlik Denklem (1) e taşınırsa: Q K.A.( t 1 2 (5) t1 ln t t 2 ) ifadesi elde edilir. Isı eşanjörlerinin etkenliği aşağıdaki denklem yardımıyla hesaplanabilir: Q (6) Q max.. C h mh. c ph ve C c mc. c pc sıcak ve soğuk akışkanların ısıl kapasite değerleri olmak üzere ısı eşanjöründeki gerçek ısı geçişi aşağıdaki gibi yazılabilir (John, 1999; Jorge, 2003). Q C h. t t t hg t hç C c. cç cg (7) Mümkün olabilen maksimum ısı geçişi olarak tanımlanan Q max değeri ise, C h veya C c ısıl kapasite debilerinden hangisi daha küçükse onun kullanılması şartıyla aşağıdaki gibi yazılabilir: Q max = C min. (t hg t cg ) (8) C = C min / C max ve boyutsuz sayı olan geçiş birimi sayısı NTU = (K.A / C min ) şeklinde ifade edilirse ters akışlı bir ısı eşanjörü etkenliği aşağıdaki gibi de ifade edilebilir (Kılıç, 2008): 257

262 ) 1 exp NTU (1 C) (9) 1 C.exp NTU (1 C Deney Cihazı ve Deney Süreci Deneysel çalışmanın amacı, plakalı ısı eşanjörü kullanılan bir ısıtma-soğutma sistemi imal etmek ve plakalı ısı eşanjörünün performans karakteristiklerini belirlemektir. Bu amaçla oluşturulan deney cihazı dört farklı çalışma durumu için tasarlanmıştır. Deney cihazı; ısıtma amaçlı kapalı sistem, ısıtma amaçlı açık sistem, soğutma amaçlı kapalı sistem ve soğutma amaçlı açık sistem olmak üzere dört farklı şekilde çalışabilmektedir. Kurulan deneysel sistem Şekil 2 de görülmektedir. Deneysel sistem ısıtma amaçlı çalıştığında; iki adet 4.5 kw gücünde ısıtıcılar vasıtasıyla sıcak su üretici kazanında ısıtılan su, bir pompa vasıtasıyla plakalı ısı eşanjörüne gönderilmektedir. Plakalı ısı eşanjöründe ısısını, sıcak su tankından gelen suya aktararak tekrar sıcaklığı azalmış olarak sıcak su üretici kazanına geri döner. Sıcak su tankından çıkan su yine bir başka pompa yardımıyla ısı eşanjörüne gönderilmektedir. Isı eşanjöründe sıcak su üretici kazanından gelen suyun ısısını alarak sıcaklığı artan su, tekrar sıcak su tankına geri dönmektedir. Plakalı ısı eşanjöründe sıcak akışkandan soğuk akışkana ısının aktarıldığı devre, primer devre; soğuk akışkanın sıcak akışkandan ısı aldığı devre ise sekonder devre olarak isimlendirilmiştir. Isıtma ve soğutma amaçlı olarak dizayn edilen deney düzeneğinde; sekonder devre olarak isimlendirilen yani soğuk akışkanın sıcak akışkandan ısı aldığı devrede; sistemde dolaşan akışkan çevrimini tamamladığında sıcak ya da soğuk su toplama tankına dönüyorsa kapalı sistem, çevrimini tamamlayan akışkan sıcak veya soğuk su toplama tankına dönmeyip dışarıya atılıyorsa açık sistem olarak adlandırılmıştır. Deneysel sistemin ısıtma amaçlı ve kapalı sistem olarak çalıştırılması esnasında üç farklı debi kullanılmıştır. İlk deney 0.67 m 3 /h, ikinci deney 0.95 m 3 /h ve üçüncü deney 1.16 m 3 /h değerlerinde yapılmıştır. BULGULAR Şekil 2. Deney cihazı (Kılıç, 2008) 258

263 Şekil 3 de, ısıtma amaçlı ve kapalı sistem olarak çalışan deney düzeneğindeki plakalı ısı eşanjörüne farklı debilerde giren sıcak su değerinin değişimine bağlı olarak eşanjördeki ısı transfer miktarı değerleri görülmektedir. Sıcak su giriş sıcaklığının artmasıyla her üç debi değerinde de ısı transferi miktarının yaklaşık 35 o C değerine kadar arttığı, daha sonraki sıcak su giriş sıcaklıklarında ise sabit kaldığı görülmektedir. Ayrıca plakalı ısı eşanjörüne giren debi miktarı 0.67 m 3 /h den 0.95 m 3 /h e çıkarıldığında beklendiği gibi ısı transferi miktarının yükseldiği görülmektedir. Fakat plakalı ısı eşanjörüne giren debi miktarı 1.16 m 3 /h e çıkarıldığında ısı transferi miktarının azaldığı görülmektedir. Bu durumda plakalı eşanjör boyutunun, bu debi miktarı için yetersiz olduğu anlaşılmıştır Q (W) S ıc a k su g iriş sıc a klığ ı ( o C) m= 1,16 m3/h m= 0,95 m3/h m= 0,67 m3/h Şekil 3. Farklı debi değerlerinde sıcak su giriş sıcaklığıyla ısı transfer miktarının değişimi Şekil 4 de, ısıtma amaçlı ve kapalı sistem olarak çalışan deney düzeneğindeki plakalı ısı eşanjörüne farklı debilerde giren soğuk su değerinin değişimine bağlı olarak eşanjördeki ısı transfer miktarı değerleri görülmektedir. Yapılan deneysel çalışmada 0.67 m 3 /h miktarındaki debi değeri için, soğuk su giriş sıcaklığının artmasıyla ısı transfer miktarının arttığı görülmüştür. Daha sonraki debi değerlerinde ise ısı transfer miktarının, soğuk su giriş sıcaklığının artmasıyla fazla bir değişim göstermediği görülmüştür. Ayrıca yine Şekil 3 e benzer olarak plakalı ısı eşanjörüne giren debi miktarı 0.67 m 3 /h den 0.95 m 3 /h e çıkarıldığında beklendiği gibi ısı transferi miktarının yükseldiği görülmektedir. Fakat plakalı ısı eşanjörüne giren debi miktarı 1.16 m 3 /h e çıkarıldığında ısı transferi miktarının azaldığı görülmektedir. Bu durumda plakalı eşanjör boyutunun, bu debi miktarı için yetersiz olduğu anlaşılmıştır. 259

264 Q (W) S oğ uk su g iriş sıc a klığ ı ( o C) m= 0,67 m3/h m= 0,95 m3/h m= 1,16 m3/h Şekil 4. Farklı debi değerlerinde soğuk su giriş sıcaklığıyla ısı transfer miktarının değişimi Şekil 5 de 1.05 m 3 /h debi değerinde, ısıtma amaçlı ve açık sistem olarak çalışan deney düzeneğindeki plakalı ısı eşanjörüne giren sıcak su sıcaklıklarına bağlı olarak etkenlik değerindeki değişim verilmiştir. Sıcak su giriş sıcaklığının artmasıyla plakalı ısı eşanjörünün etkenlik değerlerinin yükseldiği görülmüştür. E tkenlik 0,46 0,458 0,456 0,454 0,452 0,45 0,448 0,446 0,444 0,442 0, , , ,5 S ıc ak s u g iriş s ıc aklığ ı ( o C) Şekil 5. Sıcak su giriş sıcaklıklarına bağlı olarak etkenlik değişimleri Şekil 6 da 1.05 m 3 /h debi değerinde, ısıtma amaçlı ve açık sistem olarak çalışan deney düzeneğindeki plakalı ısı eşanjör için, NTU sayısıyla etkenlik arasındaki değişim verilmiştir. Sıcak ve soğuk suyun ısıl kapasiteleri yaklaşık olarak birbirine eşittir (C min /C max =1). 260

265 E tkenlik 0,466 0,464 0,462 0,46 0,458 0,456 0,454 0,452 0,45 0,448 0,446 1,12 1,14 1,16 1,18 1,2 NT U Şekil 6. NTU sayısı ve etkenlik değişimi SONUÇLAR Yapılan deneysel çalışmada 0.67 m 3 /h miktarındaki debi değeri için, eşanjöre soğuk su giriş sıcaklığının artmasıyla ısı transfer miktarının arttığı görülmüştür. Daha sonraki debi değerlerinde ise ısı transfer miktarının, soğuk su giriş sıcaklığının artmasıyla fazla bir değişim göstermediği görülmüştür. Ayrıca yine plakalı ısı eşanjörüne giren debi miktarı 0.67 m 3 /h den 0.95 m 3 /h e çıkarıldığında beklendiği gibi ısı transferi miktarının yükseldiği görülmektedir. Fakat plakalı ısı eşanjörüne giren debi miktarı 1.16 m 3 /h e çıkarıldığında ısı transferi miktarının azaldığı görülmektedir. Bu durumda plakalı eşanjör boyutunun, bu debi miktarı için yetersiz olduğu anlaşılmıştır. KAYNAKLAR Kılıç, B., (2008), Plakalı ısı eşanjörlerinin ısıtma ve soğutma uygulamaları için optimum çalışma şartlarının araştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Makine Eğitimi, 2008, sy.63 Kılıç, B., Şencan, A., İpek, O., (2010), Experimental analysis of effectiveness in the plate heat exchanger. The second international conference on nuclear and renewable energy resources 4-7 july 2010 Ankara, pp Genceli O., (1999), Isı Değiştiricileri. Birsen Yayınevi, Istanbul, Turkiye. Gut, J.A.W., Pinto, J.M., (2004), Optimal configuration desing for plate heat exchangers. International Journal of Heat and Mass Transfer, 47, Hiroshi, I, Kazuya, T, Kenjuro, S., (2006), Effect of the plate thermal resistance on the heat transfer performance of a corrugated thin plate heat exchanger. Heat Transfer-Asian Research, 35, John, B.T., Sten, H., Carlos, L., (1999), Plate heat exchangers-the new trend in thermal desalination. Desalination, 125, Jorge, A.W.G., Jose, M.P., (2003), Modeling of plate heat exchangers with generalized configurations. International Journal of Heat and Mass Transfer, 46,

266 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Bayram KILIÇ a, Osman İPEK b a Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bucak Emin Gülmez T.B.M.Y.O., Otomotiv Teknolojisi Bölümü, Burdur-Türkiye, b Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği, Isparta-Türkiye, FARKLI PLAKA YÜZEY AÇISINA SAHİP PLAKALI ISI EŞANJÖRLERİNDE BASINÇ KAYBI ANALİZİNİN DENEYSEL OLARAK İNCELENMESİ ÖZ Bu çalışmada, plakalı ısı eşanjörlerinde plaka yüzey açısının basınç kaybına olan etkileri deneysel olarak araştırılmıştır. Bu amaçla, plakalı ısı değiştirici kullanılan bir ısıtma sistemi dizayn edilmiş ve oluşturulmuştur. Farklı plaka yüzey açılarına sahip plakalı ısı değiştiricinin termodinamik analizi yapılmıştır. Plakalı ısı değiştiricinin plaka yüzey açıları β=30 o ve β= 60 o olarak seçilmiştir. Plakalı ısı değiştiricinin basınç kaybı değerleri hesaplanmıştır. Deneysel sonuçlar, plaka yüzey açısı β=60 o olan plakalı ısı değiştiricinin diğer açıya göre daha yüksek basınç kaybı değerlerine sahip olduğunu göstermiştir. Elde edilen deneysel sonuçlar grafiksel olarak sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Plakalı Isı Değiştirici, Basınç Kaybı, Plaka Yüzey Açısı. EXPERIMENTAL INVESTIGATION OF PRESSURE LOSS ANALYSIS IN PLATE HEAT EXCHANGERS HAVING DIFFERENT PLATE SURFACE ANGLES ABSTRACT In this study, effects to pressure loss of plate surface geometry in the plate heat exchangers were investigated experimentall y. For this purpose, experimentally heating system used plate heat exchanger was designed and constructed. Thermodynamic analysis of plate heat exchangers having different plate surface angles were carried out. Plate surface angle of plate heat exchangers have been chosen as β=30 o and β=60 o. The pressure loss values of the plate heat exchanger are calculated. The experimental results show that pressure loss values values for β=60 o is higher than that of the other. Obtained experimental results were graphically presented. Keywords: Plate Heat Exchangers, Pressure Loss, Plate Surface Angles. 262

267 GİRİŞ Mühendislik uygulamalarının en önemli ve en çok karşılaşılan işlemlerinden birisi, farklı sıcaklıklardaki iki veya daha fazla akışkan arasındaki ısı değişimidir. Bu değişimin yapıldığı cihazlar genelde ısı değiştirici olarak adlandırılmakta olup buharlaştırıcı, yoğuşturucu, ısıtıcı, soğutucu gibi değişik adlar altında kimya, petrokimya endüstrilerinin, termik santrallerinin, soğutma, ısıtma ve iklimlendirme tesislerinin hemen her kademesinde değişik tip ve kapasitelerde görülebilir (Kılıç, 2013). Contalı plakalı ısı değiştiriciler, az yer kaplayarak kompakt bir sistemde verimli ısı transferi sağlarlar. Plakalı ısı değiştiriciyi oluşturan parçalar esnek bir tasarıma sahiptir. Dolayısıyla servis ve bakım işlemlerinin yapılması kolaydır. Uygulamada HVAC, soğutma, motor soğutma, süt ve gıda süre çlerinden kimyasal işlemler, enerji üretimi gibi daha ağır süreçlere kadar farklı endüstrilerde ısıtma, soğutma, ısı geri kazanımı, evaporasyon ve kondenzasyon görevlerinde kullanılmaktadır. Şekil 1. de bir plakalı ısı değiştiricinin yapısı görülmektedir. Şekil 1. Plakalı ısı değiştiricinin yapısı ( 2017) YÖNTEM VE METOT Bu çalışmada, ısıtma sistemlerinde kullanılan plakalı ısı değiştiricilerinde plaka geometrisinin basınç kaybına olan etkileri deneysel olarak araştırmıştır. Bu amaçla plakalı ısı değiştiricisi kullanılan bir ısıtma sistemi deney cihazı tasarlanmış ve imal edilmiştir. Deney cihazı, termostat kontrollü bir ısıtıcı ile istenilen sıcaklıkta, iki farklı plaka geometrisine sahip ısı değiştirici için üç farklı pompa kademesine bağlı olarak elde edilen debilerde çalışabilmektedir. Kurulan deneysel sistem Şekil 2. de deneysel sistemin şematik gösterimi ise Şekil 3. de görülmektedir. 263

268 Şekil 2. Deney cihazı (Kılıç, 2013) Şekil 3. Deneysel ısı değiştirici sisteminin şematik gösterimi (Kılıç, 2013) Deneysel sistem çalıştırıldığında; iki adet 4.5 kw gücünde ısıtıcılar vasıtasıyla sıcak su üretici kazanında ısıtılan su, bir pompa vasıtasıyla plakalı ısı değiştiricisine gönderilmektedir. Plakalı ısı değiştiricide ısısını, su tankından gelen suya aktararak tekrar sıcaklığı azalmış olarak sıcak su üretici kazanına geri dönmektedir. Su tankından çıkan su yine bir başka pompa yardımıyla ısı değiştiricisine gönderilmektedir. Isı değiştiricide sıcak su üretici kazanından gelen suyun ısısını alarak sıcaklığı artan su, tekrar su tankına gönderilmektedir. Plakalı ısı değiştiricide sıcak akışkandan soğuk akışkana ısının aktarıldığı devre, primer devre; soğuk akışkanın sıcak akışkandan ısı aldığı devre ise sekonder devre olarak isimlendirilmiştir. Deneysel sistem veri alımı esnasında 30 o ve 60 o plaka yüzey açısına sahip iki farklı ısı değiştirici, devir daim pompaları ile ayarlanabilen üç farklı debi için çalıştırılmıştır. Veri alımı işlemi her 15 saniyede bir olmak üzere datalogger tarafından kaydedilmiştir. Datalogger deneyler sırasında her 15 saniyede bir primer ve sekonder devre eşanjör su giriş çıkış sıcaklıklarını kaydetmiştir. Bu çalışma dâhilinde toplam 12 adet deney yapılmıştır. 1, 2, ve 3. deneyler 30 o plaka yüzey açısına sahip olan plakalı ısı eşanjörü ile yapılmıştır. Sıcak su üretici kazanın termostatı 60 o C ye ayarlanmıştır. 264

269 Sistemdeki primer ve sekonder devre suyu şehir şebeke su sıcaklığı olarak belirlenmiştir ve su sıcaklıklarının bu sıcaklıktan ayarlanan sıcaklığa ulaşması sağlanmıştır. Debi değerleri ise sırasıyla pompa kademesi 1 için kg/s, pompa kademesi 2 için kg/s ve pompa kademesi 3 için kg/s olarak belirlenmiştir. 4, 5 ve 6. deneyler ise yine 30 o plaka yüzey açısına sahip olan plakalı ısı eşanjörü ile primer devre su sıcaklığının 60 o C ye ulaştırılmasından sonra sekonder devre su sıcaklığının şehir şebeke suyu sıcaklığından ayarlanan sıcaklığa ulaşması sağlanmıştır. Debi değerleri ise sırasıyla pompa kademesi 1 için kg/s, pompa kademesi 2 için kg/s ve pompa kademesi 3 için kg/s olarak belirlenmiştir. 7, 8 ve 9. deneyler 60 o plaka yüzey açısına sahip olan plakalı ısı eşanjörü ile yapılmıştır. Sıcak su üretici kazanın termostatı 60 o C ye ayarlanmıştır. Sistemdeki primer ve sekonder devre suyu şehir şebeke su sıcaklığı olarak belirlenmiştir ve su sıcaklıklarının bu sıcaklıktan ayarlanan sıcaklığa ulaşması sağlanmıştır. Debi değerleri ise sırasıyla pompa kademesi 1 için kg/s, pompa kademesi 2 için kg/s ve pompa kademesi 3 için kg/s olarak belirlenmiştir. 10, 11 ve 12. deneyler ise yine 60 o plaka yüzey açısına sahip olan plakalı ısı eşanjörü ile primer devre su sıcaklığının 60 o C ye ulaştırılmasından sonra sekonder devre su sıcaklığının şehir şebeke suyu sıcaklığından ayarlanan sıcaklığa ulaşması sağlanmıştır. Debi değerleri ise sırasıyla pompa kademesi 1 için kg/s, pompa kademesi 2 için kg/s ve pompa kademesi 3 için kg/s olarak belirlenmiştir. Deneysel Sistemde Kullanılan Plakalı Isı Değiştiricisi Deneysel sistemde kullanılan ısı değiştiricisini oluşturan plakalar 30 o ve 60 o olmak üzere iki farkı plaka yüzey açısına sahiptir ve Şekil 4. ve Şekil 5. de gösterilmiştir. Plakalı ısı değiştiricileri 10 ar adet plakadan oluşacak şekilde tasarlanmış ve imal edilmiştir. Deneysel sistemde kullanılan plakalı ısı değiştiricileri ters akımlıdır. Plakalı ısı değiştiricinin özellikleri Çizelge 1. de verilmiştir. Çizelge 1. Plakalı ısı değiştiricinin özellikleri Plaka uzunluğu 431 (mm) Plaka genişliği (mm) Toplam plaka sayısı 10 Isı transfer alanı (m 2 ) Plaka malzemesi 2 mm SS AISI 316 Conta malzemesi EPDM per. Dizayn sıcaklığı 145 ( o C) Dizayn basıncı 10 (bar) 30 o Şekil o açılı plakalı ısı değiştirici (Kılıç, 2013) 265

270 60 o Şekil o açılı plakalı ısı değiştirici (Kılıç, 2013) PLAKALI ISI DEĞİŞTİRİCİLERİNİN TERMODİNAMİK ANALİZİ Bir ısı değiştiricideki ısı geçişi, sadece içindeki akışkanlar arasında olduğu, yani ortama bir ısı kaybının olmadığı kabul edilirse, plakalı ısı değiştiricide aşağıdaki bağıntılarla yazılabilir (Genceli, 1999): Q = Isı değiştiricide geçen ısı (W) = Sıcak akışkanın soğurken verdiği ısı (W) = Soğuk akışkanın ısınırken aldığı ısı (W) Q = K A T m (1) Sıcak ve soğuk akışkanların soğuması ve ısınması esnasında verilen ve alınan ısılar, akışkanların kütlesel debileri ile giriş ve çıkış entalpilerinin farkından bulunabilir ve aşağıdaki gibi yazılabilir: Q = m (h g h ç ) (2) Isının alınması ve verilmesi durumunda akışkanların sıcaklıkları değişiyor ise, geçen ısı miktarı: Q = m h c ph (T hg T hç ) = m c c pc (T cç T cg ) (3) şeklinde yazılabilir (Reppich, 1999). Belirli bir çalışma periyodundan sonra ısı değiştirici yüzeyleri üzerine akışkanlar içinde bulunabilen parçacıklar, metal tuzları veya çeşitli kimyasal elemanlar birikebilir. Bazen de korozif etkiler nedeniyle, bu yüzeyler üzerinde bir oksidasyon tabakası oluşabilir. Bütün bu tabakalar, ısı geçişinde ilave birer ısıl direnç meydana getiriler. R f simgesi ile gösterilen bu kirlilik direnci (veya faktörü), ısı geçiş yüzeylerinin kirli ve temiz olmaları hallerindeki ısıl dirençlerin farkından aşağıdaki gibi bulunabilir: R f 1 1 K K kirli temiz (4) Metal yüzeylerdeki pürüzlülük nedeniyle iki metal arasındaki temasın mükemmel olmaması yüzünden, bu yüzeylerde bir temas direnci oluşur. İki yüzeydeki temas direnci, bu yüzeylerde bir sıcaklık azalmasına neden olur. Bu durumları göz önüne alabilmek için aşağıdaki gibi bir direnç tanımı yapılabilir: 266

271 R t (t A t Q A B ) (5) Isı değiştirici yüzeyindeki toplam ısı transfer katsayısı aşağıdaki denklem yardımıyla bulunabilir: 1 K 1 R 1 f 1 1 R 1 t,1 2 2 R 2 t,2 3 3 R 3 f (6) Isı değiştiricilerinin ısıl hesaplarının yapılışında, Denklem 1. in kullanılması durumunda ortalama logaritmik sıcaklık farkı ( T m ) ifadesinin tayini gerekir. Ortalama logaritmik sıcaklık farkı değeri, ısı değiştiricide akışın türüne göre belirlenmektedir. Çalışmada kullanılan ters akışlı plakalı ısı değiştiricinin ortalama logaritmik sıcaklık farkı ( T m ) aşağıdaki gibi ifade edilebilir: T m T1 T T1 ln T 2 2 (7) Son eşitlik Denklem 1. e taşınırsa: KA( T1 T2 ) Q T1 ln T ifadesi elde edilir. 2 (8) Isı değiştiricilerinin etkenliği aşağıdaki denklem yardımıyla hesaplanabilir: Q Q max (9) C h = m h c ph ve C c = m c c pc sıcak ve soğuk akışkanların ısıl kapasite değerleri olmak üzere ısı değiştiricideki gerçek ısı geçişi aşağıdaki gibi yazılabilir (Genceli, 1999). Q = C h (T hg T hç ) = C c (T cç T cg ) (10) Mümkün olabilen maksimum ısı geçişi olarak tanımlanan Q max değeri ise, C h veya C c ısıl kapasite debilerinden hangisi daha küçükse onun kullanılması şartıyla aşağıdaki gibi yazılabilir (Gut, 2004): Q max = C min (T hg T cg ) (11) BULGULAR Deneysel düzenekte kullanılan, plaka açıları 30 o ve 60 o olan ters akışlı plakalı ısı eşanjöründeki akışa ait Reynolds sayıları hesaplanarak Şekil 6 ve Şekil 7 de gösterilmiştir. 1, 2 ve 3. deney ile 7, 8 ve

272 deneylerden elde veriler kullanılarak hesaplanan Reynolds sayıları Şekil 6 de, 4, 5 ve 6. deney ile 10, 11 ve 12. deneylerden elde veriler kullanılarak hesaplanan Reynolds sayıları ise Şekil 7 de gösterilmiştir. Aşağıdaki iki grafikten de anlaşılacağı gibi her iki plaka açısına sahip ısı değiştiricisiyle yapılan deneylerde akışkan debileri arttırıldığında Reynolds sayısının da arttığı görülmektedir. Yapılan deneylerde en yüksek Reynolds sayısı değerine, plaka yüzey açısı 60 o ve akışkan debisi kg/s olan 12. deneyde 2688 olarak ulaşılmıştır. Şekil 6. Akışkan debisine bağlı Reynolds sayısı değişiminin karşılaştırılması Şekil 7. Akışkan debisine bağlı Reynolds sayısı değişiminin karşılaştırılması Deneysel düzenekte kullanılan plaka açıları 30 o ve 60 o olan ters akışlı plakalı ısı eşanjörü ile yapılan deneylerden elde edilen verilerden hesaplanan basınç kaybı değerleri ve Reynolds sayıları karşılaştırmalı olarak Şekil 8 ile Şekil 9 da gösterilmiştir. Şekil 8 ile Şekil 9 dan de anlaşılacağı gibi her iki 268

273 plaka açısına sahip ısı değiştirici ile yapılan deneylerde Reynolds sayısı arttığında basınç kaybı değerlerininde arttığı görülmektedir. Yapılan deneylerde en düşük basınç kaybı değeri, Reynolds sayısının en düşük olduğu (Re=867), plaka yüzey açısı 30 o ve akışkan debisi kg/s olan 1. deneyde 4190 Pa olarak elde edilmiştir. En yüksek basınç kaybı değeri ise Reynolds sayısının en yüksek olduğu (Re=2688), plaka yüzey açısı 60 o ve akışkan debisi kg/s olan 12. deneyde Pa olarak elde edilmiştir. Şekil 8. Reynolds sayısına bağlı basınç kaybı değerleri değişiminin karşılaştırılması (1, 2 ve 3. deney ile 7, 8 ve 9. deney) Şekil 9. Reynolds sayısına bağlı basınç kaybı değerleri değişiminin karşılaştırılması (4, 5 ve 6. deney ile 10, 11 ve 12. deney) 269

274 4.SONUÇLAR Deneysel düzenekte kullanılan plaka açıları 30 o ve 60 o olan ters akışlı plakalı ısı eşanjöründeki akışa ait Reynolds sayıları ve basınç düşümü değerleri hesaplanarak yukarıdaki şekillerde gösterilmiştir. Şekillerden de anlaşılacağı gibi her iki plaka açısına sahip ısı değiştiricide de akışkan debisi arttırıldığında Reynold sayısının arttığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak Nusselt sayısında da artış meydana geldiğinden plakalı ısı değiştiricilerdeki ısı transfer miktarlarında artış gözlemlenmiştir. Bunun yanı sıra her iki plaka açısına sahip ısı değiştiricide de Reynolds sayısı arttığında basınç kaybı değerlerinin de arttığı görülmektedir. Bütün ısı değiştiricilerinde ısı geçişi ile basınç düşümü arasında çok yakın fiziksel ve ekonomik bir ilişki vardır. Sabit bir ısı kapasitesi için tasarımı yapılmak iste nen ısı değiştiricide, akışkan hızlarının artırılması, ısı taşınım katsayısını artırır ve daha küçük ısı geçiş yüzeyli (kompakt) ısı değiştiricilerine olanak sağlar. Bu şekilde daha az bir yatırım masrafı ile aynı kapasitede daha küçük boyutlu veya daha kompakt ısı değiştirici tasarımı gerçekleşebilir. Isı değiştirici içindeki basınç düşümünün artması ise pompanın veya fanın gücünü arttıracağından, sistemin işletme masrafları ile pompa veya fanın büyümesi nedeniyle bir miktar yatırım masraflarını arttırır. KAYNAKLAR Kılıç, B., (2013), Experimental investigation of effects to heat transfer of plate geometry with dynamic and thermal parameters in the plate heat exchangers. Ph.D. thesis. Süleyman Demirel University, The Graduate School of Natural and Applied Sciences, Isparta, Turkey. Reppich, M., (1999), Use of high performance plate heat exchangers in chemical and process industries. Int. J. Therm. Sci., 38, Genceli, O., (1999), Isı Değiştiricileri, Birsen Yayınevi. Gut, J.A.W., Pinto, J.M., (2004), Optimal configuration desing for plate heat exchangers. International Journal of Heat and Mass Transfer, 47, Gut, J.A.W., Fernandes, R., Pinto, J.M., Tadini, C. C., (2004), Thermal model validation of plate heat exchangers with generalized configurations. Chemical Engineering Science, 59, Kılıç, B., Şencan, A., Selbaş, R. (2009), Plakalı ısı eşanjörü kullanılan soğutma uygulamalarında soğutma etkinlik katsayısının deneysel incelenmesi. 9. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi, 6-9 Mayıs 2009, İzmir. 270

275 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): ELEKTRİK DAĞITIM HATLARINDA GÜÇ AKIŞI ANALİZİ TEKNİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Bir Uygulama Serkan İŞCAN a Sinop Üniversitesi, Sinop-Türkiye ÖZET Elektrik dağıtım şebekelerine sonradan dahil edilen yükler ve dağıtık üretim santrallerinin hızlı ve güvenilir bir güç akışı analizi sonrasında şebekeye uygun konumdan dahil edilmesi dağıtım şebekesinin güvenilirliği akımından çok önemlidir. Gerilim kararsızlığı sorunlarının önlenmesinde öncelikle iyi bir sayısal analiz tekniği ile öngörü sağlanmalıdır. Dağıtım hatları güç akışı problemlerinin değerlendirilmesinde kullanılan Newton Raphson, Gauss Seidel, İleri ve Geri arama algoritmaları baz alınmıştır. Ayrıca dağıtık üretim, dengeli / dengesiz, radyal / zayıf olarak örgülü / kafesli dağıtım şebekelerinin kısa bir değerlendirmesi yapılmıştır. Bu çalışmada klasik güç akışı tekniği ile IEEE 13 radyal bara sistemin güç akış analizi Matlab yazılımı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dağıtım Hatları, güç akışı, analizi. EVALUATION OF LOAD FLOW ANALYSIS TECHNIQUES IN ELECTRICITY DISTRIBUTION LINES: An Application ABSTRACT The incorporation of subsequently incorporated loads into electricity distribution networks and the inclusion of them in the network after a fast and reliable power flow analysis of the distributed generation plants is crucial to the reliability of the distribution network. Prevention of voltage stability problems should first be predicted by a good numerical analysis technique. Newton Raphson, Gauss Seidel, Forward and Backward search algorithms are used to evaluate power flow 271

276 problems in distribution lines. In addition, a short evaluation of distribution networks (DG), bala nced / unbalanced, radial / weakly braided / caged distribution networks has been made. In this study, the classical load flow technique based load flow analysis of the IEEE 13 node test feeder system was performed on Matlab software. Keywords: Distribution Lines, Optimization, load flow, analysis GİRİŞ Elektrik dağıtım hatları üzerinden enerji tüketiminde dağıtım şebekesinin kontrolsüz dağıtılması ve yüklerin gelişen teknoloji ile çeşitlenmesi, dağıtım hatlarında önemli kararlılık sorunları ortaya çıkarmıştır. Bu sorunlar kısa, uzun veya anlık gerilim yükselmesi veya düşüşü, gerilim çentiği ve sürekli elektrik kesintisi şeklinde ortaya çıkabilmektedir. İletim hatlarında, R/X oranı genellikle 1 den küçük olmakla birlikte rotor açısı kararlılığı, frekans kararlılığı ve gerilim kararlılığı çalışmaları yapılırken dağıtım hatlarını R/X oranının iletim hatlarına göre yüksek olması nedeniyle iletim hatlarında kullanılan yöntemler yetersiz kalmaktadır. Elektrik dağıtım sistemlerinde (EDS) güç akış analizi tekniği ile dağıtım hatlarının düzenli çalışmasının sağlanması ve sistem üzerinde oluşabilecek istenmeyen durumların öncesinde tespiti ile önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Literatürde EDS lerin güç akışı analizlerinde kullanılan geleneksel güç akışı metotları Newton-Raphson, Gauss-Seidel, Fast Decoupled Load Flow (Stevenson, 1982) (Tinney & Hart, 1967) (Stott & Alsac, 1974) geliştirilmiş olup, güç sistemlerinde çeşitli senaryoların sonuçları, denetlenmesinde ve geliştirilmesinde halen kullanılmaktadır. Dağıtım sistemlerinde talep edilen yük miktarının sürekli artması, güç kayıpları, kompanzasyon ihtiyacı, dağıtık üretim santrallerinin konumlandırılması vb. durumlar EDS lerde güç akışı hesabının yapılması gereksinimi oluşturmaktadır. Dağıtım sistemleri genellikle radyal ve ring (halka) tipi yapılarda havai hat ve yeraltı kablolarının kullanılması nedeniyle hatların R/X oranları birden büyük değerli olabilmektedir. İletim sistemlerinde bu oran birden çok küçüktür.bu nedenle dağıtım sistemlerinin iletim sistemlerinden farklılıklarından dolayı iletim sistemleri için kullanılan geleneksel güç akışı algoritmaları dağıtım sistemleri nde tercih edilememektedir. Bu nedenle dengeli ve dengesiz dağıtım sistemlerinde güç akışı için birçok algoritma geliştirilmiştir. Bu algoritmaları dört gruba ayrıldığındabunlar (Hocaoğlu, Eminoğlu, & Gözel, 2009): Radyal ve Ring Sistemler için geliştirilmiş geleneksel algoritmalar Dağıtım sistemleri için ileri/geri yönde arama-tarama (Sweep) Algoritmaları Kirchoff Gerilim Kanunu Kullanılarak Geliştirilen Sweep-Temelli Algoritmalar Kuadratik Denklem Kullanılarak Geliştirilen Sweep-Temelli Algoritmalar 272

277 Literatürde son yıllarda güç akış analizleri konulu birçok çalışma yapılmaktadır. Hızlı ve etkili bir güç akışı tekniği ile dengesiz bir dağıtım sistemi üzerinde ileri/geri tarama algoritması ile çalışan uygulamada klasik yük empedansı matrisi ile bara gerilimleri tek adımda hesaplanmıştır. Diğer algoritmalara göre daha hızlı çalışan bu algoritmada iterasyon doğrudan hesap edilmiştir. Bara gerilimlerinin yanında, güç akışı, kol akımları ve sistem kaybı hesaplanmıştır. Geliştirile n algoritma dengeli ve dengesiz düşük güçlü dağıtım sistemlerine uygulanmış, literatürdekilere göre daha verimli olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca yerel bir dağıtım sistemi üzerinde de test edilmiştir (Ghatak & Mukherjee, 2017). Akıllı dağıtım sistemlerinde (DLF) güç akışı hesaplarında kullanılmak üzere Zooming Algoritması ile bir ileri/geri güç akışı çalışması yapılarak DLF de daha esnek çözüm ürettiği vurgulanan algoritmanın manuel numerik teknikleri gerektirmediği tamamen otomatik işlemlerle online çözüm gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Akıllı şebekede sistemin ebatları ve çözüm süresi azaltılmış olması avantaj olarak görülmüştür. IEEE-37 ve IEEE-123 baralı sistem üzerinde önceki çalışmaya göre daha etkili olmuştur. (Eltantawy & Salama, 2014). Dağıtım sistemlerinde gerilim kararlılığı ve reaktif yüklerin telafi edilmesi konusunda merkezi ve merkezi olmayan dağıtım sistemleri, aktif ve pasif dağıtım sistemlerinin geniş bir araştırması yapılan çalışmada kayıpların azaltılması, gerilim sapmalarının düşürülmesi, kontrol değişkenlerinin minimuma indirilmesi ve optimizasyon tekniklerinin ele alınması içerikli bu çalışmada merkezi haberleşmeli dağıtım sistemlerinin optimizasyon problemlerinin üstesinden gelinebildiği vurgulanmıştır. Avantaj olarak iki yönlü güç alışverişinin yapıldığı şebekelerde merkezi dağıtım sistemlerinin daha kullanışlı olduğu tespiti yapılmıştır. Sonuç olarak bir literatür taraması sonrası tek yönlü ve iki yönlü güç akışının yapıldığı şebekelerde akıllı yapıdaki kurulumun ne denli faydalı olabileceği vurgulanmıştır (Tahir, Nassar, El-Shatshat, & Salama, 2016). İleri-geri tarama algortiması ile IEEE 33 radyal bara sistemi üzerinde minimum güç kaybı için optimum güç akışı tekniğinin küçük şebekelerde uygulamasını gerçekleştirilerek güç akışı sorunlarının oluştuğu ada tipi dağıtım sistemlerinde gerilim çökmesine karşı ileri geri tarama algoritması ile durağan bara oluşmasını engellemek için regüle edilmiş gerilim ve güç kapasitesinin düzenli kullanımı sağlanmıştır (Diaz, Aleixandre, & Coto, 2016). Yapılan çalışmalarda aktif ve reaktif güç kayıplarının tespiti ve dağıtım sistemlerinin yeniden planlanması önerileri ön plana çıkmaktadır. Birçok dağıtım kontrol modeli ve algoritmalar, dağıtım sisteminin kalitesini, güvenliğini, güvenilirliğini, etkinliğini, yüklenebilirliğini ve maliyetini en uygun düzeyde tutabilmek için geliştirilmeye devam etmektedir. GERİLİM KARARLILIĞI 273

278 Günümüz dağıtım hatları çoğunluğu dağıtık (radyal) oluşu ve tek merkezden beslenmesi bir dezavantaj olarak görülmektedir. Sistem kayıplarının belirlenmesi, gerilim seviyesinin belirlenmesi ve geliştirilmesi güç akışı tekniklerinin kullanımı ile birlikte öngörülmektedir. Güç akış analizleri sonucu gerilim kararlılığı üzerinde durulmaktadır. CIGRE gerilim kararlılığını; Bir sistemin küçük arıza kararlılığına sahip olduğu, meydana gelen küçük bir arızanın ardından, yüklere yakın bölgelerdeki gerilimlerin benzer veya arıza öncesi değerlerine yakın olarak kalabilmesidir. olarak tanımlamıştır. Gerilim kararlılığı hakkında IEEE tarafından yapılan tanım: Gerilim kararlılığı; sistem geriliminin belirli sınırlar içinde korunmasıdır ki böylece yük admitansı yükseldiğinde, yükün gücü de artacak ve böylece hem güç hem de gerilim kontrol edilebilir olacaktır. Gerilim çöküşü, sistemin büyük bir bölümünde meydana gelen gerilim kaybının yol açtığı gerilim kararsızlığı durumunun bir sonucudur. Gerilim güvenliği, sistemin sadece kararlı bir şekilde çalışma kabiliyeti değil, aynı zamanda meydana gelebilecek çeşitli arıza yada işletme durumları karşısında kararlı halde kalabilme (sistem geriliminin iyileştirilmesine kadar olan süre boyunca) yeteneğidir. Bir sistemde gerilim kararsızlığı durumu, yükteki artış veya sistemde meydana gelen değişimlerden dolayı gerilimin hızla aşağıya düşmesi ve işletmeci ve otomatik kontrol sistemlerinin hatayı düzeltmekte yetersiz kaldığı durumlarda meydana gelir. Gerilim düşüşü birkaç saniye olabileceği gibi dakika kadar da sürebilir. Eğer düşüş azalmadan devam ederse, kararlı hal açısal kararsızlık ve gerilim çöküşü kaçınılmazdır. Tanımlarla vurgulanan gerilim kararlılığı nın sağlanması için sınırlar dahilinde her senaryoda dağıtım sisteminin tepkisinin ölçülmesi, bu ölçülebilirliğin ise güç akışı analizi ile gerçekleştirileceği bilinmektedir. Güç akışını gerçekleştirmek için bazı temel tanımlamaların yapılması gerekmektedir. GÜÇ AKIŞI ANALİZİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ Dengeli ve dengesiz güç akışı analizlerinde ileri geri tarama algoritması (Thukaram, Banda, & Jerome, 1999) Kirchoff Gerilim ve Akım Kanunlarının bara gerilimlerine ve hat akımlarına uygulanması esasına dayanmaktadır. Algoritma yapısı nedeniyle dengeli ve dengesiz dağıtım sistemlerinin güç akışı hesabında geniş olarak kullanılmakta olup aşağıdaki adımlardan oluşmaktadır (Hocaoğlu, Eminoğlu, & Gözel, 2009). Adım 1. Bara gerilimlerinin başlangıç değerlerini atayarak her bir yükün akımını hesapla. 274

279 Adım 2. Adım 3. Adım 4. En son yük barasından başlayarak yük ve hatların paralel kapasitör akımlarını kullanarak her bir hattan akan akımı Kirchoff Akım Kanunu ile hesapla. Kaynak gerilimi ve hesaplanan kaynaktan çekilen akımı kullanarak sonraki bara gerilimini ve hesaplanan gerilim ile ilgili hattan çekilen akımı kullanarak diğer bara gerilimlerini hesapla. Bir önceki gerilim değerleri ile hesaplanan gerilimleri kullanarak gerilim hatalarını belirle. Eğer gerilimlere ait hata değerlerinden en büyüğü tanımlanan hata değerinden küçük ise işlemi sonlandır. Değilse hesaplanan gerilimleri kullanarak yük akımlarını belirle ve 2. Adıma geri dön. Şekil 1 de yük alıcı ve verici barayı temsil eden radyal bir sisteme bir tek hat şeması veri lmektedir. Şekil 1. İki baralı bir radyal sistemin tek hat şeması Şekil 2 de ise dağıtım sistemine azami yüklenebilecek aktif ve reaktif yükler anındaki kritik gerilim noktasına kadar olan kararlı çalışma bölgeleri ve bu limitlerin aşılması durumunda oluşabilecek kararsızlık durumu gösterilmektedir. Şekil 2. Radyal bir iletim hattı için a) P-V ve b) Q-V eğrileri 275

280 (1) Denklem1 de P sisteme ait aktif gücü, Q reaktif gücü, Vs ve Vr hat-başı ve hat-sonu gerilimlerinin büyüklüğü, δ =δs δr gerilimler arasındaki faz farkını, Z hat empedansı büyüklüğü ve θ ise hat empedansının faz açısını göstermektedir. Aktif ve reaktif güç ifadelerinden yararlanarak; (2) (3) Denklem 2-3 teki eşitlikleri yazılarak, bu eşitlikler aşağıdaki denklemde yerine konulduğunda Denklem 4 teki gerilim denklemi aşağıdaki şekilde elde edilir. (4) Denklem 4 te elde edilen bu polinomun pozitif köklerinden en büyüğü hat sonu gerilimin in (Vr) genliğini vermektedir (Hocaoğlu, Eminoğlu, & Gözel, 2009). Yük akış analizlerinde temel problemlerin dağıtım sistemlerinde oluşan ana sorunların gerilim profilinin dengelenemeyişi, dağıtım hatları üzerinde oluşan aktif ve reaktif yüklerin dengesizliği olarak belirtilmiştir. Yukarıda verilen denklemler bir bütün olarak değerlendirilerek günümüze kadar dağıtım sistemleri için geliştirilmiş olan 5 ileri-geri tarama (Sweep) algoritması Sweep Hague (Haque, 1996), Sweep hukaram (Thukaram, Banda, & Jerome, 1999), Sweep Luo (Luo & Semlyen, 1990), Sweep Shirmohammedi (Shirmohammadi, Hong, Semlyen, & Luo, 1988), ve Sweep Rajicic (Rajicic, Ackovski, & Taleski, 1994) güç akışı analizi teknikleri olarak halen kullanılmaktadır. 276

281 Şekil 3. IEEE radyal 13 baralı dağıtım hattı şeması. SONUÇ ve ÖNERİLER Bu çalışmada elektrik dağıtım sistemlerinde kullanılan güç akışı analizi teknikleri ele alınmıştır. Ayrıca IEEE radyal 13 baralı sistemin güç akış analizi gerçekleştirilmiştir. EDS lerde bu yük akışı sonucu baralardaki değişimler incelenmiştir. EDS lerin optimum yük seviyelerini besleyebilmesi, gerilim profilinindeki sapmaların iyileştirilmesi, kayıpların asgari düzeyde tutulması, sistem güvenilirliğinin sağlanması sonucu en iyi sistem performansı elde edilebilmesi konusunda son yıllarda güç akışı analizi tekniklerinin tercih edildiği birçok çalışma tanıtılmıştır. En kararsız baranın belirlenmesi sağlanmıştır. Literatürde özellikle dağıtım test fiderlerinde kullanılan tekniklerin halen gelişmeye devam ettiği, daha çok IEEE radyal 13 ve radyal 34 dağıtım sistemi test fiderlerinin yapılan çalışmalarda belirgin olarak tercih edildiği belirlenmiştir. Kaynakça Abdelazez, A., & Fergany, A. (2013). Efficient heuristic-based approach for multi-objective capacitor allocation in radial distribution networks. IET Generation, Transmission & Distribution,

282 Abdelazez, Y., & Fathy, A. (2014). A novel approach based on crow search algorithm for optimal selection of conductor size in radial distribution networks. IEEE TRANSACTIONS ON SMART GRID. Alam, M., Muttaki, K., & Sutanto, D. (2011). Assessment of Distributed Generation Impacts on Distribution Networks Using Unbalanced. Power and Energy Society General Meeting, 2011 IEEE, (s. 1-8). Alinjak, T., Pavic, I., & Stojkov, M. (2017). Improvement of backward/forward sweep power flow method by using modified breadth-first search strategy. IET Generation, Transmission & Distribution, Chakravorty, M., & Das, D. (2001). Voltage stability analysis of radial distribution networks. Int J. Electr. Power Energy Syst., Cheng, Y., & Prayogo, D. (2014). Symbiotic organisms search: a new metaheuristic optimization algorithm. Comput. Struc. Vol.139, Diaz, G., Aleixandre, J., & Coto, J. (2016). Direct Backward/Forward Sweep Algorithm for Solving Load Power Flows in AC Droop-Regulated Microgrids. IEEE Transactions On Smart Grid, Vol. 7(5), Eltantawy, A. B., & Salama, M. (2014). A Novel Zooming Algorithm for Distribution Load Flow Analysis for Smart Grid. IEEE TRANSACTIONS ON SMART GRID, Fontenele, Melo, & Sampaio. (2016). Application of Multi-Objective Evolutionary Algorithms in Automatic Restoration of Radial Power Distribution Systems. IEEE Conference on, (s ). Foster, J., Berry, A., Boland, N., & Waterer, H. (2014). Comparison of Mixed-Integer Programming and Genetic Algorithm Methods for Distributed Generation Planning. IEEE TRANSACTIONS ON POWER SYSTEMS, Ghatak, U., & Mukherjee, V. (2016). A fast and efficient load flow technique for unbalanced distribution system. Electrical Power and Energy Systems Vol 84 pp Ghatak, U., & Mukherjee, V. (2017). An improved load flow technique based on load current injection for modern distribution system. Electrical Power and Energy Systems, Haque, M. (1996). Efficient load flow method for distribution systems with radial or mesh configuration. IEE Proc.-Gener. Transm. Distrib., Vol 143(1), Hocaoğlu, M., Eminoğlu, U., & Gözel, T. (2009). güç akışı, kararlılık ve optimizasyon analizlerinin yapılabileceği bir dağıtım sistemleri analiz paket (dsap) programının geliştirilmesi. TÜBİTAK Projesi. Luo, G., & Semlyen, A. (1990). Efficient load flow for large weakly meshed networks. IEEE Trans. on Power System, Vol. 5 (4), Prakash, D., & Laksmin, A. (2016). Optimal siting of capacitors in radial distribution network using whale optimization algorithm. Alexandria Engineering Journal. Prakash, P., & Khatod, D. (2016). An Analytical Approach for Optimal Sizing and Placement of Distributed Generation in Radial Distribution Systems. 1st IEEE International Conference on Power Electronics. Intelligent Control and Energy Systems (ICPEICES-2016), (s. 1-5). Rajicic, D., Ackovski, R., & Taleski, R. (1994). Voltage correction power flow. IEEE Trans. on Power Delivery, Vol. 9 (2), Roytelman, I., & Ganesan, V. (2000). Coordinated local and centralized control in distribution management systems. IEEE Trans. Power Deliv., vol. 15, no. 2, pp Saha, S., & Mukherjee, V. (2016). Optimal placement and sizing of DGs in RDS using chaos emedded SOS algorith. IET Generation, Transmission & Distribution, Vol.14(10),

283 Samal, P., Mohanty, S., & Ganguly, S. (2016). Planning of Distributed Generation and Capacitor in an Unbalanced Radial Distribution System using Cuckoo Search Algorithm. Electrical Machines and Systems (ICEMS), th International Conference on. Sedghi, M., Ahmadian, A., & Golkar, M. (2016). Assessment ofoptimization algorithms capability in distribution network planning: Review,comparison and modification techniques. Renewable and Sustainable Energy Reviews, Shirmohammadi, D., Hong, H., Semlyen, A., & Luo, G. (1988). A Compensation-based power flow method for weakly meshed distribution and transmission networks. IEEE Trans. on Power System, Vol. 3 (2), Stevenson, W. (1982). Elements of Power System Analysis. McGraw-Hill. Stott, B., & Alsac, O. (1974). Fast decoupled load flow. IEEE Trans. on Power Apparatus and Systems Vol (93-3), Sudabattula, S., & Kowsalya, M. (2016). Distributed Energy Resources Allocation using Flower Pollination Algorithm in Radial Distribution Systems. Energy Procedia, Sulaiman, Mustaffa, Z., Mohamed, M., & Aliman, O. (2015). Using the gray wolf optimizer for solving optimal reactive power dispatch problem. Applied Soft Computing Vol. 32, Sultana, S., & Roy, P. (2014). Multi-objective quasi-oppositional teaching learning based optimization for optimal location of distributed generator in radial distribtion systems. Int. J. Electr. Power Syst, Tahir, M., Nassar, M., El-Shatshat, R., & Salama, M. (2016). A Review of Volt/Var Control Techniques in Passive and Active Power Distribution Networks. 4th IEEE International Conference on Smart Energy Grid Engineering. Tamp, F., & Ciufo, P. (2014). A Sensitivity Analysis Toolkit for the Simplification of MV Distribution Network Voltage Management. IEEE TRANSACTIONS ON SMART GRID, Thukaram, D., Banda, H., & Jerome, J. (1999). robust three-phase power flow algorithm for radial distribution systems. Electric Power Systems Research, Vol.50 (3), Tinney, W., & Hart, C. (1967). Power flow solutions by Newton s Method. IEEE Trans. on Power Apparatus and Systems Vol (86), Vuletic, J., & Todorovski, M. (2016). 'Optimal capacitor placement in distorted distribution networks with different load models using penalty free genetic algorithm. Electrical Power and Energy Systems, Zhang, B., Albert, Y., Tse, D., & Domingues-Garcia, A. (2015). An Optimal and Distributed Method for Voltage Regulation in Power Distribution Systems. IEEE TRANSACTIONS ON POWER SYSTEMS,

284 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): ELEKTRİK DAĞITIM HATLARINDA AKTİF ve REAKTİF GÜÇ KAYIPLARININ AZALTILMASINDA KULLANILAN OPTİMİZASYON TEKNİKLERİ: Bir Literatür Taraması Serkan İŞCAN a Sinop Üniversitesi, Sinop-Türkiye Orhan KAPLAN b Gazi Üniversitesi, Ankara-Türkiye ÖZET Elektrik dağıtım şebekelerinde kayıplarının ve hataların büyük bir bölümü, aktif ve reaktif güç akışının kontrol edilememesi nedeniyle gerilim kararlılığının sağlanamaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Dağıtım hatlarında gerilim kararsızlığı ile ortaya çıkan olumsuz gelişmeler sonrası etkilenebilecek olan kritik baralar farklı tekniklerle belirlenebilmektedir. Gerilim kararsızlığı sorunlarının önlenmesinde öncelikle dağıtık üretimin yeniden planlanması, elektrik santrallerinin bağ lantı noktası optimizasyonu, kapasitör gücü ve konumunun tespiti için sayısal analiz yöntemlerinden faydalanılmaktadır. Ancak son yıllarda sayısal analiz yöntemlerinin yerini ileri/geri arama algoritmaları ve nesne odaklı programlama tekniklerine bıraktığı belirlenmiştir. Bu çalışmada gerilim kararlılığının tanımlanması, kullanılan optimizasyon parametreleri ve teknikleri ve objective (amaç) ve fittness (uygunluk) fonsiyonlarının belirlenmesi, meta-sezgisel algoritmaların kullanımı konularında bir literatür taraması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dağıtım Hatları, Optimizasyon, Meta-sezgisel Algoritmalar. OPTIMIZATION TECHNIQUES USED TO REDUCE ACTIVE AND REACTIVE POWER LOSSES IN ELECTRICITY DISTRIBUTION LINES: A Literature Review ABSTRACT A large part of the losses and faults in the electricity distribution networks result in the failure of voltage stability due to controlless active and reactive power flow. Critical buses that can be affected after negative developments due to voltage uncertainty in distribution lines can be determined with different techniques. Prevention of voltage stability problems is firstly made possible by re-planning of distributed generation, optimization of connection points of power plants, numerical analysis 280

285 methods for determining capacitor power and location. However, in recent years it has been determined that numerical analysis methods are replaced by forward / backward sweep algorithms and object oriented programming techniques. In this study, a literature review have been made on the definition of voltage stability, various optimization parameters and techniques, determination of objective and fittness functions, use of meta-heuristic algorithms. Keywords: Distribution Lines, Optimization, Meta-heuristic Algorithms. GİRİŞ 21. yüzyılda enerji tüketiminde dağıtım şebekesinin kontrolsüz dağıtılması ve yüklerin gelişen teknoloji ile çeşitlenmesi, dağıtım hatlarında önemli kararlılık sorunları ortaya çıkarmıştır. Bu sorunlar kısa, uzun veya anlık gerilim yükselmesi veya düşüşü, gerilim çentiği ve sürekli elektrik kesintisi şeklinde ortaya çıkabilmektedir. İletim hatlarında, R/X oranı genellikle 1 den küçük olmakla birlikte rotor açısı kararlılığı, frekans kararlılığı ve gerilim kararlılığı çalışmaları yapılırken dağıtım hatları R/X oranının iletim hatlarına göre yüksek olması nedeniyle iletim hatlarında kullanılan yöntemler yetersiz kalmaktadır. Elektrik dağıtım sistemlerinde (EDS) yük akış analizi, çok gerilim kararlılığı indekslerinin belirlenmesi ve optimizasyon teknikleri ile dağıtım sistemlerinin yeniden planlanması ön plana çıkmaktadır. Yapılan çalışmada literatürde yer alan güç sistemine ait dağıtım elektrik santrali, kapasitör optimizasyonlarını içeren literatürde bulunan meta-sezgisel algoritma tabanlı çalışmalar incelenmiştir. Birçok dağıtım kontrol modeli ve algoritmalar, dağıtım sisteminin kalitesini, güvenliğini, güvenilirliğini, etkinliğini, yüklenebilirliğini ve maliyetini en uygun düzeyde tutabilmek için geliştirilmeye devam etmektedir. İlk güç dağıtım sistemlerinin yapısı merkezi olarak tasarlanmıştır. Günümüzde tek yönlü güç akışına olanak sağlayan dağıtım sistemlerine pasif dağıtım sistemleri (PDS) denilmektedir. Ancak günümüzde dağıtım sistemleri topolojisi çift yönlü güç akışı sağlamaya zorlandığından bu sistemler aktif dağıtım sistemi olarak (ADS) tanımlanmıştır. ADS lerin oluşumunda; dağıtım sistemine entegre güç santrallerinin entegre edilmesi çeşitli karmaşıklıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Karmaşaların çözümünde kullanılan kontrol stratejileri merkezi ve merkezi olmayanlarda kullanılanlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Günümüzde dağıtım sistemlerinin aşırı yüklü olması dağıtım sistemi operatörlerinin yüksek gerilimlerde limit altı gerilim düşümlerinde deneyim kazanmaları gerektiğini ön plana çıkarmaktadır. Bunun tersine ADS lerde aşırı yenilenebilir dağıtım enerji santrallerinin (DES) de yoğunluğu gerilim yükselmesi oluşturabilmektedir. ADS lerde genel olarak kullanılan DES ler aktif enerji kayıplarını önlerken şönt kapasitörler sistemin reaktif enerji ihtiyaçları için kullanılmaktadır (Tahir, Nassar, El-Shatshat, & Salama, 2016). Merkezi olmayan dağıtım sistemi kontrol teknikleri lokal olarak problemleri çözebilirken, merkezi kontrol sistemi haberleşme ağının desteği ile genel çözüm önerileri dolayısıyla optimizasyon sorununu ve her bir kontrol değişkeninin ayarlanması işlemlerini daha rahat 281

286 yapabilmektedir. Genel olarak kontrol uygulamaları kural bazlı ve şebeke model bazlı olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Dağıtım Sistemi Aktif Dağıtım Şebekesi (Çift Yönlü) Pasif Dağıtım Şebekesi (Tek Yönlü) Merkezi Kontrol Merkezi Olmayan Kontrol Merkezi Kontrol Merkezi Olmayan Kontrol Şekil 1. Dağıtım sistemlerinin kontrol stratejileri (Roytelman & Ganesan, 2000). Şekil 1 de farklı şebeke tiplerinin kontrol stratejileri verilmektedir. Yapılan çalışmada optimizasyon tekniklerinde kullanılan kayıpların ve gerilim düşümlerinin azaltılmasında çeşitli amaç fonksiyonları ele alınacaktır. Günümüze kadar yapılan bazı çalışmalar incelendiğinde; dengesiz dağıtım sistemi üzerinde geliştirilen hızlı ve etkili bir yük akışı tekniği uygulamasında klasik İleri/geri tarama algoritması ile çalışan sistemde klasik yük empedansı matrisi ile bara gerilimleri tek adımda hesaplanmıştır. Diğer algoritmalara göre daha hızlı çalışan bu algoritmada iterasyon sayısı doğrudan hesap edilmiştir. Bara gerilimlerinin yanında, yük akışı, kol akımları ve sistem kaybı hesaplanmıştır. Geliştirilen algoritma dengeli ve dengesiz düşük güçlü dağıtım sistemlerine uygulanmış, literatürdekilere göre daha verimli olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca yerel bir dağıtım sistemi üzerinde de test edilmiştir(ghatak & Mukherjee, 2016). Radyal dağıtım sistemlerinde meta-sezgisel karga arama algoritması kullanarak iletken ebatlarının optimizasyonunda, IEEE 16 ve 85 baralı sistem üzerinde geçerliliği kanıtlanan algoritma ile iletken tipi ve ebatları belirlenerek önceki çalışmalara oranla evrimsel algoritma da %10, harmoni arama algoritması nda %13 gibi değerlerde kayıplarda kazanç elde edildiği belirtilirken bu algoritma ile %24 kazanç elde edildiği vurgulanmaktadır (Abdelaziz & Fathy, 2014). Akıllı dağıtım sistemlerinde (ADS) yük akışı problemlerinin hesaplarında kullanılmak üzere odaklama algoritması ile bir ileri/geri güç akışı çalışması yapıldığında daha esnek çözüm ürettiği vurgulanan bu algoritmanın manuel sayısal analiz teknikleri gerektirmediği tamamen otomatik işlemlerle online çözüm gerçekleştirdiği vurgulanmıştır. Akıllı şebekede sistemin ebatları ve çözüm süresi azaltılmış olması avantaj olarak görülmüştür. IEEE-37 ve IEEE-123 baralı sistem üzerinde önceki çalışmaya göre daha etkin bir çalışma elde edilmiştir(eltantawy & Salama, 2014). Dağıtım sistemlerinde gerilim kararlılığı ve reaktif yüklerin telafi edilmesi konusunda merkezi ve merkezi olmayan dağıtım sistemleri, aktif ve pasif dağıtım sistemlerinin geniş bir literatür araştırması yapılmıştır. Kayıpların 282

287 azaltılması, gerilim sapmalarının düşürülmesi, kontrol değişkenlerinin minimuma indirilmesi ve optimizasyon tekniklerinin ele alınması içerikli bu çalışmada merkezi haberleşmeli dağıtım sistemlerinin optimizasyon problemlerinin üstesinden gelinebildiği vurgulanmıştır. Avantaj olarak iki yönlü güç alışverişinin yapıldığı şebekelerde merkezi dağıtım sistemlerinin daha kullanışlı olduğu tespiti yapılmıştır. Sonuç olarak bir literatür taraması sonrası tek yönlü ve iki yönlü güç akışının yapıldığı şebekelerde smart yapıdaki kurulumun ne denli faydalı olabileceği vurgulanmıştır(tahir, Nassar, El- Shatshat, & Salama, 2016). Dağıtım tipi santrallerde azaltılmış invertör tabanlı gerilim yükselmelerinin azaltılması amaçlı, kapasitör optimizasyonunun yapılması, artırılmış hassasiyetli analiz tekniklerinin ele alınması ve dağıtım sistemi elektrik santralleri gerilim yükselmelerinin yönetimi için reaktif güç koordinasyonu, invertör azaltımlı gerilim yükselmelerini önlemek ve reaktif güç taleplerini karşılamak için kapasitör büyüklük ve konumlandırmasını gerçekleştirmek üzere algoritmalar geliştirilmiştir. Sonuç olarak açık kaynak geçiş ve gözlem algoritmasını içeren reaktif güç kaybı, gerilim dengesizliği ve harmonik algılaması yapabilen araştırmacılara faydalı bir arayüz geliştirilmiştir(tamp & Ciufo, 2014). Analitik bir teknik ve algoritma geliştirilerek dağıtım santrallerinin sonum ve kapasitesinin belirlenmesi amaçlı bir çalışma IEEE 33 radyal bara sistemi üzerinde denenerek 6, 31 ve 25 nolu baralarda sonuç olarak; uygulanan algoritma ile dağıtım santrali kapasite ve konumunun ayarlanması ile belirgin düzeyde güç kayıplarını azalttığı belirtilmiştir(prakash & Khatod, 2016). Yük akımı ve bara voltajı matrisi ile (LCBV) tek adımda çalışabilen bir ileri geri arama algoritması geliştirerek uygun değerinde akım enjeksiyonu formüle edilmesi metodu ile IEEE 10,28,34 ve 69 bara sistemleri üzerinde, daha önce çalışılan ileri/geri tarama ve direk yaklaşım algoritmasına göre geliştirilen sistemin iterasyon sayısını ve CPU çalışma süresini azalttığı dolayısıyla daha hızlı çalıştığı bildirilen çalışmada, yük akımı ve bara voltajı matrisi ile geliştirilen bu yaklaşımın hızı ve etkinliği karşılaştırmalı olarak test edilmiş olup diğer 2 çalışmaya göre üstünlüğü vurgulanmıştır(ghatak & Mukherjee, 2016). IEEE 5, bara sistemleri üzerinde uygulanan gerilim regülasyonu metodunun bara gerilimlerini aynı değerlerinde tutabildiği vurgulanan çalışmada sonuç olarak; konveks optimizasyon metodunun dağıtım sistemlerine uygulanması ile geliştirilen kayıpların azaltılması amaçlı bu uygulamada, gereksiz gerilim regülasyonu cihazlarının kullanımı en aza indirgenmesi amaçlanmıştır(zhang, Albert, Tse, & Domingues-Garcia, 2015). Python yazılımı üzerinde, çoklu nesnel evrimsel algoritma ile dağıtım sistemleri kalıcı hatalarının anahtarlama yoluyla telafi edilmesi çalışılan makalede IEEE 16 ve 41 radyal bara dağıtım sistemlerinin fiderlerinde arıza oluştuğunda en kısa sürede besleme yapabilmek için gerekli otomasyon algoritması geliştirilmiş olup etkinlik ve sağlamlığı test edilmiştir(fontenele, Melo, & Sampaio, 2016). Dağıtım sistemlerinde çeşitli kapasitör, gerilim regülatörleri gerilim bağımlı yük modelleri de hesaba katılarak geliştirilen Newton Raphson ve Jacobi matrisi kullanımı destekli geliştirilen algoritma ile IEEE 34 bara sistemi üzerinde; dengesiz dağıtım şebekelerinde santrallerinin uygun kapasitede uygun bara bağlantısı yapılmaması durumunda yaşanılan gerilim kararlılığı problemlerinin en aza indirgendiği vurgulanan 283

288 çalışmada sonuç olarak gerilim profilinin iyileştirilmesi, yük talebinin düşük olduğu durum larda santralin devreye girmesi sonucu oluşan gerilim yükselmesi problemleri incelenmiştir. Ayrıca bir fazlı dağıtım santrali entegrasyonu ile gerilim regülasyonu sağlanmıştır(alam, Muttaki, & Sutanto, 2011). Farklı algoritmaların basit ve karmaşık bir problemde optimizasyon kabiliyetleri, hesaplama maliyeti, karışıklığın ayarlanması, çözüm üzerinde bağımsızlık, tek çalışmada güven karşılaştırması yapılan çalışmada modern birçok optimizasyon algoritması verilerek dağıtım şebekelerinin genişleme probleminin planlanmasında yaşanılan sıkıntılara en iyi cevap verebilecek optimizasyon tekniğinin genetik algoritma ve tabu arama hibrit ikilisi ile geliştirilmiş PSO algoritmalarının en güçlü oldukları sonucuna ulaşılmıştır(sedghi, Ahmadian, & Golkar, 2016). 3 Farklı karmaşık sayısal programlama yaklaşımlarından (MIP) AA güç akışı yaklaşımı, DA güç akışı tahmini, lineer olmayan DA güç akışı yaklaşımı kullanılarak, genetik Algoritma ve MIP tekniğinin optimizasyon etkinlik karşılaştırması sonucu yaklaşım oranlarının tespiti yapılan çalışma ile AA güç akışı kısıtlamalarının üstesinden sayısal analiz teknikleri ile gelinebileceği sonucuna ulaşılarak Genetik Algoritma tekniğinin optimizasyon için uygun olduğu ve MIP üzerinde geliştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır(foster, Berry, Boland, & Waterer, 2014). Çiçek polenleme algoritması (FPA) ile şönt kapasitör ve dağıtım santrali konumlandırılması için yapılan çalışmada IEEE 33 radyal bara sistemi üzerinde 100 iterasyon ile dağıtım santrali ve şönt kapasitör kullanımı sonucu kayıpların etkin bir şekilde azaldığı ve kayıpların azaltılmasında ilk defa kullanılan FPA algoritması ile etkin bir optimizasyon tekniği geliştirildiği vurgulanarak, konumlandırılan dağıtım santrali ve şönt kapasitör ile kusursuz ve daha önce yapılan 4 çalışmadan daha üstün bir teknik elde edildiği vurgulanmıştır(sudabattula & Kowsalya, 2016). Genetik algoritmada değişken popülasyon büyüklüğü tekniği kullanarak IEEE 37 radyal bara sistemi üzerinde standart GA dan farklı olarak değişken popülasyon uygulanabilen bir GA geliştirilmiş olup daha önceki optimizasyon problemlerinin üstesinden gelebildiği belirtilen çalışmada ayrıca hızlandırılmış parçacık sürü optimizasyonu tekniği ile IEEE 34, 118 radyal bara dağıtım sistemleri üzerinde güç kayıpları indisleri ile en uygun kapasitör konumlandırılacak baranın tespitini gerçekleştirmişlerdir. Sonuç olarak literatürde yer alan diğer optimizasyon tekniklerinden daha olumlu sonuçlar alındığı belirtilerek hızlandırılmış PSO tekniği ile 34 ve 118 bara sistemlerinde uygun konumlandırılacak baralar ve şönt kapasitör güç değerleri verilmiştir(abdelazez & Fergany, 2013). 9 baralı dağıtım sistemi üzerinde Modifiye etki matrisi olşturulması, iterasyon süresince mimimum eleman kullanımı ile hesaplama süresinin kısaltılması amaçlı SCADA kullanımlarında uygun bir yaklaşım olarak verilen ileri geri tarama algoritması (BFS) tabanlı birincil genişlik arama yaklaşımlı bu çalışmada klasik BFS ile karşılaştırma yapılmış olup daha etkin ve kesin sonuçlar elde edilmiştir(alinjak, Pavic, & Stojkov, 2017). Genetik Algoritma tabanlı kapasitör optimizasyonu konusunda penaltı serbest genetik algoritması (PFGA) ile 18, 69 ve 141 bara sistemi üzerinde Klasik GA'nın avantajlı olarak penaltı fonksiyonlarının elenmiş olması ile kapasitör büyüklüğü ve konumunun belirlenmesi sağlanmıştır. 3 Farklı bara üzerinde denenen bu algoritma ile 284

289 şebeke üzerinde reaktif yükler elemine edilerek kayıpların önüne farklı bir metod olan PFGA ile daha hızlı ve etkin bir şekilde geçilmiştir ve diğer 3 farklı metodla karşılaştırması yapılmıştır(vuletic & Todorovski, 2016). Balina optimizasyonu algoritması ile hat kayıplarının azaltılarak gerilim kararlılığının sağlanması amaçlanan bir çalışmada IEEE 34, 85 radyal dağıtım bara sistemi üzerinde kapasitöre konumu ve gücünün belirlenmesi hedeflenen bu çalışmada çoklu nesnel sonuçlar (maliyet azaltımı, güç kaybı azaltımı, gerilim kararlılığı) hesaba katılmıştır. Ayrıca PSO, MINLP, PGS and BFOA algoritmalarından daha üstün olduğu vurgulanmıştır(prakash & Laksmin, 2016). Guguk kuşu tarama algoritması (CSO) ile dağıtım santrali ve kapasitör konumlandırılması için bir optimizasyon çalışması gerçekleştirmiştir. IEEE 19 baralı radyal dağıtım sistemi üzerinde yapılan bu çalışmada 3 farklı koşul üzerinde denenen bu algoritma ile şebeke üzerinde kayıplar %75 oranında elemine edilerek kayıpların önüne farklı bir metod olan CSA ile daha hızlı ve etkin bir şekilde geçilmiştir ve dağıtım santrali, kapasitör büyüklükleri verilmiştir(samal, Mohanty, & Ganguly, 2016). Yapılan güncel çalışmaların dağıtım sistemleri gerilim kararlılığının sağlanmasında etkili algoritmalar ürettiği ve dağıtım sistemlerinde güç akışlarının nasıl yapıldığı, gerilim kararlılıklarının nasıl iyileştirilebilecekleri, dağıtım sistemlerinde bağlı yada bağlanabilecek elektrik üretim santrallerinin olması gereken büyüklükleri, konum optimizasyonu, ayrıca dağıtım sistemleri üzerindeki reaktif yükleri dengeleyebilecek kapasitör büyüklükleri ve konumlandırılması ya da yeniden planlanmasında etkin öneriler getirdiği belirlenmiştir. OPTİMİZASYON ALGORİTMALARI Dağıtım hatlarında, kayıpların asgariye indirilerek yüklenmesi, kapasite değişiminde çevresel faktörlerin korunması, ekonomik ve teknik kârın azami seviyede olması beklenir. Günümüz dağıtım hatları çoğunluğunun dağıtık (radyal) oluşu ve tek merkezden beslenmesi, beklenen özelliklerin sağlanamadığını ve kontrolsüz olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı dağıtım sistemlerinin optimizasyonu, yeniden planlanması önem arz etmektedir. Optimizasyon çalışmalarında ise sistem kayıplarının en aza indirilmesi, gerilim seviyesinin korunması ve geliştirilmesi, güvenlik, güvenilirlik ve sistem yüklenebilirliğinin en iyi düzeyde tutulması amaçlanmaktadır. Yapılan birçok çalışmada bunu başarabilmek için birçok optimizasyon tekniği kullanılmakta olup bu optimizasyon tekniklerinin birçoğunda nesnel amaç ve uygunluk fonksiyonları ile birlikte çalışılmaktadır. Literatürde yapılan çalışmaların ana başlıklarına bakıldığında, analitik yöntemler, optimizasyon teknikleri, yapay zeka teknikleri vb. teknikler tercih edilmektedir. Analitik olarak yapılan çalışmalara bakıldığında Newton Raphson, Jacobi, Gauss-Seidel ve Hızlı ayrıştırılmış tekniklerin yanı sıra Eigen değeri değerlendirme, Modal analizi, indeks metodu, kalıntı esaslı yöntem, hassasiyet esaslı yöntem, nokta kestirimi metodu vb. metodlar kullanılmaktadır. 285

290 Optimizasyon teknikleri sınıflandırılmak istendiğinde, metasezgisel algoritmalar ve çok nesnel programlama teknikleri ön plana çıkmaktadır. Optimizasyon kısmında tabu arama, benzetilmiş tavlama, genetic algoritma, evrimsel strateji, yapay bağışıklık sistemi, karınca kolonisi optimizasyonu, karınca kolonisi sistemi, parçacık sürüsü optimizasyonu, hibrit tabu arama/genetik algoritma teknikleri(sedghi, Ahmadian, & Golkar, 2016), lineer programlama, ceza ardışık metod lineer programlama, çoklu olasılık programlama, ardışık ikinci dereceden programlama, sıradan programlama, egzost arama algoritması, gradyan arama algoritması, devamlı güç akışı algoritması, optimum güç akışı algoritması vb. teknikleri kullanılmaya devam edilmektedir. Yapay zeka tabanlı çalışılan tekniklere bakıldığında, bulanık mantık, genetik algoritma, yapay sinir ağları, bitki gelişimi benzetim algoritması, vücut bağışıklığı algoritması, yapay arı kolonisi metodu, emperyalist rekabetçi algoritma, guguk kuşu arama algoritması vb. kullanılmaktadır(prakash & Khatod, 2015). Tablo 1 de dağıtım sistemlerinin optimizasyonunda kullanılan tekniklerin sınıflandırması yapılmıştır. Analitik Teknikler Newton Raphson Jacobi Gauss-Seidel Hızlı ayrıştırılmış teknikleri Eigen değeri değerlendirme Modal analizi İndeks metodu Kalıntı esaslı yöntem Hassasiyet esaslı yöntem Nokta kestirimi metodu Çoklu Nesnel Programlama Meta-Sezgisel Algoritmalar Tabu arama Izgara arama Altın oran Benzetilmiş tavlama Evrimsel strateji Karınca kolonisi Gri kurt kolonisi Balina optimizasyonu Bakteri besin arama Parçacık sürüsü optimizasyonu Hibrit tabu arama/genetik algoritma teknikleri Egzost arama algoritması Gradyan arama algoritması Devamlı güç akışı algoritması Optimum güç akışı algoritması Yapay Zeka Tabanlı Teknikler Bulanık mantık Genetik algoritma Yapay sinir ağları Bitki gelişimi benzetim algoritması Vücut bağışıklığı algoritması Yapay arı kolonisi Emperyalist rekabetçi algoritma Guguk kuşu arama algoritması Tablo 1. Dağıtım sistemlerinin optimizasyonunda kullanılan teknikler Gerilim Kararlılığı Gerilim kararlılığının çeşitli tanımları zaman çerçevesinde, sistem durumlarını, büyük ve küçük arızaları dikkate almaktadır. CIGRE gerilim kararlılığını Bir sistemin küçük arıza kararlılığına sahip olduğu, meydana gelen küçük bir arızanın ardından, yüklere yakın bölgelerdeki gerilimlerin benzer veya arıza öncesi değerlerine yakın olarak kalabilmesidir. olarak tanımlamaktadır. 286

291 Bu tanıma göre bir arızaya maruz kalmış ve belirli bir çalışma durumunda bulunan bir sistemin, yüklere yakın bölgelerdeki gerilim değerleri arıza sonrası denge değerlerine benzerlik gösteriyorsa kararlı olduğu söylenebilir. Arıza sonrası denge gerilim değerlerinin kabul edilebilir sınırların altında bulunması halinde sistemde gerilim çökmesi meydana gelmektedir. Gerilim kararlılığı hakkında IEEE, Gerilim kararlılığı; sistem geriliminin belirli sınırlar içinde korunmasıdır ki böylece yük admitansı yükseldiğinde, yükün gücü de artacak ve böylece hem güç hem de gerilim kontrol edilebilir olacaktır. Geril im çöküşü, sistemin büyük bir bölümünde meydana gelen gerilim kaybının yol açtığı gerilim kararsızlığı durumunun bir sonucudur. olarak ifade etmiştir. Problem Tanımları Yapılan çalışmaların genelinde dağıtım sistemlerinde oluşan ana sorunların gerilim profilinin dengelenemeyişi, dağıtım hatları üzerinde oluşan aktif ve reaktif güç kayıpları olarak verilmektedir. Bu sorunlar literatürde temel problem tanımı ve formülasyonu adı altında ele alınmaktadır. Temel olarak problemler; güç kayıplarının azaltılması, gerilim profilinin iyileştirilmesi ve maliyet azaltımı olarak ele alınmaktadır (Chakravorty & Das, 2001) (Sultana & Roy, 2014). Problemlerin çözümünde ise amaç fonksiyonları görev almaktadır. Amaç Fonksiyonları Yapılan çalışmaların ortak kullandıkları 3 amaç fonksiyonu bulunmaktadır (Chakravorty & Das, 2001). İlk olarak elektrik dağıtım sistemlerinde aktif güç kayıplarının kontrolsüz olması nedeniyle dağıtım elektrik santrallerinin uygun barada konumlandırılması, büyüklüğünün tanımlanması bu problemin çözüm önerisi olarak verilmiştir. Bu problemin giderilmesi için aktif güç kayıplarının azami oranda giderilerek asgari seviyede tutulması amacıyla Denklem 1 de amaç fonksiyonu tanımlanmıştır. (1) Denklem 1 de radyal dağıtım sistemlerinde aktif güç kaybı olarak tanımlanmıştır. (2) 287

292 Denklem 2 de tanımlanmış olup bu denklemde dağıtım sistemine ait toplam bara sayısı, i nci ve j nci bara gerilimleri, ise i nci ve j nci baralar arası hattın direnç değeri, ise i nci ve j nci bara gerilimlerine ait gerilim açıları, i nci ve j nci baralardan çekilen net aktif güçler, i nci ve j nci baralardan çekilen net reaktif güçler olarak tanımlanmıştır. İkinci amaç fonksiyonu ile bara gerilim profilinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Kritik yüklerin davranışı ve artan yük taleplerinde bara gerilim kararlığının sağlanması ve gerilim çökmelerinin önlenmesi temel alınmıştır. Dağıtım elektrik santrallerinin kritik baraya bağlanarak dağıtım sisteminin stabilize edilmesi hedeflenmiştir. Gerilim profilinin geliştirilmesi için amaç fonksiyonu Denklem 3 te verilmiştir. (3) Denklem 3 te i nci bara gerilimi, ise istenilen bara gerilim değerini (1 pu) ifade etmektedir. Denklem 4 te verilen üçüncü amaç fonksiyonu ise gerilim kararlılık indeksini (GKI) azami seviyede tutmayı amaçlamıştır. (4) Denklem 5 te GKI hesabını veren matematiksel ifade verilmiştir. Bu denklemde i nci ve j nci baralar arası hattın reaktans değeridir. Dağıtım sisteminin kararlı çalışma için GKIi 0 olmalıdır. Asgari sıfıra en yakın GKI değerini alan bara en zayıf bara olarak tanımlanarak gerilim çökmesine aday bara olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle Denklem 4 teki amaç fonksiyonunun GKI yı azami seviyede tutması beklenir (Chakravorty & Das, 2001). (5) Tüm bu tekli amaç fonksiyonları birleştirilerek çoklu nesnel optimizasyon probleminin çözümünü belirlemektedir. Kullanılan çözümde uygunluk fonksiyonları (UF) ise Denklem 6 da tanımlanmıştır. Uygunluk Fonksiyonları 288

293 (6) Bu denklemde ve penaltı fonksiyonu katsayısı olarak tanımlanmış olup 0.6 ve 0.35 arası değerler alabilmektedir. Öğretme ve öğrenme tabanlı geliştirilen metod, radyal 33 ve 69 baralı sistemlere uygulanarak sonuçların etkinliği paylaşılmıştır. Sistem kayıplarının GA/PSO il e yakın değerlerde seyrettiği vurgulanmıştır (Sultana & Roy, 2014). Denklem 1-6 da bahsedilen tek ve çok amaçlı fonksiyonlar aşağıdaki kısıtlara tabidir: Bunlar ise güç dengeleme kısıtları, gerilim alt ve üst limiti 0, pu arası, akım limiti, aktif ve reaktif güç limitleridir. Günümüzde kullanılan eşitlik kısıtları Denklem 7-8 de verilmiştir. (7) (8) Bu denklemlerde alıcı bara, ise ye gönderici bara, ve aktif ve reaktif güç talebi, ve.nci baradaki generatör aktif ve reaktif güç çıkışı, ve admitans büyüklüğü ve açısını, dağıtım hattı bara gerilimlerini, bara gerilimlerine ait açıları vermektedir. Eşitsizlik kısıtları ise Denklem 9-12 de verilmektedir. (9) (10) (11) (12) Bu denklemlerde dağıtım hattı, ise nolu baralar arası akan akımı, ve.nci baradaki aktif ve reaktif güçleri ifade etmektedir. ve terimleri ise asgari ve azami değerleri ifade etmektedir. Denklem 1-12 arası amaç, uygunluk fonksiyonları ve kısıtlar yapılan çalışmalarda ortak kulllanılan ifadeler olarak belirlenmiştir. Cheng bulduğu yeni bir simbiyotik organizmalar arama PSO metodundan bahsetmiştir (Cheng & Prayogo, 2014). Saha ise bu metoda kaotik katkı sağlamış olup dağıtım sistemleri güç 289

294 optimizasyonunda kullanmıştır (Saha & Mukherjee, 2016). Saha yaptığı çalışmada; PSO, öğrenmeöğretme tabanlı optimizasyon, yarı muhalif öğrenme-öğretme tabanlı optimizasyon, bat algoritması, genetik algoritma, karınca aslanı algoritması, kaotik öğrenme-öğretme tabanlı optimizasyon karşılaştırması yapmıştır. Sonuç olarak IEEE radyal 33 baralı sistemin 14,24,30 nolu baralarının DES bağlantısı için uygun olduğu ve sırasıyla 0.754, 1.099, pu değerlerinde DES bağlanabileceği, kayıpları pu değerine kadar düşürdüğü, gerilim sapmasını pu değerine kadar azalttığı ancak gerilim kararlılık indeksini 0.89 değeriyle diğer algoritmalara oranla düşük kaotik olmayan algoritmaya göre yüksek değerlikte olduğu, % 66 oranında kayıpların azaltıldığı ve diğer algoritmalara oranla 30 iterasyonda s gibi diğerlerine göre hızlı bir şekilde yakınsama çalışması yaptığını bildirmiştir. Sulaiman ve arkadaşları yeni bir meta-sezgisel algoritma ile reaktif güç taleplerinde yaşanan sorunların üstesinden gelebilmek için bir çalışma sunmuşlardır (Sulaiman, Mustaffa, Mohamed, & Aliman, 2015). Çalışmada gri kurt algoritması (GKA) kullanılmıştır. Dağıtım sisteminin gri kurtların liderliği ve avlanma davranışını dağıtım sistemlerinin reaktif güç taleplerine dönük iyileştirme çalışmalarında iyi sonuçlar verdiğini vurgulamışlardır. GKA dağıtım sistemlerinde kontrol değişkenlerinde en iyi kombinasyonu gerçekleştirerek güç kayıplarının asgari seviyeye düşürülmesi ve gerilim sapmalarının asgari seviyelerde tutulması amaçlanmıştır. IEEE 30 ve 188 baralı sistemlere ait verilerle çalışan GKA diğer algoritmalarla kıyaslanarak üstünlüğünü kanıtlamıştır. Kıyaslama yapılan algoritmalar, yapay arı koloni algoritması başta olmak üzere, basit genetik algoritma, parçacık sürüsü optimizasyonu, harmoni arama algoritması, emperyalist rekabetçi algoritması, yayılımcı ot algoritması ve ikisinin hibritlenmesi olarak verilmiştir. Denklem 1-12 kullanılarak reaktif güçlerin dengelenmesi sağlanmış olup diğer algoritmalara göre kayıpların daha da azaltıldığı vurgulanmıştır. 3 farklı durum için 30 iterasyonda gerilim sapmaları asgariye indirilmiştir (Sulaiman, 2015). Prakash ve arkadaşı balina optimizasyonu algoritması ile kapasitör optimizasyonu tekniği kullanarak radyal dağıtım sistemi hat kayıplarının azaltılarak gerilim kararlılığının sağlanması amaçlanan bir çalışma gerçekleştirmişlerdir (Prakash & Laksmin, 2016). IEEE 34, 85 radyal dağıtım bara sistemi üzerinde kapasitör konumu ve gücünün belirlenmesi hedeflenen bu çalışmada çoklu nesnel sonuçlar hesaba katılmıştır. Amaç fonksiyonları maliyet azaltımı, güç kaybı azaltımı, gerilim profilinin düzeltilmesi olarak belirlenmiştir. Ayrıca Bakteriyel Yemleme Optimizasyonu Algoritması; MILP, Karışık Tamsayılı Doğrusal Programlama; MINLP, Karışık Tamsayı Doğrusal Olmayan Programlama; PGS, Bitki Büyüme Simülasyonu; PSO, Parçacık Sürüsü Optimizasyonu; GA, Genetik Algoritma; FPA, Çiçek tozlama algoritması; IHA, Geliştirilmiş uyum algoritması; GSA, Yerçekimi Arama Algoritması; BSOA, Geri Dönen Arama Optimizasyon Algoritması; TLBO, Öğrenme Öğretme Tabanlı Optimizasyon algoritmalarından daha üstün olduğu vurgulanmıştır (Prakash & Laksmin, 2016). 290

295 SONUÇ ve ÖNERİLER Bu çalışmada elektrik dağıtım sistemlerinin aktif ve pasif dağıtım sistemleri olarak sınıflandırılması yapılmıştır. EDS lerde dağıtık üretim ve kapasitör optimizasyonu için konum ve kapasite önerisinde bulunulan birçok çalışma incelenmiştir. Daha çok pasif (radial) dağıtım sistemleri üzerine bir merkezden aktif ve raktif güç kayıplarının azaltılmasında kullanılan teknikler ve bu tekniklerin uygulanmasında tercih edilen optimizasyon teknikleri ele alınmıştır. Literatürde kullanılan optimizasyon algoritmalarının amaç ve uygunluk fonksiyonları, tercih edilen IEEE verileri üzerinden sisteme ait aktif ve reaktif güç kayıplarının asgariye indirilerek bara gerilimlerinin nasıl dengelendiği yapılan çalışmalar üzerinden değerlendirilmiştir. EDS lerin optimum yük seviyelerini besleyebilmesi, gerilim profilinindeki sapmaların iyileştirilmesi, kayıpların asgari düzeyde tutulması, sistem güvenilirliğinin sağlanması sonucu en iyi sistem performansı elde edilebilmesi konusunda son yıllarda PSO tekniklerinin tercih edildiği birçok çalışma tanıtılmıştır. Literatürde gelecek çalışmalarda daha güvenilir ve hızlı EDS optimizasyon uygulamaları için karmaşık çoklu nesnel programlama tekniklerinin yanı sıra hibritlenmiş meta-sezgisel algoritmaların tercih edileceği bir dönem olacağı belirlenmiştir. KAYNAKÇA Abdelazez, A., & Fergany, A. (2013). Efficient heuristic-based approach for multi-objective capacitor allocation in radial distribution networks. IET Generation, Transmission & Distribution, Abdelazez, Y., & Fathy, A. (2014). A novel approach based on crow search algorithm for optimal selection of conductor size in radial distribution networks. IEEE TRANSACTIONS ON SMART GRID. Alam, M., Muttaki, K., & Sutanto, D. (2011). Assessment of Distributed Generation Impacts on Distribution Networks Using Unbalanced. Power and Energy Society General Meeting, 2011 IEEE, (s. 1-8). Alinjak, T., Pavic, I., & Stojkov, M. (2017). Improvement of backward/forward sweep power flow method by using modified breadth-first search strategy. IET Generation, Transmission & Distribution, Chakravorty, M., & Das, D. (2001). Voltage stability analysis of radial distribution networks. Int J. Electr. Power Energy Syst., Cheng, Y., & Prayogo, D. (2014). Symbiotic organisms search: a new metaheuristic optimization algorithm. Comput. Struc. Vol.139, Eltantawy, A. B., & Salama, M. (2014). A Novel Zooming Algorithm for Distribution Load Flow Analysis for Smart Grid. IEEE TRANSACTIONS ON SMART GRID, Fontenele, Melo, & Sampaio. (2016). Application of Multi-Objective Evolutionary Algorithms in Automatic Restoration of Radial Power Distribution Systems. IEEE Conference on, (s ). 291

296 Foster, J., Berry, A., Boland, N., & Waterer, H. (2014). Comparison of Mixed-Integer Programming and Genetic Algorithm Methods for Distributed Generation Planning. IEEE TRANSACTIONS ON POWER SYSTEMS, Ghatak, U., & Mukherjee, V. (2016). A fast and efficient load flow technique for unbalanced distribution system. Electrical Power and Energy Systems Vol 84 pp Ghatak, U., & Mukherjee, V. (2017). An improved load flow technique based on load current injection for modern distribution system. Electrical Power and Energy Systems, Prakash, D., & Laksmin, A. (2016). Optimal siting of capacitors in radial distribution network using whale optimization algorithm. Alexandria Engineering Journal. Prakash, P., & Khatod, D. (2016). An Analytical Approach for Optimal Sizing and Placement of Distributed Generation in Radial Distribution Systems. 1st IEEE International Conference on Power Electronics. Intelligent Control and Energy Systems (ICPEICES-2016), (s. 1-5). Roytelman, I., & Ganesan, V. (2000). Coordinated local and centralized control in distribution management systems. IEEE Trans. Power Deliv., vol. 15, no. 2, pp Saha, S., & Mukherjee, V. (2016). Optimal placement and sizing of DGs in RDS using chaos emedded SOS algorith. IET Generation, Transmission & Distribution, Vol.14(10), Samal, P., Mohanty, S., & Ganguly, S. (2016). Planning of Distributed Generation and Capacitor in an Unbalanced Radial Distribution System using Cuckoo Search Algorithm. Electrical Machines and Systems (ICEMS), th International Conference on. Sedghi, M., Ahmadian, A., & Golkar, M. (2016). Assessment ofoptimization algorithms capability in distribution network planning: Review,comparison and modification techniques. Renewable and Sustainable Energy Reviews, Sudabattula, S., & Kowsalya, M. (2016). Distributed Energy Resources Allocation using Flower Pollination Algorithm in Radial Distribution Systems. Energy Procedia, Sulaiman, Mustaffa, Z., Mohamed, M., & Aliman, O. (2015). Using the gray wolf optimizer for solving optimal reactive power dispatch problem. Applied Soft Computing Vol. 32, Sultana, S., & Roy, P. (2014). Multi-objective quasi-oppositional teaching learning based optimization for optimal location of distributed generator in radial distribtion systems. Int. J. Electr. Power Syst, Tahir, M., Nassar, M., El-Shatshat, R., & Salama, M. (2016). A Review of Volt/Var Control Techniques in Passive and Active Power Distribution Networks. 4th IEEE International Conference on Smart Energy Grid Engineering. Tamp, F., & Ciufo, P. (2014). A Sensitivity Analysis Toolkit for the Simplification of MV Distribution Network Voltage Management. IEEE TRANSACTIONS ON SMART GRID, Vuletic, J., & Todorovski, M. (2016). 'Optimal capacitor placement in distorted distribution networks with different load models using penalty free genetic algorithm. Electrical Power and Energy Systems, Zhang, B., Albert, Y., Tse, D., & Domingues-Garcia, A. (2015). An Optimal and Distributed Method for Voltage Regulation in Power Distribution Systems. IEEE TRANSACTIONS ON POWER SYSTEMS,

297 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): SÜREKLİ MIKNATISLI SENKRON GENERATÖRÜN MODELLENMESİ VE SİMÜLASYONU Serkan İŞCAN Sinop Üniversitesi, Sinop-Türkiye ÖZET Günümüzde sürekli mıknatıslı senkron generatörler enerji üretiminde yüksek güç ve verimlilikte çalışmalarından dolayı özellikle rüzgar türbinlerinde tercih edilmektedir. Sürekli mıknatıslı senkron generatörlerin (SMSG) üretim maliyetlerinin yüksek olmaları nedeniyle tasarım öncesi çalışma koşullarının izlenmesi önem arz etmektedir. Ayrıca yenilenebilir enerji üretimi uygulamalarında da sistemin kurulumu öncesinde simülasyonunun gerçekleştirilmesi ta sarımda faydalı önbilgiler sunmaktadır. Bu nedenle benzetim programları ile farklı parametrelerde çalışmalar sırasında elde edilen veriler ışığında tasarım gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada SMSG nin matematik modelinden faydalanılarak MATLAB / Simulink tabanlı bir benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışmasının tasarım, eğitim ve rüzgar türbini tasarım uygulamalarında etki n bir araç olarak kullanılması öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürekli mıknatıslı, senkron, generatör, modelleme. MODELING AND SIMULATION OF PERMANENT MAGNET SYNCHRONOUS GENERATOR ABSTRACT Nowadays, permanent magnet synchronous generators are preferred especially in wind turbines due to their high power and efficiency in energy production. It is important to monitor pre-design working conditions due to the high production costs of 293

298 permanent magnet synchronous generators (PMSG). Furthermore, in the case of renewable energy generation applications, the realization of the simulation before the installation of the system provides useful information in the design. For this reason, the design of the data obtained during the simulations with different parameters is performed. In this study, MATLAB / Simulink based simulations were carried out using the mathematical model of PMSG. It is envisaged that the simulation will be used as an effective tool in design, training and wind turbine design applications. Keywords: Permanent, magnet, synchronous, generator, modeling. GİRİŞ Son yıllarda artan fosil kaynaklı enerji üretiminde sera gazı artışı ve küresel iklim değişikliği konuları yenilenebilir enerji kaynaklı üretime daha da önem verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yenilenebilir enerji kayaklarının başında rüzgar enerjisi gelmektedir. Küçük güç rüzgar türbini sistemlerde kullanılan sürekli (kalıcı, daimi) mıknatıslı senkron generatörler birçok avantaj sunmakta ve (SMSG) elektrik enerjisi üretiminde aktif görev almaktadır. SMSG ler statorlarında klasik üç faz sargıları ile donatılmış olup rotor üzerinde sargı bulunmamaktadır. Diğer elektrik makinelerinin rotor sargıları bulunmakla birlikte SMSG ler farklı olarak rotor yüzeyine monte edilmiş sabit kalıcı mıknatıslar bulundurmaktadır. Günümüzde oldukça popüler olan SMSG ler oldukça sade ve sağlam yapıdadır. (Carlin, Laxson, & Muljadi, 2003). Alan (uyartım) sargısı içermeyen SMSG ler enerji üretiminde harici güç kaynağına gereksinim duymamaktadır. Yüksek güvenilirlik ve düşük bakım maliyeti nedeniyle etkili bir elektrik makinesi olarak literatürde yerini almıştır. Literatürde SMSG lere ait modelleme çalışmaları makinenin dinamik modeli üzerine oluşturulmuştur (Herisanu, Marinca, & Madescu, 2015). Doğrudan rüzgar türbini tarafından sürülen SMSG li sistem tam donanımlı güç elektroniği dönüştürücüleri ile doğrudan şebekeye bağlanabilmektedir. Mekanik olara Lineer ve lineer olmayan kontrol metodları ile rüzgar türbini kanat açısı kontrolü (Errami, Ouassaid, & Maaroufi, 2015) ayrıca PI, vektör kontrolü, alan etkili kontrol ve doğrudan güç kontrolü ayrıca güç elektroniği devrelerinde kullanılmaktadır. Rüzgar enerjisi ile elektrik üretiminde artan ivme araştırmacıların çalışmalarının ve çeşitliliğinin artmasına sebep olmaktadır. Ancak rüzgar türbini ve generatör kurulum maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda araştırmacıların gerçek bir sistem kurulumu üzerinde çalışabilmesini zorlaştırmıştır. Bu nedenle birçok araştırmacı daha çok modelleme ve simülasyon konuları üzerinde yoğunlaşmaktadır (Shehata, 2017). Maksimum güç noktası takibi ile güç çıkışı düzleştirme yöntemlerininde kullanıldığı (Nasiri, Milimonfared, & Fathi, 2014) çalışmalarda optimum tork kontrolü ve kanat hızı kontrolü gerçekleştirilerek rüzgar türbinlerindeki yüksek güç dalgalanmaları stabilizasyonu sağlanabilmektedir. 294

299 Yapılan bu çalışmada Matlab/Simulink programı ile SMSG nin matematik modelinden faydalanılarak bir benzetim çalışması gerçekleştirilerek SMSG modeli oluşturulmuştur. PI kanat açısı kontrollü sabit hızlı bir rüzgar türbininden elde edilen açısal hız parametrelerinin SMSG miline uygulanması sonucu oluşan SMSG stator gerilim ve frekans parametrelerinin elde edildiği ile bir simülasyon uygulaması gerçekleştirilmiştir. SMSG MATEMATİK MODELİ Senkron generatörlerde statora devir sayısına bağlı stator sargılarından alınan sinyal frekansı: f 2 p n (Hz) dir. (1) 120 Denklem 1 de f stator sargılarından alınan gerilime ait frekansı, 2p stator sargılarına ait toplam kutup sayısını, n ise rotor miline ait devir sayısını (d/d) ifade etmektedir. 3 Fazlı elektrik makinelerinin matematiksel ifadelerinin kullanılarak modellenmesinde 3 fazın ayrı ayrı eşitliklerinin kullanılmasında işlem karmaşıklığını önlemek için d-q eksen (direct-quadrature) rotor döner eksen eşitlikleri tercih edilmektedir. d-q eksen eşitlikleri aşağıda verilmektedir (Ong, 1998). SMSG dq-eksen Gerilim Eşitlikleri did dt 1 L d R i s d L i e q q u d (2) di q dt 1 Rsiq eldid 0 Lq u q (3) Denklem 2-3 te, L d, L q dq-eksen endüktansı, açısal hızı, 0 ise sabit mıknatıs akısını ifade etmektedir. R s stator direnci; i d, i q dq-eksen akımı; e generatör SMSG dq-eksen Tork Eşitlikleri SMSG ye ait dq-eksen tork eşitliği Denklem 4 te verilmektedir. Te 3 2 p L d L q i d i q iq 0 (4) 295

300 Denklem 4 te Te elektromekanik torku; p ise kutup sayısını ifade etmektedir. Denklemler MATLAB/Simulink ortamında düzenlenerek SMSG modeli elde edilmiştir. Şekil 1 de SMSG ye ait Simulink model blokları gösterilmektedir. Bu model bölüm Denklem 1-4 te verilen daimi (kalıcı) mıknatıslı senkron makinanın dq-eksen matematiksel ifadeleri ve Simulink fonksiyon blokları yardımıyla oluşturulmuştur. Şekil 1. SMSM simulink modeli SMSG modeli, Şekil 2 de gösterilen parametre giriş ekranı yardımıyla stator direnci, dq-eksen endüktans değerleri, sabit mıknatıs akısı ve kutup sayısı sayısal olarak girildikten sonra çalıştırabilmektedir. Şekil 2 deki parametre giriş ekranı üzerinden girilen SMSG verileri aşağıdaki verilmektedir: KMSG: Stator Direnci : 0.24 Ω d-eksen Endüktansı : H q-eksen Endüktansı : H Sabit Mıknatıs Akısı : Weber Kutup Sayısı : 4 296

301 Şekil 2. SMSM parametre giriş ekranı SMSG giriş verisi olarak açısal hız ve Şekil 3 de gösterilen maske SMSG modeli parametre giriş ekranı üzerinden girilen verileri kullanmaktadır. Çıkış verisi olarak 3 fazlı gerilim ve elektromekanik tork verisi üretilmektedir. Şekil 3. SMSG simulink modeli GERÇEKLEŞTİRİLEN SİSTEM MODELİ Sabit hızlı bir rüzgar türbini tarafından sürülen SMSG li sisteme ait blok şema Şekil 4 te verilmektedir. 297

302 Şekil 4. SMSG li bir rüzgar türbini bağlantısı SMSG miline ait açısal hız grafiği Şekil 5 te verilmektedir. Kanat açısı PI kontrolü ile 2 sn çalıştırılan simülasyonda 1. Sn deki rüzgar hızı değişimi PI kontrolü ile açısal hıza çok fazla etki etmesi engellenmiştir. Generator Açısal Hızı (rad/s) Zaman (s) Şekil 5. Generatöre uygulanan açısal hız grafiği 400 Generator 3 Fazına Ait Gerilim (Volt) Zaman (s) Şekil saniye arası generatör 3 fazına ait gerilim grafiği 298

303 Şekil 7 de generatör 3 faz çıkış gerilimi verilmiştir Burada çıkış gerilimlerinin sinüsoidal olduğu ve faz tepe gerilimlerinin 311 Volt olduğu görülmektedir. Şekil 5 te açısal hızın büyük değişiklik göstermediği belirlendiğinden fazlara ait gerilim değişimleri milivolt seviyelerinde kalmıştır. Generatör Gerilimi (Volt) Zaman (s) Şekil 7. Generatör 3 fazına ait gerilim grafiği Şekil 5 de 0 ile 0.1 saniye arası generatör 3 fazına ait gerilim grafiği elde edilmiş olup faz tepe gerilimleri 311 Volt, frekansı 50 Hz ve fazlar arası faz farkı olarak sinyal grafikleri üzerinden belirlenmiştir. SONUÇ ve ÖNERİLER Bu çalışmada yatay eksenli bir rüzgâr türbini tarafından sürülen bir SMSG, Matlab/Simulink yazılımı ortamında matematiksel ifadelerinden yola çıkılarak modellenmiştir. Kullanılan generatörün parametreleri gerçek bir generatöre ait parametreler ile eşdeğer tutulmuştur. Elde edilen generatör gerilim çıkış bilgileri modellenen SMSG nin geçerliliğini doğrulamaktadır. Açısal hızın ani değişimlerinin önlenmesi amacıyla ayrıca bir türbin PI kanat açısı denetleyicisi de düşünülmüştür. Elde edilen bu SMSG modelinin genel bir değerlendirilmesi yapıldığında; gerek yatay eksenli rüzgâr türbinlerinin gerçekleştirilmesi için satın alma ve kurulum maliyetinin oldukça yüksek olması gerekse her yöre ve bölgenin rüzgâr potansiyelinin uygun olmaması nedeniyle bu modelin parametreleri istenilen değerlerde değiştirilerek ekonomik ve elektrik enerjisi üretimi sistemlerinin kurulumu öncesinde eğitim ve sistemin verilerinin izlenmesi yönünden faydalı olacağı düşünülmektedir. 299

304 KAYNAKÇA Carlin, P., Laxson, A., & Muljadi, E. (2003). The history and state of the art of variable -speed wind turbine technology. Wind Energy 2003 Vol (6), Errami, Y., Ouassaid, M., & Maaroufi, M. (2015). A performance comparison of a nonlinear and a linear control for grid connected PMSG wind energy conversion system. Electrical Power and Energy Systems Vol (68), Herisanu, N., Marinca, V., & Madescu, G. (2015). An analytical approach to non-linear dynamical model of a permanent magnet synchronous generator. Wind Energy Vol (18), Nasiri, M., Milimonfared, J., & Fathi, S. (2014). Modeling, analysis and comparison of TSR and OTC methods for MPPT and power smoothing in permanent magnet synchronous generatorbased wind turbines. Energy Conversion and Management Vol (86), Ong, C. (1998). Dynamic Simulation of Electric Machinery. Prentice Hall. Shehata, A. (2017). A comparative study of current control schemes for a direct-drivenpmsg wind energy generation system. Electric Power Systems Research Vol (143),

305 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): Ahmet KARAHAN 1 ADIYAMAN ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİNDE FAALİYET GÖSTEREN İŞLETMELERİN ÖNLİSANS MUHASEBE EĞİTİMİNDEN BEKLENTİLERİ ÖZET Muhasebe, mali nitelikli olayları, kaydeden, sınıflandıran, özetleyerek raporlayan ve sonuçları analiz ederek yorumlayan ve elde edilen bilgileri çıkar gruplarına sunan bir bilgi sistemi olarak tanımlanmaktadır. Muhasebe bilgi sisteminin başarısı; muhasebe meslek mensuplarının sahip oldukları niteliklere ve sunulan bilgilerin kaliteli, zamanlı, doğru ve güvenilir olmasına bağlıdır. Muhasebe eğitiminin kalitesi mesleğin kalitesini de belirlemektedir. Araştırmanın amacı, Adıyaman Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin meslek yüksekokulu muhasebe programı mezunlarında aradıkları nitelikleri ve öğrencilerin piyasa ihtiyaçlarına cevap vere bilecek nitelikte yetiştirilebilmeleri için önerilen değişiklikleri tespit etmek ve böylece meslek yüksekokullarında, iş piyasasının beklentilerini karşılayabilecek özelliklere sahip meslek elemanı yetiştirilmesine katkıda bulunmaktır. Çalışmada, Adıyaman Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin muhasebe müdürlerine anket yöntemi ile çeşitli sorular yöneltilmiş ve elde edilen yanıtlar SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Adıyaman Organize Sanayi bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin muhasebe müdürlerinin önlisans muhasebe eğitiminden beklentileri ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Muhasebe Mesleği, MYO Muhasebe Eğitimi. 1 Öğretim Görevlisi Ahmet Karahan Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler MYO 301

306 EXPECTATIONS FROM ACCOUNTING EDUCATION OF ENTERPRISES OPERATING IN THE ADIYAMAN ORGANIZED INDUSTRIAL ZONE ABSTRACT Accounting is defined as an information system that records, classifies, summarizes and reports financial incidents, and analyzes and interprets the results to provide interest information to interest groups. The success of the accounting information system; The quality of the professional members of the accounting profession and the quality of the information presented is timely, accurate and reliable. The quality of accounting education also determines the quality of the profession. The aim of the research is to identify the changes that the companies operating in the Adıyaman Organized Industrial Zone are looking for in the graduates of the vocational school accounting program and in order to educate the students to meet the market needs and thus contribute to the training of vocational colleagues in vocational schools with the characteristics that can meet the expectations of the labor market. In the study, the accounting managers of the companies operating in the Adıyaman Organized Industrial Zone were asked various questions by questionnaire and their responses were analyzed by SPSS statistical program. According to the results obtained from the survey, the accounting managers of the companies operating in the Adıyaman Organize Sanayi region had anticipated from the associate accounting education. Keywords: Accounting, Accounting Profession, Vocational School Education 1.GİRİŞ Günümüzde işletmeler, kürselleşmenin, rekabetin ve bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişmelerin yaşandığı bir dünyada faaliyet göstermektedirler. Bir işletmenin amaçlarını etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirebilmesi için başarılı bir yönetime ihtiyacı vardır. Giderek büyüyen ve bünyeleri karmaşık hale gelen işletmelerde muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilgiler başarılı bir yönetim için zorunludur. Bu nedenle işletmelerin muhasebe bölümlerinde istihdam edilecek muhasebe elemanlarının önemi giderek artmaktadır. Muhasebe, bir örgütün kaynaklarının oluşumunu, bu kaynakların kullanılma biçimini, örgüt faaliyetleri sonucunda bu kaynaklarda meydana gelen artış veya azalışları ve örgütün finansal açıdan durumunu açıklayan bilgileri üreten ve üretilen bilgileri çıkar gruplarına ileten bir bilgi sistemidir. Muhasebe bilgi sisteminin esas amacı, yöneticilerin karar almalarına olanak sağlayacak bilgileri sunmaktır. Bu sistemin başarısı, sunulan bilgilerin doğruluğu, güvenilirliği ve zamanlamasıyla ilgili olduğu kadar bilgiyi üreten muhasebe elemanlarının nitelikleriyle de ilgilidir. 302

307 Araştırmanın amacı, Adıyaman Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin ön lisans muhasebe eğitiminden beklentilerini ortaya koymak ve ders içeriklerinde işletmelerin beklentileri doğrultusunda gerekli değişikliklerin yapılarak nitelikli muhasebe meslek elemanlarının yetiştirilmesini sağlamaktır. 2. LİTERATÜR TARAMASI İşletme sahipleri veya yöneticilerinin aldıkları kararlar sonucunda yapılan uygulamalar, işletmenin kontrolündeki varlıklar ile bu varlıkların elde edilmesinde kullanılan kaynaklarda bir takım değişmelere yol açar. İşletme sahipleri bu değişmeleri sürekli izlemek ve saptamak isterler. İşletmel erde bu görevi muhasebe bölümü yerine getirmektedir (Yükçü, 2014:19). Muhasebe, bir örgütün kaynaklarının oluşumunu, bu kaynakların kullanılma biçimini, örgütün faaliyetleri sonucunda bu kaynaklarda meydana gelen artma veya azalmaları ve örgütün finansal açıdan durumunu açıklayan bilgileri üreten ve bunları ilgili kişi ve kuruluşlara ileten bir bilgi sistemidir (Sevilengül, 2016:3). Muhasebe terimi, işletme faaliyetlerinde yönetime yardımcı olmak üzere verilen işlenmesini kullanımını kapsamaktadır (Burgess, 2004:145). Muhasebe, işletmelerin mali durumu ile faaliyet sonuçlarının incelenmesine ve yorumlanmasına olanak verecek biçimde işletme faaliyetlerine ilişkin kayıtların tutulması ile ilgilenmektedir. Tamamen veya kısmen malî karakterde ve para ile ifade edilebilen işlemlere ait anlamlı ve güvenilir bilgileri sağlayacak biçimde verilerin ilgili kaynaklardan toplanmasına, doğruluklarının saptanmasına, kaydedilmesine, tasnif edilmesine, raporlar halinde sunulmasına, analiz ve yorumlanmasına muhasebe denir (Yalkın, 2001: 1) Muhasebe işletmelerin karar alma süreçlerinde önemli bir role sahiptir. Dolayısıyla bilginin ve bilgi sisteminin önemi büyüktür. Bu bağlamda işletmelerin de muhasebe bilgi sistemlerini çok iyi kurmaları gerekir. Özellikle geçmişe sağlıklı, eksiksiz ve doğru bilgilerin sunulması, eş zamanlı olarak geleceğe doğru planların hazırlanması hususunda muhasebe doğru ve etkin karar alma sürecinde anahtar rol oynar. Farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, muhasebe firmaların hali hazırda faaliyette bulunduğu ortamla ilgili bilgiler sunarken, bunun yanında gelecekle ilgili kararlar alınmasını, olası fırsatların değerlendirilmesini de sağlar. Fakat tüm bilim dallarında gözlemlendiği gibi, muhasebe bilimi ve mesleğinde de önemli değişimler yaşanmaktadır. Muhasebe eğitimi de bu koşullardan etkilenmekte ve eğitimin değişen koşullara uyum sağlaması ihtiyacı doğmaktadır (Kızıl vd., 2014:78). Teknolojinin giderek gelişmesinin her alanda olduğu gibi muhasebe eğitimine de yansımaları olmuş ve eğitimde teknolojinin kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Fakültelerde ve meslek yüksek okullarında öğrencilere teknolojik becerilerin kazandırılması ve meslekte başarıyı sağlama adına özellikle uygulamaya yönelik derslerde teknolojik eğitim çok önemlidir. Derslerde bilgisayar donanım ve yazılımları ile internet, muhasebe yazılımları aktif olarak kullanılmalıdır. Bu nedenle eğitimin kalitesi, 303

308 muhasebe eğitiminde diğer disiplinlerden yararlanma, gelişmekte olan bilgi teknolojilerini en iyi şekilde kullanma ve gelişen teknoloji ile elde edilen bilgilerin öğrenciler tarafından uygulanabilirliğinin gözlemlenmesi muhasebe eğitiminde çok büyük öneme sahiptir (Kızıl vd., 2014:79). Muhasebe eğitiminden beklenti, öğrencilerin dinamik bir alan olan ve çevresinden etkilenen muhasebe mesleğinin gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip olmalarıdır. Üniversiteler bu beklentinin hangi düzeyde bir eğitimle gerçekleşeceğini belirleyip, ders programlarını ve ders içeriklerini gözden geçirerek bir standart oluşturmaya çalışmalıdır. Ders program ve içerikleri işletme ve çevresindeki değişmelere ayak uyduramamaktadır. Çünkü iş dünyası yapısı gereği değişmelere eğitim alanından daha hızlı tepki gösterebilmekte ve eğitim ise bu değişimleri programlarına kolayca yansıtamamaktadır (Zaif ve Ayanoğlu, 2007:118). Etkin muhasebe eğitiminden söz edebilmek için öğrenme ve öğretme süreçleri içerisinde, bilgi aktarmanın yanı sıra, öğrenmenin gerçekleştiğinin bir göstergesi olan bilgileri kullanabilme yeteneğinin de geliştirilmesi sağlanmalıdır (Zaif ve Karapınar, 2002: 111). Literatürde muhasebe eğitiminden beklentilerin ortaya konulduğu pek çok çalışma mevcuttur. Ünal (2013) çalışmasında bankacılık sektörünün muhasebe eğitiminden beklentilerini araştırmış ve muhasebe grubu derslerinin önemlilik durumlarını bankalar ve bankacılar açısından araştırmıştır. Yardımcıoğlu ve Günay (2017) çalışmalarında üniversitelerde verilen muhasebe eğitiminin iş piyasası ile etkileşimini araştırmışlardır. Alkan (2015) İzmir de yaptığı çalışmasında işletmelerin ön lisans muhasebe eğitiminden beklentilerini araştırmış ve temel muhasebe konularında paydaş beklentilerinin ön lisans muhasebe programlarında verilen eğitimle genellikle karşılandığını tespit etmiştir. Koçyiğit vd., (2016) çalışmalarında sağlık sektörünün muhasebe eğitiminden beklentilerini araştırmışlar ve Tekdüzen Hesap Planı nın sağlık sektörünün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde geliştirilmesi gerektiği, öğrencilere sağlık sektöründe de staj imkanı sunulması ve ders içeriklerinin sağlık sektörüyle işbirliğine gidilerek belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşmışlardır. Erol vd., (2016) lisans düzeyinde muhasebe eğitiminin iş dünyasının beklentileri doğrultusunda yapılandırılması isimli çalışmalarında en çok eksikliğin tespit edildiği muhasebe meslek mevzuatı ve meslek bilgisi konularını da içeren Mesleki Uygulama adı altında bir dersin müfredata konulması gerektiği sonucuna ulaşmışlardır. Çürük ve Doğan (2001) çalışmalarında muhasebe eğitiminin işletmelerin taleplerini karşılama düzeyini araştırmışlar ve muhasebe ders içeriklerinin belirlenmesinde üniversite sanayi işbirliğine vurgu yapmışlardır. Kutlu (2010) çalışmasında muhasebe eğitiminin nitelikli muhasebecilerin yetiştirilebilmesi için yeterli olup olmadığını araştırmıştır. Yıldız (2017) ise araştırmasında muhasebe meslek mensuplarının meslek yüksek okulu muhasebe programı öğrencilerinden beklentilerini incelemiş ve meslek mensuplarının istihdam edecekleri mezunlarda bilgi ve tecrübeden çok, güvenilir, işini seven, çalışkan ve sorumluluk sahibi, yeniliklere ve öğrenmeye açık olma gibi niteliklere öncelik verdiklerini tespit etmiştir. 304

309 3. ARAŞTIRMA 3.1. Araştırmanın Amacı Bu araştırmanın amacı, Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi nde faaliyet gösteren işletmelerin ön lisans muhasebe eğitiminden beklentilerini ortaya koymaktır Araştırmanın Kapsamı ve Yöntemi Araştırma Adıyaman Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmeleri kapsamaktadır. İşletme bünyesinde bir muhasebe bölümü bulunan ve işletmenin muhasebe işlemlerinin bu bölümde yürütüldüğü 35 işletme anket uygulamasına katılmıştır. Muhasebe yetkililerine uygulanan anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik hazırlanan sorular vardır. İkinci bölümde ise işletmelerin ön lisans muhasebe eğitiminden beklentilerini ölçmeye yönelik olarak 5 li likert ölçeğine göre hazırlanmış 36 adet soru bulunmaktadır. Anket verileri IBM SPSS STATISTICS 20 programı ile analiz edilmiştir Araştırmanın Veri Toplama Metodu Bu araştırmada anket tekniği kullanılmıştır. Anket, literatürde geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiş ölçeklerden yararlanılarak hazırlanmıştır. Anket formu iki ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorular yer almaktadır. İkinci bölümde ise katılımcıların ön lisans muhasebe eğitiminden beklentilerini tespit etmeye yönelik 36 adet soru bulunmaktadır. Bu sorular Alkan ın (2015) çalışmasından esinlenerek oluşturulmuştur Araştırmanın Bulguları ve Analizi Çalışmanın bu bölümünde anket tekniği ile elde edilen veriler analiz edilmiştir Demografik Verilerin Analizi Tablo 1:Demografik Özellikler Cinsiyet Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) Kadın 6 17,1 Erkek 29 82,9 Yaş Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) , , ,0 Medeni Durum Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) Evli 41 78,8 305

310 Bekâr 11 21,2 Eğitim Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) Lisans 27 77,1 Yüksek Lisans 8 22,9 Mesleki Unvan Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) Serbest Muhasebeci Mali ,0 Müşavir Yeminli Mali Müşavir 0 0,0 İşletmenin Faaliyet Alanı Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) Sanayi İşletmesi 17 48,6 Hizmet İşletmesi 4 11,4 Ticaret İşletmesi 14 40,0 Sektör Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) Gıda 13 37,1 Tekstil 16 45,7 İnşaat 3 8,6 Kimya 2 5,7 Otomotiv 1 2,9 İşletmedeki Pozisyonu Kişi Sayısı (N) Yüzde (%) Bölüm Müdürü 27 77,1 Bölüm Müdür Yardımcısı 8 22,9 Tablo 2: İşletmelerin Temel Muhasebe Konularındaki Beklentileri Temel Muhasebe Konuları Sanayi İşletmesi Hizmet İşletmesi Ticaret İşletmesi Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Temel muhasebe 29,4 70, ,4 78,6 kavramlarını bilmelidir. Tek düzen hesap planını 35,3 58, ,7 64,3 kullanmalıdır. Yevmiye fişlerini tanımalı ve fiş kayıtlarını yapmalıdır. 29,4 70, ,3 85,7 306

311 Ticari belgeleri tanımalı ve 29,4 76, ,3 85,7 sınıflandırabilmelidir. Bilanço düzenleyebilmelidir. 70,6 17,6 0 75,0 35,7 57,1 Gelir tablosu 64,7 17,6 0 75,0 42,9 50,0 düzenleyebilmelidir. Meslek hukukuna hakim 52,9 11,8 25,0 50,0 50,0 14,3 olmalıdır. Muhasebe standartları 35,3 17,6 25,0 25,0 21,4 7,1 hakkında yeterli bilgiye sahip olmalıdır. İşletmelerin faaliyet alanlarına göre temel muhasebe konularıyla ilgili sorulara verdikleri yanıtların ortalamalarına bakıldığında, beklentilerin öğrencilerin bu konulara vakıf olmaları yönünde olduğu görülmektedir. Bölümümüzde 1. Sınıfta okutulan Genel Muhasebe dersi ve 2. sınıfta okutulan Bilgisayarlı Muhasebe dersleri içeriğinde bu konular yer almaktadır. 4 yarıyıl boyunca verilen hukuk derslerinde öğrencilerin meslek hukukunu öğrenmeleri hedeflenmektedir. Bölümümüz ders katalogunda Muhasebe Standartları dersi yer almamaktadır. Standartlardan Genel Muhasebe dersi içerisinde yüzeysel olarak bahsedilmektedir. İşletmelerin ön lisans muhasebe mezunu öğrencilerden muhasebe standartları ile ilgili beklentileri de çok yüksek değildir. Tablo 3: Yasal Yükümlülükler Konularındaki Beklentiler Yasal Yükümlülükler Sanayi İşletmesi Hizmet İşletmesi Ticaret İşletmesi Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Ücret bordrosu 64,7 17,6 0,0 75,0 57,1 28,6 düzenleyebilmelidir. Aylık sigorta primleri 70,6 17,6 0,0 100,0 28,6 57,1 bildirgesini düzenleyebilmelidir. BA/BS formlarını 52,9 23,5 0,0 75,0 28,6 28,6 düzenleyebilmelidir. Muhtasar beyanname 58,8 41,2 25,0 75,0 28,6 57,1 düzenleyebilmelidir. 307

312 Gelir vergisi beyannamesi 58,8 23,5 0,0 75,0 21,4 57,1 düzenleyebilmelidir. Kurumlar vergisi 52,9 29,4 50,0 25,0 27,1 50,0 beyannamesi düzenleyebilmelidir. KDV beyannamesi 52,9 41,2 0,0 75,0 24,3 57,1 düzenleyebilmelidir. E-Fatura düzenleyebilmelidir. 52,9 35,3 25,0 75,0 42,9 28,6 E-Defter kullanabilmelidir. 47,1 35,3 0,0 75,0 40,0 34,3 Her üç işletme türünde de katılımcıların tamamının ön lisans muhasebe mezunlarının ücret bordrosu düzenleyebilmeleri gerektiği konusundaki beklentileri yüksektir. Genel muhasebe ve maliyet muhasebesi derslerinin içeriklerinde ücret bordrosu düzenleme konusu yer almaktadır. Mezunların aylık sigorta primleri bildirgesini düzenleyebilmeleri gerektiği konusundaki beklenti de oldukça yüksektir. Sanayi işletmelerinde katılımcıların %88,2 si, hizmet işletmelerinde katılımcıların tamamı ve ticaret işletmelerinde katılımcıların %85,7 si öğrencilerin aylık sigorta primleri bildirgesini düzenleyebilmeleri gerektiğini ifade etmiştir. Bu konuya ders içeriklerimizde yer verilmektedir. Ticaret işletmeleri dışında diğer iki işletme türünde mezunların mal ve hizmet alım ve satımlarına ilişkin bildirim formu düzenleyebilmeleri konusundaki beklenti yüksektir. Ticaret işletmelerinde ise mezunların BA/BS formlarını düzenleyebilmeleri gerektiğini belirtenlerin oranı %57,2 de kalmıştır. Ders içeriklerimizde bu konu yer almamaktadır. Öğrencilerin bu konuda donanımlı olarak mezun olabilmeleri için ders içeriklerine gerekli ilaveler yapılacaktır. Beyanname, hukuki bir varlığın yetkili makamlara yazılı bir şekilde bildiren belgedir. Beyannameler, muhasebenin devlet ile olan ilişkilerine önemli bir katkıda bulunmaktadır. Katılımcıların muhtasar beyanname, gelir vergisi beyannamesi, kurumlar vergisi beyannamesi ve KDV beyannamesi düzenleme konularındaki beklentilerinin yüksek olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılan sanayi işletmeleri ile hizmet işletmelerinin tamamı mezunların muhtasar beyanname düzenleyebilmesi gerektiğini belirtirken, ticaret işletmelerinde bu oran %85,7 dir. Sanayi işletmelerinde katılımcıların %82,3 ü mezunların gelir vergisi beyannamesi düzenleyebilmesini isterken, bu oran hizmet i şletmelerinde %75, ticaret işletmelerinde ise %78,5 olarak belirlenmiştir. Kurumlar vergisi beyannamesi ile KDV beyannamesi düzenleme konularındaki beklentiler de genel olarak yüksektir. Beyanname düzenleme konusu ders içeriklerinde yer almaktadır. Öğrenciler yaz stajı uygulaması ile beyanname düzenleme konusunda pratik yapabilmektedirler. Araştırmaya katılan işletmelerdeki muhasebe yetkilileri ön lisans muhasebe mezunlarının E-defter kullanabilmelerini ve E-fatura düzenleyebilmelerini istemektedirler. Sanayi işletmelerindeki 308

313 katılımcıların %88,2 si mezunların E-fatura düzenleyebilmesini isterken, %82,4 ü E-defter kullanabilmelerini istemektedir. Hizmet işletmelerindeki katılımcıların tamamı mezunların E-fatura düzenleyebilmesini isterken, %75 i E-defter kullanabilmelerini istemektedir. Ticaret işletmelerindeki katılımcıların ise %71,5 i mezunların E-fatura düzenleyebilmesini isterken, %74,3 ü E-defter kullanabilmelerini istemektedir. Ders içeriklerimizde E-defter kullanımı ve E-fatura düzenlenmesi konuları yer almamaktadır. İşletmelerin beklentileri doğrultusunda ders içeriklerine bu konular eklenecektir. Tablo 4: Uzmanlık Muhasebeleri Konularındaki Beklentiler Uzmanlık Muhasebeleri Sanayi İşletmesi Hizmet İşletmesi Ticaret İşletmesi Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Maliyet hesaplarını 52,9 23,5 15,0 75,0 21,4 51,4 kullanabilmelidir. Maliyet sistemlerini 41,2 48,8 15,0 75,0 35,7 54,3 tanıyabilmelidir. İnşaat muhasebesi kayıtlarını 10,8 11,8 25,0 50,0 42,9 14,3 yapabilmelidir. Dış ticaret mevzuatını bilmeli ve yurt dışı alım satımlara ilişkin muhasebe kayıtlarını yapabilmelidir. 64,7 17,6 25,0 50,0 50,0 21,4 Araştırmaya katılan işletmelerdeki muhasebe yetkililerinin ön lisans muhasebe mezunlarının maliyet hesaplarını kullanabilmeleri ve maliyet sistemlerini tanıyabilmeleri konularındaki beklentilerinin yüksek olduğu görülmektedir. Öğrencilere bu konular maliyet muhasebesi dersi içeriğinde anlatılmaktadır. Hizmet işletmelerinde inşaat muhasebesi kayıtlarının yapılması konusundaki beklenti yüksekken, öğrencilerin bu konuda donanımlı olması beklentisi ticaret işletmelerinde %57,2 iken, sanayi işletmelerinde %22,6 dır. Ders müfredatımızda inşaat muhasebesi dersi yer almaktadır. Mezunların dış ticaret mevzuatı ve yurt dışı alım satımlara ilişkin muhasebe kayıtları konusunda yeterli bilgiye sahip olmaları gerektiği konusunda beklenti de yüksektir. Öğrencilerimiz müfredatımızda yer alan dış ticaret mevzuatı ve muhasebe işlemleri isimli dersi alarak bu konuda donanımlı bir şekilde mezun olmaktadırlar. 309

314 Tablo 5: Dönem Sonu İşlemleri Konularındaki Beklentiler Dönem Sonu İşlemleri Sanayi İşletmesi Hizmet İşletmesi Ticaret İşletmesi Amortisman hesaplayabilmelidir. Değer düşüklükleri için karşılık ayırabilmelidir. Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um 70,0 21,8 25,0 75,0 38,6 52,9 52,9 25,6 50,0 50,0 28,6 52,6 Amortisman kaydı 64,7 29,4 25,0 75,0 42,9 50,0 yapabilmelidir. Döviz kuru işlemlerini 47,1 35,3 25,0 75,0 50,0 28,6 yapabilmelidir. İşletmenin banka işlemlerini takip edebilmelidir. 41,2 58,8 0,0 100,0 14,3 85,7 Faiz, vade farkı 35,3 50,8 15,0 75,0 14,3 85,7 hesaplayabilmelidir. İşletmelerin dönem sonu işlemleri konularındaki beklentilerinin yüksek olduğu görülmektedir. Bölümümüzde ilgili derslerin içeriğinde bu konularda verilen eğitim beklentileri karşılayacak düzeydedir. Dört yarıyıl boyunca almış oldukları Genel Muhasebe, Dönem Sonu Muhasebe İşlemleri, Ticari Matematik ve Finansal Yönetim dersleri ile öğrencilerimiz bu konularda donanımlı olarak mezun olmaktadırlar. Tablo 6: Finans Sektörü Konusundaki Beklentiler Dönem Sonu İşlemleri Sanayi İşletmesi Hizmet İşletmesi Ticaret İşletmesi Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Sermaye piyasası hakkında bilgi sahibi olmalıdır. 23,5 5,9 0,0 25,0 14,3 0,0 310

315 Borsa İstanbul u takip 29,4 7,6 25,0 15,2 21,4 7,1 etmelidir. Menkul kıymetleri (Hisse 52,9 35,3 0,0 75,0 64,3 21,4 senedi, tahvil, bono) tanımalıdır. Çek, senet düzenleme 23,5 52,9 0,0 100,0 21,4 71,4 kurallarını bilmelidir. Araştırmaya katılan işletmelerin muhasebe yetkililerinin, ön lisans muhasebe mezunlarının finans sektörü konusunda bilgi sahibi olmaları yönündeki beklentileri düşüktür. Mezunların sermaye piyasası hakkında bilgi sahibi olmasını isteyen katılımcıların oranı sanayi işletmeleri için %29,4, hizmet işletmeleri için %25 ve ticaret işletmeleri için ise %14,3 tür. Mezunların Borsa İstanbul u takip etmeleri de beklenmemektedir. Mezunların menkul kıymetleri tanımaları ve çek senet düzenleme kurallarını bilmeleri yönündeki beklentiler ise yüksektir. Ders içeriklerimiz incelendiğinde öğrencilerimize finans sektörü konusundaki temel bilgiler Finansal Yönetim dersinde verilmektedir. Menkul kıymetler hakkında bilgi ve bu menkul kıymetlerin alım satım işlemlerinin muhasebe leştirilmesi ile çek, senet düzenleme kuralları ile muhasebeleştirme işlemleri Genel Muhasebe dersinin içeriğinde yer almaktadır. Tablo 7: Mesleki Sorumluluk ve Etik Konusundaki Beklentiler Dönem Sonu İşlemleri Sanayi İşletmesi Hizmet İşletmesi Ticaret İşletmesi Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Katılıyor um Kesinlikl e Katılıyor um Çalışma saatlerine uymalıdır. 0,0 100,0 0,0 100,0 0,0 100,0 Mesleki sırları saklayacak etik algıya sahip olmalıdır. 41,2 58,8 0,0 100,0 21,4 78,6 Mesleki bilgi kullanımında bağımsız olmalıdır. 23,5 76,5 50,0 50,0 0,0 100,0 Mesleki sorumluluklarını yerine getirirken dürüst 0,0 100,0 0,0 100,0 0,0 100,0 olmalıdır. Mesleki mevzuatı takip etmelidir. 23,5 61,2 50,0 50,0 35,7 57,1 311

316 Araştırmaya katılan işletmelerin muhasebe yetkililerinin, ön lisans muhasebe mezunlarından mesleki sorumluluk ve etik konusundaki beklentileri oldukça yüksektir. Katılımcıların tamamı mezunların çalışma saatlerine uymalarını beklemekte, mesleki sorumluluklarını yerine getirirken dürüst olmalarını ve mesleki bilgi kullanımında bağımsız olmalarını istemektedir. Ön lisans muhasebe mezunlarının mesleki mevzuatı takip etmesi gerektiğini düşünen katılımcıların oranı sanayi işletmeleri için %84,7, hizmet işletmeleri için %100 ve ticaret işletmeleri için ise %92,8 dir. Ders içeriğimizde Meslek Etiği dersi yer almamaktadır. 4. SONUÇ VE ÖNERİLER Bu çalışmada Adıyaman Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Programı mezunlarından beklentileri ve verilen eğitimin bu beklentiyi karşılama düzeyi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcıların temel muhasebe konularındaki, yasal yükümlülükler konularındaki, uzmanlık muhasebeleri konularındaki, dönem sonu muhasebe işlemleri konularındaki, finans sektörü konusundaki ve mesleki sorumluluk ve etik konularındaki beklentileri tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları katılımcıların muhasebe standartları hakkında yeterli bilgiye sahip olma dışında temel muhasebe konularındaki beklentilerinin yüksek olduğunu ve verilen eğitimin bu beklentiyi karşılayacak düzeyde olduğunu göstermiştir. Ön lisans muhasebe mezunlarının muhasebe standartları hakkında yeterli bilgiye sahip olmaları beklenmemektedir. Ders katalogunda Muhasebe Standartları dersi yer almamakta, bu konuda sadece Genel Muhasebe dersi içeriğinde yüzeysel olarak bahsedilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcılar mezunların ücret bordrosu düzenleme, aylık sigorta bildirgesi düzenleme, mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formlarını düzenleme ve çeşitli beyannameleri düzenleme konularında yeterli beceriye sahip olmalarını beklemektedirler. Mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formlarının düzenlenmesi hariç, diğer konularda verilen eğitim beklentileri karşılayacak düzeydedir. Katılımcılar ayrıca mezunların E-fatura düzenleyebilmelerini ve E-defter kullanabilmelerini beklemektedir. Bu konularda ders müfredatımızda yer almamaktadır. İşletmelerin yasal yükümlülükler konularındaki beklentilerini tamamıyla karşılayacak şekilde ders içeriklerine gerekli ilaveler yapılacaktır. Katılımcıların ön lisans muhasebe mezunlarının maliyet hesaplarını kullanabilmeleri ve maliyet sistemlerini tanıyabilmeleri konularındaki beklentilerinin yüksek olduğu görülmektedir. Öğrenciler bu konularda donanımlı olarak mezun olmaktadırlar. Ayrıca ders müfredatımızda İnşaat Muhasebesi ve Dış Ticaret İşlemleri Muhasebesi dersleri yer almakta ve öğrenciler bu konularda yeterl i eğitimi almaktadırlar. 312

317 Katılımcıların dönem sonu işlemleri konularındaki beklentilerinin yüksek olduğu görülmektedir. Bölümümüzde ilgili derslerin içeriğinde bu konularda verilen eğitim beklentileri karşılayacak düzeydedir. Araştırmaya katılan işletmelerin muhasebe yetkililerinin, ön lisans muhasebe mezunlarının finans sektörü konusunda bilgi sahibi olmaları yönündeki beklentileri ise düşüktür. Öğrencilerimize finans sektörü ve finansal sistem hakkında temel düzeyde eğitim verilmektedir. Mezunların menkul kıymetleri tanımaları ve çek senet düzenleme kurallarını bilmeleri yönündeki beklentiler ise yüksektir. Bu konularda da öğrenciler işletmelerin beklentilerini karşılayacak düzeyde eğitim almaktadırlar. Araştırmanın önemli sonuçlarından biri de işletmelerin, ön lisans muhasebe mezunlarından mesleki sorumluluk ve etik konusundaki beklentilerinin oldukça yüksek olmasıdır. Ders katalogumuzda Meslek Etiği dersi yer almamaktadır. İşletmelerin beklentileri doğrultusunda gerekli düzenlemenin yapılarak meslek etiği dersinin ders kataloguna eklenmesi gerekmektedir. İşletmelerin verimli bir şekilde çalışmaları ve yaşamlarını devam ettirmeleri sağlıklı işleyen bir muhasebe sistemine bağlıdır. Yöneticiler ancak etkin bir muhasebe sistemi sayesinde doğru kararlar alabilirler. Etkin bir muhasebe sisteminin ön koşulu ise nitelikli muhasebe elemanlarıdır. Bu anlamda muhasebe eğitiminden beklenen öğrencilere muhasebe mesleğinin gerektirdiği bilginin ve tecrübenin kazandırılmasıdır. Ön lisans muhasebe programlarında okutulan derslerin işletmelerin beklentileri doğrultusunda güncellenmesi hem sektörün ihtiyaç duyduğu muhasebe elemanlarının yetiştirilmesine katkı sağlayacak hem de mezunlarımızın istihdam olanağını artıracaktır. 5.KAYNAKLAR Alkan, G., (2015), İşletmelerin Önlisans Muhasebe Eğitiminden Beklentileri: İzmir de Bir Araştırma, Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi, 17 (1): Burgess, C., (2004), Planning For The Centralization of Accounting in Chain Hotels, Tourism and Hospitality Planning & Development, 1 (2): Çürük, T., Doğan, Z., (2001), Muhasebe Eğitiminin İşletmelerin Taleplerini Karşılama Düzeyi: Türkiye Örneği, ODTÜ Gelişme Dergisi, 28 (3-4): Erol vd., (2016), Lisans Düzeyinde Muhasebe Eğitiminin İş Dünyasının Beklentileri Doğrultusunda Yapılandırılması: Ampirik Bir Çalışma, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 11 (2): Kızıl vd., (2014), Bilgi Teknolojileri ve Bilgisayar Kullanımının Öğrencilerin Muhasebe Dersindeki Başarısına Etkisi, Alphanumeric Journal, 2 (2): Koçyiğit vd., (2016), Sağlık Sektörünün Muhasebe Eğitiminden Beklentileri ve Ankara Kamu Hastaneleri Uygulaması, Marmara Üniversitesi Öneri Dergisi, 12 (45): Sevilengül, O., (2016), Genel Muhasebe, Gazi Kitabevi, Ankara, ss:3. 313

318 Ünal, O., Bankacılık Sektörünün Muhasebe Eğitiminden Beklentileri, İşletme Araştırmaları Dergisi, 5 (3): Yalkın, Y.K., (2001), Genel Muhasebe İlkeler Uygulamalar, Turhan Kitabevi, Ankara, ss:1. Yardımcıoğlu, M., Günay, Y., (2017), İş Piyasası Muhasebe Eğitimi Etkileşiminin İncelenmesi: Kahramanmaraş Örneği, İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, 2 (4): Yıldız, G., (2017), Muhasebe Meslek Mensuplarının Meslek Yüksekokulu Muhasebe Programı Öğrencilerinden Beklentileri: Kayseri İlinde Bir Araştırma, Muhasebe ve Finansman Dergisi, (73): Yükçü, S., (2014), Genel Muhasebe, Altın Nokta Yayınevi, İzmir, ss:19. Zaif, F., Ayanoğlu, Y., (2007), Muhasebe Eğitiminde Kalitenin Arttırılmasında Ders Programlarının Önemi: Türkiye de Bir İnceleme, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 9 (1):118. Zaif, F., Karapınar, A., (2004), Muhasebe Eğitiminde Değişim İhtiyacı, Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F Dergisi, 4 (3):

319 IVSS 17 18,19,20 EKİM (OCTOBER) 2017 TAM METİN KİTABI (FULL TEXT BOOK) SAYFA (PAGES): RISING MOTIVATION THROUGH CREATIVE METHODS IN ESL CLASSROOM Jasmin Jusufi Ph.D. Candidate New Bulgarian University, Sofia, Bulgaria ABSTRACT This research paper treats how creativity in teaching helps students get motivated and achieve results in a fast and enjoyable way. Questionnaires, interviews, observation, analyses of methods used by teachers and textbooks are the main source of information in composing this research paper. It is obvious that students feel more comfortable, interested and motivated in such classes. We believe that creativity in class is crucial in motivating students and organizing successful teaching hours. Keywords: creative teaching, teaching methods, motivation of students, interactive classes 315