LANGE tıp kitapları. CURRENT Pediatri. Tanı ve Tedavi YİRMİNCİ BASKI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "LANGE tıp kitapları. CURRENT Pediatri. Tanı ve Tedavi YİRMİNCİ BASKI"

Transkript

1

2 LANGE tıp kitapları CURRENT Pediatri Tanı ve Tedavi YİRMİNCİ BASKI Editörler William W. Hay, Jr. MD Professor, Department of Pediatrics Section of Neonatology and the Division of Perinatal Medicine University of Colorado School of Medicine and the Children s Hospital, Aurora Myron J. Levin, MD Professor, Departments of Pediatrics and Medicine Section of Pediatric Infectious Diseases University of Colorado School of Medicine and the Children s Hospital, Aurora Judith M. Sondheimer, MD Professor Emeritus, Department of Pediatrics Section of Pediatric Gastroenterology, Hepatology, and Nutrition University of Colorado School of Medicine and the Children s Hospital, Aurorau Robin R. Deterding, MD Professor, Department of Pediatrics Section of Pediatric Pulmonary Medicine University of Colorado School of Medicine and the Children s Hospital, Aurorau ve Yardımcı Yazarlar The Department of Pediatrics at the University of Colorado School of Medicine is affiliated with the Children s Hospital of Aurora, Colorado. Çeviri Editörleri Prof. Dr. Faik Sarıalioğlu Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Onkolojisi Bilim Dalı, Ankara Prof. Dr. Ali Varan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Pediatrik Onkoloji Bilim Dalı, Ankara Doç. Dr. Nalan Yazıcı Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Onkolojisi Bilim Dalı, Ankara Dr. Özlem Temel Köksoy Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara GÜNEŞ TIP KİTABEVLERİ

3 Önsöz Current Pediatri Tanı ve Tedavi (CPTT) kitabının 20nci baskısı, doğumdan çocukluk ve ergenliğe kadar çocuk bakımı üzerine pratik, güncel ve sağlam kaynaklara dayanan bilgiler sunmaktadır. CPTT pediatrik bakımın klinik yönü üzerinde dururken, hastalıkların altında yatan önemli prensipleri de dile getirmektedir. CPTT; pediatrik hastalarda görülen tüm problemlerin tanısı, anlaşılmaları ve tedavisi üzerinde kolay kullanılabilir, okunabilir bir formatta rehber niteliği taşımaktadır. OKUYUCU KİTLESİ Lange Serisinin diğer kitaplarında olduğu gibi CPTT; güncel bilgiyi az ama öz bir nitelikte sunmaktadır. Öğrenciler; CPTT yi pediatriye girişte yetkin, kaynaklar ve derleme konusunda mükemmel bir başvuru kaynağı olarak bulacaklardır. CPTT, Pediatri Tıp Eğitimi Konseyi nin pediatri asistan eğitimi için önerdiği programı tam olarak kapsamaktadır. Pediatri (ve diğer uzmanlık dalları) asistanları tanı ve tedavi girişimleri yanında hastalıkların ayrıntılı tanımından memnun kalacaklardır. CPTT, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları, aile hekimleri, hemşireler, ebeler ve çocuk sağlığı alanında çalışan diğer kişiler için pediatrik tedavi hekimliği konusunda yararlı bir kaynak olacaktır. KAPSAM Yenidoğan, çocuk gelişimi ve davranışı, acil ve yoğun bakım hekimliği, temel sorun, etiyoloji ve organ-sistemlere göre çeşitli hastalıkların tanı ve tedavisi 45 bölümde anlatılmaktadır. Çok sayıda tablo ve şekil; doğum odası, muayenehane ve yoğun bakım ünitelerinde akut ve kritik bakım işlemleri; anti-mikrobiyal ilaçlar; ilaç dozları; aşılama programları; ayrıcı tanılar ve gelişimsel tarama testleri konularındaki önemli bilgilere kolay ulaşım sağlayacaktır. Son bölüm normal laboratuar değerleri için elaltı kaynak niteliğindedir. BU BASKIDAKİ YENİLİKLER CPTT kitabının 20nci baskısı editörler ve yazarlarca geniş bir şekilde gözden geçirilmiştir. Okuyucunun orijinal kaynakları kontrol etmesi ve gerektiğinde textbook lara ulaşmasını sağlamak üzere güncel ve kullanışlı web sayfaları yanında yeni kaynaklar da eklenmiştir. Editörler ve pediatri pratiğinde çalışan uzmanlar olarak; her bölümün günlük pratikteki gerçeklere ve gereksinimlerle uyumlu olmasına gayret ettik. BÜYÜK ORANDA DEĞİŞTİRİLEN BÖLÜMLER 2 Çocuk Gelişim ve Davranışı 8 Poliklinik ve Muayenehane Hekimliği 9 Aşılama 13 Yoğun Bakım 14 deri 18 Solunum Sistemi ve Mediastinum, 19 Gastrointestinal Sistem 23 Nörolojik Sistem ve Kas Hastalıkları 29 Neoplastik Hastalıklar 30 Ağrıya Yaklaşım, Pediatride Palyatif ve Terminal Dönem Bakımı 31 İmmün Yetmezlik 35 Genetik ve Dismorfoloji 38 İnfeksiyonlar: Viral ve Riketsiya 39 İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü İnfeksiyonu 40 İnfeksiyonlar: Bakteriyel ve Spiroket 41 İnfeksiyonlar: Parazitik ve Mikotik xxvii

4 xxviii ÖNSÖZ YENİ BÖLÜM 43 Turizm Hekimliği GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ BÖLÜMLER Yeni yazarlar ve çok sayıda vaka eklenerek on altı bölüm büyük oranda değiştirildi. Bu bölümler pediatrik tıbbın her alanında gözden geçirilmiş materyali içermektedir. Deri, Neoplastik Hastalıklar, ve İmmün Yetmezlik son bulgular ışığı altında önemli ölçüde güncelleştirildi. Metisillin-rezistan stafilakok, dengue ve sıtma gibi tropikal hastalıklar, influenza da dahil solunum sistemi viral infeksiyonları gibi infeksiyon hastalıkları bölümleri yenilenmiştir. Kimya ve Hematoloji Referans Aralıkları başlıklı 45.Bölümün tüm laboratuar tabloları yenilendi. Bu değişikliklere on sekiz yeni yazar katkıda bulunmuştur. TEŞEKKÜR Editörler, bölüm yazarları, editörler ve yayıncı arasında metinlerin ve materyalin gidiş-gelişi konusundaki yardımları nedeni ile Bonnie Savaone e teşekkür eder. Ayrıntılar konusunda dikkati çok yararlı olmuştur. Editörler, ayrıca kapak fotoğrafını sağlayan Denver Çocuk Hastanesi nden Tia Brayman a teşekkür borçludur. Dr. William W. Hay, Jr. Dr. Myron J. Levin Dr. Judith M. Sondheimer Dr. Robin R. Deterding Aurora / Colorado Ağustos 2010

5 1 Yenidoğan Bebek 1 Elizabeth H. Thilo Adam A. Rosenberg Çevirenler: Ayşe Ecevit, Deniz Anuk İnce Yenidoğan dönemi yaşamın ilk 28 günü olarak tanımlanır. Ancak pratikte, hasta ya da preterm bebeklerde aylarca yenidoğan yoğun bakımı gerekebilir. Yenidoğan bakımın üç aşaması vardır. Düzey 1, yenidoğanın temel bakımı ve yenidoğanın transportu öncesinde resüsitasyonu ve stabilizasyonu anlamına gelir. Düzey 2, g ve 32. gebelik haftasının üstünde preterm bebeklerin özel yenidoğan bakımı anlamına gelir. Düzey 3, 3A ile 3D arasında alt gruplara ayrılan özel alt uzmanlık gerektiren yenidoğanın doğum ağırlığı ve haftasına göre değişen, daha karmaşık, çocuk cerrahi, kalp cerrahisi ve ekstrakorporeal membran oksijenasyonu gibi parametrelerin sağlanabildiği bakım koşullarıdır. Üçüncü düzey bakım genellikle hem yüksek riskli anne ve fetüs, hem de yenidoğan bebek için yoğun bakım ve transport hizmeti sunan perinatal merkezin bir parçasıdır. YENİDOĞAN ÖYKÜSÜ Yenidoğan tıbbi geçmişinde üç temel öğe vardır: (1) anne ve babanın tıbbi ve genetik geçmişi, (2) annenin geçmiş obstetrik öyküsü, (3) mevcut antepartum ve intrapartum obstetrik öykü. Annenin tıbbi geçmişi, kronik tıbbi sorunları, hamilelik sırasında alınan ilaçlar, alışılmadık yeme alışkanlıkları, sigara, fetüs için potansiyel risk taşıyan kimyasal madde ya da infeksiyonlara maruz kalma ve ebeveynlik sorunları ve çocuk istismarı için risk teşkil eden sosyal öyküyü içermelidir. Ailedeki hastalıklar ve genetik etkilerle doğumsal anomali öyküsü sorgulanmalıdır. Önceki obstetrik öyküde anne yaşı, gravida, parite, kan grubu ve gebelik sonuçları öğrenilir. Mevcut obstetrik öyküde ise şimdiki gebelikte yapılan ultrasonografi, amniyosentez, kızamıkçık antikoru, hepatit B yüzey antijeni, genetik bozukluklar için serum dörtlü tarama, HIV [insan bağışıklık eksikliği virüsü] tarama testleri ve örneğin biyofizik profil, nonstress testler ya da fetal kan akım paternlerinin doppler değerlendirmesi gibi fetal durumun iyi olduğunu gösteren antepartum testler ve inceleme sonuçları sorgulanır. Gebeliğe bağlı idrar yolu infeksiyonu gebelik ve hipertansiyon, eklampsi, gestasyonel diyabet, vajinal kanama, erken doğum eylemi gibi maternal komplikasyonlar kaydedilmelidir. Öyküde olması gereken önemli peripartum olaylar ise; membran rüptürü süresi, annede ateş, fetal distres, mekonyum ile boyalı amniyon sıvısı, vajinal ya da sezaryen doğum şekli, kullanılan analjezi ve anestezi, operatif ya da forseps doğum nedenleri, bebeğin durumu, resüsitasyon gerekip gerekmediği ve Apgar skorlarıdır. BÜYÜME VE GEBELİK HAFTASININ DEĞERLENDİRİLMESİ Gebelik yaşını bilmek bebeğin normal davranışı ve olası sağlık sorunlarını yorumlamak açısından önemlidir. Menstrüasyonu düzenli ve son adet tarihi bilinen hastalarda gestasyonel yaşın en iyi göstergesi adet tarihidir. Fetal ultrason destekleyici bilgi sağlar. Postnatal fiziksel özellikler ve nörolojik gelişim de gestasyonel yaş konusunda önemli bilgiler sağlar. Tablo 1-1 de Ballard yöntemi ile gebelik yaşını tahmin etmek için kullanılan fiziksel ve nörolojik olgunluk kriterleri listelenmiştir. Yenidoğanın fiziksel ve nöromüsküler bulgularına verilen skorların toplanması ile oluşan puan gebelik yaşını verir. Lensin ön vasküler kapsülünün kaybolması da gebelik yaşı belirlemede yardımcıdır. Lens kapsülü gebelik haftasına kadar damarlarla kaplıdır; Otuzdördüncü haftada, bu vasküler pleksus tamamen atrofiye uğrar. Topuktan en uzun parmak ucuna kadar ölçülen ayak uzunluğu, gebelik yaşına uygun büyüyen bebeklerde gebelik yaşının iyi bir göstergesidir. Ayak uzunluğu 25. gebelik haftasında 4.5 cm olup miada kadar haftada 0,25 cm artış gösterir. Fizik muayene ile bulunan yaş obstetrik öykünün tahmin ettiği gebelik yaşının iki haftalık sınırları içinde ise gebelik yaşı obstetrik günlerin belirlediği tarih kabul edilir. Doğum ağırlığı ve gebelik yaşı standart grafiklerde işaretlenerek (Şekil 1-1), gebelik yaşına göre bebeğin doğum ağırlığının uygunluğu ( appropriate for gestational age AGA ), küçüklüğü ( small for gestational age SGA ) ya da intra-uterin büyüme geriliği) ve gebelik yaşına göre büyüklüğü ( large for gestational age LGA ) belirlenir. (Editörün notu: çok yerleşmiş kısaltmalar olmaları nedeni ile Türkçe çeviride de aynı

6 2 BÖLÜM 1 Tablo 1 1. Yenidoğanda fetal matürasyonun değerlendirilmesinde yeni Ballard skorlaması. a Nöro-musküler Matürite Nöromusküler Matürite Bulgusu Skor Skoru Buraya Yaz Postür Kare pencere (el bileği) Kol germe Popliteal açı Eşarp belirtisi Topuk-kulak testi Fiziksel Matürite Belirtisi Deri Lanugo Ayak tabanı Meme Göz/Kulak Genital (Erkek) Genital (Kız) 1 Yapışkan, frajil, şeffaf Yok Seyrek Topuk-baş parmak mm-1 <40 mm-2 Seçilemez Göz kapakları kapalı gevşek -1 sıkıca -2 Skrotum düzdür Klitoris belirgin ve labia düz 0 Jelatinöz, kırmızı, yarı şeffaf >50 mm, çizgi yok Zorlukla seçilebilir Göz kapakları açık; kulak kepçesi düz; kıvrılmış kalır Skrotum boştur, hafif ruga Belirgin klitoris ve küçük labium minör 1 Düz, açık pembe, görülür venler Sık Belirgin kırmızı çizgiler Düz areola, meme başı yok Hafif kıvrıntılı kulak kepçesi; yumuşak; yavaşça düzelir Testisler üst kanalda, nadir ruga Belirgin klitoris ve geniş labium minör Fiziksel Matürite Skor 2 Yüzeyel soyulma ve/veya döküntü, az sayıda ven İnce kıllar Sadece anteriör transvers kıvrım Benekli areola; 1-2 mm meme tomurcuğu Kıvrımları tam kulak kepçesi; yumuşak fakat hemen düzelir Testis inmiştir; az ruga Labium minör ve majörler eşit derecede gelişmiş Toplam Nöromusküler Matürite Skoru 3 Kırışıklık, soluk alanlar, seyrek venler Kılsız alanlar Ön 2/3 kısımda kıvrımlar Kabarık areola; 3-4 mm meme tomurcuğu Gelişmiş, sert anında normal şeklini alır Testis inmiştir; iyi rugalar Labium major büyük, minör küçük 4 Parşömen, derin çizgiler, damar yok Kıllı alan çok az Tüm tabanda belirgin kıvrımlar Tam areola; 5-10 mm meme tomurcuğu Normal kıkırdak, kulak sert Testisler sarkık; derin rugalar Labium major ve minör klitorisi örter 5 Laterji, çatlak deri, buruşukluk Skoru Buraya Yaz Toplam Fiziksel Matürite Skoru Matürite Skor Gebelik Haftası a See text for a description of the clinical gestational age examination. Ballard JL et al: New Ballard Score, expanded to include extremely premature infants. J Pediatr 1991;119:417. İzinle yayınlanmıştır.

7 64 2 Çocuk Gelişimi ve Davranışı Edward Goldson Ann Reynods Çeviren: Gülsüm Atay Gelişimsel ve davranışsal pediatri alanı, çocukların yalnız normal değil normal dışı davranış ve gelişimlerinin değerlendirildiği ve tanısının konulması ile ilgilenen bir alt dal olarak ortaya çıkmıştır. Bu bölüm; olağan çocuk gelişimine ve gelişimsel farklılıklarına genel bir bakış sağlamakta, bazı gelişimsel sorunları açıklamaktadır. Öncelikle normal gelişimden bahsetmekle birlikte yenidoğan ve ergenlik dönemlerini kapsamamaktadır (Bu konularda ilgili Bölüm 1 ve Bölüm 3 e bakınız). Daha sonra davranıştaki farklılıkları dile getirmekte ve bu değişikliklerin belirli bir hastalığın değil normal gelişimin çeşitliliği olduğunu vurgulamaktadır. Son olarak; gelişimsel ve davranışsal sorunlar ve tedavileri anlatılmaktadır. Gelişimin temel ilkesi olan sürekli değişmek ve olgunlaşmak kavramı, çocuk sağlığı ve hastalıkları alanındaki günlük uygulamaları tamamlayan temel kavramdır. Örneğin 3 aylık bir bebek, 3 yaşındaki bir çocuktan ya da 13 yaşındaki bir ergenden sadece çocuğun sahip olduğu beceriler, yapabildikleri ile değil geçirmekte olduğu ya da geçirebileceği hastalıklar açısından da farklıdır. Genel çocuk sağlığı ve hastalıkları bakış açısıyla değerlendirildiğinde tüm bu alanlara bütüncül izlem ( medical home ) modeli ile yaklaşılmalıdır. Bütüncül izlem modeli çocuklara ve ailelerine; onların gereksinimlerine duyarlı, kalıcılığı ve sürekliliği olan, kültürel farklıklara uyumlu, geniş kapsamlı hizmet sağlanmasıdır. Sağlıklı, gelişimsel sorunlu ya da engelli olsun tüm çocukların savunuculuğunu yapan bir modeldir. Çocuk gelişiminin ilkelerini çocukların sürekli değiştiği kavramını- özümsemesi nedeniyle bütüncül yaklaşım çocuk ve ailesinin yaşam süreçleri sırasında onların olağan gelişimini anlayacak, daha iyi gelişmelerini destekleyecek, gelişimin çeşitliliğini, gecikmelerini ve normalden sapmalarını belirleyebilecek en uygun sağlık hizmeti modelidir. NORMAL GELİŞİM Yaşam süreçleri içinde çocukların bedensel boyutları büyür (Şekil 2-1 den 2-10) ve becerileri gittikçe daha karmaşık hale gelir (Şekil 2 7 ve 2 8 ve Tablo 2 1 ve 2 2). Tablo 2 3 de Freud, Erikson ve Piaget in çalışmaları doğrultusunda insan davranışına teorik bakış açıları verilmektedir. Yaşamın ilk 5 yılı bedensel büyüme ve becerilerin karmaşıklığındaki artışın en fazla olduğu dönemdir. İlk bir yıl içinde çocuğun beden ağırlığı doğum ağırlığının 3 katına ulaşır ve 2,5-3 yaşında beyin büyüklüğü erişkin dönemdekinin 2/3 ü olur. Doğduğunda tamamıyla çevresindekilere bağımlı iken, 2 3 yaşlarına geldiğinde istediği gibi hareket edebilen, gereksinimlerini ve istediklerini sözel olarak ifade edebilen bir birey haline gelir. Sonraki 3 yıl içinde yaşıtları ve erişkinlerle etkileşimde bulunabilecek kadar becerilerini geliştirir; böylece sözel ve bedensel becerileri ile sosyalleşme, eğitim ve öğrenim dünyasına girmeye hazır hale gelir. Muayene zamanları gelişimsel sorunların düzeltilmesinde kullanılabilecek en uygun ve etkin girişimin yapılması için özel bir an ya da zaman süreci olabildiğinden hekimin çocuğun gelişimiyle ilgili sorunları bu erken yıllarda fark etmesi çok önemlidir. İLK 2 YAŞ Hareket alanında gelişim sefalokaudal yönde (baştan ayağa doğru) ilerler. Üç aylık olduklarında başlarını kontrollü bir şekilde dik tutabilirler, 6 aylık olduklarında bağımsız olarak oturabilirler, 9 aylık olduklarında emekleyebilirler, bir yaş civarında yürüyebilirler ve 18 aylık olduklarında koşabilirler. Yürümeyi öğrenen bir çocuk başlangıçta bacaklarını geniş açarak dengesini sağlar. Daha sonra bacaklarını birbirine giderek daha çok yaklaştırır, kollar mediyale doğru hareket eder ve önce topuğunu sonra parmak ucunu basarak yürüme gelişir ve ayda kollar simetrik olarak sallanmaya başlar. Hekimler genellikle kaba hareket alanındaki gelişime odaklanmaktadırlar. Ancak; ince hareket alanındaki gelişime, özellikle bir taraftaki elin baskın olarak kullanılıp kullanılmadığına ve elle nesnenin nasıl tutulduğuna önem verilmesi normal gelişimin izlenmesinin yanı sıra gelişimdeki sapmaların belirlenebilmesine olanak sağlamaktadır. Elle nesnenin yakalanması 3-4 ay civarında elin ulnar tarafından başlayarak tırmalamaya benzer bir şekilde olur. Yaklaşık 5 ay civarında hareketin merkezinin radiyal tarafa kaymasıyla birlikte başparmakta bu tırmalayarak alma işine katılır. Yedinci ayın

8 ÇOCUK GELİŞİMİ VE DAVRANIŞI 65 KIZ, DOĞUM-36 YAŞA GÖRE BOY VE YAŞA GÖRE AĞIRLIK PERSENTİLLERİ Ad, Soyadı Dosya No Doğum in cm cm in YAŞ (AY) B O Y B 29 O Y A Ğ IR L 5 I K A Ğ IL I K YAŞ (AY) kg Anne Boyu Gebelik Haftası Baba Boyu Hafta Tarih Yaş Doğum Ağırlık Boy Baş Çevr. Yorum 16 lb lb kg Doğum Şekil 2 1. Kız çocuklarda doğumdan 36 aya kadar yaşa göre boy ve yaşa göre ağırlık persentil standartları. (Kaynak: Centers for Disease Control and Prevention.)

9 104 3 Ergenlik Amy E. Sass David W. Kaplan Çevirenler: Ayşe Doybak, Ömer Tarım Ergenlik: fiziksel, duyusal, zihinsel ve sosyal açıdan hızlı gelişme dönemidir. Genel olarak, ergenlik yaşında başlar ve yaşında sona erer. Puberte genellikle yaşında tamamlanır. Batı toplumlarında eğitim ve kültürel nedenlerle, kişi erişkin rolünü üstlenmeden önce daha fazla psikososyal gelişmeye izin vermek amacıyla, ergenlik dönemi daha uzundur. Çocukluk çağından erişkin yaşama geçiş şu basamakları kapsar: (1) puberte ve somatik büyümenin tamamlanması; (2) sosyal, duyusal ve zihinsel gelişmeyle somut düşünceden soyut düşünceye geçiş; (3) bağımsız bir kişilik geliştirerek aileden ayrılma; (4) bir kariyer ya da meslek kazanmak için hazırlık. DEMOGRAFİ ABD nde 2008 yılında, yaş arasında 21.5 milyon ve yaş arasında 21 milyon ergen bulunmaktaydı. Ergenler ve genç erişkinler (15-24 yaş) ABD nüfusunun %14 ünü oluşturmaktadır. On-yirmi dört yaş arasındaki nüfus, yılları arasında 40.1 milyondan 63.3 milyona yükselmiştir. Önümüzdeki birkaç on yılda, ırksal ve etnik azınlık gruplarındaki ergen sayısının artacağı öngörülmektedir. İspanyol kökenliler dışındaki beyaz nüfusun 2040 yılında %50 nin altına düşeceği tahmin edilmektedir. İspanyol kökenliler en fazla nüfusa sahip olan ikinci ırksal ve etnik grup haline gelmektedir MORTALİTE VERİLERİ Ergenlikte, yaşamı tehdit eden en önemli unsurlar organik nedenlerden çok kültürel ve çevresel faktörlerdir yılında, yaş arasındaki ergenlerde en sık üç ölüm nedeni: kazalar (%48.5), cinayet (%16.7) ve intihardır (%11.3). Şiddete bağlı bu ölümler bütün ergen ölümlerinin %76.5 ini kapsamaktadır. Son on yılda otomobil kazalarına bağlı ölümler azalmış olsa da, ergenlerin yaptığı trafik kazalarında alkol kullanımı en sık neden olarak devam etmektedir. Genç ve içkili sürücülerin neden olduğu trafik kazalarının hemen hemen üçte ikisi Cuma, Cumartesi veya Pazar günleri ve %70 i saat 20:00-04:00 arasında gerçekleşmektedir. İçkili araba kullanma yüzdesi, yılları arasında %16.7 den %10.5 e düşmüştür. MORBİDİTE VERİLERİ Amerikan ailesindeki demografik ve ekonomik değişiklikler çocuklar ve ergenleri de derinden etkilemiştir. Boşanmaya maruz kalan çocukların sayısı arasında, yılda den 1.1 milyona çıkmıştır. İki ebeveynli evlerde yaşayan çocuk ve ergenlerin yüzdesi 1980 de %79 dan 2006 da %64.9 a düşmüştür (Asyalılarda %80.2 den siyahlarda %49.9 a kadar). Resmi yoksulluk sınırının altında gelire sahip ailelerde yaşayan çocukların oranı 1992 de zirve yaparak %22 ye ulaşmışken 1990 ların sonunda %17 ye gerilemiştir. Yoksulluk sıklığı ırk ve aile yapısına göre değişkenlik göstermektedir yılında, siyah çocukların %34 ü, İspanyol kökenli çocukların ise %28 i gelirleri resmi yoksulluk sınırının altındaki ailelerde yaşamaktaydı. Yine 2005 yılında, tek anne ile yaşayan çocukların %43 ü yoksulken iki ebeveynli ve evli ailelerdeki çocukların %9 u yoksuldu. Ergenlikteki morbiditenin en önemli nedeni psikososyaldir ve genellikle yoksulluk ile ilişkilidir. Morbidite nedenleri arasında: istenmeyen gebelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), madde bağımlılığı, sigara içme, okulu terketme, depresyon, evden kaçma, fiziksel şiddet ve suç işleme sayılabilir. Bir alandaki yüksek riskli davranış genellikle başka bir alandaki sorunlarla da birliktedir (Şekil 3-1). Örneğin: sorunlu ailelerde yaşayan ergenler (alkol, fiziksel veya cinsel taciz) diğer ergenlere göre daha fazla depresyon riski altındadır. Depresyondaki ergen madde ve alkol kullanımı, akademik başarısızlık, uygunsuz cinsel aktivite, CYBH, gebelik ve intihar açısından daha fazla risk altındadır. Bu sorunlar açısından risk altında olan ergenlerin erken tanınması erken komplikasyonların ve gelecekteki morbiditelerin önlenmesi için önemlidir. Depresyonla ilişkili sorunların erken belirteçleri aşağıdadır:

10 ERGENLİK 105 Okulda ve sosyal disfonksiyon: Okulu bırakma Kötü notlar Arkadaşsızlık Öğrenme güçlüğü Fiziksel sağlık: Akut hastalık Kronik hastalık Somatik yakınmalar Aile disfonksiyonu: Ebeveynler arasında çatışma Ebeveyn-çocuk çatışması Boşanma/ayrılma Alkolizm Ebeveynlerin ilgisizliği Fiziksel/cinsel istismar Duygusal disfonksiyon: Depresyon İntihar Stres/bunaltı Düşük benlik algısı Düşük kendine saygı YÜKSEK RİSKLİ DAVRANIŞ Çocuk hukuğu: Kabahat Tutuklanma Kuruma yerleştirme Firar Madde ve alkol suistimali Cinsel Sorunlar: Gebelik CYBH Fahişelik Şekil 3-1. Yüksek riskli ergen davranışlarının etkileşimi. 1. Okul başarısında azalma 2. Aşırı okul veya ders devamsızlığı 3. Sık veya sürekli psikosomatik yakınmalar 4. Uyku veya beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler 5. Konsantrasyon güçlüğü veya sürekli sıkılma 6. Depresyon, aşırı stress veya anksiyete semptom ya da bulguları 7. Arkadaşlar veya aileden uzaklaşma veya yeni bir arkadaş grubuna geçme 8. Ağır şiddetli veya isyankar davranış ya da radikal kişilik değişikliği 9. Ebeveynlerle çatışma 10. Cinsel davranış 11. Yasalarla çatışma 12. İntihar düşüncesi veya ölümle ilgili konularda saplantı 13. Madde ve alkol kullanımı 14. Evden kaçma Centers for Disease Control and Prevention: Web-based Injury Statistics Query and Reporting System (WISQARS). Atlanta: U.S. Department of Health and Human Services, CDC; Available at: Chen LH et al: Graduated driver licensing programs and fatal crashes of 16-year-old drivers: A national evaluation. Pediatrics 2006;118:56 [PMID: ]. Eaton DK et al: Youth risk behavior surveillance United States, MMWR Surveill Summ 2008;57(SS-4):1. Available at: Healthy People 2010: National Health Promotion and Disease Prevention Objectives. Washington, DC: U.S. Government Printing Office, Mulye TP et al: Trends in adolescent and young adult health in the United States. J Adolesc Health 2009;45(1):8 24 [PMID: ]. Steinberg L: Gallagher lecture. The family at adolescence: Transition and transformation. J Adolesc Health 2000;27:170 [PMID: ]. SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNUMU Ergenlerin sağlık hizmeti almak için nasıl, nereye, neden ve ne zaman başvuracağı ödeme gücü, sağlık kuruluşuna olan mesafe, ulaşım araçlarına ulaşabilme, hizmete ulaşabilme, okuldan uzak kaldığı süre ve gizliliğe bağlıdır. İstenmeyen gebelik, kontrasepsiyon, CYBH, madde bağımlılığı, depresyon ve diğer duygusal problemler gibi sık görülen birçok ergen sağlık sorununun moral, etik ve yasal yönleri vardır. Ergenler ceza veya onaylanmama korkusu ile genellikle ebeveynlerine güvenmekte tereddüt ederler. Bu gerçeği bilen sağlık çalışanları ergen aile planlaması klinikleri, randevusuz sağlık merkezleri, CYBH klinikleri, telefon hatları ve ergen klinikleri gibi özel programlar geliştirmişlerdir. Ergen ile güvene dayalı

11 145 Ergende Madde Kullanımı 4 Paritosh Kaul Çevirenler: Ayşe Doybak, Ömer Tarım Madde kullanımı kronik, ilerleyici bir hastalık sorununa dönüşmüştür. Başlangıç evresi- kullanmayandan kullanıcı olmaya geçiş- Amerikalı bir erişkin olma sürecinde o kadar yaygındır ki bazıları bunu normal davranış olarak kabul etmektedir. Bu evrede, madde kullanımı tipik olarak tütün veya alkol kullanımı (geçiş maddeleri) ile sınırlıdır. Ergenlikte, genç insanların bağımsız ve otonom bir kişilik geliştirmeleri beklenmektedir. Ergenler aile ve arkadaş gruplarının güvenliği içinde birçok davranış biçimi denerler. Bu süreç, genellikle kültürel olarak kabul edilebilir biçimde psikoaktif maddelerin denenmesi aşamasıdır. Madde kullanılmasının devamı veya ikinci evresine ilerleme, ergenin gelişimini bozma potansiyeline sahip ve normal olmayan, riskli bir davranıştır. Amerikan Psikiyatri Derneği deneme evresinden madde bağımlılığına ilerleme evresini tanımlayan kriterleri belirlemiştir. Bir sınıftan maddeler içinde ilerleme (örneğin biradan liköre) ve sınıflar arasında ilerleme (örneğin alkolden marihuanaya) madde kullanımının üçüncü ve dördüncü evreleridir. Bu evrelerdeki kişiler birçok maddeyi suistimal ederler ve çoğunda tolerans veya yoksunluk gibi bir ya da daha fazla bağımlılık belirtisi ortaya çıkar. Bir evreden diğerine geçiş genellikle azaltma, bırakma ve yeniden başlamadan oluşan döngüsel bir süreçtir. Her evrede olabilen etken ana maddenin intoksikasyonlarında sık görülen semptomlar, fizyolojik etkiler ve yoksunluk (bağımlılık) belirtileri Tablo 4-1 ve 4-2 de verilmektedir. American Psychiatric Association: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 4th ed. Text Revision. American Psychiatric Association, Briones DF et al: Risk factors and prevention in adolescent substance abuse: A biopsychosocial approach. Adolesc Med Clin 2006;17: [PMID: ]. Brown SA et al: A developmental perspective on alcohol and youths 16 to 20 years of age. Pediatrics 2008;121(Suppl 4):S290 S310 [PMID: ]. U.S. Department of Health and Human Services: Healthy People 2010, 2nd ed, with Understanding and Improving Health and Objectives for Improving Health (2 vols). U.S. Government Printing Office, SORUNUN BOYUTLARI Amerikalı çocuklarda madde kullanımının sıklığı ile ilgili en güncel kaynak, 2008 yılında yapılan, 400 den fazla okulda 8, 10 ve 12. sınıftaki çocuğun katıldığı Geleceği İzlemek adlı çalışmadır. Okulu terkeden, evden kaçan, çocuk mahkemelerinde yargılanan yüksek riskli adölesanları kapsam dışında bırakan bu çalışma muhtemelen sorunun boyutlarını olduğundan küçük göstermektedir. Bu ve diğer çalışmalar ABD nde en çok kullanılan maddenin alkol olduğunu göstermektedir. Alkol ile ilk denemeler tipik olarak orta okulda veya daha önce başlamaktadır. Alkol kullanımı erkeklerde daha sıktır. Irk olarak en sık beyazlarda görülmekte, İspanyol kökenlilerde ve yerli Amerikalılarda oran düşmektedir. Zencilerde ve Asya kökenlilerde nadirdir. Çocukların %75 inden fazlası liseden mezun olmadan önce alkol kullanmış, sekizinci sınıf öğrencilerinin %18 i, lise öğrencilerinin ise %55 i hayatlarında en az bir kez sarhoş olduklarını bildirmişlerdir. ABD nde en sık kullanılan yasadışı madde marihuanadır. Marihuana ve Tablo 4-2 de listelenen diğer maddelerle ilk denemeler tipik olarak orta okul ya da erken lise yıllarında olmaktadır. Madde kullanımının 20 yaşından sonra başlaması nadirdir. Amerikan gençliğinde madde kullanımı 1960 ve 1970 lerde artmış, 1980 lerde azalmıştır. Erken 1990 larda tekrar artış gösteren madde kullanımı son yıllarda düşme eğilimine girmiştir. Madde kullanımına başlama sıklığında döneminde azalma olmasına karşın, ergenlerde halen madde kullanımı önemli bir sorundur. Alkol, tütün ve yasadışı madde kullanımı 8. sınıftan 12. sınıfa kadar ikiye katlanmaktadır. Alkol ve sigara kullanımı ergenlikten (12-17 yaş) genç eriş-

12 146 BÖLÜM 4 Tablo 4 1. Sık kullanılan keyif-verici maddelerin fizyolojik etkileri. Gözler/pupiller Midriazis Miyozis Nistagmus Konjunktival hiperemi Lakrimasyon Kardiyovasküler Taşikardi Hipertansiyon Hipotansiyon Aritmi Respiratuar Depresyon Pulmoner ödem Vücut ısısı Yükselme Düşme Periferik sinir sistemi yanıtı Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain; glutetimid; jimson weed (Datura stramonium); LSD ile Alkol ve opiodlerin yoksunluğu Alkol, barbitüratlar, benzodiazepinler, opioidler, PCP Alkol, barbitüratlar, benzodiazepinler, inhalanlar, PCP LSD, marihuana İnhalanlar, LSD ile Opioidlerin yoksunluğu Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain; LSD; marihuana; PCP ile Alkol, barbitüratlar ve benzodiazepinlerin yoksunluğu Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain; LSD; marihuana; PCP ile Alkol, barbitüratlar ve benzodiazepinlerin yoksunluğu Barbitüratlar, opioidler. Ortostatik: marihuana, depresanların yoksunluğu Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain; inhalanlar; opioidler; PCP Opioidler, depresanlar, GHB Opioidler, stimülanlar Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain; PCP ile Alkol,barbitüratlar, benzodiazepinler ve opioidlerin yoksunluğu Alkol, barbitüratlar, benzodiazepinler, opioidler, GHB Hiperrefleksi Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain; LSD; marihuana; metakualon; PCP ile Alkol,barbitüratlar ve benzodiazepinlerin yoksunluğu Hiporefleksi Alkol, barbitüratlar, benzodiazepinler, inhalanlar, opioidler Tremor Amfetaminler veya diğer stimülanlar, kokain, LSD ile Alkol, barbitüratlar, benzodiazepinler ve kokainlerin yoksunluğu Ataksi Alkol; amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; barbitüratlar; benzodiazepinler; inhalanlar; LSD; PCP; GHB Santral sinir sistemi yanıtı Aşırı uyanıklık Sedasyon, somnolans Konvulsiyon Halusinasyonlar Gastrointestinal Bulantı, kusma Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain Alkol, barbitüratlar, benzodiazepinler, inhalanlar, marihuana, opioidler, GHB Alkol, Amfetaminler; MDMA veya diğer stimülanlar; kokain; inhalanlar; metakualon; opioidler (özellikle meperidin, propoksifen) ile Alkol, barbitüratlar ve benzodiazepinlerle yoksunluk Amfetaminler; MDMA, veya diğer stimülanlar; kokain; inhalanlar; LSD; marihuana; PCP ile Alkol, barbitüratlar ve benzodiazepinlerle yoksunluk Alkol, amfetaminler veya diğer stimülanlar, kokain, inhalanlar, LSD, opioidler, peyote, GHB ile Alkol, barbitüratlar, benzodiazepinler, kokain ve opioidlerle yoksunluk GHB, γ-hidroksibutirat; LSD, liserjik asid dietilamid; MDMA, metilendioksimetamfetamin (ekstazi); PCP, fensiklidin hidroklorid. Schwartz B, Alderman EM: Substance abuse. Pediatr Rev 1997;18:215. İzinle yayınlanmıştır. kin yaşa (18-25 yaş) kadar üç kattan fazla artmaktadır yılında marihuana kullanımı sıklığı, 12 sınıf öğrencilerinde %42.6 olarak bildirilmiştir. Geçen on yılda, LSD, ekstazi ve metamfetamin kullanımı azalırken kokain kullanımı artmıştır. Ergenlerde son 10 yılda, reçeteli ve reçetesiz öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarının keyiflenme amacıyla kullanımı artmıştır. Çalışmalar, ergen kullanıcılar tarafından kullanılan maddenin popülaritesinin risk ve yarar algılamasına bağlı

13 159 Yeme Bozuklukları 5 Eric J. Sigel Çeviren: Gülsüm Atay Ergenlerde ve daha küçük yaştaki çocuklarda yeme bozukluklarının görülme sıklığı ürkütücü şekilde artmaktadır. Hastalarda yeme bozuklukları klinik belirtilerinin tümü ya da bir kısmı gözlenebilir. Bu bölümde anoreksiya nervoza (AN), bulimya nervoza (BN), sınıflandırılamayan yeme bozuklukları ( eating disorders not otherwise specified -EDNOS ) ve tıkınırcasına- aşırı yeme bozukluğu ( binge-eating disorder- BED ) tartışılmaktadır. Hastalıkların tümü biyopsikososyal bakış açısıyla ele alınmıştır ETİYOLOJİ Yeme bozukluklarının kalıtımsal geçiş gösterdiği ile ilgili kanıtlar artmaktadır. Anoreksiya nervoza sıklığı genel toplumda %1 2 iken, anoreksik hastaların birinci derece akrabalarında %7 dir. Tek yumurta ikizlerinin her ikisinde de yeme bozukluğu görülmesi oranı %55 iken, çift yumurta ikizlerinde bu oran %7 dir. İkizlerde yapılan çalışmalarda kalıtımın rolü AN da %33 84, BN da ise %28 83 olarak tahmin edilmektedir. Anoreksiya nervozalı erkek hastaların birinci derece kadın akrabalarında AN görülmesi riski 20 kat daha fazladır. Pek çok çalışmada, BN lı hastaların birinci derece akrabalarında yeme bozukluğu sıklığının arttığı bildirilmiştir. Nörotropin proteinlerinin yeme davranışının düzenlenmesi ve enerji metabolizmasındaki rollerinin gösterilmesinden sonra yeme bozukluklarının kalıtımındaki rolleri de araştırılmaya başlanmıştır. Merkader, yeme bozukluğu (YB) aile öyküsü olan Avrupalı ailelerde yaptığı bir çalışmada, NTRK3 geninin bir proteini olan rs ile YB arasında ilişki bulunduğunu göstermiştir. Heterozigot genotipte geçişinin azalması ve homozigot genotipte geçişinin artması YB ile genin ilişkisine kanıt kabul edilmektedir. Anoreksiya nervoza da serotonerjik ve dopaminerjik fonksiyonların bozulduğu ile ilgili kanıtlar da bulunmaktadır. Anoreksiya nervoza ve BN lı hastalarda nöropeptidler ve barsak peptidlerinde değişiklikler rapor edilmiştir. Anoreksiya nervoza da adinopektin düzeyinin arttığı bulunmuştur. Bu artışın birincil nedenle mi yoksa malnütrisyona ikincil olarak mı arttığı belirlenememiştir. Bulimia nervoza da kolesistokinin düzeyi düşmektedir. Bu durum doygunluk hissinin oluşamamasına ve buna bağlı aşırı yeme davranışının ortaya çıkmasına neden olabilir. Klinik önemi tam olarak bilinmemekle birlikte dopamin metabolizmasında da değişiklikler saptanmıştır. Bir barsak peptidi olan grelin düzeyi AN lı hastalarda yüksektir ve yemek sonrasında normalde olduğunun tersine azalmamaktadır. Anoreksiya nervozalı hastalarda iştahı durduran bir barsak peptidi olan obestatin düzeyi de yüksek bulunmuştur. Anoreksiya nervozalı hastalarda leptin fizyolojisi de bozulur. Leptin düzeyindeki bozukluklar hipotalamus-hipofiz aksını etkileyen enerji değişikliklerini etkileyerek AN nın devam etmesinde rol oynuyor olabilir. Kilo alan AN lı hastalarda leptin düzeyi aşırı yükselmektedir. Yüksek leptin düzeyi bedenin enerji alımını azaltmasını sağlamaktadır ve AN lı hastalardaki normalden çok yüksek leptin düzeyi bu hastaların tekrar kilo alabilmelerini zorlaştırıyor olabilir. Leptin, düşük düzeylerde hipotalamusu uyararak üreme hormonlarının üretimini engelleyici etki yaparak AN nın bazı sekellerinin gelişmesinde de rol oynaması mümkün olabilir. Yeme bozukluklarının nörobiyolojisiyle ilgili araştırmalara rağmen, bu nörotransmitter anormalliklerinin hastalığın nedeni mi ya da hastalıkla ilişkili fizyolojik değişikliklerin sonucu mu olduğu bilinmemektedir. Bulimia nervoza ya da aşırı yeme bozukluğu olan hastalarda doygunluğa yanıt olarak serotonin salgılanması azalmıştır. Doygunluk hissindeki azalmanın sonucu olarak hastalar yemeye devam ederler. Seçici seretonin geri alım inhibitörleri (SGAI) ile tedavi bu bozukluğu etkileyebilir. Bazı uzmanlar, YB görülmesi sıklığının kadınlar ve erkekler arasında farklı olmasının fetusun anne karnında iken karşılaştığı hormonal ortamla ilişkili olduğunu ileri sürmektedirler. Procopio ikizi AN lı olan bir erkekte AN gelişme riskinin AN lı ikiz kardeşin cinsiyetine göre değiştiğini rapor etmiştir. AN lı ikizin kız olması erkek bebekteki riski yaklaşık sekiz kat arttırmaktadır. Bu çalışmada çevresel etmenler değerlendirilmemiştir. Hayvan deneylerinde yüksek östrojen ve/veya düşük androjene maruz kalmanın beyin gelişimini etkilediği ve AN gelişme riskini değiştirdiği bildirilmiştir. Geleneksel psikolojik kuram pek çok çevresel etmenin yeme bozukluklarının gelişmesine yol açabileceğini ileri sürmektedir. Annenin kız çocuğuna kendi kişiliğini geliştirmesini (ergenlik döneminin önemli bir özelliği) engelleyecek kadar müdahale etmesinin hastalığın gelişmesinde rolü ola-

14 160 BÖLÜM 5 bileceği savunulmaktadır. Gelişimini kontrol edebilmekten yoksun olduğunu düşünen ergen yiyecekler üzerinde aşırı kontrol kurarak sorunu ile baş ediyor olabilir. İkinci bir kuram da baba- kız arasındaki ilişki sorgulanmaktadır. Bu kuramda cinselliği belirginleşmeye başlayan kız çocuktan babanın duygusal ve fiziksel olarak uzaklaşması söz konusudur. Genç kızın içgüdüsel olarak bunun farkına vardığı ve babasına yakın olabilmek için bilinçdışı bir şekilde besin alımını kısıtladığı savunulmuştur. Üçüncü bir kuram ergenliğin kendisiyle ilişkilidir. Bazı ergenler bedenlerindeki değişikliklerden korkabilir ya da hoşlanmayabilirler. Besin alımlarını kısıtlayarak kilo verirler, adet kanamalarını durdururlar ve ergenlik dönemindeki gelişimlerini etkin bir şekilde geri çevirirler. Toplum, zayıf ya da kaslı olmanın çekici ve başarılı olmanın koşulları olduğu mesajını vermektedir. İnternet, zayıf olmanın yollarını göstermenin yanı sıra, diyet yiyecekler, ilaçlar konusunda da bilgi sunmaktadır. İnternet aracılığı ile bu ürünlere ulaşmanın kolay olması ergenlerin zayıf ya da kaslı olmak için uğraşmalarını kolaylaştırmaktadır. Genetik yatkınlık, psikolojik ve çevresel etmenlerin bir araya gelmesi yeme bozukluklarının gelişmesini kolaylaştırmaktadır. Bailer UF, Kaye WH: A review of neuropeptide and neuroendocrine dysregulation in anorexia and bulimia nervosa. Curr Drug Target CNS Neurol Disord 2003;2:53 [PMID: ]. Bosanac P et al: Serotonergic and dopaminergic systems in anorexia nervosa: A role for atypical antipsychotics? Aust N Z J Psychiatry 2005;39:146 [PMID: ]. Bulik CM, Tozzi F: Genetics in eating disorders: State of the science. CNS Spectrums 2005;9:511 [PMID: ]. Chan JL, Manzoros CS: Role of leptin in energy deprived states: Normal human physiology and clinical implications for hypothalamic amenorrhea and anorexia nervosa. Lancet 2005;366:74 [PMID: ]. Germain N et al: Ghrelin/obestatin ratio in two populations with low bodyweight: Constitutional thinness and anorexia nervosa. Psychoneuroendocrinology 2009;34(3): [PMID: ]. Mercader JM et al: Association of NTRK3 and its interaction with NGF suggest an altered cross-regulation of the neurotrophin signaling pathway in eating disorders. Hum Mol Genet 2008;17 (9): Modin-Moses D et al: Modulation of adiponectin and leptin during refeeding of female anorexia nervosa patients. J Clin Endo Metab 2007;92:1843 [PMID: ]. Procopio M, Marriott P: Intrauterine hormonal environment and risk of developing anorexia nervosa. Arch Gen Psych 2007;64(12):1402. Strober M et al:males with anorexia nervosa: A controlled study of eating disorders in first-degree relatives. Int J Eat Disord 2001;29:263 [PMID: ]. SIKLIK ABD nde anoreksiya nervoza ergenlik dönemindeki kızlarda en sık görülen üçüncü kronik hastalıktır. Görülme sıklığı 1930 dan itibaren düzenli artış göstermektedir. Elde kesin rakamlar olmamakla birlikte ABD nde ergenlerin %1-2 sinde AN, %2-4 ünde BN geliştiği rapor edilmiştir. Ergenlerdeki artış hızı erişkinlerin beş katından fazladır. Daha küçük yaştaki çocuklarda da sıklık artmaktadır. Ergenlik döneminde yeme bozuklukları genellikle başka bir psikiyatrik hastalıkla birliktelik göstermektedir. Hastaların %10 u erkektir ve sıklık ısrarla artmaktadır. Tam ya da kısmi BN sıklığı erkeklerde %1, kızlarda %3.2 dir. Tam ya da kısmi AN sıklığı ise erkeklerde %0.9, kızlarda %1.8 dir. Erkeklerde yeme bozukluğunun artmasında kitle iletişim araçlarının rolü büyüktür. Bu ortamlarda erkeklerde kaslı ve iyi görünümlü bir bedene sahip olmak idealleştirilmektedir. Ergenlik öncesi dönemdeki yeme bozukluğu ile ilgili son çalışmalar, 13 yaşından küçük hastaların genellikle erkek ve yeme bozukluğunun sıklıkla EDNOS tipinde olduğunu göstermektedir. Küçük yaştaki hastaların BN nın tipik davranışlarını daha az gösterdikleri bilinmektedir. Bu hastalarda kilo kaybı ergenlerdekinden daha hızlı ve daha ağır olmaktadır. Ergenlerin kendi bildirimlerine göre, yeme bozukluğu davranışı sıklığı AN ya da BN nin resmi rakamlarından çok daha yüksektir. İkibin yedi yılında yapılan Amerika Birleşik Devletleri Gençlerindeki Riskli Davranış Araştırmasında kızların %60 ının ve erkeklerin ise %30 unun son 30 gün içinde kilo vermeye çalıştıklarını; kilo vermek için gençlerden %12 sinin 24 saatten fazla aç kaldığı ve %5,9 unun (kızlarda %7,5; erkeklerde %4,2) ilaç kullandığı bildirilmiştir. Kendini kusturma ya da laksatif kullanma oranı kızlarda %6,4, erkeklerde %2,2 dir. Kızların %46 sı erkeklerin %30 u yaşamları boyunca en az bir kez dürtüsel yeme atağı geçirdiklerini bildirmişlerdir. Yeme bozukluklarına ait hastalık özelliklerinin tam olarak bulunduğu gençlerin sayısı az olmakla birlikte sağlıklı olmayan kilo kontrolü yöntemlerini kullanan gençlerin sayısının yüksek olması endişe verici bulunmuştur. Bu durum yeme bozukluklularının gelişmesinin öncüsü olabilir. Hekimlerin tüm ergen hastalarında yeme sorunlarını değerlendirmeleri gerektiği kabul edilmiştir. Eaton DK et al: Youth Risk Behavior Surveillance: United States MMWR Surveill Summ 2008;57(4): Available at: Halmi KA: Anorexia nervosa: An increasing problem in children and adolescents. Dialogues Clin Neurosci 2009;11(1): [PMID: ]. Peebles R et al: How do children with eating disorders differ from adolescents with eating disorders at initial evaluation? J Adolesc Health 2006;39:800 [PMID: ]. Woodside DB et al: Comparisons of men with full or partial eating disorders, men without eating disorders, and women with eating disorders in the community. Am J Psychol 2001;158:570 [PMID: ]. ZEMİN HAZIRLAYAN FAKTÖRLER İnce vücutlu olunması gerektiğini vurgulayan jimnastik, artistik buz pateni ya da bale gibi etkinliklerle uğraşan çocuklarda AN gelişmesi riski bedenin görünümünü önemsemeyen sporlarla ilgilenen çocuklardakinden daha yüksektir. Zayıf olmanın ideal kadın olmanın bir gereği olduğuna ina-

15 Normal Çocuk Beslenmesi ve Bozuklukları Nancy F. Krebs Laura E. Primak Matthew Haemer Çevirenler: Esra Nagehan Akyol, Esra Çelik Kuzaytepe, Muazzez Asburçe Bike Olgaç BESİN GEREKSİNİMİ BESLENME VE BÜYÜME Çocukların besin gereksinimi: (1) büyüme hızı, (2) vücut yapısı, (3) oluşan yeni dokuların bileşimi tarafından etkilenmektedir. Bu faktörler yaşla birlikte değişkenlik gösterir. Bu değişkenlik özellikle erken yenidoğan döneminde önemlidir. Erken bebeklik döneminde büyüme hızları ergenlik çağındaki büyüme hızlanması dahil, diğer bütün dönemlerdeki büyüme hızlarından daha yüksektir (Tablo 10-1). Büyüme hızı doğumdan sonraki ikinci aydan itibaren hızla düşmeye başlar (prematüre bebeklerde bu düşme göreceli olarak daha geç ortaya çıkar). Besin gereksinimi ayrıca vücut yapısına da bağlıdır. Erişkinlerde, vücut ağırlığının yalnızca %2 sini oluşturan beyin, total bazal enerjinin %19 unu tüketmektedir. Buna karşılık, term bir yenidoğanda beyin dokusu vücut ağırlığının %10 u oluştururken total bazal enerjinin %44 ünü kullanmaktadır. Sonuç olarak; erken bebeklik döneminde beynin total bazal enerji tüketimi ve gereksinimi göreceli olarak yüksektir. Besin gereksinimini etkileyen üçüncü faktör yeni dokuların yapısıdır. Örneğin: 0-4 ay arasında alınan kilonun %40 ından yağ dokusu artışı sorumludur. Bu oran 24 ile 36. aylar arasında sadece %3 tür. Aynı oranlar sırası ile protein için %11 ve %21; su için %45 ve %68 dir. Bebekliğin ilk aylarındaki yüksek orandaki yağ depolanması sadece bebeğin kilo alımında yağ depolanmasının önemini göstermez. Bu bulgu aynı zamanda bebek beslenmesinin kompozisyonu üzerinde de düşünülmesini zorunlu kılar. Küçük bebeklerde büyüme ve vücut kompozisyonu besin gereksinimi belirgin ölçüde arttırır. Kısa süreli beslenme sorunları malnütrisyon riskini doğurur. Küçük bebeklerde fiziksel büyüme hızının yavaşlaması yetersiz beslenmenin erken ve önemli bir göstergesidir. Çok küçük bebeklerde yağ depolarının sınırlı olması, enerji rezervlerinin az olduğunun da göstergesidir. Beyinin göreceli olarak büyük olması ve büyümeye devam etmesi, erken bebeklik döneminde malnütrisyonun merkezi sinir sistem üzerindeki olumsuz etkilerinin daha ağır olmasının en önemli nedenidir. KALORİ Enerji tüketiminin temel belirleyicileri: 1) bazal metabolizma, 2) gıdaya metabolik yanıt, 3) fiziksel aktivite, 4) büyümedir. Enerji kullanımının etkinliği önemli bir faktörtür. Ortam sıcaklığının ve giyinmenin uygun olmadığı koşullarda alınan enerjinin bir kısmı termoregulasyonda kullanılır. Bebek ve çocukların fiziksel aktivite için gereken enerji ihtiyaçlarına ilişkin yeterli veri yoktur. Diğer taraftan büyüme ihtiyaçları farklılıklar göstermektedir. Tüm bu bilinmezlere rağmen besin ihtiyaçları hesaplamaları sağlıklı bebeklerin enerji alımlarına göre yapılmaktadır. Bebek ve çocukların enerji gereksinimleri Tablo 10-2 de verilmektedir. Yapılan çeşitli çalışmalarla bu tablonun sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin hesaplanmış enerji alım miktarları ile de uyumlu olduğu gösterilmiştir. Anne sütü ile beslenen bebeklerin ilk üç aydaki büyüme hızları formüla ile beslenen bebeklerin büyüme hızlarına eşit, hatta daha hızlı olabilir Buna karşın; 6-12 aylarda sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin vücut ağırlıkları, formüla ile beslenen bebeklere göre daha düşüktür. Büyüme hızlarında da azalma görülür. Bu bulgulardan yola çıkarak Dünya Sağlık Örgütü, anne sütü ile beslenen sağlıklı bebekler için uluslarararası ayrı büyüme standartları oluşturmuştur. Bu standartların bebek ve küçük çocukların fizyolojik gelişimini temsil ettiği kabul edilmektedir. (Bkz Pediatrik Yetersiz Beslenme Bölümü) İlk dört yaştan sonra vücut ağırlığına göre hesaplanan enerji gereksinimi düzenli bir düşüş göstermektedir. Tahmini günlük enerji gereksinimi ergenlik dönemin sonunda 40 kcal/kg/gün kadardır. Günlük enerji gereksinimi; bir yaşında 1000 kcal/gün bazal değerine sonraki her yaş için 100 kcal eklenerek hesaplanabilir. İştah ve büyüme, sağlıklı çocukların çoğunda kalori gereksiniminin güvenilir göstergeleridir. Enerji alımı alınan gıdanın enerji değeri ile değişmektedir. Sağlıklı bebek ve çocukların bireysel enerji ihtiyaçları önemli ölçüde değişkenlik göstermektedir. Malnütrisyon ve hastalıklar bu değişkenliği daha da artırmaktadır. Prematüre bebeğin enerji gereksinimi, özellikle hastalık durumu ya da büyümenin yakalanmasının hedeflendiği durumlarda 120 kcal/kg/ gün ü aşabilir.

16 274 BÖLÜM 10 Tablo Bebek ve küçük çocuklarda büyüme hızı, büyüme için gereken enerji ve vücut bileşenlerindeki değişiklikler. Büyüme Hızı (gr/gün) Büyüme İçin Enerji Vücut Bileşenleri Yaş (ay) Erkek Her iki cins Dişi Gereksimi (kcal/kg/d) Su Protein Yağ a a Doğum ağırlığı 10 gün içinde tekrar kazanılmaktadır. Doğum ağırlığının %10 undan fazla olan kilo kaybı, anne sütü ve formüla ile beslenen bebeklerde dehidratasyon ya da malnütrisyonun göstergesidir. Fomon SJ (editor): Infant Nutrition, 2nd ed. WB Saunders, İzinle yayınlanmıştır. Malnütrisyonlu hastalarda enerji ihtiyaçlarını hesaplamanın bir diğer yolu da hesaplamaların ölçülen vücut ağırlığına göre değil, ideal vücut ağırlığına göre yapılmasıdır. (Hesaplamalarda boy yaşına göre 50. persentildeki ağırlığı, boya göre 50. persentildeki ağırlığı ya da yaşa göre vücut kitle indeksi ile mevcut boyla belirlenen ağırlık kullanılabilir). World Health Organization: Report of a Joint FAO/WHO/UNO Expert Consultation: Energy and Protein Requirements. WHO Tech Rep Ser No. 724, 1985;724. WHO Multicentre Growth Reference Study Group: WHO Child Growth Standards based on length/height, weight and age. Acta Paediatr 2006;(Suppl) 450: Tablo Tablo Enerji ve protein alımı için öneriler. Enerji (kcal/kg/gün) Protein (g/kg/gün Yaş Enerji Tüketim Ölçütlerine Göre Anne Sütünden Alım Ortalama Gereksinim Önerileri Anne Sütünden Ortalama İhtiyaç İçin Rehber 10 gün-1 ay 1-2 ay 2-3 ay 3-4 ay 4-6 ay 6-12 ay 1-2 yaş 2-3 yaş 3-5 yaş ,05 1,75 1,36 1,20 1,05 2,5 2,25 2,25 2,0 1,7 1,5 1,2 1,1 1,1 Krebs NF et al: Growth and intakes of energy and zinc in infants fed human milk. J Pediatr 1994;124:32; Garza C, Butte NF: Energy intakes of human milk-fed infants during the first year. J Pediatr 1990;117:(S)124. İzinle yayınlanmıştır.

17 Aciller ve Yaralanmalar Maria J. Mandt Joseph A. Grubenhoff Çevirenler: Nihan Malbora, Barış Malbora BEBEK VE ÇOCUKLARDA İLERİ YAŞAM DESTEĞİ Ciddi derecede hasta ya da yaralanmış bir çocuk ile karşılaşıldığında ilk yapılacak iş, çocuğun fizyolojik durumunun hızlı belirlenmesi ve eş zamanlı olarak canlandırma işlemine başlanılmasıdır. İlk müdahale fizyolojik bozukluğun düzeltilmesi olmalıdır. Özellikle havayolunda obstrüksiyon ventilasyon durumu ve şok değerlendirilir. Bu üç parametredeki herhangi bir bozukluk hızla düzeltilmelidir. Bu ilk müdahaleyi takiben altta yatan nedenin tedavi edilebilir olup olmadığı ya da geri dönebilirliğine odaklanılır. Çocuklarda kardiyak arrest, primer kardiyak nedenlerden ziyade sıklıkla ilerleyici solunum bozukluğu ya da şoktan kaynaklanır. Fark edilmeyen ilk bulgular bradikardiye, agonal solunuma ve sonuç olarak asistoliye yol açabilir. Çocuğun arrest durumundan kesin olarak döndüğü durumlarda bile beyinde ve diğer hayati organlarda oluşan hipoksi ve iskemi nörolojik hasarın düzelmesini ileri derecede zorlaştırmaktadır. Tek başına ventilasyon ve oksijenizasyona hızlı yanıt veren ya da toplam beş dakikadan kısa ileri yaşam desteği almış çocuklarda nörolojik açıdan sorunsuz olarak hayata dönme şansı yüksektir. Bu nedenle kardiyopulmoner arreste ilerlemesi olası olan çocukların belirlenmesi ve asistol gerçekleşmeden yoğun müdahalede bulunulması önemlidir. Not: Standart kişisel korunma malzemeleri resüsitasyon sırasında hazır bulundurulmalıdır. RESÜSİTASYONUN ABC Sİ Ciddi derecede hasta olan bir çocuk hızlıca havayolu ( Airway ) açıklığı, solunum ( Breathing ) ve dolaşım ( Circulation ) yeterliliği açısından değerlendirilmelidir. Her bir noktada bozulma bir sonraki aşama öncesi düzeltilmelidir. Çocuğun havayolu tıkalı ise solunum ve dolaşıma müdaheleden önce başın pozisyonu ve çene kaldırma manevrası gibi işlemlerle havayolu açılmalıdır. Havayolu Üst havayolu açıklığı için bak, dinle ve hisset: Solunum gücünü belirleme açısından göğüs ve karın duvarı hareketlerine bak. Stridor, hırıltılı ya da gürültülü solunum gibi beklenmedik solunum sesleri için dinle. Steteskopun ağız ya da trakea üzerine yerleştirilmesi hava girişinin duyulmasını kolaylaştırır, ağız ve burnuna yaklaşarak hava hareketini hisset. Spontan soluma çabası ve hava hareketi olmaksızın artmış solunum eforu havayolu tıkanıklığının göstergesidir. Belirgin hava yolu tıkanıklığı sıklıkla ajitasyon ya da letarji gibi bozulmuş bilinç fonksiyonu ile birliktedir. Havayoluna ilk müdahale; oksijen verilmesi, çenenin kaldırılması ve öne çekilmesi, aspirasyon ya da torba valvli maske ventilasyonu gibi invazif olmayan girişimlerdir. Endotrakeal entübasyon, laringeal maske takılması ve nadiren krikotiroidotomi gibi invaziv girişimler basit yöntemlerin başarısız olduğu hastalarda kullanılır. Boyun hasarından şüpheleniliyorsa servikal omurgalar hareket ettirilmemeli ve boyun ekstansiyon-fleksiyonundan uzak durulmalıdır (Bkz: Pediatrik Travma Hastasına Yaklaşım). Aşağıdaki uygulamaların yapıldığı vakalarda temel yaşam desteği sağlanmış sayılır. Havayolunun değerlendirmesinde pediatrik anatomi bilgisi önemlidir. Çocuklarda dil göreceli olarak büyüktür ve larinks önde ve yüksekte yerleşmiştir. Bebekler zorunlu olarak burun solunumu yaparlar. Bu nedenle nazofarinksteki sekresyonlar, kan ya da yabancı cisimler belirgin solunum güçlüğüne yol açarlar. A. Başı koklama pozisyonuna getiriniz. Boyun hafif fleksiyonda olmalı ve yüzü yukarı kaldırılmalıdır. Bu pozisyon oral, faringeal ve trakeal havayollarını aynı düzeye getirir. Baş kaldırma ve çeneyi öne getirmeyi takiben hava yolu tıkanıklığı devam ediyorsa başa tekrar pozisyon verilir.

18 ACİLLER VE YARALANMALAR 301 Şekil Sekiz yaşından küçük çocuklarda en iyi havayolu açıklığının sağlamasında uygun pozisyon. Omuz altında katlanmış çarşaf ya da havlu yerleştirilerek oksiput orta hatta tutulur ve orofarengeal, faringeal ve trakeal havayolları aynı hizaya getirilir. Bebeklerde ve sekiz yaş altı çocuklarda oksiputun göreceli olarak büyük olması nedeniyle belirgin boyun fleksiyonu olur ve hava yolu pozisyonu güçleşir. Bu durum omuzların altına bir havlu rulonun konması yani çocuğun nötral pozisyona getirilmesi ile giderilir (Şekil 11-1). Daha büyük bir çocukta hafif baş ekstansiyonu yeterli olabilir. Özellikle bebeklerde boynun hiperekstansiyonundan kaçınılmalıdır. B. Çene kaldırma ve öne çekme manevrası uygulanır (Şekil 11-2). Submental üçgene baskı yapmadan çene ucu kaldırılır ya da çenenin üstüne doğru traksiyon uygulanarak çene öne çekilir. Servikal omurga hasarı şüphesinde baş kaldırılmamalıdır. C. Ağız içindeki yabancı maddeler aspire edilir. D. Görünen yabancı cisimler, parmak ya da Magill forsepsi kullanarak uzaklaştırılır. Gerekirse laringoskop kullanılır. Parmakla körlemesine temizlik yapılmamalıdır. E. Dilin posterior farinkse düşmesine bağlı üst solunum yolu tıkanıklığını engellemek için orofaringeal ya da nazofaringeal airway (Şekil 11-3) yerleştirilebilir. Bilinci kapalı çocuklarda dilin arkaya düşmesi ve farinksi tıkaması havayolu tıkanıklığının en sık görülen nedenidir. Orofaringeal airway in uygun boyutu üst çene dişetlerinin ortasından çene köşesine kadar olan mesafenin ölçülmesi ile hesaplanır (Şekil 11-4). Bu yöntem bilinci kapalı hastalarda kullanılır. Nazofaringeal airway ler burun deliklerine tam oturmalı ve burun deliğinden tragusa kadar olan mesafe uzunluğunda olmalıdır (Şekil 11-5). Bu havayolu yardımcı aletleri, hasar görmüş kribriform plaktan intrakraniyal perforasyon riski nedeniyle yüz orta bölgesinin ciddi yaralanmalarında kullanılmamalıdır. Solunum Solunum değerlendirmesi çoğunlukla inspeksiyon ile başlar. Göğsün simetrik iniş-kalkışı, solunumun hızı ve solunum güçlüğü (örneğin: retraksiyonlar, patlar tarzda ve homurdanma şeklinde solunum), yardımcı solunum kaslarının kullanımı, deri rengi ve trakeal deviasyon açısından hastaya bak. Mental duruma dikkat edilir. Nabız oksimetri ölçümleri ve mümkünse solunum sonu CO 2 in saptanması istenir. Hışıltı gibi beklenmedik solunum sesleri için dinle. Hava girişi, solunum seslerinin simetrik olması ve raller için oskültasyon önemlidir. Cilt altı krepitasyonu hisset. Şekil A: Spinal hasar düşünülmeyen hastalarda çenenin yukarı kaldırılıp başın ekstansiyona getirilerek havayolunun açılması: Çene bir el ile hafifçe kaldırılırken, alın diğer el ile geriye doğru itilir. B: Spinal hasar olduğu düşünülen hastalarda çenenin sabit tutularak havayolunun açılması: Mandibula her iki köşesinde tutularak yükseltilir. Bu manevra ile çene ve dil öne hareket ettirilirken, boynu bükmeden havayolunu açılır.

19 321 Zehirlenmeler 12 Barry H. Rumack Richard C. Dart Çeviren: Özlem Yüksel Yurtsever Toksik maddelere kaza eseri ya da kasıtlı maruziyet tüm yaş grubundaki çocuklarda görülebilmektedir. Sıklıkla altı yaş altındaki çocuklar kaza eseri toksik maddelere maruz kalmaktadır. Sıklık iki yaş grubu çocuklarda en yüksektir. Amerikan Zehir Kontrol Merkezi nin Ulusal Zehirlenme 2008 verilerine göre 2,5 milyon maruziyetin %51 i beş yaş altı çocuklarda, %6 sı 6-12 yaş ve %7 si yaş arasındaki çocuklarda görülmektedir. Küçük çocuklar ebeveynleri ya da bakıcıları tarafından nadiren kasıtlı olarak zehirlenirler. Öykünün tutarlı olmadığı vakalarda, kreşlerde çocukları uyutmak için difenhidramin kullanımı, ebeveynin ikincil kazanç sağladığı Munchausen düşsel yalanlar sendromu ya da kasıtlı zarar verme akılda tutulmalıdır. Bu tür vakalarda çocuk istismarı uzmanlarından yardım istenmesi uygun olacaktır (Bkz: Bölüm 7). Ergenler intihar girişimi ya da madde kullanımı sonucunda çeşitli ilaçlarla ve maddelerle zehirlenebilirler. Bazı yörelerde küçük ölçekli endüstriyel ya da üretim işletmeleri evlere ve tarlalara yakındır. Bu kuruluşlardan yayılan toksik maddelere maruziyet söz konusu olabilir. Bronstein AC et al: 2008 Annual Report of the American Association of Poison Control Centers National Poison Data System (NPDS). Clin Toxicol (Phila) 2007;45:815 [PMID: ]. TOKSİKOLOJİNİN FARMAKOLOJİK İLKELERİ Zehirlenmiş hastanın değerlendirilmesinde, şüphelenilen farmakolojik ya da toksik ajanın etkilerinin hastanın klinik tablosuyla karşılaştırılması önemlidir. Hastanın öyküsünden 30 dakika önce sakinleştirici aldığı öğreniliyor, ancak klinik incelemede dilate pupiller, taşikardi, ağız kuruluğu, barsak seslerinda azalma ve halüsinasyonlar saptanıyorsa antikolinerjik toksisiteden şüphelenilip buna yönelik tanı ve tedavi algoritması izlenmelidir. LD 50 Deney hayvanlarının %50 sini öldürmek için gerekli olan vücut ağırlığının kilogramı başına düşen ilaç miktarı olarak bilinen LD 50 ya da median letal dozun insanlarda klinik önemi azdır. Genellikle toksik maddenin tam olarak hangi miktarda yutulduğu ya da emildiğini, hastanın metabolik durumunu ya da hangi hastalarda atipik yanıtın görüleceğini tahmin etmek güçtür. Öykü doğru olsa bile bu değerler insanlarda anlamlı değildir. Yarı Ömür (t 1/2) Ajanın yarı ömrü dikkatli bir şekilde belirlenmelidir. Yayınlarda tanımlanan yarı ömürlerin çoğu terapötik dozlar için geçerlidir. Alınan maddenin miktarı arttıkça yarı ömrü uzayabilir. Salisilatlar yanında pek çok toksik madde için bu kural geçerlidir. Salisilatın bilinen yarı ömrü olan iki saat baz alınarak ilacın hızlı elimine edileceğini düşünmek yanıltıcı olabilir. Akut yüksek doz salisilat zehirlenmesinde yarı ömür saate kadar uzayabilir. Dağılım Hacmi Bir ilacın dağılım hacmi (Vd) ilacın emilen miktarının o ilacın kandaki düzeyine bölünmesiyle hesaplanır. Örneğin teofilin için dağılım hacmi vücut ağırlığının kilogramı başına 0,46 L ya da ortalama bir erişkinde 32 L dir. Buna karşın digoksin total vücut sıvısına iyi dağılım gösterir. Hesaplama sonucu vücut ağırlığından daha fazla bir hacim bulunduğundan buna sanal dağılım hacmi denilir (Tablo 12-1). Vücut Yükü Farmakokinetik ilkeler kullanılarak emilen dozun pratik bir hesabı yapılabilir. Böylelikle hastada terapötik bir uygulama ya da yüksek doz kullanımı belirlenir. Yirmi kg lık bir çocukta asetaminofen kan düzeyinin 200 mcg/ml (200 mg/l ye denk) olması asetaminofen vücut yükünün 4000 mg olduğu anlamına gelir. İlacın bir litredeki dağılım hacmi çocuğun ki-

20 322 BÖLÜM 12 Tablo Bazı p a ve Vd a değerleri. İlaç p a Diürez Diyaliz Görünen Vd Amobarbital Amfetamin Aspirin Klorpromazin Kodein Desipramin Etklorvinol Glutetimid İsoniyazid Metadon Metisilin Fenobarbital Fenitoin Tetrasiklin Hayır Hayır Alkali Hayır Hayır Hayır Hayır Hayır Alkali Hayır Hayır Alkali Hayır Hayır Hayır Evet Evet Hayır Hayır Hayır Hayır Hayır Evet Hayır Evet Evet Hayır Hayır Vücut ağırlığının % ü Vücut ağırlığının %60 ı Vücut ağırlığının %15-40 ı L/kg (Vücut ağırlığının % ü) 5-10 L/kg (Vücut ağırlığının % ) L/kg (Vücut ağırlığının % ü) 5-10 L/kg (Vücut ağırlığının % ü) L/kg (Vücut ağırlığının % ü) Vücut ağırlığının %61 i 5-10 L/kg (Vücut ağırlığının % ü) Vücut ağırlığının %60 ı Vücut ağırlığının %75 i Vücut ağırlığının %60-80 i Vücut ağırlığının % ü a Goodman & Gilman ın The Pharmacological Basis of Therapeutics isimli kitabında indeksin öncesinde çok sayıda ilacın farmakokinetik verisini içeren kapsamlı bir liste bulunmaktadır (Bkz: kaynak listesi). losunun kan ilaç düzeyi ile (mg/l) çarpımı sonucu bulunur. Bu vücut yükü, 500 mg lık ekstra güçlü sekiz tabletin yüksek dozda alınması öyküsü ile uyumlu olup doz başına 15 mg/ kg dan 4 dozda uygulanan terapötik uygulama ile uyuşmamaktadır. Böyle bir terapötik kullanım maksimum 1200 mg a denk gelmektedir (20 kg x15 mg/kg x 4 doz). Bu da hesaplanmış olan vücut yüküne uygundur. Normal yarı ömrü iki saat olan bir ilacın ilk dozları daha fazla metabolize olacağından terapötik doza ulaşmaz. Bir hastada asetaminofene bağlı hepatotoksisite gelişiyorsa bu tedavinin erken döneminde değil, tedavinin devamında yarı ömrün uzamasına bağlı gelişmiştir. Metabolizma ve Atılım İlacın vücuttan atılım ve detoksifikasyon yolu tedaviyi planlamak için önemlidir. Örneğin metanol, toksik ürünü olan formik asite metabolize olur. Bu metabolik basamak antidotu olan fomepizol ya da etanolle bloke edilir. Kan Düzeyleri Zehirlenmiş hastanın izlemi yalnızca laboratuvar değerlerine dayanılarak yapılmamalıdır. Tedavi hastanın klinik belirti ve bulgularına göre şekillendirilmeli, laboratuvar sonuçlarına göre daha özgül tedavi uygulanmalıdır. Klinik bilgi toksik ajanın tespitini hızlandırabilir. ÇOCUKLUK ÇAĞI ZEHİRLENMELERİNİN ÖNLENMESİ Zehirlenme önlemleri, altıncı aydan itibaren sağlam çocuk takibinin bir parçası olmalıdır. Tablo 12-2 de yer alan önlemler el kitabı olarak basılıp ailelere dağıtılabilir. Bu el kitabı, zehirlenme önlemleriyle ilgili bilgiler vermekte ve aynı zamanda zehirlenme anında uygulanabilecek ilk yardım uygulamalarını da içermektedir. ABD de merkezi zehir danışma merkezlerine üzerinden ulaşılabilmekte ve bu numaradan bölgesel merkezlere yönlendirme yapılmaktadır. (Çeviri editörünün notu: Ülkemizde Ulusal Zehir Kontrol Merkezi nin ücretsiz telefon hattı 114 tür) ZEHİRLENME TEDAVİSİ Pediatrik zehirlenmelerde telefon ilk başvurulan araç olmaktadır. Bazı hastalar ilk olarak çocuk uzmanlarının muayenehanalerini aramaktadır. Telefonla uygun müdahale morbiditeyi, uygunsuz ve fazla tedaviyi önleyebilir. Hastayı bir merkeze sevk etme kararı; alınan maddenin yapısına, dozuna, çocuğun yaşına, günün saatine, ailenin güvenilirliğine, çocuğun ihmal edilme ya da kasıtlı tehlikeye atılma şüphesi olmasına göre alınmalıdır. ABD deki zehir kontrol merkezlerinde tele-

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 1 / 5 1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk a detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 2. Kapsam: Bu talimat çocuk ın değerlendirilmesine ilişkin faaliyetleri

Detaylı

SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU

SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU Dersin adı Üreme Sağlığı Anabilim dalı Sorumlu öğretim üyesi E-posta adresi Halk Sağlığı Prof.Dr.Haldun SÜMER

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU KLK-HAB-BES İlk yayın Tarihi : 15 Mart 2006 Revizyon No : 04 Revizyon Tarihi : 03 Ağustos 2012 İçindekiler A) Malnütrisyon

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Risk Yüksek riskli gebeliklerin sonucu dünyaya gelenler Özel sağlık gereksinimi olan

Detaylı

PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ*

PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ* İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 25 TÜRKİYE DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62 Mart 2008 S:25-30 PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ*

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

PERİNATOLOJİ ve ÖNLENEBİLİR ANNE ÖLÜMLERİ. Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH Perinatoloji Kliniği

PERİNATOLOJİ ve ÖNLENEBİLİR ANNE ÖLÜMLERİ. Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH Perinatoloji Kliniği PERİNATOLOJİ ve ÖNLENEBİLİR ANNE ÖLÜMLERİ Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH Perinatoloji Kliniği Perinatoloji Yüksek riskli gebelik Maternal ve fetal sağlığı tehdit eden, mortalite ve morbidite olasılığını

Detaylı

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD.

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Obezitede Anksiyete Bozuklukları ve Depresyon Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Sanofi Danışman: Teva, BMS Konuşmacı: Lundbeck Obezite giderek artan bir toplum sağlığı

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Tarih:../ /.. Adı Soyadı: KİMLİK BİLGİLERİ Doktorun Adı, Soyadı: Hasta ID No: Doğum Tarihi (gün/ay/yıl):.../.../... Yaşı:. Anne Adı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Baba Adı: Sosyal Güvence: GSS Ücretli Özel Sağlık

Detaylı

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse Perinatal Depresyon gebelik süresince veya gebeliği takip eden ilk 12 ay boyunca

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım 1 Çocuk Sağlığında Eşitsizlikler (DSÖ verileri 1999) Yılda 10 milyon çocuk 5. yaşlarını kutlayamadan ölmektedir 2020 e kadar aynı Geri kalmış-gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Muayeneyi Yapanın Adı- Soyadı: Uzmanlığı:

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem VI Ön Hekimlik Psikiyatri (Seçmeli) Uygulama Dilimi Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç.

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ

FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ Yrd.Doç.Dr. Gülten KOÇ Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Doğum-Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi DİYABET HASTALARININ HASTALIK ALGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Amaç: TURDEP-2

Detaylı

07.11.2014. fetal dönem denir. Fetal dönemde, embriyonal dönemde oluşan organ sistemleri gelişir. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı

07.11.2014. fetal dönem denir. Fetal dönemde, embriyonal dönemde oluşan organ sistemleri gelişir. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 9.Hafta ( 10-14 / 11 / 2014 ) 1.) Göbek Kordonu 2.) Fetus ve Fetal Dolaşım Fizyolojisi 3.) Fetusun Aylara Göre Gelişimi Slayt No: 10 2 7.) FETUS Üçüncü gebelik

Detaylı

ÇOCUK HASTA DEĞERLENDİRİLMESİ

ÇOCUK HASTA DEĞERLENDİRİLMESİ DEĞERLENDİR SINIFLANDIR ÇOCUK HASTA DEĞERLENDİRİLMESİ KARAR VER UYGULA AMAÇLAR Çocuk Değerlendirme Üçgeni nin 3 ayrı öğesini tanımak Elde edilen verilerle ilk olası tanıyı oluşturmak Öykü ve fizik muayeneye

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAZIRLAYAN:FZT.MELTEM ERASLAN DANIŞMAN:PROF.DR.İSMET MELEK Obezite (şişmanlık),vücutta aşırı ölçüde

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Oksoloji Çocukluk Çağında Vücut Ölçümleri. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Oksoloji Çocukluk Çağında Vücut Ölçümleri. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Oksoloji Çocukluk Çağında Vücut Ölçümleri Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Büyüme sağlığın bir yansımasıdır. Growth is a mirror of health James M. Tanner

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1 HİZMET KAPSAMI: Aile Hekimliği Anabilim Dalı yaş, cinsiyet, yakınma, hastalık ayrımı yapmaksızın, yaşamın bütün evrelerinde ve süreklilik içinde, sağlığın

Detaylı

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2007 Yoğun Bakım Üniteleri Hasta bakımının en karmaşık Masraflı Teknoloji ile içiçe Birden fazla organı ilgilendiren

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK TANILAMASI (HEM 601 TEORİK 2, 2

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

Endotrakeal Entübasyon

Endotrakeal Entübasyon Endotrakeal Entübasyon Hazırlayan Doç. Dr. Erkan GÖKSU Yönetiminin amacı Primer amaçlar: bütünlüğünü korumak Oksijenizasyonu sağlamak Ventilasyonu sağlamak Aspirasyonu engellemek Sekonder Resüsitasyon

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler Prof. Dr. Reyhan Çeliker Antropoloji nedir? Antropoloji İnsanı, biyolojik yapısını, bedensel özelliklerini, kültürel yapısını, sosyal davranışlarını inceleyen bilim

Detaylı

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat Yeni Yüzyıl Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ Prof. Dr. Demir Budak Dekan Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten 215 216 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DERS KURULU 6 TIP TIP 332- ÜREME SİSTEMİ HASTALIKLARI

Detaylı

Dersin adı: Elektif (Çocuk Psikiyatrisi) Görüşme Saatleri: Salı:14:00-15:00

Dersin adı: Elektif (Çocuk Psikiyatrisi) Görüşme Saatleri: Salı:14:00-15:00 Dersin adı: Elektif (Çocuk Psikiyatrisi) Dersin Kodu: TIP 517 AKTS Kredisi: 3 Dönem V Lisans Seçmeli 60 saat / 2 hafta Teorik: 20 saat / 2 hafta, lı: 40 saat / 2 hafta Dersin dili: Türkçe Dersin Koordinatörü,

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI Gülseren PEHLİVAN, Nur CANPOLAT, Şennur ERKUT, Ayşe KESER, Salim ÇALIŞKAN, Lale SEVER İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

AYAKTAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ

AYAKTAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 24.03.2014 CureMed te tanımlanmış anamnez modüller eklendi. 01 FTR Tedavi Formu prosedüre tanımlandı. Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hasta Değerlendirme

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ:

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: Bu anket durumunuz hakkında bilgi edinmede bize yardımcı olacaktır. Bu anket sorununuza uygun yaklaşımda yardımcı olacaktır. Cevaplarınız gizli tutulacaktır. Lütfen

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD 10.05.2010 1 Amaç : Tıp Fakültesi Dönem III öğrencileri, aşırı doğurganlık,

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

TABURCULUK SONRASI REHOSPİTALİZASYON VE NEDENLERİ..Dr. Ömer ERDEVE

TABURCULUK SONRASI REHOSPİTALİZASYON VE NEDENLERİ..Dr. Ömer ERDEVE TABURCULUK SONRASI REHOSPİTALİZASYON VE NEDENLERİ.Dr. Ömer ERDEVE Rehospitalizasyon - TANIM Kim? Ne kadar süre boyunca? Hangi düzey ünite? Maliyet? Mortalite ve morbidite üzerine etkisi? Rehospitalizasyon

Detaylı

GÜÇ KOŞULLAR ALTINDAKİ ÇOCUKLAR. Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD Mart 2009

GÜÇ KOŞULLAR ALTINDAKİ ÇOCUKLAR. Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD Mart 2009 GÜÇ KOŞULLAR ALTINDAKİ ÇOCUKLAR Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD Mart 2009 1 Amaç: Bu dersi sonunda dönem III öğrencileri güç koşullar altındaki çocukların korunmasına yönelik müdahaleler konusunda bilgi

Detaylı

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANELERİNDE GELİŞİMSEL PEDİATRİ ÜNİTELERİ

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANELERİNDE GELİŞİMSEL PEDİATRİ ÜNİTELERİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANELERİNDE GELİŞİMSEL PEDİATRİ ÜNİTELERİ Prof. Dr. İlgi Ertem Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Gelişimsel

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK BİLİMLERİNDE KURAM VE MODELLER Sağlık

Detaylı

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ Doç. Dr. Okan Çalıyurt Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Edirne Temel Kavramlar Madde kötüye kullanımı Madde bağımlılığı Yoksunluk Tolerans

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞININ ÖNEMİ. Sağlık; bireyin beden, ruh ve sosyal açıdan tam bir iyilik durumunda olmasıdır.

ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞININ ÖNEMİ. Sağlık; bireyin beden, ruh ve sosyal açıdan tam bir iyilik durumunda olmasıdır. ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞININ ÖNEMİ Sağlık; bireyin beden, ruh ve sosyal açıdan tam bir iyilik durumunda olmasıdır. Anne-çocuk sağlığı hizmetlerinin amacı; özelde anne ve çocukların, genelde ise toplumun sağlıklı

Detaylı

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Doç. Dr. Habib BİLEN Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı SUNU PLANI Örnek olgu

Detaylı

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir.

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir. TİROİD HORMON SENTEZİ Dishormonogenezis Hasta ötroid? Şiddetli açlıkta, kronik hastalıkta, akut hastalıkta, cerrahi esnasında ve sonrasında T4--- T3 azalır Propiltiourasil, kortikosteroid, amiodaron propnalol

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ *Aysun Çakır, *Hanife Köse,*Songül Ovalı Güral, *Acıbadem Kadıköy Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek

Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek 2 Egzersiz programına başlamadan önce bireyin aşağıdaki değerlendirmesinin

Detaylı

Sağlıklı Hamilelik BR.HLİ.081

Sağlıklı Hamilelik BR.HLİ.081 Sağlıklı BR.HLİ.081 Sağlıklı Sağlıklı bir hamilelik geçirmek hamilelik öncesi dönemde sağlığınızla ilgili testleri yaptırmakla başlar. Bu nedenle çocuk istediğinize karar verdiğinizde önce bir kadın hastalıkları

Detaylı

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Ergenlik Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Nelerden konuşacağız? Ergenlik nedir? Ergenlik sürecinde vücutta nasıl değişiklikler olur? Üreme organları nelerdir ve nasıl

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

Çocuklar küçük erişkinler değillerdir. Sadece acil hastalıkları bakımından değil, yakalandıkları hastalıkların tipleri, hastalıklara ve yaralanmalara

Çocuklar küçük erişkinler değillerdir. Sadece acil hastalıkları bakımından değil, yakalandıkları hastalıkların tipleri, hastalıklara ve yaralanmalara Doç. Dr. Onur POLAT Bu Ünitede; Çocukta İlk Yardımın Özellikleri Çocuklarda Anatomik Farklılıklar Çocuklarda Fizyolojik Farklılıklar Birincil Değerlendirme İkincil Değerlendirme Yenidoğan ve Süt Çocuklarında

Detaylı

Nütrisyonel tarama metodları

Nütrisyonel tarama metodları Nütrisyonel tarama metodları Doç Dr Sema Basat Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi 02.11.2013 Özellikle hastanede yatan hastada malnütrisyon TANIMLANMIYOR TEDAVİ EDİLMİYOR. NEDEN? TARAMA, DEĞERLENDİRME,

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Doç. Dr. Betül ULUKOL AKBULUT Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ateş Hipotalamik set-point in yükselmesi Çevre ısısının çok artması Ektodermal

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar

Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar Geç-dönem Bozukluklar Depresyon Kaygı Bozuklukları Yeme Bozuklukları Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nörogelişimsel Bozukluklar Otizm Dikkat Eksikliği Hiperaktivite

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması

Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması Doç. Dr. Onur POLAT Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması Öğrenim Hedefleri; Genel durumu bozulan ve resüsitasyon gereksinimi duyacak

Detaylı

Ayşe Devrim Başterzi. Son iki senedir ilaç endüstrisi ve STO ile araştırmacı, danışman ya da konuşmacı olarak herhangi bir çıkar çatışmam yoktur.

Ayşe Devrim Başterzi. Son iki senedir ilaç endüstrisi ve STO ile araştırmacı, danışman ya da konuşmacı olarak herhangi bir çıkar çatışmam yoktur. Ayşe Devrim Başterzi Son iki senedir ilaç endüstrisi ve STO ile araştırmacı, danışman ya da konuşmacı olarak herhangi bir çıkar çatışmam yoktur. Epidemiyoloji ve eğitim mi? Eğitim ve epidemiyoloji mi?

Detaylı

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) ÇOCUK HASTALIKLARINDA BES305 5.Güz 2 2 0 5

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) ÇOCUK HASTALIKLARINDA BES305 5.Güz 2 2 0 5 ÇOCUK HASTALIKLARINDA BESLENME Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori Laboratuar ÇOCUK HASTALIKLARINDA BES305 5.Güz 2 2 0 5 BESLENME Önkoşullar Yok Dersin dili Türkçe Dersin Türü Zorunlu Dersin öğrenme ve öğretme

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem VI Ön Hekimlik Acil Tıp Hekimliği Uygulama Dilimi (Seçmeli) Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç. Dr. Okhan AKDUR Doç.

Detaylı

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın?

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Dr. Beste Atasoy Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı & Sağlık Bakanlığı-Marmara Üniversitesi Pendik

Detaylı

DSM V madde kullanım bozuklukları için neler getiriyor? Prof. Dr. Yıldız Akvardar

DSM V madde kullanım bozuklukları için neler getiriyor? Prof. Dr. Yıldız Akvardar DSM V madde kullanım bozuklukları için neler getiriyor? Prof. Dr. Yıldız Akvardar Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD 7 Ekim 2010 MADDE KULLANIM BOZUKLUKLARI DSM IV Madde bağımlılığı Madde

Detaylı

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMİ Uygulama Milli Eğitim Bakanlığı (Örgün /Yaygın eğitim) Pilot Uygulamalar (ERDEP) Sivil toplum kuruluşları (Akran eğitim

Detaylı

ULUSAL KAZA YARALANMA VERİTABANI (UKAY)

ULUSAL KAZA YARALANMA VERİTABANI (UKAY) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı ULUSAL KAZA YARALANMA VERİTABANI (UKAY) EĞİTİM MODÜLÜ I Kodlama İlkeleri 1 21-23 Haziran 2012 ANKARA UKAY KAPSAMI Ulusal Kaza Yaralanma

Detaylı

Alkol ve Madde Kullanımında Zehirlenme

Alkol ve Madde Kullanımında Zehirlenme Alkol ve Madde Kullanımında Zehirlenme Prof. Dr. Hakan Coşkunol Ege Üniversitesi BATI ENSTİTÜSÜ Alkol ve Madde Kullanım Biçimleri Nelerdir? Kullanmama Sosyal Kullanım Rekreasyonel Kullanım Riskli Kullanım

Detaylı

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Prof. Dr. Lemi İbrahimoğlu İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Perinatoloji Bilim Dalı Gestasyonel Diyabetes

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Psikiyatri Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD 58. Türkiye Milli Pediatri Kongresi 25 Ekim 2014 TANIM Otizm Spektrum

Detaylı

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM 1. GÜN 08.15-09.00 Pratik Ders Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinin Tanıtılması 09.15-10.00 Teorik Ders Jinekolojik Anamnez M. ÇOLAKOĞLU 10.15-11.00 Teorik Ders Jinekolojik

Detaylı