NİSAN 2014 DÖNEMİ 2. DENEME SINAVI KLİNİK BİLİMLER TESTİ SORU VE AÇIKLAMALARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "NİSAN 2014 DÖNEMİ 2. DENEME SINAVI KLİNİK BİLİMLER TESTİ SORU VE AÇIKLAMALARI"

Transkript

1 NİSAN 2014 DÖNEMİ 2. DENEME SINAVI KLİNİK BİLİMLER TESTİ SORU VE AÇIKLAMALARI Bu metinde sırasıyla Dahili Bilimler, Pediatri, Cerrahi Bilimler, Kadın Doğum soruları ve açıklamaları bulunmaktadır Otuz iki yaşında kadın hasta Endokrinoloji polikliniğine; halsizlik, bitkinlik, uykuya eğilim şikâyetleriyle başvuruyor. Hastanın alınan öyküsünde 6 aydır saçlarında dökülme, 1 aydır adet düzensizliği ve konstipasyon olduğu öğreniliyor. Hastanın yapılan muayenesinde tansiyon 145/95 mmhg, nabız 80/dakika, vücut sıcaklığı 37 ºC, ayaklarda gode bırakmayan ödem saptanıyor. Yapılan laboratuvar testlerinde TSH 0.02 mu/ml (N: mu/ml), T4 0.2 ng/dl ( ng/dl), T3 1.2 pg/ml ( pg/ml) saptanıyor. Bu hastada tanı koymak için aşağıdaki tetkiklerden hangisinin istenmesi en uygundur? A) Synacthen testi B) Tiroid USG C) İnsülin tolerans testi D) TSH stimülasyon testi E) TRH stimülasyon testi Doğru cevap: (E) TRH stimülasyon testi Dikkat gerektiren bir Endokrinoloji tanı testi sorusudur. Hastada uykuya eğilim, halsizlik, saç dökülmesi, konstipasyon, gode bırakmayan ödem verilmektedir. Hastada hipotiroidi bulguları bulunmaktadır. Hipotiroidi saptanan bir hastada en sık sebep primer hipotiroididir. Primer hipotiroidide TSH yüksek, T3 ve T4 düşüktür. Hastada verilen tiroid fonksiyon testlerine bakıldığında TSH, T3 ve T4 düşük verilmiştir. O zaman bu hastada sekonder veya tersiyer hipotiroidi bulunmaktadır. Bu iki patolojinin ayrımında ve hastalığın tanısında TRH stimülasyon testi yapılmaktadır. TRH stimülasyon testinde, TSH artışının olmaması hipofizer hipotiroidiyi, gecikmiş yanıt hipotalamik hipotiroidiyi gösterir. Hiperpigmentasyon, ACTH ve MSH yüksekliğinde görülür. Bu hormonlarda artış yapan patolojilerde hiperpigmentasyon beklenilir. 123.Aşağıdaki oral antidiyabetik ilaçlardan hangisi polikistik overli premenopozal kadınlarda ovülasyon indüksiyonu yapar? A) Sulfonilüreler B) Meglitinidler C) α-glukozidaz inhibitörleri D) DPP-4 inhibitörleri E) Tiazolidinedionlar Doğru cevap: (E) Tiazolidinedionlar Dikkat gerektiren orta zorlukta bir sorudur. Şıklarda biguanidler konulmadığı için soru kolaylaştırılmıştır. Soruyu esasında şu şekilde anlamak lazım; İnsülin direnci olan hastalarda hangi oral antidiyabetik kullanılır? diye sorulmuş. THİAZOLİDİNEDİONLAR: Bu grupta rosiglitazon, pioglitazone bulunmaktadır. Peroksizom, proliferatör-aktive edici reseptör gama (PPAR gama) aktivasyonuna bağlı kas ve yağ dokusunda insülin sensitivitesini artırırlar. Bu yolla insülin direncini engellerler. Beta hücre fonksiyonlarında düzelmeye neden olurlar. Polikistik over sendromunda insülin direnci mevcuttur. Bu amaçla tedavide metformin ve thiazolidinedionlar tercih edilir Prolaktin yüksekliğinde aşağıdaki klinik bulgulardan hangisi beklenmez? A) Osteopeni B) Hiperpigmentasyon C) İnfertilite D) Oligomenore E) Galaktore Doğru cevap: (B) Hiperpigmentasyon Dikkat gerektiren kolay bir bilgi sorusudur. Prolaktin GnRH salınımını inhibe eder. Buna bağlı olarak erkeklerde testosteron, kadınlarda ise östrojen eksikliği meydana gelir. Prolaktin yüksekliğinde kadınlarda galaktore, amenore veya anovulasyonlu oligomenore ve infertilite görülür. Erkeklerde libido azalması ve impotans görülür. Östrojen eksikliğine bağlı prolaktin artışı ile giden tüm durumlarda osteopeni, osteoporoz gelişebilir. Erkeklerde testosteron azalmasına bağlı olarak cinsel fonksiyon bozuklukları yanında nadiren jinekomasti ve galaktore görülebilir. 124.Cushing sendromunda en sık görülen klinik bulgu aşağıdakilerden hangisidir? A) Hipertansiyon B) Hiperpigmentasyon C) Santral obezite D) Erguvani strialar E) Ciltte incelme Doğru cevap: (C) Santral obezite Cushing sendromunun klinik bulguları TUS için her zaman önemlidir, mutlaka bilinmesi gerekmektedir. Cushing sendromunun en sık sebebi iyatrojeniktir. TUS ta soru olarak gelmişti. Cushing sendromunda en sık görülen bulgu ise obezitedir. Özellikle hastalarda santral obezite görülmektedir. Cushing sendromunda görülen bulgular için tabloyu inceleyiniz. 49

2 GENEL Tablo (Soru 124): Cushing sendromu/ hastalığındaki klinik bulgular Obezite (en sık) Aydede yüzü, hafif proptosis Supraklaviküler yağ artışı, bufalo hörgücü Hipertansiyon CİLT LEZYONLARI Ciltte incelme Hiperpigmentasyon Fasiyal platore Hirsutismus Erguvani stria Kapiller frajilite ve kolay morarma Akne Ödem Kas iskelet lezyonları Proksimal kaslarda güçsüzlük Osteoporoz ve sırt ağrısı Nöpopsikiyatrik bulgular Depresyon İrritabilite ve emosyonel değişiklikler Psikoz Metabolik Hipokalemi ve alkaloz Hiperkalsiüri ve böbrek taşı Glikoz intoleransı ve diabetes mellitus Yara iyileşmesinde geçikme İnfeksiyonlarda artış Granülositoz, eritrositoz, trombositoz ve lenfopeni Tümörün kitle etkisine bağlı bulgular EFOR TESTİNİ SONLANDIRMA ENDİKASYONLARI: Sistolik kan basıncının başlangıç kan basıncına göre > 10 mmhg düşmesi Orta-ciddi anjina pektoris Hastanın testi bırakmak istemesi Devamlı (sustained) ventriküler taşikardi Santral sinir sistemi semptomlarında artış (ataksi, vertigo, senkop) İskemik ST yükselmesi > 1 mm (diagnostik Q dalgası olmadan) Kötü perfüzyon bulguları (siyanoz, solukluk) Monitör takibi ya da kan basıncı takibinde teknik yetersizlik EFOR TESTİ KONTRENDİKASYONLARI: Akut miyokart infarktüsü (İlk 2 gün kesin) Yüksek riskli anstabil anjina Semptom ve hemodinamik bulgulara yol açan kardiyak aritmiler Semptomatik ciddi aort stenozu Ciddi hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati İleri atriyoventriküler blok Dekompanse kalp yetmezliği Akut pulmoner emboli ya da pulmoner infarktüs Akut miyokardit, akut perikardit Akut aort diseksiyonu Kontrol edilemeyen hipertansiyon Aşağıdakilerden hangisi, efor testini sonlandırmak için mutlak endikasyonlardan biri değildir? A) Ciddi anjina B) Hastanın testi bırakmak istemesi C) Sistolik kan basıncının 210 mmhg olması D) Ataksi, vertigo E) Ventriküler taşikardi Doğru cevap: (C) Sistolik kan basıncının 210 mmhg olması Efor testi sorgulayan, dikkat gerektiren kolay bir sorudur. ENDİKASYONLARI: EFOR TESTİ Göğüs ağrısının etiyolojisini saptamak By-pass operasyonu ve anjioplasti sonrası değerlendirme Koroner arter hastalığını periyodik izleme Fonksiyonel kapasitenin değerlendirilmesi Koroner arter hastalığı riski taşıyanların değerlendirilmesi Semptomatik egzersiz ile oluşan aritmilerin değerlendirilmesi Yukardaki elektrokardiyografi aşağıdakilerden hangi elektrolit bozukluğuna aittir? A) Hiperkalsemi B) Hipokalemi C) Hiperkalemi D) Hipokalsemi E) Digital kullanımı Doğru cevap: (C) Hiperkalemi HİPERKALEMİ: T dalgasının amplitüdü artar ve sivrileşir (hiperkaleminin en erken belirtisidir) P dalgasının yüksekliği azalır ve sonunda silinir R dalgasının amplitüdü azalırken S dalgası derinliği artar, ST segmenti çöker QRS genişler, T dalgası ile QRS kompleksi birleşir Son dönemde ventriküler taşikardi, ventriküler flatter ve fibrilasyon gelişir 50

3 A) 3,5-5 arası potasyum düzeylerinde görülen T dalgasındaki nisbi belirginleşme B) Serum potasyumu 5,5 meq/l nin üzerine çıktığında T dalgasının pik yaparak sivrileşmesi görülmektedir. P ve QRS normaldir. C) Serum potasyum düzeyi 6,5 un üzerine çıktığında P dalgası düzleşir, QRS genişler ve ventrikül içi ileti gecikir. D) Serum potasyum düzeyi 10 u aştığında P dalgası belli- belirsiz hale gelir, QRS düzensiz bir şekilde genişler E) P dalgası tümüyle düzleşir, Bu durumda serum potasyum düzeyi arasıdır. Atriumlar daha uzun süre uyarılamazlar. F) Serum potasyum 12 meq ı aştığında QRS tanınamayacak kadar genişler (sine wave), ventrikül fibrilasyonu ve arrest bu durumu izler. Şekil (Soru 126/1): Hiperkaleminin elektrokardiyografik bulguları A) Potasyum düzeyi normal iken T dalgası U dalgasından daha büyüktür. B) Potasyum düzeyi 3 ün altına düştüğünde birbirine yakınlaşmaya başlar. C) Potasyum <2 meq olduğunda U dalgası belirginleşmeye başlar. D) K< 1mEq olduğunda U dalgası T dalgasının yerini alır, bu durumda QT aralığını hesaplamak imkansızlaşır. Şekil (Soru 126/2): Hipokalemiye sit elektrokardiyografik bulgular HİPOKALEMİ: T dalgası amplitüdü azalır, negatifleşir U dalgası belirginleşir (özgün bulgu) ST segmenti çöker QT aralığı normaldir ya da hafif uzar P dalgası amplitüdü artar Değişik karakterde aritmiler gelişir HİPERKALSEMİ: QT kısalır; en erken ortaya çıkan belirtidir. PR aralığı uzar. T dalgası genişler ve kubbeleşir. Aritmiler gelişir. 51

4 HİPOKALSEMİ: QT uzar; hipokalseminin en önemli ve en erken belirtisidir. Çeşitli T dalgası değişiklikleri meydana gelir. DİJİTAL: Bigemine ventriküler ekstrasistoller (en sık aritmi) P-R uzaması (en sık EKG bulgusu) Bloklu atrioventriküler taşikardi (2. sıklıkta aritmi) T dalgasında düzleşme QT kısalması A-V bloklar U dalgası 127. Altmışdokuz yaşında bir erkek hasta nefes darlığı ve çarpıntı yakınmasıyla acil servise getiriliyor. Üç yıldır eforla nefes darlığı oluştuğunu, yaklaşık 2 saat önce ani başlayan bir çarpıntı şikâyeti olduğunu ve bayılacak gibi olduğunu belirtiyor. Fizik muayenede kan basıncı 80/50 mmhg, nabız 68/dakika (aritmik), kalp tepe atım sayısı 154/ dakika (aritmik), deri nemli ve sıcak bulunuyor. Akciğerde dinlemekle bazal zonlarda ince raller duyuluyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Ventriküler fibrilasyon B) Atriyal fibrilasyon C) AV tam blok D) Ventriküler ekstrasistol E) Ventriküler taşikardi Doğru cevap: (B) Atriyal fibrilasyon 128. Bir önceki (127.) soruda belirtilen hastadaki aritminin acil tedavisinde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir? A) Elektriksel kardiyoversiyon B) İntravenöz diltizeam C) İntravenöz lidokain D) İntravenöz metoprolol E) İntravenöz digoksin Doğru cevap: (A) Elektriksel kardiyoversiyon Kalp tepe atımı ile nabzın farklı olmasına dikkat edilmelidir. Çarpıntı ile gelen bir hastada nabız diskordansı varsa ilk olarak akla atriyal fibrilasyon gelmelidir. Hastada atriyal fibrilasyon tarif edilmektedir. Vital bulgular stabil olmadığından dolayı acil tedavide elektriksel kardiyoversiyon en uygun yaklaşımdır. ATRİYAL FİBRİLASYON Etiyoloji: En sık rastlanan kronik aritmidir. Hipertansiyon en sık nedendir. Gelişmemiş ülkelerde en sık nedeni mitral stenozdur. Klinik: Sıklıkla asemptomatiktir. En sık semptomu çarpıntıdır. Sol ventrikül disfonksiyonu olan hastalarda atriyal fibrilasyon gelişince kalp yetmezliğini uyarıp, kalp yetmezliği bulgularına neden olabilir. Koroner arter hastalığında gelişen atriyal fibrilasyon anjina pektoris gelişimini provake eder. Atriyal fibrilasyona bağlı sistemik emboliye sık rastlanılır. En sık emboli beyne olur. Buna bağlı semptomlar olabilir. Nabız tipi: Nabız eksikliği (pulsus defisit). Boyun venlerinde a dalgası yoktur. Önceden var olan S4 kayıp olur. Mitral stenozlu hastalarda presistolik şiddetlenme alınmaz. Tanı: EKG ile konur. EKG de P dalgası yoktur. R-R eşit değildir. Komplikasyon: En önemli komplikasyonu arteriyel embolizmdir. Tedavi: Altta yatan hastalığın tedavisi İlaç tedavisi: Digoksin, non-dihidropiridin kalsiyum kanal blokerleri, beta blokerler kalp hızını yavaşlatırlar. Kalp fonksiyonlarını düzeltirler. Propoferon ve amiadaron sinüse döndürülebilir. Ancak inme riski açısından sinüse döndürme veya hız yavaşlatma arasında fark yoktur. Propoferon altta organik kalp bozukluğu olmayanlarda kullanılabilir. Hasta hemodinamik olarak anstabil ise; anjina pektoriste artış veya konjestif yetmezlikte kötüleşme varsa doğru akım senkronize kardiyoversiyon endikedir. Refrakter aritmisi olan hastalarda cerrahi ablasyon tedavisi yapılabilir. Atriyal fibrilasyonlu hastalarda tromboemboli riski çok fazla olduğu için, mutlaka antikoagülan tedavi verilmelidir. 129.Dekompanse diyastolik kalp yetmezliği ile başvuran bir hasta için birinci tercih ilaç aşağıdakilerden hangisidir? A) Digoksin B) Metoprolol C) Ramipril D) Furosemid E) Verapamil Doğru cevap: (D) Furosemid Bilgi gerektiren literatür sorusudur. Klasik kalp yetmezliğinde birinci tercih ilaç ACE inhibitörleridir. Diyastolik kalp yetmezliğinde ACC/AHA klavuzunda birinci tercih ilaç diüretiklerdir. 130.Kırkbeş yaşında erkek hasta hemoptizi yakınması ile başvuruyor. Çekilen posteroanterior akciğer grafisi normal saptanan hastanın iki yıl önceki akciğer grafisi ile karşılaştırıldığında fark saptanmıyor. Aşağıdakilerden hangisi bu hastada hemoptiziye sebep olan hastalıklar arasında öncelikli yer almaz? A) Akut bronşit B) Üst solunum yolu infeksiyonu C) Sinüzit D) Pulmoner emboli E) Pulmoner ödem 52

5 Doğru cevap: (E) Pulmoner ödem Dikkat gerektiren bir soru. Sorulmak istenen nokta: Aşağıdaki hemoptizi sebeplerinden hangisinde özellike akciğer grafisi normal beklenir? HEMOPTİZİ Öksürmekle, kırmızı parlak kan gelmesidir. Aspire edilen kanın çıkarılmasına psodohemoptizi denir. Hemoptizinin en sık nedeni kronik bronşittir. Hemoptizi miktarı 24 saatte 200 ml yi aşıyorsa buna masif hemoptizi denir. Masif hemoptizinin en sık nedeni tüberkülozdur. Masif hemoptizi en sık bronşiyal arter kaynaklıdır. Astım ve akut respiratuvar distres sendromu (ARDS) nda hemoptizi beklenmez. Hemoptizi varlığında en önemli tanısal yöntem bronkoskopidir. Tablo (Soru 130): Hemoptizi nedenleri BRONŞ HASTALIKLARI Karsinom Bronşektazi Bronşit PARANKİM HASTALIKLARI Tüberküloz Pnömoni Travma Aspergilloma SEÇENEKLERİ İRDELEYELİM: VASKÜLER HASTALIKLAR Pulmoner emboli Poliarteritis nodosa, Behçet hastalığı Good-Pasture, Wegener granülomatozisi İdiyopatik hemosideroz Mitral stenoz, mitral yetmezliği DİĞER Lösemi Hemofili Antikoagülan kullanımı Sorudaki tüm cevap seçenekleri hemoptiziye yol açar. Ancak soru kökünde PA akciğer grafisinin normal olduğu hemoptizi sebepleri sorulmaktadır. Akut bronşitte havayolu inflamasyonu ve hasarına sekoder hemoptizi görülür PA grafide infiltrasyon yoktur. Üst solunum yolu infeksiyonu ve sinüzit, üst solunum yolu patolojisine sekonder hemoptizi yapabilir. PA grafide anormallik izlenmez. Pulmoner emboli, PA grafide anormal bulgu yapmadan hemoptiziye sebep olabilir. Pulmoner ödem, PA grafide mutlaka bulgu vererek konjesyona sekonder hemoptizi yapar. KOAH ta son yıllarda prognozla ilgili BODE indeksi ön plana çıkmaktadır. KOAH İÇİN PROGNOSTİK FAKTÖRLER (BODE İNDEKSİ) Body mass indeksi: Vücut kitle indeksi düşük olanlarda prognoz kötüdür. Obstrüksiyon: FEV1 deki azalmayla obstrüksiyon arttıkça prognoz kötüleşir. Dispne: Dispne kötüleştikçe (efor ve istirahatte dispne skalası ile ölçülür) prognoz kötüleşir. Egzersiz kapasitesi: Egzersiz kapasitesi (6 dakika yürüme testi ile ölçülür) azaldıkça prognoz kötüleşir. KOAH KOMPLİKASYONLAR: Subplevral bülün rüptürü sonucu sekonder pnömotoraks oluşabilir. Pulmoner hipertansiyon Pulmoner ve triküspit kapak yetmezliği İzole sağ kalp yetmezliği Sekonder polisitemi Santral siyanoz 132.Bronşektazi tanısı koymada en yararlı tanı yöntemi aşağıdakilerden hangisidir? A) Akciğer grafisi B) Fiberoptik bronkoskopisi C) Toraks bilgisayarlı tomografi D) Toraks manyetik rezonans görüntüleme E) Akciğer sintigrafisi Doğru cevap: (C) Toraks bilgisayarlı tomografi BRONŞEKTAZİDE TANI Akciğer grafisi: Sıklıkla nonspesifik bulgular görülür. Sakküler bronşektazide kistik bölgeler görülebilir. Yüksek rezolusyonlu bilgisayarlı tomografi (HRCT): Noninvaziv en güvenilir tanı yöntemi HRCT (high resolution) dir. Karakteristik görüntüsü halka imajı ve taşlı yüzük görüntüsüdür. Bronkografi: Bronşları en iyi gösteren tetkiktir; ancak invaziv ve radyoopak madde kullanımını gerektirdiğinden artık yerini yüksek çözünürlüklü CT ye bırakmıştır. Geleneksel olarak bronşektazi de en yararlı kesin tanı yöntemi bronkografidir. Ancak günümüzde bunun yerini yüksek rezolüsyonlu BT ya da toraks BT almıştır. 131.Aşağıdakilerden hangisi kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nda prognozu gösteren kriterlerden birisi değildir? A) FEV1 B) Vücut kitle indeksi C) Egzersiz kapasitesi D) Dispne şiddeti E) Santral siyanoz Doğru cevap: (E) Santral siyanoz 53 Şekil (Soru 132): Yaygın bronşektazinin tomografik görüntüsü

6 133. Aşağıdakilerden hangisi akut ciddi dispnenin ayırıcı tanısı arasında yer almaz? A) Sol ventrikül yetmezliği B) KOAH alevlenme C) İnterstisyel akciğer hastalığı D) Pnömoni E) Pulmoner emboli Doğru cevap: (C) İnterstisyel akciğer hastalığı Gemtuzumab: Ozogamisin, AML hücrelerinin membranlarındaki CD-33 e karşı antikordur. AML tedavisinde kullanılır. Alemtuzumab: Anti-CD-52 antikorudur. CD52, T ve B hücrelerinde bulunur. KLL tedavisinde kullanılır. Cetuximab ve bevacizumab: Metastatik kolon kanseri tedavisinde kullanılır. DİSPNE Respiratuvar, kardiyak, metabolik, psikolojik, nöromusküler ve hematolojik sebeblerle olabilir. Hastalıklara bağlı ventilatuvar hızın artması veya ventilatuvar kapasitenin azalmasında dispne hissedilir. Akut dispne nedenleri arasında; akut astım atağı, pulmoner tromboemboli, pnömotoraks, pnömoni, yabancı cisim aspirasyonu, ARDS ve anafilaksi sayılabilir. Kronik dispne nedenleri arasında; kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp yetmezliği ve interstisyel akciğer hastalıkları sayılabilir. İnterstisyel akciğer hastalığı, kronik dispnenin ayırıcı tansında geçer. Bu grup hasta akut dispne içinde sınıflanmaz. 134.Kronik lenfositik lösemi tedavisinde kullanılan anti- CD52 antikoru aşağıdakilerden hangisidir? A) Klorodeoksiadenozin B) Anakinra C) Gemtuzumab D) Alemtuzumab E) Rituksimab Doğru cevap: (D) Alemtuzumab Hedefe yönelik ilaçlar son dönemde güncelliği ve soru potansiyeli gittikçe artan bir konudur Rituximab: Anti-CD20 antikorudur. CD20 normal ve malign B lenfositlerin yüzeyinde bulunurlar. CD20 antijeni pozitif non-hodgkin lenfoma tedavisinde kullanılır. Trastuzumab: Anti-HER-2 antikorudur. Meme kanserinde kemoterapi ile kombine kullanılır Tekrarlayan düşükleri, tromboz öyküsü olan ve aynı zamanda trombositopenisi de gözlenen bir hastada aile öyküsü yoksa en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Protein C rezistansı B) Immobilizasyon C) Atrofik gastrit D) Romatoid artrit E) Antifosfolipit antikor sendromu Doğru cevap: (E) Antifosfolipit antikor sendromu ANTİFOSFOLİPİT ANTİKOR SENDROMU (AFS) Hiperkoagülopatinin önemli nedenlerindendir. Organizmada bulunan negatif yüklü fosfolipitlere karşı gelişen bir grup antikora antifosfolipit antikoru adı verilir. Antifosfolipit antikorlar: anti-kardiyolipit antikorudur, lupus antikoagülanı Primer ve sekonder olabilir. En sık sekonder APS görülür. Sekonder AFS nin en sık nedeni sistemik lupus eritematozustur. AFS nin tanı kriterleri şunlardır: Arteriyel ve/veya venöz tromboz Tekrarlayan fetal kayıp (plasental damarlarda tromboza bağlı), erken doğum, preeklampsi Trombositopeni (intravasküler trombosit aktivasyonu ve trombosit kullanımı sonucu) Serolojik olarak antikardiyolipin antikor, lupus antikoagülan pozitifliği Tedavi: Hastalarda aspirin ya da warfarin ile profilaksi yapılabilir, gebelikte heparin tercih edilir, warfarin teratojeniktir. Tablo (Soru 134): Monoklonal antikorlar Ajan Etkisi Kullanıldığı yerler Dacluzimab Anti CD 25 (IL-2 antagonisti) Böbrek naklinde indüksiyon Omalizumab Anti IgE antikoru Astım Eculizimab Anti C5 antikoru PNH Alemtuzumab Anti CD 52 antikoru KLL Rituximab Anti CD 20 antikoru NHL, ITP, KLL, M GN, RA, OİHA Trastuzumab Anti HEP2 antikoru Meme kanseri Gemtuzumab Anti CD 33 antikoru AML Ibrituzumab Anti CD 56 antikoru KLL ve lenfoma İnfliksimab Anti TNF antikoru Crohn hastalığı Etanercept ve Adalumimab Anti TNF antikoru RA Anakinra IL 1 antagonisti RA Tocilizumab Anti IL6 antagonisti RA İpilimumab CTL4 inhibitörü Malign melanom Cetuximab Anti EGFR Metastatik kolon kanseri Bevacizumab Anti VEGF Metastatik kolon, meme, küçük hücre dışı akciğer kanserleri 54

7 136. Aşağıdakilerden hangisi akut miyelositik lösemi (AML M4) için iyi prognostik gostergedir? A) t(15;17) B) t(8:21) C) inv 16 D) t(16:16) E) del 7q Doğru cevap: (C) inv 16 Yandal Uzmanlık Sınavı nda Dahiliye uzmanlarına sorulmuş bir sorudur. Güncelliği nedeni ile yeniden ele alınmıştır. Inv (16) veya t (16:16), t(8;21), t(15;17) iyi prognostik gostergelerdir. Del 5q, del 7q, 11q23 ve inv(3) kotu prognostik gostergeleridir. Özellikle inversiyon 16 varlığı M4 için iyi bir prognoz göstergesidir Aplastik anemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) En sık sebebi idiopatiktir. B) En sık viral sebebi Hepatit C dir. C) Pansitopeni ve kemik iliği aplazisi ile gider. D) Lenfadenopati ve splenomegali beklenmez. E) Tedavide birinci tercih allojenik kemik iliği transplantasyonudur. Doğru cevap: (B) En sık viral sebebi Hepatit C dir. Aplastik aneminin etiyolojisine ilişkin tartışmanın noktalanması gereken bir soru Aplastik anemi pansitopeni + aplazik/hipoplazik kemik iliği ile karakterize bir hastalıktır. En sık sebebi idiopatik, en sık kimyasal madde sebebi benzendir. Pansitopeni ile gittiğinden lenfadenopati ve splenomegali beklenmez. Tedavisinde birinci tercih allojenık kemik iliği transplantasyonudur; çünkü hastanın tüm vücut kemik ilikleri hipoplazik durumdadir. Harrison 17. baskı en sık viral sebebi HCV olarak yazarken, Harrison 18. baskı (son baskı) non-a, non-b ve non-c seklinde belirtilmiş, muhtemelen adı konamayan bir virüsten kaynaklanabileceği belirtilmiştir Ateş, baş ağrısı ve bilinç bulanıklığı nedeni ile acil servise getirilen 65 yaşındaki bayan hastanın fizik muayenesinde ense sertliği tespit edilmesi nedeni ile lomber ponksiyon yapılıyor. Beyin omurilik sıvısı (BOS) basıncı artmış bulunuyor ve sıvının incelemelerinde 1550/mm³ lökosit (%90 nötrofil), proteini yüksek ve glukozu da eş zamanlı kan glukozuna göre oldukça düşük bulunuyor. Bu hastanın ampirik antibiyotik tedavisinde en uygun seçenek aşağıdakilerden hangisidir? A) Seftriakson + ampisilin + vankomisin kombinasyonu B) Seftriakson + asiklovir kombinasyonu C) Seftriakson + vankomisin kombinasyonu D) Seftriakson monoterapisi E) Asiklovir monoterapisi Doğru cevap: (A) Seftriakson + ampisilin + vankomisin kombinasyonu Sorudaki en önemli öğrenme objektifi, 50 yaşını aşan hastalarda akut bakteriyel menenjitin ampirik tedavisinde diğer klasik etkenlere ek olarak Listeria türlerinin de kapsanması gerekliliğidir. Hastanın ense sertliği ve BOS incelemelerinde 1000/mm³ hücre bulunması akut menenjit lehine bulgular, hücre sayısının çok yüksek olması, parçalı hakimiyeti ve protein yüksekliği ile beraber glukoz düşüklüğü akut bakteriyel menenjiti düşündürmektedir. Erişkinlerde en sık menenjit nedeni pnömokoklardır, ancak immün baskılanmış kişilerde ve yaşı ellinin üzerinde olan kişilerde Listeria monocytogenes menenjiti riski arttığı için ampirik tedavide pnömokoklara ek olarak Listeria yı da kapsamalıdır. Bu noktada en uygun seçenek seftriakson + ampisillin + vankomisin olacaktır. Pnömokoklarda artan penisillin direnci nedeni ile penisilin ya da aminopenisilinlerin pnömokokal menenjit ampirik tedavisinde yeri yoktur ancak duyarlılık testlerinde uygun bulunursa kullanılabilir. Ampisillin tedavisi Listeria ya yönelik olarak eklenir. 139.Ventilatör ilişkili pnömoni tanısı konulan ve derin trakeal aspiratında çok yoğun Pseudomonas aeruginosa üremesi olan 64 yaşındaki hastanın tedavisinde aşağıdaki ajanlardan hangisinin yeri yoktur? A) Meropenem B) Seftazidim C) Piperasillin / Tazobaktam D) Sefepim E) Tigesiklin Doğru cevap: (E) Tigesiklin Tigesiklin oldukça geniş spektrumlu bir antibakteriyel ajan olmakla birlikte anti-psödomonal etkinliği yoktur. Ciddi yumuşak doku infeksiyonları, batın içi apse, toplum kökenli pnömoni, metisilin dirençli stafilokok ve vankomisin dirençli enterokok infeksiyonlarında etkilidir. ANTİ-PSÖDOMONAL ETKİLİ AJANLAR: Ertapenem hariç tüm karbapenemler Kinolonlar Aminoglikozitler Sefalosporinlerden seftazidim, sefoperazon ve sefepim Penisilinlerden piperasilin-tazobaktam 140.Semptomları yakın dönemde başlamış gastro özofagial reflü hastalığı teşhisinde aşağıdaki prosedürlerden hangisi ilk tercih olmalıdır? A) Manometri B) Baryumlu özofagus grafisi C) Ampirik tedavi D) Üst gastrointestinal endoskopi E) İntraözofageal 24 saatlik ph monitörizasyonu Doğru cevap: (C) Ampirik tedavi GASTRO ÖZOFAGİAL REFLÜ HASTALIĞI (GÖRH) TANISI 55 Semptomların tipik olduğu bir hastada GÖRH tanısı iyi alınmış bir öykü ile konulabilir. Hastaların yaklaşık

8 yarısında tipik epigastrik yanma ve regurjitasyon öyküsü vardır. Disfaji, kilo kaybı, anemi, kusma gibi daha ciddi bir patolojiyi düşündüren bulguları olmayan hastalara herhangi bir tetkik yapılmadan direkt olarak ampirik tedavi başlanabilir. Atipik semptomları olan veya ampirik tedaviye cevap vermeyen hastalar ileri tanı metodlarıyla araştırılmalıdır. Özellikle ikaz edici semptomu olan hastalarda (disfaji, kilo kaybı, anemi) ve uzun süreli pirozisi olanlarda ayırıcı tanı ve muhtemel bir Barret metaplazisini göstermek için endoskopi yapılmalıdır. GÖR düşünülen hastada semptomların 5-7 gün çift doz PPI (proton pompa inhibitörü) tedavisine cevap verip, ilaç kesilince tekrarlaması tanıda yardımcıdır (PPI testi). GÖR ün gösterilmesi için kesin tanıda 24 saatlik özefagiyal ph ölçümü kullanılır. Diğer taraftan reflüye bağlı özefajitin kesin tanısı endoskopi ± biyopsi ile konulur. 141.Ülseratif kolitin cerrahi tedavi endikasyonları için hangisi yanlıştır? A) Sistemik komplikasyonlar B) Kontrol edilemeyen kanama C) İki cm den büyük psödopolipler D) Displazi E) Medikal tedaviye refrakter hastalar Doğru cevap: (C) İki cm den büyük psödopolipler ÜLSERATİF KOLİTİN CERRAHİ TEDAVİSİ Toksik megakolon, perforasyon, durmayan kanama, biyopside şiddetli displazi ve medikal tedaviye rağmen cevapsızlık halinde total kolektomi yapılabilir ve kür sağlayabilir. Total kolektomi sonrası sklerozan kolanjit ve sakroileit dışındaki ekstraintestinal bulgular geriler. 143.Aşağıdaki hastalıklardan hangisi karaciğerde mikroveziküler tipte yağlanmaya neden olur? A) Alkolik karaciğer yağlanması B) Obezite C) Kronik HCV infeksiyonu D) Protein kalori malnutrisyonu E) Gebeliğin akut yağlı karaciğeri Doğru cevap: (E) Gebeliğin akut yağlı karaciğeri KARACİĞERDE MİKROVEZİKÜLER YAĞLANMA NEDENLERİ: Reye s sendromu Gebeliğin akut yağlı karaciğeri Valproik asit Tetrasiklin Salisilatlar KARACİĞERDE MAKROVEZİKÜLER YAĞLANMA NEDENLERİ: Alkol (en sık neden) Obezite Diyabet Protein-kalori malnutrisyonu Total parenteral nutrisyon Jejunoileal bypass Metotreksat Aspirin Glukokortikoidler Amiodaron Östrojen Hepatit C virüs infeksiyonu Wilson hastalığı 142.Bromsulfoftalein testi aşağıdaki hastalıkların hangisinin tanı ya da ayırıcı tanısında kullanılır? A) Gilbert Crigler Najjar ayırıcı tanısında kullanılır B) Kronik pankreatit tanısında kullanılır C) Dubin Johnson Rotor ayırıcı tanısında kullanılır D) Karaciğer yetmezliği tanısında kullanılır E) Hepatik ensefalopati tanısında kullanılır Doğru cevap: (C) Dubin Johnson Rotor ayırıcı tanısında kullanılır BROMSULFOFTALEİN TESTİ Dubin-Johnson ve Rotor sendromunun ayırıcı tanısı dışında kullanılmamaktadır. Her iki hastalıkta da direkt bilirubin hakimiyetli hiperbilirubinemi olur, her ikisi de ailesel kökenli hastalıklardır. Rotor da normal, Dubin-Johnson sendromunda ise atılımı gecikmiştir. Dubin-Johnson sendromunda ayrıca, kolesistografide kese görüntülenemez, karaciğer biyopsisinde siyahkoyu yeşil sentrolobüler pigmentasyon görülür. Rotor da kolesistografide kese görüntülenir, karaciğer biyopsisi normaldir Multipl miyelom tanısı ile takip edilen 65 yaşındaki bir hastanın yapılan laboratuvar incelemesinde idrar tahlilinde proteinüri ile birlikte glukozüri, kan gazında ise 7.30 ph değeri saptanıyor, kan glukoz düzeyi normal bulunuyor. Mevcut tablodan sorumlu klinik durum en yüksek olasılıkla aşağıdakilerden hangisidir? A) Hiperkalsemik nefropati B) Bartter sendromu C) Hiperürisemik nefropati D) Gitelman sendromu E) Fanconi sendromu Doğru cevap: (E) Fanconi sendromu Fanconi sendromunun ve multipl myelom Fanconi sendromu bağlantısının hatırlanmasını isteyen bir olgu sorusu. Hiperkalsemik nefropati: Nefrojenik diabetes insipidus, kronik interstisyel zedelenme, nefrokalsinozis ve nefrolitiazis ile karakterizedir. Bartter sendromu: Henle kulbunun çıkan kolunda yer alan Na-2Cl-K transport sisteminin genetik, konjenital defektidir.

9 Hiperürisemik nefropati: Toksik tipte akut tübüler nekroz, kronik interstisyel zedelenme ve nefrolitiazis ile birlikte seyredebilmektedir. Gitelman sendromu: Distal tübülün 1. kısmında yerleşik tiyazid duyarlı Na-Cl transport sisteminin genetik, konjenital defektidir. Fanconi sendromu: Proksimal tübülün total disfonksiyonunu ifade etmektedir ve karakteristik tanı kriterleri arasında; renal glukozüri, bikarbonatüri ve aminoasidüri yer almaktadır. Erişkin yaş grubunda Fanconi sendromunun en sık nedeni multipl myelomdur. 145.Acil serviste değerlendirilen hastanın arter kan gazı parametreleri sırasıyla ph: 7.19, HCO 3 : 13 meq/l ve pco 2 : 39 mmhg olarak bulunmuştur. Mevcut asit baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir? A) Kompanse metabolik asidoz B) Dekompanse respiratuvar asidoz C) Kompanse respiratuvar asidoz D) Dekompanse metabolik asidoz E) Kompanse metabolik alkaloz Doğru cevap: (D) Dekompanse metabolik asidoz Asit baz metabolizması ile ilgili temel kavramların hatırlanmasını gerektiren bir olgu sorusu. Olgunun ph değerinin 7,19 oluşu (N: 7,35 7,45) bir asidozu, HCO 3 konsantrasyonunun 13 meq/l olması (N: meq/ L) metabolik bir asidozu ve pco 2 basıncının ise 39 mmhg olarak tespit edilmiş olması (N: mmhg), mevcut metabolik asidoz için beklenen respiratuvar kompansasyonun gerçekleşmemiş olduğunu (dekompanse metabolik asidoz) ortaya koymaktadır Minimal değişiklik hastalığı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Mezangial hücrelerde proliferasyon ve hematüri görülebilir B) Glomerüllerin ışık mikroskobik incelenmesi çok belirgin bir anormallik göstermez. C) Glukokortikoidlere iyi cevap vermesi beklenilir. D) Çocuklarda nefrotik sendromun en sık nedenidir. E) Paraneoplastik sendrom olarak Hodgkin hastalığı seyrinde gelişebilir. Doğru cevap: (A) Mezangial hücrelerde proliferasyon ve hematüri görülebilir Minimal değişiklik hastalığı (Nill hastalığı, lupoid nefroz) ile ilgili temel bilgilerin hatırlanıp hatırlanmadığını sorgulayan bir bilgi sorusu. MİNİMAL DEĞİŞİKLİK HASTALIĞI Çocuk yaş grubunda nefrotik sendromun en sık nedeni olan glomerüler patoloji minimal değişiklik lezyonudur. Minimal değişiklik hastalığı bu ismini, olgularda belirlenen ciddi proteinüriye rağmen, renal biyopsideki glomerüllerin ışık mikroskobu ile normal görülmesinden almaktadır. Tüm glomerüler patolojiler içinde glukokortikoid cevabı en iyi olan lezyon minimal değişiklik hastalığıdır. Patolojik olarak elektron mikroskopisinde podositlere ait ayaksı çıkıntılarında füzyon görülür. Mezangial hücrelerde proliferasyon ve hematüri beklenmez. Bu bulgular IgA nefropatisi, membranoproliferatif glomerülonefrit ve lupus nefritinde görülmektedir. Minimal değişiklik hastalığı eğer bir paraneoplastik renal sendrom olarak gelişirse, en sık neden olan neoplazi, hematolojik malign hastalıklardan Hodgkin lenfomadır. 147.Bir yıldır kronik böbrek yetmezliği tanısı ile takip edilen ve üç aydır haftada iki kez diyaliz programına alınan, anemiye bağlı bir hemodinamik bozukluk saptanmayan hastada hemoglobin değeri 6 gr/dl ve ferritin düzeyi 50 µg/ml (düşük) saptanıyor. Bu hastada aneminin tedavisi ile ilişkili olarak aşağıdakilerden hangisi en doğrudur? A) Kan transfüzyonu yapılır B) Eritropoietin tedavisi başlanır C) Öncelikle demir replasmanı yapılır D) Diyaliz sıklığı artırılır E) Vit B12 ve folik asit replasmanı yapılır Doğru cevap: (C) Öncelikle demir replasmanı yapılır Kronik böbrek yetmezliği (KBY) hastasında anemi tedavisinde öncelikle anemiye yol açan neden araştırılmalı ve nedene yönelik tedavi planlanmalıdır. Anemi tedavisinin temelini fizyopatolojiye uygun olarak dışarıdan eritropoietin (EPO) vermek oluşturur. Haftada üç kez ü subkutan uygulanır. Ancak EPO tedavisine başlamadan önce demir eksikliği varsa tedavi edilmesi ve depo demirinin yeterli olması gerekir. Depo demirinin en iyi göstergesi serum ferritin düzeyidir; ancak KBY hastalarında ferritin akut faz reaktanı olarak arttığı için vücut depo demir düzeyini yansıtmadaki duyarlılığı azalır. EPO başlamak için ferritin düzeyinin 100 µg/l nin üstünde olması gerekir. Bu sebeple, KBY hastalarına ferritin düzeyi 1000 µg/l yi aşmadıkça EPO ile birlikte demir preparatları verilmelidir. Hedef Hb düzeyi gr/dl ve Hct düzeyi %30-33 dür. Demir eksikliği EPO tedavisine direnç oluşmasına neden olan en önemli faktördür. ERİTROPOİETİN DİRENCİNE SEBEP OLAN DİĞER FAKTÖRLER: Yetersiz doz Alüminyum birikimi Kan kaybı Eritrosit yaşam süresinde kısalma (hemoliz) İnflamasyon ve infeksiyon Hiperparatiroidi Hemoglobinopati 57

10 148. Ailevi akdeniz ateşi (FMF) hastalığı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Olguların %90 ı ilk atağı 20 yaşına kadar geçirir. B) Erizipel benzeri eritem karakteristik cilt bulgusudur. C) Artrit sıklıkla homozigot M694V mutasyonu olan olgularda görülür. D) Tipik olgularda FMF tanısı klinik olarak konur. E) FMF te artrit genellikle poliartikülerdir. Doğru cevap: (E) FMF te artrit genellikle poliartikülerdir. FMF te eklem tutulumu asimetrik-oligoartikülerdir, erizipel benzeri döküntüler tipiktir Tanı genelde klinik verilerle konur. AİLESEL AKDENİZ ATEŞİ (FMF) Türkiye de en sık MEFV 694V mutasyonu (pyrin geni mutasyonu) görülür. Genellikle 5 15 yaşları arasında başlar. Klinik: Ateş hastalığın en önemli ve en sık görülen bulgusudur. Karın ağrısı ateşten sonra en sık görülen bulgusudur. Karın ağrısı akut karını düşündürebilir ve gereksiz olarak cerrahi girişim yapılabilir. Pelvik ağrı, göğüs ağrısı görülebilir. Artrit atakları sırasında, hastaların %70 inde kas iskelet sistemi semptomları görülür. Eklem tutulumu asimetriktir-oligoartikülerdir ve büyük eklemler daha sık tutulur. En sık tutulan eklemler sırasıyla dizler, ayak bilekleri, kalça ve omuzlardır. Atak sırasında genellikle tek eklem tutulur ve inflamasyon bulguları bir haftadan kısa süre içinde spontan olarak geriler. Erizipel benzeri deri lezyonları görülebilir. Tanı: Klinik; tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı, artrit öyküsü Atakla gelen bir hastada akut faz reaktanlarının artması ve ataktan sonra normale dönmesi tanıyı destekler. Aile öyküsünün pozitif olması Genetik incelemede mutasyonun gösterilmesi ile konur. Genetik mutasyon gösterilemese bile tanı kliniğe göre koyulabilir. 149.Kırk iki yaşında bir erkek hasta hâlsizlik, yor gunluk, eklemlerde ağrı, kas ağrısı, artrit ve testislerde şişlik ile geliyor. Yapılan laboratu var incelemesinde panca negatif ve HBsAg pozitif olarak tespit ediliyor. Bu hastada aşağıdaki bulgulardan hangisinin görülme olasılığı en düşüktür? A) Böbrek tutulumu B) Mononöritis multipleks C) Koroner vaskülit D) Akciğer tutulumu E) Livedo retikülaris Doğru cevap: (D) Akciğer tutulumu Tipik bir vaskülit kliniği verilmiş, hastada HBsAg (+) liği klasik poliarteritis nodosa (PAN) düşündürüyor. Klasik PAN; testis, GİS ve böbreği tutar. Akciğer ve glomerül tutulumu beklenmez. POLIARTERITIS NODOSA (PAN) Küçük-orta çaplı arterlerin nekrotizan vaskülitidir. Erkeklerde ve yaşları arasında daha sık görülür. Etiyolojisinde başta hepatit B virüsü olmak üzere bazı virüsler suçlanmaktadır. Poliarteritis nodosa klasik ve mikroskopik poliarteritis nodosa olarak iki grupta incelenir. Klinik bulgular: Sistemik bulgular: Ateş, kilo kaybı, halsizlik, miyalji, artralji Cilt bulguları: Livedo retikülaris, palpabl purpura, ülserler, subkutan nodüller, ekstremite distalinde infarktlar Böbrek bulguları: Böbrekte en çok arkuat arteri tutar. Tutulan arterde mikroanevrizma gelişimi tipiktir. Proteinüri, hematüri, lökositüri, hipertansiyon, nefrotik sendrom, böbrek yetmezliği yapabilir. Mikroskopik PAN glomerülleri tutar. Nörolojik bulgular: Mononöritis multipleks Kardiyovasküler bulgular: Kalp yetmezliği, miyokart infarktüsü Tablo (Soru 149): Poliarteritis nodosa (PAN) nın tipleri Özellik Klasik PAN Mikroskopik PAN Tutulan damar Orta Küçük p-anca - + Akciğer tutulumu - + HBsAg pozitifliği + - Testis tutulumu + - GIS tutulumu ++ + Böbrek tutulumu + + (Glomerülonefrit) Yaş Her yaş > 50 Sistemik belirti ++ + Artrit ++ + Deri lezyonu ++ + Mortalite %40 % Aşağıdakilerden hangisi migrenin profilaktik tedavisinde tercih edilmez? A) Antiinflamatuvar ilaçlar B) Triptanlar C) Beta adrenerjik reseptör blokerleri D) Kalsiyum kanal blokerleri E) Trisiklik antidepresan ilaçlar Doğru cevap: (B) Triptanlar Bu soruda dikkat çekilmek istenilen ana nokta, triptanların migren proflaksisinde yeri olmadığıdır 58

11 MİGREN TEDAVİSİ Ergotlar vazokonstriktör ajanlardır. Ciddi hipertansiyonu ve kalp hastalığı olanlarda kontrendikedir. Akut ağrıda günümüzde en sık tercih 5-HT agonistleridir. Profilakside tercih sırası: 1. Beta bloker 2. Trisiklik antidepresan Tablo (Soru 150): Migren tedavisi AKUT TEDAVİ Basit analjezikler Aspirin, parasetamol, naproksen, ibubrofen Ergotlar Ergotamine-cafein, dihidroergotamin Narkotik analjezikler Kodein, meperidin, butarfanol 5-HT agonist Sumatriptan, zolmitriptan PROFLAKTİK TEDAVİ Antiinflamatuvar ilaçlar Trisiklik antidepresanlar (amitriptilin) B-reseptör blokerleri (propranolol vb) Ergot alkoloidleri Siproheptadin Antikonvülzan (fenitoin, valproat vb.) Kalsiyum kanal blokerleri (verapamil) Metiserjid, pizotifen Sık alındığında gastrik şikâyetler ve rebound baş ağrısına yolaçar Belirgin bulantı-kusma yapar, tedaviye antiemetik eklenmelidir Gebelik, koroner hastalık, periferik vaskuler hastalık, MAO inhibitör kullanımında kontrendikedir Metiserjid: Fibrozis, özellikle retroperitoneal fibrozis yapar. 151.Aşağıdakilerden hangisi alt motor nöron hasar bulgularından birisi değildir? A) Tonus kaybı B) Refleks kaybı C) Kas krampları D) Fasikülasyonlar E) Babinski işareti Doğru cevap: (E) Babinski işareti Üst ve alt motor nöron hasarı bulguları TUS ta çok defa sorgulandı. Babinski pozitifliği üst motor nöron hasarında görülür. ÜST-ALT MOTOR NÖRON HASARI BULGULARI BİRİNCİ MOTOR NÖRON HASARI BULGULARI: Spastisite Derin tendon reflekslerinde artış Yüzeyel reflekslerde azalma (karın cildi ve kremaster refleksi) Patolojik refleksler (Babinski, klonus pozitifliği) İKİNCİ MOTOR NÖRON HASARI BULGULARI: Atrofi Kas fasikülasyonları (denervasyon hipersensitivitesi) Derin tendon refleksleri azalır Patolojik refkesler yoktur 152.Aşağıdakilerden hangisi atopik dermatitin majör tanı kriterlerinden değildir? A) Kaşıntılı olması B) Akut olması C) Ailesel veya kişisel atopi öyküsü D) İnfant ve küçük çocuklarda ekstremitelerin ekstansör yüzlerinde ve yüzde yerleşim göstermesi E) Adölesanlarda ekstremitelerin fleksör yüzlerinde yerleşim göstermesi Doğru cevap: (B) Akut olması Daha önce benzeri sorulmuş eski bir TUS sorusu Atopik dermatitin majör tanı kriterleri mutlaka bilinmelidir. ATOPİK DERMATİT Sanayileşmiş ülkelerde pik prevelansı, %15-20 arasında erken çocukluk döneminde yapar. Kronik veya kronik tekrarlayan bir hastalık olan atopik dermatitin major özellikleri: Kaşıntı Tipik morfoloji ve yaşa özgün paterniyle egzamatöz dermatit (akut, subakut, kronik) Bebeklikte yüz ve ekstansör tutulum Çocuklarda ve erişkinlerde fleksüral egzema ve likenifikasyon Genellikle aşağıdakilerle ilişkilidir: Kişisel veya ailesel atopi öyküsü (allerjik rinit, astım, atopik dermatit) Kserozis/cilt bariyer disfonksiyonu İmmünglobülin E reaktivasyonu Genetik temel, T hücrelerdeki immünolojik cevaplarda, antijen işlemede, inflamatuvar sitokinlerde, konak savunma proteinlerinde ve alerjen sensitivitesindeki değişiklikler ile infeksiyon gibi çevresel faktörlerden etkilenir. Majör kriterleri: Kaşıntı Kişisel veya ailesel atopi öyküsü Kronik, tekrarlayan dermatit Süt çocuğunda yüz ve ektansör bölge tutulumu Çocuk ve erişkinlerde fleksural bölge tutulumu 153.Aşağıdakilerden hangisi normal yürüyüşün temel koşullarından biri değildir? A) Adım uzunluğunun yeterli olması B) Salınım sonunda uygun ayak pozisyonu C) Dakikadaki adım sayısının yeterli olması D) Salınımda ayağın yeterli yüksekliğe ulaşması E) Basma fazında ayak, ayak bileği ve ekstremite stabilizasyonu 59

12 Doğru cevap: (C) Dakikadaki adım sayısının yeterli olması Daha önce kullanılmamış, beklediğimiz FTR sorularından bir tanesi YÜRÜME ANALİZİ Normal yürümede her yürüme siklüsü 2 temel komponent içerir: Basma fazı ve salınım fazı. BASMA FAZI: Ayağın yerle temas ettiği ve ayağa yükün bindiği fazdır Alt ekstremite vücudun yükünü taşır, vücut destekleyen bacağın üzerinde ileri gider Yürüyüşün kapalı kinetik zincir fazıdır 5 alt fazı vardır İlk temas (topuk fazı) Yüklenme (tam basma) Basma ortası Basma sonu (topuk kalkışı) Salınım öncesi dönem (parmak kalkışı) SALINIM FAZI: Ayağın yerden kesildiği, hareketin olduğu fazdır Ayağa yük binmez ve ayak öne doğru hareket eder Alt ekstremite açık kinetik zincirdedir Bacağa binen stres daha azdır Pelvis ve kalça stabilitenin çoğunu sağlar 3 alt fazı vardır Erken salınım (hızlanma) Salınım ortası Salınım sonu (yavaşlama) Basma fazının başlangıç ve bitiminde çift destek söz konusudur. Bu dönemde her iki ayak da yerle temas eder. Vücut ağırlığı bir ekstremiteden diğerine transfer olur. Çift destek olmadığı duruma koşma denir. 154.De Quervain tenosinovitinde pozitif olan test aşağıdakilerden hangisidir? A) Finkelstein testi B) Yergason testi C) Speed testi D) Tinel testi E) Lachman testi Doğru cevap: (A) Finkelstein testi DİĞER SEÇENEKLERİ DE Yergason testi: Biseps uzun başının bisipital oluktaki stabilitesini saptamak için yapılır. Hasta dirseği 90 derecede fleksiyonda ve ön kolu pronasyonda iken bir el ile hastanın dirseği tutulup tespit edilir, diğer el ile el bileği tutulur. Hasta kolunu dış rotasyona ve ön kolunu supinasyona getirirken karşı kuvvet uygulanır. Ağrı duyulursa instabilite söz konusudur. Speed testi: Dirsek ekstansiyondayken kol yana sarkıtılır. El bileğine direnç uygulanarak omuz fleksiyonu yaptırılır. Ağrı olması bisipital tendinite işaret eder. Tinel testi: El bileğinin başparmak tarafında olan kısmına refleks çekiciyle vurularak buradaki derin tendon refleksinin uyarılmasıyla yapılır. Doktor refleks çekiciyle vurduğunda hasta tipik olarak elinde elektrik çarpması veya karıncalanma olduğunu söyler. Lachman testi: Diz derece fleksiyona getirilir. Eğer ön çapraz bağda yırtık varsa tibia femur üzerinden 0.5 cm den fazla öne gelir. ÖZETLE Speed ve Yergason testi biseps tendonu, Tinel testi median sinir ve Lachman testi ön çapraz bağ muayenesinde kullanılan testlerdir. 155.Soliter pulmoner nodüllerde aşağıdakilerden hangisi iyi huylu lezyon lehinedir? A) Diffüz kalsifikasyon B) Yoğun kontrast tutumu C) Kalın duvarlı kavitasyon D) Nodül çapında artış olması E) Nodül sınırlarının lobulasyon göstermesi Doğru cevap: (A) Diffüz kalsifikasyon Dikkat! Soliter pulmoner nodül beklediğimiz Radyoloji sorularından biri SOLİTER PULMONER NODÜL Boyutu 3 cm den küçük olan, düzgün kenarlı ve küresel şekilli tek akciğer lezyonuna soliter pulmoner nodül denir. Nedenleri sıklık sırasına göre periferik akciğer karsinomu, metastaz, granülom ve hamartomdur. Ülkemizde en sık görülen granülom nedeni tüberkülomdur. De-Quervain tenosinoviti TUS un klasiklerinden olup, tanı koydurucu fizik muayenesi Finkelstein testidir. TENOVAJİNİTLER (STENOZAN TENOSİNOVİT) De Quervain hastalığı: Abductor pollicis longus ve extansor pollicis brevis tendonlarında gelişir. Finkelstein testi (+) tir. Trigger finger (tetik parmak): Tekrarlayan travmalar sonucu; M. flexor digitorum superficialis ve profundus tendonlarında gelişir. Hasta fleksiyonu kolay yapar ama, problem olan parmak zor açılır. Flexor carpi radialis tenovajiniti Tibialis posterior tenovajiniti 60 NEDENLERİ: Granülomlar Periferik tip akciğer karsinomu Hamartom Kist hidatik Bronkojenik kist Arteriyovenöz malformasyon Adenom Hematom Metastaz

13 Tablo (Soru 155): Akciğer nodüllerine radyolojik yaklaşım BENİGN PULMONER NODÜL Yaş < 35 > 35 Cinsiyet Kadın Erkek Semptom Yok Var Boyut < 2 cm > 2 cm Yerleşim Kenar Kalsifikasyon Kavitasyon Boyut değişikliği göstermemesi Özel bir yerleşim yok İyi sınırlı Santral, patlamış mısır Duvarı ince (< 4mm) Patognomonik MALİGN PULMONER NODÜL Sıklıkla üst loplar Düzensiz/ışınsal/ lobüle Çok nadir, periferik Duvarı kalın (> 4 mm) Boyutu artar 156. Narkolepsi tanısı için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Katapleksi gözlenir. B) Uyku paralizisi görülür. C) Gündüz aşırı uykululuk vardır. D) Bozulmuş gece uykusu vardır. E) Toplam gündüz uyku süresi artmıştır. Doğru cevap: (E) Toplam gündüz uyku süresi artmıştır. Uyku bozukluklarının önemini hatırlatan bir soru NARKOLEPSİ Uyku atakları beklenmedik, karşı konamayan uyku ataklarıdır. Tüm belirtiler her hastada bulunmazsa da gündüzleri uyku atakları en yaygın rastlanan yakınmadır. Uyku atakları genellikle saat aralıklarla, önüne geçilmez bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Hastalar, 5-10 dakika kadar uyuduklarında tamamen dinlenmiş olurlar. Katapleksi, heyecansal durumdaki ani değişmeler karşısında kısa süreli çizgili kas tonusu değişikliği şeklinde ortaya çıkmaktadır. Birden konuşamaz olabilir, elindeki bir şeyi düşürebilir. Bu durum kısa sürede ortadan kalkar. Halüsinatuvar yaşantılar ve uyku paralizisi, uykuuyanıklık geçişi sırasında ortaya çıkan kısa süreli değişmelerdir. Tablo (Soru 156): Narkolepsi ve idiopatik hipersomnia karşılaştırması Artmış gündüz uykululuğu Gündüz uyuklamaları Narkolepsi Artmış Dinlendirici İdiopatik Hipersomnia Artmış Katapleksi Sıklıkla mevcut Yok Hipnogojik halüsinasyon Sıklıkla mevcut Sıklıkla dinlendirici olmayan Yok Uyku paralizisi Var Yok Polisomnografi MSLT Doku grubu (HLA) Fragmante olmuş uyku Uyku latensi: 5 dakikadan kısa İki ya da ikiden fazla SOREM Uyku yapıları bozulmamıştır Uyku latensi: 5 dakikadan kısa DQB1*0602 Cw2 (?) SOREM saptanmaz 157.Akut paronişiyal infeksiyonlardan en sık sorumlu mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir? A) Candida albicans B) Staphylococcus aureus C) Hepes simpleks virüsü D) Mycobacterium marinum E) Pseudomonas aureginosa Doğru cevap: (B) Staphylococcus aureus Piyodermilerle ilgili kolay bir soru PARONİŞİ (PANARİS, DOLAMA) Paronişi, tırnak dokusunu çevreleyen epidermisin infeksiyonudur. İnfeksiyon tırnak kaidesinde tırnak yatağının proksimal duvarını etkilemeye başladığında eponişia adını alır. Staphylococcus aureus (S.aureus) ve Streptococcus pyogenes (S.pyogenes) sık karşılaşılan etken bakteriler olmasına karşın; Pseudomonas pyocyenea ve Proteus vulgaris de sık karşılaşılan etkenlerdendir. Tırnak tabanında şişlik, kızarıklık ve ağrı ile ortaya çıkar. Akut paronişi doğrudan tırnak çevresinde oluşan travmalar sonrasında ortaya çıkar. Manikür, tırnak batması, direkt darbe, çocuklarda tırnak yeme alışkanlıkları, parmak emme ve yapay tırnak kullanımı gibi etkenler altta yatan nedenler arasındadır. Tipik olarak akut paronişide tek bir tırnağın katılması söz konusudur. Klinik olarak travma sonrası 3-5 gün içinde başlayan akut eritem, ödem ve tırnağın proksimal veya lateral köşelerinde lokal ağrı ve hassasiyet vardır. Tırnak yatağında apse oluşumu nedeni ile bu noktaya basınç uygulandığında lokal püy drenajı görülür. Bu noktada püy oluşumu nedeni ile tırnak yatağının tırnaktan ayrılması ile karşılaşılabilmektedir. Apse oluşmadan erken fark edilen olgularda; sıcak uygulama, elevasyon ve uygun antibiyotik, tedavi için yeterlidir. 61

14 158.Nöroleptik malign sendrom (NMS) için aşağıdakilerden hangisi doğru değildir? A) Dişli çark belirtisi sık görülür. B) Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür C) Ölüm nedeni rabdomiyoliz ve böbrek yetmezliğine bağlıdır. D) Genellikle nöroleptik tedavinin erken dönemlerinde ortaya çıkar. E) NMS hastalarının %40 tan fazlası duygudurum bozukluğu tanısı almış hastalardır. Doğru cevap: (A) Dişli çark belirtisi sık görülür. NMS, TUS açısından Psikiyatri nin vazgeçilmezidir: uzun süredir hastalık nedeniyle ilacı kullanan hasta acil servise yüksek ateş, yaygın kas rijiditesi ile geliyor diye başlayan bir NÖRİLEPTİK MALİGN SENDROM %1 hastada görülür ve erkeklerde saha sık olarak karşımıza çıkar. Otonom disfonksiyon (terleme, taşikardi, kan basıncı değişiklikleri), hipertermi, rijidite, bilinç bulanıklığı ve miyoglobinemi ile karakterizedir. CPK artar. %10 fataldir ve ölüm genelde renal yetmezliğe bağlı gelişir. Tedavide antipsikotik kesilir, dantrolen kullanılır. Dişli çark belirtisi, parkinsonizmde agonist ve antagonist kasta tonus artışı sonucu ortaya çıkan tablodur. 160.Yıl ortası nüfusu olan bir yerleşim yerinde canlı doğum sayısı 350, ölü doğum sayısı 25 ve toplam ölüm sayısı 225 olarak saptanmıştır. Ölümlerin 75 i trafik kazasından 35 i kanserden, diğerleri ise başka nedenlerden olmuştur. Bu toplumda takip edilen 95 kanser vakasında aynı yıl içinde 45 yeni kanser vakası eklenmiştir. Yukarıda verilen bilgilere göre bu ilçe için kaba ölüm hızı aşağıdakilerden hangisidir? A) 355 / x B) / 250 x C) 250 / x D) 225 / x E) 250 / x Doğru cevap: (D) 225 / x Çok basit bir Halk Sağlığı sorusu Ne diyoruz? Hep formüllerin mantığı aynı; bizden ne istiyorsa paya, o istenen değerin yıl ortası nüfusu paydaya yazılacak Bu yerleşim yeri için bir yıllık toplam ölüm sayısı 225 tir ve toplumun yıl ortası nüfüsu da dir. Cevap: 225/ Kaba Ölüm Hızı: En sık kullanılan, kolay elde edilen bir ölçüttür. Bu hız toplumdaki çeşitli yaş, cins gruplarının ölüm açısından riskini tam olarak yansıtmayan, ölüm boyutu hakkında genel fikir veren bir ölçüttür. Bir toplumda bir takvim yılında Kaba ölüm hızı: meydana gelen toplam ölüm sayısı x 100 Aynı toplumun yıl ortası nüfusu 161.Latent dönemi uzun olan bir hastalıkta etiyolojideki etkeni araştırmak için aşağıdaki araştırma tiplerinden hangisinin yapılması en uygundur? 159.Aşağıdakilerden hangisi aile planlamasının amaçlarından biri değildir? A) İstenmeyen gebelikleri önlemek B) Daha sağlıklı çocuklar yetiştirmeye olanak sağlamak C) Hızlı nüfus artışının getirdiği sorunları bertaraf edip toplumun sağlıklı olmasına katkıda bulunmak D) Ailelerin çok sayıda çocuk sahibi olmasını engellemek E) Çocuk sahibi olmak isteyen ve olamayanlara tıbbi imkânlarla yardımcı olmak Doğru cevap: (D) Ailelerin çok sayıda çocuk sahibi olmasını engellemek Halk Sağlığı nda daha önce çok kullanılmamış bir konuya vurgu yapmak için hazırlanmış bir soru Aile planlamasının başlıca amacı; toplumun genel üreme sağlığı düzeyini yükseltmektir. 1. Bireyleri ve aileleri, üreme sağlığı konusunda eğitmek 2. Anne ölümlerini önlemek ve sağlığını korumak 3. Bebeklerin sağlıkla doğmalarını ve yaşamalarını sağlamak 4. Yüksek riskli gebelikleri önlemek 5. İstenmeyen gebelikleri önlemek 6. Çocuk sahibi olmak isteyenlere tıbbi yardım sağlamak 7. Bireyleri aile planlaması yöntemleri konusunda eğitmek 62 A) Kesitsel B) Vaka-kontrol C) Prospektif kohort D) Retrospektif kohort E) Tanımlayıcı Doğru cevap: (B) Vaka-kontrol Vaka-kontrol çalışmalarının en önemli özelliğini vurgulayan bir Halk Sağlığı sorusu VAKA-KONTROL ARAŞTIRMALARI Analitik araştırmalar içinde, en sık başvurulan yöntemlerdir. Vaka grubu ile kontrol grubu, etkenle ilişkisi araştırılır. Olayın çözümlenmesinde hastalıktan nedene gidiş vardır. Sonuç (hastalık) à Neden (etken) araştırılır. Retrospektif araştırmadır. Vaka grubunda etkenle karşılaşma boyutu: 40 / 60 X100 Kontrol grubunda etkenle karşılaşma boyutu: 45 / 120 X100 Tahmini rölatif risk (odds ratio): 40 X 75 / 20 X 45 =3.3 Yorum: Geçmişte Hepatit-B geçirenlerde hepatocellüler kanser riski, geçirmeyenler göre 3.3 kat artmışıtır.

15 Tablo (Soru 161): Bir vaka-kontrol araştırması örneği Etken Vaka (Hepatocellüler Ca+) Kontro (Hepatocellüler Ca-) Toplam Hepatit-B geçirenler Hepatit-B geçirmeyenler Toplam VAKA KONTROL ARAŞTIRMALARININ AVANTAJLARI: Zaman, insan gücü ve parasal yönlerden ucuz, kolay uygulanabilir Vaka ve kontrollerin araştırmayı terk etmeleri söz konusu değildir. Toplumda seyrek görülen ve etkenle karşılaşma ve etkilenme süresi (latent dönem) uzun olan hastalıkların etiyolojik faktörlerinin (risk faktörleri) araştırılmasında en uygun yöntemdirler. VAKA KONTROL ARAŞTIRMALARININ SINIRLILIKLARI Vaka ve kontrol grupları hasta ve sağlam popülasyonlarını genellikle temsil etmedikleri için bu araştırmanın sonuçları kendi evrenlerine genellenmez, sadece araştırma kapsamına alınan grup için geçerlidir. Sadece tahmini rölatif (Odds ratio) risk bulunur. Bazı durumlarda nedenin hastalıktan önce başlayıp başlamadığını belirlemek güç olur. Bu araştırmalarda taraf tutma (bias) olasılığı yüksektir. Kayıttaki bilgilerin doğru olmaması Anket bilgilerinde kişilerin yanlı bilgi vermesi (hafıza faktörü, utanma, gizleme) 162. Yenidoğanlarda hayatın ilk günlerinde görülen ve eozinofil içeren cilt lezyonları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur? A) Prematürelerde term bebeklere göre daha sık görülür. B) Genellikle ateş ve genel durumda bozulma ile karakterizedir. C) Toksik eritem olarak adlandırılır. D) Kanda lökosit sayısında artış ile karakterizedir. E) Papüloveziküler lezyonlar ile karakterizedir. Doğru cevap: (C) Toksik eritem olarak adlandırılır. Yenidoğan cildinde görülen fizyolojik döküntü ve lezyonlar içinde en sık toksik eritem karşımıza çıkar. Hayatın ilk günlerinde sık görülür. Herhangi bir hastalıkla ilişkili değildir. Ateş ve lökositoz görülmez. Toksik eritem döküntüsü makülopapülerdir. Bazı döküntülerde minik püstüller oluşur. Bu püstüllerin içi eozinofiller ile doludur. İmmatür prematüre cildinde toksik eritem oluşması daha nadirdir Anne sütündeki laktoferrinin en önemli fonksiyonu aşağıdakilerden hangisidir? A) Lökosit adezyonunu arttırması B) IgA düzeyini artırması C) Non-spesifik antiviral maddeleri içermesi D) Demir bağlayarak bakteriyostatik etki göstermesi E) Laktozu parçalayarak etki göstermesi Doğru cevap: (D) Demir bağlayarak bakteriyostatik etki göstermesi Anne sütünde infeksiyonlardan koruyucu birçok faktör bulunur. Bu faktörlerden birisi olan laktoferrin ortamdaki serbest demiri bağlayarak bakterilerin demir kullanarak çoğalmalarını engeller. Bu şekilde bakteriyostatik etki gösterir. Ancak son yıllarda laktoferrinin in vitro olarak bakterisidal etkilerinin de olabileceği gösterilmiştir. ANNE SÜTÜNÜN İNFEKSİYONLARDAN KORUMA ÖZELLİĞİ Salgısal IgA: Anne sütündeki başlıca immünoglobülindir. IgA içeriğinin yüksek olması, bebeği gastroenteritlere karşı korur. Aynı zamanda düşük düzeylerde IgG (Serumdakinin %3 ü kadar) ve IgM (Serumdakinin %10 u kadar) de içerir. Anne sütü inek sütüne kıyasla daha fazla lizozim içerir. Lizozim antibakteriyel özelliğe sahiptir. Anne sütünde bulunan demir bağlayıcı protein laktoferrinin de serbest demiri ortamdan kaldırarak bakteri üremesini engellediği saptanmıştır. Lizozim, laktoferrin, Vit B12 ve folatın infeksiyonlara karşı koruyuculuğu fazladır. Anne sütünde makrofajlar, polimorf nüveli lökositler, T ve B lenfositleri bol miktardadır. Oligosakkaritler (Bifidus çoğalma faktörü) anne sütünde vardır, inek sütünde ise bulunmaz. Escherichia coli ve deriden gelen diğer bakterilerin epitel dokuya bağlanmasını ve dokuya girişini de önler. Laktoperoksidaz, alfa-2 makroglobulin, glikoproteinler, lipidler, karbonhidratlar, gangliosidler ve ribonükleaz da anti infektif özellik gösterir. Anne sütündeki başlıca immünmodülatörler: T hücrelerini aktive ede interlökin1-beta, IgA, B hücrelerine dönüşümünü sağlayan Transforming growth faktör beta, alfa-tokoferol ve prolaktindir. Alfa tokoferol, beta karoten, askorbik asit inflamasyonu azaltır. Anti-stafilokokal faktör. 63

16 164. Aşağıdakilerden hangisi intrauterin simetrik büyüme geriliğine neden olmaz? A) Fetal alkol sendromu B) Preeklampsi C) CMV infeksiyonu D) Trizomi 18 E) Hücre toksinleri Doğru cevap: (B) Preeklampsi Gebelik yaşına göre doğum ağırlığının intrauterin büyüme eğrilerinde 10. persantilin altında olması büyüme geriliği olarak adlandırılır. Gebeliğin başlangıcında büyüme üzerine etki eden olumsuz faktörler sellüler hiperplaziyi engelledikleri için toplam hücre sayısı azalmış, vücut ağırlığı, baş büyüklüğü ve boy aynı oranda küçük kalmış olurlar. Oranlar bozulmamıştır. Gebeliğin sonlarına doğru oluşan ve plansental yetmezliğe neden olan faktörler ise sellüler hipertrofiyi yani fetusun yağlanarak tartı almasını engellerler. Bu zamana dek boyu ve başı büyümüş olan bebek orantısız şekilde küçük kalır. Plasental yetmezliğe yol açan preeklampside bu nedenle orantısız yani asimetrik büyüme geriliği olur. Diğer tüm seçeneklerdeki faktörler gebeliğin başından itibaren bulunabildikleri için orantılı yani simetrik büyüme geriliğine yol açarlar Kanlı kusması olan yenidoğan bir bebekte, kanamanın yenidoğana ait olup olmadığını tespit etmede aşağıdaki incelemelerden hangisi en uygundur? A) APT testi B) Annede HbF tayini C) Bebekte HbF tayini D) Annede periferik yayma E) Bebekte periferik yayma Doğru cevap: (A) APT testi Kanlı kusan ya da kanlı kaka yapan bir bebekte bu kanın anne ya da bebeğe ait olduğu HbF in alkaliye karşı dirençli olması prensibi ile yapılan APT testi ile belirlenir. APT testinde kan NaOH çözeltisi ile karıştırılınca eğer kırmızı rengini koruyorsa bebeğe ait demektir. Eğer rengi siyaha dönüşüyorsa da annenin kanı olduğu anlaşılır Rh izoimmünizasyonundan etkilenen yenidoğanlarda aşağıdaki durumlardan hangisinde hemen kan değişimi yapılmasına gerek yoktur? A) Doğumda hemoglobin düzeyinin 10 g/dl olması B) Kordon kanındaki bilirubin düzeyinin 6 mg/dl olması C) Bebekte hidrops fetalis bulguları olması D) Direkt Coombs testinin güçlü pozitif olması E) Bilirubin düzeyinin saatte 0,5 mg/dl den fazla yükselmesi Doğru cevap: (D) Direkt Coombs testinin güçlü pozitif olması Rh uyuşmazlığında anneden geçen antikorların fetus eritrositlerini parçalaması nedeniyle derin bir anemi oluşur. Yenidoğan bebekte de aneminin yanı sıra saatler içinde hızla yükselen indirekt bilirubin düzeyi nedeniyle kernikterus riski ortaya çıkar. Bu nedenle doğumdan hemen sonra kan değişimi yapmak gerekebilir. Bu sayede hem anneden geçmiş olan antikorlar ve bebeğin antikorla kaplı eritrositleri hem de yüksek indirekt bilirubin ortamdan uzaklaştırılmış olur. Kan değişimi kararı şu kriterlere göre verilir: Doğumda hemoglobin konsantrasyonu g/dl nin altında ise, Bilirubin saatte 0,5 mg/dl ya da daha hızlı artıyorsa, Kordon bilirubin değeri 5 mg/dl den yüksek ise, Doğumda hidrops fetalis bulguları varsa Direkt Coombs testi zaten Rh uyuşmazlığından etkilenen bebeklerde pozitif olacaktır. Bu test sonucuna göre kan değişimi kararı verilmez Vitamin A eksikliğinin en erken gelişen göz bulgusu aşağıdakilerden hangisidir? A) Fotofobi B) Karanlığa adaptasyonda gecikme C) Bitot lekeleri D) Keratomalazi E) Kseroftalmi Doğru cevap: (B) Karanlığa adaptasyonda gecikme A vitamini eksikliğinde başlangıçta gözün posteriyor segmenti etkilenir, karanlığa adaptasyon bozularak gece körlüğü ortaya çıkar. Daha ileri evrelerde konjunktivada kuruluk (kserosis konjunktiva), korneada kuruluk (kseroftalmi) ve korneada incelme ve ülserasyonlar (keratomalazi) ortaya çıkar. Bulber konjunktivada kuruluk, gümüş grisi plaklar (Bitot lekeleri), folliküler hiperkeratozis ve fotofobi ortaya çıkar Aşağıdakilerden hangisi fenilketonürinin en erken olabilecek klinik bulgusudur? A) Letarji B) Konvülsiyon C) Kusma D) Egzema E) Açık saç rengi Doğru cevap: (C) Kusma Seçeneklerde verilmiş olan konvülsiyon, egzema ve açık saç rengi gibi bulgular fenilketonüride geç ortaya çıkan bulgulardır. Yenidoğan dönemi ve erken süt çocukluğu döneminde pilor stenozu ile karışabilecek kadar ciddi olabilen kusma nın fenilketonürinin en erken klinik bulgusu olabileceği unutulmamalıdır! FENİLKETONÜRİDE KLİNİK BULGULAR: Mental motor retardasyon ve gelişme geriliği, mikrosefali Hiperaktivite, hipertonisite, otistik davranış değişiklikleri ve konvülsiyon Açık cilt, göz ve saç rengi (artan fenilalanin tirozinazı inhibe eder, tirozin ve melanin yapımı azalır). Ekzamatöz cilt lezyonları İlk 1-2 ay içinde inatçı kusmaları olan hastalar pilor stenozu ile karışabilir. İdrar ve terde fenilasetik, fenillaktik, hidroksifenilasetik asit, fenilasetil glutamin ve fenilprüvik asit artar. Fenilasetik asit karakteristik fare pisliği (küf) gibi kokuyu verir, fenilprüvik asit ise FeCl3 testindeki renk değişikliğine neden olur. 64

17 Tedavi edilmeyen vakalarda ilkin başını dik tutamama ile kendisini gösteren motor gerilik ortaya çıkar. EEG anormallikleri 1. aydan itibaren saptanır Aşağıdaki testlerden hangisi malabsorbsiyon sendromlarının tanısında yararlı değildir? A) Serum ürobilinojen düzeyi B) Fekal yağ testi C) Gaita ph sı D) Solunan havadaki hidrojen konsantrasyonu E) Gaitada redüktan madde Doğru cevap: (A) Serum ürobilinojen düzeyi Malabsorbsiyon sendromlarında ince bağırsaklardan emilemeyen besin maddeleri kalın bağırsağa geçer. Buradaki bakteriler tarafından parçalanırlar, gaz oluşur. Hiperozmolar oldukları için de ozmotik ishale neden olurlar. Yağ emilimi bozuk olduğunda steatoreyi göstermek için dışkıda yağ aranır. Karbonhidrat emilim bozukluklarında dışkı ph sı asit olur ve dışkıda redüktan madde pozitif bulunur. Özellikle laktoz intoleransında ağızdan laktoz verilip solunum havasında hidrojen artışının gösterilmesi tanı koydurucudur. Serum ürobilinojen düzeyinin malabsorbsiyon tanısında yeri yoktur. BÜYÜME HORMONUNA DUYARSIZLIK: Büyüme hormonu reseptör patolojisine Postreseptör patolojilere IGF-1 gen patolojilerine IGF bağlayıcı protein anomalilerine IGF-1 reseptör geninin anomalilerine bağlı gözlenebilir. Bu gruba klasik örnek Laron Sendromudur. Laron Sendromu, GH reseptör direnci sonucu görülür. Doğum boyları ortalamanın altında olan bu çocuklarda, 1 yaşlarında ağır boy kısalığı gözlenir. Karakteristik olarak büyüme hormon düzeyleri yüksek, IGF-1 düzeyleri düşük olarak gözlenir. Tedavide rekombinan IGF-1 preparatı kullanılır Yenidoğan döneminde nefrotik sendromun en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Membranöz nefropati B) Fin tipi nefrotik sendrom C) Minimal değişimli nefrotik sendrom D) Membrano proliferatif glomerülonefrit E) Difüz mezengiyal nefropati Doğru cevap: (B) Fin tipi nefrotik sendrom FİN TİPİ KONJENİTAL NEFROTİK SENDROM 170. On altı yaşındaki bir kız çocuğu, boy kısalığı ve adet görmeme şikâyeti ile getiriliyor. Yapılan ultrasonografik incelemede uterus ve fallop tüpleri normal, overler ise fibrotik olarak görülüyor. Fizik muayenesinde kalpte üfürümü saptanıyor. Bu hastada aşağıdaki kromozomal bozukluklardan hangisinin saptanması en olasıdır? A) 47, XXY B) Trizomi 21 C) 46, XY D) 48, XXYY E) Monozomi X Doğru cevap: (E) Monozomi X Turner sendromu her kız çocuktan birinde görülen boy kısalığı, fibrotik overler, konjenital kalp hastalığı (aort koarktasyonu ve biküspit aorta) ve normal zeka ile birlikte olan bir hastalıktır. Overler fibrotik olduğu için östrojen düzeyleri düşük gonadotropinler ise yükselmiştir. Bu nedenle boy kısalığının yanı sıra adet görmeme şikâyetiyle de hekime başvururlar. Karyotip incelemesinde cinsiyet kromozomu olarak sadece bir X olduğu görülür ( 45, X). Bu durum bir başka ifade ile monozomi X olarak da adlandırılır Üç yaşındaki bir çocukta boy 3 persantilin altında (- 4 SD), kan büyüme hormonu düzeyi yüksek ve IGF-1 ve IGF-BP3 düzeyi düşük ise en olası tanı hangisidir? A) GH eksikliği B) Panhipopituitarizm C) Laron sendromu D) Konstitüsyonel boy kısalığı E) Genetik boy kısalığı En sık rastlanan konjenital nefrotik sendrom tipidir. Otozomal resesif geçiş gösterir. Finlandiya da sıklığı 1/8.200 canlı doğumdur. Daha az sıklıkta dünyanın her yerinde görülebilmektedir. Hastalığa yol açan gen, 19. kromozomun kısa kolundadır (NPHS1 geni). Olgular genellikle prematüre ve SGA doğarlar, plasentaları büyüktür. Bazıları doğumda ödemlidir. > %90 olguda ise yaşamın ilk haftasında ödem ve asit gelişir. Proteinüri intrauterin hayatta başlar. Glomerüler giiltrasyon oranı ilk 6-12 ay normaldir. Klasik görünüm: Geniş kranyal sütür ve fontanel, küçük burun, göz aralarının açık olması, düşük kulaklar, batın distansiyonu, umbilikal herni, asit, jeneralize ödem, opistotonik pozisyon. Biyopsi: Tübüllerde kistik dilatasyonlar, interstisyel fibrozis, glomerüler sklerozis, tübüler atrofi. Temel patoloji, glomerül bazal membranındadır Aşağıdakilerden hangisinde to-and-fro üfürümü duyulması beklenir? A) Ventriküler septal defekt + Aort yetmezliği B) Ventriküler septal defekt + Aort darlığı C) Mitral yetmezliği D) Atriyal septal defekt + Mitral yetmezliği E) Akut romatizmal ateş Doğru cevap: (A) Ventriküler septal defekt + Aort yetmezliği Doğru cevap: (C) Laron sendromu 65

18 Çocuklarda sistolik bir üfürüm (ventriküler septal defekt, aort darlığı, pulmoner darlık) ile diyastolik üfürüm (aort yetmezliği, pulmoner yetersizlik) birlikte ise, to-and-fro üfürüm olarak adlandırılır. Bu üfürüm, devamlı üfürümden farklıdır Aşağıdakilerden hangisi yenidoğanın normal kardiyolojik fizik inceleme bulgularından birisi değildir? A) S4 duyulması B) Pulmoner arter akım üfürümünün duyulması C) En kuvvetli vurunun apekste palpe edilmesi D) Venöz hum üfürümün duyulması E) Triküspit yetersizliğinin geçici sistolik üfürümü Doğru cevap: (C) En kuvvetli vurunun apekste palpe edilmesi Yenidoğanın kardiyak fizik muayene bulguları diğer yaş gruplarından farklılık gösterir. YENİDOĞANIN NORMAL FİZİK İNCELEME BULGULARI: i. Yenidoğanlarda kalp hızı yüksektir. ii. Sağ ventrikül hiperaktiftir, en kuvvetli vuru apekste değil sternumun sol alt kenarıdır. iii. Yaşamın ilk günlerinde S2 tektir. iv. Ejeksiyon kliği duyulabilir. v. S4 fizyolojik olarak duyulabilir Aşağıdakilerden hengisi nefrotik sendromlu olgularda tromboza yatkınlık nedenleri arasında değildir? A) Trombositlerin agregasyon eğilimlerinin artmış olması B) Hemokonsantrasyon nedeniyle kan vizkositesinde artış C) Antitrombin III, protein C ve S in idrarla kayıplarının artmış olması D) Trombositoz E) Faktör XI ve XII artmış olması Doğru cevap: (E) Faktör XI ve XII artmış olması NEFROTİK SENDROMDA TROMBOZA YATKINLIK NEDENLERİ: 1. İdrarla kayıp nedeniyle AT III, protein C ve S, FXI ve XII, heparin kofaktör düzeyleri düşüktür. 2. Nefrotik plazma, heparin ile antikoagülasyona dirençlidir. 3. Trombositlerin agregasyona eğilimi artmıştır. 4. Trombositoz. 5. Venöz dolaşım yavaşlamıştır. 6. Hemokonsantrasyon nedeniyle kanın viskozitesi artmıştır. 7. Hipovolemi. 8. Fibrinojen, FV, VII, VIII, X ve XIII düzeyleri artmıştır (yapım artışına bağlı olarak) Aşağıdakilerden hangisi Rett sendromunun karakteristik özelliklerinden değildir? A) Mikrosefali B) Otistik davranış C) Elde ilginç kıvrımlı hareketler D) Otozomal resesif geçiş E) Demans Doğru cevap: (D) Otozomal resesif geçiş Rett sendromu yakın zamanlarda tanımlanan ve sadece kızlarda görülen, semptomsuz bir dönemi takiben ortaya çıkan nörodejeneratif hastalıktır. Bir yaş civarında başlangıç gösterir. İlk belirti istemli el hareketlerinin ve çevre ile ilgisinin kaybolmasıdır. Apraksi, ellerde stereotipik hareketler görülür. Edinsel mikrosefali gelişir. Hastalığın nörobiyolojik patogenezi bilinmemektedir. Kardiyak aritmi nedeni ile ani ölümler görülebilir. Genetik geçişi X e bağlı dominanttır (eski yıllarda X e bağlı resesif olduğu bildirimişti) 177. Aşağıdakilerin hangisinde bir hastalık eşlik ettiği klinik bulguyla birlikte verilmemiştir? Hastalık Bulgu A) Sistemik lupus eritematozus Malar döküntü B) Henöch-Schönlein sendromu Palpabl purpura C) Kawasaki hastalığı Koroner arter anevrizması D) Ailevi Akdeniz ateşi Peritonit E) Sjögren sendromu Heliotropik raş Doğru cevap: (E) Sjögren sendromu Heliotropik raş Bu soruda romatizmal hastalıkların eşlik ettiği bulgularının bilinmesi istenilmektedir. Malar döküntü sistemik lupus eritematozus için bir tanı kriteridir. Non-trombositopenik palpabl purpuralar Henöch-Schönlein sendromu için bir tanı kriteridir. Kawasaki hastalığının prognozunu belirleyen en önemli bulgu koroner arter anevrizmalarıdır. Ailevi Akdeniz Ateşi nde tanı kriterleri: Periyodik ateş ve tekrarlayan serozitelerdir. Dermatomiyozitin tanı kriterleri ise heliotropik raş ve Gottron papüllerinin varlığıdır Aşağıdaki konjenital akciğer hastalıklarından hangisinde hiperlüsen akciğer grafisi görülür? A) Kistik adenomatoid malformasyon B) Bronkojenik kist C) Primer siliyer diskinezi D) Konjenital lober amfizem E) Pulmoner hipoplazi Doğru cevap: (D) Konjenital lober amfizem Konjenital lober amfizem akciğerin sık görülen konjenital patolojisidir. Etyolojide; en sık neden bronş obstrüksiyonudur. 66

19 Bronşiyal kıkırdağın oluşmaması, mukozal katlantılar, dışarıdan lenf nodu veya damar basıları nedenleridir. %50 sebebi bronşiyal anormallikler %2 bronşa dışarıdan bası, vasküler ring, hiler adenopati veya bronkojenik kistler, %48 sebebi intraluminer basıdır. Akciğerin bir veya daha fazla lobunun fazla havalanması (hiperlüsen akciğer grafisi) tipiktir. Vakaların yarısında: Sol üst lob Daha az: Sağ orta veya üst lob yerleşimlidir. ÇOCUKLUK ÇAĞINDA HİPERLÜSENT AKCİĞER NEDENLERİ: A. Tek taraflı: i. Astım bronşiyale ii. Akut bronşiyolit B. ÇİFT TARAFLI: i. Konjenital Lover amfizem ii. Bronşiyolitis obliterans iii. Swyer James sendromu iv. Yabancı cisim v. Kistik fibrozis 179. Aşağıdaki vasküler halka tiplerinin hangisinde solunum sistemine ait stridor gibi belirtiler beklenmez? A) Aberran sağ subklavian arter tipi B) Pulmoner slink tipi C) Anormal innominate arter tipi D) Double ark tipi E) Sağ ark ve duktus tipi Doğru cevap: (A) Aberran sağ subklavian arter tipi Vasküler ring anomalileri arasında solunum semptomları daha hafif, yutma güçlüğünün belirgin olduğu tipi aberran sağ subklavian arter patolojisidir Aşağıdakilerden hangisi fetal persistan dolaşım için doğru değildir? A) Sol ventrikül yetmezliği ve sistemik hipotansiyon vardır B) Fetal persistan dolaşımın en sık sebebi hipoksi ve asfiksidir C) Kalp yetersizliği soldan sağa şantlar arttıkça belirginleşir D) Pulmoner vasküler direnç artmıştır E) Oksijene yanıt vermeyen hipoksi Doğru cevap: (C) Kalp yetersizliği soldan sağa şantlar arttıkça belirginleşir Fetal dolaşımda sağdan sola olan şantların postnatal dolaşımda da devam etmesine persistan fetal dolaşım (= persistan pulmoner hipertansiyon) denilir. Fetal persistan dolaşımın prematürelerdeki en sık sebebi respiratuvar distres sendromu, postmatür ve matürlerdeki en sık sebep ise hipoksi ve asfiksi sonrası gelişen mekonyum aspirasyon sendromudur. Primer pulmoner hipertansiyonda ise BMPR-II (Bone morphogenetic protein receptor type II) gibi genetik defektler sık olarak karşımıza çıkar. Primer veya sekonder nedenler ile oluşan fetal persistan dolaşımda şantların yönü sağdan sola doğrudur, hipoksi, asidoz ve siyanoz görülür. Şekil (Soru 179): Vasküler halka anomalileri 67

20 181. Dirençli miyoklonik konvülsiyon nedeni ile başvuran bir süt çocuğunun fizik muayenesinde mikrosefali ve lens subluksasyonu; laboratuvar tetkiklerinde de ürik asit düşüklüğü saptanmıştır. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Piridoksin eksikliği B) Biotinidaz eksikliği C) Non-ketotik hiperglisinemi D) Marfan sendromu E) Molibden kofaktör eksikliği Doğru cevap: (E) Molibden kofaktör eksikliği SÜLFİT OKSİDAZ YETERSİZLİĞİ (MOLİBDEN KOFAKTÖR EKSİKLİĞİ) Molibden, sülfit oksidazın kofaktörüdür. Ayrıca ksantin ve hipoksantini ürik aside oksitler. Yenidoğanda hipotoni, konvülziyonlar, miyoklonik sıçramalar, mikrosefali, dismorfi ve metabolik asidoz olur. Yaşayan hastalarda lens dislokasyonu hayatın ilk aylarından itibaren saptanır. Serum ve idrar ürik asit düzeyleri düşüktür. Kan ve idrar sülfat düzeyleride düşüktür. Çoğu ilk 2 yılda ölür. Tedavisi yoktur Aşağıdakilerden hangisi hiperamonyemi nedeni değildir? A) Lizinürik protein intoleransı B) Ornitin transkarbamoilaz eksikliği C) Arjininosüksinat liyaz eksikliği D) Metilmalonik asidemi E) Hartnup Hastalığı Doğru cevap: (E) Hartnup Hastalığı Hartnup hastalığında nötral aminoasitlerin (monobazikmonokarboksilik aminoasitlerin; alanin, serin, treonin, valin, lösin, izolösin, fenilalanin, tirozin, triptofan), ince bağırsak mukozası ve renal tübülüslerden transportunda defekt vardır. Otozomal resesif geçer. Plazmada aminoasit konsantrasyonlarının artmamasına karşın aminoasidüri vardır. Hiperamonyemi beklenen bir bulgu değildir Aşağıdaki varisella olgularının hangisinde oral asiklovir tedavisi endike değildir? A) 14 yaşında erkek çocuk B) 17 aylık kronik infekte seboreik dermatiti olan bebek C) 15 aylık kistik fibrozisli bebek D) 2 yaşında aralıklı inhale steroid kullanan çocuk E) 7 yaşında okula giden çocuk Doğru cevap: (E) 7 yaşında okula giden çocuk Varisella infeksiyonlarında oral asiklovir kullanımı, hastalığın daha ağır ve komplikasyonlu seyretmesi beklenenlerde endikedir: 12 yaşından büyükler Kronik deri ve akciğer hastalığı olanlar Uzun süreli salisilat ve steroid tedavisi alanlar 184. Aşılama ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Aşının içeriğindeki bir maddeye karşı anafilaktik reaksiyon öyküsü olan çocuklara bu aşı kesinlikle uygulanmaz. B) Doğum ağırlığı gramın üzerinde olan prematüre bebekler, matür bebeklere uygulanan aşılama şemasına uygun aşılanır. C) Aşılama şemasına başlanmış ancak şema tamamlanmamış olan çocuklarda, aradan geçen süre dikkate alınmaksızın aşılamaya kalınan yerden devam edilir. D) İki canlı aşı; aynı gün, farklı yerlerden uygulanabilir E) İmmün yetmezliği olan hastalara difteri-boğmacatetanoz (DBT) uygulanması kontrendikedir. Doğru cevap: (E) İmmün yetmezliği olan hastalara difteriboğmaca-tetanoz (DBT) uygulanması kontrendikedir. Bu soruda aşı kontraendikasyonlarının bilinmesi isteniyor. Canlı virüs aşıları tüberkülin deri testini bozar, mümkünse aynı gün veya 4-6 hafta ara ile yapılır. MMR neomisin içerir, allerjisi olana yapılmaz. Hepatit B aşısı doğum kilosu 2000 gr üzerinde olan bebeklere yapılır, 2000 gr altında olanlarda antikor cevabı oluşmaz. OTC: Ornitin transkarbamoilaz eksikliği Şekil (Soru 182): DMA da Hiperamonyemi Etiyolojisi 68

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

NEFRİTİK SENDROMLAR. Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013

NEFRİTİK SENDROMLAR. Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013 NEFRİTİK SENDROMLAR Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013 NEFRİTİK SENDROM NEDİR? Akut böbrek yetmezliği bulguları ile gelen bir hastada gross hematüri, varsa tanı nefritik sendromdur. Proteinürü

Detaylı

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

ÇOCUKLARDA HAREKET SİSTEMİ MUAYENESİ (ROMATOLOJİK MUAYENE) Özgür KASAPÇOPUR

ÇOCUKLARDA HAREKET SİSTEMİ MUAYENESİ (ROMATOLOJİK MUAYENE) Özgür KASAPÇOPUR ÇOCUKLARDA HAREKET SİSTEMİ MUAYENESİ (ROMATOLOJİK MUAYENE) Özgür KASAPÇOPUR HAREKET SİSTEMİ Üç ana yapı taşı Kemikler Kaslar Eklemler Oynamaz eklemler (Kafa tası) Yarı oynar eklemler (Omurga) Oynar eklemler

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. SİROZ Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. İlerleyici ilerleyici karaciğer hastalıkları sonuçta siroz ile sonuçlanan progresif fibrozise neden olur. Safra kanalikülü

Detaylı

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay ANEMİYE YAKLAŞIM Dr Sim Kutlay KBH da Demir Eksikliği Nedenleri Gıda ile yetersiz demir alımı Üremiye bağlı anoreksi,düşük proteinli (özellikle hayvansal) diyetler Artmış demir kullanımı Eritropoez stimule

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir.

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir. TİROİD HORMON SENTEZİ Dishormonogenezis Hasta ötroid? Şiddetli açlıkta, kronik hastalıkta, akut hastalıkta, cerrahi esnasında ve sonrasında T4--- T3 azalır Propiltiourasil, kortikosteroid, amiodaron propnalol

Detaylı

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım Dr.Özlem Özdemir Kumbasar Bağışıklığı baskılanmış hastaların akciğer komplikasyonları sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan önemli sorunlardır.

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis.

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis. Genel olarak bakıldığında soru dağılımı beklenen dışında değildi. Her sınavda sorulan bazı başlıkların sorulmaması dahi olasılık dahilindeydi. Zorluk yönünden geçen sınavlardan pek farklı değildi. Yine

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

Sunum planı. Epidemiyoloji Tanım Sınıflama Değerlendirme Tedavi Özet

Sunum planı. Epidemiyoloji Tanım Sınıflama Değerlendirme Tedavi Özet Sunum planı Epidemiyoloji Tanım Sınıflama Değerlendirme Tedavi Özet En sık hekime başvuru nedeni Okul çağındaki çocuklarda %35-40 viral enfeksiyonlar sonrası 10 gün %10 çocukta 25 günü geçer. Neye öksürük

Detaylı

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1. GÜN 08.15-09.00 Pediatri stajı hakkında bilgilendirme R. ÖRS 09.15-10.00 Hasta dosyası hazırlama H.YAVUZ 10.15-11.00 Hikaye alma H.YAVUZ 11.15-12.00 Fizik muayene H.TOKGÖZ

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

ÜNİTE ll- SIVI - ELEKTROLİT VE ASİT - BAZ DENGESİZLİĞİ. Sıvı ve elektrolit dengesizlikleri ve Hemşirelik Bakımı. Su- sodyum Dengesizlikleri

ÜNİTE ll- SIVI - ELEKTROLİT VE ASİT - BAZ DENGESİZLİĞİ. Sıvı ve elektrolit dengesizlikleri ve Hemşirelik Bakımı. Su- sodyum Dengesizlikleri ÜNİTE ll- SIVI - ELEKTROLİT VE ASİT - BAZ DENGESİZLİĞİ Sıvı ve elektrolit dengesizlikleri ve Hemşirelik Bakımı Su- sodyum Dengesizlikleri Potasyum Dengesizlikleri Kalsiyum Dengesizlikleri Magnezyum Dengesizlikleri

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER SPOR HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER DOÇ.DR.ERDEM KAŞIKCIOĞLU 1 35 yaşın altındaki sporcularda ani ölüm nedenleri 2% 1% 2% 4% 2% 2% 35% 3% 3% 3% 4% 5% 24% 10% Hipertrofik

Detaylı

Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir

Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir Kalp yetmezliği Ventrikülün dolumunu veya kanı pompalamasını önleyen yapısal veya işlevsel herhangi bir kalp bozukluğu nedeniyle oluşan karmaşık

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak. Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D.

İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak. Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D. İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D. OLGU 1 23 yaşında kadın hasta Ateş, yorgunluk ve anemi Lökosit: 6.800/mm3, %8 nötrofil, %26 blast,

Detaylı

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi Prof. Dr. Volkan Korten Marmara Üniversitesi Tıp T p Fakültesi İnfeksiyon Hastalıklar kları ve Klinik Mikro. ABD. Risk? Başlangıç tedavisine yanıtsızlık değil. Ciddi

Detaylı

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Doç. Dr. Habib BİLEN Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı SUNU PLANI Örnek olgu

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM NEDİR? Nefrotik sendrom ; proteinüri (günde 3.5gr/gün/1.73 m2), hipoalbüminemi (

Detaylı

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 OLGULAR EŞLİĞİNDE GÜNDEMDEKİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Olgu E.A 57 yaşında,

Detaylı

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Sevcan A. Bakkaloğlu, Yeşim Özdemir, İpek Işık Gönül, Figen Doğu, Fatih Özaltın, Sevgi Mir OLGU 9 yaş erkek İshal,

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Dokuların oksijen ve besin ihtiyacını karşılayan, kanın vücutta dolaşmasını temin eden, kalp ve kan damarlarının meydana getirdiği sisteme dolaşım

Detaylı

İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN

İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN 08.15-09.00 Genel muayene semiyolojisi N.YILMAZ SELÇUK 09.15-10.00 Genel muayene semiyolojisi N.YILMAZ SELÇUK 10.15-11.00 Kardiyovasküler sistem semiyolojisi M.YEKSAN 11.15-12.00

Detaylı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Kronik Öksürük Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Epidemiyoloji Polikliniklerde en sık 5. şikayet %88-100 neden saptanıyor Spesifik tedavi

Detaylı

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize

Detaylı

BRADİKARDİK HASTAYA YAKLAŞIM

BRADİKARDİK HASTAYA YAKLAŞIM Türkiye Acil Tıp Derneği Asistan Oryantasyon Eğitimi BRADİKARDİK HASTAYA YAKLAŞIM SB İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İzmir, 24-27 Mart 2011 Sunumu Hazırlayan Yrd. Doç. Dr Ayhan ÖZHASENEKLER

Detaylı

İÇ HASTALIKLARI. 2.GÜN 08.15-09.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK

İÇ HASTALIKLARI. 2.GÜN 08.15-09.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 1.GÜN 08.15-09.00 Genel muayene semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Genel muayene semiyolojisi N.Y. SELÇUK 2.GÜN 08.15-09.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Üriner sistem semiyolojisi

Detaylı

6 Mart 1993 tarihinde, ani başlayan akut deri. Bu yakınması bir hafta önce sol kolun üst tarafında. Lezyon, kısa süre içinde büyümüş, kontakt dermatit

6 Mart 1993 tarihinde, ani başlayan akut deri. Bu yakınması bir hafta önce sol kolun üst tarafında. Lezyon, kısa süre içinde büyümüş, kontakt dermatit Lyme Olguları 1. Olgu 30 yaşında erkek hasta Buharla dezenfeksiyon yapan bir firmada işçi 6 Mart 1993 tarihinde, ani başlayan akut deri rahatsızlığı Bu yakınması bir hafta önce sol kolun üst tarafında

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Prof. Dr. Neşe Saltoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

Müşahade Odasında Yatan Hastaların Tanı Bazında Dağılımları

Müşahade Odasında Yatan Hastaların Tanı Bazında Dağılımları Müşahade Odasında Yatan Hastaların Tanı Bazında Dağılımları Hastane Adı : R0.4 Karın ağrısı diğer ve tanımlanmamış 558 5,46 2 R07.4 Göğüs ağrısı, tanımlanmamış 459 2,72 3 R06.0 Dispne 262 7,26 4 R42 Baş

Detaylı

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar Dr. Dilek Çolak 10 y, erkek hasta Olgu 1 Sistinozis Böbrek transplantasyonu Canlı akraba verici HLA 2 antijen uyumsuz 2 Olgu 1 Transplantasyon öncesi viral

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl Karaciğer ve safra yolu hastalıklar klarında laboratuvar bulguları Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 5.Yarıyıl 2006-2007 2007 eğitim e yılıy Karaciğer ve safra yolu hastalıklarında

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1 HİZMET KAPSAMI: Aile Hekimliği Anabilim Dalı yaş, cinsiyet, yakınma, hastalık ayrımı yapmaksızın, yaşamın bütün evrelerinde ve süreklilik içinde, sağlığın

Detaylı

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALARINA YAKLAŞIM NASIL OLMALIDIR? A) ANAMNEZ (ÖYKÜ,

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Dr. Faruk KARAKEÇİLİ Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 22.01.2016 HATAY Tedavisi Zor Olgular! Zor hasta

Detaylı

TORAKS DEĞERLENDİRME KABUL ŞEKLİ 2 (Bildiri ID: 64)/OLGU BİLDİRİSİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ

TORAKS DEĞERLENDİRME KABUL ŞEKLİ 2 (Bildiri ID: 64)/OLGU BİLDİRİSİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ TORAKS DEĞERLENDİRME ŞEKLİ 2 ( ID: 64)/OLGU Sİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ SONRASINDA GELİŞEN ORGANİZE PNÖMONİ (OP/ BOOP) Poster 3 ( ID: 66)/Akut Pulmoner Emboli: Spiral

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

KORONER ARTER HASTALIĞINDA BETA BLOKERLER GÖZDEN DÜŞÜYOR MU?

KORONER ARTER HASTALIĞINDA BETA BLOKERLER GÖZDEN DÜŞÜYOR MU? KORONER ARTER HASTALIĞINDA BETA BLOKERLER GÖZDEN DÜŞÜYOR MU? TABİ Kİ HAYIR, HER HASTAYA VERMELİYİZ DR. SABRİ DEMİ RCAN Beta Blokerler Adrenerjik reseptörler katekolaminler tarafından stimüle edilen G-protein

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 İmmün sistemin gelişimini, fonksiyonlarını veya her ikisini de etkileyen 130 farklı bozukluğu tanımlamaktadır. o Notarangelo L et al, J Allergy Clin Immunol 2010 Primer immün yetmezlik sıklığı o Genel

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Tanım. Tiroid hormon yetersizliği veya etkisizliği sonucu gelişen klinik tablodur. 03.12.2013 Çorlu/Tekirdağ 2

Tanım. Tiroid hormon yetersizliği veya etkisizliği sonucu gelişen klinik tablodur. 03.12.2013 Çorlu/Tekirdağ 2 Hipotiroidi Prof. Dr. Mustafa Kemal BALCI Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Tanım Tiroid hormon yetersizliği veya etkisizliği

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir?

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? 86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? A) Angajman B) Pelvik girimden geçiş C) Orta pelvise giriş D) Pelvik çıkım düzlemine giriş E) Omuz

Detaylı

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU ICSD-2 (International Classification of Sleep Disorders-version 2) 2005 Huzursuz bacaklar sendromu Uykuda periyodik hareket bozukluğu Uykuyla

Detaylı

TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI

TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI Genç Kardiyologlar Grup Sorumlusu - Prof.Dr.Oktay Ergene Bilimsel İçeriğin Değerlendirilmesi, Son Düzenleme - Prof.Dr. Mahmut Şahin Düzenleme, Gözden

Detaylı

Dr.Şua Sümer Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD KONYA

Dr.Şua Sümer Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD KONYA Dr.Şua Sümer Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD KONYA 49 yaşında, erkek hasta Sol ayakta şişlik, kızarıklık Sol ayak altında siyah renkte yara

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür 500 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR İNSUFOR, tip 2 diabetes mellitus tedavisinde, özellikle fazla kilolu

Detaylı

Atrial Fibrillasyon Ablasyonu Sonrası Hasta İzlemi

Atrial Fibrillasyon Ablasyonu Sonrası Hasta İzlemi Atrial Fibrillasyon Ablasyonu Sonrası Hasta İzlemi Dr.Ahmet Akyol Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji A.B.D Ablasyon sonrası hasta izlemi amacı İşlem başarısının değerlendirilmesi Komplikasyonların

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ Dr. Lale Sever Intradiyalitik Komplikasyonlar Sık Kalıcı morbidite Mortalite Hemodiyaliz Komplike bir işlem! Venöz basınç monitörü Hava detektörü

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr Akut Karın Ağrısı Emin Ünüvar İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı eminu@istanbul.edu.tr 28.07. Acil ve Yoğun Bakım Kongresi 1 AKUT Karın ağrısı Çocuklarda karın ağrısı

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

BRADİARİTMİLERE YAKLAŞIM DOÇ. DR. TAYFUN AÇIL ACIBADEM INTERNATIONAL HOSPITAL ISTANBUL

BRADİARİTMİLERE YAKLAŞIM DOÇ. DR. TAYFUN AÇIL ACIBADEM INTERNATIONAL HOSPITAL ISTANBUL BRADİARİTMİLERE YAKLAŞIM DOÇ. DR. TAYFUN AÇIL ACIBADEM INTERNATIONAL HOSPITAL ISTANBUL 3. Atriyal Fibrilasyon Zirvesi 31 Mayıs 2014 Antalya Kalbin elektriksel anatomisi Bradiaritmilerin patofizyolojisi

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

GEBELİK VE MEME KANSERİ

GEBELİK VE MEME KANSERİ GEBELİK VE MEME KANSERİ Doç. Dr. Ramazan YILDIZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, 27 Kasım 2014, Ankara Gebelikte Kanser Gebelikte kanser insidansı % 0.07-0.1 arasında Gebelik

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı ASİT Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 Eğitim yılı Ders programı Asitin tanımı Fizik muayene bulguları Asit miktarının ifadesi Asit yapan nedenler Asitli hastada ayırıcı tanı

Detaylı

FK II çarpıntı. FK IV ödem KİT AML. 37y, ev hanımı. Miyeloablatif tedavi Busulfan Siklofosfamid İmmünsupresif tedavi Metotreksat

FK II çarpıntı. FK IV ödem KİT AML. 37y, ev hanımı. Miyeloablatif tedavi Busulfan Siklofosfamid İmmünsupresif tedavi Metotreksat OLGU 37y, ev hanımı AML KİT FK II çarpıntı FK IV ödem Eylül 2013 Ocak 2014 Mart 2014 Nisan 2014 İdarubisin ARA-C Miyeloablatif tedavi Busulfan Siklofosfamid İmmünsupresif tedavi Metotreksat Siklosporin

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi HİPERKALSEMİ Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi Tanım: Hiperkalsemi serum kalsiyum düzeyinin normalden (9-11 mg/dl) yüksek olduğunda meydana gelen

Detaylı

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Olgu 1 28 yaşında erkek Ortopedi

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Bruselloz: Klinik Özellikler

Bruselloz: Klinik Özellikler Bruselloz: Klinik Özellikler Uzm. Dr. Mustafa Aydın ÇEVİK Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Bruselloz - Etkenler B. melitensis B. abortus

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

Aritmilerin elektrokardiyografik tanısı ve tedavileri. Dr Erdal YILMAZ

Aritmilerin elektrokardiyografik tanısı ve tedavileri. Dr Erdal YILMAZ Aritmilerin elektrokardiyografik tanısı ve tedavileri Dr Erdal YILMAZ Tanı yöntemlerinin gelişmesi Kardiyak cerrahi sonrası aritmilerin sık görülmesi Disritmi : Ritm düzensizliği Aritmi : Ritm yokluğu

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU Ramazan Gözüküçük 1, Yunus Nas 2, Mustafa GÜÇLÜ 3 1 Hisar Intercontinental Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları

Detaylı

EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU I. BÖLÜM TROMBOTİK TROMBOSİTOPENİK PURPURA TANI VE TEDAVİ KILAVUZU...

EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU I. BÖLÜM TROMBOTİK TROMBOSİTOPENİK PURPURA TANI VE TEDAVİ KILAVUZU... EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU İÇİNDEKİLER Önsöz...iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xv Şekiller

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu Bölüm 21 Astımla Karışan Hastalıklar Dr. Alpaslan TANOĞLU ve Dr. Mustafa DİNÇ Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu hastalığıdır. Hastalığın en

Detaylı