Demokrasi Değil AKP İleri Gidiyor!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Demokrasi Değil AKP İleri Gidiyor!"

Transkript

1 Demokrasi Değil AKP İleri Gidiyor! S.5 Kasım 2010 / Sayı: 13 Devrimci İşçi Partisi Girişimi nin yayın organıdır. Fiyatı: 1 TL Gerçekten AKP hükümetine Amerikan füzesi Referandum sonuçları AKP yi iyice şımarttı. Tayyip Erdoğan ı, Bülent Arınç ı, Hüseyin Çelik i sağa sola demediklerini bırakmıyorlar. Ama AKP nin afra tafrası ABD ye sökmüyor. Sen misin İsrail e kafa tutan, İran a yaptırımlara karşı çıkan? Ben seni İran a karşı esas kalkan yapayım da gör! ABD nin Erdoğan a söylediği bu! Emperyalizm tam bir köşeye sıkıştırma harekâtına girişiyor. Devrimci İşçi Partisi nin tavrı açıktır: Biz nükleer silahlar yeryüzünden silinene kadar mücadele ederiz. Ama emperyalizmin nükleer silahları halkların başı üzerinde bir kılıç gibi sallanırken, İsrail Ortadoğu da nükleer silah tekeline sahipken, İran ın nükleer silah yapmasına kimse karşı çıkamaz. İran a bu yüzden bir saldırı olduğunda da, rejimi isterse dünyanın en gerici rejimi olsun, İran halkını sonuna kadar savunuruz. O yüzden, füze kalkanı konusunda da tavrımız berraktır: Emperyalizme değil, İran a kalkan ol! deriz. Şimdi yıllarca AKP ye ABD maşası diye saldıran, kendilerini de anti-emperyalist diye sunmaya pek meraklı ulusalcıların partisi CHP yi bekliyoruz. Bakalım füze kalkanına karşı çıkabilecek mi? Füze kalkanı AKP nin büyük sınavıdır. Ya ABD ye teslim olacak, ya da bu toprakların büyük çoğunluğu ABD emperyalizmine karşı olan halkının duyarlılığına. Ama sadece AKP değil, CHP ve solun önümüzdeki seçimlerde onu desteklemeye hazırlanan akımları da bu büyük sınavdan geçecek. Devrimci Marksizm Yol Ayrımında Sungur Savran Meşeyi Yakmaya Çalışmak Şiar Rişvanoğlu CHP Sermayeye Hizmete Hazırlanıyor Ekim Devrimi: İşçi Sınıfının Kurtuluş Yolu! S.5 S.7 S.3 S.9

2 2 Kasım 2010 / Sayı: 13 Mersin de DİP Girişimi dayanışma etkinliği DİP Girişimi nin Mersin deki örgütlenme çalışmaları sürüyor. DİP Girişimi nin Mersin deki kuruluş çalışmaları kapsamında 17 Ekim Pazar günü bir dayanışma etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlik, devrim şehitleri için yapılan saygı duruşunun ardından, DİP Girişimi nin, ilanından itibaren yaptığı çalışmaları anlatan slâyt gösterisi ile başladı. Slayt gösterisinde DİP Girişimi nin siyasi faaliyetleri ve eylemlerin yanı sıra işçi mücadelelerinden kesitlere yer verildi. Özellikle Mersin de gerçekleşen ve sadece Çukurova da değil Türkiye çapında ses getiren SCT Turbo grevine Parti den yer verilen bölümler oldukça anlamlıydı. Daha sonra Türkiye ve dünya işçi sınıfına devrimci bir partinin gerekliliğini ve Devrimci İşçi Partisi nin bu topraklarda bu görevi üstlenmek için inşa edilmekte olduğunu anlatan kısa bir konuşma yapıldı. Konuşmada, bugün işçilerin, yoksulların, gençlerin, emeklilerin, kadınların onlarca sorunla boğuştuğu, bu sorunları yaratanların ise ezilenlere patron partileri arasında bir seçim yapmayı dayattığı; oysa ki gerçek çözümün bağımsız sınıf politikası olduğu ifade edildi. Etkinlik gerçekleştirilen müzik ve şiir dinletisi ardından yapılan sohbetlerle sona erdi. İzmir de DİP ve BDP Üçüncü Cephe yi tartıştı Devrimci İşçi Partisi Girişimi İzmir de Barış ve Demokrasi Partisi nden temsilcilerin de katılımıyla, Kürt Sorununda Çözümün Neresindeyiz? Sosyalist Hareketin Görevleri Nelerdir? başlıklı bir panel düzenledi. 10 Ekim Pazar günü DİP Girişimi İzmir Temsilciliği binasında gerçekleştirilen panele konuşmacı olarak BDP Parti Meclisi üyesi Ahmet Demiroğlu ve DİP Girişimi Kurucular Kurulu üyesi Şiar Rişvanoğlu katıldı. Yoğun ilgi dolayısıyla geniş bir dinleyici kitlesine seslenme imkânı bulduğumuz panelde ilk sözü Ahmet Demiroğlu alarak, halklar arasında bir sorun olmadığını, sorunun farklılıkları yok sayan merkezi devletin Kürtlere yönelik inkâr ve imha politikalarından kaynaklandığını, Kürt halkının gemileri yaktığını, haklarını alıncaya kadar mücadele edeceklerini anlattı. Demiroğlu nun ardından söz alan Rişvanoğlu konuşmasına, Abdullah Öcalan ın Suriye den çıkarılmasıyla sonuçlanan 9 Ekim uluslararası komplosunu kınayarak başladı. Kürt halkının inkâr ve imha politikalarıyla karşı karşıya kaldığını, bunun burjuvazinin tekil partilerinin izlediği bir politikadan çok bir devlet politikası olduğunu belirtti. Buna karşılık burjuvazinin Batıcı-laik ve İslamcı kanatlarının kendi aralarında bir iç savaş yaşadığını vurgulayan Rişvanoğlu, bunun yarattığı çatlaklardan yararlanarak, Kürt halkının temsilcileri ile Türkiye işçi sınıfının birlikte kuracağı bir Üçüncü Cephe ye ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Sosyalist hareketin kimi unsurlarının zaten iflah olmaz bir şekilde ulusalcı kanada iltihak ettiğini, Kürtlerin yanında duran kimi yapıların ise Kürt illerinde örgütlenmeye çalışarak yanlış yaptıklarını aktardı. İkinci turda söz alan Ahmet Demiroğlu Üçüncü Cephe fikrini kendilerinin de savundukları bir fikir olduğunu, 2007 seçimlerindeki Bin Umut kampanyasının ve 2004 yerel seçimlerinde SHP ile yapılan ittifakların yanlış olduğunu, aynı hataya düşmeden sosyalistler ve emekçilerle birlikte üçüncü bir cephe kurmak hedefinde olduklarını söyledi. Salonda bulunanların katkılarının sonunda söz alan Tekel işçisi bir yoldaşımız gerçek açılımın ve Üçüncü Cephe nin geçen yıl Tekel işçilerinin direnişine sahne olan Sakarya Caddesi nde hayat bulduğunu belirtti. Tekel işçisinin somutladığı Üçüncü Cephe yi kurma iradesiyle panel sona erdi. Antalya da YÖK ve Bologna süreci ile ilgili söyleşi 18 Ekim Pazartesi günü saat da DİP Girişimi Antalya Bürosu nda düzenlenen söyleşinin ilk bölümü, yükseköğretim emekçisi bir yoldaşın yüksek öğretimin dönüşümü ile ilgili sunumuyla başladı. Dünya genelinde son dönemde sıklaşan ve öğrencilerin koordinasyon içerisinde gerçekleştirmeye başladıkları üniversite işgalleri, kapitalizmde eğitimin ve özel olarak da yüksek öğretimin ne anlama geldiği, GATS ın bir uzantısı ve kapsamlı bir ticarileştirme-özelleştirme süreci olarak Bologna Süreci, bu sürecin burjuvazi tarafından ne şekilde desteklendiği gibi konuları açıklayan yoldaşımız ardından bu sürecin Türkiye deki yansımasından ve bu sürecin uygulayıcısı, darbe koşullarının çocuğu YÖK ten kısaca bahsederek, YÖK ün Güvenli ve Özgür Üniversite başlıklı son çıkışının ardında yatan nedenlere değindi. Söyleşinin ikinci bölümünde ise tartışmaya geçildi. Bu bölümde öğrenci arkadaşlar, YÖK ün ve onun ardında yatan anlayışın otuz yıldır üniversiteleri ne hale getirdiğine dikkat çekerek, öğrencilerin günlük yaşamlarından da örnekler verdiler. Yapılan tartışmaların ardından, 6 Kasım da Ankara da YÖK e karşı meydanlarda buluşmak üzere söyleşiye son verildi. İstanbul Özgür Üniversite de Kapital Seminerleri Sungur Savran Ahmet Tonak Nail Satlıgan Ahmet Öncü 11 hafta boyunca her çarşamba saat arası

3 Kasım 2010 / Sayı: 13 3 Ekim ayının başlarında bütün gazetelerde bir haber çıktı. CHP ekonomi programıyla görücüye çıkıyor diyordu bu haber, ama ayrıntı verilmiyordu. Sol bir parti kime görücüye çıkar? İşçiye, emekçiye yoksula mı diyeceksiniz. Elbette değil. Basın tek bir ağızdan cevap veriyor bu soruya: İş dünyasına. Kılıçdaroğlu, anlaşılan önümüzdeki günlerde, elinde ekonomi programı, burjuvazinin örgütlerine yaranma turuna başlayacak. CHP sermayeye hizmete hazırlanıyor Öyle katı, ideolojik tutumumuz yok Partinin ekonomik program konusundaki hazırlıklarını genel başkan yardımcısı Faik Öztrak başkanlığındaki bir komisyon yapıyormuş. Hazırlıklar tamamlanmış, program yakında açıklanacakmış. Kılıçdaroğlu ilk kez Cumhuriyet gazetesine konuşuyor bu konuda (14 Ekim 2010, s. 4). Bu görüşmeden ortaya çıkan sonuç açık: CHP, bugünkü neoliberal ekonomi politikalarını genel bir strateji olarak devam ettirecek. Bunu Kılıçdaroğlu nun en hassas konularda söylediklerinden saptamak mümkün: Özelleştirmeye karşı katı, ideolojik tutumumuz yok. (...) Aslında zaten özelleştirilecek bir şey kalmadı, karşı çıksak ne olacak, çıkmasak ne olacak? Şeker fabrikalarında, enerji sektöründe, kamu bankalarında, THY de, demiryollarında ve özelleştirilmeye aday başka nice kamu kuruluşunda çalışan işçiler için bu yaklaşımın ciddiyetsiz olarak nitelenmesinden başka alternatif var mı? Kaldı ki, Kılıçdaroğlu nun ideolojik tutumumuz yok diyerek kapitalist ideolojiye teslim olduğu, özelleştirilmiş olan kamu işletmelerini yeniden kamulaştırmanın, aklının ucundan bile geçmemesiyle tescil ediliyor! Küresel sermayenin Türkiye ye gelmesine karşı değiliz. Bilakis isteriz ve en büyük güvenceyi vereceğiz. Bugünün küreselci ekonomi politikasında yabancı sermayeye evet demenin, daha da ötede ona en büyük güvenceyi vermenin, neoliberalizmin temeli olduğundan kimsenin kuşkusu olabilir mi? Merkez Bankası nın bağımsızlığının korunması tabii ki çok önemli. Merkez bankalarının bağımsızlığı neoliberalizmin en önemli hamlelerinden biridir. Amacı, halk kimi seçerse seçsin, Merkez Bankası nın halkın ihtiyaçlarını karşılayacak politikaları enflasyonla mücadele adına engellemesidir. Özellikle istihdam üzerindeki vergilerin düşürülmesinden yanayız. İstihdam maliyetini düşürecek politikalar getireceğiz. İşsizlikle istih- Bir Kemal bir Kemal e demiş ki, gel Kemal... Kılıçdaroğlu Kemal ile Derviş Kemal, Yeşilköy Atatürk Havalimanı nın VİP salonunda iki gök cismi gibi karşılaşmış, iki saate yakın sohbet etmişler. Kılıçdaroğlu Amasya ya gidiyormuş da uçağı kalkmamışmış; nedense bütün gün kalkmamış. Derviş de tesadüfen yola çıkmadan saatlerce önce havalimanına gelmişmiş. Herhalde keyif yapmak için olsa gerek! Herkes havalimanlarına erken gitmeye bayılır! CHP nin yeni ekonomi programının piyasacı neoliberal statejiyi devam ettireceği belli, ama program ağzıyla kuş tutsaydı bile, Kılıçdaroğlu nun Kemal Derviş le işbirliği esas gerçeği ortaya koyardı. Bilindiği gibi, Kemal Derviş 2001 krizinde İMF nin adayı olarak Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı ndan paraşütle bakanlar kuruluna indirildi. 15 günde 15 yasa geçirecek kadar İMF tarafından yönetilen bir meclis ve hükümet aracılığıyla Türkiye yi neoliberalizme bağlayan bir politika izledi. AKP hükümeti ne yaptıysa, onun izinden yürüyerek yaptı. Oysa Kemal Derviş, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve milletvekili idi. Ta ki istifa edip tekrar yurtdışına gidene dek. TÜSİAD 2008 ortalarında Derviş i Türkiye ye getirerek Tayyip Erdoğan a karşı başbakan adayı olarak parlatmaya çalıştı, ama tutmadı. Şimdi Kılıçdaroğlu ona herhalde akıl sormuştur. Kimbilir belki de TÜSİAD ın gözüne daha da fazla girmek için bakanlık teklif etmiştir! Kılıçdaroğlu nun özelleştirmeye karşı katı, ideolojik tutumu yokmuş. Sevsinler Kurultay devrimci sini! Hadi ordan! damın maliyetini düşürerek mücadele etmeyi hedefleyen, işçi sınıfı aleyhtarı politikalar izliyor demektir. Bunun sonucu taşeronlaştırmadır, yasal güvencelerin uygulanmamasıdır, esnekleştirmedir, düşük ücrettir. Ücrette değişiklik olmadan çalışma saatlerini kısmak ve kamu harcamalarıyla istihdam seferberliği yaratmak CHP nin ufkunun belli ki dışında kalıyor. CHP nin eski genel sekreteri, kamuoyu yoklama uzmanı, Radikal yazarı Tarhan Erdem, gazetedeki köşesinde yaklaşan seçimde CHP ile BDP nin işbirliği yapmasını önerdi. Bunun tek bir insanın kendine özgü düşüncesi olarak düşünülmesi büyük bir yanlış olur. Bu, CHP içinde bir düşünce akımının Kürtlere çengel atmasıdır. Gerçek in geçen sayısında dile getirilen üç olası istikametten biri şimdiden gündeme girmiştir. (Öteki ikisi BDP nin AKP ye yönelmesi ve Üçüncü Cephe nin kurulmasıdır.) CHP ile seçim ittifakı Kürt hareketini düzene sıkıca bağlayarak ona sadece bağımsızlığını kaybettirmekle kalmaz, büyük moral gücünün Baykal a karşı saray darbesi, emekçi halka ve Kürtlere daha fazla açılma potansiyeline sahip olan Kılıçdaroğlu nu başa getirmek için yapıldı. Ki CHP Erdoğan a sandıkta rakip olabilsin. Bu komploya partinin genel sekreteri ve o güne kadar Baykal ın sağ kolu olan Önder Sav da hizmet etti. Ama Kılıçdaroğlu değişik kitlelerin kulağına hoş gelecek şeyler söyledikçe, türbanı biz çözeriz dedikçe, genel af dedikçe, CHP nin yerleşik iktidar yapılarından istemezük sesleri yükseliyor. Milletvekili Canan Arıtman, kadınların başını örtmesine karşı imiş, çünkü Türk kadını Arap kadını gibi görünürmüş. Irkçılık sadece Türklere karşı yapıldığında suç! Dersim fatihi Onur Öymen Abant ta toplanan kampta Kılıçdaroğlu na dersini vermiş. İlkesi olmayan, adam olamaz Kürtlere çengel! Resmi sadaka vaadi Özelleştirme, yabancı sermaye, para politikası ve istihdam konularında AKP ile aynı doğrultuyu savunduktan sonra, CHP nin halka vaad edebileceği tek bir şey olabilirdi elbette: AKP nin sadaka dağıtımını devletleştirmek! Onu da aile yardımı sigortası adı altında yapacaklar, Kılıçdaroğlu açıklamış. Yoksul ailelere Özal Yeşil Kart vermişti, CHP de ayda birkaç yüz TL vererek yoksulu mücadeleden uzak tutacak, resmi dilenci haline getirecek! Bu programla elbette işçiye, emekçiye, yoksula görücüye çıkılmaz. Çıkılsa çıkılsa, iş dünyasına çıkılır. eksilmesine yol açar. Bu tür bir işbirliğinin yapıldığı son defa, Kürt milletvekillerinin Paris te bir Kürt konferansına katıldıkları için partiden ihraç edildiği hatırlardadır. Hayati önem taşıyan bugünkü kavşakta Kürt hareketi birkaç yıl kaybeder, karşılığında hiçbir şey kazanmaz. CHP ye koltuk değneği olur. Hepsi o. Tarhan Erdem in önerdiği politikanın en tehlikeli yanı da işi gizli diplomasiye bağlamasıdır. Yazısının son cümlesi şöyle söylüyor: Böyle işbirliklerini yüksek sesle konuşmadan, kiminle, nasıl ve ne yapacağını düşünen siyaset adamları kurabilir. Yarasalar ittifakı, Kürt halkının çıkarına olamaz! CHP de istemezük korosu mealinde demeçler veriyor. Meclis Grup Başkanvekili Muharrem İnce, 29 Ekim de başörtülü resepsiyona gidip gitmeme konusunda partinin genel başkanına meydan okuyor. Zaten Kılıçdaroğlu nun seçimde oy kullanamaması da muhtemelen bir hizip mücadelesinin ürünü, onu küçük düşürmek isteyenlerin oyunu. Seçimin hemen ertesinde Hakkı Süha Okay ın adı Kılıçdaroğlu na alternatif olarak geçiyordu. Bütün bunlar bir komedi gibi. Önder Sav ekibi Kılıçdaroğlu nun partiyi halka doğru yöneltme eğilimini bile bile onu başa getirdi. Şimdi adamla uğraşıyor, elini kolunu bağlıyorlar. CHP seçimlere bir hizip savaşı görünümü içinde gidiyor. Seçimde iktidara aday falan olamaz bu gidişle. Olsa olsa CHP de kimin iktidar olacağını belirler seçimler!

4 4 Kasım 2010 / Sayı: 13 Ekonomide durum: Türkiye uçuyor, nazar değmesin Yarın dünya ekonomisi yeniden daralınca, görün vaveylayı! O zaman patronlarımız uçanın Türkiye değil, paracıkları olduğunu görecekler. Patronlar bayram ediyor de başlayan ekonomik gerilemede ağır bir sille yiyen Türkiye ekonomisi, şimdi hızlı bir büyüme yaşıyor ya, birçok patronun keyfine diyecek yok, kârlarına kâr katıyorlar un ilk yarısında metruk binalara dönen alışveriş merkezlerinin perakendecilerinin önde gelenlerinden biri, Mudo nun patronu Mustafa Taviloğlu, bunu Türkiye uçuyor diye ifade etmiş. (Radikal, 22 Ekim 2010, s. 20) Patronlar sevinir de hükümet böbürlenmez mi? AKP hükümeti Türkiye ekonomisinin hızlı büyümesini büyük bir övünme konusu yapıyor, kendi politikalarının başarısının ürünü gibi sunuyor. Kaderimiz dünya ekonomisinin elinde Oysa bu hızlı büyüme ne AKP hükümetinin başarısı, ne de sağlıklı ve kalıcı. AKP hükümetinin arasındaki döneminde ekonomi hızlı büyümüştü, çünkü bütün dünyada, özellikle de Türkiye gibi yükselen piyasa olarak nitelenen ekonomilerde (Çin, Hindistan, Brezilya, Meksika, Güney Kore vb.) muazzam bir canlılık vardı. Yani hızlı büyüme bir marifet değildi arasında ise büyümede önce yavaşlama, sonra gerileme yaşandı. Bunun da temelinde dünya ekonomisindeki, küresel kriz olarak anılan sarsıntı vardı. Peki şimdi durum farklı mı? Yani dünya kötüye giderken Türkiye iyiye mi gidiyor? Hükümet bizi buna inandırmaya çalışıyor. Nasıl yapıyor bunu? ABD de ya da Avrupa da büyümenin düşük olduğuna dikkat çekiyor. Daha da ötede, komşumuz Yunanistan krizle kıvranırken Türkiye nin ne kadar iyi durumda olduğuna işaret ediyor. İyi de, neden Türkiye ekonomisini ABD, Avrupa ya da avro bölgesinin mensubu Yunanistan la karşılaştıralım. Ya yükselen piyasalar? Onlara ne olmuş acaba? Kapitalizmin sapık gelişimi Kapitalizmin eşitsiz gelişimi var, ama bir de sapık gelişimi var. Yükselen piyasalar ın hepsi bugün çok hızlı büyüyor. Bunun temel nedeni, gelişmiş ekonomilerde, yani ABD de, Avrupa da ve Japonya da krizin çok ağır geçmesi. Yani birinde kriz olduğu için öteki parlak. Bu anlamda sapık gelişme. Ama o kriz yükselen piyasalar için aynı zamanda büyük tehdit. Aynı neden, hem iyi sonuçlar yaratıyor, hem felaketi hazırlıyor. Gelişmiş ekonomiler çok ağır bir kriz yaşadıkları için uçurumdan devrilmemek amacıyla çok büyük genişleme programları uyguladılar. Bunun sonucu sıfır faiz politikasıydı. En son Japonya tam tamına sıfıra düşürdü Merkez Bankası faizini! ( Faizsiz bankacılık bu mu acaba?) Bu durumda sermaye sıcak para olarak yükselen piyasalar a kayıyor. Bundan dolayı da aynen Türk lirası gibi, bütün yükselen lerin ulusal parası değerleniyor. Hatta Brezilya real i, Hint rupi si, Malezya ringit i, Güney Kore won u, Şili peso su Türk lirasından çok daha hızlı değerleniyor. Çünkü onlar Türkiye den de fazla sermaye çekiyor. Sonuç: Bu sermaye kredi oluyor, büyümeyi harlıyor. Uçtu uçtu, paralar uçtu! Ama içinden geçtiğimiz kriz bir Büyük Depresyon. Bugün görülen her türlü büyümenin temelleri son derecede kırılgan. ABD de konut piyasasında fiyatlar hâlâ düşüyor, icra yoluyla el konulan konut sayısı hızla artıyor. Avro bölgesinde borç krizi banka krizine bağlanıyor. Yunanistan dan sonra İrlanda da da bankalar batak hale geldiği için devlet yardıma koştu, ama bütçe açığı inanılmaz bir düzeye, % 32 ye yükseldi! Japonya tam anlamıyla depresyonun pençesinde. Çift dipli kriz diyen çok. Yarın dünya ekonomisi yeniden daralınca, görün vaveylayı! O zaman patronlarımız uçanın Türkiye değil, paracıkları olduğunu görecekler. Madem Türkiye uçuyor, işçiye ne saldırıyorsunuz? Hükümet, yıllarının ekonomi politikalarını kapsayan Orta Vadeli programı yayınladı. Bu belgede tekrar tekrar geçen ana kavramlardan biri esnek çalışma. Bunun ne demek olduğunu artık Türkiye işçi sınıfı öğrendi: İş güvencesi daha da zayıflasın diye kıdem tazminatlarına tırpan atılması; Özel İstihdam Büroları aracılığıyla işçiyi sosyal haklarından yoksun bırakma, köleye çevirme; fazla mesailerdeki hakların daha da yıpranması; bölgesel asgari ücret uygulaması yoluyla asgari ücretin daha da düşük tutulması vs. vs. Yani hükümet işçi sınıfına saldırmaya devam! diyor bu orta vadeli programla. Bizim sorumuz basit: Madem ekonomi bu kadar iyi durumda, o zaman ne demeye işçiye yüklenip elinde avucunda hak ve kazanım olarak ne varsa almaya kalkışıyorsunuz? Sol liberallere teşekkür! Önce, Türkiye de sol liberalizmin 30 yıldır sözcülüğünü yapan Birikim dergisinin son sayısının başyazısında Ömer Laçiner, sosyalist solla açık tuttukları diyalog kanallarını artık kapatacaklarını ilan etti. Bütün gerici konumlanışına rağmen Birikim dergisi seviyeli bir dili tutturabilmiş bir yayındır. Dolayısıyla Laçiner meramını olabildiğince usturuplu bir dille anlatıyor. Hemen ardından ise, sol liberalizme sosyalist soldan iltihak etmiş olan Devrimci Sosyalist İşçi Partisi nin (DSİP) genel başkanı Doğan Tarkan ın, Gülen cemaatinin yarı-resmi yayın organı Zaman gazetesine verdiği röportaj geldi. Hem görüşmecinin, hem de bizzat Tarkan ın seviyesizlikte birbirleriyle yarıştığı bu görüşmede Tarkan sosyalist sola çok ağır saldırılarda bulunuyor. Kasten, hem de Zaman gazetesi sayfalarından yapılan bu saldırının, Birikim le aynı amaca, sosyalist solla ilişkileri bitirme amacına yönelik olduğunu anlamak için politika uzmanı olmaya gerek yok. Ne Laçiner in yazısının, ne de Doğan Tarkan röportajının ayrıntılarına girmeye gerek var. Esas olarak, sol liberalizmin farklı kökenlerden gelen bu iki odağın, sosyalist solla ilişkilerini kesme yönünde verdikleri bu kararın nedenleri ve zamanlaması üzerinde durmak gerekiyor. Neden aslında açık. Türkiye de bugüne kadarki ana toplumsal çelişkinin, askerin vesayet altındaki devletle sivil toplum arasında süregeldiğini, AKP nin bu sivil toplum un içinden çıkmış olduğunu sanan ve kendilerini sivil toplum un yanında gören sol liberaller, son anayasa referandumunda AKP nin anayasa paketinin galip gelmesiyle, bu askeri vesayet rejiminin son bulduğunu düşünüyorlar. Dolayısıyla kendilerini AKP ile aynı safta ve kazanan taraf olarak görüyorlar. Buna karşılık, devlete, dolayısıyla aynı zamanda AKP ye karşı mücadele içerisinde olan solla ilişkilerini derhal koparmak istiyorlar. Bu solun içerisinde AKP karşıtlığını TSK ve CHP destekçiliğine vardıran, ulusalcı eğilimde örgütler olduğu kadar, ne AKP ile ne de CHP ile uzlaşması söz konusu olmayan, darbelere de, AKP vesayetine de karşı çıkan, enternasyonalist eğilimde unsurlar da var kuşkusuz. Fakat son tahlilde her ikisi de AKP ye karşı konumlandığı, bu konumunu da değiştirmeyeceği için, sol liberaller hepsiyle ilişkilerini koparma ihtiyacı duyuyor. Özetle sol liberalizm, AKP ve daha genel olarak İslamcı burjuvaziyle evlenebilmek için, sosyalist solla zaten sorunlu olan ilişkisini tamamen bitiriyor. Bu karara ziyadesiyle sevindiğimizi belirtmek isteriz. Zira biz sol içinde ulusalcı eğilimlere olduğu kadar liberal eğilimlere de yıllardır ısrarla dikkat çekiyor ve bu konuda solu bıkmadan, usanmadan uyarmayı sürdürüyoruz. DSİP in bugün geldiği acınacak hal, bu uyarımızın haklılığının somut bir örneğini oluşturuyor. Şimdi sol liberalizm sosyalist solla ilişkisini açıkça kestiğine göre, sosyalist soldan başkalarının da DSİP gibi sol liberalizme iltihak etmesi ya da onlarla ortak çizgiler taşıyan politikaları savunması geçmişe göre çok daha zor olacaktır. Herkesin hiç kıvırmadan safını belirlemesi işçi sınıfı adına hayırlı bir gelişmedir. Bu nedenle sol liberallere teşekkür ediyor, kararlarının daim olmasını diliyoruz.

5 Kasım 2010 / Sayı: 13 5 AKP den demokratikleşme operasyonları Sungur Savran Devrimci Marksizm yol ayrımında! 12 Eylül referandumunun evet le sonuçlanmasının ardından bir dizi solcunun da içinde bulunduğu büyük bir kesim demokrasi yolunda büyük bir adım atıldığını iddia ederek, bu adımın atılmasının en büyük aktörü olarak AKP yi işaret etti. Bunlara göre artık ordu siyaset alanından dışlanmış, kışlasına gönderilen askeri bürokrasinin can kardeşi sivil bürokrasi de yargıdan def edilmişti. Yani artık başta Kürt sorununda olmak üzere, AKP nin demokratikleşme hamlelerini engelleyecek hiçbir güç kalmamıştı. Tayyip Erdoğan ın referandum sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı konuşma da bu yönde bir görüntü sergiliyordu referandumunu kazanmasıyla üst üste girdiği yedinci seçimi de kazanan Erdoğan, BDP dahil herkese teşekkür ediyordu. Ortam güllük gülistanlıktı. Ancak bu demokratikleşme rüzgârı çok kısa bir sürede AKP nin saldırı rüzgârına dönüştü. Referandumun ardından yapılan demokrasi hamleleri ise özetle şunlar: 1. İlk etapta Gülsuyu, Gülensu gibi mahalleler başta olmak üzere, çeşitli yerlerde sosyalistlere ve Kürtlere yönelik geniş kapsamlı bir operasyon düzenlendi. Onlarca kişi özel timler tarafından gözaltına alındı. Tutuklu yargılama silahıyla birçok insan cezaevlerine gönderildi. Bu operasyonlar gizlice, çok ses etmeden yapılırken, kısa bir süre sonra yapılan operasyon ülkenin gündemine oturdu. 21 Eylül günü sabaha karşı evleri basılan SDP li ve TÖP lü devrimciler, 4 gün süren sorgulanmalarının ardından, Devrimci Karargâh örgütüne üye olmak suçlamasıyla tutuklandılar ve insanlarla dalga geçercesine, Ergenekon tutuklularının kaldığı Silivri Cezaevi ne, üstelik yine dalga geçer gibi bir devrimci düşmanı işkenceci polis olan Hanefi Avcı yla aynı dosya kapsamında gönderildiler. Aynı gün, iki ay boyunca demokrasiden, adil yargıdan bahseden AKP yanlısı televizyon kanalları, sanık avukatlarına dahi gizlilik bahanesiyle gösterilmeyen görüntü ve bilgileri sürekli yayınlayarak, mahkemeye gerek kalmadan hükmü giydiriyordu. 2. Kürt halkının anadilinde eğitim hakkı için yaptığı okul boykotu, AKP cephesinden saldırıyla karşılandı. Barışçıl bir yöntem olan sivil itaatsizliği kullanan Kürt siyasi temsilcilerine Erdoğan Hani demokrasi taraftarıydınız? Bu nasıl barışı savunmak? şeklinde cevap verdi. Liderinden aldığı şevkle ayağa fırlayan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da çocukların siyasete alet edilmesiyle başlayan, çocuk istismarcılığı suçlamasıyla sonuçlanan açıklamalar yaptı. Resmi açıklamaları, yine AKP yanlısı televizyon ve gazetelerdeki açık tehditler izledi. Okula gitmeyen çocukların belirleneceği, ailelerine cezalar kesileceği türü haberler, çocuk istismarcılığına karşı duygu sömürüsü içinde insanlara iletildi. Üstelik AKP nin bunu yaparken, istismarcılık suçunu 12 Eylül de kabul edilen anayasa değişikliklerine dayandırması da ayrı bir ironiydi. Çocukları korumayı anayasa güvencesine bağlayan hükümetin ilk adımda Kürt hareketini karşısına alması ne şans! 3. AKP nin demokrasiden anladığı, Erdoğan ın Kızılcahamam da yaptığı konuşmayla daha da görünür hale geldi. Yıllardır milletin iradesi retoriğiyle oy toplamaya çalışan, herkesi sandıkla tehdit eden Erdoğan Silahla, yakarız, yıkarız demekle oy almak kolay. Bırak Kürt kökenli vatandaşlarım kendi iradeleriyle oy kullansınlar. Bakalım ne kadar oy alacaklar. Onurlu oy bu oydur. Şu anda aldığınız oyun kıymeti harbiyesi yok, çünkü bu oy şaibeli oydur. diyerek BDP yi meşru görmediğini söyledi. 12 Eylül gecesi teşekkür ederek, demokrasinin gelişmesinin bir parçası olarak gördüğünü söylediği BDP yi, bir ay içinde gayri-meşru, zor gücüyle oy toplayan bir parti olarak tanımladı. Kürt halkının yasal zeminde mücadele eden temsilcilerini plastik kelepçelerle sıraya dizen AKP hâlâ dimdik ayaktaydı. 4.AKP nin düzenlediği Roman Çalıştayı nda Parasız Eğitim İstiyoruz pankartı açtıkları için tutuklanan iki Gençlik Federasyonu üyesinin sesini duyurmak amacıyla, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün katıldığı Yıldız Teknik Üniversitesi akademik yılı açılışında protesto gösterisi yapan öğrenciler polisin orantısız şiddetine maruz kaldı. Saçlarından tutularak sürüklenen öğrenciler, dövülerek gözaltına alındı. Yine aynı günlerde Trakya Üniversitesi ndeki açılış dersinde paralı eğitimi protesto etmek için rektörün konuşması sırasında salonu terk etmek isteyen yaklaşık 50 öğrenci polis dayağıyla salondan çıkartılmadı. Rektörün konuşmasını zorla ve sessizce dinlemek zorunda bırakıldılar. 5. Referandum sonrası yaşanan demokratikleşmelerin en cesuru üniversiteler düzeyinde gerçekleşti. YÖK ün hazırladığı Özgür ve Güvenli Üniversite genelgesiyle, sivil polisler okulların kadrolu memurları durumuna getirildi. Okul yönetimlerinin Emniyet le senede en az 2 kere toplantı yapması karara bağlandı. Muhalefet yapan öğrencilerin, bu hastalıklarından kurtulması için psikolojik destek birimleri kurulması emredildi. Genelgenin yayınlanmasının ardından Marmara Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi nde yaşananlar sivil polislerin okulun güvenliğini sağlayanlar olmadığı, aksine muhalif öğrencilere saldıran veya saldırıyı kolaylaştıranlar olduğu açıkça görüldü. Türkiye devrimci Marksizmi (ya da bazılarının daha çok tercih ettiği terimle Trotskizmi) bir yol ayrımına gelmiştir. Kökeni devrimci Marksist olan akımların bazılarında inanılması zor gelişmeler yaşanıyor. Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), en azından 2007 seçimlerinden beri değişik uğraklarda AKP nin kuyruğuna takılmış durumda. Ya referandumda olduğu gibi doğrudan, ya da 2007 de Baskın Oran- Ufuk Uras kampanyasında olduğu gibi, AKP yi demokrat ilan eden liberal aydınları destekleme yoluyla dolaylı olarak. Bu yetmiyor, partinin başkan yardımcısı Taraf gazetesindeki köşesinde 1 Mayıs vesilesiyle bugün Taksim, yarın devrim diyen solculara, durun hele, şimdi demokratik bir Türkiye yaratacağız, devrim sonra mealinde eleştiri yapıyor. Herhalde süreksiz devrim teorisini benimsemiş DSİP! Partinin başkanı ise Fethullahçı kurtların resmi organından solculara koyun diye saldırıyor. Sonra aynı kişi televizyonlarda ben Troçkistim diyor. Onlar Troçkist ise, biz Trotskist değiliz! DSİP in bu kararlı tutumu yanında gölgede kalmakla birlikte, Marksist Tutum un referandumda Evet oyu çağrısı yapması da devrimci Marksizmin saflarında ciddi bir sarsıntı yaşanmakta olduğunun yeni bir göstergesi oldu. Bu tavır, bir yandan işçi sınıfının burjuvaziden bağımsızlığı ilkesinden ciddi bir ayrılmadır. Bir yandan da, bu tavrın gerekçesinin liberal bir Türkiye tarihi yorumuna yaslandırılması, yarın Marksist Tutum un daha da yanlış köşelere savrulması tehlikesini yaratıyor. Marksist Tutum DSİP in yıllar önce girdiği eğik sathın tehlikeleriyle karşı karşıyadır. Ama ironilerin şahı, Patronsuz Generalsiz Bürokratsız Sosyalizm in (PGBS) içinde yer aldığı Türkiye Birleşik İşçi Partisi (eski İKP) içinde ortaya çıktı. Partinin başkanı Zeki Kılıçaslan bir dizi başka parti üyesiyle birlikte partisinden ayrılıp Mehmet Bekâroğlu dolayımıyla Numan Kurtulmuş un yeni partisinde yer almayı planladığını açıkladı. Kimileri bunu internette gördüğünde şaka zannetti. Asıl şaka, yıllar önce kitlesel işçi partisi fikrini stratejik bir hedef düzeyine yükselterek, sınıf mücadelesi bu kadar durgunken, yorgun ve Leninizme sırt dönmüş bir takım işçi ve sendikacılarla birlikte, Brezilya da büyük bir grev dalgasının ürünü olan PT deneyimini tekrar etmek isteyen PGBS nin şimdi içine düştüğü durumdur! Sağ-sol ayrımını reddeden, işçi olsun çamurdan olsun türü bir yaklaşım, sonunda Numan Kurtulmuş un partisinde de arar işçiyi! PGBS, TBİP li yoldaşlarının bugün geldiği noktadan sorumlu olduğunu yadsıyamaz. En işçici yaklaşım, çürüklüğünden dolayı, burjuvazinin peşine düşüşün mecrasını oluşturmuştur! Bütün bu gelişmeler içinde biz Devrimci İşçi Partisi Girişimi olarak bir yandan işçi sınıfının öncüsünü burjuva düzeninin karşısında kararlı olarak duracak bir devrimci partide örgütleme çalışmasını alçakgönüllü tarzda yürütürken, bir yandan da burjuvazinin Batıcı-laik ve İslamcı kamplarına karşı sınıfın bağımsızlığını sağlamak için Üçüncü Cephe politikasının Türkiye çapında öncülüğünü yapıyoruz. Yukarıda sözünü ettiğimiz akımlar değişen düzeylerde burjuvazinin İslamcı kanadının peşine takılmışken, İşçi Cephesi de referandumda burjuvazinin Batıcı-laik kanadının partisi CHP ile işbirliği yapmak isteyen sosyalistlerin Hayır kampında yer almasının yarattığı iç huzursuzluğu ile bizim cephe fikrimize eleştiri yöneltiyor. Bula bula ne gerekçe buluyor? Cepheler proletaryayı proleter olmayan katmanlarla bir araya getirdiği için Trotskistler cephe fikrini yerli yersiz kullanmazlarmış! İşçi Cephesi nin de önemsediği birleşik işçi cephesi nin yanı sıra, Lenin le birlikte birleşik antiemperyalist cephe fikrinin de mucidi olan Trotskiy in izleyicileri cephe fikrine mesafeli! Öznesi işçi sınıfı olmayan bütün cephelere kategorik olarak karşı! Yoksa birleşik anti-emperyalist cephe de mi salt işçilerden oluşan bir cephe? Daha iyi bir argüman bulunabilirdi! Bunun yerine TKP ve Halkevleri ile birlikte Hayır oyu kullanmak sınıf bağımsızlığını mutlaka pekiştirmiştir! Proletaryanın burjuvazinin bütün kanatlarından bağımsızlığı, devrimci Marksistlerin üzerine titrediği bir ilkedir. Bizim bir dünya partisinin inşası amacıyla desteklediğimiz Dördüncü Enternasyonal in Yeniden Kuruluşu Koordinasyonu nun (DEYK) harcında da bu ilke asli bir yer tutuyor. Ayrışma uluslararası alanda da yaşanıyor. Ama Türkiye de devrimci Marksizm alanından gelen örgütler, burjuvazinin iç savaşının karmaşık dehlizlerinde yollarını yitirmişlerdir. İhtilalci Marksizmin bu ilkesini Devrimci İşçi Partisi ayakta tutacaktır!

6 6 Kasım 2010 / Sayı: 12 BDP nin TÜSİAD ile anayasa diplomasisi Türkiye burjuvazisini, görüşmelerle, diplomasiyle Kürt halkını ezmekten vazgeçirmenin olanağı yoktur. Oysa işçi sınıfına elini samimiyetle uzattığında Kürt hareketi bunun karşılığını er geç alacaktır. Kürt hareketi ateşkesin devam ettiği bu günleri, yoğun bir diplomasi trafiğiyle, görüşlerini ve taleplerini Türkiye ve dünya kamuoyuna anlatma çabasıyla, aynı zamanda mecliste aktif müdahale girişimleriyle değerlendiriyor. Buna paralel olarak bu süreçte hareketin, hükümetin eline şoven propaganda malzemesi vermemek ve sempatisini kazanmak istediği TÜSİAD gibi oluşumları uzaklaştırmamak amacıyla olsa gerek, güçlü eylemler yapmaktan özellikle uzak durduğu görülüyor. Diyarbakır daki KCK davası sırasında dahi, Kürt hareketi açısından güçlü sayılamayacak 4-5 bin kişilik eylemlerle yetinilmesi buna işaret ediyor. Kürt hareketinin bugün izlediği bu yöntemin anlaşılır gerekçeleri olabilir. Hatta, BDP milletvekillerinin meclis çalışmalarına aktif bir biçimde katılma çabası takdir edilmelidir. Üstelik bu çabalar sadece Kürtleri ilgilendiren sorunlara odaklanmıyor. Sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılması talebi gibi, doğrudan işçi sınıfını ilgilendiren kanun teklifleri veriyorlar. Ya da genel olarak demokratik hakların iyileştirilmesi ile ilgili girişimlerde bulunuyorlar. Bu anlamda BDP nin ve öncülü olan partilerin uzun zamandır dilinde olan, bir Türkiye partisi olma çabası, bir anlamda ete kemiğe bürünüyor. Bunlara diyecek bir şey yok. Fakat Kürt hareketi bu çizgiyi sürdürürken bazı tuzakları adeta görmezden geliyor. Hatta bu tuzakların üstüne üstüne gidiyor. Bunların başında yeni anayasa talebi geliyor. Taleplerini Türkiye devletine kabul ettirerek bunları hukuki güvenceye kavuşturmaya çalışan Kürt hareketi, bunun yeni bir anayasa ile mümkün olacağı kanaatinde. Böyle düşünmesinin nedenini ise, 12 Eylül referandumundan sonra yeni bir anayasa talebinin tüm siyasi güçlerin ve toplumun ortak talebi haline geldiği gerekçesiyle açıklıyor. Hâlbuki Gerçek in geçen sayısında, bunun bir yanılgı olduğunu uzun uzun anlattık. Yeni bir anayasa isteyen taraf esas olarak Türkiye burjuvazisi, yani patronlar. Yani TÜSİAD ve MÜSİAD. Bu durumda ortaya çıkacak yeni bir anayasa ise kaçınılmaz olarak, mevcut anayasadan da daha fazla işçi sınıfı aleyhine bir anayasa olacak. Buna aracı olmaktan kaçınmak için Kürt hareketi taleplerini birkaç madde etrafında toplayarak bunların mevcut anayasaya yazdırılmasını talep edebilir. Oysa Kürt hareketi yeni bir anayasa fikrini sadece Kürt sorunu bağlamında da değil, Türkiye nin genel bir siyasi sorunu olarak kavrıyor. TÜSİAD ile işçi sınıfı örgütleri arasında bir ayrım gözetmeden, hepsiyle yeni anayasa konusunu görüşüyor. Sivil toplum örgütleri diyerek bunların hepsi aynı kefedeymiş gibi davranıyor. Hatta, AKP ile çelişki içerisinde olması dolayısıyla TÜSİAD ı özellikle önemsediği anlaşılıyor. Aynı mantıkla Kürt hareketi yarın CHP ile dahi ortak bir zemin yakalama, olursa bir ittifak oluşturma çabası içerisine girebilir. Bu, Kürt hareketi adına, son derece tehlikeli ve yanlış bir yöneliştir. Kaçınılmaz bir biçimde burjuvazinin lehine, işçi sınıfının aleyhine sonuçlar üretir. Bu ise Kürt halkına yarar değil zarar getirir. BDP aynı anda hem Türkiye burjuvazisiyle hem de Türkiye işçi sınıfıyla ortak bir zemin yakalamasının mümkün olmadığını anlamalıdır. Türkiye burjuvazisini, görüşmelerle, diplomasiyle Kürt halkını ezmekten vazgeçirmenin olanağı yoktur. Oysa işçi sınıfına elini samimiyetle uzattığında Kürt hareketi bunun karşılığını er geç alacaktır. Fakat bu samimiyetin ispatlanmasının koşulu, CHP den de AKP den de, TÜSİAD dan da MÜSİAD dan da uzak durmak, bunların işçi sınıfı düşmanı yeni anayasa girişimine karşı çıkmaktır. Kürt hareketi çok geç olmadan bunu anlamalıdır. AKP Kürt politikasında ikiyüzlülük sınırlarını zorluyor Kürt halkının gördüğü zulmün baş sorumlusu olarak, bunca yıllık iktidar partisi AKP de ahlâk aramak boşuna. Ama ahlâksızlığın dahi bir sınırı olması gerekir. AKP bu sınırları bir bir deviriyor. O kadar tek vatan, tek millet edebiyatı yapan başbakan şimdi kalkmış, Hakkari ve Şırnak ı düşman ilan ediyor. Buralarda yaşayan ve Kürt mücadelesine dört elle sarılan insanları yerlerinden edeceklerini, buraları tampon bölgeye, yani açık bir savaş alanına çevireceklerini ima ediyor. Hem de bunu nasıl bir ortamda yapıyor? Kürt hareketi Haziran başından itibaren mücadeleyi yükseltmişken, devlet gitti Abdullah Öcalan la İmralı da görüşmedi mi? Bunu AKP liler kendileri itiraf etmediler mi? Ettiler. PKK den ateşkes istemediler mi? İstediler. PKK ateşkes ilan etmekle kalmadı. Ateşkes süresini de tekrar tekrar uzattı. Kürt hareketi barış yönünde önemli bir adım daha attı. Attı da, devlet operasyonları sürdürsün, BDP lileri tutuklamaya devam etsin diye mi attı? AKP gidip ABD ile, Barzani ve Talabani ile görüşerek, Kürt hareketini tasfiye etme yönünde yeni planları müzakere etmek için zaman kazansın diye mi attı? Hayır. Kürt sorunu diyalog içerisinde çözülebilsin diye yaptı bütün bunları. AKP de Öcalan la görüşerek diyaloga sıcak baktığı izlenimini verdi. Bunları biz uydurmuyoruz. Her şey açıkça, tüm toplumun gözleri önünde oldu. Sonra hükümet açıkça sağ gösterip sol vurmaya başladı. Biz daha bir yıldan uzun bir süre önce AKP demokratik açılım demeye başladığında, ortada bir açılım varsa bunun adı Musul-Kerkük açılımıdır demiştik. Yani hükümet, bir yandan Kürt hareketini tasfiye ederek Kürtler arasında Barzani nin prestjini artıracaktı. Buna karşılık olarak da, Irak ta zor durumda olan Barzani ve Talabani nin koruyucusu rolünü üstlenecekti. Musul ve Kerkük petrollerinden de pay alacaktı. Bu plan hâlâ yürürlüktedir. Üstelik hükümet, Kürt halkının bütün direncine rağmen, bu planı, adım adım hayata geçiriyor. Geçen yıl başlayan KCK operasyonlarından itibaren, Kürt halkının yüzlerce temsilcisini, esir veya rehine toplar gibi toplayıp tutukladı. Kürt hareketi direnişe geçince, gitti Öcalan la görüştü. Görüştüğünü de kamuoyu önünde büyük bir özgüvenle kabul etti. Bu özgüvenin altında yatanın daha büyük bir saldırı hazırlığı olduğu şimdi açığa çıkıyor. Bu saldırının görünen ucu şimdilik Hakkari ve Şırnak a yöneliyor. Basına sızan bilgilere göre devlet, Kuzey Irak ta, Hakkari ve Şırnak ın güneyinde tampon bölge oluşturacak, buralara askeri üsler kuracak. Böylece PKK nin bu illerle bağlantısını kesecek. Sınırın berisinde ise, baraj inşaatlarıyla, yeni karakol ve askeri üs inşaatlarıyla bölgenin coğrafyasını alt üst edecek. İleride yerel halkı da yerinden ederek, buralara devlete sadık, Türk ya da kim bilir Kuzey Irak Türkmeni nüfusu yerleştirmesi dahi söz konusu olabilir. Bu olasılıktan söz etmek çok doğal çünkü devlet cumhuriyet tarihi boyunca bu tür operasyonları defalarca yaptı. Malatya nın, Elazığ ın şu anki durumu böyle ortaya çıktı. Ayrıca unutmamak gerekir ki, Kürtleri ezmek bir devlet politikasıdır. Uygulayıcısı bugün AKP de olsa, bu politikadan CHP de memnun olur. TÜSİAD da memnun olur. Burjuvadan Kürtlere dost olmayacağı tekrar tekrar açığa çıkıyor. Kürt hareketinin bugünkü taktiklerini gözden geçirmesi ve büyük bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu bilerek hareket etmesi elzemdir. Gelelim Türkiye işçi sınıfının durumuna. Bu saldırılar karşısında Kürt halkını yalnız bıraktığı ölçüde Türkiye işçi sınıfını gelecekte daha kötü günler beklemektedir. Kürt hareketini tasfiye umuduyla şoven iştahı kabaran burjuvazinin, işçi sınıfının haklarına da çok daha büyük bir güçle saldıracağı ortadadır. Dolayısıyla tek çıkış yolu, Türkiye işçi sınıfı ve Kürt halkının el ele vermesi, bu saldırılara birlikte göğüs germesidir.

7 Kasım 2010 / Sayı: 12 Bilindiği gibi İran nükleer enerji üretme çalışmalarına başlamış ve bu çalışmalar başta ABD ve İsrail olmak üzere emperyalizmin tepkisine yol açmıştır. Bu tepkinin sebebi İran ın bir nükleer güce dönüşmesinin ABD ve İsrail in bölgedeki nükleer tekelinin ortadan kalkmasına yol açacak olmasıdır. Her ne kadar İran nükleer programını barışçıl amaçlarla sürdürdüğünü iddia etse de İsrail i vurabilecek füzeler geliştirmektedir ve bu durum İsrail de ciddi bir tedirginlik uyandırmaktadır. İran nükleer silah sahibi olduğunda ABD nin Irak savaşına benzer operasyonlar yapmasının, İsrail in aklına estikçe Lübnan a saldırmasının çok daha riskli bir hal alacağı açıktır. Bu yüzden söz konusu kalkanın öncelikle İsrail için kurulduğu ortaya çıkmaktadır. Daha geri planda olmak üzere Türkiye de kurulacak füze kalkanı ABD ve NATO tarafından aynı zamanda Rusya ya karşı bir mevzi olarak da değerlendirilmektedir. Ancak bu değerlendirme yüksek sesle ifade edilmemektedir. Emperyalist saldırganlığın bir mevzisi olarak görülmesi gereken füze kalkanı na karşı çıkılması gerektiği açıktır. Ancak bu karşı çıkışı salt barışçı düşüncülerle yapmak yanlıştır. İsrail ve ABD nin nükleer silah tekelini elinde bulundurduğu bir coğrafyada nükleer silah sahibi olmak Emperyalizme ve Siyonizme kalkan olmaya hayır! meşru bir hak olarak görülmelidir. İran uluslararası dengeler dolayısıyla açıkça ifade etmese bile İran ın nükleer silah üretme hakkı savunulmalıdır. Çünkü emperyalistlerin iddia ettiği gibi İran bir tehdit unsuru değildir. Esas İran ı ve bölgede ABD emperyalizminin, Siyonizm in karşısında kim varsa onları tehdit eden, ABD, İsrail ve tabii ki NATO dur. Türkiye nin özel konumu Burada hem NATO üyesi olarak hem de İran ın komşusu olarak Türkiye nin özel konumu öne çıkmaktadır. ABD, İran ın nükleer programına karşı Birleşmiş Milletler nezdinde yaptırım uygulanması için bastırırken Türkiye ve Brezilya ayrıca inisiyatif alarak İran la nükleer takas anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşmaya göre İran, nükleer silah için de kullanılabilecek olan radyoaktif maddelerin Türkiye de uluslararası gözetim altında depolanmasını kabul etmişti. Tayyip Erdoğan önderliğinde AKP hükümeti bir yandan emperyalizmle işbirliğine devam ederken diğer yandan Ortadoğu da prestijini arttıracak çıkışlar yapıyor. Bununla birlikte, füze kalkanı projesi Türkiye yi kaçınılmaz biçimde taraf olmaya zorlayacak bir süreci başlatmış durumda. Ya emperyalizmden ve Siyonizmden yana olacaksın ya da karşısında... Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin karşısına dikilelim Bu tabloyu ancak emperyalizmin esas olarak ezdiği ve savaşların ve olası savaşların esas mağduru olan emekçi sınıflar değiştirebilir. Irak savaşı öncesinde olduğu gibi İran a karşı yapılan emperyalist planların da karşısına dikilmek gerekir. Daha önce Irak ta olduğu gibi İran da da iktidara politik anlamda kefil olmak mümkün değildir. İran da hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde gerici bir rejim vardır. Ne var ki söz konusu olan, bölgedeki gericiliğin merkezi konumundaki ABD emperyalizmi ve Siyonizm in önünde engel olarak yükselen her gücü sindirme çabasıdır. Bu yüzden tüm sendikalar, emekçilerden yana siyasi partiler, meslek örgütleri emperyalizm İran dan elini çek! diyecek herkes bir araya gelerek emperyalizme karşı güçlü bir kalkan oluşturmalıdır. Bir savaşta nükleer silah kullanan tek ülke ABD dir! Füze kalkanı nedir? Füze kalkanı projesinin kökleri SSCB ve ABD nin karşılıklı olarak büyük çapta nükleer silahlanma yarışına girdiği soğuk savaş döneminde yatmaktadır. İki ülke ellerinde karşı ülkeyi defalarca tarumar edecek kadar silah biriktirmişlerdir. Böyle bir nükleer yarış söz konusu olduğunda karşı tarafa üstünlük sağlamak iki şekilde mümkün olmaktadır. Bunlardan birincisi karşı ülkenin misillemesini zayıflatmak üzere ilk saldırıyı gerçekleştirmek ve böylece karşı tarafa mümkün olan en büyük zararı vermektir. Bu tabii son derecede riskli bir yoldur. İkinci yol olan füze kalkanında, buna sahip olan ülke düşman ülkeye karşı misilleme tehdidi olmadan nükleer saldırı gerçekleştirebilecektir te ABD Başkanı Ronald Reagan Yıldız savaşları projesini başlatarak nükleer ABD İkinci Dünya savaşının son aşamasında Japonya ya karşı iki kez atom bombası kullanmıştır. İlk bomba 6 Ağustos 1945 te Hiroşima kentine atıldı. Bombanın ilk etkisiyle tam 70 bin insan hayatını kaybetti. Ancak bombanın radyoaktif etkileri ilk beş yılda 200 bin insanın ölümüne neden oldu. 10 binlerce insan sakat kalırken yeni doğan kuşaklar radyasyon dolayısıyla sakatlıklar ve hastalıklarla boğuşmak zorunda kaldı. Hiroşima dan 3 gün sonra Nagazaki ye atılan atom bombası da yine ilk etapta 75 bin insanı katletti. Hiroşima da yaşananların aynısı Nagazaki de de yaşandı. Atom saldırısını takip eden yıllarda kitlesel ölümler yaşandı. Atom bombasının hemen ardından Japonya teslim olduğunu açıkladı. Aslında Japonya nın savaşı yitirdiği belli olmuştu ve teslim bayrağını çekmesi gün meselesiydi. Ama ABD sivilleri kitlesel biçimde katlederek ve daha fazlasını yapma tehdidiyle Japonya ya ve bütün dünyaya artık kendisinin dünyanın tek hakimi olduğunu ilan ediyordu. ABD soğuk savaş yılları ve bugün hâlâ başka ülkelerin nükleer silah sahibi olmasını kendi nükleer gücünün gerekçesi yapıyor. Oysa tarihte ABD den başka hiçbir ülke bir savaşta nükleer silah kullanmadı. dengeyi ABD lehine bozma girişiminde bulunmuştur. SSCB nin yıkılmasından sonra da ABD bu çabalarından vazgeçmemiş ve en son 2007 yılında aynı amaçla Doğu Avrupa ya füze kalkanı kurmaya çalışmıştır. ABD her ne kadar kalkanın İran a yönelik olduğunu iddia etse de Rusya bu girişimin sert bir şekilde karşısında durmuş ve bunu savaş sebebi sayacağını ilan etmiştir. Bu çıkış üzerine ertelenen proje 14 Ekim de Brüksel de yapılan NATO toplantısında tekrar gündeme getirilmiş ve Rusya nın da tepkisi gözetilerek kalkanın yerleştirileceği yer olarak Türkiye önerilmiştir. 20 Kasım da Portekiz in başkenti Lizbon da yapılacak NATO toplantısında bu projenin bir NATO projesi olarak uygulanıp uygulanmayacağı tartışılacaktır. Şiar Rişvanoğlu Meşeyi yakmaya çalışmak 18 Ekim de başlayan Diyarbakır KCK davasında egemenlerin ana fikri kısaca şöyle özetlenebilir: davanın özü egemenlerin, BDP li belediye başkanlarından başlayarak, kültür ve sanat kurumu temsilcilerine, insan hakları savunucularına uzanan çizgide Kürt halkının temsilcilerinin tamamını cezalandırma, sorunu Kürtsüz çözme arzusu. Yargılamanın kendisi ise baştan aşağı bir skandal. Hiçbir usule uyulmadan tutulan tutanaklar mı, mahkeme kararı olmadan yapılan ev aramaları mı, süresi geçmiş kararlara dayanan telefon dinlemeleri mi, aslında konut dokunulmazlığını ihlale ve yağmaya konu olabilecek işlemler mi, her türlü hukuk dışılık mevcut. Aslında uzun ve trajikomik bir masal, ya da niyet okuma ansiklopedisi olarak tanımlanabilecek 7561 sayfalık iddianame ve 130 bin sayfalık ek delil klasörleri aralarında DİP Girişimi adına benim de bulunduğum 300 ü aşkın avukatı şimdiden çileden çıkarmış durumda. Nasıl olmasın ki? DTP programı ve MYK kararları, DTK ve demokratik kitle örgütlerinin çalışmaları, İHD raporları, anayasa profesörlerinin katıldığı çalıştay bile suç delili olarak gösteriliyor. En çarpıcısı ise BDP lilerin katılmış olduğu Hasankeyf in kurtarılmasına ilişkin pek çok popüler ismin ve kurumun da destek verdiği imza kampanyası ve etkinliğin terör örgütü mensuplarının geçiş güzergâhı olması sebebiyle örgüt talimatıyla yapıldığı değerlendirmesi. İnsanın Yuh artık, bari Tarkan ı ve Ajda Pekkan ı da yargılayın diyesi geliyor! Adana, Mersin, Antep ve Urfa KCK davaları da benzer durumda. Bütün bu davalarda toplam 1700 ü aşkın Kürt tutuklu bulunuyor. Tutuksuz yargılananların sayısı da 2000 e yakın. Yani şöyle kaba bir hesapla dahi kadın kurumlarından gençlik örgütlenmelerine, MKM (Mezopotamya Kültür Merkezi) gibi kültür-sanat kurumlarına kadar çok sayıda Kürt hem de çok ağır cezalarla yargılanıyor. Yakında sıra Kürt inşaat işçilerine ve pazarcılara gelirse hiç şaşmamak lazım! Devlet bir yandan Öcalan la artık itiraf etmek zorunda kaldığı müzakereleri yürütürken, öte yandan askeri operasyonları sürdürüyor. Bu davalarda ise tutukluları bir tür rehine mantığıyla cezaevlerinde tutmaya devam ediyor. Kürt tutuklular ise son derece yerinde bir hamleyle savunmalarını Kürtçe yapmakta ısrar ederek hem kendilerinin, hem temsil ettikleri Kürt halkının onurunu korumakta kararlı olduklarını gösterdi. Bu yönüyle yargılamalar bir anlamda tıkanmış, sürekli açılım lafları eden iktidar ise deyim yerindeyse köşeye sıkışmış durumda. Öte yandan Kürt halkını ve BDP yi bekleyen çok yakın bir tehlike kapıda: sermaye güçleri referandumdan zaferle çıkan ve direnmeye devam eden Kürt halkını ve BDP yi ehlileştirme senaryolarını güncellemiş durumda. Bir dönem CHP genel sekreterliği de yapmış olan Tarhan Erdem in 14 Ekim 2010 da Radikal deki köşesinden CHP- BDP işbirliği üzerine yazdığı yazıdan sonra, CHP çevresinden bazı ajan ların hemen harekete geçtiği biliniyor. Yani bir anlamda, o dönem muazzam serhildan yükselişinde olan Kürtleri burjuva siyaset sahnesine çeken 1991 benzeri bir operasyon hazırlanıyor. Hatırlatmak gerekirse: 91 seçimlerinde aralarında Ahmet Türk, Leyla Zana, Hatip Dicle ve 1993 te kontrgerilla tarafından öldürülen Mehmet Sincar ın da bulunduğu 14 Kürt milletvekili SHP listesinden seçilmiş ancak 1994 te, hem de Meclis ten dövülerek gözaltına alınmış, tutuklanarak 10 yılı cezaevlerinde geçirmişti. Tunceli Valisi 23 Ekim de katıldığı Dersimliler Derneği nin yemeğinde Asker yakmak istiyor ama meşe yanmıyor ki! sözleriyle ormanların asker tarafından yakıldığını nihayet itiraf etmiş. İnanıyoruz ki, BDP li dostlarımız, 1991 ve 2004 hatalarından ders çıkararak kendilerini teslim almaya çalışan burjuva güçlerine meşenin yanmadığını gösterecek, sosyalistlerle, devrimcilerle, işçi sınıfı ile Üçüncü Cephe de mücadeleye devam edecektir. Biz ise, bıkmadan usanmadan Türkiye işçi sınıfına, emekçilere ve yoksullara, halkların kardeşliğinin işçi sınıfının birliğinden geçtiğini anlatmaya devam edeceğiz. Sakarya Komünü nde işçi kardeşliği destanını yazan Tekel işçilerinin lügatıyla! 7

8 8 Kasım 2010 / Sayı: 13 Tekel işçileri: Kahrolsun Sendika Ağaları Ankara daki büyük direnişleri sendika bürokratlarının ayak oyunlarıyla bitirilen, bürokratların eylem vaatleriyle evlerine gönderilen Tekel işçileri, hiçbir vaadin yerine getirilmemesiyle, sendikaya olan güvenlerinin son zerresini de yitirdiler. Bürokrasinin işçi düşmanı yüzünü gören Tekel işçilerinin, Tek-Gıda-İş yönetimine yönelik eylemleri ya sendikanın çağırdığı polis tarafından, ya da direk olarak sendika güvenlikleri tarafından şiddetle bastırıldı. Sendika yöneticileri tarafından önce aldatılan, sonra da şiddete maruz kalan bir grup Tekel işçisi, 3 ekim günü İstanbul Levent teki Tek-Gıda-İş genel merkezi önünde süresiz oturma eylemi başlattı. Ankara daki gibi çadırlar kuran işçilerin eylemi nedeniyle sendika bürokratları binaya arka kapıdan girip çıkmaya başladı. Eylemlerini sendika binasının önüyle sınırlamayan Tekel işçileri AKP önüne bir yürüyüş düzenledi. Ardından 17 Ekim günü Taksim de kitlesel bir eylem düzenledi. Galatasaray dan başlayıp Taksim de son bulan yürüyüş boyunca sık sık Kahrolsun sendika ağaları, İşçiler sendika yönetimine, Kumlu yu alana Türkel bedava sloganları atıldı. Eylemde Tekel işçileri adına açıklamayı Manisa Tekel den bir kadın işçi yaptı. İşçilerin açıklamasında şu sözlere yer verildi: Sendikamızın mücadeleden havlu atmış olmasına öfkeliyiz. Bizi yarı yolda bırakmasına kızgınız. Bugün Tek Gıda-İş Genel Merkezi nin önünde bekleyişimizin 14 üncü günü. Gelip görenler bilecektir, çadırlarımızı kurduk ve kadrolu iş hakkımız verilene kadar mücadele edeceğimizi ilan etti. Açıklama Hak alıcı bir işçi hareketi için, işçilerin örgütlenmesini, sendikalaşmasını çoğaltalım, sendikaların başındaki bürokratları kovalım, birleşik mücadeleyi örgütleyelim sözleri ve çağrısı ile son buldu. İstanbul da UPS işçileriyle dayanışma eylemi Sendikalaştıkları gerekçesiyle işlerine son verilen UPS kargo işçileri için 16 Ekim Cumartesi günü Taksim de taraftar gruplarının organize ettiği bir yürüyüş düzenlendi. 2 Ekim de işçilerin direniş çadırını ziyaret ederek onlarla maç yapan Forza Livorno, Halkın Takımı, Tek Yumruk, FenerbahCHE, Trabzonspor, Adana Demirspor, Sakaryaspor, İnadına Bursaspor, İstanbul Tayfası, Kartalspor, Altay YSKA taraftar grupları 16 Ekim Cumartesi günü Taksim de kitlesel bir yürüyüş düzenleyerek UPS işçileriyle olan dayanışmalarını yükselttiler. Galatasaray Meydanı ndan başlayıp Taksim de biten yürüyüş boyunca Yaşasın Sınıf Dayanışması, UPS ye Sendika Girecek Başka Yolu Yok, Atılan İşçiler Geri Alınsın sloganları haykırıldı. Taksim Meydanı na gelindiğinde ilk açıklamayı TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk yaptı. Öztürk, hükümetin referandumda kabul edilen anayasayla işçilerin iki sendikaya birden üye olabilmesinin yolunu açtığını söylediğini, ancak görüldüğü gibi bir tanesine bile üye olmanın işten atılmayla sonuçlandığını belirtti. Uluslararası taşımacılık sendikalarının UPS işçileriyle dayanışmayı büyütme kararı aldığını açıklayan Öztürk, Türkiye deki tüm sendika, demokratik kitle örgütü ve meslek odalarına dayanışma çağrısında bulundu. Öztürk ün ardından söz eylemi organize eden taraftar gruplarına verildi. Halkın Takımı adına söz alan Yılmaz Bozkurt Endüstriyel futbola karşı olan tavrımızı, işçilerin direnişiyle birleştirdik. Bu direnişin sonuna kadar takipçiyiz dedi. Tek Yumruk adına konuşan Fatih Bayram ise her zaman emeğin yanında olduklarını söyleyerek Aslantepe stadı inşaatında hayatını kaybeden iki işçinin isminin stada verilmesi için de mücadele ediyoruz şeklinde konuştu. Eyleme DİP Girişimi, TKP, SDP, TÖP, Kaldıraç ve SPOR-SEN destek verdi. Elif öğretmen işe, güvencesiz çalışma çöpe! Okurlarımız Elif öğretmeni hatırlayacakladır. Yine de bir kez daha hatırlatalım: Elif öğretmen İstanbul Sultangazi de öğretmenlik yaparken yakalandığı ciddi bir hastalık sonucu 30 gün rapor almak zorunda kalır. Ancak hastalığın ciddiyeti ile raporunu 10 gün daha uzatmak zorunda kalır. O bu amansız hastalığı atlatmaya çalışırken, öğrencileri, sevdikleri kendisine mektuplarıyla destek olmaya çalışırken bir mektup da işveren temsilcisi olan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden alır. Mektupta işine son verildiği yazmaktadır. İşte burjuvazinin vicdanı! Elif öğretmen sözleşmeli çalışmaktaydı. Tıpkı binlerce öğretmen gibi ve sözleşmelerinde 30 günden fazla rapor almaları durumunda işlerine son verileceği yazıyor. Nasıl da insanlık düşmanı, nasıl da vicdansızca Eğitim-Sen 4 No lu Şube o günden beri Elif öğretmene destek olmaya ve onu tekrar işe geri aldırmak için mücadeleye devam ediyor. Bu amaçla bazı eylemler yapıldı, medya da konuyu işlemeye başladı ve bir yandan da açılan dava devam ediyor. Elif öğretmenin mücadelesi hepimizin mücadelesi. O işe dönmeden hiç birimize rahat yok! Güvencesizliğe karşı başlattığımız mücadelede ilk başarıyı onu işe geri aldırarak kazanacağız ve bunu başaramazsak bu konuda laf da etmemek gerekiyor artık Ama bunu tek başımıza başaramayız. Bütün işçi-emekçi örgütleri ele ele vermelidir. Öncelikle Eğitim-Sen merkez yönetimi bu mücadeleyi tüm yurda ve dünyaya yaymalıdır. Elif öğretmeni işe geri aldırma talebi ile yürütülen bu mücadele, bir bütün olarak güvencesiz ve sözleşmeli çalışmaya son verme hedefine bağlanmalıdır.

9 Kasım 2010 / Sayı: 12 9 Ekim Devrimi: İşçi sınıfının kurtuluşunun yolu 1917 yılı 7 Kasım ında Rusya da tarihin en büyük proleter (işçi) devrimi yaşandı. O zaman Rusların kullandığı takvime göre 25 Ekim de gerçekleştiği için bu büyük devrim, Ekim Devrimi olarak anılmaya başlandı. Ekim Devrimi ile birlikte dünya yeni bir çağa girdi. Bu çağ, okullardaki tarih derslerinde öğretilmiyor. Ama dünyanın tüm fabrikalarında, tarlalarında, sokaklarında, işçi ve emekçilerin olduğu her yerde kendini apaçık ortaya koyan ve son yüzyıla damgasını vuran, Ekim Devrimi ile başlayan proleter devrimler çağıdır. Bu çağda artık burjuvaziye rahat uyku yoktur. Ekim Devrimi nin yarattığı Sovyetler Birliği yıkıldıktan 19 yıl sonra bile, orak ve çekiç hâlâ sermayenin, emperyalistlerin en büyük kâbusu olmaya devam etmektedir. Peki Ekim Devrimi ni bu kadar önemli kılan nedir? Ekim Devrimi bir işçi devrimidir Patronlar kâr etmek amacıyla işçi çalıştırmaya başladığı ilk zamanlardan bu yana işçiler mücadele etmiştir ve mücadele etmeye devam etmektedir. Kâh ücretlerin iyileştirilmesi için, kâh iş saatlerinin azaltılması için, bazen işten atılmalara karşı, bazen emeklilik hakkı için Mücadele bazen daha yumuşak ve barışçı, bazen sertleşen bir şekilde sürmüştür. Ancak biliyoruz ki, işçi ücret zammı aldığında sadece daha az sömürülecektir. İş koşulları iyileştiğinde daha insani koşullarda sömürülecektir. Kapitalizm var oldukça bir avuç kapitalist, emekçi çoğunluğu yönetecek, ezecek ve sömürecektir. Kapitalistler bunu adeta doğanın bir kanunu gibi göstermişlerdir. Ekim Devrimi bu yalanı alt üst etmiştir. Rusya da 1905 yılında işçilerin Çar a başkaldırısı sırasında işçi konseyleri oluşmuştur. İşçi temsilcilerinin bir araya gelerek mücadele ile ilgili kararlar aldıkları bu konseylerin Rusça adı sovyetlerdir. İşçi mücadelesinin karar organları olan Sovyetler, 1917 Ekim Devrimi ile işçi iktidarının organları olmuştur. Burjuva demokrasisi, emekçi yığınların oyları ile sömürücü azınlığın yönetmesi demektir. Sovyet sistemi ise işçilerin doğrudan iktidarı anlamına gelmektedir. Ekim Devrimi ile işçilerin yönetilmeye ve ezilmeye mahkum olmadığı, sömürüyü, her türden ezilmeyi ortadan kaldırmak için bir işçi devleti kurabilecekleri kanıtlanmış oldu. Bu devlet, tarihte ilk defa bir mülk sahibi Ya kapitalizm yok olacak ya da krizler, savaşlar, çevre felaketleri dünyayı bir yok oluşa sürükleyecektir. Ekim Devrimi nin açtığı proleter devrimler çağı sürmektedir. Sosyalizm sadece işçi sınıfının kurtuluşu değil işçi sınıfının öncülüğünde insanlığın kurtuluşunun yoludur. Devrimci İşçi Partisi nin yolu Ekim Devrimi nin yoludur. sınıfın emekçi sınıfı sömürmesi için baskı uygulayan değil, emekçi sınıfların sömürüyü ortadan kaldırmak için mülk sahiplerine baskı uyguladığı bir devlet oldu. Bu devlet Marx ın kurtuluş yolu olarak gösterdiği proletarya diktatörlüğünden başka bir şey değildi. Ekim devrimi bir sürekli devrimdir Ekim Devrimi ile tüm iktidar Sovyetlere geçti. Burjuvazinin söz verip de uygulamadığı demokratik önlemler, proletarya diktatörlüğü altında hayata geçirildi. Rusya devrimin hemen ardından emperyalist yağma savaşından çekildiğini açıkladı. Barış özlemi devrimle gerçekleşti. Köylüler nihayet toprağa kavuştu. Kadın erkek eşitliği yolunda büyük ilerlemeler kaydedildi. Toplum Ortodoks gericiliğinin pençesinden kurtarıldı. Başta Müslümanlar olmak üzere ezilen din ve kültürlere özgürlük sağlandı. Çarlığın sömürgesi olan ezilen uluslara kendi kaderini tayin hakkı tanındı. Sınıfsız ve sömürüsüz bir toplum olan sosyalizmin inşası hemen başladı. İşçiler fabrikaları işgal etti. İşgal edilen fabrikalar kamulaştırıldı. Devlet mülkiyeti temelinde, üretim patronların kârları için değil, insanların ihtiyaçları için yeniden planlanmaya başlandı. Kapitalist kâr hırsı ve üretim anarşisi ekonomiyi sürekli krize sokarken, sosyalist planlama eşi benzeri görülmemiş bir gelişme sağladı. Önce devrime karşı emperyalist dünyanın desteğiyle seferber olan gerici ordular yenilgiye uğratıldı. Ardından geri bir köylü ülkesi olan topraklarda, ilk defa uzaya çıkma başarısını gösterecek kadar büyük bir teknolojik atılım gerçekleştirdi. Tüm kapitalist Batı işsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranırken işçi devleti işsizlik sorununu ortadan kaldırdı. Herkese parasız eğitim ve sağlık hakkı sağlandı. Ekim Devrimi enternasyonalist bir devrimdir Bilimsel sosyalizmin kurucuları Marx ve Engels, Ekim Devrimi nin önderleri Lenin ve Trotskiy hiçbir zaman sosyalizmin tek bir ülkede kurulabileceğine inanmadı. Sosyalizmin kuruluşu tek ülkede başlayabilir ancak kesin zafere ancak ve ancak dünya devrimi ile ulaşabilir. Bu yüzden Lenin ve Trotskiy önderliğindeki Bolşevik Partisi, Ekim Devrimi ni dünya sosyalist devriminin bir parçası olarak görmüş ve en zor koşullarda devrimi yaymak üzere harekete geçmiş, farklı ülkelerin devrimci işçi partilerini bir dünya partisi olarak Komünist Enternasyonal de birleştirmiştir. Milliyeti, dili, kültürü ne olursa olsun işçi sınıfının çıkarları birdir. Enternasyonalizm, dünyayı işçi sınıfının evrensel ilkeleri doğrultusunda değiştirmeyi hedefler ve milliyetçiliğe karşıdır. Bu özelliği ile dünyanın sömürge ve ezilen ulusları için de büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Çin den Vietnam a, Yugoslavya dan, Küba ya mazlum milletler ulusal kurtuluş davalarını sosyal kurtuluş davasıyla birleştirmeye yönelmiştir. Stalinizmin Sovyetler Birliği ne Rus milliyetçiliğini hakim kılarak devrime ihanet etmesine kadar, Ekim Devrimi işçi enternasyonalizminin kalesi olmuştur. Ekim Devrimi nin zaferi kadar yenilgisi de derslerle doludur İşçi sınıfının tarihe kazıdığı bu büyük zafer kendi içinden ihanete uğramıştır. Bu ihanetin adı Stalinizm dir. İşçi sınıfının sovyetler aracılığı ile devlete hakim olması gerekir. Devlet yönetiminde görev alanların hiçbir özel ayrıcalığı olmamalıdır. Oysa Sovyetler Birliği nde zamanla devlet yönetiminde rol alan bürokratlar ayrıcalıklara sahip olmaya başlamıştır. Bu gelişmenin başlıca sebebi Ekim Devrimi nin tek ülkede sıkışıp kalması oldu. Çünkü ekonomik zorluklar, ülke yönetiminde rol alacak eğitimli ve komünist kadroların sayıca yetersizliği, komünizm davasına inanmayan ama belli teknik bilgi ve becerilere sahip uzmanlara tavizler verilmesine neden oldu. Bu kişiler zamanla ayrıcalıklı bir kasta dönüştü. Lenin ve Trotskiy işçi devletinin bağrında gelişen bu asalak yapıya karşı mücadele etti. Stalinist hizip, bu ayrıcalıklı kesime dayanarak işçi sınıfı diktatörlüğünü bürokratik bir diktatörlüğe dönüştürmüştür. Dünya devriminin değil kendi ayrıcalıklarının peşinden giden bu bürokratlar işçi devletinin yozlaşmasına, enternasyonalizmin yerini milliyetçiliğin almasına yol açmıştır. Bu asalak bürokratik katman, Ekim Devrimi ni içten içe kemirerek nihayet 1991 de SSCB nin yıkılarak kapitalizmin yeniden kurulmasına neden olmuştur. Ekim Devrimi nin zaferi kadar yenilgisi de devrimin sürekliliğinin bir zorunluluk olduğunu kanıtlamıştır. Kapitalizmi ve emperyalizmi kesin yenilgiye uğratmadan devrimlerde yaşanacak kesintiler sonunda devrimin yenilgisiyle sonuçlanacaktır. Yolumuz Ekim Devrimi nin yoludur Ekim Devrimi işçi sınıfının yönetebileceğini, sömürünün ortadan kaldırılabileceğini, kâr güdüsü olmadan üretimin planlanabileceğini, işsizliğin kader olmadığını kanıtlayarak kapitalizmin yıkılabileceğini, kurtuluşun mümkün olduğunu göstermiştir. Bugün kapitalizmin yeniden dünyadaki hakimiyetini perçinlemesi işçiler için kurtuluş amacına ancak ve ancak yeni Ekim Devrimleri nin hizmet edebileceğini göstermektedir. Ya kapitalizm yok olacak ya da krizler, savaşlar, çevre felaketleri dünyayı bir yok oluşa sürükleyecektir. Ekim Devrimi nin açtığı proleter devrimler çağı sürmektedir. Sosyalizm sadece işçi sınıfının kurtuluşu değil, işçi sınıfının öncülüğünde insanlığın kurtuluşunun yoludur. Devrimci İşçi Partisi nin yolu Ekim Devrimi nin yoludur.

10 10 Kasım 2010 / Sayı: 13 Latin Amerika Fransa ya geldi! Fransa olayları, içinden geçmekte olduğumuz 21. yüzyılın ilk Büyük Depresyonu döneminde, 2008 Aralık Yunanistan olaylarından sonra, Avrupa işçi sınıfı ve gençliğinin isyanının bir ikinci ifadesi oldu. Fransa nın bütün petrol rafinerileri ve 14 yakıt deposu işçilerin ablukası altında. Sakarya daki Tekel eyleminden manzaralar yaşanıyor: Gece ateş yakılmış, etrafına toplanmış kadınlı erkekli işçi grupları sohbet ediyor, rafinerilerin kapıları zincirleniyor. Giriş çıkış yok, üretim yok, sevkiyat yok. Tabii 3000 dolayında istasyonda benzin de yok. Bazı garlar, limanlar ve havalimanları da abluka altında. Petrol ve liman işçilerinin yanı sıra demiryolcular, metro ve otobüs işçileri, kimi yerde perakende işçileri eylemde; kamu sektöründe başka hizmetlerde (çöp toplama, posta, yerel yönetim, vergi daireleri vb.) grevler, ablukalar var. Bazı üniversitelerin, ama daha da çok liselerin (bin kadar lise, yani toplam sayının dörtte biri) öğrencileri, işçilerin yanı sıra eyleme geçiyor son günlerde. Fransa olağanüstü bir ruh durumu içinde. Yaşanan basit bir grev hareketi ve ona eklenen sokak gösterilerinden ibaret değil. Bunlar elbette önemli. 7 Eylül de başlayan hareket yedi haftada altı grev artı eylem günü düzenliyor Ekim arası bir haftada tam üç eylem günü. Her birinde ülke çapında 3 milyondan fazla insan sokakları dolduruyor. Ama bu kez mücadeleye tonunu veren, ablukalar, yol kesmeler. Kimi işçi grupları bütün ekonomiyi ablukaya almaktan söz ediyor. Latin Amerika nın yol kesme eylemleri ( cortas de ruta ) Fransa ya gelmiş. Fransa da işçi sınıfı Arjantin işsizlerinin ünlü piquetero larını örnek alıyor gibi! Canlılık olağanüstü. Le Havre da 7 Eylül den beri her akşam çeşitli sektörlerden işçilerin yaptığı açık toplantılar (Fransız işçi hareketinin diliyle assemblée générale ler, yani genel kurullar) çerçevesinde alınan kararlar doğrultusunda her gün bildiri yayınlanıyor. Montélimar da 12 Ekim de belediye işgal ediliyor, başkanın odası basılıyor, makam koltuğu ve kravatı (sembollere dikkat!) pencereden atılıyor, AB bayrağı duvardan indiriliyor. Bütün ülkede bir sektörden işçilerin yaptığı eyleme başka sektörlerden işçiler destek oluyor, katılıyor. Liseliler emeklilik mücadelesinde! Bütün bu mücadeleyi başlatan, Fransız hükümetlerinin 1995 ten beri işçi sınıfına bir türlü kabul ettiremediği emeklilik reformu nun yeniden gündeme gelmiş olması. Bu reform emeklilik yaşını 60 tan 62 ye, tam emeklilik maaşı alma hakkının elde edildiği yaşı da 65 ten 67 ye yükseltiyor. Fransız işçi sınıfına tam bir mezarda emeklilik yasası. Bu yasaya karşı, emeklilik sorunu yarım yüzyıl sonra gündeme gelecek olan liselilerin mücadeleye girmesi, mücadelenin nasıl dar çıkarlarla sınırlı olmadığını, genel bir huzursuzluk ve memnuniyetsizliğin ifadesi olduğunu ortaya koyan en önemli gösterge. Liseliler bir bakıma işçi sınıfına 2006 dan kalan borçlarını da ödüyorlar. O yıl, ilk istihdam yasası (CPE) olarak anılan ve gençliği güvencesizliğe mahkûm edecek olan tasarıya karşı gençlik seferber olduğunda, işçi sınıfı ve emekliler hareketi desteklemişler, elde edilen zafere katkıda bulunmuşlardı. Emeklilik Yasası parlamentonun alt kanadından sonra 22 Ekim Cuma günü Senato tarafından da onaylandı. Geriye iki mecliste kabul edilen farklı versiyonları uyumlaştırma işi kaldı ki, bu da en fazla iki-üç günlük bir iş. Şimdi bütün Fransa nefesini tutmuş, mücadelenin devam edip etmeyeceğini görmek için bekliyor. Hedef Cumhuriyet in serserisi Mücadelenin yasadan çok daha öteye, Sarkozy nin gerici politikalarına ve küstahlığına karşı olduğu genellikle kabul gören bir görüş. Kısa süre önce yüksek satışlı bir haftalık derginin (VSD), kapağından Cumhuriyet in serserisi diye adlandırdığı Sarkozy nin popülarite oranı % 26 ya kadar düşmüş durumda. Emeklilik yasasının sorumlusu Çalışma Bakanı Eric Woerth ün ise, Fransa nın en zengin kadını, L Oréal markasının sahibi Liliane Bettencourt a vergi kaçırması için yardımda bulunduğu bütün delilleriyle ortaya konulmuş durumda. Romanları sınır dışı eden bu hükümetin işçi ve göçmen düşmanı doğası artık tescil edilmiş durumda. Ne yazık ki, Fransız solu bu büyük canlılığı anlamlı bir mecraya sokacak kapasiteden yoksun. Burjuva solun partisi Sosyalist Parti, 2012 seçimlerinde iktidar sırasını bekliyor. Komünist Partisi ve benzeri bir başka yeni parti (Sol Parti), gözlerini Sosyalist Parti ile işbirliğine dikmiş durumda. Devrimci Marksist gelenekten gelen partiler ise bu tür bir krizi, düzeni sorgulayacak bir yönde kanalize edecek kapasiteden yoksun. Bütün bunlara rağmen, Fransa olayları, içinden geçmekte olduğumuz 21. yüzyılın ilk Büyük Depresyonu döneminde, 2008 Yunanistan olaylarından sonra, Avrupa işçi sınıfı ve gençliğinin isyanının bir ikinci ifadesi oldu. Nehir aktıkça yatağını açacaktır. Devrimci işçi partileri mücadelenin sıcağında inşa edilecektir.

11 Kasım 2010 / Sayı: YÖK ü yıkalım! Özgür Emekçiler Üniversitesini kuralım! Sermaye bastırıyor. Üniversite sanayi işbirliği adı altında savundukları eğitim ve üretimin bütünleşmesi değil. Üniversitede paranın hakimiyetinin kurulması, üniversitenin tüm faaliyetlerinin sermayenin çıkarlarına uygun düzenlenmesidir. Teknoparklardan özelleştirilen yemekhane ve kantinlere, dört yanı saran reklam panolarında sürekli sayısı artan vakıf (özel) üniversitelere kadar her şey paranın hakimiyeti, sermayenin üniversiteleri yönetmesi içindir. Bologna süreci adı altında tüm yükseköğrenim bir meta, öğrenciler talep (müşteri), öğretim üyeleri ve çalışanlar arz (satıcı) konumuna getiriliyor. Bu süreci en başta sermaye destekliyor. Bu süreç bugün başlamadı. YÖK ün kuruluşundan başlayan, Kemal Gürüz ve Erdoğan Teziç dönemlerinde hızlanan ve bugün devam eden bir piyasalaşma ve ticarileşme söz konusu. Kemalisti, Batıcısı, laiki, milliyetçisi ve İslamcısı ile sermaye aynı programı savunuyor. Bu programın uygulayıcısı ise her zaman YÖK oldu. İşçi sınıfını ezmeyi amaçlayan 12 Eylül askeri darbesinin üniversitedeki adı olan YÖK önce susturdu, şimdi dönüşümü tamamlıyor. Üniversite paralı oldukça, harçlar artacak, yurtlar, yemekler her türlü hizmet daha pahalı hale gelecek. Onlara göre mesele mevcut talebi karşılamak. İşsizlik arttıkça iş bulabilme ümidiyle üniversite talebi artacak, buna bağlı olarak da yükseköğrenimin fiyatı Bu gidişatın tepki yaratmaması olanaksız. Geçtiğimiz yıl harç zamlarına yönelen protestolar bunun göstergesi. Dolayısıyla YÖK önlemini şimdiden alıyor. Zaten üniversitede cirit atan polise rahat mekânlar ayrılması, el üstünde tutulması için üniversitelere talimat veriyor. Bu güvenlik sermayenin güvenliğidir. Polisin yönlendirmesiyle öğrencilere soruşturmalar yağdıran üniversite yönetimleri fiili polis baskısını resmiyete kavuşturuyor. Polisin üniversitedeki varlığı ancak sermayeye ve faşistlere güvenlik sağlar, üniversitede polis düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün ayaklar altına alınmasıdır. YÖK ün kuruluş yıldönümü olan 6 Kasım a giderken üniversitelerde hal budur. Üniversitelerde bir sınıf mücadelesi verilmektedir. Sermaye başta YÖK olmak üzere polisi, faşistleri, medyayı kullanarak saldırmaktadır. Eksik olan, mücadelenin emekçi tarafındaki birlik ve örgütlenmedir. Öğrencilerin sınıf perspektifinden yoksun biçimde demokrasi söylemiyle sınırlı çabaları da, sendikaların salt kendi sorunlarıyla ilgilenmeleri de gerekli gücün toplanmasını engelliyor. Oysa sorunu bir sınıf mücadelesi olarak görmek ve bu temelde tüm üniversite bileşenlerini birleştirebilmek gerekli. Satıra, copa, soruşturmalara, akademik baskılara karşı özgür üniversiteyi, sermayenin tahakkümüne karşı emekçilerin özgür üniversitesini savunmalıyız. 6 Kasım da söyleyeceğimiz söz budur. Tüm öğrencilere ve üniversite emekçilerine çağrımız, saldırının merkezi olan YÖK e karşı Ankara da buluşarak Özgür Emekçiler Üniversitesi ne doğru adımlarımızı sıklaştırmaktır. Polis Faşist el ele: Güvenli Üniversite! Muğla da Mayıs ayında faşistlerin Kürt öğrencilere saldırması sonucu çıkan çatışmada, ülkücü faşistlere silahıyla yardım eden sivil polis Şerzan Kurt isimli Kürt öğrenciyi öldürmüştü. Katil polis Gültekin Şahin olayların ve ilişkilerin hiçbir gizliliğinin kalmaması nedeniyle tutuklanmıştı. Ancak polisinin çok zarar görmesini istemeyen devlet, duruşmayı oldu bittiye getirip Eskişehir e aldırdı. Üstelik mahkemenin hakimi de başka bir davadan tanıdıktı: Uğur Kaymaz ın katillerine beraat kararı veren hakim. Göz göre göre işlenen bu cinayetin üstü kapatılmak istenirken, Radikal in yaptığı bir haber, faşistlerle polislerin ilişkisinin görünenden daha samimi olduğunu ortaya koydu. 155 telefon kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıkan konuşmalara göre, Samet isimli faşist başı, saldırılarının ciddi bir direnişle karşılaşması karşısında 155 polis hattını arayarak, bol küfürlü bir ağızla yardım istiyor, kendisini tanımayan polise ise abi, ben Samet diye kendini tanıtıyor. İlişki o kadar olağan ki, polisin özel telefonunu dahi arama gereği duymuyor, direk olarak kurumun telefonunu arıyor. Bir süre kesilen telefon kayıtları bir süre sonra yeniden başlıyor ve bu sefer ülkücü reisi polise Sık Gültekin abi diye bağırıyor. Ve Gültekin Şahin isimli üniversitede görevli sivil polis silahıyla Şerzan Kurt u vuruyor. Sivil polislerin faşistlerle el ele vererek Kürtlere, devrimcilere saldırdığı bir dönemde, YÖK genelge yayınlayarak, sivil polislerin üniversitelerdeki varlığını yasal zemine tamamen oturtuyor. Bunun ismine de özgür ve güvenli üniversite diyor. Bu üniversitelerin kimin için güvenli olduğu Ekim ayının ortasında Marmara Üniversitesi nde yaşanan saldırıyla daha da açığa çıkmıştır. Çevik kuvvetiyle, siviliyle polis sayısının 60 ı geçtiği Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü nün hemen önünde 20 tane eli satırlı faşist bir yurtsever öğrenciyi yaralamış, yaralı arkadaşlarının yanına gelmeye çalışan 10 öğrenciyi ise gözaltına almıştır. Nişantaşı nda solcu arayan 20 faşisti fark etmeyen polisler, saldırının hemen ardından okulu ve civarını işgal ederek, solcu öğrencilere saldırmıştır. Üniversitelerde polis-idare-faşist üçlüsü devrimci ve Kürt öğrencilere karşı birlik içinde hareket etmekte, saldırılar bu üç ayağa oturmaktadır. Son dönem yoğunlaştırılan bu saldırılara karşı koyabilmek için, Şerzan Kurt arkadaşımızın hesabını sorabilmek için, faşizmin üniversitelerdeki satırlı elini kesebilmek için birlikte mücadele şarttır. Faşizme karşı ancak omuz omuza mücadele verilerek başarı kazanılabilir.

12 Arjantin de sendika bürokrasisi yoldaşımızı öldürdü Hasta la victoria, siempre, Compañero Mariano! Arjantinli genç bir yoldaşımızı, kardeş partimiz Partido Obrero nun (İşçi Partisi) mücadeleci bir militanını, genç bir işçiyi sınıf mücadelesi ve devrim uğruna yitirmiş bulunuyoruz. 23 yaşındaki Mariano Ferreyra, 20 Ekim 2010 günü, taşeronlaştırılmış ve sonra işten çıkartılmış olan demiryolu işçilerinin bir eylemi sırasında sendika bürokrasisinin eli silahlı bir çetesi tarafından katledildi. Aynı saldırı sırasında yine Partido Obrero militanı, 56 yaşında ve yedi çocuk annesi olan Elsa Rodriguez de başından ağır yaralandı. Durumu daha az ağır olan yaralılar da var. Olaylar nasıl gerçekleşti? Arjantin'de demiryolları şirketi bir süredir belirli hatları belirli işletmecilere devretmekte ve böylece demiryolu işçilerini ana şirketin kadrosundan çıkartarak taşeronlaştırmaktaydı. Bu, hem ana demiryolu şirketine, hem de taşeron işlevi gören firmalara çok yüksek kâr getiriyordu. Demiryolu işçilerinin bu eylemi başkent Buenos Aires'in bir işçi mahallesi olan Avellaneda'da General Roca istasyonunda trenlerin işlemesini engelleme amacıyla yolu kesmeyi önüne koymuştu. Bu işçiler işten çıkartıldıktan sonra, bunun haksızlığını ortaya koyarak işe iade edilme talebiyle defalarca çeşitli makamlara başvurmuşlardı. Yol kesmeye son çare olarak başvuruyorlardı. Ancak, demiryollarının ana sendikası olan Union Ferroviario'nun bürokratlarının adamları, yanlarına sendika bürokrasisinin politik olarak bağlı olduğu Peronizmin gençlik örgütünden üyeler de alarak demiryolu hattını işçilere karşı savunmak üzere, göstericilerden de daha kalabalık olarak toplanmışlardı. İki topluluğun arasında polis vardı ve iki tarafın birbirine yaklaşmasını engelliyordu. Ne var ki, eli silahlı çete taşlar fırlatarak eylemci işçilere saldırdı. Polis bu saldırıya müdahale etmezken, işçilerin cevabi saldırısına karşı duracaktı. Ama asıl vahim olay bundan sonra gerçekleşiyor ve olayın başından beri sıkı bir kordon oluşturmuş olan polis, ne olduysa eli silahlı iki kişinin kordondan sızmasına izin veriyordu. Bu kişiler ellerindeki silahları hedef gözeterek ateşleyecek, Elsa Rodriguez'i 200 metre uzaklıktan başından yaralayacak kadar nişan alacak, Mariano'yu ise öldüreceklerdi. Taşeronlaştırmanın zengin ettiği şirketler sendika bürokrasisini de "görüyorlardı". Buna karşılık, sendika da iktidardaki Christina Kirchner ile kocası, eski başkan Nestor Kirchner'i politik olarak destekliyordu. Bu yüzdendir ki, Mariano'nun ölümüne yol açan olayda videolar ve tanıklar yaşananları açıklıkla ortaya koyduğu halde, başkan Christina Kirchner olaydan yedi saat sonra, her şey belli olduğu halde, eli silahlı çete ve onu oraya yollayanlarla ilgili ağzını açmazken, Partido Obrero ile polemik yapmaya girişecekti. İşin içinde bulunan Peronist gençlik örgütü ise özellikle 1970'li yıllarda birçok gerillayı ve işçi liderini katleden Alianza Argentina Anti-comunista'nın (AAA, Arjantin Anti-komünist İttifakı) ardında ve içinde yer alan örgütün bugünkü devamıdır. Bütün bunlar bir araya getirildiğinde, Mariano'nun katledilmesinden sendika bürokrasisinin yanı sıra, Peronist hareketi, cinayeti kolaylaştıran polisi ve başta Christina Kirchner olmak üzere hükümeti sorumlu tutmak gerektiği ortaya çıkıyor. Burjuvazinin devleti bunu hep yapıyor Bu olay, Arjantin burjuvazisinin en azından 1970'li yıllardan itibaren kurmuş olduğu hakimiyet sisteminin radyografisini de çekmiştir. Peronist sendika bürokrasisi, ülkenin en güçlü burjuva partisi olan Peronist hareket ile birlikte, bu ülkede burjuvazinin hakimiyetinin esas dayanağını oluşturmaktadır. Mariano'nun ölümünden sonra reformist bir muhalif sendika konfederasyonu olan CTA genel grev çağrısı yaptı. Birçok işletmede dayanışma için iş bırakıldı. Buenos Aires'te Partido Obrero ve öteki sol örgütlerin çağrısıyla, CTA ve başka sendikaların da katıldığı protesto gösterisine 40 bin kişi katıldı. Mayıs Meydanı'nda (Plaza de Mayo), Başkanlık Sarayı'nın tam önünde binlerce kişi şöyle bağırıyordu: " A Mariano Ferreyra lo vamos a vengar, con piquete y la huelga general!" Türkçesi şöyle: "Mariano Ferreyra'nın intikamını yol keserek ve genel grevle alacağız!" Mitingin sonunda PO önderi Jorge Altamira'nın yaptığı konuşmayı ulusal televizyon kanalları naklen yayınladılar. Ülkenin başka kentlerinde de sayısız protesto gösterisi düzenlendi. Sokakta ve medyada hükümetin temsil ettiği Peronizm ile PO'nun temsil ettiği devrimci Marksizm karşı karşıya gelmiş durumda. Mariano Ferreyra kimdir? Mariano, bir metal işçisiydi. Devrimci politika açısından Arjantin'deki 2001 devrimci yükselişinin hasadıydı. Büyük piquetero hareketinin ve emekçi halk ayaklanmasının üst üste dört başkan devirdiği Aralık 2001 günlerinde devrimci olmuştu. Devrime 14 yaşında yazılmıştı. O günden itibaren kendini devrime adamış, hem PO'nun Arjantin'in en güçlü devrimci partisi olarak inşasında, hem de onun gençlik örgütü UJS'nin (Unión de Juventud Socialista-Sosyalist Gençlik Birliği) gelişmesinde önemli bir rol oynamıştı. Sasetru fabrikasının işçilerinin özyönetim deneyimine omuz verenlerden biriydi. UJS'yi Avellaneda'da kökleştirmişti. PO'nun son üç kongresine delege olarak seçilmişti. Henüz 23 yaşındayken, Arjantin ve dünya devrimine o kadar hizmet verebilecek bir hayat, karşı-devrimci sendika bürokrasisinin eliyle sona erdirildi. Mücadelesi sadece Arjantin'de PO'nun önderlik ettiği sınıf mücadelesinde ve UJS'nin gençlerinin günbegün çalışmalarında değil, Uruguay'ın, Meksika'nın, Şili'nin, Venezüella'nın, Bolivya'nın, İtalya'nın, Yunanistan'ın, Finlandiya'nın, Filistin'in ve elbette Türkiye'de Devrimci İşçi Partisi Girişimi'nin ve Enternasyonalist Gençlik'in işçilerinin ve gençlerinin mücadelesinde yaşayacaktır. Ona Latin Amerika devriminin o güzel söyleyişiyle sesleniyoruz: Çok erken olsa da, "hasta la victoria siempre, Compañero Mariano!" Zafere kadar durmadan yorulmadan, Mariano yoldaş! Sen ne kadar uzakta toprağa verilmiş olursan ol, Deniz'lerin, Mahir'lerin, İbo'ların yanında uyuyacaksın! 23 yaşındaki bedenin ölmüş olabilir, sen mücadelemizde yaşayacaksın! Gerçek, Aylık Devrimci İşçi Gazetesi, Sayı: 12, Ekim (Yerel, süreli yayındır) - Fiyatı: 1 TL Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Şiar Rişvanoğlu Adres: Kuruköprü Mah. Özler Cad., Özden İş Merkezi, No: 41, K.2 D. 38 Seyhan/ADANA Basıldığı Yer: Yön Matbaacılık Davutpaşa Cad. Güven San. Sit. B Blok No:336 Topkapı İST. Tel: web: e-posta:

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 www.metropoll.com.tr Yerel seçimlerden sonra ülke gündeminde

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Faik Öztrak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili 1 Temel Sorunlarımız- Yeni Riskler Sıcak paraya yaslanan büyüme modeli

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 20 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Federasyona katıldılar TÜRKİYE Spor Yazarları Derneği nde İstanbul Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu ve Beşiktaş Muhtarlar Derneği

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ Dr.Süleyman Yaşar 17 Nisan 2011 AMERİKAN MALİ KRİZİNİN Düşük faiz politikası (2002-5) NEDENLERİ Risklerin önemsenmemesi Hesap

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

Zorunlu ama takan yok

Zorunlu ama takan yok Zorunlu ama takan yok Trafik sigortası yapılması zorunlu olmasına rağmen sigortalı araç sayısı çok az. Kazalarda sigortasız araç sahipleri büyük maddi külfet yaşıyor. Ülkemizde trafiğe çıkan araçların

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER 4 Haziran 2012 SUNUŞ GÜNDEMİ Pazara Giriş Koordinasyon Yapısı Yeni Yaklaşım Pazara Giriş Komitesi Ülke Masaları

Detaylı

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı 1-2 Mart tarihlerinde SPoD adına Deniz Şapka, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği'nin 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü etkinliğine katıldı.

Detaylı

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ 29 Mart 2012-Mersin in Gülnar İlçesi ne nükleer santral yapmak isteyen Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. nin Akkuyu da yapılan Halkı Katılımı toplantısına Nükleer

Detaylı

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II EKĠM - KASIM 2011 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ Ortak Nokta Derneği ile Ankara Kent Forumu Derneğinin önderliğinde, sivil toplum kuruluşlarının desteği ve gönüllülerin katılımıyla bağımsız bir platform olan Ankara nın

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 i Bu sayıda; Başbakan ın Taksim Gezi Parkında vatandaş ile inatlaşmasının ekonomiye maliyeti değerlendirilmiştir. i 1 Ekonomi iç ve dış

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK:

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -BU FORUM KASIM AYINDA KATAR DA DÜZENLENECEK DÜNYA SOSYAL GÜVENLİK FORUMU NA IŞIK TUTACAKTIR -TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 10-11 Aralık 2005, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 1 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

YENİ BİR PERDE AÇILIYOR

YENİ BİR PERDE AÇILIYOR TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, yeni Ticaret ve Borçlar kanunlarının sanayicinin, tüccar ve esnafın anayasası olduğunu söyledi. YENİ TİCARET VE BORÇLAR KANUNLARIYLA EKONOMİDE YENİ BİR PERDE AÇILIYOR

Detaylı

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR 19 20 TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her çalışma döneminde olduğu gibi bu dönemde de örgütsel birikimiyle,

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 12 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 12 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 12 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Davutoğlu: Sağlıklarından haberdarız Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Musul da IŞİD'in konsolosluk baskınında kaçırılan 48 Türk'ün güvenliğinden emin olduklarını

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70 DESTEK PİVOT DİRENÇ EURUSD 1.2744 1.2744 1.2814 1.2722 1.2836 1.2687 1.2871 ALTIN 1233.09 1236.94 1240.79 1230.71 1243.17 1226.86 1247.02 USDTRY 2.2426 2.2515 2.2605 2.2371 2.2660 2.2281 2.2749 USDJPY

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü YILI YILI R a proayili rpuo r u 188 Raporu 188 YILI Raporu 1 MART MUHASEBE GÜNÜ (1 MART ) Mali Müşavirler 1 Martta Siyahlara Büründü Muhasebe Haftası nedeniyle Takѕim'de beş bin dolayındaki Mali Müşavіr

Detaylı

Şube Günlüğü. TMMOB - EMO Diyarbakır Şubesi Haber Bülteni

Şube Günlüğü. TMMOB - EMO Diyarbakır Şubesi Haber Bülteni 1 2 3 4 5 01 Eylül 2010 tarihinde, Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır girişiminin 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle kurduğu barış çadırına Diyarbakır İKK tarafından gerçekleştirilen ziyarete Şube Yönetim

Detaylı

KAMU VE BELEDİYE HİZMETLERİNİN YEREL SEÇİME ETKİSİ

KAMU VE BELEDİYE HİZMETLERİNİN YEREL SEÇİME ETKİSİ DEĞERLENDİRMENOTU Mayıs2014 N201416 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Hasan Çağlayan Dündar 1 Araştırmacı, Ekonomi Çalışmaları KAMU VE BELEDİYE HİZMETLERİNİN YEREL SEÇİME ETKİSİ TÜİK,

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli www.ekrempakdemirli.com 21.05.2014 1923 sonlarında Cumhuriyet Kurulduğunda Savaşlardan yorgun Eğitim-öğrenim seviyesi oldukça düşük bir toplum Savaşlar sonrası ülke harap ve

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 RİSKİN İŞTAHI KAÇARSA Bernanke nin Mayıs ayı içerisinde yaptığı açıklama ile başlayan riskten kaçınma eğilimi 19 20 Haziran FED toplantısı ile doruğa ulaştı. FED in 85 milyar

Detaylı

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Demokrat Bakış (Kıbrıs) 17 11 2014 www.kibrisinternetgazetesi.com 17 11 2014 EROĞLU, KARTAL BELEDİYE BAŞKANI ÖZ VE TC ESKİ BAKANLARINDAN GÜREL İ KABUL ETTİ CUMHURBAŞKANI EROĞLU,

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı