SÖYLEŞİ: RUHUNUN ÇATLADIĞI YERDEN YAZ Yeşim Cimcoz ile röportaj Mine Türkili 22

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SÖYLEŞİ: RUHUNUN ÇATLADIĞI YERDEN YAZ Yeşim Cimcoz ile röportaj Mine Türkili 22"

Transkript

1

2 İÇİNDEKİLER DOSYA: DOĞU-BATI Ortaçağ ın karanlığı 8 Klasik Fizik Sarsılıyor 10 Psikanalizin kurucusu Freud 11 Nörobiyoloji ve Epigenetik 12 Her şey ev ekonomisiyle başladı 13 Küçük güzeldir 16 MEKANLARIN RUHU: İSTANBUL BİR MASALDI Yazar Mario Levi kendi İstanbul unu anlatıyor Mine Türkili 17 SÖYLEŞİ: RUHUNUN ÇATLADIĞI YERDEN YAZ Yeşim Cimcoz ile röportaj Mine Türkili 22 EDEBİYAT: SAATİN KENDİSİ MEKAN, YÜRÜYÜŞÜ ZAMAN, AYARI İNSANDIR... Ahmet Hamdi Tanpınar ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanından... Tülay Taç Kulca 28 SANAT: SANAT IN TIBBI Dostoyevski nin aura sı mıydı yoksa hayat mı? Adana Başkent Üniversitesi Nöroloji AD, Prof. Dr. Deniz Yerdelen 35 TSDE ÇOCUK - ERGEN BİRİMİ Sınırlar Güven verir Uzman Psikolojik Danışman Nazan Baloğlu 42 SİNEMA: PERDE DOĞU DAN AÇILIYOR Murat Erşahin ile Doğu ve Batı sineması üzerine söyleşi Mine Türkili 46 PSİKOMİTOLOJİ AŞK Romantik mi? Mistik mi? Hüseyin Şimşek 54 TSDE DER ki DOĞU tıbbı, BATI tıbbı... Bitmeyen bir ayrımcılık hikâyesi Yrd. Doç. Dr. Erol Ergüler 62 İçimizdeki Ayrılık Esra Can 67 Modern tıpta Antik Yunan ve Roma felsefesinin etkileri Dr. Murat Besler 70 Batı nın Performansı Billur Tansel 74 Bizim Mahalle Nurhan Özer 77 Meridyen Sistemi ve insan bedeninin bütüncül yapısı Dr. Onur Aydınoğlu 79 Atlıkarıncada Bir Tur Daha Tiziano Terzani Demet Yıldırım Durmuş 85 TSDE ki Dergisi Türkiye Sistem Dizimleri Enstitüsü üyeleri tarafından hazırlanan, kâr amacı gütmeyen Sistem Dizimleri ile ilgili Enstitüyle bağı olan ya da konuya ilgi duyan kişilerin paylaşımlarının, yapılan çalışmaların aktarılabileceği ve alandaki her türlü gelişimin izlenebileceği online bir platformdur. İmtiyaz Sahibi: TSDE PSİKOTERAPİ VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK EĞİTİM BİLİM YAYINCILIK Yayın Türü: Yerel, süreli, 6 aylık online yayın Yayın Koordinatörü: Yadigar Zararsızoğlu, Genel Yayın Yönetmeni: Mine Türkili Yazı İşleri Müdürü: Esra Can, Editör: Ebru Kurtuluş, Görsel Yönetmen: Çağdaş Gündoğan Katkıda Bulunanlar: Prof. Dr. Deniz Yerdelen, Uzm. Psikolojik Danışman Nazan Baloğlu, Hüseyin Şimşek, Yrd. Doç. Dr. Erol Ergüler, Dr. Onur Aydınoğlu, Dr. Murat Besler, Tülay Taç Kulca, Nurhan Özer, Billur Tansel, Demet Yıldırım Durmuş Yönetim Yeri: Bağdat cad. Birlik Apt. No:441 K:2 D:3-4 Suadiye/Kadıköy Tel: Fax : , TSDE ki Dergisi, TSDE PSİKOTERAPİ VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK EĞİTİM BİLİM YAYINCILIK tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır. Dergide yayınlanan yazı, fotoğraf ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. 1

3 EDİTÖRDEN Nerede başlar, nerede biter? Belki de bir telaş içinde yetişiyoruz vapura ya da köprü trafiğinin tam ortasında İstanbul yaşanılmaz oldu artık diye geçiriyoruz içimizden. Ve hiç o heyecanı, o zenginliği özümsemeden bir bakıyoruz ki, şehrin karşı yakasındayız. Oysa, vapurda martılara simit atarken, köprüde, masmaviliğin içinde, sadece bir saniye yaşadığımız ayrıcalığı düşünelim, denizin tam ortasında, bir yanımız Avrupa, diğer yanımız Asya. Mevlana nın, Yunus Emre nin sözleriyle büyüyen, Halk Edebiyatı yla yoğrulan bu topraklarda, gerçekten Doğu ve Batı birbirinden keskin çizgilerle mi ayrılıyor? Tanrı ya ulaşmaya çalışan Doğu Felsefesi, modernleşme sonrası insanı öne çıkartan Batı kültürü. Batı nın Alman Filozofu Goethe nin, Yunus Emre nin şiirlerini dönen yıldızlı gök kubbe gibi tanımlaması, Mevlana nın doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yerden söz ederken, yüzyıllar sonra Nietzsche nin İyiliğin ve Kötülüğün Ötesinde yi yazması, akıllara şu soruyu getirmiyor mu? Doğu nerede başlar, Batı nerede biter? Biz bu coğrafyada global trendleri plazalardan izleyen, ama bir yanıyla da geride bıraktığı memleketinin hasretini çekenlerle Belki içimizdeki dinginlikle, bütünsellikle, hırslarımız, rekabet duygularımızın çatışmasıyla, o bize ait, bizi biz yapan geleneksel yanımızla, dilimize yerleşen check etme ler, meeting ler, brifing vermeler, shopping yapmalar ve yemeğimizde şatobiryana karışan tarhana kokusuyla, öylesine bir kültürel zenginliğin içindeyiz ki Bu zıtlıklarla var olduğumuzu, hem Doğu hem Batı olmanın zenginliğini yaşadığımızı hissettiğimiz an, ruhumuzdaki dengeyi sağlayabiliriz. Doğu ile Batının kucaklaşması, eski ile yeninin, modernlikle gelenekselliğin ve içimizdeki acıyla mutluluğun bir aradalığı gibi Ne Doğu, ne Batı... Gerçek olan, zıtlıkların dengesi 2

4 Batı nın Bilme Doğu nun Olma halleri! Doğu da Kalp bütün hastalıkların hekimidir. Mesnevinin yazıldığı topraklarda kendi değerlerimize daha vefalı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Batı Sufilerin eğitici hikaye ve masallarını psikoterapinin ekseni yapıp, Mesnevi hikayelerini tedavilerde metafor olarak kullanırken, ülkemiz psikolojisi ve psikoterapisi modası, ağırlığı çoktan geçmiş kartezyenci anlayışın insanı makine gibi bölümlere ayırarak ele alan ve tedavi etmeye çalışan tıbbın ve psikolojinin arkasına saklanıp, evreni, evrenin bütünlüğünü ve karşılıklı etkileşim yasalarını görmezden gelip, bizim kültürel değerlerimizden bir haber şekilde insanlarımıza dokunmaya devam ediyorlar. Bunun yanı sıra kendini kişisel gelişimci olarak adlandıran bazıları ve kimi aile dizimcileri arınmak, aydınlanmak, geçmiş kuşaklarını ve kaderlerini temizlemek ve özlerini bulmak için binlerce kilometre uzaklara gidip, adlarını değiştiriyorlar. Hint kökenli isimler alarak, özlerinden ne kadar uzaklaştıklarından da bir haber adeta Nasreddin Hoca nın kaybettiği anahtarı ışıkta aradığı öyküde ki gibi bakar kör olabiliyorlar. Buralarda kaybettiklerini güya özlerini bulup-geliyorlar. Bana tuhaf gelen, bu topraklarda gelişmiş olan ve bizim izini yitirdiğimiz bilgeliğe şimdi Batıda sıkça rastlıyor olmamızdır. Hafızalarımızda unuttuğumuz ama kaybetmediğimiz bu bilgeliği aşarak, yüz yıllardır bu topraklarda şifa, huzur yöntemleri ve gelenekleri ile insanlarımıza hizmet veren bu değerleri yeniden keşfetmeliyiz. Yunus Emre nin, Hacı Bektaş-ı Velinin, Eşrefoğlu Rumi nin, Mevlana Celaleddin in ve daha birçok gönül adamını yeniden hatırlamamız ve keşfetmemiz gerekiyor. Hipnosistemik yaklaşımlı terapi ders kitaplarında ve eğitimlerinde Nasreddin Hoca ya ve nüktedanlığın bilgelikle buluştuğu ustalığa verilen yer ve değeri görünce biz de Nasreddin Hoca nın bulduğu karşılık yüreğimi sıkıştırıyor. Freud ve Jung tan yüz yıllarca önce rüya çözümünü bir bilim haline getirmiş, Batılı üniversitelerde adına kürsüler açılmış Mevlana nın bu çalışmaları neden bu topraklarda yeni ve karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele alınmasın? Bu yeniden hatırlama ve keşifler üniversitelerde, terapi eğitimlerinde, terapi odalarında, kısacası bilim ortamlarında hiçbir eziklik hissetmeden yayılması gerekir. SDT olarak biz başımızı bu yola koymaya niyetli ve kararlıyız, evrenin bütünlüğünü baz alan sistemik entegratif yaklaşımı yukarıda dile getirmeye çalıştığım bizim topraklarımıza ait bir fenomenolojiyle harmanlayarak, gönülden-gönül e bir diyalog anlayışıyla adeta Sema edercesine (Sema, Arapçada, dinlemek ve duymak demektir.) danışanlarımızın/hastalarımızın tüm ıstırap, acı ve rahatsızlıklarıyla farklı bağlantılar kurarak, öz hakikatlerini yakalayıp, evrensel bilince ulaşmalarını hedefliyoruz. Batılı psikoloji doğal olarak Batının kültürel ürünüdür, evrensellik önce yerel olana sahip çıkmak, onun parçası olduğunu kabul etmek, bu değerlerin kıyme- 3

5 tini bilmek ve son adım olarak bütünleşmekten geçer. Ama bunun yanı sıra Richard M. Bucke; William James, Carl G. Jung, ve Erich Fromm, vahşi doğada yükselen sesler gibi, terapi dünyasının dikkatini nefsin öldürülmesi üzerinde çekmeye çalıştılar. Erich Fromm Sevme Sanatı kitabında şöyle diyor:..insan içgüdüsel bir adaptasyon ile doğayı aştı- ondan asla kopmamasına rağmen; onun bir parçası olarak- bir kere doğaya yüz çevirecek olsa, bir daha ona geri dönemeyecektir; tıpkı cennetten çıkarılışı gibi- doğa ilk bütünlük hali(..) İnsan ancak muhakemesini geliştirerek ve ancak yeni ve insani bir ahengi bularak ilerleyebilir. Bu noktada özellikle Jung un analitik psikolojisi diğer ekollerden yerel olanın yanı sıra evrensel olana daha açık olanıdır. Bilimsel psikolojinin yetersizliği objektif bir bilim olma iddiasından ileri gelir. Freudyen ve birçok psikodinamik yaklaşım da, kurucusunun kısıtlı insan anlayışıyla sınırlıdır. Tüm bu çekincelere rağmen ego psikolojisi, ve psikanaliz tasavvufun bireyleşme ve benlikten kurtulma uygulamaları arasında ilginç benzerlikler bulmak da mümkündür. Tüm kadim öğretilerde olduğu gibi SD Terapisi de hayatı bir yolculuk olarak algılar ve yolculukta geçmişin çatışma ve yüklerinden özgürleşerek gerçek Batılı Aydının bilme ihtiyacını mizahi bir dille anlatan klasik sufi edebiyatından alınmış öğretici bir Nasreddin Hoca öyküsü: Nasreddin Hoca bir gece ıssız bir yolda yürürken bir atlı bölüğün kendisine doğru yaklaştığını görmüş. Hayal gücü işlemeye başlamış ve yakalanıp bir köle olarak satıldığını veya zorla askere alındığını hayal etmiş. Kaçıp bir mezarlık duvarına tırmanmış ve açık bir mezara girip uzanmış. Hocanın tuhaf davranışı karşısında şaşıran adamlar- ki sadece yolcudurlar-onu takip etmişler. Bakmışlar ki, hoca mezara uzanmış, kokudan titriyor. O mezarda ne yapıyorsun? Seni kaçarken gördük. Yardım ister misin? diye sormuşlar. O anda işin aslını anlayan hoca, Bir soruyu sorabiliyor olmanız, onun bir cevabı olduğu anlamına gelmez demiş. Bu tamamen sizin görüşünüze bağlı. Yine de bilmek istiyorsanız, ben sizin yüzünüzden buradayım, siz de benim yüzümden buradasınız benliğini keşfetmesini hedefler. Batı kökenli Modern psikoloji anlayışının tersine, biz, insanı olgunlaşabilir, yetkinleşebilir, iyiye doğru evrilebilir, bencilce arzularından kopup huzur ve güven bulabilir bir varlık olduğuna inanıyoruz. İnsan başına gelenlerden ve ıstıraplarından fazlasıdır. Yeri geldiğinde ıstıraba, acıya tahammül ve kaçınılmaz olan kadere rıza göstermek insanın olgunluk yolculuğunda kaçınılmaz basamaklardır. Geleneksel batı psikolojisi, iki temel olguyla hareket eder; ego ve modalitelerini varoluş katları arasına yerleştiren bir kozmoloji(evren bilimi) ve manevi hedefe yönelik bir ahlak olarak görür. Tasavvufta ise insan bir alem-i sağırdır yani mikro kozmostur, alemin özüdür. Akıl bizi gizli güçlerimizi gerçekleştirmeye yönlendirir, hayatın temel amacını belirlememize yardım eder, ancak varoluşsal sorunumuz tek başına çözemez. Günübirlik toplumsal bir hayattan beslenen ego, içsel sesi kolaylıkla devre dışı bırakıp, evrensel bir benliğin gelişimini, engelleyebilir. SD Terapisinde yaptığımız kişinin yaşadığı çeşitli ilişkisel acıları sonrası benliğindeki bölünmelerle uzaklaştığı gerçek öz benliğine ulaşması, onu insanı-kâmil olma yolunda alıkoyan zihinsel bloklar, engeller ve örtüleri aşmasına yardımcı olarak kişiyi evrenin aynası olduğuna tanık etmektir. SDT çok gerçekli bir dünyada mutlak gerçeğin, Hakikat in kişinin kendi içinde yaptığı bir psiko-arkeolojik kazı işlemi ile açığa çıkarılmasıdır. Bu çalışma hep yakın öteki ile olan bağlantıdan hareket eder. Ben in iyileşmede Martin Buber in söylediği gibi sadece Ben in Sen den geçmesi ile mümkün olur. İyileşme bu anlamda hayat yolculuğundaki ötekilerle mümkün olacaktır. İyileşme de dolayısıyla rahatsızlıklar ve hastalıklar da doğal olarak ilişkiseldir. Batının/Kuzeyin Refahı - Doğunun/Güneyin Gönül Zenginliği ve Yoksulluğu Sistemik Bir Etik Arayışı Ege nin kıyılarına vuran Suriyeli çocuklarının cansız bedenleri bir kez daha post modern dünyaya ve bizlere batı-doğu, kuzey-güney arasındaki organik bağı ve bilinçli oluşturulan uçurumu hatırlattı. Çünkü Avrupa nın başkentlerinden ve buranın kalburüstü yerlerinde Afrika da her gün açlıktan ölen on binlerce çocuk uzun zamandır bir haber değeri taşımıyor! Değerler ve etik, insanlar bu kavramlar için farklı tanımlar kullanır ve anlaşılamazlar. Etik, farklı türden tanımlara sahiptir. Örneğin; mesleki etik, uygulayıcıya, belirlenen yönetmelik ve listeler çerçevesinde ne yapması gerektiğini ifade eder ve ne ile yükümlü olduğunu belirtir. Aynı şekilde dinler de insanlara 4

6 neleri yapıp yapamayacağını söyler. Kurallar aslında kişinin içine doğduğu toplumdan gelir. Dizim çalışmalarında biz büyük bir tartışma yaşadık, çünkü toplumdan aldığımız formuyla bu etik anlayışın sıkça katastrofik etkilere sahip olduğunu ve bunların çoğunun da büyük bağlamda doğru olamayacağını gördük. Düşündüğümüzde, ne yapmalıyım, benim için ne önemli, nasıl yaşamak istiyorum, sevdiğim insanlarla nasıl bir ilişki içinde olacağım, fikir ayrılığı yaşadığım veya tehdit hissettiğim insanlara karşı nasıl var olacağım? Benim için ne doğru dan öte, ne makul-uygun? Bu durumda toplumdan, dinden üstlendiğim değerlerin doğruluğunu görmek için, yeniden kontrol etmek ihtiyacında ve zorundayım. Anlatılan hikâyeler ne kadar doğru? Özellikle ergenlikte, ebeveynlerle çatıştığımız değerleri düşünüp, bu değerlerin doğruluğunu sorgularız. Dizim çalışmaları, tüm bu tartışmalara farklı bir açılım getirdi. Öyle ki, dizimlerde, değerlerin etkisinin rasyonel olduğunu, çoğu zaman kalpten farklı olduğunu görüyoruz. Sevgi düzenleri, o anlamda kalbin yasalarını yazma çabasıydı. Sevginin genişlemesi için ne yapmaya iznim var, neye yok? Bu anlamda, dizim çalışmalarında sevginin düzenlerinin sıkça toplumun düzeni ve değerleri ile aksi yönde olduğunu idrak ettik. Özellikle çiftlerle yapılan terapötik çalışmalarda, alma ve verme dengesinde görürüz ki, birinin diğeri için verdiğinin aldığı ile doğru orantılı ve değerli olduğunu hissetmesi önemlidir. Çoğumuzun kişisel hikâyesinde de, ben o kadar çok verdim ve o kadar az aldım ki. gibi söylemlere rastlamak mümkün. Kalp, algılamanın organıdır. Kalp, bir şeyin veya alıp vermenin dengede olup olmadığını söyleme yetisi olan bir yerdir. Bilişsel tarafımızın (genellikle bu taraf kişiliğimizin baş aktörüdür) görevi, kalbin duyumsamalarını meşrulaştırmaktır. Bu durumun sevginin anlaşılması konusuna çok az yardımcı olduğunu düşünüyorum. Aldıklarım değer bulmuyor, ben veriyorum ama alamıyorum dediğimizde, kalp, özellikle toplumun değer yargılarından uzaklaştığında acı çeker. Sevginin nasıl bir fonksiyona sahip olduğuna üç düzlemde bakılması gerekir. 1 Bireysel yaşamımda; eş, aile ve çocuklar, çevremizle olan ilişkilerin karmaşıklığı, 2 İş düzleminde; psikoterapötik alanda iş etiğinin çok kompleks olması, 3 Yaşadığımız dünyada; ruhsal, spiritüel düzlem, dünyadan aldıklarım ve benim yaşamımdan dünyaya geri verilen ne? Dizimlerden biliyoruz ki, benim jenerasyonumun yaşadıkları, gelecek nesiler üzerine etki yapar. Dolayısıyla bizim karar ve tercihlerimizin sadece bize değil, bizden sonraki kuşaklara ve ait olduğumuz topluma da etkisi vardır. Birinci düzlem: Biz farkında olmadan sürekli etik kararlar alırız ve bu kararları asli görevlerimiz gibi kabulleniriz. Ne kadar paraya ihtiyacım var, ne kadar çalışmalıyım, evim ne kadar büyük olmalı, çevrem benim hakkımda ne düşünmeli? Bu sorular karşısında hiç farkında olmadan çevremiz hakkımızda olumsuz düşünmesin diye düşünce ve niyetlerimizden vazgeçer ya da yaptığımız bir şeyi yargılanma korkusuyla saklar ya da yapmaktan vazgeçer veya öyle gösteririz. Bunlar etik kararlardır. Olduğumuz gibi gözükmemek için davrandığımızda ruhumuzda, kalbimizde ne olur? Eğer olduğumuz gibi gözükmemenin önemli olduğu bir ailede büyümüşsek ne olur? Olduğumuz gibi değil de beklenen gibi olduğumuzda ne olur? Bu söylediklerimden lütfen şundan yana olduğum anlaşılmasın. Nasılsak öyle olmalıyız! Mevlana nın ya olduğun gibi ol, ya da göründüğün gibi ol felsefesinin post modern insan ve pompalanıp evrenin yeni umudu gibi sunula narsisist y kuşağı için çok zor hatta mümkün olmadığını görüyorum. Benim sizlere davetim, bu şekilde davrandığımızda ruhumuzda nasıl bir etki olduğuna bakmak yönünde. Büyük bir eve sahip olmak için beni hasta ve mutsuz eden bir işte çalıştığımda ruhumda ne oluyor? Rasyonel, bilişsel yanımın gerekçeleri hemen hazırdır eve ihtiyacım var, bu nedenle bu işe de ihtiyacım var. Oysa ruhum ve kalbim öylesine acı çeker ki bunu çocuklarımız bile fark eder. Onların fark etmediğini düşünmek de en büyük yanılgımızdır. Ve biz farkında olmadan bunu tekrar etmeleri için çocuklarımıza yansıtır ve devrederiz. Çocuklarımıza olduğun gibi görünmek iyidir derken, ne yazık ki senin olduğun gibi görünmen doğru ve makbul değildir gizli mesajını söyleyemeyiz. Diğer taraftan çift ilişkilerinde nihayet nasılsam öyle görülmek, kabul edilmek istiyorum, anlaşılmak ve dokunulmak istiyorum deriz. Bu dilekler çok yaşamsaldır ve etkisi çok muazzamdır. Ama eşimizin bunu altında yatan nedeni, incinmiş, ihmal edilmiş yanımızı görmesini istemeyiz. Bu etik bir problemdir. Davranışım için yön gösteren nedir, ne önemlidir? Bert Hellinger dizim çalışmalarına o kadar çok şey getirdi, geliştirdi ve yeni yollar gösterdi ki ancak bu yöntemlerin birçoğu benim gözümde idealize edilmiş çok da uygun olmayan kalıp çözümlerdir. Bert Hellinger i yakından tanıyanlar onun bazen inanılmaz bir kalbi olduğunu bazen ise kaya gibi sert ve yargılayıcı olduğunu bilirler. Bazen ağzından sonsuz 5

7 ebedi hakikatin temsilcisi gibi sözler dökülürdü. Bunun da çok derin etik bir problem olduğunu düşünüyorum. Rasyonel yanımız kati-kesin hakikati bildiğini söyleyip kalbe bakmadığında, biz etik bir ikileme gireriz. Birçok terapi görüşmelerinde ve günlük yaşamımızda da kalbin kapatıldığı farklı durumlar yaşarız, haklı olmaya yönelik ikna turları yaparız. Aslında şimdilerde fark ediyorum ki, kişi aslında bu kanıt gösterme işini kazandığında kaybediyor. Çünkü bu kazanım sırasında kalp kapanır ve kişi kendini içsel bir şekilde köreltir. Bu durumda kazanç nerede? İktidarda mı, sevgide mi, diyalogda mı, içsellikte mi? İkinci düzlem: Belki bilmiyorsunuz ama dizim çalışmaları Avrupa ve özelikle Almanya da çeşitli sebeplerden dolayı, yoğunlukla medya ve psikoloji alanından gelen baskılarla son on yılda oldukça kötü bir itibara sahip. Bu gelinen noktada sadece Bert Hellinger değil dizim çalışması yapan biz, tüm terapistler hatalar yaptık. Ve bu durumdan mağduriyet hissedip, bize haksızlık yapıldı halinin konforuna sığındık. Örneğin bir dizimde tüm benliğimizle ruh ve kalp ile olup, çözücü bir şeyin görünmesini beklemek yerine bilinen çözüm cümlelerine dört elle sarıldık. Dizimde görüneni, «al, işte tam da budur gibi güya kati hakikatleri gösterdik. Bunu yaptığımızda bunun etkisi ne? Kalpte ne oluyor? Danışana neyi yansıtıp, aracı oluyoruz? Benim kalbime değil, cümlelerimle sana empoze ettiğim bu sözlere inan. Bazen katılımcılardan büyüleyici geri bildirimlere ve çözülmelere tanık olduk. Bazen de kendimizi, herkesin ve her şeyin üstünde gören bir geleneğin hizmete alınmış neferleri gibi gördük. Ama namusluca kalbe baktığımızda etkinin hiç de büyük olmadığı ortada. Aslında bu davranış bir tür fundementalist yaklaşımdır. Böylece, bir ideolojiye bağlı hissederken, farkında olmadan yanımızda duran danışana, kalbimizi ve onun bedeni ile kalbine de kendimizi kapatırız. Üçüncü düzlem: Naziler, merhamet, acıma, duygudaşlık, empati gibi halleri bir zayıflık olarak itham ederlerdi. Bu bir açıdan doğrudur, eğer iktidarı, gücü gözetiyorsanız, empati, duygudaşlık zayıflatıcıdır. Kişi iktidara güce adanmışken, kendini candan biri olarak da gösteriyorsa ne olur? Keith Lowe ın SavageContinent adlı kitabının ana teması, 2. Dünya Savaşı nın Nazilerle batı ittifakı arasındaki bir savaş olduğu düşüncesinin dizayn edilmiş bir yanılsama olduğu yönündedir. Yazar, 45 li ve savaş sonrası yıllara kadar uzanan süreçteki dehşet verici olayları değerlendiriyor. Faşistlerin partizanlara, partizanların faşistlere, Ukraynalıların Polonyalılara, Polonyalıların Ukraynalılara yaptıklarına bakıyor. Milyonlarca insan, yaşayan insanların yakılması, patlayıcılarla yok edilmeleri, Yahudilerin toplama kamplarında uğradığı soykırım, korkutucu gerçekler ten sonra barışın geldiği bir hayal. Bu kitapta ortaya çıkarılan sistemik sonuç, savaşın iki zihniyetin savaşı olduğu gerçeğiydi. Biri neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen ve karar veren faşist ideolojiyken, diğeri birazda olsa açık kalpli olmayı deneyen bir zihniyetin arasındaki savaşı. Netanyahu, son Amerikan Kongresi nde, Başkan a ve kuruma saygı duyuyorum ama burada sizlere hakikatleri anlatacağım dedi. Anlattı mı? Hayır. İsrail in 200 nükleer silahı var. Kendi açısından bakıldığında bu durum belki anlaşılabilir. İsrail gizli ajanlarının İranlı atom bilimcilerini öldürdüğünü anlatmadı. Böylece o sadece gerçeğin bir yanını anlattı. Bu hakikat uzlaşmayı, barışı destekleyen bir hakikat değildi. Savaşlar hep devam edecek ve bu savaşlar aslında hep farklı zihniyetlerin savaşı. İster faşist güç, ister iktidar, aidiyet ya da yönetim imkânlarına sahip olalım ya da hangi zihniyette olursak olalım, kalp hep bunun altında ezilir ve acı çeker. Her bir yol sadece bir yoldur. Kalbimiz, bize bu yolu terk etmemizi söylerse, bizi bunu yapmaktan kimse alıkoyamaz Bu nedenle her yola dikkatlice ve yakından bir bakıver. Bu yolu gerekli gördüğün kadar kullan. Ama bir süre sonra kendine (ve yalnızca kendine) şu soruyu sor. Bu yolun kalbi var mı? Eğer bu yolun bir kalbi varsa, bu iyi bir yoldur. Yok eğer bu yolun bir kalbi yoksa, o zaman bu gereksiz bir yoldur. - Don Juan ın Öğretileri / Carlos Castaneda 6

8 rum? Bu bilgiyi içime alıyorum ve içimde derin bir acı hissediyorum, gerekli olan davranış değişikliklerini bir yana bırakıyorum. Bazen ruhuma küçük bir teselli, avuntu için vicdan azabı çekiyorum. Bu hiç yardımcı olmuyor ama ben daha iyi hissediyorum. Böyle bir inanç ve etik dünyasının zihniyetine doğduğumuzdan, bunu değiştirmenin hiç kolay olmadığını düşünüyorum. Aşırı uçlardaki kişilerle veya idealistlerle konuşurken kalbin kapalı olduğunu hiçbir ilerleme kaydedemediğinizi hissedersiniz çünkü kalp kapalıdır. Sistemik bağlamda etik konusuna geri dönersek, bir cevabım yok. Belki yapmaya çalıştığım şeyi size de önerebilirim. Yaşamın tüm karmaşık yapısına kendinizi kabulle bırakın, içsel, acele etmeden konuyu değiştirmeyin, ya da içsel hemen çözüm yollarını, kendinize ve diğerlerine anlatmayın. Bu şekilde benim huzursuzluğum geçsin demeyin! Bu güne kadar seyrettiğim filmler içerisinde beni en fazla etkileyenlerden biri, senaristliğini ve yönetmenliğini Michael Haneke ın yaptığı, birçok ödülü olan 2009 yapımı siyah beyaz film Beyaz Bant. Almanya da bir kasabanın 1. Dünya Savaşı ndan hemen önceki durumunu konu almaktadır. Filmde çok insancıl ama bir ideolojinin içinde hapsolmuş bir papazın yaşamdaki duruşu şuydu: Eğer çocuklara yumuşak davranılırsa onların duygularına zarar verilir. Bu ideolojisine o kadar sıkı sıkıya bağlıydı ki, filmin bir sahnesinde oğullarından birinin büyük bir incelikle onun için hazırladığı hediyeyi kalbinin titremesine rağmen elinin tersi ile itti. Çünkü onun inandığı doğrusu farklıydı ve oğlu için en doğrusunun bu olduğunu düşünüyordu. Bu, aslında kalbe bir haksızlık ve bir dolanmışlık halidir. Diğer taraftan Müslüman terör örgütleri de en doğrusunu yaptıklarına inanarak din adına savaşıyorlar. Film, bize aslında iki savaş arasındaki toplumsal dönüşümün, Almanya daki insan manzaraları ve Nazizmin nasıl taban bulabildiği sorusuna da yanıtlar bulmamıza olanak sağlıyor. Avrupalılar bir zenginlik içinde oturuyorlar, ancak sahip oldukları bu zenginlik, diğerlerinin Avrupalılar için üçüncü dünya ülkelerinin acısı ve yoksulluğu üzerine kurulu. Orta Doğu da, Afrika da yıllardır olanlar Avrupalılardan ve onların koloniyal ve misyoner anlayışlarından bağımsız nasıl anlaşılır? Suriyeli mültecilerim hepimizin yüreğini sızlatan halleri Avrupa ve Amerika nın zenginliğinden ne kadar bağımsız? Avrupalılar veya ülkemizde refaha sahip bizler bu bilgiler ile ne yapıyoruz? Ben bu durumda ne yapıyo- Bert Hellinger e tekrar geri dönersem, bazı çelişkilerine ve konuların karmaşa ve zorluğuna rağmen dünyaya çok kullanışlı bir şeyi gösterdi: Eğer ben, diğerinden bir avantaja sahipsem, endüstri ülkelerinin 3. Dünya ülkelerinden elde ettikleri avantajlar gibi, bu durumda benim vicdanen kötü hissetmemin onlara nasıl bir faydası var ki? Hiçbir şey! Vicdanen kötü hissetmem sadece kendi imajımı muhafaza etmeye ve diğerleri gibi olmadığımı hissetmeme hizmet eder. Kanıt olarak da kendime ama ben en azından vicdanen kötü hissediyorum demek aptalca değil mi? Ama bunun mevcut diğer gerçeğe hiçbir etkisi yoktur. Bu aslında kendi içindeki halleri ile oluşan diyalogsuzluğuna, modern, kendi içinde ihmal ettiği şeyden kaçmak üzere kurduğu bilinçdışı bir tezgâhtır. Bert Hellinger şöyle dedi: Eğer biz tam ve candan bir şekilde sahip olduklarımıza ve aldıklarımıza şükredip bunların tadına varırsak, alma ve vermenin akışını bizim aracılığımızla devam etmesini sağlayarak mağdurlara da hizmet etmiş oluruz. Ne verebilirim, bu zor bir sorudur? Hemen düşünmeye başlarız, daha fazla çalışmalıyım, yapmalıyım, para yardımında bulunmalıyım vs. bu mecbur hissetme hali aslında diğer düşünce içine girme halidir. Söylenmek istenen aslında ne? Buna pek yönelmeyiz. Yüreklerimiz neyin söylenmek istendiğini duymak istiyor? Yüreklerimize ve içimizde ihmal ettiğimiz taraflarımıza kulak verme cesaretini ve yaratacağı acıyı duyumsama ve bazen acıda da kalarak, acıyı bal eyleyeceğimiz bir yol var mı? noktasında neleri geliştirmeyi tercih edebiliriz? Cevap bekleyen soru aslında bence budur! < Mehmet Zararsızoğlu TSDE Başkanı 7

9 DOSYA KONUSU Türkiye coğrafyasında yaşayan atalarımızın göçlerini yüreğimizde hissederken, geçmişten bu yana Batılılaşma sürecinden geçerken ve bir kültür karmaşasında kendi öz benliğimizi unuturken, gerçekten içimizdeki Doğu neresi, Batı neresi? Doğu ve Batı İçinde soluk alıp verdiğimiz, Doğu ve Batı ile zıtlıklarla dengesini koruyan Dünya, gerçekten bir çıkmaza doğru mu gidiyor? Kendi yarattığımız, büyütüp geliştirdiğimiz teknolojinin bizi esir alması, doğal kaynakların tükenmesi, ekonomik kriz, küresel ısınma, kıtlık derken, Dünya nın sancıları öylesine fazla ve problemi öylesine büyük ki Bu sebeple dünyayı Sistem Dizim Terapisi içinde görmek istedik. Ve biz de ait olduğumuz bu büyük sistemde, içimizde insan doğasının zıt kutuplarını taşırken, kimliğimizi bulmak için çabalıyoruz. Kim bilir belki de Doğu-Batı, aidiyetimiz ve gelenekselliğimizle, modern dünya değerlerinin çatışması. Dünyanın problemi ne? İlerlemenin, teknolojinin ve medeniyetin sembolü Batı iflas mı ediyor? Yüzyıllardır farklı kuramlarla, eski ve yeniyle bugüne gelen Batı nın geldiği noktada, çıkmazını anlamak için, tarihin kapılarını aralıyoruz. Ortaçağ ın karanlığı 1500 lerden önce, Aristoteles ve Kilise gibi iki otoritenin hâkim olduğu dünya görüşü hem akla hem de Ben ne Hıristiyan ım, ne Musevi, ne Farisi, ne de Müslüman; ne Doğu danım ne de Batı dan. İkiliği bir kenara koydum, iki alemin bir olduğunu gördüm. - Mevlâna 8

10 DOSYA KONUSU imâna dayanan, bilim ve insanın yeryüzünün derinliklerini keşfetme arzusu içinde olduğu bir dönem Batı nın karanlık olarak adlandırdığı Ortaçağ, on altıncı ve on yedinci yüzyılda köklü bir değişime uğrarken, baskı ve katledilme korkusu altında daha da artan bilim aşkı ve bilim adamlarının dünyanın sırlarını keşfetme arzusu korkusuzca yol alıyor. Bunun en güzel örneklerinden birisi, kimya dehası Levoisier. Giyotinle idama mahkûm edildikten sonra, matematikçi Lagrange a, Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra beyin bir süre daha düşünmeye devam etmekte demektir, demesi; ardından sepete düşen kafasında gülümseme ifadesiyle birlikte iki defa göz En eski çağlardan beri, Tanrı nın yüceliği ni ya da Çinlilere göre doğanın düzenini örnek almayı ve Tao nun akışı içinde akmayı araştıran diğer bir deyişle, bütünleyici yin olan bilim, on yedinci yüzyılda tamamen zıt, bütünleyiciden çok kendini kanıtlayıcı olan yang e doğru yönelir. kırpışı Lagrange ın da dediği gibi bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesi olur. En eski çağlardan beri, Tanrı nın yüceliği ni ya da Çinlilere göre doğanın düzenini örnek almayı ve Tao nun akışı içinde akmayı araştıran diğer bir deyişle, bütünleyici yin olan bilim, on yedinci yüzyılda tamamen zıt, bütünleyiciden çok kendini kanıtlayıcı olan yang e doğru yönelir. Batı nın geldiği son noktadaki çıkmazı ya da dönüşümü anlamak için, kültürlerin değişiminin aslında fiziğe bağlı olduğunu görmemiz gerekiyor. 17. yüzyıldan beri fizik, kesin bir bilim örneği olarak diğer disiplinlere model oluyor. René Descartes ın kartezyen felsefesi, Isaac Newton un matematiksel teorisi, Francis Bacon ın bilimsel metodolojisi çağa imzasını atarken, psikologlar, sosyologlar ve iktisatçılar Newtoncu fiziğin temel kavramlarından yararlanırlar. 9

11 DOSYA KONUSU Descartes, tüm dünya görüşünü, birbirinden kopuk, bağımsız iki ayırım üzerine oturtuyor. Res cogitans (düşünen şey) ve res extensa (yer kaplayan şey). Ve böylece insan bedeni ile ruh da ayrılıyor. George Engel ın dediği gibi, tıp, bedeni bir makine, hastalığı da makinenin bozulması ve doktorun görevini de makinenin onarılması şeklinde görür. Descartes, tüm dünya görüşünü, birbirinden kopuk, bağımsız iki ayırım üzerine oturtuyor. Res cogitans (düşünen şey) ve res extensa (yer kaplayan şey). Bu mekanistik kartezyen görüş, Batılı düşünce tarzında çok büyük etki yapar, özellikle bu ayırımı Tıp alanında hissederiz, çünkü insan bedeni ile ruhu birbirinden ayrılır. George Engel ın dediği gibi, tıp, bedeni bir makine, hastalığı da makinenin bozulması ve doktorun görevini de makinenin onarılması şeklinde görür. Klasik Fizik Sarsılıyor Descartes ın çağımızın ilk otuz yılına birçok alanda damgasını vurduğu kesin, ancak kartezyen görüşün ve Newtoncu mekaniğin temel teorileri, modern fiziğin temelinde yatan başka bir isimle yerle bir olur. Enerjinin maddeye, maddenin de enerjiye dönüşebildiğini keşfeden Albert Einstein a göre yalnızca tek bir enerji vardır: Birleşik alan. Einstein, sayısız kültür, fizik bedeni destekleyen, şekillendiren ve hareket ettiren gizli enerjiler matrisinden söz eder. Modern fizikle ortaya çıkan bu gerçekle madde, evrenin birbirine örülü ilişkiler ağı olması ve bu kozmik ağın aslında dinamik olduğunun farkına varılması ve maddenin dinamikliğini kabul eden kuantum teorisiyle sürekli dans eden titreşip hareket eden bir şey olarak yeniden tanımlanır. Fizik biliminde keşfedilen bu enerjiyle, insan bedeninin elektromanyetik, yerçekimsel ve nükleer enerji içinde doğduğu kabul edilir. Bedenin o muazzam işleyişinde, çakralar bedenin enerji merkezi; meridyenler, enerji yolları; aura enerji atmosferi olarak tanımlanır. Bu yaşam enerjisine, Çin de qi veya chi, Hindistan ve Tibet te prana, İbranice de ruach, Japonca da ki, tasavvufta baraka, Iraklılar da orenda, Hıristiyanlıkta Kutsal Ruh adı verilir. 10

12 DOSYA KONUSU Doğu da gelişen Enerji Tıbbına karşılık, Batı nın Modern Tıp anlayışı, kartezyen düşüncenin de etkisiyle, bedeni ruhtan ayırmaya devam eder. Batı, biyolojinin de gelişmesiyle, bedeni git gide daha küçük parçalara ayırarak onarmaya çalışır. Ve bu dönemde, healer (şifacı) terimine kuşkuyla bakılırken, biyolojideki ilerlemelerle Tıp Bilimi, Pasteur ün bakteriler ve hastalık bağlantısını kurması, 1928 de penisilinin keşfi, 1950 lerde antibiyotik çağı ve yine aynı yıllarda psychoactive (ruh etkinleştirici) ve antidepresif ilaçlar yan etkileri göz ardı edilerek, büyük bir heyecanla psikiyatride tedavi amaçlı kullanılmaya başlaması ve ardından hormonların keşfi ve insülinin bulunmasıyla inanılmaz bir hızla yol alır. Psikanalizin Kurucusu Freud Tıp Bilimi nin bu önlenemez yükselişinde, psikolojinin de gelişimi kartezyen bir yol izler. Tarihi kökleri Antik Yunan Felsefesi nde aranan ve on sekizinci yüzyılda başladığına inanılan psikolojide, bir nörolog olarak eğitim gören, bilinçdışını ve onun tüm dinamiklerini keşfeden psikanalizin kurucusu Freud, kartezyen ve Newtoncu anlayışın etkisinde kalır. Psikanalizin içgüdüsel, özellikle cinsel dürtüler gibi dinamik yönüyle, Newton fiziğinin dinamik yönü benzerlik gösterdiği gibi, Freudcu çatışma psikolojisinde, sistemindeki tüm mekanizmalar, aktif ve reaktif güçler, dürtüler ve savunmalar olarak ele alınır. Psikanalizde de Newtoncu teori gibi, mekanistik gerçeklik anlayışı kuralları geçerli olurken, her psikolojik olay belirli bir nedene bağlanır. Newton ve Freud u birleştiren ilginç bir nokta da Newton un teorisinde çekim gücünün yapısı tartışmalı bir konu olurken, Freud un teorisinde de aynı tartışma, libidonun doğası konusunda çıkar. Psikolojinin de gelişimi kartezyen bir yol izler. Tarihi kökleri Antik Yunan Felsefesi nde aranan ve on sekizinci yüzyılda başladığına inanılan psikolojide, bir nörolog olarak eğitim gören, bilinçdışını ve onun tüm dinamiklerini keşfeden psikanalizin kurucusu Freud, kartezyen ve Newtoncu anlayışın etkisinde kalır. Freud un rasyonel ve mekanistik anlayışının bir göstergesi de, mistisizmi ve ayinleri reddederken dini obsesif kompulsif nevroz şeklinde ele almasıdır. Bulunduğu dönemde pek çok kişiyi kendisine çeken Freud u zamanla fikir ayrılığı nedeniyle terk edenlerin en ünlüleri, psikanalizin veliahdı olarak bilinen Jung, Adler, Reich ve Rank gibi isimlerdir. C. G. Jung, psikolojiyi felsefe, din ve mitolojiyle ele alır; arketipler, kolektif bilinçdışı anlayışıyla Freud dan ayrılır. Psikoterapisti, yapabileceği en iyi şey, bilinçaltı (terapötik) sürecin doğal gelişmesini rahatsız etmemektir, diye yeniden tanımlar. Bu sırada Doğu nun geliştirdiği manevi gelenekler kartezyen anlayış içerisinde yer bulamaz. 11

13 DOSYA KONUSU On yedinci yüzyılın iki büyük filozofu Baruch Spinoza ile Gottfried Wilhelm Leibniz, Descartes in ikiliğini (düalizm) reddederek, mistik bir bircilik (monizm) geliştirir. Leibniz e göre, ruh ve beden arasında hiçbir etkileşim yoktur ama her ikisi de önceden kurulmuş uyum içinde faaliyet gösterir. Ancak psikoloji, matematiksel formülasyondan ayrılmadı. Hobbes ve Locke, Descartes ın doğuştan gelen fikirler kavramını reddederek, duyularda olmayan bir şeyin ruhta da olmayacağını iddia ettiler. Locke a göre; fikirler duyusal algılardan geçerek bir beyaz kâğıda (tabula rasa) kazınıyordu. 19. yüzyılda sinir sistemi incelemeleriyle refleksoloji ortaya çıkarken, birçok psikoloğa, bütün insan davranışlarının temel refleks mekanizmalarının karmaşık kombinezonlarına dayanarak anlaşabileceği umudunu verir. Bu görüşün en ünlü temsilcisi Pavlov da şartlı refleks ilkesini geliştirmiştir. Aynı yüzyılın psikologları ruh ve madde arasında bu düalist ayırımı kabul ederken, Max Wertheimer ın Gestalt psikolojisiyle, canlı organizmaların tek tek parçalarla değil, anlamlı bir bütünlükle anlaşılabileceği görüşüyle psikoloji farklı bir yola doğru sapmaya başlar. Nörobiyoloji ve Epigenetik Bugün gelinen noktada ise psikoloji kartezyen görüşün mekanik kurallarından ayrılarak, Doğu nun enerji tıbbı ve mistik anlayışını da içine alarak, nörobiyolojik ve epigenetik araştırmalarla, Doğu ve Batı dengesini kurmaya doğru yol alır. Artık nörobiyolojik araştırmalarda duygularımızın tüm yaşamımız boyunca bize eşlik ettiği bir gerçek olarak kabul edilirken, bu duygusal yönetim sisteminde evrimsel mirasın atalarımızın temel tecrübelerini temsil ettiği vurgulanıyor. Moleküler biyolojinin önde gelen isimlerinden Jean Wilhelm Reich de, genlerimizin empatik ve interaktif olduğunun artık kanıtlandığını belirtiyor. Bowlby nin bağlanma kuramı da Freudcu analitik yaklaşımdan uzaklaşarak, çocuklarda yaşanan kişilik bozukluklarında, çocukla anne arasındaki duygusal ilişkiyi düzenleyen biyolojik sistemi sorumlu tuttular. Rudolf Jaenisch da, hücrelerimizin yapmış olduğumuz her şeyin belleği olduğunu, hiçbir şeyi unutup atlamadıklarını vurgular. Bugün gelinen noktada ise psikoloji kartezyen görüşün mekanik kurallarından ayrılarak, Doğu nun enerji tıbbı ve mistik anlayışı da içine alarak, nörobiyolojik ve epigenetik araştırmalarla, Doğu ve Batı dengesini kurmaya doğru yol alır. 12

14 DOSYA KONUSU Nörobiyoloji ve epigenetiğin geldiği son nokta da, genlerimizin çok hareketli ve uyumlu olduğu, aynı zamanda çevreyle sürekli iletişim içinde oldukları söylenirken, hastalıkların da beyindeki epigenetik şebekede bir bozukluktan ortaya çıktığını gösterir. Batı Tıbbı nın teknolojik gelişmeleriyle, Manyetik Rezonans tekniğiyle, beynin görüntülerine ulaşılırken, beynin de artık empatik sosyal bir organ olduğu kabul edildi. Çünkü duygularımız, düşüncelerimiz ve ötekilerle olan ilişkilerimiz, beyindeki hormonal ve nöronal sistemi harekete geçirerek, diğer organlara da ulaşır. Ekonomi, Batı Avrupa nın eril, toplumumuzda geçerli olan yang yönelimli teorileri arasında yer bulur. Böylece sistemde rekabet, yayılma ve katı teknoloji, katı bilim oldukça kabul görürken, Hristiyanlıkta günah olarak kabul edilen gurur, bencillik ve hırs da yavaş yavaş yükselen bir değer olur. Her şey ev ekonomisiyle başladı Ortaçağın sonlarında, felsefe ve siyasetten ayrı disiplin olarak görülen ekonomi, Batı Avrupa nın eril, toplumumuzda geçerli olan yang yönelimli teorileri arasında yer bulur. Böylece sistemde rekabet, yayılma ve katı teknoloji, katı bilim oldukça kabul görürken, Hristiyanlıkta günah olarak kabul edilen gurur, bencillik ve hırs da yavaş yavaş yükselen bir değer olur. Aslında, ilkel toplumlarda, ekonomi teriminin kökü Yunanca oikonomia (ev idaresi) ilkesine dayanır; özel mülkiyete Private (özel) sözcüğü komünal bir mülkiyete dayanan Latince privare (yoksun bırakmak) sözcüğünden gelir. Özel mülkiyete herkesin refahına hizmet ederse, hoşgörüyle yaklaşılır. Elbette ekonomi ve hoşgörünün bir arada olması zaman içinde sadece bir hayal olurken, bu komünal görüş yerini, özel mülkiyet ve bireycilik anlayışına bırakır. Bilimsel Devrim ve Aydınlanmanın yanı sıra on altıncı ve on yedinci yüzyılda kapitalizmin doğması dünyadaki birçok dengeyi değiştirir. Martin Luther in, Protestan hareketiyle doğan ve kendini yok edercesine çalışmayı dünyevi bir erdem olarak kabul eden, Protestan Çalışma Ahlakı yla, toplumda yerleşen değer- 13

15 DOSYA KONUSU ler ve güdüler kapitalizmin doğması için gerekli olan temel duygusal dürtü ve enerjiyi sağlar. Max Weber in bu görüşüyle, on altıncı ve on yedinci yüzyılda, geleneksel feodal sistemin çöküşüyle, on yedinci yüzyılda Descartes ve Newton dan oldukça etkilenen Sir William Petty modern ekonomi nin kurulmasına öncülük eder. Petty nin emek değer teorisi, onu takip eden Smith, Ricardo ve Marx tarafından da benimsenir. Petty ve merkantilistlerle birlikte modern ekonominin temellerinin atılmasına hizmet veren bir diğer isim de John Locke tır. Locke ile mülkiyet hakları, bireyciliğin yeni değerleri yükselir. Merkantilistlerle birlikte, bir evin idaresi anlamındaki ekonomi, evin yöneticisi olarak görülen devletin eline geçer ve sosyal ekonomi kavramı modern ekonomi kavramıyla yer değiştirir. 19. yüzyılda Engels, kapitalizm ile ataerkil değerler arasındaki bağlantıya dikkat çekince Marksist nesiller onu izler. Böylece Klasik Siyasal Ekonomi dönemi, Adam Smith in 1776 da Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Nedenleri Üzerine Bir Araştırma adlı kitabıyla resmen başlar. Aynı dönemde de ekonomi, tarım ekonomisinden uzaklaşarak, buhar gücünün ve makinelerin egemen olduğu Sanayi Devrimi ne doğru yol alır. Smith, görünmez el metaforuyla (laisser faire, laisser passer; bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) diye ilerlerken ekonomideki dengeyi, Newton un denge, hareket yasaları ve bilimsel nesnellik kavramlarına dayandırıyordu. Kuşkusuz ekonomiyi de diğer bilimlerden bağımsız düşünmemek gerekiyor. Thomas Malthus un nüfusun yiyecek arzından daha hızlı artacağı şeklindeki kötümser görüşünü kabul eden ve bunun ekonomide analizini yapan Ricardo, bu konuyu refah eko- Yunan filozof Herakleitos un dediği gibi, Karşıtlık uyum getirir. Uyuşmazlıktan ahenklerin en büyüğü doğar Sağlığın güzelliği hastalıkla, iyiliğin güzelliği kötülükle, doygunluk açlıkla, yorgunluk dinlenmeyle anlaşılır. 14

16 DOSYA KONUSU nomisi kavramıyla, bireysel ve toplumsal tercihler ve matematiksel şemalar yardımıyla çözmeye çalıştı. Amaç mevcut düzenin korunmasıydı. Ekonomide başlayan reform hareketinin en önemli isimlerinden John Stuart Mill, ekonomiyi üretim ve servetin kıtlığı olarak tek bir konuyla sınırlarken toplumsal değerleri, örf ve adetleri, felsefeyi ve hatta sanatı da, ekonominin içine soktu. Karl Marx, kapitalizmin eleştirisini yaptığı üç ciltlik kitabı Das Kapital ile filozof olarak bir eylem felsefesi geliştirdi ve şöyle dedi: Filozoflar, dünyayı çeşitli yollarla yorumlamakla yetindiler; asıl sorun ise onu değiştirmektir. Dünya ekonomisi on dokuzuncu yüzyıl sonları ve yirminci yüzyılın başlarında, kapitalizmi sarsan Marksist teorileri doğrulayan Büyük Depresyon u yaşar. Daha sonra yönetimler toplumsal ve ekonomik müdahalelerle kapitalizmin çarklarını bir kez daha döndürmeye başlar. Bu müdahaleler de Keynes in teorisine dayanmaktadır. Bu dalgalanmaları ulusal ekonomilerin bir parçası olarak gören Keynes, ekonomiyi mikro düzeyden makro düzeye ele alır. Ona göre yatırımlarla istihdam artarken, tüketim mallarına da talep artacak ve toplam gelir düzeyi yükselecektir. Keynesçi ekonomi siyasal şartları, çokuluslu şirketlerin büyük gücü gibi önemli ayrıntıları göz ardı ederek geçerliliğini yitirir. Ekonomide var olan bu Newton un mutlak, sınırsız mekân ve zaman kavramlarıyla büyüme olan tek gerçeği, elbette ekolojik sorunlara hiç dikkati çekmedi. Hatta büyüme saplantısı iki zıt güç olan Sovyetler Birliği ve Amerika yı da birbirine öylesine yaklaştırır ki, bu iki süper güçte, ister devlet eliyle, ister özel çokuluslu şirketler tarafından, büyüme ve yayılma evrensel tutkusuyla, Marx ın deyimiyle, halkın afyonu olan büyümeyle, giderek birbirine benzer. Bu büyüme tutkusunun geleceği noktada doğal kaynakların yok olacağını 1950 lerde öngören M.King Hubbert, matematiksel kesinliğe ulaşarak, 1970 lerde Amerika nın doğalgaz ve petrol üretiminin en yüksek noktasına ulaşacağını ve daha sonra inişin başlayacağını tahmin etmişti. Bu tutkuyla giden insanlığı bugün bekleyen iki tehlike var: Doğal kaynakların yok olması ve hızla artan nüfus. Bugün geldiğimiz noktada, kültürümüzü ele geçiren bu katılığın, sadece bilimde değil, teknolojide de ortaya koyuyor. Bu teknoloji, bütüncül olmaktan çok, parçalı; işbirliğinden çok, yönetim ve de- Marx ın deyimiyle, halkın afyonu olan büyümeyle, giderek birbirine benzer. Ekonomide var olan bu Newton un mutlak, sınırsız mekan ve zaman kavramlarıyla büyüme olan tek gerçeği, elbette ekolojik sorunlara hiç dikkati çekmedi. 15

17 DOSYA KONUSU Bu çürüme döneminin ardından dönüm noktası gelir. Uzaklaşmış olan kudretli ışık geri döner. Hareket vardır, ama zoraki değildir Hareket doğaldır, kendiliğinden doğar Bu nedenle eskinin (yeniye) dönüştürülmesi kolay olur. Eski bir kenara bırakılır ve yeni benimsenir. Her ikisi de zamana tabidir; bu yüzden hiçbir zarar meydana gelmez. Evet, yukarıda anlatılanlar, son yüzyılda dünyaya damgasını vurmuş Batı nın bugüne geliş sürecinin küçük bir özeti. Ve bugün anlıyoruz ki, Doğu nun bütünselliği, aslında yaşamımızın her alanında geçerli. Yani ne ekonomi sırf rakamlardan, ne de teknoloji ekolojik dengeden bağımsız olabiliyor. Kartezyen anlayışın parçalı görüşü, günümüze eski ve yeni bütünleşmesiyle geldi; sağlık ile bütünlük arasında bir bağlantı kuruldu. Doğu Tıbbı nın bu bütünlüğüne yönelen Batı, hale, heal ve holy sözcükleri kadar health (sağlık) ve whole (bütünlük) gibi İngilizce de sağlam, tam ve sağlıklı anlamına gelen hal kökünden türeyen sözcükleri tanıdı. netime dayalı; bütünleyici olmaktan ziyade kendini kanıtlayıcı. Sonuç: Anti ekolojik, anti sosyal, sağlıksız ve insanlık dışı. Küçük Güzeldir Peki, ne yapabiliriz? İngiliz iktisatçı ve filozof Dr. E. F. Schumacher in, Small is Beautiful (Küçük Güzeldir) kitabında dediği gibi biz, insan yüzlü bir teknolojiye muhtacız. Bugün Doğu nun Batı dan daha iyi olduğu söylenemez, aslında her ikisi de bir bütünün ana öğeleri. Doğu ve Batı birbirine karşıttır ama dünyayı bütünler. Yunan filozof Herakleitos un dediği gibi, Karşıtlık uyum getirir. Uyuşmazlıktan ahenklerin en büyüğü doğar Sağlığın güzelliği hastalıkla, iyiliğin güzelliği kötülükle, doygunluk açlıkla, yorgunluk dinlenmeyle anlaşılır. Soyut, öznel, felsefe ve sanattan doğan bütünsel, hastanın kendi kendini iyileştirdiği, şifacının yol gösterdiği Doğu Tıbbı karşısında somut, nesnel, teknik bilimden doğan belirtisel, hastayı doktorun ve tıbbın iyileştirdiği Batı Tıbbı. Birbirleriyle olan uyumu, tıpkı bir aile içinde bağları ve duyguları kontrol eden dişil karakterle; eylemi ve dışa dönük faaliyetleri gerçekleştiren eril karakterin gücünün birleşimi gibi. İkisinin uyumu ailenin güçlü yapısını ortaya koyar. Umudumuz dünyanın, Doğu nun bütünsel ve bağlayıcı bakışıyla, Batı nın uygulayıcı ve eyleme yönelik tutumunun birleşimiyle dengeyi sürdürmesi yönünde < 16

18 MEKANLARIN RUHU Mario Levi nin İstanbul u Doğu-Batı arasında sıkışmış bir kent, İstanbul. Ve bu şehr-i İstanbul u yıllardır kelimeleriyle anlatan, İstanbul u yüreğinin ta derinliklerinde hisseden yazar, Mario Levi. İstanbul Bir Masaldı dedi, İstanbul Fotoğrafları dedi ve bize Pandispanya bile yaptı. Bugüne kadar yazdığı yedisi roman on bir kitapta, onun cümleleri, gözlemleri ve hissettikleriyle; İstanbul da hüznüyle, terk edenleriyle, kavuşamayanlarıyla, komşularıyla, kadınlarıyla, aşkıyla var oldu. Levi, en çok Kadıköy Yeldeğirmeni Kehribar Apartmanı na bağlandı. 20 yıl yaşadığı apartmanda şimdi sadece kitapları var. Döneceğim bir gün kitaplarımın arasına, sadece yazmak için döneceğim diyor. Doğu ve Batı arasına sıkışmış şehr-i İstanbul u yıllardır kelimeleriyle anlatan, İstanbul u yüreğinin ta derinliklerinde hisseden yazar... İstanbul Bir Masaldı dediniz, bu masal nasıl başladı? 1997 yılıydı sanırım. O yıllarda hayatımda değer verdiğim Norveçli bir kadın vardı. İstanbul a gelmişti. Biraz da turistik olması kaçınılmaz bir İstanbul gezisinde Galata Kulesi ndeydik. Bir yaz akşamıydı ve güneş battı batacaktı. Bilenler bilir, Galata Kulesi nin terasından Haliç çok güzel gözükür. O gün de bir yabancı için adeta peri masalı görünümündeydi. Gökyüzünde bir lacivertlik, hafif kızıllık deniz yine bir başka renge bürünmüş, çivit mavisi gibiydi. Tarihi yalılar, şunlar bunlar derken fevkalade güzel bir İstanbul manzarası vardı. Bir ara arkadaşım yalnız kalmak istediğini söyledi. Ben de yalnız bıraktım onu ve terasın arka tarafına geçtim. Arka taraftaki görüntü o kadar da güzel değildi. Orada birbirinin içine girmiş birçok ev vardı. Kimilerinin gözünde zevkten bütünüyle yoksun, köhne evler. Aniden beklemediğim bir olay oldu ve bir takım sesler duymaya başladım. Geçmişten gelen, hayalimdeki sesler. Bunun farkındaydım elbette, kahkahalar, çocuk cıvıltıları, şarkılar Sanki tarih gözümün önünde canlanmıştı. İstanbul Bir Masaldı yı yazmakta olduğum günlerdi. Aslında romanda bir hayli yol almıştım fakat gördüklerim başka bir ruh, başka bir derinlik kattı. Sonra ne kadar doğru bir yolda olduğumu anladım. Neydi bu 17

19 MEKANLARIN RUHU derinlik? İstanbul un özellikleri nedir? diye sorsanız, benim aklıma ilk gelenlerden biri tarih duygusudur, İstanbul daki derinliktir. Bu sebeple çok etkileyici ve edebiyat açısından fevkalade esinleyici bir şehirde yaşadığımın farkındaydım; bu çok özel bir deneyim. Kokuların sizin için ayrı bir önemi olduğunu biliyoruz. Peki, İstanbul nasıl kokuyor? Kokular bambaşka bir konu. Aslında hayatımızda sanıldığından çok daha önemli bir yere sahip. Bizi geçmişe, tarihe, dolayısıyla da hayatımızın derinliklerine bağlayan en önemli köprülerden biri Bu söylediğim sadece bir yazar görüşü değil, aynı zamanda bilimsel de. Hafızayı güçlendiren ve hafızanın derinliklerinde kaybolmuş gibi görünen bir takım duygu ve olayları geri getirebilen en güçlü duyu, koku alma duyusudur. İstanbul un nasıl koktuğu nasıl bakmak istediğine bağlı. Kimileri çok veciz bir şekilde bok kokuyor diyebilir, yahu fazla romantik olmaya gerek yok, egzoz kokuyor da diyebilir. Bunların hepsi de doğru olabilir. Fakat ben şuna inanıyorum. Hâlâ çok güzel kokuları var İstanbul un. Hâlâ şehri benim gözümde yaşanılmaya değer kılan, hâlâ gizemli ve özel kılan bir takım kokular Meselâ bunların en güçlülerinden biri Kadıköy ve Eminönü iskelelerindeki balık ekmek kokusu. Kuru Kahveci Mehmet Efendi nin önünden geçerken yeni kavrulmuş ve yeni çekilmiş kahve kokusu, Mısır Çarşısı nda baharat kokusu. Büyükada daki birçok kişinin hiç sevmediği at pisliği kokusu İstanbul un Doğu ve Batı dediğimiz yönlerinin bir arada olduğunu gösteren ayrıntılara girdiğimizde çok farklı yerlere ait başka kokular da var. Sakızlı Paskalya Çöreği kokusu -ki hâlâ Baylan bu çöreği en iyi yapan yerlerden biri- hemen karşısında da Hacı Bekir in çifte kavrulmuş lokum kokusu. İşte bunların hepsi bize Doğu-Batı sentezini çok güzel anlatmaz mı? Hâlâ çok güzel kokuları var İstanbul'un. Hâlâ şehri benim gözümde yaşanılmaya değer kılan, hâlâ gizemli ve özel kılan bir takım kokular Meselâ bunların en güçlülerinden biri Kadıköy ve Eminönü iskelelerindeki balık ekmek kokusu. Kuru Kahveci Mehmet Efendi nin önünden geçerken yeni kavrulmuş ve yeni çekilmiş kahve kokusu, Mısır Çarşısı nda baharat kokusu 18

20 MEKANLARIN RUHU Her şeyden önce ben bir İstanbul anlatıcısıyım. İstanbul bir Masaldı da asıl amacım İstanbul dan bir masal çıkartmak değil, öncelikle İstanbul'u anlatmaktı. Tarihiyle, yaşanmışlıklarıyla ve tarihin karanlıklarına gömülmüş ya da gömülmek isteyen insanlarıyla, duygularıyla İstanbul un batı ya en yakın yarımadasında, bir yabancı olarak doğmak benim suçum değildi İstanbul u bir masal gibi yaşamak da benim suçum değildi dediniz. İstanbul Bir Masaldı da en sevdiğim cümlelerden biri. Asıl amacım İstanbul dan bir masal çıkartmak değil, her şeyden önce İstanbul u anlatmaktı. Tarihiyle, yaşanmışlıklarıyla ve tarihin karanlıklarına gömülmüş ya da gömülmek isteyen insanlarıyla, duygularıyla... Her şeyden önce ben bir İstanbul anlatıcısıyım. Bu romanı oluştururken hayat serüveninden tabii ki çok yararlandım. Mesela benim geniş bir ailem vardı. Anneannem dokuz kardeş; beş kız, dört erkek. Babaanne deseniz, o da öyle sayılır; iki kız iki, erkek. Bütün bu yaşananların beraberinde getirdiği bir takım tanıklıklar var. Çocuksunuz ve o günlerde size bir hayli yaşlı görünen büyük teyzeler, büyük dayılar, halalar var. Çocukken ben onları yaşlı bulurdum, oysa benim şimdiki yaşımdalar. Dolayısıyla aile büyük olunca arada husumetler, kırgınlıklar, barışmalar, beraberinde getirdiği hikâyeler ve birbirinden söz etmeler, yakınmalar olabilir. Bir de bana şöyle hikâyelerle geliyorlar: Bir evlilik yapıp da genç yaşında dul kalan bir büyük teyze, kocası veremden ölmüş ama ailenin en küçüğü ve bir takım mental problemleri olan kız kardeş Aile tarafından biraz dışlanan, dışlandığı için de sanki inadına aileye kendini göstermek ve hissettirmek için ailenin yüz kızartıcı bulabileceği şeyler yapan bir kız kardeş... Tuhaf kıyafetlerle Nişantaşı nda dolaşıyor. Onu tanıyorsun ama sen de çocuksun en nihayetinde ve ailenin etkisinde kaldığın için ona çok fazla yaklaşamıyorsun. Ailen sana ne yaptın? diyecek diye korkuyorsun. İlerleyen yıllarda kadın ölmüş hatırasını bırakmış. Bir bakıyorsun ki bu anlatılacak bir hikâye. Kendinden de bir şeyler ekliyorsun, hikâyeyi daha derinleştirmek için uyduruyorsun. Artık çok eski zamanda kaldığı için yaşananlar biraz da gerçek dışı gibi geliyor, bir masala dönüşüyor Belirli yaşa gelmiş olanlar, ben bile, geçmişte yaşanan bazı güzellikleri örneğin İstanbul un kıyılarından, plajlarından denize girmeyi artık bir masala dönüşmüş gibi görüyorum çünkü anlatamazsın. Şişli de otururken, yaz aylarında Erenköy e denize girmeye gittiğini nasıl anlatabilirsin? Benim kahramanlarım, 20. yüzyılın başında doğmuş, sonlarına doğru yaşına gelmişler; büyük değişimi, iki dünya savaşını, Kurtuluş Savaşı nı görmüşler. İki ayrı devlette yaşamışlar. Bütün bunlar görüldüğünde elbette bizim için bir masal oluyor her şey. Masal anlatmak, hikâye anlatmak da aslında bir hayatta kalma çabasıdır. Tıpkı Şehrazat gibi... 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI

DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI 1 DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI Örgütte faaliyette bulunan insan davranışlarının anlaşılması ve hatta önceden tahmin edilebilmesi her zaman üzerinde durulan bir konu olmuştur. Davranış bilimlerinin

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

11/26/2010 BİLİM TARİHİ. Giriş. Giriş. Giriş. Giriş. Bilim Tarihi Dersinin Bileşenleri. Bilim nedir? Ve Bilim tarihini öğrenmek neden önemlidir?

11/26/2010 BİLİM TARİHİ. Giriş. Giriş. Giriş. Giriş. Bilim Tarihi Dersinin Bileşenleri. Bilim nedir? Ve Bilim tarihini öğrenmek neden önemlidir? Bilim Tarihi Dersinin Bileşenleri BİLİM TARİHİ Yrd. Doç. Dr. Suat ÇELİK Bilim nedir? Ve Bilim tarihini öğrenmek neden önemlidir? Bilim tarihi hangi bileşenlerden oluşmaktadır. Ders nasıl işlenecek? Günümüzde

Detaylı

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR BİRLİK BULAMACI YERİNE GERÇEK BİRLİK A. GİRİŞ Başlangıçta,eşler arasındaki farklar bazen heyecanlı olabilir. Kendinde olmayan özellikleri eşinde bulunca yaşama renk katacağı olur

Detaylı

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Kanserli Hastalar Tarafından Sık Sorulan Sorular Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Hastaların Soruları Tıbbi tedavi Otonomi

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri Kurucuları ve Okullar ( W. Wundt Okulu,

Detaylı

Seks. Psikolojiye Giriş. 2 zekice soru. Arasınav. Bizi Güdüleyen Nedir? Seks Ders 14

Seks. Psikolojiye Giriş. 2 zekice soru. Arasınav. Bizi Güdüleyen Nedir? Seks Ders 14 Psikolojiye Giriş Seks Bizi Güdüleyen Nedir? Seks Ders 14 2 Arasınav 2 zekice soru En yüksek puan 94 En yüksek %10 89 ve üstü En yüksek %25 85 ve üstü Zaman ölçümlerine bakmak bebeklerin zihinleri hakkında

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Mutluluk nedir? Kenan Kolday

Mutluluk nedir? Kenan Kolday Mutluluk nedir? Kenan Kolday İzmir 2017 1 2 KENAN KOLDAY Holistik gelişim, ruhsal yolculuk, yaşam koçluğu, hakikati arayış, üst düzey yöneticilik 1975 yılında İzmir de Dünya ya geldi. Özel İzmir Amerikan

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

kavramının inşa edilmesi

kavramının inşa edilmesi B E N L İ K kavramının inşa edilmesi Ben kimim? Doç.Dr. Hacer HARLAK - Sosyal Psikoloji I sorular sorular - sorular Siz diğerlerinden farklı mısınız, yoksa benzer mi? Herkes için aynı kişi misiniz? (Eğer

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür. 1 Giriş 1

Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür. 1 Giriş 1 XI İçindekiler Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür Sayfa vii viii x 1 Giriş 1 Tanımlar: Kültürlerarası psikoloji nedir? 3 Tartışmalı konular 5 Konu 1: İçsel olarak ya da dışsal olarak

Detaylı

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır.

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır. BEN BĐR YAŞAM KOÇUYUM 7.SEANS Koçluk ve danışmanlık Bazen öyle zamanlar olur ki danışanlarınızın koçluk hizmetinin sınırları içinde olmayan problemlerine yardım etme durumunda kalırsınız. Böyle zamanlarda

Detaylı

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Cahit Kişioğlu, İzmir 9 Eylül Lions Kulübü ÖZET: Lion ve Leo iletişiminde kullanılan eleştirel veya koruyucu yetişkin tarzını yetişkin boyutuna taşıyarak, Lion - Leo

Detaylı

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Bir Varmış Dünya Yokmuş İnsan. Onun deyimiyle dünyanın en akıllı canlısı. Dünyanın fiziki varlığından bu yana hiçlikten üretilen onca iğne ipliğin, teknolojinin ve tanımların,

Detaylı

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ 8 YARIYILLIK DERS PROGRAMI (İNG. KAPANDIKTAN SONRA)

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ 8 YARIYILLIK DERS PROGRAMI (İNG. KAPANDIKTAN SONRA) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ 8 YARIYILLIK DERS PROGRAMI (İNG. KAPANDIKTAN SONRA) BİRİNCİ YARIYIL DERSLERİ 101 Felsefeye Giriş I Z 2 2 0 2 5 103 İlkçağ Felsefesi I Z 3 3 0 3

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (07 Eylül-16 Ekim 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (07 Eylül-16 Ekim 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (07 Eylül-16 Ekim 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her 6

Detaylı

DOÇ. DR. DOĞAN GÖÇMEN DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ

DOÇ. DR. DOĞAN GÖÇMEN DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ DOÇ. DR. DOĞAN GÖÇMEN DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ Felsefe neyi öğretir? Düşünme söz konusu olduğunda felsefe ne düşünmemiz gerektiğini değil, nasıl düşünmemiz gerektiğini öğretir. Mutluluk

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri

ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri ÜNİTE:4 Bilişsel Psikoloji 1 ÜNİTE:5 Çocuklukta Sosyal Gelişim ÜNİTE:6 Sosyal

Detaylı

On Combatting Youth Unemployment in Accession Countries: Common Problems, Common Solutions

On Combatting Youth Unemployment in Accession Countries: Common Problems, Common Solutions On Combatting Youth Unemployment in Accession Countries: Common Problems, Common Solutions SARIYER MUNICIPALITY Şükrü GENÇ Mayor of Sarıyer DEĞERLİ ARKADAŞLAR, 20 li yaşlarımdan bu yana, hem öğrencilik

Detaylı

Bodrum da Can Arif Semineri

Bodrum da Can Arif Semineri Bodrum da Can Arif Semineri Can Arif semineri 3 Mayıs Pazar günü saat 19.00 / 22.00 de Bodrum Maya Otel salonunda düzenleniyor. Etkinlik rezervasyonlarının, organizasyon sorumlusu Dilek Ayanoğlu tarafından

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu'

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' 'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' Yeni yıl için yeni kararlar almak, yeni seçimler yapmak zorunda olanlar, Prof. Dr. Kemal Sayar'ın önerilerini okumadan adım atmasın. Psikiyatr olan Prof. Dr. Kemal Sayar

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 1 Medeniyet veya uygarlık, bir

Detaylı

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM Jean Piaget ve Jerome Bruner Biliş ne demektir? Biliş; düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerine denir. Bilişsel gelişim neleri kapsar? Bireydeki akıl yürütme, düşünme, bellek ve dildeki

Detaylı

2015-2016 DÖNEM I MED 115: Temel Bilimler I Ders kurulu 14.09.2015-09.10.2015 4 Hafta/ 73 saat

2015-2016 DÖNEM I MED 115: Temel Bilimler I Ders kurulu 14.09.2015-09.10.2015 4 Hafta/ 73 saat 2015-2016 DÖNEM I MED 115: Temel Bilimler I Ders kurulu 14.09.2015-09.10.2015 4 Hafta/ 73 saat Dersler Teorik Pratik Toplam Davranış Bilimleri 25-25 Sağlıklı Yaşam ve Halk Sağlığı 25-25 Sosyal Bilimler

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK EĞİTİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK EĞİTİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK EĞİTİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ cocukuniversitesi.istanbul.edu.tr Prof. Dr. Mahmut AK İstanbul Üniversitesi Rektörü İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi bütün

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not I Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Psikoloji *Psikoloji, pscyhe (ruh) ve logy (bilim) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir. *Psikoloji, hayvan

Detaylı

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) T.C. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) 2. Hafta Ders Notları - 25/09/2017 Araş. Gör. Dr. Görkem

Detaylı

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER SAYI: 1 ANASINIFI I. PYP SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA: Kim Olduğumuz SÜRE: 22.09.2014-31.10.2014 ANA FİKİR: Fiziksel özelliklerimi ve ilgi alanlarımı bilmek kendimi tanımamı sağlar.

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15 Bilimin Anlamı ve Özellikleri...17 Psikoloji...18 Gelişim Psikolojisi...25 Öğrenme Psikolojisi...26 Psikolojide Araştırma Yöntemleri...26

Detaylı

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası Konular nin Doğası Tarihi Antik dönemler PSİKOLOJİ Biliminin Doğası psikolojinin başlangıcı Günümüz k ler Biyolojik perspektif Davranışçı perspektif Bilişsel perspektif Psikanalitik perspektif Subjektif

Detaylı

ZEKA Oyunları Turnuvaları

ZEKA Oyunları Turnuvaları 2013 / 2014 SAYI: 8 Oyunları Turnuvaları ZEKA Oyunları Turnuvaları Haftanın Bazı Başlıkları Uzlaşı Sanatı KOÇ Üniversitesi Okulumuzu Ziyaret Etti ZEKA Oyunları Turnuvaları Beslenme ve Çocuk Semineri ile

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek 1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek İngilizce öğrenilememesinin ilk ve en büyük sebeplerinden birisi, İngilizce öğrenmeyi ders çalışmak olarak görmek. Çoğu zaman İngilizce iş hayatında başarılı

Detaylı

Dr. Sait Uluç Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü

Dr. Sait Uluç Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü Dr. Sait Uluç Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü KİŞİSEL BİLGİLER Adres: Hacettepe Ünv. Edebiyat Fak. Psikoloji Böl. Beytepe/ANKARA E- Posta: psysait@hacettepe.edu.tr Kişisel

Detaylı

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken Engin Deniz İpek 21301292 Üniversite Üzerine Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken formüllerden ya da analitik zekayı çalıştırma bahanesiyle öğrencilerin önüne

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Eğitim HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YRD. DOÇ. DR. SAİT ULUÇ. psysait@hacettepe.edu.tr. Telefon: (0312) 2978332

ÖZGEÇMİŞ. Eğitim HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YRD. DOÇ. DR. SAİT ULUÇ. psysait@hacettepe.edu.tr. Telefon: (0312) 2978332 ÖZGEÇMİŞ YRD. DOÇ. DR. SAİT ULUÇ E-Posta: psysait@hacettepe.edu.tr Telefon: (0312) 2978332 Adres: HÜ. Edebiyet Fak. Psikoloji Böl. Beytepe/ANKARA Eğitim Mezuniyet Tarihi Derece Alan Kurum 2005 Doktora

Detaylı

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not III Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Kişilik Gelişimi Kişilik Nedir? *Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Ergenlikte Kimlik Gelişimi. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi

Ergenlikte Kimlik Gelişimi. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi Ergenlikte Kimlik Gelişimi Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi Ergenlik ruhsal bir süreç olmasına karşın, bu süreci başlatan olgu bedensel, başka bir deyişle fizikseldir. Hipotalamustan

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ Psikolojik bozukluklar nasıl iyileştirilir? Tedavi için uygun kişi kimdir? En mantıklı tedavi yaklaşımı hangisidir? Bir terapi biçimi diğerlerinden daha iyi midir? Herhangi

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Ürün Detayları 2015-2016 EGO0-11.06DS 11. SINIF DENEME SINAVLARI SORU DAĞILIMLARI. Eğitim doğamızda var

Ürün Detayları 2015-2016 EGO0-11.06DS 11. SINIF DENEME SINAVLARI SORU DAĞILIMLARI. Eğitim doğamızda var . 99 // 11. Sınıf Programı - Dil ve Anlatım // 01 Metinlerin Sınıflandırılması 02 Anlatım Türleri 03 Öğretici Metinler (Mektup) 04 Öğretici Metinler (Günlük) DİL ve ANLATIM DİL ve ANLATIM 05 Ses Bilgisi

Detaylı

Etkili İletişim. Uzman Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisti. Zeynep SET

Etkili İletişim. Uzman Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisti. Zeynep SET Etkili İletişim Uzman Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisti Zeynep SET Bana doğru bir ses çıkarman, benimle iletişim kurduğun anlamına gelmez. David Gordon İletişim Becerileri İletişim Nedir? İletişim

Detaylı

ÖĞRETMEN YETĐŞTĐREN YÜKSEKÖĞRETĐM KURUMLARININ SEMPOZYUMU TEBLĐĞLER

ÖĞRETMEN YETĐŞTĐREN YÜKSEKÖĞRETĐM KURUMLARININ SEMPOZYUMU TEBLĐĞLER G A Z Đ Ü N Đ V E R S Đ T E S Đ GAZĐ EĞĐTĐM - MESLEKĐ EĞĐTĐM - TEKNĐK EĞĐTĐM FAKÜLTELERĐ ÖĞRETMEN YETĐŞTĐREN YÜKSEKÖĞRETĐM KURUMLARININ SEMPOZYUMU 8-1 1 HAZĐRAN 1997 TEBLĐĞLER BĐLGĐSAYAR DESTEKLĐ EĞĐTĐME

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

KENAN KOLDAY. İnsanın gelişimini akıl, beden ve ruhun bütünlüğü açısından holistik bir şekilde ele alan Kenan Kolday ın yaşam amacı;

KENAN KOLDAY. İnsanın gelişimini akıl, beden ve ruhun bütünlüğü açısından holistik bir şekilde ele alan Kenan Kolday ın yaşam amacı; KENAN KOLDAY Holistik gelişim, ruhsal yolculuk, yaşam koçluğu, hakikati arayış, üst düzey yöneticilik 1975 yılında İzmir de Dünya ya geldi. Özel İzmir Amerikan Koleji nden mezun olduktan sonra 1998 yılında

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ

İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ FELSEFE FEL0* İLKÇAĞ FELSEFESİ 5 5 FEL04* FELSEFİ KAVRAMLAR VE TERİMLER 5 5 FEL06* VARLIK FELSEFESİ 5 5 FEL08* KLASİK MANTIK 4 5 5 FEL0* BİLİM TARİHİ 4 4 FEL0* İSLAM FELSEFESİ TARİHİ I +0 5 5 FEL04* AHLAK

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi

philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi FELSEFE NEDİR? philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi Felsefe değil, felsefe yapmak öğrenilir KANT Felsefe, insanın kendisi, yaşamı, içinde

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Karşındakini Var Etmenin En Zor Yolu: DİNLEMEK - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Karşındakini Var Etmenin En Zor Yolu: DİNLEMEK - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Fatma Atasever fatmaatasever@windowslive.com Uzun zamandır kendini kötü hisseden arkadaşıma bir psikoloğa gitmesini önerdim. Psikoloğa gidince ne değişecek? İlaç veremeyecek ki. Konuşarak ben nasıl tedavi

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

Sosyoloji. Konular ve Sorunlar

Sosyoloji. Konular ve Sorunlar Sosyoloji Konular ve Sorunlar Ontoloji (Varlık) Felsefe Aksiyoloji (Değer) Epistemoloji (Bilgi) 2 Felsefe Aksiyoloji (Değer) Etik Estetik Hukuk Felsefesi 3 Bilim (Olgular) Deney Gözlem Felsefe Düşünme

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

Fen - Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü

Fen - Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü http://ogr.kocaeli.edu.tr/koubs/bologna/genel/listesi_prn.cfm?ed=0 1 / 5 22.05.2018 15:50 Fen - Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Adı 2017/2018 Listesi 1. YARIYIL TLU Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Detaylı

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz. 2018-2019 Eğitim- Öğretim Yılı Özel Ümraniye Gökkuşağı İlkokulu Sorgulama Programı Kim Olduğumuz Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal

Detaylı

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ fizik güncesi MARMARİS KAMPÜSÜ Haftalık E-bülten Sayı: 3 / 13.03.2015 Hazırlayanlar Defne TÜRKER Herkes zekidir. Ancak bir balığı ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI?

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? Bireyin iç ve dış dünyasını algılayıp, yorumlamasında etkili olan tüm faktörlere paradigma yani algı düzeneği denilmektedir. Bizim iç ve dış dünyamızı algılamamız,

Detaylı

Yazılım Ekonomisi ve Özgür Yazılım. Bora Güngören 26 Ağustos 2006

Yazılım Ekonomisi ve Özgür Yazılım. Bora Güngören 26 Ağustos 2006 Yazılım Ekonomisi ve Özgür Yazılım Bora Güngören 26 Ağustos 2006 Seminer Programı Yazılım Nedir? Yenir mi? Yazılımın Ekonomideki Yeri Nedir? Özgür Olmayan Yazılım Ekonomisi Nasıl İşler? Özgür Yazılım Nasıl

Detaylı

2016 KONYA İKİ DOĞU İKİ BATI ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER AKADEMİSİ BAŞVURU KLAVUZU

2016 KONYA İKİ DOĞU İKİ BATI ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER AKADEMİSİ BAŞVURU KLAVUZU 2016 KONYA İKİ DOĞU İKİ BATI ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER AKADEMİSİ BAŞVURU KLAVUZU İki Doğu İki Batı Uluslararası Öğrenci Derneğinin düzenlediği, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı nın katkılarıyla

Detaylı

Hatta Kant'ın felsefesinin ismine "asif philosopy/mış gibi felsefe" deniyor. Genel ahlak kuralları yok ancak onlar var"mış gibi" hareket edeceksin.

Hatta Kant'ın felsefesinin ismine asif philosopy/mış gibi felsefe deniyor. Genel ahlak kuralları yok ancak onlar varmış gibi hareket edeceksin. Diğer yazımızda belirttiğimiz gibi İmmaunel Kant ahlak delili ile Allah'a ulaşmak değil bilakis O'ndan uzaklaşmak istiyor. Ne yazık ki birçok felsefeci ve hatta ilahiyatçı Allah'ın varlığının delilleri

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni. Çocuk ve Cinsellik

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni. Çocuk ve Cinsellik Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni Çocuk ve Cinsellik Cinsel kimlik kişinin ait olduğu cinsi bilme hissidir. Cinsel kimlik gelişimi, doğumla başlayan ve yetişkinliğe kadar devam eden

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı Hayat Amaçsız

Detaylı

Mustafa Ruhi Şirin NİÇİN ÇOCUK ve MEDENİYET?

Mustafa Ruhi Şirin NİÇİN ÇOCUK ve MEDENİYET? ÇOCUK VAKFI NIN SUNUŞU Mustafa Ruhi Şirin NİÇİN ÇOCUK ve MEDENİYET? Kültür ve medeniyet birbirini tamamlayan, çoğunlukla aynı anlamda kullanılan iki kavramdır. Hiçbir kültür/medeniyet, diğerinden daha

Detaylı

11. SINIF ÜNİTE DEĞERLENDİRME SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM

11. SINIF ÜNİTE DEĞERLENDİRME SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM * Metinlerin Sınıflandırılması Anlatım Türleri Mektup Anı (Hatıra) Biyografi (Hayat Hikayesi) Otobiyografi Gezi Yazısı Ses Bilgisi Zarf (Belirteç) Anlatım Bozuklukları

Detaylı

UZAY VE ZAMAN NEDİR? İnsanın var olduğundan beri kendine sorduğu kendineve evrenedair en önemli soru!

UZAY VE ZAMAN NEDİR? İnsanın var olduğundan beri kendine sorduğu kendineve evrenedair en önemli soru! UZAY VE ZAMAN NEDİR? İnsanın var olduğundan beri kendine sorduğu kendineve evrenedair en önemli soru! Giordano Bruno, Galileo Galilei, Nicolaus Copernicus, Johannes Kepler, René Descartes ARİSTO (ARİSTOTELES)

Detaylı

Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat

Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Tarih / Terra Cotta Savaşçıları, Çin Halk Cumhuriyeti Kitap / Türkan Röportaj / Doç. Dr. Okan Gülbahar El Sanatları / Geleneksel

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

Danışman Olarak Hemşire

Danışman Olarak Hemşire ÜNİTE 6 Danışman Olarak Hemşire Bu üniteyi çalıştıktan sonra, Amaçlar Danışmanın ne olduğunu, Danışmanın yararlarını, Danışmanın kimlere yapılabileceğini? Danışmanın tekniklerini, öğrenmiş olacaksınız.

Detaylı

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU A R A Ş. G Ö R. Z E Y N E P K I R I K K A L E L İ Gebelik dönemi fizyolojik olduğu kadar kalıcı psikolojik değişikliklere de neden olmaktadır. Anne karnında gelişen

Detaylı

İLKNUR HATİCE ÖNAL HALİKARNAS BALIKÇISI T.C. KÜLTÜR BAKANLIĞI

İLKNUR HATİCE ÖNAL HALİKARNAS BALIKÇISI T.C. KÜLTÜR BAKANLIĞI İLKNUR HATİCE ÖNAL HALİKARNAS BALIKÇISI T.C. KÜLTÜR BAKANLIĞI T Ü R K B Ü Y Ü K L E R İ HALİKARNAS BALIKÇISI CEVATŞAKIR KABAAĞAÇLI Hayatı-Kişiliği-Eserleri ~TT-U?Uc*- tt.c.kültür BAKANLIĞI YAYINLARI /

Detaylı

Yaşamımızdaki Referans,

Yaşamımızdaki Referans, istiklâl Aylık siyaset, ekonomi, toplum dergisi Mayıs 2011, Sayı: 20 www.istiklaldergisi.com Yaşamımızdaki Referans, SIFIR NOKTASI İstiklal Dergisi ne ücretisiz abone olun, her sayı e-posta adresinize

Detaylı

ÜNİTE:1. Sosyal Psikoloji Nedir? ÜNİTE:2. Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma ÜNİTE:3. Sosyal Biliş ÜNİTE:4. Sosyal Etki ve Sosyal Güç ÜNİTE:5

ÜNİTE:1. Sosyal Psikoloji Nedir? ÜNİTE:2. Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma ÜNİTE:3. Sosyal Biliş ÜNİTE:4. Sosyal Etki ve Sosyal Güç ÜNİTE:5 ÜNİTE:1 Sosyal Psikoloji Nedir? ÜNİTE:2 Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma ÜNİTE:3 Sosyal Biliş ÜNİTE:4 Sosyal Etki ve Sosyal Güç ÜNİTE:5 1 Tutum ve Tutum Değişimi ÜNİTE:6 Kişilerarası Çekicilik ve Yakın İlişkiler

Detaylı

Kişilerarası İlişkiler

Kişilerarası İlişkiler Kişilerarası İlişkiler Kişilerarası İlişkilere Giriş Yaşamımızın ¾ ünü başkalarıyla birlikte geçiriyoruz (Learson ve ark., 1982) (anne, baba, kardeş, öğretmen, arkadaş, meslektaş vb) Hepimiz, kişilerarası

Detaylı

İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ

İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ FELSEFE %0 HESAPLAMASINDA DİKKATE ALINACAK ASGARİ DERSLER FEL0* İLKÇAĞ FELSEFESİ 5 5 FEL04* FELSEFİ KAVRAMLAR VE TERİMLER 5 5 FEL06* VARLIK FELSEFESİ 5 5 FEL08* KLASİK MANTIK 4 5 5 FEL0* BİLİM TARİHİ 4

Detaylı

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM. Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM. Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen İki öğenin birbiri ile kurduğu bağlantıya veya etkileşime ilişki denir. Eğer bu tek taraflı ise ilgi olarak tanımlanır.

Detaylı

İKTİSADÎ DÜŞÜNCENİN EVRİMİ (Başlangıcından Neoklasiklere) (İktisada Giriş I dersi için yardımcı kısa notlar)

İKTİSADÎ DÜŞÜNCENİN EVRİMİ (Başlangıcından Neoklasiklere) (İktisada Giriş I dersi için yardımcı kısa notlar) İKTİSADÎ DÜŞÜNCENİN EVRİMİ (Başlangıcından Neoklasiklere) (İktisada Giriş I dersi için yardımcı kısa notlar) Merkantilizm: 15. ve 16. yüzyıllardaki coğrafî keşiflerde birlikte Avrupa ülkeleri dünyaya açılmaya

Detaylı

İletişimin Bileşenleri

İletişimin Bileşenleri Düşünce, bilgi ve duyguların; sözcük, yazı ve resim gibi semboller kullanarak anlaşılır hale getirilmesi, paylaşılması ve etkileşim sağlanmasıdır. İletişim Sürecinde; Dönüt (feedback) sağlanamıyorsa iletişim

Detaylı

Sizin Fikriniz Sizin Projeniz

Sizin Fikriniz Sizin Projeniz Sizin Fikriniz Sizin Projeniz 2 Öğretmenlere yönelik öneriler Yol güvenliği ve ulaşım konusunda harekete geçme yetkinliği Yol güvenliği ve ulaşım konusunda harekete geçme yetkinliği Sizin Fikriniz Sizin

Detaylı