Bildiri Özet Kitapçığı Abstracts / Pre-Proceeding Booklet
|
|
|
- Basak Ceren Sökmen
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1
2
3 Bildiri Özet Kitapçığı Abstracts / Pre-Proceeding Booklet
4 ULUSLARARASI DİYARBAKIR SEMPOZYUMU PROGRAMI INTERNATIONAL DIYARBAKIR SYMPOSIUM PROGRAMM 02 KASIM 2016 ÇARŞAMBA DİCLE ÜNİVERSİTESİKONGRE MERKEZİ A SALONU 02 NOVEMBER 2016 WEDNESDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-A AÇILIŞ OPENING OF THE SYMPOSIUM 02 KASIM 2016 ÇARŞAMBA DİCLE ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ B SALONU 02 NOVEMBER 2016 WEDNESDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-B Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Vecihi ÖZKAYA : Prof. Dr. Orhan Cezmi TUNCER Diyarbakır a Kimlik Kazandıran Yapılar : Prof. Dr. Salim CÖHCE Diyarbekir ve Çevresinde Selçuklu Hâkimiyetinin Tesisi : Prof. Dr. İbrahim YILMAZÇELİK Osmanlılar Zamanında Diyarbekir Kalesi ve Surları : Doç. Dr. Adnan ÇEVİK Diyarı Bekr in Tarihi Coğrafyası 4
5 02 KASIM 2016 ÇARŞAMBA DİCLE ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ C SALONU 02 NOVEMBER 2016 WEDNESDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-C Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Nazım HASIRCI : Prof. Dr. Ahmet TAŞĞIN Diyarbakır Halk Türkülerinde Halk İnançları : Doç. Dr. Marcello MOLLİCA, Prof. Dr. Ahmet TAŞĞIN Demographic Changes and the Law: A Preliminary Study on Diyarbakır : Alcan MUSTAFA, Veysel BAYRAM XIX. Asrın İkinci Yarısında Bir Bulgar Papazın Anılarında Diyarbakır : Dr. Yaşar Kalafat Diyarbakır ve Çevresinden Bir Kısım Arketiplerin Antromorfik Yansımalarına Dair Karşılaştırmalar 03 KASIM 2016 PERŞEMBE DİCLE ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ B SALONU 03 NOVEMBER 2016 THURSDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-B Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. A. Tuba ÖKSE : Prof. Dr. Vecihi ÖZKAYA Uygarlık Tarihinin Başlangıcında Diyarbakır : Prof. Dr. Yılmaz Selim ERDAL Diyarbakır ın İlk Sakinleri: İnsan Kalıntılarının Antropolojik Açıdan Değerlendirilmesi : Prof. Dr. Gülriz KOZBE, Prof. Dr. Yılmaz Selim ERDAL Diyarbakır-Kavuşan Höyük ten Sıradışı Bir Gömünün Etnoarkeolojik Açıdan Analizi-Kaplumbağanın Binlerce Yıldır Süregelen Sembolik Rolü : ARA/BREAK 5
6 Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Vecihi ÖZKAYA : Prof. Dr. Metin KARTAL Körtik Tepe ve Hakemi Use Buluntuları Işığında Neolitik Çağ da Yontmataş Alet Gelenekleri : Uzm. Feridun S. ŞAHİN Biçimsel ve İşlevsel Özellikleriyle Körtik Tepe Kemik Aletleri : Prof. Dr. Gülriz KOZBE, Prof. Dr. Yılmaz Selim ERDAL Diyarbakır-Kavuşan Höyük ten Sıradışı Bir Gömünün Etnoarkeolojik Açıdan Analizi-Kaplumbağanın Binlerce Yıldır Süregelen Sembolik Rolü : Yrd. Doç. Dr. Eyyüp AY Yukarı Dicle Bölgesi Arkeolojik Kazı ve Yüzey Arştırmaları Işığında Tarihöncesinde Diyarbakır : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Gülriz KOZBE : Doç. Dr. F. Aslı ERİM ÖZDOĞAN Çayönü Tepesi: Diyarbakırlılar İçin Ne İfade Ediyor? : Doç. Dr. Halil TEKİN Geç Neolitik Dönemde (MÖ ) Diyarbakır : Prof. Dr. A. Tuba ÖKSE Akkad Döneminden Pers Dönemine Kadar Yukarı Dicle Havzası Yerleşim Sisteminde Diyarbakır Kentinin Konumu : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Metin KARTAL : Dr. Nicola LANERİ, Sergio G. RUSSO Hirbemerdon Tepe and the Upper Tigris Region During the Middle Bronze Age : Prof. Dr. Kemalettin KÖROĞLU Diyarbakır Bölgesindeki Yeni Assur Kabartma ve Stelleri : Yrd. Doç. Dr. Gökhan KAĞNICI Asur Kral Yazıtlarında Diyarbakır Bölgesi ile İlgili Kayıtlar 6
7 : Prof. Dr. Ergün LAFLI Eskiçağ da Silvan Arkeolojisi ve Tarihi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Kemalettin KÖROĞLU : Dr. Hakan ASAN Diyarbakır da Toplum Sağlığını Tehdit Eden Bir Hastalık: 1890 Kolera Salgını : Arş. Gör. İbrahim TAVUKÇU Yeni Cumhuriyet in İlk Demir Yolu Yatırımı: Fevzi Paşa- Diyarbakır Demiryolu Hattı Üzerine Bir Değerlendirme : Arş. Gör. Ahmet GÜLENÇ Amid/Diyarbekir Aziz İmamı Hacı Mustafa Efendizâde Hacı Ömer Efendi nin 1861 Tarihli Terekesinin Sosyal ve Ekonomik Açıdan Tahlili : Selçuk SARI Osmanlı Bürokrasisinde Diyarbakır (Sicill-i Ahval Kayıtlarında Diyarbakırlı Memurlar) : TARTIŞMA/DISCUSSION 03 KASIM 2016 PERŞEMBE DİCLE ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ C SALONU 03 NOVEMBER 2016 THURSDAY DICLE UNIVESITY CONGRESS CENTRE HALL-C Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Tuncay ÖĞÜN : Prof. Dr. Mehmet Ali ÜNAL XVI. Yüzyılda Diyarbekir Ekonomisine Genel Bir Bakış : Prof. Dr. İbrahim YILMAZÇELİK Osmanlı Döneminde Diyarbekir Şehrindeki Mahallelerin Tarihi Gelişim Seyri : Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salih ERPOLAT Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Suriçi ndeki Mahalleler ve Sosyo-Ekonomik Hayat : ARA/BREAK 7
8 Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. İbrahim YILMAZÇELİK : Prof. Dr. Sabit DUMAN İngiliz Raporlarında Diyarbakır ( ) : Doç. Dr. Tuncay ÖĞÜN Bir Kardeşlik Örneği: Diyarbakır dan Kafkas Cephesi ne Erzak Sevkiyatı : Doç. Dr. Mustafa ALİCAN Ortaçağ da Silvan ın (Meyyâfârikîn) Toplumsal Yapısı : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Sabit DUMAN : Doç. Dr. Yılmaz DEMİRHAN, Arş. Gör. Ömer TAYLAN Global ve Yerel Kültür Arasında Bir Gerilim: Diyarbakır : Yrd. Doç. Dr. Adem PALABIYIK Medeniyet İnşasında/İttifakında Diyarbakır Üzerinden Yeni Bir Yol Arayışı : Yrd. Doç. Dr. Ali ÖZTÜRK Bölgesel Sorunların İmajolojisi ve Metafiziğini Iskalamak Üzerine Bir Deneme (Diyarbakır Örneğinde) : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Yılmaz DEMİRHAN : Yrd. Doç. Dr. Taner KILIÇ Kentsel Mekânların Kullanımı ve Seyyar Satıcılık: Diyarbakır Örneği : Yrd. Doç. Dr. Adem PALABIYIK Kentleşme ve Çevre Sosyoloji Bağlamında Murray Bookchin in Tezleri ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Üzerine Eleştirel Yaklaşımlar : Yrd. Doç. Dr. Yelda SEVİM, İrfan YILDIRIM Bölgesel Kalkınma Bağlamında Kadın Odaklı Çalışmalar- Diyarbakır İli Örneği- 8
9 : Deniz AYDIN Genç Nüfus: Potansiyel Güç mü Potansiyel Tehlike mi? : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Hüsrev SUBAŞI : Alparslan BABAOĞLU Türk Ebru Geleneği : Jahongir ASHUROV Milli Kültürümüzde Minyatür Sanatının Gelişimi : Cemal AKYILDIZ Gravür Sanatı ve Diyarbakır ile İlgili Gravürler : Yrd. Doç. Dr. Mustafa Hakkı ERTAN Sanat Sosyolojisi Açısından Ebru Kültürümüz ve Diyarbekir Ahkam Defterlerinde Bulunan Ebrular : Öğr. Gör. İsmail KANBAZ Osmanlıdan Günümüze Hattı Taşıyan Diyarbekirli Hattat Hamit Aytaç ve Hat Sanatında Mevkii : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Adem PALABIYIK : Doç. Dr. M. Nesim Doru XVI. ve XVII. Yüzyıllarda Diyarbakır ve Çevresinde Simyacılığın Etkileri : Yrd. Doç. Dr. Davut IŞIKDOĞAN Diyarbakır da Kuran Kurslarının Kadınların Din Eğitimine Katkısı : Muhammed Tayyip ELÇİ Diyarbakır da Medreseler ve Medrese Eğitimi : Öğr. Gör. Dr. Bayram KANARYA Aile Kurumu İle İlgili Temel Problemler (Diyarbakır Örneği) : TARTIŞMA/DISCUSSION 9
10 03 KASIM 2016 PERŞEMBE DİCLE ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ D SALONU 03 NOVEMBER 2016 THURSDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-D Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Ahmet ONAY : Prof. Dr. Murat BİRİCİK, Şemsettin TURĞA Diyarbakır ın Önemli Doğa Alanları ve Koruma Öncelikli Türleri : Doç. Dr. Aysel BEKLEYEN, Yrd. Doç. Dr. Memet VAROL, Dr. Bülent GÖKOT Dicle Nehri nin Biyolojik Gizemi: Plankton : Uzm. Osman UÇ, Doç. Dr. Köksal PABUÇCU Dicle Nehri nin Dicle Üniversitesi Kampüs Alanı (Diyarbakır) İçerisinde Kalan Kesimin Planktonik Alg Florası : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Murat BİRİCİK : Yrd. Doç. Dr. Sadreddin TUSUN, Prof. Dr. Ahmet ONAY İpekböceği Yetiştiriciliği : Doç. Dr. İnanç ÖZGEN, Doç. Dr. Sinan ANLAŞ Diyarbakır İli Staphylinidae (Coleoptera) Faunasının Değerlendirilmesi : Prof. Dr. Gülriz KOZBE, Prof. Dr. Yılmaz Selim ERDAL Diyarbakır-Kavuşan Höyük ten Sıradışı Bir Gömünün Etnoarkeolojik Açıdan Analizi-Kaplumbağanın Binlerce Yıldır Süregelen Sembolik Rolü : Doç. Dr. Recep KARAKUŞ Diyarbakır ın Kuş Çeşitliliği ve Ornitolojik Önemi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Recep KARAKUŞ : Prof. Dr. Abdunnasır YILDIZ Diyarbakır da Kültür Mantarı Üretim Potansiyeli : Yrd. Doç. Dr. Fatih YEŞİLYURT, Doç. Dr. Erden Aydın YAĞMUR Scorpion (Scorpiones) Fauna of Diyarbakır Province 10
11 : Hüseyin TUĞCU Diyarbakır da Yerel Güvercin Irkları : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Abdunnasır YILDIZ : Yrd. Doç. Dr. Romedi ÇELİK, Yrd. Doç. Dr. Berna ERSÖZ KANAY, Prof. Dr. Doğan KURT Diyarbakır Güvercinleri : Öğr. Gör. Halis DEVİREN, Doç. Dr. Cumali İLKILIÇ, Yrd. Doç. Dr. Selman AYDIN Diyarbakır İlinde Farklı Hayvan Türlerinden Kaynaklanan Atıkların Biyogaz Potansiyelinin Belirlenmesi : Doç. Dr. Murat Sedat BARAN, Prof. Dr. M. Emin ERKAN, Prof. Dr. Aydın VURAL Diyarbakır Yöresinde Ruminant Beslenmesinde Kullanılan Karma Yemlerin Besin Madde ve Mikrobiyolojik Kalite Özellikleri : Prof. Dr. Doğan KURT, Yrd. Doç. Dr. Romedi ÇELİK Diyarbakır da Hayvan Refahı ve Davranışlarına Güncel Yaklaşım : Prof. Dr. Ümüt CİRİT Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği (KÜSİ) Açısından Hayvansal Üretim İle İlgili Sorunlar, Fırsatlar ve Çözüm Önerileri : Yrd. Doç. Dr. Cengiz KARAKAYA Sağlık ve Kalkınma : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Doğan KURT : Yrd. Doç. Dr. Eşref AKIL, Doç. Dr. Nihat Polat, Doç. Dr. Mehmet Ali ELBEY, Doç. Dr. Habib ÇİL, Dr. Necdet ÖZAYDOĞDU, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ata AKIL Karotis Artere Stent Yerleştirme: Tek Merkez Deneyimi ve Klinik Sonuçları : Dr. Nezahat AKPOLAT, Salim BEYTAR Diyarbakır da Kutanöz Leishmaniasis : Yrd. Doç. Dr. İsmail YILDIZ, Eylem Can ÖZDEMİR, Funda KAYMAZ, Yrd. Doç. Dr. Velat ŞEN Sağlık Sektöründe Kalite Sistemleri ve Diyarbakır Uygulamaları 11
12 : Yrd. Doç. Dr. Rojan GÜMÜŞ Diyarbakır ve Çevre İllerindeki Hastanelerin İnternet Üzerinden Verdikleri Hizmetlerin Değerlendirilmesi : Öğr. Gör. Feray KABALCIOĞLU BUCAK, Yrd. Doç. Dr. Mustafa DEMİR, Bircan PİLATİN Kendiliğinden Düşük Yapan Kadınların Obstetrik Özellikleri : Fırat ÖZGÜL Diyarbakır-Ergani İlçesinde Sağlık Okuryazarlığı Analizi : TARTIŞMA/DISCUSSION 03 KASIM 2016 PERŞEMBE DİCLE UNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ E SALONU 03 NOVEMBER 2016 THURSDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-E Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Recep DİKİCİ : Prof. Dr. Ahmet GÜNŞEN Arkaik/Eskicil Özellikler Bağlamında Diyarbakır Ağzı : Doç. Dr. Kamuran ERONAT Ahmed Arif in Şiir Sanatı ve Şiirlerindeki Tematik Kurgu : İhsan IŞIK Diyarbakırlı Âlim, Şair ve Yazarlar : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Ahmet GÜNŞEN : Yrd. Doç. Dr. Münir ERTEN Diyarbakır Ağzında Kullanılan Deyimlerden Seçmeler : Doç. Dr. Oğuzhan DURMUŞ Türk Atasözü Yazıcılığına Yerel Katkılar: Diyarbakır Örneği : Yrd. Doç. Dr. Faruk GÖKÇE Gery Desiré nin 1768 Tarihli Diyarbakır Ağız Malzemesi Üzerine Notlar : ARA/BREAK 12
13 Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Kamuran ERONAT : Prof. Dr. Recep DİKİCİ Türkiye Kütüphânelerinde El Yazması ve Matbû Eseri Olan Diyarbakırlı Âlimler : Prof. Dr. İdris KADIOĞLU Diyarbekir Divan Şairlerinin Taşlardaki İzleri : Yrd. Doç. Dr. İsa IŞIK Sezai Karakoç un Alınyazısı Saati nde İslam Coğrafyası : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Münir ERTEN : Doç. Dr. Merziyye NECEFOVA Diyarbakır Şairleri ve Azerbaycan Şairlerinin Yaradıcılığlarında Benzer Özellikler : Yrd. Doç. Dr. Turan GÜLER Orhan Asena nın Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) Tiyatrosunda İktidar ve Güç Tutkusu : Arş. Gör. Erdost ÖZKAN Cahit Sıtkı Tarancı nın Şiirlerinde Oksimoron ve Alışılmamış Bağdaştırma : Arş. Gör. Sacide GÖKMEN Türk Tiyatrosunun Shakespeare i Orhan Asena ve Gılgameş Adlı Oyunu : Uzm. Mehmet Ali ABAKAY Cahit Sıtkı ve Bilinmeyen Şiir Hususiyetleri : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Turan GÜLER : Yrd. Doç. Dr. M. Malik BANKIR Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine Şiirine Farklı Bir Bakış : Yrd. Doç. Dr. Nesim SÖNMEZ Cahit Sıtkı Tarancı nın Şiirlerinde Yalnızlık ve Ölüm Temaları 13
14 : Dr. Kamile ÇETİN Diyarbakırlı Ali Emîrî Efendi nin Bazı Kaside Nesiblerinde Çizdiği veya Kurguladığı Şair Portresine Dair : Arş. Gör. Dr. Ayşe SAĞLAM Ali Emirî Divanında Etik ve İnsanî Değerler Eğitimi : Gülistan ÇOBAN EMİNOĞLU Bir Diyarbakır Destanı Zembilfroş : TARTIŞMA/DISCUSSION 03 KASIM 2016 PERŞEMBE GAPUTAEM KARACADAĞ KONGRE MERKEZİ 03 NOVEMBER 2016 THURSDAY GAPUTAEM KARACADAG CONGRESS CENTRE Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Öner ÇETİN : Prof. Dr. Viktor ZABALUEV Ukrainian Experience of Quarries Restoration in Creating Sustainable Agroecosystems on Replaced Mining : Dr. Yuriy KRAVCHENKO Mesopotamian Culture-Historical Heritage in The Ancient Agrarian Development of Ukraine : Shahid FAROOQ, Prof. Dr. Hüseyin ÖNEN, Arş. Gör. Selçuk ÖZCAN, Yrd. Doç. Dr. Cumali ÖZASLAN Invasion Status of Physalis spp in Diyarbakir and Vicinities : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Viktor ZABALUEV : Assoc. Prof. Mohammad Ebrahim BANİHABİB, PhD. Student Maryam YOUSEFİ, Assis. Prof. Jaber SOLTANİ Optimization Model for Conjunctive Use of Wastewater and Groundwater : Romina KABRANOVA, Pof. Dr. Zlatko ARSOV Importance of The Production of Tobacco for Macedonia : Zineb el MOURIDI, Rachid MOUSSADEK, et Rachid MRABET Impact of No-Tillage on Physical Properties of Soil in Northern of Morocco 14
15 : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Assoc. Prof. Mohammad Ebrahim BANİHABİB : Prof. Dr. Öner ÇETİN, Neşe ÜZEN, Hilal ALTUNTEN Gap Bölgesinde Sulamanın İki Yönü: Üretim ve Ekonomiye Katkısı İle Çevresel Etkileri : Dr. Elena KONDRLOVÁ, Prof. Dr. Jaroslav ANTAL, Alan LACA Estimation of Groundwater Pollution Potential: a Modeling Approach : Dr. Milena MOTEVA Land Consolidation- A Necessary Step to An Effecient Agricultural Land-Use Management : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Erol BAYHAN : Prof. Dr. Abdullah SESSİZ Diyarbakır İlinin Tarımsal Mekanizasyon Durumu ve Makinalaşmada Tarım Makinaları İmalat Sanayisinin Rolü : Yrd. Doç. Dr. Cumali ÖZASLAN-Prof. Dr. Hüseyin ÖNEN- Shahid FAROOQ-Arş. Gör. Selçuk ÖZCAN- Prof. Dr. Hikmet GÜNAL-Hakan YILDIZ-Prof. Dr. Kenan KARA I-BIL Project Led by Dicle University, Diyarbakır: Past, Present and Future : Hanifi EREN-Dr. Hasan MARAL Diyarbakır İlinde Ekonomik Tarımsal Yatırımları Arştırma Çalışması : Yrd. Doç. Dr. Songül GÜRSOY Diyarbakır İlinde Tarımsal İşletmelerin Büyüklüğü ve İş Güçü Yönünden Tarımsal Mekanizasyon Durumunun Değerlendirilmesi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Mehmet BAŞBAĞ : Prof. Dr. Sema BAŞBAĞ, Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ Diyarbakır da Daralan Pamuk Tarımının Sorunlarına Çözüm Arayışları : Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ, Doç. Dr. Gültekin ÖZDEMİR, Doç. Dr. Dilek DEĞİRMENCİ KARATAŞ Diyarbakır İli Bağcılığında Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri 15
16 : Doç. Dr. Mikdat ŞİMŞEK Diyarbakır da Yetişen Önemli İncir Genotiplerin Fenolojik, Morfolojik ve Pomolojik Özelliklerin Saptanması : Şehmus ATAKUL, Dr. Hasan MARAL Diyarbakır İlinde Organik Tarıma Uygun Alanların Belirlenmesi ve Haritalanması : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ : Prof. Dr. Mehmet BAŞBAĞ-Prof. Dr. Cuma AKINCI- Prof. Dr. B. Tuba BİÇER-Prof. Dr. Sema BAŞBAĞ- Doç. Dr. Mehmet YILDIRIM Diyarbakır İli Tarla Bitkileri Tohumculuk Potansiyeli : Doç. Dr. Muzaffer DENLİ Diyarbakır da Hayvancılık İnovasyon Çalışmaları : Yrd. Doç. Dr. Ferhat KIZILGEÇİ, Öğr. Gör. Mehmet YILDIRIM Diyarbakır da Sertifikalı Tohumluk Kullanımının ve Üretiminin Ekonomiye ve Çiftçi Gelirine Katkısı : Serkan KILIÇASLAN-Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ Geniş Ölçekli Arazilerde Uydu Fotoğrafları Yrdımıyla Ürün Deseni Belirlemesi: Diyarbakır Örneği : TARTIŞMA/DISCUSSION 03 KASIM 2016 PERŞEMBE CAHİT SITKI TARANCI KÜLTÜR MERKEZİ 03 NOVEMBER 2016 THURSDAY CAHIT SITKI TARANCI CULTURAL CENTRE Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Rohat CEBE : Doç. Dr. Timur VURAL Terör ile Mücadelede Müzik (Diyarbakır İçin Pilot Uygulama Önerisi) : Öğr. Gör. Soner OKAN, Öğr. Gör. Emre AKGÜN Celal Güzelses ten Alınan Hicaz ve Saba Makamındaki Diyarbakır Türkülerinin Makam ve Usul Açısından Analizi 16
17 : Öğr. Gör. Songül ÇAKMAK Diyarbakır da Sokakta Çalışan Çocukların Müziğe Karşı Duyarlılığı : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Feyzan GÖHER VURAL : Doç. Dr. Rohat CEBE, Ziya SÜMER Celal Güzelses in TRT Repertuarındaki Eserlerinin Makam Ve Usul Yönünden Analizi : Öğr. Gör. M. Zeki GİRAY Diyarbakır Velime Geceleri Kültürü : Yrd. Doç. Dr. Tarkan YAZICI, Öğr. Şefika İzgi TOPALAK, Doç. Dr. Vesile OKTAN Diyarbakır Türkülerinde Kadın Teması : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Timur VURAL : Doç. Dr. Feyzan GÖHER VURAL Diyarbakır Türkülerinde Renkler ve Kıyafetler : Arş. Gör. Harun Korkmaz 17. ve 18. Yüzyıllarda Yaşamış Diyarbekirli Bestekârlar ve Klasik Türk Musikisinin Üretim Merkezi Olarak Diyarbekir : Yrd. Doç. Dr. Funda MASDAR KARA Yazar Esma Ocak ın Sinemaya Yansımış Başarısının Örneği Olarak Berdel Filmi : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Ayhan BEKLEYEN : Arş.Gör. Ahmet Akif KARADAMAR, Doç. Dr. Çağatan TAŞKIN Diyarbakır Destinasyonunu Ziyaret Eden Yabancı Turistler Üzerine Bir Arştırma : Yrd. Doç. Dr. Songül AKIN, Yrd. Doç. Dr. Muhittin TUTKUN, Dr. Abdurrahman KARA Çınar ve Dicle İlçelerinin Kırsal Turizm Potansiyelinin Değerlendirilmesi 17
18 : Öğr. Gör. Adnan SÖYLEMEZ, Öğr. Gör. Dr. Duygu İLKHAN SÖYLEMEZ Kalkınma Ajansı Projeleri Bağlamında Diyarbakır da Kırsal Turizm : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Songül AKIN : Yrd. Doç. Dr. Lokman TOPRAK, Yrd. Doç. Dr. Musallam ABEDTALAS Bölgeler Arası Kalkınma Farklılıklarını Gidermede Turizmin Rolü: Diyarbakır Örneği : Yrd. Doç. Dr. Yüksel GÜNGÖR Diyarbakır da İnanç Turizmi Açısından Süryani Kültürünün Cazibe Merkezlerinin Değerlendirilmesi : Arş. Gör. Vedat KOÇAL Diyarbakır ın Turizm Potansiyeli Bakımından Değerlendirilmesi Bağlamında Bir Kaynak Olarak Yerel Tarih Unsuru: Çok Kimlikli- Çok Kültürlü Medeniyet Mirası : Prof. Dr. Muhsin HALİS, F. A. Ali ABDELGADİR, Yrd. Doç. Dr. Abdulmenaf KORKUTATA The Interactional Relationship Between Ecotourism and Sustainable Development: Case of Diyarbakır : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Muhsin HALİS : Yrd. Doç. Dr. Erhan Çetin Diyarbakır Doğal Taşlarının Ekonomik İncelenmesi : Doç. Dr. Hakan OĞUZ Automated Land Surface Temperature Retrieval From Landsat 8 Satellite Imagery: A Case Study of Diyarbakır - Turkey : Doç. Dr. Hasan SERİN Diyarbakır İli Mobilya Sanayisinin Gzft Analizi ile Değerlendirilmesi : TARTIŞMA/DISCUSSION : ARA/BREAK 18
19 04 KASIM 2016 CUMA DİCLE ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ B SALONU 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-B Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Sadi S. KUCUR : Doç. Dr. İsmail AYTAÇ, Pınar GÜRHAN KILIÇ Diyarbakır Su Kaynakları ve Sivil Mimaride Tasarım Öğesi Olan Havuz Öğesi : Dr. Nebi BUTASIM Diyarbakır da Osmanlı Dönemi Taş Mihrapları : Dr. Ibrahim HASSANEİN The Artistically Influence of Door Knocker of Artukid Palace in City of Diyarbakir : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. İsmail AYTAÇ : Yrd. Doç. Dr. Sadi S. KUCUR, Hüseyin KARAÇAM Diyarbakır Surlarında Bulunan Artuklu Kitabeleri : Ali MIYNAT İslâmî Dönemde Diyarbakır daki Sikke Basım Faaliyetlerine Genel Bir Bakış (Osmanlı Hâkimiyetine Kadar, 1515) : Yrd. Doç. Dr. Ercan ÇALIŞ, Arş. Gör. Hazal Ceylan ÖZTÜRKER Diyarbakır Müzesine Ait Bir Grup Etnografik Takının Sanatsal Değerlendirmesi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Ercan Çalış : Dr. Süleyman İRGİN Diyarbakır ın Geleneksel El Sanatları: Çömlekçilik, Bakırcılık, Çinicilik ve Sepetçilik : Öğr. Gör. İsmail KANBAZ Diyarbakırlı Büyük Hattat Hamid Aytaç 19
20 : Ramazan ERGİN Eski Diyarbakır da Balçıktan Sanat Üreten Testiciler : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Ayhan BEKLEYEN : Yrd. Doç. Dr. Fatih YILMAZ, Arş. Gör. Selin GÖÇEN Çatışma Bölgelerinde Yaşayan Çocukların Resimsel Anlatımlarında Yaşam ve Mutluluk: Diyarbakır Eğitsel Örneği : Yrd. Doç. Dr. Fatih YILMAZ, Yrd. Doç. Dr. Remzi YrdIMCI, Arş. Gör. Selin GÖÇEN Diyarbakır: Bir Marka mı Hayal mi? Çocukların Resimlerinde Diyarbakır : Doç. Dr. Neslihan DALKILIÇ, Adnan NABİKOĞLU Diyarbakır da Geleneksel Yöntemlerle Harman Tuğlasının Üretimi ve Tarihi Yapılarda Kullanımı : Arş. Gör. Canan KOÇ, Doç. Dr. D. Türkan KEJANLI Türkiye de Kentlerin Planlı Alanlarında Yeniden Dönüşüm: Diyarbakır Örneği : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Neslihan DALKILIÇ : Doç. Dr. Ayhan BEKLEYEN Yaratıcı Bir Konut Tasarımı için İlham Kaynağı Olarak Geleneksel Mimariden Çıkarımlar : Doç.Dr. F. Demet AYKAL, Doç. Dr. Mine BARAN, Öğr. Gör. Aysel YILMAZ, Arş. Gör. Meltem ERBAŞ Tarih Özelliği Olan İlköğretim Okullarında Enerji Etkin Yaklaşımla Yön-Pencere İlişkisi; Diyarbakır Sur İçi Örneği : Doç. Dr. Mine BARAN, Öğr. Gör. Aysel YILMAZ, Doç. Dr. F. Demet AYKAL, Arş. Gör. Meltem ERBAŞ Dicle Üniversitesi Fakülte Binalarının Sürdürülebilik ve Ekoloji Bağlamında İncelenmesi : Arş. Gör. Meltem ERBAŞ, Doç. Dr. Mine BARAN, Doç. Dr. F. Demet AYKAL, Öğr. Gör. Aysel YILMAZ Yeşil Çatı Uygulamasının Diyarbakır Ölçeğinde Değerlendirilmesi : ARA/BREAK 20
21 Oturum Başkanı/Chairman: Doç.Dr. F. Demet AYKAL : Öğr. Gör. Aysel YILMAZ, Doç.Dr. F. Demet AYKAL, Doç. Dr. Mine BARAN, Arş. Gör. Meltem ERBAŞ Kültürün Diyarbakır Geleneksel Evlerinde Mutfak Planlamasına Etkilerinin Değerlendirilmesi : Semra Hillez HALİFEOĞLU, Neslihan ALÖKMEN Hz. Süleyman Cami Onarım Çalışmaları : Halil SÜRÜCÜ, Zelal Özge TANRIVERDİ Diyarbakır Suriçinde Kent Hukuku Uygulamaları ve Kentsel Müdahale : Yrd. Doç. Dr. Fahri BİRİNCİ Kadim Kent Diyarbakır ın Planlama ve Dikey-Yatay Gelişme Perspektifi: Maliyet Analizli Ada-Parsel Örneklemesi : Şeyhmus KILIÇ, Öğr. Gör. Şeyhmus GÜRBÜZ İnşaat Sektörünün Bölgesel Kalkınma Üzerine Etkilerinin SWOT Yöntemiyle Çözümlenmesi: Silvan İlçesi Örneği : TARTIŞMA/DISCUSSION 04 KASIM 2016 CUMA DİCLE ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ C SALONU 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY DICLE UNIVESITY CONGRESS CENTRE HALL-C Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salih ERPOLAT : Doç. Dr. Cavid QASIMOV Martin van Bruinessen nin Akademik Çalışmalarında Diyarbekir : Yrd. Doç. Dr. Metin KOPAR Diyarbakır da Yapılan Yatırım ve Harcamalar ( ) : Yrd. Doç. Dr. Oktay BOZAN Milli Mücadelede İşgallere Karşı Diyarbakır Kamuoyunun Tepkisi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Cavid QASIMOV : Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salih ERKEK 21
22 Tereke Kayıtlarına Göre XVIII. Yüzyıl ın Ortalarında Diyarbakır da Gayrimüslimler : Arş. Gör. D. Volkan KARABOĞA 16. Yüzyılda Diyarbekir (Amid) Sancağı nda Tarımsal Üretim, Verimlilik ve Hayvancılık : Dr. Mustafa ÖKSÜZ Defterdar Sarı Mehmed Paşa nın Zübde-i Vekayiât ında, ( / ) Diyarbakır a Dair Notlar : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Yaşar BARUT : Doç. Dr. Namiq MUSALI Safevilerin Diyarbakır Beylerbeyisi Muhammed Han Ustaclu ve Anadolu daki Faaliyetleri : Dr. Mehmet Serkan ŞAHİN Devlet Salnâmelerine Göre Cumhuriyetin İlk Yıllarında Diyarbakır Vilayeti : Arş. Gör. Abdullah CENGİZ 1864 Vilayet Nizamnamesi: Çermik in İdari Yapısı : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Hakan GÜLDAĞ : Hakan GÜLDAĞ, Rüştü BOZKURT Yeni Kalkınma Hamlesi ve Diyarbakır : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Namiq MUSALI : Mehmet ÖZEL İç Göç ve Sosyal Yrdım Çerçevesinde Bir Alansal İnceleme: Diyarbakır / Yenişehir -Şehitlik Mahallesi : Öğr. Gör. Mehmet Fatih IŞIK Kentleşme Sürecindeki Göç Olgusu, Çocuk ve Kimlik Arayışı: Diyarbakır Örneği 22
23 : Arş. Gör. Osman GEYİK, Derya ÜŞÜMÜŞ İstanbul a Göç Etmek Zorunda Kalan Diyarbakırlı Yurttaşların Sosyo-Ekonomik Yapı İçerisindeki Yeri ve Göç Algıları : Arş. Gör. A. Vedat KOÇAL Küreselleşme Sürecinde Diyarbakır da Sosyo-Ekonomik Değişim Süreçleri: Göç, Kentleşme ve Sınır Ticareti : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salih ERKEK : Yrd. Doç. Dr. Erdener BALIKÇI Diyarbakır da Çocukların Yaşadığı Psikolojik Travmalarda Hippoterapinin Uygulanabilirliği : Yrd. Doç. Dr. Nurettin BELTEKİN, Esin KARŞI Eğitim ve Okul Arasında: Diyarbakır da Sokakta Çalışan Çocuklar : Yrd. Doç. Dr. Yaşar BARUT, Şükrü DÜNDAR, Arş. Gör. Volkan DURAN Diyarbakır da Özel Eğitim: Dezavantajlı Çocuklar : Yrd. Doç. Dr. Abdulvahid SEZEN, Nurullah YAVUZ Diyarbakır ve Çevre İllerde Suriyeliler ve Dilencilere Yönelik Yrdım Etme Tutumları : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Erdener BALIKÇI : Yrd. Doç. Dr. Kasım TATLILIOĞLU Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Diyarbakır İli Çocuk Yuvaları, Yetiştirme Yurtları, Çocuk ve Gençlik Merkezleri ve Yatılı İlköğretim Bölge Okulları İnceleme Raporu nun Genel Bir Değerlendirmesi : Yrd. Doç. Dr. Canser KARDAŞ Bir Kültür Kurumu Olarak Diyarbakır Halkevi : Mehmet SONGÜR Yalnız Bilge Abdüssettar Hayati Avşar : TARTIŞMA/DISCUSSION 23
24 04 KASIM 2016 CUMA DİCLE UNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ D SALONU 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-D Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Rasim TÖSTEN : Arş. Gör. Feray ÇAĞIRAN YILMAZ, Prof. Dr. Ayşe Özfer ÖZÇELİK Diyarbakır ın Gizli Lezzeti: Sumak (Rhus Typhina) : Dr. Serdar KARATAŞ Diyarbakır İli Çevre Sorunlarının Arştırılması : Öğr. Gör.Yasin SÖNMEZ Sosyal Medya Platformlarının Kullanım Analizi: Diyarbakır İli Örneği : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Yavuz UNAT : Yrd. Doç. Dr. Hatip YILDIZ Osmanlı Modernleşme Dönemi nde Diyarbakır da Mesleki Eğitim ve Vali Mehmed Halid Bey in Önerileri : Yrd. Doç. Dr. Rasim TÖSTEN, Arş. Gör. Bünyamin HAN, Arş. Gör. Erhan ŞAHİN Diyarbakır Öğrenci Profili : Dr. Irina YUZVYAK Diyarbakır da Eğitim Durumuna Bir Yabancı Bakışı; Sorunlar ve Çözüm Yolları : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Canan SEYFELİ : Prof. Dr. Yavuz UNAT 13. Yüzyılda Yaşamış Cizreli Bir Mühendis El-Cezeri : Yrd. Doç. Dr. Ufuk BİRCAN Ziya Gökalp in Felsefe Dersleri Üzerine : Arş. Gör. Ahmet AKTAŞ Diyarbakır daki Tasavvuf Kökenli Dini Grupların Sosyal Hayata Etkileri : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK 24
25 Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Ufuk BİRCAN : Doç. Dr. Canan SEYFELİ Diyarbakır Ermenilerinde Dini Hayat : Yrd. Doç. Dr. Süleyman ŞANLI Remembering The Old Natives of Diyarbakır: Jews of Diyarbakir : Hayri BAŞBUĞ Yezidî ve Zerdüştî İnançlarının Farklılıklarına Dair Bazı Tespitler : Uzm. Mehmet ŞİMŞEK Mar Petyun Keldani Kilisesi Ölüm Defteri Bağlamında Diyarbakır Keldanileri : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Adnan ÖMERUSTAOĞLU : Doç. Dr. Vahap ÖZPOLAT-Öner SOLAK Diyarbakır da Lise Gençliğinin Yaşam Öyküsünde Şiddet Olgusu ve Bu Olgunun Gençliğin Günlük Yaşamındaki İzdüşümü : Doç. Dr. Nurten SARGIN-Öner SOLAK Çocukların/Gençlerin Her Tür Şiddete Yönelme Riskine Karşı Türkiye İçin Önleyici Rehberlik Modeli Önerisi : Adem SOLAK Diyarbakır İli, Çocuk/Genç Odaklı Sosyal Risk Haritası; Risk Belirleme ve Önlemede Çocuklar İçin Koruyucu Hukuk Modeli Önerisi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Vahap ÖZPOLAT : Doç. Dr. Ezeli AZARKAN Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Kültürel Mirasın Korunması ve Diyarbakır daki Kültürel Miras : Yrd. Doç. Dr. Mehmet KARAARSLAN Suriçi nin Yeniden İnşası Bağlamında Acele Kamulaştırma Kararları : Yrd. Doç. Dr. Necat AZARKAN Diyarbakır daki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (Kobi) Arasındaki Ticari Uyuşmazlıkların Çözümünde Alternatif Bir Çözüm Yolu: Arabuluculuk 25
26 : Yrd. Doç. Dr. Ömer ERGÜN TUİK Verileri ve Saha Çalışmaları Işığında Diyarbakır da Boşanma Nedenleri : TARTIŞMA/DISCUSSION 04 KASIM 2016 CUMA DİCLE UNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ E SALONU 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY DICLE UNIVERSITY CONGRESS CENTRE HALL-E Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Gencay ZAVOTÇU : Doç. Dr. Naciye YILDIZ / Arş. Gör. Mehmet AKAY Ekonomik-Toplumsal-Kültürel Yönleriyle Kara Amid Dergisi nde Diyarbakır : Recep TEZGEL Arası Diyarbakır da Süreli Yayıncılık : Yrd. Doç. Dr. Mustafa Uğurlu ASLAN Bir Sanat Şehri Olarak Diyarbekir : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÖZDEMİR : Prof. Dr. Gencay ZAVOTÇU Süleyman Nazîf ve Vatan Sevgisi : Doç. Dr. Vüsale MUSALI Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi nin Osmanlı Tezkirecilik Tarihinde Yeri ve Kütüphanesinde Bulunan Tezkire Nüshaları : Okt. Fatma ÜÇLER Cahit Sıtkı Tarancı nın Eserlerinde Diyarbakır ın İzlerini Sürmek : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Naciye YILDIZ : Yrd. Doç. Dr. Rabia Şenay ŞİŞMAN Güneydoğu Anadolu Sözlü Geleneğine Dayalı Eserlerdeki Bazı Kelimelerle İlgili Etimolojik Deneme: Diyarbakır-Muş Örneği 26
27 : Yrd. Doç. Dr. Serap ÜNAL / Ayşe ÇALLI Geleneksel Kültürümüzde Diyarbakır Amulet İnancı : Arş. Gör. Nezih TATLICAN Diyarbakır Efsanelerinde Bebeğin ve Loğusa Kadının Ölümüne Yol Açan Demonolojik Varlıklar : ÖĞLE YEMEĞİ Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Serap ÜNAL : Dr. Yusuf AYDOĞDU Ahmed Arif in Şiirinde Geleneğin ve Diyarbakır ın İzleri : Öğr. Gör. İbrahim Burçin ASNA Mewlûdê Kirdî Adlı Eserde Ahenk ve Tasavvuf Unsurları : Arş. Gör. Semih GEZER Diyarbekirli Molla Yasin Yusri nin İlmî ve Edebî Kişiliği : Arş. Gör. İlyas SAYIM Diyarbakırlı Sait Paşa nın Gazellerinde Aşkın Muhtelif Görünümleri : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Rabia Şenay ŞİŞMAN : Prof. Dr. Âdem CEYHAN/Doç. Dr. Halil ÇEÇEN Diyarbekirli Bir Hattat, Müderris ve Nakîbü l-eşrâf: Seyyid Kāsım Gubârî ve Hz. Ali den Yüz Söz Tercümesi : Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÖZDEMİR Diyarbakırlı Azmî nin Gazellerinden Hareketle Tasavvufa Bakışı Hakkında Bazı Tespitler : Dr. Murat KADİROĞLU Üç Vatan Şairi ve Şiirlerinde Mekan Unsurları : Dr. Şakir DİCLEHAN Diyarbakır ın İki Büyük ve Efsane Şairi: Ahmed Arif İle Sezai Karakoç un Ortak Noktaları : Hülya Mert / Dr. Şakir DİCLEHAN Karakoç un Bir Kültür Şehri Olarak Gördüğü Diyarbakır : TARTIŞMA/DISCUSSION 27
28 04 KASIM 2016 CUMA CAHİT SITKI TARANCI KÜLTÜR MERKEZİ 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY CAHIT SITKI TARANCI CULTURAL CENTRE Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Aslı ADVAN : Doç. Dr. Martine ASSENAT Roma Dönemi nde Amida nın Mimari Zenginliği : Rodolfo BRANCATO The Upper Tigris Region and The Roman Limes : Doç. Dr. Sabri KARADOĞAN, Yrd. Doç. Dr. Aytaç COŞKUN Çevresel Koşulları ve Konumu Açısından Zerzevan Kalesi (Diyarbakır) : Yrd. Doç. Dr. Aytaç COŞKUN Roma nın Askeri Yerleşimi Zerzevan Kalesi nde Yeni Kazılar : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Martine ASSENAT : Yrd. Doç. Dr. Aslı ADVAN, Arş. Gör. Meryem ALTINTAŞ Yerel Medya Çalışanları Perspektifinde Sektör Sorunları: Diyarbakır İli Örneği : Arş. Gör. Süha KONUK Geç Antikçağda Amida nın Ortaya Çıkış Süreci ve Roma-Sasani Mücadelesindeki Rolüne Dair Bir Değerlendirme : Arş. Gör. Felat DURSUN, Prof. Dr. Tamer TOPAL Diyarbakır Surlarında Gözlenen Bozunma Türlerinin Tanımlanması : Yurdal DEMİREL Osmanlı dan Cumhuriyet e ( ) Diyarbakırlı Mülkiyeliler : TARTIŞMA/DISCUSSION 28
29 04 KASIM 2016 CUMA GAPUTAEM KARACADAĞ KONGRE MERKEZİ 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY GAPUTAEM KARACADAG CONGRESS CENTRE Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Abdullah SESSİZ : Prof. Dr. Erol BAYHAN- Emin KAPLAN Diyarbakır Tarım Alanlarında Üreticilerin Bitki Koruma Uygulamalarında Yaşadığı Sorunlar : Prof. Dr. Kadir SALTALI, Alper SÖĞÜT, Ezgi ŞEN ÇETİN, Birgül SOLMAZ Diyarbakır İlinde Sürdürülebilir Tarım İçin Bazı Toprak Özelliklerinin Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesi : Doç. Dr. Dilek DEĞİRMENCİ KARATAŞ, Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ, Doç. Dr. Gültekin ÖZDEMİR Diyarbakır İli Bağcılık Potansiyelinin İlçeler Bazında Değerlendirilmesi : ARA / BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Mehmet YILDIRIM : Prof. Dr. Erol BAYHAN- Emin KAPLAN Diyarbakır daki İlaç Bayilerine Göre Bitki Koruma Uygulamalarına Ait Sorunların Belirlenmesi : Yrd. Doç. Dr. Zübeyir TÜRK Diyarbakır da Kışlık Nohut Tarımında Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri : Yrd. Doç. Dr. M. Murat TURGUT Diyarbakır İlinde Anız Yakmaya Alternatif Koruyucu Toprak İşleme Yöntemleri ve Karşılaşılan Sorunlar : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. M. Murat TURGUT : Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ-Prof. Dr. Sema BAŞBAĞ- Yusuf Güzel DEMİRAY Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modelinin Diyarbakır İli Pamuk Üretimine Olası Etkilerinin İncelenmesi 29
30 : Yrd. Doç. Dr. Halil BOLU-Dr. Hasan MARAL Diyarbakır İli Badem Bahçelerindeki Entomolojik Sorunlar ve Çözüm Önerileri : Doç. Dr. Osman ÇOPUR Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Şanlıurfa ve Diyarbakır İlinin Türkiye Pamuk Üretimindeki Yeri ve Önemi : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. A. Konuralp ELİÇİN : Prof. Dr. Abdullah SESSİZ-Doç. Dr. Muzaffer DENLİ Diyarbakır İli Hayvancılık Sanayisinin Mevcut Durumu ve İhtiyaçları : Doç. Dr. Muzaffer DENLİ Diyarbakır da Hayvancılığın Mevcut Durumu ve Geliştirilmesine Yönelik Stratejiler : Dr. Hüseyin PULAT Tarım ve Hayvancılıkta Dikey Kümelenme (Sektörel Entegrasyon ve Yerel İnsiyatiflerin Rolü) : Yrd. Doç. Dr. Zafer BAŞKAYA Diyarbakır İli İpekböcekçiliğinin Türkiye deki Yeri ve Mekansal Analizi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Muzaffer DENLİ : Yrd. Doç. Dr. Vedat PİRİNÇ-Erhan AKALP Hevsel Bahçeleri ve Tarım : Yusuf Güzel DEMİRAY-Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ Diyarbakır Ekolojik Koşullarında Renkli Pamuk Geliştirmeye Yönelik Pamuk Islah Çalışmaları : Yrd. Doç. Dr. Vedat PİRİNÇ-Erhan AKALP Diyarbakır Kuyu Karpuzu Yetiştiriciliği : Yunus Emre ARVAS, Selin KARAKÜTÜK, Gülfidan KUYUMCU, Zafer SEÇGİN, Yrd. Doç. Dr. Yılmaz KAYA Karacadağ Çeltiğine Biyoteknolojik Yaklaşımlar : ARA/BREAK 30
31 Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Vedat PİRİNÇ : Yrd. Doç. Dr. A. Konuralp ELİÇİN, Dr. Ferhat ÖZTÜRK, Dr. Fatih Göksel PEKİTKAN, Mustafa GEZİCİ Diyarbakır İlinin Tarımsal Yan Ürün Miktarı ve Biyogaz Kullanımı : Doç. Dr. Mikdat ŞİMŞEK-Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman KARA Diyarbakır Meyvecilik Potansiyeline Genel Bir Bakış : Yrd. Doç. Dr. A. Konuralp ELİÇİN, Dr. Ferhat ÖZTÜRK, Dr. Fatih Göksel PEKİTKAN, Mustafa GEZİCİ Diyarbakır İlinin Güneş Enerjisi Potansiyeli : TARTIŞMA/DISCUSSION 04 KASIM 2016 CUMA TİCARET VE SANAYİ ODASI KONFERANS SALONU 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY CHAMBER OF COMMERCE AND INDUSTRY CONFERENCE HALL Oturum Başkanı/Chairman: Doç. Dr. Bahar BURTAN DOĞAN : Yrd. Doç. Dr. Noyan AYDIN, Arş. Gör. Elif YALÇIN Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki İllerin Memnuniyet Düzeylerinin Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi ile Karşılaştırılması : Yrd. Doç. Dr. Birgül UYAN Kentsel Ekonomiler ve Diyarbakır ın GAP Bölgesi İçindeki Yerinin Sosyo-Ekonomik Boyutuyla İncelenmesi : Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ Diyarbakır İli Sanayi Profili : ARA / BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Noyan AYDIN : Doç Dr. Bahar BURTAN DOĞAN, Yrd. Doç. Dr. Mehmet KAYA Diyarbakır da Yoksulluk ve Sosyal Yrdımlar : Yrd. Doç. Dr. Naim DENİZ Diyarbakır Halkının Gelir-Yoksulluk ve Yaşam Kalitesi Ekseninde Teşviklerden Beklentiler Üzerine Bir Analiz 31
32 : Arif ÖZEL Şehirlerin Marka Algısının Kalkınma ve Gelişmedeki Önemi: Diyarbakır İli Üzerine Bir Arştırma Analizi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Naim DENİZ : Uzm. Cihan AY Diyarbakır Küçük Sanayi Sitesi Modeli ile Kalkınıyor : Mehmet Adnan Aksoy Yatırım Destek Mekanizmalarında Yeni Bir Yaklaşım: Diyarbakır Örneği : Dr. Serdal ERGÜN Diyarbakır İlinde İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranları ve Düşük Kapasite Nedenleri : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Ahmet TUTUŞ : M. Tahir DADAK Mikro Bölge Kalkınma Modeli İçin Bir Arştırma; Karacadağ Kırsalında Sektörel Gelişim Çalışması : Hikmet DENİZ, Hasan MARAL Yeni Teşvik Sistemi ve Diyarbakır : Diyadin İNAN, Hasan MARAL Karacadağ Kalkınma Ajansınca Verilen Desteklerin Etkileri : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Bilal GÜMÜŞ : Prof. Dr. Ahmet TUTUŞ, Umut SAKÇILAR Atık Kağıt Geri Dönüşümünün Diyarbakır Ekonomisine Katkısı : Prof. Dr. Ahmet TUTUŞ Diyarbakır İlindeki Tarımsal Artıklardan Kağıt Üretimi : Adem AKGÜL, Hasan MARAL Diyarbakır İlinin Coğrafi İşaretli Ürünlerle Marka Değerini Artırma 32
33 : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ : Arş. Gör. Halil ŞENOL, Arş. Gör. Emre Aşkın ELİBOL Diyarbakır da Hayvan Gübresinden Biyogaz Üretim Potansiyelinin ve Bu Biyogaz Üretiminden Elde Edilebilecek Elektrik Enerjisi Potansiyelinin Arştırılması : Öğr. Gör. M. Tahir UÇAR, Yrd. Doç. Dr. Nurettin ÜSTKOYUNCU Rüzgar Enerjisi ve Türkiye de Diyarbakır İlinde Uygulanabilirliği : Yrd. Doç. Dr. Bilal GÜMÜŞ Diyarbakır İli Güneş Enerji Potansiyelinin Değerlendirilmesinin Önemi ve Diyarbakır daki Güneş Enerjisi Santralleri : TARTIŞMA/DISCUSSION 04 KASIM 2016 CUMA D. Ü. İLAHİYAT FAKÜLTESİ KONFERANS SALONU 04 NOVEMBER 2016 FRIDAY D. U. FACULTY OF THEOLOGY CONFERENCE HALL Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. İbrahim COŞKUN : Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN Diyâru Bekr de Şeyhoğulları Hanedanı : Prof. Dr. Abdurrahman ACAR Diyarbekir Şeriyye Sicilleri ne Göre XVIII. Yüzyılda Aşiretler : Öğr. Gör. Cuma KARAN Osmanlı Tanzimat Döneminin Tarih ve Coğrafyacılarından; -Ahmed Rıfat, Şemseddin Sâmi, Ali Cevad ın-eserlerinde Diyar-ı Bekr Bölgesi : ARA / BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN : Prof. Dr. İbrahim COŞKUN Seyfeddin Âmidi nin Dini Düşüncesinde Akıl-Vahiy Dengesi ve O nun Dinî Aşırı Yorumlara Karşı Mücadelesi-Haşviler (Aşırı Hanbeli, Selefi ve Hariciler) ve Batiniler ile (İsmaililer, Haşhaşiler vb.) Mücadelesi 33
34 : Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ata AZ Diyarbakırlı Seyfuddin Amidi nin Felsefi Kelam Bağlamındaki Tanrı Kanıtlamasının Değerlendirilmesi : ARA/BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Abdurrahman ACAR : Yrd. Doç. Dr. Şerefettin ADSOY İslam Düşünce Tarihinde Kayıp Halka: Seyfuddin el-âmidî : Yrd. Doç. Dr. M. Sait MERMUTLU 19. Asırda Bir Bilgin, Mutasavvıf ve Divan Şairi Muhammed Şaban Kamî-i Amidî : Yrd. Doç. Dr. Murat ÖZAYDIN Diyarbakırlı Nakşî-Hâlidî Meşâyihinden Şeyh Abdurrahman Efendi : ÖĞLE ARASI / LUNCH BREAK Oturum Başkanı/Chairman: Prof. Dr. Selim ÖZARSLAN : Yrd. Doç. Dr. Muhammed Tayyib KILIÇ XVIII. Diyarbakır Şeriyye Sicillerine Göre Osmanlı da Kadının Hukukî Statüsü : Yrd. Doç. Dr. Abdullah TEMİZKAN Sezai Karakoç un Kur an Tasavvuru : Yrd. Doç. Dr. İsa AKALIN, Diyarbekirli Seyfüddin el-âmidî nin Hadisçiliği-Hz. Muhammed in Nübüvvetinin İspatı Bölümünde Kullandığı Hadisler Örneğinde : Arş. Gör. Oğuz YILMAZ Diyarbakırlı Şeyhülkurrâ Hâfız Mehmed Efendi ve Nazmu l- Ehemm fî İlm-i Tecvîdi l-elzem Adlı Türkçe Manzûm Tecvîd Eseri : Öğr. Gör. Mutlu SAYLIK Abbasi Devleti Merkezi Yönetimi nin İdaresinde Diyar-i Bekir : TARTIŞMA/DISCUSSION 34
35 DİYARBAKIR A KİMLİK KAZANDIRAN YAPILAR Prof. Dr. Orhan Cezmi TUNCER Diyarbakır her dönemde önemini korudu ve konuların önüne geçti. Stratejik konumunu surla çevrilmesini kaçınılmaz kıldı.bunun hem yararlı hem de zararlı olduğu gözlenmiştir. Tasarım, teknoloji ve gerecin, güzellikler içinde sunumu bir başarıdır ve ayrıcalık kazanır. Özelikle Osmanlı döneminde ulaşılan barış, eğitim ve ticaret kentin gelişimini hızla arttırır, kent yapılarla donanır. Bu konuyu işlerken, yapılar tek tek ele alınmamış, dönemine damgasını vuran seçme yapıların gereçleri, yapı yönetimi ve güzellikten yana özellikleri tarih sırasıyla ele alınmıştır. Amaç bir dizin değildir. Zaten yerli-yabancı pek çok bilim adamınca bunlar incelenmiş ve yayımlanmıştır. Fiziksel yönüyle bir eksiklik kalmamıştır denilebilir. Arşiv Arştırmalarının hızlanması umudundayız. Anahtar sözcükler: Yapı tekniği, yapı gereci ve güzellik. 35
36 THE CONSTRUCTION VALUE OF DIYARBAKIR Prof. Dr. Orhan Cezmi TUNCER Diyarbakır protected its importance in every period and moved ahead of the related items. Surrounding rampart is required by its strategic position. It it observed that it is both benefit and harm. The technology, beauties and material usage are a big success. Especially, peace, education, fairness and trade increaed city development in Ottoman period and the city has got value with every kind of constructions. The approach to the subject aren t to deal with the constructions one by one; but features, materials, building technique and beatuies of selected construction are emphasized and dealt in chronological order. Already, this subject is examined and published by a lot of national-foreign scientist. As an physical aspect, it can be said that there is no missing item. We hope to increase archive researchers. Keywords: Construction technique, building material and beauty. 36
37 DIYARBEKIR VE ÇEVRESINDE SELÇUKLU HÂKIMIYETININ TESISI Prof. Dr. Salim CÖHCE 1040 da Dandanakan savaşını kazandıktan sonra İslam Siyaset Alanı ında fiilen yerini alan Selçuklular, bu arada Ortadoğu da Sünni İslam ın savunuculuğunu da üstlenmişlerdi. Bu cümleden olmak üzere komşu hükümdarlara yüksek hâkimiyetini tanımak ve kendisi ile birlikte hareket etmelerini sağlamak üzere Tuğrul Bey in gönderdiği mektuplar özellikle Şii Fatimi Halifeliği nin baskısı altında bunalmış olan bölge emir ve meliklerini oldukça heyecanlandıracaktır. Bunlardan birisi de Amid/Diyarbakır a hâkim olan Mervanoğullarıdır. Bu emirlik kısmen Bizans ile Abbasi halifeliğinin yüksek hâkimiyetini tanıdığı gibi aynı zamanda Tuğrul Bey in daveti doğrultusunda hareket etmeye başlamıştı. Ancak o sıralarda Anadolu akınlarını başlatan Navakkiye/Yabgulu Türkmenleri yöredeki diğer Arap Emirleri yanında Mervanoğullarını da rahatsız etmiş ve bu hususta Tuğrul Bey e serzenişte bulunmalarına sebep olmuştu. Böylelikle gelişmeye başlayan Selçuklu-Mervanoğlu ilişkisi Sultan Alparslan döneminde bu emaretin bir nevi serhat boylarını koruyucusu olduğu, dolayısıyla zafiyete düşmemesi gerektiği yönündeki kanaat doğrultusunda tam bir vassallıkhukuku dâhilinde iyice gelişecektir. Ama Nasru d-devle Ahmet in de vefatı ile emarette baş gösteren iktidar mücadelesi ve sonuçta kaçınılmaz hale gelen bölünme Sultan Melikşah ı Diyarbekr i zapt ile Mervanoğulları emaretine son vermek zorunda bırakmıştır. Yörede fiilen başlayan Selçuklu idaresi bazı fasılalarla birlikte Türkiye Selçukluları hâkimiyetinin sona ermesine kadar, yani Moğol İstilası dönemine kadar devam edecektir. Bütün bu gelişmeler böyle bir tebliğin konusunu teşkil edecektir. Anahtar Kelimeler; Diyarbekr, Mervanoğlu, Selçuklu, Selçuklular, Tuğrul Bey, Alparslan 37
38 OSMANLILAR ZAMANINDA DIYARBEKIR KALESI VE SURLARI Prof. Dr. İbrahim YILMAZÇELİK Diyarbekir eyaleti, bütün Osmanlı hâkimiyeti süresince önemini koruyan eyaletler arasındadır. Diyarbekir eyaletinin merkezini teşkil eden Amid şehri, Dicle vadisinden 100 metre kadar yükseklikte sarp bir kaya üzerine kurulmuş ve Bizans döneminde kesin şeklini alan surlar içerisinde gelişmiştir. Her ne kadar Diyarbekir şehri surlar içerisinde gelişmek zorunda kalmış ise de, şehrin bulunduğu alanın geniş ve düz olması sebebiyle surlar sanılanın aksına, şehrin gelişmesine engel teşkil etmemiştir. Bu çalışmamızda, Diyarbakır şehri ile bütünleşmiş olan Diyarbakır Kalesi ve ve Diyarbakır surlarının, Osmanlı hâkimiyetindeki durumları arşiv vesikalarına göre ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Amid, Diyarbakır Kalesi, Diyarbakır Surları, 38
39 DIYARBAKIR CASTLE AND CITY WALLS IN DURING THE OTTOMAN Prof. Dr. İbrahim YILMAZÇELİK Diyarbakır is among the states which maintained its importance during the whde reign of Ottoman Empire. Amid, the centre of Diyarbakır, was situated an a steep rock which is about 100 metres high above Dicle valley and it flourished in the city walls that took their last shape during the Byzantium period. City of Diyarbakır had to develop in the city walls, as the area which the city was situatedon was large and smooth, the city walls didn t hamper the development of the city contrary to what was thought. In our study, the situations of Diyarbakır Castle and city walls, which integrated with the city of Diyarbakır, during the reign of Ottoman Empire was explained in accordance with the archives documents. Key Words: Diyarbakır, Amid, Diyarbakır Castle, Diyarbakır City Walls. 39
40 DIYARI BEKR IN TARIHI COĞRAFYASI Doç. Dr. Adnan ÇEVİK Dicle ve Fırat nehirlerinin suladığı topraklar, ilk medeniyetlerin ortaya çıktığı insanlık tarihinin en eski yerleşim bölgelerinden biridir. Batılı kaynaklar bu topraklara iki nehir arası anlamına gelen Mezopotamya adını verirken, Araplar da aynı bölgeyi iki kısma ayırarak; güneyine yani Aşağı Mezopotamya ya Sevad veya Irak, kuzeyine yani Yukarı Mezopotamya ya ise el-cezire demişlerdir. Bu bildirinin konusunu da ihtiva eden el-cezire, İslam ın ortaya çıkışından hemen önce başlayan ve fetihlerle de hızlanarak devam eden Arap kabile göçleri neticesinde bir süre sonra bu kabilelerin yerleşim bölgelerini gösteren ve yine bunlara nispet edilen Diyarı Rebia ve Diyarı Mudar adında iki idari bölgeye ayrılmıştır. Bunlardan Diyarı Rebia; merkezi Nusaybin olan ve Sincar, Re sulayn (Ceylanpınar), Beled, Dara (Oğuz), Habur, Ceziretİbn Ömer (Cizre), Mardin, Amid (Diyarbakır), Meyyafarikin (Silvan) ve Erzen i (Batman-Kozluk arasında) kapsar iken, Diyar-ı Mudar da merkezi Harran olan Ruha (Urfa), Rakka ve Suruç u içine alan bir mıntıkayı ifade etmekteydi. IX. yüzyıla gelindiğinde ise Rebia Araplarından sayılan Bekr bin Vail kabilesine mensup muhtelif guruplar,zaman içerisinde Yukarı Dicle Havzasında daha fazla yayılarak fethedilen şehir, kasaba ve kalelere yerleşmeye başlamışlardır. Nitekim bu yoğunlaşmanın neticesi olarak Bekrî Arapların çoğunluğunu oluşturan Şeybâniler, Amid i merkez edinerek Meyyafarikin ve Mardin i de içine alan bölgede 30 yıl süren ( ) bağımsız bir emirlik dahi kurmuşlardı. İşte bu gelişmelerden sonra Bekrî kabilelerinin işgal ettiği bu yerler, kabilenin mensup olduğu Rebia yurtlarından ayrılarak, Bekrîaşiretlerin yurdu anlamına gelen Biladu Bekr veya Diyarı Bekr adında ayrı müstakil bir idari birim haline getirilmiştir. Bu bildirinin de konusu olan ve İslam fethinden Osmanlı hakimiyetine kadarki tarihi coğrafyasını ele alacağımız Diyarı Bekr in merkezi şehri Amid olur iken diğer şehirleri ise; Meyyâfârikîn, Erzen, Mardin, HısnKeyfa (Hasankeyf) ve Siirt tir. Ayrıca aynı bölge söz konusu dönemde ondan fazla kasaba ve elliden fazla kaleyi de içermektedir. Anahtar kelimeler: Diyarı Bekr, Amid, Meyyafarikin, el-cezire, Yukarı Dicle Havzası 40
41 DEMOGRAPHIC CHANGES AND THE LAW: A PRELIMINARY STUDY ON DIYARBAKIR Doç. Dr. Marcello MOLLİCA, Prof. Dr. Ahmet TAŞĞIN Demographic changes and the Law: a preliminary study on Diyarbakır Marcello Mollica (University of Pisa, Italy) and Ahmet Taşğın (Necmettin Erbakan University) The aim of this contribution is to present the preliminary framework of a joint project between the Necmettin Erbakan University and the University of Pisa, Italy. We aim to explore the often overlooked attitudes and determinants of minorities in a context of recent demographic and sociopolitical changes. Indeed, political arrangements provided for a degree of local harmony and related toleration when national demographics were relatively stable (or demographic growth was somehow similar within groups or harmony was somehow imposed), but it has not been a force for the same once demographic change has occurred, as for instance the cases of Lebanon and Northern Ireland recently proved (Mollica 2010, 2012, 2016a and 2016b; Mollica and Dingley 2015). We submit that this tension is more manifest in issues of property law. For instance, under the legal codes there is no bar on anyone from any ethno-religious group buying or selling land anywhere within the country, thus, for instance, Muslims or Christians could technically buy land or property in each other s community. However, this rarely occurs due to culturally accepted norms, which effectively carry legal weight within communities that prevent this from occurring.departing from existing lines of research developed by the two authors in the Eastern Anatolian peninsula on the disappearing of the old professions (Taşkin and Mollica, 2015) and practices (Taşkin and Mollica, 2016), we aim to substantiate it by reference to Diyarbakır,a city known in the past for the stability of models of tolerance (Mollica 2011), but recently facing changing demography. Bibliography Marcello Mollica, 2010, Erosion of Legitimacy: A Lebanese Case of Collapsed Governance,in Citizenship and the Legitimacy of Governance in the Mediterranean Region: A Comparative Anthropology, Italo Pardo and Giuliana Prato (eds.), Aldershot: Ashgate, pp Marcello Mollica, 2011, Understanding Determinants: Syrian Orthodox 41
42 Christians and Security Related Issues in Diyarbakır, Urban Anthropology, 40:1-2, Marcello Mollica, 2012, Political Manipulations: De ath and Urban GraveYrds Northern Ireland, in Anthropology in the City: Methods, Methodology and Theory, Giuliana Prato and Italo Pardo (eds.), Aldershot: Ashgate, pp Marcello Mollica, 2016a, ed., Fundamentalism. Ethnographies on Minorities, Discrimination and Trans-Nationalism. Fribourg Studies in Social Anthropology. Münster: LIT Verlag Marcello Mollica, 2016b, Terra e società etniche divise: il caso del Libano del Sud. Messina: Armando Siciliano Marcello Mollica and James Dingley, 2015, Sectarian Dynamics of Multi-Cultural Norms and the Law in Lebanon: A Warning for the Future of Northern Ireland, National Identities, 17:4, Ahmet Taşkın and Marcello Mollica and, 2015, Disappearing Old Christian Professions in the Middle East: the case of Diyarbakır Pushee-Makers, Middle Eastern Studies, 51: 6, Ahmet Taşkın and Ahmet Taşkın, 2016, Tradition of Tattooing in Siverek, Turkey, Middle Eastern Studies 42
43 XIX. ASRIN İKİNCİ YARISINDA BİR BULGAR PAPAZIN ANILARINDA DİYARBAKIR Alcan MUSTAFA, Veysel BAYRAM Osmanlı himayesinde olan bulgarlar, XIX asırdan itibaren bağımsızlık girişimleri göstermeye başlamışlardır. Dış güçlerin kışkırtmalarıyla ayaklanmalar da olmuş bu yıllar. Bu ayaklanma faaliyetlerine katılan şahısların tutuklananlardan bazıları, ceza olarak memleketlerinden uzak bölgelere sürgün edilmişlerdir. Bağzı mahkümlar sürgünde geçen günlerini, yıllarını ve hayatlarını döndüklerinde anılara geçiren kitap olarak basmıştır. Tebliğimizin konusu Papaz Minço Kınçev senesinde, Eski Zağra bölgesinde Arabacı köyünde (bu günkü Kolarovo) dünyaya gelmiş. Doğduğu köyünde altı yıl öğretmenlik yapar ve daha sonra papaz olarak tayin edilmiştir. Bulgarların bağımsızlık teşebüsüne katılır, faaliyetleri Osmanlı devleti tarafından açığa çıkarılır ve teşkilatçılar tutklamıp mahkeme kararı ile bazıları Diyarbekıra sürgün edilir. Bunların arasında konumuz olan Papaz Minço Kınçev 1873 yılında hayat boyu Diyarbekir e sürgün cezasına mahküm edilir Osmanlı-Rus savaşı sonucu kararları, sürgün edilen mahkümlar serbest bırakılır ve Papaz Minço Kınçev in Diyarbekir sürgünlüğü 1878 de son bulur ve memleketine geri döner. Belirli bir zaman sonra kendi hayatını konu alarak kaleme alır. Anıların büyük bir kısmı Diyarbekir sürgün yılları olur. Etraflı olarak deniz yolu ile İstanbul-İzmir- İskenderiye ve karadan Diyarbekir e ulaşana dek yerleşim yerlerini anlatır. Yaklaşık elli gün süren yolculuk İstanbuldan başlar, İzmirden gemi aktarılması yapıldıktan sonra İskenderiye ye ulaşılır. Karayol Diyarbekir çizergesi Keşişdağ, Kazovası, Akpınar kasabası ve beş gün süren yolculuktan sonra Halep e ulaşırlar. Altı günlük moladan sonra Ahtarin köyü, Zambur köyü,tilmen köyü, Fırata ulaşılır. Gemi ile karşı yakada Birecik kasabasına ulaşırlar. Oradan Urfa istikametini alırlar. Birecik Urfa arası arap köylerinden geştiklrini anlatır, ama köylerin tam isimlerini hatırlamaz. Urfa dan Hiyek köyü, Karacurun köyü, Şebiş köyü ve Siverek kasabasına ulaşırlar. Siverek ten, Diyarbekir e ulaşmak için, Kaynak köyü, Karaca dağ ını dolaşır, yedi gün sonra Saliba köyü, Çüngüş köyü, Se- 43
44 lemet köyü geçildikten sonra Diyarbekir kalesine gelirler. Sürgünlere Yrdımcı olmak için, ilk el uzatan yerli ortdoks arap hristiyanlar, ermeniler ve süryaniler olur. Bu toplulukarla tanıştıktan sonra dönemin Diyarbekirdeki gayrimüslüm gruplardan bahsediyor: ermeniler, ortdoks araplar, süryani, keldani, küpülani, hasünü ve siryani cemaati. Ermenilerin iki kilisesi, 160 senesinde inşa edilen Ortodoks arapların Aya Mar Kozma adında bir manastırı, manastırın Piskoposu o dönem Arap Yakovos. Ayrıca, mahallelerinde Aya Gyorgi adında bir küçük kilise. Geri kalan gayrimüslüm cemaatin isimleri belirli olmayan birer kilisesi bulunur. Diyarbekirde dört hane katolik araptan bahsediyor. Bunların bir kilisesi ve papazı var ve ibadetleri Ortodokslarla farklılıkları, sadece Papayı anmalarıdır. Ortodoks araplar, ermeniler ve siryani dışında geri kalan gruplar hepsi katoliktir. Bunların dışında Protestan kilisesi olduğunu da söylüyor. Diyarbekirde camileri ve mescitleri ayrı bir konu alarak aşağıdaki gibi tanıtıyor: camiye çevirilmiş bir ermeni kilsesinden bahsediyor, caminin geniş avlusunda dört şadırvan, görkemli inşaası ve demir zincirli kapularını olduğunu anlatıyor. Diğer bir cami, ortdoks kilisesinden camiye döndürülmüştür. Çok büyük ve güzel mimarisi, bahçesinde altı şadırvan, ismi de Volu Camisidir. Ayrıca iki mescitten bahsediyor, biri dervişler tarafından çilehane olarak diğeri ise ibadethane olarak kullanlıyorlar. Yazarın bahsettiği ikinci kalede kiliseden döndürülmüş Hazreti Süleyman Camisi bulunmakta ve Reşit Paşa kabri mevcuttur. Üçüncü kalede terkedilmiş, ikonlarla süslü bir kilise eski silah deposu olarak kullanmakta. Bu kalde taşlarla işlenmiş bir yüksek höyükün üzerinde iki eski top Ramazan aylarında ve hükümet büyükleri geldiğinde patlatıyorlarmış. Urum Kapısı yanlarında bir mescitten bahsediyor ve içerisinde bir kanlı kılıç olduğunu söylüyor. Osmanlı askeri bir gayrimüslüm ordusuyla savaş ettiği zaman, kılıçtan kan damlarmış. Mescitte ibadet eden dervişlerin pilavı devet tarafından karşılanılırmış. Diğer bir derviş grubunu da anlatıyor. Her on adımda durur, Allah hü, Allah hü diye çağrır ve 44
45 kendilerinden geçerler. Bunlar kimseden sadaka kabul etmezler. Başka bir grup dervişler, Ya Allah, Ya Allah, bin kuruş isterim diye çağrır, fakat birileri para verse, almazlar. Diğer bir başka derviş grubu kafalarında büyük külah, ellerinde kudum ve daire, kapı kapı dolaşır, dilenmekle geçinirler. En güzel sözler ile mücerred dervişleri anlatır. Onları çok inançlı olarak görür ve hristiyan keşişlerine benzetir. Akrabalarına gönderdiği bir mektupta Diyarbekir kalesini analatıyor. Şehir taş duvardan çevrili, dört demir kapısı mevcut. Kapılarda gece-gündüz askeri nöbeti vardır. Kale surları epeyce yüksek ve güzel işlenilmiş taşlardan inşa edilmiştir. On adım genişlikte ve her kırk adımda taştan işlenmiş birer kulesi bulunmakta. Kuleler bu gün erzak deposu için kullanılmaktadır. Kuzeydoğu kapının ismi Dağ Kapısı ve üzerinde demir topuz ve kılıçlar bulunmakta, surlarda eski yunanca yazılar, anlatılanlara göre Büyük İskender tarafından yazılmıştırlar. Bu kapıdan, 1850 senesi yapılan arnavut kaldırımı üzerinden, yirmi dakika mesafede Valilik binasına ulaşılırdı. Sürgünlerin Diyarbekirde kaldığı dönemde valinin isimi Kürt İsmail paşa. Bu Dağ kapısından başka bir yol, Hıskaya üzerinden Katarbur karşısındaki Dicle iskelesine ulaşılır. Burada bir müslüman kabristanından bahsediyor. Kabristan içerisinde taştan işlenmiş Kelhane isminde derin bir kuyu, ölüm cezasına mahküm edilen ve infaz edilenlerin naaşları için kullanılmış. İki saatlik mesafeden Hamurvat suyu adlandırılan bir çay gelmekte ve kale içinde çeşmelerde içme suyu olarak kullanılır. Batıda, Ali Pohar köyü karşısında, kapının ismi Urum Kapısı. Buradan da kaleye Ali Pohar suyu isminde bir çay akar. Günydeki kapının ismi Meredin Kapısı. Kaleye giren tüm aylar birleşir ve bu kapıdan dışarı çıkar. Bahçeler üzerinden Dicle nehrine akar. Dışarı çıkan çayın kıyısında bir su değirmeni bulunmakta. Güneydoğu kapının ismi Yeni Kapı. Buradan Ortodoks Arap kabristanlığına ve Dicle nehrine iniliyor. Yeni kapıdan Hıskayaya kadar, Dicle nehri 45
46 kalenin surlarına dayanır. Kale dışında berrak bir çay Yedi kardeş kulesinden dışarı akar ve ahali çamaşırını burada yıkar. Kalenin doğsunda Gyavur meydanı adlandırılan yerde, Küçük denizçik adlı bir gölden bahseder. Batı kısmında Banaklı suyu gölünde (Ayazma) bol ve iri balıklar olduğunu anlatır. Bu su Senek pazarı yakınında ve kıyısında bir tabakhane ve su değirmeni bulunmakta. Yazar Diyarbekir kalesinde bol miktarda çeşme, şadırvan ve su kuyuları olduğunu anlatır. Şehir su üzerinde yüzer gibidir, der. Ayrıca Diyarbekir sık-sık hamam rastaldığına da söyler. Orta kale içerisinde akan çay ın ismi Karasu dur. Burada iki su değirmeni ve kıyısında Küp Ali bahçesi vardır. Orta Kalede, askeri kışlalar, idare konakları ve sürgün edilenlerin zındanları. Kitabında yazar tarıma da yer vermiş. Nekadar da verimsiz görse kırmızı renkte Diyarbekir topraklarını, buğday ve arpa ekildiğini söylüyor. Yöredeki karpuzun tadını hiçbir yerde rastlanamaz der.papaz Minço Kınçev anılarında Diyarbekir kalesini ayrıntılı tanıtır, kalede yaşayan etnik ve dini grupları çok iyi anlatır. Beş sene kaldığı dönemde gündelik şehir hayatına dokunur. Kendilerinin ve yerlilerinin gündelik sorunlarını, geçirdikleri hastalıkları, yaşadıkları bayramları, ibadetlerini ve mekanlarını çok güzel bir dil ile sergiler. Papaz Minço Kınçev in eseri Diyarbekir in XIX yüzyılın tarihine ciddi bir katkıda bulunmaktadır. 46
47 DİYARBAKIR VE ÇEVRESİNDEN BİR KISIM ARKETİPLERİN ANTROMORFİK YANSIMALARINA DAİR KARŞILAŞTIRMALAR Dr. Yaşar KALAFAT Bildiride, toplumun ortak bilinçaltı kültür ürünlerinden olan ve Alkarısı, Albastı, Yalmauz, Cadı, Karakura, Kocakarı, enkebit, davara gibi isimlerle bilinen arketiplerden Diyarbakır ve çevresinden tespiti yapılabilenler ele alınmış, bulguların karşılaştırılmasına gidilmiştir. Bunların tanımlanmaları; görünme şekilleri, fonksiyonları ve diğer özelliklerinden hareketle yapılmaya çalışılmıştır. Psiko sosyal ve halk inanmaları merkezli bir çalışma yapılması amaçlanmıştır.bu mitik tasavvur içerisinde çok kere bunlardan bir varlık, halk sözlüğünde bölgelere göre farklı isimler alabilmektedirler. Bu duruma, bu varlıkların don ve bazen de âlem değiştirerek, farklı yapılanmalarda tezahür etmeleri de etkili olmaktadır. Kozmolojik varlıkların özellikleri ile ilişkilendirilen bir kısım tespitlerin birçoğu, sadece türlerden beherinde görülürken bu özelliklerin birçoğu, bazı hallerde de, bu varlıklardan sadece birinde de toplanabilmektedir.insan hayatına etkileri ile birlikte tasnifleri yapılmaya çalışılan bu varlıklardan hayırhah olan Umay, Ak Ene, Ana Maygıl gibi olanlar bildiri metninin dışında tutulmuşlardır. Bunlardan Al Karısı, Cadı, Deniz Karısı, Şubat Karısı, gibi demonik tiplerin hayır ve şer özelliklerinin değişebileceklerine de yer verilip ocaklarla ilişkilendirmeleri yapılmıştır. Bu demonik tiplerin âlemleri ile kişioğlunun yaşamı ilişkilendirilirken, renklerde al, cemadattan su, demir, ateş nebatattan süpürge imgesel özellik arz etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Ak Karısı, âlem değişme, don değişme, süpürge, ocak 47
48 UYGARLIK TARİHİNİN BAŞLANGICINDA DİYARBAKIR Vecihi ÖZKAYA İnsanlık uygarlığının ortaya çıkışında, gelişmesinde ve yayılmasında belirli coğrafyaların ve insanlığın hizmetine sundukları imkanların önemi tartışılmazdır. Söz konusu bu coğrafyaların yerleşim açısından tercih edilmeleri de, kuşkusuz, sahip oldukları doğal kaynaklarla doğrudan orantılıdır. Bu açıdan bakıldığında, Dicle ve Fırat sularıyla hayat bulan coğrafya, yaygın bilinen tanımla Verimli Hilal in kuzey kesimi; diğer bir ifadeyle Yukarı Mezopotamya toprakları, beşeri ilgilendiren her konuda ya ilklere kaynaklık etmiş, ya da bunlarla paydaş olmuştur. Üzerinde yaşadığımız ve Yukarı Mezopotamya nın bir parçasını oluşturan bu topraklarda yer alan konumu, yaşayan tarihi ve toprak altındaki kültürel zenginlikleriyle markalaşan Diyarbakır, söz konusu coğrafyada yaşanan bütün kültürleri temsil etmesi ve hamisi olması açısından ayrı bir öneme sahiptir. Diyarbakır ın her yöresinde algılanabilecek bu evrensel zenginliğin erkendeki en erken temsilcilerinden birisi, hiç kuşkusuz, Körtik Tepe dir.2000 yılından başlayarak günümüze kadar arkeolojik kazılar yapılan Körtik Tepe Höyüğü nden elde edilen veriler, sadece bölgenin evrensel kültür açısından önemini ortaya koymamış, aynı zamanda uygarlık tarihinin başlangıcı ile ilgili sorunlara çözüm getirmiş; burada elde edilen sonuçlar, varsayım niteliğindeki bir çok öneriyi somutlaştırmıştır. Dolayısıyla, Körtik Tepe bölgenin emsalsiz değeri niteliğinde insanlık tarihinin ortak kültür mirası durumundadır. Kazandırdığı binlerce ünik eseriyle Diyarbakır Müzesi ni adeta insanlık tarihinin müstesna kurumu haline getirmiştir. 48
49 DIYARBAKIR IN İLK SAKINLERI: İNSAN KALINTILARININ ANTROPOLOJIK AÇIDAN DEĞERLENDIRILMESI Prof. Dr. Yılmaz Selim ERDAL Mezopotamya ve onun yukarı Dicle vadisinde konumlanan Diyarbakır ve çevresi, yıl boyu konaklamaya dayalı yerleşik yaşam ile bitki ve hayvanların evcilleştirilmesi gibi birçok biyokültürel uygulamalarının gelişimi açısından insanlık tarihi açısından önemli bölgelerden birisini oluşturmaktadır. Bu değişim, hem insanları hem de onun yaşadığı çevreyi ve yarattığı kültürü geri dönülmez bir şekilde etkilemiştir. Ekolojide, teknoloji ve kültürel yapıda meydana gelen değişim aynı zamanda insan bedeninin yoğrulmasına, farklılaşmasına yol açmıştır. Bu çalışma esasen Körtik Tepe, Demirköy, Çayönü, Salat Camii Yanı ve Hakemi Use den ele geçen insan kalıntılarının tarihsel bir perspektifte ve biyokültürel bir yaklaşımla antropolojik açıdan incelenmesine dayanmaktadır. Bu kalıntılarla yerleşik yaşamla birlikte, Diyarbakır ve çevresinde yaşayan insan toplumların ölü gömme gelenekleri, bedensel yapıları, sağlık sorunları, nüfus yapıları ve gündelik yaşamlarına meydana gelen değişimi antropolojik bakış açısıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Yapılan çalışmalarda bölgenin en erken yerleşmelerinden olan Çanak-Çömleksiz Neolitik A evresi ve biraz evvelinde, Körtik Tepe de en iyi ifade bulan, ölen her bireyin yerleşim içerisine gömüldüğü bir uygulamadan yalnızca çocukların yerleşim içine gömülebildiği bir aşamaya bir değişimin meydana geldiğini göstermektedir. Bu, çocuk ölümlülüğündeki artışa ek olarak ölü gömme geleneğinde seçiciliğin bir parçası olarak gelişmiştir. PPNA dan başlayan besin kaynaklarındaki daralma boy uzunluğunda kısalma ve enfeksiyonel hastalıklarda bir atış meydana getirmiştir. Fizyolojik streslerde meydana gelen bu artış bir düzeyde tarıma dayalı yaşam biçimiyle bağlantılı bir diğer değişim, fiziksel streslerdeki artış ile at başı gitmiştir. Vücuda binen yükte bir artışla kemik kas tutunma alanları gelişmiş, kemikler irileşmiştir. Buna karşın insan bedeninde, özellikle dişlerin üçüncü bir el gibi kullanımı azalmıştır. Su ile insan arasındaki ilişki değişmiştir. Ancak, değişimin en belirgini cinsiyetler arasında iş bölümünde gerçekleşmiştir. Cinsiyete dayalı, ancak toplum tarafından belirlenen rollerin belirginleşmeye başladığı dönemi, tarıma dayalı yaşam biçimine götürecek kanıtlar, insan kalıntılarından saklı gibi görünmektedir. 49
50 DIYARBAKIR-KAVUŞAN HÖYÜK TEN SIRADIŞI BIR GÖMÜNÜN ETNOARKEOLOJIK AÇIDAN ANALIZI-KAPLUMBAĞANIN BINLERCE YILDIR SÜREGELEN SEMBOLIK ROLÜ Prof. Dr. Gülriz KOZBE, Prof. Dr. Yılmaz Selim ERDAL Mezarlar, arkeolojinin en önemli buluntu gruplarından birini oluştururlar ve eski insan toplumlarının ölü gömme gelenekleri, inanç sistemleri ve gömü ritüelleri hakkında detaylı bilgi edinmemizi sağlarlar. Mezarlar, yalnızca ölüme dayalı algılayışı değil aynı zamanda toplumların kültürel ve sosyoekonomik yapıları ile yaşam biçimleri hakkında da bilgi sağlayan önemli veri kaynaklarından birini oluşturmaktadırlar. Bu çalışmada Diyarbakır İli, Bismil İlçesi sınırları içerisinde yer alan Kavuşan Höyük te Ilısu Barajı çalışmaları çerçevesinde yılları arasında sürdürülmüş olan kurtarma kazılarında ortaya çıkarılan ve bölgenin Post Assur Dönemi ne (MÖ 6.yy) tarihlenen iki insan iskeleti ve 21 adet kaplumbağadan oluşan bir gömü, etnoarkeolojik açıdan incelenmektedir. Silonun dip seviyesinde, neredeyse cidara yapışık halde, yaşlarında oldukça narin yapılı bir kadın yarı hoker biçimde gömülmüşken; hemen üzerinde, yüzü koyun biçimde yatırılmış, 6-7 yaşlarında bir çocuk iskeleti mevcuttur. Silo tabanına dağılmış kaplumbağa kemikleri ve karapasları üzerinde yapılan incelemeler sonrasında, gömü içinde 4 adeti kara kaplumbağası, 17 adeti Fırat yumuşak kabuklu kaplumbağası olmak üzere toplam minimum 21 adet kaplumbağa olduğu belirlenmiştir. Kaplumbağaların gerek sayıca fazla oluşları, gerekse iskeletlerin etrafındaki duruşları, bunların çukur içine tesadüfen düşmekten çok bir ölü gömme geleneği ya da bir kültle ilişkili olabileceklerini gösteren türdendir. Nitekim uzun süre yaşaması, kendi evini sırtında taşıması, küçük ama kuvvetli çene yapısı nedeniyle çok güçlü oluşu gibi özellikleriyle sıra dışı anlamların yüklendiği; efsanelerde sonsuz yaşamın, gücün ve aklın simgesi olan kaplumbağaların,günümüzde de süs eşyalarımızda veya takılarımızda izleri devam eden sembolik anlamları dikkate alındığında, Kavuşan Höyük teki bu silo içi kaplumbağalı gömü, MÖ lerden itibaren binlerce yıldır süregelen kaplumbağaya dayalı geleneklerin farklı bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. 50
51 KÖRTIK TEPE VE HAKEMI USE BULUNTULARI IŞIĞINDA NEOLITIK ÇAĞ DA YONTMATAŞ ALET GELENEKLERI Prof. Dr. Metin KARTAL Güneydoğu Anadolu Bölgesi Anadolu açısından arkeolojik değeri çok önemli olan buluntu yerleri ve buluntularıyla öne çıkar. İnsanlığın en eski buluntuları olan yontmataş aletler ile başlayan ve bu arkeolojik sürece kesintisiz bir biçimde şahit olan bu topraklar, günümüze değin süregelen kültürel belgeleri bir arada barındırır. Bu anlamda dünya arkeolojisi için bir başvuru noktasıdır.yakın geçmişte başlatılan ve Ilısu Barajı altında kalacak yerleşim alanlarına yönelik arkeolojik kazılar, arkeoloji bilim literatürüne çok önemli bilgiler kazandırmıştır. Diyarbakır İli sınırlarında yer alan Körtik Tepe ve Hakemi Use kazıları Arştırmamızın temel veri kaynakları olmuştur. Körtik Tepe, Neolitik Çağ öncesi ve mini buzul çağı olarak nitelenen younger dryas jeolojik evresinde başlayan bir geç Epi-paleolitik dönem yerleşimi ile hayat bulur. Ardından, Çanak-Çömleksiz Neolitik dönemin en erken evresinin belki de Türkiye açısından en eşsiz örneklerinin ele geçtiği bir süreç ile devam eder. Tepe M.Ö sonrasında aynı kültür evresi sırasında terkedilir. Körtik Tepe yontmataş endüstrileri, dönem insanlarının sosyal, ritüel ve günlük işlerinde kullandıkları alet edevatları ne tip gereçlerle yaptıklarını, ne tip silahlarla avlandıklarını detaylarıyla anlamamıza olanak sağlamıştır. Körtik Tepe Neolitiği sonrasına tarihlenen geç Çanak-Çömleksiz Neolitik evre, Ilısu Barajı gölet alanı sınırlarında ve yakın çevresinde yer alan Gusir Höyük, Boncuklu Tarla ve Sumaki Höyük de karşımıza çıkar. Ancak bunlara ait buluntular çok azdır. Bu evreye yönelik en iyi bilgileri Diyarbakır ın kuzeybatısındaki Çayönü yerleşmesinden edinmekteyiz.diyarbakır İline bağlı Hakemi Use kazıları ise Çanak Çömlekli Neolitik dönemin Hassuna Samarra evrelerine ait bulguları ile çok dikkat çekicidir. Yerleşimden ele geçen yontmataş endüstri öğeleri, erken Neolitik ile geç Neolitik arasında hem teknoloji hem de tipoloji açısından çok büyük farklılıkların olduğunu gözler önüne sermektedir. Sadece yontmataş endüstri buluntularından yola çıkıldığında bile hem Körtik Tepe hem de Hakemi Use insanlarının yaşam biçimlerinin ne denli değişmiş olduğu çok net olarak tespit edilebilmektedir. 51
52 BIÇIMSEL VE İŞLEVSEL ÖZELLIKLERIYLE KÖRTIK TEPE KEMIK ALETLERI Uzm. Feridun S. ŞAHİN Anadolu nun Akeramik Neolitik dönemini tüm aşamaları ile gözler önüne sermesinin yanı sıra, tarihsel ve kültürel dokusuyla Anadolu ve Yakındoğu arkeolojisinde önemli bir konuma ve birikime sahip Körtik Tepe, kronolojik olarak da erkende yer alır. Körtik Tepe de Yakın Doğu ve Anadolu neolitiğinin evrensel ipuçlarına erişilmesi yanı sıra, dönem arkeolojisinin bilinmezlerine önemli katkılar sağlamıştır. Körtik Tepe kazılarının önemi, bölgesel, ulusal öneminin ötesinde evrensel düzeydedir. Sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yaşamın temellerinin atıldığı; ölü gömme uygulamalarıyla kendini gösteren dini inanç biçimleri oluşturdukları anlaşılan Körtik Tepe yerleşiklerinin yaşamsal deneyimleri insanlık tarihini ilgilendiren boyuttadır. Höyük genelinde başta mezarlar olmak üzere, yerleşimin mimari karakterini yansıtan yuvarlak tasarlı konutlarda ve diğer alanlarda elde edilen Körtik Tepe buluntuları arasında taş kaplar, taş boncuklar, taş ve kemik aletlerin yanı sıra çakmaktaşı, obsidyenden üretilmiş bulgular öne çıkmaktadır. Her bulgu kümesi kendileri açısından dönemle ilgili önemli veriler sağlaması yanı sıra, yerleşimin erken tarihlenmesinde ve stratigrafinin birçok açıdan doğrulanmasında yol göstericidirler. Söz konusu buluntu konteksleri arasında, farklı açma ve derinliklerde, yaklaşık yerleşimin her katmanında; konut tabanlarında, bağımsız alanlarda ve özellikle mezarlarda ölü armağanı olarak değerlendirilmiş durumda saptanan kemik eserler, çeşitlilikleriyle ve farklı biçimsel özellikleriyle yaşamsal ihtiyaçları karşılanmasına yönelik işlevsel öneme sahiptirler. Kemiklerin farklı amaçlar doğrultusunda ustalıkla şekillendirilmesi, boncuk, olta ve iğne gibi özenli biçimlendirilmesi, çeşitli hayvan kabuklarının zekice süs eşyası olarak değerlendirilmesi, höyük yerleşiklerinin hem estetik algılamalarının gelişmişliğine, hem de dönem teknolojisinin yüksek düzeyine işaret eder. Dolayısıyla, elde edilen ürünlerin büyük bir çoğunluğu günlük yaşam koşullarında değerlendirilmiş işlevsel; bir kısmı estetik, bir kısmı da ritüel amaçlıdır. 52
53 ÇAYÖNÜ TEPESI: DIYARBAKIRLILAR İÇIN NE İFADE EDIYOR? Doç. Dr. F. Aslı ERİM ÖZDOĞAN Prof. Dr. Halet Çambel ile Prof. Dr. Robert Braidwood ve eşi Dr. Linda Braidwood öncülüğünde kurulan Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Arştırmaları Karma Projesi kapsamında 1964 yılında başlayan Çayönü Tepesi kazıları 1991 yılına kadar aralıklarla 17 yıl devam etmiş, yılında bölgenin siyasal durumuna bağlı olarak arazi çalışmalarına zorunlu ara verilen 1992 yılından itibaren arkeolojik malzeme üzerindeki çalışmalara ağırlık verilmiştir. Projenin, ilk üretimciliğe geçiş evresinin tüm doğal verilerini içeren ve arkeolojik açıdan hiç bilinmeyen Yukarı Dicle Havzası nda besin üreticiliğine geçiş aşamasıyla ilgili Arştırmalar yürütmek olan konsepti son yıllarda özellikle Ilısu Baraj alanında sürdürülen kurtarma kazılarındaki yeni bulgularla zenginleşmiştir yılında tekrar başlayan kazı ve kazıevi ziyaretçi merkezi çalışmaları Çayönü nü gelecek kuşaklara aktarımını, yeni teknolojilerin de Yrdımıyla, farklı bakış açılarıyla sunmayı amaçlamaktadır. Öncelikle Çayönü Tepesi Diyarbakırlılar için ne ifade ediyor? sorusunu irdeledikten sonra Çayönü Açık Hava Müzesi nin daha fazla ziyaretçi çeker hale getirilmesi ve sürdürülebilirliği konusunda nasıl bir yol haritası çizilmesi gerektiği tartışılacaktır. Anahtar sözcük : Çayönü Tepesi, Yukarı Dicle Havzası, Açık Hava Müzesi, ziyaretçi merkezi, besin üreticiliğine geçiş 53
54 GEÇ NEOLITIK DÖNEMDE (MÖ ) DIYARBAKIR Doç. Dr. Halil TEKİN Büyük kesimi Diyarbakır ili sınırları içinde kalan Yukarı Dicle Vadisi insanlık tarihi içinde her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur. Bu coğrafyaya hayat veren Dicle Nehri ve kolları, başlangıcından itibaren pek çok tarihöncesi topluluk için uygun yaşam alanı yaratmıştır. Toros Dağlarının güney kesiminde yer alan Yukarı Dicle Vadisi aynı zamanda insanlık tarihinin önemli dönemeçlerinden Neolitik Çağ ın en iyi temsil edildiği arkeolojik alanlardan birisidir lardan itibaren farklı ekipler tarafından yürütülen arkeolojik etkinlikler sayesinde bölgenin tarihöncesi kültürleri hakkında önemli verilere ulaşılmaktadır yılında başlatılan Ilısu Projesi ile bu çalışmalar doruğa çıkmış, Diyarbakır ve civarının binyıllardır toprak altında kalan kültürel değerleri gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Uluslararası büyük ölçekli bir arkeolojik proje olarak yürütülen Ilısu Projesi sayesinde bölgenin Geç Neolitik dönemine (MÖ ) dair de önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından koordine edilen bu proje kapsamında, Hacettepe Üniversitesine mensup bir ekip tarafından yılları arasında Diyarbakır ili, Bismil ilçesi sınırları içinde Hakemi Use ve Karavelyan kazılarının yanı sıra, Dicle boyunca Diyarbakır-Batman arasında bir yüzey Arştırması gerçekleştirilmiştir. Geçen yüzyılda Irak ve Suriye de yürütülen arkeolojik etkinliklerle saptanmış olan ve Batılı Arştırmacılar tarafından, kazı alanlarının adlarından hareketle, Hassuna ve Samarra dönemi olarak tanımlanan Geç Neolitik dönem kültürlerinin Türkiye sınırları içindeki varlıkları her zaman kuşkuyla karşılanmıştır. Ilısu Projesi arkeolojik etkinlikleri sayesinde, Mezopotamya nın ilk tarımcı köy topluluklarının (Hassuna ve Samarra) aslında Diyarbakır ve civarında da aynı zaman diliminde yaşadıkları kanıtlanmıştır. Elde edilen bu yeni sonuçlar sayesinde sonraları güney Mezopotamya da büyük bir uygarlık olarak ortaya çıkaracak olan Sumerlilierin de kuzeyden geliş yönü hakkında bazı ipuçlarına ulaşmak mümkün olmuştur. 54
55 AKKAD DÖNEMINDEN PERS DÖNEMINE KADAR YUKARI DICLE HAVZASI YERLEŞIM SISTEMINDE DIYARBAKIR KENTININ KONUMU Prof. Dr. A. Tuba ÖKSE Dicle Nehrinin geçilebildiği bir noktadaki bazalt kayalıklar üzerine MÖ 5. Binin ortalarında kurulan Amida Höyük, Diyarbakır kentinin en eski yerleşim alanıdır. Yerleşim yeri olarak bu önemli yol kavşağının seçilmesi ve höyüğe yarım saatlik yürüme mesafesinde bereketli tarım topraklarının bulunması, bu yerleşimin ilerleyen dönemlerde büyük bir kente dönüşmesini sağlamıştır. Yukarı Dicle havzasında MÖ 4. Bine tarihlenen yerleşimlerde kaplarını elde üreten yerli toplulukların yaşadığı, çark üretimi bazı kap parçalarına göre de bunların güneyli tüccarlarla ilişkiler kurdukları anlaşılmaktadır. Amida Höyük de bu dönemde yerel bir topluluğun kurduğuş küçük kırsal bir yerleşimdir. MÖ 3. Binin ilk yarısında Mardin Dağlarının güneyinde büyük kentler ortaya çıkarken, Yukarı Dicle havzasında sadece kırsal yerleşimler bulunmaktadır. Yukarı Dicle havzasında kullanımı süren yerel kapların yanında Kuzey Mezopotamya nın çark üretimi kapları da kullanılmıştır. Kuzey Mezopotamya da Akkad İmparatorluk döneminde Mardin Dağlarının güneyinde büyük kentler gelişirken, MÖ 3. binin üçüncü çeğreğinde Diyarbakır Ovasında çok sayıda yeni kırsal yerleşim kurulmuş ve bu yerleşimlerde Yukarı Habur havzası ile benzeşen çark yapımı kaplar kullanılmıştır. Amida Höyük yüzeyinde bulunan çark yapımı ince nitelikli kap parçaları, yerleşimin MÖ 3. Binde kullanıldığına işaret etmektedir. Bu yerleşimler MÖ 2. Binin ilk çeyreğinde de aynı nitelikte sürmüş, MÖ Yüzyıllarda merkezi yerleşimlere anıtsal yapılar, bunların çevresine de küçük çiftlikler inşa edilerek Hurri-Mitanni dönemi dimtu çiftlikleri sistemi kurulmuştur. Amida Höyük te kırmızıkahverengi boya astarlı standart kaplara ait birkaç parça, bu yerleşimin de tarım sisteminde yer aldığına işaret etmektedir. Buna karşın, Diyarbakır Ovası yerleşimlerinde Orta Assur krallığı egemenliğinde kurulan dunnu çiftlikleri sisteminin Amida Höyük teki varlığı belirlenememiştir. Orta Assur krallığının çekildiği ile Yeni Assur İmparatorluğunun bölgeye yeniden hâkim olarak Tuşhan (Ziyarettepe) eyaletini kurduğu MÖ 1. Binin ilk çeyereğinde Yukarı Dicle havzası yerleşimlerinde yaşayan yerel topluluklara ait el yapımı kaplar ile Yeni Assur standart kapları Amida Höyük yüze- 55
56 yinde bulunmamıştır. Buna göre Diyarbakır kenti ve çevresine egemen olan Bit-Zamani Arami beyliği ve sonrasındaki Assur eyaleti döneminde höyük artık önemli bir yerleşim alanı olmamıştır. Çivi yazılı kaynaklarda buraya bir surlu kent ve saray inşa edildiğine ilişkin bilgilere göre yerleşim höyük dışında, üzerinde modern kentin yer aldığı sur içindeki daha düz bir alana kaymış olmalıdır. 56
57 HIRBEMERDON TEPE AND THE UPPER TIGRIS REGION DURING THE MIDDLE BRONZE AGE Dr. Nicola LANERI, Sergio G. RUSSO The Ilısu Dam rescue project along the upper Tigris river valley in southeastern Turkey is bringing forth new archaeological data regarding the ancient societies inhabiting this important rural region within northern Mesopotamia. Among the sites excavated in this region, Hirbemerdon Tepe is a multi-phase small-sized site that have brought to light important archaeological data useful to better understand the transformation of the region throughout its history. The paper presented at this conference provided a brief summary of the archaeological data uncovered during the archaeological research performed at the site with a specific focus on the most important phase of occupation at the site - the Middle Bronze Age - in relationship with the upper Tigris region. In fact, it is during this period that the site is marked by the presence of a ceremonial architectural complex built in the northern side of the High Mound. Hirbemerdon Tepe ve Orta Tunç Çağı Boyunca Yukarı Dicle Bölgesi 57
58 ORTA TUNÇ ÇAĞI NDA HIRBEMERDON TEPE VE YUKARI DICLE BÖLGESI Dr. Nicola LANERI, Sergio G. RUSSO Güneydoğu Anadolu da yukari Dicle nehri boyunca yapılan Ilısu barajı kurtarma projesi kapsamında elde edilen arkeolojik veriler Kuzey Mezopotamya eski toplumlarının yerleşim sitili ve tarzı hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bölgede kazıları yapılan alanlar arasında Hirbemerdon Tepe, bölge tarihindeki değişimi daha iyi anlamamız açısından faydalı arkeolojik verileri gün ışığına çıkaran; küçük ve çok evreli bir yerleşim yeridir.konferansta sunulan bildiri, alanda gerçekleştirilen arkeolojik Arştırma boyunca açığa çıkartılan arkeolojik bilginin özelliklede yerleşimin en önemli evresi olan Orta Tunç Çağın yukarı Dicle ile ilişkisine bir özet oluşturacaktır. Aslına bakarsak yerleşim yeri, bu dönem boyunca höyüğün kuzey tarafında inşa edilen törensel mimari kompleksin bulunmasıyla dikkat çeker. 58
59 DIYARBAKIR BÖLGESINDEKI YENI ASSUR KABARTMA VE STELLERI Prof. Dr. Kemalettin KÖROĞLU Yeni Assur Krallığı, yaklaşık olarak MÖ yılları arasında,, Güneydoğu Anadolu, Irak, İran ın bir bölümü, Suriye, Çukurova bölgesi ve Mısır dahil bütün Doğu Akdeniz havzasını denetlemek ve yönetmek için büyük çaba harcamıştır. Yeni Assur döneminde kabartma ve stellerin yapımında çok keskin kuralların oluştuğu görülmektedir. Başkentlerdeki okullarda yetişen sanatçılar, köklü Mezopotamya geleneğini sürdüren yontucuların tecrübeleri yanında, eyaletlerden getirilen sanatçıların becerilerini de ekleyerek dönenim tasvir anlayışını oluşturmuşlardı. Bu kabartmalarda tanrı, tanrı sembolleri,kral, kutsal varlıklar-cinlerin tasarımının kuralları ortaya çıkmış ve ayrıntıları belirginleşmiştir. Anadolu da Yeni Assur döneminde yapılan stel ve kabartmalar, kuzeyde Dicle nin kaynak bölgesi olan Torosların eteklerine, batıda Fırat ın ötesindeki Çukurova ya, Doğu Akdeniz kıyılarına kadar oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Ancak günümüze kadar Anadolu dakilerin tümü ayrıntılı olarak belgelenerek değerlendirilememiştir. Çoğu kabartmanın yapılış gerekçesini tartışmak için gerekli olan konum bilgisi, çevre ile bağlantısı gibi veriler de yeterli değildi. Bu çalışmada ele alacağımız Diyarbakır bölgesindeki steller ve kabartmaların tümü tarafımızdan yerinde incelenmiş ve yapılış gerekçeleri anlaşılmaya çalışılmıştır. 59
60 NEO-ASSYRIAN RELIEF AND STELLAR IN DIYARBAKIR REGION Prof. Dr. Kemalettin KÖROĞLU Roughly between BC, the Neo-Assyrian Kingdom strived hard to control and rule over the entire eastern Mediterranean basin including Çukurova region and Egypt and Iraq, parts of Iran, Syria ant south-eastern Turkey. Strict rules in the making of reliefs and stelae can be observed during the Neo-Assyrian period. Artists raised in the capitals formed the descriptive approach of the time by building on the experiences of established sculptors in the Mesopotamian tradition as well as those brought from the provinces. These reliefs are where the design rules of gods, divine symbols, kings, holy creatures were developed in detail. Stelae and reliefs in Anatolia that are built in the Neo-Assyrian period can be found in quite a vast area, from the skirts of the Taurus mountains, the source regions of the Tigris, in the north, to Çukurova beyond the Euphrates in the west, reaching as far as the shores of the Eastern Mediterranean. However most of these edifices are yet to be properly documented and assessed. There is insufficient information on their locations and relationships with the environment to allow for discussions on their construction purpose. All of the reliefs and stelae in Diyarbakır region that we discuss in this study were examined in their exact location and tried to understand of their construction purpose. 60
61 ASUR KRAL YAZITLARINDA DIYARBAKIR BÖLGESI ILE İLGILI KAYITLAR Yrd. Doç. Dr. Gökhan KAĞNICI Asur kral yazıtları Eski Mezopotamya krallarının başarılarına odaklanan, otoritelerinin meşruiyetini ortaya koymayı amaçlayan tarihyazımsal metinlerdir. Bu metinlerde Asur kralları daha önceki kralların yazıtlarında kendilerinden önce hüküm sürmüş olan kralların icraatlarını, siyasetlerini, uyruklarına nasıl davrandıklarını ve yazıtlarında kullanmış oldukları ifadeleri gözlemleyerek siyasi arenadaki pozisyonunu güçlendirmeye çalışmışlardır. Asur kralları özellikle M.Ö. 14. ile 9. yüzyıllar arasında Kuzey Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine karşı çok sayıda askeri seferde bulunmuşlardı. Bunlar arasında Diyarbakır bölgesine karşı yapılan seferleri de saymaktayız. Asur kral yazıtlarında Diyarbakır il sınırları içerisine lokalize edilen Amedi, Tuşhan, Sinabu, Tidu ve Damdammusa gibi yerler farklı siyasal ve askeri bağlamlarda söz konusu edilmiştir. I. Adad- Nirari (M.Ö ) ya da II. Asurnasirpal (M. Ö ) gibi Asur krallarının başı çektiği askeri seferlerde bölge ve yerleşim yerleri hakkında detaylı bilgilere ulaşabilmekteyiz. Söz konusu kral yazıtları Diyarbakır daki Asur yerleşim yerlerinin coğrafi yapılarından da bahsetmektedir.bundan dolayı bu yerleşim yerlerinin tarihi coğrafyaları ve buraların sosyo-ekonomik durumları hakkında da bilgi sahibi olabilmekteyiz. Bildiride, Asur kral yazıtlarında geçen Diyarbakır bölgesiyle ilgili kayıtlar ışığında buradaki yerleşim yerlerinden ve buraların Asur kralları ve devleti için öneminden bahsedilecektir. Böylece Diyarbakır a dair en erken yazılı kayıtların ne türden bilgiler içerdiğini öğrenme imkânına kavuşmuş olacağız. Anahtar Kelimeler: Asur Kral Yazıtları, Diyarbakır, Amedi, Tuşhan, I. Adad-Nirari 61
62 THE HISTORIES REGARDING DIYARBAKIR IN THE ASSYRIAN ROYAL Yrd. Doç. Dr. Gökhan KAĞNICI Assyrian royal inscriptions are historical texts that focus on political successes of Assyrian kings essentially. Also these texts present legitimacy of the kings. The Kings, by observing the previous kings actions,politics, attitudes to their subjects, expressions they used in their inscriptions, wanted to identify the reasons for their success and used these deductions as an irreplaceable reference guide for their own courses of action.assyrian Kings campaigned with military purposes through Northern Mesopotamia and Southeast Anatolia Regions in between 14th and 9th centuries BC. However, they marched to region of Diyarbakır at same times. We know places like Amedi, Tushan, Sinabu, Tidu ve Damdammusa by means of the in question inscriptions. Adad Nirari I ( BC.), Ashurnasirpal II ( BC.) and the others Assyrian kings informed us regarding region of Diyarbakır and its settlements. The incriptions also mention geographical structure of Assyrian settlements in Diyarbakır. Therefore, we can have informations related to socio-economical structure of the Assyrian cities. In this article, I m going to aim to present the histories, especially settlements, regarding Diyarbakır according to Assyrian royal inscriptions and also to show importance of Diyarbakır in terms of Assyrian state and kings. Therefore, we will have learned that contents in earliest histories concerning Diyarbakır in the incriptions. Keywords: Assyrian royal inscriptions, Diyarbakır, Amedi, Tushan, Adad Nirari I 62
63 ESKIÇAĞ DA SILVAN ARKEOLOJISI VE TARIHI Prof. Dr. Ergün LAFLI Eskiçağ da Diyarbakır İli, Silvan İlçesi Yukarı Mesopotamia adıyla anılan coğrafyanın bir parçası idi. Silvan nin yazılı belgelerde elimize geçen pek çok ismi vardır. Persler ise bölgeye Gazarta veya Bazibda ismini vermişlerdir. Kentin yakınından Dicle Nehri nin geçmesi Silvan ye ayrı bir anlam katar. Qardu olarak anılan bu bölgede, binlerce yıl akıp gelen süreçte halklar, hükümdarlar ve inançlar birbirleriyle karşılaşmış, birbirlerini etkilemiş, savaşmış ve birbirlerinin yerini almışlardır. İşte Silvan de bu coğrafyanın içinde yeralmaktadır. Silvan İ.Ö. III. Bin den günümüze kesintisiz yerleşimlere sahip olmuştur. Yöreye Eskiçağ da İ.Ö. II. Bin in 2. yarısından beri Babilliler, Assurlular, Persler, Seleukoslar, Parthlar, Romalılar, Bizanslılar ve Sasaniler hakim olmuşlardır. Bu bildiride şu ana kadar düzenli çok az arkeolojik çalışma yapılan bölgenin Eskiçağ daki durumu ile ilgili tüm arkeolojik ve tarihi belgeler derlenecektir. Silvan bölgesinde çok sayıda İ.Ö. III. ve II. Bin yerleşimleri olmasına rağmen, bugüne değin ilçede sistematik arkeolojik Arştırmaların azlığından dolayı, bu dönemlerle ilgili bilgilerimiz oldukça kıszılıdır. Silvan Surları nın İ.Ö. III. Bin de inşaa edildiği söylense de, bu fikir bilimsel olarak desteklenemez. Silvan İlçesi nde Babil kalıntıları olduğu iddaa edilse de bu doğru değildir. Ancak bölgede Babilliler İ.Ö. II. Bin in başından beri hakimdirler. Yöre Erken Demir Çağı beyliklerinden Kumme nin (diğer okunuşları Kumaha, Kummuh,Qumaha veya Qumenu) merkezi konumundadır. İ.Ö. 10. yy. da Silvan, güneydeki Musul ile beraber, ʿUquail Beliği nin merkedir. Bir Demir Çağı uygarlığı olan Guti lerin başkenti olan Bajarkard ın yine Şırnak ın bir ilçesi olan Silopi de olduğu söylenmektedir. Gutiler Zagros Dağı ve çevresinde yaşayan bir halk olarak bilinmektedir.bölge İ.Ö. I. Bin in 2. yarısında Pers egemenliğindedir. Silvan yöresi İ.S. 360 ta Pers kralı II.Şapur ( ) tarafından ele geçirildi. Yöre İ.Ö. 331 yılında Pers kralı III. Darius un yenilmesi üzerine Büyük İskender tarafından 63
64 Yunan toprağı haline gelmiştir. İ.Ö. 130 yılında ise Seleukosların elinden alınarak, Parthlar a geçmiştir.roma döneminde antik Hellen yazarı Ptolemaios ve Romalı Ammianus Marcellinus Silvan ve çevresi ile ilgili bazı tarihsel bilgiler vermektedir. İran Sasani Hükümdarı Erdeşir Babekan İ.S. 226 yılında Parthları yenilgiye uğratarak Silvan ı hakimiyeti altına almıştır. Silvan a Eskiçağ da Hristiyanlık dini İ.S. 1. yy. ın sonunda gelmiş olmalıdır. Hıristiyanlığın yöreye gelişi Antakya dan, belki Şanlıurfa üzerinden bu yöreye gelmesinin, yörenin önemli kervan yolları üzerinde bulunmasıyla açıklanabilir. Yöre İ.S. 3. ve 4. yy. larla beraber Arami Hrıstiyanlığı nın yani Süryanili ğin geliştiği bir yerdir. Romalılar İ.S. 363 te Dicle ötesi arazilerini yani 15 kalesiyle birlikte Arzenene, Moxoene, Zabdiane, Rehimene ve Karduene yi kaybetmiştir. Roma İmparatorluğu ile Sasani İmparatorluğu arasında süre gelen sınır gelgitlerinin esas nedeni olarak Roma İmparatorluğunun Fırat ın ötesine uzanması olarak ifade edilir. Erken Bizans dönemi ile beraber bölge Bizans-Sasani mücadelelerinin geçtiği bir yer özelliği alır. Silvan İ.S. 639 yılında Hz. Ömer zamanında, Iyaz Bin Ganem komutasındaki ordu ile savaşmadan teslim olmuştur. Müslüman olmak istemeyen Yahudi ve Hristiyan Silvan halkına vergilerini vermek kaydıyla kötü bir uygulama yapılmamıştır. Silvan nın Erken Bizans 2 dönemine ait en önemli yapısı eski bir kilise olan bir yapı vardır. Bu yapı Silvan de İslam ın kabul edildiği İ.S. 639 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir. Sonuç olarak, Diyarbakır ve çevresi arkeolojik bilimsel inceleme ve Arştırmalara ihtiyaç duyan, bu konuda çok potansiyel barındıran ve turizme açılabilecek yerleşmelerden biridir. Burada derhal bir arkeolojik yüzey Arştırması çalışması başlatılmalıdır. Biz de Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Ortaçağ Arkeolojisi Anabilimdalı Başkanlığı olarak bu projeye destek vermek isteriz. 64
65 DIYARBAKIR DA TOPLUM SAĞLIĞINI TEHDIT EDEN BIR HASTALIK: 1890 KOLERA SALGINI Dr.Hakan ASAN İnsanlık tarihinin en büyük afetlerinden biri de yaşam alanlarını, ülkeleri ve orduları kısa bir sürede yok eden salgın hastalıklardır. Hayvandan, topraktan, sudan veya insandan insana geçen veba, sıtma, tifo, çiçek, kolera, difteri, kızamık, dizanteri, verem ve grip gibi salgın hastalıklar insanlığı etkileyerek demografik, sosyal ve ekonomik sıkıntılar doğurmuş, geçici ve daimi göçlere neden olmuştur. Bu salgın hastalıklarından biri olan ve adı ölümle birlikte anılan kolera, her türlü ortama uyum sağlayabilmesi nedeniyle, XIX. Yüzyılda dünyanın birçok farklı bölgesinde salgın halini aldı ve etkilediği toplumlarda dehşet verici oranda insan kaybına yol açtı. Söz konusu yüzyılın başlarında Hindistan dan dünyanın dört bir tarafına yayılan bu hastalık, Osmanlı Devleti topraklarında ilk kez 1822 de görüldüğü gibi ticari ilişkiler, göçler, savaşlar ve hac yoluyla yayılma imkânı bulmuştur. Bulunduğu konum itibariyle Diyarbakır ve çevresi salgın hastalıkların etkili olduğu bir bölge olmuştur tarihinde Hindistan da tekrardan ortaya çıkan kolera, aynı yıl Basra ya ulaşmış, buradan da yayılarak Şam, Halep, Bağdat ve Diyarbakır da etkili olmuştur. Diyarbakır daki kolera salgını, en başta, demografik sahadaki sonuçlarıyla tesir etmiştir. Diyarbakır da görülen bu salgının diğer menfi tesirleri de ticarete, üretime ve eğitime indirdiği sektelerdir. Çalışmamızda; tarihlerinde Diyarbakır da ciddi sonuçlar doğuran kolera salgınının neden kaynaklandığı, hangi boyuta ulaştığı ve ölüm miktarlarının ne kadar olduğu, halkın koleraya karşı nasıl bir tutum takındığı, devletin koleraya karşı hangi tedbirleri aldığı, hangi tür problemlerin yaşandığı ve çözüm yollarının başarıya ulaşıp ulaşmadığı gibi sorular incelenerek cevap aranmıştır. Bu çalışmada; Osmanlı Devleti nin o dönem içerisinde tutmuş olduğu ve bugün Osmanlı Arşivlerinde bulunan belgelerden, salgın ve hastalık kaynaklı gelişmeler irdelenerek tarihleri arasında Diyarbakır da etkili olan kolera salgının sebep-sonuç değerlendirilmesi yapılacaktır. Ayrıca, söz konusu dönemde ve sonraki dönemlerde kaleme alınmış tetkik eserlerden de yararlanılacaktır. 65
66 YENI CUMHURIYET IN İLK DEMIR YOLU YATIRIMI: FEVZI PAŞA- DIYARBAKIR DEMIRYOLU HATTI ÜZERINE BIR DEĞERLENDIRME Arş. Gör. İbrahim TAVUKÇU Tarihi, kültürü, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir kent olması, kültürel çeşitliliği sebebiyle kadim şehir unvanı hak eden Diyarbakır tarihin ilk çağlarından bu yana bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış önemli bir tarihi kenttir. Kurtuluş savaşından zaferle çıkan Türk milletinin, yeniden toparlanma, kalkınma sürecinin proje şehirlerinin başında gelen Diyarbakır, -pek fazla bilinmese de-cumhuriyet idaresinin ilk yatırımlarını icra ettiği şehir olarak karşımıza çıkmaktadır.türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhuriyeti ilan ettikten 5 ay gibi kısa bir süre sonra,22 Mart 1924 tarihinde Diyarbakır ın en önemli yer altı zenginliği olan Ergani bakır madenlerinin işletilmesi ve bölgenin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla ilk olarak Arade(bugün Mardin ili Kızıltepe ilçesine bağlı Akdoğan köyüdür)-diyarbakır- Ergani arasında demiryolu yapılmasını kararlaştırmış, fakat çeşitli sebepler nedeniyle hükümet bu yolun yapımından 24 Mart 1926 da vazgeçmiştir. Bu yolun yerine başta Ergani madenlerinin işletilmesi olmak üzere, siyasi, askeri ve sosyal sebeplere istinad eden gerekçelerle devlet Fevzi Paşa-Malatya- Ergani-Diyarbakır demir yolu hattının inşasına karar vermiştir. İsveç şirketine yapımı ihale edilen demir yolu hattının yapımı 1929 dünya ekonomik bunalımının yarattığı ekonomik buhran nedeniyle durma noktasına gelmiştir.fakat Yeni Cumhuriyet idaresi, yine Diyarbakır için ilk defa 1933 te Ergani demiryolu hattının tamamlanabilmesi İç borçlanmaya gitmiş ve 12 milyon tahvili piyasaya sürmek suretiyle Türk milletinin öz tasarrufları ile cumhuriyetin ilanından sonra ilk milli demiryolu yatırımımız diyebileceğimiz Fevzi Paşa-Diyarbakır Demiryolu hattının inşası tamamlayarak demir yolunu 31 Temmuz 1935 te Ergani ye,22 Kasım 1935 te ise Diyarbakır a ulaştırmayı başarmıştır. İş bu çalışmamızda Cumhuriyet idaresi için ilklerin yatırımı olan Fevzi Paşa-Diyarbakır Demir tolu hattının yapılış süreci, çekilen sıkıntılara rağmen devletin Diyarbakır ilimize yatırım yapmak konusunda kararlılığı, tamamen Cumhuriyet Arşivinden temin edilen özgün arşiv belgelerine, meclis zabıtlarına ve diğer tetkik eserlere dayandırılarak değerlendirilecektir. 66
67 AMID/DIYARBEKIR AZIZ İMAMI HACI MUSTAFA EFENDIZÂDE HACI ÖMER EFENDI NIN 1861 TARIHLI TEREKESININ SOSYAL VE EKONOMIK AÇIDAN TAHLILI Arş. Gör. Ahmet GÜLENÇ Tereke defterleri, vefat eden kişilere ait her türlü menkul-gayrimenkul mal ve eşyanın İslam hukukuna göre varisleri arasında paylaşımının yazıldığı kayıtlardır. Tereke defterlerinin en önemli özelliği ise vefat eden kişinin kimlik bilgilerinin yazıldıktan sonra ikamet ettiği idari birimi, eş veya eşlerinin isimleri, çocukları, akrabaları ve servet miktarının (alacak ve borç dâhil) ayrıntılı bir şekilde yer almasıdır. Vefat eden kişilerin terekelerinin incelenmesi sonucu bu kişilerin yaşadıkları döneme ait sosyal ve ekonomik hayatları hakkında bilgi sahibi olmaktayız. Bu Arştırmada Amid/Diyarbekir de yaşamış ve dönemin ekonomik şartlarına göre varlıklı bir kişi olarak bilinen Hacı Mustafa Efendizade Hacı Ömer Efendi nin tereke kaydı incelenmiştir. Tereke kaydından yola çıkarak Amid/Diyarbekir şehir merkezinde yaşayan Hacı Mustafa Efendizade Hacı Ömer Efendi nin sosyo-ekonomik ve kültürel hayatı hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Amid/Diyarbekir, Tereke Defterleri, Sosyal ve Ekonomik Hayat, Aile. 67
68 OSMANLI BÜROKRASISINDE DIYARBAKIR (SICILL-I AHVAL KAYITLARINDA DIYARBAKIRLI MEMURLAR) Selçuk SARI Osmanlı İmparatorluğu, üç kıtaya yayılan topraklarında hâkimiyetini sağlayabilmek için güçlü bir bürokratik yapı oluşturdu. Tanzimat ve Islahat Fermanlarının yayımlandığı dönemde, Osmanlı bürokrasisinin işleyişinde ve içeriğinde değişiklikler yaşandı. Devlet hizmetinde bulunanların kayıtlarının tutulduğu Sicill-i Ahval Komisyonu nun kurulması Tanzimat dönemi Osmanlı bürokrasisinde dikkat çeken bir faaliyettir. Çalışmamızın temelini Sicill-i Ahval Komisyonu dosyalarında kayıtlı bulunan Diyarbakır doğumlu Müslim ve Gayrimüslim memurların sicil kayıtları oluşturmaktadır. Tespit edilen memurların sicil kayıtları üzerine yapmış olduğumuz bu çalışmada; memurların kimlik bilgileri, eğitim durumları, görev ve maaş dökümleri, aldıkları rütbe, nişan, madalya veya cezalara dair bilgiler verilerek Diyarbakırlı memurlar tanıtılmaya çalışılmıştır. Ayrıca memurların sosyo-ekonomik durumları üzerinden imparatorluğun genel vaziyeti ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kaynak olarak; Başbakanlık Osmanlı Arşivi nden Sicill-i Ahval Kayıtları; konu ve yore hakkında kitap, makale ve akademik çalışmalar kullanılacaktır. Anahtar Kelimeler: Biyografi, Diyarbakır, Eğitim, Maaş, Memur, Sicill-i Ahval, Tayin. 68
69 XVI. YÜZYILDA DIYARBEKIR EKONOMISINE GENEL BIR BAKIŞ Prof. Dr. Mehmet Ali ÜNAL Diyârbekir ve çevresi Çaldıran savaşından sonraki dönemde Osmanlı hâkimiyetine girdi yılında tamamlanan tahrirle Diyârbekir bir eyalet olarak Osmanlı idarî teşkilatına dâhil oldu. Eyaletin alanı bugünkü Güneydoğu Anadolu bölgesinin neredeyse tamamını içine alıyor ve Musul sancağı ile bugünkü Irak a uzanıyordu. Sanayi öncesi çağda dünya ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanıyordu. Diyarbekir eyaletinde de durum farklı değildi. Eyalet nüfusunun % 80 den fazlası kırsal kesimde yaşıyordu ve nüfusun temel geçim kaynağı ziraat idi. Tarım sektörü 16. yüzyılda Diyarbekir ekonomisinin en az % 60 ını teşkil ediyordu. Diyarbekir merkezi Amid eyaletin en büyük şehri idi. Eyalete bağlı Harput, Urfa ve Musul gibi sancak merkezleri büyükçe birer kasaba hüviyetinde idiler. Buralardaki atölye ve işyerlerinde başta tekstil olmak üzere çeşitli sanayii dallarında faaliyet görülüyordu. Diyarbekir in pamuklu ve ipekli dokumaları meşhurdu. Ekonominin bir diğer ayağı da ticaretti. Diyarbekir Basra dan İstanbul a kadar uzanan baharat ana yollarının üzerinde idi. Ayrıca İran dan gelen ipek yolunun bir hattı da Van dan Diyârbekir e ve oradan da Halep e uzanıyordu. Diyârbekir önemli gümrük merkezlerinden biri idi. Tahrir defterlerindeki gümrük vergileriyle ilgili kayıtlar ticaret yollarının Diyârbekir eyaleti ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bildirimizde Diyarbekir eyaletinin üç önemli ayağını oluşturan tarım, sanayi ve ticaret ile ilgili verileri tartışacak; üretimle nüfus arasındaki irtibat ve ilişkileri ortaya koymaya çalışacağız. 69
70 OSMANLI DÖNEMINDE DIYARBEKIR ŞEHRINDEKI MAHALLELERIN TARIHI GELIŞIM SEYRI Prof. Dr. İbrahim YILMAZÇELİK Şehirleri fizikî olarak meydana getiren birimlerin başında mahalleler gelmektedir. Zira Ya dinî bir yapının etrafında toplama, ya da aynı din, mezhep ve ırktan olanların bir arada yaşama arzusu sonucunda teşekkül eden mahalleler, şehrin fizikî yapılarını belirleye unsurlardır. Bunun yanı sıra mahalle, şehrin sadece fizikî olarak tanımlanabilecek bir ünitesi olmaktan çok daha fazla bir değer ifade etmektedir. Osmanlı şehirlerinde, sosyal dayanışma ve mâli Yrdımlaşmanın temelleri de, mahallelerde atılmıştır. Türklerin şehircilik anlayışları, İslâm dinine girmelerinden sonraki devrede, ancak mahalleler vasıtası ile takip edilebilir. Türkler, İslâm şehir tipinin üç ana öğesi, Cami, Pazar ve Hamamı, Orta Asya şehir tipinin üç öğesi, İç Kale, Şehiristan ve Rabad ile birleştirmiş ve diğer unsurlar olan, mahalle, bedesten ve çarşılar, İslam sonrası Türk şehirlerinin en belirgin özelliklerini oluşturmuştur. Diyarbakır şehri, Türk-İslâm şehircilik anlayışının bütün özelliklerini, mahalleleri vasıtası ile yansıtan tipik bir Türk-İslam şehridir. Bu husus mahalleleri meydana getiren evlerin fizikî özelliklerinin incelenmesi ve şehri bir bütün halinde fizikî olarak ortaya koyan bütün yapıların (Cami, Mescid, Han, Hamam, Kale vb.) göz önünde bulundurulması ile daha açık olarak ortaya çıkmaktadır. Osmanlı hakimiyeti süresince, Diyarbekir in mahalleleri hakkında Diyarbekir Şer iyye Sicillerinde yer alan Avârız Hânelerinin toplanması için düzenlenen defterden, Diyarbekir eyaletine tahsîs kılınan vergi tevzîi defterinden, Diyarbakır da meydana gelen hadiseler üzerine şehir divanında tertip edilen Mahalleler Nezr Defterinden ve yine Diyarbekir Şer iyye Sicillerine geçen çeşitli belgelerden (Tereke, İlâm, Hüccet vb.) oldukça ayrıntılı bilgiler tesbit edebiliyoruz. Diyarbekir şehrinin mahalleleri hakkında başta Başbakanlık Arşivi nin çeşitli tasniflerinde yer alan belgelerde ve Evkaf Defterleri nde de bazı bilgilere rastlamak mümkündür. Bunlardan da istifade edilmiştir. Öte yandan mahalleleri teşkil eden en küçük birim olan evlerin özellikleri, mahallenin fiziki yapısını ortaya koyacağından tespit edilebildiği kadarı ile incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Diyarbekir, Amid, Mahalle, Şehir 70
71 OSMANLI ARŞIV BELGELERINE GÖRE SURIÇI NDEKI MAHALLELER VE SOSYO-EKONOMIK HAYAT Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salih ERPOLAT Bu bildiri için kaynak olarak XVI. yüzyılda tutulan Diyarbekir Vilâyeti ne ait İstanbul daki Başbakanlık Osmanlı Arşivi nde bulunan 1518 yılı verilerini ihtiva eden 64 numaralı Mufassal Tahrir Defteri ile 1540 yılına ait 200 numaralı Mufassal Tahrir Defteri ndeki veriler ile Ankara daki Kuyud-ı Kadime Arşivi nde 151 numara ile kayıtlı ve 1564 yılına ait verileri muhtevî Mufassal Tahrir Defteri ndeki veriler mukayese edilereksuriçi ndeki mahalle adlarında 1518 den 1564 yılına kadar meydana gelen değişmeler ve gelişmeler ortaya çıkarılacaktır. Bunun yanında XVI. yüzyıldan günümüze kadar varlığını sürdüren mahalle adları ile günümüzde adları değişikliğe maruz kalmış mahallelerin hangileri olduğu belirtilecektir. Mahallelerin büyüklükleri, dinî grupların mahallere göre dağılımı mahalle adlandırmalarında göze çarpan özellikler, mahalle adlarına kaynaklık eden tarihî şahsiyetler ve bu kişilerin Diyarbekir ile yaşadıkları dönemde devlet ve halk için gösterdikleri yararlılıkların neler olduğuna temas edilecektir. Bildirimizde mahalle adlarının yanında bu mahallelerde yaşayan nüfusun şehre nerelerden geldikleri ve uğraştıkları meslekler üzerinde de durularak şehrin sosyo-ekonomik durumuna da vurgu yapılacaktır. XVI. yüzyılda Suriçi nde yaşayan erkek nüfusun kullandığı şahıs adları ve bunların tarih, kültür ve folklor açısından taşıdığı değerler günümüz insanı ile paylaşılacaktır. Bu bildiri ile Diyarbakır ın XVI. yüzyıldaki şehir dokusu Osmanlı arşiv belgelerindeki veriler ışığında 71
72 İNGILIZ RAPORLARINDA DIYARBAKIR ( ) Prof. Dr. Sabit DUMAN Osmanlı Devleti, Berlin Kongresinden (1878) sonra fiilen bir dağılma sürecine girmişti. Bu tarihten sonra çeşitli milletler bağımsızlıkları kazanmak için dış destek ararken içerde de şiddete başvurmaya başlamışlardı. Doğu da yaşayan Hristiyan unsurlar özellikle Ermenilerde bu gelişmeden etkilenerek kendi bağımsızlıklarını kazanmak için zaman zaman isyana kalkıştılar. Bu durum birçok kentin ekonomisini olumsuz etkiledi. Bunun yanı sıra devlet dağılma sürecine girdiğinden Amerikalı ve Avrupalı misyonerler, gezginler Doğu Anadolu yu karış karış gezerek bölgenin yapısını anlamaya çalıştı. Onların bu ilgisi I. Dünya Savaşına kadar devam etti. Diyarbakır Müslümanlarla Gayrimüslimlerin bir arada yaşadığı vilayetlerden biridir. Kentte oldukça kalabalık Hristiyan nüfus vardı. Osmanlı-Rus savaşı sonrasında bölgede otorite boşluğu oluşmuş ve bunu bazı Kürt aşiretlerinin gücü artmıştır. Berlin Kongresinden sonra Osmanlı devleti Ermeniler için reform yapma yükümlüğünü üstlenmişti. Buna karşı direnç gösteren Kürt aşiret liderlerinin bir kısmı sürgüne yollandı. Kürtlerin gönderilmesi kentin kozmopolit yapısını olumsuz etkiledi. Berlin Kongresi bir anlamda Diyarbakır ın sosyo-ekonomik yapısını değiştirdi. Ayrıca Ermeniler bu tarihten sonra milliyetçilik hareketlerine kapılması Müslümanlarla Hristiyanların arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden oldu lardan itibaren bu durum daha belirgin hale gelmiştir. Yoğun siyasi olayların yaşandığı dönemde kentin yapısı, ticari potansiyeli nasıl şekillendiği, bunların altında yatan nedenler bildirinin cevaplamaya çalışacağı konular olacaktır. Bu belgelerin ışığında kentin 1900lerdeki yapısı ortaya konulmaya çaılışılacaktır. Önemli bir ticaret merkezlerinden biri olan Diyarbakır ülkenin dağılma sürecine girdiği dönemde nasıl birdeğişim gösterdiği İngiliz resmi raporları ile bölgeye gelen misyonerlerin hatıratlarından takip edilmeye çalışılacaktır. Döneme ait salnameler, İngiliz resmi raporları Diyarbakın ın geçiş dönemindeki konumunu anlamamıza imkan verecektir. Bu değişimin nedenleri bildiri metninde açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İngiltere, Diyarbakır, Misyoner, Harput, Müslüman, Kurds, 72
73 DIARBEKİR IN ENGLISH REPORTS ( ) Prof. Dr. Sabit DUMAN After the Congress of Berlin (1878) The Ottoman Empire lost its Balkan s lands. After this war, the various little nations loooking to gain foreign support for indepence. Armed militans had take arms to kill Müslümans. Christians living in the Ottoman East, especially the Armenian elements affected by these developments, attempted to revolt from time to time to gain their independence. This has a negative impact on the economy of many cities near Diarbekir. American and European missionaries, travelers tried to understand the nature of the Eastern region. Their interest was continued until World War I. Diyarbakir is one of the provinces where Muslims live together with Muslims. There was quite crowded Christian population in the city. After the Ottoman-Russian war of the authority vacuum formed and it has increased the power of some Kurdish tribes. After the Berlin Congress had undertaken the obligation to reform the Ottoman Empire for the Armenians. Also, a number of Kurdish tribal leaders showing resistance was sentinto exile. Sending Kurds in Diarbekir has a negative impact on the city s cosmopolitan nature. Berlin Congresschanged the socio-economic structure of Diarbekir. Armenians were also doors to nationalist movements afterthis date. The relationship between Muslims and Christians has led to corruption. The structure of the city in theperiod of intense political events, the commercial potential of how it formed, it will be the topics will try toanswer the underlying causes of these papers. According to the documents the structure of the city will beunderstand.important enters the disintegration of the country, one of the trade center in Diyarbakir in the period showed achange in how the missionaries came to the region with a British official report will try to follow the memories.period yearbook description, the British official report will allow us to understand the position of Diyarbakir inthe transition. report the reasons for this change will be explained in the text Key words: England, Muselman, Kurds, Berlin Congress, missionary, Diarbekir 73
74 BIR KARDEŞLIK ÖRNEĞI: DIYARBAKIR DAN KAFKAS CEPHESI NE ERZAK SEVKIYATI Doç. Dr. Tuncay ÖĞÜN Dünya Savaşı nda Osmanlı ordularına gerekli lojistik desteğin sağlanması daima önemli bir sorun olmuştur. Yolların ve nakil vasıtalarının yetersizliğine ilaveten savaş nedeniyle tarımsal üretim hacminde görülen sert düşüşler özellikle yem ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanmasında büyüksıkıntıya neden olmuştur. Merkezi Erzurum olmak üzere Rus tehdidine karşı Kafkas Cephesine yığılan büyük kuvvetlerin de konuşlanmış oldukları sarp ve verimsiz arazinin kaynaklarıyla beslenmesi mümkün olamamıştır. Bu yüzden dönemin idari taksimatı esas alınarak bu cephedeki birliklere Erzurum, Trabzon, Bitlis, Van, Musul ve Diyarbekir vilayetleriyle Canik sancağından oluşan oldukça geniş bir alan İaşe Mıntıkası olarak verilmiş, her vilayetten kendine düşen oranda cepheye yem ve erzak göndermesi istenmiştir. Diyarbekir vilayeti bu kapsamda üzerine düşen görevi yerine getirmek için büyük gayret göstermiş, halkının özverili çalışmaları sayesinde km uzaktaki ordu ambarlarına yem ve yiyecek sevkiyatı yapmıştır. Dönemin koşulları gereği deve ve merkeplerle, yani hayvan sırtında yapılan bu sevkiyat, orduyu aç bırakmamak adına tüm imkânsızlıklara, mevsim koşullarından kaynaklanan zorluklara rağmen aralıksız olarak devam etmiştir. Bu bildiri, bölge halkının yurt savunması uğrunda üstlendiği bu ağır sorumluluğu döneme ait arşiv belgeleri temelinde tespit ederek analiz etmeyi amaçlamaktadır. 74
75 ORTAÇAĞ DA SILVAN IN (MEYYÂFÂRIKÎN) TOPLUMSAL YAPISI Doç. Dr. Mustafa ALİCAN Ortaçağ da Silvan ın (Meyyâfârikîn) Toplumsal Yapısı Bugün Diyarbakır ın ilçe merkezlerinden biri olup ortaçağlarda Meyyâfârikîn ismiyle bilinen Silvan, tarih boyunca birçok devlet ve topluluğa ev sahipliği yapmıştı. İslâm öncesi dönemde dinî açıdan önemli bir Hıristiyan şehri olan Silvan, İslâmî ortaçağda bugünkü Diyarbakır dan (Amid) daha büyük ve merkezî konuma sahip olup tarihî el-cezîre coğrafyasının önde gelen ilim, kültür, siyaset ve ekonomi merkezlerinden biri olarak temâyüz etmişti. Müslümanlarca fethinden sonra bir süre sınır garnizonu olarak kullanılan Silvan ın bu dönemde başlayan sosyo-ekonomik gelişme grafiği zamanla hızlı bir biçimde ivme kazanmış, şehir Şeybânîler, Hamdânîler ve Mervânîler döneminde bölgenin idare merkezi olmuştu. Selçukluların bütün bölgeyi kontrol altına alan dev bir imparatorluk olarak yükselmesi ve el- Cezîre nin batısında kalan bölgelerin İslâm coğrafyasının iç-ülkesi haline gelmesi sürecinde eski konumunu kaybettiği görülen şehir, bir siyaset merkezi olma halini yitirecekse de, Moğol istilasına kadar varlığını devam ettirecekti. Bildirimizde, Silvan ın İslâm fethinden Moğol istilasına kadar uzanan yüzlerce yıllık süreçte geçirdiği toplumsal dönüşüm inceleme konusu edilecek, özellikle İslâmi ortaçağlarda bu şehirde yaşayan Müslüman halkın teşekkül ettirdiği toplum yapısı irdelenecektir. Anahtar Kelimeler: Silvan, toplumsal, Mervânîler, Selçuklular, İslâm. 75
76 GLOBAL VE YEREL KÜLTÜR ARASINDA BIR GERILIM: DIYARBAKIR Doç. Dr. Yılmaz DEMİRHAN, Arş. Gör. Ömer TAYLAN Batı kültürü yaşamın her alanında etkili ve güçlü bir hale geldi. Bu kültürün dominant failleri ise Amerikan (kültür) işletmeleridir. Çünkü Amerikan işletmeleri, pek çok ülkeyi kültürel olarak işgal etmiş ve daha önemlisi pek çok kültürün içine de yerleşmiştir. McDonald s, Burger King, Starbucks ve David People gibi işletmeler küresel düzeyde aynı menüyü, müziği ve servisi sunmaktadır. Bu işletmelerin kaçınılmaz sonucu ise önce bir Amerikan hegemonyası beraberinde ise homojenleşmeyi getirmektedir. Böylelikle bir global/tekil kültür oluşturulmaktadır. Bu global/tekil kültür tarihsellikten yoksun olduğu için esasen bir hatırasızlıktır/hafızasızlıktır. Bu yüzden de ortak bir kader duygusu yoktur. İnsanların tek-boyutlu bir hayat tarzına adapte olması ve bunun düşünce dünyasına etki etmesi ile birlikte farklılıklar silikleşerek yerini işletme-mekanik (rasyonel) bir hayat tarzına bırakmaktadır. Oysa Hasan Paşa Hanı, İskender Paşa Konağı ve Dengbej Evi, farklı yaşam biçimlerini, farklı yiyecek-içecek menülerini, farklı servis/hizmet tarzlarını sunmaktadır. Bu sebeple de tekil değil çoklu bir kültürel durumdan bahsedilebilir. Bu çoklu-hayat tarzına alışan insanlar farklı yaşam biçimlerini, düşüncelerini de benimseyecektir. Çünkü insan kültürünün çeşitliliği, onun zenginliğinin bir parçasıdır. Amerikan kültürü bir homojenleşmeyi içinde barındırdığı için kültürel üretimin çeşitliliğini yok etmektedir. Ancak Diyarbakır kültürü ise heterojen bir yaşam tarzına sahip olduğu için kültürel üretimin devamlılığını ve çeşitliliğini sağlamaktadır. Başka bir ifadeyle üretim sistemleri ve tüketim ilişkileri kendi kültürünü ve toplumunu inşa etmektedir. Bu yüzden kültürel denklemi değiştirmek için alternatifler üretmek lazım. Global kültürle rekabet etmek için şehir kültürü oluşturmak gereklidir. Çünkü Diyarbakır ın yerel mekanları zengin bir kültüre sahip ve bu kültürün teşhiri ise doğal bir şekilde gerçekleşmektedir. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Global Kültür, Yerel Kültür, Diyarbakır. 76
77 MEDENIYET İNŞASINDA/İTTIFAKINDA DIYARBAKIR ÜZERINDEN YENI BIR YOL ARAYIŞI Yrd. Doç. Dr. Adem PALABIYIK Sosyal kalkınmanın sürdürülebilir hale gelmesi için öncelikli şart kalkınmanın gerçekleşeceği alanlarda sağlanan huzur ve sağduyulu mekânların varlığıdır. Bu bağlamda şehirler ve mekânlar geçmişten beri etkin bir medeniyet inşa/ittifak sürecinin devam etmesi için de oldukça önemlidir. Diyarbakır ın huzur, sağduyu ve medeniyet inşası/ittifakı açısından ontolojik olarak içinde yer aldığı bu tarihi misyon, günümüzde daha anlamlı hale gelmiştir. Özellikle bölgenin en önemli sosyo-politik merkezlerinden biri haline gelen ve birçok tartışmanın ortasında yer alan Diyarbakır ın, bölgede sosyal ve ekonomik kalkınma açısından üzerinde durulması gereken bir kent olması dikkatlerden kaçmamıştır. Hendek sürecinde yaşananlar, mekân açısından Nevruz pratiklerine sahip olması ya da Kürt sorunu ile alakalı gelişmelerin Diyarbakır üzerinden aktarılma çabası da sıradan tercihler değildir. Bu perspektiften bakılınca Diyarbakır ın 15 Temmuz sürecinden sonra hem sosyo-politik ve sosyo-ekonomik hem de medeniyet ittifakı açısıdan yeniden analiz edilmesi kaçınılmazdır. İşte bu çalışmada bizim amacımız, sosyal kalkınma bağlamında öncelikle Diyarbakır ın ve Diyarbakırlılığın sosyo-politik ve sosyo-psikolojik sürecine dair ipuçları sunmak, Diyarbakır üzerinden bir medeniyet inşası söylemini tanımlamak, Kürt sorunu ve PKK nın ayrı çizgilerde ilerlediğini ortaya koymak, Diyarbakır dan başlayacak bir medeniyet inşası süreci ile birlikte gelebilecek yatırımların toplumsal alana nasıl katkılar sağlayabileceğini tartışmak ve Yeni Türkiye söylemini medeniyet ittifakı/inşası pratiğinde Diyarbakır üzerinden irdelemek olacaktır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Kalkınma, Diyarbakır, Kürt Sorunu, Medeniyet İttifakı/inşası, Yeni Türkiye. 77
78 BÖLGESEL SORUNLARIN İMAJOLOJISI VE METAFIZIĞINI ISKALAMAK ÜZERINE BIR DENEME (DIYARBAKIR ÖRNEĞINDE) Yrd. Doç. Dr. Ali ÖZTÜRK Bugün karşı karşıya kaldığımız büyük sosyo-siyasal sorunlardan birisi de sosyo-kültürel blokların kendi tabii süreçlerine yabancılaştırılarak manipülatif reflekslere ve konjonktürel oldubittilere geniş imkan sağlayacak huzursuz imgeler taaruzuyla indirgemeci metafiziklere sempati duymalarını sağlayan krizlerle yüzleşmek zorunda kalışımızdır. İndirgemeci metafizikler kuşkusuz kaosun sevdiği müphem-adanmışlıkları yaratan önemli aparatlardır. Bunu sağlayacak en önemli cevher ise umutsuz ve huzursuz saha gerçeği, duygu öbekli provakatif imgeler ve bunu garantiye alacak metafizik getto ağları. Şayet bu süreçlere ilişkin muhataplar, söylem eylem ve yönelimler skalasının bu eğritici imge öbeklerinin kod ve sistematiğini çözmeden cevap üretirse, tüm cevaplar bu sistematiğin bizatihi kendi parçası haline geleceğini göremez. İkinci ve en önemli faktör ise, tüm bu konjoktürel ve yıpratıcı süreçlere kapsayıcı ikna edici ve prensiplere bağlanmış kalıcı metafiziki bir söylem, uygulama ve fabrik üretimlerde bulunma zaruretidir. Bu çalışma genle anlamda günümüz Doğu-İslam Dünyasının özeldeyse Ortadoğu daki gelişmelere bağlı olarak gelişen iç içe girmiş kaotik sökülmenin ıskalanan imajolojik ve metafizik yönlerini Diyarbakır örneğinde sistemliliştirmeyi hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Bölgesel krizler, İmajoloji, Metafizik, Diyarbakır. 78
79 KENTSEL MEKÂNLARIN KULLANIMI VE SEYYAR SATICILIK: DIYARBAKIR ÖRNEĞI Yrd. Doç. Dr. Taner KILIÇ Günümüz kentlerini şekillendiren önemli unsurlardan birisi de seyyar satıcılardır. Seyyar satıcılar özellikle yoğun göç alan kentlerde varlıklarını daha fazla hissettirirler. Kentsel nüfusun yoğunlaştığı mekânları bir iş sahası olarak kullanırlar. Köşe başları, alt ve üst geçitler, kırmızı ışıklarda kavşaklar, otobüs durakları, metro istasyonları, vapur iskeleleri, kaldırımlar vb. yerler, seyyar satıcıların satış yaptıkları mekanlardır. Ülkemizde seyyar satıcılığın tarihi eski dönemlere kadar iner. Köy köy gezen çerçiler seyyar satıcıların ilk örnekleri arasındadır. Osmanlı dönemi kentlerinde de seyyar satıcılara rastlanır. Cumhuriyet döneminde ise 1950 li yıllardan itibaren kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru olan göçler sonucunda; İstanbul, İzmir, Ankara ve Diyarbakır gibi hızla büyüyen kentlerimizde seyyar satıcıların sayıca çok fazla arttığı görülmektedir lı yıllar Diyarbakır ın kentsel alan ve kent nüfusu açısından çok büyüdüğü yıllardır. Bu dönemde Diyarbakır farklı bir göç olgusu ile karşı karşıya kalmıştır: Zorunlu göç. Bölgede yaşanan terör olayları ve buna bağlı olarak köylerin boşaltılması kentsel nüfusu son 25 yılda iki katından fazla artırmıştır. Kent merkezine sığınan bu vasıfsız insanların tek geçim kaynağı gündelik işler ve seyyar satıcılık olmuştur. İşte bu çalışmanın konusunu da Diyarbakır da önemli bir geçim kaynağı olan seyyar satıcılık ve seyyar satıcıların kentsel mekânları kullanımı oluşturmaktadır. Diyarbakır daki seyyar satıcılar, araç ve yaya trafiğinin yoğunlaştığı sokak ve caddeleri aralarında resmi bir sözleşme olmaksızın paylaşmışlardır. Diyarbakır daki seyyar satıcıların çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır. Çocuk yaştaki seyyar satıcılar da azımsanmayacak bir sayıdadır. Seyyar satıcılar arasında evli olanların sayıca fazla olması da bu işin önemli bir geçim kaynağı olduğunun göstergesidir. Diyarbakır daki seyyar satıcılar kalabalık ailelerden gelmektedir. Ailelerin kalabalık olması ataerkil aile yapısından değil, çocuk sayısının fazlalığından ileri gelmektedir. Seyyar satıcıların eğitim seviyeleri ve elde ettikleri kazançlar da düşüktür. Seyyar satıcıların çoğunluğu göç ile gelenlerin yerleştiği ve gelir seviyesi düşük olan mahallelerde oturmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Seyyar satıcı, Kentsel mekânların kullanımı, Kentsel yoksulluk, Göç, Diyarbakır. 79
80 URBAN SPACES USING MOBILE SELLING AND DIYARBAKIR EXAMPLE Yrd. Doç. Dr. Taner KILIÇ One of the important elements that shapes present day cities is peddlers. Peddlers are seen more especially in cities that get a lot of migration. They use the spaces with increasing urban population as a work field. Street corners, underpasses, overpasses, crossroads when the light is red, bus stops, metro stations, ferryboat wharves, pavements, etc. are the spaces where peddlers sell things.in our country too the history of peddling goes back to the old times. Some kind of peddlers called çerçi, who travel from village to village, are among the examples of first peddlers. In cities of Otoman Period peddlers existed as well. In Republican Era, we see peddlers in an increasing number in our rapidly growing cities because of migrations fro rural areas towards urban areas that have continued since 1950s. İstanbul, İzmir, Ankâra, and Diyarbakır can be given as examples to those cities. 1990s are the years in which Diyarbakır grew largely in respect to urban area and urban population. In this period, Diyarbakır faced with a different phenomenon of migration: Forced migration. Because of terror events and the evacuation of villages in the region as a consequence, the urban population has increased more than two-fold over the last 25 years. The only means of living of those unqualified people who had to migrate to the city has been daily works and peddling. The subject of this study is peddling as a means of living of the population from rural areas and the use of urban spaces of peddlers. The reasons of occurence of peddling, which is one of the informal economic activities, and demographic, occupational, and economic characteristics of peddlers in Diyarbakır are major research topics of this study.most of the peddlers in Diyarbakır consist of men. However, the number of child peddlers should not be underestimated. That the number of married peddlers is high as well is an evidence that peddling is an important means of living. The families are crowded not because of having a partiarchal family structure but because of having a lot of children.the education level and the earnings of the peddlers are low. Most of the peddlers live in districts where migrants with low incomes live. Key Words: Peddler, Use of Urban Spaces, Urban Poverty, Migration, Diyarbakır. 80
81 KENTLEŞME VE ÇEVRE SOSYOLOJI BAĞLAMINDA MURRAY BOOKCHIN IN TEZLERI VE DIYARBAKIR BÜYÜKŞEHIR BELEDIYESI ÜZERINE ELEŞTIREL YAKLAŞIMLAR Yrd. Doç. Dr. Adem PALABIYIK Sosyal kalkınmanın sürdürülebilir hale gelmesi için öncelikli şart kalkınmanın gerçekleşeceği alanlarda sağlanan huzur ve sağduyulu mekânların varlığıdır. Bu bağlamda şehirler ve mekânlar geçmişten beri etkin bir medeniyet inşa/ittifak sürecinin devam etmesi için de oldukça önemlidir. Diyarbakır ın huzur, sağduyu ve medeniyet inşası/ittifakı açısından ontolojik olarak içinde yer aldığı bu tarihi misyon, günümüzde daha anlamlı hale gelmiştir. Özellikle bölgenin en önemli sosyo-politik merkezlerinden biri haline gelen ve birçok tartışmanın ortasında yer alan Diyarbakır ın, bölgede sosyal ve ekonomik kalkınma açısından üzerinde durulması gereken bir kent olması dikkatlerden kaçmamıştır. Hendek sürecinde yaşananlar, mekân açısından Nevruz pratiklerine sahip olması ya da Kürt sorunu ile alakalı gelişmelerin Diyarbakır üzerinden aktarılma çabası da sıradan tercihler değildir. Bu perspektiften bakılınca Diyarbakır ın 15 Temmuz sürecinden sonra hem sosyo-politik ve sosyo-ekonomik hem de medeniyet ittifakı açısıdan yeniden analiz edilmesi kaçınılmazdır. İşte bu çalışmada bizim amacımız, sosyal kalkınma bağlamında öncelikle Diyarbakır ın ve Diyarbakırlılığın sosyo-politik ve sosyo-psikolojik sürecine dair ipuçları sunmak, Diyarbakır üzerinden bir medeniyet inşası söylemini tanımlamak, Kürt sorunu ve PKK nın ayrı çizgilerde ilerlediğini ortaya koymak, Diyarbakır dan başlayacak bir medeniyet inşası süreci ile birlikte gelebilecek yatırımların toplumsal alana nasıl katkılar sağlayabileceğini tartışmak ve Yeni Türkiye söylemini medeniyet ittifakı/inşası pratiğinde Diyarbakır üzerinden irdelemek olacaktır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Kalkınma, Diyarbakır, Kürt Sorunu, Medeniyet İttifakı/inşası, Yeni Türkiye. 81
82 BÖLGESEL KALKINMA BAĞLAMINDA KADIN ODAKLI ÇALIŞMALAR -DIYARBAKIR İLI ÖRNEĞI- Yrd. Doç. Dr. Yelda SEVİM, İrfan YILDIRIM Bölgeye yönelik kadın girişimciliği, kadın istihdamı, bölgesel kalkınmada kadının rolü gibi konularda yapılan çalışmaların, çok derin bir geçmişe sahip olmamakla beraber, günden güne artığı görülmektedir. Bölgesel Kalkınma Bağlamında Kadın Odaklı Çalışmalar Diyarbakır İli Örneği adlı bu çalışmanın amacı da, Diyarbakır ilinde bölgesel kalkınmaya katkı sunan Kadın Odaklı ekonomik çalışmaların neler olduğunu, kadın istihdamına katkı sunan kurum ve kuruluşların çalışmalarının hangi eksende seyrettiğini ortaya koymaktır. Bu çerçevede önce Diyarbakır ilinin ekonomik göstergelerine değinilmiş, Diyarbakır ilinde kadınların iş alanındaki verileri ele alınarak, akabinde kadınların iş girişimi ve istihdamında uğraş veren kurum ve kuruluşların yaptıkları çalışmalar üzerinde durulmuştur. Kalkınmasını gerçekleştirmiş bölgelere bakıldığında, cinsiyet temelinde ayırımcılığın kalkınmanın önünde çok ciddi bir engel olduğu görülmüştür. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Diyarbakır özelinde bu eşitsizlik daha da derinleşmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde de son yıllarda yaşanan gelişmeler (göç veşehirleşme, sektörsel gelişmeler, ekonomik büyüme, kalkınmışlık düzeyi, eğitim koşulları) kadının ev dışına çıkmasında, ekonomik yaşam ve iş hayatında aktif bir aktör haline gelmesinde etkili olmaktadır. İllerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında Diyarbakır ın 63. sırada yer aldığını görmekteyiz. Diyarbakır ın sosyo-ekonomik göstergeler açısından alt sıralarda yer almasının nedenlerinden biri de bölgede kadın istihdamı ve girişimciliğinin yetersiz olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Bölgesel kalkınma, Girişimcilik, Kadın istihdamı, Kadın girişimci. 82
83 GENÇ NÜFUS: POTANSIYEL GÜÇ MÜ POTANSIYEL TEHLIKE MI? Deniz AYDIN Türkiye de her ne kadar doğurganlık hızı (2015 yılında 2.1) ideal nüfus yenilenme oranında olsa da, nüfus artışının ülke içerisindeki asimetrik dağılımı gözardı edilmektedir. Türkiye de sosyo- ekonomik gelişmişlik sıralamasında listenin sonlarında yer alan iller doğum hızında listenin başlarında bulunmaktadırlar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde yer alan bu illerin mevcut ekonomileri bu miktarda bir nüfus artışını absorbe edebilecek kapasiteye sahip olmadığı için sürekli olarak büyük illere göç vermektedirler. Diyarbakır ili Türkiye de toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu ilk 10 il arasındadır yılı itibariyle Diyarbakır ili nüfusuna kayıtlı kişi halen Türkiye nin diğer şehirlerinde ikamet etmektedir yılında Diyarbakır ilinde doğum gerçekleşmiş olup, aynı yıl içinde göç eden kişi sayısı kişi olmuştur. Yani Diyarbakır, 2015 yılında eklenen kişi sayısının yüzde 130 unu aynı yıl içinde Türkiye nin diğer şehirlerine göndermiştir. Genç, bekar ve işsiz erkek nüfus demografiği, işlenen suçların büyük bir kısmını oluşturduğu için ekonomik ve toplumsal sisteme entegre edilememesi durumunda yıkıcı bir güce dönüşmektedir. Bilgisayar teknolojileri artık endüstri devriminin ilk safhalarında görüldüğü gibi insanın kapasitesini arttırmaya yarayan Yrdımcı teknolojiler olmaktan çıkarak, bizzat insanların yerlerini almaya başlayan sistemlere dönüşmeye başlamıştır. Tahminler önümüzdeki yıl içerisinde mevcut mesleklerin yüzde 50 ye yakın bir kısmının bilgisayarlar ve robotlara kaybedileceğini öngörmektedir. Günümüzde ülkemizde yaşanan sorunlar göz önüne alındığında, gittikçe büyüyen bir genç nüfusun, gittikçe daralan bir istihdam piyasasıyla karışımı uzun vadede çok ciddi toplumsal sorunlara yol açacaktır. Bu çalışma bahsedilen konuda alınması gereken önlemlerin, Türkiye nin mevcut toplumsal yapısı da göz önünde bulundurularak bir analizini yapmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Genç Nüfus, Teknolojik Değişim 83
84 YOUNG POPULATION: POTENTIAL POWER POTENTIAL IS THE DANGER? Deniz AYDIN Young Population: Is it a Potential Power or Potential Danger? Total fertility rate in Turkey is at the ideal population replacement rate, however there is an asymmetric distribution of births. Provinces which are at the bottom of socio-economical development ladder comes at the top of birth rate list. Because current economical structure of these provinces located in East and Southeast Anatolian regions don t have the capacity to absorbthis level of population increase, there is a constant flow of population to bigger cities of Turkey. Diyarbakır is amongst the top ten provinces with highest birth rates. As of 2015, persons born in Diyarbakır is currently residing in other cities of Turkey. In year 2015 there was births and in the same year persons migrated from Diyarbakır. This means, Diyarbakır has sent %130 of added population to other cities in just one year. Young, single and jobless population which is constituting the majority of crime statistics, can be a source of destructive force unless it is integrated into the economical and social system. 84
85 OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE HATTI TAŞIYAN DIYARBEKIRLI HATTAT HAMIT AYTAÇ VE HAT SANATINDA MEVKII Öğr. Gör. İsmail KANBAZ İslam medeniyeti, bir yazı medeniyeti olup insanlık tarihinde yazıyı sanata dönüştüren sayılı birkaç medeniyetten biridir. Yazının hüsn-i hatta dönüşerek bir sanat ve medeniyet sembolü olması ise Kur an sayesinde olmuştur.her hattat en az bir Mushaf yazarak hattın ana gayesinin tezahür ettiği bu alanda nasibdar olma hayaliyle yaşar. Diyarbakır ın bağrından yetişen büyük hattat Hamid Aytaç, iki Mushaf yazarak hem bu kutlu vazifeyi icra etmiş hem de hat sanatını inkırazdan koruyarak Osmanlı dan Cumhuriyet dönemine taşıyan bir sanatkar olarak temayüz etmiştir. İlk gençlik yıllarında İstanbul a giderek sanatını tekamül ettiren ve büyük hattatlar arasına girmeye hak kazanan Hamid Bey, memleketi Diyarbakır a olan aidiyet ve muhabbetini her vesileyle izhar etmiş, bir çok levhasının altına yazdığı ketebehu Hamid el-amidi (Bu levhayı Diyarbakır lı Hamid yazdı) ibaresiyle doğduğu topraklara olan aidiyetini tescil etmiştir. Hamid Bey, Cumhuriyetin ilk yıllarında, hat sanatının pek de rağbet görmediği bir dönemde maişetini temin için bir çok işle iştigal etmiş fakat asıl uğraşı olan hüsn-i hattı asla bırakmamış, ilerlemiş yaşına rağmen ben vazifeliyim diyerek dünyanın dört bir köşesinden talep edenlere bu sanatı öğretmiş ve onun bugünlere ulaşmasında hayati bir rol oynamıştır. Bir Kur an sanatı olarak İslam medeniyetinin mescid ve ezan gibi şiarlarından biri olan hat sanatı, bu büyük hattatın gayretleri neticesinde bugüne intikal etmiş ve merkezi yine İstanbul olmak üzere İslam aleminde gittikçe artan bir ilgiye mazhar olmuştur.islam alemindeki haklı şöhretinin zıddına memleketi Diyarbakır da maalesef pek tanınmayan ve adına sadece bir ortaokulun bulunduğu Hamid Bey e memleketi Diyarbakır ın bir kadirşinaslık borcu vardır. Bu borcu ifa etmek babında Hükümet ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerince gündeme getirilen ve Hattat Hamid Bey in adını taşıyan bir Kültür ve Sanat Merkezi inşa edilmesi projesinde henüz somut bir netice ortaya konulamamıştır. Bu projenin gerçekleşmesi hem şehrin kadim köklerine dönmesini temin etmesi hem de yeni sanatkarların neşvü nema bulacağı bir atmosfer teşkil etmesi bakımından hayati bir ehemmiyeti haizdir. 85
86 XVI. VE XVII. YÜZYILLARDA DIYARBAKIR VE ÇEVRESINDE SIMYACILIĞIN ETKILERI Doç. Dr. M. Nesim DORU Kökeni Antik Yunan a ve Helenistik kültüre dayanan ve oradan İslam dünyasına aktarılan bazen kimya yerine de kullanılan simya, insanlara sonsuz bir servet ve ölümsüzlüğü vadeden bir ilimdir. İslam dünyasında daha çok sûfî gelenekler içinde icra edilen simya,zamanla sûfîlerin açlıklarını gidermek için başvurdukları bir riyazet yöntemine dönüşmüştür. Bu ilim sayesinde elde edilen altından küçük toplarla uzun süre açlık hissini bastıran sûfî tarikat mensupları, teorik olarak da bu ilmi Cabir b. Hayyân ve Cafer-i Sâdık gibi İslam düşünürleri ile ilişkilendirmişlerdir. Antik Yunan da gizli bir tarikat gibi örgütlenen Pisagorculuk tan da esinlenen bazı tasavvufî gelenekler, simya ilminin bir tür marifet ilmi olduğunu iddia etmişlerdir. Bu çerçevede simya ilmini bir tür ruhun kimyası olarak kabul eden İbn Arabî nin vahdet-i vücûd düşüncesi ile beraber İbn Sînâ nın tıp çalışmalarına da atıfta bulunarak teorik ve pratik çalışmalarla zenginleştirmişlerdir. Diyarbakır ve çevresinde XVI. Ve XVII. yüzyıllarda Hâcegân-ı Nakşebendî ve Gülşeniyye gibi çok güçlü tarikatlar bulunuyordu. Şeyh Rûmî tekkesi olarak da bilinen Hâcegân tarikatının kökenleri Orta Asya sûfîliğine uzanan Urmiye koluna dayanıyordu ve en önemli özellikleri Evliya Çelebî nin ifadesiyle Pisagoryen tevhitçi (Tevhid-i Pisagorasî) olmalarıydı. Buradaki Pisagorculuk ifadesi, muhtemelen tarikatın Pisagor un monist felsefesine işaret etmektedir. Aynı ifadeyle tarikatın İbn Arabî nin vahdetü l-vücûd felsefesine olan ilgisini de ifade etmiş olmalıdır. İbn Arabî metafiziğinin önemli bir konusu olan ruhun simyasının şeyhin dünyasında önemli bir yer tuttuğunu söylemek mümkündür. Ayrıca Pisagor ifadesi Şeyh Rumî tekkesinin musikiye olan ilgisini de ifade etmiş olmalıdır. Nitekim tarikatın, zikirlerinde musikiyi sıkça kullandığı ifade edilmiştir. Aynı şekilde, bir çok bestekâr ve musîkişinâsın Diyarbakır menşeli Gülşeniyye tarikatından yetiştiği de hesab katıldığında söz konusu dönemde Diyarbakır ve çevresinde Pisagorculukla, İbn Arabî nin vahdet-i vücûd felsefesiyle, simya ve musîkî ilmiyle iştiğal eden ilmî ve sûfî çevrelerin olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim aynı dönemde Diyarbakır Beylerbeyliği civarında mesela Bitlis ve Cizre de de bu tür uygulamaların icra edildiği dönemin tarihi kayıtlarından bilinmektedir. Bu çalışma Diyarbakır da nüfuz alanı bulmuş 86
87 Hacegân ve Gülşeniyye tarikatlarının simya ilmi özelinde oluşturdukları entelektüel ve ilmî çabaları analiz edilerek bunun etkileri üzerinde durulacaktır. Kökeni Antik Yunan a ve Helenistik kültüre dayanan ve oradan İslam dünyasına aktarılan bazen kimya yerine de kullanılan simya, insanlara sonsuz bir servet ve ölümsüzlüğü vadeden bir ilimdir. İslam dünyasında daha çok sûfî gelenekler içinde icra edilen simya, zamanla sûfîlerin açlıklarını gidermek için başvurdukları bir riyazet yöntemine dönüşmüştür. Bu ilim sayesinde elde edilen altından küçük toplarla uzun süre açlık hissini bastıran sûfî tarikat mensupları, teorik olarak da bu ilmi Cabir b. Hayyân ve Cafer-i Sâdık gibi İslam düşünürleri ile ilişkilendirmişlerdir. Antik Yunan da gizli bir tarikat gibi örgütlenen Pisagorculuk tan da esinlenen bazı tasavvufî gelenekler, simya ilminin bir tür marifet ilmi olduğunu iddia etmişlerdir. Bu çerçevede simya ilmini bir tür ruhun kimyası olarak kabul eden İbn Arabî nin vahdet-i vücûd düşüncesi ile beraber İbn Sînâ nın tıp çalışmalarına da atıfta bulunarak teorik ve pratik çalışmalarla zenginleştirmişlerdir. Diyarbakır ve çevresinde XVI. Ve XVII. yüzyıllarda Hâcegân-ı Nakşebendî ve Gülşeniyye gibi çok güçlü tarikatlar bulunuyordu. Şeyh Rûmî tekkesi olarak da bilinen Hâcegân tarikatının kökenleri Orta Asya sûfîliğine uzanan Urmiye koluna dayanıyordu ve en önemli özellikleri Evliya Çelebî nin ifadesiyle Pisagoryen tevhitçi (Tevhid-i Pisagorasî) olmalarıydı. Buradaki Pisagorculuk ifadesi, muhtemelen tarikatın Pisagor un monist felsefesine işaret etmektedir. Aynı ifadeyle tarikatın İbn Arabî nin vahdetü l-vücûd felsefesine olan ilgisini de ifade etmiş olmalıdır. İbn Arabî metafiziğinin önemli bir konusu olan ruhun simyasının şeyhin dünyasında önemli bir yer tuttuğunu söylemek mümkündür. Ayrıca Pisagor ifadesi Şeyh Rumî tekkesinin musikiye olan ilgisini de ifade etmiş olmalıdır. Nitekim tarikatın, zikirlerinde musikiyi sıkça kullandığı ifade edilmiştir. Aynı şekilde, bir çok bestekâr ve musîkişinâsın Diyarbakır menşeli Gülşeniyye tarikatından yetiştiği de hesaba katıldığında söz konusu dönemde Diyarbakır ve çevresinde Pisagorculukla, İbn Arabî nin vahdet-i vücûd felsefesiyle, simya ve musîkî ilmiyle iştiğal eden ilmî ve sûfî çevrelerin olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim aynı dönemde Diyarbakır Beylerbeyliği civarında 87
88 mesela Bitlis ve Cizre de de bu tür uygulamaların icra edildiği dönemin tarihi kayıtlarından bilinmektedir. Bu çalışmada, Diyarbakır da nüfuz alanı bulmuş Hacegân ve Gülşeniyye tarikatlarının simya ilmi özelinde oluşturdukları entelektüel ve ilmî çabaları analiz edilerek bunun etkile üzerinde durulacaktır. 88
89 DIYARBAKIR DA MEDRESELER VE MEDRESE EĞITIMI Muhammed Tayyip ELÇİ Miladî 639 yılı gibi erken bir dönemde sahabe tarafından fethedilmesiyle İslam beldeleri arasına giren tarihi kent Diyarbakır a, insanlara İslam ı öğretmek ve İslam hükümlerini tatbik etmek için ilk sahabî vali Sa sa ile beraber çok sayıda sahabe bırakılmıştı. Halen bazı beldelerde olduğu gibi o dönemde tüm İslam beldelerinde İslam dini eğitimi camilerde ders halkaları oluşturulması suretiyle yapılırdı. Dolayısıyla Diyarbakır da da başta kiliseden dönüştürülen ulu cami olmak üzere inşa edilen cami ve mescitlerde ders halkaları suretinde eğitim yapılmıştır. Hicri üçüncü asrın ilk yıllarından itibaren Nişabur dan başlayarak birçok İslam beldelerinde camilerden bağımsız, müstakil, medreseler inşa etme ve eğitimi buralarda yapma geleneği başlamış ve zamanla bu gelenek tüm ümmet coğrafyasına yayılmıştır. Binaen aleyh Diyarbakır da birçok medrese kurulmuş ve artık eğitim, camilerde de devam etse de, buralara taşınmıştır. İslam tarihi boyunca Diyarbakır da ya külliye suretinde yapılan cami müştemilatında ya da müstakil olarak bir kısmı halen ayakta ve faal olan bir kısmı da, maalesef, yıkılıp yok olan çok sayıda medrese inşa edilmiş ve Diyarbakır bir ilim ve irfan merkezi bir şehir olarak tanınmıştır. Mesudiye Medresesi, Zinciriye Medresesi, Ali Paşa Medresesi, Hüsreviye Medresesi, Abdullah Paşa Medresesi, Laitifiye Medresesi ve Muslihüddin Larî Medresesi halen ayakta olan ve bir kısmı farklı hizmetlerde istihdam edilen medreselere örnek verilebilir. Tüm İslam ülkelerinde olduğu gibi D.Bakır da da İlk dönemlerde; Tefsir, Hadis, Fıkıh, Siyer-Meğazi, Sarf, Nahiv, Belagat gibi Kur an etrafında teşekkül etmiş ilimler okutulurken zaman içerisinde; Felsefe, Mantık, Matematik, Coğrafya, Kozmoloji, Tıp, Mühendislik vb. tüm pozitif ilimlerin de tedris edildiği mekânlara dönüşmüş ve tüm insanlığa büyük ilmî miraslar bırakan dahi bilginler yetişmiştir te medreselerin lağvedilmesinden sonra doğu ve güneydoğu Anadolu nun bir çok ilinde olduğu gibi D.Bakır da da her türlü baskı ve tarassuta rağmen halkın desteğiyle dönemin âlimleri büyük fedakârlıklarla medreseleri yaşatmış ve günümüze kadar bir şekilde gelmelerini sağlamıştır. Halen Diyarbakır şehir merkezi, ilçe ve köylerinde çok sayıda medrese hizmet sunmaya devam etmektedirler. 89
90 AILE KURUMU İLE İLGILI TEMEL PROBLEMLER (DIYARBAKIR ÖRNEĞI) Öğr. Gör. Dr. Bayram KANARYA Aile toplumun temel ünitesidir. Sağlıklı toplumların varlığı huzurlu bir aile yuvası ile doğrudan ilişkilidir. Bireyler, ahlak, eğitim, din ve kültür gibi temel dinamikleri ailede öğrenmektedirler. Sevgi ve huzur ortamı olan kurumsal aileden bireysel aileye geçerken bazı problemlerle karşı karşıya kaldığımız muhakkaktır. Bu çalışma, aile kurumunun karşılaştığı problemleri ve Diyarbakır daki izdüşümlerini konu almakta ve bazı çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. Anahtar sözcükler: Aile, Huzur, Din, Kadın, Erkek 90
91 BASIC PROBLEMS RELATED TO INSTITUTE OF FAMILY (SAMPLE OF DIYARBAKIR) Öğr. Gör. Dr. Bayram KANARYA Family is the basic unit of society. The presence of a healthy society depends on apeaceful family. Individuals, learn morality, education, religion and culture in the family. itis certain that we face some problems when we pass from traditional family to nuclear family. This study takes the problems faced by family institution and it s projections in Diyarbakir and aimes to present some solutions. Key words: Family, Happiness, Religion, Women, Men. 91
92 DIYARBAKIR IN ÖNEMLI DOĞA ALANLARI VE KORUMA ÖNCELIKLI TÜRLERI Prof. Dr. Murat BİRİCİK, Şemsettin TURĞA Diyarbakır, barındırdığı doğal alanlarıyla önemli bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır. Yörede yaban hayatını belirleyen en önemli etkenler, coğrafî konum, rakımı 511 m ile 2640 m arasında değişen arazi yapısına bağlı olarak büyük değişkenlik gösteren iklimsel özellikler, jeolojik geçmiş çeşitliliği ve başta Dicle nehri olmak üzere, çeşitli karakteristik özelliklere sahip sulak alanların varlığıdır. İldeki başlıca habitatlar nehir,bozkır ve dağ ekosistemleri içerisinde yer almaktadır.sahip olduğu biyolojik çeşitlilik esas alınarak, il sınırları içinde kalan arazinin yaklaşıkdörtte birine karşılık gelen kesimi Türkiye deki önemli doğa alanları (ÖDA) içerisinde tanımlanmıştır. Bu arazi, Güneydoğu Toros Eşiği, Bismil Ovası, Karacadağ ve Devegeçidi Barajı adları verilen ÖDA ları ve ayrıca, il idarî sınırlarının daha doğusunda kalan Nemrut dağı adlı doğa alanının küçük bir kısmını kapsamaktadır. Söz konusu alanların her biri, barındırdığı hayvan ve bitki türlerinin çeşitliliğiyle birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Diyarbakır daki çeşitli alanlarda üreyen ve aynı zamanda küresel, bölgesel ya da ulusalölçekte tehlike altında olmaları dolayısıyla özel önem taşıyan canlı türlerine örnek olarak, memeli hayvanlardan yaban keçisi ve çizgili sırtlan; kuşlardan küçük akbaba, toy ve alacayalı çapkını; sürüngenlerden Fırat yumuşakkabuklu kaplumbağası; amfibilerden benekli semender ve Ortadoğu lekeli semenderi; kelebeklerden yalancı apollo ve bitkilerden akşamyıldızı (Hesperis hedgei) ile kabamayasıl (Ajuga xylorrhiza) sayılabilir. Öte yandan Diyarbakır, ülkemizin en nadir canlılarından biri olan parsın (leopar) yakın zamanda tespit edilmiş olduğu yerlerden biridir.yörede doğayı tehdit eden en önemli etken insan faaliyetlerine bağlı olarak ortaya çıkan habitat değişimleridir. Katı ve sıvı atıklardan ya da tarım ilaçlarından kaynaklanan kirlilik,kural dışı avcılık ve aşırı otlatma da yaban hayatına büyük zararlar vermektedir. Doğa üzerindeki olumsuz etkilerin önüne geçmek için, korumayı öngören mevcut kuralların etkin biçimde uygulama ve denetiminin sağlanması ve halkı eğitme ve bilinçlendirme çalışmaları önem taşımaktadır. Diyarbakır da yasal mevzuatla korunan alanların oluşturulması acil bir ihtiyaç durumundadır. 92
93 DICLE NEHRI NIN BIYOLOJIK GIZEMI: PLANKTON Doç. Dr. Aysel BEKLEYEN, Yrd. Doç. Dr. Memet VAROL, Dr. Bülent GÖKOT Türkiye nin en önemli sınır aşan nehirlerinden biri olan Dicle, binlerce yıldır çeşitli medeniyetlerin gelişiminde önemli bir su kaynağı olmuştur. Bugün çeşitli amaçlarla faydalanmakta olduğumuz Dicle Nehri, aynı zamanda birçok yaşam formuna da ev sahipliği yapmaktadır. Bu yaşam formlarından biri olan planktonik canlılar, sucul ekosistemde balıkların ve diğer organizmaların temel besin kaynağıdır, diğer bir deyişle besin zincirinin birinci ve ikinci halkalarını oluştururlar. Dicle Nehri, planktonik flora ve fauna elemanları açısından Türkiye nin en zengin akarsuyudur. Dicle Havzası nın nehir ve baraj göllerinde yılları arasında yapılan çalışmada 390 fitoplankton ve 243 zooplankton türü olmak üzere toplam 633 tür tespit edilmiştir. Bu türlerin büyük bir kısmı, Dicle Havzası nın Diyarbakır il sınırları içindeki nehir ve barajlarında kaydedilmiştir. Dünyada çok ender görülen bazı plankton türleri, Türkiye de sadece Dicle Nehri ve üzerindeki baraj göllerinde yaşamaktadır. Ancak nehrin biyolojik zenginliği, yapılacak veya yapılmakta olan barajlarla tehlike altında bulunmaktadır. 93
94 BIOLOGICAL MYSTERY OF THE TIGRIS RIVER: PLANKTON Doç. Dr. Aysel BEKLEYEN, Yrd. Doç. Dr. Memet VAROL, Dr. Bülent GÖKOT The Tigris, one of the most important transboundary rivers of Turkey, has been an important water source in the development of different civilizations for thousands of years. Today the Tigris River is used for various purposes and also is home to many life forms. One of those life forms, planktonic organisms is the basic food source of fish species and other organisms into aquatic ecosystems. In other words, they form the first and second ring of food chain. The Tigris is the richest river of Turkey in terms of its phytoplankton and zooplankton diversity. In the study conducted between in river and dam lakes of the Tigris Basin, 390 species of phytoplankton and 243 species of zooplankton totally 633 species have been identified. A large portion of these species was recorded from the river and dams within province borders of Diyarbakir in the Tigris Basin. Some plankton species observed very rare in the world, live in only the Tigris River and its dam lakes in Turkey. However, the biological diversity of the river is threatened by dams being built. 94
95 DICLE NEHRI NIN DICLE ÜNIVERSITESI KAMPÜS ALANI (DIYARBAKIR) İÇERISINDE KALAN KESIMIN PLANKTONIK ALG FLORASI Uzm. Osman UÇ, Doç. Dr. Köksal PABUÇCU Bu çalışmada, yılları arasında, Dicle Nehri nin Dicle Üniversitesi Kampus Alanı (Diyarbakır) içerisinde kalan kesiminin planktonik alg florası incelendi. Planktonik florada toplam 13 taksonun teşhisi yapıldı. Tür çeşitliliği bakımından sırasıyla Bacillariophyta (8), Cyanobacteria (3), Charophyta (1), Chlorophyta (1) tür ile temsil edildi. Bacillariophyta dan Cymbella affinis Kützing, Diatoma vulgaris Bory; yanobacteria dan Oscillatoria curviceps C.Agardh ex Gomont en bol bulunan türler oldu. Ayrıca suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri de belirlendi. Anahtar Kelimeler: Dicle Nehri, Diyarbakır, fitoplankton, alg florası, algler 95
96 PLANKTONIC ALGAL FLORA OF THE SECTION OF RIVER TIGRIS THAT STAYS INSIDE THE CAMPUS AREA OF DICLE UNIVERSITY (DIYARBAKIR) Uzm. Osman UÇ, Doç. Dr. Köksal PABUÇCU In this study, algal flora of the section of River Tigris that stays inside the campus area of Dicle University (Diyarbakır) were investigated between years. 13 taxons were identified in planktonic flora. In terms of species diversity, Bacillariophyta (8), Cyanobacteria (3), Charophyta (1), Chlorophyta (1) were represented. Cymbella affinis Kützing, Diatoma vulgaris Bory as Bacillariophyta; Oscillatoria curviceps C.Agardh ex Gomont as Cyanobacteria were the most common species. Moreover, physical and chemical properties of the water were also determined. Key words: Tigris River, Diyarbakır, phytoplankton, algal flora, algae 96
97 İPEKBÖCEĞI YETIŞTIRICILIĞI Yrd. Doç. Dr. Sadreddin TUSUN, Prof. Dr. Ahmet ONAY Bu çalışmanın amacı, ekolojik, kaliteli ve ekonomik ipek böceği ve dolayısıyla ipek yetiştiriciliği için Güneydoğu Anadolu Bölgesi nin özellikle Diyarbakır İl inin potansiyeli hakkında farkındalık oluşturmaktır. İpek, 4000 yıl önce Çinliler tarafından üretilmiş, üretim tekniği uzun yıllar gizli tutulmuş, sonrasında önce Anadolu da daha sonra Avrupa da üretilmeye başlanmıştır. Ülkemizde ipekböceği yetiştiriciliği yaklaşık 1500 yıldan beri yapılmaktadır. İpek, Bombycidae familyasına mensup ipekböceği larvalarının koza örmek için salgıladıkları, parlak ve çok ince bir teldir. Bu tellerin bir araya getirilmesi ile ipek iplikleri elde edilir. İpek, kolay boyanabilen, yumuşak ve dayanıklı bir ip olması nedeniyle tarih boyunca çok kıymetli bir dokuma hammaddesi olmuştur. Üretimle ilgili aşamaları; dut ağacının yetiştirilmesi, ipekböceği tohumu, yaş koza üretimi ve kozadan iplik çekilmesidir. Dut, dutgiller (Moraceae) familyasından Morus cinsini oluşturan ağaç türlerine verilen addır. Vatanı Çin ve Uzakdoğu dur. Orta Avrupa, Akdeniz, İran ve Anadolu da sıcak ılıman iklimlerde yetişmekte ve ipekböceği yetiştiriciliğinde ana besin maddesi olarak kullanılmaktadır. Ülkemizin hemen hemen her ilinde yetiştirilen dut ağaçları tam bir koleksiyon bahçesi görünümündedir. Ülkemizde meyvesinden yararlanılan ve yaygın olarak yetiştirilen dut türleri Morus alba (beyaz dut), M. nigra (karadut) ve M. rubra (kırmızı veya mor dut) olmakla birlikte daha onlarca türü bulunmaktadır. Dünya genelinde çok geniş alanlara yayılmış olmasına rağmen meyvesinden ziyade ipekböcekçiliği yetiştiriciliği amacıyla kullanımı nedeniyle dünya dut meyve üretim miktarına ait sınırlı veriler rapor edilmiştir. İlimizde (Diyarbakır da), sınırlı sayıda yetiştirici bu geleneği yaşatmaktadır. Bu çalışmada Bombycidae familyası ve Bombyx mori türü, ipekböceği larvası ve ipekböceği hayat evresi, dut yetiştiriciliği ve kültürel işlemler, ipekböceği yetiştiriciliği ve tarihçesi, ipekböceği bakımı ve beslenmesi, ipekböceği hastalıkları, koza hasadı, işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili bilgiler derlenmiş, yetiştiriciler arasında farkındalık oluşturarak, ilimizde ipekböceği yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara katkı sağlanması planlanmıştır. 97
98 DIYARBAKIR İLI STAPHYLINIDAE (COLEOPTERA) FAUNASININ DEĞERLENDIRILMESI Doç. Dr. İnanç ÖZGEN, Doç. Dr. Sinan ANLAŞ Diyarbakır İli nde Staphylinidae (Insecta: Coleoptera) familyasına ait günümüze kadar 28 cinse ait 49 türün kaydı bildirilmiştir. Bu makalede; bu familyaya ait türlerin listesi ile bu türlerin zoocoğrafik dağılımları tartışılmıştır. Ayrıca ile ait bu familyadan 8 türün yeni faunistik kaydı verilmiştir.ilave olarak bu türlerin biyoindikatör özellikleri tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Coleoptera, Staphylinidae, Yeni Kayıtlar, Zoocoğrafya, Biyoindikatör, Diyarbakır, Türkiye.Review of the Staphylinidae (Insecta: Coleoptera) fauna of Diyarbakır province in Turkey Abstract After a review of the literature on the Staphylinidae (Insecta: Coleoptera) fauna of Diyarbakır province in Turkey, it was found that 49 species in 28 genera belonging to eight subfamilies which are connected with Staphylinidae family have been reported. The zoogeographical affinities of the staphylinid species in Diyarbakır province are discussed. New records of eight species from Diyarbakır province are also reported. Additionaly; This species which bioindicator properties were Discussed 98
99 DIYARBAKIR IN KUŞ ÇEŞITLILIĞI VE ORNITOLOJIK ÖNEMI Doç. Dr. Recep KARAKUŞ Gerek Güneydoğu Anadolu Bölgesi gerek Diyarbakır ili, sahip olduğu coğrafik konum, farklı iklim ve yaşam alanları ile bağlantılı olarak yaban hayatı açısından özel bir öneme sahiptir. Bölgenin yabanıl yaşam unsurları arasında yer alan kuşlar önemli bir yer işgal etmektedir yılları arasında Diyarbakır il sınırları içinde, standart ornitolojik donanım eşliğinde gerçekleştirilen bilimsel arazi çalışmaları ve yayınlanmış eserler topluca değerlendirilerek yılın farklı dönemlerinde gözlenen kuş türlerinin listesi oluşturularak mevsimsel statüleri belirlenmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilin coğrafi sınırları içinde 17 takıma ve 55 familyaya ait 286 kuş türünün bulunduğu belirlenmiştir. Tespit edilmiş olan bur türlerin 129 tanesi Passeriformes, 157 si Non- passeriformes gruplarına dâhildir. Kaydedilen türlerin mevsimsel statüleri; 71 i yerli, 88 i yaz misafiri, 61 i kış misafiri, 61 i transit göçer ve 5 tanesi de rastlantısal tür / statüsü tanımlanamayan şeklindedir. Saptanan kuş türlerinden 24 tanesi küresel ölçekte nesli tehlike altında olup, bunlardan en az 3 tanesi (Pasbaş Patka Aythya nyroca, Toy Otis tarda ve Üveyik Streptopelia turtur) yörede üreyen türlerdir. Bunun yanında, Küçük akbaba Neophron percnopterus ve Boz Kirazkuşu Emberiza cineracea yine global anlamda tehlike altında olup bölgede yüksek rakımlı alanlarda üremesi olası türlerdendir. Yapılan değerlendirmeler ışığında Diyarbakır ilinin kuşlar açısından son derece zengin olduğunu belirtmek mümkündür. Mevcut habitat çeşitliliği, iklimsel özellikler ile bölgenin coğrafik konumu ve bölgedeki doğal geçiş koridorları kuşlara ilişkin böyle bir çeşitliliğin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Sahip olduğumuz pek çok doğal güzellik unsurları gibi ilimizin sahip olduğu kuş çeşitliliğinin de tam olarak belirlenmesi, hem yörenin tanıtılmasına hem de alternatif turizm olanaklarıyla ekonomik getiri sağlaması mümkündür. Bu yüzden de kuşları içerecek şekilde, yaban hayatının korunması, geliştirilmesi ve yönetilmesineyönelik etkin planlama ve koruma çalışmalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Kuş Çeşitliliği, Yaban hayatı, Koruma, Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi 99
100 ORNITHOLOGICAL IMPORTANCE AND BIRD DIVERSITY OF DIYARBAKIR Doç. Dr. Recep KARAKUŞ Both Diyarbakir city and South-eastern Anatolia Region have a special importance for the wildlife related to its geographical position, different climatical and habitat characters. Birds have a great importance as an element of region s wildlife. For obtaining a list of bird species together with seasonal status of species, published literatures and results of scientific studies that conducted in Diyarbakir province during different periods of the years by standard ornithological equipment between years, collectively assessed. As a result of the evaluation 286 bird species that belong to 17 orders and 55 families have been determined in the geographical boundaries of Diyarbakır province. Among the recorded species 129 are belong to Passeriformes while 157 are Non passeriformes group. The seasonal status of the recorded species determined as 71 residents, 88 summer migrants, 61 winter visitors and 61 passage migrants. The seasonal status of five species was not defined fully and revealed as a vagrant species. Among the recorded species 24 of them are globally threatened species and at least three of them (Ferruginous Duck Aythya nyroca, Great Bustard Otis tarda and European Turtle Dove Streptopelia turtur) are breeding in the area. In addition, there is possibility of the breeding of the Egyptian Vulture Neophron percnopterus and Cinereous Bunting Emberiza cineracea that are globally threatened species, in high altitude areas in the region. Based on recent evaluations it could be stated that Diyarbakır province is extremely rich on the account of birds. Available habitat diversity, climatic characteristics of the area and geographical location of the region together with natural corridors have been influential in the emergence of such as diversity on birds. Like many elements of natural beauty that city has, the determination of the full diversity of the birds as well as the promotion of the region also it can provide economic returns of alternative tourism opportunities. Therefore, in such a way as to include birds, protection of wildlife and conservation efforts for the development of effective planning and management should be implemented. Keywords: Bird diversity, Wildlife, Conservation, Diyarbakır, South-Eastern Anatolia 100
101 DIYARBAKIR DA KÜLTÜR MANTARI ÜRETIM POTANSIYELI Prof. Dr. Abdunnasır YILDIZ Diyarbakır da üretim daha çok tarıma dayanarak yapıldığı bilinmektedir. Sanayi üretimi, maalesef gelişmemiştir. İlimizin genelinde, ürün çeşidi olarak daha çok buğday, arpa, mercimek olmak üzere, son 30 yılda da pamuk ve mısır ekimi yapılmaktadır. Adı geçen bu ürünlerin hasattı sırasında oluşan sap ve saman gibi atıklar, üretimin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bunların bir kısmı hayvan yemi olarak kullanılmakta ise de, büyük bir kısmı arazide bırakılmaktadır. Arazide kalan buğday ve arpa sapları, bir sonraki sezonda ürün ekimine hazırlık yapmak amacıyla çiftçiler tarafından yakıldığına sık sık şahit olmaktayız. Bu durumun, arazinin mikro florasını tahrip ettiği, toprağın verimli üst yüzeyini n yanarak fiziksel olarak erozyona meyilli bir hale geldiği de biliniyor. Bir de Diyarbakır ili genelinde yoğun bir işsizlik potansiyeli vardır. Ayrıca, dengesizve yetersiz beslenmeden dolayı her geçen gün bir çok kronik rahatsızlık geçiren birey sayısında artış gözlendiğini basında da takip etmek mümkündür. Kültür mantarının üretilmesinin yaygınlaştırılması sonucu olarak: 1) Sap ve saman, artık bunların kültürde ham materyal olarak değerlendirileceğinden,anız yakma olayı önlenebilecektir. 2) Kültür işlemleri ile uğraşan kişilerin sayısı artıkça, işsizlik sorunu da o oranda azalacaktır. 3) İnsan beslenmesinde alınması zorunlu elemanlardan olan protein, vitaminlermineraller ve diğer organik asitlerin iyi bir kaynağı ve kalori değeri düşük olan mantarların, besin olarak daha fazla tüketilmesi ile sağlıklı beslenme olanağını da sağlayacaktır. Sonuç olarak, ilimizde kültür mantarı üretimi için büyük bir potansiyel vardır. Bu potansiyel harekete geçirildiği zaman, bu işlemler ; ekonomik olarak yeni kazanç kapılarını açarak, işsizlik sorununun çözümü, yöre insanının daha sağlıklı beslenmesi için uygun ortam sağlayacak ve anız yakma olayını da engellemede rol alacağı için çevre sorununun çözümünde de katkı sunacaktır. 101
102 SCORPION (SCORPIONES) FAUNA OF DIYARBAKIR PROVINCE Yrd. Doç. Dr. Fatih YEŞİLYURT, Doç. Dr. Erden Aydın YAĞMUR Aim of this study is to introduce scorpion biodiversity and endemic species in Turkey. The specimens were collected under the stones in daytime and using UV lamp at night from all regions of Diyarbakir Province between species belonging to 5 genera and 3 families were detected in Diyarbakir Province: Androctonus crassicauda, Compsobuthus matthiesseni, M. phillipsii (Buthidae), Scorpio maurus (Scorpionidae), C. birulai, (Iuridae). Zoogeographic distributions also are given. 102
103 DIYARBAKIR DA YEREL GÜVERCIN IRKLARI Hüseyin TUĞCU Diyarbakır ın önemli güzelliklerinden olan güvercinlerin Diyarbakır ın doğal ve tarihi dokusuyla da çok önemli bir uyumu bulunmaktadır. Diyarbakır Surlarının ve Sur içindeki tarihi mekanların üzerinde gökyüzünde kanat çırpan güvercinler muhteşem bir görsel şölen sergiler. Diyarbakır Güvercini tıpkı Diyarbakır gibi vakur duruşu, narinliği, asaleti ve büyük bir mirasa tanıklık etmesiyle tanınır. Şehrin insanlarıyla büyük bir gönül bağı oluşturmuş en önemli tür olarak da güvercin ön planda her daim yer almaktadır.yerli güvercin türlerinin tescili, Diyarbakır güvercin tür ve gen kaynaklarının korunması ve ilimiz güvercin türlerini gelecek nesillere doğru bir biçimde aktarmak ve tanıtmak için oldukça önemli bir adımdır. Yüzyıllardır ilde yetiştirilen Diyarbakır güvercin türleri bir çok çevresel etkilere maruz kalsalar da özverili güvercin yetiştiricileri sayesinde günümüze kadar kendilerini koruyabilmişlerdir. Güvercinler ilimizin kültürel mirasının tanıtılması konusunda büyük öneme sahiptir. Bu çalışmayla, Diyarbakır ilinin mevcut güvercin türlerinin morfolojik özellikleri çıkartılmıştır. Ayrıca. Diyarbakır güvercin türlerinin fiziksel özellikleri incelenerek hem günümüzde hem de ileriki dönemlerde güvercin yetiştiricilerine kaynak oluşturacak, Diyarbakır güvercin türleri standartlarının korunması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Güvercin, Irk, Tescil, Kültürel miras 103
104 DİYARBAKIR GÜVERCİNLERİ Yrd. Doç. Dr. Romedi ÇELİK, Yrd. Doç. Dr. Berna ERSÖZ KANAY, Prof. DR.DOĞAN KURT Güvercin türü ve ırkları bakımından ülkemizde çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda Bursa Oynarı, Alabadem, Muğla, Edremit Kelebek ve Trakya Makaracısı ırk olarak tescillenmiştir. Diyarbakır da tıpkı Anadolu da olduğu gibi çok uzun zamandan beri güvercin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yaklaşık 600 yıllık bir geçmişi olan Diyarbakır güvercinleri günümüze gelene kadar seleksiyona tabi tutulmuştur Diyarbakır da kale içinde bulunan eski yapıların dış kapı tokmaklarının bir kısmı güvercin simgeleri kullanılarak şekillendirilmiştir. Eski Diyarbakır şehrini bütünüyle çevreleyen Diyarbakır surları üzerinde yer yer güvercin kabartmalarına rastlanmaktadır. Diyarbakır ın çeşitli yerlerinde güvercinler için özel olarak yapılmış Boranhane adı verilenyapılar bulunur. Diyarbakır güvercinleri bir form güvercinidir. Uçuş için yetiştirilmezler. Tüm renk varyeteleri tepeli (kenkül) bir kostüm yapısına sahiptir. Bazı renk varyeteleri paçalı ikendiğerleri paçasızdır. Diyarbakır güvercinlerinde kırmızı, sarı, mavi ve siyah olmak üzeredört ana renk bulunmaktadır. Bu renklere ek olarak ara renkler ise zeytuni, zengo ve miski olarak isimlendirilmekte; beyaz nişanelerin baş, boyun ve kanatta bulunmasına bağlı olarak gruplandırmalar yapılmaktadır; bu gruplandırmalar örneğin beyaz nişanenin başın tepe kısmında bir miğfer gibi bulunmasına kekme, nişanenin, düzgün bir kolye tarzında boynun çevresini sarmasına göğsüak ve nişanenin sadece kuyrukta vekuyruğun tamamını kaplamasına uçağlı denir. 104
105 DIYARBAKIR İLINDE FARKLI HAYVAN TÜRLERINDEN KAYNAKLANAN ATIKLARIN BIYOGAZ POTANSIYELININ BELIRLENMESI Öğr. Gör. Halis DEVİREN, Doç. Dr. Cumali İLKILIÇ, Yrd. Doç. Dr. Selman AYDIN Bu çalışmada, Diyarbakır ilinin hayvansal atık kaynaklı biyogaz potansiyelini belirlemek amacıyla bu ildeki hayvan atıklarından elde edilen gübre miktarına karşılık biyogaz miktarları Türkiye İstatistik Kurumunun 2016 yılı verileri dikkate alınarak tespit edilmiş ve bu veriler değerlendirilmiştir. Dünyada fosil kökenli yakıtların giderek azalması, maliyetlerinin yükselmesi ve kullanımında küresel ısınmaya sebep olmaları nedeniyle yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgi, her geçen gün artmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından biri de hayvansal ve bitkisel atık ürünlerin işlenmesi ile elde edilen biyogazdır. Yenilenebilir bir enerji olan biyogaz, biyokütlenin havasız ortamda çeşitli bakteri gruplarının ortak faaliyetleri sonucunda çürütülmesi esnasında ortaya çıkan ve ağırlıklı olarak metan ve karbondioksit içeren bir gazdır. Biyogaz üretebilmek için; hayvansal atıklar, bitkisel atıklar, organik evsel katı atıklar kullanılabilmektedir. Bu gazdan elektrik ve ısı enerjisi üretmek mümkündür. Bu uygulamanın ülkemizde ve özellikle Diyarbakır ilinde yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak üzere, farklı hayvan sayısına bağlı olarak elde edilebilecek biyogaz miktarları, bu çalışma kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Biyogaz, Biyogaz Potansiyeli, Yenilenebilir Enerji, Biyogaz Üretimi, Organik Atık 105
106 DETERMINATION OF THE BIOGAS POTENTIAL OF WASTES FROM DIFFERENT ANIMAL SPECIES IN DIYARBAKIR Öğr. Gör. Halis DEVİREN, Doç. Dr. Cumali İLKILIÇ, Yrd. Doç. Dr. Selman AYDIN In this study, the biogas potential from animal wastes in the province of Diyarbakir in order to determine, the amount of biogas corresponding amount of manure has been determined by considering the data of the Turkish Statistical Institute in 2016 and these data have been evaluated. Due to reduction of fossil fuels, increasing of costs and global warming in the world, the interest of renewable energy sources increases continuously. One of renewable energy resources is also biogas produced by processing of animal and vegetable waste products. Biogas is a renewable energy and it is obtained from biomass during anaerobic environment as a result of joint activities of various groups of bacteria and mainly consists of methane and carbon dioxide. In order to produce biogas; animal wastes, vegetative wastes, and household organic solid wastes can be used. This gas is possible to produce electricity and heat energy. This practice in our country and especially in the province of Diyarbakır to contribute to the dissemination, the amount of biogas that can be achieved depending on the number of different animals are presented in this study. Keywords: Biogas, Biogas Potential, Renewable Energy, Biogas Production, Organic Waste, 106
107 DIYARBAKIR YÖRESINDE RUMINANT BESLENMESINDE KULLANILAN KARMA YEMLERIN BESIN MADDE VE MIKROBIYOLOJIK KALITE ÖZELLIKLERI Doç. Dr. Murat Sedat BARAN, Prof. Dr. M. Emin ERKAN, Prof. Dr. Aydın VURAL Prof. Dr. Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı, Diyarbakır- Türkiye. Summary: The purpose of this study was to determine nutrient value, bacteria and fungus flora of 60 mixed feed samples obtained from Diyarbakir province. The nutrient value, bacteria and fungus flora of all feeds were analyzed classical methods. In mixed feeds of dairy cows, beef cattle, calf and lamb; from the point of view of dry matter, crude protein, crude fat, crude fiber, nitrogen free extract matter and crude ash difference amongst the feeds was not statistically significant. In this research, calf and lamb in mixture feeds crude fiber levels have find higher than standard values. However; dairy cows, calf and lamb in mixture feeds crude protein values lower than standard values. While the highest total mesophilic aerobe bacteria counts were found in lamb feeds, the lowest were in dairy cow feeds. The highest value of mould and yeast were determined beef cattle feeds. Although Salmonella didn t detected in beef cattle, calf and lamb feeds, in dairy cows feeds were found %. The contamination rates were found as %, %, %,13.33 % for Listeria monocytogenes; %, %, %, 80 % for coliform bacteria; 40 %, %, 20 %, 40 % for Escherichia coli; %, 80 %, %, 60 % for Staphylococcus spp.; %, %, 60 %, % for sulfite reducing anaerobe bacteria; 100 %, 100 %, %, % for Bacillus cereus; %, 80 %, 100 %, % for mould and 80 %, %, 100 % and 80 % for yeast in dairy cows, beef cattle, calf and lamb feeds, respectively.as a result, in mixed feeds of dairy cows, calf and lamb, which using ruminant nutrition indiyarbakir province have found low both microbiological and nutrient qualities, however beef cattle feedsquality only microbiologically low. Key Words: Ruminant, mixed feed, nutrient, bacteria, quality Özet: Bu Arştırma, Diyarbakır yöresinde depolardan alınan 60 adet karma yemin besin madde, bakteri ve mantar florasını tespit etmek amacıyla 107
108 yapılmıştır. Bütün yemlerin besin madde, bakteri ve mantar florası klasik yöntemlerle yapılmıştır. Sığır süt, sığır besi, buzağı ve kuzu yemlerinde; kuru madde, ham protein, ham yağ, ham selüloz, azotsuz öz madde ve ham kül bakımından yemler arasında istatistiki olarak önemli bir fark bulunmamıştır. Buzağı ve kuzu yemlerindeki ham selüloz düzeyleri standart değerlerden yüksek bulunmuştur. Buna karşılık süt, buzağı ve kuzu yemlerindeki ham protein değerleri standart değerlerin altında tespit edilmiştir. En düşük toplam mezofilik aerop bakteri sayısı süt yeminde, en yüksek ise kuzu yeminde bulunmuştur. Küf ve maya sayısı bakımından en yüksek değerler besi yemlerinde tespit edilmiştir. Sığır besi, buzağı ve kuzu yemlerinde Salmonella tespit edilemezken, süt yeminde % 13.3 düzeyinde tespit edilmiştir. Sığır süt, sığır besi, buzağı ve kuzu yemlerindeki kontaminasyon oranları sırasıyla Listeria monocytogenes için %, %, %,13.33 %; koliform bakteri için %, %, %, 80 %; Escherichia coli için 40 %, %, 20 %, 40 %; Staphylococcus spp. için %, 80 %, %, 60 %; sulfite indirgeyen anaerob bakteriler için %, %, 60 %, %; Bacillus cereus için 100 %, 100 %, %, %; küf için 93.33%, 80 %, 100 %, %; maya için 80 %, %, 100 % ve 80 % olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Diyarbakır yöresinde ruminant beslenmesinde kullanılan sığır süt, buzağı ve kuzu yemlerinin besin madde ve mikrobiyolojik kalitelerinin, sığır besi yeminin ise sadece mikrobiyolojik kalitesinin düşük olduğu saptanmıştır. 108
109 DIYARBAKIR DA HAYVAN REFAHI VE DAVRANIŞLARINA GÜNCEL YAKLAŞIM Prof. Dr. Doğan KURT, Yrd. Doç. Dr. Romedi ÇELİK İlk evcilleştirilen hayvanların Diyarbakır ı da içine alan bereketli altın hilal denilen mezopotamyada olduğu tarihi kalıntıların Arştırılmasıyla belgelenmiştir. İlk evcilleştirmeden günümüze hayvanların insanlar için birer üretim aracı olarak kullanılmaya başlaması ile birlikte hayvan refahı (Çevresel, fiziksel ve psikolojik yönden uyum) ile ilgili temel kaygıların kökleri atılmış, bir başka deyişle hayvan refahı sorunu doğmuştur. Hayvan refahı insan yaşamı süresince ortak yaşam alanlarında hayvanlarla ilgili tüm alanları ve kişileri ilgilendiren konulardandır. İnsanların yaşamını sürdürebilmeleri en başta beslenme gereksinimini karşılamak ve diğer birçok alanda hayvanlarla yaşamı paylaşmaktadır.. Hayvanlarda refah hastalık, yaralanma ve anormal davranışlar yanında, stres ile ilişkili olabileceği bilinen fizyolojik değişimler ve verim parametrelerinde azalmaya yol açmaktadır. Günümüzde refah/esenlik halini tanımlamaya yönelik gayretlerin kültürel, yasal, bilimsel, dini ve politik kaygılar temelinde farklılaşabildiği gözlenmektedir. İnsanlar birbirlerine karşı olan şefkat ve sorumluluk duygularını hayvanlara değer vererek, severek, onlara bakarak geliştirebilirler. Bilimsel dayanaklara sahip teknik tanımlamalar dışında hayvan refahı ile ilgili düşünce ve tanımlamalar önemli ölçüde vicdani endişelerden temel almaktadır. Sağlıklı bireylerinoluşmasında hayvan refahı ve davranışlarının bilinmesi çevre ve toplum sağlığı açısından önem arz etmektedir. 109
110 KAMU ÜNIVERSITE SANAYI İŞBIRLIĞI (KÜSİ) AÇISINDAN HAYVANSAL ÜRETIM İLE İLGILI SORUNLAR, FIRSATLAR VE ÇÖZÜM ÖNERILERI Uzm. Feridun S. ŞAHİN Sanayi sektörünün en önemli ihtiyacı, yeni ürün, teknoloji ya da fikirler geliştirme potansiyeline sahip nitelikli insan, yani beyin gücü, yani hayal gücüdür. Nitelikli insanları en yoğun şekilde bünyesinde bulunduran kurum ise şüphesiz Üniversitelerdir. Bu gerçeğin ve Arştırma geliştirme (Ar- Ge) çalışmalarının öneminin farkına varan gelişmiş ülkeler, iş dünyasının rekabetçi gücünü destekleyen bir Üniversite modeli ortaya çıkarmış ve Üniversite-Sanayi İşbirliğini (ÜSİ) geliştirmişlerdir. Günümüzde ülkeler arası gelişmişlik farklarını belirleyen en önemli faktör, oluşturulan Üniversite ve işbirliği modelidir. Ülkemizdeki Üniversite yapılanması ise, köklü bir kaç Üniversite hariç maalesef sanayinin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Ülkemizde ÜSİ ilk olarak 1985 yılında başlamış, 2000 li yıllardan sonra artan TEKMER ve Teknopark uygulamaları ve Kamu nun ÜSİ ne dahil edilmesiyle Kamu-Üniversite- Sanayi İşbirliği (KÜSİ) girişimleri ivme kazanmaya başlamıştır. Son yıllardaki önemli gelişmelere rağmen KÜSİ yeterli ve etkin biçimde uygulanamamaktadır. Yapılan anket ve Arştırma sonuçlarına göre Ülkemizdeki KÜSİ sorunları; (1) Sanayiden, (2) Üniversiteler ve Öğretim Üyelerinden, (3) bilgi ve iletişim eksikliğinden, (4) mevcut mevzuat ve destek programlarındaki kısıtlamalardan ve (5) AR-GE kültürünün eksikliğinden kaynaklanan sorunlar olarak sınıflandırılmaktadır. Hayvancılık ve tarım, bir ülkeyi ayakta tutan iki önemli sektördür. Bu sektörlerin yetersizliği bir ülkeyi dışa bağımlı hale getirdiği gibi bu sektörlerde ithalat yapan ülkeler büyük ekonomik kayıplara uğramaktadır. Büyük ve küçükbaş hayvan sayısı bakımından Avrupa da birinci, Dünya da ise ilk onda olmamıza rağmen yılları arasında sadece canlı sığır ve sığır eti ithalatına yaklaşık 300 milyon TL harcanmıştır. Bu çelişkinin temelinde, hayvan başına verimlerimizin düşük olması yatmaktadır. Ülkemiz için stratejik öneme sahip olan hayvancılığı, sürdürülebilir ve rekabet edebilir hale getirebilmek için; damızlık hayvan üretimi, genetik materyal (dondurulmuş sperma ve embriyo) üretimi ve hayvan ıslahı alanlarında KÜSİ kapsamında acil ve ciddi çalışmalar yapmamız ge- 110
111 rekmektedir. Ancak, Ülkemizde, KÜSİ sorunlarından en fazla etkilenen sektörlerden biri hayvancılık sektörüdür. Teknokent kapsamındaki vergi indirimi gibi teşviklerden faydalanabilmek için personelin Teknokent binası içinde çalışması kuralı vardır ve bu hayvancılık sektörü için mümkün değildir. Her yıl damızlık hayvan ithalatına milyonlarca lira harcamamıza ve sadece 2014 yılında 10.5 milyon dolar ödenerek, 4.1 milyon adet dondurulmuş boğa sperması ithal etmemize rağmen, KOSGEB ve benzeri kuruluşlarda damızlık hayvan ve bunların dondurulmuş sperma ve embriyo gibi genetik materyalleri ticari ürün olarak kabul edilmemektedir. Benzer şekilde, ÜSİ bünyesinde hayvan ıslahı alanında verilen projelerde, projenin temelini oluşturan damızlık hayvan alımları TÜBİTAK mevzuatları gereği destek kapsamı dışında bırakılmaktadır. Damızlık sığır, manda, koyun ve keçi üretimi ile bu hayvanların biyoteknolojik ürünlerinin (dondurulmuş sperma ve embriyo) üretimi, hayvansal aşı, serum ve ilaç üretimi, yerel süt ve et ürünlerimizin Ar-Ge çalışmaları ile geliştirilerek Dünya markası haline getirilmesi, hayvan hastalıkları teşhis ve gıda kontrol laboratuarlarının kurulması, hayvancılıkta kullanılan makine ve ekipmanların geliştirilmesi, sürü idaresi yazılımları, hayvan yemi ve yem katkı maddelerinin geliştirilmesi, hastalık teşhis sistemlerinin geliştirilmesi ve hayvansal gıda işleme teknolojilerinin geliştirilmesi gibi çoğaltılabilecek pek çok alan, KÜSİ çalışmaları için önemli fırsat konularıdır. KÜSİ alanında çözüm bekleyen pek çok ara başlık olmasına rağmen, sanayi kesimindeki Ar-Ge kültürü ve inancının geliştirilmesine, Üniversitelerimizin sanayinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yeniden yapılandırılmasına, Sanayi ile Üniversiteler arasındaki iletişimsizliğin giderilmesine ve mevcut mevzuat ve destek programlarındaki olumsuzlukların giderilmesine yönelik çalışmalar öncelikli adımlarımız olmalıdır.dünya nın insan eliyle üretilen bilim ve teknoloji ile dönmediği ne kadar gerçekse, Dünya ekonomisinin (hatta siyasetinin) bilim ve teknoloji ile döndüğü de bir o kadar gerçektir. Her şeyden önce, Ülkece bu çıplak gerçeği bahane üretmeden kabul etmek zorundayız. 111
112 KAROTIS ARTERE STENT YERLEŞTIRME: TEK MERKEZ DENEYIMI VE KLINIK SONUÇLARI Yrd. Doç. Dr. Eşref AKIL, Doç. Dr. Nihat Polat, Doç. Dr. Mehmet Ali ELBEY, Doç. Dr. Habib ÇİL, Dr. Necdet ÖZAYDOĞDU, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ata AKIL Amaç: Bu çalışmada kliniğimize başvuran, karotis arter hastalığı tanısı almış ve karotis arter stentleme (KAS) ile revaskülarize edilen hastaların özelliklerini ve orta vadeli klinik sonuçlarını sunmayı amaçladık.yöntemler: Tek merkezli, geriye dönük Mayıs Mayıs 2014 tarihleri arasında karotis artere müdahale gerekliliği olan ve KAS işlemini kabul eden hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastanın klinik özellikleri ve işlem ile ilgili verileri hasta dosyaları taranarak elde edildi. Daha sonra taburculuk sonrası hastanın yaşayıp yaşamadığı ve işlem sonrası yeni inme geçirip geçirmediği hastane kayıtlarından ve/veya telefon ile öğrenildi. Bulgular: Dahil edilme kriterlerini sağlayan 26 hasta çalışmaya alındı. Hastaların %69 u bayan olup, yaş ortalaması 66±9 yıl saptandı. Hastaların %73 ü semptomatik olup, %73 ünde hipertansiyon, %27 sinde diabetes mellitus, %39 unda hiperlipidemi, % 69 unda koroner arter hastalığı ve %31 inde aktif sigara içiciliği mevcuttu. Bütün hastalarda self ekspandable stent ve distal emboli koruyucu cihaz kullanıldı. İşlem ile ilişkili olarak 18 hastaya sol, 6 hastaya sağ ve 2 hastaya ayrı seanslarda iki taraflı olmak üzere 26 hastaya toplamda 28 başarılı KAS işlemi yapıldı. Sadece 1 hastaya rezidü darlık nedeniyle ikinci stent yerleştirme ihtiyacı oldu. İşlemle ilişkili sadece 1 hastada 24 saate tamamen düzelen hava embolisine bağlı güç kaybı oldu. Hastalar tekrarlayan inme ve ölüm açısından 11,5±8 (en az 2-en çok 27, median 10) ay takip edildi. Takip süresince hiçbir hastada tekrarlayan inme ve trans iskemik atak saptanmadı. Sadece 1 hastada 8 ay sonra ölüm gözlendi. Sonuç: Deneyimli merkezlerde KAS başarılı bir şekilde uygulanmakta olup komplikasyon riski oldukça düşüktür. KAS ın orta vadeli klinik sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. 112
113 DIYARBAKIR DA KUTANOZ LEISHMANIASIS Dr. Nezahat AKPOLAT, Salim BEYTAR Leishmaniasis, protozoa grubunda yer alan farklı türlerde Leishmania parazitinin sebep olduğu bir hastalıktır. Enfekte dişi kum sineklerinin (phlebotomin sandfly) ısırığı ile bulaşan paraziter bir hastalıktır(1). Vektör olan kum sinekleri, bu parazitleri enfekte olmuş insan ve hayvanları ısırarak alırlar. Hastalık Afrika, Orta ve Güney Amerika, Asya, Avrupa nın güneyi ve Akdeniz in doğusunu içeren tropikal ve sutropikal bölgelerde yaygındır. Dünyada yılda tahminen 1,3 milyon yeni vaka ve arasında ölümler meydana gelmektedir. Kutanöz leishmania vakalarının % 90 dan fazlasına Afganistan, Cezayir, Brezilya,Kolombiya, İran, Suudi Arabistan ve Suriye de rastlanır. Dünyada yıllık yeni kutanöz leishmaniasis vaka sayısı, tahminen arasında değişmektedir(2,3). Türkiye de KL açısından Güneydoğu Anadolu bölgesi ve Akdeniz bölgesinin Çukurova yöresi endemik olup, Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılları arasında ülke genelinde saptanan toplam olgunun yaklaşık yarısı Şanlıurfa ilinden olmak üzere %96 sı Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Hatay, Diyarbakır, İçel ve KahramanmArş illerinden bildirilmiştir(3,4,5,6).son iki yılda hastanemizin dermatoloji polikliniğine başvuran ve klinik olarak KL tanısı konulan, 0-82 yaş arasındaki 171 hasta değerlendirilmiştir. Parazitolojik tanı, ülser kenarından kazınarak ya da kabuk hafif kaldırılarak altından alınan seröz sıvıdan yapılan Giemsa boyamada, makrofajlar içinde ve dışında Leishmaniaa mastigot formlarının görülmesi ile konulmuştur. Klinik olarak KL ön tanısı alan 171 hastanın 52 (%30.4) sinde etkenler mikroskobik olarak görülmüştür. Pozitif olguların 32 i kadın, 20 (38.5%) i erkek hastalardı. İki yılda sadece bir hastanede 52 kesin vakanın Diyarbakır ve çevresi için KL nin önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu göstermektedir. Yaşanan savaştan kaçarak ülkemize sığınan ve sayıları 2 milyonu aşan mülteciler başta KL olmak üzere birçok bulaşıcı hastalığın ülkemize taşınması riskini ortaya çıkarmıştır. Türkiye de 2013 yılında 2,268 yerli ve 2000 den fazla Suriyeli KL olgusu rapor 113
114 edilmiştir (7).Sonuç olarak, bu risklerin azaltılmasında, sığınmacıların sağlık kontrolüne alınması,yerleşim bölgelerinde hijyenik koşulların iyileştirilmesi, vektöre yönelik gerekli ilaçlamanın yapılması, kişisel korunma önlemlerinin ve kitlesel eğitim programlarının uygulanmasını gerekli kılmıştır. 114
115 SAĞLIK SEKTÖRÜNDE KALITE SISTEMLERI VE DIYARBAKIR UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. İsmail YILDIZ, Eylem Can ÖZDEMİR, Funda KAYMAZ, Yrd. Doç. Dr. Velat ŞEN Sağlık hizmeti sunumunda; hasta ve yakınlarının haklarına saygı gösterilmesi, hastaların bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, çalışanlarımızın niteliklerinin geliştirilmesi, hizmet sunum sürecinde bilginin doğru yönetilmesi, Sağlık kuruluşunun etkililiği ve verimliliği, sağlık tesisinin doğru ve güvenli bir biçimde çalışması, hasta ve çalışan güvenliği, hasta ve çalışan memnuniyeti, hastane enfeksiyonlarının önlenmesi ve kontrol altına alınması sağlıkta kaliteyi doğurmaktadır. Sağlıkta Kalite; Vatandaşlara ve Çalışanlara doğru ve iyi hizmet verebilmelerini sağlamak için atılan tüm adımlardır. Hastanelerde Kaliteli bir sağlık hizmeti sunmak için Sağlık Bakanlığının önderliğinde 1994 yılında ISO9001 Kalite Yönetim Sistemiyle(KYS) başlatılan süreç, Sağlık Hizmetlerinin yeniden yapılandırılmasıyla Sağlık Hizmet Kalite Standartları(SHKS) geliştirildi ve son olarakta 2014 yılında Sağlık Hizmetlerinde Akreditasyon süreciyle de taçlandırıldı. Bu yolculukta Dicle Üniversitesi Hastaneleri(DÜ Hastaneleri) yerini aldı ve 2009 yılı itibariyle de Kalite Mükemmelliğe Giden Hiç Bitmeyecek Bir Yolculuktur sloganiyle de çalışmalarını daha da hızlandırdı. DÜ Hastanelerinde, Kalite Yönetim Sistemi(KYS) nin; Süreç Yaklaşımı, Müşteri Odaklı ve Sürekli İyileştirme olduğu bilinciyle, KYS yi birlikte düşünme, birlikte karar verme, birlikte eyleme dönüştürme ve birlikte değerlendirme olarak ele alındı. Bu mananın kurumda Sürekliliğini sağlamak amacıyla alite ve Strateji Geliştirme Koordinatörlüğü kuruldu. Başhekim adına Kalite ve Strateji Geliştirme den sorumlu Başhekim Yrdımcısı, Kalite Yönetim Temsilcisi ve Kalite Yönetim Direktörü /Koordinatörü sıfatıyla; Hastanelerimizin kaliteli ve verimli sağlık hizmeti sunumunu sağlamak, Hastanelerimizde sunulan hizmetleri sürekli iyileştirmek, Hizmet kalitesinin analiziyle elde edilen verileri ilgili birimlere iletmek, Kalite faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili kurum içi ve dışı organizasyonu sağlamak, Ekip ve sorumluları belirlemek, çalışma yöntem ve prensiplerini oluşturmak, Hastane kalite sorumluları marifetiyle Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmet Kalite standartları, Sağlıkta Akreditasyon Standartları ve ISO 115
116 9001 KYS kapsamında yapılacak düzenlemeler, yürütülecek faaliyetler ile ilgili usul ve esasları oluşturma çalışmalarını koordine etmektedir. Ayrıca bu çalışmalar Kurul, Komite, Komisyon, Ekip ve Sorumlularla tüm birimlerde Hastane Kalite Sorumluları(HKS) ve Birim Kalite Temsilcileri(BKT) marifetiyle yürütülmesi sağlanmaktadır. Bu çalışmayla Dicle Üniversitesi Hastanelerinde Kalite Sistemleriyle meydana gelen değişim ve dönüşüm Diyarbakır daki tüm paydaşlarla paylaşılması sağlanacaktır. Yapılan çalışmaların diğer paydaşlara model olması öngörülmektedir. Sonuç olarak Kalite Yönetim Sistemlerinin hastanelerin performansı üzerine etkisinin nasıl sağlandığı ortaya çıkacaktır. Ve Sağlık sektöründe kalite yönetimi ve işleyişinin Diyarbakır modeli sunulacaktır. 116
117 DIYARBAKIR VE ÇEVRE İLLERINDEKI HASTANELERIN İNTERNET ÜZERINDEN VERDIKLERI HIZMETLERIN DEĞERLENDIRILMESI Yrd. Doç. Dr. Rojan GÜMÜŞ Teknolojinin hayatımızın her alanına girdiği günümüz dünyasında neredeysetüm kurum ve kuruluşlar, hizmetlerini ve müşteri ilişkilerini internet üzerinden yürütmektedirler. Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da hastanelerhizmet sağladıkları gruplara en kısa ve kolay yoldan ulaşmak için internet hizmetlerini kullanmaktadırlar. Hastanelerin çoğu web sayfalarında iletişim bilgileri, adres, otopark ve yiyecek hizmetleri, ziyaret saatleri, online başvuru, online danışma, online randevu, halkla ilişkiler, doktor seçme, iş başvuruları, hasta memnuniyeti anketleri, dilek ve şikayetler ve sosyal medya hesaplarına yönlendirme gibi olanakları sunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı Diyarbakır ve çevre illeri olan Şanlıurfa, Elazığ, Batman, Bingöl ve Mardin deki tüm özel ve devlete bağlı hastanelerin web sayfalarının ve internet üzerinden verdikleri hizmetlerin incelenmesidir. Bu amaçla Diyarbakır daki otuz yedi hastane, yirmi biri devlet on altısı özel olmak üzere incelenmiş, bu hastanelerin internet üzerinden verdikleri hizmetler, kurum bilgileri, kolaylaştırıcı servisler, halkla ilişkiler ve sosyal medyada bulunma olarak dört boyutta yirmi dört kritere göre detaylı olarak incelenmiştir. Daha sonra Diyarbakır ile komşu olan beş ildeki özel ve devlet hastaneleri web sayfası bulunma özelliğine göre değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Şanlıurfa da yirmi bir, Elazığ da on beş, Batman da on bir, Mardin de beş, Bingöl de beş hastane Arştırmaya dahil edilmiştir. Çalışma sonunda görülmüştür ki, Diyarbakır da ve çevre illerde Sağlık Bakanlığı na ve üniversitelere bağlı hastanelerin internet üzerinden verdikleri hizmetler incelenen kriterlere göre oldukça yeterli bulunmuştur. Özel hastanelerden tanınmış marka zincirine dahil olan hastaneler hariç olmak üzere diğerleri yetersiz bulunmuştur. Sağlık kuruluşlarının internet üzerinden hizmetlerinin kullanıcılar açsısından önemi göz önüne alındığında, bu kurumların hizmetlerini geliştirmelerinin kaçınılmaz olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hastane, İnternet Hizmetleri, e-ticaret, Diyarbakır, Türkiye. 117
118 KENDILIĞINDEN DÜŞÜK YAPAN KADINLARIN OBSTETRIK ÖZELLIKLERI Öğr. Gör. Feray KABALCIOĞLU BUCAK, Yrd. Doç. Dr. Mustafa DEMİR, Bircan PİLATİN Bu Arştırmanın amacı; Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine kendiliğinden düşük nedeniyle küretaj olmak için başvuran kadınların doğurganlık özelliklerini saptamaktır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan çalışma; Aralık Şubat 2014 tarihleri arasında yapılmıştır. Örneklem yöntemine gidilmemiş olunup, Arştırmaya katılmayı kabul eden 112 hasta ile yapılmıştır. Arştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu, yüz yüze görüşme tekniği ile küretaj işleminden en az 2 saat sonra, hastanın kendini iyi hissettiği zamanda uygulanmıştır. Hastane yönetiminden yazılı izin, hastalardan ise sözel onam alınmıştır. Veri girişi ve analiz SPSS 11.5 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Kadınların yaş ortalaması; ± 6.76 dır. % 58 i okuryazar değildir. % 93.1 i gelir getiren bir işte çalışmamaktadır. % 4.4 ünün sosyal güvencesi bulunmamaktadır. Doğurganlık özellikleri; İlk gebelik yaşı Min:14-Max:34 tür. % 2.2 sinin ilk gebeliği, % unun yaşayan en az bir çocuğu mevcuttur. Ortalama yaşayan çocuk sayıları; 3,09 ± 2,31 dir. % 88.8 inin istemli düşüğü bulunmamakta, % 45 inin en az bir kez istemsiz düşüğü ve % 22.5 in en az bir tane ölü doğum öyküsü bulunmaktadır. Son iki gebelik arasındaki geçen süreleri ise; % 33.7 sinin 24 aydan kısa olduğunu ve % 46 sı bu gebeliğe planlayarak kaldıklarını bildirmişlerdir. Sonuç: Kadınların doğurganlık özellikleri Türkiye Nüfus ve Sağlık Arştırması raporları ilebenzerlik göstermektedir. Kliniklerinde taburculuk öncesi kadının yeniden doğurganlığı sorgulanmalı ve kontrasepsiyon danışmanlığına odaklanılmalıdır. Sağlık kuruluşlarında küretaj yapıldıktan sonra ebe ve hemşirelerin kadınlara etkili aile planlaması konusu danışmanlık hizmeti vererek erken dönemde doğru davranışlar geliştirmeleri sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Kendiliğinden düşük, doğurganlık, kadın sağlığı, kontrasepsiyon, Diyarbakır 118
119 DIYARBAKIR-ERGANI İLÇESINDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI ANALIZI Fırat ÖZGÜL Tıp biliminin gelişimi ve her gün yeni sağlık birimlerinin açılması, tıbbi bölümlerin Latince sim olmasından kaynaklı olarak hastaların sağlık hizmeti alacakları birimleri tam olarak ilmemeleri, doğru tedavi olamamaları ve tedavi süreçlerinde söz hakkı sahibi olamamaları, ekim seçme haklarını başarılı bir şekilde kullanamamaları ve bilinçsiz ilaç kullanımı gibi durumlar birey ve toplumun sağlığını etkilediğini, zaman yönetimi ve finans sorunu yaşadıklarından dolayı hayatlarında ciddi sorunların meydana geldiğini gözlemlemekteyiz. Diyarbakır-Ergani ilçesinde 1000 kişi ile yüz yüze anket çalışması yapılmış ve sağlık okuryazarlık oranları ele alınmış ve değerlendirme sonucu sorunlar ortaya konmuştur. Ergani ilçesinde Şirinevler Mahallesi, İstasyon Mahallesi, İsmetpaşa Mahallesi ve Adnan Menderes Mahallelerindeki yaş gurubu arasındaki 500 kadın Erkek birey seçilmiştir. Anket sonuçlarına göre halkın %78 i ilçedeki sağlık hizmetlerinden memnun olmadıkları, % 85 inin sağlık güvencelerinin Yeşil Kart-GSS olduğu ve %88 inin sağlık sorunu yaşadıklarında sağlık kuruluşlarına rastgele gittikleri tespit edilmiştir. İlaç kullanımı konusunda bilinçsiz oldukları ve %75 inin kulaktan dolma ilaç kullandıkları, %55 lik bir kısmının Aile Hekimliklerini kullandıkları sonucuna varılmıştır. Tıbbi kelimelerin Latince olmasından kaynaklı olarak %85 inin Sağlık merkezlerinden ayrıldıktan sonra kafalarında mutlaka soru işaretleri kaldığını, hastanelerde %30 Dahiliye- Genel Cerrahi, %25 Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları, %20 KBB- Göz, %15 Nöroloji-Beyin Cerrahi %10 Dermatoloji ve %5 diğer bölümler kullanılmaktadır. 119
120 ARKAIK/ESKICIL ÖZELLIKLER BAĞLAMINDA DIYARBAKIR AĞZI Prof. Dr. Ahmet GÜNŞEN Türk dili tarihi içinde belirli bir dönem ve lehçeyi işaret etmekle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ölçünlü olarak sözlü ve yazılı hâlde kullanılan dile Türkiye Türkçesi diyoruz. Ölçünlü dilin yanında, bir üst sistem olarak ona bağlı olan ve anlaşma güçlüğü yaratmayacak oranda ses bilgisi, şekil bilgisi, söz varlığı ve söz dizimi bakımından farklılıklarla sözlü olarak kullanılan lekt veya ağızlara da Türkiye Türkçesi ağızları diyoruz. Türkiye Türkçesi ağızları, sınırlarımız içinde yaşayanlardan başka, Kıbrıs, Suriye ve Irak ın kuzey kesimleri ile Balkan Yarımadası nda Doğu ve Batı Trakya, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Kosova ve Romanya da yaşayan Türklerin sözlü dil kullanımlarını ifade etmektedir. 13. yüzyılda ilk yazılı veya edebî ürünlerini vererek bir yazı dili kimliği kazanan Oğuz Türkçesinin temelinde, hiç şüphesiz, yukarıda coğrafi sınırlarını çizdiğimiz Türkiye Türkçesi ağızları vardır. Ağzıların doğuş ve varlığnı sürdürüş özelliklerinden gelen doğallık ve muhafazakârlığını da dikkate aldığımızda, ölçünlü Türkiye Türkçesinin olduğu kadar, henüz ortaya konulamamış olan karşılaşatırmalı Türk grameri ve etimoloji sözlüğü müzün yapısında Türkiye Türkçesi ağızlarının sunduğu dil verilerinin çok ayrı bir yeri ve önemi vardır. Dolayısıyla, Türkiye Türkçesi ağızları üzerindeki incelemelerle dil tarihimiz açısından birçok sonuca ulaşabiliriz. Zira, ölçünlü dilin hemen yanı başında, ama ondan farklı coğrafi, tarihî, siyasi, sosyal ve kültürel şartları yaşayarak kendi mecraında sözlü olarak varlığını sürdüren dil değerlerini bilimsel ölçütlerle ortaya koyma amacına dayanan çalışmalar tanımlanan ağız Arştırmaları (diyalektoloji) neticesinde elde edilen bilgi ve veriler, Türk dilinin birçok meselesinin çözümünde de son derece önemlidir. Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması adlı çalışmasında, Anadolu ağızlarını Doğu, Batı ve Kuzeydoğu Grubu olarak üç ana kola ayıran Leylâ Karahan a göre, Diyarbakır ağzı, Doğu Grubu Ağızları içinde ve dört alt ağzı grubuna ayrılan bu grubun da Ağrı, Van, Muş, Bitlis, Bingöl, Siirt, Mardin, Hakkâri, Urfa (Birecik, Halfeti hariç), Palu, Karakoçan (Elazığ) ağızları ile birlikte birinci alt ağız grubunda yer alır. Derleme ve derle- 120
121 me-inceleme özellikli olarak, eski ve yeni tarihli Diyarbakır ağzıyla ilgili çalışmaları gözden geçirdiğimizde, bu ağız bölgesinde ses bilgisi ve şekil bilgisinden başlayarak söz varlığı ve söz dizimine kadar uzanan belirgin özelliklerin bulunduğu, bunların da büyük bölümünün esas itibarıyla eskicil/arkaik olduğu gözlenmektedir.işte bu çalışmada, 13.yüzyıldan beri Türk kültür ve medeniyetinin kök saldığı önemli bir merkezlerden biri olan Diyarbakır da, Türkiye Türkçesi ağızları içindeki yerini belirttiğimiz Diyarbakır ağzı, art zamanlı bir yöntemle alınacak, böylece Diyabakır ve yöresinde konuşulan Türkçenin tarihsel temelleri ortaya konulmuş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakı ağzı, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz varlığı, arkaik/eskicil unsurlar 121
122 AHMED ARIF IN ŞIIR SANATI VE ŞIIRLERINDEKI TEMATIK KURGU Doç. Dr. Kamuran ERONAT Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri içerisinde toplumcu gerçekçi akım çerçevesinde şiirleri ile kendisine farklı bir kulvar açan Ahmet Arif; yeni şiir akımlarının kendisini iyiden iyiye hissettirdiği bir süreçte, şahsına özgü, özgün karakteri ile yeni ve modern bir şair portföyü sunmuş, eserlerindeki doğal söyleyiş tarzıyla, okuyucuya derinden ve etkili bir şekilde ulaşmayı başarmıştır. Şiir sahasında genelde gizli kalmış bir şair olarak betimlenen Ahmet Arif, eserlerinde sert ve yumuşak tınıyı bir arada verebilmiş ve bu şekilde entenasyon sanatını da çok iyi kurgulamıştır. Halk folklorunu çok iyi bilen şair, halkın kullandığı deyim ve sözcüklerden yararlandığı gibi türkülerden de büyük ölçüde faydalanmıştır. Eserlerinde ele aldığı konuları iyi etüt edip, dramatize eden sanatçı, bu konudaki başarısını elbette şiir sanatının vazgeçilmez enstrümanı olan kelimelere borçludur. Kelime seçiminde damıtılmış niteliğe sahip sözcükleri tercih eden sanatçı, şiir söylevi konusunda yıllar sonraki okuyucuya da böylece ulaşmış, şiir sanatındaki dil ve kurgu ustalığını iyi bir dengede tutabilmiş, etkin imge yaratmadaki başarılı deneyimiyle de dünyaya geniş bir perspektiften bakabilmiştir. Az, öz ve etkili şiirden yana tercih kullanan usta şair, genellikle ilk cümlelerde iletiyi güçlü tutmuş, şiirde ses ve ritim uyumuna da ayrı bir özenle yaklaşmış, cümle tekrarları ve çağrışımları güçlü kelimeleri seçerek, bıçkın bir dil sanatı ile şiirlerini oluşturmuştur. Sanat daralmanın olduğu yerde vardır ilkesini hatırlayacak olursak, Ahmet Arif şiirlerini bu atmosferden ivme kazanarak yazmış, eserlerinde; umudu, dostluğu, sevdayı ve sevgiyi yeşerten cümlelerle etkin bir yapının temellerini atmıştır. Tasvir gücü yüksek sinematografik bir özellikle şiir sanatına eğilen sanatçı; şiirlerinde sık sık kullandığı veciz ifadelerle kalıcılığa yelken açmış, tabiatı; zaman zaman eksenine alarak, hayata mana ve anlam katmıştır. Şiiri güzellik duygusu olarak gören Ahmet Arif, insanoğlunun yaşamdaki evrensel hasletleri ile şiirdeki tematik yelpazeyi oluşturmuş, sosyal muhtevası eksik olmayan hümanist bir yaklaşımla, gözlem gücünün kendisine sunduğu dikkat ve duyarlılıkla, nesnelere anlam ve mana katarak, şiir sanatına yeni bir renk ve soluk kazandırmıştır. Anahtar Kelimeler: Kelime, İmge, Ses, Özgün, Sevgi 122
123 DIYARBAKIRLI ÂLIM, ŞAIR VE YAZARLAR İhsan IŞIK Diyarbakır ımız; eşsiz değerde tarihi eserlere sahip olmanın yanı sıra; tarih boyunca yetiştirdiği seçkin bilim, kültür ve sanat adamlarıyla da ülkemizin ve dünyanın en önemli kültür ve uygarlık merkezlerinden biridir. 12. Yüzyılda Diyarbakır da çeşitli robotlar üretmiş dünya çapındaki ilim adamı El Cezerî (Ebu l İzz), dünya çapındaki kelamcı ve felsefeci Seyfüddin Amidî, Abdülvahid b. Muhammed Âmidî, İbn Nübata, İbn Esad il Farıkî, Ali b. Ahmed, İbnü l Ezrak, Zehebî, Molla Çelebi, Hanilizâde Muhammed, Müderris Hacı Ragıb, Abdulvahid. B. Muhammed, Muslihiddin Lârî, Molla Güranî, Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Prof. Dr. Orhan Cezmi Tuncer, Prof. Dr. Nejat Diyarbekirli, Şevket Beysanoğlu vd. ünlü bilim adamları... Dönemlerinin en ünlü şairlerinden Nesimî, İbrahim Gülşenî, Halilî, Hâmî, Alibardaklı Şeyh Ahmed, Ahmed Mürşidî, Lebib, Refi, Azmî, Sırrî Hanım, Şaban Kâmî, Said Paşa; büyük bilgin Ali Emîrî Efendi... İstanbul un düşmanlarca işgaline ünlü; Karagün yazısıyla yiğitçe karşı çıkan ünlü şair ve yazar Süleyman Nazif; ;Otuz Beş Yaş ; şiiri ülkemizde ve dünyada ezbere okunan ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı; eserleriyle ülkemizin önde gelen sosyologları arasında yer alan ünlü düşünür Ziya Gökâlp, dünya çapındaki düşünür ve şairimiz Sezai Karakoç, Türkiye tarihi boyunca en fazla biyografi (35 cilt) yazmış olan ansiklopedist İhsan Işık... Ünlü oyun yazarlarından Orhan Asena, ünlü şairlerimizden Ahmed Arif, Âşık İhsanî; Cemal Yeşil, Fuat Edip Baksı, Munis Faik Ozansoy, Cahit Uçuk, Cenap Ozankan... Ayrıca; Esma Ocak, Veysel Öngören, Vasıf Öngören, Adnan Binyazar, İhsan Fikret Biçici, Remzi İnanç, Kadri Göral, Yılmaz Odabaşı, Mıgırdiç Margosyan, Suzan Samancı, Sultan Su Esen; Edip Polat, Adnan Satıcı, Musa Dinç, Vedat Güldoğan, Şeyhmus Diken, Mevlüt Mergen gibi alanlarında kendini kabul ettirmiş şair ve yazarlar... Yüzyıllar boyunca, çok sayıda kıymetli alimler, yazarlar ve sanatçılar yetiştirmiş olan şehrimizin, bugünden sonra da birbirinden değerli isimler çıkaracağından hiç bir şüphemiz yoktur. Yeter ki desteklensinler... ANAHTAR KELİMELER: Diyarbakır, Alim, Yazar, Şair, Sanatçı 123
124 DIYARBAKIR AĞZINDA KULLANILAN DEYIMLERDEN SEÇMELER Yrd. Doç. Dr. Münir ERTEN Deyimler Sözlü ve yazılı anlatımlarda sık sık başvurduğumuz mecaz özellikli anlatım kalıplarıdır. Deyimleri tanımlayan kaynakları tarayınca mecaz yollu anlatım olduklarının vurgulandığını görürüz. Bazı duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek için düz anlamlı kelime, kelime grubu ve cümlelerin yetmediğini görürüz; işte o zaman hem yapı hem anlam bakımından mecaz anlatımın zenginliğine başvururuz, bunlar da deyimlerdir. Deyimlerin bazıları, bazen yaşanmış veya yaşanması olası bir olaya da dayanabilir. Bu bildiride, Diyarbakır Ağzı ndaki sayıları yüz onu bulan deyimlerden bir seçme sunacağız. Anahtar Kelimeler: deyim, mecaz. 124
125 TÜRK ATASÖZÜ YAZICILIĞINA YEREL KATKILAR: DIYARBAKIR ÖRNEĞI Doç. Dr. Oğuzhan DURMUŞ Atasözlerini ortaya çıkışı, yayılımı, anlam özellikleri ve değişiklikleri vb yönleriyle ele alıp inceleyen disipline paremiyoloji ya da daha uygun bir adlandırma ile atasözü bilimi denmektedir. Geniş anlamıyla atasözlerinin derlenerek kayıt altına alınması ise atasözü yazımı / atasözü yazıcılığı (İng. Paremiography) adıyla bir bilimsel uğraş alanı atasözü bilimi çerçevesi içerisinde değerlendirilmektedir. Türkçenin yazılı ilk ürünlerinden itibaren atasözlerinin metinlerde kullanıldığı bilinmektedir. Ancak Türkçenin ilk atasözü yazıcısı (paremiograph) olarak pek çok konuda ilk olma unvanını taşıyan Kaşgarlı Mahmut tur. Divan-ı Lugati t-türk adlı eserinde yer alan ve bugün kullandığımız pek çok sözle örtüşen bu atasözleri Necip Asım, Abdülahad Nuri, Ferit Birtek gibi kişiler tarafından ele alınmıştır. Türkiye Türkçesi sahasına geldiğimizde ise atasözü yazıcılığı açısından karşımıza çıkan ilk olarak eser Velet Çelebi tarafından Atalar Sözü tarafından yayıma hazırlanan 1480 tarihli derlemeyi görmekteyiz. Derleyicisi belli olmayan bu yazma Türkiye Türkçesine ait atasözü derlemelerinin eldeki en eski örneği olarak kabul edilmektedir. Bu derlemenin yanı sıra çok sayıda irili ufaklı yazma şeklinde atasözü derlemelerinin bulunduğu bilinmektedir. Osmanlı döneminde Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Tekezade Said gibi isimler atasözlerini neşretmişlerdir. Bu durum, Avrupa merkezli halk kültürüne bir ilginin sonucunda ortaya çıkmış olmalıdır.cumhuriyet sonrasında ise atasözü yazıcılığına dönük genel eserlerin yanı sıra yerel çapta, Samsun,Çankırı, Balıkesir gibi illere ait atasözü külliyatının kitap ölçeğinde kayıt altına alındığı görülmektedir.kimi bölgelere ait atasözleri ise çeşitli makaleler veya kitap bölümü şeklinde bir bir sunumla kayıt altına alınmıştır. Bu tür atasözlerinin önemi kurumsal olarak farkedilerek TDK tarafından bölge ağızlarından atasözleri ve deyimler bir proje ile toplanmıştır. Bu tebliğde, Türk atasözü bilimi çerçevesinde yerel atasözü yazıcılığı kavramı Türk halk kültürünün önemli bir merkezi durumundan olan Diyarbakır ili örneğinde ele alınarak incelenecektir. Anahtar kelimeler: Atasözü bilimi, atasözü yazıcılığı, Diyarbakır, atasözü 125
126 TÜRKIYE KÜTÜPHÂNELERINDE EL YAZMASI VE MATBÛ ESERI OLAN DIYARBAKIRLI ÂLIMLER Prof. Dr. Recep DİKİCİ Tarihteki en önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri de, Diyarbakır ilidir. Bu bölgedeki mevcut medreseler ile çeşitli bilim dallarında yetişen âlimler, bu gerçeği açıkça göstermektedir. Bu yüzden Nadir Tabakât kitaplarından ve Türkiye İhtisas Kütüphânelerinden tesbit edebildiğimiz aralarında Ali Emirî Amidî, İbrâhim Amidî, Muhammed Efendi Amidî, Molla Çelebî Amidî, Ömer b. Hüseyn Amidî, Seyfeddin Amidî, Abdülvahid Amidî, Hüseyin b. Muhammed Amidî ve Abdülvehhab Amidî nin de aralarında bulunduğu Diyarbakırlı âlimlerin hayatları ile Tıp, astroloji, psikoloji, mantık, felsefe, fıkıh, hadis, kelam, tasavvuf, Arap dili ve edebiyatı, ahlâk ve biyografi gibi sahalara dâir kütüphânelerde bulunan Arapça ve Osmanlıca elyazması ve matbû eserlerini topluca sunmak, bilim dünyası için son derece faydalı olacaktır. Böylece Diyarbakır ili kültür tarihi ile ilgili ciddî bir boşluk doldurulacak ve Arştırmacılara bu hususta yön verilecektir. Maalesef böyle önemli bir konu, günümüze kadar hiç ele alınmamıştır. Nitekim Kâtip Çelebi merhûmun Keşfu z-zunûn adlı eserinin ukaddimesi nde naklettiği Kim bir mü minin hayat tarihini yazarsa, onu yaşatmış gibi olur. meâlindeki hadîs-i şerîf ile Bizim eserlerimiz, bizi tanıtan belgelerdir. Bunun için, bizden sonra eserlerimize bakınız. meâlindeki beyit, bu mevzûnun ne derece büyük önem arz ettiğini göstermektedir. Nitekim onların esasen fazilet ve kemallerine delalet edecek olan kitaplarının isimleri yazılarak, ilmî yükseklikleri ve insanlığa yaptıkları hizmetleri ispat edilmektedir. Bunun yanı sıra Büyüklerini tanımayan bir millet, asla yükselemez. Veciz söz de, burada hatırlatılmalıdır. Bir milletin manevî kültür değerlerinin yekûnunu din, dil, tarih, sanat, edebiyat, örf ve âdetler ile düşünüş ve yaşayış tarzları meydana getirmektedir. Bu kültür değerleri, milletlerin hayatında önemli bir yer tutarlar. Milletler, bu tip kültür değerleri üzerinde hassasiyetle dururlar ve bunları mümkün mertebe zedelemeden ve hatta geliştirerek kendinden sonraki nesillere devrederler. Diyarbakır kültür tarihini de gün yüzüne çıkarmak, şanlı milletimizin bu azîz değerlerine katkıda bulunmaktır. 126
127 DIYARBEKIR DIVAN ŞAIRLERININ TAŞLARDAKI İZLERI Prof. Dr. İdris KADIOĞLU 15.yy divan şairlerinden Diyarbekirli Şerifi Şeh-nâme Tercümesi nde, Söz ehlinün kalur söz ile adı/ Kişinün adı kalmakdur murâdı Kişinin muradı güzel bir ad bırakmaktır, bunu da ancak güzel söz il yapar anlamına gelebilecek beytinde, gök kubbe altında hoş bir seda bırakmanın önemini veciz bir ifadeyle dile getirmiştir. Sözü kalıcı kılmak isteyen usta şairler, eserlerini taşlara kazıtmak suretiyle adeta ölümsüzleştirmişlerdir. Hayırla yâd edilmek isteyen meçhul bir divan şairinin Hak Teâlâ rahmet eyleye aña/kim bizi bir hayr duâ ile aña beyti Dağkapı Burcu ndaki kesme taşlardan birini süslemektedir. Ali Emiri nin şair dedesi Muhammed Emiri, Sen misin ancak Emîrî peyrev-i Âgâh olan/şehrimizde şâir-i nâzik-edâdan çok ne var beytinde Diyarbekirli nazik edalı çok sayıda şaire ve özellikle üstad şair Âgâh a işaret etmektedir. Melikü ş-şuarâ Urfalı Nabi, Diyarbekirli şairlerle iletişim kurar ve Nâbiyâ Âmid e şâyândır ezelden denmek / Tuhfe-i nâdire-zây- ı çemenistân-ı kadîm beytinde Diyarbekir i eski bir gül bahçesine, Âgâh ın talebesi Hâmî vb. yeni yetişen genç şairleri, bu bahçenin eşsiz taze meyvelerine benzetir. Divan şairi Lebîb-i Âmidî de Âgâh ın öğrencilerindendir. Ali Emiri, biyografik eseri Tezkire-i Şuarâ-yı Âmid deki hal tercümesinde: Henüz sekiz on yaşında iken mebânî-i kadîme üzerindeki yazılara merak ederek bunlarıñ halline pek çok çalışırdım. Bir derece ki bir yerde mahkûk bir şey gördüm mü anı hall etmeksizin geçmek pek müşkil idi demektedir. Biz de Ali Emiri rehberliğinde Diyarbekir in gizemli tarihi ve kadim yapılarındaki kitabelerde bir edebi gezi yapacağız. Surlarda, mezar taşlarında, mabetlerdeki kitabelerde Diyarbekir divan şairlerinin izlerini sürüp özellikle Osmanlı döneminde zengin bir edebi muhit olan bu şehrin söz ehlini dinleyeceğiz. Dağkapı Burcu ve Behram Paşa Camii nde şair Lâedri ye, Nebi Camii nde vali Köprülü-zâde Abdullah Paşa himayesinde şiirler yazan meşhur Hâmî-i Âmidî ye, eskiden Camii-i Kebîr olarak bilinen Ulu Cami de yy şairlerinin muallimi şâir Âgâh a, vesikalarda Murtazâ Paşa Câmii olarak geçen Hz.Süleyman Camii nde dönemin valisi aynı zamanda şair Esad Muhlis Paşa ya kulak vereceğiz. Bu edebi gezide Ali Emiri bize rehberlik edecek ve Tezkire-i Şuarâ-yı Âmid adlı şairler tezkiresi yolumuzu aydınlatacaktır. 127
128 SEZAİ KARAKOÇ UN ALINYAZISI SAATİ NDE İSLAM COĞRAFYASI Yrd. Doç. Dr. İsa IŞIK Sezai Karakoç, edebiyatımızın yetiştirdiği önde gelen şairlerden biridir. O, bir şair olmanın yanında bir yazar, bir düşünür ve aynı zamanda bir siyasetçidir. Karakoç; şiir, hikâye, piyes, düşünce yazıları, deneme ve inceleme yazıları gibi birçok türde eser yazan velud bir şahsiyettir. O, bir Diriliş aydınıdır. Diriliş, Karakoç un sistematize ve idealize ettiği bir düşüncedir. Diriliş düşüncesi İslami referansları olan, bütün İslam ümmetinin dirilişini arzulayan, İslam medeniyetinin bu çerçevede yeniden kurulmasını amaçlayan ve her alanda kalkınmayı ve gelişmeyi hedefleyen bir idealdir. Karakoç ta oluşan Diriliş düşüncesi onun şiirinde de bir değişime yol açar. Modern Türk Şiirinin en önemli temsilcilerinden biri olan Karakoç, II. Yeni şiirinin en önemli şairlerinden biri olmasına rağmen zamanla şiirini Diriliş düşüncesi çerçevesinde de yazar. Karakoç un Alınyazısı Saati şiirleri de bu anlamda önemli mesajları olan bir eserdir. Buradaki şiirler yılları arasında yazılmış olmasına rağmen günümüzde yazılmış gibidir. Bu çalışmada, Alınyazısı Saati nde anlatılan İslam coğrafyasının durumu nazarlara sunulmuştur. Alınyazısı Saati nde İslam coğrafyasının içinde bulunduğu şartlar kötü olmasına rağmen Sezai Karakoç gelecekle ilgili ümitlidir. Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, Alınyazısı Saati, Diriliş, İslam Coğrafyası. 128
129 THE ISLAMIC WORLD IN SEZAİ KARAKOÇ S ALINYAZISI SAATİ Yrd. Doç. Dr. İsa IŞIK Sezai Karakoç is one of the prominent figures that our literature has raised. He is not only a poet and a writer but also a thinker and a politician. Karakoç is a productive persona who has given many examples of many literary forms such as poems, short stories, intellectual works, essays, evaulative studies. He is an intellectual of The Resurrection. The Resurrection is a notion systemized and idealized by Karakoç. The idea of the Resurrection possesses its own references and requires the vitalization of the Muslim community. It aims the reconstruction of the Islamic civilization within the frame mentioned and the development of all kinds of constitutions as well. The idea of The Resurrection cause a change in his poetics alike. Karakoç who is one of the most significant figures of the modern Turkish poetry shapes his poetical understanding in accordance with the idea of The resurrection in spite of the fact that he has also been an important literary figure of İkinci Yeni, a modern movement in Turkish poetry. In this context the book entitled Alınyazısı Saati has many essential messages. The poems written between give us the feeling that they have just been written and they are up-to- date. In this study we have presented the situations in the Islamic world told in Alınyazısı Saati. In spite of all the negative and desperate conditions the poet is still hopeful for the future. Key Words: Sezai Karakoç, Alınyazısı Saati, The Resurrection, Islamic World. 129
130 DIYARBAKIR ŞAIRLERI VE AZERBAYCAN ŞAIRLERININ YARATICILIKLARINDA BENZER ÖZELLIKLER Doç. Dr. Merziyye NECEFOVA Throughout its history when the first mention of Diyarbakir is an important trade and cultural center, especially memorable literary connoisseurs, art fighters populated city, the magnificent temple culture of this region as the cradle of the mind works fall learning emphasizes its classic artists, poets and some valuable information about the authors of this region across məxəzlərə art, culture, literature and geography of the city, with the power of people trying to shut down as well. Poullet the center of Diyarbakir, Anatolia noted that Iran, Egypt, Caucasian, Polish and Russian merchants came here silk, cotton, diversity and skin apararlarmıs their own countries. All of these valuable phrases, evaluations are not empty today s state of Diyarbakir, a culture, that influence to gain a reputation as the cradle of literature and poets amillərdəndirdiyarbəkirin grown in comparison with other centers have grown olarıqbu the authors of the famous poets of the day when Batman first poet Ahmed Arif, Ozan Marine Sarıtop, Yilmaz Odabasi, AHicr iizgorən, Charlie, etc. Taranci In addition to creating their precious examples of poets and poetry olurbu at the same time expressed his attitude to the events in the country, the people who have been always wrong on the facts mentioned in the writings of all time. Poets have always protected the people. The theme of patriotism, fight against violence and oppression, as well as the poets creativs Diyarbakir has a red line. Ahmed Arif, Cahit Sıtkı Tarancının, Ozan Arif səkirahmed attention Sea Sarıtopun creativity Anatolia Hello Carnation Street wrong his poems Free thoughts. EdirZulm sailəri parallel to the vision of the world - poets ponder all the time, they are very committed to the tyranny of the poetry of revolt cevrilmisdirturk issue. Although this theme is developed in the classical poetry of the 20 th century, regarded as the chief representative of the people, no matter what the poet of poets bilərumumiyyətlə doguiur released, they can not stop the grip of oppression varlıqlardı Cahitin John s wife, Snow and memories day Kohnəlməsin window seirləridə will be analyzed in the article. helpmate poem Say to the impact of the tree, the tree will leaf, cannabis does the idea of use cases numunələrd which will be reflected in the poetry. 130
131 ÇAYÖNÜ TEPESI: DIYARBAKIRLILAR İÇIN NE İFADE EDIYOR? Doç. Dr. F. Aslı ERİM ÖZDOĞAN Diyarbakır şairleri ve Azerbaycan şairlerinin yaradıcılığlarında benzer özellikler. Diyarbakır denince ilk yada düşen onun tarih boyunca önemli bir ticaret, kültür merkezi, özellikle akılda kalan edebiyat bilicilərinin, sanat fedailerinin nüfuslu bir şehir, muhteşem tapınak yada düşür.oxuduğumuz eserlerde de bu diyarı kültür beşiği olarak vurgular, onun klasik sanat adamları, şair ve yazarları hakkında değerli kaynaklara rast gəlirik.bəzi verilerde belden sanat, kültür, edebiyat adamlarının gücünü bu kentin coğrafyası ile de kapatmaya çalışılıyor. Diyarbakır Anadolu da ilk merkezlerden biridir.poullet vurgulamıştı ki, İran, Mısır, Kafkas, Polonya ve Rusya dan tüccarlar buraya gelerek ipek, pamuk, liflik ve deri alarak kendi ülkelerine apararlarmış. Tüm bu değerli ifadeler, değerlendirmeler boş değil, Diyarbakır ın bu günkü durumuna, bir kültür, edebiyat beşiği gibi nüfuz kazanmasına etkileyen amillərdəndir.diyarbəkirin yetiştirdiği şairler başka merkezlerle müqaisədə ne kadar edebiyatçıların yetiştiğini görmüş olarıq.bu gün Diyarbakır şairlerinin en ünlü temsilcileri deyince ilk xatırlananlardan Ahmed Arif, Ozan Deniz Sarıtop, Yılmaz Odabaşı, A.Hicr iizgörən, Cahit Sıtkı Tarancı vs. olur.bu şairler kendilerinin değerli şiir örneklerini içerirken aynı zamanda ülkede yaşanan olaylara da tutum bildirmiş, her zaman halkla bir olmuş, yanlış olaylara her zaman yazılarında ilişki bildirmişlerdir. Şairler her zaman halkı savunuyorlar. Vatan sevgisi konusu, zulme şiddete karşı mücadele hem Diyarbakır hem de Azerbaycan şairlerinin yaradığılığında kırmızı hatla geçmiştir. Ahmed Arifin, Cahit Sıtkı Tarançının, Ozan Deniz Sarıtopun yaratıcılığı dikkat şəkir.ahmed Arifin Anadolu, Merhaba, Karanfil sokak, Şiddet adlı şiirlerinde Özgür fikirleri. Dünyaya bakışı Azerbaycan şailəri ile paralellik edir.zülm - şairleri her zaman düşündürmüş, onların içerisinde isyana çevrilmişdir.türk şiirinde zulüm konusu çok işlenen konudur. Bu konu Azerbaycan şiirinde klasik dönemde işlenmiş olsada 20 inci yüzyılın de baş konusu olarak değerlendirilebilir Genelde şairin hangi halkın temsilcisi olursa olsun şairler serbest doğuiur, onlar zulmün kıskacında duramayan varliqlardi.cahitin Can yoldaşı, Kar ve anılar, Gün Köhnəlməsin Penceremden şeirləridə makaled tahlil olacaktır. Can Yoldaşı 131
132 şiirindeki sirini ağaca de ki, ağaç yaprak verir, sır vermez fikri Azerbaycan şiirinde da hangi vesilelerle çalıştırılması nümunələrd yansıyacak. Anahtar kelimeler:şair,diyarbakir,şiir,tarih,kültür 132
133 ORHAN ASENA NIN TANRILAR VE İNSANLAR (GILGAMEŞ) TIYATROSUNDA İKTIDAR VE GÜÇ TUTKUSU Yrd. Doç. Dr. Turan GÜLER 1922 yılında Diyarbakır da dünyaya gelen Orhan Asena edebiyata şiir ile başlasa da sonraki yıllarda kendisini tamamen tiyatroya adamıştır. Çok sayıda oyun yazan Orhan Asena nın tiyatroları halen çeşitli tiyatrolarda sahnelenmektedir. Sosyal kültürel hayattaki değişimden kadın sorununa iktidar tutkusundan başkaldırıya, karagöz oyunlarından çocuk oyunlarına kadar birçok farklı konuda tiyatro yazan Orhan Asena insanı erdemleri ve zayıflıkları ile bir bütün olarak görür. Yazar kendisine büyük bir ün kazandıran Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) eseri ile birlikte insanın iktidar arzusunu ve mücadelesini işleyen bir dizi tiyatro kaleme alır. Mitolojiden ve tarihin en eski destanının kahramanından hareket ederek insanın güç ve iktidar ilişkisini anlatmaya çalışır. Bu bildirideki amacımız Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) tiyatrosundan hareketle yazarın ana temalarından biri olan insanın güç ve iktidar tutkusunu ele alış biçimini ortaya koymaktır. Anahtar Kelime; Tiyatro, İktidar, Orhan Asena, Tanrılar ve İnsanlar, The Passion of Ruling and Power in Orhan Asena s Play Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) 133
134 ORHAN ASENA GODS AND MEN (GILGAMESH) THEATRE PASSION, POWER AND POWER Yrd. Doç. Dr. Turan GÜLER Orhan Asena who was born in 1922 in Diyarbakır dedicated himself totally to theatre although he began his literary career as a poet. As a playwriter he has written many plays and his works are represented in a number theatres. The writer who has written about many topics including changes in the sociocultural life,the woman question, the passion for power, rebellion, Karagoz plays, plays for children, etc. sees te mankind as a whole with his virtues weak sides. He has written a series of plays which deal with the passion of mankind for power and his struggle to gain it in his work named Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) which has brought him a great fame. He tries to understand the relation between man and power through getting use of mythology and the hero of the oldest epic of the history. Our aim in this assertion is to exhibit the way the author handles the issue of man and his passion for power, one of the main themes in his plays, through analyzing the play entitled Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş). Keywords: Theatre, Power, Orhan Asena, Tanrılar ve İnsanlar 134
135 CAHIT SITKI TARANCI NIN ŞIIRLERINDE OKSIMORON VE ALIŞILMAMIŞ BAĞDAŞTIRMA Arş. Gör. Erdost ÖZKAN Şiir, dilin imgelerle düş yaratımında ortaya çıkan bir edebi türdür. Bu bağlamda şiirin bireyde canlandırdığı hislerin birtakım aracıları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları da oksimoron ve alışılmamış bağdaştırma kavramlarıdır. Başta şiir olmak üzere edebi metinlerin çoğunda, sanatta ve basın dilinde kullanılan oksimoron, kaynağını mizah ve ironiden alır. Tamlamalar aracılığı ile dile yansıtılan bu kavram, zıtlık, ikirciklem olarak da nitelendirilmektedir. Sözcüğün kökeni Yunanca oxumōron sözcüğünden gelmekte olup Latince, oxumōros: açıkça aptallık, oxus:keskin+mōros: aptallık anlamındadır. Retorik etkisi yadsınamayacak derecede olan ve paradoksal anlamlar içeren bu konuşma biçimini, semantik oluşumlar çerçevesinde, Diyarbakırlı şair Cahit Sıtkı Tarancı da kullanmış, şiirlerinde zıtlıklar ağı örerek okuyucusunu şaşırtmayı başarmıştır. Alışılmamış bağdaştırma kavramı, bazı kaynaklarda oksimoron ile aynı anlamda irdelenirken (Öztekin, 2009); bazı Arştırmacılar da ayrı birer anlamsal zenginlik olarak görmüşlerdir (Geçgel, 2005). Okuyucuda kalıcı etkilere yol açan imgesel ve anlamsal farklılıklar, alışılmamış bağdaştırma örneklerini oluştururken aynı etkiyi oksimoron kullanımında göremeyebiliriz. İşte bu yüzden alışılmamış bağdaştırma ve oksimoron örneklerde de görüleceği üzere farklı iki kavram niteliği taşımaktadır. Örn: * Dilsiz karanlıklarda beliren uykusuzluk (Uykusuzluk-sy.26)- alışılmamış bağdaştırma ** Hele karasinek düşünceler! (Her Gece Mi Bu Uykusuzluk-sy.85)- alışılmamış bağdaştırma *** Güneşi içmiş kaldırımlarda. (Bu Sabah Hava Berrak-sy.143)- alışılmamış bağdaştırma * Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun (Memleket İsterim-sy.128)- oksimoron ** Bir kere öldün mü dirilmenin sırrını öğrenirsin belki de (Etraf Konuşurlarken-sy.91)- oksimoron *** Ya her şey devgibidir, yahut her şey cücedir (Gece Bir Neticedir-sy.56)- oksimoron Oksimoron örneklerinin gramatikal sınıflandırmasının da yapılacağı bu çalışmada Cahit Sıtkı Tarancı nın Otuz Beş Yaş adlı şiir kitabında yer alan bütün şiirlerinin irdelenimi sonucunda otuz üç adet oksimoron, elli dokuz adet de alışılmamış bağdaştırma örneği tespit edilmiştir. 135
136 TÜRK TIYATROSUNUN SHAKESPEARE I ORHAN ASENA VE GILGAMEŞ ADLI OYUNU Arş. Gör. Sacide GÖKMEN Cumhuriyet dönemi Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından biri olan Orhan Asena, Diyarbakır da doğmuş, buranın sosyo-kültürel ortamında yetişmiş ve kişilik kazanmıştır. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Melik Ahmet mahallesinde, dedesi Mîr-i Kâtibizâde Rüştü Efendi nin konağında geçiren Asena, burada zengin bir okuma kültürü elde etmiştir. Otuza yakın oyun yazan Asena, daha çok tarihi konuları ele almış üretken bir yazardır. Oyunlarında evrensel anlamda korku, hırs, kin gibi insani zaaflar ön plandadır. Bu gibi nedenlerle Asena, Türk tiyatrosunun Shakespeare i olarak anılır. Tarihi M.Ö yıl öncesine dayanan Gılgameş destanı, dünya tarihinin en eski destanı olarak bilinir. Bir Sümer kenti olan Uruk un kralı Gılgameş in Tanrılarla ve insanlarla olan mücadelesini anlatır. Asena ya asıl ün kazandıran eser, 1954 te bu destandan yola çıkarak yazdığı Gılgameş adlı oyunudur. Asena nın sahnelenen ilk oyunu olan Gılgameş, yazarın hayatında bir dönüm noktası olarak ifade edilir ta kitap olarak basılan oyun, TDK ödülünü almıştır. Bu ödül, TDK tarafından bir tiyatro eserine verilen ilk ödüldür. Eser Fransızcaya, İtalyancaya, Almanca ve İngilizceye çevrilmiştir. Asena nın oyundan çıkardığı libretto, opera haline getirilmiştir. Yazar bu oyununda tüm kurallarıyla, kurumlarıyla eski düzeni sarsan, durmadan yeniyi arayan bir kahramanın prototipini yarattığını belirtir. İnsanı insan yapan şeyin özgürlük tutkusu olduğunu vurgular ve insan onurunun, toplum karşısında tek başına kaldığında bile bir değer olduğu sentezine varır. Gılgameş,yazarın sonraki oyunlarını tema yönünden ekilemiştir. Anahtar Kelimeler: Orhan Asena, Gılgameş, Diyarbakır, tiyatro, oyun. 136
137 CAHIT SITKI VE BILINMEYEN ŞIIR HUSUSIYETLERI Uzm. Mehmet Ali ABAKAY 1956 da aramızdan ayrılışından günümüze geçen altmış senede Cahit Sıtkı konusunda, şiiri hakkında birçok kitap kaleme alındı, konferansın, sempozyumun çeşitliliği, yazılan makalelerin sayısı oldukça fazladır. İnsan ömrü denince akla düşen ilk mısra, Yaş otuz beş yolun yarısı eder. Şairi hayat için ölümden yana temkinli davranışını Ömer Hayyam misali takıntılı görenler, onun yaşama sevincine, dünyada insanın yaşadığı her anın ne denli değerliolduğuna dikkat etmemiştir. Bizim ilim âlemine, edebiyat dünyasına sunduğumuz önemli tespit, Otuz Beş Yaş Şiiri nin kaleme alınışında ilham kaynağı olarak gösterilen Alihegri Dante nin, şairi etkilemediğini, asıl etkilenmenin Celâl Güzelses in seslendirdiği ve plağa aldığı Yaş Destanı olduğudur. Bu tespitimiz yola çıkarak, şairi ölüm meleği misali gösterenlere şairin aslında hayatı güzelleştirir kılan hususiyetleriyle ele alınması gereken farklı yönlere sahip olduğunu izah etmemizi gerektirir. Şairin ortaya koyduğumuz tespitlerle daha farklı görünmesi gerektiği üzerinde durmamız, alışıla gelmiş klişe tanımlamaların dışındadır. Şair, bazen ölümü bazen yaşamın güzelliğini, bazen nasıl bir memleket istediğini anlatır, şiirinde. İçimi titreten bir sestir her gün Saat her çalışında tekrar eder Ne yaptın tarlanı, nerde hasadın? Elin boş mu gireceksin geceye Bir düşünsen! Yarıyı buldu ömrün. Diyecek kadar tasavvufla ilintili şairin daha farklı yönleri bulunmaktadır. Hakkında birçok kalemin düşüncesini dile getirdiği ve sanatının ulvî olduğunu belirttiği şairin Avrupa da kaldığı yıllarda etkilendiği şairlerden de kimi ilhamları şiirine aksettirdiği bilinir. Baudelaire ve Verlaine, örnek aldığı şairler arasındadır. Özetle bildirimizde Şairin şiir poetikası, Otuz Beş Yaş Şiiri nin ilham kaynağı, fazla bilinmeyen yönleri ele alınacak, akademik boyutla beraber şairlere, yazarlara, edebiyat dostlarına farklı bakış açılarından Cahit Sıtkı yı ele almanın metotlarına yer verilecektir. 137
138 SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTINE ŞIIRINE FARKLI BIR BAKIŞ Yrd. Doç. Dr. M. Malik BANKIR Ozan veya âşıkların dilden dile dolaşan sözlü geleneklerinin geride kalması, bu sözlü ifadelerin yazıya geçiriliş dönemine gelmesi, o süreçten de bir milletin edebiyatının oluşması ve bu birikimin günümüze ulaşması hiç de kolay olmamıştır. Milletleri ayakta tutan ve bir milleti öteki milletten ayıran kültür de aynı aşamalardan geçmiştir. Bunların her biri gelenektir ve birbirlerinden beslenerek geleceği kurmak için terakki ve tekâmül ederler. Evrende de cari olan bu terakki ve tekâmül; bilim, teknoloji, sanat ve hayatın her alanı için de geçerlidir. Türk edebiyatının sanatkâr bilim adamlarından biri olan Tanpınar ın düşüncesinde bu durum, değişerek devam etmek, devam ederek değişmek olarak çok veciz bir şekilde özetlenmiştir. Bu veciz ifadenin şiir, sanat ve edebiyatta günümüzdeki en büyük temsilcisinin Sezai Karakoç olduğunu söylemek ise sadece bir hakkı hak sahibine teslim etmektir. Elbette kendisini buraya taşıyan saiklerden biri de hiç kuşkusuz kaynağını sekizinci yüz yıla kadar götürebileceğimiz Türk-İslam edebiyatı geleneğidir. Bu gelenekte ifadeler daha çok manzum ve mümkün mertebe sanatlıdır. Şiirde kapalılık, çok anlamlılığa yol açtığı için Karakoç şiirinde kapalılık ön plandadır. Bu sebeptendir ki o ayrıca büyük bir mütefekkirdir. Tefekkür olmadan mantıklı açık ifade olamayacağı gibi kapalı ifade hiç olmaz. Metinde mana gizliliğini doğuran unsurların başında istiare ve metaforlar gelmektedir. Usta şair bu geleneği de manzum ve mensur eserlerinde ustaca gizlemesini bildiği için mana, muhteva ve estetik açıdan şiir ve yazıları takdire şayandır. Bu kıymet Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine başlıklı şiirinde en üst noktaya çıkmış durumdadır. Sanatkârlar; içinden çıktıkları toplumun, içinde yaşadıkları kültürün tarihlerine mal olmuş ve o toplumların birikimlerinden ortaya çıkmış güzide şahsiyetlerdir. Bu şahsiyetlerin eserleri incelemeye tabi tutulurken objektifliğin ana kaynağını oluşturan ilmi usullerden uzaklaşmamak gerekir. Türk Edebiyatı Tarihi incelendiğinde, yukarıda ifade etmeye çalıştığım özellikleri kendisinde barındıran şiirlerden biri de Karakoç un Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine adlı şiiridir. Biz de bu şiiri dil, edebiyat, sanat, estetik, nörolengüistik ve sosyopsikolojik açıdan incelemeye çalışacağız. 138
139 CAHIT SITKI TARANCI NIN ŞIIRLERINDE YALNIZLIK VE ÖLÜM TEMALARI Yrd. Doç. Dr. Nesim SÖNMEZ Cahit Sıtkı Tarancı, yılları arasında yaşamış Cumhuriyet Dönemi şair ve yazarlarındandır. Şiirin yanı sıra çok sayıda öyküyü de kaleme almış olmasına rağmen daha çok şiirleriyle öne çıkmıştır. Yaşadığı dönemdeki toplumsal olaylar yanı sıra kendi hayatı da şiir anlayışında büyük ölçüde etkili olmuştur. Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, şiirde biçim ve güzelliğe önem vermiştir. Bir şiiri şiir yapan en önemli unsurun biçim olduğu fikrini savunmuş bu nedenle de şiirlerini açık ve sade biri üsluba yazmıştır. Tarancı, hem yaşama sevincini hem de karamsarlığı yansıttığı şiirlerinde yalnızlık ve ölüm temalarını ağırlıklı olarak işlemiştir. Bu tebliğde Cahit Sıtkı Tarancı nın şiirlerinde öne çıkarttığı yalnızlık ve ölüm teması üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Cahit Sıtkı Tarancı, Şiir, Edebiyat, Ölüm, Yalnızlık 139
140 THEMES OF LONELINESS AND DEATH CAHIT TARANCI YA POETRY Yrd. Doç. Dr. Nesim SÖNMEZ Cahit Sıtkı Tarancı is a poet and writer living at the republic era and between Although he has written many short stories, he is recognized about his poems more than the others. As well as the social situations, his life he personally experienced had a great influence on him. Cahit Sıtkı Tarancı starting to write during his high school put great importance to form and beauty. He defended that the form is the most significant in a poem, thence he wrote his poems in a clear and plain style. Tarancı who reflects the love of life and pessimism in his poems, uses the themes of loneliness and death heavily in his poems. In this presentation, the focus will be the themes of loneliness and death in Cahit Sıtkı Tarancı s poems. Key words: Cahit Sıtkı Tarancı, poem, Literature, Death, Loneliness 140
141 DIYARBAKIRLI ALI EMÎRÎ EFENDI NIN BAZI KASIDE NESIBLERINDE ÇIZDIĞI VEYA KURGULADIĞI ŞAIR PORTRESINE DAIR Dr. Kamile ÇETİN Genelde sanatla, özelde edebiyatla devlet arasındaki ilgi dikkate alındığında Osmanlı nın tarih sahnesinde yer aldığı yaklaşık altı asırlık dönem, aynı zamanda Türk edebiyatının en uzun soluklu devresini oluşturan Osmanlı edebiyatının içinde neşvünema bulduğu bir süreçtir. Söz konusu edebî gelenek döneminde tabii akış gereği, hâkim olunan oldukça geniş bir coğrafyada birçok şair ve müellif yetişmiştir. Sayı itibariyle edebî şahsiyetler ve dolayısıyla ortaya konulan edebî eserler noktasında belirli merkezler bilhassa dikkati çekmişlerdir. Bu bağlamda Diyarbakır, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yetiştirdiği yaklaşık iki yüz Divan şairiyle ön plâna çıkan yerlerden biri durumundadır. Diyarbakır ve Osmanlı edebiyatı/şiiri denildiğinde bazı şairler veya müellifler öncelikle akla gelmektedir. Bu isimlerden biri de, kitap toplama merakıyla bilinen, kitap koleksiyonunun tamamını bağışlayarak Millet Kütüphanesi ni kuran, Türk dili, kültürü ve tarihi açısından çok önemli bir eser durumundaki Kaşgarlı Mahmud un Dîvânü Lugâti t- Türk ünü bularak bilim dünyasına tanıtmak gibi çok önemli bir fonksiyonu bulunan Diyarbakır doğumlu Ali Emîrî Efendi dir. Bildiride, yukarıda sıralanan özelliklerinin yanında kaleme aldığı çok sayıda eserinin yanında şiirlerini topladığı bir de Divan ı bulunan Ali Emîrî Efendi nin bazı kasidelerinin giriş kısımlarında (nesib bölümlerinde) övgüye başlamadan evvel nasıl bir ruhî şair portresi çizdiği, daha doğrusu kurguladığı üzerinde durulacaktır. Böylelikle, hayatını kitaplara ve ilme adayan Ali Emîrî nin kaside nesibleri bağlamında -her ne kadar şairin yaşadığı asırda bazı kırılmalar olsa da, esasen eserlerin bir kurallar manzumesi dâhilinde kaleme alındığı Osmanlı edebiyatında/şiirinde- bir sanatkârın iç dünyasına dair ipuçları yakalanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Edebiyatı, Diyarbakır, Nesib, Ruhî Portre, Ali Emîri Efendi 141
142 ALI EMIRÎ DIVANINDA ETIK VE İNSANÎ DEĞERLER EĞITIMI Arş. Gör. Dr. Ayşe SAĞLAM Ali Emirî ( ), Osmanlı devletinin son dönem kültür, sanat ve edebiyat hayatına mührünü vurmuş çok yönlü kişiliği olan önemli bir şahsiyettir. Emirî; şair, yazar, kütüphaneci, tarih ve edebiyat tarihi Arştırmacısı gibi sıfatlarla tavsif edilen bir isimdir. Manzum ve mensur kaleme aldığı birçok eser, yaptığı Arştırmalar ve derlediği kaynaklarla edebiyatımıza ve edebiyat tarihimize büyük hizmetlerde bulunan şair, klasik geleneğe bağlı kalarak kendi divanını da tertip etmiştir. Emîrî, divanında yaradılış üzerine derin değerlendirmeler yapar. Allah, peygamber, din, vatan ve ilim sevgisi üzerinde çokça durur. Sık sık ideal insanda bulunması gereken vasıflardan söz eden şair, divanının her köşesini hikmet dolu sözlerle örer. Toplumun ahlaki ve insani değerler bakımından eğitilmesine sanat yoluyla hizmet eder. Bu çalışmada Ali Emîrî nin etik ve insani değerlere divanında ne şekilde yer verdiğine değinilecek ve bu değerleri okuyucuya aktarma metodu üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Ali Emirî, divan, etik, insani değerler eğitimi 142
143 ETHICAL AND HUMAN VALUES EDUCATION IN ALI EMIRÎ S DIVAN Doç. Dr. F. Aslı ERİM ÖZDOĞAN Ali Emirî ( ) is an important personality who has a versatile personality and who impressed his seal to recent epoch culture, art and literature life of Ottoman Empire. Emirî is a name who is defined with the adjectives like poet, writer, librarian, researcher of history and literature history. The poet who brought great services to our literature and history of literature with many works which he penned as poetic and prosaic, with the researches he made, and with the resources he compiled, has organized also his own divan by adhering to classical tradition. Emiri makes deep evaluations on mold in his divan. He dwells greatly on love of God, prophet, religion, motherland and knowledge. The poet who often mentions he characteristics which must be found at ideal human weaves every corner of his divan with erudite words. He renders service to society s education in terms of ethical and human values through art. In this study, it will be discussed in what way Ali Emiri gives place to ethical and human values in his divan and it will be dwelled on his transfer method of these values to reader. Key Words: Ali Emirî, divan, ethical, human values education 143
144 BIR DIYARBAKIR DESTANI ZEMBILFROŞ Gülistan ÇOBAN EMİNOĞLU Gerçekliğini tarihten alan bir aşk destanı olan Zembilfroş, Diyarbakır la özdeşleşen kadim bir anlatı ve edebi bir zenginliktir. Aslı, asırlar öncesine dayanan ve Yusuf ile Züleyha kıssasına benzer erdem ve insani öz içeren bir red-i aşk destanıdır. Tarihi yaklaşık bin yıl öncesine dayanan Mervanoğulları döneminde ve Diyarbakır Meyafarkin / Silvan da geçen, inanç ve edebiyatın ilk beşiği olan Mezopoyamya medeniyetine yarşır enfes bir anlatıdır. Halk arasında ses ve söz ustaları olan dengbêjlerin, dervişlerin dilinde yaygın versiyonları da bulunan Zembilfıroş destanı, kutsal bir kıssa ve hikmetli bir öğüt gibi ders alınarak dinlenen bir şarkı ve bir kasidedir aynı zaman da. Genel olarak ülkemizin ve özelde de Diyarbakır ın tarihi ve edebi bir mirası olan Zembilfroş destanı şimdiye kadar saklı bir hazine olarak kalmış ve hak ettiği oranda Arştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı Zembilfroş destanının yazılı ve sözlü kaynakları hakkında bilgi vermek, şekil ve içerik açısından edebi değerlendirmeye tabi tutmak suretiyle analizini yapmaktır. Anahtar kelimeler: Zembilfroş, Aşk Destanı, Tarih, Diyarbakır, Edebiyat, Yusuf ile Züleyha 144
145 UKRAINIAN EXPERIENCE OF QUARRIES RESTORATION IN CREATING SUSTAINABLE AGROECOSYSTEMS ON REPLACED MINING Prof. Dr. Viktor ZABALUEV Diyarbakir city has been established on different lithologic units: marbles,metaquartzites, basalts, gneisses, mica schists, amphibolites from Miocene period;pelagic limestones from shallow marine and reefal deposits, meta ophiolites from Cretaceous period; marl, clayey limestone and chalky limestone from Eocene period, alluvium and basalts from Quaternary period. These rocks are dug today by 34 companies, forming the quarries, which are located mainly along Hazro, Hani,Ergani, Cermik and Cungus line. Mining effects Diyarbakir in different ways, but the most negative influence on environment is caused with a formation of the numerous open quarries. Ukraine has a solid experience in creating sustainable agroecosystems on replaced mining overburden. Replaced overburden from strip mining in Ukraine frequently lacks topsoil, making productive use difficult. Soil factors limiting sustainability change with time after replacement and with different types of vegetation. Various sequences of legumes and legume-grass mixtures were used in trying to create a sustainable, minimum-input ecosystem. Five years of alfalfa followed by several years of a legume-grass mixture can prepare the reclaimed land for profitable crop production. Soil improvement was greater using sequence 1 (4 y of alfalfa, 5 y of sainfoin, and 9 y + 10 y of legume-grass mixtures with a total of 4 seasons of small grains and fallow interspersed) than in sequence 2 (4 y of alfalfa, 17y of small grains, row crops, and fallow, and 9 y of legume-grass mixture). In 32 years, humus increased from 0.25 to 1.3 % at 0-5 cm, and to 0.9 % at 0-20 cm. We are trying to determine the species mix, general management, and fertilization strategy that will provide the most vigorous and enduring growth of the legume-grass mix, resulting in maximum soil imporvement in the shortest time at a low cost and with fewest replantings of the mix. Phytoamelioration of mining overburden replaced without stratification can be accomplished with minimal fertilizer input, but requires many years before field crop production can be sustained. Legume-rhizobium 145
146 associations contribute substantial N to current and future N requirements of non-legumes. Challenges include alfalfa autotoxicity and phosphorous deficiency. It appears that biological mobilization of phosphorous can be improved by a small initial application of phosphorous and by encouragement of mycorrhizal associations. The annual energy equivalent of accumulated residual phytomass in the replaced overburder was almost equal to that on nearby agricultural fields of natural black soils, but later on was increased by 448 GJ ha -1 (16 to 22%) in subsequent 32 years. 146
147 MESOPOTAMIAN CULTURE-HISTORICAL HERITAGE IN THE ANCIENT AGRARIAN DEVELOPMENT OF UKRAINE Dr. Yuriy KRAVCHENKO Different practices, are used nowadays in agriculture, have come to us from the past, have been time-tested and locally-adapted to different soil-climate- relief conditions as well as a community cultural, social, economical and environmental requirements. Diyarbakir city is located in the southeastern part of Turkey along the biblical Tigris River, at the historian place known as Mesopotamian Civilization. Farmers, from all round the world, cultivate plants which originate from this region: a) cereals and legumes: einkorn wheat (the first domesticated crop, adapted from a wild species of grass native to the Karacadag mountains near Diyarbakir), durum wheat, poulard wheat, common wheat, oriental wheat, Persian wheat, two-row barley, rye, Mediterranean oats, common oats, lentil, lupine; b) forage plants: alfalfa, Persian clover, fenugreek, vetch, hairy vetch; c) fruits: fig, pomegranate, apple, pear, quince, cherry, hawthorn. Plants have been cultivated in different ways: soils were tilled by the wooden ard with a metal share, cereals and oil seeds were grown on the Tigris river levees, easily irrigated by gravity-flow waters. Vegetables were usually cultivated in gardens, often under shade-tree fruits, where they could be watered frequently. The tall date palms grew in depressions along the water streams or on the levees, created canopy for: apples, dates, pomegranate, herbs, spices, vegetables. Prehistoric Ukraine as part of the Pontic Steppe, has been an important factor of agrarian management expansion on Eurasian continent. Neolithic (New Stone) Age is characterized by the following agriculture changes: Great Ice Age was ended, climate increased, hunting yield declined but new animals were domesticated, harvesting wild grains transformed to planting seeds: einkorn/emmer wheat, barley, oat, millet, rye, pea, lens, vetch - ervilia. Plants were dibbered, dibbled, grub-hoed and later on - ploughed. Yields were usually gathered by sickles and processed by head threshers, mill-stones. Well-known fruit trees: apples, apricot, pear, cherry plum, plum were planted there. Dominant domesticated animals were: pigs, sheep, goats, cattle. Animal husbandry was focused on meat, skins and milk production. Horses (caballus) began to be domesticated in Steppe around BC. Farming system was: lea tillage, milpa 147
148 agriculture, slash-and- burn, tillage. During the Iron Age were introducted a lot of vegetables and cereals from Mesopotamian area into agriculture. It was widely distributed two-fields rotation, plowing in the Forest- Steppe and swidden/milpa/cutting out agriculture in the Forest region of Ukraine. Agricultural tools improved a lot and became an iron-based. People socialized into small village community верьв. Domestic animals were displaced from human habitants into barns. In the Middle Ages, cropping system consisted of: three-four fields, abandoned lands, and slash farming. Villagers were free of a feudal land dependence and ownership. Plants were divided into summer and winter ones Farming system consisted of: arable and vegetable rotation, fruit production. 148
149 INVASION STATUS OF PHYSALIS SPP IN DIYARBAKIR AND VICINITIES Shahid FAROOQ, Prof. Dr. Hüseyin ÖNEN, Arş. Gör. Selçuk ÖZCAN, Yrd. Doç. Dr. Cumali ÖZASLAN Increased incidences of exotic plant invasion are being reported throughout the world in recent years. These plants compete with agricultural crops, reduce native biodiversity, alter nutrient cycles and incur heavy economic, ecological and environmental costs. The plant invasion studies are extremely limited in Turkey and almost no study has been reported from Diyarbakır province. Therefore, current study was conducted to record the invasion status of Physalis spp in Diyarbakır province and vicinities. Surveys were conducted to record the densities and coverage area of P. angulata and P. philadelphica. It was noted that both plants have successfully invaded agricultural areas and started to cause crop failures. The most infested field and vegetable crops were cotton, maize, pepper and tomatoes. Invasion was more severe in irrigated areas compared with rain fed areas. Similarly, higher densities of the plants were observed on heavy and nutrient rich soils compared to light and low fertile soils. It is reported that irrigation and high fertility are the possible invasion drivers of the plants in surveyed region. Moreover, cotton crop was severely infested with both plants which suspect these as incipient threat to sustainability of cotton production in the surveyed area. Besides, low control of these plants through herbicides have also been reported which can further aggravate the situation. It is therefore concluded that concrete efforts are needed to limit the further invasion of plants in the region and development of effective management strategies is the dire need of time. Keywords: Diyarbakır, Physalis spp., Invasion, Agricultural areas, Irrigation 149
150 OPTIMIZATION MODEL FOR CONJUNCTIVE USE OF WASTEWATER AND GROUNDWATER Assoc. Prof. Mohammad Ebrahim BANİHABİB, PhD. Student Maryam YOUSEFİ, Assis. Prof. Jaber SOLTANİ Utilization of treated wastewater of plants as a supplementary of surface water resources has been considered for using in irrigation and drainage networks in recent years. Meanwhile, the rate of nitrogen leaching into soil and aquifer due to using of chemical fertilizers and wastewater should be assessed. In this research, development of cropping pattern optimization model was addressed for quantitative- qualitative conjunctive using of unconventional surface water (wastewater) and groundwater. Three objectives of the model were maximizing profits from crop pattern, reducing nitrogen leaching and improving the rate of aquifer recharge. The developed model was run by using linear programming (LP) method for different single- and three-objective scenarios in Varamin Irrigation Network, and the results were compared. Solving three objective model by linear programming showed an improving of net profit of cropping pattern optimization, water productivity and aquifer recharge about 6, 22 and 29 percent, with reducing of conjunctive withdrawals of wastewater and groundwater and fertilizer consumption about 12, 71. The results of this research could be applied for optimum use of water resources, increasing farmer s benefit and decreasing nitrogen leaching from irrigation and drainage networks in other irrigation systems such as Harran Plain. Keywords: Groundwater, Multi objective optimization, Varamin irrigation network, Wastewater. 150
151 IMPORTANCE OF THE PRODUCTION OF TOBACCO FOR MACEDONIA Romina KABRANOVA, Pof. Dr. Zlatko ARSOV Tobacco is a crop that is extremely important because of huge impact that has rendered to political, economic, social and religious life of all peoples and nations in the world. It belongs to the genus Nicotiana, fam. Solanaceae, and originates from tropical areas of America. The first data of tobacco cultivation dating back to the ancient times. Thus, detailed data for the Balkans and Macedonia exist from the beginning of XVII century, but also there are other data where it is mentioned that tobacco was cultivated around the town of Sérres in the XVI century, while in Istanbul, smoking tobacco exist since Agro-ecological conditions have influence on biological, morphological and technological properties, and as a result in the production of certain types of tobacco, there are also a number of varieties. The type of soil and climatic conditions has impact on the development of tobacco, and influence the diversity of the tobacco. Thus, the group of oriental types covering tobacco produced in the Balkans, Anatolia and part of the Mediterranean, in dry climates and less fertile soils. Oriental tobacco type features a number of small leaves, thick fabrics, and thick veins, short to medium long period of vegetation, drought resistance and extraordinary aroma. At the EU level, tobacco production represents about 6% of total world production.only thirteen Member States of the EU produce tobacco, of which only Bulgaria and Greece produce oriental type of tobacco. Balkan Peninsula has always been a convenient place for the production of tobacco, because of the favorable natural resources. Traditionally, it is tobacco with high quality and value. Mainly oriental tobacco from Turkey, Bulgaria, Greece and Macedonia are exported to the international market. The amount of tobacco produced in Macedonia is really symbolic in comparison with other countries but it is extremely important for the Macedonian economy. Tobacco growers are contracted by leaf supplier companies that provide production supplies and advice. 151
152 IMPACT OF NO-TILLAGE ON PHYSICAL PROPERTIES OF SOIL IN NORTHERN OF MOROCCO Zineb el MOURIDI, Rachid MOUSSADEK, et Rachid MRABET In northern of Morocco, water erosion is a major problem leading to soil degradation due to the aggressiveness of the rains, the reduced vegetation cover and soil fragility. This degradation is particularly pronounced in the intensive farming and bad management of farmland making the situation more and more alarming.to overcome this situation, no-tillage (NT) as a component of conservation agriculture is a promising alternative that help to improve the soil structural stability and porosity. This work helps to focus on the impact of no-tillage on physical properties (aggregate s stability developed by Le Bissonnais and bulk density) of a soil in the Tetouan region. Our study site is a one hectare experiment plot recently using this technique (two years of no-tillage system) on cereals-legume rotation, where a comparison was made with conventional tillage. The results obtained showed that the value of the bulk density in no-tillage (1.49 g / cm3) is important compared to the conventional tillage (1.36 g / cm3). This is due to the mature use of no-tillage in the site. Also, the mean weighted diameter (MWD) is important in no-tillage (MWDNT = 2.5mm) compared to the conventional tillage (MWDCT = 2 mm), which proves that plowed soils are more susceptible to degradation by erosion water while no-tillage helps to improve the stability of soil aggregates against erosion. Keywords: Water erosion, no-tillage, structural stability, MWD, bulk density. 152
153 GAP BÖLGESINDE SULAMANIN İKI YÖNÜ: ÜRETIM VE EKONOMIYE KATKISI İLE ÇEVRESEL ETKILERI Prof. Dr. Öner ÇETİN, Neşe ÜZEN, Hilal ALTUNTEN Sulama, kurak ve yarı kurak bölgelerde, verimi ve tarımsal üretimi artıran en önemli girdidir. Sulama tarımsal üretimi artırmanın yanında, diğer sektörlere itici bir güç de oluşturmaktadır.insanların sosyo-ekonomik kalkınmasında yeri olan en önemli bir sektördür. Ülkemizde, kuru tarımda dekara ortalama brüt gelir 48 USD iken sulu tarımda bu değer 3201 USD dır. Bu nedenle, GAP bölgesi dolayısıyla Diyarbakır ilinde de çok büyük sulama yatırımları yapılmaktadır. Bölgede yetiştirilen pamuk ve ikinci ürün mısırda, 1 kg ürün için yüzey sulamada sırasıyla L ve 700 L sulama suyu kullanılmaktadır. Ülkemizde halen çoğu bölgelerde ve özellikle GAP Bölgesi ve Diyarbakır ilinde m 3 /ha ın üzerinde sulama suyu kullanılmaktadır. Bu ise bölgede sulama suyunun çok yüksek düzeyde kullanıldığının da bir göstergesidir. Yapılan çalışmalarda, yüzey sulama yapılan yerlerde, ortalama yüzey akış % olması beklenirken, GAP Bölgesi nde bazı sulanan alanlarda bu % 40 ı geçmektedir. Bu ise aşırı sulama, erozyon ve siltasyon sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu durum tarım arazilerinde su erozyonu ile verimli toprakların taşınımı ve sulama ana kanallarının bile siltasyonla dolmasına neden olmaktadır. Yüzey sulamalarda aşırı sulama sonucunda, çok kısa süre içinde (10-15 yıl gibi) sulanan alanlar hızla bozulmakta, erozyon, tuzluluk, ve çoraklaşma ile karşı karşıya kalmaktadır. Teknik önlemler alındığında çok önemli sulama suyu tasarrufu yapılabilmektedir. Modern sulama yöntemleri kullanıldığında ise ortalama m 3 /ha sulama suyu yeterli olabilmektedir. Damla sulama kullanılmasıyla 1 kg pamuk ve ikinci ürün mısır üretiminde ise gerekli olan sulama suyu sırasıyla 1000 ve 500 L ye kadar düşmektedir. Buna göre, modern sulama yöntem ve sistemlerinin kullanılması ile çok yüksek düzeyde (% 30-50) sulama suyu tasarrufu sağlanabilmektedir. Tarımsal sulamada, etkin ve sürdürülebilir bir yönetim için, kullanılan her sulama yönteminin teknik özelliklerine göre uygulamalarının yapılması, sulama birliklerinin kurumsal olarak etkinliğinin artırılması, araziye uygulanan sulama suyunun mutlaka hacim esasına göre ölçülerek verilmesi, aşırı sulama yapılması durumunda gerekli müeyyidelerin mutlaka uygulanması gerekir. 153
154 ESTIMATION OF GROUNDWATER POLLUTION POTENTIAL: A MODELING APPROACH Dr. Elena KONDRLOVÁ, Prof. Dr. Jaroslav ANTAL, Alan LACA In the conditions of intensive agriculture, the soil receives a number of pesticides,pollutants, slurry and fertilizers. Fertilizers contain phosphates and nitrates, which are subsequently leached away with rainwater, what results in the nutrient concentration, possible water contamination and water eutrophication. Slovakia has significant reserves of groundwater, which are also used as a source of drinking water and therefore, their protection is a particularly topical issue. Monitoring of groundwater quality as well as of the pollutant movement is time consuming and costly. Therefore the GIS tools find application also in this area. The aim of this study was to assess the potential of groundwater contamination in the cadastral territory of Veľké Zálužie (Western Slovakia) by DRASTIC and PESTICI- DE DRASTIC models. A partial objective was to apply these models in a GIS environment. The intention of our study was to find out how much and whether agricultural production in the study area affects the potential of groundwater contamination. According to our results, areas with up to medium potential of contamination by pollutants were identified, but during torrential rainfall the risk may momentarily increase. It is recommended to pay more attention to these areas if used for agricultural purposes. The process of crop rotation planning should be done with respect to plant nutrient requirements and the need of pesticide application as well as implementation of agronomical practice. A greater consistency is recommended during planning e.g., when considering the time period and the amount of fertilizers and pesticides applied. Key words: grounwater, pollution, gis, drastic,pesticide drastic 154
155 LAND CONSOLIDATION- A NECESSARY STEP TO AN EFFECIENT AGRICULTURAL LAND-USE Dr. Milena MOTEVA The rational space structuring of the agricultural land is one of the priority preconditions for efficient land management. It guarantees economic prosperity of the farms and soil and environmental protection. One of the basic permitting conditions for a correct spatial organization of the agricultural territory is the consolidation of land tenure, in particular the ownership of farmland. Land consolidation is a consistent goal of the land policies worldwide. It is actively promoted in the developed countries like the USA and Australia, also in the EU member-states like Germany, Netherlands, Denmark, etc., and in separate countries in transition namely in Poland. Turkey has one of the most purposeful policies towards land consolidation with great investments in this regard, especially in the eastern part of the country. Does a land consolidation process take place in Bulgaria and what are its characteristics? What are the favorable circumstances and the obstacles for its implementation? What examples of land consolidation practices can we take from our neighbors? The paper presents an analysis of the current economic diversification of the rural households in Bulgaria, of the legal regulations for land consolidation, and of the agricultural land policy of the government in the context of the EU CAP. It motivates steps and measures to land consolidation. The preliminary consideration for them is enabling the implementation of high field production technologies, improving soil quality, attracting foreign and national investments in land, and finally reaching higher prices for land. The most important circumstances for achieving these goals could be the ensuring of large dimensions of land property, its good logistics and good transportation connections. The measures concern the regional development: regional ecology, soil and landscape improvement, sociology, construction, agriculture, mechanization of agriculture, and economy. The recommendations are oriented to a correct and rational use of the land resources in the rural areas with a view to their sustainable management, which in turn has a positive effect on the economic and social development of these areas. 155
156 DIYARBAKIR İLININ TARIMSAL MEKANIZASYON DURUMU VE MAKINALAŞMADA TARIM MAKINALARI İMALAT SANAYISININ ROLÜ Prof. Dr. Abdullah SESSİZ Bir ülkenin veya bölgenin tarımının gelişmesi tarımda kullanılan tarımsal üretim teknolojileri ile doğrudan ilişkilidir. Bu teknolojilerden en önemlisi Tarımsal mekanizasyondur. Mekanizasyon, tarımın makinalaşmasıdır. Tarımda teknoloji ürünü makina kullanımı artıkça, tarımsal verimlilik ve gelişmişlik artmaktadır. Dolaysıyla, toplumların gelişmişlik düzeyi ile tarımda kullanılan mekanizasyon teknolojileri arasında doğrudan bir ilişki mevcuttur. Bir ülkenin mekanizasyon düzeyinin gelişmişliği; traktör sayısı, güç boyutu, alan başına düşen mekanik güç büyüklüğü, traktör başına düşen tarımsal alet ve makinalarının sayısı, çeşitliliği, ülkede üretilen makina sayısı, tarım makinaları imalat sanayisinin düzeyi ve uluslararası pazardaki payı gibi kriterlerle ifade edilmektedir. Ülkemizde tarımı gelişmiş ve mekanizasyon düzeyi yüksek olan Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde tarım makinaları imalat sanayisi de buna paralel olarak gelişmiştir. Buna karşın, Türkiye nin en önemli tarımsal alan ve üretim potansiyeline sahip olan GAP bölgesi, gerek tarımsal mekanizasyon düzeyi ve gerek tarım teknolojilerinin üretimi bakımından en geri kalmış Bölgesidir. Bölge üreticinin makina/ekipman ihtiyacı bölgenin dışındaki ilerden getirtilerek kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu durum bir yandan makine satın alma maliyetini artırırken diğer yandan bakım ve onarım gibi servis hizmetlerinin aksamasına ve imalat sanayisinin gelişimine engel olmaktadır.bu çalışmada; Diyarbakır ilinin tarımsal makinalaşma yapısı ve tarım makinaları imalat sektörünün mevcut durumu ortaya konulmuştur. Ayrıca, ilinin tarım makinaları imalat sektörünün mekanizasyonun gelişimine olan etkisi incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Tarımsal Mekanizasyon, İmalat sanayisi, Diyarbakır, 156
157 I-BIL PROJECT LED BY DICLE UNIVERSITY, DIYARBAKIR: PAST, PRESENT AND FUTURE Yrd. Doç. Dr. Cumali ÖZASLAN-Prof. Dr. Hüseyin ÖNEN -Shahid FAROOQ-Arş. Gör. Selçuk ÖZCAN-Prof. Dr. Hikmet GÜNAL -Hakan YILDIZ-Prof. Dr.Kenan KARA Globalization have improved trade activities across the continents however, created several serious problems. Rapid spread and establishment of invasive alien species (IAS) through global trade are important issue being addressed globally. European Union, recently agreed to increase the number of IAS of concern. Turkey, on the other hand have made no serious efforts on the IAS issue. The only project for inventorying IAS was funded by TÜBİTAK in 2013 and is continuing. The project is being led by Dicle University, Diyarbakır and have broad coverage over almost half of the country. The works accomplished, working groups, system development and important features of the system are described in this work. The project consists of five different working groups; i) early detection group ii) diagnosis group iii) data processing group iv) GIS processing and modelling group and v) system development group. Early detection group have finished the exploratory surveys for five different invasive plants in Black Sea, Marmara, Inner Anatolia and South Eastern Anatolia region of country. Now the focus of the group is identifying the biological control agents of these plants in their heavily infested areas. The diagnosis group have identified new occurrences and also finished experimental studies. Furthermore Invasive Plants Catalogue of Turkey have been prepared by the eminent scientist in the country including 50 potential invasive plants. Data processing team have processed the data collected through surveys to find out the invasion drivers of the target plants in the country. GIS and modelling team is working on the geo-processing of the collected data and models fitting to predict the future invasion trends of target plants. Finally, all the processed data will be handed over to system development group with core interpretations and outcomes of the project. The website of the system ( is ready and an android app is in the development phase. The project intends to offer the app on Google Play Store to report new occurrences for the exotic species. Early warnings will be issued for the potential spread areas of the target plants and public awareness will be created through brochures etc. 157
158 DIYARBAKIR İLINDE EKONOMIK TARIMSAL YATIRIMLARI ARŞTIRMA ÇALIŞMASI Hanifi EREN-Dr. Hasan MARAL Diyarbakır tarımsal potansiyeli ve sahip olduğu coğrafik konum itibariyle tarım ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine uygundur. GAP Master Planı senaryosunda Bölgeyi, Tarıma dayalı ihracat bölgesi haline getirmek ön görülmektedir. Ancak Diyarbakır halen istenilen gelişmişlik düzeyine ulaşamamıştır. İlde yatırım yapmak isteyen girişimcilerin yararlanacağı ulusal ve uluslararası fonlar, finans kurumları, teknik bilgi ve danışmanlık hizmeti alınabilecek kamu kurumları ve özel kuruluşlar mevcuttur yılı Nisan ayında açıklanan yeni teşvik paketiyle ilimizin de içerisinde yer aldığı 6. Bölgeye uzun vadeli destekler verilmeye başlanmıştır. Ayrıca il, yatırım için uygun ihracat koşullarına, yeterli iş gücü ve kaynak potansiyeline sahiptir. Yatırım için gerekli olan bu faktörlerin bilinçli bir şekilde uygun teknolojiler kullanılarak değerlendirilmesi durumunda Diyarbakır kısa sürede sanayileşmiş illerle arasındaki kalkınmışlık farkını kapatarak tarım ve tarıma dayalı sanayi ürünlerinin ihracat merkezi olabilir. Bunun için kolaylaştırıcılık önemli rol oynamaktadır. Diyarbakır daki üretici ve girişimcilerin bilgiye yeterli önemi vermemesi, teknolojiyi gereği gibi kullanmaması, kendilerini ve değişen koşulları izleyip değerlendirmemeleri durumunda pratik uygulamaların sonuçlarına bağımlı hale gelirler. Bu durum ilin daha fazla geri kalmasına ve yoksullaşmasına neden olur. Bu çalışmada yukarıdaki konulardan hareketle ilin kalkınmasına katkı sunan girişimcilerin, hibe ve kredi sağlayan kurumların, danışmanlık hizmeti veren kamu ve özel sektör kesiminin genel durumu, karşılaştıkları sorunlar, çözüm önerileri ve hedefleri hakkında bir saha çalışması yapılmış ve projeksiyonlar oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Hibe, Girişimcilik, Kalkınma 158
159 DIYARBAKIR İLINDE TARIMSAL İŞLETMELERIN BÜYÜKLÜĞÜ VE İŞ GÜÇÜ YÖNÜNDEN TARIMSAL MEKANIZASYON DURUMUNUN DEĞERLENDIRILMESI Yrd. Doç. Dr. Songül GÜRSOY Tarımsal üretimde karlılığın sağlanmasında en önemli faktörlerden biri olan mekanizasyonun planlanmasını etkileyen en önemli parametreleri işletmelerin büyüklüğü, ürün deseni ve mevcut işgücü miktarı olarak sıralayabiliriz. Türkiye genelinde olduğu gibi Diyarbakır ilinde de tarım makinalarının işletme yapısına uygun olarak seçilmemesinden ve etkin kullanılmaması, tarımsal üretimdeki karlılığın önemli ölçüde düşmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, Devlet İstatistik Enstitüsü ve Diyarbakır Valiliği Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü nün 2015 yılı tarımsal üretim istatistik verileri değerlendirilerek, Diyarbakır ilinin mekanizasyon düzeyi ve gereksinimleri belirlenmiştir. Mevcut verilerin değerlendirilmesi sonucunda, Diyarbakır ilindeki tarım işletmelerindeki nüfus artışının hızlı olmasına karşın nüfusun tarım dışı sektörde istihdam edildiği ve miras yoluyla arazilerin bölünmesi gibi nedenlerle giderek küçüldüğü görülmüştür. Diyarbakır ilindeki tarımsal işletmelerin %60 dan daha fazlasının 0-40 da lık işletme büyüklündeki küçük işletmeler gurubundan oluşması, gerek mekanizasyon gelişimlerini gerekse ekonomik sürdürebilirliklerini olumsuz yönden etkilemektedir. Tarımsal işletmelerde yaşanan işçi bulma zorlukları, işletmelerdeki tarım makinalarının kullanılarak işlemlerin zamanında yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Fakat düşük gelirli ve küçük ölçekli işletmelerin modern üretim teknolojilerini edinmede karşılaştıkları zorluklar, tarımsal işlemlerin zamanında yapılmasını engellemekte ve üretimdeki verimliliğin düşmesine neden olmaktadır. Bu durumda işletmelerin teknik, ekonomik ve sosyal yönleri de dikkate alınarak ortak makine kullanımının yaygınlaştırılması, işletmelere alınacak tarım iş makinalarının işletme yapısına ve traktör güç boyutuna uygun olarak seçilmesi önem arz etmektedir. 159
160 DIYARBAKIR DA DARALAN PAMUK TARIMININ SORUNLARINA ÇÖZÜM ARAYIŞLARI Prof. Dr. Sema BAŞBAĞ, Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ Pamuk, kullanıldığı alanların çok değişik ve önemli olması nedeniyle Dünya tarımı, endüstrisi ve ticaretinde önemli bir yere sahiptir. Dünyada doğal elyafa olan ilginin giderek artması ve yaşam standardının yükselmesi, pamuk bitkisine olan talebi de artırmaktadır.türkiye, Dünya sıralamasında pamuk ekim alanı yönünden 8. üretim yönünden 7. ve lif verimi yönünden 2. sırada yer almaktadır. Bununla birlikte son günlerde daralan pamuk üretim alanları nedeniyle, üretimimiz, tüketimimizi karşılayamamakta ve pamuk ithalatçısı ülkeler arasında dördüncü sırada yer almaktayız. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, ülkemiz pamuk alanları ve üretimi yönünden ilk sırada yer alarak toplam pamuk üretimimizin % 60 ını karşılamaktadır. Bölgede bu üretimin büyük bir kısmını Diyarbakır ve Şanlıurfa illeri gerçekleştirmektedir. İlimiz Diyarbakır, iyi bir pamuk üretim potansiyeline sahip olmasına rağmen, pamuk alanlarının giderek daralıyor olması sektör açısından endişe vericidir. Bu çalışmada, bölgemiz ve ilimizde pamuk tarımının mevcut durumu ve gün geçtikçe daralan pamuk alanlarının problemleri, sektöre olumsuz etkileri ve çözüm arayışları irdelenecektir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Pamuk tarımı, sorunlar, çözüm önerileri 160
161 DIYARBAKIR İLI BAĞCILIĞINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERILERI Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ, Doç. Dr. Gültekin ÖZDEMİR, Doç. Dr. Dilek DEĞİRMENCİ KARATAŞ Bu çalışma, asmanın gen kaynaklarından biri olan ancak hak ettiği konumda olmayan Diyarbakır ili bağcılığının modern teknikler kullanılarak yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için bölgede karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri belirlemek amacıyla yapılmıştır Bu çalışma kapsamında, Diyarbakır ilinde bağcılığın yapıldığı ilçe ve köyler gezilerek bağlar yerinde incelenmiş ve buralarda bağcılık ile uğraşan üreticilere ile görüşülerek sorunlar yerinde tespit edilmiş ve elde edilen veriler doğrultusunda çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bölgede yapılan tespit ve incelemeler doğrultusunda bağcılığıın gelişmemesinin ana nedenlerinin; bağ yerinin yanlış seçilmesi, toprak işlemenin düzgün yapılmaması, dikimin yanlış yapılması, çeşit ve anaç seçiminin doğru yapılmaması, budama ve terbiye sistemlerinin olmaması veya yanlış yapılması, sulama ve gübrelemenin eksik yapılması veya hiç yapılmaması, hastalık ve zararlılarla mücadelenin etkin yapılmaması, hasadın doğru ve zamanında yapılmamasından kaynaklandığına ilişkin sorunlar olduğu tespit edilmiştir. Tespit edilen bu sorunlar yönelik çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağcılık, Diyarbakır ili, sorunlar, çözüm önerileri 161
162 DIYARBAKIR DA YETIŞEN ÖNEMLI İNCIR GENOTIPLERIN FENOLOJIK, MORFOLOJIK VE POMOLOJIK ÖZELLIKLERIN SAPTANMASI Doç. Dr. Mikdat ŞİMŞEK Biyoçeşitlilik tüm dünyanın ortak zenginliği olduğu gibi her ülke için de milli bir zenginlik kaynağıdır. Bu zenginliğin korunması için alınması gereken tedbirlerin başında ülkelerin sahip olduğu bitkilerin bütün hayat formlarının tamamını belirleyecek bilimsel çalışmalar gelmektedir. Türkiye nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi incirin önemli gen merkezlerinden biri olup yerel isimlerle adlandırılan çok sayıda incir genotipi yetiştirilmektedir. Bu çalışmada Diyarbakır merkez, Çermik, Çüngüş, Hani, Kocaköy, Eğil, Dicle ve Ergani ilçeleri ile bağlı köylerinde yetiştirilen ve yöresel isimlerle adlandırılan 13 incir genotipi (Mertali, Balicani, Zapi, Kılhi, Lobo, Reş, Kıftık, İri incir, Manisa inciri, Kaplani, İncir, Galori ve Hanoyi) saptanmış ve onların önemli fenolojik, morfolojik ve pomolojik özellikleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Muhafazaları ve geniş çaplı üretilmeleri halinde işletme gelirleri ve sonuçta milli ekonomiye büyük katkı sağlayacakları düşünüldüğünden bu genotiplerin ıslah çalışmalarına alınıp ticari çeşit olarak tescil edilmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İncir, Genotip, Diyarbakır, Fenolojik, Morfolojik ve Pomolojik Özellikler. 162
163 DETERMINATION OF IMPORTANT FIG GENOTYPES GROWN IN DIYARBAKIR REGARDING PHENOLOGICAL, MORPHOLOGICAL AND POMOLOGICAL CHARACTERISTICS Doç. Dr. Mikdat ŞİMŞEK As much as biodiversity is a common wealth component of the world, it is also a source of national wealth asset for each country. At the top of the list of measures to be taken for the conservation of this wealth asset comes the scientific studies towards the determination of all life forms of plants that countries have. South eastern region of Turkey is one of the important gene centres of fig and a number of fig genotypes known with local names have been grown in this region. With the local names of Mertali, Balicani, Zapi, Kılhi, Lobo, Reş, Kıftık, İri incir, Manisa inciri, Kaplani, İncir, Galori and Hanoyi 13 fig genotypes grown in Çermik, Çüngüş, Hani, Kocaköy, Eğil, Dicle, Ergani and central districts of Diyarbakır province of Turkey, were determined and their important phenological, morphological and pomological characteristics were examined in detail in this study, According to the results, it was suggested that it is of vital importance to include these local fig genotypes in plant breeding studies and to register them as commercial varieties due to that these genotypes might contribute significantly to farm income and, in turn, national economy in case of their storage and their extensive production. Key words: Fig, Genotype, Diyarbakır, Phenological, Morphological and Pomological characteristics. 163
164 DİYARBAKIR İLİNDE ORGANİK TARIMA UYGUN ALANLARIN BELİRLENMESİ VE HARİTALANMASI ŞEHMUS ATAKUL, DR. HASAN MARAL Son yıllarda tarımsal üretimde verimin artırılması için yoğun girdi kullanımlarının çevre ve insan sağlığı üzerinde zararlı etkilerinin farkına varılmış, özellikle gelişmiş ülkelerde organik ürünlere yönelik talep artmıştır. Bu talepleri karşılamak için neredeyse dünyadaki tüm ülkelerde organik üretime yönelik tarımsal faaliyetlerde yoğun bir şekilde artışın meydana geldiği gözlenmektedir. Aynı şekilde gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerde de tüketiciler arasında sağlıklı gıda tüketimi ve çevreyi korumaya yönelik verilen önemin giderek artması organik tarımdaki üretim alanlarının da artmasını sağlamıştır. Buna paralel olarak, dünya organik ürün pazarı da giderek büyümektedir. ABD ve AB ülkeleri gibi gelişmiş ülkeler, organik ürünlere yönelik taleplerini çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerden karşılamaktadır. Organik üretim açısından çok elverişli ekolojik şartlara ve büyük bir üretim potansiyeline sahip olan ülkemizin, dünya organik ürün ve gıda pazarındaki payı maalesef çok düşüktür. Güneydoğu Anadolu Bölgesi nin genel konumu, kirlenmemiş yapısı ve iklim özellikleri göz önünde bulundurulduğu zaman organik üretimde çok büyük bir potansiyele sahip olduğu, hatta üretimi yapılan birçok ürünün kontrollü ve sertifikalı olmamasından dolayı organik ürün olarak değerlendirilemediği görülmektedir.bu çalışma ile organik tarım anlamında büyük bir potansiyele sahip olan Diyarbakır ilinde organik tarıma uygun alanlar belirlenmiş ve haritalama çalışmaları ile söz konusu alanlarda uygun organik ürün deseni ve planlaması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Organik tarım, Ürün desen, Planlama 164
165 DİYARBAKIR İLİ TARLA BİTKİLERİ TOHUMCULUK POTANSİYELİ PROF. DR. MEHMET BAŞBAĞ-PROF. DR. CUMA AKINCI- PROF. DR. B. TUBA BİÇER-PROF. DR. SEMA BAŞBAĞ- DOÇ. DR. MEHMET YILDIRIM Diyarbakır, tarih boyunca birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış tarihi ipek yolunun önemli durak yerlerinden birisidir. İlimiz, günümüzde de bölgenin tarım, ticaret ve kültür merkezi olma özelliğini devam ettirmektedir. Ergani ilçesinde Çayönü nde yapılan kazılardan elde edilen buluntulara göre, 9000 yıl önce burada insanların ilk yerleşik düzene geçtiği ve buğday, arpa, mercimek, bezelye, fiğ vb. önemli ürünlerin tarımını yaptıkları anlaşılmaktadır. Bölgede tarih boyunca insanlar tarafından tarımı yapılarak günümüze kadar devamlılığı sağlanan yerel çeşit ve köy populasyonu şeklindeki tohum materyalleri de mevcut olup, bu materyaller gün geçtikçe tarımda kullanılan yeni ıslah çeşitleri nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bölgemizin ekolojik şartlarının tohumluk üretimine elverişli olması, tohumculuk sektörünün gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Bölgede tohumculuk faaliyetleri, yeni çeşit geliştirme çalışmaları kapsamında kamu sektöründe başlamıştır. Bu amaçla 1962 yılında kurulmuş olan Güneydoğu Anadolu Tarımsal Arştırma Enstitüsü bünyesinde 2016 yılına kadar toplam 33 adet çeşit tescil ettirilmiştir (Anonim, 2016a) yılında kurulan Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesinde ise şimdiye kadar farklı türlerde toplam 11 çeşit geliştirilerek tescil ettirilmiştir. Bölgede özel sektör tohumculuğu yeni yeni ivme kazanmaya başlamıştır. Tüm bu çalışmalara rağmen bölgeye özel sektör tohum şirketleri aracılığıyla gerek yurt içi ve gerekse yurt dışından introdüksiyon yoluyla da önemli ölçüde sertifikalı veya sertifikasız tohumluk getirilmektedir. Tüm bu durumlara karşılık bölgede sertifikalı tohumluk kullanımı yetersiz düzeyde olup, daha çok hibrit mısır ve pamuk çeşitlerinde yaygındır. Buğday, arpa, mercimek, vb. tahıllarda ise sertifikalı tohumluk kullanımı istenilen ölçüde değildir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının vermekte olduğu destekler tohumluk üretimi ve kullanımının artmasında önemli rol oynamaktadır. 165
166 DİYARBAKIR DA HAYVANCILIK İNOVASYON ÇALIŞMALARI DOÇ. DR. MUZAFFER DENLİ Hayvancılıkta inovasyon, genel olarak yetiştiricilik, ıslah, beslenme, hastalıklarla mücadele ve gıda üretimindeki yenilikleri ifade etmektedir. Yeni ve yaratıcı yöntem ve uygulamaların hayvancılıkta kullanılması üretimde katma değer yarattığı gibi bu faaliyetle uğraşanlara da özel avantajlar sağlamaktadır. İklim ve coğrafi özelliklerinin uygunluğu nedeniyle her türlü hayvancılık faaliyetinin yapılabildiği Diyarbakır da, hayvancılık çoğunlukla ekstansif şekilde ve aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır. Diyarbakır ekonomisinde lokomotif rol oynayan hayvancılık sektöründe, son yıllarda yeni uygulamalar ile birlikte ciddi ilerlemeler meydana gelmiştir. Kurulan Organize Hayvancılık Bölgesi nde sığır besiciliği ve entansif küçükbaş hayvan yetiştirme işletmelerinde modern koşullarda hayvansal üretim gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Ayrıca, tavukçuluk sektörünün çok gelişmediği ilde etlik piliç ve yumurta tavukçuluğunda yeni yetiştiricilik, barındırma besleme uygulamaları faaliyete geçmiştir. Bu kapsamda hayvan refahını ön planda bulunduran free-range (serbest yetiştirme), zenginleştirilmiş kafeslerde yetiştirme ve organik etlik piliç yetiştiriciliği gibi pilot uygulamalar faaliyete geçirilerek bölgedeki üretici ve yatırımcı için yeni üretim modellerinin önü açılmıştır. Kaliteli, sağlıklı ve güvenilir hayvansal gıdaların üretildiği bu yeni uygulamalar ile bilinçli tüketicinin bu yöndeki talepleri belirli düzeyde karşılanmaya başlanmıştır. Sonuç olarak; Diyarbakır da hayvancılıkta inovasyon uygulamaları kapsamında, hayvan refahını veürün kalitesini ön planda tutan yeni yetiştirme ve besleme uygulamalarının teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu inovatif yaklaşımla tüm hayvancılık dallarında devlet-üniversite ve üretici işbirliklerinin geliştirilmesi ve yeniliklerin ivedilikle hayata geçirilmesi Diyarbakır hayvancılığını geliştireceği varsayılmaktadır. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, hayvancılık, inovasyon, kaliteli gıda, üretim 166
167 DİYARBAKIR DA SERTİFİKALI TOHUMLUK KULLANIMININ VE ÜRETİMİNİN EKONOMİYE VE ÇİFTÇİ GELİRİNE KATKISI YRD. DOÇ. DR. FERHAT KIZILGEÇİ, ÖĞR. GÖR. MEHMET YILDIRIM Tohumluk bitkisel üretimin başlangıcı olması nedeniyle tarımda en önemli unsurların başında gelmektedir. Özellikle mevcut tarımsal alanlarda sertifikalı tohum kullanımı; üretim artışına, kaliteli ürün elde edilmesine ve üretim maliyetlerinin düşmesine imkan sağlamasının yanı sıra sertifikalı tohum kullanan üreticilere elde ettikleri ürünleri iç ve dış piyasada yüksek fiyatlara satmalarına olanak sağlamaktadır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının tarih ve sayılı resmi gazetede yayımlanan Sertifikalı Tohumluk ve Fidan Desteği ile Patates Siğili Görülen Alanlarda Alternatif Ürün Desteği Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2005/20) ile destekleme kapsamına alması ile birlikte Diyarbakır ilinde 2006 yılında 945 üretici da alanda sertifikalı tohum kullanılırken 2015 yılında üretici da alanda sertifikalı tohum kullanılmıştır. Kullanılan tohumluğun çoğu buğday bitkisine ait olmakta birlikte onu arpa ve mercimek bitkileri takip etmektedir. İlçe bazında kullanılan sertifikalı tohumluk miktarı incelendiğinde Bismil ve Sur ilçelerinde yoğun olarak kullanıldığı diğer ilçeler ise yıllar bazında artış meydana geldiği gözlenmiştir. Diyarbakır ilinde sertifikalı tohumluk üretimi yapan firma sayısı 2006 yılında bir kaç tane iken üreticilerin sertifikalı tohumluk kullanımına yönelmesiyle firma sayısı 2016 yılında 3 resmi kuruluş 24 özel teşebbüs olmak üzere toplam 27 yi bulmuştur. Sonuç olarak Diyarbakır ilindeki üreticilerin sertifikalı tohumluk kullanımına devam etmeleri durumunda daha verimli ve kaliteli ürün elde etmelerinin yanı sıra ekonomisi tarıma dayalı olan ilin gelirinin artmasına ve tarıma dayalı sanayi kollarının gelişmesine Yrdımcı olmakla birlikte bölge ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlaması kaçınılmaz olacaktır. 167
168 GENİŞ ÖLÇEKLİ ARAZİLERDE UYDU FOTOĞRAFLARI YRDIMIYLA ÜRÜN DESENİ BELİRLEMESİ: DİYARBAKIR ÖRNEĞİ SERKAN KILIÇASLAN-YRD. DOÇ. DR. REMZİ EKİNCİ Bu çalışma, uydu görüntüleri kullanarak geniş ölçekli arazilerde ürün desenlerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Arştırmada RapidEye çok bantlı uydu görüntüleri kullanılarak TNT Mips programı aracılığı ile toplam dekarlık alanda Mısır ve pamuk ürünleri ayrımı yapılmaya çalışılmıştır. Uydu fotoğrafları çekim tarihlerinden evvel arazide örnekleme çalışmaları yapılmış, alınan örnekler sisteme işlenerek kontrollü sınıflandırma (Maksimum Benzerlik yöntemiyle) yapılmıştır. Sonuç oalrak, %95.97 lik doğruluk oranıyla ürünler, ekili olmayan parseller ise % 100 oranında ayırt edilmiştir. Sınıflandırma sonuçlarının ilgili arazi ve bölge konusunda tecrübeli uzmanlarca değerlendirilmesiyle ürün deseni ayrımında doğruluk sonuçlarının % 100 e yaklaşımla saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Rapideye, Parsel Bazlı Sınıflandırma, Ürün Deseni, Uzaktan Algılama, 168
169 TERÖR ILE MÜCADELEDE MÜZIK (DIYARBAKIR İÇIN PILOT UYGULAMA ÖNERISI) Doç.Dr. Timur VURAL Tüm dünyanın küresel ve yerel olarak en büyük ortak sorunun terör olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Tüm dünya ülkeleri kendilerini aktif olarak tehdit eden terör örgütleriyle mücadele etmek için oldukça büyük bütçeler ve yüklü miktarda iş gücü ayırmaktadır. Karşınızdaki silahlı terör örgütleri ile mücadele ederken kullanılan özel eğitimli insan gücü, silah ve haberleşme sistemleri genel itibariyle ülkemizdeki terör ile mücadelenin odağını oluşturmaktadır. Terör ile mücadelede devlet otoritesinin sorumluluğu günümüzde ülkemizin bekâsını sağlamanın ötesinde olmalıdır. Devletimizin, terör örgütünün faaliyet gösterdiği bölgelerde eğitim-öğretim faaliyetlerinin yaygınlaşabilmesi için fedakârca çalışmalar yaptığı hepimizin malumudur. Lakin hali hazırda karşımızda olan tablo yorumlandığı zaman, bu faaliyetlerin tam anlamıyla amacına ulaştığını söylemek zor gözükmektedir. Eğitim-öğretimin önemli bir boyutu olan sanat eğitimi ve özellikle müzik eğitimi toplumun şekillenmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu Arştırma kapsamında, terör ile mücadele edilen bölgelerde karşımıza çıkan örnek müzik faaliyetleri ve sonuçları aktarılacaktır. Arştırmanın sonucunda, görülen eksikliklerin giderilebilmesi ve gençleri topluma daha iyi entegre etmek için, pilot bölge uygulamasının Diyarbakır da yapılabileceği, yaygın bir müzik eğitim-öğretim sistemi önerisi sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Terör ile Mücadele, Toplum Eğitimi, Müzik ile Öğretim, Müzik. 169
170 CELAL GÜZELSES TEN ALINAN HICAZ VE SABA MAKAMINDAKI DIYARBAKIR TÜRKÜLERININ MAKAM VE USUL AÇISINDAN ANALIZI Öğr. Gör. Soner OKAN, Öğr. Gör. Emre AKGÜN Bu çalışmada, yaşadığı dönem içinde ülkemizde büyük bir şöhrete sahip olmuş ve Şark Bülbülü olarak tanınan Celal Güzelses den alınan hicaz ve saba makamındaki Diyarbakır türkülerinin analizi amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini TRT repertuvarındaki Diyarbakır türküleri oluşturmaktadır. Örneklemi ise TRT repertuvarında yer alan ve kaynak kişiliğini Celal Güzelses in yaptığı hicaz ve saba makamındaki Diyarbakır türküleridir. Örnekleme giren beş adet hicaz türkü, iki adet saba türkü bulunmaktadır. Bu türküler önce makamsal açıdan incelenerek, ilgili makamın özelliklerini yansıtıp yansıtmadığı, türkü içerisinde makama özgü geçki ve çeşnilerin bulunup bulunmadığı ortaya konulmuştur. Türkülerin makamsal açıdan genel olarak ilgili makamın dörtlü ya da beşlisi içinde seyrettiği tespit edilmiştir. Usul açısından yapılan analizde 4/4, 10/8 ve 7/4 lük usullerin kullanıldığı tespit edilmiştir. 7/4 lük usulun şeklinde; 10/8 lik usulün şeklinde işlendiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Diyarbakır türküleri, Celal Güzelses, makamsal analiz, hicaz,makamı, saba makamı. 170
171 THE MAQAM AND MODUS ANALYSIS OF DİYARBAKIR FOLK SONGS IN HICAZ AND SABA MAQAMS THAT ARE TAKEN FROM CELAL GÜZELSES Doç. Dr. F. Aslı ERİM ÖZDOĞAN This study purposes an analysis of Diyarbakır folk songs in hicaz and saba maqams thar are taken from Celal Güzelses, who had a great fame in his time when he was known as Şark Bülbülü (The nightingale of East). The creation of this study consist of Diyarbakır folk songs that are saved in TRT reportary. The samples are several hicaz and saba maqams Diyarbakır folk songs in TRT reportary of which resource was Celal Güzelses. There are five hicaz and two saba folk songs in this samples. First, the songs were examined in terms of maqams, and demonstrated whether they reflected the features of the related maqam and had the proper passages and flavor in the song. It has been determined that the songs generalley continued appropriately with the related maqam in quad and quinted. With the analysis in terms of modus, it was understood that 4/4, 10/8 and 7/4 types were used. It was also seen that the 7/4 modus was handled as and 10/8 modus as form. Key Words: Diyarbakır folk songs, Celal Güzelses, maqam analysis, hicaz maqam, saba,maqam. 171
172 DIYARBAKIR DA SOKAKTA ÇALIŞAN ÇOCUKLARIN MÜZIĞE KARŞI DUYARLILIĞI Öğr. Gör. Songül ÇAKMAK Çalışma alanı olan Diyarbakır ilinde diğer şehirlerden farklı olarak çatışma sürecinin yaratmış olduğu zorunlu göç halleri, şehrin sosyo-ekonomik yapısını çok hızlı bir şekilde olumsuz etkileyip, değiştirmiştir. Bu durum ise Diyarbakır şehrini örneklem anlamında Türkiye şehir profillerinin dışına itmiştir. Sokakta çalışan çocukların, sokağın verdiği özgürlükçü yapısı nedeniyle öncelikle sese ve sonrasında ritm ve ezgiye karşı duyarlılığın diğer çocuklara nazaran daha gelişmiş olduğu Davranış/Tutum ölçeği sonucu tespit edilmiştir. Tespit edilen sonuca göre bu pozitif tutumların eğitim alanında kullanılmasıyla kendilerinde doğal olarak varolan bu yeteneğin uyum ve başarı açısından kullanılması çocukların olumlu yönde değişim/ dönüşüm kazanması ile birlikte okula devam etme ve olumlu okul yaşantıları kazanmaları açısından önemlidir. Birebir gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda sokakta çalışan çocukların Müziğe ve diğer sanatlara yatkın olduğu tespit edilmiştir. İstenilen davranışın eğitimin diğer alanlarında kazandırılması, çocukların eğitime devam etmesini sağlandıktan sonra onları topluma başarılı entegre etme amacının oluşabileceği düşünülmektedir. Müziğin bu önemli işlevlerinden faydalanarak amaç; sokakta çalışan çocukların eğitim ve gelişimine destek sunmak, çocukların bugüne ve geleceğe sağlıklı bir birey olarak hazırlanmasına ve formel eğitime kazandırılmasına Yrdım amaçlanmaktadır. Anahtar Sözcükler : sokakta çalışan çocuklar, diyarbakır, müzik, duyarlılık 172
173 CELAL GÜZELSES IN TRT REPERTUARINDAKI ESERLERININ MAKAM VE USUL YÖNÜNDEN ANALIZI Doç. Dr. Rohat CEBE, Ziya SÜMER Özet: Diyarbakır ın en önemli müzisyenlerinden biri olan Celal Güzelses, sesinin güzelliğiyle küçük yaşlardan itibaren çevresi tarafından büyük bir ilgi görmüştür. 9 yaşından itibaren Hafız Melek Efendi den makam dersleri alarak musiki bilgisini geliştirmiştir ile 1921 yılları arasında Diyarbakır ın en önemli camilerinden biri olan Ulu camide müezzinlik görevi yapmıştır. Bu çalışmada, sanatçının TRT repertuarına kattığı eserler makam ve usul yönünden incelenecektir. Bu bağlamda ortak olan yönler ve zıtlıklar temelinde sanatçının yaratıcılığı üzerine değerlendirmelerde bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Celal Güzelses, Diyarbakır, TRT Repertuarı. 173
174 DIYARBAKIR VELIME GECELERI KÜLTÜRÜ Öğr. Gör. M. Zeki GİRAY Türkiye nin birçok şehrinde olduğu gibi Diyarbakır da da sözlü kültürün bir unsuru olarak çeşitli eğlenceler düzenlenirdi. Bunlardan biri de Velime Geceleridir. Velime Geceleri, içerisinde ilmi ve edebi konuların konuşulduğu, Diyarbakır ın kültürel ve tarihi konularından bahsedilen, güncel memleket meselelerinin münazara edildiği ve kültürel mirasın yeni nesillere aktarıldığı yemekli - müzikli toplantılardı. Velime geceleri, bundan yıl öncesine kadar kent merkezinde uygulanmaya devam eden, şehrin sanat, edebiyat, tarih ve ilim alanlarında ileri gelenlerinin bir araya geldiği ve erkekler tarafından icra edilen bir eğlence türüydü. Meşk yönteminin temel alındığı Velime geceleri içerisinde, yemek, sohbet, nasihat, müzik ve oyun gibi bölümler bulunmaktaydı ve bu toplantılar, kuşaklar arası birikimin aktarıldığı cemiyetlerdi. Bu eğlenceleri bizzat yaşamış ve içerisinde görev almış kaynak kişilerden alınan bilgiler ışığında, Velime Gecelerinin önceleri (doğası gereği) sadece düğünlerde düzenlenen yemekli şölenler iken, daha sonraki dönemlerde düğünler dışında da tertip edilmeye başlanan bir eğlence çeşidi olduğu söylenebilir. Hatta eğlencenin de ötesine geçmiş ve adeta kültür ve sanat geceleri haline gelmiştir. Bu noktada, Diyarbakır şehrinin yetiştirdiği edebiyatçı, şair ve ozanlar göz önüne alınacak olursa bu kentte, Velime türü eğlencelerin kültürel ve sosyal hayatı besleyen önemli kaynaklardan biri olduğu da söylenebilir. Bu Arştırmada, bir eğlence türü olarak Velime Geceleri, sosyokültürel açıdan ele alındı. Bu eğlencenin geçmişi, amacı, kentin eğlence kültüründeki önemi Arştırıldı. Velime Gecelerinin günümüzde uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmıyorsa bunun sebepleri, uygulanıyorsa hangi formda devam ettiği irdelendi ve Velime Gecelerini oluşturan ana unsurlardan bahsedildi. Velime Gecelerindeki eğlenceler arasında musikinin yeri Arştırıldı ve eskiden Diyarbakır da musiki fasıllarında kullanılan enstrümanlar saptandı. Konu ile ilgili yapılan literatür taramasında, Diyarbakır folkloru ile ilgili bir çok yayın incelendi. İncelenen bu yayınlardadiyarbakır musikisi, folkloru ve tarihi ile ilgili birçok bilgi olmasına rağmen, Velime Geceleri ile ilgili önemli bir bulguya rastlanmadı. Sadece eğlence kültürü ile ilgili bazı paragraflarda dına rastlandı. 174
175 DIYARBAKIR TÜRKÜLERINDE KADIN TEMASI Yrd. Doç. Dr. Tarkan YAZICI, Öğr. Şefika İzgi TOPALAK, Doç. Dr. Vesile OKTAN Bu Arştırmanın amacı, Diyarbakır türkülerinde yer alan kadın temalarını belirlenmesidir. Betimsel bir Arştırma olan bu çalışmada literatür taraması yapılmış, Arştırma konusu ile ilgili arşivler, kitaplar, makaleler, sempozyum bildirileri, yayınlar, tezler incelenmiştir. Arştırmanın verileri, içerik analizi ve frekans analizi tekniği kullanılarak kategorize edilmiş olup aşk acısı duymak, çaresizlik-umutsuzluk, kadın istismarı-kadın haklarını göz ardı etmek ve sevgiliye methiye-övgü- özlem başlıkları altında 4 kategoride değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, kadın temalarının en çok sevgiliye methiye-övgü-özlem, en az ise kadın istismarı-kadın haklarını göz ardı etmek kategorilerinde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Diyarbakır, türkü, kadın, tema. 175
176 WOMEN THEME IN DIYARBAKIR TURK Yrd. Doç. Dr. Tarkan YAZICI, Öğr. Şefika İzgi TOPALAK, Doç. Dr. Vesile OKTAN The purpose of this research is to determine Diyarbakir songs on the theme of women In this research a descriptive one, literature review has been done, boks articles symposium notifications publications, dissertations and archives have been analysed. The data were categorized using the content analysis and frequency analysis technique. The categories were evaluated under 4 categories which were named hear the pain of love, despair- inevitability, abuse of women-to ignore the rights of women and beloved praise-praise- craving. The results of the study indicated that the most beloved theme of women praise-praise- craving, at least if it has been concluded that of the category to ignore the abuse of women and women s rights. Keywords: Diyarbakır, folk, women, theme. 176
177 DIYARBAKIR TÜRKÜLERINDE RENKLER VE KIYAFETLER Doç. Dr. Feyzan GÖHER VURAL Türküler kültürel değerlerin tespitinde ve aktarımında büyük bir yere sahiptir. Türkü sözlerinde toplumsal olaylardan kişisel duygulara, yöresel kıyafetlerden mekânisimlerine kadar pek çok olgu ve durumu görmek mümkündür. Bölgesel yönelim ve özellikler, türkü sözlerine yansır ve o bölge hakkında önemli bilgilere sahip olmamızı sağlar. Anadolu kültüründe özel anlam yüklenmiş renkler, divan edebiyatından halk edebiyatına; türkülerden şarkılara kadar pek çok eserde yer alır. Kara bağlayan yaslı kadından, sevdiğine kırmızı gül yollayan aşığa; namus ve masumiyet sembolü beyazdan, şalvarları süsleyen mor renge kadar pek çok renk ve bu renklerle bezeli kıyafetler türkülerde karşımıza çıkar. Diyarbakır türküleri, melodik ve ritmik karakteristikleri kadar türkü sözleri ile de Anadolu türkü külliyatında değerli bir yere sahiptir. Literatür taramasında dayalı ve betimsel karakterli bu çalışmada, Diyarbakır türkülerinde yer alan renkler, düz anlamsal boyutta ve ekinsel anlam yüklenmiş, yan anlamsal boyutta ele alınacak; yine türkü sözlerinde bulunan kıyafet ve aksesuarlar geniş bir örneklem ışığında incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır Türküleri, Renkler, Kıyafetler, Düz Anlam, Yan Anlam, Ekinsel Anlam, Kültürel Müzikoloji. 177
178 17. VE 18. YÜZYILLARDA YAŞAMIŞ DIYARBEKIRLI BESTEKÂRLAR VE KLASIK TÜRK MUSIKISININ ÜRETIM MERKEZI OLARAK DIYARBEKIR Arş. Gör. Harun KORKMAZ Kökleri 8./9. yüzyıllara dayanan İslâm musiki geleneğinin son ve en geniş şubesi olan Klasik Türk Musikisi nin ana merkezi 16. yüzyıl sonlarından itibaren İstanbul olmuştur. Gitgide yegâne merkez hâline gelen İstanbul, bugün eserlerini çalıp-okuduğumuz hemen hemen bütün bestekârların yaşadığı ve eser ürettiği şehir olmuştur. Osmanlı coğrafyasındaki kimi şehirler de sesleri nisbeten daha sönük olmakla birlikte bu âlimâne musiki kültürüne eser kazandırabilmiştir. Bunların arasından en güçlü ses ise uzun zaman Diyarbekir in olmuştur. 17./18. yüzyıllarda İstanbul dan sonra Klasik Türk Musikisi nin Osmanlı coğrafyasındaki ikinci merkezi Diyarbekir dir. Bu bildiride Diyarbekir de doğmuş ve muhtemelen ömürleri boyunca burada yaşamış bestekârlardan ve eserlerinden bahsedilecektir. Anahtar Kelimeler: Diyarbekir, Klasik Türk Musikisi, Osmanlı Kültür Muhitleri 178
179 YAZAR ESMA OCAK IN SINEMAYA YANSIMIŞ BAŞARISININ ÖRNEĞI OLARAK BERDEL FILMI Yrd. Doç. Dr. Funda MASDAR KARA Medya, ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanan gelişmeleri yakından takip edip olaylara ilişkin bilgileri kısa bir süre içerisinde kamuoyuna ulaştırma görevinde olan bir kitle iletişim aracıdır. Halkın en temel hakkı olan haber alma özgürlüğü bağlamında ulusal medyanın önemi bilinmekle birlikte özellikle demokratik toplumlarda yerel basının önemi de yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü yerel medya, o bölgede yaşayan insanların haber alabilmesi yani kamuoyunun bilinçlenmesi açısından çok önemli bir konumda olup aynı zamanda yerel yönetimler ile kamu arasında bir köprü işlevi görmektedir. Yerel medyanın bilgilendirme görevi dışında, gündem belirleme ve yaşanan sorunlara çözüm bulma noktasında yetkilileri harekete geçirme gibi önemli işlevleri de bulunmaktadır. Medyanın özellikle de yerel medyanın halkın iradesini doğru bir şekilde yansıtabilmesi ve kamu ile yerel yönetim arasındaki ilişkiyi sağlıklı bir şekilde tesis edebilmesi için elverişli ortamın yaratılması gerekmektedir. Söz konusu bu görev ve işlevlerin yerine getirilmesinden sorumlu olan yerel medya çalışanları, mesleklerini icra ederken çeşitli sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar. Bunlar; teknolojik yetersizlikler, eleman sıkıntısı, çalışan elemanın büyük bir kısmının da düşük ücretle çalıştırılması ve kalifiye olmayışı, ekonomik yönden yaşanan sıkıntılar vb. sorunlardır. Yerel basında görev yapan gazetecilerin mesleğin etik ilkelerine bağlı kalarak ulusal bir yayın organında çalışan gazeteci gibi görevini yerine getirebilmesi için bu sıkıntıların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında, sektör sorunlarını ortaya kayabilmek amacıyla, Diyarbakır da 6 yerel medya çalışanıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. 179
180 DIYARBAKIR DESTINASYONUNU ZIYARET EDEN YABANCI TURISTLER ÜZERINE BIR ARŞTIRMA Arş.Gör. Ahmet Akif KARADAMAR, Doç. Dr. Çağatan TAŞKIN Günümüzde, teknolojik gelişmelerin sonucu olarak bilgi kaynaklarına ulaşılabilirlik artmıştır. Elektronik ve yazılı bilgi kaynaklarının artması ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişimine paralel olarak, tüketicilerin ve özellikle de turistlerin gereksinim, istek ve zevkleri giderek artmış ve çeşitlenmiştir. Elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi sonucu değişen tüketici ve turist profilleri, ekonomik kalkınmanın önemli bir aracı haline gelen turizm sektörü içerisinde yer alan destinasyonları da turizm pazarındaki paylarını arttırmak için yoğun çabalar harcamaya zorlamıştır. Ulusal ve/ veya uluslararası turizm pazarında söz sahibi olabilmenin ve pazar payını arttırabilmenin temel yolu destinasyonu ziyaret eden turistlerin profillerinin belirlenmesi, bir başka ifade ile destinasyonu ziyaret eden kitlenin ayrıntılı özelliklerinin bilinmesidir. Türkiye de de pek çok kent tarihi ve kültürel varlıkları, doğal güzellikleri, coğrafi ürünleri ile turizm pazarından daha fazla pay almaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı; tarihi ve kültürel varlıklar açısından zengin olan Diyarbakır destinasyonunu 2015 yılı içinde ziyaret etmiş olan yabancı turistlerin profillerini ortaya koyarak ve yabancı turistlerin demografik özellikleri ile destinasyonu tercih etme nedenleri arasındaki ilişkileri analiz ederek Diyarbakır kentinin markalaşma hedefine ulaşabilmesi için turizm stratejileri önerilerinde bulunmaktır. Arştırmanın ana kütlesini, Diyarbakır il merkezine 2015 yılının Mayıs, Haziran ve Temmuz ayları içerisinde gelip, üç yıldızlı, dört yıldızlı ve beş yıldızlı otellerde konaklayan yabancı turistler oluşturmuştur. Elde edilen Arştırma sonuçlarına göre, belirtilen dönemde Diyarbakır ı en fazla Almanya ve İtalya dan gelen turistler ziyaret etmiştir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Yabancı Turist Profili, Turizm Stratejileri 180
181 DIYARBAKIR EDEN VISIT DESTINATIONS A SURVEY ON FOREIGN TOURISTS Arş.Gör. Ahmet Akif KARADAMAR, Doç. Dr. Çağatan TAŞKIN Nowadays, accessibility to information resources have increased as a result of technological developments. In parallel with the rapid development of communication technologies and increase of electronics and printed source of information, consumers, and especially tourists needs, desires and tastes gradually increased and diversified. As a result of evaluating the obtained information changing consumer and tourist profiles, destinations, which located within the tourism sector that become an important tool of economic development, has also been forced to spend extensive efforts to increase their share of the tourism market. The basic way of to have a say in national and/or international tourism market and to increase market share is the determination of the tourist profile who visit the destination, in other words is the knowledge of the detailed properties of the masses who visit the destination. Many cities try to get more share of the tourism market with historical and cultural assets, natural beauties, geographical products in Turkey. The purpose of this study is to profile foreign tourists who visited Diyarbakır destination which is famous with its historical and cultural heritage and to propose tourism strategies for achieving Diyarbakır s branding goal with analyzing the relationship between foreign tourists demographic characteristics and reasons for choosing destination. The sample of the research is composed of foreign tourists, who came to Diyarbakır city center in May, June and July 2015, and stayed at three star, four star and five star hotels. According to research findings, mostly German and Italian tourists visited Diyarbakır in the mentioned time period. 181
182 ÇINAR VE DICLE İLÇELERININ KIRSAL TURIZM POTANSIYELININ DEĞERLENDIRILMESI Yrd. Doç. Dr. Songül AKIN, Yrd. Doç. Dr. Muhittin TUTKUN, Dr. Abdurrahman KARA Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte biri kırsal alanlarda yaşamaktadır, ana geçim kaynakları ise tarımsal faaliyetlerdir. Tarım sektöründe çalışanların milli gelirden aldıkları pay oldukça düşüktür ve tarımın yapısı gereği çoğu zaman sezonluktur. Kırsal kalkınmanın sağlanabilmesi açısından tarımsal verimliliğin yanı sıra üretim faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi oldukça önemlidir. Kırsal turizm kırsal alanların tarihsel, doğal güzellikleri ve kültürel potansiyelinin aktifleştirilmesi ve kırsal alanlardaki faaliyetin değerlendirilmesi açısından son derece önemlidir. Son yıllarda alışıla gelmiş tatil anlayışı birazda küresel ısınmanın etkisi ile alternatif turizm arayışları kırsal turizmi ön plana çıkarmıştır. Bu durumun yansıması olarak Sekizinci ve Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planlarında kırsal turizmin geliştirilmesi oldukça vurgulanmıştır. Bu çalışmada, kırsal kalkınmada kırsal turizmden yararlanma olanakları Diyarbakır ın Çınar ve Dicle ilçeleri için ele alınmıştır. Çınar ve Dicle nin sahip olduğu sosyal, kültürel ve doğal kaynakların değerlendirilmesiyle; bu ilçeler kırsal turizm çekim merkezi olabilecektir Anahtar Sözcükler: Kırsal Turizm, Dicle, Çınar, Kırsal Kalkınma 182
183 KALKINMA AJANSI PROJELERI BAĞLAMINDA DIYARBAKIR DA KIRSAL TURIZM Öğr. Gör. Adnan SÖYLEMEZ, Öğr. Gör. Dr. Duygu İLKHAN SÖYLEMEZ Yerküre üstünde ekonomik gelişme, bölgesel iş imkânlarını açığa çıkararak istihdam oluşturmak, yöre sakinlerini üretime yönlendirmek, yerel bazda kişi başına düşen milli geliri artırmak gibi yerel bir boyut kazandığından daha merkeziyetçi ve genel bütçeden desteklemeler yoluyla ve kamu hizmetlerinin direkt merkez dışına ulaştırılması ve merkezi istihdam politikaları oluşturarak işgücüne ortam yaratılması politikaları yerini terk etmeye başlamıştır. Bunun yerine yerel planlama vasıtasıyla bir bölgenin ekonomik, sosyal ve fiziki yönden koordinasyonunun sağlanarak bilimsel modellerle düzenlenmesi faaliyetleri önem arz etmektedir. Bu açıdan, yapılan yasal düzenlemeyle bölgesel kalkınma anlayışı bir yörede bulunan doğal, ekonomik, kültürel ve teknolojik kaynakların kullanılarak bölgesel fırsatlardan en üst düzeyde fayda sağlamayı hedeflemektedir. Temel hedefleri, Güneydoğu Anadolu bölgesinin kaynaklarının etkili ve yerinde kullanılması var olan potansiyelin açığa çıkarılması noktasında çalışmak ve bölgesel gereksinimleri tespit edilerek bölgeye uyumlu projelerin hayata geçirilmesi olan Karacadağ Kalkınma Ajansı üzerinden yürütülen projelerden özellikle kültürü, doğası ve turizm imkânlarıyla bölge ile ilgili önem arz eden Diyarbakır için ortaya konulan projeler kırsal turizmin geliştirilmesi özelinden ele alınarak bu projelerin nitelikleri ve uygulanma durumları bu bildiride ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: kalkınma ajansı, yerel proje, Diyarbakır, turizm, kırsal turizm 183
184 BÖLGELER ARASI KALKINMA FARKLILIKLARINI GIDERMEDE TURIZMIN ROLÜ: DIYARBAKIR ÖRNEĞI Yrd. Doç. Dr. Lokman TOPRAK, Yrd. Doç. Dr. Musallam ABEDTALAS lkınma sürecinde, ekonomik ve sosyal kalkınma ülkelerin her yerinde aynı zamanda gerçekleşmez. Kıt olan kaynakların etkin kullanılması amaçlanarak insan gücü kaynaklarının yeterliliği, pazarın büyüklüğü, coğrafi konum, teşebbüs gücü, hammadde yeterliliği gibi sosyal ve ekonomik birtakım faktörlerin etkisiyle, ülke içinde bazı yörelerin daha hızlı gelişme elde ettiği ve sonuçta mekânsal kutuplaşmaların olduğu görülmektedir. Bölgesel kalkınma farklılıklarını azaltmada turizm sektörünün rolü onu kalkınmış ülkelerde önemli bir sektör konumuna getirirken, özellikle kalkınmakta olan ülkelerde turistik potansiyeli olan bölgelerin geliştirilmesinde kalkınmaya hız verici ve tamamlayıcı etkilerinden faydalanılmaktadır. Bu çalışmanın başında Türkiye deki bölgeler arası kalkınma farklılıkları irdelenmiş, daha sonra da; bölgeler arası kalkınma farklılıklarını gidermede çözüm yolu olarak düşünülen turizm sektörünün geliştirilmesinin önemini vurgulamak amacıyla, dünyadan ve Türkiye den rakamlar ve istatistikî verilerle bu sektörün büyüklüğü ve etkinliği işlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında; Kültür ve Turizm Bakanlığında, Aktif dış turizm gelirleri ve bunun çarpan etkisinin ölçümünde görev alan uzmanlar ile görüşülmüştür. Bu şekilde literatürde yer alan çok sayıdaki hesaplama yöntemi ile turizm bakanlığının kullandığı yöntemler karşılaştırılmıştır. Ayrıca Diyarbakır da yıllardan beridir sektörde çalışan ve işletmecilik yapan kişiler ile il turizm müdürlüklerinde görev yapan uzmanlar ve turizm akademisyenleri ile görüşülerek; Diyarbakır turizminin günümüz ve geçmişteki durumu değerlendirilmiş, bölgenin yabancılar tarafından en çok rağbet gören özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında ilk iki aşamada elde edilen veriler ışığında var olan bir hesaplama yöntemi geliştirilerek; Diyarbakır ı mevcut koşullarda ziyaret eden turist sayısının çoğaltan katsayısı ile il ekonomisine sağlayacağı katkı hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: kalkınma farklılıklar, turizm, çarpan katsayısı, 184
185 DIYARBAKIR DA İNANÇ TURIZMI AÇISINDAN SÜRYANI KÜLTÜRÜNÜN CAZIBE MERKEZLERININ DEĞERLENDIRILMESI Yrd. Doç. Dr. Yüksel GÜNGÖR I. yüzyılda Süryanilik ortaya çıkıp bütün Suriye ye yayıldı. Buradan Anadolu topraklarına Urfa ve dolaylarınageçti. Urfa Kralı olan Abgar ın Hıristiyanlığı kabul etmesi, bu dinin tüm Urfa 70 yılında Hıristiyanlıkla tanışmıştı. Abgar ın desteği ile, Urfa da bir kilise inşa edildi. Böylece Urfa başından beri Hıristiyanlık ilkelerine bağlılık göstermiş ve Hıristiyanlık, Mezopotamya ve Yunan şehirlerine buradan yayılmıştır. Süryanilik Urfa dan sonra Diyarbakır bölgesine de yayılarak burada da gelişti. Zamanla Diyarbakır, Süryani topluluğunun patriklik merkezi oldu. 451 deki Kadıköy Konsili nden sonra, Bizanslılar Süryani Kilisesine karşı büyük tehdit ve büyük baskılar uyguladılar. Bu baskılardan dolayı Süryaniler gezici duruma geldiler ve 1293 yılları arasında Diyarbakır ikinci kez yaklaşık 250 yıl Süryani Patriklik merkezi konumuna geldi. Diyarbakır da sürekli merkez kuran Süryani Kadim Patrikliği nin başında bulunan Patrik Diyojenes Yahya VII, Diyarbakır da ve Mardin ilinin doğusunda, bir dağın eteğinde bulunan Deyru-l Zafaran da (Zafaran Manastırı nda) yaşadı ten sonra bu manastır sürekli merkez olarak varlığını 1932 yılına kadar sürdürdü. Humus Metropoliti Musullu Afrem Barsol un patrikliği sırasında merkez, Şam a nakledildi. Suryanilerin bu günkü dini merkizi Suriye nin başkenti Şam dır. Bugün Mardin deki Zafaran Manastırı, tarihselliğinden dolayı, Süryanller yanında çok özel bir yere sahiptir. Günümüzde de Zafaran Manastırı faaliyet halindedir. Süryanilerin ataları olan aramilere dair bilgilere, Tevrat ta da rastlanır. Bu bilgilerden yola çıkarak üç bin yıllık geçmişe sahip olan fazla bu topluluğun Anadolu topraklarında inanç boyutunda dinsel olarak şekillenen Süryani kimliği Türkiye dışında yaşayanlarla geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Günümüzde başta Hindistan da , gibi en fazla nüfusa sahip olarak bunu takip eden Amerika kıtasında (Kuzey-Güney) , Suriye ve Lübnan da ise Süryani yaşamaktadır. Süryani Kimliğinin oluşmasında ve bugüne kadar devam eden Süryanilerin inanç sisteminde Patriklik Makamının Diyarbakır da olduğu dönemlerin bu kültüre etkilerini ortaya koyacağız. Bugün Turizmin ön plana çıkan gerek ziyaretçi gerekse harcamalar bazında turizme kattığı katma değer yönünde dini turizm açısından Diyarbakır ın Süryani Kültürünü değerlendirmeğe çalışacağız. 185
186 IN TERMS OF FAITH TOURISM IN DIYARBAKIR ASSYRIAN CULTURE ASSESSMENT OF GROWTH CENTRES Yrd. Doç. Dr. Yüksel GÜNGÖR Suryanilik to Syria in the first century all come out and spread. Passed out due to Urfa and from here to Anatolia. With the acceptance of Christianity by which the king of Urfa, Urfa all met this religion to Christianity in the 70 s. By with the support of a church was built in Urfa. Thus, since the beginning of Christianity and Christianity has demonstrated commitment to the principles of Urfa, Mesopotamia, and spread from here to the Greek cities.after Diyarbakir, Urfa suryanilik developed here and spread to the region. Over time, Diyarbakir, became the center of the Patriarchate of the Syriac community. After the Council of Kadıköy in 451, Byzantine, Syriac is the greatest threat against the church, and great pressure is applied. Because of this pressure, the Assyrians in the position they are roaming. The Syrian Patriarchate between the years and became the center of diyarbakır for the second time in 250 years. The Qur an constantly in Diyarbakir Patriarch John VII of Diogenes the central patrikligi es located at the beginning of kadim, in the province of Diyarbakir and Mardin to the east of a mountain located at the foot of deyru-l Zafaran (Zafaran Monastery) lived was released after this monastery continued to exist until 1932 as a center continuous. During the Patriarchate of Archbishop of Mosul afre I barsol humus from the centre, he was transferred to Damascus. The day of the syriacs, the religious center of Syria s capital, Damascus, is Today, the Zafaran Monastery in Mardin, historicity, because of the Assyrians and has a very special place. Zafaran Monastery today is in a state of activity. The ancestors of the Assyrians who are the thieves of information is also found in the Torah. Given this information, three thousand-year history of this community of faith in the Anatolian lands with the Assyrian identity in the religious dimension spread over a wide area with living outside of Turkey were shaped as. Over 2,000,000 today in India, like that it has the most population in the Americas (north to South) in Syria and Lebanon and 20,000 Syrian lives. The Assyrians and Assyrian identity in the formation of which continue today in the belief system of the Office of the Patriarchate of Diyarbakir in the effects of the culture of the period we re on. 186
187 DIYARBAKIR IN TURIZM POTANSIYELI BAKIMINDAN DEĞERLENDIRILMESI BAĞLAMINDA BIR KAYNAK OLARAK YEREL TARIH UNSURU: ÇOK KIMLIKLI -ÇOK KÜLTÜRLÜ MEDENIYET MIRASI Arş. Gör. Vedat KOÇAL İnsan uygarlığının temelleri olarak kabul edilen İlkçağ uygarlıklarından Hint, Çin ve Mısır uygarlıklarının, yaşadıkları coğrafyadaki görece tekil egemenliklerinin sürekliliğine karşın, Antik Grek, Roma, Mezopotamya ve Türk-İslâm uygarlıkları, egemenlik kurdukları coğrafyanın örtüşmesi nedeniyle, özellikle Anadolu yarımadasında kendi aralarında geçişkenlik ve aynı anda görünürlük gösterirler. İlkçağdaki Pers-Grek savaşları boyunca gelişen ve devamında Büyük İskender in Asya seferi ile inşa etmeye çalıştığı İmparatorluk sınırları içinde Helenistik kültürle Asyatik kültürün etkileşimiyle başlayıp Ortaçağ da Haçlı Seferleri, Moğol istilası ve Türk-İslâm kültürünün fetihçi geleneği sürecinde Avrupa ile Asya arasında süreklileşen medeniyetler arası ilişki, Antik Anadolu medeniyetlerinin kadîm mirası ile birleşince, Anadolu nun uygarlık aidiyeti bakımından çeşitlilik göstermesi sonucunu doğurmuştur. Ulus devletin yüz yılı aşan tekil kimlik ve kültür inşası politikalarının çoğunlukla yok edici boyuta varan aşındırıcı etkilerine rağmen, Anadolu coğrafyasının bütününde, bu çeşitli-çok kültürlü tarihsel birikimin izleri görülmekte, hatta yer yer canlılığını korumaktadır. Günümüzde, Anadolu nun tümüne yayılan bu kültürel çeşitliliğin güncel görünürlüğünde, Antakya ve Mardin le birlikte, Diyarbakır da öne çıkmaktadır. Bu iller, kentsel tarihleri itibarıyla sahip oldukları kültürel çeşitliliğin canlılığını koruyor olması bakımından, Küreselleşme sürecinde yükselen, kültürel farklılıkların çatışmaya ve giderek savaşlara konu oluşu sürecinde, bir arada barış içinde yaşanabilirliğin örneklerini barındırmakta ve bu özellikleri ile dikkat çekmektedirler. Bu çalışma, özellikle Avrupa ve Ortadoğu uygarlıklarını meydana getiren kültürel birikimedair coğrafî paylaşımın, halklar arasında bir kültürel iletişim kaynağına dönüşmepotansiyeli ile, kendiliğinden bir turizm kaynağını da üretmekte oluşundan hareketle, bukaynağın etkili bir ekonomik faktör olarak değerlendirilebilirliğini konu edinmektedir. 187
188 THE INTERACTIONAL RELATIONSHIP BETWEEN ECOTOURISM AND SUSTAINABLE DEVELOPMENT: CASE OF DIYARBAKIR Prof. Dr. Muhsin HALİS, F. A. Ali ABDELGADİR, Yrd. Doç. Dr. Abdulmenaf KORKUTATA The Ecotourism is considered as an important part of the export industry, which depends on the natural elements with their various resources and wealth, in addition to the developed elements that has been established by people to attract tourists. Moreover, Ecotourism has a prominent role in achieving sustainable development, which mirrors the overall development of people and countries in all fields. Furthermore, the sustainable development has a direct relation with the environment where it works on achieving the development goals of the human race while protecting the environment and its sustainability. One of the most important elements of ecological sustainability and socio-cultural activities for the protection of the natural environment should be considered as a whole. Regulation of ecotourism in the local vegetation and wildlife protection is of great importance. Of long-term planning of infrastructure for this purpose is prepared to implement is of great importance. In this context, in recent years, in this study, to evaluate Diyarbakir studies related to tourism, it will be presented recommendations based on these studies. Keywords: Diyarbakır, Ecotourism, Sustainability, Development, Environment, Balance 188
189 DIYARBAKIR DOĞAL TAŞLARININ EKONOMIK İNCELENMESI Yrd. Doç. Dr. Erhan Çetin Türkiye dünyanın en önemli doğaltaş üreticilerinden biridir. Diyarbakır Havzası Türkiye ve uluslararası pazar için en önemli doğaltaş sahalarından biridir. Bu çalışma, sahanın tarihsel arkaplanı ve ilin Türkiye madencilik sektöründeki ekonomik rolünün değerlendirilmesi de dahil olmak üzere, Diyarbakır da bulunan kireçtaşları hakkında ekonomik bir değerlendirme ortaya koymaktadır. Diyarbakır kireçtaşlarının ekonomik ve tarihsel değerlendirilmesi ile ilgili veriler istatistik kurumları, mermer şirketleri ve diğer yerel sektör üyelerinden elde edilmiştir. Bu çalışma, Diyarbakır Havzasının dünyanın en büyük doğaltaş üretici ülkelerinden biri olan Türkiye nin doğaltaş sektörü içerisinde önemli bir role sahip olduğunun bir kanıtıdır. Doğaltaş endüstrisi, il ihracat değerleri açısından ilk sıradadır ve Diyarbakır dış ticaretinin itici gücüdür. Anahtar kelimeler: doğaltaş; Diyarbakır; kireçtaşı. 189
190 AUTOMATED LAND SURFACE TEMPERATURE RETRIEVAL FROM LANDSAT 8 SATELLITE IMAGERY: A CASE STUDY OF DIYARBAKIR - TURKEY Doç. Dr. Hakan OĞUZ Land Surface Temperature (LST) is an essential climate parameter, related to surface energy balance. The new instrument which was called Thermal Infrared Sensor (TIRS) carried on board of the new generation of Landsat 8 captures the temperature of the Earth s surface in two bands, band 10 and band 11 with spatial resolution of 100m. The main objective of this study was to develop a tool making the LST retrieval process quite simple and automated. In this study, Radiative Transfer Equation (RTE) method has been employed in ArcGIS Model Builder to retrieve LST from Landsat 8 satellite imagery. The user just inputs required bands (Band4, Band5, and Band10) and a couple of parameters then the tool outputs the final LST imagery automatically. The tool first makes the conversions to top of atmosphere (TOA) radiance and reflectance. Then NDVI is calculated based on NIR and RED bands reflectances. Land surface emissivity is calculated based on NDVI Thresholds Method (NDVI-THM) which was developed by Sobrino et al. (2008). Finally the tool calculates land surface temperatures in degrees Celsius. Keywords: ArcGIS, Model Builder, GIS, LST, NDVI, Emissivity 190
191 DIYARBAKIR İLI MOBILYA SANAYISININ GZFT ANALIZI ILE DEĞERLENDIRILMESI Doç. Dr. Hasan SERİN Ülkelerin, bölgelerin ve illerin gelişmesine sanayi ve yatırım önemli katkılar sağlamaktadır. İmalat sanayisi içerisinde önemli sektörlerden birisi de orman ürünleri ve mobilya sanayisidir. Diyarbakır sanayi yapısı incelendiğinde, 2009 yılında orman ürünleri ve mobilya yaklaşık %13 oran ile beşinci sırada yer alır iken 2014 yılında yaklaşık %5 pay ile yedinci sıraya gerilemiştir. Mobilya sektörünün bu ilde daha iyi konuma gelebilmesi için içinde bulunduğu mevcut durumun iyi analiz edilmesi gerekmektedir. İşletmelerin daha iyi yönetilebilmesi için, ulusal ve uluslararası çevrenin işletmeye sunduğu fırsat ve tehditleri dikkate alarak, güçlü yönlerini geliştirerek, zayıf yönlerini güçlendirecek stratejik kararlar alınmalıdır. Bu çalışmada Diyarbakır mobilya sektörü GZFT analizi ile incelenerek sektörün güçlü, zayıf yönleri, fırsatları ve tehditlerinin neler olduğu ortaya konulmuştur. Güçlü yönler olarak; jeopolitik konumundan dolayı orta doğu pazarına yakınlığı, ucuz işgücü, inşaat sektöründe artışlar. Zayıf yönler olarak; Finansal kaynak ve kalifiye elaman yetersizliği. Fırsatlar; Muhtemel Irak ve Suriye pazarı. Tehditler; Bölgesel istikrarsızlık, tasarım eksikliği ve Çin mobilya sektörü olarak belirlenmiştir. Kaynak: Diyarbakır, Mobilya, Orman Ürünleri, GZFT Analizi 191
192 DIYARBAKIR SU KAYNAKLARI VE SIVIL MIMARIDE TASARIM ÖĞESI OLAN HAVUZ ÖĞESI Doç. Dr. İsmail AYTAÇ, Pınar GÜRHAN KILIÇ Bu Arştırmada, Güneydoğu Anadolu nun stratejik bir mevkiinde bulunan ve tarihi süreç içerisinde kesintisiz iskâna uğramış Diyarbakır daki, su kaynakları ve sivil mimarisinde tasarım görevi bulunan havuz öğesi incelenmiştir. Çalışmamızın temel amacı Diyarbakır da su kaynaklarından yola çıkarak suyolları tespit edilip kente ne zaman girdiği ve Diyarbakır konut mimarisinde avlu, eyvan ve serdab odalarında vazgeçilmez bir unsur olan havuz öğelerini belirlemektir. Bu amaçla yola çıkılan çalışmamızda Diyarbakır ın, sivil mimarisinde tasarım görevi bulunan havuz öğeleri bir bütün halinde değerlendirerek, Anadolu su mimarisi içerisinde kendine özgü yerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Çalışma neticesinde Diyarbakır daki, su kaynakları ve sivil mimarisindeki havuzların tespiti yapılarak, sanat tarihi bilim disiplini içerisinde evler, hanlar, köşk ve kamu yapılarında görülen havuzlar detaylı olarak hem malzeme, hem teknik hem de süsleme açısından değerlendirilecektir. Çalışmamız süresince Sur içi mahalle ve sokaklarında yaşanan olumsuz olaylardan ötürü eserlerin zarar görmeden önce tarafımızca incelenerek, bilim dünyasına kazandırılması ve bilgilerin gelecek nesillere aktarılabilir hale getirilmesi çalışmamızın önemini artırmıştır. Yaptığımız bu çalışmanın Diyarbakır ın kültür birikimine bir nebze olsun katkı sağlaması en büyük temennimizdir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Sur içi, Sivil Mimari, Su Kaynakları, Havuz. 192
193 DIYARBAKIR WATER RESOURCES AND CIVIL DESIGN ELEMENTS WITH POOL ITEM IN ARCHITECTURE Doç. Dr. İsmail AYTAÇ, Pınar GÜRHAN KILIÇ In this study, the Anatolia region in a strategic location in the historical process and undergone uninterrupted settlement in Diyarbakir, water resources and pool items found in civil architecture design tasks were investigated. The main aim of our study was based on their water resources in Diyarbakir enter waterways that are detected and when the city of Diyarbakir in the courtyrd of residential architecture is to determine liwan and Serdab rooms that are an indispensable element in the pool element. For this purpose, the road leading up study of Diyarbakir, which is involved in çivil architecture design elements evaluating swimming pool as a whole, Anatolia aimed to set out its own place in water architecture. In Diyarbakir, the study result, water resources and making the detection of pool in civil architecture, houses in art history science, inns, mansions and public buildings in common pools detail in both materials and techniques will be evaluated both in terms of decoration. Working within our neighborhood and examined by us during the walls before they can damage the works due to adverse events in the streets, to gain the scientific world and to make the information passed on to future generations has increased the importance of our work. We did get a little bit to contribute to the cultural heritage of Diyarbakir this work is our greatest wish. Keywords: Diyarbakır, Sur inside, Civil Architecture, Water Resources, Pool. 193
194 DIYARBAKIR DA OSMANLI DÖNEMI TAŞ MIHRAPLARI Dr. Nebi BUTASIM Diyarbakır ili medeniyet ve kültür açısından köklü bir geçmişe sahip olan illerimizdendir. İslâ öncesinde de kadim kültüre sahip olan il, İslâm sonrası dönemde de aynı kültürel zenginliği devam ettirmiştir. Bu kültür ve medeniyet ekseninde İslam devletlerinin günümüze miras bıraktığı birçok tarihi eser bulunmaktadır. Bu eserler içinde camiler özel bir yerde bulunmaktadır. İbadet ihtiyacını karşılayan camiler Diyarbakır ilinde Osmanlı öncesi ve Osmanlı döneminde oldukça yoğun olarak yapılmıştır. Camilerin genel tipolojileri yanında taçkapı, minber, mihrab gibi unsurları da cami genel müştemilatı içinde özel anlamları ve işlevleri bulunan birimlerdir. Bu unsurlar arasında, mihrab, diğer devletlerde olduğu gibi Osmanlı döneminde de; tipoloji, süsleme ve yazı gibi barındırdıkları özellikler ile özel bir konuma sahiptir. Osmanlı döneminde yapılan mihraplar yörenin geleneğine uygun olarak taş malzemeden inşa edilmiş ve taş üzerine süslemeler ve çini kaplamalar ile zenginleştirilmiştir. Osmanlı Dönemi nde Diyarbakır ilinde yapılan camiler plan ve malzeme açısından özgü nitelikler barındırmakla birlikte, buna bağlı olarak yapılan mihraplar da, bölgede, Diyarbakır iline özgü bazı nitelikler sergilemektedir. Osmanlı dönemi içinde incelenen mihraplar taş malzemeden olup iki ayrı tipoloji ve görünüm ile ortaya çıkmaktadır. Özellikle 16 ve 17. Yüzyıl içinde yapılmış olan taş mihraplar, tipoloji ve süsleme özellikleri ile Diyarbakır için klasik özellikler sergilemektedir. İldeki Osmanlı dönemi mihrapları Artuklu ve Akkoyunlu geleneğini devam ettirmekle birlikte Osmanlının merkez şehirleri ve Anadolu Beylikleri mihrapları geleneğini de yansıtmaktadır. Bu bildiride; Osmanlı döneminde yapılmış olan on dört adet mihrab incelenecektir. Çalışmada mihraplar tek tek tanıtılmaya çalışılarak Artuklu, Eyyubi, Akkoyunlu, Anadolu Beylikler ve Osmanlının merkez şehirlerindeki mihrapları ile karşılaştırmaları yapılacaktır. Anahtar Kelimeler; Osmanlı, Mihrap, İslam Sanatı 194
195 THE ARTISTICALLY INFLUENCE OF DOOR KNOCKER OF ARTUKID PALACE IN CITY OF DIYARBAKIR Dr. Ibrahim HASSANEİN The Door Knockers have been used to perform the function of the bells in the present day, where the basic her purpose is informing from inside the building that there are people abroad, together with this function has also been used to pull and push the doors during the closing and opening process. The Door Knockers used in the Islamic period in buildings which serve different purposes, such as tombs, madrasas, khans, libraries and others, and because the door knocker was the first thing that would be seen by visitors in the building where they visit, it attract the interests of the Muslim artists, they made it from different raw materials as bronze and brass and inlaid it with gold and silver, beside that they formed it in the shape of animals and decorated it with various decorations. From excelled doorknockers photos we have received and which had a artistically strong influence on some doorknockers at Mamluks buildings in Cairo city, The doorknocker drawn by al-jazari in his manuscript The Book of Knowledge of Ingenious Mechanical Devices, for the Artukid palace constructed in Nasreddin Mahmoud era in M, in the city of Diyarbakir, this doorknocker appeared in the shape of two dragon animal in opposit status with pointed ears, spiral bodies and plaited tails. Between dragons there is the suspension loop with a long pin used for fixing the hangers, this pin in form of lion head. On the same form of Artukid palace doorknocker, we found some doorknockers in religious buildings in Mamluk period in Cairo city, such as the doorknocker of the main entrance of the complex of Sultan Mansur Qalawun in Cairo H: M, the doorknocker of the main and internal entrances of al-ashraf Barsbay madrasa H: M, the doorknocker of the main entrance of Prince Kjmas el-ishaqi madrasa H M, and the doorknocker of the main entrance Khund Aslabay mosque H : M. These door knockers consist of a pair of animal, like dragon and pin in form of lion head. This research paper aims to study the Artukid Palace doorknocker in Diyarbakir and its impact on the Mamluks doorknockers in Cairo in terms of the form and symbolism, also it aims to recognize about the ways that transferred these influences to the city of Cairo during the Mamluk period. 195
196 DIYARBAKIR SURLARINDA BULUNAN ARTUKLU KITABELERI Yrd. Doç. Dr. Sadi S. KUCUR, Hüseyin KARAÇAM İlk inşa tarihi tam olarak bilinmeyen ve muhtelif devirlerde yapılan değişikliklerle günümüzdeki halini alan Diyarbakır surlarının en önemli özelliklerinden birisi üzerlerinde bulunan kitabelerdir. Roma dan, Türkiye Cumhuriyetine kadar 11 farklı devlet ve hanedana ait bu kitabelerle Diyarbakır surları, bölge üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Albert Gabriel in Diyarbakır Surları tek başına bir kitabeler müzesi sayılabilir sözüyle önemini vurguladığı gibi dünyada eşine rastlanmayan bir özelliğe sahiptir. Söz konusu surlar üzerinde kitabeleri bulunan hanedanlardan birisi de XII. yüzyıl başlarında Güneydoğu Anadolu bölgesinde kurulan ve yılları arasında Diyarbakır a hakim olan Hısn Keyfâ Artukluları dır. Diyarbakır da hüküm sürdükleri süre içerisinde giriştikleri imar faaliyetleriyle şehir surlarına eklemeler yapan Artuklular, bu eserlerin üzerlerine nakşettirdikleri kitabelerle onların ihtişamını daha da artırdıkları gibi, kitabelerin etrafına koydurdukları sembolik figürlerle de bunlara oldukça dikkat çekici bir görüntü kazandırmışlardır. Kitabelerin fizikî özelliklerinin yanı sıra metinlerinin ihtiva ettiği bilgiler ise Artuklular ın siyasî, sosyal ve kültürel tarihi hakkında önemli ipuçları vermektedir. Anahtar Kelimeler: Artuklular, Diyarbakır Surları, Kitabe 196
197 İSLÂMÎ DÖNEMDE DIYARBAKIR DAKI SIKKE BASIM FAALIYETLERINE GENEL BIR BAKIŞ (OSMANLI HÂKIMIYETINE KADAR, 1515) Ali MIYNAT Irak ve İran ı Akdeniz ve Karadeniz e bağlayan önemli ticaret ve ulaşım yolları üzerinde bulunan Diyarbakır (Amid) miladî 639 senesinde İyâz bin Ganem komutasındaki İslâm orduları tarafından fethedilmiştir. 10. yüzyılda Hamdani idaresi altında Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ile İslâm orduları arasında bölgede gerçekleşen çok çetin mücadelelere şahitlik eden şehir bu yüzyılın sonlarında Mervânoğulları emirliğinin hâkimiyetine girmiştir. Bu hânedandan Nasrüddevle ( ) idaresi boyunca şehirde idarî, imarî, ticarî ve ilmî faaliyetlerde bulunmuş, böylece Diyarbakır Meyyâfârikîn (Silvan) ile birlikte İslâm dünyasının en büyük merkezlerinden biri haline gelmiştir. Devam eden süreçte Osmanlılar tarafından fethedileceği 10 Eylül 1515 tarihine kadar jeopolitik önemine binaen sırasıyla Büyük Selçuklular, İnaloğulları, Artukoğulları, Eyyubiler, Anadolu Selçukluları, Moğollar, Akkoyunlular ve Safeviler gibi devrin büyük güçlerinin bir şehri olarak varlığını devam ettirmiştir. Bu bildiri Osmanlı fethine kadar Diyarbakır şehrinde basılan sikkeleri konu alacaktır. Çalışma bu sikkelerin madenî cinslerini, sayısal yoğunluğunu (ya da nadirliğini), üzerindeki yazıtları, figüratif ve ikonografik özellikleri inceleyerek şehrin politik ve ekonomik tarihine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Özellikle Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular ve Eyyubiler tarafından darp edilen sikkelerde şehrin ismine rastlanırken, belli dönemlerde şehre ait sikkeler bulunmamaktadır. Hatta yazılı kaynakların şehrin refahına işaret ettiği devirlerde bile şehirde değerli madenlerle (gümüş ve altın) sikke darbının olmadığı ya da çevresindeki komşularıyla karşılaştırıldığında para basma faaliyetlerine çok geç başladığı görülmektedir. Bu bildiri ayrıca söz konusu ikilemin nedenleri üzerinde duracak ve konuya açıklık getirmek için çeşitli sonuçlar geliştirmeye çalışacaktır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır (Amid), Meyyâfârikîn (Silvan), sikke, ticaret, ekonomi, Mervânoğulları, Artuklular, Eyyubiler. 197
198 DIYARBAKIR MÜZESINE AIT BIR GRUP ETNOGRAFIK TAKININ SANATSAL DEĞERLENDIRMESI Yrd. Doç. Dr. Ercan ÇALIŞ, Arş. Gör. Hazal Ceylan ÖZTÜRKE Diyarbakır, Anadolu - Suriye ile Irak - İran arasında bir geçiş güzergâhında olması sebebiyle tarihsel süreç içerisinde jeopolitik öneme sahip ayrıcalıklı bir kent olmuştur. Bu durum kentin tarih süreci içinde önemli bir ticaret merkezi olmasına olanak sağlamıştır. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Diyarbakır, bölgede birçok kültüre ait sayısız eserlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu açıdan bölge, Anadolu daki en önemli yerleşim yerlerinden biri olduğunu göstermektedir. Kentin tarihsel geçmişini ve çok kültürlü yapısını, gerek mimari eserleri gerekse zengin el sanatları örneklerinde izlemek mümkündür. Bilindiği üzere özellikle el sanatları, insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılaması, insanlık tarihinin derinliklerine kadar gitmesi, geçmişi tanıma ve anlama noktasında büyük bir önem göstermektedir. El sanatlarında önemli bir yer tutan takılar, aslında sadece o toplumun el sanatları yeteneği değil, aynı zamanda içinden çıktığı toplumun gerek dini anlayışına ve gerekse de kullanılan malzemenin niteliğine göre toplumun iktisadi yapısını göstermede de büyük bir rolü vardır. Diyarbakır, Çayönü Tepesi nde yerleşim yerlerinde ele geçirilen boncuk dizileri, bilezikler ve yüzükler, takı ve takı sanatının Anadolu da ne denli erken başladığı ve nasıl şekillendiğini bizlere göstermesi açısından son derece önemlidir. Yapılan Arştırmalar Diyarbakır ın takı sanatında oldukça eski bir geçmiş ve birikime sahip kadim bir kent olduğunu gözler önüne sermektedir. Çalışma konumuzun kapsamını oluşturan Diyarbakır Müzesine ait grup etnografik takının sanatsal değerlendirmesi yapılması amaçlanmış, nitelik, yapım tekniği, kullanılan süsleme özellikleri ve form özellikleri incelenirken tespitlere varılmaya çalışılmıştır. Tarihsel süreç içerisinde Diyarbakır da takı sanatının nasıl bir birikimle ilerlediği ve bugün de devam edilen takı üretimi ile kurulan bağa göz önüne alınarak, Diyarbakır da yüzyıllar arası kesintisiz devam eden kültürel ve sanatsal sürekliliğe ve birikimli sanat anlayışına sahip bir kültür kenti olduğuna dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimler: Diyarbakır, El Sanatları, Etnografik takılar 198
199 DIYARBAKIR IN GELENEKSEL EL SANATLARI: ÇÖMLEKÇILIK, BAKIRCILIK, ÇINICILIK VE SEPETÇILIK Dr. Süleyman İRGİN Tarih boyunca oluşan kültür mirasından yararlanan ünlü bilge ve düşünürleri yetiştirmiş olmakla övünen Diyarbakır, geleneksel el sanatları çeşitliliği ile de ayrı bir kültürel zenginlik kaynağıdır. Kentin her köşesinde gelmiş geçmiş birçok uygarlığın köklü kültürlerini içinde saklayan kent, çeşitli zenginlikteki el sanatlarıyla tarihi, mitolojik, sanatsal ve düşünsel derinliklerinden gelme çeşitli sembollerin canlı ve sıcak örneklerini bizlere sunma yetisine sahiptir. Bu Arştırmada genel olarak Diyarbakır ın tarihi ve mitolojik motiflerinin anlatısına dayalı olarak çeşitli türlerdeki el sanatları hakkındaki yönsemeler ve görsellikler irdelenip, değerlendirilecektir. Bu Arştırma diğer geleneksel sanatlara ve çeşitli Arştırmalara hem kavramsal olarak hem de görselliklere dayalı pratik boyutları bağlamında hizmet edeceği de düşünülmektedir. Aynı zamanda sosyolojik ivmeler ekseninde kentin sanatsal ve kültürel çeşitliliğine farklı bir açıdan referans-kaynak oluşturacağı ön görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Diyarbakır, Tarih, Geleneksel El Sanatları, Anlatı, Kültür 199
200 DIYARBAKIR S TRADITIONAL CRAFTS: POTTERY, COPPER WORKS, TILE AND BASKETRY Dr. Süleyman İRGİN Renowned scholars and thinkers throughout history who benefit from the cultural heritage of Diyarbakir boasted to have trained, traditional crafts is a separate source of cultural richness and diversity. Stores in the city s history rooted in the culture of many civilizations have come in every corner of the city, the history of crafts in various wealth, mythological, vibrant and warm examples of the variety of symbols come from the artistic and intellectual depth is offered to us. This study of the history and description of trend in general in Diyarbakir on various types of crafts based on mythological motifs and visual narratives analysis will evaluated. In This research other traditional arts and a variety of research, both conceptually and in terms of practical size is thought to serve based on visuals. At the same time sociological axis accelerations are seen in front of the city s artistic and reference-source will create a different view of cultural diversity. Key Words: Diyarbakır, History, Traditional Crafts, Narrative, Culture 200
201 DIYARBAKIRLI BÜYÜK HATTAT HAMID AYTAÇ Öğr. Gör. İsmail KANBAZ İslam medeniyeti, bir yazı medeniyeti olup insanlık tarihinde yazıyı sanata dönüştüren sayılı birkaç medeniyetten biridir. Yazının hüsn-i hatta dönüşerek bir sanat ve medeniyet sembolü olması ise Kur an sayesinde olmuştur. Her hattat en az bir Mushaf yazarak hattın ana gayesinin tezahür ettiği bu alanda nasibdar olma hayaliyle yaşar. Diyarbakır ın bağrından yetişen büyük hattat Hamid Aytaç, iki Mushaf yazarak hem bu kutlu vazifeyi icra etmiş hem de hat sanatını inkırazdan koruyarak Osmanlı dan Cumhuriyet dönemine taşıyan bir sanatkar olarak temayüz etmiştir. İlk gençlik yıllarında İstanbul a giderek sanatını tekamül ettiren ve büyük hattatlar arasına girmeye hak kazanan Hamid Bey, memleketi Diyarbakır a olan aidiyet ve muhabbetini her vesileyle izhar etmiş, bir çok levhasının altına yazdığı ketebehu Hamid el-amidi (Bu levhayı Diyarbakır lı Hamid yazdı) ibaresiyle doğduğu topraklara olan aidiyetini tescil etmiştir. Hamid Bey, Cumhuriyetin ilk yıllarında, hat sanatının pek de rağbet görmediği bir dönemde maişetini temin için bir çok işle iştigal etmiş fakat asıl uğraşı olan hüsn-i hattı asla bırakmamış, ilerlemiş yaşına rağmen ben vazifeliyim diyerek dünyanın dört bir köşesinden talep edenlere bu sanatı öğretmiş ve onun bugünlere ulaşmasında hayati bir rol oynamıştır. Bir Kur an sanatı olarak İslam medeniyetinin mescid ve ezan gibi şiarlarından biri olan hat sanatı, bu büyük hattatın gayretleri neticesinde bugüne intikal etmiş ve merkezi yine İstanbul olmak üzere İslam aleminde gittikçe artan bir ilgiye mazhar olmuştur. İslam alemindeki haklı şöhretinin zıddına memleketi Diyarbakır da maalesef pek tanınmayan ve adına sadece bir ortaokulun bulunduğu Hamid Bey e memleketi Diyarbakır ın bir kadirşinaslık borcu vardır. Bu borcu ifa etmek babında Hükümet ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerince gündeme getirilen ve Hattat Hamid Bey in adını taşıyan bir Kültür ve Sanat Merkezi inşa edilmesi projesinde henüz somut bir netice ortaya konulamamıştır. Bu projenin gerçekleşmesi hem şehrin kadim köklerine dönmesini temin etmesi hem de yeni sanatkarların neşvü nema bulacağı bir atmosfer teşkil etmesi bakımından hayati bir ehemmiyeti haizdir. 201
202 ESKI DIYARBAKIR DA BALÇIKTAN SANAT ÜRETEN TESTICILER Ramazan ERGİN Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. (Hicr 26) Bu bildiride genel hatlarıyla bilinen insanlık tarihinin en eski toprak ve su karışımından oluşturulan balçıktan yapılan Diyarbakır da testiciler ele alınmıştır. Testicile eski Diyarbakır da işlev ve anlam bakımından birbirinden ayrılan isimlerle anılmaktaydı. Bu isimler kent hayatındaki rolü ve önemiyle ilişkili olarak incelenmiştir. Balçıktan yapılan araçların koru(n)ma, barınma veya ihtiyaç giderme amacıyla yaratılması söz konusudur. Özelde eski Diyarbakır ın insanlık tarihi kadar eski kent hayatında ve yine aynı eskilikte toprak-su karışımından üretilen ve farklı ebat ve işlevlerde kullanılan testi hayatın içerisinde önemli bir yerde durmaktaydı. Bu çalışmada çok amaçlı üretilen testilerin üretildiği bardakhanelerin ve tuğlahanelerin, tandırların eski Diyarbakır ın gündelik hayatındaki önemi, ancak 1980 yılından sonra teknolojinin gelişmesiyle testi üretimiyle birlikte yer alan meslekler ve meslek erbaplığını hızla giderek azalması ve buna bağlı olarak bu zanaatkârlarla birlikte yavaş yavaş ortadan kalkan onların ürettiği sanat ürünleri ve bu ürünlerin kent hayatındaki dönüşüm rolleri üzerinde durulmuştur. Bildiride ayrıca 1980 yılına kadar devam eden ve binlerce yıl gündelik yaşamın temel ihtiyaçlarını karşılayan, saklama-koruma işlevi gören, büyüklük sırasıyla Desti-Şerbık, Kup-Kuz, Dene Den gibi isimler verilen bu ürünlerin çeşitliliği ve işlevselliği üzerinde durulacaktır. Çalışma alan Arştırmalarına dayanırken testiciliğe Alevilerin Bardakhaneciler Süryani ustaların Karhaneciler (Kahfırto), köylülerin Desticiler, şehirli Diyarbakırlıların Hebeneciler dedikleri tespit edilmiştir ve bu isimlendirmelerin sebepleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca üretim ve tüketim, farklı amaçlarla kullanım üzerinde durulurken farklı etnik-inançsal ve sosyal (kırsal-kentsel) grupların testi ve testicilikle ilişkilerinde farklılaşmaları ile alakalı tespitler değerlendirilmiş, yorumlanmıştır. Bu çalışmanın kaynağı alan Arştırmasına dayalı verilerdir ve görüşmeler ve ses kaydı yöntemiyle kaynak kişilerden tek tek derlenmiştir. Bunun yanı sıra kutsal metinler, Diyarbakır kent tarihi, kitap ve röportajlar ve hayatta kalan meslek erbapları ve akrabaları ile yakın tarihi tanıklarla yapılan görüşmeler çalışmanın kaynaklarını oluşturmuştur. Kadim bir meslek olan 202
203 testiciliğin eski Diyarbakır ın (Suriçi) kentsel ve iktisadi, inançsal, kültürel, tarihsel ve sanatsal dokusunun değişen ve gelişen kent hayatı üzerindeki etkileri ile bu oluşan yeni Diyarbakır kenti için önemi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Testicilik, Tuğlacılık, Kent Hayatı, Meslekler, Kültür, 203
204 DIYARBAKIR: BIR MARKA MI HAYAL MI? ÇOCUKLARIN RESIMLERINDE DIYARBAKIR Yrd. Doç. Dr. Fatih YILMAZ, Yrd. Doç. Dr. Remzi YRDIMCI, Arş. Gör Selin GÖÇEN Resimler aracılığıyla çocukların iç dünyalarına ışık tutulmakta, onların duygu ve düşünce dünyalarını daha geniş bir bakış açışıyla tartışmaya olanak sağlanmaktadır. Çocukların duygu ve düşüncelerine çizimleri pencere görevi görmekte, kendi hayallerini özgürce yansıtabilmeleri gerçekleşmektedir. Çocukların insanlar ya da objelere ilişkin nasıl duygular içerisinde olduğu yine çizimler yoluyla anlaşılmaktadır (Burkitt, 2004). Resim yapma süreci çocuğun bir düşünceyi, duyguyu, olayı ya da gözlemi iletebilmek için içerik, stil, biçim ve kompozisyon gibi birçok bileşeni sentezleyerek renkleri, biçimleri ve çizgileri seçip düzenlemesini gerektirir. Çocuklar doğrudan kendilerine sorulan sorulara yanıt vermekten nefret ederler. Çocuklar çizgilerle duygularını daha kolay, eğlenceli ve hızlı ifade ederler. Bu nedenle resim, çocuğun dış dünyayı algılayış biçiminin bir göstergesi kabul edildiğinden, çocuk ile iletişim kurmada ve çocuğun karşılaştığı güçlükleri aşma konusunda yetişkinlere Yrdımcı olur. Yine resim yoluyla çocukların eleştirel düşünme ve anlayışı artırılabilir ve öğrencilere imgeleri yorumlamak ve bireysel söyleme dahil etmek için gerekli yetenekleri geliştirme olanağı sunabilir. Bu bağlamda çocukların hayal dünyalarında gelecek tasarımlarıda resimlerle ne düşündükleri ve nasıl olmasını bekledikleri de ortaya konmaktadır. Bu Arştırmada ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin yaşadıkları şehrin markalaşma bağlamında nasıl algıladıkları ortaya konmaya çalışılmıştır. Çünkü büyük ve kadim bir kent olan Diyarbakır ın çocukların hayallerinde aslında nasıl yer aldığı, şekillendiği onların iç dünyaları ile gerçek dünya arasında bağ kurmalarını sağlayacaktır. Bu nedenle nitel Arştırma yaklaşımı olarak desenlenecek olan bu Arştırmada doküman incelemesi tekniğinden yararlanılacaktır. Öğrencilerden gelecekte nasıl bir Diyarbakır hayal ettikleri ve bu hayallerinin de resimlere yansıtmaları incelenerek tema ve kategoriler oluşturularak yorumlanıp tartışılacaktır. Anahtar kelimeler: Çocukların hayalleri, resim ve Diyarbakır. 204
205 DIYARBAKIR DA GELENEKSEL YÖNTEMLERLE HARMAN TUĞLASININ ÜRETIMI VE TARIHI YAPILARDA KULLANIMI Doç. Dr. Neslihan DALKILIÇ, Adnan NABİKOĞLU Harman tuğlası, genellikle su kenarlarında, uygun toprağın bulunduğu alanlarda üretilmiştir. Ana yapım malzemesi su ve topraktır. Dünyada harman tuğlasının üretildiği birçok yerde geleneksel yapım tekniği benzerdir ve sırasıyla hammadde hazırlama, şekillendirme, kurutma ve pişirme aşamalarıyla gerçekleşir. Geçmişte, Diyarbakır da harman tuğlasının üretildiği çok sayıda atölyenin var olduğu bilinmektedir. Bugün ise, sayıları her geçen gün azalan atölyelerde, tamamen geleneksel yöntemlerle üretim devam etmektedir. Diyarbakır da harman tuğlası, kubbeli ve tonozlu mekânların bulunduğu kent surlarında, eğrisel üst örtülerin kullanıldığı camilerde, kiliselerde, hanlarda, medreselerde ve hamamlarda yoğun olarak kullanılmıştır. Günümüzde üretilen tuğlalar, daha çok tarihi eserlerin restorasyon uygulamalarında kullanılmaktadır. Diyarbakır da son yıllarda devam eden restorasyon uygulamalarında harman tuğlası ihtiyacı artmıştır. Ancak kentte üretim istenilen miktarda yapılamamaktadır. Bu çalışmada, Diyarbakır da geleneksel yöntemlerle üretilen harman tuğlasının yapım aşamaları ve Diyarbakır daki tarihi yapılarda kullanımının anlatılması amaçlanmıştır. Çalışma içerisinde özellikle, birçok bölgede artık uygulanmayan geleneksel üretim aşamaları konusuna odaklanmıştır. Arştırma sonuçları; yerinde yapılan gözlem, inceleme, tespit ve görüşmelere dayanarak hazırlanmıştır. Bu Arştırmanın, harman tuğlası konusunda sonraki aşamalarda yapılacak daha detaylı analiz çalışmaları için bir başlangıç olması ve Diyarbakır da harman tuğlası üretimini teşvik etmesi hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Harman tuğlası, Diyarbakır, tarihi yapılar, geleneksel malzeme. 205
206 TÜRKIYE DE KENTLERIN PLANLI ALANLARINDA YENIDEN DÖNÜŞÜM: DIYARBAKIR ÖRNEĞI Arş. Gör. Canan KOÇ, Doç. Dr. D. Türkan KEJANLI Dünyada 19. yüzyılda bazı bölgelerin yıkılıp yeniden yapılması şeklinde ortaya çıkan kentsel dönüşüm, İkinci Dünya savaşından sonra giderek önem kazanmıştır. Türkiye de ise özellikle 1980li yıllarda hızla yaygınlaşmış olup, ilk örnekleri yoğun göç almış, köhnemiş ve plansız gelişen alanlarda uygulanmıştır. Kentlerde ekonomik ömrünü tamamlamış planlı alanların dönüşümü son yıllarda hızla uygulama görmeye başlamıştır. Kentsel dönüşüm; kentsel sorunlara çözüm üretmek, kentsel yaşam kalitesini artıran ekonomik kalkınma sağlamak, kentsel alanların en etkin biçimde kullanımına ve gereksiz kentsel yayılmayı önlemeye yönelik stratejileri geliştirmek gibi amaçlar doğrultusunda yapılmaktadır. Günümüzde, ülkemizdeki birçok kentte uygulamaları görülen kentsel dönüşümün avantajları yanında dezavantajları da bulunmaktadır. Kentsel dönüşüm uygulamalarında toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel özelliklerinin yanı sıra fiziksel doku ile uyumu da önem taşımakta olup, çoğu zaman bu faktörlerin göz ardı edildiği görülmektedir. Çeşitli yasal dayanaklar çerçevesinde yapılan kentsel dönüşüm çalışmaları gerek yasal boşluklar, gerekse planlama ve uygulamada yaşanan eksikliklerden dolayı çeşitli sorunlara sebep olabilmektedir. Planlı alanların yeniden dönüşümü ile toprak rantı, emsal değerinde artış yaşanırken sosyal donatı alanlar yetersiz kalmaktadır. Ülke genelinde yaşanan kentleşme süreçleri benzer şekilde çalışmanın ana konusunu oluşturan Diyarbakır ın ilk planlı alanlarından Yenişehir ilçesinde de yaşanmaktadır. Günümüzde, Yenişehir ilçesi ekonomik ömrünü tamamlamış konutların arttığı, ulaşım ve çevre sorunlarının mevcut olduğu kent görünümündedir. Bu tür sorunlara cevaben geliştirilen kentsel dönüşüm projeleri, 2013 yılında ilçede uygulanmaya başlanmış olup bu süreç devam etmektedir. Ancak yeni yapılaşmalarla yoğunluğun daha da artacağı, teknik ve sosyal alt yapı yetersizliği ile karşılaşılacağı açıktır. Dolayısıyla çalışmada, Yenişehir ilçesi Ofis semtinde ekonomik ömrünü tamamlamış yapılarda, parsel bazında sürdürülen kentsel yenileme uygulamalarının kentin sosyal, kültürel, ekonomik ve fiziksel yapısına etkisi tartışılacaktır. 206
207 YARATICI BIR KONUT TASARIMI IÇIN İLHAM KAYNAĞI OLARAK GELENEKSEL MIMARIDEN ÇIKARIMLAR Doç. Dr. Ayhan BEKLEYEN Bu çalışma, geleneksel mimari örnekler olarak özelde Diyarbakır ın genelde ise Orta Doğu nun yerli avlulu evlerini iklimsel tasarım stratejileri bakımdan değerlendirmektedir. Yerli avlulu evlerin iklime uygun olan ayrıcalıklı özellikleri detaylı bir biçimde betimlenmiştir. Geleneksel mimarinin ışığında, günümüz konut mimarisinde kullanılabilecek mekânsal ve bina bileşeni bakımından bazı mimari yorumlar vurgulanmaktadır. Bu çalışmada sıcak bir iklime sahip farklı coğrafyalarda üretilen konut mimarisi örneklerinin Diyarbakır için ilham kaynağı olabilecek özelliklerine de dikkat çekilmektedir. Anahtar kelimeler: Yerli Avlulu Evler, İklimsel Tasarım, Konut Tasarımı, Diyarbakır Inferences from the Indigenous Architecture as a Source of Inspiration for a Creative Housing Design 207
208 INSPIRATION FROM TRADITIONAL ARCHITECTURE AS A CREATIVE IMPLICATIONS FOR HOUSING DESIGN Doç. Dr. Ayhan BEKLEYEN This study examines the indigenous courtyrd houses, both in Diyarbakir and the other historical cities in the Middle East, in terms of climatic aspects. The distinctive climatic characteristics of the indigenous courtyrd houses are described in detail. In the light of indigenous architecture, some architectural solutions have been discussed in terms of spatial and building components that can be used in the present architectural designs. The study also draws attention to the examples of housing architecture from various geographical areas that have hot climates, as a source of inspiration for the prospective housing projects in Diyarbakır. Keywords: Indigenous CourtYrd Houses, Climatic Design, House Design, Diyarbakır 208
209 DICLE ÜNIVERSITESI FAKÜLTE BINALARININ SÜRDÜRÜLEBILIK VE EKOLOJI BAĞLAMINDA İNCELENMESI Doç. Dr. Mine BARAN, Öğr. Gör. Aysel YILMAZ, Doç. Dr. F. Demet AYKAL Arş. Gör. Meltem ERBAŞ Sanayi devriminden bu yana insan faaliyetlerinin niceliğinde ve niteliğindeki hızlı değişim yaşanmıştır. Bu durum atmosferde de önemli değişikliklere neden olmuştur. Sera gazları sonucu, güneş ışınlarının atmosfer ile yer küre tarafından emilmesi ve yerden yansıyan ışınların tekrar atmosfere geri gönderilmesi arasındaki denge bozulmuştur. Bu dengenin bozulmasında yapılaşma faaliyetleri önemli bir faktördür. Yapılaşma her yıl küresel olarak kullanılan enerjinin yaklaşık % 40 ını tüketmektedir. Bu nedenle, enerji kullanan her sektör gibi yapı sektörünün de enerjiyi etkin kullanma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Yapılarda enerji korunumu sağlamanın etkili yöntemlerinden biri de, ekolojik tasarımlar üretmektir Özellikle güneş enerjisinden yararlanmak için basit sistemlerin kullanıldığı pasif yöntemlerin uygulanması, yapılarda enerji etkinliği açısından önemli bir çevresel yaklaşım olmaktadır. Çünkü bu yöntemlerde, tasarım kararlarıyla sadece yapının kendi elemanları kullanılmakta ek donanımlara genellikle gereksinim duyulmamaktadır. Bildiride, dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan ekolojik eğitim yapıları incelenerek, Dicle üniversitesi kampüs alanındaki eğitim yapıları bu bağlamda incelenmiştir. Bu amaçla, sürdürülebilir eğitim yapılarının temel hedefleri ve sürdürülebilir eğitim yapısı olma kriterleri belirlenmiştir. Alan çalışması kapsamında Mimarlık Fakültesi alan olarak ele alınarak Dicle Üniversitesi kampüsü, sürdürülebilirlik kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Daha sonra elde edilen veriler analiz edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Yenilenebilir enerji, sürdürülebilirlik, eğitim yapıları, ekoloji 209
210 YEŞIL ÇATI UYGULAMASININ DIYARBAKIR ÖLÇEĞINDE DEĞERLENDIRILMESI Arş. Gör. Meltem ERBAŞ, Doç. Dr. Mine BARAN, Doç. Dr. F. Demet AYKAL, Öğr. Gör. Aysel YILMAZ Günümüzde dünya nüfusunun yarısı kentlerde yaşamaktadır. Kentlerdeki nüfus artışı ve teknolojik gelişmelere koşut olarak artan yapısal faaliyetler, doğal kaynakların tükenmesine, küresel ısınma ile iklim değişikliğine, havanın ve suyun kirlenmesine, doğanın tahrip edilmesine, dolayısıyla çevre sorunlarına yol açmaktadır. Aynı sorun hızla artan nüfus ve teknolojik yeniliklerle Türkiye de de yaşanmaktadır. Bu durum beraberinde hızlı bir yapılaşmayı getirmiştir. Böylece sert ve geçirimsiz yüzeyler v geniş çatı alanları, kentsel yerleşimler içerisinde oldukça büyük alanlar kaplamaya başlamıştır. Zaman içinde, kent içinde bulunması gereken yeşil alanlar, iskân fonksiyonlarının ve işyerlerinin yoğun baskısına dayanamayarak, yerlerini beton yapılara terk etmişlerdir. Yetersiz yeşil alan, tüketilen tahrip edilen ormanlar, kentin iklimini giderek değiştirmiştir. Hava kirliliği birçok kentin temel sorunu haline gelmiştir. Kent ölçeğinde gittikçe azalan yeşil alanları, mimari ölçekte arttırmak için yeşil çatılar artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Türkiye de yapılan yeşil çatı uygulamaları ülkemizdeki sürdürülebilir mimari için önemli bir adım olmuştur. Bildiride, yeşil çatı sistemlerinin Diyarbakır İl indeki uygulanabilirliği ve önemi irdelenmiştir. Bu amaçla, yeşil çatı kavramı, avantaj ve dezavantajları değerlendirilerek, yeşil çatı örnekleri incelenmiş, Diyarbakır ili için yeşil çatı uygulamasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yeşil çatı, sürdürülebilirlik, ekoloji, yapılaşma, yeşil alan 210
211 KÜLTÜRÜN DIYARBAKIR GELENEKSEL EVLERINDE MUTFAK PLANLAMASINA ETKILERININ DEĞERLENDIRILMESI Arş. Gör. Aysel YILMAZ Doç.Dr.F. Demet AYKAL Doç.Dr. Mine BARAN, Arş. Gör. Meltem ERBAŞ Geçmiş zamandan günümüze kadar insan toplulukları birlikte yaşamış, üretim-tüketim ilişkileri kurmuş ve kültürel yapı özelliklerine bağlı olarak farklı yerleşme tiplerini oluşturmuşlardır. Diyarbakır kenti de bu özellikleri barındıran, Anadolu nun en eski yerleşim bölgelerinden birisidir. Bu kentte yaşayan insanların havuzlar kendi koydukları kurallara uyarak bir arada yaşamaya başladıkları ve iç içe geçmiş özel bir düzen kurdukları görülmektedir. Geçmişten günümüze kadar gelen, çoğu kültüre dayalı olan bu kurallar, yaşamın içinde mekânsal boyutta da ortaya çıkmıştır. Avlu, eyvan, sofa, odalar, çeşmeler, ve mutfaklar bu mekânsal örüntünün en önemli parçaları durumundadır. Diyarbakır geleneksel evlerinde kültürle birlikte oluşan bu mekânlardan mutfağın, yaşam içindeki yeri ve önemi büyük olmuştur. Çünkü mutfak kültürü, yeme içme alışkanlıklarının tarihsel süreç içindeki durumunu ortaya koymaktır. Yemek ile ilgili alışkanlıklar toplumdan topluma farklılıklar göstermektedir. Bu tür alışkanlıklar o toplumun kültürel bir parçasıdır. Dolayısıyla yemek hazırlama, pişirme, erzak depolama, yemek yeme alışkanlığı ve sunumu mutfak mekânının planlamasında etkili olmuştur. Bu çalışmada; geçmişin kültürel izlerini ve mekânsal özelliklerini içinde barındıran Diyarbakır geleneksel evlerinde mutfaklar incelenmiştir. Bu kapsamda günümüze kadar gelebilmiş geleneksel evlerden örnekler alınarak, Diyarbakır mutfaklarının geleneksel konut içindeki, sosyal yaşamdaki anlamı ve plan özellikleri kültürle örtüştürülerek değerlendirilmiştir. Değerlendirmede kültürün ve alışkanlıkların mutfak planlamasına etkileri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mutfak kültürü, Diyarbakır, Geleneksel Konut 211
212 HZ. SÜLEYMAN CAMI ONARIM ÇALIŞMALARI Semra Hillez HALİFEOĞLU, Neslihan ALÖKMEN Anadolu nun İslam kültürünün etkisiyle biçimlenmiş ve farklı plan tipleriyle zengi bir dağılımın en önemli parçasını oluşturan camiler, ibadet yapıları olması sebebiyle diğer tarihi kültürel varlıklardan daha çok günümüze ulaşabilmiş yapılardandır. Diyarbakır ili Sur İçi Bölgesi Kale Mahallesinde yer alan Hz. Süleyman Camisi, yapıldığı dönemde kentteki sosyal ve kültürel yaşantının bir ifadesi olmasının yanı sıra, İslam ordularının Diyarbakırı fethi sırasında şehit düşen 27 sahabenin gömülü olduğu kutsal bir alan olarak da önem kazanmaktadır. Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından yılları arasında 27 sahabe anısına yaptırılmış olan, Diyarbakır İç kale surlarına bitişik iki burca dayalı eğimli bir araziye kurulmuş olan Caminin korunmasına yönelik yapılan girişimler, kültürel mirasımıza sahip çıkmak ve geleceğe aktarmak açısından oldukça önemlidir. Rölöve restitüsyon ve restorasyon projeleri mevcut olan eserde onarım sırasında çimentolu sıvanın söküm esnasında kalem işleri ve pencere altlarında ve tonozlarda strüktürel çatlaklar görülmüştür. Bu bulgular yapıda proje değişikliğine yol açmış kalem işleri için malzeme analizleri yapılmış ve sanat tarihi raporuyla beraber tespit çalışmaları başlatılmış, strüktürel çatlaklar için ve dam üstündeki demirli betonun kaldırılması için yöntem Arştırılmıştır. Sıva raspası sonrası, beden duvarlarında gözlemlenen ayrışmalar, malzeme dağılmaları ve çatlaklar ile tonoz örtüsünde görülen benzeri tahribatların modern malzemelerle güçlendirilmesine yönelik Arştırmalar yapılmıştır. Bu bildiride bu Arştırmalar ve yöntemler irdelenecektir. Bildiri kapsamında restorasyon uygulamaları, Vakıflar Bölge Müdürlüğü Kontrollerince hasar tespiti ve sorunların giderilmesine yönelik yapılan Arştırmalar ve farklı disiplinlerin bir araya gelerek oluşturulan proje ekibinin yaklaşımları anlatılarak, yapının mimari özelliklerinin yanı sıra estetik, sanat ve tarihi değerlerini korumak, yapının sahip olduğu değerleri yok etmeden çağdaş gereksinimlerini sağlamaya dönük olarak gerçekleştirilen koruma ve restorasyon çalışmaları ile bu çalışmalar süresince karşılaşılan zorluklar ele alınacak, bilgilerin paylaşımı sağlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Cami, Hz. Süleyman Cami, Onarım, Restorasyon 212
213 DIYARBAKIR SURIÇINDE KENT HUKUKU UYGULAMALARI VE KENTSEL MÜDAHALE Halil SÜRÜCÜ, Zelal Özge TANRIVERDİ Bu çalışmada amaç; Diyarbakır Suriçi kent dokusunun nasıl korunacağı ve nasıl yaşanabilir bir sur içi olabileceği ile ilgili mimari açıdan görüşlerin paylaşılması amaçlanmaktadır. Eski Diyarbakır Kentinin surlarla çevrili olan alanına, Diyarbakır Kale-Kent veya kısaca Suriçi diyebiliriz. Günümüzden yaklaşık 5000 yıla yakın bir geçmişe sahip olan ve çeşitli aşamalardan geçerek günümüze kadar gelebilmiş olan Sur içi, eski kenti çevreleyen, muhteşem surlarla her dönemde, dış etkenlerden korunarak günümüze kadar gelebilmiştir. Diyarbakır ın ilk yerleşim yeri olan Sur İçi Bölgesi, tarihin her döneminde önemli değerlere sahip bir yerleşme alanı olmuştur. Birçok uygarlığa beşiklik etmiş, uzun yıllar önemli ticaret ulaşım aksında yer alarak ticari bir merkez görevi görmüştür. Anadolu ve Mezopotamya bölgelerindeki kültürler kent gelişimini etkilemiş ve Diyarbakır bölgedeki konumu nedeniyle karma bir kentsel morfolojiye sahip olmuştur. Kent, kale duvarları ile çevrilmiş ve bütünlüğünü günümüze kadar koruyarak yerleşim dokusunu sürdürmüştür. Ancak kent son yaşanan olaylarda ciddi zararlara uğramış olup, hazırlanan koruma planı bölgedeki insanları düşünerek ve onların katılımı sağlanarak oluşturulmalıdır. Tarihi kale kentlerin geleceğe aktarılması kuşkusuz bir zorunluluktur. Bu zorunluluktan yola çıkarak Diyarbakır suriçi kent merkezinin tarihi dokusunun korunması için öneriler aşağıdaki gibidir; Koruma bölgesi için önerile Yakın zamanda yapılması düşünülen müdahaleler: Mevcut yeşil alana ek yeşil alan eklemek, alternatif toplanma mekanları oluşturmak, tescilli yapılara o bölgenin ihtiyacına göre yeni fonksiyonlar tanımlamak, ticari aksı insan ölçeğine indirgemek, farklı dokudaki yapılarda bir dil birliği oluşturulacak, güvenlik problemlerini azaltacak yeni aydınlatma önerileri, güvenli yaya geçişlerine olanak sağlayacak yeni düzenlemeler ve sokağı daha sağlıklı bir yaşam için kent mobilyaları ön görülmüştür. Gelecek zaman müdahaleler; ticari aksta bulanan kentsel dokuyla uyuşmayan yüksek katlı yapıların zamanla yıkılması ve bu aksın genişletilmesi, yeni ulaşım ağları önerilecek, bunlar; bisiklet yolu ve raylı sistem olarak düşünülmüştür. Ticari aksa bağlı ceplerde; dinlenme alanları ve kamusal boşluklarda sosyal etkinlikleri gerçekleşebileceği alanlar tasarlanacaktır. Bu alanlar Pazar alanı, fuar ve sergi alanı ya da bir konser etkinlik alanı olarak kullanılabilecek. 213
214 KADIM KENT DIYARBAKIR IN PLANLAMA VE DIKEY-YATAY GELIŞME PERSPEKTIFI: MALIYET ANALIZLI ADA-PARSEL ÖRNEKLEMESI Yrd. Doç. Dr. Fahri BİRİNCİ Bu çalışmada, kadim kent Diyarbakır ın kentleşme yönünden kısa tarihsel gelişimi, plan ve yapısal özellikleri incelenmiş, olumlu ve olumsuz yönleri tartışılmıştır. Kentsel dönüşüm için yatay ve dikey büyümenin mühendislik ekseninde olabilirliği Arştırılmıştır. Diyarbakır ın özellikle kuzey-batısında oldukça başarılı yatay büyüme örnekleri gözlenmektedir. Ancak, Sur ve Merkez-Yenişehir için bunu söylemek zordur. Çok yönlü ve kapsamlı bir planlama yapılması da her zaman mümkün olmayabilmektedir. Eski kent alanında zorunlu olarak dikey büyümenin kabul edilmesi gereklidir. Ancak bu önerinin tarihi dokuların yoğun olduğu Sur-Sur içi gibi alanlarda uygulanamayacağı açıktır. Dikey büyüme uygulanacak alanlar için, çok sayıda imar parselinin bulunduğu imar adalarının bir veya birkaç parsele dönüştürülmesi gerekli ilk koşuldur. Bu seçenek, yol ve kaldırım gibi kent dokularının en az iki katına çıkarması yanında, yenilenen alanların taşınmaz değerlerini artıracaktır. Eski alanlarda neredeyse sıfıra yaklaşan yeşil alanların, çekme mesafeleri ile yoluyla, yeniden belirli bir düzeye çıkarılması (3-5 m) mümkündür. Genelde tüm kentler, özelde Diyarbakır için her bina altının otopark olması, bu sorunu önleyen diğer önemli bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Diyarbakır özelinde, eski kent alanlarında kentsel dönüşüm uygulanması gerektiği, sorunun insanların aynı yerde ve zorunlu dikey büyüme ile çözüleceği, önerilen ada parsel çözümü ile daha yaşanabilir kent ve ciddi miktarda artmış gayrimenkul değerleri sağlanacağı, kentlerin tarihte birer köy niteliğinde oldukları, bugünkü köylerin de gelecekte kentler olacakları ve bu nedenle köylerde (Büyükşehirlerde mahalleler) ivedi olarak devlet eliyle planlama yapılması gerektiği sonuçları elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kadim kent, Diyarbakır, Planlama, Kentsel dönüşüm, Dikey-yatay büyüme, Ada-parsel 214
215 İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN BÖLGESEL KALKINMA ÜZERINE ETKILERININ SWOT YÖNTEMIYLE ÇÖZÜMLENMESI: SILVAN İLÇESI ÖRNEĞI Şeyhmus KILIÇ, Öğr. Gör. Şeyhmus GÜRBÜZ Türkiye ekonomisinin gıda ve tekstil sektöründen sonra ithal ikamesi en düşük üçüncü önemli sektörü olan inşaat sektörü büyük ölçüde yerli üretime dayanmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi inşaat sektörü, bölge ve ülke iktisadı üzerine yarattığı katma değer ve istihdam açısından ülkelerin öncül sektörleri arasında yer almıştır ve almaya da devam edecektir. Dolayısıyla, bölgesel refah düzeyinin arttırılması, milli gelir içindeki kişi başına düşen gelirin arttırılması ve doğrudan yatırım olanağı ile istihdam sağlaması bakımından inşaat sektörünün önemi daha da artmaktadır. İnşaat sektörü kendisiyle ilintili 200 den fazla sektörü tetiklemesi sayesinde bölge ekonomisi içerisinde önemli bir pozisyona sahiptir. Bu akademik çalışmada, inşaat sektörünün Silvan ekonomisi içerisindeki yeri ve durumu SWOT yöntemiyle analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Kalkınma, Ekonomik Etki Analizi, İnşaat Sektörü, SWOT Analizi Be Resolved With the Method of the Construction Sector SWOT of the Effects on Regional Development: Example of the Town of Silvan 215
216 ANALYSIS BY SWOT METHOD OF EFFECT OF REGIONAL DEVELOPMENT OF CONSTRUCTION SECTOR: THE CASE OF THE SILVER Şeyhmus KILIÇ, Öğr. Gör. Şeyhmus GÜRBÜZ After the food and textile sector of the Turkish economy from import substitution of the lowest third İmportant sector, the construction sector is based largely on domestic production. As in many developed and developing countries, the construction sector, the economics of region and country created on the premise of the sector between countries in terms of added value and employment has taken place and will continue to take. Hence, increasing the level of regional prosperity, providing employment opportunities and the increase in national income and per capita income in terms of the importance of direct investment in construction sector increases even more. Itself thanks to more than 200 trigger associated with the construction industry sector, has an important position in the region s economy. This academic study, Silvan place in the economy and the situation of the construction sector to be analyzed by SWOT method has been studied. Keywords: Regional development, economic impact analysis, construction industry, SWOT Analysis 216
217 MARTIN VAN BRUINESSEN NIN AKADEMIK ÇALIŞMALARINDA DIYARBEKIR Doç. Dr. Cavid QASIMOV Martin van Bruinessen Doğu ülkeleri üzre çok önemli çalışmaları ile bilinmektedir. O, Utrecht Üniversitesi nde antropoloji-sosyoloji alanında eğitimi aldıkdan sonra, yılları arasında Türkiye de, İran da ve İrak da saha Arştırmaları yapmıştır. Martin van Bruinesse nin akademik çalışmaları içerisinde Diyarbekir şehrinin nüfusu, etnik yapısı, ekonomik yapısı, dini ve kültürel hayatı ile ilgili çok önemli çalışmalar yapmıştır. 2-5 Kasım 2016 da Diyarbakır Valiliği koordinasyonunda düzenlenecek olan Diyarbakır Sempozyumuna sunmak istediğimiz bildiride Martin van Bruinessen nin Diyarbekir şehri ile ilgili yapmış olduğu akademik çalışmalarla ilgili bilgi vermeyi amaçlıyoruz. 217
218 DIYARBAKIR DA YAPILAN YATIRIM VE HARCAMALAR ( ) Yrd. Doç. Dr. Metin KOPAR Bölgeler arası dengesizlikler, zamanla çözümü imkânsızlaştıracak problemleri beraberinde getirmiştir. Sadece ülkemize özgü olmayan ve gelişmiş ülkelerde bile rastlanan iller arası gelişmişlik düzeyini en aza indirmek için birçok tedbirler aranmıştır. Devlet alacağı önlemlerle bu farkların büyümesini önleyebilir. Türkiye Cumhuriyeti nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; ülkenin top yekûn kalkınma modelini benimseyerek, hazırlamış olduğu ekonomik programlarla bütün illeri kapsayan eşitlikçi bir kalkınmaya ağırlık vermiştir. Ülkenin tümüyle gelişme ihtiyacını giderme yolunda ciddî adımlar Cumhuriyet döneminde başlatılmıştır. Sanayi planları ulaştırma altyapısının kurulması, eğitim ve tarımsal gelişmeye yönelik çabalar, tümüyle gelişme ihtiyacı içinde olan illerin kalkındırılmasına yöneliktir. Cumhuriyet döneminde ülkede yapılan inkılaplar Türk milleti için kısa sürede bir umut ve ufuk doğurmuştur. Bunun sonucu başlayan kalkınma hamlesi büyük bir başarıyla sürdürülürken Diyarbakır da bundan nasibini almıştır. Cumhuriyet in ilanı ile birlikte Doğu Anadolu Bölgesinde gerçekleştirilen yatırımların tamamına yakın kısmı devlet eliyle yapılmıştır. Bölgeye yapılan harcamalarının önemli bir bölümünün güvenlik ve bayındırlık hizmetlerine ayrılmış olması dikkat çekicidir. Buna rağmen diğer hizmetlerin getirilmesinde Diyarbakır en öncelikli illerden birisi olmuştur. Bu çalışma yılları arasında Diyarbakır iline, devletin yapmış olduğu yatırımları ortaya koymak amacına yönelik olacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekonomi, Yatırım,, Sanayi, Bayındırlık, Eğitim 218
219 MILLI MÜCADELEDE İŞGALLERE KARŞI DIYARBAKIR KAMUOYUNUN TEPKISI Yrd. Doç. Dr. Oktay BOZAN Millî Mücadele tarihimizde mühim yeri olan üç büyük hadise vardır. Bunlardan ilki İzmir in Yunanlılarca işgali, ikincisi Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Fransız üniforması altındaki Ermeni mezâlimi, üçüncüsü de bütün İslâm âleminin payitahtı ve hilâfet merkezi olan İstanbul un İngilizlerce işgalidir. Bu üç hadise İtilâf Devletleri nin ne yapmak istediklerini çok belirgin bir şekilde ortaya koymuş, galip devletlerin Türkiye yi yok etme çabaları açıkça ortaya çıkmıştır. Türk Milleti nin mütareke sonrası İtilâf Devletleri nce yapılan işgallere olan ilk tepkisi, bu üç hadiseye gösterdiği tepkiye nazaran kısmen hafiftir. Mütareke sonrası, Wilson Prensipleri ne uygun olarak adil bir sulh antlaşmasının yapılacağı umulurken, bu işgallerle umutlar sönmüş, yeniden uzun ve kanlı bir mücadele dönemi başlamıştır. Bu bildiride Yunanların İzmir in işgali, Güneydoğu Anadolu Bölgesi nin bazı yerlerinin Fransızlarca işgali ve İstanbul un İtilaf Devleti tarafından işgalinin Diyarbakır kamuoyundaki yansımaları ele alınacaktır. Milli Mücadele tarihinin önemli dönüm noktaları olan bu işgallere karşı Diyarbakır ahalisi ve yöneticileri duyarsız kalmamış ve çok sayıda miting düzenleyerek ve protesto telgrafları çekerek işgalleri lanetlemiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri ve Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) arşivleri dikkate alınarak bildiri sunulacaktır. 219
220 TEREKE KAYITLARINA GÖRE XVIII. YÜZYIL IN ORTALARINDA DIYARBAKIR DA GAYRIMÜSLIMLER Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salih ERKEK Şehir içinde barındırdığı öğeler ve organizasyonlar itibariyle insanlık tarihinin temel yapı taşlarından birisi olmuştur. İlk şehirlerin vücuda getirilmesinden itibaren her biri birbirinden farklı özelliklerle ortaya çıkmış şehirler görülmektedir. Bu özelikler dini, siyasi, iktisadi, tabii ve benzeri gibi özelliklerden herhangi birisi olabileceği gibi bunlardan birkaçına haiz şehirler de var olmuştur. Bazı yerleşim yerlerinin diğerlerine göre daha kadim olduğu ve yapısı itibariyle farklılaştığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu bildiride işte bu kadim kentlerden birisi olan Diyarbakır şehrinin XVIII. Yüzyıldaki Osmanlı idari ve sosyal yapısı içerisinde bir kesitini; gayrimüslim durumları incelenecektir. Osmanlı sosyal ve iktisadi tarihi için vazgeçilmez kaynaklardan birisi olan tereke defterlerinden yararlanılarak hazırlanan bu çalışmada Diyarbakır da yaşayan gayrimüslimlerin ekonomik ve sosyal statüleri, eş ve çocuk sayıları, kullandıkları eşyalar, mülkiyet sahipliliği gibi veriler ortaya koyulacaktır. Bu verilerden hareketle şehirdeki ekonomik ve toplumsal yapı içerisinde gayrimüslimlerin yeri ve etkileri üzerinde durulacaktır. 220
221 16. YÜZYILDA DIYARBEKIR (AMID) SANCAĞI NDA TARIMSAL ÜRETIM, VERIMLILIK VE HAYVANCILIK Arş. Gör. D. Volkan KARABOĞA Ekonomisi büyük oranda tarıma dayalı olan Osmanlı Devleti nin tarım arazilerinde (çiftliklerde) kuru tarım metodu uygulanmakta idi. Bu özellik 16. Yüzyılda Osmanlı Devleti nin güneydoğu sancakları arasında çok mümtaz bir yeri olan Amid Sancağı nda da yaygın olarak görülmektedir. Amid Sancağı nın tarımsal hayatına canlılık veren Dicle Nehri ve buna bağlı kollar, Diyarbekir(Amid) köylüsü için büyük bir avantaj sağlamakta iken birim alandan alınan verim üzerinde de direkt etken rol oynamaktaydı. Yine hayvancılık faaliyetlerinden olarak ise koyun ve keçi üretimi de mezkur sancakta büyük önem arz eden faaliyet kolları arasında yer almıştır. Döneme dair arşiv belgeleri üzerinde yaptığımız Arştırmamız neticesinde Amid Sancağı nın o dönem bazında Doğu ve Güneydoğu coğrafyasında ciddi anlamda sınâi ve ticari hususiyetlerinin yanı sıra, tarım ve hayvancılık konularında da öne çıkan bölge olduğu görülmektedir. 1518, 1540 ve 1568 dönemlerinde Amid Sancağı nda müşahede edilen tarım ürünlerini hububat, bakliyat ve sebze-meyve üretimi olarak değerlendirmeye çalıştıktan sonra Amid Sancağı nın (Diyarbekir) dönemler arasında seyreden toprak verimliliğini sayısal verilerle mukayesesi yapılmıştır. 221
222 SAFEVILERIN DIYARBAKIR BEYLERBEYISI MUHAMMED HAN USTACLU VE ANADOLU DAKİ Faaliyetleri Doç. Dr. Namiq MUSALI Safevi Devletinin kuruluşunda önemli rol üstlenmiş Anadolu Türk boylarından birisi de Ustaclu oymağıdır. Daha 1500 yılında Şah İsmail Erzincan da bulunurken bu oymağın reisi Muhammed Han Ustaclu kendi savaşçılarıyla beraber Safevi liderine katılmış ve onun Azerbaycan da iktidara yükselmesine büyük destek vermişti. İran topraklarının Kızılbaşla tarafından fethinin ardından Şah İsmail, 1503 yılında Muhammed Han Ustaclu yu Kirman valisi görevine atamıştır. Fakat 1507 yılında Güneydoğu Anadolu bölgesi Safevi Devleti ne birleştirildikten sonra Muhammed Han Ustaclu Diyarbakır beylerbeyisi tayin edilmiş ve 7 yıl boyunca bu görevi sürdürmüştür. Bu sure zarfında o, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Safevi hakimiyetini kuvvetlendirmek için büyük çaba sarfetmiş, bu torpaklardaki Kürt aşiretlerinin ve eski Akkoyunlu beylerinin ayaklanmalarını bastırmış, Dulkadir Beyliği nin Diyarbekir üzerine saldırılarını önlemiş, sınır komşusu olduğu Osmanlı ve Memluklu devletleriyle mücadele etmiştir. Diyarbakır merkez olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu yu Safevî şahı adına yöneten Muhammed Han Ustaclu, cesur bir asker ve yetenekli birkomutan olmasına rağmen başarılı bir politikacı değildi. Bölgeye geldiğinden beri hep kılıcının gücüyle hükmetmeye çalıştı ve karşısına çıkan herkesle savaştı. Kendine o kadar emindi ki, hatta Osmanlı sarayına kadın elbiseleri göndermekten ve sultana hakaret etmekten bile çekinmedi. Sonunda Muhammed Han Ustaclu 1514 yılında Safevilerle Osmanlılar arasında vuku bulmuş Çaldıran savaşında öldürüldü. Sempozyuma sunmak istediğimiz bildiride Safevi kaynakları esas alınarak, ismi geçen Diyarbakır beylerbeyisinin hayatı ve Anadolu daki faaliyetleri değerlendirilecektir. Anahtar kelimeler: Safevi, Kızılbaş, Diyarbakır, Muhammed Han Ustaclu 222
223 DEVLET SALNÂMELERINE GÖRE CUMHURIYETIN İLK YILLARINDA DIYARBAKIR VILAYETI Dr. Mehmet Serkan ŞAHİN Osmanlı Devleti nde Tanzimat dönemi ile birlikte çıkarılmaya başlanan Devlet Salnâmeleri merkez ve taşrada oluşturulan idari yapılanma ile birlikte vilayetlerin ekonomik durumları hakkında istatistiksel bilgiler veren önemli bir kaynaktır. Resmi ve özel kurumlar tarafından çıkarılan bu yıllıklar söz konusu yıla ilişkin sundukları detaylı veriler ile kent tarihi Arştırmalarının en önemli birincil kaynağı niteliğine sahiplerdir. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yeni rejim tarafından da bu gelenek sürdürülürken, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnâmeleri 1925 yılından itibaren çıkarılmaya başlanmıştır yılından itibaren Latin harfleri ile ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Yıllığı adı ile çıkarılan bu eserler cumhuriyetin ilk yıllarında vilayetlerin, kazaların, nahiye ve köylerin idari taksimatı, görev yapan mülki amir ve memurları, söz konusu vilayetin tarih ve coğrafyası, nüfusu ile zirai ve ticari üretim ve faaliyetleri hakkında çok zengin bilgiler vermektedirler. Bu çalışmada yılları arasında çıkarılan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnâmeleri nin sağladığı veriler ışığında Diyarbakır Vilayeti nin siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel durumu analiz edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnâmeleri, Diyarbakır, İdari Taksimat, Eğitim, Tarım, Ticaret 223
224 1864 VILAYET NIZAMNAMESI: ÇERMIK IN İDARI YAPISI Arş. Gör. Abdullah CENGİZ Osmanlı Devleti merkeziyetçi bir bürokratik yapıya sahipti. Ancak XVII. Yüzyılda merkeziyetçi yapı sarsıntı geçirerek, bölgesel unsurlar ağırlık kazanmıştır. Mevcut taşra düzenindeki bozulmanın önüne geçilebilmesi için merkezden yönetim esasına göre düzenleme yapılması öngörülmüştür. Bu çerçevede Tanzimat döneminde taşra teşkilatı yeniden düzenlenmiştir. Buna göre Tanzimat reformlarının taşradaki uygulaması eyaletlerdeki valilerin yetkilerinin sınırlandırılmış böylelikle merkezi otoriteyi arttırmıştır. Bu çerçevede merkeziyetçi anlayışın uygulanabilmesi için 8 Kasım 1864 yılında yürürlüğe giren Vilayet Nizamnamesi ile eyalet ismi vilayet olarak değiştirilmişti. Her vilayet sancaklara, sancaklar kazalara, kazalarda köylere bölünerek vilayetlerin idaresi valilere, sancakların idaresi kaymakamlara, kazaların idaresi müdürlere ve köylerin idaresi muhtarlara bırakılmıştı.osmanlı Devleti, ülke yönetimini zamanın idari esaslarına dayandırmak, devlet gücünün tek elden en müessir biçimde kullanılmasını sağlamak için Tanzimat merkezciliği, güçlü bir devlet merkez odaklı idarenin oluşturmak istemiştir. Buna göre; 1864 ve 1871 Vilayet Nizamnameleri ile Diyarbakır ın Çermik İlçesi nde bulunan idari yapının nizamnamelere göre nasıl şekil aldığı irdelenecektir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, 1864 ve 1871 Nizamnameleri, Çermik. 224
225 İÇ GÖÇ VE SOSYAL YRDIM ÇERÇEVESINDE BIR ALANSAL İNCELEME: DIYARBAKIR / YENIŞEHIR -ŞEHITLIK MAHALLESI Dr. Mehmet ÖZEL İç göç, insanların ülkenin bir bölgesinden diğer bölgelerine göç etmeleri olarak tanımlanır. Genel olarak kentin çekiciliğine ve kırın iticiliği nedenine bağlanan iç göçün ortaya çıkmasında ekonomik ve sosyal faktörlerin yanı sıra özellikle Doğu ve Güneydoğu illeri bakımından yaşanan güvenlik sorunları da etkili olmuştur. Ülke içerisinde demografik bir hareketlilik olarak ortaya çıkan iç göç, hem toplum hem de bireyler üzerinde sosyal, ekonomik ve kültürel birçok değişime yol açan bir olgudur. Bu olgu etkisini özellikle göçle gelen ailelerin ekonomik ve sosyal durumlarının bozulması şeklinde kendini göstermektedir.iç göçle gelenlerin göç ettikleri kentin sosyoekonomik yapısına uyumunun sağlanmasındaki en önemli araç, Sosyal Yrdımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından yapılan sosyal Yrdımlardır. Bu çalışmada, TÜİK ve diğer kurumların istatistik verilerinden yararlanarak iç göçün genel olarak Diyarbakır daki etkisi üzerinde durulmuş, ardından bir iç göç alanı olarak Yenişehir ilçesindeki Şehitlik Mahallesi nde yaşayanların temel nitelikleri ortaya konmuştur. Son olarak söz konusu mahallede yaşayanlara yönelik olarak Yenişehir Sosyal Yrdımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılan sosyal Yrdımlara ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Çalışmada asıl olarak veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, iç göçle gelenlere yönelik olarak yapılan sosyal Yrdımların kentin sosyoekonomik yapısına uyumunu sağlamadaki etkinliğini ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Göç, İç Göç, Sosyoekonomik Uyum, Sosyal Yrdım, Sosyal 225
226 KENTLEŞME SÜRECINDEKI GÖÇ OLGUSU, ÇOCUK VE KIMLIK ARAYIŞI: DIYARBAKIR ÖRNEĞI Öğr. Gör. Mehmet Fatih IŞIK Sanayi devrimi sonrasında hızla gelişmeye başlayan kentleşme süreci beraberinde önemli boyutlara ulaşan ciddi sorunlara da yol açtı. Sosyo-psikolojik bir varlık olan insan bu hızlı gelişme karşısında büyük şaşkınlıklar ve uyum problemleri yaşadı. Gelişen ve büyüyen bu tablo karşısında insan, kimlik bunalımlarına daha sık ve yoğun bir şekilde maruz kaldı. Bu durum gün geçtikçe sosyal gruplarda ciddi boyutlara ulaşan davranış sapmalarına yol açtı. Kimlik bunalımı ve davranışlarda meydana gelen sapmalar kırsal kesimlerden köy boşaltmaları, terör olayları, aile içi toprak kavgaları gibi çeşitli nedenlerle kent merkezlerine taşınan bireylerde daha da artmaya başladı. Dolayısıyla bu hızlı gelişme, aile yapılarında parçalanmalara yol açarken, özellikle çocukların suça daha kolay bulaşma eğilimlerine de yol açtı. Yine bireyi kontrol etme mekanizmasının kentleşme sürecinde hızla zayıflamasıyla birlikte, çocukların suça bulaşmalarının önüne geçmek neredeyse imkânsız bir hale geldi. Ortaya çıkan tabloda çocuğun kimlik travmasında da büyük sıkıntılar yaşandı ve çocuğun kimliğini bulma arayışı da zorlaştı. Çalışmamızda yukarıda tespiti yapılan olguların teşhisi için Diyarbakır Örneklemi dikkate alınarak irdelenmeye çalışılacaktır. Çalışmanın anlaşılmasını ve hedefine ulaşmasını sağlamak için de, çalışmada irdelenen sorunlara yönelik sayısal verilerden de yararlanılacaktır. Anahtar Sözcükler: Kimlik, kentleşme, göç olgusu, suç, sosyal gruplar. 226
227 İSTANBUL A GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALAN DIYARBAKIRLI YURTTAŞLARIN SOSYO-EKONOMIKYAPI İÇERISINDEKI YERI VE GÖÇ ALGILARI Arş. Gör. Osman GEYİK, Derya ÜŞÜMÜŞ Göç eylemi bazen sosyo-ekonomik kaygılarla isteğe bağlı bir şekilde gerçekleştirilirken, bazı zamanlarda ise savaş, doğal afet, siyasi baskılar, terör, kan davası gibi zorunlu gerekçelerden dolayı meydana gelen bir süreci ifade eder. Türkiye de ilk zamanlar düşük düzeyde yaşanan iç göç hareketleri, 1950 li yıllara gelindiğinde toplumu derinden etkileyen bir olgu haline gelmiştir. Yaşanan tarımsal dönüşümlerle birlikte sanayileşmeye bağlı olarak çekici bir hale gelen kent yaşamı, Türkiye de iç göçlerin yoğun bir şekilde yaşanmasının önemli bir nedeni olarak değerlendirilmektedir. Ancak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan iç göç hareketlerini yalnızca bu nedene bağlamak yanlış olacaktır. Çünkü tarımsal dönüşümlerin yanı sıra bölgede yaşanan terör olayları, boşaltılan köyler ve güvensizlik ortamı en temel ihtiyaçların başında gelen eğitim ve sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanılamaması gibi sorunları ortaya çıkarmış, 1980 li yılların başlarından itibaren bu bölgelerde göç hareketlerinin artmasına neden olmuştur. Göç olgusu bazı durumlarda sorun olarak ele alınmamakta, aksine mevcut bir sorunun çözümüne yönelik bir adım olarak kabul edilmektedir (örneğin; sorun: işsizlik, çözüm: Kente göç vb.). Göç eden ya da etmek zorunda kalan bireyler, göç ettikleri şehirlerin sosyo-ekonomik yapısı içerisinde bazen kendilerine yer bulmakta güçlük çekmektedirler. Oryantasyon süresince yaşanan bu güçlükler; çoğu zaman psikolojik, sosyolojik, ekonomik yapı içerisinde önemli kırılmalara (işsizlik, gelir adaletsizliği, kayıt dışı istihdam vb. ),ailevi sorunlara ve genellikle büyük yıkımlara neden olmaktadır. Bu çalışmada; Diyarbakır dan İstanbul a göç eden yurttaşların, göç eylemini gerçekleştirdikten sonra yaşamış oldukları sorunlar ele alınacak, sosyo-ekonomik yapı içerisindeki yerleri analiz edilecektir. İstanbul a göç eden Diyarbakırlı yurttaşlarla yapılan anket çalışması ve çeşitli mülakatlarla bu yurttaşların göç algıları ölçülecek, göç öncesi ve sonrası yaşadıkları sorunlar, bu sorunlarla başa çıkma yöntemleri ve bu süreçteki başarıları ya da başarısızlıkları gözler önüne serilecektir. 227
228 THE PLACE OF THE IMMIGRANTS COMPULSORILY MIGRATED FROM DIYARBAKIR TO ISTANBUL IN SOCIO ECONOMIC CONTEXTURE AND THEIR MIGRATION PERCEPTIONS Arş. Gör. Osman GEYİK, Derya ÜŞÜMÜŞ Since migration movement sometimes takes place with socio economic concerns, sometimes it represents a process that results from war, national disaster, terror and feud. In early times, migration movements occurred in a low ebb but with 1950s, it became a phenomenon that effected the society deeply. The urban life that became attractive with industrialization and agricultural transformation, is evaluated as a majör reason of intensive domestic migrations in Turkey. But it will be incorrect to attribute the domestic migrations that takes place in East and South East parts of Turkey to that reason. Because in addition to the agricultural transformation, terror problems, disgorged villages and insecure environment conceived lack of basic needs; like education and medical needs and caused increased migration movements during 1980s in mentioned areas. Migration phenomenon does not handle as a problem in some cases. Rather, it is postulated as a step directed to the solution of a problem. (For example; problem: unemployment rate solution: migration to the urban etc.). People that migrated or obligated to migrate, have difficulty to accommodate themselves in socio economic environment of cities they migrated. Difficulties that experienced during orientation period, cause failures in psychological, sociological and economical structures (unemployment, income injustice, informal employment etc.) and family problems and major crises. Within this study, problems of immigrants migrated from Diyarbakır to İstanbul will be handled and their places in socio economic structure will be analysed. With the survey studies and interviews that conducted with immigrants migrated from Diyarbakır to İstanbul, these migrants migration perception will be measured, pre after problems of migration and dealing ways with them will be studied. And finally successes and failures during those periods will be unfold. 228
229 KÜRESELLEŞME SÜRECINDE DIYARBAKIR DA SOSYO-EKONOMIK DEĞIŞIM SÜREÇLERI: GÖÇ, KENTLEŞME VE SINIR TICARETI Arş. Gör. A. Vedat KOÇAL Küreselleşme süreci, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de de yapısal değişim ve dönüşümler üretmekte, bu yolla, Türkiye nin sosyo-ekonomik yapısını yeniden biçimlendirmektedir. Bu etkiler, ulusal, bölgesel ve yerel ölçeklere gözlenebilmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi de bu değişim sürecinin etkilerinin gözlendiği alanlardan biridir de I. Körfez Savaşı sonucunda 36. paralel kuzeyindeki bölgenin Birleşmiş Milletler kararı ile Irak merkezî yönetimine yasaklanması, Kuzey Irak ta devlet denetiminden yoksun bir ekonomik pazar ve zamanla onun üstünde varlık kazanan bir siyasal yönetim meydana getirmiştir. Bu ekonomik pazar, sınır ticareti ile gelişen dolaşım ağlarıyla, Türkiye nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde geniş ölçekli bir girişimcilik atılımının ve sermaye birikiminin kaynağını oluşturmuştur. Kuzey Irak bölgesi ile doğrudan ticarî ilişkiler kurulmasından bu yana, başta ithalat ve ihracat olmak üzere, bölgesel-yerel ekonomik verilerde çarpıcı bir artış eğilimi söz konusudur. Kuzey Irak bölgesine açılan Habur Sınır Kapısı, giriş-çıkış hacimleri bakımından ülkenin en çok işlem gören gümrüğü durumundadır.kuzey Irak pazarı, özellikle perakende ürün ve inşaat hizmetleri talebi ile, sanayileşme ve ihracat atılımı bağlamında ve başta Gaziantep olmak üzere, bölgesel ve yerel kalkınmanınöncelikli kaynağıdır. Üretim biçiminin geleneksel tarımdan ticarete dönüşümü, göç ve kentleşme başta olmak üzere, toplumsal değişmenin de ekonomik temelini oluşturmaktadır. Sınır ötesi ticarete dayalı sermaye birikiminin yarattığı zenginlik, kentsel alanın hızla dönüşmesine ve genişlemesine neden olurken, sanayinin yarattığı istihdam da hem kente göçü tetiklemekte, hem de kentin çeperindeki kırsal alanların tarımsal istihdamdan sanayi işçiliğine geçmesine neden olmaktadır. GAP bölgesi kırsalından ve küçük ölçekli kentlerden, bölgenin metropol kentlerine doğru son yılda yoğun göçün yaşandığı söylenebilir. GAP bölgesinde, 229
230 toplam nüfusun neredeyse üçte ikisi Gaziantep, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerinde yaşamaktadır. Bu illerin nüfusu son 15 yıllık periyodda hemen hemen iki misline çıkmıştır. Köyden kente göçün yoğunlaşması ise, büyüyen kent merkezlerinin nüfusu ile birlikte fiziksel ve ekonomik çehresini de değiştirmektedir. Kentleşme süreçlerindeki hızlı ve yoğun değişim, yarattığı konut ve işyeri gereksiniminin karşılanması sürecinde, özellikle belediyelerin imar. 230
231 DIYARBAKIR DA ÇOCUKLARIN YAŞADIĞI PSIKOLOJIK TRAVMALARDA HIPPOTERAPININ UYGULANABILIRLIĞI Yrd. Doç. Dr. Erdener BALIKÇI Hippoterapi, at Yrdımı ile tedavi anlamına gelmektedir. Bu uygulama neuro- fizyolojik bir etki mekanizmasına sahiptir. İletişim sosyal davranış ve psikomotor problemi olanlarda, travma ve gelişim bozukluğu olgularında uygulanmaktadır. Hippoterapinin yukarıdaki etkileri esas alındığında, Diyarbakır da atçılıkla ilgili hizmet veren Türkiye Jokey Kulübünün desteğiyle, çocukların yaşadıkları psikolojik travmalarda hippoterapinin Diyarabakır da uygulanabilirliği çeşitli yönleri ele alınarak değerlendirilecektir. ANAHTAR KELİMELER: Çocuk, Hippoterapi, Diyarbakır,Psikolojik Travma. 231
232 EĞITIM VE OKUL ARASINDA: DIYARBAKIR DA SOKAKTA ÇALIŞAN ÇOCUKLAR Yrd. Doç. Dr. Nurettin BELTEKİN, Esin KARŞI Diyarbakır son otuz kırk yıldır farklı nedenlerle büyük göçlere maruz kalmıştır. Şehir aşırı göçün neden olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve eğitim gibi birçok sorun ile karşıya kalmıştır. Bu Arştırmada, Diyarbakır şehir merkezinde eğitim ve çalışma arasında sıkışan sokakta çalışan/çalıştırılan çocukları çalışmaya iten faktörleri saptamak ve eğitim hakkı bağlamında çözümlemektedir. Bu kapsamda çocukların sosyo-demografik özellikleri, çalışma koşulları, sokakta çalışmalarından kaynaklanan riskler ve eğitimsel deneyimleri Arştırılmıştır. Arştırmanın çalışma grubunu, Diyarbakır şehir merkezinde sokakta marjinal işlerde çalışan 30 çocuk oluşturmuştur. Çalışmada çöp toplayan, simit satan, ayakkabı boyayan, kağıt mendil satan ve cam silen çocuk olmak üzere beş çocuk grubuyla görüşülmüştür. Çalışmada nitel Arştırma yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak bir görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiş ve çalışmanın amacı bağlamında betimlenmiştir. Arştırmanın bulgularında çocukları sokakta çalışmalarının nedenleri belirlenmiş; çocukların sokağı yaşam alanı olarak gördükleri ve işçiliklerini normalleştirdiği saptanmıştır. Ayrıca çocuklar kendilerini çalışmak zorunda hissetmekte, işçileşmekte, eğitim haklarından yoksun kalmakta ve sokaktaki risklere maruz kalmaktadırlar. Eğitimin bir insan hakkı olduğundan hareketle okul çağındaki bu çocukların işçileşmesine engellemek için onların ve ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak; ailelerle sosyal güvenlik kuruluşlarına dahil etmek ve çocukların koruma altına almak gerekmektedir. 232
233 DIYARBAKIR DA ÖZEL EĞITIM: DEZAVANTAJLI ÇOCUKLAR Yrd. Doç. Dr. Yaşar BARUT, Şükrü DÜNDAR, Arş. Gör. Volkan DURAN Her bireyin her gün gelişmekte ve değişmekte olan dünyaya uyum sağlamak ve yaşantısının bir parçası olabilmek için eğitime ihtiyacı vardır. Eğitim, insan hayatının büyük bir bölümünü kapsayan önemli bir süreçtir. Eğitimde fırsat eşitliği ilkesi, demokratik toplumun temel koşullarından birisidir. Özel gereksinimli çocuklara özel eğitim hizmetleri sunulmadan eğitimde fırsat eşitliği sağlandığı söylenemez. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ne göre gelişmekte olan ülkelerde özel gereksinimli bireylerin nüfusa oranı % 12,29 dur. Birleşmiş Milletler tarafından sunulan 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilk maddesinde bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar; akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmektedirler. denilmektedir. Özel gereksinimli bireyleri eğiterek topluma kazandırmak, onlara iş imkânları oluşturmak her insanın temel görevi olmalıdır. Bu çalışmada Diyarbakır Yenişehir Rehberlik Arştırma Merkezi nde özel eğitim hizmetleri ve kaynaştırma uygulamalarının son iki yıldaki mevcut durumu,,sorunları ve yapılması gerekenler çok boyutlu olarak ele alınacak, değerlendirilecek ve önerilere yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim, Diyarbakır İlindeki Özel Eğitim, Engelli sorunları 233
234 TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLISI İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMISYONU DIYARBAKIR İLI ÇOCUK YUVALARI, YETIŞTIRME YURTLARI, ÇOCUK VE GENÇLIK MERKEZLERI VE YATILI İLKÖĞRETIM BÖLGE OKULLARI İNCELEME RAPORU NUN GENEL BIR DEĞERLENDIRMESI Yrd. Doç. Dr. Kasım TATLILIOĞLU TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, 23. dönem 4. yasama yılı, 14 Ocak 2010 tarihli 35. toplantısında, Çocuk Yetiştirme Yurtlarında, Çocuk Yuvalarında ve Çocuk ve Gençlik Merkezlerinde incelemelerde bulunmak amacıyla, değişik partilerden oluşan bir grup milletvekilinden alt komisyon kurulmasını kararlaştırmıştır. Ayrıca, mülkiye müfettişlerinden de heyette yer alanlar olmuştur. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, 11 Mart 2010 tarihli 36. toplantısında, söz konusu alt komisyonunun çalışma alanını Milli Eğitim Bakanlığı Yatılı İlköğret Bölge Okullarını da kapsayacak şekilde genişletmiştir. 11 Kasım 2010 tarihinde, 5. yasama yılı için çalışma programının belirlenmesi amacıyla toplanan Komisyon, sırasıyla Mardin ve Diyarbakır illerinde incelemede bulunma kararı almıştır. Bu kapsamda Alt Komisyon, 26 Kasım 2010 tarihinde, Diyarbakır ilinde bulunan SHÇEK e bağlı kuruluşlar ile 75. Yıl İMKB Yatılı İlköğretim Bölge Okulu nu ziyaret etmiştir. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, söz konusu kuruluşlarla ilgili herhangi bir başvuru olmaksızın re sen bu konuda çalışma kararı almıştır. Alt Komisyon; yurt çapında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu na (SHÇEK) bağlı çocuk yuvaları, çocuk yetiştirme yurtları ve çocuk ve gençlik merkezlerini ziyaret etmek, bu kuruluşların fiziksel şartları ve personel durumları başta olmak üzere yaşam koşullarını incelemek, uygulamaların mevzuata uygunluğunu kontrol etmek, kuruluşlarda bulunan çocuk ve gençlerle görüşerek olası şikâyetlerini dinlemek, özellikle kayıp çocuklar başta olmak üzere SHÇEK e bağlı kurumlardan izinsiz ayrılanlarla ilgili olarak kurumlar arasındaki koordi- 234
235 nasyonun nasıl sağlandığını Arştırmak, kuruluş personelinde çocuk haklarına ve kurumda bulunan çocukların gelişimine yönelik uygun hareket etme konusunda duyarlılık oluşmasına katkı sağlamak, olası sorunları tespit etmek ve iyileştirici çalışmaların gerçekleşmesi için alınacak tedbirleri belirlemek amacıyla kurulmuştur. Yine benzer amaçlar güdülerek inceleme kapsamına Yatılı ilköğretim Bölge Okulları da alınmıştır. Bu amaçla; Valilik, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü nden inceleme amacına yönelik bilgi almak, kuruluşların fiziki ve yaşam koşullarına ilişkin gözlem yapmak üzere yerinde inceleme yapmak, kuruluşlarda yaşayan çocuk ve gençlerle, ilgili personelin bulunmadığı ortamda görüşmelerde bulunmak, yöntemini uygulamıştır. Anahtar kelimeler: SHÇEK, YİBO, çocuk yuvası. 235
236 BIR KÜLTÜR KURUMU OLARAK DIYARBAKIR HALKEVI Yrd. Doç. Dr. Canser KARDAŞ Tarihin sahnesinde şahit olunan durumlardan birisi toplumların yeniden bir politik inşaya kalkışması halinde eski kurumların tasfiyesinin gerçekleşmesidir. Bununla beraber yeni rejimin sürekliliğini halk nazarında temin edebilmesi için ve gerekli propaganda hizmetlerini görebilmesi amacıyla çeşitli kurumların ihdası da beraberinde gelmektedir. Modern Türkiye Cumhuriyeti de kurulduktan kısa bir müddet sonra toplumsal değişimin hızlandığı görülebilmektedir. Cumhuriyetin felsefesi, kültürel yapılanması ve inkılaplarının halka ulaştırılması, kabul ettirilmesi ve yetişkin eğitiminin gerçekleştirilmesi amacıyla yarı resmi olan Halkevleri Atatürk ün talimatıyla tasfiye edilen Türk Ocakları nın yerine ve CHF ye bağlı olarak kurulmuştur. 19 Şubat 1932 tarihinde 14 merkezde merasimle ilk nesil halkevleri açılmıştır. İlerleyen zamanda açılacak olan diğer halkevleri ve halkodaları için örnek teşkil etmiştir yılında 14 halkevi ile açılışı yapılan halkevlerinin, kapatıldığı 1951 yılında bu sayı 478 halkevine ve 4322 halk odasına ulaşmıştır. Diyarbakır Halkevi, 1932 yılında açılan 14 halkevinin arasında yer almıştır. Diyarbakır Halkevi faaliyetlerini 19 yıl boyunca küçük aksamalar dışında düzenli bir şekilde sürdürmüştür. Tüm şubeleri faaliyet alanlarına uygun olarak yoğun çalışmalar yapmıştır. Diyarbakır Halkevi yayın konusunda da çok sayıda kitap yayınlamıştır. Süreçle beraber Diyarbakır Halkevi bünyesinde gerçekleşen yönetim değişimlerinden kaynaklı olarak birtakım aksamalar dışında 13 yıl boyunca Karacadağ dergisini kesintisiz yayınını sürdürmüştür. Bu çalışmada, Diyarbakır Halkevi nin kuruluşundan kapanışına kadar geçen süre zarfında yaptığı faaliyetler, faaliyetlerde yer alan kişiler ve halkevinin Diyarbakır kültüründeki yeri irdelenecektir. Anahtar Kelimler: Halkevi, Diyarbakır halkevi, Halk eğitimi, Diyarbakır 236
237 AS A CULTURAL ORGANIZATION DIYARBAKIR COMMUNITY CENTER Doç. Dr. F. Aslı ERİM ÖZDOĞAN Abstract One of characteristic stage of history that witnessed in case of attempt to build a new political society, made the liquidation of the old institutions. However, the continuity of the new regime in the eyes of public and for this work to find the necessary propaganda services, the establishments of various institutions come along. In a short time after the establishment of the modern Republic of Turkey, it can be seen that the speed of social change. The philosophy of the Republic, cultural structure and the delivery of public reforms, in order to be accepted and realization of adult education this entire works by directive of Atatürk the semi- official Community Centers was established instead liquidated of Turkish Hearths Association and due to CHF. On February 19, 1932, the first generations of community centers were opened ceremoniously in 14 centers. Later times, it constituted for example other community centers and people rooms are to be opened. In 1932, 14 people house centers were opened, until it was closed in 1951, the number of community centers reached 478 and the people rooms was Diyarbakir People House, which opened in 1932, was among the 14 community center. Diyarbakir community center has continued its activities in an orderly, except for minor disruptions for 19 years. Abranches have conducted intensive studies in accordance with their activities. Diyarbakir community center has published a number of books. With the process, some disruptions that took place in Diyarbakir community center depends on management changes but nearly 13 years the publication magazine of house was Karaca continued uninterrupted. In this study, the Diyarbakır community center until the closing of the organization during the period of its activities, contacts and influence on Diyarbakir culture will be discussed. Key Words: Community center, Diyarbakır community center, Public education, Diyarbakır Yrd. Doç. Dr., Muş Alparslan Üniversitesi, Fen 237
238 YALNIZ BILGE ABDÜSSETTAR HAYATI AVŞAR Mehmet SONGÜR Abdussettar Hayati Avşar Şehrin basın tarihinde en çok gazete çıkaran, Tıpta uzman tarihçi, Müzecilikte kurucu, kütüphanecilikte ve kitap sevgisinde son temsilci, felsefede söz sahibi, siyasetçi, ansiklopedist insan.. İslam Tarihi nde, Dinler Tarihi nde, Şehir Biliminde, Tarih Şuuru kapsamında emsalsiz, okuduklarını asırlık hayatında unutmayan, şehrin canlı hafızası Abdussettar Hayati Avşar, yüzyılımızın ender şahsiyetlerinden biri. Beş yabancı dil bilen, farklı dillerden okuduğunu nakleden, arkeolojiden mimarîye hakim, şehrin hayat mektebinde çile çeken bir insan. Bildirimizde yakından tanıdığımız, herkesin saygı gösterdiği, meclislerde sözünüdinleten, dinlenen, üniversite camiasında çalışmalarıyla Fahri Doktor ünvanını alan Abdussettar Hayati Avşar ı konu alacağımız bildirimizde bu eşsiz ismin hatıralarda unutulmamasını amaçlıyoruz. Yaptığımız belgesel çekimler eşliğinde, yazdıklarıyla, fotoğraflarıyla, konuşmalarıyla, ilim dünyasına kazandırdığı yazma eserleriyle şehrimizin son dönemine damga vuran Abdussettar Hayati Avşar ın bu bildiriyle anlaşılmasına katkıda bulunmak istiyoruz. 238
239 DIYARBAKIR IN GIZLI LEZZETI: SUMAK (RHUS TYPHINA) Arş. Gör. Feray ÇAĞIRAN YILMAZ, Prof. Dr. Ayşe Özfer ÖZÇELİK Sumak, Güneydoğu Anadolu da yetişen, boyu 2-3 metreye varan çalı tipi bir ağacın meyvesidir. Mayıs ayında çiçek açan bitkinin meyveleri Eylül ayına kadar olgunlaşır. Sonbaharda rengi parlak kırmızı renge dönen sumak, buruk ve ekşi tadıyla Diyarbakır mutfağında kullanılan baharatların başında gelir. Antimikrobiyal ve antioksidan etkileri sayesinde insan sağlığı üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Eskiden beri Kuzey Amerika da yerli halk tarafından geleneksel olarak, sifiliz, gonore, dizanteri gibi bakteriyel hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Ayrıca analjezik, antidiyaretik ve antiseptik özelliklerinden dolayı ilaç sanayisinde kullanılmaktadır Birçok kültürü kendi içerisinde barındıran Diyarbakır ilinin, bu derin zenginliği sayesinde Diyarbakır yöresinin mutfak kültürü de oldukça gelişmiştir. Diyarbakır yemekleri denince akla yağlı, acılı ve baharatlı yemekler gelmektedir. Diyarbakır mutfağında sumak, yemeklere kendine has aromasını vererek gizli lezzetlerin perde arkasındaki başrol oyuncusu olarak görev alır. Diyarbakır mutfağında geleneksel yemekler arasında yer alan, etli ekşili Diyarbakır usulü dolma, patlıcan meftunesi, kabak meftunesi, ekşili hıllorik ve ekşili ıspanak yemeği gibi birçok yemekte kullanılan sumağın kendine özgü buruk tadı bu yemeklerin lezzetini kat be kat arttırmaktadır. Bu derleme bildiride; hem sağlıklı hem de lezzetli olan sumağın kullanım alanlarının genişletilmesi ve içeriğinin insan sağlığı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Sumak, Diyarbakır, Diyarbakır Yemekleri 239
240 DIYARBAKIR İLI ÇEVRE SORUNLARININ ARŞTIRILMASI Dr. Serdar KARATAŞ Kirlilik, insan aktiviteleri sonucu istenmeyen maddelerin çevreye atılması olarak tanımlanırken, çevre kirliliğine neden olan madde kirletici olarak tanımlanmış olup, bir kirletici insanlara ve diğer canlılara zarar verebilen çevreye atılmış fiziksel, kimyasal ve biyolojik bir madde olarak tanımlanmıştır. Hızlıca büyüyen şehirlerde insan aktiviteleri sonucu çevre kirliliği de artmaktadır. Şehirlerin başlıca çevre sorunları toplumlara yeterli ve uygun kalitede içme suyu temini sağlayamamak, hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği, radyoaktif kirlilik, termal kirlilik, ışık kirliliği ve görüntü kirliliği olarak sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada, Diyarbakır ilinde olası çevre kirliliği problemleri Diyarbakır ili 2015 yılı çevre durum raporu, Güneydoğu Anadolu bölgesi öncelikli çevre sorunları yayını, DİSKİ Genel Müdürlüğü 2015 yılı faaliyet raporu, Diyarbakır büyükşehir belediyesi 2015 yılı faaliyet raporu, ilgili yönetmelikler, bilimsel çalışmalar ve saha gözlemleri ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda sırasıyla aşağıdaki tespitler yapılmıştır. İl merkezine yeterli ve uygun kalitede içme ve kullanma suyu temin edildiği ancak mahalle ve ilçelerde yetersizliğin mevcut olduğu, evsel ve endüstriyel atıksuların arıtılmadan alıcı ortamlara deşarj edildiği bölgelerin olduğu, atık yönetimi ile ilgili uygun toplama ve uygun bertaraf etme işlemlerinin yapılmadığı, toz kaynaklı hava kirliliğinin, görüntü kirliliğinin ve gürültü kirliliğinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca uygun ve yeterli miktarda su temini, atıksu arıtımı, atık yönetimi, görüntü kirliliği, gürültü kirliliği ve hava kirliliğinin önlenmesine yönelik planlama çalışmalarının yapıldığı da tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler; Diyarbakır, Çevre Kirliliği. 240
241 SOSYAL MEDYA PLATFORMLARININ KULLANIM ANALIZI: DIYARBAKIR İLI ÖRNEĞI Öğr. Gör.Yasin SÖNMEZ Teknolojinin hızla gelişmesi ile bilgi toplumuna geçiş birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. Değişime en çok ayak uyduran mecralardan biri olan kitle iletişim araçları; internet kullanımın yaygınlaşması ve ülkemizde 2006 yılından itibaren sunulan geniş bant internet hizmetleri ile yeni iletişim araçlarını beraberinde getirmiştir. Bu iletişim araçlarından olan sosyal medya olarak adlandırılan platformların bireylerin kendilerini ifade etme ve görüşlerini dile getirdiği bir ortam olmuştur. Yaşadığımız bu çağda artık bireyler kendini ifade etme olgusunu her türlü platformda özgürce yapma isteği sosyal medya platformlarında paylaşmanın pratik ve ucuz oluşu ile bu mecraları popüler ve etkili hale getirmiştir. Böylece bireyler zaman ve mekân sınırını ortadan kaldırarak ifade özgürlüğünü küresel boyutta dile getirebilmektedir. Bu platformlar aracılığı ile verilen tepkilerin otoritelerden bağımsız oluşu da durumu bir toplum dinamiği haline getirmiştir. Özellikle dünyada ve ülkemizde yaşanan toplumsal olaylarda bu platformlar bireyler tarafından etkin kullanılmış ve itibar görmüştür. Bu çalışmada Diyarbakır da yaşayan vatandaşların sosyal medya platformlarını kullanan birey profilinin analizinin yanında ülkemizde son aylarda yaşanan olaylarda bu platformların etkileri hakkında bir anket çalışması yapılmış ve bu anket sonuçlarının anlamlandırılması için veri madenciliği teknikleri uygulanarak sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada öncelikle sosyal medya platformlarını kullanan bireylerin yaş, iş, öğrenim durumu ve platformları kullanım sıklığı gibi soruların yanında bu platformlardaki kişisel profillerinin dini, etnik ve siyasi analizi yapılmıştır. Bireylerin sosyal bir örgütlenmeye katılma durumu, katılmasındaki/katılmamasındaki dini, etnik, siyasi ve toplumsal etkenler arasındaki analizi ile destek verme biçimleri hakkında sorulan sorulara karşılık verilen cevapların oluşturduğu; verilerin anlamlandırılması ve bu verilerin sistematik analize dayalı sonuçların ortaya konulması amacıyla veri madenciliği teknikleri uygulanmıştır. 241
242 OSMANLI MODERNLEŞME DÖNEMI NDE DIYARBAKIR DA MESLEKI EĞITIM VE VALI Yrd. Doç. Dr. Hatip YILDIZ Osmanlı da teknik eleman ihtiyacı, 19. yüzyıla kadar genellikle Ahilik ve Lonca teşkilatları vasıtasıyla karşılanmıştır. Ancak, 18. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa da tekniğin tabii ilimlerle birlikte gelişmesi ve sanayi alanında kullanılmaya başlanmasından sonra, Osmanlı da Lonca sistemine dayalı kalifiye eleman yetiştirme çabaları, batıya nazaran yetersiz kalmıştır. Bu nedenle, Osmanlı Devleti, 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarından itibaren modern eğitim kurumları açmaya başlamıştır. Bu eğitim kurumları içerisinde mesleki ve teknik eğitim veren okullar önemli bir yer tutmuştur. Öncelikle İstanbul da açılan söz konusu okullar, daha sonra taşraya yayılmıştır. Diyarbakır daki ilk sivil mesleki eğitim kurumu 1869 da açılan ıslahhanedir. Islahhaneden sonra ise onun devamı niteliğinde, fakat eğitim ve öğrenci kapasitesi bakımından daha geniş olan sanayi mektebi 1900 yılında açılmıştır. Diyarbakır da 1870 li yıllarda açılmasına önem verilen diğer bir meslek okulu da ziraat mektebidir. Fakat gerekli yazışmaların yapılmasına rağmen açılamamıştır. Bunun dışında pratik ziraat eğitiminin verildiği Numune Bahçesi ve Numune Çiftliği nin tesisi için çaba sarf edilmiştir. Bunlardan birincisi açılmış, ikincisi ise açılamamıştır. Vali Mehmed Halid Bey, gerek sanayi ve ticaret, gerekse modern ziraat eğitimi ve uygulamaları açısından Diyarbakır da sınırlı bir gelişme olduğunu fark etmiş ve bu alanda yapılması gereken işleri bir rapor halinde İstanbul a sunmuştur. Ona göre; Müslüman çocuklarından sanatkârlar, özellikle de marangozlar ve demirciler yetiştirilmeli; sanat ve ticaretin gelişimi desteklenmeli ve bunun için iplik, şeker, cam ve mum fabrikaları ile halı tezgâhları kurulmalı; az masrafla çok mahsul elde etmek, yeni zirai aletler hakkında bilgi sahibi olmak ve ziraatçıların ziraattaki ilerlemelerden haberdar olmalarını sağlamak amacıyla uygulamalı ziraat eğitimi verilmelidir. 242
243 Bu çalışmada; Osmanlı modernleşme döneminde Diyarbakır da açılan veya açılmasına teşebbüs edilen mesleki eğitim kurumları tanıtılacak, bu okulların vilayetin eğitim ihtiyacını karşılayıp karşılamadığı ve vilayet ahalisi üzerindeki tesirleri günümüzle mukayese edilerek değerlendirilecektir. Ayrıca, bölgede sanayi, ticaret ve ziraatın daha fazla gelişmesi için neler yapılması gerektiği, Vali Halid Bey in görüşleri doğrultusunda, açıklanacaktır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Diyarbakır, mesleki eğitim, Mehmed Halid Bey. 243
244 DIYARBAKIR DA EĞITIM DURUMUNA BIR YABANCI BAKIŞI; SORUNLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI Dr. Irina YUZVYAK Diyarbakır Türkiye nin stratejik şehirlerinden bir tanesidir. Bundan dolayı bu şehrin gelişimi ve eğitim durumu sadece bu şehri değil, Türkiye nin de genel anlamda gelişmesini etkilemektedir. O yüzden Diyarbakır da eğitim durumunu ciddi boyutlarda ele almak gerekmektedir.bu bildiride Diyarbakır ın eğitim sorunları, özellikle dersten sonra öğrencilerin zamanlarını nerede ve nasıl harcadıkları ve çözüm yollarının neler olabileceği bir yabancının bakış açısından değerlendirilip sunulacaktır. Ayrıca, Ukrayna nın ve başka Avrupa ülkelerinin eğitim tecrübesini önümüze alıp bununla ilgili değerlendirmeler yapılıp bu problemlerin çözüm yolları gösterilecektir. Bize göre Diyarbakır ilindeki okulların fiziki şartları, çevre güvenliği, eğitim kalitesi ve okuldan sonraki zaman değerlendirilmesi ile ilgili problemler bulunmaktadır. Bu sorunların çözümü hem devlete ve vatandaşların sorumluluğunda olduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla, bu bölgenin büyük çaba göstermeden ve güçlerini birleştirmezlerse eğitimin durumu daha kötüleşecek ve bundan dolayı ileride hem bu şehrinin hem de Türkiye nin gelişmesi ciddi bir şekilde etkilenecektir. 244
245 13. YÜZYILDA YAŞAMIŞ CIZRELI BIR MÜHENDIS EL-CEZERI Prof. Dr. Yavuz UNAT El-Cezerî tam adıyla Bedî ûz-zamân Ebû l- İzz İsma il ibn er-razzâz el-cezerî XIII. Yüzyılda Anadolu da yaşamış Müslüman bilim adamıdır. Hayatına ilişkin yalnızca kendi kitabında yer verdiği bilgilere sahip olduğumuz Cezerî, 1136 yılında Cizre de dünyaya gelmiştir. Hicrî 577 (Miladî 1181) den başlamak üzere yirmi beş yıl süreyle Diyarbekir Sultanı Sukman bin Artuk un, daha önce de babasının ve kardeşinin hizmetinde bulunan Cezerî nin en önemli eseri El-Camî Beyn el-ilm ve El Amel el-nâfi fi Sınaât el-hiyel (Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar) dir. Altı bölümden oluşan bu eserde Cezerî nin Antik Yunan dan beri bilinen hava, boşluk ve denge prensiplerini kullanmak ve geliştirmek suretiyle çeşitli mekanik araçların yapımını ele almıştır. Cezerî nin yaptığı bu araçlar, içine doldurulan sıvıları istenildiği biçimde akıtabilen ibrikler, fıskiyeler, otomatlar, su saatleri ve tıpta kullanılan kan alma tekneleri, suyu yukarı çıkaran araçlar ve de Artuklu Sarayı nın kapısıdır. Bu bildiride Cezerî nin Sınaât el-hiyel adlı eseri tanıtılıp, onun bu eserinde verdiği araçların çalışma prensiplerini ele alınıp, bu araçların yapımında kullanılan yöntem ve prensipleri kendinden önceki ve sonraki dönemlerle karşılaştırılarak bilim tarihi açısından değerlendirilecektir. Bu sayede Cezerî nin bilim adamı olarak ve dolayısıyla da Cizre nin pozitif bilimlere yaptığı katkılar ortaya konulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: El Cezerî, Cizre, Bilim Tarihi, Otomatlar, Sınaât el-hiyel 245
246 ZIYA GÖKALP IN FELSEFE DERSLERI ÜZERINE Yrd. Doç. Dr. Ufuk BİRCAN Çağdaş Türk Düşünce tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri Ziya Gökalp tir. Onun 922 sayfalık en kapsamlı eseri Felsefe Dersleri Bilim ve Felsefe, Psikoloji, Dil ve Sanat, Mantık, Ahlak ve Metafizik altı alt başlıktan oluşmaktadır. Bilim ve Felsefe başlığında Gökalp in, Genç Kalemler ve Yeni Hayat gibi dergi ve gazetelerdeki bilim ve felsefe yazılarını geliştirerek ele aldığı görülmektedir. Psikoloji başlığında, psikoloji ele alıyor. Gökalp sürgün döneminde psikolojiye dair kitaplar okuyarak, kendisini ve aile fertlerini rehabilite etmeyi amaçlamaktadır. Dil ve Sanat başlığında Gökalp, dil ile sanatı dilin kökeni, sanat ve güzellik dolayımında ele almaktadır. Mantık bölümünde ise, mantığı ve metodoloji sorununu ele almaktadır. Ahlak başlığında Gökalp`in toplumsal ve siyasal öğretileri sadece analitik olmayıp, ahlak felsefesi temelinde normatif öğeler barındırmaktadır. Felsefe Dersleri, Gökalp in sosyoloji anlayışının ahlaki basamaklarına da içermektedir. Son bölüm Metafizik te ise madde, Allah ve ruh görüşleri tartışılmaktadır. Gökalp bilgiyi; yaratıcı bilgi ve yaratılmış bilgi olarak ikiye ayırmıştır. Ona göre yaratıcı bilgi ilmin hakikatleri Arştırırken kullandığı faal usullerdir. Yaratılmış bilgi ise, yaratıcı bilgi yoluyla keşfedilen bilginin tamamıdır. Gökalp in felsefesi hars ve medeniyet ayrımına dayalı olarak terbiye ve talim başlıklarında ele alınmaktadır. Ona göre terbiye toplumun, üyeleri üzerinde gerçekleştirdiği bir sosyalleştirme sürecidir. Terbiyenin gayesi milli bireyler yetiştirmektir. Talim ise bireyin kozmik çevresine intibakına ilişkindir. Talim sayesinde birey, maddi güçleri kullanabilir hale gelmektedir. Gökalp in kültür ve medeniyet ayrımı pek çok açıdan eleştirilebilir. Bir takım düşünürler Gökalp in ayrımının temelinde sömürgecilik karşıtı tepki olduğunu düşünmektedir. Gökalp salt bir teorisyen olmanın ötesinde verdiği derslerle bilgi ile hayat arasında bir köprü kurmayı amaçlamıştır. O, ilkokuldan üniversite eğitimine kadar tartışmaya, sorumluluğa, özgürlüğe ve rekabete dayalı bir felsefi eğitim sistemi oluşturmaya çalışmıştır. Anahtar Kelimeler: Ziya GÖKALP, Felsefe, Metafizik, Psikoloji. 246
247 DIYARBAKIR DAKI TASAVVUF KÖKENLI DINI GRUPLARIN SOSYAL HAYATA ETKILERI Arş. Gör. Ahmet AKTAŞ Diyarbakır tarihsel süreçte birçok inancı bünyesinde barındırmış kadim bir kenttir. Kentteki sosyal yaşamı bu inançların gölgesinde şekillenmiştir. İslam inanç ve medeniyetinin kente yerleşmesiyle beraber Diyarbakır yeni bir kimliğe bürünmüştür. Her inançta olduğu gibi İslam dininde de farklı dönemlerde belli başlı dini gruplar ortaya çıkmış ve sosyal hayatın şekillenmesinde önemli katkılar sunmuştur. Söz konusu durum Diyarbakır gibi medeniyetler kavşağında olan bir şehir için de geçerli olmuştur. Biz bu çalışmamızda insanların din referanslı arayışları çerçevesinde ortaya çıkmış olan dini grupların kentteki sosyo-kültürel hayata etkilerini ortaya koymaya çalışacağız. Diyarbakır, kadim bir kent olmanın yanı sıra kadim bir tasavvuf kültürüne de sahiptir. Bu bağlamda, özellikle tasavvuf kökenli dini grupların kentteki sosyo-kültürel hayata etkileri, çalışmamızın ana teması olacaktır. Söz konusu dini grupların, psiko-sosyal etkiler etkileri bağlamında, sosyal Yrdımlaşma ve dayanışma sağlamada etkileri, göçmenlerin şehir kültürüne uyum sağlamasındaki fonksiyonları, grup aidiyeti oluşturmadaki etkileri, modernleşme, küreselleşme ve hızlı kentleşme neticesinde toplumdaki bireysel savrulmaları en aza indirgemedeki fonksiyonler ele alınacaktır. Dini hayatı şekillendirmeleri bağlamında, dini eğitimi verme, örnek şahsiyetlerle rol model olma konularındaki etkiler incelenecektir. Son olarak toplumsal değerlerin korunması ve sonraki nesillere aktarılmasında tasavvuf kökenli dini grupların etkileri incelenecektir. 247
248 DIYARBAKIR ERMENILERINDE DINI HAYAT Doç. Dr. Canan SEYFELİ Bildirinin konusu Diyarbakır Ermenilerinin dini hayatıdır. Diyarbakır Ermenileri Diyarbakır merkez doğumlu veya Cumhuriyet Dönemi nde Diyarbakır çevresinden göçerek yerleşmiş Ermeniler yanında aslen Süryani olup evlilik yoluyla Ermeni ailesi oluşturmuş kadınları içermektedir. Bir Ermeni aileye çok genç yaşta gelin gelmiş bir Süryani kız yaşam biçimini hemen tamamıyla o aileye göre uyarlamıştır. Çalışmanın sınırları Osmanlı Döneminin sonları ile Cumhuriyet Dönemini içermektedir. Ancak 1980 lerde yavaş yavaş Diyarbakır Ermeni Nüfusu yok denebilecek seviyelere çekilmiştir. Bu nedenle çalışmanın fiili olarak tarihsel dönemi 1940 lardan 70 lere kadarki süreci içine alır. Çalışmanın hedefi geçmişte kalmış Diyarbakır Ermeni dini hayatının bir kesitini ortaya koymaktır. Çalışmanın temel verilerini 2009 Haziran Temmuz aylarında yapılan doğrudan görüşme yoluyla elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Çalışma Ermenilerin kendilerini tanımladığı biçimiyle, oldukları gibi ortaya koymayı hedeflerken bunu alan Arştırmalarına dayanarak temellendirir ve güçlendirir. Ermenilerin kilise etrafında şekillenen temel dini hayatları içerisinde yıllık yortular; aziz ve azize günleri; doğum, evlilik ve ölüm gibi geçiş mensekleri; ziyaretler önemli yer tutmaktadır. Konu bu doğrultuda ele alınırken genel Anadolu Ermenileri ile Diyarbakır Ermenileri arasındaki benzerlik, farklılık ve aynilikler ortaya çıkarılmış olacaktır. Genel hatlarıyla tüm Ermenilerle aynı ana kültürü yaşadıkları, uygulamalardı bazı farklılıklar barındırdıkları çalışmanın temel sonuçlarındandır. Kiliseye hayatlarında önemli oranda yer verdikleri ve gündelik hayatlarındaki şekillenmede genel Kilise ritüellerinin etken olduğu çalışmanın başka bulguları arasındadır. 248
249 REMEMBERING THE OLD NATIVES OF DIYARBAKIR: JEWS OF DIYARBAKIR Yrd. Doç. Dr. Süleyman ŞANLI In the pre-islam period three major religions were common around the region, especially in Diyarbakır. These are Şemsiler, worshipper to the sun, Christians and Judaism. According to the first official records, during Tanzimat Period in Ottoman Empire registered local population is 21,372. Of these, 9,814 thousand are Muslim, 6,853 Armenian Gregorian, 1,434 Assyrian, 174 Assyrian Catholic, 976 Chaeldian, 305 Greeks who renegade Assyrian Orthodox, 55 Greek Catholic, 650 Protestant and lastly 1,280 were Jews. Christians seem the dominant community. The presence of Jews in Diyarbakır dated back centuries. In this regard, in Ottoman Archives specifically in İcmal (summary), Mufassal (detailed survey) or Tahrir (cadastral) records from the fifteenth and sixteenth century the existence of Jews can be traced. In this article it is aimed to explore migration process, social and cultural relations and memory of Diyarbakır Jewish Community who once lived in the east of Turkey and later moved to Israel and settled there. Besides, it is expected to introduce their way of life, their beliefs, and their relationships with other local groups and culture in a multicultural and multi-religious environment of the city of Diyarbakır. To do that a comprehensive background, literature review and research methodology has been examined. The research will be examined through a cultural perspective. Within this framework, it is expected to make these forgotten old natives of Diyarbakır city more visible. 249
250 YEZIDÎ VE ZERDÜŞTÎ İNANÇLARININ FARKLILIKLARINA DAIR BAZI TESPITLER Hayri BAŞBUĞ Diyarbakır vilayetinin Merkez, Bismil ve Silvan ilçelerine bağlı 12 köyde, ayrıca bazı çevre illerde (Mardin, Şanlıurfa, Batman, Siirt, Şırnak) ve komşu ülkelerde (Irak, Suriye, Ermenistan, Gürcistan) yaşayan Yezidîlere ve bu arada bölgedeki Müslümanlara yönelik olarak, özellikle son yıllarda yoğunlaşan ve siyasî bir proje olduğu anlaşılan Zerdüştlük propagandası yapılmaktadır. Bu bildiride; Yezidîlik inancı hakkında kısa bilgi verilerek, Yezidîliğin temelinin Zerdüştlük olmadığı gerçeği izah edilmekte, Yezidî ve Zerdüştî inançlarının esasları karşılaştırılmak suretiyle aralarında mevcut olan bariz farklılıklar ortaya konulmakta,zerdüştî/mecusî dini ile bir ilgisi bulunmayan Yezidîlik inancının, İslâmî köklerini muhafaza ettiği hususu irdelenmeye çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yezidî, Yezidîlik, Şeyh Adiy, Zerdüşt, Zerdüştlük 250
251 MAR PETYUN KELDANI KILISESI ÖLÜM DEFTERI BAĞLAMINDA DIYARBAKIR KELDANILERI Uzm. Mehmet ŞİMŞEK Keldanilerin Diyarbakır daki genel ve özel durumlarının anlaşılmasına yönelik el yazması kaynaklar esas alınarak hazırladığımız bildiri, yerel tarih yazıcılığı açısından da önemli bir yere sahip olacaktır. Bu el yazması kayıtlarda, bireyden yola çıkarak topluma yönelik bilgileri bulmak mümkündür. Diyarbakır Mar Petyun Keldani Kilisesi ne ait Ölüm Defteri (defter ül mevta), kayıtların tutulmaya başlandığı 1882 den 1955 e kadar kilisede kullanılmaya devam edilmiş, bu tarihten sonrasında da terk edilmiştir. Bildirimizde Diyarbakır Mar Petyun Keldani nde bulunan ölüm defteri bağlamında Diyarbakır Keldani topluluğunun tarihleri arasındaki şehirdeki durumu ortaya konulmaya çalışılacaktır. Anahtar sözcükler: Keldaniler, Diyarbakır, ölüm defteri 251
252 DIYARBAKIR HIGH SCHOOL LIFE STORY OF YOUTH VIOLENCE AND YOUTH DAY IN LIFE OF THIS MATURE PROJECTION Uzm. Mehmet ŞİMŞEK Chaldeans in the Diyarbakir and we have prepared a general exception on the basis of manuscript sources for the understanding of the report, will also have an important place interms of local historiography.this manuscript in the records, starting from the individual can find the information for the community. Diyarbakir Mar Petya the Chaldean Church of Death Registry (defter ül mevt) is from 1882, when records began to be kept in the church was used until 1955, was abandoned in the aftermath of this date. Our statement in Diyarbakir Mar Petyun Chaldeans death book of the Chaldean community in the context of Diyarbakir will be put out situation in the city between the dates Keywords: Chaldeans, Diyarbakir, death book 252
253 DIYARBAKIR DA LISE GENÇLIĞININ YAŞAM ÖYKÜSÜNDE ŞIDDET OLGUSU VE BU OLGUNUN GENÇLIĞIN GÜNLÜK YAŞAMINDAKI İZDÜŞÜMÜ Doç. Dr. Vahap ÖZPOLAT-Öner SOLAK Şiddet, insan psikolojisinden kaynaklanan boyutunun yanında, önemli ölçüde bireyin içinde yaşadığı sosyal şartların ürettiği ve süreklilik kazandırdığı bir olgudur. Günümüzde bu olgu, bireyi aşarak önemli bir sosyal sorun haline gelmiştir. Güce sahip olma derecesine bağlı olarak çoğunlukla yetişkinlerin öznesi, çocuk ve ergenlerin de nesnesi durumunda oldukları bu olgu, aileden okula, sokaktan ülke ölçeğine kadar etkisi ve görünürlüğü giderek artmakta ve geleceğimizi tehdit etmektedir. Kültürel olarak şiddetin yadsınmışlığı, yoğun göç alması, yoksulluk ve yoksunluk, sosyal eşitsizlikler ve uzun süredir bölgede süren terör olayları nedeniyle ülkemizde şiddetin risk sınırlarını zorladığı illerimizden biri Diyarbakır dır. Bu Arştırmada söz konusu ilimizdeki lise öğrencilerinin yaşam öykülerinde şiddetin izleri ve bu şiddetin gençlerin üzerindeki bazı etkileri tartışılmıştır. Arştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniğin kullanılmıştır. Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen ve HEGEM Vakfınca yürütülen Diyarbakır İli Göç Arştırmaları Projesi kapsamında uygulanan Gençlik Durum Analiz Anketi 5 Ocak-29 Şubat 2016 tarihleri arasında Diyarbakır ın dört merkez ilçesi olan Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir ilçelerindeki 20 lisede öğrenim görmekte olan 15 yaş üstü 2528 lise öğrencisine yüz yüze görüşmeler yoluyla uygulamıştır. Ayrıca, Arştırma kapsamında literatür taramasıyla şehrin tarihi, kültürel ve ekonomik yapısı incelenmiş ve elde edilen verilerin yorumlanmasında sosyoekonomik bağlam da dikkate alınmıştır. Arştırmada, karşılaştırmalı olarak ailesi göç yoluyla gelen öğrenciler ile, il merkezinde doğup büyüyen öğrencilerin ailede, okulda ve sokakta şiddetin öznesi ya da nesnesi olarak yaşadıkları durumlar istatistiki olarak betimlenmiştir. Anahtar kavramlar: Diyarbakır, göç, şiddet, eğitim, lise geçliği. 253
254 BIÇIMSEL VE İŞLEVSEL ÖZELLIKLERIYLE KÖRTIK TEPE KEMIK ALETLERI Doç. Dr. Vahap ÖZPOLAT-Öner SOLAK Violence is a result of individual psychological reasons but more of the result of the social circumstances of the individual. Today this phenomenon is a serious social problem. Depending on the possession of power, mostly adults are the subject and the children and adolescents are the objects of this fact at school, on streets and in the family. Diyarbakır is one of the cities in which violence is on edge due to ignorance of violence fact, immense immigrant numbers, poverty and social inequalities. In this study, the effect of violence on youth and some result of violence on their daily lives. The data collection tool of the study is questionnaire. Youth Case Analysis Questionnaire, used in the Diyarbakır Immigration Research Project supported by Karacadağ Kalkınma Agency and carried out by HEGEM Foundation in Bağlar, Kayapınar, Sur and Yenişehir with 2528 high school students from 20 schools, is the source of the data. In the literature review, history and cultural and economic structure of the city is studied and socioeconomic conditions of the city are taken into consideration in data analysis. Statistical results about the data cases of youth either as the object or the subject of violence are given in the study. 254
255 ÇOCUKLARIN/GENÇLERIN HER TÜR ŞIDDETE YÖNELME RISKINE KARŞI TÜRKIYE İÇIN ÖNLEYICI REHBERLIK MODELI ÖNERISI Doç. Dr. Nurten SARGIN-Öner SOLAK Bu bildiride Şiddetle Mücadele Vakfının, şiddet/suç konularında ülke düzeyinde yürüttüğü saha Arştırmaları ve projeleri yoluyla elde edilen bilgi ve beceri birikimine dayalı görüşler ve model önerileri ortaya konacaktır. Ülkemizde son yarım yüzyılda hızlı ve plansız şehirleşme, göç, kitle iletişim araçlarının etkisi, siyasi-sosyal-ekonomik bunalımlar şeklinde ortaya çıkan olaylar gündelik hayatı zorlaştırmış; tüm toplum kesimlerine yansıyan zorlanmalar özellikle çocukları, gençleri ciddi bir anlam arayışına ve giderek daha fazla şiddete, suça, madde kullanımına sürüklemiştir. Ülke genelinde 18 ilde HEGEM Vakfı tarafından okullarda ve Ceza İnfaz Kurumlarında yürütülen Gençlik Arştırmaları sonuçlarına bakıldığında bazı anket sorularından elde edilen cevap yüzdeliklerinin kaygı verici olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Diyarbakır liselerinden ankete katılan 2528 gençle ilgili bazı veriler aşağıda verilmiştir. Tablo 1 de, anket katılımcılarının gündelik yaşamda şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama durumu ile ilgili bulgulara yer verilmiştir: Tablo 1 Katılanın gündelik yaşamda şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama durumu SEÇENEKLER GÖÇEN YERLEŞİK GENEL % HAYIR EVET DUYGU SIKLIĞI GÖÇEN YERLEŞİK GENEL A) Haftada birkaç kez B) Ayda birkaç kez C) Yılda birkaç kez Katılımcılardan yerleşik yaşayanların şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama durumu %85.2 si, göç edenlerin ise şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama durumu % 90.1 olarak belirlenmiştir. Göç edenlerin şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama durumu yerleşik yaşayanların şiddet ve 255
256 saldırganlık duyguları yaşama durumuna göre yüksek bulunmuştur. Toplamda ise katılımcıların gündelik yaşamda şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama oranı % olarak belirlenmiştir. Görüldüğü gibi sonuçlar, ister göç eden ister yerleşik yaşayan olarak ele alınsın düşündürücüdür. Katılımcıların şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama sıklığına bakıldığında haftada birkaç kez yaşama durumu göçen katılımcılarda % 42.6, yerleşik yaşayanlarda ise % 35.5 olarak Ayda bir kez şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama sıklığı göçenlerde %30.8, yerleşiklerde % toplamda da % tir. Katılımcıların gündelik yaşamda şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama sıklığı göçenlerde % 16.6, yerleşiklerde % 17.8, toplamda ise %17.20 dir. Elde edilen sonuçlara bakıldığında katılımcıların şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama sıklığında haftada bir kez yaşamanın oranı ayda bir kez ve yılda bir kez yaşayanlara göre yüksek bulunmuştur. Göç edenlerde yerleşik yaşayanlara göre şiddet ve saldırganlık duyguları yaşama sıklığı yüksek bulunmuştur. Tablo 2 de gençlerin uyuşturucu kullanma düşüncesine ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Tablo 2 Uyuşturucu kullanma düşüncesi SEÇENEKLER GÖÇEN YERLEŞİK GENEL % HAYIR EVET DÜŞÜNME SIKLIĞI GÖÇEN YERLEŞİK GENEL A) Haftada birkaç kez B) Ayda birkaç kez C) Yılda birkaç kez 6.0 5, Yukarıdaki tablo incelendiğinde katılımcıların uyuşturucu kullanma düşüncesi göçenlerde % 18.2, yerleşik olanlarda % 11.9 oranında bulunmuştur. Bu sonuçlara göre göçenlerin uyuşturucu kullanma düşüncesi yerleşik olanlara göre yüksek bulunmuştur. Genel toplamda uyuşturucu kullanma düşüncesine sahip olma oranı % olarak belirlenmiştir.katılımcıların uyuşturucu kullanma düşüncesi sıklığına bakıldığında haftada 256
257 bir kez göçenlerde (%7.7) yerleşiklere göre (%4.3) göre yüksek bulunmuştur. Ayda birkaç kez ve yılda birkaç kez uyuşturucu kullanma düşüncesi yine göçenlerde (%4.5 ve %6.0) yerleşik olanlara (%2.5 ve % 5.1) göre yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlara göre göçenlerde haftada birkaç kez intiharı düşünme sıklığı yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Yukarıda özetle sunulan HEGEM Gençlik Arştırmaları Diyarbakır ili verilerinde elde edilen bulgular, günümüz gençliğinin şiddetten, suçtan, uyuşturucudan korunması için, suç öncesi ve sonrası etkili psikososyal ve eğitsel destek hizmetlerinde; koruyucu hukuk, önleyici rehberlik ve hüküm sonrası iyileştirme hizmetlerinde yeni modellere ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Arştırmacılar tarafından, böylesine ciddi sorunlarla karşı kaşıya kalan gençler için ulusal ve bölgesel çözüm önerileri getirilmesi zorunluluğu olduğu belirtilmekte ve yeni bir model olarak, bireyin kriz ve bunalımlı durumlarında öne çıkan, bireyin yaşam amacının belirlenmesinde ve hayatta karşılaşacağı problemlerin çözümünde kendi kaynaklarını açığa çıkaran felsefe ağırlıklı terapi modeli ile, yaşayabilecekleri anlaşmazlıklarında nasıl yapıcı uzlaşmalar üretebileceklerini öğreten, müzakere ve anlaşmazlık çözümü odaklı eğitim modeli önermektedirler. Anahtar kelimeler: şiddet, suç, ceza infaz kurumları, müzakere ve anlaşmazlık çözümü, felsefe ağırlıklı terapi. 257
258 DIYARBAKIR İLI, ÇOCUK/GENÇ ODAKLI SOSYAL RISK HARITASI; RISK BELIRLEME VE ÖNLEMEDE ÇOCUKLAR İÇIN KORUYUCU HUKUK MODELI ÖNERISI Adem SOLAK İnsanda akıl, eşyaların, durumların, olayların bilgisini sağlasa da davranışı başlatan esasta duygularıdır. Eğitim bir açıdan; Bireyde duyuş, düşünüş ve davranış özelliklerinin sağlıklı geliştirilmesi sürecidir şeklinde tanımlanmıştır. Atatürk; Öğretmenler, Cumhuriyet sizden, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür, nesiller ister derken eğitimde baskıya, şiddete kesinlikle karşı bir eğitim felsefesi önerdiği açıktır. Bu öneriden sadece okullara değil, ailelere de düşen görev, çocuklara karşı insan temelli, özgürlükçü bir eğitim anlayışını hayata geçirmekti. Eğitim sistemimiz ailede, okulda bu öneriyi ya da felsefeyi hayata geçirmenin acaba neresindedir? Çocuklarımız/gençlerimiz neden çeteye, mafyaya, teröre ve benzeri illegal örgütlere katılıyor, ya da uyuşturucuya, bireysel şiddete/suça yöneliyor? Bu çeşit katılım veya yönelimlerin onların geçmiş hayat hikayeleriyle, çocukluk travmalarıyla ama daha önemlisi aile/okul eğitimiyle ilişkisi / bağlantısı nedir? Sosyal devlet adına evde ve okulda kazanamadığımız suça sürüklenen ya da risk altında bulunan çocukları/gençleri nasıl yeniden topluma kazandırabiliriz? Bu çalışmada Diyarbakır ölçeğinde, dezavantajlı çocukların/ gençlerin durumu, yukarıdaki sorular bağlamında ele alınmıştır. Çalışmaya esas olmak üzere -son on yılda- şiddete, suça, uyuşturucuya, teröre ve diğer her türlü kanun dışı oluşumlara sürüklenen çocuklara/gençlere Ceza İnfaz Sistemi içinde bizzat ulaşılarak, yüz yüze anket ve derinlemesine mülakat çalışmaları yapıldı; elde edilen veriler aile, okul ve diğer kurumsal gerçeklikler bağlamında analiz edilerek Diyarbakır ili, Çocuk / Genç Odaklı Sosyal Risk Haritası oluşturuldu; belirlenen sorunlarla ilgili çağdaş çözüm önerileri/modelleri ortaya kondu. Anahtar sözcükler; çocuk/ genç, sosyal risk haritası, şiddet, suç, ceza infaz sistemi. 258
259 DIYARBAKIR, CHILDREN / YOUTH-FOCUSED SOCIAL RISK MAP; RISK DETECTION AND PREVENTION PROTECTIVE LAW MODEL KIDS PROPOSAL Adem SOLAK Head of the Foundation of Elimination against Violence While mind is responsible for the information of objects, cases and occasions, feelings are responsible for the act of behaviour indeed. Education is described as the procedure of stable development of intellectual and behavioural features of an individual. With the saying Teachers, the Republic requiresintellectually and consciously independent youth from you, Atatürk must be supposing an educational philosophy free of violence. Both schools and families have responsibility to transform this philosophy to real life. The question is whether they can do so. Why do the youth take part in illegal groups? What is the nature of the relation of their tendency to such illegal groups with their life story, especially childhood traumas, family and school conditions? What can be done to overcome this case? In this study, the case of disadvantaged children and adolescence in Diyarbakır is studied through the questions above. In this study, in-depth interviews and questionnaires are carried out with young people in penal system (prisons) due to violence, crime, drug, terror or other illegal cases in the last 10 years. From the data out of questionnaires and interviews of this study, Diyarbakır Social Risk Map with a Focus on the Youth is created. Contemporary solutions to this social problem are also given in this study. Key Words: Youth, children, Juvenile, adolescence, social risk map, violence, crime. 259
260 ULUSLARARASI HUKUK ÇERÇEVESINDE KÜLTÜREL MIRASIN KORUNMASI VE DIYARBAKIR DAKI KÜLTÜREL MIRAS Doç. Dr. Ezeli AZARKAN Kültürel varlıklar belirli bir kültür veya ulusala özel ilişkisi olan varlıklardır. Kültürel varlıklar eski medeniyetlere ait özelikleri taşırlar, bunlar bir kültüre bağlı topluluk üyelerinin kendi kültürlerini farklı şekilde yansıtan sanat eserleri veya geride bıraktıkları nesnelerdir. Kültürel varlıklara ilişkin, savaş ve barış zamanlarında geçerli, ulusal ve uluslararası düzeyde gelişmiş bir hukuksal düzenlemeler yoktur.ancak, UNESCO Sözleşmesi ve Silahlı Bir Çatışma Halinde Kültürel Varlıkların Korunmasına İlişkin 1954 La haye Sözleşmesi gibi düzenlemelerde kültürel varlıkların korunmasında ümit veren gelişmelerdir. Bu çalışmada kültürel varlıkların korunması konusunda uluslararası hukuk ve Türkiye nin taraf olduğu uluslararası andlaşmalar ele alınmakta, Diyarbakır için neler yapılabileceğine değinilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kültürel Miras, uluslararası hukuk, Türkiye, 260
261 UNESCO. THE PRESERVATION OF CULTURAL HERITAGE IN INTERNATIONAL LAW AND CULTURAL HERITAGE IN DIYARBAKIR Doç. Dr. Ezeli AZARKAN Cultural Property refers to property that has some special relationship with a particular culture or nation state. Cultural Property includes objects founds at archeological sites, which provide insight into earlier civilizations, and artsworks produced by members of culture that are thought to embody or represent that culture in a distinctive way. There is no good argument for international legal regulation of cultural Property, during peace time or wartime. I argue that the UNESCO Convention and The 1954 Hague Convention for the Protection of Cultural Property in the Event of Armed Conflict likely has perverse effects and that the treatment of cultural Property would improve, even during wartime, if the current regime of international regulation were abolished. It is be addressed legal regulations on protection of cultural assets in international law and international agreements to which Turkey is a party. It is be addressed that what can be done for Diyarbakır. 261
262 SURİÇİNİN YENİDEN İNŞASI BAĞLAMINDA ACELE KAMULAŞTIRMA KARARLARI Mehmet KARAASLAN Diyarbakır İli Sur İlçesi merkez mahalle sınırları içinde hendek kazılması, barikat kurulması vb terör olayları sebebiyle güvenlik güçleri tarafından aylarca süren operasyonlar yapılmış ve bu operasyon ve çatışmalar sırasında birçok ev ve işyeri ile tarihi değere sahip cami, han, hamam gibi yapılar kısmen ya da tamamen tahrip olmuştur. Meydana gelen tahribatın giderilebilmesi için Sur içinde bulunan gayrimenkullerin büyük bir çoğunluğu Acele Kamulaştırma Usulüyle Bakanlar Kurulu tarafından Kamulaştırma Kanunu nun 27. maddesine dayanılarak kamulaştırılmıştır.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu nun 27. maddesi; (1) 3634 sayılı Kanunun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı, (2) Aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde, (3) Özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılması için acele kamulaştırma usulüne başvurulabileceğini düzenlemiştir.ancak olağan kamulaştırma, kamulaştırmasız elkoyma vb Kamulaştırma Kanununda öngörülmüş olan birçok konu ya da müessese hakkında öğreti ve yargı içtihatlarında çok sayıda örnek olmasına karşın Acele Kamulaştırma konusunda yeterli inceleme ve Arştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu bağlamda işbu bildiride Acele Kamulaştırma Usulünün hukuksal boyutu, acele kamulaştırmanın sur içindeki çarpık kentleşmeye ve kaçak yapılaşmaya çözüm olup olamayacağı, kamulaştırılan gayrimenkullerin bedel tespiti sorunu ve bu vesile ile şehrin tarihsel dokusuna uygun yeni bir imar planlamasının yapılması gereği ele alınacaktır. 262
263 DIYARBAKIR DAKI KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKI İŞLETMELER (KOBI) ARASINDAKI TICARI UYUŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜNDE ALTERNATIF BIR ÇÖZÜM YOLU: ARABULUCULUK Yrd. Doç. Dr. Necat AZARKAN Özet: Diyarbakır, yaklaşık kişilik nüfusu ile Türkiye nin 9. büyük ili ve kent büyüklüğüne göre 11. büyük kenti durumundadır. İlimizde, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) kayıtlarına göre yaklaşık KOBİ hizmet vermektedir. KOBİ lerin, yeni istihdam alanları yaratılmasındaki katkıları vardır. KÜÇÜK VE orta ölçekli işletmeler ülke ekonomisinde rekabet ortamının gelişmesi ve ekonomik hayatın sağlıklı olarak işleyebilmesi için vazgeçilmez kurumlardır. Kobilerin istihdam, üretim, ihracat, katma değer ve yatırım içindeki payları her geçen gün artmaktadır. Bununla birlikte, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, ayrımcılık ve adil olmayan muameleler karşısında diğer şirketlere nazaran daha kırılgan bir konumda bulunmaktadır. Kobiler ticari uyuşmazlıkların çözümünde geleneksel yol olan dava yoluna başvurmaktadırlar. Bu yargı yolu zaman kaybına ve aşırı yargılama giderlerine neden olmaktadır. Bu yüzden özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler doğal olarak, uyuşmazlıklarını arabuluculuğa başvurarak çözme eğilimi taşımaktadırlar. Arabuluculuk, tarafsız üçüncü kişinin Yrdım ettiği bir çeşit kolaylaştırılmış müzakeredir. Arabuluculuğun temel ilkeleri, devlet yargısına alternatif olması, tarafsız üçüncü kişinin mevcudiyeti, bağlayıcı bir karar verilememesi, gönüllük, geleceğe odaklılık, yetkinin taraflardan alınması ve kural olarak gizli olmasıdır. Arabuluculuğun uygulanması, taraflar arasında yapılan arabuluculuk sözleşmesiyle veya mahkemenin isteği üzerine gerçekleşebilir. Bu son durumda, mahkeme bağlantılı arabuluculuk söz konusu olur. Hâkimin uyuşmazlığın halli için bizzat arabulucu gibi çalışması hâlinde ise, yargısal arabuluculuk yapılmış olur. Bu çalışmada, Diyarbakır da faaliyet gösteren KOBİ ler açısından az maliyetli ve hızlı ve alternatif bir çözüm yolu olarak ortaya çıkan arabuluculuğun önemi üzerinde durulmakta ve Diyarbakır da ticari arabuluculuğun gelişimi değerlendirilmektedir. 263
264 AN ALTERNATIVE SETTLEMENT WAY TO THE SOLUTION THE COMMERCIAL DISPUTE AMONG SMALL AND MEDİUM SIZED ENTERPRISE IN Yrd. Doç. Dr. Necat AZARKAN Diyarbakır,With about people population is Turkey s 9th largest city and 11. largest city. Diyarbakır camber of commerce and industry. according to the records of Diyarbakır Trade and Industry Chamber (DTSO) serves about Small and Medium Sized Enterprises ( SME ). SME has contributed to the creation of new jobs. SME are essential institutions in the comparative environment, fort he development of national economy and functioning economic life. The share of SME s in employment, production, exports, value added and investment is increasing every day. SME in the face of discrimination and unfair treatment are in a more vulnerable position than other companies. SMEs are enjoying the traditional litigation way to resolving commercial disputes. This judicial leads to time-consuming and excessive costs. So naturally, especially small and medium-sized businesses are resorting to mediation for resolving their dispute. Mediation is a simplified negotiation model where a neutral third person assists the process. The key differences between mediation and the judicial approaches can be listed by the way the application is submitted, the presence of a neutral third party, the resolution of the dispute, control over the decision process, methodology freedom, and the focus on future events rather than the past. Mediation application can be processed through the use of a mediation contract between each party or upon the request of the court. The latter is called court connected mediation. In this study, less costly, faster and a means of emerging alternative solution for SMEs that operate in diyarbakır focuses on the importance of mediation. In addition, development of commercial mediation in Diyarbakir evaluated. Keywords: Small and Medium Sized Enterprises, mediation, trade, alternative solution, Diyarbakır 264
265 TUİK VERİLERİ VE SAHA ÇALIŞMALARI IŞIĞINDA DİYARBAKIR DA BOŞANMA NEDENLERİ Yrd. Doç. Dr. Ömer ERGÜN Modern hayatın yaygınlaşması ile aile kurumunun zayıflaması olarak kabul edilen, boşanma vakalarının artması, birbiriyle ters orantılıdır. Modern hayat insanı bireyci, egoist, ben eksenli düşünmeye itmektedir. Dolayısıyla kendi kendine yeten, ihtiyacı olan şeyleri kendisi üreten, başkasının Yrdımına gereksinim duymayan bir yapı ortaya çıkarmaktadır. Bu durum kişiyi vurdumduymaz hale getirmektedir. Bu hayat tarzının gereği, bir başka kişinin düşüncelerine tahammül etme, bir arada yaşama, kazandıklarını paylaşma, sorumluluk alma, gibi bir eylem gerektiren konularda hep problem yaşanmaktadır. Geleneksel toplumlarda evlilik kadın için bir sosyal güvence olarak algılanmaktadır. Kadın evde ev işlerini yapar ve erkek çalışır, kazanır ve aileyi korur, özellikle kadının evlilik birliğini sona erdirmesi zordur, boşanmayı gerektiren nedenler olsa dahi, kadın buna katlanmaktadır. Modern toplumlarda ise her bireyin sosyal güvencesi vardır. Dolayısıyla korunmaya da ihtiyacı yoktur, huzursuzluğa ve şiddete maruz kaldığı zaman, evlilik birliğini sona erdirme konusunda daha rahat karar verilebilmektedir. Bu yüzden dolayıdır ki boşanma oranlarının en yüksek olduğu yerler modern hayatın en yoğun yaşandığı ülkelerdir. Yapılan Arştırmalarda özellikle boşanma hızının bir çok ülkede arttığını, mesela, bu oran ABD de binde 4.57 Almanya da binde 4.6 İsviçre de binde 2.23 Norveç de binde 2.54,iken, Türkiye de henüz bu oranın binde bir olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada Hukuk sistemimizdeki genel-özel boşanma nedenleri kısaca anlatıldıktan sonra, genel bilgiler ışığında boşanma nedeni ve oranlarına ilişkin olarak, Diyarbakır da yıllarında yapmış olduğumuz yüz yüze anket çalışması ile yılları arasında TUİK verilerine göre Diyarbakır bölgesinde boşanma nedenleri ve oranlarına ilişkin karşılaştırma yapma imkânımız olacak. Bu karşılaştırma sonucunda Diyarbakır da ki boşanma nedenlerinin-oranlarının belirlenmesi ve bunların yorumlanması işlemi gerçekleştirilecektir. 265
266 DIYÂRU BEKR DE ŞEYHOĞULLARI HANEDANI Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN Abbasîler döneminde merkezî yönetimin zayıflamasına paralel olarak güçlü bölgesel idareler ortaya çıktı. Çoğu zaman ortaya çıkan mahallî yönetimleri halife tanımak zorundakalmıştır. İsa b. eş-şeyh (ö. 269/882-83) tarafından başlatılıp oğlu Ahmed b. İsa (ö. 285/898)ve torunu Muhammed b. Ahmed dönemlerinde Diyâru Bekr bölgesini hâkimiyetleri altında tutan Şeyhoğulları (iktidar dönemleri: h / m ), birçok siyasî çekişmeyle mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Şeyhoğulları, bu dönemde desteklerini büyük ölçüde Şeybânoğullarından alan Haricîlerle mücadele etmek zorunda kaldılar. Hanedanın kurucusu Bekr b. Vâil kabilesinin önemli kollarından biri olan Şeybânoğullarına mensuptur. Âmid merkez olmak üzere bölgeyi 30 yıl yöneten bu hanedan hakkında ülkemizde yapılmış herhangi bir çalışma mevcut olmayıp sadece Diyanet İslam Ansiklopedisi nde hanedanın kurucusu olan İsa b. eş-şeyh le ilgili bir madde bulunmaktadır.tebliğimizde Şeyhoğulları hanedanı döneminde başta Diyarbakır (Âmid) olmak üzere bölgedeki siyasî, sosyal ve kültürel faaliyetleri hakkında bilgi verilecektir. 266
267 DIYARBEKIR ŞERIYYE SICILLERI NE GÖRE XVIII. YÜZYILDA AŞIRETLER Prof. Dr. Abdurrahman ACAR Toplam 180 defterden oluşan Diyarbekir Vilayeti Şeriyye Sicillerinin 19 adedi XVIII. yüzyıla ait olup Dicle Ü. İlahiyat Fakültesi tarafından, transkribe edilerek asıllarının fotokopisiyle birlikte 7 cilt halinde yayınlanmış bulunmaktadır ( ). Bu defterler,amid Mahkemesine intikal ettirilen dini, idari, sosyal ve ticari konulara ilişkin davalarda kadı tarafından İslam Hukuku na göre verilen kararları içermektedir. Bu davaların bazısı, bölgede yaşayan çeşitli aşiretlerin adlarının karıştığı olaylarla ilgilidir. Bu bildiride esas olarak XVIII. yüzyılda Amid Sancağı sınırları içerisinde yaşayan Milli,İzoli, Karakeçili, Kiki vb. aşiretlerin Amid Mahkemesinde hangi davalara ne şekilde konu oldukları ve bu davaların nasıl sonuçlandığı anlatılacaktır. 267
268 OSMANLI TANZIMAT DÖNEMININ TARIH VE COĞRAFYACILARINDAN; -AHMED RIFAT, ŞEMSEDDIN SÂMI, ALI CEVAD IN- ESERLERINDE DIYAR-I BEKR BÖLGESI Öğr. Gör. Cuma KARAN Yağlıkçızâde lakabıyla maruf Ahmet Rıfat, Şemseddin Sâmi ve Ali Cevad bey gibi simalar Osmanlı Tanzimat döneminin önemli coğrafya ve tarihçileri arasında yer alır. Aynı zamanda dönemin aydınları arasında yer alan bu müellifler, Osmanlı coğrafyasına yönelik yazdıkları ansiklopedik eserleriyle o dönemde önemli bir boşluğu doldurmuşlardır. Günümüzdeki bölge çalışmalarıyla ilgili olarak geçmişle yapılmak istenen her hangi bir karşılaştırma için bu anlamda bugün de önemli müellifler arasında yer alırlar. Yağlıkçızâde lakaplı Ahmet Rifat Efendi nin yazdığı Lugat-ı Târîhiyye ve Coğrafiyye si (I-VII, İstanbul ) ile Şemseddin Sâmi nin Kāmûsü l-a lâm ı (I-VI,İstanbul / ) ve Osmanlı sınırları içindeki coğrafî mevkiler için kolağası Ali Cevad ın hazırladığı Memâlik-i Osmâniyye nin Târih ve Coğrafya Lugatı (I-IV, İstanbul ) eserlerinde Diyar-ı Bekr bölgesiyle ilgili yer ve isimler hakkında da önemli bilgileri paylaşmaktadırlar.bu bölgenin sınırlarını, bölgede bulunan yerleşim yerlerinin isim kökenini,demografik yapısını, halkın inanç durumunu, yıllık toplanan vergileri, bölgede yetişen ürünlerin yanı sıra coğrafi yapısıyla ilgili geniş bilgileri bu eserlerde bulmak mümkündür. Bu tebliğ; mezkûr müellif ve eserlerini kısa tanıtımıyla beraber bu eserlerde Diyar-ı Bekr bölgesi ile zikredilen konularda önemli malumatları karşılaştırmalı olarak aktarmaktadır. 268
269 SEYFEDDIN ÂMIDI NIN DINI DÜŞÜNCESINDE AKIL-VAHIY DENGESI VE O NUN DINÎ AŞIRI YORUMLARA KARŞI MÜCADELESI- HAŞVILER (AŞIRI HANBELI, SELEFI VE HARICILER) VE BATINILER ILE (İSMAILILER, HAŞHAŞILER VB.) MÜCADELESI Prof. Dr. İbrahim COŞKUN Her dinde olduğu gibi son ilahi dinin Peygamberi olan Hz. Muhammed in vefatından sonra dini konularda teslimiyet konusu bitmiş ortaya çıkan yeni problemlerle birlikte dini metinleri ve inançları sorgulama dönemi başlamıştır. Bu sorgulamanın neticesinde doğal olarak farklı eğilimleri yansıtan ekoller ve mezhepler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunların bir kısmı Kur an ve sahih sünnetin ruhuna uygun din yorumlarına dönüşürken, bir kısmı da aklı yeterince kullanmayan dini nasları lafızcı/literal okuyarak ifrat bir din yorumlarını ya da hiçbir kural tanımadan dini metinleri keyfi batıni yorumlara tabi tutan yaklaşımlarla tefrit din yorumları öne çıkarmıştır.kadim bir şehir olan ve pek çok medeniyete beşiklik yapmış olan Amed de (Diyarbakır) dünyaya gelen Âmidi, ilk tahsilini burada yaptıktan sonra Bağdat, Kahire, Şam ve Humus gibi farklı şehirlerde farklı eğilimlere sahip âlimlerden ders almış ve aynı zamanda buralarda müderrislik yapmıştır. Farklı kültürel ortamların ve farklı düşüncelere sahip olan âlimlerin görüşlerine tanık olan Âmidi, geniş düşünebilen farklı inançlara müsamaha ile bakabilen bir kişiliğe sahip olmuştur. O esasen dini düşüncesini oluştururken akıl-vahiy dengesini kurabilmiş, aklı vahyin alternatifi bir bilgi kaynağı değil; vahyi anlayabilmek ve hayata aktarabilmek için Allah ın insanlara lütfettiği bir nimet olarak değerlendirmiştir. Bu bakış açısının bir neticesi olarak daha samimi dindarlık adına ortaya çıkmış olan ve lafzi/literal okumayı esas alarak dini nasları anlamada akla gereken rolü vermeyen haşvi (Aşırı Hanbeli, Selefi ve Harici) düşüncelere ve dini metinleri yorumlama hiçbir sınır tanımayan keyfi yorumlarla insanların dini 269
270 duygularını istismar ederek onları madden ve manen sömüren Batinilere (İsmaililer, haşhaşiler vb.) karşı yazdığı eserlerle önemli mücadeleler vermiştir.bir taraftan Mısır da kurulmuş olan Şii Fatimi devletinin desteğini alan Batinilerin hayli etkili olduğu bir dönemde; diğer taraftan Moğol istilaları ve haçlı seferleri gibi olayların yaşandığı bir dönemde selefiliğin güç kazandığı bir dönemde Seyfeddin Âmidi nin bu mücadeleyi verdiğini düşündüğümüzde Bağdat ta ve Kahire de niçin idam cezası ile karşı karşıya kaldığını daha kolay anlayabiliriz. Amidi nin kelam ilmiyle ilgili yazdığı eserlerden birinin adı Ebkaru l-efkar (en orijinal fikirler) dır. O Kur an ve sahih sünneti esas alarak yaşadığı çağın gerçekleri doğrultusunda en bakir akli istidlallerde bulunarak dini yorumlarında ifrat ve tefrite düşmüş gruplarla mücadele etmiştir.biz bu tebliğimizde öncelikle Amidi nin akıl-vahiy dengesi konusundaki temel düşüncelerini, akl-ı nazariye verdiği değeri ortaya koyacağız. Sonra onun yaşadığı dönemdeki haşvi ve batıni düşüncelerin izdüşümleri konumunda olan günümüzdeki el-kaide, Taliban, Daeş ve çağdaş batınilik olarak değerlendirdiğimiz Fethullahçı Terör Örgütünün teolojilerini Amidi nin konu ile ilgili düşüncelerinden de yararlanarak değerlendireceğiz. Anahtar Kelimeler: Akıl, Vahiy, Seyfeddin el-âmidî, Batıniler, Haşviler,, Taliban, el-kaide, Daeş. 270
271 DIYARBAKIR VE CIVARININ DIN ALGISI VE BU DIN ALGISININ OLUŞMASINA KATKIDA BULUNAN BIR ÂLIM: SEYFÜ D-DIN AMIDÎ Prof. Dr. Selim ÖZARSLAN Din, milletlerin kültür dokularının oluşmasında ve güçlenmesinde önemli bir yer tutmakla birlikte aynı zamanda sosyal barış ve refahın, birlikte yaşama arzusunun gelişip yaygınlaşmasında da aktif bir role sahiptir. Din, kaynağı itibariyle içindeki varlıklarla birlikte bütün evrenin yaratıcısı Allah a dayandığından mutlak manada barışı, huzuru ve güven duygusunu öne çıkaran ilahî kanunlar manzumesidir. Dinin temel hedefi, insanları hem bu dünyadaki hem de öteki dünyadaki yaşamlarında mutluluğa /saadete ulaştırmaktır.inananını dünyada ve öte dünyada mutluluğa ulaştıracak doğru ve sağlıklı bir din algısının oluşmasında da din bilginleri ve onların sahip oldukları dini anlama ve yaşayan hayata aktarmadaki yöntem ve usulleri önem arz etmektedir. Selçuklular ve Artuklular döneminden günümüze kadar gelen zaman sürecinde Diyarbakır ve civarında yaşayan Müslüman halkın din anlayışlarının oluşmasında Ehl-i Sünnet in itikadî ekollerinden biri olan Eş ârilik ile yine Ehl-i Sünnet in amelî ekollerinden biri olan Şafiiliğin ve bunlara mensup din bilginlerinin tesiri büyük olmuştur. Bu ekol ve bu ekole bağlı Eş ârî Kelam bilginleri dinin temeline ilahî vahyi koymuş, onu insana bahşedilen akılla anlamaya ve yorumlamaya çalışmışlardır. Diyarbakır ve civarında yaşayan Müslüman halkın din anlayışına tesir eden ekollerden birisi de itikadî alanda Matüridilik, amelî alanda ise Hanefilik ekolleri olmuştur. Bu ekoller de dinin temeline ilahî vahyi ve aklî tefekkürü koyarak İslam inançlarını izah ve açıklamaya çalışmışlar ve bu doğrultuda halkın dinî ve sosyal hayatını şekillendirmeye çalışmışlardır. Diyarbakır ve ilçelerinde Hanefî-Matüridî din anlayışından daha çok Şafiî-Eş ârî din yorumu daha fazla yayılma imkânı bulmuş ve bu durum günümüze kadarda etkinliğini sürdürmektedir. Bu din anlayışının diğerine nazaran daha fazla yaygınlık kazanmasında burada doğan din bilginlerinin katkısı inkâr edilemez. Zira Diyarbakır ın devrin ilim merkezlerinden Bağdat a yakınlığı, ilim yolcularını Bağdat a sevk etmiş ve 271
272 orada yaygın olan Şafiî fıkhını ve Eş ârî itikadını öğrenmelerine aracılık etmiş, memleketine dönen bilginler de orada öğrendikleri Eş ârî itikadını kendi halklarına belletmişler ve onların bu dini yorum üzerine hayatlarını sürdürmelerine katkıda bulunmuşlardır. Diyarbakır ve yöresinin dinî hayatına ve din algılarına tesir eden âlimlerin en bilineni Artuklular dönemde Diyarbakır da yetişen, Hicrî 551, miladî 1156 yılında o zamanki adıyla Amid de (Diyarbakır) doğan ve buraya nispetle Amidî lakabıyla şöhret bulan Seyfü d-din Amidî ( ) isimli kelamcımızdır.seyfüddin Amidî, kaleme aldığı eserlerinde bilginin kaynakları/ epistemoloji, varlık, âlem ve âlemin sonradan yaratılmışlığını, Allah ın zat, sıfat ve fiillerini, insan ve insan fiilleriyle ilgili meseleleri ele almış ayrıca peygamberlik/ nübüvvet, ahiret ve imamet/ siyaset,politikaya ilişkin görüşlerini kendisine özgü üslûbuyla ortaya koymaya çalışarak yöre halkının din algısına tesir etmiştir. 272
273 DIYARBAKIRLI SEYFUDDIN AMIDI NIN FELSEFI KELAM BAĞLAMINDAKI TANRI KANITLAMASININ DEĞERLENDIRILMESI Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ata AZ Diyarbakırlı Seyfuddin Amidi nin Felsefi Kelam BağlamındakiTanrı Kanıtlamasının Değerlendirilmesi Asıl ismi Ali b. Muhammed b. Salim el-sağlebii veya et-tağlebi olan Âmidî ( ), kelam ve fıkıh alanındaki çalışmaları kadar felsefe ve mantık alanındaki çalışmalarıyla da adından söz ettirmiştir. Felsefe ve mantık alanındaki çalışmalarıyla İbn Sina nın felsefi geleneğini sürdürdüğünü ve onun önemli bir yorumcusu olduğunu söyleyebiliriz. Âmidî nin kendinden sonraki kelam ve felsefecileri derinden etkileyecek olan felsefe ile kelamı harmanlama çabası, kelam ilminin eleştirisinde ve yeniden yorumlamasında, felsefi kelam geleneği oluşturmasında katkı sağlamıştır.diğer bir ifadeyle Âmidî yle birlikte kelam ilmi felsefeyi özümseyen yoğun bir inanç metafiziği haline gelmiştir. Felsefi kelamın en iyi örneklerinden kabul edilebilecek Ebkârü l-efkâr fi Usûlu d-din ve 8 bölümden oluşan eserinde Âmidî, söz konusu eserin en uzun bölümü olan dördüncü bölümünde Tanrı tasavvurunu ele almıştır. Tanrı nın varlığını kanıtlamadan önce felsefi geleneği takip ederek mevcud (varlık), madum (yokluk)u daha sonra da mevcudun kısımlarını ele almıştır. Varlığı tanımladıktan sonra Vacibu l-vücud un (Zorunlu Varlık) tanımını, birliğini, ispatını, sıfatlarını, fiillerini ele ayrıntılı bir şekilde almıştır. Aynı şekilde, konuyu her yönüyle ele alma maksadıyla, Vâcibu l-vucûd un varlığının kanıtlanması, sıfatların birbiriyle ve Tanrı nın zatı ile olan ilişkileri, Tanrı hakkında nasıl bir dil kullanılması gerektiği, O nun birliği ve eşsizliği, yaratıklarına benzemekten tenzih edilmesi gerektiği vb. meseleleri tartışmıştır. Âmidî, felsefi yöntemleri de kullanarak Tanrı nın varlığını kanıtlamaya dair kelamcıların ve filozofların geliştirdikleri delillerin Tanrı nın varlığını kanıtlamada yeterli olmadıklarını söyleyerek eleştirmiştir. Bunların yerine Kur an da anlaşılır bir şekilde anlatılan, akla, kalbe ve duyularımıza hitap eden felsefi kelam görüşleri bağlamında yeni bir delil tesis etmiştir. Söz konusu bu delil de Kur an da olmakla birlikte felsefi ge- 273
274 lenekte yeri olan Nizam ve Gaye Delili dir. Zira bu delil, duyusal tecrübelerimize hitab ettiği kadar kalbimize de hitap etmektedir. Nizam ve Gaye delili Kur an ın ifadesiyle alemdeki her şeyin belli bir gayeye göre ahenk ve düzen içerisinde yaratıldığını ve şuurlu bir varlık tarafından idare ve idame edildiğini akli gerekçelerle temellendirmektedir. Anlaşıldığı üzere Âmidî Tanrı nın varlığını, tümdengelim metodunu kullanarak salt akli çıkarımlara ek olarak, duyusal tecrübelerimize ve çıkarımlarımıza dayanarak sağlam bir temel üzerine bina etmiştir. Aynı şekilde, Tanrı nın mevcudiyetini ispatlamada Kur ani delillerin ön plana çıkarılması kanaatinde olduğunu ifade eden Âmidî, uluhiyet tasavvurunda felsefedeki mükemmel varlık tanımını andıran kemal yöntemi ni geliştirmiştir.âmidî, ulûhiyet konusunu incelerken sıfatlar konusuna girmeden önce vücut ve mahiyet meselesini değerlendirmektedir. O na göre ulûhiyet konusunun odağını oluşturan sıfatlar konusu ile Vâcibu l-vucûd da vücud ve mahiyet ayrımı konusu arasında önemli ilişkiler vardır. Âmidî nin bu konudaki görüşü, Vâcibu l-vucûd da vücudun mahiyetten ayrı ve ona ilave bir şey olmadığı şeklindedir. Çalışmamızda, Âmidî nin eserleri bağlamında Tanrı tasavvurunu ele aldıktan sonra Tanrı nın varlığını kanıtlamak için kelami ve felsefi delilleri mecz ederek geliştirmiş olduğu kanıtları ele alacağız. 274
275 İSLAM DÜŞÜNCE TARIHINDE KAYIP HALKA: SEYFUDDIN EL-ÂMIDÎ Yrd. Doç. Dr. Şerefettin ADSOY Bir millet veya toplumun kültür ve medeniyetinin gelişmesinde etkenlerin farklılığı ve çeşitliliği bilinen bir gerçektir. Bu etkenler içerisinde belli bazı beldelerin sahip olduğu düşünce ve fikir zenginliği bakımından katkısı da yadsınamaz. İslam düşünce tarihinde de bu anlamda boyutu ve dolayısıyla etkisi birbirinden farklı katkılar sağlayan şehirler var olmuştur. Bu diyarlar içerisinde, birçok farklı millet ve medeniyete beşiklik yaparak bu renkliliği kendi bünyesinde ve yine kendine özgü bir kültür ve medeniyet rengine dönüştüren, Anadolu nun kadim beldelerinden biri olan Diyarbakır da bulunmaktadır. İnsanlık tarihinin çok eski dönemlerinden itibaren farklı kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmakla beraber kendi bağrında bu medeniyete sahip çıkmakla kalmayıp katkı sağlayan nice fikir, düşünce ve ilim erbabı yetiştirerek katkı sağlamıştır. Sayısını saymakla bitiremeyeceğimiz bu nitelikteki değerli insanın, sadece belli bir dönemdeki, sayısını öğrenmek için Ali Emirî nin Mir âtü l- Fevâid Fî Terâcim-i Meşâhir-i Amid isimli eserine bakmak yeterli olacaktır. İslam düşünce tarihinde nice simalar vardır ki sadece tabi olduğu toplum ve medeniyetine değil aksine bütün bir insanlık kültür ve medeniyetine katkıda bulunmuştur. İslam düşünce tarihinde adeta kayıp bir halka olan Seyfuddin Âmidî de bunlardan sadece biridir. Âmidî, isminden de anlaşıldığı üzere, Diyarbakırlı çok yönlü bir düşünür olmasına rağmen çoğunlukla ya kelamcı ya da fıkıhçı olarak bilinmektedir. Oysa ortaya koyduğu çalışmalar bağlamında değerlendirildiğinde adı geçen alanlar belki en son zikredilmesi gereken vasıflarındandır. O, kaleme aldığı eserler ve ortaya koyduğu mücadele bakımından değerlendirildiğinde bir felsefeci veya mantıkçı olarak anılmayı daha çok hak etmektedir. Biz de bu çalışmamızda Âmidî nin tarihçe-i hayatı ve felsefe ve mantığa dair kaleme aldığı eserleri hakkında bilgi vermeye çalışacağız. 275
276 19. ASIRDA BIR BILGIN, MUTASAVVIF VE DIVAN ŞAIRI MUHAMMED ŞABAN KAMÎ-I AMIDÎ Yrd. Doç. Dr. M. Sait MERMUTLU Bir çok mutasavvıf, sanat ve fikir adamı yetiştiren önemli merkezlerden birisi olan Diyarbakır; fikir adamlılığından mutasavvıflığına, musikişinaslığından hattatlığına uzanan hayat çizgisi içerisinde Divânı ile birlikte yazmış olduğu diğer eserler kadar, yetiştirdiği bir çok öğrencisiyle de tasavvufî kimliğinin yanında müspet ilimler ve estetik sanatlara olan vukufiyetiyle, başta, bulunduğu bölge olmak üzere haklı bir şöhret elde etmiş olan Muhammed Şaban Kâmî nin de doğup, yaşadığı bir şehirdir. Kâmi için Ali Emirî, Esâmî-i Şu arâ-yı Âmid de Üstad-ı ekremimiz, ilm ü irfân ü kemâlât ile mevsûf-i vücud ve sehâ vü kerem ile nâdirü l-emsâl ve ma rufdur 1 diye bahsederken, Bursalı Mehmed Tahir de Osmanlı Müellifleri nde onun için efâdıldan zû-fünûn bir zat 2 ifadesini kullanır tarihinde Diyarbekir de dünyaya gelen Muhammed Şaban Kâmî, daha çocuk yaşlarda tasavvufî bir çevreyle tanışmış, sonraki yıllarda tarikata girmiş ve tarikat halifeliğini (Kâdiriyye-Rifaiyye ve Nakşibendiyye) üstlenmiştir. Kâmi önceleri Rifâi tarikatı şeyhi İbrahim Bacûri 1263(1843) ye intisap etmiş, daha sonra da 1266(1850) de Kerkük te Kadirî şeyhi Abdurrahman Talabânî 1274(1858) den hilafet almıştır. Kâmî nin bu özelliği, bütün mutasavvıflar gibi, hayatına yansımış ve şairliğini de etkilemiştir. Bu yüzden divânında yer alan şiirlerinin önemli bir kısmı tasavvufî muhteva taşır. Divân Edebiyatı nda din ve tasavvufun etkisi ile dünya görüşü ve hayat anlayışı dünyanın geçici ve fânî olduğu üzerinedir. Bu geçici nimetlere aldanıp da esas (bâkî) âlemi ihmal etmemek ve bu âlemin ancak bâkî âlem için bir hazırlık yurdu olabileceği düşüncesi edebiyatımızı da etkileyen din kaynaklı ve tasavvufî bir hayat görüşüdür. Kâmî de hem mutasavvıf hem de divân şairi kimliğiyle bu temayüle katılır. Sünnî âkideye inanan bir Müslüman olan Şaban Kâmî, özellikle Münâcâtı nda Allah a olan tahkiki imânını en açık ve net bir şekilde ortaya koyan beyitler yazmıştır. 276
277 Şairin şiirlerinin iç dünyasını ve fikir yapıtaşını oluşturan temel düşünceyi Melâmetilik, Kalenderilik ve Mevlevilik meşrepleri oluşturur.yapmış olduğumuz Arştırmalar neticesinde, Muhammed Şabân Kâmî ye ait olan eserlerinmatbu veya yazma nüshalar halinde Süleymaniye Kütüphânesi nde, Millet Kütüphanesi nde, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi nde, Ankara Milli Kütüphane ve Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi nde mevcut bulunduğunu tespit ettik. Bunların dışında ayrıca Diyarbakır İhtisas Kütüphânesi nde 1538 numarada kayıtlı, bir çok risâle ihtiva eden bir mecmuâda Kâmî ye ait bir takım şiirlerin bulunduğunu gördük. Manzum ve mensur eserlerin sahibi olan Şaban Kâmî, bu eserlerde sergilemiş olduğu edebî ve ilmî kişiliğiyle haklı bir şöhreti elde etmiştir. Arap ve Acem dil ve edebiyatına vakıf olduğu anlaşılan şâirin, eserlerinin çoğunu Arapça kaleme aldığı; Divânı nda ise her iki dili de rahatlıkla kullandığına şahit olmaktayız. İlim adamı kimliğinin yanında, Divân Edebiyatı ve Tasavvuf Edebiyatı nın bütün inceliklerinden de haberdar olan Kâmî, mensur ve manzum eserlere de imza atmış bir mutasavvıf şairdir. O nun şahsiyetinin en belirgin yönünü oluşturan, ilmî hüviyetiyle birlikte sanat ve edebî kişiliğidir tarihinde Diyarbekir de vefat etmiştir. 277
278 DIYARBAKIRLI NAKŞÎ-HÂLIDÎ MEŞÂYIHINDEN ŞEYH ABDURRAHMAN EFENDI Yrd. Doç. Dr. Murat ÖZAYDIN Şeyh Abdurrahman Efendi 1854 yılında Diyarbakır ın Çınar ilçesine bağlı Aktepe köyünde doğmuştur. Hâlidî silsilesinden gelen şeyh Hasan-i Nûrânî, hazretlerinin oğludur.ilim tahsilini öncelikle babasının terbiyesinde gerçekleştirmiş ve ilim icâzesini de babasından almıştır. Babasının vefatından sonra, babasının halifelerinden Molla Muhammed Efendi nin yanında eğitimine devam etmiş ve kısa bir süre sonra bu zattan hilafet almıştır. Hilafet aldıktan sonra Aktepe ve çevresinde irşâd faaliyetlerine başlamış geniş bir alana hitap etmiştir. Şeyh Abdurrahman, birçok eser kaleme almış ancak bunlardan günümüze on üç tanesi ulaşabilmiştir. Eserlerinde Rûhi mahlasını kullanmıştır. Eserlerindeki Arapça, Farsça,Osmanlı Türkçesi ve Kürtçe dil zenginliği ile birlikte, edebi sanatlardaki ustalığı ve şairliği dikkat çekicidir. En meşhur eserleri Mesnevî tarzında yazmış olduğu Ravdu n-naîm ve Dîvân-ı Rûhi adlı eserleridir. Ayrıca Râbıta ve Tarîkat Âdâbı üzerine yazılmış iki risâlesi de mevcuttur. Astronomiye olan merakı doğrultusunda ceviz ağacından yapmış olduğu bir dünya küresi ve bölgesel takvim çalışmaları da dikkate değerdir. Şeyh Abdurrahman, dinî, itikâdî, tasavvufî, fıkhî, kelamî, astronomi, fennî, islâmî ve edebî alanlardaki birikimlerinin ve ilmi bağlılığının bir sonucu olarak el yazması eserlerden oluşan bir kütüphane kurmuştur. Ancak bu kütüphaneden günümüze yaklaşık iki yüz elli kadar eser ulaşabilmiştir. Şeyh Abdurrahman, 1910 yılında Diyarbakır da vefat etmiş ve Aktepe de babasının yanına defnedilmiştir. 278
279 XVIII. DIYARBAKIR ŞERIYYE SICILLERINE GÖRE OSMANLI DA KADININ HUKUKÎ STATÜSÜ Yrd. Doç. Dr. Muhammed Tayyib KILIÇ Bu tebliğin amacı Diyarbakır Şeriyye Sicillerinden hareketle XVIII. Yüzyıl Diyarbakır ında kadının hukukî statüsünü ortaya koymaktır. Tebliğde esas olarak kadınların taraf olduğu kayıtlar içeriklerine göre hukukî açıdan tasnif edilip yorumlanacaktır. Buna göre kadının aile içindeki konumu, çok eşlilik, çocuk sayısı, kadının mirastaki durumu, nişanlılık, evlilik, mehir, boşanma, nafaka, hidâne ve vesayet ele alınacak konular arasındadır. Ayrıca mülkiyet doğurucu işlemler, borç, vakıf, hibe ve alım satım gibi hukukî işlemler de ele alınacaktır. Dünya daki değişime paralel olarak 1900 lü yıllara kadar devam eden kölelik kurumu Osmanlı toplumunda da yaklaşık 1900 lü yıllarda sona ermiştir. Bu çerçevede XVIII. yüzyılda kadın kölelerin (cariyelerin) hukukî durumları üzerinde de durulmuştur. Muhakeme hukuku ve ceza hukuku açılarından kadının hukukî durumu da tebliğimizde işlenecek olan konulardandır. XVIII. yüzyıl Diyarbakır ı, gayr-i müslim nüfusun oldukça yoğun olduğu bir şehirdir. Bu yönüyle tebliğimizde sadece Müslüman kadının değil, gayr-i müslim kadınların da hukukî statüsü ele alınacaktır. 279
280 SEZAİ KARAKOÇ UN KUR AN TASAVVURU Yrd. Doç. Dr. Abdullah TEMİZKAN Sezai Karakoç, ülkemizin son dönemde yetiştirdiği önemli şair ve mütefekkirlerden biridir. Eserlerinde İslam medeniyeti üzerinde yoğunlaşan Karakoç, Kur an ı bu medeniyetin ana kurucu metni olarak görmektedir. Karakoç a göre Kur an, bir medeniyet kılavuzu olmakla birlikte aynı zamanda insanoğlunun hakikat arayışına bir cevaptır.kur an ın son kitap oluşu ve kıyamete kadar korunacağına vurgu yapan Sezai Karakoç,bu kitabın toplumları barışa, hakikat, adalet ve düzene yaptığı çağrıya dikkat çeker. Ona göre Kur an İslam dünyasının dirilişinde esas kaynak olduğu gibi İslam medeniyetinin ilerlemesinde bir garantör konumundadır.sezai Karokoç un düşüncesinde Kur an, bir bilgi nesnesi olmayıp hem bilgi hem de varlık kaynağıdır. Sadece ahlakı ve arınmayı hedeflemeyip bireyi ve toplumu ıslahla beraber yeni bir medeniyete taşımaya çalışan ilahi bir mesajdır. Bunun da ötesinde Kur an, İslam medeniyeti dışındaki medeniyetlerin aşırılıklarından dönmeleri için bir çağrıdır. Kur an-ı kerim i yeni bir yorum sayesinde her çağa, yaşama sevinci veren ilahi bir aşı şeklinde düşünen karakoç, insanlığın onda yeni anlamlar, yeni ve sonsuz ışık pencereleri keşfedeceği kanaatindedir.çalışmamız, Sezai Karakoç un Kur an a dair düşünceleri ve eserlerinde yer yer zikrettiği ayetler hakkında yaptığı yorumların tefsir ilmi açısından genel bir değerlendirmesi mahiyetindedir. Tebliğin öncelikli hedefi söz konusu yorumlardan hareketle Karakoç un Kur an tasavvurunun tespit edilmesidir. Anahtar Kelimeler: Kur an, Medeniyet, Hakikat, Diriliş, Peygamber Kıssaları, Tefsir, Şiir 280
281 DIYARBEKIRLI SEYFÜDDIN EL-ÂMIDÎ NIN HADISÇILIĞI-HZ. MUHAMMED IN NÜBÜVVETININ İSPATI BÖLÜMÜNDE KULLANDIĞI HADISLER ÖRNEĞINDE Yrd. Doç. Dr. İsa AKALIN El-Âmidî olarak meşhur olan Seyfüddin Ali b. Muhammed el-âmidî 551/1156 da Diyarbekir de dünyaya gelmiş ve 631/1233 de Şam da vefat etmiştir. el-âmidî kelâm, fıkıh usulü, felsefe ve mantık alanlarında kaleme aldığı eserlerle tanınmaktadır. el-âmidî nin Ebkârü l-efkâr fî Usûli d-dîn adlı kitabı kelâm ilmine dair önemli ve hacimli bir eserdir. el-âmidî, hadis ve sünnetle ilgili metodolojik anlayışını el-ihkâm fî Usûli l-ahkâm adlı fıkıh usulü eserinin Sünnet başlığı altında ortaya koymuştur. el-âmidî, Ebkârü l-efkâr fî Usûli d-dîn adlı kelâm kitabının Hz. Muhammed in Nübüvvetinin İspatı başlığı altında akli delilleri, mucizeleri, Kur ân-ı Kerîm i, hissî mucizeleri açıklarken hadislerden de örnekler vermektedir. el-âmidî, bu bölümde delil olarak sunduğu hadislere dair usûl değerlendirmeleri yapmamakla beraber; kullandığı hadislerin bulunduğu kaynaklar ve hadislerin sıhhat dereceleri hadisçiliğini ve hadis anlayışını ortaya koymada önemli ipuçları barındırmaktadır. el-âmidî, gerek bu eserinde ve gerekse el-ihkâm ında hadisleri senedsiz olarak kullanmış; ancak hadislerin sıhhat derecelerine dair tahliller yapmamıştır. el-âmidî nin Ebkârü l-efkâr da kullandığı hadislerin bir kısmı güvenilir ve mütedavil hadis kitaplarında yer alırken; bir kısmı ise tali kaynaklarda tespit edilebilen hadislerden oluşmaktadır. 281
282 DIYARBAKIRLI ŞEYHÜLKURRÂ HÂFIZ MEHMED EFENDI VE NAZMU L-EHEMM FÎ İLM-I TECVÎDI L-ELZEM ADLI TÜRKÇE MANZÛM TECVÎD ESERI Arş. Gör. Oğuz YILMAZ Öz: İslamî ilimlerin eğitim öğretiminde şiir kullanımı; Türk İslam Edebiyatı nda bir geleneği temsil etmektedir. Nitekim mensûr olarak kaleme alınmış siyer, hadis, fıkıh, kelam, tasavvuf gibi İslamî ilimlere dair eserlerin nazma aktarılması da söz konusudur. Bu ise edebiyatta bazı manzûm türlerin doğmasını sağlamıştır. Bu bağlamda manzûm tarzda kaleme alınan bir diğer tür de tecvîd ilmine dairdir. Özellikle Arapça manzûm tecvîd/kırâat eserlerine dair akademik çalışmalar yapılmış olmasına rağmen, gördüğümüz kadarıyla Türkçe manzûm eserler hakkında tarafımızca sunulan Türk İslam Edebiyatında Manzûm Tecvîdler adlı tebliğ dışında bir çalışma yapılmamıştır. Tebliğde dokuz Türkçe manzûm tecvîd eseri tanıtılmış,genel bir değerlendirme yapılmış ve bir literatür oluşturulmuştu. Bu çalışmada ise; özele inilerek Türkçe manzûm tecvîd müelliflerinden biri olan Diyarbakırlı (Amedli) Şeyhülkurrâ Hâfız Mehmed Efendi nin (ö. 1235) hayatı ve mühim bir nazım olarak nitelediği Nazmu l-ehemm fî İlm-i Tecvîdi l-elzem adlı eseri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır. Müellifin şeyhülkurrâ olması hasebiyle tecvîd eğitim-öğretiminde de kullanmış olma ihtimali bulunan eser; Türkçe manzûm tecvîd yazma geleneğini 19. yüzyılda da devam ettirmesi, bu türün en hacimlilerinden ve en başarılı örneklerinden biri olması hasebiyle ayrı bir öneme sahiptir.çalışma, Diyarbakırlı bir alim müellifi/şairi tanıtmayı ve oluşturulan Türkçe manzûm tecvîdler literatürünü, yazar-eser bağlamında biraz daha gün yüzüne çıkarmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Kur ân-ı Kerîm, Diyarbakırlı Şeyhülkurrâ Hâfız Mehmed Efendi,Tecvîd, Türk İslam Edebiyatı, İslâmî İlimlerin Nazma Aktarımı, Türkçe Manzûm,Tecvîd. 282
283 ABBASI DEVLETI MERKEZI YÖNETIMI NIN İDARESINDE DIYAR-I BEKIR Öğr. Gör. Mutlu SAYLIK İslam coğrafya kaynakları Dicle Fırat arasındaki bölgenin kuzeyine, Yukarı Mezopotamya ya el-cezire adını vermişlerdir. El-Cezire bölümünde Diyar-i Bekir, Diyar-i Rebia ve Diyar-i Mudar bulunuyordu. Merkezi Amid olan Diyarı Bekir in en önemli kentleri:amid, Meyyafarikin, Mardin, Hısınkeyfa ve Siirt olarak zikredilmektedir.bu çalışma Abbasi devletinin merkezi yönetiminin hâkim olduğu dönemde Diyar-i Bekir ve çevresinde meydana gelen gelişmelerle başlayıp, Abbasi merkezi yönetiminin zayıflamasıyla Diyar-i Bekir ın merkezden kopmasına neden olan gelişmelerle son bulmaktadır. Bu bölgede Abbasilerin ilk döneminde bazı isyanlar ve karışıklıklar eksik olmasa da merkezi yönetiminin idaresi altında kalmış ve halifelerin el Cezire ye görevlendirdikleri valililer tarafından yönetilmiştir. Abbasi merkezi yönetimi zayıfladıkça karışık demografik yapıya sahip olan bu bölgede harici grupların merkeze karşı çıkarmış oldukları isyanlar, mahalli ve etnik çatışmalar artmaktaydı. Halife Mu tez tarafından Diyarbakır amilliğine atanan İsa bin eş-şeyh bin es-salih eş-şeybani, Abbasi halifesi el-muhtedi ( ) zamanında Abbasilerin güçsüzlüğünden yararlanarak ayaklanması ve 869 da Diyarbakır da Abbasi merkezi yönetiminden bağımsız hareket etmesi, bu bölgenin merkezi yönetimden ilk kopuş denemesi olarak görülebilir. Halife Mu tazıd bizzat ordusunun başında buraya gerçekleştirdiği seferle Diyar-i Bekir de tekrar hâkimiyeti sağlamış, Amid şehrinin surlarının bir kısmını da yıktırmıştır. Ele aldığımız bu zaman dilinde Diyar-i Bekir,surlarla tahkim edilmiş bazı şehirleri sayesinde sürekli önemli bir merkez olmayı başarmıştır. Anahtar Kelimeler: Abbasiler, Merkezî Yönetim, el-cezire, Diyar-i Bekir, Âmil 283
284 DİYARBAKIR TARIM ALANLARINDA ÜRETİCİLERİN BİTKİ KORUMA UYGULAMALARINDA YAŞADIĞI SORUNLAR PROF. DR. EROL BAYHAN- EMİN KAPLAN Bu çalışma, Diyarbakır ilindeki bitki koruma uygulamalarına ait sorunların belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda 2014 yılında Diyarbakır (Merkez, Bismil ve Çınar) Arştırma bölgesinde 36 adet çiftçi ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında Diyarbakır ilinde bitki koruma alanında sadece kimyasal mücadelenin hâkim olduğu ve diğer mücadele yöntemlerinin çok az uygulandığı saptanmıştır. Bu kapsamda çiftçilerin büyük bir bölümü bitki koruma konularındaki önerileri ilaç bayilerinden almakla beraber gereksiz yere ve çok fazla miktarda kimyasal ilaçlama yaptıkları belirlenmiştir. Ayrıca bölge üreticisinin teknik teşkilata yönelik aşırı bir memnuniyetsizlik içinde olduğu saptanmış olup bu durumun oluşmasındaki temel sebep ise teknik personelin il ve ilçe müdürlüklerinde dosya işlemleri ile çok meşgul olmalarından dolayı üreticilere yeterince Yrdımcı olamamaları olarak bildirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitki Koruma Sorunları, Anket, Diyarbakır 284
285 THE FARMERS LIVING ISSUES FOR PLANT PROTECTION PRACTICES IN AGRICULTURAL AREA OF DIYARBAKIR, TURKEY PROF. DR. EROL BAYHAN- EMİN KAPLAN This study was performed to determine the problems belonging to the application of plant protection practises in Diyarbakır city of Turkey. For these purposes, a survey was conducted with 36 farmers in research located of Diyarbakır (Central, Bismil and Çınar) in The data obtained from the study indicated that among all the management tactics, the chemical control was the only and dominant method applied in the Diyarbakır. In this context, it was determined that albeit the majority of farmers was advised by agrochemical dealers in the region, they were using unnecessary and excessive amounts of chemical pesticides. Additionally, the data obtained from this study showed that the local producers was in a state of an extreme dissatisfaction about the technical agencies who were most of the times very busy with the paper works in the provincial and district directorates, therefore they were not helpful enough to the producers. Keywords: Plant Protection Problems, Survey Study, Diyarbakır 285
286 DİYARBAKIR İLİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM İÇİN BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ PROF. DR. KADİR SALTALI, ALPER SÖĞÜT, EZGİ ŞEN ÇETİN, BİRGÜL SOLMAZ Tarımsal üretimde en önemli doğal kaynaklardan birisi topraktır. Sürdürülebilir tarımsal üretim için toprak özelliklerinin iyi bilinmesi, muhafaza edilmesi ve geliştirilmesi gerekir. Diyarbakır gibi kurak ve yarı kurak bölgelerde sürdürülebilir tarım için üretimi kısıtlayan toprak özelliklerinin iyi bilinmesi ve rehabilite edilmesi kritik öneme sahiptir. Diyarbakır ilinde tarımsal üretimi kısıtlayan en önemli toprak faktörleri yüksek ph, kireç ve düşük organik madde içeriğidir. Diyarbakır ili topraklarının %57 sin ph değeri 7.5 ten fazla ve toprakların % 73 nün kireç içeriği % 5 ten yüksektir. İlin topraklarının % 81 nin ise organik madde içeriği % 2 nin altındadır. Toprakların ph ve kireç içeriğinin yüksek, organik madde içeriğinin düşük olması topraklarda fosforun ve mikro besin elementlerinin bitkiler tarafından alınamaz forma dönüşmesine neden olmaktadır. Bölgede ekonomik tarımsal üretim ve dengeli bitki besleme için bu üç faktörün rehabilite edilmesine ihtiyaç vardır. Bölge topraklarının yüksek ph değerini düşürebilmek ve yüksek kireç içeriğinin olumsuz etkilerini azaltabilmek için mikronize elementel kükürt uygulamaları ve fizyolojik asit karakterli gübrelerin kullanımı önerilebilir. Toprakların organik madde içeriğini artırabilmek için anız artıklarının toprağa karıştırılması, çeşitli organik materyallerin (leonardit, hayvan gübresi, kompost vb) uygulanması, yeşil gübrelemenin yapılması ve koruyucu toprak işleme metotlarının yaygınlaştırılması gereklidir. Diyarbakır gibi kurak ve yarı kurak bölgelerde tarımsal üretimi kısıtlayan bu faktörler rehabilite edilebildiği takdirde, toprak kalitesi ile birlikte ürünlerin kalitesinin ve miktarının artacağı dolayısıyla çiftçilerimizin de ekonomik gelirlerinin yükseleceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir tarım, toprak, ph, kireç, organik madde 286
287 DİYARBAKIR İLİNDE ORGANİK TARIM UYGULAMALARI DOÇ. DR. GÜLTEKİN ÖZDEMİR, DOÇ. DR. HÜSEYİN KARATAŞ, DOÇ. DR. DİLEK KARATAŞ Günümüzde tarımsal üretimde en yüksek verimi elde etmek amacıyla üretim sırasında çok yoğun bir girdi kullanımı gerçekleştirilmekte ve bunun sonucunda çevre ve insan sağlığı ile ekolojik sistemde bozulmalar görülmektedir. Bu durum özellikle gelişmiş ürünlerde organik ürünlere yönelik talebin artmasına neden olmaktadır. Bu talebi karşılayabilmek amacıyla gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde organik tarım faaliyetlerine öncelik verildiği ve çok önemli desteklemeler ile çiftçilerimizin bu üretim şekline özendirildiği dikkat çekmektedir. Organik tarım, sentetik kimyasal ilaç ve gübrelerin kullanımlarının yasaklanmasının yanın; yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası ve bitkinin direncini arttırma ile parazit ve predatörlerden yararlanmayı öneren ve bütün bu olayların kapalı bir sistem içerisinde gerçekleşmesini gerekli kılan bir sistemdir. Üretimde miktar artışının değil ürünün kalitesinin yükselmesini amaçlayan organik tarım, geleceğin ihtiyaçlarına yönelik görüşlere ve uzun dönem planlamalara dayanan, dikkat ve özveri gerektiren bir tarım şeklidir. Ülkemizde ,40 ha toplam alanda ,32 ton Organik Üretim gerçekleştirilmektedir. Bu üretimin %0.26 sı Diyarbakır ilinden karşılanmaktadır. İlde şu anda sertifikasyon işlemi devam eden 18 farklı üründe ton organik üretim yapılmaktadır. Buğday, Mercimek, Nohut, Arpa ve Üzüm üretim miktarı bakımından ilk sıralarda yer alan ürünlerdir. Mevcut potansiyel ve geçiş süreci dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda bu oranın daha da artması beklenmektedir. Son iki yıldan bu yana ilimizin organik tarım potansiyelini değerlendirmek amacıyla Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından GAP Organik Tarım Değer Zinciri Mali DestekProgramı kapsamında projeler desteklenmektedir yılında ajans tarafından desteklenen toplam 12 projenin 4 adedi Diyarbakır ilinde yürütülmüştür yılı Mali Destek Programı çağrısı açılmış ve Diyarbakır ilinden 7 proje başvurusu gerçekleşmiştir. Bu bildiri ile Diyarbakır ilinde Organik Tarımın mevcut durumu, yürütülen projeler ve üretim sırasında karşılaşılan sorunlar ile çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. 287
288 DİYARBAKIR DAKİ İLAÇ BAYİLERİNE GÖRE BİTKİ KORUMA UYGULAMALARINA AİT SORUNLARIN BELİRLENMESİ PROF. DR. EROL BAYHAN- EMİN KAPLAN Bu çalışma, Diyarbakır ilindeki bitki koruma uygulamalarına ait sorunların belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda 2014 yılında Diyarbakır merkez ile birlikte Bismil ve Çınar ilçelerindeki Arştırma bölgelerinde faaliyette bulunan 20 adet zirai ilaç bayi ile anket çalışması yapılmıştır. Yürütülen bu çalışma ile Diyarbakır da faaliyet gösteren ilaç bayilerinin büyük bir kısmının üniversite mezunu olmamakla birlikte bitki koruma alanında yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve ticari nedenlerden dolayı bölge çiftçisine gereğinden fazla ve yüksek dozda kimyasal ilaç önerdikleri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bitki Koruma Sorunları, Anket, İlaç Bayii, Diyarbakır 288
289 THE DETERMINATION OF PLANT PROTECTION PRACTICES PROBLEMS AS AGROCHEMICAL DEALER IN DİYARBAKIR, TURKEY PROF. DR. EROL BAYHAN- EMİN KAPLAN This study was performed to determine the problems belonging to the application of plant protection practises in the Diyarbakır. For these purposes, a survey was conducted with 20 agrochemical dealers located in some provinces of Çınar and Bismil district with in the center of Diyarbakir Turkey in This study was undertaken with, it was determined that even though the majority of the agrochemical dealers operating in the region were university graduates, they were not equipped enough with the crop protection knowledge and just for commercial reasons, they proposed unneeded large amounts and high doses of chemical pesticides to the farmers of the region. Keywords: Plant Protection Problems, Survey Study, Agrochemical Dealer, 289
290 DİYARBAKIR DA KIŞLIK NOHUT TARIMINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ YRD. DOÇ. DR. ZÜBEYİR TÜRK Bugün, bütün ileri tarım tekniğinin uygulandığı yerlerde, geliştirilen yeni ekim nöbeti sistemlerinde, toprak verimliliğini korumak ve artırmak yönünden, o bölgeye uyan bir baklagil bitkisinin yer aldığı açıkça bilinen bir gerçektir. Tarım alanlarımızın büyük bir kısmında, yağışın yeterli olmadığı ve halen sulama olanaklarının da bulunmadığı düşünülürse, soğuğa, sıcağa ve kurağa dayanıklı ve bu bölgelerimizde sulanmaksızın ürün verebilen nohut, kuru tarım sisteminin uygulandığı yerlerde, önemli bir Yemeklik Tane Baklagil bitkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Kışlık nohut ekiminde karşılaşılan başlıca sorunlar; Antraknoz hastalığı, yabancı ot problemi, tarla faresi, köstebek zararı, drenaj problemi ve su kesmesidir. Söz konusu problemlerin üstesinden gelmek için; hastalıklara karşı dayanıklı çeşit kullanmak, yabancı ot ve zararlılarla mücadele etmek ve uygun yetiştirme tekniklerini uygulamak gerekir. Bu çalışmada, Diyarbakır da kışlık nohut tarımında karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların giderilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Nohut, Baklagil, Çeşit, Verim, Yabancı ot, Zararlı 290
291 DİYARBAKIR İLİNDE ANIZ YAKMAYA ALTERNATİF KORUYUCU TOPRAK İŞLEME YÖNTEMLERİ VE KARŞILAŞILAN SORUNLAR YRD. DOÇ. DR. M. MURAT TURGUT Verimli ve düz arazilere sahip olan Diyarbakır ili, bu özelliği ile önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahiptir. GAP ın gelişme süreciyle birlikte, il genelinde sulanabilir tarım arazisi varlığı artmıştır. Bu artış, tarım arazilerinin %94 ünde tarla bitkileri üretimi yapılan ilde ürün çeşidinin artmasına ve mevcut arazilerden yılda birden fazla ürün elde edilmesine olanak sağlamıştır. Artan bitkisel üretim faaliyetleri, beraberinde yoğun ve yanlış arazi kullanımı gibi olumsuzlukları da getirebilmektedir. Bitkisel üretim sürecinde en sık başvurulan yanlışlardan birisi de hasat sonrası tarla yüzeyinde kalan anızın yakılmasıdır. İşletme sahiplerinin çeşitli gerekçelerle anızı yakmaları, hem önemli miktarda bitkisel atığı yok etmekte hem de toprağın önemli biyolojik kimyasal ve fiziksel özelliklerine zarar vermektedir. Bu durum uzun vadede çevreye ve toprağa geri dönülemez zararlar vermekte, sürdürülebilir verimliliğin sonlanmasına neden olmaktadır. Anız yangınlarını sonlandırmanın yolu, çevre dostu ve ekosistemi koruyan alternatif sistemlerin çiftçilere benimsetilmesinden geçmektedir. Toprak yüzeyinin en az %30 unun anız ile kaplı bırakıldığı, toprağı rüzgar ve su erozyonuna karşı koruyan, toprak organik maddesini arttıran etkili bir anız yönetimi olan koruyucu toprak işleme yöntemi, 1960 lı yıllardan beri dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır. Bu çalışmada Diyarbakır ilinin mevcut bitkisel üretim deseni, yöntemi ve il genelinde henüz yeni bir kavram olan koruyucu toprak işleme yönteminin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, anız yakma, koruyucu toprak işleme 291
292 CONSERVATION TILLAGE METHODS AS AN ALTERNATIVE TO STUBBLE BURNİNG IN DIYARBAKIR AND PROBLEMS ENCOUNTERED YRD. DOÇ. DR. M. MURAT TURGUT Diyarbakır province has a potential significant agricultural production with its efficient and flat lands. By the development of GAP, irrigated farmland in the province increased. This increase allows the increase in crop type and to obtain more product per year from existing land in the province of which 94% of the product range is field crops. Increased crop production activities, can bring disadvantages as intensive land use and wrong with it. One of the mistakes most frequently referenced in the crop production process is burning the residue on soil surface which left after harvest. Stubble burning for several reasons of farmers, as well as to destroy a substantial amount of vegetable waste and harm the major biologically, chemical and physical properties of the soil. This current state gives irreversible damage to the environment and the soil in the long run, it causes sustained productivity termination. The way to end the stubble fires is through adopting the farmers environmentally friendly and alternative systems that protect ecosystem. Of at least 30% of soil surface is left covered with stubble, which protects soil against wind and water erosion, increases the soil organic matter by an effective stubble management with conservation tillage methods are applied in many countries since the 1960s. In this study, the pattern of crop production and methods in Diyarbakır 292
293 TARIM HAVZALARI ÜRETİM VE DESTEKLEME MODELİNİN DİYARBAKIR İLİ PAMUK ÜRETİMİNE OLASI ETKİLERİNİN İNCELENMESİ YRD. DOÇ. DR. REMZİ EKİNCİ-PROF. DR. SEMA BAŞBAĞ- YUSUF GÜZELDEMİRAY Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü, DİYARBA- KIR 2 GAP Uluslararası Tarımsal Arştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü, DİYARBAKIR Ülkemiz, tarımsal üretim yönünden oldukça zengin ekolojik koşullara sahiptir. Diğer birçok tarımsal üretimde olduğu gibi pamuk üretiminde de çeşit ve çevre koşulları büyük önem taşımaktadır. Yetiştiriciliği yapılan pamuk çeşidinin, verim potansiyelinin tam olarak ortaya koyabilmesi için iklim ve toprak koşullarının uygun olması ile birlikte bakım uygulamaların da uygun zamanda ve uygun bir şekilde yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli nde pamuk üretimi incelenmiş, Diyarbakır ili pamuk üretimine etkileri irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım Havzaları, Pamuk, Diyarbakır, Destekleme, Üretim Modelleri 293
294 DİYARBAKIR İLİ BADEM BAHÇELERİNDEKİ ENTOMOLOJİK SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ YRD. DOÇ. DR. HALİL BOLU-DR. HASAN MARAL Ülkemizde badem yetiştiriciliği özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde çok eski yıllardan beri yapılmaktadır. Badem türünün birçok avantajları vardır; Çok taşlı, çakıllı, bitki besin maddesince zayıf topraklarda yetişebilmektedir. Verim kısa sürede alınmaya başlanır, susuzluğa, kirece dayanıklı kanaatkar bir tür olması, yüksek sıcaklık ve neme dayanıklı olası ve taze meyvesinin pazarda ilk çıkanlardan olması türü avantajlı kılan nedenlerden sayılabilir. Son yıllarda Diyarbakır ilinde yöre çiftçilerince yoğun olarak badem yetiştiriciliğine yönelmiştir. Badem ağaçlarında meydana gelen çiçek ve meyve dökümleri; iklimsel koşulların seyrine, yerleştirme düzenine, fizyolojik etkenlere, hastalık etmenleri ve zararlı böcek türlerinin oluşturduğu zarar derecesine göre değişmektedir. Özellikle zararlı böcek türleri çiçek ve meyve dökümüne neden olan önemli faktörleri arasında yer alırken sonraki dönemlerde oluşturdukları zarar sebebiyle de verimi önemli ölçüde düşürmektedir.diyarbakır ili badem bahçelerinde yapılan çalışmalar sonucunda farklı böcek takımlarına bağlı 25 familyaya ait yaklaşık 75 zararlı tür belirlenmiştir. Bu türlerden; Eurytoma amygdali End. (Hymenoptera: Eurytomidae), Cimbex quadrimaculata Müll. (Hymenoptera: Cimbicidae), Diloba caeruleocephala (Linnaeus) (Lepidoptera: Noctuidae), Anthonomus amygdali Hustache, Polydrusus roseiceps Pes.(Coleoptera: Curculionidae), Monosteira lobulifera Reut., Monosteira unicostata Muls. (Hemiptera: Tingidae), Sphenoptera tappesi Marseul, Agrilus roscidus Kiesenwetter, (Coleoptera: Buprestidae) Epirhynchites smyrnensis (Desb. des Loges) (Coleoptera: Rhynchitidae) oluşturdukları yaygınlık ve yoğunluk açısından önemli oldukları saptanmıştır. Tarımsal faaliyetlerin bilinçsizce uygulanması genellikle yarardan çok zarar getirmektedir. Bu bilinçsizce uygulamalar sonucunda meydana gelen olumsuzlukların en başında flora ve faunanın değişerek doğal dengenin bozulması gelmektedir. İşte bu faaliyetlerin kullanım şekli ve miktarı agroekosistemin ömrünü tayin eder. Anahtar Sözcükler: Diyarbakır, Badem, Zararlı Böcekler 294
295 ENTOMOLOGICAL PROBLEMS AND SOLUTIONS IN ALMOND ORCHARD OF DIYARBAKIR YRD. DOÇ. DR. HALİL BOLU-HASAN MARAL Almond cultivation in our country especially in Southeastern Anatolia has been ongoing since the very earliest. There are many advantages of almond species; it can be grown in very rocky, pebble, plant nutrient- poor soils. Yield is taken in a short time. Almond species is a plant having a number of advantages such as drought resistance, lime resistant, possible high temperature and moisture resistant. Also, it takes place on the bench before any other fruit following the end of winter. It has been begun intensive orientation to the almond cultivation by local farmers in Diyarbakır in recent years. Flowers and fruit spills that occurred in almond trees varies according to climatic conditions on the course,the placement order, physiological factors, disease agents and degree of damage caused by pest insects. Especially harmful insects that are among the major factors that lead to flower and fruit spill has reduced the yield considerably due to the damage they create in subsequent periods. It is determined about 75 pest species belonging to 25 families that are from different insect orders as a result of studies in Almond Orchard of Diyarbakır. Those who were found to be important in terms of prevalence and intensity are listed below; Eurytoma amygdali End. (Hymenoptera: Eurytomidae), Cimbex quadrimaculata Müll. (Hymenoptera: Cimbicidae), Diloba caeruleocephala (Linnaeus) (Lepidoptera: Noctuidae), Anthonomus amygdali Hustache, Polydrusus roseiceps Pes. (Coleoptera: Curculionidae), Monosteira lobulifera Reut., Monosteira unicostata Muls. (Hemiptera: Tingidae), Sphenoptera tappesi Marseul, Agrilus roscidus Kiesenwetter, (Coleoptera: Buprestidae) Epirhynchites smyrnensis (Desb. Des Loges) (Coleoptera: Rhynchitidae).The implementation of agricultural activities unconsciously often brings more harm than good. Flora and fauna can change and deterioration can occur in the natural equilibrium as a result of this unconscious applications. Usage and amount of activity appoints life of agro ecosystems. Keywords: Diyarbakır, Almond, Harmful Insects. 295
296 GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE ŞANLIURFA VE DİYARBAKIR İLİNİN TÜRKİYE PAMUK ÜRETİMİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ DOÇ. DR. OSMAN ÇOPUR Lifler yaşamımızın vazgeçilmez temel ihtiyaçlarından birisidir. İnsan sağlığı açısından önemli olan çok sayıda doğal lif bulunmakla birlikte, en önemlisi pamuk lif olup, tüketilen tüm lifler içerisindeki payı % 28 ve bitkisel liflerin içerisindeki payı ise % 75 dir. Pamuk, ülkemizin de içerisinde bulunduğu yaklaşık 80 ülkede tarımı yapılmaktadır. Dünya üzerinde farklı ekolojik koşullara adapte olmuş farklı türler ve bu türlerden geliştirilmiş olan çeşitler kullanılmaktadır. Pamuk tarımı, çevre koşullarına bağlı olarak üretimi yapılmaktadır. Dolayısıyla pamuk liflerin özellikleri pamuk çeşidinin genetik potansiyeline bağlı olmakla birlikte, çevre koşullarından da etkilenebilmektedir. Ülkemizde esas olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Akdeniz Bölgesi (Antalya ili dahil) ve Ege Bölgesi olmak üzere 3 bölgede pamuk tarımı yapılmaktadır. Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında 1995 yılında Harran Ovasına suyun verilmesiyle birlikte, GAP alanında pamuk üretimi yıldan yıla artmıştır. Her üç coğrafi pamuk üretim bölgesinde ekolojik koşullardan dolayı yetiştirilen pamuk çeşitleri farklılık arz etmektedir. Çevre koşulları, pamuk üretim aşmalarında liflerin gelişimini etkilemekle birlikte, hasat koşulları, nakliye, depolama, çırçırlama ve balyalamada yapılabilecek hatalar, pamuk liflerinin pazarlanmasında fiyat oluşumunu olumsuz yönde etkilemektedir. Bu makalede, pamuk tarımı yapılan üretim bölgelerinde ekim alanı ve üretim durumu, kullanılan çeşitler, pamuk üretimi balyalama zincirinde özelikle Diyarbakır ve Şanlıurfa İllerinde kütlü ve lif pamuğun pazarlamasında ortaya çıkan/çıkabilecek sorunlar tartışılacak ve çözüm önerilerine yer verilecektir. 296
297 DİYARBAKIR İLİ HAYVANCILIK SANAYİSİNİN MEVCUT DURUMU VE İHTİYAÇLARI PROF. DR. ABDULLAH SESSİZ-DOÇ. DR. MUZAFFER DENLİ Bu çalışmanın amacı, Diyarbakır ilinin hayvancılığa yönelik faaliyet gösteren sanayi işletmelerinin mevut durumlarını ve sürdürülebilirliklerinin analizini yapmaktır yılında gerçekleştirilen Arştırma kapsamında, Diyarbakır merkez ve 17 ilçesinde faaliyette bulunan işletmelerin sahipleri veya yöneticileriyle yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada, yem sanayisi, yem katkı maddeleri üretimi ve kesimhaneler ile hayvansal üretime girdi sağlayan diğer işletmelerin mevcut durumları, kapasiteleri, sorunları, pazarlama ve sürdürülebilirlik durumları incelenmiştir. Arştırma sonucunda Diyarbakır merkez ve ilçelerinde kurulu bulunan 14 yem fabrikasından 8 inin faal durumda olduğu ve % 50.3 kapasite kullanım oranıyla üretim yaptığı tespit edilmiştir. Ayrıca, merkez Bağlar ilçesinde yem katkı maddeleri üreten 1 işletmenin bulunduğu ve 2 ton/gün üretim kapasitesiyle faaliyetini sürdürdüğü belirlenmiştir. Farklı kapasitelerde olmak üzere 4 adet kırmızı et ve 3 adet kanatlı eti kesimhanesinin bulunduğu Diyarbakır da, faal durumdaki kesimhanelerin kapasite kullanım oranları kırmızı et ve kanatlı eti sırasıyla % 51,6 ve % 29 düzeyinde olduğu tespit edilmiştir.arştırma sonucunda elde edilen tespitler doğrultusunda, mevcut sorunların tespitine yönelik bilimsel yaklaşımla bölge koşulları ve sosyo-ekonomik yapısı göz önüne alınarak bir takım stratejiler geliştirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, hayvancılık, sanayi, ihtiyaç, stratejiler 297
298 DİYARBAKIR DA HAYVANCILIĞIN MEVCUT DURUMU VE GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK STRATEJİLER DOÇ. DR. MUZAFFER DENLİ Bu çalışmada, Diyarbakır ili hayvancılığının mevcut durumu ve sorunların tespitine yönelik fizibilite çalışması yürütülmüş ve elde edilen veriler bölge ve ülke koşulları göz önüne alınarak değerlendirilerek bölgede hayvancılığın geliştirilmesine yönelik yeni stratejiler geliştirilirmiştir. Arştırma kapsamında,diyarbakır ili ve ilçelerinde bulunan belirli kapasiteye sahip büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, tavukçuluk ve arıcılık işletmelerine ziyaretler yapılarak, işletme sahibi veya sorumlularıyla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ziyaretler sırasında anket şeklinde hazırlanan sorular işletme sahibine sorulmuş ve alınan cevaplar kayıt altına alınarak gerekli analizleri yapılmıştır. Arştırma sonucunda, genel olarak hayvan varlığında azalmaların meydana geldiği ve üreticilerin ciddi pazar sorunlarıyla karşı karşıya olduğu belirlenmiştir. Yem fiyatlarının yüksek olması hayvancılık işletmelerini olumsuz etkileyen en büyük faktör olduğu belirlenen Arştırmada, sığırcılık işletmelerinin ihtiyaç duydukları kaba yemin % 70 ini ve kesif yemin % 88 ini satın almak suretiyle temin ettikleri,küçükbaş hayvancılık işletmelerinde ise bu oranın kaba yem için % 66 kesif yem için ise % 68 olduğu saptanmıştır. Kümes hayvanları yetiştiriciliğinin pek gelişmediği Diyarbakır da ilde tüketilen kanatlı eti ve yumurtanın tamamına yakınının başka il ve bölgelerden tedarik edildiği belirlenmiştir. Başta kooperatifçilik olmak üzere sağlıklı ve işlevsel üretici örgütlenmelerinin olmadığı, üreticilerin ürünlerini değerlendiremediği, haksız rekabetin yaygın olduğu saptanmıştır. Arştırma sonucunda elde edilen tespitler doğrultusunda, mevcut sorunların çözümüne yönelik bilimsel yaklaşımla bölge koşulları ve sosyoekonomik yapısı göz önüne alınarak bir takım stratejiler geliştirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, hayvancılık, mevcut durum, sorunlar, yeni stratejiler 298
299 TARIM VE HAYVANCILIKTA DİKEY KÜMELENME (SEKTÖREL ENTEGRASYON VE YEREL İNSİYATİFLERİN ROLÜ) DR. HÜSEYİN PULAT Tarım doğası gereği geniş tarımsal alanlara yayılan bir üretim prosesidir. Bu nedenle geniş tabanlı dikey kümelenme modellerine (kooperatifleşme) ihtiyaç vardır. Tarımsal üretimin ve yerel kırsal istihdamın geliştirilmesi, gıda güvenliği ve uluslararası tarım tekellerine karşı koyacak yapıların oluşturulması amacıyla; yerelde üretim, işleme ve pazarlamayı içerecek geniş tabanlı tarımsal entegrasyona yönelmek bir zorunluluktur. Yerel yönetimler ve Üniversitelerin öncülüğünde, kentsel gıda gereksinimlerinin, gıda güvenliği kapsamında karşılanması, yerel ekonomiyi geliştirmek ve kent yönetimlerine dahil olan kırsal alanların geliştirilmesi açısından, topraktan (kırsaldan) markete (kente) tarım ve hayvansal üretimin planlanmasının, yukarıda bahsedilen yerel insiyiatiflerin ilgilenmesi gereken bir alan olduğu açıktır. En değerli varlığımız olan doğayı korumak ve giderek artan stratejik öneme sahip, gıda üretimi konusunda ekolojik üretim modelleri oluşturmayı amaçlayan Dikey kümelenme modeli, kendi içinde Ar-Ge ve eğitimi de içeren bütünsel bir entegrasyonu hedeflemektedir. Dikey kümelenme modeli toplumsal gelişmenin lokomotifi olacak ve kılcal damarları fonksiyonel olan kırsal alana kadar inebilen bir model olarak kentsel yönetimler, Üniversiteler ve diğer yerel otoriteler tarafından değerlendirilmesi gereken bir projedir. 299
300 DIYARBAKIR İLI İPEKBÖCEKÇILIĞININ TÜRKIYE DEKI YERI VE MEKANSAL ANALIZI Yrd. Doç. Dr. Zafer BAŞKAYA İpekböceğinin ördüğü ipek kozasından elde edilen ve eski çağlardan beri, doğal yapısı,parlaklığı, inceliği, yumuşaklığı, dayanıklılığı ve esnekliği ile en kıymetli tekstil hammaddesi olan ipek çeşitli sebeplerle günümüzde eski önemini giderek kaybetmektedir.anadolu daki geçmişi 1500 yıl öncesine dayanan ipekböcekçiliği, sosyo-ekonomik nedenlerle zaman zaman sıkıntılı dönemlerden geçmesine rağmen, geleneksel bir uğraş olma özelliği ve devlet teşvikleri sayesinde kırsal kesimdeki bazı ailelerin bir uğraş alanı olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada Diyarbakır ilindeki ipekböcekçiliğinin Türkiye ipekböcekçiliğindeki yeri vurgulanarak, Diyarbakır ili ipek kozası üretiminde meydana gelen değişimler ile 2000 yılından sonra Diyarbakır ilinde ipek kozası üretimi, üretim yapılan köylere göre dağılımı mekansal olarak analiz edilmiş ve yöre halkına ekonomik olarak katkısı vurgulanmıştır. 300
301 HEVSEL BAHÇELERİ VE TARIM YRD. DOÇ. DR. VEDAT PİRİNÇ-ERHAN AKALP Tarımsal faaliyetler dünyanın her yerinde sulanabilen alanlarda yapılmaktadır. Diyarbakır da tarım denince Dicle Nehri akla gelmektedir. İlin Dicle Nehri ile bütünleşmiş ilk tarımsal alanı ise Hevsel Bahçeleri olarak anılan tarım alanıdır. Bu çalışmanın amacı Diyarbakır ın simgesi haline gelmiş Hevsel Bahçelerinin tarımsal açıdan değerlendirilmesi, tanıtılması ve geleceği hakkında yapılabileceklerin ortaya konulması planlanmıştır. Hevsel bahçeleri kendine özgü ekolojide tarımsal faaliyetlere imkan sunmaktadır. Bu alan içinde ve çevresinde barındırdığı canlı ile farklı bir ekosistem oluşturmuştur. Bu alanda öncelikli olarak bitkisel üretim dikkat çekmektedir. Geçmişte birçok sebze, meyve ve çeşitli bitkiler yetiştirilmekte ve bu ürünler ekonomik olarak da değerlendirilmekteydi. Bu ürünlerden günümüzde sebze yetiştiriciliği öne çıkmakta ve halkın tercih ettiği bazı sebze türleri yetiştirilmektedir. Marul, domates, lahana, yeşil soğan, roka, patlıcan, hıyar, karpuz, biber, maydanoz, nane vb. sebzeler öncelikli olarak yetiştirilmektedir. Geçmişte yetiştirilen bu sebzelerin yerli çeşit olmasına öncelik verilmiş ve lezzetli sebzeler yetiştirilmiştir. Yerli sebze kullanımı bakımından Hevsel Bahçeleri önemini daha da artırmaktadır. Yetiştirilen bu sebzelerin günümüzde halen atık su ile sulanması ve tüketime sunulması Hevsel Bahçelerini tartışılır hale getirmiştir. Tarihi bir geçmişe sahip Hevsel bahçeleri, tarımsal faaliyetleri, tarihi dokusu, ekosistemi ve kimi zaman da halkın rekreasyon alanı olma özelliği ile UNESCO kapsamına alınmıştır. Hevsel bahçeleri Diyarbakır ın sosyo-ekonomik ve folklorik yapısında kendini kabul ettiren önemli bir konuma sahiptir. Bu çalışmanın sonucunda; Hevsel Bahçelerinin sınırları içerisinde yapılan tarımsal üretimin tüm yönleriyle ortaya konulması, üretimin geliştirilmesi ve gerektiğinde sulama kalitesinde iyileştirilmeye gidilmesi ve eski tarımsal dokusunun korunmasına ve gelecekte Hevsel ile ilgili yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı beklenmektedir. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, Hevsel Bahçeleri, Tarım, Sebze 301
302 DİYARBAKIR EKOLOJİK KOŞULLARINDA RENKLİ PAMUK GELİŞTİRMEYE YÖNELİK PAMUK ISLAH ÇALIŞMALARI YUSUF GÜZEL DEMİRAY-YRD. DOÇ. DR. REMZİ EKİNCİ GAP Uluslararası Tarımsal Arştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü, Dİ- YARBAKIR 2 Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü, DİYARBAKIR Bu çalışma, 2015 yılında GAP Uluslararası Tarımsal Arştırma ve Eğitim merkezi müdürlüğü deneme alanında, TÜBİTAK-1003 programı çerçevesinde desteklenen projede elde edilen 350 adet renkli pamuk genotiplerinin, renk değerleri yönünden incelenmesini içermektedir.çalışma, Augmented deneme deseninde göre 10 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada, L, a ve b değerleri incelenmiştir. İncelenen parametreler yönünde dağılımlar incelenmiş, en uygun değerlere sahip 25 adet genotip, Diyarbakır ekolojik koşularında renk parametreleri yönünden seçilerek F 4 generasyonuna seçilerek aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Yeni Çeşidi, Ekoloji, Verim, Renkli Pamuk 302
303 DİYARBAKIR KUYU KARPUZU YETİŞTİRİCİLİĞİ YRD. DOÇ. DR. VEDAT PİRİNÇ-ERHAN AKALP Karpuz, Diyarbakır a özgü bir sebze olarak anılmakta ve ilin sembolü olarak özdeşleşmiş durumdadır. Şehrin sembolü olmanın ötesinde yörenin kültürü ve ekonomik hayatında önemli bir konuma sahiptir. Çalışmada, Diyarbakır karpuzu olarak anılan genotiplerin ve Diyarbakır karpuzuna özgü kuyu karpuzu yetiştiriciliğinin tanıtılması amaçlanmıştır. İlde Diyarbakır karpuzu olarak geçmişten günümüze kadar anlatılan ve bilinen 5 farklı karpuz tipi bulunmaktadır. Bu tipler; Beyaz Kış, Kara Kış, Pembe, Ferik Paşa ve Sürme tipleridir. Bugün ise bu tiplerden yetiştiriciliği yapılan sadece Sürme tipidir. Diyarbakır karpuzu olarak bilinen karpuz ise Sürme tipi olup yetiştiriciliği halen yapılmaktadır. Sürme karpuzunun en önemli özelliği; iriliği ve lezzetli oluşudur. Geçmişte kg lık gelen karpuzlar bugün eski özelliğini yitirmiş görünmektedir. Sürme tipi dışında diğer karpuz tiplerini bulmak artık mümkün görünmemektedir. Adına Karpuz festivalleri düzenlenen Sürme tipinin yetiştiriciliğinin her geçen gün azaldığı gözlenmiştir. Ayrıca, Diyarbakır karpuzunu iri ve lezzetli oluşunun en önemli nedeni ise yetiştirme yöntemi olduğu bilinmektedir. Bu yetiştirme yöntemine ise kuyu karpuzculuğu denmektedir. Ancak bu yöntem bugün kullanılmamaktadır. Yapılan bu çalışma ile Diyarbakır karpuz tiplerini temel özellikleri ile tanıtmak ve kaybolmaya yüz tutmuş bu tiplerin tekrar yetiştiriciliğinin yapılmasına dikkat çekilmek istenmiştir. Böylece Diyarbakır karpuzuna ait yetiştirme yöntemi olan kuyu karpuz yetiştiriciliğini tekrar gündeme taşımak ve uygulanmasına Yrdımcı olacağı düşünülmektedir. Ayrıca, çiftçilere ve diğer karpuz yetiştiriciliğindeki sorunlara çözüm sunacağı beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, kuyu karpuzculuğu, tipler, Sürme 303
304 KARACADAĞ ÇELTİĞİNE BİYOTEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR YUNUS EMRE ARVAS, SELİN KARAKÜTÜK, GÜLFİDAN KUYUMCU, ZAFER SEÇGİN, YRD. DOÇ. DR. YILMAZ KAYA İnsanlar için çok önemli bir tahıl ürünü olan çeltik, yeryüzündeki insanların çoğunun ana besin kaynağıdır. Global üretimde tahıllar içerisinde üretim miktarı yönüyle mısır ve buğdaydan sonra çeltik gelmektedir. Ülkemiz, çeltik tarımına elverişli olduğu için son yıllarda çeltik ekimi sürekli olarak artış göstermiştir. Ancak henüz iç tüketim ihtiyacını karşılayacak durumda değildir. Bundan dolayı ülkemiz yüksek oranda çeltik ithal etmektedir. Bu oranın yükselmesine hızlı nüfus artışı ve belirli alanlarda ekim yapma zorunluluğu gibi bir çok faktör neden olmaktadır. Çeltik yüzden fazla ülkede yetiştirilen, yüz altmış milyon hektar alanda tarımı yapılan bir bitkidir. Ülkemizde ise 2015 verilerine göre 920 bin ton olarak gerçekleşmiştir yılında da üretimin 920 bin ton olacağı tahmin edilmekte ve bu üretimde ağırlıklı olarak Batı Marmara ve Karadeniz bölgelerinde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte ülkemizde Karacadağ mevkisinde özellikle Şanlıurfa ve Diyarbakır bölgesinde olmak üzere yıllık yaklaşık 31 ton pirinç üretimi yapılmaktadır. Yerel Karacadağ çeltik çeşidi çevresel koşullara adaptasyon kabiliyetinin yüksek olması ve yerel tüketici isteklerini karşılayan kalitedeki özellikleri, rengi, aroması ve lezzeti ile bölge halkının en çok aradığı çeşittir. Bunların yanı sıra bölgede yaşayan insanların damağına hitap etmesi de vazgeçilmezliğinin temel nedenleri arasında sayılabilir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaygın olarak bilinen bu çeltiğin, ekilişinin ve üretiminin az olmasının nedenlerini sağlıklı bir biçimde saptamak, üretimi artırmaya yönelik önlemlerin alınmasına ışık tutacaktır. Yöresel su kaynaklarının kısıtlılığı, modern biyoteknoloji ürünlerinin çeltik üreticileri tarafından bilinmemesi farklı tarımsal ekolojik bölge için uygun çeltik çeşitlerinin saptanmamış olması gibi nedenler üretim artışını sınırlandırmaktadır. Yaptığımız bu çalışma ile Diyarbakır Karacadağ yerel çeltiği genel çerçevede değerlendirilmiş olup modern biyoteknolojik yöntemlerin uygulanabilme potansiyelleri Arştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çeltik,Karacadağ Çeltiği, Modern Biyoteknoloji. 304
305 DİYARBAKIR MEYVECİLİK POTANSİYELİNE GENEL BİR BAKIŞ DOÇ. DR. MİKDAT ŞİMŞEK-YRD. DOÇ. DR. ABDURRAHMAN KARA Dünyada bitki kültürünün yapıldığı en eski tarım yörelerinden biri olan Diyarbakır önemli bir meyve üreticisi olmasa da dut, badem, armut, antepfıstığı ve ceviz üretimi diğer meyve türlerine göre daha fazla öne çıkmaktadır. Diyarbakır ili; yazları sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı, sert ve soğuk geçen bir iklime sahiptir. Uzun yıllar iklim verilerine göre ortalama yıllık yağış miktarı 530 mm dir. Narenciye ve muz gibi soğuğa dayanıksız olan meyveler hariç birçok meyve türünün ticari olarak yetiştiriciliğinin mümkün olduğu Diyarbakır da 2015 yılı toplam meyve üretimi ton olarak gerçekleşmiştir. İlçelere göre 2015 yılı toplam meyve üretimi dikkate alındığında 8131 ve 4121 ton meyve üretimleri ilekulp ve Çermik ilçeleri ilk iki sırayı almakta olup Bağlar ilçesi 28 ton üretim ile son sırada gelmektedir. Yine 2015 yılı toplam meyve üretiminin meyve türlerine göre dağılımı dikkate alındığında Diyarbakır ilinde 8881 ton dut, 2793 ton badem, 1818 ton armut, 1408 ton antepfıstığı ve 1384 ton ceviz üretimi yapılmıştır. Bu çalışmada Diyarbakır ilinin mevcut meyvecilik durumu ortaya konarak bu konudaki farkındalığı artırmak ve mevcut potansiyelin değerlendirilmesi ve yönlendirilmesi ile ilgili olarak ileriye dönük üretim planlamalarında karar vericilere ışık tutmak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Meyvecilik potansiyeli, Geliştirme imkânları 305
306 DIYARBAKIR FRUIT GROWING POTENTIAL AN OVERVIEW DOÇ. DR. MİKDAT ŞİMŞEK-YRD. DOÇ. DR. ABDURRAHMAN KARA As one of the oldest settlements in the World where agricultural production first emerged, Diyarbakir is not a considerable fruit producer but mulberry, almond, pear, pistachio and walnut production is more prominent comparing to other fruit species. Diyarbakir has a terrestrial climate with considerably hot and dry summers and wet and cold winters. According to long term climate statistics average annual precipitation is 530 mm. According to 2015 statistics total fruit production was realized to be tonnes in Diyarbakir where a number of fruit species can commercially be grown except for some fruit species not hardy for cold weather like oranges and bananas. Considering the 2015 year total fruit production of the districts of Diyarbakir province, Kulp and Çermik rank first and second with 8131 and 4121 tonnes of fruit productions respectively as Bağlar is the last with a production of 28 tonnes. Again, regarding the fruit production by species, 8881 tonnes of mulberry, 2793 tonnes of almonds, 1818 tonnes of pears, 1408 tonnes of pistacios and 1384 tonnes of walnut were produced in Diyarbakir in In this study, through presenting the existing status of the fruit production potential of the Diyarbakır province, it was aimed to increase the awareness and set light to decision makers in future plans for making use of and directing the existing potential. Key Words: Diyarbakir, Fruit production potantial, Development opportunities 306
307 DİYARBAKIR İLİNİN GÜNEŞ ENERJİSİ POTANSİYELİ YRD. DOÇ. DR. A. KONURALP ELİÇİN, DR. FERHAT ÖZTÜRK, DR. FATİH GÖKSEL PEKİTKAN, MUSTAFA GEZİCİ Dünyamızda ana gündem maddesi olan ve uzun yıllar daha gündemde kalacak olan enerji, dünya için olduğu gibi ülkemiz için de çok önemli bir sorundur. Ülkemiz, enerjide büyük oranda dışa bağımlı olarak her yıl milyarlarca dolar harcayarak enerji ithal etmektedir. Ülkemizin fosil enerji kaynakları bakımından yetersiz olması ülkemizi yeni enerji kaynakları arayışına zorlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi, ülkemiz için en baskın enerji üretim kaynakları arasındadır. Ülkemiz, güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretiminde; bir hayli ilerlemiş, büyük ölçekte güneşten elektrik enerjisi üretimi yapabilen Avrupa Birliği ülkelerinden çok daha yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. Güneydoğu Anadolu bölgesi güneşlenme süresi bakımından Türkiye nin 2993 saat ile en zengin bölgesidir. Buna bağlı radyasyon değeri ise 1460 kwh/m 2 dir. Diyarbakır ili, Türkiye nin yüksek miktarda güneş alan öncelikli bölgelerin başında gelir. Tarımsal faaliyetlerin çok yaygın ve önemli olduğu bölgede, yaygın olarak fosil yakıtlar kullanılmaktadır. Yıllık güneşlenme süresinin günlük ortalama 7,85 saat olduğu Diyarbakır ilinde, güneş enerjisi ile elektrik elde edilmesinin yaygınlaştırılması, bölgenin kalkınmasına doğrudan etki edecektir. Bu çalışmada, Türkiye de, güneş enerjisi konusunda son derece elverişli bir konumda olan, Diyarbakır iline ait güneş enerjisi verileri incelenip, Diyarbakır ilinin güneş enerjisi üretimi için uygun olup olmadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, Yenilenebilir enerji kaynakları, Fotovoltaik panel, Güneş enerjisi 307
308 GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESINDEKI İLLERIN MEMNUNIYET DÜZEYLERININ ÇOK BOYUTLU ÖLÇEKLEME ANALIZI ILE KARŞILAŞTIRILMASI Yrd. Doç. Dr. Noyan AYDIN, Arş. Gör. Elif YALÇIN İnsanların yaşam kalitesinin ve buna bağlı olarak memnuniyet düzeylerinin yükseltilmesi tüm kamu kurum ve kuruluşlarının temel hedeflerinden birisidir. Halkın ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu konudaki eksikliklerin giderilmesiyle, halkın memnuniyet düzeyleri yükseltilebilecektir. Güneydoğu Anadolu bölgesindeki illerde bu hedefe ne ölçüde yaklaşılabildiğinin tespiti amacıyla yapılan çalışmada, dokuz ilde yaşayan halkın kamu hizmetlerinden memnun olma düzeyleri çok boyutlu ölçekleme analizi aracılığıyla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, sosyal güvenlik kurumu hizmetleri, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri, adli hizmetler, asayiş hizmetleri ve ulaştırma hizmetleri açısından Güneydoğu Anadolu bölgesindeki iller bazında, halkın memnuniyet düzeylerine ilişkin bazı karşılaştırmalı çıkarımlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halkın Memnuniyet Düzeyi, Kamu Hizmetleri, Çok Boyutlu Ölçekleme 308
309 KENTSEL EKONOMILER VE DIYARBAKIR IN GAP BÖLGESI İÇINDEKI YERININ SOSYO- EKONOMIK BOYUTUYLA İNCELENMESI Yrd. Doç. Dr. Birgül UYAN Kentsel Ekonomiler ve Diyarbakır ın GAP Bölgesi İçindeki Yerinin Sosyo-Ekonomik Boyutuyla İncelenmesi. Son yıllarda literatürde kentsel ekonomilerin gelişmesinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi üzerine çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Çünkü bölge ve ulusal ekonomilerin başarısında ya da başarısızlığında kentlerdeki ekonomik faaliyetlerin rolü vardır. Ulusal ekonominin tüm karakteristik yapısını kent ekonomilerinin toplam ekonomik yapıları yansıtmaktadır. Başarılı olan kentler kendi bölgelerinde öncülük yapan kentlerdir. Bunlar rekabetçi, üretici ve yenilikçi kentlerdir. Çalışmalar göstermektedir ki kent ekonomisini başarılı kılan güçler oldukça karmaşıktır. Bu çalışmada literatürdeki çalışmalar ışığında Diyarbakır ilinin GAP bölgesi içindeki yeri ve potansiyeli sosyo-ekonomik açıdan incelenmektedir. 309
310 DIYARBAKIR İLI SANAYI PROFILI Yrd. Doç. Dr. Remzi EKİNCİ Diyarbakır ilinin genç nüfusu ve dinamizmi gerek yer üstü ve yer altı kaynaklarının zenginliği varlığı ile coğrafik olarak ortadoğuda yeni gelişen pazarlara yakınlıktan dolayı bir çok potansiyel avantajlara sahiptir. Diyarbakır ilinin bir diğer önemli avantajı da verimli tarım arazilerine sahip olmasıdır. GAP ile birlikte sulu tarımın getirdiği ve getireceği faydalar dikkate alındığında Diyarbakır ilinde tarıma dayalı sanayinin önemli stratejik üstünlükler sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, Diyarbakır ilinde sanayi sektörleri içerisinde faaliyet gösteren firmaların mevcut durumları Arştırılarak verilerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sektörlerin profesyonel ve stratejik yönetim, ulusal ve uluslararası standardizasyon/kalite/müşteri odaklılık ile işbirliği ve koordinasyonlarına yönelik kümelenme çalışmalarına esas mekanizmaların tasarlanmasında kullanılabilecek profillerinin çıkarılmasıdır. Bu çalışmada, ilgili kurum/ kuruluş/stk lar ile toplantılar ve birebir görüşmeler yapılmış, Diyarbakır ili sınırları dahilinde faaliyet gösteren sanayi firmalarına yönelik saha Arştırmasına dayalı çalışmalar yürütülmüştür. Yetmiş sorudan oluşan Anket Uygulaması çalışması yapılmıştır. Firma yöneticilerine işletme bilgileri, insan kaynakları, üretim kapasitesi, pazar durumu, mevcut problemler ve gelecek ile ilgili yaklaşımlarını içeren sorular yöneltilmiştir. Elde edilen bu veriler ışığında sektörde faaliyet gösteren aktörlere ve diğer kurumlara yönelik öneriler tesbit edilerek sunulmuştur. Çalışma kapsamında faaliyet gösteren 600 adet firma Arştırma kapsamına alınmıştır. Anketler, yüz yüze firmalarda gerçekleştirilmiştir. Analizler için toplamda 350 anket kullanılmıştır. Arştırma kantitatif Arştırma yöntemlerinden yüz yüze anket tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler, SPSS 18.0 (Statistical Package for Social Sciences) istatistik paket programından analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Sanayi İşletmeleri, anket uygulaması, Konu 310
311 DIYARBAKIR DA YOKSULLUK VE SOSYAL YRDIMLAR Doç Dr. Bahar BURTAN DOĞAN, YRD. Doç. Dr. Mehmet KAYA Yoksulluk insanlık tarihi ile yaşıt ve sosyo-ekonomik olduğu kadar insani boyutu da bulunan çok önemli bir sorundur. Yoksulluğun ne olduğu konusunda birçok tanım yapılmıştır. Yoksulluk; açlıktır, eğitimsizliktir, barınacak bir evinin olmamasıdır, hasta olmak ve tedavi olamamaktır, hiçbir işinin olmaması ya da iyi bir işe sahip olamamaktır, kirli suyun sebep olduğu hastalık nedeniyle çocuğunu kaybetmektir, gelecek korkusuyla yaşamak ve çocuklarının geleceğinden endişe duymaktır, umutsuzluktur, eşitsizliktir, özgür olamamaktır, siyasal yaşama katılamamaktır. Kısaca yaşamak için gerekli birçok imkândan mahrum olma, asgari yaşam standardına sahip olmama halidir denilebilecektir. Bu kadim sorunu farklı şekilde de olsa hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan tüm toplumlar yaşamıştır/yaşamaktadır. Bu konuda her ülkenin ayrı bir hikâyesi varken, 1980 yılından itibaren dünyaya egemen olan özelleştirme, devletin ekonomide zayıflayan rolü, serbest piyasanın artan hâkimiyeti gibi neoliberal politikalarla birlikte meydana gelen değişimden yeterince nasiplenemeyen kesimlerin artması, yoksulluğun yoğunlaşması ve küresel bir nitelik kazanmasına neden olmuştur. Benzer süreçten geçen ülkemizde de 1980 yılı ekonomi için bir dönüm noktası iken, başta yoksulluk olmak üzere birçok sorunun da kilometre taşlarından biri olarak görülebilmektedir. Bu yıllar boyunca uygulanan ihracata yönelik iktisat politikalarıyla ekonomi büyürken, hayat pahalılığı ve gelir dağılımı eşitsizliği ile peşi sıra yaşanan ekonomik krizler, yoksulluğun artmasına yol açmıştır. Buna tarımın üretimde ve istihdamda düşen payı ile birlikte yaşanan kırdan kente göçün eşlik etmesi, 1990 lardan sonra yoksulluğun kentlerde yoğunlaşmasına yol açmıştır. Bu eğilimden de en fazla payı, yaşanan terör ve zorunlu göçle birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi nin en büyük kenti Diyarbakır almıştır. Bundan dolayı kapasitesinin üstünde sağlıksız büyüyen şehrin, her şehrin olduğu gibi kenar mahalleleri herkesçe yoksul mahalleler olarak bilinmektedir. Muhtemelen sayıları da azımsanmayacak düzeydedir, ancak bu bilginin çok da önemi bulunmamaktadır, zira önemli olan bu sorunun nasıl çözüleceğidir. Ancak TÜİK in 2015 yılı gelir ve yaşam ko- 311
312 şulları istatistiklerine göre 2015 Türkiye ortalaması 16 bin 515 TL olan yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirinin en düşük olduğu bölgeler arasında Diyarbakır, 8 bin 184 TL ile yer almıştır. Yoksullukla mücadele yaklaşımları Dolaylı Yaklaşım ve Dolaysız Yaklaşım olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dolaylı yaklaşım, işsizlikle mücadelede olduğu gibi yoksullukla mücadele de istikrarlı ve sürekli kalkınma hızı öngörülmektedir. Ancak bu yöntemin etkisinin uzun zamana yayılacağı göz önünde bulundurulduğunda, kalkınma hızı ile birlikte sorunun etkilerini hafifletmek adına dolaysız yaklaşımlar, en başta da sosyal Yrdım uygulamalarından istifade edilmektedir. Ülkemizde 1986 yılında, 3294 sayılı Kanunun birinci maddesine göre temel amacı yoksullukla mücadele olan Sosyal Yrdımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kurumu ile Sosyal Yrdımlaşmayı Teşvik Fonu (SY- DTF) oluşturulmuştur. Bu yasayı uygulamak amacıyla 2004 yılında, amacı fonun sosyal Yrdım programlarının ve proje desteklerinin uygulanmasını sağlamak olan Sosyal Yrdımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Müdürlüğün taşradaki faaliyetleri, Türkiye çapında 973 il ve ilçede Sosyal Yrdımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla hayata geçirilmektedir. Vakıflar yoksullara gıda, giyim, yakacak, eğitim, nakit desteği vb. konularda Yrdımda bulunmaktadır. Bugün için bu Yrdımlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca verilmekte ve düzenlenmektedir. Bu Yrdımların düzeyi son 11 yılda yaklaşık 15 kat artarak 2013 yılı itibarıyla milli gelirin %1.35 ine ulaşsa dahi, halen AB ortalamalarının (% 2,5) altındadır. Sosyal Yrdımlaşma ve Dayanışma Vakıfları nın, her ikisinde de yoksulluğun ciddi manada arttığı, Türkiye ortalaması %20-25 ler seviyesinde iken neredeyse nüfusunun % 60 ı yoksulluk sınırının altında yaşayan Diyarbakır da, tüm Türkiye de olduğu gibi yoksullukla mücadeledeki rolü ve önemi tartışılmazdır. Bu alanda tarihsel bir strateji olan Yrdımların katkısı tabi ki çok önemlidir. Ancak söz konusu Yrdımların bu mücadelede nerede durduğu, kapsamı ve yöntemlerinin sorgulanması gerekmektedir. Ayrıca vakıfların bu konudaki çalışmalarına yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının katkısı nasıl sağlanabilir? Hepimizin ortak derdi olması gereken bu 312
313 konuda ortak yöntemler geliştirebilir miyiz? Soruları, bu alanda uygulanacak strateji ve izlenecek hareket tarzları açısından önemle ve öncelikle yanıtlanması gereken hususları içermektedir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksullukla Mücadelede İktisat Politikaları, Sosyal Yrdım, Sosyal Yrdımlaşma ve Dayanışma, Kalkınma ve Yoksulluk 313
314 POVERTY AND SOCIAL ASSISTANCE IN DIYARBAKIR Doç Dr. Bahar BURTAN DOĞAN, YRD. Doç. Dr. Mehmet KAYA Poverty is a very important problem which is coeval with the history of humanity and has got humanitarian side as well as socio-economic dimension. Many definitions had been made on the topic What is poverty?. Poverty is hunger, lack of education, having no home to shelter, to be patient and have no ability to be treated, having no job or a good job, loose his/ her child coming down with polluted water, living with concern for future and being anxious of his/ her childrens future, hopelessness, inequality, being not free, not participating in politics. In brief, it is possible to be stated as being deprieved of many opportunities which are necessary for living, not having minimum standard of living. Both developed/ developing all societies had experienced this archaic problem even if they were in different forms. Every country had different stories on this subject, but the increase of fractions that could not decently benefit the transition, which came along together with neoliberal politics which dominated the world such as privatization, diminishing role of state and arising domination of free market on economy since 1980, led to the insentification of poverty and acquire a global qualification. The year 1980 is a turning point for economy in our country, which had undergone a similar process, but can be seen as a milestone for many problems in the first instance of poverty. The economy grew due to the export-oriented growth economic policies that were applied throughout these years, but the high cost of living, the inequality in income distribution and the economic crises, which were enlived one after another, led poverty to increase. The accompanion of the decreasing share of agriculture in production and employment, which was lived together with the immigration from rural areas to cities, caused the intensification of povery in the cities after the 1990 s. Along with terrorist incidents and obligatory immigration, Diyarbakır, the biggest city of Southern Anatolia region, received the greatest share from this trend. Like the others, the suburbs of the city are known to be as poor neighborhoods by everybody, which indicated an unhealty and and over 314
315 capacity growh consequently. Probably, their number is at a considerable amount, but this information is not so important; the important issue is the how to overcome this problem. Merely, Diyarbakır took her place by TL among the regions that the yearly equivalent disposible personal income of households were the least in 2015, where the average of Turkey was TL according to the Turkish Statistical Institute s 2015 income and living conditions statistics. The approaches in the struggle against poverty is seperated into two as Direct Approach and Indirect Approach. The direct approach envisages a steady and continuous rate of development in the fight against poverty like the struggle for unemployment. But when it is taken into consideration that the effect of this method will be extended over a long period of time, together with the development rate, it is benefited from indirect approaches and firstly social reliefs in the name of reducing the effects of the problem. In our country, Social Aid and Solidarity Promotion Foundation Aid and Solidarity Promotion Fund (SASPF) was establised in 1986 according to the first article of the Law No: General Directorate of Social Aid and Solidarity Promotion Foundation was founded in 2004, aim of which was the execution of the social aid programmes and project supports of the fund. The activities of the directorate in rural areas are carried out by Social Aid and Solidarity Promotion Foundation s which are organised in 973 provinces and districts across Turkey. The foundations give assistance to poor people in aspects likefood, clothing, fuel, education and cash assist etc. For today, these reliefs are organised and given by the Ministry of Family and Social Policies. Although the level of this reliefs increased 15 times approximately in the last 11 years reached the 1.35% of national income by 2013, it is still below European Union s level (2,5%). The role and importance of Social Aid and Solidarity Promotion Foundations is inarguable for Diyarbakır, where almost 60% percent of her popu- 315
316 lation live under the poverty line, and both for Turkey, where the average of poverty is around 20 25%, which poverty had seriously increased in both. The contribution of reliefs, which is a historical strategy in this area, is surely very important. But the location of the aforementioned reliefs in this struggle, their content and methods should be questioned. Additionally, the questions How the contributions of local administrations and non governmental organizations can be endowed with the efforts of the foundations on this subject? Can we develop collective methods in this respect which must be a common problem for all of us? include issues which must be vitally and priorly answered for the strategies and course of actions that will be implemented in this area. Key Words: Poverty, Struggle Against Poverty, Economic Policies in the Fight Against Poverty, Social Reliefs, Social Aid and Solidarity Promotion, Development and Poverty. 316
317 DIYARBAKIR HALKININ GELIR-YOKSULLUK VE YAŞAM KALITESI EKSENINDE TEŞVIKLERDEN BEKLENTILER ÜZERINE BIR ANALIZ Yrd. Doç. Dr. Naim DENİZ Diyarbakır ın bölgesel bakımdan dikkate değer ve diğer şehirlerden farklılaşan hususiyetleri bulunmaktadır. Sosyal ve bölgesel farklılıkların en belirgin etkisi göçün etkisi ile gözlenmektedir. Sürecin bu şekilde ilerlemesi, bölgede genel olarak yaşanan geçim sıkıntısının dışında, son 30 yılda bölgede yaşanan çatışmanın ekonomik etkilerinin ilave tedbirler, programlar gerektirmesi Diyarbakır ın siyasi ve sosyolojik olarak sancılı oluşu ile de ilintilidir. Güvenlik sorunu İstikrarsızlığı, bu durum da işsizlik sorunu başta olmak üzere birçok ekonomik göstergenin iyileşmesine engel olmuştur. Haliyle yatırım ve üretim durma noktasına gelmiştir. Çalışmamız yukarda zikrettiğimiz birçok nedenden hareketle Diyarbakır insanının gelir dağılımını ve yaşama kalitesini olumsuz etkilemektedir. Yeni teşvikler ile bu durumun hızlı ve etkili bir şekilde nasıl düzeltileceğine gerek sosyal ve siyasi yapıları ve gerekse ekonomi politikaları ve programlarından kaynaklanan özellikler belirlenerek analiz edilecektir. Bu analizlerin sağlıklı ve isabetli olabilmesi için ekonomik göstergelere dair istatistikî veriler kronolojik olarak ele alınarak, Diyarbakır daki yatırım, istihdam, gelir dağılımı ilişkisi değerlendirilerek, yaşam kalitesinin nasıl iyileştirileceği ele alınmıştır. Bu verilerden hangilerinin ülkelerin ekonomik yapısı ve hangilerinin de yerel trendler ile şekillendiği de tespit edilecektir. 317
318 ŞEHIRLERIN MARKA ALGISININ KALKINMA VE GELIŞMEDEKI ÖNEMI: DIYARBAKIR İLI ÜZERINE BIR ARŞTIRMA ANALIZI Arif ÖZEL Amaç: Bu çalışmanın amacı Kalkınma Bakanlığı tarafından 2013 yılında illerin ve bölgelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik Arştırma verileri doğrultusunda Diyarbakır ilimizin mevcut durumda 67 olan sırasını 5 yılda ilk 10 il arasına yükseltmesine katkı sunmak. Bu kapsamda markalaşma süreci planlanarak marka algısını beğenilen ve tercih edilen iller arasına taşımak ana amaçtır. Bu çalışma ile Tarım- Hayvancılık, Sanayi, Turizm, Eğitim ve Sağlık başta olmak üzere sosyo-ekonomik alanlarda ilimize sürdürülebilir ve yenilikçi değerler kazandırmak amaçlanmaktadır. Gereç-Yöntem: Bu çalışmada gereç olarak daha önceden yapılan çalışmalardan literatür taraması yapılmış olup, kamu kurumlarının yapmış olduğu istatistiki analizler kullanılmıştır. Bulgular: Kalkınma Bakanlığı tarafından 2013 yılında illerin ve bölgelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik alanlarında temel bileşen analiz yöntemi ile Arştırma yapılmıştır. Yapılan Arştırma sonucunda Diyarbakır ilimizin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinde 67. sırada yer aldığı görülmektedir. İlimizin kalkınma ve gelişmesi için temel bileşen analizi ile tespit edilen problemlere çözüm üretilebilmesi hedeflenmektedir. Kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, Basın-Medya, İş dünyası ve üniversite gibi toplumsal dinamiklerin iş birliği yaparak ilimizin markalaşmasına katkı sağlaması planlanmıştır. Geliştirilen çözümler ve güçlü bir Diyarbakır markası ile ilimizin kalkınma ve gelişmesinin yanı sıra ülke ekonomisine de katkı sağlanmasına yönelik olarak bulguların analizi yapılmıştır. Sonuç: Temel bileşen analiz yöntemi ile elde edilen bulgular analiz edilecektir. Yapılan analiz doğrultusunda Diyarbakır ilimizde tespit edilen problemlerin kısa, orta ve uzun vadeli markalaşma planlaması yapılacaktır. Bu planlama doğrultusunda ilimizin kalkınma ve gelişmesine katkı üretecek şekilde Diyarbakır ı marka şehir haline getirmek, ildeki insanların yaşam standartlarını artıracak yatırımları artırmak, şehirdeki insanları doğru anlayarak doğru politikalar üretmek sureti ile şehrin kalkınmasına fayda sağlayacak atılım ve çalışmaların yapılması gerektiği konusunda öneriler sunulmuştur. 318
319 DIYARBAKIR KÜÇÜK SANAYI SITESI MODELI ILE KALKINIYOR Uzm. Cihan AY İstihdamın bel kemiği olan, toplumumuzun ve ekonomimizin önemli bir kesimini oluşturan esnaf ve sanatkârların mevcut sorunlarının çözümlenmesi, kredi ve teşvik sistemlerinden en iyi şekilde yararlanmaları, bu kesimin gelişipgüçlenmesi ve korunması büyükönemtaşımaktadır. Büyük ekonomileri besleyen kılcal damarların esnaf ve sanatkârlarolduğu unutulmamalıdır. Alın teri ve el emeği ile yanında çalıştırdığı kalfası, çırağıylabüyük istihdam yaratan, sosyal dengeyi sağlayan ve kamu hizmeti veren esnaf ve sanatkârlar, ülke genelinde ve özelliklebölgemizdeçeşitli sıkıntılar ile boğuşmakta, büyükişletmelerin acımasız rekabeti karşısındagündengünegüç kaybetmekte, başta kamu bankaları olmak üzere, bankalardan kolay kolay kredi alamamakta ve devletin açıklamış olduğu desteklerden yeterli payı alamamaktadır. Bunun yanı sıra, plansız ve denetimsiz bir şekildeyapılaşmış, mahalle ve sokakların izbe köşelerindesıkışıpkalmış, oldukçadağınık yapıda, her türlü sağlıkkoşullarından ve çağdaş ticaret anlayışından uzak, dükkân ve atölyelerde, zor şartlardaüretim yapan esnafların tespiti ve daha iyi koşullarda faaliyet gösterebilmeleri amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Bu sayede benzer iş kollarında çalışan ve birbirini tamamlayıcı üretim yapan işletmelerin aynı site içinde toplanmasıyla, verimlilik ve kar artışısağlanacak, ihtiyaçlar daha ekonomik bir şekildekarşılanacaktır. Sanayinin az gelişmiş bölgelerdeyaygınlaştırılması suretiyle küçük sanayicilerde ortak hareket etme, çevreselfaktörlerin maliyetini paylaşma gibi katılımcı yönetimanlayışıoluşacaktır. Anahtar Kelimeler: Esnaf, İşbirliği, Verimlilik, Kalkınma 319
320 YATIRIM DESTEK MEKANIZMALARINDA YENI BIR YAKLAŞIM: DIYARBAKIR ÖRNEĞI Mehmet Adnan AKSOY Ajanslar kurulmadan önce tek durak ofisleri olarak tanımlanan mekanizma Ajansların dinamik yapısıyla birleşen yatırım destek ofisi hüviyetine bürünmüştür. Yatırım destek ofisleri Türkiye nin 81 İlinde farklılaşmış ve başarılı icraatlar gerçekleştirirken Diyarbakır Yatırım Destek Ofisi de, İlde hemen hemen herkesin bahsettiği ama bir türlü hayata geçiremediği yada düzeltemediği plan, proje ve yatırımların gerçekleşmesinde ivme kazandıran bir katalizör görevi görmüştür. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinin (OSB) yeniden yapılandırılması, Diyarbakır OSB ilave alanının OSB ye kazandırılması, Diyarbakır OSB ye demiryolu iltisak hattı getirilmesi, Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB nin kurulması, Diyarbakır Lojistik Merkez Projesinin hayata geçirilmesi, Diyarbakır Gıda İhtisas OSB Kurulması ve Diyarbakır Turizm Platformunun işlevsel bir hale getirilmesi projelerinde Diyarbakır Yatırım Destek Ofisinin yatırım ortamı iyileştirme, yatırım çekme ve tanıtım faaliyetleri etkili olmuştur. Bu çalışmada Kalkınma Ajanslarının mali destek mekanizmasından farklı olarak Ajans bünyesinde kurulu olan Yatırım Destek Ofisleri vasıtasıyla yatırım destek ve yatırım ortamı iyileştirme faaliyetlerinin Diyarbakır örneğinde, yılları arasındaki gelişiminin seyri ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca yukarıda bahsedilen faaliyetlerin gerçekleşmesinde Karacadağ Kalkınma Ajansı Diyarbakır Yatırım Destek Ofisinin rolü, edindiği tecrübeler, yılları arasındaki karşılaştırmalı göstergeler ile yatırım ortamını iyileştirme faaliyetleri vasıtasıyla yerel kalkınmanın gerçekleştirilmesi çabaları irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yatırım Destek, Yatırım Ortamı İyileştirme, OSB, Lojistik, Turizm 320
321 DIYARBAKIR İLINDE İMALAT SANAYI KAPASITE KULLANIM ORANLARI VE DÜŞÜK KAPASITE NEDENLERI Dr. Serdal ERGÜN Diyarbakır İlinde İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranları ve Düşük Kapasite Nedenleri 1.Kapasite Kavramı İşletmelerin kuruluş, işleyiş ve büyümeleri sırasında yer seçimi konusu kadar önemli bir konu da kapasite seçimidir. Birçok işletmeci tarafından değişik şekillerde algılanan ve tanımlanan kapasite kapsamlı olarak; üretimde kullanılan üretim faktörlerinin belirli bir süre içerisindeki mal ve hizmet üretebilme yeteneği veya işletmenin belli bir zaman aralığında mevcut işgücünün tam istihdamı ve iş araçlarının tam kullanımında ulaştığı üretim düzeyi ifadeleriyle tanımlanabilir. Bir başka ifadeyle üretim sisteminin pazara tepki hızını belirleyen kapasite, bir taraftan kaynakların kullanımında verimlilik düzeyini belirlerken, diğer taraftan müşteriye verilecek hizmet düzeyini belirler. Kapasite genellikle fiziki ve değer ölçüleri ile ifade edilir. Ancak uygulamada fiziki ölçülerle (ağırlık, uzunluk ve hacim) tanımlaması yaygındır Teorik Kapasite Uygulamada büyük bir değeri olmayan bu kavram ile bir işletmenin teknik projelerinde belirtilen ve teorik hesaplamalarla bulunan kapasitesi olarak tanımlanmaktadır. Teorik kapasite hesaplamaları duraklamalar ve arızalar olmaksızın devamlı ve en verimli şekilde çalışılması varsayımına dayanmaktadır. Makine ve diğer üretim araçlarının hiç bir duraklama olmaksızın çalışmasıyla ve üretim sürecinde yetenekli işgücü kullanılmasıyla ulaşılabilecek maksimum üretim miktarına denir, ya da buna tasarım kapasitesi de denir. Başka bir deyişle teorik kapasite, ideal şartlarda ulaşılabilecek maksimum üretim hacmidir. Bu üretim hacminde duraklamalar ve arızalar için pay ayrılmamıştır. 321
322 1.2. Pratik Kapasite İşletmelerde çeşitli nedenlerle üretimin sürekli olmaması, hatta zaman zaman durdurulması, işleyişin bakım onarım ve çeşitli arızalarla kesilmesi normaldir. Bunun sonucu olarak üretimde genellikle teorik kapasiteye ulaşılamamakta ve teorik kapasite işleyiş kesilmeleri kavramına varılmaktadır. Pratik kapasite ile normal düzeyde bir üretim ifade edilmekte ve genellikle bu kapasite işletmelerin varmaya çalıştığı normal verimliliği ifade eden bir ölçü olarak kullanılmaktadır. Pratik kapasite, işletmenin her zaman üretebileceği mamul miktarını gösterir Fiili Kapasite Belirli bir dönem içerisinde bir işletmece gerçekleştirilen üretim miktarı fiili kapasite olarak tanımlanır. Normal olarak fiili kapasitenin pratik kapasite düzeyinde olması beklenir. Ancak birçok uygulamada bu değerin altında kalınmakta, bazen de bu değer (pratik kapasite) aşılmaktadır. İşletmelerde üretim verimliliği genellikle Çalışma Derecesi hesaplamaları ile yapılmaktadır. Çalışma derecesi, fiili kapasite pratik kapasiteye bölünerek hesaplanır. Çalışma Derecesi = (Fiili Kapasite) / (Pratik Kapasite) Çalışma derecesi değeri 1 den küçük olduğu hallerde, işletmenin fiili kapasitesi pratik kapasitenin altına düşmekte ve reel bir üretim faaliyeti gösterilmemektedir. Zira tesiste kullanılmayan boş bir kapasite mevcuttur Atıl (Boş, Aylak) Kapasite 2 Pratik kapasitenin yararlanılmayan kısmı atıl kapasitedir. İşletmenin belirli bir dönemdek üretim miktarı normal kapasitenin altında ise aradaki fark atıl kapasitedir. Atıl ya da kullanılmayan kapasite olarak da tanımlanır Optimal Kapasite İşletmeye minimum ortalama birim maliyetle çalışma olanağı yaratan yıllık üretim hacmi, optimal kapasite düzeyi olarak anılır. Optimal kapasite terimi işletmelerin varmak istedikleri en uygun kapasiteyi ifade eder. Genel olarak optimal kapasite üretilen birim başına maliyetin en düşük olduğu kapasite olarak tanımlanır. İşletmede optimal kapasiteyi gerçekleştirmede çeşitli aşamalardan geçilmesi gerekir. Optimal kapasitenin seçilmesini etkileyen çeşitli işletme içi ve dışı faktörler vardır. 322
323 En uygun kapasite anlamına gelen optimal kapasite kavramı işletmenin birim üretim giderleri toplamının (değişen ve değişmez giderler) en düşük (minimum) olduğu kapasiteyi tanımlamak amacıyla kullanılır. İşletme ekonomisi literatüründe ekonomik kapasite olarak adlandırılan optimal kapasite bir işletmenin en düşük (minimum) maliyet giderleriyle üretebileceği mal veya hizmet miktarını gösterir Teknoloji ve Kapasite İşletmenin üretim faaliyetlerinde kullandığı üretim araçlarının ve iş gücünün reel kullanımı sonucu varılan en uygun kapasite teknolojik olanaklara göre yaratılan optimal kapasitedir Talep ve Kapasite İşletmeler için kapasite seçimini etkileyen önemli faktörlerden biri de talep durumudur. Bir işletme için üretim kapasitesini seçerken yalnızca iç faktörlerin incelenmesi yetersiz ve yanlı olacaktır. Üretilen mal veya hizmete olan talep seviyesi kapasite analizlerinde göz önüne mutlaka alınmalıdır. Mala olan talep, teknolojinin getirdiği ekonomik üretim seviyesine eşit veya daha yüksek ise bu durumda, o üretimi yapmak olanak dahiline girecektir Finansman ve Kapasite Kapasite seçiminde finansman durumu çoğunlukla kısıtlayıcı bir rol oynamaktadır. Talep, karlılık ve teknoloji açısından optimal kapasite olarak tespit edilen kapasiteler, müteşebbisin finansman kaynakları yeterli olmadığından uygulanamamakta ve daha ucuza mal olan düşük kapasiteli işletmeler kurma yoluna gidilmektedir. Bu bakımdan kapasite ile ilgili çalışmalarda finansman durumu ilk olarak ele alınmalı ve Arştırmalar bu temel kısıt unutulmaksızın yürütülmelidir Kuruluş Yeri ve Kapasite Kuruluş yeri ve bu yerin getirdiği özelliklerde kapasite seçiminden etkin olmaktadır. Kuruluş yerindeki hammadde durumu, enerji arzı gibi faktörler kapasite seçimini etkileyebilir. İşletme için en uygun kapasitenin seçimini etkileyen daha birçok faktörü saymak mümkündür. Daha detaylı çalışmalara inmeden işgücü temini, hükümet politikaları, mamulün geçerli ömrü üzerine yapılan tahminler gibi faktörleri bu anlamda sayabiliriz. Düşük kapasite nedenlerini; 323
324 1. İç pazarda talep yetersizliği, 2. Dış pazarda talep yetersizliği, 3. Mali İmkansızlıklar, 4. İşçilerle ilgili sorunlar, 5. Pazarlama sorunları, 6. Enerji sorunları, 7. Teknolojik yetersizlik, 8. İthal ham madde temininde güçlükler, 9. Yerli ham madde temininde güçlükler, 10. Diğer nedenler başlıkları altında Diyarbakır İli için değerlendirmeler yapılacaktır. 324
325 MIKRO BÖLGE KALKINMA MODELI İÇIN BIR ARŞTIRMA; KARACADAĞ KIRSALINDA SEKTÖREL GELIŞIM ÇALIŞMASI M. Tahir DADAK Karacadağ, 80 km yarıçapında geniş bir coğrafi ve idari alan olup eteklerinde köy, mezra ve beldelerden oluşan birçok yerleşim yeri mevcuttur. Bunların geçim kaynakları sırasıyla; hayvancılık, mevsimlik işçilik ve bitkisel üretimdir. Karacadağ, bölgenin diğer kırsal yerleşimlerine oranla, birçok açıdan daha sınırlı sayıda geliştirilebilecek kaynak ve potansiyele sahiptir. Arazilerin büyük bölümü volkanik patlama nedeni ile taşlarla örtülüdür. Aynı zamanda arazilerin büyük bölümünün sulama olanaklarından yoksun olması gelir kaynaklarını sınırlayan önemli bir faktördür. Bu olumsuz coğrafi özelliklere rağmen, günümüzün gelişen bilgi ve teknoloji olanakları ile buradaki dar potansiyelin geliştirilmesi veya mevcut olan kaynakların daha iyi değerlendirilme olanağı mevcuttur. Bu alandaki üretimlerin büyük bölümünün hala geleneksel yöntemlerle yürütülmesi, günümüzde değer kazanan bazı üretim biçimlerinin (doğal ve organik üretimler gibi) geliştirilmesine olanak sağlayabilecek niteliktedir. Bu çalışma bölge içi farklılıklara odaklanarak yeni kalkınma arayışlarını insan odaklı bir yaklaşımla ele almıştır. Çalışmada değer zinciri analizi uygulaması ile kırsal alandaki hanelerin (mikro veya küçük ölçekli aile işletmelerinin) sundukları ürünlere belirli bir sırayla uyguladıkları işlemler analiz edilmiş, zincirdeki güçlü ve zayıf yönleri sistematik olarak ortaya çıkarma, tanımlama ve analiz etme fırsatı yaratılmıştır. Bu araştırma değer zinciri yaklaşımını mikro bölge ölçeğinde kullanarak Türkiye de bu arayışa öncülük etmek amacındadır. Yerel kalkınma, sosyal, ekonomik ve ekolojik dayanaklı bir değer zinciri yaklaşımının farklı ülkelerde farklı uygulamaları ile birlikte gerçekleştirilen araştırma, Karacadağ mikro bölgesine özgün bir strateji geliştirmek için gerekli altyapıyı oluşturmak amacı ile yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Karacadağ, Mikro bölge, Değer zinciri, strateji 325
326 YENI TEŞVIK SISTEMI VE DIYARBAKIR Hikmet DENİZ, Hasan MARAL Diyarbakır; tarım, sanayi ve turizmde sahip olduğu potansiyeli ve zenginlikleriyle ülkemizin ve Avrupa nın Ortadoğu ya açılan kapısı konumundadır. Ancak, ülkemiz ekonomisi açısından çok önemli bir değer olan Diyarbakır bu potansiyelini ne yazık ki tam olarak değerlendirememiştir. Son yıllarda ilimizde uygulanan teşvik uygulamaları bu durumun pozitif yönde değişimine katkı sağlayacak etkiler yaratmaktadır. Yeni teşvik sistemi; Yatırımlarda Devlet Yrdımları Hakkında Karar ın 19 Haziran 2012 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanması ile yürürlüğe girmiş ve 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere uygulamaya konmuştur. Yeni teşvik sisteminin önceki teşvik sistemlerinden en önemli farkı, bölgesel farklılıkların azaltılmasına yönelik çok etkin teşvik unsurlarını barındırmasıdır. Bu sistemde, Türkiye, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine göre 6 farklı bölgeye ayrılmış ve teşvik unsurları az gelişmiş bölgelerde daha fazla avantaj sağlayacak şekilde düzenlenmiştir. Diyarbakır ili de, yeni teşvik sisteminde teşvik unsurları açısından en avantajlı olan 6. bölgede yer almıştır. Bu çalışmada, yeni teşvik sisteminin 6. bölgeye ve Diyarbakır iline olan etkileri incelenmiştir. Yeni teşvik sisteminin yürürlüğe girdiği 2012 yılından günümüze kadar olan gerçekleşmeler önceki dönemlerle karşılaştırılmış ve sabit yatırım, istihdam ve belge adedi bakımından değişimler ortaya konmuştur. Ayrıca bu sistemden edinilen tecrübelerden hareketle yeni programlar tasarlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni teşvik sistemi, 6. Bölge, Ekonomik potansiyel 326
327 KARACADAĞ KALKINMA AJANSINCA VERILEN DESTEKLERIN ETKILERI Diyadin İNAN, Hasan MARAL Diyarbakır, Osmanlı Devletinde İstanbul, Bursa ve Trabzon dan sonra en önemli tekstil üretim merkezlerinden biri olmuştur. Cumhuriyetin ilk yılları ile beraber, sanayileşme atılımına ayak uyduramayan Kent, 2000 lere gelindiğinde sosyo-ekonomik gelişme olarak 67. sırada yer almamıştır. Kalkınma Ajanslarının temel amacı, kuruluş kanunlarında da belirtildiği gibi Bölge plân ve programlarına uygun olarak bölgenin kırsal ve yerel kalkınma ile ilgili kapasitesinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Türkiye de kurulan 26 kalkınma ajansından biri olan Karacadağ Kalkınma Ajansı 2010 yılından itibaren genel çerçevesi Bölge planlarında belirtilmiş alanlara Diyarbakır ve Şanlıurfa da destek vermektedir. Ajans verdiği destekler ile bölgenin ekonomisine ciddi katkı sunmuş olup, istihdam ve gelirin artmasına da dolaylı etkide bulunmuştur. Bu çalışmada, 1900 lerin başına kadar önemli üretim ve gelişim merkezlerinden birisi olan Diyarbakır ın sonraki yıllarda sanayileşme atılımının önündeki engellere dair teorik bir çerçeve çizildikten sonra, son yıllarda kalkınma ajanslarının işlevleriyle birlikte proje bazında ilin kalkınma durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. Özellikle, daha erken dönemde benimsenmiş olsa da 2000 ler sonrasında kalkınma ajanslarının kurulmasıyla yaygınlaşan bölgesel kalkınma yaklaşımları ekseninde düşünüldüğünde, sosyo-ekonomik gelişme bakımından 67. sırada bulunan Diyarbakır ın büyük bir ivme kazandığı söylenebilir. Çalışma, idari ve coğrafi bakımdan Diyarbakır ve Şanlıurfa ile sınırlı olan Karacadağ Kalkınma Ajansı illerinden Diyarbakır a yönelik projelerin incelenmesiyle sınırlandırılmıştır. Bu nedenle, çalışmada yılları arasında Karacadağ Kalkınma Ajansı nın Diyarbakır a yönelik projelerden destek programları içerisinde genel çerçevesi çizilerek etki analizleri yapılmış yılları proje desteklerinin Diyarbakır ın ekonomisi üzerindeki etkileri ve bu noktadan hareketle uygulamada karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bölge, Kalkınma, Kalkınma Ajansları, Diyarbakır, Proje Destekleri 327
328 ATIK KAĞIT GERI DÖNÜŞÜMÜNÜN DIYARBAKIR EKONOMISINE KATKISI Prof. Dr. Ahmet TUTUŞ, Umut SAKÇILAR Ülkemizde kağıt üretiminde atık kağıt kullanımı hızla artmaktadır. Atık kağıtların geri kazanılması hem çevremizi korumaya hemde hammadde kullanımını çeşitliliğini artırmaya önemli bir katkı yapmaktadır. Özellikle kağıt endüstrisinde, kullanım amacına hizmet ettikten sonra mamul maddeyi ikinci kez hammadde gibi kullanmak bir zorunluluk haline gelmiştir. Gerek çevre bilincinin güçlenmesi gerekse kağıt hamuru ve üretim tesislerinin yatırım ve işletme maliyetlerinin yüksek olması, kağıt endüstrilerini atık kağıtların hammadde olarak tekrar kullanılmaya yöneltmiştir. Lignoselülozik yapıdaki hammaddelerin kıt olduğu ülkelerde geri kazanım büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında, Ülkemizde ve Diyarbakır da atık kağıtların toplanması ve değerlendirilmesi ve il ve ülke ekonomisine olan katkıları Arştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, atık kağıt, geri dönüşüm, ekonomi. 328
329 DIYARBAKIR İLINDEKI TARIMSAL ARTIKLARDAN KAĞIT ÜRETIMI Prof. Dr. Ahmet TUTUŞ Türkiye kağıtlık hammaddesi sınırlı bir ülke olup ekin saplarının kağıt hamuru üretiminde kullanılması son derece önemlidir. Tarımsal artıkların her yıl yenilenebilmesi, bu artıklara dayalı küçük kapasiteli fabrikaların düşük maliyetlerle kurulabilmesi, üretim tekniği ve ekipmanların kontrolünün kolay olması ve ilave olarak düşük enerji kullanımı gibi avantajları bulunmaktadır. Her yıl ürün alındığından lignoselülozik yapıdaki tarımsal artıklar sürekli bir potansiyele sahip hammadde kaynağıdır. Bu hammaddenin kağıt sanayisinde değerlendirilmesi ikincil bir kullanım olup ucuza mal olmaktadır. Ayrıca, yıllık bitki sapları açık ve gözenekli yapıları ve düşük lignin oranları dolayısıyla, çevre dostu kimyasal yöntemlerle kağıt hamuru ve kağıt üretimine son derece uygun hammaddelerdir. Çevre kirliliğinin arttığı ve çevre kirlenmesine karşı tepkilerin yaşandığı ülkemizde, kağıt hamuru üretiminde tarımsal artıkların hammadde olarak kullanılması ve çevre dostu yeni pişirme teknolojilerinin geliştirilmesi büyük ilgi görmektedir. Bu çalışma kapsamında; Türkiye ve Diyarbakır ilindeki tarımsal artıkların potansiyeli ayrıca odun ve yıllık bitkilerin kimyasal ve morfolojik özellikleri verilmiş ve tarımsal artıkların kağıt endüstrisinde kullanılabilirliği Arştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, tarımsal artık, kağıt üretimi. 329
330 DIYARBAKIR İLININ COĞRAFI İŞARETLI ÜRÜNLERLE MARKA DEĞERINI ARTIRMA Adem AKGÜL, Hasan MARAL Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından katılımcı bir yaklaşımla hazırlanan Bölge Planında stratejilerden biri olan coğrafi işaret tescilinde potansiyel ürünleri belirlemek ve mevcutta iki adet olan coğrafi işaret tescilinin sayısını arttırmak önemli öncelikler arasında sayılmıştır. Bu kapsamda süreçte hangi yöntemlerin belirlenmesi gerektiği, Ajansın iç paydaşı olan Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve Ticaret Odası ortaklığında, kimin hangi görevleri üstleneceği, TPE ye başvuru sırasında süreçlerin (ürünü diğer ürünlerden ayıran özelliği için bilimsel yayınların taranması, ürünün ildeki bilinirliğinin Arştırılması ve ürünün tarihinin) verimliliğini arttırmak için kaynak optimizasyonun nasıl olması gerektiği konusu kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada diğer sınai mülkiyet haklarından farklı olarak ülke sathına çok daha dengeli bir şekilde dağılan ve 10. Kalkınma Planı, Bölgesel gelişme Ulusal Stratejisi (BGUS), DPT nin hazırladığı Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi ve Tarım Bakanlığı tarafından hazırlanan Kırsal Kalkınma Stratejisinde bölgesel ve kırsal kalkınma hedeflerinden biri olan coğrafi işaret kavramı tanıtıldıktan, markalaşma için önemi vurgulandıktan sonra Diyarbakır ın ve ülkenin coğrafi işaret konusundaki mevcut durumu hakkında bilgiler verilmiş, ilin bundan sonraki süreçte coğrafi işaret anlamındaki markalaşma sürecinin yol haritası ortaya çıkartılmıştır. Bu çalışmadaki birinci amaç doğru ürünleri belirlemek ve başvuru süreciyle resmi gazetede ilan edilme süresi arasındaki mesafeyi kısaltmaktır. Bir diğer amaç coğrafi işaret sürecinin tamamlanmasından sonra her bir ürünün denetim mekanizmasının nasıl olacağını tasarlamaktır. Çalışmada son amaç olarak mevcutta bulunan iki adet tescilli ürünün Avrupa Birliğinde de geçerli olması için başvuru sürecini yine ilgili paydaşlarla etkin bir şekilde planlamak ve uygulamaktır. Anahtar Kelimeler: Markalaşma, Kırsal Kalkınma, Bölgesel Kalkınma, Sınai Mülkiyet Hakları, Ekonomik Kalkınma 330
331 DIYARBAKIR DA HAYVAN GÜBRESINDEN BIYOGAZ ÜRETIM POTANSIYELININ VE BU BIYOGAZ ÜRETIMINDEN ELDE EDILEBILECEK ELEKTRIK ENERJISI POTANSIYELININ ARŞTIRILMASI Arş. Gör. Halil ŞENOL, Arş. Gör. Emre Aşkın ELİBOL Yenilenebilir enerji türlerinden biri olan biyogaz, organik kökenli bütün atıklardan elde edilebilmektedir. Biyogaz,organik atıkların giderilmesinde etkili bir yöntemolması nedeniyle çevre dostu bir enerji kaynağıdır. Diyarbakır enerji haritasına bakıldığında, elektriğin hidroelektrik santrali (HES) ve güneş enerji santrallerinden elde edildiği görülmektedir. Artan nüfus ile birlikte enerji ihtiyacında da artış gözlemlenmektedir ve bu enerji ihtiyacındaki artış Diyarbakır da alternatif elektrik enerjisi üretimi gerektirmektedir. Diyarbakır ili hayvansal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı illerden biri olduğundan dolayı Diyarbakır ın kendine özgü bir elektrik enerjisi potansiyeli vardır. Bu potansiyel ise hayvan atıklarından üretilebilen biyogazın depolanıp, elektrik enerjisine dönüştürülmesiyle değerlendirilebilir. Bu çalışmada, Diyarbakır da mevcut yapılmakta olan hayvancılıktan elde edilen gübre miktarı hesaplanmış ve bu gübre ile üretilebilecek biyogaz miktarı; dolayısıyla da elektrik enerjisi potansiyeli Arştırılmıştır. Sonuç olarak; Diyarbakır a kurulabilecek olan bir biyogaz tesisinin günlük, aylık, yıllık ne kadar elektrik enerjisi üretebileceği hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Atık yönetimi. Organik atık. Biyogaz. Elektrik enerjisi. Diyarbakır. 331
332 RÜZGAR ENERJISI VE TÜRKIYE DE DIYARBAKIR İLINDE UYGULANABILIRLIĞI Öğr. Gör. M. Tahir UÇAR, YRD. Doç. Dr. Nurettin ÜSTKOYUNCU Türkiye de sanayileşme ve teknoloji alanlarındaki gelişmeler, beraberinde elektrik enerjisine olan ihtiyacı da kaçınılmaz olarak artırmaktadır. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan enerji kaynakları açısından değerlendirildiğinde ülkenin dış ülkelere olan bağımlılığı da artan enerji gereksinimini karşılayabilmek için benzer şekilde artmaktadır. Dolayısıyla Türkiye de elektrik enerjisi üretimi için yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılması gün geçtikçe daha önemli hale gelmektedir Hidro kaynaklardan sonra en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi olan ve kişisel kullanıcılara da hitap rüzgar enerjisinin Türkiye de kullanımı özellikle son on yıldır teşvik edilmekte ve desteklenmekte olup elektrik enerjisi üretimindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye genelindeki, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndekive özellikle de Diyarbakır ilindeki rüzgar enerjisi potansiyeli, Rüzgar Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) verilerinden faydalanılarak incelenmiştir. Aynı zamanda 50 m yükseklikteki rüzgar hızı ve rüzgar gücü dikkate alınarak Diyarbakır iline kurulacak rüzgar santralleri için mevcut potansiyelin uygunluğu irdelenmiştir. Anahtar kelimeler: Yenilenebilir enerji kaynakları, Rüzgar enerjisi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Diyarbakır 332
333 WIND ENERGY AND APPLICABILITY IN DIYARBAKIR IN TURKEY Öğr. Gör. M. Tahir UÇAR, YRD. Doç. Dr. Nurettin ÜSTKOYUNCU The need of electricity energy of Turkey increases due to developments in the industry and the technology, inevitably. The energy sources dependency of the country to foreign countries increases in similar way to provide this energy needing. Therefore, the use of renewable energy sources to generate electricity becomes more important. One of the most important renewable energy sources is the wind energy after hydro and it is available to use individually. The use of wind energy is encouraged and supported in Turkey in last ten years, especially, and the ratio in electricity increases day by day, dramatically. In this study, wind energy potential of Turkey, Southeastern Anatolia Region and especially Diyarbakır to generate electricity is evaluated by using data of the Wind Energy Map (WEM). In addition, applicability of the wind energy in Diyarbakır is evaluated by considering wind speed and power for 50m height. Key words: Renewable energy sources, Wind energy, Southeastern Anatolia Region, Diyarbakır 333
334 DIYARBAKIR İLI GÜNEŞ ENERJI POTANSIYELININ DEĞERLENDIRILMESININ ÖNEMI VE DIYARBAKIR DAKI GÜNEŞ ENERJISI SANTRALLERI YRD. Doç. Dr. Bilal GÜMÜŞ Dünyada yaşanan iklim değişikliği, tüm ülkeleri bu konuda önlem almayyöneltmiştir Aralık ayında Paris te toplanan Birleşmiş Milletler iklim zirvesinde dünya ülkeleri dünyanın sıcaklık artışını iki santigrat derece ile sınırlamak için anlaştılar. Bu çerçevede bir çok ülke eylem planlarını hazırlayarak devreye sokmuşlardır. Bu eylem planlarının en önemli parçası, enerji kullanımında verimlilik ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımıdır. Bu çerçevede %100 yenilenebilir enerji kullanımını hedefleyen projeler, elektrikli araçlar, verimlilik projeleri hızla yaygınlaşmaktadır. Türkiye nin de bu çerçevede projeler üretmesi ve uygulamaya sokması gerekmektedir. Türkiye de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı istenilen düzeyde değildir ve bu alanda bütüncül anlayışla bir eylem planı maalesef yürürlüğe girmemiştir. Oysa Türkiye başta güneş, rüzgar ve biyokütle olmak üzere ciddi oranda yenilenebilir enerji kaynağına sahiptir. Diyarbakır ili, en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi açısından yüksek bir potansiyele sahiptir. Diyarbakır iline ait, aylık global radyasyon değerleri incelendiğinde maksimum global radyasyonun Haziran ayında 6.82 (kwh/m 2 -gün), minimum değerin ise Aralık ayında 1.79 (kwh/m 2 -gün) olduğu görülmektedir. Bu değerler Diyarbakır da güneş enerjisi açısından, potansiyelin değerlendirilebilir olduğunu belirtmektedir. Bu potansiyel ve lisanssız elektrik üretimine ilişkin yasal düzenleme neticesinde Diyarbakır da da güneş enerjisi santralleri kurulmaya başlanmıştır. Santral kurulum sayısı ve kurulu gücü potansiyel göz önüne alındığında, istenilen seviyede olmasa da bu potansiyelin kullanılmaya başlanması oldukça önemlidir yılı Temmuz ayı itibariyle Diyarbakır da geçici kabulü yapılan güneş enerjisi santral kurulu gücü 2301,6 kwp, projesi onaylanan ise 8764 kwp olmuştur. Özellikle Karacadağ Kalkınma Ajansı nın Yenilenebilir Enerji Destek Programı çerçevesinde desteklediği projeler öncülüğünde bu güç gün geçtikçe artmaktadır. Bu 334
335 santraller içerisinde Dicle Üniversitesi Güneş Enerjisi Santrali de 250 kwp güç ile yer almaktadır. Bu santral güneş enerjisinden elektrik üretmenin yanı sıra eğitim, Arştırma ve analiz amaçları ile diğer santrallerden daha farklı amaçlara da hizmet etmektedirbu çalışma kapsamında Diyarbakır ilinin güneş enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesinin önemi vurgulanacak ve Diyarbakır da kurulumu tamamlanan ve devam eden projelere ilişkin bilgilere yer verilecektir. Böylelikle önemli bir yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş enerjisinin kullanımına ve elde edilen kazanımlara dair somut sonuçlar ortaya konacaktır. 335
336 EKONOMIK-TOPLUMSAL- KÜLTÜREL YÖNLERIYLE KARA AMID DERGISI NDE DIYARBAKIR Doç. Dr. Naciye YILDIZ / ARŞ. Gör. Mehmet AKAY Diyarbakır kenti farklı uygarlıklara ve toplumlara ev sahipliği yapmış, bu geçmişinden önemli birikimleri bugüne kadar aktarmayı başarmıştır. Bu özelliğiyle kent geçmişle bugün arasında toplumsal, ekonomik, kültürel bakımdan bir süreklilik göstermektedir. Diğer taraftan Diyarbakır toplumsal yaşamın önemli akslarının kesiştiği bir coğrafi konumda bulunması nedeniyle kayıt altına alınmış bir tarihe de ev sahipliği yapmaktadır. Bu çerçevede kentte oldukça eski dönemlerden itibaren gazete, dergiler yayımlanmış, kentte yerleşik veya ayrılmış birçok yazar önemli eserler bırakmıştır. Bu bildiri kentin birikiminin belirli bir dönemini kentte yayınlanan Kara-Amid dergisi çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır. Kara-Amid dergisi Diyarbakır ı Tanıtma ve Turizm Derneği tarafından 1956 yılında yayınlanmaya başlamıştır ve eksik sayıları olmakla birlikte 1978 yılına kadar yayınlanmaya devam etmiştir. Dergide kentin tarihi, turistik özellikleri, festivalleri ve kentte yetişmiş önemli kişilerle ilgili yazılara yer verilmektedir. Dergide yer verilen önemli dosyalardan birini de kentin basın tarihi oluşturmaktadır. Dergide ayrıca yayınlandığı dönemin önemli tartışmalarından biri olan bölgede açılacak üniversiteyle ilgili yazılar bulunmaktadır. Bildiride önce dergide nicel olarak hangi konuların hangi sıklıkta ele alındığına bakılarak bu tercihin Diyarbakır ı tanıtma ve turizm açısından etkileri tartışılacaktır. İkinci adımda ise dergide yer alan yazılar ve dosyalar nitel bir yöntem olan söylem analiziyle ele alınmaya çalışılacaktır. Bu çerçevede Kara-Amid Dergisi nde 50 li ve 70 li yıllar arasında yer alan Diyarbakır resmi açığa çıkarılmaya çalışılacaktır. Kısaca, Kara-Amid Dergisi nde çizilen Diyarbakır resmi nedir? Nasıl bir Diyarbakır resmi çizilmektedir? Bu resimde nelere ve nasıl yer verilmektedir? V.b. sorulara yanıt aranmaktadır. Bildiride literatür taraması yöntemi kullanılacaktır. Bu çerçevede derginin bazı sayıları eksik olduğu için öncelikle bunlara ulaşılamaya çalışılacaktır. Diğer taraftan derginin yayınlandığı dönemde kente ilişkin diğer gazete, dergi ve kitaplar kullanılacaktır. 336
337 ARASI DIYARBAKIR DA SÜRELI YAYINCILIK Recep TEZGEL Diyarbakır a ilk matbaa 1868 yılında kurulmuştur. Bu gelişme ile birlikte 3 Ağustos 1869 günü Diyarbekir Gazetesi nin basımı gerçekleşir. Böylece, Anadolu da yayımlanan ikinci gazete yaşama geçmiş olur. Süleyman Nazif ve Ziya Gökalp gibi Diyarbakır ın yetiştirdiği ünlü düşünürler bu gazetede yöneticilik yapmışlardır. Diyarbekir Gazetesi, 2 Eylül 1963 günü kapandığında 94 yaşında ve Türkiye nin en eski gazetesiydi. Diyarbakır da Cumhuriyet öncesi yayınlanan ilk dergi ise 1910 yılında yayın hayatına başlayan Kevkeb Medinho (Şark Yıldızı) isimli Süryanice,Arapça ve Türkçe yayınlanan dergidir. İncelediğimiz dönemde 50 üzerinde ve çoğu kültür, edebiyat ve sanat içerikli dergi ve gazete yayın yapmıştır. Bunlardan bazıları; Dergiler: Kevkeb Medinho (Şark Yıldızı), Şifuro (Güzel Seda), Küçük Mecmua, Yeni Hilâl, Dicle Kaynağı, Karacadağ, İç-Oğuz, Çizgi, Kara Amid, Koza, Yudum, Çaba, Karacadağ(Aynı isimle farklı dergi), Doğuş, Özgür, Tarancı, Diyarbakır Kültür, Bazalt Kent,Esmerim, Kastal, Diyarbakır Eyvan, Yeni Çizgi, Amida, Çorba, Tigris, Sanat ve Edebiyat ta Yaratım, Uzak Ülke, Talebe Mecmuası, Gençler Evi,Birliğin Sesi,Lise,Yeni Öğrenci ve Kültür, Demokrasiye Güven, Ziraat Bilgileri, Çizgi, Tıp Gecesi, Fen Dergileri. Gazeteler: Diyarbekir Gazetesi, Peyman Gazetesi, Amid-İ Sevda Gazetesi, Budinna(istikbal, Bulgarca bir isim) Bahar Gazetesi, Dicle Gazetesi, Mücahid Gazetesi,Halkın Dili Gazetesi, Demokrasiye Güven Gazetesi, Dicle Gazetesi, Sesleniş Gazetesi, Gazi(Çağrı) Gazetesi, Ümmid Gazetesi, Şark Spor Gazetesi, İleri Yurt Gazetesi, Demokrat Kale Gazetesi, Yeni Şark Postası Gazetesi, Gayret Gazetesi, Ziya Gökalp Gazetesi, Mücadele Gazetesi, Güneydoğu Gazetesi, Dilek Gazetesi, Öz Diyarbakır Gazetesi, Ufuk Gazetesi ve Diyarbakır Gazetesi Bu yayınlar arasında Bulgar göçmenleri için yayınlanan Bulgarca istikbal anlamında olan Budinna, Zaman zaman Kürtçe yazıların yayınlandığı Peyman gazetesi kendi alanlarında bir ilk olma özelliği taşırlar. Bu bildiride söz konusu tarihlerde yayın yapan dergilerin listesi, seçili dergilerin kapak resimleri ve içeriklerine yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Diyarbakır, dergi, gazete, süreli yayın, makale 337
338 BIR SANAT ŞEHRI OLARAK DIYARBEKIR Yrd. Doç. Dr. Mustafa Uğurlu ASLAN Şehirler, mekânların yazdığı tarihlerdir ve her mekânı bir doğa ve tarih kitabı gibi okuyup yorumlayabiliriz. Onda tüm bir geçmişin, fiziksel çevrenin, psikolojik etkileşimlerin ve kaynaşmanın yansımalarını buluruz. Çünkü şehirler uygarlığın ulaştığı bir aşamadır. Sadece şehir isimlerinin kökenlerindeki değişimler incelense uygarlıkların kendi üstünlük gramerini zamanla nasıl oluşturdukları ve ortaya nasıl bir tarih yazımı çıktığı görülecektir. Bazı şehirler ve şahsiyetler zaman ihtiyarladıkça gençleşir ve daha anlaşılır hale gelirler. Her şehrin bir ruhu, her ruhun da bir dokusu ve bu dokunun dokumuş olduğu mekânlar vardır. Dört ayaklı minare sadece bir minare değil, Keçi burcu sadece bir kale değil, Taşa yontulan sanat, yüzyıllar boyunca yaşamış milletlerin derin hafızalarıdır.bu sebeple bu şaheserlere cansız bir madde karşısında duran bir mühendis gibi değil bir kalp adamı olarak yaklaşmak gerekir. Dünya edebiyatlarında adına şiirler yazılan, türküler söylenen istisna şehirler vardır. Eğer bir şehir tarihiyle, kültürüyle, mimarisiyle içinde yaşayan insanlara şiir yazma ruhunu veriyor, yaşama sevincini artırıyor ise bu durum o şehrin somut yönlerinin soyut bir kimliğe bürünmeye başladığının en açık göstergesidir. İnsanın bedensel varlığı zamana yenilip çekip gitse de söz ve sözü söyleten kentler akıp giden zaman seli içerisinde bitmeyen parıltılarıyla varlığını sürdürürler. Edebiyat tarihimize bakıldığı zaman Dîvân şairleri bazen yaşadığı devrin zevk ve rengini, adet ve an anelerini, şuarâ meclislerini, şehrin güzellerini ve güzelliklerini anlatmak için müstakil eserler (Şehrengizler) kaleme almışlardır. Bu bildiride tarihten bugüne Diyarbakır edebî, estetik ve sanatsal yönü ile irdelenip yorumlanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, edebiyat, şiir, sanat, estetik, şehir. 338
339 SÜLEYMAN NAZÎF VE VATAN SEVGISI Prof. Dr. Gencay ZAVOTÇU Şair ve tarihçi Sait Paşa ile Ayşe Hanım ın oğlu, Şair Faik Ali Ozansoy un da ağabeyi olan Süleyman Nazîf, yazı ve şiirlerinde vatan sevgisini yoğun olarak işleyen bir ediptir. Özel eğitim görerek yetişip Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenen Süleyman Nazîf farklı memuriyetlerde çalıştı, Vilâyet gazetesinde başyazarlık yaptı yılında yurtdışına 8 ay Paris te yaşadı. Yurdadöndükten 1898 yılında Bursa ya sürgüne gönderildi ve II. Meşrutiyet in ilanına kadar yaklaşık 10 yıl sürgünde kaldı. Basra, Musul, Kastamonu, Trabzon ve Bağdat valiliklerinde çalıştı, görevinden ayrıldıktan sonra 1914 yılında İstanbul a gelerek yazarlığa devam etti. Birinci Dünya Savaşı ndan sonra 1918 de İstanbul un İttifak Devletleri tarafından işgal edilmesi üzerine Hadisat adlı dergide Kara Bir Gün başlıklı bir yazı yazdı. Yazı, hükûmet mensupları ve hükûmete yakın kesimler tarafından tepkiyle karşılandı. Malta ya sürgüne gönderildi. İstanbul a döndüğünde Resmi Gazete de çalışmaya başladı. Vatan ve millet sevgisi ile hürriyet özleminin ağır bastığı yazı ve şiirler yazan Süleyman Nazîf, mezkur temaları işleyen şâir ve yazarlara yakın bir duruş sergiledi. Şiirlerinde Nâmık Kemâl etkisi olduğu söylenen şâir, Mehmed Âkif in yakın arkadaşlarından biri idi. Sürgünde iken yurt özlemi ile yazdığı Bu şeb de cûşiş-i yâdınla ağladım Gel ey kerîme-i târîh olan güzel yurdum mısraları ile başlayan Dâüssıla ve İstanbul un İngilizler önderliğindeki müttefikler tarafından işgâli üzerine Hadisat adlı dergide yazdığı Kara Bir Gün başlıklı yazı şiir ve yazıları içerisinde ilk akla gelenlerdir. 339
340 DIYARBAKIRLI ALI EMIRI EFENDI NIN OSMANLI TEZKIRECILIK TARIHINDE YERI KÜTÜPHANESINDE BULUNAN TEZKIRE NÜSHALARI Doç. Dr. Vüsale MUSALI Ali Emiri Efendi Diyarbakır da doğan (1857) önemli bilim adamı, topladığı kitaplarla meşhur olan Millet Kütüphanesinin kurucusu, Divanü lüğati`t-türk`ü Türk dünyasına kazandıran değerli şahsiyyetdir. Levamiül-Hamidiyye (1312), Cevahirül-müluk (1319), Tezkire-i Şuara-yi Amid (1327), Ezhar-ı Hakikat (1334) vs. otuzdan fazla eser telif etmiştir. Bunların içerisinde Tezkire-i Şuara-yi Amid Diyarbakır`da yetişen 217 şairi ihtiva etmesi açısından önem arz etmektedir. Ali Emiri Efendi Osmanlı Tarih ve Edebiyat Mecmuası ve Amid-i Sevda dergilerini çıkarmış ve budergilerde çoksaylı yazıları yayımlanmıştır. Ali Emiri Efendi, Osmanlı coğrafyasının çeşitli yerlerinden çok saylı yazmaları toplamış, alamadıklarının yüzünü göçürerek muazzam bir kitap koleksiyonu oluşturmuştur cilt kitaptan oluşan bu koleksiyonu 1916 senesinde kurduğu Millet Kütüphanesine bağışlamıştır. Yani Millet Kütüphanesi Ali Emiri tarafından kurulmuş ve onun kitap koleksiyonunu içermektedir. Bildirimizin amacı Diyarbakır`lı düşünür Ali Emiri Efendi`nin kolleksiyonuna dahil olan ve onun kurduğu Millet kütüphanesinde korunan edebiyat tarihimizin önemli kaynakları sırasına giren Osmanlı tezkirelerinin nüshaları hakkında bilgi vermektir. Şöyle ki Ali Emiri koleksiyonunda bulunan tezkire yazmalarının çoğu bir nüsha (ünik) şeklinde günümüze gelmiştir. Bazı tezkire yazmaları ise sanat deöeri taşımaktadır. Bildirimizde Ali Emiri Efendi`nin edebiyat tarihine kazandırdığı ve koleksiyonunda günümüze taşıdığı (yazmaların çoğu Ali Emiri Efendinin kendi hattıyla yazılmıştır) tezkire yazmalarından bahs etmeyi düşünüyoruz. 340
341 CAHIT SITKI TARANCI NIN ESERLERINDE DIYARBAKIR IN İZLERINI SÜRMEK Okt. Fatma ÜÇLER yılları arasında yaşayan, aslen Diyarbakırlı olan Cahit Sıtkı Tarancı; dört şiir kitabı, gazetede yayımlanmış seksen civarında öyküsü ve mektupları ile Türk edebiyatında kendine has bir üslubu olan sanatçılardandır. Sanata dair pek çok görüşün hakim olduğu bir dönemde yaşamasına rağmen, sanatla arasındaki sarsılmaz bağın temellerini kendince atan sanatçı şiir, öykü ve mektuplarında sade ve şahsına münhasır bir dil kullanır. Hayata bağlılığı, sevgiye ve insana verdiği değerin yanı sıra ölüme karşı mesafeli duruşu sanatçının kendi çizgisini yansıtır. Kendine has bir imge dünyası kuran Tarancı, Fransız edebiyatından etkilense de taklitten öte içerik ve biçim bakımından kendi yolunu çizer ve kimi sanatçılara da bu yönde yol gösterir. Sanatı herhangi bir fikre alet etme fikrinden uzak olan Tarancı, eserlerinde estetik kaygı güder. Yaşanılan çevrenin yaşantıya olduğu kadar sanatçıların eserlerine de yansıması kaçınılmazdır. Hayatı gözleri Diyarbakır da açan ve eğitiminin ilk kısmını Diyarbakır da geçiren, köklü bir aileye mensup olan Tarancı yine ömrünün son demlerinde de hayatının bir bölümünü bu şehirde geçirmiştir. Bu Arştırmada, C.Sıtkı Tarancı nın yayımlanmış eserlerinde Diyarbakır ın somut izleri taranacaktır. Ünlü sanatkarın, eserleri ve hayatına Diyarbakır ne kadar etki etmiştir? Bu fikrin bulguları hangi eserlerinde nasıl yer almıştır? Gibi sorulara cevap aranacak ve kent ile sanatçı arasında mekân merkezli bir bağlantı kurulmaya çalışılacaktır. 341
342 GÜNEYDOĞU ANADOLU SÖZLÜ GELENEĞINE DAYALI ESERLERDEKI BAZI KELIMELERLE İLGILI ETIMOLOJIK DENEME: DIYARBAKIR-MUŞ ÖRNEĞI Yrd. Doç. Dr. Rabia Şenay ŞİŞMAN İlk çağlarda mağaralara bırakılan el ritüeli, insanlık için ne ise; değerlendirildiği kültür dairesi açısından oyunlar da aynı kıymettedir. Oyun, toplumu medeniyet sahnesine taşıyan sistemin simgesel işaretlerini ham hâliyle bünyesinde barındırır. Halk ürünleri, küreselleşme selinin önünde özgün yaratı becerilerini süratle kaybetmektedirler. Dünün zengin çeşitliliğini yitirmiş olan oyunlarda kullanılan araç ve gereçlere verilen adların ne anlama geldiğinin unutulması ya da bunların yapılış tarzlarının geleneksellikten uzaklaşması, oyun gidişatı ile ilgili kurguların bilinmemesi, oyunlara ait dua, tekerleme, sayışmaca gibi sözlü ürünlerin artık dillendirilmemesi bu yitimin somut sonuçlarıdır. Yazımızda gelişmişliğin mührünü, içinde bulunduğu medeniyet dairesine vuran halk kültürüne oyun penceresinden bakarak toplum endeksli tüm planlamalar için zengin bir veri grubu olan şifahi birikimi dil-köken bağlamına dayalı olarak ele aldık. Malzememiz olan çocuk oyunlarını, bölge dahilinde bulunduğumuzdan zengin kültürü ile kadim şehir Diyarbakır ve il dahilinde yer aldığımız için de Anadolu nun verimli ova şehri Muş olarak belirledik ve iki yörenin çocuk oyunlarında geçen kelimeler şeklinde sınırlandırdık. Çocuk Oyunlarını sözcük kökeni bağlamında çözümlerken oyun içinde kullanılan bilmece, tekerleme, sayışmaca ve masal gibi ürünlerde belirlediğimiz kullanımdan düşen ya da az başvurulan kimi kelimeleri menşei yönünden ele aldık. İlgili açıklamalara ise Lugatçe bölümünde yer verdik. Anahtar Kelimeler: Güneydoğu Anadolu bölgesi, Diyarbakır ve Muş yöreleri, köken çalışması, modernleşme, kültür, şifahi edebiyat. 342
343 BASED ON THE WORKS OF THE SOUTHEASTERN ANATOLIA ORAL TRADITION SOME WORDS WITH RELEVANT ETYMOLOGICALLY TRIAL: THE CASE OF THE DIYARBAKIR-MUŞ Yrd. Doç. Dr. Rabia Şenay ŞİŞMAN Abstract Plays carry the values of the civilizations. The value that handprints on the cave walls in the early centuries carry for the humanity represents the same value with the plays. The aim is to approach to the subject of folk culture from the view of plays. By this way we want to gain different aspects to the studies that aim local development. While doing this we tried to decipher the oral culture around the periphery of plays. We limited the subject of children plays to the children plays of the rich cultured, ancient city of Diyarbakır, since we are within the borders of the region, and to Muş, the fertile city of Anatolia, since we are within the borders of the city. While we are analyzing the root of the word play we also dealt with the words roots that are used in the plays such as riddles, rhymes, and fairytales. In conclusion, our possible destination is to provide a support based on to the context of language- origin and and in the glossary of sections it made statements about them. Key words: Southeastern Anatolia Region, Diyarbakır and Muş regions etymon study, culture, oral literature 343
344 GELENEKSEL KÜLTÜRÜMÜZDE DIYARBAKIR AMULET İNANCI Yrd. Doç. Dr. Serap ÜNAL / Ayşe ÇALLI Diyarbekir verimli toprakları, uygun iklim koşullarıyla neolitik dönemde (8000yıl) ilk insan topluluklarının yerleşik yaşama geçerek üretime başladıkları, tarih boyunca farklı kavimlerin bir arada yaşadığı, iki nehir arasındaki yer olmuştur yıllık tarihi geçmişe sahip olan Diyarbekir kenti, tarihsel ve toplumsal gelişme sürecinde birçok maddi ve manevi değerler oluşturup gelecek nesillere iletiminde kullanılacak kültür bütünlüğü sağlamıştır yıllık tarihi bir geçmişe sahip olan Diyerbekir kenti birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmıştır.hurriler, Asurlular, Romalılar, Bizanslılar, Artuklular ve Osmanlılar bunlardan birkaçıdır. Diyarbekir de yaşamış olan toplumların kültürleri, inanç sistemleri, örf ve adetleri içinde yaşadığı toplumu, diğer toplumlardan ayırmakta aynı dili, dini paylaşan topluluklarda bile inançlarda, örf ve adetlerde farklılıklar görülmesinin yanı sıra amulet (nazar) inancında benzerlikler dikkati çekmektedir. Yerleşimi neolitik döneme kadar uzanan Diyarbekir de amulet kültürü de günümüze kadar nesiller boyu aktarılarak gelmiştir. Toplumları oluşturan bireyler içinde bulundukları kültürlerden bağımsız düşünülemez bu nedenle bireylerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen içinde yaşadıkları toplumun inançlarıdır. Boratav a göre amulet (nazar) inancı; bakışlarında zararlı güç bulunan bazı insanların bu özellikleri nedeniyle bir kişiye, bir hayvana ya da nesneye bakmakla canlı üzerinde hastalık, sakatlık hatta ölüm; nesne üzerinde ise sakatlanma, kırılma gibi olumsuz bir etkinin meydana gelmesi olarak tanımlanır (Boratav, 1997,s.119). Bu bildiri de Diyarbekir amulet (nazar) kültürü ile ilgili inanç, uygulama ve sözlü kültür kapsamında ele alınarak Arştırılmıştır. Anahtar Kelimeler:Diyarbakır,Amulet,İnanç,Gelenek,Soyut 344
345 TRADITIONAL BELIEF IN OUR CULTURE DIYARBAKIR AMULET Yrd. Doç. Dr. Serap ÜNAL / Ayşe ÇALLI With its fertile soil, appropriate climate conditions; Diyarbekir becomes a place between 2 rivers here first human societies (8000 years) adopted a sedentary life and started production, different nations have lived together throughout the history. The city of Diyarbekir with its history of 8000 years has composed many material and nonmaterial values during its development and enabled culture integrity to convey next generations. The Diyarbekir city with its history dating back 8000 years ago has hosted many different civilizations. Hurrians, Assyrians, Romans, Byzantines, Artuqids and Ottomans are some of these civilizations. The cultures, belief systems, manners and customs of societies which lived in Diyarbekir differentiate their society from other societies; while even in the societies sharing the same belief and language have differences among manners and customs, the similarity of amulet (nazar) belief system draws attention. The amulet culture could reach today by conveying generation to generation in Diyarbekir which has its roots from Neolithic age. Individuals composing their society can t be thought independent from the culture they live with; that s why, what affects individuals daily lives and attitudes is the belief of the society they live in. According to Boratov, the amulet belief is defined as : occurrence of the negative effect causing disease, disablement, even death to a person, an animal or object; flaw or diffraction on objects through some individuals who have dangerous power on their sight (Boratav, 1997, page 119) In this paper, the belief on amulet culture has been researched in terms of effectuations and verbal culture. Key words: Diyarbekir, amulet, belief, custom, abstract 345
346 DIYARBAKIR EFSANELERINDE BEBEĞIN VE LOĞUSA KADININ ÖLÜMÜNE YOL AÇAN EMONOLOJIK VARLIKLAR Arş. Gör. Nezih TATLICAN İnsan hayatının önemli geçiş dönemlerinden olan doğum, geleneksel Türk toplumunda hemen her zaman mutluluk verici bir olay olarak kabul edilmiştir. Kadının saygınlığını arttıran ve onun toplumdaki yerini sağlamlaştıran, babaya güven ve akrabaya güç kazandıran doğumun, her evresinde olduğu gibi sonrasında da çeşitli inanmalar ve bu inanmalara bağlı ritüeller oluşmuştur. Bu inanmaların bir kısmı, doğum sonrasında loğusanın bedensel ve ruhsal gerilimler yaşamasına, bebeğin ani ve olumsuz fiziksel değişimler göstermesine yol açtığına inanılan demonolojik varlıklara ilişkindir. Kimi zaman loğusa ile bebeğin ölümüne de yol açabilen; hoppa, dişi ve yalancı olarak tasvir edilen bu demonolojik varlıklardan sakınmak adına çeşitli ritüeller de icra edilmektedir. Soyun devamına yönelik tehdit oluşturan demonolojik varlıklar ve bu varlıklardan sakınmak adına icra edilen ritüeller, Diyarbakır a ilişkin efsanelerde de önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada Diyarbakır efsanelerinden hareketle loğusanın ve bebeğin canına kasteden demonolojik varlıklar, tasvirî özellikleri, yaşam alanları ve eylemleri ile açıklanacak, Türk kültür dünyasındaki benzerleri ile mukayese edilecektir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır Efsaneleri, Demonolojik Varlıklar, Bebek ve Loğusa,İnanmalar ve Ritüeller, 346
347 AHMED ARIF IN ŞIIRINDE GELENEĞIN VE DIYARBAKIR IN İZLERI Dr. Yusuf AYDOĞDU Modern Türk şiirinin önemli toplumcu-gerçekçi şairlerinden birisi olan Ahmed Arif ( ), şiire 1950 li yıllarda başlamış ve 1960 lardan sonraki birçok toplumcu- gerçekçi şair üzerinde önemli etkiler bırakmıştır. Bütün şiirlerini Hasretinden Prangalar Eskittim (1968) adlı eserinde toplayan şair, çok az sayıda şiir kaleme almasına rağmen, Türk şiirinde örneğine az rastlanır bir etki bırakan şairlerin başında gelmektedir. Şiir iklimini, söyleyiş tarzını ve imgelem yapısını, Anadolu nun geleneksel birikiminden alan şair, toplumcu bir kimliğe sahip olmasına rağmen sloganik ve vaazcı bir söylemden uzak; içten, doğal, özgün bir şiir dili oluşturmuştur. Ahmed Arif in şiir anlayışını farklı kılan unsurların başında gelenekle kurduğu ilişki gelmektedir. Onun Anadolu ya özellikle de Doğuya has geleneksel söylemi modern şiire taşıması, yaşadığı topraklara bağlı, gelenek ve göreneklerine aşina bir şair olduğunun en büyük göstergesidir. Şairin şiirinde genel manada Doğu kültürünü özelde ise Diyarbakır ı sosyo-ekonomik yansıması, kültürel formları, halk musikisi, konuşma tarzı vb. birçok unsuruyla yaşatmaya çalıştığını görürüz. Hemen hemen birçok şiirinde karşımıza çıkan bu geleneğe yaslanan söylem özellikle Diyarbakır Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi nde kendisine fazlasıyla yer bulur. Şairin bu şiirinde Diyarbakır sadece mimarisi ve fiziksel özellikleri ile yer almaz. Yaşanılan yoksulluk, acı, aile bağları, sosyal ilişkiler, bozkır hayatı, cehalet, gelecekten umut vb. birçok somut izlek de çeşitleri yönleriyle şiirde hayat bulur. Şunu da belirtmeliyiz ki; Ahmed Arif in şiiri salt yerelle, geleneksel olan kurduğu ilişkiyle yetinmez. Bunu derin tarih bilinci, entelektüel bir okuma ile zenginleştirir. Folklorik ve ritmik öğeler de bu şiiri besler. Bu yüzden onun şiirinde yer yer Dadaloğlu nun, Pir Sultan Abdal ın veya Diyarbakırlı sanatçı Celal Güzelses in sesiyle karşılaşırız. Bu folklorik ve ritmik unsurlar toplumcu şiirin imgeleri ile zenginleşir yeniden anlam bulur. Şairin çok az sayıda şiir kaleme almasına rağmen özel manada toplumcu şiirde genel manada ise Türk şiirinde bu kadar önemli bir etki bırakmasının ardında yukarıda belirttiğimiz unsurlar yatmaktadır. 347
348 MEWLÜDE KIRDÎ ADLI ESERDE AHENK VE TASAVVUF UNSURLARI Öğr.Gör.İbrahim Burçin ASNA Zaza/Kird edebiyatının matbaada yayımlanmış ilk metin örneği olan Mewlide Kirdki nin yazarı olan Lice Müftüsü Ehmedê Xasi nin ( ) hayatı ve eserleri hakkında makalede bilgiler verilecektir.manzum bir eser olan Mewludê Kirdi 1899 yılında Diyarbekir de yayınlanmış Zaza/ Kird toplumunun dini bakış açısını ve peygamber sevgisini yansıtması bakımından önemli bir eserdir.zaza edebiyatının ilk kitabı olan bu eser mewlid türünde olup edebiyat dünyasında pek bilinmemekte ve eser üzerine akademik bir inceleme yapılmamıştır.arştırmada Mewlide Kirdki adlı eser ahenk ve tasavvufi unsurlar yönüyle makalede Arştırılacaktır. Çalışmada Ehmedê Xasi nin edebi kişiliği hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek,zaza/kird edebiyatının önemli bir eseri olan Mewlüdê Kirdié biçim ve tasavvuf yönüyle makalede incelenecektir. Anahtar Kelimlere; Ehmedê Xasi, Medrese,Diyarbakır,Mewlid,Tasavvuf,Ahenk 348
349 DIYARBEKIRLI MOLLA YASIN YUSRI NIN İLMÎ VE EDEBÎ KIŞILIĞI Arş. Gör. Semih GEZER Having lived in the 20th century, Molla Yasin Yusri was renowned for his 20.yüzyılda yaşayan Molla Yasîn Yusrî, halk arasında ilmi ve edebi kişiliği ile bilinmektedir. Yazdığı Arapça ve Kürtçe şiirleriyle medrese uleması arasında tanınmaktadır. Yıllarca Diyarbakır ın çeşitli köy ve ilçelerinde müderrislik yapmıştır. Yüzlerce talebe yetiştirmiş ve ondan icazet alan onlarca talebe de müderris olmuştur. Bu yüzyılda medrese geleneğini Diyarbakırda devam ettirmiş ve müderrislik yaparken toplam on eser kaleme almıştır. Bu eserlerden beşi Arapça ve diğer beşi de Kürtçe tir. Çalışmamızda Molla Yusrî nin eserlerini kısaca tanıtıp ve elde ettiğimiz bulgular neticesinde onun ilmî ve edebî kişiliğini tanıtmaya çalışacağız. Arştırmamızda Molla Yusrî nin İlmî ve edebî kişiliğinde tesiri olan alim ve şairlere değineceğiz. Anahtar Kelimeler: Molla Yasîn Yusrî, medrese, Diyarbakır, divan, müderris. 349
350 DIYARBAKIRLI SAIT PAŞA NIN GAZELLERINDE AŞKIN MUHTELIF GÖRÜNÜMLERI Arş. Gör. İlyas SAYIM Diyarbakırlı Sait Paşa, aynı ismi taşıyan diğer devlet adamlardan doğduğu şehre nispet edilerek ayrılan ve ismi şehirle özdeşleşmiş bir Osmanlı aydınıdır. Onun ilmî çalışmalarının yanında edebî eserler de vermiş olması kültür birikiminin genişliğine delalet eder. Yazımıza konu olan gazellerin yer aldığı Dîvânçe-i Eş âr, onun geride bıraktığı kültürel mirasın en mühim parçalarından biridir. Burada diğer divan şairlerinin yaptığı üzere aşkı değişik cepheleri ile ele almış, onun yalnızca bir yönü veya tezahürü üzerinde durmamıştır. Başka bir deyişle klasik edebiyatımızın en temel konularından biri olan aşkı diğer pek çok şair gibi bir kalıba ve tek boyuta indirgemek yerine, onun insan benliğinin derinliklerinde uyandırdığı çoklu yankıları seslendirmiş ve okuyucuya zengin bir duygu materyali sunmayı başarmıştır. Bu bildirideki maksadımız şairin geniş bir perspektifle baktığı ve birbiri ile çelişir gözükse de aslında bir zenginliğin eseri olarak aktardığı aşığın hallerini genel başlıklar altında incelemek ve bu yolla Diyarbakırlı Sait Paşa nın renkli şiir dünyasına bir parça olsun nüfuz edebilmektir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakırlı Sait Paşa, gazel, aşk, aşığın halleri 350
351 VARIOUS APPEARANCES OF LOVE IN DIYARBAKIRLI SAIT PAŞA S GAZELLES Arş. Gör. İlyas SAYIM Diyarbakırlı Sait Paşa is an Ottoman intellectual whose name has always been associated with the city he was born in and in this way he is easily differentiated from the other intellectuals who bear the same name. The fact that he has produced many scientific books alongside his literary works proves the breadth of his cultural repertoire. Divançe-i Eş ar, the book from which we have chosen and studied on certain poems, is one of the most important parts of the cultural heritage he has left to us. Hereby he reflects love in its various aspects trying not to make it monotonous by a narrow point of view. In other words just like the other poets attributed to Classical Era of Turkish Literature he speaks of love and its echos in the depth of human nature as vividly and as boradly as possible through an inclusive perspective. He thus has managed to relate us a wide range of materials concerning love and lovers as well. Our aim in this assertion is to study on the love poems of the aforementioned poet and the way he has dealt with the manifestations and situations of lovers, which appears to be quite miscellaneous and effective both in style and meaning. By this way we hope to penetrate the extensive world of emotions pertaining love and lovers which itself is an ever-green and universal theme. Keywords: Diyarbakırlı Sait Paşa, gazelle, love, lovers situations 351
352 DIYARBEKIRLI BIR HATTAT, MÜDERRIS VE NAKÎBÜ L-EŞRÂF: SEYYID KĀSIM GUBÂRÎ VE HZ. ALI DEN YÜZ SÖZ TERCÜMESI Prof. Dr. Âdem CEYHAN/Doç. Dr. Halil ÇEÇEN Biyografik kaynaklarımızda Seyyid Kāsım Gubârî olarak anılan Gubârî (ö. 1034/ 1625), 16. asrın ikinci yarısında ve 17. asrın ilk çeyreğinde yaşamış bir Diyarbekirli hattat, müderris, nakîbü l- eşrâf ve kadıdır. Gubârî, memleketinden İstanbul a gelip güzel yazı dersleri almış ve gubârî adı verilen yazı türünde usta olduğundan bu mahlasla tanınmıştır. Daha sonra tarihçi ve şeyhülislâm Hoca Sâdeddin Efendi den mülâzemete erişip sahn müderrisi olan Seyyid Gubârî, H. 1025/ M de Süleymaniye müderrisi ve nakîbü l-eşrâflık makamına getirilmiştir. Bu vazifelerini müteakip Mekke ve İstanbul (kadılığı) payesine erişen Seyyid Gubârî, vuslat-ı haşr terkibinin belirttiği H. 1034/ M yılında vefat etmiş ve Eyüp Sultan türbesi civarında defnolunmuştur. Osmanlı asırlarında yazılmış belli-başlı biyografik ve bibliyografik kaynaklarda Gubârî Efendi nin kitap hacmindeki eserlerinden bahsedilmemiştir. Elimizde birkaç yazma nüshası bulunan Tercüme-i Sad-Kelime- i Alî isimli manzum eserinden anlaşıldığına göre Muhammed el-gubârî, Hz. Ali nin yüz veciz sözünü Sultan IV. Murad (saltanatı ) devrinde birer kıt ayla Türkçeye tercüme etmiştir. Bazı ipuçları, bu eserin sahibi Muhammed el-gubârî nin, nakîbü l-eşraflık da yapmış olan Diyarbekirli müderris ve kadı Seyyid Kāsım Gubârî olduğunu düşündürmektedir. Bildirimizde, ulaşılabilen bütün biyografik ve bibliyografik kaynaklara dayanılarak Gubârî nin hayatı yazılacak; eserleri hakkında bilgi verildikten sonra kendisine ait olduğu anlaşılan Sad-Kelime- i Alî (Hz. Ali nin Yüz Sözü) tercümesinin tenkitli metni sunulacaktır. 352
353 DIYARBAKIRLI AZMÎ NIN GAZELLERINDEN HAREKETLE TASAVVUFA BAKIŞI HAKKINDA BAZI TESPITLER Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÖZDEMİR Divan şiirinin ilham kaynaklarından biri tasavvuftur ki tasavvuf da temelde Kur an ve sünnete dayanır. Kelime anlamıyla tasavvuf yaratıcıyı ve kâinatın oluşumunu vahdet anlayışyla açıklamaya çalışan dinî ve felsefi bir akımdır. Kur an da önerilen ve Hz. Muhammed in hayat tarzını yaşama çabası olarak da değerlendirilen tasavvufun divan şiirinin oluşmasında etkisi büyüktür. Divan şairleri bazen doğrudan doğruya salik, mürit, mürşit, züht, zahit, tevhit gibi tasavvufi terimleri bazen de şarap, meyhane, sevgili, zülf, rakip gibi mecazları kullanarak tasavvufu şiirlerinde işlemişlerdir. Diyarbakır ın yetiştirdiği divan şairlerinden biri olan Azmî (ö. 1831) de irlerinde tasavvuf terminolojisinden faydalanmıştır. Biz de bu bildirimizde, Azmî Divan ındaki gazellerde geçen mürşit, salik, tevhit, züht, zahit vb. terimlerden hareketle şairin tasavvufi kavramlara bakışını tespit etmeye çalışacağız. Divan şiirinin ilham kaynaklarından biri tasavvuftur ki tasavvuf da temelde Kur an ve sünnete dayanır. Kelime anlamıyla tasavvuf yaratıcıyı ve kâinatın oluşumunu vahdet anlayışyla açıklamaya çalışan dinî ve felsefi bir akımdır. Kur an da önerilen ve Hz. Muhammed in hayat tarzını yaşama çabası olarak da değerlendirilen tasavvufun divan şiirinin oluşmasında etkisi büyüktür. Divan şairleri bazen doğrudan doğruya salik, mürit, mürşit, züht, zahit, tevhit gibi tasavvufi terimleri bazen de şarap, meyhane, sevgili, zülf, rakip gibi mecazları kullanarak tasavvufu şiirlerinde işlemişlerdir. Diyarbakır ın yetiştirdiği divan şairlerinden biri olan Azmî (ö. 1831) de irlerinde tasavvuf terminolojisinden faydalanmıştır. Biz de bu bildirimizde, Azmî Divan ındaki gazellerde geçen mürşit, salik, tevhit, züht, zahit vb. terimlerden hareketle şairin tasavvufi kavramlara bakışını tespit etmeye çalışacağız. 353
354 ÜÇ VATAN ŞAIRI VE ŞIIRLERINDE MEKAN UNSURLARI Dr. Murat KADİROĞLU Şiirde mekan, tema, sembol ve imge gibi edebi öğelere kıyasla üzerinde daha az durulmuş ve daha az inceleme konusu olmuştur. Ancak şiirde mekan unsurlarının tespiti deyim yerindeyse şiirin mühürlendiği ana damarların ortaya çıkarılmasını sağlarken, kullanılan söz sanatlarının okur üzerindeki tesiri açısından ise şiirde mekan unsurlarına yer verilmesi görsel, zihni ve hissi anlamda tamamlayıcı olur. Bununla birlikte şairin şiir evrenine dair önemli ipuçları verirken, yaşamından da kesitler sunabilir; şairin sosyal, politik fikirlerine ve hatta varoluşuna dair hakikatlere işaret edebilir. En basit tanımıyla şiirde mekan unsurlarıderken kastedilen şiirde olayın geçtiği yer olmakla birlikte bir mekan tasviri, bir mekana gönderme veya sadece bir mekan ismidir. Şiirde mekan somut veya soyut olabilirken, amaca göre gerçek ya da sembolik/alegorik bir nitelik taşıyabilir. Mekan, karakterler ve üslup üzerinde oldukça tesirliyken, şiire hakim olan duygu durumunun da belirleyicisi olabilmektedir. İçerik analizine dayalı bu çalışma Cahit Sıtkı Tarancı, Sezai Karakoç ve Ahmet Arif in kullandığı mekan unsurlarını ve bunların önemini incelemeyi amaçlamaktadır. Üç yazarın mekan tercihlerinde ve tasvirlerinde kesişen yönler incelendiğinde en belirgin ortak yönlerinden birinin vatan temasına verdikleri önem olduğu görüldüğünden bu üç şair tarafımızca Vatan Şairi olarak anılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Cahit Sıtkı Tarancı, Sezai Karakoç, Ahmet Arif, mekan unsurları, Vatan Şairi, Türkiye. 354
355 DIYARBAKIR IN İKI BÜYÜK VE EFSANE ŞAIRI: AHMED ARIF İLE SEZAI KARAKOÇ U ORTAK NOKTALARI Dr. Şakir DİCLEHAN Diyarbakır, büyük kültürlerin buluşma yeri, kavşağı ve bileşim noktasıdır adeta. Hem Sezai Karakoç ve hem de Ahmet Arif, böyle bir kavşaktan çıkarak yol almaları, bu kent için hem büyük bir şans ve hem de övünülecek bir durumdur. Mezopotamya dan gelen bir Arap Kültürü, yukarı taraflardan gelen bir Kürt Kültürü Anadolu dan gelen bir Türk Kültürü ve Kölemenlerden(Memlûklardan) gelen bir Çerkez Kültürü vardır bu bölgede. Bunların tümü, iki şairde de zengin bir malzeme oluşturur ve şiirlerine yansıyarak kendisini güçlü bir ses şeklinde hissettirir. Fırat ve Dicle Nehirlerinin hayat verdiği Mezopotamya topraklarında yetişip boy gösteren tüm şairlerin şiirlerine hemen hemen egemen olan ana duygu, kuşkusuz ilk başta akla gelen, hüzündür. Bu nedenledir ki Tanzimat dönemi şairlerinden Ziya Paşa; Fuzuli hakkında şöyle bir hükme varır: Yanıktır o âşığın kitabı Nazmında kokar ciğer kebabı İki Şairin Tanışıklığı Karakoç un Hatıraları nda verdiği bilgilere bakılırsa, daha 1955 li yıllarda Ahmet Arif ile aralarında bir tanışıklık ve bir mektuplaşma olmuştur. Böylece iki şairin birbirlerini çok yakından tanıdıkları ve aynı duyguları taşıdıkları anlaşılmaktadır. Karakoç der ki: Şiir Sanatı nı çıkardığımız zaman, (ancak iki sayı çıkabilen ve daha sonra kapanmak zorunda kalan dergi) Ahmet Arif de Diyarbakır dan uzun uzun mektuplar yazmış ve şiirler göndermişti. Sonra o mektupları Cemal (Süreya) istedi, ona verdim. Mektuplarda, şiir ve yazılarımıza övgüler vardı. Sonraki yıllar, Cemal, Ahmet Arif için, unutulmuş, gadre uğramış biri gibi yazılar yazdı. Fakat daha sonraki yıllar, sol kesimde gençler, Ahmed Arif e diğer sol şairlerin üstünde bir şiir coşkusuyla sarılınca, bu kez de pişman oldu. Cemal, piyasa değerlendirmelerini yönlendirmeyi, kontrol altında tutmayı sever. Bir hayli de beceri sahibidir bu konuda. Amma, sonunda elbette duruma 355
356 hâkim olamaz, kontrolü elinden kaçırır. Kulisler, dedikodular da yeterli olamaz bu sun i (yapay) statükoyu korumada Ortak İmgeler: Kurşun. Ahmet Arif ile Sezai Karakoç un, şiirlerinde sık sık kullandıkları müşterek bir imge vardır: Kurşun. Bu Kurşun öyküsünü önce Karakoç tan dinleyelim: Yıl 1956 İstanbul dayım. Fatih te oturuyoruz ailece. Maliye Müfettiş Muavini olarak bizden dört ay önce mesleğe girmiş bulunan Cemal in (Süreya) promosyonuyla birlikte bir müfettişin nezaretinde vergi dairelerini dolaşıyoruz diyen Karakoç; sözü o müfettişe ve Kurşun kelimesine getirerek Hatıraları nda şu bilgiye yer verir: Yanında bulunduğum müfettiş, bir ara, yayınlanmış, yayınlanmamış bütün şiirlerimi görmek istedi. Ben de verdim. İâde ederken(geri verirken) şarklı olduğun belli. İçinde çok kurşun kelimesi geçiyor dedi. Oysa, bu şiirlerde görülen kurşunlar, başkalarına değil, sembolik olarak, ıstırabını anlatmak açısından, şiirin kahramanının kendisine yönelmiş kurşunlardı. Bazıları şiiri dikkatli yorumlayamadıklarından, onları, şiirlerde sözü edilmesi adet olan Sevgili ye yönelik gibi görürler. Oysaki, silahın dönük olduğu yön, Sevgili nin değil Seven in kalbidir. Benim aşkım uymaz öyle her saza; En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Beytini bir tehdit gibi düşünmek, şiiri hiç anlamamak demektir. En güzel şarkıyı söyleyen kurşun, sevenin ölümünü getiren kurşundur. Aynı şekilde: Bir rüya, bir hançer, bir el ve ve ve Dizesindeki hançer de, yine sevenin kalbine saplandığı hissedilen hançerdir. Bir kaza kurşunu bulur her yerde Süvarisiz şaha kalkan atları Derken de, dizginsiz ve sınırsız sevginin sevene çıkardığı fatura anlatılmak istenmektedir. Ancak, şiirleri okuyan müfettiş, bu şiirleri, hep tehdit şeklinde anlamış olmalıydı ki o şekilde konuşmuştu. Ben, düzeltme gereğini bile duymadım. Çünkü: Şiiri bu türlü yorumlamaya başladınız mı, artık düzeltme imkânı kalmıyor demektir. Karakoç, kurşun, hançer ve benzeri kelimeleri (sembolleri) ünlü Monna Rosa isimli şiirinde çokça kullanır. Ah beni vursalar bir kuş yerine Bir hançer bölüyor ah rüyaları Ötüyor baykuşlar harabelerde Kurşunlar sıkılır göklere doğru Serçe yavruları havada titrer Bu imgeler, Ahmet Arif te başka bir şekle bürünerek şiire girer. Karşıyaka köyleriyle kan hısımlığı olan, kız alıp veren, sınır köylerinin birinde sınırı geçti diye öldürülen 33 kişinin öyküsüdür Ahmet Arif in Otuz üç Kurşun isimli şiiri: 356
357 Turna sürüsü değil bu Gökte yıldız burcu değil, Otuz üç kurşunlu yürek Otuz üç kan pınarı Akmaz Göl olmuş bu dağda Ahmet Arif, bu acı olayı, şiir kalıplarına dökerek ve şiirinden hiç değer yitirmeden, tersine üzücü olayı, kekelemeden ve biçim sıkıntısı çekmeden pek aşina olmadığımız imgelerle süsleyerek ve benzetmelerin en özgününü kullanarak duygularını dile getirmeyi başarır ve mahalli bir edayla konuşur. Şair: Kirvem hallarımı aynen böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki Derken, cesareti dillendirdiğini ve o şiirde yiğitliği dile getirdiğini anlıyoruz. Âfat Kelimeler, bazen ilişkin oldukları kavramları aşmakta ve daha geniş bir renge bürünerek, bir özellik, bir nitelik kazanmaktadır Ahmet Arif in şiirinde. Veysel Güngören, Ahmet Arif le Bir Konuşma adlı röportajında: - Dilimizde etkili olan ama şiirimizde kolay rastlanmayan sözcükleriniz var. Bu tazeliği nasıl yakaladınız? Şeklindeki soruya Ahmet Arif: Bu sorunuzu kısaca Halkımın dilini sevmek, onun türküleri, ağıtları ve masallarıyla beslenmekle deyip yanıtlamak var, Ama o sözcüklerden bazı örnekler vermek, böylece konuyu daha açık ve anlaşılır hale getirmek de gerekir belki. Bir ben bileceğim oysa Ne âfat sevdim Buradaki âfat sözcüğü, halkım korkunç, kahredici, karşı konulmasının oluru, olanağı yok bir bela ya da salgın. Sözcük, deyim ve kavramları yetersiz bulduğu yerlerde bunu kullanır Ahmet Arif. Şair, sözlerini şöyle sürdürür. Örneğin, Çok sevdim.. Yürekten sevdim diyebilirdim. Sanırım buna kimsenin bir diyeceği de olmazdı. Ancak o zaman sonradan bir mısra kurulmuş olur ve 357
358 ortaya şiir yükü bakımından yoğunluk, derinlik ve çarpıcılıktan yoksun, tatsız bir deyiş çıkardı. Karakoç a göre ise: Edebiyat ve şiir, insanın özüyle ilgili, onun kişiliğine bir maya katan ilahi lütuflardır diyerek bir şiirinde: Ben yeşil bir yağmur gördüm, uçuşan gözleri vardı Zülküfül den Korkulara karşı acı âfat suyu içtim Şerbetlendim yılana akrebe karşı Karakoç ta acı âfat suyu içtim diyerek kavram üzerinde düşünmeğe davet ediyor bizi. Semboller, her insan için kamûfle edilmiş, lirik bir örtüye bürünmüş, perdelenmiş birer imaj olup, kişiyi derin düşünmeğe ve anlamlara yönelten önemli öğeler olduğu kuşkusuzdur. Şiirdeki yerini aldıkça daha muhkem ve hayal dünyasını süsleyen zengin fakat çıplaklığın çarpıcılığına sahiptirler aynı zamanda.. Sezai Karakoç u andıran fakat değişik bir ustalık ve üslup içinde dile getirilen Diyarbekir yöresi ve Dicle Nehri boyunca uzanan topraklar, Ahmet Arif te şiir kalıplarına dökülerek işlenmiştir. İnsanların dramı, yaşanılan sıkıntılar, kadınlar, töreler ve çocuklar vardır bu şiirlerde. Bir farkla ki Karakoç, üstü daha kapalı ve daha gizemli ifade ve sembollerle şiirlerini süsler. Ahmet Arif in doktrin ve dünya görüşü yönünden ayrıldığı Karakoç la samimiyet, değer hükümleri, Allah a olan inanışı ve yöre insanının yoksulluğu ve fakirliği noktasında onunla buluşur ve aynı kavşakta iki şairin yolları birbiriyle kesişerek şiirlerini süsler. 358
359 KARAKOÇ UN BIR KÜLTÜR ŞEHRI OLARAK GÖRDÜĞÜ DIYARBAKIR Hülya Mert / Dr. Şakir DİCLEHAN Tarih boyunca bazı şehirler pek çok bilgin, şair ve sanatkârın yetişmesinde rol almışlardır. Böylece tarihte kültür, bilim ve fikir merkezi olarak çok önemli bir yer tutmuşlardır. Sağlam ve dayanıklı surları, yer yer göklere uzanmış minareleri, adım başında rastlanan kitabeleriyle her biri tarihten bir yaprak, her çizgisi soylu bir medeniyetin izlerinden bir parça olan eserleriyle Diyarbakır, mistik ve metafizik bir dokuya sahiptir. Diyarbakır ın bağrından nice değerler yetişmiş, pek çok güzide insan bu topraklarda neşvüneva bulmuştur. Bunlardan biri olan Sezai Karakoç, Hatıralarında: Öyle birçok şair, yazar gibi İstanbul da doğmadım, Anadoluluyum derken bu münbit toprakların evladı olduğunu ifade eder. Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin büyük üstadı Yahya Kemal Diyarbakır lı Ali Emirî ye gazel isimli şiirinde: Âmid o şehr-i nur, öğünsün ile l e-bed Fazl ü faziletiyle bu necl-i bülendinin Şeklinde tavsif ettiği Nur Şehri Diyarbakır, hala dolup taşan camileriyle, kendine özgü adet ve gelenekleriyle yeryüzünde anılmaya değer bilim, kültür ve sanat merkezlerinden biridir. İçindeki zengin tarihi eser ve kitabeleriyle bir kaç medeniyetin kalıntılarını taşıyan, önemli bir ilim ve irfan beldesi olan Diyarbakır ın Sezai Karakoç un sanatçı kimliğindeki rolünü, öncelikle kaleme aldığı hatıralarından yola çıkarak inceledik. Karakoç un şiirlerindeki Diyarbakır yansımalarını derleyip sanatçının gözünde bu kültür şehrinin anlam ve önemini ortaya koymaya çalıştık. 359
360 ROMA DÖNEMI NDE AMIDA NIN MIMARI ZENGINLIĞI Doç. Dr. Martine ASSENAT Roma şehri Amida, özellikle surları ve 359 yılındaki kuşatmayla ünlüdür. Bu olağanüstü Surlar, Antik dönemde, kendisi kadar olağanüstü güzel ve büyük bir şehri içinde barındırıyordu. Dolayısıyla Amida nın anıtsal zenginlikleri, aynı dönemdeki diğer metropollerde olduğu gibi, onun önemli bir klasik şehir olduğunu göstermektedir. Şimdi, elimizdeki mevcut bilgilerle Surların inşa edildiği dönemdeki Antik Amida şehrinin planını kısmen yeniden kurmamıza imkân veren bir Arştırmanın sonuçlarını sunmak istiyoruz.buna göre, mevcut parselde çok iyi korunmuş durumda olan Antik şehir planının iki temel unsurunu görmek mümkündür. Bunlar, şehri yapılandıran ve hâlâ dikkat çekici bir devamlılık içinde şehrin dört ana kapısını birbirine bağlayan cardo ve decumanus tur. Bu akslar, Antik dönemde, sıra sıra sütunlarla süslenmişti. Bu sütunların kalıntıları ortaçağ ve daha sonraki dönemlerde şehirde inşa edilen ve hâlâ ayakta olan yapılarda yeniden kullanılmış olarak görülmektedir. Kuşkusuz, aksların kesiştiği yerde klasik şehir forumu bulunuyordu. Bu forumun geçmiş görkemi Ulu Cami nin batı cephesinde görülmekte ve birçok mimarî elemanı caminin avlusunda hâlâ varlığını korumaktadır. Ayrıca bu bölgede Süryani kaynaklarında sözü edilen tetrapylon u da yeniden aramak gerekir.yine Süryani kaynaklarında belirtilen ve kuşkusuz bir tiyatroya karşılık gelen kunegion u da unutmamak gerekir. Bunun izleri İç Kale ile Fatih Paşa Camii arasında görülebilmektedir.amida da, Zerdüşt Tapınağı veya Roma tanrılarına adanan tapınaklar gibi hâlâ keşfedilmeyi bekleyen birçok tarihî anıt vardır. Bizans döneminde bir katedralden ve yabancıların konakladığı bir handan bahsedilmektedir. Ayrıca şehirdeki Roma hamamları ve trypyrgion (su kulesi) gibi suyla ilgili tüm anıtları da unutmamak gerekir. Bir Süryani vakanüvisin anlatımına göre, VI. yüzyılın başında Sasani Kralı Kawad Amida yı aldığı zaman, şehirde hamam sefası yapmıştı. Bu gelenek o kadar hoşuna gitti ki, Pers Krallığının bütün şehirlerinde benzer hamamların inşa edilmesini emretti. 360
361 THE UPPER TIGRIS REGION AND THE ROMAN LIMES Rodolfo BRANCATO The upper Tigris river region lies at a crucial intersection between Anatolia and Mesopotamia: it can be defined as the place where the East and the West had met, and it has maintained this status throughout the millennia. For a long time the region played a key role in the relationship between the southern Mesopotamian societies and Anatolian people and it became a recognized border during the Neo-Assyrian age. At the end of the 1st millennium BCE due to the pervasive Roman interests in expanding their control toward East the region became the stage of the fight between Romans and Parthians for the supremacy for centuries. The shifting of the Roman limes from the Euphrates to the Tigris river is a long debated issue of the ancient topography of the region: in fact in the 4th century CE the upper Tigris river valley was on the Roman side of a heavily fortified border between the Roman and the Sasanian empires. In the light of the last decades of survey projects and rescue excavations carried out in the region within the Ilısu Dam Project, it is possible to connect the now available archaeological data with the historical sources of the ancient Diyarbakır/Amida and its region. Enlighting the nature of this portion of the Roman limes may help not only in the understanding of the local settlement dynamics within the local political landscapes at the time but also on the relation between Imperialism and organization of territories in proximity to the borders. 361
362 ÇEVRESEL KOŞULLARI VE KONUMU AÇISINDAN ZERZEVAN KALESI (DIYARBAKIR) Doç. Dr. Sabri KARADOĞAN, Yrd. Doç. Dr. Aytaç COŞKUN Her çağın önceliklerine ve özelliklerine göre yerleşmelerin sit ve sitasyon tercihleri ortaya çıkmaktadır. Söz konusu öncelik ve tercihler bazen savunma, bazen ulaşım ve gözetleme gibi askeri nedenlere bağlı, bazen de ekonomik ve sosyal nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ancak insanların doğal koşullara sıkı sıkıya bağlı olduğu eski çağlarda yerleşmelerin konumları ve yer seçimleri doğal çevre koşullarından ayrı düşünülemez. Mardin-Midyat Platosu ile Diyarbakır havzası sınırında, Suriye-Arabistan düzlükleri ile Diyarbakır havzasını, dolayısıyla Anadolu yüksek platolarını biri birine kavuşturan antik kral yolu üzerinde bulunan Zerzevan Kalesi, lokasyonu itibariyle önemli bir askeri garnizon yerleşmesidir. Yerleşmenin situasyonu coğrafi çevre koşulları ve kuruluş amacı dikkate alınarak akıllıca tespit edilmiş, doğal çevrenin sınırlayıcı özellikleri (su temini ve ulaşım gibi) akılcıl düzenlemelerle gerçekleştirilen mekansal ve topoğrafik düzenlemelerle giderilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada Diyarbakır kentinin 45 km güneydoğusunda Çınar ilçe merkezine 13 km. mesafede yer alan antik askeri yerleşmenin kuruluş yerinde etkili olan olumlu ve sınırlayıcı doğal çevre faktörleri,mekan düzenlemesine etkileri ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Zerzevan Kalesi, Diyarbakır, Çınar ilçesi, Roma İmparatorluğu, Sitüasyon 362
363 ROMA NIN ASKERI YERLEŞIMI ZERZEVAN KALESI NDE YENI KAZILAR Yrd. Doç. Dr. Aytaç COŞKUN Roma İmparatorluğu nun doğudaki en uç sınırını oluşturan Anadolu nun güneydoğusu ekonomik, siyasi ve stratejik açıdan her zaman önemini korumuş, bu coğrafyada hakimiyet kurmak için dönemin iki büyük gücü Roma ve Parth/Sasaniler büyük mücadele vermiştir. Bu bağlamda kilit noktada yer alan ve Roma nın askeri yerleşimi olan Zerzevan Kalesi nde yeni başlayan çalışmalar, bölgenin Roma Dönemi nin aydınlanması açısından oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Askeri yerleşimin konumuna bakıldığında Amida dan Dara ya giden yol üzerinde stratejik bir noktada yer almaktadır. Aynı zamanda Zerzevan, Edessa dan (Şanlıurfa), Nisibis e (Nusaybin) kadar uzanan antik yol güzergâhında bulunmaktadır. Söz konusu antik yolu Sasani hükümdarları M.S. 359, 503 ve 604 yıllarında batıya yaptığı seferler sırasında kullanmış ve Zerzevan Kalesi (Samachi) ile bağlantılı Amida (Diyarbakır) ele geçirilmiştir. Bu seferler sırasında bölge ile birlikte Zerzevan Kalesi de sürekli olarak el değiştirmiş, fakat uzun süre Roma hakimiyetinde kalan yerleşimde asıl inşa faaliyetleri de bu dönemde yürütülmüştür. Askeri yerleşime bakıldığında su bakımından zengin vadide yerleşik ve tarımla uğraşan insanların sığınacağı bir yer konumunda olduğunu da söyleyebiliriz. Bu durumda Zerzevan ın sadece askerlerin kaldığı bir yer olmaktan çok sivillerin yaşadığı yer olarak da düşünülmesi gerekir. Yerleşim konumu itibariyle bütün vadiye hakim, antik ticaret yolu üzerinde, geniş bir alanı kontrol altında tutan, stratejik bir Roma sınır garnizonudur ve Roma-Sasani arasındaki büyük mücadelelere sahne olduğu açıktır. Yerleşimin ilk inşa edildiği dönem kesin olmamakla birlikte ancak devam eden kazılar ile kesin sonuçlara ulaşılabilecektir. Mevcut mimari kalıntılar ve çalışmalarda ele geçen buluntular incelediğinde M.S. 3. yy da alanın kullanıldığı söylenebilir, fakat bu dönemdeki boyutları hakkında bilgi vermek şu an için çok zordur. Büyük bir olasılıkla yerleşimin surları ve yapılarının Anastasios I (M.S ) ve Justinianos I (M.S ) dönemlerinde onarılarak, bazıları ise yeniden inşa edilerek mevcut son haline getirildiği söylenebilir. M.S. 639 yılında İslam orduları tarafından bölgenin fethine kadar yerleşim kullanılmış olmalıdır. 363
364 YEREL MEDYA ÇALIŞANLARI PERSPEKTIFINDE SEKTÖR SORUNLARI: DIYARBAKIR İLI ÖRNEĞI Yrd. Doç. Dr. Aslı ADVAN, Arş. Gör. Meryem ALTINTAŞ Medya, ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanan gelişmeleri yakından takip edip olaylara ilişkin bilgileri kısa bir süre içerisinde kamuoyuna ulaştırma görevinde olan bir kitle iletişim aracıdır. Halkın en temel hakkı olan haber alma özgürlüğü bağlamında ulusal medyanın önemi bilinmekle birlikte özellikle demokratik toplumlarda yerel basının önemi de yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü yerel medya, o bölgede yaşayan insanların haber alabilmesi yani kamuoyunun bilinçlenmesi açısından çok önemli bir konumda olup aynı zamanda yerel yönetimler ile kamu arasında bir köprü işlevi görmektedir. Yerel medyanın bilgilendirme görevi dışında, gündem belirleme ve yaşanan sorunlara çözüm bulma noktasında yetkilileri harekete geçirme gibi önemli işlevleri de bulunmaktadır. Medyanın özellikle de yerel medyanın halkın iradesini doğru bir şekilde yansıtabilmesi ve kamu ile yerel yönetim arasındaki ilişkiyi sağlıklı bir şekilde tesis edebilmesi için elverişli ortamın yaratılması gerekmektedir. Söz konusu bu görev ve işlevlerin yerine getirilmesinden sorumlu olan yerel medya çalışanları, mesleklerini icra ederken çeşitli sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar. Bunlar; teknolojik yetersizlikler, eleman sıkıntısı, çalışan elemanın büyük bir kısmının da düşük ücretle çalıştırılması ve kalifiye olmayışı, ekonomik yönden yaşanan sıkıntılar vb. sorunlardır. Yerel basında görev yapan gazetecilerin mesleğin etik ilkelerine bağlı kalarak ulusal bir yayın organında çalışan gazeteci gibi görevini yerine getirebilmesi için bu sıkıntıların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında, sektör sorunlarını ortaya kayabilmek amacıyla, Diyarbakır da 6 yerel medya çalışanıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda, sektörde yaşanan genel sıkıntıların yanı sıra bölgede zaman zaman yaşanan olayların da etkisiyle daha farklı problemlerle karşı karşıya kalındığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Medya, Yerel Medya, Sektör Çalışanları, Diyarbakır 364
365 GEÇ ANTIKÇAĞDA AMIDA NIN ORTAYA ÇIKIŞ SÜRECI VE ROMA-SASANI MÜCADELESINDEKI ROLÜNE DAIR BIR DEĞERLENDIRME Arş. Gör. Süha KONUK Diyarbakır, Asur döneminde Amidi-Amida ismi ile karşımıza çıkmaktadır ve tarihsel süreçte bu ismi uzun süre korumuş görünmektedir. Romalıların Fırat nehrini geçip bölgeye hakim olmasından sonra İran ile başlayan büyük mücadelede Diyarbakır ın bulunduğu bölge oldukça yoğun savaşlara sahne olmuştur. IV. yüzyıl ortalarında ufak bir kasaba görünümünde olan Diyarbakır, 349 yılında imparator II. Constantius tarafından tahkim edilmesinin ardından Roma nın Mesopotamia eyaletinde önemli bir kale haline gelmiş, 363 anlaşması sonrası Nusaybin i terk eden ahalinin de buraya göç etmesi sonucu daha da büyümüş ve yalnız askeri bir kale olarak kalmayıp, artan popülasyonu ile aynı zamanda şehir hayatının yaşanmaya başladığı kültürel bir merkez konumuna yükselmiştir. Amida kentinin bu yükselişi şüphesiz kısa zamanda Roma nın hasmı Sasaniler in dikkatini çekmiş ve şehri ilk olarak 359 yılında, daha sonra da 502 yılında yaşanan büyük kuşatmaların ardından düşürmeyi başarmışlardır. Bu kuşatmaların görgü şahidi olan bazı kaynakların günümüze kadar ulaşmış olması şehrin Roma-Sasani savaşlarındaki sosyal ve askeri durumunu incelememiz bakımından büyük şanstır. Biz bu çalışmamızda Yukarı Dicle Havzası nın geç antikiteden itibaren en önemli merkezi olan Amida nın Roma-Sasani mücadeleleri esnasındaki ortaya çıkış sürecini ve bu mücadelelerdeki rolünü tahlil etmeye çalışacağız. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, Amida, Roma, Sasani, Yukarı Dicle Havzası. 365
366 LATE ANTIQUITY IN THE AMIDA EMERGENCE PROCESS AND EVALUATION ON THE ROLE OF THE ROMAN-SASANIAN STRUGGLES Arş. Gör. Süha KONUK Diyarbakır has shown itself as Amidi or Amida first time in the Assur period and it looks like preserved this name in the historical process. When Rome crossed the Euphrates river, they faced with Persians. From this point, Rome and Persia entered a series of wars until mid-seventh century and this wars often was made in Amida s vicinity. For this purpose, the city of Amida fortified by Constantius II in 349 and it became one of the important military point in Mesopotamia from this time. After the treaty of 363, most of the population of Nisibis has been moved to Amida and so this new frontier fort started to grow as a city. The increasing importance of the city drew attention of Persians and they besieged and captured the city in 359. After this succesful siege once again they besieged the city in 502 and captured it. We have a few eyewitness Greek/Latin and Syriac sources on these sieges so this is a great chance for us in terms of our research for the city s social and military position during Roman-Persian wars. Now in this study, we going to examine the emergence of Amida as a frontier city and its role during the Roman-Persian wars. Keywords: Diyarbakır, Amida, Rome, Persia, Upper Tigris Basin. 366
367 DESCRIPTION OF STONE DECAY ON DİYARBAKIR CITY WALLS Arş.Gör.Felat DURSUN, Prof.Dr.Tamer TOPAL Diyarbakir province comprises characteristic examples of a geographical region that carries the traces of many civilizations from the prehistoric to the modern times. The remains and artifacts of those civilizations settled in Diyarbakır can be found all around the city. Of the all remains left by reigned civilizations in Diyarbakır, the City Walls are the most remarkable one which surround throughout the old city. It is a result of various cultures combined along the different historical periods. Since the city is located on a basalt plateau, as a local stone, basalt has been employed to erect that monumental structure. Despite its recognition as the durable material, basalt has also reveals some signs of weathering and associated deterioration forms on the City Walls. In order to preserve that invaluable cultural heritage, it is essential to assess the mechanisms of stone decay, and describe the related forms that may increase damage on the monument. Such descriptions to understand the behavior of the material are crucial for further conservation studies.in this study, the physical properties such as effective porosity, unit weight, water absorption,saturation coefficient of basalts used in the City Walls and the weathering forms such as,cracks, detachments, material losses, discoloring and microbiological colonization developed in the City Walls were investigated. Keywords: Basalt, City Walls, deterioration, conservation, Diyarbakır 367
368 OSMANLI DAN CUMHURIYET E ( ) DIYARBAKIRLI MÜLKIYELILER Yurdal DEMİREL Ülkemizdeki en köklü eğitim kurumlarından biri olan Mülkiye Mektebi, 12 Şubat 1859 tarihinde Sadrazam Ali Paşa ve hükümet üyelerinin katılımıyla açılmıştır. Mektep ilk dönemlerde sivil yönetici sınıfını yetiştirme amacıyla eğitim-öğretim vermiştir. Cumhuriyet döneminde ise iktisat, işletme, maliye, uluslararası ilişkiler, çalışma ekonomisi, kamu yönetimi ve siyaset bilimi alanlarında eğitim vermeye başlamıştır. Kurulduğu günden günümüze kadar eğitim en bir kurum olarak ülkemizdeki en köklü eğitim kurumlarından biridir. Tarihi ve kültürel birikimi bakımından büyük bir mirasa sahip olan Diyarbakır, tarihin her döneminde ilmi, askeri, siyasi, idari ve sosyo-kültürel alanlarda yaşadığı yıllarda iz bırakan önemli birçok şahsiyet yetiştirmiştir. Osmanlının son dönemlerinde Diyarbakır dan yetişen şahsiyetlerin bir kısmı idari alanda yetişmiş olup Mülkiye Mektebi nden mezun olmuşlardır. Diyarbakırlı olup Mülkiye Mektebi nden kuruluşundan Cumhuriyet Dönemine kadar geçen altmış dört yıllık ( ) süreçte mezun olan yirmi dört şahsiyet tespit edilmiştir. Bunlar; Tabibzade Abdulkerim (Atakam) Bey, Mihran Boyacıyan, Müftüzade İsmail Hakkı Bey, Hafız Mustafazede Yusuf Ziya Bey, Mehmed Cemil (Asena) Bey, Habib Necib Bey, Mehmed Rıfat Bey, Faik Ali (Ozansoy) Bey, Rüstem Fehmi Bey, Mehmed Kemal Bey, Mehmed Kadri Necib (Üçok) Bey, Abdulkadir Rasim Bey, Amidizade Mustafa Maruf Bey, Güldamlasızade Mehmed Faik Bey, Zazazade Mehmed Şevket (Engel) Bey, Ömer Adil (Tiğrel) Bey, Ağazade Fazıl Haluk (Göksun) Bey, Abdulcelil (Berkmen) Bey, Mehmed Nurullah (Korkud) Bey, İsmail Hakkı (Tuğrul) Bey, İhsan Hamid (Tiğrel) Bey, Abdurrahman Şeref (Uluğ) Bey, Musulluzade Abdulkadir Cavid (Ekin) Bey, Cemal Edhem (Yeşil) Bey, Bey dir. Çalışmamızda Mülkiye Mektebi nden yetişen Diyarbakırlı şahsiyetlerin biyografileri ile mülki amir (kaymakam, mutasarrıf ve vali) ve maarifçi olarak görev yaptıkları yerlerdeki idari hayat, maarif hayatı ve sosyo-ekonomik hayata katkıları tespit edilerek Diyarbakır ın bir ilim ve kültür merkezi olmasının bu şahsiyetlerin yetişmesine etkilerine dikkat çekilmiştir. 368
369 POSTER BİLDİRİLERİ 369
370 GAPUTAEM KARACADAĞ KONGRE MERKEZİ 1. Doç. Dr. Dilek DEĞİRMENCİ KARATAŞ, Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ, Doç. Dr. Gültekin ÖZDEMİR Diyarbakır İlinde Yapılan Bağcılık Çalışmaları, 2. Doç. Dr. Gültekin ÖZDEMİR, Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ, Doç. Dr. Dilek DEĞİRMENCİ KARATAŞ Diyarbakır İlinde Organik Tarım Uygulamaları, 3. Doç. Dr. Gültekin ÖZDEMİR, Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ, Doç. Dr. Dilek DEĞİRMENCİ KARATAŞ Diyarbakır İlinde Organik Üzüm Yetiştiriciliği, Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri 4. Doç. Dr. Hüseyin KARATAŞ, Doç. Dr. Dilek DEĞİRMENCİ KARATAŞ, Doç. Dr. Gültekin ÖZDEMİR Diyarbakır İli Yerel Üzüm Çeşitleri Varlığı ve Değerlendirme Olanakları 5. Nurgül AKBAL, Prof. Dr. Aydın VURAL Kurutulmuş Meyve Örneklerinde Mikrobiyolojik Kalite Özelliklerinin Arştırılması 6. Prof. Dr. Aydın VURAL, Prof. Dr. Mehmet Emin ERKAN, Yrd. Doç. Dr. Hüsnü Şahan GÜRAN Örgü Peyniri Örneklerinde Mikrobiyolojik Kalitenin İncelenmesi 7. Prof. Dr. Mehmet Emin ERKAN, Prof. Dr. Aydın VURAL Diyarbakır da Satışa Sunulan Meyan Şerbetinin Hijyenik Kalitesi Üzerine Bir Arştırma 8. Prof. Dr. Mehmet Emin ERKAN, Prof. Dr. Aydın VURAL, Dondurarak Depolamanın Çiğ Koyun Sütünün Bazı Fizikokimyasal, Mikrobiyolojik ve Duyusal Özelliklerine Etkisi, 370
371 9. Prof. Dr. Mehmet Emin ERKAN, Prof. Dr. Aydın VURAL, Elvan GÜLER Diyarbakır da Satışa Sunulan Pastörize Sütün Hijyenik Kalitesi Üzerine Bir Arştırma 10. Prof. Dr. Mehmet Emin ERKAN, Prof. Dr. Aydın VURAL, Yrd. Doç. Dr. Hüsnü Şahan GÜRAN Diyarbakır İli nde Satışa Sunulan Köy ve Market Yumurtalarının Hijyenik Kalitesi Üzerine Bir Arştırma 11. Yrd. Doç. Dr. Halil BOLU, Diyarbakır İli Antepfıstığı Bahçelerindeki Entomolojik Sorunlar ve Çözüm Önerileri 371
372 DİCLE UNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ 1. Münir TAN, Çemberimde Gül Oya (6 Adet Poster) 2. Öğr. Gör. Yasemin EZİN, Yrd. Doç. Dr. Ramazan ASLAN, Yılları Arası Diyarbakır İli Bankacılık Sektörünün Gelişimi 3. Sülem DOĞAN, Sevgi YILMAZ, İklimin Yaşam Koşullarına ve Mimari Tasarıma Etkileri: Eski Diyarbakır Evleri 4. Uzm. Akarcan GÜNGÖR Assur İmparatorluk Taşrasında Bir Yerleşim: Diyarbakır/Kavuşan Höyük 5. Yrd. Doç. Dr. Evindar YEŞİLBAŞ, Diyarbakır Anzele Suyu ve Ona Bağlı Dabakhane nin Mimari Özellikleri 372
373 373
374 374
375 375
376 376
Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Dicle University Social Sciences Institute Journal DÜSBED dergisi yılda iki dönem yayın yapan uluslararası hakemli bir dergidir. DÜSBED dergisinde yayınlanan tüm yazıların,
NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00
NO ADI SOYADI GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 3 SELMAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00
: Normal. Son Gönderme Tarihi : Kura Tarih ve Saati : - MUSTAFA RİZE Lisans 8 ABDUSSELAM ALBAYRAK 1 / 9
Talebi Alan Ünite Adı : RİZE ÇALIŞMA VE İŞ KURUMU İL MÜDÜRLÜĞÜ Talebi Veren Kurum Adı : ÇAY İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Talebin Statüsü (Normal, engelli, eski hükümlü, terör mağduru) : Normal Meslek Adı
Adı Soyadı Sertifika Sınav Hakkı 100034 ÖMER EMRE B 2 MERKEZ Denizli Lisesi
Sınav Kodu Adı Soyadı Sertifika Sınav Hakkı İlçe Adı Kurum Adı 100034 ÖMER EMRE B 2 Denizli 100034 ENGİN GÜLDAL B 3 Endüstri Meslek 100034 BAYRAM KUTLU A2 1 Anafartalar 100034 ÖZCAN CEYHAN B 1 Denizli
MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ SÜT DESTEK İCMALİ
İL İLÇE S.No. ESKİŞEHİR MİHALIÇÇIK Müstahsil Bilgileri. Tarih :21.08.2015 T.C./Vergi No. Adı Soyadı. Baba Adı. D.Tarih. MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ
T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ
İLAHİYAT T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi KAYIT HAKKI KAZANAN
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı SIRA 696 SAYILI KANUN KAPSAMINDA 22/03/2018 TARİHİNDE YAPILAN İŞÇİ STATÜSÜNE GEÇİŞİ YAPACAK PERSONELE AİT UYGULAMALI SINAV
DSİ 22. BÖLGE MÜDÜRLÜLÜĞÜ DAİMİ İŞÇİ AĞIR KAMYON ŞOFÖRÜ (ŞOFÖR) SINAV SONUÇ LİSTESİ
AĞIR KAMYON ŞOFÖRÜ (ŞOFÖR) 1 TRABZON DURSUN SARIALİOĞLU KAZANDI 2 TRABZON SERKAN KÜÇÜK KAZANDI 3 TRABZON AHMET EROĞLU KAZANDI 4 TRABZON HASRET DİLLİ KAZANDI 5 TRABZON FATİH YÜKSEL 1.YEDEK 6 TRABZON CENGİZ
Sıra No: Fatmanur MİZAN Serkan AKGÜN Halil İbrahim ÇELEBİ
2015-2016 ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI Uygulama Okulu : İbrahim Bodur Anadolu Lisesi Öğrenim Türü(N.Ö/İ.Ö.) : N.Ö Grup : 1 Öğretim Elemanı : Yrd. Doç. Dr. Yunus AKYÜREK 1. 130303002 Esra KURUCAN 2. 130303003
İL/İlçe Okul Adı Kont Taban Puanı. Rekabet Kurumu Cumhuriyet Fen Lisesi ,614. DİYARBAKIR SUR Vali Aydın Arslan Fen Lisesi ,128
İL/İlçe Okul Adı Kont Taban Puanı Rekabet Kurumu Cumhuriyet Fen Lisesi 120 485,614 Vali Aydın Arslan Fen Lisesi 120 476,128 İMKB Fen Lisesi 120 474,091 Rekabet Kurumu Anadolu Lisesi 170 461,411 Diyarbakır
TBF TÜRKİYE KUPALARI 1. ETAP İZMİR İLİ BAŞVURU LİSTESİ
TBF TÜRKİYE KUPALARI 1. ETAP İZMİR İLİ BAŞVURU LİSTESİ Derece Sporcu Katıldığı Kategoriler 1 ÖZGÜR SARI(TC:238..) 2 FEVZİ ÖZBAŞ(TC:289..) 3 UĞUR KAYA(TC:398..) 4 MURAT YURDADÖNEN(TC:120..) 5 EMİN GAYRET(TC:108..)
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI (İNGİLİZCE) GÜZ DÖNEMİ YAZILI / MÜLAKAT SINAV LİSTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ PROGRAMLARI (İNGİLİZCE) 2015-2016 GÜZ DÖNEMİ YAZILI / MÜLAKAT SINAV LİSTESİ AD SOYAD ORTALAMA BÖLÜM MÜLAKAT DURUMU 1 ELİF YAYLA 83,426 BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ 2 AHMET CİHAN ÇAKMAK
2019 YILI İZMİR İL ŞAMPİYONASI
DEREC E 1 2 ADI SOYADI ÖZGÜR SARI(TC:238..) FEVZİ ÖZBAŞ(TC:289..) 2019 YILI İZMİR İL ŞAMPİYONASI ELENDİ Ğİ TUR TURNUVA SIRALAMASI ELENDİ Ğİ TUR SIRA TOPLA M SAYI TOPLA M EL GENEL ORTALAM A EN YÜKSE K 1.SERİ
DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ KÜTAHYA TEKNİK BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU MEZUN OLEN VE DİPLOMASI GELEN ÖĞRENCİ LİSTESİ MEZUNLARI OKUL NO ADI
DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ KÜTAHYA TEKNİK BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU MEZUN OLEN VE DİPLOMASI GELEN ÖĞRENCİ LİSTESİ 09.08. 2017 MEZUNLARI 201651501801 BARIŞ KAPLAN Bilgisayar Programcı BASIM AŞAMASINDA 201551501016
KÖYÜMÜZ AİLE LİSTESİ AKGÜL A Y K A N A T KAMİL AYKANAT A S M A G Ü L A Y C I L KENAN ATLAS CEMAL ATLAS ALİ AKTEN MEHMET AKTEN
KÖYÜMÜZ AİLE LİSTESİ AKGERMAN HAKKI AKGERMAN MEHMET AKGERMAN ALTAN AKGERMAN ERDAL AKGERMAN YASİN AKGERMAN MURAT AKGERMAN HALİL AKGERMAN AKGÜL İBRAHİM AKGÜL MEHMET AKGÜL CELAL AKGÜL SEZGİN AKGÜL A K T E
Eğitim ve Öğretim Yılı Doğancan ÖZCAN Bilgisayar Programcılığı İ.Ö Mert ÖZAY Bilgisayar Programcılığı U.E.
SIRA NO ÖĞRENCİ NUMARASI 2014-2015 Eğitim ve Öğretim Yılı ADI SOYADI PROGRAMI 1. 12330304 Doğancan ÖZCAN Bilgisayar Programcılığı İ.Ö. 2. 12330303 Mert ÖZAY Bilgisayar Programcılığı U.E. 3. 12330178 Kardelen
10:00 Sıra No Adı Soyadı Müdürlüğü 1 AZİZ KAYA Park ve Bahçeler Müdürlüğü 2 ALİ ŞANVER Park ve Bahçeler Müdürlüğü 3 BASRİ AYBEK Park ve Bahçeler
10:00 1 AZİZ KAYA Park ve Bahçeler Müdürlüğü 2 ALİ ŞANVER Park ve Bahçeler Müdürlüğü 3 BASRİ AYBEK Park ve Bahçeler Müdürlüğü 4 SADİ AYDIN Park ve Bahçeler Müdürlüğü 10:30 1 HANİFE BİRGÖZ İşletme ve İştirakler
118 ÜMMÜGÜLSÜM TURGUT LUTFİ /03/2013 Gerçek BUCAK ÜRKÜTLÜ 119 İBRAHİM KAPLAN HÜSEYİN /10/2012 Gerçek BUCAK
Çiftçi Kayıt Sisteminde Kayıtlı Mazot, Gübre ve Toprak Analizi Desteklemesi (2013) Desteklemesinde Tanımlanmayan İşletmeler İl BURDUR Adı : İlçe BUCAK Adı : Sıra Adı Soyadı Baba Adı T.C. Kimlik No ÇKF
UŞAK ÜNİVERSİTESİ SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ANTRENÖRLÜK BÖLÜMÜ KAZANAN ADAY LİSTESİ (NORMAL ÖĞRETİM)
UŞAK ÜNİVERSİTESİ SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ANTRENÖRLÜK BÖLÜMÜ KAZANAN ADAY LİSTESİ (NORMAL ÖĞRETİM) YERLEŞTİ Mİ SPOR LİSESİ MEZUNU MU? ÖYSP-SP YP Yerleşme Durumu AÇIKLAMA 1 SULTAN DEMİRAYAK 215,146 323,700
Divriği Çiğdemli Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği (Köy Sülale Listesi)
ADAR AİLESİ 1 Sadık ADAR 2 Hikmet ADAR ZEHRA ADAR AKAN AİLESİ 1 Hasan AKAN HATİCE AKAN GÜLDANE AKAN AKIŞ AİLESİ 1 Muharrem AKIŞ 2 Ahmet AKIŞ Ahmet AKIŞ Haydar AKIŞ Mustafa AKIŞ İbrahim AKIŞ Güllü AKIŞ
MEMUR KADROSU İÇİN GÖREVDE YÜKSELME SINAVINA GİRMEYE HAK KAZANANLARA İLİŞKİN KESİNLEŞEN ADAY LİSTESİ
1 Özay DAL 2 Ayşe Nevbu ÇETİNKAYA ŞEKERCİOĞLU 3 Turgay TURANLIOĞLU 4 Bülent KOTLUK 5 Halil SARPKAYA 6 Canan UZUN 7 Fatma ÇAKMAK ÜNLÜ 8 Cafer KURT 9 Nusret ERSÖZ 10 Hakan BARAN 11 Mehmet DOĞAN 12 Naime
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı SIRA 696 SAYILI KANUN KAPSAMINDA 14/03/2018 TARİHİNDE YAPILAN İŞÇİ STATÜSÜNE GEÇİŞİ YAPACAK PERSONELE AİT UYGULAMALI SINAV
ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi
ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı SIRA 696 SAYILI KANUN KAPSAMINDA 21/03/2018 TARİHİNDE YAPILAN İŞÇİ STATÜSÜNE GEÇİŞİ YAPACAK PERSONELE AİT UYGULAMALI SINAV
Son Gönderme Tarihi : 13.11.2014 13.01.2003 KENAN ARAYICI
İŞYERİNE SÖZLÜ SINAV / MÜLAKAT İÇİN GÖNDERİLENLERİN LİSTESİ Talebi Alan Ünite Adı : ELBİSTAN HİZMET MERKEZİ Talebi Veren Kurum Adı : ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. (EÜAŞ) - KAHRAMANMARAŞ Talebin Statüsü (Normal,
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ZORUNLU HAZIRLIK YETERLİLİK DGS SINAV SONUÇLARI FEN FAKÜLTESİ
FEN FAKÜLTESİ YER: İ.Ü.YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU B1 KORİDORU DERSLİK 2 1 0402170137 GAMZE YENYIL HAZIRLIK OKUYACAK 2 0402170139 ELİF NUR KOYUN HAZIRLIK OKUYACAK 3 0402170140 ŞÜKRAN DUMLUPINAR HAZIRLIK
1.TİG Kursu "Tüm Yönleriyle TİG" Katılımcı Listesi
1.TİG Kursu "Tüm Yönleriyle TİG" 09-10 Eylül 2015- Ankara Adı-Soyadı ABDULKADİR DOST ABDULKADİR DENİZ AHMET GENÇ AHMET GÖDEKMERDAN AHMET KÜRŞAT ACAR AHMET ÖZYALÇIN AHMET ÜZÜM AHMET ZEREN ALAİDDİN DOMAÇ
3. Hafta. 4. Hafta. 5. Hafta. 1. Hafta. 12. Hafta. 10. Hafta. 8. Hafta. 11. Hafta. 9. Hafta. 6. Hafta. 7. Hafta. 2. Hafta. Öğrencinin Adı ve Soyadı
İlgili Ders : OKUL DENEYİMİ Sabah (X) Sorumlu Öğretim Elemanı : Yrd. Doç. Dr. Remzi YARDIMCI Uygulama Okulu : Mustafa Kemal İmam Hatip Ortaokulu 00 LEYLA KAYAALP........ 9. 0... 009 ZÜLFİYE BOZDAĞ 0 AZAT
Sıra No Öğrencinin Adı ve Soyadı 1. Hafta 2. Hafta 3. Hafta 4. Hafta 5. Hafta 6. Hafta 7. Hafta 8. Hafta 9. Hafta Hafta Hafta Hafta
Sorumlu Öğretim Elemanı : Yrd.Doç.Dr. Cemal AKÜZÜM Uygulama Okulu : MEVLANA İLKOKULU Sıra No Öğrencinin Adı ve Soyadı......... 0... 00 BUŞRA YONTAŞ 0 00 MEHMET ZABIT MENTEŞ 00 SAADET MERVE BAYDİLLİ 00
TARİHLİ İLANIMIZIN ÖN DEĞERLENDİRME SONUÇLARI
26.11.2015 TARİHLİ İLANIMIZIN ÖN SONUÇLARI MYO PROGRAMI KADRO ÜNVANI : DEĞİRMENDERE ALİ ÖZBAY MYO : SERAMİK, CAM VE ÇİNİCİLİK : ÖĞR.GÖR. ADI SOYADI ALES MEZUNİY ET TU ALES %70 MEZUNİY ET TU %30 TOPLAM
DANIŞMA KURULU. 2. Prof. Dr. Kılıçbay Bisenov Kızılorda Korkut Ata Devlet Üniversitesi. 3. Prof. Dr. Kemal Polat Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
DANIŞMA KURULU 1. Prof. Dr. Ramazan Korkmaz Ardahan Üniversitesi 2. Prof. Dr. Kılıçbay Bisenov Kızılorda Korkut Ata Devlet Üniversitesi 3. Prof. Dr. Kemal Polat Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 4. Prof.
Yerel Yönetim - Harcama. Yerel Yönetim - Varlık Muhasebesi. Abdullah YAZICI. Yerel Yönetim - Harcama. Adem ÇORUH. Yerel Yönetim - Harcama
Kullanıcı Birim-Sayfa Grubu Yetkileri Kullanıcı Adı Soyadı Birim Yetkileri Sayfa Grup Yetkileri Abdulkadir UZUNOĞLU Abdullah YAZICI Adem ÇORUH Adem TÜYLÜOĞLU Rize Plan Proje Yatırım ve İnşaat Müdürlüğü
ABDULBAKİ SATILMIŞ Dargeçit Belediye Başkanlığı MARDİN DARGEÇİT. MUHAMMED NURBAKİ BİLGİN Mardin İl Planlama Ve Koordinasyon Müdürlüğü MARDİN MERKEZ
T.C. DİCLE KALKINMA AJANSI TARAFINDAN 03-04-05 MAYIS 016 TARİHLERİNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK PROJE DÖNGÜSÜ YÖNETİMİ EĞİTİMLERİNE KATILACAK KİŞİLER AŞAĞIDA LİSTELENMİŞTİR. İL: MARDİN EĞİTİM YERİ: HILTON GARDEN
İlgili Anabilim Dalı: İLKÖĞRETİM MATEMATİK ÖĞRETMENLİĞİ
Sorumlu Öğretim Elemanı : ÖĞR. GÖR. MEHMET BİRGEN Uygulama Okulu : Diclekent Ortaokulu Sıra No Öğrencinin Adı ve Soyadı......... 0... BEDİH BUT 00 MEHMET ŞİRİN KARASU 00 ÖZLEM KARA 00 KÜBRA ELİK 0 ÖZGE
TOPLANTI TARİHİ TOPLANTI SAYISI KARAR SAYISI /01-12
TOPLANTI TARİHİ TOPLANTI SAYISI KARAR SAYISI 06.01.2017 01 2017 01/01-12 Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Enstitü Müdürü Doç. Dr. Hakan KOÇ başkanlığında 06.01.2017 tarihinde saat 10.30 da toplanarak
FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE DUYURU:
FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE DUYURU: (Mazeret Sınavına Girecek Öğrencilerin Listesi) Öğrencinin Adı-Soyadı Bölümü Sınıfı Numarası Dersin Adı ve Kodu TARİH BÖLÜMÜ Leyla ALTUNÇ ODUNCU Tarihi 2 150106011046
MEMUR SENDİKA AİDATI TEVKİFAT LİSTESİ
Sıra No Üye No TC Kimlik No : Eğitim Ve Bilim Emekçileri Sendikası : Cinnah Cad.Willy Brandt Sok No3 Çankaya/Ankara Banka Hesap No : TR60000068339009 Banka Şube Adı : KIZILAY-ANKARA 5470977 Şeyda Arslan
T.C. KAFKAS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI KARS 25/08/2015. SERVİS : Öğrenci İşleri SAYI : KONU : Okul Deneyimi
Uygulama Okulunun : Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu Okul Müdürü : Şentürk SAMGAR Müdür Yrd. :Cantürk BARMANBERK Grup No :1 120401001 SEÇİL KAZAKLI 120401002 HANIM KARAKOÇ 120401003 ESMA NUR ERENKARA 120401004
GÜVENLİK PERSONELİ. S.No T.C Ad /Soyadı Sınav Tarihi Sınav Saati Sınav Yeri. 1 13*******72 Abdulbari POLAT 6 Mart Enstitüler Binası
GÜVENLİK PERSONELİ S.No T.C Ad /Soyadı Sınav Tarihi Sınav Saati Sınav Yeri 1 13*******72 Abdulbari POLAT 6 Mart 2018 13.00 Enstitüler Binası 2 12*******40 Adem AYYILDIZ 6 Mart 2018 13.00 Enstitüler Binası
AĞUSTOS 2013 DÖNEMİ KARAMAN İLİ TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARI
19.08.2013 524280 AHMET YÜZBAŞIOĞLU HALK BANKASI DOSYA MASRAFI ALEYHİNE 19.08.2013 512730 AHMET YILDIRIM VAKIFLAR BANKASI DOSYA MASRAFI ALEYHİNE 19.08.2013 527133 ABDULLAH ÖZLER ZİRAAT BANKASI DOSYA MASRAFI
Yüksel Timur [email protected] 00278 2 394 40 50 532 517 48 01 Azam Aydın [email protected]
Burhan Yıldırım Reis [email protected] 533 421 63 62 Eyüp Yıldırım Tuzcu [email protected] 532 236 97 22 Yaşar Şahin Muhasebeci [email protected] 535 500 00 18 Muhammed Durmaz Kantinci [email protected]
YOZGAT SORGUN CAFERLİ KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ ÜYE LİSTESİ
YOZGAT SORGUN CAFERLİ KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ ÜYE LİSTESİ S.No Adı Soyadı Kan Baba Adı T.C. No GSM No Tel No 1 Osman AK 05368917287 2 Seyit Ahmet AK 05363272736 3 Aytekin AK 05052032022
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI KESİN KAYIT/YEDEK HAKKI KAZANANLAR
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI KESİN KAYIT/YEDEK HAKKI KAZANANLAR SIRA NO ADI SOYADI PROGRAM SONUÇ 1 MERVE GİZEM ÖZDEN MALZEME MÜHENDİSLİĞİ
ANKARA ADLİ YARGI ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞINCA YAPILAN SÖZLEŞMELİ MÜBAŞİR NİHAİ BAŞARI LİSTESİ
ANKARA ADLİ YARGI ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞINCA YAPILAN SÖZLEŞMELİ MÜBAŞİR NİHAİ BAŞARI LİSTESİ SIRA 1 577 ABDİ AYHAN LİSE 85,83915 90 87,919 2 1498 MURAT EŞMEBAŞI LİSE 85,45984 90 87,729 3 1699 MUSTAFA
DİCLE ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ cilt XIII, sayı 1, 2011/1
DİCLE ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ cilt XIII, sayı 1, 2011/1 ULUSAL HAKEMLİ DERGİ CİLT: XIII, SAYI: 1 2011/1 DİYARBAKIR / 2011 DİCLE ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ D Ü İ F D ISSN:
VIII. Klâsik Türk Edebiyatı Sempozyumu (Alî Emîrî Hatırasına)
VIII. Klâsik Türk Edebiyatı Sempozyumu (Alî Emîrî Hatırasına) 15-17 Kasım 2012 DİYARBAKIR Dicle Üniversitesi Edebiyat ve Sanat Topluluğu ile Erciyes Üniversitesi Klâsik Türk Edebiyatı Topluluğu tarafından
SINAV 122*****392 ABDULLAH GÖTÜRLER 567*****488 AHMET ARSLAN 338*****314 AHMET AYDOĞAN 440*****032 AHMET ÇETİN 504*****536 AHMET KARA
122*****392 ABDULLAH GÖTÜRLER 1 KATILDI BAŞARILI 567*****488 AHMET ARSLAN 2 KATILDI BAŞARILI 338*****314 AHMET AYDOĞAN 3 KATILDI BAŞARILI 440*****032 AHMET ÇETİN 4 KATILDI BAŞARILI 504*****536 AHMET KARA
GÜNEŞ ENERJİSİ İLE ELEKT. ÜRETİMİ ÇATALTEPE İSMAİL D GÜNEY YİĞİT ALP B KADIOĞLU HATİCE SENA B
641214-10-GÜNEŞ ENERJİSİ İLE ELEKT. ÜRETİMİ 1 21249221 ÇATALTEPE İSMAİL D 2 21249287 GÜNEY YİĞİT ALP B3 3 21249292 KADIOĞLU HATİCE SENA B3 4 21249307 KARAKAYA SEFA B3 5 21249364 KÜÇÜKLERGİL YAĞIZ C2 6
SEMPOZYUM ONURSAL BAŞKANI Ahmet Poyraz - Çekmeköy Belediye Başkanı. SEMPOZYUM KOORDİNATÖRÜ Şahmettin Yüksel - Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı
SEMPOZYUM ONURSAL BAŞKANI Ahmet Poyraz - Çekmeköy Belediye Başkanı SEMPOZYUM KOORDİNATÖRÜ Şahmettin Yüksel - Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı SEMPOZYUM BİLİM KURULU BAŞKANI Prof. Dr. İsmail Coşkun -
11. Hafta. 12. Hafta. 10. Hafta. Sıra No. Giriş RECEP TEMUR. Çıkış. Giriş YUNUS ERDEM Çıkış. Giriş. Çıkış ZAHİDE KORKMAZ.
Sorumlu Öğretim Elemanı : Yrd. Doç. Dr. Remzi YARDIMCI Uygulama Okulu : Namık Kemal İmam Hatip Ortaokulu 0 RECEP TEMUR........ 9. 0... 0 YUNUS ERDEM 0 ZAHİDE KORKMAZ 0 METİN ÖNDER SEDA YILMAZ SERBİL SİNCAR
SELÇUKLU KALELERİ VE SAVUNMA YAPILARI SEMPOZYUM PROGRAMI
SELÇUKLU KALELERİ VE SAVUNMA YAPILARI SEMPOZYUM PROGRAMI BİLİM KURULU Prof. Dr. Nihat DALGIN (Sinop Üniversitesi Rektörü) Prof. Dr. Turan KARATAŞ (Atatürk Kültür Merkezi Başkanı) Prof. Dr. Refik TURAN
EMLAK KONUT GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. EMLAK KONUT ISPARTAKULE EVLERİ YEDEK LİSTESİ
EMLAK KONUT GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. EMLAK KONUT ISPARTAKULE EVLERİ YEDEK LİSTESİ BASVURU GRUBU SOY ÖZEL DURUM 1+1 *******6134 NEVRUZ PARLAZ 1 ÖZEL DURUM 1+1 *******7022 HÜSNÜ SAVAŞ 2 ÖZEL DURUM
T.C. BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ MEHMET AKİF ERSOY ANADOLU LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE
MEHMET AKİF ERSOY ANADOLU LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE Doç.Dr. Mustafa KIRKIZ Gülistan KOÇ NÜRVET RAMAZAN FEVZİ AHMET YELİZ FIRAT FATİH ERCAN ZEYNEP BUCUKA ARSLAN TOPKAYA KARABİLİCİ GENÇ GENÇ VİRDİLOĞLU BODUR BULUT
Sayı: 4 Yıl: 2016 I S S N ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ
Sayı: 4 Yıl: 2016 ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ Sayı: 4 Yıl: 2016 Dergimiz İSAM Kütüphanesi tarafından taranmaktadır. www.isam.org.tr Sayfa Tasarımı Erşahin Ahmet AYHÜN
9. BAŞVURU ÇAĞRI DÖNEMİ
9. BAŞVURU ÇAĞRI DÖNEMİ DÖRDÜNCÜ GRUP SÖZLEŞME İMZALAMAYA HAK KAZANANLAR LİSTESİ SÜT ÜRETEN TARIMSAL İŞLETMELERE YATIRIM (101-1) 1 BALIKESİR KARDEŞLER TARIM ÜRETİM VE PAZARLAMA A.Ş. 2 BALIKESİR BATIKAN
FİİLEN YAPTIĞI İŞİN (EN SON) NİTELİĞİ ÖĞRENİM DURUMU
SIRA NO T.C. KİMLİK NO ADI SOYADI UNVAN FİİLEN YAPTIĞI İŞİN (EN SON) NİTELİĞİ ÖĞRENİM DURUMU ALT İŞVEREN ŞİRKETİ ÇALIŞTIĞI BİRİM SINAV TARİH VE SAATİ SINAV YERİ 1 310*****460 BARIŞ KOZAKÇI GÜVENLİK GÖREVLİSİ
UYGUN UYGUN GELMEDİ GELMEDİ UYGUN UYGUN UYGUN UYGUN GELMEDİ UYGUN UYGUN UYGUN UYGUN UYGUN UYGUN GELMEDİ UYGUN GELMEDİ. Adı Soyadı
İLGİ: 01.01.2018 TARİH 30288 SAYILI ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞCİLERİNDEN SINAVDA BAŞARILI OLANLARIN SORUŞTURMASI 1 12**97***92 ABDULLAH GÖTÜRLER 2 56**03***88 AHMET ARSLAN 3 33**20***14 AHMET AYDOĞAN 4 44**87***32
9. Sınıf. Yerleşme. Ortaokul. Açıklama. Adı Soyadı Bulunduğu Okul Yerleştiği Alan/Yabancı Dil
T.C. YOZGAT VALİLİĞİ Merkez Müdürlüğü KURUMUNUZU KAZANAN ANADOLU MESLEK LİSESİ PROGRAMINA KAYIT OLACAK ÖĞRENCİ LİSTESİ Adı Soyadı Bulunduğu Okul Yerleştiği Alan/Yabancı Dil 9. Sınıf Ortaokul Yerleşme Yıl
Öğretim İlke ve Yöntemleri. Sibel Aktaş Öğretim İlke ve Yöntemleri V1. Bilkay Gültekin Öğretim İlke ve Yöntemleri V2
Ad Soyad Ders Sınıf Hande Ayancı V1 Demet Altıntaş V1 Kübra Sevim Eğitim Psikolojisi V1 Bedri Yeşilyurt Eğitim Psikolojisi V1 Emre Özay Eğitim Psikolojisi V1 Hüseyin Çiftçi V1 Berna Günal V1 Hakan Tanrıverdi
DİCLE ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ cilt XV, sayı 1, 2013/1
DİCLE ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ cilt XV, sayı 1, 2013/1 ULUSAL HAKEMLİ DERGİ CİLT: XV, SAYI: 1 2013/1 DİYARBAKIR / 2013 DİCLE ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ D Ü İ F D ISSN: 1303-5231
EĞİTİM ÖĞRETİM DÖNEMİ GÜZ YARIYILI TARLA BİTKİLERİ BÖLÜMÜ FİNAL VE BÜTÜNLEME SINAV PROGRAMI
2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM DÖNEMİ GÜZ YARIYILI TARLA BİTKİLERİ BÖLÜMÜ FİNAL VE BÜTÜNLEME SINAV PROGRAMI ++++++++++ PAZARTESİ 05.01.2015 (19.01.2015) SALI 06.01.2015 (20.01.2015) ÇARŞAMBA 07.01.2015 (21.01.2015)
CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YETERLİK SINAVI TARİHLERİ
CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YETERLİK SINAVI TARİHLERİ SIRA NO ADI SOYADI ABD PROGRAMI DANIŞMANI SINAV TARİHİ SINAV SAATİ SINAV YERİ Güncelleme Tarihi 06.10.2016 YÖNETİ YÖNETİM SINAV
: Normal. Son Gönderme Tarihi : 24.04.2015. Kura Tarih ve Saati : - 16 CELAL BORA YAZICI MEHMET PAZAR 17.01.1976 İlköğretim 1 / 5
Talebi Alan Ünite Adı : RİZE ÇALIŞMA VE İŞ KURUMU İL MÜDÜRLÜĞÜ Talebi Veren Kurum Adı : ÇAY İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Talebin Statüsü (Normal, engelli, eski hükümlü, terör mağduru) : Normal Meslek Adı
DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE
TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 CUMA-CUMARTESİ-PAZAR GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ KONGRE ve KÜLTÜR MERKEZİ KAMPÜS / GAZİANTEP
HUKUK FAKÜLTESİ / Tel.: 0 446 225 17 41-42-43 Birim Koordinatörü Doç. Dr. Ayhan DÖNER [email protected]
HUKUK FAKÜLTESİ / Tel.: 0 446 225 17 41-42-43 Doç. Dr. Ayhan DÖNER [email protected] Hukuk Arş. Gör. Serdar YILDIRIM [email protected] EĞİTİM FAKÜLTESİ / Tel.: 0 446 224 00 89 Doç. Dr.
Mesken Genel Durum Listesi
C2-04 1 C2-0402 HANİFE TÜRKMEN 432,71 (Borçlu) 2 C2-0403 MEHMET FİKRİ ERTÜRK 3 C2-0405 KADRİYE AŞIKKUTLU 436,21 (Borçlu) 4 C2-0408 MELİK KIRMAÇ 49,50 (Borçlu) 5 C2-0409 MUSTAFA BAL 2,20 (Borçlu) 6 C2-0410
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
T.C. ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı SIRA 696 SAYILI KANUN KAPSAMINDA 15/03/2018 TARİHİNDE YAPILAN İŞÇİ STATÜSÜNE GEÇİŞİ YAPACAK PERSONELE AİT UYGULAMALI SINAV
UYGULAMA ÖĞRETİM ELEMANI DOÇ. DR. EMRE ÜNAL DOÇ. DR. EMRE ÜNAL DOÇ. DR. EMRE ÜNAL
2012-2013 EĞİTİM YILI BAHAR YARIYILI ÖĞRETMENLİK SI II DERSİ PROGRAMI 1 090301001 NİLAY BOSTANCI 2 090301002 ZÜLBETTİN EMLİ 3 080301093 MUSTAFA TOK 4 090301004 EMİNE NAR 5 090301005 RABİYE KILINÇARSLAN
MEMUR KADROSUNDA ARANAN ŞARTLARI TAŞIYANLARA İLİŞKİN ADAY LİSTESİ
1 Özay DAL 2 Ayşe Nevbu ÇETİNKAYA ŞEKERCİOĞLU 3 Turgay TURANLIOĞLU 4 Bülent KOTLUK 5 Halil SARPKAYA 6 Canan UZUN 7 Fatma ÇAKMAK ÜNLÜ 8 Cafer KURT 9 Nusret ERSÖZ 10 Hakan BARAN 11 Mehmet DOĞAN 12 Naime
UYGULAMA SINAVI TARİH ADAY NO ADI SOYADI SIRA NO SINAV YERİ
T.C. ANKARA ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI SÖZLEŞMELİ ŞOFÖRLÜK UYGULAMA SINAVINA GİRMEYİ HAK EDEN ADAYLARI GÖSTERİR LİSTESİ SIRA NO ADAY NO ADI SOYADI UYGULAMA SINAVI TARİH
İMKB DARICA MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ MESLEKİ AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ YÜZ YÜZE EĞİTİM PROGRAMI 2015-1.DÖNEMİ HAFTALIK DERS PROGRAMI
İMKB DARICA MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ İ HAFTALIK DERS PROGRAMI GÜN SAATLER 10A 10B 10C 11A 11B C U M A R T E S İ P A Z A R 1 09:00-09:40 2 09:40-10:20 3 10:-11:10 4 11:10-11:50 5 12:00-12:40 6 12:40-13:20
Eğitim-Öğretim Yılı: Eğitim-Öğretim Dönemi: Güz ( X ) Bahar ( )
GRUP ADI : COĞRAFYA ÖĞRETMENLİĞİ - 1 UYGULAMA OKULU : CUMHURİYET ANADOLU LİSESİ DANIŞMAN ÖĞRETİM ÜYESİ : YRD. DOÇ. DR. MERVE G. ZEREN AKBULUT : Cep Tel: Dahili: 0362 3121919 (.) e-posta: 1 10006385520
BAĞIMSIZ SATIŞ BEDELİ (KDV HARİÇ) TL
( N T I % VADE PROJE SIRA KODU KODU GRUBU KODU ENDEKSİ REFERANS NUMARASI NO KAT NO DAİRE NO SAYISI ESAS M2 YÖN 1 421499 1 Standart Konut 2 MMA Endeks 1 2014421499000000C065 C-1 ZEMİN 1 3+1 106,24 KD-GD
Ana Akım İslam Dr. M. Rashed Alomar Saat :13.00 Öğrenci No Adı Soyadı M. EYHEM HAZNEVİ
203734 Kelam Metinleri Dr. M. Rashed Alomar 06.12.2018 Saat 10.00 160203263 Usame ELKIREYDİ 150204183 Ahmad M. ALHAMOUD 203753 Rehberlik Dr. M. Rashed Alomar 06.12.2018 Saat :13.00 160203263 Usame ELKIREYDİ
Bartın Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Akademik Yılı Bahar Dönemi UZEM Bölüm Koordinatörleri
Ortak Zorunlu Dersler Bartın Üniversitesi Bölüm Adı Bölüm/Program Koordinatörü UZEM Koordinatörü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Okt. Özgür TİLBE Türk Dili Okt. Dr. Can ŞEN Okt. Dr. Can ŞEN Yabancı
BLOK / DAİRE NO ŞEHİT ŞERİFE SARI 45247347006 DG 18.03.2011 09:00-09:20 21.03.2011 KATEGORİSİ
T.C.BAŞBAKANLIK TOPLU İDARESİ BAŞKANLIĞI MERSİN-TARSUS TOPLU PROJESİ VE İMZALAMA PROGRAMI (3+1 LAR) 1 ŞEHİT ŞERİFE SARI 45247347006 DG 18.03.2011 09:00-09:20 21.03.2011 KATEGORİSİ 2 163976 SERHAN KAYA
13 MAYIS 2016 CUMA OSMANCIK BELEDİYESİ KÜLTÜR SALONU Çorum-Osmancık İlçesine Hareket AÇILIŞ KONUŞMALARI
OSMANCIK BELEDİYESİ KÜLTÜR SALONU 08.00 13 MAYIS 2016 CUMA Çorum-Osmancık İlçesine Hareket 09.00-10.30 AÇILIŞ KONUŞMALARI 10.30-11.00 DEYİŞ ve SEMAHLAR 11.00-12.30 AÇILIŞ OTURUMU Prof. Dr. Ahmet TAŞĞIN
İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Çukurova University Journal of Faculty of Divinity Cilt 13 Sayı 2 Temmuz-Aralık 2013 T. C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ 2013 (13/2)
SİCİL NO SIRA NO T.C. KİMLİK NO AD SOYAD ÇALIŞTIĞI MÜD. GÖREVİ TARİH SAAT YER
SINAV TARİH-SAAT-YER SIRA T.C. KİMLİK AD SOYAD ÇALIŞTIĞI MÜD. GÖREVİ TARİH SAAT YER 1 1 336*****836 AYDIN YAVUZ PARK VE BAHÇELER MÜD. PARK TEMİZLİK GÖREVLİSİ 15.03.2018 09:30-12:30 2 2 600*****642 ALİ
İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Çukurova University Journal of Faculty of Divinity Cilt 14 Sayı 1 Ocak-Haziran 2014 T. C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ 2014 (14/1) Ocak-Haziran
6. DİYANET İŞLERİ REİSİ HASAN HÜSNÜ ERDEM SEMPOZYUMU
6. DİYANET İŞLERİ REİSİ HASAN HÜSNÜ ERDEM SEMPOZYUMU 11-12 Kasım 2016, Antalya PROGRAM Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu Kampüs / ANTALYA SEMPOZYUM DÜZENLEME KURULU Prof. Dr. Ahmet
T.C. DİCLE ÜNİVERSİTESİ ZİYA GÖKALP EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRETMEN ADAYLARI YOKLAMA ÇİZELGESİ İlgili Ders : ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI II (İSÖ 434)
: Doç. Dr. İLHAMİ BULUT Sabah ( X ) Öğle ( ) Tam ( ) : CEMİL ÖZGÜR İLKOKULU 1 11274081 DÜRDANE YILDIZ Giriş 2 12274001 EMRE TEKEL Giriş 3 12274003 CANAN ÇELİK Giriş 5 12274009 MERVE FİLİZ Giriş 6 12274011
Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi (AKAR) Abant Journal of Cultural Studies. Hakemli Elektronik Dergi
ISSN: 2528-9403 Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi (AKAR) Abant Journal of Cultural Studies Hakemli Elektronik Dergi Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi University of Abant İzzet Baysal
Fırat Üniversitesi TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ ADLİ BİLİŞİM MÜHENDİSLİĞİ (M.T.O.K.) ADLİ BİLİŞİM MÜHENDİSLİĞİ(M.T.OK) BİLİMSEL HAZIRLIK
ADLİ BİLİŞİM MÜHENDİSLİĞİ (M.T.O.K.) ADLİ BİLİŞİM MÜHENDİSLİĞİ(M.T.OK) BİLİMSEL HAZIRLIK 1 14525513 MUSTAFA BAYRAM ÇAKIR 53 54 2 16509538 EMRE AKDAĞ 68 52 3 16525001 ZÜBEYDE YEİÇ 68 72 4 16525002 HAYRİYE
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ VE BAHAR YARIYILI FARABİ DEĞİŞİM PROGRAMI GİDEN ÖĞRENCİ ASIL-YEDEK LİSTESİ
2016-2017 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ VE BAHAR YARIYILI FARABİ DEĞİŞİM PROGRAMI GİDEN ASIL-YEDEK LİSTESİ DİCLE ÜNİVERSİTESİ BAŞVURU T 1 Sibel KAYA Okul Öncesi Öğretmenliği 130301046 3 GÜZ+BAHAR 3,39 ASIL 2
Y. Doç. Dr. İlhami Ege Melahat LEHİMCİOĞLU
Uygulama Okulu : Atatürk İlkokulu Okul Müdürü : Alpaslan ÇEÇEN Müdür Yardımcısı : Ersin BULUT 1. Grup 1104020033 SEMRA UĞURLU 1104020065 BAYRAM HÜSEYİNOĞLU 1104020073 ABDULKERİM BİLGİN 1104020087 MEHMET
KTÜ FATİH EĞİTİM FAKÜLTESİ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI 5 MART DERS PROGRAMI
2+2-0 Öğr. Gör. Ali Kemal YILMAZ AD-15 15:30-19:30 2+2-0 Öğr. Gör. Murat TÜRKAN AD-15 08:30-12:30 Rehberlik 2-0-0 Yrd. Doç. Dr. Eşref NURAL AD-15 13:30-15:30 Doç. Dr. Vedat AYAN AD-15 Doç. Dr. Selami YÜKSEK
Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Akademik Yılı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Tez/staj Danışmanlığı Listesi
Ardahan Üniversitesi 2015-2016 Akademik Yılı Bölümü Tez/staj Danışmanlığı Listesi Prof. Dr. Hakkı BÜYÜKBAŞ 120901002 DENİZ KILINÇ 120901009 KEMAL KURŞUN 120901010 ÜMMÜ GÜLSÜM SARİ 120901018 HASAN NAZLI
Küçükler ve Yıldızlar Kulüpler Bölgesel Kros Ligi 1.Kademe (G.Doğu And. Böl.)Yarışmaları Gaziantep
Türkiye Atletizm Federasyonu Atletizm İl Temsilciliği Küçükler ve Yıldızlar Kulüpler Bölgesel Kros Ligi 1.Kademe (G.Doğu And. Böl.)Yarışmaları Yarışma Adı : Mesafe : Kategori : Yarışma Yeri : Yarışma Tarihi-Saati
T.C. KAFKAS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI KARS Öğrenci İşleri SERVİS : SAYI : KONU : Okul Deneyimi
Fakültemiz liği lisans programı Eğitim-Öğretim Yılı Güz Yarıyılında dersine çıkacak olan 2. Sınıf öğrencilerin uygulama okullarına göre Kars İlkokulu (Anasınıfı) Erkan ÇİFTÇİ Hakan ILGAR 1.Grup Fakülte
PEDAGOJİK FORMASYON SERTİFİKA PROGRAMI ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI ÖĞRENCİ LİSTESİ
UYGULAMASI UYGULAMA OKULU: ÖĞRETİM ELEMANIN COĞRAFYA - Karaköprü Ayşegül Kaman And.Lisesi Doç. Dr.Sedat BENEK 0 İBRAHİM YAVUZ COĞRAFYA RAMAZAN KALKAN COĞRAFYA SALİH KALEMLİ COĞRAFYA HÜSEYİN YAVUZ COĞRAFYA
. Uluslararası Akdeniz Karpaz Sempozyumu: Lefkoşa - KKTC
. Uluslararası Akdeniz Karpaz Sempozyumu: Tarihte Kıbrıs (11 13 Nisan 2016) The I st International Symposium on Mediterranean Karpasia Cyprus in History (April 11-13, 2016) Lefkoşa - KKTC Kıbrıs, tarihin
Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi ISSN 1302 6658
Kocaeli Üniversitesi ISSN 1302 6658 Yusuf Bayraktutan, Yüksel Bayraktar Yakınlaşma Kriterleri Bağlamında AB Genişlemesi ve Türkiye Tahir Büyükakın, Cemil Erarslan Enflasyon Hedeflemesi ve Türkiye de Uygulanabilirliğinin
II. Ulusal Yerel Yönetimler Öğrenci Sempozyumu
II. Ulusal Yerel Yönetimler Öğrenci Sempozyumu (16-17-18 MAYIS 2013) PROGRAM BİRİNCİ GÜN (16 Mayıs 2013 Perşembe) 10.00 Sempozyum Açılışı Saygı Duruşu İstiklal Marşı Açılış Konuşması Protokol Konuşmaları
TARİHLİ İLANIMIZIN SINAV SONUÇLARI
30.12.2016 TARİHLİ İLANIMIZIN LARI : Sosyal Bilimler Enstitüsü : Arkeoloji : Araştırma Görevlisi DİL T MEZUNİY E NOTU Günay Karahan 72,43454 70 82,96 93 21,73036 7 24,888 27,9 81,5184 ASİL KAZANDI Hikmet
KUR AN ve SAHÂBE SEMPOZYUMU
XII. TEFSİR AKADEMİSYENLERİ KOORDİNASYON TOPLANTISI KUR AN ve SAHÂBE SEMPOZYUMU (22-23 MAYIS 2015 / SİVAS) Editör Prof. Dr. Hasan KESKİN Yrd. Doç. Dr. Abdullah DEMİR Sivas 2016 Cumhuriyet Üniversitesi
Ders Kodu : İOÖ312 Ders Adı Öğretim Elemanı
Ders Kodu İOÖ312 Ders Adı TOPLUMA HİZMET UYG. Yrd. Doç.Dr. HAKAN İNCE Sınıfı 3 1 11270049 YILDIRIM AYDIN Zorunlu/ 2 11270077 AYTEN ERBAY Zorunlu/ 3 12270001 FIRAT AYGEN Zorunlu/ 4 12270071 MUSTAFA KÖRPE
13 MAYIS 2016 CUMA OSMANCIK BELEDİYESİ KÜLTÜR SALONU Çorum-Osmancık İlçesine Hareket AÇILIŞ KONUŞMALARI
OSMANCIK BELEDİYESİ KÜLTÜR SALONU 08.00 13 MAYIS 2016 CUMA Çorum-Osmancık İlçesine Hareket 09.00-10.30 AÇILIŞ KONUŞMALARI 10.30-11.00 DEYİŞ ve SEMAHLAR 11.00-12.30 AÇILIŞ OTURUMU Prof. Dr. Ahmet TAŞĞIN
T.C. ANKARA BATI ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI
T.C. ANKARA BATI ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI 2015 Yılı Yazı İşleri Müdürlüğü Görevde Yükselme Sınavı Başvuru Değerlendirme Formu Sıra No Adı Soyadı Sicili Görev Yeri Eğitim
