TÜRK SİNEMASININ MALİ YAPISI VE PROBLEMLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRK SİNEMASININ MALİ YAPISI VE PROBLEMLERİ"

Transkript

1 T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TELİF HAKLARI VE SİNEMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRK SİNEMASININ MALİ YAPISI VE PROBLEMLERİ UZMANLIK TEZİ Sadık KESKİN OCAK 2008 ANKARA

2 T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TELİF HAKLARI VE SİNEMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRK SİNEMASININ MALİ YAPISI VE PROBLEMLERİ UZMANLIK TEZİ Sadık KESKİN Tez Danışmanı Sinema Daire Başkanı Nejat GÖKÇE OCAK 2008 ANKARA

3 GİRİŞ Sinema; sanat ve endüstri etkileşimiyle ortaya çıkmış bir olgudur. Sanat ve ekonomik yapı arasındaki diyalektik ilişki sinemayı bugünlere taşımıştır. Sinema, sanatın toplumsal üretiminin bir parçası olarak görülebileceği gibi, ticari bir olay olarak da görülebilir. Bu konuya bakış açısı, devletin sinemaya vereceği destek açısından önemlidir. Sinema, hiçbir sanat dalında olmadığı kadar sermaye ile ilişkilidir. Sinema endüstrisi tüm dünyada silah ve ilaç sanayinden sonra üçüncü büyük endüstridir. Dünyada sinemadan sağlanan toplam ciro yaklaşık 200 milyar dolar, Türkiye de ise 250 milyon dolardır. Böyle büyük bir endüstrinin, ülke tanıtımında en etkili araç olan sinemanın, tüm dünyada özellikle ABD de olduğu gibi ülkemizde de önünün açılması gerekmektedir. Bu tezin amacı; Türk Sinemasının mali yapısını sistematize etmek, mali problemlerini ortaya koymak ve öneriler sunmaktır. Bu amaçla her dönem kendi içinde incelenecek, Türk Sinemasının mali problemleri ortaya konulacak ve öneriler sunulacaktır. Bu çerçevede tez üç bölüm içinde değerlendirilecektir. İlk bölümde; sinemaekonomi ilişkisi, ikinici bölümde; Türk Sinemasının Mali Yapısı, son bölümde ise; Türk Sinemasının Mali Problemleri ortaya konulacaktır. Sonuç bölümde ise genel değerlendirme yapılacaktır. 1

4 I.BÖLÜM SİNEMA EKONOMİ İLİŞKİSİ Sinema sektörü; kendi içinde katma değer yaratan, istihdam yaratan, ülkelerin yakınlaşmasını sağlayan en önemli sektörlerden birisidir. Sinema; ülkeleri dünyaya tanıtma, turizm faaliyetlerini hızlandırma ve turizme bağlı tüm yan sanayi ve ticari sektörlere canlılık kazandırma gibi mali işlevlere sahip kültür ve sanat olayıdır. Sinema, bir sanat dalı olmasının yanında aynı zamanda bir endüstridir. Sinema, hiçbir sanat dalında olmadığı kadar sermaye ile ilişkilidir. Sinema maliyetlerinin yüksek oluşu nedeniyle kapitalist ilişkilerden en çok etkilenen sanat dalı olmuştur. Sanat ve kültür politikalarının oluşturulmasında, sinema özelinde gişe hasılatlarının dikkate alınması(seyirci faktörü), sanatın toplumsal üretiminin bir parçası olarak görülebileceği gibi, sanatı yalnızca bir metaya indirgeyen sığ bir yaklaşım olarak da algılanabilir. Film endüstrisinin yapısını belirleyen, filmin bir mal olarak alınıp satılma özelliğidir. (Armes,1998:14) Sinemanın sanat yanı; fikir, tasarım ve estetik süreçlerini içeren bir sanatçı ürünü iken; ekonomik boyutu; gişe gelirlerinden yapım maliyetlerine, sinema teknolojisi, laboratuarları ve ekipmanlarının üretimine kadar büyük bir alanı kapsamaktadır. Sinemayı endüstri haline getiren de bu süreçtir. Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde ise görülmektedir ki, sinema endüstrisi tüm dünyada büyüklüğü itibariyle ilaç ve silah sanayilerinden sonra (bazı araştırmalara göre silah sanayinden sonra) ilk sırada yer almaktadır. Sinema yapım faaliyetleri pek çok yan sanayiye (senaryo, özel efekt, ışık, görsel efekt, oyunculuk, film çoğaltma, dağıtım, pazarlama, catering, nakliye, inşaat, perakende, konaklama, ekipman v.b.) de hizmet ettiğinden, ekonomik akvitiviteler ve istihdam üzerinde de önemli bir etkiye haizdir. 2

5 Dolayısıyla sinema; pek çok yan sanayiye olan katkısı, uluslararası ilişkilerdeki konumu, toplumun eğitilmesi, bilinçlendirilebilmesi gibi ekonomik, sosyo-kültürel, sosyo-politik boyutları ile katma değeri ölçülemeyecek kadar önemli, kendine özgü bambaşka bir sektör durumundadır. Sinemanın gelişmesinde ve de endüstrileşmesinde kent olgusu önemli bir yere sahiptir. Sinema diğer sanat dallarından farklı olarak kitle ile bütünleşerek bir halk sanatı haline gelmiştir. Halk, kentlerde sinema ile buluşma olanağına sahip olmuşlardır. Gezici sinemalar 1900 lerin başında yerleşik düzene geçmeye başlamıştır. Kentler iş için insanları kendine çekerken, sinema ucuz eğlence aracı olarak işsiz güçsüzler için bir eğlence aracı olmuştur. Böylece sinema, diğer sanat dallarından farklı olarak alt sınıfa dayanarak gelişimini göstermiştir. Bunu fark eden girişimciler, sinemanın endüstrileşmesini sağlamışlardır. Sinema genel ekonomin ve kendi iç dinamiklerinin etkisiyle yapılanmıştır. Bu yapılanma temel olarak yapım, dağıtım, gösterim süreçlerini içermektedir. Sinemanın endüstri olabilmesi, içinde yer aldığı kültürün, iktisadi yapının ve toplumun özelliklerine bağlı olduğu kadar, ekonomik olanaklarını ve dinamiklerini geliştirip yapılandırabilmesine de bağlıdır. Sinema endüstrisinin yapım-dağıtımgösterim yapılanması tarihsel bir süreç içinde tamamlanmış, ekonomik bir sektör olarak oluşumu ise yılları arasında gerçekleşmiştir. 3

6 II. BÖLÜM TÜRK SİNEMASININ MALİ YAPISI Türkiye de sinema endüstrisinin tarihi genellikle film yapımı ile başlatılmaktadır. Ancak, Türkiye de sinema 1896 da gösterimle başlamış ve Osmanlı nın son dönemine denk düşen sinemanın Türkiye deki ilk yılları, özellikle yabancı film dağıtımının ve gösteriminin baskın olduğu bir dönem olmuştur. Ekonomik ve siyasal şartlar altında kendi iç dinamikleriyle şekillenen Türk Sineması, Türkiye nin iktisadi tarihine ve kendi iç dinamiklerine bağlı olarak şu şekilde dönemselleştirilebilir(erkılıç,2003:10). 1) İlk dönem: Sinema ile tanışma ve resmi kurumlar ( ) 2) Özel yapımevleri ( ) a. Özel yapımevleri ve Muhsin Ertuğrul tekeli ( ) b.özel yapımevlerinden sektörel oluşuma geçiş( ) 3)Sinemanın sektör olarak varlığı( ) a yapımevleri-yapımcılar dönemi b bölge işletmeciliği üretim tarzı c bölge işletmeciliği üretim tarzının sonu 4) Farklı üretim tarzlarının birbirine eklemlenmesi a video işletmeciliği b yeniden yapılanma 4

7 2.1 Sinema İle Tanışma Öncelikle sinemanın ilk yıllarına ait çalışmaların devam ettiğini belirtmek gerekmektedir. Dolayısıyla verilen her ad, her tarih, her an değişebilmektedir. İlk dönem; sinemanın ilk yıllardaki serüvenini, resmi kurumlar aracığıyla belge film üretiminden düzenli konulu film üretimine geçişi içerir. Cumhuriyet in kurulduğu 1923 yılına kadar yalnızca onsekiz film yapılmıştır. Türkiye, sinemayla Lumiere Kardeşlerin kameramanlarından Alexandre Promio nun Haliç ve Boğaziçi nde(1897) çekim yapılmasıyla tanışmıştır(şekeroğlu,1897) yılında halka açık ilk gösterinin, Weinberg tarafından Sponeck Birahanesi nde yapıldığı yaygın bir kanı iken, İzmir de yayımlanan Ahenk Gazetesini inceleyen Beyru, ilk gösterimin 1896 yılında İzmir de gerçekleştiğini ileri sürmektedir(beyru,2000:257). Çoğu kaynağa göre; Türk Sinema tarihinin başlangıcı, 1914 te Fuat Uzkınay tarafından çekilen Ayastefanostaki Rus Abidesi nin Yıkılışı adlı film ile olmuştur Sinema Salonlarının Durumu Filmlerin seyirciyle buluştuğu ilk yer sinema salonlarıdır. Sinema salonları, kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan gelişmişliğin göstergesi olmakla beraber sinema ekonomisin hayata geçtiği ve sıcak paraya dönüştüğü yer olma özelliği taşımaktadır. Başka bir deyişle, sinemanın seyirciyle, devletle(vergi) ilişkiye girdiği yer sinema salonlarıdır(erkılıç,2003:16). İlk yerleşik sinema olan Pathe Sineması Weinberg tarafından 1908 yılında açılmıştır. Başta Beyoğlu/Pera olmak üzere İstanbul da kısa sürede yerleşik sinema sayısı artmıştır. 5

8 Sinema salon sayılarında özellikle 1908 den sonra artış gözlenmiştir. Bu dönemde sinemaların birçoğunun ya azınlıkların ya da yabancı işletmecilerin elinde olduğu görülmektedir. Cevat ve Murat Boyer kardeşler, Fevziye Kıraathanesi sinema salonunu, Milli Sinema yapmışlardır (1914). Yine aynı yıl içinde Kemal ve Şakir Seden Kardeşler ile amcaları Ali Efendi ortaklığında, Ali Efendi Lokantası nda aynı adla bir sinema açmıştır. Cemil Filmer den öğrendiğimize göre sinema 1920 li yıllarda iyi gelir getiren bir iş alanıdır. Gazete ilanı etkilidir ve seyirciyi salona çekmektedir. Haftalık gelir 250 lira, sinema ise 5-10 kuruştur (Filmer,1984:98-103). Sinema, İstanbul un yanı sıra özellikle İzmir ve Trabzon gibi Anadolu kentlerinde de kendine yer bulabilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu nun İstanbul dan sonraki en önemli ticaret ve kültür merkezi olan İzmir de 1908 yılından itibaren yerleşik sinema salonları açılmıştır.(makal,1999) Sinemanın karlı bir iş olduğu İzmir de yoksul insanlara yardım amacıyla özel gösteriler yapılarak gelirinin yoksullara dağıtılmasından anlaşılmaktadır. İşgal altındaki İzmir de yılları arasında çoğu azınlık ve yabacıların olmak üzere 17 sinema salonu bulunmakta ancak bunun 13 ü işletilebilmektedir de İzmir de yaşayan Rumların ve Yunanlılar ın kaçışıyla salon sayısı 5-6 ya inmiş ve bu sinemalar gösterecek film bulamaz olmuşlardır. Sinema, 1909 yılından itibaren Doğu Karadeniz de kendine yer bulmuştur. Pilosyon adındaki gayrimüslim, 1909 yılında Trabzon da Osmanlı Sinematograf Şirketi adıyla bir şirket kurmuştur (Beyoğlu,2001:47).Bu dönemde Karadeniz deki sinemaların belediye ile vergi sorunları yaşanmıştır. Sinema sahipleri Dahiliye Bakanlığına itiraz ederler. Sinemacıların en büyük sorunlarından biri olan rüsum, 1909 yılında Trabzon ve Giresun da da problem olmuştur. Pilosyon; belediyeye 3000, ilanların pullarından dolayı Düyun-ı Umumiye ye 3000, temettü adıyla Maliye ye 500 olmak üzere senelik 6500 kuruş vergi ödemektedir. Bu vergilere ek olarak, 50 paraya(5 krş) satılan sinema biletlerine karşılık 20 şer paralık Hicaz Demiryolu İane İlmühaberi yapıştırılması mecbur tutulmuştur. Bu da örneğin Pilosyon un hasılatının % 40 ına el konması anlamına 6

9 gelmektedir. Bu dönem Avrupa da temettü(kazanç) vergisi alınmadığı göze alındığında, vergi oranın ne kadar yüksek olduğu görülmektedir. Pilosyon, biletlere yardım pullarının yapıştırılmasını haksız ve adaletsiz bulmaktadır. Bunun Pathé Fréres ve Gaumont gibi şirketlere karşı rekabeti imkansız kılarak, meydanı yabancı şirketlere bırakmak anlamına geldiğine dikkat çekmiştir. Pilosyon bu uygulamanın, hem fakir halkın sinemadan mahrum edilemesi, hem de bu işin sadece ecnebi şirketlere bırakılmasını sağladığını belirterek, biletlere Hicaz İane İlmühaberi pullarını yapıştırmak yerine, yalnızca belirli bir vergi konarak adaletin sağlanmasını istemiştir. Hükümet, bu isteği olumlu bulmuş, Hicaz İane İlmühaberi pullarını kaldırmış, yalnızca Darü l-acez İanesi yapıştırılmıştır(29 Mayıs 1909). Pilosyon un sinema işini yabancı şirketlere bırakılmaması konusunda yaptığı vurgu, dönemin sosyo-politik açısından önemlidir. Giresun da I.Dünya Savaşı yıllarında sinema biletlerine belediye vergi koymuştur yılında Madam Pavlidi nin işlettiği ve daha sonra Lale Sineması olan sinemadan aylık 1000 kuruş vergi istenmiştir. Pavlidi nin Dahiliye Nezaretine şikayeti üzerine belediyeye soruşturma açılmış, vergiden vazgeçilmiştir (Beyoğlu,2001:48). Sinemanın ilk yıllarından itibaren rüsum adı altında alınan verginin hep sorun olduğu görülmektedir İlk Kurumlar ve Filmler I.Dünya Savaşının başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk Sinema Tarihinin ilk filmi olan Ayastefanostaki Rus Abidesinin Yıkılışı 14 Kasım 1914 te çeker. 7

10 Yönetmenliğini ve senaryosunu Celal Esat Arseven in üstlendiği Koruyan Ölü, 1917 de yurtdışında çekilen ilk film olarak tarihe geçmiştir. İlk konulu film denemesi olan Leblebici Horhor Ağa nın çekimi ise, 1916 yılında başrol oyuncularından birinin ölümüyle yarım kalmıştır. Sedat Simavi nin 1918 yılında çektiği Alemdar Mustafa Paşa, ilk tarihi belgesel film denemesi olmuştur ( Film işletmeciliği özellikle yabancı ve gayrimüslim nüfus tarafından yapılırken, sinema üzerine ilk kurumsallaşma devlet eliyle gerçekleştirilmiştir. Almanya gezisinde propaganda ve eğitim amacıyla sinema aygıtının kullanımını gören Harbiye Nazırı Enver Paşa, orduda da benzer bir kurumun kurulmasını istemiştir. Merkez Ordu Sinema Dairesi (MOSD) askeri konularda film yapmak amacıyla 1915 te kurulmuş ve başına Weinberg getirilmiştir. Weinberg ve Uzkınay MOSD da çeşitli savaş, manevra vb. belge filmleri çekmiş, bununla yetinmeyip konulu filmlere de yönelmişlerdir te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti (MMC) yarı-askeri bir kurumdur ve sivil halkın orduya desteğini sağlamak amacındadır. Çeşitli aktiviteler yapan cemiyetin, kuruluş sözleşmesinin l5.maddesinde yer alan konser, tiyatro, müsamere vesaire düzenlemek ibaresinden hareketle film gösterileri gerçekleştirilmiştir. (Polat,1998:193) MMC nin üyelerinden biri olan Sedat Simavi, cemiyet başkanı Dr. Hikmet Hamdi Bey i öykülü film yaparak gelir kazanmak konusunda ikna etmiştir (Çalapala,1946). Divanyolu nda bu amaçla bir stüdyo kurulmuş ve Simavi, burada Pençe (1917), Casus (1918) adlı filmleri çekmiştir. Bu filmler, ülkemizde çekilen ilk konulu uzun metraj filmlerdir. I.Dünya Savaşı bitiminde, önce MOSD daha sonra MMC nin faaliyetlerine son verilince, kullanılan araçların işgal kuvvetlerinin eline geçmemesi için savaşta yaralanmış askerlere yardım amacıyla kurulmuş yarı-resmi bir kurum olan Malul Gaziler Cemiyeti'ne devredilmiştir. Malul Gaziler Cemiyeti (MGC) 1919 yılında film yapımına başlamıştır. Cemiyet yalnız film çekmekle kalmamış, sinema ile ilgili cihazlar satan bir dükkan da açmıştır. 8

11 Bu dönemde sinema para getiren bir olaydı. I.Dünya Savaşı yıllarında yurtdışında yaşayan Celal Esad Arseven, anılarında para kazanmak için film yaptıklarını belirtmiştir (Arseven,1993:144). MGC nin ilk filmi, Hüseyin Rahmi Gürpınar uyarlaması olan Mürebbiye yi(1919) Ahmet Fehim Efendi çekmiştir (Fehim,2001:139) MGC nin ikinci filmi ise yine aynı yılda yapılan Binnaz dır. Binnaz, 500 liraya malolmuş, seyircilerin büyük ilgisini çekmiş, yalnız İstanbul'da on katı kazanç sağlamış, İngiltere ye bir iddiaya göre de Amerika ya gönderilmiş olması sinemanın karlı bir iş olduğunu ispatlamaktadır Değerlendirme: Veriler ve Yorumlar Almanya yı örnek alarak oluşturulan MOSD, yine Almanya daki gelişmeleri izleyememiş; onun gibi endüstrileşememiştir. MOSD un aygıtları çeşitli yarı askeri kurumları dolaştıktan sonra yine MOSD a dönmüştür. Cumhuriyet in kurulduğu 1923 yılına kadar yalnızca onsekiz film yapılmıştır. Sinema seyirciyle kurduğu bağ ile ekonomik bir alan olduğunu göstermiştir. Özellikle Binnaz ın başarısı bunun en tipik örneğidir Sinema işletmeciliği ya azınlıkların ya da yabancıların elindedir. Bu dönem içerisinde İstanbul da 32 devamlı, 12 yazlık olmak üzere 44 sinema vardır(çavdar,2001:49). Ayrıca İzmir, Trabzon, Giresun ve Ordu da sinema salonu olduğu bilinmektedir. Yapılan filmlerin, ham film girdisinin ve laboratuar teknik malzemelerinin nereden ve nasıl sağlandığına dair bugüne kadar ulaşılmış bir belge yoktur. Sinema salonlarında vergi sorun olmaktadır. 9

12 2.2 Özel Yapımevleri ve Muhsin Ertuğrul Tekeli Türkiye sinemayla savaş yıllarında tanışmış, konulu filmler yarı-resmi kurumlar tarafından yapılmış, halk sinemayı benimsemeye başlamış ve sıra yerli özel yapımevlerinin kurulmasına gelmiştir. Kurtuluş mücadelesini başarıyla tamamlayan ülke yeniden yapılanmaya başlamıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni kurumlar kurulmaya başlanmıştır. Yarı-resmi kurumlardan sivil yapımevlerine geçilmesi sinemanın da kendi kurumlarını oluşturmaya başladığının göstergesidir. Bu döneme ilk yapımevi Kemal Film (1922) ve İpek Film (1928) damgasını vururken yönetmen olarak tek isim 17 yıl boyunca Muhsin Ertuğrul dur te Ali Efendi Sinemasına sahip olan Seden Kardeşler ilk yapımevinin kurulmasına da öncülük ederler. Böylece, Türk Sinemasının işletmecilikten yapımcılığa geçişinin de öncülüğünü yaparlar. Millet Tiyatrosu ve Üsküdar Park Sinemasını çalıştıran Sinema İşleri Şirketi (Ali Efendi, Hacı Ömer Efendi, Şakir ve Kemal Bey) ile film yapım işine girer. Şirket, 1922 yılında sermaye ile kurulmuştur. Ertuğrul ile Kemal Film in ilk yapımı gerçek bir olaydan yola çıkmış olan İstanbul da Bir Facia-i Aşk (1922) adlı filmdir. Film seyirciden büyük ilgi görmüş, yerli film üretimine ve yerli filme ilgiyi artırmış ve Beyoğlu nun en büyük sinemasında yapılan ilk gösterimin geliri filmin maliyetini karşılamıştır(ertuğrul,1989:299). Filmin başarısı üzerine Ertuğrul, Kemal Filme bir stüdyo yaptırmayı teklif etmiş ve şirket bunu uygun görerek çalışmalara başlamıştır. Ertuğrul, bu stüdyoda Kemal Film in ilk çalışması olan Yakup Kadri uyarlaması Nur Baba yı çekmiştir (1922). Halide Edip uyarlaması Ateşten Gömlek (1923), Kurtuluş Savaşı sırasında aşk, Türk kadın oyuncuları gibi özellikleri ile seyirciden olumlu tepki alırken Kemal ve Şakir Kardeşlerin de yapımcılığı öğrendiklerini göstermiştir(ertuğrul,1989:303). 10

13 Ertuğrul daha sonra çektiği Leblebici Horhor (1923) ve Kızkulesi nde Bir Facia (1923) adlı filmler başarılı olmamıştır. Bu durum Ertuğrul ile Kemal Bey in arasını açmış, Dikimevi ndeki yönetici ve oyuncular arasındaki tatsız bir olay bahane edilerek stüdyo kapatılmıştır. Ertuğrul un bu ilk dönemi, Kemal Film in de ilk dönemini oluşturmaktadır. Kemal Film, 1951 de yeniden yapımcılığa başlayana kadar film ithalatçılığına ve sinema salonu işletmeciliğine devam etmiştir. Burada sinema ekonomisi açısından belirleyici bir öğe karşımıza çıkmaktadır: İşletmecilikten yapımcılığa geçen şirket, işler kötü gidince yapımcılıktan çekilmiş, ithalat ve işletmeciliğe geri dönmüştür. Bu iki açıdan önemlidir. Birincisi Türk sinemasının işletmecilik ve ithalatçılığa dayanan ekonomik yapısını göstermesi açısından; ikincisi ise yapımcılığın ana sermayesinin yine sinemadan ithalat ve işletmecilikten gelmesine karşın eğer yapımevi kendi kendini amorti etmezse, sinemanın diğer alanına geri dönülebilmesi bakımından Döneme Ait Tarihi Belgeler Kurtuluş Savaşı kazanılmış, daha Cumhuriyet ilan edilmeden, ülkenin yeniden inşası için çalışmalar başlamıştır. Bu durum içerisinde, devlet sinemadan yararlanmak istemiş, 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında gerçekleştirilen I.İzmir İktisat Kongresi nde Ziraat ve Maarif Meselesi bölümünde halkın eğitimi için sinemadan yararlanılması gündeme gelmiştir. Ziraat ve Maarif Bölümü nün 9.maddesi şöyledir(ökçün,1968:391): Ahlaka aykırı olanları yasaklamak koşuluyla, ziraat, sanayi, coğrafi, iktisat ve sağlık ile ilgili sinema filmleri göstererek köylülere gereken yararlı bilgileri vermek ve köylerin istatistik bilgilerini saptamak ve uygulamak, konferanslar vermek üzere, şimdilik her livada (beldede) birer gezici Ziraat okulu açılması. 11

14 Bu maddeden anlaşılacağı üzere devlet sinema sanayine yatırım yapmayı düşünmemektedir. Ancak; daha Cumhuriyet ilan edilmemişken, devletin halkı ğitmek amacıyla sinemayı kullanma düşüncesini, sinema için olumlu bir adım olarak görmek gerekir. Döneme ait bir diğer belge ise; Amerikan gizli belgeleridir. Türk Sineması üzerine hiçbir kişi ya da kurum istatistiki bilgi ve belge tutmazken, Amerikalılar Hollywood un dünyaya açılma sürecinde, 1926 yılında İstanbul/Türkiye piyasasını araştırmışlardır (Duru,2001: ). Alan, piyasa araştırması yapmak, başka bir deyişle dünyadaki eğilimleri öğrenmek ve pazar payını sorgulamak, endüstrileşmenin ve kurumsallaşmanın en önemli göstergelerini oluşturmaktadır. Raporda; sinemanın ülke geneline dağıldığı, Türk filmlerine seyircinin ilgisinin olduğu, biletlerden çeşitli belediye vergisi ve rüsumu alındığı belirtilmiş, Amerikan filmlerinin korsan olarak Avrupa dan getirildiğine vurgu yapılmış, İstanbul da resmi bir temsilcinin olmasının filmlerin izinsiz gösterilmesini engelleyeceğini ileri sürmüştür. Rapor, Türk Sinema piyasasının Amerikan Sinemasının yerleşmesi açısından oldukça uygun olduğunu vurgulamaktadır. Asker emeklisi ve sinema sanayi uzmanı Naci Bey in 1929 yılında Siirt Milletvekili Mahmut Bey e, Meclis'te görüşülmek üzere sunduğu, Türkiye de sinemanın durumunu ve ne olabileceğini anlatan rapor, sinema üzerine hazırlanan ilk çalışma olması açısından tarihi bir öneme sahiptir(1984,film Market:8-9). Sinema endüstrisinin geleceğini görebilen Naci Bey in saptamaları ve önerileri şöyle değerlendirilebilir: Devlet yurtdışında olduğu gibi kendi sinemasını kontrol etmeli, desteklemeli ve korumalıdır. Film işletmeciliği azınlıkların elinde olduğu, Yahudilik, Hıristiyanlık propagandası içeren ve genel ahlakı bozacak nitelikli olan ithal filmlerin denetimi için sinema ile ilgili bir kurumun kurulması zorunludur. Bunun için de yurt çapında yaygınlaşmış olan Tayyare Cemiyeti nin bir tekel olarak film işlerini yürütmesinin hem ekonomik hem de kültürel olarak ülkeye yararlıdır. Yerli film üretimi gereklidir. Konulu filmler ile kendimizi yurt dışına tanıtabileceğimiz gibi, öğretici filmler ile öğrenciler ve toplum eğitilebilir. 12

15 Dünyadan sinema endüstrisi örneklerinin verilmesine karşın, Türkiye de nasıl bir sinema endüstrisi kurulacağına dair herhangi bir saptamaya rastlanmamaktadır. Naci Bey, işin kurumsallaşmasından çok, ticareti ile ilgilenmiş ama bu bile, 1929 yılında düşünülüp, rapor halinde Meclise sunulması açısından oldukça önemli bir belge oluşturmuştur. 2.3 İpek Film ve Stüdyo Kurulması Kapalıçarşı da ipekçilik yapan, Eminönü nde bonmarşe işleten ve fotoğraf, sinema araç-gereçleri satan İpekçiler, 1920 li yılların başından itibaren film işletmeciliği ve ithalatçılığı ile uğraşmaya başlamışlardır. Kemal Film in yapımcılıktan çekilmesinden sonra boş kalan alanı İpek Filmi kurarak doldurmuş ve yılları arasında bu alanda ülkedeki tek yapım şirketi olmuştur(erkılıç,2003:38). Muhsin Ertuğrul, 1928 yılında Sovyetler Birliği nden ülkeye döndükten sonra İstanbul Şehir Tiyatroları nın başına atanmıştır. İpek Film yönetmen Ertuğrul la anlaşmıştır. Buna göre; tiyatro mevsimi bittiğinde boş kalan oyuncularla tiyatro oyunlarını beyazperdeye aktarmışlardır. İpekçiler sinemaya sesin gelmesi üzerine yeni filmlerini sesli çekmeye karar vermiş, Türkiye de sesli filmin teknik koşulları hazır olmadığı için bir ortak yapıma yönelmişlerdir. Dış sahneler İstanbul, Yunanistan ve Mısır da, iç sahneler ve seslendirme işlemleri Fransa da yapılan İstanbul Sokaklarında hem ilk sesli filmimiz hem de ilk ortak yapımımız olmuştur (Türk- Yunan-Mısır). Filmin, seyirciden büyük ilgi görmesinden etkilenen İpekçiler, Ertuğrul un yönlendirmesiyle stüdyo kurmaya karar vermişlerdir. 13

16 İpekçiler, Nişantaşı ndaki bir ekmek fabrikasını alarak stüdyo haline getirmişlerdir. Ertuğrul un yönetiminde gerçekleştirilen stüdyo Alman teknik adamları tarafından gününün teknolojik imkanlarına uygun olarak donatılmıştır. İpekçiler, 1932 yılında Alman sistemine göre sesli çekim yapmaya uygun bir stüdyo kurarak, Türk Sinemasında en büyük yatırımı gerçekleştirmişlerdir. Bu, ayrıca 1943 yılına kadar sürecek olan Türk Sinemasının sesli döneminin başlangıcı olacaktır(erkılıç,2003:40) Türkiye Sinema ve Filmcileri Birliği 1932 yılında İstanbul da Türkiye Sinema ve Filmcileri Birliği adlı, sinema ve filmciliğin gelişimi ve ilerlemesi için çalışmayı amaçlayan bir dernek kurulmuştur(akçura,1995:132). Kurucu üyeleri dönemin ithalatçıları ve işletmecilerinden oluşan dernek, ilk sinema örgütlenmesidir. Dernek, filmcileri hukuki olarak korumak, hükümet ile ilgili işlerde savunmak, kendi aralarında oluşabilecek sorunları çözmek, sinema ve filmcilik üzerine konferans vermek, yabancı ülkelerdeki benzer kuruluşlarla ilişkiler kurmak gibi çalışmaları amaçlamıştır. Dernek, üyelerini ithalat girdileri ve işlettikleri sinema salonlarının durumuna göre sınıflayıp ona göre aidat almaktadır. Dernek olumlu karşılanmış ancak 1933 te Halil Kamil in Amerika ziyaretinde kendisini Türkiye Sinema ve Filmcileri Umumi Mümessili olarak tanıtması gerekçesiyle, yönetimin istifasını takiben dağılmıştır(erkılıç,2003:41). 14

17 2.3.3 Atatürk ün Sinemaya Katkısı Atatürk ün film izlemeyi sevdiği(erksan,1989), sevmenin ötesinde okumayazma oranının çok düşük olduğu Türkiye de filmler aracılığıyla halkı eğitmek isteğini 1923 İktisat Kongresi nde gösterdiğini, bunun uygulamasını da 1932 den itibaren halkevlerinde düzenli tüm gösterimleriyle (eğitim amaçlı haber tanıtım ve kısa filmler vb.) ortaya koyduğu bilinmektedir(duruel,2002) yılında 124 halkevinde toplam 713 film gösterilmiştir; 1950 yılında kapanan Halkevlerinin hemen hemen her birinde 16 mm lik göstericiler mevcuttur(korkmaz,1997). Belediye vergisi, 1930 larda da sorun oluşturmaktaydı. Belediyeler her biletten % 33 vergi alıyordu. Atatürk, bir film izlerken salonun boş olduğu görmüş ve vergiyi % 10 a indirmiştir. Atatürk sanatçılara verdiği bir davette Muhsin Ertuğrul a Devlet Reisi olarak size soruyorum: Hükümetten ne gibi yardım istersiniz. diye sormuştur. Ertuğrul un yanıtı sinema açısından oldukça çarpıcıdır: Beni en çok ilgilendiren bizden sonraki tiyatronun durumuydu. Onun için benden cevap bekleyen Gazi Mustafa Kemal e Bir tiyatro mektebi istiyorum Paşam! diyebildim.(ertuğrul,1989:306) Ertuğrul böylece belki de sinemanın önündeki en büyük şansı değerlendiremediği gibi, geleceğini de engellemiştir. Ertuğrul hep tiyatrocu olmuş, sinemayı ek bir iş olarak görmüştür(erkılıç,2003:43). 2.4 Özel Yapımevlerinden Sektörel Oluşuma Geçiş Bu dönem içersinde sansür yasası, İpek Film dışında, Ha-Ka Film, Ses Film, Atlas Film gibi yapımevlerinin yapımcılığa başlaması; sessiz film çekip dublaj yapma yönteminin benimsenmesi; 1948 vergi indirimi; Mısır ve Amerikan filmlerinin etkisi sinema alanındaki başlıca karakteristik olaylardır. 15

18 2.4.1 Yeni Yapımevlerinin Kurulması İpekçi ve Ertuğrul un tekeli, Halil Kamil in 1934 te Türk Film Stüdyosu olarak kurduğu şirketi sonradan Ha-Ka Film (1937) yapmasıyla son bulmuştur. Yönetmen Faruk Kenç ile anlaşan Halil Kamil, Sovyet teknisyenlere yaptırdığı garajdan bozma stüdyoda konulu film çalışmalarına başlamıştır. Necip Erses in kurduğu Ses Film, dublajcılıktan yapımcılığa geçmeye karar verir. İthalat, dublaj ve işletmecilik yapan Ses Film in ilk filmi ironik bir şekilde sessiz çekilen: Dertli Pınar (1943) olur. Kenç, kamera ve stüdyo bulamayınca çözümü sessiz çekmekte bulmuş ve filmi baştan sona kadar sessiz çekmiştir. Bu dönemde sektöre daha birçok yeni yapımcı ve yönetmen girmiştir. Faruk Kenç ve Turgut Demirbağ gibi bazı yönetmenler de yapımevi kurmuşlardır. Bu dönemde oluşan yapımcı-yönetmen modeli halen günümüzde de devam etmektedir. Ayrıca bu dönemde yüksek sermayeli, modern yapımevleri ve stüdyolar kurulmuştur Vergi İndirimi Atatürk ün talebiyle % 33 ten % 10 a düşürülen eğlence resmi, Atatürk ün ölümüyle %75 e yükseltilmiştir yılında Belediye Gelirleri Kanunu nda yapılan değişiklikle bu oran yabancı filmler için % 70, yerliler için ise % 25 olarak değiştirilmiştir. Bu indirim iştah kabartmış, birçok yapımevi ve sinema çalışanı alana girmiştir. Yerli filmlerden alınan eğlence vergisinin düşük olması nedeniyle, Anadolu sinemaları yabancı filmlerden uzaklaşarak yerli yapımlara yönelmiştir. Özellikle 50 li yıllarda olumlu ve olumsuz birçok özelliğini gösterecek olan bu vergi indirim aynı zamanda sinema ekonomisi açısından bir dönüm noktası olmaktadır. 16

19 2.4.3 Dönem Raporları Bu bölümde, Fikret Adil in notlarındaki sinema raporu, Yerli Film Yapanlar Cemiyeti Raporu ile Amerikan Elçiliğinin tuttuğu sinema raporu değerlendirilecektir. Fikret Adil Sinema Notları yılları arasında yaşamış olan yazar Fikret Adil in tuttuğu sinema notlarından 40 lı yılların sonunda Türk sinemasının durumunu öğreniyoruz.(akçura,1991:85)adil, hem dönemin ekonomik verilerini saptamış hem de eksiklikleri belirterek çözüm önerileri sunmuştur: 180 sinema salonu olduğu, 60 şehirde film gösterildiği, filmlerin vasati 100 lira olduğu, Türkçe dublaj yapılmış film 400 lira olduğu, yabancı bir filmin 7000 liraya kadar alındığı belirtilmiştir. Bir filmin Türkçe dublajı 7000, musikili ise 9000 lira, dublaj için stüdyo kirası ise 3500 liradır. Stüdyo kirası lira. Yerli filmin maliyeti bin TL dir. Yerli film yapmak için 3 stüdyo var. İpek Stüdyosu, Ses Film Stüdyosu ve Halil-Kamil Stüdyosu. Dublaj için Marmara Stüdyosu ile Doğan Stüdyosu. Sesli film stüdyosuna ihtiyaç olduğu, bunun için ise lira gerekiyor. Sinema sektöründe, rejisör, makyajcı, dekoratör, elektrikçi, operatör, prodüksiyon şefi, ses mühendisi elemanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu elemanlar asgari 3 yıl stüdyoda çalışmak zorunda olmalıdır. Bu iş için kaynak olarak Basın Yayın Umum Müdürlüğü nün her yıl lira bütçesi olduğu ve bunun gereksiz yere kullanıldığına dikkat çekilerek, bu iş için kaynak olabileceği belirtiliyor. Sinemaya başka sanayi kollarından finans desteği olması gerektiği belirtiliyor. Sinemanın sorunlarının çözümü için: Kültür işi olarak ele alınması gerektiği, dışarıdan gelen filmler azaltılarak ihracata önem verilmesi gerektiği, dış satışın hiç olmazsa komşularla gerçekleştirilebileceği ve kültürel bir propaganda olarak değerlendirilmesi gerektiği, dış pazarlarla gelir kaynağı yaratılabileceği belirtiliyor. 17

20 Yerli Film Yapanlar Cemiyeti Raporu 1946 yılında Yerli Film Yapanlar Cemiyeti ile Sinemacılar ve Filmciler Cemiyeti adlı iki yeni dernek sinemamızdaki örgütlenme çabaları olarak karşımıza çıkar. Yerli Film Yapanlar Cemiyeti nin kuruluş sözleşmesinde ve daha sonra Filmlerimiz adlı broşüründe yer alan bildiride devletin, endüstri şekline gelmesi zorunlu olduğu belirtilen bu sanat dalına yardım etmesinin şart olduğu vurgulanmaktadır(scagnamillo,1989:97-98). Bildiride Türk Sinemasının iç pazara mahkum oluşunun sorunlarına dikkat çekilerek sinemanın kalkınması için yapılan öneriler şunlardır: Yapımcılara göre filmler bin liraya mal olmakta ( ), aynı film muhtelif şehirlerde en çok 85 sinemada gösterilerek bin lira toplayabilmektedir. Her yönden yardıma ve yapılanmaya ihtiyacı olan yerli film sanayisinin kalkınabilmesi için; 1- Telif ve tercüme eserleri kazanç vergisinden muaf tutan kanun, bu sahada da uygulanmalı ve filmlerin satış-icrar(işletme) gelirleri de kazanç vergisinden muaf tutulmalıdır. 2- Yerli filmde çalışan artist, müzisyen, teknisyen ve bütün sanatçılar kazanç vergisinden muaf tutulmalıdır. 3- Herhangi bir sinemada yerli film gösterildiği sürece, biletler üzerinden alınmakta olan %75 temaşa vergisi ya tamamen kaldırılmalı, ya da tiyatro, konser ve yabancı sanatçıların gösterileri sırasında alınmakta olan orana (%20) indirilmelidir. 4- Yeni stüdyolar kurulabilmesi için dışarıdan getirilecek araç ve diğer malzemelerle, boş sinema filmi gümrük resminden muaf tutulmalıdır. Amerikan Belgelerinde Türk Sineması Amerikan İstanbul Elçiliği görevlilerinden Zissi Hadji Savva ve P.C. Hutton ın hazırladığı yıllarını içeren raporlardan Türk sineması üzerine özetle şu bilgileri ediniyoruz: 18

21 yıllarında Amerikan, İngiliz, Yunan, Mısır, Rus, Fransız, İsveç, İsviçre, İtalya ve Hollanda dan film ithal edilip bunlara sırasıyla TL ve TL harcanırken, aynı yıllar Kıbrıs, Mısır, Yunanistan ve Fransa ya film satımı gerçekleştirilip sırasıyla ve TL gelir sağlanmıştır. Yani film ithalatına harcanan para film ihracının yaklaşık 1946 yılı için 8, 1947 yılı için 5 katıdır. Türkiye dış pazara film satan bir ülke olmaktan çok, dış pazardan film ithal eden bir ülke görünümündedir. Ayrıca Türkiye uluslararası telif protokolünde yer almadığı için telif haklarını koruyan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Türk film endüstrisinin karakteristik problemi olanaksızlık ve deneyimli eleman eksiğidir. Ham film malzemesi üretimini yapacak imkanlar yoktur. Hükümetin yerel film üretimini destekleyen herhangi bir yasal girişimi bulunmamaktadır. Yapımcılar yerli filmlerin vergiden muaf olması ya da en azından yabancı filmlere oranla daha az vergi alınması için yasal bir düzenleme önerisini onaylatma girişimindedirler. Yerli sinemacılara göre vergi oranı yüksektir vergi indirimi öncesinde net bilet fiyatının % 75 i vergi olarak alınmaktadır. Türkiye de film endüstrisinden elde edilen gelire dair (yapım, dağıtım, gösterim) herhangi rakamsal bir veri yoktur. Ticari tahminler bu rakamın TL olduğu yönündedir. Amerikan yetkilisi 1946, 1947, 1948 yılları içinde Amerikan ürünlerinin satışında Amerikan filmlerinin etkisinin olmadığı, ama ileriki yıllarda olabileceğine dikkat çekmektedir. Buzdolabı, radyo ve benzeri ev eşyaları ile motorlu taşıtta vergi sorunu olduğu, ileriki yıllarda filmlerin etkisiyle pazar oluşturulabileceği belirtilmektedir. 2.5 Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Sinema, başlangıcından itibaren seyirciyle bağ kurmuş, kendi içinde bir ekonomik döngü oluşturmuş, özellikle 1948 vergi indiriminden sonra ekonomik değer atfedilen bir alan olmuştur. 19

22 1949 yılında 18 yapımcı, 228 salon bulunmaktadır. Bu yıl gösterime giren yabancı film sayısı 150 iken, yerli film sayısı ise sadece 19 dur. Bu dönemde sinema işinde en çok tanıtım ve reklam alanı ihmal edilmiştir. Türk Sinemasında ithalatçılar, işletmeciler, dağıtımcılar her zaman belirleyici olmuştur. Kemal Film, İpek Film, Halil Kamil Stüdyosu, Ses Film ithalatçılık ve işletmecilikten, sermaye birikimi sağlamış bununla yapımcılığa geçmişlerdir. Başka bir kaynaktan beslenemeyen Türk Sinemasında ithalatçıların egemenliği bir zorunluluk olmuştur. Kapalı bir ekonomik üretimde yalnızca seyirciden gelen para ile sektör döndürülebilmiş, bu da işletmecilik dağıtımcılığı kaçınılmaz olarak sinema endüstrisinin omurgası yapmıştır lı yılların sonunda Türk Sinemasının sektörel varlığının milyon TL civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu zayıf ekonomik yapı, 50 li yıllarda artan film sayısı ve yapımcı ağırlıklı üretim şekliyle kendi modelini oluşturabilecektir. 2.6 Sinemanın Sektör Olarak Varlığı( ) 1948 vergi indirimiyle birlikte ivme kazanan Türk Sinemasına arasında yapımevleri ağırlıklı üretim süreci, arasında bölge işletmeleri egemenliğinde bir üretim tarzı hakim olmuştur arası dönemde ise 1970 lerin ortalarından itibaren televizyonun yayın hayatına girmesi ile gündelik yaşamı etkileyen şiddet ve terör olayları yüzünden dağılma sürecine girmiştir. Bu dönemlerin belirleyici öğesini seyirci oluşturmuştur ve 60 lı yıllar gerek nitelik gerek nicelik bakımından Türk Sinemasının Altın çağı olarak nitelendirilmiştir. 20

23 Yılları Arasında Türk Sinemasının Mali Yapısı Bu dönemin karakteristik özellikleri şöyle sıralanabilir: Ekonomik hayatta ithal-ikameci serbest piyasa ekonomisi ve enflasyonist tutum, halkın tüketim taleplerinin artışı, elektrik ve ulaşım ağı hizmetlerinin gelişimi, askeri, siyasi ve ekonomik açıdan ABD ile yakınlaşma, AET ye girme çabaları, köyden kente göç, radyonun yaygınlaşması ve basın özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır. Bu dönemde 1948 vergi indirimine bağlı olarak yapımevi ve film sayısında artış gözlenmiştir. Artan yapımevi sayısı, film sayısının sürekli yükselişi ithalatçılık ve işletmecilik yapan sinemacıları yerli film yapımına yöneltmiştir. Ancak sinema kurumsallaşma çabaları içinde değildir. Ekonomideki en küçük oynamalardan olumlu ya da olumsuz şekilde etkilenmekte, kurumsallaşamadığı için kendi iç dinamiklerini oluşturamamaktadır. Bu dönem içinde 126 şirket kurulmuş olmasına rağmen bunların çoğu kısa soluklu olmuştur. Bu yeni yapımcıların arasında alana sinema dışından sermaye getirenler bulunmakla birlikte, sinemanın kendi sermayesini oluşturabileceği fikrinden hareket edenler çoğunluktadır. Bunlar arasında oyuncu ya da yönetmenlerin kurduğu küçük yapımevleri vardır; yapımcıyönetmen tipi bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu durum, yapımcılar arasında ortaklıklara yönelimi zorunlu kılmıştır. 50 li yıllarda üretilen 560 filmin 365 in ortak yapımlar oluşturmaktadır(özön,1967:256). Artan yapımevi ve filme rağmen yeterli sermaye birikimi yoktur li yıllarda öncelikle seyirci ile bağ kurmuş ve artan seyirci-salon sayısı ile sektörü döndürebilmiştir. Anadolu da elektriğin yaygınlaşması ve büyük kentlere göç yerli yapımların seyirci kitlesini genişletmiştir ların sonunda 20 milyon olan seyirci sayısı yıllarında 60 milyon, koltuk sayısı ise 175 binden 400 bine yükselmiştir.(die verileri) 1950 lerin başında birinci vizyon sinemalarda yerli yapıma yer vermeyen işletmeler, 1950 lerin sonuna doğru yerli filme hafta ayırma zorunluluğunu hissetmişlerdir(scognamillo,1989) yılında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kabul edilerek, telif konusunda Türkiye de ilk kez yasal bir düzenleme yapılmıştır. 21

24 2.6.2 Yüzdelik Uygulaması Lütfi Akad, ilk çalışması olan Vurun Kahpeyi filmini o sıralarda muhasebesini tuttuğu Erman Film le gerçekleştirmiştir. Akad, oldukça ilkel koşullarda çalışmış ancak Vurun Kahpeye ticari açıdan başarılı olarak 45 günde masrafları çıkarmıştır. Bunda yapımcı Hürrem Erman ın payı büyüktür(dorsay,1973:24). Filmin tüm maliyeti TL dir. Film Taksim Sineması nda 5 hafta oynadı. 1.haftasında 6000 küsur lira hisse aldım. 2.haftaya devam edecek misiniz dedim. Tabii dediler. Bu sefer ben onlara bir teklif yaptım. 2. ve 3. hafta için 5000 er liraya siz bana sinemayı kiralayın dedim. Görülmemiş şeydi bu. Hisseme 7000 TL düştü. Yalnız birinci vizyon olarak Ankara da hissesine düşen, aldığı para TL olmuştur. "Damga ile başladığım pursantaj yoklamasını bu filmde iyice genişlettim. Bursa da Setbaşı nda Mustafa Bey in bir sineması vardı. Vurun Kahpeye için 5000 TL istedim... Sonra pursantaj olarak rüsum ve reklam masrafları çıktıktan sonra kalan üzerinden % 50 ye anlaşıık küsur lira aldım, filmin Bursa gösterisinden. Fransızca pourcentage sözcüğü yüzdelik anlamına gelmektedir. İleriki yıllara Türk sinemasına bir yöntem olarak yerleşecek olan pursantaj uygulamasında yapımcının görevlendirdiği yapımevi elemanı, (pursantaj memuru) filmi gösterime sokmak için çeşitli şehirlerdeki sinema salonlarına götürür. Sinema salonu sahibi ile kar üzerinden anlaşarak filmin gösterimini sağlar. Pursantaj memuru, gösterim sırasında kesilen biletleri kontrol ederek sinema salonu sahibinin ya da işletmecinin, biletten kaçırmasına olanak tanımaz. Kar, rüsum ve reklam giderleri çıktıktan sonra %50-%50 ya da filme göre yüzde yapımcının lehine artırılarak paylaştırılır. Bu sistem yapımcıya, yatırımının daha kısa sürede ve eksiksiz olarak geri dönmesini sağlar(erkılıç,2003:69). 22

25 2.6.3 Bölge İşletmelerinin Kurulması Pursantaj sistemini takip eden bölge işletmelerinin tam olarak hangi yıl ve nasıl kuruldukları hakkında kesin bilgilere rastlamak zordur. Ancak 1950 li yıllarda, şube gibi çalışan bu işletmeler, zamanla güçlenerek bölge işletmeleri halini almışlardır. Yapımevi ağırlıklı bir üretim tarzının hüküm sürdüğü 1940 lı yılların sonu, 1950 li yılların başında yapımcılar, Anadolu ya giderek film dağıtmışlardır. Dağıtım, posta ya da demiryolu ile sağlanmıştır. Bu tür dağıtım, kargo taşımacılığı ve ulaşım yolları gelişmediği için zahmetli bir iştir. Pursantaj memuru olarak Anadolu'yu dolaşan Turan Tung, Adana bölge işletmesini, 1951 yılında kurduğunu iddia etmektedir.(film Market,1982:5) Adana yı Ankara ve Samsun bölge işletmeleri izlemiş daha sonra da İzmir ve Zonguldak işletmeleri kurulmuştur. Türkiye 6 işletme bölgesine ayrılmıştır. Bölge işletmecisi, anlaşmalı olduğu filmlerin kendi bölgesinde dağıtımını üstlenip, işletmeciliğini yapmıştır. Alana dışarıdan sermaye girmemesi ve Anadolu da sinemaya artan ilgi bölge işletmeciliğini yapım aşamasında söz sahibi yapmış, böylece 60 lı yıllarda sinemamızda bölge işletmeciliğine dayanan bir üretim tarzı oluşmuştur Yerli Film Yapanlar Cemiyetinin Raporu Yerli Film Yapanlar Cemiyeti, 1953 yılında Türk Filmciliğinin Dertleri adlı bir raporla, genel olarak Türk Sinemasının durumunu değerlendirip, temel sorunlarını ortaya koyarlar(şener,1971). 23

26 Bugünkü Türk Filmciliği 8 milyon cirosu, 7 milyon tesis sermayesi, 4 milyon aktif ve 2 milyon pasif sermayesiyle cem'an 21 milyon Türk liralık bir endüstri ve sanat koludur. Türk Filmciliği 1908 yılından 1945 yılına kadar senede azami 2 film imal etmişken yılları arasında 52 film vücuda getirmiştir. Müteakip yıllarda senede 50 filme yükselmiş ve sezonunda 60 film prodüksiyonuna yükselmiş bulunmaktadır. Bir endüstri ve sanat dalı olarak sinemanın sorunları hammadde ve rüsum olarak belirlenmiştir. Cemiyet sinemayla daha çok endüstri olarak ilgilenmektedir. Ham film ithalatı konusunda döviz sınırlandırması ve kota uygulamasına gidilmesine karşılık, işlenmiş film (yabancı film) ithalinde herhangi bir sınır olmamasını eleştiren cemiyet, ham film ithalatını büyük bir sorun olarak değerlendirmiştir. Cemiyetin tespit ettiği ikinci büyük sorun ise; belediyelerce 1948 vergi indiriminin farklı uygulanmasıdır. Bazı belediyeler, yerli film lehinde olan oranda % 60-% 40 ya da %25-%25 indirimler yaparak, yerli filmi, yabancı filmin karşısına koyduklarını tespit etmişlerdir. Belediye rüsumu çözülebilir görünürken, ham film sorunu Türk sinemasının temel sorunlarından biri olmuştur. Ham film alımının Ticaret Bakanlığı denetiminde kotalarla sınırlandırılması, 3000 m lik filme 6100 m negatif (ham film) kotası,(şener,1971:70) döviz akışının kontrolü ham filmde sorunlar yaratmış ve karaborsanın ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur. Bu durum film maliyetlerinde beklenmedik bütçe artışlarına neden olmuştur. Yapımevleri uygulanan kota karşısında ya başka şirketler kurup, bu şirketler aracılığıyla yeterli film alma yoluna gitmişler ya da o yılki film yapımı sırasında kendileri kısıtlamışlar veya projelerini ertelemişlerdir. Ham filmin karaborsaya düşmesi üzerine Halk Film sahibi Fuat Rutkay, ham film yapmak için girişimlerde bulunur. Bu amaçla Bakırköy deki stüdyoya yabancı uzmanlar getirtir, ama başarılı olamaz. Ülkede ekonomik durum kötüye gidince, 1957 yılında ekonomide koruma kanunları ağırlaştırılır. 24

27 2.6.5 Sinemaya Dış Finansman Türk Sinemasının en önemli sorunlarından birini oluşturan sinema dışı alanın sinemaya finansal destek olmayışı, 1950 lerin başında kırılacak gibi görünmüş; fakat bu gerçekleşmemiştir lerin başında Yapı Kredi Bankası sinemayla ilgilenmeye başlamış ve küçük bir stüdyo kurma girişiminde bulunmuştur. Ertuğrul büyük olanaklarla ilk renkli Türk filmi denemesini gerçekleştirdiği Halıcı Kız (1953) başarısız olur. Seyirciyi memnun etmediği gibi, sinema dışı finansmanı da ürkütür. Yapı Kredi Bankası sinema alanına yatırım yapmaktan vazgeçer. Kurdukları stüdyoda Doğan Kardeş adına İlhan Arakon a belgeseller yaptırırlar Bono ve Amortisman Sistemleri 1950 lerin ortalarında Türk Sineması 60 civarında film yapmaya başlayınca, ekonomik olarak da ciddi bir sektör haline gelmiştir. Oyuncuların kendilerini güvence altına alma istekleri bono uygulamalarını gündeme getirmiştir. Bonolu sistemde yapımcı peşin para ile çalışmamaktadır. Filmin küçük bir kısmı peşin paralarla gerçekleştirilmekte kalanı vadeli ticaret senedi olarak nitelenen bonolarla ödenmektedir. Para yerine bono alan oyuncu ya da diğer çalışanlar, bunu küçük bir farkla serbest piyasada kırdırarak paraya çevirmektedirler. Türk Sinemasının bir anlamda olumsuz olarak etkileyen tefeci-bonocu söylemlerinin yerleşmesini sağlayan bu sistem aynı zamanda sinemada az paraya iş yapmayı yerleştirmiştir. Özellikle 60 lı yıllarda bölge işletmeciliği egemenliğindeki sinema tamamen bonolarla çalışmaktadır. 25

28 Amortisman sistemi ise verginin ödeme şekli olarak özetlenebilir. Bir filmin kendisini 5 yılda amorti edeceği öngörülür. Yıllara göre kazanç yüzdeleri birinci yıl % 60, 2.yıl % 20, 3.yı1 % 10, 4. ve 5. yıl ise % 5 olarak hesaplanır. Filmlerin gelirinden amortisman payları ayrılıp vergileri peşin olarak ödenir. Film parasını çıkarmadan vergisini ödemek anlamına gelen bu sistem yapımcıyı zarara sokmaktadır. Yapımcılar bu zararı karşılamak için bir çözüm bulmuşlardır. Yıl sonunda bir film yapılır, bu filmin maliyeti o yıl için ödenmesi gereken vergiden fazladır. Bu durumda yılsonunda zarar gösterilerek vergi ödenmez. Yıl sonunda yapılan bu filme amortisman filmi denilir. Artan film sayısında ve kalitenin düşmesinde sadece vergi ödememek için yapılan amortisman filmlerinin rolünü de unutmamak gerekmektedir(erkılıç,2003:80) Devalüasyonun Sinemaya Etkisi Sinema sektör olarak kendi dinamiklerini tam olarak oluşturamamışken, ekonomik gidişatın olumsuzlukları kendini sinemada hemen göstermiştir. Demokrat Parti nin ithal ikameci liberal ekonomi anlayışı, kısa sürede İkinci Dünya Savaşı sırasında biriktirilen rezervlerin kaybedilmesine neden olmuş, Marshall yardımı gibi suni yardımlarla geçici canlanmalar sağlansa da temel ekonomik verilerde olumsuz bir duruma yol açmıştır. Borçların ödenememesi ve dışa bağımlılık kambiyo krizi yaratmış ve hükümet 1958 yılında 2.80 TL nin 1 dolara eşit olduğu resmi kura karşılık doların karaborsada 20 TL ye eşit olmasından dolayı dolan 9 TL ye eşitlemiştir(kazgan,2002). Bu ekonomik olumsuzluğun sinemaya etkisi 2 şekilde olmuştur. Birincisi ham film giderlerinin yükselmesi, ikincisi ise film ithalatçılarının zarara girmesi şeklinde görülmüştür. İthal filmin maliyetinin 3 katına çıkması üzerine film ithalatına kota uygulamasına başlanmıştır. Bu durum, yerli yapımlar için olumlu bir adım olarak değerlendirilmiştir(şener,1971:71). Ekonomik kriz film maliyetini arttırmış, 26

29 karaborsayı yoğunlaştırmış, buna karşın ithal edilen yabancı filmlere konan kota ile de olumlu bir işlevi görmüştür Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Tablo I de görüldüğü üzere; 1958 krizi ile birlikte yabancı filmlerdeki azalmaya karşılık, yerli film yapımında büyük bir artış olduğu görülmektedir. Bu dönemde; 126 yeni şirket kurulmuş, ancak bu şirketlerin çoğu uzun ömürlü olmamıştır. Ayrıca bu şirketlerin birçoğu oyuncu ya da yönetmenler tarafından kurulduğundan sinema dışı alandan bir para akışı da söz konusu olmamıştır. Buna karşılık sinema sektör olarak gelişimini sürdürmüş, rantabilite sağlayan bir alan haline gelerek kendi içinde sermaye akışını gerçekleştirebilen bir yapıya dönüşmüştür. Sinema sektörünü besleyen temel öğe seyirci sayısındaki artış olmuştur. Tablo I: arası film, seyirci, salon ve yapımevi sayıları (Bozis,1969). Yıl Yerli Film Sayısı Yabancı Film Sayısı Toplam Film Sayısı Seyirci Sayısı Salon Sayısı Yerli Yapımevi Sayısı

30 Bu yıllarda vizyona giren Onu Ben Öldürdüm ve Uç Baba Torik filmlerinin maliyetlerinin yaklaşık 5 katı kadar hasılat yapması yapımcıların iştahını kabartmıştır. Bu filmlerin gösterimleri ilk yılla sınırlı kalmamış, azalan hasılatlara rağmen filmler birkaç yıl daha vizyon yapabilmişlerdir. Film sayısının azlığı ve yerli filme ilgi, sektörün kapalı bir ekonomik yapısı olmasına karşın, filmlerin geniş bir zaman diliminde vizyon olanağı bulmasıyla kendi ekonomik döngüsünü oluşturabilmiştir. Film maliyetini çıkardığı gibi, yapımcısına azalarak da olsa gelir getirmeye devam etmektedir. Pursantaj ve amortisman sistemi ile birleşen bu gösterim şekli sinemanın ekonomik bir alana dönüşerek yapımcılığın egemenliğindeki üretim tarzının oluşmasına yol açmıştır(erkılıç,2003:90) : Bölge İşletmeciliği Egemenliğindeki Üretim Tarzı Bu dönem siyasi olarak iki darbe arasını kapsar ihtilali ve 1980 askeri darbesi dönemi Türk Sinemasının Altın Çağı olurken, ise artan şiddet olayları ve televizyonun etkisiyle bu sürecin çözülmeye başladığı yıllar olmuştur : Sinemanın Altın Çağı Bu dönemde planlı ekonomiye geçilmiş, ithal ikameci politikalar izlenmiş ve AET ile Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır. 60 lı yıllar nicelik ve nitelik açısından Türk Sinemasının Altın çağı olmuş ve ulusal karakterin yerli yapımlarda ortaya çıkmasını sağlamıştır. Metin Erksan ın Susuz Yaz adlı filmi 1964 yılında Berlin Film Festivali nde Altın Ayı Ödülünü almıştır. 28

31 2.7.2 Bölge İşletmeciliğine Dayanan Üretim Tarzı 1950 li yıllarda kurulan bölge işletmeciliği, 60 lı yılların başında yerli film üretiminde önemli bir finans kaynağı olmuş, 60 ların ortasında ise üretim tarzına tamamen egemen olmuşlardır. Türkiye 6 işletme bölgesine ayrılmıştır. İstanbul Bölgesi: İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Çanakkale, Edirne. İzmir Bölgesi: İzmir, Aydın, Muğla, Manisa, Burdur, Balıkesir, Isparta, Antalya, Afyon, Kütahya, Uşak, Denizli. Adana Bölgesi: Adana, Konya, Niğde, Mersin, Malatya, Kayseri, Van, Hatay, Gaziantep, Siirt, Urfa, Elazığ, Diyarbakır. Ankara Bölgesi: Ankara, Çankırı, Kırşehir, Bolu. Samsun Bölgesi: Samsun, Amasya, çorum. Artvin, Rize. Trabzon, Ordu, Sinop, Gümüşhane, Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı. Zonguldak Bölgesi: Zonguldak ve çevresi. Bölge işletmecileri, yapımcı ile sinema salonu sahibi/işletmecisi arasında bir tür komisyoncu gibi çalışır. Bölge işletmecileri, filmleri ya nakit ya da bono karşılığı satın alırlar ya da % 25 komisyon karşılığı bölgelerinde işletirler. İstanbul bölgesinde avans sistemi uygulanmaz(erkılıç,2003:94). Türk Sinemasında, kendine özgü bir üretim tarzı olarak bölge işletmeciliğine dayanan üretim şekli şöyle gerçekleşmiştir: Bölge işletmecileri, her yıl İstanbul a, yapımcıya, kendi bölgesinde ne tür filmlerin beğenildiğine dair bilgiler vererek, bir sonraki dönemin çekilecek filmlerinin sayısı ve niteliğinin saptanmasında en büyük rolü oynar ve filmlerin gerçekleşmesi için yapımcılara avans verirler. Böylece işletmeci salonlarında oynayacak filmleri garanti altına almış olur. İlerleyen süreçte, işletmeciler yapımcılar ve sinema sektörü üzerinde hegemonyalarını kurarak, oyuncu, tür, konu gibi temel öğeleri belirlemeye başlarlar. Bölge işletmecileri aynı 29

32 zamanda seyirci tepkilerini, beklentilerini birinci elden yapımcıya ulaştırarak bu beklentiler üzerinden yapılan filmleri tecimsel olarak garanti altına almış olurlar. Amerikan stüdyo sisteminin Türkiye ye özgü farklı bir adaptasyonu olarak değerlendirebileceğiniz bu sistemin en büyük olumsuzluğu farklı bir film yapmak isteyen yapımcı ya da yönetmenin şansının azalması; artan film sayısı nedeniyle benzer üretimlere yönelinmesi ve kaliteden ödün verilmesi ileri sürülebilir(erkılıç,2003:95). Bölge işletmeleri arasında da zaman zaman farklılıklar olmaktadır. Örneğin İzmir Bölgesi için efeleri konu alan filmler yapılırken, bu filmler Adana Bölgesi nde tutmamaktadır. Samsun bölgesinde daha muhafazakar filmler yapılırken, Adana Bölgesi ne vurdulu-kırdılı, göbekli sazlı filmler yapılmaktadır. Bu filmlerin büyük bir kısmı İstanbul Bölgesin de iş yapmayabilmektedir(abisel,1994:100) Yıldız Sistemi Bölge işletmeciliği üretim tarzında oyuncular ön plana çıkmış, filmler oyuncuların adlarıyla anılır olmuştur. Bu durum oyuncu ücretlerine yansımış, film yapım giderlerinde oyuncu ücreti ciddi bir kalem oluşturmuştur yılında hammaddeye TL, yönetmene TL, stüdyoya TL verilirken, erkek yıldız için TL, kadın yıldızlar için ise TL verilimiştir. Film maliyetinin beşte biri yıldız oyunculara gitmekteydi. Yıldız olgusu, oyuncunun yeteneği ile ilgili olsa da daha çok toplumun düşlerinin, gereksinimlerinin dolaylı ya da dolaysız yansımalarından oluşmaktadır. Bu sistemde yıldızı seyirci yaratmış, yapımcı da seyircinin seçimini değerlendirmiştir(büker,1993:11-16). Türk sinemasının yıldızları, sultanı, küçük hanımefendisi seyircinin seçimleri doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Yıldızların gelişiminde Yıldız Dergisi nin oyuncu yarışması ve sonunda kazananları desteklemesi de etkili olmuştur. 30

33 Oyuncunun, yıldız olgusu ile birlikte önemli bir yer oluşturması, yapım giderlerinde oyunculara ayrılan payın artmasına neden olmuş; yıldızın bir filmin tamamlanıp tamamlanmamasını belirleyecek bir güce ulaşmasına neden olmuştur. Yıldızlar, yapımcılarla belli bir iş günü üzerinden anlaşarak filme başlarlar. Bu iş günü içinde film tamamlanamazsa, ya oyuncunun insafına kalır ya da oyuncuyla yeniden anlaşma yaparak filmi tamamlamak mümkün olurdu(erkılıç,2003:99). Yıldız sistemi, filmi seyirci karşısında garantiye alıyor gibi gözükse de, bu sistemin sektör açısından olumsuzlukları da olmuştur: Yapım maliyetinde yüksek yer tutması nedeniyle diğer kalemlerde kısıntı yapılması, belli tipler, karakterler, konular üzerinde yoğunlaşılması, yıldızlara verilen paranın sektör dışına çıkması, yıldızlara ödenen paranın yüksek olması nedeniyle küçük yapımevlerinin ayakta kalmaması vb. Metin Erksan, 60 lı yıllardaki yoğun üretim içinde kendi filmlerini kendi olanaklarıyla yapma yoluna gitmiştir. Filmlerinde yıldız oynatmamış fakat oynattıklarını yıldız yapmıştır de Acı Hayat la Türkan Şoray ı yıldız yapan Erksan, 1963 te Susuz Yaz la Hülya Koçyiğit i yıldız yapacaktır. Erksan ın Hülya Koçyiğit 'e rol vermesi yıldız sisteminin tutumu sonucu olmuş, buna karşılık Erksan yeni bir yıldız ortaya çıkarmıştır. Erksan, Türkan Şoray ve Ayhan Işık ı oynatmak istemiş ancak para konusunda anlaşamamışlardır. Yazıhanesinde çalışan Hülya Koçyiğit i ve ortağı Ulvi Doğan ı bu filmde başrol vermiştir. Susuz Yaz 1964 Berlin Film Festivali nde Altın Ayı ödülünü almadan önce gösterime girmiş ve seyirciden büyük bir ilgi görmüştür. Susuz Yaz ın tanınmamış oyuncularla yakaladığı başarı diğer yapımcı ve işletmecileri kızdırmış, Erksan dan dolaylı olarak böyle işler yapmaması istenmiştir. Susuz Yaz ın başarısına rağmen basında da pek yer almaması, dönemin sinemacılar ve eleştirmenler arasındaki soğukluğu göstermektedir. Yıldız olgusuna farklı bir yaklaşım da, Yılmaz Güney in oyuncu olarak Çirkin Kral mitosunu ortaya çıkarmasında görülür. Güney 1965 te Tunç Başaran ın On Korkusuz Adam filminde canlandırdığı kanyakçı tiplemesiyle seyirciyle bağ kurar. Bunu vurdulu-kırdılı aksiyona dayalı filmleri izler. Güney in bu filmleri özellikle Anadolu da büyük ilgi görür. Buna karşılık İstanbul un kenar 31

34 sinemaları dışında gösterim olanağı bulamaz. Ancak Güney in bu başarısı yapımcıların dikkatini çeker. Dar bütçeli, küçük yapımevlerinin gerçekleştirdiği bu filmlerin Anadolu da iş yapması üzerine büyük yapımevleri dolaylı olarak küçük yapımevlerini destekleyerek Anadolu dan gelen gelire el atarlar. Güney, Çirkin Kral ile yakışıklı adam hegemonyasına da darbe vurur. Yılmaz Güney i Çirkin Kral yapan yine izleyici istekleri, beklentileridir. Güney, halkın içinde bir tip yaratmıştır: Sert görünmeye çalışan, ama alabildiğine yumuşak bir kenar mahalle delikanlısı. Çirkin olmasına rağmen kızları kendine aşık edebilen, halkın sözcüsü olabilen bir tip. (Özgüç,1974:35-42) Bono-Senet İlişkisi Bölge işletmecileri egemenliğindeki üretim tarzında, yapımcıların, işletmeciden aldıkları avanslar ya senet ya da nakit olarak verilmekteydi. Filmler daha çok bono ya da senet olarak alınan avansın kırdırılması ile yapılıyordu. Uygulamaya; 50 li yıllarda oyuncuların kendilerini garantiye alma isteklerinden dolayı geçilmiştir. 60 lı yıllarda ise bono-senetler film yapımı için kullanılmaya başlanmıştır. Bu yapım koşulları, tefeci ve bankere dayalı olumsuz bir üretim sistemini doğurmuştur. Yapımcı aldığı bonoları tefeci ya da bankere % 2.5 ya da % 5 oranında kırdırmıştır(dirlik,1977:4). Bu durum yapımcının elindeki parayı kaybetmesine ve/veya paranın sinema sektörü dışına çıkmasına neden olmuştur. Bu bono-senet kırıcıların en önemlisi ise Ferdinand Manukyan dır(özgüç,1965:3-7). Ferdinand Manukyan, ablası genelev işletmecisi Manukyan ın desteği ile bankerlik yapmaktadır. Sinema alanındaki borsa-senet işlerinin finansı dolaylı olarak İstanbul genelevinden sağlıyordu. Manukyanlar sinema şirketi kurup bir süre yapımcılık da yapmışlardı. 32

35 Yapımcılar, bono-senet kıskacından kurtulabilmek için bankalardan kredi alma yolunu da denemişler ancak geri ödemeler düzenli yapılmadığı için senetler protesto edilmiş ve bankalar sinemacılara kredi vermemeye başlamıştır(saklambaç,1969). Bunun sonucunda yapımcılar tefeci ya da bankerlere bağımlı kalmış daha önce sektör içinde kalan ve sinemanın kendi kendini finanse etmesini sağlayan para sektör dışına kaymaya başlamıştır Kombin ve Sinema Ayakları Kombin için en az 3-4 yapımevi bir araya gelmekte ve filmlerini sezon boyunca gösterecek sinema salonlarıyla anlaşmaktadırlar. Kombinler kendi sinemalarını oluştururken ayaklar denilen bir sistem de kendiliğinden oluşur. Ayaklar, sinema salonunun durumu ve gösterdikleri filmlerin kalitelerine göre ayrılır. Filmler I. Sınıf, II. Sınıf, III. Sınıf olarak gruplanır. Sinemalar da bu gruplamaya uygun olarak sınıflandırılır. Kombine giremeyen şirketler ya salon bulamammışlar ya da ancak III. Sınıf ayakta kendilerine yer bulabilmişlerdir. Ayak tabir edilen sınıflandırma ve kombin sadece İstanbul da uygulanmıştır. Çünkü İstanbul, bölge işletmeciliğinin dışında kalan tek bölgedir(erklıç,2003:105) Renkli Filme Geçişle Artan Maliyetler 60 ların ortalarında yılda 1-2 film renkli olarak yapılırken, 60 ların sonunda bu sayı 50 lere ulaşmıştır.(scognamillo,1999) Böylece 1970 lere başlandığında renkli filme geçiş süreci tamamlanmıştır. Bu geçiş hem teknik altyapı, hem de ham film girdisinde yeni maliyet sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Ham film 33

36 karaborsaya düşmüş, sinemacılar için artı masraf oluşturan bu durum krizlere neden olmuştur. Öyle ki; 1969 yılında ham film ithalatı yüzünden yaşanan sorunlar nedeniyle 47 film şirketi kapanma noktasına gelmiştir. Bir kutu film 250 den 450 TL ye çıkmıştır(saklambaç,1969) Yaşanan krize rağmen, seyircinin renkli filme büyük ilgi göstermesi üzerine yapımcılar, artan maliyeti önemsemeden, teknik altyapı ve ekipman hazırlığı yapmadan renkli film yapmaya başlamışlardır. Teknik bilgisizlik ve bunların sonuçları, filmlerin resim kalitesini olumsuz yönde etkilemiş, dolayısıyla sinemacıların siyah beyaz dönemde oluşturdukları estetik ve birikim hazırlıksız olarak başlanılan renkli dönemde kaybedilmiştir Sektöre Yatırım Yapılmaması Türk Sineması üretim, salon ve seyirci sayısında altın çağını yaşarken sektörde dönen para, alan dışına çıkarılmış, sektörün gelişimi için yatırıma dönüştürülmemiştir. Sinema piyasasında bu durum kutuya para yatırına, batarsın olarak özetlenmiştir. Sinemadan kazanılan para, çokça eleştirildiği üzere yata, kata yatırılmış; para kazananların kendi güvenceleri için yatırım olarak değerlendirilmiştir. Sinemadan kazanılan para sinemaya dönmeyince sektör dar bütçeler, kısıtlı olanaklar ve yetersiz altyapıyla çalışmak zorunda kalmıştır. Bu durum kapalı bir ekonomiyi doğurmuş, dolayısıyla Türk Sineması iç pazarla yetinir olmuştur. Sinemadan kazanılan paranın sinema dışı alana yatırılmasında mevzuatların da payı olmuştur. İthal edilecek malzemelerin alınanda büyük vergiler ve kotalar yatırımcıyı bu işten soğutmuştur. Sinema alanına yatırımı teşvik edici düzenlemeler yapılmamıştır. 34

37 2.7.8 I.Türk Sinema Şurası(1964) Artan film sayısı ve sinemanın önemli bir toplumsal olgu haline gelmesi, devleti sinema üzerine düşünmeye iter. Susuz Yaz ın Berlin de Altın Ayı ödülünü alarak uluslararası başarı kazanması üzerine İstanbul milletvekili Suphi Baykam Sinema Danışma Kurulunu toplar. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Ankara Radyosu, Sinema yazarları temsilcileri, Film Prodüktörleri Cemiyeti, Sine-İş Sendikası, sinema ve stüdyo sahipleri ve Şehir Tiyatroları nın katıldığı Sinema Danışma Kurulu na Baykam bir teklif sunar. Ancak teklifi hayata geçirmez. Tartışmalar 4 ana başlıkta toplanabilir: 1) Filmlerin ve film senaryolarının kontrolüne dair nizamname ile ilgili sorunlar 2) Yerli filmciliğin düzenlenmesi ve teşviki 3) Sinema mesleğinin kontrol altına alınması 4) Filmcilik ve sinemacılık mesleklerine eleman yetiştirilmesi, kurs, okul vb.(erkılıç,2003:110). Sinema Danışma Kurulunda ele alınan konulara derinlemesine inceleme amacıyla, Turizm ve Tanıtma Bakanı Ali İhsan Göğüş ün başkanlığında 9-16 Kasım 1964 tarihinde I. Türk Sinema Şurası toplanır. Sinema sektörünü oluşturan temel sendika, birlik ve cemiyetler olan Sine-İş, Türk Film Rejisörleri Birliği, Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti temsilcileri, sinema yazarları ve devlet memurlarının sinema meslek örgütlerinin fikrini almadan şura düzenlemelerini protesto ederek, şuradan ayrılırlar. Sinema yazarı ve eleştirmenlerin yanı sıra az sayıda sinemacının yönlendirdiği şurada; Türk sinemasının temel sorunlarına değinilmeden kısa filmin desteklenmesi, yerli yapımlarda kaliteye prim verilmesi ve kaliteli filmlerden rüsum indirimi, Milli Filmcilik Merkezi nin kurulması gibi öneriler getirilir. Bakanlık, şura sonuçlarına göre bir yasa hazırlar. Bunun üzerine daha önce hazırlanan Baykam tasarısı rafa kaldırılır. Sinemacılar, ana sorunlar için çözüm üretilmediği gerekçesiyle şura sonuçlarını ve yasa tasarısını protesto ederler. Hazırlanan tasarı hükümete sunulmaz(erkılıç,2003:110). 35

38 Devletin sinemaya ilgisini ve sinemacılar ile sinema yazarları arasındaki çatışmayı göstermesi açısından önemli olan şura somut bir adıma dönüşmeden tarihte yerini alır Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Tablo II: Yıllara göre film ve yapımevi sayısı(scognamillo,2002:102) Yıl s/b film Renkli Film Toplam Film Yeni Yapımevi Salon lı yıllarda Türk Sineması yıldız sistemini yaratmış, başarısı kanıtlanmış belli bir konu ve temaları içeren filmler yapmış, bu filmlerin tanıtımını gerçekleştirerek bir sektör olarak varlığını göstermiştir. Bunda kuşkusuz bölge işletmecilerinin seyirci izlenimlerini ve beklentilerini birinci elden yapımcıya ulaştırmasının katkısı vardır. Ancak artan film sayısı kaliteden ödüne dönüşmüş, seyirci zamanla belli bir doygunluğa ulaşmıştır. 10 yıllık süreçte; film ve yapımevi sayıları artmıştır. 60 ların sonlarına doğru renkli filme yönelim başlamıştır yılında dünya film sektöründe; Japonya 442; Hindistan 332; Hong Kong 300 film üretirken Türkiye 241 filmle 4. sırada yer almaktadır(özon,1985:368). 36

39 Bu dönem içerisinde yapılan 1710 filmin 631 (%27 si) 17 şirket tarafından gerçekleştirilmiştir. Kurulan birçok şirket ya bir-iki film yapabilmiş ya da ortak yapımlar söz konusu olmuştur. Tablo III:1969 yılında sinema salonu ve koltuk sayısı (Çoş,1969:19-26). Bölge(İl sayısı) Marmara(10) Ege(8) Akdeniz(7) Güneydoğu(6) İç Anadolu(10) Karadeniz(14) Doğu Anadolu(12) Kapalı Salon Açık Salon Koltuk Sandalye Toplam Türkiye de toplam 3000 sinema salonu ile sinema seyirci ile geniş bir bağ kurmuş, halk eğlence ve bilgilenme mekanı olarak sinemayı seçmiştir. Bu durum sektör açısından ekonomik bir döngü oluşturmuştur. Tablo IV: Salon ve seyirci sayısındaki artışın yerli ve yabancı filmlere göre dağılımı(scognamillo,2002:102). Yıl Yerli Film Seyirci Sayısı Yabancı Film Seyirci Sayısı Yerli film seyirci açısından 60 lı yıllarda yabancı filmin egemenliği kırılmış ve onun önüne geçilmiştir. Bu süreçte bölge işletmelerine dayanan üretim tarzının payı olduğu açıktır. Oyuncunun adına göre değişen fiyatlarla filmler toplamda ortalama olarak ile lira arasında satılmıştır. Dolayısıyla maliyeti TL olan film büyük olasılıkla maliyetini çıkaramamıştır. Bu, kapalı iç pazara yönelik ekonominin sinemacılara dayattığı sonuçtur. 37

40 Artan film sayısı, filmlerin gösterim olanağını ve satış/alış fiyatlarını düşürmüştür. Dolayısıyla TL ye mal olan bir film iş yapsa da zarar etmek zorunda kalmıştır. Bu dönem içerisinde üretilen filmlerin 1966 yılı için ortalama maliyeti TL olarak düşünüldüğünde o yıl üretilen 229 filmin tüm yapım giderleri 57 milyon lira tutar. Oysa aynı yıl gazete, dergi ve broşür üretimi 112 milyon, radyo alıcıları üretimi 180 milyon olmuştur. Bu da Türk Sinemasının çok dar bir bütçe ile çalıştığını göstermektedir.(bozis,1969:8) Yıllık film üretiminin 50 lerde dolayından, 60 larda 200 lere tırmanması, filmin vizyon olanağını ortadan kaldırmıştır. Filmler belli bir hafta aralığında gösterim olanağı bulmuş, 50 li yıllardaki gibi vizyon şansını yakalayamamıştır. Avanslar karşılığı yetiştirilmek zorunda olunan filmler, dar zamanlarda, kısıtlı olanaklarla yapılmaya başlanmış, kaliteden taviz verilmiştir Yılları Arasında Türk Sinemasının Mali Yapısı Bu dönemde sinema alanında şu değişimler gözlemlenir: MC hükümetlerine rağmen seks filmleri furyasının olması, arabesk şarkılı, türkülü filmlerin artışı, sinemanın üniversiteye eğitim olarak girmesi, siyah-beyaz film yapımının ortadan kalkması, televizyon ve terörün etkisi ile sinema seyircisinin azalması, sansürün (1977) 1939 yılından daha ağır bir biçimde yenilenmesi ve Kültür Bakanlığı Sinema Dairesi Başkanlığı nın kurulmasıdır 38

41 2.8.1 Çağdaş Sinema Dergisi Türk Sineması Raporu Raporda; 48 vergi indiriminden sonra sermayenin sinemaya yöneldiği ancak tekelci bir niteliğe sahip olmadığı ileri sürülerek, sinema piyasasında ilkel bir birikim ve üretim ilişkilerinin egemen olduğu saptaması yapıldıktan sonra, sermayenin 1970 lerin başında tekelci bir yapıya dönüştüğü ancak başarılı olamadığı belirtilmektedir. Rapora göre bunda işletmecilerin (aracı tüccarlar) ve tefecilerin Türk Sinemasının oluşumunda ve gelişiminde ekonomik güçleri nedeniyle birinci derecede söz sahibi olmaları etken olmuştur(çağdaş Sinema eki Türk Sineması Raporu,1974:5). Rapora göre tekelci sermayenin gelişimini şu sorunlar engellemiştir: Aracıtefeci sermayenin yaptırdığı kalitesiz filmlerle rekabet etme zorunluluğu, işletmecilere verilen ödünler, tefecilerle çalışma zorunluluğu, yabancı film ithalatının salonları doldurması, Türk azınlık ya da işçilerinin bulunduğu ülkeler dışında dış pazar olanağının olmayışı, iç pazarda yeterli seyirci kitlesine ulaşılmamış olunması, televizyonun seyirciyi çalması, yıldız olgusunun getirdiği yüksek maliyet, ham film, teknik araç girdisi ve karaborsası. Rapor, sorunların çözümü için şunları önerir: Kredi kurumunun oluşturulması, ithalat düzeninin değiştirilmesi, dağıtım ve gösterim düzeninin cep sinemaları, belediye sinemaları, kulüp ve arşivleri içeren yeni bir düzenlemeye tabi tutulması, rüsum indirimi ve mecburi gösterimin getirilmesi, kısa film yapım ve gösterimin teşvik edilmesi, sansürün kaldırılması ve sinema emekçilerinin yasal haklarının düzenlenmesi. 39

42 2.8.2 Seks ve Arabesk Filmleri Artan film maliyeti ve film ithalatındaki kar marjının düşmesi nedeniyle sinemacılar, vurdulu-kırdılı Hong Kong, Çin filmleri ile seks filmlerine yönelmişlerdir. Bu yöneliş ve değişim sadece Türkiye ye özgü değildir. Bütün dünyada televizyonun yaygınlaşmasıyla sinema salonları, aile seyircisini büyük ölçüde kaybetmiş ve daha çok işsiz-eğitimsiz kesimi salonlara çekebilecek türdeki vurdulu-kırdılı filmlerle, erotik yapımlara vizyon şansı verilmeye başlanmıştır. Bu durum, yerli yapımcıları da etkilemiş küçük yapımevleri, MC hükümetleri iktidarına rağmen seks, porno film yapmaya başlamışlardır. Muhafazakar hükümetlere karşın, seks-pomo filmleri sinema salonlarını doldurmuş, geleneksel seyirci kaçırılmış, bunun üzerine diğer yapımcılar ve yapımevleri zor duruma düşmüştür(erkılıç,2003:120) li yıllarda ard arda darbe alan Türk sinema sektörü, seks filmleri karşısında tamamen çözülmeye başlamıştır. Bir taraftan sinema sektörüne zarar veren, kısa yoldan ucuza film yapıp kar etme amacı güden bu uygulama eleştirilmiş, diğer yandan bu kardan mahrum kalmamak için bu üretim desteklenmiştir. Seyirciye dayanan bir üretim olan Türk Sineması, böylece kendini vareden seyirciyi küstürmüş, siyasal toplumsal olayların ve televizyonun etkisiyle seyircisini kaybetmeye başlamıştır. Bu dönemde seks filmlerinin yanında, arabesk türünde şarkılı türkülü filmler de yapılmaya başlanmıştır. Köyden kente göçün hızlanması sonucunda yaygınlaşan arabesk müzik olgusu sinemaya geçmiş, seyircinin alışık olduğu şarkılı-türkülü filmler, arabesk şarkılı ve arabesk şarkı söyleyerlierin rol aldığı filmlere dönüşmüştür. Orhan Gencebay ın Bir Teselli Ver (1972) filmi bu türe öncülük etmiştir. Arabesk filmlerle birlikte pöpüler müzisyenlere de yönelim olmuş, örneğin Emel Sayın şarkılı filmlerle Hicran, Feride gibi beyazperdede görülmeye başlamıştır(erkılıç,2003:122). 40

43 Bu dönemde de işletmeci egemenliği gündemde olmuş ve işletmeler kendi bölgeleri için arabesk filmler yaptırmışlardır. Film sayısının 200 lerin üzerine çıktığı dönemde İstanbul da kombin yüzünden gösteriın olanağı bulamayan filmler Adana, Samsun gibi bölgelerde gösterilmiştir, 80 li yıllarda krize giren sinema yine arabesk filmlere yönelecektir(evren,2000: ) Televizyon Yayının Sinemaya Etkileri 1971 yılında TRT nin Ankara dışında da yayın yapmasıyla birlikte halk televizyon büyük ilgi göstermiştir. Televizyon, hem farklı tür ve yapıdaki programları hem de sinema filmlerine yer vermesi nedeniyle seyirciyi kendisine çekmiş, onları karanlık salonlardan evlere taşımıştır. Televizyon, bir yandan seyircinin ihtiyaçlarını ucuza karşılarken diğer yandan sosyal bir kurum olarak sinemaya darbe vurmuştur. Televizyonun kısa zamanda halk tarafından tutulması, sinema salonlarını etkilenmiş, sinema salonları yavaş yavaş kapanmaya başlamış, bu durum bölge işletmecilerini zorlamış ve yapımcılara bono ya da nakit akışında kesintiler olmuş, sinema krize girmiştir yılında çekilen film sayısı 224, salon sayısı 2242, seyirci sayısı iken; 1979 yılında çekilen film sayısı 193 e, salon sayısı 1126 ya, seyirci sayısı ise 76 milyona düşmüştür(erkılıç,2003:125). Seyircinin Türk Sinemasından kopuşu yıllar sonra televizyonlarda eski filmlerin yayınlanması ile giderilecek, seyirci sinemaya televizyonun üzerinden yeniden destek vermeye başlayacaktır. Dünyada da televizyonun yaygınlaşması ile sinemalar sarsıntı geçirmiş, ama bunu yeni teknikler ile anlatım yolları gerçekleştirerek ve televizyona yönelik programlar yaparak aşma yoluna gitmişlerdir. Zamanla televizyon sinemaya sponsor bile olmuştur. Türk Sineması ne yazık ki böyle bir çabanın içine girememiş, 90 lı yıllardaki birkaç girişimin ötesinde sinema ve televizyon arasında düzenli bir ilişki kurulamamıştır. 41

44 2.8.4 Bu Dönemde Yaşanan Diğer Gelişmeler 70 li yıllarda çeşitli toplantı ve sempozyumlar yapılmış, Kültür Bakanlığı na bağlı Sinema Dairesi kurulmuştur. II. Sinema Danışma Kurulu, Kültür Bakanı Talat S. Halman ın çağrısı üzerine 2 Eylül-22 Ekim 1971 tarihleri arasında, Ankara da Türk Sinemasının sorunlarına çözüm bulmak amacıyla toplanmış ve I.Şura da alınan kararlar temel alınmıştır. Bu toplantıda yerli yapımın korunması, kısa filme teşvik, gümrük mevzuatı ve mali mevzuatın yeniden düzenlenmesi, sinema salonlarıyla ilgili teknik sorunlar, yeni salonların yapımı ve mevcutlarının modernleştirilmesi, promosyonla ilgili sorunlar, filmlerin korunması konuları ele alınmış, Türk Sinema Kurumu nun kurulması kararlaştırılmıştır de Türkiye Sanatçılar Birliği Sinema Birliğince hazırlanan raporda; Kültür Bakanlığı na bağlı bir sanat kurulunun kaliteli filmleri saptaması, ulusal bir bankanın bu filmlere kredi vermesi, kalite belgesi alan filmlerin rüsum indiriminden yararlanması, dış pazar için Kültür Bakanlığı nın girişimlerde bulunması, TRT nin kısa metrajı desteklemesi, sansürün kaldırılarak bir denetim mekanizmasının oluşturulması yer almaktadır. Kültür Bakanlığı na bağlı Sinema Dairesi Başkanlığı, Türk Sinemasının yasal düzenlemelerini hazırlamak, yurt dışında film haftaları düzenlemek, yurtdışı festivallere gidecek olan filmlerin altyazı kopyalarını üretmek vb. görevleri yerine getirmek üzere 1977 yılında kurulmuştur. 70 li yıllarda yapılan toplantılar ve sempozyumlarda Türk Sineması hep sorunlu olarak görülmüş, sinemanın dışarıdan düzenlenmesi çabası içinde olunmuştur. Ancak; ne hazırlanan yasa tasarısı ne de toplantıdaki öneriler hayata geçirilebilmiştir. 42

45 2.8.5 Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Seyirciye dayalı üretim tarzı 70 li yılların ortalarında bozulmaya başlar. Film üretimi azalır. Salonlar kapanmaya başlar yılında çekilen film sayısı 224 salon sayısı 2242, seyirci sayısı iken; 1979 yılında çekilen film sayısı 193 e, salon sayısı 1126 ya, seyirci sayısı ise 76 milyona düşmüştür. Seyirci sayısında da 1/3 oranında azalma olmuştur. Ancak bu azalmaya karşın yerli film seyirci sayısı 70 li yılların sonunda yine yabancı film seyirci sayısından fazladır. Tablo V: yılları yerli ve yabancı film seyirci sayıları Yıl Yerli Film Seyirci Sayısı Yabancı Film Seyirci Sayısı Bu oranları, 70 li yılların başında bölge işletmelerinin salon ve seyirci sayısı ile karşılaştırırsak sinemadaki kriz daha net görülür(abisel,1979:100). Tablo VI: Bölgelerdeki salon ve seyirci sayıları Bölge İl Sayısı Salon Seyirci Adana İzmir Ankara Samsun Marmara Zonguldak İstanbul yılında yerli film seyirci sayısı, 1970 yılında İstanbul daki toplam seyirci sayısından daha azdır. Neredeyse İzmir bölgesindeki 1970 deki seyirci sayısı ile 79 yılının tüm yerli film seyirci sayısı aynıdır. Seyirciye dayalı bir üretim için bundan daha kötü bir durum olamaz. 43

46 70 li yıllarda s/b film üretimi tamamen ortadan kalkmıştır(scognamillo,2002) yılında 189 film yapılırken bunlardan sadece 6 tanesi siyah/beyazdır yılında renkli filmin ortalama maliyeti 2 milyon lirayı bulmuştur. Renkli filme geçişle yıldızlar ücretlerini artırmış, bu da maliyette zaten büyük bir yekün tutan oyuncu ücretlerini daha da yükseltmiştir. Bu dönemde film başına Türkan Şoray TL, Yılmaz Güney TL, Hale Soygazi TL almaktadır. Bu dönemde çekilen filmlerin çoğurıluğunu seks-avantür ve arabesk filmler oluşturur da ise 193 olan toplam üretimin 130 u seks-avantür fılmidir(dorsay,1990:15). Sinema salonlarının kapanmaya başlaması ve bölge işletmecilerinin sıkışması üzerine tıpkı bir önceki dönemde olduğu gibi, yıldızların bir kısmı, bono yerine peşin para ile çalışan gazinolara yönelmişlerdir. Bölge işletmeleri güçlerini kaybetmeye başlamış, yok olma sürecine girmişlerdir. 80 li yılların ortalarında tamamen kalkacak olan bölge işletmeciliği ile de bir üretim tarzı noktalanacaktır. Ayrıca bu dönemde Türk Sineması yurtdışına açılmaya çalışmış ve film satışlardan yaklaşık 8-9 milyon TL gelir edilmiştir. Ancak bu gelirlerin sektöre ne kadar yansıdığı şüphelidir Yılları Türk Sinemasının Mali Yapısı 80 li yıllarda sinemada var olan bunalım üzerine tartışmalar yoğunlaşır. Sinema piyasası videoya kayar. Bölge işletmeciliğinin yerini video işletmecileri alır. 70 lerde ortaya çıkan genç sinemacılar, sinemalarını olgunlaştırmaya başlarlar. Arabesk filmler ve Ertem Eğilmez güldürüleri artar. Sinema salonları kapanmaya başlar, pasaj ya da market olur. Devlet sinemayla ilgilenir; 1986 yılında Sinema 44

47 Video ve Müzik Eserleri yasası çıkarılır. The Share of Media projesi geliştirilir, Amerikan majörleri Türkiye ye gelir. Aileler evde televizyon seyretmeyi tercih ederken, genç yeni bir seyirci kuşağı oluşur. Türk filmleri yurt dışında ödüllendirilir, ama yurt içinde salon ve seyirci bulamaz. Biçim ve anlatı arayışları seyirciye ulaşmaz de kapatılan meslek birlikleri 1984 ten sonra yeniden örgütlenir: Fiyap (1984), Sesam (1987), Soder (1988), Film Yön (1989) kurulur Bölge İşletmeciliğinden Video İşletmeciliğine Seyirci sayısı azalmasıyla sinema salonlarının kapanması sonucu, bölge işletmecilerinin gücünü azaltmış, yapımcılıkta sorunlar oluşmaya başlamıştır. Arabesk filmlere yönelen sinemcıların imdadına gelişen iletişim teknolojisi video yetişir. Yurtdışında yaşayan Türk işçilerin arasında yaygın olarak kullanılan video, 80 li yılların başında Türkiye de de yaygınlaşmaya başlar. Özellikle yurtdışında yaşayan Türklere yönelik videokaset dağıtımcılığı yapan Türkola, Minareci Video, Videola, Türkkan gibi şirketler, önce yerli filmlerin video haklarını alarak, sonra da video film yaptırarak krizdeki sinemayı canlandırır, bölge işletmeleri yerine geçip video işletmeciliği dönemini başlatırlar. Video işletmeciliğini altındaki üretim tarzını ikiye ayırmak gerekmektedir. Birincisi doğrudan video piyasasına yönelik film üretimi, ikincisi sinema seyircisine yönelik film yapımıdır. Sinema seyircisine yönelik yapılan filmlerde, sinemalardaki gösterimden sonra video pazarında yerini almaktır(erkılıç,2003:140). 45

48 Video Piyasasına Yönelik Film Yapımı Almanya ve Avustralya da Türklere yönelik video işletmeciliği yapan şirketler 1982 yılında, filmlerin video haklarını satın alırlar. Büyük yapımevleri ekonomik sıkıntıdan bir an önce kurtulmak için videonun geleceğini öngörmeden, eski filmlerinin video haklarını elden çıkarırlar. Örneğin, Uğur Film 80 filmini 2,5 milyona, Mine Film 10 filmini 1,5 milyona satar (Abisel,1979:109). Video işletmecilerine bu filmler yetmeyince videoya yönelik film yapma dönemi başlar. Küçük yapımevleri faaliyete geçer günde, 5-15 milyona mal olan video ile çekilen dar bütçeli şarkıcı-türkücü filmleri yapılmaya başlanır(çakırcıoğlu,1985). Türkiye de, 1982 yılında renkli televizyon yayına girer. Televizyonun renklenmesi ile videonun albenisi artar de video artık moda olmuştur. Evler, oteller, kahvehaneler, birahaneler, çayevleri, gazinolar, parklar birer küçük sinema salonuna dönüşür. Hiçbir yasal denetim, mevzuat ve vergilendirmeye tabi tutulmayan video, sinemanın önünü keser. Sinema salonları bir bir kapanırken, video kulüplerin sayısı çığ gibi büyür. Bölge işletmeciliğinin yerini video işletmeciliği alır. Video işletmecileri, kendi bayilerine video listesi gönderip, bu listelerin gerçekleşmesi içinde yapımcılarla 4-5 filmlik anlaşmalar yapıp, avans verirler(abisel,1979:113). Türk Sineması yeniden avans sistemine dönmüş, sektörde canlanma başlamıştır. Avans uygulamasında şöyle temel bir farklılık vardır. Bölge işletmecisi avans verirken film haklarını almaz, gösterim komisyonundan kendisine düşeni, önceden avans olarak yapımcıya verir; filmin hakları yapımcıda kalır. Oysa video işletmecisi, filmin video hakkını 5 yıllığına verdiği avansla alır; yapımcı avans karşılığı video haklarını işletmeciye devreder. Video salgını için üretilen filmler, genellikle video kamerayla ya da 16mm film çekilmiştir. Kısa zamanda özentisiz, dar bütçeli yapımlar, seyircinin ilgisi üzerine işletmecileri 35mm filme yöneltmiş; özentili, teknik kalitesi görece yüksek filmler yapılmıştır. Ancak 80 li yılların sonunda video pazarı da doygunluğa ulaşarak tıkanmaya başlamıştır. Yapımcılar, video piyasasına daha etkin olmak için kendi video şirketlerini kurarak da ekonomik güç oluşturmaya çalışmışlardır. 46

49 2.9.2 FİYAP Sinema Raporu Video piyasasının sinema sektörü karşısındaki haksız kazancı, sinemacıları bir araya getirmiş, sinemacılar hazırladıkları raporla yetkililerden sorunlarına çözüm bulmalarını istemişlerdir. Fiyap ın raporuna göre; Türkiye de 5600 video kulüp vardır. Bu video kulüpler hiçbir denetim, vergilendirmeye tabi tutulmadan, korsan kasetlerle çalışmaktadırlar. Telif ve vergi denetiminde olmayan video, yaygınlaşmış, her kahvehane, birahane, otel, kafeterya, bar vb. gibi halka açık yerler küçük bir sinema salonuna dönmüştür. Bu durum sinema salonlarını etkilemiş salon sayısı 500 e düşmüştür. Evlerde videonun yaygınlaşması ve televizyonun renklenmesi ile halk daha ucuza evde film izlemeyi tercih etmiştir tarih ve sayılı resmi gazetede yayımlanan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile rüsum oranları yeniden değiştirilmiş, yerli filmde % 20, yabancı filmde % 50 olmuştur. Sinemacı her bilette rüsum öderken, video kulüpler hiçbir vergilendirmeye tabi olmadan çalışmaya devam etmişlerdir. Bu dönem içinde video piyasasında 50 milyar TL nin döndüğü ileri sürülürken, sinema kriz içindedir(milliyet Gazetesi,1984).Fiyap raporunda, ilgililerden ekonomik krizin önlenmesi için istenenler şunlardır: Halka açık yerlerde video gösterimlerinin engellenmesi, sinema kanununun çıkarılması, TRT ile işbirliğinin sağlanması, film denetleme kurulunun İstanbul a alınması, seks filmlerinin önüne geçilmesi, TRT ile işbirliği ortak yapımların gerçekleştirilmesi ve TRT nin yerli film satın alınması noktasında belirlenmiştir. Devlet video ile ilgili olarak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu nda Bazı Maddelerin Değişmesi 2936 sayılı tarihli kanunu hazırlanmış ancak kanunla ilgili tüzük ve yönetmelikler hazırlanmadığı için olumlu bir gelişme kaydedilememiştir. 47

50 2.9.3 Sinema Video ve Müzik Eserleri Kanunu: 1985 yılında Fiyap ın girişimiyle hazırlanan taslak, tarihinde Meclis ten geçerek yürürlüğe giren yasa ile denetleme işi polisten alınıp Kültür ve Turizm Bakanlığı na verilmiştir. Ancak, kamu yöneticilerine (vali, kaymakam) gerekli görüldüğü halde denetimden geçen filmleri bölgesel yasaklama hakkı tanınmıştır. Bu maddeye istinaden 90 lı yıllarda Su da Yanar ve İstanbul Kanatlarımın Altında filmlerinin çeşitli şehirlerde yasaklanmıştır. Sinemayla ilgili bu yasa ile denetim sorununa görece çözümler getirilirken, filmler ve videokasetler bandrol uygulaması ile tescil edilerek telif haklarından yararlanılması sağlanmıştır. Video pazarının etkisinin azaldığı süreçte, video da denetim altına alınmıştır. Yasa ile denetim için oluşturulan kurala, ilk kez sinema sektörünün ve akademisyenlerin katılım sağlanmış, memurların ağırlığı bir ölçüde kısıtlanmıştır. Ayrıca kayıt tescil, bandrol ücretleri ve belediye paylarından alınan oranlarla oluşturulan fonla sinemaya küçük de olsa mali destek sağlanmıştır(erklıç,2003: ) The Off-Shore Media Projesi (Kıyıötesi Medya Kanunu) Devlet Bakanı Adnan Kahveci nin geliştirdiği The off-shore media projesi ile Amerikan majörleri Türkiye ye çağrılmış ve burada üretim yapmaları istenmiştir. Amerikan şirketlerine stüdyolar kurmaları karşılığı uzun vadeli vergi kolaylıklara vaat eden proje, tartışmalar sonucu aldığı tepkilerle yasallaşmamıştır. Projeye göre; Amerikan şirketleri Türkiye de stüdyolar kurup, filmler yapacak, bu projelerde Türk sinema sektöründen insanlar çalışacak, belki de bu stüdyolarda bir-iki Türk filmi de gerçekleştirilebilecektir. Amerikan stüdyo yapımları ile Türk Sinemasının teknik altyapısı çözülecek, filmlerin teknik kalitesi artırılacak, belki de yurtdışına pazarlanması sağlanacaktır. Türkiye de The Off-Shore Media projesi 48

51 gerçekleşmemiş ama 1989 yılında Yabancı Sermaye Yasası nda 17,30,31 nolu kararnamelerle yapılan değişikliklerle birlikte Amerikan Majörleri teker teker ülkeye girmeye başlamışlardır. UIP ve WB Türkiye de şube açmıştır. Amerikan majörleri ülkede sinema altyapısına yatırım yerine Türk Sinemasının ana dayanağı olarak sermaye akışım sağlayan dağıtım alanına el atmışlardır. Türk Sineması kendi ülkesinde salon bulamaz duruma gelmiştir. Majörler, anlaştıkları sinema salonlarının yıllık olarak kendilerine bağlamışlardır. Büyük salonlar küçülmüş, sinemalar salon numaraları ile tanınır olmuştur. Majörlerin sayesinde yeni yapımlar Türkiye de de aynı zamanda vizyon bulmuş, sinema salonları teknik ve konfor açısından yenilenmiş, Türk filmlerinin gösterime girebilmek için majörlerin dağıtım ağına girmeyi başarması gerekmiştir(erklıç,2003:145) Sinema Alanında Yasa Teklifi ANAP Kırşehir Milletvekili Gökhan Maraş ın sinema alanında hazırladığı yasa teklifinde başlıca şu maddeler vardır: 1) Yabancı filmlere dublaj yasağı getirilmesi, 2) Sinemalarda belli oranda (%25) yerli film oynatma mecburiyeti, 3) Yabancı film şirketlerinin kazançlarının belli bir miktarının (%40) Türk Sineması yararına harcama zorunluluğu. Teklif, sinemacılardan da olumlu tepki alamamıştır. Çünkü Türk Sinemasının yıllık üretimi %25 oranını dolduracak güçte değildir ve yasa bu konuda Türk Sinemasına yardımcı olamamaktadır. Ayrıca, yabancı film şirketlerinin gelirine getirilen kısıtlama yurtdışında da büyük tepki çekmiş, uygulanmaması yönünde hükümete baskı uygulanmıştır(koçyiğit,1989). MPEAA (Amerikan Film Pazarlama Derneği) yetkilileri hem kendi girişimleri hem de Amerikan yöneticileri aracılığıyla Türk Hükümet yetkililerini tasarının yasallaşmaması konusunda uyarmışlardır. 49

52 2.9.6 Sinemanın Sorunları Üzerine Raporlar Bu bölümde sinemanın krize girmesi üzerine yapılan çalışmaları iki ayrı araştırma özetlemektedir. Se-Sam ın Piar a Yaptırdığı Araştırma (1988) Sinemanın içinde bulunduğu krize neden olan problemler şu şekildedir: Film yapımının finans kaynaklarının sınırlı olması, maliyetlerin artması, TV ve videonun sinema seyircisindeki azalmaya neden olması, büyük sinema salonlarının kapanması, korsan filmciliğin denetim eksikliğine bağlı olarak artması, Avrupa pazarının özellikle Almanya nın tıkanması, video kulüplerinde sinema filmlerinin yer alması. Çözüm önerileri ise şunlardır: Devlet yardımı, TRT nin yerli yapımlara en az yabancı yapımların %50 si kadar yer vermesi, TRT nin Türk Sinemasında ortak yapımcı durumuna gelmesi, TRT nin yerli yapımlar ve dizi filmleri Türk Sinemasında yer alan yapımcılara yaptırması, Dış pazarlarda yeni pazarlar aramak, kaliteli film yapımı. Devlet yardımından kasıt ise: Yeni bir fon oluşturulması ve film yapımına finans sağlanması, düşük faizle uzun vadeli kredi verilmesi, verilecek fonların denetiminin Se-sam tarafından yapılması, yeni bir kooperatif oluşturulması, Kültür ve Turizm Bakanlığı nda Türk Sineması ile ilgili etkili ve yeterli bir muhatabın bulunması, kapanan sinema salonları yerine 300 kişilik cep sinemalarının yapılmasının teşviki, her sinemada belli oranda Türk filmi oynatılması mecburiyetinin konması, dış festivallere katılma olanaklarının arttırılması, nitelikli filmlere ödül sisteminin yaygınlaştırılması, sinema altyapısına (teknik malzeme, lab. vb.) katkıda bulunulması, stüdyo platoların kurulması, sansürün kaldırılması ve sinema salonlarındaki belediye vergisinin kaldırılmasıdır. Türk Sineması Sorunları ve Çözümleri Etüdü (1988) Se-Sam ın, Piar Araştırma şirketine hazırlattığı rapora benzer bir başka çalışma da, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlatılmıştır. Etüt çalışması 50

53 Türk Sineması nın rekabet gücünün düşüklüğü üzerine yoğunlaşmış ve sektörel yapıya odaklanmıştır. Yapımcılarla ilgili sorunlar başlıklar halinde şöyledir: 1. Eğitim ve kültür düzeyi bu sektör için yetersiz yapımcıların mevcudiyeti: Ucuz (kalitesiz) filmlerin kendine uygun bir yapımcı tipi yaratmış olması. Karlılığın ve yerli filmlerin yabancı filmler karşısındaki rekabet gücünün azalmış olması nedeniyle yeterli düzeydeki yapımcıların sektörden giderek ayrılmaları. 2. Yapımcıların mali açıdan güçsüzlükleri: Geçmişte mevcut olup bugün çok azalan bölge işletmecilerinin mali gücü yetersiz yapımcılara avans vermiş olmaları ve böylece mali durumu yetersiz kişilerin sektördeki mevcudiyeti. 3. Yapımcıların belli bir senaryoda oynayacak oyuncuları yönetmene bırakmayıp kendilerinin seçmesi: Seyircinin belli oyuncuları görme isteği; dış pazara çıkamamak, iç pazar talep profili ile çalışmak. İşletmecilerin, yapılacak filmleri dikte ettirmeleri ve bunların sonucu olarak yapılacak filmin, yönetmenin sanat gücü yerine ticari amaçların belirlenmesi. 4. Yapımcıların bilgilendirilmesindeki sorunlarda ise Se-sam ın yeni kurulması yüzünden etkin çalışamaması ve üniversitelerin sektörden kopukluğu gösterilmektedir. Kültür Bakanlığı çalışmasında açıkça bir dönemin ( ) üretim tarzını yargılamaktadır. Bölge işletmeciliği üretim tarzının olumsuzlukları haklı olarak vurgulanırken, bu tarzın aynı zamanda sinemamızın Altın çağını yarattığı unutularak Türk sinemasının mevcudiyeti yargılanmıştır. Altyapı açısından sorunlar şunlardır: 1. Kaliteli film yapımı için gereken altyapı yoktur: Sermaye genellikle ucuz film yapan yapımcıların elinde toplanmakta, onlar da kaliteli film yapımına yarayacak alt-yapı kurmayı tercih etmemektedir. Kaliteli altyapı kurmak için gereken sermaye birikimi yetersizdir. Az sayıdaki kaliteli film için altyapı kurmak karlı değildir. 51

54 2. Yabancı sermaye altyapı kurmak için gelmemektedir: Yabancı sermaye Türkiye nin ekonomik ve siyasal yapısına duyduğu şüpheden dolayı gelmemekte, teşvikler yeterince anlatılamamakta böylece doğal ve kültürel zenginlikleri birer plato olarak değerlendirebilecek ve böylece altyapıya yatırım yapabilecek yabancı sermaye Türkiye ye gelme konusunda çekingendir. Bakanlık yabancı sermayeye teşvik yolunu gösterirken, asıl önemli konu yerli yapımcılar için teknik malzeme alımında teşvik ve vergi indirimi gibi öğelerden bahsetmemektedir. Pazarlama açısından sorunlar şunlardır: 1. Filmlerin dış pazara satılması konusunda yerli şirket azlığı: Yerli filmlerin dış pazarda rekabet gücünün azlığı, yerli filmin dış pazara satılması konusundaki teşviklerin yetersizliği, iç pazarın yeteri karı getirmemesi. 2. Türk filmlerinin genel olarak pazar ihtiyacına cevap vermeyişi yüzünden uluslararası film pazarlarında çalışan şirketlerin Türk filmlerine ilgi göstermemesi. 3. Uluslararası pazar araştırmasının yapılmaması ve uluslararası şöhretteki kişi ve kurumlardan yararlanılmaması. Etüd çalışması doğrultusunda çalışma programı oluşturulmuş ve 1989 yılı içinde sorunların çözümü takvime bağlanmasına karşılık, somut gelişmeler kaydedilememiştir Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Yerli yapımlardaki düşüş, videonun yaygınlaşması ve video işletmeciliği ile 1984 te yükselişe geçmiş; bu üretim tarzının da doygunluğa erişmesi ile 1989 da 52

55 yeniden düşüşe geçmiştir. Yerli film seyircisi 1982 yılından itibaren yabancı film seyircisinin altında kalmıştır. Toplam seyirci 1980 yılında 63 milyon civarındayken, 1989 da 21 milyon dolayına düşmüştür. Salon sayısı 1980 de 941 iken 1989 da 383 e inmiştir. Açıkhava sinemaları, semt sinemaları kapanmıştır yılında Gümüşhane, Hakkari, Muş, Kırklareli ve Tunceli illerinde açık sinema salonu yoktur(evren,1997:91).seyirciye dayalı bir üretim tarzının sonunu açıkça gösteren bu veriler, Türk Sinemasındaki değişimi ve krizi de sergilemektedirler yılında 210 yabancı filme karşılık 13 Türk filmi gösterime girebilmiştir(evren,1997:91). Tablo VII:80 li yıllarda film, salon ve seyirci sayıları(die,2001). Yıl Film Sayısı Salon Sayısı Yerli Film Seyirci Sayısı Yabancı Film Seyirci Sayısı Krize rağmen yine de bu kadar çok sayıda filmin yapılmış olmasında en büyük etken video piyasasıdır. Yapılan birçok film, hemen video listelerinde yerini almıştır. Video işletmeciliğinin getirdiği ekonomik olanaklar, hızlı bir biçimde tüketilerek, tıkanma noktasına gelinmiştir. Bölge işletmeciliği üretim tarzında olduğu gibi kontrolsüz üretim, artan film sayısıyla sektörü tıkama noktasına getirmiştir. 80 lerin başında video işletmeciliği sayesinde artan yapımevleri, bu üretim tarzının 80 lerin sonuna doğru doyması üzerine kapanırken, yeni yapımevlerinin açılmaması sinemadaki krizin boyutlarını göstermektedir. Bölge işletmecileri ve video işletmeciliğinin krize girmesiyle yapımcılar maliyeti gösterimden çıkartamazken, geriye televizyon ve yurtdışı satışları kalmıştır. 53

56 Bu dönem içerisinde Natuk Baytan ın Toprağın Teri (1983) 21 milyon TL, Halit Refiğ in Beyaz Ölüm (1983) İstanbul geliri 27 milyon, Atıf Yılmaz ın Aaah Belinda (1986) 40 milyon, Zülfi Livaneli nin Yer Demir Gök Bakır 138 milyon, Atıf Yı1maz ın Kadının Adı Yok 140 milyon hasılat elde etmiştir. Ertem Eğilmez in Arabesk i ise 1 milyarlık hasılat ile rekor kırmıştır. Televizyonun ve videonun yaygınlaşması üzerine, sinema seyircisi sayısında büyük bir azalma olmuştur. Seyirci azalması sonucu Türk filmi gösteren sinemalar yavaş yavaş kapanmaya başlamış, sinema salonları çarşı veya depoya dönüşmüştür. Gelişen video teknolojisi sinemacılara yeni bir finans kaynağı olmuş, bölge işletmecileri egemenliğinden kurtulan yapımcılar yeni arayışlara yönelmiş ancak seyirciyle bağ kuramayan filmler ile artan kalitesiz yapımlarla da bu üretim tarzı tıkanmış, Amerikan majörlerinin gelişiyle de tamamen krize girmiştir. Türk Sineması üretim yapamaz bir hale gelmiştir Yeniden Yapılanma Dönemi Dünya ve Türkiye yenidünya düzeni içinde şekillenirken sinema alanındaki temel değişimler şu şekilde olmuştur: 90 lı yıllarda Amerikan majörlerinin gelişiyle birlikte, Türk sineması, salon ve seyirci bulamazken, özellikle son yıllarda seyirci sayısı açısından yabancı filmlerle yarışır duruma gelmiştir lar Türkiye de sanat sineması ve popüler sinemanın ayrışmaya başladığı yıllar olarak tanımlanabilir. İzleyici profili değişmiş, sinemacıların anlatılarında belirgin değişiklikler gözlemlenmeye başlamıştır. Türk filmlerinin teknik düzeyi dünya standartlarını yakalamış, sinemaya sinema okullarından yetişmiş eğitimli gençler hakim olmaya başlamıştır. Türk Sinemasının geçmiş yıllardaki ürünleri televizyonda kendi seyircisiyle buluşmaktadır. Televizyon için filmler ve diziler üretilmeye başlamış, sinema televizyondan beslenir hale gelmiştir. 54

57 Türk Sinemasının geçmiş yıllardaki ürünleri televizyonda kendi seyircisiyle buluşmaktadır. Genç/yeni yönetmen kuşağı belirmeye başlar. Bağımsız yapımlar, yapımcı-yönetmenler, sponsorlar, ortak yapımlar bu dönemin farklı üretim tarzları olarak aynı anda ortaya çıkar. Bir taraftan Türk sineması seyirci bulamazken, Amerikalı, İstanbul Kanatlarımın Altında, Eşkıya, Vizontele, Komiser Şekspir, Gora, Kurtlar Vadisi Irak, Hababam Sınıfı Üçbuçuk, Hokkabaz, Sınav, Babam ve Oğlum, Beyaz Melek gibi filmlerle seyirci sayısı Amerikan majörlerinin filmlerini aşar; milyonlarla ifade edilir. Sinema yeni bir yapılanma süreci içine girer. Türk Sinemasının, içinde olduğu krizden özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı nın desteğiyle çıkmaya başladığı gözlenmektedir. 10 lu sayılara düşen yıllık film yapım sayısı son yıllarda 50 lere yükselmiştir Sinema Kurultayı 3-5 Mayıs 1990 tarihinde İstanbul da Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek koordinasyonunda gerçekleştirilen Sinema Kurultayı, kriz içindeki sinemanın sorunlarının tartışıldığı, çözümlerin arandığı bir ortama dönüşür.(kültür Bakanlığı,1990) Devlet desteği, koruma, teşvik, sosyal güvence vb. sorunların tartışıldığı kurultay, daha sonra yeniden gündeme gelen Ulusal Sinema Kurumu nun itici gücü olur. Kurultaydaki tartışmaların sonucunda başlıca şu kararlar alınır.(hürriyet Gösteri Dergisi,1990:115) a) Özerk Türk Sinema Kurumu b) Sinemaiş yasası c) Filmlerin sanatsal bütünlüğünün zedelenmemesi için denetime yasal güvence d) Televizyonda devlet tekelinin kaldırılması e) Sinema ve televizyon sektörü işbirliği için yasal düzenleme f) Türk sinemasının yabancı sinema karşısında varlığını koruyabilmesi için yasal düzenleme. Bu kararlardan yalnızca televizyon yayınlarından devlet tekelinin kaldırılması 1993 yılında gerçekleştirilirken, diğer maddeler konusunda olumlu bir adım atılmamıştır. Kurultayın açıkça gösterdiği şudur: Sinemacılar kendi başlarına, sektör 55

58 olarak bu krizi atlatmaları mümkün değildir. Devletin sinemaya sahip çıkıp, teşvik ve destek vermesi gerekmektedir. Kültür Bakanı Namık Zeybek zamanında, sinemacılar tarafından oluşturulan kurul, devlet katkısının sinemacılar arasındaki paylaşımını üstlenmiş, filmlerin teknik kontrolü MSÜ Sinema- Tv Merkezi ne verilmiştir. Kültür Bakanlığı nın katkısı hep tartışılır olmasına rağmen, sinemacılar açısından hep önemsenir olmuş; sponsor arayaşında ise bir anlamda referans işlevi görmüştür. Küçük bütçeli bağımsız yapımlar için bu küçük katkı, önemli bir kaynak olmuştur. Aynca, 2001 yılından itibaren, sinema biletinden kesilen rusümün %75 i sinema fonuna devredilmiştir. Ancak, ülkenin içinde bulunduğu kriz gerekçe gösterilerek, bu kaynağın kullanımı yeterince sinemacılara açılmamıştır. Bu fiili durum, sinemanın dağılış ve yeniden yapılanma süreci içine girdiğini göstermektedir Farklı Üretim Tarzları Sektör kriz içinde olunca, sinemacılar farklı üretim modelleri sergilemeye başlamışlardır. Bunun ilk örneğini yapımcılığını da üstlenen yönetmenler oluşturmuştur Yapımcı Yönetmenler Sektördeki kriz, en çok yapımcıları vurmuştur. Yeterli sermaye birikimi sağlayamayan yapımcılar, sektörden birer birer uzaklaşmıştır. Film yapım unsurunun en temel öğesi olan yapımcılık, 90 lı yıllarda neredeyse ortadan kalkmıştır. Film yapmak isteyen yönetmen, bunun finansmanını da bulmak zorundadır. Birçok yönetmenin kendi yapım şirketleri aracılığıyla filmlerini gerçekleştirdiği bir dönem başlamıştır. Filmler, sposor, ortak yapım, Eurimages ve Kültür Bakanlığı katkılarıyla yapılmıştır. 56

59 1950 li yıllardan itibaren yönetmenler ya kendilerini ekonomik açıdan güvence altına alabilmek için ortak yapımcı olarak ya da istedikleri filmi yapabilmek için sektörün izin verdiği ölçüde kendi şirketlerini kurarak yapımcı yönetmen olarak çalışmışlardır. Geçmiş yıllarda bu özelliğin dikkat çekmemesindeki en büyük etken film sayısının fazlalığı ve yapımcılık kurumunun güçlü varlığı olarak gösterilebilir. Oysa 90 lı yıllarda krizle birlikte azalan film sayısı, yapımın zorlaşması, bu zorluğu yenen yönetmenleri ön plana çıkmıştır. Bu dönemin yapımcı yönetmenlerini geçmiş yılların yapımcı yönetmenlerinden ayıran bir diğer önemli nokta da yalnız kendi fılmlerinin yapımcılıklarını üstlenmeleridir. Oysa Memduh Ün, Türker İnanoğlu, Kemal Seden gibi yönetmenler kendi filmlerinin dışında yapımcı olarak da sektörde güç sahibi olmuşlardır(erkılıç,2003: ). Günümüzde bağımsız yapımcılar olarak adlandırılan Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Serdar Akar, Semih Kaplanoğlu gibi yönetmenler yine kendi yapım şirketleri adına, kendi filmlerini gerçekleştirebilmektedirler. Bu tutum yönetmenlerin, kendilerini sektörün dayatmalarından korumak için seçtikleri bir yol olarak görülmektedir. Yönetmen böylece daha özgür hareket edebilmektedir. Ancak bunun olumsuz yönünü, seyirci faktörünün göz ardı edilmesi oluşturmaktadır(erkılıç,2003:164) Televizyon Sinemaya İlişkisi Televizyonun sinemaya olumsuz etkisi 70 li yıllardan itibaren başlarken, 90 lı yıllarda özel televizyon kanallarının çoğalması ile birlikte ilişki farklı bir boyuta taşınmıştır. Televizyonlar önce yayın saatini doldurabilmek için Türk filmlerine yönelmişlerdir. Filmlerin televizyonlara devri iki aşamada gerçekleşmiştir. Önce belli bir süre için gösterim hakları satın alınmış, daha sonra tüm hakları satılmıştır. Yeşilçam Sineması diye küçümsenen filmler eski siyah/beyaz Türk filmleri olarak değer kazanmıştır. Bu satın alma sürecinde iki nokta üzerinde durulması gerekir: 57

60 Birincisi; büyük meblağlara satılan bu filmlerden elde edilen gelirin sektöre dönüşünün olup olmadığı ikincisi ise yıllardır kimsenin ilgilenmediği, unuttuğu bu filmlerin nerede ve nasıl korunduğudur. Birincisinin yanıtı, yapımcılar tarafından yıllardır görmezlikten gelinen filmlerin, büyük bedeller karşılığı televizyon kanallarına satışından oluşan ekonomik döngünün sektör için kullanılmadığıdır. Oysa kriz içindeki Türk Sineması, televizyon satış gelirleri ile sektörel olarak canlanabilecekken, hiçbir yapımcı bu yola gitmemiştir. Bu satışlarla Türk Sinemasının büyük bir bölümünün ticari hakları özellikle Show TV ve Star TV nin eline geçmiştir.(türk Filmleri Katoloğu,1999). TV, basın ve bankaya sahip olan sermaye (Çukurova Grubu, Uzan Grubu, Doğan Grubu, Bilgin Grubu) dolaylı olarak sinemaya el atmış, ancak bu yatırıma dönüşmemiş, eski Türk filmlerinin tecimsel haklarının alımıyla kalmıştır. İkinci sorunun yanıtı ise kültürel bir miras olarak yıllarca bu filmleri hiçbir ekonomik çıkar gözetmeden arşivleyen, restorasyonunu yapan Mimar Sinan Üniversitesi Sinema- TV Merkezi ne arşivleme maliyeti açısından destek olunmamıştır. Sinema-TV Merkezi olmasaydı, bugün televizyonda izlenilen birçok filmin belki de günümüze ulaşamayacağı gerçeğine birkaç yapımcı dışında kimse dikkat çekmemiştir. Sinema-televizyon ilişkisi Fransız Canal Plus, Arte; İtalyan RAI, İngiliz Channel Four gibi bir uygulamaya yönelmiş, bunun sonucu olarak televizyon kanalları ön satış yöntemi ile senaryo aşamasında film yapımına destek olmaya başlamışlardır.(antrakt,43:34-39) Televizyon gösterim haklarının önceden satışı ile gerçekleştirilen, bu yöntemle yılları arasında yerli yapımda televizyon desteği önemli bir boyut kazanmıştır. Bu süreç içerisinde Kanal 6, ATV, Show, Kanal D, TGRT Kanalları, Türk filmlerini ön satış yoluyla, senaryo aşamasında destek olmuşlardır. Sinema-televizyonun yapımda gerçekleştirdiği verimli ilişki, filmlerin gişede başarısız oluşları, televizyonda eski Türk filmlerinin seyirci tarafından ilgi görmesi, 94 ekonomik krizi (5 Nisan kararları) gibi etkenlerle bozulmuştur.( Uludağ,2003:62) Televizyon kanalları yeni yapımlara yatırım yapmaktansa, ellerindeki fılmleri tekrar tekrar göstermeyi daha ekonomik bulmuşlardır. Televizyon kanallarının, özellikle özel televizyonların, ellerindeki filmleri sürekli yayınlamaları, sinemanın kendine 58

61 özgü olan finans sisteminin yok olmasına neden olmuştur. Seyirci, sinemaya gidip parasını ödeyerek film izlemektense, evde kendine ücretsiz sunulan filmleri tercih etmiştir. Bu dönem içerisinde yapılan filmlerde kısa sürede televizyon ekranına gelmiştir. Sinema-televizyon ilişkisi film yapımı ile sınırlı kalmamış, sinema sektörü televizyonun ihtiyacı olan dizi filmleri karşılamaya yönelmiştir. Sektör, dizi yapımları ile kendisine yeni bir alan yaratmış, televizyondan destek alan yönetmenler, televizyon için diziler çekmeye başlamışlardır. Televizyon desteği, Kültür Bakanlığı ve Eurimage katkısıyla film yapımı süreci başlamış, bu süreç içerisinde seyirci faktörü unutulmuştur. Seyirciyi göz ardı eden üretim tecimsel anlamda başarısızlığa uğramıştır. Ticari başarısızlık filmlerin gösterimine engel olmuş, Ağrı ya Dönüş ve Bir Sonbahar Hikayesi adlı filmler sinemada oynamadan televizyonda gösterilmiştir Eurimages Katkısı Eurimages, 1989 yılında, Avrupa Konseyi tarafından Avrupa kültürünün desteklenip yayılması ve film endüstrisine parasal yardım amacıyla 12 Avrupa ülkesiyle kurulmuştur. Türkiye nin 28 Şubat 1990 da üye olduğu Eurimages, üye ülke sinemacılarına 2 ortak (yine üye ülkelerden) bulmaları şartıyla film projelerine katkı sağlamaktadır. Ayrıca üye ülkelerin en az % 50 Avrupa filmleri gösteren sinemalarına da desteklemektedir. Kurumun bütçesi üye ülkelerin parasal yardımıyla oluşturulmaktadır. Türk Sinemasının 90 lı yıllarda yaşadığı ekonomik krizi aşmanın bir yolu olarak, Eurimages katkıları görülmüştür. Ancak ortak yapım olan bu projelerin ulusal sinemayı ne kadar yansıttığı tartışma konusu olmuştur. Eurimages destekli birçok yapım ne yazık ki seyirci açısından başarılı olamamıştır. Ancak üretim açısından 59

62 Eurimages katkısı yadsınamaz bir şekilde görülmektedir yılından itibaren Türk Sineması Eurimages katkısı ile üretim gerçekleştirebilmiştir. Şu ana kadar Türk ortak yapımcıya sahip 61 uzun metrajlı filme Eurimages desteği verilmiştir. Eurimages, birçoğu İstanbul da olan 22 adet sinema salonuna destek vermektedir. Europa Cinemas tabelasını takmış durumda olan bu sinemalar en az % 50 Avrupa filmi gösterimi yaparak bu fondan maddi destek almaktadır Sponsorluk Kurumu Tarihi boyunca sektör dışından destek göremeyen Türk Sineması, 90 lı yıllarda sponsorluk kurumunun oluşmasıyla az da olsa bu kalıpları yıkmıştır. Artık her türlü kültürel etkinlik, sivil toplum girişimi sermaye tarafından desteklenmeye başlanılmıştır. Bankalar kültür merkezleri, kitapevleri açmaya başlamış, holdingler farklı kültürel etkinlikleri destekler olmuşlardır. Bunda kültür-sanat alanının ticari bir alan olarak değer kazanmasının yanında gelişen kapitalizmin evrilmesinin de rolü olmuştur(erkılıç,2003:170). Sponsorluk kurumundan sinema da yararlanmaya başlamış, hatta birçok film sponsorlar sayesinde tamamlanabilmiştir. Sinemaya sponsor olan kurumlar: Anadolu Holding e bağlı Efes Pilsen kültür ve sanata yatırım yapmış, tiyatro, müzik ve sinemayı desteklemiştir. Efes Pilsen katkıyı doğrudan yaptığı gibi, İstanbul Film Festivali Fibresci Ödülünü alan yönetmene bir sonraki çalışmasında kullanılmak üzere $ katkı sağlamaktadır. Bu tutum, Türk Sinemasına sürekliliği olan bir sponsorluğu kazandırmıştır. Efes Pilsen in sponsorluğunda Çözülmeler, Kız Kulesi Aşıkları, Akrebin Yolculuğu, Bir Erkeğin 60

63 Anatomisi, Mektup, Sinema Vakfı nın Aşk Üzernine Söylenmiş Her Şey ve Yerçekimli Aşıklar, Mayıs Sıkıntısı gibi filmler gerekleştirilmiştir. Ata Menkul Kıymetler Bir Erkeğin Anatomisi ne, Kodak Sarı Tebessüm e sponsor olmuştur. Telsim; Herşey Çok Güzel Olacak, Şarkıcı ve Vizontele ye sponsorluk yapmıştır. Persil; Hemşo ya sponsor olmuştur. Kültür Bakanlığı Türk filmlerine katkılar yapmış, TRT Mavi Sürgün ve Yolcu ya katkıda bulunmuştur. Eczacıbaşı Vakfı, İstanbul Film Festivali nden en iyi ulusal yarışma birincisine $ ödül vermektedir(erkılıç:2003: ) Bağımsız Yapımlar Geleneksel anlatım tarzının dışında olan bağımsız yapımlar, filmlerin sanatsal yönlerini ön plana çıkarmaktadır. 90 lı yılların ortalarında genç yönetmenler kendi olanaklarıyla film yapmaya başlamışlardır. Bu filmler eleştirmenler ve belli bir seyirci (sanat sineması izleyicisi) tarafından benimsenmiştir. Zeki Demirkubuz C Blok Masumiyet, 3.Sayfa, Yazgı, İtiraf, Kader ; Nuri Bilge Ceylan Kasaba, Mayıs Sıkıntısı, Uzak, İklimler ; Serdar Akar ın Gemide, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Maruf, Derviş Zaim Tabutta Rövaşata, Filler ve Çimen, H. Semih Kaplanoğlu Yumurta ve Süt filmlerini yapmışlardır. Yönetmenlerin kendi yapım şirketleriyle gerçekleştirdiği bu filmler popüler kavram ve kişilerden uzak, dar ekip ve bütçeli çalışmalardır. Anlatı ve tema olarak diğer filmlerden ayrılan, yönetmenlerinin kişisel dünyalarını anlatan, marjinal öykülere de yer veren bu yapımlar, seyirciden yeterli ilgiyi görmemektedir. Sanat sineması izleyicisi denilen kitle de filmleri sürekli olarak desteklememektedir. Bu filmlerin diğer bir ortak özellikleri de yurt içinde ve yurtdışındaki festivallerde ilgi görmeleri ve ödül almalarıdır(erkılıç,2003:172). 61

64 Beyaz Sinema 1970 li yıllarda Yücel Çakmaklı tarafından temsil edilen Milli Sinema anlayışı, 1990 lı yıllarda Türkiye de değişen konjonktürel ortam dolayısıyla beyaz sinema olarak adlandırılmaya başlanmıştır(erkılıç,2003:173). Beyaz Sinema ile sinema dışı alandan sinemaya sermaye akışı olmuş, yapılan filmlerin gösterilmesi için salonlar alınımş, kısacası kendi yapım ve dağıtım ağı kurulmuş, kendi seyircisi oluşturulmuştur. Bu filmler, belli bir seyirci grubundan ilgi görmüş, tecimsel başarı kazanmıştır. Özellikle Minyeli Abdullah kişi tarafından izlenerek büyük başarı elde etmiştir. Minyeli Abdullah 1, Sürgün, Hasret, Çizme, ve Bize Nasıl Kıydınız filmleri yurt içinde ve dışında birçok ödül almıştır. Beyaz sinema örneği filmler: Minyeli Abdullah (Yücel Çakmaklı, 1999), İskilipli Atıf Hoca (Mesut Uçakan, 1993), Bize Nasıl Kıydınız (Metin çamurcu, 1994), Sürgün (Mehmet Tanrısever, 1992), Çizme (Mehmet Tanrısever, 1994), Sonsuza Yürümek (Mesut Uçakan, 1991), Garip Bir Kolleksiyoncu (Nurettin Özel, 1994), Beşinci Boyut (İsmail Güneş, 1993), The İmam (İsmail Güneş, 2005), Anka Kuşu (Mesut Uçakan, 2007) Bu filmlerden Sürgün ve Beşinci Boyut yurtdışı festivalierine katılmış ödül almıştır. Bu filmlerde dini konular ele alınıp işlenmiştir İthalatçı ve İşletmeciler Yeniden Yapımcılıkta Türk Sinemasında sermaye akışı her zaman film ithalat ve işletmecileri ile dağıtımcılardan sağlanmıştır. Kemal Film den, İpekçiler den günümüze bu kural değişmemiştir. 50 li ve 60 lı yıllardaki üretim tarzı hariç, sinemaya ana sermaye akışı dağıtımcı firmalardan sağlanmıştır. 60 lardaki özgün üretim tarzında da dağıtımın payı yadsınamaz. 62

65 90 lı yıllarda dağıtım ve işletmecilik alanını ağırlıklı olarak Amerikan majörlerine kaptıran, yerli ithalat ve dağıtımcılar, yerli film üretimindeki krizde yapımcılık da yapmaya başlamışlardır(erkılıç,2003:174). Belge Film (Sebahattin Çetin), Yolcu ve Ağır Roman, Özen Film (Mehmet Soyarslan) Ağır Roman, Asansör, Kahpe Bizans, Büyü, Eve Giden Yol, Son Osmanlı Yandım Ali, Umut Sanat Ürünleri İstanbul Kanatlarımın Altında, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Avşar Film(Şükrü Avşar), Salkım Hanım'ın Taneleri, Hemşo, Kolay Para Babam ve Oğlum, ve Ulak, filmlerini yapmışlardır. İthalat, işletmecilik ve dağıtım, Türk Sinernasında her dönem sermaye akışının sağlandığı alan olmuştur Reklamcılıktan Film Yapımcılığa Türkiye de reklam sektörü, 1990 lı yıllardan itibaren dünya standartalarını yakalamaya başlamış, teknik altyapısı, çalışanları ve sermaye birikimiyle sektör haline gelmeye başlamıştır. Bu durum reklam filmiyle birlikte sinema ve televizyon alanına da yansımıştır. Reklam şirketleri, sinema filmi yapımcılığına soyunmuştur. Reklam sektöründe hizmet veren Filma-cass (Mine Yargı) şirketi, sinema yapımcılığına da başlamış, Şerif Gören in Amerikalı (1993) filmine ortak yapımcı olarak katılmıştır. Filma-cass ın ikinci projesi Yavuz Turgul un Eşkıya (1996) filmidir. Eşkıya Turgul un sinemasal özelliklerınden ve yapımcı şirketin, başarılı tanıtım kampanyasından dolayı seyirci rekorları kırmıştır. Filma-cass; Herşey Çok Güzel Olacak (Ömer Vargı, 1998), ve O da Beni Seviyor (Barış Pirhasan, 2001) ile yapımcılıkta kararlı olduğunu göstermektedir. Bir diğer reklam filmleri yapım şirketi İFR, Tabuta Rövaşata, Güneşe Yolculuk filmlerini gerçekleştirmiştir. Reha Erdem in ortak olduğu Atlantik Yapım, Kaç Para Kaç ı, Haylaz Production, Semih Kaplanoğlu nun Herkes Kendi Evinde sini; PTT Ümit Ünal'ın 9 unu çekmiştir(erkılıç,2003: ). 63

66 Reklam alanında faaliyet gösteren şirketlerin, film üretiminde bir süreklilikleri olmasa da, zaman zaman yaptıkları filmlerle az sayıdaki üretime destek olmuşlardır. 90 lı yıllardaki gelişmeler, teknik altyapıya da yansımıştır. Yeni Lale Stüdyosu, Fono Film, Şafak Film Stüdyosu, Sinfekt laboratuvarıarını reklam filmlerinden kazandıklanyla yenilemişlerdir. Günümüz teknolojisine uygun cihazlarla donatılmışlardır. Reklam ve televizyon yapımcıları stüdyoları, platoları da yenilenmiştir. TEM, ATA stüdyoları, Taksim Platosu gibi stüdyolar İstanbul da bu ihtiyacı karşılarken, Antalya da Tekfen Holding bünyesinde Avrupa nın sayılı büyüklükteki stüdyolarından biri olan Antalya Studios açılmıştır(erkılıç,2003:176). Reklamcılıktan film yapımcılığına geçen yönetmen sayısı gün geçtikçe artmaktadır Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Tabloda görüldüğü üzere; 2002 de dibe vuran, 1982 yılında seyirci sayısı üstünlüğü yabancı filmlere kaptıran Türk Sineması, son yıllarda aradaki farkı kapatarak 2006 yılında başabaş noktasına ulaşmıştır yılında; Kurtlar Vadisi Irak; , Hababam Sınıfı Üçbuçuk; , Hokkabaz; , Sınav; seyirci sayısına ulaşmıştır. Son yıllardaki Türk Sinemasının gelişmesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı nın desteği yadsınamaz yılında; 9, 2006 yılında; 23, 2007 yılında ise 34 adet uzun metrajlı filme Kültür ve Turizm Bakanlığınca destek verilmiştir. Ancak; yapılan yerli film sayısı artmasına rağmen nitelik bakımdan filmlerin yeterli olmadığı görülmektedir. Herşeye rağmen, yerli film seyirci sayısı oranında Türkiye, dünyada sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. 64

67 Tablo VIII: yılları arası film ve seyirci istatistikleri(die 2001, Yavuz, 2006 :4) Yıllar Vizyona Giren Yerli Film Sayısı Vizyona Giren Yab. Film Sayısı Yerli Film Seyirci Sayısı Yabancı Film Seyirci Sayısı yılında Türkiye de 354 sinema salonu varken, günümüzde 411 sinema kompleksi, sinema salonu ve sinema koltuğuna ulaşılmıştır. Büyük alışveriş merkezlerine küçük sinema salonlarının yapılması ve büyük sinema salonlarının bölünmesi gibi nedenlerle salon sayıları artmaktadır. Halen Türkiye de 9 ilde sinema salonu bulunmamaktadır. Bunlar; Ağrı, Ardahan, Bayburt, Bitlis, Iğdır, Mardin, Siirt, Kars illerimizdir. Koltuk sayısı bakımından illerimiz; İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana şeklinde sıralanmaktadır. Film maliyetleri 100 bin dolardan Uzak, 10 milyon dolara Kurtlar Vadisi Irak kadar farklılıklar göstermektedir. Yine film maliyetlerinin bu kadar yüksek olması kuşku uyandırıcıdır. Türkiye ye oranla yüksek rakamlar, dünya standartının 65

68 çok altındadır. 1 Milyon $ a malolan bir filmin kendi masraflarım çıkarıp, yapımcıya para kazandırabilmesi için 600 bin seyirciyi aşması gerekmektedir. Oysa Avcı filmi o yıl yalnızca seyirciye ulaşmıştır. Dolayısıyla yapımcısını büyük bir zarara sokmuştur (Erkılıç,2003:179). Bağımsız olarak nitelenen filmlerle, sanat yapımları daha düşük bir bütçe ile gerçekleştirilirken, popüler yapımlar büyük bütçelerle gerçekleştirilmiştir. Gişe düşüncesi, yönetmenleri/yapımcıları televizyonun popüler oyuncuları ile çalışmaya yöneltmiştir. Yine gişede başarılı olan filmler, ağırlıklı olarak (beyaz sinema örneklerini saymazsak) komedi türündeki yapımlardan oluşmaktadır yılında yönetmenlerin kurduğu Sinema Vakfi, Türk Sinemasının canlandırılması için yasal düzenlemeler ve sponsorluk yapan firmalara vergi muafiyeti konusunda çalışmalar yapmış, Efes Pilsen sponsorluğunda Yerçekimli Aşklar ve Aşk Üzerine Söylenmiş Her şey adlı kısa filmlerden oluşan iki film gerçekleştirilmiş fakat vakıf başarıya ulaşamadan kapanmak zorunda kalmıştır. Şubat 1991 de, 1 Ocak 1991 tarihinden geçerli olmak üzere, belediyeye ödenen vergi oranları (rüsum) yeniden düzenlenmiştir. Yerli filmlere uygulanan % 10 oranı sıfırlanırken, yabancı filmlere uygulanan % 30 oran % 25 e indirilmiştir. Amerika nın siyasal baskısı ve ikili anlaşmalar gereği rüsumda değişikliğe gidilmiştir. 9 Aralık 1997 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Türk filmlerine % 10 rüsum konurken, yabancı filmlerden alınan oran %25 ten %10 a indirilmiştir. Türk sinemasına bir darbe vuran bu ayarlamadan sonra, tarihinde 4625 sayılı kanunun 6.fıkrasına ek konularak, de yürürlüğe giren madde ile kesilen rüsumların %75 i Kültür Bakanlığı'na devredilmiştir(örmeci,2002:600). Son dönem üretim tarzının eklektik olması zorunluluktur. Televizyon satışları, sponsorlar, çeşitli kurumların katkıları, yurt içi ve dışı festivallerde ödüllendirmek bu üretim tarzında belirleyici olmaktadır(erkılıç,2003:184). Ülkemizde yılda ortalama milyon sinema bileti satılmaktadır. Bu sayı; Türkiye'nin nüfusuna oranla küçüktür. İngiltere de Haziran ayı gibi ölü bir sezonda 20 milyon bilet satılmaktadır. İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yılda

69 160 milyon seyirciye ulaşıldığı dikkate alındığında ülkemizdeki bilet satışın ne kadar düşük olduğu daha kolay anlaşılacaktır. Buna göre Avrupa da bir kişi yılda ortalama üç kez sinemaya giderken, Türkiye de ise üç yılda bir kez gitmektedir. Ülkemizde bilet satışlarından elde edilen toplam hasılat ise; 200 milyon YTL civarındadır. Tablo IX: yılları arası yerli ve yabancı film izlenme oranları Tabloda görüldüğü üzere Türkiye de yerli film seyredilme orani gayet iyi bir seviyededir. Türkiye, yerli filmlerin seyredilemsi oraninda dünyada sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Ancak toplam seyirci sayısının dünya standartlarnın çok altında olduğu unutulmamalıdır. 67

70 III. BÖLÜM TÜRK SİNEMASININ MALİ PROBLEMLERİ 3.1 Vergi İadesi Küreselleşmenin hız kazandığı günümüzde, ülkeler de birbirleriyle rekabet içerisine girmekte, uluslararası yatırımlardan daha fazla pay kazanmak ve ekonomik, sosyal ve kültürel bir takım amaçlara ulaşmak için mevzuatlarını uyumlaştırmaktadırlar. Son yıllarda, artan işçi ve yapım maliyetleri nedeniyle ABD li büyük film yapım şirketleri yabancı ülkelerde film yapım olanaklarını araştırmakta, bu araştırmaların sonucu olarak büyük yapımların bir kısmının yabancı ülkelere kaydırıldığı görülmektedir. Bu eğilim sadece Amerikan film endüstrisi için değil, diğer pek çok ülke, hatta ülkemiz sinema sektörü için de geçerli olan bir eğilimdir. Bu nedenle film yapımcıları, yapım maliyetlerini düşürmek için film teşvikleri ve vergi iadeleri veren ülkelere yönelmeye başlamışlardır. Vergisel teşvik açısından bakıldığında genel olarak vergi iadesi sisteminin uygulandığı görülmektedir. İadeye hak kazanmak için de belli şartlar getirilmektedir. ABD li film yapımcılarının daha uygun maliyetlerin sağlanabileceği ülke ve yapım olanakları araştırmalarına paralel olarak Yeni Zelanda, Bulgaristan, Kanada, Macaristan, Romanya, Yunanistan, Fas, İrlanda, İngiltere ve Avustralya gibi ülkeler yabancı film projeleri için teşvik önlemleri ile vergi indirimlerini hayata geçirerek ABD li büyük film yapımcılarına olumlu mesajlar göndermekte ve pek çok ABD filminin ülkelerinde çekilmesini sağlamaktadırlar. Bu uluslararası rekabet ABD de, eyalet arasında da gözlenmektedir. California, Louisiana vb. pek çok eyalet, endüstrinin sunduğu büyük pastadan pay alabilmek için, çeşitli vergi kolaylıkları sağlanmaktadırlar. Kısaca; film sektörü konusunda ülkeler arasında hatta ülke içi 68

71 eyaletler arasında önemli bir rekabet yaşanmakta ve buna yönelik olarak da pek çok teşvik düzenlemelerinin yürürlüğe girdiği gözlenmektedir. Yurtdışındaki uygulama ve politikalar izlendiğinde, sinemanın stratejik ve ayrıcalıklı bir sektör olarak ele alındığı görülmektedir. Örneğin, İngiltere de film sektörü için planlanan teşvik paketi, Avrupa Komisyonu Devlet Yardımları Kuralları çerçevesinde Avrupa Birliği Komisyonu tarafından onaylanmıştır. Söz konusu teşvik paketinde, İngiliz kültürünü konu alan ve tanıtan film yapım şirketleri, İngiliz vergi kanunlarının indirimine izin verdiği giderlere ek olarak yapım maliyetlerinin belli oranının da matrahtan indirilmesini öngörülmektedir. Bu vergi teşvik paketi ile film yapımcılarını İngiliz kültürünü konu alan film yapmaya özendirilmek amaçlanmaktadır. Filmin İngiliz kültürü öğeleri taşıyıp taşımadığı da resmi makamlar tarafından yapılan ve değişik kriterlerin yer aldığı puanlamaya dayalı bir teste tabi tutularak tespit edilmektedir. Yabancı yapımların ülkemize kazandırılmasına ek olarak yerli yapımcının yurt dışında verilen teşviklerden yararlanmak amacıyla yurt dışına gitmesini engellemek için yurt dışındaki trendler gözetilerek ülke koşullarına uyan bir model geliştirilmesi gerekmektedir. Zira Türkiye, uluslararası film endüstrisi için destek programı olmayan sayısı giderek azalan ülkelerden biridir. Yurtdışı yapımları ülkeye çekmek, Türk ekonomisine de ciddi bir katkı sağlayacaktır. Türkiye nin coğrafi ve kültürel zenginlikleri de göz önüne alındığında, bu tarz bir destek programından sağlayacağı nisbi yarar artacaktır. Nitekim sinema, kültürel etkileşimden, kültürel tanıtıma; toplumsal eğitimden bilinçlendirmeye kadar, çok geniş bir etki alanına sahiptir. Diğer bir ifadeyle, bir film, eğlence aracı olmanın ötesinde, sosyo-kültürel bir misyon taşıyan çok etkili bir kitle iletişim ve aracıdır. Sinemanın ekonomilere dolaylı olarak yaptığı katkısı açıktır, çünkü bir toplum kültürünü tanıtıp, pazarlayabildiği ölçüde ürettiği ürünleri satıp ve aynı oranda da uluslararası piyasalarda markalaşabilir. 69

72 Konuyla ilgili olarak yapımcı Sekan Çakarer in görüşleri şöyledir: Vergi iadesi artık yabancı film projelerinin olmazsa olmaz bir talebi. Ülkede harcadıkları bütçe içinde yer alan KDV nin iadesi ciddi bir teşvik. Hatta ve hatta Macaristan, Yeni Zelanda, Porto Rico, gibi ülkeler son yıllarda KDV iadesinin yanı sıra Tax Rebate dedikleri, harcanan bütçenin belli bir büyüklüğe ulaşması durumunda (örn 10 milyon USD yi geçmesi) bir bölümünün (genelde %20) yabancı yapımcıya iade edilmesi gibi uygulamalar da yapıyorlar. Bu sayede Macaristan bir yılda 300 milyon dolarlık Hollywood prodüksiyonunu ülkesine getirebiliyor. Bu ülkelerin sağladıkları çok yönlü teşvikler, filmlerin çekim maliyetini kaliteden ödün vermeksizin, Malta da 5,3 milyon, Kanada da 5,1 milyon, Cape Town da 4,9 milyon, Romanya da ise 4,4 milyon ABD doları olarak gerçekleşebilmektedir. Aynı bağlamda, özellikle Doğu Avrupa ülkelerinin, Hollywood başta olmak üzere, bütün Batı ülkelinden ciddi sermaye girişleri olduğu; bu ülkelerde gerek stüdyo yatırmalarında, gerekse başka ekipmanlar itibariyle ciddi projeler gerçekleştiği gözlenmektedir. Örneğin Cold Mountain filmi Romanya da çekilmiş; filmin yapımını gerçekleştirenler, çekimi Romanya da yaparak 20 milyon ABD doları kar ettiklerini açıklamışlardır. Yabancı yapımcıları ülkeye çekilebilmesi için gerekli şartlar şöyle sıralanabilir. Ucuz ve esnek işgücü maliyet avantajları Teknik altyapı, stüdyo altyapısı ve yeterli teknik eleman Mekan(tarihi, doğal v.) Mali ve vergisel teşvikler 70

73 3.1.1 Bazı Ülkelerdeki Uygulamalar Avustralya Film sektörüne Avustralya da tanınan teşvikler şöyledir: a. Vergi İadesi Avustralya da film çekmek isteyen yabancılara getirilmiş teşvik düzenlemesi uyarınca, bütçesi en az 15 milyon dolar olan yabancı yapımlara, filmin tamamlanmasını takiben, % 12,5 oranında vergi iadesi imkanı tanınmaktadır. Bu teşvik, yabancı yapımların yapım süresince Avustralya da kalması sağlamaktadır. Teşvik şartları arasında, Avustralya nın tanıtımına katkı sağlama şartı yer almamakta; teşvik sistemi şöyle işlemektedir: Maliyeti milyon dolar arasında olan yabancı filmler için üretim maliyetinin en az % 70 inin Avustralya da harcanması koşuluyla (mal, hizmet alımı ya da arazi, bina v.b. temini), söz konusu bedelin % 12,5 i oranında vergi iadesi verilmektedir. Finans, telif hakları, genel yönetim giderleri, tanıtım ve reklam gibi harcamalar bu kapsamda değerlendirilmez. Avustralya da 50 milyon dolar veya daha fazla harcama yapan film projeleri için, % 70 lik şarta bakılmaksızın, %12,5 oranında vergi iadesi verilmektedir. Bu teşvik, bütçe harcamalarının ne kadarının Avustralya da yapıldığına bağlı olarak, % 9 ila % 12,5 arasında nakit destek sağlamaktadır. Çünkü düzenlemenin üretim maliyetinde yol açtığı düşüş, yapımcılara finansman imkanı yaratmaktadır. Vergi iade talebi, Avustralya daki tam mükellef biri tarafından ya da Avustralya da daimi işyeri olan yabancı yapılabilmekte; filmin tamamlandığı yıl kurumun vergi beyannamesi ile birlikte vergi dairesince verilmektedir. 71

74 b. Avustralya-Filmlerine Yatırım (Gelir Vergisi Kanunu 10B ve 10BA) Kanun hükümleri, belirli yapımlara % 100 yatırım indirimi hakkı tanımaktadır. Yapımın bu vergi teşvikinden yararlanmaya hak kazanması için, Avustralyalı firma ya da Avustralya da yerleşik bir firma tarafından Avustralya da gerçekleşmiş olması şartı vardır. 10 B Hükmü: Vergi indirimi düzenlemesi, mevcut ya da yeni çekilecek olan bir Avustralya filminin telif hakları için yapılan harcamaları kapsamaktadır. Söz konusu indirim, filmin tamamlandığı yıl tahakkuk eden kazanç üzerinden yapılmaktadır. İndirim, filmin tamamlandığı yıl dahil, iki yıl içinde ya da filmin telifin faydalı ömrü içerisinde yapılabilir. Faydalı ömür Vergi İdaresi Başkanlığı nca beş yıl olarak kabul edilmiştir. Bu düzenlemeden, hem yerleşik hem de yerleşik olmayan tam ve dar mükellef yapımcılar yararlanmaktadırlar. Ancak, filmin Kültür Bakanlığı tarafından Avustralya Filmi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, endüstriye tanınan bu özel yatırım indiriminden yararlanabilmek için, Avustralya konseptinin kullanılması gerekmektedir. Avustralya Konsepti nin belirlenmesindeki kriterler şunlardır: Yapımın çekildiği yer, oyuncular, senarist, tasarımcı v.b. yapıma dahil olanların uyrukları, finans kaynakları, üretim harcamalarının ayrıntısı, Bakanlığın uygun gördüğü diğer hususlar. 10BA Hükmü: Avustralya, film yapımında harcamaların % l00 üne kadar indirim hakkı tanımaktadır. Yapımcı, yaptığı filmin telif hakkına sahip ise, bu hüküm dahilinde indirime hak kazanır. İndirim, harcamanın yapıldığı yılki kazanç üzerinden yapılmaktadır. İndirim hakkı sadece bir yıl ile sınırlıdır ve sadece Avustralya daki tam mükelleflere tanınan teşvik düzenlemelerini içermektedir. 72

75 Bu hükümden yararlanmak için filmin tamamen ya da belli ölçüde Avustralya da çekilmesi ve Avustralya Konsepti ni taşıması şartı bulunmaktadır. c. Araştırma- Geliştirme Yatırımlarında Vergi Ayrıcalığı Yaratıcı projelere Ar-Ge alanında vergi avantajı sağlanması amaçlanmakta olup, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlık aşamasında olduğu anlaşılmaktadır. d. Mal ve Hizmetler Vergisi İadesi Avustralya da çekim yapan yabancı film şirketleri Mal ve Hizmetler Vergisi itibariyle de vergi iadesi almaktadırlar. e. Ücretliler Üzerindeki Gelir Vergisinden Muafiyet Yabancı film şirketlerinin Avustralya'ya getirdikleri personel, ücretleri itibariyle gelir vergisinden muaftır. Fas Bu ülkede yabancı film yapımı için gereken izinler, 1944 yılında kurulan, Centre Cinematographique Marocaine-CCM (Fas Sinematografi Merkezi) tarafından verilmektedir. Fas ta yabancı film yapımına şu iki temel alanda teşvik uygulanmaktadır. a. Vergi Muafiyeti Uygulanması Yabancı film yapımcıları, Fas ta kaldığı süre içinde, KDV den muaf tutulmaktadır. Koşullarda basitlik ilkesi temel prensip olarak benimsenmiştir. Muafiyetten yararlanmak için, filmin senaryosunun önceden onaylanmış olması ve filmin uzun metrajlı olması halinde, Faslı firmayla yapılan sözleşme örneğinin ilgili makamlara ibrazı gerekmektedir. 73

76 b. Bürokratik İşlemlerin Kolaylaştırılması Yabancı film yapımcı taleplerine ilişkin işlemlerin muhatabı, tümüyle ve sadece CCM dir. Diğer bir ifadeyle, tüm bürokratik işlemler CCM bünyesinde toplanmıştır. Çekim izin talepleri CCM ye iletilmekte, çeşitli Fas Makamlarınca gerçekleştirilmesi gereken işlemlerle ilgili yazışmalar-vb bürokrasi, CCM tarafından yürütülmektedir. CCM nin kadrosu, film yapımı itibariyle uzman kişilerden oluşmaktadır. Amaç, yabancı film yapımcılarının Fas ta ihtiyaç duyabilecekleri teknik vb. her türlü desteğin CCM tarafından sağlanmasıdır. Örneğin, film yapımı için gerekli malzemenin gümrükten çekilmesi sırasında bile CCM personeli devreye girebilmektedir. Fas mevzuatına göre, Fas ta çekilecek uzun metrajlı filmler için Faslı bir yapımcıyla çalışılması gerekmektedir. Bu çerçevede gerekli teknik destek Faslı firma tarafından da verilebilir. Fransa Fransa da yabancı film çekimlerine sağlanan vergi kolaylıkları aşağıdaki gibidir: a. Laboratuar çalışmalarında bulunmak üzere getirilen ve çalışmaların bitiminde tekrar ihraç edilen filmler, KDV den muaftır. b.fransa da yerleşik olmayan yabancılar için ödenen KDV iade edilmektedir. İade yapılan harcamalar şöyledir: 1. Fransa da satın alınan hizmetler (mekan, malzeme vb) 2. Malzemelerin taşınması için araç kiralama 3. Yurtdışından gelenler için taşıma bedeli (kara-deniz-hava) 4. Geçici olarak ithal edilen malzemenin taşıma bedeli 74

77 Kanada Kanada, son yıllarda film yapım sektörü için popüler bir ülke haline gelmiştir. Devlet politikası, genel olarak, ülkede film çekimi konusunda yabancı yapımcıları teşvike dönüktür. Bu yaklaşım, aynı zamanda yabancı sermayeyi ülkeye çekmenin de etkin bir yolu olarak görülmektedir. Son verilere göre, bir yılda Hollywood da üretilen filmlerinin yaklaşık % 25 i Kanada da çekilmiştir sezonunda, Kanada da üretilen film ve TV yapımlarında %4 oranında bir artış sağlanmış ve bu artışla, 4.93 milyar Kanada doları civarında bir hasılat düzeyine ulaşılmıştır. Kanada, çizgi film (animasyon) alanında da önemli başarılar elde ederek birçok yapımın gerçekleştirildiği bir ülke haline gelmiştir. Kanada da yabancı film çekim prosedürü iki şekilde gerçekleşmektedir: l. Yabancı yapımların tümüyle Kanada sınırları dahilinde gerçekleştirilmesi 2. Kanada- Yabancı ortak yapımları Başta Kanada Federal Hükümeti olmak üzere, eyalet yönetimleri (hükümetleri) ve belediyeler, yabancı film yapımcılarına çeşitli teşvikler sağlamaktadırlar. Bu teşvikleri genel hatlarıyla şöyledir: Federal ve Eyalet Hükümetleri ile Belediye yönetimleri tarafından alınan vergilerde indirim sağlanmaktadır. Film çekiminde kullanılacak mekanlar için alınacak izin ücretlerinden feragat edilmektedir. Film çekimlerinde kullanılacak mekanların seçiminde profesyonel rehberlik hizmetleri sunulmaktadır. Yabancıların tabi olduğu bürokratik işlemler kapsamında, film ekibi mensuplarına çeşitli devlet kurum ve kuruluşları nezdinde takip edecekleri işlemlerde 75

78 yardım, hatta bu kuruluşlarla yapılacak her türlü yazışma ve iletişimde aracılık hizmeti sağlanmaktadır. Altyapı hizmetleri ücretsiz veya ucuz bir şekilde sağlanmaktadır (örneğin, ücretsiz park yeri ve resmi güvenlik, ücretsiz veya ucuz belediye hizmetleri). Film ekibi mensuplarına konaklama olanakları sağlanması konusunda yardımcı olunmaktadır. a. Kanada da Vergi İadesi Uygulaması Yabancı film yapımcılarına sağlanan vergi iadesi miktarlarının yüksekliği ve döviz kuru farkının sağladığı avantajlar, Toronto da film yapma masraflarını ABD deki stüdyolara kıyasla, neredeyse yarıya azaltmakta ve bu şehri film çekimi için cazip bir merkez haline getirmektedir. Toronto da film yapan yabancı bir firma aşağıda belirtilen üç ayrı vergi indirimine tabi tutulmaktadır. 1. Kanada Federal Hükümeti tarafından sağlanan Tax Credit (Film veya Video Yapım Vergi İndirimi) Vergi indirimi uygulaması, genel anlamda, kişi veya kuruluşların elde ettiği gelir üzerinden hükümete vermek zorunda olduğu vergi oranında ya da miktarında hükümet tarafından peşinen indirim yapılması anlamına gelmektedir. Yabancı film yapımcıları kapsamında bu uygulama, vergiye tabi harcamaların bir kısmının dolaylı olarak hükümet tarafından finanse edilmesi anlamını taşımaktadır. Bu yaklaşım, federal hükümete ödenecek vergi miktarında indirime gidilmesini öngörmektedir. 2. Ontario Eyalet Hükümeti tarafından sağlanan Film ve Televizyon Yapım Hizmetleri Vergi indirimi Ontario Eyaletin de film çeken yabancı yapımcılara film çekimi sırasında yapılan toplam harcamalarının % 18 i karşılığı kadar, yapımcının eyalet hükümetine vereceği vergi miktarında indirime gidilmesi sağlanmaktadır. 76

79 3. Ontario Eyalet Hükümeti tarafından sağlanan Ontario Bilgisayar Animasyon ve Özel Efektler Vergi İndirimi Bu vergi indirimi, Ontaria Eyaleti sınırları içerisinde animasyon ve özel efektler alanında yapılan işçilik masrafları toplamının % 20 oranındaki karşılığı kadar, yapımcının Eyalet Hükümeti'ne vereceği vergi miktarında indirime gidilmesini sağlamaktadır. Yukarıdaki oranların toplanması sonucunda, Federal ve Eyalet hükümetleri tarafından yabancı yapımcıya yaptığı masraflar üzerinden vereceği vergi miktarında yaklaşık % oranında vergi indirimi sağlanması, film üretimi maliyetinin ciddi ölçüde azalmasını sağlamaktadır. b. Gümrük Harçları Bağlamında Sağlanan Teşvik ve Kolaylıklar Kanada Federal Hükümeti tarafından sağlanan teşvikler kapsamında ise, yukarıda belirtilen vergi indirimi uygulamasının yanı sıra, gümrük harçları bağlamında da teşvik ve kolaylıklar gösterildiği tespit edilmiştir. Söz konusu teşvik ve kolaylıklar aşağıda sıralanmıştır. Film çekiminde kullanılmak üzere geçici olarak Kanada ya getirilen ekipman ve eşyalar, 18 aylık bir süreyi aşmayacak şekilde ve bu süre zarfında ülkede kalmak şartıyla gümrük harcından muaf olarak ülkeye sokulabilmektedir. Buna geçici ithalat adı verilmektedir. Federal Hükümet in kişi ve kurumlardan almakta olduğu Eşya ve Hizmet Vergisi söz konusu olduğunda ise gene geçici olarak film çekimleri için ithal edilen ekipman ve eşyalar; özelliklerine göre; 1/6 oranında kısmi GST indirimi, tamamıyla muafiyet ya da tümüyle vergiye tabi olma şeklinde sınıflara ayrılmaktadır. Kanada da yabancı film çekimleri, ayrıca Kanada-Yabancı ortak yapımı şeklinde de gerçekleştirilmektedir. Yapılan incelemeden, Kanada nın halen 53 ülkeyle ortak yapım anlaşması imzalamış olduğu anlaşılmaktadır. 77

80 Ortak yapımların temel amacı, Kanada nın ulusal film endüstrisinin gelişmesini sağlamak ve Kanada kültürünün ülke içerisinde ve yurt dışında tanıtımına katkıda bulunmaktır. Yabancı yapımlarda olduğu gibi ortak yapımlarda da vergi indirimlerine ek olarak, Federal Hükümet tarafından çeşitli fonlar aracılığıyla mali destek sağlanmaktadır. Bu desteklerden faydalanılabilmesi için, söz konusu ortak yapımda Kanada kültürü ile doğrudan bir bağlantı kurulması ve Kanada nın kültürünü ve sosyal değerlerini yansıtacak unsurlara yer verilmesi ön koşul olarak istenmektedir. Sonuç itibariyle, Kanada nın ulusal film endüstrisini geliştirmek, ülkenin tanıtımına katkı sağlamak ve yabancı yatırım çekerek ekonomik fayda oluşturmak amaçları doğrultusunda, yabancı film şirketlerine çeşitli ayni ve nakdi teşvikler uyguladığı görülmektedir. Bu doğrultuda, federal, eyalet ve belediye yönetimleri bazında benimsenen aktif ve birbiriyle uyumlu politikalar uyarınca, resmi olanak ve hizmetlerin de gerektiğinde doğrudan devreye sokulabildiği uygun bir ortamın oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Kanada da film çevirmek isteyen yabancıların dikkate alması gereken bir diğer önemli konu ise, çalışma izniyle ilgilidir. Genel uygulamada, yapımcılar dışında, oyuncular, kamera arkası çalışanları ve set ekibi dahil olmak üzere, herkes çalışma iznine tabidir. Çalışma izni alınması birkaç ay süren bir prosedüre tabi olmakla birlikte, eyalet hükümetleri ve Federal Hükümet bu konuda da yabancı film şirketlerine işlemlerini kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı destek vermektedirler. Bu bağlamda Federal Hükümet bazında Kanada Kültürel Miras Bakanlığı içinde yer alan Telefilm Canada ve National Film Board of Canada adlı resmi kuruluşların devreye girdikleri görülmektedir. Eyaletler bazında ise, film endüstrisinin gelişmiş olduğu Toronto, Montreal ve Vancouver şehirlerinin bulunduğu Ontario, Quebec ve British Columbia eyalet yönetimleri bünyesinde faaliyet gösteren resmi film komisyonları rol oynadığı anlaşılmaktadır. 78

81 Toronto Belediyesi bünyesinde Toronto Film and Television Office (TFTO) kurulmuştur. Bu kuruluş yabancı yapımcılar için gerekli izinleri veren mercidir. Bu ofis, yabancı film şirketlerinin Tomnto da çalışmalarını kolaylaştıran bazı diğer hizmetleri de sunmaktadır. Toronto, film endüstrisinin altyapısını oluşturan birçok meslek dalında eğitim veren okulların da bulunduğu bir kenttir. Bu sayede, uzmanlık eğitimi almış personelin de (örneğin, görsel-ses efektleri uzmanlığı, makyaj uzmanlığı, dublörlük, film kurgu ve montaj uzmanlığı, dekoratörlük gibi) istihdama hazır bulunduğu bir şehirdir. Yabancı yapımcılar, Amerikan Doları na kıyasla değeri daha düşük olan Kanada Doları nın sağladığı avantajla, daha az maliyetle daha fazla uzman istihdam edebilmekte ve kalitesi yüksek, uzman hizmetlerden yararlanabilmektedirler. Güney Afrika Güney Afrika da, film yatırımlarla ilgili vergisel avantajlar, Gelir Vergisi Kanunu nun 24F Bölümü hükümleri ile düzenlenmiştir. Teşviklerin amacı, Güney Amerika yı bir film yapım üssü haline getirmektir. Bu yasal düzenleme, filmin yapım ya da yapım sonrası harcamalarını gider olarak vergiden indirimine imkan tanımaktadır. Yapımcının vergilenebilir kazancından, yani matrahtan indirebileceği miktar, filmin toplam yapım maliyetini aşamaz. Matrahtan yapılacak indirim, filmin tamamlandığı vergilendirme döneminde, hem yapım, hem de yapım sonrası tahakkuk etmiş olan tüm maliyetlerin toplanması suretiyle bulunmaktadır. Film yapımında eğer yabancı ortaklık söz konusuysa ve Güney Afrikalı yapımcının film projesindeki payı, yabancı yapımcının payından daha fazlaysa, söz konusu indirim mekanizmasından yararlanılabilinir. Güney Afrika Hükümeti, 2004 yılında, film endüstrisini geliştirmek amacıyla ek bazı düzenlemelere gitmiştir. Bu düzenlemeler uyarınca, bütçesi 4 milyon doları 79

82 aşan yatırımlar, ülkede yaptıkları harcamalar üzerinden vergi iadesi almaktadır. Uzun metrajlı filmler, belgeseller, TV filmleri ve diziler de vergi iadesi alabilirler. Güney Afrika Ticaret ve Sanayi Bakanlığı na göre bu ülkenin üretim maliyetleri, ABD deki maliyetlere kıyasla %40 a varan oranlarda, Avustralya daki maliyetlere kıyasla % 20 ye varan oranlarda daha düşüktür den bu yana Güney Afrika da pek çok yabancı film çekilmiştir ve bu yapımların yerli sanayi üzerinde çok olumlu bir etkiye yol açtığı bilinmektedir. Ancak, endüstrinin gelişimi için daha pek çok adımın gerekli olduğunu da Hükümet yetkililerince ifade edilmektedir yılında kanunlaştırılan vergi indiriminden önce, Güney Afrika da beş yapım şirketi ve bu şirketlerde toplam 50 çalışan varken, günümüzde 150 yapım şirketi ve bu şirketlerde sürekli çalışan 1650 kişinin yanı sıra, yetişmiş kalifiye eleman daha bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri a. Montana Eyaleti Montana Eyaletinde film çekenlere uygulanan destekler, ana hatlarıyla aşağıdaki gibidir: Montana da yerleşik olanlara ödenen maaşların tamamının % 12 si miktarında vergi iadesi, Film çekimim sırasındaki harcama kalemlerinin çoğuna getirilen % 8 lik vergi iadesi (otel, yemek, yakıt, araç kirası, günlük harcamalar, kamera kirası v.b.). muafiyet. 30 günün üzerindeki süreler için, otellerde % 7 lik yatak vergisinden 80

83 Montana Valisi nin Mayıs 2005 de hazırlattığı rapora göre; film çekimleri için Montana da 53 milyon dolar harcandığı, bu harcamanın ekonomiye katkısının 81,4 milyon dolar olmuştur. Ayrıca; film sektöründe 930, sektör dışında ise 444 yeni ve devamlı iş imkanı sağlanmıştır. Net 4,3 milyon dolar vergi kazancı sağlanmış; film için harcanan her bir doların % 8,2 si, vergi olarak eyalet yönetimine gelir sağlamıştır. b. Hawaii Eyaleti Eyalette film sektörüne tanınan iki tür teşvik vardır: Film yapım aşamasında, yapımcıya, toplam yapım maliyetlerinin %4 ü oranında vergi kredisi tanınmakta; bu meblağ, ödenecek vergiden düşülmek suretiyle verilmektedir. Yapımcılar, otel vergisinden muaf tutulmaktadır. Bu eyalette çekilen film ve TV projeleri, aşağıda belirtilen koşullara uyulması halinde, % 100 oranında vergi kredisine hak kazanmaktadırlar. Yapımın adında Hawaii adı olması, Yapımda Hawaii görüntüleri, kültürü veya ürünlerini içeren sahnelerin olması, Uzun metrajlı filmlerde, minimum 2 milyon dolar, televizyon projelerinde minimum 750 bin doların adada harcanıyor olması. Film ya da TV projesi, aşağıdaki koşullara uyması durumunda, % 75 vergi kredisine hak kazanmaktadır: Uzun metrajlı film yapımlarında minimum 3 milyon dolar, TV projelerinde ise minimum 1 milyon dolar harcanıyor olması. Yapımda çalışanların en az %50 sinin Hawaii de yerleşik kişilerden oluşuyor olması. 81

84 Bu avantajlardan yararlanabilmek için, yapımcının, yapımın tamamlandığı vergilendirme dönemini takip eden yıl içerisinde eyalet ilgili makamlarına gelir vergisi beyannamesi vermesi ve vergi dairesine, vergi iadesi talebinde talepte bulunması gerekmektedir. c. Kaliforniya 2001 yılında çıkan yasa uyarınca, yapım başına dolara varan miktarlarda iade yapılmaktadır. Ayrıca her türlü devlet arazisinde ücretsiz veya minimum ücretle çekim için izin verilmektedir. d. Florida Florida, ABD de yapımcılara en çok çeşit teşvik veren eyalettir. Yapım firmalarının harcama özelliklerine göre kademelendirilmiş bir finansal teşvik sistemi vardır. Satış vergi muafiyeti söz konusudur. Eyalette, çekilen film, dizi vb. ürünlerin satışının bir kısmından vergi alınmamaktadır. Gelir vergilerinde indirimler, elektrik, gaz kullanımında vergi alınmaması vb. diğer bazı indirimler daha vardır. e. New York Eyaleti Film pre-prodüksiyonu ve post prodüksiyon ile ilgili bütçe harcamalarının % 75 ini eyalette gerçekleştiren yapımcılar için % 10 vergi mahsubu uygulanmaktadır. f. Lousiana Lousiana, üç farklı teşviki öngörmektedir: Yatırımcı Vergi İndirimi: Bu düzenleme sadece eyalette yerleşik olan kişiler için geçerlidir dolar ile 1 milyon dolar arasından yapım maliyeti olan projeler için, % 10 vergi indirimi mevcuttur. Eğer yatırımın toplam yapım maliyeti 1 milyon doların üstündeyse, % 15 indirime hak kazanır. 82

85 İstihdam Vergisi Mahsubu: 2006 yılından itibaren geçerli olan bir düzenlemedir. Yapımın eyalette gerçekleşen toplam maliyeti, dolar ile bir milyon dolar arasında ise, istihdam vergilerine % 10 vergi indirim tanınmaktadır. Bir vergilendirme döneminde yapım maliyeti 1 milyon doları aşan projelerde ise söz konusu vergi indirim oranı (tax credit rate) % 20 olarak uygulanmaktadır. Satış Vergisi Muafiyeti: Uzun metrajlı film, video ve TV dizisi yapımı için dolar ve üstü harcama yapan şirketler, % 4 satış vergisinden muaf tutulmaktadır. g. British Columbia Bu eyalette, menşeinin bakılmadan, çekilen bütün filmler için % 18 vergi iadesi yapılmaktadır. Ayrıca, yine menşeine bakılmadan, gerçekleştirilen yapanlarda istihdamın BC kaynaklı olması halinde, ek % 30 vergi mahsubu daha sağlanmaktadır. h. Nova Scotia Nova Scotia da vergi mahsubu uygulaması vardır. Eyalette yerleşik kalifiye eleman kullanılması durumunda, işçi maliyetinin %35 ini (bu toplam bütçenin % 15 e kadar çıkabilir) geri ödenmektedir. Wisconsin, kendi film yapımı destek sistemini, diğer eyalet ve ülkelerin film endüstrisini kendi topraklarına çekerek sağladıkları kazançları göz önüne almak suretiyle şekillendirmiştir. Bu sisteme göre film, endüstrisine verilen teşvik ve destekler, şöyledir: Eyalet te yapılan film yatırımlarına % 25 vergi muafiyeti. Çekim ve çekim sonrası, yani post-prodüksiyon aşamalarda kullanılan makine, ekipman ve servisler için satış vergilerinden kapsamlı muafiyet. Eyalet te yerleşik film yapımcılar ve bunlara hizmet veren kuruluşlardan alınan hizmet bedellerinin tamamına vergi muafiyeti. 83

86 Sinema filmi, TV filmi, dizi filmler, videolar ve reklam çekimlerine yönelik direkt harcamalara, % 25 oranında vergi indirimi. Film, TV ve video oyun alanlarında eyalette şirket kurmak suretiyle yatırım yapacak olan yapımcılara, eyalet gelir vergisi çerçevesinde % 15 vergi indirimi/mahsubu. Yukarıda anılan destek ve teşviklerin yanı sıra, eyalete bağlı kamu bina ve mekanlarının ücretsiz kullanıma açılması; bu amaçla alınacak izin başvurularının ücretsiz olması; çekim sırasında yol trafiğinin düzenlenmesi amacıyla, gerektiğinde ücretsiz polis desteği ve vergi desteği; ilgili kapsama giren harcamaların hesaplanması konusunda ücretsiz hizmet. Ayrıca, otel işgal vergisi dahil olmak üzere otel ücretlerinde, kalış süresi ve oda sayısına göre sağlanan, özel indirimler de, bir bölümü Wisconsin de çekilmiş olan Mr adlı filmin şehrin ekonomisine olan katkısı 19 milyon doların üstünde olmuştur Film Çekimi için Türkiye ye Gelen Yabancı Yapımcılar Ülkemizde 2006 yılında verilen 180 çekim izninin sadece beş tanesi sinema filmi, iki tanesi televizyon filmidir. Çekim izinlerinin büyük çoğunluğu belgesel için verilmiş olup; klip, video çekimi, video filmi, tanıtım filmi, televizyon programı, televizyon dizisi gibi konularda da yabancılar ülkemizde çekim yapmışlardır yılında ise toplam 157 çekim izni verilmiş olup; bunlardan sadece beşi sinema filmi ve üçü televizyon filmidir. 84

87 3.1.3 Öneriler: Yurtdışı yapımları ülkeye çekmek, Türk ekonomisine de ciddi bir katkı sağlayacaktır. Türkiye nin coğrafi ve kültürel zenginlikleri de göz önüne alındığında, bu tarz bir destek programından sağlayacağı nisbi yarar artacaktır. Yabancı yapımların ülkemize kazandırılmasına ek olarak yerli yapımcının yurt dışında verilen teşviklerden yararlanmak amacıyla yurt dışına gitmesini engellemek için, yurt dışındaki trendler gözetilerek, ülke koşullarına uyan bir model geliştirilmesi gerekmektedir. Zira, Türkiye, uluslararası film endüstrisi için destek programı olmayan (ve sayısı giderek azalan) ülkelerden biridir. Bu nedenlerle, ortak yapımları da teşvik ederek, kültürümüzü ve kültürel mirasımızı dünyaya anlatabilecek yapımlara destek verilmesi önem arz etmektedir. Ancak, film sektöründeki yatırımlar teşvik edilirken, sektörü kalkındırmak ve yurtdışına açılmak için, teşvik, yabancı-yerel ayrımı yapılmaksızın verilmelidir. Teşvik düzenlemeleri çerçevesinde, özellikle sinema alanına, kültür alanına dönük olarak teknokent benzeri bir yer de kurulabilir. Dubai, Medya Kent olarak adlandırılan, içinde sinema, televizyon, basın-yayının bulunduğu, geniş bir alan üzerine kurulu, vergiden arındırılmış, tamamen teknopark hüviyetindeki serbest bölge kurmuştur. Benzeri uygulama Türkiye için de düşünülebilir. Bu bölgelere bir takım post prodüksiyon, stüdyo vb. imkanlar götürülerek, burada üretilecek filmler üzerinden bir takım vergi avantajları getirilebilir. İleri teknolojik imkanlar sunabilen, yetişmiş işgücü katkısı sağlayabilen ve çeşitli tarihi ve kültürel avantajlarıyla ABD li film şirketleri tarafından ilgiyle izlendiği görülen ülkemiz, verilecek teşvikler ve getirilecek etkin hukuksal açılımlarla pek çok yabancı film projesi için cazip bir mekan haline gelecektir. Yabancı film yatırım projelerine teşvik verilmesi halinde, bu yönde yapılacak düzenlemelerin tanıtımı için endüstrinin önde gelen dünya merkezlerinde (örn. Los Angeles, Londra, Berlin vb.) film ofisleri kurulmalı; bu ofisler, Türkiye deki hukuksal ve mali teşvik ve destekler hakkında yabancı yapımcıları bilgilendirmelidir. 85

88 3.2 Rüsum Eğlence vergisi adı altında, sinema biletlerinden % 10 oranında kesilen vergi alınmaktadır. Bu kesintinin % 25 i ilgili belediyelerce alınmakta ve geri kalan % 75 i Kültür ve Turizm Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğüne aktarılmaktadır larda belediyeler her biletten % 33 vergi almaktaydı. Atatürk, bu vergiyi %10 na indirmiştir. Atatürk ün ölümüyle bu oran %75 e yükseltilmiştir yılında Belediye Gelirleri Kanunu nda yapılan değişiklikle bu oran yabancı filmler için %70, yerliler için ise % 25 olarak değiştirilmiştir yılında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile rüsum oranları yeniden değiştirilmiş, yerli filmde % 20, yabancı filmde % 50 olmuştur. 1 Ocak 1991 tarihinden geçerli olmak üzere, belediyeye ödenen vergi oranları (rüsum) yeniden düzenlenmiştir. Yerli filmlere uygulanan %10 oranı sıfırlanırken, yabancı filmlere uygulanan % 30 oranı % 25 e indirilmiştir tarih ve 97/10349 sayılı Kararname ile tarihinden geçerli olmak üzere yerli ve yabancı filmlere ayrı oranlarda uygulanan rüsum oranı % 10 olarak uygulanmaya başlamıştır tarihinde 4625 sayılı kanunun 6.fıkrasına ek konularak, de yürürlüğe giren madde ile kesilen rüsumların %75 i Kültür Bakanlığı na devredilmiştir(örmeci,2002:600). Yapılan kesintinin tekrar sinema sektörüne dönerek sinemanın desteklenmesi amacıyla kurulan sistemin, amacına hizmet ettiği söylenemez. Kültür ve Turizm Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü ne yatan rüsum gelirlerini Maliye Bakanlığı keserek Kültür ve Turizm Bakanlığı hesaplarına aktarmaktadır. İlgili kanun gereğince; rüsum geliri olarak Merkez Saymanlık Müdürlüğü ne 2004 yılında YTL, 2005 yılında YTL, 2006 yılında 17, YTL ve tarihleri arasında YTL yatırılmasına rağmen, Maliye Bakanlığı, Kültür ve Turizm bakanlığı bütçesine 2005 yılında YTL, 2006 yılında YTL ve 2007 yılında YTL ödenek aktarmıştır. 86

89 Bu rakamlardan anlaşılmaktadır ki; sinemanın desteklenmesi amacıyla yürürlüğe giren rüsum, sektöre yeterince dönmemekte, ülkenin bütçe açığını kapatmak amacıyla kullanılmaktadır. Ülkemizde eğlence biletleri üzerinden alınan vergiler aşağıda gösterilmektedir. Rüsum, KDV öncesi fiyat baz alınarak hesaplanır. Bilet bedeli üzerinden: Sinema : %8 KDV+ %10 Rüsum= %17.1 Tiyatro Bale : %8 KDV : %8 KDV Vergi öncesi bilet bedeli üzerinden: Spor, Konser vb. : %18 KDV+%10 Rüsum=%29.9 Tablo X: Farklı ülkelerde uygulanan rüsum oranları Tabloda görüldüğü üzere Türkiye de uygulanan rüsum oranı diğer ülkelere göre yüksektir. Günümüzde, sinema biletleri genellikle pahalı görülmektedir. Sinema bileti üzerindeki vergi yükünün(%17.1) bu değerlendirmeye katkısının büyük olduğu düşünülmektedir. Ancak; bir eğlence olarak düşünüldüğünde, sinema biletlerine 87

90 uygulanan % 8 KDV oranın yüksek olmadığı aşikardır. Bu yüzden KDV nin düşürülmesi pek olası görülmemektedir. Biletlerden alınan rüsum oranın örneğin % 5 e düşürülmesi 10YTL lik bilette 50Ykrş luk bir düşüşe neden olacaktır. Bu indirim izleyici etkilemeyecek kadar düşük olduğu için rüsum oranında yapılacak olası bir indirim sinema seyirci sayısını artırmayacağı gibi sinema fonunda ciddi bir azalışa neden olacaktır. Rüsum konusunda yapımcı Serkan Çakarer in görüşleri şöyledir: Rüsum bir teşvik ve destek unsuru olarak kullanılabilir. Bununla ilgili çeşitli öneriler yapılabilir. Örneğin: kişi giden bir film ile kişinin gittiği bir filmden aynı oranda rüsum alınıyor. Örneğin Kültür Bakanlığı ndan destek gören Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filmi seyirci toplayıp buradan da Bakanlıktan almış olduğu YTL nin çok üstünde bir rüsum geliri yarattığı halde yapım desteğini geri ödemesi istenebiliyor. Zaten destek fonunun ana kaynağı rüsum. Yani film bu seyirciyi topluyorsa yapım desteğini geri ödemesi talep edilmeyebilir. Bunun yanı sıra yurt dışında festivallerde başarı göstermiş, ödüller almış filmlere Türkiye gösterimlerinden elde ettiği rüsumlar iade edilebilir. Böylece rüsumun tamamı sadece yapım desteği olarak verilmez, filmlerin başarısı da ödüllendirilmiş olur. Rüsum; dilim usulü azalan oranlı tarifeyle alınabilir. Seyirci sayıları çeşitli dilimlere ayrılarak; rüsum oranlarının %2 si %3 ü,%4 ü ve örneğin 1 milyon seyirci sayısını geçen filmlere de ödül mahiyetinde kazandırdığı rüsum kazancının yarısı yapımcı şirketine verilebilir. Ali Özgentürk ün(yapımcı-yönetmen) konuyla ilgili görüşleri ise: Dünyanın en yoksul ülkesinden en zengin ülkesine kadar, küçük değişikliklerle, aynı şey yapılmaktadır; sinema biletlerinden kesilen bir pay sinema filminin üretimini desteklemeye ayrılmakta, böylece devletin bütçesine ağırlık getirmeden sinema filmi üretim sayısı arttırılmaktadır. Türkiye'de belediyeler hiç hakları olmadığı halde sinema biletinden pay almaktadırlar. Bugünün yasa yapıcılarının bu konuyu kökünden değiştirerek bu payı, sinema yaratıcılarına vermesi gerekmektedir. 88

91 Rüsumda; belediyenin sinema biletinden almış olduğu % 2.5 pay karşılığında ne gibi hizmet verdiği tartışma konusudur. Belediyelerin almış olduğu pay kaldırılmalı veya filmlere ücretsiz bilbordlar tahsis edilmelidir. Ayrıca; sinemanın desteklenmesi amacıyla sinema biletlerinden %7.5 oranında Kültür ve Turizm Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü ne yatan payın tamamının Bakanlık bütçesine aktarılması gerekmektedir. 3.2 Amortisman: İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz kalan gayrimenkullerle, gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin değerinin kanun hükümlerine göre her yıl belli oranın yok edilmesi amortisman ayırma anlamına gelir Sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle değişen hüküm şu şekildedir:(yürürlük; ) Mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır. Amortisman oranı, Maliye Bakanlığı nca tespit ve ilan edilmektedir. 333 numaralı Vergi Usul Kanunu tebliğine ekli listede 44.9 sırasında filmler için faydalı ömür 2 yıl olarak (ilk yıl % 60, ikinci yıl % 40) belirlenmiştir li yıllarda ise bir filmin kendisini 5 yılda amorti edeceği öngörülmüştür. Yıllara göre kazanç yüzdeleri birinci yıl % 60, 2.yıl %20, 3.yı1 % 10, 4. ve 5. yıl ise % 5 olarak hesaplanmıştır. 89

92 Amortisman konusunda Mehmet Soyarslan ın görüşleri şu şekildedir: Sinema ve dizi sektöründe satış ve tahsilatların %90 ı ilk iki ay içerisinde yapılmaktadır. Filmin maliyeti ise iki yılda gider yazılmaktadır. Bu nedenle, tebliğ ile film için belirlenen % 60 ve % 40 lık oranların değiştirilmesi ve daha büyük bir kısmın ilk yılda amorte edilmesine imkan sağlanmalıdır. Bu gerekçelerle, Maliye Bakanlığı yapacağı tebliğ düzenlemesi ile, filmler için amortisman oranını ilk yıl için % 90 ikinci yıl için % 10 olarak yeniden belirlemelidir. Sinema filmleri 6 ay içinde vizyonunu tamamlayıp ekonomik değerlerini tükettikleri halde maliyece amortisman malı olarak kabul edilmekte ve ilk yıl % 60 amortisman ayrılması ve yatırımın diğer yıllara bölünmesi istenmektedir. Bu haksız durum karşısında maliyetini bile kurtarmayan filmler karda gözüküp vergi borçlusu durumuna düşmektedir. Uygulamada görülmektedir ki; sinema filmlerinin en büyük geliri seyirci hasılatı olmasına rağmen, yapımcıların televizyon satışlarından ve DVD-VCD satışlarından da iyi gelir elde ettikleri ve bu satışları çoğu zaman ikinci yıl yaptıkları görülmektedir. Yeşilçam filmlerinin halen satılıp televizyonlarda izleniyor olması filmlerin ekonomik ömrünün sinemacıların iddia ettiği gibi 1 yıl olmadığını göstermektedir. Yani, yapılan filmler ilk yıl içinde tüm değerini kaybetmemektedir. Bu nedenle amortsimanın 2 yıl uygulanması yani filmin maliyetinin iki yılda giderleştirilmesi doğaldır. Ancak; amortisman oranları % 70 e % 30 veya % 80 e % 20 olarak değiştirelebilir. 3.3 Sponsorluk Sponsorluk, bütün dünyada başarıyla uygulanan bir tanıtım, reklam ve halkla ilişkiler yöntemidir. Sponsorluk başta spor olmak üzere, sanat, kültür, eğitim, sağlık gibi konularda uygulanmaktadır. 90

93 Sponsorluk sayesinde prestij ve imaj kazanılır, var olanlar pekiştirilir, güçlendirilir, tanıtım gerçekleştirilir, medyanın ilgisi çekilir, kurumsal kimlik kazanılır, hatırlanma oranı arıtılır, kamu yararı orta çıkarılarak bu yararlarla sponsorluğun kimliği arasında iyi niyet bağı kurulur.(kızan,1997:17) Kültürel alanlarda ve sinemada da sponsorlukla ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmıştır sayılı Kültür Yatırımları Ve Girişimlerini Teşvik Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılan; Kültür Yatırım ve Girişimlerine Taşınmaz Kullandırılması Hakkında Yönetmelik ve Kültür Yatırım ve Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri Yönetmeliği 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ve ilgili yönetmeliklerle kütüphane, arşiv, müze, sanat galerisi, sanat atölyesi, film platosu, sanatsal tasarım ünitesi, sanat stüdyosu ile sinema, tiyatro, opera, bale, konser ve benzeri kültürel ve sanatsal etkinliklerin ya da ürünlerin yapıldığı, üretildiği veya sergilendiği mekânlar ile kültürel ve sanatsal alanlara yönelik özel araştırma, eğitim veya uygulama merkezlerinin yapımı, onarımı veya işletilmesi gibi konularda teşvikler sağlanmak amaçlanmıştır sayılı Kanun un teşvik unsurları şunlardır: a) Taşınmaz mal tahsisi; Bakanlık, bu Kanun kapsamında kültür yatırımı ve girişimleri için taşınmaz mal tahsis etmeye yetkilidir. b) Gelir vergisi stopajı indirimi; bu Kanun uyarınca belge almış kurumlar vergisi mükellefi yatırımcı veya girişimcilerin, ilgili idareye verecekleri aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, yatırım aşamasında üç yılı aşmamak kaydıyla % 50 si, işletme aşamasında ise yedi yılı aşmamak kaydıyla % 25 i, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir. c) Sigorta primi işveren paylarında indirim; bu Kanun uyarınca belgelendirilmiş kurumlar vergisi mükellefi yatırımcı veya girişimcilerin, ilgili idareye verecekleri aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları işçilerin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar 91

94 Kanununun 72 ve 73 üncü maddeleri uyarınca prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hissesinin, yatırım aşamasında üç yılı aşmamak şartıyla % 50 si, işletme aşamasında ise yedi yılı aşmamak şartıyla % 25 i, Hazinece karşılanır. d) Su bedeli indirimi ve enerji desteği; kültür yatırımı ve girişimleri; su ücretlerini yatırım veya girişimin bulunduğu yörede uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden öderler. Bu yatırım veya girişimin elektrik enerjisi ve doğal gaz giderlerinin % 20 si beş yıl süreyle Hazinece karşılanır. e) Yabancı uzman personel ve sanatçı çalıştırabilme; belgeli yatırım veya girişimlerde, Bakanlık ve İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilen izinle yabancı uzman personel ve sanatçı çalıştırılabilir. f) Hafta sonu ve resmi tatillerde faaliyette bulunabilme; belgeli girişimler ile belge kapsamındaki diğer birimler belgede belirlenen çalışma süresi içinde hafta sonu ve resmi tatillerde de faaliyetlerine devam edebilirler. Değerlendirme Komisyonu; özel tesis ve projelere, yatırım belgesi veya girişim belgesi veya kısmi girişim belgesini vermeye yetkilidir. Komisyon; Müsteşarın başkanlığında ilgili Müsteşar Yardımcıları, Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü, I. Hukuk Müşaviri ile başvuru konusuna göre ilgili birim amirleri ve sektör temsilcisinden oluşur sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu nun Diğer İndirimler başıklı Madde 10 da yer alan d bendi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu nun Madde 89, ve Kültürel alandaki destek(sponsor)faaliyetlerinin teşvik edilmesi hakkında genelge(genelge 2005/13) ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen ya da desteklenmesi uygun görülen; somut olmayan kültürel miras, güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki üretim ve faaliyetler ile bu alanlarda araştırma, eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve teçhizatının tedariki ile film yapımına, ilişkin harcamalar ile bu amaçla yapılan her türlü bağış ve yardımların % 100 ü (Bakanlar Kurulu, bölgeler ve 92

95 faaliyet türleri itibarıyla bu oranı, yarısına kadar indirmeye veya kanuni seviyesine kadar getirmeye yetkilidir)kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından indirileceği; gelir vergisi matrahının tesbitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirileceği hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere yapılan mevzuat değişikleriyle Bir takvim yılı içinde yapılan bağış ve yardımların toplamı o yıla ait beyan edilecek gelirin % 5 ini, kalkınmada öncelikli yöreler için % 10 unu aşarsa fazlası indirilmez. hükmü değiştirilerek bahsi geçen alanlarda yapılacak harcamalar ile bu amaçla yapılan her türlü bağış ve yardımların tümünün elde edilen gelirden indirilebileciği şeklinde değiştirilmiştir. Yapılan bu değişikliklerle sponsorluk konusu problem olmaktan çıkarak bir teşvik haline dönüşmüştür. Bu konuda önemli olan iki husus şunlardır: Yapılacak olan harcama, Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenmeli veya desteklenmesi uygun görülmelidir. Bu harcamalar; bağış ve yardım olarak yapılmalıdır. 3.5 Stopaj Gelir Vergisi Stopajı 2006/11449 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tarihinden itibaren oyuncu ve yönetmenlerin için % 20, senarist ve besteciler için ise % 17 stopaj uygulanmaktadır. Kurumlar vergisinin % 30 dan % 20 ye düşürüldüğü bir ortamda serbest meslek kazançları üzerindeki % 17 ve % 20 lik stopaj oranı oldukça yüksek kalmıştır. Yapımcıların yapım bütçelerinin önemli bir kısmının da serbest meslek kazançları kapsamına giren nitelikteki ödemelerden oluştuğu ve stopajların 93

96 yapımcıların üzerinde kaldığı dikkate alındığında, en büyük maliyet unsurlarından birini oluşturmaktadır. Stopaj oranlarının çok yüksek oluşu yapımcılar için çok önemli bir maliyet teşkil etmektedir. Bunlara ek olarak; % 18 KDV ödendiği de düşünüldüğünde ağır bir vergi yükünün olduğu görülecektir. Stopaj oranlarının yüksek oluşu kayıtdışılığa neden olarak vergi kaçırlmasına neden olmaktadır. G.V.K. 94/2 nci maddenin a bendindeki besteci ve senaristler için % 17 lik oran % 10 olarak; G.V.K. Md. 94/2 nci maddenin b bendindeki yönetmen ve oyuncular için % 20 lik oran da % 15 olarak yeniden belirlenebilir Dar Mükelleflerde Yapılan Stopaj Yerli sektörün yurtdışı ile birlikte çalışabilmesi ve/veya yurtdışı yapımlarına karşı rekabet gücünü arttırabilmesi için yurtdışından hizmet alması veya yurtdışında yerleşik uzmanları kiralaması gerekmektedir. Sektörün gelişebilmesi için kalifiye eleman, ışıkçı, senarist, kameraman vb. kullanılması gerekmekte olup, yurtdışındaki know-how ın Türkiye ye kazandırılması için de yabancı yapımcılarla ve yabancı ekiplerle çalışmak önem arz etmektedir. Örneğin yurtdışında senaristte $ ödeme için anlaşıldığında, bu tutar üzerinden % 20 (2006/11447 Sayılı B.K.K. ile belirlenen) oranında dar mükellefiyette stopaj yapılmakta, buna ek olarak sorumlu sıfatıyla % 18 KDV ödenmektedir. Bu da yapım maliyetlerini önemli ölçüde arttırmaktadır. Yerli yapımcıları yabancılarla çalışmaya teşvik etmek, sektörde know-how transferi oluşturmak ve sektörün standartlarının yükseltmek ve yabancı eleman kullanımını yaygınlaştırmak için Kurumlar Vergisi Kanunu nun 30. maddesi uyarınca yapılan tevkifatta oranın, ilgili kanun maddesinin 8. bendi uyarınca Bakanlar Kurulu na verilen yetkiye istinaden sinematografik yapımlar için daha 94

97 düşük bir orana örneğin % 15 e düşürülmesi faydalı olacaktır. Kurumlar Vergisi Kanunu nun 30. maddesinin 8. bendi uyarınca Bakanlar Kuruluna tevkifat oranını faaliyet kolları itibariyle farklılaştırma yetkisi verilmiştir. Bu yetkiye istinaden B.K.K. ile petrol arama faaliyetleri dolayısıyla yapılacak ödemelerden yapılacak kesinti oranı % 5 olarak belirlenmiştir. Bakanlar Kurulu aynı yetkiyi sinematografik eserler için de kullanmalıdır. Sektörde yazar, senarist, oyuncu gibi sanat erbabına yapılan ödemelerin yüksek olması da, stopaj yükünü ve maliyetleri arttıran diğer bir husustur. 95

98 SONUÇ Türk Sineması, sektörel olarak zayıf temeller üzerine kurulmuş olması nedeniyle siyasal ve ekonomik dalgalanmalardan çokça etkilenmiştir. Devletten ve finans-sanayi gruplarından istediği desteği alamamış olan Türk Sineması, kendi iç dinamikleriyle son yıllarda tekrar ivme kazanarak canlanma içinde olan bir sektördür. Ülke tanıtımından turizmin canlanmasına, kültürel etkileşimden toplumsal eğitim ve bilinçlendirmeye kadar pek çok mali ve sosyal işlevlere sahip sinemanın endüstrileşebilmesi ve daha sağlam temeller üzerinde durabilmesi için bazı mali problemlerin de giderilmesi gerekmektedir. Bütün dünyada, ülkeler yerli yapımcının yurt dışında verilen teşviklerden yararlanmak amacıyla yurt dışına gitmesini engellemek ve yabancı yapımların ülkeye kazandırmak amacıyla teşvik ödemeleri ve vergi indirimleri uygulanmaktadır. Yurtdışındaki uygulamalar baz alınarak ülkeye uygun bir model geliştirmeli, teknopark hüviyetinde serbest bölge kurulmalıdır. Turizm, otomotiv v.b. sektörlerde yabancı yatırımcıya verilen teşvikler film sektörü için de verilmelidir. Sinemanın desteklenmesi amacıyla alınan sinema biletlerinden alınan rüsum, sinema tarihi boyunca hep problem olarak süregelmiştir. Rüsumda, belediyenin payının kaldırılması ve rüsum payının hepsinin Kültür ve Turizm Bakanlığı hesabına aktarılması Türk Sineması nın gelişmesi açısından yararlı olacaktır li yıllarda filmin ekonomik ömrü 5 yıl olarak hesaplanmaktaydı. Günümüzde, amortismanın 2 yıl olarak belirlenmesi makul bir süre olup, amortisman oranlarının ilk yıl için % 70, ikinci yıl için % 30 veya % 80 - % 20 olarak değiştirilmesinde yarar olabilir. 96

99 Mevzuatta yapılan değişikliklerle kültürel alanda sponsor olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler yaptıkları bağış ve yardımların tamamını matrahlarından düşürebilmektedirler. Dolayısıyla sponsorluk konusundaki sıkıntı giderilmiş durumdadır. Stopaj oranlarının yüksek olması film yapımcıları açısından büyük maliyet oluşturmaktadır. % 20 olan yönetmen ve oyuncu stopaj oranın % 15 e, % 17 olan besteci ve senarist stopaj oranın ise %10 a düşürülmesi gerekmektedir. Türk Sinemasının mali kaynaklarını artırmak amacıyla Milli Piyango Biletlerinden ve özel televizyonların reklam gelirlerinden belli bir pay alınabilir. 97

100 KAYNAKÇA ABİSEL, Nilgün 1979 Uluslararası Film Pazarı Ve Türkiye 1994 Türk Sineması Üzerine Yazılar AKÇURA, Gökhan 1991 Sinema Sanayimizle İlgili Kırk Yıllık Bir Rapor ARMES, Roy 1998 Kapitalizm ve Sinema ARSEVEN, Celal Esad 1993 Sanat ve Siyaset Hatıraları BEYOĞLU, Süleyman 2001 Sinema Karadeniz de( ) BOZİS, Yorgo 1969 Sayılamalara Göre Türk Sinemasının Ekonomik Durumu BÜKER, Seçil ve C. ULUYAĞCI 1993 Yeşilçam da Bir Sultan Çağdaş Sinema eki Türk Sinema Raporu 1974 ÇALAPA, Rakım 1946 Türkiye de Filmcilik ÇAKIRCIOĞLU, Nurdan 1985 Sanat Olayı ÇAVDAR, Tevfik 2001 Milli Mücadele ye Başlarken Sayılarla Durum ve Genel Görünüm-II ÇETİN, C ve H.Arslanbay 1995 Bir İhtimal Daha Var, Antrakt ÇOŞ, Nezih 1969 Türkiye de Sinemaların Dağılışı DİE 2001 İstatistiki Göstergeler( ) 98

101 DURU, Orhan 2001 Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye nin Kurtuluş Yılları DURUEL, Senem 2002 Sinema Tarih İlişkileri ve Türk Sinemasında Tarihe Bakış (Yayınlanmamış Sanatta Yeterlilik Tezi) DORSAY, Atilla 1973 Senaryo Yazarı Bülent Oran la Konuşma 1990 Sinemamızın Umut Yılları ERKILIÇ, Hakan 2003 Türk Sinemasının Ekonomik Yapısı ve Bu Yapının Sinemamıza Etkileri ERKSAN, Metin 1989 Atatürk Filmi ERTUĞRUL, Muhsin 1989 Benden Sonra Tufan Olmasın EVREN, Burçak 1997 Değişim Dönemcinde Türk Sineması 2000 Değişim Dönemecinde Türk Sineması FİLMER, Cemil 1984 Hatıralar Film Market 1982 Film İşletmeleri FEHİM, Ahmet 2001 Sahnede 50 Sene ÖKÇÜN, A.Gündüz 1968 Türkiye İktisat Kongeresi Film Market 1984 KAZGAN, Gülen 2002 Tanzimattan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi KOÇYİĞİT, Coşkun 1989 Türk Sinemasına Amerikan Darbesi 99

102 KORKMAZ, Asiye 1997 Başlangıcından Bugüne Türk Sinemasının İçinde Bulunduğu Ekonomik, Politik, Toplumsal ve Teknolojik Koşullar ile Bunların Sinemamız Üzerindeki Sonuçları (Yayınlanmamış Sanatta Yeterlilik Tezi) Kültür ve Turzim Bakanlığı 1988 Türk Sineması Sorunlar ve Çözüm Etüdü 1989 Türk Sineması Sorunlar ve Çözüm Etüdü Aksiyon Planı Milliyet Gazetesi 1984 Video Piyasasında Her Yıl 50 Milyar Dönüyor ÖRMECİ, Musa 2002 Tüm Vergi Kanunları ÖZGÜÇ, Agah 1965 Altına Hücum ya da Türk Sinemasında Enflasyon 1974 Neden Yılmaz Güney ÖZÖN, Nijat 1967 Türk Sinema Kronolojisi 1985 Sinema Piar Araştırma Raporu (Yayımlanmamış Se-sam Belgeleri)1988 Saklambaç Dergisi 1969 Bankalar Fimcilere Kredileri Kesti SCOGNAMILLO, Giovanni 1989 Dışalım Macerası 1999 Türk Sinema Tarihi 2002 Türk Sinemasının Ekonomik Tarihine Giriş ŞENER, Erman 1971 Kurtuluş Savaşı ve Sinemamız ULUDAĞ, İlhan ve Erişah ARICAN 2003 Türkiye Ekonomisi Vergi Konseyi 2006 Film Sektörünün Kurumsallaşması ve Dışa Açılması YAVUZ, Deniz 2006 Türk Sinemasına Bakış

103 Görüşmeler: Aydın Sayman(yapımcı-yönetmen) Serkan Çakarer(yapımcı) Necdet İnce(GİB Şef) Murat Çiçek(Avşar Film) 101

104 ÖZET 7.sanat olarak adlandırılan sinema, aynı zamanda büyük bir endüstridir. Sinemanın endüstrileşmesi; sinemanın gelişimi ve sürdürülebilirliği bakımından çok önemlidir. Devlet desteği, dış sermaye, uluslararası dış pazarlara açılma, kaliteli yapımlar ve ilgili mevzuat çalışmaları endüstrileşmeyi sağlayacak unsurlardır. Ülkenin yaşadığı siyasi ve ekonomik olaylardan en çok etkilenen sanat dalı sinema olmuştur. Sinema, son yıllar hariç hükümet programlarında yer almamıştır. Bu yüzden Türk Sineması kendi olanaklarıyla oluşup gelişmiştir. Son yıllarda tekrar ivme kazanan Türk Sinemasının mali problemleri devam etmektedir. Yabancı yapımcıları ülkeye çekecek vergi teşvik ve düzenlemelerinin olmayışı, rüsumun yeterince sinema sektörüne geri dönmemesi, stopaj oranlarının yüksek oluşu Türk Sinemasının mali problemleri olarak göze çarpmaktadır. 102

105 SUMMARY Cinema, which is called 7. art branch, is also a big industry. Industrialization of cinema is very important as regards of improvment and sustainability of cinema. State support, foreign capital, fading in international markets, high quality productions and related legislation studies are the factors which provide industrialization. The most affected art branch by the countrys pollitical and economical events has become cinema. Cinema, except for recent years has not taken place in government programs. Therefore, Turkish Cinema has devoloped by its own possibilities. Fiscal problems of the Turkish Cinema which have got acceleration again in recent years have been stil going on. Nonexistence of tax incentives and arrangements to attract foreign producers into country, inadequate return of the taxes to cinema sector and high withholding rates stand out as fiscal problems of Turkish Cinema. 103

106 SINAV YETERLİK KOMİSYONUNA BEYAN Bu belge ile bu uzmanlık tezindeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunduğumu; ayrıca, bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi beyan ederim. Sadık KESKİN Kültür ve Turizm Uzman Yardımcısı

107 Sadık KESKİN tarafından hazırlanan TÜRK SİNEMASININ MALİ YAPISI VE PROBLEMLERİ adlı bu tezin Uzmanlık Tezi olarak uygun olduğunu onaylarım. Nejat GÖKÇE (Danışman) Bu çalışma, jürimiz tarafından oy birliği / oy çokluğu ile Kültür ve Turizm Uzmanı Tezi olarak kabul edilmiştir. Adı ve Soyadı İmzası Başkan :. Üye :. Üye :. Üye :. Üye :. Tarih :.../. /

108 ÖNSÖZ Son yıllarda çıkış yakalayan, yılda 50 civarında yerli film üreten, yabancı seyirci sayısını tekrar yakalayan Türk Sineması, bütün bu olumlu durumlara rağmen halen ayakları yere sağlam basmayan sektör durumundadır. Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle niceliği artan Türk filmleri nitelik bakımından yeterli seviyede değildir. Türk Sineması mali problemlerini aşması durumunda standartlarını yükseltecek ve endüstrileşme yolunda önemli bir adım atmış olacaktır. Türk Sineması mali problemlerini gidermesi büyük ölçüde devlet eliyle gerçekleşebilecektir. Beni bu çalışmaya yönelten de bu olmuştur. Bu bağlamda; Türk Sinemasının mali yapısını sistematize etme, mali problemlerini ortaya koyma ve öneriler sunma gereksinimi duyulmuştur. Tez çalışmasının, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü nün sinema alanındaki çalışmalarına yardımcı olacağı ve Türk Sinemasına faydalı olacağı düşünülmektedir. Türk Sinemasının mali problemleri ile alakalı yeterli kaynak olmayışı ve sinema camiasının konuya yeterli ilgiyi göstermemesi işimi zorlaştırmıştır. Bu konuda Vergi Konseyi nin çalışması en büyük kaynağım olmuştur. Çalışmam süresince bilgi, öneri ve destekleriyle bana yardımcı olan tez danışmanın Sinema Daire Başkanı Nejat Gökçek e, yapımcı-yönetmen Aydın Sayman a, Serkan Çakarer e, Avşar Film den Murat Çiçek e, Gelir İdaresi Başkanlığı Şefi Necdet İnce ye teşekkür ederim. Ayrıca gösterdiği sabır nedeniyle eşim Melahat Keskin e teşekkür ederim. Sadık Keskin I

109 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ.I İÇİNDEKİLER..II TABLO VE ŞEKİLLER CETVELİ...VI GİRİŞ...1 I.BÖLÜM SİNEMA EKONOMİ İLİŞKİSİ...2 II. BÖLÜM TÜRK SİNEMASININ MALİ YAPISI Sinema İle Tanışma Sinema Salonlarının Durumu İlk Kurumlar ve Filmler Değerlendirme: Veriler ve Yorumlar Özel Yapımevleri ve Muhsin Ertuğrul Tekeli Döneme Ait Tarihi Belgeler İpek Film ve Stüdyo Kurulması Türkiye Sinema ve Filmcileri Birliği Atatürk ün Sinemaya Katkısı Özel Yapımevlerinden Sektörel Oluşuma Geçiş Yeni Yapımevlerinin Kurulması Vergi İndirimi...16 II

110 2.4.3 Dönem Raporları Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Sinemanın Sektör Olarak Varlığı( ) Yılları Arasında Türk Sineması nın Mali Yapısı Yüzdelik Uygulaması Bölge İşletmelerinin Kurulması Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nin Raporu Sinemaya Dış Finansman Bono ve Amortisman Sistemleri Devalüasyonun Sinemaya Etkisi Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar : Bölge İşletmeciliği Egemenliğindeki Üretim Tarzı : Sinemanın Altın Çağı Bölge İşletmeciliğine Dayanan Üretim Tarzı Yıldız Sistemi Bono-Senet İlişkisi Kombin ve Sinema Ayakları Renkli Filme Geçişle Artan Maliyetler Sektöre Yatırım Yapılmaması I.Türk Sinema Şurası(1964) Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar...36 III

111 Yılları Arasında Türk Sinemasının Mali Yapısı Çağdaş Sinema Dergisi Türk Sineması Raporu Seks ve Arabesk Filmleri Televizyon Yayının Sinemaya Etkileri Bu Dönemde Yaşanan Diğer Gelişmeler Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Yılları Türk Sinemasının Mali Yapısı Bölge İşletmeciliğinden Video İşletmeciliğine Video Piyasasına Yönelik Film Yapımı FİYAP Sinema Raporu Sinema Video ve Müzik Eserleri Kanunu The Off-Shore Media Projesi (Kıyıötesi Medya Kanunu) Sinema Alanında Yasa Teklifi Sinemanın Sorunları Üzerine Raporlar Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar Yeniden Yapılanma Dönemi Sinema Kurultayı Farklı Üretim Tarzları Yapımcı Yönetmenler Televizyon Sinemaya İlişkisi Eurimages Katkısı.59 IV

112 Sponsorluk Kurumu Bağımsız Yapımlar Beyaz Sinema İthalatçı ve İşletmeciler Yeniden Yapımcılıkta Reklamcılıktan Film Yapımcılığa Değerlendirme: İstatistiki Veriler ve Yorumlar...64 III. BÖLÜM TÜRK SİNEMASININ MALİ PROBLEMLERİ 3.1 Vergi İadesi Bazı Ülkelerdeki Uygulamalar Film Çekimi İçin Türkiye ye Gelen Yabancı Yapımcılar Öneriler Rüsum Amortisman Sponsorluk Stopaj Gelir Vergisi Stopajı Dar Mükelleflerde Yapılan Stopaj SONUÇ..96 KAYNAKÇA...98 ÖZET SUMMARY.103 V

113 TABLO VE ŞEKİLLER CETVELİ Tablo I: arası film, seyirci, salon ve yapımevi sayıları Tablo II: Yıllara göre film ve yapımevi sayısı Tablo III:1969 yılında sinema salonu ve koltuk sayısı Tablo IV: Salon ve seyirci sayısındaki artışın yerli ve yabancı filmlere göre dağılımı Tablo V: yılları yerli ve yabancı film seyirci sayıları Tablo VI: Bölgelerdeki salon ve seyirci sayıları Tablo VII: 80 li yıllarda film, salon ve seyirci sayıları Tablo VIII: yılları arası film ve seyirci istatistikleri Tablo IX: yılları arası yerli ve yabancı film izlenme oranları Tablo X: Farklı ülkelerde uygulanan rüsum oranları VI

SON EKONOMİK GELİŞMELERDEN SONRA ESNAF VE SANATKARLARIN DURUMU

SON EKONOMİK GELİŞMELERDEN SONRA ESNAF VE SANATKARLARIN DURUMU SON EKONOMİK GELİŞMELERDEN SONRA ESNAF VE SANATKARLARIN DURUMU Temel Ekonomik Göstergeler: Temmuz ayında; Üretici fiyatları genel indeksinde(üfe), Bir önceki aya göre %1,25 artış Bir önceki yılın Aralık

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 01 10 2014 Sayı 31 TEPAV İSTİHDAM İZLEME TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Haziran 2014 verilerinin değerlendirildiği- 31. sayısında sigortalı

Detaylı

T.C. B A Ş B A K A N L I K STEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI

T.C. B A Ş B A K A N L I K STEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI T.C. B A Ş B A K A N L I K YENİ TEŞVİK K SİSTEMS STEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI MEVCUT TEŞVİK SİSTEMİ Genel Teşvik Uygulamaları Bölgesel Teşvik Uygulamaları Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki KDV

Detaylı

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTATİSTİKSEL BİLGİLENDİRME RAPORU (SERTİFİKA) Hazırlayan: İrfan Taylan ÇOKYAMAN OCAK 2013 ANKARA SERTİFİKA BÖLÜM İSTATİSTİKLERİ 2 1) SERTİFİKA

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 01 07 2014 Sayı 27 Genel Değerlendirme Şubat 2014 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Şubat 2014 verilerinin değerlendirildiği- 27. sayısında sigortalı

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 12 08 2014 Sayı 28 Genel Değerlendirme Mart 2014 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Mart 2014 verilerinin değerlendirildiği- 28. sayısında sigortalı

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 16 09 2014 Sayı 29 Genel Değerlendirme Nisan 2014 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Nisan 2014 verilerinin değerlendirildiği- 29. sayısında sigortalı

Detaylı

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%) a r k a. o r g. t r 11,5 7,5 5,8 7,4 7,4 7,3 7,2 3,6 6,1 5,3 3,2 5,3 5,3 4,9 4,8 4,2 2,6 1,8 -3, ,8

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%)   a r k a. o r g. t r 11,5 7,5 5,8 7,4 7,4 7,3 7,2 3,6 6,1 5,3 3,2 5,3 5,3 4,9 4,8 4,2 2,6 1,8 -3, ,8 Büyüme Hızı (%) %10 veya fazla %6-%10 %3-%6 %0-%3 %0 dan küçük Veri yok 2018* 2017 2016 2015 YILLIK 2,6 IV -3,0 III 1,8 II 5,3 I 7,4 YILLIK 7,4 IV 7,3 III 11,5 II 5,3 I 5,3 YILLIK 3,2 IV 4,2 III -0,8 II

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 19 05 2014 Sayı 26 Genel Değerlendirme Ocak 2014 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Ocak 2014 verilerinin değerlendirildiği- 26. sayısında sigortalı ücretli istihdamı, kadın

Detaylı

Gayri Safi Katma Değer

Gayri Safi Katma Değer Artıyor Ekonomik birimlerin belli bir dönemde bir bölgedeki ekonomik faaliyetleri sonucunda ürettikleri mal ve hizmetlerin (çıktı) değerinden, bu üretimde bulunabilmek için kullandıkları mal ve hizmetler

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği. Yeni Teşvik Sistemi. 4. Bölge Teşvikleri

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği. Yeni Teşvik Sistemi. 4. Bölge Teşvikleri Yeni Teşvik Sistemi 4. Bölge Teşvikleri Ekim 2013 İçerik Yeni Teşvik Sistemi Amaçları Yeni Teşvik Sistemi Uygulamaları Genel Teşvikler Bölgesel Teşvikler Büyük Ölçekli Ya>rımlar Stratejik Ya>rımlar 4.

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 01 10 2014 Sayı 30 TEPAV İSTİHDAM İZLEME TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Mayıs 2014 verilerinin değerlendirildiği- 30. sayısında sigortalı ücretli

Detaylı

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%) a r k a. o r g. t r * II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%)   a r k a. o r g. t r * II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III 18.01.2019 Ulusal Gelişmeler Büyüme Hızı (%) %10 veya fazla %6-%10 %3-%6 %0-%3 %0 dan küçük Veri yok 2016 2017 2018* 14 II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III 12 10 8 6 11,5 4

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 29 11 2014 Sayı 32 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni Temmuz 2014 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Temmuz 2014 verilerinin değerlendirildiği- 32.

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ HANEHALKI İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ BİLGİ NOTU 2013 Yılı Türkiye İstatistik Kurumu 06/03/2014 tarihinde 2013 yılı Hanehalkı İşgücü İstatistikleri haber bültenini yayımladı. 2013 yılında bir önceki yıla göre;

Detaylı

AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ. Teşvik Yasasındaki Değişiklikler Ekonomiyi Nasıl Etkileyecek (II)?

AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ. Teşvik Yasasındaki Değişiklikler Ekonomiyi Nasıl Etkileyecek (II)? Teşvik Yasasındaki Değişiklikler Ekonomiyi Nasıl Etkileyecek (II)? Ahmet KARAYİĞİT Bültenimizin önceki sayısında teşvik konusuna genel bir girişten sonra ülkemizdeki teşvik sistemini incelemeye çalıştık.

Detaylı

1. KDV İstisnası. 4. Faiz desteği

1. KDV İstisnası. 4. Faiz desteği YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI HAKKINDA KARAR Karar Tarihi:14.07.2009 Karar Sayısı:2009/15199 Yayımlandığı Resmi Gazete Tarih ve Sayısı:16.07.2009/227290 Yürürlükte olan düzenleme üç farklı kategoride

Detaylı

SON DÖNEM DEVLET DESTEKLERİ VE TEŞVİKLERİ

SON DÖNEM DEVLET DESTEKLERİ VE TEŞVİKLERİ SON DÖNEM DEVLET DESTEKLERİ VE TEŞVİKLERİ DEVLET DESTEKLERİ 1- AJANSIN MALİ DESTEKLERİ 2- DEVLETİN YATIRIM TEŞVİKLERİ 3- DEVLETİN HİZMETLER SEKTÖRÜNE VE İHRACAT A YÖNELİK TEŞVİKLERİ İller arası Sosyo Ekonomik

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 11.06.2015 Sayı 39 Eki-08 Oca-09 Nis-09 Tem-09 Eki-09 Oca-10 Nis-10 Tem-10 Eki-10 Oca-11 Nis-11 Tem-11 Eki-11 Oca-12 Nis-12 Tem-12 Eki-12 Oca-13 Nis-13 Tem-13 Eki-13 Oca-14 Nis-14 Tem-14 Eki-14 Oca-15

Detaylı

İZMİR İN EN BÜYÜK SORUNU İŞSİZLİK RAKAMLARININ ANALİZİ

İZMİR İN EN BÜYÜK SORUNU İŞSİZLİK RAKAMLARININ ANALİZİ 2015 TEMMUZ- AĞUSTOS EKONOMİK İZMİR İN EN BÜYÜK SORUNU İŞSİZLİK RAKAMLARININ ANALİZİ Erdem ALPTEKİN Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; 2014 yılında ülkemizde işsizlik oranı % 9,9 seviyesinde gerçekleşti.

Detaylı

KONU : YENİ TEŞVİK SİSTEMİ

KONU : YENİ TEŞVİK SİSTEMİ KONU : YENİ TEŞVİK SİSTEMİ Bilindiği üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeni teşvik sistemi açıklandı. Bu açıklamaya dayanarak aşağıda yeni teşvik sistemi genel hatlarıyla ifade edilecektir.

Detaylı

YEREL SEÇİM ANALİZLERİ. Şubat, 2014

YEREL SEÇİM ANALİZLERİ. Şubat, 2014 YEREL SEÇİM ANALİZLERİ Şubat, 2014 Partilerin Kazanacağı Belediye Sayıları Partilere Göre 81İlin Yerel Seçimlerde Alınması Muhtemel Oy Oranları # % AK Parti 37 45,7 CHP 9 11,1 MHP 5 6,2 BDP/HDP 8 9,9 Rekabet

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ. Stratejik Yatırımların Teşviki KDV İstisnası ü ü ü ü. Bölgesel Teşvik Uygulamaları

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ. Stratejik Yatırımların Teşviki KDV İstisnası ü ü ü ü. Bölgesel Teşvik Uygulamaları UYGULAMALAR YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 15.06.2012 tarih ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi 4 farklı uygulamadan oluşmaktadır: 1- Genel Teşvik Uygulamaları 2- Bölgesel

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ (ADNKS) 2015 Yılı Türkiye İstatistik Kurumu 28/01/2016 tarihinde 2015 yılı Adrese Dayalı Kayıt Sistemi Sonuçları haber bültenini yayımladı. 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle;

Detaylı

Doğal Gaz Sektör Raporu

Doğal Gaz Sektör Raporu GAZBİR MAYIS Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Doğal Gaz Sektör Raporu İthalat mayıs ayında yılının aynı ayına göre ülke ithalat miktarında 513 milyon sm3, %15,92 lik bir artış meydana gelmiştir.

Detaylı

Doğal Gaz Sektör Raporu

Doğal Gaz Sektör Raporu GAZBİR Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği TEMMUZ Doğal Gaz Sektör Raporu İthalat 4.5, 4., Temmuz ayında yılının aynı ayına göre ülke ithalat miktarında 915,37 milyon sm 3, %28,43 lük bir artış meydana

Detaylı

Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir.

Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir. Aralık 2016 Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası nın ismi kaydedilmek koşulu ile alıntı yapmak mümkündür. SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI

Detaylı

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%) Türkiye ekonomisi 2017 itibariyle dünyanın 17. Avrupa nın 6. büyük ekonomisidir. a r k a. o r g.

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%) Türkiye ekonomisi 2017 itibariyle dünyanın 17. Avrupa nın 6. büyük ekonomisidir.   a r k a. o r g. Ulusal Gelişmeler Büyüme Hızı (%) Türkiye ekonomisi 2017 itibariyle dünyanın 17. Avrupa nın 6. büyük ekonomisidir. %10 veya fazla %6-%10 %3-%6 %0-%3 %0 dan küçük Veri yok Kaynak: TÜİK- Dünya Bankası; *:

Detaylı

Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir.

Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir. MART 2017 Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası nın ismi kaydedilmek koşulu ile alıntı yapmak mümkündür. SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI Hançerli

Detaylı

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR BÜLTEN 21.05.2015 SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR 7 Haziran genel seçimine günler kala nefesler tutuldu, gözler yapılan anket çalışmalarına ve seçim vaatlerine çevrildi. Liderlerin seçim savaşının

Detaylı

Ajans Press; Marka Şehir ve Belediyelerin Medya Karnesini açıkladı

Ajans Press; Marka Şehir ve Belediyelerin Medya Karnesini açıkladı Basın Bildirisi Ajans Press; Marka Şehir ve Belediyelerin Medya Karnesini açıkladı 01 Ocak - 31 Aralık 2011 tarihleri arası Ajans Press in takibinde olan yerel, bölgesel ve ulusal 2659 yazılı basın takibinden

Detaylı

TABLO 27: Türkiye'deki İllerin 2006 Yılındaki Tahmini Nüfusu, Eczane Sayısı ve Eczane Başına Düşen Nüfus (2S34>

TABLO 27: Türkiye'deki İllerin 2006 Yılındaki Tahmini Nüfusu, Eczane Sayısı ve Eczane Başına Düşen Nüfus (2S34> 3.2.2. ECZANELER Osmanlı İmparatorluğu döneminde en eski eczane 1757 yılında Bahçekapı semtinde açılmış olan İki Kapılı Eczahane'dir. İstanbul'da sahibi Türk olan ilk eczahane ise "Eczahane-i Hamdi" adıyla

Detaylı

Tablo Yılında İnternet Erişimi Olan Girişimlerin, İnterneti Kullanım Amaçları

Tablo Yılında İnternet Erişimi Olan Girişimlerin, İnterneti Kullanım Amaçları gayrimenkul faaliyetleri gösteren girişimlerde %7,9 oranı ile en düşük düzeyde gerçekleşmiştir. 2010 yılında İnternet erişimine sahip girişimlerin %78,1 i interneti bankacılık ve finansal hizmetler için,

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 07.08.2015 Sayı 41 Genel Değerlendirme Nisan 2015 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Nisan 2015 verilerinin değerlendirildiği- 41. sayısında sigortalı

Detaylı

Karşılıksız İşlemi Yapılan Çek Sayılarının İllere ve Bölgelere Göre Dağılımı (1) ( 2017 )

Karşılıksız İşlemi Yapılan Çek Sayılarının İllere ve Bölgelere Göre Dağılımı (1) ( 2017 ) Karşılıksız İşlemi Yapılan Çek Sayılarının İllere ve Bölgelere Göre Dağılımı (1) İller ve Bölgeler (2) Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Toplam İstanbul 18.257

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ (ADNKS) 2014 Yılı Türkiye İstatistik Kurumu 28/01/2015 tarihinde 2014 yılı Adrese Dayalı Kayıt Sistemi Sonuçları haber bültenini yayımladı. 31 Aralık 2014 tarihi itibariyle;

Detaylı

TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 10/03/2015

TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 10/03/2015 TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 10/03/2015 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut Satış Ulaştırma

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ 31 12 2014 Sayı 33 Genel Değerlendirme Ağustos 2014 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Ağustos 2014 verilerinin değerlendirildiği 33. sayısında

Detaylı

7 Haziran Kasım 2015 Seçimleri Arasındaki Değişim

7 Haziran Kasım 2015 Seçimleri Arasındaki Değişim 7 Haziran 2015 1 Kasım 2015 Seçimleri Arasındaki Değişim Erol Tuncer 2 EROL TUNCER Giriş 2015 yılında siyasî tarihimizde bir ilk yaşanmış, aynı yılın 7 Haziran ve 1 Kasım günlerinde iki kez Milletvekili

Detaylı

Eczacılık VII.1. ECZACILIK UYGULAMALARI VII.2. ECZACILIK EĞİTİMİ

Eczacılık VII.1. ECZACILIK UYGULAMALARI VII.2. ECZACILIK EĞİTİMİ VII.. ECZACILIK UYGULAMALARI VII.. ECZACILIK EĞİTİMİ VII.. Uygulamaları TABLO-: BRANŞLARA GÖRE ECZACI DAĞILIMI (008) BRANŞLAR ECZACI SAYISI Bakanlık ve SGK'da Çalışan Eczacılar (Kamu Eczacısı) İlaç Sektöründe

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ (ADNKS) 2013 Yılı Türkiye İstatistik Kurumu 29/01/2014 tarihinde 2013 yılı Adrese Dayalı Kayıt Sistemi Sonuçları haber bültenini yayımladı. 31 Aralık 2013 tarihi itibariyle;

Detaylı

HANEHALKI İŞGÜCÜ ARAŞTIRMASI Bölgesel Sonuçlar 2004-2013 İşgücü ve Yaşam Koşulları Daire Başkanlığı İşgücü İstatistikleri Grubu İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 3 TEMEL İŞGÜCÜ GÖSTERGELERİ... 5 YE İLİŞKİN İŞGÜCÜ GÖSTERGELERİ,

Detaylı

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI KARABÜK ÜNİVERSİTESİ PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI Yıllara Göre Akademik Personel,İdari Personel ve Öğrenci Sayıları Öğrenci Sayıları Akademik Personel 9.877..79.78 İdari Personel.7..79.. 9 9 9 977 7.99 8.78

Detaylı

15/6/2012 tarihli ve 28324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 6322 sayılı AATUHK ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 32.

15/6/2012 tarihli ve 28324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 6322 sayılı AATUHK ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 32. Büyük Ölçekli Yatırımlar & Bölgesel Teşvikler & Stratejik Yatırımlar Genel Açıklamalar 15/6/2012 tarihli ve 28324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 6322 sayılı AATUHK ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına

Detaylı

TABLO-4. LİSANS MEZUNLARININ TERCİH EDEBİLECEĞİ KADROLAR ( EKPSS 2014 )

TABLO-4. LİSANS MEZUNLARININ TERCİH EDEBİLECEĞİ KADROLAR ( EKPSS 2014 ) 7769 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Memur ADANA TÜM İLÇELER Taşra GİH 7 17 4001 7770 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Memur ADIYAMAN TÜM İLÇELER Taşra GİH 7 9 4001 7771 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Memur AFYONKARAHİSAR TÜM İLÇELER

Detaylı

TABLO-3. ÖNLİSANS MEZUNLARININ TERCİH EDEBİLECEĞİ KADROLAR ( EKPSS 2014 )

TABLO-3. ÖNLİSANS MEZUNLARININ TERCİH EDEBİLECEĞİ KADROLAR ( EKPSS 2014 ) 7858 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Memur ADANA TÜM İLÇELER Taşra GİH 10 8 ### 7859 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Memur ADIYAMAN TÜM İLÇELER Taşra GİH 10 4 ### 7860 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Memur AFYONKARAHİSAR TÜM İLÇELER

Detaylı

TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 09/04/2015

TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 09/04/2015 DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 09/04/2015 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut

Detaylı

Doğal Gaz Sektör Raporu

Doğal Gaz Sektör Raporu GAZBİR HAZİRAN Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Doğal Gaz Sektör Raporu İthalat Haziran ayında yılının aynı ayına göre ülke ithalat miktarında 434 milyon sm3, %13,76 lik bir artış meydana gelmiştir.

Detaylı

KENAN ÇELEBİ TÜİK EDİRNE BÖLGE MÜDÜRÜ 09/09/2015

KENAN ÇELEBİ TÜİK EDİRNE BÖLGE MÜDÜRÜ 09/09/2015 KENAN ÇELEBİ TÜİK EDİRNE BÖLGE MÜDÜRÜ 09/09/2015 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut Satış

Detaylı

MEVCUT TEŞVİK SİSTEMİ

MEVCUT TEŞVİK SİSTEMİ MEVCUT TEŞVİK SİSTEMİ enel Teşvi Uygulamaları Bölgesel Teşvik Uygulamaları üyük Ölçekli Yatırımların Teşviki S KDV İstisnası S Gümrük Vergisi Muafiyeti S KDV İstisnası S Gümrük Vergisi Muafiyeti S Vergi

Detaylı

Fren Test Cihazları Satış Bayiler. Administrator tarafından yazıldı. Perşembe, 05 Mayıs :26 - Son Güncelleme Pazartesi, 30 Kasım :22

Fren Test Cihazları Satış Bayiler. Administrator tarafından yazıldı. Perşembe, 05 Mayıs :26 - Son Güncelleme Pazartesi, 30 Kasım :22 FDR Adana Fren Test Cihazları FDR Adıyaman Fren Test Cihazları FDR AfyonFren Test Cihazları FDR Ağrı Fren Test Cihazları FDR Amasya Fren Test Cihazları FDR Ankara Fren Test Cihazları FDR Antalya Fren Test

Detaylı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Mayıs 2013 - Düzce 1

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Mayıs 2013 - Düzce 1 Mayıs 2013 - Düzce 1 İçerik Giriş Kamu Üniversite Sanayi İşbirliğinde En Somut Ara Yüzler: Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Ülkemizde Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Bölgesel

Detaylı

3. basamak. Otomobil Kamyonet Motorsiklet

3. basamak. Otomobil Kamyonet Motorsiklet Tablo-1: İndirim veya artırım uygulanmayan iller için azami primler (TL)* İzmir, Yalova, Erzurum, Kayseri Otomobil 018 614 211 807 686 565 444 Kamyonet 638 110 583 055 897 739 580 Motorsiklet 823 658 494

Detaylı

Tüvturk Araç Muayene Gezici Mobil İstasyon Programı

Tüvturk Araç Muayene Gezici Mobil İstasyon Programı Tüvturk Araç Muayene Gezici Mobil İstasyon Programı Tüvturk Gezici istasyonlarında ağır vasıtalar (3.5 ton üzeri) hariç tüm motorlu ve motorsuz araçlar için muayene hizmeti verilmektedir. Gezici İstasyon

Detaylı

Türkiye'nin en rekabetçi illeri "yorgun devleri"

Türkiye'nin en rekabetçi illeri yorgun devleri Türkiye'nin en rekabetçi illeri "yorgun devleri" Türkiye nin kalkınmasında önemli rol üstlenen İstanbul, Ankara ve İzmir, iller arasında rekabet sıralamasında da öne çıktı. İSTANBUL - Elif Ferhan Yeşilyurt

Detaylı

BÖLGESEL VERİMLİLİK İSTATİSTİKLERİ METAVERİ

BÖLGESEL VERİMLİLİK İSTATİSTİKLERİ METAVERİ BÖLGESEL VERİMLİLİK İSTATİSTİKLERİ METAVERİ Kapsam Sektörel Kapsam 2003-2008 yılları için Avrupa Topluluğu nda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması NACE REV.1.1 e göre; B C D E F G H I J K M

Detaylı

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/09/2015

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/09/2015 TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/09/2015 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut Satış Ulaştırma

Detaylı

METİN ÖCAL TÜİK BALIKESİR BÖLGE MÜDÜRÜ 09/06/2015

METİN ÖCAL TÜİK BALIKESİR BÖLGE MÜDÜRÜ 09/06/2015 METİN ÖCAL TÜİK BALIKESİR BÖLGE MÜDÜRÜ 09/06/2015 1 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut Satış

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU MAYIS 2017 Türkiye İstatistik Kurumu 05/06/2017 tarihinde 2017 yılı Mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)

Detaylı

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Aylık Yatırımcı Raporu: PROGRAM GENEL BİLGİLERİ. 1.2 İhraççı Bilgileri

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Aylık Yatırımcı Raporu: PROGRAM GENEL BİLGİLERİ. 1.2 İhraççı Bilgileri Aylık Yatırımcı Raporu: 1.12.218-31.12.218 Veri tarihi: 1.1.219 1. PROGRAM GENEL BİLGİLERİ Kredi derecelendirme notu Kredi Derecelendirme İzleme Durumu Görünüm Fitch B+ - Negatif Eurobond Kredi Derecelendirme

Detaylı

FUAR SONUÇ RAPORU NİSAN ekolojizmir.izfas.com.tr

FUAR SONUÇ RAPORU NİSAN ekolojizmir.izfas.com.tr FUAR SONUÇ RAPORU 27-30 NİSAN -2016 ekolojizmir.izfas.com.tr ŞEHİRLERE GÖRE DAĞILIM Orgaik Gıda Organik Kozmetik Üniversite ve Diğer %60 %08 113 KATILIMCI %10 Organik Tekstil Organik Gübre Tarımsal İlaç

Detaylı

Ocak SAGMER İstatistikleri

Ocak SAGMER İstatistikleri 2015 SAGMER İstatistikleri Tablo 1: Ödeme Yöntemine Göre Yazılan Poliçe Adedi Dağılımı 2014 2015 ÜRÜN GRUBU ÖDEME TİPİ Ferdi Grup Ferdi Grup BANKAYA ÖDEME 6,7% 8,6% 9,0% 8,3% ÇEK 0,0% 0,0% 0,0% 0,0% DİĞER

Detaylı

SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI EKONOMİK BÜLTEN

SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI EKONOMİK BÜLTEN SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI EKONOMİK BÜLTEN ARALIK 2016 Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası nın ismi kaydedilmek koşulu ile alıntı yapmak

Detaylı

T.C. B A Ş B A K A N L I K STEMĐ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI

T.C. B A Ş B A K A N L I K STEMĐ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI T.C. B A Ş B A K A N L I K YENĐ TEŞVĐK K SĐSTEMS STEMĐ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI MEVCUT TEŞVĐK SĐSTEMĐ Genel Teşvik Uygulamaları Bölgesel Teşvik Uygulamaları Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki KDV

Detaylı

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ xx.11.2015 Sayı 44 Genel Değerlendirme Temmuz 2015 TEPAV İstihdam İzleme Bülteni nin -Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Temmuz 2015 ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Eylül 2015 verilerinin değerlendirildiği- 44.

Detaylı

ASGARİ ÜCRET TARİFESİ. 30 Aralık 2016 Tarihli ve Sayılı. Resmi Gazete de yayımlanmıştır.

ASGARİ ÜCRET TARİFESİ. 30 Aralık 2016 Tarihli ve Sayılı. Resmi Gazete de yayımlanmıştır. ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 30 Aralık 2016 Tarihli ve 29934 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır. 2017 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu nun 46 ncı maddesi ile

Detaylı

-TÜRKİYE DE KİŞİ BAŞINA TÜKETİCİ BORCU 4 BİN TL YE YAKLAŞTI

-TÜRKİYE DE KİŞİ BAŞINA TÜKETİCİ BORCU 4 BİN TL YE YAKLAŞTI Umut Oran Basın Açıklaması 27.5.2013 -TÜRKİYE DE KİŞİ BAŞINA TÜKETİCİ BORCU 4 BİN TL YE YAKLAŞTI -SON ÜÇ YILDA KİŞİBAŞINA DÜŞEN TÜKETİCİ BORCU YÜZDE 90 ORANINDA ARTARKEN, AYNI DÖNEMDE TASARRUF NDAKİ ARTIŞ

Detaylı

2016 Ocak İşkolu İstatistiklerinin İllere Göre Dağılımı 1

2016 Ocak İşkolu İstatistiklerinin İllere Göre Dağılımı 1 2016 Ocak İşkolu İstatistiklerinin İllere Göre Dağılımı 1 1 30 Ocak 2016 tarih ve 29609 sayılı Resmi Gazete de Yayınlanan İşkollarındaki Ve Sendikaların Üye na İlişkin 2016 Ocak Ayı İstatistikleri Hakkında

Detaylı

LİSTE - II TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU - TAŞRA

LİSTE - II TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU - TAŞRA YER DEĞİŞİKLİĞİ BAŞVURULARI İÇİN İLAN EDİLEN LİSTESİ 1 ADANA BİYOLOG GENEL BÜTÇE 1 1 ADANA EBE GENEL BÜTÇE 6 1 ADANA HEMŞİRE GENEL BÜTÇE 2 1 ADANA SAĞLIK MEMURU ÇEVRE SAĞLIĞI TEKNİSYENİ GENEL BÜTÇE 1 1

Detaylı

M. SALİH URAS TÜİK DİYARBAKIR BÖLGE MÜDÜRÜ 10/08/2015

M. SALİH URAS TÜİK DİYARBAKIR BÖLGE MÜDÜRÜ 10/08/2015 M. SALİH URAS TÜİK DİYARBAKIR BÖLGE MÜDÜRÜ 10/08/2015 Diyarbakır Bölge Müdürlüğü 1 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Sanayi Milli

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU ARALIK 2015 Türkiye İstatistik Kurumu 04/01/2016 tarihinde 2015 yılı Aralık ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi

Detaylı

HÜSEYİN AVNİ DIZMAN TÜİK MALATYA BÖLGE MÜDÜRÜ 09/07/2015

HÜSEYİN AVNİ DIZMAN TÜİK MALATYA BÖLGE MÜDÜRÜ 09/07/2015 HÜSEYİN AVNİ DIZMAN TÜİK MALATYA BÖLGE MÜDÜRÜ 09/07/2015 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut

Detaylı

ÜZEYİR KARAKUŞ TÜİK NEVŞEHİR BÖLGE MÜDÜRÜ 08/09/2014

ÜZEYİR KARAKUŞ TÜİK NEVŞEHİR BÖLGE MÜDÜRÜ 08/09/2014 ÜZEYİR KARAKUŞ TÜİK NEVŞEHİR BÖLGE MÜDÜRÜ 08/09/2014 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ARASINDA YURTİÇİ ÖĞRETİM ELEMANI VE ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARININ DESTEKLENMESİ AMACIYLA YÜKSEKÖĞRETİM KURULUNCA

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ARASINDA YURTİÇİ ÖĞRETİM ELEMANI VE ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARININ DESTEKLENMESİ AMACIYLA YÜKSEKÖĞRETİM KURULUNCA YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ARASINDA YURTİÇİ ÖĞRETİM ELEMANI VE ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARININ DESTEKLENMESİ AMACIYLA YÜKSEKÖĞRETİM KURULUNCA YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARINA AKTARILACAK TUTARLARIN KULLANIMI, MUHASEBELEŞTİRİLMESİ,

Detaylı

Ocak SAGMER İstatistikleri

Ocak SAGMER İstatistikleri 2016 SAGMER İstatistikleri Tablo 1: Ödeme Yöntemine Göre Yazılan Poliçe Adedi Dağılımı 2015 2016 ÜRÜN GRUBU ÖDEME TİPİ Ferdi Grup Ferdi Grup BANKAYA ÖDEME 8,6% 6,8% 7,3% 26,7% ÇEK 0,0% 0,5% 0,0% 0,4% DİĞER

Detaylı

İL ADI UNVAN KODU UNVAN ADI BRANŞ KODU BRANŞ ADI PLANLANAN SAYI ÖĞRENİM DÜZEYİ

İL ADI UNVAN KODU UNVAN ADI BRANŞ KODU BRANŞ ADI PLANLANAN SAYI ÖĞRENİM DÜZEYİ ADANA 8140 BİYOLOG 0 1 LİSANS ADANA 8315 ÇOCUK GELİŞİMCİSİ 0 1 LİSANS ADANA 8225 DİYETİSYEN 0 1 LİSANS ADANA 8155 PSİKOLOG 0 1 LİSANS ADANA 8410 SAĞLIK MEMURU 6000 ÇEVRE SAĞLIĞI 4 LİSE ADANA 8410 SAĞLIK

Detaylı

Mayıs 2012 SAGMER İstatistikleri

Mayıs 2012 SAGMER İstatistikleri Mayıs 2012 SAGMER İstatistikleri *Ekli dosyadaki istatistikî veriler, Sigorta Şirketlerinin SBM ye gönderdiği verilerden oluşturulmuştur. Veriler 31 Mayıs 2012 itibariyle alınmıştır. Tablo 1: Ödeme Yöntemine

Detaylı

Tüvturk Araç Muayene Gezici Mobil İstasyon Programı

Tüvturk Araç Muayene Gezici Mobil İstasyon Programı Tüvturk Araç Muayene Gezici Mobil İstasyon Programı Tüvturk Gezici istasyonlarında ağır vasıtalar (3.5 ton üzeri) hariç tüm motorlu ve motorsuz araçlar için muayene hizmeti verilmektedir. Gezici istasyonlar

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU EYLÜL 2015 Türkiye İstatistik Kurumu 05/10/2015 tarihinde 2015 yılı Eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU HAZİRAN 2015 Türkiye İstatistik Kurumu 03/07/2015 tarihinde 2015 yılı Haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi

Detaylı

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI. Gümrükler Genel Müdürlüğü / DAĞITIM YERLERİNE

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI. Gümrükler Genel Müdürlüğü / DAĞITIM YERLERİNE T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Gümrükler Genel Müdürlüğü Sayı : 85593407-156.01 Konu : ÖTV (I) sayılı liste bakımından görevlendirilmiş/yetkilendirilmiş vergi dairesi listesi 05.05.2016 / 15815308 DAĞITIM

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU KASIM 2016 Türkiye İstatistik Kurumu 05/12/2016 tarihinde 2016 yılı Kasım ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU HAZİRAN 2014 Türkiye İstatistik Kurumu 03/07/2014 tarihinde 2014 yılı Haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi

Detaylı

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Aylık Yatırımcı Raporu: Veri tarihi: PROGRAM GENEL BİLGİLERİ. 1.2 İhraççı Bilgileri

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Aylık Yatırımcı Raporu: Veri tarihi: PROGRAM GENEL BİLGİLERİ. 1.2 İhraççı Bilgileri 1. PROGRAM GENEL BİLGİLERİ Kredi derecelendirme notu Kredi Derecelendirme İzleme Durumu Görünüm Fitch B+ - Negatif Eurobond Kredi Derecelendirme Notu Moody's B1 - Negatif 1.2 İhraççı Bilgileri İhraççının

Detaylı

Ali GÜNAYDIN Zonguldak Bölge Müdürü V. 04 Nisan 2018

Ali GÜNAYDIN Zonguldak Bölge Müdürü V. 04 Nisan 2018 Ali GÜNAYDIN Zonguldak Bölge Müdürü V. 4 Nisan 218 Nüfus ve Göç Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Sanayi Milli Gelir Dış Ticaret Yapı

Detaylı

Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir.

Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir. Ocak 2017 Bu eserin tüm telif hakları Samsun Ticaret ve Sanayi Odası na aittir. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası nın ismi kaydedilmek koşulu ile alıntı yapmak mümkündür. SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI Hançerli

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU NİSAN 2014 Türkiye İstatistik Kurumu 05/05/2014 tarihinde 2014 yılı Nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)

Detaylı

TURIZM OTEL YÖNETICILERI DERNEĞI TANITIM DOSYASI

TURIZM OTEL YÖNETICILERI DERNEĞI TANITIM DOSYASI 2017 TURIZM OTEL YÖNETICILERI DERNEĞI TANITIM DOSYASI İcadiye Mahallesi Çifte Çınar Sokak No 26 Kuzguncuk Üsküdar İstanbul Tel : +90 (216) 383 2200 [email protected] TURİZM OTEL YÖNETİCİLERİ DERNEĞİ (TUROYD)

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYATLARI ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU HAZİRAN 2013 Türkiye İstatistik Kurumu 03/07/2013 tarihinde 2013 yılı Haziran ayı Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. 2013 yılı Haziran

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU EYLÜL 2016 Türkiye İstatistik Kurumu 03/10/2016 tarihinde 2016 yılı Eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) BİLGİ NOTU AĞUSTOS 2015 Türkiye İstatistik Kurumu 03/09/2015 tarihinde 2015 yılı Ağustos ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haber bültenini yayımladı. Tüketici Fiyat Endeksi

Detaylı

DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 07/11/2014

DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 07/11/2014 DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 07/11/2014 Nüfus Eğitim Sağlık Doğum Ölüm Evlenme ve Boşanma İşgücü Tüketim Fiyat Endeksleri Finansal Yatırım Araçları Milli Gelir Dış Ticaret Yapı İzin Konut

Detaylı

OTO KALORİFER PETEK TEMİZLİĞİ - VİDEO

OTO KALORİFER PETEK TEMİZLİĞİ - VİDEO OTO KALORİFER PETEK TEMİZLİĞİ - VİDEO Oto Kalorifer Peteği Temizleme Makinası, Araç Kalorifer Petek Temizliği Cihazı. kalorifer peteği nasıl temizlenir, kalorifer peteği temizleme fiyatları, kalorifer

Detaylı

İLLERE GÖRE NÜFUS KÜTÜKLERİNE KAYITLI EN ÇOK KULLANILAN 5 KADIN VE ERKEK ADI

İLLERE GÖRE NÜFUS KÜTÜKLERİNE KAYITLI EN ÇOK KULLANILAN 5 KADIN VE ERKEK ADI İLLERE GÖRE NÜFUS KÜTÜKLERİNE KAYITLI EN ÇOK KULLANILAN 5 KADIN VE ERKEK ADI İL KADIN ADI ERKEK ADI ADANA ADIYAMAN AFYONKARAHİSAR AKSARAY SULTAN SULTAN İBRAHİM RAMAZAN 1/17 2/17 AMASYA ANKARA ANTALYA ARDAHAN

Detaylı

Kasım SAGMER İstatistikleri

Kasım SAGMER İstatistikleri Kasım 2018 SAGMER İstatistikleri Tablo 1: Ödeme Yöntemine Göre Yazılan Poliçe Adedi Dağılımı 2017 2018 Kasım Ocak - Kasım Kasım Ocak - Kasım ÜRÜN GRUBU ÖDEME TİPİ Ferdi Grup Ferdi Grup Ferdi Grup Ferdi

Detaylı

Ağustos SAGMER İstatistikleri

Ağustos SAGMER İstatistikleri Ağustos 2017 SAGMER İstatistikleri Tablo 1: Ödeme Yöntemine Göre Yazılan Poliçe Adedi Dağılımı 2016 2017 Ağustos Ocak - Ağustos Ağustos Ocak - Ağustos ÜRÜN GRUBU ÖDEME TİPİ Ferdi Grup Ferdi Grup Ferdi

Detaylı

Haziran SAGMER İstatistikleri

Haziran SAGMER İstatistikleri Haziran 2018 SAGMER İstatistikleri Tablo 1: Ödeme Yöntemine Göre Yazılan Poliçe Adedi Dağılımı 2017 2018 Haziran Ocak - Haziran Haziran Ocak - Haziran ÜRÜN GRUBU ÖDEME TİPİ Ferdi Grup Ferdi Grup Ferdi

Detaylı

LİSTE - II TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU - TAŞRA

LİSTE - II TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU - TAŞRA 1 ADANA EBE 4 1 ADANA SAĞLIK MEMURU RÖNTGEN TEKNİSYENİ 1 1 ADANA SAĞLIK MEMURU TIBBİ SEKRETER 2 2 ADIYAMAN DİYETİSYEN 2 2 ADIYAMAN EBE 2 2 ADIYAMAN HEMŞİRE 1 2 ADIYAMAN SAĞLIK MEMURU TIBBİ SEKRETER 1 2

Detaylı

YATIRIM TEŞVİK BELGELERİ

YATIRIM TEŞVİK BELGELERİ TEŞVİK BELGELERİ 1//2010-31//2010 TARİHLERİ ARASINDA VERİLEN TEŞVİK BELGELERİ () Sn Belge No Belge Tarihi Firmanın Adı Yatırımın Sektörü Yatırımın Yeri Firmanın Adresi Yatırımın Belge Türü Cinsi 1 2 3

Detaylı

Mart 2012 SAGMER İstatistikleri

Mart 2012 SAGMER İstatistikleri Mart 2012 SAGMER İstatistikleri *Ekli dosyadaki istatistikî veriler, Sigorta Şirketlerinin SBM ye gönderdiği verilerden oluşturulmuştur. Veriler 31 Mart 2012 itibariyle alınmıştır. Tablo 1: Ödeme Yöntemine

Detaylı