Merve Kurt - Sophie Benim Küçük Fahişem

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Merve Kurt - Sophie Benim Küçük Fahişem"

Transkript

1 Merve Kurt - Sophie Benim Küçük Fahişem BÖLÜM 1 Her insan bir gün mutlaka gerçek yüzünü gösterir. Annemin sözleri kulaklarımda çınlıyordu. Zamanı gelmişti işte. Annemin ölümünden sonra bana bakan adam için zamanı gelmişti. 25 yaşımı geçen hafta doldurmuştum. Neden kaçmamıştım? Neden bundan seneler önce alıp başımı gitmemiştim. Neden? Bu kadar mı korkaktım? Lecter aldığı tomarla parayı bir kez daha saydı ardından ağzında ki izmariti alıp yatağın hemen başındaki kül tablasına fırlattı. İşte böyle küçük Sophie. Benim küçük fahişem. Bakireliğinin bana bu kadar para kazandırabileceğini her zaman biliyordum, işte bu yüzden senelerdir üzerine çıkıp seni bir kedi gibi hırıldatmadım. Elini saçlarıma götürüp yavaş yavaş okşadı. Delinin teki sana servet ödedi. İnanabiliyor musun? Kocaman bir servet. Bakireliğin beni neredeyse küçük bir servet sahibi yaptı. Şimdi uslu bir kız ol tamam mı? Adam yarım saat içinde burada olacak. Emilie gelip sana biraz makyaj yapacak. Adam gittikten sonra odadaki telefondan beni ara bu odayı belki yarın için ikimize kiralayabilirim bebek. Ah Sophie seni öyle bir becereceğim ki, bütün yılların acısı o kadar kolay geçmeyecek bebek! Lecter salyalarını sağa sola sıçratan kuduz bir köpek edasıyla üzerime eğilip burnunu saçlarımın arasına dayadı ve derin bir nefes aldı. Kıpırdamadan durup geri çekilmesini bekledim. Bir kaç derin nefesin ardından yataktan

2 kalkıp kapıya yöneldi. Lecterın karşısında saatlerdir koruduğum serinkanlı tavrım birden tuzla buz olmuştu. Ayaklarımı karnıma çekip yatağın başına yasladım ve yanağımdan bir kaç damla yaşın süzülmesine izin verdim aynı anda odanın kapısı yavaşça açıldı. Gelen Eıııilie idi. Gözlerimiz aynada buluşunca bir deli fişek gibi yanıma gelip arkamda durdu. Bıınıı yapmak zorunda değilsin Sophie! diye sızlandı Emilie burnunu çekerek. Korsemin önündeki iplere uzandı, daha çok sıklığında canımın yanmasını göz ardı eltim. Bu gece güzel görünmek zorundaydım. Beni salın alan adamı tatmin etmeli ve bekaretime ödediği her bir doların bedelini ona vücudumla ödemeliydim. Sophie! diye tısladı Emilie almak için uzandığım tarağı avuçlarının içine alarak. Derin bir nefes alıp, gözlerimi sıkıca kapattım. Bunu haftalarca konuşmamış mıydık zaten? Emilie. Lütfen bana biraz yardımcı ol. Benim başka bir şans... Tabi ki var Sophie! Tabi ki var. Buradaki kimsenin bir şansı yok ama senin var. Kaç, git buradan. Sence Valeren ya da Lecter seni arayacak mı? Lanet olsun. Belki sadece bir kaç gün ama sonra unutacak. Diğer kızların başını boş bırakmamak için bu lanet olası yere geri dönecek. Biz her gün hayatımızı bir kaç dolara satarken senin bir şansın olacak. Bir aile kurup, anne olmak istemez misin? Aşık olmak istemez misin Sophie? Emilie, çenemi nazikçe kavrayıp yüzümü aynaya çevirdi Şu güzelliğine bir bak. Buradaki en güzel, en masum şey sensin. Annenin ne istediğini biliyorsun değil mi? diye sordu Emilie fısıltıyla. Gözüme dolan yaşlan geri itip, kafamı evet anlamında salladım. Annem benim için bambaşka bir hayat istemişti ama şimdi her şey bitiyordu işte. Parmak uçlarımla gözlerimi kuruladım. Bir önemi yok. Ben bir genelevde doğdum vc burada büyüdüm. Eğer annem ölmeseydi beni tabi ki bu lanet yerden gönderecekti ama yalnızım. Yapayalnız ve başka türlü nasıl hayatta kalacağımı bilmiyorum. Ben bir fahişenin kızıyım Emilie başka bir hayatı tabi ki hak etmiyorum diye mırıldandım. Kederle geçen saatler bana yaşamadığım onlarca ömür gibi gelmişti. Emilie gideli ise sadece bir kaç dakika olmuştu ve ben aynadaki kızı tanımaya çalışıyordum. Nasıl? Bu ben olamazdım. Hayır, hayır. Kırmızı, vücuduma tam oturan straplez kesimli elbise ayaklarımı kapatacak kadar uzundu. Bu elbise neden bu kadar tanıdıktı ki? Tanrım. Pretty Womandaki elbisenin hemen hemen aynısıydı. Hayallerimdeki elbise ve bu gece... Bu lanet elbiseyi bu gece giymek zorunda kalacaktım, öyle mi? Lanet olasıca Emilie! Kendimi daha iyi hissetmem için yaptığını biliyordum. Peki, kendimi daha iyi hissediyor muydum?! Kesinlikle hayır. Sinirle elbisenin iki ucundan tutup camın kenarına yaklaştım ve New Yorka baktım. Buraya ilk kez gelmiştim, ışıl ışıldı. Daha önce hiç bir şeyde görmediğim kadar parlak, zengin ve umut doluydu. Bu şehir. Nasıl? Bana bu kadar güzel gözükmeye hakkı yoktu! Kesinlikle yoktu. Buraya ölmeye gelmiştim ben. Masumluğumu öldürmeye, tanımadığım bir adamla hem de... Neden? Neden Sophie? Neden savaşmıyorsun! Annem benim için böyle bir hayat istememişti. Beni bu lanet olası yerde tek başıma bırakıp gitmişti ama böyle olsun istemezdi. Kapı iki kere sertçe tıklatılırken, doğal bir içgüdüyle geriye doğru bir adım attım. Efendim oda servisi. Sipariş edilen Vision şarabınız geldi. Gürültüyle yutkunup balkon tarafına doğru bir adım daha atıp, sürgülü kapıyı sertçe çektim. Soğuk hava tenimi gıdıklarken kendi kendime Daha ne bekliyorsun! diye sordum. Bitir bu lanet olasıca işi. Hızlı adımlarla balkonun en ucuna gidip tırabzanlara tırmandım ve belki de hayatım boyunca yapmak istediğim tek şeyi yapıyor olmanın verdiği heyecanla küçük bir kahkaha atıp kendimi boşluğa bıraktım. Aman Tanrım ben şu anda gerçekten de özgürdüm! Önce bütün boşluk içime doldıı. Sonra sert bir şeye çarptım. Bilincim kapanmadan önce aklımdaki tek şey, Daha sert olmalıydı. Cümlesiydi. Yine de sanırım ölüyordum.

3 Gözlerimi açalı dakikalar olmuştu ve ben neredeydim? Telaşla etrafıma bakarken odanın kapısı açıldı. Bir hemşirenin yanında uzun boylu, sarışın ve oldukça bakımlı bir adam içeri girdi. Bayan Olivia Waraer. Şuan New York Hastanesindesiniz. Yaklaşık 3 gündür yoğun bakımdaydınız. Neden burada olduğunuzu biliyor musunuz? Şaşkınlıkla beyaz odaya baktım. Kimdi bu insanlar? Ölmemiş miydim? Neden? Ölmem gerekirdi. Sesimi bulup, Bakın ben. Otel odası. Aşağı düştüm ve ben. Benim adım Sophie. diye fısıldadım. Hemşirenin yüzü kaygıyla büzüşürken odada ki yabancı adamla birbirlerine baktılar. Lütfen yeğeninizin yanında kalın Bay Ryder. Ben doktorunuzu çağırıp geliyorum Hemşire odadan seri adımlarla çıktı. Kolumdaki serumdan kurtulmaya çalışırken. Benim hiç akrabam yok ve benden uzak dur, dövüş dersleri aldım! diye tısladım düşmanca. Adam rahat bir tavırla elini cebine atıp yatağımın başucuna dikildi. Belki de bir amca bütün sorunlarınızı çözerdi Bayan Wamer. Geçen gün otelin önünde, tam önüme düştüğünüzde gökten bana yardım için gönderilen bir peygamber olduğunuzu düşünmüştüm ama sadece bir fahişeymişsiniz. İşine duygularını karıştırmayacak bir kadın, kaybedecek hiç bir şeyi kalmamış bir fahişe... Vicdanımı rahatlatmam için gönderilen bir peygamberden çok daha iyisi. Kolumdaki bandı ve iğneyi sertçe çekip yatakta hafifçe doğruldum. Benden ne istiyorsunuz? diye sordum yutkunarak. Adam kurnaz bir gülümsemeyle beni süzdü. O kadarda önemli değil. Hadi önce seni buradan çıkartalım. Neden güvenmiştim ki bu adama? Katil olabilirdi. Psikopat? Organ mafyası? Ne fark edecekti ki? Kaybedecek neyim vardı? Hiç bir şeyim. Küçük bir restorana girmiştik. Şu küçük kasabalarda karşılaşacağınız türde olanlardan. Mavi, kareli masa örtüleri ve tahta sandalyeler. Benim adıma birkaç şey sipariş ettikten sonra boğazını temizleyip konuşmaya başladı: 1 Adım Ryder. Ordudan geçen yaz emekli oldum. İrakta ve Afganistanda görev aldım. Yıllarca. Senin yaşının onlarca katı insan öldürdüm. Senin yaşındaki askerlerimin akıllarım yitirmelerini izledim. Gergin bir bakışla restaurantı süzdüm. Beni tanıyan biri çıkabilir miydi? Beni Lecterın pençelerine bırakacak birileri? Tekrar aklımı karşımdaki adama verdim. Bakın ben anlıyorum... Yani zor şeyler yaşamışsınız, benim hayatımı kurtardınız ama ben, neden bu konuşmayı yapıyoruz anlamıyorum diye fısıldadım. Alçıda olan kolum acıyordu ve sargılı alnım ve sırtım ve vücudumun geri kalan kısmı. Her bir hücrem acıdan zonkluyordu. Sen uyurken... Senin kim olduğunu araştırdım. Genelevde doğmuş bir fahişe... Üzgünüm şey bu kelime seni rahatsız etmiyordur umarım Bay Ryder bana mahcupça gülümsedi. Derin bir iç çekip fark etmez dercesine omuzlarımı çektim. Bir ailen yok. arkadaşın, akraban, komşun, yalnızsın. Ne demek istediğini anladığımda elimdeki kaşığı tabağın içine bırakıp hatifçe geri yaslandım. Tabi ki eğer ölürsem kimse bunun hesabını sormayacak. Bay Ryder sıkıntıyla kıpırdanıp ceketinin cebinden bir kağıt çıkartıp, bana uzattı. Aslında öldün, sadece yasal olarak. Lecter denilen adamdan kaçtığını biliyorum. Küçük bir araştırma ve sana yem bir seçenek sunuyorum. Baııa uzattığı kağıda elimi bile sürmedim ve hafifçe kafamı salladım. Lecter.. Artık yok mu T diye fısıldadım umutla. Adam kafasını onaylarcasına salladı. Sevinç gözyaşlarını yanaklarımdan süzülürken karşımdaki yabancıya minnetle baktım. Bay Ryder uyarırcasına elini kaldırdı. İnan bana Sophie, Lecter denilen serserinin pençelerinde olmayı dileyeceğin zamanlar olacak. Senden istediğim... Bir arkadaşıma... Askerime yani. Nasıl? diye sordum o karşımda kelimelerini ararken. Sakallarını ovalayıp masanın üzerinden elimi tuttu. Dean. Kafası karışık. Irakta olan şeyleri atlatamadı bunun sorumlusu benim. Onu hep öne attım, bir yem gibi, parçalanacağını bildiğim halde. Şu an kim olduğunu bilmiyor, saldırgan,

4 ona göre etrafındaki herkes El Kaideye çalışan birer terörist, eğitimli bir psikopat, bir insanı nasıl öldüreceğini, nasıl tuzağa düşüreceğini çok iyi biliyor ve ona yardım etmeliyim. Bu vicdan azabı çok ağır. Bana yardım edecek misin? diye sordu umutla. Gürültüyle yutkunup kafamı salladım. Oraya geri dönmek istemiyorum ne gerekiyorsa yaparım. Yemin ederim! diye soludum heyecanla. Aman Tanrım Bu. Tanrının eli değildi de neydi? Bir kurtuluş. Bay Ryder içkisinden bir yudum alıp beni süzdü. Dean aynı zamanda kötü bir şey yaptı. Karısını öldürdü. Döndükten üç ay sonra ve karısı hamileydi. Mahkeme kararıyla onu hapisten kurtardım, dengesizliği, geçirdiği sarsıntı ve diğer lanet şeyler. Üç ay önce psikolojik destek aldığı hastane evde tedaviye izin verdi ama ben bunu nasıl ayarlayacağımı bir türlü kestiremedim. Hiç bir hasta bakıcı böyle bir adamın sorumluluğunu almak istemedi ve sonra seni buldum. Kendini koruyabileceğini biliyorum ama sana daha fazlası lazım. İyileşir iyileşmez sana özel ders aldırıp kendini savunmayı öğretmem gerek ve tabi ki kendini bir kez daha bir yerlerden atmalısın! Bay Ryder son kısmı yarım ağızlı bir gülümseme ile söylemişti. Pek eğlenceli olduğu söylenemez ama nedenini sorabilir miyim? Dean ancak yardıma ihtiyacın olduğuna inanırsa, yanında kalmana izin verir. Hadi yemeğini bitir ve detayları konuşalım. Aylar sürmüştü, iyileşmem. Eklemlerimin eskiden yaptığı her şeyi yeniden yapabilmesi, morluklarımın geçmesi ve bir de aldığım dövüş dersleri. Açıkçası pek bir işe yaramayacaktı. Biliyordum. Hala bir saldırı sırasında tam olarak ne yapacağımdan bihaberdim. Yine de vakit gelmişti işte. Celladımın kollarına gidiyordum. Kanayan bir burunla hem de! Eğer (cırdıysam hastaneye gitmemiz gerek. Ryder şansını bir kez daha denedi ama kafamı hayır anlamında salladım ve elimdeki mendili kanayan burnuma bastırmaya devam ettim. Sophie, ben üzgünüm gerçekten ama bunu yapmamız lazımdı. Ah Tanrım. İyisin değil mi? diye sordu bir kez daha. Mendili arabanın önüne bırakıp kanın çeneme dudaklarıma dağılmasına izin verdim ardından ellerimle gözlerimi kuruladım. Ryder derin bir nefes alıp arabadan indi ve inmem için kapımı açtı. Sarsak adımlarla inip, iç içe geçmiş binalara baktım. Sanırım burası New Yorkun dergilerde ve filmlerde gösterilmek istenmeyen diğer yüzüydü. Sokaktaki çöp yığınına her duvarda yığın yığın asılı duran çamaşırları süzdüm. Bira şişelerinin kapladığı dar kaldırımlardan çıkıp gri binalardan birine girdik. Asansör yoktu, daracık merdivenleri Ryder önde, ben arkada çıktık. Üçüncü kattaki 8 numaralı dairenin önünde durduk. Ryder cebinden bir anahtar çıkartıp üç kere kilitlenmiş kapıyı açtı ve içeri girmem için geri çekildi. Uzun, boş ve şekilsiz koridoru geçip oturma odasına girdim. Burada, üç tane kirli ve oldukça eski koltuk, büyük koltuğun hemen karşısında küçük ekranlı, siyah bir televizyon, yerde üzeri lekelerle dolu eski bir halıfleks, halının üzerinde üzeri toz, bira şişeleri ve kanlı sargı bezleri ile dolu geniş bir sehpa masası vardı. Geniş salonun diğer ucunda portatif gibi gözüken küçük bir mutfak ve dışı paslanmaya yüz tutmuş bir buzdolabı. Odanı görmek ister misin? Gürültüyle yutkunup kafamı salladım. Bu evle ilgili hiç hayal kurmamış, neyle karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim ama bu manzara içler acısıydı. Koridorda yürürken kafamı kapısı açık odaya doğru uzattım. Bir kenarda eski ayaklı mermer bir küvet, küvetin hemen yanında klozet ve klozetin biraz ötesinde ufak bir lavabo. Banyonun yüzü kullanılmış ve hiç açılmamış bir yığın tıraş bıçağı ile doluydu. Bir erkeğin gerçekten de bu kadar tranş bıçağına ihtiyacı var mıydı? Tanrım! Burası senin odan. Banyonun kapısından uzaklaşıp Bay Ryderın gösterdiği odaya doğru yürüdüm. Küçük, ufacık bir odaydı. İçeride sadece tek kişilik bir yatak ve bir bacağı kırık ufak bir masa vardı. Kapıdaki her bir kilidi kilitlediğinden emin olduktan sonra uyu. Dalgınca kapının üzerindeki onlarca kilide baktım. Uysalca kafamı sallayıp lekeli ve küf kokan siyah nevresim takımını inceledim. Tanrım bu iş gözüktüğünden daha zor olacaktı. Ben kasvetli ve pis odayı

5 süzerken evin içinde elektrik çarpmasını andıran bir ses yankılandı. Ryder beni sakinleştirmek istercesine omuzlarımı sıktı. Dean geldi. Onunla önce ben konuşayım. Sen burada bekle Uysalca kafamı sallayıp kendime bir iş planı oluşturdum. Öncelikle yeni güneş geçiren ve renkli perdeler gerekliydi Bu koyu, kalın güneşlikler evi kasavetlendiriyordu. İçerideki halıdan ve bu nevresimlerden kurtulmam gerekiyordu ve kesinlikle bir hafta sürecek olan büyük bir temizlik. Umarım bu adamın bir çamaşır mak... Kafamın arkasına dayanan soğuk, sert metalle yerimden sıçradım. Sakın kıpırdayayım deme ve yavaşça yüzünü hemen bana dön, hemen! Gürültüyle yutkunup sesin sahibine itaat ettim ve namlunun soğuk, karanlık ucuyla göz göze geldim... Tanrım. Kabus mu? Evet, evet kabus. Daha önce Lecter piçi birçok kıza silah çekmişti. Buna şahit olmuştum. Yüreğim o kızlarla ağzımda atmıştı ama şimdi? Adamın biri alnıma silah dayıyordu? Beni öldürecek mi? Kınısın scıı? üvııııde ne işin vur T diye sonlu. Hnğmyorthı, Yok, hayır. Bağırmıyor. kükrüyordu :ıdei;ı. Sırlıımlnıı aştığı bir damla soğuk (er damlası aklı. Hisseldin Peşinden birkaç iane daha. Ağuııı oynaiıııayı, kelimeleri, sesimi bulmaya çalışımı anıa ağuııı açarsam kasaeakımı. Midem göğüs kafesimden, ağzıma lımıanıyordu. C,ığlık almalıydım. Belki de alıyordum. Sesim neden kulaklarıma ıılaşmamışlı peki? Kapı da bir hareketlilik oldu ve Ryder odaya girdi. Dean, sakinleş. Kız benimle Korkuyla Ryder u haklını. Şükürler olsun. İleni bir kez daha kıırlamıışlı. Adaııı gözlerini benden ayırmadan elindeki silahı indirdi. Derin, ralıallalıcı olmayan bir nefes aldım, Ölmeyecektim, liıı aıııdaıı hu gece değil. Ryder, elini adamın Hadi biraz konuşalım. Dedikten sonra oıııı kapıya doğru çekti ama ytıbaııeı gözlerini odadan çıkarken bile benden aymnnıuışiı. Ülııııı hala yanan midemin üzerine koyııp masanın üzerindeki bardağa tıandmı. Aetıba bu su kaç giiııdür bu bardağın içinde, burada bekliyordu? Sanırını pek şansını yoktu. Kusmak islemiyordum. Titreyen ellerime rağmen bardaktaki suyun hepsini içip, deıııı bir nefes tıldım. Adamın beni bir yırlıcı hayvan gibi köşeye sıkıştırması, alınma dayadığı namlunun soğukluğu, Ryder ın odaya bir kasırga gihi girip adamı sukinlcşlirmcsi... Haklıydım. Aldığını diivüş dersleri hiç hır işe yaramayacaktı. Tınının laııel bııııak beni lam bir kapana alınıştı. Hir kaç balla önce bana söylediği şeyleri ammsadıııv Dean. katası karışık, karısını, hamile karısını öldürmüş hir katil, hir kat, yıl önce binlerce insan öldürmüş alan eğitimli hir usker. Morganııı sesi düşüncelerimi böldü. Biraz dalıa kapıya yanaşıp onları dinledim. Kızın ııdı Sophie Daney. Un azından ismimle ilgili yaptığımız kavgayı kazanmış olmanın gururuyla derin bir nefes aldım. Hu adam için adımı değişiiremcdım, annemden bana kalan tek şeydi adını, annemin bana verdiği ilk hediye. Peşinde ona zıırur vermek isteyen adamlar var. Neden kızın peşindeler bilmiyorum. Küçük bir araştırma yapmam lazım ve onu başka bir yerde güvende tutamam Dean, yardımın gerek. Sen ve William kızın güvenliğini sağlayabilirsiniz. Bir kaç küçük adım atıp kapıya dalla çok yanaştım. () burada kalamaz Morgan. Bunu sende biliyorsun. Ben izleniyorum. Adam son kelimeyi neredeyse bir fısıltı gibi söylemişti. Kimler tarafından Dean? diye sordu Morgan. Sesinde sahte bir telaş vardı. GBT. Biliyorum sende ilk kez duydun FBI, ordu, teşkilat... Arkamızdaki bütün güçlü adamlar şıı aıı bana düşman benim bir muhbir olduğumu düşünüyorlar, Beni tanıyorsun değil ıııi? Ülkem için canımı vermeye hazırdım. Yine olsa gözümü bile kırpmam. Bu (ilkeye ihunel etmedim komutan Ryder Yemin ederim. El Kaide ile masaya oturan ben değildim. Biri bana luzak kurdu! Dur, dur, dur. GBT ne? Ben neden bu kısaltmayı hiç duymadım! Neler oluyor Dean? Kiın sana tuzak kurmak istesin ki! Ryder m sesi kasvetli bir hal almıştı. Odadan derin bir iç çekiş sesi geldi.

6 GBT. Gizli Birim Teşkilatı. Ordu, içindeki köstebekleri ayıklıyor. Lütfen, kurulla konuşabilirsiniz. Bunu yapabilir misiniz? Sizi dinlerler. Ordunun içindeki luıiıı kendi kimliğini gizlemek için bana tuzak kurdu. Kim bilmiyorum ama kuyruğuna basmam an meselesi ve İmim yapını kişi baıta nefesim kadar yakın. Geçmişle yaşadığım dengesizlikleri biliyor ve buıııı kullandı, lıvel. inkar etmiyorum bir ara gerçeklen de işleri bamdım aıııa artık iyiyim, Kendime güveniyorum bıııııı yapanı bulmam lazım. Adımı bıı şekilde karalayaııuılar ve... Pekala, pekala. Senin için havayı biraz koklarım ama içeride ki kızı yanında tutmanı istiyorum. Sophie? Adımın aniden sohbelte yankılanmasıyla, korkuyla yerimde sıçrayıp iki derin ııetes aldım ve kapıyı yavaşça açıp salona yürüdüm. Dean, seni yanında misafir etmeyi kabul elti. Hadi gidip arabadan eşyalarım alalını.1 Eşyalarım? Dean denilen tıdama bakmamaya Cizeıı göstererek Morganuı peşinden kapıya doğru yürüdüm ve hızlı adımlarla kendimi dışarı atom. Alı göğsümün hemen üstünde kocaman bir ağırlık vaıdı ve beynimin içindeki ses KAÇ! divc çığlık atıyordu. Ryder ben... diye fısıldadım çaresizce. Beni kolumdan tutup hızlı adımlarla aşağı indirdi Girişe geldiğimizde yönünü bana döndü. Kolum hala elindeydi. Bir. baııa artık Morgan de. İki. eğer Dean sana ikimizin ilişkisi hakkında soru sorarsa aııneııiıı bir arkadaşı olduğumu söyle. Peki, kimlerden kaçıyorum? Morgan dalgınca sakalını sıvazladı. Babandan? Sevgilinden? Kocandan? Açıkçası bıı konu hakkında pek fazla plan kuramadım. Seııiıı bir fikrin var ını? diye sordu. Yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Utangaç bir şekilde dudağımı ısırdım. Eğer araştırına yapmaya kalkarsa babamı bulamaz. Bu onu uğraştırır ve bize zaman kazandırır, Baban? Babanın adı Edward Bradley. En azından sahte kimlik bilgilerinde böyle yazıyor. Yıllar sonra ortaya çıkan ve evliliğini bitiren gayrimeşru kızından intikam alan bir baba? Ya da bir erkek arkadaş sen seç? Kafamı iki yana salladım. Erkek arkadaş? Liilfen bu alanın olabildiğince temiz kalmasını istiyorum! diye hırladım. Morgan şaşırmışçasına kaşlarını kaldırıp bana -gerçekten mi?- bakışı atlı. Ytıni sizin meslekte bu önemli mi? Tanrım neyse hiç sormadım say. Arabanın bagajında üvey kızımın bir kaç kıyafeti olması gerek. Seni bir süre idare eder, bir kaç gün sonra gelip sana anlaştığımız parayı bırakacağım. Çantanın içindeki telefonu saklamak için iyi bir yer bulmalısın. Gerçekten dinlenmediğine emin olduğunda benimle iletişime geç. William birliğimde çalışan en iyi askerlerimden biri. Dean ve senin dairenin hemen üst katında oturuyor. Durumdan haberi var ikinize de göz kulak olacak çok zorda kaldığında kapını kilitleyip acil çağrı bırak. Eğer odana gidecek kadar vakit bulamazsan bağırabildiğin kadar bağır. Williamın seni duyabileceği kadar, anlıyorsun değil mı? İçerideki adam şaka ya da bir FBI dizi karakteri değil. Tehlikeli. Gerçekten tehlikeli. Şimdi söyle bakalım Dean sana arkadan yaklaştı ve sana boynundan saldırdı. Dikkatle katamı salladım. Hamle yapınasım engellemek için kollarına basınç uygula, tek bir hamle yapma şansım var onu kollarından tutup, katamın üzerinden yere atmak. Eğer ilk hamlede bunu başaramazsam, ölürüm. Peki ya yüzü sana dönükse? diye sordu eğlenircesine. Abartıyla gözlerimi devirdim. Bacaklarının arası. Bıınu hatırlayacağım. İyi tekine atarını diye övündüm. Morgan babacan bir ifadeyle kollarımı okşayıp güldü. Aferin benim kızıma, eğer sana elini sürerse hayalarının eanıııa oku! Morganı uğurladıktan sonra sessizce eve geri döndüm. Evet, içim de rahatsız edici ve beni yiyip, bitiren bir his vardı. Bu adam, benim tahmin ettiğimden dalıa tehlikeli olmalıydı. İlk karşılamamızda yüzüme kocaman bir silah doğrultmuştu. Demek ki, evinde hoş

7 karşılanmayacaktım. Yine de, o çöplükten kilometrelerce uzaktaydım ve bu yelerdi. Ben salona geçtiğimde o buzdolabının içine gömülmüştü. Sessizce yanaşıp. Odamı istediğim gibi dekore edebilirim değil mi? diye sordum. Sanki beni duymamış gibi dolabın içindeki boş şişeleri salladı. Dolabın kapısını kapatıp bana döndü. -Sadece misafir- kısmının nesini anlamıyorsun Bu arada adın neydi? Kaba şey! Sophie. Bu uzun bir misafirlik olabilir, lütfen izin ver giderken eski haline çeviririm! diye yalvardım. Morganın söylediği şeyler beynimde yankılandı; Ona karşı sabırlı olmalısın. Çok çabuk sinirlenir. Buda senin için hem iyi hem kötü. Ya pes etmesini sağla ya da yapacağı hamlelerden kurtulmanın bir yolunu bul. Pekala, sanırım en sinirli halini görüp, en kötü kısmı hemen halletmem gerekiyordu. Ona doğru bir adım atıp küçük bir kız çocuğu gibi ellerimi arkada birleştirdim. Lütfen söz veriyorum giderken bütün eşyalarımı alıp öyle gideceğim ve hem orası benim odam değil mi? Görmek zorunda değilsin. Eğer izin verirsen dolabını bira ile doldurur ve sana her akşam yemek hazırlarım. Sadece bana ne sevdiğini söyle. Lütfen! Teklifi tartarcasma kafasını yana eğip bir şiire düşündü. Beyaz yüzü kaygılıydı. Gri- yeşil gözlerini yeniden bana diktiğinde, Bira o kadar da önemli değil ama yemek, ev yemeği, her akşam, sıcak yemek isterim.1 Kafamı hevesle sallayıp gülümsedim. Teşekkür ederim, Bundan sonra yemek ve temizlik bende! Yemin ederim pişman olmayacaksın! Coşkuma bir anlam vermemişçesine yüzünü tiksintiyle buruşturdu ve dolaptaki boş şişeleri teker yere attı. Çok fazla içki içmiyorum, bunu aklında tut ama bir kaç şişe bira evde olmalı. Her neyse umarım tüm bunlara harcayacak paran vardır çünkü bende metelik yok. Şimdi birazcık dinlenmem gerek ve bu arada bu evi istersen Disneyden bir sahneye çevir umurumda değil. Sadece odamdan ellerini uzak tut! Dişlerinin arasından tıslarcasına söylediği son cümlesinin ardından koltuğun üzerinden yıpranmış gazeteleri alıp odasına girdi. İçimde nedenini çok iyi bildiğim coşku daha çok kabarırken harabeyi andıran eve baktım. Tanrını! Sonunda benimde bir evim vardı! Gece yeterince iyi uyuyamamıştım. Bir kere eve oldukça yabancıydım. Alışmam uzun sürecekti. İkincisi, alışılacak hiçbir yanı yoktu. Eşyalar o kadar eski ve o kadar pisti ki, oturduğum kanepe bile bana kendimi kirli hissettiriyordu. Sabah beynimin içinde renkli neon ışıkları ile hazırlanmış bir pankart vardı. Alışverişe çık f Odamdan çıkıp önce lavaboya sonra mutfağa geçtim. Boş buzdolabının önünde birkaç saniye dikildim. Bu adam ne yiyip, ne içiyordu? Umutsuzca dolabın kapağını kapatıp, hazırlanmak için odama yöneldim ve arkamdaki yabancı erkekle küçük bir çığlık attım Yabancı ellerini teslim olur gibi havaya kaldırdı. Sakin ol Sophie. Ben William. Üst kat komşun, koruyucun, cankurtaranın, falan filan. Sevimli tavrı beni gülümsetmiştj. Ryder ın her fırsatta anlattığı, yardımcım. Yetiştiğim yerde dış dünyadan tamamen kopmuştum. O yüzden insanlarla kolay kolay iletişim kuramaz, güvenemez ya da samimi olamazdım ama bu sarışın adamla yıldızımız şimdiden tutmuştu. William başını yana eğip bana baktı, Eğer mutfak dolaplarını kemirme gibi bir niyetin yoksa sana kahvaltı ısmarlamak istiyorum. Tabi açlıktan Ölmek istemiyorsan. Alayla gözlerimi devirdim. Hiç bana göre değil. Ben genelde yüksek binalardan atlıyorum. Will ile bütün gün yapılan alışveriş, temizlik, koşuşturmaca ve etrafa yayılan bunaltıcı çamaşır suyu kokusu beni günün sonunda pes ettirmişti. Yine de akşamın bu geç vaktine kadar dayanabildiğim için kendimle gurur duyarak, derin bir nefes aidim ve yeni aldığım siyah üçlü koltuğa doğru uzandım. Ah bu koltuk gerçekten de rahattı. Bana parayı hemen getirdiği için Ryder a bir ara tekrar teşekkür etmeliydim. Evet, pizzalar geldi! William elinde üç tane büyük kutu ve kolunun altına sıkıştırdığı altılı bira şişeleriyle içeri girdi. Yerimden doğrulup önümdeki masanın örtüsünü yere attım ve

8 hevesle yere bağdaş kurup oturdum. William biraları ve pizza kutularını masanın üzerine bırakıp tam karşıma yere oturdu. Hadi bakalım bunu gerçekten hak ettik! Ona sıcak bir gülümseme gönderip üsteki pizza kutusunun ağzını açtım. Sen olmasan onca işi nasıl yapardım bilmiyorum. Sabahtan beri benimle koşuşturduğun ve bu evi benimle birlikte böyle harika bir yere çevirdiğin için teşekkür ederim! William her zaman ki sevecenliği ve samimiyetiyle kocaman bir gülümseme ile bana baktı. Onu bu sabah gördüğüm ilk andan itibaren sevmiştim. William, sarışın, mavi gözlü, geniş omuzlu ve alnına doğru uzanan tuhaf perçemli, sürekli gülen bir adamdı. Bütün hayatım boyunca hiç kimseye güvenmemeye şartlanmış olarak yetişmiştim ama ona daha ilk dakikada güvenmiştim. Belki de nedeni sürekli gülümsemesiydi. Ondan korkuyor musun? Yani Deanden? diye sordu açtığı biraların birini bana uzatırken. Bunun bu kadar belli olmasına şaşırarak kafamı salladım. Onu sadece dün gördüm, birazcık. Ev konusunda onayını aldım ve sonra kendisini odasına kapattı sabah sen geldiğinde o evde yoktu. Aslında bakarsan gece evde olmadığını bile düşünebilirim. William kafasını sahte bir dehşetle salladı. Sen onun bakıcısısm ve sorumluluklarını yerine getir Sophie! Her neyse bunu Morgana ifşa etmeyeceğim. Bizim küçük sırrımız. Tamam mı? Gülerek kafamı salladım ve sabahtan beri kapısı açılmayan odasına göz atıp hafifçe Öne eğildim. Sence iyi midir? 1 diye sordum fısıltıyla. Dün gece Bronxta kaç tur attığımızı bilmiyorum. Arabayla daireler çizerek aynı yerleri dolaştı ve sabaha karşı eve geri döndü. Onu takip mi ediyorsun? diye sordum şaşkınlıkla. Odanın kapısına temkinli bir bakış atıp kafasını salladı ardından bana doğru eğildi. Bende sona bunu söyleyecektim. Biliyorum seni koruyacağı,,, söylendi ama Dean evde yokken bende dairemde olmam Sophie o vüzden.. Yani buradaki tek tehlikeli şey Dean değil, Semtin bu kısmı hatta oturduğun bu apartman hırsızlar, tecavüzcüler ve anarşilerle dolu. Her an temkinli olmak zorundasın. Anlıyorsun değil mı? diye sordu, çabucak kafamı sallayıp beynimi kemirip duran o soruyu sormam gerektiğine karar verdim. Peki ya Dean karısını öldürdüğü zamanda burada mı yaşıyorlardı? Onu bu evde mi öldürdü? diye sordum yutkunarak. Karısını öldürdüğü evde yaşıyor olabilir miydim? Belki de yemek yediğimiz bu yerde geçmişti olay. Belki yıllar önce burası, kanlarla, biten aşklar, tükenmiş umutlarla dolu bir cinayet mahalliydi. Hayır, olay olduğu zaman Dean ve karısı Rose, Manhattanda bahçeli bir evde yaşıyorlardı. Değeri yarım milyon dolarlık bir villada. Deanin eşyalar için girdiğimiz konuşmada söylediği sözleri anımsadım. Meteliksizim demişti. Hem madem parası vardı neden bu lanet fare deliğine takılmıştı? Bütün hesapları bloke edildi. Hastalığı yüzünden. Dean emlak zengini bir ailenin oğlu. Babasına kızdığı dönemlerin birinde orduya yazılmış ve kendini İrak, Afganistan. Suriyede bulmuş. Onunla Irakta tanıştım ikimizde komutan Ryderın birliğindeydik ama o, sorumluydu. Centcom tarafından askerin düzenini saylıyordu yani bir anlamda komutan Ryderın sağ koluydu. Nasıl bu hale geldi inan bilmiyorum. O kadar normal ve o kadar insancıldı ki... Ne olduysa son 5 yılda oldu, birden her şey değişti. Kaçan iştahımla birlikte pizza kutularını geri ittim. Dünden beri her düşündüğümde beni sinirlendiren adama karşı şimdi içimde müthiş bir acıma duygusu belirmişti. Peki, ama neden? Doktora gitmedi mi? Biri, bir açıklama yapmış olmalı değil mi? diye sordum merakla. William artık soğumuş pizzasından bir ısırık daha alıp yavaşça çiğnemeye başladı. Sınırı aşıp aşmadığımı düşünürken yeni halımın desenlerine baktım, Komutan Ryder bu konuyla bizzat kendisi ilgilendi. Hepimiz bunun beyni ile ilgili bir durum olmasını umduk. Özellikle de Rose1 un cinayetinin ardından ama bütün testleri normal

9 çıktı. Beyni temiz ama ruhu ve düşünceleri... Bunu anlayabiliyorum Sophie. Çünkü onun yaşadığı her şeyi bende yaşadım. Irakta olanlar. Onlarca cinayet. Birileri bizi, vatansever olduğumuza inandırıp elimize birer ölüm makinesi tutuşturup insan avına yolladı. Onlarca insan. Bir yaz gecesi tanklarla Zi Kardan. Babile çıkartma yaptık. 250 donanımlı Amerikan tankı. Elimizde dünyayı yok edecek kadar kimyasal silahlarımız vardı. Babıl... Babü 5,603 kilometreydi ve bizden istedikleri şey ayak basılmadık yer kalmamasıydı. 1, nüfuslu bu şehri bir gecede cehenneme çevirdik. Binlerce erkek kurşuna dizildi, onlarca ev ateşe verildi ve sonra kutlama yaptık. William gülümsedi ama bu can yakan bir gülümsemeydi. Acı dolu, pişmanlık duyan bir adamın gülümsemesi. Anlattığı şeylerin ağırlığı yüreğime düşerken onu yıkık dökük evlerin arasında elinde silahla dolaşırken hayal ettim. Kutlama. Her asker öldürdüğü her adam karşılığında bir Babil kadını kazandı. Kınalı elleriyle henüz I4ne basmamış kızlara tecavüz edip, kadınlara kocalarının cesetlerinin hemen yanı başında sahip olunuldu. Güneş doğana kadar birilerinin ırzına geçip, içtik. Güneş doğarken her birimiz kendisini kainatın Tanrısı ilan etti. Aylar sonra tesadüfen Babilde nüfusunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğunu ve yarısından fazlasının o gece ya öldüğünü ya da sakat kaldığını öğrendim. Haftalarca bunu kafamdan silemedim ve en yakın arkadaşını bana bunu pek faza düşünmem gerektiğini söyledi ve bana o gece 8 ve 10 yaşlarında iki küçük kıza nasıl tecavüz ettiğini anlattı. İşte o zaman insanlıklarımızdan geriye hiçbir şey kalmadığını anladım. Bizi kandırdılar Sophie. Irakta kendi insanlarını yok eden bir barbar hikayesi ile kandırdılar ve bizi daha çok can almak için oraya gönderdiler. Bunları sana anlatıyorum çünkü onu anlamalısın. Neden bu halde olduğunu anlamalısın, bizler o sokaklarda kaybolduk Sophie, her birimiz insanlıklarımızdan vazgeçtik. Barbarlaştık. Belki de o sokaklarda insanlığımızla birlikte bizde öldük iki yaralı adamız ve biliyorum bize kimse yardım edemeyecek ama sen... Yine de dene, Dean için. Artık birinin ona yardım etmesi gerek. W ili pizza kutularından birini eline alıp ayağa kalktı, Sarartın gitsem iyi olacak ben... diye mırıldandı telaşla. Onun bu haline hafifçe tebessüm edip, kafamı salladım. Teşekkür ederim Will. Her şey için. Yarın görüşürüz. Bana bakmamaya özen göstererek kapıya doğru yürüdü. Derin bir nefes alıp saate baktım ve kendime biraz önceki konuşmayı düşünme izni vermeden akşam yemeği hazırlığına başlamaya karar verdim. Salatayı da masanın ortasına koyduktan sonra son bir kez daha özenle hazırladığım masaya baktım. Hiç fena değil Sophie, hatta fazlasıyla iyi. Fırının sesi mutfakta yankılanırken koşar adımlarla mutfağa yürüyüp fırının paslanmaya yüz tutmuş düğmesini zorla da olsa sağa çevirdim ve tavuk kurumasın diye fırının ağzını hafif açık bıraktım. İçeri girdiğimde Dean yataktan kalkmış ve tamamen sersemlemiş bir halde kapının eşiğinde bana bakıyordu. Korktuğumu belli etmeye çalışarak ona gülümsedim. Merhaba. Akşam yemeği hazır, tabi eğer aç değilsen... diye mırıldandım. Aman Tanrım bu adam beni gerçekten de ürkütüyordu. Gülümse, gülümse, gülümse. Eve ne yaptın? diye sordu dişlerinin arasından. Şaşkınca etrafına bakıp salonun ortasına doğru yürüdü ve yeni koltukların kumaşına dokundu. Henüz ben ağzımı açıp cevap verememiştim ki, Eski koltuklar nerede peki T diye sordu. Eski koltuklar? Tanrım o lanet, idrar, tütün ve küf kokan hantal şeyleri ne yapacaktı? Ah yoksa onun için manevi değeri mi vardı. Belki de işlediği tüm suçlara tanıklık eden bu eşyalar onun için kutsaldı. Peki ya benim odam? Oraya da girdin mi? Ha? Söyle! diye tısladı düşmanca. Sinirle derin bir nefes aldım ve ellerimi belime dayadım. Dean, lütfen bu konuyu konuşmuştuk değil mi? Bana odama girme dedin ve bende odana girmedim! Oradan bakınca 10 yaşında falan gibi mi gözüküyorum? Ben bir yetişkinim ve hem zaten gece odanın kapısını kilitleyip yattın değil mi? diye sordum tükürürcesine. Ah

10 Tanrım göğsümün üstü, kavruluyordu. Bir kor gibi yanıyordu ve yapmam gerekeni biliyordum. Bir şeyler parçalamalıydım. Bir parça kumaş, birazcık kağıt ya da bir boşluk bulup çığlık atmalıydım, ciğerlerimi yırtarcasına, dünyadaki insanları sağır edercesine yaşında mı? İnan bana 10 yaşında olmak istemezsin. Bunu bir daha düşün. Düşün. 10 yaş. 10 yaşındaki bütün çocuklar tecavüze uğrar Sophie, sen büyüdün. diye mırıldandı yonılmuşçasına. Sanki sırtında bütün dünyanın yükü vardı ve o yük bu adamın belini ikiye bükmüştü. Sanki bu dünyaya milyarca yıl önce gelmişti. Dünyanın ta en başından beri her ölümde ordaydı, her savaşla tetiği çeken oydu, doğmuş ama nefes alınaya bile fırsatı olmamış her bebeğin canını o almıştı... Peki ya sonra ne oldu, onlara? diye sordum yutkunarak Tasasızca omuzlarını çekti. Sanırım hepsi öldürüldü Tiksinti dolu bakışlarını masaya çevirip odasına doğru yürüdü. Tuttuğumu bile fark etmediğim nefesimi bırakıp tekli koltuğun koluna oturdum. 10 yaşındaki bütün çocuklar? Nerelereydi şimdi? Ben neredeydim? o yaşımda... Bebeklerimle oynayan, çamurdan pastalar yapan en yakın arkadaşları kendinden en az 20 yaş büyük fahişeler olan bir kız çocuğuydum Dünyanın ne olduğunu bilmeyen, sadece odasının camından dışarı izleyen, evin hiç göremediği arka tarafında dünyanın bittiğini sanan... Ama dünya o kadarda küçük değildi. Dünya büyüdüğüm o evin arka tarafında bitmiyordu. Dünya kocamandı. Küçük Sophie yi sokaklarında kaybedecek kadar kocamandı. Belki de bu yüzden korkuyordum sokaklardan. Belki de bu yüzden o evden hiç kaçmayı düşünmemiş, o fahişlerle büyümüştüm. Deanin yanıma gelip koltuğun altına eğildiğini fark ettiğimde korkuyla yerimden sıçradım. İsle yaptın? diye sordu bağırarak ardından koltuğun minderlerini yere fırlattı. Neyi? diye sordum hafifçe arkaya doğru gerilerdim. Gazetelerimi? Neredeler? Onları sen aldın biliyorum. Odamdaydılar. Sen gelene kadar bu evde her şey yerli yerindeydi ama şimdi şu halime bir bak aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum. Kendimi savunmaya geçme içgüdüsüyle işaret parmağımı öne doğru salladım. Senin hiçbir şeyine dokunmadım Büyük eşyalar hariç hiçbir şey atmadım ve dün gece gazetelerini odana götürdün. Odana girmedim. Beni duyuyor musun? diye soludum kızgınlıkla. Aniden doğrulup beni kollarımdan kavradı ve üç kere sertçe salladı. Defol! Hemen! Lanet koltukların, halıların ve yemeklerin canınız cehenneme. Siktir git evimden! Defol! Yüzümü neredeyse ikiye bölecek bir bağırıştı bu ama kırılan yüzüm değil kalbimde. Nedenini anlayamadığım sızı kalbimi parçalara bölerken öfkeden kudurmuş yeşilgri gözlerinin içine baktım orda alev alev yanan nefreti gördüm. Çenemi inatla yukarı kaldırıp ellerinden kurtuldum. Siktir git Dean Foster! Güzel bende bağırabiliyorum. Gördün mü? Beni kolumdan tutup sertçe kapıya doğru itti, düşeceğimi zannederken tekrar kolumdan tutup kendine doğru çekti. Gözlerin... O kadar öfkeli ki bunu sevdim Sophie. Sende bu dünyayı yok edecek kadar kızgın ve gururlusun değil mi? diye sordu. Sigara, nane ve açlık kokan nefesi yüzümü yalamıştı. Gurur mu? Gurur öyle mi? Şimdi beni iyi dinle bay çok acı çekmiş. Ben senin gibi bir servetin içinde doğmadım, lanet bir yerde büyüdüm ve tutunacak ne bir ailem, ne bir karım, nede sırf canım istedi diye gidip hırslarımı, intakımı mı, kibrimi o bedenlere gömüp, ardından yok edecek Iraklı, AfganistanlI insancıklarım vardı. Gurur, evet gururluyum çtinkü bu hayatım boyunca sahip olduğum tek şeydi. Sahip olduğum en iyi şey. beni ölümün kıyısına getirecek kadar iyi ve ne var biliyor musun? Senin gibi kibirli bir piç olmaktansa gururlu biri olmayı tercih ederim, her zaman. Neden biliyor musun gurur sadece bana zarar verir ama kibir... Etrafını Yüzüne baktığımda boşuna konuştuğumu anladım. Kolumu bir kez daha sertçe elinden kurtarıp odama doğru hızlı, adımlarla yürüdüm. Pekala, burada işim bitmişti! Bu lanet kaçıjj göt herife daha fazla katlanmayacaksın. Lecterdan kaçmanın başka bir yolunu bulurdum. Birazcık nakit param vardı ve beni idare ederdi. Şehirden gider ve kendime garsonluk işi bulabilirdim, temizlik hatta tuvaletleri bile

11 yıkar ama Lecterdan kaçmanın, hayatta kalmanın bir yolunu bulurdum. Yeni aldığım yatak örtülerine, perdelere ve halılara hüzünle bakıp dün Morganın bana bıraktığı ödünç kıyafetleri, bu sabah kendim için aldığım tişört, kot pantolonları el çantasına koyup kol çantamı boynuma çapraz bir şekilde geçirdim ve el çantasını elime aldım. Odanın kapısını gürültüyle açıp, camı sarsılacak kadar sert bir şekilde geri kapattım. Boş koridoru geçip evin kapısını açtım ve arkamı kontrol ettim. Ah siktir et! Kapıyı çarpıp düşmemeye gayret ederek merdivenlerden aşağı indim ama lanet merdivenler o kadar dardı ki, elimdeki çantalarla aşağı inmek gözüktüğü kadar kolay olmayacaktı. Henüz bir kaç basamak inmiştim ki Dean birden arkamda belirip elimdeki çantanın kulpundan tuttu ve kendine çekti. Merdivende geriye doğru sendelerken çantayı sinirle kendime çektim. Bırak Dean, ne yapıyorsun? diye sordum sinirle. Basamakları ikişer ikişer inip beni engellemesine önüme geçti. Gitmeni istemiyorum. Tamam mı? Bir anlaşma yapıldı ve sadık kalınmalı. Lütfen şimdi içeri gir! Benimle hala aynı tonda konuşuyordu. Ben senin emrinde çalışan bir asker değilim kalın kafalı. Aşağıdan gelen ayak sesleriyle ikimizde hafifçe öne doğru eğildik. İçeri gir Sophie. Rezalet çıksın istemiyorum. Hemen! Çenemi dövüşe hazır gibi yukarı kaldırıp gözlerinin içine baktım. Benimle konuşma tarzın... Bu hoşuma gitmiyor. diye tısladım. Gittikçe artan gürültü tepesinde LCD taşıyan siyahi bir adama dönüşürken kafasının üstündeki son model televizyonun çalıntı olduğuna iddiaya girebilirim. Gidip başka bir yerde tartışışsanız ve bizde işimizi yapsak dostum ha? Dean kaskatı çenesiyle öne doğru atılırken elimdeki çantayı bırakıp onu kolundan kavradım. Adam hiç bir şey olmamışçasına yanımızdan geçmeye çalıştı. Dean karşılaştığı baskıyla bana doğru yaslandı. Alt basamakta kaldığı için boyu benden uzun olmasına rağmen suratı göğüs kafesimin yan kısmına denk gelmişti. Adam güçlükle de olsa yanımızdan geçti. Dean kendini tekrar geri çekip suratıma baktı. Gitme. Olmaz mı T diye sordu fısıldayarak. Derin bir nefes alıp elimdeki çantayı eline tutuşturdum. Bana bağırmanı istemiyorum. Bunu bir daha yapma. Lütfen! Kafasını çabucak sallayıp geçmem için elini öne doğru uzattı. Basamakları biraz kızgın hatta kırgınlıkla çıkarken arkamdan keyifle gülümseyip, abartılı bir nefes aldı. Ardından alaycı bir tonla, Umarım tavuk soğumamıştır çünkü gerçekten nefis kokuyordu ve ben kurt gibi açım! diye şakıdı. Değişen ruh hali beni şaşırtmıştı ve tabi ki beni eve geri götürmek için koluma sıkıca kavraması da. Rahatsız hissediyordum. Onun yamndayken hissettiğim tek şey buydu zaten. İtiraz etmeden peşinden eve girdim. Masaya geri dön, ellerimi yıkayıp geliyorum. dedi Uysalca başımı sallayıp salona giraını Dean ellerini yıkayıp geri döndüğünde ben çoktan servisleri yapmıştım bile. İçki içmediğini bildiğim için tabağının yanına bir bardak kola bıraktım. Sandalyeyi yavaşça çekip ağır hareketlerle yerine oturdu. Ben ise yüziine bakmamak için salatayı karıştırma işini ağır ağır yaptım. Salata kaşığı ile birazcık yeşillik alıp tabağının kenarına servis yaptın, Hafifçe başını eğerek karşılık verdi. Derin bir nefes alıp yerime geçtim. Gevşe, gevşe, gevşe. O kadarda korkunç değil. Bu, bizim bu evde ilk gerçek akşam yemeğimizdi. Ağzına bir çatal daha soslu tavuk atarken beğeniyle inledi. Bu gerçekten lezzetli. İyi bir aşçısın. Sadece tebessüm etmekle yetindim ve bu yemek bitene kadar aramızda geçecek ilk ve son cümle gibi duruyordu. Bir kaç dakika önce elimde bir bavulla sokakta ne yapacağını bilmeden gezinen bir kız olabilirdim. Çaresiz, kimsesiz, gidecek hiç bir yeri olmayanlar, dünyaya bu meziyeti üstlenip gelenlerdendim ben. Bir yurdum yoktu, elinden tutacağım hiç kimsem yoktu. Belki de bir gün karşıma evim, yurdum diyebileceğim göğsünde hayatın yorgunluğunu atabileceğim biri çıkacaktı. Bu düşünce o kadar yavan geldi ki, yüzümü buruşturup kolamdan bir yudum aldım. Ben bu hayalden 9

12 yaşımda vazgeçmiştim. Genç, yakışıklı bir adam gözlerimin önünde sevip, kulağına aşk sözcükleri söylediği kadmı, saatler sonra yerde sürükleyerek öldüresiye dövdüğünde, vazgeçmiştim. Belki de ben ölünce değerlenecekti, hayatım. Öldükten sonra bir servet değerine satılan o tablo gibi. James Edward tablosunun ne kadar değerli olduğunu göremedi. Nick Drake albüm rekoru kırdığından haberdar olamadı. Ve bende bilemeyecektim... Vücudum çürürken ve hayata hiç bir iz bırakamadan, kimseye karışmadan, onlarca, milyarca insanın arasından Bir hiç gibi yaşamışken, neden bu masada olduğumu bilemeyecektim. Büyük bir ihtimalle zihni, bedeninden önce ölecek olan bu adamın hayatına nasıl etki ettiğimi bilmeyecektim. Belki de bunların hiç bir önemi yoktu. Belki ta öteki dünya dedikleri o yerde hafızalar sıfırlanıyordu. Bu İyi bir şeydi. Kim olduğumu hatırlamadan geçecek uzun bir zamanın var olması ihtimalini seviyordum. Kitap okumayı seviyorsun değil mi? Deanin hazırlıksız yakalandığım sorusu beni kafamdaki deli düşüncelerden sıyırıp gerçekliğe döndürdüğü. Şaşkınlığın verdiği olağan üstü bir tepkiyle soruyu dahi algılamadan kafamı onaylarcastna salladım. Bunun için vaktinin olması ne hoş. Yani psikopat bir babadan kaçarken bile kendine iyi bir hobi bulmuşsun. Psikopat bir baba? Kesinlikle evet. Babam. Amerika üzerindeki her adam benim babam olabilirdi. Bir fahişenin kızı olmanın en kötü yam buydu sanırım. Yanınızdan geçen adam babanız olabilirdi. Metroda gazetesini dikizlediğiniz adam, hatta ve hatta yatağa girmek için hazırlandığınız her 45 yaş üstü adam. Olgun erkeklere hatta erkek cinsine ilgi duymadığım için bir kere daha şükran duydum. Yani eşcinsel olduğumu iddia etmiyorum tabı ki ama yine de kötü bir durumdu. Okumak için çok fazla vaktim vardı. Liseyi dışarıdan bitirdim. 5.sınıfla hikayelerle başlamıştım kitap okumaya. Bilirsin işte. Kibritçi Kız, Pamuk Prenses, Hansel ve Gretel, Fareler ve İnsanlar ve diğer klasikler. Peki ya sen,? Kitap okumayı sever misin? Belki inanırdım... Tanrıya, kutsal kitaba, kitaplara, yazılan her şeye inanırdım. Belki de severdim o senin okuduğun hikayeleri. Eğer Pamuk Prenses cinselliği. Hansel ve Gretel. Kapitalizmi saklamasaydı satırlarına. Belki inanırdım ama ben gerçeklere tutundum Sophie. Sadece gerçeklere. Yüzümdeki ifadeyi göremediğime şükrederek kafamı iki yana salladım. Pamuk Prenses ve cinsellik mi? Sonunda sadece masum bir öpücük olan o çocuk kitabı mı? diye sordum tiikürürcesine. Ah Dean senin beynin gerçek anlamda yanlış çalışıyor. Ağzını temizleyip elini dinle der gibi havaya kaldırdı. Pamuk Prenses dünyanın en güzel bebeği olarak dünyaya gelir. Karları, perileri kıskandıracak bir güzelliktir bu. Peki, dünyanın en güzel bebeği ne olur Sophie? Dünyanın en güzel kadını olur, değil mi? Ayna neden kandırdı kötü kalpli üvey anneyi? Neden ayna, Pamuk Prenses 16 yaşına basana kadar yalan söyledi. 16 yaşında Prensese ne oldu? diye sordu Verebilecek bir cevabım olmadığı için sadece yüzüne baktım. 16 yaşında sana ne olduysa Pamuk Prensese de o oldu. Bir sabah kalktı ve bacaklarının arası kanadı. Bir sabah kalktı ve artık masum bir çocuk değildi. Bir kadına dönüştü ve bu üvey annesini hiç mutlu etmedi. İki kadının savaşı başladı böylece. İki kadın. Neden iki bilmiyorum. Sadece bir kadının nefreti tüm dünyayı değiştirebilirdi oysa. Pamuk Prenses çok güzeldi. Çok, çok, çok güzel ama aynı zamanda dünyanın en salak kadınıydı. Tanrı aklı ve güzelliği aynı bedene hiç bir zaman koymadı. Ormanda peşinde eli battalı bir cellat onu ararken o küçük bir kulübeye sığındı. Ormanda biri onu ararken o, cücelere temizlik yapıp, yemek hazırladı. Pamuk Prenses bize ideal kadını gösterdi. Bir kadın her şartta yemek yapmalı, evi temizlemeli, sökük dikmeli... Pamuk Prenses o kadar salaktı ki ölüme teslim olmaktansa 7 tane adamla aynı evde yaşadı. Ama onlar cüceydi diye fısıldadım şaşkınlıkla. Dean alaycı bir şekilde güldü. Cüceler ama onlarda birer erkekti ve biz bunu hiç düşünmedik. Kimse Pamuk Prensesi, 7 tane erkekle aynı evde kaldığı için taşlamadı çünkü biz o erkekleri tıpkı boyları gibi

13 erkeklikten de yarım bıraktık. Biiinçaltımız bize öyle söyledi çünkü. Bu kısmı hiç eşelemedik. Bir cüce sevişebilir Sophie, o da bir erkek. Her biri. Ve Pamuk Prenses o kadar salak bir kadındı kı ona yaşlı bir kadın kılığında gelen Kraliçeyi eve aldı. Neden biliyor musun? Çünkü o yaşlı ve çirkindi. Çirkindi. İşte bu yüzden hiç sorgulamadı. Çünkü kötülük ancak güzel bir bedende hayal bulabilirdi ya da belki sadece Pamuk Prenses o yaşlı ve çirkin kadını kendine rakip olarak görmediği için evine kabul etli. Sepetin içinden ona uzatılan şeyler arasından tutup zehirli tarağı, en kadınsı şeyi seçti ve Pamuk Prenses yine kadınlığının kurbanı oldu. Zehir geçti, Pamuk Prenses bu sefer bir elma tarafından öldürüldü. Cam bir tabutun içine konuldu çünkü Prensin bilmesi gerekiyordu. Onun hala sadece kendisine ait olduğunu, cücelerin hiç binnin onun ırzına geçmediğini bilmesi gerekiyordu. Prens. Prensesinin dudaklarına öpücük kondurdu. Prensesin bedeni titremeye başladı, kasları kasıldı ve birden vücudu infilak edip, patladı. Son cümle tıpkı orgazmın tanımı gibi değil mi? İnandığım bütün o masum aşk hikayesi yerle bir olurken Dean yerinden kalkıp koltuğun üzerinde duran deri ceketini alışını izledim. Bende onunla birlikte kalkıp kapıya kadar ona eşlik ettim. Peki ya diğerleri. Onları da senden dinlemek isterim diye fısıldadım. Tasasızca omuzlarını çekti. Pek bir şey yok aslında. İki kardeş, öz anneleri tarafından ormana terk edilir. Defalarca. Üvey anneydi! diye itiraz ellim. Katasım hayır anlamında salladı. Polonya da ilk 15 yıl kilabııı orijinal hali basıldı. Hikayede çocukların yoksulluk yüzünden terk eden öz anne ve baba vardı. Hikaye Avrupa ülkelerinde yayılınca Kilise ayaklandı ve hikayenin Annelik kuruntunu zedelediği gerekçe gösterildi ve sonraki basımlar üvey anne hikayesi üzerinden yapıldı. Yoksulluk yüzünden terk edilen bu iki yetim ve öksüzler cadının hazinesini bulduklarında haftalardır hatırlayamadıkları yolu birden hatırladılar. Para eve, mutluluğa, geleceğe giden bütün yollan açtı. Buna yüzyıllar önce ne deniliyordu bilmiyorum ama şimdi tek bir adı var. O da Kapitalizm. Şaşkınlığım onu eğlendirmişe benziyordu. Keyifte gülümseyip burnumun ucuna hafifçe vurdu ve beni dört bir yana saçılmış karmaşık düşüncelerimle evde tek başıma bıraktı. DEAN Bar her zaman ki yüzlerle doluydu. Bir kere daha etrafıma bakındım ama Kırmızı henüz ortalarda yoktu. Bu onun gizlenmek için kullandığı takma bir isimdi. Bana yapacağım görevleri hep bu barda buluştuğumuz anlarda söylerdi. Dışarıdan bakıldığında iki yakın dost gibi gözüken ama orduya karşı savaş açmış iki kahramandık. Yanımdaki adam yüksek sesle kahkaha atmaya devam ederken birden aklıma Thomas Harrisin, Hannibal kitabı geldi. Kız kardeşinin bir yamyam tarafından yenildiğine şahit olan Doktor Hannibal Lecter, kendini yetişkinlik hayatında bir yamyam olarak bulmuştu. O cinayet işlemiyordu. Eğer o kurbanları sadece öldürseydi evet bu cinayet olurdu ama Hannibal onları yiyerek, onurlandırıyordu. Lise dönemimde elime geçen bu kitap beni çok etkilemişti ama gidip insan eti yiyecek kadar değil. Sadece kitabın son sayfasında Hannibal ın çaylak FBI ajanının beyninin ön lopunu kızgın yağda sote edilmiş soğan eşliğinde yemesi yaşında çaylak bir Thomas Harris okuyucusu olarak kitabın bu kısmını bitirir bitirmez, kendimi eski bir Çin lokantasının menülerinde beyin sote ararken bulmuştum. Her ne kadar soğukkanlı, sınırları zorlayan psikopat bir katil olarak betimlense de Hannibal ile ortak yönlerimiz olduğunu daha o zamanlar biliyordum. İkimizde duygusaldık. Bir filmin en acıklı sahnesinde hıçkırıklara boğulacak kadar duygusaldık ama bir filmin en acıklı sahnesini bir sinema salonunda değil ikimizde hayatımızın içinde izlemiştik. Çıplak gözlerimizle şahit olmuştuk barbarlığa. Her ikimizin de çok iyi nedenleri vardı. Onun sonunu beyni iyi çalışmayan bir FBI öğretmeni Will Graham yazmıştı benimkini ise, henüz bilmiyordum. Bir ipucuna ihtiyacım vardı. Bir an önce. Ah tatlım, hadi bana bir içki ısmarla* Yanıma sokulan sarışın kadına ters bir bakış attım. Ellili yaşlarının başında olması gerekiyordu sanırım. Benden neredeyse 15 yaş büyük. Annem olabilecek yaşta. Belki de annemin taam kendisi. Ona işine bakmasını söyleyecek iken

14 kolundaki mavimsi bant dikkatimi çekti. Kolunu tutup, bileğinde (akılı duran hastane kartına baktım. HBV-DNA PCR HASTASI. SAM THOPSON. İLETİŞİM Kolunu sertçe çekip elimden kurtuldu. Eğer gerçeği bilmek istersen şey Yerimden kalkıp onu kolundan kavradım ve piste çektim. Fonda çalan adamı tanımıyordum, ne dilde şarkı söylediğini de bilmiyordum ama hoşuma gitmişti. Kadının kollarını boynuma doladım ve ben de ellerimi kalçalarına yerleştirdim. Dans et benimle ve sonrada seviş lütfen* diye mırıldandım kulağına doğru. Şarkı bitene kadar hiç bir şey söylemeden birbirimize sarılıp ileri geri sallandık. O benim neredeyse bütün vücuduma dokunmuş bacaklarımla arasına uzanıp her şeyin yerli yerinde olduğunu kontrol etmiş sonrada kulağıma kıkırdayarak, potansiyelim olduğunu söylemişti. Bense inanmadığım halde Tanrıya teşekkür etmiştim. Bana bu ipucunu gönderdiği için. Şarkının bitmesini beklemeden sarışını bileğinden kavradım ve bardaki koruma aracı kızlara bakan Georgea elimi salladım. Kafasını sallayıp önüme geçti ve bizi yukarıdaki odalardan birine çıkartn. İçeride çift kişilik eski bir yatak, eski metal bir sandalye ve bir tane komodin, komodinin üstünde eski metal bir gece lambası vardı. İsmini bile bilmediğim kadın yatağın ucuna oturup gömleğinin düğmelerini açmaya başladı. Ellerini takip ederek bende pantolonumun düğmelerini açtım. Ben garantiliyim hayatım. Ön sevişme faslım geçebiliriz. Senin gibi yakışıklı adamları buralarda pek göremiyoruz. Yakışıklı ve genç. Gömleğini üzerinden çıkartırken dili dudaklarının üstünde dolaştı. Pantolonumu çıkartıp baksırımın önünü aşağı çektim. Gördün mü bende garantiliyim diye mırıldandım keyifle. Bağır. Bağır. Bağır. Sesini duymak istiyorum! diye hırladım üzerinde gelip gitmeye devam ederken. Korunmasız yapılan beşinci sevişme... Sikişmerruzin beşinci orgazmındaydık. Kadın bir kez daha olması gerekenden daha abartılı bir haykırmayla kendini bıraktı. Bedenim parçalara bölünüp, kaslarım erirken kendimi yan tarafa atıp ikimizin de sakinleşmesini bekledim. İkimizin de nefesi biraz olsun düzene girmişti. Kolumun üzerinde doğrulup kadının yaşlı yüzüne baktım. Adın Samdi değil mi? diye sordum, o uyuklamaya başlamışken. Gözlerini istemeyerekte olsa açıp tavana baktı. Sen öyle istiyorsan. Neden olmasın ki? diye mırıldandı sıkılganlıkla. Uyumak istiyordu. Bunu her halinden anlayabiliyordum. Sağ bileğini tutup mavi bileklikteki yazıyı okudum. Ne zaman öleceksin? diye sordum mavi bilekliği okşarken. Gözlerini tekrar açıp şaşkınca bana baktı. Ne? diye haykırdı. Yerimden kalkıp yatağın başlığına yaslandım. HBV virüsü insanı ne kadar sürede öldürüyor? diye sordum. Dudaklarını büzüp kolunun üzerinde doğruldu. Yatağın kenarından sarkıp pantolonumun cebine uzandım ve sigara paketimden btr dal sigara alıp dudaklarımın arasına sıkıştırdım Sam 5 ay boyunca yatakta yattı ve 5 ayın sonunda öldü. Kafamı yakmakta olduğum sigaramdan kaldırıp dehşete düşmüş bir ifadeyle kadına baktım. Biliyorsun bizim işimiz oldukça zor, Parası olmadığı halde asılan piç herifleri bu sayede başımdan yolluyorum Ben HBV hastasıyım piç kurusu diyorum ve onlarda hemen toz oluyorlar! Kadın ölmeyecekti ama ölmeliydi. Ölümün çekici, görkemli hatta biraz da onurlu bir yanı vardı. Ölümü isteyen, ölüme şahit olmuş, onu koluna bir imge yapan herkes istediğini almalıydı. Bu dünyada adalet olmalıydı. Adalet ve daha fazla onur. Görünmez bir kurşun sağ sakağımdan girip beynimi darmadağın ederken gözlerimin önüne Hannibalın kurbanları geldi. O hepsini onurlandırmıştı. Elimle komodinin üstündeki gece lambasını kavrayıp kadının üstüne çıktım. Ne olduğunu henüz kavrayan kadın çığlık atmak için ağzını açtığı an lambanın alt kısmıyla şakağına sertçe vurdum. Bu daha, bir daha, bir daha... Çarşaflar kırmızıya dönene, kadının bedeni hareket etmeyene kadar vurdum. Tanrı beni bir kez daha kandırmıştı.

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR!.. SERIS.INDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula Başlıyor

Detaylı

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır 1. Bölüm Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır Savaşı nın hikâyesidir. Diğer adıyla ona Akşam Yemeği Savaşları da diyebiliriz. Aslında Hayalet Avcıları III de diyebiliriz, ama açıkçası

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

Jake mektubu omzunun üstünden fırlatır. Finn mektubu yakalamak için abartılı bir şekilde atılır.

Jake mektubu omzunun üstünden fırlatır. Finn mektubu yakalamak için abartılı bir şekilde atılır. İÇ - AĞAÇ EV SALONU - GÜNDÜZ Salon kapısının altından içeri bir mektup süzülür. mektubu almak için koşar. zarfı çevirir, üstünde yazmaktadır. Oo, posta gelmiş! Hey,, bu sana! mektubu omzunun üstünden fırlatır.

Detaylı

Edwina Howard. Çeviri Elif Dinçer

Edwina Howard. Çeviri Elif Dinçer Edwina Howard Çeviri Elif Dinçer 4 Bölüm Bir Herkes aynı şeyi söyler: Jeremy türünün tek örneğidir. Herkes böyle söyler işte. Şey, öğretmenimiz Bay Buttsworth dışında herkes. Ona göre Jeremy başına bela

Detaylı

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler.

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler. MASAL CADISI Masal Cadı sının canı sıkılıyordu. Ormandaki kulübesinde tek başına otururdu. Yıllardır insan yüzü görmemişti. Bu gidişle bütün yeteneklerim kaybolacak, diye düşünüyordu. Süpürgemle uçabileceğimi

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Okula sadece dört dakikalık yürüme mesafesinde oturmama

Okula sadece dört dakikalık yürüme mesafesinde oturmama Okula sadece dört dakikalık yürüme mesafesinde oturmama rağmen sık sık geç kalırım... okul BIZIM (Meşelik) yol.. BIZIM ev Üç Kuruş Sokağı Kale Yolu Dükkan iki dak Meşelik ika Percy Sokağı Okula iki dakika

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli olduğunu, ellerinin üzerinde dakikalarca yürüyebileceğini söyledi.

Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli olduğunu, ellerinin üzerinde dakikalarca yürüyebileceğini söyledi. Marifetli Çocuk Üç kadın ellerinde sepetleriyle pazardan dönüyorlardı. Dinlenmek için yolun kenarındaki kanepeye oturdular. Çocukları hakkında sohbet etmeye başladılar. Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli

Detaylı

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ BU AY HANGİ KAVRAMLARI ÖĞRENECEĞİZ? Hızlı-Yavaş Ön-Arka Sağ- Sol BEYİN FIRTINASI YAPALIM Büyüdüğünde hangi mesleği seçeceksin ve nasıl bir yerde yaşayacaksın? Bir gemi olsaydın nerelere giderdin? Neler

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

ADIN YERİNE KULLANILAN SÖZCÜKLER. Bakkaldan. aldın?

ADIN YERİNE KULLANILAN SÖZCÜKLER. Bakkaldan. aldın? 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ismin yerini tutan bir sözcük kullanılmıştır? A) Onu bir yerde görmüş gibiyim. B) Bahçede, arkadaşımla birlikte oyun oynadık. C) Güneş gören bitkiler, çabuk büyüyor.

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN .com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok benim kahraman dedem Kelimeleri zıt

Detaylı

Tanrı dan gönderilen Adam

Tanrı dan gönderilen Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Tanrı dan gönderilen Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Elişa, Mucizeler Adamı

Elişa, Mucizeler Adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Elişa, Mucizeler Adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2007 Bible

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ

AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ 2003, Uçanbalık Cumhuriyet Bulvarı No: 302/104 35220 Alsancak - İZMİR Yazar: Ayla Çınaroğlu Yayın Yönetmeni: İlke Aykanat Çam Düzelti: Gökçe Uslu Baskı: Ertem Matbaa

Detaylı

KEREM ASLAN Her Şey Dahil

KEREM ASLAN Her Şey Dahil KEREM ASLAN Her Şey Dahil KEREM ASLAN 1987 de Ankara da doğdu. TED Ankara Koleji ve Yahya Kemal Beyatlı Lisesi ni bitirdi, Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü nden mezun oldu. Eğitimine devam etmek için

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Adım Tomas Porec. İlk kez tek boynuzlu bir at gördüğümde sadece sekiz yaşındaydım, bu da tam yirmi yıl önceydi. Küçük bir kasaba olarak düşünmeyi

Adım Tomas Porec. İlk kez tek boynuzlu bir at gördüğümde sadece sekiz yaşındaydım, bu da tam yirmi yıl önceydi. Küçük bir kasaba olarak düşünmeyi Adım Tomas Porec. İlk kez tek boynuzlu bir at gördüğümde sadece sekiz yaşındaydım, bu da tam yirmi yıl önceydi. Küçük bir kasaba olarak düşünmeyi daha çok sevdiğimiz bir dağ köyünde doğup büyüdüm. Uzak

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

YİNE YENİ KOMŞULAR. evine gidip Billy ile oynuyordu.

YİNE YENİ KOMŞULAR. evine gidip Billy ile oynuyordu. İÇİNDEKİLER Yine Yeni Komşular 7 Korsanlar Ninjalara Karşı 11 Akari 21 Tükürme Yarışı 31 Mahallede Huzursuzluk 39 Korsanların Yasaları 49 Yemek Çubukları ve Terli Ayaklar 56 Korsan Atlet 68 Titanların

Detaylı

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FARE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FARE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ BÖLÜM. İLETİŞİM, NLM VE DEĞERLENDİRME ( puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FRE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ 8 Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı

Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Şizofreninin nasıl bir hastalık olduğu ve şizofrenlerin günlük hayatlarında neler yaşadığıyla ilgili bilmediğimiz birçok şey var.

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

EYLÜL AYI BÜLTENİ(İnci Taneleri)

EYLÜL AYI BÜLTENİ(İnci Taneleri) EYLÜL AYI BÜLTENİ(İnci Taneleri) KONULAR 1-Okula Uyum Haftası 2-Okulumuzu Tanıyoruz 3-Okul Kuralları BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR 1-1-4 Eylül kurban bayramı 2-25 Eylül- 1 Ekim itfaiye haftası 3-Eylülün 3. haftası

Detaylı

Bu konuda daha kim bilir ne yöntemler bulunacak? Tüm Kişisel Gelişim Uzmanı Meslektaşlarımı ve dostlarımı WC-TERAPİ çalışmalarına bekliyorum!

Bu konuda daha kim bilir ne yöntemler bulunacak? Tüm Kişisel Gelişim Uzmanı Meslektaşlarımı ve dostlarımı WC-TERAPİ çalışmalarına bekliyorum! Bu konuda daha kim bilir ne yöntemler bulunacak? Tüm Kişisel Gelişim Uzmanı Meslektaşlarımı ve dostlarımı WC-TERAPİ çalışmalarına bekliyorum! Televizyon programına konuk olarak çağırılmıştım. Bir gün içerisinde

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

Bay Çiklet in Bahçesi

Bay Çiklet in Bahçesi 1. Bölüm Bay Çiklet in Bahçesi Bay Çiklet, kırmızı sakallarıyla ve bacakları birbirine dolanmış bir ahtapot gibi ters ters bakan, kan çanağı gözleriyle öfke dolu, yaşlı bir adamdı. Çocuklardan, hayvanlardan,

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı

Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara

Detaylı

Rukia Nantale Benjamin Mitchley Nahide Büşra Ertekin Turkish Level 5

Rukia Nantale Benjamin Mitchley Nahide Büşra Ertekin Turkish Level 5 Simbegwire Rukia Nantale Benjamin Mitchley Nahide Büşra Ertekin Turkish Level 5 Simbegwire annesi öldüğü zaman çok üzüldü. Simbegwire ın babası, kızıyla ilgilenmek için elinden gelenin en iyisini yaptı.

Detaylı

Her hakkı saklıdır. Ticarî amaç ile basılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright

Her hakkı saklıdır. Ticarî amaç ile basılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 1 LİMONLU KEK Şule: Mutlu günler. Ahmet: Mutlu günler. Şule: Bugün nasılsın? Ahmet: Çok mutluyum. Şule: Bu harika bir haber. Eeee söyle bakalım, bugün hangi yemeği yapalım? Ahmet: Dur biraz düşüneyim Şule:

Detaylı

Sevda Üzerine Mektup

Sevda Üzerine Mektup 1 Ferda Çetin 21401765 Sevda Üzerine Mektup Sevgilim, Sana mektup yazmamı istiyorsun. Yazayım, tamam, ama hayal kırıklığına uğramazsın umarım. Ben senin gibi değilim. Şiirler yazamam, süslü sözler bilmem.

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Çok çok eski zamanlarda, var varken, yok yokken ahmak bir kurt, kapana yakalanmış. Kapana yakalanan

Detaylı

Derleyen: Halide Karaarslan / Uzman Pedagog Görsel Tasarım: Semra Bolat / Sanat Dersleri Zümre Başkanı

Derleyen: Halide Karaarslan / Uzman Pedagog Görsel Tasarım: Semra Bolat / Sanat Dersleri Zümre Başkanı Derleyen: Halide Karaarslan / Uzman Pedagog Görsel Tasarım: Semra Bolat / Sanat Dersleri Zümre Başkanı DAMLA BÖRTÜCEN Zeytin, rüyasında benekli faresini kaybetti. Cadıya sordu, cadı biz fare yemeyiz ama

Detaylı

REHBERLİK VE İLETİŞİM 8

REHBERLİK VE İLETİŞİM 8 REHBERLİK VE İLETİŞİM 8 Yrd. Doç. Dr. M. İsmail BAĞDATLI mismailbagdatli@yahoo.com İletişim Süreci KAYNAK Kodlama MESAJ Kod Açma ALICI KANAL Geri Besleme KANAL Sözsüz İletişim Beden dilimiz jestler, mimikler,

Detaylı

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba.

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba. 1. Bölüm Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba. Bütün bu insanın kafasını şişiren karmaşa, çok ama çok masum bir günde başladı. O gün çok şirin, çok masumdu. O gün öyle muhteşem, öyle harika ve öyle

Detaylı

02/17 Jelinek, Hauschildt, Moritz, Okyay, & Taş HOŞGELDİNİZ. Depresyon Tedavisinde Metakognisyon Eğitimi (D-MCT)

02/17 Jelinek, Hauschildt, Moritz, Okyay, & Taş HOŞGELDİNİZ. Depresyon Tedavisinde Metakognisyon Eğitimi (D-MCT) 02/17 Jelinek, Hauschildt, Moritz, Okyay, & Taş ljelinek@uke.de HOŞGELDİNİZ Depresyon Tedavisinde Metakognisyon Eğitimi (D-MCT) D-MCT: Uzay Pozisyonu Günün Konusu Davranış Hafıza Depresyon Denken Duyguların

Detaylı

Lesley Koyi Wiehan de Jager Leyla Tekül Turkish Level 5

Lesley Koyi Wiehan de Jager Leyla Tekül Turkish Level 5 Magozwe Lesley Koyi Wiehan de Jager Leyla Tekül Turkish Level 5 Kalabalık bir şehir olan Nairobi de, sıcak bir yuvası olmayan bir grup evsiz çocuk yaşıyormuş. Her gün onlar için yeni ve bilinmeyen bir

Detaylı

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir.

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. Çeviri Deniz Hüsrev Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. 5 6 BİRİNCİ BÖLÜM Hayatınızı elinizden alınıp klozete atılmış, ardından da üzerine

Detaylı

Esrarengiz Olaylar. Dangg Dongg Dangg

Esrarengiz Olaylar. Dangg Dongg Dangg Esrarengiz Olaylar Saatler gece yarısını çoktan geçmişti. Uzaklarda bir yerlerde, sarkaçlı duvar saatinin iç ürperten sesi yankılandı: Dangg Dongg Dangg Bir köpek uludu. Yarasalar, ince tonlu haykırışlarla,

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İlk Paskalya

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İlk Paskalya Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İlk Paskalya Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible for Children,

Detaylı

tellidetay.wordpres.com

tellidetay.wordpres.com Peşin Alınmış Ücret Gecenin oldukça ilerlemiş bir vaktinde özel bir kliniğin önünde duran taksiden üç kişi indi. Şoför yarı baygın yaşlıca bir adamın bir koluna aynı yaşlarda görünen hanımı ise diğer koluna

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Eziyet Eden Birinden Vaaz Eden Birine

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Eziyet Eden Birinden Vaaz Eden Birine Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Eziyet Eden Birinden Vaaz Eden Birine Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK

Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK Yönetmen Ediz GÜLTEN http://www.youtube.com/watch?v=pj7l8_wstae SAHNE: 1 Harun Kolçak, bahçede yastıkların üzerinde oturmuş / YA DA TAROT BAKAR, ÖLÜM KARTI

Detaylı

BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK

BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK Ceylan Işık, Hacettepe Türkçe Öğretmenliği Biliyor musunuz, ben bir çocuğun kalbine dokundum? Hatta bir değil birçok çocuğun kalbine dokundum. Onların sadece ellerine, yüzlerine

Detaylı

GÜZELLER GÜZELİ BAYAN COONEY

GÜZELLER GÜZELİ BAYAN COONEY GÜZELLER GÜZELİ BAYAN COONEY Dan Gutman Resimleyen Jim Paillot Emma ya Öğle Yemeği Balık Pizza Browni Süt 6 7 8 İçindekiler 1. Ben Bir Dahiydim!... 11 2. Bayan Cooney Şahane Biri... 18 3. Büyük Kararım...

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Aldatıcı Yakup

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Aldatıcı Yakup Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Aldatıcı Yakup Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Kerr ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Ateş adamı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Ateş adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Ateş adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: E. Frischbutter Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible for Children,

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Hezekiel: Görümler Adamı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Hezekiel: Görümler Adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Hezekiel: Görümler Adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan 1. Sahne (Koruluk. Uzaktan kuş cıvıltıları duyulmaktadır. Sahnenin solunda birbirine yakın iki ağaç. Ortadaki ağacın hemen yanında, önü sahneye dönük, uzun ayaklık üzerinde bir dürbün. Dürbünün arkasında

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR 4-10 Nisan: Polis Haftası 7-13 Nisan: Dünya Sağlık Günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan'ı içine alan hafta: Dünya Kitap Günü T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM

Detaylı

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67) KOCAER 1 Tuğba KOCAER 20902063 KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA... Hepsi için teşekkür ederim hanımefendi. Benden korkmadığınız için de. Biz ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya...

Detaylı

Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com

Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com Emrah & Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Adı-Soyadı:... yalancı

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın Irmak Tank Tank 1 Vedat Yazıcı TURK 101-40 21302283 AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA Yalnız, huzurlu bir akşamda; şiire susadığınızda huzurunuzu zorlayacak bir derleme Üstü Kalsın. Mutsuz etmeye

Detaylı

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU)

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) Samuel Beckett (1981) Türkçesi: Semih Fırıncıoğlu Ohio Doğaçlaması (Ohio Impromptu) ilk kez 9 Mart 1981 de, Ohio State Üniversitesi nin işbirliğiyle, Drake Union, Stadium

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Akıllı Kral Süleyman

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Akıllı Kral Süleyman Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Akıllı Kral Süleyman Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2007 Bible for

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Aldatıcı Yakup

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Aldatıcı Yakup Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Aldatıcı Yakup Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Kerr ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek!

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek! Kızlar, ben geldim, dedi Gönül Hanım. Hav! Cimcime! Bu köpek nereden geldi? Sen zaten hiç köpek sevmiyorsun! dedi Cimcime. Evde köpeğin ne işi var? Miyav! Miyav! Miyav! diye ağladı kedi Köfte dığı odadan.

Detaylı

AİLE & YETİŞTİRME KONULU SORU LİSTELERİ

AİLE & YETİŞTİRME KONULU SORU LİSTELERİ VG&O 0-3 A.A. Vermulst, G. Kroes, R.E. De Meyer & J.W. Veerman AİLE & YETİŞTİRME KONULU SORU LİSTELERİ 0 İLA 3 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLARIN ANNE-BABALARINA YÖNELİKTİR GENCIN ADI: TEDAVI ŞEKLI: DOLDURMA TARIHI:

Detaylı

Umutla, harabelerde günlük turuna çıkmış olan bekçi Hilmi Efendi yi aramaya koyuldu. Turist kalabalığı Efes sokaklarına çoktan akmaya başlamıştı.

Umutla, harabelerde günlük turuna çıkmış olan bekçi Hilmi Efendi yi aramaya koyuldu. Turist kalabalığı Efes sokaklarına çoktan akmaya başlamıştı. Düş Kırıklığı Karnı iyice acıkmıştı. Harabeler içinde bulunan bekçi kulübesinin ardındaki, begonvil, yasemin ve incir ağaçlarıyla çevrili alana doğru koştu. Leziz yemeğinin tadını uzaktan bile duyumsuyordu.

Detaylı

Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci

Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci Bir Kız Bara Girer Ve... Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci 4 Bir Kız Bara Girer Ve... Bütün kadınlar bir iç çamaşırından çok fazla şey beklememeleri gerektiğini bilirler. Çok seksi olmak istiyorsanız,

Detaylı

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri)

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) I. BÖLÜM Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) Marifet, bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en masum,

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır.

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. (Şapkasını takar.) Nasıl oldu Mimiciğim? Ay çok hoş! (Saçlarına taktığı çiçekleri gösterir.) Ne

Detaylı

MACERA AKADEMİSİ. Anneciğim ve Babacığım,

MACERA AKADEMİSİ. Anneciğim ve Babacığım, BARBAR YARATIKLAR İÇİN KURNAZLIK OKULU ZOR İŞÇİLER İÇİN BAŞKANLAR: SAYIN BAŞKÖTÜ KURT SAYIN KÜÇÜK KURT VE SAYIN BAĞIRTKAN KURT Lütfen lütfen lütfeeeen gelip buraya taşının, taşınacağınızı söylemiştiniz.

Detaylı

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye: Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye: - Deli, deli, diye seslenmiş. Siz içeride kaç kişisiniz? Deli şöyle bir durup düşünmüş: 1 / 10 - Bizim

Detaylı