WOLFGANG SCHORLAU Kavuran Soğuk

Benzer belgeler
KEREM ASLAN Her Şey Dahil

İletişim Yayınları 2462 Çağdaş Türkçe Edebiyat 423 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO

HAKAN BIÇAKCI Otel Paranoya

MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları

TÜLİN KOZİKOĞLU - UĞUR ALTUN Mıstık, seni anlamıyoruz! Noktalama İşaretlerinin Öyküsü

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO Κρατύλος

WOLFGANG SCHORLAU Koruyan El

İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

ECE ERDOĞUŞ Tuhaf Hikâyeleri Sever misiniz?

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO

Arne Bellstorf. ALMAN SEVGİLİ Astrid Kirchherr ve Stuart Sutcliffe in Hikâyesi. Çeviren: Tanıl Bora

MELİKE UZUN Soğuk ve Temiz

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

PELİN BUZLUK Deli Bal ve Kanatları Ölü Açıklığında

Derleyenler YASEMİN İNCEOĞLU SAVAŞ ÇOBAN Haber Okumaları

CHRISTOPHE ANDRÉ - FRANÇOIS LELORD Kendine Saygı

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO

WOLFGANG SCHORLAU Mavi Liste

AXEL HONNETH Sosyalizm Fikri

Sem Okulu Sevmiyor. Sophie Martel. Christine Battuz. Yalçın Varnalı. Resimleyen. Çeviren

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

BARIŞ BIÇAKÇI Seyrek Yağmur

KULLANIM KILAVUZU ÜRÜN KODU : SB204

Bivak. Bivak; geceleme torbasıdır. Bivaklamak ise arazide gecelemektir. Dağcılıkta, çadır kullanmadan gecelemek anlamına gelmektedir.

Mucizeleri. ÇOCUKLAR İÇİN Peygamberimizin. M. S i n a n A d a l ı. Resimleyen: Sevgi İçigen

Zulu folktale Wiehan de Jager Leyla Tekül Turkish Level 4

Küçüklerin Büyük Soruları-3

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

ENFEKSİYON KONTROL HEMŞİRELİĞİ MUTFAK DENETİM FORMU

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Sarmaşık

PETER L. BERGER Sosyolojiye Çağrı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI UÇAN BALONLAR VE SİHİRLİ ELLER SINIFLARI NİSAN AYI EĞİTİM PROGRAMIMIZ

Gezdikçe Gördükçe İzlen Şen Toker

Erich Kästner KÜÇÜK ADAM VE KÜÇÜK HANIM

YEMEK LİSTESİ VE GRAMAJ TABLOSU S.NO YEMEK ADI MALZEMELERİ PORSİYON GRAMAJ BİRİMİ

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

İletişim Yayınları 2738 Çağdaş Türkçe Edebiyat 475 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A.Ş. / 1. BASIM 1. Baskı 2019, İstanbul

JOHN BERGER Leylak ve Bayrak

27 ŞUBAT 03 MART OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR

HAŞERE/KEMİRGEN MÜCADELESİ EĞİTİMİ

Edwina Howard. Çeviri Elif Dinçer

WOLFGANG SCHORLAU Münih Komplosu

sökülmesi ve Roomba nasıl temizlenir 560

ZEHİRSİZ DOĞA MANTARLARI. Yrd.Doç.Dr. Halil DEMİR

3) Bir gün bu delikten bir tarla faresi çıktı. cümlesinde aşağıdaki sorulardan hangisi nin cevabı

Küçüklerin Büyük Soruları-2

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ORMANDAKİ DEV. 4. basım. Resimleyen: Reha Barış

66 Fotoğrafçı Etkinlik Listesi. 52 Haftalık Fotoğrafçılık Yetenek Sergisi

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

sebep olabilir. 4. Haznesinden gaz sızıntısı olursa elektrik fişini takmayın veya çekmeyin. Kıvılcım ve yangın çıkmasına sebep olabilir.

JULIUS SU YÜZÜNE ÇIKIYOR

Doğada Keşif Yapıyoruz

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba.

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi

FRANCESCA SIMON FELAKET HENRY İLE SPOR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI OCAK AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

MİRKET NİNELER. Parti Veriyor

SEVAL ŞAHİN Cinai Meseleler

Adım Tomas Porec. İlk kez tek boynuzlu bir at gördüğümde sadece sekiz yaşındaydım, bu da tam yirmi yıl önceydi. Küçük bir kasaba olarak düşünmeyi

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILARI

KULLANMA KILAVUZU ÜRÜN KODU : SB401. Dikkat!

EZBERLEMİYORUZ, ÖĞRENİYORUZ. Hafta Sonu Ev Çalışması BEZELYE TANESİ

Bu kitabın sahibi:...

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

JEANNE SIAUD-FACCHIN Üstün Zekâlı Çocuğa Yardım

Göz teması kuramazlar, biriyle göz göze geldiklerinde sanki boşluğa bakıyor gibi dururlar ya.

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi

AYDIN İL KOORDİNATÖRÜLÜĞÜ. Avrupa Birliği Komisyonunun Onayı ile İlimize özgü birçok yerel ürüne % 50 hibe desteğinin önü açıldı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı

Pırıl pırıl güneşli bir günde, içini sımsıcak saran bir mutlulukla. Cadde de yürüyordu. Yüzü gülümseyen. insanların kullandığı yoldan;

DIYABET HASTALARI VE RAMAZAN. Bu broşür DIYABET HASTASI olup Ramazan'da oruç tutmak ISTEYENLER IÇINDIR.

Hazırlayan: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

Transkript:

WOLFGANG SCHORLAU Kavuran Soğuk

WOLFGANG SCHORLAU 1951 de doğdu. Ticaret yüksekokulunda okurken 68 öğrenci hareketine katıldı. Uzun yıllar sanayide yöneticilik yaptıktan sonra 50 yaşında yazarlığa başladı. Başka romanları ve siyasi denemeleri de vardır fakat başarısını polisiye romanlarına borçludur. Özel dedektif Dengler in ilk macerası olan Mavi Liste yi (2003, çev. Hulki Demirel, İletişim Yayınları, 2016) 2015 e kadar yedi kitap daha izledi. Bunlardan Münih Komplosu (2016) ve Koruyan El (2017) de yine Hulki Demirel çevirisiyle İletişim den çıktı. Aralarında 2006 Almanya Polisiye Edebiyat Ödülü nün de yer aldığı birçok ödül kazandı. Stuttgart ta yaşıyor. Brennende Kälte 2008 Verlag Kiepenheuer & Witsch, Köln Kitabın yayın hakları Anatolialit Telif Hakları Ajansı aracılığıyla alınmıştır. İletişim Yayınları 2698 Dünya Edebiyatı 249 ISBN-13: 978-975-05-2530-8 2018 İletişim Yayıncılık A. Ş. (1. Basım) 1. BASKI 2018, İstanbul DİZİ YAYIN YÖNETMENİ Murat Belge EDİTÖR Tanıl Bora YAYINA HAZIRLAYAN Ece Köse KAPAK Suat Aysu UYGULAMA Hüsnü Abbas DÜZELTİ Nebiye Çavuş BASKI Ayhan Matbaası SERTİFİKA NO. 22749 Mahmutbey Mahallesi, 2622. Sokak, No: 6/31 Bağcılar 34218 İstanbul Tel: 212.445 32 38 Faks: 212.445 05 63 CİLT Güven Mücellit SERTİFİKA NO. 11935 Mahmutbey Mahallesi, Devekaldırımı Caddesi, Gelincik Sokak, Güven İş Merkezi, No: 6, Bağcılar, İstanbul, Tel: 212.445 00 04 İletişim Yayınları SERTİFİKA NO. 10721 Binbirdirek Meydanı Sokak, İletişim Han 3, Fatih 34122 İstanbul Tel: 212.516 22 60-61-62 Faks: 212.516 12 58 e-mail: iletisim@iletisim.com.tr web: www.iletisim.com.tr

WOLFGANG SCHORLAU Kavuran Soğuk Brennende Kälte ÇEVİREN Hulki Demirel

Her insanın hafızasında herkese anlatmadığı, en fazla dostlarına bahsettiği bir şeyler vardır; ama kendinden başka kimseye, arkadaşlarına dahi itiraf etmediği bir şeyler de. Bunları kendisine bile ancak ketumluk sözü aldıktan sonra anlatır. Ve nihayet öyle şeyler vardır ki, insan bunları kendisine bile söylemekten korkar ve bu tür malzeme her düzgün insanda birikir ve kayda değer bir küme oluşturur. FJODOR DOSTOYEVSKI, Yeraltından Notlar Almanya nın güvenliği Hindikuş ta da savunulmaktadır. PETER STRUCK Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Eski Savunma Bakanı

İçindekiler Giriş...11 Birinci Bölüm...17 Stuttgart, çorak arazi...17 Kâbus...21 En keyifli yaşlar...24 Yeni bir vaka...29 Soğuk Ağustos...33 Stuttgart, Marktplatz Meydanı...34 Hava sığınağında cinayet...37 Ararken...40 Calw, Sarah Singer in evi...46 Hasret...49 Olga nın dönüşü...50 Unutmamış...52 Öfke...54 Kan kardeşler...55 Ekim 1999: İtalya, Frassi mağaraları (1)...59 Ağacın tepesinde...63 Ayak izleri...66

En iyi görüş açısı...73 Tünel bakışı...73 Jakob...79 Cehennem ateşi...85 Tereddütler...88 Ekim 1999: İtalya, Frassi mağaraları (2)...93 İsim oyunları...98 İyi bir insan...102 Mannheim, Paradeplatz Meydanı...104 Bärensee nin kıyısında...108 İkinci Bölüm...111 Birinci rapor: Elit birlik...111 İnternet araştırması...112 İçi çürümüş birlik...114 İkinci rapor: Keçi çobanı...116 BKA nın hedefinde...117 Temmuz 2001: Erlangen, Katharina Petry nin evi...119 Calw, Sarah Singer in oturduğu sokak...121 Yanlış alarm...122 Üçüncü rapor: Pusucu...124 Susanne Dippler in kapısında...124 Temmuz 2001: Erlangen, Katharina Petry nin bürosu...125 Eski bir hikâye...131 Hip-Hop...135 11 Eylül 2001: Erlangen, Katharina Petry nin evi...139 Takip...143 Dördüncü rapor: Kandahar...143 İkinci saldırı...145 2001 Noel i: Erlangen, Katharina Petry nin evi...146 Beşinci rapor: Kanadalılar...147 Kopya plaka...148 Devre dışı...151 Pasaport...152 Altıncı rapor: Hayal kırıklığı...159 Banka hesap özetlerinin incelenmesi...161

Mağarada...165 Şaşırtmaca...165 Aklı başından gitti...166 Travma...167 Kıskançlık...172 Üçüncü Bölüm...177 Calw, aynı akşam...177 İzini kaybettirdi...183 Yedinci rapor: Kasten...187 Eski dostlar...188 Sekizinci rapor: Action Jackson...192 İki bin mağara...194 Kan kardeşler...199 Saldırı...200 Son rapor: O gün...204 Karpuzlu votka...205 Ölüm...208 Serinletici...209 Sonsöz...213 EK...215 Savaş silahı olarak bir ısı püskürtücü...215 Bulmak ve Yaratmak...217

Not: Kitaptaki dipnotlar, aksi belirtilmedikçe çevirmene aittir.

Giriş Cennet ne renkti acaba? Hafızasında toprak kahverengisi, sarı ve liken yeşili gibi kalmış. Ve cennet kesinlikle sıcak orman toprağı, ladin yaprağı ve çam kozalağı kokuyordu. Eski orman yolunun sadece birkaç metre üstündeydi gizli korunakları. Ortasında yüz yaşını kesinlikle geçmiş, devasa bir mavi çam vardı; etrafı ladinlerle çevriliydi, sanki mavi çamın saygı uyandıran gövdesini yabancı gözlerden korumak için bir daire oluşturmuşlardı ve mavi çamla aralarına adeta hürmetlerine binaen dört metre mesafe koyarak büyümüştü ladinler. Böylece büyük ağacın çevresinde alacakaranlık bir in oluşmuştu ve iki yeniyetme bu inin varlığının sadece kendilerine ait bir sır olduğunu zannediyorlardı. Sık sık tek başına saklanırdı burada. Son yaz güneşi sırtını ısıtır, sağa sola dağılmış, kuru dalları çıtırdatırdı. Bazen saatlerce hiçbir şey yapmadan otururdu gizli korunaklarında. Bu defa da öylece oturdu; kendisini şefkatli ve emin ellerde hissediyordu. Ve hiç kaygı duymuyordu. Evet, demek böyle bir şeydi mutluluk, en azından o an böyle düşündü. Korku duymamak böyle bir şeydi; ne ormanda duyduğu seslerden ne de insanlardan korkmak. Gözlerini kapattı sıkıca, adamakıllı sı- 11

kı, bu duyguyu bir daha hiç unutmama niyetiyle gözkapaklarını iyice yumdu. Bütün bunlar toprağın kokusuyla alakalıydı, sıcaklıkla ve muhtemelen de bu küçücük cennette tek başına olup tamamen kendisine yoğunlaşabilmesiyle. Hiçbir zaman, hiçbir zaman, diye sessizce tekrarladı çocukluğun bütün coşkusuyla, bu anı hiçbir zaman unutmayacağım. Ve şimdi, aradan otuz seneden daha uzun bir zaman geçtikten sonra, mavi Toyota sının içinde oturmuş, gözlerini süpermarketin kapısına dikmiş, bekliyordu. Saat akşam dokuz buçuktu. Nihayet kararmıştı hava. Geçip giden yaz yağmuru, otopark alanında geniş su birikintileri bırakmıştı ardında; süpermarketin kocaman vitrinlerinin ve üzerindeki reklamın ışıkları bu birikintilere yansıyordu. Bir saattir arabada oturuyor ve bu saate dek giriş kapısından bir gölge gibi hızla içeri süzülen müşterileri sayıyordu. On sekiz müşteri... Kasada pek sıra olmayacaktı. Fazla personel de olmazdı ortalarda akşamın bu saatinde. Bunu göze almak zorundaydı. Allah kahretsin, gerçekten göze alabilirdi bunu. Ve becereceğim de. Yine de oturmaya devam etti. Belirsiz bir korku karnından yukarı doğru tırmandı, diyaframına yuvalandı; kendi verdiği adla korku noktasına. Baskıyı ve nasıl giderek büyüdüğünü bariz bir şekilde hissetti; tabii ilk bastırdığındaki kadar kuvvetli değildi, ama yine de nefes almasını güçleştiriyordu. Tuhaf olan tam da bu an, eski orman yolundaki gizli korunaklarını düşünmesiydi. Bir eliyle suratını sıvazladı ama resim değişmedi. Tıpkı o zamanlarda yaptığı gibi gözlerini yumdu ve orman yolunu hatırladı. Yamaç boyunca yukarı tırmanıyordu yol, radikal sağcı öğrenci localarının kışları kayak gezilerinde gecelemek için kullandıkları kulübenin yanından geçiyor ve sonra, bir zamanlar kürk hayvanı yetiştirilen küçük kuleli eve ulaşıp onun da arkasından nihayet dönüp, ormanın derinliklerine giriyordu tekrar. Elli metre 12

kadar sonra sağda, genç ladinler çıkıyordu ortaya bir duvar gibi ve onların arkasında da gizli korunakları. Yeniyetmelik günlerini hatırladı; nasıl büyük bir kararlılıkla o anı bir daha hiç unutmamaya söz verdiğini. Ama vaktiyle benliğine hâkim olan o duyguyu içinde bir kez daha uyandırmayı başaramadı; kaybetmişti onu. Bütün bunların bir önemi olmasına izin vermeyecekti artık. Action Jackson dedi içinden gelen bir ses. Böyle derdi o çılgın Teksaslı her operasyondan önce: Action Jackson. Ve ardından harekete geçerlerdi. Ama Jackson bir ölüydü artık. Bir hamlede emniyet kemerini çözdü, arabanın kapısını açtı ve dışarı çıktı. Kapıyı kilitlemedi. Arabayı açık bırakmaktan hiç hoşlanmıyordu, neredeyse öfkelendiriyordu bu durum onu, ama böyle olmalıydı. Ağır adımlarla ve mekanik hareketlerle süpermarketin kapısına doğru yürümeye başladı. Karnındaki baskı giderek büyüyordu. Tutamağına iliştirilmiş küçük kutuya bir avro koymanız gereken metal alışveriş arabalarından bir tane aldı içeri girdikten sonra kullanmak için, ancak para atılınca sıra halinde bekleyen diğerlerinden ayrılan arabayı iterek önce taze sebze meyve reyonundan geçti, sonra ilk raf sırasına yanaştı. Kimseler yoktu etrafta. Bu ilk rafa çubuk krakerler, paketlenmiş fındık fıstık, peynirli hamur işleri, eğlencelikler ve bisküviler dizilmişti. En alt kattan dikkatlice bir paket patates cipsi aldı. Arabanın içine attığında öyle bir hışırtı çıkardı ki plastik torba, etrafına bakmak zorunda hissetti kendisini. Kimse bir şey duymuş gibi görünmüyordu. Şimdi tam anlamıyla teyakkuz hâline geçmişti. Adrenalin taşıyordu vücudunun her zerresinden. Tanıdık bir duyguydu bu: Cin gibi olmak, şahin gibi görmek, en ufuk bir hışırtıyı duymak... Hiçbir şeyi kaçırmazdı insan bu durumda. Kararlı adımlarla sürdü arabayı konservelerle dolu iki 13

raf sırası arasında kalan koridorda. Tanrım, nasıl da nefret ederdi konservelerden. Her gün ravioli, Leberwurst, 1 Pumpernickel, 2 bezelye çorbası... Konserve zıkkımlanıyorlardı mecburen, hem de istisnasız her gün. Arabayı daha da hızlı itmeye başladı. İtalyan makarnaları; spaghetti, maccheroni, tagliatelle, fusilli... Sonra baharatla dolu başka bir raf; siyah karabiber, beyaz karabiber, köri, biberiye, kekik... Ve nihayet ilk soğutuculu raflar; süt, yayla sütü, kaymak, taze krema... Bir kutu tam yağlı süt aldı dolaptan ve arabaya fırlattı. Kutu üst tarafından patladı ve biraz süt döküldü zemine. Sonra biraz daha... Arabayı çevirdi. Şap. Şimdi hızla kasaya... Şap. Biraz daha... Unları ve un karışımlarını geride bıraktı, et bölümünün önünden geçti, sonra da peynir bölümünden. Alkollü içeceklerin olduğu rafın önünde duran bir adam elindeki Fernet şişesinin etiketini bir bilim adamı dikkatiyle inceliyordu. Arabasıyla adama çarptı. Adam okkalı bir küfür salladı. O yoluna devam etti. İçeceklerin ve suyun koliyle satıldığı içecek bölümünün girişi sağdaydı. Kasalar da karşısındaydı şimdi. Nihayet. Sadece birinde kasiyer vardı. Önünde sadece iki müşteri duruyordu. Rahatladı. Becerecekti. Bundan emindi. 1 Bir tür ciğer ezmesi. 2 Çok koyu renkli bir tür Alman ekmeği. 14

Becerecekti. Bir anda dondu kaldı. Bir gürültü. Ne gürültüsüydü bu? Tanıdığı bir ses! Kendi ekseni etrafında dönen bir şeyin çıkardığı bir ses, sürtünme gürültüsü, bir şeyleri öğütüp toz hâline getiren bir değirmenin belki. Ona hatırlattığı neydi bu sesin? İçecek satılan bölümden geliyordu ses. Hızla çekti arabayı, süt kutusu neredeyse zıpladı olduğu yerde. Biraz daha süt döküldü zemine. Biraz değiştirilmiş bir çim biçme makinesine benzeyen ufak bir aracın üzerinde oturan adamı içecek bölümünde gördü. Aracın iki ön tekerleğinin arasında büyük bir tepsi dönüyordu. Sadece yerleri cilalıyorlar, dedi aklıselimi, tekerleklerin arasında dönen de yuvarlak bir cila fırçası, başka bir şey değil. Sadece bir temizlik aracı... Yaptıkları zemini cilalamaktan ibaret... Birazdan mesai bitecek, duyuyor musun? dedi aklıselimin sesi, Sadece yerleri cilalıyorlar. Hepsi bu! Tepsi fırça dönmeye devam etti. Döndü. Döndü. Büyük bir MH-47 Chinook helikopterin tandem rotorları gibi. Helikopteri duyabiliyordu. Rotorları görüyordu. Tıpkı o günkü gibi. Gerçekten de bir Chinook tu. Kafalarını iyice eğip koştular helikoptere, içeri atladılar arka arkaya, Gerald kapıyı kapattı ve kilitledi, alet yana yattı ve havalandı. Yükselmeye başladı. Üstünde rotorlar. Tepsi fırçayı gördü. Kafasının üzerinde rotorlar. İlk olarak Teksaslı bızdık kustu. Action Jackson! Hep kusardı Amerikalılar operasyonlardan önce. Şap, döküldü süt. Şaaaap, bir daha. Teksaslı kustu. Helikopter yükseldi. Action Jackson! Onun da midesi bulanıyordu. 15