UZAY GÜZELi. Ayla Çınaroglu

Benzer belgeler
AYLA ÇINAROĞLU. Mavi Boya

Babamın Sihirli Küresi AYTÜL AKAL

2016 Tudem Edebiyat Ödülleri Öykü Yarýþmasý Mansiyon Ödülü

Her gun. yeni bir. macera

AYLA ÇINAROĞLU. Aliş in Kabakları

AYLA ÇINAROĞLU. Şiir Gemisi

ALTIN KANATLI TOPÇiN. Ayla Çınaroglu

Kırmızı Şemsiye. Şiirler: Mavisel Yener. Öyküler: Aytül Akal. Resimler: Saadet Ceylan. Resimler: Ayda Kantar

kanaryamın öyküsü Ayla Çınaroğlu Resimler: Yaprak Berkkan

Bu kitabın telif hakları Siebel Publishing Services ve Kalem Ajans aracılığıyla alınmıştır.

Nastasia Rugani Resimleyen Charline Collette. Böcek Tamircisi

AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ

AYLA ÇINAROĞLU MİĞFER

Can ile Zortan ın Maceraları-2. Yıldıray Karakiya. Resimleyen: Gökçe Yavas Önal

2

AYLA ÇINAROĞLU KİM DEMİŞ NİYE DEMİŞ

SÜPER ÇOCUKLAR-3 KOKU DELİSİ

Kuğu Gecesi. Ferda İzbudak Akıncı

2015, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A. Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR

Akıllıca. İyi değerlendirilmiş zaman diye buna denir.

PEH! Bu kitapta. üzerinde kelime var. Bu gerçekten de çok fazla. Eğer şanslıysan birileri sana bu kitabı okuyabilir.

BU KİTABIN ŞAŞIRTICI AYRILDI BAZI SAYFALARI SENİN. Özel Not YETENEKLERİNE. Resim, karalamaca, bulmacalar vs. Etkileyici. Bak! Tek elle tutuyorum.

Belki bir gözlüğe, birazcık ışığa, atıştıracak bir şeylere, bir bardak gazoza ya da kitaptakileri sana okuyacak birilerine ihtiyacın olabilir.

7. SINIF MATEMATIK KAZANIM ODAKLI SORU BANKASI

2011, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR

OGLUM NERDESiN. Aytül Akal

2015, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR

GEORGE SAUNDERS LANE SMITH

2010, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

NAZAN TACER HEDİYELİK

Mavisel Yener İle Öykü Atölyesi

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

Mavisel Yener ile. Şiir Atölyesi

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Hicabi Demirci ÇİZGİNİN. Çizgisi. Karikatürün Serüveni

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

DAVETSİZ MİSAFİR. Kerem Işık

İNCELE - DÜSÜN - YAP Uyum Haftası 60+ erken öğrenme

6. SINIF MATEMATIK KAZANIM ODAKLI SORU BANKASI

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

2009, Tudem Cumhuriyet Bulvarý No: 302/ Alsancak - ÝZMÝR Yazar: Cihan Demirci Resimleyen: Cihan Demirci

NAZAN TACER OYUNCAKLAR

2018, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR

AÇ PERDEYI BEN GELDIM. Aytül Akal

Bir bakısta. lı sorular merakı körükler, araştırmaya yöneltir. Haftada 5, dönemde 80 ev çalışması. Her gün, evde, sadece 30 dakika.

Sem Okulu Sevmiyor. Sophie Martel. Christine Battuz. Yalçın Varnalı. Resimleyen. Çeviren

NAZAN TACER BİTKİLER

NAZAN TACER HAYVANLAR

Çağdaş Türk Edebiyatı Araştırmaları. Songül Taş

NAZAN TACER MİNİ MİNİ

SÜPER ÇOCUKLAR-1 RENK DELİSİ

OKU, ANLA, CEVAPLA! 2. Minnoş un fiziksel özellikleri nelerdir?

Mavisel Yener ile. Masal Atölyesi

Umutla, harabelerde günlük turuna çıkmış olan bekçi Hilmi Efendi yi aramaya koyuldu. Turist kalabalığı Efes sokaklarına çoktan akmaya başlamıştı.

BİR ŞEYLER YAPMAM GEREK

Babam ve Ben. Patrick Modiano

TOMBALAK ı HIÇKIRIK TUTTU!

İhmal Amca DESTANLAR VE MASALLAR BOYALI KIRLANGIÇ. Masal. Resimleyen: Turgut Keskin

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Cihan Demirci. Şiir ŞİİR KÜÇÜĞÜN. 2. basım. Resimleyen: Cihan Demirci

DDD. m . HiKAYE. KiTAPLAR! . CİN. ALİ'NİN. SERiSiNDEN BAZILARI. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

&[1Ô A w - ' ",,,, . CiN. ALl'NIN. HiKAYE. KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI Rasim KAYGUSUZ

UÇAN FARE İLE HAYALET HAYRİ KARŞILAŞMA

3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FARE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ

BİL BENİ BİLEYİM SENİ

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ASLAN KRAL KORK. Resimleyen: Sedat Girgin

Arda Alyanak Daniela Palumbo Filiz Özdem Carla Manea

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

2

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 238. HALİM SELİM İLE 40 ESMA Mehmet Yaşar

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÖZGÜR ÇOCUKLAR 2. Yenİ Bİr Yüz. Kerem Işık

5. SINIF MATEMATIK KAZANIM ODAKLI SORU BANKASI

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

MATBAACILIK OYUNCAĞI

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

MAVİ KUŞU GÖREN VAR MI?

ÖNCÜ KADINLAR: BİR DİRENİŞ HİKÂYESİ

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

SARDUNYA, SARDALYA VE BİZİM SOKAK. Pelin Güneş

2014, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A. Ş. 1476/1 Sk. No: 10/51 Alsancak-Konak/ÝZMÝR

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Zeyyat Selimoğlu. Öykü UYUMSUZ NURİ. 3. basım. Resimleyen: Kutlay Sındırgı

Transkript:

UZAY GÜZELi Ayla Çınaroglu

1995, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A. Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR Yazar: Ayla Çınaroğlu Resimler: Oğuz Demir Baskı ve Cilt: Ertem Basım Yayın Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti. Eskişehir Yolu 40. Km. Başkent OSB 22. Cadde No:6 Malıköy/Ankara 0 312 284 18 14 Birinci Baskı: 1995 (İlk altı baskı toplam 13.000 adet) (İlk altı baskı Uçanbalık Yayınları tarafından gerçekleştirilmiştir.) Yedinci Baskı: Nisan 2016 (2000 adet) ISBN: 978-605-9667-07-4 Yayınevi sertifika no: 11945 Matbaa sertifika no: 26886 Tüm hakları saklıdır. Bu yayının hiçbir bölümü, telif hakkı sahibinin önceden yazılı izni olmaksızın tekrar üretilemez, bir erişim sisteminde tutulamaz, herhangi bir biçimde elektronik, mekanik, fotokopi, kayıt ya da diğer yollarla iletilemez. www.tudem.com

UZAY GÜZELi Ayla Çınaroglu Resimler: Oğuz Demir

AYLA ÇINAROĞLU 1939 yılında Ankara da doğdu. 1961 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Grafik Sanatlar Bölümü nü bitirdi, grafiker olarak çalıştı. 1972 yılından bu yana çocuklar için yazıyor. Yayımlanmış 80 i aşkın kitabı, yazın alanında 6, tasarım alanında 3 ödülü var. Ayrıca yazın, eğitim ve dil alanlarında beş kurumca onur ödülüne değer görüldü. Tudem Yayınlarından çıkan kitapları: Çikolatayı Kim Yiyecek (öykü) En Büyük Takım Bizim Takım (öykü) Beyaz Benekli At (öykü) Altın Kanatlı Topçin (öykü) Mavi Boya (öykü) Uzay Güzeli (öykü)

UZAY GÜZELi Akşam yemeğimizi mutfakta güle oynaya yedik Bora yla. Minnoş un yemeğini vermeyi de unutmadık tabii. Daha doğrusu Bora unutmadı. Küçük yaramaz yeğenim, kedisi aç dururken bir lokma yer mi hiç... Neyse, mutfakta işimiz bitince örgümü aldım elime; salonda, televizyonun karşısındaki divanın bir köşesine kuruldum. İyi ki şu televizyon var, yoksa altı yaşında ateş gibi bir çocuğu ben tek başıma saatler boyu nasıl oyalarım? Yemek süresince yapmadığım şaklabanlık kalmadı zaten. 5

Doğrusu çocuk bakmak zor iş. Yedirip içirmek, giydirmek, yıkayıp paklamak filan neyse de şu bitmez tükenmez soruları olmasa... Bazen öyle şeyler soruyor ki şaşırıp kalıyorum, ne yanıt vereceğimi bilemiyorum. Sonra oyunları... İlle de benimle oynamak istemesi... Ah, sevilmese bakılır mı hiç? Canım gibi seviyorum şu yaramazı. Kardeşimin çocuğu demek, benim çocuğum demek. Az emeğim de yok üstünde hani. Eh, hiç değilse bu yıl gündüzleri yuvaya gidiyor ama geceleri iş bana düşüyor gene. İlhan la Güler sık sık konserlere, konferanslara, tiyatroya filan giderler. O zaman İlhan bana telefon eder: Ablacığım, nasılsın? Bu gece bir işin, bir randevun var mı? diye sorar. Geceleri pek evden çıkmadığımı, önemli bir işim olmadığını bilir ya, ince çocuktur, gene de sorar işte. Ben de koşup gelirim hemen. Yoo, yakınıyor değilim. Zaten iki gün görmesem ben özlerim. Eh, işim yok gücüm yok, benim için de iyi oluyor. Onlar da olmasalardı bir kuru başıma ne yapardım bilmem. Evlenip çoluk çocuğa karışmadım, okuyup şöyle doğru dürüst bir meslek de edinemedim; işte hiç değilse sevgili yeğenimle ilgileniyorum. Bir 6

bakıma yarı annesi sayılırım onun... Hadi peki, çeyrek annesi diyelim... Evet, örgümü torbamdan çıkarıp şişin birini koltuğumun altına kıstırdım: Hadi bakalım Bora cığım, şunu açıver de filmi izleyelim. Yerdeki özel yastığının üstüne kurulmuş, bıyıklarındaki son yemek kırıntılarını da temizlemek için yalanıp duran Minnoş un üstünden atladı Bora, koşup bastı televizyonun düğmesine: Aaa... Hiç programda olmayan, son anda araya sıkıştırılmış bir konuşma; bir devlet büyüğünün, hiç bitmeyecekmiş izlenimi veren sıkıcı konuşması. Bak bakalım ikinci kanalda ne var... Trik, ikinci kanal düğmesine bastı: Off, burda da aynısı... Az sonra biter canım, dedim, sen de bu arada odandaki oyuncakları toplasan biraz, hı?.. Iıı... dedi sıkıntıyla, odasına yöneldi. Ayaklarımı şöyle rahatça altıma aldım, gözlerim televizyonda, elim örgümde, aklım kim bilir nerelerdeydi. Konuşmacının bir tek sözcüğünü 7

bile anlamadan dalgın dalgın ekrana bakıyor, şişlerimi de öylesine bir el alışkanlığıyla dürtüştürüp duruyordum. Birden pat diye önüme düştü sanki Bora, uzay tabancasını üstüme doğrulttu: Eller yukarı, diye bağırdı. Eh, boş bulunup birazcık korkmuştum doğrusu, ama ne de olsa alışkınımdır yaramazın bu tür oyunlarına. Onun düşündüğü senaryoya uygun davrandığımı sanarak bir elimi göğsüme bastırıp: Ayy, çok korktum, diye küçük bir çığlık attım. Sonra gene bir elimi kaldırıp: Teslim oluyorum, dedim. Oysa o, Şu büyüklerle de oynanmaz ki... Hemencecik teslim oluverirler, der gibi baktı yüzüme düş kırıklığıyla. Anlamaz mıyım, ah canım benim. Hemen bıraktım örgümü, sarılıp öptüm yanaklarından. Sonra da özür dilercesine: Hadi gel oynayalım, dedim istekle. Yalnız onunla birlikteyken, yalnız onunla oynarken içine girebildiğim bir kimlik vardı. Ya da benim içime giren bir kimlik: yaramaz çocuk kimliği. Başkalarının yanında olmazdı tabii. Koskoca kadın, koskoca hala; şişman 8

hala, altı yaşındaki yeğeniyle oynasın, olacak şey miydi bu? Eh, her zaman olmazdı, işte böyle bazen... Ama gerçekten oynayacağız, dedi Bora en ağırbaşlı tavrıyla, biraz da umutsuzca. Tabii, dedim, ger-çek-ten. Gerçekten oynayacağız. Bak şimdi, iyi bak, ben bir Kolingot um, tamam mı? Kolingot mu? Evet Kolingot. Çünkü ben uzayın en uzak köşesinden, Kolinate gezegeninden geliyorum. Tamam, diye bağırdı coşkuyla. Ben de... ben de... ben de bir Astrofos um. Tamam ey küçük Astrofos, ama bak haberin olsun, bana kurşun filan işlemez. Hah hah haaay, diye zoraki bir kahkaha atarak sıçradı Bora, kovboyculuk oynamıyoruz ki akıllım, elimdeki ışın tabancası. Piyuvvv... karşı koyamazsın. Şu düğmeye bastım mı yok oluverirsin. Ama sana acıyıp da ötekine basarsam, yalnızca bayılırsın. Hemen ayağa kalktım, kollarımı öne uzattım. Kaşlarımı çatıp sesimi de kalınlaştırarak: Yooo, ben bir tek bakışımla, gözlerimden çıkan ışınlarla elindeki tabancayı etkisiz duruma getirebilirim!.. Sonra da... 10

Hayır!.. diye bağırıp koltuğun arkasına gizlendi Bora, Her tür silaha karşı savunmaya programlandım ben, bana hiçbir şey yapamazsın. Ve hemen koltuğun üstündeki minik yastığı kaptı, bir kalkan gibi önünde tutarak: Ben herkesi yenerim, kimse yanıma yaklaşamaz, diye haykırdı. Bu arada ben, sehpanın üstündeki dergiyi boru gibi büküp ağzıma tutarak bağırmaya başladım ürkünç bir sesle: Ey Kolinate gezegeninin karanlık... yarı karanlık... ve kapkaranlık güçleriiii!.. Şimdi bütün gücünüzü bana veriiiin!.. Ötedeki sehpanın üstünden kristal kül tablasını kaptı Bora: Dur bakalım ey karanlık güç, bu sihirli elmas bütün karanlıkları, bütün kötülükleri çeker, yok eder... Bizim bu coşkulu oyunumuz sırasında, televizyonda konuşan sayın devlet büyüğünün tekdüze sözleri ilginç bir fon müziği oluşturuyordu: Devlet İstatistik Enstitüsü nden alınan bilgilerle... geçtiğimiz son on yılda ulaşılan... ulaşıma açılan karayolları ve... kara taşımacılığının 11

her gün büyüyen hacmi karşısında... sekiz trilyon doksan beş milyon tutarında... Sekiz trilyon doksan beş milyon ışık yılı ötesinden geliyorum ben, şimdi seni alıp oraya... diye Bora nın arkasından koşup onu yakalamaya çalışırken halının ucuna takılıp dizüstü yere düştüm. Yakalanmamak için bağırarak kaçan Bora, kedinin kuyruğuna bastı. Minnoş öyle bir bağırdı ki Eyvah, kedicik ölüyor! diye düşündüm; elimde olmadan bir çığlık da ben attım. Bunca şamataya, Ne oluyor diye aniden geri dönünce ayağıma çarparak yere, kucağıma yuvarlanan Bora nın yaygarası eklendi. İşte tam o sırada bütün sesler karıştı ve bir uğultuya dönüştü. Birden sustuk. Birden; bıçakla kesilmiş gibi sustuk. Oysa uğultu sürüyordu. Yavaştan yavaştan, çoğalarak sürüyordu... Minnoş bile kulaklarını dikmiş, öylece kalakalmıştı. Televizyondaki konuşmacının sesi bu kez uğultu içinde erir gibiydi: Kamu iktisadi teşekkülleri yanında... gayrisafi milli hasıla yüzdesi açısından... ihracat girdileri ve özel teşebbüs... on beş trilyon dolayında gerçekleşecek olan... 12

Uğultu gittikçe büyüyordu. Bora korkudan boynuma sımsıkı sarılmış: Halacığım, halacığım, ne oluyor? diye fısıldıyordu. Yok bir şey, dedim usulca, şimdi geçer, yok bir şey... Ama vardı işte... Gittikçe de çoğalıyordu. Artık televizyonun sesi filan da duyulmaz olmuştu. Minnoş iyice yanımıza sokulmuş, tüylerini kabartıp bıyıklarını dikerek karşı pencereye doğru pıhlayıp duruyordu. Pencereden görünen bir şey yoktu ama kedi, sanki orada olağanüstü bir şeyler varmış gibi bakıyordu. Ne olabilirdi ki? Apartmanın on dördüncü katındaydık. Karşımızda da başka yüksek bir yapı yoktu. Bu yüzden perde kapatmak gibi bir alışkanlık edinilmemişti. Dışarıda zifiri karanlıktan başka bir şey görünmüyordu işte. Uğultu arttıkça arttı, kalın bir titreşim gibi sardı bizi. Çevremizdeki eşyadan koptuk sanki, iyice sarıldık birbirimize. Kedi, Bora ve ben sarılıp bir yumak olduk. Soluğumuz, yüreklerimizin atışı bile durmuş gibiydi. Minnoş pencereye doğru hırlamasını sürdürüyordu, ama artık pek kendine güven duyan bir karşı çıkış değildi bu. 14