RABBİNİ TANI Allah her ne sarfederseniz bilendir. Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) sadaka vermedikçe asla iyi ye (hayra, takvâya, Allah ın rızasına) erişemezsiniz. Her ne sarfederseniz, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilen (ve onun mükâfatını veren)dir. (Al-i İmran/92) OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla Hac, bilinen aylar(da)dır. Kim o aylarda (niyetle ihrama girip) haccı yerine getirmeye azmederse, (bilin ki) hacda (eşiyle) cinsî ilişki kurmak, günah sayılan davranışlarda bulunmak ve kavga etmek/ağız dalaşı yapmak yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. Bir de (yol için) kendinize azık edinin. (Bilin ki) azığın en hayırlısı takvâdır (günaha sebep olan hareketlerden sakınmaktır). Ey akıl sahipleri! Yalnız benim emirlerime uygun yaşayıp karşı gelmekten sakınarak azabımdan korunun. (Bakara/ 197) Hac ibadetlerinizi bitirdiğinizde, vaktiyle (orada) atalarınızı (sevgi ve övgü ile) andığınız gibi, artık bundan böyle daha kuvvetli bir şekilde Allah ı anın. İnsanlardan kimi: Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) dünyada ver! der. Artık (böyle diyen) o kimseye ahirette hiçbir nasip yoktur. (Bakara, 200) Kim oraya girerse emniyette olur. Oraya (gitmeye) bir yol (imkan) bulabilen kimseye, Beyt(ullah) ı haccetmesi, Allah ın hakkı (olarak o kimseye farz)dır. Kim de (bunu reddeder de) küfre saparsa, (küfrü kendi aleyhinedir ve) şüphesiz Allah, bütün alemlerden müstağnidir (kimseye ihtiyacı yoktur). (Ali İmran, 97)
DÜŞÜNMEZ MİYİZ? Onlar Kur an( ın söyledikleri) üzerinde düşünmezler mi? Yoksa kalpler(inin) üzerinde kilitler mi var? (Muhammed/24) Rasulullah (a.s.): - Muhakkak ki ileride kapkaranlık geceler gibi fitneler olacak! buyurdu. "Onlardan kurtuluşun yolu nedir, Ey Allah'ın Resulü?" denildi. Rasulullah (a.s.): - Allah'ın kitabı ile! Onda sizden öncekilerin olayları, sizden sonrakilerin haberleri ve sizin de hükmünüz vardır. O, kesin çizgidir; şaka değildir. Her kim kibirlenerek onu terk ederse Allah onun belini kırar. Her kim ondan başka hidayet (doğru yol) ararsa Allah onu saptırır. O Allah'ın sapasağlam ipidir. O, apaçık bir nurdur. O hikmetli bir hatırlatmadır. O dosdoğru yoldur. Hevalar onun sayesinde kaymaz. Görüşler onun sayesinde dağılmaz. Âlimler ona doymazlar. Onun çokça tekrarı usanç vermez. Hayretengiz yönleri tükenmez. Her kim onun ilmiyle ilimlenirse ileri gider. Her kim onunla amel ederse ecirlenir (sevap kazanır). Her kim onunla hükmederse adalet eyler. Her kim ona tutunursa doğru yolu bulur" buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, 1/91 Dârimî, Fezâilü'l-Kur'ân, 1; Tirmizî, Sevâbü'l-Kur'ân 14, 2908)
YAŞAYAN KUR AN: Hz. MUHAMMED(SAV) O NDAN (SAV) BİZE Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e: - En üstün amel hangisidir? diye soruldu. - "Allah ve Resulün e iman etmektir" buyurdu. - Sonra hangisidir? denildi. - "Allah yolunda cihad etmektir" buyurdu. - Sonra hangisidir? denildi. - "Makbul olan hacdır" buyurdu. (Buhârî, Îmân 18, Hac 4, 34, 102, Umre 1, Sayd 26, Cihâd 1, Tevhîd 47; Müslim, İman 135, Hac 204, 437) Ebû Hüreyre radıyallahu anh dedi ki, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner." (Buhârî, Hac 4, Muhsar 9, 10; Müslim, Hac 438. ) İbni Ömer raıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak." (Buhârî, Îmân 1, 2; Tefsîru sûre (2), 30; Müslim, Îmân 19-22. )
HACCINIZ MEBRUR OLSUN! Allah-u Teala Hazretleri emir buyurmuş, mühim bir emir olarak... Bismillahir rahmanir rahim: (Ve lillahi alen nasi hiccul beyti menistetaa ileyhi sebila.) Bu Beytullah ı haccetmek, ziyaret etmek, usulüne uygun olarak hac vazifesini yapmak, Allah ın gücü yeten kullarının boynuna yazdığı bir fariza, bir vecibe... Bunu emretmiş Allah-u Teala Hazretleri... Elhamdü lillah, bu vazifeyi yapmağa çalışıyoruz. Hep duyuyoruz ki, Haccınız mebrur olsun! diyorlar. Biz de sizlere onu temenni ederiz şimdi: Allah, şu yaptığınız haccınızı mebrur bir hac eylesin... Sa yinizi meşkur bir sa y eylesin... Amellerinizi kabul eylesin... Günahlarınızı mağfiret eylesin... Bunları temenni ediyoruz. Ama, hac-ı mebrur nedir?.. Ne demek mebrur hac?.. Mebrur hac hakkında, benim gördüğüm bir iki hadis-i şerif var... Peygamber SAS den Cabir RA dan rivayet edildiğine göre: (Birrül hacci it amüt taam, ve tıybül kelam) Mebrur bir hac, haccın iyi olması, Allah ın seveceği tarzda güzel bir hac olması neyle olurmuş?.. Peygamber Efendimiz nasıl işaret buyurmuş: (it amüt taam) Yemek yedirmek, ziyafet çekmek... (ve tıybül kelam) Tatlı, hoş, güzel söz söylemek... İkisinin de altında yatan mana ne?.. Yemek yedirmek... Yani bu karşındaki adamın parası yok mu? Aç mı, açık mı?.. Bunun altında yatan mana gönül yapmak, gönlünü hoş etmek!.. Tatlı sözle de insan karşısındakinin gönlünü alabilir, yemek yedirmekle de... Bizim eve buyur, misafirimiz ol lütfen!.. Soframızı şereflendir; Allah ne verdiyse, bir şeyler yiyelim!.. diyorsun. O da bu yakınlıktan memnun oluyor. Geliyor evinize, sofranıza oturuyor. Bir samimiyet oluyor. Netice itibarıyla gönül yapmaktır. Peygamber SAS Hazretleri, şu bizim ziyaret ettiğimiz Kabe-i Müşerrefe ye dedi ki: Ya Kabe-i Müşerrefe! Ne kadar şereflisin, ne kadar mübareksin, ne kadar kıymetlisin!.. Amma, Allah a yemin olsun ki, mü minin kalbi senden daha kıymetlidir Allah indinde!.. dedi.
Bakın, Kabe ye ne kadar hürmet ediyoruz! Dönerken nasıl ağlıyoruz. Örtüsüne sarılıp nasıl gözyaşı döküyoruz. Ellerimizi duvarına yapıştırıp, yanağımızı taşlarına koyup, nasıl hüngür hüngür ağlayıp dua ediyoruz. Ne kadar kıymetli o Kabe!.. Bakın, milyonlarca insan, nice fedakarlıklarla buraya gelmiş, etrafında dönüyorlar. İzdihamdan kimisi eziliyor, ölüyor... Ötekiler yine korkmuyor, yine bu vazifeleri yapıyor. Ama Peygamber Efendimiz yemin ediyor, Vallahi mü minin kalbi senden daha şerefli, daha kıymetli!.. diyor. Muhterem kardeşlerim! Bu hadisi, Kabe yi ziyaret etmeyen bir insan anlayamaz!.. Ama Kabe yi ziyaret eden, Kabe ye insanların ne kadar hürmet ettiğini, ne kadar sevgi duyduğunu, nasıl ona itibar ettiğini gören bir insan, bu hadisin manasını canlı olarak yakalar. Mü minin kalbi Kabe den kıymetli... Onun için, galiba Molla Cami dir, Farsça bir söz söylüyor; diyor ki o sözünde: Kabe ki bünyad-ı Halil-i Azerest, Dil nazargah-ı Celil-i Ekberest. Kabe netice itibariyle Halil İbrahim Peygamber in bina ettiği bir yapıdır. Amma gönül, mü minin gönlü, Allah ın nazar ettiği, teveccüh eylediği bir mahaldir. Onun için Kabe yi ziyaret etmekten, gönül yapmak daha önemlidir. demiş. Şiirin baş tarafında öyle bir mana var İnsan, sevdiği için fedakarlık yapar. Mü min de çok çok sevdiği Rabbi için, nispeten sevilen malından, parasından fedakarlık yapar. Hani, Mal canın yongası... demişler. Para da seviliyor; çünkü, her şey parayla alınıyor. Allah için o da feda edilir Prof. Dr. Mahmud Es ad COŞAN
Bu köşenin içeriği KUR AN IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali nden alınmıştır. Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net