Yayın no: 154 ÇALIŞKANLIK ve SORUMLULUK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları Tashih: İbrahim H. Temel isbn: 978 605 5523 80 0 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye www.zafer.com - zafer@zafer.com twitter.com/zaferyayinlari - facebook.com/zaferyayinlari copyright 2011 1. Baskı: Ağustos, 2013 Bas kı-cilt: Altınoluk Matbaacılık, 0 212 671 07 07 Hazırlayan: Saide Nur Dikmen İllustrasyonlar: Sevgi İçigen
İÇİNDEKİLER Cüzdan...9 Fedakâr eşek ile tembel öküz...15 Çiçekçi amca...21 Beklenmeyen başarı...29 Küçük ellerin sırrı...37 Asla çok geç değildir...41 Köye giden piyano...49 İkinci kilometre...59
Senarist olamayan başkan...65 Bay Washington...73 Canı sıkılan prens...79 Meşe palamudu...87 En zeki öğrenciler...99 Bir günlük tatil...105 Ümitli kurbağa...113 Karga ile sürahi...119 Emeğin karşılığı...123
CÜZDAN EMIR VE BABASI, akşam karanlığında evlerine doğru yürüyorlardı. Birden babasının ayağına bir şey takıldı. Yere baktı. Bu bir cüzdandı. Eğilip yerden almaya çalıştı ama yapamadı. Çünkü iki eli de market poşetleriyle doluydu. Bu yüzden Emir e dönüp: Oğlum, bak birisi cüzdanını düşürmüş. Kim bilir ne kadar çok aramıştır. Sen eğilip alır mısın? En yakındaki karakola götürüp bırakırız. Sahibi de oraya gider ve alır dedi. 9
Emir ofladı, pufladı. Ne gerek vardı şimdi buna. Kiminse kimindi! Yerden almaya çok üşendi. Ama Üşeniyorum da diyemedi babasına. Baba boşver, almayalım. Sahibi kimse gelir, bulur. Hem bu akşam maç var. Olmaaaz! Eve geç kalamam dedi ve yürümeye devam etti. Babası oğlunun bu umursamaz tavrına hiçbir şey demedi. Elindeki poşetleri bir kenara koydu. Eğildi ve cüzdanı aldı. Hızlı adımlarla oğluna yetişti. Eğer yorulduysan sen eve gidebilirsin Emir. Ben bu cüzdanı karakola bırakacağım. Emir karanlıkta eve tek başına gitmek istemiyordu. Ama maçı da kaçırabilirdi. Biraz düşündü. Sonra da istemeye istemeye babasının peşinden gitti. Kısa süre içinde karakola gelmişlerdi. İçeride yaşlı bir teyze vardı. Gözleri yaşlı bir şekilde polislere bir şeyler anlatıyordu. Torunlarımın ilaç paraları vardı o cüzdanda. Emekli maaşımı da yeni çekmiştim. Şimdi ben nereden bulurum o kadar parayı, nasıl alırım o ilaçları? Babası elindeki cüzdanı bir polise teslim etti. Polis cüzdanı açtı ve içindeki kimliğe baktı. Bir saattir ağlayan yaşlı teyzeye aitti bu cüzdan. Teyzenin yanına gitti. Hadi yine iyi günündesin teyzeciğim. Bak bu ufaklıkla babası senin cüzdanını bulmuş- 10 11
lar. Al bakalım diyerek teyzeye verdi cüzdanı. Yaşlı Teyze çok mutlu olmuştu. Gözyaşlarını sildi ve Emir in yanına geldi. Allah senden razı olsun evladım. Sen çok iyi bir çocuksun. Babana da teşekkür etmek lazım, böyle bir evlat yetiştirdiği için dedi babasına bakarak. Sonra da Ben de eczaneler kapanmadan yola koyulayım. Bizim bıcırıklar evde beni bekler dedi ve ağır ağır yürüyerek karakolun kapısından çıktı. Emir ne diyeceğini bilemedi. Cüzdanı ben değil, babam getirdi demesine bile fırsat vermemişti kadın. Babasına baktı. Tam bir şeyler diyecekti ki babası ondan önce davrandı. Geç kalmayalım Emir. Maç başlamak üzere! dedi gülümseyerek. Babası üşengeçliğini yüzüne vurmamıştı. Sanki her şeyi Emir yapmış gibi davranmıştı. Dışarıdan bakınca çok önemsiz bir şey gibi gözüküyordu ama Emir için öyle değildi. Babası tek bir hareketiyle yaşlı teyzeyi nasıl da mutlu etmişti! Eve gidene kadar yol boyunca üşengeç olmasını düşündü, durdu Emir. Kararını vermişti. Bundan sonra asla ama asla en ufak bir şeye bile üşenmeyecekti. 12 13
FEDAKÂR EŞEK İLE TEMBEL ÖKÜZ KÜÇÜK BIR KASABADA bir eşek ve bir öküz vardı. Sahipleri olan Hilmi Amca, her sabah erkenden kalkardı. Önce eşek ve öküzün yemlerini, sularını verirdi. Sonra da kendi kahvaltısını yapar ve tarlasına doğru yola koyulurdu. Hilmi Amca nın yoğun işleri arasında, öküze biraz daha fazla iş düşerdi. Toprağı sürmek için Hilmi Amca öküzü ile çalışırdı. Sabanı öküzüne bağlar, sabahtan akşama kadar tarlada bir o tarafa bir bu tarafa giderdi. Sert toprağı böyle yumuşatırdı. 15
Eşeğine ise haftada bir gün şehirde kurulan pazara giderken binerdi. Pazarda satacağı ürünleri sepetlerle eşeğe yüklerdi. Pazar sonrası şehirden tuz, yağ, şeker gibi ihtiyaçlarını satın alarak köye geri dönerdi. Yani eşeğin yaptığı tek şey haftada bir şehirdeki pazara gidip, gelmekti. Öküz, eşeğin bu rahatlığını çok kıskanırdı. Akşamları ahırda karşılaştıklarında öküz günün yorgunluğuyla inler, eşeğe de az çalıştığı için sitem ederdi. Yine böyle çok yorgun geçen bir günün ardından öküz hayatından şikâyet ediyordu. Eşek, öküzün bu haline acıdı. Bir fikrim var sevgili arkadaşım. Biraz sonra sahibimiz bize saman getirecek. Sen hiçbir şey yeme. Hatta ayakta da durma. Samanların arasına çök, başını da yere koy. Seni hasta oldu sanacak ve yarın seni rahat bırakacaktır. Gerçekten de eşeğin söylediği gibi oldu. Hilmi Amca, öküzünün hasta olduğunu düşünüp ertesi gün onu tarlaya götürmedi. Ama işlerinin aksamaması için eşeği götürdü tarlaya. Eşek bütün gün tarlada çalışmaktan çok yorulmuştu. Öküzün hakkı varmış. Gerçekten de bu iş dayanılacak gibi değil diye düşündü eşek. Akşam eve döndüğünde öküz yine yerde yatıyordu. Bütün gün dinlenmek, yan gelip yatmak çok hoşuna gitmişti. Öküz bu numa- 16 17
rayı sürdürmekte kararlıydı. Eşek ise arkadaşının biraz olsun dinlenmesine, onun için fedakârlık yaptığına sevindi. Eşek üç gün öküzün yerine işe gitmek zorunda kaldı. Ama tarla sürmek hiç ona göre değildi. Daha fazla dayanacak hali kalmamıştı. Yorgunluktan sesini bile çıkaramıyordu. Arkadaşı öküzün de yerinden kalkmaya hiç niyeti yoktu. Üçüncü günün akşamında ahıra geldiğinde öküze şöyle dedi: Bana bak dostum! Pek üzerime vazife değil ama sabah tarlaya giderken duydum. Sahibimiz yolda giderken tarla komşusuyla konuşuyordu. Ona ne dedi biliyor musun? Şu bizim tembel öküz yarına kadar iyileşmezse kesip etini satacağım! Bence senin iş başına koyulma zamanın geldi de geçiyor. Benden söylemesi! Öküz, eşeğin söylediklerinden çok korkmuştu. Bir anda bağırmaya ve ahırın içinde tepinmeye başladı. O sırada Hilmi Amca bu sesleri duydu ve ahıra gitti. Öküzünün ayakta olduğunu ve hasta olmadığını fark edince çok sevindi. Onu okşadı, sevdi ve ertesi güne gücünü iyice toplaması için yemini biraz daha arttırdı. Öküz tembelliği yüzünden başına neler gelebileceğini anlamıştı. O günden sonra asla işinden şikâyet etmedi. Her gün üstüne düşen görevi yapmaya devam etti. 18 19
ÇİÇEKÇİ AMCA TALHA onunla ilk defa yeni evlerine taşınırken karşılaşmıştı. Yardım etmemi ister misin ufaklık? demiş ve elindeki oyuncak kutusunu alıp evin kapısına kadar götürmüştü. Talha ertesi sabah odasının penceresinden bakarken, onu bahçelerindeki çiti tamir ederken görmüştü. Taşınırken yardım ettiği için ona teşekkür edememişti. Bu yüzden koşarak evden çıktı. Talha, bu sevimli amcanın yanına geldiğinde, o elindeki kazmayla toprağı kazmaya başlamıştı bile. Talha tam neden kazdığını soracaktı ki: 21