ÖRGÜTSÜZ BİR HALK KOLAY AVDIR! ÖRGÜTLÜ HALK İSE YENİLMEZDİR!

Benzer belgeler
Polis Taksim Meydanı'na girdi

Cumhuriyet Halk Partisi

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi:

Bölüm 18. Demokrasi Mücadelesinde Odamız

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi:

Cumhuriyet Halk Partisi

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DİYARBAKIR ŞUBESİ 17. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRE

Günlük Kent Gazetesi

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. YÜRÜYÜġ ve MĠTĠNGLER

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Kasım 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ÇALIŞMA DÖNEMİNDE ANKARA İKK ÇALIŞMALARI

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için

2016 YILI İLK 9 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Gezi Parkı Araştırması. GEZİ PARKI ARAŞTIRMASI Kimler, neden oradalar ve ne istiyorlar?

SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER EYLEM VE ETKİNLİKLER

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

Neden TMMOB? Kıyı Kanunu, Mera Kanunu, 2B Kanunu gibi yasal düzenlemelere, Kentlerin yağmalanmasını amaç edinen kentsel dönüşüm politikalarına,

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Necla Akgökçe den bilgi aldık. - İlk olarak ülkede kadınların iş gücüne katılım ve istihdam konusuyla başlayalım isterseniz

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ NEDİR? GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İÇİN

Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız!

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ

Günlük Kent Gazetesi

ÖZ GIDA-İŞ. e-devlet. İşçi Sendikaları Üyelik İşlemleri. Öz Tütün, Müskirat, Gıda Sanayi Yardımcı işçileri sendikası

İlerici Kadınlar Kimdir?

TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ MERKEZ TRAVMA BİRİMİ GEZİ PARKI EYLEMLERİNDEN ETKİLENENLERE YÖNELİK PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMALARI. 1 Haziran-30 Ağustos 2013

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

2.9. TMMOB,İKK,ÖKP,AEMÖP VE NKP İLİŞKİLER

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 6 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO-

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 9 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO-

Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler

1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA!

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

2016 YILI İLK 6 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

16. bölüm. demokrasi mücadelesinde şubemiz

Direnişteki Trakya Otocam işçileriyle söyleşi

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

Albert PERSONS isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek sözlerini söyledi:

DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ŞUBEMİZ

MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

Asgari ücret 1900 net! DİSK ten basın açıklaması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik

İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli

BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI

SENDİKA ÜYELİĞİNİN KAZANILMASI VE SONA ERMESİ İLE ÜYELİK AİDATININ TAHSİLİ HAKKINDA YÖNETMELİK. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

7. dönem çalışma raporu SOSYAL ETKİNLİKLER. EMO Kocaeli Şubesi

AĞUSTOS 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

gezi direnişin ve dirilişin simgesi oldu

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : Tarih:

Diyarbakır ve Yüksekova da kayıplarının failleri soruldu

Koç Üniversitesi nde neler oluyor?

MESLEK ÖRGÜTÜNÜN GöREV ÇAĞRISINA KATILMAK SUÇ MUDUR? BU NEDENLE HUKUKİ BİR YAPTIRIM UYGULANABİLİR Mİ?

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : Tarih:

KASIM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Barbaros. bayram (!) R E K L A M L A R I N I Z İ Ç İ N : Günlük Kent Gazetesi.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : Tarih:

MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Destek Personeli Eğitimleri

Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu

KASIM 2011 FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

2006 Yılı Türkiye Đnsan Hakları Đhlalleri Bilançosu

HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ!

2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU

Devrim Öncesinde Yemen

Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi

EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NOLU ŞUBE MALİ ÇALIŞMALARIMIZ. Mali Sekreterlik. Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Mart Mart 2011 Şube Çalışma Raporu

ŞUBAT 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

OCAK 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Günlük Kent Gazetesi

Transkript:

Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Özel Sayı Temmuz 2013 Fiyatı: 1,00 TL ÖRGÜTSÜZ BİR HALK KOLAY AVDIR! ÖRGÜTLÜ HALK İSE YENİLMEZDİR! POLİS ÇADIRLARI DHL İŞÇİLERİNDEN ANILDI SÖKTÜ... PROTESTO 15-16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ KATLİAMIN 20. YILINDA MİTİNG Tunus Dersleri Güvercin Anıldı Emekçiler Torba'ya Girmeyecek!

GEZİ PARKI DİRENİŞİ VE İŞÇİ SINIFI 2 Gezi Parkı ile başlayan ve tüm ülkeye yayılan direniş biçim değiştirerek sürüyor. Mücadele toplantılarla, etkinliklerle ve birçok ilde sürdürülen park forumları ile devam ediyor. Devletin gözaltılar ve tutuklamalarla direnişle hesaplaşmaya çalışması da sürüyor. Geçen sayımızda Gezi Parkı direnişi üzerinde durmuş ve başyazımızı kapitalizmi yıkma mücadelesinin gerçek öznesi üreten, bütün değerleri yaratan sınıf, işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı önderliğinde emekçi sınıflar harekete geçmeden, sömürü sistemlerini devirmek mümkün değildir. Bütün bunları öğrenmek, bilinçlenmekte yetmez. Örgütlenmeliyiz. sözleriyle bitirmiştik. Bu yazımızda Gezi Parkı direnişini işçi ve emekçilerin durumu üzerinden değerlendirerek yukarıdaki sözümüzü açıklamak istiyoruz. Gezi Parkı direnişinin en önemli yanı tüm ülkede milyonlarca insanın şu veya bu şekilde kendiliğinden direnişe geçmiş olmasında yatıyor. Bunun yanında en önemli sorunu da bu milyonlarca insanın ezici çoğunluğunun örgütsüz olmasındadır. Aynı güç örgütlü olmuş olsa idi direnişin ortaya çıkaracağı sonuç andaki sonuç ile kıyaslanamayacak kadar büyük olurdu. Hiç şüphesiz bizce en güçlü ve etkili örgütlülük işçi sınıfının örgütlülüğüdür. Ancak biz örgütlülüğü sadece işçi sınıfının örgütlülüğü ile sınırlamıyoruz. Ezilen, sömürülen diğer tüm sınıf ve katmanların da örgütlülüğü gerekmekte, işçi sınıfı yürütülen mücadelenin öncüsü olmalıdır. Gezi Parkı direnişine katılanların, militan bir mücadele sergileyenlerin büyük çoğunluğunu öğrenci gençlik oluşturuyordu. Harekete damgasını vuran sınıf küçük-burjuvaziydi. Bunun yanında direniş içerisinde hiçte azımsanmayacak kadar işçi ve emekçi de yer aldı. Bu işçi ve emekçilerin arasında sendikalarda örgütlü kesimlerde çoğunluktaydı. Ama sendikalar yoktu, olamadı. İlk olarak KESK Gezi Parkı Gezi parkı direnişinin en önemli yanı tüm ülkede milyonlarca insanın şu veya bu şekilde direnişe geçmiş olmasında yatıyor. Bunun yanında en önemli sorunu da bu milyonlarca insanın ezici çoğunluğunun örgütsüz olmasındadır. Aynı güç örgütlü olmuş olsa idi direnişin ortaya çıkaracağı sonuç andaki sonuç ile kıyaslanamayacak kadar büyük olurdu. direnişinden önce kararlaştırdığı ve 5 Haziran da yapacağı grevi Gezi Parkı direnişi ile birleştirerek 4 Haziran gününe çekti.kesk in aldığı karara göre polis şiddetini protesto etmek için 4 Haziran günü işyerlerine siyah kıyafetler ve bantlarla gidilecek, saat 12.00 de greve çıkılacaktı. Grev 5 Haziran günü de sürdürülecekti. Daha sonra DİSK, TTB ve TMMOB de KESK in grevini destekleyeceğini açıkladı. 240 bin üyesinden dem vurarak bu kararını açıklayan KESK in grevi, grev olarak gerçekleşmedi. 4 Haziran günü öğle saatlerinde her zamanki türden basın açıklamaları ile grev gerçekleştirildi. 5 Haziran günü de biraz daha kalabalık olarak aynı tabloyu gördük. KESK üyelerinin bulunduğu kamu dairelerinde ise durum sıradan bir günden farksızdı. Günlük çalışma devam etmekteydi. DİSK in greve desteği de yapılan yürüyüş ve basın açıklamalarına yöneticilerin ve çok az sayıda işçinin katılımı ile gerçekleşti. Sendikaların durumunu bilen bizler açısından bu sürpriz değildi. Ancak duyarlılığı olağanüstü derecede artmış olan kitleler KESK in 240 bin üyesiyle yapacağı grevi dört gözle bekler olmuştu. Bunun yanında işçi sendikalarının da grev kararları alarak harekete geçmesi bekleniyordu. 1970 yılında gerçekleşen 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi bir fırsat olabilirdi. DİSK grev kararı alarak hayatı durdurabilirdi. Oysa öyle olmadı, 15-16 Haziran da DİSK 13 bölgede etkinlik, yürüyüş ve basın açıklamaları yapmakla yetindi. Nihayet 17 Haziran da KESK, DİSK, TTB, TMMOB ve TDB genel grev kararı aldı. DİSK ve KESK öncülüğünde oda ve birlikler İstanbul da saat 16 da Taksim e yürümek istediler. Polis izin vermedi, görüşmeler yapıldı ama polis ikna edilemeyince Taksim e yürünmekten vazgeçildi. Diğer illerde de benzer şekilde ve genelde direnişin olduğu parklara doğru yürüyüşler yapıldı. Sonuç itibariyle bu grevde grev olarak değil, eylemlerle geçmiş oldu. Günlük yaşam devam etti. Elbette bu durum bir sürpriz değil. Çünkü hem memur, hem de işçi sendikalarının örgütlülük durumu içler acısı. Gezi parkı direnişi sendikaların bu içler acısı durumunu geniş kitlelere de göstermiş oldu. Çünkü grev, grev demekle, eylemlerde sürekli Genel grev, genel direniş sloganları atmakla, sendikaları göreve çağırmakla olmuyordu. Bu çok daha ciddi, sabırlı ve kararlı bir iştir. İşyerlerinden, kendi üyelerinden bile uzak olan sendikaların büyük çoğunluğu için bırakalım hayatı durdurmak, orta ölçekli bir işletmede işi durdurmak bile hayaldir. Hatırlanacağı üzere 22 Nisan da Tek Gıda-İş Sendikası Çaykur da ilk kez greve çıktı. Tek Gıda-İş Sendikası anlaşmazlıkla sonuçlanan görüşmelerden sonra grev silahını kullanmak istedi. 58 işyerinde 9 binden fazla örgütlü işçi greve çıkacaktı. Sendika Çaykur un uzlaşmaz tutumuna karşı bu gücünü öne sürüyordu. Ancak grev daha başladığı gün, yeterli katılım olmadığı, Çaykur un greve karşı 7 bin civarındaki mevsimlik işçiyi işe çağırması ve bu işçilerinde grev kararına uymayarak işbaşı yapmış olmalarından dolayı sona erdi. Bu durum Tek Gıda-İş Sendikasının durumunu somut olarak gözler önüne serdi. Sendikalar yeni haklar elde etmek bir yana, üyelerinin en basit haklarını bile koruyamaz duruma geldiler, getirildiler. Bu konuda sermaye ve temsilcileri ellerinden geleni yapıyorlar. Sorun burada değil. Sorun bir bütün olarak sendikalarda, işçi sınıfından yana olan örgütlenmelerdedir. Sendikaların toplam örgütlülüğü çalışanların %10 unu bile bulmamaktadır. Örgütlü olanların önemli bir bölümü de kağıt üzerinde üye konumunda. Yani sendikaların gerçek anlamda hayatı durdurabilecek güçleri yoktur. Andaki en önemli sorun bu iken, sendikaların bu gücünü bilen veya bilmesi gereken sınıftan yana birçok örgütün hala eylem-

lerde Genel grev, genel direniş sloganlarını atması ve sendikaları göreve çağırması bilinç bulanıklığı yaratmaktan başka bir şey değildir. Eğer hastalığı teşhis edemezseniz, doğru reçete yazamazsınız. Sendikaların gücünü ve durumunu bile bile genel grev sloganları atarsanız, en basit eylemleri bile grevmiş gibi değerlendirirseniz, kitlelerin sınıfın gücünden ve öncü rolünden şüphe duymasını sağlarsınız. Yıllarca bu yapıldı ve hala yapılıyor. Sendikaların önemli bir bölümü sarı, sınıf uzlaşmacı, işbirlikçi bir konumda durmaktadır. Sendikaların başına sendika bürokrasisi çöreklenmiştir. Çok az sayıdaki sendikanın mücadeleci konumda olması bu gerçeği değiştirmemektedir. Kısacası sendikal alanda durum içler acısıdır. Sonuç itibariyle, sendikaların Gezi Parkı direnişinde çok aktif bir rol üstelenebilecek durumları olmamıştır. Mücadeleci olarak tanımlayabileceğiz birkaç sendika bile alanlara çıkmamış, birçok ilde parklarda sürdürülen direnişlere aktif destek vermemiştir. Sınıfın ve sendikalarının durumu budur. Bir tek işçi sınıfı üretimden gelen gücünü kullanarak sermayeye ve onun tüm partilerine diz çöktürebilir. Bu gerçeği bilerek hareket etmek zorundayız. Gezi Parkı direnişi bu anlamda hem sendikaların var olan gücünü/güçsüzlüğünü göstermesi, hem de halkın diğer kesimlerinin örgütsüzlüğünü gözler önüne sermesi açısından büyük bir rol oynamıştır. Bu yüzden görev öncelikle sarı, işbirlikçi, sınıf uzlaşmacılara karşı mücadele ederek işçi sınıfını örgütlenmektir. Diğer taraftan işçi sınıfının kendi sınıf partisi önderliğinde ezilen ve sömürülen diğer kesimleri de örgütlemek gerekmektedir. Aksi halde birçok isyan burjuvazinin ayak oyunları ile kolayca bastırılabilecektir. Örgütsüz bir halk egemenler için kolay avdır. Örgütlü halk ise yenilmezdir. Şimdi hedef örgütlenmek, örgütlenmek ve örgütlenmektir. 06.07.2013 SEN DİSK GENEL SEKRETERİ ARZU ÇERKEZOĞLU'NA BÖYLE DAVRANAMAZSIN! Bugünlerde Başbakan RTE ve AKP hükümetine tepki konulacak çok şey var şüphesiz... Ve her kesimden de farklı tepkiler yükseliyor. Ancak Başbakanın bir davranışı var ki, sınıf bilinçli işçiler buna kesinlikle tepkisiz kalmamalı! Hürriyet gazetesinde çıkan habere göre (ki AKP teşkilatının açıklamasında bir nevi doğrulanıyor) Başbakan RTE Gezi Parkı Direnişi nedeniyle yaptığı görüşmelerden birinde söz alan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu nu Haddinizi bilin, sizin haddinize mi bize sosyoloji öğretmek diye azarlıyor ve öfkeyle ayağa kalkıyor ve kızı Sümeyye tarafından yatıştırma amacıyla dışarı çıkartılıyor. Olayın nasıl geliştiğini DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu Hürriyet gazetesine şöyle açıklamış: Çerkezoğlu, toplantıda söylediklerini şöyle aktardı; Sayın Başbakan a hitaben Siz de çözüm istiyorsunuz, biz de çözüm istiyoruz. Ancak bunu sadece mimari bir proje sorununa indirgemek yanlış olur. Eğer biz bu toplantıyı 25 Mayıs ta yapıyor olsaydık, haklı olurdunuz, sadece mimari bir projeden bahsederdik. Ancak geçen 17 günde bu ülkede başka bir şey yaşandı. Gezi eylemlerine katılan yüzbinlerce insan, bir irade ortaya koydu. Siz gerek bu toplantıda, gerekse daha önceki konuşmalarınızda hep halkın iradesinden bahsediyorsunuz. Biz de bu kelimeyi çok seviyoruz. Halkın iradesi önemlidir. Olay mimari bir mesele değil, toplumsal bir gerçekliğe dönüşmüştür. 17 gün içinde olaylarda 4 ölüm olayı yaşanmış, binlerce kişi yaralanmıştır. Artık bu olay sadece Gezi parkıyla ilgili olmaktan çıkmıştır. Artık ortada toplumsal ve sosyolojik bir durum vardır. Buna karşı da bir şeyler söylemek zorundasınız dedim. Çerkezoğlu nun bu sözleri üzerine salonda bir gerginlik yaşandığı, Başbakan Erdoğan ın da bir siyasetçi olarak sosyolojiyi iyi bildiğini söylediği belirtildi. Yaşanan kısa gerginliğin ardından, önce Başbakan Erdoğan, ardından da kızı ve danışmanı Sümeyye Erdoğan toplantı salonundan ayrıldı. (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23510391.asp) Bu olay tepkisiz kalınamayacak kadar önemlidir: Bir Başbakan ın kimseyi azarlama hakkı yoktur, hele hele bir sendikanın Genel Sekreterini azarlama hakkı hiç yoktur! RTE nin DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu na yönelik davranışı tam bir pederşahi, üstün erkek tavrıdır ve bu red ve teşhir edilmek zorundadır. RTE nin karşısında konuşan, ister beğenelim ister beğenmeyelim, işçi sınıfının bir kesiminin örgütlü olduğu bir sendika, bir kitle örgütünün temsilcisidir. Evet, DİSK i gerçek bir sınıf sendikası olmadığı noktasında beğenmiyor, eleştiriyoruz. Ve bu reformist-sendikanın andaki Genel Sekreteri olması sıfatıyla Arzu Çerkezoğlu da bu eleştirilerimizin hedefidir şüphesiz. Ancak bu doğrular, bizim Arzu Çerkezoğlu şahsında genelde işçi sınıfına, özelde de işçi ve emekçi kadınlara yapılan hakareti sineye çekeceğimiz anlamına gelmez! Şu açık bir gerçektir ki, Arzu Çerkezoğlu, erkek egemen olan DİSK teşkilatı içinde bir kadın sendikacı olarak zorlu bir mücadeleyle yönetime kadar yükselebilmiştir. Onun DİSK Genel Sekreterliğine kadar yükselebilmiş olması sendikayı erkek egemen olmaktan çıkarmamaktadır. Onun kat etmiş olduğu zorlu yol, erkek egemen sendikaların kadın sendikacılara yer açmaya karşı nasıl direndiklerinin göstergesi olmaktadır. Ve şurası çok açık ki, sendikadaki ve toplumdaki erkek egemen zihniyete rağmen DİSK Genel Sekreteri pozisyonuna gelen Arzu Çerkezoğlu bir kadın yönetici olarak her gün her saat kendini kabul ettirme mücadelesi yürütmek zorunda kalmaktadır. Başbakanın öfkesine ve hakaretine maruz kalmış olmak da işte buna tekabül etmektedir. Ve yine görülen o ki, Arzu Çerkezoğlu çok yalnızdır. Olayın hemen ardından DİSK Yönetim Kurulunun resmi bir sen benim Genel Sekreterime hakaret edemezsin! açıklaması olmamıştır. Bundan sonra gelse de bu tespitimizi değiştiremez, tam tersine ancak ve ancak ataerkil zihniyete karşı durma refleksinin ne durumda olduğunun göstergesi olur. Başbakanın böylesine ölçüsüz davranabilmesinin esas nedeni, karşısında kitlesel olarak örgütlü gerçek sınıf sendikasının bulunmamasıdır. Görev işçi sınıfı ve emekçilerin toplumsal gücünü dayatan gerçek sınıf sendikalarının yaratılmasıdır. Böylesi sınıf sendikaları ataerkilliği aşarak gelişecektir. Sınıf bilinçli işçi ve emekçilere bu konuda çok görev düşüyor. Öyleyse hemen işimize koyulalım: İşyerinde, sendikada ve toplumda her türden erkek egemenliğine karşı mücadelemizi yükseltelim. Ne AKP saltanatı - ne Kemalist diktatörlük! Evde-sokakta-sendikada kahrolsun erkek egemenliği! 17.06.2013 Yeni işçi dünyası okuru 3

15-16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ ANILDI 4 İşçi sınıfının gücünü gösterdiği 15-16 Haziran büyük işçi direnişi 43. yılında anıldı. Adana da bulunan DİSK e bağlı sendikalar 15 Haziran Cumartesi günü saat 18.30 da Genel-İş Sendikası Adana Şubesi önünde bir araya geldi. KESK ve diğer demokratik kitle örgütleri de eyleme destek verdiler. Genel-İş önünde sendika temsilcileri ve işçiler beklerken Atatürk Parkından devrimci/sol kurum ve partiler destek yürüyüşüne geçtiler. İki grup Genel-İş önünde birleştikten sonra Büyükşehir Belediyesi önüne doğru yürüyüş başladı. Yürüyüş boyunca, Faşizme karşı omuz omuza!, Yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz!, Her yer Taksim her yer direniş! sloganları atıldı. Atatürk Parkına gelindiğinde burada bir basın açıklaması yapıldı. DİSK adına Bölge Temsilcisi Kemal Aslan basın açıklamasını okudu. Açıklamada 15-16 Haziran büyük işçi direnişi selamlandı ve kitlelerin 43 yıl sonra yine Haziran ayında direnişe geçtikleri belirtildi. Polisin saldırıları ve AKP nin tutumu eleştirildi. Yapılan basın açıklamasının ardından Çukurova Eşcinsel İnisiyatifi üyeleri bir basın açıklaması yaptılar. Çukurova Eşcinsel İnisiyatifi nden çağrı Çukurova Eşcinsel İnisiyatifi üyeleri Adana daki Taksim Gezi Parkı direnişine ilk gününden bu yana aktif destek verenlerden. İnisiyatif üyeleri yaptıkları açıklama ile bir eşcinselin daha hayatına mal olan homofobik ahlakı kınadılar. İnisiyatif adına konuşan Sait Can Türkiye de yaşayan lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüellerin nefret ve şiddete maruz kaldıklarını belirtti. Sait Can inisiyatif adına son olarak ailesinin homofobik baskısı nedeniyle 13 Haziran da 22 yaşındaki Cenk in intihar ettiğini açıkladı. Can Cenk in ölümüne ailesinin ve toplumun homofobik/transfobik ahlakının neden olduğunu belirtti. Açıklamada şöyle denildi: Türkiye de yaşayan Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseksüeller olarak sürekli bir nefret ve şiddete tanık olmaktayız. Cinsel yönelim veya cinsiyet kimliklerimiz nedeniyle yaşadığımız baskılar, bizi ya gizlenmeye ya da açılarak mücadeleye mecbur kılmaktadır. Bazen direkt olarak hayati tehlike nedeniyle bazen de işimizi, arkadaşımızı ya da ailemizi kaybetmek korkusuyla gizlenmek zorunda bırakılmamız onurlu yaşam hakkımızı açıkça elimizden alırken, bunun karşısında durmak ve açılma cesareti göstermek ise bizi bir ölüm kalım savaşıyla burun buruna getirmektedir. ( ) LGBT intiharları toplumsal cinayettir. Bildiğiniz gibi ülkemizde insanlar, eşcinsel, travesti yahut transseksüel olduğu için neredeyse her gün öldürülmekteler. Gazetelerin üçüncü sayfaları bu sözümona marjinal kimliklerin trajik hikayeleriyle doludur. Ancak gazetelerde yazılmayan bir tür cinayet daha vardır; Toplumsal Cinayet. Bu cinayetler kendini masum bir İNTİHAR şeklinde gösterse de bunun temelinde homofobik /transfobik nefretin olduğu gerçeği su götürmez. ( ) Biz Adanalı LGBT ler ve Atatürk Parkı Direnişçileri olarak kendi doğurduğu yavrusuna sahip çıkmaktan utanmış bu aileyi ve onların evlat kanıyla kirlenmiş ahlaklarını kınıyoruz! Olay bir intihar olduğu için yasal olarak bir suçlu arama şansımız yok. Ama biliyoruz ki bu bir dolaylı cinayettir. Ve suçlu, gelenek görenek maskesi altında vahşi bir canavar gibi aramıza sızan ve toplumsal birliğimize karşı büyük bir tehdit oluşturan homofobik/transfobik ahlaktır. Bu ahlak, evlerimizde, okullarımızda, işyerlerimizde, siyasilerin kürsülerinde her gün yeniden yaratılmakta ve neredeyse kutsal bir anlama bürünmektedir. Biz bu ezberci nefretin bir an önce durmasını, tüm transfobik/homofobik şiddet mağdurlarının haklarının savunulmasını, LGBT bireylere karşı olanlar da dahil tüm nefret cinayetlerinin sorumlarının bulunmasını ve yargılanmasını talep ediyoruz. Gerçek barış, toplum içerisindeki bütün bireylerin özgürlüğü ve eşitliği ile mümkün olacaktır. Cenk in intiharı son nefret trajedisi olsun Yapılan açıklama Eşcinsel/ Transseksüel kanlarıyla kirlenmiş ahlakınız batsın! Homofobik/ transfobik cinayetlere son! denilerek bitirildi. Açıklama sonrasında alanda bulunanlar Susma haykır, eşcinseller vardır sloganı atarak İnisiyatif üyelerine destek verdiler. 17.06.2013

15-16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİNDEN TAKSİM GEZİ DİRENİŞİNE Adana da, Yeni Dünya İçin Çağrı olarak, 16 Haziran Pazar günü İHD de 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişinden Taksim Gezi Parkı Direnişine Benzerlikler, Farklılıklar, Dersler başlığı altında, serbest kürsü tarzında bir tartışma toplantısı düzenledik. Toplantımızın bir gün öncesinde yani Cumartesi günü polis başta Taksim olmak üzere direnişe katılan tüm illerdeki eylemcilere saldırdı. Adana da da polis Atatürk Parkı nda direnen kitleye saldırdı ve kurulan çadırlarla küçük kütüphaneyi yıktı. Bütün gece çatışmalar yaşandı. Bu nedenle katılım düşündüğümüzün altında kaldı. Toplantımızı bir hafta öncesinde kararlaştırmış ve duyurusunu yapmıştık. Bu nedenle ve bu saldırıların sıcağı sıcağına tartışılmasının verimli olacağını düşündüğümüzden iptal etmeyi ya da ertelemeyi düşünmedik. Toplantı YDİ ÇAĞRI adına kısa bir sunumla başladı. Sunumda 15 16 Haziran işçi direnişinin gelişmesi, direnişin patlak vermesi ve sonuçlarına kısa tezler halinde yer verildi. Bu direnişin kendiliğinden bir hareket olduğu, M-L bir önderlikten yoksun olduğu vurgulandı. Öte yandan bu direnişin işçi sınıfına kendi gücünü gösterdiğini, işçilerin örgütlü olduklarında karşılarında hiçbir gücün duramayacağını ispatladığı ifade edildi. Ardından Gezi Parkı direnişlerinin de arka planı ve gelişimi kısaca anlatıldı. Gezi parkı direnişlerine gelmeden önce AKP nin nasıl iktidara geldiği anlatıldı. 80 yıldır uygulanan baskıların AKP yi iktidara taşıdığı, ordu vesayetine AKP döneminde son verildiği, paşaların, askerlerin yargılandığı ve tutuklandığı ifade edildi. Kürt sorununa ilişkin çözüm sürecinin de yine AKP hükümeti döneminde başlatıldığı söylendi. AKP nin iktidarını pekiştirdiği bu uygulamaların devamında örneğin yeni içki yasası düzenlemesi, eğitim sistemindeki değişiklikler, çoğunluk oyuna dayanan baskıcı tutum, eleştirilere karşı tahammülsüzlük gibi faşist uygulamalarda bulunmaya başladığı söylendi. Gezi parkı direnişinin ülkelerimiz tarihinde bir ilk olduğu vurgulandı. İlk kez tabandan demokrasi sesinin bu kadar gür bir şekilde yükseldiği, direnişlerin hızlı ve ani bir şekilde yaygınlaştığı ifade edildi. Bu direnişin de kendiliğinden bir hareket olduğu, ama direnişlerin yayıldığı alan, direnişlere aktif katılan kitlelerin sayısı ve nitelikleri bakımından 15-16 Haziran işçi direnişinden farklı olduğu ve eylemlerde ulusalcıların büyük etkisi olduğu vurgulandı. Aynı zamanda kitlelerin örgütsüz oluşları ve bu harekete öncülük edecek güçlü bir komünist partisinin eksikliğine dikkat çekildi. Sunumun ardından tartışma bölümüne geçildi. Bu bölümde en çok, Gezi Parkı direnişlerine Kürt hareketinin sınırlı desteği, 15-16 Haziran direnişi ve Gezi Parkı direnişinin içerik olarak farklılıkları, sendikaların, işçi ve emekçilerin bu direnişe katılımı, devrimcilerin bu sürece dahil olması konuları üzerinde duruldu. 15-16 Haziran direnişinin, sınıfın üretimi durdurmasıyla içerik olarak devrimci olduğu, sendikaların, iki günlük grev dışında sınıfın bir hareketi olmadığı söylendi. Devrimcilerin bu süreci yönetemedikleri, kitle içerisinde marjinal bir konumda durdukları, hiçbir devrimci örgütün sınıf içerisinde bir güç oluşturamadığı vurgulandı. Devrimci örgütlerin gücünü kadrolarının oluşturacağı vurgulandı. Devrimci örgüt ve yapıların anda güçsüz oldukları bu nedenle harekete öncülük etmek durumunda olmadıkları, aksine hareketin peşinden sürüklendikleri ifade edildi. Devrimci örgütlerin bu hareketten dersler çıkarması gerektiği, kadro sorununa ağırlık verilmesi gerektiği, sınıfla daha fazla iç içe olmaya çalışmaları gerektiği söylendi. Toplantı tartışma bölümünün ardından sona erdi. 17.06.2013 TAKSİM GEZİ PARKI DİRENİŞİNE 15. GÜNDE SALDIRI 11 Haziran Salı günü, Taksim Gezi Parkı direnişinin 15. gününde polis direnişe saldırdı. Saat 07.30 u gösterdiğinde Çevik Kuvvet Tomalar eşliğinde Taksim Meydanına girdi. Bir grup polis AKM önüne konuşlandı. AKM ye asılan pankartlar, flamalar söküldü. Bir grup polis Atatürk anıtı önüne konuşlandı. Anıta asılan flama ve bayraklar indirildi. Diğer yandan polis şu anonsu yapıyordu: Lütfen gezi parkına girin. Etkinliklerinize devam edin. Gezi Parkına müdahale edilmeyecektir. Sabah saat 07.30 dan gece saat 05.00 ye kadar polis saldırısı, çatışmalar, direniş sürdü. Tarlabaşı Bulvarı, Harbiye, Mete Caddesi, İstiklal Caddesi, Sıraselviler de barikatlar kuruldu. Polis her seferinde biber gazı, tazyikli su, ses bombası eşliğinde saldırdı. Harbiye tarafında çatışma saatler sürdü. Saat 14.00 sularında çevik kuvvet Gezi Parkı içine girdi. Yoğun protestolar sonucu bir süre sonra geri çekilmek zorunda kaldı. Polisin her saldırısı sırasında Gezi Parkı içine yoğun gaz bombası, biber gazı atıldı. Tazyikli su sıkıldı. Çadırların bir bölümü bu saldırılar sırasında yıkıldı. Bir ara revir boşaltılmak zorunda kalındı. Taksim Dayanışması Polisin saldırısını protesto etmek için insanları Taksim e çağırdı. Binlerce kişi saat 19.00 da Taksim deydi. Saldırı protesto edildi. Basın açıklaması okundu. Konuşmalar yapıldı. Bir süre sonra polis hiçbir uyarı yapmadan binlerce kişiye saldırdı. Yoğun gaz bombası, tazyikli su eşliğinde yapılan saldırı ile kitle dağılmak zorunda kaldı. Taksim Meydanında kurulan çadırlar kaldırıldı. Meydana asılan pankartlar, flamalar indirildi. Meydan belediye ekipleri tarafından temizlendi. Taksim Gezi Parkı direnişinin 16. gününde Polis Taksim Meydanına yerleşti. Meydana çıkan yollara kurulan barikatlar kaldırıldı. Alan trafiğe açıldı. Polisin saldırısı sırasında onlarca kişi yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olan insanlar var. Saldırı sırasında polis plastik mermi de kullandı. Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında yapılması planlanan AVM iptal edilsin! Gezi Parkı betondan arındırılarak gerçek anlamda yeşillendirilerek park yapılsın! Taksim Meydanı yeşillendirilerek yeşil alan yapılsın! 12.06.2013 5

POLİS GEZİ PARKI İÇİNE GİRDİ, GEZİ PARKI YASAK BÖLGE! Taksim Gezi Parkı direnişinin 18. gününde, Başbakan Erdoğan içerisinde Taksim Dayanışması dan 2 temsilcinin bulunduğu heyet ile görüştü. Erdoğan üç beş çapulcu dediği insanların temsilcileri ile direniş sonucu görüşmek zorunda kaldı. Direnişin talepleri konusunda görüşmede herhangi bir uzlaşmaya varılamadı. Hükümet taleplerin karşılanması doğrultusunda herhangi bir adım atmadı. Başbakan ile yapılan görüşme hakkında Gezi Parkı sakinlerine bilgi verildi. Parkın 7 noktasında oluşturulan forumlarda görüşme üzerine tartışıldı. Tartışmaya katılan insanlar direnişin nasıl sürdürüleceği üzerine görüşlerini ifade ettiler. Taksim Dayanışması platformu içerisinde yer alan kurumlar sabaha kadar süren toplantı yaptılar. Direnişin sürdürülmesi düşüncesini ifadede eden kurumlar yanında, HDK bileşenleri direnişi tek çadır kurarak sürdürme kararı aldı. Bu karara bağlı olarak HDK bileşenleri çadırlarını topladılar. Direnişin 20. gününde Taksim de yapılacak miting ile direniş bitirilecekti. Fakat Cumartesi günü polisin müdahalesi buna izin vermedi. Taksim Gezi Parkı direnişinin 19. gününde polis Gezi Parkına saldırdı ve parkı ele geçirdi. Polis saldırıdan önce Taksim Meydanında anons yapmaya başladı. "Bu yaptığımız son uyarılardır. Gezi Parkı'nı terk edin", "Dağılmanız için yeterli süre verilmiştir. Aranızdaki provokatörlere inanmayın", "Kamuya açık alanı işgal edemezsiniz. Taksim Meydanı'ndaki vatandaşlar oradan uzaklaşın" şeklinde anonslar yaptı. Taksim Meydanında bekleyen kitle ve park içindeki kitle dağılmadı. Saat 20.50 civarında Tomalar tazyikli su sıkmaya başladı. Meydandaki kitle dağıldı. Tomalar Gezi Parkına tazyikli su sıkmaya, polis gaz bombası atmaya başladı. Çevik kuvvet gezi parkına girdi. Yoğun gaz kullanan polis çadırları sökmeye başladı. İlerleyen çevik kuvvet revire girdi. Revirdeki doktorların ısrarı sonucu revirden ayrılan polis gaz bombası atmayı ihmal etmedi. Gazdan etkilenen sağlık personeli dışarıya çıkmak zorunda kaldı. Gezi Parkını tamamen ele geçiren polisin ardından parka iş makineleri girdi. Parkta kurulu her şey toplanmaya başladı. Harbiye yönüne doğru dağılan kitlenin bir bölümü Divan Oteline sığındı. Buraya da polis gaz bombası attı. Mecidiyeköy e kadar kitleyi kovalayan polis metrobüs durağına gaz bombası attı. Mecidiyeköy durağında durmayan metrobüsler ancak kitlenin otobüslerin önünü kesmesi sonucu durdu. Taksim Meydanı, Gezi Parkını işgal eden polis alana kimseyi yaklaştırmadı. Taksim çevresinde, Harbiye de, Dolapdere de, Sıraselvilerde binlerce kişi polis ile çatıştı. Osmanbey de polis ile çatışma sabaha kadar sürdü. Direnişin 20. gününde, İstiklal Caddesi, Tarlabaşı Bulvarı, Osmanbey de çatışmalar gün boyu sürdü. Polis ile çatışan binlerce kişi barikatlar kurdu. Polis tazyikli su, gaz bombası ile kitleyi dağıtmaya çalıştı. Polisin saldırısı sonucu onlarca kişi yaralandı. Onlarca kişi de gözaltına alındı. Osmanbey de bekleyen kitle içinde bulunan bir okurumuz polisin attığı gaz kapsülünün yüzüne gelmesi sonucu yaralandı. Okurumuz hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. 16.06.2013 DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TDB DEN GEZİ PARKI DİRENİŞİ'NE DESTEK EYLEMİ 6 DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TDB; AKP hükümetinin Gezi Parkı direnişini bastırmak için kullandığı azgın faşist terörü protesto etmek için 17 Haziran da hizmet üretimini durdurma, alanlara çıkma kararı aldı. Aciller dışındaki hizmet üretimini durdurarak şehirlerin merkezi meydanlarına yürüme kararı alan konfederasyonlar, hizmet üretimini ne kadar durdurdular tartışılır. Konfederasyonların genel grev kararı ve uygulaması propaganda anlamında bir değeri var. Fakat gerçek anlamda uygulanan ve yapılan genel grev değil. İstanbul da sendikalar iki noktada toplandı. Taksim Tünel ve Şili de bulunan DİSK önü. Taksim Tünel de KESK, TMMOB, TTB, TDB üyeleri ve yürüyüşe katılmak isteyenler toplandı. Polis 2 Toma ve çevik kuvvet ile cadde üzerinde barikat kurdu. Kitlenin yürüyüşüne izin verilmedi. Bu durumu protesto için uzun süre oturma eylemi yapıldı. 1 saat 15 dakika sonra konfederasyonlar adına basın açıklaması okundu. Açıklamadan sonra eylem bitirildi. Kitlenin bir bölümü dağılmayarak Taksim e doğru yürüyüşe geçti. Zambak sokak başına kadar yürüyen, sokak başında bekleyen kitleye polis saldırdı. Şişli de bulunan DİSK önünde toplanan DİSK üyeleri ve yürüyüşe katılan kurumlar Taksim e doğru yürüyüşe geçti. Pangaltı ya kadar süren yürüyüş, polisin yürüyüşe izin vermemesi sonucu burada basın açıklaması yapıldı. Açıklamadan sonra yürüyüşe katılan kitlenin bir bölümü dağıldı. Yürüyüşe devam etmek isteyen, bekleyen kitleye bir süre sonra polis saldırdı. Saldırı sonrası Kurtuluş un ara sokaklarına çekilen kitle ile polis arasında çatışma yaşandı. 17.06.2013

İŞÇİLER, EMEKÇİLER GEZİ PARKI EYLEMLERİNE DESTEK OLMAK İÇİN İŞ BIRAKTILAR 15 Haziran günü Taksim ve Gezi Parkı na yapılan müdahalenin ardından, bu müdahaleyi protesto etmek amacı ile KESK, DİSK, TMMOB, TTB ve TDB ortak karar alarak, tüm bölgelerde, 17 Haziran Pazartesi günü 1 günlük iş bırakma eylemi yaptılar. Eyleme sendikalar, odalar ve sağlık örgütleri ile birlikte çeşitli siyasi örgüt temsilcileri, gazete çevreleri katıldı. Adana da da iş bırakan işçi ve emekçiler caddelerde idi. Saat 11.00 da Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan kitle, sloganlar, alkışlar ve ıslıklarla son dönemde direnişlerin Adana daki merkezi haline gelen Atatürk Parkı na kadar yürüdüler. Yürüyüş boyunca Faşizme karşı omuz omuza!, Direne direne kazanacağız!, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!, Hükümet istifa!, Her yer Taksim, her yer direniş!, İşçi memur el ele genel greve! vb. sloganları atıldı. Atatürk Parkı na gelindiğinde ilk olarak direnişlerde hayatını kaybeden direnişçiler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından basın açıklaması okundu. Açıklamada şunlar söylendi: Taksim Gezi Parkı nın ranta kurban edilmesine karşı gelişen yurttaş duyarlılığını polis terörü ile bastırmaya kalkışan AKP iktidarı Türkiye halkının vicdanının, hak ve adalet arayışının güçlü duvarına çarptı. Bizler Türkiye halkının hak, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin en köklü emek ve meslek örgütleri olarak, AKP iktidarının despotik bir rejim oluşturma yönündeki bu saldırganlığının durdurulmasının bugünün en yakıcı demokratik görevi olduğu kanısındayız. Bu nedenle AKP hükümetinin polisi tarafından uygulanan şiddete derhal son verilmesini ve başta Taksim olmak üzere şehirlerin meydanlarında uygulanan polis ablukasının kaldırılmasını talep ediyoruz. Açıklamanın ardından eylem sonlandırıldı. Yürüyüş boyunca atılan sloganlarda, okunan basın metninde hep AKP ye yüklenilmiş, AKP nin faşistliğinden bahsedilmişti. Fakat bu hükümetin, parçası olduğu kapitalist sisteme ve bu sistemin faşizanlığına dair tek kelime söylenmedi. Her ne kadar anda faşizmin uygulayıcısı AKP ise de asıl sorun kapitalist sistemin kendisindedir. Yalnızca anti AKP ci olmak yetmez, anti Kapitalist olmak gereklidir. Yaşasın İşçilerin Birliği! Kahrolsun kapitalizm ve her türden gericilik! 17.06.2013 POLİS ÇADIRLARI SÖKTÜ, HALK SOKAĞA DÖKÜLDÜ Polisin Taksim Gezi Parkına saldırı düzenleyerek çadırları sökmesinin ardından Adana polisi de Atatürk Parkındaki çadırları söktü. Buna öfkelenen halk sokaklara çıkarak tepkisini gösterdi. Taksim Gezi Parkı direnişine destek vermek amacıyla insanlar 15 Haziran Cumartesi günü de Atatürk Parkında buluştu. Bugün de eylem olağan bir şekilde sürüyordu. Cumartesi günü olduğundan park içerisi kalabalıktı. Eylemcilerin yanı sıra birçok kişi parka gelerek neler olduğunu görmeye çalışıyordu. Özellikle yazılan sloganlar, dövizler ve çapulcu kütüphanesi ilgi çekiyordu. AKP li bir grubun saldırısına uğrayan Akkapı mahallesinin kurduğu çadırda ilgi çeken yerlerden biriydi. Akşam saatlerinde yine AKP il binasına yürümek isteyen bir gruba polis saldırdı. Gece boyunca çatışmalar sürdü. Çatışmaların bitmesinin ardından polis gece 02.30 civarında Parka saldırdı. Çadırların sökülmesini engellemeye çalışan 8 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar bir gün sonra serbest bırakıldılar. Polisin saldırısının ardından parka giren belediye ekipleri her şeyi topladı ve temizlik yaptı. Bu durumda Pazar günü akşamı protesto edildi. Saat 17.00 den itibaren insanlar parkta toplanmaya başladılar. Yaklaşık 5 bin kişi toplanmıştı. Ardından yürüyüş başladı. İstasyon Meydanına doğru yüründü. Yol boyunca sloganlar atıldı. Evlerden ve yürüyüş güzergahından da destek geliyordu. Sular mevkiine gelindiğinde kitlenin çoğunluğu alınan karara uyarak İstasyon Meydanına doğru yürüyüşe devam etti. Yaklaşık bin kişilik bir grup ise AKP il binasına yürümek için Kasım Gülek Köprüsüne yöneldi. Meydana gelindiğinde en az 10 bin kişi toplanmıştı. Meydanda bir basın açıklaması yapılarak polis şiddeti kınandı ve talepler tekrar açıklandı. Meydanda basın açıklaması yapılır ve kitle Ziyapaşa Bulvarından tekrar Atatürk Parkına doğru ilerlerken Kasım Gülek köprüsünü tutan polis orada bulunanlara saldırdı. Akşam geç saatlere kadar çatışmalar sürdü. Sular da çatışmalar devam ederken Atatürk Caddesi üzerinde birkaç barikat kuruldu ve ateşler yakıldı. Polis gece geç saatlerde kitleye tazyikli su ve biber gazı ile saldırarak Atatürk caddesinde bulunan barikatları kaldırdı. 17.06.2013 KARARA RAĞMEN ADANA HALKI YÜRÜDÜ 17 Haziran akşamı da yaklaşık 2 bin kişi Atatürk Parkında toplanmaya başladı. Ancak ne yapılacağına ilişkin bir belirsizlik vardı. Gelen insanlar yürüyüş yapılacağını düşünerek gelmişlerdi. Sendika, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinden oluşan platformda bir kararsızlık vardı. Bazı insanlar inisiyatif kullanarak yürüyüş yapmak için çaba gösterdiler. Ancak platform temsilcileri alanda konuşarak yürümeme kararı aldılar. Bunun üzerine birçok kişi alandan ayrılmaya başladı. Bir süre sonra bu karara itiraz edenler parkta bulunan insanlara giderek yürüyüşe ikna etmeye çalıştılar. Bu ikna çabaları platformun aldığı karar nedeniyle geri çevrildi. Sonuç itibariyle platformun kararına rağmen yaklaşık bin kişi Atatürk Caddesinden yürüyüşe geçti. Sular civarında Kasım Gülek Köprüsüne doğru ilerlediler. Polis her zamanki yerde kitleyi durdurdu 7