HUKUK ETİK SİYASET ARAŞTIRMALARI GÜNCEL DEMOKRASİLERDE KOALİSYON Doç. Dr. izzet Lofça HESA Raporları - 5 Ağustos 2015
Tavsiye edilen referans şekli: Lofça, İzzet (2015), HESA Raporları-5, Ankara: HESA Copyright Ağustos 2015 Tüm hakları saklıdır. Hukuk Etik Siyaset Araştırmaları (HESA) Derneği nin izni olmadan bu yayının hiçbir kısmı elektronik (fotokopi, kayıtların ya da bilgilerin arşivlenmesi, vs.) ya da mekanik yollarla çoğaltılamaz. Bu Rapor, HESA tarafından, akademik dünyanın birikiminden yararlanma amacı çerçevesinde belirlenen dış uzmanlara hazırlatılan GÜNCEL çalışmalar kapsamında yayımlanmaktadır. Bu çalışmaların Giriş, OP-ED ya da Yönetici Özeti ve Sonuç bölümlerindeki görüşleri dışındakiler uzmanların görüşleri olup bunlardan dolayı HESA sorumlu tutulamaz. HUKUK ETİK SİYASET ARAŞTIRMALARI Hukuk Etik Siyaset Araştırmaları (HESA) Center for Legal, Ethical and Political Studies Ehlibeyt Mahallesi, Ceyhun Atıf Kansu Caddesi Bayraktar Center E Blok No: 2 Balgat / Çankaya / Ankara Tel: (0312) 472 47 48 Faks: (0312) 472 47 48 hesa.org.tr info@hesa.org.tr
İÇİNDEKİLER YÖNETİCİ ÖZETİ... 5 BÖLÜM 1: KOALİSYON... 7 Dünyada Koalisyonlar... 7 Koalisyon Modelleri...13 BÖLÜM 2: KOALİSYON VE TEK PARTİ İKTİDARLARINDA EKONOMİK GELİŞME...17 Hükümet Oluşumunun Ekonomiye Etkisi...17 Türkiye de 2002-2015 Arası Ekonomik Büyüme...18 BÖLÜM 3: KOALİSYON, AZINLIK VE TEK PARTİ ÇOĞUNLUK HÜKÜMETLERİ...27 Koalisyon ve Azınlık Hükümeti Tanımları...27 Koalisyonların Avantajları...27 Koalisyonların Dezavantajları...28 Tek Parti Çoğunluk İktidarının Avantajları ve Dezavantajları...30 BÖLÜM 4: ULUSLARARASI ENDEKSLERE GÖRE G20 ÜLKELERİ ARASINDA TÜRKİYE...31 Dünya Bankası Yönetişim Konuları...31 a. Katılım ve Hesap Verebilirlik (Voice and Accountability)...31 b. Siyasi İstikrar ve Şiddet/Terör Olmaması (Political Stability and Absence of Violence/Terrorism)...31 c. Hükümetin Etkinliği (Government Effectiveness)...33 ç. Düzenleyici Sorumluluk (Regulatory Burden)...33 d. Hukukun Üstünlüğü (The Rule of Law)...33 e. Yolsuzluk Kontrolü (Control of Corruption-Graft)...33 14 Uluslararası Endekste G20 Ülkeleri ve Hükümet Oluşumunun Etkisi...34 1. İnsani Gelişmişlik Endeksi (Human Development Index) (UNDP-HDI)...34 2. Siyasal Katılım ve Hesap Verebilirlik (Voice & Accountability) (WGI-VA)...35 3. Siyasi İstikrar ve Şiddet/Terör Olmaması (World Governance Index - Political Stability and Absence of Violence/Terrorism) (WGI-PINVT)...36 4. Hükümetin Etkinliği (Government Effectiveness) (WGI-GE)...37 5. Düzenleyici Sorumluluk (Regulatory Burden) (WGI-RB)...38 6. Yolsuzluğun Kontrolü (Control of Corruption) (WGI-CoC)...39 7. Hukukun Üstünlüğü (Rule of Law) (WGI-RoL)...40 8. Hukukun Üstünlüğü (Rule of Law) World Justice Project (WJP-RoL)...41 9. Toplumsal Gelişmişlik Endeksi (Social Capital) (LPI-SC)...43 10. İyi Yönetim Endeksi (Governance) (LPI-Gov)...44 11. Güvenlik Endeksi (Safety & Security Index) (LPI-SSI)...46 12. Ekonomi Endeksi (Economy Index) (LPI-EI)...48 13. Demokrasi Endeksi (Freedom House World Audit Index - Democracy Index) (FH-WAI/DI)...49 14. Kırılgan Ülkeler Endeksi (Fund for Peace - Fragile States Index) (FFP-FSI)...50 Uluslararası 14 Endekste G20 Ülkelerinin Görünümü...52 SONUÇ ve ÖNERİLER...55 Koalisyon Hükümeti Kurulması...57 Koalisyon Hükümetlerinde Ekonomi...59 Hukukun Üstünlüğünün Tesisi...60
YÖNETİCİ ÖZETİ Türkiye 2002 yılından beri tek partili hükümetler tarafından yönetildi. 7 Haziran 2015 seçimleri neticesinde ortaya çıkan milli irade siyasi aktörleri bu kez koalisyon seçeneğine yönlendirmiştir. Bir siyasi partiyi tek başına iktidara getiren seçim sonucu gibi, birden fazla partinin bir araya gelip uzlaşarak koalisyon hükümeti kurmasını gerektiren seçim sonucu da milli iradenin yansımasıdır. 7 Haziran seçim sonuçları göstermiştir ki 2002 yılından 2015 yılına kadar tek parti hükümetine yetki veren milli irade bu kez koalisyon hükümeti istemektedir. Bu çalışmada 7 Haziran 2015 genel seçim sonuçlarının gündeme getirdiği koalisyon hükümeti seçeneği ele alınmıştır. Demokrasilerde özgür ve adil şekilde yapılan seçimlerin sonucu olarak ortaya çıkan durum milli irade olarak tanımlanır. Ancak, herhangi bir parti ne kadar çok oy alırsa alsın milli irade sadece bu bir partinin tek başına aldığı desteğe indirgenemez. Seçim sonucunda oluşan meclis aritmetiğinin bütünü milli irade yi temsil etmektedir. Dolayısıyla yapılacak koalisyon müzakereleri neticesinde kurulacak hükümetlerde yer alsın veya almasın mecliste temsil edilen bütün siyasi partiler milli irade yi teşkil etmektedir. Demokrasilerde seçimler farklı hükümet alternatifleri oluşturacak sonuçlar doğurabilir. Bu seçenekler en genel anlamda üç ana başlık altında toplanabilir: Bunlardan ilki ve en çok bilineni bir partinin yasama organı olan Mecliste güvenoyu alacak kadar yeterli milletvekili desteğini alarak tek başına hükümet kurmasıdır. Gerek 1980 askeri darbesi öncesinde ve gerekse daha sonra kurulan koalisyon hükümetlerinin toplumsal hafızada bıraktığı siyasal istikrarsızlık mirası, koalisyon hükümetlerine karşı negatif bir duruş sergilenmesine neden olmaktadır. Bu raporda da incelendiği gibi koalisyon seçeneğini bütünüyle istikrarsızlık ile özdeşleştirmek, Türkiye toplumunun bir asrı aşkın bir süre içinde kazandığı demokrasi kültürü ve birikimine karşı bir haksızlık ve saygısızlık olacaktır. Koalisyon hükûmetleri değil siyasal istikrarsızlık doğurmak, tam aksine daha sağlıklı bir istikrar da sağlayabilir. Önemli olan toplumda var olan çoğulculuğu dikkate alan bir uzlaşı beklentisinin siyasi aktörler tarafından doğru okunarak siyasete yansıtılmasıdır. 5
Demokrasi bir dayatma değil uzlaşı rejimi olduğuna göre özünde farklı siyasi partilerin uzlaşarak hükümet kurmaları anlamına gelen koalisyon seçeneği demokrasi kültürüne uygundur. Koalisyon hükümetlerini istikrarsızlıkla özdeşleştirerek ülkeyi illa da tek parti hükûmetine zorlamak, Ortadoğu ve gelişmemiş dünyada benzerleri çok görülen baskıcı rejimlerin istikrar arayışını çağrıştıracaktır. Türk toplumunun 7 Haziran 2015 seçimlerinde bir siyasi partiyi tek başına iktidara getirecek desteği vermemesi ve koalisyon iradesini ortaya koyması karşısında, siyaset kurumuna düşen toplumun bu beklentisini karşılayacak olgunluğu göstermek olmalıdır. Bu çalışma da göstermektedir ki endişelerin aksine koalisyon hükûmetleri sağlıklı bir siyasi istikrar için ideal bir alternatif olabilir. 7 Haziran 2015 seçimlerinde seçmenin %60 a yakını seçim öncesinde iktidarda olan siyasi parti dışındaki üç partiye oy vererek onlara büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Uzun süredir devam eden tek parti iktidarı döneminde ülkede birikmiş olan sorunların çözümünde mili irade çoğunlukçuluğu reddederek %60 ı kapsayacak şekilde %100 ün temsil edilmesini istemiştir. Çalışma, uzun süren tek parti çoğunluk iktidarlarının zamanla istikrarı bozan, bizzat istikrar aranmasına sebep olan örneklerin dünyada tecrübe edildiğini ortaya koymaktadır. Bazen istikrar unsuru gibi görülen bir tek parti hükümeti zamanla yozlaşarak ülke için istikrarsızlık kaynağına da dönüşebilmektedir. Burada gücün ve özellikle de denetlenmeyen ve sorgulanmayan mutlak gücün mutlak yozlaştırıcı olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Uzun süre tek başına iktidarda olan bir siyasi parti zamanla yürütme yetkileri ile yetinmeyerek yasama ve yargıyı da denetim altına almak isteyebilmektedir. Özünde birbirini dengeleme esasına dayalı olan kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldıran böyle bir yönetim şekli demokrasi olmaktan çıkarak değil istikrar, tam aksine istikrasızlık kaynağına dönüşebilmektedir. 6
1. BÖLÜM KOALİSYON Dünyada Koalisyonlar Dünyada 80 civarında ülke koalisyonlarla yönetilmektedir. İlginç olan ise koalisyonlar ikinci dünya ülkelerinden ziyade gelişmiş ülkelerde daha yaygındır ve bu haliyle gelişmekte olan ikinci dünya ülkelerine koalisyonların uygulanabilirliği konusunda cesaret ve ilham vermektedir. Avrupa da koalisyonla yönetilen ülkeler arasında Fransa, Danimarka, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, İsveç, İsviçre ve Ukrayna gibi azımsanmayacak sayı ve büyüklükte ülkeler bulunmaktadır. Latin Amerika ve Karayiplerde Panama, Zimbabve, Brezilya, Trinidad ve Tobago; Asya da Hindistan, İran, Japonya, İsrail, Lübnan, Malezya, ve Sri Lanka; Avustralya kıtasında ise Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler koalisyonlarla yönetilmektedir. 1 1945-1999 arasında Batı Avrupa da kurulan 343 hükümetin 238 ini, yani %69 unu koalisyonlar oluşturmuştur. Türkiye de 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Partinin kurulmasıyla çok partili demokrasiye geçilmesinden bugüne kadar geçen sürenin %65 inde tek parti çoğunluğu, %27,65 inde koalisyonlar, %6,88 inde ise askeri darbe yönetimlerinin kurduğu hükümetler iş başında olmuştur. 2 Hatta koalisyon hükümetlerinin pek mümkün olmadığı başkanlık sistemlerinde bile bazen koalisyonlara ihtiyaç duyulduğu bilinmektedir. Mesela, Temsilciler Meclisi (House of Representatives) onayı olmadan pek çok işi yapamayan ABD Başkanı, hükümetin kurulamaması halinde bu onay olmadan çalışamaz ya da bir hükümet kurulmuş olsa bile Temsilciler Meclisi bütçeyi yasalaştırmazsa icraat yapamaz. Bunun örneği ABD de 2013 yılında bütçeye onay verme konusunda Temsilciler Meclisinin direnmesi sonucu hükümetin işlemez hale gelmesinde açıkça görülmüştür. Parlamenter sistemlerde ise, 2010-2011 yılında 500 gün hükümetsiz kalan Belçika da geçici hükümet temel icraatlarına devam etmiştir. 3 Dünyada 80 civarında ülke koalisyonlarla yönetilmektedir. İlginç olan ise hemen ilk tahmin edilebileceği gibi koalisyonlar ikinci dünya ülkelerinden ziyade gelişmiş ülkelerde daha yaygındır ve bu haliyle gelişmekte olan ikinci dünya ülkelerine koalisyonların uygulanabilirliği konusunda cesaret ve ilham vermektedir. 1. KNEWS (6 Mayıs 2015) 80 countries worldwide are governed by coalition governments NGO notes, http://www.kaieteurnewsonline. com/2015/05/06/80-countries-worldwide-are-governed-by-coalition-governments-ngo-notes/ (E.T. 14.06.2015). 2. Muller W, Strom K (2000) Coalition governments in Western Europe. Oxford University Press, Oxford, akt. R. Emre Aytimur (2014) Importance of status quo when lobbying a coalition government, Econ Gov (Economics of Governance) 15:203 219, s. 203. 3. Mark Tushnet (2014) Why are There No Coalitions in the United States?: A Speculative Essay, Boston Unıversity Law Review, 94:961-969. 7
Tablo-1: G20 Ülkelerinde 1996-2015 Yılları Arasında Kabinelerin Oluşumu 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 Almanya Japonya Fransa İtalya Brezilya Hindistan Endonezya Avustralya Rusya İngiltere Güney Kore Türkiye Arjantin Kanada Meksika ABD Suudi Arabistan Çin Güney Afrika Koalisyon Tek Parti Diğer 196 69 115 8
Tablo-1 ve Çalışmanın tamamında ele alınan G20 ülkelerine ait veriler, G20 nin kurulduğu 1999 yılından üç yıl öncesi olan 1996 yılına kadar geriye dönük olarak elde edilmiştir. Yukarıdaki tabloda her kutu bir yıla karşılık gelmektedir. Toplam 380 yıl üzerinden hesaplama yapılmıştır. Bazı ülkelerde parlamento çoğunluğunu elde etmiş tek parti yönetimi varken, bunların seçimler öncesinde uzun süredir var olan koalisyonlar kurmuş olmaları nedeniyle tek siyasi parti imiş gibi kabul edilebildikleri bilinmektedir. Koalisyon kültürünün yaygın olduğu ileri demoklrasiye sahip ülkelerde bu durumun daha fazla görüldüğü anlaşılmaktadır. Grafik-1: G20 Ülkeleri 1996-2015 Arası Kabine Oluşumu 200 180 160 140 120 100 196 80 60 115 40 69 20 0 Koalisyon %52 Tek parti %18 Diğer %30 9
Tablo-2: Ağustos 1946 - Temmuz 2015 Arasında Türkiye de Hükümetlerin Oluşumu (Toplam 828 Ay) Başlangıç 7.Ağu.46 22.May.50 30.May.60 20.Kas.61 25.Haz.62 25.Ara.63 20.Şub.65 27.Eki.65 3.Kas.69 6.Mar.70 26.Mar.71 11.Ara.71 22.May.72 15.Nis.73 26.Oca.74 17.Kas.74 31.Mar.75 Bitiş 22.May.50 27.May.60 20.Kas.61 25.Haz.62 25.Ara.63 20.Şub.65 27.Eki.65 3.Kas.69 6.Mar.70 26.Mar.71 11.Ara.71 22.May.72 15.Nis.73 26.Oca.74 17.Kas.74 31.Mar.75 21.Haz.77 Ay 46 120 18 7 18 14 8 48 4 13 8,5 5 11 9 9 4,5 27 CHP CHP CHP AP AP AP MGP AP CHP CGP AP CHP DP AP YTP YTP CHP CHP AP CGP MSP AP AP AP CMKP Bağımsızlar CKMP MGP MGP MSP Bağımsız CGP CHP Bağımsız Bağımsızlar MP2 Bağımsız Bağımsız MHP Notlar 15, 15,17,18. Hükümetler 19, 20,21,22, 23. Hükümetler 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi - 24, 25. Hükümetler Geçici Seçim Hükümeti 12 Mart Muhtırası Nihat Erimin İstifası Genel Seçim Kıbrıs Barış Harekatı I. Milliyetçi Cephe Hükümeti Başlangıç 21.Haz.77 21.Tem.77 5.Oca.78 12.Kas.79 12.Eyl.80 13.Ara.83 20.Kas.91 25.Haz.93 5.Eki.95 30.Eki.95 6.Mar.96 28.Haz.96 30.Haz.97 11.Oca.99 28.May.99 18.Kas.02 Bitiş 21.Tem.77 5.Oca.78 12.Kas.79 12.Eyl.80 13.Ara.83 20.Kas.91 25.Haz.93 5.Eki.95 30.Eki.95 6.Mar.96 28.Haz.96 30.Haz.97 11.Oca.99 28.May.99 18.Kas.02 Tem.15 Ay 1 5,5 22 10 39 96 19 27 1 4 4 12 19 5 42 152 CHP AP CHP AP ANAP DYP DYP-SHP DYP DYP CHP ANAP Refah ANAP DSP DSP AKP MSP Bağımsız SHP SHP DYP DYP DSP ANAP MHP DTP MHP Notlar Azınlık Seçim Hükümeti II. Milliyetçi Cephe Hükümeti Askerin Yeniden görevlendirmesi Asker-Bülent Ulusu 45, 46,47,48. Hükümetler Azınlık Hükümeti Geçici Seçim Hükümeti Cumhurbaşkanlığı Müdahalesi Cumhurbaşkanlığı Müdahalesi Azınlık Hükümeti 10
http://img-2.onedio.com/img/719/bound/2r0/5577f3b618e4877d015b1962.jpg http://img-0.onedio.com/img/719/bound/2r0/557587145d8bd633526c6fb4.jpg Grafik-2: Türkiye de 1946-Temmuz 2015 Yılları Arasında Hükümetlerin Oluşumu (X/828 Ay) 57 229 542 Koalisyon: ~19 Yıl Tek Parti: ~42 Yıl Askeri Dönem: ~5 Yıl En uzun üst üste tek parti çoğunluk iktidarı 152 ay ile AKP, 120 ay ile DP, 96 ay ile ANAP ve 65 ay ile AP olmuştur. En kısa tek parti iktidarı 1 ay süren CHP azınlık/seçim hükümeti olmuştur. En uzun koalisyon hükümeti mevcut AK Parti iktidarı öncesinde 42 ay iş başında kalan ANAP- DSP-MHP (ANASOL-M) hükümetidir. Grafik-2 de de görüleceği üzere Türkiye nin yaklaşık 70 yıllık çok partili siyasal hayatında 42 yıl çoğunluğu oluşturan tek partiler, 19 yıl koalisyonlar ve 5 yıl askeri yönetimler iktidar olmuştur. 11
Tablo-3: Temmuz 2015 İtibariyle Dünyada Koalisyon Hükümetlerin İş Başında Olduğu Ülkeler Avrupa Amerika Afrika Asya Okyanusya Arnavutluk Avusturya Belçika Bulgaristan Hırvatistan Kıbrıs Rum Kes. Çek Cumhuriyeti Danimarka Slovenya İsveç İsviçre Ukrayna Kuzey İrlanda Aland (B) Faroe Adaları (B) Estonya Finlandiya Fransa Almanya İzlanda İrlanda İtalya Kosova Letonya Litvanya Lüksemburg Makedonya Moldova Monako Dağlık Karadağ Hollanda Norveç Polonya Portekiz Romanya San Marino Sırbistan Yunanistan Brezilya Şili Dominik Cum. Panama Trinidad Tobago Curaçao (B) Grönland (B) St. Maarten (B) Cezayir Kongo Gabon Gine-Bissau Kenya Mali Moritonya Mauritus Fas Senegal Zimbabve Ermenistan Bangladeş Endonezya Irak İsrail Kırgızistan Japonya Lübnan Malezya Maldivler Nepal Pakistan Filistin Sri-Lanka Tayland Doğu Timor Avustralya Yeni Zelanda Papua Yeni Gine Solomon Adaları Tonga Vanuatu 38 8 11 16 6 Toplam 79 Öyle anlaşılmaktadır ki koalisyonlar, işlemesi zorlaşan demokratik sistemlerde bir nevi sübap görevi yapmaktadır. Diermeier, Eraslan ve Merlo (2003), başarılı koalisyon kurulmasında 4 faktörün etkili olduğunu ortaya koymuşlardır. Bu faktörler şunlardır: Güvenoyu (the investiture vote) ve negatif parlamentarizm (negative parliamentarism): Hiçbir hükümet, karşısındaki parlamento çoğunluğuna rağmen iktidarda kalamaz ya da muhalefet güvensizlik oyu verecek çoğunluğu sağlayamazsa hükümet görevine devam eder. Yapıcı güvensizlik oyu (the constructive vote of no-confidence): Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülebilmesi ancak daha sonra görevi devralacak kişiye güvenoyu verecek bir parlamento çoğunluğunun sağlanabilmesi şartıyla mümkün olabilir. Belirlenmiş seçim aralıkları (a fixed interelection period): Bunların tamamı bir hükümetin ve tabii olarak bir koalisyonun kurulabilmesini ve optimum sürede görev yapmasını garanti altına alan düzenlemelerdir. Araştırmacılar bu faktörlerin tamamına anayasal kuralların varlığı açısından yaklaşmakta olup, bu anayasal kurallara (kurumlara) uyulmasının hükümetlerin, özellikle de koalisyon hükümetlerinin kurulma ve görevde kalma süresi üzerinde pozitif etki yaptığını savunmaktadırlar. 4 Bunlar- 4. Daniel Diermeier, Hülya Eraslan ve Antonio Merlo (2003) A Structural Model Of Government Formation, Econometrica, 71(1): 27 70, s. 62. 12
http://onedio.com/haber/turkiye-nin-koalisyon-tarihi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-523565 dan yapıcı güvensizlik oyu dışında tamamı 1982 Anayasası ve Meclis İç Tüzüğünde yer almakta olup, yapıcı güvensizlik oyunun da zımnen de olsa uygulamada var olduğunu kabul etmekte bir sakınca olmaması gerekir. Ancak hükümetin süresini belirleyen tek ana husus istikrar değildir. Aynı zamanda sağlıklı hükümet politikaları oluşturulması da bir o kadar önemlidir. 5 Koalisyonlar, iktidarın seçimlerle nispi temsil esasına göre belirlendiği parlamenter demokrasilerde kaçınılamaz bir gerçektir. Koalisyon hükümetlerinde politika yapılması tek parti çoğunluk hükümetlerinin aksine bir zorluk oluşturur. Politi- Türkiye de 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Partinin kurulmasıyla çok partili demokrasiye geçilmesinden bugüne kadar geçen sürenin %65 inde tek parti çoğunluğu, %27,65 inde koalisyonlar, %6,88 inde ise askeri darbe yönetimlerinin kurduğu hükümetler iş başında olmuştur. kalar, seçimler öncesinde farklı kampanyalar yürüten partiler tarafından ortak olarak oluşturulur. Her bir politika konusunda alınan kararlar siyasi partilerin önceliklerinden olamaz, hatta buna aykırı bile olabilir. İşte koalisyonların oluşturulma sürecinde bu politika beklentileri önem arz eder, koalisyonlar kurulduktan sonra ise koalisyonların dağılmasının en temel nedenlerini oluştururlar. Koalisyon Modelleri Koalisyonların oluşturulma modellerini üç ana sınıfa ayırmak mümkündür: 1. Yasama Koalisyonu Modeli (Medyan-Kilit Parti/Kilit Konu) (Legislative Median Model) 2. Hükümet (Otonom Bakanlıklar) Koalisyonu Modeli (Ministerial Autonomy Model) 3. Koalisyon Taviz Modeli (coalition compromise model) 6 5. Lin Hu (2013) Ideology vs. Pork: Coalition Formation in Parliamentary Systems, http://wpcarey.asu.edu/sites/default/files/uploads/department-economics/hu-lin-jmp.pdf (E.T. 08.07.2015). 6. Lanny W. Martin ve Georg Vanberg (2014) Parties And Policymaking In Multiparty Governments: The Legislative Median, Ministerial Autonomy, and the Coalition Compromise, American Journal of Political Science, 58 (4):979 996, s. 981. 13
Yasama Koalisyonu Modelinde koalisyonu oluşturan siyasi partilerin tamamının en çok önem verdiği farklı bir konu ortaya çıkmış ve koalisyon tartışması önemli tek bir konuya kilitlenmişse bu durumda bu konuların hepsine yakın davranan parti koalisyonda baskın bir role sahip olur. Bu parti vekiller üzerinde bu konuda etki sahibidir ve parlamentoda oylamalara katılsa da katılmasa da istediği sonucu elde etme gücüne sahiptir. Eğer çoğunluk oluşturabilecek birkaç parti tarafından uyumlu bir grup talep ortaya konulursa koalisyon kurulur. Aslında bu modele seçmenin ortalama taleplerinin karşılanması modeli de denilebilir. Kilit partinin seçmen beklentilerini dillendirebilmesi oranında pozisyonu Michael Laver, siyasi partilerin koalisyon görüşmelerine üniter bütünler şeklinde değil, siyasetçilerden oluşan koalisyonlar şeklinde katıldıklarını, bunların stratejik bağlantılara sahip olduklarını, yani tek vücut gibi hareket etmediklerini ileri sürmektedir. Kanaatimizce 7 Haziran 2015 seçimlerinin hemen akabinde yaşanan sarayla görüşme polemikleri de bu hususu desteklemektedir. Zira Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı ile görüşmesi nedeniyle sarayın adayı olarak yaftalanmış ve Meclis Başkanı seçilebilme şansını yitirmiştir. Bunun ötesinde basına yansıyan vekil transferi söylentileri de demokrasi tarihinde tanıklık edilen vakalar olup, oyunun kurallarını kökten değiştirebilecek etkiye sahip olabilmektedir. Bu nedenle siyasetçiler aslında bir siyasi partiye mensup olsalar bile bireysel hareketleri nedeniyle siyaset kurumunda değişiklik ve çalkantıya sebep olabilmektedirler. güç kazanır. İşte bu durumda devlet başkanı bu partiye koalisyonu kurması görevini verir ve bu durumda hükümet politikası oluşturulabilir bir noktaya ulaşılmış olur. Hükümet (Otonom Bakanlıklar) Koalisyonu Modelinde koalisyon partileri kontrol ettikleri bakanlıkların politikalarını tek başlarına yapar ve uygularlar. Bu durumda ideal politika koalisyonda bu bakanlığı almış olan partinin politikasıdır. Bu modelde bakanlar çok güçlü hale gelerek politikalarının diğer koalisyon ortakları tarafından değiştirilmesini kolayca engelleyebilirler. Bakanlar, bakanlık politikasını belirleme ve uygulama konusunda diktatör gibi davranırlar. Bu modelin aslında gerçek yaşamdaki fiili uygulamada da geçerli olması nedeniyle doğru model olduğu savunulmaktadır. Koalisyon Taviz (Uzlaşmaya Dayalı Koalisyon) Modelinde ise siyasi partiler sahip oldukları sandalye sayısına kıyasla koalisyon hükümeti politikalarının oluşturulmasına etki ederler. Bu sistemde koalisyon tartışmaları devam ederken siyasi partiler kendi programlarının gerçekleşmesine çalışır ancak bu tamamen mümkün olamayacağından tavizler verirler. Elde ettikleri sandalye ne kadar çoksa verecekleri taviz o kadar azdır. Buna asgari müştereklerde buluşma modeli de denilebilir. Siyasi partiler asgari müştereklerde anlaştıklarında koalisyon kurulur. Bu koalisyonlar en büyük ve en küçük temsil oranına sahip partiler arasında bile kurulabilir ve bu koalisyonu belirleyen şey siyasi partilerin belirli politika konuları üzerinde anlaşabilmek için verdikleri tavizlerdir. Lin Hu, koalisyonların kurulması sırasındaki görüşmelerde, tarafların kırmızı çizgilerinin elde ettikleri tavizlerin büyüklüğü oranında önemini kaybederek anlaşmaya vardıklarını ortaya koymuştur. 7 Dolayısıyla sağlıklı bir koalisyon pazar- 7. Lin Hu (2013) Ideology vs. Pork: Coalition Formation in Parliamentary Systems, http://wpcarey.asu.edu/sites/default/files/uploads/department-economics/hu-lin-jmp.pdf (E.T. 08.07.2015). 14
lığı ortamı oluşturulması için tarafların masaya oturmaları önem arz etmektedir. Görüldüğü gibi Yasama Koalisyonu Modelinde bir siyasi partinin pozisyonu koalisyonun oluşturulmasını ve hükümet politikasını belirlerken, otonom parti modelinde bakanlığı elinde bulunduran siyasi partinin programı etkin şekilde uygulanmaktadır. Taviz modelinde ise ne kilit partinin ne de bakanlığı kontrol eden partinin politikası önem arz eder, ancak koalisyonu oluşturacak siyasi partilerin o politika konusunda oluşturdukları çerçevenin içerisinde bir yerde buluşulur. Yukarıdaki üç model, koalisyon oluşturma sürecinde yer alan siyasi partileri üniter bir bütün olarak ele almaktadır. Buna karşılık Michael Laver, siyasi partilerin koalisyon görüşmelerine üniter bütünler şeklinde değil, siyasetçilerden oluşan koalisyonlar şeklinde katıldıklarını, bunların stratejik bağlantılara sahip olduklarını, yani tek vücut gibi hareket etmediklerini ileri sürmektedir. 8 Kanaatimizce 7 Haziran 2015 seçimlerinin hemen akabinde yaşanan sarayla görüşme polemikleri de bu hususu desteklemektedir. Zira Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı ile görüşmesi nedeniyle sarayın adayı olarak yaftalanmış ve Meclis Başkanı seçilebilme şansını yitirmiştir. Bunun ötesinde basına yansıyan vekil transferi söylentileri de demokrasi tarihinde tanıklık edilen vakalar olup, oyunun kurallarını kökten değiştirebilecek etkiye sahip olabilmektedir. Bu nedenle siyasetçiler aslında bir siyasi partiye mensup olsalar bile bireysel hareketleri nedeniyle siyaset kurumunda değişiklik ve çalkantıya sebep olabilmektedirler. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerinde Türkiye de seçmenin ortaya koyduğu tablo hükümet kurmanın kolay olmadığını, tek parti ik- 8. Michale Laver (1998) Models of Government Formation, Annu. Rev. Polit. Sci. 1998. 1:1 25, s. 22. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerinde Türkiye de seçmenin ortaya koyduğu tablo hükümet kurmanın kolay olmadığını, tek parti iktidarının mümkün olmadığını, partilerin söylemlerine bakıldığında ise bir azınlık hükümetinin çok da mümkün görülmediğini göstermektedir. tidarının mümkün olmadığını, partilerin söylemlerine bakıldığında ise bir azınlık hükümetinin çok da mümkün görülmediğini göstermektedir. Bu zorlukların sadece Türkiye ye özgü olmadığı yukarıda ifade edilmişti. Bu konuda İngiltere deki Hansard Topluluğu demokrasiyi desteklemek ve parlamentoyu güçlendirmek amacıyla 2010 yılında yaptığı bir çalışmada 2015 yılında seçim sonuçlarının askıda bir parlamento ortaya çıkaracağını ve bu sonuç nedeniyle bir koalisyonun kaçınılmaz olacağını öngörmüşlerdir. Bu öngörülerini seçimler sonucunda en çok oyu alan parti ile en çok sandalyeye sahip olan partinin farklı olması, siyasi ivmeye sahip olan parti ile ahlaken (toplumsal beklentiler açısından) yönetmesi gereken partinin farklı olması gibi nedenlerle seçimin gerçek galibinin belirgin olmaması ya da tartışmalı olmasına bağlamakta, siyasetçilerin kararlarının seçmen oylarının dağılımına, anayasal teamüllere, sürekli medya haberlerinin ve blogların oluşturduğu baskıya, finansal pazarların etkisine ve kamuoyunun nereye yöneldiğine dair algılara bağlı olarak şekilleneceğini tahmin etmişlerdir. Hükümet etme açısından aşağıdaki çeşitli seçeneklerin ortaya çıkacağını öngörmüşlerdir: Bir azınlık hükümeti Bir ya da birkaç partinin gayri resmi bir anlaşmayla azınlık hükümeti kurması 15
Bir ya da birkaç partinin resmi bir koalisyon kurması Bu çalışmaya göre hükümet kurulmasındaki belirsizlik parlamentonun toplanmasına ve çalışmasına engel değildir. Hatta monark (Kraliçe) zor durumların çözümünde parti liderleri arasında bir arabulucu pozisyonu ve yetkisine sahip değildir. Bu durumların çözümü siyasetçilerin işidir. Monarşinin geleceği açısından siyasi sürecin dışında tutulması bir gerekliliktir. Başbakanın partisinin çoğunluğu kaybetmesi ve başka hiçbir partinin çoğunluğu elde edememesi halinde Başbakan görevine güvensizlik oyu almadıkça devam eder. Güvensizlik oyu alması halinde muhalefetteki en çok oyu alan partinin lideri hükümeti kurmakla görevlendirilir. Askıdaki bir parlamento zayıf ve istikrarsız olmak zorunda değildir. Herkesin parlamento istikrarı, güveni ve yasamanın başarılı olmasını değerlendirmesini sağlar. Bir azınlık hükümeti siyasi parti liderlerinin bir koalisyonu paylaştıklarına oranla daha cesur kararlara imza atmalarını sağlayabilir. 1970 ten beri OECD üyesi ülkelerin mali açıdan en güçlü 10 tanesinin yedisi ya bir koalisyon ya da azınlık hükümeti tarafından yönetilmiştir. İngiltere nin en büyük tehlikeyi yaşadığı 1940-45 yılları arasında da koalisyon hükümeti görevde idi. Orta-uzun vadede bir koalisyon ya da azınlık hükümeti istikrarsız görülebilir. 1966 ve 1974 te olduğu gibi bir seçim çok daha net bir tablo ortaya koyabilir beklentisiyle erken seçime gidilebilir. 9 Bir azınlık hükümeti siyasi parti liderlerinin bir koalisyonu paylaştıklarına oranla daha cesur kararlara imza atmalarını sağlayabilir. 1970 ten beri OECD üyesi ülkelerin mali açıdan en güçlü 10 tanesinin yedisi ya bir koalisyon ya da azınlık hükümeti tarafından yönetilmiştir. İngiltere nin en büyük tehlikeyi yaşadığı 1940-45 yılları arasında da koalisyon hükümeti görevde idi. OECD Üyesi Ülkeler 9. Robert Blackburn, Ruth Fox, Oonagh Gay ve Lucinda Maer (2010) Who Governs? Forming a Coalition or a Minority Government in the Event of a Hung Parliament, Hansard Society ve Study of Parliament Group çalışması, http://www.hansardsociety.org.uk/wp-content/uploads/2012/10/who-governs-2010.pdf (E.T. 15.06.2015). 16
2. BÖLÜM KOALİSYON VE TEK PARTİ İKTİDARLARINDA EKONOMİK GELİŞME Hükümet Oluşumunun Ekonomiye Etkisi Genellikle kabul gören yanlış bir kanaat, ekonominin koalisyon dönemlerinde daha az geliştiğidir. Ekonomi iktidarın güçlü bir tek parti ya da koalisyon iktidarı olmasından bağımsız pek çok diğer etkenden çok daha fazla etkilenen bir olgudur. Mesela 2003 yılından Mayıs 2013 e kadar 10 yılda 1,3 TL den 1.9 TL ye çıkarak yaklaşık %46 lık artış gösteren dolar, Mayıs 2013 ten 30 Haziran 2015 e kadar 2 yıllık dönemde 2.68 TL ye çıkarak yaklaşık %42 lik bir artış sergilemiştir. Bu dönemde milli gelire oranı %35 olan dış borç yükü bu artışlarla %50 seviyesine çıkmıştır. Bu dönemde tüketici enflasyonu %18.5 10 artarken dolar TL karşısında %46 artmıştır. Ekonomideki uzun süreli istikrara rağmen son 12 yılda hane halkının borcu 39 kat; kamunun dış borcu 3.7 kat; özel sektörün borcu 6.5 kat artmıştır. 11 Dolayısıyla ekonomi hükümet kompozisyonundan çok dış piyasalar ve sermaye hareketlerinden ve harcamalardaki aşırı israftan etkilenmektedir. 2014 Legatum Refah Endeksi Raporunun önsözünde Hansen geçtiğimiz altı yılda ekonomik krize rağmen dünyanın çok daha müreffeh hale geldiğini ancak ekonomik gelişmenin bir milletin başarısını gösteren sadece tek bir boyut olduğunu, dünyada demokrasinin de Arap Baharı ve diğer protestolara rağmen daha fazla özgürlük ve şeffaflık talebiyle ileriye doğru gelişmesini sürdürdüğünü ifade etmektedir. İnsani gelişmişlik Yurtiçi Gayrisafi Milli Hasılanın ötesinde çok boyutlu bir olgudur. Seçebilme şansı, yani fırsat eşitliği ile demokrasi daha müreffeh bir ülkenin önemli yapı taşlarıdır. Eğitim, gelişmiş bir sosyal sermayeye sahip olabilmek için çok önemlidir. Sosyal sermaye ise bir ülkenin gelişmişliğini sağlama yolundaki en önemli unsur haline gelmiştir. Sosyal sermayeden daha nitelikli yararlanabilmek için sağlık sektöründe de gelişmeye büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Ebola krizine ve diğer yaygın sorunlara rağmen dünya sağlık sektöründe de dikkate değer gelişme göstermiştir. 12 Konuya Türkiye açısından bakıldığında da durum çok farklı değildir. Şekil-1 13 10. Abdurrahman Yıldırım (2015) Yeni Hükümet ve Modelinin Ekonomiye Etkisi, http://www.haberturk.com/ekonomi/ekonomi/haber/1088185-yeni-hukumet-ve-modelinin-ekonomiye-etkisi (E.T. 30.06.2015). 11. Seda Şimşek (2015) İlhan Kesici: Sosyal patlamaya hazır bir iklim var, http://www.bugun.com.tr/gundem/vatandas-yandi-haberi/1611340 (E.T. 30.06.2015). 12. Sian Hansen (2014) The 2014 Legatum Prosperity Index, http://media. prosperity.com/2014/pdf/publications/pi2014brochure_web.pdf (E.T. 30.06.2015). 13. http://cdn2.hubspot.net/hub/62006/file-889628455-jpg/images/future_of_medicine_with_ehr.jpg 17
Şekil-2 14 Genellikle kabul gören yanlış bir kanaat, ekonominin koalisyon dönemlerinde daha az geliştiğidir. Ekonomi iktidarın güçlü bir tek parti ya da koalisyon iktidarı olmasından bağımsız pek çok diğer etkenden çok daha fazla etkilenen bir olgudur. Mesela 2003 yılından Mayıs 2013 e kadar 10 yılda 1,3 TL den 1.9 TL ye çıkarak yaklaşık %46 lık artış gösteren dolar, Mayıs 2013 ten 30 Haziran 2015 e kadar 2 yıllık dönemde 2.68 TL ye çıkarak yaklaşık %42 lik bir artış sergilemiştir. Bu dönemde milli gelire oranı %35 olan dış borç yükü bu artışlarla %50 seviyesine çıkmıştır. Bu dönemde tüketici enflasyonu %18.5 artarken dolar TL karşısında %46 artmıştır. Ekonomideki uzun süreli istikrara rağmen son 12 yılda hane halkının borcu 39 kat; kamunun dış borcu 3.7 kat; özel sektörün borcu 6.5 kat artmıştır. Dolayısıyla ekonomi hükümet kompozisyonundan çok dış piyasalar ve sermaye hareketlerinden ve harcamalardaki aşırı israftan etkilenmektedir. Özellikle ekonomik gelişmenin önünde ciddi bir engel olarak koalisyonların gösterilmesi çok da ispatlanabilir değildir. Hatta Garmann ın da ileri sürdüğü gibi, bunun ötesinde koalisyonların israfı önleyerek harcamaları azalttığı bilinmektedir. 15 Zira, dünyadaki ekonomik gelişme eğilimlerine ve geleceğe ait projeksiyonlara bakıldığında ekonomik gelişme ya da krizlerin belirli ülkelerle sınırlı olmayıp bütün ülkelere şamil bir nitelik arz ettiği görülmektedir. Wren-Lewis e göre bir hükümetin makro ekonomik başarısını çıktılarla ölçmek son derece yanıltıcı ve yanlıştır. Kaldı ki makro ekonomik sonuçlar üzerinde hükümetlerin etkisinin çok büyük olduğu fikri de doğru değildir. Özellikle büyük depresyonların hemen öncesinde kötü gidişe dur demesi için iktidara getirilen hükümetler, sihirli bir değnek kullanırcasına ekonomi alanında aşağı gidişi tam tersi yöne çeviremeyince başarısız kabul edilmektedir. Halbuki analitik çalışmalar yapılsa, böylesi pek çok durumda bu hükümetlerin hızlı ekonomik çöküşü durdurarak aslında çok da başarılı oldukları ortaya konabilir. Bir örnekle açıklamak gerekirse 2010 yılından beri düşük performans sergileyen İngiltere ekonomisinin nedeni hükümetin başarısız ekonomi politikası değil, küresel ekonomik krizdir. 16 Türkiye de 2002-2015 Arası Ekonomik Büyüme Yukarıda İngiltere örneğindeki gibi, 2002-2006 arasında Türkiye deki ekonomik büyüme (%7.2) dünyanın kendi ligindeki geri kalanı (G20: 14. http://sagligimicin.com/forum/konular/saglik-sektoru-nereye-kosuyor.7566/ 15. Sebastian Garmann (2014)The causal effect of coalition governments on fiscal policies: evidence from a Regression Kink Design, Applied Economics, 46(36): 4490 4507, s. 4490. 16. Simon Wren-Lewis (2015) The macroeconomic record of the coalition government, National Institute Economic Review 231, Şubat 2015: 5-16, s. 15. 18
%6.9) ve (Asya: %8) ile kıyaslandığında genel olarak tüm dünyadaki gelişme eğilimine uygun ve muhtemelen biraz daha iyi bir performans sergilediği görülmektedir (Grafik-3: 2002-2006 Ekonomik Büyüme). Ancak bu tarihten günümüze ortaya çıkan ekonomik veriler durumun değiştiğini, Grafik-4; 2007-2014 yılları arasında dünyadaki yaklaşık %6.5 luk (G20: %6) ve (Asya: %7) büyümeye kıyasla Türkiye nin %3.3 ler civarında büyüyebildiğini göstermektedir. Geçtiğimiz son iki yılda ise büyüme oranlarının %2.2 civarında olduğu tahmin edilmektedir. 17 Bu da şunu göstermektedir, aslında ekonomik gelişme trendleri, büyük ölçüde çoğunluk, azınlık, ya da koalisyon hükümet sistemleri ile yönetilme olgusundan bağımsız bir seyir izlemekte, daha ziyade global trendlerden etkilenmektedir. Dahası hükümetlerin istikrarını belirleyen husus koalisyon ya da tek partinin iktidar olması değil, ekonomik performans ve büyümedir. Siyasi istikrarsızlık ise sonu gelmeyen politika tartışmaları ve kısa süreli hükümetler ortaya çıkarır. Sağlıklı hükümet politikalarının en temel hedefi toplumdaki yaşam kalitesini artırmak olmalıdır. Yaşam kalitesi ekonomik zenginlikle eşdeğer bir olgu da değildir. Mesela Tablo-4 e 18 bakıldığında Dünyanın 19 ncu büyük ekonomisi olan Türkiye nin kişi başına düşen milli gelirde ancak Grafik-3: 2002-2006 Ekonomik Büyüme 8 8 7,8 7,6 7,4 8 7,2 7 7,2 6,8 6,9 6,4 6,2 G20 Türkiye Asya 17. YouTube (2015) İlhan Kesici, Bugün Tv de Hesap Kitap Programına Katıldı.27/05/2015, https://www.youtube.com/watch?v=fw1sf2ncyrm (E.T. 04.07.2015): Milliyet (2015) İlhan Kesici Türkiye Ekonomisini Değerlendirdi, http://www.milliyet.com.tr/ilhan-kesici-turkiye-ekonomisini-degerlendirdi-ankara-yerelhaber-809450/ (E.T. 04.07.2015). 18. Fortune (2015) En zengin ilk 50 de 30 ülke koalisyonla yönetiliyor http://www.fortuneturkey.com/en-zengin-ilk-50de-30-ulke-koalisyonla-yonetiliyor-14253 (E.T. 09.07.2015). 19
Grafik-4: 2007-2014 Ekonomik Büyüme 7 6 5 4 7 3 6 2 3,3 1 0 G20 Türkiye Asya 64 üncü sırada olduğu, buna karşın kriz içerisinde kıvranan Yunanistan ın daha üst sıralarda yer bulabildiği görülecektir. IMF nin 2015 Dünya Ekonomik Görünümü Raporu, gelişmiş ülkelerdeki ekonomik görünüm gelişme trendine girmekte iken, gelişmekte olan ülkelerde bu durumun daha yatay seyrettiğini ortaya koymaktadır. Dünya genelinde 2015 büyüme oranı %3.5, 2016 oranı ise %3.8 olarak tahmin edilmektedir. Türkiye için Gayrisafi Milli Hasıla büyüme oranı 2014 yılında 2.8 iken 2015 yılında 2.9, 2016 yılında ise 3.2 olacağı tahmin edilmektedir. Tüketici fiyatları da sırasıyla 3.8, 2.7 ve 3.7 şeklinde artış gösterirken ödemeler dengesi sırasıyla 2.9, 2.4 ve 3.0 olarak negatif öngörülmektedir. Aynı dönemlerde işsizlik oranlarının da artmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Güneydoğu Avrupa ve Türkiye de genel olarak ekonomik büyüme 2014 yılında yavaşlarken, Macaristan ve Polonya da daha güçlü olmuştur. Enflasyon rakamları Avrupa da düşerken döviz kurlarındaki ve yiyecek fiyatlarındaki artışlar nedeniyle Türkiye de artmıştır. Bütçe açığının enerji fiyatlarındaki düşüşle birlikte azalacağı tahmin edilmektedir. Beşeri sermayenin, 2001 den 2007 ye kadar 2.3 ten 1.9 a düşen gelişmekte olan diğer ekonomilere kıyasla Türkiye de dikkate değer şekilde yüksek kalmaya devam etmesi nedeniyle, Türkiye nin ekonomik gelişmesinin yüksek olduğu dönem için bu rakamların daha da iyi olacağı tahmin edilebilir. Ancak, artan refah ve eğitime katılma oranlarının artması ile işsizlik oranlarının da artması beklenmektedir. 19 19. IMF (2015) Dünya Ekonomik Görünüm Raporu (2015 World Economic Outlook (WEO), http://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2015/01/pdf/ c2.pdf (04.07.2015). 20
Tablo-4: Kişi Başına Düşen Milli Gelir Tablosu Sıra Ülke Kişi Başı Nüfus Yönetim Milli Gelir 1 Monako 171.465 37.420 Koalisyon 2 Lihtenştayn 115.262 37.480 Koalisyon 3 Lüksemburg 77.841 536.760 Koalisyon 4 Norveç 65.189 5.091.924 Koalisyon 5 Katar 58.406 2.267.916 Monarşi 6 İsviçre 55.486 8.157.896 Koalisyon 7 Cayman Adaları 54.827 62.190 Koalisyon 8 İzlanda 54.570 333.140 Koalisyon 9 Danimarka 46.255 5.640.184 Koalisyon 10 ABD 45.863 322.583.006 Başkanlık 11 İrlanda 45.119 4.677.340 Koalisyon 12 İsveç 44.161 9.631.261 Koalisyon 13 Hollanda 40.187 16.802.463 Koalisyon 14 Avusturya 40.008 8.526.429 Koalisyon 15 Almanya 38.292 82.652.256 Koalisyon 16 İngiltere 37.955 63.489.234 Tek Parti 17 Finlandiya 37.677 5.443.497 Koalisyon 18 Kanada 37.520 35.524.732 Tek Parti 19 Avustralya 37.493 23.630.169 Koalisyon 20 Japonya 37.433 126.999.808 Koalisyon 21 Singapur 36.898 5.517.102 Tek Parti 22 Belçika 36.411 11.144.420 Koalisyon 23 Fransa 34.141 64.641.279 Koalisyon 24 Hong Kong 33.534 7.259.569 25 Kuveyt 29.729 3.479.371 Monarşi 26 Yeni Zelanda 28.840 4.551.349 Koalisyon 27 İtalya 28.376 61.070.224 Koalisyon 28 İspanya 24.573 47.066.402 Tek Parti 29 Brunei 24.185 423.210 Monarşi 30 BAE 24.078 9.445.624 Monarşi 31 Güney Kore 23.893 49.512.026 Tek Parti 32 İsrail 23.415 7.822.107 Koalisyon 33 Porto Riko 21.233 3.683.601 Tek Parti 34 Bahama 20.747 382.570 Tek Parti 35 Kıbrıs Rum Kesimi 20.517 1.153.058 Koalisyon 36 Slovenya 18.632 2.075.592 Koalisyon 37 Yunanistan 18.146 11.128.404 Tek Parti 38 Suudi Arabistan 18.034 29.369.428 Monarşi 39 Portekiz 17.767 10.610.302 Koalisyon 40 Bahreyn 17.495 1.344.111 Tek Parti 41 Malta 16.736 430.150 Tek Parti 42 Slovakya 15.369 5.454.154 Tek Parti 43 Trinidad Tobago 14.370 1.344.235 Koalisyon 44 Seyşeller 14.236 93.310 Başkanlık 45 Çek Cumhuriyeti 14.088 10.740.468 Koalisyon 46 Umman 13.307 3.926.492 Monarşi 47 Estonya 12.044 1.283.771 Koalisyon 48 Arjantin 11.602 41.803.125 Koalisyon 49 Macaristan 11.429 9.877.365 Koalisyon 50 Ekvator Ginesi 10.920 1.622.000 Tek Parti 64 Türkiye 10.518 77.695.904 Tek Parti Sağlıklı hükümet politikalarının en temel hedefi toplumdaki yaşam kalitesini artırmak olmalıdır. Yaşam kalitesi ekonomik zenginlikle eşdeğer bir olgu da değildir. Mesela Tablo-4 e bakıldığında Dünyanın 19 ncu büyük ekonomisi olan Türkiye nin kişi başına düşen milli gelirde ancak 64 üncü sırada olduğu, buna karşın kriz içerisinde kıvranan Yunanistan ın daha üst sıralarda yer bulabildiği görülecektir. Uzun dönemli rakamlara bakıldığında da ekonomik gelişmelerin, iktidar partilerinin tek parti ya da koalisyon olmalarından bağımsız geliştiği görülmektedir. Mesela Türkiye nin reel gayrisafi yurtiçi hasıla artış oranları 1997-2006 yılları arasında 4.3 iken 2007-2014 yılları arasında sırasıyla 4.7, 0.7, 4.8, 9.2, 8.8, 2.1, 4.1 ve 2.9 olarak gerçekleşmiş 2015, 2016 ve 2020 yıllarında ise sırasıyla 3.1, 3.6 ve 3.5 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir (Bkz. Grafik-5). Dolayısıyla çoğunluğu koalisyon olan dönemlerdeki rakamlar (4.3) istikrarlı tek parti iktidarının hükümette olduğu yıllardan daha yüksektir. 20 Bundan, ekonomi konusunda koalisyonların başarısız olacağı sonucunu çıkarmadığımız gibi, tek parti iktidarlarının da başarısız olacağı sonucunu çıkarmamak gerekir. Kısaca, ekonomik durum mevcut hükümet sisteminden ziyade küresel gelişmelerden çok fazla etkilenmekte ve dünyadaki eğilimlerle uyum göstermektedir. Bu konuya bir de gerçekten iktidardaki hükümetlerin her zaman kontrol etmeye muktedir olamayacakları bir açıdan bakmakta yarar var. Grafik-6, Türkiye nin Reel Gayrisafi Yurtiçi Hasılasının Türk Lirası bazında yüzde 2.9 büyümesine 20. IMF (2015) WEO-World Economic Outlook, a.g.e., s. 174. 21
10 8 Grafik-5: 1997-2006 / 2007-2014 Reel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla 9,2 8,8 6 4,7 4,3 4,1 4 4,3 3,1 3,6 3,5 2,9 2 0,7 2,1 1994 1996 1998 2000 2002 2004 2006 2008 2010 2012 2014 2016 2018 2020 2022 0-2 -4-6 Yıllar -4,8 Grafik-6: Türkiye de 2014 Yılı TL ve Dolar Bazında GSYH Dolar cinsinden GSYH TL cinsinden GSYH 4 3 2 1 2,9 0-1 -2-3 -4-2,8 2014 22
Grafik-7: 2014 Küresel - Bölgesel - Türkiye Büyüme Oranları 6 5 4 3 2 1 4,8 5,3 1,3 2,2 2,4 3,2 1,1 4,2 2,9 0-0,4-1 Dünya AB Gelişmiş Ülkeler Gelişmekte Olan Ülkeler Türkiye 2013 2014 karşın, kur artışları nedeniyle dolar bazında yüzde 2.8 küçüldüğünü, yani bu alandaki büyümenin negatif, 2.8 olduğunu göstermektedir. Bu oran rakamsal olarak 23 milyar Dolarlık bir buharlaşma anlamına gelmektedir. Bu kayıpla birlikte Türkiye Dünya ekonomisindeki yerini 2014 yılında Hollanda ya kaptırarak 17 nci sıradan 18 nci sıraya gerilemiştir. Yukarıda da anlatıldığı gibi son sekiz yıllık büyüme rakamlarına bakıldığında da Türkiye hem G20 ülkelerinin, hem de Asya bölgesinin çok gerisinde bir büyüme sergileyerek, mevcut olumlu küresel gelişme ortamını değerlendirememiştir. Grafik-7 de gösterildiği gibi Dünya genelinde büyüme oranları 2013-2014 yıllarında yüzde 4.8 den 5.3 e (0.5 puan artış) çıkarken, Türkiye nin 2013 yılındaki 4.2 büyümesi 2014 yılında yüzde ( 1.3 lük düşüşle) 2.9 olarak gerçekleşmiştir. Yani yalnızca bölgesindeki önemli büyümeye değil, aynı zamanda dünyadaki normal büyümeye de ayak uyduramamıştır. 21 Hatta, konuya daha tartışmalı olabilecek bir açıdan bakmak gerekirse Grafik-8 de gösterilen 2014 yılında Türkiye 91 yıllık geçmiş büyüme ortalamasının da gerisinde kalmış, uzun zaman dilimindeki büyümesinin ancak %60 ını gerçek- leştirebilmiştir. Diğer bir ifadeyle Türkiye'nin 90 yıllık büyüme oranları 2014 yılında %40 oranında erimiştir. 22 Bu rakamların da ifade ettiği gibi, uzun süreli iktidarında çok başarılı bir ekonomi ve döviz politikası sürdüren bir iktidar, hayatın tüm alanları ile siyasete tam hakim olduğu ustalık dönemlerinde aynı başarıyı gösteremeyebilir. Bu durumda sihirli değnekten değil konjonktürel gelişmelerden Grafik-7 de gösterlidiği gibi Dünya genelinde büyüme oranları 2013-2014 yıllarında yüzde 4.8 den 5.3 e (0.5 puan artış) çıkarken, Türkiye nin 2013 yılındaki 4.2 büyümesi 2014 yılında yüzde (-1.3 lük düşüşle) 2.9 olarak gerçekleşmiştir. Yani yalnızca bölgesindeki önemli büyümeye değil, aynı zamanda dünyadaki normal büyümeye de ayak uyduramamıştır. 21. HESA Ekonomi Araştırmaları Direktörlüğü (2015), Türkiye nin 2014 Yılı Büyüme Hızı Değerlendirmesi, http://hesa.org.tr/tr/analizler, ss. 1-2, (E.T. 08.07.2015). 22. HESA Ekonomi Araştırmaları Direktörlüğü (2015), a.g.k., s.3. 23
Grafik-8: Türkiye Ekonomisinin 1923-2004 Arası Ortalama Büyüme Hızı (% 4,8) 24
bahsetmek daha yerinde olur. Elbette, ekonomi üzerinde siyasi iktidarların etkisiz olduğunu iddia etmek çok yanlıştır. Aynı şekilde, küresel ekonomik gelişmelerden etkilenmeyecek iktidarların var olabileceğini savunmak da bir o kadar yanlıştır. Aslında siyasi iktidarların temel fonksiyonu politika ve ekonomide istikrarı sağlamaktır. Bunun ötesinde siyasi iktidarın ekonomiyi çok kısa zamanda umulmadık derecede iyileştirme performansı gösterebileceklerini söylemek, geçmiş tecrübelerimize dayanarak pek mümkün görülmemektedir. Ancak, iktidarların dengesiz ve istikrarsız politikaları ve harcamaları ile uluslararası ilişkilerdeki temelsiz yaklaşımları ekonomiyi derinden yaralayıp, yine tecrübelerimize göre ülkeyi iflasın eşiğine getirebilir. Bu açıdan Türkiye de son yıllarda çok konuşulan lüks harcamalara bakıldığında ilginç bir şekilde kamu tüketiminin özel tüketimden çok daha fazla arttığı görülmektedir. Buna karşılık yatırımlarda bir azalma olmuştur. 2013-2014 verilerine göre hazırlanan Grafik-9 ve Grafik-10 bu durumu net bir şekilde ortaya koymakta olup 23, kurulacak muhtemel bir koalis- 23. HESA Ekonomi Araştırmaları Direktörlüğü (2015), a.g.k., s.3. Grafik-9: Özel Tüketim - Kamu Tüketimi 7,0 6,0 6,5 5,0 5,1 4,0 6,5 3,0 2,0 1,0 0,0 2013 2014 1,3 2013 2014 Grafik-10: Kamu Harcamalarının Yatırımlara Olumsuz Etkisi 4,6-1,3 Kamu Harcaması Yatırımlar 25
yon hükümetinin bu hususu acil olarak gündeme alması gerekmektedir. Konuya geleceğe ait küresel projeksiyonlar açısından bakıldığında ise bugün orta ölçekteki Türkiye nin 2030 a kadar Batılı olmayan Kolombiya, Mısır, Endonezya, İran, Güney Afrika, Meksika ve diğer bazı ülkelerle birlikte bir gelişme göstereceği, fakat Hindistan ve Çin in çok büyük olması nedeniyle ikincil aktörler olmayı aşamayacakları ileri sürülmektedir. Bu projeksiyon ABD ekonomisinin de 2030 yılında Çin in gerisinde kalacağını öngörmektedir. Bir diğer değerlendirmede Çin, Hindistan ve Brezilya gibi küresel çapta etkili olacak ekonomik güçlere ilaveten Kolombiya, Endonezya, Nijerya, Güney Afrika ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin küresel ekonomiyi etkileyebilecek öneme sahip olacakları tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra Avrupa, Japonya ve Rusya nın yaşlı ekonomilerinin yavaş yavaş da olsa göreceli olarak küçülmeye devam etmesi kuvvetle muhtemel görülmektedir. 24 Tabii bu durumların hepsinde bu ekonomik aktörlerin durumunu etkileyecek olan en önemli etken ise nüfus olacaktır. Mesela Türkiye deki nüfus artış hızının 2030 yılında duraksamaya gireceği, ancak bu nüfus içerisinde doğurganlık oranı yüksek olan Kürt nü- fusunun bu durağanlığa rağmen artışını sürdürerek etnik tansiyonu yükselteceği dikkate alınarak bu durumun ekonomiyi de olumsuz etkileyeceği tahmin edilebilir. 25 Konuya geleceğe ait küresel projeksiyonlar açısından bakıldığında ise bugün orta ölçekteki Türkiye nin 2030 a kadar Batılı olmayan Kolombiya, Mısır, Endonezya, İran, Güney Afrika, Meksika ve diğer bazı ülkelerle birlikte bir gelişme göstereceği, fakat Hindistan ve Çin in çok büyük olması nedeniyle ikincil aktörler olmayı aşamayacakları ileri sürülmektedir. Bu projeksiyon ABD ekonomisinin de 2030 yılında Çin in gerisinde kalacağını öngörmektedir. 24. National Intelligence Council (2012) Global Trends 2030: Alternative Worlds, s. İv, 17, www.dni.gov/nic/globaltrends (E.T. 18.06.2015). 25. National Intelligence Council (2012) a.g.e., s. vii. 26
3. BÖLÜM KOALİSYON, AZINLIK VE TEK PARTİ ÇOĞUNLUK HÜKÜMETLERİ Koalisyon ve Azınlık Hükümeti Tanımları Azınlık hükümeti ve koalisyon kavramlarını kısaca açıklayıp koalisyon ve tek parti hükümetlerinin avantaj ve dezavantajlarına kısaca bir göz atmakta yarar vardır. Azınlık Hükümeti: Azınlık hükümeti, bir partinin tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa sahip olmaması halinde açık ya da zımni anlaşma yoluyla dışarıdan destek alarak hükümet kurması ve güven oylamasında yeterli oyu alacak hale gelmesidir. Koalisyon: Koalisyon birlikte büyüme anlamına gelmektedir. Siyaset açısından bir koalisyon hükümeti çeşitli partilerin işbirliği halinde hükümeti kurdukları bir kabinedir. Koalisyonun en temel nedeni çoğunluğun oyunu elde edecek bir parti olmayışıdır. Bunların dışındaki koalisyon hükümetleri milli zorluk dönemlerinde kurulan milli mutabakat hükümetleri olup genellikle savaş gibi büyük problemlerin oluştuğu zamanlarda kamunun ortak düşüncesini temsil etmek, meşruiyeti artırmak ve yıkıcı muhalefeti önlemek üzere kurulurlar. Bu hükümetler genelde tüm siyasi partileri içerecek şekilde kurulurlar. Koalisyonların kurulma döngüsü Şekil-3 teki gibidir, yani tıpkı tek parti iktidarları gibi kurulur ve sona ererler. Koalisyonlar kurulmalarının kararlaştırılma zamanına göre de iki çeşittir. Bazı koalisyonlara seçimlerden önce karar verilerek bazı partiler bir koalisyon halinde seçime tek parti imiş gibi girerler. Diğer halde ise seçimden sonra hükümet kurabilmek için iki ya da daha fazla parti anlaşırlar. Koalisyonların Avantajları Oluşturulacak hükümet programı daha geniş bir temsile imkan verir. Çünkü farklı ideolojik fikir temeline dayanan partiler yasamaya dönüşecek politikaları oluşturabilmek için uzlaşma sağlamak zorundadır. Bunun yanı sıra politikaların seçmenler tarafından daha etkin gözetlenmesi de sağlanır ki bu da demokrasi açısından daha geniş katılım demektir. Koalisyonun küçük ortakları başka türlü gündeme taşıyamayacakları konuları gündeme getirebilirler, tartışmalı hususların yasalaşmasını güçleştirebilir ya da geciktirebilirler. Şekil-3: Koalisyonların Kurulma Döngüsü Seçimler Koalisyon Hükümeti Kurulması Hükümetin Sona Ermesi Koalisyon Yönetimi 27
Koalisyona karşı çıkanlar olsa da, bir koalisyon hükümetinin kurulamaması halinde koalisyon dışında kalan tutucu bir azınlık hükümeti gibi seçenekler daha da olumsuz olabilir. Bu olumsuzluk ise böyle bir azınlık hükümetini kuracak siyasi partiye oy vermemiş olan seçmenlerin arzularının hilafına politikalar oluşturulmasına yol açabilecektir. İşte bu nedenle uzlaşıya dayalı bir koalisyon, hem bir azınlık hükümetinden daha demokratiktir, hem de çoğunluğun hükümet dışında bırakılarak azınlığın tahakküm kurabileceği meşruiyeti düşük bir hükümet kurulmasını önlemek açısından bir gerekliliktir. Dolayısıyla koalisyon hükümetleri hem daha demokratiktir hem de meşruiyetleri daha yüksektir. 26 Koalisyon iktidarları dönemlerinde, fahiş hatalar yapılmaz. Yanlışta ısrar etme ve yanlışı dayatma imkanı yoktur. Siyasal liderler daha demokratik ve uzlaşmacı davranmak zorundadırlar. Bu yönüyle koalisyonlar siyasal uzlaşmaya ve uzlaşma kültürüne önemli katkılarda bulunur. Siyasal partilerin olumlu anlamda birbirini anlamasını ve birbirlerinden etkilenmesini sağlar. Uzlaşma kültürünü güçlendirdiği için koalisyonların parti içi demokrasiye de olumlu etkileri olur. Koalisyonlar toplumdaki kutuplaşmayı azaltır, işbirliğini zaruri kılar, farklı kesimlerin birbirlerini anlamasına ve empati yapmasına imkân hazırlar. Toplumsal barışın sağlanması, toplumsal gerilimin düşürülmesi ve uzlaşı kültürünün yerleşmesi bireylere ve toplumsal kesimlere pozitif katkıda bulunur. Koalisyon hükümetleri sayesinde, İtalya da da olduğu gibi pek çok örnekte terör ve şiddet olaylarında azalma görülmüş, ekonomik ve toplumsal sorunlarda çözüme gitme imkânları yakalanmıştır. Koalisyonlarda farklı siyasi görüş ve anlayıştaki kesimleri temsil eden partiler uzlaşacağı için uzlaşı zemini evrensel doğrular ve hukuk ekseninde olmak zorundadır. Bu durum evrensel hukuk, insan hakları gibi değerlerin yerleşmesini, Koalisyon iktidarları dönemlerinde, fahiş hatalar yapılmaz. Yanlışta ısrar etme ve yanlışı dayatma imkanı yoktur. Siyasal liderler daha demokratik ve uzlaşmacı davranmak zorundadırlar. Bu yönüyle koalisyonlar siyasal uzlaşmaya ve uzlaşma kültürüne önemli katkılarda bulunur. Siyasi partilerin olumlu anlamda birbirini anlamasını ve birbirlerinden etkilenmesini sağlar. Uzlaşma kültürünü güçlendirdiği için koalisyonların parti içi demokrasiye de olumlu etkileri olur. güçlenmesini sağlar. Koalisyonlar düşünce zenginliği ve fikri üretkenliğe dinamizm kazandırır. Koalisyonları hakim olduğu yönetimlerde güç ve iktidar değil hukuk ve haklar öncelikli olur. Koalisyon hükümetlerinde ayrımcılık, toplumsal linç, nefret söylemi gibi güç zehirlenmesinden kaynaklanan antidemokratik uygulamalara rastlanmaz. Siyasetin ve medyanın dili ayrıştırıcı değil uzlaştırıcı, dışlayıcı değil birleştirici olur. Bu da topluma ve toplumsal barışa yansır. İdeolojik, etnik, dini farklılıklar bir kenara bırakılır ve ortak değerler öne çıkarılır. Koalisyon hükümetleri yozlaşma ve kayırmacılığı engeller, objektif, liyakate dayalı personel istihdamına imkân verir Koalisyonların Dezavantajları İdeoloji ve fikir ayrılıkları ve aykırılıkları koalisyon hükümetlerini kırılgan ve zayıf kılar. Eğer siyasi partiler belirli politikalar konusunda değişkenlik gösteremeyecek kadar tutucu iseler, birbirleriyle süreklilik arz eden uyuşmazlıklar nedeniyle hızlı kararlar veremezler ve hüküme- 26. Mairead Finley (2012) Discuss the Advantages and Disadvantages of Coalition Governments, http://www.peterjepson.com/law/uk-4%20finley. pdf (21.06.2015). 28
tin çalışması zorlaşır. Koalisyonu oluşturan partilerden birinin söylemlerinden taviz vermesi ya da söylemini tamamen terk etmesi gerekebilir ki bu durumda seçmenlerine karşı inandırıcılığını yitirir, parti içerisinde ayrışmalara neden olabilir ve tekrar seçilebilme konusunda problemler yaşayabilir. Koalisyon hükümetlerinin popülaritesini yitirme hızı tek parti hükümetlerine oranla çok daha hızlı gerçekleşir ve seçmen süratli bir şekilde tek parti hükümeti arzulamaya başlar. Bunun altında yatan nedenler araştırıldığında da seçmenin koalisyon hükümetlerinin zayıf, zor karar verebilen, politikaları net olmayan yönlerinden rahatsız ol- duğu ve bu nedenle de hükümete güvensizliğin, otorite tesis edemediği inancının ve eleştirisinin yaygın olduğu görülür. Bunlara ilaveten koalisyonların küçük ortaklarının mali portreleri zayıf olduğundan üyelerinin iktidardan beklentilerini karşılayabilme, yani onları etkin pozisyonlara yerleştirebilme yeterliliklerinin zayıf olmasıdır. Bu da koalisyonların küçük ortaklarında genellikle ya aşırı özgüven eksikliği ortaya çıkmasına ya da altı doldurulamayacak aşırı özgüven sergilenmesine yol açabilir. Bu nedenle uygulamaya koymaya geldiğinde koalisyonlardaki küçük partilerin politikaları gerçekçi olmaz, olamaz. Koalisyonlar toplumdaki kutuplaşmayı azaltır, işbirliğini zaruri kılar, farklı kesimlerin birbirlerini anlamasına ve empati yapmasına imkan hazırlar. Toplumsal barışın sağlanması, toplumsal gerilimin düşürülmesi ve uzlaşı kültürünün yerleşmesi bireylere ve toplumsal kesimlere pozitif katkıda bulunur. 29
Koalisyonlarda farklı siyasi görüş ve anlayıştaki kesimleri temsil eden partiler uzlaşacağı için uzlaşı zemini evrensel doğrular ve hukuk ekseninde olmak zorundadır. Bu durum evrensel hukuk, insan hakları gibi değerlerin yerleşmesini, güçlenmesini sağlar. Koalisyonlar düşünce zenginliği ve fikri üretkenliğe dinamizm kazandırır. Koalisyonların handikaplarından bir diğeri de üzerinde uzlaşılan hükümet programına, ortak partilerden uzlaşılmamış konuların eklenmesi taleplerinin gelme olasılığının yüksek olmasıdır. Seçmen baskısıyla koalisyon ortağı partiler, hükümet programında değişikliğe gidilmesini zorlayabilirler. 27 Koalisyonun küçük partiler açısından bir diğer dezavantajı da koalisyonun günah keçisi olabilmesi potansiyelidir. Zira hızlı hareket edemeyen koalisyon hükümetlerinde bu yavaşlığın faturası genellikle politikaların uygulanmasında ayak bağı olarak görülen küçük ortaklara kesilir. Etkinliği azalan hükümete duyulan güvensizlik ve kızgınlık zamanla artar. Koalisyon fikrini o kadar ileri de götürenler vardır ki yalnızca ülke demokrasilerinde değil dünyadaki problemlerin çözümü için bir Dünya Koalisyon Hükümeti kurulması düşünülebilmektedir. Bu fikri ortaya atan Zhang a göre bir ülkede iktidara gelen bir siyasi partinin liderliği ya da üstün lideri ya da bizzat bu partinin kendisi yasama, yargı ve yürütme sistemini gerçekten çok 27. Mairead Finley (2012) a.g.e. 28. Shaohua Zhang (t.y.) My Ideals of A World Coalition Government, http:// www.opgc.net/miawcg20.html (E.T. 18.06.2015). 29. Ufuk Yener (2009) Nispi Temsil-Çoğunluk Sistemi Tartışmaları Üzerine Bir Görüş, http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=34944 (E.T. 07.07.2015). kısa bir zamanda totaliter bir yönetime dönüştürebilmektedir. Tarihi gerçekler bize bu konuda ders alınacak birçok örnek sunmaktadır. Bu nedenle globalleşme çağında yasama, yargı ve yürütmenin kendi mecrasında kalabilmesini temin edebilmek ve aynı zamanda tiranlık, totaliterlik ve bürokratizmin en ufak şekilde de olsa neşet etmesini önleyebilmek için bir Dünya Koalisyon Hükümeti ne ihtiyaç bulunmaktadır. 28 Tek Parti Çoğunluk İktidarının Avantajları ve Dezavantajları Tek parti iktidarları genellikle iki partinin çok güçlü olduğu ve çoğunluğun oyunu alamayan küçük partilerin etkisizleştiği sistemlerdir. Bu sistemlerde istikrara önem verildiği ancak adalet tesisinde problemlerle karşılaşıldığı bilinmektedir. Buna karşılık barajı aşabilen tüm partilerin parlamentoda temsil edilebildiği nispi temsil sisteminde ise adalet daha iyi sağlanırken istikrar konusunda problemler yaşanabilmektedir. Avantajları: 1. Kurulan hükümetler istikrarlıdır. 2. Uygulanması basit ve kolaydır. 3. Çoğunluk sisteminde seçmenler kendi çevrelerinin adaylarını daha yakından tanıma fırsatı bulurlar. Yani aday ile seçmenler arasında kopukluk söz konusu olmaz. Dezavantajları: 1. Adil değildir. Ülke genelinde oyların tamamını elde etmediği için oy vermeyen seçmeni temsil yeteneği zayıftır ya da yoktur. 2. İki partili bir siyasal sistemi ortaya çıkarır ve marjinal partilerin ortaya çıkmasını engeller. 29 30
4. BÖLÜM ULUSLARARASI ENDEKSLERE GÖRE G20 ÜLKELERİ ARASINDA TÜRKİYE Bir hükümetin performansı değerlendirilirken en önemli ve etkili olmakla birlikte tek gösterge ekonomi değildir. Dünya ülkelerinin performansını ölçen pek çok endeks bulunmaktadır. Bu endekslerin pek çoğu zaman serileri şeklinde yıllara göre ülkelerin alandaki performansını pek çok kaynağa başvurarak ölçmektedirler. Bu çalışmada ülkelerin farklı alanlardaki dünya sıralamalarını ölçen çeşitli endeksler kullanılmış olup Tablo-5 te gösterilmiştir. Bu endekslerin hangi konuları ele aldığı ve ülkeleri nasıl değerlendirdiği konusunda bir fikir edinebilmek için Tablo-5 te kısa birer açıklama yapılmış olup bunlardan Dünya Bankası Yönetim Endeksinin (World Governance Index) altı göstergesinin daha detaylı açıklaması aşağıda sunulmuştur. Diğer endekslerin açıklamalarına web sayfalarından ulaşılabilir. Dünya Bankası Yönetişim Konuları Kamu yönetimi alanında idarenin iyi ya da kötü işleyişinin gelişmeye etkisi ile alakalı olarak Dünya Bankası tarafından yayımlanan Dünya Yönetişim Göstergeleri (World Governance Indicators) endeksi çerçevesinde Kaufmann, Kraay ve Zoido-Lobaton tarafından hazırlanan Yönetişim Konuları (Governance Matters) çalışmasında endeksin toplam altı değişik göstergeden oluştuğu açıklanmıştır. 1996-2012 yılları arasındaki verilerden elde edilen bu göstergeler şunlardır: Katılım ve hesap verebilirlik (voice and accountability) Siyasi istikrarsızlık ve şiddet/terör olmaması (political instability and absence of violence/terrorism) Hükümetin etkinliği (government effectiveness) Düzenleyici sorumluluk (regulatory burden) Hukukun üstünlüğü (rule of law) Yolsuzluğun kontrolü (control of corruption - graft) a. Katılım ve Hesap Verebilirlik (Voice and Accountability) Politik süreçler, bireysel özgürlükler ve siyasi haklar başlıkları altındaki üç husus çerçevesinde vatandaşların ülkeyi yönetecek hükümetlerin seçilmesine katılım derecesini ölçmektedir. Bu kategori içerisinde ayrıca yöneticilerin gözetlenmesi ve denetlenmesi ve faaliyetlerinden hesap vermelerinin sağlanması görevini yapan medyanın bağımsızlığı da yer almaktadır. b. Siyasi İstikrar ve Şiddet/Terör Olmaması (Political Instability and Absence of Violence/Terrorism) Bu endekste hükümetin anayasaya aykırı ya da şiddet içeren yöntemlerle istikrarsızlaştırılabilmesi ve düşürülebilmesi ihtimali konusundaki çeşitli algı göstergeleri ölçülmektedir. Bu endeks, bir ülkedeki hükümetin kalitesinin hükümet yönetiminde değişikliği zorlama, yalnızca hükümet politikalarının sürdürülmesinin doğrudan engel- 31
SIRA ENDEKS KAYNAK 1 İnsani Gelişmişlik Endeksi 2 3 Siyasal Katılım ve Hesap Verebilirlik (Voice & Accountability) Siyasi İstikrar ve Şiddet/Terör Olmaması (Political Stability- Absence of Violence/Terrorism) Human Development Index (UNDP-HDI) World Governance Index (WGI-VA) World Governance Index (WGI-PINVT) 4 Hükümetin Etkinliği (Government Effectiveness) World Governance Index (WGI-GE) 5 6 7 Düzenleyici Sorumluluk (Regulatory Burden) Yolsuzluğun Kontrolü (Control of Corruption) Hukukun Üstünlüğü (Rule of Law) World Governance Index (WGI-RB) World Governance Index (WGI-CoC) World Governance Index (WGI-RoL) 8 Hukukun Üstünlüğü (Rule of Law) World Justice Project (WJP-RoL) 9 Toplumsal Gelişmişlik Endeksi (Social Capital) Legatum Prosperity Index (LPI-SC) 10 11 İyi Yönetim Endeksi (Governance) Güvenlik Endeksi (Safety & Security Index) Legatum Prosperity Index (LPI-Gov) Safety / Security Index (LPI-SSI) 12 Ekonomi Endeksi (Economy Index) Economy Index (LPI-EI) 13 Demokrasi Endeksi (Democracy Index) Freedom House World Audit Index (FH-WAI/DI) 14 Kırılgan Ülkeler Endeksi (Fragile States Index) Fund for Peace Fragile States Index (FFP-FSI) Tablo-5: Çalışmada Kullanılan Endeksler YIL ARALIĞI ÜLKE SAYISI 1980-2013 187 AÇIKLAMA İnsani gelişmişliğin temel üç boyutta (uzun ve sağlıklı bir yaşam, bilgi düzeyi ve onurlu bir yaşantı) gerçekleştirilebilme ortalamasını ölçer. 1996-2013 215 Vatandaşların hükümetin seçilmesine katılabilme olanağı ile, ifade hürriyeti, örgütlenme hürriyeti ve basın özgürlüğü konusundaki algıları yansıtır. 1996-2013 215 Hükümetin, Anayasaya aykırı ya da siyasi amaçlı şiddet ve terör eylemlerini de içerecek şekilde her türlü şiddet kullanılarak yıkılabilme olasılığı konusundaki algıları yansıtır. 1996-2013 215 1996-2013 215 1996-2013 215 1996-2013 215 2014-2015 102 2009-2011 2012-2014 2009-2011 2012-2014 2009-2011 2012-2014 2009-2011 2012-2014 110 142 110 142 110 142 110 142 2006-2014 210 2006-2015 178 Kamu hizmetlerinin kalitesi ile bu hizmetlerin siyasi baskıdan uzak olması, kaliteli politikalar geliştirilip bunların uygulanması ve iktidarın bu politikaların yürütülmesi konusundaki hükümetin kararlılığını yansıtır. Hükümetin özel sektörün işlemesine ve gelişmesine olanak sağlayacak politikalar ve düzenlemeler yapma ve uygulama yeteneği konusundaki algıları yansıtır. Devletin elitler ve özel çıkarlar için ele geçirilmesi de dahil Kamu gücünün, adi ya da nitelikli büyük yolsuzluk olayları gerçekleştirmek için kullanılma derecesini yansıtır. Kamu görevlilerinin toplumun kurallarına güvenme ve bunlara uyma ile özellikle sözleşmelerin uygulanmasının sağlanması derecesi konusundaki algıları yansıtır. Ülkelerin hukukun üstünlüğüne uygulamada uyma derecelerini aşağıdaki 8 faktör açısından değerlendirmek üzere oluşturulan bir değerlendirme aracıdır: 1. İktidar Gücünün Sınırlandırılması; 2. Yolsuzluğun Olmaması; 3. Şeffaf Hükümet; 4. Temel Haklar; 5. Asayiş ve Güvenlik; 6. Düzenlemeleri Uygulatma (Regulatory Enforcement); 7. Sözleşme Hukuku (Civil Justice) Adaleti; 8. Ceza Adaleti (Criminal Justice) İnsanların birbirlerine duydukları güven sonucu oluşturdukları sosyal ağlar ve uyum bir ülkenin refahına doğrudan etki eder. Bu endeks iki sahada ülkelerin performansını ölçmektedir: Sosyal uyum ve ilişkiler ile sosyal ağlar ve aile bağları. Ülkelerin performansını etkili ve hesap verebilir bir hükümet, serbest seçimler ve siyasi katılım ile hukukun üstünlüğü açısından ölçülmektedir. Kişi ve devlet güvenliğine yönelik tehditler gelir ve toplumsal refahı tehlikeye sokar. Bu endeks ülkelerin milli güvenlik ve kişi güvenliğini sağlama konusundaki performanslarını ölçer. Sağlıklı ve istikrarlı ekonomik temeller kişi başına düşen geliri ve toplamda iyiliği arttırır. Bu endeks makroekonomik politikalar, ekonomik tatmin ve beklentiler, istikrarlı büyüme ile finansal sektörün etkin olması konusunda ülkelerin performansını ölçmektedir. Her ülke siyasi haklar (P) ve bireysel özgürlükler (C) açısından 1 den 7 ye bir ölçekle değerlendirilmektedir. 12 sosyal, ekonomik ve siyasi göstergenin değerlendirilmesi sonucu ülkelerin etkilenme dereceleri ile bu etkilerin ne zaman ülkeleri kırılmanın eşiğine getirebileceği konusundaki sıralamaları ortaya konulur: Sosyal Göstergeler: 1. Nüfus baskısı; 2. Göçmenler ve yurtlarından edilmiş insanlar; 3. Toplumsal çatışma; 4. Dışarıya İnsan ve Beyin Göçü; Ekonomik Göstergeler: 5. Düzensiz Ekonomik Gelişme; 6. Fakirlik ve Ekonomik Çöküntü; Siyasi ve Askeri Göstergeler: 7. Devlet Meşruiyeti; 8. Kamu Hizmetleri; 9. İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü; 10. Güvenlik Teşkilatı; 11. Elitlerin Gruplaşması; 12. Dış Müdahale 32
lenmesiyle kalmayıp aynı zamanda daha derinlerde yatan vatandaşların hükümet edenleri seçme ve bunları değiştirme yeteneğini zayıflatan muhtemel tehlikelerin varlığını ele almaktadır. c. Hükümetin Etkinliği (Government Effectiveness) Bu endeks hükümetin sağlıklı politika yapabilme ve bu politikaları uygulayabilme yeteneği konusundaki göstergeleri ölçmektedir. Hükümetin iyi politikalar üretmesi ve uygulaması konusundaki girdileri değerlendiren Hükümetin Etkinliği Endeksi altında kamu hizmeti sağlanma kalitesi, bürokrasi kalitesi, memurların yeterliliği, kamu hizmetinin siyasi baskılardan bağımsızlığı ve hükümetin oluşturduğu politikaları herkese eşit uygulama kararlılığı ölçülmektedir. ç. Düzenleyici Sorumluluk (Regulatory Burden) Düzenleyici sorumluluk ise bizzat politikaların kendilerine yoğunlaşmaktadır. Bu endeks, dış ticaret ve iş geliştirme gibi alanlardaki aşkın düzenlemelerin zorladığı algıların yanı sıra fiyat kontrolü ya da yetersiz banka denetimleri gibi serbest pazar dostu olamayan politikalara karşı tedbirlerin ölçülmesini içermektedir. Son iki grup endeks vatandaşların ve devletin, bunlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kurumlara saygısını özetlemektedir. d. Hukukun Üstünlüğü (The Rule of Law) Bu endekste, görevlilerin, hukuk kurallarına güveni ve bu kurallara uyum düzeyi ölçülmektedir. Buradaki göstergeler içerisinde şiddet içeren ve içermeyen suçlar, yargının etkililiği ve güvenilirliği ve sözleşmelerin uygulanabilirliği yer almaktadır. Bu göstergeler birlikte bir toplumun adil ve öngörülebilir kurallar ekonomik ve sosyal ilişkilerin temelini teşkil ederler. e. Yolsuzluk Kontrolü (Control of Corruption-Graft) Bu endeks yolsuzluk algısını ölçmektedir. Diğer endekslerden farklı olarak bu gösterge geleneksel yolsuzluk tanımına müracaat edilerek kolayca ölçülebilmektedir. Buna göre yolsuzluk; kamu gücünün şahsi menfaat için kullanılmasıdır. Bu doğrudan bakışa rağmen yolsuzluğun çeşitli yönleri farklı parametrelerle ölçülerek farklılıklar ortaya konabilmektedir. Bu parametreler işleri görmek için fazladan para sızdırmadan, iş dünyasındaki yolsuzluklara kadar çok çeşitli görünümlere bürünebilmektedir. Yolsuzluğun varlığı genellikle yolsuzlaştıran (çoğu zaman bir özel şahıs) ile yolsuzlaştırılan (çoğu zaman bir kamu görevlisi) tarafından, bunlar arasındaki ilişkileri düzenleyen yürürlükteki kurallara saygı gösterilmeyerek düzenin bozulması yoluyla ortaya çıkar. 30 Bu endeksteki yönetişim ölçütlerinin aritmetik ortalamaya (mean) sahip olduğu varsayılarak sıfırın üzerindeki her artış yönetişimin iyileştiğine, bunun altına düşen her seviye de kötüleştiğine işaret etmektedir. 30. Danial Kaufmann, Aart Kraay ve Pablo Zoido (1999) Governance Matters, Policy Research Working Papder, The World Bank. 33
14 Uluslararası Endekste G20 Ülkeleri ve Hükümet Oluşumunun Etkisi 1. İnsani Gelişmişlik Endeksi (Human Development Index) (UNDP-HDI) Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından hazırlanan endeks ülkeleri insani gelişmişliğin üç temel boyutuna verilen puanların ortalaması alınarak hesaplanması ile oluşturulmaktadır. Üç temel boyut şunlardan oluşmaktadır: i. Uzun ve sağlıklı bir yaşam, ii. Bilgi düzeyi, iii. Onurlu bir yaşantı gerçekleştirilebilme. Bu endeks yaşam kalitesi konusunda önemli bilgiler sunmaktadır. Bu endekste Türkiye, Hindistan, Endonezya, Çin, Brezilya ve Meksika gibi nüfusu aşırı kalabalık ülkelerle, ayrımcı beyaz rejimden göreceli olarak yeni kurtulmuş olan Güney Afrika nın önünde, ancak Rusya nın gerisinde kalmıştır. Brezilya, Meksika, Çin ve Rusya ile birlikte yüksek insani gelişmişlik grubunda yer alırken Arjantin-Avustralya ile bunların arasında kalan diğer ülkeler çok yüksek insani gelişmişlik grubunda yer almaktadır. Endonezya, Güney Afrika ve Hindistan ise orta gelişmişlik grubunda yer almaktadır. Türkiye, muasır medeniyet seviyesine gelmek için biraz daha mesafe katetmelidir.. Grafik-11: 2013 Yılı G20 Ülkelerinde İnsani Gelişmişlik 1,0 0,9 0,8 0,7 0,6 0,5 0,4 0,3 0,2 0,1 0 Avustralya (K) ABD (D) Almanya (K) Kanada (T) İngiltere (T) Güney Kore (T) Japonya (K) Fransa (K) İtalya (K) Suudi Arabistan (D) Arjantin (K) Rusya (T) Türkiye (T) Meksika (D) Brezilya (K) Çin (D) Endonezya (K) Güney Afrika (D) Hindistan (K) 34
2. Siyasal Katılım ve Hesap Verebilirlik (Voice & Accountability) (WGI-VA) Dünya Bankası tarafından hazırlanan Dünya Yönetişim Göstergeleri içerisinde yer alan bu endeks vatandaşların hükümetin seçilmesine katılabilme olanağı ile ifade hürriyeti, örgütlenme hürriyeti ve basın özgürlüğü konusundaki algıları yansıtmaktadır. Bu endeks, G20 ülkelerinden ileri demokrasiye sahip olanlarla olmayanları net bir şekilde sıralamış olup, bu sıralaman demokratik kurumların istikrarlı işletilmesi ve sürdürülmesi açısından önemli bir gösterge ortaya koymaktadır. Grafik-12 deki ülkelerin sıralamasından da görülebileceği gibi hükümetlerin tek parti, koalisyon ya da başkanlık olmasının bir önemi bulunmazken, demokratik temsile imkân vermeyen monarşi olan Suudi Arabistan ın bu göstergenin en düşük değerine sahip olması tesadüf değildir. Türkiye nin de önümüzdeki koalisyon ihtimalini bir kazanca dönüştürerek demokrasisini güçlendirmesi gerekir. Yaklaşık 70 yıllık inişli çıkışlı demokrasi tecrübesine dayanarak Türkiye bunu başarabilir. Grafik-12: Dünya Yönetişim Göstergeleri Siyasal Katılım ve Hesap Verebilirlik 2012-2013 Ortalaması G20 Ülkeleri Sıralaması 100 80 60 40 20 0 Avustralya (K) Kanada (T) Almanya (K) İngiltere (T) Fransa (K) ABD (D) Japonya (K) İtalya (K) G. Kore (T) G. Afrika (D) Brezilya (K) Hindistan (K) Arjantin (K) Meksika (D) Endonezya (K) Türkiye (T) Rusya (T) Çin (D) S. Arabistan (D) T: Tek Parti Çoğunluk Hükümeti K: Koalisyon Hükümeti D: Diğer 35
3. Siyasi İstikrar ve Şiddet/Terör Olmaması (World Governance Index - Political Stability and Absence of Violence/Terrorism) (WGI-PINVT) Dünya Bankasının yayımladığı Dünya Yönetişim Göstergelerinin altı endeksinden birisi olan Siyasi İstikrar ve Şiddet/Terör Olmaması endeksi hükümetin, Anayasaya aykırı ya da siyasi amaçlı şiddet ve terör eylemlerini de içerecek şekilde her türlü şiddet kullanılarak yıkılabilme olasılığı konusundaki algıları yansıtır. Endeks, 0-100 aralığında, 0 istikrarsız ve 100 en istikrarlı olacak şekilde ülkeleri puanlayarak sıralamaktadır. Grafik-13, Türkiye nin Kürt, Hindistan ın Kaşmir, Rusya nın Ukrayna meselesi ve değişik etnik gruplarla mücadelesi, Meksika nın kartelleşmiş uyuşturucu mafyaları gibi hükümetleri istikrarsızlaştıran şiddet ve terör olaylarının yaygın olması gibi nedenlerle bu ülkeleri alt sıralarda göstermektedir. Türkiye nin süratle terör olaylarının büyük çoğunluğunun altında yatan temel neden olan Kürt sorununu nihayete erdirirken, istikrarlı hükümetler kurarak demokrasisini güçlendirmesi gerekmektedir. Grafik-13 te de hükümeti oluşturan kompozisyonların sonuçlar üzerinde bir etkisini görebilmek mümkün değildir. 100,00 Grafik-13: G20 Ülkeleri 2013-2014 Siyasi İstikrar ve Şiddet/Terör Olmaması 90,00 80,00 70,00 60,00 50,00 40,00 30,00 20,00 10,00 Kanada (T) Avustralya (K) Japonya (K) Almanya (K) ABD (D) İtalya (K) Fransa (K) İngiltere (T) G. Kore (T) Arjantin (K) G. Afrika (D) Brezilya (K) S. Arabistan (D) Endonezya (K) Çin (D) Meksika (D) 2012 2013 Rusya (T) Türkiye (T) Hindistan (K) 0,00 36
4. Hükümetin Etkinliği (Government Effectiveness) (WGI-GE) Dünya Bankasının yayımladığı Dünya Yönetişim Göstergelerinden bir diğeri olan Hükümetin Etkinliği (Government Effectiveness) (WGI-GE) endeksi, kamu hizmetlerinin kalitesi ile bu hizmetlerin siyasi baskıdan uzak olması, kaliteli politikalar geliştirilip bunların uygulanması ve iktidarın bu politikaların yürütülmesi konusundaki hükümetin kararlılığını yansıtır. Endeks, istikrarlı hükümetlere ve yönetim sistemlerine sahip olan demokratik ülkelerin hükümet etmedeki etkinliklerinin de iyi olduğunu, yine bunların kabine kompozisyonlarına bakılmaksızın etkili olduğunu göstermektedir. Bu, Türkiye nin göreceli olarak iyi olduğu endekslerdendir. Hükümetin etkinliği konusunda Türkiye medyan ülke konumundadır. Hükümeti Türkiye den daha etkin 9 ülke varken, Türkiye de geriye kalan 9 ülkeden daha etkin bir ülke yönetimi sergilemiştir. Bunu tek partinin çoğunluğu sağlamasına bağlamak gerekir. Ancak, Grafik-14 teki ülkelere bakıldığında Türkiye den daha etkin yönetim sergileyen ülkelerden 5 tanesi koalisyon; 3 tanesi Tek Parti çoğunluğu; 1 tanesi ise diğer (Başkanlık sistemi) hükümet oluşumuna sahiptir. Bu açıdan bakıldığında koalisyonların etkin hükümet etmeye olumsuz bir etkisi ortaya çıkmamaktadır. Buna karşılık etkin yönetim konusunda Türkiye den daha zayıf olan ülkelerin 4 tanesi Koalisyon; 4 tanesi Diğer (Başkanlık, Monarşi, Emperyal Başkanlık, Komünist Tek Parti); 1 tanesi ise Tek parti çoğunluğuna dayanan hükümete sahiptir. Bundan, diğer grubunda yer alan yönetimlerle koalisyonların zayıf hükümetlere sahip olduklarını çıkarmak mümkünse de, ihtiyatlı davranmakta yarar bulunmaktadır. Kısaca Türkiye nin etkin hükümet etme konusunda ortalamayı tutturduğu ancak hala gelişme sağlayabileceği alanlar bulunduğunu söylemek mümkündür. Grafik-14: 2013-2014 Yıllarında G20 Ülkeleri Hükümetlerinin Etkinliği 100 2012 2013 90 80 70 60 50 40 30 20 10 0 Kanada (T) Avustralya (K) Almanya (K) Japonya (K) İngiltere (T) ABD (D) Fransa (K) G. Kore (T) İtalya (K) Türkiye (T) G. Afrika (D) Meksika (D) S. Arabistan (D) Çin (D) Brezilya (K) Hindistan (K) Arjantin (K) Endonezya (K) Rusya (T) 37
5. Düzenleyici Sorumluluk (Regulatory Burden) (WGI-RB) Dünya Bankasının yayımladığı Dünya Yönetişim Göstergeleri arasındaki Düzenleyici Sorumluluk (Regulatory Burden), hükümetlerin özel sektörün işlemesine ve gelişmesine olanak sağlayacak politikalar ve düzenlemeler yapma ve uygulama yeteneği konusundaki algıları yansıtır. Hükümetin, özel sektörün sağlıklı çalışmasını sağlayacak tutarlı ve etkin politikalar üretme konusunda da yukarıdaki hükümetin etkinliği konusunda olduğu gibi iyi bir noktada olduğu, 10 ülkenin gerisinde kaldığı, sekiz ülkeden ise daha iyi düzenlemeler yaptığı anlaşılmaktadır. Gelişmiş ülkelerin hükümet kompozisyonlarına bakılmaksızın liderliği göğüslediği, gelişmekte olan ülkelerin ise hala istikrar konusunda göreceli problemler yaşadığı anlaşılmaktadır. Türkiye hükümetin etkinliği endeksindeki G20 ülkeleri arasındaki medyan pozisyonunu bir sıra gerileyerek Meksika ya bırakmış ise de her iki ülkenin de gelişmiş büyük ekonomileri sıkı bir şekilde takip ettikleri anlaşılmaktadır. Tüm ülkelerin Grafiğin her yerine koalisyon, tek parti çoğunluğu, ve diğer hükümet oluşumları ile dağıldıkları görülmektedir. Koalisyonların etkin düzenleyici politika üretmeye ve düzenleme yapmaya da olumsuz bir etkisinin olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Grafik-15: 2012-2013 Yıllarında G20 Ülkeleri Hükümetlerinin Özel Sektörün Çalışma ve Gelişmesini Sağlayacak Politika Üretme ve Düzenleme Yapma Kabiliyeti 100 90 80 70 60 50 40 30 20 10 0 Avustralya (K) Kanada (T) İngiltere (T) Almanya (K) ABD (D) Fransa (K) Japonya (K) G. Kore (T) İtalya (K) Meksika (D) Türkiye (T) G. Afrika (D) S. Arabistan (D) Brezilya (K) Endonezya (K) Çin (D) Rusya (T) Hindistan (K) Arjantin (K) 38
6. Yolsuzluğun Kontrolü (Control of Corruption) (WGI-CoC) Dünya Bankasının yayımladığı Dünya Yönetişim Göstergelerinden bir diğeri de Yolsuzluğun Kontrolü Endeksi'dir. Bu endeks, devlet(ler)in elitler tarafından ve özel çıkarlar için ele geçirilmesi de dahil Kamu gücünün, küçük ya da nitelikli-büyük yolsuzluk olayları gerçekleştirmek için kullanılma derecesini yansıtır. Bu endekse göre G20 ülkeleri arasında Türkiye yine ortanın üstünde başarı göstermiştir. İlk kez İtalya Türkiye nin gerisinde kalmıştır. Ancak adalet erki üzerindeki tartışmalar nedeniyle bu endeksin sonuçlarına ileriki yıllarda bakılarak karar verilebilir. Bu veriyi geçerli kabul ederek Türkiye nin yolsuzlukları kontrol konusunda hayli başarılı bir performans sergilediği, ancak hala aşması gereken önemli mesafeler olduğu görünmektedir. %89 seviyesinde başarılı görünen Fransa nın ötesine geçerek %90'ların üzerinde başarılı performans sergileyen Japonya seviyesine gelmesi beklenmelidir. Ancak yolsuzluklarla mücadelede etkinlik sağlanmadan ne demokrasinin ne de ekonominin kabul edilebilir seviyede bir istikrara kavuşması beklenemez. Grafik-16: 2012-2013 Yıllarında G20 Ülkelerinin Yolsuzlukları Kontrol Altına Alma Sıralaması 100,00 90,00 80,00 70,00 60,00 50,00 40,00 30,00 20,00 10,00 0,00 Kanada (T) Avustralya (K) Almanya (K) İngiltere (T) Japonya (K) Fransa (K) ABD (D) G. Kore (T) Türkiye (T) İtalya (K) S. Arabistan (D) Brezilya (K) G. Afrika (D) Çin (D) Meksika (D) Arjantin (K) Hindistan (K) Endonezya (K) Rusya (T) 39
7. Hukukun Üstünlüğü (Rule of Law) (WGI-RoL) Dünya Bankasının yayımladığı Dünya Yönetişim Göstergelerinin sonuncusu Hukukun Üstünlüğü Endeksidir. Kamu görevlilerinin toplumun kurallarına güvenme ve bunlara uyma ile özellikle sözleşmelerin uygulanmasının sağlanması derecesi konusundaki algıları yansıtır. Türkiye, hukukun üstünlüğüne saygı konusunda G20 ülkelerinin üst dilimine girememiş, ortanın altında kalmıştır. 2001-2007 arasında gösterdiği performans 2007 yılından sonra durağanlaşmıştır. 2007 yılından sonra tüm ekonomik ve yapısal reformlar gibi hukukun üstünlüğü alanındaki pozitif gelişmeler durmuştur. Hükümetin etkinliği ve düzenleme yapma konusunda güçlü bir irade sergileyen Türkiye, hukukun üstünlüğü konusunda 2012-2013 yıllarında hafif gerilemeye başlamıştır. Umulur ki önümüzdeki yıllarda bu endekslerde Türkiye nin pozisyonu uygulanmayan yargı kararları, HSYK konusundaki gelişmeler, hâkimlerin kararları nedeniyle tutuklanmaları ve basın özgürlüğü konusundaki olumsuz gelişmeler nedeniyle çok daha büyük bir düşüş sergilemesin. Grafik-17 deki verileri yayımlayan Dünya Bankası, Aralık 2014 te yayımladığı Türkiye nin Deneyimleri: Entegrasyon, Kapsama ve Kurumlar (Turkey s Transitions: Integration, Inclusion, Institutions) 31 isimli raporunda, durumun daha da kötüye gideceğinin sinyalini vermektedir. Raporda; 2007 yılına kadar 100,00 90,00 Grafik-17: 2012-2013 Yıllarında G20 Ülkelerinin Hukukun Üstünlüğü Sıralaması 2012 2013 80,00 70,00 60,00 50,00 40,00 30,00 20,00 10,00 0,00 Avustralya (K) Kanada (T) İngiltere (T) Almanya (K) ABD (D) Fransa (K) Japonya (K) G. Kore (T) İtalya (K) S. Arabistan (D) G. Afrika (D) Türkiye (T) Hindistan (K) Brezilya (K) Çin (D) Meksika (D) Endonezya (K) Arjantin (K) Rusya (T) 31. World Bank, (2014) Turkey s Transitions:Integration, Inclusion, Institutions, s.ix ve s.257 (Grafik), http://www-wds.worldbank.org/external/default/wdscontentserver/wdsp/ib/2014/12/04/000470435_20141204124514/rendered/pdf/905090v20esw0w0ip0final0print0nov29.pdf (E.T. 11.07.2015). 40
20 Grafik-18: Institutional reforms have slowed since the mid-2000s Improvements Indicators 15 10 5 0-5 -10 Control of Corruption Goverment Effectiveness Regulatory Quality Rule of Law Voice and Accountability Doing Business Distance to Frontier OECD PMR Pre-Crisis Post-Crisis Source: WGI, Doing Business, OECD Note: Pre-crisis refers to 2001-2007 for WGI, 2004-2007 for Doing Business, and 2003-2008 for Product Market Regulation (PMR); post crisis refers to 2008-2012 for WGI and Doing Business and 2008-2013 for PMR. Doing Business indicators are calculated based on the 2014 release. From the 2015 release onwards, a change has been introduced in the methodology and distance to the frontier measures for 2015 are not comparable across time. Türkiye nin hem ulusal hem de uluslararası piyasaların entegrasyonu ve buluşması konusunda çok başarılı politikalar izlediği, bu tarihten sonra bir durgunluğun başladığı, bu döneme kadar elde edilen kazanımlarla birlikte artan zenginleşmenin kurumsal bir temele oturtulamadığı ve reformlara devam edilmediği için uluslararası piyasalardaki yıkıcı rekabet koşulları nedeniyle orta gelir tuzağı riskinin ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Bu risklerin üstesinden gelinebilmesi ve Türkiye nin büyük ekonomiye dönüşebilmesi için hukukun üstünlüğü ve kamuda hesap verebilirlik ile şeffaflığın gerçekleştirilmesine, inovasyon ve yatırımlar için uygun ortamın oluşturulmasına ihtiyaç olduğunun altı çizilmektedir. Bu Rapordan alınan Grafik-18, pek çok alanda negatif bir gidiş sergilendiğini ortaya koymaktadır. 8. Hukukun Üstünlüğü (Rule of Law) World Justice Project (WJP-RoL) Hukukun üstünlüğü konusu göreceli ve tartışmalı bir konu olduğundan bu hususa bir başka endeksten daha bakmakta yarar görülmüştür. Dünya Adalet Projesi (World Justice Project) tarafından yayımlanan Hukukun Üstünlüğü Endeksi, 102 ülkeyi pek çok alt faktörü de içeren 9 faktörü değerlendirerek 0-1 arası, 0 en düşük, 1 en yüksek olacak şekilde puanlayarak sıralamaktadır. Ülkelerin uygulamada hukukun üstünlüğüne uyma derecelerini değerlendirmek üzere oluşturulan bu endeksteki 9 faktör şunlardan oluşmaktadır: 1. İktidar Gücünün Sınırlandırılması 2. Yolsuzluğun Olmaması 3. Şeffaf Hükümet 41
4. Temel Haklar 5. Asayiş ve Güvenlik 6. Düzenlemeleri Uygulatma (Regulatory Enforcement) 7. Sözleşme Hukuku (Civil Justice) Adaleti 8. Ceza Adaleti (Criminal Justice) Grafik-19 dan da görüldüğü gibi Hukukun üstünlüğü konusunda bu endekse göre G20 ülkeleri arasında Türkiye 0,46 puan ile en düşük seviyededir. G20 ülkeleri arasında 2014 yılında 0,50 puanla 14'üncü sırada iken, 2015 te data elde edilemeyen Suudi Arabistan puanlanmadığı için 18'inci, yani sonuncu sıradadır. 102 ülke arasında 79'uncu sıradaki Meksika dan sonra 80'inci sıradadır. Bu sıralama, Dünya Bankası'nın Türkiye hakkındaki yukarıda sözü edilen Raporundaki endişeleri ve tespitleri desteklemektedir. Acilen hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi gerekmektedir. Dünya Bankası tarafından Nisan 2015 te yayımlanan Türkiye Düzenli Ekonomi No- Grafik-19: WJP-2015 Yılı G20 Ülkelerinin Hukukun Üstünlüğü Sıralamaları Almanya Türkiye Avustralya Meksika Güney Kore Rusya İngilter Çin Japonya Hindistan Kanada Arjantin Fransa Endonezya ABD Brezilya Güney Afrika İtalya 42
tu nda 2012 yılından beri zayıf yatırımların üretimi düşürdüğü ve orta vadeli potansiyeli azalttığı ifade edilmektedir. Bu bilgiyle birlikte kredilere dayanan tüketimle sürdürülen büyüme stratejisinin artık geçerli bir seçenek olmadığı, 2000'lerin başları ile kıyaslandığında şirketlerin ve şahısların artık öz sermayeden çok borçla yatırım yaptığı ve seçim öncesi beklentilerin de bu görünüme katkı yaptığı tespit edilmektedir. Not, buna çözüm olarak birkaç önemli nokta ortaya koyuyor: Güçlü reform işaretleri ile güven tazelenerek yatırımların güçlendirilmesi ve orta vadeli potansiyelin arttırılması, iş ortamının geliştirilmesi, yeteneklere ve eğitime yatırım yapılması, işgören piyasasında iş olanakları ortaya çıkarmak için reform yapılması ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi. 32 Dünya Bankasının, genel seçimler sonrası Temmuz 2015 te yayımladığı son Türkiye Düzenli Ekonomi Notu nda da seçim sonrasında belirsizlik ortamının devam ettiği, büyümenin kamu harcamaları ve azalan ithalat sayesinde 2015 in birinci çeyreğinde direncini koruduğu, hizmet ve sanayi sektörü sayesinde istihdamın toparlandığı söylenmektedir. Enflasyonun zirve yapmasının muhtemel olduğu, mali dengelerin seçimler öncesinde sağlam duruş sergilediği ancak 2015 tahmini için seçim sonrası belirsizliğin netleşmesi gerektiği, belirsizliğin sürmesinin ekonomiyi olumsuz etkileyeceği, güven oluşturmak için acilen kapsayıcı bir hükümetin kurulmasına ihtiyaç olduğu ve orta vadede denetim ve denge konusunda adımlar atılması gerektiği ifade edilmektedir. 33 32. World Bank Groupe (Nisan 2015) Turkey Regular Economic Note, http:// www.worldbank.org/content/dam/worldbank/document/eca/turkey/ tr-tren-apr-2015-eng.pdf (12.07.2015). 33. World Bank Groupe (Temmuz 2015) Türkiye Düzenli Ekonomi Notu, http://www.worldbank.org/content/dam/worldbank/document/eca/ turkey/tren_tr_final.pdf ()12.07.2015). Kısaca, anahtar kavramlar istikrar, denetim ve denge, hukukun üstünlüğü ve belirsizliğin acilen giderilmesidir. Bunların tamamı hukuk temelinde hareket edecek kapsayıcı bir hükümetin acilen kurulmasına işaret etmektedir. 9. Toplumsal Gelişmişlik Endeksi (Social Capital) (LPI-SC) Legatum tarafından yayımlanan bu endeks ülkeleri toplumsal gelişmişliklerine (sosyal sermaye) göre en iyi ülke 1'inci, en kötü ülke 142'nci sırada olacak şekilde sıralamaktadır. Toplumsal gelişmişlik, bir toplumdaki insanların birbirlerine duydukları güven sonucu oluşturdukları sosyal ağlar ve uyum ile elde edilen, bir ülkenin refah seviyesidir. Bu endeks iki sahada ülkelerin performansını ölçmektedir: Sosyal uyum ve ilişkiler ile sosyal ağlar ve aile bağları. G20 ülkelerinin bu endekste 2012-2013-2014 yıllarında almış oldukları +10 ila 10 aralığındaki puanların toplamının ortalaması alınarak elde edilen sonuca göre sıralama yapılmıştır. Grafik-20 den elde edilen üç önemli tespit vardır: 1. Türkiye en sondaki Hindistan ın hemen önünde ve negatif alanda yer almıştır. Türkiye, 142 ülke arasındaki 3 yıl ortalamasına göre bu listede 125'inci sıradadır. 3 yıl sıralaması sırası ile 133, 128 ve 114 tür. Geçen üç yıl içerisinde 19 basamak iyileşme yapmış olsa bile G20 ülkeleri arasındaki sıralaması değişmemiş ve yalnızca Hindistan dan daha iyi bir gelişmişlik performansı gösterebilmiştir. 2. Endeksin G20 ülkelerini kapsayacak şekilde grafiğe aktarılması Türkiye de toplumsal ilişkilerin iyi denilemeyecek, hatta endişe edilebilecek boyutta olduğunu göstermektedir. Bu endeksteki değerler pozitife dönüşmediği sürece ülkede yaşam kalitesinin ve dolayısıyla bunların doğal sonucu olan ekonomik ve demokratik gelişimin sağlanamayacağı açıktır. 43
Bu endeks koalisyon görüşmeleri sırasında toplumsal barış konusunun gündeme getirilmesi gerektiği sonucunu belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır. 3. Toplumsal gelişmişlik açısından hükümet kompozisyonu belirleyici değildir. Açıkça görüldüğü gibi Koalisyon, Tek Parti Çoğunluk ve Diğer hükümet grubunda yer alan ülkeler Grafik-20'nin her tarafına dağılmış durumdadır. 10. İyi Yönetim Endeksi (Governance) (LPI-Gov) Ülkelerin performansını etkili ve hesap verebilir bir hükümet, serbest seçimler ve siyasi katılım ile hukukun üstünlüğü açısından ölçmektedir. Legatum Refah Endeksinde yer alan bu alt endekste Türkiye, Grafik-21 deki iyi yönetişim endekslerinde olduğu gibi G20 ülkeleri arasında yine merkez, yani medyan (orta, ortanca) pozisyonda yer almaktadır. Koalisyon hükümetine sahip olma yönetimin iyi ya da kötü olması açısından belirleyici değil- Grafik-20: 2012-13-14 Yılları Toplumsal Gelişmişlik (Social Capital) Ortalaması 4 3 2 1 0-1 -2 Avustralya (K) Kanada (T) Fransa (K) ABD (D) Güney Kore (T) Arjantin (K) İngilter (T) Almanya (K) Japonya (K) Çin (D) Endonezya (K) S. Arabistan (D) İtalya (K) Brezilya (K) Rusya (T) Meksika (D) G. Afrika (D) Türkiye (T) Hindistan (K) -3 T: Tek Parti Çoğunluk Hükümeti K: Koalisyon Hükümeti D: Diğer 44
dir. Zira medyan değerin hem altında, hem de üstünde 4 er adet koalisyon hükümeti ile yönetilen ülke bulunmaktadır. Ancak tek parti çoğunluk yönetimlerine bakıldığında, bunların Rusya ve tam ortadaki Türkiye hariç medyanın iyi yönetim tarafında yer aldığı görülmektedir. Türkiye nin etkili ve hesap verebilir bir hükümete, daha adil ve hür bir ortamda gerçekleştirilen seçim atmosferine, siyasi katılımın kolaylaştırılıp teşvik edilmesine ve bunların tamamının gerçekleştirilebilmesinin ön şartı olarak mutlaka hukukun üstünlüğünün sağlanmasına ihtiyacı bulunmaktadır. Grafik-21: LPI-Gov 2012-13-14 Yılları G20 Ülkeleri İyi Yönetim Endeksi Rusya (T) Arjantin (K) Endonezya (K) Çin (D) En Problemli Yönetim Meksika (D) Brezilya (K) Hindistan (K) S. Arabistan (D) G. Afrika (D) Türkiye (T) İtalya (K) G. Kore (T) Japonya (K) Fransa (K) Almanya (K) ABD (D) İngiltere (T) Avustralya (K) Kanada (T) 0 20 40 60 80 100 120 En İyi Yönetim 45
11. Güvenlik Endeksi (Safety & Security Index) (LPI-SSI) Grafik 22 ve 23 ten de anlaşıldığı gibi Türkiye nin Legatum Refah Endeksinin Güvenlik alt endeksinde sırası bir hayli geridedir. 142 ülke arasındaki 2013 sıralaması 99 dur. Her konuda olduğu gibi iç ve dış güvenlik algısını etkileyen en önemli husus istikrardır. Türkiye nin önceki yıllarda başarabildiği istikrarlı dış politikaya yeniden dönmesi ve kamuoyunda İç Güvenlik Paketi olarak bilinen düzenlemelerin derhal ortadan kaldırılması ve güvenlik sektöründeki istikrarın yeniden sağlanması önem arz etmektedir. Grafik-22: LPI-Güvenlik Endeksi G20 Ülkeleri 2009-2013 Performansı 4 2013 Yılı Dünya Sıralaması 3 2 1 0-1 -2 Kanada (T) Avustralya (K) G. Kore (T) Almanya (K) İngiltere (T) Japonya (K) Fransa (K) ABD (D) İtalya (K) Arjantin (K) Endonezya (K) Brezilya (K) S. Arabistan (D) Çin (D) Rusya(T) Türkiye(T) Meksika (D) G. Afrika (D) Hindistan (K) Kanada (T) 7 Avustralya (K) 16 G. Kore (T) 18 Almanya (K) 21 İngiltere (T) 22 Japonya (K) 25 Fransa (K) 30 ABD (D) 31 İtalya (K) 39 Arjantin (K) 52 Endonezya (K) 70 Brezilya (K) 82 S. Arabistan (D) 84 Çin (D) 92 Rusya (T) 98 Türkiye (T) 99 Meksika (D) 104 G. Afrika (D) 106 Hindistan (K) 120 Kişi ve devlet güvenliğine yönelik tehditler geliri ve toplumsal refahı tehlikeye sokar. Bu endeks (Grafik-22) ülkelerin milli güvenlik ve kişi güvenliğini sağlama konusundaki performanslarını ölçmektedir. Endekse ait açıklamalarda bireyler güvenliklerini tehlikede hissettikleri zaman genel iyilik hallerinin, yani yaşam kalitelerinin bundan olumsuz etkilendiği ifade edilmektedir. Buna ilaveten nüfus hareketlilikleri ile belli bir gruba mensubiyet dolayısıyla hissedilen endişe de iyilik halini ve yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte, bunun sonucunda ülke içerisindeki üretim azalmaktadır. Siyasi görüşlerini korkmadan açıklayabilmek ve geceleyin sokakta korkmadan yürüyebilmek yüksek iyilik seviyesi ile doğru orantılıdır. Temel kurumlar ve kişiler güvende değilse ve istikrarsızsa mali yatırımlar azalır. Korku ve belirsizlik ortamı yaşam tatminini olumsuz etkiler. 46
4 Grafik-23: LPI-Güvenlik Endeksi G20 Ülkeleri 2009-2013 Performansı 3 2 1 0 2009 2010 2011 2012 2013 Japonya (K) Avustralya (K) Endonezya (K) Arjantin (K) İtalya (K) Meksika (D) Türkiye (T) Çin (D) Hindistan (K) G. Afrika (D) Rusya (T) Kanada (T) G. Kore (T) Fransa (K) ABD (D) İngiltere (T) Almanya (K) S. Arabistan (D) Brezilya (K) -1-2 -3 47
Avustralya (K) G. Kore (T) Almanya (K) Hukuk Etik Siyaset Araştırmaları 12. Ekonomi Endeksi (Economy Index) (LPI-EI) Sağlıklı ve istikrarlı ekonomik temeller kişi başına düşen geliri ve toplam iyiliği arttırır. Bu endeks (Grafik-24) makroekonomik politikalar, ekonomik tatmin ve beklentiler, istikrarlı büyüme ile finansal sektörün etkin olması konusunda ülkelerin performansını ölçmektedir. Grafik-24: LPI-Ekonomi Endeksi G20 Ülkeleri 2009-2013 Performansı Hindistan (K) Brezilya (K) S. Arabistan (D) Çin (D) Rusya(T) Türkiye(T) Meksika (D) G. Afrika (D) İngiltere (T) Japonya (K) Fransa (K) ABD (D) İtalya (K) Arjantin (K) Endonezya (K) 2013 Yılı Dünya Sıralaması Norveç 1 Kanada (T) 4 Japonya (K) 5 Çin (D) 7 Almanya (K) 9 Avustralya (K) 10 G. Kore (T) 19 S. Arabistan (D) 21 Fransa (K) 22 ABD (D) 24 Meksika (D) 27 İngiltere (T) 28 Brezilya (K) 32 Endonezya (K) 35 İtalya (K) 39 Rusya (T) 50 Arjantin (K) 58 Hindistan (K) 62 Türkiye (T) 70 G. Afrika (D) 85 Haiti 142 3,5 3 2,5 2 1,5 1 0,5 0 Kanada (T) -0,5-1 48
13. Demokrasi Endeksi (Freedom House World Audit Index - Democracy Index) (FH-WAI/DI) Freedom House tarafından yayımlanan Dünya Denetim Endeksi (World Audit Index) içerisinde yer alan bu alt endeks ülkeleri siyasi haklar (P) ve bireysel özgürlükler (C) açısından 1 den 7 ye kadar puanlanan bir ölçekle değerlendirmektedir. 2014 yılı itibarıyla Endekste 210 ülke değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Demokratik performansı eşit olan ülkeler eşit sıralamaya sahip olmaktadır. Türkiye nin 2014 yılı dünya demokrasi sıralaması 76, basın özgürlüğü sıralaması 83 tür. G20 ülkeleri içerisinde ise Rusya, Çin Suudi Arabistan dan daha iyi, Meksika, Arjantin, Endonezya, Brezilya, Hindistan, Güney Afrika, İtalya, Güney Kore, Japonya, Fransa, İngiltere, ABD, Almanya, Kanada ve Avustralya dan daha düşük bir demokrasi (siyasal haklar ve bireysel özgürlükler) performansı sergilemiştir. Bu Endekste de hükümet oluşumunun demokrasi sıralamasına bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Demokrasi performansı münhasıran siyasetçilerden etkilenen ve siyasetçileri etkileyen bir kültür birikimidir. Bu permormansı belirleyen, hükümetlerin nasıl oluştuğu değil, nasıl işletildiğidir. Grafik-25: FH-WAI Demokrasi Endeksi G20 Ülkeleri 2014 Performansı 140 120 100 FH-WAI Demokrasi Endeksinde ülkeler demokrasi performansları açısından en iyi 1 olacak şekilde en iyiden en düşük demokratik performansa sahip olana doğru sıralanmıştır. 80 60 40 20 0 Avustralya (K) Kanada (T) Almanya (K) ABD (D) İngiltere (T) Fransa (K) Japonya (K) G. Kore (T) İtalya (K) G. Afrika (D) Hindistan (K) Brezilya (K) Endonezya (K) Arjantin (K) Meksika (D) Türkiye (T) S. Arabistan (D) Çin (D) Rusya (T) 49
14. Kırılgan Ülkeler Endeksi (Fund for Peace - Fragile States Index) (FFP-FSI) 12 sosyal, ekonomik ve siyasi göstergenin değerlendirilmesi sonucu ülkelerin bundan etkilenme ya da direnç gösterebilme dereceleri ile bu etkilerin ne zaman ülkeleri kırılmanın eşiğine getirebileceği konusundaki sıralamaları ortaya koyan bu endeks sosyal, ekonomik ve siyasi-askeri olmak üzere üç grupta ele alınmaktadır: Sosyal Göstergeler: 1. Nüfus Baskısı; 2. Göçmenler ve Yurtlarından Edilmiş İnsanlar; 3. Toplumsal Çatışma; 4. Dışarıya İnsan ve Beyin Göçü. Ekonomik Göstergeler: 5. Düzensiz Ekonomik Gelişme; 6. Fakirlik ve Ekonomik Çöküntü. Siyasi-Askeri Göstergeler: 7. Devlet Meşruiyeti; 8. Kamu Hizmetleri; 9. İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü; 10. Güvenlik Teşkilatı; 11. Elitlerin Gruplaşması; 12. Dış Müdahale. Grafik-26: FFP-FSI 2015 Yılı Kırılgan Ülkeler Endeksi Puanları Güney Sudan: 178. Rusya (T) Hindistan (K) Çin (D) Endonezya (K) 114,5 Puan En Kırılgan 1 7 8 Türkiye (T) Meksika (D) S. Arabistan (D) G. Afrika (D) Brezilya (K) Arjantin (K) İtalya (K) G. Kore (K) Japonya (K) ABD (D) Fransa (K) Kanada (T) İngiltere (T) Almanya (K) Avustralya (K) Finlandiya: 1. 0,0 20,0 40,0 60,0 80,0 100,0 120,0 1 17,5 Puan En Dirençli 50
Grafik 26 ve 27 en kırılgan ve en dirençli ülke ile bunların arasında kırılganlık durumu açısından çeşitli pozisyonlara yerleşen G20 ülkelerini göstermektedir. Türkiye 74,5 puan ile kırılganlığı en yüksek ülkelerden birisidir. Türkiye Kırılgan Ülkeler Endeksinde değerlendiren 178 ülke arasında 90'ıncı sıradadır. Kırılganlık açısından 17,5 puan alan Finlandiya en dirençli ülke olarak birinci sıradadır. 114,5 puan alan Güney Sudan ise en kırılgan ülkedir. Ülkenin tarihsel birikimine, ekonomik potansiyeline, nüfusuna ve sosyal sermayesine bakılarak düşük bir performans sergilediğini, kırılganlığın tedbirlerle orta vadede giderilmesinin mümkün olduğunu ifade etmek gerekir. Kırılganlığın da yönetim şekli ya da hükümet oluşumu ile ilgisinin olmadığı görülmektedir. Kırılganlığı giderecek husus siyaset ve ekonomide istikrar ile hukukun üstünlüğü ve toplumsal barışın sağlanması ile oluşturulacak güven ortamı olacaktır. Asgari müştereklerde buluşan istikrarlı ve geniş temsile imkân veren bir hükümetinin kurulması gerekmektedir. Grafik-27: FFP-FSI 2015 Yılı G20 Ülkelerinin Dünya Sıralaması 180 160 140 120 100 80 60 40 20 0 Finlandiya Avustralya (K) Almanya (K) İngiltere (T) Kanada (T) Fransa (K) ABD (D) Japonya (K) G. Kore (T) İtalya (K) Arjantin (K) Brezilya (K) G. Afrika (D) S. Arabistan (D) Meksika (D) Türkiye(T) Endonezya (K) Çin (D) Hindistan (K) Rusya(T) Güney Sudan En Dirençli 1 178 En Kırılgan 51
Uluslararası 14 Endekse Göre G20 Ülkelerinin Görünümü Grafik-28 de on dokuz G20 ülkesinin yukarıda ele alınan uluslararası 14 endekste 1 en düşük ve 19 en yüksek olacak şekilde puanlanması ve bunların ortalamasının alınması ile elde edilen sıralamaya göre toplam başarıları ortaya konulmuştur. Buna göre Türkiye G20 Ülkeleri arasında 5 ülkeyi geride bırakarak 14'üncü sıraya yerleşmiştir. Dünya ülkelerinin gelişmişliğinin ekonomik gelişmişlikle yakından alakalı olduğu anlaşılmaktadır. Tablo-6 da da görüldüğü gibi Türkiye nin, nüfusu kendisine yakın olan ancak kendisinden 2-3 kat daha iyi performans gösteren ülkelerin arasına katılmak için istikrarlı politikalar üretmesi ve bunların genel olarak güvenilir olması için de hukukun üstünlüğü konusunda değiştirilemez düzenlemeler yapması gerekmektedir. Grafik-28: On Dört Uluslararası Endekse Göre G20 Ülkelerinin Görünümü Avustralya (K) Kanada (T) Almanya (K) İngiltere (T) ABD (D) Japonya (K) Fransa (K) G. Kore (K) İtalya (K) S. Arabistan (D) Brezilya (K) G. Afrika (D) Arjantin (K) Türkiye (T) Çin (D) Meksika (D) Endonezya (K) Hindistan (K) Rusya (T) 52
Tablo-6: On Dört Uluslararası Endekse Göre G20 Ülkelerinin Puan Ortalamalarının Türkiye'nin Puan Ortalamasına Oranı Ülke Endekslerin Ortalaması Kat Avustralya (K) 18,35714 3,25 Kanada (T) 17 3.01 Almanya (K) 15,57143 2,75949 İngiltere (T) 15,07143 2,670 ABD (D) 14,5 2.569 Japonya (K) 14 2.481 Fransa (K) 13,78571 2.442 Güney Kore (T) 12,53846 2,222 İtalya (K) 10,57143 1,873 Suudi Arabistan (D) 7,230769 1.281 Brezilya (K) 7,142857 1.265 Güney Afrika (D) 6,857143 1.215 Arjantin (K) 6,357143 1.126 Türkiye (T) 5,642857 1 Çin (D) 5,5 0.974 Meksika (D) 5,5 0.974 Endonezya (K) 5,071429 0,898 Hindistan (K) 3,928571 0,696 Rusya (T) 2,785714 0.493 53
SONUÇ Koalisyonların etkinliği hakkında düşünceler farklı olsa da, koalisyon; iki ya da daha fazla parti arasında sürdürülen görüşmeler sonucunda çok geniş bir siyasi konular listesi üzerinde oluşturulan güç birliği ve anlaşmadır. Martin ve Wanberg in 34 çalışmasında koalisyonların oluşturulmasında yasama konularında en çok teklif verilen alanların belirlenerek koalisyonların bu objektif kriter çerçevesinde belirlenmesi önerilmektedir. Danimarka, Almanya ve Hollanda da yaklaşık 20 yıllık zaman diliminde verilen 1106 kanun teklifi ve tasarısı üzerinde yaptıkları çalışmalarında yasa teklifi konularında yasalaşmadan önce yapılan değişiklik oranını aşağıdaki şekilde bulmuşlardır: 1. Vergi ve refah: %68.62 2. Endüstri ve Pazar: %13.35 3. Çevre: %10.65 4. Bölgesel konular: %4.60 5. Sosyal konular: %2.80 Çalışma kapsamında bağımlı değişken bakanların vermiş oldukları kanun tasarılarının yasalaşma sürecinde ne kadar değişikliğe uğradığını ölçecek şekilde hazırlanmıştır. Bağımlı değişken bakanlık tarafından sunulan ilk taslak ile yasalaşmadan sonraki metnin karşılaştırılmasında değişikliğe uğrayan maddelerin sayısı ile sonradan eklenen ve önceki metinde olduğu halde tamamen iptal edilen maddelerin toplamından 34. Lanny W. Martin ve Georg Vanberg (2014), a.g.e. ortaya çıkan rakam olmuştur. Çalışma sonucunda Danimarka daki tasarıların kabaca %20 sinin, Hollanda dakilerin %33 ünün, Almanya dakilerin %50 sinin değişikliğe uğradığı tespit edilmiştir. Çalışmada, parti liderlerinin daha önce yapılan anket çalışmalarında yukarıdaki beş alanı da kapsayacak şekilde 20 değişik politika konularından hangisine daha çok önem verdikleri araştırmasının sonuçları ile yukarıdaki beş konuda bu partilerin bu pozisyonlarından ne kadar saptıklarının, yani ne kadar taviz verdiklerinin karşılaştırılması sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır. Yasama Koalisyonu Modeli açısından çalışmanın en önemli bulgusu kilit konudan uzaklaşan bakanlık kanun tasarılarındaki değişikliklerin bu uzaklığın oranı arttıkça artması olmuştur. Kilit konuya yakın pozisyon alan bakanlıkların tasarıları ise çok az değişikliğe uğramaktadır. Taviz modeli açısından ise, koalisyon kurulması sırasında koalisyon partilerinin belirli bir konudaki pozisyonu ile bu konuda teklifi veren bakanlığın hazırladığı metin arasındaki farklılığın artması halinde değişiklik oranı da artmaktadır. Her iki sonuçtan ortaya çıkan ana fikir, üzerinde mutabık kalınan asgari müştereklerden uzaklaşıldıkça tasarılarda değişiklik oranının arttığı, yani mutabık kalınan konular çerçevesinde tasarıların yeniden düzenlendiğidir. Bu çalışmaya burada bu kadar geniş yer verilmesinin nedeni, koalisyon hükümetlerinin politikalarını hayata geçirmek için yapmak zorunda oldukları yasama çalışmalarında asgari müşte- 55
reklerden uzaklaştıkları oranda başarı oranlarının düşeceğinin ortaya konulmuş olmasıdır. Dolayısıyla koalisyon hükümetleri kurulurken asgari müştereklerin net bir şekilde ortaya konulmasının koalisyon hükümetlerinin hem başarısı hem de sürdürülebilirliği üzerinde pozitif etkisi olacağı açıktır. Çalışma partiler arasında ayrışmanın olduğu konularda verilen tekliflerin %90 lar oranında değişikliğe uğradığını, müşterek anlayışın hâkim olduğu konularda ise bunun çok daha az olduğunu ortaya koymaktadır. Buradan hareketle 7 Haziran 2015 seçimlerinde, siyasi partilerin seçim öncesinde seçmene verdikleri taahhütlere bakılarak ortaya çıkan asgari müştereklerde birleşilmesini; uyuşmazlığın çok olduğu, yani partiler arasındaki mesafenin çok olduğu, dolayısıyla çözülmesi zor olan konulardan da mümkün olduğu kadar uzak durulmasını, yani bunların ertelenmesini salık vermektedir. Taviz modeli açısından bakıldığında kilit konuların tartışılmasındansa taviz verilebilecek alanlarda inisiyatif alınmasının daha yararlı olacağı, yani daha uygulanabilir olacağı anlaşılmaktadır. Çalışma, Hükümet Modelini destekler bir bulgu elde edememiştir. Seçmenlerin ortak beklentileri ile parti politikalarının uyumlu olması (örtüşmesi) halinde demokratik temsilin daha yüksek olacağı hipotezi de bu çalışma açısından yanlışlanmıştır. Yasama faaliyetlerinin merkez partilerinin politikalarından uzaklaşarak koalisyonlardaki tavizlerle diğer çevre parti politikalarının yasalaştırılması eğiliminde olduğu ortaya çıkmıştır. Kısacası yasama faaliyetleri aktif talep-taviz pazarlıkları çerçevesinde yoğunlaşmakta, merkezi konulardan uzaklaşmaktadır. Bu nedenle 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarının ortaya koyduğu tablo %40,7 ile çoğunluğu sağlayamayan eski iktidar partisi ile bu partiye karşı seçim kampanyalarında pek çok konuda ortak bir dil geliştiren diğer üç partinin toplamdaki %59,3 oyunun hangi formülle koalisyona dönüşeceğinin ortaya konulabilmesidir. Öyle anlaşılmaktadır ki kırmızı çizgiler olarak tabir edilen milliyetçi tabana dayanan iki partinin pozisyonları koalisyonun kurulmasının önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır. İşte bu nedenle bir restorasyon hükümeti talebini ortaya koyan seçmenin çoğunluğu ülkenin önündeki en önemli sorunların açık bir şekilde toplum önünde çözülmesini ve bu konuda çekimser kalmanın seçmeni mutlu edebilecek bir seçenek olmadığını ortaya koymuştur. Yukarıda da ifade edildiği gibi bu Rapor kapsamında yapılan literatür taraması ve çeşitli endekslerin analitik olarak değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki bulgular elde edilmiştir; http://i.cnnturk.com/ps/cnnturk/100/0x0/55a4cf1d61361f2c9c6e1370.jpg 56
Koalisyon Hükümeti Kurulması 1. Tüm siyasi partilerin bir koalisyon hükümeti kurulmasına pozitif destek vermesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. 2. Koalisyonlar, ileri demokrasiye sahip pek çok parlamenter ülkede başarılı hükümetlere ve adil demokratik temsile imkan vermektedir. 3. Gelişmiş demokrasiye sahip ülkeler, dünyayı kapsayacak büyük savaş ve felaket zamanlarında tüm siyasi partilerin içerisinde yer aldığı milli mutabakat hükümetleri kurmayı tercih ederek zorlukların üstesinden gelmektedir. 4. Kuvvetler ayrılığı prensibinin ve dolayısıyla hukukun üstünlüğü kuralının zafiyete uğradığı bir zamanda Türkiye de milli mutabakat benzeri bir hükümetin kurulması ve toplumsal barışın tesis edilmesi yaşamsal bir önem kazanmıştır. 5. Türkiye nin otoriterleşmeden kurtulmasının ve halktaki kaygının giderilmesinin yegâne çaresi en azından bir normalleşme olana kadar uzlaşmaya dayalı koalisyon hükümetinin kurulmasıdır. Aksi takdirde hem siyasete olan güven ciddi zedelenecek hem de demokrasiden uzaklaşma sürecektir. 6. Koalisyon hükümetleri uzlaşma sağlanmasına, geniş halk desteğinin alınmasına, politika önerilerinin daha titiz ve dikkatli incelenmesine ve izlenmesine olanak verdiğinden esnektir. 35 7. Koalisyon hükümeti döneminde, siyasetin sağlıklı ve adil şartlarda icra edilebileceği bir zeminin hazırlanmasının öncelikli olduğunun kabul görmesi yararlıdır. 8. Koalisyon hükümetlerinin başarısı, ayrışmanın olduğu hususlardan uzak durulmasına ve uzlaşılan konularda politikalar yapılmasına bağlıdır. 36 9. Bugünün en beğenilen politikası, yarının en beğenilen statükosudur. 37 Statükoya sarılanlar yeni politikalar üretmek yerine mevcudu korumaya çalışırlar. Değişimden değil, statükoculuktan korkulmalıdır. 10. Seçmen, iş başındaki siyasi partinin statükocu politikalarla -çıkardığı anti demokratik yasalar ve uyguladığı anti demokratik politikalarla- ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü, girişimcilik özgürlüğünü, özel mülkiyet hakkını, evrensel hukuku ve Anayasa yı açıkça çiğnediği tespitini yapmıştır. 38 Anayasal kurumları zafiyete uğrattığı için ezici çoğunluk partilerinin ötekileştirme politikalarına sarılarak toplumsal ayrılıkları derinleştirdiğini görmüştür. Bu sorunların tamiri için bir koalisyon hükümeti kurulmasını ve adil temsil sağlanmasını istemiştir. 11. Milli irade, mevcut partilerin hiçbirini mevcut performansıyla tek başına iktidara ehil görmemiştir. 39 12. Tüm siyasi partilerin üzerinde buluşabileceği ortak payda, hukuk düzeninin yeniden tesis edilerek yasama, yürütme ve yargının kuvvetler ayrılığı prensibinin gerektirdiği hukuki ve doğal sınırlarına çekilmesidir. 13. Milli irade, bütün siyasi partilere yapıcı, özgürlükçü, demokratik, kalıcı, temiz yönetim anlayışına dayalı bir koalisyonun parçası olma görevini vermiştir. Almanya ve Japonya gibi ileri demokrasiye sahip ve ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin başarıyla uyguladığı 35. Andrew Heywood (2012) Siyasetin Temel Kavramları, Çeviren Hayrettin Özler, Adres Yayınları, Ankara. 36. Radoslaw Zubek ve Heike Klüver (2015) Legislative pledges and coalition government, Party Politics 21(4): 603 614. 37. R. Emre Aytimur (2014) Importance of status quo when lobbying a coalition government, Econ Gov (Economics of Governance) 15:203 219, s. 212. 38. HESA Analiz (2015) 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimi Değerlendirme Raporu, http://hesa.org.tr/tr/haber/52 (E.T. 08.07.2015). 39. HESA Analiz (2015), a.g.k. 57
uzlaşmacı ve geniş tabanlı koalisyon yönetimi formülü, Türkiye nin önüne tek seçenek olarak konulmuştur. 40 14. Seçimlerin çoğunluğu elde etmiş açık ve belirgin bir galibi bulunmamaktadır. Hükümetin askıda kaldığı zamanlarda derhal bir koalisyon hükümeti kurulması gerekmektedir. 41 Uzun sürecek başarısız koalisyon pazarlıkları ve erken seçim arayışları mevcut siyasi ve ekonomik krizi daha da derinleştirme riski taşımaktadır. 42 15. Koalisyon hükümetini oluşturan partiler, seçmene karşı sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için İngiltere de 2010 koalisyonunun 2010-2013 yılları arasında uygulamaya koyduğu katılımcı ortak politika üretme (yönetişim) modelini örnek alabilirler. Bu model demokrasiyi güçlendirecek ve kökleşmesini sağlayacaktır. Ancak gücü elinde bulunduranların aleyhine bir güç devri (devolving power) ve toplumun güçlendirilmesi (empowering communities) anlamına geldiğinden ve uygulanması zaman ve enerji tükettiğinden engelleme girişimleri olacaktır. Bu yöntem aşağıdan-yukarıya doğru işleyen bir süreçle koalisyon hükümetinin sorumluluğunu paydaşlar arasında dağıtılmasına ve partiler üstü politikalar üretilebilmesine imkan sağlayabilir. 43 16. Seçmen, çözüm sürecinin kapalı kapılar ardında gizli pazarlıklarla sürdürülmesinden şikayet eden Anayasal kurumları (Siyasi Partiler ve Genelkurmay, vs.) haklı görmüştür. Çözüm sürecine tüm paydaşların dâhil edilmesini, önemli konuların geniş milli mutabakat zeminine oturtularak müştereken çözülmesini istemiştir. Meclise girme imkânı tanıdığı partilere demokratik değerlere sahip çıkarak sorunları, silahlardan arınmış şekilde çözme görevi vermiştir. 17. Seçmen, siyasete ve siyasi partilere Uzlaşın! mesajı vermiş, kuvvetler ayrılığı prensibinden uzaklaşılmasını ve başkanlık sistemi nin tartışılmasını uygun bulmayarak kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemin devam ettirilmesi konusunda irade ortaya koymuştur. 18. Seçmen, siyasi partilere hukukun üstünlüğü ilkesi istikametinde devlet kurumlarının restorasyonu; yani bozulan hukuk düzeninin tamiri, ekonomik istikrarın sağlanması, siyasal ve toplumsal barışın inşası gibi tarihi bir görev vermiştir. 19. Seçmen, siyasi üslubun düzeltilmesini, nefret ve ötekileştirme söylemlerinin terk edilmesini istemektedir. Çoğunlukçuluğu, yani öteki olarak ayrıştırılmayı reddederek çoğulculuğun önemine vurgu yapmıştır. 40. HESA Analiz (2015) a.g.k. 41. Rowena Mason (2015) Coalition governments: what are they and how are they formed? With the polls pointing to a hung parliament after the 7 May election, here s a brief explanation of what could happen next; With the polls pointing to a hung parliament after the 7 May election, theguardian.com 15 Apr. 2015. Academic OneFile. Web. 3 July 2015, http:// go.galegroup.com/ps/i.do?id=gale%7ca409799965&v=2.1&u=sakarya&it=r&p=aone&sw=w&asid=22879b3690ac073decbf2946ea1ee20f (04.07.2015). 42. HESA Analiz (2015) 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimi Değerlendirme Raporu, http://hesa.org.tr/tr/haber/52 (E.T. 08.07.2015). 43. Eva Lloyd (2014) Co-producing early years policy in England under the Coalition Government, Management in Education, 28(4): 130 137. 58
Koalisyon Hükümetlerinde Ekonomi 20. Siyasi partilerin oylarını artırmak için kıran kırana bir seçime soyunacakları ve seçim tavizleri (pork barrel) verecekleri aşikar olduğundan, yeniden seçime gidilmesi, genel bütçe ve ülke ekonomisine, telafisi zor zararlar verecektir. 44 21. Koalisyon, rantiyecilerin beklentilerini boşa çıkarır, kolay yoldan siyasi ve ekonomik kazanç elde etme hedeflerinin önüne geçer. 45 22. Ekonomik başarı ve gelişmeler, çoğunluk parti iktidarlarından ziyade küresel ekonomik gelişme ve değişimlerden etkilenmektedir. 2001-2007 yılları arasında gelişmekte olan pazar ekonomilerinde potansiyel çıktının artmasına karşın gelişmiş ekonomilerde azalmıştır. 46 23. Şeffaf ve hesap verebilir bir koalisyon hükümeti kurulması halinde harcamaların artmasındansa, otokontrol nedeniyle israf azaltılabilir. 24. Yapılan çalışmalar koalisyon dönemlerinde genel bütçe gider tahminleri ile genel bütçe gider gerçekleşmesi arasındaki farkın tek partili hükümetlere oranla %2 daha fazla olduğunu gösterdiğinden lüks ve israf harcamalarının kontrol altına alınması ve bütçenin disiplin altına alınması kurulacak muhtemel koalisyon hükümetinin önceliği olmalıdır. 47 Koalisyon hükümetlerinde ekonomik reformların gidişatı zora girdiğinden, reformların yapılmasının sağlanması için partiler üstü bir anlayışın hâkim olması gerekmektedir. Yabancı sermaye istikrar ve koalisyonlarda uyumlu ve ortak hedefte anlaşmış olmayı aramaktadır. Koalisyon, bir demokratik kültür meselesidir ve 7 Haziran 2015 seçimleri bu kültürü oluşturmak için büyük bir fırsat sunmuştur. 48 25. Bazı bilimsel çalışmalar yerelleşmenin artması ile yolsuzlukların azaldığını, bunun yanı sıra ortak havuz ve yerel bütçeler üzerinde etkisiz denetim mekanizmaları nedeniyle yolsuzlukların arttığını ortaya koymaktadır. OECD üyesi olmayan ülkelerde yolsuzlukların azalması üzerindeki en önemli etkenin eğitim düzeyinin artması olduğu tespit edilmiştir. 49 Bütçe üzerindeki ortak havuz probleminin parçalı koalisyon hükümetlerinde yaygın olmasının yanı sıra geniş tek parti hükümetlerinde de kronik bir problem olduğu 50, üyelerin havuzdan bireysel olarak yararlanmalarına rağmen yükümlülükleri kolektif olarak karşıladıkları ifade edilmektedir. Dünyada da 1980 lerden beri küçültülmeye çalışılan devlet, bireysel özgürlükler alanı aleyhine hayatın her alanına hâkim olan devasa bir aygıta dönüştüğünden kurulacak koalisyon hükümetinin önceliği, devletin küçültülmesi olmalıdır. 51 44. Thomas Stratmann (2013) The effects of earmarks on the likelihood of reelection, European Journal of Political Economy, 32 (2013): 341 355, ss. 341, 353. Bu çalışmaya göre ABD de her 10 Milyon Dolarlık seçim öncesi kaynak aktarımı %1 oy artışı sağlamaktadır. Bu rakam her vatandaşa düşen milli gelirden 12 Doların erimesine sebep olmaktadır. Bu da göstermektedir ki genel olarak seçmenlerin verdikleri oyun bir bedeli vardır. 45. Andrew Heywood (2012) Siyasetin Temel Kavramları, Çeviren Hayrettin Özler, Adres Yayınları, Ankara. 46. IMF (2015) WEO-World Economic Outlook: Uneven Growth-Short and Long Term Factors, http://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2015/01/ pdf/text.pdf (E.T. 04.07.2015), s. 84. 47. Murat Aslan ve Semih Bilge (2009) Türkiye de 1950 2006 Döneminde Bütçe Gelir-Gider Yönetimi Üzerine Ampirik Bir Çalışma: Tek Parti ve Koalisyon Hükümetlerinin Karşılaştırması, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi,14(3): 265-288. 48. Zaman Gazetesi (2007) Dünya Bankası: Koalisyon Ekonomiyi Zorlar, 24 Mayıs 2007, http://www.zaman.com.tr/ekonomi_dunya-bankasi-koalisyon-ekonomiyi-zorlar_543501.html (E.T. 04.07.2015). 49. Nadia Fiorino, Emma Galli ve Fabio Padovano (2015) How long does it take for government decentralization to affect corruption?, Econ Gov (Economics of Governance), DOI 10.1007/s10101-015-0156-y, s. 27-33. 50. Thushyanthan Baskaran (2013) Coalition Governments, Cabinet Size, and The Common Pool Problem: Evidence From The German States, European Journal of Political Economy, 32 (Aralık): 356 376. 51. Common Pool (t.y.) Investopedia Explaıns Common Pool, http://www. investopedia.com/terms/c/common-pool.asp (E.T. 04.07.2015). 59
Hukukun Üstünlüğünün Tesisi 26. Hukuk düzeni tesis edilmediği sürece ekonomik ve siyasi başarının elde edilmesi mümkün değildir. 27. Çalışmada kullanılan bir endeks, Türkiye de toplumsal ilişkilerin iyi denilemeyecek, hatta endişe edilebilecek boyutta olduğunu göstermektedir. Toplumsal ilişkilerdeki eğilim pozitife dönüşmediği sürece ülkede yaşam kalitesinin ve dolayısıyla bunların doğal sonucu olan güçlü ekonomi ve ileri demokrasinin sağlanamayacağı açıktır. Koalisyon görüşmeleri sırasında toplumsal barış konusunun gündeme getirilmesi gerektiği belirgin bir şekilde görülmektedir. Toplumsal barışın temelinin sağlam olması hukukun üstünlüğünün tesis edilmesine bağlıdır. Adalet mülkün temelidir. 28. Kişi başına düşen milli geliri en yüksek 50 ülke arasında Türkiye bulunmamaktadır. Tablo-4 te Yunanistan 37, Malta 41, Arjantin 48, Macaristan 49 ve Ekvator Ginesi 50 nci sırada yer almaktadır. Yunanistan ın AB üyesi olmasının önemi burada ortaya çıkıyor. Dünyanın 19 ncu büyük ekonomisi Türkiye bu listede ancak 64 ncü sırada yer bulabilmiştir. Çözüm süreci masasının devrilmesini olumlu değerlendirenlerin AB masasının da devrilmiş olmasını normal karşılamayacakları düşünüldüğünden AB konusunda da fabrika ayarlarına, yani devlet politikasına dönülmesi gereklidir. Ekonomik faydası göz ardı edilse bile hukukun üstünlüğü ile toplumsal yaşantıya etki eden standardizasyon çalışmalarının yerleşebilmesi için AB üyeliği çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Tablo-4: Kişi Başına Düşen Milli Gelir Tablosu Sıra Ülke Kişi Başı Nüfus Yönetim Milli Gelir 1 Monako 171.465 37.420 Koalisyon 2 Lihtenştayn 115.262 37.480 Koalisyon 3 Lüksemburg 77.841 536.760 Koalisyon 4 Norveç 65.189 5.091.924 Koalisyon 5 Katar 58.406 2.267.916 Monarşi 6 İsviçre 55.486 8.157.896 Koalisyon 7 Cayman Adaları 54.827 62.190 Koalisyon 8 İzlanda 54.570 333.140 Koalisyon 9 Danimarka 46.255 5.640.184 Koalisyon 10 ABD 45.863 322.583.006 Başkanlık 11 İrlanda 45.119 4.677.340 Koalisyon 12 İsveç 44.161 9.631.261 Koalisyon 13 Hollanda 40.187 16.802.463 Koalisyon 14 Avusturya 40.008 8.526.429 Koalisyon 15 Almanya 38.292 82.652.256 Koalisyon 16 İngiltere 37.955 63.489.234 Tek Parti 17 Finlandiya 37.677 5.443.497 Koalisyon 18 Kanada 37.520 35.524.732 Tek Parti 19 Avustralya 37.493 23.630.169 Koalisyon 20 Japonya 37.433 126.999.808 Koalisyon 21 Singapur 36.898 5.517.102 Tek Parti 22 Belçika 36.411 11.144.420 Koalisyon 23 Fransa 34.141 64.641.279 Koalisyon 24 Hong Kong 33.534 7.259.569 25 Kuveyt 29.729 3.479.371 Monarşi 26 Yeni Zelanda 28.840 4.551.349 Koalisyon 27 İtalya 28.376 61.070.224 Koalisyon 28 İspanya 24.573 47.066.402 Tek Parti 29 Brunei 24.185 423.210 Monarşi 30 BAE 24.078 9.445.624 Monarşi 31 Güney Kore 23.893 49.512.026 Tek Parti 32 İsrail 23.415 7.822.107 Koalisyon 33 Porto Riko 21.233 3.683.601 Tek Parti 34 Bahama 20.747 382.570 Tek Parti 35 Kıbrıs Rum Kesimi 20.517 1.153.058 Koalisyon 36 Slovenya 18.632 2.075.592 Koalisyon 37 Yunanistan 18.146 11.128.404 Tek Parti 38 Suudi Arabistan 18.034 29.369.428 Monarşi 39 Portekiz 17.767 10.610.302 Koalisyon 40 Bahreyn 17.495 1.344.111 Tek Parti 41 Malta 16.736 430.150 Tek Parti 42 Slovakya 15.369 5.454.154 Tek Parti 43 Trinidad Tobago 14.370 1.344.235 Koalisyon 44 Seyşeller 14.236 93.310 Başkanlık 45 Çek Cumhuriyeti 14.088 10.740.468 Koalisyon 46 Umman 13.307 3.926.492 Monarşi 47 Estonya 12.044 1.283.771 Koalisyon 48 Arjantin 11.602 41.803.125 Koalisyon 49 Macaristan 11.429 9.877.365 Koalisyon 50 Ekvator Ginesi 10.920 1.622.000 Tek Parti 64 Türkiye 10.518 77.695.904 Tek Parti 60
HESA RAPORLARI
HESA Raporları hesa.org.tr info@hesa.org.tr
Siyasetçi-Bürokrat-İşadamı Üçgeninde Büyük Rüşvet ve Yolsuzluklar HESA Raporları HUKUK ETİK SİYASET ARAŞTIRMALARI BEYAZ YAKA SUÇLARI - 2 4G İHALESİ YAKLAŞIRKEN 2G ve 3G İHALELERİNDE YAPILAN YOLSUZLUKLAR HESA Raporları - 4 hesa.org.tr info@hesa.org.tr