ÖYKÜSÜ. Kırlangıcın. tıp felsefesi

Benzer belgeler
Osmanlı Dönemi Anadolu Tıbbı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Duygu, düşüncelere bedenin içsel olarak karşılık vermesidir. Başka bir deyişle, beyne kalbin eşlik etmesidir.

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

İnanıyorum ki biraz daha gayret ederek planlı ve düzenli bir çalışmayla çok daha başarılı olacaksın

BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK

Lesley Koyi Wiehan de Jager Leyla Tekül Turkish Level 5

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

OKULUMUZDA DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI. Sevgi Etkinlikleri Sunum Planı

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

Selam vermekle karşımızdaki kimseye neyi ifade etmiş oluruz?

66 Fotoğrafçı Etkinlik Listesi. 52 Haftalık Fotoğrafçılık Yetenek Sergisi

REHBERLİK BİRİMİ ÇOCUKLARDA PROBLEM ÇÖZME BECERİSİ

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO:

Akın Uyar. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

TÜRKİYE - AFRİKA EKONOMİ FORUMU AÇILIŞ TÖRENİ KONYA 9 MAYIS İş Dünyası ve STK ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,

SEVGİ. Doğduğumuz gün içgüdüsel olarak annemize babamıza sarılır onların yanında olmak

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu

Müslim Uyğun. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 7 TUVALET EĞİTİMİNİN HANDİKAPLARI TUVALET İLETİŞİMİ N 1K (UYGULAMALI TUVALET İLETİŞİMİ)... 29

AŞKIN ACABA HÂLİ. belki de tek şeydir insan ilişkileri. İki ayrı beynin, ruhun, fikrin arasındaki bu bağ, keskin

BİRLİKTE YAŞAMAK VE KARDEŞLİK

Sevda Üzerine Mektup

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

Yenilenen Geçici Hayvan Bakım Merkezi açıldı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Onceki izlenimdeki sevgi titresimleri sevgili Ugurcan'in izleniminde devam ediyor...

Belmin Dumlu SAVAŞKAN,

Aşk Her Yerde mi? - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse

İÇİNDEKİLER 00. ISINMA. Çorba Yapmaya Benzer 01. BOZ 02. BAK. 9 Sevgili Okur. 10 Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın Hakkında. 16 Bu Kitap Neyin Nesidir?

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

Çoğunluk olmak, azınlığı yok saymak

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

Ramazan Alkış. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Başbakan Sayın Binali YILDIRIM KANAAT ÖNDERLERİ VE STK İLE BULUŞMASI KAYSERİ

Hayalindeki Kadını Kendine Aşık Etmenin 6 Adımı - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. MUTLULUK HİKAYESİ

Sevgili Yol Arkadaşım Hasan ERÖKSÜZ; Kaybedilmiş bir dostun ardından yazı yazmak

Aç l fl Vural Öger Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son senesinde bizim de k

Yüksek Topuk Gölgesinde Hayatlar

tellidetay.wordpress.com

Özel gereksinimli çocuklar

İnci Hoca CÜMLEDE ANLAM 2


ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Tanşıl Kılıç. Roman ŞEKERLİ SİNEK. 12. basım. Resimleyen: Vaqar Aqaei

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi.

Cümlede Anlam TEST 38

Birbirimize anlatacağımız ne çok şey var; düşündünüz mü? İşte bu yazma nedenlerimden biri. İlki...

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

Buse Akbulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangisi kanıtlanabilirlik açısından farklıdır?

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Çoklu Zekâ Teorisi Ek 2

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

ADIN YERİNE KULLANILAN SÖZCÜKLER. Bakkaldan. aldın?

SİGARADAN. Ortaokul UZAK DUR

SIFATLAR. 1.NİTELEME SIFATLARI:Varlıkların durumunu, biçimini, özelliklerini, renklerini belirten sözcüklerdir.

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ NDEN YRD. DOÇ. DR. TAYFUN DOĞAN İLE MUTLULUK TEMALI HOŞ BİR SÖYLEŞİ

İlk 4 soruyu metne göre cevaplayınız. 1 Metinde geçen aşağıdaki cümlelerden hangisi metnin ana fikridir?

Çeviri Yonca Kocadağ

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

DOÇ. DR. DOĞAN GÖÇMEN DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ

SRA Versiyon Şubat 2001

- HAFTALIK KULÜP BÜLTENİ

Düşünce Özellikleri Ölçeği

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ

5. SINIF TÜRKÇE NOKTALAMA İŞARETLERİ TESTİ

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

EŞLER ARASI SAĞLIKLI. İLETİŞİM Asiye Türkan

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık Ocak 2015 )

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır

Kasım/Aralık fındığın başkenti. kirazın anavatanı

Herkese Bangkok tan merhabalar,

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş gazileri ziyaret etti

Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Özel İlkokulu/Ortaokulu

Bu kitabın sahibi:...

Menümüzü incelediniz mi?

EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ. 3. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

REHBERLİK VE İLETİŞİM 8

Fatma Atasever.

Transkript:

tıp felsefesi 18 19 Kırlangıcın ÖYKÜSÜ DÜNYA ÜZERİNDE AKIL SAĞLIĞINI KORUMAK İSTEYEN HER İNSANIN İHTİYACI OLAN ŞEY BU. DÜNYADAN KOPMAK VE KENDİ HAYALLERİ İÇİNDE YAŞAMAK... İLKBAHAR 2015 SAYI: 304 PROF. DR. İ. LEVENT ERALP BU BELKİ ÖZGÜR OLABİLMENİN DE TANIMIDIR AMA BENCE, YAŞADIĞIMIZ COĞRAFYADA, HAYAL KURMAK ÖZELLİKLE GELECEĞİ DÜŞÜNMEK HAYLİ ZORLAŞTI BİR SÜREDİR. PROUST UN YAZI STİLİNİN KAYNAĞI KENDİ YAŞAM BİÇİMİYDİ. HAYATTA FARK ETMEDEN ATLAYIP GEÇİVERDİĞİMİZ ŞEYLERİ FARK ETMEMİZİN ANCAK YAVAŞLADIĞIMIZ ZAMAN MÜMKÜN OLDUĞUNU DÜŞÜNEN PROUST, ACELE ETMEDEN YAŞAMAYI BAŞARDIĞIMIZDA, HER KONU HAKKINDA ÇOK DERİN GÖZLEMLER YAPABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORDU.

Günlerden bir gün küçük kırlangıç bir adama aşık olmuş ve adamın penceresinin önüne konup adama şöyle demiş: Ben seni çok seviyorum. Lütfen pencereyi açıp beni içeri al ve birlikte yaşayalım. Adam: Olmaz alamam...sen bir kuşsun, hiç kuş insana aşık olur mu? demiş... Kırlangıç tekrar: Lütfen pencereyi açıp beni içeri al. Birlikte yaşarız. Hem ben sana dost ve arkadaş olurum. Canın da sıkılmaz, birlikte yaşar gideriz diye yinelemiş isteğini... Adam tekrar: Olmaz alamam...lütfen uç git diye cevap vermiş. Üçüncü ve son defa kuş adamın penceresinin önüne konup son defa şöyle rica etmiş: Lütfen beni içeri al... Artık soğuklar da başladı, dışarıda kalamam biliyorsun. Ben sıcak havalarda yaşayabilirim sadece, beni içeri almazsan başka sıcak ülkelere gitmek zorunda kalırım. Ne olur beni içeri al da burada kalayım. Birlikte yemek yer, omuzuna konar seni neşelendirir, sana arkadaşlık ederim. Hem sen de benim gibi yalnızsın. Adam ona: Uç git artık! Ben yalnız kalabilirim, yaşayabilirim demiş ve kuşu kovalamış... Kırlangıç da bu cevap üzerine üzüntülü bir şekilde uçmuş ve uzaklara gitmiş Adam kırlangıç uzaklara gittikten sonra düşünmüş ve kendi kendine: Ben ne aptal, ne kadar akılsız bir adamım, niye kırlangıçla birlikte kalmayı kabul etmedim? Ne güzel birlikte yaşardık diye düşünmüş, çok pişman olmuş, pişman olmuş ama iş işten geçmiş Kendi kendine: Nasıl olsa sıcaklar başlayınca kırlangıcım yine gelir. Ben de onu içeri alırım, birlikte mutlu bir hayat süreriz diye iç geçirmiş ve penceresini sonuna kadar açıp beklemiş... Havaların ısınmasıyla birlikte kırlangıçlar sıcak ülkelerden geri dönmeye başlamışlar. Ama onun kırlangıcı geri dönmemiş. Yazın sonuna kadar hiç penceresini kapatmadan pencerenin başında beklemiş adam, ama boşuna... Kırlangıç yokmuş. Gelen kırlangıçlara sormuş, fakat onun kırlangıcını gören yokmuş. Sonunda bir bilge kişiye gitmiş halini danışmak ve ondan bilgi almak için Bilge kişiye olayı anlattıktan sonra bilge kişi ona şöyle söylemiş: Kırlangıçların ömrü dokuz aydır. Peki o zaman, Beethoven Zaman ayırıp, denemelerimi okuma nezaketini gösteren sevgili dostlarım; son yazımı, her birimizin İthaki lerimize ulaşabilmesi dileğim ile bitirmiştim. Eminim hepimizin bu kavramdan anladığı ve içini doldurduğu şeyler birbirinden çok farklı Zaten hayatımıza renk ve merak katan da bu farklılıklar değil mi? Üstelik de, İthakilerimizin akan zamanla beraber değiştiklerine hiç kuşku yok 28 Ekim öğleden sonrasıydı, bir yandan arabayı Montepulciano dan Siena yönüne doğru ağır ağır sürüyor, diğer yandan Toskana Vadisi nin eşsiz güzelliğini seyrediyor, serin sonbahar havasının tazeliğini hissediyor ve Marcello nun Obua Konçertosu nu dinliyordum. Tam bir gündüz düşleri sahnesiydi. Telefonum çaldı. Kim olduğuna bakmadan Nereden çıktı bu şimdi? diye söylendim önce, ama sonra ekranda Nadir Şener adını gördüm. Arayan sevgili dostum ve derginin editörü Dr. Nadir Şener di. Bana, daha önce yazdığım denemelerin devam etmesini istediklerini ve yılbaşına kadar zamanımın olduğunu iletti. Önce keyifle koltuğa yayıldım, hafif ve kısa, kısmen narsistik olabilecek bir kendini beğenme nöbeti geçirdim. Ancak bir an sonra, Ben bu defa ne yazabilirim ki? düşüncesi ile kendime geldim. Kesin olan tek şey ne hissediyorsam onu yazmamın en doğal yol olacağıydı. Birden aklımda bir şimşek çaktı. O sırada dinlediğim obua konçertosu inanılmaz romantik tınılar taşıyan, eşsiz bir eserdi. Ancak bir barok müzik örneğiydi.

tıp felsefesi 20 21 İLKBAHAR 2015 SAYI: 304 Beethoven Marcel Proust neden romantik çağın prensiydi? Evet, Beethoven, insan aklının hayal edebileceği her türlü nota kombinasyonunu bestelemişti, hatta Ayışığı Sonatı gibi, her dinlediğimde, belki de annemi hatırladığım için, beni hüzün dolu bir romantizme taşıyan o şaheseri bestelemişti. Ancak romantizm ölçülebilen değil hissedilen bir akımsa, bir çok barok eserle bu konuda boy ölçüşmek çok zordu Tamam işte dedim, yazının taslağı ortaya çıkmaya başladı.klasik müzikte barok ve romantik akımlar ve temsilcileri bana neler hissettiriyor, biraz bunlardan bahsedeyim. Ancak kısa sürede toparlandım, benim ufacık klasik müzik bilgim ile, bahsettiğim konu hakkında bir kelime telaffuz etmeye çalışmam bile, en hafif ifadesi ile, haddini çok aşardı Zaten bundan önceki deneme yazılarımda, yeteri kadar, sanat ve düşünce dünyasının kimi dallarından, ustalarından, haddim olmayan anekdotlar aktarmaya çalışmıştım. Hoş hepsi o anlarda aklıma düşen ve birbirlerini çağrıştıran satırlardı, ancak yine de sınırlarımı zorladığımın bilincine varmıştım. Hem kimi zaman çok uzun cümleler karmaşık ifadeler de kullanıyordum. Tabii bu karmaşanın arkasındaki temel neden benim kalem oynatmaktaki yetersizliğimdi. Ancak sadece kelimelerim değil, aklım da, neredeyse yarım asırı tamamlayan bir hayata rağmen hala oldukça karışıktı. Ancak yine de günlük hayatta fazla detaycı olduğum için, anlattıklarımı da detaylandırmaktan hoşlandığımın farkındaydım ve evet zaman zaman detayda boğuluyor, sizleri de boğuyor olabilirdim. Marcel Proust u ve yedi ciltlik kitabı Kayıp Zamanın İzinde yi bilirsiniz. Gazeteci - yazar Serdar Turgut un kelimeleri ile; sadece hikayenin kahramanının uyumadan önce yatakta sağdan sola dünüşleri ve bu dönüşlerde odanın içinde (ve dışında) gördükleri bile 30 sayfayı bulan satırlarla tasvir edilir. Cümlelerinin uzunluğu da gerçekten inanılmazdır. Ölçüldüğünde görülmüştür ki dört metre uzunluğunda olan cümle bile vardır kitabında. Sonra beşinci cilde ulaştığınızda bile kitabın ana konusunun ne olduğunu anlamamış olma ihtimaliniz büyüktür. Çünkü Proust un asıl amacı aslında gündelik yaşamın rutin, sıkıcı tekrarlarını anlatmaktır. Proust, bu sıkıcı rutin içinde bireylerin var olma biçimlerini irdelemektedir. Tonu hep melankoliktir. Tempoya bir kez alışırsanız ve okumaya daldığınızda Proust sizi koparıp alıverir bu dünyadan kendi gerçek sorunlarınızdan kopup onun sorunlarıyla uğraşmaya başlarsınız. Dünya üzerinde akıl sağlığını korumak isteyen her insanın ihtiyacı olan şey bu. Dünyadan kopmak ve kendi hayalleri içinde yaşamak... Bu belki özgür olabilmenin de tanımıdır ama bence, yaşadığımız coğrafyada, hayal kurmak özellikle geleceği düşünmek hayli zorlaştı bir süredir. Proust un yazı stilinin kaynağı kendi yaşam biçimiydi. Hayatta fark etmeden atlayıp geçiverdiğimiz şeyleri fark etmemizin ancak yavaşladığımız zaman mümkün olduğunu düşünen

Proust, acele etmeden yaşamayı başardığımızda, her konu hakkında çok derin gözlemler yapabileceğimizi düşünüyordu. Yeni, bireyselliğe doğru hızla ilerleyen dünyanın, bize dayatmaya çalıştığı gerçek aslında gerçek değil. Çünkü asıl gerçek herbirimizin içinde. Onu herkes tek başına kendisi keşfedecek. Bana sorarsanız biraz yavaştan alıp hayata derinden bakabilirsek ve yaşadığımız andaki tüm baskılara rağmen hâlâ var olan detaylardaki güzelliklere dikkatimizi verebilirsek, özgür ve mutlu olabilmemiz mümkün. Hayatımda, giderek artan sıklık ve derinlikte dersler çıkarmaya çalışıyorum. Her ne kadar mucizelere, yeni başlayan yılın getireceği değişiklikler, güzellikler gibi kavramlara geçmişte çok değer vermemiş olsam da, son haftalarda yaşadığım bazı olaylar ve sohbetler beni yeni bir inanış dönemine getirdi Sizinle paylaşmak istediğim üç başlık, son üç ayımın hikayesidir Bunlardan ilki Albert Einstein ın bir sözü ile ilgili. Bilim tarihinin en büyük dahilerinden sayılan Einstein, aslında ortaya koyduğu ve O na Nobel ödülü getiren buluşların aynı yüzyıl içinde kökten değişikliğe uğradığı bir fizikçi. Bence Einstein ın en az fizik buluşları kadar etkili ve zamandan bağımsız değerli eserleri, düşünce dünyası, felsefe ile ilgili yazılarıdır. Büyük ihtimalle etnik köken, ikinci dünya savaşı, buluşlarının istememiş bile olsa silah sanayine yansıması, O nu daha gerçekçi ve üretken bir düşünce insanı yapmıştır Benim ruhuma gerçekten dokunan Albert Einstein sözleri şöyle: Hala anlayamadınız değil mi? Önemli olan, haklı ya da haksız olmak değil! Kavganın kazananı yoktur. Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz. Önemli olan kalp kırmamak, önemli olan yargılamadan, karşılık beklemeden sevebilmek ve iyilik yapabilmek. Haklı bile olsanız, özür dileyecek kadar asil olmak, bilge olmaktır. Egonuzu kontrol edemediğiniz müddetçe, o sizi kontrol etmeye devam edecek. Böyle olduğu sürece, tüm dünya sizin bile olsa, asla mutlu olamazsınız Albert Einstein İnsanları hiç bir demografik özelliklerine göre ayırmayı, değerlendirmeyi, hatta yargılamayı doğru bulmam. Einstein, bu prensibi şöyle dile getiriyor: Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: iyi insanlar ve kötü insanlar... Ülkemizin her coğrafyasından ayrı bilgelikler, ayrı felsefeler, bakış açıları renkler çıkıyor. Ama son zamanlarda bana en çok huzur veren İzmirliler ve hayata dingin bakışları Günlük olayları, sevinçlerini, üzüntülerini, tutkularını, Hayat akar felsefesine uygun yaşamaktan keyif alıyorlar sanki. Daha da ötesi bu bir çoğunun refleks düşünce ve davranış şekline dönüşmüş Herakleitos

tıp felsefesi 22 23 İLKBAHAR 2015 SAYI: 304 Proust, acele etmeden yaşamayı başardığımızda, her konu hakkında çok derin gözlemler yapabileceğimizi düşünüyordu. O topraklarda, Efes te, doğan ve yetişen ünlü doğa filozofu Herakleitos, ünlü panta rhei düşüncesinin babasıdır. Herakleitos a göre her şey akar ve sürekli değişir. Ana madde olarak gördüğü ateş bir an için bile hareketsiz kalmayan bir maddedir. Bu büyük filozofun, akış öğretisini ifade eden sözleri şunlardır: Aynı ırmaklara girenlerin üzerinden farklı sular akar. Sevgili İzmirliler, bunca karmaşık felsefi sözcüğü o kadar duru, anlaşılır özetlemişler ki: İyi gelen, iyi gelir Zaten hayat da iyiye, güzele ve mutluluk verene doğru akar Peki her şey toz pembe mi hayatımızda. Korkular, kaygılar hiç mi yok? Tabii ki bu mümkün değil, ama bir tane ve her an bitebilecek bir hayat var. Ve sevgili dostlarım, korkularınız var ise, olmalarında bütünüyle haklısınız... Korkalım ki mutluluğa niyet edebilelim, çünkü mutluluk büyük oranda karar vermek, niyet etmekle ilgilidir Kork ki unutabilesin, Kork ki risk alabilesin, Kork ki deneme cesaretin olsun, Kork ki gerçekten yaşama ihtimalin i kullan. Benim gibi, yaşamın hayret ve gayret dönemlerini atlatıp, kibarca aklına çok takma diye ifade edebileceğimiz dönemi yaşayanlar, bu sözlerin yaşattığı rahatlığı hemen anlayacaklardır sanırım Geçen hafta sonu, liseden sınıf arkadaşları bir araya geldik. Dört yıl önce de, 25. mezuniyet yılımızda büyük bir grup bir araya gelmiştik. Bana bu sefer herkes daha demlenmiş, dinmiş, çocukluk günlerimizdeki gibi saf ve samimi duygusunu verdi. Bu duyguyu yaşamayı çok sevdim, eskiyi öyle özlemişim ki Eskiyi özlememin yaşlanmakla ilgisi yok bence. Yine İzmirli, çok sevdiğim bir arkadaşımın deyişiyle, her insanın ana vatanı çocukluğudur Hepimiz o gün ana vatanımıza döndük ve bunun verdiği huzuru paylaştık Son sözüm izninizle bir Kızılderili hikayesi olsun: Mutsuzluğumuzun derinliklerinde, içimizde iki insanın yaşadığını görmemiz mümkün. Birisi mutsuz olan öbürü de niye ben mutlu olamıyorum diye soran. Yaşlı, bilge Cherokee Kızılderili, torununa ders veriyordu. İçimde çok şiddetli bir kavga süregidiyor. Bu kavga iki kurt arasında cereyan ediyor. Bu kurtlardan birisi öfkeyi, ihaneti, hainliği, kıskançlığı, açgözlülüğü, kibiri, hırsı, suçluluğu, aşağılama duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor. Diğeri ise huzuru, ahlakı, umudu, özgürlüğü, sevgiyi, nezaketi, gelişmeyi, inancı, yardımseverliği, anlayışı, cömertliği, dostluğu, merhameti, hakikatçılığı ve alçakgönüllülüğü temsil ediyor. Aynı kavga sizin içinizde ve diğer insanların içinde de cereyan ediyor. Çocuk bir müddet düşünür ve dedesine sorar: Hangi kurt bu kavgayı kazanır? Yaşlı Cherokee Kızılderili hemen cevaplar: Beslediğin kurt kazanır Tekrar yazmak ister miyim, sizler de isterseniz evet Neden mi?

Aklım mı? O, yüzsüz bir misafir. Hep sende kalıyor. (Bir öğretmenin şiir defterinden...) Cemal Süreya Ve işte güncel düşünce şeklimin özeti; her şey değişir, ama dilerim, benim değişimim bu satırlar ile son bulsun: (Bir öğretmenin şiir defterinden...) Bu yıl ve önümüzde kalan her anda, hayatın güzele akması ümidim, en içten sevgi ve saygı dileklerimle