ANILARIM FEHMİ YAVUZ



Benzer belgeler
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Kamyonet Duraklarımız. Fabrika Taşımacılığı

Eczacılık VII.1. ECZACILIK UYGULAMALARI VII.2. ECZACILIK EĞİTİMİ

Osman BİNİCİ Balıkesir Bölge Müdürü 10/05/2017

AHMETLER İLKOKULU. Okul Binası

Dr. Mehmet AKYOL Manisa Bölge Müdürü 11 Ekim 2017

EK 1: TABLO VE ŞEKİLLER

YGS SINAV SONUCUNA GÖRE ÖĞRENCİ ALAN 4 YILLIK ÜNİVERSİTELER

Tercih yaparken mutlaka ÖSYM Kılavuzunu esas alınız.

TÜRK NÖROŞİRÜRJİ DERNEĞİ NÖROŞİRÜRJİ UZMANLIĞINDA 40. YIL PLAKET ve TEŞEKKÜR BELGESİ ALAN ÜYEMİZ

Dr. NURETTİN KAYA TÜİK ANKARA BÖLGE MÜDÜRÜ 06/02/2018

BÖLÜM -VI- BÖLGESEL AZALTMA KATSAYILARI

BÖLÜM -VI- BÖLGESEL AZALTMA KATSAYILARI

Tarih: 13 Temmuz 2012 Daha fazla bilgi için Nurgül Usta Genel Md. Yardımcısı Tel: E mail:nurgul.usta@dorinsight.

EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN

Arif ŞAHİN Balıkesir Bölge Müdürü 09/11/2017

Hemşirelik (MF-3) ÜNİVERSİTE

Dr. Mehmet AKYOL Manisa Bölge Müdürü 6 Şubat 2018

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

2015BAŞARISIRALARIDEĞİŞİMİTAHMİNLERİ

Adnan BEDLEK TÜİK Kars Bölge Müdürü 12 Nisan 2017

2009 Yılı İklim Verilerinin Değerlendirmesi

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

2012-ÖMSS Sınav Sonucu İle Yapılan Yerleştirme Sonuçlarına İlişkin Sayısal Bilgiler (Önlisans)

TÜRK DİLİ EDEBİYATI ve ÖĞRETMENLİĞİ BAŞARI SIRALARI genctercih.com tarafından 2017 ÖSYS tercihleri için hazırlanmıştır.

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/02/2015

ŞEREF DEMİRTAŞ TÜİK ZONGULDAK BÖLGE MÜDÜRÜ 07/07/2014

TASARI AKADEMİ YAYINLARI

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

3. Eðitim - Öðrenim ve Saðlýk Kýrsal yörelerde (köylerde) eðitim ve saðlýk

TARİH BÖLÜMÜ YILLARI BAŞARI SIRASI VE TABAN PUAN KARŞILAŞTIRMASI.

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 11/10/2017

TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRÜĞÜ 09/02/2015

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Bilim,Sevgi,Hoşgörü.

&[1Ô A w - ' ",,,, . CiN. ALl'NIN. HiKAYE. KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI Rasim KAYGUSUZ

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 08/07/2014

Kamyonet Duraklarımız. Fabrika Taşımacılığı

DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 07/11/2014


KENAN ÇELEBİ TÜİK EDİRNE BÖLGE MÜDÜRÜ 09/09/2015

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 06/03/2018

ADNAN BEDLEK TÜİK KARS BÖLGE MÜDÜRÜ 13/07/2016

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni

ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

Ercan ÇELİK Zonguldak Bölge Müdürü 06 Ağustos 2018

Ali GÜNAYDIN Zonguldak Bölge Müdürü V. 04 Nisan 2018

genctercih.com tarafından 2017 ÖSYS tercihleri için hazırlanmıştır.

FARABİ KURUM KODLARI

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/07/2015

M. SALİH URAS TÜİK DİYARBAKIR BÖLGE MÜDÜRÜ 10/08/2015

EKPSS-2014/2 Yerleştirme Sonuçlarına İlişkin En Küçük ve En Büyük Puanlar (Önlisans)

TAKVİM KARTONLARI 2016 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİ

MÜŞTERİ FİYATLARI ÇIKIŞ VARIŞ TON/TL TIR/TL KG/TL

ÇIKIŞ VARIŞ TON/TL TIR/TL KG/TL

DEVLET ÜNİVERSİTELERİ Öğretim Üyesi Sayıları

TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/09/2015

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 04/01/2018

ÖĞRETİM YILI İLİ OKUL ADI İL DERECESİ BALIKESİR (BURHANİYE/EDREMİT) GRUBU ERKEKLER KIZLAR ISPARTA GRUBU ERKEKLER KIZLAR

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

TÜRKİYE SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ KAMU YÖNETİMİ BÖLÜMLERİ SIRALAMASI 2017 SBKY / KY İNDEKSİ 2017

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

Kendi Kaleminden öğretmen özgeçmişleri. Muharrem NAZLI TD ve Edebiyatı/ Müdür Başyardımcısı

T.C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı. BASIN DUYURUSU (13 Ağustos 2010) 2010-ÖSYS MERKEZİ YERLEŞTİRME SONUÇLARI

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 10/05/2017

DAR BÖLGE / DARALTILMIŞ BÖLGE

* ÇEVRE KORUMA HAFTASI * BABALAR GÜNÜ * RAMAZAN (ŞEKER) BAYRAMI * KULLANDIĞIMIZ ARAÇ VE GEREÇLER

KENAN ÇELEBİ TÜİK EDİRNE BÖLGE MÜDÜRÜ 07/11/2014

Ankara 1996 PUAN TÜRÜ TABAN PUAN ÜNİVERSİTE ADI BÖLÜM ADI KONTENJAN SIRALAMA

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 10/06/2016

BÖLÜM -VII- BÖLGESEL AZALTMA KATSAYILARI

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

Ali VAROL'un Blog Sitesi

TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 10/08/2015

Türkiye'nin en yaşanabilir illeri listesi

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/09/2015

METİN ÖCAL TÜİK BALIKESİR BÖLGE MÜDÜRÜ 09/06/2015

* Cümle içinde, tırnak içinde verilen cümleler büyük harfle başlar. Tolstoy, Amaç olmayınca hayatın da bitmesi gerekir. demiştir.

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 12/12/2017

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 05/06/2018

ARAŞTIRMA ÖZET SONUÇLARI Mart 2015

İKTİSAT BÖLÜMÜ YILLARI BAŞARI SIRASI VE TABAN PUAN KARŞILAŞTIRMASI

Tercih yaparken mutlaka ÖSYM Kılavuzunu esas alınız.

ŞEREF DEMİRTAŞ TÜİK ZONGULDAK BÖLGE MÜDÜRÜ 08/01/2016

Uluslararası Buluşma Türkiye Fotohaber, Sayfa 1

TIP FAKÜLTESİ - Tıp Lisans Programı Sıra No Üniversite Program Puan T. Kont. Taban Tavan 1 İstanbul Üniversitesi Tıp (İngilizce) Cerrahpaşa MF-3 77

ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

KENAN ÇELEBİ TÜİK EDİRNE BÖLGE MÜDÜRÜ 09/02/2015

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 05/02/2019

Üniversitelerin Elektrik, Elektronik, Bilgisayar, Biyomedikal Mühendislikleri Bölümlerinin. Alfabetik Sıralaması (2005 ÖSYM Puanlarına Göre)

ÜZEYİR KARAKUŞ TÜİK NEVŞEHİR BÖLGE MÜDÜRÜ 08/09/2014

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır?

Transkript:

ANILARIM FEHMİ YAVUZ

ANILARIM FEHMİ YAVUZ MÜLKİYELİLER BİRLİĞİ VAKFI YAYINLARI 1

fw S yx MAYA MATBAACILIK Im / M i YAYINCILIK LTD. $Tl

BİR KÖY ÖĞRETMENİ DAR BOĞAZDAN BÖYLE GEÇTİ

İÇİNDEKİLER I GİRİŞ 1 II KRONOLOJİK YAŞAM ÖYKÜSÜ 5 III İŞ - G Ü Ç 12 IV KÖY ÖĞRETMENLİĞİ ANILARIM 22 V GÖRDÜĞÜM EĞİTİM 42 V/A PERTEVNİYAL LİSESİ 42 V/B MÜLKİYE'DE ÖĞRENCİLİK 52 V/C ALMANYA'DA DOKTORA ÖĞRENCİLİĞİ 56 VI MÜLKİYE'DE YÖNETİCİLİK 72 VII BAKANLIK VE KURUCU MECLİS ANILARIM 86 VIII SBF'DE GEÇEN 40 YILIN EĞİTİMLE İLGİLİ ANILARI 101 IX YAYINLARIM 106 X GEZİLERİM 109 X/A YURT D IŞI GEZİLERİM 109 X/B YURT İÇİ GEZİLERİM 122 X I DİN KONULARINA DUYDUĞUM ÖZEL İLGİ 136 XIIA TARTIŞMASIZ UYGULAMALAR VE İNANMALAR DÖNEMİ 137 XI/B TARTIŞMAYA, ELEŞTİRİYE AĞIRLIK VERDİĞİM DÖNEM 143 XII SONUÇ 155 V

J SUNUŞ Vakfımız Ekinsel ve Eğitsel amaçlarına ulaşmak için bir dizi yayınlar yapmayı kararlaştırmıştır. Prof. Fehmi Yavuz'un elinizdeki kitabı bunlardan ilkidir. Daha sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğretim üyeliği yapmış, fakat emeklilik, 1402 sayılı yasa gibi nedenlerle ayrılmış olan değerli bilim adamlarımız için birer armağan yayınlayacağız. Bilindiği gibi, belli bir sürenin üstünde Fakültemizde çalışmış olan öğretim üyelerimiz adına Fakültece armağan çıkarılması gelenekleş- miştir. Fakat söz konusu öğretim üyelerimiz için armağan yayınlanmasına ilişkin herhangi bir belirti yok.- Fehmi Yavuz; önce öğrencisi, sonra da kürsü arkadaşı olarak birlikte çalıştığını, kimi anılarını da paylaştığım, yakından tanımak, izlemek olanağını bulduğum bir büyüğümdür... Çalışkan, dürüst, olayların, kişisel çıkarlarının üstüne çıkabilen daima kafaca genç ve dinç kalmasını bilen Fehmi Yavuz, toplumumuzda özlemini çektiğimiz, sayılarının çoğalmasını dilediğimiz "gerçek bir aydın insan" örneğidir, öğretim üyeliği yanında, köy öğretmenliğinden M illi Eğitim Bakanlı- ğı'na değin toplumda çeşitli sorumluluklar yüklenen Fehmi Hocamız, anılarını hiçbir savunma endişesine ya da iyi gösterme çabasına kapılmaksızın çok nesnel biçimde dile getirmiştir. Yazara ve Maya Basımevi yöneticileri ile çalışanlarına Vakfımız adına teşekkür ediyoruz. Prof. Dr. Cevat G E RA Y Mülkiyeliler Birliği ve Vakfı Genel Başkanı VI

SUNUŞ Belki on yıldan beri çalışma odamın duvarında şu söz asılı kalmıştır : ''Bir köy öğretmeni köşeyi bu kadar ve böyle döner. " Anılarımı yazarken, "döner" sözcüğünü "döndü" olarak değiştirmeyi aklımdan geçiriyordum. Sonradan "köşe'yi dönm ek" sözünü uygun bulmadım. Kitabın iç kapak sayfasının üstüne şu sözü koydum: "Bir köy öğretmeni dar boğazlardan böyle geçti. " Anıları seçmekte bir sorun. Bir arkadaş: "Ben de anılarımı yazmaya başladım, ama çok düşman kazanacağımı düşünerek, yarıda bıraktım. dedi. Bireysel ya da ulusal düzeyde, ben lıiç kimseye düşman gözü ile bakmadım. Anılarım yüzünden, düşmanlığı seçenlere : "Güle, güle"demekten başka ne yapabilirim? Anı yazmanın bir sorumluluğu yerine getirmek olduğu inancı ile, bir şeyler karaladım. Kendime göre, değerlendirmeler, genellemeler yaptım. Köy öğretmenliği bu konuda çok işime yaradı. Köy öğretmenliği yapmasa idim, belki anı yazma yoluna gidemezdim. Anılarımın ağırlığını kendimle hesaplaşma çabası oluşturuyor. Okuyucu, bu hesaplaşmada hakem görevi yapacaktır. VII

/

YABANCI ÜLKE VE YER ADLARI DİZİNİ (Almanya, Berlin ve İngiltere, çok geçtiği için Dizine alınmamıştır.) Afrika 59 Amerika 9. 30, 59, 98, 124, 125. 132, 133, 144, 151 Amsterdam 60 Arnavutluk 62 Avusturya 46, 68, 71, 110 Balkanlar 66 Belçika 117 Belgrat 71 Bonn 122 Brenner 111 Brüksel 117 Budapeşte 109, 110 Bükreş 109 Bulgaristan 62 Cezayir 27 Chicago 59 Çekoslovakya 68 Danimarka 120 Düsseldorf 117 Frankfurt 7, 51, 57. 58, 64-66, 70 Fransa 64. 65, 121, 151 Herculanum 112 Hicaz 152. 153 Hindistan 119, 160 Hollanda 101 Irak 100 İran 100. 119 İskoçya 116 İspanya 57, 58 İsviçre 18. 115, 121 İtalya 9, 57, 58, 65.110-112 Japonya 9, 66, 91 Jena 56-60, 95 Kabe 153 Kapri 112 Kıbrıs 105.112, 116 Kerbelâ 140 Kopenhag 120 Kore 84 Köln 117, 118 Königswinter 117 Köstence 109 Kreuzberg 122, 162 Leipzig 7, 62-66, 118 Londra 80, 112, 114, 116, 119 Macaristan 110 Magdeburg 61, 66, 101 Mekke 2, 42 Mısır 142.143 Moskova 67, 68 Mulhouse 121 Napoli 112 Nuremberg 69 Oxford 117 Pakistan 119 Paris 9. 91 Pompei 112 Prusya 60 Roma 5, 62. 66, 111, 112 Romanya 62 Rosenbaclı 71 Rusya 9, 10. 60, 66-69. 151 Saint Andrews 116 Suriye 35, 57 Tegel 119 Vatikan 112 Venedik 112 Viyana 62, 110, 111 Weimar 61, 68 Weisbaden 66 Yugoslavya 62. 71 Yunanistan 57, 62 Zürich 121 IX

YER ADLARI DİZİNİ (TÜRKİYE) (Ankara, İstanbul ve İsparta, çok geçtiği için Dizine alınmamıştır.) Adana, 7,126 Adapazarı 127 Adilcevaz 130 Afyon 50 Ağrı 131-133 x Ahlat 130 Ahtamar 130 Akçakoca 126 Alanya 126 Amasya 126 Antakya 7 Antalya 12,16, 92, 93,104. 125. 126, 151,152, 155 Aıv/in 105 Ayaş 126 Aydın 22, 33,34.37.92,125 Bâlâ 125. 127 Bandırma 9 Beytüşşebap 135 Bingöl 133 Birecik 161 Bitlis 128-130,136 Bozdoğan 33, 41 Çanakkale 3, 132 Çemişkezek 78 Çeşme 126 Çine 22, 23 Çorum 127 Datça 12, 18,32.156 Delice 126 Denizli 26, 37,41 Didim 126 Diyarbakır 132,133 Doğu Beyazıt 132 Eğridir 8, 31.120 Elazığ 132,133 Erdek 10 Erzurum 53. 54, 124, 128, 131-133,160 Eskihisar 7,10, 23-25,27-31,92. 93 Eskişehir 126 Fethiye 92,93, 126 Finike 104 Gaziantep 105,161 Gevaş 130,136 Giresun 126 Gölcük 17 Gümüldür 126 Gümüşhacıköy 127 Hakkâri 98, 99, 101,123, 128, 135 Hatay 7 Hırvata 99,100 İğdır 132 İskenderun 7 İzmir 6.15. 37, 38, 85,104,124. 125,161 Kağızman 132 Karabiga 10,16 Karaman 126 Kars 131-133,135 Kavaklıdere 3, 7, 31-33, 35-40,43, 156 Kayseri 82,91 Keban 161 Kırşehir 1. 80, 81 Konya 126,144, 148 Korkuteli 104 Kurtalan 128, 130 Kuşadası 25, 30, 126 Manavgat 12 Manisa 125 i Marmaris 92, 126 Menemen 8 X

Milas 7, 25, 28, 30, 31,40,41 Muğla 6, 7, 15, 22, 23, 26, 29, 30, 33, 34, 37, 40, 41, 92, 125 Muş 92,133, 135 Mutki 128,129 Nazilli 3, 4, 6, 15, 33, 34, 41 Ordu 126 Osmancık 127 Ömerli 123 PolatlI 123 Samsun 104, 126 Sarıkamış 3, 132 Senirkent 31 Seydişehir 123 Side 126 Siirt 130. 136 Silifke 126 Sinop 126 Sivas 91, 92, 132 Söke 25,30 Şemdinli 100. 119, 161 Şile 11. 73, 123, 128 Tatvan 130 Tavas 26 Tokat 126 Trabzon 126 Tunceli 133, 136 Turgut 7, 23-31, 39,92, 100 Turgutlu 86 Van 98,101, 123, 128, 130, 132, 133, 135 Yatağan 7, 22, 23, 31, 33, 38, 39 Zapatan 100 KİŞİ ADLARI DİZİNİ Abadan, Yavuz 74-76 Abbe, Prof. 56 Abdulhamit 131 Abel, Dr. 66, 67 Adsız'lar 96 Ağralı, Fuat 52, 73 Akın. Hilmi 21 Akol, Osman 156 Aksoy, İrfan 87 Akurgal, Ekrem 78 Akyol, Türkan 135 Alsan. Zeki Mesut 73 Apaydın, Talip 126 Aral, Namık Zeki 73 Argun, Tahsin 87 Argüç, Namık 83, 84 Ank, Remzi Oğuz 53, 54 Aslanoğlu, Hikmet 94, 97 Ataç, Nurullah 42 Atatürk. 1, 5. 43, 51. 62, 66, 67, 82.91-99. 120, 124, 126, 133, 134, 138, 142, 143, 148 ' Baban, Şükrü 52, 53 Barzani 100 Başgil, Ali Fuat 102,138, 144-146, 148 Bayar, Celal 133 Benderlioğlu, Atıf 80 Berkes, Niyazi 153, 154 Beveridge. Lord 115,116 Beyru, Rauf 123 Bıyıkoğlu, Kemal 133 Brandt, Willy 121 Bulutay, Tuncer 21 Castro, Jozue de 5 Cemil, Mesut 51 Civgin, Fahri 132 XI

Coşturoğlu, Mustafa 156 Çamlıbel, Faruk Nafiz 42. 43 Çavlı. Emin Ali 42, 43. 45,137, 159 Çelikbaş, Fethi 78 Demirci Mehmet Efe 3, 4 Demirel, Süleyman 153, 158 Dilmen. Hilmi 40 Doğan, Lütfü 142 Ebu Muhsin Kemal 45,46 Edinburg Dükü 117 Ege, Rıdvan 21 Einstein 50 Eisenhower 77, 79 Ekmekçi. Mustafa 21 Ekonom, Muammer 92, 93 Elizabeth II 117 Eralp, Ziya 121 Erçakır. Halit 87 Erdem, Haşan Hüsnü 156 Erençin. Zihni 79 Erginay, Akif 110 Erim. Nihat 158 Erişirgil. Emin 52, 72 Ersoy, Mehmet Akif 139, 142,143, 148, 153, 163 Erzurum'lu İbrahim Hakkı 150 Esat, Dr. Muzaffer 20 Esmer. Ahmet Şükrü 1 Fakir Derviş Ahmet 130 Fatih Sultan Mehmet 140 Feyzioğlu, Turhan 78.117,158 Franco 58 Freienfells, Müller 61, 159 Gandhi. Mahatma 160 Geray, Cevat 88, 92, 97, 105,108 Gerçeker. Tevfik 156 Gerloff, Prof. 64 Gigli. Benjamino 112 Göring, Hermann 69 Gross. Herrman 62, 64 Güllü, Sadık 54 Gürpınar, Hüseyin Rahmi 50 Gürsel, Cemal 77, 88, 93, 95. 96 Hatiboğlu, Şevket Raşit 62, 134 Hitler. 1, 4,9,10,51, 58, 61, 66-71,94, 101, 110. 116, 145 Irmak. Sadi 46, 74 İleri. Tevfik 91 İnalcık, Halil 131, 132 İnan, Afet 79 İncesulu, Hilmi 93 İnönü, İsmet 78 İzbırak, Reşat 130 Kafiı. Kadircan 99 Karabelen, Ali Ulvi 24, 26, 29, 159 Kavuncu. Osman 82 Keçeli. Mustafa 78 Keleş, Ruşen 21, 108 Kıray. Mübeccel 123 Kızıloğlu, Muharrem İhsan 96 Koçu, Reşat Ekrem 42, 45. 137 Kodamanoğlu. Nuri 90 Köni. Burhan 74 Kristinus, Dr. 46 Kuşçu, Yakup 130 Kutlu, Orhan 86, 87 Lanner 111 Lawrence 159,160,163 Lefebure 74 Lehmann, Lutz 122 Lowenthal. Richard 121 Manas, Eşref 48 Menderes, Adnan 79, 81, 84-87, 93, 131, 133, 158 Menteş, Suphi 128 Meray, Seha 88 Morkaya, Burhan Cahit 74 Muhammed Hz. 43, 68,140, 144 Mussolini 4, 51 Nadi. Tali ir 46 Nadir, Cemal 74 Nam dar Rahmi 53 Napolyon 60 Necati Bey 91 X II

Nesin, Aziz 80,125,141,162 Onar, Sıddık Sami 82 Onur, Necmi 136 Osman, Mazhar 46,159 Öğüteen, Hüseyin 135 Öklem. İbrahim 134 Öktem, Imran 155 Özbalkan, Müslim 125 özdenoğlu, Şinasi 121 Özgen, Arif 78, 79 Öztürk, Halis 131,132 Pamukçu, Mahir 79 Paykoç, Zafer 21, 2 2 Pehlevi, Rıza Şah 51,131 Pelin, İbrahim Fazıl 55 Reuter, Ernst 73, 101-108,118, 121, 122,128,163, 164 Ribbentrop 67 Robson William A. 116 Roosevelt 67 Şalter, Helen 114,159 Sarper, Selim 88 Savcı, Balın 127 Savcı. Salim 127 Selen, Hamit Sadi 128, 129, 136 Sevin, Nurettin 89 Sirer. Reşat Şemsettin 56, 62, 64 Sombart, Prof. 61 Spaak 84 Speer, Albert 69 Strauss, Johann 111 Sunay, Cevdet 158 Sungur, Zati 130 Sur, Fadıl Hakkı 124, 156 Şeyh Sait 99,132, 161 Talha Kemal 44 Tanrıöver, Hamdullah Suphi 109 Tekeli, Osman Nuri 41 Tevfik Fikret 55 Tokgöz, Güner 135 Tokoğlu, Mehmet Ali 87 Tuncel, Bedrettin 92 Türkeş, Alpaslan 9, 10,20.94-97 Tüten, Şerif 121 Tüzemen, Ekrem 96 Unat, Faik Reşit 72 Ülkümen, Lütfü 134 Aşık Veysel 106 Vinoba Behave 160,163 Yasa, İbrahim 133, 135 Yavuz, Edip 39 1 Yavuz Sultan Selim 147 Zaro Ağa 128 Zeiss 56, 59 Zeybek Ayşe 4 Zeydan, Ahmet 99, 100 Zeytinoğlu, Nasır 93 X III

I GİRİŞ Anılarımı yazmak son yıllarda gündemimin demirbaşı oldu. 15 Mart 1982'de emekliye ayrılmam bu işe daha çok ağırlık vermemi sağladı. Datça'da oğlumun dayalı-döşeli bir evinin bulunması zaman sorununu çok daha elverişli duruma getirdi. 40 yıldan beri defterlere, bankaların gönderdiği ajandalara türlü olayları yazmışım. Bunların düzenli olduğu söylenemez ama, işime çok yaradığı kesin bir gerçek. Türlü olaylar deyiminin kapsamı çok geniş. Burada köy öğretmenliği, askerlik, Almanya, lise, Mülkiye, dekanlık, Bakanlık, Kurucu Meclis anılarımın yanında evlenmem, çocuklarım, yakınlarımla ilgili olaylar, bölük-pörçük de olsa yer almış. ülke, dünya sorunlarına, Atatürk devrimlerine, politik olaylara da yeryer, zaman zaman değinmiştim. Bunların tümüne, "birikim" demek doğru olur, özetle 60 yılın birikimi bunlar. En çok 10 yaşında iken dedemin, benden bir yaş büyük olan amcamla beni ilkokuldan alıp, İsparta'da yeni açılan Darül-Hilâfetül-Aliye Medresesine vermesi, babam askerden izinli, görevle kısa süreler için geldikçe, ilkokula dönmemiz, o gidince sarıkları fesimize dolayıp, medreseye dönmemiz, bu oyunun üzerimizde birkaç kez oynanması, bugün de çarpıcılığını koruyor. 16 yaşımda, Ortaokul diploması ile köy öğretmeni (Muallim muavini) olmam, 3 yıl sonra liseye gitmem, Mülkiyeden sonra Almanya'ya Doktora için giderek iki yıl Hitler Almanyasmda yaşamam; 29 Nisan 1960 olayının, beni SBF Dekanı olarak yakalaması... birikimin boyutunu bir ölçüde gösterebilir. öte yandan, birkaç yerde çıkan yazılarımda, kimi anılarımı dile getirdim. Köy öğretmenliği anılarım 1978'de Türk Dil Kurumu'nun yayınladığı YAZI DEVRİMİ başlıklı kitapçıkta yer aldı. Darül Hilâfetül Aliye Medresesi anılarım, İlâhiyat Fakültesinin 23-25 Nisan 1981'de düzenlediği Din Eğitimi Seminerinin bildirilerini içeren kitapta yayınlandı. SBF anılarımdan, 4 Aralık 1981'de yapılan anma töreninde söz ettim. Bu da SBF dergisinde çıktı (1982). Yine SBF ile ilgili bir olayı dile getiren "üniversitenin Kırşehri Siyasal Bilgiler Fakültesi" başlıklı yazım Ahmet Şükrü Esmer Armağanında çıktı. Cumhuriyet, Milliyet başta olmak üzere, günlük gazetelerde, çeşitli dergilerde, yıllık ve armağanlarda çıkan yazılarımda da yer yer anılarıma değindim. Memleketimizde Toplum Kalkınması kitabım, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde katıldığım, en az bir düzine pilot ilçe seminer toplantılarının ürünüdür. Din Eğitimi ve Toplulumuz kitabı da, bir ölçüde kendi gözlemlerime dayanır. Önümde büyük bir zarf var, üzerinde Anılar (Aklıma Geldikçe) yazılı. Yıllardan beri küçük kâğıtlara, fişlere, aklıma geldikçe yazdığım anıları bu zarfta 1

toplamışım. Bunun çok düzenli bir şey olmadığını biliyorum. Yine de iyi ki böyle yapmışım, diyorum. Aralarında çok çarpıcı, belli olaylar için ipucu verecek, genellemelere götürecek notlar pek çok. Anıları yeri geldikçe anlatmak da bir yineleme, su üstüne çıkarma yöntemi, insan yaşlandıkça anılarını dile getirmekten kendisini alamıyor. Daha 3-4 yaşlarında iken dedem, benden bir yaş büyük olan amcamla beni, uykudan önce, dizine yatırır, birkaç ay süre ile Haç öyküsünü anlatırdı. İsparta'dan nasıl çıkmışlar, Hacı Refik'leri (birlikte giden Ispartalılar) kimlermiş. At sırtında, deve ile... yapılan yolculuklar, götürdükleri yemeklikler (Bulgur-tarhana, makarna vb.) deveden düşenler, şeytan taşlama, tavaf... dönüş, uğurlama ve karşılama törenleri. Dedem "dün nerede kalmıştık çocuklar?" diye sorar, biz de "Hani Hacı X. Deveden düşmüştü ya filan deriz. Öykü oradan sürüp giderdi. Dedemin, atla çerçilik yaparken, pazar kovarken eşkiyaların soygununa uğraması da anıları arasında idi, Dedemin atını, üzerindeki eşyaları ile almışlar; ar- * kalarından gidip yalvar-yakar atını, malını ve canını nasıl kurtardığı kış gecelerinde birkaç hafta süren öykülerdendi. Dedemin anılarını anlatma merakının yanında bizim uykumuzu getirmeyi de amaçladığını sanıyorum. Bir yandan konuşur, bir yandan da parmaklarının ucu ile boynumuzun arkasını okşardı. Kimi durumlarda uyuyup kaldığımızı görünce, kaldırır, yatmamızı söylerdi. Dedem medrese anılarını, daha çok yaşlılara, aile toplantılarında, yemekten, yatsı namazından sonra anlatırdı. Zaman zaman, yer yer biz de dinlerdik. Bunlardan en çok anımsadığım, 3-4 kişinin bir teneke tahin helvasını nasıl yediği. Mollaların, soğuması için dama konan tel helvası (pişmaniye) sinisini, tepsisini nasıl yürüttüğü öyküsünü de anlatırdı. Medrese, Evliya öykülerini belli çevreler dilinden düşürmezdi. Ahmediye, Muhammediye, Mızraklı İlmihal gibi halkın, okuryazar kesiminin tanıdığı, okuduğu kitaplarda yer alan öyküleri, Beniisrail öykülerini, vaizlerin her konuşmada birkaçını anlattığı türlü öyküleri bir yana bırakıyorum. İsparta'da, evimizin önünden geçtiği için kendisini sık sık gördüğüm ve adını taşıyan bir mahalle mektebi de olan B. Zade Hacı Ahmet Efendi'nin Cuma Namazlarını Mekke'de kıldığı söylenirdi. Bu zat ucu şişli bir baston taşır ve yolunun üstünde gördüğü kâğıtları toplar, cebine kor, ya da avcunun içinde biriktirir, önüne gelen ilk duvar kovuğuna sokuştururdu. Kâğıda Kur'an yazıldığı için yerde kalması, çiğnenmesi en büyük günahmış. Bu zatın Evliyalığı da buradan gelirmiş. İstanbul'da kâğıthaneye doğru ayağını uzatıp yatmayan ulu kişiler de varmış. Benim yetişmediğim, yılda bir-iki Kur'an yazan bir Evliyanın öyküsü de şöyle: O zaman bu işlerde kamış kalem kullanılıyor. Kamış kalemin ucu çabuk keçeleııir. Bu nedenle sık sık, keskin çakı ile açmak gerekir. Bu herkesin becereceği bir iş değildir. Ben de çocukluğumda kullandım. Kalemi, satın aldığımız H.R., açar, öyle verirdi. Sonra da bu işi bilen bir büyüğümüze kalemi açtırırdık. İşte bu Evliya, kullandığı kamış kalemleri yontarken çıkan kesinti ürünü parçala- 2

n biriktirirmiş. Birkaç çuval dolduran bu kırıntıların öldüğünde cenaze suyunun ısıtılmasında yakıt olarak kullanılmasını vasiyet etmiş. Ve de vasiyeti yerine getirilmiş. Din çevrelerinin birbirini çekiştiren öykülerini de çocukluğumda çok dinledim. örneğin benim tanıdığım, medresesi de olan H.A. nın, varlıklı bir kişinin boşadığı ve hüllesiz yeniden almak istediği karısı için bulduğu şu hile-i şeriye, dilden dile dolaşırdı. Adamın başvurduğu hocalar, Müftü Efendi... bu işin hüllesiz olamıyacağını söyler. Zengin olan koca kesenin ağzını açıp san liralarını dökmeye hazırdır. Yeter ki hüllesiz olsun ve bir hile-i şeriye bulunsun. Hile-i şeriye uzmanı bulunmuştur. H.A. müşterisinden Kelimei-Şehadet getirmesini ister. Zengin fakat cahil olan koca bunu yapamayınca çözüm bulunmuştur. Hoca, Kelime-i Şahadeti söylettikten sonra "bu zamana kadar yaptığın işlerin, söylediğin sözlerin Müslümanlık bakımından bir değeri yoktur. Şimdi git, sevgili karınla evlen" der. Ve sarı liraları cebine indirir. Birinci Dünya Savaşı başladığında 2-3 yaşında bir çocuktum. İstanbul ö ğ retmen Okulu nu bitiren babam, İsparta köylerinde ve merkezinde birkaç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, Yedeksubay olarak askere alınmış, Çanakkale'den başlayıp, Kurtuluş Savaşı 'nın sonuna değin cepheden cepheye koşmuş. Yalnız babam mı? Medreseye kapağı atamayan, din görevi yağmasından pay alamayan birçok genç asker olmuş ve cepheden cepheye savrulmuş; ölen ölmüş, kalanların çoğu sakat, yıpranmış olarak dönmüşler. Asker kaçakları yollan, dağları tutmuş... İşte cephede, cephe gerisinde olup bitenler, aylarla süren yürüyüşler, açlık, yorgunluk, hastalık, bitlenme, yaralanma, silâh arkadaşlarının ölümü vb. uzun yıllar en çok dile getirilen öyküler olarak kaldı. özellikle köy öğretmenliği yaparken, 3 yıl süre ile, savaş, askerlik, Çanakkale, Sankamış, esaret öykülerini çok dinledim. Bunlar arasında abartmalı, kahramanlığı, başanyı kendisine, korkaklığı, başarısızlığı başkalarına mal eden, saptırmalı öyküler de eksik değildi. Birkaç asker bir araya geldiği zaman, bu türlü saptırmalar alaylı biçimde dile getiriliyor, gülüşmelere neden oluyordu. Öğretmenlik yaptığım Kavaklıdere'de M. çavuş öteki çavuşlardan kimileri için şöyle derdi : Ulan çavuşluk nerde, sen nerde. Zabit "savuş" demiş, sen çavuş anlamışsın, çavuşum diye yutturuyorsun. Ankara'da Meclis toplanıp düzenli ordu kurulmadan yapılan çete savaşları da o günlerin güncelliğini sürdüren öyküleri arasında idi. İsparta'da, Yunana karşı savaşan çetelerin öyküsü dilden dile dolaşıyordu; medreseler, camilerin çoğu Yunanlıların önünden kaçan, canını, çocuğunu, bir bohça eşyasını zorlukla kurtarabilen göçmenlerle dolmuştu. Bunlar arasında tanıdıklarına sığınanlar da vardı. Çete savaşı, baskın, karşı baskın vb. öykülerini birinci el efelerden dinlemek fırsatını Nazilli'de buldum. Demirci Mehmet Efe ile işbirliği yapmak üzere İsparta'dan gönderilen yedeksubaylar arasında babam da varmış. Zaferden sonra babam 1923-1924'te bir yıl kadar Nazilli'de manifaturacılık yaptı. Ben 11-12 yaş- 3

lannda çocuğum. Efeler sık sık dükkânımıza gelirler ve anılarını anlatırlardı. Demirci Mehmet Efe seyrek gelirdi. Çok cana kıydığı için, öldürülmek korkusu ile, sokakta görünmek istemezmiş. Nazilli'de ev komşumuz olan Zeybek Ayşe'nin öykülerini, kendisinden çok dinledim. Bunlardan birini anlatayım: Düşman Nazilli'ye girmek üzeredir. Kaçabilenlere onlar da katılacaklar. Bilezik, altın, yüzük gibi değerli şeylerinin bir kesimini Ayşa Ana "nasıl olsa geleceğiz, o zaman elimizde bulunur" diye merdivenin alt basamağındaki taşın altına gömüyor. Dönüşte altınları olduğu gibi bulup çıkarıyorlar. Bu kadının çetelere yardımı, yürekliliği dilden dile dolaşırdı. Oğlunu çeteler, yanlarına çağırmışlar. Ayşa Ana "o tabansızın tekidir, yerine ben geliyorum demiş ve aylarla efelerle, çetelerle dağlarda dolaşmış, silâh kullanmış. 1929'da başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı, çelimsiz bir tarıma dayanan Türk ekonomisini kökünden sarstı ve uzun sürdü. 1930'ların başında Musolini'nin Hitler'in ortaya çıkmasıyla, güvenlik sorunları baş köşeye yerleşti. Bugün de bölgedeki türlü çekişmeler, çatışmalar nedeniyle ulusal güvenlik baş köşedeki yerini bırakmış değil. Haberleşmenin, ulaştırmanın getirdiği olanaklarla ülkede ve dünyada olup bitenler yurdun her köşesinde öğreniliyor. Yapılan değerlendirmelerin, yorumların gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı da ayrı bir sorun. Kamuoyunu saptırma, yanıltma uzmanlan hiç boş durmuyor. İşte evliya, ermiş, ulu kişi öyküleri, savaş anılan yerini başka konulara ve alanlara bıraktı, örneğin AlmanyalIlar, yurt dışında çalışanlar çok başka öykülerle, anılarla donatılmış olarak ülkeye dönüyor, ya da mektupla, bantla yakınlarını etkileyebiliyor, öte yandan Dünyanın değiştiğini, küçüldüğünü, bizim nerelerde kaldığımızı anlamak istemeyen gelenek bekçileri, örgütlü, örgütsüz, türlü çabalarla sömürü düzenlerini sürdürmeye çalışıyorlar. 14 Mayıs'ta Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül olayları hep anı yazma, anlatma birikimlerini etkilemeden geçiştirilemezdi. Ben kendi çapımda, anılarımı yeri geldikçe anlatırken, dinleyenleri sıkmamaya çalıştım ve çalışıyorum. Belki bir konuda kendimi tutamıyorum. Köy öğretmenliği anılarımdan söz etmesem, duramam. Örneğin Bakanlık, Kurucu Meclis Üyeliği, Dekanlık, Almanya, İngiltere anılanmdan ayda bir-iki kez söz etsem yeter de, artar da. Köy öğretmenliği anılarım öyle değil. İsterseniz buna köyle, toplum kalkınması ile, Doğu gezileri ile, yurt gezileri ile ilgili anılar, diyelim. Babamın uzun süre köylerde öğretmenlik, Başöğretmenlik yapması, şehirciliği köycülük temeline oturtma çabaları, köy dağarcığımı durmadan zenginleştirmiştir. Bu yoldan uzaklaşmayı da kesin kes düşünmedim ve düşünmüyorum. Anılarımı yazarken yer yer değerlendirmeler yapmam doğaldır. Suya sabuna dokunmadan yaşayıp gitmek, yazıp çizmek ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. İş başındaki ya da emekli öğretim üyeleri, irkilmeden sorunların üzerine gitmezse, gerektiğinde kişileri, örgütleri eleştirmezse, bu türlü davranışları kimden bekleyeceğiz? Yüzyıllar boyu, hakkından gelemedikleri, hesabını soramadıkları en 4

güçlü kişiler için bile, "Allahından bulsun", "ruzi-kıyamette o da hesabını verir der, beddualarla avunurlarmış. Yakın geçmişte bir Bakanın "mahkeme-i kübra'da hesap vermeye hazırız demesi, gereken tepkiyi gördü ve yadırgandı. Böyle sözler Atatürk'ten önce, geçer akça idi. Bir konuşmamda, dinleyicilerden biri : Elinizi kolunuzu mu bağlıyoruz, üniversiteler kurduk, laboratuvarlar açtık, ne duruyorsunuz keşif yapsanıza..." dedi. Benim yanıtım şu oldu : "Elimizi kolumuzu, ayağımızı zincirle, halatla bağlamış olsaydınız, eğe ile destere ile, bıçakla keser kurtulurduk. Yüzyıllar boyu boş inançlarla, hile-i şeriyelerle, "içtihat kapısı kapalıdır" gibi sözlerle kafamızın içini bağladınız, çürüttünüz, küflendirdiniz, küflendirdiler. Bunları temizlemek kolay olmuyor. Yine de 15 yıl süren (1923-1938) Atatürk döneminde yapılanlar, atılan sağlam adımlar, başta lâiklik olmak üzere, gerçekleştirilen devrimler toplumumuzu doğru yola sokmuştur..." Uzun yıllar, Roma'daki Dünya Sağlık Örgütü'nün müdürlüğünü yapmış olan Jozue de Castro, Unesco'nun yayın organı olan Courier Dergisinin 1973 Ocak ayında çıkan, Çevre Sorunları Konferansı, özel sayısındaki yazısına şu başlığı koymuştur: "Bir numaralı (No.l) kirlenme sorunu geri kalmışlıktır." Yazıda, geri kalmış ülkelerde insanların kafasının içinin kirli olduğu, aklın yoluna 3-5 yüzyıl önce girmiş olan ileri ülkelerin, bu durumdan yararlanarak, yerine ve zamanına göre türlü oyunlar sergilediği, tuzaklar kurduğu dile getiriliyor. İşte, anılarım, 60 yılın birikimine dayanarak yapılan bir arayış denemesi olacaktır. II KRONOLOJİK YAŞAM ÖYKÜSÜ Her konu buraya girebilir. Ben yinelemelerden sakınmaya çalışarak, doğumumdan emekliliğe uzanan olayları ana çizgileriyle özetlemek istiyorum. Askerlik, sağlık da buraya girecek. Nüfus kimliğinde 15 Mart 1328 (1912) de doğduğum yazılı. Eskiden, özellikle erkek çocukları, kemiği biraz daha sertleştikten sonra askere gitsin diye, geç yazdırırlarmış. Gerçek doğum gününü de; genellikle bir Kur'anm arkasındaki boş sayfalardan birine yazmak geleneği yaygınmış. Ben de bir Kur'anda kendi doğumumla ilgili not görmüştüm, ama yazıp saklamadım. İsparta'da bağ bozumu Eylülün son haftasında yapılır. Ben 1911 Eylülünün son haftasında doğmuşum ve bağa "oğlumuz var" diye müjdeci koşturmuşlar. Doğum hamamda olmuş. Sabahtan çamaşır yıkanmış, öğleden sonra hamama gidilmiş. Doğum bekleyen bir kadının öğleye kadar çamaşır yıkaması, öğleden sonra hamama gitmesi, bugünün ölçülerine göre akıl alacak şey mi? Anam bu iş 5

leri nasıl ivediye getirdiklerini yana yakıla anlatırdı. Bir yandan bağlar bozuluyor, pekmez kaynatılacak... Zamanında yazdırsalardı 6 ay daha erken emekli olabilir ve bankerlerin tuzağına düşüp emeklilik ikramiyesinin tümünü, ya da bir kesimini kaptırabilirdim. Yeri geldikçe, bu geciktirmeyi bizim büyüklerin uzak görüşlü olmalarına bağlıyorum. Birçok köy, kasaba, aile kuruluşlarında olduğu gibi, yakınlar birbirinden kız alıp vermiş. Şadan dedem önce Çakırların kızı ile evlenmiş; babama kayınbiraderinin kızını almış, kendi kızını (halamı) da kayınbiraderinin oğluna (dayıma) vermiş. Çocukluğumda da merak etmiştim. Uzak yakın akrabamızdan iki ya da üç kadınla evlenen, daha doğrusu bunları bir arada bulunduran erkek hemen hiç yok. Bunu mutlu bir gelişme sayıyorum. İki dedem Hacı ve Hafız idi. Medreseye gittikleri için askerlik yapmamışlar. Baba tarafımın çarşıda bir mağazası, bir dükkânı vardı. İkisi de manifatura üzerine çalışırdı. Dedem dükkânda oturur, amcam, İsparta'da olduğu zamanlarda, babam mağazada bulunurdu. Çakır dedemin de bir dükkânı vardı. Onun işi bakkaliye üzerine idi. Hacı ve Hafız olmakla birlikte, dedelerim imamlık-hatiplik, müezzinlik gibi hiçbir dinsel görev almamışlar; cenaze törenlerinde din adamlarının Müslümanlığa, insanlığa yakışmayan davranışlarını yeri geldikçe eleştirmişlerdir. Bu konuda Şadan dedemden dinlediğim öykülerden biri şu : İsparta nın varlıklı kişilerinden B.Zade Hacı M. Efendi ihtiyarlamıştır. Oğullarının, torunlarının yardımı ile at, ya da eşek sırtında mağazaya gelip gitmeye başlar. Sokağa bakan, pencereye ve kapıya yakın olan bir yerde, kasanın başında oturur, hem para işlerini yapar, hem de sokağı seyreder. önceleri oralarda görülmeyen, mahallelerinin imamı, mağazanın önünden sık sık geçmeye başlamıştır. 5-10 gün bunu izler. Adamlarına "Çağırın şu molla M.'yi'' der. Süklüm püklüm yanma gelen molla M.'ye: Söyle bakalım ben öldüğümde gasilden (ölü yıkamaktan), hatimden, essalâttan, devirden... toplam eline ne geçecek? Molla Mehmet : Aman Hacı Efendi Allah uzun ömürler versin, sizi başımızdan eksik etmesin gibi yanıtlar verdi ise de, Hacı M. imamın eline 5-10 san lira verir ve : Bir daha bu sokaktan geçtiğini görmiyeceğim, der. İmam paralan alır ve bir daha Hacı M. ölünceye dek o sokaktan, mağazanın önünden geçmez. İsparta Ortaokulunu 1928'de bitirdim. Babam Nazilli'den döndükten sonra 3-4 yıl, mağazada manifaturacılık yapmıştı. Elinde öğretmen okulu diploması var, dedemle aralan pek parlak değil; 1929 bunalımının belirtileri de başlamış durumda. İsparta'da uzun yıllar Maarif Müdürlüğü yapan Fevzi Bey Muğla'ya Maarif Müdürü olmuştur. Bu zat düzinelerle öğretmeni, ortaokul, İmam-Hatip okulu (Darül-Hilafetül Aliye medreselerinin adı önce İmam-Hatip oldu, sonra bunlar kaldırıldı) mezunlarını Muğlaya çekti ve öğretmen yaptı. Ben, babam giderken, "Belki bana da oralarda bir öğretmenlik bulunur" gibi sözler etmiştim. Bir yandan da İzmir Muallim Mektebine başvurdum. İzmir' 6

den olumlu yanıt gelince, babama "İzmir Muallim Mektebine kabul edildim, emriniz" diye bir telgraf çektim. Babam telle şu yanıtı verdi: "öğretmen tayin edildin, buraya geleceksin". Annem, iki kardeşim. Ekimin ortalarında Muğla'nın yolunu tuttuk.18 Ekim 1928'de, (o zamanki adıyla Ahiköy-Ahar köy) Yatağan yakınındaki Turgut (Halk arasında Leyne-İleyne denirdi) bucağında göreve başladım. Babam Milas yolu üzerindeki Eskihisar köyünün başöğretmenidir. Maarif Müdürü Fevzi Bey ile babam, bir süre değerli bir Başöğretmenin yanında çalışmamı daha uygun bulurlar. O zaman Cuma tatili var; her hafta Perşembe günleri Turgut'tan ayrılıp, dağ yolundan Eskihisar'a gidip geldim. Ve hafta tatillerini Eskihisar'da ailemin yanında geçirdim. Birkaç kez adımlarımı saydım. 18-19 bin adım, 12-13 Km., gidiş dönüş 25 Km. eder. Böylece "sağlıklı yaşam için spor"a ben o zaman başlamış sayılırım. Ertesi yıl bir cinayet olayı nedeniyle babam Eskihisar'dan soğudu. Maarif Müdürü ikimizi, Yatağan'ın Doğusunda, 40 Km. kadar uzaktaki Kavaklıdere İlkokuluna atamış, babam yine Başöğretmendir. İki yıl orada çalıştıktan sonra, İstanbul'a okumaya gittim. Babam ve annem, bir yılda diploma veren Tapu ve Kadastro Okuluna girmemi istiyorlardı. Ben onlara liseden söz etmiyordum, Annem "liseden sonra üniversite var, yıllarla yüzünü görmiyeceğiz, bizimle yaşama olanağı azalacak, ya da kalmayacak" gibi gerekçelerden yola çıkıyordu. Ben İstanbul'da Pertevniyal Lisesi'ne kaydımı yaptırdım. Tapu ve Kadastro Okulu'nun yılbaşına doğru açılması işime yaradı. Mektuplarda "Boş gezmemek, bir şeyler öğrenmek için Liseye girdiğimi yazıyordum. Birinci sömestr sonunda not toplamı sıralaması bakımından ikinci gelmişim. Bu sonuç, Liseyi bitirmek isteğimi açık seçik olarak aileme yazmamı sağladı, onlar da anlayış gösterdiler ve başarı dilediler. Liseden sonra 1934'de, o zamanki adı Mülkiye olan Siyasal Bilgilere girdim; Mali Şubeyi bitirdim. Maliye Bakanlığı'mn açtığı sınavı kazanarak Doktora için Almanya'ya gittim. İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcı olan 1 Eylül 1939'da Frankfurt'ta idim. Eylül sonunda Almanya'dan çıkmayı (belki kaçmayı demek daha doğru olur) başardım ve yurda döndüm. O zaman 15 gün geçerli olan tren biletleri vardı. İstanbul'dan İsparta'ya giderken bu biletlerden aldım. (Aklımda kaldığına göre 3. mevkii 15, ikinci mevkii 25 TL. idi.) İsparta'da 1-2 gün kaldıktan sonra, biletten yararlanmak için Ankara'ya uğradım ve Maliye Bakanlığı'ndan dönüş yolluğumu alınca (300 TL.), akçalı yönden rahatladım. Hatay bize geçtiğinde Leipzig'de idim. Yurda dönünce, ilk fırsatta görmeyi o zaman kafama koymuştum. Adana'ya, İskenderun'a, Antakya ya da gittim. Hatay'a gidenlerin bilet süresi iki günuzatılıyormuş. İskenderun'da biletimi damgalattım. İsparta'ya döndüğüm günün gecesi saat 12'de 17 günlük süre tamamlandı. Başta Gönen Köy Enstitüsü olmak üzere, İsparta yöresindeki köy ve kasaba- 7