RABBİNİ TANI Allah hüküm ve hikmet sahibidir. Allah kendisinden başka hiçbir ilâhın olmadığına şehadet etmiş (bildirmiş)tir. Melekler ve (adaletli) ilim sahipleri de dosdoğru (bu gerçeğe iman ve ikrar ile şehadet ettiler). O ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibidir. (Al-i İmran/17-18) OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla O gün (kıyamet)te herkes, (dünyada) yaptığı her hayrı hazır bulacak, işlediği her türlü kötülüğü de (Ama insan) işlediği (kötülük) ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını (onu görmemeyi) arzu edecek. Allah, sizi (azabını hak etmeyesiniz diye) kendisine (karşı gelmekten) sakındırıyor; Allah kullarına karşı çok şefkatlidir. (Al-i İmran /30) İyilik edenler ve iyi davrananlara daha güzeli ve ziyadesi vardır. Onların yüzlerini (kendilerini mahcup edecek) ne bir toz (leke) ne de bir hakirlik kaplar. İşte onlar cennet ehlidirler, onlar orada ebedî kalacaklardır. (Yûnus/ 26) Kötülük (günah) kazan(ıp da onları önemsiz say)anların cezası, yaptıkları kötülük kadardır; kendilerini de bir hakirlik (zillet) kaplayacaktır. Onları Allah (ın azabın)a karşı hiçbir koruyucu yoktur. Onların yüzleri, sanki gecenin karanlık bir parçasıyla örtülmüştür. İşte onlar cehennem ehlidirler, orada ebedî kalacaklardır. (Yûnus/27)
DÜŞÜNMEZ MİYİZ? Onlar Kur an( ın söyledikleri) üzerinde düşünmezler mi? Yoksa kalpler(inin) üzerinde kilitler mi var? (Muhammed/24) Kıyamet günü bütün dehşetiyle gelir. Hesap için herkes toplanır. Kur'an-ı Kerim'i okuyup onu hayat kullanım el kılavuzu olarak kabul edip amel eden kimse huzura getirilir. Kur'an onu tanır. Hemen yanına gelir ve o kimseye sahip çıkarak: Ey Rabbim! Onu en güzel bir şekilde giydir, der. Bunun üzerine o kimseye şeref tacı giydirilir. Kur'an yine: Ey Rabbim! Ona lütuf ve ihsanını daha da artır, der. Hemen o kimseye şeref elbisesi giydirilir. Sonra yine Kur'an: Ey Rabbim!! Ondan razı ol, hoşnut ol, der. Allah da o kimseden razı ve hoşnut olur ve ona: Dünyada okuduğun gibi Kuranı Oku ve yüksel, denilir. O kimse de okur. Okudukça derecesi yükselir. (Tirmizî, Sevabü'l-Kur'an, 18)
YAŞAYAN KUR AN: Hz. MUHAMMED(SAV) O NDAN (SAV) BİZE Abdullah bin Mes ud (ra) rivayetle Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Kul kıyamet gününde şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe iki ayağı Rabbinin huzurundan ayrılmaz: Ömrünü nerede harcadığından, gençliğini nerede eskittiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve ilmi ile ne şekilde amel ettiğinden (Tirmizi) Ebu Hureyre (ra) rivayetle Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: İnsanlar kıyamet gününde üç sınıf halinde haşredilirler. Bir sınıf yaya, bir sınıf binekli ve bir sınıf da yüzüstü olur. Rasulullah (sav) e Ey Allah ın Rasulu! Yüzüstü olacağını bildirdiğin insanlar, yüzlerinin üstüne nasıl yürüyeceklerdir? denildi. Rasullullah (sav) de şöyle buyurdu: Onları ayakları üstüne yürüten yüzleri üstünde de yürütmeye kadirdir. Onlar yüzleri ile bütün çıkıntılardan ve dikenlerden kendilerini korumuyorlar mı? (Tirmizi) Abdullah bin Amr bin As (ra) rivayetle Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Havz ım bir aylık yol uzunluğundadır. Suyu sütten daha beyazdır. Bu suyun kokusu, miskin kokusundan daha hoştur. İbrikleri gökteki yıldızlar gibidir. (gökteki yıldızlar sayısıncadır) Kim ondan içerse bir daha asla susamaz. (Buhari ve Müslim) Ebu Hureyre (r.a)'tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: Bizler ümmetler içerisinde en son gelenleriz. Fakat kıyamet gününde herkesi geçenler de biz olacağız. Şu kadar var ki, her ümmete Kitap bizden önce verilmiş, bize ise onlardan sonra verilmiştir. Sonra onlar, Allah'ın bize farz kıldığı haftanın şu bayram günü hakkında görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Allah ise onunla ilgili bize yol gösterip bu günün Cuma olduğunu belirtti. Dolayısıyla diğer insanlar bugün hakkında bizim arkamızdan gelirler. Yahudilerin haftalık bayramı yarın cumartesi günü ve Hıristiyanların haftalık bayramı ise öbür gün Pazar günüdür. (Buhârî, Nesâî, Ahmed b. Hanbel, İbn Huzeyme)
CENNET VE CEHENNEM Allah Teala hazretleri cenneti ilk yarattığı zaman Cebrail Aleyhisselam a buyurdu ki: -Git de onu gör, seyr eyle! Cebrail Aleyhisselam gitti, ona baktı, sonra geldi ve dedi ki: -Ya rabbi! Senin izzetin hakkı için, and olsun ki kim bunu duyarsa (gayretlenir, çalışır) muhakkak gelir, buraya girer. Bundan sonra Allah cennetin etrafını nefse hoş gelmeyecek şeylerle çepeçevre çevirdi: sonra da: -Ya Cebrail! Git ona bir daha bak! Buyurdu. O gitti, baktı sonra gelip dedi ki: -Ya rabbi! Senin izzetin hakkı için, and olsun ki şimdi korktum ki ona hiçbir kimse gelip girmeyecek! Aynı şekilde Allah cehennemi yaratınca, buyurdu ki: -Ya Cebrail! Git de ona bir bak! Cebrail gitti onu seyretti, sonra gelip dedi ki: -Ya rabbi! Senin izzetin hakkı için, and olsun ki: mümkün değil, bir kimse bunu duysun da buna girsin (korunur, asla girmez). Allah bundan sonra cehennemin etrafını nefsin çok arzu edeceği, çekici zevklerle donattı ve buyurdu ki: -Ya Cebrail! Git de cehenneme bir kere daha bak! (Cebrail gidip baktı, insanların nefislerine uyup, bu zevkli ama günahlı şeylere muhakkak kapılacaklarını sezdi) ve dedi ki: -Ya rabbi! Senin izzetin hakkı için and olsun ki şimdi korktum ki bu cehenneme girmeyecek hiç bir kimse kalmaz! Hepsi içine düşer. Bu hadis-i şerifi İmam Ahmed İbni Hanbel, İmam Ebu Davud, İmam Nesei, Hakim, Hannad vs. rivayet eylemişler; İmam Tirmizi Hasen ve Sahih bir hadis olduğunu belirtmiştir. Cennet ve cehennem haktır, vardır ve gerçektir; Amenna ve saddakna Cehennem öyle feci, öyle kötü, öyle berbat öyle müthiş bir azap yeridir ki oradaki zakkumdan bir damla bu dünyaya damlasa idi tüm insanların yaşamlarını zehir ederdi; cehennem şerarelerinden bir kıvılcım yeryüzüne düşseydi pis kokusu etrafı sarar ve mağriple maşrık arasını tüm yakar, yıkardı. Cennet de öyle bir yerdir ki tariflere sığmaz, gözlerin hiç görmediği, kulakların hiç duymadığı, hiç hatır ve hayale gelmeyen güzellikler ve nimetler ile doludur. Bir tırnak kadar cennet parçası getirilebilseydi gökleri ve yeri müzeyyen ederdi; Cennetin hoş kokusu beş yüz yıllık yoldan duyulur. Cennet hurilerinden biri, bir parmağını dünyaya gösterse güzel kokusunu her canlı hissederdi. Cennet hatunlarından biri dünya ehline yüzünü açsa, yeryüzü mis kokusu dolar, ayın ve güneşin ışığı solardı. Cehennem ehline, cehennemde dünyadaki tüm çakıllar sayısında orada kalacağı bildirilse (uzun da olsa sınırlı bir zaman azap görecek, sonsuz kalmayacak diye) sevinirdi. Aynı şekilde cennettekilere de çakıl taşları sayısı kadar orada kalacakları söylense idi (sonunda zaman bitecek diye) mahzun olurlardı; fakat öyle değil, her iki taraf da orada sonsuz ve ebedi kalacaklar. O halde bu zamane insanlarına ne oluyor? İnanmayanlar bir yana hele müslümanların bu gaflet ve rehaveti, rezalet ve dalaleti ne! Niçin cehennemden korkmaz, cenneti kazanmak için gayrete gelmezler! Neden nefsin heva ve heveslerine, kapris ve şehvetlerine uyarlar. Bunların arkasında cehennem olduğunu düşünmezler? Değerli müminler! Gözünüzü açın, aklınızı başınıza toplayın! Günahlarınıza hemen tevbe edin! Hak yola gelin! Dünyada, Allah a kulluk ve taatten daha mutlu ve kutlu ve tatlı hiçbir şey yoktur. İki cihan saadeti imanda, her türlü tehlikelerden kurtuluş İslamdadır. Allah ın, alemlere rahmet olarak gönderdiği o eşsiz peygamberi: Muhammed-i Mustafa ya tabi olun; sizi zulümattan kurtaracak, nura kavuşturacak olan kitabı Kur an-ı Kerim e sarılın ki cehennemden kurtulup cennete giresiniz. Ah nice bir uyursun uyanmaz mısın? Göçtü kervan, kaldın dağlar başında. Çağrışır dellallar, inanmaz mısın? Göçtü kervan, kaldın dağlar başında. Kur an ın Anlamıyla Buluşmak Platformu
Bu köşenin içeriği KUR AN IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali nden alınmıştır. Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net