İBADETLERİN EN BÜYÜĞÜ; NAMAZ (Resûlüm!) Kitab dan sana vahyedileni oku ve namazı da dosdoğru/gereğine uygun olarak kıl. Çünkü namaz hayasızlıktan/utanmazlıktan ve kötü sayılan şey(ler)den alıkoyar. Allah ın zikri (namaz) elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45) Namazı dosdoğru kılın; zekâtı verin; hayır (işler)den kendiniz için önden ne (yapıp) gönderirseniz, Allah katında onu bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görendir. (Bakara/110) Mü min erkekler ve mü min kadınlar birbirlerinin velîleri (dostları ve yardımcıları)dır. İyiliği (tevhidi ve sâlih ameli) emrederler, kötülükten/kötü olan şeylerden menederler; namazı dosdoğru/gereğine uygun kılarlar, zekâtı verirler, Allah a ve Resûlü ne itaat ederler. İşte Allah bu kimselere rahmet edecek (bağışlayacak)tır. Şüphesiz Allah mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe/71) ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE NAMAZ Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe, beş vakit namaz ile iki cuma, aralarında işlenen küçük günahlara keffârettir. (Müslim, Tirmizî, İbni Mâce) Osman İbni Affân radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem i şöyle buyururken işittiğini söyledi: Bir müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest alır, huşû içinde ve rükûunu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah işlemedikçe, bu namaz önceki günahlarına keffâret olur. Bu her zaman böyledir. (Müslim) Cündüb İbni Süfyân radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Sabah namazını kılan kimse Allah ın himayesindedir. Dikkat et, ey Ademoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin. (Müslim, Tirmizî, İbni Mâce)
FATİHA SURESİ BULMACASININ CEVABI MERAK ETTİKLERİMİZ Orucun Hükmü Nedir? Oruç tutmak, İslâm'ın dayandığı 5 temel esastan birisidir. Aynı zamanda, İslâm şeâirlerinin de büyüklerindendir. Medine'de hicretten 1.5 yıl sonra, Şaban ayının 10. günü farz kılınmıştır. Farziyyeti, Kitab, Sünnet ve İcma' ile sâbittir. Kur'an'da şöyle buyurulmaktadır: "Ey îman edenler! Sizden evvelki (ümmet)lere borç olarak yazıldığı (farz kılındığı) gibi, sizin üzerinize de Oruç tutmak yazıldı (farz kılındı)." (Bakara, 183). Oruç da namaz gibi bedenî ibâdettir. Bu ibâdetin en başta gelen özelliği, insanları kötülüklerden alıkoyması, nefsin azgın istek ve arzûlarını gemlemesidir. Hadîs-i şerîf'te şöyle buyurulur: "Oruç bir kalkandır (oruçluyu beşerî ihtiraslardan, kötülüklerden korur). Oruçlu kimse, cahillik edip kötü söz söylemesin. Oruçlu, kendisiyle dövüşmek, itişip dalaşmak isteyen kimseye, sadece 'ben oruçluyum' desin."
HAYIRLI RAMAZANLAR DİNİN DİREĞİ, MÜ MİNİN MİRÂCI: NAMAZ Sahabeden meşhur Abdullah b. Mes ûd diyor ki: Bir gün, Peygamber Efendimiz e sordum: Yüce Allah katında hangi iş en sevgili ve sevimlidir? Buyurdu ki: Vaktinde kılınan namaz en sevimlidir. Bundan sonra hangi iş gelir? diye sordum, Ana babaya saygılı ve iyi davranmak. cevabını verdi. Bundan sonra hangisi? dedim, Allah yolunda savaşmak. diye buyurdu. Demek oluyor ki namaz kılmak, dinimiz açısından en başta gelen bir ibadet, çok değerli ve büyük bir harekettir. Din kitaplarımızın tümü bu üstünlük ve önceliği özellikle belirtiyorlar. Gerçekten de diğer ibadetlerden olan zekât verme ve hacca gitme yalnızca zengin müslümanlar üzerine borçtur. Farz oruca gelince o da senede sadece bir ay tutulur. Namaz ise sık ve daimidir. Ayrıca namaz basit değil, tam ve kompleks bir ibadettir. Çünkü içinde temizlik, örtünme, Kâbe ye yönelme, şehadet getirme, Kur an okuma, zikir, tesbih, salavât, dua ve münâcât gibi ihlas ve huşu gibi başlı başına ibadet sayılabilecek birçok fiil ve unsur yer almaktadır. Bu yüzden bütün müslümanlar istisnasız namaz kılmakla zorunlu tutulmuşlardır. Bir mü min, hasta da olsa namazı bırakamaz, ayakta duramıyorsa oturarak, buna da güç yetiremiyorsa yatarken görevini yerine getirir. Su bulamasa teyemmüm ederek abdest alır, yine namazını kılar. Bu konuda daha başka kolaylıklar getirilmiş ve mazeretler de kabul edilmiştir. Ama namaz kılmamaya özür tanınmamıştır. Sevgili Peygamberimiz, düşmanla savaş esnasında bile namazını geçirmemiş, bir kısım savaşçılar düşmanı gözler iken o, diğerleriyle topluca namaz kılmıştır. Dinimizde namaza niçin bu denli önem verilmiştir? Çünkü İslâm dini, kul ile yaratıcısı olan Allah ın arasında kesintisiz ve aracısız bir bağlantı kurmayı amaçlar. Kulu unutkanlıktan ve gafletten kurtarmaya, devamlı bir şuur ve uyanıklık içinde tutmaya çalışır. Çünkü ancak böyle
olduğu zaman kul kendi içini dinleyebilir, kontrol edebilir, nefsini kötülüklerden alıkoyar, iyiliklere ve erdemlere yöneltir. İşte namaz, istenen bu bağlantıyı kuran, günde en az beş kez tazeleyen bir işlemdir. Namaza bu amaçla devam eden kimsenin Allah a olan sevgisi, bağlılığı, bilgi ve irfanı günden güne sağlamlaşır. Mânevî güçleri gelişir, idealleri yücelir ve olgunluğu artar. İş böyle olunca günde beş vakit namaz çok görülmemeli, hatta zaman zaman değeri hadislerle belirtilmiş olan birtakım namazlar bunlara eklenmelidir. Söz gelimi, işrâk, duhâ, evvabîn ve teheccüd gibi sünnete uygun namazları kılmaya çalışmalıdır. Sevgili Peygamberimiz bir hadîs-i şerîfinde namaz ibadetini şöyle övüyor: Namaz kula, Rabb in hoşnutluğunu, meleklerin sevgisini kazandırır. O, Allah dostlarının geleneğidir, irfan nurudur, imanın temeli ve köküdür. Yapılan dileklerin ve iyi amellerin kabulünü sağlar, kişinin rızkını bereketlendirir, vücudunu rahatlatır. Dünyaya karşı silah, şeytan için tasa ve sıkıntıdır. Ölüm meleği katında sahibine şefaatçi olur. Sahibinin kabrinde ışık ve altında döşektir. Kıyamet kopuncaya kadar ona arkadaşlık eder. Kıyamet günü başı üzerinde gölge, vücuduna örtü ve elbise olur. Kulun önü sıra giden, yolunu aydınlatan bir ışık olur. Sahibi ile cehennem ateşi arasında perde teşkil eder. Rabb in huzurunda iyi kulluğun delili ve alametidir. Kulun işledikleri tartılırken terazisini ağır bastırır, sırat köprüsünden geçişi kolaylaştırır ve cennet kapısının anahtarı olur. Diğer bir hadiste İslâm dini çadıra, namaz da bu çadırın direğine benzetilmiş ve şöyle denilmiştir: Namaz dinin direğidir. Kim namazını kılarsa dinini ayakta tutmuş; kim de onu terk ve ihmal ederse dinini yıkmış, yere sermiş olur. Kıyamet gününde kul her şeyden önce namazdan sorguya çekilecektir. Bunda başarı sağlayamayanlar kurtulamayacaklardır. Başka bir hadiste de Peygamberimiz, Göz bebeğim, gözümün nuru namaz! diyerek bu eşsiz ibadete olan sevgisini dile getirmiştir. Peygamber Efendimiz, Kişinin kıldığı namazdan sağlayacağı fayda, idrak ve şuuru nisbetindedir. buyurur. Onun için zihin başka konularla uğraşırken gelişigüzel kılınıveren bir namaz, boş bir yorgunluktan ibaret kalabilir. Kulu yüce Yaradan a yaklaştırmaz, aksine, saygısızlık ve laubalilik dolayısıyla onu Allah ın lütuf ve rahmetinden uzak düşürür. Din büyüklerimiz namazı, büyük bir dikkat ve ciddiyetle kılarlardı. Söz gelimi Hz. Ali, namaz vakti gelince titrer ve heyecandan bembeyaz olurdu. Sebebini soranlara; Dağların, göklerin ve yerin kabul etmekten çekindikleri emaneti, yani kulluk görevini yerine getirme zamanı geldi. derdi. Aynı şekilde Hz. Hüseyin abdest alırken sapsarı olurdu. Sebebini soranlara: Biliyor musunuz ben kimin huzuruna gitmeye hazırlanıyorum? buyururdu. Buna benzer olaylar daha başkaları için de rivayet edilmektedir. Çünkü namaz kul ile Yaradan arasında bir yakınlaşma ve bir gizli söyleşme demektir. Peygamberimiz e Miraç gecesinde farz kılınmış olan beş vakit namaz, bir bakıma mü minin mirâcı demektir. Ne mutlu bu kutlu miracı şuuruna ererek ve zevkini duya duya yapabilen bahtiyarlara! Kur an ın Anlamıyla Buluşmak Platformu
Bu köşenin içeriği KUR AN IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali nden alınmıştır. Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net adresine e posta yazabilirsiniz.