Ruhun Gayesi. Mehmedkirkinci.com

Benzer belgeler
"Şimdi senin hayatının sureti ve tarz-ı vazifesi şudur ki,.." İnsanın hayatının sureti ve tarzı vazifesi ne demektir, izah eder misiniz?

Nefsini Bilen Rabbini Bilir

Cenab-ı Hakk neden insanları yarattı, imtihan olmadan cennete gönderseydi olmaz mıydı, insanın Yaratılış Gayesi Nedir?

İlk paragrafdaki uzun cümlede insanın farklı ve birbirinden önemli yönlerine dikkat çekilir.

Onuncu Söz, Yedinci Hakikat hakkında bilgi verir misiniz?

Başta bu hadis-i kudsinin kaynağını vereceğiz. Ayrıca bu hadis-i kudsinin manası ve hakikatını vereceğiz. "Levlâke" hadîsinin kaynakları şudur:

EK: Mucize Avcısı nı yayına hazırlarken, çok

Onuncu Söz, Mukaddime, Birinci İşaret hakkında bilgi verir misiniz?

KASTAMONU LÂHİKASI NDA SOSYOLOJİK ARKA PLAN

Otuz Üçüncü Söz'ün Otuz Birinci Pencere'sini izah eder misiniz?

ALLAH`I (C.C.) BİZE TANITAN ÜÇ BÜYÜK TARİF EDİCİ

Üstat Hazretlerinin, çok hakikatleri aydınlatan güneş-ayna misalinden bu konuda da faydalanabiliriz.

Üstadımız bu risalede dua üzerinde büyük bir önemle duruyor. Dua ve önemi konusunu biraz açar mısınız?

başlıklı bir dersine dayanarak vermeye çalışacağız.

Hz.Muhammed (sav); yaratılış muammasını ve esma-i İlahiye'nin sırlarını keşfeden zat!

_MEYVENIN ÇEKİRDEĞİ AĞACIN ÇEKİRDEĞİN NE AYNDIR NE GAYRDIR..._

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

"İşte, Rabbimizi bize târif eden Kur ân-ı Hakîm; şu kitab-ı kebîr-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi..."

Dördüncü Sual: \"Bu Mahlûkatı Allah Yarattı. Öyleyse Allah'ı Kim Yarattı?\"

Emr-i kün feyekün e malik bir sultana acz tezkeresi ile istinad etme yi nasıl anlamalıyız?

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

Birinci Söz. By Hamra

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Onuncu Söz, Beşinci Hakikat hakkında bilgi verir misiniz?

İçindekiler. Önsöz 11 Kısaltmalar 15

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir;

Hz. Peygamber'in Tefekkürü

İçindekiler. Kısaltmalar 11 Yeni Baskı Vesilesiyle 13 Önsöz 15

Zat, şuunat, sıfat, esma ve efal-i ilahiye hakkında biraz bilgi verir misiniz?

PEYGAMBERİMİZİN VASİYETİ VE GÖZÜMÜN NURU DEDİĞİ NAMAZ


İLİ : GENEL TARİH : Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

NOT : İMAM-I RABBANÎ Hz. bu mektubu muhterem şeyhi Muhammed Bakibillah'a yazmıştır.

Ruhun Vicdanla Münasebeti

Asr-ı Saadette İçtihat

Hıristiyanlar âlim olunca, Hıristiyanlıkla alakaları kesilir, Müslümanlar cahil olunca İslamiyet le alakaları kesilir. der Charles Mısmer.

DUÂ-İ TERCÜMÂN-I İSM-İ Â ZAM DUÂ-İ İSM-İ Â ZAM

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Peygamberlerin Lüzumu ve Gönderilmelerindeki Hikmetler

İbda've İnşa Ne Demektir?

Resulullah Efendimiz'in Diğer Peygamberlerden Üstünlüğü

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Sabah akşam tevâzu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini an. Sakın gâfillerden olma! (A râf sûresi,7/205)

BEDÎÜZZAMAN HAZRETLERİNİN İSİM VE ÜNVANLARI

Kulun lisanı sadık olmadıkça, inancı sadık olmaz. Kalbi sadık olmadıkça, lisanı sadık olmaz. 45

kaza, hükmetmek, Terim anlamı ise kaza, yaratılması demektir.

Risale-i Nurun kerametini gördüm.inayet altında olduğumuzu anladım.

Fatiha Suresi ve Meali

RIZIK VE ZENGİNLİK DUASI (ESMAÜL HÜSNA ŞİFRELERİ-2)

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla NEDEN ESMA-İ HÜSNA

SELİM GÜNDÜZALP ALLAH AŞK

BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ

Yirmi Altıncı Söz'de geçen, "Ezel; mazi, hâl ve istikbali birden tutar, yüksekten bakar bir âyine misâldir." cümlesini izah eder misiniz?

Herkes bir arayış içinde

Kur an'daki selaset, selamet, tesanüd, tenasüb, teavün ve tecavüb mucizevî boyutlarındandır; bunları izah edebilir misiniz?

Onuncu Söz, Birinci Hakikat hakkında bilgi verir misiniz?

İKİ TÜRLÜ MARİFET VAR

Bu fikre girmenin iki önemli sebebi vardır.


Onuncu Söz, Üçüncü Hakikat hakkında bilgi verir misiniz?

Meselenin bir yönü de, başka bir Kur an mu'cizesine işaret etmektedir. Şöyle ki:

n. Kâmil İman Mehmedkirkinci.com

Ruhun Akılla Münasebeti

Kur'an Tercümesi Meselesi

yayın no: 267 RiSALE-i NUR DAN DERSLER-1 / Mesnevî-i Nuriye den Zerre ve Şemme

8. S. I. ÜNİTE TEST (40 SORU):

Üstad Bediüzzaman Said Nursî nin gözüyle Hz. Muhammed (s.a.v) efendimiz

RÜ'YETULLAH'IN (ALLAH'I GÖRMEK) KEYFİYETİ

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

Kur an Kerim ayetlerinde ve masumlardan nakledilen hadislerde arş ve kürsî kavramlarıyla çok

MÂCERÂ-YI İNSÂN VE NEY Pazartesi, 29 Nisan :07

"Şimdi sen dahi, ey Katre içine giren hakîm feylesof!

Tefekkürün Ehemmiyeti

Muhabbetullah ve Mehafetullah

Bir Tefekkür Levhası. Mehmedkirkinci.com

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Cevşen duasının ehemmiyeti..

BEDİÜZZAMAN AYNASINDA TEFEKKÜR YANSIMALARI

yayın no: 279 RiSALE-i NUR DAN DERSLER-II / Mesnevî-i Nuriye den, Katre Risalesi

ALLAH TEÂLÂ'YA ÎMÂN. Muhammed Şahin. ] تر [ Türkçe Turkish. Tetkik : Ümmü Nebil

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 238. HALİM SELİM İLE 40 ESMA Mehmet Yaşar

389. MEKTUP MEVZUU: b) Kürsinin beyanı ve vüs'ati. NOT: İmam-ı Rabbani Hz.leri bu mektubu, Mevlâna Ferruh Hüseyin'e yazmıştır. ***

"Kuran nedir ve tarifi nasıldır?" başlığı altında yapılan izahı ayeti kerimelerle açıklayabilir misiniz?

*GALIBIYET VE MAGLUBIYET

Dua ve Sûre Kitapçığı

Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş? Bakmıyorlar mı o dağlara nasıl dikilmişler? Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır! (Gaşiye, 88/18-20)

ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ

İnsan Hürriyeti Human Freedom

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

TESETTÜR TESETTÜR TOPRAĞI ALTINDA NEŞV-Ü NEMA BULUR (S/537) EDEBİN, BİR NEVİ' TESETTÜRDÜR. MÜCÎB-İ İSTİHRAK HÂLÂTI SETRETMEKTEDİR.

dinkulturuahlakbilgisi.com Konu Anlatımı MELEKLER Hazırlayan Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com

Bakara Sûresi, 54. âyet: Hz. Mûsâ nın, kavmine Siz o buzağıyı put edinmekle kendinize zulmettiniz buyurması.

Transkript:

Mehmedkirkinci.com Ruhun Gayesi Gaye, eşyanın var olma sebeblerinden biridir. Yâni, herhangi birşeyin vücud bulmasının bir sebebi o şeyde gözetilen gayeler ve ondan beklenen semerelerdir. Gaye, eşyanın kıymet ve bekâsının da sebebidir. Meselâ, biri dikiş iğnesi,diğeri ise, elektronik beyin imâl eden iki fabrikanın kıymet ve önemi elbette bir değildir. Her fabrika, gayesinin büyüklüğü nisbetinde kıymet kazanır. Kâinatta her şeyin bir gayesi vardır. Ve o gaye, onun vücuduna sebebtir. Her şeyin kıymeti gayesiyle ölçülür. Bu hakikat, bütün mevcudat için geçerli küllî bir kanundur. İnsan, kâinat ağacının en mükemmel meyvesi ve en kıymetdâr neticesidir. Bütün mevcudatın insanın imdadına koşması ve onlardan hâsıl olan faydaların insanda toplanması etmesi gösteriyor ki, bu kâinatın yaratılmasından maksat insandır; daha doğrusu insan ruhudur. Kâinat da bu ruha hizmetkârdır, insan bedeni de. Biri sarayı ise, diğeri menzili; biri hanesi ise, diğeri libâsıdır. Cenâb-ı Hak, insan ruhunu, marifetlere mahal, faziletlere merkez, âlemlere santral olabilecek keyfiyette yaratmış ve her şeyi onun emrine vermiştir. İnsanın, ruhunda duyduğu hadsiz sürûrlar, zihninden geçen yüksek fikirler, kalbine doğan âli hakikatlar gösteriyor ki, bu derece keyfiyetçe kıymetli insaniyetin gayesi elbette kâinattan daha büyük olmalıdır. Ne kâinat, ne de kâinattaki herhangi birşey, ebed için yaratılan ve ebede namzet olan insan ruhunun gayesi olamaz. Kâinattaki herhangi birşeyi ruha gaye te vehhüm etmek, terakki ve tekâmül kanunlarına zıt düşer. Çünkü kâinattaki her hakikat bir sonrakine hâmiledir. Çekirdek ağaca, yumurta tavuğa, bulut yağmura... hâmile olduğu gibi, ruh da elbette kendinden ve kâinattan büyük bir hakikata hâmile olacaktır. Bu hakikat, kulluktaki esrarın inkişafiyle, Allah a iman etmek, yalnız O nu hakikî Mâ bud tanıyıp, O na ibâdet etmek ve O ndan yardım dilemektir. İşte ruhun gayesi budur. Bunu bir misâlle izah edelim: Faraza, bir fabrikada üretilen elektronik beyinin düşünebilme kabiliyeti olsaydı, herhalde önce kendi kabiliyet ve liyâkatine bakar, kendisine bu derece ehemmiyet verilmesini, ince ve dakik olarak yapılmasını, koskoca fabrikanın kendisi için çalıştırılmasını düşünür ve kendi kendine şöyle derdi: Bu kadar masraflar, benim için yapıldığına göre, elbette benim bir vazifem olmalı. Ben başıboş olamam. Benim varlığım, benim illetim olamaz. Yâni, bu fabrika ben, ben diye kurulmamıştır. Ben ancak, katalogumda yazılan gayeler için yapılmışım. Bu misâl gibi, insan da kâinat fabrikasında binbir nakışlarla dokunmuş; kafasına, kâinattaki bütün incelikleri tartıp tanıyabilecek akıl tacı takılmış; göğsü en ince hissiyatlar, en lâtif duygularla bezetilmiş bir mahlûktur. Mevcudatın nizâmında, page 1 / 5

onun farklı bir yeri ve ayrı bir ağırlığı vardır. O, zeminin sultanı, mevcudatın en şereflisi, kâinatın semeresidir. İnsan, kendi kabiliyetlerine,kâinat içerisindeki ehemmiyetine ve kâinat ile olan münasebetlerine dikkat etse, anlar ki, Ben semâvat, arz ve cibâlin yüklenmekten âciz kaldıkları bir emaneti deruhte etmişim. Benim bütün hayat sahiplerinden farklı bir hususiyetim var. Bütün mevcudatın tesbihat ve ibâdetlerini külli bir şuur ve idrâk ile dergâh-ı İlâhî ye takdim ediyorum. Bu mânâ için yaratılmışım. Daha sonra, bu vadide tefekkürünü derinleştirerek, düşüncelerini şöyle sıralar: 7 "Tat ve kokularıyla, şekil ve letâfetleriyle, kıvam ve güzellikleriyle ne kadar zengin ve hârika sofralarla taltif edilmişim." Ya sarayım! "Güneş gibi bir lâmba ile bezetilmiş, yıldızlar gibi avizelerle süslendirilmiş, kamer gibi gece lâmbasıyla tezyin edilmiş. Bahar bir halı gibi güna gün çiçeklerle ziynetlendirmiş ve benim emrime verilmiş." Ya idrâkim! "Bu muhteşem âlemleri anlayabilecek, kâinatın geniş tabakalarında gezebilecek bir vüs at ve keyfiyette yaratılmış. Zaman ve mekânı aşarak, şu uçsuz bucaksız kâinatın maverasında, mutlak hakikati sezebilecek bir kabiliyet taşıyor." Ya kalbim! "En ince hissiyatlarla, en lâtif duygularla bezetilmiş ve o kalbe, kâinatı kuşatabilecek bir muhabbet, bütün mahlûkatı kucaklayabilecek bir şefkat takılmış..." Ya hayatım! Esmâ-i İlâhiyye ye âit garaibin fihristesi, hem şuûn ve sıfat-ı İlâhiyye nin bir mikyası... hem kâinattaki âlemlerin bir mizanı... hem bu âlem-i kebîrin bir listesi... hem şu kâinatın bir haritası... hem şu kitab-ı ekberin bir fezlekesi... hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi... hem mevcudata serpilen ve evkata takılan kemâlâtının bir ahsen-i takvimidir. 34 page 2 / 5

"Evet, benim bu kabiliyetlerim, bu özelliklerim gösteriyor ki, ben büyük bir mânâ ve ulvî bir gaye için yaratılmışım. Kâinat, bu gayeye hizmet etmem için benim emrime verilmiş. Bana yapılan bu kadar masraf, gösterilen bu kadar ihtimam, hep insaniyete lâyık bir gaye taşımam içindir. Madem, kâinat benim hizmetkârımdır. Ben, hizmetkârıma hizmet edemem. Hayatımın hıfzı, hakikati ve bekası için kâinat bana ağuşunu açmış, ya ben gönlümü kime açayım? Ben ki, arzın halifesiyim, benim gönlümün sultanı kimdir? Belki kâinatın tacıyım, kalbimin sertâcı kimdir? Ben ki, kâinatın gayesiyim, benim gayem nedir?" Evet, bir tek elektronu dahi çekirdek etrafında gayesiz döndürmeyen Hâkim-i Mutlak ın, insan ruhunu gayesiz, neticesiz, semeresiz bırakması düşünülemez. Ruhun gayesi bilinmekle, kâinatın yaratılış sırrı çözülmüş olur. Cenâb-ı Hakk ın nihayetsiz hikmeti, rahmeti, inayeti, bütün berraklığıyla tezahür eder. Ben insanları ve cinleri ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım. 35 âyeti, ruhun gayesinin şükür ve ibâdet olduğunu açık bir şekilde ifade eder. Kâinat sarayı ve içindeki her şey, ruhun bu âli gayesine erişmesinin yolları, vesileleri, vasıtalarıdır. İbâdet ifâdesinin içinde tesbih, tahmid, tekbir vardır; ta zim, tevhid, tehlil vardır; zikir, fikir, şükür vardır. Hakîm-i Mutlak, ruhun, bu vazifeleri yerine getirebilmesi için onu hassas bir mîzan, doğru bir mikyas, mükemmel bir harita, cami bir ayna, güzel bir takvim olarak yaratmıştır. Ruhun en güzel şekilde yaratılmasından gaye, güzellerin güzeli olan Hak Teâlâ yı güzel anlamak ve mutlak güzel olan kemâl sıfatlarını tanıyarak, cüz î iradesiyle O nun külli irâdesinin istek ve meşietindeerimektir. Ruh, bu ulvî vazifeleri kemâliyle yapmak ve böylece Allah-u Azimüşşân ın isimlerine, sıfatlarına ve şûunatına bir ölçü ve mîzan olmak için yaratılmıştır. İnsan her şeyin hikmetle, yerli yerinde yaratılmasını görmekle, Cenâb-ı Hakk ın Hakîm ismini; kâinattaki rızıkların verilmesinden Hak Teâlâ nm Rezzâk ismini; her şeyin ilim ve kudretle yaratılmış olmasından Alîm ve Kadir isimlerini okuyabilir. Güç ve gayreti nisbetinde terakki ederek doksan dokuz isme, hattâ binbir isme ulaşır. İsim müsemmasız, sıfat mevsufsuz olamayacağı için, Cenâb-ı Hakk ın, isim ve sıfatlarının, kâinattaki tezahürlerini okuduktan sonra, Zât-ı Akdes in, rü yetine, cemâline iştiyakı uyanır. Rü yete ebediyyen mazhar olabilmek için azim gayretler gösterir. Bilir ki, ibâdet yalnız O na mahsustur; şükür yalnız O nun şanına lâyıktır; page 3 / 5

hamd yalnız O nun ulûhiyyetine hastır. Arş ve ferşi çınlatan bir vecd ve hayret içerisinde nihayetsiz bir minnettarlık ile kalbini, ruhunu ve bütün latifelerini O nun emrine verir. İşte ruhun gayesi budur. Bu hakikati, Üstad Bediüzzaman Hazretleri nden dinleyelim: Mâhiyet-i hayat, esmâ-i İlâhiyye nin definelerini açan anahtarların mahzeni ve nakışlarının bir küçük haritası ve cilvelerinin bir fihristesi ve kâinatın büyük hakikatlarına ince bir mikyas ve mîzan ve Hayy-ı Kayyûm un manidar ve kıymetdâr isimlerini bilen, bildiren, fehmedip tefhim eden yazılmış bir kelime-i hikmettir. Evet, O şefkatı ve ikramı bol olan Rahîm-i Kerîm, sonsuz fakirlik üzere yarattığı insanı, nihayetsiz bir şefkat ve keremle beslemekle, insan ruhunun önüne azim bir hamd ve şükür levhası koymuştur. İnsanın nimetlendirilmesinden maksat, ruhun bu kudsî mânâlara vukûfiyeti, Cenâb-ı Hakk ı, Mün im, Muhsin, Mücemmil, Mufaddıl gibi esmâ-i cemile ile tanıyıp, ihsanına perestiş, in âmına teşekkür, ikramına tahabbüble mukabelede bulunmasıdır. Yine O Kadir-i Zülcelâl, insanı mutlak bir acz üzere yaratmakla insan ruhunun nazarına, bedendeki bir hücrenin tedbirinden tâ arz ve semâvâtm tanzimine kadar geniş bir tefekkür levhası koymuş, onu takdir, tahsin ve tekbire davet etmiş, tebcil ve ta zime çağırmıştır.bu levhalarda, hikmet, inayet, adalet, ilim, irâde gibi daha nice İlâhî hakikatlar görülebilir ve okunabilir. İnsan ruhu, bu hakikatları idrâk edip kavramak ve bunlara ayine ve mazhar olmak üzere pek çok âlet ve hissiyatla, sıfat ve ahvâl ile donatılmıştır. Cenâb-ı Hak, her biri nihayet derecede güzel olan isimlerini, bu hayretfezâ âlemde tecellî ettirmekle birlikte, insanı da nihayetsiz cemâl, celâl ve kemâline karşı tahsin, takdir, tebcil, ta zim, tahmidle mukabele edecek bir mahiyette yaratmıştır. İşte bu mahiyetteki bir ruhun gayesi; Aczini bilip, Kudret-i İlâhiyye ye iltica, zaafını görüp, Kuvvet-i İlâhiyye ye itimad, kusurunu görüp, afv-ı İlâhî ye istiğfar, nakşını görüp, kemâl-i İlâhîye tesbihhan olmaktır. Esmâ-i İlâhiyyeyi murassaatiyle bilerek süslenmek ve Her bir ismin feyz-i tecellisine bir mazhar-ı cami olmaya çalışmak tır.36 page 4 / 5

Powered by TCPDF (www.tcpdf.org) Bahsimizi yine Risâle-i Nûr müellifinin beyanlarıyla sona erdirelim: Ben kendi hayatımda ve şuurlu fiillerimde bilmek, işitmek, görmek, söylemek, istemek gibi çok mânâlarıyla bildim ki, bu kâinatın şahsımdan büyüklüğü derecesinde daha büyük bir mikyasta Hâlık ımın muhît ilmini, irâdesini, sem ve basar, kudret ve hayat gibi evsâfını, muhabbet, gazab ve şefkat gibi şuûnâtını anladım; iman ederek tasdik ettim ve itiraf ederek bir marifet yolu daha buldum. Ruhun gayesi, bu marifet yollarında ilerlemek, Muhabbetullah da kat-ı meratip etmek ve kemâlâta yükselmektir. Dipnotlar: 34. Sözler. 35. Zariyât Suresi, 51/56. 36. Bediüzzaman Said Nursî. page 5 / 5