YARDIMLAŞMA VE İŞBİRLİĞİ Yardımlaşma ve yardımseverlik, önemli ve yaygın bir toplumsal değerdir. Toplumsal hayatta karşılaşılan ve çözümünde zorlanılan problemler, yardımlaşma yoluyla kolaylıkla çözülür. İnsanlar çok farklı konularda birilerine yardım edebilirler. Yardım ilişkisinde taraflardan birisini yardımsever, diğer tarafı ise yardıma muhtaç kesim oluşturur. Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerimde "iyilikte ve takvada birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın" (Maide-2) buyurulmaktadır. Buna göre geçerli olan aklen ve dinen uygun olan her hususta insanlar birbirleriyle yardımlaşmalarıdır. Tarih boyunca Müslümanlar vakıflar kurarak sosyal yardım konusunu en güzel bir şekilde düzene koymuşlardır. Hatta öksüz kızların çeyizlerini karşılamak, elinde olmadan ziyana sebebiyet veren hizmetçilerin kırdığı eşyayı ödemek, sokakları aydınlatmak; kuşları, hayvanları besleyip tedavi etmek için dahi yardım kurumlarını ortaya çıkarmışlardır. İhtiyar ve kimsesiz çocuklarla ilgilenen kurumlar da her zaman var olagelmiştir. Günümüzde çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay gibi müesseseler bu anlamda yardım hizmetini yerine getirmek isteyen kurumlar arasındadır. Dinimizin zekât emri Müslümanları her sene daha çok kişiyi sevindirmeye teşvik etmiş, Sadaka-i Cariye (öldükten sonra da sevap yazdıran sadaka) düşüncesi Müslümanları daima yardım etmeye sürüklemiştir.
Yardım eden fert mutlu olurken yardım gören kişi de eksiğini giderme imkânına kavuşur. Zengin ile yoksul arasındaki farklılık azalır. Her iki insan arasında seviye farkına rağmen temiz duygularla örülen bir kardeşlik duygusuyla bağlanır. Toplumda böylece sosyal denge sağlanmış olur. Yardımlaşmanın yüksek derecede yapıldığı toplumlarda huzur, mutluluk ve başarı olur. Böyle cemiyetlerde insanlar arasında dostluk duyguları kuvvetlenir, kin ve nefretler erir, yok olur, haset kalkar. Dilencilik görülmez, refah seviyesi artar; hırsızlık, dolandırıcılık ve anarşiye rastlanmaz. Yardımlaşma sayesinde devlet kuvvet kazanır. Çünkü fertlerin karşılıklı olarak yardımlaşmaları devletin masraflarını azaltır. Yardımlaşma ve işbirliğinin olduğu toplumda, sevgi, saygı, kardeşlik, arkadaşlık, kadirşinaslık, diğerkamlık gibi yüksek değerlerin sonucunda refah, huzur ve barış ön plandadır. Yardımlaşma Çeşitleri: 1. Maddi Yardımlaşma (Yardım): Allah, yerde ve gökte bulunan bütün nimetlerini, insanların hizmetine vermiştir. Varlığın sahibi olan Allah Teâlâ, bunu, kullarından dilediğine verip dilediğinden alacağını açıklamıştır. Ancak kendilerine mal ve mülk verdiği kişilere, malları ile ilgili bazı sorumluluklar yüklemiş ve görevler vermiştir. Bu sorumluluk ve görevler, Allah'ın bir emaneti olan mallardan bir kısmının başkalarına verilmesidir. Cenâb-ı Hakk, iman ve namazdan sonra, malın başkalarına verilmesini emretmiştir. Buna 'infak etmek' denir. Yapılacak bütün iyiliklere 'sadaka' denir. Mal ile yapılacak iyilik ve yardımın başında zekât gelir. Zekât, insanların ihtiyaçlarından fazla olan mallardan başkalarına vermeleridir
ve mecbûri bir yardım şeklidir. Bunun dışında, sadaka ile başkalarına yardım etmemiz gerekir. Allah'ın bize nimet olarak verdiği malların hayır yolunda, bize emrettiği şekilde harcanması olumlu bir davranıştır.yalnız insan istediği malı değil, mallarından sevdiklerini yoksullara vermek zorundadır, böylece Allah'ın rızasını kazanır. Sosyal ve ekonomik bakımdan malla yapılacak en önemli yardımlardan biri de zenginlerin mallarını yatırıma aktarmalarıdır ve çalışmak isteyenlere iş ve geçim imkanı hazırlamalarıdır. 2. Manevi Yardımlaşma Allah'ın ve Resûlünün bizden yapılmasını istediği, akıl ve vicdanın hoş gördüğü bir şeyi yapmak iyiliktir. Kötülükten sakınmak, başkalarına kötülük yapmamak da iyiliktir. Bu tür iyilikler de 'sadaka'dır.iyilikte yardımlaşmak kadar kötülükten alıkoymaya çalışmak da müslümanların dinî-ahlâkî görevleri arasındadır. Kötülük gören kişi, kötülük ister küçük ister büyük olsun, ona engel olmalıdır. Eğer bu görev yapılırsa, kötülük azalır, toplum huzur bulur. YARDIMLAŞMA İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER "İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir " (Maide süresi 2)
"Bütün mü minler kardeştir (Hucurat Suresi / 10) Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71 72) - Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir (Buharî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr) - Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr) - İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız (Müslim, Îmân, 93; Tirmizi, Sıfâtü l- Kıyame, 56) - Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah ın kulları, kardeş olun Bir Müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz (Buhârî, Edeb, 57)
YARDIMLAŞMA İLE İLGİLİ HİKAYELER Muhtaca yardım etmek Çölde devesiyle seyahat eden bir bedevi, yolu üzerinde susuzluktan dudakları kurumuş, bitap halde bir adama rastgelir. Su! Su.! diye inleyen bu adama devesinden inip su verir. Suyu içip kendine gelen adam, bedeviyi itip, onun devesine atlayarak kaçmaya başlar. Bedevi düştüğü yerden adama seslenir. Deveyi al git ama, lütfen bu hadiseyi kimseye anlatma! Nankör adam sebebini merak edip sorunca bedevi cevap verir. Eğer sen bu yaptıklarını anlatırsan, bu kulaktan kulağa her yere yayılır ve insanlar artık çölde rastladıkları muhtaç kimselere yardım etmezler. Bir yardım hikayesi Soğuk bir kış gecesinde eve dönerken, sarhoşa benzeyen bir adam gördüm. Bir sağa bir sola yalpalıyordu. Ve yanındaki direğe sarılmıştı. Bir vitrine bakıyormuş gibi yaparak göz ucuyla onu seyrettim. Otuz yaşın üstünde olmalıydı. Kendisine biraz daha sokuldum. Üstü başı son derece temizdi. Yanından geçen bazı kişiler, yüksek sesle konuşarak içki içmenin kötülüğünden
bahsediyor, bazıları da alay edip gülüyorlardı. Yavaşça yanına gidip: - İyi misiniz? diye sordum. Bir ihtiyacınız var mı? Dudaklarından, iniltiye benzeyen tek bir kelime çıktı: - Hastayım!.. Düşmemesi için, bir kolumu beline dolayarak taksi beklemeye koyuldum. Akşam vakitlerinde kesilen kar yağışı tekrar başlamış ve yavaş yavaş buzlanmaya başlayan yollarda, birbiriyle yarışan sokak köpeklerinin dışında bir hayat emaresi kalmamıştı. Araba bulmaktan ümidimi kestiğim sırada, yanımda bir taksi duruverdi. Şoföre durumu anlatarak acele etmemiz gerektiğini söyledim. Hastamızı arka koltuğa yatırarak hastaneye götürdük ve verilen serum tamamlanana kadar başucunda bekledik. Nöbetçi doktor, hastayı en azından donmaktan kurtardığımızı ifade ediyor, genç adam ise, henüz konuşamadığı için, bize bakıp gülümsemekle yetiniyordu. Şoför de yanımdaydı... Hastamız bir süre sonra kendine geldi. Onu tekrar arabaya bindirip evine götürdük. Hastamızın eşi, onun sık sık şeker komasına girdiğini bildiğinden müthiş bir paniğe kapılmış ve oğlunu da alarak sokağa fırlamıştı. Bizi görünce koşarak yanımıza geldiler ve büyük bir sevinç içinde kucaklaştılar. Saatlerce süren yorgunluğumuzdan eser bile kalmamış, bize nasıl teşekkür edeceğini şaşıran o ailenin mutluluğu karşısında gözlerimiz dolmuştu. Ellerimize sarılarak bizi uğurladıklarında, şoföre borcumu sordum. Başını sallayarak: -Borçlu değil, alacaklısın dostum!.. dedi. Çünkü böyle bir
iyiliğe beni de ortak ettin. Ama belki de yirmi yıldır ağlamayı unutan bir adama bu güzel duyguyu hatırlattığın için, alacaklı duruma düştün. O mert adamla kucaklaşıp ayrılırken, gecenin ayazını hissetmiyor ve evime yürüyerek dönmek istiyordum. Kim bilir? Belki de yolumun üzerinde, yardımımı bekleyen bir insan daha bulabilirdim