Tanıl Bora-Ziya Adnan Kimi Başrol Kimi Karakter Kulüp Hikayeleri dipnot yayınları
İÇİNDEKİLER Sunuş 9 DERBİLER Üç Derbili Şehir ve Üç İstanbullu 12 Liverpool-Manchester United: Kırmızıların Ezeli Rekabeti 19 Nil Derbisi: El Ahli-Zamalek 24 Bin Derbiler Diyarının Esas Derbisi: Schalke-Dortmund 31 Belalı ve Hazin Derbi 38 "Eski Müessese" 41 Roma Derbisi: Nefret, Şiddet, Irkçılık 48 "Yahudiler"-"Köylüler" 56 Flu-Fla, Fla-Flu 63 ANKARA İki Şehirden Futbol Manzaraları 72 Gençlerbirliği'nden West Bromwich Albion'a 76 Ruhunu Kaybetmiş Takım 81 Avrupa Birliği'ne Değil, Gençlerbirliği'ne 85 Gençlerbirliği ve Gençlerbirlikleri 89
AVRUPA'NIN BÜYÜKLERİ Real'i Sevmenin Mümkünaü 94 "Yetti Canımıza, Barca!" 97 Bayern'i Sevmenin Mümkünaü 102 LONDRA: BİR FUTBOL KITASI Topçular'ın Takımı: The Gunners 106 Charlie George Üe Emirates Stadı'nda 113 Papağanın Ölümü 121 Baü Londra'nın Mütevazı Takımına Dair 126 Doğu Londra'nın Futbol Akademisi: West Ham United FC..132 Mahallenin Takımı: Crystal Palace FC 138 Beşikteki Yaramaz Çocuk: Millwall FC 143 Anların Hikâyesi: Barnet FC 149 Bir Semt Takımı: Leyton Orient FC 153 ADA'NIN TAŞRASINDAN Gürültücü Komşuların Dönüşü 158 Bir Futbol Şehrinin Portresi 162 Futbol Şelmnin Mavili Takımı 168 Ada Futbolunun Kalabalık Takımı: Leeds United FC 174 Mavi Kuşlar 180 Hayata Sahil Tarafından Bakanların Takımı: Blackpool Fc...185 Koçların Hikâyesi, Derby County 189
Uyuyan Kasabanın Takımı: Wigan Athletic FC 193 "Kanaryalar"in Dönüşü 198 Altın Çocuklar: Watford FC 202 Bir Çöküşün Hikâyesi: Portsmouth FC 207 Deliler Çetesi! 211 AVRUPA'NIN TAŞRASINDAN Ülke Futbolu Adına, Dersimiz: Fc Porto 218 Fc Zenit Saint Petersburg 222 Malaga Cf: Şehri Kadar Güzel Bir Futbol Hikâyesi 226 Kömürün Karası, Biranın Şansı 230 Küçük Şehrin Büyük Takımı 233 Avanti Napoli! 236 Bul-Oynat-Devret 239 Sahamızda Hoş Süryani 242 DÜNYANIN TAŞRASINDAN Cezayir'in Kara Bahti ve Futbol 246 Güney Amerika'daki Gençlerbirliği: Boca'nın Bebeleri 249 İşgal ve Sürgünün Milli Takımı 254 Uyuyan Dev Kramponu Giyerse 257 Tekila, Seks, Ot - ve Futbol 260
UNUTULMUŞ... VE UNUTULMAYAN Yoksulların Gözleri Size Bakıyor 264 Şehri Gibi Unutulmuş, Hacettepe 269 Çukurcuma'da Eskişehirspor'u Yaşamak 273 İstanbulspor İçin Üzülmenin Üç Yolu 278 Depremin Takınılan 284 Robin Hood'un Takımı 287 Newton Heath FC'yi Özlerken 292 Pek Tanıdık Bir Hikâye: San-Lacivert'in Düşüşü 297 Notts County Fc: Juventus'a Renklerini Vermiş Kulüp 302 Rangers: 4. Ligde Bile Olsa 306 Exeter City FC'nin Düşündürdükleri 310 Ada Futbolunda Devi Öldürmek! (Giant Killing!) 315 Ada Futbolunda Lig Kupası: Bir Bradford Rüyası 319 Accrington Stanley, Onlar da Kim? 323 SOL KALE ARKASI Şükür, St. Pauli Yaşıyor 328 Sen me mi Kitsch Oldun St. Pauli? 331 Forza Livorno 334 Öğrencileri Rahat Bırakın! 339 İşçinin, Madencinin Şerefi Şanı 342
SUNUŞ "Futbolun öyküsü, zevkten zorunluluğa uzanan hüzünlü bir öyküdür." Eduardo Galeano'nun Gölgede ve Güneşte Futbol kitabı bu cümleyle başlar. Elinizde tuttuğunuz bu kitabın selâmı o hüzünlü hikâyenin aktörlerine, futbolun görünmez köşelerinden, en kalabalık stadlarda kupalar kaldırmışlara... Her futbol kulübü bir nevi roman kahramanıdır. Haydi deyin ki, hikâye kahramanı! Bu kitaptaki yazılar, dünyanın dört bir köşesinden, bu hikâye ve roman kahramanlarının bir öbeğinin resmi geçididir. Nasıl ve nerede başlamış hikâyeleri, renkleri nasıl doğmuş, nasıl büyümüşler ya da nasıl önemsizliğe sürüklenmişler, zaman içinde kimler giymiş formalarını, neler kazanmış, neler kaybetmişler, şimdilerde ne yaparlar, ne âlemdedirler, sevdalılan kimlerdir? Futbol birkaç renkten, birkaç büyük takımdan ibaret değil ki. Hep parlak ışıklar altında yaşayanlar var, gözünün feri sönmüşler var. Uzun ömründe "ikbali de idbarı da görenler" var. Kimi eski günlerine ağıt yakarken, kimileri manşetlerden düşmeyen... Kimi endüstriyel futbolun zenginliğinde giderek büyürken, kimi zor zahmet ayakta kalmaya çalışan... Kimi pek meşhur, kimi uzaktan aşina, kimi gözden ırak, adı bile bilinmez... niceleri var.
Bu küçük kulüp portreleriyle, futbol sandığımız bunca gürültüde konuşulmayanları, bilinmeyenleri, görünmeyenleri görmeye çalışük. Sadece renkleri, kulüpleri, takımlan değil de futbolun cilvelerini ve aa tatlı hikâyelerini sevenlerle yeşil sahalara daha geniş, daha havadar bir pencereden bakabilme adma... Kitaptaki hikâyelerin bir katmanını da, "kahramanlarımızı" besleyen rekabet ve husumetler (bunların görkemli sahnesi olarak derbiler) oluşturdu. Yiğit olan düşmanıyla anılır derler! Diyeceğimiz odur ki, her takım kendi hikâyesini yazar ve her takım kendi taraftan için büyüktür. Ziya Adnan - Tanıl Bora Eylül 201 10
DERBİLER
ÜÇ DERBİLİ ŞEHİR VE ÜÇ İSTANBULLU Tanı 1 Bora Derbi denen âdetin kökü, Ortaçağ İngiltere'sine, Derbyshire bölgesindeki Ashbourne köyünün iki komşu mahallesi arasındaki rekabete uzanıyor (derbi adı, Derby'den). İki mahalle arasında, yılda bir iki kez, sıkı maçlar yapılırmış. O zamanların vahşi futbolu; amaç, kocaman, ağır bir deriden yapılma bir topu rakip mahallenin değirmentaşına değdirmek. Üç mil mesafedeki iki değirmentaşı arasında yüzlerce (bazen biner) kişilik "takımlar'la, hiçbir kısıtlayıcı kural olmadan, tekme-yumruk, itiş-kakış oynanan bir oyun. Modern futbolda derbi olarak anılan ilk müsabaka ise, 1866'da Nottingham'da, şehrin en kıdemli iki takımı arasında oynandı: 1865'te kurulan Nottingham Forest ile kafa kâğıdmda 1862 yazan Notts County. Derbi, birbiriyle özel rekabet içinde olan, karşılıklı bir doz husumet de taşıyan iki komşu takımın karşılaşması demek. Sonralan kavramın kapsamı biraz genişledi, her yıllanmış, gelenekleşmiş rekabete "derbi" denir oldu. Fakat derbinin esası, aynı yerin takımlan arasındaki rekabettir. O yerin horozu kim olacak, onun didişmesidir derbi. Aslına bakarsanız, tam teşekküllü bir derbi, aynı zamanda bir şehir olayıdır. Ortaçağın
Derbyshire'ındaki gibi kır ve taşra derbileri, modern zamanlarda, şehir derbilerinin gölgesinde kalmıştır. Bugün dünyanın "dereceye giren" derbileri, şehirlerde cereyan ediyor. Dahası, o şehirlerin popüler-kültürel "değerleri" arasında yer alıyor derbiler. Glasgow'un başlıbaşma bir müessese olarak anılan "Old Firm"ini (Rangers-Celtic), Buenos Aires'teki Boca-River hadisesini, Merseyside derbilerini (Liverpool-Everton) düşünün. Neredeyse gökyüzünün her istikametine mahsus ayn bir derbinin mevcut olduğu Londra'yı düşünün: Kuzey Londra derbisi (Arsenal-Tottenham), Güney Londra derbisi (Crystal Palace- Millwall), Güneydoğu Londra derbisi (Milwall-West Ham), Batı Londra derbileri (Chelsea-Fulham-Queens Park Rangers). Veya, dört bin kilometrelik alanda beş milyon insanın birbirine bir tramvay yolculuğu uzaklığındaki onlarca şehirde yaşadığı ve bu irili ufaklı şehirlerin takımlan arasındaki hararetli mücadeleden ötürü "bin derbiler diyan" denen Ruhr bölgesi... Derbi, bir şehrin, bir metropoliten alanın hayatında ve kimliğine kuvvetli bir renk olabilir, kısacası. İstanbul'un da namlı bir üçlü derbisi var: Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'ın ki ben bunlan "GalatsrayFenerBeşktaş" diye cem ediyorum aralanndaki üç eşleşme, köklü bir tarihe uzanıyor. Özellikle Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin dünyanın en "büyük" derbileri arasmda sayılması, bu iki takım taraftarlarının göğsünü kabartıyor, hatta bazen bir millî gurur (bir çeşit "çılgın Türklük") kaynağı addediliyor. Özellikle vesile olduğu kolektif deliliğin büyüklüğüyle ve en "tehlikeli" futbol buluşmalarından birisi sayılmasıyla temayüz ediyor, Fener- Cimbom derbisi. 13