BİD'AT VE ŞİRK KONUSUNDA DETAYLI BİLGİLER



Benzer belgeler
Muhammed Salih el-muneccid

PEYGAMBERLERE ÎMÂNIN HAKİKATİ. Hâfız el-hakemî

NAMAZI, MESCİT VEYA CÂMİDE CEMAATLE KILMANIN HÜKMÜ. Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid. Terceme edenler. Muhammed Şahin. Tetkik edenler Ümmü Nebil

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

KEŞKE (ŞAYET/EĞER) KELİMESİNİ KULLANMANIN HÜKMÜ

FARZ NAMAZLARIN VAKİTLERİ

İNSANLARIN RAMAZAN HİLÂLİNİ GÖRMELERİ GEREKİR Mİ?

ﺐ ﺋﻟﺬﺮﻟ ﻼﺻ ﺔﻋﺪ ﺑ «ﺔﻴ ﻟ ﺘﺮ ﺔﻐﻠﻟﺎ ﺑ» ﺪﺠﻨﻟﻤ ﺢﻟﺎﺻ ﺪﻤﻣﺤ ﺪﻤﻣﺤ ﻴﻦﻫﺎﺷ ﻢﻠﺴﻣ ﺔ : ﺟﻤﺮﺗ ﻞﻴﺒﻧ 1 2 ﺔ:ﻌﺟ ﺮﻣ

Ö zürsüz oruç tutmayan kimseye kaza gerekir mi? Muhammed b. Salih el-useymîn

KIYÂMET GÜNÜ KULA SORULACAK SORULAR NELERDİR?

DOMUZ ETİNİN HARAM KILINMASININ HİKMETİ

PEYGAMBER -SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM- HATA ETMİŞ MİDİR?

Dînî yükümlülük bakımından orucun kısımları. Muhammed b. Salih el-useymîn

Bid'at münasebetlerde verilen ödüllerin hükmü

Terceme : Muhammed Şahin

Arefe günü ile ilgili meseleler ve hükümleri مساي ل وأح م تتعلق بيوم عرفة. Bir Grup Âlim

MÜSLÜMANLAR İÇİN. Muhammed Salih el-muneccid. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ümmü Nebil

HACDA CEMRELERE TAŞ ATMAKLA İLGİLİ HÜKÜMLER. [ Türkçe ] Muhammed Şahin. Tetkik eden : Ümmü Nebil. Rabva Semti İslâmî Dâvet Bürosu

Salih b. Fevzân el-fevzân

RECEP AYINDA ORUÇ TUTMANIN HÜKMÜ

Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn

Kadının abdestte başörtüsünün üzerini mesh etmesinin hükmü. Muhammed b. Salih el-useymîn

MUSKA VE NAZARLIK TAKMANIN HÜKMÜ

لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğum yıldönümünü türkü-şarkı söylemeden ve haramlar işlemeden kutlamanın hükmü

Hilalin bir ülkede görülmesiyle oruca başlamak. Muhammed b. Salih el-useymîn. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

TÂĞUT KELİMESİNİN ANLAMI

MUSA -ALEYHİSSELÂM- İLE FİRAVUN KISSASI. Muhammed Şahin. Tetkik eden: Ümmü Nebil. Rabva Semti İslâmî Dâvet Bürosu. [ Türkçe ]

Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid. Terceme edenler Muhammed Şahin. Tetkik edenler Ümmü Nebil

GIDA DEPOSUNDA ÇALIŞAN VE DOMUZ ETİNİ TIRLARA TAŞIMASI İSTENEBİLEN KİMSENİN HÜKMÜ

KABİR NİMETLERİNİN ŞEKİLLERİ

NAMAZLARIMIZI HUŞU İÇERİSİNDE KILALIM!!!

Muhammed Salih el-muneccid

Altın takmanın erkeklere haram kılınmasındaki hikmet nedir?

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

ح م تهني ة غ ملسلم ف مناسبات غ دينية. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

ABDEST, TAHÂRET VE SULARLA HÜKÜMLER. Salih b. Fevzân el-fevzân

HER YIL KUTLANAN BİRTAKIM KUTLAMALARA KATILMANIN HÜKMÜ

فضل صالة الرتاويح اسم املؤلف حممد صالح املنجد

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid

KÂFİRLERİN BAYRAMLARINA KATILMANIN HÜKMÜ

Ramazan'ın gündüzünde oruç tutmayanlara ve kâfirlere yemek satmanın hükmü

Muhammed Salih el-muneccid

Haram mal ile hac yapmak

HÜCCETİN İKAMESİ VE ANLAŞILMASI

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Teşrik günlerinde zevâlden önce cemreleri taşlamanın hükmü

Cidde'de yaşayan ve hac için Mekke'den ihrama giren kimsenin hükmü. Muhammed Salih el-useymîn

ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ

ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ EBU SEYF

ORUCA BAŞLAMADA ASTRONOMİK HESABA MI GÜVENİLMELİ YOKSA HİLALİ GÖRMEK Mİ GEREKİR? İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

Terceme : Muhammed Şahin. Mevlid-i Nebevî'yi kutlamayı müstehap olarak görenlere reddiye. Muhammed Salih el-muneccid. Tetkik : Ali Rıza Şahin

İNSANLARIN RAMAZAN HİLÂLİNİ GÖRMELERİ GEREKİR Mİ?

SAYILI ADIMLARLA ELDE EDİLEN MİLYONLARCA SEVAPLAR

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğum gününün müslümanlar için önemi

كيف سيكون حساب ال فر الا خرة

ARAFAT DAĞI. Hazırlayan: Heyet. Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin

YAŞLILAR YURDUNDA ÇALIŞAN, DOMUZ ETİ PİŞİREN VE İÇKİ SUNAN KADININ HÜKMÜ

Haccı mı edâ etmesi yoksa oğlunu mu evlendirmesi gerekir?

KABİRDE SORULAN ÜÇ SORU. Muhammed Şahin. Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid. Terceme edenler. Tetkik edenler Ümmü Nebil

Abdestte başı mesh etmenin şekli

ALLAH TEÂLÂ'YA ÎMÂN. Muhammed Şahin. ] تر [ Türkçe Turkish. Tetkik : Ümmü Nebil

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

İNSANLARA İLİM ÖĞRETMENİN VE ONLARI İYİLİĞE DÂVET ETMENİN FAZÎLETİ. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

Borçlunun sadaka vermesinin hükmü

Cİ'RÂNE. Heyet. Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin

İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi

Hâmile kadın için haccın hükmü

Orucun hükmü ve hikmeti nedir? ما حكم الصيام وحكمته. Abdurrahman b. Nâsır es-sa'dî

الصيام برؤية واحدة اسم املؤلف حممد بن صالح العثيمني

Kabirleri ziyaret etmenin, Fatiha sûresi okumanın ve kadınların kabirleri ziyaret etmelerinin hükmü

Tuvâlet ihtiyacını giderirken önünü veya arkasını kıbleye dönmenin hükmü nedir?

Kabir azabı kıyâmet kopuncaya kadar devam eder mi?

MEYMÛNE KABRİSTANI İÇİN MEŞRÛ ZİYÂRET. Hazırlayan: Heyet. Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin

Yasin sûresini okuduktan sonra duâ etmek için toplanmanın hükmü. Abdulaziz b. Baz

Toplu halde duâ etmenin hükmü

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu an hayatta ve yeryüzünde hazır mıdır? Abdulkerim el-hudayr

Arafat'ta vakfenin vakti

Mikat yerini geçtikten sonra ihrama girmenin hükmü

DUÂNIN FAZÎLETİ. Muhammed Şahin

الا ح م ا تعلقة بصيام ست شوال

SELÂM ÂDÂBI. Muhammed et-tuveyjrî. Terceme eden : Muhammed Şahin. Tetkik eden: Ümmü Nebil. Rabva Semti İslâmî Dâvet Bürosu.

GECE NAMAZI, SALİHLERİN İŞİDİR

Terceme : Muhammed Şahin

Kur'an'ı hızlı okumanın ve namazı hızlı kılmanın hükmü. Abdulaziz b. Baz

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Altı aylık iken anne karnından düşen ceninin cenaze namazını kılmanın hükmü

SELÂMIN ŞEKLİ. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

Her elini uzatana (isteyene) zekât verilir mi?

Sabah akşam tevâzu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini an. Sakın gâfillerden olma! (A râf sûresi,7/205)

Bir selam ile selamlandığınızda ondan daha iyisiyle veya aynısıyla selamı alın (Nisa 86)

ODUNPAZARI MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU 40 HADİS EZBERE OKUMA YARIŞMASI

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

İki secde arasında otururken ellerin durumu nasıl olmalıdır?

Muhammed Salih el-muneccid

Yeni yılını kutladıkları zaman kâfirlere cevap vermeli midir?

مk و يف تكون صلاة ا سافر وصومه

ALLAH'IN MÜ'MİN KULUNU KORUMASI. Muhammed Şahin. Tetkik eden: Ümmü Nebil. Rabva Semti İslâmî Dâvet Bürosu. [ Türkçe ]

Bayramları münâsebetiyle kâfirleri kutlamanın hükmü

Transkript:

BİD'AT VE ŞİRK KONUSUNDA DETAYLI BİLGİLER تعريف البدعة والشرك والا مثلة على ذلك ] اللغة التركية [ ] Turkish [ Language Muhammed b. Salih el-useymîn محمد بن صالح العثيمين رحمه االله Terceme edenler : Muhammed Şahin ترجمه: محمد بن مسلم شاهين Tetkik edenler: Ümmü Nebil راجعه: أم نبيل Rabva Semti islami Davet Bürosu المكتب التعاوني للدعوة وتوعية الجاليات بالربوة بمدينة الرياض 1428-2007

BİD'AT VE ŞİRK KONUSUNDA DETAYLI BİLGİLER Hamd, yalnızca Allah'adır. Bid'atı anlatmadan önce onu üç bölümde incelemek gerekir: 1. Bid'atın ölçüsü 2. Bid'atın kısımları 3. Bid'at işleyen kimsenin hükmü: Bid'at işleyen kimse kâfir olur mu? Birincisi: Bid'atın ölçüsü Değerli âlim Muhammed b. Salih el-useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir: "Bid'atın terim olarak ölçüsü (tanımı); Allah Teâlâ'ya, O'nun meşrû kılmadığı şekilde ibâdet etmektir.buna dilersen şöyle de diyebilirsin: Allah Teâlâ'ya, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ve Râşid Halifeleri'nin üzerinde bulundukları yoldan başka bir yol üzere ibâdet etmektir." Birinci tanım, (Allah Teâlâ'ya, O'nun meşrû kılmadığı şekilde ibâdet etmek), Allah Teâlâ'nın şu sözünden alınmıştır: "Yoksa onların (müşriklerin) Allah'ın izin vermediği bir dîni meşrû kılan ortakları mı var? Eğer Allah'ın süre tanıyarak onlara dünyada azap etmeyeceğine dâir kazâ ve kaderi olmasaydı, onların aralarında derhal azap etmek sûretiyle hüküm verilirdi.şüphesiz ki zâlim (kâfir)ler için (kıyâmette) acıklı bir azap vardır." ( Şûrâ Sûresi: 21) İkinci tanım, (Allah Teâlâ'ya, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ve Râşid Halifeleri'nin üzerinde bulundukları yoldan başka bir yol üzere ibâdet etmek), Peygamber - sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözünden alınmıştır: "Sizden kim, benden sonra yaşarsa, (dînde) çok ihtilaflar görecektir. Bu sebeple benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolu bulmuş râşid halîfelerimin sünnetine uyun. Azı dişlerinizle tutarcasına onlara sımsıkı sarılın.dîne sonradan sokulan şeylerden şiddetle sakının. Çünkü dîne sokulan her yenilik bid'at, her bid'at ise dalâlettir." ( Ahmed, Ebu Dâvûd, Tirmizî ve İbn-i Mâce rivâyet etmişler, Elbânî de "hadis sahihtir" demiştir.) Bu sebeple her kim, Allah Teâlâ'ya, O'nun meşrû kılmadığı bir şekilde veya Peygamber - sallallahu aleyhi ve sellem- ve Râşid halifelerinin üzerinde bulundukları yoldan başka bir yol üzere ibâdet ederse, -bu ibâdet, ister Allah Teâlâ'nın isim ve sıfatları konusunda olsun, isterse Allah Teâlâ'nın koyduğu hükümler ve meşrû kıldığı şeylerle ilgili olsun-, o kimse bid'atçıdır. Gelenek ve göreneklere tâbi olan dünyalık şeylere gelince, -lügat olarak bid'at olarak adlandırılsa bile-, bunlara dînimizce bid'at denilmez. Bunlar, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dînde şiddetle uyardığı bid'at değildir.dînde, bid'atı hasene diye bir şey de kesinlikle yoktur." ( Mecmû'u Fetâvâ İbn-i Useymîn, cilt: 2, sayfa: 291 ) 1

İkincisi: Bid'atın kısımları Bid'at iki kısma ayrılır: 1. Küfre götüren (dînden çıkaran) bid'at 2. Küfre götürmeyen (dînden çıkarmayan) bid'at O halde küfre götüren (dînden çıkaran) ve küfre götürmeyen (dînden çıkarmayan) bid'atın ölçüsü nedir? diye sorulacak olursa, bunun cevabı şöyledir: Değerli âlim Hâfız el-hakemî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir: "Küfre götüren (dînden çıkaran) bid'atın ölçüsü şudur: 'Dînce üzerinde ittifak edilip mütevâtir olan ve kesin delillerle bilinen bir farzı inkâr etmek, farz olmayan bir şeyi farz kılmak, haramı helâl kılmak, helâli haram kılmak, nefy (inkâr) ve isbat (kabul) gibi, Allah Teâlâ, elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ve Kur'an-ı Kerim'in tenzih ettiği bir şeyin aksine inanmaktır. Çünkü bu davranış, Kur'an-ı Kerim'i ve Allah Teâlâ'nın, elçisi Muhammed - sallallahu aleyhi ve sellem- gönderdiği şeyi yalanlamak demektir. Buna örnek olarak şunları verebiliriz: Allah Teâlâ'nın sıfatlarını inkâr eden, Kur'an-ı Kerim'in mahluk (yaratılmış) olduğunu veya Allah Teâlâ'nın sıfatlarının mahluk (yaratılmış) olduğunu söyleyen Cehmiyye'nin bid'atı gibi. Allah Teâlâ'nın ilim ve fiillerini inkâr eden Kaderiyye'nin bid'atı gibi. Allah Teâlâ'yı, kullarına benzeten Mücessime'nin bid'atı gibi. 2. Küfre götürmeyen (dînden çıkarmayan) bid'atın ölçüsü ise şudur: Kur'an-ı Kerim'i ve Allah Teâlâ'nın peygamberlerine gönderdiği bir şeyi yalanlamayı gerektirmeyen bid'attır. Buna örnek olarak şunları verebiliriz: Bazı namazları son vaktine kadar geciktiren, bayram namazı hutbesini namazdan önceye alan,cuma ve bayram namazlarında hutbe verirken oturan Mervâniyye bid'atı gibi. Nitekim sahâbenin fazîletlileri bu davranışlarından dolayı onları reddetmişler, bunu onaylamamışlar, fakat bununla birlikte onları herhangi bir şeyle tekfir etmemişler ve bu bid'at sebebiyle onlardan el çekmemişlerdir (onlara itaatsizlik etmemişlerdir)." ( Meâricu'l-Kabul, cilt: 2, sayfa: 503-504 ) Üçüncüsü: Bid'at işleyen kimsenin hükmü: Bid'at işleyen kimse kâfir olur mu? Bu sorunun cevabı detaylıdır: Eğer işlenen bid'at küfre götüren bid'at ise, bid'at sahibi şu iki halin dışına çıkamaz: Birinci hal: 2

Bid'atçının kastının, İslâm dîninin temellerini yıkmak ve müslümanları dînlerinde şüpheye düşürmek olduğunun bilinmesidir.bu kimsenin kâfir olduğunda şüphe yoktur. Hatta bu kimsenin İslâm ile bir alakası yoktur ve İslâm'ın düşmanlarından birisidir. İkinci hal: Bid'atçının aldatılmış ve bâtılın, kendisine hak olarak gösterilmiş olmasıdır. Bu kimseye huccet ikâme edildikten ve hakka dönmesi istendikten sonra bid'atında ısrar ederse,onun küfrüne hükmedilir. Eğer işlenen bid'at, küfre götüren bid'at değil ise, kâfir olmaz. Aksine bu kimse, İslâm üzere kalır, fakat büyük bir münkeri işlemiş olur. Bid'atçılara nasıl davranmamız gerekir? diye soracak olursanız, buna şöyle cevap verebiliriz: demiştir: Değerli âlim Muhammed b. Salih el-useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle "Her iki kısımdaki -küfre götüren bidatlar işleyenler ile küfre götürmeyen bid'atları işleyenler- İslâm'a mensup bu kimseleri hakka dâvet etmemiz gerekir.bunu da bid'atlarını hedef alarak onlara saldırmadan hakkı açıklamamız gerekir. Çünkü Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur: "Onların Allah tan başka yalvardıkları putlara sövmeyin ki, onlar da haddi aşarak bilmeden Allah a sövmesinler! İşte biz, her ümmete, yaptıkları işi güzel gösterdik.sonra dönüşleri yalnızca Rablerine olacak ve O da onlara yaptıklarını haber verecektir." ( En'am Sûresi:108 ) Onlardan, hakka karşı büyüklenme ve hakkı kabul etmeme gibi bir durumu görürsek, bu takdirde onların bâtıl olan davranışlarını açıklarız. Çünkü onların bâtıl olan şeylerini açıklamak, dînen farzdır. Onları terketmeye gelince, bu onların bid'atına göredir. Eğer işledikleri bid'at, küfre götüren (dînden çıkaran) bid'at ise, onları terketmek gerekir. Yok eğer onların bid'atı küfre götüren bid'at değil ise, onları terketmek konusunda düşünürüz: Eğer onları terketmekte fayda varsa, bunu yapar ve onları terkederiz. Eğer onları terketmekte fayda yoksa veya bid'at o kimsede günahların artmasına ve haddi aşmasına sebep oluyorsa, ondan uzak dururuz. Çünkü faydalı olmayan şeyden uzaklaşmak da mü'min için fayda sayılır. Zirâ aslolan mü'minin, mü'min kardeşini terketmesinin haram oluşudur. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur: "Bir kimsenin, mü'min kardeşini üç günden fazla terketmesi (ona dargın kalması), ona helâl olmaz.kim, üç günden fazla kardeşini terkeder (ona dargın kalır) ve (tevbe etmeden bu hal üzere) ölürse cehenneme girer (cehenneme girmesi ona gerekli olur)." ( Ebu Dâvûd ) ( Mecmû'u Fetâvâ İbn-i Useymîn, cilt: 2,sayfa:293 ) İkinci Bölüm: Şirk, şirkin türleri ve her birisinin tanımı 3

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir: " Şirk, iki türlüdür. 1. Dînden çıkaran büyük şirk. 2. Dînden çıkarmayan küçük şirk. Birincisi: Dînden çıkaran büyük şirk: Kur'an ve sünnetin şirk olarak adlandırdığı ve insanın dîninden çıkmasını içeren şirktir. Allah -azze ve celle-'ye yapılması gereken ibâdet çeşitlerinden herhangi birisini Allah Teâlâ'dan başkasına yapmak gibi. Örneğin Allah Teâlâ'dan başkası için namaz kılmak, Allah Teâlâ'dan başkası için oruç tutmak, Allah Teâlâ'dan başkası için kurban kesmektir. Aynı şekilde Allah Teâlâ'dan başkasına yalvarıp yakarmak da büyük şirktendir. Kabirde yatan ölüye yalvarıp yakarmak veya Allah Teâlâ'dan başka hiç kimsenin gücünün yetmediği bir konuda hazırda olmayan bir kimseden yardım istemek ve medet ummak gibi. İkincisi: Dînden çıkarmayan küçük şirk: Kur'an ve sünnetin şirk olarak adlandırdığı, fakat insanı dînden çıkarmayan bütün sözlü veya fiilî amellerdir. Allah Teâlâ'dan başkası adına yemîn etmek gibi. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur: "Kim, Allah tan başkası adına yemîn ederse, kâfir olur veya Allah a ortak koşmuş olur." ( Ebû Dâvûd ve Tirmizî sahîh bir senedle rivâyet etmişlerdir. ) Azamet ve büyüklükte Allah Teâlâ'nın bir benzeri olmadığına inanmakla birlikte, Allah Teâlâ'dan başkası adına yemîn eden kimse, küçük şirke düşmüş olur.insanlardan kendisi adına yemîn edilen kimse, ister tazim gösterilen kimse olsun, ister olmasın, bu hükümdedir. Bu sebeple Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- veya bir reis veya Kâbe veyahut da Cebrail adına yemîn etmek, câiz değildir. Çünkü bu davranış, şirktir. Fakat bu şirk, dînden çıkarmayan küçük şirktir. Küçük şirkin çeşitlerinden birisi de riyâdır. Riyâ; bir ameli, Allah Teâlâ için değil de insanlar görsünler diye işlemektir. İbâdetleri boşa götürmesinden dolayı riyâ iki kısma ayrılmaktadır: Birincisi: Riyânın, ibâdetin özünde olmasıdır. Yani sadece riyâ için kalkıp ibâdet etmektir. Bu kimsenin ameli bâtıldır (geçersizdir) ve kendisine iâde olunur. 4

Nitekim Ebu Hureyre'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadis-i kudsî'de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Allah Tebâreke ve Teâlâ buyurdu ki: Ben, ortak olduklarını iddiâ edenlerin şirkinden (ortak koştukları şeyden) müstağnîyim. Kim, bir ameli işler ve benimle başka birisini ona ortak ederse (hem benim için, hem de başkası için bir amel işlerse), onu ortak koştuğu şeyle başbaşa bırakırım (onun amelini kabul etmem)." (Müslim, Kitabu'z-Zühd'de rivâyet etmiştir. Hadis no: 2985 ) İkincisi: Riyânın, ibâdetin içine sonradan yerleşmesidir.yani ibâdetin özünün AllahTeâlâ için yapılması, fakat riyânın daha sonra o amele girmesidir. Bu da iki kısma ayrılmaktadır: 1. Bir kimsenin, ibâdet ederken riyâyı kendisinden def edip savuşturmasıdır ki bu riyâ, ameline herhangi bir zarar vermez. Örneğin bir kimse namaz sırasında birinci rekâtı kıldıktan sonra ikinci rekâtta bazı kimseler gelip arkasında namaza durduklarında, rükû veya secdeyi uzatmak veyahut da kıraat sırasında ağlar gibi göstermek gibi, onun kalbinde bir şey hâsıl olursa, bunu def edip savuşturabilirse, ameline herhangi bir zararı olmaz. Çünkü bu kimse cihâd etmiş olur. Yok eğer içine riyâ giren bu ameline devam ederse, riyâdan doğan her ameli bâtıldır (geçersizdir).örneğin kıyâmı veya secdeyi uzatır veya kıraat sırasında kendisini ağlar gibi gösterirse, bu amellerinin hepsi bâtıldır. Fakat geçersiz olması, o ibâdetin tamamını kapsar mı? Deriz ki bu, iki halden birisinin dışına çıkamaz: Birinci hal: İbâdetin son kısmının ilk kısmına binâ edilmesi ile son kısmının fesada uğramasıdır ki bu durumda ibâdetin tamamı geçersiz olur. Bu, aynı namaz gibidir. Örneğin namazın sonunun bozulması, başının bozulmaması gibi bir durum söz konusu olamaz. O halde namazın tamamı geçersizdir. İkinci hal: Başının geçerli, sonunun ise geçersiz olacak şekilde, ibâdetin başının sonundan ayrı olmasıdır. Buna göre, riyâdan önce yapılan ibâdet geçerlidir. Riyâdan sonra yapılan ise, geçersizdir. Örneğin bir kimse, yanında 100 riyali varsa ve bu paranın 50 riyalini sadaka olarak iyi niyetle verdikten sonra geri kalan 50 riyali riyâ amaçlı verirse, birinci verdiği sadaka makbuldur, ikincisi ise makbul değildir. Çünkü ikinci sadaka, birincisinden ayrıdır. ( 'Mecmûu Fetâvâ ve Resâil İbn-i Useymîn' ile 'el-kavlu'-mufîd Şerhu Kitâbi't-Tevhîd', cilt: 1, sayfa: 114-1. Baskı- ). 5