Uyan tahtıravalli, uyan; Bir memleket, düşler içinde. Batıysa batının rengi doğuysa doğunun rengi Memleket renkler içinde, alacabulaca

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Uyan tahtıravalli, uyan; Bir memleket, düşler içinde. Batıysa batının rengi doğuysa doğunun rengi Memleket renkler içinde, alacabulaca"

Transkript

1 ey Türk kendine dün

2 DEVLET * 26/MAYIS/1969 * SAYFA : 2 paftanın yazısı DÜŞLER İÇİNDE Bir memleket düşünürüm düşler içinde, bir tarafı ak, bir tarafı al» bir tarafında bir kocamış, öbür tarafında öbür kocamış! tnerler çıkarlar Bir tahtaravalli görürüm kocaman, ha, ha! Çıkarlar inerler, ha, ha! Çevrede zambaklar vardır, deve dikenlerinin yanı başında boy atmış. Menekşeler vardır, kaktüslerle iç içe, yaşarlar giderler. Büyük kartallar konar kalkar, konar serçelerle birlikte. Kartallar serçelerleyanşta, Tilki, kurt la. Sırtlan bekliyor ayını lev kargalarını gözliyerek. Tahtıravalli uykuda, talıtıravalli uykuda! Bir memleket düşünürüm, düşler içinde. Leş kargaları döner üstünde döner batı rüzgârı kanatlarına verir hız. Sırtlan ağzını açmış bekler sabır sız. nefesi doğu doğu kokar. Tahtıravallinin bir yanı çıkar, bir yanı iner, Kocamışlar birbirine göz edip gülerler tahtıravalli elbet yorulacak bir gün Beklerler kocamışlar sabırla. Biri kargalara el eden bin sırtlana, Serçeler şaşırır gülümsemeye çalışır kartala dudakları kurumuştur gülemez! Kartal kartal! Kartallığını bil. Serçe, serçe! Serçeliğini bil. Kocamışlar kocamışlar! Ahreti dü şünün Muhterem Efendim, Türklük şuur ve gururunu, islâm ahlâk ve faziletini dile gelirmeye çalışan, Türklük'le Islâmiyetı'n birbiriyle kaynaştığını kabul eden» bir «MİLLİYETÇİ HARE KET» in gazetesi olmak isteyen «DEV LET»! mükemmel bi r gazete olarak görmek istiyoruz. Bunun için Devleti çıkarırken şu hususlara da d'kkat edilirse çok iyi olur : I «Milliyetçi Hareket» artık bir fikir harekeli olmuş kır. Onun için bu hareketi izah ederken veya bu hareket üzerinde yazı yazarken tarafsız olmaya gayret edilmelidir. He r tip okuyucuyu çekebilmek ancak bu şekilde mümkündür. Yani Devleti bir parti urganı haline düşürmemelidir. FikH benimsetirsek, o- kuyucuya hangi partiyi tutacağım da öğretmiş oluruz. illet'den Uyan tahtıravalli, uyan; Bir memleket, düşler içinde. Batıysa batının rengi doğuysa doğunun rengi Memleket renkler içinde, alacabulaca alacabulaca Hani menekşenin moru hani zambağın akı? Cesaret menekşe: üeri zambak! Saklama deve dikeni kaçma kak tüs! Tahtıravalli tanır seni, tanır seni. Tahtıravalli uykuda deme. Yorulacak bir gün deme. Bekleme övle göz kırpma, el etme Bir cesedi sömürme, geçmişi karıştırma; kartalı kızdırma Serçen daha çok küçük Umudunu bağlama tahtıravalli u- mudunu bağlama. Hem serçenin düşmanı çok çook! En beleri iki kocaman hani göz kırparlar birbirlerine. Sonra kaktüsler var, deve dikenleri var, Bir de kargalar bir de sırtlan': Kartalsa rakip. Tahtıravalli bırak serçeyi, uyanma ya bak. Tahtan sağlam im onu düşün. Tanrının verdiği yükün ağır mı, ta şıyabilir misin, onu düşül*. İnme çıkma tahtıravalli kocamış lara bel bağlama oyuncak ederler seni kargalar sırtlana veriverirler. Sen oyuncak değilsin tahtıravalli düşler içinde memleketsin Uyan gayri uyan. devlete 2 «İÇ ve DİŞ Olaylar» kısmı biraz daha geniş ve tafsilatlı tutulmalıdır. Bunu yaparken do bilhassa şu iki hususa dikkat edilmelidir : a Bir hadise hakkında taraf temsilcilerinin sözlerini aynen almalı, hepsinden Milliyetçi Harekete uygun bir netice çıkararak okuyucuya sunmalıdır. b Hemen hemen hergüs hadiseler olmaktadır. Okuyucu bunların doğru olarak kendisine iletilmesini ister. Bu bakımdan daha çok hadiseyi olduğu gibi bildirebilirse niz faydalı olur kanaatında- \ım. 3 Her sayıda bir kısmını anlatmak üzere «Milliyetçi Hareket» okuyucuya anlatılmalıdır. Bu hem okuyucuyu yetiştirecek hem de aralarında ayrılık olduğu sanılan kimselerin hep ayni şeyi dü Son zamanlarda KAYIP DEVLET'in aranıp da bulunamadığı söylenmektedir. Halbuki DEVLET bütün bayilerde bulunur. şündüğü meydana çıkacak ve böylece birleştirici bir rol oynanmış olacaktır. Okuyucular da «Milliyetçi Hareketi» bile rek, anlayarak müdafaa et n» : ş olacaklardır. Bu gayret ilerde hareketin kitabının yazılmasını da temin edecektir- 4 - MİLLİYETÇİ HARE- KET'in bir kolu olan «islâm ahlâk ve fazileti, islâm adaleti ve bunların Milliyetçi Hareket içindeki yerini anlatan bir yazı serisi de DEVLET'te yer almalıdır. Bu seri okuyucuyu yetiştireceği gibi birtakım dedikoduları da önleyecektir. DEVLET'i bu ölçüde ve bundan daha üstün bir gazete olarak görmek arzusu ile sîzlere ve DEVLET'e başarılar dilerim. T. EVCİ İZMİR KENDİNİZİ FESHEDİNİZ Ahmet KABAKLI Bu yazı, siyasî hakların iadesi konusunda, henüz Senato oylaması yapılmadan yazılıyor. Millî İradeye yöneldiği söylenen baskıların ıstırabı içinde yazılıyor. Türkiye'de bu tazyiklere medenî fikir plânında direnecek bir basının, bir politikacılar seviyesinin ve demokrasiyi koruyacak yürelki insanların yeterince bulunmadığını düşünmenin üzüntüsü ile yazılıyor. Bazı kimselerin millete oynadığı yeni ve feci oyunu (korkarım ki) bütün vuzuhu ile sezmiş ve bu oyunu İyi niyete yorarak ona bir süre alkış tutmak gafletine düşmüş olmanın utancı ile yazılıyor. Kendi sınırsız yıkma hürriyetinde o kadar hassas ve gürültücü olan sözde devrimci ve sosyalist güruhunun millî demokrasiyi korumak vakti gelince ne kadar sahtekâr, rezil, zebunküş hatta faşizme kucak açıcı, diktatör tokmağına hınk deyici olduğu bir daha anlaşılmıştır. Çirkin bürokrasi ve basın ağalan, milletin ağzından son hürriyet nefesini almak, lokmasını boğazına tıkamak için sıfır-altı bilmem kac numaralı fazilet kabininde birleşmişlerdir. * : * Oylama sonucu ne oldu, ne olacak bilmiyorum. Fakat bir kere Meclis'e getirilen siyasî haklar iade edilmeli ve bu karar sonuna kadar uygulanmalıdır. Çünkü söz konusu olan şey, Parlamentonun şerefidir. Parlâmento milletin iradesi demektir. Bunu yerine getiremiyorsa, esasen bütün şerefi ve hukuku yok edilmiş sayılır. Evet, kimse sahip çıkmasa bile Parlâmento, kendi şeref ve hukukunu bizzat koruyacak güçtedir. Eğer tehdit ve baskı altında ise, bütün namuslu mensuplarını toplar... Hadiseyi heyecanla, ciddiyetle görüşür. Hangi çevrelerin baskısına maruz kaldığını, iradesini temsil ettiği büyük millete, bir deklârasyonla açıklar. Der ki : Biz, sîzin mebuslarınız, senatörleriniz olamadık. Olmak istedik bırakmadılar.. Sizin basınınız Parlâmentoya ihanet etti Bizi iaarruzlara, hedef gösterdi. Biz, memleketin meşru ve kanunî beş partisine mensup milletvekilleri ile senatörler birleşip bir kanun tekilfini çıkarmaya. Anayasa'nın bir bölümünü, yine Anayasa'nın usulleri ile değiştirmeye karar vermiş iken karşımıza kuvvetler dikildi. «Bunu yapmayacaksınız!» diye tehdit ettiler. İşte bu sebepten, senin bize bahşettiğin «yasama» hakkını kullanamaz hale geldik. Böyle yetkilerini kullanamayan bir Meclis elbette yok sayılır, yaşayamaz ve itibarını koruyamaz. İşte biz, aşağıda imzaları bulunan 400 şu kadar milletvekili ve senatör senin iradene saygımızdan dolayı, oybirliği ile Meclisin feshine karar verdik... TBMM'nin işidir bu ve asla bir iktidar veya muhalefet par tisinin işi değildir. Meclis'i baskı altında tutmak istediği söylenen zümreler, her kimler ise «buyurun» denilir. Buyurun, millet izin veriyorsa ve kendinize güveniyorsanız hükümet edin... Ayrıca onlara Fikret'in meşhur beyti hatırlatılır ki tarihin pek ucuzuna tekerrür ettirildiği, hiçbir baskının uzun ömürlü olamayacağı anlaşılsın : «Millet yaşamaz Meclis'i mustahkâr olurken İğfal ile tehdit! ile titrer ve sinerse Millet yaşamaz maşeri millet boğulurken» «Siyasî hakların iadesi» lâzım mı değil mi idi, bu netameli işin zamanı gelmiş mî idi? Şimdi bunu hiç düşünmüyoruz. Üzüntümüzün sebebi, yüce Meclis'te tecelli eden millî iradenin çiğnenmesi teşebbüsüdür. 150 yıl hürriyet mücadelesine sahne olmuş zavallı ülkemizde kendisini hâlâ Meclis ve kanun'a üstün sanan kimseler bulunması çok acıdır. Fakat en acı Şey : Demokrasi ve kanunu namus gibi mukaddes tutup buna hayır!» diyemeyen; üstelik zulüm ve kuvvete şakşakçılık etmeye hazır bir sözde aydın kalabalığının basını, üniversiteyi ve her müessesemizi tutmuş bulunmasıdır. Bunlarla çağdaş ve vatandaş olmak, inanınız, bizi utandırmaktadır. * İsmet Paşa, bu af konusunu neden ortaya attı? İçinde eğer bir zerre küçük hesap varsa, Türk Milleti Paşa'ya bir daha onartmayacak gönül yarası ile gücenecektir. Bu, bir zümrenin ıstırapları üzerinde oynanmış insanî faciadır. Paşa bunu, Türk Parlmentosunu, birtakım kuvvetlere karşı çıkarıp ezdirmek için oynamış ise, (bu ihtimal varsa) kezzabın yüreğe dökülmesi gibi acı ve paralayıcıdır bu. Hükûmet'in sırf siyasî hakları iade etmemek, yani eski DP'lilerin Meclis'e girmelerini önlemek için «Orduyu tahrik ettiğini» imâ eden sayın İnönü, buna kimseyi İnandıramaz. Lâkin, Meclis onurunun yere serileceğini iyice bilmesi gereken bu konuda o kadar ısrar ve acele edişinin sebebi ne idi acaba? (Tercüman)

3 DEVLET * 26/MAYIS/1*W * SAYFA : 3 MEHTERLER Bir bir bırakıp göçtüğümüz yerlerden Sesler geliyor, her gece MEHTERLERDEN... Kalbim diyor: «Ey gökyüzü, inmiş olamaz, Haşmetli Fetih Sûresi, minberlerden!» Arif Nihat ASYA devlet'ten millete Anayasayı Korumak Diğer bütün kanunlar gibi, Anayasa da belli şartların sonucudur ve yürürlükte kalması belli bir süre içindir. Şartların değişmesi ile Anayasa'nm yeni duruma aykırı düşen maddeleri de değişebilir ve daima değişmiştir. Nitekim, 27 Mayıs hareketinden sonra, 1924 Anaya sası yürürlükten kaldırılmış, yerini 1961 Anayasası almıştır. Ölümsüz olan, yalnız ve yalnız, millettir, diğer herşey geçicidir. İşte bundan ötürü, medenî bir cemiyet te. Anayasayı değiştirmeme taassubunun hiçbir mânâsı ve değeri yoktur, olamaz. Son günlerde milletçe yaşadığımız buhranın gerçek sahiplerinden biri. aslında vasat bir öğrenimle bilinmesi gereken, böylesine basit mantığın şuuruna varılamaması veya varılmak istenmemesidir. Artık açıkça biliniyor: Bâzı zümreler ve kişiler, siyasî hakların iade edilmesi hakkındaki teklifin kanunlaşmasını istemiyor ve gayelerinin de Anayasa'yı korumak olduğunu söylüyorlar. Öne sürdükleri gerekçeye hangileri inanıyor, hangileri İnanmıyor, elbette bilemeyiz. Amma, şunu gayet iyi biliyoruz : Faydasının ve nasıl bir siyaset oyunundan doğduğunun münakaşası bir tarafa, siyasî hakları iade teklifinin önlenmesi Anayasayı korumak değildir; tam tersine. Anayasa'ya düpedüz aykırı bir davranıştır. Evet, hükmümüze bakınca kimse şaşırmasın ve öfkelenmesin, sahiden öyledir. Çünkü Anayasa'nm korunması demek, her şeyden önce Anayasa ile tanınmış bütün hakların serbestçe kullanılmasını sağlamak demektir. Hareket noktası böylece seçildikten sonra, her çeşit lâf ebeliğinin ve mantık düzenbazlığının dışında kalarak, önce şu sorunun açık ve kesin bir ifade ile cevaplandırılması gerekir: «Yürürlükteki Anayasamız, herhangi bir maddesinin değişmesine imkân veriyor mu, vermiyor mu? «Eğer böyle bir imkân tanınmamış ise mesele yoktur ve «koruyucular» tamamen haklıdırlar. Oysa, yurttaşlık dersinden sınıf geçmiş her vatandaşın bileceği gibi, yürürlükteki Anayasa'mız birinci maddesinin dışında kalan bütün maddelerinin değişmesini mümkün kırnaktadır. Yalnız, diğer kanunların değişmesine kıyasla, şartları çok güçleştirmiştir. Nitekim, Anayasa'daki herhangi bir maddenin değişmesi için milletvekilleri sayısının yarıdan bir fazlası yetmemekte, toplam milletvekillerinden üçte ikisinin yâni 300 kişinin oy vermesi gerekmektedir. Zaten 1961 Anayasa'sını hazırlayanlar değiştirme isteklerini de hesaba katmış ve buna göre hüküm koymuşlardır. Eğer Anayasa'daki bütün maddelerin aynen muhafaza edilmesi düşünülseydi, birinci maddede yapıldığı gibi, değiştirmenin teklif bile edilemiyeceği yazılırdı. Durum böyle akıl, mantık ve sağduyu şunu emreder. Anayasa'y» korumak üzere girişilecek bir direnmenin haklı ve meşru sayılması için : 1 Anayasa'nm yetkili kılmadığı bir kuvvetin, yâni Türkiye Büyük Millet Meclisinin dışında kalan bütün kuvvetlerden herhangi birisinin Anayasa'yı değiştirmeğe kalkışması. 2 Meclislerin, Anayasa'yı değiştirmek için aranan şartları yerine getirmeden, ekseriyet gücüne dayanarak karar vermek istemeleri. Meselâ, en azından 300 milletvekilinin oyu gerekirken, daha düşük bir sayı ile değişiklik yapmaları. 3 Anayasa'nm, Türkiye Devletinin bir Cumhuriyet olduğunu belirten maddesinin değiştirilmek istenmesi. Anayasa'yı korumak için bâzı kuvvetlerin direnişe geçmesi, ancak ve ancak, yukarıda belirtilen şekillerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yoksa, Anayasa ile teminata bağlanmış bir hakkın Meclisler tarafından kullanılmasını engellemek Anayasa'yı korumak değildir, olsa olsa, kelimenin tam mânâsı ile, Anayasa'yı hiçe saymaktır. Diyelim ki bazı kimseler ve zümreler, siyasi haklar tasarısının kanunlaşmasına engel olmak İstemişlerdir. İşte böyle bir durumda Anayasa'ya sahiden bağh çevrelerin derhal harekete geçmesi ve Meclislerin irâdesini engellemeğe yeltenn müdahalenin önlenmesi gerekirdi. Her vatandaş, çeşitli sebepler yüzünden, siyasî hakların iade edilmesini beğenmemek imkânına elbette sahiptir. Fakat isteğinin Anayasa'yı korumak bahanesine sığınarak gerçekleşmesine çalışması, en hafif bir tâbirle, Anayasa'ya kıymaktır. Galiba son yılların modasına uyuyoruz: Demokrasiye bağlılık maskesi altında demokrasi düşmanlığı, milliyetçilik maskesi altında milliyet düşmanlığı yapıldığı gibi, Anayasa'yı korumak maskesi altında Anayasa düşmanlığı yapılıyor. DEVLET m >m«e*"«^:^wrmsnm* f w» -? - n** ****** m» «E^^TISMSSS^^ Haftalık Milliyetçi Sahibi ve Yazı İşleri Müdüri Halil ÖZYILDIZ ^r Teknik Sorumlu Yılmaz YALÇINER Siyasî + Sekreter Şevket B. YAHNİCİ Gazete # Almanya Temsilcisi Niyazi ÖZDEMİR mum^yi^»- : > - w.: :s^mwmimmmmmmmmi İLÂNLAR: Arka kapak renkk; I TL tek renk: 2.000, TL.. İç kapak: TL dır. Diğer şayialar santimi: 40. TL. ABONE: Yıllık 70, TL altı ay^ lık 35. TL. Dış memleketler için ücret iki misli alınır. YAZIŞMA. İLÂN VE ABONE AO RESİ; P.K 284 Bakanlıklar ANKARA TELEFON: I Dizgi' ve baskı: Güneş Matbaacılık T.A.Ş Ankara

4 DEVLET * 26/MAYIS/1969 * SAYFA : 4 r İC OLAYLAR DÜŞÜNCELER* İC OLAYLAR KAMİL TURAN 1 ELİMİZDE OLMAYAN SEBEPLER DOLAYISIY- I I LA SAYIN KÂMİL TURANIN FIKRASINI KOYA- j i MADİK, SAYIN YAZARIMIZDAN VE OKUYUCU I LARIMIZDAN ÖZÜR DİLERİZ. Demokrasinin Başındaki Gölge Geçtiğimiz hafta. siyasi hakların iade edilmesi ve İnönü - Bayar yakınlığı enine boyuna münakaşa edilirken, aslında tahmin edilen, fakat siyaset icabı hatırlanmak istcnmiyen başka bir mesele ile karşılaşıldı. Önce ordu üst kademelerinin ve Genelkurmay Başkanı Tağmaç'- ın, af teklifinin kanunlaşması na razı olmayacakları ve ısrar edildiği taktirde idareye el konacağı kulaktan kulağa fısıldandı. Memleketin havası bulandı, milletin yüreğini yine bir endişe kapladı. Sonra, 18 Mayıs Pazar günkü Hürriyet gazetesinde şöyle bir haber okundu. «Orgeneral Tağmaç, İnönü' ye nakledilmek üzere Kemal Satıra aynen şöyle demiştir: (Ordu, bu kanunun çıkmasını istemiyor. Biz alttan gelen tazyik karşısında kararımızı tesbit ettik. Alttan gelen, şiddetli tazyiki tutamayız. Bu na rağmen, kanun çıkarsa, kesinleşirse, meydana gelecek olaylardan asla sorumluluk duymayacağız ve biz, 1960 dudd gibi, o zamanın Genel kurmay Başkanı Rüştü Erdelhun'un durumuna düzmek istemiyoruz. İsmet Paşa, bu gerçeği bilsin ve eğer, bu kanun buna rağmen çıkarsa, ilk önce bütün yüksek kumanda, sınıf, Genelkurmay Başkanı olarak ben dahil, istifamızı vereceğiz J» Bu haberin gerek veriliş «ekline gerekse manasının doğruluğuna inanmak cidden çok güçtü. Veriliş şekline i- nanmak güçtü. Zira, Tağmaç la Satır'm konuşması elbette olağan bir hadise idi. Fakat, böyle bir konuşmanın sorumsuz bir gazetenin muhabirine aynen verilmiş olması tabii değildi. înönü, Tağmaç ve Satır gib ciddiyetlerine inanılmak istenen kimselerin, memleketin kaderine tesir decek bir konuyu bir gazetenin satışım arttırmak gayretlerine alet edeceği, haklı olarak, düşünülemezdi. Konuşmanın mânâsına inanmak da güçtü. Çünkü bi r kumandanın, alttan gelen tazyiki önleyemediğini söylemesine, Türk ordusunun şerefli tarihinde belki de ilk defa rastlanıyor. Ama sabırsızlıkla beklendiği halde, haber henüz yalanlanmadı. 27 Mayıs Ne İdî? Siyasî hakların iade edilmesi teklifine karşı en sert çıkışı yapanlar, Millî Birlik Komitesinin bir kısım eski üyeleri, şimdiki adları ile Tabiî Senatörlerdi. CHP ve GP mil letvekili olan Millî Birlikçiler de Orhan Kabibay, Muzaffer Karan Ve irfan Solmazer, Millet Meclisindeki oylamada aleyhte oy kullanmışlardı. 27 Maytsçilar arasında, af teklifine müspet oy veren ve siyasî hakların iadesi ile affın asla çelişmeyeceğini öne süren bir tek isim büyük ilgi çekti. İhtilâlin kudretli Albayı ALPARSLAN TÜRKEŞ. Türkeş'in tutumu, hakkındaki fikirlerin gelişmesine ve Adnan Menderes'in aşılmaması için Delhi'den yolladığı mektubun samimiyetine daha fazla inanılmasına yol açtı. Türkeş, 18 Mayıs Pazar günü şu beyanatı verdi. «Türkiyenin siyasî hayatına yön veren kişi ve guruplar davranışlarını İnönü'nün tutumuna göre tayin etmenin şaşkınlığı içindedirler. C.H.P. liderinin mukavemet edeceğini farz ederek Af Spekkülasyonu yapanlar, ken di oyunları altında ezilmektedirler. Siyasî istikametin tayininde akıl, vicdan ve milli menfaat ölçüsü yerine, kişilere pek olmayı tercih eden lerin hüsrandan başka hasıla a!malan beklenemezdi. ri ve cebinliği memleketi her an yeni bir iğ t isa sa sürüklemektedir. Hiçbir kişi ve zümrenin leh ve leyhine yapılmadığı birinci saat'te ilân edilen 27 Mayıs hareketini CHP. liderine peşkeş çekenler, binlerce Har biyeliyi ve yüzlerce Genç Subayı, bir kapris uğuruna feda edenler, yaranmaya çalıştıklan efendilerinin darbesini yemişlerdir. Bugün, bütün siyaset oyuncuları, bütün rey istismarcı- ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR? «Tehlikeli hafta böyle Tarih şuurundan mahrum, milli hedeflerden gafil, istikbal plânından yoksun heyetler, yalnız korktuğuna ram olan büyüklük ve asalet duygularından uzak kişilerin kib- lan, bütün nefret reklâmcıları 27 Mayıs'm ilk tebliğine dönmek zaruretini duymaktadırlar. Bütün bu fikir ve kanaat perişanlığı içinde biz, 9 senelik büyük olaylar karşısında doğru yolda ve milli menfaat istikâmetinde, gidişini asla değiştirmemiş olmanın huzurunu duymaktayız. 27 Mayıs Türk Milletinin huzuruna çıkarken, «Bu hareket hiç kimseye ve hiç bir zümreye karşı değildir.» diye ilân etmiştir. İhtilâlin doğrultusu tayin edilirken, bu çıkış noktası esas alınmalıdır. Olaya sonradan karışmış lurslı ve kindar kimselerin katkıları bu esasa göre değerlenmelidir. CEVDET SUNAY (19 Mayıs'da konuştu. Ortalık karıştı) 19 Mayıs Nutku Cumhurbaşkanının 19 Türk Milleti önünde doğru yolu bir daha ilân ediyoruz: Bütün suçlara şâmil olan âlicenap bir AF çıkarılmalıdır. Bu Affın ölçüsü, korku, pazarlık, menfaat hesabı değil, barış, sevgi ve asalet olmalıdır.» Ma- yıs nutkunu okuyanlar hem büyük bir şaşkınlığa uğradılar, hem de meselenin gittikçe ciddî bir safhaya girdiğini anladılar. Sunay, yürürlükteki anayasanın komnması için yemin etmesine ve Meclislerin tutumu anayasa ile çatışmamasına rağmen, af teklifini benimsemiyordu. Anayasa değişikliğini isabetsiz buluyordu. ismet Paşa, 20 Mayıs akşamı Cumhurbaşkanı'na bir mektup yolladı. Sunay'ın demecini kınıyor, orduda eğer bi r rahatsızlık varsa nutukla daha da arttırıldığını, bir darbe ihtimalinin bulunmadığını öne sürdü. Basına açıklanan mektup şöyle idi: İnönü nün Mektubu Sayın Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak ben, ve partimin yetkili organları, siyasal hakların iadesi için Millet Meclisine verilmiş bulunan 219 imzalı bir Anayasa değişikliği teklifini destekleme karan aldığımızdan beri, gerek zatı devletlerinin, gerek bazı yüksek komutanların uyan ve ısrarlarına muuatap olmaktayız. Bu Anayasa değişikliği ger çekleştiği takdirde, önüne geç'icmiyecek vahim olaylar cereyan edebileceği, bu olayların önlenmesi için, C.H.P-* ııin, Anayasa değişikliğini de* teklemekten vazgeçmesi gerektiği bize telkin edilmektedir. Bu telkinler bize, gerek sayın genel sekreterimizin müteaddit ziyaretleriyle, gerek davet üzerine bazı parti yetkililerimize sayın Genelkurmay Başkanımızın yapuğ» konuşmalarla ve başka temaslarla ulaştırılmıştır. Hiç şüphe etmiyorum ki, bize bihliılcn tehlikeler, sayın Başbakanın ve Hükümetin de bilgisi içindedir. Bö tehlikelerin ana muhalefet partisine bildirilip de Başbakan'a ve Hükümete bildiril memesi tasavvur olunamaz. Nitekim, gerek zatı devletlerinin, gerek sayın Genelkurmay Başkanının konuyu sayın Başbakanla görüştükleri basında da açıklanmıştır. Zatı devletlerinin 19 Mayı* Gençlik Bayramı dolayısiyle yayınlanan demecinizde de, siyasal hakların geri verilmesi için yapılacak bir Anayasa değişikliğini uygun görmediğiniz hususu kamuoyuna duyurulmuştur. Eğer gerçekten ordu, bu konu ile ilgili olarak bir- kaynaşma içinde ise. zatı devletlerinin beyanlarının bu kaynaşmayı artlırmı? olacağım elbette takdir buyurursunuz. Bize resmen ulaştırılan kay IKI ş m a ve tehlike haberleri karşısında ben, bir kaç def» sayın Başbakan'ı kamuoyu ö- nünde vaziyetini açıkça beli* etmeye davet ettim. Bu dile* ğim bir süre cevapsız kaldıktan sonra, nihayet sayın Başbakan dün görüşlerini açıkladılar. Verdikleri demeçte, herhangi bir tehlikeye işaret edilmediği gibi, bu konu ile ilgili olarak silâhlı kuvvetlerimizin siyasal tartışmalar içme çekilmesinin yersizliği ve meselenin Anayasa hüküm leri içinde Cumhuriyet Senatosunu iradesine kalmış olduğu açıkça belirtilmektedir. Şimdiye kadar bize yapılan İsrarlı vazgeçme telkinleri karşısında, aslında partimize ait olmayan, ancak inanarak desteklediğimiz bir tekliften vaz geçilmesi için neden teklif sahib durumundaki iktidar partisine baş vurulmadığını sorduğumuzda, tatmin edici bir cevap alınmamış, teklifin Senato'dan geçirilmesini 8a>

5 DEVLET * 26/MAYIS/1969 * SAYFA : S EKTUPLAR EalİP ERDEM BAŞBAKAN OLSAYDIM WKKtEt i!* **&.-- "A f Başbakan Süleyman Demirel'in yerinde olsaydım, milletvekillerimi ve senatörlerimi, acele ortak bir toplantıya çağırır; şunları söylerdim : Aziz arkadaşlarım, millet çoğunluğunun talihsiz temsilcileri, üzülerek, sıkılarak, biraz da utanarak huzurunuza çıkıyorum. Adalet Partisi Genel Başkanı ve Cumhuriyet Hükümetinin Başbakanı sıfatı ile belki son defa konuşuyorum. Olup bitenlerin hikâyesini kısaca anlatacak düşündüklerimi açıkça ifade edeceğim. Karar elbette yine sizindir. Bazı arkadaşlar, büyük kongremizin ittifakla aldığı bir karara uyarak, siyasi hakların iadesi kanunu için hazırlık yapmağa başladı- Jar. 219 imzalı bir tasarı Genel Merkezimize geldi, teklifi benimsedik. Aykırı bir tavır almamıza zaten imkân yoktu. Çünkü, vatandaşa söz vermiştik; Çünkü, seçimler yakındı. DP iktidarının yaşayan hükümlülerine seçilmek hakkı tanınmasına karşı ihmal edilemez bazı kuvvetlerin, özellikle ordumuzun mensuplarından bir kısmının direnmesi ihtimalini emin olunuz, daima hatırımda tuttum. Amma, biliyorsunuz, mesleğim mühendisliktir; hesabın her türlüsünde gayet ustayım. Meclisteki sayımız belli idi. Güven Partisi ile. Yeni Türkiye Partisinin milletvekilleri bize katılsalar da Anayasamızın şart kıldığı üçte iki bir çoğunluğun sağlanması asla mümkün değildi. İtiraf etmeliyim ki, CHP'nin bizi destekleyeceğini aklımın köşesinden geçirmedim. Af teklifinin kanunlaşmasına imkân bulunamadığı müddetçe, sırf bir tasarının Meclise gelmesi yüzünden, gayet tabii bir siyasi buhran çıkmayacaktı. Buna rağmen partimiz, seçmenlerine yerdiği bir sözün icaplarını yerine getirmiş sayılacaktı. Üstelik, önümüzdeki seçimlerde en tesirli bir propaganda silâhını rahat rahat kullanacaktık. Anayasa değişikliğine gidebilmek için 300'den fazla milletvekiline ihtiyacımız olduğunu anlatacak, oyların bölünmemesini isteyecektik. Hesabımız doğru idi. Fakat, kırk yıl arasam yine de bulamıyacağım bir engelle, İsmet Paşa'nın gerçekten «Tilkice» hazırladığı bir oyunla karşılaştım. İnönü, bildiğiniz gibi, af teklifini şiddetle destekledi. Samimiyetine asla inanmadım, inanmıyorum, inanmayacağım. Heyhat! İnanmamak neye yarar ki! İnönü ve C.H.P. Milletvekilleri Meclis'e geldiler; teklifin kabul edilmesine yetecek kadar oy kullandılar ve gittiler! İsmet Paşanın, sırf hesabımızı bozmak uğruna, partisinin karışmasından ve ordudaki itibarını kaybetmekten bile çekinmeyeceğini nasıl bilebilirdim? İşlerin iyice karışması Meclis'teki oylamadan sonra başlamıştır. Önce ordu üst kademeleri, nihayet Cumhurbaşkanı Sayın Sunay, huzursuzluk belirtilerinin kendilerine ulaştığını haber verdiler ve Anayasa değişikliğinden vazgeçilmesini istediler. Bir kere adım atılmıştı, dönülmesi pek güçtü. Milletin gözü üstümüzde idi. Meeclis'in şerefine gölge düşüremez, Millî İradeye leke süremezdik. Aklımın yettiği ve dilimin döndüğü kadar anlatmağa çalıştım ki; 27 Mayısı yapan Türk Ordusunun Milletimize armağan ettiği 1961 Anayasası, herhangi bir maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından değiştirilmesine, üçte iki çoğunluk sağlandığı takdirde. İmkân vermektedir. Anayasadan doğmuş bir hakkın kullanılmasından rahatsız olmak ve engellemeğe kalkışmak yanlış bir harekettir. Maalesef, isterseniz şartların karışıklığına, isterseniz beceriksizliğime bağlayın' netice şudur ki; İlgilileri ikna edemedim. Şimdi ne yapacaksınız, daha doğrusu ne yapmalısınız? Mümkün görünen tutumları sıralamak ve herbirini değerlendirmek istiyorum. Dlrenseniz ve af teklifini kanunlaştırsanız ne olur? «Mutlaka bir ihtilâl yapılır» demem, diyemem. Belki de hiçbir harekete geçilmeyecek, Meclislerin vereceği karara boyun eğilecektir. Fakat, nisbetinin tesbiti bir tarafa, bir ihtilâl ihtimalinin varlığın* da önemle hatırlatmak zorundayım. caklığından bin kerre üstün tutarım. Küçümseneyim, kötüleneyim, hatta lanetleneyim ne çıkar; yeter ki. vatanımın gül yüzü solmasın, dostları ağlamasın, düşmanları gülmesin. Bence tek bir Türk'ün haksız yere dökülecek kanı. demokrasi adına yazılmış bütün kitaplardan daha değerlidir. Ve elbette öyle bir gün gelecektir ki; «Milletin iradesine, en beğenmediğimiz bir konuda tecelli etse bile, saygılı olmanın fazileti mutlaka öğrenilecektir. Kısaca, arzettiğim sebepler yüzünden, teklifin kanunlaşması için direnmemenizi tavsiye ediyorum. Yalnız, açık ve dürüst olunuz. Bir ihtilâl ihtimalinden çekindiğinizden ötürü böyle davrandığınızı mertçe söyleyiniz. Bir takım şekillerin arkasına gizlenmeyiniz, yeni yeni masallar icadederek Milleti uyutmağa kalkışmayınız. Alabileceğiniz kararlardan bir başkası da Meclis'i feshetmek ve emaneten yürüttüğünüz iktidar arabasını asıl sahibine teslim etmektir. Yüksek bir fazilet örneği gibi görünen ve hassas yürekli vatanperverlerce pek beğenilen bu tutumu da tavsiye etmiyeceğim. İtirazlarınızı bilmiyor değilim. Tamamen haklısınız. Demokrasi zedelenmiş, Anayasa çiğnenmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisine kocaman bir leke sürülmüş olacaktır. Artık, millî hâkimiyetin «Kayıtsız ve şartsız» temsilcileri sayılamayacaksınız. Artık, sandıktan çıkmakla herşeyin halledileceğini söyleyemeyeceksiniz. Millet Meclisinin İradesi üstünde hiçbir kuvvet tanımadığınızı öne süremeyeceksiniz. Çünkü, aslında var olan bir kuvvetin kitap üzerinde yok farzedilmekle ortadan kalkmadığını artık öğrendiniz. Yarın, seçim zamanı, milletin huzuruna, tıpkı benim gibi, utanarak çıkacaksınız. Artık, «oylarınızı bize verin, her istediğinizi yapalım» diyemeyeceksiniz. Deseniz bile, söylediğinize önce kendiniz inanmayacaksınız. Evet, itirazlarınızın hepsi yerindedir. İlk bakışta, «Eksik olsun böyle siyaset» diyerek, Milletin müşfik sinesine dönmek en iyisi gibi geîr. Sırf şahıslarınızın şerefini korumak açısından bakıldığı zaman, en haysiyetli davranış gerçekten budur. Ama unutmayınız ki; asıl sahibine teslim edeceğiniz iktidar emaneti, belki iyi niyetli, fakat hiç şüphesiz sizden daha acemi ellere düşecektir. Çok kısa bir zaman içinde tökezleyip yerini vermek üzere bir başkasını arayacağı, yahut milletçe yıkılacağı da doğrudur. Ne var ki, o çok kısa müddet zarfında, Türkiye'miz çok büyük şeyler kaybedebilir. Hepinizi, fedakârlığa davet ederim. «Kayıtlı ve şartlı» bir hakimiyete razı olunuz. Milletinize, bazı sahalarda belli kuvvetlerden izin istemeğe mecbur kalsanız bile. hizmet etmeğe devam ediniz. Sabretmesini bilirseniz, «kayıtlı ve şartlı» hâkimiyeti «kayıtsız ve şartsızca çevirebilir, millî iradenin gücünü yüz yıllardır özlenen seviye çıkarabilirsiniz. Yeter ki, daha çok çalışın. Milliyetçiliğinizin inkâr edilemez örneklerini bol bol sunun. Milletin dertlerine çâre arayın. Gayretleriniz menfaatlarınızın korunmasına değil, milletimizin refah ve saadetine dönük olsun. Ve en önemlisi. Türk'ün varlık davası dışında kalan meseleler yüzünden bugünkü gibi sonunda uzlaşmak zorunda kalacağınız kuvvetlerle. karşı karşıya gelmeyin. Amma, kim olursa olsun, millî varlığımızı tehlikeye atan bir davada çatışırsanız, işte o vakit asla geri dönmeyin. Bugün iradenizi Önlemek isteyen kimselere güceneceksiniz, yalnız, kat'îyen husumet duymayacaksınız. Çünkü onlar da, nihayet, bu aziz toprakların çocuklarıdır. Hata edebilirler. Sizîn de çok hatalarınız olmuştur. Yüreğinizdeki millet sevgisini, İmkân buldukça, önünüze dikilenlere de açınız. Türk ordusunu, kuvvetinden çekindiğiniz için değil, milliyetçilik böyle emrettiği için seviniz. Onlar da sizi sevmeğe başlayacak ve milî hâkimiyeti temsil hakkında doğan gücünüze şaşmaz bir sevgi göstermeyi öğreneceklerdir. İ M Böylesine ince bir dâvada, ihtimallerin en zayıfına bile dikkat edilmesi lâzımdır. Size karışmam; sadece kendi hesabıma söylüyorum : «Nerede ince ise oradan kopsun, ihtilâlse ihtilâl, ölümden öteye yol yok ya.» demeyeceğim. Allah şahittir ki, bilmem ne adasından da, dar ağacından da korkmuyorum; yalnız, sevgili Türkiye' me zarar gelmesinden korkuyorum. Gerçi demokrasiye bağlıyım, yaşamasını isterim; hürriyetimi de severim. Ancak, Milletimi hepsinden çok severim. Memleketimin selâmetini demokrasinin nimetlerinden, Milletimin istiklâlini hürriyetlerin hazzından ve iktidar koltuğunun sı- Arkadaşlarım, tekrar edeyim ki, karar elbette sizindir. Ben Genel Başkanınız ve Başbakanınız olarak, herşeye rağmen, yarın demokrasi ile kısıtlanmış millî hâkimiyetin devamını faydalı buluyorum. Ancak, bir şartım var: Yarın, vatandaşın huzuruna çıktığınız vakit', gerçekleri sakın değiştirmeyin. Yarım demokrasimizi tam göstermekten kaçının. Millet irâdesinin bütün kuvvetlerden üstün tutulması gerektiğini daima söyleyin ama, halen de böyle olduğunu sakın ağzınızdan kaçırmayın. Aşırı nezaketlerinden ötürü oylarını esirgemeseler bile, korkarım ki üstümüze gülerler! ^MOTJiomm»'- y^-^^ksmt»;»»»***##»*< - $ ~x**w*«www«^w;«*w-vç»mfc?>* x<"" «*#v*» * -gyry»«- ^^^pr^'wm WW^ %WWW&!IM mmmmmm^mmsmmmmmm

6 Bugün, ilim adamı ve okumuş olarak «devlet» tâ birini rastgele gelişi güzel kulanmaktayız. Bu o kadar yaygın bir haldedir ki teker teker örnekler vermek mümkün değildir. Günlük hayatımızın her safhasında bunu müşahade etmek mümkündür. Burada yanlız «Osmanlı Devleti,» Selçuklu Devleti», «Hun Devleti» «Görktürk Devleti»,«Uygur Devleti», «Karahanh Dev leti,... deyip durduğumuzu kaydetmekle yetinelim. «Devlet»i böylece gelişi güzel kullanınca onun sayısı üzerinde de bir birliğin hasıl olamayacağını normal karşılamak gerekir. Talihte kurduğumuz devletlerin sayısı kimimize göre 13 kimimize göre 104'dür Devlet lerimizin sayısı üzerinde bir anlaşma mümkün ola mayınca, şüphesiz, tarihimizin yaşı konusunda da bir birlik olamaz. Bu yaş en kötümserimize göre 1000 vıldır; en iyimserimize göre de yıldan da fazla olup esasen rakamla ifadesi mümkün değildir* Bu konuda acaba ilmî ve milli gerçek nedir? Mil lî kaygılarla yayın hayatına atıldığım gördüğümüz ve Devletimiz kadar uzun ömürler dilediğimiz «DEVLET» in sayfalarında bu hayatî konuyu, Türk tarihçisi olarak kısaca bir defa daha ele almayı kendimiz için vazife saymaktayız (1) Konuyu önce ilmin ışığına tutalım. Her ilmin, her bilgi disiplininin kendine mahsus bir dili bir sözlüğü vardır. Bu bakımıdan «Devlet» tâbiri de muhakkak mevcut ilmin veya bilgi dallarından birinin sözlüğünde yer alması gereken bir tâbirdir, bir kelimedir. Bu ilim veya bilgi dalı hukuk'tur. Hukuk önce âmme hukuku ve hususî hukuk olmak üzere ikiye ayrılır. Amme hu kuku da idare hukuku ceza.hukuku ve devletler hu kuku gibi bir takım kollara ayrılır. İşte «devlet» tâbiri devletler hukukunun temel tâbiridir. Şu halde devlet kelimesini kullanır, bu keli meyi tarihe, husus ile Türk Tarihine tatbik ederken onu devletler hukukunun anladığı ş e k i l d e anla mak tarif ettiği şekilde tarif etmek zorundayız. Böy le hareket edilmediği takdirde ilmî şekilde hareket edilmemiş yâni kelime gelişi güzel kullnılmış olur. Bu nun ehemmiyeti şuradadır ki, bir şeyi herkes kendi key fince gelişigüzel rastgele kullandığı zaman o şey üze rinde birlik olamaz. Birlik olmayınca da fayda yerine zarar doğar, tşte busun devletimizin sayısı üzerinde yası üzerinde bir birlik yoksa bunun tek sebebi «dev let» kelimesini devletler hukukunun anladığı şekilde an lamamakta olmamızdan ileri gelmektedir. Ötedenberi devletler hukuku müellifleri arasın da «devlet» in tarifi konusunda tam bir birlik yoksa da «devlet» i meydana getiren unsurlar arasında bir lige yakın bir çokluk vardır. Aşağı yukarı her müellif çe kabul edilen bu unsurlar şunlardır: 1 Toprak unsuru, 2 Ahali unsuru 3 Hükümet unsuru 4 ts tiklâl unsuru. Bu dört unsurdan birincisini teşkil eden «toprak» unsuru gitgide «vatan»laşmıştır. «Ahali» unsu ru da modern topluluklarda «millet» olmuştur. Demek oluyor ki, bu dört unsurun dördünün de bir arada bu lunduğu yerde «devlet vardır dört unsurdan birinin bir kaçının olmadığı yerde «devlet» ten tam olarak bahset mek mümkün değildir. Şimdi bu ilmî «devlet»i Türk Tarihine tatbik edelim. Fa kat bunun için önce Türk'ün vetonun tarihinin Yaşını tayin ve tesbit etmemiz gerekir. Bilindiği üzere tarih yazı ile yani «yazılı bir belge» ile başlar Bugüne ka dar tesbit edilebilen en eski yazılı belge Sümerler'e (2) ait bulunmaktadır. Şu hale göre insan denilen yaratığın tarihî varlığı en çok altı bin yıllıktır. Fakat bu demek değildir ki, her milletin tarihi altı bin yıllıktır. Bu mil letten millete değişir. Çünkü her millet hakkında el de edilebilen en eski yazılı belgenin eskiliği şüphesiz aynı olamaz. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da bulunan her yazılı belgenin aynı ehemmi yet ve hususiyeti taşımıyacağı keyfiyetidir. Bir yazılı belgenin tarihi bir önem taşıyabilmesi için bu yazılı belgenin teşkilâtlı bir topluluğa ait bulunması ve bu türlü bir topluluğun hayatı bize aksettirmesi şarttır. Yoksa tekrar edelim, her yazılı belge mutlaka tarihî bir önem taşımaz. Bu itibarla Türk'ün varlığı da şüphe siz, tarihî olmak ve olmamak üzere ikiye ayrılır. Türk Tarihi derken bundan anlaşılması gereken şey Türk'ün teşkilâtlı bir topluluk halindeki tarihî varlığıdır. Bu varhğm temeli onun hakkında tesbit olunabilen en eski yazılı belgedir. Bu en eski yazılı belge ise milâttan önce ıı J r r a uzanmaktadır. Yazılı Çin kaynakları ilk defa ise milâttan önce III. asrın sonlarına doğru dur ki Türklerden teşkilâtlı bir topluluk olarak bahset meye başlar. Yoksa Çin kaynaklarında Türkler'den bah seden belgeleri milâttan önce IX ve VIII. asırlara ka dar da çıkarmak mümkündür. Fakat tekrar edelim ki, bu kayıtlar münferit kayıtlar olup bize teşkilâtlı Türk topluluğunu aksettirmemektedir. Bu bakımdan bunla ra dayanarak tarihimizin başlangıcını milâttan önce IX İlmin ve Milli Çıkarlarımızın Işda «MİLLİ «DEVLET» ANLAMIMIZ Devlet hep aynı kalmaktadır. Devle* değişmediği için de bir Hun devleti Bir Hsien-pi, bir Apar bir Göktürk, bir Karahanh. bir Kırgız. Bir Selçuklu ve nihayet bir Osmanlı Devletinden bahsolunamaz. NE OLMALIDIR ve VIII. asırlara kadar çıkarmak ilmî yönden mümkün değildir. Milâttan Önce III asır ise Türk'ün hayatında ilk defa devletini kurduğu asırdır. Hun Sülâlesi eliy le ilk defa devletimiz bu asırda kurulur. Türk bu asır da ilk- defa teşkilâtlı bir topluluk hayatına yâni devlet hayatına kavuşur. Milâttan önce III. asra ait Çin kay nakları çok açık olarak onun bu haytını bize aksettirir. Öyle ise milâttan önceki üçüncü binden (3) yine milât tan önceki asra kadar geçen uzun devir, bize göre Türk ün oluş çağıdır. Bu oluş çağı Türk'ü tarihî çağına hazır 3) Hükümet unsu^nsur «İktidar» unsu rudur. «Hakimiyet» uj* Cidarı bazan bir kişi ele geçirir iktidar ya j?*q* kendisinde münha sır kalır veya ailesine #fpc*\vlf devam edip «ha nedan» veya «sülâle» *j i l i m i z d e k i Kun sü lâlesi. Selçuklu Sülâlf1'1 sü1 âlesi... g,bi Günü ' müzde demokrasi rei'ün, ujen ülkelerde de hükü met etme yani iktidar j u V ı a v c geçici olarak bir partiye veya partil-yl Gerilmiştir Bu parti veya partiler sru bu da; nu *ümet» denilen bir ekip marifetile kullaıu'1 Ur. Cevdet GÖKALP lanmıştır. Bu kısa açıklama bizi iki mühim niteciye mektedir. götür Türk'ün insan olarak varlığı 5000 yıllıktır (Mi lâttan önce III.bin - Milâttan sonra XX. asır.) 2 Türk'ün tarihî şahsiyeti 2300 yıllıktır. (Milât tan önce III. asır Milâttan sonra XX asır.) Şu halde bizim Türk olarak tarihî varlığımız ne 1000 yıllıktır ne 5000 yıllıktır ve ne de yıllıktır, ancak 2300 (2500) yıllıktır. (4) «Türk'ün ve onun tarihinin yaşlarını böylece tesbit ettikten sonra artık kurduğu devletler meselesine geçe biliriz. Yukarda söylediğimiz üzere, bu meselede bizi aydınlığa götürecek tek ölçü ilmi ölçü Devletler Huku kundaki «devlet» in unsurları ölçüsüdür. îşaret etmiş olduğumuz başlıca unsurları Türk Tarihine birer tat bik edelim: 1) Toprak unsuru Türk, beş bin yıllık umumî ve 2500 yıllık tarihî hayatında Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında devamlı bir dalgalanma met ve cezir içinde yaşamıştır. Başka milletlerde olduğu gibi bugüne ka dar olan varlığı yanlız anayurd etrafında cereyan et memiştir. Onun anayurdu Altaylar olmasına rağmen As ya'da Çin, Hind, Orta Asya Sibirya, îran, Arabistan, Anadolu; Avrupa'da hemen hemen kıtanın tamamı Af rika'da bu kıtanın ortası ve kuzey kısımları onun atla rının asırlarca uçtuğu sahalar olmuştur. Fakat bu sa balara dikkatle bakıldığı zaman derhal görülür ki, Türk bunlardan yanlız Orta Asya ve Anadolu'da bütün lüğe yakın çokluk halinde varlığını korumuş öbür saha larda ya erişmiş gitmiş veya azınlıkta kalmıştır. Başka bir deyişle bu sahalardan yanlız Orta Asya ve Anadolu birer «Türkistan» ve «Türkiye» olabilmiştir. Şu halde «Devlet»in Türk Tarihindeki ilk unsuru toprak unsuru Orta Asya ve «Küçük Asya (Anadolu)» dur. 2) Ahali Unsuru Orta Asya'nın «Türkistan», A nadolu'nun «Türkiye» olması demek, bu iki coğrafî bölgeye Türk'ün kendi damgasını vurması buraları mil Üleştirmesi Türkleştirmesi demektir; Türk vatanları haline gelmesi demektir. Bunlar da ancak Türk'ün bu bölgelerde kesif bir şekilde bulunması ile mümkündür. Şu halde biz Türk olarak ahali unsurunu da yanlız Tür kistanda ve Türkiye'de görüyoruz. ortaya çıkmasıdır. Bunda şüphesiz sülâlelerin göster miş oldukları taassup da büyük rol oynamıştır. Her yeni sülâle iktadrda uzun müddet kalabilmek için her şeyi yoktan varettiğini ileri sürmüş, bu fikir ve kanaa ti yerleştirmek için olanca gayretini harcamıştır. Os manoğollarmm yaptığı gibi. Böyle bir görüşün doğru yerinde olabilmesinin ilk ve en mühim şartı her sülâle değişiminde devletin ilk iki unsurunun ahali ve top rak unsurlarının da değişmesidir. Halbuki görülen şey olan şey şudur ki, sülâleler geçit resmin de ahali ve toprak unsurları hep aynı kalmıştır. O hal de değişen yeniden kurulan devlet değil sülâlelerdir. 4) İstiklâl unsuru f'1" gerçekten «devlet» olabilmesi için istiklâl.. ^ı a sahip olması şart tır. Vatanı milleti ve ^y:*? 1 v. e ^ a k a t iradesini serbest olarak, hür olaj1 derniyen, yani müsta kil olmıyan bir topluluk leşkilâtlı bir topluluk yâni «devlet» değildir. Her sülâlevi ayrı bir devlet savmak aynı zaman da farkında olmadan Türk Milleti'ni de küçük düşür mektir. 13 den veya 16 dan baslavarak 100 den fazla devletler kurduğumuzu ileri sürmek il! bakışta bize hos gelebilir; gururumuzu okşavabilir. Ama bu aldatı cıdır. Çünkü tarihte mühim olan, çok devlet kurmak dc îl kurulan devleti kesintisiz ara vermeden yaşatabil mcktir: vani tarihî devamllıktır. Asıi gurur asıl şeref bundadır. Biz bu bakımdan da düııva milletlerinin karsıdına ilim temeline dayanarak şerefle, gururla çıka cak haldeviz. Çünkü tekrar edelim her milletin istis nasız bir tarihi bir vatanı ve bir devleti olduğu halde Türk ırkının iki tarihi iki vatanı ve iki devleti vardır. Bu onun başka milletlerde görülmeyen hayatiyetinin canlılığının yaşama azim ve kudretinin bir neticesi ola rak üç kıtaya vavılmasmın sonucudur. Burada gözönün de bulundurulması gereken önemli bir husus iki devleti mizin birbirini takip etmediği hususdur. İkinci devle timiz birinci devletimizin yıkılması üzerine kurulma mıştır den kısa bir zaman sonra Anadolu toprak lan üzerinde Selçukuo&ulları tarafından ikinci devleti miz kurulduğu zaman Orta Asya'da bilinci devletimiz esasen yaşamakta idi. Ancak son zamanlardadır ki bı rinci devletimizin istiklâl unsuru Çin ve Rus işgalleri ile ortadan kaldırılmış olduğundan devletimizin sayışı bire inmiştir. «Bugü»» Türk Devleti Türkiye Devleti dir Fakat bu yanlız bugün içindir. Türklük ruhu, Türkçü lük şuuru yayıldıkça başta gençliğimiz olmak üzere bu şuur devlet siyasetimizin mihveri oldukça şüphesiz «Bu günülerin «yarın»lara doğru akıp gitmesi mümkün de aildir. Görülüyor ki, T a r ^ J ü r k i s l a n ' d a ve Tür kiye'de tekevvün etmiş^j.^lğun tekavvünü de mek onun devlet olara^f "Jm son haddine çık ması demektir. O halde!jy^rı Verde iki ayrı dev Jet kurmuştur. Bunlar"^ 1 'ta Asya'da öbürü de Türkiye'de kurulmuvtu^^da kurulan devletin bizce en uygun adı Oftjt k pevleti'dir Türkiye de kurulan devletimiz%j?e*i tabiî olarak Tür kiye Devleti'dir (5). B i ^ } i z M.ö yıllarında Kun Sülâlesi ^ / m u ş t u r. Milâttan sonra 221 yıllarında yık,puialeyi Moğol ırkından Hsien-pi ve Juan - î u ^ y S ^ k f i t a kip etmiştir. 552 vıhnda Göktürk ak t^!v 5 ;»umin'ın idaresin de Moğola Aparlan i âkt *on-j a ş t ı r m a k suretiyle devlet idaresindeki h 5a L ı Türkler'e geç mistir. 745 yılına kadar' Kalan Buminoğulları m ı ş u r. /<o vıuna Kciu**-, *». -«*ı u u ı ı ı u ı ^ u n u n ortak hareketi hareketi bu vılda Dokuz Oğuz, % L?KlSmı l1süre ortak Basmıl ik iktidardan u z a k l a ş t ı ı ^1 L sa süre Basmıl ik tidarından sonra hâkiı*!, * " Oğuzlar'dan Uygur lar Göktürk İ m p a r a t o P j ^ a m ı n a hâkim ola mamışlar. Orta Asya'da Ygurlar, Kırgızlar, ve Karulklar ( K a r a h a n l ı l ^ ^ a l a n m î ş î ı r. XII. asrın sonlarına kadar s U E ^ XIII asrın başla rmda Çingiz'in ortaya gjj V e son zamanlara ka dar iktidarın Çingizogt* 1 ^ toplanmasına sebep olmuştur. İkinci d e v l e t l i l e r i ise Selçukoğulları eliyle 1071 Malazg^V Muharebesinde atıl mıştır. İktidar XIII. a S l ^ n a veya XIV asrın başlarına kadar Selçuk İT r ^ b u tarihlerden XX asrın başlarına kadar ^JL*? 2 ) Osmaııoğulların da kalmış ve 2 Kasım *5 U e n itibaren de iktı dar hukuken millete ge^ Ih Şu halde gerek O r t ^ I e t i n d e gerek Türki ye Devletinde zamanın *% *. değişen yanlız ıktı darlardır, hükümetlerdik* üçüncü unsurunu teşkil eden hükümet «^ K r e l î n d e e l d e g i ş U rip durmuştur. Bizi yaflv^dur. Biz sanıyoruz ki her iktidar değişimimi 1 * sülâlenin yıkılıp baş ka bir sülâlenin siyasî ^ l ele alışında bir dev let yıkılmış ve yerine f. devlet kurulmuştur. Bunun tabiî neticesi sö' "^ca devlet sayısının Görülüyor ki, bugün Türkivemiz'deki yaygın milli «devlet» anlayışının ilmin ve millî çıkarlarımızın ışığm da elle tutulacak yanı yoktur. Hukuk ilmi (şüphesiz sosyoloji ilmi de) ve millî çıkarlarımız milli devlet an İayışımızı ORTA ASYA DEVLETÎ ve TÜRKİYE DEVLE Tl olarak sınırlandırmamızı buyurmaktadır. Bu buyru ğa uymayanın ilmî bir vazife olduğuna yürekten inan maktayız. (1) Tarihimizin bu temel meselesi için ayrıca şu yazılarımıza bakınız: Devlet» tabiri ve bu tâbirin Türk Tarihine Tatbiki Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakülte si Araştırma Dergisi nol (yayınlanmak üzere). Türk Tarihte Kaç Devlet Kurmuştur? Aylık ÜN ASYA» Dergi si sayı: 35 (Temmuz 1968) s. 5,6, (2) Bir zamanlar Sümerler Türk olarak kabul edil mekte idi. Bugün ilim çevrelerimizde bu türlü görüşe rastlamıyoruz. (3) İslâmlıktan önce Orta Asya Türk Tarihinin Türkiye'mizdeki tek uzmanı Prof Dr. Bahaeddın OGEL e göre ilk Türk tipi Altaylılar'da milâttan önce üçün cü bine ait bulunmaktadır. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için O'nun 1962 yılında Türk Tarih Kurumu yayınları arasında çıkmış şu pek önemli eserine bakınız îsîamiyettea önce ORTA ASYA TÜRK KULTUR TA RİHİ. (4) 200 yıl bir ihtiyat payî da eklemek suretiyle Türk Tarihini 2500 yıl olarak tesbit etmekte biz ilmî bir mahzur görmüyoruz. (5) İkinci devletimizin «Türkiye Devleti» olduğu nu bizde ilk defa ileri süren rahmetli Dr. Rıza Nur ol muştur. Gerek Milli Mücadele yıllarında Meclis kürsü sünden, gerek Milli Mücadelenin bitiminden sonra he men yayınladığı 12 ciltlik Resimli Türk Tarihi (Cilt :3 s.5-15) nde bu husus ilk defa onun tarafından ileri sürülmüştür ve kabul ettirilmiştir. İKTİSADİ KALKINMADA ÜEVLET VE FONKSİYONLARI Dr. İlhan YÜCEL Devlet, eğer siyasî yargının dı şında fonksiyonel bir iktisadı yargı ge tirecek sevyeye erişmişse onun artık bir refah ekonomisinde kalkınma fak törlerinin en müessin olduğuna şüp he kalmıvacaktır. Netekim İngiltere de Edvvard III ten sonra gelen Kralların daha entellüktüel davranışları «Büyük İngiliz sa nayi»inin gelişmesinde en büyük teş vik sebepleri olmuştur Devlet hemekadar iktisadî kalkın manın bütün safhalarında yapıcı yol gösterici ve teşvik edici vazifeler ila etmekle beraber geneli olarak çalışma sahaları aşağıdaki mevzularda guruplandırılabilinir; Devlet hizmetlerinin görülmesi Halkın iktisadi tutumunun ta yini İktisadi sektör ve müesselerin tanzimi Tabii kaynakların değerlendiril mesi Milli gelirin dağılımı Para, kredi fiyat ve kongünktü rün kontrolü Yatırımların zaman ve iktisadi cilik yönünden önceliklerinin tayini Biz bunlardan sadece bazı nokta lara ehemmiyetlerine binaen, değin mekle iktifa edeceğiz. Devlet halkın iktisadi tutumunun forme edilmesinde müessir olabilir; Devlet halkın tasarrufa veya istihlaka olan meyline tesir edebilir. Halkın yeni teknolojiyi adepte etmesine destek olabilir. Müteşebbislerin millî ekono miye yönelmelerini teşvik edebilir. «Fert başına prodüktiviteyim arttırabilir. İktisadî sektör ve müesselerin ta yini: Burada devlet şunu yapabilir: Devlet teşvik edeceği müesselerin büvük teşebbüsler mi, küçük teşebbüs lermi, koopieratif işletmelerimi mono pollermi> özel sektörmü, devlet s'ektö rümü olması icap ettiğini tayin etmeli dir. Tabiî kaynakların değerlendirilme sinde devlet gelecek nesillere karşı mo rai vazifesini de göz önüne almalıdır. Bu günkü neslin menfaatleri için bü tün tabii kaynaklar gayri iktisadî kul lanılıp tüketilirse gelecek nesillerin haklı itirazlarının sorumlusu şüphe siz devlet olacaktır. Devlet yine yatırımların öncelik durumunun tesbitinde müessndir: Devlet çoğaltıcı ve hızlandırıcı effek.leri yüksek vatınmlara öncelik ver melidir. Bu nedenle eğitim, sanayi ve enfrastrüktür. Yatırımları en ön sıra yı işgal etmelidir. Eğitimde horizontal (ufki) siste min çağaltan tesiri vertikal (dikey) sisteminkinden daha yüksektir. Başka bir ifade ile orta dereceli eğitimin art tııılması herkese en azından orta dere ceii bir tanvl taıkâ&ı *e:\an edilmesi ve bilhassa sanayinin ihtivacı olan ka lifive elemanların eğitilmesi şüphesiz sadece bir kaç kişinin yüksek dereceli tahsil imkânı temin etme durumun dan daha müessirdir. Yukarda savdığımız iktisadî fonk siyonlarıyla devlet az gelişmiş veya ge lişmekte olan bir iktisadi bünyeye da ha fazla etki icra edebilir. Zira geliş mekte olan bir memlekette siyasi ye iktisadi istikametler olgun değildir, perspektif bir geleceği tayin etmek cok zordur. Bunun yanında gelişmiş millet rn*v»mı 10 ncu Şayiada)

7 VLET * 26/MAYIS/1969 * SAYFA: 8 Tanktı Demokrasi Demokrasinin her türlüsünü gördük amma böylesini görmedik.. Koskoca bir iktidar, koskoca bir A. Partisi, sözde millî irâdenin temsiliclerl Ankara sokaklarında üç beş tank görünce, Afrikalı vahşiler gibi dağılıverdiler. A.P. D.P. nedir? Nereye dayanıyor? A.P. D.P. devamıdır.. fjj A. Partisini iktidara getirenler D. Partinin kabalığıdır A. P. seçimlerde D. Partinin türküsünü çağıra çağıra iktidara gelmiştir. Yassıadada çile çekenlerin, sehpaya kadar gidenlerin felâketlerini seçim nutku haline getirerek iktidara gelmiştir. Bunu bilmeyen var mı? Sizi gidi miras yediler sizi.. Ben de A.P.'nin içinden geliyorum.. Bu işleri çok iyi biliyorum. Meclise girince ilk işimiz Yassıada'da mahkûm edilenlerin mahkûmiyetini kaldırmaktı. Siyasî hak larını iade etmekti. Aradan aylar geçti... Süleyman bey halkın arzusunu yerine getirmedi «Karşımda İnönü var» diyordu İnönü.. ÖCÜ.. Bu sefer İnönü «haydin» dedi «düşün ardıma bu işte ben varım!» Celâl Bayar'la konuştu., anlaştı. Bu anlaşmadan rahatsız olan sol çevreler, İnönü' nün sosyal oğlancıkları kıyameti kopardılar.. Ordu kıpırdamaya başladı. Cumhurbaşkanı selâmı sabahı kesti. Bu 85 lik ihtiyar hepsine meydan okudu.. «Demokrasi şartlara bağlanamaz!» diyordu İnönü ilk defadır ki etrafındaki sun'î, halk düşmanı aydınlar çenberini yararak halka yaklaşıyordu.. İnönü - Bayar yakınlaşmasını bizim sağ duyudan mahrum sözde sağcı gazeteler de feryat figanla karşıladılar. Bunlar öylesine sığ görüşlü adamlardır ki.. Komünistleri çileden çıkaran her hareket, her yakınlaşma bizim makbulumuzdur.. Bunu anlamadılar, anlamıyorlar. İşçi Partisi ile işbirliği yapan Başıbölük Osman'a rağmen, kanun, ezici bir ekseriyetle Meclisten çıktı. İş Senatoya kalmıştı. Demirel su koyverdi. Eski Su İsleri Genel Müdürü Başbakan Süleyman Demirel su koyverdi. Senatoda sudan bahanelerle iş bu kanunu rafa kaldırdı.. Senatonun o gün görülecek hali vardı.. A.P. Senatörlerinden biri B. M. Meclisinden geçmiş olan bu kanunun Komisyona iadesi için bir önerge verdi. Başkan : Önergeyi kabul edenler ayağa kalksınlar!.. De yince. bir subayın emrinde yat-kalk talimi vanan erat gibi hepsi birden ayağa kalktılar... 1 Hayret, dehşet, nefret!.. Bütün seyircilerde hâkim olan duygu bu idi. A. Partisi senatörleri aslını inkâr ediyor, bindiği dalı kesiyordu. Ben de dayanamadım söylenmeye başladım. Sizin gibi senatör olacağıma, pamuk tarlasında bir traktör olmak daha iyidir, daha faydalıdır. A. Partililer seçmenlerin kulağına bize üçte iki rey sağlarsanız temelli senatörleri kökünden söküp atacağız. Anayasayı değiştireceğiz, demekteler.. Bu hadise de isbat etti ki, onlar analarını değiştirirler de Anayasayı deriştirmezler... I Nerede onlarda bu cesaret? Meclisimizden geçmiş olan bu kanunu. Demirel ge rf almakla millî irade ile de. Meclisimizle de oynam ıs. hepimizin haysiyetini rencide etmiştir. Mebuslarına tankları göstererek, kendi korkaklığını A.P. Grubuna da sirayet ettirmiş, böylece A.P.'nin batışını grubuna kendi elleriyle hazırlatmıştır. «Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir» Bu demokrasinin alın yazısıdır.. Bu Meclisimizin alnında yazılıdır, amma Türkiye'de demokrasi kayıtsız, şartsız topların tankların ve bunların emrinde olan toparlak Süleyman'ındır... O. Yüksel SERDENGECTİ İÇ OLAYLAR DMCELER-İC OLAYLAR leme sorumluluğu, çok haksız olarak CHP sine yüklenmek istenmiştir. Yalnız bizim üzerimizde baskı yapılarak ve bizim vazifemizden imtina etmemiz sağlanarak bu Anayasa değişikliğinin önlenmesi ve Baş bakana, iktidar partisine hiç bir toz kondurulmayarak, CHP suçlu veya vazifesini bilmez gib gösterilmek suretiyle işin içinden çıkılması gibi bir müşterek arzuya hedef olduğumuzu görmekle müteessirim. iktidarda bulunan Adalet Partisinin, bu meseleyi uzun süredir nasıl bir istismar konusu yaptığı, bu istismarın, memleketimizde 27 Mayıs Devrimine karşı bazı çevrelerce beslenen olumsuz duyguları sürekli olarak tahrik ettiği, hattâ Anayasa düşman lığına yoj açtığı bilinmekledir. Adalet Partisi, önümüzdeki seçimlerde de, siyasal haklar meselesini sonuca bağ lamak için, milletten kendisine üçte iki çoğunluk istemeyi tasarladığını, böyle bir çoğun hık elde ederse, Anayasalım teme] müessese ve hükümlerini de değiştirme niyetini saklanıamakladır. Anayasa düzenine ve 27 Mayıs Devrimine yönelen asıl tehlike, İktidardaki partinin bu niyetlerinin gerçekleşmesi vey a gerçekleşemiyecek olsa bile. böyle niyetler etrafında bir kamu oyu yaratılmasıdır. Zatı devletlerinin ve yüksek komutanların 27 Mayıs Devrimine ve Anayasa düzenine hiçbir zarar getirmesi söz konusu olmayan bir Anayasa değişikliğine karşı vaziyet alıp da. 27 Mayıs Devrimi ve Anayasa düzeni içi n son derece tahripkâr olabilecek siyasa] istismarlara elverişli bir ortamı devam ettirmek SMET İNÖNÜ (Bir pempelik var bu uykuda) istediklerini, bu sonucu doğu racağı muhakkak olan bir tutumu benimsediklerini tasavvur etmek bile benim için. imkânsız denebilecek kadar güçtür. Böyle bir tutumun, 27 Mayıs Devrimine ve Anayasa dü zenine yürekten bağlı Silâhlı Kuvvetlerimizin gerçek eğilimlerini yansıttığı da elbette düşünülemez. Onun İçin, bize yöneltilen ısrarlı telkinlerin gerçek nedenlerini anlayıp değerlendiremediğimizi belirtmeme müsaadelerinizi dilerim. Eğer, bize ulaştırılan haber ve telkinlerdeki tehlikeler ger çekleşir ise, bunun sorumlusu en başta, teklif sahihi bulunan iktidar partisinin Genel Başkam durumundaki Sayın Başbakan olacaktır. Bu konuda, zatı devletlerinin Sayin Başbakanı ve başta Sayın Genelkurmay Başka m olmak üzere bazı yüksek komutanların görüş ve İfadeleri arasındaki çelişmeler, ka mu oyunda vuzuhsuzluk ve huzrsuzluk yaratacak varmıştır. ölçüye Bu vuzuhsuzluk karşısında, CHP, Cumhuriyet Senatosu görüşmelerinde ve oylamasın da da kendi tutumunda haklı olarak ısrar edecektir. Va r ise, tehlikeleri en a/, bizim kadar bilmesi gereken Sayın Başbakan, resmî açıklamalarında bugüne kadar en küçük bir endişe belirtmemiş son demeci ile de, Cumhuriyet Senatosunu bugünlerde belirecek İradesine saygılı olduğunu, herkesin de bu say gıyı göstermesi gerektiğini i- fade etmiştir Aynı saygıyı ana muhalefet partisini de göstermesi pek tabidir. Kaldı ki, Türk Ordusunun demokrasiye bağlılığını ve meşruluk sınırları içinde kalmaya geleneksel dikkatini çok yakından biten bir kimse olarak. Ordumuzun, Anayasa bütünlüğünü asla zedelemeyen bir Anayasa değişikliğini bahane edip, Anayasayı tümü ile reddeden bir davranış içine girmesine asla ihtimal ver mediğimi de bu vesile ile belirtmek isterim. Derin saygılarımı sunarım. İsmet İnönü CHP Genel Başkanı Takke Düşüyor Cumhuriyet Senatosunun 20 Mayıs'taki toplantısında al teklifi görüşülmedi. AP. İllerin isteği ile 24 saat ertelendi. Aynı günün akşamı vaziyet anlaşılmış, takke düşmüş, kel görünmüştü. Milletvekilleri ve senatörlerde saklanmaz bir endişe vardı. Nitekim, 27 Mayıs Çarşamba günü yapılan AP. senato grubunun top lantısında konuşan Başbakan Süleyman Demirel, af teklifinin komisyona iadesini isledi ve seçimlerden sonra ele alınmasını tavsiye etti. Başbakan, açık ifadeden kaçındı. Kendisine hiç bir muhtıra verilmediğini, ordunun mutlaka bir ihtilâl yapmak niyetinde olmadığım anlattı. Ama tavsiyesinin gerçek kaynağını yine de kimse anhyamadı. Konuşmasının bazı yerleri şöyledir: «Bir taraftan siyasî itibar* lan zedelenmiş olan kimselerin itibarları iade edilirken, bu kişilerm incitilmemesine dikkat edilmesi, diğer taraftan da muayyen çevrelerin İade edilen siyasî haklar münasebetiyle bir hassasiyetin ve güvensizliğin içerisine girmemesine itina edilmesidir. Bu sebeple Mecliste ilk defa olarak yazılı olarak konuş tum. Zira bu mesele çok itina edilmesi gereken bir husus idi. 14 Mayıs Çarşamba günü akşamından itibaren ba El huzursuzluk haberleri gelmeğe başlamıştır. Ertesi gün dj bu husus teyiden ortaya çıkmıştır. Şu hususu açıkça ifade etmek isterim: Hükümete bir muhtıra verilmemiştir. Şöyle yapınız ve ya böyle yapınız denmemiş» tir. Biz bazı sıkıntılar içindeyi/, bunu biliniz demiştir. Huzursuzluklar merciine söylenir. Bu huzursuzluğun 1- zalesi için bir çare bulamadıklarını, parlâmentonun itibarının zedelenmeden bir çare bulunması m ifade e'mislerdir. Bunu hükümete söylemeyip de kime söyliyeceklerd'r- Başka ne yapacaklardır? İnönü bunu bildiği halde Başbakan söylesin diyor. Bugür* kad-jh* huturunuza hep başarı ile geldik. Birçok zor ve güç hadiseler oldu. Bütün bunlarm içerisinden selâmetle çıktık. Daima bayrak elde kaldı. Parlâmento itibarını muhafaza etti. Bu hadisenin yaşama organı ile hiçbir alâkası yoktur. Bir kişi çıkmış ordu ile parlâmentoyu karşı karşıya getirmiş ve bir 27 Mayıs olmuştur. Ben yedi günden beri buhranı çözmeğe çalışıyorum. Buna bir çıkış yolu bulmağa gayret sarfediyorum. Silâhlı Kuvvetler diyor ki, be n politika içerisine girmek istemiyorum ve 52»ydır politika içine girmedim.

8 DEVLET * 26/MAYIS/1969 * SAYFA : 9 İC OLAYLAR DÜŞÜNCELER İÇ OLAYLAR DÜŞÜNCELER* İÇ OLAYLAR Ama bir sıkıntım var. Buna bir çare bulunuz, diyor, haber veriyor. Şayet bir ihtilâl niyeti veya iktidar iştahı olsa bunu bahane eder haber vermez, kanun çıkar, gelir el koyar. Bunu böyle yapmamıştır. Merciine gelip, yani bana gel'-p sıkıntısını söylemiştir. Bunun dışında daha ne yapabilirdi? Siyasî hakların iadesini çıkarmak vazifemiz de, orduyu rencide ettirmemek vazifemiz değil mi? Bu da vazifem'zdir.» «Hâdise insancıl hislerden doğmuyor. Tarihe kötü geçmemekten de gelmiyor. CHP içindeki sol takım geldi, rey verdi. CHP Genel Başkam on lara bir parmak bal verdi. Bırakınız siz bu işi bana, bu çoban matına g'der dedi. AP'»in elinden sloganını alacağım. AP DP meselesini ortaya atacağım. Onları birbirleri ile vurduracağım. Hadise bu. Biz bunun endişesi içinde değiliz. Bir şerefli insanlarız. AP vesayet altında bir parti değildir. AP kendi kaderini kendi istikametini kendisi ta y?n edecektir. Ben AP Genel Başkam ve Başbakan isem he r şeyi memleketin menfaati istikametinde mütalâa ettim ve mütalâa edeceğim. Sadece milletime ve memleketime bizmet için yola çıktım. Siya «î hayat, sonunda mükâfat bekled'ğimiz bir hayat değildir. Bunu bilerek bu hayata girdik. Buhranlar, nutuk çekmek, beyanatlar vermek suretiyle çözümlenemez. Kanun çıkarmakla bir ihtilâlin tasfiye e- dildiği ne zaman görülmüştür. E n iyi tedavi şekli zaman dır. Kanun çıkarmak kadar memleketi huzur içinde de tutmak da aslî vazifemizdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın beyanları ile yeni bir faktör ortaya çıkmıştı. Size teklif edeceğim husus, şerefli bîr hal şeklidir. Bunun üzerinde vicdanlarınızla başbaşa kalarak her türlü tesirden uzak BAŞBAKAN (Baş olmak kolay takaaat!..) karar vermenizi istiyorum. Vereceğiniz her kararı saygı ile karşüıyoum. Memleke- tin nuzur içime oıması parlâmentonun devam etmesi AP'nin iktidar olmasından da ha mühimdir. Geliniz milletimizin, halkımızın yüzünü gül dürmeğe devam edelim. Bu vazifeyi yapacağım. Teklifim şudur: Sayın Cum hurbaşkammızin ortaya koymuş olduğu yeni faktör ve diğe r değiştirme tekliflerini tetkik etmek üzere kanun teklifini komisyona havale edelim, seç'mlere gidelim, vatandaşa hadiseyi bütün açıklığı ile anlatalım. Yeni gelecek meclis meseleyi ele almak im kânını bulur. Bu suretle hem Millet Meclisinin vermiş olduğu oylar boşa gitmez, hem Senatomuz zedelenmez. Hem de seçimlerde vatandaşlarımızın hakemliği ile ortaya çıkan duruma göre, mesele bir neticeye ulaşır.» Bir Oyun Böyle Bitti 21 Mayıs günü Cumhuriyet Senatosu toplandı. Nasıl bir sonuç alınacağı önceden belliydi. Sâdece münasip bir şekil aranıyordu. Nihayet bulundu. AP- li senatörler, 83 oyla kanun tasarısının komisyon'a iadesi sağlandı. Meclisin haysiyeti v.s. v.s.! Masal anlatmanı sırası değil. Fukara millet, bir reyi vardı, onun da canına okudular. Suç, ordunun değil, siyaset oyuncularınındır. Böyle biline. MHPnînSesL Af teklifinin uyutulmasına karşı en cesur çıkışlar, Milliyetçi Hareket Partisi'nden geldi. Nitekim, Genel Başkan ALPARSLAN TÜRKEŞ'in 20 ve 21 Mayıs tarihli demeçlerinde şöyle deniyordu: «Bu günün e n önemli meselesi olarak görülen bazı vatandaşların siyasi haklarının iade olayı, bir kısım çevrelerin iddia ettiği gibi 27 Mayıs'a tevcih edilmiş bir darbe olamaz. Bu affın 27 Mayıs'la ilgisini tesbit için 27 Mayıs hareketinin manası açıkça orta ya konmalıdır. Hareket sorumlu ve yetkililerinden biri ve asıl gayesinin şaşmayan bir takipçisi olarak bu vazifenin bize düştüğüne inanıyoruz. 27 Mayıs bir sayılı tebliği ile ortaya çıktı. Ordu adına yapılan resmî ve fiili senet budur ve millet bu garantilere inanarak hareketi kabul etmiştir. Tebliğin özü şunlardır: A) Hareket hiçbir kişi ve zümreye karşı yapılmamıştır. B) Hareket bi r blok ve cep he değişikliği için yapılmamıştır. _^. to *,,!,,., )f'l \,f iimv.ni.iiii g«jcs»i ilimci arasındaki anlaşmazlığı gider mek, kardeş kavgasını önlemek milli imkânlarla bir sdc let merkezi yaparak milli hedefleri ele geçirmektir. Bunun dışında yapılan her yorum <hş etkenlerin art niyetlerinden ibarettir. Bu beyan 27 Mayıs'ın hüccetidir, ve sonradan yapılan her şey bu beyanat uygunluğu nispetinde 27 Mayıs'a uygun sayılabilir. Zaman içinde bir kısım ihtilâlciler ban tesirlerle bu esasların dışına çıktı, ve hareketin gayesin unutarak muayyen kimseleri cezalandırmak gibi manasız bir yola girdiler. İhtilâllerde tedipler, tasfiyeler, tecziyeler ana gayenin elde edilmesine mani olanları defetmek için başvurulan (elim zaruretlerdir). Ana gayeyi unutmak İslahat yollarını terketmek ve yalıuz bi r kısım kimseleri cezalı tut maya savaşmak, siyasi, içtimai, iktisadi, küliürei reform lan bir tarafa atıp kiklerle uğraşmak; asıl tahrip budur. Bu ih'ilâli küçültmektir. Yurt dışında da mücadelemiz ana gayeyi gözden kaçırmamak olmuştur. İhtilâlin reformist hedeflerini bırakıp idam. hapis, kısıtlama yoluna sapan 13 Kasım Komitesin] bu istikamet ten çevirip İslahat yoluna ge t irmek içl n celi t edilmiştir. Ne yazık ki o uyarmalarda hırs ve heyecan dalgalarında boğuldu. Yurda döndüğümüz gün verdiğimiz beyanat da şahsi kavgalar hercümeremdeki ce miyete ve 27 Mayıscılara asıl gayeyi hatırlatmak içindi. O gün şöyle söylemiştik: 27 Mayıs tehlikeye düşüıü le n milli birliği korumak kar deş kavgasına meydan vermemek tek bir kimsenin burnunu kanatmamak memleketin savunma gücünü en yüksek seviyeye çıkarmak, topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak kısacası Türk Rönesansmı yaratmak için yapılmıştı. 4 yıldır devam eden Partili mücadelemiz de ayni asil gayeye yönelmiştir. Bu gün siyasî kısıtlamala rın kalkması 27 Mayıs'ın gayesini engelleyen bir hareket olamaz bilâkis hedeflere varmayı kolaylaştıran bir barış ve anlaşma hareketidir. Biz 27 Mayıs'ın çıkış noktasına sadık kalarak aslj hedefleri doğrultusunda yürümeye devam edeceğiz. AYŞE KURUCUSU H. Nusret ZORLUTUNA AYLIK DERGİ Reşit Galip Cd. No: 90 ANKARA SENATO (Binası pek muhteşem!..) Türk milletine vaadediyo ruz ki onun nizamlan ve hedefleri uğrunda ölmeye hazı rız Adalet Partisi kurulduğundan bu yana eski DP. İllerin haklarım dava etmeyi politikasını temel manevrası yapmıştır. Bu güne kadar her iyiliği yapmağa amade olduğunu an cak muhalefetten engellere maruz kaldığım propoganda ederek vatandaşın hissiyatını istismar etmiştir. Aylardan beri reklâm ettiği ve muhalif partilerin karşı koymasını umarak 219 imza topladığı siyasi haklan iade kanunu Meclisten geçmişken Senato da M.H.P. ve C.H.P. ninde katılmasiyle kanunlaşa cağı anlaşılınca korku, tereddüt ve dehşet nöbetlerine kapılarak A.P. Başvekili tarafından geri alınmıştır. Bu hareket yalnız A.P. Başvekilini değil iki Meclisi hadi hale düşürmüştür. Milletin verdiği reyleri,n yüreğinde iman, damannda kan, ruhunda cesaret bulunmayan khnseler elinde sefil ve perişan olduğuna bir delildir- Hü kümet Başkam kendi zaafını gurubuna sirayet ettirmiş nef sine ağır gelmiyen bir zilleti Büyük Meclise de bulaştırmış tır. _ Uıtiversitedt Kavga Bu hareket bir başka yönden de dikkat çekicidir. A.P. nin Başbakanı bu davranışı ile Cumhurbaşkanı, Ordu Erkânı. Siyasi Partiler ve bütün Anayasa kurullariyle irtibatsız olduğunu Devlet Kurullarının he r birinin kendi başına ve kendi adına hareket ettiğini de ortaya koymuştur. Artık Türkiye'de bir Hükümet olduğundan bahsedilemez. Geçtiğimiz hafta içinde An kara Üniversitesinde komünist militanlar şeflerinin emrine uygun olarak 27 Mayıs'a hava hazırlama istikâmetinde bir adım daha altılar. Son siyasî hadiseleri bahane ederek memlekette anarşi havası yaratmak içi n her türlü yola başvuran solcular, üniversitede bulunan milliyetçi genç terin panolarım parçalamak, yazılarını yırtmak suretiyle kavga çıkartmak işlemişlerdir. Uzun zaman bu tahriklere kapılmayan milliyetçi genç lere önceden hazırladıkları mololof kokteylleri, çivili so Derslerden Ne Haber palar ve çeşitli yaralayıcı ar letlerle saldırmışlar, yirmi tuz solcu bir olup birkaç milliyetçi genci yaralamışlardır. Bunun üzerine milliyetçi gençler meşru haklarını kullanarak mukabele etmişler, komünistlere çoktandır hak ettikleri cevabı vermişlerdir, önce Ziraat Fakültesinde derslerini ala n komünist, militanlar daha sonra Fen Fakültesinde yığmak yapmışlar, fakat, Fen Fakül'esinde bul» nan milliyetçi gençlerin uya* Dik bulunmalan komünistleri burada da hareketsiz bırakmış, dövülen solcular imdaat, inıdaat feryatları arasında çil yavrusu gib da&ılmışlardır. * Her yıl im ananların yaklaştığı zaman üniversitede hadise çıkar solcu militanlar hocaları ve idareleri baskı altında bulundurarak kolay sınıf geçmek yollarını aramaktadırlar. Bu yıl da dersleri iyi olmayan solcular son ha diseleri de bahane ederek Türk milletinin sırtında asalak olarak yaşamaya devam etmektedirler Millete verdikleri zarar yetmivormuş gibi vatansever gençlerin çalışmalarına da engel olmaktadırlar. Her türlü düşünce ve davranışla n ile zararlı olan bu anarşistlere Türk milletinin ne kadar daha tahammül gös tcreceöi bilinmemektedir Yıl 23 Mayıs 104u OENDANE- KAN Zaferinin 929 ncu yıl dö nümü MHP. Genel Merkezinin hazırladığı parlak bir törenle kutlanmıştır Türklerin Anadolu'ya yerleşmelerinin ilk adımı olan büyük zafer münasebetiyle Başkent'te Adana'dan gelen Mehter Takımı başta olmak üzere civar il ve ilçelerden ffe len binlerce MHP'li muhteşem bir vürüvüş yapmışlar dır. Bu vürüste en çok dik kati çeken taraf Mehterle bir likte tam bir disiplinle yürüyen Partililer ve komando deni len Gençlik Kollanna mensup Bozkurtlar olmuşlardır. Genel Başkan Savın ALP ARSLAN TURKES'in de katıl dığı yürüvüşe Ankaralılar büyük ilgi göstermişler ve sık sık tezahürat yapmışlardır. Aynı nece Bulvar Palas salonlarında davetlilere bir ve> mek verilmiş millî ekipler çe şitli bölgelerin oyunlarını tak dim etmişler.mehter marşları dinlenmiş, belki de Siyasi Partilerin vemeklcı inde ilk defa olarak cazsız bir millî gece geçirilmiştir Türk milletine büyük zaferi nin kutlu ve mutlu olmasın dileriz.

9 fivlet * 26 MAYIS 1969 * SAYFA: it i YAĞMUR YAĞARKEN Başlıca marifetleri sefalet edebiyatı yapmak olan tezi «Büyük ve Sevimli» sanatçılar içlerinde eski pera artistleri, saz şairleri, şantözler var 1961 yılından sonraki sosyalizm furyasında küplerini iyice doldurdular, aşkolsun! Açıkgöz insanlar... Ama iyice anlıyamadığımız bîr şey var. Bu sefalet Sömürüsü» neden Taşlıtarla, Zeytinburnu ve Gültepe fecekondularında yapılmıyor da, hani şu her nefeste»akaret ettikleri kompradorların Şişli, Harbiye ve Beyoglu'ndaki lüks kulüplerinde revaç bulabiliyor?! Şu sanatçı milletinin ince sanatlarına akıl ermiyor doğrusu.. KURT Gazeteyi elinden bırakan çocuk dedesine döndü: Dedeciğim, İnönü ile Bayar'ın iki eski kurt olduklarını yazıyorlar. Boz* kurt»mu demek istiyorlar? Hayır yavrum! Bun lar Bozkurt cinsinden de ğil, böcek cinsinden kurt lardır. N. C. SORU Bazı siyasilerin temel atına törenlerinde kürek yerine neden malayı ter cih ettiğini ve malanın han Kİ cemiyetinin sembolü ol duğunu biliyormusunuz A. E. DUM DOM Arif Nihat A S Y A ' y«ülkü uğrunda ise bütün yazdıklarınız; Belki de ülkünüzdür, bazı kızdıklarınız! Duydunuz mu? Ecevit dünkü yoldaşlarına dönüp «DEVRİMBAZ» Dedi!. Bir şom ağızlı çıkıp liderin karşısına: «Sus bre yobaz» dedi!. N. G. ALLAH İSPARTA'YI ALLI VE GÜLLÜ YARATMIŞ DAĞINI ZÜMRÜT, BAĞINI BÜLBÜLLÜ YARATMIŞ TUTMUŞ BİRDE NE HİKMETSE YARADAN İÇİNDE BİR GARİP ÇOBAN SÜLLÜ YARATMIŞ Mehmed CAHİT İktisadi Kalkınmada Devlet (Baştarafı Orta Sayfada) lerio akıl hacalığı yapmalarında ne de rece bir iktisadi veya siyasi samimiyetin olabileceğini kestirmek de olduk ja güçtür. Dış yardımların faydalarını organik bir analiz ile tesbit etmek her halde iyi bir etüd ve planı icap ettiren bir mevzuudur. Bütün bu sorunların halli kuvvetli bir devlet mekanizması içinde tesis edilen ilmi bir kadro ile mümkün olacaktır. Busun artık milii ekonomiyi ferdi inisıvatife bırakmak arzusu tamamen bırakılmış gibidir. Gelişmiş iktisadi bünveler dahi serekîi gördükleri her yerde devlet inisiyatifini ferli inisiyatife tercih etmektedirler. Devlet ferdi inisivatifden scnış ölçüde istifade ede bilir. Ancak ferdi inisiyatifin hazır ve olsun oiması icap eder. Devlet kendi tiyle avni paralel de olan sub sektörlere vazife tevdi etmekten çekinmiyecektir Devlet sörüşlerini, ilim adamla rina şenel müdürlere din empoze ederek şenel bir tutum temin etmeli ve mekanizmanın işleyiş vükünü muvaze ncl : olarak dasıtabilmelidir. Devlet dahili tutumunda ki isabet derecesinde harici presliiini temin e- decektir. Dahilinde istihdam dengesini temin etmiş para fivat ve koniuktürü iyi kontrol edebilen devletlerin dış ö- demeler dengesi muvazenesiz olamaz. Bunun içindir ki dahilinde bütün milli iktisadi ferdi inisiyatife teslim etmek ancak hariçte devleti vazifeli kılmak tezi müdafaa edilemez. Devlet iktisadi hiveı araş' de en vüksek organdır iktisadi he-deft ve vasıtlarmı tayın eder. bundan sonra ontimal verimliliğin temininde sub - sektörlere oyun sahası YCPI, vanhz onların hedef kulvarları içinde koşmalarına nezaket eder. Japon Alman ve îsraiı endüstriyel kalkınmalarında devletin hedef tayini gavot müessir olmuştur. Bu üç devletten birincisi tasarrufu ikincisi cahş ma askım ve üçüncüsü ise küçük bir deıie'in büvük prestijini en iyi şekilde empoze etmeye muvaffak olmuşlardır. Zira netice olarak her üç devlette kısan sücünün en iyi şekilde değerlen dirilmesini öngörmüşler ve hedefe va sı tasının tayininde isabet etmişlerdir. OZTAŞ KIRTASİYE İzmir Caddesi Ülke Alan Pasajı No. 22/13 Tel: Ankara Her Çeşit Kırtasiye, Okul ve Büro Levazımatı Tersim Malzemeleri I I Ölümünün 42. Yıldönümü Münasebetiyle: AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU Nuri CÜRGÜR Ahmet Hikmet Müftüoğlu 1927 yılında aramızdan ayrılmıştı. Nice millî değerler gibi e- çı gözü ile değerlendirerek hüküm vermek ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu'mı bir edebiyat debiyat tarihi sayfalarında unutulmağa terkedildigl bir sırada, Otüken Yayınevi çok yerin* himizde yer tayin etmek doğru olmaz. Onu bu hükme dayanmak suretiyle edebiyat tari de bir hareketle iki eserini birden arka arkaya evvelâ mefkûreci hüviyeti içinde görmek, yazılarının genç dimağlar üzerindeki müsbet tesi yeniden yayınlat**» Gerçek bir millî hizmet olan bu güzel hareketi tebrik ve takdir etmek rini hesaba katmak şarttır, Eğitimde edebiyatın rolü sadece sanat yönünden ele alındığı gerekir. Fikir ve düşünce hayatımız için taın bir felâket âmili olan, herblri millî kültürümüzün takdirde, bu bakımdan yukarı plândaki isimhirli en hassas noktaların* yöneltilmiş zeler yerli ve yabancı olduklarına bakılmaksızın oklar mahiyetindeki neşriyat furyası kar* ve fikri hüviyetleri hesaba katılmadan öğretilmeğe şısmda, bu tarz faydalı hareketlerin çoğalmasını çulı'«lir. olur biter. Oysa bu gün hiç bir temenni ederiz. memleketin eğitimi böylesine mücerred bir Müftüoğlu ismini bilmeyen üniversitelimizin sayısı bilenlere nazaran daha çoktur samayan bir eğitim, belli millî hedeflere doğru sanat anlayışı içinde işlemiyor. Mefkûreci olnırız. Bu bil Müftüoğlu Ahmet Hikmet Beyin yöneltilmeyen öğrenim sitemi sadece birim gibi, bindiği dala balta savuran ülkelere has gü- değerine gölge düşürme/: mili) mefkure tarihimizdeki önemini azaltmaz. Olsa olsa maarifimiz yönünden, bu çarkın naşı) çalıştığını ve - üuelnüş toplulu» ' ma b*r haldir. Sanatçı, cemiyet ne netice verdiğini gösteren müşahhas bir ibret ğun öncüsüdür. İnanç ve ülküler onun ağzınrak vesilesi, utanç verici hazin bir vakıa oladan cemiyet içinde köprübasl»rını tutar. Gö değerlendirilebilir. Müftüoğlu Ahmet Hikmetleri nüllerde ilk kıvılcım onun kalemiyle parıldar, bile öğretemedlğimiz, onlarla gıdalan- kafalarda ilk tohumlar onun sesiyle atılır. İlli» dıramadığuraz nesillerden ne bekliyebufriz? erbabının mütefekkirlerin fikri çalışmaları bu Kupkuru bırakılmış gönüllerde Kastrolara, temeller üzerinde yerleşir, kök salar ve gelişir. Mao'Iara. iklimimize yabancı, benliğimize düşman Komünizme meyledenler üzerinde, Marks ve İsimlere sevgi ve bağlılığın doğması bu Engelsden ziyade komünist sanatçıların mües- halin en tabii neticesi değil midir? siriyetini görmek hiç de şaşırtıcı bir sonuç Oysa onlar eserlerini kelime kelime, mısra değildir. Çağımızda propoganda usulleri son mısra yaşları sızarak, yürekleri sızlayarak «belâ gecelerinde» neden ve kimlere yazmışlardı? yapılmıştır. Propoganda çalışmalarında en derece gelişmiş ve İslenmiş, bu Hn adeta ilmi Eğer her biri birer «Turhan» olmadılarsa, memleketi bir kara bulut gibi kaplayan tehdit ve jik kavgada taraf olarak görmek artık normal önemli yer sanatçıya ayrıldığı İçin onu ideolo bir hal gibi karşılanıyor. Sanatın bu alanda tehlike dolu, büzün ve ıstırap dolu günlerde çıldırmadılarsa yannhtria daha aydınlık ufuklara yöneleceğini ümit ettiklerinden olsa gerek. Ve kırk küsur sene önce Turhan'ın ağzından çizilen manzarada salâh bir yana daha da koyulaşan, derinleşen şekillerle değişen b'r şey yok... «Hep küfür, hep İhanet, hep yumruk... Yarab, Yarab... Yurdumu ahîrette düşmansız gösteri...» olsun bana Müftüoğlu ismi edebiyat hayatımızda ilk olarak Serveti Fünun sayfalarında görünür. Yazıları coşkun ve duygulu, çizgileri Servet-i Fünun hareketi ölçülerinden farklı b'r gerçekçiliğe, millî ve mahallî hayata doğru yönelmiştir. 'Dil ve üslûp hükmundan da bu çevrenin Ölçülerinden daha farklıdır. Sun'i ve zorlama bir sanat anlayışını içinde her bakımdan sade ve tabii görünür. Nitekim Ahmet Hikmet Müftüoğlu kısa bir süre sonra millî edebiyatın mefkûreci bir siması olarak yerini bulmuştur. Mesleği icabı, hariciyeci olarak, uzun yıllar yurt dışında kaldı, çeşitli ülkeleri gördü. Bazı hikâyeleri yurt dışında iken memleket hasretini duyarak, yaşayarak yazılmıştır. tanınan hüviyette çoğu kere hudut ve ölçü tanınmadan hareket ediliyor. Neticede ortaya siyasi propogandanin makineleşmiş bir aleti halinde, sanat haysiyetinden yoksun sanatçı kisvesi altında propogandacılar çıkıyor. Cemiyet olarak yaşadığımız buhranlı günler içersinde mjuî değerlerimizi, millî mefkuremizin müessirlerini kuaplık raflarmdaki tozlu yerlerinden gü" ışığına, genç nesillerin istifadelerini temin edecek açıklığa çıkarmak millî bir görevdir. Bu görevi resmi organlar yapmıyorlarsa millî şuur sahiplerinin yapmaları zaruridir. Varsın radyo mikrofonları şişirme şöhretlerin, propogandacı çığırtkanların reklâmını yana duşun. Müftüoğlu Ahmet Hikmet Bey gibi bir büyük mefkûreci ölüm yıldönümünde hatırlanmasın bile. Onun fikir ve duygularını, Türklük gurur ve şuuru, islâmın iman ve nizamı halinde kafalarında, gönüllerinde taşıyanlar, tarihimizin manâ ve derlnl'ğinden aldıkları hız ve ilhamla yarınlara inançla güvenle yürüyenler bulundukça muradı hasıl olacak, mefkuresi, mefkuremiz yaşayacaktır. Ruhu çâd olsun...

10 : ' " DEVLET * 26/MAYIS/1969 * SAYFA : 11 nı t? :. m' m RÖPORTAJ BİN ATLI AKINCILARIN TORUNLARI «Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi b'r orduyu yendik..» Ak tulgah beylerbeyi yol gösterdi, emir verdi.. Bin atlı, «Allah Allah» sesleri ile atıldı ileri, o hızla ilerledi Türkler zafer sarhoşluğu gözlerinde; ellerinde medeniyet ışığı... Balkan devletleri tek tek diz kırdı, boyun büktü.. Türkler, yabanın çobanlarına insan olmanın haysiyetini götürdü... Yüzyıllar geçti aradan; dertler büyüdü, yeni yeni meseleler çıktı, içimizden biri de olsun, sordu mu acep. «Bin atlı akıncıların torunlarından ne haber?» dedi mi? Ters dönen kaderi düşündü mü? Meriç'le akıp gelen sessiz feryadı işitti mi? Kırabilir? Ben dört kişi tanıdım İstanbul' da. Mavi gözlerinde, kara gözlerinde yaşamak İçin çırpınan son ümil ışığını gördüm. Dudaklarında kilitlenen hüznü gördüm. İsimlerini yazamam, bin bir sakınca ellerimi bağlar, söy- Hyemem ağzım kilitlenir. Hâla oralarda, sadece «insan» olduklarının ispatı için kıvranan akbabalarım düşünürüm; tepelerinden hiç kalknuyan, her geçen gün daha da ağırlaşan Yunan'm zalim yumruğunu düşünürüm. Biri, öbürüne : Son olayı duydunuz mu. dedi, bizim köyde karakol kumandanı, öğretmenin göğsüne yanar odunu yapıştırmış. Öbürü sustu. Olaylar son değil, yeni değil. Bir kara zincirdir bu, bir utanç zinciridir insanlık adına; halkalar bir biri ardına uzar gider. Bu çeşit olaylar uza r gider, tükenmez. Hastahancye bin nazla, bin rica ile zorla kabul edilen gencecik güzel Türk gelinine. Yunan doktor tecavüz etmiş! Şikâyetler, karakol, mahkeme! Şimdi gencecik güzel gelin, al ai olmuş yüzünü yerden kaldıramaz ama doktor ak gömleğinin içinde neşeli, hasta bakmaya, derman bulmay devam ediyor! «Siz Türk değilsiniz» diyorlar, «Osmanlısınız..» Yahut, «Siz Türk değilsiniz», diyorlar, «müslüman olmuş Eleminiz..» Küçücük kızanlara öğretiyorlar bunu, tarih kitaplarında «Türk» yerine «barbar» yazıyor. Türk kızanlarından eğer, «barbar» demiyen olursa, dövüyorlar, ağızlarından burunlarından kan gelinceye kadar. Peki diyorum birine, bakm burada tahsiliniz bitiyor, yarin olacaksınız, niçin memleketinize dönüp, mille t taklarınıza faydalı olmayı düşünmüyorsunuz da, Türkiye'de' kalmak istiyorsunuz? Türk hükümeti benim orada iş bulacağımı, fazla bir şey istemem karnımı doyuracak kadar para kazanacağımı garanti edebiür mi? Bilmem ki... Şimdi çaresizlik bende, clleı/mi oluşturuyorum. İş vermezler bize orda, Türk dedikçe adımıza vermezler, mümkünü yok. İstersek on fakülte diplomamız olsun, vermezler. Ticaret filan... Tebessüm gölgeleniyor gözlerinde: Hiç imkânı var mı diyor. «Türklerin para kazanmasına göz yumarlar mı? Bankalar b'ze kredi vermez; Yunan Türk dükkânından alış veriş etmez; hükümet çiftçi mahsulünü satın almaz. Türk'ün Türke arsa, altın filan da satması kati surette yasaktır. Aklıma Beyoğlunda, Atatürk Bulvarında, P'jyük Adada, surda borda sıralanan Rum dükkânları geliyor, oralardan alış veriş eden Türkler geliyor. Midem bulanıyor. Öbürü : ( Yasak bir mî Batı Trakya'da diyor, «Yasak» tümenle. Vilâyet binasının koridorlarında g'zlenen bir siyasî büro vardır, gizli çalışır. Batı Trakya'dakl Türklerin bütün meseleleri, bütün işleri bu bürodan geçer, onun müsaadesi alınır.. Müsaadesi Yunan'a yakın bozulmuş Türkler içindir. Bizle r için sadece «YASAK» vardır. Bllirmlsiniz, Yunan, kırmızı renge bile düşmandır. Geçen yıl, bir Türk öğretmeni, okul süslemesinde kırmızı gropon kâğıdı kullandı diye işinden attılar. Suçu; «Türk millî E. Isınsu OKÇU renklerini çocuklara telkin etmek»ti. Dağ köylerinde Türkçe konuşmak, Türkçe kitap bulundurmak yasaktır... Gerçi 3065 sayılı kanun bize Türk adını kullanana, okul tabelâlarına yazma hakkım tanır ama, bu kanun uygulanmaz, siyasi büronun emirlerini; karakol kumandanları, polisler tatbik ederler.. Tek maksat, dedi mavi gözlüsü, «Türklük şuurunu muhafaza etmiş bulunan kişilerin soyunu kurutmak. Yunan makamlarının göz yumduğ çeşitli şebekeler vardır, bunlar Batı Trakya'dan Türkiye'ye adam kaçırırlar. Kaçmak kolaydır anlayacağınız, yaşamak zor. Bin ath akıncıların torunları öz topraklarında yaşayabilmek için çırpmıyorlar, Yunan'm zalim elleri her an, her vesile ile kollarını kanatlarını kırmakta Türkiye'de, Türk vatandaşının sahip olduğu haklara sahip Rum vatandaşları düşünüyorum; midem bulanıyor. Askerde bizimkileri, yüksek tahsilli olsun olmasın katırcı sınıfına ayırırlar. Hayvana bakar; temizliği, gıdası ile meşgul oluruz. Bir Hüsnü Yusuf vardır, bir Hafız Reşat; İstiklâl savaşında Yunanla birlik olup 'Anadolu'dan kaçmışlar. İşte bu iki hain, Yunanlıların akıl hocasıdır, para alırlar çok iyi tanıdıkları Türk karekterini etkileyecek fikirler verirler, zengindir bunlar, Yunan onları iyi besler. Peki ya Konsoloslarımız, diyorum, onlar size el uzatmıyor mu? Dudakları bükülüyor; İçlerinde iyileri geldi, bir şeyler yapmak İçin uğraşanları geldi ama onlarda hemen çevrelerini sarıveren bir kaç belirli kişi'yi dinlemekten öte gidemediler, halka inmediler. O be lirli kişiler için kötüdür demiyorum ama konulmalarında şahsi kinleri garazları da rol oynar tabii, yani kinleri ile hareket ederler. Türk Konsolosları, Türk cemaatine onlan n gözleri ile bakmaktan vazgeçmeli. Okulları öğrenmek istiyorum Türk okullarına tayin edilen Rum hocalar, muhakkak belirli bir kurstan geçer. Bu kurslarda onlara Türklere karşı tatbik edilecek metodlar öğretilir, zaten çocukluklarından beri alagelmiş oldukları Türk düşmanlığı, yüceltilir. Ancak ondan sonra Türk okullarına yollanırlar. Türk hocalara gelince... Formasyonu olan, Türklük şuuru olan Öğretmenleri Yunan rahat bırakmaz, çalışmalarında akıl almaz güçlük çıkarır, karakollara çekilip dövülmek hakaret görmek de vardır. Yunanlılar istediklerinde muvaffak olmazlarsa, bu öğretmenlerin çalışma mukavelelerini imzalatmaz, çalışma müsaadesi vermezler. Türk okullarına daha ziyade medrese mezunu, sadece kuranı okuyup, anlamını yarim yamalak bilen öğretmenleri tayin etmeyi tercih ederler. Bu öğretmenlerin çoğunluğu, Yunanlıların sistemli propo» gandaları sonucu bir İslâm ve Türk ayrıcalığı kabul etmiş, Türkiye Cumhuriyetine düşman k'şilerdir; onların okutacakları kızanların halini tasavvur edin. Nasıl bir Türk, İslâm ayrıcalığı? Bu Yunanlıların dahiyane buluşlarından biridir, dinin Türkler üzerindeki birleştirici ve milli şuur veren vasıflarını görerek; bizzat dinî kullanıp, bu cemaati guruplara bölmeyi düşündüler. Batı Trakya'da Türkiye aleyhine korkunç bir propaganda vardır; Cumhuriyetten wnra, Türkiye'deki Türklerin şapka giyip, kadınların başım açıp Kuran harflerini alıp gâvur olduklarını söylerler. Oysa Yunan. Batı Trakya'dakl Türklerin bu hakkını elinden almamış, bilâkis onları teşvik etmektedir. Bu propaganda orada kendilerini sahipsiz ve terkedilmiş gibi düşünen Türkler üzerinde etki yapmakta, halk dine kuvvetle sarılmaktadır. Dine olsa iyi, dedi öbürü, din adma hurafelere ve yalanlara sarılmaktadır. - Bu yüzden oradaki Türk cemaati gruplara ayrılmakladır. Meselâ ben orta okula git* tim, mecburen kasket giydim. Köylü, «efendi oğlunu dünya mektebine gönderiyor, şapka giydiriyor, gavur oldu...» demeye başladı. Babam da bana «ahiret mektebine» Medrese gitmemi, yoksa tahsil paramı vermeyeceğini söyledi. Ve gerçekten vermedi de.. Ben hem çalıştım, rençberlik eltim, hem okudum. Evet, Ahiret mektebine gidenlerle, dünya mektebine gidenler anlaşamıyorlar Batı Trakya'da; Yunan çıkarıyor bu anlaşmazlığı, körüklüyor... Türk cemaatı gittikçe bölünüp, zayıflamakta. Bin ath akıncıların torunları, birbirlerine düşman olmakta. Yine de cumartesi günleri, cumhuriyet bayramlarında al bayrağımızı çeken Konsoloshanenin önünden bir geçivermeyi, o al bayrağın gölgesinde bir saniye duraklamayı mutluluk addediyor Türkler... Yunan, geçenleri sorguya çekiyor. Peki ne yapmalı, diyorum. Tek çare Hamurabi kamdan, d'yor bi ri. Dişe diş, göze göz! Bizim orada bir lisemiz mî var. Rumlarında burada tek lisesi olacak. Onlar şu kadar adamı işinden mi attılar. Türk Hükümeti de o kadar Kumu işinden atacak. Orda yedek subay hakkı tanınmıyor mu. burada da tanınmıyacak. Anlatabiliyor muyum, onların Türklere tatbik ettiklerini, biz burada Rumlara tatbik etmezsek, meselenin hallolmasına imkân yok. Bir misal vereyim; Selanik'te zengin olma yolunda bir Yugoslav bakkab var di, Bakkallar Cemiyeti bunun işini bozup, dükkânını kapatmasına sebeb oldular. Haber Tito' ya gittiği gün, Yugoslavya'da on Rum'un isine son veriliyor. Bunun üzerine, Sclânikteld Yugoslavm bozulan işi derha] düzeltiliyor, kendisine sermaye temin ediliyor ve adam bakkallığına devama başlıyor. Türk Hükümeti, kendi millet taklarını, bir Tifo gibi düşünebilmekten aeiz midir? Değildir tabi değildir, diyorum, ellerimi ovuşturuyorum. Bir şey daha söyüyeyim yıllarında parlementoda Yunan bütçesi görüşülürken gelirin i 25'inin gizli kaynaklardan temin edildiği söylendi, nedir bu gizli kaynaklar? Dünya devletlerinin hiç birinin bütçesinde böyle bir gizli kaynak mevzu bahis olmaz; ama İstanbul'da Rumlar sömürdükçe Türk nvlletiııi. Yu nan bütçesinde gizli kaynaklar olmaya devam edecektir... Doğru diyorum, fakat bu sadece hükümet işi değil ki, halkımızın da uyanık olması. Rum dükkânlarından alış veriş etmemesi ge- -ek... Haklısınız, faka» Yunan hükümeti İlk okullardan itibaren sistemli olarak bir Türk düşmanlığı aşılar halkına; bizimkilerin yaptığı ne, bir dostluk türküsü tutturulmuş gidiyor... Hiç Rum, Türke dost olu r mu? İşte tarihten bir çok misal, bu dostluğu düşünmek, hayâlin de üstünde bir şey, çocukça bir şey... Evet, Yunan sistemli bir Türk düşmanlığı aşılar. MEGALİ tdealarınin propagandasını her vesile ile yapar. Megali İdea (Çok yanlış olarak bizim dilimizde hep Megolo yazılır, aslı Megali'd-r) Büyük Iskenderin zaptettiği yerlerin ycnidcd Elen olacağı iddiasıdır. Buna göre. tüm Ege sahilleri ve Istanbulda bir gün Elen olacaktır. Bütün Yunanlılar buna inanır ve ideallerinin gerçekleşmesi içi n ellerinden geleni yaparlar... Ve sonra Türkiye'de dış Türklerden bahis açmak, Turancılık ideali şiddetle suçlanır, polis takibatı yapılır. 946 mahkemelerinin yaralan hâlâ kanamaktadır. Bir kısmı da Turancılığı komik, erişilmez bir hayâl kabul ettikleri için, üzerinde durmak istemezler. Bizim Batı Trakyayı almamız fikri; acaba Yunanis tan'm İstanbul'u alma fikri kadar komik midir? Ne dersiniz, acaba? Yoksa onlara hak, bize haram mı? Gelen geçen iktidarlar, muhalefet partileri ne dersiniz? Ne dersiniz kıymetli yazarlarımız? Bir an olsun durup düşünüp. Mega li tdea ile, nefret ettiğiniz, anlamadan hakkında bir sürü lâf ettiğiniz Turancılığı mukayese ettiniz mi? Ya Yahudilerin Arz-ı Mevudu? O da Kayseri'ye kadar, Türkiye'yi içine abı; biliyorsunuz, değil mi? İsrailliler inanırlar ideallerine, gerçekleşmesi için enerinden gelini yaparlar... Rum ve Yahudi çocukları bu ideallerle beslenirler, büyürler... Biz Türk çocuklarına ne veriyoruz? Bu günahın vebali kmıin üstüne? Hiç düşündünüz mü? Beııim çocuklarım diyor biri, babaları gibi Rum ve Yahudi düşmanı yetişiyorlar. Çünkü ben Türkiyeyi herşeyden çok seviyorum. Bu düşmanlık, bu sevgimin tabii neticesidir. Dört kişiye veda ediyorum, ayrılıyorum onlardan. İkisi öğrenciydi, biri Türkiye uyruğuna geçmiş. Öbürü bir kaç ay sonra dönecek Yunanistan'a, öğrenciler ne olursa olsun, bir daha dönmek istemiyorlar oraya... Ta ki... Türkiye Hükümeti onlara garanti verinceye kadar... İstanbul'da bahar akşamlarının en güzeli, Karaköy'den vapura biniyorum. Kulağımı tırmalıyan garip lisanlar çevremde, Rum ve Yahudi tüccarlar evlerine dönüyorlar. 1 - ı i İ - ' -,-> <-,- vnr^ttr

11 :.VLET * 26/MAYIS/1969 * SAYFA i 1* Bugün ilim öyle dev adımlarla i- lerlemektedir ki, her yıl çeşitli sahalar da vüzbinlerce orijinal ilmî neşriyat yapılmaktadır. Bu neşriyatın büyük bir kısmı şüphesiz Üniversitelerden gelmektedir. İlmî neşriyatın bir memleketin me deniyet v erefah ölçüsünün göstergesi olduğu unutulmamalıdır. Batı devlet adamları, mensubu bu lunduklan Milletlerini diğer Milletlere nazaran daha müreffeh ve her bakım dan daha üstün bir seviyeye \ükselte bilmek için, memleketlerinin maddi manevî bütün güçlerinden faydalanma vı bilmişler, ve bu güçleri değerlendiren ilk okullardan başlamak üzere, en vüksck eğitim müesseselerine ve Üniversitelerine gereken itibarı göstermiş lerdir. Yirminci asrın Batı devlet adamları, artık dil, din, milliyet örf ve âdet kavramlariyle uğraşmamaktadırlar. Bunları, bir kere daha, bir Milleti mevdana getiren esas unsurlar olarak kabu^ elm.sler, ve bu esaslardan hareket ederek ayni esaslar üzerine yanlız kendi Milletlerinin yükselmelerini değil avni zamanda bütün beşerî âlemin favdalanması için üstün vasıtıa ilim müesselerinin kurulmalarına yardımcı olmuşlardır. Yoksa, bizde olduğu gibi, bu esaslarla dama taşı gibi oynıvarak mîlletlerinin kıvmetli vakitlerini heba etme mislerdir İlim halkın ayağına getirilmiş halkın ilme karşı olan alâkası o de reçeve varmış ki, meselâ Fransa'da On besinci Lousinin saltanat yıllarında ( ), halk tabii ilimlere karşı çılgınlık derecesine varan bir heyecan ve Öğrençıe hırsiyle, ilgili neşriyatı ta. ki D etmeğe çalışmış şairlet, zamanın ünlü tabivecisi Buffon'u âdeta ilâhlaştıran- onun büyüklüğünü öven kasideler vazmışlar, hayatta olauğu halde heykeli dikilmiş, Montbard,daki ikâmetgâhı bir ziyaretgâh haline getirilmişti. Aynı durumu İngiltere ve Almanya da da müşahade etmek mümkün. Bu ha) gününmüze kadar böylece devam edip sürmüş. Arada nice rejimler dev rilmiş, hükümetler değişmiş, ihtilâller harpler birbirini kovalamış, şehirler hâk ile veksan insanlar devletler tarumar olmuş, kimi galip kimi mağlup fa kat netice hiç değişmemiş. Nedir bu hengâmede değışmiyen netice? Bu netice, yukarda sayılan ve mil!i şuur dive vasıflandırılan esaslar ü/orinc kurulan ilmin ve millî kültürün oâvidar kıldığı Milletlerin ölümsüzlü«ni neticesidir. Bu Milletler yükseîmeleıinde ve kurdukları müesseselerde, hiçbir vakit başkalarını taklit etmeği düşünmemiş leı. Ne Alman Üniversiteleri Fransız üniversitelerine, ne İngiliz üniversiteleri Alman Üniversitelerine, ne de Skandinav üniversiteleri İngiliz üniver sitelerine benzemiye çalışmamışlar. Herbiri. öğrnemilerini okullarında ken di bünvelerine uygun şekilde ve ana dillerinde vapmakta Millî eğitim politi kalarında ve dâvalarında hiçbir yaban cıva söz hakkı tanımamakta ve iç işlerine vabancı devletleri sureti katiyede karıştırmamaktadır. Üniversitelerini, Yüksek Okullarını millî bünveye ve rejimlerini temi nat altına alabilecek şekilde düzenlemektedirler. Bizde ise İstiklâl savaşından bu vana Atatürk hariç kendisini Türk Milletine ve Tarihine karşı sorumlu gö ren tek devlet adamı çıkmamıştır. A- tatürkcüvüz dive bağırmalarına rağmen Atatürk'ün Milliyetçilik ilkesinden tamamen avnlarak Türk Milletinin bünyesine ve şerefine ııvgun olmı van sosvalizm nâmı altında Batı ve Ku zev emperyalistlerinin memleketimizde at koşturmalarına müsaade etmişlerdir Bir taraftan hakikatleri olduğu gi bi kabul etmek istemiyenler, komünist rejiminin ha bugün na yarın yıkılacağından bahis edenler, öte yandan, gay ri meşru yollardan kazanç sağlıyanlar ve ayni zamanda komünizmle mücade lenin bayraktarlığını edenler bazıları ise, servetlerini teminat altına alabilmek ümidiyle, komünizme kur yapan lar hattâ daha da ileri giderek komünizmin şampiyonu kesilerek, memlekette ciddi tedbirlerin alınmasına mâ ni olmaktadırlar. Bize göre bir rejim ne kadar aykırı olursa olsun, o rejimin bir gayesi varsa o rejim kolay kolay yıkılmaz. Bir rejim ne kadar mükemmel olursa olsun o rejimin hiçbir gayesi yoksa ya bancı devletlerin himayesinde ancak yaşıyabiliyorsa, o rejim yıkılır, ve * bütün bir Milleti de baraberinde a- lır götürür. Rejimlerin, ve onlara bağlı Millet lerin baki kalabilmeleri için her nevi yabancı tesirleri ve müdahaleleri ber, taraf etmekle beraber siyâsetin Üniver sitelere sokulmaması dikkat edilecek en önemli hususlardır. Siyâsetin üniversitelere girememe sini temin bakımından Sovyet Rusyada, Üniversitelerde, siyasetle direkt ve ya endirekt olarak ilgili hiçbir Fakülte bulundurulmamaktadır. Meselâ Mos kova üniversitesinde, Matematik, Fizik, Kimya, Bioloji gibi müspet ilimlerle ilgili Fakülteler mevcut olmakla beraber Siyasal Bilgiler veya İdarî i- limlcr gibi Fakülteler, Üniversitelerde yer almamaktadırlar. Hatta Tıp, Mühendislik gibi meslek öğrenimleri üni versite dışında bırakılmıştır. Görülüyor ki başka bir yazımızda da işaret ettiğimiz gibi, Sovyet ilim a- damları, rejimle ilgilenmek hususunda müsait bir ortam bulamamaktadır lar. Böylece komünizm rejimi üniversi telerden hiçbir müdahale görmemekte ve bu teşkilât sayesinde, bir yandan, üniversitelerde ilim sür'atle gelişmek te, öte yandan rejim rahatlıkla gayesine varmaktadır. Hattâ ilmin gelişmesi,, rejim için ve bilhassa Sovyet Rusya dışında baha biçilmez bir propaganda vasıtası ol maktadır. Atatürk ileriyi görerek Türk Üni versitelerinde- yalnız tedrisatın değilbilhassa ilmî neşriyatın ana dilde yapılmasını isterken, ve maalesef Atatürk'ün bu çok ileri görüşü bizim dev let adamlarımızın kısır düşünce ve bil gileri karşısında sıfıra müncer olurken Sovyet Rusya tarafından benimse nerek bütün ilmî neşriyat Rus dilinde yapılmakta ve bugün Rus ilim dili. İ- lim âleminde İngiliz, Alman ve Fransız dilleriyle birlikte resmi dil olarak kabul edilmektedir. Çin de ayni yolu takip etmektedir. Devlet parasile büyük binalar yap mak, onları bir ormanın içinde oturtmak Auguste Comtc'un tasnifini hatır latan Matematik, Fizik, Kimya... isim lerini zikretmekle üniversite kurulmaz. Üniversite binalardan ve ağaçlar dan müteşekkil ne bir sayfiye yeridir, ne bir komplo düzenleme sahnesidir. ne de sol gladyatörlerin ilmi katlettikleri yerdir. Üniversiteler seçme talebe ve öğretim üyelerinden müteşekkil, ilmi a- raştırma yapan birer öğrenim yerleridir. * Netekim, Rus Üniversitelerinde sa dece araştırma yapılmakta talebeler müsabaka imtihanlarına tâbi olmakta dokotora çalışmaları son derece ciddi tutulmakta profesörler beş yıl için se çilmekte, ve bu seçim her beş yılda bir yenilenmektedir. Kuzeyden misal vermekle göstermek istiyoruz ki sosyalistlerimizin TÜRK SİYASETİNDE \l..' :zzo:r.:. İCRAATLAR mm** m, \ m % \ mmtm^ VE ^vîiiiisul.v......":'.. ^is&si NETİCELER i-sdassl Prof. Dr. Cengiz ULUÇAY cennetmekân kabul ettikleri Sovyet Rusya'da kendilerinin üniversiteleri mizde yaptıklarının tam aksine, Rus üniversitelerinde politika yapılmamaktadır. Öğretim üyeleri üniversite köşelerinde, büyük bir ihtimal ile Lenin'i değil ilmî araştırmaları teş hir etmektedirler. Yine sos3 r alist geçinenlere halırlatılabilir ki, ortanın solu gibi kuru ve zerre kadar ilmî mesnedi olmıyan bir slogan.hiçbir ciddi memleket meselesini haile muktedir olmadığı gi bi, rey kapmak için politik bir taktik dahi olamaz. Ne ortanın solu ne de bugünkü ic raat Türk Milletine şu acı hakikatleri unutturamaz. Memleket tam bir iflasa doğru git mektedir. Memleketi iktisadî çıkmazdan kurtarmak için en basit iktisadi tedbirler alınmadığı gibi ilmî metodlara baş vurularak kendi millî kaynak larımızdan faydalanmak yerine dışardan mütemadiyen borçlanma yoluna gidilmektedir. Türkiyenin dış mem leketlere okm borcunun otuz milyar Türk Lirası civarında olduğu söylenmektedir. Bu borç nasıl ödenecektir. Gırtlağına kadar borca girmiş bir memleket içve dış meselelerini rahatlıl la nasıl halledebilir İktisadcn geri kalmış memleket lcr çemberine sokulan Türkiye basta dostumuz Amerika olmak üzere, Batı Devletlerinin ihdas etmiş oldukları konsorsvom marifetiyle, bize yüklemiş olduk lan yirminci asrın düyunu umumiyesiyle, iflâsa gitmiyor da nereye gidiyor. Yabancılar maarifimize sokularak Millî bünyemizi çökertmek için Üniversitelerimize kadar yabancı dilde tedrisatı teşvik etmekteler. Hattâ Ata t ürk Üniversitesinde de böyle bir ortamın yaratılmasına büvük gayretler sarfetmekteler. Bir rivayete göre Trab zondan Gazianteb'e bir hat çekilerek bu hattın ayırdığı Şark bölgelerimizde kurulacak olan üniversitelerin mütevelli heyetlerine belli bir maksadı mahsusla o bölgelerin belediye reis lerinin alınması düşünülmektedir. Bir yandan Millî bünvemizin çökertilmesine müsaade edilirken, öte yandan komünizmle mücadele diye haykırılmaktadır. Türk milliyetçisi vatanperverler sabırla bekliyorlar, bakalım şu tavşana koş tazıya tut oyunlarına ne zaman son verilecek ve Başbakanın hiç ağzından düşmiyen Büyük Türk Milleti hangi sinirli değnekle.huzura ka vuşturulacaktır.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. ILO Kabul Tarihi: 18 Haziran 1949 Kanun Tarih

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması 45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması İktisadi Kalkınma Vakfı nın Sayın Başkanı, Sayın Büyükelçiler, Kıymetli basın mensupları Hanımefendiler

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe

4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe DONEM : 21 ÇILT ; 1 YASAMA YILI: 1 4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe

Detaylı

MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME

MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz,

Detaylı

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA Yürütmenin Durdurulması Taleplidir. Duruşma Taleplidir. DAVACI : Türkiye Barolar Birliği adına Başkan Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU Oğuzlar Mahallesi Barış Manço Caddesi Avukat Özdemir

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER

2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER 2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER A- İLGİLİ MEVZUAT Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 76 ncı maddesinin son fıkrasında; hakimler ve savcılar, yüksek

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir.

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir. YARGI İNTİHAR ETTİ *Sevr-le sınırları tesbit edilen Türkiye,Lozanla geleceği şekilleniyor,elleri kolları bağlanıyordu.şimdiki hukuk ise bunun kollarından biri..ahtapot gibi.. etti *Mailime gelen bir notta;

Detaylı

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

GÜLER YATIRIM HOLDİNG A.Ş. ESAS SÖZLEŞMESİ

GÜLER YATIRIM HOLDİNG A.Ş. ESAS SÖZLEŞMESİ GÜLER YATIRIM HOLDİNG A.Ş. ESAS SÖZLEŞMESİ ESKİ METİN YÖNETİM KURULU MADDE 8- Şirket Yönetim Kurulu tarafından yönetilir ve temsil edilir. Şirket Yönetim Kurulu altı üyeden oluşur ve bu üyelerin tamamı

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Karar No : 1888 Karar Tarihi : 07/10/2015

Karar No : 1888 Karar Tarihi : 07/10/2015 Karar No : 1888 Karar Tarihi : 07/10/2015 Adalet ve Kalkınma Partisi SKM Başkanı Yıldız SEFERİNOĞLU ve Adalet ve Kalkınma Partisi Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Şeref MALKOÇ tarafından müştereken imzalanarak

Detaylı

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik.

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik. Vergi barışı, Hazine'ye varlık barışından daha çok gelir getirir 23.11.2009 Bumin Doğrusöz Geçen günlerde yine vergi affı dedikoduları çıktı. Bu arada bir toplantıda Maliye Bakanı, vergide af olmayacağını

Detaylı

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet 3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Sayın Bakan, Sayın Başkanlar, Değerli Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Sayın Bakan, Sayın Başkanlar, Değerli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, 17 Aralık 2010 The Marmara Sayın Bakan, Sayın Başkanlar, Değerli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, 9. Teknoloji Ödülleri törenine hoş geldiniz. TÜBİTAK, TÜSİAD ve TTGV tarafından düzenlenmekte olan Teknoloji

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Endi eli yimserlik Kamuoyu Beklentilerinde Pozitif Trend Devam Ediyor Genel Seçim Sürecine AKP Önde Giriyor, CHP Takipte de Bahar Havasý Türkiye nin LoveMarklarý Arçelik-Adidas-Nokia-LCWaikiki-Beko Türkiye

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ KAMU YÖNETİMİ YRD.DOÇ.DR. BİLAL ŞİNİK

KAMU YÖNETİMİ KAMU YÖNETİMİ YRD.DOÇ.DR. BİLAL ŞİNİK İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ KAMU YÖNETİMİ YRD.DOÇ.DR. BİLAL ŞİNİK BAKANLAR KURULU Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan kurulur. Cumhurbaşkanı bakanlar kurulunun

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

GJYKATA KUSHTETUESE УСТАВНИ СУД CONSTITUTIONAL COURT. Dava No: KO 29/11. Başvurucu. Sabri Hamiti ve Kosova Meclisinin diğer milletvekilleri

GJYKATA KUSHTETUESE УСТАВНИ СУД CONSTITUTIONAL COURT. Dava No: KO 29/11. Başvurucu. Sabri Hamiti ve Kosova Meclisinin diğer milletvekilleri REPUBLIKA E KOSOVËS - РЕПУБЛИКА КОСОВO - REPUBLIC OF KOSOVO GJYKATA KUSHTETUESE УСТАВНИ СУД CONSTITUTIONAL COURT Priştine, 30 Mart 2011 Nr. ref.: OM 108/11 Dava No: KO 29/11 Başvurucu Sabri Hamiti ve Kosova

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

YENİ METİN Yönetim Kurulu Madde 8:

YENİ METİN Yönetim Kurulu Madde 8: ESKİ METİN Yönetim Kurulu Madde 8: Şirketin işleri ve idaresi Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından Hissedarlar arasından seçilecek 7 üyeden oluşan bir Yönetim Kurulu tarafından

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

2015 YILI 25. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER

2015 YILI 25. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER 2015 YILI 25. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER A- İLGİLİ MEVZUAT Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nın 76. maddesinin son fıkrasında; hâkimler ve savcılar,

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN DIŞ İLİŞKİLERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN DIŞ İLİŞKİLERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN 7117 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN DIŞ İLİŞKİLERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 6/4/1990 Sayı : 20484 Yayımlandığı Düstur

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

ÖZEL DURUM AÇIKLAMA FORMU

ÖZEL DURUM AÇIKLAMA FORMU ÖZEL DURUM AÇIKLAMA FORMU Ortaklığın Ünvanı/Ortakların Adı : Türk Prysmian Kablo ve Sistemleri A.Ş. Adresi : Ömerbey Mah. Bursa Asfaltı Cad. No:51, Mudanya / Bursa Telefon / Faks : (0224) 270 30 00 / (0224)

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Final Sınavı. Güz 2005

Final Sınavı. Güz 2005 Econ 159a/MGT 522a Ben Polak Güz 2005 Bu defter kitap kapalı bir sınavdır. Sınav süresi 120 dakikadır (artı 60 dakika okuma süresi) Toplamda 120 puan vardır (artı 5 ekstra kredi). Sınavda 4 soru ve 6 sayfa

Detaylı

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL A N A L İ Z 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi Furkan BEŞEL Ekim 2015 7 HAZİRAN DAN 1 KASIM A 7 Haziran 2015 te yapılan 25. Dönem milletvekili genel seçiminde 53.741.838 kayıtlı

Detaylı

Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek,

Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek, Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek, geleceğimiz de o kadar teminat altında demektir. Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı 1 Ali

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Standart Eurobarometer 76 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Bu araştırma Avrupa Komisyonu Basın ve İletişim Genel Müdürlüğü tarafından talep ve koordine edilmiştir. Bu rapor

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 ÖZET: Maliye; vadeli çeklerde reeskontu kabul etmiyor. MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR Vergi Usul Kanunu na göre yapılacak dönem sonu değerlemelerinde;

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ :

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ŞİKAYETİN KONUSU : Özel büro ve turizm tesisleri

Detaylı