albayını bekleyen Asker Ahmet de yoktu yerinde.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "albayını bekleyen Asker Ahmet de yoktu yerinde."

Transkript

1 Albay X Albay X her sabahki gibi uyanınca ilk iş, tavandaki siyah noktayı arayıp buldu gözleriyle. Seni gidi küçük yaramaz şey. Benden kaçabileceğini sanmıştın değil mi? Gözlerini kıstı. Beyaz bir bulut kümesi tavandan ayrılıp siyah noktanın etrafını sardı yavaşça. Bulutun bulanıklaştırdığı tavanda, bu dünyaya ait olmayan büyülü bir nesne gibi çevresinden yalıtılmış, öylece durdu siyah nokta. Ikınır gibi kendini sıkıp nefesini tuttu. Kaşları çatıldı, ama zaten hep çatıktı. Bu yeni bir şey değildi. Rakıyı çok içtiği akşamlar kaşlarının çatık olmadığı söylentisi dolasiyordu etrafta. Milletin ağzı torba değildi. Çok az kaldı diye düşündü içinden. Biraz daha kendimi verirsem olacak. Gözleri sulanıp yanmaya başlamıştı ki siyah nokta hafifçe kıpırdadı. Beyaz pusun içinden sağa sola yalpalayarak yükseldi. Gözlerini oynatarak noktayı yavaşça hareket ettirdi Albay X. Az önce olduğu yerde değildi artık nokta. Albay X'in gözlerinin emrinde, onun olmasını istediği yerdeydi. Siyah noktanın orada olmadığını düşündü bir an. Yoktu işte. Gitmişti. Tekrar orada olmasını ister istemez de geri gelecek, beyaz kireçle boyanmış tavanda, her zamanki yerinde, çevresini saran büyülü pusun ortasında, emrine amade bekleyecekti. Albay X'in çatılan kaşları, gerilmiş dudaklarına yayılan tatlı bir gülümsemeyle gevşedi. İşte gene başarmış, siyah noktayla yaptığı sabah hesaplaşmasında kazanan gene o olmuştu. Gözünden hiçbir şey kaçmıyor, kararlı ve ısrarlı çabası, tavana çiviyle çakılmış gibi sapasağlam duran siyah noktayı bile yerinden oynatıyor, onun varlığına hükmedebiliyordu. Bugün katılacağı önemli toplantıyı hatırladı. Bu tatlı sabah tembelliğini bırakıp hazırlanmaya başlaması gerekti artık. Siyah noktaya göz ucuyla bir hoşçakal diyerek doğruldu. Hafifçe horlayarak tatlı tatlı uyuyan karısını uyandırmaya kıyamadı. Kantinden bir şeyler aldırtırım askerlere diye düşündü. Karısı geceden kıyafetlerini hazırlamamış olsa neredeyse geç kalacaktı. Apoletlerinin duruşunu bir türlü beğenmemiş, bir o yana bir bu yana cekiştirip durmuştu ayna karşısında. Kravatı da kısa bağlanmış gibi gelmiş; karısına söylene söylene cözmüş, kendisi bağlamış; bu sefer daha da kısa olmuştu. Bir kaç kez cözüp tekrar bağlamayı denedi. Olmadı. Karısını uyandırıp ona bağlatmayı düşündü. Vazgeçti. Son bir kez daha çözüp denedi. Bu sefer karısının bağladığından kısa olsa da daha önce denediklerinden uzun olmuş; elimden bundan iyisi gelmez deyip tekrar çözmeye cesaret edememiş, gönülsüzce de olsa böyle takmaya karar vermişti. Şapkasını kaptı, kapıyı çarpıp çabuk çabuk merdivenlerden inmeye başladı. Çocuk çoktan gelmiş bekliyor olmalıydı. Bir asker, her sabah arabayla kapının önünden alır, iki adım ötedeki karargaha bırakırdı Albay'ı. Apartmanın dış kapısına yaklaşırken biraz yavaşlayip ciddi asker yüzünü takındığından emin oldu. Trençkotunun eteklerini savurarak hışımla kapıyı açtı. Dış sahanlığın merdivenlerinden inip arabaya yöneldi. Asker Kesada nın sabahları kapı açık, hazır ol durumda beklemesini o kadar kanıksamış, cup diye arabanın içine atlamaya o kadar alışmıştı ki, araba yerine asfalta firlatacaktı kendini neredeyse. Ama araba da, acaba bu sabah bir yanlış yapıp askerliği uzatır mıyız diye korkuyla

2 albayını bekleyen Asker Ahmet de yoktu yerinde. Şaşkın ördek gibi etrafina bakınan bir albay vardı sadece yolun ortasında. Kesin karargâhtan arkadaşların işiydi bu. Dairede boş boş oturup durmaktan, borsa ve bilumum çeşit şans oyunu oynamaktan sıkılan, hafta sonu eşten dosttan gazetelerin bulmaca sayfasını daha sonra iş yerinde çözmek üzere topladığı halde, haftanın ilk günü hepsini çözüp bitiren arkadaş tayfası, şakalar konusunda beklenmedik ölçüde yaratıcı olabiliyordu. Evet, evet; Albay C'nin işiydi bu. Hizmet kıtalarının başındaki Binbaşı K'yla yediği içtiği ayrı gitmiyordu zaten. Karargâhta öğlene kadar birbirlerine çay kahve ziyaretleri düzenlerler, öğleden sonra da, öğleden önceki ziyaretleri iade için yeni ziyaretler düzenlerlerdi. Albay X bir askerdi. En zor şartlar bile onu yıldıramazdı. Çelik gibi sertti. Yay gibi gerilir, ok gibi firlardi gerektiğinde. Kaşlarını biraz daha çattı, karargaha doğru yöneldi hızlı adımlarla. İki adım yoldu zaten canım. Sağlık için sabah yürüyüşü iyidir diye düşündü içinden. Acaba sabahları hep böyle mi gitseydi artık karargaha? Akşam Asker Ahmet bırakırdı arabayla gene. Yürüyüş yapmıyorsun diye kafasının etini yiyen karısının da sesi kesilirdi hem böylelikle. Bu kriz anını bile firsata çevirmeyi becerdiği için kendini kutladı. Hani neredeyse dudaklarına tatlı bir gülümsemenin yayıldığı, çatık kaşlarının hafifçe gevşediği bile soylenebilirdi. İki askerin sabahları oradan oraya gergin bir telaşla koşuşturduğu, ellerinde bir aynayla, girip çıkan araçları yalancıktan kontrol edip dikkatlerinin önemli bir kısmını, arabaların içindekilere, rütbesine de uygun olmak üzere, en fiyakalı selamları çakmaya harcadıkları cümle kapisina yöneldi. Birlikte yürürken aynı tempoya girmeye alışmış ayakların rap rap seslerini duyup kafasini kaldırmasa, makam arabaları gelmediği icin kendisi gibi yürümek zorunda kalıp kapıya yönelmiş diğerlerini fark etmeyecekti belki de. Hızlı, sinirli adımlarını, bir resmi geçittelermişcesine havaya savurarak kapıya yürüyen rütbeli askerler vardı dört bir yanda. Bir kaçıyla göz göze geldi kafasını kaldırdığında. Selamlar alındı, selamlar verildi. Ayaklar karıştı şaşkınlıktan; düzenli yürüyüş temposu bozuldu. Daha fazlası kaldırdı kafasını. Ortalıkta tek bir araba görünmüyor, cümle kapısı da korkutucu derecede ıssız duruyordu. Boş nöbetçi kulübesinin önüne geldiklerinde durakladılar. Binbaşılar, generaller, albaylar, X'ler, Y'ler Z'ler. Sabah evlerinden çıkarken takındıkları sert asker yüzleri, oyun bahçesinde annelerini kaybetmiş çocuklar gibi şaşkın, ağlamaklıydı şimdi. İçlerinden biri, General V, durumun garipliğini kabullenmek istemeyen korkunç bir sesle boş kulübeye doğru bağırdı. Asker! Bu ne rezillik böyle! Kulübe cevap vermedi. Rütbeliler huzursuzca kıpırdandılar. Burada, bu kulübenin önünde durakladıklarından beri, öyle ya da böyle bir yerlerde toparlanmış her asker grubu gibi, harekete geçmek için bir emir bekliyorlardı artık. En güzeli, dışarıda hızlı adımlarla bir yere koşuşturan sivillerden birinin kendilerini farketmesi, az önce gürleyen generalinkinden daha pes bir sesle dağılın lan diye bağırması olurdu herhalde. Albay X hemen evine koşar, hala yatakta olan karısına sarılır, bu kötü rüyanın bitmesini umarak tekrar uykuya dalardı. Dışarıdaki siviller, içeride olup bitmekte olanların farkındaymışlar gibi görünmüyordu ama. Sanki nöbetçi kulübesinin boş olması, vızır vızır askeri araçların girip çıktığı cümle kapısının koca bir demir çitle kapalı olması, çitin önünde bir sürü rütbeli askerin ne yapacağını bilmez durumda bekliyor olması normalmiş gibi, umursamaz bir şekilde aceleyle yürüyüp geçiyorlardı.

3 Albay X saatine baktı. Geç kalacağım diye düşündü. Rütbelilerin arasında, askeri konutların bu bölümünde oturduğunu bildiği, kendisiyle aynı toplantıya katılacak General N'yi aradı. Kalabalığın içinde kendine yol açarak ilerledi. Komutanım toplantı dedi yanına gelip selamını verdikten sonra. General N önce saatine, sonra kafasını kaldırıp kalabalığa baktı. Albay X'le göz göze geldiler. Çare yok gideceğiz. Albay X, sonunda ne yapacağını söyleyen birinin ortaya çıkmasıyla ferahlamış yaya kapısına yöneldi. Kilitliydi. Sıkışmıştır belki diye tüm gücüyle yüklendi, bana mısın demedi. Kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Önde Albay X, arkasında General N kapının önünde öylece kaldılar. Komutanım, komutanım! Gençten bir binbaşı gelip General N'in önünde selam durdu. Söyle! Kulübe açıksa, belki demir çiti harekete geçirecek... Bak bakalım! Emredersiniz! Binbaşı kulübenin kapısını açtı. Buram buram bir asker kokusu çarptı burnuna. Üzerinde giriş-çıkış defteri ve nuh nebiden kalma bir telefondan başka bir şey olmayan küçük masanın altına, dışarıdan görünmeyen yerlere, boy boy kadın resimleri yapıştırılmış, tertip, şafak resimleri çiziktirilmişti. Çiti açacak bir düğme, şalter aradı. Bir kadın resminin tam meme ucuna denk gelen yerinde bozulmuş bir elektrik düğmesi gözüne çarptı. Çarpılmaktan korkarak kırık plastiğin altındaki metale dokundu. Bir elektrik motorunun gürültüsü duyuldu önce. Sonra bir sürü fare birden gırtlaklanıyormuş gibi iç parçalayıcı ciyaklamalar. Kapı bir iki santim hareket edip durdu. Kafasını camdan çıkardı. Komutanım düğme bozuk: Sanıyorum... Cümlesini bitiremeden General N'den daha kıdemli olan General V, askeri hiyerarşinin namusuna leke sürdürmemek için müdahale etti. Mühendis subaylar kulübe önünde toplansın! Kalabalığın arasından geçip tek sıra oldular. Sen necisin! Mühendis Binbaşı G, Kalorifer Dairesi Taburu Personel Subayı, Emret Komutanım! Binbaşı G öyle gürlemişti ki, dışarıdan olup biteni görmezden gelip geçen sivillerden biri, kafasını kaldırıp tekmil veren binbaşıya göz ucuyla baktı gibi geldi Albay X'e. Binbaşı G'ye yüzünü buruşturan general, aynı bağırış çağırış merasimiyle diğer subayların da ne işle uğraştıklarını öğrendi. Aralarından tank paletlerini tamir eden taburun komutanı olduğunu kükremiş bir yarbayı seçti. Çitin yanındaki, ömrünü çoktandır tamamlamış elektrik motoruna doğru atıldı yarbay. Çok geçmeden de makine yağından kararmış eller ve üzgün bir yüzle generale dönüp kekeledi. Komutanım... Motor... Hemen tamiri... Geç yerine! Albay X huzursuzca kıpırdandı. Diğerleri gibi işler sonunda yoluna girecek diye rahatlamış; ama Yarbay K süklüm püklüm koşturup trençkotlarının etekleri rüzgarla dalgalanan digerlerinin yanında sıraya girdiğinde her şey en başa dönmüştü yeniden. General N nin kulağına eğildi Albay X. Bir çare bulamazsak geç kalacağız komutanım. Ne yapalım Albayım, üzerinden mi atlayalım koca çitin. Albay X generalin sesindeki alayı duymazdan gelip iyi bir asker gibi cevap vermenin daha doğru olacağını düşündü. Emrederseniz denerim komutanim. General N, savaş meydanındaki bir kumandan bir sonraki hamlesini düşünüyor gibi diğer rütbelilerin önünde volta atan General V'yi göz ucuyla gösterdi. Bıyık altından gülerek konuştu: Komutanımıza sor o zaman bakalım.... Çitin üzerinde bir binbaşı, iki binbaşı, sonra bir albay, hemen peşinden bir yarbay... General V'nin ileri komutuyla atılan subaylar yılların hantallaştırdığı vücutlarıyla tırmanmaya

4 başlamışlar; tepeye de daha genç, daha zinde olanları daha önce varmıştı. Arkada kalanlar da oflaya puflaya yukarıdakilere yetişmeye çalışıyorlardı. General V, sesli harfin üzerinde uzun kalarak gürledi. Dur! Okuldan kaçarken müdüre yakalanmış lise çocukları gibi bütün kafalar bir anda General V ye döndü. Tepeye ulaşanlar inmesin, beklesin herkes çıkana kadar! General V de tepeye varana kadar, telefon tellerine tüneyen serçeler gibi beklediler çitin üzerinde. Aşağıda dörderli sıra olalım dedi General iniş emrini vermeden önce. Albay X yoklama da mı alacak yoksa diye geçirdi aklından. İner inmez General N'ye acelemiz olduğunu hatırlatayım bir kez daha. Ama General V durumun olağanüstülüğünü sonunda kavramış, böyle bir zamanda disiplinin önemli olduğuna inanmıştı bir kere. Olmaz! Olamaz! Karargâhın kapısından birlikte, askeri düzende girilecek. Astların önünde bir tartışmaya girmek istemeyen General N diğerinin kulağına eğildi. S Paşa toplantıya bekliyor. Paşa lafını duyan General V, kafasını savaşa giden birliklere emir verir gibi gururla kaldırdı. O halde istikamet karargâh; koşar adım, ileri, marş marş! --- Arkasında bağladığı elleriyle sinirli bir tempo tutmuş büyük oval masanın etrafında dolanıyor; toplantıya gelebilmiş bir kaç subay da çıt çıkarmadan oturuyordu. Karargahın ana giriş kapısını gören pencerenin önünde durdu. Bir çay olsa içerdik. Ünlemeyi emir olarak algılayan bir yarbay üzerine alındı. Komutanım toplantıya gelirken çay ocağına baktım. Kilitliydi. Bizim yazıcı askerin bir su ısıtıcısı vardı. Sallama çay olur derseniz... Paşa çakmak çakmak gözleriyle Yarbay Y'ye döndü. Bir çay hepimize iyi gelecek yarbayım. Sabah, komutanlık konutunun huzursuz sessizliğinde uyanmışlar; konutta görevli tüm askerlerin ortadan kaybolduğunu fark etmeleri çok zamanlarını almamıştı. Ordu içerisinde bir generalin isyan bayrağını çekmiş olabileceği gelmişti Paşa'nın aklına. Öyle ya, milletçe çok hassas bir zamandan geçiliyor; ülkenin yılmaz koruyucusu olan ordu içinde de fırtınalar kopuyordu. Eşinin belki de yıllar sonra ilk kez kendi elleriyle hazırladığı kahvaltısını bitirir bitirmez özel telefon hattından şehrin garnizon komutanını aradı. Karşısında şaşkınlıktan kekeleyen bir General A buldu. Benim nöbetçiler de komutanım. Şimdi birliklere ulaşmaya çalışıyorum komutanım. Haber alır almaz komutanım. Toplantıda... Saat onda komutanım. Emredersiniz! Makam arabasının yedek anahtarının yatak odasında, başucundaki çekmecede olduğunu hatırlamış, arabaya atladığı gibi karargaha gemişti durumu sevk ve idare etmek için. Her sabah çakı gibi iki askerin sağlı sollu selam durduğu karargah kapısının boş olduğunu gördüğünde ilk hissettiği hayal kırıklığıydı. Sonraki de öfke ve korku... Sadece konutla sınırlı değil, ana karargâhın askerlerini bile etkileyen toptan bir başkaldırıydı bu. Merdivenleri koşarak çıkarken elini tabancasına götürdü. Kendi makam odasında bir asinin, yanında yardakçılarıyla oturmuş, şeytani planlar yapmakta olduğuna iyice inanmıştı artık. Sonuna kadar savaşacak, onuru için, makamı için ölümü bile göze alacaktı. Elinde tabancası, makam odasının kapısını tekmeleyerek açtı. Hainler diye kükredi boş odaya. Ne yapacağını bilmez halde durdu bir süre. Silahını yere fırlattı. Bu kötü bir kâbus olmalıydı. Sabahları ilk iş, kahve eşliğinde günün gazetelerini karıştırdığı masasına oturdu. Başını ellerinin arasına alıp hüngür hüngür ağlamaya başladı.

5 Bir ölüm sessizliği vardı etrafta. Koridorlarda, odasında, toplantı odalarında kara bir gölge gibi sessizce koşuşturan askerlere, fısıltılara, selamlara, oradan buradan duyulan bağırışlara ne kadar da alışmış olduğunu fark etti. Şimdi hepsi gitmiş, burada bir meczup gibi şaşkın kalakalmıştı. Onca zamandır üzerinde çalıştıkları plan geldi aklına. Uzun uzun tartışmışlar, ülkeyi tekrar aydınlığa çıkarmak için her ayrıntıyı düşünmüşlerdi. Bu çirkin tezgâhın her şeyi mahvetmesine izin vermeyeceğim diye düşündü. Hainleri bulacağım, en sert şekilde cezalandıracağım. Ellerinin arasına gömdüğü kafasını henüz kaldırmıştı ki kapının arkasından titreyen bir ses duydu. Komutanım İçinde kopan fırtınaları gizlemeye çalışarak bağırdı. Gel! Bir binbaşı abartılı bir selamla tekmilini verdi. Karargâh nöbetçi amiri Binbaşı S. Elindeki notlara bakarak devam etti. Gece sayımı otuz yedi nöbetçi, dokuz görevli ve altı raporlu dışında bin yedi yüz yirmi üç askerle tam olarak yapılmış, sabah yoklaması ise nöbetçi subayların, koğuşların boş olduğunu bildirmeleri yüzünden yapılamamıştır. Şu anda tüm görev yerleri, nöbet yerleri de dahil olmak üzere boş durumdadır. Subayları karargaha getirme işine tahsis edilmiş araçlar da görevli askerler olmadığından çalıştırılamamış, bu yüzden de karargahta görevli subaylar henüz görev yerlerine ulaşamamışlardır. Sesindeki resmi tonu bir yana koyup neredeyse şefkatle ekledi. İlk gelen sizsiniz komutanım. Komutanlık katından gürültüler gelince kontrol etmek için gelmiştim, odada olduğunuzu fark ettim.... Önünde durduğu pencereden, General V önde, karargahın kapısından koşarak giren subaylara gözü takıldı. Bu da ne demek oluyordu böyle. Karargahın önündeki geniş merdivenlerde duraklar gibi oldu General V. Hepsi birlikte ileri atıldılar sonra. Koridorlarda marş eşliğinde merdivenleri çıkan ayak sesleri duyuldu. Toplantı odasının kapısı açıldı. Önce General N, ardından Albay X sonra da çayları getiren Yarbay Y girdiler. Selam durdular. Kendileri almadan önce odadaki diğer subaylar gibi S Paşa'nın çayını almasını beklediler. S Paşa çayından koca bir yudum aldı. Bu gece harekete geçeceğiz. Akşam dikkat çekmemek için her zamanki saatte karargahtan ayrılacağız. Planımızı uygulamak üzere gece saat tam on ikide bu odada buluşacağız. Astlarınızdan görev için seçilmiş olanlara emirleri bu şekilde... Komutanım! General N tüm cesaretini toplayıp S Paşa'nın sözünü kesti. Paşa, kızgınlığını gizlemek için bir yudum daha aldı çayından tekrar konuşmadan önce. Bir şey mi söyleyecektin generalim? Komutanım, askerler dedi N. Askerler yok komutanım. Sakin ol diye düşündü Paşa içinden. Haberim var. Garnizon komutanı General A gerekli araştırmayı yapıyor. Birazdan toplantıya katılacak. Bu çirkin tezgahın içinde olanlar en sert şekilde cezalandırılacak. Biz işimize bakalım. Albayım, bölücü faaliyetlerle ilgili raporunuzu dinleyecektik. Albay X, üzerinde hunharca tepinerek bu nazik kara parçasının dengesini bozan, olur olmaz isteklerle zaten cahil olan halkın kafasını karıştıran, kirli emelleri için demokratik yolları kullanmaktan bile çekinmeyen, dış mihraklarla omuz omuza verip ülkenin dibine kibrit suyu dökerken gözünü bile kırpmayan iç mihrakların, sonunda sonu geleceği için, içi kıpır kıpır ayağa fırladı. Bir de şu can sıkıcı olay olmasaydı keşke. Komutanım sunuma başlamadan önce elektronik donanımı ayarlaması için... Karargah binasında hiç asker olmadığını anımsayıp sustu. Sunum yapılacağı zaman bu iş için görevlendirilmiş bir asker elektronik aletleri ayarlardı. Önce masanın ucunda duran bilgisayara, sonra da projeksiyon cihazına baktı göz ucuyla. Kaşları çatıldı.

6 Kapı birden sonuna kadar açılıp General A nefes nefese odaya dalmasa ne yapardı kimbilir. Koştum komutanım. Koğuşlar... Koğuşlar boş. Askerler gitmiş. Kimse kalmamış. Paşanın yüzü allak bullak oldu birden. Olanca gücüyle masaya indirdi yumruğunu. Tepsi üzerindeki bardaklar hep bir ağızdan şangırdadı. Sabrımızın da bir sınırı var. Ne diyorsun sen generalim dedi A'ya sonra titreyen bir sesle. Hepsi birden nereye gider. Koca bir ordu bu. Kimse kalmamış komutanım. Nöbetçi subaylar şaşkın. Bazıları askerler yoksa biz de yokuz diye evlerine gidiyorlardı. Geri çevirdim. İkinci bir emre kadar kışlalar terk edilmeyecek dedim. Yurdun her yerinden, diğer kışlalardan gelen haberler hep aynı. Ağız birliği etmiş gibi. Hepsi gitmiş. Bir kez daha hiddetle yumruğunu masaya indirdi. Büyük bir tezgahla karşı karşıyayız. Kırmızı çizgimiz aşılmıştır. Ülke çıkmazda, devletin bütünlüğü tehlikededir. Ülkeyi kurtarmak bu şanlı orduya... Durdu. Gözleri doldu. Buğulu bir sesle devam etti. Ülkeyi battığı bu bataktan çıkarmak, halkı gaflet uykusundan uyandırmak bize düşmektedir. Odadaki subaylar hep birden ayağa fırlayıp selam durdular. Hep bir ağızdan Savaş Okulu'nda öğrendikleri o coşkulu marşı söylemeye başladılar. Planları getirin oldu S Paşa nın marştan sonraki ilk sözleri. Stratejik Planlama Dairesi nden Albay K fırladı. Neye mal olursa olsun bu hain oyunu boşa çıkaracağız diye devam etti S Paşa. Gerekirse yeraltına ineriz. Çakmak çakmak gözleri ışıldadı. Düşmanları kendi inlerinde boğacağız. Topumuz, tüfeğimiz var. Mangal gibi yüreğimiz var. Bugünler için yetiştirmedi mi bu devlet bizi? Toplantıdakiler huzursuzca kıpırdandı. Bu günler içindi belki de. Bir de şu askerler ortadan kaybolmasaydı. Ne güzel de kurtaracaklardı şu talihsiz devleti.. Hainleri yakaladıklarında ibret olsun diye asmaya karar vermişlerdi ki Albay K süklüm püklüm kapıdan girdi. Planları bulamadım komutanım. Neler söylüyorsun Albayım? Çok gizli evrak değil mi bunlar? Kripto odasından başka nerede olabilirler? Her yere baktım komutanım. Yoklar. Yere bakarak sıkıntıyla devam etti. Dün gece son düzeltmeleri yapması için Yazıcıya, Onbaşı Sancho ya bırakmıştım planları. Sabaha kadar çalışacaktı. Geldiğimde ondan alıp toplantıya gelecektim. Masasına da baktım, odadaki dolaplara da. Yoklar. S. Paşa konuşmaya başlamadan önce yutkundu. Bunun savaş mahkemesi suçu olduğunu biliyorsunuz herhalde Albayım? Kasvetli bir sessizlik yayıldı odaya. S. Paşa Albay K. yı ayakta bırakıp, masa etrafındaki turlarına başladı tekrar. Böylesine olağanüstü bir durumda suçlamalarla zaman kaybetmek yerine bir an önce harekete geçmek gerektiğinin farkındaydı. Albayın suçunu aklının bir köşesinde tutacak, her şey bittikten sonra bununla ilgilenmeye de sıra gelecekti. Albay K nın karşısında durup, tam gözlerinin içine bakarak konuştu. Gidelim hep beraber şu planları arayalım o zaman Albayım; ne dersiniz? Bir merdiven olsa dolapların üzerine de bakardık komutanım. Albay K nın odasındaki dolapları aramakla başlamışlardı işe. İçinde, geçmişteki üstün başarıları için Albay K ya takdim edilmiş birkaç plaket ve madalyanın sergilendiği cam kapaklı dolabın araması çarçabuk bitmiş;...

7 makam masasının çekmecelerinden de bir kaç loto kuponuyla, eski ganyan gazetelerinden başka bir şey çıkmamıştı. Küçük, köhne bir masanın, yüksek demir dolaplarla çevrelendiği yazıcı odasına geldi sonra sıra. Yüzlerine takılan iğrenme ifadesini gizlemeye çalışarak rütbelerine uygun bir sırayla S Paşa yı takip ettiler yazıcı odasına doğru. Bu camsız, basık, havasız odada bizim ne işimiz var der gibi baktılar birbirlerine. Er tayfası girer sadece bu odaya. S Paşa, haydi başlayalım diye bağırmasa boy boy klasörlerle dolu dolaplara, ne de çok plan yapılmış yahu diye düşünerek bakıp duracaklardı boş gözlerle. Neler yoktu ki dolaplarda. Geçmiş darbelerin planları, gerçekleşmemiş darbe planları, halkı galeyana getirip sokaklara dökme planları, gericilikle mücadele eylem planları, ilericilikle mücadele eylem planları, askerle uğraşıp duranlarla mücadele eylem planları ve neyle ya da kiminle mücadele için olduğu tam olarak anlaşılamayan eylem planları tozlu raflarda bekleşip duruyorlardı. Ama işte belki de, bu rafların içinde bir yerlerde, geçmişin kahraman planlarının arasında, kendi planları, ülkeyi battığı bataktan çıkartacak, aydınlığa taşıyacak son plan utangaç utangaç birisinin onu bulmasını bekliyordu. Yarbay Y nin getirdiği çayları içip dinlenmek için mola verdiklerinde dolapların aranması bitmiş ama kendi planlarını hala bulamamışlardı. S Paşa Onbaşı Sancho nun kullandığı masada oturmuş, gözleri tavandaki sabit bir noktaya takılı konuştu. Şurada siyah bir nokta mı var? Ben göremedim komutanım dedi yerde, ararken etrafa yaydığı dosyaların arasında oturan Albay X. Birisi dolapların üzerine mi bakalım demişti Albayım diye devam etti Paşa gözlerini tavandan ayırmadan. Yarbay Z ve Binbaşı H merdiven bulmaya gittiler komutanım. Merdivene gerek var mı? İki kişi ellerini birleştirip bir kişiyi yukarı kaldırsa olmaz mı? S Paşa nın sinirleri iyice bozuldu artık diye düşündü Albay X. Ne de yüksek dolapmış böyle. Ne arasın bizim plan buralarda. Dolabın üstüne tutundu. Kendini yukarıya doğru çekti. Aşağıda kendisini yukarıya kaldırmaya çalışan Binbaşı S ile Albay K dan oflama puflama sesleri geliyordu. İlk gördüğü bir parmak toz oldu. Yılların birikimiyle sünger bir tabaka halini almış toz. Her nefesiyle kırılgan toz tabakası biraz daha örseleniyor, pamuktan bir sis etrafa yayılıyordu. Vazgeçip aşağıya inmeye hazırlanıyordu ki sisin arasında, dolabın duvarla buluştuğu köşede bir dosya gözüne çarptı. Dosya! Diye bağırdı ellerini bırakıp tüm ağırlığını kendisini taşıyanlara bırakırken. Hep birlikte düştüler. Yerden ok gibi fırlayıp üstündeki tozları silkeledi Albay X. Yukarıda, demir dolabın duvarla birleştiği köşede bir dosya gördüm komutanım diye tekmil verdi Paşa sına. S Paşa gözlerini tavandan indirdi sonunda. Çayından bir yudum aldı. Getirin bakalım. Dosyayı görmek kolaydı da nasıl alacaklardı oradan. Merdiven bulmak için gidenler ardiyenin kilitli olduğunu görüp geri dönmüş; anahtarın nerede olabileceğine dair hararetli bir tartışma başlamıştı küçük yazıcı odasında. Boş verin anahtarı dedi General V sonunda. Dosyayı oradan nasıl alacağımızı düşünün. İki kişi birini yukarı kaldırsa gene. Uzun, sopa gibi bir şeye ihtiyaç var. Dolabı devirsek. Devirme değil de biraz öne doğru çeksek düşer belki dosya. İyice köşede demiştiniz değil mi Albayım? Önce bu taraftan çekip köşeden kurtaralım o zaman.

8 Generaller de dâhil hepsi Paşa nın boş bakışları altında işe koyulmuşlardı. Dolabın hareketlenmesiyle her ebatta toz parçaları da havalandı. Eğelim, eğelim! Dedi biri. Dolabı çektikleri tarafı yukarı kaldırdılar dosyanın diğer taraftan düşmesini umarak. Kayıyor. Yan tarafa takıldı. Sallayalım. Generalim dikkat edin eliniz sıkışmasın. Ne oldu? Biraz daha. Dolabın açılan kapakları çarpıyor; dengesini yitiren dosyalar yerlere yuvarlanıyordu. Düşüyor dedi biri. Düşüyor sonunda. Düştü. Dolabın arkasında, köşede, baş aşağı durdu dosya. Toz parçalarından oluşan yağmur bir süre daha devam etti. Küçücük odada, saçları, başları toz içinde ama görevi tamamladıkları için mutlu baktılar birbirlerine. Albay X koşup dosyayı aldı. Üniformasına silip temizlemeye çalıştı S Paşa ya götürürken. Yüzünü buruşturdu S Paşa dosyayı açarken. Kapak sayfası yırtılmış bunun.. Paşa yavaşça sayfaları çevirirken subaylar da S Paşa ya saygısızlık etmeden yaklaşabilecekleri en yakın mesafeden boyunlarını uzatmış, merakla plana bakıyorlardı. Bu bir darbe planı da, bizimki mi acaba? General N heyecanına engel olamayıp atıldı. On üçüncü sayfada, darbe gecesi kundaklanacak gazetelerle ilgili eylem planı olacaktı komutanım. On üçüncü sayfaya bakarsanız Nerede sayfa numaraları? Hah, yedinci sayfadaymışız. Sayfaları yavaşça çevirdi. On üçüncü sayfadaki başlığı yüksek sesle okudu. Suikastlar sonrası yüksek yargı kurumu başındaki bürokratların basına yapacağı açıklamaların metinleri. Tüh! Diye bir ses duyuldu dosyaya doğru uzanan boyunların birinden. Bu iki önceki planımız diye devam etti Albay X. Çok kanlı bulunup rafa kaldırılmıştı. Demir dolabın üstüne doğru kaçamak bir bakış atmaktan kendini alamadı. Utangaç utangac devam etti. Toplumda ses getirecek bir dizi silahlı eylemle başlayacaktı. Bu bizim plan değil. Yani bizim de Kes! Tamam! Albay K nerede? Emredin komutanım diye bir bağırış duyuldu arkalardan. Öndekileri iterek öne çıktı Albay K. Bir kez daha bağırdı. Emredin komutanım! Selam veren eli titriyordu. Ne yapacağız şimdi Albayım? Bu plan da aradığımız değilmiş. Bir plana hâkim olamamışsın. Yok yazıcıdaymış, yok düzeltme yapılacakmış üzerinde. Paşa yerinden kalkıp Albayın arkasına geçti. Ne yapacağız şimdi! Diye bağırdı tekrar ense köküne doğru. Yat! Arkasındaki, gerileyip Paşa ya yer açan diğer subaylara döndü. Siz de yatın! Daracık odanın içine sığamayanlar Albay K nın odasına doğru taştı. Odaya üniformadan yeşilli grili kahverengili bir halı serildi bir anda. Bir! İki! Siz de bağırın! İki! Üç! Üç! Kalk! Postalını kalkmaya davranan Albay K nin sırtına koydu. Sen değil Albayım. Dört! Sırtındaki postalla şınava devam etmeye çalışan Albaydan cılız bir ses çıktı. Bağır! Dört! Bağır! Dört! Bu plandaki suikast Durakladı. Plandaki silahlı eylemler görevi hangi daireye verilmişti? Ortaya konuştuğunu fark edip devam etti. Kim konuştuysa az önce çıksın ortaya! Beş! Beş! Albay X göz ucuyla General V ye baktı ortaya çıktığında. Özel Harb e verilmişti komutanım. General V nin sıkıntısı yüzünden okunuyordu. Nereden çıkmıştı şimdi bu? Rafa kalkmış bir plandı işte. Kaç silahlı eylem planlanmıştı. İzninizle plana baksam daha doğru bir bilgi Bak! Altı! General V dosyayı eline alıp sayfaları karıştırmaya başladı. Altı! Komutanım bu gizlilik dereceli bir plan. Böyle ortalıkta Ortası berisi mi kaldı V. Baksana, bir avuç kaldık zaten! General V sıkıntıyla diğerlerine baktı. Çok değil, birkaç ses getirici eylem. Ülkenin çıkmazda olduğunu insanlara da göstermek için. Yakın zamanlı olmaları ve karşıt çevrelerden insanları hedef almaları düşünülmüştü. Sonrasında kitlesel sokak gösterileri planlandı. Büyük

9 cenaze törenlerinde karşıt grupların çatışmaları sağlanacaktı. Olayları bastırmak için ordu geniş çaplı bir sıkıyönetim ilan edecek, sonrasında da meclisi ve hükümeti lağvedecekti. Yedi lan! Diye bağırdı Paşa. Birkaç silahlı eylem yeterli o zaman. Evet komutanım. Bence bu şartlarda bu planı uygulayabiliriz. Yedi! Silahlı eylemlerden sonra hükümeti basar, başbakanı istediğimiz açıklamayı yapmaya zorlarız. Albay K nın sırtına doğru bastırdı postalıyla. Bu salak da adamları öldürür işte. Albay K acı bir çığlık atıp tespih böceği gibi dertop oldu. Yeni plan hazırlarım komutanım. Bir gecede hazırlarım komutanım. Eskisinden güzel olur komutanım. Bir yandan da gözünden sicim gibi yaşlar dökülüyordu. Acıyın komutanım dedi sonunda S Paşa nın sert bakışlarıyla odaya asılan sessizliği bozmak için. General V bir adım atıp selam durdu paşasına. Albay K ya göz ucuyla bundan bir halt olmaz der gibi baktıktan sonra başladı konuşmaya. Komutanım elimizde asker yok. Subayların da morali bozuk, olup bitene bir anlam veremiyorlar bir türlü. Bu başımıza gelen, askerlerin kaçması yani, çok hızlı oldu, hepimizi gafil avladı. Bu şartlar altında kapsamlı bir plan yerine hızlı uygulanabilecek çevik hareket edebileceğimiz bir plana ihtiyacımız var. Güzel konuşuyorsun. Güzel konuşuyorsun da ne yapabiliriz onu söyle sen. Albay K nin ağlaması bitmiş, yattığı yerde burnunu çekiştirerek derin derin içini çekiyordu artık. Albay H atıldı. Sokaklara çıkıp havaya ateş açsak. Halk korkar, bir sürü gazeteci de toplanır, haber oluruz. Basın toplantısı düzenleyelim sokaklarda ateş açacağımıza dedi Yarbay B. Gazeteci, televizyoncu toplamak için neden yasadışı eylem yapalım dedi biri arkalardan. Sokaklarda ateç açmak yasadışı mı diye fısıldadı Binbaşı Y yanındaki Albay X e. Sus dedi Albay X sertçe. Biri kapatalım kendimizi kışlalara, ölüm orucu yaparız dedi. Gülüşmeler oldu. Maaşlar da yatmaz şimdi diye bir ses geldi gene arkalardan. Gülüşmeler arttı. S Paşa elini kaldırdı sinirle. Birbirlerini dürterek gülüşmeleri susturdu odadakiler. Karargahın önünde toplanılacak. Tanklara atlayıp Başbakanlığa gideceğiz. Küçük odadaki kalabalık arasından tankçı birliğinin komutanı General M yi aradı gözleriyle. Hazırlayabildiğin kadar tankı hazır et. Aşağıda seni bekliyoruz.... Üzerine tünedikleri tank, karargahı sivil dünyadan ayıran dikenli teli yıkıp vızır vızır arabaların geçtiği yola çıktığında her taraftan acı fren sesleri duyuldu. Bir kaç kişi şöför camından kafasını çıkarıp dikkat etsenize kardeşim, böyle yola fırlanır mı sinyal vermeden gibilerden sitem etti. Albay X arkadan gelmekte olan diğer tanka baktı. S Paşa sadece iki tankın çalıştırılabildiğini duyunca küplere binmiş, General M`ye bir tane tokat patlatmış, ceza olarak da öndeki tankın önüne oturtmuştu. Tanklara sığmayan diğer düşük rütbeli subaylar da tankların tepelerine tünemiş, yola düzülmüşlerdi. Arkadaki tank da dikenli teli aşıp yolda yerini alana kadar beklediler. Yolun tıkanmasını protesto eden arabaların kornaları arasında öndeki tank ileri firladı sonra. General M dengesini kaybedip düşer gibi oldu. Sürücü penceresinden bağırdı içeriye doğru. Paşam düşeceğim, ne olur başka yerde oturtun beni. Tankı kullanan Binbaşı H mahçup bir sesle cevap verdi General M`ye. S Paşa düşerse düşsünn diyor komutanım.

10 Kırmızı ışıkta durduklarında yanlarında bir okul servisi durdu. İçeridekiler kızlı erkekli selam durdular tanktakilere. Önde oturan General M selama karşılık verdi ilk. Tören kıtalarını denetler gibi ciddi bir yüz ifadesi takınıp çakı gibi bir selam çaktı servisteki öğrencilere. Tankların üzerindeki diğer subaylar da bir bir selam vermeye başladı sonra. Servisin camından bir liseli çocuk kafasını uzatıp Albay X`e bağırdı. Asker! Kaç yapıyor bu tank? Albay X cevap vermek için ağzını açmıştı ki tank hareket etti. Ani hareketle, selam duran subaylarin dengesi bozuldu. Hep birlikte arkaya devrildiler. Gülüşmeler duyuldu servisten. Sıkı tutunun askerler diye bağırdı bir kız servis yanlarından geçip giderken. Başbakanlığa dönmeden önceki kavşakta arkadaki tank bozuldu. Tankçı subaylar bir süre tamire ugraştılar S Pasa tepelerinde çıldırmış gibi bagırıp çağırırken. Meraklı bir kalabalık da toplanmaya başlamış, tiyatro gösterisi izler gibi olup bitene bakıyordu. General V koşup paşasına tekmil verdi. Komutanım öndeki tank çalışıyor. Daha fazla zaman kaybetmeden ona binip gitsek. Sonra göz bebeklerini döndürerek etrafı gösterdi paşasına. Cok da dikkat çekiyoruz burada. S Paşa gözlerini kalabalığın üzerinde gezdirdi. Dağılın lan diye kükredi sonra üzerlerine doğru koşarak. Kalabalık geriledi. Küçük bir kız çocuğu ağlamaya başladı. Korkma kızım asker onlar bizi koruyorlar dedi annesi kıza. S Paşa tankların etrafında halka olan kalabalık boyunca koştu. Ne var lan, neye bakıyorsunuz. Bir homurtu yükseldi insanlardan. Ne kızıyorsun Paşam dedi biri. Paşam itelim tankı istersen dedi diğeri bıyık altından gülümseyerek. Başım dönüyor dedi S Paşa subaylara dönüp. Binbaşı G ile Yarbay D koluna girip öndeki tankın yanına getirdiler paşayı. Sıcaktan tansiyonu düştü dedi izleyenlerden biri. Yaşlı bir teyzeden cep kolonyası bulundu. Yelpaze yapın, serinlesin biraz diye bağırdı bir diğeri subaylara doğru. Tankın gölgesinde şapkalarıyla yelpaze yapıp serinletmeye çalıstılar paşalarını. Biraz kendine geldiğinde çalışan tanka doluştular yeniden. Toplanan kalabalığa el salladılar kalkarken. Tek kalan tankın üzeri mahşer yeri gibi kalabalıktı artik. Allahtan fazla bir yol kalmadı diye içinden geçirdi Albay X tutunacak yer bulamayıp önündeki General N`nin beline sarılırken.... E Ne yapacağız şimdi. Baksana toplandı geliyor bunlar. Klinik şefi Nusret her zamanki bezginliğiyle ağır hareketlerle oturduğu yerden kalkıp cama, başhekimin yanina doğru yürüdü. Hastabakıcılar iyi idare ediyordu bunları dedi duyulur duyulmaz bir sesle. Başhekim Furkan hastabakıcılar idare ediyorsa sen ne işe yarıyorsun gibilerden bir ifadeyle baktı Nusret`e. Bütün gün uygun adım yürüyüp ona buna sataşıyorlardi müdürüm. Hastabakıcıların cani çıktı asker taklidi yapmaktan. Ben haklı buluyorum grev yapmalarını da. Gani gani hakediyorlar aldıkları parayı. Önde bir klozet kapağını direksiyon gibi sağa sola çeviren hastayı ciddi bir yüz ifadesi ve abartılı bir şekilde havaya doğru attıkları asker adımları ile digerleri izliyordu. Bazısının pijamasının yakası çarpılmış, bazısı düğmelerini hiç iliklememişti. Başhekim Furkan bir iki

11 tanesinin pijamasının üstünü bile giymemiş olduğunu farketti dehşetle. Her şey tamam da şu pijamalar giyilmedi mi çileden çıkıyordu işte. Masasının başına gecip sendikayla görüşmeye giden finans müdürünün numarasını çevirdi. Nasıl gidiyor... İnmiyorlar mi? Son teklif dedin mi sen? Parmaklarıyla sinirli bir ritm tutturmuştu masanın uzerinde. Baksana... Tamam konuşurum ben İl Sağlık Müdürü`yle... Bakanlıktan gelenler ne diyor? Tamam. Bak iyice kontrolden çıktı bunlar. Yarın sabaha iş başı yapsin hastabakıcılar. Yoksa polis filan çağıracağım artık buraya... Tamam. Sabaha tamam diyorsun yani...ona göre konuşacağım ben de bak... Sana da. Sabah erken gel bak...görüşürüz. Bakanlıktan gelmişler. Sabaha çözülür diyor Hayati. Hala camdan dışarı bakan Nusret oralı olmadı. Grev bitiyormuş Nusret diye daha pes bir perdeden bağırdı Başhekim Furkan. İyi iyi. Güzel marş söylüyor seninkiler. İnelim aşağıya da sakinleştirelim şunları dedi Başhekim Furkan sabırsızlıkla. Nusret i de bunların yanına koymak gerek diye geçirdi aklından bir yandan da.... Daha kapıdan bahçeye inen merdivendelerdi ki S. Paşa en asker yüz ifadesiyle kükredi. Taleplerimiz var Başbakanım. İçişleri Bakanına da belli belirsiz bir kafa selamı verdi. Severdi İçişleri Bakanını. Ağzinda kocaman bir gülümsemeyle elini sıktı Başbakan S.Paşa`nin. Hoş geldiniz, şeref verdiniz. Buyurun. Toplantı odasına geçelim. S.Paşa dönüp tanka doğru seslendi. General V, General N benimle gelin! Diğerleri General N`in komutasında emirlerimi beklesin! Dönüp üniformasını çekistirdi sonra. Başbakan ellerini açıp yolu gösterdi. Merdivenleri çıkıyordu ki dönüp tankın önünde bacaklarını sallayan General M`yi gösterdi parmağıyla. Generalim! Sen de gel! Ne çok komutanım diyor bizim müdür diye düşündü başhekimi dinlerken Nusret. Sessizliğinin hastaların gözünde otoritesini arttıracağını düşünerek bu toplantılarda öteden beri pek konuşmazdı zaten. Başhekim Furkan, S. Paşa yaşanan karışıklıktan dolayı derin üzüntülerini sunuyor, ordu ülkenin güvencesi, rejimin teminatı, demokrasinin bekçisi gibi süslü laflarla gerilimi düşürmeye çalışıyordu. Ortaya koyduğu güc gösterisinin işe yaradığını gören S.Paşa kendinden emin devam etti. Size güveniyorum Sayın Başbakan. Bakın genç subaylar rahatsız ancak yarın sabah her şeyin yoluna gireceğini söyleyerek yatıştırabilirim onları. Yoksa çok vahim olaylar vuku bulabilir. Gözlerini dondurerek devam etti. Ülke bir iç savaşa bile sürüklenebilir. General M göz kırptı Nusret`e.. Gülmemek için hastaları gerçek bir general gibi düşünmeye çalıştı Nusret. Yıllardır şu işin içindesin, bir türlü alışamadın şu tiyatroya diye geçirdi aklından. Yok, yok. bir pansiyon açıp buralardan gitme zamanı geldi artık. Sayın İçişleri Bakanım diyen Başhekim Furkan`ın sesiyle kendine geldi. S.Paş sükuneti sağlamak için kendilerine ihtiyaç olup olmadığını soruyor. Şu an için gerek yok. İhtiyaç halinde ivedilikle kendilerini haberdar edeceğiz tabi ki! Gibilerden geçiştirdi Nusret. Peki o zaman diye davrandı S.Paşa. Hep birlikte ayağa kalktılar. Müsade buyurursanız karargaha gidip yarın sabahı bekleyeceğimizi genel bir emirle orduya bildirmem gerekiyor dedi. Önlerini ilikleyip saygıyla elini sıktılar generallerin. Sabaha sorun çözülüyor. Talihsizlik işte, oluyor boyle şeyler diye devam etti generalleri geçirirken Başbakan.

12 S.Paşadan iyi haberi aldıktan sonra tanka atladılar hep birlikte. Önde klozet kapağı, arkada bir pijamalı ordusu marşlar söyleyerek karargahın yolunu tuttular. Erken paydos yapalım bugün dedi S.Paşa. Yarın askerler gelince çalışmaya devam ederiz kaldığımız yerden.... Albay X ertesi sabah uyandığında siyah noktayı göremedi. Gözlerini kıstı, faltaşı gibi açtı, bir gözünü kapatıp tek gözle bakmayı denedi, olmadı. Telaşla pencereye koştu karısını uyandırmamaya özen göstererek. Perdeyi araladı. Oh! Araba gelmiş, bekliyordu. Varsın siyah noktaya hükmedemeyim diye düşündü. Her şey düzene girdi ya. Göz doktoruna giderim artık. Merdivenlerden inerken harika bir darbe fikri geldi aklına. Keyifle gülümsedi. Kaşları gevşedi bir an. Cumhur Bumudur

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu.

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. 1. Bölüm Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. Tim ayağa kalktı. İpi çekti. Grk ayağa kalktı, JFK Uluslararası Havaalanı

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

Gece geç saatlere kadar öykü dosyalarımı elden geçirmiş, yorulmuştum. Yattıktan sonra sık sık uyanmıştım.

Gece geç saatlere kadar öykü dosyalarımı elden geçirmiş, yorulmuştum. Yattıktan sonra sık sık uyanmıştım. EKRAN KAÇKINLARI Gece geç saatlere kadar öykü dosyalarımı elden geçirmiş, yorulmuştum. Yattıktan sonra sık sık uyanmıştım. Evde birileri dolaşıyor, sessizce sağı solu karıştırıyorlar sanmış, kalkıp bütün

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN Uyarılara kulak verin! Stephen R. Covey, Etkili İnsanların

Detaylı

Tırmanılan Rotada -Genel zorluk: TD -Yükseklik : m -Hedeflenen ve Harcanan Zaman : 6 saat, 6 saat 50 dk -Kazanılan ve kaybedilen yükseklik : 400 m

Tırmanılan Rotada -Genel zorluk: TD -Yükseklik : m -Hedeflenen ve Harcanan Zaman : 6 saat, 6 saat 50 dk -Kazanılan ve kaybedilen yükseklik : 400 m Etkinliğin; Adı: Mangırcı Kuzey Duvarı Fire Thru The Crux Rotası Bölgesi, Tarihi: ALADAĞLAR - Niğde 16-07-2011 Hedefi, Türü: Mangırcı Kuzey Duvarı Fire Thru The Crux Rotası Etkinliğe katılanların isimleri:

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı ...ZEDE Bir adam... Bel Plan (Görüntü adama doğru yaklaşıyor) Bir şehir... Geniş Açı Şehirde hayat akıyor... Ve insanlar... Geniş Açı Düşme görüntüsü Yüksek bir yerden düşme hissi, aşağıya doğru tilt...

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek!

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek! Kızlar, ben geldim, dedi Gönül Hanım. Hav! Cimcime! Bu köpek nereden geldi? Sen zaten hiç köpek sevmiyorsun! dedi Cimcime. Evde köpeğin ne işi var? Miyav! Miyav! Miyav! diye ağladı kedi Köfte dığı odadan.

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri)

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) I. BÖLÜM Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) Marifet, bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en masum,

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Azra hızlı hızlı giyinip, kahvaltı yapmadan evden ayrıldı. Asansöre binerken arkadan hala Berrak ın sesi geliyordu:

Azra hızlı hızlı giyinip, kahvaltı yapmadan evden ayrıldı. Asansöre binerken arkadan hala Berrak ın sesi geliyordu: Koru Azra nın kabusun etkisinden kurtulup yataktan kalkması için birkaç on dakikaya ihtiyacı vardı. Bu sırada Azra nın geveze ev arkadaşı Berrak her zamanki nutuk öğütlerinden birini atmakla meşguldü.

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

HAYTAP İmdat Turu Ekibi ANKARA Yenimahalle 'Toplama Merkezi'nde... Son Güncelleme Çarşamba, 25 Eylül 2013 19:37

HAYTAP İmdat Turu Ekibi ANKARA Yenimahalle 'Toplama Merkezi'nde... Son Güncelleme Çarşamba, 25 Eylül 2013 19:37 HAYTAP Akdeniz Ege İmdat Turu Ekibi olarak, turumuz da biz de bitmiş tükenmiş durumda olduğumuz halde, sokaklarından yüzlerce hayvanın yok olduğu, bakım evinin bir felaket olduğu bilgilerini kulak ardı

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 01-05 HAZİRAN 2015 01 HAZİRAN PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56 SAAT TUTARAK METİN OKUMA-1 KAZA Çağdaş ile Cevat cadde kenarında top oynuyordu. Top caddeye kaçtı. Çağdaş topun arkasından koştu. O sırada caddeden geçen minibüs Çağdaş a çarptı. Çağdaş yere düştü. Cevat

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

Lütfen alçak sesle konuşun. Çocuklarım içeride, diye fısıldadı

Lütfen alçak sesle konuşun. Çocuklarım içeride, diye fısıldadı BÖLÜM 1 Geceliğimle götürdüler beni. Geriye bakıyorum da bütün belirtiler ortadaydı. Şöminede yanan aile fotoğrafları, gece geç bir saatte en sevdiği gümüşlerini ve mücevherlerini paltosunun astarına diken

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan Doyumsuz Çocuklar Babam televizyon başında saatlerini geçirmekten keyif mi alıyor, yoksa acı mı çekiyor anlayabilmiş değilim. Ne zaman bir şey seyredecek olsa mutlaka yüzünü buruşturur, kızar, söylenir.

Detaylı

KONSTANTİNOPOLİS, 12 NİSAN 1204

KONSTANTİNOPOLİS, 12 NİSAN 1204 GÍRÍş KONSTANTİNOPOLİS, 12 NİSAN 1204 Başta onları duymadı. Bizans İmparatoru 5. Aleksios un, Hipodrom a yukardan bakan balkonundan yalnızca nal seslerini duydu. Belirsiz sürücüleriyle savaş arabaları

Detaylı

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor?

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor? . Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Noktalama İşaretleri 1. Hafta Aşağıdaki şiiri iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TEMİZ ÇOCUK Temiz çocuk hasta olmaz. Gönlü acı ile dolmaz. Hiçbir vakit benzi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Aile nedir? *Ailemizi tanıyalım. *Ailemizdeki büyüklerin isimlerini öğrenelim. *Akraba ne demek öğrenelim. *Arkadaşlık nedir?

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line 25 Ağustos 2013 Pazar Brifing: Görev isminden de anlaşılacağı gibi hattı tutan bir birliğe bir diğerinin

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Kadınların Çalışma Deneyimleri

Kadınların Çalışma Deneyimleri Belkıs Kümbetoğlu: Kadınların Çalışma Deneyimleri Herhangi bir mağazanın, atıyorum işte, özellikle şey, markaların mağazalarına... Gece gidip, işte elimizde cihazla şeyleri, ürünleri sayıyoruz.bunu yapıyoruz

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır?

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır? TÜRKÇE Hiçbir zaman elinde sapan olan bir arkadaşım olmadı. Daha doğrusu, öyleleri ile arkadaşlık yapmadım. Çünkü minicik bir kuşun canına kıyarken acıma duygusu olmayan kişi, zor duruma düşene elini uzatmaz.

Detaylı