YAR YAYINLARI Temmuz 2007-İstanbul Alime Berdan Matbbası YAR YAYINLARI Yönetim: Yar Yayınları: 120 Hikaye Dizisi: 07

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YAR YAYINLARI Temmuz 2007-İstanbul Alime Berdan Matbbası YAR YAYINLARI Yönetim: Yar Yayınları: 120 Hikaye Dizisi: 07"

Transkript

1 1 2 Türkiye Yayını: YAR YAYINLARI Temmuz 2007-İstanbul Kapak Resmi: Alime Baskı: Berdan Matbbası (0 212) YAR YAYINLARI Kuruluş: 1972 Yönetim: Başmusahip Sokağı 10/1 Cağaloğ1u-İstanbul Y ISBN Yar Yayınları: 120 Hikaye Dizisi: 07

2 Mahir Ulaş Yeşil 3 4 Boş EVSAHİBİ (Öyküler)

3 VASİYET Hava o kadar da kötü değil aslında. diye söylendi Selim. Sonra kafasını çevirip kuyruğun arka tarafına baktı, daha uzun olduğunu görüp keyiflendi. Ahmakıslatan bu, biraz ıslanmaktan birşey çıkmaz. diye devam etti hemen arkasındakine. Adam hiç oralı olmadı, ağzından burnundan akan suları atkısıyla sildi. Sonra tekrar ıslak sarı-lacivert atkıyı başörtüsü gibi doladı kafasına. Mecburen önüne döndü Selim. Önünde montlarını kafalarına geçirmiş iki büklüm duran iki delikanlının konuşmalarından bugünkü maçın kiminle olduğunu çıkarmaya çalıştı. Ama çocuklar karşı takımın ismi yerine yakası açılmadık sıfatlar kullandıklarından anlayamadı. Çok da lazım değildi zaten. Nasılsa biletin üzerinde yazacak. O zaman öğrenir. Bu cumartesi rüzgar-yağmur elele vermiş bütün hıncını alıyordu İstanbul dan. Biri süpürüyor, diğeri yıkıyordu. Stadın etrafında (muhtemelen içinde de), Salı pazarı nda, Kızıltoprak ta kuru tek bir nokta yoktu. Dibi delinen gri gökyüzünün altında ıslak atkılardan, kapişonlardan, başörtüsü yapılmış bayrak- 5 6 lardan, şemsiyelerden ince uzun sıralar, stadın gri duvarlarından çeşitli yönlere doğru uzamış, öğleden sonra başlayacak maç için kapıların açılmasını bekliyorlardı. Kuyrukların aralarında köfteciler, kokoreççiler, bayrakçılar ve askerler bekleyenleri bekliyordu. Askerleri getiren cemseler, arka tarafta, Salı Pazarı na doğru sıralanmış. Kadıköylüler yeni stat açıldığından beri bu manzaraya aşinaydı. Her onbeş günde bir İstanbul un hemen her yerinden insanlar vapurlara, trenlere biner gelirlerdi Fenerbahçe nin maçını izlemek için. Dükkanlarını sarı-laciverte çeviren esnafın da bayramıydı bu günler. Misafirlerin kimi hemen bilet kuyruklarına girerken, biraz daha ehli keyif olanlar gelmişken sahilde bir tur atarlardı. Hele hava da güzelse yol daha da uzatılıp Bahariye ye çıkılır, oradan Yoğurtçu Parkı na geçilir, ve nihayet cebindeki paraya göre uzun ve sevimsiz kuyruklardan birinin sonuna ilişilinirdi. İşte bundan sonrası hayli sabır gerektirmekteydi, çünkü uzunluğu bir yana, bu kuyruklara sıklıkla kaynak yapanlar veya yapmaya çalışanlar olur, itiş-kakışlar yaşanır, kavgalar bile çıkardı. Saat üçteki bir maçın santrasını görmek için onbir oniki gibi kuyrukta olmak gerekirdi. Hele o kadar hali vakti yerinde değilse maçı izlemeye niyetlinin, saat dokuz-on gibi stat civarında olmalıydı ki kale arkası tribünlerin güzel bir yerinden yer kapsın. Elbette önemli maçlarda tüm bu program daha da erkene alınmalıydı. Selim de herkes gibi donmuştu. Üzerinde kuru hiçbir şey kalmamıştı. Pardesüvari lacivert hırkası, kazağı, gömleği, iç çamaşırları... En kötüsü ise pan-

4 tolonuydu. Bir iki yıl öncesinin modası; hani ispanyol paça dediklerinden, üst tarafı dar, paçaları aksine geniş... Rüzgar estiğinde işte bu ıslak yelkenler bacağına yapışıp donduruyor ve ancak eliyle tutup çekerek ayırabiliyordu. Rüzgar da rüzgardı hani... Bu halde, elinden geldiğince az hareket ederek ve az yer kaplayarak 2 saat kadar bekledi. Sonra kapılar açıldı, kuyruk ilerlemeye başladı. Yarım saat kadar sonra gişenin önüne geldi, parayı verdi bileti aldı. Parmaklıklardan devam edip kale arkası tribünün kapısına geldi. Bileti görevliye verdi, yırtık yarısını geri alıp geçti. Üst araması yapan jandarma: Kesici-delici birşey var mı? diye sordu. Deşici olur mu? diye cevapladı Selim sırıtarak. Jandarma da sırıttı. Eliyle belini, kalçasını, bacaklarını yokladı. Diğer asker nüfus cüzdanının sayfalarını alelacele çevirdi, geçmesine izin verdi. Selim yırtık bilete baktı: T.C. İstanbul İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Fenerbahçe - Samsunspor Futbol Karşılaşması, 13 Mart 1983, Pazar, 15:00, İstanbul Fenerbahçe Stadı, Yeni Açık Tribünü D Blok 57, Müsabaka Sonuna Kadar Saklayınız İçerde, tribüne çıkan merdivenlerin duvarlarında harfler vardı. Selim hafif bir kavis yaparak uzanan geniş ve yüksek koridor boyunca yürüyerek tek tek her merdivenin harfine baktı. H... G... bu da değil daha ilerde, uç tarafta olmalı E... D... C... az daha ilerde... İşte bu! A bloğu... Merdivenlerden yukarı yollandı, tribüne çıkmak için. Kafasını çıkarır çıkarmaz tokat gibi bir rüzgar... Hay A Blok, skorbordun bulunduğu kale arkası tribünün en sağındaydı. Rüzgarın en çok tesir ettiği üst kısımlar ve kaleciden başka kimsenin adamakıllı görülemeyeceği en alt koltuklar bomboş, orta taraflar ise yarı yarıya dolmuştu. Koltuk derken, beton üstüne çakılmış, merdivenlere kadar uzanan boydan boya iki sıra düz tahta, sinema koltuğu değil. Selim yukarılara doğru tırmanmaya başladı. Birkaç sırayı merdivenlerden çıktıktan sonra koltuklar a basa basa çıkarak sağa doğru seğirtti. Birkaç itiraz, daha dikkatli olması yönünde tribün nezaketinde ikazdan sonra aşağı yukarı geçen maçtaki yerine geldi. Üç maçtır onu bekliyordu ama Rıfat görünürde yoktu. Acaba, diye geçirdi içinden, yakalandı mı? Üzerine oturmak için strafor ve ıslanmamak için torba satan satıcıdan minderini ve yağmurluğunu aldı. Elinde kova gibi birşeyle dolaşan köfteekmekçiyle de el kol işaretleriyle anlaştı: bir yarım, bir ayran. Çok geçmeden de beklediğine kavuştu. Rıfat, saçları ortadan hafif dökülmüş Rıfat, gözlüğünün çerçevesi kalın, camı kalın Rıfat, uzun montunun yakaları kalkık, kafasında torba, açık sarı bir atkıyı banka soyguncusu kovboylar gibi yüzüne dolamış Rıfat az önceki merdivenlerden kafasını çıkardı ve rüzgardan aynı tokadı yedi. Atkısı açıldı, yüzü göründü: Bıyık bırakmış. Yakışmamış ama. Rıfat saniyenin yarısı kadar bir zamanda tribünün üst tarafını taradı, gözleriyle Selim i buldu. Ondan daha ustaca hopladı zıpladı, hiç küfür, azar yemeden yukarı tırmandı.

5 Arkadaşının yanına geldiğinde yüksek perdeden sordu: Burası boş mu kardeş? Selim aynı makamdan cevapladı: Valla bilmem ben geldim, oturdum. Galiba boş. Rıfat minderini dışarıdan almıştı, serdi oturdu. Lafa ilk Selim başladı gülümseyerek: N aber? Rıfat birkaç saniye etrafına bakındı, cebinden bir Maltepe paketi çıkardı. Bir sigara yaktı, bir tane de Selim e uzattı, yaktı: Bir an önce başlayalım. Maç saat üçte galiba dakikaya burası hınca hınç dolacak. Dışarısı mahşer yeri gibi. Eyvallah, dedi Selim. Nasıl istersen. Rıfat cebinden bir mendil çıkardı, yüzünü gözünü, sonra da gözlüğünü sildi. Beni görmek istediğini söylemişsin kimi arkadaşlara. dedi. Mesele nedir? Aslında... dedi Selim ve birkaç saniyede neredeyse sönecek kadar ıslanan sigaraya asıldı. Aslında, diye tekrar aldı sözü Rıfat. benim buraya gelmem, seninle temasa geçmem büyük bir hata. Sen de biliyorsun.... Birincisi, aranıyorum, gazetelerde bile çarşaf çarşaf resimlerim çıktı. İkincisi? Bu kez Rıfat sönmüş sigarasından bir fırt koparmaya uğraştı bir süre. Beyhude... İkincisi son tutuklamalardan sonra artık burada buluşmuyoruz. Tabii, sen işin düşünce bizimle olmak istediğinden bilmezsin. Artık ben de aranıyorum. Burası da benim fikrim değil. Elindeki ıslak tütün-kağıt karışımını yere fırlattı Selim. O, kimi arkadaşların... Devam etmedi. Bir süre ikisi de konuşmadı. Tribün giderek doluyordu. Biri Rıfat tan biraz kenara kaymasını istedi. Rıfat, Selim e doğru yanaşırken: Özlem nasıl? diye sordu. Aynı! Halisülasyonlar devam ediyor mu? Evet. Ama şu sıra daha çok bir unutkanlık nöbeti geliyor. O nedir? Gün içinde birdenbire nerde olduğunu, ne yaptığını unutuyor. Bazen olduğu yere yığılıp kalıyor, bazen de aklına başka şeyler esiyor ve çıkıp onların peşine gidiyor. dedi Selim. Yanında biri varken neyse de... Bir gün herkesin dikkatinden kaçacak ve öyle çıkıp gidecek, kaybolacak diye korkuyorum. E peki kendine geldiğinde dönmez mi öyle olsa bile? Evi ben zor buluyorum, Özlem nasıl bulsun o haliyle? 2 ay önce Eminönü nde yemek yedik, ben parayı öderken o çıkıp gitti. Bütün Eminönü nü alt-

6 11 üst ettim. Neredeyse herşeyi göze alıp karakola bile gidecektim. Sonra akşam ne yapayım diye annemlere telefon ettim ki oradaymış. Durdu, derin bir nefes verdi, yüzünden akan suları sildi. Okula gideceğim diye Üsküdar a geçmeye kalkmış. Neyse vapurda annemlerin bir komşusu görmüş onu. Anlamamış tabi önce. Ama Özlem lise, yazılı falan deyince... Almış annemlere götürmüş. Allah razı olsun. Kötü bir durum. Üzüldüm. dedi Rıfat, kafasındaki naylon torbayı düzelterek. Peki, benden tam olarak ne istiyorsun? Rıfat benim yurtdışına çıkmam lazım. Bir yılı geçti çalışmıyorum. Annemden aldığım harçlıkla olmuyor. Babam ise bana serseri muamelesi yapıyor. İş aradım ama olmadı. Yine suratından akan suları silmeye çalıştı. İş miş yok ya, hadi buldum diyelim, karakoldan kağıt, savcılıktan kağıt... Elli ayrı yerden belge istiyorlar. Ben daha ilkinde yakayı ele veririm. O zaman Özlem e kim bakacak? Ayrıca belki bu illetin bir çaresi biliniyordur yurtdışında. Rıfat, aşağı sırada kazağını çıkarmış, neşeyle sıkıp su çıkaran bir gence baktı. Sen burada götürdün mü ki Özlem i hastaneye falan? Annem götürdü bir iki defa. Ama çok da fazla ilgilenmemişler. Ben de bizzat götüremiyorum. Orada da birşeyler soracaklar, isteyecekler diye... Tam olarak ne istiyorsun benden? Para mı? Hayır, param var... Aslında yok da... Yurtdışına çıkacağımı bilsem, akrabalarımdan ayarlarım. Kullanılmamış biraz kredim var hala. 12 Eee nedir o zaman? Selim neredeyse fısıldayarak: Belgelerimi senin hazırlamanı istiyorum, daha doğrusu belgelerimizi. Nasıl yani? Bu kez fısıldayarak: Rıfat uzatma! Ne demek istediğimi biliyorsun. Pasaport ve vize gerekiyor dışarı çıkmamız için. dedi Selim. Bu sırada takımlar ısınmak için sahaya çıktı. Tüm stat gibi Yeni Açık A Blok da ayağa kalktı tüm mevcuduyla. Selim ne olduğunu anlamaya çalışıyor, Rıfat bıyık altından sırıtarak tezahürata eşlik ediyordu. Onbeş dakikalık suratsız Rıfat gitmiş yerine yirmi küsür yıllık arkadaşı, şen, koca gözlüklü ve irice bir lise öğrencisi gelmişti sanki. Kısa süren bu tantanadan sonra sahadakiler içeri girdi, tribündekiler oturdu. Yağmur durmuştu ama rüzgar ahaliyi dövmeye devam ediyordu. Benim böyle bir şeye yetkim yok. dedi suratsız haline geri dönen Rıfat. Hoş, olsaydı da kullanır mıydım bilmem. Darbeden sonra herkes yurtdışına çıkmak istiyor. Buna bir dur demeli, ancak dışarıda iken buraya faydalı olacak insanlar dışarıya çıkmalı. Sen ne diyorsun Rıfat? dedi Selim zoraki gülümseyerek. Sen... Ulan biz seninle çocukluk arkadaşıyız. Aynı mahallede büyüdük, top oynadık. Aynı okulda okuduk. Çetemize n oldu? Hem ben sana, arkadaşlarına hep açtım kapımı.

7 13 Hadi be! Sen toptan ne anlarsın? Seni ancak kaleye koyardık, orada bile bir işe yaramazdın. diye cevap verdi liseli Rıfat sırıtarak. Herkes Feneri, Cimbomu tutarken sen Sarıyer i tutardın. Annen seni bir kere börek yemeye götürmüş diye. Peki ulan! İlk rakıyı da beraber içmedik mi 72 nin yılbaşında Murat ların evinde? Ne içmesi? Bir parmak rakı yoktu senin bardağında. Murat, Cafer ve ben bitirdik büyüğü o gece. dedi Rıfat. Ve tekrar ciddileşerek ekledi: Murat Ankara da vuruldu geçen sene. Gece dışarıdaymış, dur ihtarına uymamış... 1 hafta komada kaldı, sonra öldü. Cafer ise hemen 12 Eylül günü tutuklandı. Metris te şimdi. Murat ı duydum. Ama Cafer i bilmiyordum. O anda önde hakemler, üç siyah forma giymiş adam, arkada takımlar -biri sarı-lacivert dikine çizgili, öteki beyaz formalı- sahaya çıktılar. Bu kez curcuna daha büyük oldu. Tüm stat yine ayakta, halay çeker gibi omuz omuza vermiş olduğu yerde zıplıyordu. Konfeti denen ince, rulo yapılmış şerit gibi kağıtlar, küçük küçük doğranmış kağıtlar uçuşuyor, irili ufaklı bayraklar, atkılar havada geziniyor, dalgalanıyordu. Çeşitli pankartlar kimi biraz edepsizaçılmış, Karşı kale arkasından gelen tezahüratlara eşlik edilmeye başlanmıştı. Rıfat yine ciddilikten uzaklaşmış, çevresine uymakta fazla istekliydi. Okuldan kaçıp maç izlemeye gelmiş gibi... Selim, Rıfat ın kulağına bağırdı: 14 Siz zaten bunlardan sürüyle hazırlıyorsunuzdur kendi arkadaşlarınız için. Tek istediğim bana ve Özlem e de birer tane hazırlamanız. Beriki duydu mu, duymadı mı bilinmez... Cevap vermedi. Zaten verse de bu kez Selim duyamayacaktı. Yaklaşık on onbeş dakika tezahürat etmekle geçti. Selim bile Rıfat ın bu keyfine şaşmış, katıldı bu bağırışmaya. Elinden geldiğince. Maç da başlamıştı. Rıfat ın dediğine göre beyazlar rakip takımdı. Çok zevkli bir maç sayılmazdı. İki takım da öyle net gol pozisyonları bulamadan ilk yarı bitti. Birkaç dakika yine ikisi de konuşmadı. Bu kez lafa Rıfat başladı: Peki neyle, nasıl çıkacaksınız yurtdışına? Nereye gideceksiniz? Akraba, eş-dost var mı dışarıda? Selim sözü tekrar problemine getirmekten mutlu: Yunanistan üzeri gitmeyi deneriz herhalde. Ne yapacağımı ben de tam bilmiyorum. Özlem in bir dayısı vardı Hollanda da... tek hısım... yardım edecek misin? Rıfat bir süre birşey demedi, etrafına bakındı. Aşağıda amigonun biraz solunda, yukarılara bakan sakallı bir adamda bir süre takıldı gözleri. Sonra tekrar Selim e döndü: Resimleriniz yanındaysa ver. Ama dediğim gibi, ben yetkili değilim. Evrakları hazırlayan da değilim. Bir bakmam, arkadaşlarla konuşmam lazım. Selim Rıfat ın kolunu sıkarak: Çok... çok sağol kardeşim...

8 15 Öyle peşin peşin sevinme. Ülkeden çıkmak isteyen çok! diyerek iç çekti Rıfat, Üstelik herkesin de güzel bir bahanesi var emin ol! Ben elimden geleni yaparım ama şimdiden sevinme. Peki anladım... yine de... eyvallah! dedi Selim, iki siyah beyaz fotoğrafı verirken. İkinci yarı başladı. Fenerbahçe belirgin bir üstünlük kurdu oyunda, iki de oyuncu değişikliği yapmıştı. Bu devre tam da Selim ve Rıfat ın bulunduğu taraf Samsunspor kalesiydi. Ataklar, heyecanlı pozisyonlar bu kalede oluyordu. Gelmesi muhtemel Fener golünü artık Selim de gönül rahatlığıyla izleyebilirdi. Rıfat ın pasaport işlerini halledeceğinden emindi. Ne kadar öyle görünmeye çabalasa da Rıfat kalpsiz biri değildi çünkü. Maçın sonu iyice yaklaştığında sıkıntı, memnuniyetsizlik artmıştı. Hatta bazıları ümidini kesmiş, merdivenlere doğru yavaştan yanaşıyordu. Çıkışta beklememek için. Hakem maçı ha bitirdi ha bitirecek derken Fenerin sol açığı 2-3 kişiyi taç çizgisinin dibinde çalımladı, son çizgiye kadar inip ortaladı. Kaleci topu tokatladı, ama top yine Fenerli bir oyuncunun önüne düştü. Bu az önce net bir pozisyonu kaçırandı. Bu kez topu sakince düzeltti ve ceza sahasının dışından kalecinin soluna plaseledi. Gooool! Rıfat da kudurmuş gibi bağırdı herkes gibi. Önce Selim ile, sonra diğer yanındakiyle kucaklaştı. İkinci yarının başından beri samimiyet kurduğu arka sırayla ve öndeki, maç başlamadan kazağını sıkan çocukla da kucaklaştı. Sonra tekrar Selim e dönüp: 16 Gördün mü, ne plaseydi be! Neydi? Boşver, güzel goldü diyorum. Zamanı da güzel, tam bitirecekti herif. Maç 1-0 bitti. İki eski arkadaş onbeş dakika kadar sonra merdivenlerden koridora inebildiler. Stattan çıkmadan, itiş kakış arasında Rıfat, Selim in kulağına Cuma günü buluşmalarını, neticeyi bildireceğini söyledi ve kalabalığa karıştı. Selim ise çıkışa yönelmeden önce on-onbeş dakika bekledi. Sonra, kalabalık bir nebze azalınca çıkıp aheste aheste rıhtıma indi. Kadıköy den vapurla Eminönü ne, oradan da trenle Bakırköy e geçti. İstasyonda kontrol vardı. Kimliksiz iki kişiyi cipe bindirdiler. Askerlerin elinde liste falan olmadığından Selim de bir sorun çıkmadı. Sadece nüfus müdürlüğüne gidip yeni tip kimlik kartlarından almasını söylediler. Sokağa girdiğinde hava kararmıştı ama evin ışıkları yanmıyordu. Dış kapıyı aceleyle açtı, merdivenleri ikişer ikişer çıktı, dairenin kapısını kilitlemişti giderken, onu da aynı aceleyle açtı: İçerisi zifir karanlık. Özlem! Efendim! Neden ışıkları yakmıyorsun güzelim? Korkuttun beni. Bilmem... oturuyordum, farketmemişim!

9 17 Selim ışığı yakmadan sesin geldiği tarafa, salona gitti. Özlem in silüetini masa başında oturur vaziyette buldu, karşısına oturdu. Elini tuttu, öptü. Rıfat nasılmış, ne yapıyormuş? dedi Özlem. Islanmışsın. Gezdik biraz, selamı var. İşe girmiş. Çok yoruluyormuş. Söylenip durdu. *** Rıfat stattan itiş kakış, güç bela çıkabildi. Sol tarafa Bağdat Caddesi ne gitmek istemesine rağmen Kadıköy e doğru sürüklendi. Yankesicilere karşı cüzdanını ceketinin iç cebine koydu. Üstü başı hala tam kurumamıştı. Ancak rüzgar-yağmur dinmiş, güneş açmıştı. Parkın oradaki köprüde insan denizi ancak seyrelmişti. Madem öyle o da bu tarafa giderdi. Nasılsa eve gitmek için akşamı beklemek gerek. Yoğurtçu Parkı na girdi. Cıvıl cıvıl, cennet mübarek. Kış günü bile kuşlar ötüyor. İyi olmuştu Selim i gördüğü. İki yıl sonra... Arka taraftaki alanda ikisi daha büyükçe beş-altı çocuk bağıra çağıra top oynuyor. Kendi çocukluk yılları geldi aklına. Arkadaşları... Çocukları görebileceği kuru bir bank seçti, oturdu. Selim pek kıvıramazdı bu top işini. Büyük çocuklardan biri ötekine çelme takıp bir su birikintisine düşürüyor, yerdekinden okkalı bir küfür yiyor. Aynı şekilde de cevap veriyor. Ama Murat ve Cafer fena oyuncu değillerdi Yaşıttılar hepsi, yalnız Murat 2 yaş küçüktü. Fakat en çapkınları da oydu. İlk kız eli ni Murat 18 tutmuştu. Daha liseye bile gitmiyordu hem de o zaman. Her şeyi çok önce öğrendi, yaptı. Her şeyi Kalktı, parktan çıktı. Sırık Cafer daha sessiz, sakindi. Çok tertipliydi. Cebinde yedek çorap taşır, maç yaptıktan sonra çoraplarını değiştirirdi. Arkadan hala çocukların küfür sesleri geliyor. Bahariye Caddesi ne çıkan yokuşlardan birine vurdu. Rıfat hep otoriter, Selim ise hep neşeliydi. Olur olmaz her şeye karışır, başından belayı eksik etmezdi. Ama şikayet de etmezdi hiç. Her musibette bir iyi taraf bulurdu, hatta insanı sinirlendirecek kadar. Yukarda, Fransız lisesi nin önünde bir polis otosu ve de haki bir cip bekliyor. Arka mahallenin piçleriyle çıkan kavgada sol kolunu kırdığında annesine: Sağ kırılsaydı daha kötü olurdu. demişti. Selim in annesi asabi, hükümet gibi kadındı; az daha kırıyordu onu da. Haki yeşil cipin önünde aynı renk, biri tüfeksiz, iki asker, gülüşüyorlar. Tüfeksiz olanın miğferi elinde, hızlı hızlı birşeyler anlatıyor. Elindekini öbürünün kafasına vuruyor. Tok diye bir ses çıkıyor miğferlerden, tekrar gülüyorlar. Polisler ise ortalıkta yok. İlk siyasi vukuatları saydıkları o kavganın Özlem yüzünden çıktığını çok sonra itiraf etmişti Selim. Meğer kızı görmek için fazlaca ihlal etmiş mahalle sınırlarını. Bu da diğer mahallenin namusunu zedelemiş. Bahariye de trafik sıkışmış. Sola, Moda ya döndü. Sopalı, taşlı güruh tekbir getirerek, ahlaksız komünistler!, burası Moskova mı? diyerek geldiğinden, çeteleri için bu siyasi bir kavgaydı. Dayaktı daha doğrusu. Tabii, kesinlikle bizimkiler dövmüştü. Bahariyenin en cafcaflı kısmı burası. Her yerde bir kalabalık, bir kalabalık. Cadde,

10 19 sinemalar, büfeler, pasajlar... Bir gözlük (Rıfat ın) ve bir kol karşılığı bir diş kırmışlardı. Ona karşı (yoksa onbeş miydi?) dört, üstelik de sopasız mopasız olduklarından dövmüşlerdi işte. Hatta o dişi de saklayacaklardı ya, Cafer cebinden düşürmüştü. İğrenip atmıştır, hanımevladı. diyerek güldü Rıfat kendi kendine. Üniversite yıllarında mahalleye az uğrar olmuştu. Buralarda kalabalık seyreliyor yavaş yavaş. Tek tük gelip geçenler... Aynı dönemde Cafer ODTÜ- Kimya nın, Murat Mülkiye nin sınavlarını kazanıp Ankara ya gitmiş, Selim bir marangoz atölyesinde işe girip Özlem le nişanlanmıştı. Kilisenin yanında, Şekerbank ın önünde iki nöbetçi asker daha. Ama deminkiler kadar neşeli değiller. Sonra Özlem tuhaf ve ağır bir hastalığa yakalanıp 1 yıl kadar hastanede yattı. Hastalıktan mı, hastaneden mi bilinmez ama bir daha eski Özlem olamadı. Tüm bunlar olurken Selim, kızı bir an olsun yalnız bırakmamıştı. Taburcu olduktan 2 ay sonra da evlendiler. Rıfat ın çetesi en son bu düğünde tam tekmil biraradaydı, rakıları yapıştırırken. Hepsinin aileleri aynı apartmanda oturuyordu ama Selim in dışındakileri bir daha görmemişti. Selim ile ilişkileri de farklı bir biçim almıştı. Kalacak yeri olmadığı zaman Selim in yeni açtığı atölyesinde uyuyordu. Ufak bir meydandan sağa döndü, rıhtıma, iskelelere doğru... Sonra Selim, Rıfat ın arkadaşlarıyla atölyede toplanmalarına izin verir oldu. En sonunda artık toplantılar için Rıfat a da gerek yoktu. İşler iyi gitmediğin- 20 den, Selim 12 Eylül den aylar önce kapatmıştı atölyesini ama bu onu ifadelerde, tutanaklarda bahsedilmekten kurtaramadı. Polis için artık Selim in Atölyesi çok tanıdık bir mekan ismiydi. Hatta açıkta kalan birkaç olayın faili neden bu meçhul Selim olmasındı. Ara sokaklardan indikten sonra nihayet denizi gördü. Bir ay kadar önce Selim, her nasılsa, Rıfat ın arkadaşlarından dışarıda kalabilmiş birini bulmuş, görüşmek istediğini söylemişti. O kişi de, Rıfat ı ne zaman göreceği belli olmadığından, Selim e bir süre maçlara gidip A Blokta beklemesini söylemişti. Hemen önünde otobüs duraklarının orada kollarında ve miğferlerinde AS.İZ. yazılı askerler kimlik kontrolü yapıyor. Hiç istifini bozmadan sağa döndü. Birkaç ay öncesine kadar bağlantılar koptuğunda Rıfat ın uyguladığı bir yöntemdi bu stat işi. Fena da olmuyordu hani. Bir zamanlar çokça alışık olduğu kalabalıkları görüyor, arada Fenerin maçını da izlemiş oluyordu. Migros un önündeki ışıklardan geçti, burada da nöbetçi bir jandarma ekibi vardı. Kadıköy de artık maçın izleri tamamen kaybolmuştu. Herkes geldiği gibi, İstanbul un dört yanına dağılmıştı. Hava kararmaya başlarken Rıfat da gezisini bitirmiş, Rıhtım Caddesi nden Yeldeğirmeni ne doğru yönelmişti. Birahanelerin önünden geçtikten sonra ilk sağa sapıp tırmanmaya başladı. Hacı sakallı, takkeli bir bakkaldan yumurta, ekmek ve sigara aldı. Sokağına varınca birkaç saniye etrafı dinledi, kokladı. Ardından usulca apartmana girip bodrum katına süzüldü. Kapıyı açınca herzamanki rutubet kokusu vurdu burnuna. Alacakaranlıkta caddeye ba-

11 21 kan odadan kaçarak arkadaki kör odaya girdi. Yaklaşmaktan çekindiği oda evin bir nebze güneş gören, duvarları yosunsuz tek yeriydi. İçinde evsahibine ait birkaç eşya ve perdesiz camında kocaman bir KİRALIK yazısı vardı. Kaldığı odadakiler ise bir valiz, bir piknik tüp, kararmış bir tava ve yataktan ibaretti. Yatak dediysek: en altta koli kartonları, onların üstünde biri döşek, diğeri örtü hizmeti gören iki battaniye Başka bir şeye ihtiyaç duymadığı gibi, her daim seferi olduğundan daha fazla eşyası da olamazdı. Askeri Yönetim tüm kiracıların muhtarlıklara kayıtlı olmasında pek ısrarcıydı. Rıfat bu ısrara ancak bir emlakçının yardımıyla dayanıyordu. Hem hayır, hem de para sever bu adam eline izbe, sahiplerinin kiralamakta aceleci olmadığı evler düşünce haberdar ediyordu. Bu da öyle bir yerdi işte. Girip çıkarken dikkatli olursa, birkaç ay kalabilirdi rahatça. Rıfat yumurtaları kırdı, çatal kullanmadan, tavadan ekmekle yedi. Bulaşıkla mulaşıkla uğraşılmazdı şimdi. Işığı kapattı, gözlüğünü çıkarıp yattı. Selim in işini nasıl halledeceğini düşündü. Kabul ettirmesine mümkünat yoktu ama yarınki buluşmada soracaktı yine de. Ertesi gün öğleden önce görüşmenin olacağı yere vardı: Bir börekçi. Arkadaş kendisinden önce gelmişti. El sıkıştılar, mutfağa yöneldiler. Mutfak loş. Hamur tepsisinin olduğu masaya geçip oturdular. Dükkan sahibi geldi, sessizce tepsiyi alıp çırağa iki çay getirmesini söyledi. Diğeri, adama başıyla teşekkür etti. Az sonra, cılız bir delikanlı ocaktan iki fincan çay doldurup getirdi. Bu kez Rıfat teşekkür 22 etti delikanlıya. Çırak korku dolu bir bakışla cevapladı. Son tutuklamalardan sonra kimler gitti, kimler kaldı anlamaya çalışıyorlardı. Rıfat a her hafta olduğu gibi kabarık bir haber alınamayanlar listesi verildi, tek tek gidip bir şekilde kontrol etmesi için. Bir de zarf... Metin e iletilecek... kimlik vb. hazırlamak için muhtemelen. Bir saat kadar başka meseleler konuşulup şimdilik bu kadar dendiğinde Rıfat ekledi: Bir mesele daha var aslında. Öteki kalkmak için hazırlandığı sandalyeye tekrar yerleşti: Nedir? Dinliyorum. Bir arkadaşım var, bir arkadaş var Selim Zamanında bize çok yardım etmişti. Evet? Şimdi onun da başı dertte biraz, dedi Rıfat, karşısında oturanın omzunun üstünden karşı duvara tırmanan böceği izleyerek. Sonra gözlerini kaynayan ocağa dikti. Üç demlik büyükçe bir kazanın üzerinde. Yardım etmemizi istiyor. Nasıl bir yardım peki? dedi beriki. Kalacak yer mi? Para mı? Hayır, Hala ocağı inceliyordu Rıfat. Öyle değil. Demliklerin bir tanesi yana yatık, düşecek gibi. Kazanın musluğu da damlatıyor, şıp şıp. Yurtdışına çıkmak istiyor eşiyle birlikte. Ama aranır durumda, belgeler için yardım istiyor. Öteki sırıttı:

12 23 Eşiyle yurtdışına çıkacak ha! Balayına mı? Rıfat ocağı bıraktı, karşısındakine baktı: Ama durum karışık biraz, öyle göründüğü gibi değil! Öteki kendi esprisini beğenmiş olacak, hala sırıtıyordu. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok! Durum gerçekten ciddi ama, Selim aranıyor, eşi de Arkadaşım! diye kesti diğeri. Bu kez gülmüyordu. O kadar çok insan istiyor ki şimdi bunu. Kendi arkadaşlarımıza yardım edersek öbürlerinin günahı ne? Sen de biliyorsun: Herkese yetişemeyiz. Doğru, yetişemeyiz. Fincanları incelemeye başladı şimdi de. Bir tanesinin kulbu çatlamış, birinin elinde kalacak. Ayrıca hatır ilişkilerimizi, arkadaşlıklarımızı da ön plana çıkarmamalıyız bu kadar. Öteki devam ediyordu. O arkadaşına incitmeden yardımcı olamayacağımızı söyleyelim ve kendi işlerimize yoğunlaşalım. Evet, dedi Rıfat. haklısın. Öyleyse sorunumuz yok. Başka bir şey var mı? Hayır, yok! Peki, haftaya görüşürüz. El sıkıştılar. İlk önce öteki çıktı mutfaktan. Rıfat beş dakika kadar daha kaldı. Sonra o da çıktı. Gözleri kamaştı: amma da aydınlık. Çırağın yüzü gülüyor, yabancıların gitmesinden memnun, dükkan sahibi de öyle. Rıfat ikisini de başıyla selamladı çıkarken. Bö- 24 rekçiden çıkınca haber alınamayanlar listesinden en yakındakini seçti gitmek için. Adamı buldu, kesin bir dille yapması gerekenleri anlattı. Sonra diğer en yakına yollandı. Ertesi gün de böyle geçti. Birkaç tanesi hariç gittiklerinin çoğuna ulaşmıştı. Salı günü Metin e uğrayacaktı ama yetişemedi. Çarşambaya kaldı. Evden geç çıkarak akşama doğru iskeleye geldi. Eminönü ne geçecek. Vapurda burun tarafında, dışarda oturdu, sigara için. Çakmağı yanmadı. Siyah uzun paltolu, kaba sakallı, kaba birinden ateş istedi. Adam pek bir rahatsız oldu bu talepten, istemeye istemeye çıkardı verdi çakmağını. Tesadüf o ya, vapur tam Haydarpaşa açığındaki gemi enkazının yanından geçerken bir seyyar satıcı geldi; hiç bitmeyen, tutukluk yapmayan, sönmeyen, sonsuza kadar yanan çakmaklardan satmaya başladı. Rıfat el edip aldı bir tane hemen. Metin Sirkeci de, postanenin yakınlarında bir muhasebecide çalışıyordu. Parası iyi değildi işin, neredeyse boğazı tokluğuna. Ama dosyalar, kaşeler, mühürler arasında iyi kamufle oluyordu. Rıfat ona genelde akşam üç ila beş arası uğramaya çalışırdı. Patronun olmadığı saatlerde. Yine öyle yaptı, saat dört buçukta eski tarzda, rutubet ve kağıt kokan, muhasebeci, avukat ve benzer, evrakı bol büroların olduğu hanın dev kapısından girdi. Spiral gibi dönen basık merdivenlerden; uzun, havasız bir koridordan sonra daha da havasız bir bürodan içeri girdi. İki üç masa: tepeleme dosya dolu. Metin birinde oturmuş uyukluyor. Selam Metin, nasılsın?

13 25 Ooo, iyilik paşam n olsun Senden n aber? İyidir iyi. Siparişler varmış yine? Öyle. diyerek şişkin zarfı uzattı Rıfat. Acelen ne be paşam, otur bi çay iç! İçelim bakalım. Metin zarfı çekmeceye koydu, kalktı bürodan çıktı, 3 kat aşağıya, hanın çaycısına, bağıra çağıra 2 çay söyledi. Yalnız işlerden biri acil. dedi Rıfat, geri dönen Metin e. Neymiş o? Ne kadar acil? Bunu sonradan eklediler. Dün aldım daha. dedi Rıfat ve iki siyah beyaz vesikalık koydu Metin in masasına. Yurtdışına çıkış için. Yarına lazım Yurtdışına çıkış için mi? Ne yani uçak bileti mi? dedi Metin sırıtarak. Dalga geçme! diye cevap verdi Rıfat. Pasaport, bir de vize sanırım. son kelimelerde sesi titredi. Metin işkillendi, Nasıl yani? Kesin bir şey söylemediler mi sana? diye sordu. Pasaport ve vize İkisi birden. Vize hangi ülke için? Yunanistan! Bir soru daha gelemeden çaycı geldi, çayları bırakıp markaları aldı. Metin e Galatasaray ın o haftaki maçıyla ilgili açık saçık bir espri yaparak gitti. 26 Metin tekrar Rıfat a döndü: Peki bu arkadaşlar nüfus cüzdansız mı dolaşacak? Öyle yapmayacaklarsa birer fotoğraf daha lazım. Rıfat birkaç saniye durakladı, çayından içti. Sonra soğuk bir sesle: Bilmiyorum. Bana söylenen bu, istersen kendin sorarsın nasıl çıkacaklarını. dedi. İyi peki paşam, yarına pasaportları yaparım. Kızma... O da çayından okkalı bir fırt çekti. Yalnız vize için davetiyeler falan lazım. Yunanistan ile ilgili hiçbir şey yok elimde. Hemen de bulamam. Sonra kimlik konusunda da ciddiyim. Onlar da gerekiyorsa birer fotoğraf daha lazım. O zaman kendin çoğalt! Başka fotoğraf bulamam sana. Bu işi gerçekten arkadaşlar mı verdi sana? Metin son yudumu da içtikten sonra çay kaşığını ince bellinin içine attı. Yoksa hatır işi mi? İstersen... kontrol edebilirsin. Hiç uğraşamam vallahi. Diğer getirdiklerin için haftaya uğrayacaklar, bunlar da ancak o zamana yetişir zaten. Hepsini sarar sarmalar veririm. O kadar vakit yok ki, bu acil! Acil olmayan bir işimiz var mı şu sıralar? Rıfat masadaki kalemlikten bir kalem kaptı, ufak bir kağıda karınca duası gibi birşeyler yazdı, verdi. İyi o zaman. Ama diğerlerinden önce biterse... adres bu. Gözlüğünü düzeltti. Arkadaşın gelip alma-

14 27 sını bekleme. Sorumluluk benim. Sen biriyle gönder. Kalktı, kapıya yollandı, Allahaısmarladık. Hanın kapısında çaycıyla karşılaştı, adam selamını almadığı gibi bir de arkasından küfretti sessizce. Rıfat dönüp baktı, ama diğeri çoktan basıp gitmişti çay ocağına. Dışarıda kuru bir ayaz... Atkısını boynuna doladı, uzun gri ceketinin önünü ilikledi. Yakasını kaldırırken karşı kaldırımda kalem, mektup zarfı, kağıt satan bir işportacıya ilişti gözleri. Adamda ne bir kasket, bir atkı ne de bir ceket vardı. Yazık der gibilerden kafasını salladı, yoluna koyuldu. Eminönü nden tekrar vapura bindi. Kadıköy e inerken polis kimlik kontrolü yapıyordu. Kimliklere bakan Polis Metin in elinden çıkma hüviyetin sayfalarını evirdi çevirdi, kafasını kaldırıp Rıfat ın yüzüne baktı: Çok genç, şaşılacak kadar genç. Şapkasının siperliğinden gözlerinin yarısı ancak görünüyor. Mavi, soğuk, kuşkulu gözler... Birşey demeden, kafasını arkasındaki kadına çevirdi. Bir eliyle Rıfat ınkini geri verdi, diğer eliyle kadının hüviyetini aldı, incelemeye başladı. Rıfat iskeleden çıktı, geçenleri süzen, başka iki çift siperlikli gözün ve ekip otosunun yanından yürüdü gitti. Yine tam hava kararırken, sokağa çıkma yasağının başlamasından çok önce evine ulaştı. Perşembe günü iki kişiyle daha irtibata geçmesi gerekiyordu ama ikisini de adreslerinde bulamadı. Birisi işe gelmez olmuşmuş, öbürünün evi diye gittiği yer ise radyo-televizyon tamircisiymiş. Tamirci hep oradaymış ve öyle birini hiç tanımıyormuş. 28 Ertesi günü tamamen Selim e ayırmıştı. Geçen sefer, maçtaki görüşme pek ayaküstü olmuştu. Üstelik biraz da ters davranmıştı Selim e. Şimdi bunu telafi edecek, ne yapıp edip işini halledeceğinin müjdesini verecekti. Sonra laf lafı açacak, belki akşama kadar oturup kalacaklardı bir yerde. Selim onun kusuruna bakmazdı. Allah bilir tavla bile oynarlardı. Yine mars olurdu Selim e. Öğleye doğru ancak uyandı. Hala yorgundu ya dünden, yine de kalkması lazımdı. Tuvaletteki aynanın küfleri arasından kendini gördü. Traşı gelmiş, yorgun bir surat... Giyindi. Beş dakika kadar apartmanın merdivenlerini dinledikten sonra kimsenin olmadığına karar verip çıktı. Kapalı, gri bir gündü. Sokak boş. Diğer sokak da. Hatta aşağı, Rıhtım Caddesine kadar bütün sokaklar boş. Bir tek yukarıda bir adam görünüp kayboldu sanki. Siyah uzun paltolu... ya da pardösülü... Birbirine paralel denize inen uzun yokuşları kese kese, ara sokaklardan devam etti. Hakikaten çok az insan vardı bugün sokaklarda. Altıyol a çıktı. Işıklardan karşıya geçti. Yolun ortasındaki iri askeri aracın yanından geçerek stadın olduğu tarafa yöneldi. Yoğurtçu Parkı nda buluşacaklardı Selim ile. Stadın yakınında yine... Bugün Cuma pazarı olduğundan etraf yine kalabalık olur diye ummuştu ama tersine. Tek tük kimi file, kimi pazar çantası, kimi ise naylon torbalarıyla Rıfat ın indiği yokuşu çıkanlar vardı. Çoğu ihtiyar. Bir büfeden içeri girdi. Sigara almak için. Büfeciye parayı verirken aynadan iki adamın karşı kaldırımda, biraz geride durduğunu gördü. Biri vapurdaki sakallı, siyah uzun palto giymiş cenabet herif... Di-

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 01-05 HAZİRAN 2015 01 HAZİRAN PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Deprem anında neler yapmalıyız?

Deprem anında neler yapmalıyız? On5yirmi5.com Deprem anında neler yapmalıyız? Evde, arabada, iş yerinde, sinemada, metro ve otobüslerde depreme yakalandığımızda neler yapmalıyız? İşte yanıtı... Yayın Tarihi : 26 Şubat 2014 Çarşamba (oluşturma

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

Son Matine Senaryo : Ali CEYLAN 0535 369 71 72

Son Matine Senaryo : Ali CEYLAN 0535 369 71 72 Son Matine Senaryo : Ali CEYLAN 0535 369 71 72 SAHNE 1 SİNEMA MÜDÜRİYETİ / İÇ / GÜN Sinema müdürü Yılmaz bey herzaman ki gibi gözlükler gözükde, gazatesini okumaktadır.biraz sonra telefon çalar. Telefon

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret (ZİL ÜSTÜSTE ÇALAR) Fehiman:Kimooo? Güzin:Benim abla. (KAPI AÇILIR) (Heyecanlı)Müjdemi ver müjdemi ver. Fehiman:(Heyecanlı)Mektup,mektup

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu.

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. 1. Bölüm Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. Tim ayağa kalktı. İpi çekti. Grk ayağa kalktı, JFK Uluslararası Havaalanı

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN OKULLARI GÜNLÜK EĞİTİM PROĞRAMI 6YAŞ 20.EKİM.PAZARTESİ-25.EKİM.CUMA

Ö.Ç BİLFEN OKULLARI GÜNLÜK EĞİTİM PROĞRAMI 6YAŞ 20.EKİM.PAZARTESİ-25.EKİM.CUMA 20.10.2014 PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN OKULLARI GÜNLÜK EĞİTİM PROĞRAMI 6YAŞ 20.EKİM.PAZARTESİ-25.EKİM.CUMA Türkçe Dil Etkinliği: Sağlıklı olmak için neler yapıyoruz? Nasıl sağlıklı olabiliriz? Soruları sorularak

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar.

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar. 04.12.2015 Denizyıldızı Sınıfı ndan Merhaba; Bu hafta, Gökyüzü ve Uzay konusuna giriş yaptık. Konumuzu Gökyüzü ve Uzay olarak iki başlığa ayırdık, bu hafta Gökyüzü konusunu işledik. İlk olarak gökyüzü

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

2- Takside. Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler.

2- Takside. Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler. Alman televizyon kanalı RTL de pazartesi akşamı yayınlanan Ekstra Magazin (Extra-Das RTL-Magazin) adlı program, bir Türk ve bir Alman kadını Türkiye ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

.. Özel Eğitim Uygulama Merkezi. Kaba Değerlendirme Formu

.. Özel Eğitim Uygulama Merkezi. Kaba Değerlendirme Formu .. Özel Eğitim Uygulama Merkezi Kaba Değerlendirme Formu Öğrenci Adı-Soyadı: Değerlendirme Tarihi: Sınıfı: Değerlendiren: AMAÇLAR +/- AÇIKLAMA 1. Ellerini yıkar. 2. Ellerini kurular. 3. Yüzünü yıkar. 4.

Detaylı

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır?

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır? TÜRKÇE Hiçbir zaman elinde sapan olan bir arkadaşım olmadı. Daha doğrusu, öyleleri ile arkadaşlık yapmadım. Çünkü minicik bir kuşun canına kıyarken acıma duygusu olmayan kişi, zor duruma düşene elini uzatmaz.

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan Doyumsuz Çocuklar Babam televizyon başında saatlerini geçirmekten keyif mi alıyor, yoksa acı mı çekiyor anlayabilmiş değilim. Ne zaman bir şey seyredecek olsa mutlaka yüzünü buruşturur, kızar, söylenir.

Detaylı

Kadınların Çalışma Deneyimleri

Kadınların Çalışma Deneyimleri Belkıs Kümbetoğlu: Kadınların Çalışma Deneyimleri Herhangi bir mağazanın, atıyorum işte, özellikle şey, markaların mağazalarına... Gece gidip, işte elimizde cihazla şeyleri, ürünleri sayıyoruz.bunu yapıyoruz

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

ÇEVREMİZ VE BİZ 1.park 2.büfe 3.okul 4.banka 5.otel 6.market 7.alışveriş merkezi 8.kafe 9.hastane 10.köprü 11.nehir 12.kafe 13.spor salonu 14.

ÇEVREMİZ VE BİZ 1.park 2.büfe 3.okul 4.banka 5.otel 6.market 7.alışveriş merkezi 8.kafe 9.hastane 10.köprü 11.nehir 12.kafe 13.spor salonu 14. ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÇEVREMİZ VE BİZ 1.park 2.büfe 3.okul

Detaylı

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464 Otistik Çocuklar Otistik olmak normal insan olmaktan çok farklı değildir aslında, sadece günlük ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Yani bizim kendi başımıza yapabildiğimiz (yemek yeme, kıyafet giyme, oyun

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56 SAAT TUTARAK METİN OKUMA-1 KAZA Çağdaş ile Cevat cadde kenarında top oynuyordu. Top caddeye kaçtı. Çağdaş topun arkasından koştu. O sırada caddeden geçen minibüs Çağdaş a çarptı. Çağdaş yere düştü. Cevat

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 07Aralık-11 Aralık 2015 07 ARALIK PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. İstedikleri ilgi köşelerinde(evcilik, kitap, puzzle, kukla)

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek!

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek! Kızlar, ben geldim, dedi Gönül Hanım. Hav! Cimcime! Bu köpek nereden geldi? Sen zaten hiç köpek sevmiyorsun! dedi Cimcime. Evde köpeğin ne işi var? Miyav! Miyav! Miyav! diye ağladı kedi Köfte dığı odadan.

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN Uyarılara kulak verin! Stephen R. Covey, Etkili İnsanların

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

DEPREME HAZIRLANIYORUZ KORKMUYORUZ

DEPREME HAZIRLANIYORUZ KORKMUYORUZ DEPREME HAZIRLANIYORUZ KORKMUYORUZ DEPREM NEDİR? Dünyamızın yüzeyi yap-boz şeklindeki büyük parçalardan oluşan bir kabukla kaplıdır. Bu parçalar her zaman hareketlidir. Birbirlerini itmeleri ya da birbirlerine

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

BuranoVenedik denince akla ilk

BuranoVenedik denince akla ilk Rengarenk Bir Ada BuranoVenedik denince akla ilk gelen aslında kanallar, gondollar ve maske festivali oluyor. Pek bilinmese de Venedik kendi içinde eşsiz bir görselliğe sahip Burano Adası nı da kapsıyor.

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı