BERNARDİN de SAİNT PİERRE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BERNARDİN de SAİNT PİERRE"

Transkript

1

2 BERNARDİN de SAİNT PİERRE HİNTLİ KULÜBESİ (Chaumiere İndienne) Çeviren : ŞERİF HULÛSİ İstanbul

3 YAYLACIK MATBAASI İSTANBUL 1972

4 HİLMİ KİTABEVİ KLASİKLERİ No. 5 Bernardin de Saint - Pierre

5 BERNARDİN de SAİNT PİERRE'in (Krolonojik Hayatı) ( ) 19/Ocak/1737 Jacques Henri Bernardin de Saint Pierre Fransa'da Havre şehrinde doğmuştur. Henri'nin Dutailly ve Dominique isminde iki kardeşi, Catherine namında bir hemşiresi vardı : Ailesi arasında büyümüştür. Sonra bir rahip idaresinde Caen pansiyonunda azizlerin hayatını, dokuz yaşına basınca ROBİNSON CRU- SOE hikâyesini okumuştur Amcası kendisini Martinique adasına göndermiştir : Caen şehrinde Cizvitlerin kollejine devam etmiş, Cizvit yapılmak istenmiştir. O, sonra Rouen Kollejine devam etmiş matematikte birinci mükâfatı almıştır Teknik okula devam etmiştir.

6 6 HINTLI KULÜBESI Mart/1761 Bernardin de Saint Pierre Hesse memleketindeki muharebeye bir istihkâm subayı sıfatiyle iştirak etmiştir Senesi son ayı Paris'e dönmüştür. İstihkâmların vaziyetini tetkik etmek üzere Kral mühendisi olarak Malta Adası'na gitmiştir. Dönüşte şiddetli bir fırtınaya tutulmuştur : Hollanda, Almanya, Rusya ve Lehistan'a seyahat etmiştir. Mart/1768 Fransa Adasına gitmek üzere ayrılmıştır. Temmuz/1768 Fransa Adası'na gitmiştir. 9/Ekim/1770 Fransa Adası'ndan ayrılmıştır. Mayıs 1771 de Fransa'ya gelmiştir FRANSA ADASINA SEYA HAT eserini neşretmiştir. J.J.Russeau ile dost olmuştur TABİAT TETKİKİ eserini bastırmıştır Bütün dünyaca meşhur POL ve VİRJİNİ eseri neşrolunmuştur HİNTLİ KULÜBESİ kitabı kısılmıştır.

7 HINTLI KULÜBESI Bernardin de Saint Pierre nebatat bahçesi müdürlüğüne memur edilmiştir Matmazel Felicite Didot ile evlendi. İki çocuğu oldu. Adlarını Pol ve Virjini koydu Yüksek Öğretmen Okulu öğretmenliğine tayin edildi Enstitüye âza intihap edildi Karısı Felicite Didot öldü. Bernardin de Saint Pierre Paris'e gitti Yirmi yaşında bulunan Matmazel Desiree de Peleporc ile evlendi Pol ve Virjini eseri Büyük Kıt'ada resimli olarak basıldı. 21/Ocak/1814 Bernardin de Saint Pierre hayata gözlerini yumdu Aime Martin tarafından TA- BİATTE AHENK eseri nefis bir surette bastırıldı. Abdullah Tanrınınkulu

8

9 HİNTLİ KULÜBESİ Bundan otuz yıl kadar önce, Londrada bir İngiliz âlimleri derneği kuruldu. Bu derneği kurmaktan maksat, dünyanın bir çok yerlerine gidip, insanları aydınlatmak ve daha mutlu kılmak için, bütün ilimleri aydınlatacak bilgiler toplamaktı. Yine ayni milletten, tüccar, lord, piskopos, üniversitelilerden ve İngiltere Kral ailesinden kurulmuş bir dernek üyelerinden para toplayıp bu ilim derneğinin masraflarını üstüne alacak. Bu yardım derneğine Avrupa'nın kuzeyindeki birkaç hükümdar da katıldı. Alimler yirmi kişi kadardı. Londra krallık derneği bunların her birine halledecekleri soruları gösteren birer kitap verdi. Bu soruların sayısı üç bin beş yüzü buluyordu. Bu âlimlerin her birine verilen sorular birbirinden farklı ve gidecekleri memleketlere uygun ise de, hepsi birbirine bağlıydı. Öyle ki, biri aydınlanınca, ötekiler de aydınlanmış olacaktı. Meslekdaşlarının yardımı ile bu soruları kaleme almış olan Krallık Der-

10 10 HINTLI KULÜBESI neği başkanı bir güçlüğü halletmenin çoğu zaman başka bir güçlüğün, bunun da kendinden önceki bir güçlüğün aydınlanmasına bağlı olduğunu anlamıştı. Buysa işi hakikaten araştırılmasında, işi düşünüldüğünden çok daha ilerilere götürür. Nihayet, başkanın verilen talimatta kullandığı ifadeleri tekrarlayarak söyleyeyim, insanoğlunun bilgilerinin ilerlemesi adına bugüne kadar hiçbir milletin dikemediği yüce bir ansiklopedi anıtı olacaktı bu. Bu da ispat eder ki, diyordu başkan, yeryüzüne dağılmış olan hakikatleri bir araya getirebilmek için akademik kurullara ihtiyaç vardır. Bu gezginci âlimler, ellerindeki aydınlatacakları sorular kitabından başka, yolda rastladıkları en eski İncil nüshalarını ve her cinsten az bulunur elyazmalarını satın almak ya da bunların iyi kopyalarını elde etmek için hiç bir şeyi esirgememekle görevli idiler. Bunun için, yardım derneği üyeleri bunları yolları üstünde bulunan Büyük Britanya konsolosları, orta elçileri ve büyük elçilerine verilmek üzere salık verme mek-

11 HINTLI KULÜBESI 11 tupları elde etmişti. İşin en güzel tarafı her birinin eline Londranm en ünlü bankerleri tarafından imzalanmış birer poliçe vermişti. Bu âlimlerden, İbranice, Arapça ve Hindçe bilen en bilgini bütün sanatların ve ilimlerin beşiği olan doğu Hindistana karadan gönderilmişti. Bu ilim adamı önce Hollanda'ya uğradı; hem Amsterdam havrasını, hem de Dordreckt ruhanî meclisini ziyaret etti. Fransa'da Sorbonne'u ve Paris İlimler Akademisini gezdi. İtalyada birçok akademileri, müzeleri, genel kitaplıkları gördü, bu arada Floransa müzesini, Saint-Marc kitaplığını, Venedik ve Vatikan kitaplığını görmeden geçmedi. Romadayken, Pajoya yollanmadan, İspanya'ya uğrayıp ünlü Salamanka üniversitesini ziyaret edeyim mi, etmiyeyim mi, diye düşündü; ama, Engizisyondan korkup bir gemiye binerek Türkiye'nin yolunu tutmayı daha doğru buldu. İstanbul'a uğradı, rüşvet verdiği bir efendi Ayasofya camimin bütün kitaplarına birer birer bakmasına müsaade etti. Oradan, Mısıra geçti, Kiptiler ara-

12 12 HINTLI KULÜBESI sında yaşadı. Sonra, Lübnan dağındaki Marunilerin, Karmel dağının Keşişleri arasında bulundu. Oradan, Arabistan' daki Sana ya geçti. Sonra, İsfahan'a Kandekar'a, Delhi'ye, Agra'ya uğradı. Üç yıl süren bir yolculuktan sonra, nihayet Hindistan'ın Atina'sı sayılan, Ganj nehri kıyılarındaki Benares'e vardı; burada Brahmanlarla görüştü. Eski baskılar, orjinal kitaplar, nüshası az bulunur el yazmaları, kopyalar, eserlerden alınmış parçalar ve çıkarılmış notlar kolleksiyonu hiç kimsede bulunmıyacak kadar önemli hale gelmiş, sayıca çoğalmıştı. Bu kolleksiyonun dokuz bin beş yüz kırk libre ağırlığında doksan denk tuttuğunu söylemek yeter. Krallık derneğinin umduğundan fazlasını sağlamasının sevinci içinde, bu ilim adamı bu öylesine zengin bilgi yükü ile tam Londra'ya dönmek üzere gemiye bineceği sırada, aklına gelen bir düşünce ile büyük bir tasaya düştü. Yahudi Hahamları, Protestan rahipleri, Luther kilisesi vekilharçları, Katolik dini âlimleri, Paris Crusca, Arcades Akademileri ile İtalya'nın ünlü öbür yir-

13 HINTLI KULÜBESI 13 mi dört Akademisinin üyeleri, Yunan papazları, Türk mollaları, Ermeni bilginleri, Acem kadıları, Arap şeyhleri, eski Zerdüş mezhebinden olanlar, Hind hukukçuları ile görüştüğü halde Krallık Derneğinin üç bin beş yüz sorusundan hiçbirini aydınlatmadığını düşündü. Aksine, şüpheleri arttırmaktan başka bir yardımı olmamıştı. Bu sorular birbirine bağlı olduğundan, ünlü başkanının düşündüğünün aksine, birinin kalbindeki müphemlik ötekine müphemleştiriliyor, en aydın hakikatler büsbütün muamma haline geliyordu, hatta bu birbirinin zıddı engin karşılıklar ve yetkili kimselerin fikirleri labirenti içinde bu soruların hiç birini halletmek mümkün bile değildi. Soru kitabına bir göz gezcirince, değerli âlim bunu anlamıştı. Bu sorular arasında, İbranilerin din bilgisi üstüne halledilmesi gereken iki yüz soru vardı. Dört yüzseksen tanesi Yunan ve Roma kiliselerinin inançlarile, üç yüz on tanesi Brahmanlarm eski dinile, beş yüz sekizi Sanskrit dilile ya da kutsal dille, üçü Hind halkının bugünkü durumu ile, iki yüz onu İngilizlerin Doğu ticaretiyle, ye-

14 14 HINTLI KULÜBESI di yüz yirmi dokuzu Bombay adası yakınlarındaki Elefanta ve Salset adalarında bulunan eski anıtlarla, beşi dünyanın eskiliği ile, altı yüz doksanı ak amberin kaynağı ve hayvanların midelerinde görülen türlü bezoar taşlarının nitelikleri ile, biri suları altı ay doğuya altı ay batıya akan Hind Okyanusunun henüz incelenmemiş olan akışı ile, üç yüz doksan sekizi Ganj nehrinin kaynakları ve periodik taşmalarile ilgiliydi. Bu vesile ile, değerli âlime yolu üstünde bulunan Nil'in yüzyıllanberi Avrupa âlimlerini uğraştıran kaynakları ve taşmaları üstüne ne bilgi toplıyabilirse toplaması hatırlatılmıştı. Oysa, üstünde yeteri kadar görüşülmüş olan bu konuyu görevi dışında sayıyordu. Krallık Derneği tarafından sorulan soruların her birine, o beş ayrı kol şekli, yani üç bin beş yüz soruya on yedi bin beş yüz karşılık bulmuştu. On dokuz meslekdaşı da ayni şeyi yaparsa, Krallık Derneği, sağlam temellere dayanan hiçbir hakikata varmaksızın, üç yüz elli bin güçlüğe sahip olacaktır. Demek ki, bütün topladıkları, talimattaki deyimle, her meseleyi ortak bir

15 HINTLI KULÜBESI 15 merkezde toplamak şöyle dursun, aksine, birbirinden yaklaşmalarına imkân olmıyacak şekilde uzaklaştıracaktı. Bir başka düşünce âlimin tasasını daha da arttırdı; o da şu: Bu hararetli araştırmalarında o memleketinin bütün soğukkanlılığını ve kendine vergi nezaketi esirgemediyse de, tartıştığı derin bilgi âlimlerin çoğunu kendine kanlı bıçaklı düşman etmişti: «Şu doksan balyada hakikat yerine, yeni şüphe ve anlaşmazlık konuları getirdiğimi gören vatandaşlarımın rahatı kaçmıyacak mı?» diyordu. Şaşkınlık, kararsızlık ve can sıkıntısı içinde tam İngiltereye dönmek üzere gemiye bineceği sırada, Benares Brahmanları ona, Ganj'ın denize döküldüğü yere yakın olan Oniksa kıyılarındaki Yagrenaya da Jagerna tapınağının ünlü yüce Brahmanının Londra Krallık Derneği tarafından sorulan bütün soruları halledecek güçte tek insan olduğunu söylediler. Adını duymıyan kalmamış ünlü bir din âlimiydi bu: Hindistan'ın her yerinden ve Asya'nın bir çok Krallıklarından ona akıl danışmağa gelirlerdi.

16 16 HINTLI KULÜBESI Değerli İngiliz hemen Kalküta'ya doğru yola çıktı ve İngiliz Hindistan Kumpanyası müdürüne başvurdu. Müdür milletinin şerefini ve ilmin şanını düşünüp, ona Yagernaya götürmek üzere al ipekten sırma püsküllü tentesi olan ve iri yarı gürbüz iki taşıyıcı iki de taşıyıcı yedeği ile taşman bir tahtıravan verdi. Yanına kattığı iki hammaldan biri su, öteki de karlık taşıyacaktı. Biri çabuk götürecek, gündüz güneşte başına şemsiye tutan, gece meşale taşıyan da ayrı. Alimin ardından gelen yardımcılar arasında: bir odun yarıcı, iki aşçı, zahiri ve eşyaları taşıyan iki deve ile sürücüleri, bir yaya haberci, iki yanında giden Acem atlarına binmiş dört süvari, bir de İngiltere armalariyle sancağını taşıyan bir bayraktar vardı. Her gören âlimi Hindistan Kumpanyasının bir memuru sanırdı. Yalnız arada şu fark vardı: âlim hediye istemeğe gidecek yerde, kendisi hediye götürüyordu. Hindistan'da seçkin kimselerin karşısına eli boş çıkmak âdet olmadığından, kumpanya müdürü parası milletten çıkmak üzere, ona Brahmanların başına verilmek üzere bîr

17 HINTLI KULÜBESI 17 teleskopla bir Acem yer halısı, karısı için pahalı dibalar, çömezleri için boyun atkılığı, kırmızı, beyaz, sarı Çin atlasları vermişti. Hediyeler develere yüklenince, elinde Krallık Derneğinin kitabile, tahtırevana binip yola çıktı. Yolda giderken, Yagrena Brahmanları başına önce hangi soruyu soracağını düşünüyordu. Ganj nehrinin kaynakları ve taşımaları ile ilgili üç yüz yetmiş sorudan birini mi önce sorayım? Yoksa, Osean'ın periodik hareketlerini ve kaynaklarını keşfetmeğe yarıyacak Hind denizindeki altı ay doğuya, altı ay batıya doğru giden akıntılarla ilgili sorudan mı işe başlıyayım? Oysa, bu soru, Nil nehrinin kaynakları ve kabarmaları üstüne yüzyıllardanberi sorulan sorulardan çok daha fazla fiziği ilgilendirdiği halde, Avrupa âlimlerinin henüz dikkatini çekmemişti. Onun için değerli âlim Brahmana ya bunca tartışmalara sebep olan tufanın evrenselliği, ya da daha ileri giderek Herodotes'un söylediği gibi, Mısırlı rahiplerin geleneğine göre, güneşin batıdan doğuya, batacak şekilde hareket yönünü değiştirip değiştirmediği, ya da

18 18 HINTLI KULÜBESI Hindlilere göre milyonlarca yıl önce yaratılan dünyanın yaradılışı zamanı üstüne soru sormayı daha doğru buldu. Bazan, bir millet hangi hükümet şeklile en iyi idare edilir? Hattâ hiçbir yerde kanun haline getirilmemiş olan insan hakları üstüne ona akıl danışmayı daha iyi bulduğu oluyordu. Ama, bu sonuncu sorular kitabında yoktu. «Bununla beraber, diyordu âlim, bence, Hindli âlime, herşeyden önce, hakikat nasıl bulunuyor diye sormak yerinde olur. Bugüne kadar benim yaptığım gibi akılla bulunacaksa da, akıl bütün insanlara göre değişir. Eğer kitaplarda aranacaksa, onların da söyledikleri birbirini tutmuyor. Nihayet, hakikati insanlara söylesen, hakikati öğrendiler mi seninle bozuşuyorlar. İşte bizim yüce başkanın hiç aklına gelmiyen en birinci üç soru bu. Yagrena'lı Brahman bunları bana hallederse, bütün ilimlerin anahtarını elime geçirmiş olacağım. İşin güzel tarafı, herkesle tatlı tatlı geçineceğim.» Alim kendi kendine işte böyle düşünmüştü. On gün süren bir yolculuktan sonra, Bengale körfezinin kıyılarına var-

19 HINTLI KULÜBESI 19 dı. Yolda, akıl danıştıkları Hind bilginlerinin bazılarından edindikleri bilgi ile büyülenmiş birçok kimselere rastladı. On birinci gün, güneş doğarken deniz kıyısındaki ünlü Yagrena tapınağını gördü. Bu tapınak kızıl renkli yüksek duvarları ve galerilerde, kümbetleri ve beyaz mermerden küçük kulelerile denize hâkim gibiydi. Her biri bir Krallığa açılan her dem yeşil ağaçlı dokuz yolun ortasında yükseliyordu. Bu yolların her birindeki ağaç cinsleri başka başkaydı. Hind palmiyeleri, iri gövdeli meşeler, Hindistan cevizi, Hind kirezi, Hind hurması, Kâfuru ağaçları, Bambular Sandal ağaçları vardı ve bu yollardan Seylan'a Golkond'a, Arabistan'a, İran'a, Çin'e, Ava Krallığına, Siyam Kralığına ve Hind denizi adalarına gidiliyordu. Değerli ilim adamı tapmağı Ganj nehri ve denize döküldüğü yerdeki sihirli adalar boyundan giden iki yanı sıra bambu ağaçları yükselen yoldan geldi. Bu tapınak düz ovada yapıldığı halde, öyle yüksekti ki, âlim bunu sabah görmüşken ancak akşam yanma varabildi. Büyüklüğünü ve ihtişamını yakından görünce, sahilden hayran

20 20 HINTLI KULÜBESI kaldı. Tunçtan kapıları güneş ışınları ile parlıyor, bulutlar arasında kaybolan tepesine kartallar uçuşuyordu. Etrafı çepeçevre havuzdu, berrak sularında kümbetlerinin, galerilerinin ve kapılarının yankıları görülüyordu. Etrafında geniş avlular, büyük binalarla çevrili bahçeler vardı. Bu binalarda dinî törenleri idare eden Brahmanlar oturuyordu. Değerli âlimin adamları geldiğini haber vermek için koşuştular. Biraz sonra, bahçelerin birinden bir çok genç kız çıktı, davul çalıp şarkı söyliyerek, dans ederek onu karşılamağa geldi. Boyunlarında gerdanlık yerine çiçekten halkalar, bellerinde de kemer yerine yine çiçekten çelenkler vardı. Âlim bu kızların kokuları, şarkıları ve dansları ortasında tapınağın kapısına kadar ilerledi ve altın gümüş lâmbaların ışığında, dip tarafta Jagrena'nın heykelini gördü. Ehram şeklinde olan bu heykelin elleri ve ayakları yoktu; Jagrena, dünyayı kurtarayım diye götürürken elden ayaktan olmuştu. Bir takım günahkârlar önünde secdeye varmıştı. Bunlardan kimi bayramında kendini omuzlarından arabası-

21 HINTLI KULÜBESI 21 na astıracağına yüksek sesle and içiyordu. Korkunç adaklarını adayaraktan inliyen bu müteassıpları görünce, dehşete kapılmasına rağmen, değerli âlim tapınağa girmeğe hazırlandığı sırada, kapıda bekçilik eden ihtiyar bir Brahman onu durdurdu, ve ne sebeple buraya geldiğini sordu. Sebebi öğrenince, değerli âlime dedi ki: «Siz temiz olmadığınız için, tapınağın kurnalarında üç kere yıkanmadıkça. üstünüzdeki hayvan, özellikle Brahmaların taptıkları inek tüyünü nefret ettikleri domuz kılını çıkarmadıkça, ne Jagrena'nın, ne de büyük rahibin yanına çıkabilirsiniz.» Değerli âlim: «Öyleyse ne yapayım şimdi?» diye karşılık verdi. Brahmanların başına hediye olarak Ankara'nın tiftiğinin yününden dokunmuş bir halı ile, ipekten Çin kumaşları getirdim. Jagrena tapınağına, ya. da büyük rahibine sunulan her şey hediye olunca temiz demektir, dedi Brahman. Ama, elbiseleriniz için iş başkalaşır.» Onun için, değerli âlimin özellikle İngiliz yününden dokunmuş paltosunu, keçi derisinden yapılmış pabuçlarını ve kastordan şapka-

22 22 HINTLI KULÜBESI sını çıkarması gerekti. Sonra ihtiyar Brahman onu üç kere yıkayıp, sandal renginde pamukludan bir entari giydirdi, Brahmanlar başının dairesi önüne götürdü. Değerli âlim koltuğundaki krallık derneğinin kitabiyle içeriye girmek için davrandığı sırada, Brahman kitabın neyle kaplandığını sordu. «Sığır derisile» deyince âlim, Brahman buna kızdı: «Nasıl olur? dedi. Brahmanların ineğe taptıklarını size söylemedim mi? Brahmanlarm başının karşısına sığır derisi kaplı bir kitapla çıkmağa nasıl cesaret ediyorsunuz?» Alim güçlüğü yenmek için Brahmanın eline birkaç Hind parası, ya da altın sıkıştırmasaydı, temizlenmek için kendini Ganj nehrine atmak zorunda kalacaktı. Bunun üzerine, sorgular kitabını tahtıravana bıraktı, ama kendini avutmak için şunları içinden geçirdi: «Zaten Hindli din âlimine topu topu üç soru soracağım: Hakikatin nasıl araştırıldığını, nerede bulunacağını, hakikati insanlara söylemeli mi söylememeli mi? Bunları bana öğretirse, çok memnun olurum.»

23 HINTLI KULÜBESI 23 İhtiyar Brahman pamuklu entariler giymiş olan İngiliz âlimini sandal ağacından direklerle tutturulmuş geniş bir salondaki Jagrena baş rahibinin yanına yalınayak, başı açık soktu. Bu salonun inek tersi karışık alçı ile sıvalı yeşil duvarları öyle cilâlı, öyle parlaktı ki, insan bakınca kendini aynadaymış gibi görürdü. Tabana altı ayak uzunluğunda ve genişliğinde çok ince hasır döşenmişti. Salonun dip tarafında abanoz ağacından bir trabzanla çevrilmiş kerevet vardı, bu kerevetin üstünde Kızıl Hind kumaşlarından örülü bir kafes arkasında oturmuş ak sakallı, Brahmanların âdetince boynundan çarpraz olarak üç pamuk ipliği dolamış saygı değer Hint din bilginlerinin en büyüğü görünüyordu. Sarı bir halının üstüne bağdaş kurup oturmuştu, öyle tam bir hareketsizlik hali içindeydi ki, gözleri bile oynamıyordu. Çömezlerinden yanında duran bir kaçı ellerindeki tavus tüyünden yelpazelerle etrafında uçuşan sinekleri kovalıyorlardı. Öbür çömezleriyse, gümüş buhurdanlarda öd ağacı yakıyor, bir kısmı da hafif ve tatlı tatlı santur çalıyorlardı. Aralarında fa-

24 24 HINTLI KULÜBESI kirler, keşişler bulunan büyük bir çoğunluğu ise, salonun iki tarafına sıra sıra dizilmiş, kollarını göğsünde kavuşturup gözlerini yere dikmişti, derin bir sessizlik içindeydi. Değerli âlim önce din bilginleri başına doğru ilerleyip saygılarını bildirmek istedi. Ama, onu buraya getirmiş olan Brahman, büyük adamdan dokuz hasır mesafede durdurdu. Büyük Hind beyzadelerinin bundan öteye gidemediklerini, Racaların ya da Hind Hükümdarlarının ancak altı hasır mesafeye kadar ilerlediklerini, Moğolun oğlu prenslerin üç hasır mesafeye kadar yaklaştıklarını, saygı değer baş rahibin yanına kadar yaklaşıp, ayaklarını öpmek şerefinin yalnız Büyük Moğola bağışlandığını bildirdi. Bu sırada, bir çok Brahmanlar, âlimin adamları tarafından kapı önüne bırakılan teleskobu, Hind kumaşlarını, ipekli kumaşları, halıyı kerevetin yanına kadar getirdiler. İhtiyar Brahman bu eşyayı beğendiğini anlatmıyan bakışlarla bakınca, bunları alıp içerki dairelere götürdüler. Değerli İngiliz âlimi Hindçe güzel

25 HINTLI KULÜBESI 25 bir söyleve başlıyacağı sırada, klavuzu, büyük rahibin kendisine soru sormasını beklemesini tembih etti. Memleketin âdetine göre terzi gibi topukları üstüne çöküp oturmasını söyledi. Teşrifatın bu kadarına âlim kendi içinden mırıldanıyordu, ama hakikati aramak için kalkıp Hindistan'a kadar gelen insan, bulayım diye nelere katlanmaz? Âlim oturunca, müzik sesi kesildi; birkaç dakika kadar süren derin bir sessizlikten sonra, din bilginlerinin başı Jagrena'ya niçin geldiğini âlime sordurttu. Jagrena'nın büyük rahibi Hindçeyi oradakilerin bir kısmı tarafından iyice işitilecek gibi konuştuğu halde fakirin biri bu sözleri bir başkasına, bu da bir üçüncüsüne o üçüncü de âlime tekrarladı. İngiliz âlimi aynı dille karşılık verdi: «Brahmanlar başının büyük ününü duyup, hakikatin nasıl öğrenilebileceğini anlamak için Jagrena'ya ona akıl danışmağa gelmiştir.» Brahmanların ihtiyar baş rahibi, biraz toparlandıktan sonra: «hakikat ancak Brahmanlar vasıtasiyle öğrenilebilir»

26 26 HINTLI KULÜBESI diye karşılık verdi. O zaman, orada bulunanların hepsi baş rahibin verdiği karşılığa hayran kalarak, saygı ile eğildi. İngiliz âlimi hemen ikinci sorusunu sordu : «Hakikati nerde arayıp bulmalı?» Hindli din bilgininin karşılığı şu oldu: «Hakikat, bundan yüz yirmi bin yıl önce Sansikritçe yazılmış olup, ancak Brahmanlarca anlaşılan dört kitaptadır.» Bu sözler üzerine, salon alkışla çınladı. İngiliz âlimi, soğukkanlılığını toplıyarak, Jagrena'nın baş rahibine: «Madem ki Tanrı hakikati yalnız Brahmanlarca anlaşılabilen kitaplarda saklamış, öyleyse Tanrı hakikatin öğrenilmesini, Brahmanların var olduğundan haberi bile olmayan insanların çoğuna yasak etmiş, demektir. Eğer böyleyse, Tanrı âdil değildir.» Büyük rahip: «Brahman böyle olmasını istedi, diye aldırdı. Brahma'nın idaresine hiç karşı gelinemez..» Salondaki alkışlar büsbütün arttı.

27 HINTLI KULÜBESI 27 Alkış kesilince, İngiliz üçüncü sorusunu sordu : «Hakikati insanlara söylemeli mi?» «Hakikati herkesten gizlemek, çoğu zaman, ihtiyatlı bir hareket olur,» dedi ihtiyar baş rahip, ama Brahmanlara söylemek bir ödevdir.» Öfkelenen İngiliz âlimi: «Nasıl olur? dedi. Hakikat Brahmanlara söylenecek, onlarsa bunu hiç kimseye söylemiyecek! Brahmanlar pek âdil insanlar değilmiş, doğrusu». Bu sözler üzerine, salonda dehşetli bir karışıklık ve gürültü oldu. Tanrıya âdil değil denmesini herkes mırıldanmadan dinlemişti, ama bu sözler oradakilere söylenince iş değişti. Din bilginleri, fakirler, keşişler, Brahmanlar ve çömezleri hep bir ağızdan İngilize itiraza kalkışmışlardı. Ama, Jegrena'nın büyük rahibi ellerini çarparak gürültüyü kesti ve her söylediği gayet iyi işitilen bir sesle: «Brahmanlar, Avrupalı âlimlerle hiç tartışmaya girişmezler.» dedi. Bunun üzerine kalktı, salondakilerin alkışları arasında çekilip gitti. Hindli din adam-

28 28 HINTLI KULÜBESI larının âlime karşı mırıldanmaları o kadar artmıştı ki, Ganj nehri kıyılarında pek büyük itibarı olan İngilizlerden korkmasalar, belki ona kötülük edebilirlerdi. Salondan çıkarken, Klavuz İngiliz âlimine : «Mübarek babamız, âdet olduğu üzere, size şerbet kakula ve güzel kokular sunacaktı, ama onu kızdırdınız.» Boşuna bunca zahmete katlandığım için, asıl kızacak benim, dedi İngiliz. Baş rahibinizin sızlanmağa ne hakkı var? «Nasıl? Onunla tartışmağa mı kalkışıyorsunuz?» diye klavuzu aldırdı. Bilmezmisiniz ki, o Hindlilerin hâkimidir, söylediği sözlerin her birinden zekâ ışını fışkırır?» İngiliz âlimi pardesüsünü, pabuçlarını ve şapkasını alarak: «Bundan hiç şüphem yok.» dedi. Hava fırtınalıydı. Ortalık kararmıştı. Geceyi tapınağın odalarından birinde geçirmek istedi, ama Frenk olduğu için isteği kabul edilmedi. Tören kendisini çok susattığından içmek için su istedi. Testi ile su getirdiler. Ama, suyu içtik-

29 HINTLI KULÜBESI 29 ten sonra, testiyi kırdılar. İngiliz âlimi Frenk olduğundan, su içtiği testiyi mundar etmişti. Buna pek sinirlenen İngiliz, tapınağın merdivenlerinde secdeye varıp tapman adamlarını çağırdı ve tahtıravanına binip, gece karanlığında bulutlarla kaplı bir gök altında, deniz kıyısı boyunca, iki tarafında sıra sıra bambu ağaçları dizili yola daldı. Yolda giderken, kendi kendine şöyle diyordu : «Bir Hind atasözü, Hindistan'a her gelen Avrupalı sabırlı bir insan değilse, sabırlı, sabırlıysa, sabırsız olur çıkar, der. Ne kadar doğru. Ben de sabırsız bir adam oldum. Demek ki hakikatin nasıl bulunabileceğini, nerde aranması gerektiğini, insanlara söylenip söylenemiyeceğini öğrenemiyeceğim. İnsanoğu dünyanın her yerinde hatalara ve çekişmelere mahkûmsa, ben ne diye zahmet edip Hindistana kadar Brahmanlara akıl danışmağa gelmişim! Değerli âlim tahtıravanında bu düşüncelere daldığı sırada, Hindistan'da tayfun denilen bir kasırga koptu. Rüzgâr denizden esiyor, Ganj'ın sularını ka-

30 30 HINTLI KULÜBESI bartıp, denize döküldüğü yerdeki adalara çarpıp köpürüyordu. Kıyılardan kum sütunları, ormanlardan yaprak bulutları kaldırıyor, bunları birbirine karıştırıp nehir suları üstünde ve ovada sürükledikten sonra, havaya savuruyordu. Bazan da iki yanı Bambu ağaçları dizili yola dalıyor ve bu Hint kamışları ulu ağaçlar olduğu halde, bunları birer ot sapı gibi sallıyordu. Bu toz ve yaprak kasırgası içinde dalgalanıp uzayarak giden bu ağaçlıklı yolun bir tarafı bir sağa bir sola yerlere kadar eğilirken, öbür yanı da inildiyerek doğruluyordu. Bu ağaçların altında ezilmekten, ya da Ganj nehrinin kıyılara taşmış olan sularına gömülmekten korkan âlimin adamları tarlaların içine dalıp en yakın tepelere doğru seyirtmeğe başladılar. Bu sırada, gece karanlığı iyice bastırmıştı. Üç saattanberi zifirî karanlıkta nereye gittiklerini bilmeden yürüyorlardı. Ara sıra çakıp, bulutları yaran ve ufku aydınlatan bir şimşek sağ tarafta uzakta kalan Jagrena tapınağına, Ganj adalarını, kaynaşan denizi ve önlerinde yakındaki küçük bir vadi ile iki tepe arasındaki ormanı gös-

31 HINTLI KULÜBESI 31 teriyordu. Bu ormana sığınmak için koştular, o küçük vadinin başına geldikleri zaman gök kasvetli kasvetli gürlemeğe başlamıştı. Vadinin iki tarafı kayalıktı, her yerini çok iri gövdeli ihtiyar ağaçlar kaplamıştı. Fırtına korkunç kükremeleri ile bu ağaçların tepelerini eğdiriyorsa da, dev cüsseli gövdeleri vadiyi çeviren kayalar gibi hiç yerinden kımıldamıyordu. Bu eski zamandan kalma ormanın burası tam sığınılacak kuytu bir yerdi, ama içine girmek güçtü. Sınırını yılan gibi saran sazlar bu ağaçların diplerini kaplamış bir gövdeden bir gövdeye uzanan sarmaşıklar her yeri yapraktan kale duvarları gibi sarmıştı; aralarından tek tük yeşillik boşlukları görünüyordu, ama içine dalmak imkânsızdı. Bununla beraber, öncüler ellerindeki kılıçlarla küçük bir geçit açınca, bütün adamlar tahtıravanla birlikte ormana daldılar. Burada fırtınadan kurtulduklarını sanmışlardı, ama bardaktan boşanırcasma yağan bir yağmur her yeri sele verdi. Ne yapacaklarını şaşırdıkları bir sırada vadinin en dar yerinde, ağaçların altında bir ışık ve bir

32 32 HINTLI KULÜBESI kulübe gözlerine ilişti. Meşaleci meşalelerini tutuşturmak için kulübeye koştu. Ama, biraz sonra «Aman, buraya yaklaşmayın, biri var!» diye bağırdıktan sonra nefes nefese dönüp geldi. Âlimin yanındaki adamlar korkup, hemen onlar da: «Bir parya ha! bir parya ha!» diye bağırdılar. Paryayı vahşî bir hayvan sanan İngiliz hemen tabancasına davrandı. Meşalecisine: «Parya nedir?» diye sordu. «Parya, dini imam olmayan insandır,» dedi meşaleci. Öncülerin başı ise: «En aşağı tabakadan Hindli demektir, bir yerinize dokunursa, hemen öldürün, korkmayın, kimse bir şey demez, diye ekledi. Onun oturduğu yere girersek, dokuz ay tapınağa adımımızı atamayız. Temizlenmek için Ganj nehrinde dokuz kere yıkanmamız ve bütün vücudumuzu bir Brahmana bir o kadar defa inek sidiği ile yıkattırmamız gerekir.» Bütün Hintliler bağırıştılar : «Paryanın kulübesine dünyada giremeyiz.» İngiliz âlimi meşalecisine :

33 HINTLI KULÜBESI 33 «Vatandaşınızın parya, yani dinsiz imansız bir adam olduğunu nasıl anladınız?» diye sordu. Kulübesinin kapısını açınca, dedi meşaleci, onu karısı ve köpeği ile aynı hasırda yattığını gördüm, inek boynuzu ile karısına bir şey içiriyordu. Alimin yanındaki bütün adamlar: «Parya'nın kulübesine dünyada adımımızı atmayız!» diye tekrarladılar. İngiliz onlara: «Siz isterseniz kalın, dedi. Bu yağmurda sığınacak hazır bir yer bulmuşum. Hindistan'ın kastlarından bana ne!» Bu sözleri söyleyip, tahtıravanından atladı. Sorgu kitabı ile çantası koltuğunda, tabancalariyle piposu da bir elinde, tek başına kulübenin kapısı önüne gitti. Tam çalacağı sırada, pek tatlı yüzlü bir adam kendisine kapıyı açtı ve hemen çekilerek : «Efendim, ben sizi ağırlamağa lâyık olmıyan bir Paryayım, dedi. Ama, kulübemde barınmayı münasip görürseniz, bana pek şeref vermiş olursunuz.» «Kardeşim, dedi İngiliz, konuğu-

34 34 HINTLI KULÜBESI nuz olmayı seve seve kabul ediyorum.» Bu sırada, Parya bir elinde meşale, bir elinde içi Hindistan cevizi ve muz: dolu bir sepet, sırtında da bir yük kuru odun olduğu halde dışarıya çıktı ve biraz ilerde bir ağacın altında duran Hintlilere yaklaştı, dedi ki: «Madem ki kulübeme buyurmak şerefini bana bağışlamak istemiyorsunuz, öyle ise alın bu kabuklu meyvaları, kendinizi kirletmeden yiyebilirsiniz. Bu odunlarla da üstünüzü başınızı kurutur, vahşî hayvanlardan sakınmış olursunuz. Tanrı sizi korusun.» Hemen kulübesine döndü ve âlime: «Efendim, yine tekrar ediyorum, dedi. Ben bahtsız bir Parya'dan başka bir şey değilim. Ama, cildinizin renginden, elbiselerinizden Hintli olmadığınızı anlıyorum. Kulunuzun size sunacağı yiyeceklerden iğrenmiyeceğinizi umarım.» Bu sözleri söylerken, bir yandan da, yere serdiği bir hasırın üstüne Hint kirazları, Hint armutları, külde pişmiş patates, muz ızgarası, şekerli ve Hindistan cevizi sütü ile yapılmış bir kâse sütlâç

35 HINTLI KULÜBESI 35 koydu. Sonra, kendi hasırının üstüne, karısı ile, beşikte uyuyan çocuğunun yanına çekildi. «Ey Erdemli adam, dedi İngiliz, siz benden çok daha değerli bir insansınız. Çünkü, sizi alçak görenlere iyilik ediyorsunuz. Oturduğum hasıra gelmekle beni şereflendirmezseniz, beni kötü bir insan saydığınıza inanacağım ve dışarıda yağmurdan boğulacağımı ya da kaplanlar tarafından parçalanacağımı bile bile, kulübenizden çıkıp gideceğim.» Parya konuğunun hasırına gelip oturdu, ikisi de yemeğe başladılar. Bu sırada, âlim bu şiddetli fırtına ve yağmurda bir çatı altına sığınmanın sefasını sürüyordu. Kulübe sarsılacak gibi değildi. Vadinin en dar yerinde bulunduktan başka, bir çeşit incir ağacının altına dikilmişti; bu ağaç dallarının uçları yere dalıp köklendiğinden, asıl gövdeye destek hizmetini gören kemerler vücuda gelmişti. Bu ağacın yaprakları aralarından bir damla yağmur geçirmiyecek kadar sıktı. Dışarıda fırtına, gök gürültülerine karışarak kükrediği halde, çatının orta-

36 36 HINTLI KULÜBESI sından çıkan bacadan tüten duman dalgalanmıyor, lâmba ışığı hiç titremiyordu bile. Alim, Hintli ile karısının etrafındaki eşyanın sakinliğinden daha fazla olan sakinliğine hayrandı. Abanoz gibi kara ve parlak olan çocukları beşiğinde uyuyor; annesi bir yandan beşiği ayağı ile sallarken, bir yandan da çocuğuna bir cins kırmızı ve kara nohuttan gerdanlık yaparak oyalanıyordu. Baba kâh çocuğuna, kâh karısına sevgi dolu bakışlarla bakıyordu. Hasılı, köpek bile bu ortak mutluluğa katılmıştı. Bir kedi ile birlikte ocağın yanma uzanmış, arasıra gözlerini aralayıp, efendisine bakarak içini çekiyordu. İngiliz yemeğini bitirince, Parya piposunu yakması için ona kömür ateşi uzattı. Kendi piposunu da yakınca, karısına işaret etti. Kadın, onlar yerken su, içki, limon suyu ve çeker kamışı ile yaptığı punç'u büyük bir kırba içinde getirdi, iki fincan Hindistan cevizi südü ile hasırın üstüne koydu. Bir taraftan pipolarını tüttürüp, bir taraftan punçlarını içerlerken, âlim, Hintliye

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir. arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün

O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir. arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün 2. İLK YOLCULUĞUM 1 2. İLK YOLCULUĞUM O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün Londra'ya gitmek üzereydi. Arkadaşım kendisiyle

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İsa nın Doğuşu

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İsa nın Doğuşu Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İsa nın Doğuşu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010

Detaylı

Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman

Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: Bob Davies ve Tammy S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

5. SINIF TÜRKÇE KELİME TÜRLERİ TESTİ. A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir.

5. SINIF TÜRKÇE KELİME TÜRLERİ TESTİ. A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir. 1- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bilgi yanlışlığı vardır? A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir. B) İyi bir aşçıydı. Cümlesinde özel isim kullanılmıştır. C) Tavuklar

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar MARIA MONTESSORI Hayatın en önemli dönemi üniversite çalışmaları değil, doğumdan altı yaşa kadar olan süredir. Çünkü bu, bir çocuğun gelecekte olacağı yetişkini inşa ettiği

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI Hazırlayan İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 1 Saçları hangisi tarar? o A) Bıçak o B) Tarak o C) Eldiven o D) Makas 2 Hangisi okul eşyası değil?

Detaylı

İlyas çok kuvvetli şekilde meshedilmişti ve o gerçek anlamda ulusunu salladı. Fakat bir ruh Tanrı adamına karşı çıkabilir.

İlyas çok kuvvetli şekilde meshedilmişti ve o gerçek anlamda ulusunu salladı. Fakat bir ruh Tanrı adamına karşı çıkabilir. Ders 10 İlyas, Elişa ve Meshediliş İlyas bu sesi duyunca, cüppesiyle yüzünü örttü, çıkıp mağaranın girişinde durdu. O sırada bir ses, "Burada ne yapıyorsun, İlyas?" dedi. İlyas, "RAB'be, Her Şeye Egemen

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6

AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6 AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6 geldi bayramım Benim geldi Bütün çocukların bayramı Bu gün, Günü`dür Dünya Çocuklar Atatürk etti bize armağan Bu günü, Bayramı geldi Ulusal Egemenlik ve Çocuk

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 163 FEDAKÂRLIK VE DUYARLILIK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 09 1 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

Gidyon un Küçük Ordusu

Gidyon un Küçük Ordusu Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Gidyon un Küçük Ordusu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2007 Bible

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Kocaman Bir Set! 3. Her sene milyonlarca turist Çin Seddini görmeye gelir. 4. Turisler duvarın üstünde yürümeyi çok severler.

Kocaman Bir Set! 3. Her sene milyonlarca turist Çin Seddini görmeye gelir. 4. Turisler duvarın üstünde yürümeyi çok severler. Kocaman Bir Set! Öyle kocaman bir set düşünün ki Amerika Birleşik Devletleri nin bir ucundan diğer ucuna gitsin. Ne kadar uzun! Çin Seddi onun iki misli uzunluğunda! Tam 4000 mil. Çin i düşman saldırılarından

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi?

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? sorusunu sorarak gitmiştim halbuki. Fırat Fotoğrafçılar buluşması

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Doğada Keşif Yapıyoruz

Doğada Keşif Yapıyoruz Bir Ağacı İnceleyin Doğada Keşif Yapıyoruz Aslı Zülal Çizim: Bengi Gençer Bulutları Gözlemleyin Kuş Gözlemi Yapın dogaetkinlik.indd 2 Keşif Çantası Hazırlayın Renk Avına Çıkın 26.09.2013 15:04 Bir ağacı

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI:

HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI: HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI: 09.04.2010 1. Vücudumuzdaki şeker oranını aşağıdaki organlarımızdan hangisi ayarlar? A) Kalp B) Böbrek C) Karaciğer 2. Sağlıklı bir yaşam için en önemli seçenek

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Aşağıdaki ışık kaynaklarını doğal ve yapay olarak sınıflandıralım.

Aşağıdaki ışık kaynaklarını doğal ve yapay olarak sınıflandıralım. 3. SINIF FEN BİLİMLERİ DERSİ ÇEVREMİZDEKİ IŞIK VE SESLER ÜNİTESİ ÇALIŞMA YAPRAĞI AD SOYAD: Aşağıdaki ışık kaynaklarını doğal ve yapay olarak sınıflandıralım. Şimşek Ampul Fener Odun ateşi Yıldızlar Arabaların

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Lev Tolstoy KÜÇÜK ŞEYTAN. Masal. Çeviren: Füsun Tayanç Resimleyen: Vaqar Aqaei

DESTANLAR VE MASALLAR. Lev Tolstoy KÜÇÜK ŞEYTAN. Masal. Çeviren: Füsun Tayanç Resimleyen: Vaqar Aqaei Lev Tolstoy KÜÇÜK ŞEYTAN Çeviren: Füsun Tayanç Resimleyen: Vaqar Aqaei DESTANLAR VE MASALLAR Masal Lev Tolstoy KÜÇÜK ŞEYTAN çeviren: Füsun Tayanç Resimleyen: Vaqar Aqaei Yayın Koordinatörü: İpek Gür Kapak

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Doğukan Türkekul Akgün TURK 102-1. Seda Uyanık. Tarih: 25.09.2014. Başlık: Budapeşte Gezi Notlarım. Budapeşte Gezi Notlarım

Doğukan Türkekul Akgün TURK 102-1. Seda Uyanık. Tarih: 25.09.2014. Başlık: Budapeşte Gezi Notlarım. Budapeşte Gezi Notlarım Doğukan Türkekul Akgün 21302032 TURK 102-1 Seda Uyanık Tarih: 25.09.2014 Başlık: Budapeşte Gezi Notlarım Budapeşte Gezi Notlarım Lise yıllarımdan beri arkadaşımla her yaz beraber tatile gitme planı yapar

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor?

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor? . Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Noktalama İşaretleri 1. Hafta Aşağıdaki şiiri iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TEMİZ ÇOCUK Temiz çocuk hasta olmaz. Gönlü acı ile dolmaz. Hiçbir vakit benzi

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Mitoloji ve Animizm, Fetişizm. Dr. Süheyla SARITAŞ 1

Mitoloji ve Animizm, Fetişizm. Dr. Süheyla SARITAŞ 1 Mitoloji ve Animizm, Fetişizm Dr. Süheyla SARITAŞ 1 Animizm Canlıcılık olarak da bilinin animizmin mitolojinin gelişmesinde önemli rolü vardır. İlkel devirde, eski insanlar her bir doğa olayının, eşyanın,

Detaylı

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek!

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek! Kızlar, ben geldim, dedi Gönül Hanım. Hav! Cimcime! Bu köpek nereden geldi? Sen zaten hiç köpek sevmiyorsun! dedi Cimcime. Evde köpeğin ne işi var? Miyav! Miyav! Miyav! diye ağladı kedi Köfte dığı odadan.

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

İLK ADIMLAR SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ

İLK ADIMLAR SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ ÖZEL ASÇAY ANAOKULU İLK ADIMLAR SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ Hazırlayan:FUNDA SAYDAM ÖĞRETMENİN MESAJI: MERHABA; 22.12.2014-26.12.2014 tarihleri arasında uygulanan etkinlikleri sizlere sunmaktayım. SEVGİLERLE

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Cümlede Anlam TEST 38

Cümlede Anlam TEST 38 SABEDİN TÜRKER İÖO 5.SINIF TÜRKÇE Cümlede Anlam TEST 38 1) Çocukların öğütten çok, iyi bir. ihtiyaçları vardır. Tümcesinde boş bırakılan yere aşağıdaki sözcüklerden hangisi getirilebilir? A. ilgiye sevgiye

Detaylı

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu.

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. 1. Bölüm Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. Tim ayağa kalktı. İpi çekti. Grk ayağa kalktı, JFK Uluslararası Havaalanı

Detaylı

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum!

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! CEVİZE GİRİŞ Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! Her şey bir pantolon ile başladı Evet, yanlış anlamadınız;

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

ÖZEL EGE İLKÖĞRETİM OKULU

ÖZEL EGE İLKÖĞRETİM OKULU ÖZEL EGE İLKÖĞRETİM OKULU 2011 2012 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 6 B DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ YILLIK PROJE HZ. MUHAMMED İN ÇOCUKLUK VE GENÇLİK YILLARINDA GÖRÜLEN MUCİZELERİ DANIŞMAN ÖĞRETMEN TOLGA DUMAN

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. DESTANLAR VE MASALLAR Tarihsel Öykü Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. Bir Anadolu Masalı... Yayın

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir.

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. Çeviri Deniz Hüsrev Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. 5 6 BİRİNCİ BÖLÜM Hayatınızı elinizden alınıp klozete atılmış, ardından da üzerine

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR İnsan Okur Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 2 Süleyman Bulut İnsan Okur 4 Süleyman Bulut İnsan Okur Süleyman Bulut Ben küçükken, büyükler hep aynı soruyu sorardı: Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Detaylı

DON GİOVANNİ. uygun ve çok uzun uçuş saatleri gerektirmeyen bazı Avrupa şehirlerine göz gezdirirken

DON GİOVANNİ. uygun ve çok uzun uçuş saatleri gerektirmeyen bazı Avrupa şehirlerine göz gezdirirken TURK 101-57 2014-2015 Güz Dönemi İlk Ödev-Son Metin Opera 08.10.2014 Beril Babacan 20901276 DON GİOVANNİ Geçtiğimiz kış bir arkadaşımla ara tatilde yurtdışına çıkmak istiyorduk. Bütçemize de uygun ve çok

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı