Ekim 2007/09 FİYATI 2,00 YTL (KDV DAHİL) ISSN X115

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ekim 2007/09 FİYATI 2,00 YTL (KDV DAHİL) ISSN 1302-692X115"

Transkript

1 AYLIK SİYASİ GAZETE Karkerên jin û mêr! Ji xeynî zencîrên we tiştekî we yê wendakirinê tune! Hûn dikanin cîhanekê nu wergirin! SA l HE J AR Ekim 2007/09 FİYATI 2,00 YTL (KDV DAHİL) ISSN X115 YI M Kadın ve erkek işçiler! Zincirlerinizden başka kaybedecek birşeyiniz yok! Kazanacağınız yeni bir dünya var!

2 editörden - içindekiler Editörden... Değerli Okuyucu, bu yıl Ekim Devriminin 90. yıldönümü İşçi sınıfının Paris Komünü nden sonra, eski sömürücü sınıfları bir devrim ile alaşağı edip iktidarı kendi eline aldığı, buzu kırıp yolu gösterdiği, o şanlı Büyük Sosyalist Ekim Devriminin üzerinden 90 yıl geçti... Dünyada ilk defa işçiler kendi devrimci partilerinin önderliğinde, Lenin ve Stalin gibi Marksizm- Leninizmin büyük ustalarının önderliğinde, Bolşevik Partisi önderliğinde, sömürü üzerine kurulu kapitalist sistemi yıkıp, yerine sömürünün olmadığı sosyalist toplumu örgütledikleri tarihin adıdır Ekim Devrimi! Ezilen ulusların boyunduruktan kurtulup kendi kaderlerini kendilerinin belirlediği tarihin adıdır Ekim Devrimi! Ezilen kadının zincirlerini kırdığı tarihin adıdır Ekim Devrimi... Kısacası insanlık tarihinde yepyeni, tertemiz bir sayfadır Ekim Devrimi... Rusya proletaryasının başlattığı bu tarihi eser geçici olarak yenilgiye uğramıştır.. Ancak tarih sınıf savaşları tarihiyse ve sınıf savaşları tarihi devam ediyorsa, o halde bu mücadele bitmemiştir, son söz henüz söylenmemiştir... Şurası kesin ki, zafer er geç işçilerin-emekçilerin-ezilenlerin olacaktır! İşte görev bugünden bu büyük zafer için örgütlenmek ve mücadele etmektir! Yeni bir dünya gerek dünyamıza! Yeni bir dünya gerek insanlığa! Nereye baksan bağırıyor barbarlık! Olmaz deme! Bensiz olmaz de! Katılmazsan bekliyor, barbarlık yolunu! Dostlar, hepimiz bu bilinçle donanıp, baskının, sömürünün, zulmün üzerine gidersek, bunun karşısında duracak güç yoktur. Güç bizde, işçilerde, emekçilerde, birliğimizde, örgütlülüğümüzde! YDİ ÇAĞRI, 03 Ekim 2007 İçindekiler GÜNDEM Referandum sahtekarlığına hayır! Bolşevik devrimden öğrenmek, yenmeyi öğrenmektir HALKLARIN KARDEŞLİĞİ İÇİN Türk şovenizmi, ırkçılığı işbaşında Festus Okey in katledilmesinin sorumlusu ve suçlusu devlettir! Türk toplumunun alnına sürülmüş kara bir leke: 6 7 Eylül Pogromları. 8 GÜNCEL Ortadoğuda Savaş ve Kadın paneli gerçekleştirildi Eylül 27 yaşında Eylül karanlığı ile hesaplaşma YENİ İŞÇİ DÜNYASI Göçmenlerin sorunları EK:1 Bir sömürü cenneti: Çiğli Organize Sanayi Bölgesi! EK:2 İzmir de sendikalaşma mücadelesinden EK:3 Petrol İş Sendikası Genel Kurulundan izlenimler EK:4 PETROL- İş Sendikası Genel Kurulu nda hoş olmayan tavırlar EK:4 Tuzla Tersanelerinde işçiler saldırılara karşı direniyor! EK:5 Akdeniz Nakliyat Kargo Ambarı: Sonuna kadar direneceğiz!..... EK:5 İşçi sınıfının mücadele kaleleri EK:6 DİSK / Emekli Sen in kapatılma girişimi protesto edildi EK:6 Güven Elektrik te işçilerin sendikalaşma mücadelesi sürüyor!..... EK:6 Atılan sendika çalışanlarına destek büyüyor EK:7 Graniser de sendikalaşma mücadelesi başarıya ulaştı EK:7 Çağrı Yazı Kurulunun Açık laması EK:8 Teximde kölelik! EK:8 YENİ KADIN DÜNYASI Kadın hareketi ile sendikal hareketin kesişme noktası: Novamed grevi Grevci kadın işçiler için basın açıklaması Barışarock ta cinsel tacize karşı eylem PANORAMA Afganistan: Barıştan eser yok İşgal ve savaş sürüyor! Hollanda-Fillipinler: Jose Maria Sison a yönelik teröre son! İzmir de Sison için basın açıklaması Söyleşi: Sorun ırksal değil, sınıfsal YAŞAMA TEMELLERİNİ KORUMA MÜCADELESİ 21. yüzyılın enerji kaynağı, Hidrojen enerjisi YENİ DÜNYA GENÇLİĞİ SSCB de Edebiyat Ve Sanat Eğitimdeki Çarpıklık ve Rant Kavgası Eylül de sözümüz var ÇAĞRI Basın Yayın Ltd. Şti Adına Sahibi: Aziz Özer Sorumlu Yazıişleri Müdürü: İlyas Emir Yönetim Yeri ve Adresi: Hüseyinağa Mah., Balo Sok. No: 29/5 Beyoğlu - İstanbul Tel.: (0212) Fax: (0212) Banka Hesap: Türkiye İş Bankası Galatasaray-İstanbul, Hesap No: Sayı: 115 Ekim 2007 ISSN X115 Fiyatı: Türkiye: 2,00 YTL (KDV DAHİL) Türkiye Dışı: 2,50 Euro Baskı: Uğur Matbaacılık ( ) Yayın Türü: Yaygın Süreli 2

3 gündem 21 Ekim de referandum var Referandum sahtekarlığına hayır! Sürece kısa bir bakış Mayıs ayı içerisinde, egemenler arasındaki iktidar mücadelesi Cumhurbaşkanlığı vesilesi ile sertleşmiş, bürokrat burjuvazi kimi anayasal ayak oyunlarının da yardımı ile AKP ye Cumhurbaşkanını seçtirtmemişti. Ya r g ıt ay E s k i Cu m hu r i ye t Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Anayasal cinliğin mucidi olarak ortaya çıkarak Kemalistlerin yardımına koşmuştu. Kanadoğlu na göre; Anayasa da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birinci turda üçte iki çoğunluk gerekiyordu. Üçte iki çoğunluk mecliste bulunmadığı koşullarda cumhurbaşkanlığı seçimine geçilemezdi! Bu aynı zamanda cumhurbaşkanlığı seçimi için meclis toplantı yeter sayısı idi. AKP nin önüne cin fikirli Anayasal engel çıkarılmıştı. 367 şartına CHP de dört elle sarıldı. CHP mecliste cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimini, 367 şartı yerine getirilmediği için, iptal istemi ile Anayasa Mahkemesi ne götürdü. Anayasa Mahkemesi beklenilen doğrultuda karar verdi. Cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimini iptal etti. Böylelikle cin fikirli Anayasal yorum Anayasa Mahkemesinin kararı haline geldi. Artık Cumhurbaşkanlığı seçimi için, meclis toplantı yeter sayısı 367 olması gerekiyordu. AKP, mecliste kendi belirlediği bir adayı seçebilecek durumda olmasına rağmen, 27 Nisan gece yarısı e-muhtırası, açık darbe tehdidi, ordunun, yargının, parlamentodaki sivil darbeci muhalefetin ve milliyetçi kışkırtmalarla, gerçek dışı korkularla sokağa sürülen kitlelerin koordineli eylemleri ile AKP nin Cumhurbaşkanını seçmesi engellendi. A K P i s e, k e n d i s i n i n Cumhurbaşkanı adayının seçtirilmemesi atağına, Anayasa nın kimi maddelerini değiştirmeye çalışarak yanıt verdi. Bu değişikliklere göre; Cumhurbaşkanını halk seçecek. Görev süresi beş yıl olacak. Bir kişi iki kez cumhurbaşkanı seçilebilecek. Genel seçimler 4 yılda bir yapılacak. Meclisin toplantı yeter sayısı 184 olacak. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu değişiklikleri kapsayan Anayasa değişiklik paketi kendi önüne geldiği zaman, iki hafta bekleterek, Anayasa değişiklik paketini rejime zarar vereceği gerekçesi ile veto etti. Paketi aynen meclise yeniden görüşmek üzere iade etti. AKP meclisteki çoğunluğuna dayanarak, Anayasa değişiklik paketi üzerinde Nasıl ki, genel seçimler sömürü düzenine maske geçirme işlevini görüyorsa, düzene meşruiyet kazandırmak için yapılıyorsa, referandum da aynı amaca hizmet ediyor. Egemenler kendi aralarındaki iktidar mücadelesinde, kimi anayasal değişiklikler için halka gitmeye, halkoylamasına ihtiyaç duyuyorlar. değişikliğe gitmeden tekrar Anayasa değişiklik paketini Sezer e gönderdi. C u m h u r b a ş k a n ı S e z e r, Cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören Anayasa değişikliği paketini referanduma götürme kararını açıklayarak ve iptal istemi ile Anayasa Mahkemesi ne başvurdu. Aynı doğrultuda CHP de Anayasa Mahkemesi ne başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi, paket üzerinde iptal istemini reddederek, Anayasa değişiklik paketi için referandumun yolunu açtı. Anayasa Mahkemesi nin gerekçeli kararının açıklanmasından sonra, referandum konusunda 120 günlük yasal süreç başladı. 21 Ekim de Anayasa değişiklik paketi üzerine halk oylaması yapılacak. Anayasa ve işlevi Devletin şeklini, devlet organlarının kuruluş ve işleyişini belirleyen, yönetenlerle yönetilenlerin arasındaki ilişkileri düzenleyen temel yasa (Büyük Larousse Ansiklopedisi, sf. 587) Anayasa olarak adlandırılıyor. Genel olarak burjuva demokratik yapıya sahip olmayan ülkelerin, özellikle teokratik, monarşist, oligarşik veya askeri diktatörlüklerin anayasaları, ülke yönetimini elinde bulunduran güçlerin iradesi ile, ısmarlamayla hazırlanır. Anayasanın hazırlanması ya da onaylanmasında yer yer sözde bile olsa halkın katılımı ya da onayı aranmaz. Oylamaya sunulsa da, anayasanın yapım sürecinde bir meclis e görev verilse de, bu meclis halkı sözde de olsa temsil etmediği sürece, temsili bir niteliğe sahip olamaz. Hazırlanan anayasa metninin halkoyuna sunulduğu durumlarda, halkoylaması göstermelik olmaktan öteye gidemez. Gerçekte, halka anayasayı değerlendirecek ölçüde düşünce ve propaganda özgürlüğü tanınmaz. Bugün yürürlükte olan Anayasa 12 Eylül faşist darbesinin ürünüdür. Bu Anayasa üzerinde bugüne kadar çeşitli değişiklikler yapılmış olunsa da, Anayasa, ürünü olduğu askeri faşist darbenin ruhunu taşımaktadır. Anayasa da gerici, faşist öz olduğu gibi durmaktadır. Darbeyi yapan paşalardan oluşan MGK, paşaların seçtiği üyelerden oluşan, adına Danışma Meclisi denilen Kurucu Meclis Anayasayı hazırlamakla görevlendirildi. Anayasa Komisyonu nun hazırladığı taslak, Danışma Meclisi nde oylanarak, 7 red 12 çekimser oya karşı 120 kabul oyuyla (17 üye oylamaya katılmaz) Eylül 1982 de tasarı kabul edildi. Tasarı MGK da incelenrek ve bazı değişiklikler yapılarak, 177 esas madde ve 16 geçici madde Kasım 1982 de Halk Oylaması na sunulur. Açık faşist terör şartlarında yapılan halk oylamasında % 91,37 beyaz oyla kabul gören Anayasa yürürlüğe girer. Burjuva demokratik ülkelerde durum biraz daha farklıdır, farklı siyasi kesimlerin (bu da genelde burjuva kesim içindeki farklı yaklaşımlardır) iradesini yansıtacak yöntemlerle hazırlanır. Bir anayasa, demokratiklik özelliğini, içeriğinin yanı sıra, hazırlanışı ve kabul edilişi aşamalarında izlenen usullerden de alır. Yapılış süreci demokratik olmayan; toplumdaki belli başlı farklı grupların talep ve beklentilerini burjuva anlamda da olsa dikkate almayan bir anayasanın içeriğinin burjuva anlamda da olsa demokratik olmasını beklemek gerçekçi değildir. O nedenle, anayasanın yapılışında izlenen yöntemler, onun içeriğini doğrudan etkiler. Referandum konusunda doğru tavır Egemen sınıflar arasındaki iktidar dalaşı, yeni Anayasa tartışmaları vesilesi ile yeniden sertleşmeye başladı. Uluslararası büyük sermayeye sırtını dayayan özel sermayeli Türk büyük burjuvazisi, TC nin bugüne kadarki yapısının değiştirilmesini, bürokrasinin egemenliğine son verilmesini, ordunun sivil yönetimin denetimine girmesini, kısacası Batı Avrupa dakine, ABD dekine benzer gerici burjuva demokrasisinin yerleştirilmesini talep etmektedir. Parlamentoda bu taleplere sahip çıkan AKP çoğunluğunun attığı devlet iktidarını ele geçirme adımları, egemen devlet bürokrat burjuvazisini rahatsız etmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde karşı karşıya gelen iki kanat arasındaki mücadelede, AKP Anayasa değişikliği paketini halk oylamasına sunarak, Anayasal değişiklikler için halkoyuna ihtiyaç duymakta, iktidar yürüyüşünde konumunu güçlendirmek istemektedir. Nasıl ki, genel seçimler sömürü düzenine maske geçirme işlevini görüyorsa, düzene meşruiyet kazandırmak için yapılıyorsa, referandum da aynı amaca hizmet ediyor. Egemenler kendi aralarındaki iktidar mücadelesinde, kimi anayasal değişiklikler için halka gitmeye, halkoylamasına ihtiyaç duyuyorlar. Burjuvazinin egemen olduğu şartlarda, yapılacak olan bir halkoylaması sahtekarlıktan öteye geçmez. Yapılacak olan halkoylaması egemenler arasındaki çatışmada, liberal burjuva kanata hizmet edecektir. Bugünlerde yeni Anayasa üze- 3

4 4 gündem rine hararetle tartışılıyor. Adına sivil Anayasa, çağdaş Anayasa, özgürlükçü Anayasa da denilse, burjuvazinin egemen olduğu şartlarda, yapılacak olan Anayasalar, burjuvazinin çıkarlarını koruyan, burjuvaziye hizmet eden, mülkiyet ilişkilerini ifade eden Anayasalar olacaktır. Bu Anayasalarda işçilerin, emekçilerin kullanacağı kimi nispi demokratik hakların olması bu gerçeği değiştirmez. Cumhurbaşkanını meclisin seçmesi ile halkın seçmesi arasında özde bir farklılık yoktur. Sonuçta Cumhurbaşkanını meclis de seçse, halk da seçse, Cumhurbaşkanı bu düzenin, sömürü düzeninin Cumhurbaşkanıdır. Deneyimin de gösterdiği gibi, bu ülkede bütün Cumhurbaşkanları işçiler, emekçiler yararına değil, sermayenin çıkarlarına, sermayenin çıkarlarını koruyan devlet yararına çalışmışlardır. Soruna bu açıdan bakıldığında, sorun kişiler sorunu değil, sistem sorunudur. Sermayenin egemenliği, üretim araçları üzerinde özel mülkiyetin sürdüğü şartlarda, nasıl seçilirse seçilsin, seçilen halkın Cumhurbaşkanı olmaz. Halkın Cumhurbaşkanı olması için bu düzenin yıkılması, işçilerin, emekçilerin iktidarı gereklidir. Genel seçimlerin 4 ya da 5 yılda yapılması, seçimlerin işlevi dikkate alındığında, Egemenlerin hangi kanadının, işçileri, emekçileri ezeceğine, sömüreceğine karar vermek için yapılan burjuva parlamentosu seçimlerinin işçiler, emekçiler açısından bir yararı olmayacaktır. Meclisin toplantı yeter sayısının 184 olması, egemenler için bir anlam ifade etse de, işçiler, emekçiler açısından bir faydası olmayacaktır. Bir gevezelik organı olan bu parlamento, işçilerin, emekçilerin meclisi değildir. Bu meclisten işçiler, emekçiler yararına özsel değişiklikler beklemek abestir. Anayasa değişikliği paketi, işçiler, emekçiler yararına bir değişikliği ifade etmemektedir. İşçilerin, köylülerin, emekçilerin yaşadığı açlığa, yoksulluğa, yıkıma referandum merhem olmayacaktır. İşsizliğe, sendikasızlığa, sigortasızlığa vb. anayasa değişikliği paketi çözüm olmayacaktır. Bu nedenlerle çağrımız referandum sahtekarlığına katılmama çağrısıdır. Referandum sahtekarlığını boykot edelim! İktidar mücadelesinde, egemenleri yalnız bırakalım! Egemenlerin iktidar mücadelesinde, egemenlerin figüranı olmayalım! Çözüm, çare işçilerin emekçilerin kendi iktidarlarında! İşçilerin, emekçilerin görevi sömürü düzenini yıkmak için örgütlenmektir. H a y d i mü c a d e l e y e! H a y d i örgütlenmeye! 20 Eylül 2007 Ekim Devriminin 90. yılında: Bolşevik devrimden öğrenmek, yenmeyi öğrenmektir Bu yıl Büyük Sosyalist Ekim Devriminin 90. yıldönümüdür. Eski Rus takvimine göre 25 Ekim 1917, yeni takvime göre 7 Kasım 1917 tarihinde gerçekleşen Büyük Sosyalist Ekim Devrimi yle Rusya işçileri ve emekçileri dünya tarihinde ilk kez, bilinçli, planlı ve örgütlü bir güç olarak burjuvazinin iktidarını yıkarak kendi iktidarını kurdular. Ekim devrimi ile birlikte buz kırılıp yol açılmıştı; o güne kadar bir ütopya olarak görülen işçi sınıfının iktidarı ele geçirmesi düşüncesi gerçekleşmiş, Ekim Devrimi dünya işçi sınıfına örnek bir devrim olarak tarihteki yerini almıştır. Büyük Sosyalist Ekim Devrimi, emperyalist burjuvazinin korkulu rüyası olan devrim düşüncesinin gerçekleşmesinin adıdır. Dünya tarihinde birçok devrim gerçekleşti; tarih kölelerin isyanından, feodallerin, kapitalist burjuvaların egemenliğini kurduğu devrimlerle dolu iken, Büyük Sosyalist Ekim Devrimi nin ayırıcı özelliği ne idi? Nedir Büyük Sosyalist Ekim Devrimi ni ayırıcı kılan noktalar? Ekim devrimini ayırıcı kılan özellik; Paris Komünü deneyimi dışta tutulduğunda bir sömürü biçiminin yerine bir başka sömürü biçimini, bir sömürücüler grubunun yerine bir başka sömürücüler gurubunu getirmeyi değil, insanın insan tarafından her türlü sömürülmesini ortadan kaldırmayı, kim olursa olsun bütün sömürücü grupları ortadan kaldırmayı, proletarya diktatörlüğünü kurmayı, bugüne dek var olan bütün ezilen sınıflar arasında en devrimci sınıfın iktidarını kurmayı, yeni bir toplum, sınıfsız, sosyalist toplumu örgütlemeyi almaktadır. (Stalin) Büyük Sosyalist Ekim Devrimi emperyalist ülkelerde proleter devrimlerin ilk örneğidir. Ekim Devrimi Lenin in deyimiyle buzu kıran, yolu açan ve gösteren devrimdir. Büyük Sosyalist Ekim Devrimi ile emperyalist zincir en büyük kapitalist, emperyalist ülkelerden birinde, proletaryanın iktidarı ele geçirmesi ile ilk kez parçalandı; emperyalizm çağının ilk proleter devrimi olarak, yeni bir çağı, emperyalizm ve proleter devrimleri çağı nı başlattı. Ekim Devrimi ve onun eseri olan Sovyetler Birliği ndeki gelişmeler işçi sınıfının burjuvazi olmadan, dahası emperyalist burjuvazinin tüm saldırılarına karşı ülkeyi yönetebileceğini, ekonomik ve siyasal bir güç olarak işçi sınıfının tarih sahnesinde bağımsız sınıf tavrı takınabileceğini, devletini kurabileceğini, yaşatabileceğini, bunu ilerleterek bir sistem olarak dünya çapında geliştirebileceğini göstermiştir. Ulusal Sorun ve Ekim Devrimi Büyük Sosyalist Ekim Devrimi yle bir halklar hapishanesi olmaktan çıkan Rusya da, devrimden beş yıl sonra, 30 Aralık 1922 tarihinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) kuruldu. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nin kurulması, ezen ulusla ezilen ulusların olmadığı, tüm ulus ve milliyetlerin tam hak eşitliğine sahip olduğu çok uluslu bir devletin dünya tarihindeki ilk örneği idi. Ekim Devrimi sonrasındaki süreçte, yasal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla kalınmadı. Sovyet iktidarı değişik uluslar ve milliyetler arasında gerçek yaşamda var olan eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için sürekli ve sistemli bir siyaset yürüttü; bu doğru siyaseti pratiğe geçirerek ekonomik ve kültürel vb. alanlarda aradaki farklılıkları büyük oranda kapattı. Sosyalizm koşullarında gelişen bu süreç, 1956 da yapılan SBKP 20. Parti Kongresi nde Kruşçev önderliğindeki modern revizyonizmin iktidarı tümüyle ele geçirmesiyle kapanmıştır. Modern revizyonizmin iktidara gelmesinin ardından ulusal sorundaki siyasette de, Marksist- Leninist siyasetten uzaklaşılmış ve süreç içinde yeniden ulusal çatışmalara yol açacak temeller yaratılmış; sosyal-emperyalist devletin çöküşü sürecinde de ulusal çatışmalar yaşanmıştır. Kruşçev le başlatılan süreç Gorbaçov la sona ermiştir. Kuruluşunun 90. yıldönümünü yaşadığımız bugünlerde, değişik ulus ve milliyetlerin özgür iradeleri ve birliği temelinde kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nin artık adı bile yok li yılların sonları ve 1990 lı yılların başlarında SSCB de yaşanan ulusal çatışmalar; tüm burjuvazi ve burjuva milliyetçileri tarafından, sosyalizmin ulusal soruna çözüm getirmediği, tek kurtuluşun, kapitalist düzende ve her ulusun kendi devletine sahip olması vb. biçimindeki görüşlere kanıt olarak ileri sürüldü, sürülüyor. Burjuva milliyetçiliğinin tüm dünyada at oynattığı bu dönemde, tüm burjuvazinin ve temsilcilerinin sahtekârlıkları; Ekim Devrimi nin zaferinin, proletarya diktatörlüğünün kurulmasının; bunun doğrudan sonuçlarından biri olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nin kurulmasının insanlık tarihi açısından köklü bir dönemeç olduğu tarihi gerçeğini ortadan kaldıramadığı gibi, ulusal sorunun çözümü bağlamında da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nin kazanımlarını ve ulusal sorunun çözüldüğü gerçeğini de ortadan kaldıramaz. Ekim Devrimi nin hemen ertesinde, 2 (15) Kasım 1917 tarihinde yayınlanan Rusya Halklarının Hakları Bildirgesi ile ezilen ulus ve milliyetlerin üzerindeki ulusal baskıya son verilmiş; özgür iradeleriyle kendilerinin nasıl yaşayacaklarına, yani kendilerinin ayrı devlet kurup kurmamaya ya da birlikte yaşamak isteyip istememeye özgürce karar verecekleri koşullar yaratılmıştır. Böylece ulusal sorunda da çözülecek ilk görev olan siyasi alanda tam hak eşitliği, proletarya iktidarının ilk işi olarak sağlanmış, gerçek yaşamda, ekonomik ve kültürel vb. alanlarda da eşitliği sağlamanın yolu açılmış oluyordu. Bunun doğrudan sonuçlarından biri Rusya dışındaki ülkelerde de Sovyet iktidarlarının kurulması ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerin kurulmasıydı. Bu temelde başlatılan kampanyanın pratik sonucu 30 Aralık 1922 de gerçekleşti. 30 Aralık 1922 de toplanan SSCB 1. Sovyet Kongresi, SSCB nin Kuruluş Deklarasyonu nu ve Federal Sözleşme y i onayladı. Böylece SSCB nin kuruluşu da gerçekleşti. SSCB nin kuruluşundan kısa süre sonra gerçekleşen RKP(B) XII. Parti Kongresi ne sunduğu raporda, Parti ve Devlet İnşasında Ulusal Etkenler başlıklı tezlerin altıncısında Stalin yoldaş şunları tespit etmektedir: 6 - Ama Ekim Devrimi nin sonuçları yalnızca ulusal baskının kalkması, halkların birleşmesi için bir dayanağın yaratılmasıyla tükenmez. Gelişme seyri içinde Ekim Devrimi, halkların bu birleşmesinin biçimlerini de ortaya çıkardı ve halkların bir federal devlet halinde birleşmesinin temel hatlarını çizdi. Devrimin birinci döneminde, çeşitli milliyetlerin emekçi yığınları, kendilerini bağımsız bir ulusal büyüklük olarak hissetmeye başladıklarında; yabancı müdahalenin ise henüz gerçek bir tehlike oluşturmadığı bir sırada, halkların işbirliği henüz kesinlikle belirlenmiş, sıkı sıkıya saptanmış bir biçim almamıştı. İçsavaş ve müdahale döne-

5 gündem minde, ulusal cumhuriyetlerin askeri özsavunmasının çıkarları önplana çıktığında, iktisadi inşanın sorunları ise henüz gündemde durmazken, işbirliği askeri bir ittifak biçimini aldı. Nihayet savaş sonrası dönemde, savaşın yıkıma uğrattığı üretici güçlerin yeniden inşası sorunları önplana çıktığında, askeri ittifak iktisadi bir ittifakla tümlendi. Ulusal cumhuriyetlerin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği halinde birleşmeleri, işbirliği biçimlerinin gelişmesinde, bu kez halkların yekpare bir çok-uluslu Sovyet devleti içinde askeri, iktisadi ve siyasi birleşmesi karakterine bürünen son evresini oluşturur. Böylece proletarya, ulusal sorunun doğru çözümünün anahtarını Sovyet düzeninde buldu, onda, ulusal hak eşitliği ve gönüllülük temeli üzerinde istikrarlı bir çok-uluslu devletin örgütlenmesine giden yolu buldu. (Stalin, Marksizm, Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu, sayfa 173, İnter Yayınları) Kuşkusuz bu dönemde fiili alandaki eşitsizliğin ortan kaldırılması, siyasi alandaki eşitsizliğin ortadan kaldırılması kadar kolay olmadı. Sovyet devleti ekonomik alandaki eşitsizliği ortadan kaldırmak için var gücüyle çalıştı. Bu alanlardaki fiili eşitsizliğin ortadan kaldırılması, uzun zaman isteyen ve sosyalizmin inşasına paralel olarak gerçekleşebilecek olan bir işti. Buna rağmen revizyonist Gorbaçov un da teslim ettiği gibi, Bir zamanların kenar bölgelerinin hızlandırılmış geliştirilmesi hedefli siyaseti sonucu Sovyet iktidarı döneminde bütün birlik cumhuriyetlerinde güçlü ve çeşitli dalları kapsayan bir sanayi yaratılmış ve sosyoekonomik gelişme dengelenmiştir da eski sanayi bölgelerinde kişi başına sanayi üretimi, ulusal kenar bölgelerdekinin 38 katı iken, 1941 de 4,1 katına düşürülmüştür. Şimdi ise hemen hemen 2,3 katıdır. (19 Eylül 1989 tarihli Partinin Şimdiki Milliyetler Politikası Üzerine yaptığı konuşmadan. Aktaran, Ulusal Sorun Üzerine Eğitim Notları, Yeni Dünya İçin Yayınları, sayfa 138) Ekim devrimi ulusal sorun konusunda bunları yaparken, Osmanlı devletinin yıkıntıları üzerine kurulan ve cumhuriyet adı verilen 84 yıllık Türk devletinin çeşitli millet ve milliyetlere karşı tavrı; inkar, imha, baskı ve zulüm olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. ilkesi Türk devletinin başından itibaren inkar ve imha politikasının vazgeçilmez anayasal gerekçesi olmuştur. Yeni anayasa taslağında bu madde aynen korunmaktadır. Eski vatandaşlık kavramı olan, Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. yerine, yeni anayasa taslağında; 1982 Anayasasının 66 ncı maddesinde yer verilen vatandaşlık tanımı, bazı kesimleri dışarıda bıraktığı ve yeterince kapsayıcı olmadığı ve bazı kesimlerce eleştirildiği gerekçesiyle eleştirilmiştir. Yeni anayasa taslağı bu haliyle kabul edilse bile özünde eskiden bir farkı yoktur. Türk kelimesi yerine, totolojik olma pahasına Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır anlayışı inkarcı politikanın anayasal gerekçelendirmesinden başka bir şey olmayacaktır. İşte 84 yıllık TC ile Ekim devriminin ulusal soruna yaklaşımı Ekim Devrimi ve emekçi kadınlar 1917 Ekim Devrimi dünya tarihinde ilk defa ve bir çırpıda kadınları aşağılayan ve onları ikinci sınıf insan gören tüm gerici yasaları tarihin çöplüğüne attı. Lenin, Ekim Devrimi nin ikinci yıldönümünde yazdığı bir makalesinde haklı olarak Sovyet iktidarının kadınların kurtuluşu için burjuva cumhuriyetlerinin topunun 130 yılda yaptıklarından daha çok şey yaptıklarını vurguluyordu. Ve bunlar boş sözler değildi. Yeniyi yaratmak için önce zemini temizlemek gerekti. Çarlık döneminin tüm gerici yasalarını bir hamlede kaldıran ve kadın ve erkeklerin yasalar önünde tam eşitliğini tanıyan Sovyet iktidarı, bu konudaki kararlılığını ortaya koyuyordu. Ve en önemlisi devrime önderlik eden proletarya partisi atılan bu büyük adımın sadece bir başlangıç olduğunun bilincindeydi. Yasalar önünde eşitlik henüz gerçek yaşamda eşitlik değildi. Kadınların ekonomik, siyasal ve sosyal olarak eşitliklerinin sağlanması için zorlu bir mücadele ve bunun için adım adım uygulamaya konması gereken bilinçli politikalar gerekliydi. Sovyet iktidarı derhal bunları gerçekleştirmeye koyuldu. Emekçi kadınları özgürlük ve eşitlik mücadelesinde güçlü kılan en önemli etmenlerden birisi de eğitimdir. Sovyet iktidarı bu alanda da o güne dek hiçbir burjuva devletinde gerçekleştirilememiş olanı gerçekleştirdi. Çarlık Rusyası nda emekçi kadınlar tamamen eğitimsiz ve geriydiler. Ekim Devrimi nin ardından başlatılan kampanyalardan biri de okuryazarlık kampanyasıydı. Eski Rusya nüfusunun % 76 sı, kadınların ise % 87,6 okur yazar değildi. Sosyalizmin yolu okur-yazarlıktan geçer şiarlarıyla gerçekleştirilen ve yıllar süren büyük okur-yazarlık kampanyalarıyla 1930 lu yılların ikinci yarısında bu sorun esasta aşılmıştı. Bütün ülke çapında okul ve diğer eğitim kurumları ağı geliştirilmiş ve İkinci Dünya Savaşı öncesinde bütün ülkede 7 yıllık zorunlu öğrenim tamamen gerçekleştirilmişti. Çarlık Rusya sında yüksekokullar kadınlara kapalıyken, Sosyalist Sovyetler Birliği nde onlara bütün eğitim alanları açık tutulmakla kalınmıyor, kadınlar meslek eğitimi ve öğrenim alanında özel olarak teşvik ediliyordu. Ekim Devrimi nin ve sosyalizmin inşasının büyük kazanımı sadece Çarlık Rusyası nda her türden haktan yoksun olan kadınlara siyasal hakların tam tanınmasıyla sınırlı değildi. Sovyet iktidarının büyük önemi dünya tarihinde ilk defa ezilen kadın kitlelerini, işçi ve köylü kadın kitlelerini aktif bir şekilde siyasal yaşama ve devlet yönetimine çekebilmiş olmasındadır. Genç Sovyet iktidarı daha işin başlangıcında Sovyet seçimlerine emekçi kadınları çekebilmek için kampanyalar yürütmüş, bilinçli bir çaba harcamıştır. Bizzat Lenin, partisiz de olsalar kadınları Sovyetlere seçme yönünde çağrıda bulunmuş, bu bağlamda Sovyet iktidarının tüm burjuva devletlerden farklı olduğunun bizzat pratikte gösterilmesine önem vermiştir. Devrimden 3 yıl sonra yapılan Sovyet seçimlerinde, 1920 de şehir Sovyetlerine seçilen kadınların oranı % 5 tir. İktidar organları olarak Sovyetlerin TC parlamentosuyla karşılaştırılamayacağı açıktır. Özdeki tüm farkı bir kenara bırakacak olursak 84 yıl sonra hâlâ parlamentoda % 5 kadın oranını yakalayamayan TC nin durumu gözönünde tutulduğunda Sovyet iktidarının 3 yıldaki başarısının büyüklüğü ortadadır. Sovyetlerdeki kadın oranı sosyalizmin inşası süreci boyunca her yıl biraz daha artmış ve 1930 lara gelindiğinde üçte bir oranına varmıştır. Sovyet iktidarının 32. yılında da- Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nde 10 kadın bakanlık görevini üstleniyordu döneminde Sovyetler Birliği nin en üst iktidar organı Yüksek Sovyetler içinde -tüm temsilcilerin % 25,8 ini oluşturan- 348 kadın yer alıyordu. Ve Sovyetlerde kadınlar en yüksek iktidar organları içinde yaklaşık üçte bir oranında yer alırken, Fransa da, İsviçre de, Arjantin de vs. kadınlar henüz seçme ve seçilme hakkına bile sahip değildi. Bu başarı öncelikle Sovyet iktidarına önderlik eden Komünist Partisinin çabasına bağlıydı. Komünist Partisi, Parti, Sovyet organları, sendikalar, kooperatiflerde, yani siyasal yaşamın bütün alanlarında emekçi kadınların temsil edilmesi ve güç kazanması için bilinçli ve tutarlı bir çalışma yürütüyordu. Onların yürüttüğü bu mücadele -tüm eksiklikleri ve yanlışlarıyla birlikte- işçi ve emekçi kadınları siyasal yaşama ve bizzat devlet yönetimine aktif bir şekilde katmanın mümkün olduğunu göstermiştir. Evet, Lenin in deyimiyle işçilerinemekçilerin cumhuriyetinde her aşçı kadın devleti yönetebilme durumuna gelmiştir. Emperyalist burjuvazinin ideologları ve propagandacıları Doğu Bloku nun 1990 lı yıllarda çöküşünden bu yana, kapitalizmin komünist sisteme üstünlüğünün pratikte ispatlandığını büyük gürültülerle ilan ediyorlar. Emperyalist barbarlık, dünya nüfusunun % 80 ini açlık sınırında yaşamaya mahkum ederken, kapitalist sistemin insan doğasına uygun biricik sistem olduğu, komünizmin öldüğü her gün, her saat, her saniye emekçi kitlelerin kafasına kazınıyor! Emperyalist burjuvazi insanlık tarihi açısından büyük öneme sahip olan Büyük Sosyalist Ekim Devrimi ni unutturmaya çalışıyor! Büyük Sosyalist Ekim Devrimi onlara göre tarihin bir kazasından başka bir şey değil. Emperyalist burjuvazinin ideologları insanlığı yok olmaya götüren kapitalizmin barbarlığını gizlemek ve emekçi yığınların bilincini karartmak için her türlü hile ve yalana başvuruyor. Ekim Devrimi yle yolumuz açılmıştır, kazanımları kazanımlarımızdır. Bolşevik Devrimden öğrenmek, yenmeyi öğrenmektir!

6 halkların kardeşliği için HALKLARIN KARDEŞLİĞİ İÇİN Türk şovenizmi, ırkçılığı işbaşında 6 Artık Türküm diyemez olduk diye şikayetleniyor Erzurum Barosu Başkanı Naci Turan efendi Bunu söylemesi de, İsmail Türüt ün söylediği ve sözlerini Ozan Arif in yazdığı Plan yapmayın plan türküsü ve bu türkü için adı bilinmeyen birilerinin yaptığı klip üzerine yürüyen tartışmalarda Türüt ve Arif i destekleme çabasının ürünü. Evet, Türkiye de açık ırkçı ve faşistlerin kitlelere lanse ettiği düşüncelerden biri artık Türkiye de Türküm diyemez olduk biçimindeki düşüncedir. Bu, hem Türkiye deki gerçekleri tersyüz etme, hem de Türkçü- İslamcı faşist düşünceleri yaygınlaştırıp Türk olmayanlara, özellikle de ülkücü faşistler gibi düşünmeyenlere karşı düşmanlığı körükleyen bir tavırdır. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca kendi kimliğini ifade etmesine izin verilmeyen millet ve milliyetler arasında Türk milleti yoktur. Türküm demek ifadesi, tüm Türkiye Cumhuriyeti tarihinde özgürce ve de saldırgan biçimde ifade edilen tek kimlik ifadesidir. Kürdüm, Ermeniyim, Lazım, Çerkezim, Arabım, Romanım demek ve diğer aklınıza gelecek tüm azınlıkların kimliği, sadece Türk şovenlerinin, ırkçılarının, faşistlerinin doğrudan baskısına maruz kalmakla sınırlı kalmamış, en başta bu devletin Anayasası ve yasalarıyla yasaklanmış, baskı altına alınmıştır. Türk faşistlerinin şimdiki şikayetlenmeleri, Türkiye de Türküm diyememekten değil, Türk olmayan millet ve milliyetlerin kendi kimliklerini şu ya da bu biçimde dile getirmeye başlamaları ve kendi demokratik hakları için yavaş yavaş da olsa mücadeleyi yükseltmelerindendir. Türkçü-İslamcı faşistlerin kuyruk acısı ndan biri de kendilerine ait olan kimi katillerce katledilen Hrant Dink in yüzbinler tarafından sahiplenilmesi ve Hepimiz Ermeniyiz sloganını yükseltmesidir. Evet, bu coğrafyada Türk ırkçılığı, şovenizmi 84 yıllık Cumhuriyet tarihi süresince egemen olmuştur. Bu egemenlik yasalarıyla da garanti altına alınmıştır. Bugün de Türk ırkçılığı, şovenizmi hâlâ egemen. Ama, bu egemenliği geri püskürtecek mücadele yavaş yavaş da olsa gelişmektedir. Artık şu ya da bu milletten veya milliyetlerden insanlar, başka millet veya milliyetlerden insanlara sahip çıkmaya başlamıştır. Türk şovenizmine, ırkçılığına karşı mücadelenin bir parçası olarak gerçek demokrat ve devrimcilerin güçlendirmesi gereken bir gelişmedir bu. Egemenlikleri, tahtları sallanmaya başladığında daha fazla saldırganlaşan, tüm güçleriyle yapabileceklerinin tümünü yapmaya çalışanlar gibi, Türk ırkçıları da Türk olmayan millet ve milliyetlere karşı düşmanlığı körüklemede sınır tanımıyorlar İşçilerin, emekçilerin dikkatlerini halkların, ezilenlerin gerçek sorunlarından da uzaklaştırmaktadırlar. Kısacası, sömürücü, baskıcı, ırkçı düzenin devam etmesine hizmette kusur etmiyorlar. Türkiye de Türk şovenizmine, ırkçılığına karşı mücadelenin, sisteme karşı mücadeleden bağımsız olamayacağı tüm olgularla belgelidir. Bu durum, ister devlet kurum ve güçlerinin uygulamalarına karşı mücadelede olsun, isterse de ülkücü faşistler gibi sivil faşistlerin ırkçılığına karşı mücadelede olsun değişmiyor. Irkçılık, şovenizm bu Cumhuriyetin temel taşlarından biridir. Bu yüzden de ırkçılığa, şovenizme karşı mücadele bu temel taşın sökülmesi için de yürütülmek zorundadır. Vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlük düşünce sistemi sorgulanmak, değiştirilmek zorundadır. Irkçılık, şovenizm devletin anayasasında, yasalarında varlığını koruduğu sürece, günlük yaşamda meydana gelen ırkçı, şoven tavırların esas sorumlusu ve suçlusu da bu devlettir, bu sistemdir. Türkiye de Türküm demek, Türk milletinin ezen millet olmasından ve Türk devletinin Türk olmayan millet ve milliyetlerin ulusal varlığını inkar etmesinden kaynaklanan bir durum olarak, ırkçılıkla, şovenizmle örtüşme durumundadır. Bunun da sonucu olarak Türkiye de Türküm diyemeyenler varsa eğer, o da Erzurum Barosu Başkanı Naci Turan gibileri değil, Türk şovenizmiyle, ırkçılığıyla arasına ayrım çizgisi çekme kaygısı olan ve ırkçılarla, faşistlerle aynı kefeye konma olasılığını da ortadan kaldırmaya çalışan; diğer millet ve milliyetlerden halklara karşı dostluk yaklaşımına, enternasyonalist yaklaşıma sahip olanlardır Böyle tavır takınanlar iyi niyetlerini göstermiş olurlar. Ama Türk şovenizmine karşı doğru bir mücadele vermek, kendi Türk milleti kimliğini inkar etmekle olmaz. Tersine, Türk milletinden insanlar olarak Türk şovenizmine, ırkçılığına karşı mücadele verildiğinde, mücadele daha da güçlenecektir. Türk şovenizmi, ırkçılığı geriletildiği ölçüde, şovenlerle, faşistlerle aynı kefeye düşme kaygı ve korkusu da azalacaktır. Bunun önkoşulu ise, bugünden Türk şovenizmine, ırkçılığına karşı tutarlı ve sistemli bir mücadele vermektir. Gerçek demokrat ve devrimciler, sınıf bilinçli işçiler her tür milliyetçiliğe, şovenizme karşı mücadele ederken, kuşkusuz ki, hiç bir millete karşı da düşmanlık yapma konumuna düşmemelidir. Türkçü faşistlerin halklara düşmanlığına tepki olarak, ya da Türk devletine karşı mücadele adına Türk milletine karşı düşmanlık yapan tavırlara girmek, işçi sınıfı kültürünün enternasyonal demokratizmine, devrimciliğe terstir. Ezilenlerin sınıf mücadelesinde, millet, milliyetler ayrımı değil, ezenler ezilenler ayrımı, patron işçi ayrımı, devrimci karşıdevrimci ayrımı vb. belirleyicidir. Türk şovenizmine karşı mücadelemiz de bu temelde yürütülmektedir ve yürütülecektir. Türkü ve klip tartışması Bu konudaki tartışma, esasında Ozan Arif in (Arif Şirin) sözlerini yazdığı ve İsmail Türüt ün de söylediği türkü için şimdilik adı verilmeyen bir faşistin, klip yapıp internete yerleştirmesiyle gündeme geldi. Klipte, özellikle Vatan satsa bir kişi/ anında biter işi satırları söylendiğinde Hrant Dink in katledilmiş halinin resmi ile Hrant ın katil zanlıları nın resimleri ve bu katil zanlılarının övülmesi tepki çekti. Sözkonusu klip kısa sürede internetten çıkarıldı ama tartışmalar, şikayetler ve Türüt ile Ozan Arif e destek tavırları birbirini izledi ve tartışma devam ediyor. Tartışmalarda kimi demokrat, sol kesimin klipten bağımsız sözkonusu türkünün sözlerinin ırkçı olduğu doğru tespitlerinin yanısıra, medya tartışmayı özellikle klip yapana eleştiriyi yönlendirerek İsmail Türüt ve Arif Şirin i masum gösterme çabası içindedir. Türüt ile Şirin in klibi eleştiren, kendilerinin söylemediği şeylerin kendilerine mal edildiğine yönelik açıklamalarıyla bu çaba desteklenmektedir. Her şeyden önce bilince çıkarılması gereken olgu, eğer bu türküye sözkonusu klip yapılmasaydı ve internet üzerinden de olsa görülüp tepkiler gösterilmeseydi, tartışma bu boyutlara varmazdı. Çünkü ırkçı, şoven içerikli tek türkü plan yapmayın plan türküsü değildir Türkiye de. Evet, bu ne ilktir, ne de tektir. Bunun tartışılması, ya da gündeme gelmesi, esasında artık birilerinin Türk şovenizmine, ırkçılığına karşı sesini çıkarmaktan geri kalmaması, ırkçılığa itiraz etme, ona karşı mücadele etme bağlamında demokratik hakkını kullanmasının sonucudur. Bu tartışmada sevindirici bir şey varsa, o da Türk şovenizmine karşı sesini yükseltmektir. İsmail Türüt ve Ozan Arif hakkında yapılan şikayetler sonucu soruşturma açılmıştır. Bu da esasında demokratik kamuoyunun baskısı sonucudur. Buna rağmen ama bu soruşturmada bu ülkücü faşistlerin suçsuz ilan edileceğine kesin gözüyle bakılabilir. Bunun tersi bir durum esasında yine demokratik kamuoyunun tavrına, devlet kurumlarını zorlayacak düzeyde bir mücadeleye bağlıdır. Sözkonusu klip o kadar açık ırkçı, faşist ki, türküyü söyleyen ve yazan faşistler bile sahip çıkamıyor. Esas mesele ama, türkünün sözlerinin kendisindedir. Sözkonusu sözler internette, basında yayınlandı. Türkünün içeriği açık ırkçı, şoven bir içeriktir. Halklar arasında düşmanlığı körükleyen, Türk ve İslam güneşi, batmaz Karadeniz de diyerek de Türkçü- İslamcı faşistliğin savunuculuğunu yapan bir içeriği vardır türkünün. İsmail Türüt ve Ozan Arif türkünün her noktasına sahip çıkıp savunma durumundadır. Bu bağlamda esas tartışılması ve tavır takınılması gereken şey de bu türkünün içeriği ve yazılmasının nedenidir. Türkünün kaynağı ya da arkasında yatan gerçeklik, özellikle son yıllarda körüklenen Pontus, Rum düşmanlığıdır. Karadeniz de oyun ya da plan dedikleri mesele budur aslında. Tıpkı misyonerliğe karşı olmak adına Rum ve Pontus düşmanlığı yapıldığı gibi, bölücülüğe karşı olma adına da bu düşmanlık körüklenmektedir. Rahip Santoro nun katledilmesinden, Hrant Dink cinayetine ve Malatya daki Protestan Hristiyan olan üç kişinin cinayetine kadar vardırılan bir düşmanlıktır bu. (Dergimizin 112. sayısında Misyonerlik bağlamında düşmanlığın nasıl körüklendiğine değinmiştik. Örnekler için oraya bakılabilir.) Bu tartışmada O gün ile Ogün ü, ya da Fatihalar Yasinler ile Yasin i kastedip etmedikleri meselesi belirleyici değildir. Belirleyici olan Türkçü-

7 halkların kardeşliği için İslamcı faşistlerin halklara karşı düşmanlığı körüklemede daha da saldırganlaştığı ve bunu gizlemeye gerek bile duymadığı gerçekliğidir. Gerek Türüt ün, gerekse de Ozan Arif in açıklamaları, ya da İzmir Barosu Başkanı Nevzat Erdemir ile Erzurum Barosu Başkanı Naci Turan ın tavırları açık Türk ırkçılığının belgeleridir. Bu tür tavırlarla somut uğraşmak ise yazımızın kapsamını aşmaktadır. Ama, buna rağ- men bir iki alıntıyı aktarmamak olmaz. Türüt ve Şirin in avukatı şu tavrı takındı: Elif Şafak ın romanının mürekkebi kurumadı. Ermeniler katledildi diyene karşı başını kuma gömen köşe yazarlarına sesleniyorum. Bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz. Herkes haddini bilsin. (Radikal, ) Herkes bu tavrı yorumlamakta serbesttir Türk şovenizmi mi? Tehdit mi? Yoksa ikisi birden mi? T ü r ü t d e k l i b i e l e ş t i r i p Ermenilerden özür diledi! Ama ne özür! Benim gibi düşünen, bu vatana bağlı olan Ermeni vatandaşlarımızın kalbini kırdıysak, rencide ettiysek özür dilerim. diyor Türüt (internethaber.com, ) Böylesi özür lere özrü kabahatinden büyük derler Türüt efendi kendisi gibi, yani ülkücü faşistler gibi düşünen, misak-ı milli ci olan Ermeni vatandaşlar dan özür diliyor Bu tavrı bile Türüt ün ırkçılığının açık belgesidir. Uzun lafın kısası, Türkiye de ırkçılığa, şovenizme karşı mücadele, şu ya da bu detayla sınırlandırılmamalı, mücadele esasta sisteme karşı mücadele ile içiçe ele alınıp yürütülmelidir. Türüt ün, Şirin in yaratıcısı olan toplum, toplumsal sistem ve zihniyet sorgulanmalıdır. 26 Eylül 2007 Festus Okey in katledilmesinin sorumlusu ve suçlusu devlettir! Helsinki Yurttaşlar Derneği nin Mülteciler Destek Projesi yetkilileri, kendilerine ulaşan bilgilere dayanarak, İstanbul da yaşayan göçmenlere karşı polisin baskılarını, yaptırımlarını dile getirip duruma dikkat çekerken şunları da anlatmıştı: İddialara göre, genellikle sivil giyimli olan polisler tarafından kimlik kontrolü için durdurulan ya da evlerine baskın düzenlenen Afrika kökenli yabancılardan para talep ediliyor. Kabul etmedikleri takdirde üstlerinde uyuşturucu bulunduğu gerekçesiyle hapse atmakla tehdit ediliyorlar. (aktaran Yıldırım Türker, Radikal, ) Sorunun sadece tehditle kalmadığını, önlem alınmazsa polisin gözaltında cinayetlerinin çoğalacağını gösteren iki olay yaşandı son haftalarda. Biri, Polonya asıllı Dariusz Witek in, diğeri de Nijerya asıllı Festus Okey in ölümleri olayı Okey in polis kurşunuyla yaşamını yitirdiği kesindir. Kurşunun hangi silahtan çıktığı ve silahın hangi polise ait olduğu da devlet tarafından biliniyor. Sorun öldürülme olayının nasıl geliştiğinin detayıyla ortaya konmasında düğümlenmiştir. Bunda da sorun, gerçeğin üzerinin örtülmeye çalışılmasıdır. Polisin olaydan 18 gün sonra kamuoyuna yaptığı açıklamasına göre Okey, polisin silahını almaya çalışırken, sözkonusu polis de silahı almasını engellemeye çalışmış ve bu arada silah ateş almıştır. Kurşun Okey in omzundan girmiş, yaralamıştır Okey i ve Okey kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmiştir. Olayın kamuoyunun gündemine gelmesi ve kimi insan hakları savunucuları ve demokratik kitle derneklerinin çabaları sonucu soruşturma açıldı. Fakat gerek İstanbul Emniyeti nin ve Vali Güler in açıklamaları, gerekse de savcılığın istediği kamera kaydının olmadığının açıklanması ve aynı zamanda Okey in hastaneye götürülürken üzerinde bulunan kanlı gömleği nin kaybedilmesi vb. olgular, olayın üzerinin baştan örtülmeye çalışıldığının, gerçek suçlunun ve sorumlunun korunduğunun açık göstergeleridir. Okey ile birlikte gözaltına alınan ve 5 Eylül de iki ay içinde Türkiye yi terketmesi koşuluyla serbest bırakılan M.O. nun ifadesi ile polisin açıklaması, aynı zamanda polislerin de ifadelerinin birbiriyle çelişmesi durumu, olayın sorumlu ve suçlularının korunmasını zorlaştırmaktadır ama burası Türkiye dir Hrant Dink in katledilmesinin gerçek sorumlu ve suçlularının nasıl gizlendiği, tetikçilerin bile nasıl korunduğu bilindiğinde, sözkonusu kurşunun çıktığı silahın sahibi polis C. Y. nin göstermelik olarak kurban seçilebileceği ihtimali vardır. Böylece Türkiye Cumhuriyeti nin polis kurumunda egemen olan ırkçı, şoven yaklaşımın ve Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu gibi kanunlarla cinayetleri teşvik eden ve meşru kılan kanunları yapan devletin Okey in katledilmesinin gerçek sorumlusu ve suçlusu olduğu gerçeğinin üzeri örtülmeye çalışılacaktır. Festus Okey in tutuklanmasından öldürülmesine kadarki süreçte polisin takındığı tavır, hem ırkçı tavrın, Afrikalı lara, siyah renkten olanlara karşı tavır olarak kendisini gösteren ırkçılığın hem de, gözaltında işkence ve katletme bağlamında Türkiye deki durumu gösteren bir tavırdır. Festus Okey ve arkadaşı sadece ve sadece siyah renkten insanlar olduğu için sivil polis tarafından durdurulmuş, kimlikleri kontrol edilmek istenmiş ve yine sadece polisin ırkçı yaklaşımının sonucu olarak ortaya çıkan şüphe üzerine elindeki poşeti cebine sokmuş olması bu şüphe için yetiyor aranıyor, tutuklanıyor, katlediliyor Olayın kamuoyunun gündemine gelmesinden sonra polisin açıklaması, tam da yazının girişinde Helsinki Yurttaş Derneği nin tavrını onaylayan, yani üzerinde uyuşturucu bulunduğu gerekçesiyle hapse atılmakla tehdit edilme tavrına uygun olduğunu, bunun katletmeye kadar vardırıldığını ortaya koymaktadır. Okey in katledilmesine karşı protesto eylemleri gerçekleştiren demokratik kitle örgütleri, insan hakları savunucuları, devrimcilerin Kardeşime dokunma, Hepimiz göçmeniz vb. sloganlarla göçmenleri sahiplenmeleri ve Okey in katledilmesinin sorumlu ve suçlularının ortaya çıkarılıp yargılanmasını istemeleri, özellikle Türkiye de göçmenlere ve sorunlarına sahip çıkma ve bu konuda bilinç yaratma bağlamında olumlu bir gelişmedir. Olumsuz olan gelişmelerden birisi Kasımpaşa Esnafı imzası altında Polis bizim güvencemizdir. Bırakın işini rahat yapsın pankartıyla kimi esnafların cinayete destek vermesidir. Bu tavır açıkça polisin işini yani Okey gibi göçmenleri, uyuşturucu satıyor iddiası ve suçlamasıyla tutuklayıp katletmesine destek vermektir. Polisin, özellikle de Beyoğlu polisinin halkın güvencesi olup olmadığını görmek için ise basına yansıyan ve Yıldırım Türker in Radikal gazetesinde aktardığı şu örnek yeterlidir: Taksici Engin Topal ın yaşadıklarını hatırlayalım. Topal, taksisiyle 22 Mayıs ta Kasımpaşa dan üç yolcu aldı. İstiklal Mahallesi ne giden bu üç kişi Topal ı gasp etmeye çalıştı. Gaspçılar kaçarken Topal Cura Baba Türbesi nin arkasında bekleyen 34 A ve 34 A plakalı devriye aracına gitti. Araç kapkaç ve gaspa karşı bekliyordu. Araçtaki İ.S. ve Y.R. adlı iki polis yardım etmeyince Topal 155 i arayıp polisleri şikayet etti. Telefonla görüşürken, iki polis üzerine yürüdü: Tahta copları vardı. O çocuğu sen nasıl şikayet edersin diyerek vurmaya başladılar. Kelepçe taktılar. Yere yatırıp dövmeye devam ettiler. Bu arada diğer devriye aracındaki polisler de geldi. Onlar da vuruyordu. Mahalle sakinleri gürültüyü duyunca dışarı çıktı. İstiklal Mahallesi Derneği nin eski yöneticisi Ali Bakca, bir polisin omzuna dokunup Kötü görüntü oluyor, lütfen burada dövmeyin dedi. Sonrası Bakca için kâbus gibiydi: Coplarla vurup döverek araca soktular. Araçta, aynı polisler vardı. İşkence araçta da sürdü: İ.S., Adanalıyım, psikopatım diyordu. Tak sim İlkyardım Hastanesi ne geldiğimizde o polis, arkadaki aracı telefonla arayıp Yapmışken tam yapalım dedi. Perşembe Pazarı na geldik. Bizi tekmelerle dövdüler. Yeniden hastaneye dönüldü. Topal ve Bakca ya doktor huzurunda dayak atıldı. Polisler, buna itiraz eden doktora da küfretti. Topal ve Bakca şikâyetçi oldu. 30 yaşındaki Topal, polisin Bizi şikayet edersen arabana uyuşturucu atarız, seni kaçırırız diye tehdit ettiğini, korktuğunu söylüyor. Rüyalarıma giriyor, uyuyamıyorum diyor. 34 yaşındaki Bakca şöyle konuşuyor: Böyle psikopatlık görmedim. Polisi nerede görsem kaçıyorum. (Radikal, , Yıldırım Türker) Bütünlük içinde okunması için uzun alıntı yaptık ama bu alıntıdaki durum ve tavırlar en azından polisin halkın güvencesi olmadığı gerçeğini somut örnek ile ortaya koymaktadır. Bunun dışında polisin Bakca ya yönelik uygulaması, susma, sustukça sıra sana da gelecek sloganını anlamak için iyi bir örnektir. Bakca, polise adamı dövmeyin, ne hakkınız var? vb. diye vatandaşın birisine polis tarafından dayak atılmasına karşı gelmiyor, Kötü görüntü oluyor, lütfen burada dövmeyin diyor ama yine de polisin gazabından kurtulamıyor. Sorun görüntüye karşı değil olayın özüne karşı tavır takınmadadır. Görüntülere aldanmayalım. Polis halkın değil, bu sistemin, ezenlerin, sömürenlerin güvencesidir Bu noktada sorunun özü Türkiye de göçmenlere karşı devlet güçlerinin ve kurumlarının ırkçı, şoven yaklaşımına, keyfiyetçi uygulamalarına ve faşist yasalarına karşı mücadele etmektir. Festus Okey in katledilmesini lanetliyoruz! Sorumlu ve suçlular bellidir! Göçmenlere yönelik tüm baskılara son! Halkların kardeşliği için tek yol devrim! 26 Eylül

8 8 halkların kardeşliği için Türk toplumunun alnına sürülmüş kara bir leke: 6 7 Eylül Pogromları Bak ben sana bir örnek daha verey im dek i K ıbrıs Harekâtı. Eğer Ö.H.D. olmasaydı, o harekât, yani iki harekât da o kadar başarılı olabilir miydi? Harekât başlamadan önce Özel Harp Dairesi devredeydi. Adaya, bankacı, gazeteci, memur görüntüsü altında Özel Harp Dairesi elemanları gönderildi ve bu arkadaşlarımız, adadaki sivil direnişi örgütlediler, halkı bilinçlendirdiler. Silahları 10 tonluk küçük teknelerle adaya soktular. Sonra 6-7 Eylül olaylarını ele al. -Pardon Paşam anlamadım. 6-7 Eylül olayları mı? -Tabii. 6-7 Eylül de, bir Özel Harp işiydi, Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı...(paşam bunları söylerken benden de soğuk terler boşanıyordu). Sorarım size, bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi? -E, evet Paşam! (Fatih Güllapoğlu nun Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu ile görüşmesi; Türk Gladio su İçin Bazı İpuçları, Tempo Dergisi, S.24, 9-15 Haziran 1991, s aktaran Recep Maraşlı) Bağrından Helen medeniyeti fışkıran Anadolu, gittikçe azaltılan ve en son ferdine kadar tüketilmek istenen Helen sahiplerini 6-7 Eylül pogromlarından sonra, kısa bir zaman dilimi içerisinde kaybetti. Vefakâr, çalışkan ellerinin yarattığı sayısız değerlerini, taşınır, taşınmaz mallarını, kiliselerini, mezarların, binlerce yıllık tarihlerini hüzün ve gözyaşları içinde terk ettiler. Suçları günahları olmadığı halde dövüldüler, işkenceye maruz kaldılar, katledildiler, tecavüze uğradılar, korkutuldular, insanlığın bittiği, karanlığın çöktüğü bir mahşerde, yapa yalnız kaldılar; öz be öz, gözlerinin bebeği kadar sevdikleri binlerce yıllık yurtlarından sanki bir düşman gibi kovuldular. Yok olma noktasına kadar azaltıldılar. Şimdi zulüm bizim kapımızda! 1915 ten 1955 e gelindiğinde aradan 40 yıl geçmiş. Devlete egemen olan zihniyet, 40 yıllık etnik ve mezhepsel yok etme harekâtını yeterli görmemiş. İngiltere nin sömürgeci çıkarları sayesinde devletin eline yeni bir fırsat daha geçmiş. Kendinden saymadığı vatandaşlarının ve komşusunun fırsatını kollayan fırsat düşkünü zihniyet, masumun tepesine bindiği gibi, sadece yeni bir etnik arındırma harekâtını başlatmakla kalmamış, kendini, eninde sonunda Kuzey Kıbrıs ın işgaline, sonuçta da Ankara ya bağlı kukla bir devlet (KKTC) ilanına kadar götürecek olan garantör konumuna getirmiştir. Tamamen bilinçli, öngörülü ve planlı olarak tezgâhlanan 6 7 Eylül olayları, Cumhuriyetin vitrininde duran büyük şehirlerdeki etnik unsurlarının da son bir hamleyle yok edilmeleri girişimiydi. Devlet, bu politikasını hem o günlerde sürdürülmekte olan Kıbrıs görüşmelerinde bir şantaj, hem de İstanbul ve İzmir in kadim halklarından kurtulmak için bir fırsat olarak kullandı. Saldırılar, Atatürk ün Selanik te doğduğu eve Yunanlılarca bir bomba atıldığı haberinin yayınlanmasıyla birlikte başlamıştı. Atatürk ün evinin bombalanması olayının, Türk devletinin tertiplediği bir provokasyon olduğu daha o günlerde Yunan makamlarınca ortaya çıkarılmıştı. Olayla ilgili olarak Selanik Hukuk Fakültesi nde burslu öğrenci olarak okuyan ve bir Türk ajanı olan Oktay Engin ve Selanik Başkonsolosluğu Kavası Hasan Uçar yakalanmışlardı. Yaptığı işi kahramanlık olarak savunan bombacı Oktay Engin in daha sonra polislik görevine devam edip, Nevşehir Valiliğine, Emniyet Genel Müdürlüğü Planlama Daire Başkanlığına kadar yükseldi. Olayların kapsamlı bir devlet politikasının ürünü olduğu, 30 yıl sonra bir Türk generalinin (Org. Sabri Yirmibeşoğlu) itirafı ile Özel Harp Dairesi adına sahiplenilmiştir. General, Kıbrıs ın işgaline varan hazırlıkların da ÖHD nin işi olduğunu anlatmaktadır. Özal Harp Dairesi nin Kıbrıs taki örgütlenmelerinin başlangıç tarihi de 1955 e dayanır. Kıbrıs Türkleri içinde Volkan, 9 Eylül gibi kontrgerilla örgütleri de bu tarihlerde örgütlenmiş, 1958 yılında ise, bizzat Türk Generallerinin örgütlediği Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı adıyla merkezileştirilmiştir işgaline kadar geçen süre içindeki Özel Harp dairesi nin çalışmaları bu kanaldan yürümüştür. Kıbrıs ın işgal edilmesi imparatorluk siyasetinin devamıydı 1950 lili yıllarda halen bir İngiliz sömürgesi olan Kıbrıs ta, bağımsızlık mücadelesi yükselmektedir. Bağımsızlık mücadelesini daha çok Kıbrıslı Helen yurtseverler üstlenmiş bulunmaktaydılar. Bağımsız Kıbrıs ın sonuçta Yunanistan ile birleşmesine kesin gözüyle bakan TC, bunu önlemek için Kıbrıs bağımsızlık mücadelesine karşı, sürekli olarak İngiliz yönetiminin yanında yer aldı. Sorunu Birleşmiş Milletlere taşımadan kendi inisiyatifinde çözmeye çalışan İngiltere Başbakanı Eden in önerisi ile taraflar, 29 Ağustos 1955 de Londra da düzenlenen bir konferansta bir araya geldiler. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanları Mc Millan, Stefanapulos ve F.Rüştü Zorlu nun katıldıkları Londra Konferansı başarısızlıkla sonuçlandı. Yunanistan Adanın bağımsızlığını ve self determination hakkının tanınmasını istiyordu. İngiltere ileri tarihlerde Anayasal bir özerklik vermeyi öneriyor; TC ise Kıbrıs taki statü değişikliklerine karşı çıkarak, tek değişikliğin Adanın Türkiye ye verilmesi olabileceğini savunuyordu. Zaten tıkanmış olan konferans o sıralarda Londra da görüşmelerde bulunan TC Dışişleri Bakanı Zorlu nun Selanik olayını kınayarak ayrılmasıyla kesilmişti. 6-7 Eylül de içe, Kıbrıs ta dışa doğru gelişmenin bir iç bağlantısı vardır; 1964 Bağımsız Kıbrıs ta Yunanistan la birleşme politikasının ağırlık kazanmasına karşılık; İstanbul da Rum ve Ermenilere ait gayri menkul ve Vakıf mallarının alınıp satılmasına konan ambargoyla; 1974 de Kıbrıs ın işgal edilmesiyle İstanbul da kalmakta direnen Rumların da mal mülklerini bırakarak Yunanistan a göç etmeleri ile sürmüştür te imzalanan Lozan antlaşması uyarınca Kıbrıs üzerinde hiçbir hakkının olmadığını teyit eden Türkiye, sömürgeci İngiltere nin tetikçiliğini kabullenerek, Kıbrıs üzerinde yeniden hak sahibi olmayı başarmıştır. İngiltere, Kıbrıs ta görülmesi gereken bütün kirli işlerini (katliam, işkence, sürgün, talan) tetikçisine bırakmıştır. TC devletinin yardımıyla, bağımsızlığı için savaşan Kıbrıs halklarının bölünmesini başarmıştır. Yüz yıllardır bir arada yaşayan, biri birlerinin dillerini bile konuşabilen iki halkın arasına adeta bir kama sokarcasına, bir Türk-Rum ayrımı yaratarak, Kıbrıs halklarının kendi kaderini tayin hakkına engel olmuştur. Böylelikle adadaki sömürgeci varlığını bu günkü Avrupa Birliği koşulları atında bile sürdürmeyi başarmaktadır. Bütün bu gerçekler göz önünde bulundurulduğunda, 6 7 Eylül pogromlarının vebalini de kısmen omuzlarında taşıyan İngiltere nin, 1915 soykırımını en ince detaylarına kadar takip edip, bilen bir devlet olmasına rağmen, neden hala tanımaya yanaşmadığını anlamak herhalde zor olmayacaktır. Eğer ki, Türkiye nin demokrasi güçleri, ilerici aydınları olarak bizler, İngiltere nin, 25 Ekim 1921de Malta hapishanesinden salıverdiği İttihatçı soykırım suçluları ile KKTC arasındaki bağı doğru anlayabilirsek, tarihi geçmişimizle yüzleşmede de, doğru bir çizgi yakaladığımızdan emin olabiliriz demektir. Soykırımı inkâr eden zihniyetin 6 7 Eylül pogromlarını kabullenmesi mümkün değildir 6 7 Eylül Henüz Tarih bile sayılmayacak kadar yakın bir geçmiş. Olayların hem faillerinin hem de kurbanlarının, çoğunlukla yaşadıklarını var saymak, herhalde yanlış bir saptama sayılmaz. Koskoca bir insanlık âleminin bildiği, yerli ve yabancı yüzlerce ve hatta binlerce insanın tanık olduğu, kendi ağızlarından aktarılan yukarıdaki itirafların yanı sıra, kendi görüntüledikleri fotoğrafların bile tüm çıplaklığı ile ortaya serdiği bu gerçekler nasıl inkâr edilebilir? Bu kadar ayan beyan olan bir gerçeği bile inkâra kalkışan bir zihniyetten, toplumun geçmişi ile yüzleşmesi önündeki engelleri kaldırmasını beklemek ne kadar mantıklıdır? Hiçbir vicdani kaygı taşımaksızın, daha dün sayılabilecek bir insanlık suçu olarak 6 7 Eylül pogromlarını, insanlığın gözüne baka baka inkâr edenlerin, 1915 soykırımı konusunda gerçekleri itiraf etmesi beklenebilir mi? Eğer ki, devlet erkinin, gerçeklerin kamu vicdanında yargılanmasına zerre kadar tahammülü olsaydı, sivil toplum örgütlerinin (Tarih Vakfı, İnsan Yerleşimleri Derneği ve Helsinki Yurttaşlar Derneği), geçmişimizle yüzleşme babında çok ağırbaşlı, mütevazı bir girişimi sayılması gereken 6 7 Eylül fotoğraf sergileri, hem de açılış gününde eli sopalı çapulcuların baskınına uğramazdı. Türkiye den 2500 km uzakta olan Frankfurt kentinde düzenlenen benzer bir serginin (İHD nin yardımıyla SKD tarafından organize edilen ve aynı temayı işleyen Utandıran Tarih adlı fotoğraf sergisi) organizatörlerine, sürmanşetten Ateşle

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç Yasama süreci ve sivil toplum İsveç Sosyal faaliyet alanları Devlet Piyasa Sivil toplum Sivil toplum nedir? Ortak çıkarlar, amaçlar ve değerler etrafında birleşmiş gönüllü ve kolektif faaliyetler Değişken

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman SEÇİMİ BOYKOT ET! SOSYALİST DEVRİMİ ÖRGÜTLE! [B SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI ÇIKMAYAN HİÇ BİR PARTİYE VE KİŞİYE OY YOK 7 Haziran da genel seçimler

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13 KARAR NUMARASI : 13 AYDOĞDU, Belediye Meclisi 5393 Sayılı Belediye Kanunun 20. maddesi uyarınca 2014 yılı Mayıs ayı toplantısı için Belediye Hizmet binası, Başkanlık odasında toplandı. Toplantı başında

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ İÇ POLİTİKA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ OCAK 2007 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma Elli-dokuzuncu Oturum Üçüncü Komite Gündem maddesi 98 Kadınların Konumunun Geliştirilmesi Almanya, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı,

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

HUKUK. Soru Bankası İÇTİHAT

HUKUK. Soru Bankası İÇTİHAT HUKUK Soru Bankası ÇTHT G SS - TÜK. TH VT TM T.- 1 SOU G SS - TÜK. TH VT TM T.- 1 SOU 1.. Federal devletin tüzel kişiliği yoktur.. Federe devletlerin ayrılma hakkı yoktur.. Federe devletlerin uluslararası

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

KIBRIS AKADEMİK DİYALOG

KIBRIS AKADEMİK DİYALOG KIBRIS AKADEMİK DİYALOG DEKLARASYON BİRLEŞİK FEDERAL KIBRIS A GİDEN YOLDA NELER YAPILMALIDIR? 27 Haziran 2011 Lefkoşa Kıbrıs Akademik Diyalog (KAD), 25 Haziran 2011 tarihinde Rodon Hotel-Agros ta Kıbrıs

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

GAE GİRNE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

GAE GİRNE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ HALKOYLAMASI HAKKINDA KAMUOYU YOKLAMASI Kasım 2014 GAE GİRNE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ HALKOYLAMASI HAKKINDA KAMUOYU YOKLAMASI Anketin Amacı 29 Haziran

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS Rukiye MADEN Tarihçi Kitabevi Yayınları: 54 Tarihçi Kitabevi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Necip Azakoğlu Editör: Necip Azakoğlu Sayfa ve Kapak Tasarım: Tarkan Togo Birinci

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı 1-2 Mart tarihlerinde SPoD adına Deniz Şapka, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği'nin 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü etkinliğine katıldı.

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1 vii İÇİNDEKİLER BAŞLARKEN... 1 Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI I. Azınlık Tanımı... 5 A) Azınlık Tanımı Vermenin Zorluğu... 5 B) Uluslararası Daimi Adalet Divanı nın Azınlık Tanımı... 10 C) Capotorti Tanımı...

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ 29 Mart 2012-Mersin in Gülnar İlçesi ne nükleer santral yapmak isteyen Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. nin Akkuyu da yapılan Halkı Katılımı toplantısına Nükleer

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

Kasım 2006/10 FİYATI 2 YTL (KDV DAHİL) ISSN 1302-692X105

Kasım 2006/10 FİYATI 2 YTL (KDV DAHİL) ISSN 1302-692X105 AYLIK SİYASİ GAZETE Karkerên jin û mêr! Ji xeynî zencîrên we tiştekî we yê wendakirinê tune! Hûn dikanin cîhanekê nu wergirin! l l l l l l SA Dünyaya yeni Ekimler gerek! Irak-Güney Kürdistan: Bağdat tan

Detaylı

EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ

EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ Özel Sayı: Bağımsız Seçim Gözlemi Temmuz 2011 1 2 46 sivil toplum örgütünden oluşan Bağımsız Seçim İzleme Platformu Türkiye de ilk kez, uluslararası standartlar çerçevesinde,

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

TCK-CMK-CGTİK-PVSK ve İLGİLİ MEVZUAT

TCK-CMK-CGTİK-PVSK ve İLGİLİ MEVZUAT 6 8 T.C. ANAYASASI TCK-CMK-CGTİK-PVSK ve İLGİLİ MEVZUAT Kavramlar Türk Ceza Kanunu TCK nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Kabahatler Kanunu Ceza Muhakemesi Kanunu CMK nın Yürürlük ve Uygulama

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı