Bediüzzaman hazretlerinin bazı açıklamaları konumuza ıģık tutmaktadır. Dünya hayatında lezzet ve keyfi takip etmenin bazı Ģartları vardır:

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bediüzzaman hazretlerinin bazı açıklamaları konumuza ıģık tutmaktadır. Dünya hayatında lezzet ve keyfi takip etmenin bazı Ģartları vardır:"

Transkript

1 1

2 İçindekiler 2

3 Dünya zevklerini kullanmakla terk etmek arasında nasıl bir denge kurulmalıdır? Yemek varken yememek, yatak varken kuru yerde yatmak, sıcak su varken soğuk havalarda soğuk suyla abdest almak doğru mudur? Ġslam dini bütün prensiplerinde -aģırı uçlardan uzak- orta yol denilen sırat-ı müstakim i esas almıģtır. Bu sebeple, Allah ın insanlar için yaratıp ortaya koyduğu nimet sofrasından istifade etmesi kadar tabii bir Ģey olamaz. De ki: Allah ın, kulları için yaratıp ortaya çıkardığı zineti, temiz ve hoģ rızıkları haram kılmak kimin haddine? De ki: Onlar, dünya hayatında (iman etmeyenlerle birlikte) iman edenlerindir. Kıyamet günü ise yalnız müminlere mahsustur. ĠĢte Biz, bilip anlayan kimseler için, âyetleri bu Ģekilde açıklıyoruz (Araf, 7/32) mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiģtir. ġüphesiz her Ģeyin bir ölçüsü, bir adabı olduğu gibi, yiyecek ve içecek gibi helal rızkın da bir usulü, bir adabı vardır. Bu ölçüye uymanın en açık yansıması israf etmemektir. Ey Âdem in evlatları! Her namaz vaktinde mescide giderken, süsünüz olan elbisenizi giyinin. Yiyin, için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri asla sevmez (Araf, 7/31) mealindeki ayette bu ölçüye dikkat çekilmiģtir. Bu ayetten anlaģılıyor ki, insan güzel elbise giyebilir, lezzetli yemekler yiyebilir, fakat israf etmeden.. Genel prensiplerine iģaret edilen bu konunun da detaylarında çok farklı hükümlere götürecek farklı hususlar elbette vardır. Örneğin, komģusu aç iken lezzetini takip etmek uyanık vicdanları tırmalar. Çevresindeki insanların giyemedikleri giysileri giymek gönül erbabını rahatsız eden bir durumdur. Malların Ģüpheli olduğu asrımızda nefsin keyfine göre yaģamaya çalıģmak fıtrat-ı selimeyi yaralar. YaĢamak için yemek ile yemek için yaģamak arasında yerden göğe fark var. Kuvvetli ve müheyyiç gıdaları alma noktasında bekar bir delikanlı ile evli bir kimse arasında çok fark vardır. Biri için panzehir iken diğeri için zehir olabilir. Eskiden beri, takva sahipleri arasında lezzetleri terk etme geleneği, yukarıda söz edilen ve benzeri hususlar göz önünde bulundurularak tahakkuk etmiģtir. Nefsi Ģımartmamak, Ģeytanın telkinlerine aldanmamak için sahabe devrinden beri riyazetler yapılmıģ, bazı lezzetler terk edilmiģtir. Önemli olan dünya-ahiret dengesini bozmayacak Ģekilde bir yaģam standardını yakalamaktır. Bu standart, herkes için aynı standart değildir. KiĢiye göre farklı standartlar söz konusudur. Bu konuda insanlar kendileri için seçtikleri bir takva standardını, ailesi için isteyemez. Kendisi iki günde bir oruç tutabilir, fakat aile fertlerini buna zorlayamaz. Terk ettiği lezzetin terkini onlardan bekleyemez. Bediüzzaman hazretlerinin bazı açıklamaları konumuza ıģık tutmaktadır. Dünya hayatında lezzet ve keyfi takip etmenin bazı Ģartları vardır: Dünya hayatında lezzet ve keyfi takip etmenin bazı Ģartları vardır: Birinci Ģart: Lezzet ve keyif, helal dairesinde olmalıdır. Haram yollardan lezzet ve keyif takip etmek insanı cehenneme yuvarlar. Zaten "Helal dairesi keyfimize kafidir, harama girmeye 3

4 lüzum yoktur." MeĢru dairede insan serbesttir. Ġkinci Ģart: Lezzet ve keyfin manevi ücreti olan Ģükrün eda edilmesidir. Yani insan Ģükür için helal olan her lezzeti takip edebilir. Zaten Allah insanının mahiyetine bin bir cihaz ve latifeleri külli bir Ģükür yapabilmesi için takmıģtır. Öyle ise Allah a külli Ģükür yapabilmenin yolu, helal olan her lezzet ve keyfin tadılabilmesi ile mümkündür. Ancak o zaman insan Allah ı bütün his ve cihazları ile tanıyıp ona göre Ģükür yapmıģ oluyor. Üçüncü Ģart: Helal dairesinde de olsa israf ve aģırılığa kaçmamaktır. Zira bu alem doyumluk değil tadımlıktır. Tatmaya izin var, ama ölçüsüz yutmaya izin yoktur. Ġsrafa kaçmamak kaydı ile lezzet ve keyif takip edilebilir. Dördüncü Ģart: Sevad-ı azam denilen insanların genel durumunu da göz önünde bulundurmak. Yani bulunduğu toplumun çoğunluğu aç ve sefil iken, lezzet ve keyif takip etmek hem insanlığa hem de Müslümanlığa yakıģmaz. Ama toplumun genel durumu iyi ise ona göre lezzet ve keyif takip edilebilir. Özet olarak, yukarıdaki Ģartlar dahilinde insan dünya hayatının her çeģit lezzet ve keyfini tadıp takip edebilir. (bk. Lemalar/19. Lema/3. Nükte) Demek ki, lezzetlerin takip edilmesi kiģiden kiģiye, zamana, mekana, niyete ve diğer Ģartlara göre değiģir. Nefsanî arzularını tatmin etmek için lezzetlerin peģine takılan kimse ile, Allah ın verdiği nimetlerin lezzetini tadarak ona Ģükretmek isteyen bir kimsenin niyetleri kadar, takip ettikleri lezzetlerin manevî mahiyetleri de farklı değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Son olarak yine Bedüzzaman hazretlerinin Ġsraf ölçüsünü ortaya koyan Ģu ifadelerine bakabiliriz. Bir lokma, peynir ve yumurta gibi mugaddi maddeden kırk para; diğer lokma, en a'lâ baklavadan on kuruģ olsa.. bu iki lokma, ağıza girmeden, beden itibariyle farkları yoktur, müsavidirler; boğazdan geçtikten sonra, cesed beslemesinde yine müsavidirler belki bazen kırk paralık peynir daha iyi besler. Yalnız, ağızdaki kuvve-i zaikayı okģamak noktasında yarım dakika bir fark var. Yarım dakika hatırı için kırk paradan on kuruģa çıkmak, ne kadar manasız ve zararlı bir israf olduğu kıyas edilsin (a.g.e/2. Nükte). Bütün bu açıklamaları, iman Ģuurunun ıģığında, bir kompozisyon halinde düģünmek, ölçüleri, kiģilerin durumuna göre ayarlamak, ruhsatları, azimetlerle karıģtırmadan ayarların yerlerini tespit etmek, niyetleri sağlam tutmak, her ilacın herkese aynı faydayı sağlamadığı gibi, farklı yan etkiler bıraktığını unutmadan hareket etmek, haram-helal dairesinin objektif alanı dıģına çıkmadan sübjektif değerlendirmede bulunmak, spesifik tedavi metodunu uygulamak oldukça faydalı bir metot olduğunu düģünüyoruz.. 4

5 "Ġçinde köpek, resim ve cünüb bulunan eve melekler girmez" hadisi sahih midir? Cünüpken kazanılan para helal midir, cünüpken yapılan iģlerde bereketsizlik olur mu? Cünüp durmakla ilgili diğer rivayetler de göz önünde bulundurulduğunda; Hz. Ali (radıyallahu anh)'den Eb Dâvud ve baģka kitaplarda rivayet edilen: "İçinde köpek, resim ve cünüb bulunan eve (rahmet getiren) melekler girmez" (Eb Dâvud Libas,129; Nesâî, Tahare,167) hadisinin zayıflığı -veya bazı te'villerle kabul edilmesi gerektiği- anlaģılmaktadır. Nitekim, Hattâbî, bu hadisin de sıhhatine kaildir ve ma'nâyı Ģöyle tevcih eder: "Buradaki cünübten murad yıkanmaktan hoşlanmayan ve terketmeyi âdet haline getiren kimsedir, yıkanmayı tehir eden kimse değildir." Hattâbî hadisle ilgili açıklamasına devam eder: "...Köpekten de murad beslenmesine izin verilen köpek olmamalıdır, resim de ayak altına atılmış canlı resmi olmalıdır." Cünüpken yapılan iģlerden kazanılan para helaldir. Ancak bir müminin her zaman abdestli bulunması iģlerinde hayır ve berekete vesiledir. Bu sebeple bir namaz vaktinden fazla cünüp durmak iģlerde bereketsizliğe de sebep olabilir. (bk. Prof. Dr. Ġbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve ġerhi) Ġlave bilgi için tıklayınız: "Evinde cünüp duranın evine melek girmez" hadisini izah edebilir misiniz? 5

6 Hangi ameller ve iyilikler kişinin affolunmasına neden olur? Hadislerde geçen örnekler var mıdır? Evvela Ģunu iyi bilmek gerekir ki, bazı hadislerde bazı amellerin affa sebep olduğunun bildirilmesi, o amellerin önemine dikkat çekmek içindir. Yoksa, o tür bir amelin her zaman kiģinin affına vesile olacağı anlamına gelmez. Yani kafesteki keklik türü bir amelin peģine takılıp, rahat bir nefes almak, Ġslam ın ruhuna aykırıdır. Ġnsan, Allah ın bütün emir ve yasaklarına riayet etmekle yükümlüdür. Allah ın rızası itaatte, gazabı ise isyandadır. Bu sebeple, rızanın bulunduğu bütün güzel işlere koşmak, gazabın bulunduğu bütün günahlardan sakınmak aklın gereğidir.. Bu kısa izahtan sonra, Ģimdi hadislerde geçen ve af olmaya vesile olan bazı amellerle ilgili birkaç örnek verebiliriz: Hz. Peygamber (asm) Ģöyle buyurdu: - Bir adam yolda yürürken çok susadı. Derken bir kuyuya rastladı. Ġçine girip su içti. DıĢarı çıktığında susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: Bu köpek de benim gibi susamıģ deyip tekrar kuyuya indi, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dıģarı çıktı ve köpeğe su verdi. Allah onun bu davranıģından memnun kaldı ve kendisini affetti. Hz. Peygamber (asm) ın yanında bulunanlardan bazıları: Ey Allah ın res lü! Yani hayvanlar(a yaptığımız iyilikler)için de bize bir ücret mi var? dediler. Allah ın res lü: Evet! Her yaģ ciğer (sahibi olan canlılara yapılan iyilikler) için bir ücret vardır buyurdu. (Buhârî, ġirb, 9, Vudu, 33; Müslim, Selam,153; Ebu Dâvud, Cihad, 47) - Kötü yolda olan bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmıģ soluyordu. Kadıncağız mestini çıkarıp onunla onu suladı. Bu yüzden bağıģlandı. (Müslim, Tevbe,155) - Sizden önce yaģayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine, Onun borcundan vazgeçin, umarım Allah da bundan dolayı bizim günahlarımızdan vazgeçer. derdi. Gerçekten Allah da onun günahlarından vazgeçti. ( Buhârî, Sulh,10; Müslim, Müsâkât,19; Tayalîsî, 269) - Bir adam hiç hayır amelde bulunmadı. Ancak halka borç verir ve borcunu toplayan elçisine: kolay ödeyebilecek/zengin kimselerden al, ödemede zorlanan/fakir kimselerden alma, vazgeç. Olur ki Allah da bizim günahlarımızdan vazgeçer derdi. Adam ölünce, Allah teâla, kendisine hayır amel iģleyip iģlemediğini sordu. Adam, Hayır! Ancak ben halka borç verirdim. Borcu toplayan hizmetçime, kolay ödeyebilecek kimselerden al, ödemede zorlanan kimselerden alma, vazgeç. Olur ki Allah da bizim günahlarımızdan vazgeçer, derdim dedi. Bunu üzerine yüce Allah, Artık ben de senin günahlarından vazgeçtim. buyurdu. (Buhârî, Buy,18, Enbiya, 50; Müslim, Müsâkat, 31) - Bir adam baģka bir köyde olan bir arkadaģını ziyaret etmeye gidiyordu. Yüce Allah, adamın yürümekte olduğu yolun bir yerinde kendisini gözetlemek üzere bir melek gönderdi. Adam yanına vardığında, melek nereye gideceğini sordu. Adam, Ģu köyde bir dostum var onu ziyaret etmeye gidiyorum dedi. Melek, kendisinden beklediğin bir menfaat için mi gidiyorsun? diye sordu. Adam: hayır, onu sırf Allah için sevdiğimden dolayı gidiyorum dedi. Melek, Ben Allah ın sana gönderdiği bir elçiyim. Sen Allah için onu sevdiğin gibi, 6

7 Allah ın da seni sevdiğini, sana haber vermeye geldim. dedi. ( Müslim, Bir, 38.) - "Bir kul, bu dünyada baģka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter " (Müslim, Birr 72) - "Kim gücü yettiği halde (suçluyu cezalandırmaz) affederse, Allah da güçlük gününde (kıyamette) onu affeder." (Suyuti, el-fethu l-kebir, 3/212) Konuyu ayetlerin mealleriyle özetleyelim: De ki: Ey nefislerinde israfa giren (haddi aģarak günah iģlemekle nefislerine zulmeden) kullarım. Allah ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Muhakkak ki, Allah bütün günahları bağıģlar. O Ğafur ve Rahîm dir. (Zümer, 39/53) "Ve bir günah iģledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı anarak günahlarının bağıģlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiģ olanlar. ĠĢte onların mükâfatı, Rablerinden bir mağfiret, ağaçları altından ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükâfatı ne güzeldir." (Al-i Ġmran, 3/135,136) 7

8 Yusuf Suresi 41. ayette zindandaki arkadaşının çarmıha gerileceğinden söz ediyor fakat bazı sitelerde Mısırda çarmıh cezasının olmadığını fakat bunu romalıların uyguladığını söylüyor. Doğrusu nedir? "Ey mahpus arkadaşlarım! Biriniz efendinize şarap sunacak, diğeri asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Sorduğunuz iş işte böylece kesinleşmiştir." (Yusuf 12/41) Ayette çarmıha gerileceği değil asılacağı belirtilmektedir. Çarmıha germe cezasının Mısır'da uygulanmadığı iddiası da doğru değildir. Suçluyu ellerinden ve ayaklarından bağlamak veya çivilemek suretiyle idam etme Ģekli olan çarmıha germe olayı Romalılar'da yaygın olmakla birlikte daha önceleri Asurlular, Persler, Kartaca Fenikelileri, Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından da uygulanmıģ, böylece halkın ibret alacağı, adaletin gücünün gösterileceği düģünülmüģtür.(dġa, Çarmıh Md. Diyanet Vakfı Yayınları) 8

9 Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in Memlüklerle savaşmasının en büyük nedeni nedir? Portekizlilerin kutsal toprakları elegeçirme tehlikesi midir? Yavuz Sultan Selim Osmanlı devletinin mevcut Ġslam ülkeleri arasında en güçlü devlet haline geldiğini görünce Ġslam ümmetinin birliğini sağlamak gibi bir görevin kendisine yönelmiģ olduğunu gördü. Aynı zamanda Endülüs'ün hıristiyan Ġspanyollar tarafından ele geçirilmiģ bulunduğunu da görerek bundan etkilendi. Fakat doğudan Avrupalılar üzerinde bir baskıya baģ vurarak onların batıdan bulunan müslümanlar üzerindeki zulmünü hafifletmek için artık bir fayda veremiyeceğine de inanmaya baģladı. Yavuz Sultan Selim bütün Müslümanların birliğini sağlamadan Avrupa'nın karģısında durmanın mümkün olamayacağını görüyordu. Dolayısıyla ona göre bütün Müslümanların tek bir devletin otoritesine uymaları gerekiyordu. Tabi ki bu arada Yavuz, Osmanlı devletinin o gün için mevcut tüm islam ülkeleri arasında en güçlü devlet olması bakımından bütün Müslümanların bu devlete boyun eğmeleri görüģündeydi. Aynı zamanda Mısır Memluk devletinin artık zayıflamıģ, güçten düģmüģ olduğunu ve batı yönünden müslümanların üzerine yürüyerek Ġslam topraklarını çiğnemekte olan Portekizlilere karģı koymak için kendisine düģen rolü oynayamadığını da görüyordu. Hem sonra Mısır'da Memluk devletinin himayesinde bulunan Abbasi halifesi de Ģekilden öteye birģey ifade etmiyor ve Memluk devletinin tasarrufu altında bulunuyordu. Memluk sultanları nasıl istiyorlarsa halifeyi o Ģekilde yönlendiriyorlardı. Yavuz Sultan Selim ayrıca Portekizlilerin Ġslam dünyasını güney yönünden tehdit ettiklerini görüyordu. Aynı zamanda Müslümanlar Kudüs'ten çekilip burayı hıristiyanlara teslim edinceye kadar Medine-i Münevvere'yi iģgal ederek Hz. Peygamberin naaģına el koyacakları yolunda Portekizliler tehditler savuruyorlardı. Onların bu tehditlerine karģı Memluklar aciz durumda idiler. Bütün bunlardan öte iģ bu Portekizliler ne yazık ki içende de (Müslümanlardan) emellerine alet olabilecek kimselerle temas kurabiliyorlardı. Ezcümle Ġran Safevileri o sırada Portekizlilerle iģ birliği yapmak, Osmanlılar aleyhinde onlarla birlikte bir pakt oluģturmak, hatta bütün ehli sünnetten Müslümanlara karģı onlarla birlik olmak için teklifte bulundular. Yavuz, ayrıca Safevilerin Basra körfezinde Portekizlilere karģı takınacakları tavırda birçok tehlikelerin bulunduğunu seziyordu. Yavuz Sultan Selim, mezhep farkı yüzünden Safevilerin, Osmanlılarla doğu yönünden sürtüģmeye çalıģtıklarını ve bu taraftan sınırlarını geniģletmek, Ģiiliği bu alanlarda yaymak için çabalar sarfettiklerini görüyordu. Nitekim ġah Ġsmail Safevi Diyarbakır'a kadar gelmiģ ve Anadolu topraklarına yakın olan Tebriz'i merkez edinmiģti. ġah Ġsmail Safevi aynı zamanda Osmanlıların yayılma eğilimlerine karģı Memluklarla iģ birliği yapmak istiyordu. Keza, Ģehzade Ahmed'e vaktiyle gerek babası ikinci Sultan Beyazıt'a karģı, gerekse kardeģi Yavuz Sultan Selim'e karģı baģ kaldırınca yardım etmiģti. Elbetteki Yavuz Sultan Selim kardeģini ele geçirince onunla iģbirliği içinde olanları da vurması gerekirdi. Yavuz Sultan Selim bu tablo karģısında sorunları kesin bir Ģekilde çözümlemeyi uygun 9

10 görüyordu. Bu nedenle Safevileri cezalandırmak ve onları Portekizlilerden uzaklaģtırmak, daha sonra da Mısır Memluklarıyla anlaģarak Portekizlilerin karģısında birlikte durabilmek için harekete geçti. Ancak Memluklar fikrini ve teklifini reddettikleri takdirde Mısır'ı iģgal edeceğini de aklına koymuģtu. Bu suretle Yavuz Sultan Selim Portekizlilerin karģısında durdu. Onlarla mücadele etti. Özellikle Portekizlilerin giriģtiği savaģ apaçık bir haçlı savaģıydı. Müslümanlar Endülüs'ten kovulurken baģlatılmıģ olan savaģtı ve Ģimdi de Portekizliler o savaģı devam ettiriyorlardı. Yavuz Sultan Selim ise çeģitli cephelerde ülkesine geniģ toprak parçaları katmak suretiyle Müslümanların birliğini temin etme yolunda epeyce büyük bir mesafe katetmiģ bulunuyordu. Ancak Yavuz'un ilhak etmiģ olduğu topraklar yine Ġslam ülkelerinden alınmıģtı. Onu bu Ģekilde davranmaya sevek eden sebep aslında Memluk devletinin zayıf düģmüģ olması ve halkın Portekizlilerden korkmaya baģlamalarıydı. Keza, Mısır halkı nezdinde Osmanlı devletinin sahip olduğu Ģöhret ve buradaki Müslümanların Portekizlilere karģı mücadele etmek üzere gelmelerini bekliyor olmaları da bu sebepler arasındaydı. Bütün bu faktörlerin hazırladığı ortamda Yavuz Sultan Selim büyük bir ordunun baģına geçerek Edirne'den hareketle Ġran Safevi devletinin üzerine yürüdü. Yavuz Sultan Selim bu arada doğu Anadolu'da oturan Alevi nüfusu da saydırmıģtı. Çünkü bunlar kritik bir anda Safevilerin yanında yerlerini alabilirlerdi. Onun için Yavuz bunların tümünün kılıçtan geçirilmesi emrini verdi. Ondan sonra da planlı bir Ģekilde geri çekilerek onu içerilere kadar sürükleyip Osmanlı ordusunu tepelemek isteyen Safevilerin baģkenti Tebriz üzerine yürüdü. Nihayet seferinin sonunda Yavuz doğu Anadoluda Kars vilayetinin güney yönüne düģen Çaldıran mevkiinde Safevi ordusuyla yüz yüze geldi. H. 920 yılı Recep ayının ikinci günü taraflar arasında kanlı bir meydan savaģı cereyan etti. On gün sonra da Yavuz Tebriz'e girerek Safevi devletinin hazinelerini eline geçirdi. Ve Ġstanbul'a taģıttı. Yavuz bir süre Ģahın peģine düģtü ise de onu yakalayamadı. Yavuz Sultan Selim, Safevilere karģı giriģtiği bu savaģtan sonra Osmanlı devleti aleyhinde Safevilerle iģ birliği içine girmiģ bulunan Memluklara karģı bu kez hazırlıklara baģladı. Zaten iki taraf arasındaki sınırlarda yer alan Dulkadıroğulları beyliği üzerinde Memluklarla ihtilaf halindeydi. Dulkadıroğulları beyliğinin merkezi ise MaraĢ'tı. Yavuz'u bu savaģa teģvik edenler esasen Portekizlilerin tehdidinden çekinen Suriye ileri gelenleriydi. Çünkü bunlar Memluklar'da Portekizlilere karģı koyabilecek bir güç göremiyorlardı. Halbuki Osmanlıların Avrupa'da bir kısım toprakları fethetmekle büyük bir güç olduklarını görüyorlardı. Mısır Memluk hükümdarı Kansu Gavri El-Melik El- EĢref Ebunnasır Seyfüddin, Yavuz Sultan Selimin, ülkesine karģı savaģ açmak niyetinde olduğunu anlayınca arabulucu olarak Osmanlılarla Safevileri barıģtırmak üzere bir görev üstlenmek istediğine dair Yavuz'a bir elçi gönderdi. Ne var ki Yavuz Sultan Selim, Kansu Gavri'nin elçisini tersleyerek kovdu. Çünkü Yavuz bu sorunu askeri yoldan çözümleyeceğini kendi kafasında zaten kararlaģtırmıģtı. Ondan sonra Yavuz ordusunu alarak Suriye'ye doğru sefere çıktı. Aynı zamanda El-EĢref Kansu Gavri'de hazırlıklara giriģti. Ve Anadolu'ya doğru yola çıktı. Her iki ordu Halep kentinin kuzeybatısına düģen Mercidabık mevkiinde karģılaģtılar. Yavuz Sultan Selim daha önce Suriye ileri gelenleriyle temas kurarak onlarla anlaģmıģtı. Nitekim onlarda gelip kendisiyle görüģtüler. Ona yaklaģtılar. Ve kendisine katıldılar. YirmibeĢ Recep 1922 günü iki ordu çarpıģmaya baģlayınca esasen Memlukların saflarında bulunan Suriyeli liderler iģte tam bu kritik saatlerde emirlerinde bulunan birlikleriyle beraber bir 10

11 anda Memluk ordusunu terkederek Osmanlı ordusunun saflarına katıldılar. Böylece Osmanlı ordusu üstün geldi. Mısır Memluk hükümdarı Sultan El-EĢref in savaģ alanında öldürülünceye kadar gösterdiği direniģe rağmen, Memluk ordusu periģan oldu. Yavuz Sultan Selim artık hiçbir direniģ görmeden bilakis genellikle sevgi gösterileri içinde Halep, Hama, Homs ve DımıĢk kentlerine girdi. Suriye'deki liderleri de daha önce söz verdiği üzere mevkilerinde bıraktı. Hatta Mercidabık meydan savaģı sırasında gösterdikleri yararlıktan dolayı onların etki alanlarını daha da geniģletti. Suriye'de alimlerle karģılaģtıktan, onlara ihsanlarda bulunduktan sonra DımıĢk'taki Emevi camiinin tamir edilmesini emretti. Canbürd El-Gazali'yi DımıĢk'a Fahrettin El- Maanî'yi de Cebeli Lübnan'a emir tayin etti. Fahrettin El-Maanî Dürzülerdendir. Mercidabık meydan savaģı sırasında Yavuz Sultan Selim'i desteklemiģ, bölgesinin emirliğini elde edebilmek için Memlukları bırakarak Yavuz'un yanında yer almıģtı. Halbuki Osmanlılar Müslüman oldukları için bu Dürzü lider Osmanlıların can düģmanlarından biriydi. Mercidabık yenilgisinden sonra Mısır Memlukları kendilerine yeni bir sultan seçmiģlerdi. Buda Kansu Gavri'nin halefi Tomanbay'dı. Yavuz Sultan Selim Tomanbay'a elçi göndererek ona Mısır üzerine Osmanlı egemenliğini tanımasına karģılık Memluk devletiyle barıģ yapmak istediğini teklif etti. Ancak Tomanbay Yavuz'un bu teklifini reddederek savaģ için hazırlıklara giriģti. Bu yüzden iki tarafın ordusu Suriye sınırında karģılaģarak savaģtılar. Sonuçta Memluklar yenilgiye uğradı. Osmanlılarsa Gazze'ye girdiler. H. 922 yılının son gününde de iki tarafın ordusu Kahire kapılarında Ridaniye denilen mevkiide cereyan eden meydan savaģında kapıģtılar. Osmanlılar ellerinde bulunan toplar sayesinde üstünlüklerini korudular ve Memlukları yendiler. Sekiz Muharrem 923 günü Osmanlılar Kahire'ye girdi. Tomanbay ise Çize taraflarına çıkarak hâlâ Osmanlılara karģı çarpıģmaya devam ediyordu. Ne var ki yirmibir Rebiülevvel 923 günü Osmanlılara esir düģerek öldürüldü. Yavuz Sultan Selim bir ay kadar Kahire de kalarak bu süre içerisinde ihsanlar dağıttı. Ve düzenlenen törenlerde bulundu. Bu sırada son Abbasi halifesi Muhammed El-Mütevekkil Alallah da hilafetten vazgeçerek Haremeyn'in (Mekke ve Medine'de ki kutsal mekanların) anahtarlarını Yavuz'a teslim etti. Bu suretle o günden itibaren Osmanlı sultanları tüm dünya Müslümanlarının halifesi oldular. Aynı zamanda Mekke ġerifi Ebu Numâ Bin Berekat da Yavuz'u ziyaret ederek onun otoritesini kabul etti. Böylece ilk Osmanlı halifesi olan Yavuz Sultan Selim Hayri Bey'i Mısır'a vali tayin ederek Suriye yoluyla Anadolu'ya hareket etti. Hayri Bey'le beraber yeniçerilerden oluģan bir kuvveti de Mısır'da bırakan Yavuz, mevkiinden vazgeçen Abbasi halifesini de dönerken yanına aldı. Yavuz DımıĢk'a uğrayarak burada bir süre kaldı. Ve Muhiddin-i Arabi'nin üzerine türbe yaptırdı. Sonra Halep'e geçerek burada da iki ay kadar kaldı. Ondan sonra Edirne'ye hareket etti. Yavuz Edirne'ye varınca hac yapmak maksadıyla Kudüs'e gitmek isteyen hiristiyan Ġspanyolların her yıl ödenecek bir vergi karģılığında Osmanlı topraklarından geçmelerine izin vermesi için Ġspanya elçisi Yavuz'un huzuruna çıktı. Ġspanyollar vaktiyle Mısır Memluk devletine de böyle bir vergi ödüyorlardı. Ondan sonra Yavuz, Safeviler'e karģı yeniden bir savaģa girmek için hazırlıklarına baģladı. Fakat buna ömrü yetmedi. H. 926 yılı ġevval ayının dokuzuncu günü Hakk ın Rahmetine kavuģtu. (bk. Mahmud ġakir, Hz. Adem'den Bugüne Ġslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 7/23-28.) 11

12 Müslüman olarak bildiğimiz bir kimse, "Cennet ve Cehennem yoktur, ahirete gidip gelen mi var" diyor. Böyle diyen bir kişi dinden çıkar mı? Cennet ve Cehennem ahiret alemlerinin birer menzilidir. Bu menzillere inanmamak ahirete inanmamak anlamına gelirki böyle bir inanıģ insanı kafir kılar. Ancak dinimizde insanlara hemen kafir damgası vurmak uygun görülmemiģtir. Yeteri derecede bilgi edinmediğinden böyle söylemiģ olabilir. Ġmani durumunu Allah bilir. Böyle bir kiģiye ahiretin varlığını anlatmak gerekir. Anne karnındaki bir bebeğe sormak mümkün olsa ve dünyaya gönderileceksin denilse o da dünyaya gidip gelen mi var derse ne kadar abes kaçar bilinir. Ġnsan için geriye dönme gibi bir durum söz konusu değildir. Ruhlar aleminden anne karnına gelen bir insan tekrar ruhlar alemine, anne karnından dünyaya gelen insan tekrar anne karnına dönemediği gibi ahirete giden insan tekrar dünyaya dönemez. Çünkü o tekrar dünyaya gönderilmek üzere öldürülmemiģtir. Eğer insanın ahiretten dünyaya yeniden dönmeğe gücü yetseydi, bu gücünü bu dünyada henüz sağ iken, iradesi elindeyken kullanırdı. Meselâ, genç iken ihtiyarlamazdı. Ġhtiyar ise gençliğe geri dönerdi; ölmezdi. Çocukluk, gençlik, ihtiyarlık dönemlerinden birisine geçildi mi artık geriye dönülemiyor. Bu yolculuk insan iradesinin dıģında cereyan ediyor. Ġhtiyarlıktan sonra, kabir, mahģer ve mizan safhaları gelecek; bunlara da insan ister istemez uğrayacaktır. Kaldı ki, zaten ölümle insanın cüzi iradesi bir bakıma son buluyor, her Ģey Ġlâhî irade ile gerçekleģiyor. Ġnsan ahirete gittikten sonra ne dünyaya dönmeyi irade edebilir, ne de buna gücü yeter. Bu açık bir gerçektir. Ancak, söylediğimiz gibi bu gerçeği bilerek saptırmaya çalıģıyorlar. Evet, insan akıl ve mantığının bir hadiseyi halihazır için kabullenip de, onu istikbal için inkar etmesinden daha korkunç bir tezat düģünülemez. Yani aslında ahiretin varlığına delil olarak içinde yaģadığımız hayat kafidir. Ġkinci bir hayatın varlığını inkar edenler, içinde yaģadıkları hayatı inkar edebilirler mi? Edemezler. Çünkü; bir kumandanın hiç yoktan bir orduyu toplayıp emri altına alması mı daha kolaydır; yoksa vazifesini öğrenmiģ, birbiriyle tanıģmıģ ve istirahat için dağılmıģ bir orduyu teģkil eden askerleri, tekrar boru sesiyle bir araya getirmesi mi daha kolaydır? Hangisi? Elbette ikincisi. Bu misal gibi, Rabbimiz bizi yokluk karanlıklarından çıkarıp pırıl pırıl bir alemde hayat dediğimiz nimeti vermiģ olduğuna göre, ölünce aynı iģin bir kere daha tekrarlanması nasıl imkansız olabilir. Üstelik birincisine göre daha kolay değil midir? Hem bir yerden veya bir şeyden haber vermek için, o yere gitmek veya o şeyi mutlaka gözümüzle görmek mi gerekir? Astronomi ilmi bize yıldızlardan, galaksilerden, bahsetmektedir. Uzayda hâlâ ışığı bize ulaşamayan nice yıldızlar vardır. Peki buralara kim gidip, kim gelmiştir? Ahiret, bu dünyadan sonraki menzil olduğuna göre,?ahiret yoktur.? denilebilmesi için, kıyamet ve ötesine gidilecek ve ahiretin olmadığı görülüp tekrar dünyaya dönülecektir ki bu inkâr ispat edilebilsin. 12

13 Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır. anlamına elen bir hadis var mıdır? Beyhakî(9/362) ve Ġbn Asakir in Ġbn Abbas tan rivayet ettiği hadisin tamamı Ģöyledir: Günahlardan tövbe den kimse günahsız kimse gibi olur. Günaha devam ettiği halde, dili ile istiğfar eden kimse, Rabbi ile alay eden kimse gibidir. Kim bir müslümana eziyet ederse, hurmalıkların bitirdiğinin(hurma ağaçlarının dal-budakyaprakları) sayısı kadar günah kazanmış olur (bk. Kenzu l-ummal, h.no: 10176). Hafız Zeynu l-irakî, bu rivayetin zayıf olduğunu belirtmiģtir(bk. Tahricu ahadis l-ġhyaihya ile birlikte-,4/47). Konumuzla ilgili olan hadisin Günaha devam ettiği halde, dili ile istiğfar eden kimse Rabbi ile alay eden kimse gibidir manasındaki cümlesini Ģöyle açıklayabiliriz: Ġstiğfar etmek, yaptığı günahlarının bağıģlanmasını istemektir. Günahların bağıģlanmasını istemek, yaptığı günahlardan piģmanlık duyduğunu itiraf etmek demektir. Günahların kötü olduğunu, onlardan piģmanlık duyduğunu söyleyen bir kimsenin aynı iģleri yapmaya devam etmesi, diliyle söylediği Ģeylere kalbiyle gerçek manada inanmadığını gösterir. Buradaki inanmamaktan maksat, inkâr anlamında değil, ileride tövbe edeceğim, Allah ın rahmeti boldur.. gibi gerekçelerin arkasına sığınarak ilgili günahın cezasının kesin olduğuna inanmamak manasınadır. Allah ın affının olduğu kesindir. Ancak Allah ın her günahı, herkesin bütün günahlarını affedeceğine dair bir sözü yoktur. Ancak samimi yapılan makbul bir tövbeden sonra af sözü vardır. Dolayısıyla, bir yandan diliyle tövbe-istiğfar edip affedilmesini isterken, diğer yandan karģılığı azap olan günahta ısrar etmek bir çeliģkidir. Hadiste bu çeliģki Rabbi ile alay etmek Ģeklinde ifade edilmiģtir. ġunu da unutmamak gerekir ki, bu hadiste kişi diliyle tövbe-istiğfar ederken, günah işlemeye devam ettiği, aynı günahı işlemeye hiç ara vermediği takdirde alaycı duruma düģeceğine vurgu yapılmıģtır. Çünkü, bu durum gerçekten bir küstahlıktır. Yoksa bir insan, tövbe edip, günahtan vazgeçmekle beraber, daha sonra yine nefsin ve Ģeytanın tuzağına düģerek aynı günaha dönse, alaycı damgasını yemez. Çünkü, bu kimsenin o günahı terk etmesi, onun o andaki samimiyetini gösterir. Daha sonra aynı günahı iģlemesi, o eski samimiyetine ters düģmez.. Nitekim, bir hadis-i Ģerifte rivayet edildiğine göre, peygamberimiz -Samimî olaraktövbe, istiğfar eden kimse, -günde yetmiş kez dönse bile, yine de- günahta ısrar etmiş sayılmaz buyurmuģtur.(ġhya,1/312; 4/47). Bu hadisi, Ebu Davud(Salat,361/Vitir/26) ve Tirmizî(Daavat, 106) rivayet etmiģtir. Bize düģen tövbe-istiğfar ettiğimiz andaki samimiyetimizi ölçmektir. Eğer maksat, bir tövbe edeyim de Ģimdiki günahlar silinsin, arkasından yapacağım günahlar için tekrar 13

14 tövbe edeceğim; böylece ne ĢiĢ yansın ne de kebap.. ise, bu takdirde Allah ın Ģu ayetinin uyarısına çok ciddi kulak vermemiz gerekir: Allah ın içinizde saklı olan her şeye hakkıyla vakıf olduğunu bilin, O nun emrine aykırı davranmaktan sakının! (Bakara, 2/235). Ġlave bilgi için tıklayınız: Günaha Karşı Tevbe 14

15 Müşrikler, neden Allah'a saygı gösterdikleri halde, Rahman kelimesi kullanıldığı ayetlerde karşı geldikleri yazıyor? MüĢrikler ateist değil, Allah ın varlığına inanan, fakat ona ortak koģan bir topluluktur. Nitekim, Gece, gündüz, Güneş, Ay, hepsi O nun âyetlerindendir. O halde Güneş e ve Ay a değil, onları öylece yaratana secde edin, eğer O na ibadet ediyorsanız! (Fussilet, 41/37) mealindeki ayette müģriklerin Allah ın varlığına inandıkları, GüneĢ e, Ay a taparken, onlar vasıtasıyla Allah a kulluk etmeyi, onun hoģnutluğunu kazanmayı düģünüyor olduklarına iģaret edilmiģtir. Ayetin son cümlelerinden bu husus kolayca anlaģılmaktadır. Diğer kâfirler gibi, müģrikler de Allah ın zatını değil, sıfatlarını bilmiyorlar ve onlarda hata ediyorlardı. Bediüzzaman hazretlerinin aģağıdaki ifadesi de bu yorumu teyit etmektedir. Allah'ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah'ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hata ediyorlar (5.ġualar/2. makam/4. mesele). Rahman ismi de müģriklerin bilmedikleri isim ve sıfatlardan biridir. Bu yüzdendir ki, onlar Rahman a secde etmeyi içlerine hiç sindiremiyorlardı. O müģriklere Rahman a secde edin! denildiğinde, Rahman da ne imiş! Bize emrediyorsun diye secde mi edeceğiz? dediler ve bu dâvet onları imandan büsbütün uzaklaģtırdı (Furkan, 25/60) mealindeki ayette, onların bu cehaletlerine iģaret edilmiģtir. Halbuki Rahman, Zat-ı Akdes'in "Allah" ism-i celilinden sonra ikinci ism-i hassıdır. "Allah" lâfza-i celâli gibi, Rahman isminin de Allah'tan baģkasına nispet edilmesi, onlara isim olması caiz değildir(taberî, I/59). Bu sebeple "De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır. "(Ġsra,17/110) mealindeki ayette Rahman ismi, Allah isminden sonra ikinci sırada yer almıģtır(taberî,1/59). Ebu Hayyan'ın Mukatil'den yaptığı rivayete göre, "Rahman'a secde edin." ayeti indiği zaman müģrikler, "Rahman da neymiş?" Ģeklinde çok cahilce sözler söylemiģlerdi. Bunun üzerine "Rahman, Kur'an'ı öğretti." (Rahman, 55/1-2) ayeti nazil oldu(ebu Hayyan, el-bahru'l-muhit, 8/ ). "Kur'an'ı Rahman öğretti" ifadesiyle Kur'an âdeta Ģöyle demiģtir: "Siz nasıl olur da Rahman'ı tanımıyorsunuz? ġimdiye kadar size rızık veren, Rahman dır. Kur'an'ı da O indirmiģtir. Rahman'ın indirdiği bir kitabı insanların eserleriyle karıģtırmak büyük bir gaflettir. Her Ģeyi yaratan, onların rızkını veren, ihtiyaçlarını bilen ve gideren, dünya ve ahiret mutluluklarını temin eden prensipleri kapsayan bir kitap ile, cahillikten - tamamen-kurtulmaları mümkün olmayan insanların düģünce ürünü olan eserlerin benzer olmaları mümkün müdür?" Ġlave bilgi için tıklayınız: ER-RAHMÂN / ER-RAHÎM Zatî isim ne demektir? Rahman ismi zatî midir? Rahman ismini çocuklarımıza vermenin bir sakıncası var mıdır? 15

16 Sigorta şirketi kurmak veya acenteliğini yapmak caiz midir? Dini açıdan dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? Bize bildirildiğine göre Ģimdi üyelik /islami sigorta kurmak da mümkün olduğu Ģeklindedir. Eğer bu mümkün değilse, topladığınız paraları helal iģlerde nemalandırmak ve kârınızı da "hizmet ücreti seviyesinde" tutmak üzere Ģirketi kurup iģletebilirsiniz. Sigorta 1. Ġslâm, insanlar arasında dayanıģmayı, acıları ve zararları paylaģarak, telâfî ederek hafifletmeyi emir ve tavsiye etmiģtir. Bu bakımdan teģkilâtlı veya teģkilâtsız olarak insanların belli ölçülerde mal veya parayı ayırıp bir tarafa koymaları, böylece bir sandık teģkil etmeleri, sonra içlerinden birinin malca veya bedence uğradığı hasar ve zararı bu sandıktan karģılamaları, dileyenin istediği zaman sandıkta kalan parasını çekerek bu dayanıģmadan ayrılması caizdir; caizin de ötesinde teģvik edilmiģtir. 2. Yukarıda özetlenen dayanıģma Ģeklini bir kuruluģ halinde gerçekleģtirmek, bunun için yeteri kadar büro ve personel temin etmek, giderleri dayanıģma (meģru sigorta) için toplanan paradan karģılamak da caizdir. Toplanan paranın kuruluģ tarafından meģr ve verimli bir Ģekilde iģletilmesi halinde muhtemelen kuruluģun giderleri sağlanan kârdan karģılanabileceği gibi ileriki yıllarda dayanıģmaya dahil kiģilerden ek meblâğ almaya da ihtiyaç kalmayacaktır. Bu kurumu veya kuruluģu dayanıģmaya dahil olanlar kurabilecekleri gibi (Ģirket, vakıf vb. bir statü içinde), dahil olmayan bir veya birkaç kiģinin de kurması, mezk r hizmeti vermesi ve bu hizmet karģılığında hak ettiği ücreti (ortak ise payı) alması meģrudur. 3. Bugün yaygın bulunan ücretli veya primli sigorta şeklinde meşru olmayan nedir? Bu sigorta şirketleri: a) Meblâğları kendilerine mal etmek üzere almakta, buna karģı belli rizikoyu sigorta etmektedirler. b) Aldıkları primleri istedikleri gibi ve çoğu kere faizli kredi Ģeklinde nemalandırmakta; hem bu nemalara, hem de sigortalılara ödediklerinden arta kalan primlere sahip olmaktadırlar. Bu sigorta Ģirketleri hem primleri nemalandırdıkları, hem de milletlerarası Ģirketler kendilerini (dolaylı olarak sigortaladıkları Ģahısları) sigorta ettirdikleri (reassurance) için zararları da söz konusu değildir. Halbuki Ġslâma göre: a) Birinden belli bir parayı alıp, zarara uğrarsa bu para ile sınırlı olmayan zararı karģılamak, uğramazsa -bir yıl gibi bir müddet sonunda- bu paraya sahip olmak Ģeklinde bir akit, meçhul unsurlar içerdiği ve taraflardan birine belirsiz bir kazanç veya kayıp sağladığı için caiz ve meģru görülmemiģtir. b) ġirketlerin primleri kendi hesaplarına iģletmeleri ve bundan kazanç sağlamaları meģr değildir; çünkü bu primlere meģru bir akitle sahip olmamıģlardır. c) Primlerden faiz Ģeklinde nema sağlamak haramdır. d) ġirketlerin, primlerden artan kısma -bu kısım verdikleri hizmetin rayiç bedelini aģtığı 16

17 ve kendilerinin olmadığı için- el koymaları caiz değildir. ġu halde müslümanların primli sigorta Ģirketleri kurup iģletmeleri caiz değildir. Müslümanlar önceki maddelerde prensipleri özetlenen dayanıģma kuruluģları (Ġslâmî sigorta, üyelik sigortası...) kurarak bu mübrem ihtiyacı karģılamalıdırlar. 4. Ġslâm da sosyal güvenlik vardır. Ġnsanlar çalıģmadıkları veya çalıģamadıkları zamanlarda geçimlerini ve temel ihtiyaçlarını temin edecek bir kaynağa (kuruma, kuruluģa) muhtaçtırlar ve bunu gerçekleģtirmek Ġslâm toplumunun vazifeleri arasındadır. Ancak bugün yürürlükte olan nizama ve kanunlara göre kurulmuģ bulunan sosyal güvenlik kurumları (Bağkur, Sosyal Sigortalar Kurumu, Emekli Sandığı...) kuruluģ ve iģleyiģinde bazı sakatlıklar, amaca aykırı düzenleme ve uygulamalar ihtiva etmektedir. Bu cümleden olarak geçimini sağlayamayan dar gelirliden de -rızasına bakmadan- prim kesmekte, emeklilik halinde daha yoksula (daha fazlasına muhtaç olana) az, daha zengine (daha azına muhtaç olana veya hiç ihtiyacı bulunmayana) çok vermektedir. Sosyal güvenlik kurumlarının malî kaynakları gönüllü bağıģlardan, fazlası olandan alınacak vergiden ve zekâttan, devletin çeģitli gelirlerinden sağlanmalı, maaģlar ihtiyaca göre ayarlanmalıdır. 5. Yukarıda özetlenen Ġslâmî sigorta kurumlarının bulunmadığı ülkelerde müslümanlar, mallarını ve sağlıklarını -hayatlarını değil- mevcut sigorta Ģirketlerine de sigorta ettirebilirler. Bunun meģruiyetinin iki dayanağı vardır: a) Zaruret: BaĢka çare yoktur, zarara uğrayanın elinden tutan, belini doğrultan bir tedbir mevcut değildir. b) Yorum: Bazı âlimlere göre -sigorta Ģirketinin fahiģ ve haksız kazancı helal olmamakla beraber- Ģirket sayesinde asıl birbirini sigorta eden ve zarar, hasar konusunda dayanıģma yapanlar sigortalılardır. Konuya böyle bakıldığında tıpkı Ġslâmî sigortalarda olduğu gibi zarara ve hasara uğrayan bu dayanıģma içinde zararını telâfi etmektedir. ġirket bu iģe aracı olmakta, ancak fahiģ ve haksız kazanç sağladığı için onun kazancı helal olmamaktadır, haramdır. Bu Ģirketler mevz at ve iģlemlerini değiģtirerek Ġslâmî sigorta kurumlarına dönüģebilirler. Bu takdirde primleri meģr yollardan nemalandıracak, kendileri de ya hizmet bedeli, yahut da gelirden pay alacaklardır. Pirimli Sigortanın Meşruiyeti 1. Sigortalı açısından: Cana, mal ve diğer ekonomik değerlere gelebilecek bir zararı paylaģarak hafifletmek ve telafi etmek hem bir ihtiyaçtır, hem de Ġslâmın genel "dayanıģma ve yardımlaģma" ilkesine uygundur. Binlerce sigortalı, sigorta kurumu (sigortacı) aracılığı ile bu yardımlaģmayı gerçekleģtirmekte ve bu bakımdan merģu bir iģ yapmaktadırlar. 2. Sigortacı açısından: Ülkemizde iģ yapan sigortacılar "pirimli sigorta" sistemine göre kurulmuģtur. Bunların sigortaladığı konular arasında "hayat sigortası" meģru değildir; çünkü sigortalıdan para alınmakta, önemli ölçüde bankalarda nemalandırılmakta ve belli zaman geçince 17

18 sigortalıya fazlası ile geri ödenmektedir; bu iģlem faizciliktir. Gerçekten riziko konusu olan Ģeylerin sigortalanması meģru olmakla beraber mevcut sigorta Ģirketlerinde iki mahzurlu iģlem vardır. a) Sigortalılara ödenen meblağlar dıģında bütün nemalar ile bakiyyeye el koymak, bunlara sahip olmak. Bu kazanç hizmet payını aģtığı, belirsiz olduğu, fahiģ rakamlara ulaģtığı için helal değildir. b) Toplanan paraların bankalarda nemalandırılması. Bu da dolaylı faizciliktir.. 3. Alternatif sistem: MeĢru sigorta sisteminde kurum, hem topladığı meblağı meģru yollardan nemalandırmalıdır, hem de hasıladan hakkı olan belli hizmet payını aldıktan ve gerekli ödemeler yapıldıktan sonra kalan meblağ sigortalılara ait olmalıdır. 4. Zaruret halinde: MeĢru sigorta sistemine izin verilmeyen ülkelerde: a) KiĢilerin mevcut pirimli sigortacılara muhtemel hasarları sigorta ettirmeleri ve bunun için pirim ödemeleri caizdir. Çünkü burada haksızlık yapan sigortalı değil, sigortacıdır. Hakkı olmayan fazla meblağı alan sigortacıdır. b) Topladığı meblağı meģru yollardan nemalandıran (meselâ özel finans kurumlarına yatıran) sigorta Ģirketleri varsa bunlar, diğerlerine tercih edilmelidir. c) Yine baģka alternatifin bulunmaması halinde -kiģilerin rizikolu değerlerini mevcut Ģirketlere sigorta ettirmeleri ihtiyaca binaen meģru olduğundan- bunun acenteliğini yapmak ve verilen hizmetin değer karģılığını almak da caizdir. Ancak, hayat vb. (ortada bir riziko ve hasar ödemesi bulunmaksızın para alıp fazlasıyla geri ödeme Ģeklindeki) sigorta, sigortalı için de meģru olmadığından bunun acenteliği de caiz değildir. Prof. Dr. Hayrettin Karaman 18

19 İnsanlar Cennette sonsuz yaşamasıyla ebedilik özelliği kazanmaz mı? Allah'ta akıl varsa sınırlı da olsa insanda da vardır. Bu yönüyle insanlarla benzerliği yok mudur? 1- Allah'ın ebedi olması kendi zatının bir özelliğidir. Cennet, cehennem ve içindekilerin ebedi olması ise Allah'ın ebediyen var etmesiyle devam edecektir. Mesela güneģin ıģığı, ısısı ve renkleri kendindendir. Dünyadaki ısı, ıģık ve renkler güneģtendir. GüneĢ bu özelliklerini dünyada devam ettirdiği müddetçe, bu güzellikler var olmaya devam edecektir. Ama bu güzellikler dünyanın kendine ait değildir. GüneĢe aittir. ĠĢte bunun gibi Bizatihi Ebedi olan Allah'tır. Cennet, cehennem ve içindekilerin ebediliği ise Allah'ın ebediyen var etmesi ve devam ettirmesiyle olacaktır. Bu sebeple aralarında bir zıtlık söz konusu değildir. Allah'ın ebediliği zatidir, kendine aittir, insanın ve diğerlerinin ebediliği arizidir. Allah'ın devam ettirmesi ve ebediyen var etmesiyledir. 2- Akıl ile anlaģılamayacak konuları anlamaya, izaha zorlanmak; demagojidir, cehalettir. Bu davranıģıyla insan, doğru düģünce kulvarından sapar ve altından kalkamayacağı ve sonuçta kendisinin helâkine sebep olacak ağır bir yükün altına girer. İnsanı aldatan, önemli hususlardan bir tanesi de yaratıcıya ait sıfat ve niteliklerle, yaratılanlara ait özellikleri karşılaştırması ve karıştırmasıdır. Allah için akıl tabiri kullanılmaz. Allah Alim'dir. Allah'ın sıfatlarından birisi de Muhalefetün lil-havadis / Allah ın yaratılanlara benzememesi. 'dir. Ġnsanda bulunan görme, iģitme, ilim gibi özellikler Hâlıkımızın küllî ve ihâtalı sıfatlarına ve şuûnâtına aynadarlıktır/yansımadır. Ġnsanlar Allahın sonsuz sıfatlarını anlaması için vahid-i kıyasî denilen bazı ölçüler verilmiģtir. Bununla hayalî bir zıddın görünümü tasavvur edilerek o zıdsız sıfatlar tanınır. Mesela, âcizliğimizle Allah ın kudretini; cahilliğimizle Allah ın ilmini; fena vasfımızla Allah ın bekasını; muhtaçlık vasfımızla Allah ın hiç bir Ģeye muhtaç olmadığını ifade eden Samed sıfatının varlığını anlayabiliriz. Allah ın isim ve sıfatları sonsuzdur. Kainat ve mahlukat bu sonsuz isimlere tam manası ile mikyas ve mahal olamazlar. Yani Allah ın isim ve sıfatlarını, kainattaki tecellileri ile ölçüp biçemeyiz. Sadece bir fikir edinebiliriz. Bu yüzden mahlukattaki bütün tecellilere damla, isim ve sıfatlara ise okyanus tabiri kullanılmıģtır. Yani bütün mahlukattaki tecelliler, Allah ın sonsuz isimlerinin bir damlası, çok perdelerden geçmiģ zayıf bir gölgesi mesabesindedir. Bu konu üzerinde düģünürken, öncelikle, Allah ın varlığının vacip, insan varlığının ise mümkin olduğu dikkatten uzak tutulmamalı. Ġnsan mahl k olduğu gibi, sıfatları da mahl ktur. Ġnsan mümkin olduğu gibi, sıfatları da mümkindir. Ve nihayet bir mahl k olan insanın Hâlık ına benzemesi düģünülemeyeceği gibi, onun mahl k sıfatlarının da, meselâ, iradesinin, ilminin, kudretinin de Allah ın ilim, kudret ve iradesine hiçbir cihetle benzemeyeceği unutulmamalıdır. 19

20 Bize takılan sıfatlar, Ġlâhî sıfatlara birer iģaret... Bunlarla o vacip, sonsuz ve mutlak sıfatların varlıklarını bilebiliriz. Ama haritadaki noktalara benzeyen bu sıfatlarımızla, Ġlâhî kudret arasında hiçbir benzerlik olamayacağını da hatırdan çıkarmayız. Bunlar birer iģarettirler, o kadar. İlave bilgi için tıklayınız. Allah ın zatını, aklımızla anlayabilir miyiz? 20

21 Peygamberin çok sayıda kadınla evlenmesi yerine, tek eşli olarak insanlığa örnek olması daha güzel bir durum değil miydi? Peygamberin yaptığını yapmaya kalkarsanız başınıza neler gelir sizce? Bu soruya birkaç yönden cevap vermek gerekir: a. Bu sorunun cevabı imanla yakın alakalıdır. Allah a iman eden, onun asla yanlıģ yapmayacağını, her iģinde pek çok hikmetlerin bulunduğuna da iman eder. Hz. Peygamberin peygamberliğine inana kimse, onun Allah ın izin ve iradesi dıģında bir Ģey yapmayacağını da bilir. Bedir savaģı ganimetleri örneğinde olduğu gibi Peygamberin kendi içtihadıyla yaptığı bir yanlıģ olsa bile, derhal vahiy ile düzeltileceğine de inanır. b. Mevcut olan o günkü durumu göz ardı etmemek gerekir. O gün kocası Ģehit olmuģ bir dulun çocuklarına bakmak ve teselli bulmak için Hz. Peygamberle evlenmesi ne kadar önemlidir... c. Farklı yaģ, farklı huydaki değiģik kadınları idare etmek büyük bir imtihandır. Büyüklerin imtihanı da büyük olduğu için, Hz. Peygamber de -daha önceki bir çok peygamber gibi- en zor bir imtihan Ģekli olan bir çok hanımla imtihan edilmiģtir. d. Hz. Peygamberin bu evlilikleri iki ihtimalden baģka olamaz: Ya bir/veya bir kaç hikmet içindir, yahut da kendi zevki içindir. Bunun baģka bir ihtimali yoktur. Yirmi beģ yaģından 53 yaģına kadar kendisinden 15 yaģ büyük olan bir tek kadınla hayatını sürdüren Hz. Muhammed in bu yaģlılık ve sıkıntılar döneminde bu kadar evlilik yapmasını bir zevk evliliği olarak düģünmek, ne akılla, ne vicdanla, ne imanla, ne rasyonel düģünceyle, ne de realiteyle bağdaģır. e. Ġsterse herkesin kızını büyük bir memnuniyet ve Ģerefle vereceği Hz. Muhammed in, bu gibi bekâr kızları almayıp da, çoğu yaģlı olan dul kadınlarla evlenmesi, zerre kadar aklı olanlara bu iģin ilahî bir hikmet doğrultusunda olduğunu kabul eder. Kur an da Hz. peygamberin evliliklerine iģaret edilmiģ olması ve bunları Allah tarafından onaylanmıģ olması, bu gibi yersiz itirazlara verilen bir cevap teģkil etmektedir. Sitemizde bu evliliğin hikmetlerine dair değiģik zamanlarda sorulan sorulara verilen cevaplar vardır. f. Önemli olan niyet ve bakıģ açısıdır. Hz. Muhammed e iman eden bir kimsenin onun yanlıģ yapmadığına, heva ve hevesleri peģinde koģmadığına, Allah ın rızası dıģında bir maksat takip etmediğine yürekten inanır. Onun peygamberliğine inanmayan kimselerin her Ģeyi kendi düģüncelerine delil kabul etmeleri inkârcılığın gereğidir. BaĢta Kur an olmak üzere, yüzlerce mucize ve binlerce peygamberlik delillerini gösteren Hz. Muhammed in peygamberliğinde Ģüphe etmek, sivrisinek vızıltısını iģitip de top güllesinin sesini iģitmemek gibi garip olur. Ġlave bilgiler için tıklayınız: Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in çok evliliği ve evinin ezvac-ı tahirat okulu olması... 21

22 Allah her şeyi en güzel biçimde mi yaratmıştır? Eğer öyleyse neden eşeklerin seslerinin çirkin ve kötü olduğunu söylüyor? Her Ģeyde, hattâ en çirkin görünen Ģeylerde bile, hakīkī bir güzellik yönü vardır. Evet, kâinâttaki her Ģey, her olay ya bizzat güzeldir, ona zâtı i tibârıyla güzel denilir. Veya netîceleri yönüyle güzeldir ki, ona hüsn-i bil-gayr denilir. Bir kısım olaylar var ki, görünüģü çirkin, karıģıktır. Fakat o görünen perdenin altında gāyet parlak güzellikler ve intizamlar var. Örneğin, bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında nihâyetsiz güzel çiçek ve muntazam bitkilerin tebessümleri saklanmıģtır. Fakat bazı insanlar, hem dıģ görünüģe düģkün, hem de hep kendini düģündüğünden, sadece dıģına bakıp çirkinlikle hükmeder. (bk. Nursi, Sözler, 18. Söz) Demek ki, güzellikler, bir açıdan hakiki ve dolaylı güzellikler olmak üzere iki çeģit olabiliyor. Dolaylı güzellikler, baģka güzelliklerin fark edilmesine, anlaģılmasına katkı sağladığı için güzeldir. EĢeklerin sesi baģka seslerinin güzelliğinin anlaģılmasına katkı sağladığı için dolaylı olarak güzeldir. Bu nedenle ayette, O Allah ki, herşeyi en güzel şekilde yarattı, insanı yaratmaya da çamurdan başladı. (Secde, 32/7) buyurulmuģtur. Burada bilinmesi gereken çok önemli bir nokta da Ģudur: Allah ın her Ģeyi güzel yaratmıģ olması demek, insanların hoģuna gidip gitmeme noktasından değil, Allah ın sonsuz ilim, kudret ve hikmetini gösteren harika bir sanat eseri olarak var edilmesi demektir. Biz insanlara göre hoģ olmayan eģeğin sesindeki musikî ritimler, ses dalgalarındaki kalıntiz periyotlardaki harika sanat ve bu sesin çıkması için gereken hançerenin harika sanat estetiği bir yaratılıģ harikasıdır. Kur an da yer alan ifade ise, insanlara verilen bir edep dersidir. Ġnsanların hayvanlar gibi, bağırarak konuģmamaları, avaz avaza gürültülü bir ortam oluģturmamaları için yapılan bir karģılaģtırma söz konusudur. Yani, eģeğin sesinin çirkinliğinden ziyade, onun yüksek periyoduna, insanların kulaklarını tırmalayan yönüne iģaret edilmiģtir. Bununla, insanlık camiasında yüksek sesle, konuģmanın, -bu asra iģaretiyle de- müzik aletlerinin, radyo ve televizyon seslerinin sonuna kadar açılmasının doğru olmadığına, insanları rahatsız edeceğine iģaret edilmiģtir. Kur an, insanlara hitap ediyor ve insanların anlayacakları dilden konuģuyor. Araplar cahiliye döneminde yüksek sesle konuşmayı marifet sayıyor, sesini fazla yükselterek karşıdakine üstünlük sağlamaya çalıģıyorlardı(kurtubî, ilgili ayetin tefsiri). Kur an da bu adetin çirkinliğine iģaret edilmiģ, örnek olarak da Araplar arasında bir çok yönden kötü bir misal olarak kabul ettikleri eģeğin sesini vermiģtir ki, tesirini göstersin. Diğer taraftan, bazı kiģilerin kabadayılık yapıp yüksek sesle ve uyumsuz cümlelerle konuģmaları, hem onların kültür yapısını, eğitim seviyesini yansıtır, hem de insanlara saygısızlıklarını gösterir. Cenâb-ı Hak o gibilerin ölçüsüz kaba konuģmalarını saygılı ve medenî bir kalıba dökmelerini sağlamak için O hâlde yürüyüşünde mu tedil ol; sesini de alçalt! Çünki seslerin en çirkini, elbette eşeklerin sesidir! (Lokman, 31/19) Ģeklinde uyarıcı bir benzetmede bulunuyor. (bk. Celal Yıldırım, Ġlmin IĢığında Asrın Kur an Tefsiri, Lokman Suresi 19. ayetin tefsiri) 22

23 Bu açıklamalardan, bir çok yönden bir edep ve adap dersi verilen bu ayetin bunca hikmetlerini görmeyip, kendimizce bir kusur telakki ettiğimiz eģeğin sesine takılmanın ne kadar yanlıģ olduğu açıkça görülmüģtür. Demek, bize düģen, bizi yaratan Allah ın sonsuz hikmetine, ilmine, kudretine, doğruluğuna inanmaktır; anlamadığımız Ģeyleri kendi cehaletimize vermektir. Bu da önemli bir edep dersidir biz insanlar için... 23

24 İlim talebelerinin canını/ruhunu, bizzat Allah ın alacağına dair bir hadis var mıdır? Hadis kaynaklarında böyle bir bilgiye rastlayamadık. Ancak zayıf olduğu ifade edilen bir hadiste Ģu bilgiye yer verilmiģtir: Şüphesiz Allah, ruhları almak görevini ölüm meleğine -Azrail'e- vermiştir. Ancak deniz şehidini bu hükmün dışında tutmuştur. Çünkü deniz şehitlerinin ruhlarım bizzat Allah alır." (Ġbn Mace, Cihad, 10) "Bu şehitlerin ruhları -süt içerken nasıl kolay içlerine akıyorsa- onun gibi ruhları göğüslerinden kolaylıkla çıkar (Ġbn Hacer, el-askalanî, el-metalbu l-âliye, 9/223). Allah ın bir cesede ruh verip onu diriltmesi nasıl ise, o ruhu o bedenden çekip alması da öyledir. Allah ol dedi mi her Ģey oluverir. Esasen, Hazret-i Cebrail, Mikâil, Azrail gibi büyük meleklerin kendi cinslerinden ve kendilerine benzer küçük tarzda yardımcıları vardır. O yardımcılar, mahlukatın cinslerine göre ayrı ayrıdırlar. Salih kimselerin ruhlarını alan baģkadır; cehennemlik olan kimselerin ruhlarını alan yine baģkadır. Nitekim, müminlerin ruhlarını rahmet meleklerinin, kâfirlerinkini ise, azap meleklerinin alacağını bildiren hadisler vardır. (bk. Nesaî, Cenaiz 9; Ġbn-i Mace, Cihad/10; Ġbn Kesir, Suyutî, Naziât, 79/1-2 ayetlerinin tefsiri) Buna göre, ölüm meleğinin yardımcıları, rahmet ve azap meleklerindendir. Bir insan vefat edeceği zaman ölüm meleği ile birlikte rahmet ve azap melekleri de hazır olur. Bunların sayılarının dört, ya da üç rahmet; üç de azap olmak üzere altı olduğunu bildiren rivayetler vardır. (Hasan el-ġdvi, el-hamzavi, MeĢariku l-envar, s , M. Kesteliyye, 1277 h. ve Mısır, 1316) Bu melekler eceli gelmiģ olan mümine güzel surette görünüp rifk ile, yumuģaklıkla muamele ederler. Ve müminin ruhuna: "Çık, ey güzel cesette bulunan doygun ruh. Hamdedici ve Allah'ın rahmetiyle, güzelliklerle müjdelenmiş olarak çık ve Rabbine kavuş." diye hitap ederler. (ġa'râni, Tezkiretü l-imam, s. 17, Kahire, 1310) Mümine verilen bu müjde ve meleklerin güzel görünüģü, kılıçların vuruģundan daha Ģiddetli olan ölüm acılarını unutturur ve onu sevince gark eder. Ölüm anında insanın yanına gelen melekler, kâfire son derece korkunç bir surette görünerek Ģöyle hitap ederler: "Çık, ey habis cesette olan habis ruh. Alçaltılmış olarak ve Cehennemle müjdelenmiş olarak çık." Bu hitap ruhun çıkıģına dek sürer. (ġa'râni, a.y.) Rivayetlerde müminin ruhunun ölüm meleği tarafından alınır alınmaz hemen yanında bekleyen rahmet meleklerine verileceği ve onlar tarafından yükseltileceği; kâfir ve kötü kimselerin ruhlarının ise bekleyen azap meleklerine teslim edileceği ve kendisine gök kapılarının açılmayacağı haber verilmiģtir. Kur'an-ı Kerim'de iģaret olunduğu gibi(bk. Kıyâme, 75/27), ölüm meleğinin ruhu alıģı esnasında hazır bulunan rahmet ve azap melekleri birbirlerine "bunun ruhunu kim yükseltecek?" diye sorarlar. Ta ki Allah Teâlâ bunlardan birine o kiģinin ruhunu almalarını emredinceye dek. (Abdullah Sirâcuddin, el-ġman bi Avalimi'l-Ahire, s. 47, Halep, 1977) 24

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE Başkan, Nebojša Vučinić, Yargıçlar, Paul Lemmens, Egidijus Kūris, ve Bölüm Yazı

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri. Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146)

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri. Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146) Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146) Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadın konusuna baktığımızda

Detaylı

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. KUDDÜS Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. Hz.Ali-nin kullandığı altı isimden biridir. Sabah ve akşam namazından sonra 33 defa okunmasının

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK SINVI 26 KSIM 2014 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. 3. Komşusu açken tok yatan bizden değildir. (Hadis-i Şerif) Bu hadisi ilke edinen bir kimseden aşağıdaki davranışlardan

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah( a yaklaşmak ve O na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.

Detaylı

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Bilindiği gibi bugün Müslümanların çoğu Hazret-i İsa nın (A.S.) hâla yaşamakta olduğuna ve gökte bulunduğuna

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

ĠZMĠR ĠL MÜFTÜLÜĞÜ BAY VAAZ ÇĠZELGESĠ ( 2013 YILI 4. DÖNEM )

ĠZMĠR ĠL MÜFTÜLÜĞÜ BAY VAAZ ÇĠZELGESĠ ( 2013 YILI 4. DÖNEM ) ĠZMĠR ĠL MÜFTÜLÜĞÜ BAY VAAZ ÇĠZELGESĠ ( 2013 YILI 4. DÖNEM ) TARĠH GÜN VAKĠT ĠLÇE YER VAĠZ ADI/SOYADI VAAZ KONUSU 01.10.2013 Salı Öğle Namazı Konak Hisar Camii Mehmet TUTUM Camilerin önemi 01.10.2013 Salı

Detaylı

BİLGİ NOTU 6552 SAYILI KANUNA GÖRE UYGULANAN PRİM BORÇLARININ YAPILANDIRILMASI

BİLGİ NOTU 6552 SAYILI KANUNA GÖRE UYGULANAN PRİM BORÇLARININ YAPILANDIRILMASI BİLGİ NOTU 6552 SAYILI KANUNA GÖRE UYGULANAN PRİM BORÇLARININ YAPILANDIRILMASI KAPSAMI: 2014 yılı Nisan ve önceki aylara iliģkin olup, 10.09.2014 ve öncesinde tahakkuk etmiģ olan borçlar kapsamdadır KAPSADIĞI

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK AKADEMİK TÜRKÇE DERSİ İÇİN KELİME LİSTESİ. Hazırlayan: Doç.Dr. Mustafa ALTUN

İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK AKADEMİK TÜRKÇE DERSİ İÇİN KELİME LİSTESİ. Hazırlayan: Doç.Dr. Mustafa ALTUN İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK AKADEMİK TÜRKÇE DERSİ İÇİN KELİME LİSTESİ http://www.dilbilimi.net/akademik_turkce.html Hazırlayan: Doç.Dr. Mustafa ALTUN Son Güncelleme: 14 Şubat 2015 1 Açıklama:

Detaylı

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır.

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. Bazı insanlar vardır ki, yapmadıkları halde yapmış gibi övünürler İmkânlar

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Ondalık ve Oruç Adakları

Ondalık ve Oruç Adakları Ondalık ve Oruç Adakları 01135_186_Tithing.indd 1 Bütün ondalıklarınızı ambara getirin. Beni bununla sınayın diyor Her Şeye Egemen Rab. Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

OKYANUS KOLEJLERİ SINAV SORUSU TEOG SINAV SORUSU DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ. 1. Kader ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

OKYANUS KOLEJLERİ SINAV SORUSU TEOG SINAV SORUSU DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ. 1. Kader ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 1. Merhaba arkadaşlar benim bir kardeşim oldu, adını Kader koyduk. Kader kelimesinin anlamını aşağıdaki seçenekler arasından bulmama yardımcı olur musun? A) Allah ın canlılara verdiği nimetlerdir. B) Kur

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ Erdem ALPTEKĠN Türk finans sistemi incelendiğinde en büyük payı bankaların, daha sonra ise sırasıyla menkul kıymet yatırım fonları, sigorta

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.)

KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.) KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.) Âlemleri (insanlar ve cinleri) uyarsın diye kulu (Muhammed )e Furkân ı (hakkı batıldan ayıran Kur an ı) indiren (Allah )ın şânı yücedir (hayır

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir? I. İnsanların rahatını kendi rahatına tercih ederdi. II. Yapılacak olan bir işte arkadaşlarının görüşünü alırdı. III. Hristiyanlık ve Musevilik dinlerinde ahir zamanda geleceği müjdelenen bir kişidir.

Detaylı

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilmektedir. Spor Eğitimi Yoluyla Sosyal Katılımın

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

Renkler hakkında bazı gerçekler.

Renkler hakkında bazı gerçekler. Renkler hakkında bazı gerçekler. Birçok balıkçı gibi bende malzeme çantamda birçok renk seçeneği olan ve günün değiģik zamanlarında kullanabileceğim yapay yemler bulundururum. Bazı balıkçılar yemler artık

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

Bunlari düsün Rica ediyorum sen sağlıklısın Ve seni vesvese ile düsündüren sey sana her zaman sorun getirir ve vesvese şeytan'in bir kapisidir.

Bunlari düsün Rica ediyorum sen sağlıklısın Ve seni vesvese ile düsündüren sey sana her zaman sorun getirir ve vesvese şeytan'in bir kapisidir. Sizlere cok önemli bir konuyla ilgili bir soruya cevap verecegim bu soru cok ama cok önemli bir soru ve bütün insanlari ve bütün müslümanlari ilgilendiriyor Konu şeytan ve vesvese'yle ilgili ve bizi kötü

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

HAZRET-İ ALİ DESTANI BİRİNCİ BÖLÜM

HAZRET-İ ALİ DESTANI BİRİNCİ BÖLÜM HAZRET-İ ALİ DESTANI BİRİNCİ BÖLÜM [2b] (1) HAYBER KALESİ NİN FETHİ (3) Haberleri rivayet edenler ve eserlerden nakledenler şöyle anlatırlar: Hazret-i Muhammed; (5) bir gün sabah namazını kıldı, (6) mübarek

Detaylı