Nevzat Yalçın (Baf,1926- )

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Nevzat Yalçın (Baf,1926- )"

Transkript

1 Nevzat Yalçın (Baf,1926- ) Baf'm Poli kasabasında doğdu. Henüz daha lise öğrencisi iken şiir dalında kendisini kanıtlayan Nevzat Yalçın Türkiye'deki yükseköğrenim günleri ve sonrasında da bu etkinliğini sürdürmüştür. Doğan Sarp takma-adlı şiirleri de vardır. Türkiye'ye yerleşip yurt içi ve yurt dışında türlü görevlerde bulunan Nevzat Yalçın 1970'te lise öğretmenliği yapmak üzere gittiği Almanya'nın Halver kentinde yerleşip kalmıştır. Eşiyle birlikte çevrelerindeki kültür-sanat etkinliklerine katkılarıyla tanınırlar. Şiirler olduğu gibi Kıbrıs'la da hiç ilgisini kes- memiş; yurt özlemini, her yıl bir fırsatını bulup Kıbrıs'a gelerek, dizelerine sindirerek gidermeğe çalışmıştır. Okul öncesi ve ilkokul ile ilk gençlik yıllarının anılarını dile getiren iki kitabı bu duygunun en somut göstergeleridir. Şimdiye değin türlü yerlerde yayımlanmış denemelerini, sanat yazılarını bir kitapta toplamak düşüncesindedir. Eserleri: 'A' Sokağı, 1969, Şiirler; Güneş ve Adam, 1977, Şiirler; En Eski En Uzak, 1988, Anılar; Daha Yeni Daha Yakın, 1991, anılar. ŞİİRLER İPEK YOLU Doğuya bakan penceremiz sabah akşam açık dursun Gün doğar bakarsın alacakaranlığına Batı'dan Doğu güzel Doğu iyidir güneşi İpek Yolu'ndan geçer Her elli fersahta kervansaraylarla İpek Yolu Çin Hindistan Semerkand üzerinden gelen kervan Son istasyon benim yurdum son istasyon Anadolu Bir ince kültürü öpen serin ipek hışırtısı Kalem kâğıt ve mürekkep bu kervanın hamulesi Son istasyon Anadolu ötesi yok Marco Polo Birtop ipek on bin fersah dökülür kıvrıla kıvrıla Yanar döner güzel doğu kozalarda ışır Bursa Asfalt övünedursun o yollardır öpülesi ANAKRONİZM Bir yıl kolay geçmez demiştin bin yıl geçti Köprülerin altından ters yönde aktı bunca zaman Sen şimdi bir manastırda saate bakıyorsun duadan önce Ben henüz Önasya'dayım vakit akşamdır Toprağı eşeliyor kısrağım huzursuz sana doğru Ufukları gözlüyorum elimde dürbin yüzüne hasret Gelip seni alacağım ayışığnda yollara düşme Gün gelir düğün yerimiz Haliç'tir Galata'dır Yıl dokuz yüz seksen dokuz İsa doğalı bin yıl olmamış Komşu evin radyosundan Bizans'ı dinliyorum Ağır bir günlük kokusu geliyor buhurdanlardan Artık duana başlayabilirsin vakit tamamdır. KUŞLAR Bağbozumunda kıpkızıl bir akşamda Bakır kanatlı demir gagalı iri kuşlar Önce ufuktan ufka gümüş çizgiler çekip Sonra çığlık çığlığa gökyüzünü yırttılar Kan revan oldu o gün masmavi kan Okyanuslar o zamandan beri mavidir Ve eş anlamdadır mezarla beşik O gün bugündür yer delik deşik O zamandan beri gök paramparça Bugün Kıbrıs'ın Rum kesiminde kalan, köy kılıklı bir kasabaydı Poli. Rahatlıkla 'kasaba' diyemediğim Poli'nin mahkemesi, polis karakolu, belediyesi ve doktorları, eczanesi vardı. Ama nüfusu, aklımda kaldığına göre bin'in altında kalıyordu. Bilmiyorum, belki bu yüzden, doğduğum yerin bendeki hatırası hep 'köy kılıklı' kaldı. Nüfusun yarısından

2 BALIK (Güneş ve Adam, 24. s.) Okyanuslarda yüzmüştü balık Ana balığın rahmine düştüğü günden beri Yeğ görmedi kuyruk sallamayı sığ denizlerde Büyük gemilerle selâmlaşn denizkızlarıyla geceleri Mercan denizlerinde iri mercan gözlü balık Şarkılar söyledi gümüşten pul pul öyküler dinledi Güvertelerinde batık kalyonların Şimdi bir çerçevede yağlıboya natürmort CİNAYET Güneşli uzak bir günden geceye kar yağıyor Karbeyaz yataklarda sen boylu boyunca gülbeyaz Bilemem kimler geçer aklından benimkinden yalnız sen Üç boyutlu bir rüyada sarhoş bense tedirgin kıskanç Tetiğe basıyorum bir gül düşüyor kurşun yerine Gülmekle ağlamak arası bir elinde o düşen gül Bana dönüyorsun apak duvağınla hayal meyal Eski resimler ve yıllar ötesinden yeminlerle Tetiğe yeniden bastığımın farkında değilim ah Bir daha bir daha dan dan bir gül daha bir gül daha MUM Bir mum yanar üşüşür gölgeler ürkek Sarı yalnızlığında uzayan mumun Erir damlalarda beyaz düşler üşür gölgeler Alabildiğine gergin camlar geceye karşı Eşya her parçada bir göz kesilir Bir mertek Filiz verir tavanda ürperirim Tozlu bir meydanda çatlak topuklu kalabalıkların uğultusu Aç ve çıplak sesler sızıyor kırmızı başlıklı gazeteden "Rüzgâr" şiirini okuyacak olurum Zambialı bir şairin buuuv buuuv Mum söner başlar camın ardında Ölüm Marşı ŞAFAKTA Cıvıl avıl dünya günün küçük saatlerinde Ki bir tomurcuktur açan korkusuz Atardamarlara sancılarla hodri meydan der İşaret parmağımla başparmağımı Birazdan yine şafak sökünce Memelerinin bereketinden Tanrıça Artemr Remüs'le Remülüs'üm diyerek enızirecek Bir şehir kuracağım harcı şiir Tüy kalemim ürpertilerle intizarda 'm/30; b TİANANMEN VE KİM-FU Pekin'e vardığın akşam bana bir haber sal unutma Bizim öbür ölülerle aşağı kahvedeyim Kâğıttan fenerini salla üç kez Sui-Lin Hangi meridiyende olduğunu bilmek güzel Perçemin düşmüş düzeltiver ben yapamıyorum anlar olur Ölmüşüm bak Asya gözlüm bir haber sal olduğun yerden Kâğıttan fenerini salla üç kez Sui-Lin - -- Tiananmen meydanında uykusuz genç ölüler İşte Kim-Fu dudaklanndaki ilk öpücük henüz ıslak "İnsan hakları"ndan bütünlemeye kalmaktı korkusu Ve bir sabah insan olmak utanandan öldü Kim-Fu İşte Yeng-Sun ki özgürlük üstüne doktora düşledi hep İşte onlar işte onlar uykusuz genç ölüler 3 Haziran aydınlığında özgürlük istiyordu Durum böyle Siu-Lin onlara ki birer candılar Çok dişli bir çark oldu kaderlerinde Sedd-i Çin Önce tek tek sonra çift çift ellerinde yürekleri Özgürlük için kav gibi için için yanarken Çin Ateşten bir çığ olup büyüdüler büyüdüler Tel tel bisikletleri panzerler kovaladı.. Ve gençler Sandeniz'e akan sular gibi harcandılar O gün bilsen ne meydandı Tiananmen Siu-Lin Tamam yüz bin zil sesiyle çınladı çın çın bütün Çin Bizim için Çin için bizim için Çin için çın çın çın Çok sürmedi ejderha ateşe kustu güzel Kim-Fu ve onlar San papatyalar gibi tek tek devrildiler İşte böyle Siu-Lin onlar ki birer candılar Sandeniz'e akan sular gibi harcandılar

3 BİZİM KÖY POLİ (En Eski En Uzak, 1988, ss.) Çoğu Rum, gerisi Türkrü. Rum komşularımızla oldukça yakındık. Kimi sokaklar ayn, kimi 'melez'di. Kesin şekilde ayrlmış mahalleler yoktu. Önceleri, yani Poli deresine inen yol üzerindeki evde otururken etrafımızdaki komşular Türkrü. Karşımızda Belediye kâtibi ve kantarcısı Hamdi Bey, yanımızda ve arkamızda arabaa Ahmet Yahya'lar vardı. Bizim evden çarşıya çıkan yolda sağlı sollu Türk evlerini hatırlıyorum: Osman Hasip Beyin evi, 'şen dul' Zilha Hanım (Zeliha olmalı), Sami Beyler ve diğerleri... Bizden sonra dereye inen yoldaki evler kanşıkü. Yorgancı Mahmut Hoca, un fabrikası sahibi Andrea, Emirali ve Rum Şanguda, bugün hatırlayabildiklerindir. Şanguda'yı, 'vraga'sı arkada sallana sallana yürüyüşü ile anımsarım. Zilha Haram, çocuk hayalimde ilk İstanbul imajını yaratan kimse idi. İlk kocasıyle İstanbul'a gidişlerini ballandıra ballandıra anlatırdı. Gerçi hayalimde, o bilinen silueti ile bir İstanbul oluşmuş değildi, ama Zilha Hanım'ın 'İstambol'u beni büyülemekten geri kalmazdı. Zilha Hanım, sanırım sonradan üç dört kez daha evlendi. Gelin 'onarır'dı. Mavi gözleri ve başından çıkarmadığı kahverengi çarşafı ile onu iyi hatırlıyorum. Yanaklarına sürdüğü allığı kimi kez fazla kaçıran altın dişli Güzeliye Aba (abla), hayalime işlenip kalmış bir resimdir. Kocası hamal Hulusi, akşamlan kan ter içinde, omzunda boş bir çuval, pantolonunun üzerinden salıverdiği bağrı açık gömleğiyle yalınayak bizim evin önünden geçerdi. Keskin bir Almancı idi Hulusi. Öyle bilinirdi. Evimiz, taş ve kerpiçten yapılmış iki katlı bir hanaydı. İki kanatlı, arkası demir kollu sokak kapımız bir söndürme (sundurma) ye açılırdı. Komşular bir lâsecik (lâhzacık) anneme uğradılar mı, onunla orada yârenlik ederlerdi. Bir minder vardı sündürmede. Konuk hanımlar oraya kurulur, sohbet öyle başlardı. Kıbrıs'ta âdettir, eve misafir geldi mi, önce ayağına sandalye konur, rahatça oturması sağlanır. Arkasından, sorgusuz ikram başlar; kahvenin ardından mezdekili (reçineli) badem ezmesi, kız memesi (grape fruit) ceviz veya turunç macunu (reçeli) sunulur. Konuğun önündeki sandalyeye konan tepside ayrıca bir bardak su bulundurmak, şaşmayan âdetlerdendir. Bizim evin bir iç avlusu vardı, çakıl taşlarıyle döşeli. Yaz kış akan iki çeşme, hamam, çamaşırlık, kerpiçten ekmek fırını ve bir kümes avluyu çevrelerdi. Hanaya dışarıdan, geniş bir tahta merdivenle çıkılırdı. Ve hanayın, alt kattaki mutfağın damına açılan penceresi, üzerinde beyaz kuşlar uçan perdesiyle evin en aydınlık penceresiydi. Yaz akşamlarında oradan çıkılan dama kimi kez biz çocukların yatakları serilir; iri iri, ışıl ışıl yıldızlara karşı uyuyakalırdık. Gündüzleri, Babya açılan o pencereden Akama'nın mor dağlan görünürdü. Dağ, uzaktan bakıldıkça dağdır. İçine girildikçe o gizemli güzelliğini kaybeder, alelade taş ve toprak olur. Görkeminden eser kalmaz dağın. Evde yalnız kaldığım zamanlar pencereden dama çıkar, dağla göğün birleştiği inişli çıkışlı çizgide kendime göre şekiller keşfederdim. O şekiller nîrengi noktalarım olurdu. Annemin, üstü bombeli süslü çeyiz sandığına basarak tırmandığım o pencereye, o mor dağlara hâlâ hasretim. Dere yolundaki evin merteklerini bile anımsarım. Uçlarına duvarların beyaz badanası bulaşmış, budak yerleri göz göz, sarı san merteklerdi. Çocuk uykularımda hiç saymadığım o mertekleri şimdi bölük pörçük uykularımda sayıyorum. Ninem öldükten sonra o evi kiraya verdik ve dedemin evine taşındık. Daha geniş, değişik bir evdi. Komşularımız Türk ve Rum, kanşıkü. Hemen önümüzde, sonradan eniştem olan Fuat'ın evi, yaramızda kansı Romanyalı şçiör Raifler, dış avlunun bitişiğinde, ileride sözünü edeceğim babaannem Perûze (Firuze olmalı) Haram ve antikaa Sıtkılar vardı. Evin arkasından geçen yolda Poli'nin en zengin ailelerinden İliyalar ve Rum dülger Karavoli'ler otururdu. Her iki Rum ailesinin güzel kızlarını unutmamışım. Kavruk ve esmer tipik Rum olmaktan uzak, uzun boylu, mavi gözlü ve bayaz tenliydiler. Sonralan, liseye başladığım yıl Karavoli'nin küçük kızı Elpitha'ya sevdalanmışum. Elpitha, bilmiyorum hâlâ oralarda ve öyle şirin mi?.. Bizim iki ev arkamızda teyzemlerin evi vardı. Orası benim çok sevdiğim bir uğrak ve duraktı. Kuzenlerim Kemal, Oktay ve Hüsnü ile yalnız kuzen değildik. Aynı çocuk dünyasını kavgasız gürültüsüz paylaşanlardık. Aklımıza estikçe, denize inen toprak yol üzerindeki bademliklere iner, çocukluk çağının boyutlarıyle bize uçsuz bucaksız gelen bahçelerde akşamı ederdik. En küçükleri Arif, bize kaulmıyacak kadar küçüktü. Poli Türkleri, civardaki Türk köylüleri ile ancak ana çizgileriyle beliren bir Müslüman Türk hayatı yaşarlardı. Rumlar da kiliselerine ve geleneklerine bağlıydılar. Her iki toplum dinsel günlerinde varlıklarım daha yoğun şekilde hissederlerdi. Ama taşkınlıkları yoktu. Birbirlerine saygılı idiler. Bugün bayındır bir kent olduğunu tahmin ettiğim Poli'de Türk evleri bayındır olmaktan uzaktı. Rum evleri güzel ve büyük evlerdi. Zengindi Rumlar. Alışveriş yerleri onlarındı. Kasabayı bir uçtan bir uca bölen caddenin iki yarandaki işyerlerinden ancak bir

4 kahve, Sabahattin Öney'in tuhafiye mağazası, iki kunduracı ve bir terziden ibaretti Türkler. Yalnız, bu noktada, o güçlü Rum çoğunluğa meydan okuyan bir Türk girişimciden, Ahmet Beyaz'dan söz etmeliyim. Ahmet Beyaz, Poli ile Lefkoşe arasındaki posta ve yolcu taşımacılığını üzerine alan, akıllı ve cesur bir adamdı. Rumların kendi otobüsleri vardı. Beyaz, Türkler için ayrı bir otomobil (o zamanlar 'otobüs' sözcüğü henüz bilinmiyordu) yazıhanesi işletiliyordu. Bu sayfalara aldığım resimli reklam, onun ne kadar düzenli bir hizmet vermek istediğini gösterir. Otomobil yazıhanesi, cami kahvesinin bulunduğu meydanda idi. Hareket saatlerinde, yaşlı gözlerle yolcusunu uğurlayanlar, öğleden sonraları saat üç sularında da Lefkoşe'den gelenleri karşılayanlar meydanda birikirdi. Öğrencilik yıllarımızda bu otomobillerle Lefkoşe'ye gider gelirdik. Önceleri, resimde görülen modeldeki araba ile yolcu taşınırdı. Reklâmda sözü geçen otomobil, on sekiz kişilik kapasitesi ile Beyaz'ın genişleyip güçlenmeyi amaçlayan girişiminin ifadesiydi. Rumlar, 1974 Türk çıkarması sırasında Ahmet Beyaz'ı barbarca öldürdüler. O zamanki Türk direniş teşkilâtının Poli sorumlusu ve Beyaz'ın yeğeni Fuat Otağ, amcasının nasıl öldürüldüğünü bir mektubunda şöyle anlatır: "Amcam, Poli ile Baf arasında her gün sefer yapıyordu. Örgüt yazılarını Rum postası ile Baf a göndermek mümkün olmadığı için onunla gönderirdik. Gelen yazıla da o getirirdi. Rumlar bunu pek iyi biliyorlardı. 22 Temmuz 1974'te çarpışmaların başladığı saat on iki sularında amcam, saklı olduğu evinde bir su evleğine yatarak yakındaki Hürriyet Okulu'na sığınmak istemiş, fakat pusuya düşürelerek öldürülmüştü." Poli Belediye Başkanı, uzun yıllar Bavlo adında zengin bir Rumdu. Şu anda garip bir çağrışımla köyün tek fahişesi aklıma geliyor. Güzel bir kadındı bu. Akşam üzerleri, sürekli kırılan bir dal gibi salına salına ana caddeyi bir baştan bir başa yürür, kimi kez elinde hurma yaprağına dizilmiş bir tutam yasemin, baygın bakışlarla kahvelerin önünden geçerdi. Türklerle Rumların ayn mahalleleri yoktu, ama kahveleri, buluşma yerleri kesin şekilde ayrılırdı. Türklerin, uzun yıllar babamın ve sonraları akrabadan İsmet Remzi'nin icar edip işlettiği vakıf malı bir cami kahvesi vardı. Kahvenin üst katı önceleri kıraathane idi. Sonraları Poli Türk Kulübü oldu. Kurucusu, kuzenim Kemal Feridun'du. Kabına sığmayan, dinamo tabiatlı Kemal! Onun özendirmesiyle gençler, zaman zaman Türkçe piyesler sahneye ko- yarlardı. 'Hicran-ı Ebedî', 'Gömdüğüm O Cihan' gibi 'ölümlü 'veremli dramlar... Gömdüğüm O Cihan'da veremli kız rolüne çıkan terzi İhsan, sonraları veremden ölmüştü. Bir ara Şinasi'nin, şair rolünü bana verdikleri 'Şair Evlenmesi' sahnelenmişti. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre'si de oynamış; başrolü 'irilerimizden HüseyinTuran üstlenmişti. Turan, o rolünü bugün göğüs geçirerek anlatır. Oyunlar, kimi kez okul avlusunda, kimi kez de Rumların Kilise Kahvesinde sahneye konurdu. O daracık çevrede ve Rumlarla hem iç içe, hem yan yana, yaşayan toplum hayatına rağmen, ilkel bir çerçeve içinde olmakla beraber Müslüman Türklüğümüzün bilincinde idik. Millî duygularımız, tek tek olaylarla zaman zaman parlar, ama kav gibi sessizce, içten içe yanardı. Günlerden bir gün bir Türk motoru gelmiş ve bu geliş, bizler için heyecan yaratan bir 'olay' olmuştu. Nihayet ufak bir motordu gelen, vapur değil. Motor sahibinin bıraktığı boş kibrit kutusunu hatıra olarak yıllarca nasıl sakladığımı unutamam. 'Kaptan'm Cami Kahvesine gelişinde babalarımız, ağabeylerimiz heyecan ve merakla etrafında toplanmışlardı. "Türkiye'yi merak etmeyin, hiç kimseden korkumuz yok. Rusya bir tehlike değil, ancak boş bir kütüktür..." demişti o motor kaptanı ve babalarımız, Türkiyemizin geleceğini güven içinde görmenin mutluluğunu duymuşlardı! Ara sıra, Lübnan'dan Lâtçi'ye motorlu mavnası ve oğlu ile, Muhammed adında kara şalvarlı, başı yün takkeli bir Arap gelirdi. Poli'ye gelişlerinde önce babamın Cami kahvesinde kahvelerini içer, sonra camide namaza giderlerdi. O zamanlar, 'Arap Uşağı' dediğimiz başka Arapların da Kıbrıs'a geldiğini anımsıyorum. Kız satın almaya gelirlerdi. Bayağı satılırdı Türk kızları. Mal gibi. Bu, normal bir 'kız isteme' olmaktan uzaktı. Esir satın olmaktan tek farkı, 'evlenmek' vaadi ile yapılmış olması idi. Parayı "bastıran' Arap, kızı alır giderdi. Belki bir daha dönmemek üzere. Belleğim beni yanıltmıyorsa, 'fiyatlar elli sterlin civarında idi. Kız babalarına kızlarını Araplara sattıran etkenler ne olabilirdi? Bu konuda, "Bir Zamanlar Kıbrıs'ta" adlı eserinde Haşmet M. Gürkan, çok ilginç ve iç sızlatan bilgiler verir. Poli'li Güzel Selise'nin başına gelenlerin, bu türden başlı başına bir dram olduğunu yazar Gürkan. L Yer yer sözünü ettiğim Poli camisi, 1571'de Türklerin Kıbrıs'ı fethinden sonra camiye çevrilmiş bir kilise idi. Yarım silindir biçimindeki tavanında, üstü beyaz sıva ile örtülmüş aziz resimleri vardı. Sıvalar döküldükçe azizler daha çok 'arzı endam' ederlerdi. Yıllarca sonra, yani 1963 olaylarının arkasından iki cemaat birbirinden tamamen ayrılıp da araya Birleşmiş

5 Milletler askerleri yerleşince, bizim cami ve okul Rum tarafında kalmıştı. Ondan birkaç yıl sonra Kıbrıs'a gidişimde, tehlikeyi göze alarak Rum tarafına geçtim. Geride bıraktığımız yerlerin ne halde olduğunu merak ediyordum. Caminin doğuya bakan penceresinden içeriye bakam. Yerde, sıva döküntüleri ortasında, sönmüş bir buhurdan vardı. Yine eski günlere dönüyorum. Çocukluk günlerine... Poli'deki cami, âdetlerimizin, inanç ve geleneklerimizin simgesiydi. Eski çan kulesi, dışardan çıkılan bir merdivenle minare olarak kullanılıyordu. Caminin imamı, ileride kendisinden uzun uzun söz edeceğim, sesinin güzelliğiyle de ün yapmış dedem Arif Hoca idi. Müezzini ise kardeşi Ahmet Yahya. Ama Ahmet Yahya'nın yalnız ramazanlarda müezzinlik yaptığı kalmış aklımda. Biz çocuklar ve daha irilerimiz, ramazanda yatsı namazında önce minareye çıkar, ilâhi okurduk. Caminin altına düşen yolun öbür tarafında Rum evleri vardı. Poli un fabrikasının sahibi Andrea'nın evi onlardan biriydi. Andrea'nın oğlu Stefani, azgın ve saygısız bir oğlandı. Biz minarede ilâhi okurken karşımıza geçer, bağıra bağıra bizimle alay ederdi. Cami ve onun kucakladığı Türk cemaati, küçük fakat sevimli bir Müslüman-Türk tablosu idi. Zaten yüzümüzü çevireceğimiz başka bir yer yoktu. Bayram sabahlan bu tablo daha da renklenirdi. Güneş, bir çift değneği (mızrak boyu) yükselince cemaat camiden çıkar, bir Müslüman Türk ruhu ile herkes birbiriyle bayramlaşırdı. Sözünü ettiğim yıllar, Ata'nm hayatta olduğu; Türkiye Cumhuriyetinin ve Atatürk devrimlerinin yeşerdiği yıllardı. Kıbrıs'taki küçük varlığıyle Türk, hayran olunacak bir bağlılıkla o devrimleri yakından takip ederdi. Hutbelerde ve dualarda Atatürk'ün adı ve Türkiye Cumhuriyeti eksik olmazdı. Arif Hoca'nın, her hutbesinin sonunda "Mustafa Kemal'imizi ve Cumhuriyetimizi muammer eyle Yarabbi..." diye yakarışı, o zamanki çocuk kulaklarımızdan bugüne uzanan hoş bir ilâhi gibidir. Halkımız, cahili ve okumuşu ile anavatan sevgisinde bütünleşirdi. Türkiye, toprak ve ülke olarak daha çok 'Anadol' diye anılırdı. Nedense 'Anadolu' denmezdi. Türkiye'ye gidenler için de, sanki Türkiye başka bir ülke değilmiş gibi, bir baş işaretiyle 'karşıya gitti' derlerdi. Bu gizemli 'karşıya' gidiş, bizim için İzmir'in Karşıyaka'sına geçiş gibiydi. Arada sadece bir körfezin, bir gönül körfezinin öbür kıyısı vardı. Kıbrıslı Türkler, Türkiye Cumhuriyetine ve Atatürk devrimlerine bağlılıklarını başından beri içtenlikle göstermişlerdir. Özellikle kıyafet ve harf devrimleri Kıbns'ta derhal yankılanmış ve uygulanmıştı. 'Püsküllü belâ' fesin nasıl yırtılıp atıldığını değerli araştırmacı Harid Fedaînin yazılarından öğreniyoruz. Harid Fedaî, Yeni Kıbrıs'ın 1986 Haziran sayısında fesin atılmasıyle ilgili çok ilginç bir sahneyi nakleder. Sabahattin İsmail ve Ali Nesim'in, yeni Türk harflerinin o zamanki Kıbrıs Türk basınında nasıl heyecanla uygulandığını anlatan yazılan, Kıbns Türklerinin Atatürk devrimlerine nasıl sarıldığını gösteren çok değerli araştırmalardır. Benim Poli ilkokuluna başladığım 1930'lu yılların tâ başında Kur'an sûrelerini içeren kurşuni kapaklı, yeni harflerle basılmış küçük kitabı çok iyi anımsıyorum. 'En Eski - En Uzak' anılarımda bile. Poli Türkleri ara smda, imamlığı dolayısıyle sanklı fes giyen dedemden ve yine ilmiye Sınıfından Hoca Menteş Efendi'den başka hiçbir fesli baş yoktur. Babam genellikle başı açık gezerdi, ama bir de ellibeş numara fötr şapkası vardı! İnsan yetilerinin en oynak olanı bellek mi dersiniz? Fes, fötr şapka derken çağrışımlar sürüyor. Şu anda aklıma, Poli civanndaki Limni bakır madenlerini işleten İngiliz şirketinin müdürü Mr. Nevitt ve 'helmet' veya 'safari' dedikleri türden şapkası geldi. Nevitt, haki 'helmet'i ve kısa pantolonlu elbisesiyle hafızamda kalan ilk koloniyal tip İngilizdir. Dört yara açık ve çıtalı otomobiliyle Poli'ye gelip gittiğini hatırlıyorum. Yalnız postaneye uğrar, kimseyle konuşmadan döner giderdi. Nevitt'ten başka, birgün Poli'ye gelen İngiliz valinin başındaki çok renkli tüylerle süslü şapkayı anımsıyorum. Cami kahvesinin bulunduğu meydana İngiliz bayrakları ile süslü bir kürsü kurulmuş, vali oradan halka seslenmişti. Arkasında, başı fesli Türk kavas Sami Efendi duruyordu. Hep merak etmişimdir, adaya gelen İngiliz valilerinin kavaslarının Türk olması Türklere duyulan güvenin bir işareti miydi? Yoksa bu, bir fanteziden mi ibaretti? Birinci ihtimal oldukça zayıf; çünkü İngilizler, adada bulundukları dönem boyunca hep 'abalı'ya, yani Türk'e vurmuşlardır. 'Serpuş'tan söz ederken, İkinci Dünya Savaşı'nm başında Poli'ye karargâh kuran, başı türbanlı Hintli askerleri nasıl anımsamam? Sanırım yalnız subaylar türban giyerdi. Erlerinki 'kep'ti. Bu erler, kantinlerinden aldıkları İngiliz sigaralarını gizlice halka satarlardı. Kıbrıs, tarih öncesi çağlarda üç kez deniz altında kalıp çıkan, sonradan çeşitli uygarlıkların doğup iz bıraktığı bir eski medeniyetler müzesidir. Çocukluğumuzda, yüksek tepelerde bile deniz kabuklan bulurduk. Binlerce yıllık fosiller, çocuk ellerimizin hoyratlığında ufalanır giderdi. Hiçbiri bizim için bir anlık hayretten öteye değer taşımazdı.

6 Taş, tunç ve demir çağlan; Romalılar, Fenikeliler, Bizanslılar, Venedikliler ve Türkler, toprak altında ve üstünde sayısız eserlerle Kıbrıs'ta iz bırakıp geçtiler. Bizim Poli'de, caminin altına düşen arazi setinde toprakla oynarken heykelcikler, testi parçalan bulur, yine o çocuk umursamazlığı içinde atardık. Ama yetişkinlerimizden, bu işi zenaat ve kazanç haline getiren bir komşumuz vardı. Geceleri gizlice mağara kazar ve çok kıymetli şeyler bulurdu. Gündüzleri duvara, geceleri 'defineci' olan komşumuz, akşam üzerleri tertemiz kıyafetiyle, düz saçları arkaya taranmış, elinde palmiye yaprağına dizilmiş yasemin olduğu halde cami kahvesinde şöyle bir görünür, sonra kayıplara karışırdı. Defineci, dedemlerin dış avlusunun sokak tarafına bakan bir hanayda otururdu. Kansını hatırlıyorum. Kadın, siyah çarşafı ve açık renkli gözleriyle belleğimde bir mozaik parçası gibi duruyor. Bugün ne zaman Ahmet Muhip Dranas'ın Fahriye Abla'sını okusam, o kadın aklıma gelir. O çocuk yaşımda ona garip bir yakınlık duyardım. Hanayın merdivenlerini sık sık çıkar, komşu hanımla beraber olmak isterdim. Üst basamaklarda şarkı söylerdim ona... O da arasıra bize gelir, kızkardeşimle bana 'mesel' anlatırdı. 'Tahir ile Zühre'yi söylerdi. Elli yılın ötesinden sesini duyar gibiyim: - Kuş musun kervan mısın '" Dertlere derman mısın Sana bir nâme versem Tahir'e sunar mısın - Kuş ta ben kervan da ben Dertlere derman da ben Bana bir nâme versen Tahir'e sunarım ben Komşularımızın sonradan bir oğullan olmuştu. Adını T koymuşlardı. Aradan uzun yıllar geçti ve Rumlar Tyi şehit ettiler. Poli Türkleri, Rumların barbarlığı kadar mücahit Tyi de unutmadılar. Kahramanlığı dillere destan oldu. *** Bugün, Poli'nin kâğıt üzerinde topografyasını çizgilerle göstermeye kalksam beceremem. "Kör ölür, badem gözlü olur" diyenler olur mu, bilemem; ama köyümüz çocukluğumda da badem gözlüydü, sonraları da Nisan sonlarında trenle Berlin'den dönerken bulunduğum kompartmanda tanıştığım bir genç kadm, Dr. Erica Mahr, bana bunu doğruladı. Tanıştıktan sonra, nereli olduğumu sormuştu Erica Mahr. Kıbrıslı olduğumu söyleyince, "Poli'yi bilir misiniz?" demesin mi! Heyecanım ve yılların içime yığdığı nostalji, bir yumruk gibi boğazıma tıkandı kaldı. Meğer Erica, Kıbns'ın Rum kesimindeki tatilinden ayağının tozu ile dönmüştü. Beraber Poli'nin topografyası kabardı içimde. İtalya'nın güzel Toscana bölgesini gezdiğim zaman da gözümün önünde Poli canlanmıştı. Güneyden akıp gelen, köyü kıyısından sıvazlayıp Limni'de denize dökülen dere, onun öbür yakasında kalan geniş narenciye bahçeleri ve beri yakasında yükselen tepeler üzerinde bereketli topraklanyla Poli'nin diri bir kadın göğsü gibi kabaran coğrafyası, Erica'nın sesiyle hayalime yeniden çiziliyordu. Ne olağanüstü bir rastlantı idi bu... Berlinli genç doktor Erica Mahr, Alâeddin'in lâmbasından mı bulunduğum kompartmana düşmüştü? İlk şaşkınlığım geçince Erica'yı soru yağmuruna tuttum. Yol arkadaşımın mavi gözleri, Poli'nin daima bulutsuz göğü gibi berrak ve Akdeniz gecelerince ışıl ısıldı. Belli ki orada güzel günler geçirmişti. Ama ben, Erica'ya başka ne sorabilirdim? Aradan kaç on yıl geçmiş, oralarda kimbilir neler neler olmuştu. Doğduğum yer Poli, hâlâ 'O Belde' miydi? O 'En Eski - En Uzak'ların bozulmuş, değişmiş olmasından korka korka, ona kıyısından kenarından somlar sormaya devam ettim. Erica bir ara beni o yıllara çivileyiverdi. Sebze hali (bandabuliyo)'nin karşısına düşen kahvede oturmuş, kahve içmiş... O kahve, şimdiye kadar sözünü çok ettiğim Cami Vakfı kahvesiydi ve orayı yıllar yılı babam işletmişti. 'Bandabuliyo'nun karşısına düşen kahvede, esmer ve sessiz bir çocuğun şimdi buruk bir nostaljiden ibaret kalan yılları birbirini kovalamıştı. Benim çok duygulandığımı görünce Erica söz verdi; orada çektiği resimlerden bana da gönderecekti. Aradan bir hafta geçmedi ve Erica sözünde durdu. Gönderdiği on resimden bazıları Poli'nin uzaktan görünümünü, bazılanrıda Podamos ve Akama sahillerini gösteren renkli fotoğraflardı. Teknik bakımdan mümkün olmadığı için kitaba alamadığım bu fotoğrafları avuntu resimleri olarak saklıyorum. Poli'deki Türk 'ilk mektep'i ve cami, aynı avluya ve bahçeye açılırdı. Türklerin varlığını temsil eden bu 'külliye', bizler için bir manevi nirengi noktasıydı. Ramazanlarda camiden ablan iftar topu civardaki köylerde de yankılanır, oralardaki Türkler ona göre oruç bozarlardı. Ve ramazan akşamlarında Poli'nin yarım minaresine asılan kandiller, oradan okunan ezan ve ilâhiler, kiliselerden gelen çan seslerine karşı Türk varlığını simgeliyordu. Poli'de Türk ve Rum toplumları iç içe miydi, yan yana mıydı, gibi bir soru sormak mümkündür. Beraberliğimiz,hiç kuşkusuz sadece selâmlaşmaktan daha ileri bir anlam taşıyordu. Biraz da zorunluydu bu yakınlık. Ticaret yerlerinin Rumların elinde oluşu, Türkleri oralardan alışverişe zorluyordu. Zaman zaman açılan Türk dükkânları ömürlü olamıyordu.

7 Daha önce değindiğim gibi, kesin şekilde ayrılmış Türk ve Rum mahalleleri yoktu. Ayrı ve karışık olduğumuz sokaklar vardı. Daha belirli bir deyim bulmak gerekirse, Türkler ve Rumlar, manevî bakımdan, yani inanç, kültür ve gelenekleriyle asla içice olamayan, çaresizlik yüzünden yan yana iki toplumdular, demek yerinde olur. Rumlarla aramızda kültürel ve sosyal bakımlardan bir düzey farkı vardı. Şüphesiz, bunda İngilizlerin öteden beri izledikleri ayrılıkçı ve Rumları koruyucu politikaları büyük rol oynuyordu. Biz, yasalara saygılı ve halimizden memnun kaldıkça zorlanıyorduk. Rumlar hükümete küfür ve isyan ettikçe 'iltifat' görüyor, kayırılıyordu. Bir babanın, edepsiz çocuğunu susturmak için onun her istediğini yapması gibi. Doğal olarak, bu Rumları koruyucu politika, her iki toplumun sosyal yapısına, eğitim ve kültürüne de yansıyordu. Rumlar, öğretmenlerini, ders kitaplarını anavatan saydıkları Yunanistan'dan rahatça getirirken biz, okullarımıza 'Türk okulu diyemiyor, bayrağımızı asamıyorduk. Adadaki tek Türk lisesinin adı Kıbrıs İslâm Lisesi idi! Oysa aramızda ne Araplar, ne Acemler ne de Peştular vardı. Türklerle Rumlar arasında kişisel dostluklar nâzik, fakat seyrek ve yüzeyde idi. Karışık evlilikler, her iki toplumun da 'aforoz' şiddetiyle yasakladığı şeylerdi. Rum komşularla ilişkilerimiz, günlük hayatın tabiiliği içinde ve kibarca idi. Bizim azınlıkta olmamızın verdiği dil ve kültür ezikliği yüzünden, selamlaşmalarımız Rumca olurdu: 'Galimera. Galispera. Giriye veya Giriya!" Onlar da bunu, çoğunlukta olmanın verdiği tabiî bir imtiyaz kabul ederlerdi. Unutulmasın, ben bunları yazarken, büyük kentlerdeki duygusal dalgalanmalardan uzak, Poli gibi ufak bir kasabadaki hayatımızı anlatıyorum. Bizdeki dalgalanmalar, ancak zaman zaman dinsel ve millî günlerde çocuklar veya gençler arasında kendim gösterir; büyükler karışmazdı. Ada genelinde ise adımız, 'Balyo Turko - Kötü Türk' idi. Bayrağımızın rengine hakaret olsun diye Rumlar, "Kırmızıyı deliler sever" derlerdi. Bizim onlar için kullandığımız çirkin deyimler var mıydı, hatırlamıyorum ve sanmıyorum. Yalnız, Rumların eğlence ve Paskalya zamanlarında Türklerin söylediği: Bugün pazar Urumlar azar Şapkayı satar Şaraba basar (harcar) tekerlemesi kalmış aklımda... Bunun dışında sessiz, 'başına vurulup lokması elinden alınabilen' bir top lumduk. Rumların gerçekten şapkalarını satıp parayı şaraba harcayıp harcamadıklarına gelince... Benim anımsadığım kadarıyle, şapkalarını satmak şöyle dur sun, üzerine bir yenisini daha alırlardı. Daima iyiyi ve güzele giden biz değildik, onlardı. Eskiden Türklerin, Türk idaresinde bir refah dönemi yaşadıkları her halde doğrudur. Fakat anlatılan başka bir nokta da o refah döneminde bazı şımarık zenginlerin bank notlarla sigara yaktıklarıdır. Yani, bu doğru ise, 'şap kayı satıp şaraba basan' veya 'har vurup harman sa vuran' onlar değil, bizlerdik. Sonraki ekonomik gelişmeler de ada genelinde bunu doğrulamıştır. O zamanki durumun sosyolojik değerlendirmesini yap mak gerekirse, gerçekçi bir teşhisle, hasta bir top lumduk. Yasalara saygılı ve uslu bir toplum olmak başlıca özelliğimizdi. Rumlara karşı toplumsal ve bireysel davranışlarımız da birer 'reaksiyon'dan ibarettti. Yirminci yüzyılın başından beri daima 'ilk çıkış'ı yapan; bir dâva, bir 'hak' peşinde koşan onlardı. Özelliklerimizi bilen Rumlar, bilinçli ve millî bir çerçeve içinde 'lokma'mızı elimizden almaya devam ettiler. Kıbrıs Türkünün kendi içinde daima milliyetçi duygularla dolu olduğu, Anavatan Türkiye'yi kendi Kabe'si bildiği gerçektir. O kadar ki, Kemalettin Kamu'nun 'Kabe Arabın olsun/çankaya bize yeter' dizeleri Poli köyünde bile dil ve yüreklerimizde yan kılanan bir ses olmuştu. Ama bizim bu tür millî duy gulanmalarımız, romantik ve içe dönük bir heyecan olmaktan ileri gitmiyordu. Bir dâva toplumu karakteri göstermekten uzaktık. Nihayet 1930'larda uyanışımız da bir reaksiyondan ibaretti. Onyılın başlarında Rumlar, Yunanistan'la birleşme peşinde İngiliz Vali Konağını yakacak kadar ileri gidince tehlike çanlarını duyabildik. Necati Özkan, Doktor Fazıl Küçük ve sonraları Rauf Denktaş, o uyanışın öncüleri oldular. Bilinçli örgütlenmeler onlarla başladı. Atatürk, mükemmel bir 'aksiyon' adamıydı. Yeni Türk devletine dinamik bir karakter kazandırmak başlıca ideali idi. Ülkenin mütevazı imkânlarına ve zayıf ekonomisine rağmen, içerde ve dışarda reaksiyon yaratan, söz dinleten bir dış politikası ve dünya görüşü vardı. Bu da geniş ölçüde kendi aktif ve güçlü kişiliğinden geliyordu. Hatay sorunu ulusun istediği sonuca bağlandığı günlerde kendisi son derece hasta ve Türkiye, dev gibi ekonomik sorunlarla karşı karşıya idi. Ordusu bir tehdit unsuru değildi. 'Yurtta sulh, cihanda sulh' devletin ve ordunun temel felsefesi idi. Atatürk'ün, o 'Güneş Adam'ın ömrü yetseydi belki de Kıbrıs'ı bir çıban başı olmaktan kurtaracaktı.

8

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 01-05 HAZİRAN 2015 01 HAZİRAN PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

İSTNBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU BALIKLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILARI

İSTNBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU BALIKLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILARI İSTNBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU BALIKLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILARI Renk: kahvrengi,siyah,beyaz Zıt: kızgın-korkmuş,hızlı-yavaş,canlı-cansız,şişman-zayıf,ön-arka,altında-

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ .İLKBAHAR HAFTASI .SAĞLIK HAFTASI .POLİS TEŞKİLATI HAFTASI .23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ .İLKBAHAR HAFTASI .SAĞLIK HAFTASI .POLİS TEŞKİLATI HAFTASI .23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ.İLKBAHAR HAFTASI.SAĞLIK HAFTASI.POLİS TEŞKİLATI HAFTASI.23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI YARATICI ETKİNLİK: İlkbahar konumuz ile ilgili artık malzemelerden(su şisesi,pul,boncuk

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Aile nedir? *Ailemizi tanıyalım. *Ailemizdeki büyüklerin isimlerini öğrenelim. *Akraba ne demek öğrenelim. *Arkadaşlık nedir?

Detaylı

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ 1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ BAKİ SARISAKAL 1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ BİNALAR VE ARAZİ LİSTESİ Manastır Vilayetinde Nüfus Cemaati İslam Ulah ve Rum Ermeni Bulgar Yahudi

Detaylı

7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET. 1. A: Adın ne? B:... a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex

7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET. 1. A: Adın ne? B:... a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex 7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET ADI SOYADI: SINIF: TARIH:.. 1. A: Adın ne? B:. a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex 2. Senin adın ne? a) Benim adım Sana b) Senin adım Sana

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

- 61 - Muhteşem Pullu

- 61 - Muhteşem Pullu Asaf Bey Çıkmazı Kabaltısı Sancak Mahallesindedir. Örtüsü sivri tonozludur. Sivri kemerle güneye ve ahşap-beton sundurmalı sivri kemerle kuzeye açılır. Üzerinde kesme ve moloz taşlardan yapılmış bir ev

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

A) kanepe B) televizyon C) masa D) buzdolabı

A) kanepe B) televizyon C) masa D) buzdolabı 8CD 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET ADI SOYADI: SINIF: TARIH:.. 1. Eşyalardan hangisi oturma odasında bulunmaz? A) kanepe B) televizyon C) masa D) buzdolabı 2. Ağaç nerede? A) bahçede B) yatak

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri. Sohbetler

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri. Sohbetler Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *19-22 Nisan Dünya Kitap Günü hakkında sohbet ediyoruz. *Kitap nedir? *Kitap ne işe yarar? Faydaları nelerdir? *23 Nisan tarihi

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar.

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar. 04.12.2015 Denizyıldızı Sınıfı ndan Merhaba; Bu hafta, Gökyüzü ve Uzay konusuna giriş yaptık. Konumuzu Gökyüzü ve Uzay olarak iki başlığa ayırdık, bu hafta Gökyüzü konusunu işledik. İlk olarak gökyüzü

Detaylı

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır.

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır. Yönler ve Yön Bulma Nerede olduğumuzu anlatmak, bir yeri bulmak veya bulunduğu yeri tarif edebilmek için yönleri kullanırız. Yön, belli bir noktaya göre, bir yerin bulunduğu taraftır. Evimizin, okulumuzun,

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez DESTANLAR VE MASALLAR Masal samed Behrengi Küçük Kara Balık Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez Yayın

Detaylı

~_.)u J!Yu!J.,,r-{;--~'.::.-9if~ı:ı>'!/,..

~_.)u J!Yu!J.,,r-{;--~'.::.-9if~ı:ı>'!/,.. j ~_.)u J!Yu!J.,,r-{;--~'.::.-9if~ı:ı>'!/,..!r islam MiMARi MiRASINI KORUMA KONFERANSI THE CONFERENCE ON THE PRESERVATı"ON OF AACHITECTURAL HEAITAGE OF ISLAMIC CITIES 22-26/4/1985 ISTANBUL ~"":"'.;.-;.:.

Detaylı

05/09/2015 ÖZEL ASÇAY ANAOKULU 3 YAŞ GRUBU HAFTALIK BÜLTEN

05/09/2015 ÖZEL ASÇAY ANAOKULU 3 YAŞ GRUBU HAFTALIK BÜLTEN 05/09/2015 ÖZEL ASÇAY ANAOKULU 3 YAŞ GRUBU HAFTALIK BÜLTEN BU HAFTA NELER ÖĞRENDİK *Dünya Çocuk Gününü kutladık,dünyamızda bizden başka çocuklarda olduğu ve bütün çocukların birbirinden farklı ve özel

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 15 ARALIK PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. İstedikleri ilgi köşelerinde(evcilik, kitap, puzzle,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Çiçekleri tanıdık. Çiçekleri gözlemledik. Çiçek türlerini isimlendirdik. Çiçeklerin birer canlı olduğunu öğrendik. Farklı çiçeklerin

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır?

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır? İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI Mevsimler Geçtikçe Doğadaki Canlıların Yaşam Biçimleri de Değişir Konusu İle İlgili Neler Biliyoruz? Ece S. : Yaz mevsimi olunca hayvanlar daha da heyecanlanır.

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ Seyir Defteri Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 10. YIL ÖZEL SAYISI 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ GÖNÜL DOSTLARIMIZ SUMMA A.Ş. AKIN GÖKYAY

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal: Paylaşalım bunları adlı hikâyemizi biz hazırladık. Tekerlemeler:

Detaylı

Hürriyet yazarı Gila Benmayor,bugünkü yazısını TURMEPA nın bir araştırmasından yola çıkarak kaleme almış.

Hürriyet yazarı Gila Benmayor,bugünkü yazısını TURMEPA nın bir araştırmasından yola çıkarak kaleme almış. İçinden deniz geçen sohbetlerin ana konusudur denizciliğimiz ve denize bakışımız. Yelkene ilgi yok. Basın yelken haberlerine yer vermiyor diye yakınırız. Peki deniz bu ilgiden payına düşeni alıyor mu?

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Doğruluk ile ilgili sohbet ediyorum. Sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız konulu sohbet

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 4 YAŞ GÖKKUŞAĞI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI. Tekerlemeler: Kartal ve tırtıl tekerlemelerini öğreniyorum.

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 4 YAŞ GÖKKUŞAĞI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI. Tekerlemeler: Kartal ve tırtıl tekerlemelerini öğreniyorum. FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 4 YAŞ GÖKKUŞAĞI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal Tekerlemeler: Kartal ve tırtıl tekerlemelerini öğreniyorum. Bilmeceler:

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı