UYAN TÜRKİYEM 7 DERLEME

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "UYAN TÜRKİYEM 7 DERLEME"

Transkript

1 UYAN TÜRKİYEM 7 DERLEME

2 İçindekiler Hocayı fena atlattılar!.. Ahmet Takan 27 Mart 2015, YENİÇAĞ GAZETESİ Vatan partisi gereksinimdir Ali Nejat Ölçen 1 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Türkiye de yozlaşma! Nereye gidiyoruz? Arif Bingöl 03 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Onlarla gurur duyuyorum Aydın Uluçam Üniversitelerden Erdoğan a tepki Ayfer Çalıkıran 10 Mart 2015, TARAF GAZETESİ Düşüş böyle başlar Ayşenur Arslan 25 Mart 2015, YURT GAZETESİ Kahin miydi bu adam Aziz Nesin Liberal darbe Barış Tınay 27 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ Son pişmanlık fayda etmez Bedri Baykam 10 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ CHP adayları ve parlamenter durumlarımız... Bedri Baykam 24 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ Dünyadan bir atlı geçti Bekir Coşkun 3 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Aldatıldık diyerek kurtulamazsın Bekir Coşkun 21 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bir haysiyet anıtı yapılsın Bekir Coşkun 25 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Nusret in 26 mayını ve Cumhuriyet donanmasının ruhu! Cem Gürdeniz 8 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Öteki Kemal den kurtulmamız şart Av. Cemil Can 34 Doğu Perinçek Esad la yapılan görüşmeyi değerlendirdi Doğu Perinçek 4 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ...37 Emekli Korgeneral Ayhan Taş: Neden Vatan Partisi nde birleştik? Doğu Perinçek 10 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ...40 En son yutturmaca! Emin Çölaşan 3 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Anayasayı tanımıyormuş! Emin Çölaşan 4 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ İçi yakılan öğretmenim Emin Çölaşan 8 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ AK MİT! Emin Çölaşan 11 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Uyanıkların parasını ödeyen biz kerizler! Emin Çölaşan 20 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Aldatılmış! Emin Çölaşan 21 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Karpuz çatladı, ortadan yarıldı Emin Çölaşan 24 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ UYAN TÜRKİYEM 7

3 İktidarda metal yorgunluğu! Emin Çölaşan 25 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Kemal Kılıçdaroğlu CHP nin başına nasıl getirildi? İşte Hopkins raporu! Emin PAZARCI 24 Kasım ipte 2 cambaz Enis Berberoğlu 23 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Milli sabrın ateşle imtihanı Ertuğrul Özkök 12 Mart 2015, HÜRRİYET GAZETESİ Restorasyon hükümetine hazır olun! Gürkan Hacır 13 Mart Dayatmaya ret tavrı Güngör Mengi 11 Mart 2015, VATAN GAZETESİ İktidarın günahları Güngör Mengi 20 Mart 2015, VATAN GAZETESİ Terörle müzakere Güngör Mengi 22 Mart 2015, VATAN GAZETESİ Büyüyemiyoruz, yavaşlama sürüyor Güngör Uras 23 Mart 2015, MİLLİYETGAZETESİ Hakan Fidan pimi çekecek mi? Gürkan Hacır, 10 Şubat Basın açıklaması Aziz Türk Milleti nin tüm kadınlarına Haluk Dural Ermeni Soykırım yalanı ve AB Parlemantosu nun yargıya müdahalesi Haluk Dural 15 Mart Ermeni Soykırım iddiaları hukuk dışıdır Haluk Dural 16 Mart Cumhurbaşkanına örtülü ödenek vermek anayasa ihlâlidir Haluk Dural 28 Mart Türkiye ABD nin sömürgesi değildir Hayati Asilyazıcı 15 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ İğrenç oyun Hüsnü Mahalli 15 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ YGS sonuçları kötüydü, şimdi daha kötü: Öğrencilerin %5 i üniversite düzeyinde sayılır Prof. Dr. İbrahim Ortaş 22 Mart 2015, MİLLİYET GAZETESİ Okulu terk etmede Avrupa birincisiyiz İlhan Sevin 26 Mart 2015, YURT GAZETESİ Ayrışmaya doğru mu? Çatışmaya doğru mu? İsmail Hakkı Pekin 12 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ AKP de VATAN paniği! İsmet Özçelik 4 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de ölümle tehdit İsmet Özçelik 6 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP gidince!.. İsmet Özçelik 8 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de sular durulmuyor İsmet Özçelik 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP nin haberi var, ama..! İsmet Özçelik 13 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de moraller bozuk! İsmet Özçelik 14 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP-PKK/HDP kavgası (!) sahte! İsmet Özçelik 20 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de öncü deprem! İsmet Özçelik 22 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP darmadağın! İsmet Özçelik 23 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de saflaşma! İsmet Özçelik 25 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ yılda 225 dev şirket yabancıların eline geçti Mehmet Akkaya 25 Mart 2015, AYDINLIKGAZETESİ DERLEME 3

4 Yeni anayasa başkanlık ve özerklik Mehmet Ali Güller 1 Şubat 2015 AYDINLIK GAZETESİ Irak ve Suriye de AKP-PKK ortaklığı Mehmet Ali Güller 3 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Perinçek-Esad buluşmasının anlamı Mehmet Ali Güller 4 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Davutoğlu nun IŞİD itirafı Mehmet Ali Güller Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP, paketi PKK onayıyla bölecek Mehmet Ali Güller 7 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Fidan Erdoğan a rağmen aday olamadı Mehmet Ali Güller Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Erdoğan aldanmakla aldatıyor Mehmet Ali Güller 21 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Öcalan ın Eşme ruhu nun anlamı Mehmet Ali Güller 23 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Tayyip Erdoğan Açılım a karşı mı? Mehmet Ali Güller 24 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Apo kazandı T.C. kaybetti! Mehmet Türker 1 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Vatana ihanet!.. Mehmet Türker 3 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Takkeli başkan!.. Mehmet Türker 4 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Sarayların sultanı Savarona da!.. Mehmet Türker 6 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Tayyip e uçan saray, askere uçan tabut!.. Mehmet Türker 7 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Saltanatın sonu geldi!.. Etekleri tutuştu!.. Mehmet Türker 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Devlet idaresini oyuncak ettiler!.. Mehmet Türker 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Aralık olmasaydı!.. Mehmet Türker 14 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ AKP tepetaklak!.. Mehmet Türker 18 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Türkiye Allah a emanet!.. Mehmet Türker 21 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Kiziroğlu Ahmet zor durumda!.. Mehmet Türker 24 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ UYAN TÜRKİYEM 7

5 Ar damarı çatlayınca Mehmet Y. Yılmaz 12 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ Ya ittifak yaparlarsa? Mehmet Y. Yılmaz 20 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ AKP kazanırsa istikrara veda! Mehmet Y. Yılmaz 31 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ İsrail Ürdün de ABD Diyarbakır da Mehmet Yuva 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AK PKK çözüm mü? Melih Aşık MİLLLİYET GAZETESİ Japon kalkınması Metin Aydoğan 6 Mart Ege ve Akdeniz deki tam 16 küçük ada vatan parçası değil mi? Mustafa Mutlu 7 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP den seçim rüşvetleri için torba yasa kazığı! Mustafa Mutlu 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Kindar nesil, işte böyle yetiştiriliyor! Mustafa Mutlu 24 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Kimler yönetiyor? Naci Beştepe 09 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Vatanı satmak sarayla olur! Necati Doğru 1 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Geriliyor! Geriliyor! Kopacak! Necati Doğru 6 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Ekonomide yangın! Saray da panik! Necati Doğru 7 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Birbirinin ciğerini biliyorlar! Necati Doğru 25 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bağırsakları Lağım olmuş parti! Necati Doğru 28 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ ABD Esad ı seçti Nilgün Cerrahoğlu 17 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ Çözüm sürecinden sürecin çözülmesine Nilgün Cerrahoğlu 24 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ Org. Özel... Eski defterler! Okan Müderrisoğlu 19 Mart 2015, SABAH GAZETESİ Bir siyaset bilimcinin yorumu: Orhan Bursalı 1 Mart Türkiye nin sorunları Örsan K. Öymen 15 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ PKK gizlemiyor perdeleyen AKP Rafet Ballı 4 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Tayyipsiz AKP için düğmeye basıldı Rafet Ballı 22 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ DERLEME 5

6 AKP deki kavganın şifresi: Hedef AKP-CHP koalisyonu, görev Kürt açılımı Rafet Ballı 24 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Hergele! Ben Türk oğlu Türk üm! Rahmi Turan 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ege de 16 Türk adası Yunan işgalinde! Rahmi Turan 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Tecavüzcüleri savunuyorlar! Rahmi Turan 15 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ben bu gençlerle gurur duyuyorum Rahmi Turan 16 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ah AKP! Ülkeyi yakacaksın! Rahmi Turan 18 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Türkiye, kocaman bir hapishane oldu! Rahmi Turan 26 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Yaşam mücadele demektir* Rennan Pekünlü 11 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Türkiye nin esas derdi bu kafa Rifat Serdaroğlu 16 Mart Başsavcı Cihaner tam can damarlarına dokunmuş! Rifat Serdaroğlu 16 Mart Sultanlar da ölür Rifat Serdaroğlu 17 Mart Ha Şeyh Sait ha Öcalan Rıza Zelyut 24 Mart 2015, AYDINLIKGAZETESİ CHP de turuncu devrim Rıza Zelyut 31 Mart 2015, AYDINLIKGAZETESİ Sağ-sol değil Kürtçü-Vatansever kavgası! Sabahattin Önkibar 3 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Yeni mankurtluğun amentüsü Sabahattin Önkibar 13 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Bahçeli ye seçim öncesi yeni görev! Sabahattin Önkibar 20 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Tayyip te 74 senatör ve darbe paniği! Sabahattin Önkibar 21 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Yeni anayasa Sabih Kanadoğlu PKK silahı bırakmaz. Çünkü Saygı Öztürk 1 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Kozmik Oda nın sırları Saygı Öztürk 17 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Erdoğan ile ruh durumumuz aynı Selin Ongun 23 Mart 2015 CUMHURİYETGAZETESİ Barış ve huzura nasıl ulaşılır? Semih Koray 6 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ UYAN TÜRKİYEM 7

7 Son fırsat mı tarihsel fırsat mı? Semih Koray 27 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Ermenistan ilk başbakanı vetaşnak Partisi Liderinin kitabı İngilizce, Almanca ve Türkçe. İTİRAF: Taşnak Partisinin yapacağı bir şey yok, Türkler Haklıydı. Sefa M. Yurukel AKP nin kaybettiği topraklar Soner Yalçın 1 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bellek siliciler Soner Yalçın 3 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ vekil şifresi Soner Yalçın 11 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bozkurt mu? Mankurt mu? Soner Yalçın 27 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Yalaka Şahin Mengü 2 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Ülke tam bir cinnet halinde Şahin Mengü 5 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Ortadoğu da yalnız kalan Türkiye Şahin Mengü 9 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Çok ortaklı vatana ihanet suçu Şahin Mengü 19 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Ah o ilkel zihniyet! Tokmak Rahmi Turan 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Hepsi fos çıktı! Tokmak Rahmi Turan 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Atmayın efendiler! Tokmak Rahmi Turan 12 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Vay hainler! Tokmak Rahmi Turan 14 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Hoşgörü sıfır! Tokmak Rahmi Turan 16 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Burası Türk ülkesi değil mi? Tokmak Rahmi Turan 17 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Türkiye için dört kritik tarih Tolga Tanış 22 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ Faşist ve diktatör Türker Ertürk 4 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Belki de doğrusu... Türker Ertürk 5 Mart Faşist nedir? Türker Ertürk 5 Mart İleri demokrasi Türker Ertürk 6 Mart İstifanız için daha ne olmalı? Türker Ertürk 7 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Bizi rezil ettiniz! Türker Ertürk 9 Mart Kimin çıkarına hizmet? Türker Ertürk 9 Mart Diktatörlük yasası Türker Ertürk 10 Mart Hedef sizsiniz? Türker Ertürk 12 Mart Hepinizin kapısına dayanacaklar Türker Ertürk 12 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ DERLEME 7

8 Maval okumak Türker Ertürk 13 Mart 2015, Cemaatin mesaj tipleri Türker Ertürk 15 Mart 2015, İLKKURŞUN GAZETESİ Pensilvanya dan hedef gösterildik! Türker Ertürk 16 Mart Amiral Souchon Türker Ertürk İLKKURŞUN GAZETESİ 18 Mart Ya İstiklâl, ya ölüm, tam bağımsız Türkiye! Türker Ertürk 18 Mart Cemaat çıkar örgütü mü? Türker Ertürk 21 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Hizadan çıktı Türker Ertürk 22 Mart Numaralı Tehdit Türker Ertürk 23 Mart Emperyalist işbirlikçi zihniyet Türker Ertürk 24 Mart Son mektup Türker Ertürk 26 Mart Kripto cemaatçiler Türker Ertürk 26 Mart 2015 İLKKURŞUN GAZETESİ Her yerdeler!... Türker Ertürk 27 Mart Paralel devlet yapılanması Türker Ertürk 28 Mart Murat Özenalp i anıyoruz Türker Ertürk 30 Mart Atatürkçü olmak Türker Ertürk 30 Mart Hizmet bunun adı Türker Ertürk 30 Mart Affetmem, affedeni hiç affetmem Türker Ertürk 30 Mart 2015, İLKKURŞUN GAZETESİ Bölücü anayasa masasını yine deviririz! Ufuk Söylemez 5 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ B. Nemstov u da, H. Dink i de öldürten aynı üst akıl mı? Ufuk Söylemez 10 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Elveda üniter devlet elveda Cumhuriyet!.. Uğur Dündar 4 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Çıldırmış bunlar!.. Uğur Dündar 5 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ İktidarın ekonomi efsaneleri iflas etti, büyük çöküş başladı Uğur Dündar 22 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Türkiye bağırsaklarını temizliyor!.. Uğur Dündar 26 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Emperyalizm denilen vampir Müslüman kanına doymuyor!.. Uğur Dündar 28 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Bu da bizim 10 maddemiz Yalçın Bayer 4 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ ülke 7 denizi birleştiriyoruz Yunus Soner 3 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Günümüzde Kemalist devrim ve işçi sınıfı Yıldırım Koç 17 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ. 341 ABD de 7 Haziran heyecanı Yılmaz Polat 31 Mart 2015, YURT GAZETESİ UYAN TÜRKİYEM 7

9 Dolar Yılmaz Özdil 1 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Facianın sorumlusu CHP olur Yılmaz Özdil 2 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Yaşar Kemal Yılmaz Özdil 3 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ hepözdepdephadep dehapdtpbdphdp yle mnpmsprpfpakp mutabakata vardı Yılmaz Özdil 4 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ucube Yılmaz Özdil 5 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Aktronot Yılmaz Özdil 6 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Lojman Yılmaz Özdil 6 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ CHP ye komplo mu kurulacak? Yılmaz Özdil 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Arınç a suikast palavra çıktı Yılmaz Özdil 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Siren sesi Yılmaz Özdil 13 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Little Lucy suikasti Yılmaz Özdil 14 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Onbeşliler gidiyor Yılmaz Özdil 17 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Asrın vebali Yılmaz Özdil 21 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Melih Gökçek doğru söylüyor Yılmaz Özdil 26 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Emekliye ikramiye caiz mi? Yılmaz Özdil 27 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Akademisyenlerden başkanlık sistemi bildirisi 09 Mart Çanakkale yasağını TGB kaldırttı 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Kürdistan için Türkiye den toprak alınacak 12 Mart 2015 YURT GAZETESİ Türkiye den toprak alınmalı 12 Mart 2015 YURT GAZETESİ Suriye sınırı PYD ye Türkiye hattı PKK ya 16 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Erdoğan kaçarsa sürpriz olmaz 18 Mart 2015 VATAN GAZETESİ ADD`den Danimarka da `Türkiye nereye gidiyor` paneli 2 Mart VATAN da birleşin 1 Mart Avustralya başbakanın sözleri Atatürk ün İsmet Paşa ya mektubu...yıl Melih Gökçek ten Bülent Arınç hakkında şok ifadeler!. 23 Mart Türkiye de Her 100 kız öğrenciden 40 ı liseye gidemiyor! 23 Mart egitim/her-100-kiz-ogrenciden-40i-liseye-gidemiyor.html DERLEME 9

10 Ahmet Takan 27 Mart 2015, YENİÇAĞ GAZETESİ Hocayı fena atlattılar!.. Mardin Mazıdağı Operasyonunu Başbakan medyadan öğrendi.. AKP içinde savaş baltalarının gömüldüğü görüntüsüne aldanmayın. Bir süredir milliyetçi oylara yönelik manevralar yapan hükümete çakarken izleme heyetini gazete ve televizyonlardan öğrendim diyerek Davutoğlu ve muhaliflerine yeni ayarlar veren Recep Erdoğan, Başbakan a çok ince bir gol attı. Yıllardır TSK nın terör bölgesinde operasyon talepleri valilerin sumenleri altında beklerken Mardin Valisi nin PKK operasyonuna neden izin verdiği mevcut milliyetçi oylar sıkıntısı yüzünden beni pek de hayrete düşürmemişti. Yine de işi kurcalarken oldukça ilginç(!) bilgilere ulaştım. Şöyle; \cbpat3\ltrpar\sl276recep Erdoğan, AKP nin Habur sendromuna girerek milliyetçi muhafazakar oylardan olmaya başladığını gördüğü için anketlerden yola çıkarak terör bölgesinde operasyon yapılmasını istedi. Erdoğan saraydan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan a ve eski İçişleri Bakanı Efkan Ala ya (sarayda özel odada çalışmalarına devam ediyor) talimat verdi. Ala- Fidan ikilisi de ilk nokta olarak zaten TSK nın var olan operasyon talebi üzerinden Mardin i seçti. Birden bire, GES Komutanlığı / Bayrak Garnizonu nun devredildiği MİT ten nokta istihbaratlar gelmeye başladı. Vali onaylı / talimatlı operasyon gerçekleşti. Ancak MİT istihbaratının çoğunun boş çıktığı da operasyonda görüldü. Efkan Ala, Mardin Valisi ni direk talimatlandırırken Başbakan Davutoğlu na haber verilmedi. Hoca yıllar sonra kışladan çıkarılan askerin operasyonunu Genelkurmay açıklamasından sonra medyadan öğrendi. Bu durum, Saray ile Başbakanlığı tekrar karşı karşıya getirdi ama Davutoğlu yine sessiz kalmayı tercih etti. Erdoğan ın Cizre / Lice / Nusaybin / Silopi / Yüksekova da yaşanan PKK/KCK icraatlarına, özerk bölgelere, kantonlara sessiz kalıp, Mazıdağı nda boş operasyon yaptırmasına herhalde aklı başında kimse terörle mücadele diyemez ama şu soruyu da sormak lazım; Recep Erdoğan ve yakın halkası terörle mücadelede samimiyse terör bölgesindeki valilerden her gün istenen ve devamlı yenilenen tüm operasyon taleplerine neden izin verilmez? Terör örgütünün, Türk milleti üzerinde travma etkisi yapan Dağlıca ya saldırması da her iki tarafın da milliyetçi oylar hesabı yaptığı sırada danışıklı dövüş mü sorusunu akla getirmiyor değil!.. 10 UYAN TÜRKİYEM 7

11 AKP de soğutulmaya çalışılan kavgaların diğer cephesine geçelim. Kabinede bazı bakanlar kamuoyu önünde televizyonlardan Erdoğan fırçası yemekten çok rahatsız olduklarını sohbet toplantılarında paylaşmaya başladı. Yahu eskiden telefonla aranır fırça yerdik şimdi televizyonlardan canlı yayında yiyoruz. Keşke eskisi gibi olsa diyenler var. Milletvekili listelerinin verileceği 7 Nisan çalışmaları için Davutoğlu bu sıralar AKP den hiç çıkmıyor. Asıl ilginç olanı ise Söğütözü ndeki AKP Genel Merkezi nin de fiziki olarak ikiye bölünmesi. Genel Başkan, 7-8. kattaki çalışmaları çok yakından takip ediyor. Saray a bağlı olan 4-5. kattaki (Mustafa Şentop un kapattığı alan) yere ise uğramadığı söyleniyor. Davutoğlu, kendine ayrılan bölümde Beşir Atalay ile birlikte harıl harıl çalışıyor. Davutoğlu-Atalay ikilisinin çalıştığı üç konu var; 1- Milletvekili Aday Listesi 2- Seçim Beyannamesi 3- İl ve İlçe Seçim Mitingleri\ 85 Aday listesi alternatifli hazırlanıyor. A planına göre, Saray ın hiç müdahale etmeyeceği(!) hesaba katılarak tamamen kendi istedikleri isimlerle dolu. B planındaki listede ise, saray görünümlü kendi adamlarının olduğu bir liste olacak. Bu liste saray makyajlı ama içerik kendilerine ait. Zaten isimlerde tek tek aranarak, Erdoğan sizi tercih ediyor biz de bunu dikkate alarak sizi listeye koyuyoruz, inşallah ilerde uyumlu bir çalışma sergileriz deniliyor... İkinci çalışma ise seçim beyannamesine yönelik. Burada, başkanlık sistemine bir parça değinelim Saray ın gazını alalım havası var. Asıl vurgulanacaklar demokratik haklar, kültürel haklar, anayasal haklar, kadına şiddet, ekonomide mikro adımlar, yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık konuları olacak. Bunları beyannameye yazarken yine saray öfkesi hep hesap ediliyor. Üçüncü çalışma ise mitingler, eğer saray çözüm sürecine daha fazla diklenmezse mitinglere doğudan başlanacak.yoksa Karadeniz ve İç Anadolu dan başlanacak mitinglere. Sizin anlayacağınız Davutoğlu ve ekibi ikili bir çalışma yürütüyor.tabi, Saray ne kadar nefes almalarına müsaade eder ise!.. Bugünlük son not; Bülent Arınç-Melih Gökçek kapışmasının ardından AKP de yolsuzlukla mücadeleyi de biz yaparız algısı için yeni bir tezgahın hazırlıklarına başlandı. Başbakanlık Müfettişleri şimdiden 2 büyük ilin belediye başkanı ve 5 gözde ilçe belediye başkanıyla ilgili çalışmalar başlattı. Haa!.. Kulağıma gelenlere göre bir de Ankara da önemli bir üniversite var. Melih Gökçek in bile feda edilmesine an meselesi diyenler var. AKP de şu tartışılıyor operasyonlara 7 Haziran öncesi başlasak mı daha iyi olur yoksa seçim sonrasına mı bırakalım? DERLEME 11

12 Ali Nejat Ölçen 1 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Vatan Partisi gereksinimdir Aydınlarımızın çoğunluğu geneli dışlayarak ayrıntıları irdeledikleri için aralarında anlaşmazlık yaratmanın uzmanı olmuşlardır. Vatan Partisi nin oluşumunu yaratan koşulları görmezden gelerek Doğu Perinçek in kaç oy aldığını tartışmaya girişmeleri bunun kanıtı. Oysa: AKP iktidarının ulus-devlet bütünlüğüne ve Cumhuriyet karşıtlığına karşı çıkması gereken siyasal partilerin (CHP, MHP dahil) çene yarışını sürdürmeleri ve umursamazlıklarının doğal sonucu olarak doğmuştur Vatan Partisi. İhanet-cehaletcinayet üçgeninde emperyalizme teslimiyete karşı Taksim Gezi Parkı nda başlayan toplumsal uyanış, milyonların Anıtkabir e akımı, Arslanlı Yol daki devinim BOP karşıtı yeni bir siyasal Parti yi, Vatan Partisi ni yaratmıştır. O partinin doğuşunu sağlayan Doğu Perinçek in sadece özverisi değil aynı zamanda Kemalist doğrultudaki özgüvenidir. Misak-ı Millî sınırlarımızın kuşattığı vatanımıza, ulus devletimize, o devletin Cumhuriyetine ve o Cumhuriyetin bilimi en gerçek yol olarak gören kültürüne sahip çıkmayı amaçlayan Doğu Perinçek in genel başkanı olduğu Vatan Partisi dışında bir başka siyasal parti gösterebilir misiniz? Üyesi olduğum CHP de Genel Başkan Yardımcısı olan kişinin Atatürk e kefere demesi tepkisiz kalabiliyorsa ve Cemaat denilen ABD kucağındaki örgütlere yanaşmayı içine sindiriyorsa, Vatan Partisi nin, doğuşu tarihsel diyalektiğin doğal sonucu olacaktı elbet. Türkiye mizde, BOP un eşbaşkanı olduğunu söyleyen bir kişi CHP nin katkısıyla 12 UYAN TÜRKİYEM 7

13 milletvekili olabiliyor ve o milletvekili, başbakan olduğunda Bize görev verildi diyebiliyor ve Çankaya yı terk ederek Kaç-Ak Saray a yerleşiyorsa, Vatan Partisi elbet bir gün doğacaktı. Misak-ı Millî sınırlarımızın kuşattığı vatan bildiğimiz toprağımızda devletine, o devletin Cumhuriyetine sahip çıkacak bir partiyi ulusumuz elbette yaratacaktı. Perinçek, siyaset ve devlet adamları arasında bu hareketin öncülüğünü üstlenmiş kişidir ve genel başkanı olduğu siyasal partinin yeni oluşumun içinde erimesine razı olmuştur. Vatan Partisi nin ABD-AB emperyalizmine karşı ülkemizin ulusal birliğini temel alarak korumasına yardımcı olmak yurtseverlik görevi olmuştur. Burada yardımcı olmak deyimini özellikle tanımlamak gerekir. Nasıl yardımcı olabiliriz. Bizler için temel sorun şimdi, Vatan Partisi nin kuruluş amacının dışına çıkmasına izin vermemek olmalıdır. Yardımcı olmanın temel koşulu budur. Örneğin: 1. Misak-ı Milli sınırlarımızın kuşattığı vatan bildiğimiz toprağımızda bir tek devlet var olacaktır. O devlet Türkiye Cumhuriyeti dir. 2. Türkiye Cumhuriyeti devleti, bölünmez bir bütündür ve koruyuculuğundaki ulus, etnik, inançsal ve ideolojik farklılığı, barış içinde birlikte var oluş koşulu kabul edecektir. 3. Yasama, yargı ve yönetim erkleri ayrımı, aslında Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusuyla birlikte var oluşunun güvence kaynağı olarak, iletişim ve eşgüdüm birlikteliğini korumakla kendilerini görevli sayacaklardır. 4. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusuyla birlikte var oluşunu sonsuza kadar korumayı görev kabul eden erklerin Türk Silahlı Kuvvetleri dahil, hiçbir siyasal tercihin etkisi altına girmeksizin kendi işlevini sürdürecek donanıma, o donanımın görev bilincine dokunulmazlığı koşul kabul edecek ve bu koşulun anayasal hukuku yaratılacaktır. 5. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusuyla birlikteliğinin temel koşulunu tam bağımsızlık ilkesi sağlayacaktır. Ulusal çıkarları zedeleyen tüm anlaşmaların yok hükmünde sayılmasının olanakları yaratılacaktır. 6. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan hukuksuzluğun faşizmi, insan temeline dayalı hukuka dönüştürülecektir. 7. Mustafa Kemal Atatürk te birleşmenin temel koşulu olarak Vatan Partisi nin tüm program ve ilkeleri tam bağımsızlığın kaynağı olan ekonomi programı ndan çıkacaktır. O ekonomik programda dört temel ilke gözden uzak tutulamaz. Örneğin: a. Açık vermeyen denk bütçe ile dış ve iç borca dayanmayan planlı sanayileşme, monetarizmi temel alan paranın para kazandırdığı ekonominin ticaretten uzaklaştırılarak sanayiye aktarımın sağlanması. DERLEME 13

14 b. Planlı sanayileşmede programa alınacak yatırımların gerçekleşmesi için kendine yeterli ekonominin kurumsallaşması; açık deyimiyle yatırım harcamasının kendisini geri ödeyen artı değer yaratmasının temel koşul kabul edilmesi ve bu koşulun karma ekonomiyle sağlanması. c. Özel ve kamu sektöründe yaratılacak artı değerin yeniden sermaye dönüşümünde emeğin, üretim kararlarına ve artı değerin bölüşümü kararlarına örgütlü katılımının sağlanması. d. Kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine almak için öncelikle Türk Lirası nın dışındaki tüm yabancı paraların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kayıtlarında yer almasının sağlanması. Karma ekonomi koşulunda faizi paranın arz-talep dengesi yaratacak ve siyasal kararın etkisi dışına çıkarılması gibi. 8. Yukarıdaki koşulların toplumlaşması için ilkokulda başlayan öğretim düzeninin tüm aşamalarında bilimi, en gerçek yol gösterici kabul eden sorgulamalı deneysel eğitim süreci nde gerçekleşmesi sağlanacaktır. 9. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Misak-ı Millî sınırlarımızın kuşattığı vatanımızda, ulusun uzun erimli çıkar ve yararını koruyacak yönetim biçimini sağlayabilmesi için devlet ve siyaset adamı yetiştirmenin temel koşulu, kamusal yönetimde ve eğitim sisteminde topluma-doğaya yarar yetisi temel ölçüt alınacaktır. 10. Özetle tüm kurum ve kuruluşlar kamu ve özel sektörde olsun saydam, denetime açık olmayı sağlayan hukuksal ahlâk ögesi yaratılacaktır. Vatan Partisi nin başarısı için bu 10 koşula uyulmasını sağlayacak katkıların toplum tarafından özümsenmesi ve Vatan Partisi nin yönetiminin bu 10 koşulun gerçekleşmesini sağlayacak olan toplumsal örgütlenme özgürlüğü, yeniden yaratılmalıdır. ZIT KUTUPLARIN BİRLİĞİ Vatan Partisi ne denetleyerek sahip çıkmak her yurtseverin görevi ve işlevi olabilmelidir. Çünkü Adaletsiz ve Kalkınmasız Partiyi (AKP) tarihin karanlığında yok edip sorunlarını kendisinin çözeceği Türkiye yi yaratabilmek gerekir. Tüm yurtseverleri Vatan Partisi ne önerili gözetim ile katkıda bulunmaya çağırıyor bunu yurtseverliğin koşulu kabul ediyorum. Karl Marx ın zıt uçların buluşması kuramını Vatan Partisi nin oluşum ve gelişiminde görmek yadırganmamalıdır. Tarihin ve doğanın diyalektiği çoğu kez bu kurama gereksinim duyar. Böyle biline, kabul edile UYAN TÜRKİYEM 7

15 Arif Bingöl 03 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Türkiye de yozlaşma! Nereye gidiyoruz? Türkiye de iç içe geçmiş o kadar çok sorun var ki! Türkiye nin sorunları ve Türkiye de yaşanan yozlaşma hep konuşulur, ancak hiç çözülmez! Türkiye de yaşanan yozlaşma, biz kabul etsek de etmesek de, görsek de görmezden gelsek de bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Her geçen gün daha da yozlaşıyoruz ve yozlaştırıyoruz. Daha da önemlisi henüz bunun tam olarak farkında değiliz. Sorunlarımızdan kaçarak ve onları görmezden gelerek bir yere varamayacağımız açıktır. Türkiye Cumhuriyeti nin kurulmasıyla birlikte ümmetten millete, kuldan özgür bireye bir geçiş öngörülmüştür. Cumhuriyetin yönetici kadrosu bütün bunları gerçekleştirebilmek için özellikle fikri yozlaşmanın ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyordu. Çünkü her yozlaşmanın temelinde fikri bir yozlaşma vardır. Bu nedenle devrimler akıl ve bilimin yol göstericiliğinde yapılmıştır. Köklü bir fikri değişim ve dönüşümü gerçekleştirme noktasından hareket edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ün vefatıyla başlayan ve bugün de devam eden süreçte çağdaşlaşma ve bireyselleşme kesintiye uğratılmıştır. Yozlaşma ise daha da derinleşerek ve yaygınlaşarak günümüzde ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bizi insan yapan insani niteliklerimizi unuttuk. Kendimizden başkasını düşünmez, bizden olmayanı anlamaz olduk. Hayatın bu koşuşturmacası içinde bir şeyler kazanmak isterken neleri kaybettiğimizi bir an olsun durup bir düşünelim! Aynı binada oturduğunuz komşularınızdan kaçını tanıyorsunuz? En son kime el uzattınız? Stresli bir hayat yaşadığımız kesin. Devamlı bir yerlere yetişmenin, elimizdeki işleri bir an önce bitirmenin telaşı içindeyiz. Çoğu zaman hayatı ıskalıyoruz. Bizi modern köleliğe sürükleyen sistemin, bize dayattığı hayatı yaşamak zorunda kalıyoruz. Güzel ve değerli olan zordur. Emek ister, sabır ister... Genelde kolaycılığa kaçıyoruz. Her şeyi kolayca tüketiyoruz: Aşkları, dostlukları, sevgiyi, saygıyı... Türk insanı her geçen gün tarihine, diline ve dinine karşı hem yabancılaşıyor hem de duyarsızlaşıyor. Tarihi ve kültürel değerlerini kaybediyor. Bireysel ve toplumsal sorunlar içinden çıkılması zor, karmaşık bir hale geliyor. Geçim sıkıntısı, ekonomik zorluklar hepimizin belini büküyor. Yaşamak, her geçen gün daha fazla mücadeleyi gerektiriyor. Var olan ekonomik sistem, refah içerisinde mutlu bir yaşam sürmemizi engelliyor. Demokrasiyi içselleştirememiş, içi boş siyaset geleceğimizi tüketiyor. Bürokrasi çıkmazı içindeyiz. Aklı ve bilimi rehber edinmemenin, insana değer vermemenin beraberinde getirdiği yozlaşmaları yaşıyoruz. Bu hali pür melalimizden silkinip kurtulmalı ve artık üç maymunu oynamayı bırakmalıyız. Yozlaşmaya karşı mücadele etmek adına küçük de olsa bir adım atmalıyız. Bunun için en başta okumalı, düşünmeli ve sorgulamalıyız!... DERLEME 15

16 Aydın Uluçam Onlarla gurur duyuyorum Vatanımızı, şerefimizi, yediğimiz her lokmayı, aldığımız her nefesi, her şeyimizi borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Atatürk ümüz! UYAN TÜRKİYEM 7

17 Bunlar da, soldaki rahmetli Büyükannem Afife Nadide Batur (Annemin Annesi) sağdaki, İstiklal Gazisi, Kd. Jan. Alb., rahmetli Büyükbabam Mustafa Asım Batur. Atatürk ün Zabit i. İstiklal madalyası bana miras olarak intikal etti. Canım gibi muhafaza ediyorum. Bu insanlar, modern, normal ibadetlerini yerine getiren ve şimdikiler gibi fanatizme saplanmayan, Müslüman insanlardı. Ortadaki de benim Bunlar da, rahmetli Annem, Fatma Güzin Batur ve rahmetli Babam Mehmet Ali Uluçam. Fotoğraf, daha ben dünyada yokken, 1940 da Taksim, İstiklal Caddesi girişinde çekilmiştir. Annem,1930 lu yıllarda lise mezunu. Biliyorsunuz, 1950 lere kadar lise mezunu erkekler yedek subay oluyorlardı Babam ise, Atatürk Bursu ile Budapeşte de okumuş, Ziraat Mühendisi ve Bahçe Mimarı. Taksim Gezisi, Yıldız Parkı ve Emirgan Parkı nı yapan adam. Rahmetli Babası Ali Rıza Uluçam da Atatürk ün Ankara Bahçeler Müdürü idi. Ağaç bitmez denilen Ankara yı ağaçlık yapan, parklarla donatan adam. Hepsine Allah rahmet eylesin, sizin büyükleriniz dahil. Ne yazıktır ki bu güzel insanların, hayatları pahasına bize armağan ettikleri Türkiye Cumhuriyeti malum bazı melunlar tarafından yıkılma, parçalanma sürecindedir!... Ona, canımız pahasına sahip çıkalım!... Önümüzdeki seçimlerde derslerini verelim!... Aydın Uluçam DERLEME 17

18 Ayfer Çalıkıran 10 Mart 2015, TARAF GAZETESİ Üniversitelerden Erdoğan a tepki Hukukçular ve akademisyenler, Anayasa ve Başkanlık Sistemi ile ilgili bir metin kaleme aldı. Pek çok önemli ismin imzaladığı metinde Başkanlık Sistemi nin kişiye özel olduğu ve bunun rejim değişikliği anlamına geldiği belirtildi. Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Prof. Dr. Büşra Ersanlı nın da aralarında olduğu otuz akademisyenin ortak açıklamasında Başkanlık Rejimine ilişkin görüş bildirildi. REJİM DAYATMASI Metinde demokrasi açığının kapatılması için yeni düzenlemeler yapılması gerektiği vurgulanırken, sorunlara Türkiye ye özgü deneyimler ve çağdaş demokrasilerin çözüm biçimleri ışığında çözüm bulunması gerektiği belirtildi. Metinde son dönemlerde, anayasa raporları ve önerileri ile kaydadeğer çalışmalar gerçekleştirdiği vurgusu yapıldı. Öncelikli olarak yapılması gerekenin, erkler ayrılığı çerçevesinde parlamentonun etkinliğinin artırılması ve yargı bağımsızlığının sağlanması olduğuna değinildi. Çok yönlü denge ve denetim düzeneğine de vurgu yapılan metinde şu ifadelere yer verildi: 18 UYAN TÜRKİYEM 7

19 Cumhurbaşkanı güdümünde yürütüldüğü görülen ve kişiye özgü bir Başkanlık Rejimi nin inşasına dayalı çalışmalar, izlenen usul ve hedef bakımından demokratik usullere yabancı olmakla kalmayıp, Anayasa dışıdır. Türkiye, yeni bir rejim dayatmasıyla karşı karşıyadır. Türkiye nin Osmanlı daki parlamenter deneyim ile birlikte yüzyılı aşkın süredir denediği parlamenter rejimi işler kılma yerine, herhangi bir ilke tartışması yapılmasına olanak tanınmaksızın, yeni bir rejim dayatması karşısında bulunuyoruz. DÜNYADAN KOPMA Bunun, Anayasa dışı yollarla ve devletin bütün olanakları kullanılarak yapılmaya çalışılması, hukuken kabul edilemez. Bu süreçte, kimi akademisyenlerin anayasa hukuku ve siyaset bilimi verilerini çarpıtarak kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yapması esef vericidir. Kişiye özgü bir rejim kurmanın Türkiye yi dünya sisteminden koparma riski içerdiğinin vurgulandığı metinde iktisadi ve sosyal alanda da olumsuz sonuçların meydana gelmesinin muhtemel olduğu belirtildi. Otuz akademisyen, son olarak Türkiye nin demokratik gelişimi konusunda her türlü katkıyı sunmaya hazır olduklarını dile getirdiler. DERLEME 19

20 Düşüş böyle başlar Kaçak Saray daki Bakanlar Kurulu toplantısı öncesindeki var-yok atışması.. Merkez Bankası gerginliği.. Hakan Fidan tartışması.. RTE nin hükümete Dolmabahçe ayarı.. İmralı ya İzleme Heyeti bilmecesi.. Ve derken Arınç ın isyanı, Gökçek in ti-fitlemesiyle alevlenen Hükümet/Saray anlaşmazlığı.. Dahası var elbette. Ama, bu kadarı bile bir hadise var can ile canan arasında dedirtmiyor mu! Ayrıca, AKP içindeki fokurtular Ankara kulislerinde yankılanmıyor mu! RTE nin cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamasından önce, şöyle bir benzetme yapmıştım: Belli yaşa gelen kadınlar, yüzleri ile vücutları arasında seçim yapmak zorunda kalırlar. Zayıflarsanız yüzünüz çöker.. Yüzünüz gerginleşip güzelleşirse, bu, kilolar aldı başını gidiyor anlamına gelir. Teşbihte hata olmaz. RTE için de KENDİSİ İLE PARTİSİ ARASINDA BİR SEÇİM yapmak zorunda demiştim. Cumhurbaşkanı olursa, partisi ile bağlarının (eşyanın tabiatı gereği) zayıflayacağını ve bunun da AKP yi güçsüz düşüreceğini iddia etmiştim. Hele, önümüzde çok kritik bir seçim olduğunu düşünürseniz. Bugün olan, budur. RTE, seçimini yaptı. Şimdi bedelini ödemek zorunda. Ödeyecek. *** Bir vakitler, RTE ile Gülen arasında gerilim var dediğimizde hemen yalanlamalar yağmıştı. Hatırlayın. Onlar kardeşti. Asla ayrılamazdı. Bu söylentileri çıkartanlar da (biz) münafıklardı. Sonrasını biliyorsunuz. Sonra, RTE ile Gül arasında gerilim var dedik. Yine köpürdüler. Yine yalanladılar. Onlar (üstelik ölümüne) kardeşti. Et tırnaktan ayrılmazdı. Bu söylentileri çıkartan, AKP yi yıpratmaya çalışan (biz) fitnecilerdi. Bundan sonrasını da biliyorsunuz. Şimdi yine yalanlayacaklar. BİZ AYRILAMAYIZ diye şarkılar söyleyecekler. Nitekim, Başbakan Davutoğlu, dün Konya da ortaya çıktı. Kardeşlik mesajı verdi: Dün gece de ailecek bir aradaydık. Şunun için zikrediyorum. Cumhurbaşkanıyla bizim buluşmamız olağanüstü bir durum değildir. Dostluğu geçmişe dayanan yakın arkadaşlar olarak da her zaman görüştük, görüşürüz. Görüşmüşler. Hem de AİLECEK görüşmüşler. Yani, ortada çatlak patlak yokmuş. Bu arada ne görüştüklerini merak edenlere de Cumhurbaşkanımızla ne konuştuğumuz sadece beni ve kendisini ilgilendiren husustur buyurmuş. Doğru ya! Biz onların hayatlarının hikâyesinde birer figüran, hatta ayrıntıyız. Ne konuştukları bizi ilgilendirmez. Haddimiz değil. Onlar konuşurlar.. Türkiye yi ERDOĞAN DEVLETİ haline getirip, Davutoğlu nu o devletin kâhyası tayin etmek için plan yaparlar.. Size ne! Yani, bize ne! Biz kimiz! *** 20 UYAN TÜRKİYEM 7 Ayşenur Arslan 25 Mart 2015, YURT GAZETESİ

21 Tabii şimdilik. Pek yakında bütün kutular açılacak. Tüm kötülükler itiraf edilecek. Hepsinin hesabı sorulacak. Ben demiyorum. AKP grubundaki kendi arkadaşları söylüyor bunu. Dün, Ankaralı birkaç meslektaşımla görüştüm. Kendileri de çok net yazamadığı için isimlerini veremiyorum.. Ama söylediklerinin ortak noktasını şöyle özetleyebilirim: Meclis teki iktidar kulisinde bile gruplaşmalar dikkati çekmeye başladı. Hele sizi yalnız yakalarlarsa bazı AKP li vekiller neler anlatıyorlar neler.. Üstelik yakınmalar, sadece 68 ler, yani üç dönem kuralı yüzünden yeniden seçilemeyecek olanlar arasından değil, diğerlerinden de geliyor. Anlatılanlar arasında, akçeli iddialar da var.. RTE nin çığırından çıkmış yönetim anlayışından kaynaklanan sıkıntılar da. Bir meslektaşım, Babacan meselesinin ciddi bir sarsıntı yarattığını söyledi. Hayır, Merkez Bankası tartışması yüzünden değil.. Bu tartışma sırasında, RTE nin kılavuzu Yiğit Bulut un, Babacan için PARALELCİ imasında bulunması yüzünden.. Melih Gökçek in de Arınç için bunu söylediğini hatırlayın.. İş, kurucularına PARALELCİ suçlamasına kadar varmışsa, o partiden hayır gelir mi? Bütün bunlar + işsizlik + doların artışıyla gelen korkunç yük + paralelci operasyonları ile tıkanan bürokrasi + AB ve genel olarak batı ile gerginleşen ilişkiler Bu denklemde sonucu tahmin etmek için dahi ya da kahin olmaya gerek yok. Bana Ermeni dedi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek maşallah Predatör gibi! Her yere, herkese yetişiyor. Arınç ile atışmaları arasında bir haberle daha dikkatimi çekti. Yazar Hayko Bağdat a 10 bin liralık manevi tazminat davası açmış. Neden mi? Hayko, hani devlet büyüklerimiz arada bir afedersiniz Ermeni falan diyor ya.. Bu söyleme ironik bir gönderme yapmak için olsa gerek Başkenti resmen Ermeni ye vermişler. Yazıklar olsun diye tweet atmış. Gökçek Bey, işte buna bir sinirlenmiş bir öfkelenmiş ki o kadar olur! Hemen dava açılmış. Avukatları da dava dilekçesinde döktürmüş: Melih Gökçek Bey, ülkesini ve milletini seven, vatan aşığı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı iken.. Bunu cümle alem de bilir iken.. Hayko, halkı kin ve düşmanlığa sevk edecek biçimde.. Melih Bey in kişilik haklarına zarar vermek suretiyle.. Yani özetle, çok ayıp etmiş! Aslında, Melih Bey bence de Ermeni değil!!! Ne olduğuna gelince.. Kusura bakmayın, söyleyemem. Çünkü hazırda 10 bin liram yok. Özür gecikirse İsmet Berkan 2013 yazında, Kabataş iddiası patlayınca, görüntüleri gördüm, iğrençti demişti. Bir yıl kadar sonra YALAN patlayınca, herkes İsmet Berkan dan açıklama bekledi. Birkaç muğlak cümle dışında, beklenen olmadı. Nihayet dün, köşesinde özür diledi: Birçok kişinin güvenini sarstığım ve onları hayal kırıklığına uğrattığım için çok üzgünüm. Bu satırları okuyanlar da lafı dolandırmadan anlasınlar.. Üzgünüm. Ve özür diliyorum. Üzücü bir durum doğrusu. Ama, telafisi de hiç kolay değil. Nitekim, dün sosyal medya bu tepkiye sahne oldu. İşte biri.. Twitter fenomeni Atilla Taş dedi ki: Geç gelen, üstelik kıvırtmalı özür, kurban ölünce gelen polis gibidir. Bi halta yaramaz.. DERLEME 21

22 Aziz Nesin Kahinmiydi bu adam??? 22 UYAN TÜRKİYEM 7

23 Barış Tınay 27 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ Liberal darbe: Cumhuriyet Gazetesi ile büyümüş, yetişmiş kuşaklar; bugün ızdırap içerisinde alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda bırakılmıştır. Artık evlerine, iş yerlerine Cumhuriyet Gazetesi almıyorlar, okumuyorlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün adını koyduğu, devrimlerin savunucu olan bir gazete, nasıl oldu da bugün liberal ihanetin bir parçası haline geldi? Türkiye de kurum ve kuruluşların dönüşüm süreci, çok uzun yıllara dayanmaktadır. Tabi biz, o kadar geçmişe gitmeyeceğiz. Türkiye nin Yeni kavramı altında nasıl AKP hegemonyası altına alındığını, hepimiz her gün görüyoruz, yakinen de yaşıyoruz. Herhalde Yeni kavramının bu kadar dejenere edildiği, başka bir ülke de yoktur sanırım. Örnekler çok, ayrıntıya ise gerek yok. Cumhuriyet Gazetesi de bu Yeni modasına ayak uydurmaya çalışırken; özünü, kimliğini, tarihini ve geleneğini yok sayan, görmezden gelen bir yapıya bürünmüştür. Aydın Engin, Ahmet Şık, Özgür Mumcu gibi isimleri yazar kadrosuna katan Cumhuriyet; Can Dündar ı da gazetenin genel yayın yönetmeni yaparak, liberal zinciri muhteşem bir uyum ile tamamlamıştır. Liberal darbeler ile daha önce de ele geçirilmek istenen Cumhuriyet; İlhan Selçuk, Ali Sirmen ve Uğur Mumcu nun mücadeleleri ile hiçbir zaman tam anlamı ile ele geçirilememiştir. Hasan Cemal in Genel Yayın Yönetmenliği nde bile gazetenin çizgisini saptırtmayan bu devrimci ekip, 1991 yılında radikal bir karar ile gazeteden istifa ederek Hasan Cemal i bile koltuğundan etmiştir. Hasan Cemal in çizgisi için ayrı bir paragraf açmaya gerek yoktur, sanırım. Bu konuyu şimdilik kısaca hatırlatıp, kapatalım. Hasan Cemal sonrasında uzun yıllar sürecek olan İlhan Selçuk yönetimi, Cumhuriyet Gazetesi ni vakıf senedinde belirtilen çizgiye geri çekmeyi başarabilmiştir. Cumhuriyet Gazetesi, kurulduğu günden itibaren her zaman bir misyon gazetesi olmuştur. Kuruluşun, kurtuluşun ve devrimlerin gazetesi olarak, halkı aydınlatma ve devrimleri benimsetme görevini yerine getirmiştir. Tiraj kaygısı, ekonomik beklentiler gibi sermaye gazeteleri ile aynı kaygıları hiçbir zaman paylaşmamıştır. İlhan Selçuk un Ergenekon davası kapsamında tutuklanması ve kısa bir süre sonra da vefat etmesi üzerine, Cumhuriyet Gazetesi nin çizgisinde de ciddi değişiklikler yaşanmaya başlamıştır. Ergenekon, Balyoz gibi uydurma davalara bile mesafeli bir duruş sergileyerek okuyucularını hayal kırıklığına uğratan Cumhuriyet, son yıllarda gaflet ve dalalet sınırlarını zorlayacak şekilde bir ideolojik sapma yaşamaktadır. Çok örnek var lakin son ve en çarpıcı örneği Nevruz haberlerinde görüyoruz. Nevruz kutlamalarının ertesi günü, eline Cumhuriyet Gazetesi alanlar eminim ki büyük bir irkilme yaşamıştır. PKK nın yayın organı Özgür Gündem i aratmayan Cumhuriyet, mitolojik yazılar ve can yakıcı fotoğraflar ile ülkemizin ve de gazetenin geldiği içler acısı hali gözler önüne sermiştir. Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar yazısında,...önceki yıllardan daha DERLEME 23

24 büyük kalabalık var, daha az Türkçe var, daha çok umut ve özgüven var... on binlerce insan yağmur altında, ellerinde saçı ağarmış fotoğrafını taşıdıkları adamın yeni mesajını bekliyor... Sırrı Süreyya Önder sahneye çıktığında yağmur duruyor, güneş açıyor... gibi mitolojik tanımlamalar ile misyonunu başarılı bir şekilde yerine getiriyor. Bu haberlerin fotoğrafında ise PKK flamaları ve Apo bayraklarını ardına alan Yeni Cumhuriyet in Yeni ekibi görülüyor. İlhan Selçuk un, Ahmet Taner Kışlalı nın, Uğur Mumcu nun kemikleri sızlıyor. Derin bir sızı oluşuyor içimizde, çaresizlik hissi ile derin de bir iç çekiyoruz. Ne günlere kaldık! Gazetenin sayfalarını çevirirken, yağmur dindiren-güneş açtıran Sırrı Süreyya Önder in yazısını da görüyoruz. Tabi gözlerimize inanamıyoruz. Yazının başlığında ters olarak Umudun Farkında Mısınız? yazıyor. Tehlikenin Farkında Mısınız? kampanyasına doğrudan bir atıf, bir gönderme yapılıyor. Cumhuriyet Gazetesi sayfalarından İlhan Selçuk un yerildiği bir anı da, bu gözler görüyor. Daha bu gözler neler görecek diye, ürkek bakışlarla diğer sayfaları karıştırıyoruz. Ne Acı! Evet, Cumhuriyet Gazetesi bugün kendi misyonu ile uyuşmayan, tarihini yok sayan bir anlayış ile idare edilmektedir. Uzun yıllardır uğraşılan, her defasında püskürtülen liberal darbe; başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. 2.Cumhuriyetçiler, Cumhuriyet in gazetesini ele geçirmiştir. Son yıllarda Yeni diye bir çok değeri, kurumu, kuruluşu kaybettik. Cumhuriyet Gazetesi de bunlardan, sadece biri. Tek tek mevzilerimizi ele geçiriyorlar. Hiç durmuyorlar, hiç yorulmuyorlar. Üzerimizde büyük bir ölü toprağı var. Ayağa kalkamıyoruz. Gözlerimiz İlhan Selçuk u, Uğur Mumcu yu, Ahmet Taner Kışlalı yı arıyor, yoklar. Geç kalıyoruz, hem de çok. Cumhuriyet için Cumhuriyet Gazetesi okumayın. Cumhuriyet için Liberal İhanete destek olmayın. Saygılarımla. Barış Tınay 24 UYAN TÜRKİYEM 7

25 Bedri Baykam 10 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ Son pişmanlık fayda etmez Değerli CHP MKYK Üyeleri ve Sayın Genel Başkan, Türkiye Cumhuriyeti, genç tarihinin en hayati seçimine giriyor. Yazılarımı okuyanlar itiraz edebilirler: Bedri Bey, özellikle 1993 ten beri zaten hep bunu söylüyorsunuz, bugünün farkı ne? Boş yere insanları panikletmeyin! Bunun yanıtı kolay: Her aşamada yobazlığa karşı en büyük kale olması gereken CHP nin ağabeyliğini üstlendiği alanı en sert şekilde ikaz edenlerden oldum. Tehlike hep vardı te CHP, SHP ve DSP, bölünmelerin bedelini ölçebilecek çapta siyasiler tarafından yönetilmiyorlardı. Bizleri dinlemedikleri için Erdoğan ve Gökçek efsaneleri ortaya çıktı. Refah Türkiye yi adım adım kargaşaya taşıdıktan sonra, 1998 deki koalisyon dönemi sahte umutlar getirdi. Bunun ardından AKP iktidarı başlayabildiyse, bunun kökeninde yine Türk siyaset arenasının kaprisleri vardı. Birleşememek, potansiyel destekçilerini küçümsemek, tabanın sesini dinlememek, ne yazık ki bazı siyasetçilerin tekrarlamaya şartlandıkları ölümcül hataları oldu. CHP nin değerli siyasetçileri... Parti nihayet bizi bir ölçüde de olsa dinledi ve milletvekilliklerinin önemli sayılabilecek bir yüzdesini tüm üyelerin katıldığı önseçimle belirliyor. Kontenjanın gerçekten yüzde 5 e düşmesi ve parti içi demokrasinin kusursuz uygulanması tabii ki nihai temennimiz. Öncelikle bu önemli karardan dolayı sizleri tebrik etmek isterim. CHP, bu ay sonuna kadar tüm adaylarını ve kontenjanlarını belirleyecek. Birçok arkadaş, seçilmeyi bekliyor. Ama halkın sesini dinlersek, gündem daha farklı. Halkımız CHP adaylarının, partinin AKP diktasına karşı muhalefeti birleştirip birleştiremeyeceğini merak ediyor. Çünkü artık rejimi alaşağı etmek isteyen çarpık iktidar anlayışı, dünyada benzeri olmayan bir diktatörlüğü yaşama geçirebilmek için bu seçimleri bekliyor. Bir yandan dünya kültür mirasını ve insanlığı yok etmeye kararlı IŞİD e göz kırpan, diğer yandan savurganlık, yolsuzluk ve hukuksuzlukla Cumhuriyeti çökertmeye kararlı bir zihniyetin sandıkta yenilmesi şart. Peki stratejinizi kurdunuz mu? Geçmiş seçimlerde ısrarla yapılan hataları tekrarlamamayı başarabilecek misiniz? Şu anda CHP dışında solda çok aktif odaklar var. Başta Vatan Partisi ve Haziran Hareketi. Her ikisi de medyada görünen oy potansiyellerinin çok üstündeler. Vatan Partisi, gerek Doğu Perinçek in kararlı kimliği, TGB nin gençler arasındaki DERLEME 25

26 gücü, gerek Ulusal Kanal ve Aydınlık ın medya etkinliğiyle çok önemli bir direnç merkezi. Ayrıca Vatan Partisi nin, merkez sağ muhalefetin bir kısmını da bünyesine toplayabileceği yadsınamaz. Haziran Hareketi ise önemli bir kısmı Gezi ye de katılmış diğer sosyalistler ile, laik eğitim ve yolsuzluğa karşı sokaktan örgütlenerek sesini halka duyurmayı başarmış önemli bir oluşum. İçinde ÖDP den de, TKP den de, bağımsızlardan da arkadaşlar var. Bu iki önemli odağın toplamından da daha önemli bir seçmen kitlesi mevcut: Siyasete küsmüş, CHP ye yıllardır kızgın, sandığa gitmeyen ama AKP karşıtı olan kararsızlar... İşte o oylar için, acil olarak farklı bir duruş sergilemesi lazım CHP nin. Bu iki odağa da hitap etmek için CHP nin kendi kabuğunu çatlatması ve diğer oluşumlara açıklığını göstermesi lazım. Burada parti içinden itiraz sesleri yükseliyor: Neden hep bizden fedakârlık isteniyor? Daha önce yaptığımız birleşmeler ne fayda sağladı ki? Bunların yanıtı basit: CHP solun kalesi, esas ağabeyi. Birleşme, sinerji yaratma talebinin ondan gelmesi doğal. Bu bir gurur meselesi değil, küpünü oyla doldurmaya mecbur bir liderlik yarışçısının kaçınılmaz arzusu olmalı. Sizlere halkın dev bir talebini tekrar iletmeyi görev biliyorum: Lütfen adaylarınızı saptarken, bu oluşumlardan ve hatta Anadolu Partisi nden adaylar alın, hem de içinize iyice sindirerek. Çünkü CHP nin bu hayati seçimde başarılı olması ve kendi adayları dışında tek bir oyun dahi heba edilmemesi için, pinti bir varyemez gibi hepsini sepetinde toplamayı bilmesi lazım. Farklı ideolojiler yüzünden oluşabilecek ayrılıkları aşmak da sizlerin görevi. Kolay bir yol var: Geniş ortak paydada buluşmak. O da basın özgürlüğü-yolsuzlukla mücadele-laik hukuk-laik eğitim-atatürkçü çağdaş yaşam ekseni! Herkes şuna yanıt aramalı: Benim için hangisi daha önemli? Aramızdaki siyasal görüş ayrılıkları mı, yoksa bu zulüm rejimine son vermek mi? Bu soruların somut çözümlerini bulmaya mecbursunuz, CHP li kardeşlerim. Yoksa eski alışkanlıklarımızla hareket edip, oyları yüzde 30 a çıkarmakla yetinip ardından pişmanlık içinde Cumhuriyetin yok edilişini izleyeceksek, yazıklar olsun hepimize! 26 UYAN TÜRKİYEM 7

27 Bedri Baykam 24 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ CHP adayları ve Parlamenter durumlarımız... Türkiye 7 Haziran a hazırlanıyor. Adaylar medyayı geziyor, partiler ağız dalaşına girip seçmenleri tavlamak için uğraşıyorlar. Öte yandan ülkeyi kaosa sürükleyen Erdoğan ın Denizli konuşması, rejimimizin üzerinde Demokles in kılıcı gibi darbe tehdidi oluşturuyor: Cumhurbaşkanı nın halk tarafından seçilmesiyle, Parlamenter sistem 10 Ağustos ta geri dönüşü olmamak üzere milletimiz tarafından bekleme odasına alındı. Bu bekleme ne zamana kadar sürecek, ya mevcut uygulamaya Anayasal zemin kazandırılana kadar ya da bunun yerine yeni bir sistem ikame edene kadar. Bunun kararı da 7 Haziran da verilecektir. Erdoğan ın Yeni Türkiyesi nde yaşayan biz eski Türkler, karşı devrimin haberlerini hayret tepkileri ile karşılamakla yetiniyoruz. Mesela Esenler İlçe Eğitim, okullara yeni dağıttığı Ahlak bilinci kitabıyla laik eğitime açılan savaşı, Müslüman Kardeşler in kurucusu Hasan El Benna nın çağdışı ilkelerini öğrencilere yayarak yürütüyor! İşte böyle bir ortamda seçimlere hazırlandıklarını bilsin tüm partilerimiz! Üzerlerinde süren tahakküm konusunda da kurtuluşlarını sakın Arınç ın dile getirdiği Aksaray ve AKP arasındaki kopukluklarda aramasınlar. CHP nin Vatan Partisi, DSP, Anadolu Partisi ve Haziran Hareketi gibi oluşumları yok sayma şansı olmadığını, her oyun önemini ve kontenjanları bu doğrultuda kullanmanın şart olduğunu, kararsızların ancak bu şekilde arasında yer alan Kadir Öğüt, Nur Serter ve tabii her eylemde hazır bulunan Mahmut Tanal. Manken Tuğba Özay ve eski Türkiye Güzeli Özlem Kaymaz ın ise Parlamento ya türban ötesi (!) bir boyut getirebileceklerini düşünüyorum. 2. bölgede çok sayıda önemli isim var: Eski milletvekilleri Çetin Soysal ve PM üyesi Ercan Karakaş gibi.. Birincisi sürekli eylemci, diğeri kültür ile siyasetin teori ve pratiğinde kendini kanıtlamış bir isim. Aykut Erdoğdu, bu dönemin en dikkat etkilenebileceğini anlatmıştım. Mesela Mehmet Ali Çelebi, kontenjanı hak eden bir örnek. CHP nin MYK sinde şu ya da bu isimlerin kendi kendilerini ön seçime layık DERLEME 27

28 görmeden tekrar resmen milletvekilliğine atamaları ne derece etik, tartışılır. Özellikle Kılıçdaroğlu ve Deniz Baykal önseçime girerken... CHP önseçimi limitli uygulansa da, ilk defa tüm üyelere yayılarak ortaya güzel bir tablo çıkarıyor. Binlerce adayın her birini tartmak mümkün değil. Yine de en azından İstanbul la ilgili yorumlarım olacak. Eski İl Başkanı Salıcı veya Şimşek, Sarıgül gibi her yönüyle tanınan adaylar dışında kimler var? 1. bölgede en çok dikkatimi çekenler, eski İl Başkanı Ali Özcan, gazeteci Barış Yarkadaş, 68 Kuşağı ndan Bozkurt Nuhoğlu, yazar Can Ataklı, bilim insanı Tolga Yarman, eski milletvekili Mustafa Kul, Ergenekon avukatı Filiz Esen ve CHP nin en başarılı milletvekilleri çeken milletvekillerinden, Çiğdem Anad ise partinin medyayla kopukluklarını giderebilecek bir isim.zeynel Öztürk uzun deneyimiyle örgütün sesi olan bir aday. Canan Sezenler, yıllardır kitle örgütlerinde ve parti adına Atatürkçü düşünceleri temsil ediyor. Ergenekon mağduru Albay Dursun Çiçek halkın önemli bir direniş kesimini yansıtıyor. Ayrıca Dr. Cengiz Alp, Prof. Yavuz Gökalp Yıldız ve Davut Boy gibi yeni adaylar var. Baykal döneminin deneyimli ismi Mehmet Sevigen de AKP yi yorabilecek bir isim. 3. bölgede halen milletvekili olan İlhan Cihaner, eski milletvekili sendikacı Rıdvan Budak, Çatalca eski Belediye Başkanı Fırat Aykut ve Bakırköy eski Belediye Başkanı Av. Yakup Akyüz, Çarşı, Gezi ve Soma davalarının genç avukatı Efkan Bolaç, eski milletvekili Feyzi İşbaşaran, yazar Eren Erdem, ilk gözüme çarpanlar. Dediğim gibi bütün adaylar benim için değerli. Bunlar yalnız gözüme çarpanlar! 28 UYAN TÜRKİYEM 7

29 Bekir Coşkun 3 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Dünyadan bir atlı geçti Yaşar Kemal öldü Kitaplarının satışı ölünce patladı * Bu milletin en az yüzde 50 si de, Yaşar Kemal in İnce Memed ini okuyup anlasaydı hiçbir şey böyle olmayacaktı Şu Abdi yi başına taç etmezdi Abdi Ağa; zorba, entrikacı, cambaz, acımasız, merhametsiz, zalim. Gücü ve savunması olmayan insanlara karşı vicdanı sızlamayan saldırgan birisi Adalet, hak, hukuk duygusu yanından geçmemiş Yabancı değil * Değirmenoluk köyü var orada Bütün dünya gelişip medeniyete doğru giderken, Abdi Ağa ya tutsak olmuş, ezildikçe ezilen, sömürüldükçe sömürülen, ama bunun farkında olmayan insanların köyü Abdi Ağa çiftçiye ilk orada ananı al da git diyor Fark yok * Döne Ana var İnce Memed in annesi ama, aslında bu ülke kadınlarının ortalaması Eziyet çekmek ve yok sayılmak için yaratılmış anaların kitaptaki adı Elinden dünyası, huzuru, mutluluğu, en son çocuğu alınan kadınları temsilen * Kesme Köylü Süleyman var Karşı köyde konağa kurulmuş, akıl vermekte birebir İnce Memed bir ara ona sığınıyor, sözü çok icraat yok Muhalefet * Veli var mesela Paralel * Topal Ali Zeki, yürekli, yerinde duramayan, ulusalcı-aydınlık çizgide Aynen * Ama kitapta en çok hepimiz varız Başkasına zulüm edildiğinde sessiz Küçük çıkarları için gözlerini yuman Kendi kendine yakınan, ama zorba karşısında sus pus Sinmiş ve kaderine razı bir millet Onun için kitabın değerini önce Fransızlar anladılar, ilk devlet nişanını Fransızlar verdi Kendi ülkesi yasağı, sürgünü, hapishaneyi uygun görmüştü * Sonunda. Sömürülen ve ezilen insanları uyandırmaya çalışan büyük yazar, gözü arkada çekip gitti İnce Memed, atını Toroslar a doğru sürdü dün Ama Değirmenoluk Köyü nde her şey eskisi gibi DERLEME 29

30 Bekir Coşkun 21 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Aldatıldık diyerek kurtulamazsın Sen hiçbir yılbaşı gecesi, cama vuran kar taneleri birer damla suya dönüşüp aşağı doğru kayarken, ve sokaktan geçen eli paketli babalara bakıp bakıp Yanağındaki damlaları elinin tersi ile silip Gelemeyeceğini bile bile babanı bekledin mi? * Bir anneyi anlatırlardı kulaktan kulağa Her gece otobüsünü bekledi Oysa oğlunun hapiste olduğunu biliyordu, yine de saat yaklaştığında kalktı, sancılı ayaklarını ovuşturdu, merdivenlerden indi durağa gitti Bekledi tam dört sene * Yalvarmıştı: Sevgilim ölüyor, onu son bir kez göreyim Karısının kanser olduğunu çoktan söylemişlerdi gardiyanlar, geceleri ağlamak için koğuş arkadaşlarının uyumasını bekliyor, sesi duyulmasın diye başını yastığın altına sokup ağlıyordu Bir ömrü birlikte geçirmiş, her şeyi paylaşmış, kötü günleri paylaşmak için de söz vermişlerdi, sözünde durup yetişmek istedi İzin vermediler Son nefesinde, son kez kapıya baktığını anlattıklarında, o gün yastığın altına başını gizleyip ağlamak için geceyi bekleyemedi Herkesin içinde koca adam, çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlarken özür dilerim dedi.. * Acılarını deşmemek, onları tekrar üzmemek için tanık olduğumuz acıları isimlendirmiyorum Tanık bu yazıyı okuyan herkestir, televizyonlardan olanları izlerken içi yanmayan, gözünü silmeyen kaldı mı?.. Çok acı, çok gözyaşı, çok kan var çok * Şimdi gözlerimizin içine baka baka Aldatıldık diyebiliyor Doğru değil Peki kumpas itirafından bu yana süre gelen kıyım Şu hırsızı koruyan, masumları kovalayan çarpık hukuk Şu çocukların bile annelerinin yanından alınıp götüren zulmün adaleti Şu sokaklarda polis çocukları takır takır vurup öldürürken, TBMM den yeni bir vur emri Yargılanan ya da hapishanelerdeki profesörler, gazeteciler, üniversite öğrencileri, hatta çocuklar Sokaklarda bu kan Bu korku Sizce aldatılmış gibi mi?.. * Bu kez de Aldatıldık diyerek aldatmaktasın Çok günahın var, çok Kurtulamazsın 30 UYAN TÜRKİYEM 7

31 Bekir Coşkun 25 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bir haysiyet anıtı yapılsın İçinde bir japon yatsın * Ankara da bu kıyametler koparken ben bir japonu düşünüyorum Bunca ipsizlik içinde, yaptıkları köprünün ipi koptu diye canına kıyan japon mühendis Kishi yi * İp koptuysa bağlanır diyeydi İpin fıtratında var diyeydi Ben mi kopardım diyeydi Sen kalk Köprünün ipi koptu diye harakiri yaparak canına kıy, üstelik ip Japonya da değil, teeee nerede Yani köprü ipi merakı olmayan Japonlar duymazdı bile zıkkımın körü ipin koptuğunu Aynı günün gecesi hükümet sözcüsü Bülent Arınç 75 milyonun huzurunda, Başkent in belediye başkanı için dedi ki: Ankara yı parsel parsel sattı Gülüp geçti memleket Bi şey çıkmaz diyerek * Japon, Türkiye de her ipini koparanın önemli kişi statüsüne geçtiğini bilmiyor İpsizlik avantajdır Namus Fazilet Ahlak Din, iman İpini kopardığın zaman hiçbiri seni ırgalamaz Bu baktı ki köprünün ipi kopmuş, sen git canına kıy * Ölmek için seçtiği yere bakar mısınız; mezarlığın kapısı Zahmet olmasın, kimseye zahmet vermeyeyim diye bence Adamdaki inceliğe bak Bu bizimkiler ölsün, tabutta götüremezsin mezarlığa, ellerinden gelse mezardan kaçıp gelip koltuğa oturmazlarsa Tüm bu patırtının altında yatan sebeptir bu Bunu da Sayın Cumhurbaşkanı, Bülent Arınç için bizzat açıkladı: Koltuk sevdası var ya.. * Japon Kimsenin suçu yok, sorumluluk benim dedi bıraktığı mektupta Ahlak dediğimiz şeydir bu Dönüp bakın memlekete; yüzü kızaran var mı?.. * Yalova Belediye Başkanı ndan rica ediyorum; köprünün ayağına bir anıt yapılsın... Üzerine Burada bir haysiyet kahramanı yatıyor yazılsın Türkiye de bir haysiyet anıtı İçinde bir Japon yatsın DERLEME 31

32 Cem Gürdeniz 8 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Nusret in 26 mayını ve Cumhuriyet donanmasının ruhu! Bu yazının okuyucu ile buluştuğu saatlerde, efsane mayın gemisi Nusret in sadece Osmanlı İmparatorluğunun değil, aynı zamanda Rusya nın ve Birinci Dünya Savaşı na katılan milyonlarca askerin hayatını etkileyen 26 mayının döküldüğü Çanakkale Boğazı nın Asya sahilindeki Erenköy Koyu ndan, yeni Nusret in güvertesinde dönüyor olacağız. Yeni Nusret in bu seferki yükü 26 mayın değil. Balyoz kumpasında özgürlüğü çalınan amiraller ve Çanakkale nin şehit aileleri... Yani bugünkü cumhuriyet için günümüzde ağır bedel ödeyenler... KADERİN GÜCÜ OLSA GEREK... Gerçek Nusret i maalesef bahriye olarak koruyamadık. Geçmiş nesiller onu acımasızca hurdaya çıkardı. Yeni Nusret 11 Şubat 2011 günü Gölcük te öğleden sonra yapılan özel bir törenle hizmete girdi. Aslına, ana makinesi hariç tamamen sadık kalınarak, Gölcük Tersanesi nde hareketli müze gemi olarak inşa edilen TCG Nusret, son 4 yıldır Çanakkale de donanmanın en seçkin görevini yürütüyor. Bugünü, şerefli geçmişle buluşturuyor. Çanakkale Deniz Müzesi önündeki iskelede bulunan geminin güvertesinde dolaşırken, 18 Mart 1915 öğleden sonrasına gidiyor ve o gün emperyalizme attığı ağır tokadın rüzgarını hissediyorsunuz. Ancak onun doğduğu ve ruhunun tekrar denizlerle buluştuğu en mutlu olması gereken 11 Şubat 2011 günü, Cumhuriyet donanmasının en karanlık günü olmuştu. F tipi örgütün kumpas enstrümanı, Silivri deki Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi, tüm dijital sahtecilik ve yalanlara rağmen muvazzaf 12 amiral ve 29 deniz subayı ile emekli 10 amiral ve bir albayı Balyoz kumpası ile aynı gün tutukladı. Tarihin akışını değiştiren bir savaş gemisinin yeniden doğuşu ile Cumhuriyet donanmasının komuta yapısına ölümcül bir saldırının en şiddetli darbesi aynı güne, hatta aynı saatlere rastlamıştı. NUSRET YARDIMA KOŞARDI... Dumlupınar (1953) ve Kocatepe nin (1974) batışı, USS Saratoga nın TCG Muavenet i bilerek vurması (1992) ve Gölcük depreminden (1999) sonra Cumhuriyet donanmasının yüreğini dağlayan bu trajedide Cumhuriyet Savcısı mahkemeden toplu tutuklama talep ettikten sonra, mahkeme kapıları jandarmalar tarafından tutulmuştu. Eş ve çocukların ağlama ve hıçkırık seslerinin yankılandığı bir ortamda, heyet dan sonra karar için çekilmişken, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı ile Donanma Komutanı nil admirari bir ruh halinde ev sahibi olarak Gölcük teki törende emekli kuvvet komutanlarını ağırlıyor ve Nusret in ruhunun yeni bedeni ile buluşmasına tanıklık ediyorlardı. Diğer cephede, Silivri deki çadır mahkemesi te tutuklama kararını verdiğinde Cumhuriyet donanması ruhundan koparılıyordu. Emperyalizm 18 Mart 1915 in intikamını, Nusret in reenkarne olduğu saatlerde Cumhuriyet donanmasının 52 mensubunu kendi vatanlarında, kendi mahkemelerinde topluca tutuklatarak alıyordu. 32 UYAN TÜRKİYEM 7

33 Balyoz ihaneti daha sonra dalga dalga büyüdü. 3 yıl içinde tutuklu 52 denizci, 134 oldu. Balyoz kumpasına diğer kumpaslar eklendi. 40 amiral 400 denizci yok edildi. Aramızdan ebediyen ayrılanlar oldu. Amansız hastalıklara yakalananlar oldu. Anneler öldü. Babalar öldü. Hiç kuşkum yok, 11 Şubat günü Nusret, Gölcük doklarından halatlarını koparıp Silivri açıklarına gitmeyi arzulardı. Silah arkadaşlarına, en azından mucizeler yaratan ve bir dönemi sonlandıran 26 mayını döken bir geminin talihini ve en önemlisi vefasını yansıtabileceğini düşünürdü. Zaten adı da Nusret (yani yardım) değil miydi? SAVAŞIN KADERİNİ DEĞİŞTİREN GEMİ! İşte bugün 4 yıl aradan sonra, Çanakkale savunmasında kullanılan 403 mayın ve 10 hat dışında sahile paralel tek mayın hattı olarak döşenen 11. stratejik mayın hattının oluşumunun 100. yıldönümünde mümtaz Nusret in güvertesindeyiz. Duyulan heyecan ve tarihsel nostaljinin aklımızda, kalbimizde ve ruhumuzda yarattığı tesir tarif edilemez. Gerek Nusret in döktüğü 26 mayının yarattığı sonuçlar, gerekse 11 Şubat Silivri /Hasdal baskının yarattığı sonuçlar tarihin durdurulamaz akışı içinde ders alınması ve geleceğe ışık tutması gereken boyuttadır. İngiliz Bahriye Bakanı Churchill, 18 Mart 1915 yenilgilerinin üzerine 1 Ağustos 1930 tarihli La Revue de Paris dergisinde şunları söylemişti: Kemiklerini Fransa, Belçika, Polonya, Galiçya, Balkanlar, Filistin, Suriye ve Kuzey İtalya topraklarının örttüğü 6-7 milyon insan, düşmanlarının kurşun ve gülleleriyle değil, 18 Mart sabahı Çanakkale nin kuvvetli akıntısı altında, ağırlıklarına bağlı bulundukları tel halatları üzerinde gerili duran 20 demir kap yüzünden yok olup gitti. DENİZ KUVVETLERİ DERS ALMALIDIR! Evet, Nusret in Çanakkale Boğazı nı geçilmez kılan, 8 Mart 1915 sabahı da Erenköy Koyunda döşediği 26 mayın, Türk tarihinin geleceğini aydınlatmış, yarattığı sonuçlar ile Sovyet devrimini tetiklemiştir. Taktik bir harekat, stratejik, hatta jeopolitik sonuçlar doğurmuştur. Nusret in 26 mayını olmasa şüpheniz olmasın, Çanakkale denizden geçilirdi. Zira 18 Mart 1915 günü akşamı kıyı bataryalarının cephanesi sona yaklaşmıştı. Emperyalist saldırganları yeni bir saldırıdan caydıran mayınların varlığının yarattığı belirsizlik oldu. İkinci bir denemeyi göze alamadılar. O denli acı çektiler ki, sahada mayın yoktur raporu veren komutanı yargılayıp idam ettiler. İdam edilen subay, Çanakkale de görevli Fransız Filosu Komutanı Koramiral Emille Guepratte ın oğluydu. Balyoz kumpasında da başlarını eğmeyen ve çadır mahkemesinden aman dilemeyen denizcilerin özgür ruhları, dışarıdaki direnişe örnek ve destek oldu. Kumpasçılara stratejik sürpriz yarattı. Bugün bizleri güvertesinde misafir eden ve 8 Mart 1915 gününe geri götüren Nusret e teşekkür ediyoruz. 11 Şubat 2011 tarihine inat onunla 18 Mart 1915 gününe geri gidiyoruz. Saldırganların korku ve dehşet içindeki çaresizliklerini hatırlıyoruz. Onun güvertesinde yürürken, küpeştesini tutarken, makinelerinin sesini dinlerken, Çanakkale Boğazı nın mavi sularını yaran teknesini seyrederken, 18 Mart ruhunun 100. yılında yeniden yükselişini görüyoruz. Onun asil şahsiyetinde Cumhuriyet donanması ruhunun görkemini ve Mustafa Kemal in 21. yüzyıldaki önlenemez yeniden dirilişini hissediyoruz. Deniz Kuvvetlerinin tarihinden her zaman olduğu gibi en iyi dersler çıkaracağını biliyor ve yeniden hatırlatıyoruz. Tarihin yaratıcılığı, insanın yaratıcılığından büyüktür. DERLEME 33

34 Av. Cemil Can Öteki Kemal den kurtulmamız şart AİHM nin Ermeni Soykırımı iddiaları ile başlatılan sürecin sonunda; işi bilim adamlarına havale etme kararını, bir tek anlayamayan Ermeni Diasporası ile Dersimli Kemal di... Tarihte yaşanan olayları, en doğru şekilde bilim adamları tanımlayabilir. Geçerli kanıtlara dayanmayan, dedikodu düzeyindeki rivayetler, hiçbir şekilde dikkate alınamaz!.. Tarihe en doğru ışığı ise ciddi devletlerin arşivleri tutabilir... Dersimli Kemal, adını Öteki Kemal olarak değiştirip, imaj düzeltmeye çalışırken, yine çamları devirdi!.. Gazeteci Erdal Emre nin Destek Yayınları ndan çıkan Öteki Kemal adlı kitabı, Kılıçdaroğlu nun anlatımlarından oluşuyor. Dersimli, çocukluğunda akşamları yapılan sohbetlerden aklında kalan yalanlara hala inanıyor! Cumhuriyet düşmanlığı ve Cumhuriyetin kurucu önderlerine karşı kinin nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor... Bakın Dersim İsyanı nın çıkma nedenini nasıl bellemiş:... Sonraki yıllarda rahmetlik babam, jandarmanın kadınlara sarkıntılık yaptığını anlatmıştı. Hatta isimler filan da var. Ben de babama, bunları bir ara yazmasını söylemiştim. Yazıp bana bırakmış ama o notların şimdi nerede olduğunu bilmiyorum. En son bu köprü (Pah Köprüsü) yakılmadan önceki zamanda, iki eşi olan bir muhtar var, küçük eşi çok güzel. Karakol komutanı, muhtarın bu eşine göz koyuyor. Muhtarı karakola davet ediyorlar. Sonra adamı nezarete atarak, gidip kadına tecavüz ediyorlar. Kadın da ahırda kendini asıyor. Bu olayın ardından da oradaki insanlar bir araya geliyorlar ve gidip karakolu basıyorlar, askerleri öldürüyorlar. Ondan sonra Dersim isyan etti diye olay büyüyor. Böyle söylendi. En azından olayların patlak vermesi böyle anlatılıyor. Patlak vermesi bu. Yani jandarmanın baskısı aslında İsyana karışanların çocuklarına; dedelerinin ve babalarının yaptıklarından utanıp, ezik 34 UYAN TÜRKİYEM 7

35 büyümesinler diye, anneleri çoğunlukla böyle uydurma hikayeler anlatır... Gerçeği söyleyemezler... Bunu doğal kabul etmek gerekir. Ahmaklık; bu masalların inanılarak anlatılmasıdır... Cumhuriyet in en büyük şansızlığı; böyle kafaya sahip birinin hala Atatürk ün koltuğunda oturmakta olmasıdır... Cahil ve saflığından böyle konuşmuyorsa eğer, düşmanla işbirliği yapan feodal eşkiyayı aklamaya çalıştığı tartışmasızdır... Gençleri Hepimiz Seyit Rıza yız kendisinin Dersimli Kemal im ben şeklinde bağırması, belli ki çocukluğundan kalma rahatsızlığıdır... AKP Miletvekili Tülay Babuşcu nun, Bizans dostu kahpe İnönü şeklindeki Twitter mesajı bile, Dersimli nin bu beyanın yanında hafif kalıyor... EN BÜYÜK ŞANSSIZLIĞIMIZ Bir başka acı gerçek ise, Öteki Kemal in kontenjan kullanarak CHP nin çıkartacağı milletvekillerinin yarısından fazlasını belirleyecek olmasıdır... Tercih edeceği kişilerin, kendi kafa yapısı ile uyumlu olması beklenen bir şeydir!.. İşte felaketimiz de bu noktada başlamaktadır!.. Öteki Kemal, AKP-PKK ittifakına her türlü desteği zaten veriyordu. Öcalan ın gönderdiği 10 başlığın, Anayasa Uzlaşma Komisyonu nda en kararlı savunuculuğunu onun Y-CHP si yapmıştı... Analar ağlamasın edebiyatını da o başlatmıştı... TSK ya kurulan komplo karşısındaki iğrenç tutumunu Biz yargılanmasınlar demiyoruz ki... şeklinde başladığı cümlelerden biliyoruz... CEMAAT VE HDP İLE İTTİFAK Meğer ordu düşmanlığı çocukluğundan kalma bir arazmış... Öteki Kemal, şimdi Cemaat ve PKK ile al takke ver külahdır! Dersimli nin HDP ile ittifak ve Cemaat i CHP listelerinden Meclis e taşımak gibi hain planları da vardır... Parti olarak seçime girmeye karar veren HDP, barajı aşamazsa kendi milletvekillerini doğrudan AKP ye aktarmış olacak! Y-CHP ile ittifakı gerçekleştirerse, bu defa da bir kısım HDP milletvekili CHP üzerinden Meclis e girecek! Böylece Kürtlere, bir seçimde iki kat milletvekili bırakılmış olacaktır!.. Çift sarılı yumurta gibi... O zaman AKP-PKK ittifakı, yeni anayasayı gündemine daha rahat alabilecek! Cumhurbaşkanı ne yapacağını biliyor, tarafsızlığı bir kenara itti. Fiili olarak başkanlık sistemini uygulayarak kendi yolunda yürüyor zaten... DERLEME 35

36 Bu planı da tutarsa, Cumhuriyet e elvada diyeceğiz!.. O bakımdan CHP lilerin Öteki Kemal den mutlaka kurtulması gerekiyor... ÖNSEÇİMLER HAYATİ ÖNEME SAHİP Önseçimler için ayrılan kontenjanlara ilgi bu yüzden fazla. Üyelerin belirleyeceği yeni isimler, çok önemli tarihi bir görevi yerine getirecekler. CHP üyelerinin oy vereceği aday adayları, Öteki Kemal e benzememeli... Denebilir ki, CHP deki önseçimler, rejimin de kaderini belirleyecektir!.. Seçimlere kadar bu gerçekleri halka anlatmak, imkansız gibidir... Bunun için ne yeterince zamanımız var ne de aracımız. CHP nin 1 milyondan fazla üyesine ve 13 milyon seçmenine ulaşmak çok kolay değil delegenin yarıdan fazlasını ikna etmek daha mantıklıdır Olağanüstü Kurultay da Dersimli Kemal e 740 oy çıktığını unutmayalım. 150 delege daha uyanıp gereğini yapsaydı, Y-CHP tarihteki yerini alacaktı... Genel seçimlerden sonraki kurultayda partiyi işgalcilerden geri almak son şansımızdır... İŞGALCİLERİ GÜÇLENDİRMEMEK LAZIM Bu yüzden, doğrudan delegeyi muhatap almak gerekiyor. Delege listesine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Delegeler, Sosyal Medya üzerinden de bulunabilirler. Vakit tükenmek üzeredir; uyarı görevimizi asla ihmal etmemeliyiz... Atalarımız, düşman işgali vardır diye ülkeye düşmanlık yapmadılar!.. İşgalcileri destekleyip, güçlendirmediler de. Onları hiçbir zaman meşrulaştırmadılar... İşgali kırmak için milli kuvvetleri topladılar. Bizim de CHP deki işgali kırmak için izleyeceğimiz yol bu olmalıdır. Yoldan çıkanları teşhir edip, düşmanla kol kola girenleri parmakla işaret edip göstermeliyiz... 6 Ok u yeniden yorumlama hilesi ile inkar edecek olanların peşinden gidemeyiz!.. Atatürk e kefere Kemal diyen CHP nin Tanıtım ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bekaroğlu gibiler, bizi düzlüğe çıkartamaz, iktidara taşıyamazlar!.. Önderliği bizden olmayanlara bırakmak en büyük aymazlıktır UYAN TÜRKİYEM 7

37 Doğu Perinçek 4 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Doğu Perinçek Esad la yapılan görüşmeyi değerlendirdi Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek, başkanlığını yaptığı Türkiye Heyeti nin Suriye ziyaretine ilişkin dün bir basın toplantısı düzenledi. Perinçek - Esad görüşmesi. ( Perinçek in basın... paylaşan: ulusalkanal Vatan Partisi İstanbul İl Başkanlığı nda yapılan basın toplantısında Perinçek Geleceğin iktidarı olarak Sayın Beşar Esad ile görüşmeler yaptık. Öncesinde İstanbul da İran ın 5. Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad la görüştük. Bölgemize barışı kuracak, terörün sonunu getirecek bir ittifakın temellerini attık. Kardeşlik, hoşgörü, barış beraberliği kurduk. Bu tarihi bir olaydır dedi. TÜRKİYE NİN ÖNÜNDE İKİ SEÇENEK VAR Türkiye nin 7 Haziran 2015 seçimine iki seçenekle girdiğini vurgulayan Perinçek şunları söyledi: Önceki gün Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Salman Bin-Abdülaziz el-suud ile buluştu. Suriye de iç savaşı yeniden kundaklama kararlarını dünyaya ilan ettiler. Türkiyemiz bugün bir yol ağzındadır. AKP seçeneği; PKK ile birleşerek vatanı bölmek ve Cumhuriyeti yıkmak, Suudilerle ittifak ederek bölgeyi ateşe vermektir. Vatan Partisi seçeneği, bölge ülkeleriyle ittifak ederek barışı, kardeşliği ve bereketi getirmektir. AKP iktidarından kurtulmanın zamanı gelmiştir. Milletimizle birleşerek AKP iktidarına son vereceğiz. Vatan Partisi olarak milletimizden yetki istiyoruz. ENERJİ GÜVENLİĞİ GÜVENCE ALTINA ALINACAK Hatayımızın esnafına ve tüccarına, Gaziantepimizin sanayicilerine, Şanlıurfa ve Mardinimizin nakliyecilerine ve şöförlerine, Kilis in ve sınır boylarının bütün çiftçilerine güzel haberler veriyoruz diyen Perinçek şöyle devam etti: Sınırlarımızdan Vatan Partisi iktidarında terörist değil, kardeşlik geçecek. Bölge ülkeleriyle birlikte teröre son verecek, barışı ve güvenliği sağlayacağız. Sınırlarımızdan dikenli telleri ve mayınları kaldıracağız, sınırlarımızı ticarete ve ekonomik işbirliğine açacağız. AKP, kendi enerji kaynaklarımıza terörist yolluyor. Türkiye nin enerji güvenliğini güvence altına alacağız. Çarşılarımız şenlenecek. Ülkemize bereket gelecek. CUMHURİYET MÜFTÜSÜ Perinçek, Suriye Cumhuriyet Müftüsü Sayın Ahmet Bedrettin Hassun ile yaptıkları görüşmeye de değinerek Suriye den öğreneceklerimiz var. Atatürk, Cumhuriyet Müftüsü kavramını bilseydi, Cumhuriyet Savcısı gibi Türkiye de Cumhuriyet Müftüsü de olurdu. Din, DERLEME 37

38 mezhep ayrımı gütmeyen, herkesi kucaklayan bir Cumhuriyet Müftüsü. Oğlunu bu savaşta şehit vermiş. Teröristler camiden çıktıktan sonra oğlunu katletmişler. Buna rağmen dimdik ayakta şeklinde konuştu. DÜNYANIN GÖZÜ SURİYE DEYDİ Perinçek Suriye ziyaretlerini 51 dünya televizyonunun izlediğini söyledi ve Dünyanın gözü bizde. Bu bize Vatan Partisi olarak büyük bir sorumluluk yüklüyor. Şam da yaptığımız basın toplantısı bütün dünyada yankılandı. Venezüela, Çin, Rusya, Hindistan, Azerbaycan, Ortadoğu nun bütün ülkeleri, Amerika, Avrupa basını hepsi büyük ilgi gösterdi. Arkadaşlarımız gazetecilerin ve televizyonların hücumuna uğradı şeklinde konuştu. CUMHURBAŞKANI NIN 3 KATLI EVİ... Perinçek, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad la evind görüştüklerini belirterek Sayın Esad ile sarayda değil 3 katlı evinde görüştük. Bu Ortadoğu da iki tavırdır. Savaş kundakçısı sarayda oturur. Vatanını savunan Atatürk gibi, 3 katlı evde oturur. Görüşmemiz 40 yıllık dost gibi geçti. Bizi çok güzel ağırladı kardeşlerimiz dedi. MÜNAFIK KARDEŞLER ORTADOĞU DA YIKILIYOR Basın toplantısına gazeteciler yoğun ilgi gösterdi. Reuters ve Press TV gibi uluslararası kuruluşların muhabirleri de basın toplantısına katıldı. Perinçek e ziyarete ilişkin çok sayıda soru yöneltildi. O sorular ve Perinçek in verdiği yanıtlar şöyle: Türkiye Heyeti nde önemli isimler yer aldı. Türkiye nin içinde buluduğu dönemde bu ziyaret ne ifade ediyor? Türkiye de bir milli beraberlik oluşturuyoruz. Giderken de Sayın Abdülatif Şener, Sayın Birgül Ayman Güler e Şam gezisini beraber yapmayı önerdik. Kabul ettiler. Sekiz Vatan Partisi yöneticisi katıldı. Sayın Süheyl Batum, annesi Rezzan Hanım hayati tehlikeyle hastaneye kaldırıldığı için gelemedi. Zengin fikirler, farklı bakış açıları ve görüşlerle bu seyahatimizi başarılı bir şekilde sonuca ulaştırdık. Bülent Arınç ın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hiçbir değeri yok. Bülent Arınç, Suudi Arabistan la yaptıkları kanlı ittifakın izahını yapsın. Cumartesi günü PKK ile Türkiye Cumhuriyeti ni yıkmak için anlaştıklarını ilan ettiler. Bunun hesabını versin. Bülent Arınç vatana ihanet projesine karşı çıksın. Bu da Vatan Partisi ne katılarak olur. Vatana ihanete karşı gelsin, ona görev vereyim. Beşar Esad la görüşmenizde bölgeyle ilgili hangi fırsatlar elde edildi? Barış, kardeşlik ve hoşgörü için son derece elverişli bir ortam var. Amerikan rejimleri yani Münafık Kardeşler rejimleri Ortadoğu da bir bir yıkılıyor. Mısır da, Tunus ta yıkıldı. Suriye de yeniliyorlar. Amerika, Irak ı işgal etti ama şu anki hükümet Amerika ya karşı mücadele ediyor. İran a diş geçiremediler. Bütün Ortadoğu ve dünyaya sevinçli bir haber vereyim; Münafık Kardeşler Türkiye de de yıkılacak. 38 UYAN TÜRKİYEM 7

39 PKK SURİYE İÇİN BİR TERÖR ÖRGÜTÜ Sayın Esad PYD ile ilgili ne düşünüyor? Suriye nin kuzeyinden İkinci İsrail için Kürt Koridoru açılması girişiminin doğrudan doğruya Suriye nin toprak bütünlüğünü hedef aldığını kuvvetle vurguladı. Esad ın şu görüşünü de kendi cümlesiyle söylüyorum; PKK Türkiye de bir terör örgütüdür. PKK bizde de bir terör örgütüdür. SABIRLA İLERLİYORLAR Kendisinin 4 yıldır devam eden savaşı sonlandırmak için somut önerisi nedir? Beşar Esad yönetimine karşı halkta büyük bir sevgi ve ilgi var. Yönetimi temsil edenler şunu söyledi; Teröristleri çok hızlı bir şekilde o bölgeden temizleyebiliriz. Fakat az kayıp, az can vererek sabırla ilerliyoruz. Adım adım, bir plan dahilinde temizliyoruz. Beşar Esad ın bir çözüm önerisi şu; Türkiye ile teröre karşı birlik olalım 2 günde çözülür. Tayyip Erdoğanlar terörist ihraç etmesin, eğitmesin, silahlandırmasın çözülür. ESAD LA ŞAH FIRAT I KONUŞMADIK Sayın Beşar Esad ile görüşmelerinizde Şah Fırat Operasyonu gündeme geldi mi? Sayın Beşar Esad la görüşmemizde Şah Fırat Operasyonu nun da, Şah Süleymanın da adı bile geçmedi. Milliyet gazetesine hayret ettim. Haberin kaynağı nedir? Sayın Muallim ile görüşmemizde heyetten bazı arkadaşların soruları üzerine konu iki üç cümleyle geçti. O da, Türkiye halkını ve Türk Silahlı Kuvvetleri ni incitmeyecek bir şekilde, İstanbul daki konsolosluğa operasyonun yapılacağına dair bir not bildirildiğini, ancak izin alınmadığını, bunun Suriye nin toprak bütünlüğü bakımından bir ihlal olduğunu belirtti. TÜRBEYİ BERABER AÇACAĞIZ Suriye Hükümeti Türkiye de kurulacak bir milli hükümetle bu sorunların sorun olmaktan çıkacağını açıkça ifade etti. Ben buradan Türk milletine şu sözü veriyorum; Vatan Partisi hükümeti kurulduğu zaman Süleyman Şah Türbesi ni Sayın Beşar Esad ile açacağız. Ve onun önünde birlikte tüm Ortadoğu şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunacağız. BİRLİĞİMİZ AMERİKAYI DA KURTARACAK Reuters muhabirinin Sayın Esad la BM temsilcisinin yürüttüğü arabuluculuk temasları konusunu ele aldınız mı? Sayın Esad uluslararası baskı hakkında bir görüş bildirdi mi? soruları üzerine Perinçek şu yanıtı verdi: Biz oradayken Fransız heyetleri geldi. Bizim otelimizde Amerikan temsilciler de vardı. Bu, bugün Beşar Esad ı yıkamadılar demek. Ve şimdi herkes onunla görüşmeye geliyor. Esad sız çözüm yerlebir oldu. Baskılara dair bir görüşme olmadı. Ama şunu gördük; başta Beşar Esad olmak üzere bütün Suriye yöneticileri son derece özgüvenli, sabırlı ve kararlı. Yani herhangi bir baskının onlar üzerinde etkili olamayacağını söyleyebilirim. Ben de bütün dünyaya bir soru sorayım; Türkiye, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan ın birliğine karşı herhangi bir baskının geçerli olma şansı var mı? İşte şimdi bu birlik oluşuyor. Bir eksiği var bu birliğin; Türkiye. Tayyip Erdoğanları yıkacağız ve o zaman Atatürk ün de özlediği o birlik tam olacak. ABD olsun Avrupa olsun bölgede bizlerin bağımsızlık, bütünlük, kardeşlik, barış rejimini saygıyla karşılayacak. Amerikan halkına müjde veriyoruz; Bizim birliğimiz Amerika yı da savaşlardan, savaş kundakçılığından ve kendi halkına felaketler getirmekten kurtaracak. DERLEME 39

40 Doğu Perinçek 10 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Emekli Korgeneral Ayhan Taş: Neden Vatan Partisi nde birleştik? 8 Mart 2015 Pazar günü Ankara da gerçekleştirilen üye katılım töreninde 1354 kişi Vatan Partisi ne üye oldu. Vatan Partisi ne katılan Emekli Korgeneral Ayhan Taş ın, katılım töreninde yaptığı konuşmanın tam metnini köşemize alıyoruz: Vatan Partisi teşkilatının değerli mensupları, Yüreği vatan sevgisinin coşkusu ile yanan, Cumhuriyetimizin muhafızları, Vatan Partisi ne katılan değerli yurtseverler, Gününüzü kutladığımız, gelecek sene daha başka bir coşkuyla kutlayacağımız, Cumhuriyetimizin temel taşı ve çimentosu, vefalı Türk kadınları, Vatan Partisi ne güvenini ve teveccühünü esirgemeyeceğini umut ettiğim, Türk milletinin asil kanlı vatandaşları, Hepinizi Vatan Partisi nin en yeni üyesi kimliğimle selamlıyor, saygılarımı sunuyorum. VATAN NASIL ELDE EDİLDİYSE ÖYLE KORUNACAKTIR Sözlerimin başında; başkomutanımız, değişmez ve değiştirilemez önderimiz M. Kemal Atatürk ü ve onun yakın arkadaşlarını minnet ve şükranla yad ediyorum. Atamızın mirası vatan topraklarımızın korunması ve kollanmasında canlarını feda etmiş aziz şehitlerimize Allah tan rahmetler diliyorum. Geçtiğimiz bir haftada 6 kahramanımızı vatan semalarından kutsal vatan toprağına şehitlik onuru ile uğurladık. Ailelerinin derin acılarını paylaşıyor, şehitlerimize vatanları ile ilgili ideallerini gerçekleştireceğimizin sözünü vererek, rahmetler diliyorum. Biz Türkler, dünyada toprağını, yurdunu, coğrafyasını vatana dönüştürmüş ender ve önder milletlerden biriyiz. Ancak, coğrafyadan vatana giden yolun güllerle kaplı olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu yolda, Sevr in patronları ve destekçileri ile emperyalist güçlerin ülkemin bağrına kadar sokulabilmiş güçlü orduları var iken; bizim ise güçlü imanımız, azim ve kararlılığımız ile kurtuluş için filizlenmiş umutlarımız vardı. Azim ve kararlılıkla umudunun arkasından giden yüz binlerce şehidimizin kanları ile sulanan bu coğrafya işte böylece vatan oldu. Vatan nasıl elde edildiyse öyle korunur ve korunacaktır. Bu nedenle Türk milleti vatan hizmetini kutsallaştırmıştır. 40 UYAN TÜRKİYEM 7

41 VATAN PARTİSİ NDE BİRLEŞME SEBEPLERİ Neden ve niçin vatanda, başka bir deyişle Vatan Partisi nde birleştik? Sizlerin de hissiyatına tercüman olacağını zannettiğim sebeplerim şunlardır: 1. Atatürkümüzün bizlere emaneti Türkiye Cumhuriyeti ni ve Altı Ok la simgeleştirdiği Cumhuriyet in temel ilkelerini ilelebet muhafaza, müdafaa ve yaşatmak için Vatan dayım. 2. Dünyada pek az ülkeye nasip olmuş ulusal devlet kimliğimizi, Türk ulusu kimliğimizi taviz vermeden sürdürmek için Vatan dayım. 3. Yurtta sulh, cihanda sulh ilkemizin elden gitmekte olduğunu görüyoruz. Ülkemde bölünmüşlük ve iç savaş istemediğim, komşularımızla milli menfaatlerimizin korunduğu bir barış ortamında yaşamak istediğim için Vatan dayım. 4. Bulunduğumuz coğrafyada emperyalist güçlerin oyunlarına ortak olmamak ve güzel ülkemin bir karış toprağının bu oyunun bir parçası olarak kullanılmasını istemediğim için Vatan dayım. 5. Milli birlik, beraberlik, kardeşlik ve toprak bütünlüğümüzün devamını temin etmek için Vatan dayım. 6. Atatürk ilke ve inkılapları ile yoğrulmuş milli eğitim anlayışımızın yeniden tesisi, ortaçağ için değil, gelecek aydınlık çağlar için ilim ve irfanı rehber edinmiş çağdaş Türk nesilleri yetiştirmek için Vatan dayım. 7. Ülkemin gözbebeği ordusuna kurulan kumpasları ve kirli oyunları başından beri gören, ordusunun güzide evlatlarına en fazla sahip çıkan, komutanlar evlerine dönmeden Silivri zindanının önündeki çadırını terk etmeyen gerçek yurtseverlere olan gönül borcumu ödemek için Vatan dayım. 8. Milli ordusunu sevmeyen milletlerin, bir gün yabancı orduları beslemek mecburiyetinde kalacaklarına inandığım için, ordusunu çok seven Vatan dayım. 9. Din kutsal ve gerekli bir değerimizdir. Ülkemde dindarların dinini rahatça yaşayabilmeleri için, yobazların safsata ve söylemlerinden kurtulabilmeleri için, dinimiz üzerinden ticaret ve siyaset yapılmasını istemediğim için Vatan dayım. 10. Ülkemde; kadın-erkek ayrımından, cinsiyet ayrımından ve ayrımcılığından, din, dil, ırk farklılığı yaratacak ve bizleri ayrışmaya götürecek düşünce ve söylemlerden; çocuk haklarının istismarından, tecavüzlerden ve cinayetlerden ve suçsuz insanlara cezaevlerinde çile çektirilmesinden bıktığım için Vatan dayım. 11. Alınan dış borçların yükünden ülkemin milli kaynaklarını en iyi şekilde kullanarak kurtulmak için, dış borçları kazanılmış gelir gibi göstererek kişi başına milli gelirimizi 15 bin dolar gösteren yalancılardan kurtulmak için Vatan dayım. 12. İşsizlikten kimsenin yüzüne bakamaz olmuş, 3 milyon insanımızın yüzünün gülmesi için Vatan dayım. DERLEME 41

42 13. Emekçinin, esnafın, öğretmenin, memurun, emeklinin, sağlıkçının, zanaatkârın ve sanatkarın, madencinin, işçi ve taşeron işçisinin ve daha milyonlarca insanımızın refahı, mutluluğu için güvenli ve onurlu yaşayacağı günlere kavuşacağı ümidimi taşıdığım Vatan dayım. 14. Çiftçimin, köylümün, emeği ile kendi kendine yeterli ülkeden biriyken, hayvan yemini bile ithal eden ülke durumundan kurtulmak için, bahçeden 30 kuruşa yalvararak satılan portakalı ve benzeri ürünlerimizi markette 300 kuruşa yedirenlerden hesap sormak için Vatan dayım. VATAN SANCAĞINDA BİR ARI OĞULU GİBİ Daha yüzlerce örnek vererek sebeplerimizi ifade edebiliriz. Sizler de bunları çoğaltabilirsiniz. Ancak söz konusu olan vatanın bütünlüğü, bölünmezliği, birlik ve kardeşliği ise diğerleri teferruattır. Sözlerimi bitirirken, Vatan Partisi ne katılımınız için sizleri kutluyorum. Vatana hayırlı uğurlu olsun. Yüce Türk milletinden de bir kerecik olsun hiçbir şeyin etkisi altında kalmaksızın düşünmesini ve aydınlık günlerin hayalinin Vatan Partisi ile gerçekleşebileceğini bilmelerini ve Vatan Partisi saflarında, Vatan sancağında bir arı oğulu gibi çoğalmasını yürekten diliyor ve umut ediyorum. 8 Haziran günü Ey vatan gözyaşların dinsin kazandık çünkü biz, diyebilmek için; Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, ortak kaygımız Vatan olsun. Ne mutlu Türküm diyene. 42 UYAN TÜRKİYEM 7

43 Emin Çölaşan 3 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ En son yutturmaca! Sevgili okuyucularım, şimdi PKK ile yeniden pazarlık masasına oturdular. Hayal aleminde yaşıyorlar desem olmaz Çünkü hayal aleminin bu kadarı olamaz. O halde geriye bir tek şey kalıyor: PKK yı seçim öncesinde bize yutturmaya kalkışıyorlar Efendim uzlaşmışlar da, PKK silah bırakmaya razı olmuş da Yalanın da bu kadarı olmaz. Silah bırakmış bir PKK sudan çıkmış ölü balık gibidir. Öyle bir terör örgütüdür ki, bütün beslenmesi silahtan, adam öldürmekten, vur kaç eylemlerinden ve uyuşturucu ticaretinden gerçekleşir. Silah bırakacakmış! Tamamı yalan, tamamı palavra. Bütün amaç seçim öncesinde Türk Milleti nin ağzına yenidenbir parmak bal çalıp uyutmak Ama bunu söylerken madalyonun öbür tarafını da görmemiz gerekiyor Çünkü Türk Milleti nin yaklaşık yarısı artık o eski Türk Milleti değil. O millet duyarlıydı, ülkesini severdi, inançlıydı. Evine iki paket gıda yardımı, iki çuval beleş kömür paketi gönderene belki hoşgörüyle bakar ama onun kucağına böylesine oturmaz, oylarıyla destek verip kişiliğini satışa çıkarmazdı. O millet eskiden bu yalanları sineye çekmez, kendini iktidardakilerin oyuncağı yaptırmazdı. Ülkesinin böyle yalanlarla yönetilmesine izin vermezdi. Gerektiğinde ses verir, tepki gösterirdi. Bugünkü milletin yarısı biraz farklı! * * * Şimdi hükümet tutturdu Çözüm süreci (!) diye Nedir kardeşim bu çözüm süreci, şunu bize de anlatsanıza Bütün bir ülkeyi ilgilendiren bir konuda, Dolmabahçe Sarayı nda birkaç kişi bir araya DERLEME 43

44 geliyor, bir takım imzalar atılıyor, sonra açıklamalar yapılıyor: Çözüm süreci bugün itibariyle başlatılmıştır. Hayırlı uğurlu olsun!.. Neyi çözdünüz, nasıl çözdünüz? Ya da neyi nasıl çözeceksiniz? * * * Ortalıkta bir Apo var, dünyanın en büyük katillerinden biri. İmralı dan Türkiye yi yönetiyor. Devlet yetkilileri her gün ayağına gidip Bir emriniz var mı Sayın Öcalan diye soruyor. Bütün derdi, bu pazarlıklar sonucunda tahliye kararını cebine koyup özgür kalmak. Bırakılırsa hiç şaşırmayın Yeter ki Ama abicim bunlar iyi Müslüman diyen aymazlar kalabalığı, bu ihanet sürecine destek vermeyi sürdürsün! Öbür tarafta ise adına HDP denilen bir Kürtçü parti var. Ne yapacağını henüz bilemiyor, özerklikten falan dem vuruyor. Seçim sonrasında AKP ile koalisyon ortağı olup anayasayı Kürtçülük ilkeleri doğrultusunda değiştirmeyi amaçlıyor. Haaa, bir de Kandil deki terör üslerini unutmayalım! Şimdi onlarla Dost (!) olmuşuz. En azılı teröristler orada Gün geçmiyor ki öldürmekten, Türkiye yi bölmekten, ayaklanma çıkarmaktan söz etmesinler. Her gün tehdit, her gün şantaj, yetti be Türkiye Cumhuriyeti bu kadar mı küçüldü? * * * Efendim, adına Çözüm süreci denilen ne idüğü belirsiz nesne işlerlik kazandığı zaman anayasa değiştirilecek ve Ortak vatan oluşacakmış! Bildiğim kadarıyla bizim bir tek vatanımız vardır Ve ona kim olursa olsun, ortak kabul etmeyiz. Bunların şimdi kamuoyu önünde ciddi ciddi tartışılıyor olması bile bizi yaralar, incitir, rencide eder. Yani biz bu saatten sonra Apo dan mı talimat alacağız, onun dediklerini mi yapacağız, o herifle ortak vatan sahibi mi olacağız? Biz bu kadar mı düştük?.. 44 UYAN TÜRKİYEM 7

45 Tayyip bu gibi yutturmacalarla seçimde oy sağlasın diye, ülkemizin peşkeş çekilmesine razı mı olacağız? Ama gelin görün ki Süleyman Şah Türbesi ne ulaşmak için 30 kilometrelik boş yolu geçmeden önce bile PKK ve IŞİD den yardım dilenen bir hükümetten her şey beklenir. Tayyip in umresi Yine gitti Suudi Arabistan a, resmi gezi kisvesi altında!.. Aile boyu, korumaları ve yakın adamlarıyla birlikte Kabe ziyareti yaptı. Fotoğraflarını, görüntülerini izlemişsinizdir. Bildiğim kadarıyla o kutsal mekanda herkes eşittir O yüzden ihrama bürünülür. Bizimki ise yine aynı büyüklük havalarında Yanında koruma ordusuyla Kabe yi dolanıyor, çevresi koruma ordusunun kuşatması altında. Yahu bu kadar korkuyorsan hiç gitme oralara Hiç değilse dinimizi bu şovlarına alet etme. * * * Bundan bir süre önceydi. İsrail-Filistin çatışması sürüyor, Tayyipgiller tarafından toplanan bindirilmiş kıtalar ise Ankara da iki ayrı yerde gösteri yapıyordu: Atatürk Bulvarı nda İsrail Büyükelçisi nin konutu önünde ve biraz ötesinde Suudi Arabistan Büyükelçiliği nde Suudi Arabistan Elçiliği ndeki protestoların nedeni şuydu: Suudiler İsrail e destek veriyor. Orada gözlerimle gördüğüm manzarayı size anlatayım: Kalabalığın bir bölümü yürüyerek, tekbir getirerek geldi. Diğerleri ise üzerinde AKP yazılı parti araçlarıyla getirildi. Bunlar büyükelçiliğin önünde tekbir getirip yuhaladılar, sonra asfaltın üzerinde topluca namaza durdular! Sen Ankara da Suudileri yuhalatacaksın, sonra o ülkeyi ziyaret edip dostluktan, din kardeşliğinden falan dem vuracaksın! Mümkünse para isteyeceksin. İnsanda biraz sıkılma olur yahu! DERLEME 45

46 Emin Çölaşan 4 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Anayasayı tanımıyormuş! Sevgili okuyucularım, hükümetin bir bakanını düşünün ki Meclis kürsüsüne çıkıp Ben bu anayasayı tanımıyorum diyebiliyor. Olacak iş değildir ama oldu. Önceki gün, kendisi hakkında verilen gensoru önergesi Meclis te görüşülürken kürsüde yaptığı konuşmadan bölümler (tutanaklardan veriyorum) şöyle: Anayasaya yemin ediyoruz, uyuyoruz Ama bu anayasanın kötü bir anayasa olduğunu söylememize engel bir durum yok. Olsa da tanımıyoruz. Bu anayasa kötü bir anayasadır, doğru dürüst bir anayasa değildir Millet egemenliğini milletvekilleri eliyle kullanır ve referandum yoluyla kullanır. Hiçbir anayasal kurum millet egemenliğini kullanma yetkisine sahip değildir, tanımıyorum Bu cahilce sözleri söyleyen İçişleri Bakanı Efkan Ala nın dünyadan, hukuktan ve anayasadan haberi olmadığı anlaşılıyor. Oysa dışarıdan bakan atandığında 1 Eylül 2014 günü Meclis kürsüsünde yemin etmişti: Demokratik ve laik Cumhuriyet e, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma, anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma, büyük Türk Milleti önünde NAMUSUM ve ŞEREFİM üzerine ant içerim. Şimdi söylediklerini niye o zaman söylemedin!.. O günden bu yana anayasa mı değişti?.. Çünkü işin içinde bakan olmak, kırmızı plaka falan vardı. * * * Şimdi devlet gemisini bütünüyle ele geçirdiler ya, kendilerini çok güçlü görüyorlar. Anayasa neymiş yaaa!.. 46 UYAN TÜRKİYEM 7

47 Kim takar anayasayı!.. Ben anayasayı tanımıyorum!.. Sen kimsin de anayasayı tanımıyorsun? Daha birkaç ay öncesine kadar senin ismini mahalledeki komşuların bile bilmezdi, dışarıdan İçişleri Bakanı olarak atandığın zaman öğrendiler. Adam Meclis kürsüsüne çıkıp namusu ve şerefi üzerine yemin ediyor, sonra çıkıp ettiği yemini inkar ediyor. Aynen Tayyip gibi! * * * Evet, şimdi çok güçlü olduklarını zannediyorlar!..ama hiç kuşkum yok, bir yandan da içlerinden korkuyorlar: Ya günün birinde hesap zamanı gelirse, birileri bizden yargı önünde hesap sormaya başlarsa o zaman ne yapacağız?.. Çünkü bu gidişin sonu olmadığını bizden iyi biliyorlar. Anayasayı tanımadığını hem de Meclis kürsüsünden söyleyebilen bir İçişleri Bakanı, doğal olarak yasaları da tanımayacaktır. Bu şahsın elinde 300 bin kişilik bir polis gücü var Pasif duruma getirilen, olayların sadece seyircisi durumuna düşürülen Necdet Bey ordusu vatanın bölünmesini maçtaki seyirci gibi izleyip kışlasında otururken, Efkan ın emrindeki polis gücü 24 saat görevde Ve her türlü olumsuzluğu sergiliyor. Herkese vuruyor, kırıyor, gaz sıkıyor, silah kullanıyor, anayasa ve yasa tanımıyor. Böylesine bir güce birileri yasalardan ve anayasal haklardan söz ettiğinde, polis şu yanıtı verse ne yapacaksınız: Sen ne diyorsun, benim bakanım bile çıktı Meclis kürsüsüne, bu anayasayı tanımadığını söyledi. Ben niye tanıyacakmışım ki!.. Bunun adına imam-cemaat olayı denir, günü geldiğinde hesabı mutlaka verilir. DERLEME 47

48 48 UYAN TÜRKİYEM 7 Emin Çölaşan 8 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ İçi yakılan öğretmenim Sevgili okuyucularım, AKP iktidarının en büyük özelliklerinden (belki de başarılarından (!) biri, toplumu korkutmak ve sindirmek oldu. Bu korkutma ve sindirme olayından toplumun geniş bir kesimi ve neredeyse bütün bireyleri payına düşeni aldı. Bu amaca ulaşmak için: - Yasalar çıkarıldı. Polis devleti kuruldu. AKP ye oy verenler dışında herkes düşman ilan edildi. Muhbir vatandaşlık özendirildi. On binlerce kamu görevlisi kovuldu. Suçsuz ve masum insanlar gözaltına alındı, hapse atıldı. * * * Birkaç gün önce aldığım bir mektup ve sonrasını sizlere anlatayım. Çok basit bir olay gibi görünse de öyle değil. Mektubu yazan Güneydoğu daki bir ilk ve ortaokulun müdürü. Aynen iletiyorum: İyi günler Emin Bey, size bir konuyu arz etmek istiyorum. (Mektubun bundan sonrasındaki cümlesinde kendisini tanıtıyor, okulun adını veriyor.) Yazılarınızı her gün severek ve zevkle okuyoruz, ülke gerçeklerini öğreniyoruz. Öğrencilerimizin kitap ihtiyacının çoğunu biz öğretmenler kendi ceplerimizden karşılamaya çalışıyoruz ama nereye kadar. Elimizden gelen destekle okulumuzda bir kütüphane oluşturduk. Ancak öğrencilerimiz için yetersiz kalmaktadır. Bütün amacımız sevgili öğrencilerimizi en iyi biçimde eğitmektir. İlkokul birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar her türlü kitaba ihtiyaç duymaktayız. Bize imkanlarınız ölçüsünde bir kitap bile gönderir ve yardımcı olursanız, okulumuzun öğretmenleri ve öğrencilerimiz adına size minnettar oluruz. Vereceğiniz olumlu veya olumsuz cevap için size şimdiden teşekkür eder, iyi günler dilerim. Gelen okuyucu mektuplarının Türkçesi genelde bozuktur ve özensiz yazılmıştır.

49 Bu mektupta bir tek harf hatası bile yoktu. Mektubun sonunda telefon numarası da vardı. * * * Çoktandır böyle kitap isteyen bir mektup almamıştım. Aslında bu bile toplumun nasıl dönüştürülmüş olduğunun bir göstergesiydi. İnsanların okuyup öğrenmesi iktidar tarafından istenmiyor, onlar sadece parasal çıkarlara, hurafelere ve midenin dolmasına yönlendiriliyor. Okul müdürünü aradım, aramızda şöyle bir konuşma geçti: - Hocam, bizim gazetenin internet sitesinde her pazartesi günü Emin Çölaşan a gelen okuyucu mektupları başlıklı bir bölüm var. Mektubunuzu orada kullanacağım. Bende epeyce kitap var ama ilköğretim okuluna yaramaz. Onlar siyasi kitaplar. Ancak sanırım mektubunuzu okuyan okuyucularımız sizin istediğiniz türde uygun kitapları mutlaka gönderecektir. Emin Bey çok iyi olur. Ancak mektubunuzda benim yazıları zevkle okuduğunuzu bildirmişsiniz. O bölümü isterseniz çıkarayım, sonra başınıza iş açarlar. Haklısınız, o bölümü çıkarın lütfen. Şimdi dikkat ediniz, o hiç tanımadığım okul müdürünün başına iş açılmasın diye ben kendisini uyarmak zorunda kalıyorum Aksi takdirde onu hesaba çekerler, ceza verirler. * * * Dün Müdür Bey den bir faks geldi. Aynen iletiyorum: Emin Bey merhabalar, sizinle okulumuz adına yaptığımız kitap talebimizi dün telefonda konuşmuştuk. Gazetemizde ve özellikle de sizin köşenizde benim bir isteğimin yer alacak olması benim için onur verici bir olaydır. Ancak bu konudaki yasal mevzuat, ne yazık ki mülki amirlerin onayını gerektiriyormuş. Yani ben sizden kitap istemeden önce üstlerimden onay almam gerekiyormuş! O mektubu badem bıyıklıların herhangi bir paçavra yazarına göndermiş olsaydım ilgilenmezlerdi ve sorun çıkmazdı. Diyelim ki ilgilendiler, kimse gelip izin falan aramazdı. Ama mektubumu sizin köşenizde görecek olmaları maalesef başımı ağrıtacağa benziyor. Ve bu benim içimi yakıyor. DERLEME 49

50 Eğer geç kalmadımsa, kitap talebimle ilgili mektubumu lütfen yayınlamayın. Size ilginiz için çok teşekkür ediyorum. Tayyip vesairelerden arınmış bir ülke dileği ile saygılarımı sunuyorum. * * * İsmini vermediğim ilköğretim okulu müdürü haklı. Hele şu cümlesine bakın: Ve bu benim içimi yakıyor. Kitap isteminden ister istemez vazgeçmek zorunda kalıyor çünkü okulunun ve kendisinin ismi benim köşemde geçtiği takdirde başına iş açılacağını -benim uyarım sonrasında- görmüş oluyor. Kitapları yetersiz, okulda kütüphane kuruyorlar ve kitap gerekiyor Bunun için bir gazeteciden yardım istiyor. Sonrasında olacaklar belli! Kendisinin veya okulunun ismi açığa çıktığı takdirde, bir süre sonra hakkında soruşturma başlatılacak ve savunması istenecek: Amirlerinizden izin almadan o gazeteciden kitap isteme gerekçeniz nedir? Onu nereden tanıyorsunuz? İstekte bulunmak için neden onu tercih ettiniz? Kütüphane kurmanızı sizden kim istedi? Gazeteci size kitap gönderdi mi?.. Yazılı savunmanızı verip anlatınız. Vay sen misin o gazeteciye mektup yazan!.. Eğitim ordusunun fedakar öğretmeninden böyle hesap soracaklardı! * * * Öğretmeni iyi ki uyarmışım, iyi ki aklıma gelmiş Çünkü o mektubu bütün iyi niyetimle yayınlayıp Güneydoğu nun bir okuluna kitap gönderilmesi için kampanya başlatacaktım. Sonrasında öğretmenin başına ne gibi işler açıldığını ise hiçbir zaman bilmeyecektim. Türkiye Cumhuriyeti işte bu okul müdürü gibi isimsiz kahramanların omuzlarında duruyor. Bizler falan o işin sadece vitrin malzemesi, dolgu maddesiyiz! Asıl çileyi onlar çekiyor. Baskı altında olan onlar. Zalimlerin, gaddarların, hırsızların, rüşvetçilerin, yandaşların kılıçları onların başları üzerinde sallanıyor. Belki siz de onlardan birisiniz. Hiç merak etmeyin, sizler ve o milyonlarca isimsiz kahraman var olduğu sürece bu ülkeye hiçbir şey olmaz Çünkü bu pislikler er ya da geç defolup gidecekler. 50 UYAN TÜRKİYEM 7

51 AK MİT! Emin Çölaşan 11 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Sevgili okuyucularım MİT Müsteşarı Hakan Fidan sadece kendisinden değil, aklı başında hiç kimseden beklenmeyecek bir olay yarattı. Seçimde AKP den aday adayı olduğunu açıklayıp görevinden istifa etti ve partisine kaydını yaptırdı. Aday adaylığı belgesini de cebine koydu. Olayın öncesini ve sonrasını basından izledik. Tayyip ona bozuk attı!.. MİT in başından ayrılmasını istemediğini açıkça söylediği gibi, Müsteşar Bey için Benim sır küpümdür, onu İmralı ya da ben göndermiştim. Kendisine kırgınım dedi! Ahmet ise onun aday olmasını -nedeni bilinmiyor- istiyordu. Şöyle diyordu: Hakan Bey hangi görevi alırsa hakkını verir! Televizyona çıkıp konuşmuş, yine arkasında durmuştu: Cesurdur, attığı adımdan geri dönmez. Dönüp dönmediğini şimdi gördü, dünyanın kaç bucak olduğunu anlamış oldu. Ahmet dediğiniz şahıs işte bu! En yakınında olanları bile bu kadar tanıyor. Gerçekten acınacak durumda. * * * Tayyip bir yandan, Ahmet öbür yandan bastırırken, sır küpü Müsteşar Bey Suudi Arabistan da umreye gitti ve Mekke de Tayyip le yeniden görüştü. Orada neler olduğunu, nasıl bir pazarlık yapıldığını bilmiyoruz. Adam cumhurbaşkanı! Göreve seçildiği zaman Meclis kürsüsünde Tarafsız (!) kalacağı konusunda namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş biri. Ama gelin görün ki partisinin aday adayları konusunda bile devreye giriyor, bazılarına koltuk çıkarken bazılarının üzerine soğuk su döküyor! Parti siyasetinin tam göbeğinde. * * * Saray da pazartesi günü Tayyip in başkanlığında Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı. İşte ne olduysa orada oldu Belli ki Tayyip le Ahmet kapıştılar. Toplantı sonrasında bildiğimiz açıklama yapıldı. Müsteşar Bey adaylığını geri çekmiş ve akşam saatlerinde yeniden müsteşarlık görevine atanmıştı. Adaylığını geri çekerken Gördüğüm lüzum üzerine dedi! Tayyip in fendi Ahmet i yine yendi! Devlet bunların elinde işte böyle yönetiliyor. * * * Şimdi bir MİT Müsteşarı düşünün ki, ülkenin tartışmasız en kritik kurumunun başındadır Ve günün birinde iktidar partisinden milletvekili adayı olmak için görevinden istifa etmiş, gidip o partiye kaydını yaptırmıştır. DERLEME 51

52 Sonra bir sürü tartışma çıkmış, Tayyip-Ahmet kapışması yaşanmış ve Müsteşar Bey günün birinde 180 derece çark edip istifasını geri almış ve eski görevine yeniden atanmıştır! * * * Böyle devlet yönetimi olur mu? Birincisi, devleti kimin yönettiği belli değil. Tayyip mi, Ahmet mi?.. Bildiğimiz kadarıyla davul bizim gariban Ahmet in boynunda ama tokmak Tayyip te!.. Ahmet ezilirken davulu o çalıyor. İkincisi, MİT Müsteşarı kim olursa olsun, onun akıllı biri olması gerektiğini düşünürüz. Hakan Fidan herhalde akıllıdır ama çok yanlış bir iş yaptı. Yaptığı etik değildir Başka bir deyişle, ahlâk ölçülerine ve devletin geleneklerine uymaz. Partili müsteşar bu davranışıyla hem bundan sonra MİT i zan altında bırakacak, hem de kendisini yıpratacaktır. Adı bundan sonra MİT Müsteşarı olarak geçse bile, belleklere AK-MİT Müsteşarı olarak yerleşecektir. Tayyip-Ahmet sürtüşmesinin bu son örneği, ülkemiz açısından acı bir olaydır. Devlet yönetimi ciddiyetsiz ellerdedir, çocuk oyuncağına döndürülmüştür. Tek tesellimiz, başta İmralı daki katil olmak üzere tüm bölücü-kürtçü kesimin, Hakan Fidan ın göreve dönüşünü olumlu karşılayıp son atamadan mutluluk duymuş olmasındadır! Seyyar türbe açılırken! Sevgili okuyucularım, yurt dışındaki tek Türk toprağı olan Süleyman Şah Türbesi ni başarılı bir operasyonla fethettik! Bu amaçla sınırımızdan türbeye 30 kilometrelik boş yolu geçen ve bir tek kurşun atmadan büyük zafer (!) elde edenler yeni bir atraksiyon peşinde. Hükümet türbeyi şimdi sınırımızın hemen dibindeki Eşme Köyü nde yeniden kuruyor! Türbe binasının inşaatı bitmek üzere. Üç adet sanduka oraya yerleştirilecek. Fakat gelin görün ki, Süleyman Şah ve iki askerinin sandukaları boş! İçlerinde hiçbir şey yok. Zaten aradan yaklaşık 700 yıl geçmiş, ne olması beklenir ki * * * Bu olayda bile Türk Milleti üzerinden bir oyun oynanmak istendi. Boş sandukalar askeri araçlara yüklenip getirildi (mi acaba!) Şimdi yeni türbe için yeni sandukalar yapılıyor. İçleri yine boş olacak ama üzerlerine Türk Bayrağı örtülecek! Yeni türbenin ziyarete açılışı bir süre sonra görkemli törenler ve dualarla gerçekleşecek. Bahse girerim, açılış törenine Tayyip-Ahmet ikilisiyle birlikte Necdet Bey ve diğer seçkin büyüklerimiz katılacak. Nutuklar atılacak, marşlar çalınacak, Türk Milleti diyemeyen, ağzına Türk sözcüğünü alamayan bazı tipler, orada Türk büyüğü Süleyman Şah için göstermelik dualar edecek!.. Sandukaların boş olması falan hiç önemli değil. Maksat yeni bir şov yapılsın ve hükümetin propagandası olsun. 52 UYAN TÜRKİYEM 7

53 Emin Çölaşan 20 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Uyanıkların parasını ödeyen biz kerizler! Sevgili okuyucularım, şimdi gözlerinizi kapayın ve şöyle bir tabloyla karşılaştığınızı düşünün. Markete gidip alışveriş yaptınız. Kasadaki hanım fişinizi verdi, borcunuzun 50 lira olduğunu söyledi. Ama paketinizi alabilmek için 10 lira daha vermeniz gerektiğini bildirdi. 10 liranın ne olduğunu sorduğunuzda Yan dairelerde oturan komşularınızın taktığı borç, onu da siz ödemek zorundasınız. Aksi takdirde kara listeye alınır ve bir daha hiçbir marketten alışveriş yapamazsınız dedi. Bu saçmalığa karşı isyan ettiniz ama derdinizi anlatmanız mümkün olmadı. Başkalarının taktığı borcu niye siz ödeyeceksiniz Yörede başka market yok İstenilen haracı ister istemez ödemek zorunda kaldınız. Sadece o gün değil, alışveriş yaptığınız her gün * * * Türkiye deki Kaçak elektrik olayı işte böyle bir şey. Doğu ve Güneydoğu Anadolu da hemen herkes bol kepçe elektrik kullanıyor. Evler ve işyerleri elektrikle ısınıyor Sıcak su için elektrikli şofbenler kullanılıyor. Geceleri üşümemek için yatağın altına elektrikli battaniyeler seriliyor. Evlerin ve işyerlerinin ampulleri sabaha kadar yanık bırakılıyor. Tüp gazlı değil elektrikli fırın tercih ediliyor Ve bu çılgın tüketimin maliyeti sıfır! Elektrik dağıtım şirketleri onlardan bir kuruş para alamıyor. * * * Doğu ve Güneydoğu daki dağıtım şirketleri bu durumda ağlaşmaya başlıyor ve devlete başvuruda bulunuyor: Para tahsil edemiyoruz, batmak üzereyiz. Aman bize acele yardım edin Devletin durumu ise üç nedenle karışık! DERLEME 53

54 İlki, Doğu ve Güneydoğu da sözü geçmiyor. Tamamen aciz, çaresiz ve zavallı durumda. İkincisi, özellikle seçim öncesinde bölgede yaşayan ahalinin üzerine gidip kaçağı önlemesi mümkün olmuyor, elektrik parası isteyemiyor. Burada oy hesabı öne çıkıyor Kaçak kullanılan elektriğe göz yummak zorunda kalıyor. Üçüncüsü, PKK ahaliye bastırıyor: Sakın ola ki T.C. devletine elektrik parası ödemeyin. * * * İyi de, hazıra dağ dayanmaz. Oralarda yaşayan milyonlarca uyanığın yarattığı bu tablo dağ gibi büyümüş durumda. Dağıtım şirketleri ağlaşıyor. Onlar zarar ettikçe, ya da gelirleri düşünce vergi geliri düşüyor, bu kez devlet zarara uğruyor. AKP iktidarı bunun da pratik çözümünü buldu: Türkiye nin dört bir yanındaki elektrik abonelerinin faturalarına bir başlık eklendi: Kayıp kaçak bedeli! * * * Tablo karşımıza böyle çıkıyor. Bu durumda Doğu ve Güneydoğu da elektriği tümüyle beleş kullanıp çılgınca tüketenlerin parasını, Türkiye nin dört bir yanındaki vatandaşlar ödemek zorunda kalıyor. İstersen ödeme, iki ay sonra elektriğini keserler ve ortalıkta kalırsın! Van, Diyarbakır, Şırnak, Cizre vesaire ödemiyor Onların beleş tüketiminin bedelini Ankara, İstanbul, İzmir, Yozgat, Antalya, Trabzon vesaire (tıkır tıkır, şıkır şıkır) ödüyor. * * * Bu elektrik hırsızlığı dava konusu olmuştu. Vatandaşlar, kendilerinden haksız yere alınan kayıp-kaçak bedelinin iadesi için dava açıp kazandılar. Yargıtay mahkemelerin bu kararlarını onadı: Hırsızlık yoluyla tüketilen elektrik parasının dürüst aboneden alınması hukuka aykırıdır. Alınmış olan paraların da iade edilmesi gerekir. Bu karar sonrasında binlerce dava açıldı. Dini imanı para olan hükümet açısından iş kötüye gidiyordu 54 UYAN TÜRKİYEM 7

55 Şimdi ne yaptılar biliyor musunuz!.. Meclis e yeni bir kanun tasarısı gönderdiler. Bu tasarı önümüzdeki günlerde AKP li kelle çoğunluğu tarafından kabul edildikten sonra şunlar olacak: Yargı kararları geçersiz sayılacak, vatandaşın dava açma hakkı elinden alınmış olacak. Kayıp kaçak bedeli yasal kılınacak ve faturalara yansıyacak. Böylece elektrik ücretlerine ortalama yüzde 15 oranında gizli bir kayıp kaçak zammı yapılmış olacak. * * * Türkiye de yaklaşık 37 milyon elektrik abonesi var. Bunların çoğu faturasını düzenli ödeyen kerizler! Tahminlere göre, yaklaşık 5 milyon kadar da uyanık var. Bunların bir bölümü kayıtlarda abone görünüyor ama bir kuruş tahsil edilemiyor. Diğerleri abone olma zahmetine bile katlanmamış, yatağına serdiği elektrikli battaniyenin keyfini sürüyor, elektriği tümüyle beleş kullanıyor. Hükümet ise işin kolayını bulmuş, uyanıkların ve hırsızların üzerine gitmek yerine onların yükünü biz kerizlere bindiriyor! Hırsızların borcunu hiç gözümüzün yaşına bakmadan kanun zoruyla tahsil edecekler. İşin ilginç yanı, bizim gibi kerizlerin çoğu da seçim zamanı gidip oylarını AKP ye veriyor! Yeter ki onları camide görsünler Çünkü dünyadan haberleri yok. Dönen dümenlerin, nasıl soyulduklarının farkında bile değiller. İnsanın bazen Oh olsun diyesi geliyor ama DERLEME 55

56 Emin Çölaşan 21 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Aldatılmış! Sevgili okuyucularım, Tayyip Harp Akademileri Komutanlığında kurmaylık eğitimi gören subaylara ve komutanlara hitaben nutuk attı Özellikle Ergenekon ve Balyoz davaları süreci için Aldatıldık dedi! Bir Dünya devinin (!) ağzından bu sözü duyunca çok üzüldüm! O günleri bir kez daha anımsayın. Türkiye deki korku imparatorluğu ve polis devleti o iki dava ve benzerleriyle oluşturulmuş, diktatörlük o süreçte hortlamıştı. Herkes gözaltına alınıp tutuklanıyordu. Özel yetkili savcılar ve mahkeme heyetleri iktidar tarafından en güvenilir olanlar arasından özenle seçilip göreve getiriliyordu. Düzmece belgeler ve hayali terör örgütleri üretiliyor, hukuk paspas gibi çiğneniyor, olmayan olaylar varmış gibi gösteriliyor, masum insanların evleri ve işyerleri sabahın köründe polis tarafından basılıyor, yüz binlerce kişinin telefonları dinleniyordu. İtiraf edelim ki bu yöntem başarılı oldu, toplum bu yolla korkutuldu ve sindirildi. Herkes içeri tıkılmaktan korkmaya başladı ve sesler büyük ölçüde kesildi. Operasyonların boy hedefi Türk Ordusu idi İktidardan yana olmayan komuta kademesi bu yolla temizlendi. O günlerde hükümet-cemaat kavgası henüz başlamamıştı. Tam tersine aralarından su sızmazdı. Operasyonları ortaklaşa götürüyorlardı. Allah tan korkmayan, kuldan utanmayan, bir yandan da Müslümanlık (!) taslayan yandaş medya coşmuştu. Yalanın bini bir paraya gidiyordu. Savunmasız insanlara hakaret ve iftira gırla gidiyordu. Düzmece deliller başımıza yağmur gibi yağıyordu. * * * Olayın genelini çok kısaca gördük. Şimdi Tayyip in bu konuda önceki gün söylediği sözlere özetle bakalım: Operasyonlarda suçluyla suçsuz, yalanla doğru aynı kefeye kondu. Şahsım başta olmak üzere tüm ülke yanlış yönlendirildi ve aldatıldı. Kumpasa maruz kaldık. Eski Genelkurmay Başkanı (İlker Başbuğ) ve yakından tanıdığım pek çok komutanın tutuklanmasına gönlüm hiçbir zaman razı olmadı. İtirazlarımı ifade ettim. Ama hukuka saygı gereği, yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Tereddütlerimi ve itirazlarımı o 56 UYAN TÜRKİYEM 7

57 dönemde bu işin sorumlularına ifade ettim, hatta kamuoyu önünde de dile getirdim. Tayyip yine gerçek dışı konuşuyor, olmuşları olmamış gibi göstermeye kalkışıyor. Hangi tereddütlerini ve itirazlarını ifade etmiş, kamuoyu önünde nasıl ve ne zaman dile getirmiş? Yok böyle bir şey, varsa kanıtlaması gerekir. Binlerce insan haksız yere tutuklanmış, hayatlar kaydırılmıştı. Hangisine ne zaman itiraz etmiş, tepki göstermiş? Bir tek örnek versin de görelim bakalım. * * * Kendisini Ergenekon davasının savcısı ilan edip Zekeriya Öz ün altına zırhlı Mercedes makam aracını veren kimdi? Bu davalarla Türkiye bağırsaklarını temizliyor diye bağıranlar kimdi? Biz iyi ki bu generallerle savaşa girmemişiz, Allah korumuş diyen, kendisinin en yakınındaki Bülent Arınç değil miydi? Yandaş medya o psikolojik savaş ortamında tutuklu komutan eşlerini Orospu ilan ederken sessiz kalanlar kimlerdi? Masum insanlar bin türlü yalan ve iftira ile incitilir ve bazıları intihara sürüklenirken, o ahlaksız yandaş medya ile siyasetçilere alkış tutanlar kimlerdi? * * * Tayyip şimdi çıkmış ortaya, Pardon diyor, Aldatıldık demek zorunda kalıyor. Oysa Başbakanlığı döneminde her şeyden haberi vardı ve işin üzerine aslanlar gibi gidiyordu. Hayır, ağzından bir kez olsun pişmanlık sözü çıkmamıştı. İşte o dönemde davalar gaddarca yürütülürken söylediği sözlerden küçük bir demet: İtalya yı Türkiye ye örnek gösterenler, şu anda Türkiye de temiz eller operasyonu yapanlara saygı duysunlar Siz zannediyor musunuz ki bizim o planlardan (darbe, terör vesaire) haberimiz olmadı. Bunları yedi yıldır duyuyorduk ama gerilimin tarafı olmadık. CD leri dinleyince şok oluyorum Emekli ve muvazzaf askerlere yönelik bir süreç başlamıştır. Bu süreç yargının tasarrufu altında yürütülmektedir. Herkesin yargıya saygı duyması gerekir Biz hangi yargıya saygı duyacaktık? Özel yetkili mahkemelerin hakim ve savcılarına mı? * * * İlker Başbuğ ve yakından tanıdığı komutanların tutuklanmasına gönlü hiçbir zaman razı olmamış, hatta itirazlarını kamuoyu önünde dile getirmiş! Hangi itiraz, ne zaman?.. Yok böyle bir şey!.. DERLEME 57

58 Madem var olduğunu iddia ediyorsun, o halde Başbuğ için niye özel yasa çıkarmayı düşünmedin? Unutmuş olanlar için söylüyorum, yakın adamı ve partisinin aday adayı MİT Müsteşarı Hakan Fidan için çıkarılan özel garanti yasası neyin nesiydi? * * * Sevgili okuyucularım, Tayyip in şimdi Pardon demek zorunda kaldığı süreçte ülkemizde korkunç bir cadı kazanı kaynatılmış ve insanların büyük bölümü korkutulmuştu. Bunu bilerek, isteyerek ve önceden planlayarak yaptılar. Toplumun beyni, yapılan sonsuz propagandalarla iyice yıkandı. Haksızlığa uğrayanların kim olduğu hiç önemli değildi. Subay, siyasetçi, gazeteci, üniversite hocası Ama içeri tıkılan herkes darbeci, casus, ajan,terörist, alçak, namussuz, demokrasi düşmanı idi! Bu kampanya kendi açılarından başarıyla yönetildi. Hazırlanan iddianameler ve özel yetkili mahkemelerde yapılan duruşmalar resmen komediye dönüşmüştü En ağır cezalar verildi. Üstelik bazı sanıkların eşleri ve avukatları hakkında bile davalar açıldı. Yargı ele geçirilmiş, polis devleti böyle kurulmuştu. * * * Şimdi aradan bir süre geçmiş, hepsi Anayasa Mahkemesi tarafından tahliye edilmiş ve Tayyip yeniden ortaya çıkıp konuşuyor Pardon! diyor Aldatıldık, bizi aldattılar Hiç içime sinmemişti ama Bu nasıl bir devlet adamıdır!.. Ve bu sözleri niçin Harp Akademileri Komutanlığı nda kurmay adaylarının önünde söylemektedir?.. Çünkü komuta kademesi dışındaki askerlerin kendisine tepkili olduğunu biliyor. Seçim öncesinde Apo ve Kürtçülük olayı, ülkenin bölünme tehlikesi ve askerlerin -Necdet Bey in katkılarıyla- onlara destekçi durumuna düşürülmüş olması Askerlerin gazını almaya çalışıyor 58 UYAN TÜRKİYEM 7

59 Emin Çölaşan 24 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Karpuz çatladı, ortadan yarıldı Sevgili okuyucularım, yıllardır bıkmadan usanmadan yazdıklarımız birer birer gerçek oluyor. Balayı yılları artık bitti! Şimdi kendi aralarında kapışmaya başladılar. Bu henüz başlangıç, daha neler yaşayacağız neler. Bülent Arınç, Tayyip e boşuna demiyor Hükümetin işine artık karışma diye! Melih Gökçek boşuna demiyor Bülent e Çek git, istifa et diye! İktidarda olmak hepsinin başını döndürdü. Devletin ve milletin olanaklarını, parasını ve her şeyini dibine kadar kullandılar. PKK yı bir sürü ödünler verip dirilttiler, kanına kan, canına can kattılar. Apo nun kucağına düştüler. Ömür boyu müebbet hapis cezası almış olan bir katil İmralı dan kendi imzasıyla mesaj gönderecek ve bu mesaj Diyarbakır da ahaliye onun ağzından okunacak haaa! Böyle bir şey dünyanın hangi ülkesinde olabilir? İşte, çözüm süreci kisvesi altında bunu da yaptılar. * * * Piyasalarda yaprak kımıldamıyor. Ekonomi perişan durumda. İşsizlik oranı yüzde 11. Milyonlarca insanımız iş arıyor ama bulamıyor. Nüfusun neredeyse yarısı icra dairelerinde sürünüyor. Herkes borçlu, herkes bankalara veya tefecilere borç takmış durumda. Ayın sonu gelmiyor. Bütün kesimler perişan durumda ama diktatörlük düzeninde hiç kimse ağzını açıp konuşamıyor Bütçenin kaynakları özellikle son yıllarda ya saraya, ya da Tayyip in emrindeki örtülü ödenek harcamalarına ayrıldı. Millet bu sıkıntıları yaşarken beyefendiler saraylara yerleşti. Şimdi son olarak Savarona devlete geçti, Tayyip in emrine verildi. * * * Belki soracak olursunuz Ahmet ne yapıyor diye!.. Ahmet in mayası tutmadı. Gariban Ahmet arada sırada kürsülere çıkıyor ama etkisi sıfır. DERLEME 59

60 Tayyip in yanında ezildi büzüldü, otoriteyi ona teslim etti, şimdi yeni arayışlar peşinde. Sanmayın ki Bülent Arınç boşuna konuşup eleştiriyor Hayır, o da partide üçüncü ve son dönemini yaşadığı için artık bülbül gibi şakımaya başladı ama Ahmet adına şakıyor! Vurgun, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet derseniz tavana vurmuş durumda. Ama en büyük rüşvetçiler bile serbest bırakıldı. İnsanlarımız bunları yavaş yavaş görmeye başladı. Bizim milletin jetonu biraz geç düşer ama düşünce iyi ses verir. Bir yanda cami muhabbetleri, din ticareti, din sömürüsü Öbür yanda vurgun, yolsuzluk, hırsızlık ve bol kepçe rüşvet!.. Bunlarla toplumu bir yere kadar kandırırsınız ama günün birinde karpuz çatlar. Şimdi çatlıyor, çatır çatır sesler geliyor. Artık büyü bozuldu Tarzan zor durumda. Tekmili 36 kısımlık filmimiz henüz başlıyor, izlemeyi sürdürün. Japon un yaptığına bak sen! Sevgili okuyucularım, geçenlerde medyaya sıradan bir haber yansıdı. İstanbul-İzmir karayolu bağlantısı için İzmit Körfezi nde inşaatı devam eden asma köprünün çelik halatlarından biri kopmuştu. Bizim açımızdan pek de önemli bir konu değildi. Zaten medyada küçük ve sıradan bir haber olarak yer buldu. Burası Türkiye abicim, bir halat kopar, onun yerine başkası yapılır! En fazla olacağı, işin içinde ölüm falan varsa göstermelik bir soruşturma başlatılır, birkaç kişinin ifadesine başvurulur, sonra da dosya unutulup gider, rafa kalkar. Eğer ölüm yoksa soruşturma bile açılmaz. * * * İki gün önce Yalova-Altınova Mezarlığı nın girişinde çekik gözlü bir erkek cesedi bulundu. Vücudunun hemen her yerinde kesikler vardı ve kan kaybından ölmüş olduğu anlaşılıyordu. Maket bıçağı ile kol ve boyun damarlarını kesmişti. Fakat cesedin üzerinde bir not vardı. Köprü inşaatında çalışan Japon mühendis Kishi Ryoichi şöyle yazmıştı: Halatın kopmasından ben sorumluyum. Bu yüzden hayatıma son veriyorum. * * * Sayın Japon mühendis kardeşim toprağın bol olsun ama senin ruh sağlığın acaba yerinde miydi! Yani Japonya da olsan onur intiharını anlardık da, burası Türkiye be kardeşim! Görevle geldiğin ülkeyi hiç tanımamışsın. 60 UYAN TÜRKİYEM 7

61 Bu ülkede neler oldu, nice insanlar can verdi. İnşaatlarda, madenlerde, hızlı tren kazalarında binlerce insan pisi pisine öldü gitti. Bu faciaların hükümet dahil yüzlerce sorumlusu vardı. Bırak intihar etmeyi bir yana, içlerinden biri olsun görevinden istifa etmeyi düşündü mü? Bizi yeterince tanımış olsaydın o sorumsuz tiplerin halen en yüksek makamlarda olduğunu, karşımıza her gün sırıtarak çıktıklarını, bol yalan ve palavra ile milleti kandırmaya devam ettiklerini görecektin. Letonya da süper market çöktü, ölenler oldu. Başbakan bu işin sorumlusu benim deyip istifayı bastı. Yaşıyor olsaydın sana dünyadan yüzlerce istifa örneği verirdim. Ulan Japon kardeşim, halat koptuysa kopmuş, sana ne!.. Halat kopar, yenisi yapılıp yerine takılır. Kopuştan sonra sen de konuşup zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkacaktın: Cemaat yapmıştır, paralel yapının marifeti Sorumlusu aynı zamanda Kılıçdaroğlu ve Bahçeli dir Zaten köprü bitmesin diye çaba harcıyorlardı Toprağın bol olsun mühendis kardeşim. Ama dünyaya bir daha gelecek olursan şu söylediklerimi iyice aklında tut, ondan sonra böyle hıyarlık yapma Çünkü burası Türkiye abicim! DERLEME 61

62 Emin Çölaşan 25 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ İktidarda metal yorgunluğu! Sevgili okuyucularım, iktidardaki arkadaşlar arasında ne yazık ki çıkmış bulunan bu son kavga beni çok üzdü ve rahatsız etti! Öyle ya koskoca anlı şanlı adamlar, Osmanlı nın torunları işi gücü bırakıp birbirleriyle kapışmışlar, her türlü hakaret havada uçuşuyor. Böyle durumlarda üzülmemek mümkün mü!.. Kendilerini uyarmak zorunda hissediyorum: Aman arkadaşlar sakin olun, birbirinizi kırmayın, incitmeyin Seçime iki buçuk ay kadar bir zaman kaldı. Kavganız devam edecek olursa Türk Milleti sizin içyüzünüzü görür, peşkeşleri anlar, çıkar ilişkilerini kavrar, vallahi size oy vermez. 13 yıldan bu yana devletin ve iktidar olmanın nimetlerinden dibine kadar yararlandınız. Çoğunuz köşeyi döndü. Yandaşların tümü sayenizde malı götürdü. Beşinci sınıf adamdan bile sayılmayan niceleri, iktidarınız döneminde başımıza birinci sınıf adam (!) kesildi. Daha ne istiyorsunuz yani. * * * Şu birbirlerine ettikleri laflara bakar mısınız!.. Bunlardan biri Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü, diğeri ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı. Melih Gökçek konuştu: Bülent Arınç ın kızı ve damadı fanatik paralelcidir. Bülent Arınç Fethullah ın son kozuydu. Cumhurbaşkanımıza karşı çıkışı paralel yapının talimatıyla oldu. Artık partimizin sözcüsü olamaz, bizi temsil edemez. Derhal istifa etmelidir. İstifa etmesi zordur, derhal görevden alınmalıdır. Senelerdir yaptığın açıklamalarla hep partinin başına dert oldun. Araya fitne sokmaya çalıştın. Sana hakaret etmeyeceğim çünkü hakaret eden kişi kendi seviyesini ortaya koyar. Mahkemede hesap sormayan Melih Gökçek namerttir * * * 62 UYAN TÜRKİYEM 7

63 Bülent Arınç konuştu: Gökçek bir yerlere (Tayyip e ) yaranmak istiyor. İkincisi, oğlunun milletvekili adaylığını garantiye almak istiyor. Daha fazlasını bana söyletmesin. Damadı, çocukları falan diyerek benim aileme girme haysiyetsizliğini göstermesin. Yaptığı tetikçiliktir. Paralelcilere (cemaate) Ankara yı parsel parsel satmıştır. İmar planlarında değişiklik yapmıştır. Mahkemelerde boğulmaktadır. Benim görevden alınmamı isteyecek kadar haysiyetli bir insan değildir. Gökçek le 100 ayrı konuyu seçimden sonra konuşmak isterim çünkü şimdi konuşup eşi Nevin Hanım ı üzmek istemem. Biz kimin nerede havlayacağını iyi biliriz Bu düzeysiz tartışma sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış. Hiç merak etmeyin, bir şey çıkmaz! * * * Sevgili okuyucularım, sözlerini özetlemekle yetindiğim aralarındaki bu kavga, çözüm süreci nedeniyle çıktı! Hani o bilmeceye dönüşen, hiç kimsenin ne olduğunu bilmediği ve anlamadığı çözüm süreci (!) var ya Şimdi düşünün, iktidarın en tepedeki iki adamı durup dururken birbirlerine girip karşılıklı hakaret yağdırmaya başlıyor O halde şimdi sormak gerekiyor: Bu kavga olurken Tayyip nerede?! Ağzını bile açamadı. Ahmet nerede?! * * * Oysa her ikisinin de tek işi sabahtan akşama kadar bir sürü bahane bulup kürsülere çıkmak, nutuk atmak. Muhtar toplantıları, toplu açılış törenleri, yerli veya yabancı konuklarla yapılan görüşmeler vesaire Ahmet dün kısaca konuştu! Her ikisinin de sözleri parti disiplini açısından yanlışmış, disiplin kuralları çalışacakmış, kimsenin bu konuda ayrıcalığı yokmuş! Peki sonuç ne olacak? Sıfır! * * * Aralarındaki bu kavganın adına çözüm süreci denilen hilkat garibesi, ne idüğü belirsiz nesne yüzünden çıktığını vurgulamıştım. Yahu kardeşim, nedir bu çözüm süreci? DERLEME 63

64 Türkiye de bunun ne olduğunu anlayan, ya da bilen bir tek Allah kulu var mı? Tayyip, Ahmet, AKP, CHP, MHP, hükümet, MİT, Genelkurmay, biz sıradan vatandaşlar, kim biliyor? Ülkenin geleceği, bölünmesi söz konusu Beyefendi yeterli oy bulursa başkan olacakmış, anayasa değişecekmiş, çözüm süreci ve dolayısıyla bölünme planları uygulamaya sokulacakmış İyi de bunlar nasıl olacak? Türk Milleti bunları yutacak mı? İşte gördünüz, daha Bismillah bile demeye kalmadan kavga başladı. Hem de en düzeysiz, belden aşağı vuruşlarla. * * * 2002 yılından beri Türkiye Cumhuriyeti nin büyük pastasını ve her lokmasını paylaştılar. Sonunda pasta küçüldü, yiyecek lokma kalmadı. İşte bu kavga onun sonucu. Özellikle uçaklarda, zaman geçtikçe adına metal yorgunluğu denilen bir çürüme başlar ve hiç beklenmedik bir zamanda kazaya neden olur. AKP iktidarının şimdiki durumu işte bu: Yolsuzluk, vurgun, peşkeş, rüşvet Ve bunların doğal sonucu olarak çürüme, yozlaşma, metal yorgunluğu 7 Haziran gününe az kaldı. Sonları yaklaşıyor. 64 UYAN TÜRKİYEM 7

65 Emin PAZARCI 24 Kasım 2011 Kemal Kılıçdaroğlu CHP nin başına nasıl getirildi? İşte Hopkins raporu! ABD nin CHP kehaneti! (1) Şok CHP raporu! CHP nin başına Kılıçdaroğlu nun geçeceği, Baykal ın 2010 daki istifasından iki yıl önce ABD raporunda yer aldı. Elimdeki Türkiye Raporu, Amerikan Derin Devleti nin kontrolünde olduğu iddia edilen Johns Hopkins Üniversitesi ne bağlı Amerikan-İsveç merkezli Silkroad Enstitüsü tarafından hazırlanmış. 75 sayfalık raporun altında Svante E.Cornell ve Halil Magnus Karavelli imzaları var Türk okurları, Halil Magnus Karavelli yi, Cumhuriyet Gazetesi nin 2. sayfasında yayınlanan yazılarından hatırlayabilirler. Karavelli, İsveç te bir gazetenin de başyazarı. Enstitü nün İsveç teki Türkiye çalışmalarını O yönetiyor. Svante E. Cornell ismine ise, İsrail de yayınlanan sağ eğilimli The Jerusalem Post Gazetesi nde sıkça rastlamak mümkün. Cornell, bu gazetede makaleler yazıyor. İlginçtir, zaman zaman The Jerusalem Post ta Halil Magnus Karavelli nin de yazıları yayınlanıyor. Cornell ve Karaveli ikilisinin ortak özellikleri, İsrail le yakın ilişkileri. Bunları niye mi yazdım?.. Çünkü raporda yer alanlar, bu isimlerin kişilikleri, kimlikleri ve üniversitenin yapısı ile birleşince önem kazanıyor! *** *** *** Şimdi gelelim rapora Ekim 2008 de yayınlanan raporda yer alan Türkiye senaryoları son derece önemli. Raporun içinde Türkiye yi sarsacak öngörüler yer alıyor. Raporun 72. sayfasındaki ifadeler, aynen şöyle: CHP den istifa etmeye ikna edilecek Deniz Baykal la, yolsuzluklar konusunda kamuoyunun dikkatini çeken Kemal Kılıçdaroğlu yer değiştirecek. CHP, yeniden Avrupa tarzı bir sosyal demokrat parti olarak ortaya çıkacak. O tarihte Kemal Kılıçdaroğlu, henüz çiçeği burnunda bir Grup Başkan Vekili. Seçimler yapılmış ve ardından CHP ye Grup Başkan Vekili seçilmiş. Ayrıca, uzun bir DERLEME 65

66 CHP geçmişi yok. Örgütler üzerinde de herhangi bir etkisi bulunmuyor. Deniz Baykal ise, CHP nin tartışmasız ve yıkılması düşünülemeyen Genel Başkanı. Örgütler üzerinde son derece hakim bir isim olan Genel Sekreter Önder Sav ı çağırıp, Yaşlandın Önder, artık ayrılman lazım diyebilecek kadar kendine güveniyor. O günlerde Baykal istifa edecek ve yerine Kılıçdaroğlu gelecek şeklindeki bir düşüncenin akla gelmesi bile mümkün değil. Biri çıkıp böyle bir tez ortaya atsa, o günün şartlarında siyaseti bilen herkes tarafından verilecek cevap belli: - Hadi oradan, Kılıçdaroğlu da kim ki Baykal ı devirip yerine oturacak! Silkroad Enstitüsü ise, Türkiye ile ilgili senaryosunda, Baykal istifaya ikna edilecek, yerine Kılıçdaroğlu gelecek diyor Bu öngörü de aynen gerçekleşiyor! Birileri, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ın uygunsuz kasetlerini internet sitelerine servis ediyor. Yaşanan çalkantının ardından Baykal istifaya ikna ediliyor! Ardından da olmaz denilen oluyor. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP nin başına geçiyor. Son derece ilginç değil mi? ABD nin 2008 Yılı ndaki Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili öngörüsü, 2010 Yılı nda aynıyla vaki oluyor! Şimdi soruyorum: - Bu kadar ilginç bir öngörü ve bu denli büyük bir tesadüf olur mu? Devam edelim. Tesadüfler bu kadarla sınırlı değil. Silkroad Enstitüsü nün 2008 Yılı nda hazırladığı raporda,2010 Yılı nda gerçekleşen ve bugün CHP de ciddi tartışmalara yol açan bir başka kehanet daha var Raporda, Yeni CHP den söz ediliyor! Enstitü, Kılıçdaroğlu nun Yeni CHP dediği, CHP içindeki pek çok milletvekillinin ise, CHP,CHP olmaktan uzaklaştırılıyor ifadeleriyle özetlediği, partinin bugünkü yapısını da o günden görmüş! Aynen şöyle deniliyor: CHP, yeniden Avrupa tarzı ve merkezli bir sosyal demokrat parti olarak ortaya çıkacak. Rapor ortada de CHP ile ilgili olarak yapılan öngörüler son derece net! Amerikan-İsveç Merkezli Enstitü, Baykal gidecek, Kılıçdaroğlu gelecek diyor; Kılıçdaroğlu geliyor. Partinin yeniden düzenleneceğini bildiriyor; Yeni CHP ortaya çıkıyor. Bütün bu yaşananlar tesadüf olabilir mi? Buyurun, cevabı siz verin! 66 UYAN TÜRKİYEM 7

67 Enis Berberoğlu 23 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ 1 ipte 2 cambaz Doğrudur, oynamaz. AKP nin başına gelen budur. 2 cambaz da ipten düşüyor. İllüzyon bitiyor, makyaj akıyor. Herkes görüyor. (Ama HDP neden algı operasyonuna hizmet ediyor? O kısmına en sonunda geleceğim.) * * * Recep Tayyip Erdoğan, 2007 de Köşk e el koydu. (Asıl adayı, Abdullah Gül bile değildi, Çankaya ya her dediğine onay verecek noter aradı. Gül ayak diredi kendisini seçtirdi, ancak Köşk e çıkınca, Tayyip Erdoğan a kafa tutamadı.) O an itibari ile yürütmede tek baş kaldı. Yasama zaten hazır kıta. Kaldı geriye üç cephe Yüksek yargı, ana akım medya, bir de Silahlı Kuvvetler. Ergenekon, Balyoz, vergi, kaset derken Hepsi tek tek teslim oldu. * * * Peki şimdi ne oluyor? Erdoğan tek karar verici olmaya alıştı. Eğer Türkiye dediği gibi anonim şirketse Kendisini CEO koltuğunda görüyor. Başbakan ise, olsa olsa müdür. O yüzden hemen her konuda ve medya önünde sorun çıkıyor. Dört Bakan hadisesi, faiz ve kur hezimeti, Hakan Fidan vodvili, (Saydıklarımız, bağımsız medyanın yazıp çizebildiği Kesin eminim, bir bu kadar daha vardır.) Ama ve lakin lastik, Kürt meselesi yüzünden patladı. AKP şarampole doğru savruldu. * * * Tarz-ı siyaset zor öğrenilir Kolay unutulmaz. Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı iken, (Hayır artık değil, yanlış biliyorsunuz!) tek amacı 2 partili Meclis ti. Bu sayede Anayasa yı değiştirecek çoğunluk hayali kurdu durdu. Pardon, tabii ki durmadı MHP ye etmediğini bırakmadı. DERLEME 67

68 Yine de 2011 de MHP yi baraj altına itmeyi beceremedi. Hiç kuşkunuz olmasın, bu seçimde de aynı taktiği izliyor. (Üstelik bu kez pabuç çok pahalı. Başkanlık hayali için en az 330 vekil gerekli. HDP ile MHP girerse, heves kursakta kalacak.) İşte bu sebeple, 2 olmadı, 1 partiyi kavga döğüş, cenk ederek Meclis dışında bırakmaya çalışıyor. Kürt pazarlığına çakıp durması boşuna değil. Çünkü milliyetçi oyları çalmaya oynuyor. * * * Hükümete gelince Tek cümle ile özetlersek, kayığı devirmemeye uğraşıyor. Seçime kadar ateşkes sürsün, kan akmasın, Kürt oyları, AKP ve HDP arasında kardeş payı olsun istiyor. Ancak risk faktörü ortada. Veya doğru ifadeyle, Kaçak Saray da. * * * Eyy Türk halkı, farkında mısın? CHP de en küçük tartışmayı, söylem sorunu, irade eksikliği sayan ve sövenler MHP de listeye itirazı isyanla bir tutanlar Nedense AKP deki kakafoniye kör ve sağır. Canları sağ olsun. AKP ye bir kere çok seslilik bulaştı. Tank taburu kadim nizamı bozuldu. Memleket için hayırlıdır. * * * Başta söz verdim, HDP yi sona bıraktım. Soruyorum. Dolmabahçe ye karşı çıkan kim, 10 maddeyi alaya alan kim, seçim barajını indirmeyen kim, iç güvenlik yasasında direten kim, Cevap veriyorum: Recep Tayyip Erdoğan. Benzer çok sorun varken, kürsüye çıkıp, sanki aksi mümkünmüş gibi, HDP varoldukça başkan olamazsın polemiğine giren, Erdoğan ın eline oynayan kim? Bildiniz, HDP! 7 Haziran seçimi, Erdoğan ın istediği gibi başkanlık referandumuna dönüşürse ortada ne Kürt sorunu kalır, ne de işsizlik, yolsuzluk tartışılır. Suriye rezaleti örtülür, Ergenekon hesabı ertelenir İstenilen, anlaşılan buysa, durmak yok yola devam HDP! 68 UYAN TÜRKİYEM 7

69 Ertuğrul Özkök 12 Mart 2015, HÜRRİYET GAZETESİ Milli sabrın ateşle imtihanı ÖNCE Ergenekon dediler... Darbe dediler, çete dediler... İnsanları sabahın köründe evlerinden aldılar... Kanser hastalarını, ayakta duramayacak kadar yaşlılarını, çocuk denecek yaştakileri sürükleye sürükleye götürdüler... Emir kulu mevkutelerinde günlerce linç ettiler... Ne şereflerini, ne aile mahremiyetlerini bıraktılar... * * * DAVA ÇÖKTÜ... * * * Sonra Balyoz dediler... Türk ordusunun subaylarının, kendi jetlerini vuracak kadar alçaklaştığı, camilerini bombalayacak kadar canavarlaştığı iftirasını attılar. Binlerce sahtekârlığı, tarihin tanık olduğu en iğrenç, en pervasız montaja çevirip, şerefli subayları, ailelerini, yakınlarını, dostlarını, bu ülkenin vicdanlı vatandaşlarını kahrettiler. * * * DAVA ÇATIRDAYARAK ÇÖKTÜ... * * * Sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin eski başkanını, seçimle işbaşına gelmiş hükümetin başbakan yardımcısını öldürmek üzere suikast hazırlandığı kumpasını kurdular. Genç subaylara, canları kadar sevdikleri, emrinde vatani görev yaptıkları komutanlarını öldüreceklerdi yalanını uydurdular. Ordunun emekli kesimini tarumar ettiler. Ama ondan çok gözü sınırda, eli tetikte uyuyan muvazzaf subayının yüreğini delik deşik ettiler. Ülkenin hava kuvvetlerini darmadağın ettiler, uçaklarını kanatsız bıraktılar. * * * Dava çöktü... * * * Eee tabiatıyla İzmir denince akla darbeden çok farklı hayat tarzı geliyor ya.. Oraya bir uçkur davası uydurdular. Sadece uçkur yetmeyeceği için içine bir de casusluk sosu koydular. Dört yanı denizlerle çevrili bir ülkenin deniz kuvvetlerini çökerttiler. En başarılı, en istikbal vaat eden leventlerini içeri attılar. * * * DERLEME 69

70 DAVA ÇÖKTÜ... * * * Peki bir milletin bu hazin kırmızı pazartesisinin faili kimdi... Söyleyeyim... Meçhul falan değildi... BU GÖNLÜ KIRIK ORDUYLA SAVAŞA GİRECEKSEN EĞER DAVALAR çöktü de... Bu ülkenin ordusu da çöktü be arkadaş... Çöktüğü için de, İsrail e meydan okudun, meydan Gazze kasabı dediğin adama kaldı. * * * Gazze ye yardım gemisini sokmazsan, ben sokarım dedin, adamların Nah sokarsın demelerine bile gerek kalmadı, gemilerin Kıbrıs açığına çıkamadı. * * * F-4 lerin kendi kendine düşmeden önce, Suriye nin ateşlediği Rus yapımı füzelerle düşürüldü, Sabrımızı test etmeyin diye babalandın, sabrın taştı, bendini çiğnedi, sonra sel oldu, geldi gurur bendimizi çiğneyip geçti.. Uçakların tekerlek kesemedi... * * * Süleyman Şah Türbesi ni, ecdadının kutsal emanetini koruyamaz hale geldin, basamadığın Suriye toprağının yerine kendi bayrağının dalgalandığı kendi toprağını bastın, aldın emanetini kös kös geri döndün... * * * Şimdi vatana ihanetten, şundan bundan bahsediyorsun... Arkadaş bu ülkede vatana ihanet mi arıyorsun... Çok geriye gitme, dön bak düne, önceki güne... O kumpası kuranların kapısını kırıp girdiği o kozmik oda var ya, bu ülkenin, bu milletin nefsi müdafaa karakutusuydu. Yavuz hırsız kırıp girdi, çaldı çırptı... O gün, kendini ve dostlarını sevindirdi, ama onlardan çok bu ülkenin düşmanını sevindirdi. * * * Dünün o karanlık adamlarının, gururunu kırdığı, kariyerini yaktığı, ahını aldığı o subaylar var ya... Bu milletin bağrından çıkmış, vatan mücahitleriydi... Bugün kumpasçı dediğin adam, dün o mücahitlerin gururunu kırdı, sen baktın... Şerefli ve kahraman subayları, Balkan Savaşı ndaki ruh bozgunundan daha büyük hezimete uğrattı... Sen seyirci kaldın. * * * 70 UYAN TÜRKİYEM 7

71 Ben vatan haini kelimesini sevmem. Kendi mahallemde de, öteki mahallede de, o kelimeyi, kendi meşrebine uygun iğrenç bir maymuncuk haline getirenlerden hazzetmem. Ama vatana ihanet diye tek bir şey varsa eğer, o jokeri işte bunun için kullanırım. * * * Arkadaş, ben demiyorum ama sen vatana ihanet mi diyorsun... Sen öyle diyorsan, ben de sana bir dost nasihatinde bulunuyorum. Sakın ha bugünlerde bir maceraya kalkışma... Sakın ha, ihanete uğramış o vatan evlatlarına, sırtından kalleşçe bıçaklanmış, alçak kumpaslarla pusuya düşürülmüş bu orduya güvenip yürümeye kalkma... Seferberlik ilan etmeden önce, o gurur yaralarını sarıp sarmala... Önce o hüsrana uğramış ailelerin, eşlerin, annelerin babaların, evlatların, sevgililerin hayır duasını al. Önce onların kırık gönüllerine bir damla merhem sür. * * * Sonra bırak... O aslanlar bu vatanı savunurlar... Hatta size rağmen savunurlar... Geçmişte Çanakkale de, Kurtuluş Savaşı nda, düveli muazzamaya karşı o vatan sevgisini ispat etmişlerdi... Bugün de ailelerine Hakkınızı helal edin deyip giderler... Çünkü onlar öyle büyütüldüler... * * * Ama bu kırık kalpler var ya, bu ihanete uğramış, hüsran dolu asker yüreği... Onunla bununla iddialaşıp, kendi kendine taşırdığın sabrın imtihanına gireceksen eğer... Eğer durup dururken bir kahramanlık menkıbesi yazmak istiyorsan... Önce o hüsrana, ihanete uğramış yürekten helallik iste... * * * Yoksa yaza yaza Süleyman Şah Türbesi menkıbesine kalırsın ki... Vallahi de billahi de kargalar bile güler... Kahkahalarla güler... DERLEME 71

72 Gürkan Hacır 13 Mart 2015 Restorasyon hükümetine hazır olun! Artık fısıltı olmaktan çıktı. Her yerde ulu orta konuşuluyor. 1 e bin katarak herkes bir şeyler söylüyor. Ama doğrusu şu ki Tayyip Bey in sağlığı hakkında sınırlı bilgilere sahibiz. Twitter dedikodularını bir tarafa koyun. Basına yansıyan bilgileri şöyle bir derleyelim. Erdoğan a 3.5 yıl önce kolon ameliyatı yapıldı. Ameliyatı Prof. Dr. Dursun Buğra Hoca ve Doç.Emre Balık yürüttü. Bir de gözlemci vardı. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Mehmet Füzun. Dr. Füzun ameliyatı sadece izledi, operasyona dahil olmadı. Ancak aylar sonra bile olsa açıklama ondan geldi. Prof. Füzun bir internet sitesine konuştu. Sayın Cumhurbaşkanımıza başarılı bir kolon operasyonu yapılmıştır. Kanser olduğu iddiaları doğru değildir. Elbette bir hekimin hastasının haklarına saygı göstermesi ve onu koruması gerekir. Ancak bahse konu kişi sıradan bir hasta değil. Bir ülkenin kaderini doğrudan etkileyecek bir makamda oturan cumhurbaşkanı. Zaten daha sonraki bilgiler Mehmet Füzun hocayı pek doğrulamadı. Tayyip Bey in sonraki takibini, uluslar arası şöhrete sahip bir Onkolog devraldı. Hacettepe den Prof. Şuayip Yalçın! Önce Kısıklı daki evde ve şimdi de (Kaç)Ak-Saray da büyükçe bir onkoloji tedavi merkezi kuruldu. 2 yıl süren tedavide umulanın ötesinde iyi sonuçlar alındı. Benzer hastaların aksine Tayyip Bey in oldukça dirençli çıktığı ve hastalığı yenmede büyük yol aldığı bilgisi yayıldı. Ancak geçtiğimiz Eylül ayında metastaz haberi kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Barsaktaki tümör giderek vücudun diğer organlarına yayılmıştı. En son hedefinde beyin vardı. Tümörün beyne sıçradığı konuşuluyordu. Hadi bunlar rivayet deyip geçelim. Ama son günlerde kulaktan kulağa fısıldanan bilgileri doğrular nitelikte üç gelişme oldu. İlki (doktor olmayan) şifacı İbrahim Saraçoğlu alelacele saraya danışman alındı. Görevi Erdoğan a her gün şifalı otlar kaynatıp modern tıbbın yetersiz kaldığı noktada otlarla şifa aramaktı. İkincisi ise Son Küba-Meksika gezisinde yaşananlar. Küba gibi 35 derece sıcaklıktaki bir ülkede, Cumhurbaşkanının heyetindekiler gece yarısı ısıtıcı aramaya başlamışlardı. Bir de üstüne üstlük dönüş uçağında aniden koluna gelen uyuşma üzerine Houston a acil iniş, hastalığın geldiği noktayı anlatıyordu. 72 UYAN TÜRKİYEM 7

73 Üçüncü gelişme ise kaçak saraya alınan kimyasal analiz yaptığı söylenen ileri tetkik cihazları. CHP li Aytun Çıray üzerine gidince aslında Cumhurbaşkanına yönelik bir zehirleme tehlikesine karşı alınan cihazlar olduğu açıklandı. Ancak bu açıklama kimseyi ikna etmedi. İşte bütün bu bilgiler ve daha fazlası Ankara da kulaktan kulağa yayılıyor. Umarım Erdoğan bir an önce sağlığına kavuşur. Ancak bizim de bilgilenmeye ihtiyacımız var. Ülkenin cumhurbaşkanının sağlığı hakkında yeteri ve doyurucu bilgiye sahip değiliz. Rahatsızlığı ciddi mi değil mi? Yoksa Bülent Arınç ın açıklamaya hazırlandığı gibi Erdoğan ın sağlığı görevini yapmaya uygun değil mi? Bilmiyoruz. Bilinen şey şu. Hemen herkes Erdoğan sonrasına hazırlanıyor. Bürokrasi, AKP, iş çevreleri sanki bir şey biliyormuşçasına, Erdoğan sonrası için hazırlanıyor. Bir kere belirteyim. Bu hazırlığın yukarıda anlattığım gibi Erdoğan ın sağlık durumuyla doğrudan ilgisi yok. Birkaç cemaatçi yazar dışında bu konuyla ilgilenen kimse de yok zaten. Ama bir hazırlık var. Davutoğlu nun başbakan olduğu günden bu yana yaşanan kırılmalar, bu hazırlığın işaret fişeğiydi. 17 Aralık bakanlarının yüce divan oylaması, merkez bankası ile süregelen inatlaşma ve Hakan Fidan ın gel-git istifası kaynayan kazanın dışarı taşan damlalarıydı. Sonra durduk yere Erdoğan ın Abdullah Gül ü partiye davet etmesi de bir yere not edin. Hatırlayın...Tayyip Bey, en son kimi davet etmiş ve bitsin artık bu özlem demişti? Evet... Gülen i tam anlamıyla bitirmek için Türkiye ye çağırmıştı. Çünkü dışarıdaki Gülen ona tehditti. Şimdi terörist ilan etti, rahatladı. Gül için de aynı şeyi düşünüyor. Dışarıda durma gel içeriye diyor. Gül içeri gelirse neyle karşılaşacağını gayet iyi biliyor. O yüzden oldum bittim ürkek bir profil çizen Abdullah Gül, bu tuzağa düşmeye niyetli değil. Yakın çevresine 17 Aralık la hesaplaşmaktan korkan bu parti, benim kurucusu olduğum parti değil diyerek AKP içinden çıkacak yeni bir partinin sinyalini veriyor. Ama gene de ürkek... Taha Akyol a haber sızdırıyor, sonra yakın koruması Osman Çangal a Twitter üzerinden yalanlatıyor. Sinik bir profil çiziyor. (Bugün ise nihayet birinci ağızdan aday olmayacağını açıkladı.) Tayyip bey ise bu hamleyi çoktan gördü ve erken davranıp yangın çıkmadan söndürmenin telaşıyla Gül ü AKP ye davet etti. Bu arada sakın bir cumhurbaşkanının görevi bu mudur bütün partilere eşit mesafede ve DERLEME 73

74 tarafsız olması gerekmez mi demeyin. Türkiye akıl dışı bir dönem yaşıyor. Deli gömleğinin içinde hapsolduk. Öyle veya böyle...ankara da herkes Tayyip Bey sonrasına göre pozisyon almanın telaşında. Ne olacak nasıl bir gelişme yaşanacak kimse emin değil. Ancak herkes Tayyip Bey den sonrası için gardını almış durumda. Şunu net olarak söyleyebiliriz. Tayyip Bey seçim sonrasında sandıktan sonuç ne çıkarsa çıksın yalnızlaşacak. Giderek kendi partisiyle bağları zayıflayacak. Ne partisine ne de bürokrasiye söz geçiremez hale gelecek. Hel bir de koalisyon hükümeti kurulursa seyredin siz o zaman Kaçaksarayı! İşte bu gidişatın kokusu Ankara koridorlarında iyiden iyiye yayılmış. Buna güzel de bir isim bulmuşlar. Ortaya pozisyon almak (Buna siz Anadolu dilinde Gelen ağam giden paşam de diyebilirsiniz.) Artık herkes her an değişmeye müsait rüzgara göre pozisyon alma telaşında. Örnek mi? Alın size Türk Telekom! Ahmet Davutoğlu nun yanında pozisyon alan Ulaştırma Bakanı yla birlikte Türk Telekom önce paralellerden temizlendi. Şimdi sıra Erdoğancılardan temizleniyor. Ve herkes ortaya pozisyon alıyor. Ortaya pozisyon almak tanımı yeni bir tanımmış gibi gelse de aslında Türk Siyasetine göre pozisyon almanın ustası olmuş bürokrasi ve iş dünyasının kusursuz yaptığı bir tavırdır. Yani iktidar rüzgarı kimden esecek olursa onun büyük boy portreleri hemen depodan çıkartılır. (CHP iktidar olsun aynı gün İsmet Paşa fotoğraflarını Ziraat Bankasında görebiliriz.) Artık herkes kurulacak yeni restorasyon hükümetine göre durumunu gözden geçiriyor. Tabi bu restorasyon dönemiyle yaşanan bunca hukuksuzluğa yolsuzluğa ve adaletsizliğe nasıl derman olunacak bilmiyorum. *** 7 Haziran ın kilit partisi HDP olacak. Barajı aşarlarsa (ki şuan ki veriler aştıklarını gösteriyor) AKP nin tek başına iktidar saltanatı sona erecek. Bu konuya biraz sonra gelelim. Ama önce HDP ye bakalım. HDP liler 7 Haziran sonrasına 2 stratejiyle hazırlanıyorlar. 1- Pazarlıkçılık 2- Mızıkçılık Gülmeyin...Son derece ciddiyim. Bu iki strateji temel politikaları olacak. O da şöyle 74 UYAN TÜRKİYEM 7

75 1- HDP barajı geçerse pazarlıklar başlayacak. Önce anayasa paketi ardından yerel özerklik yasasının uygulanması ve genişletilmesi. Federasyona ve özerlikliğe kadar uzanan bir yol haritası Barajı geçemezlerse, seçimleri gayrimeşru sayacaklar. Tüm dünyaya yüksek seçim barajını gerekçe göstererek anti-demokratik bir uygulama var ve biz bu seçimi tanımıyoruz diyecekler. Yani mızıtacaklar. Ve Diyarbakır da kendi meclislerini kurmaya çalışacaklar. Buyrun buradan yakın...hangisini beğenirseniz onu alın. Elimizdeki anketlere göre HDP barajı aşıyor! % le bile olsa parlamentoda yerlerini alacaklar. HDP, arası vekil çıkaracak. AKP nin oyu ise bandında belki daha da altında kalacak. Yani 8 Haziran sabahı bir koalisyon hükümetine uyanacağız... *** Uzun lafın kısası... Yeni dönemde... Kaçak Saray a sıkıştırılmış bir Tayyip Erdoğan a ve koalisyona razı gelmiş bir AKP ye hazır olun! Koalisyon ortağı kim mi olur? CHP desem? Kızar mısınız? *** CHP ye Dair Bir kaç Not Önceki yazıma ilişkin çok sayıda mesaj ileti ve telefon aldım. Telefonlardan biri de İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak tan dı. Ben siyaseten çömez günlerimde dahi sıra vekillik beklemedim. dedi. Parti nin kurmay takımındaki önemine dikkat çekti. Bir diğeri ise yine aynı bölgenin milletvekili Süleyman Çelebi den aldığım telefondu. Çelebi de hiç kontenjan talebi ve beklentisi olmadığını seve seve ve isteyerek önseçimden İstanbul 3.bölge adayı olduğunu belirtti. Bu arada Kemal Bey in aklındaki kontenjan isimlerde yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İstanbul için 7 dışarıdan isim olduğu bilgisine ulaşmıştım. Şimdi bu isimlerden birinin bir gazeteci arkadaşımız olduğunu öğrendim. Sonraki yazıda başka ayrıntılarla birlikte yazacağım. DERLEME 75

76 Güngör Mengi 11 Mart 2015, VATAN GAZETESİ Dayatmaya ret tavrı Otuz akademisyen Geç mi kaldılar? şüphesi taşıyan bir bildiri yayınladı. Bu topraklarda Geç olsun, güç olmasın diyen ve sabır, selâmet öneren atasözleri de vardır. Akademisyenlerin rejimle ilgili kaygılara tercüman olma konusunda epey geç kaldığı söylenebilir. Ama demokrasi anlayışlı oluyor. Üniversite dünyasının ağır topları diye anılmayı hak eden otuz bilim adamı (Prof. Erdoğan Teziç, Prof. İbrahim Kaboğlu, Prof. Mustafa Erdoğan, Prof. Büşra Ersanlı...) yapılmak istenen sistem değişikliğinin Kişiye özgü Başkanlık inşasına dayalı çalışmalar olduğunu belirtiyor. Kişiye Özgü Başkanlık Rejimi nin inşasına dayalı çalışmaların demokratik usullere yabancı olmakla kalmayıp Anayasa dışı olduğunu da tescil ediyor. Çoğu hocaların hocası diye anılan bilim adamları şöyle bir uyarıda bulunuyor: Yeni bir rejim dayatması karşısında bulunuyoruz! Çoğunluğu anayasa hukukçusu olan bilim adamları, girilen yanlış yolda israrcı olmanın Türkiye ye başka alanlarda da zarar vereceğini hatırlatıyorlar. Kişiye özgü bir rejim (diktatörlük) kurmanın Türkiye yi dünya sisteminden koparma riski içerdiğine dikkatleri çekiyor. Yeni anayasa yapma konusunda yol gösterici bir ışık hiç fena olmayacak. Üniversitenin birikimi toplumlarına en çok bu tür durumlarda lâzım olur. Eski kötü tecrübelerin yarattığı çekingenlik üniversiteyi halka yabancılaştırdı. İlişkileri daha Batılı gelenekler üstüne oturtmak iyi olur.. Ne seninle ne sensiz Devletin istihbarat elemanı hemen bir bakışta görülmez. Halka açık mahallerde sosyal hareketliliğin ortasında ilgi ve merakın odağı olmaz. Olmamalı.. MİT Başkanı Hakan Fidan dün, baş döndürücü bir tayin macerası (milletvekili adaylığı da dahil) yaşadı. Meğer MİT e yakın bir yaşam sürmeye meraklı ne çok insan varmış: Fidan ın devlet zivesinde dönüp dolaştıktan sonra MİT te bırakılması, hayıflanma nidalarına sebep oldu. Bu ne demek oluyor? MİT Başkanı insana arkadaşlık değil korunma ihtiyaçlarını hatırlatır. Bizim gizli servisimizin son on yılda gerçekleştirdiği operasyonlar şu şarkıyı çağrıyor; Ne seninle olalım, ne sensiz.. 76 UYAN TÜRKİYEM 7

77 Güngör Mengi 20 Mart 2015, VATAN GAZETESİ İktidarın günahları Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye! Gezici Araştırma Şirketi, ülkeyi hızla Seçim Mevsimi ne sokuyor. Şirketin yöneticileri her halde uyanmanın tam gerçekleşmesine zaman tanımak istediler. Şirketin tehlikeye sokmaktan sakınacağı bir geçmişe sahip olması, anketin inanılır olma vasfını attırıyor. Ülke çapında on gün önce tamamlanan araştırma 12 yıldır beton sağlamlığı taşıyan, partilerın sıralamasında değişiklik getirmiyor ama neden böyle? sorusuna açık, net karşılıklar veriyor. Ankete göre partilerin temsil oranları sıralamayı değiştirmiyor. Ama en heyecan verici sonucu CHP de gösteriyor: AKP yüzde 39.3, CHP yüzde 29.6, MHP yüzde 17.7, HDP yüzde 11.4 Kontroldan çıktı Anket şirketinin sahibi Murat Gezici, seçim zamanına kadar en büyük hareketin AKP den MHP ye yaşanabileceği tahmininde bulunuyor. Bu seçimden Başkanlık sistemine geçiş imkânı yaratmak kâğıt üstünde mümkün belki ama yüzde 77 gibi ezici bir çoğunluğun Başkanlık sistemine geçiş önünde durması, hayallerin gerçekleşmesine belli ki imkân vermeyecektir. Yapılan değerlendirme AKP iktidarının çok hızlı bir şekilde başarısızlığa sürüklendiğini gösteriyor. İktidarın genç bakanları, etkileyici bir takım oyunu ortaya koymayı başarmışken 25 Aralık ve Cumhurbaşkanı seçiminde kontroldan çıkmıştır. Bunun önemli nedeni, parlamenter sistemi dengeleyen tarafsız Cumhurbaşkanından sistemin mahrum kalmasıdır. Kırılgan bir yolda Araştırma Ne oldu; neden oldu? sorusuna da cevap veriyor. İktidarın yanlışları AKP seçmeninde şaşılacak oranda değişim yaratmıştır. Bunlardan bir kaçını hatırlatmanın yararı olur mu tahmin edemeyiz ama çok hassas, kırılgan bir yolda olduğumuz tartışılmaz gerçektir. Anketin AKP nin hataları diye listelenen eleştirel tesbitleri, görev üstlenecek her hükümete istikamet verecek değerde tesbit ve uyarılardır. Bir kaç örnek... Son dönemde geçim sıkıntısı yarattı; İşsizliği çözemedi; Çözüm Sürecini yönetemedi; Ak Saray yaptırdı; Yolsuzluk yaptılar; Başkanlık sistemi getirmek istiyor; Eğitim sisteminde sorunları çözemedi; medyaya baskı yaptı; Yargıya müdahale etti; Türkiye yi kutuplaştırdı; Avrupa ilişkilerini geri plana attı.. Siyaset kurumu bu reçetenin takipçisi olmalı DERLEME 77

78 Güngör Mengi 22 Mart 2015, VATAN GAZETESİ Terörle müzakere Çözüm Süreci nin en anlamlı ve en zor eşiğini atlamaya nihayet sıra geldi. Kutlamaların merkezi Diyarbakır. Mahşeri bir kalabalık Abdullah Öcalan ın Ada dan yazıp gönderdiği Nevruz mesajını Türkçe ve Kürtçe izledi. Öcalan ın mesajında önerdiği kongre, yeni bir dönemin başlayacağı anlamına geliyor. Örgütün başı şunu diyor: Bugün tarihi bir eşikteyiz. Kırk yıllık hareketimizin acılarla geçen mücadelesi boşa gitmediği gibi sürdürülemez bir aşamaya da varmış bulunmaktadır. Öcalan, elde edilen kazanımların ziyan edilmemesi için PKK nın yaklaşık 40 yıldır yürüttüğü silâhlı mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uymak için kongre yapmalarını tarihi bir gereklilik sayıyor. Anlamsız, acımasız Öcalan ın aklındaki kongre, yeni dönemin ruhuna uygun siyasetleri belirlemeye çalışacak. Mektupta örgütün başı halklarımızın etnik ve dini farklılıkları bu kriz ortamında anlamsız ve acımasız kimlik savaşlarıyla tüketilmektedir değerlendirmesi yapıyor. Abdullah Öcalan ın mektubundaki ifadeler, örgütü muhatap alan silâh bırakma çağrısını da içeriyor. Ama bu adım daha önce verilmiş on maddelik deklarasyon çerçevesinde gerçekleşmiş bir adım olacak. Ortadoğu emellerini terk etmeyen emperyalist güçlerin yol açtığı son zorbalığın IŞİD olarak ortaya çıktığını belirten Öcalan, acıklı güldürü etkisi yapan özlemini şöyle kaydetmiş: Artık gün bu acımasız ve yıkıcı tarihi sonlandırıp kardeşlik ve demokrasiye geçiş günüdür. Ulus devletleri demokratik siyasetle aşarak açık demokratik kimliklerle ortaklaşmaya geçmenin mecburiyetidir. Hayatına oynamak.. Aleti terör olanlarla hayatına oynamayı göze alamazsınız. Türkiye son yıllarda bir değil iki kez bu yanlışı yaptı. Temizliğimiz şüphe götürmez. Hatta 2 milyona yakın Suriyeli mülteciyi evine almanın ve dört milyar doları ceplerine koymanın yanlışına düşecek kadar aşırılığa sürüklenmiştir Türkiye. Çözüm Süreci projesinin kapağı açılırken sözü dinlenmeye değecek herkes Terörle mücadele edilir müzakere edilmez diye avaz avaz bağırdı. Bundan yeteri kadar ders almış olmamız gerekirdi. Dileriz ki cesaretin hasarı katlanmış olarak geri dönmez. Sınav bütün ulusun ortak kaderini belirleyecektir. Ne diyelim; Allah utandırmasın! 78 UYAN TÜRKİYEM 7

79 Güngör Uras 23 Mart 2015, MİLLİYETGAZETESİ Büyüyemiyoruz, yavaşlama sürüyor Bugün 23 Mart yılının ilk 3 ayı sona ermek üzere. Ekonomi nasıl gidiyor? Yılın ilk 3 ayında ekonomi büyüdü mü? Ekonominin büyümesi Milli Gelir (GSYH) göstergelerinden izleniyor. Biz henüz 2014 yılının son 3 ayındaki ve 2014 yılının tamamındaki büyümeyi bile bilemiyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılının büyüme göstergelerini 31 Mart ta açıklayacak yılında yüzde 4.1 büyümüştük yılının ilk 3 ayında yüzde 4.8, ikinci 3 ayında yüzde 2.2, üçüncü 3 ayında yüzde 1.7 büyüdüğümüz açıklandı. Ne istiyoruz? Kaderimize razı olarak, Ne yapalım... Ne kadar büyürsek büyüyelim... Dert etmeye değmez... mi diyeceğiz. Yoksa Büyüyemiyoruz. Silkinelim... Üretimi artırmak için bir şeyler yapalım... Uyuşukluk bize yakışmaz diyerek eyleme mi geçeceğiz? Her şeyden önce bir durum tespitine ihtiyaç var. Ekonomi ne durumda? Ekonominin ne durumda olduğunu 3-6 ay sonra öğrenmek işe yaramıyor. İş işten geçmiş oluyor. İşte bunun için öncü göstergelere bakarak durum tesbiti çok çok önemli. Öncü göstergeler... Öncü göstergeler, 2014 yılının son 3 aylık döneminde ekonomide ortaya çıkan yavaşlamanın 2015 yılının ilk 3 ayında da devam ettiğini ortaya koyuyor. Ekonomideki yavaşlamanın arkasında üretimdeki yavaşlama var. Üretimdeki yavaşlamanın arkasında iç ve dış talepteki (ihracattaki) daralma var. Üretimdeki yavaşlama ekonomide yavaşlamaya yol açıyor. Bunun sonu ise gelir artışında yavaşlama, istihdamda yavaşlamadır. Hükümet seçim ve çözüm süresi ile meşgul. Politikacılar seçimi düşünüyor. Varlıklı kesim ile piyasanın profesyonelleri, FED kararlarını, döviz ve faizi izlemekten ekonomideki yavaşlamayı dikkate almıyor. Hatta cari açığı küçülttüğü gerekçesi ile yavaşlama alkışlanıyor. Ekonominin yavaşlaması sonucu geberik duruma düşen piyasada, üretici, toplancı, perakendeci, esnaf, sanatkâr güç durumda. İşsizler çaresiz. İşi olanlar maaş ve ücretlerinin yetersizliğinden dertli. Bir tek oto iyi Betam (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) iktisatçılarından Zümrüt İmamoğlu ve Barış Soybilgen, öncü göstergeleri değerlendirerek 2015 yılının ilk 3 ayında ekonominin durumunu sergileyen bir çalışma yaptılar. Çalışmanın özet verileri şöyle: 2014 yılı son 3 aylık döneminde büyüme yavaşlamıştı. Tahminlere göre büyüme yüzde -0.2 oldu. İşte 2014 yılının bu son 3 aylık dönemine göre, 2015 yılının ilk 3 ayı için büyüme tahmini yüzde 0.2 oranında yılının ilk 3 ayına göre ise 2015 yılının ilk 3 ayında büyüme yok. Büyüme yüzde DERLEME 79

80 0.0 oranında. Sanayi üretiminde aralık ayındaki yüzde 0.7 artış, uzun soluklu olamadı. Ocak ayında üretim yüzde 1.4 düştü yılının son 3 ayında sanayi üretimi yüzde 0.7 oranında artmıştı. Ocak ayındaki düşüş, ilk 3 ayda sanayi üretiminde yüzde 1 oranında gerilemeyi işaret ediyor. İhracat miktar endeksi ocak ayında, altın hariç, sadece yüzde 0.4 lük bir artış olduğunu gösteriyor. Yıllık bazda ise ihracat düşüyor. Tüketim göstergeleri, otomobil üretim ve satış rakamları hariç olumlu değil. Tüketici güven endeksi son 4 aydır düşüyor. Dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları imalatı ve ithalatları da ocak ayında geriledi. Kamu harcamaları da az da olsa artış göstererek büyümeyi destekliyor. Sınırlı büyüme 2015 yılının ilk 3 aylık az sayıdaki öncü göstergesi, hem iç hem de dış talebin zayıf olduğunu, yatırım ve kamu harcamalarında küçük artışlar olsa da tüketim ve ihracattaki zayıflığın büyümeyi aşağıya çekeceğini haber veriyor. İşte bu nedenle Betam ın büyüme tahmini, bir önceki 3 aya göre yüzde 0.2 lik sınırlı bir artış şeklinde. Ocak ayında bir önceki aya göre tüketim malı ithalatı, dayanıklı tüketim malı imalatı ve dayanıksız tüketim malı imalatı sırasıyla yüzde 6.4, yüzde 5.0 ve yüzde 2.0 oranlarında azaldı. Bilgi vermek için Tüketici güven endeksi de uzun zamandır azalma eğiliminde. En son şubat ayında yüzde 0.4 daha azaldı. Özel Tüketim Vergisi gelirleri ise şubat ayında yüzde 0.4 arttı. Bu veriler 2015 in ilk 3 ayında özel tüketimde durgunluğun devam ettiğini haber veriyor. Artan dolar fiyatının, enflasyon ve dolayısıyla para politikası üzerindeki baskısı devam ediyor. Sıkı para ve maliye politikaları devam edeceğine göre, 2015 yılında iç talepte önemli bir canlanma olamayacak demektir. Bu ise 2015 yılında büyümenin oldukça zayıf kalacağının işareti. Felaket tellallığı yapmak için değil, ekonominin durumunun ne olduğunu merak edenlere bilgi vermek için Betam ın araştırmasını aktardım. Rakamları isteyen istediği şekilde yorumlar. 80 UYAN TÜRKİYEM 7

81 Gürkan Hacır, 10 Şubat 2015 Hakan Fidan pimi çekecek mi? MİT Müsteşarı Hakan Fidan ın istifasını hepimiz bekliyorduk. Sanırım bir tek Cumhurbaşkanı için sürpriz oldu. (!) Tayyip bey istifayı olumlu bulmadığını açıklayınca ortalık toz duman oldu. Ne yani? Tayyip Bey in sırdaşı, kara kutusu ondan habersiz adım atmayan MİT Müsteşarı kafasına göre mi istifa etmişti? Bir milletvekilliği bu en önemli görevi üstlenmiş bürokrat için çok muydu? CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamza Çebi kafasıyla bakarsanız numara yapıyorlar, aslında birlik ve beraberliklerinde hiçbir sorun yok yek vücut seçimlere koşar adım giriyorlar. Sadece Davutoğlu nu onore etmek için böylesi tehlikeli bir oyuncuk oynuyorlar. Elbette ki durum farklı. Yaşananlar Akif Çebi nin lolipop dünyasındaki kadar masum değil! Önce Hakan Fidan kimdir ve Tayyip Bey için ne anlam ifade ediyor ona bir bakalım. 2 yıl öncesine gidelim...7 Şubat 2012 tarihine... Tayyip Bey bağırsak tümörü teşhisi ile ameliyata alınacaktı. Hastane olarak Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi seçildi. 5.Kat tamamen kapatıldı. Tıbbi müdahale kamuoyundan ve basından saklanıyordu. Durumu bilen bir kaç gazeteci de yazamıyordu. Hastane de görevli personelin büyük bir çoğunluğunun da yatan hastanın kimliğinden haberi yoktu. Ancak VİP bir hasta olduğu telaştan ve koşturmadan anlaşılıyordu. Operasyonu Prof. Dursun Buğra Hoca gerçekleştirecekti. Bu tip ameliyatların Türkiye deki en yetkin ismiydi. Ameliyat öncesi son hazırlıklar yapıldı. Tayyip Bey, yeşilleri giydi. Ancak önüne son dakika bir bilgi notu geldi. MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında arama kararı çıkartılmıştı. Soruşturmayı açan savcı Sadrettin Sarıkaya ydı. Suçlama terör örgütü... Tayyip bey hemen yeşilleri üzerinden çıkardı. Ameliyat ertelendi. Acilen tedbir aldı. Önce savcı Sadrettin Sarıkaya dosyadan el çektirildi. Ardından Hakan Fidan ı yanına çağırdı. DERLEME 81

82 Çünkü Tayyip Bey biliyordu ki Hakan Fidan ı verirse sıra kendisine gelecekti. Adına açılım denen ama içeriğini ülkede kimsenin bilmediği süreci kendisinin talimatıyla Hakan Fidan yürütmüştü. Bir eliyle devlet terörist yakalamaya çalışırken bir yandan MİT Müsteşarı Hakan Fidan örgütün patronlarıyla pazarlık masasında çalışma yürütüyordu. Sonrasını hepimiz biliyoruz. MİT yasası çıkartıldı. Başbakan ın bilgisi olmadan MİT Müsteşarları hakkında soruşturma açılamayacaktı Aralık da ise Hakan Fidan aslına bakacak olursanız Tayyip Bey için sınıfta kalmıştı. Düşünsenize doğrudan Başbakan a bağlı çalışan bir istihbarat Başbakan, ailesi ve yakın çevresi düz polis takibindeyken bir türlü duruma uyanamamışlardı. Kriptolu telefonlar dinlenmiş, başbakanın çocukları yasal soruşturma kapsamında teknik takiple izlenmiş hemen her şey kayıt altına alınmış ama MİT in ruhu duymamıştı. Sadece Reza Zarrap ile ilgili kısa bir istihbarat raporu hazırlamışlar ve Tayyip Bey in önüne koymuşlardı. Tayyip Bey in Hakan Fidan ı Aralık tan sonra taşıması imkansızdı. Ancak yolsuzluk/hukuksuzluk girdabına öyle bir saplanmıştı ki Tayyip Bey in MİT Müsteşarını karşısına alacak hali yoktu. Üstelik geçmişe yönelik bagajı bu kadar doluyken. Tayyip Bey e bu büyük kırılma anında dost lazımdı yeni düşman değil. Efkan Ala ve Hakan Fidan Aralık ta Tayyip Bey in yanında mevzilendiler. İttihat Terakki den kalma yok kanun, yap kanun mottosu işte bu süreçte hız kazandı. Yaşanan her fiili durum için hemen peşi sıra bir kanun düzenlemesi geliyordu. Efgan Ala nın kır kapıyı gir içeri tutukla lafı bu dönemde tarihe geçti. Gırtlağa kadar batılan yolsuzluk batağından kurtulmanın tek yolu kural ve kanun dışı bu ittifakı güçlendirmekten geçiyordu Aralık ın karşısında Ala-Fidan ile çıktı Tayyip Bey... Cemaate karşı yapılan bütün operasyonları bu ikili yürüttü. MİT ten ve Emniyetten yapılan FG temizliğinin altında bu ikilinin imzası vardı. Hakan Fidan, bir Müsteşarının bilmesi gerekenden daha fazlasını bilen kişidir. Uluslar arası ilişkilerdeki yürütülen gizli pazarlıklar, PKK ya altın tabakta sunulan tavizler, yolsuzluk dosyalarının örtbas edilmesi, telefon dinlemeleri, suikastlar, faili meçhuller, Uludere, Reyhanlı ve de en önemlisi Cumhurbaşkanı ve yakın çevresinin kişisel bilgileri UYAN TÜRKİYEM 7

83 Atom bombası gücünde bilgilerin ve belgelerin sahibi Hakan Fidan dır. Yandaş kalemlerin Fidan a yönelik geç de olsa başlayan salvosuna ve Ankara dan gelen sağlam kulis bilgilerine bakacak olursak Hakan Fidan ın üzeri çizildi. Geri dönüş kapısını da en son Dönüşü mümkün değildir diyerek Bekir Bozdağ kapadı. Fidan ın çelikten bir güvenlik kalkanı olarak düşündüğü Başbakanlık hayali suya düştü. Bu arada Arınç faktörünü hiç boşlamayın. Tayyip bey tarafından ihracı düşünülen Arınç çok sayıda Ak-AkPartili nin (Yolsuzluğa bulaşmamış Ak Partililer) temsilcisi konumunda. Konuşmalarında artık ulu orta veryansın eden Arınç ı susturmaları da bir hayli güç olabilir. Baksanıza sırf o konuşacak diye bakanlar kurulu toplantısını bile iptal ettiler. (Tepki sadece Fidan ın Başbakan olma ihtimaline karşı değil. Olası bir seçim galibiyetinden sonra Yiğit Bulut un ekonomiden sorumlu devlet bakanı olmasına da tepki yağıyor. Yani Tayyip Bey e sonradan intisap edenlere. Bu arada Ali Babacan ın istifanın eşiğinden dönmesini ve İMBK Başkanı na her şeye hazır olun deyişini de bir kenara not edin. ) Ve son duyum...hakan Fidan ın kontrolden çıktığı yönünde... Yani her şeyi bilen adam her an yeni bir depremin merkez üssü olabilir. Ben yandım sizde yanın diyebilir. Karanlık bir dönemin kara kutusu kontrolden çıktığında, hep beraber aydınlığa çıkar mıyız ne dersiniz? DERLEME 83

84 Haluk Dural Basın açıklaması Aziz Türk Milleti nin tüm kadınlarına Ülkemizde gericiliğin her zaman kadının bağımlılığını istediğini ve onu daha da bağımlı hale sokmaya çalıştığını iyi bilen Mustafa Kemal Atatürk ün kadınlara verdiği özel ve hukuksal önem, ülkemizde kadın mücadelesine yadsınamaz bir ivme sağlamıştır. Bizim kadınımız bilmektedir ki, kadının mevcut koşullardan kurtulması; ulusal bağımsızlığın sağlanması ile kadını kurtarıcı yapmakla, kadını toplumsal ülkü ve görev sahibi etmekle, erkeklerin de gerici sistemin baskısından kurtulmasıyla mümkündür. Bugün Vatan topraklarımız paramparça edilmeye, Milletimiz etnik kökenlere, mezheblere, mezheb içi uygulama ve inanış farklılıklarına göre ayrıştırılmaya, Oy verdiği siyasi partilere, giyim kuşamına, çocuklarının gittiği okullara, günlük yaşama alışkanlıklarına göre kutuplaştırılmaya çalışıldığı bir ortamda yaşamak zorunda bırakıldık. Yeniden birliğimizin ve dirliğimizin sağlanacağı, Türk gelenek ve göreneklerine uygun şekilde kadının toplum içindeki eşit ve saygın konumunu geri kazanacağı, canının, malının, toplumsal ve hukuksal düzlemde garanti altında olacağı, Millî birliğimiz sağlanarak, Atatürk ün kurduğu Cumhuriyet değerlerimizin toplumsal yaşamımızda tamamen egemen olacağı günlerin yakın olduğu inancı ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutluyor,emperyalizme karşı kazandığımız İstiklâl Harbimizde şehit ve gazi olan kadınlarımızı bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyoruz. Saygılarımızla, Halûk Dural Millî Merkez Genel Sekreteri 84 UYAN TÜRKİYEM 7

85 Haluk Dural 15 Mart 2015 Ermeni Soykırım yalanı ve AB Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından geçtiğimiz 12 Mart 2015 günü Strasbourg da oy çoğunluğuyla kabul edilen Dünyada İnsan Haklarının Durumu ve AB nin Bu Konudaki Politikası başlıklı raporun karar metninde, AB devletlerinden Ermeni soykırımı nı hukuksal planda tanımaları istendi. Kararda, AB devletleri ve AB kurumlarına Ermeni soykırımının tanınmasına katkı sağlamaları çağrısı da yer aldı.[[1]] Bu çağrı; biz Türkleri, Ermeni çetelerinin 1915 yılında kendi devletleri olan Osmanlı İmparatorluğu na karşı silahlı isyan ettikleri ve savaşılmakta olan düşman Rus Çarlık ordusu ile işbirliği yaptıkları dönemde, hiçbir devletin iç hukukunda ve uluslararası hukukta olmayan soykırım suçu ile itham eden tam bir hukuk dışılık olmasının yanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AİHM Büyük Dairesinde devam etmekte olan Perinçek-İsviçre davasını da etkilemeyi amaçlayan hukuksuz bir girişimdir. Perinçek-İsviçre dava süreci Bilindiği üzere, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek in, Lozan 2005 eylemi sırasında yaptığı konuşmalarda, Ermeni soykırımı Emperyalist bir Yalandır şeklindeki açıklaması nedeniyle, Lozan Sorgu Yargıcı tarafından ifadesi alınmış ve 20 Eylül 2007 gecesi SF-1 TV kanalına konuk olarak katılan Yargıç, soruşturmanın ortadan kalktığını, İsviçre nin Türk tarihini yargılamasının söz konusu olmadığını, Sayın Perinçek in Ermeni düşmanlığı yapmadığını, İsviçre nin ırkçılıkla mücadele yasasının ihlâl edilmediğini, Ermeni soykırımı yoktur demenin suç oluşturmadığını ve ırkçılık yasasının artık tartışalı hale geldiğini söylemiştir. Ancak, daha sonra İsviçre Ermeni örgütlerinin başvurusu üzerine, Lozan Asliye Ceza (Polis) Mahkemesinde dava açılmış ve (6-9) Mart 2007 yapılan yargılama sonucunda İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır diyerek, İsviçre Soykırım İnkâr Yasasını ihlâlden suçlu bulunmuş ve İsviçre Ceza Kanunu nun mükerrer 261. maddesinin 4. bendinin bir soykırım ya da insanlığa karşı işlenen diğer suçları inkâr eden, kaba bir biçimde küçümseyen ya da haklı çıkarmaya çalışan kişi ırk ayrımcılığından dolayı cezalandırılacaktır şeklindeki 2. cümlesine göre mahkûm edilmiştir. Lozan Asliye Ceza (Polis) Mahkemesi verdiği mahkûmiyet kararında, 18 Haziran DERLEME 85

86 1987 tarihinde, Avrupa Parlamentosu en sonunda Ermeni soykırımını tanıyan bir kararı kabul etmiştir. Avrupa Konseyi de Ermeni soykırımını tanımıştır. Avrupa Konseyi nin elli kadar üye devletten oluştuğu hatırda tutulmalıdır. Avrupa Konseyi, insan haklarının ve demokratik değerlerin savunulması konusunda kararlıdır. Bu, 1950 tarihli aynı isimli Konvansiyon u uygulamakla görevli olan, merkezi Strazburg ta bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin görev alanı içindedir (tüm bu sorular için bakınız Jean-Baptiste Racine, op.cit. sayfa 66 ve devamı). Kabul etmek gerekir ki Ermeni soykırımı kesin bir tarihi vakadır. demekte ve Doğu Perinçek i, İsviçre Soykırım Yasasını ihlâlden suçlu bulurken, Ermeni Soykırımı yapılmıştır şeklinde sarih bir görüş belirtmemekle beraber, bugüne kadar hiçbir yerde Ermeni soykırımı yapıldığına dair hukukî bir karar bulunmamasına rağmen, makûmiyet kararını Ermeni soykırımı kesin bir tarihi vakadır gibi hukukî olmayan bir varsayıma dayandırarak, mahkûm ederken bir yandan da Ermeni soykırımı yapıldığını zımnen hükme bağlamış bulunmaktadır. Polis Mahkemesinin (Asliye Ceza Mahkemesi) bu kararına karşılık gereken temyiz başvurusu yapılmıştır. Temyizi görüşen Federal mahkeme 12 Aralık 2007 tarihli kararla (ATF* 6B_398/2007), ilk mahkemesinin kararını doğru bularak Doğu Prinçek hakkındaki 30 günlük cezaya kaim olmak üzere 3000 İsviçre frangı ödemesi yönündeki mahkûmiyet kararını onaylamıştır. AİHM Kararı İsviçre deki yargı süreçlerinin tükenmesi üzerine Doğu Perinçek, İsviçre yargısı tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesinde garanti altına alınmış olan ifade özgürlüğü nün kısıtlandığı iddiasıyla, 10 Haziran 2008 tarihinde 27510/08 numara ile AİHM nde İsviçre Devleti aleyhine dava açmıştır. AİHM 2. Dairesinde görülen dava 17 Aralık 2013 tarihinde sonuçlanmış ve ikiye karşı beş oyla, Sözleşme nin 10. maddesinin (Doğu Perinçek in ifade özgürlüğünün) ihlâl edildiğine (İsviçre Devletinin mahkûmiyetine) karar vermiştir. Bu önemli kararın içinde daha önemli bir husus yeralmıştır. Mahkeme kararın 117. Maddesinde; 117. Her halükârda, doğası itibariyle tarihi araştırmanın tartışmalı ve tartışmaya açık olması ve nihai sonuçlara ulaşmaya veya nesnel ve kesin gerçekleri ifade etmeye pek imkân vermemesi nedeniyle, mevcut başvurudakine benzer olaylara ilişkin olarak bir genel oydaşma, özellikle de bilimsel bir oydaşma olabileceği bile 86 UYAN TÜRKİYEM 7

87 kuşkuludur (bkz, bu anlamda, İspanya Anayasa Mahkemesi nin 235/2007 sayılı kararı, yukarıda paragraflar). Bu bağlamda, işbu dava, Holokost suçlarının inkârına ilişkin davalardan açıkça ayrılmaktadır. diyerek, Lozan Asliye Ceza (Polis) Mahkemesinin kararına esas aldığı Ermeni soykırımı kesin bir tarihi vakadır hükmünü geçersiz kılmıştır.[[2]] AİHM 2. Dairesi tarafından mahkûm edilen İsviçre Devleti adına Hükümet üç aylık temyize başvuru süresinin bitimine bir hafta kala temyiz başvurusu yapmıştır. Temyiz duruşması 28 Ocak 2015 tarihinde yapılmış, Mahkeme tarafları ve davaya müdahil olması kabul edilmiş olan Türkiye, Fransa ve Ermenistan savunmalarını dinlemiştir. Dava konusu Doğu Perinçek in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesinde garanti altına alınmış olan ifade özgürlüğünün kısıtlandığı olmasına ve AİHM nin görev alanının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile sınırlı ve soykırım suçları konusunda yetkisiz olduğunun bilinmesine karşın Ermenistan adına yapılan savunmada 1915 olayları sırasında Ermenilerin öldürülmeleri ve tehcir edilmelerinin bir soykırım olduğu dile getirilmiştir. Duruşmayı aynı gün tamamlayan AİHM Büyük Dairesi nihaî kararını daha sonra açıklayacağını bildirmiştir (muhtemelen Mayıs ayında). Perinçek-İsviçre davası temyiz aşamasında halen AİHM Büyük Dairesinde görüşülmekteyken, Avrupa Parlamentosonun günü aldığı kararla AB devletlerinden Ermeni soykırımını hukuksal planda tanımaları istemesi davayı etkilemeye ve Doğu Perinçek aleyhine bir karar vermeye zorlamak için yapılmış hukuk dışı ahlâksız bir girişimdir. [[1]] : ermeni_soykirimini_taniyin [[2]] : AİHM, İKİNCİ DAİRE, PERİNÇEK-İSVİÇRE DAVASI (Başvuru no: 71510/08), para DERLEME 87

88 Haluk Dural 16 Mart 2015 Ermeni Soykırım iddiaları hukuk dışıdır Ermeni soykırımı iddialarının sahipleri, çeşitli ülke parlamentolarında Ermeni soykırımını tanıyan kararlar alınmasına rağmen, neden bugüne kadar uygun bir mahkemeye başvurarak Ermeni soykırımı yapılmıştır diye bir hukuki karar çıkartamamışlardır? Çünkü uluslararası hukukta Ermeni soykırımı diye bir olayı kabul edebilecek bir zemin bulunmamaktadır. Ermeni soykırım iddiaları konusunda, Türkiye nin en güçlü olduğu uluslararası hukuk platformu, Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanarak 9 Aralık 1948 tarihli 260/A sayılı Genel Kurul kararıyla onaylanıp, üye devletlerin imza, kabul veya katılımına açılan ve 12 Ocak 1951 tarihinde anılan sözleşmenin 13. maddesine uygun şekilde yürürlüğe giren Uluslararası Soykırım Suçlarını Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi dir [ 1 ]. Bu Sözleşme, BM Ceza yasası niteliğinde olup, tüm üye ülkeler için bağlayıcıdır ve geçen zaman içinde her ülkenin iç hukukuna dahil edildiğinden artık değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılması imkânsızdır. Bu nedenle soykırım suçları konusunda en sağlam hukukî zemindir. Çünkü, bilindiği üzere bu Sözleşme nin imzaya açıldığı 9 Aralık 1948 tarihinden önce değil soykırım diye bir suç, batı dillerinde Genocide (Soykırım) diye bir kelime bile yoktur. Bu Sözleşme, 2. Dünya Savaşı sonrasında savaş suçlusu Alman yetkililerinin Nürnberg deki yargılanması sırasında eksikliği duyulan hukuk boşluğunun doldurulması amacıyla hazırlanmıştır. Anılan mahkemede, suçlu Almanlar; insanlık dışı muamele, işkence, toplu öldürme, katliam, vb eylemleri içeren insanlığa karşı suçlar ile suçlanıp yargılanmış ve cezalandırılmışlardır. Suçlamalar arasında soykırım diye bir suç bulunmamaktadır. Çünkü, 1948 tarinden önce uluslararası hukukta veya ülkelerin millî hukuklarında soykırım=genocide diye bir suç olmadığı gibi, hiçbir dilde böyle kelime bile yoktur. Bu suça adını veren genocide kelimesi, Polonyalı Av. Rafael Lemkin in önerisiyle Yunanca ırk anlamına gelen genom ve Latince caneo kelimesinden türemiş öldüren anlamında bir son ek olan cide kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. 88 UYAN TÜRKİYEM 7

89 Soykırım suçunun tanımı Bu Sözleşme nin 2. maddesine göre soykırım suçları [ 2 ] ; Bir ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel grubun tümünü veya bir kısmını, sırf o gruba mensup bulundukları için (İngilizce: as such ) yok etmek amacıyla; - bir gruba mensup olanları öldürmek, - gruba mensup olanlara ciddi bedenî veya aklî zararlar vermek, - grubun tümünü veya bir kısmını bilfiil (fizikî olarak) yoketmek amacını güden yaşam koşullarını bilinçli olarak gruba zorla uygulamak, - grup içinde doğumları önlemeye yönelik önlemleri dayatmak, - grubun çocuklarını başka bir gruba zorla sevketmek. şeklinde tanımlanmaktadır. Altı çizilmesi gereken husus, bir eylemin veya suçun soykırımı olarak nitelendirilebilmesi için, bir gruba mensup insanları sırf o gruba mensup oldukları için öldürme, yoketme kastının (saikinin) olması gerekir.[ 1] Cezalandırlacak eylemler Bu Sözleşme nin 3. maddesine göre ise [ 3 ]; Cezalandırılacak eylemler şunlardır: - Soykırım, 1 : AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ, İKİNCİ DAİRE, PERİNÇEK İSVİÇRE DAVASI Kararı 17 Aralık 2013, (Başvuru no: 71510/08). Doğu Perinçek lehine oy çokluğu ile karar veren heyetin iki hakimi verdikleri karşı oyun gerekçesinin 23. Paragrafında Soykırımın inkârı suçunun unsurları, actus reus (suçun maddi unsuru) açısından olduğu gibi mens rea (suçun manevi unsuru) açısından da kanıtlanmıştır. Actus reus bakımından başvuran (Doğu Perinçek) uluslararası yalan olarak nitelediği Ermeni soykırımını aleni olarak inkâr etmiş, Ermeni halkını Türk Devletine saldırmakla itham etmiş diyerek Doğu Perinçek i suçlu bulmuşlardır. Emekli Büyükelçi Pulat Tacar ın değerlendirmeleri: Actus reus, ceza hukukunda öldürme eyleminin yani fiilin bizatihi kendisidir. Ancak her öldürme fiili aynı derecede değerlendirilemez, zira kaza sonucu öldürme, önceden tasarlayarak öldürme, tahrik nedeni ile öldürme, meşru müdafaa nedeniyle öldürme vb çeşitli öldürme eylemleri vardır. Bunlar ceza hukukunda ayrı ayrı cezalandırılır. Halbuki, soykırım özel kasıt (dolus specialis, İngilizce as such) ile öldürmektir. Yani Bir ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel grubun tümünü veya bir kısmını, sırf o gruba mensup bulundukları için (as such ) yok etmek amacıyla öldürmektir. Dolus specialis 1948 Sözleşmesinde yazılı fiillerin (suçların), bir gruba mensup insanlara, sırf o gruba mensup, oldukları gerekçesi ile işlenmesidir. İçinde ırkçılık taşımaktadır. Soykırım hukukunda zamanla uygulamaya yönelik bazı nüanslar ortaya çıkmıştır. Bunların başında Uluslararası Adalet Divanının (UAD- Lahey) Bosna Sırbistan kararı gelir (International Court Of Justice, Application Of The Convention On The Prevention And Punishment Of The Crime Of Genocide (Croatia V. Serbia), 3 February 2015, Judgment). Mezkur karar 1948 Soykırım Sözleşmesini hazırlayan konferansta uzun müzakereler sonunda kabul edilen as such terimine ağırlık vermiş, kararda Latince dolus specialis (özel kasıt) olmadan bir eyleme soykırım denilemeyeceğini vurgulamıştır. Ayrıca bunun ıspatına ilişkin çıtayı çok yükseklere çekerek, soykırımı ıspatı çok güç olan bir suç niteliği haline getirmiştir. UAD sadece Srebrenitsa da yapılanları soykırım sayarak, Yugaslavya iç savaşındaki diğer benzer olaylarda dolus specialis in ıspatlanamadığını vurgulamıştır. DERLEME 89

90 - Soykırıma kalkışma komplosu kurmak, - Soykırıma kalkışmayı doğrudan veya alenen teşvik, - Soykırıma kalkışmaya teşebbüs, - Soykırımda suç ortaklığı, Suçların bireyselliği Sözleşmenin 4. maddesi, soykırım suçlarının kişiler tarafından işlendiğini hükme bağlaması açısından önemlidir. Hiçbir devlet, millet veya ırk topluca veya kurumsal olarak soykırım yapmakla suçlanamaz. Bu Sözleşme nin 4. maddesine göre [ 4 ]; Soykırımı teşvik eden veya 3. maddede sayılan eylemleri yapan; kurumsal sorumlu yöneticiler, devlet memurları veya bireyler cezalandırılacaktır. BM Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesinin en önemli maddesi, bu suçla ilgili yetkili mahkemenin tanımlandığı kısımdır. Yetkili mahkeme Bu Sözleşme nin 6. maddesine göre [ 5 ]; Soykırımı işlemekle suçlanan kişileri yargılama yetkisi bulunan organ ise, suçun işlendiği ülke Devletinin yetkili mahkemesi veya Tarafların kabul etmesi halinde bir uluslararası ceza mahkemesidir. Bu 6. madde çerçevesinde, bugüne kadar Türklerin Ermenilere soykırım yaptığı iddiasıyla, yetkili bir Türk mahkemesinde, hakkında soykırım davası açılmış ve/veya hükmolunmuş hiçbir Türk vatandaşı yoktur. Çünkü, Ermeni iddiaları, Sözleşmenin yürürlüğe girdiği 1951 yılından önceki bir tarihe, 1915 yılına aittir ve o tarihteki bir olayı Sözleşme kapsamına sokmak imkânsızdır. Soykırım suçları ile ilgili Sözleşme geriye doğru işletilemez Soykırım suçunu tanımlayan uluslararası Sözleşme, yürürlüğe girdiği 12 Ocak 1951 tarihinden sonra meydana gelebilecek ve Sözleşmenin 2. ve 3. maddelerinde sayılan suçlara uygun eylemleri Soykırım olarak tanımlamış olup, bu uluslararası Sözleşmeye göre ancak, Sözleşmenin yürürlük tarihinden sonra işlenen soykırım suçları cezalandırabilir. Yani bu Sözleşme GERİYE DOĞRU işletilemez (mâkabline 90 UYAN TÜRKİYEM 7

91 şamil değildir). Soykırım Sözleşmesini yürürlük tarihinden önceye, Ermeni iddialarını kapsayacak şekilde genişletmek amacıyla ABD yetkililerinin teşviki ve Ermeni diasporasının girişimiyle ABD de bir Türk Ermeni Barıştırma Komisyonu (Turkish Armenian Reconciliatıon Commission (TARC) kurulmuş ve 2003 yılına kadar yaklaşık iki yıl görev yapan bu grup için New York taki International Center for Transitional Justice kurumunun adı açıklanmayan hukuk danışmanlarına yaptırılan Soykırımı Sözleşmesinin 20. yüzyıl başlarında vuku bulan olaylara uygulanıp uygulanamayacağı hakkındaki hukukî inceleme, Sözleşmenin geriye doğru yürütülemeyeceği sonucuna varmıştır [ 6 ]. Ayrıca, 27 Ocak 1980 tarihinde yürürlüğe giren, 23 Mayıs 1969 tarihli Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi nin (Vienna Convention On The Law Of Treaties) 28. maddesi [ 7 ]; Sözleşmelerin (devletler arasındaki ikili veya çok taraflı antlaşmaların- H. Dural), tersine bir hüküm bulunmadıkça, o Sözleşme yürürlüğe girdiği tarihten önce vuku bulan eylemlere veya Sözleşme yürürlüğe girmeden önce sona ermiş durumlara UYGULANAMAYACAĞINI belirtir. Yukarıda açıklamaya çalıştığım üzere, BM Soykırım Sözleşmesi, yetkili mahkeme tanımı ve geriye doğru işletilemeyeceği nedeniyle, uluslararası hukuktaki EN SAĞLAM PLATFORMDUR. Bunun en önemli kanıtı ise, ABD liderliğindeki batılı emperyalist devletlerin girişimleriyle, bugüne kadar sadece çeşitli ülkelerin parlamentolarından Ermeni Soykırımını Tanıma kararlarının alınmış olması ve herhangi bir Türk vatandaşı aleyhine soykırım suçlaması ile ceza davası açılamamış olmasıdır. Sonuç olarak; soykırım suçlarıyla ilgili yukarıda anılan Sözleşme, emperyalist bir yalan olan Ermeni soykırımı iddiaları karşısında, Türkiye ve Türk vatandaşları açısından en sağlam uluslararası hukuk platformudur. Bu hayâsız ve asılsız Ermeni soykırım iddialarıyla mücadele edecek olan sorumluluk sahibi her Türk vatandaşı, Soykırım Suçlarını Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesini [ 8 ] en iyi şekilde öğrenmeli ve kullanmalıdır. DERLEME 91

92 Haluk Dural 28 Mart 2015 Cumhurbaşkanına örtülü ödenek vermek Anayasa ihlâlidir TBMM Genel Kurulu nda günü geç saatlerde görüşmeleri devam eden torba kanun teklifine AKP bir madde ekleyerek, Başbakanlık ta olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı na da örtülü ödenek hakkı getirilmesini sağladı. Bu düzenlemenin yapılması isteğinin Cumhurbaşkanı Erdoğan dan yaklaşık üç ay önce Başbakan Davutoğlu na iletildiği öğrenilirken, Davutoğlu nun da AKP Grubuna verdiği talimatla Meclis tatile girmeden kısa bir süre önce düzenlemenin hayata geçirilmesini istediği belirtildi. Örtülü ödenek düzenlemesinin seçimler öncesi başkanlık sistemi için bir hazırlık olduğu ortaya çıktı. TBMM Genel Kurulu nda sabaha karşı Hükümetin verdiği madde ihdası ile Başbakanlık tan sonra Cumhurbaşkanlığı nın da artık örtülü ödenek kullanma hakkı olacak. Anayasamızın Cumhurbaşkanının yetki ve görevlerini belirleyen 104. Maddesinde bu yetki ve görevler açık şekilde yazılmıştır: D. Görev ve yetkileri MADDE 104. Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır: a) Yasama ile ilgili olanlar b) Yürütme alanına ilişkin olanlar c) Yargı ile ilgili olanlar Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır. 92 UYAN TÜRKİYEM 7

93 Bu sayılanların dışında ayrıca TBMM nin yetki görevleri arasında bulunan savaş hali ilanı ve silahlı kuvvet kullanılmasına izin verilmesiyle ilgili 92. Maddenin son fıkrasında ise Cumhurbaşkanının da Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebileceği belirtilmektedir. F. Savaş hali ilânı ve silahlı kuvvet kullanılmasına izin verme MADDE 92. Milletlerarası hukukun meşrû saydığı hallerde savaş hali ilânına ve Türkiye nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde Cumhurbaşkanı da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir. Cumhurbaşkanının bu görevleri yerin getirebilmesi için her yıl Bütçe Kanunu ile ödenek tahsis edilir. Bu ödeneğin kullanılmasının denetimi ise Sayıştay Başkanlığı tarafından yapılır. Anayasanın 105. Maddesine göre ise Cumhurbaşkanı alacağı kararlardan sorumlu değildir. Halbuki Anayasanın 112. Maddesine göre Bakanlar Kurulu ve Başbakan genel siyasetin yürütülmesinden sorumludurlar. D. Görev ve siyasî sorumluluk MADDE 112. Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur. Ülkenin yönetilmesinden tam sorumlu olan Başbakana, üstlendiği yetki ve görevlerinden kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin millî güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları nı yerine getirirken kullanması için 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu nun 24. Maddesi ile Örtülü Ödenek verilmektedir. Örtülü ödenek DERLEME 93

94 Madde 24- Örtülü ödenek; kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin millî güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir. Kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin bütçelerine de örtülü ödenek konulabilir. Örtülü ödenek, bu amaçlar dışında ve Başbakanın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamaz. İlgili yılda bu amaçla tahsis edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde beşini geçemez. Başbakanlık ve diğer ilgili idare bütçelerinde yer alan örtülü ödeneklerin kullanılma yeri, giderin kimin tarafından yapılacağı, hesapların tutulma ve kapatılma yöntemi, gideri yapanın değişmesi halinde yeni yetkiliye hangi belgelerin aktarılacağı Başbakan tarafından belirlenir. Örtülü ödeneklere ilişkin giderler Başbakan, Maliye Bakanı ve ilgili Bakan tarafından imzalanan kararname esaslarına göre gerçekleştirilir ve ödenir. Sonuç Örtülü ödenek sadece Başbakan ve kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin bütçelerine de konulabilir. Cumhurbaşkanının, Anayasada sayılan yetki ve görevleri arasında örtülü ödenek gerektiren hiçbir görevi yoktur. Meclisteki muhalefet partilerinden CHP ve MHP ye çağrımızdır. Bu torba kanun Resmi Gazete de yayınlanır yayınlanmaz, derhal Cumhurbaşkanına örtülü ödenek tanıyan maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurunuz. Aksi takdirde diktatörtük rejimine gidişat hızlanacak, bundan tüm vatandaşlarımız gibi kaçınılmaz şekilde sizler de nasibinizi alacaksınız. 94 UYAN TÜRKİYEM 7

95 Hayati Asilyazıcı 15 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Türkiye ABD nin sömürgesi değildir ABD - AKP beraberliği Türkiye Cumhuriyeti nin temel ilkelerini oluşturan anayasayı değiştirme çabası içindedir. Önce ılımlı İslam dedi ABD! Hala başbakanlık görevini bırakmamış gözüken ve başbakanlığı sürdüren, AKP Cumhurbaşkanı Erdoğan, ılımlı İslamla yetinmedi, şeriat yasalarına yöneldi! 12 yıldır ne anayasayı ne de yasaları dinliyor, hukuku rafa kaldırıp İç Güvenlik yasa tasarısını derebey yönetimi ile meclisten geçirtmeye çalışıyor. Polis yasasının yürürlükte olduğu ülkemizde Gezi Direnişi nde yasal tepki hakkına karşı şiddet kullandırdı. 15 gencimiz polisler tarafından öldürüldü, birçok genç sakat edildi. Ve bunlara, bu şiddeti kullanan polislere övgüler yağdırdı. Dünya basını, medyası bu kanlı polis saldırısını kınayarak duyurdu. İç Güvenlik yasa tasarısı, faşist bir polis devleti kurma projesini TBMM den tek parti olarak geçirip SS ler gibi Türk toplumunu Hitlervari yönetmekten başka bir anlam taşımıyor! Meşruiyetini kaybetmiş bir meclis seçime kadar hiçbir yasa çıkaramaz. Hangi torba yasası çıkarsa çıksın Anayasa Mahkemesi artık bu faşist yasaları durdurur. Tersini yaparsa onlar da ağır cezalardan kendilerini kurtaramazlar. İncirlik Üssü kangren olmuş bir olaydır. Bu kangrenli durumu kesip atmak için ABD oradan kesin olarak çıkarılmalıdır. CENTCOM (Amerika Merkez Kuvvetler) Komutanı Lloyd Austin, İncirlik i kullanmak için hükümetten izin istiyor. Geçmişte Irak için İncirlik i kullanmışlardı. Doyumsuz ABD şimdi neden İncirlik i kullanmak istiyor! Hükümet seçim nedeniyle kekeliyor ve şimdilik evet diyemiyor. KÜRECİK TEN SONRA ŞİMDİ DE KIRŞEHİR ABD teröristleri eğiten 21. yüzyılın tek emperyalist ülkesi. 13 Mart 2015 günlü Aydınlık Gazetesi nde ABD nin teröristleri eğittiği kampın açıklaması bir basın olayıdır. Kırşehir Kaman Hirfanlı köyündeki bu kampta içimizde DERLEME 95

96 barındırdığımız, karınlarını doyurduğumuz PKK lı ve Suriyeli teröristleri eğitim hazırlıkları yapılıyor. Aydınlık muhabiri bu kamp çalışmalarının ABD li görüntülerini net bir biçimde açıkladı. Bu kampın aynı zamanda ABD nin stratejik üssü olarak seçilmiş olduğunu belirtmeliyim. İran a, Gürcistan a, Ukrayna ya ve Rusya ya yakın olması nedeniyle bu kamp seçildi. ABD nin çekip gitmesi gereken bir ülkedir Türkiye. Teröristlere eğitim vermek sadece ve sadece yeni kan dökülmelerine neden olur. Teröristlerle oluşan bir özerk ya da bağımsız devletin kurulduğu dünya nerede görülmüştür? Duyduk ki vatan haini dediği, Merkez Bankası Başkanı ile AKP Cumhurbaşkanı barışmış. Görüşmeler sürmekle birlikte plansız ekonomi enflasyonla birlikte yurttaşlarımızın ümüğünü sıkmaya başladı. Seçim ekonomisi ile birlikte Türkiye nin siyasal görüntüsü de karartılıyor. Kimse Selahattin Demirtaş ın yumuşak inişlerine kanmasın. Sıkışınca PKK yı kışkırtıp Güneydoğu ve ülkenin birçok yerini kana bulamadı mı? O da PKK kökenli. PKK dan bağımsız bir hükümet kurulmaz. Ülke bölünemez. Şimdi de Alevi yurttaşlarımızı kandırmaya çalışıyorlar. Alevi yurttaşlarımız Selahattin Demirtaş a kanarlarsa beklentileri kaos olur. Vatan Partisi Öncü Gençlik Kayseri İl Başkanı Aykutalp Avşar a Haziran Ayaklanması nda dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan a Diktatör Tayyip dediği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Bu olay bir ibret belgesidir. Kumpas ve F tipi örgütün ortaklığının bir göstergesidir. Bir yurttaşın doğal tepki gösteri hakkı kısıtlanamaz. Bu kararı veren yargıç hiç hicap duymayacak mı? 96 UYAN TÜRKİYEM 7

97 İğrenç oyun Hüsnü Mahalli 15 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Aylardır Yemen e dikkat çekiyorum. Irak, Suriye ve Mısır ı perişan eden Suudi liderliğindeki ihanet şebekesi görev başında. Alevi Esad dediler Suriye yi kana buladılar. Öncesinde Şii-Sünni dediler Irak ta bir milyon insanın ölümüne neden oldular. Daha öncesinde Afganistan da Şii ve Sünnileri işgalci Sovyetler e karşı örgütlediler. Sonra da radikal Sünni Kaide ve Taliban ı kurdular. Öncesinde hepsi Sünni olan Somali darmadağın edildi. İslamcılar, radikal İslamcılar ve daha radikal olanlar birbirini kırıyor kırdırılıyor. Libya da durum farklı değil. Bu ülkede bir tek Şii, Alevi, Kürt, Ezidi, Dürzi, Hıristiyan ya da Asuri yok. Hepsi hakiki Sünni ve birbirini boğazlıyor. Sıra Yemen de. Şii Husiler işin palavrası. Tıpkı Suriye de olduğu gibi. Şii Husiler iktidarı ele geçirdi gerekçesiyle Suudiler ve müttefikleri Yemen i işgal ediyor. Suriye deki Aleviler kadar Şiiler de Yemen de %15 civarında. 4 yıldır Sünni halk ve %15 Hıristiyanlar Alevi Esad a karşı ayaklanmadı. Ayaklananları artık herkes tanıyor. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, NATO ve onların bölgesel işbirlikçilerinin desteklediği IŞİD, Nusra, ÖSO ve benzeri yüzlerce ruh hastası katil örgütler. Hepsi İsrail e hizmet ediyor. Tıpkı Yemen de olduğu gibi. Çünkü Yemen Kızıl Deniz in güney çıkışını kontrol ediyor. İsrail tüm dünyaya buradan ulaşabiliyor. Suudi Arabistan işte böyle bir ülke. Öncesinde İngiliz şimdi de ABD ve ABD deki Yahudi lobilerinin hizmetinde. Görev belli : Tüm coğrafyayı kana bulmak. Gerekçe her zaman bulunur. Yemen de Şii Husiler. İyi de Husilerin yanında solcular, devrimciler, liberaller, laikler ve toplumun geniş kesimleri mücadele ediyor. Hepsi de Sünni. Peki kime karşı? Suudi destekli yolsuzluk ve hırsızlık şebekelerine karşı. DERLEME 97

98 Başka kime karşı? Müslüman Kardeşler, İslamcılar ve çok güçlü olan Kaide. Bu durumda operasyon Kaide ve İslamcıların işine yarayacak. Oysa Suudi Arabistan,BAE ve Mısır Müslüman Kardeşleri terörist ilan etmişti. ABD ise Kaide yi düşman bellemiş ve casus uçakları ile Yemen deki yöneticilerini öldürüyor. Oyun içinde oyun. Ama hepsi pis, iğrenç ve aşağılık. Tıpkı Arap Baharı nda olduğu gibi. Suudi Arabistan, Katar ve Körfez ülkeleri bölgemize demokrasiyi getirecekti. Neyi getirdiler hep birlikte gördük. Sıra Yemen de. Sırada başka ülkeler var. Örneğin Lübnan. Örneğin Mısır, Tunus, Sudan Sırada mutlaka Türkiye olacak. Ne zaman bilinmez ama içinde Suudilerin olduğu her tezgah mutlak tehlikeli ve iğrençtir. Suudiler Osmanlı, Türkiye ve Türklerden nefret eder. Bu yaklaşık 300 yıldır böyledir. Suudiler deyince Suudi Arabistan denilen Suud ailesini kastediyorum. Onlar ve onlarla birlikte hareket eden aynı kafa yapısına sahip Körfez in kral, emir ve şeyhlerin ihanet ve hıyaneti genetiktir. Onların var olma koşulu bu ihanet ve hıyanete bağlıdır. Kurtulması olanaksız olan bu ihanet ve hiyanet alışkanlıkları devam ettikçe bu coğrafyada kan ve göz yaşı bitmeyecektir. Yemen olayına bu çerçevede bakmayanlar hep yanılır. Tıpkı Irak, Suriye ve Libya da yanıldıkları gibi. Tıpkı Arap Baharı da kurguladıkları büyük hayaller de yanıldıkları gibi. O hayallerdir ki bu coğrafyayı bu hale gitirdi. Sünni ittifak kuralım kafir Şii ve Alevileri yok edelim hesapları O da yetmezse Libya da olduğu gibi Sünnileri birbirine kıldıralım. Bu da yetmezse herşeyi IŞİD e havale edelim sonra da IŞİD e karşı Uluslararası Koalisyon kuralım ve eğlenceye devam edelim. Nasıl olsa bu coğrafyada eğlencenin her zaman müşterisi bulunur. Böyle olmazsaydı Suudiler Bahreyn deki ayaklanmayı bastırmazdı. Böyle olmazsaydı Suudiler Suriye ayaklanması için milyarlar harcamazdı. Böyle olmazsaydı Suudiler Mısır daki askeri darbeye destek vermezdi. Böyle olmazsaydı Suudiler Husilerin darbesini bahane ederek Yemen i işgal etmeye kalkışmazdı. Böyle olmazsaydı Suudiler CİA nın Afganistan, Pakistan ve Latin Amerika daki tüm iğrenç operasyonlarını finanse etmezdi. Daha nele neler! Tek kelime ile : Adamlar ve müttefikleri iğrenç ve çok tehlikeli. Herkes için. Türkiye başta olmak üzere. 98 UYAN TÜRKİYEM 7

99 Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, https://www.facebook.com/iortas MİLLİYET GAZETESİ YGS sonuçları kötüydü, şimdi daha kötü: öğrencilerin %5 i üniversite düzeyinde sayılır Ne kadar acı verici bir tablo!!! Dindar ve kindar kuşaklar yetiştireyim derken uğramakta olduğumuz felakete bakınız yılında YGS sınavına 2 milyon 126 bin 684 aday başvurdu, sınava giren 1 milyon 987 bin 488 adayın 145 bini 140 puan alamadığı için ön lisans ve açık öğretim fakültelerine de kayıt yapma hakkını kaybetti. 575 bin 768 aday da 180 taban barajını aşamadığı için LYS sınavına giremeyecektir. Geçen yıl 477 bin kişi 180 puan barajını aşamamıştı yani 180 barajına takılan sayısı 2014 yılına göre 100 bin kişi daha artmış bulunuyor. Bu ham sonuçlar bile ortaöğretimde öğrencilerin akademik olarak yeterince eğitilmedikleri gösteriyor. Bu Sınav Sonuçları Ülkenin Geleceğini Şekillendirecek Gençlerinin Bilgi Donanımını Yansıtan, Geleceğe Yönelik İpuçlarını Veren En İyi Göstergedir Başarı düzeyi, 160 soruya öğrencilerin verdikleri DOĞRU CEVAP SAYISI ile anlaşılmaktadır. 1 milyon 944 bin 933 toplam adayın Türkçe testinden ortalamaları 15,8, standart sapmaları 7,5; Sosyal bilimlerden ortalamaları 10,7 standart sapmaları 6,8; Temel matematikten ortalamaları 5,2, standart sapmaları 8,1; Fen bilimlerinden ortalamaları 3,9, standart sapmaları 7,3 oldu. Son sınıfta okuyan ve puanı hesaplanan 856 bin 159 adayın ise Türkçe testinden ortalamaları 15,9, standart sapmaları 7,7; Sosyal bilimlerden ortalamaları 10,4, standart sapmaları 6,8; Temel matematikten ortalamaları 5,4 standart sapmaları 8,4; Fen bilimlerinden ortalamaları 4,6, standart sapmaları 8,1 oldu yılından bu yana her yıl üniversite okumak isteyen öğrencilerimizin akademik bilgi düzeyini ve değişimi izlemekteyim. Uzun zamandır başta fen ve matematik olmak üzere öğrencilerimizin büyük çoğunluğunun ortalama düzeyi çok düşük ve hiçbir ilerleme olmadığı gibi gittikçe ülkemiz eğitimi gerilemektedir. Bu sonuçlar ülkemiz ortaöğretim sisteminin artık geleceğe eğitilmiş, nitelikli bilgi birikimi olan insan yetiştiremediğinin bir göstergesidir. Bu çocuklar hiç okula gitmese bile doğadan öğrendikleri ile bile üç beş soruya cevap veriler. ARTIK BU MÜFRADATI SORGULAMAK ZORUNLU. Üniversiteler Akademik Olarak Yetersiz Yetişmiş Adayların Üniversitelere Gönderilmesi Konusunu Acilen Devletin Üst Organlarına İletmelerinde Yarar Var Merak edilen soru devletin üst yöneticileri, Milli Eğitim Bakanı, ilgili daire başkanları, okulların müdürleri, üniversite yöneticileri hiç mi rahatsız olmuyor bu sonuçlardan. Hiç mi kimse nedir bu sonuçlar. Ülkemizin siyasi partileri bu konularda hiçbir soru önergesi vermiyorlar. Geleceğimiz olan bu gençler mevcut bilgileri ile nasıl yarının gelişmiş Türkiye sini yaratacağız diye sormuyorlar mı? Liseden gelen öğrencilerin akademik düzeyi düşük olduğu için gerçek anlamda bilimsel bir eğitim yapıldığını söylemek zor. Üstüne bir DERLEME 99

100 de üniversitelerimizin de ciddi bir kalite standardı olmaması sonucu çok zayıf ve mesleki yönden yetersiz mezunlar verilmektedir. Mezunların durumu, işsizlik oranı ve toplumda aranan nitelikli ve iş yapacak teknik bilgi ile donanımlı insan gücü talebi arasındaki çelişkide hepimizin malumu. Bu bağlamda üniversitelerin rektörlerinin konuyu üniversiteler kurulu marifeti ile Başbakanlığa, Milli Eğitim Bakanlığına ve devletin ilgili birimlerine bildirmeleri gerekir. Öğrencilerin %5 i Üniversite Okuyabilecek Düzeyde Sınavı geçerli sayılan toplam 1 milyon 944 bin 933 adayın kaçı üniversiteyi okuyacak akademik bilgi ve beceriye sahiptir? Sınav sonuçları pek parlak gözükmüyor. 160 sorunun sadece 35,6 sı cevaplanabilmiş bulunuyor. Yani öğrenciler soruların sadece %22 sini yanıtlayabiliyor. Grafiksel veriden görülebildiği kadarıyla 160 sorunun yarısını (80 soru ve üstü) yanıtlayanların oranı neredeyse %5 ten daha düşük bir düzeyde kalıyor. Sınav Sonuçları İle Üniversitelerin Başarısı Arasında Doğrudan İlişki Bulunmaktadır Sınav sonuçları OECD tarafında yapılan PISA sonuçları ile de paralellik göstermektedir. Sonuçlar ülkemiz eğitim düzeyinin çok ciddi oranda sorunlu olduğunu ve öğrencilerin okuduğunu anlayamadığı, özellikle fen matematikte yeterli düzeyde soru çözemediğini gösteriyor. Öğrencilerin maalesef akademik bilgi düzeyi yanında genel kültür yönünden de çok ama çok yetersiz oldukları görülüyor. Yazma, okuma, anlama, genel kültür her yönden dökülüyoruz. Bu yapı ile geleceğin güçlü ülkesi olmayı hiç hayal edemiyorum. Her yıl liselerden mezun ettiğimiz öğrencilerimizin içlerinde çok azı iyi eğitilmiş ve farkına varıla bilirliği var, ancak geneli gerçekten çok sorunlu. Birçok meslektaşımızdan edindiğimiz izlenimlerden anladığım günden güne öğrencilerin akademik düzeyinin gerilediği yönündedir. Eğitimde İdeoloji, Siyasi Yakınlık Eksenli Yönetici Atamak Yerine Bilime, Sanata, Felsefeye Yönelmeliyiz YGS Sonuçları ülkemizin geleceğini şekillendirecek öğrencilerimizin akademik başarı düzeyinin düşük olduğu görülüyor. Ülkemizin en ciddi sorunu temel eğitim sisteminin, okulöncesinden ortaöğretime yıldan yıla kötüleşmesidir. Bütün sınav verileri elde ve verileri grafik üzerine yerleştirdiğinizde ülkemizin iyiye gittiğini söyleyemeyiz. YGS sonuçları da bunun bir göstergesidir. Uzun zamandır Türkiye ortaöğretimi ve üniversite eğitiminin yerinde saydığı ve niteliğin gerilediği bütün verileri ile ortadadır. Temel bilimleri bilmeyen matematik bilmeyen okuduğunu anlamayan tarih bilmeyen hiçbir toplum bilim ve teknoloji geliştiremez. Soyut düşünceden yoksun, analitik düşünmeyen, güzel sanatları gelişmemiş hiçbir toplum bilimsel buluş yapamaz. Fizik bilmeyen hiçbir toplum teknoloji geliştiremez. Bir başka ifade ile kuşun nasıl uçtuğunu öğrenmeyen hiçbir ülke uçak yapamaz. Üniversiteleri özerk olmayan, bilimsel mali ve idari yönden özerk olmayan ülkemiz beklenilen gelişmeyi göstermesi beklenmez. Dünyanın biricik tecrübesi bilime önem veren ve teknoloji yaratan ülkeler gelişmiş ülkelerdir. Bu ülkelerin temel özelliği öğrencileri temel bilimler yönünden iyi eğitilmiş, okullarının ve üniversitelerinin bilime sanata felsefeye önem vermesidir. Bu bağlamda hepimizin, en başta da Cumhurbaşkanı ve hükümet mensuplarının, elbette Milli Eğitim Bakanlığının acilen konuyu düşünmesinde yarar var. İdeolojik söylem ve müfredatlar, açık siyasi kimlikli yönetici yerine dünyada başarılı ülkeleri örnek alıp felsefe, sanat ve temel bilimlere yönelmekten başkaca da bir yol gözükmüyor. 100 UYAN TÜRKİYEM 7

101 İlhan Sevin 26 Mart 2015, YURT GAZETESİ Okulu terk etmede Avrupa birincisiyiz Haziran da yapılacak olan genel seçim gündemi ve siyasetteki ani gelişmeler, Türkiye de yaşanan birçok olayın ortaya çıkmasını ve gündemde kalmasını engelliyor. Ekonomide, eğitimde, sağlıkta yaşanan önemli olaylar ya fazla gündeme getirilmiyor ya da unutulup gidiyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu nun (TİSK) Avrupa Komisyonu nun Avrupa da Eğitimi Erken Terk Durumu başlıklı raporundan derlediği veriler aslında çok düşündürücüydü Türkiye de kız ve erkek öğrencilerin eğitimi terk etmede Avrupa birincisi olması, üzerinde hem düşünülmesi hem de acilen önlem alınması gereken bir konu olmasına rağmen bir iki gazete ve televizyon dışında pek de gündemde yer almadı. Rapordaki veriler, hemen her gün gazetelerde okuduğumuz, televizyonlarda izlediğimiz kadın cinayetleri ve kadına şiddet haberlerinin neden yaşandığını aslında çok açık bir şekilde bize gösteren bir tablo Ya daha yaşlarındayken görücü usulü evlendirilen kız çocuklarına ne demeli! TİSK in derlediği bu rapordaki ayrıntılara baktığımız zaman aslında yaşanan bu olayların en önemli sebebi de ortaya çıkmış oluyor. Rapordaki verilere göre, Türkiye de kız öğrencilerin yüzde 39,9 u lise ve daha sonraki yükseköğretim kademelerine başlamadan eğitim sürecini terk ediyor ya da terk etmek zorunda kalıyor. Bu demek oluyor ki, her 100 kız öğrenciden 40 ın eğitimin ileri aşamalarından, sonuç olarak da büyük çoğunluğu istihdamdan yoksun kalıyor. Eğitim hayatından yoksun kalan her bir kızımız bir anlamda eve kapanmak zorunda kalıyor. Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 28 olup, ortalaması ise yüzde 10,2 ile Türkiye nin dörtte biri düzeyinde. Kız öğrencilerin eğitimi erken terk oranı yüzde 2,6 ile en düşük Slovenya da kaydedildi. Türkiye, erkek öğrenciler açısından da umut vaat etmiyor. Lise ve üniversite eğitimi alma şansları kız öğrencilere göre daha yüksek olsa da, erkek öğrencilerin de yüzde 35 gibi büyük bir oranı eğitimi erken terk ediyor. Türkiye, bu oranla erkek öğrencilerin eğitimi terk sıralamasında yine Avrupa birincisi durumunda. Avrupa ülkelerinin tümünde okulu erken terk açısından kız öğrenciler daha avantajlı DERLEME 101

102 durumda. 28 üyeli AB de yaş aralığındaki ortaokul diploması ile yetinmek zorunda kalan genç erkeklerin ortalaması yüzde 13,6 olurken, kızlarda bu oran yüzde 10,2 düzeyinde bulunuyor. Evet, raporun önemli bazı verileri bu şekilde Eğer ayrıntıları merak eden olursa, adresinden bakabilir. *** Raporun Türkiye değerlendirmesine ayrılan kısmında, Türkiye nin erken terkin üstesinden gelecek etkili bir stratejisi bulunmamaktadır tespitinin yapılması aslında bu konuda alınan önlemlerin ve mücadele yönteminin etkisiz kaldığının işaretidir. Daha farklı ve değişik bir stratejinin olmasının gerekliliği üzerinde acilen düşünülmesi artık kaçınılmaz olmuştur. Raporun verilerini görünce, içimden demek ki ile başlayan ve muş ile biten cümleler kurmak geldi Demek ki, anlatıldığı gibi 12 yıllık zorunlu eğitim ile başarılı olunamamış, Demek ki, anlatıldığı gibi olağanüstü bir eğitim modeli değilmiş, Demek ki, kız çocuklarımızı okula çekememişiz, Demek ki, erkek çocuklarımızı da okula çekememişiz, Demek ki, okullaşma oranının artması çocuklarımızı eğitim-öğretime teşvik etmede yeterli olamamış, Öğretmen sayısının arttırılmasından çok nitelikli öğretmen yetiştirmek gerekiyormuş Eğitimdeki bütçeyi arttırmakla tek başına sorunlar çözülemiyormuş Zorunlu eğitimden çok, gönüllü eğitime özendirmek gerekiyormuş Topyekûn bir eğitim seferberliğini ilan etmeden, eğitimi çıkmazdan kurtarmak mümkün olmuyormuş Eğitimde bu kadar çözülmesi gereken önemli sorunlar ortadayken hatırlarsanız 19 uncu Eğitim Şûrası nda okullar kızlı-erkekli ayrı mı olsun yoksa karma mı olsun, Osmanlıca dersi zorunlu mu olsun seçmeli mi olsun? tartışmalarıyla geçmişti. Demek ki öncelikler farklı olunca yukarıdaki konulara sıra gelmiyor. Sonuç, eğer eğitim işleri böyle giderse bugünleri de çok ararız gibime geliyor. 102 UYAN TÜRKİYEM 7

103 İsmail Hakkı Pekin 12 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Ayrışmaya doğru mu?/ Çatışmaya doğru mu? Her gün yeni bir gündemle uyanıyor Türkiye. Her gün yeni bir tartışma konusu ortaya atılıyor ve ülke meşgul ediliyor. Bunun bir kısmı planlı yapılıyor. Amaç gerçek gündemden uzaklaşmak, yapılan ya da yapılmakta olan bazı şeyleri gözden kaçırmak. Veya daha sonra ortaya çıkarılması düşünülen konulara toplumu hazırlamak. Bir kısmı becerisizlikten, AKP içinde artık iyice ortaya çıkan çatlaktan kaynaklanıyor. Tabii muhalefetin de ne yapacağını bilememesinden... Ancak hangi konu ortaya atılırsa atılsın Türkiye nin ve Türkiye yi yönetmeye talip olanların önünde çözmeleri gereken iki büyük sorun var. Bunlar hızla içine yuvarlandığımız ekonomik kriz ve bekamızı tehdit eden güvenlik sorunudur. Güvenlik sorunumuz çırpındıkça battığımız ve bizi içine çeken bir bataklığa dönmüş durumda. Türkiye nin güvenliğini tehdit eden en önemli sorunumuz açılım süreci olarak adlandırdığımız ve ülkeyi bir bölünmeye, kanlı bir çatışmaya götürmesi kaçınılmaz görülen süreçtir. Açılım süreci Güneydoğu yu PKK ya adeta altın bir tepsi içinde sunmaktadır. Ülkede ayrışmanın temelleri atılmakta, Irak ta, Suriye de vb. ülkelerde muhaliflerin ayaklandırılması ve iç savaşla yapılan bölünme, açılım süreci dediğimiz süreçle ve demokratikleşme(!) adı altında yürütülmektedir. İktidar açılım süreci ile ilgili her şeyi kontrol ettiğini ve verdiği tavizlerin sorunu çözmede önemli bir işlevi olduğunu düşünebilir ya da içeriden ve dışarıdan bu konuda diretmeler olabilir. Ancak görünen veya şimdiye kadar yaşananlar ve hala yaşanmakta olanlar bize bir ülkenin yıkılmasının onun içinden kaynaklandığını göstermiştir ve göstermektedir. PKK terörü ve iç güvenlik konusundaki iktidarın uygulamaları, belirli dönemler için göreceli bir sükûnet sağlamış olmakla birlikte bu sadece olayın halka gösterilen yüzüdür. Diğer taraftan alttan alta ülke kaynamakta, PKK ve uzantıları ayrışma hazırlıkları yapmakta ve çıkabilecek engeller/ engellemelere karşı da hazırlıklar sürdürülmektedir. Türkiye kritik ve hassas bir dönemden geçmektedir. Sorunu çözmek adına yapılan hatalar Türkiye yi iki seçenekle karşı karşıya bırakmaktadır. Bunlardan biri açılım süreci adı altında ülkenin bölünmesine yol açacak uygulamaların hayata geçirilmesidir ve başladıktan sonra nerede durdurulacağını kestirmek mümkün değildir. Diğeri de muhtemel kanlı bir iç çatışmadır. Bu çatışmayı terör örgütünün almak isteyip de alamadığı ya da iktidarın veremediği tavizler dolayısıyla, iktidar da, terör örgütü de başlatabilir/ ateşleyebilir. Yol yakınken iktidar bu tehlikeyi görmeli ve açılım süreci mace-rasından vazgeçmeli ve bu konuda milli bir proje uygulamalıdır. Ya da Haziran 2015 seçimlerinde Türk milleti milli politikalar uygulayacak, ülkeyi kanlı bir iç çatışma veya bölünmeye yol açacak uygulamalardan kurtaracak milli hükümetin tesisine imkan sağlamalıdır. Açılan bir yaranın acısını unutmak için ya vücudunuzda yeni yaralar açacaksınız ya da yarayı yalayarak iyileştireceksiniz. Bu arada yaraya tuz basmanın da çare olduğu bir gelenekten geldiğimizi unutmayalım... DERLEME 103

104 İsmet Özçelik 4 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de VATAN paniği! Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç. Eskiden aralarından su sızmazdı. Arınç onun için epeyce gözyaşı da dökmüştü. Ama şu aralar birbirlerini çok sevdikleri söylenemez. Hatta hiç yan yana gelmeseler ikisinin de bundan şikayetçi olmayacağı, memnun kalacağı konuşuluyor. Ama sözkonusu VATAN olunca iş değişiyor. Önce Erdoğan sahneye çıktı. Valilere hitaben yaptığı konuşmada Vatan Partisi ne saldırdı. Bakanlar Kurulu sonrası Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç kameralar karşısına geçti. Düşünebiliyor musunuz AKP nin kuruculuğunu, başbakan yardımcılığını yapan, imam hatip mezunu olmasıyla Milli Selamet Partisi zamanından bu yana bu çizgiden sapmamış bir insan, şimdi Doğu Perinçek le Suriye ye Esed i ziyarete gidebiliyor Adalet Partisi nde, Anavatan Partisi nde en önemli görevlerde bulunmuş, Meclis Başkanvekilliğini yapan ve sonunda Parlamenter Birliği Başkanlığımızı da deruhte eden birisi, Doğu Perinçek in partisinde boy gösterebiliyor dedi. BAKANLAR KURULUNDA KONUŞULMUŞ Arkasından da Bir proje var ifadesini kullandı. Bakanlar Kurulunda konuşulmuş. Vatan Partisi nin çalışmaları masaya yatırılmış. Bölge ülkelerinin ve halkın Vatan Partisi ne ilgisi tartışılmış. Özgül ağırlığının yüksekliği dillendirilmiş. AKP için tehdit oluşturacağı gündeme gelmiş. Haklılar. Türkiye yi bölme projesi ile Türkiye yi birleştirme projesi cephe cepheye. 7 Haziran seçiminin ana saflaşması bu. Taraflar da belli. Bir tarafta AKP/PKK ittifakı, diğer tarafta Vatan Partisi. AKP nin Doğu Perinçek ve beraberindeki heyetin Suriye ziyaretinden, Vatan Partisi nin İran ve Mısır la ilişkileri düzeltme girişiminden rahatsızlığı da aynı. Bu durum önümüzdeki günlerde daha iyi anlaşılacak. ARINÇ IN DURUMU! Bülent Arınç gerçekten zorda. Daha birkaç gün önce, PKK/HDP ile yan yana gelip ortak açıklama yapılmayacağını söylemişti. Cumartesi günü taca çıktı. Yapılmayacak dediği yapıldı. 104 UYAN TÜRKİYEM 7

105 Bakanlar Kurulu sonrası AKP-PKK/PYD açıklamasını savunmak da ona düştü. Konuşurken yüzü başka, ağzı başka şey söylüyor gibiydi. Ne diyelim, Hükümet Sözcülüğü zor iş. Hele AKP iktidarında..! *** O FOTOĞRAF HER ŞEYİ AÇIKLIYOR ABD onu Müslüman ülkelere lider yapmayı planlamıştı. Hedefindeki ülkeleri onunla İhvanlaştırmayı amaçlamıştı. Düğmeye bastı. Müslüman ülke sokaklarında fotoğrafı taşınan bir Tayyip yaratmaya çalıştı. Birkaç kişi çocuklarına onun ismini verdi. Bundan bile medet umuldu. Propaganda için iyice abartıldı. O da bu rolü pek sevdi. Tahrir Meydanı na çıkmayı bile düşündü. Ama yemedi. Bingazi Meydanı na çıkartılması planlandı. Olmadı. Şimdi Kabe de bile korumasız dolaşamaz hale geldi. Tayyip Erdoğan dan söz ediyorum. Bir koruma ordusu ile Umre yaparken çekilmiş fotoğraflarını görünce bunları anımsadım. Suudi Arabistan korumayı neden bu kadar abarttı acaba? Kabe de bile tehlike mi var? Müslüman lider Müslümanlardan bu kadar mı korkar? Nereden nereye! O fotoğraf her şeyi açıklıyor! *** HESAP HATASI Son günlerde çok ciddi bir hesap hatası yapılıyor. Anayasa değiştirecek çoğunluk tan söz ediliyor. Bölünme anayasası için kamuoyu oluşturulmaya ve HDP ye baraj aşırtılmaya çalışılıyor. HDP barajı aşamazsa HDP nin bağımsızlarla birlikte kazandığı 35 milletvekilinden en fazla u AKP ye geçecek. HDP barajı aşarsa fazladan çıkaracağı milletvekilini de AKP den alacak. Yani, Bölünme anayasası için fazla değişen bir şey yok. AKP-HDP havuzu aynı havuz. Anayasa değiştirecek çoğunluk mümkün değil. Bu hesapta, AKP nin yüzde 49 dan yüzde a düşen oyu yok. AKP 2011 de 327 milletvekili çıkarmıştı. Şimdi 276 yı bulması mümkün görünmüyor. Bırakalım anayasa değişikliğini, tek başına iktidar olması zor. CHP desteği olmasa zor da değil, hayal! DERLEME 105

106 İsmet Özçelik 6 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de ölümle tehdit Ankara da tansiyon giderek yükseliyor. Özellikle de AKP de. Süleyman Şah Türbesi operasyonu geçici bir ateşkes yaratmıştı. AKP-PKK/HDP ortak açıklaması yine ortalığı karıştırdı. Sıkıntı tahminlerden büyük. Nereye gidiyoruz? Buraya nasıl geldik? soruları tartışılıyor. Yanlış yaptık diyenlerin sayısı hızla artıyor. TOPLANTI ÜSTÜNE TOPLANTI TBMM deki odalarda, Meclis dışındaki bürolarda,... toplantı üstüne toplantı yapılıyor. Erdoğan duruma hakim olmak için çalışmalarını hızlandırdı. Günde birkaç toplantıda konuşuyor. Davutoğlu ise ABD de. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon la görüşme için ısmarlama deniyor. Asıl derdin başka olduğu belirtiliyor. AKP deki gelişmelere ABD müdahalesi gündemde. ABD den rol talebi nde bulunanlardan söz ediliyor. CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ Bu arada, AKP nin sırları bir bir ortalığa dökülmeye başladı. Bugüne kadar gizlenen olaylar açığa çıkıyor. Diller çözülüyor. Geçtiğimiz günlerde bir grup AKP li bir büroda toplanmış. AKP nin kuruluşunu birlikte gerçekleştiren ekip. Diğer bir deyişle AKP nin deve dişleri. Sohbet sırasında birçok sır anlatılmış. Anlatılanlara göre, Anayasa Mahkemesi yeniden aday olmasının önünü açınca Gül heveslenmiş. Cumhurbaşkanlığı adaylığı için harekete geçmiş. Başka adaylar da çıkmış. Bu arada CHP ve MHP den işaret gelmiş. Erdoğan dışındaki bir adaya destek vaat edilmiş. CHP ve MHP yöneticileri adına görüşmeler bile yapılmış. SENİ ÖLDÜRÜRÜM TEHDİDİ! Bu gelişmeler gün gün, saat saat izlenmiş. Temaslar sır küpü tarafından raporlaştırılmış. İlişkilerin seyri takip edilmiş. İş ciddiye binince biri küplere binmiş. Yüz yüze yapılan bir görüşmede konuşma kavgaya dönüşmüş. Kontrolden çıkan biri diğerine, seni öldürürüm tehdidi savurmuş. Yapılan tehdit etkili de olmuş. CHP ile MHP nin de desteğini alan aday korkmuş ve 106 UYAN TÜRKİYEM 7

107 çekilmiş. ABD den verilen güvence bile onu ikna edememiş. Gelişmeleri bilmeyen yakınları adaylık ısrarını sürdürünce, Ne adaylığı, canımı zor kurtardım demiş. HER YOL VAR Meğer kapalı kapılar arkasında neler neler yaşanmış. Özel yaşam, şantaj, tehdit,... Her yol denenmiş. Kardeşim ifadeleri sahteymiş. Osmanlı saraylarındaki kardeş kavgalarını hiç aratmayan olaylar olmuş. Öte yandan, Bunlar ne ki! diyenler de var! DİLLERİ NİYE ÇÖZÜLDÜ? Ortalıkta öyle şeyler anlatılıyor ki küçük dilleri yutturacak cinsten. Herkes birbirine, AKP lilerin dili niye çözüldü? diye soruyor. 3 Dönem Kuralı nedeniyle yeniden milletvekili olamayacak olanlara dikkat çekiliyor. AKP tarihini (!) Erdoğan ı da Gül ü de Davutoğlu nu da... en iyi onlar biliyor deniyor. AKP nin gözden düşen kurmaylarında bilginin çok olduğu konuşuluyor. Adamı ipe götürecek bilgiler ifadesi kullanılıyor. ARŞİVLER TEHDİT Herkesin pisliğe bulaştığı ve kimin ne yaptığının arşivlendiği bildiriliyor. F tipi örgütle birlikte çalışılan dönemde dinleme kayıtlarının ham halinin Erdoğan a verildiği hatırlatılıyor. Bu kayıtlar içinde çok sayıda AKP li bakan, milletvekili ve yöneticinin adının geçtiği vurgulanıyor. ERDOĞAN ZORDA Erdoğan AKP yi kontrol etme konusunda kararlı. Ama eli güçlü değil. İktidarı kaybetme endişesi giderek artıyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde sürprizler yaşanabilir. Erdoğan ın hızlı dönüşleri meşhurdur. Kardeşim dediklerini düşman, düşman dediklerini dost ilan edebilir. Erdoğan birlik görüntüsü vermek için yeni hamleler yapabilir. Peki sonuç değişir mi? Zor! DERLEME 107

108 İsmet Özçelik 8 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP gidince!.. Aralarında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener, eski Milli Savunma Bakanı Barlas Doğu nun da bulunduğu bir heyet Suriye ye kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret dünyanın her yerinden ses getirdi. Özellikle de emperyalizmin hedefindeki mazlum ülkelerde ilgiyle izlendi. ÖNEMLİ 3 DETAY! Heyette bulunan İsmail Hakkı Pekin le Suriye izlenimlerini konuştum. İlginç şeyler anlattı. Kaldığımız otel tıklım tıklım doluydu. Çok sayıda yabancı vardı dedi. Önemli Ekim aynında Şam a gittiğimde kaldığım otelde bizden başka yoktu. Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz la koca salonda iki kişi kahvaltı yapmıştık. Demek ki artık Esad lı Suriye kabullenilmiş. Esad lı Suriye ye ile yeni dönem için hazırlık yapılıyor. Herkes orada, (Perinçek ve heyeti saymazsak) bir tek Türkiye yok. Benzer bir durum İran da da söz konusu. Tüm Batılı şirketler orada. İran a giden uçaklarda yolcuların yüzde 80 i yabancı. Amerikalı Boeing şirketi bile İran la anlaşma peşinde. Ama Türkiye, İran a Batı ambargosunu katıksız bir şekilde uygulamakla meşgul. Irak ta da durum aynı. Bir işadamı durumu, Eskiden bakanlıklarda en çok Türkler olurdu. Şimdi bir tek Türkler yok diye anlattı. AKP nin politikaları Irak kapısını da Türklere kapattı. AKP AYRI, TÜRK HALKI AYRI! Pekin e yaşanan onca olaydan sonra Suriye halkının tepkisini sordum. Yüzü güldü. Ben de en çok bunu merak ediyordum. Ama kimle görüştüysem AKP iktidarı ile Türk halkını ayırdı. Bu çok sevindirici dedi. İki yıl önce ben de aynı şeyi gözlemiştim. Değişmemiş. Demek ki AKP iktidardan gidince ilişkiler kısa sürede eski haline dönecek. Yaralar hızla sarılacak. Türkiye-Suriye dost olacak. SURİYELİ ASKERLER Pekin eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı. Çok önemli bir görevde bulunuyordu. Suriyeli askerlerle birçok toplantıya katılmış bir kişi. 108 UYAN TÜRKİYEM 7

109 Ülkesindeki iktidar Suriye de teröristleri destekliyor. Suriye bu teröristlere karşı mücadelede yaklaşık 50 bin askerini kaybetmiş. Pekin e Eski tanıdıklarınızla karşılaştınız mı? diye sordum. Tabii, karşılaştım. Şam da olduğumu duyan emekli generaller bile ziyaretime geldi. Beni alıp misafir ettiler. Gelişmeleri anlattılar. Beni görmekten çok mutlu oldular yanıtını verdi. Arkasından da Onlar rahattı, ama ben mahcuptum diye ilave etti. MORALLERİ YÜKSEK Pekin den bir asker olarak durumu nasıl değerlendirdiğini sordum. Net konuştu: Beşar Esad ın da komutanların da moralleri çok yüksek. Suriye de terörü bitirme konusunda kararlılar. Başaracaklarına inanıyorlar. Başarı için en önemli şey inanmaktır. Suriye yönetiminde de komutanlarda da bu var. Pekin tecrübeli bir komutan. Ergenekon tertibine uğramasaydı Kara Kuvvetleri Komutanı olacaktı. Genelkurmay Başkanlığı için de kesin deniyordu. O, Vatan görevine devam ediyor. Şu anda Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı. *** AKP VE VATAN PARTİSİ AKP liler nereye gitse karşılarında yurtseverleri buluyor. Bu Türkiye için de geçerli, diğer ülkeler için de! AKP çözümü başbakan, bakanlar bir yere gitmeden önce oradaki TGB lileri gözaltına almakta bulmuştu. Ama bu da çare olmadı. Gençler ve Vatan Partililer bir yolunu buldu ve AKP lilere dünyayı dar etti. En son ABD de de aynı şey yaşandı. New York ta bulunan Ahmet Davutoğlu oteline servis kapısından girmek zorunda kaldı. AKP hiçbir şeyden çekmedi, Vatan Partisi nden çektiği kadar..! DERLEME 109

110 İsmet Özçelik 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de sular durulmuyor AKP da ortalık toz duman! Her kafadan bir ses çıkıyor. Başbakan Yardımcıları birbirinden habersiz. Ekonomi yönetimi ayrı telden çalıyor. Bürokrasi ise paçasını kurtarma derdinde. Tepede büyük bir savaş yaşanıyor. AKP tabanı ise şaşkın şaşkın Ne oluyor? diye anlamaya çalışıyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan AKP den milletvekili olmak için istifa etmişti. Daha fazla suça batmamak için kaçtığı konuşuldu. Erdoğan açıktan karşı çıktı. Hatta bazı imalarda da bulundu. Ona bir kısım vaatlerde bulunulmuş olabilir, bir kısım yerler vaat edilmiş olabilir dedi. Sır küpü için ancak bu kadarını söyleyebildi. Daha ileri gitmedi. Gitseydi sır küpü nün sırları ifşa etmesi gündeme gelebilirdi. YİĞİTLİĞİ NE OLDU? Erdoğan a büyük darbe. Fidan Erdoğan dan koparıldı yorumları yapıldı. Erdoğan-Davutoğlu çekişmesi gündeme geldi. Bu kavganın uluslararası boyutları üzerinde duruldu. Ahmet Davutoğlu, 5 Şubat 2015 te katıldığı bir programda Hakan Fidan ın milletvekili adaylığı ile ilgili bir soruya, Hangi görevi alırsa, nerede bulunursa hakkını verir, cesurdur, yiğittir, attığı adımdan geri dönmez ifadesini kullanmıştı. Fidan şimdi adaylıktan vazgeçti. Yiğitliği ne oldu bilemiyorum, ama attığı adımdan geri döndü. Fidan ın son kararı ile ilgili yorum çok. Vaatlerin olmayacağını hissetti diyen de var, Erdoğan ın hışmından korktu diyen de. OYUN İÇİNDE OYUN Eş zamanlı olarak Abdullah Gül ün AKP ye dönüşü gündeme geldi. Şimdi yakın dostları aday olmayacak demeye başladı. Bu bir pazarlık numarası mı henüz belli değil. Kim bilir belki de o da başarısızlığın pususuna yatmıştır. Ya da ekonomik krizde ezilmek istememiştir. 110 UYAN TÜRKİYEM 7

111 Şu aralar ortalık karışık. Kimin, neyi neden yaptığı belli değil. AKP de, oyun içinde oyun çok! EKONOMİK KRİZ! Bunlar işin bir boyutu. Asıl sıkıntı ekonomide. Sıkıntı büyük. Zirve üstüne zirve yapılıyor. Davutoğlu zirvesi, KaçAK Saray zirvesi,... peş peşe sürüyor. Ama bir türlü çözüm bulunamıyor. Bu arada kimsenin kimseye güveni de yok! Herkes birbirini kolluyor. Toplantılarda yapılan konuşmalarla makam odalarında yapılan konuşmaların birbirinden çok farklı olduğu vurgulanıyor. Anlayacağınız AKP de sular durulmuyor. Ekonomik krizin kendini iyice hissettirmesi ile birlikte suların daha da bulanacağına kesin gözüyle bakılıyor. PKK NIN AÇIKLAMALARI AKP de kriz sadece bunlarla da bitmiyor. PKK konuştukça AKP de taşlar yerinden oynuyor. Ya PKK yı susturun ya bu açılımı bitirin. PKK açıklamalarını sürdürürse iktidarı unutun sesleri duyuluyor. AKP de bunlar konuşulurken PKK yine ses verdi. Cemil Bayık, Oslo da Öcalan la görüşme talebimiz kabul edilmişti. Apo gelip kongreye katılmadan, gerillayla görüşmeden silah bırakma söz konusu olmaz dedi. AKP nin PKK silah bırakacak yalanını bitirdi. DERLEME 111

112 İsmet Özçelik 13 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP nin haberi var, ama..! ABD koordinatörlüğünde, AKP-PKK arasında yürütülen açılım ın bir an önce durdurulması zorunlu. Bu başarılamazsa Türkiye nin güvenliği tehlikede. Irak ve Suriye deki planların Türkiye ile birleştirilmesi gündemde! Güvenlik birimleri uyarıyor. Açılım süreci başladığından bu yana dağlarda PKK ile mücadele edilmedi. Valiler engelledi. Israr eden güvenlik birimleri açılıma provokasyon yapmakla itham edildi. Dağda mücadele edilmeyince PKK şehirlere indi. Şimdi durum çok tehlikeli hale geldi. TSK ile halkı karşı karşıya getirme planı yapılıyor diyorlar. PKK YA TAVİZ Peki, AKP iktidarının bundan haberi yok mu? Var. Erdoğan ın da var, Davutoğlu nun da var. En yetkili kişiler birçok kez kendilerine durumu anlatmış. Erdoğan ve Davutoğlu kendisine verilen bilgileri yakın çevresi ile de paylaşmış. Yapılan uyarılar, AKP yöneticilerinin ve yakın danışmanların da dilinde. Ama, kulak arkası yapmışlar. Projenin arkasında ABD olunca uyarıları dinlememişler. İktidarda kalmak için ne isteniyorsa yapmışlar. Her türlü tavizi vermişler. SİLAH BIRAKMA YALAN Sadece bunlar değil. PKK nın silah bırakacağı nın yalan olduğunu da bildirmişler. Ellerindeki istihbaratı paylaşmışlar. PKK lıların konuşmalarından ve açıklamalarından oluşan dosyalar sunmuşlar. PKK silahtan da eylemlerden de vazgeçmeyecek bilgisi vermişler. Onlar söylemişler, ama hükümet duymamış. İşlerine gelmemiş. Başbakanlıkta çaycılar bile olanları biliyor. Ancak hükümet üstüne yatıyor. PKK DAYISI NA GÜVENİYOR PKK ise gidişattan memnun. AKP nin içinde bulunduğu durumun farkında. Meydanı boş bulmuş, istediği gibi hareket ediyor. Sırtını da ABD dayısı na dayayınca şımardıkça şımarıyor..! Öcalan İmralı da eş başbakan gibi. Kandil dersen, eş hükümet havasında. Manzara bu. AKP her şeyden haberdar olmasına rağmen kör, sağır, dilsiz! *** 112 UYAN TÜRKİYEM 7

113 ERDOĞAN YELKENLERİ İNDİRDİ Tayyip Erdoğan esip gürlüyordu. Söylediklerine karşı çıkanları vatan hainliği ile bile suçladı. Ama kriz derinleşince, ekonomide işler kontrolden çıkınca yelkenleri indirdi. Toplantıya tepki çeken danışmanı Yiğit Bulut un da katıldığı duyurularak mesaj vermeye çalışsa da gerçek bu! Baktı ki pabuç pahalı, geri çekiliyor. Gerilimi yumuşatmaya çalışıyor. Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile buluşması da bundan. Kriz yok havası vermek istiyor. Yalancı bahar havası estirmeye çalışıyor. Ama atı alan Üsküdar ı geçti. Doları, enflasyonu, büyümedeki, ihracattaki düşüşü,... kontrol zorlaştı. Zamlar sırada bekliyor. Krizin faturası halka kesiliyor. İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman a Ekonomide ne oluyor? diye sordum. Konuşacak bir şey yok. Her şey ortada. Cahillik kötü bir şey. Yarı cahillik daha da kötü. Cahil hiç olmazsa bilmediğini bilir. Ama yarı cahil bilmediğini bilmez dedi. Yaşananları özetledi! *** ANKARA SANATA SUSAMIŞ Ankara da önemli bir sanat etkinliği var. Art Ankara/ Çağdaş Sanat Fuarı. Plastik sanat dallarının yanı sıra resim, seramik, heykel, fotoğraf,... alanında geniş bir koleksiyon izleyicilerle buluştu. Yerli, yabancı 300 sanatçının iki bini aşkın eseri sergileniyor. Kayıhan Keskinok un barikatların yıkılışını resmeden muhteşem tablosu da orada. İlgi büyük. Fuarı düzenleyen Bilgin Aygül durumu, Ankara sanata susamış diye anlattı. Gerçekten görmeye değer. ATO Congresium Kongre ve Sergi Sarayı nda açılan fuar 15 Mart Pazar akşamına kadar açık. Mutlaka görülmesi gereken bir etkinlik! DERLEME 113

114 İsmet Özçelik 14 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de moraller bozuk! Şu aralar AKP lilerin ağzını bıçak açmıyor. Her seçim öncesi yaşanan heyecandan eser yok. TBMM kulislerinde de durum aynı. Suratlar turşu satıyor. Sürekli telefonla görüşüyorlar. Biraz kulak misafiri oluyoruz, hep savunmadalar. Belli ki seçmen tepkisi var. Telefon bitince derin bir oh çekiyorlar. Kendi aralarında konuşmaya başlayınca da hep şikayet ediyorlar. Bir dokun bin ah işit durumu var. Danışmanların da hali aynı. Onlar da bunalmış vaziyetteler. SORUN, SORUN, SORUN! Birkaç gazeteci arkadaş, 3 dönem kuralı nedeniyle yeniden aday olmayacak bir AKP milletvekili ile odasında sohbet ediyoruz. Tespitlerimizi doğruladı. Yaşananları, AKP de sihir bozuldu diye özetledi. Sohbet sürerken oda kalabalıklaştı. Herkes sıkıntılı. AKP nin iktidarı kaybedebileceği dillendirildi. İllerden gelen bilgilerin de bunu doğruladığı ifade edildi. AKP deki sorunlar konuşuldu. Öne çıkan olumsuzluklar özetle şöyle sıralandı: PARTİ İÇİ ÇEKİŞMELER Erdoğan, Davutoğlu ayrı telden çalıyor. Erdoğan herkesten şüpheleniyor. Davutoğlu, heyecan vermiyor. Başbakan yardımcıları arasında uyum yok. Arınç farklı, Akdoğan farklı, Kurtulmuş farklı konuşuyor. Ekonomi yönetimi ayrı bir alem. Doların artışı vatandaşı etkilemez diyen bakan var. Herkes bizle dalga geçer oldu. Bizi savunan yazarlar bile savunamaz hale geldi. Partide de durum aynı. İthal yöneticilerle, eskiler arasında çekişme var. Erdoğan yöneticiler arasında ayrımcılık yapıyor. Partiyi onlarla idare etmeye çalışıyor. Ama olmuyor. Tepki çekiyor. Gül ün AKP ye dönüp dönmeyeceği, Hakan Fidan olayı hep eksi yazdı. Milletvekili adaylarını belirlemede de sıkıntı yaşanıyor. Erdoğan listelere doğrudan müdahil. Davutoğlu Sorun yok dese de sorun var! 114 UYAN TÜRKİYEM 7

115 EKONOMİK KRİZ Ekonomik kriz en büyük sıkıntımız. Zamlar peş peşe geldi, halk öfkeli. Oklarını bize çevirmiş durumda. Milletvekilleri seçmenle yüz yüze gelmekten korkar oldu. Özellikle çiftçi ve esnaf çok sıkıntıda. Birçok yerde ekim zamanı geldi. Tohum, gübre lazım. Para lazım. Ama yok. Tabii bütün bunlar 7 Haziran seçiminde etkili olacak. MERKEZ BANKASI TARTIŞMASI Cumhurbaşkanımızın Merkez Bankası ile tartışması iyi olmadı. O krizi Merkez Bankası na yıkıp kendini kenara çekmek istedi. Ama ters tepti. Kriz büyüdü. Şimdi Tatlıya bağladık diyor. Olmaz. Yanlış oldu. Ziraat Bankası ndan başka bankayı bilmeyen köylü bize telefon açıp Merkez Bankası tartışmasını soruyor. PKK İLE O FOTOĞRAF Dolmabahçe de HDP ile yapılan o toplantı sonrası birçok AKP milletvekili ve il başkanı telefonlarını kapattı. Öyle tepkiler geldi ki, cevap veremez olduk. O fotoğraf bizi mahvetti. Şimdi İmralı ya izleme heyeti gidecek deniyor. Öcalan ın Nevruz da görüntülü mesajından söz ediliyor. Öcalan ne derse desin o görüntü en az yüzde 5 oyumuzu götürür. Silah bırakma konusuna da kimse inanmıyor. Buna Meclis teki AKP milletvekilleri de dahil. SAĞLIK En çok övündüğümüz sağlıkta bile ciddi sıkıntı var. Geçtiğimiz günlerde bir kadın milletvekili arkadaşımız Ankara da bir hastaneye gitmiş. Milletvekili olduğunu söylememiş. Meclis e döndüğünde dehşet içindeydi. İnsanlar perişan, her yer böyleyse seçimlerde mahvoluruz dedi. Sağlık projelerimiz iyi başladı, ama şimdi çok kötü. Rantçılar türedi. Yabancılarla birlikte devleti söğüşlüyorlar. Herkes seyrediyor. Faturası ağır olacak. İŞLER İYİYE GİTMİYOR AKP lilerin AKP eleştirileri böyle. Moraller bozuk. İşlerin iyi gitmediğini söylüyorlar. Oyun disiplini kaybolunca her işin ters gittiğini belirtiyorlar. Sık sık Özal ın ANAP ını, Demirel in DYP sini hatırlatıyorlar. Bilmem başka bir şey söylemeye gerek var mı? AKP yi en iyi AKP liler biliyor! DERLEME 115

116 İsmet Özçelik 20 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP-PKK/HDP kavgası (!) sahte! PKK ile anlaşan AKP panikte. Halktan gelen tepkileri önlemek için PKK/HDP ile danışıklı dövüş bir kavga içinde. Erdoğan ve Davutoğlu her gün Demirtaş a saldırıyor. Demirtaş da AKP ve Erdoğan a yönelik tepkisini sertleştiriyor. Öyle görünüyor ki bu suni kavga seçime kadar sürecek. Görünürde sertlik olsa da iki taraf da memnun. Açılım sürecinden de bir endişeleri yok. Parti örgütlerinden gelen sorulara, Seçim öncesi bu tür atışmaların normal, her şey kontrol altında yanıtını vermeleri de anlamlı. Kamuoyu önünde kavga ediyor görünseler de görüşmeler sürüyor. Telefon dinlemelere karşı yeri son dakikada belirlenen mekanlarda bir araya geldikleri biliniyor. OY AVCILIĞI AKP-HDP kulislerini yakından takip edenlerin suni kavga ile ilgili yorumları şöyle: Bu kavga(!) iki tarafın da lehine. PKK/HDP ile işbirliği ve ortak basın toplantısı AKP tabanında çok tepki çekti. Zaten gevşemiş olan AKP ile seçmen ilişkisi kopma noktasına geldi. Bu kavga ile seçmen yeniden AKP ye bağlanmaya çalışılıyor. HDP için de durum aynı. AKP ile sert kavga ediyorum denilerek sol seçmenin ve Alevilerin desteğini alma planı yürürlükte. İki taraf da oy avcılığı yapıyor. PKK/HDP, AKP KALSIN İSTİYOR PKK/HDP lilerle yapılan sohbetlerde net olarak ortaya çıkan durum şu: PKK/HDP, AKP nin iktidardan gitmesini değil kalmasını istiyor. Hatta AKP nin iktidarda kalması onlar için hayati önemde. Kavga aldatmaca. *** AKP-PKK/HDP ORTAKLIĞI AKP ile PKK/HDP arasında kavga değil ortaklık esas. Bunu gösteren çok sayıda örnek var. İşte bunlardan bazıları: -Birlikte Habur açılımı nı gerçekleştirdiler. -Erdoğan ın talimatı çerçevesinde MİT ve Hakan Fidan la Oslo da buluştular. PKK lıları Erbil den Oslo ya MİT in uçağı götürdü. -Gezi eylemlerinde birlikte hareket ettiler. Demirtaş, Erdoğan gibi Gezi eylemcilerine 116 UYAN TÜRKİYEM 7

117 darbeciler suçlaması yaptı. Aramıza mesafe koyduk dedi. ÖCALAN: AKP Yİ BEN İKTİDARDA TUTUYORUM -ABD patentli açılım ı birlikte devreye soktular. - HDP yi Öcalan-MİT anlaşmasıyla kurdular. -Bakanların makamlarında, Hakim Evi nde bol kahkahalı açılım toplantıları yaptılar. Kebap partileri düzenlediler. -İmralı yı PKK Genel Merkezi yapmak için düğmeye bastılar. -Öcalan AKP yi ben iktidarda tutuyorum dedi. ORTAK BASIN TOPLANTISI -İş o kadar ileri gitti ki AKP-PKK/HDP ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala ile İdris Balüken, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder Dolmabahçe de kameraların karşısına geçtiler. BÖLÜNME ANAYASASI İÇİN KOL KOLA GİRDİLER -AKP ile birlikte Yeni Anayasa yapmaya soyundular. Demirtaş, Erdoğan ı başkan yaptırmayız dese de Anayasa Uzlaşma Komisyonu nda Başkanlık sistemine destek verdiler. *** HDP KAMPANYASINI ABD YÖNETİYOR Şu anda, HDP nin barajı aşması için uluslararası bir kampanya yürütülüyor. ABD bu konuda yoğun bir çaba içinde. ABD Ankara Büyükelçisi John R. Bass ile ABD Adana Başkonsolosu John Espinoza nın Diyarbakır ziyareti de bu kapsamda değerlendiriliyor. HDP nin arkasındayız mesajı olarak yorumlanıyor. Alman istihbaratı da Aleviler üzerindeki baskısını sürdürüyor. Alevi oylarını HDP ye yönlendirmek için bir çalışma yürütüyor. Medyadaki tüm elemanlar devreye sokulmuş durumda. Türkiye yeni bir operasyonla karşı karşıya! DERLEME 117

118 İsmet Özçelik 22 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de öncü deprem! ABD koordinatörlüğünde AKP-PKK arasında yürütülen açılım AKP yi darmadağın etti. Halktan gelen tepki ile ne yapacaklarını şaşırdılar ve birbirlerine düştüler. Geri dönülmez bir yola girdiler. AKP-PKK/HDP Dolmabahçe anlaşması sonrasında, İzleme Komitesi kurmayı planlamışlardı. Erdoğan birdenbire, Haberim yok gazetelerden okudum dedi. YALAN SÖYLÜYORSUN! Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç dün kameraların karşısına geçti, Her şeyi biliyordu ifadesini kullandı. Ankara kulislerinde bu ifade, Arınç, Erdoğan a açıkça Yalan söylüyorsun mesajı verdi şeklinde yorumlandı. Arınç bununla da kalmadı. Erdoğan a, Sorumluluk hükümette, Kendini de Hükümeti de yıpratıyorsun, İzleme Komitesi yoluna devam edecek eleştirilerini sıraladı. TAŞLAR YERİNDEN OYNUYOR Dün hangi AKP liyi arasak gündeminde Erdoğan-Arınç atışması vardı. AKP sanki ortadan ikiye bölünmüştü. Erdoğan ı haklı bulan da var, Arınç a destek veren de. Garip bir durum ama Davutoğlu nun adını fazla anan yok. Ortalık gergin. Kim kimin safında yer alacağına tam karar veremiyor. Çoğunluk kenarda, Kim galip gelecek diye kavganın sonucunu bekliyor. Önümüzdeki günler sürprizlere gebe!.. Her an her şey olabilir. Taşlar yerinden oynamış durumda. Duvarın kimin üstüne yıkılacağı tartışılıyor. BUNLAR DAHA BAŞLANGIÇ Bu köşede, AKP de enerji birikmesi olduğunu söyleyip durduk. Şimdi enerji birikmesi depreme yol açtı. Genel kanı, bu depremin öncü deprem olduğu noktasında. Haziran Direnişi diliyle Bunlar daha başlangıç. Önümüzdeki günlerde artçıların geleceği, en büyük sarsıntının da 7 Haziran da olacağı konuşuluyor. Erdoğan-Arınç kavgasının AKP de seçim öncesinde ciddi bir yara açtığı konusunda herkes hemfikir. Bu yaranın AKP de nelere yol açacağını önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. *** 118 UYAN TÜRKİYEM 7

119 ÖCALAN IN MESAJI Dün merakla beklenen konulardan biri de Öcalan ın nevruz mesajıydı. Öcalan ın Silah bırakma çağrısı yapacağı öne sürülmüştü. 40 yıllık savaşın sona ereceği iddia edilmişti. Mesaj okundu. Ama mesajda, AKP nin ve yandaş medyanın iddialarının hiçbiri yoktu. Dağ fare doğurdu. Öcalan, Dolmabahçe ruhunun devamını istedi. AKP ile yan yana durmaya devam dedi. *** MHP KONGRESİ MHP kongresi de dün gerçekleşti. Ankara Arena Spor Salonu kalabalıktı. Kalabalık iyiydi ama Bahçeli için aynı şeyi söylemek zordu. Klasik bir Bahçeli konuşması yaptı. Salonda erkek egemenliği vardı. Kadın sayısı çok azdı. MHP liler de durumun farkında. Kadın sayısını artıramazsak iktidar olamayız diyenler oldu. Bahçeli konuşurken salonun dikkati dağınıktı. Ama AKP ye yönelik eleştirilerini artırmasıyla birlikte canlandı. Hesap soracaklarını söyleyince alkış arttı. ANADOLU DAN GELEN MHP LİLER Kongrede Anadolu dan gelen MHP lilerle sohbet ettim. Ulusal Kanal ve Aydınlık ı yakından takip ettikleri belli. Birçoğu ismimle hitap etti. Ağzınıza elinize sağlık dedi. Ekonomik sıkıntıdan yakındılar. Eskiden akşamları köy kahvelerinde sohbetler olurdu. Şimdi milletin cebinde çay parası kalmadı. Bu nedenle halk kahveye bile gelemez oldu bilgisi verdiler. Bahçeli nin Ergenekon, Balyoz tertipleri için darbe suçlaması için ne düşündüklerini sordum. Bahçeli nin adını anmadan, Biz Ergenekon, Balyoz a başından beri hiç inanmadık ifadesini kullandılar. AKP ye kayan milliyetçilerin geri dönmeye başladığını söylediler. Açılıma tepkililer. Dertleri MHP den çok AKP nin gitmesi... AKP nin gitmesi için ne gerekiyorsa yapacaklarını belirttiler. DERLEME 119

120 İsmet Özçelik 23 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP darmadağın! Önce Erdoğan ın tepkisi, arkasından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ın çıkışı. Devamında Erdoğan ın Ukrayna yolunda uçakta söyledikleri. İki tarafın da sözleri yenilir yutulur değil. Biri ötekine, Yalancısın diyor. Diğeri neredeyse ihanet le suçluyor. AKP de kırılma olduğunu biliyorduk. Ama bu kadarını düşünmemiştik. Bölünme, tahminimizden de büyük çıktı. ANKARA DA KARARGAHLAR KaçAk Saray da ayrı, Başbakanlıkta ayrı bir AKP var. İki taraf da teyakkuzda. Peş peşe toplantılar yapılıyor. Erdoğan üst aklın parti içinde kendine kumpas kurmaya çalıştığı kanısında. Yakın çevresi de bunu dillendiriyor. Erdoğan ın ön aldığı ifade ediliyor. Daha önce de belirtmiştim. Hakan Fidan ın, Hayır demesine rağmen MİT ten istifa edip AKP den aday olmasını da bu çerçevede değerlendiriyor. Davutoğlu ve Babacan ın ABD ziyaretini adım adım takip ettirmesi de bundan. DAVUTOĞLU EKİBİ Erdoğan KaçAk Saray da mesai yaparken Davutoğlu da başbakanlık konutunda ve dinlenmeyen odalarda görüşmeler yapıyor. Telefon kullanmak yerine yüz yüze görüşmeyi tercih ettiği söyleniyor. Ekibi dağınık. Her kesimden temsilciler var. Hatta F tipi örgütün de yardımcıları üzerinden kendine destek verdiği ifade ediliyor. Uluslararası ilişkilerine güvendiği söyleniyor. Erdoğan a yakın AKP liler, Davutoğlu nun ve çevresindekilerin ABD ve İngiltere ile ilişkilerinden söz ediyor. ERDOĞAN-DAVUTOĞLU Doğrudan karşı karşıya gelmeleri zor görünüyor. Davutoğlu nun buna cesaret etmesine ihtimal dışı deniyor. Erdoğan eskisi kadar olmasa da hala AKP tabanında etkili. Davutoğlu nun ve ekibinin hiçbir gücü olmadığını da biliyor. Bu nedenle kontrolsüz hareket ediyor. Genel değerlendirme şöyle: Erdoğan kötü giden her işi başkasının üzerine yıkarak yol alma peşinde. Ergenekon, Balyoz çöktü. Birlikte hareket ettikleri halde F tipi örgüte yıktı. Açılım çıkmazda!.. Onu da Davutoğlu ve hükümetin üstüne atarak üste çıkıyor. Ama gerçek şu: 12 yıldır izlenen bütün politikalar çöktü. Partideki bölünme de bunun sonucu. Bu değerlendirmeye AKP liler de ses çıkarmıyor. 120 UYAN TÜRKİYEM 7

121 ARINÇ SIKINTIDA Bülent Arınç. Ergenekon, Balyoz tertipleri için, Türkiye bağırsaklarını temizliyor demişti referandumu sonrası yargı F tipi örgütün eline geçerken çok mutluydu. Blok oylarla istenen adaylar başkan olurken Yüce Rabbim verdikçe veriyor sözleri ile hatırlanıyor. Dolmabahçe de yapılan AKP-PKK/HDP ortak açıklaması öncesinde, Öyle yan yana gelip bir açıklama olmayacak demişti. Olmayacak dediği oldu. Şimdi Dolmabahçe mutabakatını savunuyor. İzleme Komitesi hükümetin sorumluluğunda. Devam edecek diye ısrar ediyor. LİSTELER YSK YA NEREDEN GİDECEK? AKP de merak edilen konulardan biri de 7 Haziran seçimleri için milletvekilleri listelerinin kim tarafından hazırlanacağı. Dün AKP Genel Merkezi nde Davutoğlu başkanlığında toplantı vardı. Listeler üzerinde tartışıldığı ve elemelerin yapıldığı söylendi. Benzer bir çalışma da KaçAk Saray da yürüyor. AKP de herkes şaşkın. Birbirine, Listeler YSK ya Beştepe den mi, Genel Merkez den mi gidecek? diye soruyor. YANDAŞLARIN BELİNE DİKKAT! Şu aralar yandaş yazarlar zorda. Dolmabahçe de verilen AKP-PKK/HDP fotoğrafını savunmuşlardı. 10 madde için Barışın önünü açacak maddeler demişlerdi. Karşı çıkanlara ağır eleştiriler yöneltmişlerdi. Televizyonlarda Dolmabahçe mutabakatı için bülbül gibi şakımışlardı. Şimdi iş tersine döndü. Erdoğan o fotoğrafa da, 10 madde ye de karşı. Beyler taca çıktı. Ama hiç merak etmeyin, önümüzdeki günlerde Erdoğan duruma hakim olursa onlar da hakim olacaklardır. Dün söylediklerinin tam tersini söyleyeceklerdir. Ergenekon, Balyoz tertiplerinde yaptıklarını yapacaklardır. Ama benim endişem var. Bellerini incitecekler. Bu kadar ani hareket bele zararlı!.. DERLEME 121

122 İsmet Özçelik 25 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP de saflaşma! Zaman AKP nin aleyhine işliyor demiştik. Yaşananlar bizi doğruluyor. AKP de işler her geçen gün karışıyor. Bu gerçek artık yandaş lar tarafından da itiraf edilir hale geldi. AKP nin sözcüsü gibi davranan Yeni Şafak gazetesinden Abdulkadir Selvi, pazartesi günkü yazısında özetle şu ifadeleri kullandı:... Özal ile Mesut Yılmaz, Demirel ile Tansu Çiller çekişmesi hem ANAP ve DYP nin sonunu hazırladı hem de bu liderlerin siyasi ömrüne mal oldu... Bu partiler ve liderlerin sonu siyasi hüsran oldu....ama itiraf etmeliyim ki son olaylar halkın zihnini bulandırmaya başladı. Neler oluyor sorularının sorulmasına yol açtı. Cumhurbaşkanı-Merkez Bankası tartışması. Hakan Fidan olayı. Ve son olarak çözüm süreciyle ilgili tartışmalar. AK Parti nin bir büyüsü vardı. Kitleler AK Parti yi istikrarın sembolü olduğu için tercih ediyordu. Bu büyü bozuluyor. İSTİKRAR DEĞİL İSTİKRARSIZLIK UNSURU Bizim söylediklerimizi şimdi kendileri dile getiriyor. AKP 2007 de de 2011 de de istikrar için oy aldı. Bu siyaset, ekonomi için de geçerli. Ama şimdi bırakın istikrarı, istikrarsızlığın kaynağı. İç politika, dış politika, ekonomi için de bu böyle. Artık halk Aldatıldık, AKP bizi aldattı diyor. Selvi de durumun farkında. Dün köşesinden AKP yi uyardı. Kimse bu millet 7 Haziran da sandığa bizim tek başımıza iktidarımızı tescil etmek üzere gidecek diye bakmasın. Bu milletin sağı solu belli olmaz ifadesini kullandı. SIRA AKP DE 2012 yılı 19 Mayıs ı milat oldu. Sonrasında barikatlar bir bir yıkıldı. Milyonlar ayağa kalktı, tertipler çöktü, Silivri boşaldı. Şimdi tertipçiler zorda. Silivri nin yeni konukları onlar. Sadece tertipler mi? Açılım da da aynı durum sözkonusu. Halkın tepkisi yükselince, açılım ekibi birbirine düştü. Şimdi sıra AKP nin iktidardan indirilmesine ve milli bir hükümet kurulmasına geldi. AKP DE SON DURUM İşaretleri uzun süredir geliyordu. Şimdi gizlenemez oldu. AKP toz duman. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. İzlenen politikalara halkın tepkisinin artması AKP de taşları yerinden oynattı. 122 UYAN TÜRKİYEM 7

123 Erdoğan, Davutoğlu ekibi ayrı telden çalıyor. Davutoğlu elbette bir odak değil. AKP nin başına atanmasaydı, tartışmalarda adı bile anılmazdı. Şimdi konumu nedeniyle önde. AKP de hareketlilik sürüyor. Ortaya çıkan yeni saflaşma şöyle: Erdoğan: Dar ekiple çalışıyordu. Ekibi her geçen gün daha da daraldı. Davutoğlu nu Akbulut modeli olarak düşünmüştü. Hesap tutmadı. Üst akıl ın devreye girdiğini düşünüyor. Davutoğlu ekibi: ABD den, AB den destek görüyor. Uluslararası finans çevreleri (Ali Babacan ve Mehmet Şimşek üzerinden) destek veriyor. Başbakan Yardımcısı Arınç yanında. Gül gelişmelerden memnun. Pusuda. F TİPİ ÖRGÜT FIRSAT KOLLUYOR Bu arada, F tipi örgüt fırsatı değerlendirmek için hareketlendi. Özel temasların arttığı konuşuluyor. Davutoğlu ekibi üzerinden AKP ye yeniden sızmak için faaliyette. BATI: AKP İLE YOLA DEVAM Batı nın, AKP ile yola devam kararı aldığını yazmıştık. Gelen haberler bu bilgiyi doğruluyor. AKP ye HDP yi de ekleyip bir AKP-PKK/HDP koalisyonu kurarsa çifte kavrulmuş olacak. Türkiye yi hükümet üzerinden bölme hesapları yapıyor. Batı nın bir başka seçeneği de AKP-CHP koalisyonu. Asıl seçenek diyenler de var. Ön hazırlıkların başladığı konuşuluyor. Açılım koalisyonu tarifi yapılıyor. Murat Özçelik in CHP ye atanmasına, Sezgin Tanrıkulu gibilerdeki ısrara dikkat çekiliyor. Siyasette olmaz, olmaz sözüne vurgu yapılıyor. Tabii bunlar hesap. Tutup tutmayacağını yakında göreceğiz. ABD nin hesaplarının Suriye de tutmadığı ortada. Kurtuluş Savaşı vermiş Türkiye de hiç tutmayacağı da açık. Ama emperyalizmin karakteri böyle. Huylu huyundan vazgeçmiyor. DERLEME 123

124 Mehmet Akkaya 25 Mart 2015, AYDINLIKGAZETESİ 2 yılda 225 dev şirket yabancıların eline geçti EY Birleşme ve Satın Alma İşlemleri şirketinin 2012 ve 2013 raporları yayınlandı. Raporlar, son iki yılda yabancıların 225 Türk şirketini ele geçirdiklerini gösteriyor. Bunların arasında Sabiha Gökçen Havalimanı, Çelebi Havacılık, Kamil Koç Otobüsleri, Borsa İstanbul, Hamitabat Elektrik, Yapı Kredi Sigorta, Garanti Bankası, Alternatif Bank gibi dev şirket ve işletmeler de var. 225 Türk şirketi, 35 ülkenin şirketlerince yutulmuş. Sadece emperyalist tekellerin değil, biçare ülkelerin bile göz koyduğu ülke olmuşuz meğer. Savunmanız düşmeye görsün, akbabalar, sırtlanlar bile üşüşür. Talan edilen şirketlerin ve talan edenlerin bazıları şöyle: ABD şirketleri 34, İngiltere 28, Almanya 21, Japonya 18, Fransa 15, İtalya 13, İspanya, İsveç ve Avusturya 7 şer, İsviçre, Polonya ve BAE 6 şar, Belçika, Malezya, Küveyt ve Çin 5 er, Hollanda 4, Güney Afrika, Arabistan, Singapur, Lüksemburg, Danimarka, Tayland, Hindistan ve Azarbeycan 3 er, Hong Kong, Katar ve Güney Kore 2 şer şirketimizi ele geçirmişler. Amerikan tekelleri son iki yılda 34 Türk şirketinin daha kontrolünü ele geçirdiler. Akcenter, Atlas Medikal Hizmetler, Pozitron, Promoqube Medya, RM Arşiv, Kalite Sistem Grubu, Elsim Otomasyon, GADA Türkiye Sağlık, MİM Su Arıtma Hizmetler A.O., Turkent Gıda, PreviewMy .com, Prolab Laboratuar, Provus ve Pusula Otomotiv in tamamını, Arıtaş Basınçlı Kaplar Sanayi, Armada Bilgisayar, Bağ Yağları, Bagin Yağ, Akdeniz Yağları, Grace Yapı Kimyasalları, Harranova Besi ve Tarım Ürünleri, Petlim Limancılık, TPI Kompozit Kanat Sanayi, Ege İnşaat, Romatem, connected2me.com, Soda Sanayi, Şok Süpermarketleri, Kroma Baskı Öncesi Hazırlık Sistemleri ve Bilişim İnnovasyon, Biostar Biomedikal, Gama Enerji, Ultima Bilgi Teknolojileri, Borsa İstanbul da ise, şirketlerin büyük kısmı ele geçirildi. Cargill de, Alemdar Kimya ve Turyağ ı ele geçirdi. İngiliz tekelleri, C-Section, HBS Sigorta EFA Ticaret ve Pazarlama, Ozan Enerji, SadeceHosting.com, Platform Exhibitions Turkuazoo Aquarium, Merkez Deniz Acenteliği, Mesan Kilit, Antoil ve TF Fuarcılık ın tamamını ele geçirdiler. Ayrıca, Red Crescent Resources Türkiye Operasyonları, Trendyol Bilişim, amvg, Artı Döviz, Aviva Sigorta, CB a Turkey, Paşabahçe, Exotic Meyve Suları, SADA Uzmanlık Fuarları, Çekisan Depolama, Graniser, İstanbul Deri Fuarı, NTSR Fuarcılık, Tatilsepeti.com, Electro World, Plasenta Conversation Agency, Plato Grup ta yüzde 15 ten ile 98 varan oranlarda hisse sahibi oldular. 124 UYAN TÜRKİYEM 7

125 Fransa nın tekelleri, Atlas Zımpara, CNR Holding, Deltom Jeotermal, Günsan Elektrik Malzemeleri, Hamitabat Elektrik, Dosu Maya, Etkin Servis Hizmetleri, Artem, Dharma İlaç, Duran Doğan Basım ve Ambalaj Sanayi, Mediamax, Sırma Su, Noki Kırtasiye ve Faveeo yi ele geçirdiler. Japon tekelleri, Climart (DJ Cool), Kırklareligaz, KlimaPlus, İnci Lojistik, Ofisteknik, Plasmar, Mutlu Dergi Grubu, Temsa İş Makinaları, Saral Büro Pazarlama, akakce.com, Viko İmalat, Tempo Çağrı Hizmetleri, TMST Tıbbi Sistemler, Genel Teknik Sistemler, Kemal Kükrer, Mars Lojistik ve Tat Tohumculuk u ele geçirdiler. İtalyan tekelleri AZ Global, İlmak Makine, Notus Portföy, Oltan Gıda, Polmot Makine, Recom Alacak Yönetimi, Termo Makine, Same Deutz-Fahr Şahsuvaroğlu Traktör, Callus Bilgi İletişim, Wallmerk Yapı Kimyasalları, FinarKompass Türkiye, Global Menkul Değerler ve Rultrans ı ele geçirdiler. Alman tekelleri, Koz Makine, Mikro Ödeme, Mikro-Optik, OGLI Lojistik, Optronik, Ursa Isı, Tekkon, Studio Moderna, Arser İş Makineleri, Airmark, Aten Atık, Sektörel Fuarcılık, Som Kauçuk, Mobilike Bilişim, Lidyana.com, Karasular Enerji, HSS Otomotiv, Galva Metal, Duysan Odyoloji ve MMC yi ele geçirdiler. Yapı Kredi Sigorta da Almanların oldu. Garanti Bankası nın yüzde u da İspanyolların oldu. Malezya şirketleri, Game Sultan, paybyme Bilişim, Acıbadem Sigorta, PaytoGo yu ele geçirdiler. Sabiha Gökçen Havalimanı nın yüzde 40 ı da Malezyalılara satıldı. Lüksemburg şirketleri, Çelebi Havacılık, Kamil Koç Otobüsleri ve Standard Profil i Avusturya, Kanada, İsveç, İsviçre, Polonya, Arabistan, Danimarka, Hollanda, BEA, Tayland, Hong Kong, Singapur, Belçika, Güney Afrika, Küveyt, İrlanda, Yunanistan, Lübnan, Portekiz, Bahreyn, Brezilya, Ürdün bile talana katılmışlar. Devlet ekonomiden çekilince, özel sektör kurda kuşa yem oluyor. Özet bu... DERLEME 125

126 Mehmet Ali Güller 1 Şubat 2015 AYDINLIK GAZETESİ Yeni anayasa başkanlık ve özerklik Erdoğan mevcut anayasaya aykırı olarak Kırşehir de yeni anayasa için oy istedi ve seçim kampanyasını başlattı! Erdoğan kampanyasını bir gece önce de AK-Medya ekranlarından başlatmıştı: Başkanlık sistemine geçilmesini istiyordu, bunun için de yeni bir anayasanın çıkarılmasını AKP den bekliyordu. Üstelik Erdoğan izleyenleri Türk tipi başkanlık sistemine ikna edebilmek adına örneğin Bana göre İngiltere bile bir yarı başkanlıktır, hakim olan unsur orada kraliçedir bile diyebiliyordu! Öte yadan Erdoğan G-20 içerisinde 10 u başkanlık sistemiyle yönetiliyor da diyordu. Ama nedense bu 10 ülkenin Türkiye gibi üniter devlet olmadığını, çeşitli türden federal devletler olduğunu, özerk yapılar barındırdığını belirtmiyordu! TÜRK-KÜRT FEDERASYONU Bize göre meselenin esası işte burasıdır: Federalizm. Kuşkusuz Erdoğan başkanlık sistemini kendisi için istiyor, tek başına egemen olmak için, padişah gibi yönetmek için... Fakat meselenin kişiselliği aşan bir boyutu da var ve bu AKP nin 3 Kasım 2002 de sandıktan çıkmasından beri BOP eş başkanlığının en temel işini oluşturuyor: Türk-Kürt federasyonu! Açalım: Erdoğan ın BOP eş başkanı olarak en temel görevi, ABD nin BOP una uygun olarak Ortadoğu da yeni bir düzenlemeyi zorlamasıydı. Erdoğan, Gül, Davutoğlu ve kimi AKP kurmayları bunu geride kalan yıllar içerisinde şu tür söylemlerle ifade ettiler: Sınırları kaldıracağız, yüzyıllık parantezi kapatacağız, küresel düzen için alt bölgesel düzlem kuracağuz, Diyarbakır ı BOP un merkezi yapacağız, Türkiye yi Kürtlerle genişleteceğiz. Yani ABD nin BOP uyla, Erdoğanların Yeni Osmanlıcılığı belli ölçüde, aynı hedefte örtüşüyordu. Ama BOP içinde federalizm son tahlilde büyüme görüntülü küçülme ve bölünme demekti! İş lafta da kalmadı. AKP nin geride kalan 13 yılda uyguladığı Irak ta Erbil i Bağdat tan koparma siyaseti, Suriye de Esad ı devirme hamlesi ve içeride Kürt 126 UYAN TÜRKİYEM 7

127 Açılımı adı altında Türk ile Kürt ü ayrıştırma projesi, bu hedefin gereğiydi. İşte Erdoğan ın yeni anayasa ve başkanlık sistemi konusundaki asıl motivasyonu budur. Zira bu iktidarının önce gerekçesi, sonra da dayanağıdır. Ve hatta onun Atlantik kampı içindeki görece vazgeçilmezliğinin kaynağı da bu noktadaki potansiyelidir! FEDERASYON ANAYASASI Erdoğan BOP eş başkanı olarak Türk-Kürt federasyonu kurmak istiyor. Türkiye yi Irak ın ve Suriye nin kuzeyine doğru genişletmek, Diyarbakır merkezli bir Kürdistan ile İstanbul merkezli bir Türkiye den oluşan bir federasyonu inşa etmek istiyor. Yeni Anayasa nın Türksüz bir anayasa şeklinde çıkarılma çabaları, Türk yerine Türkiyelilik kavramının yerleştirilmesi gayretleri ve her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına alırım söylemleri işte bu hedef içindi. Türk ile Kürt ü ayrıştıran, ülkeyi adım adım özerkliğe götürmeye çalışan Kürt açılımı işte bu hedef içindi. Yani yeni anayasa, Türk-Kürt federasyonu içindi! Peki böyle bir federasyon parlamenter sistemle yönetilebilir mi? İşte başkanlık sistemi bunun için gerekli! ERDOĞAN IN İŞİ YARIN DAHA DA ZOR Erdoğan ın 7 Haziran seçimleri için Davutoğlu ndan önce miting meydanlarına çıkıp yeni anayasa için oy istemesi, hem acelesi ve son fırsatı olduğu için ama hem de AKP yi buna mecbur etmek içindir. Zira AKP içinde başkanlık sistemine itirazların olduğu anlaşılıyor. Şu tablo dikkat çekicidir: Erdoğan Somali dönüşü uçakta başkanlık sistemi açıklamaları yaptı, 7 Haziran seçimlerinin en temel konusu olması gerektiğini söyledi ve şu tuhaf cümleyi sarfetti: Öyle zannediyorum ki, Ahmet Bey in de savunulacak en önemli tezlerinden bir tanesidir. Ertesi gün AK-Medya Başkanlık sistemi AKP seçim beyannamesi manşetleriyle çıktı. Ancak akşama doğru Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay çıktı ve Haberler gerçeği yansıtmıyor dedi! Ve birkaç saat sonra Erdoğan canlı yayında yeniden başkanlık şart mesajı verdi! Anlayacağınız Erdoğan ın bu kez işi öncekinden daha zor ve dün çıkaramadığı yeni anayasayı, yarın hiç çıkaramayacak! DERLEME 127

128 Mehmet Ali Güller 3 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Irak ve Suriye de AKP-PKK ortaklığı AKP hükümeti ile HDP yetkililerinin Dolmabahçe de ilan ettiği Öcalan ın 10 maddelik metni, kamuoyuna silah bırakma çağrısı olarak yansıtıldı. Tersine, yapılan anlaşma PKK yi IŞİD gerekçesiyle Irak ve Suriye de silahlandırma anlaşmasıdır ve asıl sahibi de IŞİD stratejisinin sahibi olan ABD dir. ABD NİN KABUL ETTİRDİĞİ PAKET Öncelikle saptayalım: ABD ile Türkiye nin Eğit-Donat anlaşması imzalaması, Şah Fırat operasyonu, Musul u IŞİD den kurtarma harekatına Türkiye nin hava gücü ve özel birlikleriyle katılma hazırlıkları, İncirlik ve diğer üslerin bu harekat gerekçesiyle kullandırılması ile yeni anayasa, başkanlık sistemi ve özerklik hedefli AKP-PKK anlaşması aynı düzlemdedir. Türkiye bu paket anlaşmalarla ABD nin yeni Ortadoğu hamlesinde artık aktif rol almaktadır. Türkiye bu paket anlaşmalarla, ABD nin IŞİD le mücadele koalisyonunun içinde artık alt oyuncu olarak yer almaktadır. Peki kimlerle birlikte? Barzani nin peşmergesi ve PKK nin gerillalarıyla... Nasıl mı? Açalım: ABD NİN IŞİD STRATEJİSİ Tekrar tekrar vurgulamak durumundayız: ABD nin ana stratejisi Basra dan Doğu Akdeniz e bir Kürt Koridoru kurmaktır. Bu ikinci bir İsrail işlevi taşıyacak olan Büyük Kürdistan dır. Büyük Kürdistan demek küçük Türkiye, küçük İran, küçük Suriye ve küçük Irak demektir. ABD bu ana hedefi için IŞİD den boşaltılacak alanlarda Kürt hakimiyeti kurmayı esas alan bir planlama yaptı. Barzani nin Kerkük ü işgal etmesinden başlayarak Türkiye ye peşmerge eğittirilmesi, peşmergelerin Türkiye den açılan bir koridorla Suriye ye sevk edilmesi ve PKK nin Suriye kolu olan PYD ve onun askeri birimi olan YPG ye Kobani de dolaylı destek olunması işte o planlamanın gerekleriydi. 128 UYAN TÜRKİYEM 7

129 İKİ FARKLI YOL Haliyle denilebilir ki, madem bu strateji aslında komşularıyla birlikte Türkiye yi de hedef alıyor, o zaman Türkiye neden bu stratejiye destek veriyor, neden komşularıyla bu stratejiye karşı ortaklık yapmak varken komşularına düşmanlık yapıyor ve neden bu stratejinin merkezinde yer alan PKK ve Barzani yle işbirliği yapıyor? Soruların AKP ve TSK açısından iki ayrı yanıtı var. AKP 13 yıldır ABD yle birlikte hareket etmeyi içeride iktidarının dayanağı ve bölgede genişleme fırsatı olarak görüyor. TSK ise daha doğrusu Genelkurmay Karargahı ise ABD nin hedefine dışarıdan direnme şansı olmadığını, ancak içinde bulunarak ve bu yolla planı mümkün mertebe Türkiye lehine uygulatarak plana direnilebileceğini savunuyor. Önemle anımsatalım: 1 Mart tezkeresi öncesinde de benzer bir tartışma vardı ve hakim görüş plana dışarıdan direnmek olmuştu. Ergenekon operasyonlarından sonra ABD planına bu kez yeniden içeriden direnmenin seçilmiş olması acı dersler içermektedir. İÇERİDEN DİRENMEK DİRENEMEMEKTİR TSK nin hafızasında mevcuttur ve geride kalan 25 yılın en önemli dersidir: ABD planına içeriden direnme yolunu seçmek, gerçekte direnememektir! TSK ve Türkiye ABD planına ne zaman dışarıdan direndiyse, o plana ağır hasarlar verdi: Torumtay ın istifasıyla Irak savaşına girmeyerek, Saddam la dolaylı anlaşıp Irak ın kuzeyine Çelik Harekatı yaparak ve 1 Mart tezkeresini reddedip ABD ye kuzey cephesini kapatarak... Fakat TSK ve Türkiye ne zaman ABD planı içinde yer aldıysa, yani içeriden direndiyse ABD planı aşama katetti: 36. paralele ve Çekiç Güç e onay vererek, BOP içinde yer alarak... Ve en önemli derstir: Türkiye, ABD planına dışarıdan direndiğinde PKK küçülmekte fakat içeriden direndiğinde PKK büyümektedir! DERLEME 129

130 Mehmet Ali Güller 4 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Perinçek-Esad buluşmasının anlamı Doğu Perinçek başkanlığındaki Vatan Partisi yöneticileri ile CHP milletvekili Birgül Ayman Güler ve AKP kurucusu Abdüllatif Şener in yer aldığı Türkiye heyetinin Suriye ziyareti, işaret ettiği yeni rota nedeniyle tarihi önemdedir. Hangi rota? Türkiye nin komşusuyla düşmanlık değil, dostluk geliştirme sürecine girme rotası! Önce Tayyip Erdoğan ın, ardından da hükümet sözcüsü Bülent Arınç ın bu ziyareti telaş ve korkuyla hedef alması, işte bu nedenledir. TÜRK-ARAP DOSTLUĞU Bu esasın üzerinde daha ayrıntılı duracağız ancak Doğu Perinçek ile Beşar Esad ın buluşmasının diğer anlamlarını ve ikilinin verdiği fotoğrafın mesajlarını sıralayalım: 1) Türk heyetinin ziyareti, bölgeye ve elbette emperyalizme verilen Türk-Arap dostluğu mesajıdır. AKP Hükümeti nin mezhepçi temelde ele aldığı için son tahlilde siyaseten Arap karşıtlığına oturan dış politikası, Türkiye nin bölge nezdindeki imajına ağır bir darbe vurmuştu. İşte bu ziyaretle Türkiye yeniden Arap dostluğu mesajı vermiş oldu. 2) Türk heyetinin ziyareti, komşusuna düşmanlık yapanın sadece AKP Hükümeti olduğunu fakat Türkiye nin hükümete rağmen komşusuna dostluk duyguları beslediğini ortaya koydu. Aslında Türkiye bu mesajı ilk günden beri veriyordu ve AKP Hükümeti nin daha saldırgan bir Suriye politikası izlemesinin önüne de işte milletin bu tutumu geçmişti. BOP DEĞİL BAB KAZANACAK 3) Türk heyetinin ziyareti, ABD nin Büyük Ortadoğu Projesi nin değil, bölgenin Batı Asya Birliği (BAB) projesinin son tahlilde hayata geçeceğini göstermiştir. Türk heyetinin 7 ülke - 7 deniz programın Şam yönetimince desteklenmesi, gelecek açısından büyük önem taşımaktadır. 4) Türki heyetinin ziyareti, Türkiye ile Suriye nin geleceklerinin ortak olduğunu ortaya koydu. Her iki taraf da kalın çizgilerle altını çizdi: Suriye nin bölünmesi Türkiye nin bölünmesiydi! 130 UYAN TÜRKİYEM 7

131 5) Türk heyetinin ziyareti, Türkiye ile Suriye nin emperyalizme ve onun desteklediği teröre karşı birlikte direneceğinin mesajını verdi. Zira emperyalizm Kürt Koridoru planıyla gerçekte sadece Suriye yi değil, Türkiye yi de hedef alıyordu. ABD YE KAZANAMAYACAKSIN MESAJI 6) Türk heyetinin ziyareti, emperyalizmin bölgeye mezhepçiliği dayattığı koşullarda, aynı zamanda bir laiklik mesajıydı. Heyetin Suriye müftüsü Bedrettin Ahmet Hassun la görüşmesi, Hassun un ben laik bir müftüyüm demesi ve Perinçek in de siz büyük önderimiz Atatürk ün hayal ettiği müftüsünüz yanıtı vermesi, büyük mesajlar taşıyordu. 7) Türkiye heyetinin ziyareti, ABD ye bir mesajdır ve Washington un bu topraklarda zafer kazanamayacağının Şam dan ilan edilmesidir! 8) Son olarak bu ziyaret, en başta söylediğimiz gibi, toplamda Türkiye açısından yeni bir rotaya işaret etmesi bakımından anlamlıdır. Açalım: İKİ ANA EĞİLİM ÇARPIŞIYOR Bakınız bütün alt renklerini bir kenara bıraktığımızda karşımıza şu tablo çıkar: Türkiye de iki ana eğilim çarpışmaktadır. İç politikada, dış politikada, ekonomide, eğitimde, kültürde bu hep böyledir. Bir yanda ABD stratejisi içinde komşusuna karşı konumlanan AKP nin temsil ettiği Türkiye vardır, diğer yanda ise ABD nin stratejisine karşı koyan vatansever kuvvetlerin temsil ettiği Türkiye... İşte Türkiye heyeti bu ikinci eğilimin temsilcisidir! ABD nin IŞİD stratejisi ile bölgeye yeniden dönmeye çalıştığı, Suriye ve Irak ta PKK ile KDP ye alan açmaya uğraştığı, bölge haritalarını çizme macerasına soyunduğu bir süreçte gerçekleşen bu ziyaret, herşeyden önce Türkiye nin AKP nin işbirliğine rağmen yine de ABD cephesinde yer almayacağının ilanıdır. Türk heyeti bu ziyaretle AKP ye işte bu mesajı vermiştir. AKP ABD yle Eğit-Donat anlaşması imzalasa da, ülkeyi Musul harekatı tuzağına düşürmeye çalışsa da, vatanseverler ve milli kuvvetler buna izin vermeyecektir. Ankara-Şam dostluk ekseni yeniden kurulmuştur! DERLEME 131

132 Mehmet Ali Güller Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Davutoğlu nun IŞİD itirafı Bazı siyasi itiraflar vardır, itiraf diye değil ama açıklama cinsinden yapılmıştır; işte öyle itiraflar bazen altı aydır anlatmaya çalıştığınız bir gerçeği çırılçıplak getirir masanın üstüne koyar! Örneğin Erdoğan ın 15 Şubat 2004 te, Kanal D ekranında ABD nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde Diyarbakır ı bir merkez yapacağız demesi gibi. Birincisi Erdoğan ın hangi projenin görevlisi olduğunu, ikincisi hangi ülkenin planlamasında rol aldığını, üçüncüsü o planlamanın hedefinin ne olduğunu ortaya koyuyordu bu itiraf. Biz 3 Kasım 2002 den beri anlatmaya çalışıyorduk ama Erdoğan yaklaşık 15 ay sonra en temiz özeti yapmış oluyordu. ABD NİN IŞİD STRATEJİSİ İşte yine benzeri bir durumla karşı karşıyayız. 9 Haziran 2014 gününden bu yana, yani IŞİD in Musul u bir gecede işgal etmesinden bu yana anlatmaya çalışıyoruz: IŞİD ABD nin bölgeye dönebilmesinin manivelasıdır, ABD için dost maksatlı düşmandır. Irak ta Bağdat ile Erbil in, Suriye de Şam ile Türkiye sınırının arasına sosis gibi giren IŞİD den boşaltılacak alanlar ne Bağdat a ne de Şam a bırakılmak istenecek, IŞİD den boşaltılacak alanlarda PKK ve KDP egemenliği kurulmaya çalışılacak. Çünkü ABD nin asıl hedefi Basra dan Doğu Akdeniz e bir Kürt Koridoru kurmaktır. Irak ın kuzeyindeki Barzanistan ı, Suriye nin kuzeyinden İskenderun havzasına uzatmaktır. Barzani ye bu amaçla Kerkük işgal ettirilmiş, PKK-PYD ye bu amaçla Suriye nin kuzeyinde kanton kurdurulmuştur. Ve AKP-PKK Açılımı bu hedefe uygun şekilde biçimlendirilmiştir: Örgütün Türkiye de silah kullanmaması ama Irak ve Suriye de daha da silahlanması! ABD ve Batı KDP ile PKK yi bu nedenle silahlandırmakta, eğitmekte ve donatmaktadır. TSK bu plana mecbur edilebilmek için Eğit-Donat programı imzalanmıştır, Musul harekatı tezgahı kurulmuştur, Kobani ye peşmerge koridoru açılmıştır ve Kuzey Irak ta özel kuvvetlere peşmerge eğittirilmiştir. IŞİD DEN BOŞALACAK ALANLARA KİM GİRECEK? Tam 9 aydır özetle bunları anlattık, yetmedi, üstüne bir de IŞİD: Kara Terör diye kitap yazdık. 132 UYAN TÜRKİYEM 7

133 Ama işte Ahmet Davutoğlu çıktı ve tıpkı Erdoğan ın yukarıda verdiğimiz örneğinde olduğu gibi 9 aydır anlatmaya çalıştığımız bir gerçeği çırılçıplak masanın üstüne koydu! Teşekkür ediyoruz. Ne mi o gerçek? Şöyle diyor Davutoğlu: Bizim için DAİŞ (IŞİD) çıkınca ne olacak sorusu önemli. DAİŞ in boşalttığı yere Suriye rejimi girmemeli veya Irak ta Şii milisler girmemeli. (Akif Beki, Hürriyet, 5 Mart 2015) Soru basit: Peki IŞİD den boşaltılacak alanlara kim girsin? Yanıt, tıpkı Erdoğan ın itirafına 11 yıl önce peki Diyarbakır nerenin merkezi olur diye sorduğumuz sorunun yanıtı kadar açıktır! DAVUTOĞLU NUN ABD YE VERDİĞİ SÖZ Aslında tüm bunlarda hiçbir sürpriz yoktur. Erdoğan iktidar olabilmek için ABD nin BOP eşbaşkanlığını kabul etmiş ve o proje içinde görev yapmıştı, yapıyor. Aynı durum Davutoğlu için de geçerlidir. Davutoğlu da Dışişleri Bakanı olarak atanmadan bir ay önce ABD ye şu sözü vermişti: ABD ile Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar, enerji güvenliği konularına ilişkin yaklaşımımız neredeyse aynıdır. O yüzden ABD ile ilişkilerimizde önümüzde altın bir işbirliği dönemi var. Türkiye, küresel yeni düzene, çevresinde alt bölgesel düzenleri yeniden kurarak katkıda bulunacak ve bu da soğuk savaş sonrasının yeni dünya düzeni oalcaktır. (Anadolu Ajansı, 21 Mart 2009) Özeti şudur: AKP Hükümeti, ABD nin küresel hakimiyeti için ona Ortadoğu da taşeronluk yapacak ve alt bölgesel bir düzen olarak ona Kürt Koridoru nu kurmaya çalışacaktır. İşin esası budur ve gerisi ayrıntıdır. AKP Hükümeti bu rolün karşılığı olarak 3 Kasım 2002 de sandıktan çıkarılmıştır ve bu rolü sürdürebilecek en kullanışlı aktör olduğundan dolayı kimi sıkıntılara rağmen ABD nin model ortağı olmaya devam edebilmektedir. AKP yöneticileri bu tabloyu kendi tabanına kabul ettirebilmek için yeni-osmanlıcılık oynamakta, diğer çevrelere kabul ettirebilmek için de Türkiye yi Kürtlerle büyütme masalı anlatmaktadır. Açılım, yeni anayasa, başkanlık sistemi gibi hedefler de işte bu nedenledir! DERLEME 133

134 Mehmet Ali Güller 7 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP, paketi PKK onayıyla bölecek AKP ile PKK nin 28 Şubat ta açıkladığı 10 maddelik anlaşma İç Güvenlik Paketi ne nasıl yansıyacak? AKP, PKK nin isteği doğrultusunda pakette bazı değişiklikler yapacak mı? İnceleyeceğiz, ancak doğru yanıtı bulabilmek için önce paketin hedefini netleştirmemiz gerekiyor. PAKET PKK AYAKLANMASI İÇİN DEĞİL Anımsayacaksınız, bu köşede paketi henüz TBMM ye gelmeden önce incelemiş ve şu sonuca varmıştık: Paket, Haziran ı bastırma paketiydi! Fakat hem AKP çevrelerinden, hem de devletin çeşitli kurumlarından sürekli şu propaganda yapılıyor: Paket, 6-8 Ekim benzeri kalkışma girişimlerine karşı önlem için çıkıyor. Böylece CHP den MHP ye kadar pek çok kesimin itirazına gerekçe bulunmuş oluyor! Hatta Ahmet Davutoğlu son olarak CFR de IŞİD i bile pakete gerekçe olarak açıkladı! Peki bu gerçek mi? Birkaç nedenle değil: 1) Paket üç bölümden oluşuyor; polis kanunu, jandarma kanunu ve nüfus kanunu. Özeti şu: Polis kanunuyla savcının işini polis, hakimin işini vali yapacak. Yargıya gerek kalmadan vali emredecek, polis yakalayacak. Jandarma kanunuyla Jandarma ve Sahil Güvenlik TSK den koparılıp İçişleri Bakanlığı nın ve valilerin emrine verilecek. Nüfus kanunuyla vatandaş fişlenecek, gözlenecek, izlenecek... 2) Bu paket, 6-8 Ekim in çok öncesinden beri AKP nin gündemindeydi. Hatta İç Güvenlik Bakanlığı yla beraber düşünülmüştü. Ancak Erdoğan hükümeti, tıpkı yeni anayasa gibi bunu da gerçekleştiremedi. (İç Güvenlik Bakanlığı nın kurulması ve Fidan ın bu bakanlığı yönetmesi AKP nin yine gündeminde.) 3) 6-8 Ekim de kamu düzeni yasa eksikliği nedeniyle değil, AKP nin Açılım ı nedeniyle bozuldu. Kolluk güçlerine, hükümetin emrindeki valiler üzerinden zaten uzunca bir süredir işleri yaptırılmıyor; Açılım zarar görmesin diye kamu düzeninin bozulmasına göz yumuluyor. (Bu arada paket iddia edildiği gibi PKK ayaklanmasına karşı önlem içinse, neden Sahil Güvenlik de Jandarma yla birlikte vali emrine sokuluyor? Hakkari deki, Diyarbakır daki bir ayaklanmaya denizden mi müdahale edilecek?) ERDOĞAN: PAKET GEZİ YE ÖNLEM 134 UYAN TÜRKİYEM 7

135 Bakınız İç Güvenlik Paketi nin PKK ayaklanmasına önlem amacı taşımadığını en sonunda Erdoğan da itiraf etti. Erdoğan Suudi Arabistan yolunda açık açık paketin Gezi için olduğunu belirtti! (yenisafak.com, 2 Mart 2015) Evet, AKP bu yasayı ortağı PKK için değil, karşıtı muhalifler için, yeni bir Haziran da ayaklanacak milyonları bastırmak için çıkarıyor! Peki bu durumda PKK ve HDP niye pakete karşı çıkıyor? HDP nin Türkiye solunu yutmak ve Haziran ın Cumhuriyetçi zeminini bulandırmak için özellikle kurulduğunu bu köşede çokça işledik... HDP nin bu pakete neden karşı çıktığının yanıtı, Öcalan ın Taksim i ulusalcılara bırakmayın talimatıyla başlayan süreçte yatıyor. Tabii şu da var: Ortada bir müzakere de olsa, masada güçlü olmak için PKK eylem yapacaktır. Sokağı Haziran a yasaklayan yasalar, neticede PKK yi de olumsuz etkileyecektir. HDP nin itirazı biraz da bundandır. AKP NİN BULABİLDİĞİ ÇÖZÜM: PAKETİ BÖLMEK Peki AKP bu durumda ne yapacaktı? Paketi geri çekse 7 Haziran öncesi PKK istedi AKP geri adım attı basıncına maruz kalacak. Pakette ısrar etse ortağıyla anlaşmasına uymamış olacak; bunun maliyeti ise 7 Haziran öncesinde yüksek olacaktır! AKP işte bu nedenle CHP ve MHP yi de konuya ortak edecek bir çözüm aramaktadır. Fakat CHP Paket tümden 7 Haziran sonrasına kalsın diyerek, MHP de Jandarma kısmı paketten çıkarılsın diyerek AKP yi zorlamaktadır. AKP yönetimi bu nedenle şimdi paketi bölmeyi ve PKK nin kabul ettiği kısmı TBMM den geçirmeyi, MHP nin itiraz ettiği kısmı da 7 Haziran sonrasına ertelemeyi kendi içinde tartışıyor. Yani aslında toplumsal dinamiklerin önünde paketi tümden çöpe atma şartları vardır ve buna soyunan kuvvet, 7 Haziran a yığınak yapmış olacaktır! DERLEME 135

136 Mehmet Ali Güller Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Fidan Erdoğan a rağmen aday olamadı MİT Müsteşarı Hakan Fidan ın istifa edip AKP den milletvekili aday adayı olmasını, biz de bu köşede Erdoğan dan onaylı diye yorumlamıştık. Çünkü Fidan çok özel bir isimdi ve Erdoğan ın da özellikle belirttiği gibi onun sır küpüydü. O nedenle vurguladık: Fidan Erdoğan a rağmen aday olamaz, olduğuna göre Erdoğan dan onaylıdır. Fakat Erdoğan Fidan ın adaylığına karşı çıktığını açıkladı ve biz de yanılmış olduk. Sadece biz mi, AKP nin medyadaki sözcüleri de yanıldı. Fidan ın adaylığını kutlayanlar, Erdoğan ın karşı çıktığı anlaşılınca kutlama mesajlarını geri çektiler! Ancak en sonunda Fidan milletvekili aday adaylığından vazgeçti ve tezimizin Fidan Erdoğan a rağmen aday olamaz kısmı geçerlilik kazanmış oldu. VAATLE KANDIRILAN MİT İ NASIL YÖNETİR? Meselenin bu yönüne dikkat çekmemiz şundandır: Fidan ın adaylığı konusu başbakanlık ile saray arasında bir çarpışmaya dönüşmüştür ama sorun Erdoğan ile Davutoğlu nun anlaşmasıyla değil, Erdoğan ile Fidan ın Medine de gizli buluşmasıyla aşılmıştır! Bu, bundan sonraki süreci analiz edebilmek bakımından önemlidir. Tabii şu sorularla birlikte... Erdoğan Fidan ın adaylığına karşı çıkarken çok önemli bir şey söylemişti: Fidan a belki bazı vaatler var. O zaman pek üzerinde durulmadı ama Erdoğan ın bu cümleyi laf olsun diye kurmadığını varsayarak artık şu soruyu sormalıyız: Fidan a kim, ne vaatlerde bulundu da, Fidan Erdoğan a rağmen milletvekili olmaya kalktı? Koskoca MİT Müsteşarı hangi vaatlere kanmış olabilir? Ve Fidan yeniden MİT Müsteşarı olarak görevlendirildiğine göre, şunu da eklemeliyiz: Vaatlerle kandırılabilen birinin MİT i yönetmesine nasıl izin verilir? SIR KÜPLÜK İŞLER Öte yandan MİT Müsteşarlığı na yeni bir isim belirlenemediği için başbakan ile cumhurbaşkanının anlaştığı ve Fidan ın bu nedenle adaylığını geri çektiği belirtiliyor. Bu durumda da şu soruyu sormalıyız: Koca memlekette Fidan dışında bu kurumu yönetecek tek bir kişi yok mu? Fidan bunca yıldır kurumu yönetebilecek birini içeride yetiştirmeyi becerememiş midir? Şahıslara mecbur kurum, kurum mudur? İşte meselenin bam teli burasıdır ve Fidan ın sır küpü olmasıyla ilgilidir! 136 UYAN TÜRKİYEM 7

137 Evet, Fidan istihbarat kurumunun başı değil, gerçekte Erdoğan ın özel işler memuru olduğu için bu tablo yaşanmıştır. Sır niteliği taşıyan işlere devam edilecekse, MİT in başında Fidan olmalıdır, herhangi biri değil! DEVLETİN İFLAS TABLOSU Aslında olay neresinden tutarsanız tutun, tam bir rezalettir ve devleti devlet olmaktan ne derece çıkardıklarını göstermektedir: MİT Müsteşarı istifa edip iktidar partisinden milletvekili aday adayı oluyor, hatta ön seçimlere girip ilk sırayı kazanıyor. Cumhurbaşkanı itiraz ediyor, başbakan itirazı dinlemiyor. Cumhurbaşkanı atanacak yeni müsteşarı onaylamam mesajı veriyor. MİT müsteşarlığı vekaleten yönetiliyor. Sonra cumhurbaşkanı ile MİT Müsteşarı yurtdışında buluşuyor ve MİT Müsteşarı dönüşte adaylıktan çekildim diyor! MİT Müsteşarı ndan boşalan koltuğa da yine eski MİT Müsteşarı atanıyor! Bu tablo, herşeyden önemlisi bir iflasın tablosudur! FİDAN OLAYININ SONUÇLARI Bu tabloyu değiştirmek isteyenler için ise elde şu sonuçlar vardır: 1) Erdoğan Fidan ın adaylığını engelleyerek hâlâ esas belirleyici kuvvet olduğunu göstermiştir. 2) Erdoğan ın üstünün çizildiği, Erdoğansız AKP seçeneğinin hayata geçirileceği iddiaları doğru değildir. 3) Ancak Davutoğlu-Arınç-Babacan cephesi ile Erdoğan arasındaki sorunlar ve mücadele sürmektedir. Erdoğan esas belirleyen de olsa, artık herşeyi belirleyememektedir. 4) Bu tabloya bel bağlamadan fakat bu tablodan yararlanarak Erdoğan ın yeni anayasa ve başkanlık sistemi hamlesini önlemek mümkündür. DERLEME 137

138 Mehmet Ali Güller 21 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Erdoğan aldanmakla aldatıyor Erdoğan, Harp Akademileri Komutanlığı ziyaretinde Ergenekon ve Balyoz operasyonlarına değinerek Bu operasyonlarda şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı dedi! Hatta Erdoğan Pek çok komutanın tutuklanmasına şahsen gönlüm hiçbir zaman razı olmadı bile dedi. Peki Erdoğan gerçekten aldatılmış olabilir mi? ALDATILAN İSTİFA EDER Ayağa kalkmayan o korgeneralin gereği yapıldı, bedelini ödedi, şimdi gideceği yeri buldu diyen Erdoğan kandırılmış olabilir mi? Dalga dalga yapılan operasyonları alkışlayan ve Arı kovanına çomak soktukça rahatsız oluyorlar diyen Erdoğan aldatılmış olabilir mi? Tutuklanan gazetecilerin gazeteci olmadığını iddia eden ve Bazı kitaplar vardır ki bombadan daha tesirlidir diyen Erdoğan kandırılmış olabilir mi? Ve hepsinden önemlisi Ben bu davanın savcısıyım diyen Erdoğan gerçekten aldatılmış olabilir mi? Gerçekten aldatılmış bir yönetici çıkar ve 12 yılda beni ve hükümetimi kandırmışlar, Türkiye den özür diliyorum ve istifa ediyorum der! Zira kolayca kandırılabilen bir cumhurbaşkanı ve başbakan muhtarlık bile yapmamalıdır! Tüm bu mantık yürütmeleri geçiyoruz, çünkü Erdoğan ın kandırılmadığını iyi biliyoruz. Çünkü Ergenekon ve Balyoz kumpasları AKP-F Tipi ortaklığıyla yapıldı. AKP bu operasyonlarla önündeki engelleri temizleyip tam iktidar oldu, F Tipi örgüt ise karşılığında Emniyet ve Yargı gibi kurumları ele geçirdi. Erdoğan ın AKP-Cemaat ortaklığı bozulduğunda ne istediler de vermedik demesi bundandı! Ve daha önemlisi AKP ile PKK, Ergenekon ve Balyoz tertipleri sayesinde Açılım yapabildi! 138 UYAN TÜRKİYEM 7

139 ERDOĞAN, AKP-PKK ANLAŞMASININ ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR O nedenle doğru soru şudur: Erdoğan neden aldatıldık deme ihtiyacı duydu? Çünkü işler Erdoğan açısından iyi gitmiyor. Kendisini başkanlığa götürecek bir siyasal tablonun oluşamadığını gören Erdoğan iki koz ile milliyetçi oylara yöneliyor. Kozlardan ilkini PKK üzerinden oynuyor; Kürt sorunu yok diyor, İzleme heyetini doğru bulmuyorum diyor... Çünkü ortada şu çıplak gerçek duruyor: AKP ile PKK Dolmabahçe de 10 maddelik bir anlaşma ilan etti. AKP karşılığında Öcalan a sekreterya tayin etti, 3 kişilik HDP heyetini 5 kişiye çıkardı ve 3. göz iş-levi görecek 6 kişilik bir izleme heyeti oluşturdu. Bu tablo AKP ye oy kaybettiriyordu. O nedenle Erdoğan sahneye çıktı ve milliyetçi pozlar vermeye başladı. Her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına alırım diyen Erdoğan, Türkiye ye rol yapmaya başladı! Önceki seçimlere 3 ay kala milliyetçi söylemlere sarılmalar nasılsa her seferinde AKP ye oy getirmişti! ERDOĞAN TSK NİN GAZINI ALMAYA ÇALIŞIYOR Ancak siyasi atmosfere ve anketlere bakılırsa 7 Haziran, önceki seçimlerden çok farklı bir tablo ortaya çıkaracak. Erdoğan bu nedenle kazığı sağlam çakmak istiyor ve aldatıldık hamlesini yapıyor. Erdoğan bu hamleyle hem milliyetçi (ulusalcı) oylara seslenmeyi sürdürmüş olacağını düşünüyor, hem de etkili merkezi kurumları tarafsızlaştırmayı hesap ediyor! Jandarma yı TSK den koparan, TSK yi Eğit-Donat a mecbur bırakan, Türk askerine kuzey Irak ta peşmerge eğittiren Erdoğan iktidarı, Pek çok komutanın tutklanmasına gönlüm razı olmadı diyerek gaz alıyor! Şah-Fırat türü operasyonlarla hem TSK ye geri adım attıran hem de ABD nin zorlamasıyla TSK yi nesnel olarak PYD yle aynı safa düşüren Erdoğan iktidarı, kandırıldım diyerek askerlerin gazını alıyor! Yani özetle Erdoğan seçmeni ve askeri, aldanmakla aldatmaya çalışıyor! Not: Bugün Bursa Kitap Fuarı nda kitaplarımı imzalıyorum. Tüm okurlarımızı beklerim. DERLEME 139

140 Mehmet Ali Güller 23 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Öcalan ın Eşme ruhu nun anlamı Öcalan ın Nevruz mesajının en dikkat çeken cümlesi, süreci Eşme ruhu diye isimlendirmesiydi. Nedir Eşme ruhu? AKP Hükümeti nin Süleyman Şah türbesi ve karakolunu Şah Fırat operasyonu ile IŞİD bölgesinden PKK bölgesine taşıma işi! Öcalan o süreçte yapılan YPG, TSK ye güvenlik sağladı propagandasını da içine ekleyerek, Eşme ruhu lafıyla Dolmabahçe Mutabakatı nı da aşarak bir AKP-PKK ortaklığı programı ilan etmiş oldu! Bu programı açalım: SİLAHLANMA PROGRAMI 1) Eşme ruhu, AKP nin Türkiye yi Kürtlerle Ortadoğu da genişletmek dediği programdır. Davutoğlu nun ifadesiyle ABD nin küresel düzenin altında bir alt düzen kurma işidir. Erdoğan ın ifadesiyle Diyarbakır ı ABD nin BOP u içinde merkez yapma işidir. ABD li stratejistlerin ifadesiyle Basra dan Doğu Akdeniz e bir Kürt Koridoru inşa etme işidir. Pratikte AKP Hükümeti nin komşularına düşmanlığı ve Irak ile Suriye topraklarına göz koymasıdır. Ve son tahlilde Türkiye nin genişlemesi değil fakat Büyük Kürdistan ın inşasıyla Türkiye nin küçülmesidir! 2) Eşme ruhu, PKK nin silahsızlandırılması değil, tersine yukarıda özetlediğimiz program için daha da silahlanması ve Irak ile Suriye de namluya sürülmesidir. 3) Eşme ruhu, AKP Hükümeti nin Eğit-Donat la, peşmerge eğitimiyle Türk Ordusu nu ABD projesine eklemleme işidir. Pratikte kaç ÖSO lunun eğitileceği ve bunların Suriye ye tehdit oluşturup oluşturmayacağının bir önemi yoktur. ABD açısından asıl mesele TSK nin projeye eklemlenebilmesidir. Dolayısıyla AKP-PKK ortaklığıyla yürütülen Açılım ın gerçekte barışla, silahların bırakılmasıyla, terörün sona erdirilmesiyle hiçbir ilgisi yoktur! FİDAN IN FONKSİYONU Peki madem Öcalan böylesi bir programı ilan etti ve onu Eşme ruhu diye isimlendirdi, o zaman neden Erdoğan açıklamadan bir gün önce programın izleme heyeti kısmına itiraz etti? 140 UYAN TÜRKİYEM 7

141 Bu tabloyu AKP nin bölünmesi ve Davutoğlu-Arınç cephesinin bölünmede ısrar etmesi ile Erdoğan ın bölünmeye karşı çıkması diye yorumlayabilir miyiz? Hayır! Kuşkusuz ortada AKP açısından bir çatlak vardı ama çatlak kontrolün kimde olduğu sorunuyla ilgiliydi, programa itiraz anlamında değil. Açalım: Erdoğan en baştan beri Açılım ın bıçak sırtı bir konu olduğunu, iyi yönetilmediği takdirde AKP yi iktidardan düşüreceğini biliyordu. Bu nedenle Açılım ı iki taktik üzerinden yürüttü: 1) Açılım ı dar bir ekiple yönetti. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ın asıl fonksiyonu buydu ve Erdoğan a sır küpü olmasının anlamı buradaydı. 2) Önce psikolojik savaş makineleri ile kamuoyu hazırlandı, sonra Açılım ın ilgili aşaması toplumun önüne getirildi. Erdoğan bu yöntemi Açılım ı alıştıra alıştıra, hazmettire hazmettire sürdüreceğiz diye ilan etti. Bugün daha iyi anlıyoruz: Erdoğan ın Hakan Fidan ın MİT Müsteşarlığı nı bırakarak siyasete soyunmasına itiraz etmesinin esas nedeni buydu. Erdoğan, Öcalan la yapılmış Türk-Kürt federasyonu anlaşmasını yol kazasız sürdürebilmek için Fidan ın fonksiyonunu sürdürmesine ihtiyaç duyuyordu. ERDOĞAN IN DENGE HAMLESİ Gelelim Erdoğan ın izleme heyetine neden karşı çıktığına... Arınç haklıydı, Erdoğan ın buna karşı çıkmasının içerik açısından bir mantığı yoktu, zira konu Erdoğan ın bildiği bir konuydu. Üstelik izleme heyetinde yer alan isimleri bizzat Erdoğan daha önce Akil Adam olarak seçen kişiydi. Erdoğan ın itirazı içeriğe değil biçimeydi. Anketlerde AKP oylarının istendiği oranda gelmediği, Erdoğan ın bu nedenle milliyetçi oylara yönelik hamleler yaptığı bir süreçte AKP Hükümeti nin karşılığını almadan bir tavizde bulunması 7 Haziran ı daha da sıkıntıya sokardı. Üstelik Erdoğan, Öcalan ın 21 Mart mesajını önceden okumuş ve izleme heyeti ile hakikatleri araştırma komisyonunun şart olarak masaya getirildiğini görmüştü. Erdoğan ın Öcalan dan önce ön alıp izleme heyetine itiraz etmesi, 7 Haziran öncesi süreci dengelemek içindi. Ve Evet Erdoğan kızgındı. Fidan ın durumunun belirsiz kaldığı bu bir aylık süreç, 7 Haziran öncesinde işte bu tür krizler yaratmıştı! DERLEME 141

142 Mehmet Ali Güller 24 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Tayyip Erdoğan Açılım a karşı mı? Tayyip Erdoğan ın izleme heyetine karşı çıkmasını, Dolmabahçe deki poza itiraz etmesini ve anadil eğitimi konusunda söylediklerini niyetinden bağımsız olarak olumlamak, Erdoğan ın amacına yarar! Şundan: Erdoğan Açılım a karşı çıktığı ya da Açılım ın ülkeyi bölünmeye götürdüğünü gördüğü için değil, Açılım nedeniyle AKP nin oyları düşüşe geçtiği için bu hamleyi yapıyor. Niyetinden bağımsız olarak bu hamleyi olumlamak, olumlayanlar için Erdoğan a hak vermek, seçmen açısından da Erdoğan a oy vermek demektir! ERDOĞAN ÖZE DEĞİL POZA KARŞI Üstelik Erdoğan ın açıklamalarının satır araları gerçek niyetini de ortaya koymaktadır. İnceleyelim: Örneğin Dolmabahçe Anlaşması konusunda şöyle diyor Erdoğan: Hükümetin Başbakan Yardımcısı yla şu an parlamento içinde olan bir grubun yan yana o resmi vermesini ben şahsen doğru bulmuyorum. Daha önceleri gerektiğinde bir arkadaşımız onlarla görüşmeler yapar ve açıklama yapılırdı. (milliyet.com.tr, Fikret Bila, 22 Mart 2015) Yani Erdoğan çok açık olarak görüşülmesine ve anlaşılmasına değil, tarafları eşit gösteren o fotoğrafa itiraz ediyor! Biz öyle yapmıyorduk, şöyle yapıyorduk diye de akıl veriyor. Diğer yandan Erdoğan 10 maddeye özü itibariyle değil, içinde yeterince demokrasi çağrısı yok diyerek biçimine itiraz ediyor. Ve hükümet yetkilisi ile HDP yetkilisinin ayrı ayrı metinler okumasına karşı çıkıyor. Hepsini toplarsak, aslında Erdoğan 10 maddeye değil, 10 maddenin içeriğinin açıklanmasına itiraz ediyor. Zira biliyor ki, bunların madde madde açıklanması AKP ye oy kaybettiriyor. Kaldı ki Erdoğan 28 Şubat günü açıklanan o anlaşmadan da, içeriğinden de haberdardı. Hatta daha önce yapılacak olan bu açıklamanın geciktiğini bizzat kendisi söylemişti. ERDOĞAN ÇOK ÖZNEYE KARŞI Gelelim izleme heyeti konusuna... Bakın aynı durum orada da var. Erdoğan izleme heyetine değil, Açılım ın çok özneli yürütülmesine karşı! 142 UYAN TÜRKİYEM 7

143 Dün de belirttik: Erdoğan ın Hakan Fidan ın MİT Müsteşarlığı nı sürdürmesindeki ısrarı bu nedenledir. Bıçak sırtı bir durumu olan Açılım ın iyi yönetilmediği takdirde AKP yi alaşağı edeceğini en iyi Erdoğan bilmektedir ve bu nedenle süreci yıllarca az özneyle ve büyük gizlilikle yönetti. Kaldı ki izleme heyeti kimse için bir sürpriz değildir, bunun ana anlaşmanın bir parçası olduğu, uzun zamandır hayata geçirilmesi için şartların olgunlaşmasının beklendiği de biliniyor! ERDOĞAN DÜŞÜŞE ÇARE ARIYOR Bakın her şey aslında çırılçıplak ortada. Metropoll un şu araştırması Erdoğan ın sorununa işaret ediyor: AKP 8 puan oy kaybetti. Bu 8 puanın 5 i MHP ye, 2 si HDP ye ve 1 i SP ile BBP ye gitti. Üstelik bu düşüş sürüyor. Öte yandan başka anketler de gösteriyor ki, AKP nin oyları düşerken, örneğin Vatan Partisi nin oyları da yükseliyor. Yani partilerden partilere büyük ölçekli oylar dalgalanıyor. İşte Erdoğan öncelikle bu düşüşe fren yapmaya, sonra da toparlamaya çalışıyor. Benzerini anımsayacaksınız 2011 seçimlerinde de yapmıştı. MHP yi baraj altında bırakıp anayasayı değiştirecek milletvekili sayısına ulaşabilmek için Bahçeli ye Öcalan ı neden asmadın diye yüklenmişti! (Kaset operasyonları da aynı hedefliydi.) Oysa seçim meydanlarında bu tablo yaşanırken, Erdoğan Fidan üzerinden Öcalan la görüşüyor, anlaşmalar yapıyor ve Açılım ı adım adım hayata geçiriyordu! AKP Yİ YIKMAK, ERDOĞAN A VURMAKTAN GEÇER 2011 i unutmak ve 7 Haziran 2015 e neredeyse Erdoğan ın millileştiği noktasından bakmak, her şeyden önemlisi AKP ye yarar! Önemle belirtelim: Erdoğansız AKP diye ciddi bir seçenek yoktur. Zira Erdoğansız AKP diye bir şey yoktur; çünkü Erdoğan yoksa AKP de yoktur! Bu gerçek şuna işaret eder: AKP yi yıkmanın yolu, Erdoğan ı hedef almaktan geçer! Davutoğlu hükümetini bölünmeden yana fakat Erdoğan ı bölünmeye karşı tavır alıyor ilan etmek hem doğru değildir, hem de AKP ye yarar! Bitirirken şu soruyu da yanıtlayalım: Peki mesele oy ve AKP nin düşüşüyse, hükümet sözcüsü Bülent Arınç neden karşı çıkıyor Erdoğan ın sözlerine? Güç paylaşılmaz kuralı burada da geçerli. Hükümet gücünün büyük bölümünü Erdoğan a vermek istemiyor, sınırlı paylaşmak istiyor. Hatta AKP içinde bir kesim Erdoğan ın bu yöneliminin sadece AKP yi değil, Türkiye yi de uçuruma götürdüğünü düşünüyor ve onun tek adam olmasına karşı çıkıyor! DERLEME 143

144 Mehmet Türker 1 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Apo kazandı T.C. kaybetti! 30 yılda 40 bin insanımızın hayatına mal olan vahşi terör, sonunda bu iktidar döneminde Türkiye Cumhuriyeti ne diz çöktürdü!.. Devlet pes etti, terör kazandı Aslında, iktidar Doğu ve Güneydoğu da çoktan pes etmiş ve bölgeyi PKK ya terk etmişti Dün Sadrazam Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Dahiliye Nazırı Efkan Ala ve HDP heyetinin birlikte yaptığı açıklamalarla, PKK nın Büyük Kürdistan hayali de biraz daha gerçeğe yaklaşmış oldu!.. * * * Dün anladık ki, bir yandan İç Güvenlik Paketi ile demokrasi ve özgürlükler askıya alınırken, diğer yanda Türkiye nin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi Apo ya emanet edilmiş!.. Apo, İmralı rezidansında hazırladığı ve iktidara gönderdiği 10 maddelik ev ödevinde özellikle demokratik siyasete vurgu yapıyor!.. Özgür ve demokratik ülke inşa edilmesinden söz ediyor Lafı mı olur be Apo, burası zaten ileri demokrasi ülkesi değil mi?.. Yeni ülke inşasına da hemen başlarız!.. * * * Apo, kifayetsiz muhterislere yolladığı ev ödevinde çözülme sürecinin bundan sonraki aşamasında bir izleme komitesi olmasını; Anayasa da kimlik tanımı yapılmasını; Kürt statüsünün anayasaya girmesini istiyor!.. İmralı rezidansından, Levent teki havuzlu, jakuzili, saunalı rezidansına taşınmayı da artık ayıp olur diye şimdilik istemiyor!.. * * * Biliyorsunuz, Kuzey Irak ta bir Kürt oluşumu Türkiye nin kırmızı çizgisiydi Çizgi pembeleşip nonoşlaştı ve orada bir Kürt Devleti kuruldu O devletle, bir zamanlar ona atıp tutan AKP iktidarı kucak kucağa Şimdiki kırmızı çizgimiz PKK nın Suriye kolu PYD terör örgütünün sınırımızın dibindeki oluşumu Yakında o kırmızı çizgi de pembeleşip nonoşlaşır ve Kuzey Suriye Kürt Devleti kurulabilir!.. HDP milletvekili Meclis te Türkiye Kürdistanı diye bağırıyordu Güzel işte, Irak-Suriye-Türkiye Kürdistanları birleşir ve Büyük Kürdistan hayali gerçekleşir!.. * * * 144 UYAN TÜRKİYEM 7

145 Bu kadarı da olmaz demeyin, aslan gibi vatan evlatları al bayrağa sarılı tabutların içinde sıra sıra gelirken bütün bunların olabileceğini düşünebilir miydiniz?.. Köy ve kasaba isimlerinin Kürtçe isimleriyle değiştirilip tabelalara Kürtçe olarak yazılacağını; Asker kışlasına, polis karakoluna çekildikten sonra bölgede PKK Asayiş Timlerinin yol kesip kimlik kontrolü yapacağı, mahkemeler kuracağı; Şeyh Sait in heykelinin dikileceği; PKK ya hoş görünmek için tabelalardan T.C. nin kaldırılacağı aklınıza gelir miydi?.. * * * Apo, PKK ya silah bırakma çağırısı yapmış Yahu daha geçen hafta PKK nın Kandil deki başı Cemil Bayık Biz değil devlet silah bıraksın dedi Bu iş bitmiştir Apo kazandı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kaybetti!.. Son durumun özeti budur!.. Cılkı çıktı!.. Osmanlıcılık, Osmanlıca merakı derken, AKP milletvekili aday adayları sahneye komik kıyafetlerle çıkmaya başladılar Konya aday adayı Osman Yavuz kafasında börk, yakası kürklü fotoğrafıyla Osmanlı olmuş, afişler hazırlamış Ama boy fotoğrafında, kürk yakasının altında kırmızı kravat Diğeri başında kavuk, sırtında Osmanlı sultanları kıyafetiyle AKP Tokat aday adayı İstanbul un ak aday adayı diye afiş hazırlatan Nalan Aktaş, siyah türbanı, simsiyah kıyafetiyle sanki bir Ninja Bir başka AKP aday adayı da hazırlattığı afişe Referansım Allah tır diye yazmış Allah tan Hamili kart yakinimdir diye kartvizit mi aldın be mübarek?.. Yeni Türkiye nin AKP aday adaylarına maşallah, bakan da olurlar inşallah!.. DERLEME 145

146 Mehmet Türker 3 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Vatana ihanet!.. PKK, 7 Haziran seçimlerine giderken iktidarı rehin aldı!.. Ve PKK bastırdı, AKP çark etti!.. Demek ki ilkeler, kamu düzeni vesaire pek de önemli değilmiş Hatırlayın Meclis in AKP li Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı ayıldı bayıldı, hastanelik oldu Meclis te yumruklar konuştu, tokmak havalarda uçuştu, kafa göz yarıldı, 5 CHP li milletvekili yaralandı * * * Bütün bunlar ne uğruna oldu?.. İç Güvenlik Paketi uğruna Apo nun İmralı rezidansından iktidara gönderdiği ev ödevi ve hükümetle Kürtçü HDP nin birlikte yaptıkları açıklamalar sonrasında, AKP nin olmazsa olmazı, asla vazgeçmeyeceği paket için Her türlü müzakereye hazırız noktasına geldiler AKP grup başkanvekilleri, uğruna Meclis te kan dökülen iç güvenlik yasa tasarısının kabul edilen maddeleri de dahil olmak üzere Yeniden görüşebiliriz Bazı maddeleri çekebiliriz demeye başladılar Meclis te CHP ve MHP can havliyle engellemeye çalıştı olmadı, Apo nun İmralı dan bir işareti iktidarın muhteşem çarkına yetti!.. * * * İktidar köşeye sıkıştı!.. Apo nun talimatları için Her türlü düzenlemeye ve müzakereye açığız diyorlar İzleme komitesi, Apo ya sekretarya, demokratik siyaset, Demokratik Türkiye yi yeniden inşa ; Apo bunlara emir buyurdu, iktidar emre amade oldu Çünkü seçimler geliyor Tayyip de Suudi Arabistan a giderken olayı zaten seçimlere bağladı Diyor ki: Silah bırakma 30 Mart seçimleri öncesinde olmadı, 10 Ağustos seçimleri öncesinde de olmadı Şimdi uygulamaya bakarız. Yani, her şey seçim içindi Yerel seçimlere giderken silah bıraktırdık diyeceklerdi yapamadılar, Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken silah bıraktırdık diyeceklerdi olmadı, e pes yani; Tayyip çok haklı Bari 7 Haziran a giderken silah bıraksalar da şu 400 milletvekilini cebe koyalım, ben de 146 UYAN TÜRKİYEM 7

147 başkanlık koltuğuna oturayım. Hesap bu!.. * * * AKP iktidarı şu seçimlere giderken, ne isterlerse vermeye hazır vaziyette HDP li vekil Türkiye Kürdistanı derken, Kürt ırkçılığı hazmediliyor İleride Kürdistan denilen bölgenin koparılmasının yolu açılıyor Tayyip faizle uğraşıp yüksek faize devam etmenin kendi kafasına göre vatana ihanet olduğunu söylerken; Vatana asıl ihanet PKK ya teslimiyetçilikten geçiyor!.. İyi bakınız, şu günlerde vatan hainlerinin raksını izliyoruz!.. Hey koca Türk, hey koca Kürt Benim için Yaşar Kemal bir anlamda Babıali ydi 53 yıl önce Babıali de gözlerimi açtığımda isimlerini duyduğum ilk insanlardı Yaşar Kemal, Bedii Faik, Falih Rıfkı, Burhan Felek, Tarık Dursun, daha sonraları Memed Kemal, Yılmaz Çetiner gibi ustalar Bu ustalardan Yaşar Kemal, namı diğer Kör Yaşar veya Kürt Yaşar en önemlisiydi Bazılarıyla aynı gazetelerde birlikte çalıştık, ama Yaşar abiyle dostluğumuz Babıali dünyasında başladı ve gelişti Ben onu sadece romanlarından biliyordum, o da benim gazeteciliğimi izliyordu; bizi hiç kimse de tanıştırmamıştı Sapına kadar Kürt, sapına kadar Türk tü Türkçe yi muhteşem kullanan, kelimelere vals yaptıran dev adam, büyük edebiyatçı Neşesi yerinde, kahkahası bol, birilerinin aksine güler yüzlü sosyalistti Diğer yanda ise röportaj ustası, kelimelere dans ettiren Necmi Onur vardı Yaşar abiyle her karşılaştığımızda Necmi ye, o Kürt e selam söyle demeyi ihmal etmezdi En son 5-6 yıl önce Londra ya giderken Atatürk Hava Limanı nda rastladım, beni biraz uzaktan gördü, o davudi sesiyle ve ağzını doldura doldura Memed diye seslenerek kollarını açtı, birbirimize sarıldık, yanaklarımdan öptü Ayrılırken Rahmi ye (Rahmi Turan) selam söyle dedi Son görüşmemiz o gündür Nur içinde yatsın DERLEME 147

148 Mehmet Türker 4 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Takkeli Başkan!.. Kafaya takkeyi taktı, Başkan olmak istiyor Takkeli Başkan!.. Cumhuriyet tarihinde hep ilkleri gerçekleştirmekle övünen AKP iktidarının lideri, Suudi Arabistan da yeni bir ilke imza attı Kafada takke, Mescid-i Nebevi de namaz kılıp dua etti Bu konuda Atatürk ve İsmet Paşa dan zaten söz etmeye gerek yok Ama onlardan sonra gelen Bayar, Gürsel, Sunay, Korutürk, Evren, Özal, Demirel, Sezer, hatta Gül ün kafasında hiç takke gördünüz mü?.. Cumhuriyet tarihinde bir ilk: Takkeli Cumhurbaşkanı * * * Bunlar eğer anayasayı değiştirebilecek kadar milletvekili çıkarabilirlerse Tayyip de Takkeli Başkan olarak tarihe geçecek Dün SÖZCÜ deki fotoğrafına baktım, eski hocası şimdiki can düşmanı Fethullah a ne kadar da benziyor Takkeli Fethullah Takkeli Tayyip Yok birbirlerinden farkı, ikisi de aynı yolun yolcusu * * * Neyse Esad ı iki hafta içinde devirip, Şam da namaz kılacaktı, üç sene geçti olmadı Ama ne gam!.. Tam da 7 Haziran seçimlerine üç ay kala Mescid-i Nebevi de kafaya takkeyi takıp namazını kıldı, Allah kabul etsin!.. Özal ın cenazesi Dindar Cumhurbaşkanı sloganları atılarak kaldırılmıştı, ama onun kafasında hiç takke görmemiştik Ayrıca, Özal ın radikal İslamcı terörist Hikmetyar ın dizinin dibine çömelmiş çoraplı fotoğrafı da yoktu Bu bakımdan Tayyip, Özal ı üçe beşe katladı!.. * * * Seçimler yaklaştı, daha çoook atraksiyon görürüz 148 UYAN TÜRKİYEM 7

149 Bizzz kefenimizi giyip de bu yola çıktık diyen Tayyip ihrama bürünmüş, asker-polis koruma ordusu ablukası altında umre yapıyor Nerede kefen, nerede mangal gibi yürek?.. Allah ın verdiği canı bir başkasının alma yetkisi yokturrrr diyen adam ölümden korkar mı?.. Hele kendi iktidarında, ilkokul çocuklarına Ölüm dünyadaki sıkıntılardan kurtulmaktır, uykunun büyük kardeşi ölümdür diye ders verilirken Nedir bu korku?.. Üstelik kafası takkeli delikanlı adam * * * Sayın ve sevgili okurlar, Seçimler yaklaştı Siyaset bir tuluat kumpanyası Bu ortaoyununda daha neler seyredeceğiz neler Efkan Ala coştu!.. Sıradan bir insan değil Eski Vali, eski Başbakanlık Müsteşarı ve halen İçişleri Bakanı Anayasayı tanımıyorum diyor Efkan Ala bu lafı dediğine göre, isteyen herkes de kafasına göre anayasayı tanımayabilir Ve tanımadığı anayasaya aykırı işler yapabilir Ama o zaman da anayasayı ihlalden doğru kodese gider Misal, PKK da anayasayı tanımıyor!.. Bu anayasa hem mensubu olduğu zihniyet tarafından 13 yıldır değiştirilememiş, hem tanımam diyor O zaman sen nasıl İçişleri Bakanlığı yapacaksın? Hem tanımayacaksın, hem anayasayı korumakla da görevli bakanlığın koltuğunda oturacaksın!.. * * * Seçimler geliyor, Efkan Ala da coştu Siyasetçilerin 33 senedir şikayet ettiği, ama bir türlü değiştiremediği anayasa için Efkan kestirmeden gitti: Tanımıyorum Devlet idaresinin çivisi zaten çıkmıştı, cılkı da çıktı!.. DERLEME 149

150 Mehmet Türker 6 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Sarayların Sultanı Savarona da!.. Kasımpaşa nın ara sokaklarında dünyaya geldi O sokakların tozunu yuttu Sonra kaçak evden çıkıp belediye sarayına girdi Saraylara merakı o zaman başladı Başbakan olunca önce Dolmabahçe Sarayı na yerleşti.. Daha sonra Atatürk ün mirası Atatürk Orman Çiftliği nde kendine 1150 odalı saray yaptırmaya başladı * * * Gören de ağzında gümüş kaşıkla doğduğunu zanneder Öyle ya Ecdat yadigarı Dolmabahçe Sarayı yetmedi, Beylerbeyi Sarayı nı da kullanmaya başladı O da yetmedi Abdülhamit in Yıldız Sarayı na girdi Bu arada Ankara daki Başbakanlık Sarayı bitmek üzereydi Cumhurbaşkanı oldu, Başbakanlık Sarayı na el koydu, çünkü kendine yaptırmıştı Ne var ki saray kaçaktı Kaçak evden çıktı, 1 katrilyon 370 trilyonluk 1150 odalı kaçak saraya girdi!.. * * * İstanbul daki sarayların tümü de kurtarmadı, Tayyip şimdi Boğaz a nazır Vahdettin Köşkü nü de hazırlatıyor kendine Topkapı Sarayı na nasıl oldu da dokunmadı, hayrettir derken Önceki gün baktık, Tayyip Atatürk ün yatı Savarona da Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesini Savarona da ağırlıyor Savarona ya fuhuş baskını yapıldığı zaman bile Atatürk ün kemikleri bu kadar sızlamamıştır!.. * * * Tayyip bu saraylara, yatlara, villalara, uçaklara merakını, bunlara oluk oluk para harcanmasını şöyle izah ediyor: Devletin itibarından tasarruf edilemez Peki devri iktidarında devletin itibarı kaldı mı?.. Türkiye nin itibarı Kalkınmayla 150 UYAN TÜRKİYEM 7

151 Teknolojik gelişmeyle Eğitimle Kültürle Sanatla Ülke insanının refah düzeyiyle Hukukla Gelişmiş demokrasiyle olur Bunların hiçbiri yok, Tayyip saraylarla itibar arıyor Kişi başına milli gelir 5 yıldır 10 bin dolarda takılı kalmış patinaj yapıyor, gelir adaletsizliği facia Buna karşılık komşumuz Yunanistan, milli gelir 25 bin dolardan 20 bin dolara düştü diye saçını başını yoluyor * * * AB seni kapısında bekletiyor, her gün azar işitiyorsun Hukuk devleti guguk devleti olmuş Demokrasi ve özgürlükler yerlerde sürünüyor ABD sırtını dönmüş, bölgende itibarın sıfırlanmış.. Beyefendi mirasın üstüne oturmuş, Savarona da hava atıyor!.. Kasımpaşa dan saraylara; saraylardan Savarona ya Güya Türkiye gelişecekti, onun yerine Tayyip gelişti Bu kadar itibarla iftihar edilmez mi?!. Ahmet ABD ye gitti!.. Evet, Sadrazam Ahmet ABD ye gitti de, ABD nin haberi yok!.. Dün Ahmet in ABD gezisi ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf e soruldu, kadın önce durakladı, başını kaşıdı, sonra Ben duymadım dedi Hani yukarıdaki yazıda itibar dedik ya, şu itibara bakınız!.. Sadrazam Ahmet, muavini Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir gün önce Tayyip in indiği uçağa biniyor, yandaş gazetecileri alıyor, cümbür cemaat New York a gidiyorlar New York ta bazı iş çevrelerine partisinin yüzde 50 nin üzerinde, CHP nin ise yüzde 25 in altında oy alabildiğini, Türkiye nin çok istikrarlı olduğunu anlatıp duruyor, ABD yönetimi farkında bile değil Yani, uçan kuştan haberi olan ABD Dışişleri bizim Sadrazam ın gelişini atlıyor Ahmet itibarlı olabilmek için keşke sarayları da yanına alıp gitseydi!.. DERLEME 151

152 Mehmet Türker 7 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Tayyip e uçan saray, askere uçan tabut!.. Bir haftada üç savaş (!) uçağımız düştü, aslan gibi altı pilotumuz şehit oldu Ortada savaş mavaş yok!.. Ege semalarında it dalaşı filan da değil Kıbrıs Harekatı nda hiç kayıp vermeyen Türk Hava Kuvvetleri, bir eli yağda bir eli baldaki iktidarın saraylar ülkesinde, altı pilotumuzu şehit verdi!.. Şehit Kurmay Yüzbaşı Mustafa Tanış ın babası Hayri Tanış ın yüreğine ateş düşmüş bağırıyordu: Oğlumu uçan tabuta bindirdiler * * * Fıtratında varmış!.. Kadının fıtratında ölüm var Maden işçisinin fıtratında boğularak, yanarak ölüm var İnşaat işçisinin fıtratında düşen asansörde, çöken iskelede ölüm var Meğer üçü kurmay subay altı pilotumuzun fıtratında da, uçan tabutlarda şehit olmak varmış!.. * * * Tayyip in fıtratında da uçan saray var!.. VIP dizaynıyla halkımızın 300 milyon dolarına (780 milyon lirasına) mal olan en lüks, en modern, en yeni uçağa Tayyip biniyor, dünyayı dolaşıyor Tedavülden kalkmış uçan tabutlara da aslan gibi vatan evlatları binip eğitime çıkıyor!.. Şu fıtrata bakınız!.. Bu eğitim çok zormuş, savaş anında füzeden kaçış manevralarının fıtratında uçağın düşmesi varmış!.. Zaten başımıza gelen her bela fıtratımızda var!.. * * * Savunma Bakanı, Artık bu uçakların (F-4/Fantom) halkımız nezdinde inandırıcılığı kalmadı diyor, onun Sadrazamı Ahmet New York tan sesleniyor: Genelkurmay la konuştum, bu uçakları kaldırabiliriz Bu uçakların artık kullanılmaması gerektiğini anlamak için üç uçağın düşmesini, altı pilotumuzun şehit olmasını mı beklediniz; aklınız başınıza şimdi mi geldi?!. * * * 152 UYAN TÜRKİYEM 7

153 Altlarında uçan saraylar, zırhlı Mercedes filosu, helikopterler, içinde yaşadıkları şatafatlı saraylar Lüks, şaşaa, debdebe Burunları bir karış havada, birer kibir abidesi halinde güya memleketi idare ediyorlar Öte yanda, uçan tabutlara binerek, ülke savunması için hayatlarını feda eden altı şehidimizin geride bıraktığı analar, babalar, eşlerler, nişanlılar, bebekler Durumu anladık Tayyip in fıtratında uçan saraylar Şehitlerimizin fıtratında uçan tabutlar!.. Hâlâ Kabataş!.. Tayyip dün çıkmış Kadın İşçiler Kurultayı nda yine Kabataş ı anlatıyordu: Kimse o kadını taciz edenleri kınamadı, peşine düşmedi E peki, peşine sen düşseydin!.. Bu ülkede senden kudretli, senin kadar cevval, senin kadar her emrini yerine getirmek için bütün ülkenin seferber olduğu başka kimse var mı?.. Hanım kardeşimiz dövüldü, üstüne işediler, bebeği yola fırlatıldı, araya giren amca öldüresiye darp edildi. Görüntüleri var demişti Dönemin valisi görüntüler için Ben görmedim dedi, dönemin emniyet müdürü ellerinde böyle bir görüntü olmadığını söyledi * * * Ve şu işe bakınız ki, Kabataş gibi yoğun bir kalabalığın ve trafiğin olduğu yerde bir Allah ın kulu bile belden yukarısı çıplak, elleri deri eldivenli, bandanalı acayip kişiyi görmemişti.. Üstelik, bu kadınla röportaj yaparak olayı pişiren yandaşın avukatı bile sonunda dayanamadı ve birkaç gün önce bunların yalan olduğunu açıkladı Valla bu gidişle dayak yediğini iddia eden hanım kardeşimiz çıkıp, Hepsi yalan, ben uydurdum diye yemin etse Önceki gün sözleşip yazılarına Diliniz kaba, vicdanınız taş başlığı atarak yalanın arkasında duran yandaşlar, hiç yüzleri kızarmadan Hayır sen bilmiyorsun, hem dayak yedin, hem üzerine işediler diyecekler!.. DERLEME 153

154 Mehmet Türker 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Saltanatın sonu geldi!.. Etekleri tutuştu!.. Sadrazam Ahmet in, yanına muavini Ali Babacan ile Maliye Nazırı Mehmet Şimşek i alarak New York taki yatırımcıların karşısında ağlama seanslarına başlaması bile Türkiye nin ne kadar zavallı bir duruma düştüğünü belgeliyor!.. Tayyip, artık bozuk plak gibi yıldır söylediklerini tekrarlamaktan başka çare bulamıyor: Başörtülü kızım İmam hatipli oğlum 28 Şubat Cezaevi günlerim Ve bir temcit pilavı: Kabataş ta, hanım kardeşim Sonrasında iki damla gözyaşı!.. * * * Tayyip ve siyaset ortakları freni patlamış kamyon gibi gidiyor Paraşütsüz inişe geçtiler!.. Tayyip kendine 780 trilyona uçak alırken Kendine 1 katrilyon 370 trilyonluk 1150 odalı kibir abidesi saray yaptırırken Dolar 2.60 ı aştı, benzin ve motorine üst üste zamlar geldi Vatandaşın cebindeki para eridi, yok oldu Dolardaki artış ve akaryakıta yapılan zamlar, iğneden ipliğe kadar her şeyin fiyatının artması demektir Vatandaşın gırtlağına AKP zamları çöktü, mutfak alev alev yanmaya başladı!.. * * * Memura, işçiye, emekliye 24 lira zam, yandaş müteahhitlere trilyonlar Asgari ücret 1000 liranın altında, sarayın bakımına trilyonlar Lüks, şaşaa, debdebe Varlık içinde yüzen bir iktidar O iktidarın yönettiği ülkede açlık ve yoksulluk içinde yaşayan milyonlar Gemicikler, villalar, şirketlerle kalkınanlar Elektrik, doğalgaz, su faturalarını ödeyemeyen milyonlarla çöküşe geçen bir ülke * * * 154 UYAN TÜRKİYEM 7

155 Sonunda çömlek patladı!.. Şimdi 11 inci Abdullah ın siyasete dönüşü konuşuluyor Sadrazam muavini Bülent cesarete gelip, Bir cumhurbaşkanı Merkez Bankası nı tehdit etmemelidir diyebiliyor artık İktidar içindeki çatlak büyüyor!.. Kibrin, kaynağı belli olmayan zenginleşmenin, şaşaanın, lüksün, debdebenin bir çığ halinde üzerlerine gelmekte olduğunu gördüler, altında kalmaktan korkmaya başladılar!.. * * * Bunları artık gözyaşları, ağlaşmaları kurtarmaz!.. Dünyada yalnız kaldılar Şişirdikleri balon söndü, fiyakaları bozuldu Ne demişler?.. Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse Her dereye bir değirmen, eğer suyu gelirse Her köylüden bir tavuk, eğer köylü verirse Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse İktidarın son hali budur!.. Bu gidiş bitti, saltanatın sonu geldi!.. Seçim ittifakı!.. Son günlerde çevremdeki insanların üzerinde önemle durdukları konu seçim ittifakı CHP nin Vatan Partisi ile seçim ittifakı yapmasını isteyen çok sayıda insan var Hatta Osman Pamukoğlu nun da bu ittifaka dahil edilmesi bile konuşuluyor Nedeni ise, Vatan Partisi ne teveccühün arttığı ve hem Vatan Partisi nin hem de Pamukoğlu nun lideri olduğu HEPAR ın gençlik teşkilatlarının çok heyecanlı, çok diri, çok aktif olması Konuştuğum çok insan, Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek ile iki veya üç kişinin daha CHP kontenjanından Meclis e girmesini istiyor Aynı şekilde Pamukoğlu nun da Meclis te yer almasını savunanlar var Bu görüşler yabana atılmamalı DERLEME 155

156 Mehmet Türker 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Devlet idaresini oyuncak ettiler!.. AKP nin elindeki devlet idaresinin ciddiyeti zaten kalmamıştı Son olayla iyice sulandırdılar, cılkını çıkardılar!.. Şimdiye kadar hiçbir dönemde MİT in alenen iktidar partisine bağlandığı kişiye özel örgüt haline getirildiği görülmemişti!.. O da oldu!.. Tayyip in baskısına Ahmet de, Hakan da dayanamadı, sonunda ikisi de pes etti!.. Görevinden istifa edip AKP den aday adayı olan Hakan Fidan, önceki akşam adaylığını çekti ve tekrar MİT Müsteşarlığı na atandı!.. Devlet idaresini oyuncak ettiler!.. * * * Tayyip in tepeden bastırması Sadrazam Ahmet i de, Hakan ı da ezip pestile döndürdü Bu aslında onlar için bir şahsiyet sınavıydı!.. Tayyip Ben aldım, ben getirdim ben Ben Ben diye diye Hakan Fidan ı kendine borçlu duruma getirdi AKP seçimi kazansa ve Ahmet, Hakan ı bakan filan yapmaya kalksa zaten Tayyip ten anında vetoyu yiyecekti Sonunda dayanamadılar, çöktüler!.. * * * Peki Hakan hani çok yorulmuştu da onun için istifa etmişti?.. Şimdi ne olacak?.. MİT i yönetmeye yorgun argın, bitik vaziyette mi devam edecek?.. Madem yorgundu, adaylığını gördüğü lüzum üzerine çektikten sonra Tevdi edilecek her göreve hazır olduğunu nasıl ifade etti?.. Bunların hepsi lafı güzaf Tayyip in kişisel sır küpüydü, şimdi de öyle devam edecek Sırlar müşterek!.. Ama o sırların gün gelip ortaya dökülmeyeceğini kimse sanmasın!.. * * * 156 UYAN TÜRKİYEM 7

157 MİT dün itibarıyla artık AKP nin olmaktan çok, Tayyip in özel örgütü (TÖÖ) haline gelmiştir!.. MİT in TÖÖ ye dönüşmesiyle ülkenin gözbebeği istihbarat örgütüne olan güven çok ağır bir darbe aldı!.. TÖÖ nün başında bir AKP li!.. Hakan Fidan artık, Tayyip in talimatlarıyla hareket eden, kendi geleceğini tayin edemeyen, kendi hakkında karar alamayan, aldığı kararlardan dönebilen biri olarak anılacaktır!.. * * * Bundan sonra TÖÖ nün istihbaratına kim güvenebilir?.. Operasyonları üzerinde belirecek kuşku bulutlarını kim dağıtabilir?.. Tayyip vesayeti altında kalan devlet idaresi çocuk oyuncağına döndü Ahmet ve Hakan!.. Bütün bu süreçte Yeter artık be Al atını ver tımarımı diyerek çekip gitme diye onurlu bir yol olduğunu hiç mi akıl edemediniz?!.. Demokratik höt zöt!.. Bunlar ileri demokrasi getirdiler, memleket ferahladı!!! İleri demokrasinin dik alasını Gezi olaylarında yaşamıştık Şimdi adım adım daha da ilerliyor İzmir Valisi nin aldığı kararlar ortada Basın açıklaması, toplantı ve gösteri yürüyüşü yasak Gidip de bir derneğin önünde o derneği protesto eden bir basın açıklaması yapamayacaksın Misal, CHP veya herhangi bir sivil toplum kuruluşu AKP ilçe binası önünde basın açıklaması yaparsa doğru kodese Vali Bey, İzmir de demokratik sıkıyönetim uyguluyor!.. Çanakkale de Tayyip ve Ahmet i sosyal medyada eleştiren temizlik işçisi kadın kovuldu Sağlık Müdürlüğü, temizlik işlerini yürüten taşeron firmaya kadının kovulması için yazı yazdı, firmanın yürekli sahibi kabul etmedi Etmedi ama, temizlik ihalesini de kaybetti, yeni gelen firma kadını kovdu!.. Demokratik kovulma!.. Ha, bir de yargı bağımsızlığı var Savcının tutuklama istemi ile sevk ettiği polisleri serbest bırakan üç sulh ceza hakimi görevden alınıp sürüldü Bu da demokratik bağımsızlık Ben böyle demokrasinin! DERLEME 157

158 Mehmet Türker 14 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Aralık olmasaydı!.. Eğer olmasaydı, önde eşek, arkada develer kervan aynı yolda devam edecekti!.. Önce kestirmeden gidelim: Aralık operasyonları olmasaydı Ayakkabı kutularından fışkıran milyon dolarları Adam boyu kasaları, para sayma makinelerini Elbise torbalarını, çikolata kutularını 700 bin liralık saati Sıfırlamaları bilemeyecektik!.. Çok şükür ki takipsizlik verildi, Meclis te aklandı ve iş kapandı Olay üç bakanın istifası, bir bakanın azledilmesi sonucu hafif hasarla atlatıldı!.. * * * Şimdi uzun ve meşakkatli yoldan gidelim: Aralık olmasaydı Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Askeri Casusluk gibi davalardan içeri atılanların yıllar süren çilesi Eski kuvvet ve ordu komutanlarının, generallerin, amirallerin, seçkin subayların, bilim insanlarının, siyasetçilerin, gazetecilerin hayatlarının kararması Her türlü sahtekarlık, delil üretme, suç uydurma, gizli tanık rezaleti ve vicdansızlık Yandaş medyanın atraksiyonları devam ediyor olacaktı!.. * * * Aralık olmasaydı Televizyon kanallarındaki tartışma programlarında en küçük vicdan azabı duymadan tutuklu insanları ahlaksızca suçlamalar Askeri vesayetin sona erdiği vaveylasıyla asrın lideri, ileri demokrasi, Yeni Türkiye yalakalığı Türkiye iyi ki bu paşalarla savaşa girmemiş, Türkiye bağırsaklarını temizliyor çirkinlikleri sürüp gidecekti * * * Aralık olmasaydı Kimse aklıyla vicdanıyla hareket ederek sahte belgeleri, gizli tanık sahtekarlığını Düzmece delilleri Kopyala-yapıştır yöntemini 158 UYAN TÜRKİYEM 7

159 Sahte CD leri Ergenekon un kasası dedikleri Kuddisi Okkır ın beş parasız ölüp cenazesini belediyenin kaldırdığını Deniz Yarbay Ali Tatar ın intiharını Hint Okyanusu ndayken ifadeye çağırılan muhrip komutanı amiralin savcılığa gittiğinde kuvvetli kaçma şüphesiyle tutuklanmasını sorgulamayacaktı * * * Eğer Aralık olmasaydı İktidar ile Fethullahçılar yine kucak kucağa, koyun koyuna, el ele, kol kola devleti ve sermayeyi bölüşerek mutlu, refah içinde hayatlarını sürdüreceklerdi Tayyip yine bakanlarını Pensilvanya ya gönderip Hocasının emirlerini soracak, hayır duasını alacaktı Kumpas kelimesinin varlığından kimsenin haberi olmayacaktı!.. Aileler perişan, yuvalar viran, içerdekiler ölümü bekleyecekti * * * Sonuç şudur: Kumpasta Fethullahçılarla iktidar suç ortağıdır!.. Kumpasçılar adalete teslim ediliyorsa, iktidar da onlarla birlikte yargılanmalıdır!.. Ama bugün bakıyoruz, faillerden biri, diğerine operasyon yapıyor İktidar ve satılık kalemleri, arkalarında bıraktıkları büyük hasarı umursamadan ve hiç utanmadan, yüzleri kızarmadan temize çıkıyorlar Hayır, sizler kirlisiniz, vicdansızsınız!.. Bu güzel ülkeye ihanet ettiniz ve hep böyle hatırlanacaksınız!.. Tatlıya bağlamış!.. Tayyip, yanına kerameti kendinden menkul danışmanlarını alıp Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile toplantı yaptı Toplantıdan sonra Hazret açıklama yaptı: Tatlıya bağladık Nasıl bağladın tatlıya?.. Yıktın perdeyi eyledin viran Dolar dün yine 2.63 liranın üstüne çıktı Dövizle borçlananlar perişan, akaryakıta üst üste zamlar geldi iğneden ipliğe her şeyin fiyatı arttı, bankalardaki mevduatlar eridi, küçük tasarruf sahipleri ayvayı yedi!.. Beyefendinin tuzu kuru, tatlıya bağlamış!.. Ona tatlı, vatandaşı acı kazık!.. DERLEME 159

160 Mehmet Türker 18 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ AKP tepetaklak!.. Tayyip in günde 2-3 yerde birden konuşma yapması, TV kanallarında süper star gibi boy göstermesi Onun adeta fotokopisi durumunda olan Sadrazam Ahmet in her gün elinde mikrofon nutuk atması sıkışmaya başladıklarını gösteriyor Bu görüntü hayra alamet değil!.. Tayyip de, Ahmet de güven duygusunu kaybetmeye başladı!.. Çözüm süreci dedikleri, PKK karşısındaki çözülmelerinin toplumda yarattığı infial bu saltanatı yıkacak!.. * * * Tayyip sonunda Ne sorunu yaaa demek zorunda kaldı Diyarbakır da Kürt sorunu benim sorunumdur diyen, Türkiye ye getirttiği Kürt şarkıcı Şiwan ve İbrahim Tatlıses li konserde film yıldızı gibi sahneye çıkıp onlarla kucaklaşan Tayyip, bugün plağın tersini koydu: Kürt sorunu varsa, Türk ün de sorunu var. Cumhurbaşkanı oldun mu oldun; Başbakan oldun mu oldun; Türk Silahlı Kuvvetleri nde var mısın varsın Şu muhteşem değişim ve dönüşüme bakınız Ama diğer yandan da Apo nun İmralı dan gönderdiği ev ödevini çalışmaya devam ediyorlar!.. * * * 1- Kerameti kendinden menkul danışmanlarının dolduruşuyla faizi de, doları da zıplattı Faiz lobisini, Dolar lobisini sevindirdi Tayyip faize takıp indirilsin diye bağırdıkça dolar rekorlar kırdı, insin dediği faiz serbest piyasada yükseldi. Sıradan vatandaşın cebindeki para uçtu, küçük tasarruf sahibinin bankadaki parası değerini de itibarını da kaybetti. * * * 2- İşsizlik zirve yaptı, tarım dışı işsizlik yüzde 12 yi gördü, genç nüfustaki işsizlik yüzde 20 yi aştı Bugün her 5 gençten biri işsiz Yatırım yok, istihdam artırılamıyor 3- Türk Lirası değer kaybediyor, ama tersi olması gerekirken ihracat düşüyor. 4- Bütçe açık verdi!. * * * 160 UYAN TÜRKİYEM 7

161 5- Bunların dış politikası iflas etti, haftalar içinde devrilecek dedikleri Esad, aradan 3 yıl geçtiği halde düşmediği gibi yerini sağlamlaştırdı; Tayyip le Ahmet in Şam da namaz kılma hevesleri kursaklarında kaldı. ABD politika değiştirdi, Esad a yanaşmaya başladı. Olan Türkiye ye oldu, 2 milyon Suriyeli kentleri istila etti, radikal İslamcı IŞİD komşumuz oldu. Yemen den, Libya dan kovulduk, Mısır la herkes dost oldu bir tek düşman Türkiye kaldı! * * * Nereye baksanız Tayyip le Ahmet in politikalarının iflasını, Türkiye yi yalnızlaştırıp itibarsızlaştırdıklarını, düşürdükleri zor durumları görüyorsunuz Tayyip, fiyakasını bozmamaya, burnundan kıl aldırmamaya çalışıyor, ama paraşütsüz düşüşe geçtiklerinin farkında Günde üç vakit konuşarak, sabahtan akşama kadar TV kanallarında boy göstererek vaziyeti kurtarmaya çalışıyor!.. AKP tepetaklak!.. Türkiye de ikinci Titanik vakası yaşanıyor İktidar gemisi hızla su alıyor, batışı yaklaştı!.. Jandarma!.. Askerin toplumsal olaylarda (terör-kaçakçılık hariç) halkla karşı karşıya geldiği nadirdir Gelse de asker vatandaşa her zaman şefkatle yaklaşmıştır Dün SÖZCÜ deki fotoğraflara baktım, eyvah dedim Jandarma, Tokat Zile de 3 hidroelektrik santrali yapımını protesto eden köylü gruba gaz fişeği atıyor Çoğunluk başı örtülü teyzeler, kasketli amcalar Jandarma onlara gaz ve plastik mermilerle orantısız güç kullanıyor, Tayyip in Gezi de destan yazan polislerini aratmıyor!.. Eyvah dememin nedeni, çıkan yeni yasayla jandarmanın vali ve kaymakamların emri altına girmesi, personelin tayin ve terfilerinin iktidara bağlanması O durum başlayınca, jandarma da AKP siyasetinin emrine girecek ve o zaman kim bilir neler olacak Bu durumda Jandarma o üniformayı sırtından çıkartsın asker kimliği kalksın, Türk askerinin itibarı Tayyip in polisleri düzeyine düşmesin!.. DERLEME 161

162 Mehmet Türker 21 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Türkiye Allah a emanet!.. Meğer bunlar ipleri başkalarının, çetelerin, Haşhaşilerin eline vermişler ve her defasında da saflıklarına gelmiş, aldatılmışlar!.. Tayyip, Harp Akademileri Komutanlığı nda yine Aldatıldık dedi Aradan yıllar geçmiş, ülkenin 26. Genelkurmay Başkanı, eski kuvvet ve ordu komutanları, görevdeki generaller, amiraller tutuklanıp içeri atılmış İktidar yandaşları Askeri vesayet yıkıldı diye bayram etmişler, zil takıp oynamışlar Genci, yaşlısı komutanlar 4-5 yıl cezaevinde hayatları kararmış, aileleri perişan olmuş, Tayyip itiraf ediyor: Aldatıldık * * * Tayyip in şu sözlerine bakınız: Samimiyetle ifade ediyorum, eski Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere birlikte mesai sarf ettiğimiz için yakından tanıdığım pek çok komutanın tutuklanmasına şahsen gönlüm hiçbir zaman razı olmadı İyi de, havuz medyasının iktidar yalakaları ve iktidarın önde gidenleri sevinç naraları atıyorlardı ve hiçbirinizin kılı bile kıpırdamadı!.. * * * Sizin aldatılmışlığınızın ceremesini onlar çektiler Onların kaybolan yıllarını kim verecek?.. Aldatıldık demekle çektikleri çilenin, ölenlerin, intihar edenlerin acısının üzerine sünger mi çekilecek?.. Demek, yarın öbür gün Türkiye nin Doğu ve Güneydoğusu koparılsa, orada bir Kürt Devleti kurulsa bunlar yine Aldatıldık, saflığımıza geldi diyecekler Bu kadar kolay mı?.. * * * Başka bir konu Sadrazam Ahmet, iktidarın tümü ve bazı çevreler nefesini tutmuş yarın (bugün) terörist başı bebek katili Apo nun İmralı dan göndereceği Nevruz mesajını bekliyorlar Acaba Apo ne diyecek?.. Biji Serok Apo! UYAN TÜRKİYEM 7

163 Kurtar bizi Apo!.. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti ni bir katilin iki dudağının arasına hapsettiler!.. Apo nun İmralı dan canlı yayınla Diyarbakır da görüntülü konuşma yapmasını kabul edemediler, oluşacak büyük tepkiden korktular; Şimdi Aman Apo, canım Apo, öyle bir mesaj ver ki kurtar bizi Apo diye bekleşiyorlar!.. * * * Öte yandan Ahmet yine baltayı taşa vurdu ve fena halde sıkıştı Bunlar kerameti kendinden menkul akillerden izleme heyeti kurma telaşındaydılar İsimlerin çoğu belirlenmişti bile Ancak Tayyip, dün Ukrayna ya hareketinden önce bunları yine altüst etti!.. Tayyip dedi ki: Böyle bir şeyden benim haberim yok. Açık ve net söyleyeyim ben bu olaya (izleme heyetine) olumlu bakmıyorum. Birilerini tatmin için bu işler yapılmaz. Dağa bile çeşitli roman yazarları gönderildi. Ne netice oldu? Yeni romanlar mı yazılacak? Şimdi Ahmet, iradesini kullanıp Ben bildiğimi yaparım arkadaş diyerek Tayyip e rest çeksin de görelim!.. Derhal bir U dönüşle Tayyip in dümen suyuna girecek, izleme heyeti ve akiller filan kenara süpürülecektir!.. MİT Müsteşarı Hakan Fidan olayında ne hallere düştüklerini görmedik mi?!. * * * Aldatıldık ve İzleme heyeti hikayeleri Türkiye nin hangi ellerde ve ne kadar acı bir durumda olduğunu gösteriyor!.. Türkiye Allahlık hale gelmiş, bunlar da Memleketi biz idare ediyoruz diye ortalıklarda dolanıyorlar Valla ben bir şey söyleyeyim mi, bu durumda herkes kendi başının çaresine baksın!.. Mutsuz ülke!.. Dünya da 143 ülke arasında üçüncü olmuşuz.. Çok sevindik tabii Her araştırmada son sıralarda olan ülkemizin üçüncü olmasıyla gururlanırken Haberin içeriğinden anladık ki biz meğer Mutsuzlukta üçüncü olmuşuz Yani 143 ülke arasında en mutsuzlardan biri biziz Böyle bir iktidar bu ülkenin başındayken birinciliği nasıl kaptırmışız ona hayret ettim!.. DERLEME 163

164 Mehmet Türker 24 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Kiziroğlu Ahmet zor durumda!.. Tayyip konuştu, Sadrazam Ahmet in muavini Bülent cevap verdi Hem de iki gün üst üste Tayyip altta kalır mı?.. Dün muhtarları kaçak sarayda topladı ve aldı sazı eline: Meselesi ikbal olanlar, koltuk derdinde olanlar, ucuz kahramanlık sevdalıları bizi anlayamaz İkiyüzlülükleri ispatlanmış olanlarla birlikte yürüyemeyiz Tayyip bunları söylerken, Sadrazam Ahmet çözüm süreci toplantısındaydı Artık herkes kendine pay çıkarsın!.. * * * Tayyip dün esip gürlüyordu: Silahların gölgesinde çözüm olmaaaaz! Uygulama olmadan inanmak mümkün değiiiiil! Bu ülkede sadece Kürt yooook! Silah bırakmadan çözüm olmaaaaz! İyi de Tayyip Bey kardeşim, bugüne kadar yapılanların hepsi silahların gölgesinde, PKK nın namlunun ucunu göstermesiyle yapıldı ve oldu!.. Kürtçe seçmeli ders Üniversitelerde Kürt enstitüleri Köy-kasaba isimlerinin Kürtçe isimlerle değiştirilip Kürtçe yazılması vesaire Misal; neden Lazca, Çerkezce, Boşnakça seçmeli ders yok?.. * * * Apo, İmralı da silahların gölgesinde ağırlanıyor Çözüm süreci dediğiniz, iktidarın PKK karşısında çözülme süreci silahların gölgesinde başladı İmralı ya, Kandil e heyetler silahların gölgesinde gidip geliyor Hakan Fidan, Tayyip in özel temsilcisi olarak Oslo da PKK lılarla görüşmeye silahların gölgesinde gitti Hakan Fidan MİT Müsteşarı olarak İmralı nın kapısını aşındırırken, PKK yol kesip kimlik kontrolü yapıyor; Çadır mahkemeleri kuruyor; Şantiyeleri basıp araçları yakıyor; 164 UYAN TÜRKİYEM 7

165 Sokakları savaş alanına çeviriyor Bunlar hep silahların gölgesinde * * * Tayyip in muhtarlar toplantısında söylediklerinin iler tutar yeri yok Başkan olabilmek için kendi rolünü oynadı!.. Ve toplantıda yine ahhhh çekti: Dert adamı söyletir Derdi, Ahmet ve ekibinin kendi başına hareket etmesi Ben eleştiriyorsam, bazı yanlışlıklara dikkat çektiysem ülkem adına yapıyorum diyor O yanlışlar senin zamanında başladı ve devam edip gidiyor, niye rahatsız oluyorsun?.. * * * Kaçak sarayla köşk birbirine girmiş durumda Bu son hesaplaşma Ahmet şimdiye kadar şeffaflık yasasında, Hakan Fidan olayında mindere yapışmıştı Merkez Bankası geçiştirildi.. Kiziroğlu Ahmet ya yine U dönüş yapacak ve Aramıza kimse fitne sokamaz, biz dava adamıyız laflarını geveleyip Tayyip in dümen suyuna girecek Ya da olmak veya olmamak deyip şahlanacak!!! Analar ne evlatlar doğuruyor Ahmet, hadi görelim seni Yiğit kim, doğru kim, dürüst kim kim kim Davutoğlu Ahmet Hoca bir yiğit adam peh peh peh!.. Yürü Ahmet Hoca kim tutar seni!.. Genelkurmay başka telden!.. Bebek katili Apo, mesajında Eşme ruhundan söz ederek, Süleyman Şah Türbesi nin kaçırılışında Türk Silahlı Kuvvetleri ile PKK-PYD işbirliğine atıfta bulunmuştu Bu işbirliği zaten o zamandan beri konuşuluyor, cılız yalanlamalar geliyordu Dün Genelkurmayın yaptığı sert açıklamada; Hiçbir zaman muhatabımız olmayan ve olmayacak teröristbaşı TSK demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin gereklerini yerine getirmeye devam edecektir ifadeleri dikkat çekiyordu Çok güzel, ama o teröristbaşı şimdi, devletin, iktidarın muhatabı Teröristbaşı pazarlığa oturmuş, elindeki silahlı güçle masaya yumruğunu vuruyor, mesajı meydanlarda okunuyor, ne isterse oluyor Ayrıca, TSK demokratik, laik, sosyal hukuk devleti gereklerini yerine getirmeye nasıl devam edecek?.. Memlekette demokrasi, hukuk ve laiklik kaldı mı?!. DERLEME 165

166 Mehmet Y. Yılmaz 12 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ Ar damarı çatlayınca NAZİ Almanyası nın Propaganda ve Halkı Aydınlatma Bakanı Goebbels vaktiyle şöyle demişti: Yalan atın, mutlaka inanan çıkacaktır. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanırlar. Öyle görünüyor ki memleketimizin siyasal İslamcıları da ona rahmet okutacak düzeye gelmişler. Bıkıp usanmadan Kabataş yalanını tekrarlıyorlar, ortaya çıkan bütün gerçeklere kulaklarını kapatıp yalanda ısrar ediyorlar. Sadece bununla da kalmıyor, insanların da bidon kafalı olduklarına inanıyorlar! Dün Sabah ın birinci sayfası, okuyucusunu ve milleti kaz yerine koymanın zirvesine çıkmıştı! Hatırlayacaksınız, Kabataş ta bir türbanlı kadının taciz edildiği yalanını uydurmuşlardı. Bellerinden üstü çıplak, deri pantolonlar giyen, başları bandanalı, elleri eldivenli kişilik bir erkek grubunun bu kadını taciz ettiğini, üzerine işediklerini, pusetteki bebeğini havaya attıklarını, kadına yardım etmek isteyen yaşlı bir adam ile torununu öldüresiye dövdüklerini uydurmuşlardı. Bunun yalan olduğu ortaya çıktı. Polis toplam 2 bin 650 saatlik kamera kaydını izlemiş, olay sırasında bölgeden geçenlerin cep telefonu sinyallerinden kişileri bulup sorgulamış ve 161 kişinin de Facebook hesaplarını incelemiş, bu olayın tek görgü tanığını bulamamıştı. Ne kadını taciz edenleri gören vardı. Ne de kamera kaydı. Sabah dün birinci sayfasından bir haber yayınladı. İddiaya göre paralel polisler, bu taciz anını gösteren 52 saniyelik bölümü video kayıtlarından silmişti! Zaten silinen böyle bir bölüm yoktu ama Sabah, o 52 saniyenin öncesi ve sonrasından hiç söz etmiyordu. Belli ki o çıplak üstlü, cinsi sapıklar uzaydan ışınlanarak oraya indirilmiş, işlerini 52 saniyede gördükten sonra da tekrar ışınlanıp, uçan dairelerine binerek kendi gezegenlerine ulaşmışlardı! İşte o 52 saniye diye bir fotoğraf koymuşlar, üzerine okul çocuklarının yapabileceği kalitede grafiklerle insan kalabalığı çizmişlerdi. O kadar beceriksizce yapılmıştı ki yoldaki tramvayın yeri bile yanlıştı, tramvayın yolun ortasından geçtiğini ihmal etmişlerdi! Paralel polislerin olay anını gösteren görüntüleri kararttığını iddia ediyorlardı ama belli ki o tarihte o çeteyle iş tuttuklarını hatırlamak bile istemiyorlardı. İnsanın ar damarı bir kere çatlamaya görsün, sonucu işte böyle oluyor! Türk olmak kolay değil BREZİLYA da, aralarında 31 senatör ve milletvekili ile 15 eyalet valisi, eski bakan ve 166 UYAN TÜRKİYEM 7

167 eski devlet başkanının da bulunduğu 48 kişi hakkında yolsuzluk nedeniyle soruşturma yapılması için izin verildi. Brezilya da böyle bir soruşturma yapılması iznini Yüksek Mahkeme veriyor, soruşturulacak kişiler arasında Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu nun 12 üyesi de var! Bu bilgiyi Ahmet İnsel in Radikal deki yazısından öğrendim. Yolsuzluğun toplam boyutunun 3.5 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Ne talihsiz adamlar diye düşünmemek mümkün değil. Brezilya vatandaşı değil de Türk olsalardı, darbe, paralel vs diye çığırtkanlığa çıkarlar, paçayı da kolayca kurtarırlardı. Bakın Deniz Fenerciler, Almanya da mahkûm oldular, burada paçayı kurtardılar. Siemens, 3M rüşvetçileri de öyle. Reza nın önüne yatanları, bakara makara deyip cebi dolar dolu elbise hediyeleri alanları, yakalanmamak için çantasında onlarca telefonla dolaşan bakanları, saatleri unutmayalım! Ama Türk olmak kolay değil tabii! Sözünün üzerine söz istemiyor KURUMLAR kişilerle kaim değildir diye bir söz var, memleketimizin yöneticilerinden senelerdir belki bin kere dinlemişizdir. Ama öyle görünüyor ki MİT in, MİT olabilmesi ancak bir kişiyle mümkün olabiliyor: Hakan Fidan! Böyle bir şey söyleyemeyiz aslında. O kurum, kökleşmiş gelenekleri olan, içinden kendi yöneticilerini çıkarma potansiyeline sahip bir kurum. Ama yine de Cumhurbaşkanı ısrar etti, milletvekili adayı olmak için istifa eden, partide eğilim yoklamasına bile girip birinci çıkan Hakan Fidan ı allem etti, kallem etti, MİT in başına geri getirdi. Bunun bir tek nedeni var: Son derece şişmiş bir ego! Sözümün üzerine söz söyletmem inadı! Normal olarak MİT in başına birçok insanı tayin edebilirdi, nitekim Fidan istifa ettiğinde yerine vekâleten bakacak bir memur kolayca bulmuştu. Onu beğenmiyorsa, bu koca ülkenin potansiyelinden bir MİT müsteşarı çıkarabilirdi. Yoksa Türkiye nin insan kaynakları bakımından son derece yetersiz olduğuna mı inanıyor? Hayır, elbette inanmıyordur. Ama yine de MİT in başına Fidan ı getirmek için ısrar etti, kendi tayin ettiği Başbakan a sözünü yalattı, Fidan ı deyim yerindeyse kuyruğuna baka baka geri dönmeye mecbur etti! Dediğim dedikçi bir yönü var ve bundan da bir adım bile geri atmıyor. Ve şimdi de Türk tipi başkanlık sistemi istiyor ki bütün memleketi aynı şekilde, tek başına yönetsin, kimseler sözünden çıkamasın. Fidan olayı, Türkiye yi bekleyen tehlikeyi çıplak gözle görmemizi bir kez daha sağlamış olmalı. DERLEME 167

168 Mehmet Y. Yılmaz 20 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ Ya ittifak yaparlarsa? HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı nın başkanlık sistemi özlemine geçit vermeyeceklerini söyledi ama öyle görünüyor ki HDP ye oy verme konusunda tereddütleri olanların bir bölümü hâlâ bundan kuşkulanıyor. Cumhurbaşkanı nın kafasındaki başkanlık sistemi nin neye benzediğini artık biliyoruz. Denge ve fren mekanizmaları olmayan, Meclis i işlevsizleştirecek, her şeyin tek hâkimi Başkan ın olacağı bir sistemden söz ediyor. Böyle bir ülkede demokrasiden söz edilemez. HDP nin böyle bir sistemde, kendi programını uygulayabilmesi mümkün mü? Erdoğan gibi inişleri çıkışları son derece keskin olan bir başkanın yönettiği bir ülkede, Kürtlerin istediği demokratik açılımlar olabilir mi? Bu mümkün değildir. Ülkenin bir bölümünde faşizm sürerken, diğer bölümünde demokrasi olmaz. Öte yandan uzlaşma da kötü bir şey değildir. Diyelim ki Demirtaş verdiği sözü tutmadı, birçok kişinin korktuğu şey gerçekleşti, Erdoğan ile uzlaştı ve Anayasa da kendilerine göre bir değişiklik yaptılar. Bunun siyasi sonuçlarının olmaması mümkün değildir. Bir sonraki seçimde her iki taraf da halkın çoğunluğunun benimsemeyeceği bir uzlaşmanın bedelini öder, demokrasilerde işler böyle yürür. Öte yandan unutulmaması gereken şudur: HDP nin barajı geçemeyeceği bir tabloda, Erdoğan zaten istediklerini, kimse ile uzlaşma ihtiyacı hissetmeden yapabilecek çoğunluğu elde edecek. Hangisi daha iyidir? Bir uzlaşma aramak zorunda kalması mı, yoksa kafasının dikine istediğini yapabiliyor olması mı? Erdoğan ile HDP uzlaşmasının ülkeyi bölünmeye götüreceğine ilişkin korkuları olanlar şunu da düşünmeliler: HDP nin ve Kürt siyasal hareketinin Meclis te temsil edilemediği bir Türkiye bölünmeye daha yakındır. AKP, seçim barajını indirmeye yanaşmadı ve bu tehlikeyi göz ardı etti. Oysa seçimi kazanacaklarına bu kadar eminlerken, Kürtlerin temsil edilememesinin yaratacağı sorunları, esas onların düşünmesi gerekirdi. Böyle bir ülkeyi yönetebilmenin zorluklarını öyle görünüyor ki hafife alıyorlar. Bu seçim giderek daha çok bir kader seçimine dönüşüyor. Hep birlikte gerçek bir demokrasi kurup, öyle mi yaşayacağız, yoksa yüzyıl öncesinin fikirlerinin egemen olduğu bir otokraside mi? Seçimde oylayacağımız şey öncelikle bu olacak. Kişisel gösteri çözüm değil CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir de önseçime girmeye karar verdi. 168 UYAN TÜRKİYEM 7

169 Doğru bir karar vermiş diye düşündüm. Haberlere göre CHP liderinin önseçime girme kararı almasının nedeni, Parti Meclisi ve MYK üyelerine, önseçime girmenin önemini göstermekmiş. Kolayca tahmin edebileceğimiz gibi PM ve MYK üyelerinin bir bölümü, kontenjandan seçime girmek istiyorlardır. Önseçim telaşı ve derdi yaşamadan, merkezden bir yere tayin edilmek ve oradan seçilip zahmetsizce milletvekili olmak, bir bölüm siyasetçinin rüyasıdır. Kılıçdaroğlu da kendisine gelebilecek bu yöndeki taleplerin önünü kesebilmek için önseçime girme kararı almıştır. Talepleri Ben de giriyorum önseçime diye göğüsleyebilmek için! Demokratik bir yarış, partinin daha canlı ve hareketli olmasına yarar ve günümüz partileri içinde buna en çok ihtiyacı olanın da CHP olduğu çok açık. Milletvekilleri örgütün tercihleri doğrultusunda önseçim ile belirlenirse, parti tabanının seçim kampanyası sırasında daha faal olacağı bilinen bir gerçek. Burada sorun Kılıçdaroğlu nun bütün milletvekili adaylarının önseçim ile belirlenmesi kararını verememiş olması. Kişisel bir gösteri yaparak bunun önemini anlatmaya çalışacağına, parti yönetiminden böyle bir karar çıkarttırsaydı daha doğru olmaz mıydı? Seçimde vitrine konacak az sayıdaki aday dışında kontenjan adayı belirlenmemesi, parti örgütüne güvenmesi daha doğru olurdu gibi geliyor bana. Devlet kesesinden seçim faaliyeti BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu nun göreve başladığındaki ilk açıklamalarından biri kamuda tasarruf yapılması ile ilgiliydi. Taşıt kiralama ve hizmet binası alımlarında israfa varan harcamaları denetleme sözü vermişti. Ama öyle görünüyor ki ne Başbakan sözünü tutabilmiş, ne de Başbakan ın tasarruf emrini kamuda takan olmuş. Bu yıl Davutoğlu nun yönetimindeki ilk iki ayda taşıt kiralamaya ayrılan tutar, geçen yılın ilk iki ayına göre 15 milyon lira daha fazla. Örtülü ödenek harcamaları aynı dönem için 186 milyon lira artmış. Başbakanlık, yıllık ödeneğinin yarısını yılın ilk iki ayı içinde harcamış, bitirmiş. Öyle görünüyor ki kamuda tasarruf, seçim heyecanıyla unutulmuş, bir tür seçim ekonomisi başlamış. Seçimlere doğru bunun daha da hızlanacağını, bütçeden finanse edilen açılış ve temel atma törenleriyle siyasi propagandaya gaz verileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Eşit bir seçim yarışı olmayacak. Hükümet, yazılı ve görsel medyanın büyük bölümünü kontrol ediyor. Kamu kaynakları seçim mitingine dönüşecek törenlerle harcanıyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Cumhurbaşkanı da kendi kampanyasını sürdürüyor, kamu kaynaklarıyla mitingler yapıyor. Muhalefetin işi gerçekten çok zor. DERLEME 169

170 Mehmet Y. Yılmaz 31 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ AKP kazanırsa istikrara veda! YANDAŞ medyada neredeyse her gün bir araştırma yayınlanıyor ve iddialarına bakılırsa AKP minimum yüzde 47 çıkıyor! Tarafsız araştırmalar bu bilgiyi doğrulamıyor ama ne gam! Amaç seçmeni manipüle etmek ve bu işte üzerlerine de yok! Bunlardan bir tanesi AKP nin yüzde 47 ye oturmasının nedenini şöyle açıklıyor: Seçmen istikrar istiyor! Bunu okuyunca kendimi gülmekten alamadım. Çünkü eğer AKP, hayalini kurduğu gibi bir çoğunluğu elde ederse, Türkiye yi bekleyen istikrar filan değil, ağır bir rejim tartışması olacak. Uzunca bir süre yeni anayasa ve sistem tartışmalarıyla uğraşacağız. HDP, baraj altında kalırsa, ciddi miktarda oyun temsil edilemediği bir Meclis, sistemi değiştirecek anayasayı yapacak. Bunun yaratacağı gerilimin nasıl sonuçlanacağını şimdiden öngörebilmek mümkün değil ama toplumun bir yay gibi gerileceğini şimdiden söyleyebiliriz. Arkasından bizi bir anayasa referandumu bekleyecek. Anayasa, AKP nin istediği gibi değişirse bu kez yeni anayasaya göre bir başkan ve Meclis seçmek için yeniden sandığa gitmemiz gerekecek. Siyasi tansiyonun yükseleceği, seçim ekonomisi ile ekonomik dengelerin altüst olacağı bir dönem bekliyor bizi. İstikrar filan, palavra! Türkiye uçmayı bırakın yürüyemez bile CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan a bakılırsa, Türkiye nin bir türlü uçamamasının nedeni, parlamenter sistem. Eğer başkanlık sistemi olursa Türkiye uçacakmış, önünde kimse duramayacakmış vs. Dün Taha Akyol, YÖK Başkanı nın kendisine aktardığı bilgileri yayımladı. YÖK Başkanı, temel bilimler eğitimi ile ilgili bazı sayılar da vermiş. Durum dehşet verici! yılları arasında biyoloji okuyan öğrenci sayısı 7 binlerden, 1242 ye inmiş. Aynı dönemde fizik okuyanlar 3 binlerden 447 ye, kimya okuyanlar 7 binlerden 1366 ya, matematik okuyanlar ise 9 binlerden 3 bin 547 ye inmiş bulunuyor. Bu rakamlara bakınca şunu söyleyebiliriz: Türkiye, bırakın uçmayı, yakında yürüyemez hale gelecek, kimse şaşırmasın! Temel bilimler gelişmeden bir ülkede hiçbir şey gelişmez. Bütün buluşların, icatların, aklınıza gelebilecek her türlü gelişmenin altında sağlam bir temel bilimler eğitimi ve üretimi yatar. Öğrenciler neden bu bölümleri seçmiyorlar? 170 UYAN TÜRKİYEM 7

171 Nedeni çok basit: İş olanakları kısıtlı, devletin bu konuda bir eğitim ve istihdam politikası yok. 12 yıldır tek başına iktidarda olan partinin eğitim denilince aklına sadece imam hatiplerin sayısını arttırmak geliyor. Bu nedenle temel bilimler eğitimi alanların sayısı ve kalitesi giderek azalıyor, Türkiye bilimsel bilgi üretemiyor. Böyle bir ülkenin ne orta gelir duvarını aşabilmesine olanak vardır ne de bugünkü durumunu uzun vadede koruyabilme olanağı. Ama bu kimin umurunda, varsa yoksa bir tek adam yönetimi kurma hevesi, toplumu tek tipleştirecek bir eğitim sistemi kurma arayışı. Saray da imparatorlara layık çay! MUHALİF münafıklar Beştepe Sarayı nın bin odasından, bir bardağın kaç lira olduğundan, Saray bahçesine yapılan bıldırcın kümeslerinden filan söz ediyorlar ama meğerse Saray daki yaşam son derece sade ve mütevazı imiş. Bunu Ayşe Olgun un, Yeni Şafak ın pazar ekinde yayımlanan dev araştırmasından öğrendim. Şöyle yazıyor: Cumhurbaşkanlığı Sarayı nın mutfağı oldukça mütevazı. Anadolu nun geleneksel mutfağından farkı neredeyse yok. Bir kâse çorba veya bir çeşit yemek ve salatayla kurulan sofralar ancak misafir olunca şenleniyor. Saray ın mutfağında bol miktarda kurutulmuş meyve ve sebze bulunuyormuş. Ev yapımı sirkeler asla eksik olmuyormuş. Emine Hanım, limon ve elma kabuklarını ziyan ettirmiyor, bunlardan temizlik ve gıdada kullanılmak üzere ev yapımı sirke kurduruyor muş. Gördüğünüz gibi tasarrufa son derece dikkat edilen bu Saray da, Olgun un yazdığına göre bol bol Rize nin beyaz çayı içiliyormuş! Bunu daha önce hiç duymamıştım, araştırmacı gazetecilik damarım kabardı ve internete girdim. Bu çay imparatorların çayı olarak biliniyormuş, kilosu da 4 bin lira! Eh, çaya bu kadar para harcayınca elma kabuklarından sirke ile bütçeyi dengelemek gerekiyor tabii! Zeytin ve hurma çekirdekleri de atılmıyor, bunlardan soslar hazırlanıyormuş ki hiç duymamıştım. Araştırdım tabii, çekirdeksiz zeytin ve hurmadan yapılan soslardan söz ediliyor da çekirdeklerinden yapılan sosa rastlayamadım. İlginç bir reçete olmalı! Emine Hanım, Mali Cumhurbaşkanı nın eşine de bu tasarruf önlemlerini öğretmiş. Mangoyu kurutup saklayın demiş. Mali için yararlı bir bilgi olsa gerek bu. Sonuç olarak söyleyebilirim ki Saray da öyle her önüne gelen şey yenilmiyormuş, bunu böylece bilin! DERLEME 171

172 Mehmet Yuva 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ İsrail Ürdün de ABD Diyarbakır da Ürdün e sığınan ve berbat koşulların hâkim olduğu kamplarda yaşayan Suriyeli mültecilerin yaşadığı dram yürek dağlıyor. Yoksulluk, umutsuzluk, hastalık ve uyuşturucunun yaygın olduğu bu kamplar dini-dar tüccarların iştahını kabartıyor. Genç kızlar, Körfez şeyhlerine imam nikâhı kılıfı altında, seks köleleri olarak satılıyor. Bir Anglo-ABD ürünü olan Ürdün Kralı, Suriye nin yıkılması için topraklarında eğit-donat-yolla programını yıllardır yerine getiriyor. Suriye-Ürdün sınırı özellikle Suudi kökenli cani ve haramilerin geçiş güzergâhı. Ürdün istihbaratı, İngiltere ve ABD ile yürüttüğü gizli faaliyetlerine İsrail in dâhil edilmesinden gocunmuyor. Annesi İngiliz olan Kral Abdullah, 1994 te İsrail ile kurulan resmi ilişkiler için, Ürdün tarihinde yapılan en değerli iş, İsrail için ise En önemli bölgesel müttefik diyor. El-Nusra örgütü dâhil, cinayet ve harami mensuplarına İsrail ile birlikte her türlü istihbari ve lojistik destek sağlıyor. Başkent Şam ı yarım hilal gibi kuşatan Filistin (İsrail)- Ürdün- Suriye bölgesinde İsrail için yaratılmak istenen güvenlik kuşağı projelerinde aktif görev alıyor. ÜRDÜN DE IŞİD İN HAMİSİ Ürdün, IŞİD, El-Nusra ve türevlerine sağlanan yataklık, eğitim, istihbarat, donatım ve sevkıyat ilişkilerinin her boyutunda yer aldı. IŞİD tarafından demir kafes içinde üzerine benzin dökülerek yakılan genç pilot Ürdünlüydü. Batı nın doğurduğu Ürdün, Batı nın IŞİD e sağladığı füzelerle pilotunu kaybetmişti. Ateş düştüğü yeri yakar misali pilot, ailesi ve sevenleri kirli bir savaşa kurban edilmişti. Ürdün ün, pilotun yakılma olayından sonra, IŞİD e karşı kükrediğine bakmayın. El-Kaide mensubu Iraklı kadın intihar bombacısı Sacide Rişavi ve Iraklı Ziyad Kerbuli nin idam edilmesi IŞİD e karşı mücadele kararlılığı değildir. Ürdün Krallığı na karşı ülkede yükselen öfkenin gazını almak içindir. ABD nin Suudi ve Katar hanedanlıkları gibi Ürdün ü de IŞİD e karşı hava operasyonlarına müttefik olarak dâhil etmesi, bu ülkelerin terör örgütleri ile yaşadıkları derin kirli ilişkileri örtbas etmeye hizmet ediyor. İSRAİL İN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ 26 Şubat tarihinde Ürdün Kralı, İsrail ile ortak tatlı su üretim antlaşması imzalıyor. Kızıldeniz in İsrail-Ürdün noktası Akaba bölgesinin kuzeyinde deniz suyunu tatlı suya dönüştürecek büyük bir tesis kuruluyor. Bu tesisten elde edilecek su ile İsrail in Arba bölgesinin su ihtiyacı karşılanacak. Ayrıca Kızıldeniz den taşınacak su ile 200 km İsrail in içinde yer alan Ölüdeniz in istikrar kazanması ve kurtarılması sağlanacak. Her iki ülkenin yetkilileri, Dünya Bankası temsilcisi ve ABD Büyükelçilerinin huzurunda imzalanan anlaşma için İsrailli Bakan Sulfan Şalom, Bu antlaşma ile 19.yy bunun hayalini kuran Theodore (Benjamin) Herzel in rüyası gerçek oldu demiştir. Herzel, 1897 de İsviçre nin Basel kentinde toplanan Dünya Siyonist Kongresi nin koordinatörü ve başkanıydı. 172 UYAN TÜRKİYEM 7

173 Filistin in Yahudileştirilmesi projesinin babası kabul edilir. Ürdün Kralı kendisini Peygamber soyundan Haşimi ve Ehl-i Beyt i temsil eden merci olarak görür. Kur an da özel bir ayetle lanetlenen Ebu Leheb de Hz. Muhammed in öz amcasıydı. KÜRT DÜŞMANINDAN MEDET UMAN KÜRT Şam ın güneyine kurulan İsrail için Ürdün hangi görevi yerine getiriyorsa, Şam ın kuzeyi için tasarlanan İkinci İsrail projesi için de üstlendikleri görevi ilericilik ve Kürt hakları altında sunanlar da aynı amaca hizmet ediyor. ABD nin Ankara Büyükelçisi John R. Bass, eşi Holly Holzer, Adana Konsolosu John Espinoza ve İkinci Konsolos James Michael Saxton, 8 Mart Kadınlar Günü nde, Diyarbakır a gitmiş. Büyükelçi Bass a rehberliği HDP aday adayı Şeyhmus Diken yapmış. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu da Ortadoğu daki gelişmelere dikkat çekerek, Kürt kadını Şengal de, Kobani de IŞİD in eline esir düşüp, köle pazarlarında satılıyorken, Türkiye de kadın cinayetleri bu kadar artmışken sizin buraya yaptığınız ziyaret önemli. Ortadoğu da Kürt toplumu ve Kürt kadını etkin oluyor. Uluslararası toplum ve güçler de bunu görüyor ve okuyorlar demiş. Kadın, insan ve Kürt düşmanı emperyalizmin en etkin temsilcisine birileri utanmadan Medet ya ABD diyebiliyor. Çıplak Ürdün Kralı ne kadar Arap ise bunlar da o kadar Kürt tür. Not: Aydınlık gazetesi öncü emektarlarından sevgili kardeşimiz Mahmut Şen hakkın rahmetine kavuştu. Ailesi, dostları ve sevdiklerine sabır ve metanet diliyorum. DERLEME 173

174 Melih Aşık MİLLLİYET GAZETESİ AK PKK çözüm mü? AKP ile PKK kapalı kapılar ardında yeni bir Türkiye nin, yeni bir rejimin pazarlığını yaparken... Strateji uzmanı Cahit Dilek, Uluslararası Kriz Grubu ICG nin Türkiye temsilcisi Hugh Pope un şu sözlerini anımsatıyor:...demokratik özerklik... PKK ile Türk Hükümeti arasında müzakere edilecek bir konu değildir. Çünkü PKK Kürtlerin temsilcisi değildir. Kürt hareketini temsil ettiğini söyleyen HDP, ülkedeki tüm Kürtlerin yarısından azının oyunu alabilmektedir. Kürtlerin yarısından çoğu Türkiye nin batısında yaşamaktadır. Bu durum Güneydoğu da bir demokratik özerkliği imkânsız hale getirmektedir. Bu konu Türkiye de yaşayan tüm insanları ilgilendirmektedir. Eğer Türkiye de ademi merkeziyet sistemi tartışılacaksa bu Ankara da, parlamentoda yapılmalıdır. Cahit Dilek 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü adlı internet sitesindeki yazısında, Hugh Pope un bu sözlerinden hareketle şu analizi yapıyor: Hugh Pope un söylediği gibi PKK Kürtlerin temsilcisi değildir, PKK yı siyasette temsil eden parti, silah baskısıyla bile yüzde 5-6 oy alabilmektedir. AKP nin gerçekte aldığı oy (seçime katılan değil de toplam seçmen sayısına göre bakıldığında) yüzde tir. Dolayısıyla Türkiye nin yüzde ni temsil etmeyen ve Anayasa dan yetki almayanlar, Anayasa ve hukuka aykırı olarak yeni bir rejimin kurulmasını müzakere edemezler UYAN TÜRKİYEM 7

175 Metin Doğan 6 Mart 2015 Japon Kalkınması Metin Aydoğan Japonya 1868 de başlattığı yenileşme ve kalkınma atılımıyla Batıya yöneldi ancak Batıya öykünmedi (taklit etmedi). Gelişimini, toplumsal yapısına uygun yöntemler kullanarak gerçekleştirdi. Karma ekonomiyi başarılı bir biçimde uyguladı. Kalkınmada devletin öncülüğü belirleyici oldu. Dış borçlanmaya ve yabancı sermaye yatırımlarına izin verilmedi. Öz kaynakların ve halkın birikimlerinin yatırım sermayesine yönelmesini sağlandı. Ulusal sanayi gümrük duvarlarıyla koruma altına alındı. Geri ve Gözden Uzak Japonya, 19.yüzyıl ortalarında koyu bir feodal yapı ve sosyal gerilik içindeydi. Toplum bin yıl öncesinin gelenek ve kurallarıyla yönetiliyordu. 17.yüzyıldan sonra Japonya ya ulaşan hemen tüm Hıristiyan gemileri yakılmış, gelenlerin tümü öldürülmüştü. Feodal egemenler, Japon adalarından uzaklaşılıp başka insanlarla ilişki kurulmasını önlemek için büyük ve dayanıklı tekne yapımını yasaklamıştı. Japon eğitimi, bağnazlığın etkisi altındaydı Sözleşmesi Japonya, çok uzun bir süre dünyadan kopuk bir biçimde yaşadı; başka ülkelerle hiçbir biçimde ilişkiye girmedi Yılında, birkaç savaş gemisiyle Amerikalılar ın gelmesi ABD, İngiltere, Rusya ve Hollanda ya konsolosluk açma olanağı sağladı. Bu gelişme, Japonların büyük çoğunluğunca utanç verici bir durum olarak kabul edilmişti Sözleşmesi, Japonya yı anlaşması olanaksız iki kampa böldü. Ya gelenleri kesmek ya da gelenler gibi kalkınmış olmak. Gelişme yanlısı aydın ve askerler, İmparator un da desteğini alarak,ii.mahmud un yaptığı gibi, güvenilmez unsurları temizleyerek orduyu yenileştirdi. Gelişmiş ülkelere devlet görevlileri gönderilerek oralardaki toplumsal koşullar inceletildi. Demiryolu, ekonomik yapılanmalar, buharlı makina, telgraf ve zırhlı araçlar önem verilen konular oldu iyileştirmeler(reformlar) dönemine, ( ) İmparatorun adından esinlenerek Meiji Dönemi denildi. DERLEME 175

176 Meiji Dönemi 1868 de, halkı temsil edecek meclislerin kurulması kararı alındı. İlerici Parti nin ilk işi, dinsel eğitim kurumlarını yıkarak, hiçbir koşulda ödün verilmeyen laik eğitimi yaygınlaştırmak oldu. Sanayi, ticaret, kültür ve hukuk alanlarında köklü yenileşmelere gidildi. Geri kalmışlıktan kurtulmak ve çağdaş uygarlığa yetişmek için toplumun bütün kurumlarında tutuculukla savaşıma girişildi. Ard arda gelen ayaklanmalar; İlerici Parti, Ordu, Hükümet ve İmparator birlikteliğiyle kanlı bir biçimde bastırıldı. Yenileşme İyileştirme yanlıları toplumda sayıca azınlıktaydı. Demokrasi gerçekleşsin diye seçme ve seçilme hakkı herkese verilmedi. Milletvekili seçimlerinde oy verme hakkı, eğitim görmüş olma koşuluyla uygarlaşma yanlılarına tanındı. Başlangıçta tüm Japonya da oy verme hakkına sahip seçmen sayısı yalnızca 460 bin idi de başlayan iyileştirmeler ödünsüz uygulandı Yılında Japonya nın genç nüfusunun yüzde 99,4 ü çağdaş nitelikte laik eğitim görüyordu. Halkın yüzde 94 ü okuma yazma öğrenmişti.1 Eğitim düzeyi yükseldikçe seçmen sayısı da artmıştı. Japonya da oy verme hakkına sahip olanların sayısı, 1925 yılında 13 milyona çıkmıştı. Japonya, tarihçi H.G. Wells in sonradan söylediği şu sözleri bilmeden uygulamıştı: Bir topluma seçme hakkından önce eğitim verilmelidir. Seçmen oy vermeden önce bilgi sahibi olmalıdır. Oy kulübelerinden önce okullar kurulmalıdır. Yeteri kadar eğitim görmeyenin elinde oy pusulası yalnız yararsız değil aynı zamanda tehlikelidir de. 2 Batıcı Değil Batılılaşma Japonya Batıya yöneldi ancak Batıya öykünmedi. Gelişimini, toplumsal yapısına uygun yöntemler uygulayarak gerçekleştirdi. Karma ekonomiyi başarılı bir biçimde işletti. Kalkınmada devletin öncülüğü belirleyici oldu. Dış borçlanmaya ve yabancı sermaye yatırımlarına izin verilmedi. Öz kaynakların ve halkın birikimlerinin yatırım sermayesine yönelmesi sağlandı. Ulusal sanayi gümrük duvarlarıyla koruma altına alındı. Sanayileşme 176 UYAN TÜRKİYEM 7

177 Sanayileşme izlencelerinin (programlarının) hazırlık ve uygulamasında, kamu görevlileri ile özel firmalar sürekli iç içeydi. Hükümet, kendine bağlı ticari kuruluşları, belirlediği alanlarda tekelleştiriyor ve destekliyordu. Tekstil, elektrikli aletler, metal, demir-çelik ve enerji yatırımları, hızla gelişti. Girişimler, sanayi kolları ve imalatla sınırlı kalmıyor; finans, iletişim ve yayın alanlarını da kapsıyordu. Başlangıçta belirli konularda görüşleri alınan yabancı danışmanların tümü, kısa bir süre sonra ülkelerine geri gönderildi. Japonya sanayileşme sürecinde, ulusal ekonomiyi koruyacak olan, yüksek gümrük vergileriyle dışalım sınırlamalarından ödün vermedi ve yabancı sermaye kullanmadı. Genel bir anlayış olarak, gelişmiş ülkelerin tümünün uygulamış olduğu bu tutumu, Japonya daha katı bir biçimde uyguladı. Devletin İşlevi Devlet, özel girişime tüm olanaklarını sundu ancak uygulanacak ekonomik politikalarda söz sahibi olmayı bırakmadı. Bu tutum, hemen aynısıyla bu gün de sürmektedir lerde oluşturduğu devlet sanayi siyaseti ile dışsatımı geliştirmek için dışsatım birlikleri kurdu, dış pazarlar hakkında bilgi toplamak için yeni örgütlenmelere gitti. İç pazarda yıkıcı yarışma (rekabet) adını verdiği liberal ticari ilişkileri denetim altında tutmak için devlet tekelleri oluşturdu yılında çıkardığı sanayi denetim yasasıyla, belirli sanayi sektörleri için piyasa denetimi getirdi. Japonya nın hızla gelişmesini sağlayan bu girişimlerin benzerleri, Türkiye de genç Türkiye Cumhuriyeti nde uygulanmaya başlanmıştı. Ne var ki, Türkiye de de büyük başarı sağlayan bu tutum 1940 lardan sonra bırakılmış, Japonya da ise kararlılıkla sürdürülmüştür. Sorunlar Ve Savaş Sanayide elde edilen gelişme Japonya ya yeni sorunlar da getiriyordu. I.Dünya Savaşı sonrasında tecimsel (ticari) yarışa, Avrupalılar ın yanına ABD de eklenmişti. Dışsatım yeterince arttırılamıyor, hammaddenin hemen tümü dışardan geliyordu. Dünya pazarları önceden paylaşılmıştı ve bu pazarlarda Japonya ya pay vermeye kimsenin niyeti yoktu. Sıkışan sanayi tekelleri, desteğini arkasına aldığı devletten daha çok destek ve dış pazar sağlamak için girişimde bulunmasını istiyordu. Açıkçası devlete, Ne yaparsan yap pazar sağlaistemiyle yüklendiler. Örneğin Tokyo DERLEME 177

178 Borsasının üst düzey yöneticilerindenkawai Yoshinari: Devletin, doğru ve geniş bir bakışla zirvede durarak ekonomiye önderlik etmesini ve denetimini arttırmasını istiyordu. Nissan şirketinin kurucusukuhara Funanasuka, ise Hükümetten, Japon ulusunun başka devletlere karşı yarışma gücünü arttırması için yardımcı olmasını; dış pazarlara açılacak sanayilere, dış yatırım için uygun koşulları yaratmasını; bu girişim için hükümetin, tüm şirketleri, kârlarının yüzde 50 sini bu amaç için ayırmaya zorlamasını istiyordu.3 Savaştan Sonra Japonya ikinci dünya savaşından yenik çıkmasına karşın, aynı kalkınma anlayışıyla büyümesini sürdürdü Yılları arasında yıllık üretim artışı ortalama yüzde 10 oldu yılları arasında dünya otomobil üretimindeki payı yüzde 1 den, yüzde 23 e çıktı. Dünya imalat sanayi ürünleri dışsatımındaki payı, 1955 de yüzde 4,2 iken 1985 de yüzde 15,5 oldu. Dış yatırımlar 1951 de 3,6 milyar dolardan 1986 da 35 milyar dolara çıktı.4 DİPNOTLAR 1 Atatürkçülük Nedir? Falih Rıfkı Atay, Bateş Yay., sf.12 2 a.g.e. sf.12 3 Fletcher sf , ak. J.E.Garten, Soğuk Barış Sarmal Y. 1994, sf Yeni Dünya Düzeni mi Süper Emperyalizm mi? Yıldız Serter, Cumhuriyet 178 UYAN TÜRKİYEM 7

179 Mustafa Mutlu 7 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Ege ve Akdeniz deki tam 16 küçük ada vatan parçası değil mi? AKP iktidarının seçim öncesinde gündeme gelmesinden en çok korktuğu konu ne biliyor musunuz? Yunanistan ın 2004 yılından bu yana Ege ve Akdeniz de işgal edip silahlandırdığı 16 Türk adası... Birisi bu konuyu açacak diye AKP lilerin ödü kopuyor! MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri nihayet bu konuyu Meclis e getirdi. Adalarımızın işgali hakkında bir Meclis araştırması açılmasını istedi. Hafta içinde yapılan görüşmeler sırasında AKP milletvekillerinin tepkisi, Seçim üzeri bu konunun sırası mı? oldu... *** Ankara nın cüssesi küçük; yüreği ve vatan aşkı büyük gazetecilerinden kızım Müyesser Yıldız yazdı da öğrendik: Önergesi hakkında konuşan Özcan Yeniçeri bakın neler söylemiş: Adaların işgali konusunda 11 yıldır doğru ve tatminkâr cevap vermiyorsunuz. Sorun, vatan sorunudur. Bu, tarihi bir olaydır. Vatan toprakları işgale, istilaya ve ilhaka uğramıştır. Durum her yanıyla açığa çıkarılmaya ihtiyaç hissettirmektedir. Ama TSK ya işgalin önlenmesi için direktif verilmemiştir. *** Önerge üzerinde CHP adına konuşan Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner de AKP nin milli konulara duyarsız olduğunu belirterek şunları söylemiş: Yunanistan ın işgal etmekle yetinmeyip anlaşmalara aykırı olarak silahlandırdığı adalar nedeniyle bu ülkeye 11 yıldır bir tek nota bile verilmedi. 37 kilometre uzaktaki Süleyman Şah Türbesi ni taşıyan AKP Hükümeti, bu adacıkları taşımayı da düşünmekte midir? Erdoğan ın oğullarının gemicikleri bu adaları taşıyabilecek büyüklükte midir? DERLEME 179

180 Kaç dead weight veya grostonluk gemi bu adayı taşıyabilecektir? Vatan toprağı gayrimenkuldür, taşınmaz topraktır. Toprağın taşınabileceği kavramı yeni bir icattır. Ege adaları Anadolu nun uzantısıdır, terk edilemez, silahlandırılmasına müsaade edilemez. *** Peki; AKP liler ne demişler bu iddialara? Hayır; böyle bir şey asla yok. Kimse topraklarımızı işgal etmedi, buna izin vermedik ve vermeyiz diyememişler ne yazık ki... AKP adına konuşan İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak, işgal edilen adalarımızı Ege deki bazı adacık ve kayalıklar diye küçümsemekle ve önemsizleştirmekle yetinmiş... Yani, Verdiysek ne olmuş, zaten hiçbir işe yaramıyorlardı ki demeye getirmiş... *** Sonuçta ne olmuş biliyor musunuz? Adalarımızın işgali hakkında Meclis araştırması açılması istenen bu önerge, AKP lilerin oylarıyla reddedilmiş... Bu karara en çok sevinenin Yunan Hükümeti olduğunu tahmin etmek ise çok da zor olmasa gerek... *** Uluslararası hukuk uzmanlarına ve vatan bilincini paraya ya da siyasi çıkara tahvil etmemiş gerçek diplomatlara soruyorum: Bu basiretsizlik, Cumhurbaşkanı nın bile yargılanmasına yol açabilecek bir vatana ihanet suçu değilse... Nedir? HUUUBER (117) Altı ayı geçkin bir süredir Huber i işgal eden, Taşınıyoruz demesinin üzerinden bile iki hafta geçtiği halde hâlâ Tarabya sahillerinde volta atan Abdullah Gül, AKP den milletvekili adayı olmak ve tekrar siyasete dönmek istiyormuş... Bunun için kararı, önümüzdeki hafta baş başa görüşeceği Recep Tayyip Erdoğan verecekmiş... Eğer aday olması kabul edilirse, İstanbul Birinci Bölge, Birinci Sıra dan, yani bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan ın seçildiği bölge ve sıradan aday olacakmış... Adama bakın arkadaş; tuttuğunu bırakmıyor... Anasının karnını nasıl terk etti ki? 180 UYAN TÜRKİYEM 7

181 Mustafa Mutlu 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ AKP den seçim rüşvetleri için torba yasa kazığı! Seçimlere üç ay kaldı; AKP seçim rüşvetleri için yine düğmeye bastı... Tam, İç Güvenlik Paketi nin sonuna gelindi, Meclis artık tatile girecek dediğimiz sırada AKP li vekiller 33 maddelik yeni bir torba yasa teklifini Meclis Başkanlığı na sundu. Bu paket: Yoksula sadaka... Yandaş müteahhite kıyak... AKP için de ayrıcalık getiriyor! *** Önce sadakaları sıralayalım: Birinci çocuğa 300, ikinci çocuğa 400, üçüncü ve sonraki çocuklara 600 lira doğum yardımı... Evlenen çiftlere 15 bin lira konut, ayrıca 5 bin lira çeyiz yardımı... *** Müteahhitlere yapılacak kıyağa gelince: Konut satışlarında, sözleşmenin iptalini isteyen alıcı, müteahhitlere 8 bin lirayla 16 bin lira arasında tazminat ödeyecek. Ayrıca harç ve masraflar da ona fatura edilecek! Diyelim ki size üç ay sonra teslim edilecek dairenin fiyatı düştü ve siz o daireyi o pahalı fiyattan almak istemiyorsunuz... İşte; bu uygulama sizi, kazık yemeye, yemek istemezseniz de bedel ödemeye mahkum edecek! *** Paketin AKP ye getireceği ayrıcalıkların başında ise televizyonlardaki seçim kıyakları geliyor... Seçim dönemlerindeki denetim yetkisi Yüksek Seçim Kurulu ndan alınarak, Radyo Televizyon Üst Kurulu na verilecek... Böylece, AKP lilerin çoğunlukta olduğu RTÜK, bu partiye kural ihlalleri nedeniyle kesilen cezaları en aza indirecek... *** Bu torba bütçeye inanılmaz bir yük getiriyor... İyi de yılda ortalama 300 bin çocuğun doğduğu ve 600 bin çiftin evlendiği bir ülkede... Her yıl ekstradan gerekecek milyarlarca liralık kaynak nasıl sağlanacak? DERLEME 181

182 Düşünün sadece çeyiz yardımı 3 milyar lira tutuyor; KaçAk Saray ın elektrik faturasını ödeyemeyen devlet, bu parayı nereden bulacak? *** Ben söyleyeyim: Elbette bizden alacaklar! Son 13 yıldır yaptıkları gibi yine iğneden ipliğe her şeyin vergisini artıracaklar... Sonuçta, zaten üçer-beşer doğuran kendi tabanlarına para aktarıp şirin görünecekler... *** Sizi bilmem dostlar ama ben bu ülkede, bu zihniyet tarafından yönetilmekten ve kaz gibi yolunmaktan fena halde yoruldum! YİNE TGB! Çanakkale Valisi Ahmet Çınar, 31 Aralık 2014 günü bir genelge yayınlayarak 18 Mart 2015 te Gelibolu Tarih Alanı nın ziyaretçilere kapalı olacağını duyurmuştu. Sözüm ona bu yasağın amacı, Çanakkale Deniz Zaferi nin yıldönümü nedeniyle Cumhurbaşkanı nın konuğu olarak bölgeye gelmesi beklenen yabancı devlet adamlarının güvenliğiydi. Yani; bizim atalarımızın yattığı topraklar bize yasaklanıyordu. Bu garip yasağa ilk tepki, Türkiye Gençlik Birliği nden geldi: TGB, her ne pahasına olursa olsun tüm üyeleriyle ve destekçileriyle birlikte 18 Mart ta Çanakkale de olacağını açıkladı. Tarih yaklaştı ya; Vali Bey önceki gece geri adım attı ve herhangi bir yasağın söz konusu olmadığını söyledi. TGB liler de bu zaferlerini, Biz sana Vali olamazsın demedik, mani olamazsın dedik sözleriyle kutladılar... *** Ne diyeyim; bir kez daha, helal olsun bu çocuklara! Gelecek konusunda karamsarsanız size önerim, yaşınız kaç olursa olsun, mutlaka TGB ye üye olun... Nasıl gençleştiğinize siz bile inanamayacaksınız! 182 UYAN TÜRKİYEM 7

183 Mustafa Mutlu 24 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Kindar nesil, işte böyle yetiştiriliyor! Yukarıdaki fotoğrafa iyi bakın: Kayseri deki Hacı Sami Boydak İlkokulu nda gerçekleştirilen nevruz etkinlikleri sırasında çekilmiş... İlkokul birinci sınıf öğrencileri sözüm ona kurban kesme adlı bir piyesi sahneliyor. İki erkek öğrenci, bir kız öğrencinin getirdiği bıçaklarla, bir başka öğrencinin canlandırdığı koçu kesiyor. Öğrenciler sahnede arkadaşlarını kurbanlık koç yerine yere yatırıp ayaklarından bağlıyor, sonra da temsili olarak kesmeye başlıyor... İşte tam bu sırada salondan tekbir sesleri yükseliyor! *** Bizim büyüklerimiz bırakın kurban kesme piyesi oynatmayı, Kurban Bayramları nda bile bize kurbanın kesilme anını göstermekten kaçınırdı... Çünkü psikologlar, bu sahnenin çocukların psikolojisini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunurdu... Oysa şimdi ne ilişkisi varsa, Nevruz kutlamasında bile okullarda kurban kesimi canlandırılıyor. DERLEME 183

184 Çocuklarımıza kesmenin, kan dökmenin çok da korkulacak ve kaçınılacak bir şey olmadığı öğretiliyor! *** Recep Tayyip Erdoğan ın dindar ve kindar nesil hedefini anımsıyorsunuz değil mi? İşte; bugün yapılan şey, bundan ibaret... Okullarımızda çağdaş bilginin, teknolojinin, kültürün, sanatın, edebiyatın hiçbir önemi kalmadı... Artık tek hedef var; dindar ve kindar nesil yetiştirmek! *** Henüz altı-yedi yaşındaki çocukların eline temsili bıçak verip temsili kurban kestiren... Yani kana, öldürmeye, kesmeye alıştıran öğretmenlere ve bunun yolunu açan siyasetçilere yazıklar olsun! *** Kısacası; kafa koparan IŞİD militanlarını uzaklarda aramayın dostlar, bu gidişle pek yakında aramızda olacaklar! Şu anda eğitim alıyorlar! HUBER (131) Yedi ay oldu; devletin en üst makamına, yani Cumhurbaşkanlığı na ait bir çalışma mekanı olan Huber Köşkü işgal altında... İşgal eden, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve ailesi... Dediğine göre bu işgale göz yuman, yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan... Abdullah Gül bundan 24 gün önce lütfedip, Taşınıyoruz açıklaması yapmıştı... Arkadaşlarımız dün Cumhurbaşkanlığı Basın Birimi ni arayıp sordu; aldıkları yanıt, Taşınacaklar ama hâlâ Huber deler oldu... *** Belli ki Erdoğan da Gül de bu işgalin hesabının bir gün sorulacak olmasına ihtimal bile vermiyor... Oysa sorulur dostlar: Tarih, bunun örnekleriyle dolu! GÜNÜN SORUSU Bülent Arınç-Recep Tayyip Erdoğan kavgasına, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek de katılmış ve Arınç ın çıkışı paralel yapının talimatıyla olmuştur demiş... Gökçek açıklamalarını Bülent Arınç seni istemiyoruz diye bitirmiş... Sorum Melih Gökçek e: 184 UYAN TÜRKİYEM 7

185 Biz derken kimi kast ediyorsun? Yarın Erdoğan ile Arınç barışınca da aynı sözleri söyleyebilecek misin? HERKESİN PARASINI ÇÖPE ATMA ÖZGÜRLÜĞÜ VARDIR! Ulusal Kanal ın olanakları, ülkemizde yayın yapan NTV, CNN Türk, Haber Türk, Samanyolu Haber, Ülke TV, TGRT TV, A Haber gibi diğer haber kanallarının onda biri bile değil... Personel; birkaç kahraman muhabir, editör, yönetmen, kameramandan oluşuyor. Mali olanak; Allah ne verdiyse... Daha doğrusu, RTÜK cezaları ndan ne kalırsa! Teknik koşullar; otuz yıl öncesinin seviyesinde... Yayın olanağı; oldukça kısıtlı... En azından Digitürk, ısrarla bu kanalı yayınlamıyor. Ama... Televizyonculuk, sadece yukarıda sıraladığım olanaklarla değil, yürekle yapılıyor! Bu yüzden de Digitürk te olmayan Ulusal Kanal, buna rağmen izlenme rekorları kırıyor. *** Övünmek gibi olmasın ama bu aş ta benim de tuzum var: Cuma akşamları ekrana gelen Kral Çıplak aylardır her yayın gününde, prime time de şımarık zengin çocuğu görünümündeki tüm rakiplerine ot yolduruyor! Eğitimli ve gelir düzeyi yüksek kesimi temsil eden AB Grubu nda her cuma ya birinciyiz, ya da çok küçük bir farkla ikinci... Emine Ülker Tarhan ın konuk olduğu son program yine 0,88 lik izlenme oranıyla Haber Türk e 0.11, NTV ye 0,19, A Haber e 0,32, Bugün TV ye 0,36, Samanyolu Haber e 0,49, Kanal A ya 0,59, Halk TV ye 0,64, Ülke TV ye, 0,68 ve TGRT ye ise 0,77 fark attı. Bu arada Ulusal Kanal ın, tüm gündeki birincilikleri de gittikçe artıyor ve gücünü dürüstlüğünden ve cesaretinden alan bu kanal, Türkiye nin en çok izlenen haber kanalı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. *** Sözüm; iktidar baskısı yüzünden Ulusal Kanal ın bu büyük atağını hâlâ görmezden gelen ve tüm bütçelerini izlenmeyen kanallara ayıran reklam verenlere: Herkesin parasını çöpe atma özgürlüğü vardır! Ne diyeyim; tercih sizin... GÜNÜN İSYANI İsyanım, Erdoğan ile Arınç arasındaki atışmalara bakıp da AKP de ciddi bir kriz çıkacağını sanan muhaliflere: Saf mısınız? Onlar böyle bir krizin sonunun, Yüce Divan olduğunu senden benden daha iyi bilmez mi? DERLEME 185

186 Naci Beştepe 09 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Kimler yönetiyor? Her ülkenin kendine özgü önemli ve öncelikli sorunları vardır. Eğitim, işsizlik, fakirlik, sağlık, altyapı, komşu ülkelerle çıkar çatışması vb. Ülkelerin ortak önemli sorunu nedir dersek, ilk akla gelen yanıtlardan biri şüphesiz yönetim olur. Ülkelerin bütün sorunlarının temelinde, sürmesinde veya çözümünde yönetimler vardır Türkiyesini düşünelim. Sorunlarını, başarılarını... Bir de bugün birilerinin ağzını yaya yaya Neredeeen nereye? diye böbürlenmesine bakıp, yaptıklarını ve yapamadıklarını düşünelim. SAYGINLIK Son günlere gelelim. Başbakan ve iki bakan ABD ye gitmiş. ABD Dışişleri Bakanlığı nın haberi yok. Özel işleri için gitmiş olsalar neyse. Heyetin oluşumundan durumun öyle olmadığı anlaşılıyor. Ülkemizin düştüğü duruma bakın. Başbakanlık ve bakanlık makamlarının düşürüldüğü konuma bakın. Nerede devlet onuru, saygınlık? Belli ki saygınlık diye bir sorunları yok bunların. Dertleri gelecekleri. Para, iktidar. Bunları alırken nelerimizi verirler bilinmez. GÜVEN 186 UYAN TÜRKİYEM 7

187 TBMM de (H)İç Güvenlik Yasası görüşülüyor. Yasa değil felaket tasarısı. AKP lilerin gittiği her yerde muhalifler gözaltına alınıyor zaten. Önlem olarak. Bir de bu yasa çıkınca neler yapılır, gerisini düşünün. Muhalefet, haklı olarak ve şimdiye kadar görülmemiş derecede direniyor. AKP liler, ileri demokrasi gereği; kadın erkek demeden, tekme- tokat-yumruk- tokmak girişiyorlar. Sonra, Kandil-İmralı hattından bir talep geliyor. O kahramanlar oluyor süt dökmüş kedi. Kabul edilmiş maddeleri de yeniden görüşebiliriz diyorlar. Bu partiye ve iktidarına güvenilir mi? SEVİYESİZLİK Sayın Doğu Perinçek başkanlığında bir heyet Suriye ye gitti. Geleceğin barışının temelini atmaktı amaç. İç işlerine saygı çerçevesinde işbirliği ve terörle ortak mücadele etme niyeti sergilemekti. Neresinde kötülük? Kardeşim Esad diye el ele, göz göze resim veren biri çıkmış 350 bin kişinin katiliyle görüşüyorlar diye şikayetçi oluyor. Diğeri, heyetteki birilerinin geçmişte kendileriyle birlikte hareket ettiklerinden yakınıyor. Anayasa profesörü biri de Yuu***! yazıyor sosyal medyada. Ülkeyi yönetenlerin seviyesi bu işte. Bebekler bile kıskançlığını böylesine dışa vurmaz. TÜRK MİLLETİ İYİ YÖNETİMLERE LAYIK Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Türk milleti yüce, saygın bir ulustur. Barışçı, insancıl, sevecen ama gerektiğinde kartaldır. DERLEME 187

188 AKP iktidarı bu devlete ve bu millete layık değildir. İyi yönetimlere ve yönetilmeye layıktır Haziran ında milli, onurlu, saygın bir yönetime ışık yakılmıştır. Vatanseverler; sağ-sol demeden, milliyetçi, halkçı, sosyalistlerin birlikteliği ile milli iktidarı oluşturacaklardır. Koşullar oluşmuştur. Vatan mutlu olacaktır. PAZARTESİ İĞNELERİ FARE Başbakan ve iki bakan ABD de. ABD Dışişleri Bakanlığının haberi yok. Fare dağa gitmiş... KARGO ABD de, Vatan Partililerin protestosundan çekinen Davutoğlu kargo girişini kullandı. Paketlenmeye hazır... PROJE Arınç, Vatan Partisi proje Doğru söze ne denir? AKP Amerikan, Vatan Partisi milli projedir... BAŞLIK Benim türbanlı bacım yalanına sarılan 12 yandaş aynı başlığı attı; Dilleri KABA, vicdanları TAŞ Kalemler satılmış, fikirler boş UYAN TÜRKİYEM 7

189 Necati Doğru 1 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Vatanı satmak sarayla olur! Ağır hakaret altındalar. Dün Ekonomiden Sorumlu Bakan Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı yı arayıp, Reisimiz Tayyip, vatanı satmak yüksek faizle olur diyor, sen ne düşünüyorsun? diye sorsaydı, Erdem Başçı; hayır vatanı satmak sarayla olur diyebilirdi. Tarihimizde örnek var. Osmanlı bitikti. Ordusu ecdat türbelerini terk edip çekiliyordu. Padişah, 15 bin metrekare büyüklükte 26 odalı Dolmabahçe Sarayı nı yaptırdı. Yaptırmak için 5 milyon altın yeni borç alındı. Osmanlı nın vatanı satışının başladığı nokta Dolmabahçe Sarayı nın yapılmasıydı. Bugüne benziyor. Vatanın satışı Kaçak Ak Saray ın yapılmasıyla başladı. Çünkü bu saray, Erdem Başçı ile Ali Babacan ın sıkı faiz politikası uygulayarak dış paranın (sıcak paranın) gelmesiyle cari açığı sürdürülebilir kıldığı ortamda dikildi. Sıcak para borç demektir. Yüksek faiz olmasaydı. Cari açık sürdürülemezdi. Türkiye, Yunanistan gibi olurdu. Kaçak Ak Saray yapılamazdı. Yüksek faiz olmasaydı. Sıcak para (döviz) gelmezdi. Kaçak Ak Saray ın helasına ithal klozet koyduracak dövizi Tayyip Erdoğan ın başbakanlığı bulamazdı. Özetle: Tayyip Erdoğan, bugün sarayında ithal klozete oturup def-i hacet (Osmanlıca sözlüğe bakın) edebiliyorsa bu Ali Babacan ile Erdem Başçı nın Merkez Bankası nın gücünü kullanarak yüksek faiz politikası ile Türkiye yi bol döviz bulunabilir ülke yapmalarıyla mümkün oldu. Tayyip Erdoğan ın 11 yıllık başbakanlığı döneminde faiz lobisine cumhuriyet tarihinin en yüksek faizi olan 390 milyar dolar ödendiği için bu kirli saray dikilebildi. Yüksek faizle sıcak para getirmenin (borç yemenin) hem bedeli ve hem keyfi var. Keyfini saray yapıcı sürdü. Bedelini halk ödeyecek. Çünkü kriz kapıya geldi. Türkiye inşaatla büyüdü. Türkiye kirli rantla batıyor. Saray yapıcı konuşuyor. Hem döviz yükseliyor. DERLEME 189

190 Hem faiz yükseliyor. 1 Dolar: 2.52 TL oldu. Tahvil faizi de arttı. Bileşik faiz de sıçradı. * * * Saray da oturan ciddi derin krizin geldiğini gördüğü ve bu krizin sonunun ücretle, maaşla, az sabit gelirle geçinenlerin büyük sıkıntılara gireceğini bildiği için şimdi yeni bir mağduriyet üretmeye çalışıyor. Çok kurnaz. Yeni mağdurluk bulup, ben yapmadım o yaptı diyecek, sıyrılacak. Biz ezilen. Onlar firavun. Biz demokrat. Onlar vesayetçi. Biz dindar. Onlar darbeci laik. Biz inançlı Müslüman. Onlar edepsiz gavur. Bizim başı örtülü bacımız. Onların boyalı baş, mini etek. 12 yıl sonunda bölerek mağduriyet yaratmayı kendisine nefretle bakan yüzde 50 nin üzerine çıkartamayacağını anlayınca içeriye yöneldi. Kendi kanından, canından Ali Babacan ile Erdem Başçı yı vatan satar ilan etti. Erdem Başçı: Vatan satar. Tayyip Erdoğan: Vatan sever. * * * Oynadığı yeni bölme oyununun bütün boyutlarını hesapladı da mı yapıyor, yoksa Erdem Başçı ile Ali Babacan ı vatan satıcı ilan edip ekonomik krizin sorumluluğuna onları oturtmayı yüzde 50 nin yine yutacağını mı planlıyor? Göreceğiz. Tüzük mahkemelik! Ne kadar da tok gözlü olduklarını ve siyaseti bir geçim aracı olarak görmediklerini anlatıyorlardı. Koltuğa yapışmayacaklardı. AKP kurulurken tüzüğüne 3 dönem milletvekili olan yeniden aday olamayacak, 4 yıl Meclis dışında kalacak maddesi konuldu. Tüzüğü ilk delen Tayyip Erdoğan oldu, kendini Cumhurbaşkanlığına taşıdı. 3 dönemlik 68 AKP milletvekili ise tüzüklerini kanuna aykırı diye mahkemeye verme kararı aldı. Eski Parti sözcüsü Hüseyin Çelik de Saray a çıkıp Erdoğan a tüzük mağduriyeti ni anlattı. Cumhuriyet tarihi bu kadar ikiyüzlülük görmedi. 190 UYAN TÜRKİYEM 7

191 Necati Doğru 6 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Geriliyor! Geriliyor! Kopacak! Arkası şirketlerin birer birer yandım anam bayrakları çekmesiyle gelir. Şirketler, yandım anam, kurtar bizi Devlet baba aman diye bağırmaya başladıktan sonra bankalar da sıkışıyoruz daralıyoruz batan kredilerden bunalıyoruz feryadı vermeye koyulurlar. Onların arkasından da; hep olduğu gibi işçiler, memurlar, emekliler, dar gelirliler, sabit gelirliler, işsizler, eve ekmek götürmekte zorlanan yoksullar, garipler, garibanlar; yüksek faiz- yüksek döviz (yani dolar) -yüksek fiyatlar- (yani enflasyon) altında iyice ezilmeye başlarlar. Ekonomi üçlü kıskaca girdi. 1 dolar: 2.60 ı gördü. Döviz kredi faizi sıçradı. TL tahvil faizi de hopladı 1 kilo patates: 4 TL oldu. Yani enflasyon da fırladı. Geriliyor! Geriliyor! Kopacak! Hem döviz artıyor. Hem faiz artıyor. Hem fiyatlar artıyor. Hem döviz kredi faizi artıyor. Hem tahvil faizi artıyor. İhracat da inişe geçti. Tayyip Modeli, balondu. Arkada Vahdettin Köşkü manzarası Savanora Yatı nda çektirilen fotoğraflar, balonun patlama kıvamına gelmesini önleyemedi, önleyemez. * * * Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile Ekonomiden sorumlu Bakan Ali Babacan a hırçınca bağırıp; indirin faizi vatan hainleri karalamasına girmesinin nedeni kapıya dayanan krizin sorumluğunu onlara, faturasını halka yüklemek içindir. Balon model rant üzerineydi. DERLEME 191

192 Rantla oylarını çoğalttı. Rantla partisini büyüttü. Rantla zenginini yarattı. Rantla kutular dolarla doldu. Türkiye inşaatla büyüdü. Tayyip Erdoğan ın 11 yıllık başbakanlığı döneminde yüksek faizle dışardan gelen sıcak paraya 390 milyar dolar faiz ödendi. Sıcak para borç demektir. Aileler borçla yaşadı. Şirketler borçla varoldu. Vatandaş borçla gün kurtardı. Borcun sağladığı bol tüketim imkanı ile halkın harcanabilir geliri de arttığı için vatandaşın ağzına çalıyorlar ama çalışıyorlar sakızı verilip 12 yıl bu sakız çiğnetildi ve işte bugünlere kadar gelindi. Borç bulup yemek. Ve bunu başarı saymak. Ülkeye ihanet oldu. Üçlü kıskaca girildi. Kriz kapıya geldi. Bedelini halk ödeyecek. * * * Bedelini halk ödeyecek çünkü 12 Yıllık Balon Modeli Türkiye yi dünyanın en sefil ülkeleri arasına getirdi. Yapılan son En Sefil Ülkeler Araştırmasında (Bloomberg in) işsizlik ve enflasyonda Türkiye, dünyanın en kötü durumda olan 9 ülkesi arasında yer aldı. Savaş halinde ve bölünme eşiğinde Ukrayna ve AB kapısında dilenci durumuna düşen Yunanistan ile Cumhurbaşkanı na 5 milyar dolara gösteriş sarayı yaptıran Türkiye sefil ülkeler listesinde bulunuyor. Geriliyor. Geriliyor. Kopacak. Fatura halka çıkacak. 192 UYAN TÜRKİYEM 7

193 Necati Doğru 7 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Ekonomide yangın! Saray da panik! Ekonomi yeniden hastanelik oldu. Ameliyat masasında yatıyor. Doktorlar şaşkın haldeler. Nereden neşter vurulacağını, nereye nasıl dikiş atılacağını henüz kararlaştırmış değiller. Ya bırakacaklar! Dolar gittiği yere gidecek. 1 dolar 3 TL. TL den kaçış durmazsa. 1 dolar 3.5 TL olacak. Büyük zam dalgası gelecek. Şirket batışları olacak. Banka sarsıntıları yaşanacak. Ya da bırakmayacaklar. Bu kadar yüksek devalüasyonu toplum yapımız kaldıramaz, halk Saray a yürümeye kalkabilir diye düşünecekler. Dayanacaklar faizi. Faizler yükselecek. Faizler yükselince. 1 dolar 2.35 TL ye inecek. Ekonominin iki seksen uzandığı ameliyat masasında doların yeniden 2.35 e gerileyebilmesi için faizlerin yükselmesi gerekiyor. Faizler yükselince de bugün TL lerini dolara çevirip giden Sıcak paracılara yine düğün bayram olacak. O zaman yine dolarları getirip yüksek faizden TL tahviline yatıracaklar. * * * Büyük ekonomist geçinen Tayyip Erdoğan ın 12 yıllık döneminde, hem yüksek faize kızıyor gibi görünüp aslında yüksek faiz vererek, ekonomiyi bugünkü hastanelik duruma getirdi. Uyguladığı model şuydu: Faiz artıyor. Sıcak para geliyor. Sıcak para gelince. Döviz ucuzluyor. Döviz ucuzlayınca. İthalat artıyor. DERLEME 193

194 Türkiye bol ithalat yapıp, kendi ürettiğinin 2 katını sıcak para sayesinde tüketiyor. Halk ucuz Çin mallarıyla bayram ediyor ve çalışıyor Tayyip diye alkış üstüne alkış, oy üstüne oy sunuyor. Fakat ihracat yeterince artmıyor. Yapısal değişim olmuyor. İhracat az artıyor. İthalat daha hızlı büyüyor. Türkiye, yerli yüksek katma değerli ürün ihracatına geçemiyor. Cari açık büyüyor. Cari açık büyüyünce; açığı kapatmak için daha fazla sıcak paraya ve daha yüksek faize ihtiyaç duyuluyor. Yani Tayyip Erdoğan, kendisine o süslü, pahalı, sefil sarayı yapabilmek ve o saraya cumhurbaşkanı seçilebilmek için ekonomiyi faiz kolik hale getirdi. * * * Bile bile getirdi. Bilmemesi mümkün değil. Çünkü o yılların iktidar koalisyonu olan DSP ye, ANAP a, MHP ye bedel ödetip, Tayyip Erdoğan ın 3 aylık partisi AKP yi iktidara taşıyan 2001 krizi ekonominin faiz kolik yapılmasından çıkmıştı. Şimdi, faizi keselim (düşürelim) Türkiye uçsun diyor. Ya kara cahil! Ya kapkara cahil! Yapısı faiz koliklikle çürümüş bir yapıda faizi indirince İnşaat yapma ve inşaatları satma sektörünün yeniden canlanacağını düşünüyor. * * * Yangın aslında büyük. Saray da yüksek panik. Tayyip Erdoğan ı her gün mutlu etmek için yayınlanan Sabah Gazetesi, Bakan Ali Babacan ile Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı yı faiz lobisinin adamları ilan etti. Yani bu besleme gazetenin yazdığına göre Ali Babacan, Tayyip Erdoğan ı yıkmak için faiz lobisi ile işbirliği yapıyor. AKP de çatlama var. Saflaştılar. Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan dün Büyük Usta dedikleri Tayyip Erdoğan a haddini bildirme süreci başlattı. Tayyip Erdoğan ise aniden Abdullah Gül e gül atmaya başladı. Bekleyin. Daha neler olacak! 194 UYAN TÜRKİYEM 7

195 Necati Doğru 25 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Birbirinin ciğerini biliyorlar! Güç zehirlenmesi oldu. Bünye çöktü. Kirli, karanlık, katmerli, gizleyici, perdeleyici, yalancı, sahteci, aldatıcı, sürekli biatçı ve hep takiyeci kalın deri yırtıldı. Bünyenin içi dışına çıktı. Bak neler diyor: Terbiyesiz. Haysiyetsiz. Tetikçi. Yalancı. Kucağa oturucu. Belediye başkanı olmak için oy isterken bu yapının (Fethullah Gülen in) kucağına oturmuştur. Bu yapıya Ankara yı parsel parsel sattı. Yurt yerleri verdi. Zengin işadamlarına (Fethullahçı) okullar yaptırdı. İmar planlarında değişiklik yaptı. Şimdi havlıyor. Bir yere (Tayyip e) yaranmak istiyor. Oğlunu vekil yapmak istiyor. * * * Bu sıfatları, tanımlamaları, tarifleri, bünyenin içinde 5O yıldır büyük dava adamı diye duran Bülent Arınç söylüyor. Kimin için söylüyor? Bünyenin içinde 20 yıldır Başkent Ankara ya belediye başkanı seçilsin diye büyük davanın destek verdiği tek aday Melih Gökçek için söylüyor. 20 yıldır sustu, sakladı. 20 yıl sonra; Melih Gökçek in tetikçi, haysiyetsiz, yalancı, kucağa oturucu, havlayan olduğunu yeni açıklıyor. * * * Bak öbürü de neler söylüyor: Fitneci. İçimizdeki hain. Ayrılık sokucu. Son darbeyi vurucu. Hakaret yağdırıcı. Saldırgan. DERLEME 195

196 Partimize hep dert açıcı. Fethullah ın kozu. Paralelin gizli adamı. Paralelden emir alıcı. Gönlünün yarısı Fethullahçı. Kızı fanatik paralelci. Damadı paralelin üst görevlisi. Bir gün öyle, bir gün böyle konuşucu. Cumhurbaşkanımız ile Başbakanımız arasına fitne sokucu. Bizi temsil edemez. İstifa etsin, ettirilsin. * * * Bu kadar net ayrıntıyı, alameti, işareti, ifadeyi ve eksiksiz, bilinir ve tanınır hale getirmeyi bünyenin içinde 20 yıldır Ankara da kesintisiz belediye başkanı olsun diye desteklenmiş Melih Gökçek söylüyor. Kimin için söylüyor? Bünyenin içinde hep ikinci adam, dava yoldaşı, onsuz olunmaz ağabey, eski yolları kapatan, dava için yeni yürünecek yollar açan, lideri cumhurbaşkanı yapmak için sarp vadilerin geçilmesine kılavuzluk etmiş, başbakan yardımcısı, hükümet sözcüsü, davanın direği olmuş Bülent Arınç için söylüyor. 20 yıldır, sır yaptı. 20 yıl sonra; Bülent Arınç ın fitneci, ayrılık sokucu, hain niyetli, gizli Fethullahçı olduğunu yeni açıklıyor. * * * Tetikçi ve Fitneci! İkisi birbirini tanıyor. Ailecek iç içeler. Aynı tarlanın 2 mahsulü. Aynı bostanda büyüdüler. Birbirinin ciğerini biliyorlar. Beraber çalıp, oynadılar. 20 yıldır gerçeği gizlediler. Bünye (dava) çöktü; Biri Cumhurbaşkanı Tayyip e söz söyletmem havasına girdi. Diğeri Başbakan Ahmet e kem gözle baktırmam rüzgarına yelken açtı. Kıbleleri tekti, 2 oldu, ayrıldılar. Birbirlerinin yüzüne tükürük atıyorlar. Ciğer tabak gibi ortada. 196 UYAN TÜRKİYEM 7

197 Necati Doğru 28 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bağırsakları Lağım olmuş parti! Rafine bir istek kabarmıştı. En azından namuslu, dürüst insanların Türkiye sini kucaklayan ortak bir arzu yükselmişti. Işıklı bir umut doğmuştu: Türkiye bağırsaklarını temizliyordu. Bir kamyon vardı. Bir de Mercedes. Susurluk ta çarpıştılar. Kamyonun içinde bütün Türkiye, Mercedes in içinde bir iktidar milletvekili, bir polis müdürü, bir de mafya babası vardı. Polis müdürü ile mafya lideri ölmüştü. Milletvekili sağ çıktı. Mercedes in bagajında uzun namlulu silahlar, ölenlerin yanında dolar dolu valizler vardı. Biz o zaman da yazıyorduk: Bağırsak deşen kamyon! Türkiye bağırsak temizliyor. Bülent Arınç, avcı adam. Deyim ve slogan avlar. Fırsatları yaman yakalar. Deyimi alır, bomba yapar ve yıkmak istediği vitrinin camına atıp tuz buz eder. Yapılmamış darbenin davası Ergenekon, Balyoz tutuklamaları başlayınca Bülent Arınç, deyimi canlandırdı, dilini mermi yapıp: Türkiye bağırsaklarını temizliyor diye taraftarlarının kalbini fethetti, yüksek oylar aldı. * * * Bülent Arınç, bugün kurucusu olduğu parti AKP nin bağırsaklarının lağıma dönüştüğünü söyleyemiyor. 20 yıldır destekleyip Ankara ya Belediye Başkanı seçtirdikleri Melih Gökçek in Başkentimizin şehir rantı yüksek kupon arazilerini parsel parsel Gülencilere vermesi ve birikimsiz kendi oğlunu milletvekili yapmak için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan a yaranmaya çalışması aslında AKP nin bağırsaklarının lağıma dönüştüğünün somut göstergesi değilse nedir? Kim lağımlaştırdı AKP yi? Sadece Melih Gökçek mi? Siz neredeydiniz? Tayyip Erdoğan neredeydi? DERLEME 197

198 Abdullah Gül ne yapıyordu? Ahmet Davutoğlu kiminleydi? Niçin sustunuz? Partinizde lağımın bugün sizleri birbirinize düşürürcesine patlama belirtileri göstermesine gelinceye kadar neden beklediniz? * * * Bülent Arınç, önceki gün İstanbul a geldi. Bab-ı Ali Toplantısı nda konuşma yaptı. Melih Gökçek için O adam hesabını verecek ifadesini kullandı. Profesörlerin, akademisyenlerin, aydınların, yazar-çizerlerin, bürokratların, parti önde gelenlerinin gelip konuşanları dinlediği Bab-ı Ali toplantısında Bülent Arınç, Melih Gökçek için şunları söyledi: Bu adam da onların gayretiyle (Gülencileri kast ediyor) Belediye Başkanı seçildi. Onlara da (Gülencilere) zamanında vermediği kalmadı. Gülen Grubu ndan Hüseyin Gülerce ve Harun Tokak bir gün bana geldiler. Gökçek i sürekli ağzıma almamamı istediler. Onu savundular. Ben de ağzımı kapattım Ben paralelci değilim O adam (Melih Gökçek) Cumhurbaşkanı na yaranmaya çalışıyor * * * Bu sözler ne demek? Melih Gökçek demiş ki: Siz beni destekleyin. Ben Ankara yı parselleyeyim. Siz Gülencilere vereyim. Arınç ise olanı görüyormuş. Tam gerçeği anlatacakmış(!) Gülenciler gelmiş. Ağzını kapat demişler. Arınç, ağzını kapatmış. Partisi AKP lağımlaşıyor. Arınç ın ağzı kapalı, dili lal. Ağza bak! Aç kapa! Aç kapa! 198 UYAN TÜRKİYEM 7

199 Nilgün Cerrahoğlu 17 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ ABD Esad ı seçti Suriye de iç savaşın dördüncü yılında ABD Esad ı seçti. Ankara ile ilişkiler soğurken, evvela CIA Başkanı John Brennan, sonra da Dışişleri Bakanı John Kerry, Esad la müzakerelere yeşil ışık yaktı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcısı Harf in yaptığı Suriye politikamızda değişiklik yok tevilleri ise temelsiz kaldı. ABD nin Suriye politikasındaki U-dönüş zira dün başlamadı Kırmızı çizgi diye nitelendirdiği kimyasal silahların kullanımı gerekçesiyle Esad ı bombalamaya hazırlanan Obama nın 2013 güzünde ani biçimde planı masadan kaldırmasıyla birlikte, Washington zaten geri dönüş çizmeye başlamıştı. Ankara ile iplerin hepten gerilmesine yol açan Suriye politikasındaki temel gedik ilk orada açılmıştı. Brennan ve Kerry nin ses getiren bu son açıklamalarından önce ayrıca ocak ayında New York Times ABD nin Suriye politikasından çark ettiğini açıkça yazmış; Washington un Esad ın işbaşından ayrılması şartından sessizce vazgeçtiğini ifade etmiş; Esad giderse, Suriye nin daha büyük kargaşa ve radikalizme kayacağından kaygı duyulduğunu belirterek muhaliflerle kilitlenme, IŞİD ın yükselişi ve insani kriz nedeniyle ABD, Suriye de yavaş değişim yolunu seçiyor demişti. (20 Ocak 2015) Türkiye sorun olurken Kerry ve Brennan, iki ay önce NYT nin yaptığı tespitlerden farklı şeyler söylemiyor şimdi. Brennan, Esad ın düşmesi durumunda Suriye de güç boşluğundan korktuklarını belirtiyor; IŞİD ın Şam a yürümesi en son görmek istediğimiz şey olur! diyor; Ne Rusya, ne ABD, ne koalisyon güçleri ve bölge ülkeleri hiçbirimiz Şam daki hükümet ve siyasi kurumların düşmesini istemiyoruz! diyerek ekliyor ve ABD-İran arasında da, IŞİD le mücadelede çakışan çıkarlar olduğunu sözlerine ilave ediyor. Ortadoğu satrancının tamamen değiştiği bundan net anlatılabilir mi? Kerry nin Esad la müzakereler için baskı yapılması gerekiyor. Soruna askeri değil siyasi çözüm bulmak şart! sözleri de, bu yeni durum tespitini kalınan yerden sürdürüyor. DERLEME 199

200 Esad, Washington nezdinde artık dolayısıyla sorun değil çözümün parçası! Tüm dünya ABD, Rusya, İran, bölge ülkeleri (İsrail, Mısır ) Esad lı çözüm de yan yana gelmiş Ankara hariç! Çavuşoğlu nun, Kerry ye yanıt mahiyetindeki sıcak ilk açıklamalardan Ankara nın Esad la asla! çizgisinden milim oynamadığını fark ediyoruz. Esad la müzakere edecek ne var? demekte ısrarlı M. Çavuşoğlu. Esad sorun olmaktan çıkarken öyle görünüyor ki Türkiye sorun halini alıyor Düşman müttefik ABD den U-dönüş hamleleri birbirlerini izlerken, NYT de eşzamanlı çıkan Türkiye NATO dan Uzaklaşıyor (13 Mart) başlıklı yorum dikkatinizi çekmiş olmalı... RTE nin otoriterleşmesinden, Çin füzeleri konusunda Ankara nın NATO ya meydan okumasına ve Suriye sınırının kontrol edilmemesine varan her şikâyetin dile getirildiği değerlendirmede, Batı ile yaşanan çatlak ve yabancılaşma anlatılıyor. İki yıldır bu köşede benim de sık sözünü ettiğim bu yabancılaşma ve çatlak öyle ki artık bazı gözlemciler tarafından friend/ dost ile enemy/düşman sözcüklerinin karmasından oluşan düşman müttefik/ frenemy tespitiyle tanımlanıyor. NYT nin son yazısı, düşman değilse de Türkiye nin açıkça artık Batı için karın ağrısı olduğunu söylüyor. Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin stratatejik derinlik ve komşularla sıfır sorun dan savruldukları şu küresel yalnızlığa bakın. Ne uğurda gelindi bu noktaya? Hangi büyük avantaj, ne çıkar elde edildi? Türkiye sade Batı da değil, süreçte tüm bölge ülkeleri nezdinde inandırıcılığını yitirdi. Bölgesel güç olma iddiaları yıkıldı. Batı ve Doğu arasında köprü olma işlevini yitirdi. Suriye de dört yıllık savaş, Türkiye nin dış politikasındaki bütün taşların yerle bir olmasıyla eş anlama geldi. 200 UYAN TÜRKİYEM 7

201 Nilgün Cerrahoğlu 24 Mart 2015, CUMHURİYET GAZETESİ Çözüm sürecinden sürecin çözülmesine Çözüm süreci... Barış süreci... Açılım süreci de neyin açılımı? Neyin çözümü? Kiminle barış?.. diye aylar önce yazmıştım... Çözüm süreci muamması için ayrıca şunları da burada kayda düşmüştüm: Dünyada benzer süreçlere verilen isimlere açıp bakın, bizdeki gibi böyle adı konmayan, neyi tarif ettiği tam bilinmeyen genel geçer bir süreç markasına rastlayamazsınız. Bu oranda ciddi, köklü, tarihi bir sorunu çözmek iradesi ortaya konduğunda; önce adıyla sanıyla adres betimlenmesi yapılır. Kuzey İrlanda Barış Süreci örneğin... Veya... Bask Barış Süreci/İspanya-Bask Barış Süreci İnternette araştırın... Kilometre taşı tüm çözüm/barış süreçlerini içeren siyasi başlıkların; hep üzerine basa basa konunun muhataplarını açıkça zikrettiğini göreceksiniz. Afaki çözüm süreci ile yalnız Türkiye den söz ediliyor. Vikipedi ye bu kaydı düştüğünüzde karşınıza sadece AKP hükümeti tarafından başlatılan ve halen devam eden sürecin adıdır diye bize mahsus Türk örneği geliyor. Hiçbir spesifik çözüm sürecine bu şekilde başka nereye çekerseniz oraya gidecek bir genel başlıkla atıf yapılmıyor. Adı baştan Türk-Kürt Barış Süreci olarak bile konmamış; tam nerede, ne zaman başladığı bilinmeyen; her yönüne muğlaklık sinmiş, sis perdesinde götürülen bir süreç bu sonuçta... Resmi çevreler ve o çevrelerin yandaşlığını yapan medya tarafından salt propagandası yapılıyor... Ortaoyununa dönüşen akil adamlar egzersizi ötesinde, sivil toplum düzeyine indirilemiyor. Kurumsal içeriği tam bilinmiyor ve açılmıyor... DERLEME 201

202 Temcit pilavı gibi bir çözüm sürecinden hep bahsediliyor ama bu Kürt sözcüğü, resmi ağızlara - kardeşler retoriği ötesinde!- kolayına hâlâ alınmıyor. Bilinmezliklerle kuşatılan ve gizem perdesi ardındaki çözüm süreci, konjonktür bağlamında böylece değişen koşullara göre, değişik içeriklerde değerlendiriliyor ve kullanılıyor. Süreç in arkasında Bask/Kuzey İrlanda barış süreci örneklerinde gördüğümüz koordinatları önden tespit edilen uzun soluklu strateji ler yerine yalnız taktik bulunuyor. Bunların hepsi Erdoğan ın kişisel projelerine yarayan taktikler... Vaktiyle Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci turu bertaraf etmek ya da ilerde anayasayı değiştirecek oy çoğunluğuna erişmek için devreye sokulan taktik adımlar... Türk kamuoyu işte ne olduğu belirsiz bu göz boyamalı süreç le aylar filan değil iki yıl boyunca oyalandı. Sürecin mimarı bir gün sonra birdenbire çıkıp; Türkiye de artık Kürt sorunu yoktur. Kürt kardeşimin sorunları vardır diyerek ekledi: Bu başka bir şey, yatıp kalkıp Kürt sorunu şöyle Kürt sorunu böyle, başka şey yok ağızlarında. Kardeşim bana bırak bu işleri söylemeyi! Tabii ya... Bir sorun mu var? Varsa nedir? Tek bilen olarak bunu Türkiye de sadece O tayin edecek. Sorunun adı varsa gerekirse O koyacak. Ama tercihan olay yol boyunca adsız, ortada kalacak ki.. şartlar neyi gerektirirse.. çözüm de süreç te kıvraklıkla biçimden biçime girebilsin. Sağlam irade böylece her konuda yaptığı gibi, hem inisiyatifi kendinden başka hiç kimseye bırakmıyor... Hem de kritik 7 Haziran dönemecinde, milliyetçi oylara mukayyet olmak adına frene basıyor. Kendisi için çok akıllıca. Akılsızlığı yapanlar, sözde demokratik açılım adına sahneye konan bu acıklı vodvilde rol almayı sorgulamaksızın önden kabul edenlerdir. 202 UYAN TÜRKİYEM 7

203 Okan Müderrisoğlu 19 Mart 2015, SABAH GAZETESİ Org. Özel... Eski defterler! Son, Kozmik Oda tartışması da gösterdi ki, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel i emeklilik sonrası zorlu günler bekliyor. Anlaşılan o ki Org. Özel in, görevi üstlendiği günden itibaren izlediği çizgi ile meselesi olan her odak, 30 Ağustos tan sonra harekete geçecek, ertelenmiş hesapları görmeye çalışacak. Necdet Paşa nın, kamuoyu tarafından bilinirliğinin arttığı son yılda eksikliği etkili iletişim stratejisi geliştirememesi oldu. Genelkurmay İletişim Başkanlığı na sağladığı geniş alan, yetkilendirdiği komutanların inisiyatif alma tarzı dahi Org. Özel in kendisini ve Türk Silahlı Kuvvetleri nin güncel konumunu pro-aktif biçimde anlatmasını yeterince sağlayamadı. Org. Özel, genellikle reaktif mesajlar verebildi. Yani ya bir kriz çıktı ya da algı operasyonu yaşadı. Askerliğin kural ve sınırları kapsamında dahi meramını ifade etmek için tepkisellik ile kişisel savunma hattı arasında sıkışıp kaldı. *** Özel Paşa, medya ile ilişkileri, «konuşmama esasına bina eden komutan olarak dikkati çekti. Gerektiğinde, kurumsal bazda seçici yazılı beyanatlarla yetindi. Zaten demokratik bir devlette olması gereken de askerin az konuşup, asli işini yapmasıdır. Özel in iletişim sorunu, TSK daki zihni dönüşüm ile hassas dava ve olayların birlikte yönetilmesindeki güçlükten kaynaklandı. Ergenekon ve Balyoz yargılama süreçlerinin askerde yarattığı travma, önceki komutanların ya defansif yaklaşımıyla karşılandı ya da görevden ayrılmaları ile neticelendi. Sürecin yönetimi, sivil otorite ile ilişkiler, bağımsız yargıya saygının gereği, kumpas iddialarının asker ailelerinde açtığı derin yaranın tedavisi, Org. Özel in dönemine denk geldi. Ve Özel den bu zorlu denklemi hemen çözmesi, birilerinin defterini dürmesi, hatta sağa sola posta koyması beklendi. Bu yöntemlerin tamamı Necdet Paşa nın mizacına tersti. Devletin zirvesine ilettiği hususları medya aracılığıyla tartıştırma veya resmi- özel ortamlardan ustaca bilgi sızdırılması gibi hastalıklı yöntemlere başvurmadı. TSK nın bünyesini rehabilite DERLEME 203

204 etmeye, emekli komutanları yatıştırmaya, seçilmiş hükümetle anayasal çerçevede yeni denge kurmaya çalıştı. Tabii ki Uludere deki kaçınılmaz hatanın! ağırlığından kurtulamadı. Çözüm Süreci nin, askeri duyarlılıklara rağmen yol kazasına uğramamasında üstlendiği rol kadar, terör örgütüne nitelik değiştirme projesine, biz tarafız diyerek mesafeli yaklaşması da kritikti. *** Aslında yukarıdaki listeyi uzatmak mümkün. Zira Org. Özel, TSK nın geçmişiyle yüzleşme ve geleceğe bakma iradesinde tarihi aşamayı temsil etmekte. Güncel olarak da yeni bir sınav ile karşı karşıya bulunmakta; Paralel Yapı! Ergenekon ve Balyoz mağduriyetleri nedeniyle, TSK daki paralel oluşuma neşter vurmakta aşırı ihtiyatlı davranan Org. Özel e, bizzat güvenlik ve istihbarat makamlarının, Bu konulara ağustostan sonra gelen komutan bakar deme lüksünüz yok. Tabii ki vebal önemli ama makamın gerekleri ile yapılacak da önemli dediği kulislerde konuşuluyor. Özetle... Org. Özel in emeklilik yıllarında iletişim ve hukuk danışmanlarına sandığından fazla ihtiyacı olacak. İktidarla mücadele edemeyen takıntılı her çevre için Org. Özel ve komutanlık dönemi yakın hedefte tutulacak gibi! 204 UYAN TÜRKİYEM 7

205 Orhan Bursalı 1 Mart 2015 Bir siyaset bilimcinin yorumu: Orhan Bursalı nın (Gazeteci, köşe yazarı, bilim ve teknoloji politikaları, bilgi toplumu, dış politika, siyaset ve toplum ilgi alanları. Berlin Hür Üniversitesi nde siyaset bilimi okudu yılından beri gazetecilik mesleğini sürdürmektedir. Cumhuriyet gazetesinin Cuma günleri yayınlanan Bilim ve Teknoloji ekini yönetiyor ve bu ekte bilimsel içerikli yazılar yazıyor. Aynı zamanda Pazartesi, Salı, Perşembe ve Pazar günleri Cumhuriyet gazetesindeki Bilim ve Siyaset başlıklı köşesinde yazıyor. Televizyonda Bilim Dünyası, Bilim Gündemi ve Bilim Dosyası adlı 100 e yakın program hazırladı ve sundu)düşünceleri. Doğu Perinçek,aralarında genel yayın yönetmenleri, yönetici ve yazarların bulunduğu bir grup gazeteciye, sorulu yanıtlı yemekli basın daveti verdi ve partisinin pek çok konuda politikasını açıkladı, soruları yanıtladı... Kısa bir süre önce Işçi Partisi nin Ankara da Arena daki kongresinde isim ve simgesini değiştirerek Vatan Partisi adını aldığını, yönetimini yeniden belirlediğini biliyoruz. Parti yönetimi, çoğu Silivri de yatmış emekli subaylar, eski merkez siyasetçiler, bakanlık yapmış tanıdık politikacılarla takviye edilmişti. Vatan Partisi yönetiminde ilginç bir yapı ortaya çıktı, eski Genelkurmay Istihbarat Başkanı Ismail Hakkı Pekin, eski Istanbul Valisi Erol Çakır, eski devlet bakanı Tayfun Içli, eski Meclis Başkan vekili Hasan Korkmazcan, Yargıtay onursal üyesi Turgut Okyay, Yaşar Okuyan, Uludağ Üniversitesi eski rektörü Mustafa Yurtkuran ve daha pek çok tanıdık ismin içinde bulunduğu gençlik liderleriyle takviyeli 31 kişilik Merkez Yürütme Kurulu ve ayrıca 91 kişilik Merkez Karar Kurulu oluşturuldu. Hemen hemen her kesimden insan... Soldan ve sağdan. Birleşen ve üreten Türkiye Birleşen ve üreten Türkiye... Tüketen değil üreten ekonomi... Türkiye nin yabancı olmadığı Karma ekonomi. Piyasaya evet, ama devletin ekonomide yatırımcı ve yönlendirici rolü de ön planda. Ülkede 15 yıl içinde bütün halka sağlık hizmetlerini ve eğitimi parasız yapacaklarını söylüyor: Devlet iş bulamayanlara iş bulacak ve ücretini verecek. Halk üretici olacak... Kredi kartı borçlarını 5 yıl erteleyeceğiz. Piyasa odaklı ekonomi kâr odaklı, devlet çalıştırarak büyük bir sosyal fayda ve katmadeğer sağlayacak... DERLEME 205

206 Türkiye yi Amerika ya böldürmeyeceğiz, PKK ABD nin işbirlikçisidir. ABD bölgede ikinci bir Israil kurmak istiyor. Buna fırsat vermeyeceğiz. Kandil sonunda teslim bayrağı çekecektir... Perinçek, Kürtler demokratik haklarını elde ettiler artık, bundan sonrası ülkenin bölünmesini gündeme getirir, bir referandum yapılsa büyük çoğunluğun ayrılmak istemediği görülür... diyor. Partilerine Güneydoğu Bölgesi nden de geniş katılımlar olduğunu, Mardin, Muş, Van da büyü-düklerini anlatıyor. Gençlik arasında Türk- Kürt çatışması körükleniyor, biz üniversitelerde barışı, özgürlüğü ve huzuru savunuyoruz. Atatürk birleştiricidir, o olmazsa Türkiye dağılır gider diyor. Halk birlik istiyor, PKK güvenlik sağlayamaz ve devlet kuramaz. Bir ülkede iki silahlı güç olmaz, tek bir ordu vardır, iki ordu varsa savaş olur... Perinçek, Türkiye nin geleceğini beş denizbeş ülkenin birliğinde kuruyor. Tabii bunların hepsi doğumuzda, Türkiye, Iran, Irak, Azerbaycan, Suriye... Bu ülkeler birleşerek burada ABD nin oyununu bozar ve bölgenin kaderini ellerine alırlar... Perinçek e göre PKK nin Güneydoğu da devlet falan olduğu sadece bir propaganda. Kürtler demokratik haklarını aldılar, iki şey kaldı ana-dilde eğitim ve ayrılıkçılık. Bu ikisi de olmaz çünkü Kürtçe bilim dili değil. Millet de ayrılığa izin vermez. PKK ye karşı bir cephe Vatan Partisi ve Perinçek görüldüğü kadar ana politikasını epey PKK ye - ABD ye karşı kuruyor. Kürtçe anadilde eğitim konusunda tutumu sert. Kürtlerin daha çok Türkçe anlaştıklarını belirtiyor, anadil insanın kendisini en iyi ifade ettiği dildir diyor, ama Kürtçenin bilim diline doğru gelişme özgürlüğünü görmek istemiyor. HDP ile işbirliği yok diyor Perinçek, 6 ok temelinde herkesle birleşmeye hazırız... Vatan Partisi bu yeni konumuyla ve katılımlarıyla önemli bir çıkış yapabilir, bir kitlesel büyüme gerçekleştirir mi, bilmiyoruz. Ama Perinçek ve arkadaşları büyük oynuyor. Suriye de Esad ile görüşmeleri de bunun bir parçası. Mücadeleci ve geniş bir gençlik örgütlenmeleri var. Toplumsal enerjilerini ve güçlerini bu örgütlenmeyle yarattıkları büyük farkındalıktan alıyorlar. Kendisine daha önce yöneltilen, askerlerle birleşmeye neden bu kadar önem veriyorsun eleştirel sorusuna, iktidara geldiğimizde ordu bizi düşman görmemeli yanıtını anımsıyorum. Perinçek, mücadeleyi hiç elden bırakmamış ve arkadaşlarına hep büyük umutlar vermiş bir lider. Şimdi sosyalistleri, milliyetçileri, yurtseverleri, bölünmeyi büyük tehlike görenleri bir araya getiren yeni bir yapıyla önemli bir siyasal bir güç olma arayışı içinde UYAN TÜRKİYEM 7

207 Örsan K. Öymen 15 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Türkiye nin sorunları Düzen ve statüko medyasının gündemine bakacak olursanız, Türkiye nin en büyük sorunu Kürt sorunu ve çözüm süreci sorunu. Televizyon kanallarında bu konuda aylardır yüzü aşkın açık oturum, tartışma ve yorum programı yapıldı. Herkes papağan gibi aynı klişe ve şablonlaşmış şeyleri tekrar edip duruyor. Türkiye nin gündeminde başka bir sorun yokmuş gibi, neredeyse sadece bu tartışılıyor. Sanki televizyon kanallarını da, PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan yönetiyormuş gibi bir hava var. On binlerce insanın katili Öcalan ın, terör örgütü liderliğinden, Sayın Öcalan, önderlik, Kürt halkının lideri, kahraman statüsüne geçme süreci devam ederken, Türkiye nin sorunları çığ gibi büyümeye devam ediyor. Kürt sorunu ve PKK terörü sorunu elbette Türkiye nin en önemli sorunlarından birisidir. Ama tek önemli sorunu değildir. Bu iki sorunla birlikte, Türkiye nin en önemli sorunları nelerdir, onları hem AKP-PKK medyasına, hem de Haziran daki genel seçimlere girecek olan tüm siyasi partilere hatırlatmakta yarar var: 1) İŞSİZLİK SORUNU: Türkiye de işsizlik oranı devletin resmi verilerine göre yaklaşık yüzde 10, sendikaların, örneğin DİSK in açıkladığı verilere göre yüzde 20 ye yakın. Yani Türkiye de, çalışabilecek durumda olan her 10 kişiden yaklaşık 2 si işsiz. 2) GELİR DAĞILIMI SORUNU: Türkiye de çalışanların yaklaşık yüzde 40 ı net olarak yaklaşık 900 TL olan asgari ücretle geçiniyor. DİSK verilerine göre Türkiye de dört kişilik bir ailenin açlık sınırı yaklaşık 1300 TL, yoksulluk sınırı yaklaşık 4000 TL. Azınlıkta olan zengin kesim ile çoğunlukta olan fakir ve orta halli kesim arasındaki uçurum giderek büyüyor. 3) EĞİTİM SORUNU: 10 bini aşkın Kur an kursu ve imam ihtiyacının çok ötesindeki 2000 i aşkın İmam Hatip Okulları yetmiyormuş gibi, standart okullarda uygulanmaya başlanan ve olarak bilinen eğitim sistemi ile yarı-dinci bir eğitim sistemine adım atıldı. Bir yandan da zorunlu din dersi uygulaması devam ediyor. Tüm vatandaşların yararlanabileceği nitelikli ve ücretsiz eğitim hizmeti yok. 4) SAĞLIK SORUNU: Türkiye de hastanelerinin büyük çoğunluğu personel, DERLEME 207

208 teknoloji, eğitim-araştırma açısından niteliksiz. Nitelikli ve ücretsiz olan devlet hastaneleri talebi karşılayamıyor. Devlette personel, hemşire, doktor ücretleri düşük olduğu için ciddi bir personel kaybı var. Tüm vatandaşların yararlanabileceği nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmeti yok. 5) TARIM, HAYVANCILIK, GÖÇ SORUNU: Tarım ve hayvancılık devlet tarafından desteklenmediği, sübvanse edilmediği, ithal ürünlere karşı korunmadığı için, kırsal kesimde yaşayanların oranı yüzde 25 e kadar düştü, köy ve kasabalardan kentlere büyük göç oldu. Bu durum hem kentlerde yaşayanların, hem de kentlere göç edenlerin sosyo-ekonomik ve kültürel koşullarını olumsuz etkiledi. 6) LAİKLİK SORUNU: Anayasa nın ve rejimin temel ilkelerinden olan laiklik ilkesi fiilen ortadan kaldırıldı, devlette kadrolaşma, siyaset, hukuk, eğitim işleri din paradigmasına ve dindarlık ölçütüne göre şekillendi. 7) ADALET VE YARGI SORUNU: Yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı ilkesi ortadan kaldırıldı. Yargı, bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitirdi, yürütmenin ve iktidar partisinin etkisi ve baskısı altına girdi. 8) DÜŞÜNCE, İFADE, BASIN-YAYIN, ÖRGÜTLENME SORUNU: Düşünce, ifade, basın-yayın ve örgütlenme özgürlüğü ortadan kaldırıldı, iktidarı eleştiren ifadeye, düşünceye ve örgütlenmeye, işten çıkartma, otosansür, gözaltı, tutuklama ve polis terörü ile karşılık verildi. 9) ARAP KABUSU SORUNU: Arap Baharı adı altında başlayıp Arap kabusuna dönüşen süreç Suriye, Mısır ve Libya daki iç savaşlar ve istikrarsızlıklar, Türkiye nin Ortadoğu daki çıkarlarını zedeledi. AKP, Suriye ve Mısır daki mevcut yönetimi devirmek, Ortadoğu da İslamcı yönetimleri başa geçirmek için aktif rol üstlendi. Türkiye, El Kaide, El Nusra ve IŞİD gibi İslamcı terör örgütlerinin konuşlandığı bir ülkeye dönüştü. 10) RECEP TAYYİP ERDOĞAN VESAYETİ SORUNU: Ülkenin tüm geleceği, tek bir şahsın hırslarına, kinlerine, öfkelerine, nefretlerine, ruhsal çalkantılarına, despotizmine ve dogmatizmine endeksli hale geldi. Türkiye, padişahlık sistemini yeniden yürürlüğe koymak isteyen bir şahsın vesayeti altına girdi. 208 UYAN TÜRKİYEM 7

209 Rafet Ballı 4 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ PKK gizlemiyor perdeleyen AKP Bugün açılım ı yazacağım. Fakat önce Rusya. Kuzey komşumuza dikkat. Batı operasyonlarında yeni aşama konuşuluyor. Adı: Renkli devrim girişimi. * * * Rusya daki fotoğrafı özetleyelim. Malûm: Rusya, Suriye de Batının karşısına dikildi. Peş peşe geldi cevapları. ABD koalisyonundan ilk hamleyi Ukrayna da gördük. Putin yönetiminin karşılığı sert oldu. Kırım ı ilhak etti. Doğu Ukrayna yı hareketlendirdi. * * * İkinci Batı hamlesi dolaysızdı: Ekonomik ambargo. Üçüncüsü: Petrol operasyonu. Fiyatını yarıya düşürdüler. Malûm: Rusya nın ihracat gelirinin dörtte üçü petrol ve gazdan. Putin yönetimi bekleneni yaptı: Avrasya dinamiklerini hareketlendirdi. Biliniyor: Hemen adımlar atıldı. Çin le enerji ve yatırım anlaşmaları. Türkiye yle alternatif gaz boru hatları. * * * Şimdi: Rusya suikast komplosuyla başetmeye çalışıyor. Geçen cuma: Muhalif Boris Nemtsov Moskova da öldürüldü. Putin öfkeli. Haberler, iddialar karmaşık. Komplonun adresi kesin belli değil. * * * Cenaze törenine Avrupa dan katılım talepleri hayli yüksek. Rusya çoğuna izin vermedi. Ama bir isim önemli: İngiltere eski Başbakanı John Major. DERLEME 209

210 Şimdilik: Altını çizelim. İngiltere nin rolü Ortadoğu da da artacak. * * * Fakat: Dikkat çekmek istiyorum. Vatan Partisi nden bir heyet Moskova dan döndü. Anlattıklarından biri önemli: Putin yönetimi tetikte.» Niçin: Rusya da renkli devrim hamlesi bekleniyor. Elbette Batı destekli. Sonuç: Komşumuzu bir de bu gözle izleyelim. * * * Gelelim bizim yılan hikayesine. Yani açılım a. Oyun kaba. Yöntemler de. İki sorun var. Birincisi: Atılan adımın anlamı ne? 10 derste silah bırakma mı? Yoksa: Uzatılmış, tahkim edilmiş bir ateşkes mi? * * * İkincisi: Amaç ne? Kürt sorununu gerçekten çözmek mi? Yoksa seçime kadar durumu idare etmek mi? * * * İki çevre «iş» çeviriyor. İlki: AKP. Kendince bir mesafe ye güveniyor. Milletle siyasi uyanıklık arasında var olduğuna inandığı geniş açıya. Beklentisi yine aynı: Yüzde 45-50, kendi sunuş unu benimseyecek. * * * İkincisi: Açılımcı medyamız. Gönüllü ahmak rolünde. Edebî takılıyorlar: Silahlara veda. Muhayyel bir geleceği anlatsalar neyse. Kastettikleri bugün. Hicab duygularını kaybetmiş bunlar. * * * Gerçek ne? PKK cenahı fazlasıyla açık sözlü. 210 UYAN TÜRKİYEM 7

211 Hiçbir sözcüsü silahları bırakacağız demiyor. Israrla vurguluyorlar: Tahkim edilmiş bir ateşkes. Silahların susması. Silahların durdurulması. Süresi de var: Seçime kadar. Var mı aksi yönde bir tek açıklama? * * * Neden sadece ateşkes? Niçin seçime kadar? Yazdık: AKP de, PKK da farkında. Açılım sürecinden bir çözüm çıkmayacak. Türkiye nin, bölgenin dinamikleri izin vermiyor. * * * PKK nın mecburiyetleri, beklentileri var. Bir: Kaderini AKP ye bağladı. AKP nin seçimi kaybetmesini göze alamıyor. Ortak paydaları: Ulus devlet karşıtlığı. Tarafların kendi projeleri var: Önlerindeki engel Türkiye ulus devleti. İkincisi: PKK, AKP nin sıkışmışlığından faydalanıyor. Kendini meşrûlaştırma yönünde mesafe aldığını görüyor. Üçüncüsü: Örgütün Suriye deki durumu bıçak sırtında. Kazanımları bu aşamada büyük. Fakat sürdürmesi zor. * * * İzliyoruz: Oynak, riskli bir süreçteyiz. DERLEME 211

212 Rafet Ballı 22 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Tayyipsiz AKP için düğmeye basıldı Bugün de İslamcıları yazacaktım. Fakat, Nevruz ve AKP öne geçti. Tek tek bakalım. *** Önce Öcalan ın Nevruz mesajı. Özetle başlayalım: İmralı cephesinde yeni bir şey yok. Hatta 2013 Nevruz mesajının gerisinde. Hem de bir hayli. Öcalan iki beklentiyi karşılamadı: Bir: Silahları tümden bırakın demedi. İki: PKK ya bir kongre tarihi vermedi. *** Hiç mi bir şey söylemedi? Söyledi. Fakat yeni değildi. İki dileğini tekrararladı. (Dikkat edilsin: Talimat değil dilek.) Bir: Bir kongre toplanmalı. İki: Silahlı mücadeleye son vermeyi görüşmeli. *** Fakat bunun da şartları vardı. Önce: Bir «İzleme Heyeti» kurulmalı. (Tayyip Erdoğan ın şiddetle karşı çıktığı heyet.) Sonra: Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu teşkil edilmeli. Bu komisyona TBMM de üye vermeli. PKK kongresi: Ancak bunlardan sonra toplanabilir. Kongre ne yapacak: Silahların susmasını konuşacak. Yani: Bırakmak değil, susturmak. Örgüt sözcülerinin tarifiyle: «Tahkim edilmiş bir ateşkes.» *** PKK nın müzakere pozisyonu sade: Ver özerkliği, al ateşkesi. Örgütün hesabı kendisi açısından anlaşılır. Çünkü: Alınacak özerklik bakidir. Ya ateşkes? Önemli değil. İstediği zaman bozabilir. *** Nevruz mesajında hiç mi yeni yoktu? Vardı: Eşme ruhu. Öcalan ne dedi: «Eşme ruhunu halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum.» 212 UYAN TÜRKİYEM 7

213 Bu ruh da nereden çıktı diyebilirsiniz. Hatırlatalım: Hani, AKP şanlı bir operasyon yanmıştı ya! Süleyman Şah ın mezarını nakletmişti. Türkiye sınırına bitişik bir bölgeye. Yine Suriye toprağındaki Eşme bölgesine. PKK o günlerde iddia etmişti: Operasyonda TSK birliğine biz koruma sağladık. Yani: Operasyonu TSK ve PKK ortak yaptı demişlerdi. Ne diyelim? Eşme ruhu nu madalya olarak Erdoğan ve Davutoğlu a gönderelim. *** Nevruzla ilgili bir başka cenah: AKP ve medya halkı yine aldattı. Günlerdir propaganda edildi: Öcalan tarihi bir açıklama yapacak. Silah bırakın diyecek. Oysa biliyorlardı: İmralı cephesinden yeni bir şey gelmeyecekti. *** Gelelim AKP cephesine. İç kavga dün zirve yaptı. Bülent Arınç, Tayyip Erdoğan la köprüleri attı. Arınç kim: Başbakan Yardımcısı. Belli ki: Açılım bölüyor. Türkiye den önce AKP yi. *** Karşılıklı açıklamalara bakalım. İtirazları Erdoğan başlattı (16 Mart 2015). Hâlâ bakıyorsunuz, varsa yoksa Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu, artık böyle bir şey yok. Açılım izleme komitesi için (20 Mart 2015). Ben bu olaya olumlu bakmıyorum. Bunlar doğru şeyler değildir, birilerini tatmin için bu işler yapılmaz. Görüntü: Önce Hakan Fidan olayı. Şimdi açılım kavgası. AKP deki iç kavga çuvala sığmıyor artık. *** Cevap Bülent Arınç tan geldi (21 Mart 2015). Nevruz mesajı: Verilen mesaj bu haliyle bile olumludur. Ümit vericidir. İzleme komitesi: «İzleme Komitesi ne ihtiyaç olduğunu ve bunun faydalı olabileceğini düşünüyoruz hükümet olarak ve bunu uygulamakta kararlıyız.» *** Açılımda yetki kimde: Çözüm sürecini nihai sonuca ulaştırma konusunda sorumluluk alan hükümettir. Erdoğan ın gelişmelerden haberim yok şikayetine: Her şeyi çok iyi bilmektedir. Erdoğan ın itirazlarına: Kendi hissi beyanlarıdır, kendi düşünceleridir. İki de uyarı: «Konuşmaları eleştirilere yol açabilir... Eleştiriler sebebiyle Cumhurbaşkanı üzülebilir, yıpranabilir. Bir de sus artık dedi: Dünkü (Erdoğan ın) konuşma olmasaydı bugün İmralı dan nevruz DERLEME 213

214 dolasıyla verilen mesaj acaba nasıl olabilecekti? Çok daha iyi olabileceğini, çok daha iyi bir aşamayı hedef gösterebileceğini de tahmin ediyorum. Demek ki: Hakan Fidan ın İmralı dan aldığı özel bilgi böyle. Şu hale bakın: Davutoğlu cenahı, Erdoğan a karşı Öcalan ile kolkola. *** Sonuçlar: Bir: Açılım önce AKP yi böldü. Erdoğan cephesi: Endişeleri var. Frene basmaya çalışıyor. Davutoğlu cephesi: Açılım bayrağını devralmakta hevesli. Arınç ın açıklaması kişisel değil hükümet adına. Müjde yi verdi: PKK nin istediği izleme komitesinin ardından başka adımlar atılacak. Dediği: Çok daha önemli yenilikler gelecek ve biz buna da hazırız. Asıl Davutoğlu nun dünkü konuşması. Adeta taahhütname verdi: Çözüm süreci ne pahasına olursa olsun başarıya ulaşacaktır. Tespit: Davutoğlu cephesi bu hamlesiyle Batının desteğini garantilemek istiyor. Çünkü: Açılım, maliyetine rağmen, Batı desteğinin birinci şartı. *** İki: Erdoğan ın endişe kaynağı oy kaybı. Konuşulan: Erdoğan özel anketlerde gördü. Başkanlık bir yana. AKP tek başına iktidar bile olamıyor. Türkiye koalisyonlara gidiyor. Milliyetçi» söyleme sarılması bu yüzden. *** Üç: Kritik bir soru. Oy kaybettirdiği görüldüğü halde: Davutoğlu cephesi niye hâlâ açılımcı? Anlaşılan: Onlara göre oy kaybının birinci sebebi açılım değil, Erdoğan. Yani: AKP nin asıl sorunu Erdoğan. Çare: «Tayyipsiz AKP.» Bir ihtimal dava var: Davutoğlu cephesi de koalisyon ihtimalini görüyor. Fakat, koalisyondan Erdoğan kadar korkmuyor. Sonuç: AKP artık Erdoğan ı taşımak istemiyor. *** AKP nin özel gazetecisi Mustafa Karaalioğlu nun nitelemesiyle bitirelim: Çok çok yeni bir durumla karşı karşıyayız. 214 UYAN TÜRKİYEM 7

215 AKP deki kavganın şifresi: Hedef AKP-CHP koalisyonu, görev Kürt açılımı AKP de olanların anlamı? Bazıları hâlâ ihtiyatlı: Kayıkçı kavgası diyor. Oysa: Olanlar fazla gerçek. Oyun olamayacak kadar. Kırıp dökme başladı bile. Ve de: Durmayacağı, hatta hızlanacağı anlaşılıyor. *** Önce, kavganın mahiyetine bakalım. Bugüne kadar: AKP iki büyük kavga verdi. İlki: Dışa karşıydı. Atatürk cumhuriyeti ile olan. Nasıl sonuçlandı: Kabul etmek zorundayız, kazandılar. İkincisi: Koalisyon ortağına karşı başlatıldı. Cemaat le süren kavgadan söz ediyorum. Sonucu: Erdoğan cenahı ağır basmış görünüyor. Dikkat: Cemaat teslim olmadı. *** Bugünkü kavga, ilk ikisinden farklı. Öncekiler dışa karşıydı. Şimdiki: Bir iç mücadele. Her iç çatışma gibi: Yıkıcı geçmeye aday. *** Rafet Ballı 24 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Malum: AKP iktidarının iki ayağı vardı. Dışta: Kuvvetli bir Batı desteği. İçte: Geniş tabanlı üçlü bir koalisyon. Koalisyonun merkezinde: Milli Görüş bulunuyordu. DERLEME 215

216 Ortakları da: Cemaat ve liberaller idi. *** Erdoğan: 2010 Anayasa referandumunu kazandı. Artık liberallere ihtiyacının kalmadığına hükmetti. Sonuç: Artık hesaba katılmıyorlar. *** Cemaat le ilişki başka türlü gelişti. Köprüleri atan Erdoğan olmadı. Hamleler Cemaat ten geldi. İlki: 7 Şubat 2012 deki malûm MİT ifade krizi. İkincisi: Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu. Artık kesin: Dış bağlantılıdır. *** Gelelim, AKP ye verilen dış desteğe: Büyüktü. Belirleyiciydi. Özellikle Cumhuriyet in kurumlarını teslim almada. İslam dünyasında Erdoğan ın önü açıldı: One minute gibi icazetli şovlar yapıldı. (AKP kurucuları bile özel sohbetlerde icazeti konuşuyor.) *** Fakat: Bir stratejik hata yapıldı. AKP Suriye de tek çözüme oynadı: Esad ın devrilmesine. Esad direndi. Bütün hesapları bozdu. Batı: Zorunluluğu gördü, Suriye de çizgi değiştirdi. Artık Esad lı çözüme razı. Erdoğan ise: O kadar ileri gitti ki, dönemiyor. Değil manevra, kıpırdayacak hali yok. *** Dramı da burada. Batı için Erdoğan niye önemliydi? Ortadoğu da kullanım değeri vardı. Boşuna BOP eş başkanı yapmadılar. Fakat: Erdoğan artık Ortadoğu da geçer akçe değil. Tam tersine: Yük getiriyor. Çünkü husumetlerin hedefi. Batı durumu gördü: Esad politikasıyla birlikte bir şeyi daha değiştirdi. 216 UYAN TÜRKİYEM 7

217 Erdoğan a bakışını. Sonuç: Tayyip Bey, Batı için yangında ilk feda edilecek kargodur. Stratejik bir değişimdir bu. *** Türkiye de 2-3 yıldır olanlar önemli. Bir: Cemaat in hamleleri. İki: AKP içinde başlatılan kavga. Hepsi, Batının Erdoğan politikasındaki değişmenin sonucudur. *** Bir parantez açalım Gezi hareketi hesapta yoktu. Yeni faktör olarak girdi denkleme. Gezi: İlkti. Güçlüydü. Tarihi önemdeydi. Erdoğan ın iddialarını yıktı: Tartışılmazlığını, itiraz edilmezliğini, karşı konulamazlığını. Fakat: Gezi aşırı önemli bir zaafla malûldü. Kumanda merkezi yoktu. *** Batı ya yakın cephe fırsat olarak gördü: Gezi karargâhsızdı. Erdoğan da zaafa düşmüştü. Tayyipsiz AKP planı devreye sokuldu Temmuzundan itibaren defalarca yazdım. Hizalanma ilginçti: AKP nin Abdullah Gül kanadı+cemaat+chp yönetimi+tsk içinde bir kanat+anayasa Mahkemesi. (En azından iddiaları böyle.) Siyasi formülü: Tayyipsiz AKP+CHP koalisyonu. Amaç şöyle ifade ediliyordu: Kırıp dökmeden, restorasyon yapmak. Gezi sonrasıydı. Vurgu Kürt açılımına değil, restorasyonaydı. *** İki seçim yaşadık: Yerel ve cumhurbaşkanlığı. Erdoğan seçmen gücünü korumayı başardı. Fakat Cumhurbaşkanı olması, yeni bir dönem başlattı. AKP artık resmen Tayyipsiz di. Bu kadar erken beklenmiyordu: Ama Davutoğlu, Erdoğan a yavaş yavaş direniyordu. DERLEME 217

218 Başlıca örneklerine bakalım. Bir: Faizler ve Merkez Bankası. İki: Hakan Fidan ın adaylığı. Üç: Nevruz la birlikte gerginlik atışma evresine girdi. *** Bu arada: Erdoğan eşzamanlı 2 sürpriz hamle yaptı. Bir: Harp Akademilerinde konuştu (19 Mart 2015). Ergenekon da Aldatıldım dedi. TSK dan özür diledi. Anlamı: Zor durumda. İttifak arayışında. İki: Açılım karşıtı bir kampanya başlattı. Anlamı: Kavgasını milliyetçilik/vatanseverlik temelinde yürütecek. *** Bir de Kemal Derviş notu. Ankara daymış. CNN Türk te konuştu (23 Mart 2015). Dedikleri önemli: Temel mesele açılım. CHP de sosyal demokratlaşmanın önündeki engeller kalkmıştır. CHP üyesiyim. Milletvekilliği düşünmüyorum. Fakat istenirse icracı göreve hazırım. Yine bakan olmayı mı kastetti acaba? *** Özetleyelim. Gül-Davutoğlu cephesinin pozisyonu: Erdoğan ı, hem içte hem de dışta yük olarak görüyorlar. İktidarda kalmanın formülü: Tayyipsiz AKP. Hedefleri: Seçimi kazansalar bile büyük koalisyon. Yani AKP-CHP ortaklığı. Misyon: Milli mutabakatla Kürt açılımını tamamlamak. Gerekçeleri: CHP siz milli mutabakat sağlanamaz. Dikkat: Batı desteği için açılım temel şart görülüyor. *** Hürriyet in Washington muhabiri Tolga Tanış. ABD yönetiminin nabzını yansıtmakta titizdir. 218 UYAN TÜRKİYEM 7

219 Yeni yazdı (22 Mart 2015): 13 yıl sonra Türkiye nin Erdoğansız ilk seçiminde ortaya bir sonuç çıkacak. Davutoğlu, AKP nin tek başına kurduğu bir iktidarın güçsüz başbakanı olmaya devam mı edecek, yoksa bir koalisyon iktidarının güçlü başbakanına mı dönüşecek, o gün anlaşılacak. *** Dün olanlar: Erdoğan: İsim vermedi. Birilerini sert suçladı. Arınç: Geri adım atmadı. Fakat tırmandırmadı da. Melih Gökçek üzerinden ise ağır konuştu. Anlaşılan Davutoğlu cephesi: Hem bildiğini okuyacak. Hem de kavgacı görüntü vermeyecek. Taktik: Kavgacı Erdoğan ı açığa düşürmek. *** Kavganın ilk raundu 7 Nisan da bitecek. AKP nin milletvekili aday listesini kim yazacak? Erdoğan ın mı, Davutoğlu cenahı mı? Kavganın hızlanması biraz da bu sebepten galiba. *** Kim kazanır? Şimdiden konuşmak erken. Fakat dikkat: İki taraf da milletin tercihi olamaz. Türkiye kendi seçeneğini yaratmak zorunda... DERLEME 219

220 Rahmi Turan 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Hergele! Ben Türk oğlu Türk üm! Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere, tüm AKP lilerin garip bir yanı var. Hep Millet iradesi her şeyin üstünde diyorlar ama, o milletin adını ağızlarına almıyorlar! Tayyip Bey, yıllardır konuşmalarında hep Bu millet deyip durur. Bu millet.. Bu millet Kusura bakmasın ama bu milletin adı yok mu? Türk demeye diliniz varmıyor mu? Bu ulus, yüzyıllardır dünyanın her yanında Türk Milleti diye anılır. Geçen hafta kaybettiğimiz büyük yazarımız Yaşar Kemal in babası Kürt, annesi Türkmen idi. Yakın dostları ona Kürt diye hitap ederler, o da özel hayatında Evet, ben Kürt üm derdi. Birçok sohbette Benim yarım Türk, yarım Kürt dediğini hatırlarım. Şimdi size, Yeniçağ yazarı Muhittin Nalbantoğlu nun köşesinde yayınladığı bir yazıdan alıntı yaparak, özetle bir olay anlatacağım. * * * Fransızlar, 1984 te Yaşar Kemal e en büyük devlet nişanı olan Legion d Honneur nişanını vermişlerdi. Strasbourg Üniversitesi de ona fahri doktorluk payesi verdi. Düzenlenen törene o zamanki Paris Büyükelçimiz Tansuğ Bleda da katılmıştı. Büyükelçi, törende yaşanan bir olayı, Maskeli Balo adlı kitabında şöyle anlatıyor: Törende Yaşar Kemal in yanındaydım. Salonun gerisinde oturan PKK nın Fransa sorumlusu: Romanlarınızı niye Kürtçe değil de Türkçe yazıyorsunuz? diye sorduğunda o dev vücudu ile ayağa kalkıp: Hergele, ben Türk oğlu Türk üm, oraya gelirsem seni doğduğuna pişman ederim! demesini, hatırlıyorum. * * * Yaşar Kemal in bu tavrı, bölücülük hareketlerine ve ölümünün hemen ardından Türkiye deki sözde çözüm süreci ile kendisini ilişkilendirme gayretlerine verilmiş en güzel cevaptır. Yaşar Kemal in 2 yaşındayken öldürülen babası Kürt tür. Annesi ise Türkmen O 220 UYAN TÜRKİYEM 7

221 Benim yarım Türk, yarım Kürt derdi ama bu vatanın evlâdıydı, Strasbourg da Ben Türkoğlu Türk üm diye bağırmıştı. AKP zihniyeti Türklüğü kabul etmiyor Türkiyeli diyor. Ülkemizde Türklük giderse, geriye ne kalır ki? Kalacak olan, küçük küçük etnik gruplardır ve O etnik grupların hepsi, bir zaman sonra başka devletlere yem olup, bağımsızlıklarını kaybetmeye mahkûm olurlar! Türkiye nin talihsizliği Dolar 2.64 ü gördü diye nihayet akılları başlarına geldi. Türkiye nin kısa süredeki kaybı yaklaşık 70 milyar lira! Dolar neden frensiz bir şekilde tırmandı? Tayyip Bey in son bir ayda söylediği sözlerinde aramalı bunu - Merkez Bankası verilen mesajlardan nasibini almamış! - Neyi bekliyorsun ey Merkez? - Adı bağımsız kurum olunca böyle oluyor. - Başka yerlere karşı bağımlılığın mı var senin? - Yüksek faiz vatana ihanettir, düşürsenize vs. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı böyle konuşup sürekli Merkez Bankası na çatınca, döviz fiyatları elbette fırlar! * * * Nitekim, Tayyip Bey in bu davranışlarına, ona yakın olan siyasetçiler bile karşı çıkmaya başladı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Merkez Bankası na çatan Tayyip Erdoğan için Tehdit etmek doğru değildi. Merkez Bankası görevini yapıyor. demek zorunda kaldı. Başbakan Davutoğlu da, gezide olduğu New York tan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı yı arayıp Merkez Bankası bağımsızdır demek ihtiyacını hissetti. Yani Siz Tayyip Bey e aldırış etmeyin demeye getirdi. Erdoğan, tutumunu değiştirmeyip, Anayasa nın kendisine verdiği yetkileri aşarak her şeye karışmaya devam ederse, bu durum ülke yönetiminde daha derin çatlaklara yol açabilir! Olan, talihsiz Türkiye ye olur tabii ki!.. DERLEME 221

222 Rahmi Turan 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ege de 16 Türk adası Yunan işgalinde! İddia müthiş Hatta tüyler ürpertici Ege Denizi ndeki 16 Türk adası, Yunanlılar tarafından işgal edilmiş durumda Milli Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarımız bu işgale nasıl göz yumuyor? Daha önemlisi Kimseye bir karış vatan toprağı vermeyiz diye yüksek perdeden konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu bu duruma nasıl sessiz kalıyor? * * * 2004 yılında Ege Denizi nde, Didim İlçemizin karşısındaki 3 ada ile başlayan işgal günümüzde 16 ya yükseldi. Bazıları Büyükada ile Heybeli Ada büyüklüğünde, bir kısmı da kayalık olan adalarda şimdi Yunan Bayrağı dalgalanıyor. AKP iktidarının, Avrupa Birliği ne girme konusunda Yunanistan la sorun yaşamamak için onbir yıldır, bu çirkin işgallere göz yumduğu iddia ediliyor. * * * Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Ege deki Türk adalarının Yunanlılar tarafından işgalini doğrulayıp: İşgallerden sonra Ege Denizi nde Türkiye nin karasuları 3 mile kadar düştü. AKP iktidarı, bunu neden görmezden geldiğini kamuoyuna mutlaka açıklamalıdır. derken, Tapu Kadastro eski Genel Müdürü Orhan Özkaya da şöyle konuşuyor: * * * Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi kumpas davalarla Donanma ve Hava Kuvvetlerimiz bitirilme noktasına getirildi. Dış politikalarda da bitiriliyoruz. Lozan Antlaşması dahil, 1920 lerde yapılan antlaşmalara göre Türkiye ye ait olan 16 adada artık Yunan Bayrağı dalgalanıyor. Türkiye adına çok üzücü bir durum. Yunanistan, Ege Denizi nde, Türk adalarını birer birer yutuyor, yalnız Bakanlıklardan değil, Genelkurmay Başkanlığı ndan da hiçbir tepki yok! Tabii ki, bunun bütün ayıbı ve günahı AKP iktidarınındır! 222 UYAN TÜRKİYEM 7

223 Rahmi Turan 15 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Tecavüzcüleri savunuyorlar! Ülkemizde böyle ilkel kafalar oldukça iki yakamız bir araya gelmez! Nedir bu tutuculuk, bu çağ dışılık, anlamak zor! Nasıl bir toplum olduk böyle? Bunların hepsi aramızdan çıkıyor. Ülkemizde her dönemde yobaz vardı ama sayıları bugünkü kadar fazla değildi. Son on yılda iyice artıp, âdeta gemi azıya aldılar! Utanmadan tecavüzcüleri savunuyorlar! Nasıl bir vicdandır, nasıl bir gericiliktir bu? * * * Nihat Doğan adındaki sanatçı geçinen bir adam (nasıl sanatçıysa) Özgecan ın vahşice öldürülmesinin ardından Twitterda Siz de mini eteği giyip, soyunup, laik sistemin ahlâksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksınız demişti. Adamın laiklik anlayışına bakın! Laik sistemin insanların ahlâkını bozduğunu iddia ediyor! Tam bir cehalet örneği! * * * Din görevlisi olduğu söylenen bir herif 8 yaşındaki bir kızla evlenilebilir diye fetva vermiş! Tokat ta bir kadın ortaokul öğretmeni de sınıfta öğrencilere Başını örtmeyen kızlara tecavüz mübahtır! demiş. Nedir bu kafalar? Ya çıldıracaksınız ya da küfür edip rahatlayacaksınız! Nasıl bir ülke olduk Tanrım? * * * DERLEME 223

224 8 yaşındaki bir kızla evlenilebilir fetvasını veren din görevlilerinin olduğu bir toplumda Başını örtmeyen kızlara tecavüz mübahtır diyen boş kafalı öğretmenler de bulunabiliyor. Tokat ta, kadın öğretmenin seçmeli Kur an dersinde söyledikleri sözler kelimenin tam anlamıyla iğrenç bir beyin fukaralığını gösteriyor yaşlarında 17 kız ve erkek öğrencinin bulunduğu 7 nci sınıfta öğretmen L.Y. Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mübah, kötülük de mübah! Siz de Özgecan gibi olursunuz demez mi? Milli Eğitimimizi böyle yobazlaştırdılar! Bu gidişle ülkemiz ne hale gelecek, düşünmek istemiyorum! Kazakistan da Atatürk Anıtı Türkiye de, akıl ve zekâları çağların gerisinde kalan bir takım çevrelerin Atatürk düşmanlığı devam ederken Kazakistan da Atatürk Anıtı dikildi. Atatürk e duydukları büyük saygı nedeniyle dünyada onun heykellerini diken 14 ülke var: * Avustralya * Yeni Zelanda * Küba * Meksika * Kazakistan * Romanya * Makedonya * İsrail * Venezuela * Macaristan * Japonya, * Arjantin * Şili * Kırgızistan. * * * Aydın İli ve İlçeleri Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı Ünal Uyguç ve Aydın Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Doç. Dr. Günver Güneş, dernekleri adına yaptırdıkları bir Yörük Ali Efe heykelini Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev e verilmek üzere Kazakistan Konsolosluğu na teslim ettiler. Yörük Ali Efe, Milli Mücadele de düşmana karşı ilk halk hareketini başlatan kahramandır. Uyguç ve Güneş Ülkemizde Atatürk anıtlarına çirkin saldırılar yaşanırken, Atatürk Anıtı diken Kazakistan halkına şükranlarımızı sunuyoruz dedi. 224 UYAN TÜRKİYEM 7

225 Rahmi Turan 16 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ben bu gençlerle gurur duyuyorum Evet sevgili okurlar Ben gençlerimizle iftihar ediyorum. Siyasi iktidar istediği kadar bölücülerle, katillerle pazarlık etsin, böyle bir gençlik varken bu ulusun sırtı yere gelmez. Atatürk ün yurdu eman et ettiği gençler bunlar... Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve Türkiye Liseliler Birliği (TLB) gençlerinden bahsediyorum. Ülkesini seven, Türklüğü ile gurur duyan, hiçbir baskıya boyun eğmeyen harika gençler bunlar * * * Türkiye Gençlik Birliği Hangi çılgın bize zincir vuracakmış sloganıyla eylem hazırlıklarına hız kesmeden devam ediyor. Çanakkale Zaferi nin 100 üncü yıldönümü olan 18 Mart Çarşamba günü Türkiye nin dört bir yanından onlarca otobüsle Çanakkale ye gidecek olan gençler saat de Bigalı Köyü nde buluşacak ve zafer yürüyüşüne başlayacak. Zafer yürüyüşü Mehmetçik Abidesi nde son bulacak. Bu gençler gerçekten müthiş. * * * Bir de Türkiye Liseliler Birliği (TLB) var. Liseliler de, 18 Mart Çarşamba günü Çanakkale ye gitmeye hazırlanıyor yılında, dünyanın en güçlü deniz kuvveti olduğu söylenen ve Yenilmez Armada denilen, İngiliz-Fransız ortak donanmasını perişan ettiğimiz büyük deniz zaferinin 100 üncü yıldönümü olan 18 Mart Çarşamba günü Türkiye nin gençleri Çanakkale de olacak. * * * Zaferin 100 üncü yılında yeniden Çanakkale siperlerinde olmaya çağrı yapan Türkiye Liseliler Birliği, yurdun dört bir yanında yüzlerce lisede Çanakkale Haftası ilan etti. Okullarda duvar gazeteleri oluşturan öğrenciler gün gün Çanakkale Zaferi ni bu gazetelerde anlatıyor. 18 Mart Çanakkale eylemi için Ana ben gidiyorum düşmana karşı diye bir de çağrı klibi hazırladılar. İzleyenlerin gözlerini yaşartan Kınalı Ali nin Hikâyesi ni, anlatan klibi DERLEME 225

226 Tiyatro sanatçısı Gülşen Tuncer seslendirdi. Ben bu gençlerle gurur duyuyorum. Ege de işgal edilen Türk adaları! Geçen hafta Ege de 16 Türk adası Yunan işgali altında! başlıklı bir yazı yazmıştım. Evet, 2004 yılından bu yana Ege Denizi nde işgal edilen ada ve kayalıklarımızın sayısı 16 ya yükseldi ve şimdi bunların hepsinde Yunan Bayrağı dalgalanıyor! Yapılan tam bir arsızlık ve gasp! Peki, elin oğlu böyle yapıyor diye biz buna sessiz mi kalacağız? Başbakanlık tan da, Dışişleri Bakanlığı ndan da tık yok! Bu kadar vurdumduymazlık olur mu? Başbakan ve Dışişleri Bakanı na sesleniyorum: Vatan topraklarını savunmayacaksanız, orada ne işiniz var? * * * İktidar kanadından hiç ses çıkmazken yazıma Genelkurmay hassasiyet gösterdi. Tuğgeneral Ertuğrulgazi Özkürkçü telefonla aradı ve: Sayın Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Necdet Özel, adalar konusunda şu bilgilerin dikkatinize sunulmasını istediler diyerek anlattı: Olaya Genelkurmay Başkanlığı nın tepkisiz kaldığı doğru değildir. Ege de mevcut egemenlik antlaşmalarıyla Yunanistan a devredilmemiş olan ada, adacık ve kayalıklara ilişkin ihlaller tarafımızdan titizlikle takip ediliyor. Durum, Genelkurmay Başkanlığı nın görüşleriyle birlikte Dışişleri Bakanlığı na bildiriliyor. Konu siyasidir. Siyasi makamların yetki ve sorumluluğundadır. Alınacak kararların siyasi sonuçlar doğuracak olması nedeniyle nihai karar siyasi iradenindir. * * * Evet, karar siyasilerindir. Ancak, siyasiler ne yapıyor? Hiçbir şey! İktidar, Ege deki Türk adalarının, Yunanlılar tarafından göz göre göre işgal edilmesine ne yazık ki sessiz kalıyor. Acı olan budur! 226 UYAN TÜRKİYEM 7

227 Rahmi Turan 18 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ah AKP! Ülkeyi yakacaksın! Sadettin Tantan uyarıyor: Rejim ve sınırlar tehlikede Bu sözleri başka biri söylese pek aldırmam ama, Tantan söyleyince, üzerinde dikkatle durmak gerektiğini biliyorum. Tantan, eski bir polis müdürü olması nedeniyle istihbaratı kuvvetli bir siyaset adamıdır. Diyor ki: Ülke kaosa sürükleniyor. Seçimden sonra iç çatışma çıkabilir! Korkutucu bir iddia doğrusu İç çatışma çıkan ülkelerin içler acısı, perişan halini çok gördük. Dilerim böyle bir felâket olmaz. Fakat ülkemizin kötü yönetimi beni de acı acı düşündürüyor. * * * Yurt Partisi Genel Başkanı Tantan İktidar partisinin izlediği teslimiyetçi politikalar, Süleyman Şah Türbesi nin taşınmasıyla bir kez daha perçinlenmiş oldu diyor ve ekliyor: Afganistan ve Irak la başlayan işgal, Libya ve Suriye ile devam ediyor. Enerji, yollarının güvenliğini tesis etme mücadelesi; Türkiye yi de ateş çemberine attı. Ne yazık ki parlamento milletimizi bu kumpastan kurtaracak kabiliyet ve basirette değil. * * * Türkiye nin kaosa sürüklendiğini tekrarlayan Tantan a göre: Türk Milleti, 7 Haziran seçiminde sandığa sahip çıkmazsa, üniter yapı ile birlikte rejim ve sınırlar değişecek, kimlik, güç ve itibar kaybedeceğiz. Ülkede kaos artacak, iç çatışma çıkacak, milli birlik ve beraberliğimiz büyük darbe alacak. * * * Ben, Tantan ın düşüncelerine ve istihbarat bilgilerine değer veririm. Bunları nakletmem o nedenledir. İleri sürdüğü görüşler inşallah gerçekleşmez diyorum. Eğer dediği çıkarsa bu felâket demektir. Allah bizi böyle bir akıbetten korusun! Dünyada aslını inkâr eden millet yoktur! DERLEME 227

228 Tayyip Bey bir süre önce Türk Milleti hepsini kavramaz, millet hepsini kavrar. Milletin içinde Türk ü de, Kürt ü de, Lâz ı da, Arap ı da Çerkez i de, Gürcü sü de, Boşnak ı da vardır. demişti ya Oktay Vural ın, buna verdiği cevap geçti elime Biraz geç ama değerini kaybetmiyor. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural Cumhuriyet i kuran iradeye düşmanca bir tavır sergilendiğini belirtip tepkisini dile getirerek: Sen milleti nasıl tarif ediyorsun? Bu millet, binlerce yıldır var. Bu milletin adı da Türk milletidir. Neden söylemeye dilin varmıyor? diyor. * * * Oktay Vural haklıdır. Türklük ve milliyetçilik kavramı, siyasi konjonktüre göre değişmez. Dünyada aslını inkâr eden millet yoktur. Biz sanki aslımızı inkâr ediyor gibiyiz! Türk yok, Türkiyeli var diyen Tayyip Bey ne yapmak istiyor, anlamak zor! Fransa da yaşayanlara Fransız, Almanya da yaşayanlara Alman, Türkiye de yaşayanlar Türk denir. * * * Oktay Vural diyor ki: Binlerce yıldır var olan bu kadim kavramı yok sayarak değersizleştirip, PKK nın istekleri doğrultusunda dönüşümü, yeni dediği Türkiye yi gerçekleştirdiğini düşünüyorsa yanılıyor. Türk Milleti nin egemenliğine göz dikenleri sevindirmek için ne mümkünse yapılıyor. Anayasa dan Türk Milleti kavramı çıkarılmaya, her yerden Türklüğün izleri silinmeye çalışılıyor. Amaç, adı-sanı olmayan bir millet mi yaratmaktır? Türk Milleti ne böyle garez duymanın sebebi nedir? 228 UYAN TÜRKİYEM 7

229 Rahmi Turan 26 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Türkiye, kocaman bir hapishane oldu! Ülkemizde haksızlık ve adaletsizlik diz boyu! Hiçbir ülkede insan hakları böylesine çiğnenmemiştir. AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararları da ülkemizin içler acısı halini gözler önüne seriyor. Tüm ülkeler arasında, insan haklarını çiğnediği için en fazla ceza alan ülke Türkiye! AİHM kararlarına göre binlerce insanımız haksızlıklara uğramış durumda AKP, cezaevlerini doldurmakta doğrusu çok başarılı oldu, ülkeyi 13 yılda koca bir hapishaneye çevirdi. Sürekli yeni cezaevleri yapılıyor. Ancak tüm bunlar tutuklu ve mahkûm artışına yetmiyor! * * * Daha iki yıl üç ay önce, 2012 yılı sonunda cezaevlerinde toplam 136 bin 20 hükümlü ve tutuklu vardı yılı sonu itibarıyla durum daha da korkunçlaştı! Tutuklu ve hükümlülere 29 bin kişi eklenerek toplam sayı 165 bin 33 kişiye yükseldi. Davaları devam eden tutukluların sayısı 22 bin 919 kişi Cezaevlerinde 5 binden fazla kadın mahkûm var. Bu kadınlarla beraber yatan 300 civarında da 0-6 yaş arasında çocuk var. Annelerinin yanında çile çeken masum kurbanlar bunlar * * * Türkiye deki bütün cezaevlerinin toplam 163 bin 129 kişilik kapasitesi var. Bugün bu kapasite aşılmış bulunuyor. Bazı cezaevlerinde, 18 kişi kalması gereken koğuşlarda 25 kişi kalıyor. Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, cezaevlerindeki kalabalık koğuşların İnsanlık dışı düzeye geldiğini tespit etti İşte AKP Türkiye si! Ülke kocaman bir hapishane oldu! DERLEME 229

230 Rennan Pekünlü 11 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Yaşam mücadele demektir* Eşitsizliğe, yalan ve haksızlığa isyan et. Mücadele et! Mücadele etmek yaşamak demektir; mücadele ne denli şiddetliyse yaşam da o denli yoğun olacaktır. Bunları yaparsan yaşamış olacaksın İnsanı birbirinden bağımsız eylemlere iten sinir ve cerebral merkezlerin bileşiminden oluşmuş bir canlı olarak görürsen bunda gizemli bir yan yok. İçinde çatışma halinde olan değişik duygular arasında kararsız kalırsan vücudunun uyumu kısa bir süre sonra bozulur; herhangi bir amacı, isteği olmayan bir insan olur çıkarsın. Yaşamının canlılığı kalmaz. Boşu boşuna uzlaşma ararsın. Ve sen asla eskiden olduğu gibi, eylemlerin beynindeki ideallerle uyumluyken olduğu gibi, güçlü, canlı bir kişi olamayacaksın. GELENEKTEN AHLAKSIZLIĞA Tinsel kavramların tamamen değiştiği dönemler olmuştur. Kişi bir zamanlar tinsel değer olduğunu düşündüğü şeyin derin bir ahlaksızlık olduğunu kavrar. Bazı durumlarda bu bir gelenektir, saygı duyulan gelenek, ancak daha sonra ahlaksızlığa dönüşür. Bakarsınız bir tinsel değerler dizgesi bir tek sınıfın çıkarları için düzenlenmiştir. Onu yıkar ve sloganımızı haykırırız, Kahrolsun ahlak!. Ahlaksızca davranmak görev olur. Bu tür dönemler eleştiri dönemleri olduğu için onları kucaklamalıyız. Bu tür dönemler toplumda düşüncenin işlediğine işaret eden dönemlerdir. Daha üstün tinsel değerler dizgesinin oluşturulduğu dönem başlamış demektir. MÜKEMMEL BİR YAŞAM İÇİN Kitlelerin ve düşünürlerin fikirlerinde oluşmaya başlayan bu tinsel değerlerin ne olduğuna değindik. Geleceğin tinsel dizgesinde emirler olmayacak. Bu dizge, bireyleri soyut bir ideal çerçevesinde biçimlendirmeyi tamamen yadsıyacak. Onların din, yasa veya hükümet tarafından hırpalanmalarına izin vermeyecektir. Bu dizge, bireye tam ve mükemmel bir özgürlük sağlayacaktır. Yine bu dizge basit gerçekler, bilim dizgesi olacaktır. Ve bu bilim kişiye şu salıklarda bulunacaktır: Kendindeki gücün ayırdında değilsen, eğer enerjin ancak renksiz, tekdüze bir yaşam sürdürecek denliyse, coşkun derin değilse, üzüntülerin derinse basit eşitlik ilkesine yapış. Bu eşitlik ilişkilerinde zayıf karakterine uygun olan maksimum mutluluğu bulacaksın. Ancak eğer kendinde gençliğin gücünü görüyorsan, yaşamak istiyorsan, keyif dolu, mükemmel taşkın bir yaşam sürmek istiyorsan güçlü ol, büyük ol, dinamik ol. 230 UYAN TÜRKİYEM 7

231 SUÇU İNSANLIĞIN ÜZERİNE ATMA Çevrene yaşam ek. Eğer aldatırsan, yalan söylersen, entrika yaparsan kendini küçültürsün. Zayıf olduğunu önceden itiraf et, kendini köle sahibinden daha aşağı gören haremdeki kölenin rolünü üstlen. Eğer seni mutlu kılacaksa bunları yap. Ancak unutma insanlık seni küçük, zayıf ve utanç verici bulacak ve sana öyle davranacak. Eğer enerjini kendi isteğinle bu şekilde felce uğratırsan suçu insanlığın üzerine atma. Güçlü ol, adil olmayan bir durumla karşılaşırsan, örneğin, yaşamda eşitsizlik, bilimde yalan veya birinin bir başka kişiye acı çektirmesi gibi, eşitsizliğe, yalan ve haksızlığa isyan et. Mücadele et! Mücadele etmek yaşamak demektir; mücadele ne denli şiddetliyse yaşam da o denli yoğun olacaktır. Bunları yaparsan yaşamış olacaksın. Böylesi bir yaşamdaki birkaç saat bitki gibi yaşamla geçen yıllardan daha değerlidir. Tinsel değerler dizgesi biliminin sana söyleyebilecekleri bunlar. Seçim senin. ÖZGÜRLÜKTEN KORKMA Sen kendi özgürlüğünden vazgeçmediğin sürece, başkalarının seni köle yapmasına izin vermediğin sürece, bu ya da şu kişinin şiddet ve antisosyal tutkularına sen de onunki denli güçlü sosyal tutkularınla karşı çıktığında, özgürlükten korkmana gerek yok. Biz kişiyi herhangi bir ideal uğruna cezalandırma düşüncesini yadsıyoruz. Ancak, bize iyi veya kötü görünen şeylere karşı samimi olarak göstereceğimiz sempati ve antipati duygularından vazgeçmeyeceğiz. Bir kişi arkadaşlarını aldatır. Bu onun eğilimi, onun kişiliği. Pekala, biz de yalancıları aşağılarız; bu da bizim karakterimiz, bizim eğilimimiz. Bizden o yalancıya koşup bağrımıza basmamızı veya onunla samimi bir biçimde el sıkışmamızı istemeyin. Bırakın biz de kendi etkin tutkumuzla ona karşı çıkalım. Bunu yapmaya hakkımız var. Toplumda eşitlik ilkesinin korunması için bu görevi yerine getirmeliyiz. Uygulamadaki eşitlik ilkesi budur. * Anarşist Ahlak yazısından çevrilmiştir. Kaynak: Peter Kropotkin, DERLEME 231

232 Rifat Serdaroğlu 16 Mart 2015 Turkiye nin esas derdi bu kafa Türk Milleti, kendi eliyle öyle bir derde düştü ki atsan atılmıyor, satsan satılmıyor.bu kafa öyle bir kafa ki, anlamak çözmek mümkün değil! Müslüman desek, Müslüman değil! Gerçekten Müslüman olsa; İnananları, Allah ile aldatmaya kalkar mıydı? Gariban Müslümanların sadaka paralarına göz koyar mıydı? Her gün utanmadan yalan söyler miydi? Cami de içki içtiler, başörtülü bacımın üzerine işediler, diye yalan söyler miydi? Devlet malına ve kul hakkına el uzatır mıydı? Kendi Milli Ordusuna, Aydınına kumpas kurup, sahte deliller üretip, Allahtan korkmadan kuldan utanmadan suçsuz insanları yıllarca zindanlarda çürütür müydü? Türk desek, Türk değil! Gerçekten Türk olsa; Türk Milleti demekten utanır mıydı? Herkesi kucaklayan ve Millet olmamızın gereği olan, Ne mutlu Türküm Diyene yazılı levhaları caddelerden, meydanlardan indirtir miydi? Türk Bayrağının yakılmasına, Atatürk büstlerinin kırılmasına izin verir miydi? On binlerce Türk Gencinin katili olan PKK ile kucak kucağa olur muydu? El-Kaide türevlerinden olan, ABD beslemesi İŞID katilerine sınırları açar mıydı? Demokrat desek, Demokrat değil! Gerçekten Demokrat olsa; Türk Devletinin, Lâik Cumhuriyetimizin ve Demokrasimizin kurucularına İki Ayyaş der miydi? Demokrasiyi, İslam Devletine gidecek bir ARAÇ olarak görür müydü? Davası (!) için Papaz elbisesi bile giyerim, der miydi? Kuvvetler Ayrılığı ilkesi, benim için ayak bağıdır, der miydi? Hukuk Devletini yok edecek uygulamaları yapar mıydı? Despotça bir yönetim sergiler miydi? Kendi vatandaşını, yüzlerce koruma ile kovalayıp, yakalayınca tokatlar mıydı? Delikanlı desek, Delikanlı değil! Gerçekten Delikanlı olsa; 232 UYAN TÜRKİYEM 7

233 Karşısında çaresizce bekleyen vatandaşına, Al ananı da defol ulan der miydi? TC Bakanını tekme-tokat döver miydi? Elin oğlu, beysbol sopası gösterince sesini kesip, siner miydi? 15 yaşında dayak atılarak öldürülen BERKİN in acılı anasını yuhalatır mıydı? Kürtlere kendi ellerimle toprak vereceğim diyen sapık Amerikalıya haddini bildirmez miydi? Devlet görevlilerini Vatana İhanetle suçlayıp, sonra da tatlıya bağladık yahu, der miydi? Ülke gençlerini birbirine kırdıracak sözleri söyler miydi? Çağdaş desek, Çağdaş değil! Gerçekten Çağdaş olsa; Kadın-Erkek eşitliği, yaradılışa ters der miydi? Dünyaca ünlü bir sanatçının eserine Ucube der miydi? Tükürürüm böyle sanatın içine der miydi? Bale, Tiyatro belden aşağı işler bunlar. Kızlarımın yapmasına izin vermem der miydi? Değerli Okurlar; 40 senedir Türk Siyaseti ile ilgilenirim, siyasi figürlerin çoğunu tanırım.kimin ne olduğunu, sözünün ne kadar ağırlığı olduğunu bilirim. Fakat ben Bu Kafa gibisini inanın görmedim Köylü Recep Ağa, zar-zor yetiştirdiği 5 tane kazını satmak üzere kasaba pazarına götürmüş. 4 ünü hemen satmış. Elde kalan tek kaz a alıcı çıkmamış. Köy dolmuşunun kalkmasına üç saat olduğu için sinemaya gitmek istemiş. Gişedeki kadın Hayvanla içeri giremezsiniz diye geri çevirince, kaz ı şalvarın içine saklayıp, içeri girmiş ve yerine oturmuş. Yanındaki koltukta oturan yaşlıca bir kadın, elindeki karton külahtan fındık yiyormuş. Film başlayınca, fındıkların kokusunu alan kaz, kafasını şalvardan çıkarmış ve bir tane fındık kapıp yine şalvara girmiş! Kadın, gözlerini faltaşı gibi açarak; 40 yıllık Çaçayım, her türlüsünü gördüm ama böylesini görmedim. Hele fındık yiyenini hiç görmedim demiş ve oradan kaçmış Sizler Bu kafa gibisini hiç gördünüz mü? Göremezsiniz, meğerki böyle rast gele Unutmayın, kurtuluş 7 Haziran da! O oy pusulası var ya, işte o Bu Kafanın panzehiridir. Sandığa gidilecek, gitmeyenler götürülecek, Bu Kafaya, Kürtçü- Bölücülere oy verilmeyecek. Kırgınlıklar, siyasi görüşler ve beklentiler ertelenecek, önce ve ilk olarak Lâik Cumhuriyet ve Türk Devleti kurtarılacak. Ötesi, sonra! Hep hatırlayalım; Mevzubahis olan vatansa, gerisi boştur DERLEME 233

234 Rifat Serdaroğlu 16 Mart 2015 Başsavcı Cihaner tam can damarlarına dokunmuş! Nakşibendi Dergâhı, 12. Eylül.1980 Askeri Darbesinden sonra, Devlet yönetiminde etkin olmaya başladı ve bu etkinlik artarak günümüze kadar devam etti. Bu etkinliğin en önemli göstergesi ise, tarikatın şimdiye kadar kendi içinden iki kişiyi CUMHURBAŞKANI makamına getirebilmiş olmasıdır. Başka bir ifade ile ATATÜRK ÜN koltuğuna şimdiye kadar, Nakşibendi Dergâhından iki kişi oturabilmiştir. Bunlar; TURGUT ÖZAL VE ABDULLAH GÜL dür. Dergâhın diğer ünlüleri ise; Necmettin Erbakan, Korkut Özal, Recai Kutan, Kemal Unakıtan, Kadir Topbaş, Ömer Dinçer Bülent Arınç ve benzerleri. Bu dergâhın kurucusu, Şeyh Ahmet Ziyaüddin Efendidir. Onu da yetiştiren ve KÜRT HOCA namlı Şeyh Abdurrahman el-harputi idi. (Soner Yalçın-Siz Kimi Kandırıyorsunuz) Nakşibendiliğin günümüzdeki güçlü kollarından biri de MENZİL GRUBUDUR. Adıyaman-Kahta-Menzil Köyünde kurulmuştur. Kurucusunun vefatından sonra ikiye bölünmüş, bir kolu da AFYONKARAHİSAR DA faaliyet göstermektedir. 234 UYAN TÜRKİYEM 7

235 Bakanlıklarda örgütlenmede çok mesafe almıştır. Bu dergâh tan çok daha güçlü, ekonomik olarak 25 Milyar Dolara hükmedebilen diğer tarikat ise; Said-i Kürdi(Nursi)hareketinden doğan FETHULLAH GÜLEN hareketidir. Bu üç ekibin ve bugün yönetimde olan talebelerinin, BARZANİ ile dostlukları buradan gelmektedir. Barzani Nakşibendi Tarikatına bağlı, Sünni- Kürt tür. Bu üç tarikat ve sayıları çok fazla olan diğer tarikatlar, özellikle 1980 sonrasında ABD nin, Sosyalist Bloğu güneyden çevreleme projesi olan YEŞİL KUŞAK ı bölgede uygulanmaya koymasından sonra, Devlet kadrolarına sızma gayretlerini arttırarak sürdürdüler. Yukarıda ki isimlerin yönetimde oldukları zamanlarda, nasıl çalıştıklarını takdirlerinize bırakıyorum. Bir örnek vermek gerekirse, KADIN ELİ SIKMAYAN KAYMAKAMLARIN çoğu, Oğuzhan Asiltürk ün İçişleri Bakanı olduğu dönemde devlete alınmıştır, sayıları 300 kadardır. Bunların çoğu bu gün Vali Muavini veya Vali olmuştur! AKP tüm bunların ve Emperyalist Devletlerin desteği ile kuruldu ve iktidara getirildi. Ben bu oluşumun gelişini ve engellemek için yapılması gerekenleri zamanında anlatamadım. Aylardır da yazarak bazı kişileri ve kurumları uyarmaya çalışıyorum. Başsavcı İlhan Cihaner Bey in başına gelenler umarım, herkesin gözünü açmıştır. Özellikle, kendi Türk Subayına ŞÖVALYELİK gibi kültürümüze aykırı nitelikleri yakıştıranlar! FATİH İN, KANUNİ NİN ve ATATÜRK ÜN asil ve bilge duruşunun yanında, şövalyeliğin lafı olur mu? DERLEME 235

236 Tehlike nin büyüklüğünün anlaşılması için belirtmek zorunda olduğum bir konu daha var. Bu siyasi ve dini hareketlerin maddi gücü çok fazladır. Fransa Cumhurbaşkanının Berlusconi ve siz Dünyanın en zengin siyasetçilerinden olmuşsunuz diye bir Devlet Adamına konuşması çok manidardır. Ayrıca çok yakında dünyada ki gizli hesaplarla ilgili kayıtlar ortaya döküldüğünde neler olacağını beraberce göreceğiz. Kutsal dinimizi, siyasi amaçları için çekinmeden kullanmaya kalkanların unuttukları şey şudur; HARAMIN ÜSTÜNE BİNA YAPILMAZ, ve BURASI ATATÜRK TÜRKİYE SİDİR. Şimdi gelelim Başsavcı Cihaner e. Kendisine gelen bir ihbarı değerlendirip, Nakşibendi Tarikatına bağlı İsmailağa Cemaatinin, Gülen ve Menzil tarikatlarının, yasa dışı faaliyetlerini, görevi gereği incelemeye kalktı, başına gelmeyen kalmadı. Sadece onun mu? Gözler o kadar karartılmış ki, MİT mensupları, Askerler, Ergenekoncu diye cezaevine tıkıldılar. Doymadılar, Cemaat ler ağızlarından salyalar akıtarak, Yeniçerilerin yaptıkları gibi, Ordu Komutanının kellesini istedi. Yapılan hukuksuzluk, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile durduruldu. Yargıtay da, Danıştay da alınan kararın hukuka uygun olduğunu 236 UYAN TÜRKİYEM 7

237 oybirliği ile kamuoyuna duyurdu. Türkiye nin Hukuk Devleti olarak kalıp kalmayacağını, AKP İktidarının tavrı belirleyecektir. AKP Hükümetini dikkatle izliyoruz. Bir kez daha seslenmek istiyorum. Herkesin tarafını belirlemesi zamanı geçmek üzeredir. TÜSİAD-TOBB- SANAYİ ve TİCARET ODALARI-MESLEK KURULUŞLARI- SENDİKALAR lütfen tercihinizi yapın, ve sesinizi çıkarın. Cemaatlerden yana iseniz, onu da söyleyin. Lâik Cumhuriyetten, Atatürk ten, çağdaşlıktan, demokrasi den yana iseniz konuşunuz. Bugün seslerinizi Türk Milleti olarak duymak istiyoruz. Sağlık ve başarı dileklerimle, Rifat Serdaroğlu Eski Sağlık ve Devlet Bakanı DERLEME 237

238 Rifat Serdaroğlu 17 Mart 2015 Sultanlar da ölür Korkunun ecele faydası yoktur, demiş büyüklerimiz. Doğru demişler! İster Sultan ol cihana, ister saraylarda sakla kendini, ister çelik kapılarla koru bedenini, iğne deliğinden girer, görevini yapar Azrail Önemli olan, bu dünyada başın dik, yüreğin huzur dolu, korkusuzca dolaşabilmekse eğer, bundan daha önemli olan, Harama bulaşmadım, kul hakkı yemedim, devlet malına el uzatmadım, milletimin bana emanet ettiği devlet gücüyle insanlara eziyet etmedim. Gözlerinin çıkmasına, gençlerin suçsuz yere ölümlerine sebep olmadım, ben kanunsuz emir vermedim, milletime yalan söylemedim, insanlar arasında ayrım yapmadım, hoş geldin Ya Azrail, hadi gidelim diyebilmektir Sultan ı, bu aralar iyice ölüm korkusu sardı. Sağlık eski Bakanı olarak, doktor arkadaşlarımdan hastalığının beyne metastaz yaptığı yönünde bilgiler geliyor. Allah şifasını versin. Kenara çekil kendini yorma dinlen desem, beni de darbeci veya paralelci yapacak! En iyisi hiç karışmamak! Saray da öyle bir telaş, öyle bir koruma kalkanı var ki, dünyada bu kadar hassas korunan bir ikinci kişi yok! Yiyeceği yemeği, sırayla beş kişi teker-teker tadıyorlar. Korumalar, boyu en az iki metre olanlardan seçiliyor, son teknoloji ile üretilmiş silahlar taşıyorlar ve sık-sık değiştiriliyorlar. Yakında Emniyet Teşkilatında koruma olmayan kalmayacak, sıra Vesayetçi Askerlere gelecek, iyi mi? Demir parmaklıklar, binlerce otomatik ve renkli kameralar, çelik duvarlı odalar, yer altı kaçış tünelleri, radyolojik-biyolojik saldırıya karşı oluşturulmuş uzman ekipler-donanımlar, ambulanslar, 7/24 hazır bekleyen helikopterler ve uçaklar Bu kadar koruma tedbiri, sağlıklı insanların bile paranoyak olmasına, çevresindeki her olaya Sabotaj gözüyle bakmasına ve sonunda sağlığının bozulmasına sebep olur. İnsan, gölgesinden ve ailesinden bile sabotaj bekler hale gelir! Tarihten (!) bir örnek vermek gerekirse; Hitler in yakın koruma görevini üstlenmiş General Zaart, görevinin ikinci yılında baskıdan ve korkudan kafayı kırmış ve evdeki kedi miyavlasa bile, sabotaj sanıp kediye ateş etmeye başlamıştı! Hitler, Afrika ya gidebilirim, deyince koruma tedbirlerini denetlesin diye General Zaart ı önceden gemi ile göndermişler. Gemi bir fırtınada batınca, General Zaart yüzerek bir 238 UYAN TÜRKİYEM 7

239 adaya çıkmış. Adada yaşayanların tamamı kadındır! Karaya ayak basıp, etrafının yüzlerce kadın tarafından sarıldığını gören General Zaart, Sabotaj diye bağırır ve bıçağını çekip, şeyini (!) keser İşte kendi kendini Yiyip bitirmek böyle bir şeydir! Düşünsenize, o zaman organ nakli henüz başlamamıştı! Yandı, General Sultan ımızın koruma müdürlerinin böyle bir paranoyaya tutulup bir yerlerini kesmelerinden ve bu eylemlerini de Prenses e ve Şehzade ye suikast diye bize satmalarından korkarım. Endişem ve telaşım bundandır. Bu yüzden, Korkunun ecele faydası yoktur sözünün, Sarayın tüm duvarlarına asılmasını önemle ve şiddetle öneririm! Son günlerde Sultan ın iyice bozulan sinir sistemini düzeltmek için Jöleli danışman bir aksiyon düzenleme kararı aldı. AK Rektörlere talimat vererek, Sultana Doktora diploması vermelerini emretti. Cumhuriyet Üniversitelerinin (!) Profesör olmuş koca-koca AK Rektörleri, derhal sıraya girip, Önce bize gelsin, önce biz doktora verelim diye kavgaya tutuştular! Neyse ki, Jöleli hepsi ile konuşup, kimin önce doktora vereceğini belirledi. Sultan sıra ile üniversiteleri ziyaret etti. Salonlara sadece AK Gençlik üyeleri alındı. Üzerlerine kefen giymiş birkaç meczup ve g.t kılı sevenler içeri alınmadı. Onlar Cami avlusunda bekletildiler. Sultan konuştu, herkes alkışladı, AK Rektörler, doktora verdiler ve herkes rahatladı, sinirler o gün için düzeldi! Tarihten (!) yine bir örnek vermek gerekirse; Temel in karısı, kasabanın doktoru ile işi pişirmiş! Çirkin olayı tüm kasaba biliyormuş ama Temel in haberi yokmuş. Arkadaşları, nasıl yapsak da Temel e söylesek diye düşünürlerken, en yakın arkadaşı Dursun; Merak etmeyun uşaklar, ben söylerum demiş. Akşam, Temel kahveye gelince, Dursun oturduğu yerden bağırmış; Temel uşağum, senun Fadime yakında Profesör olayı, ha! Temel; Ula Tursun, şaşırdın mu, Fadime daha okumayi bile sokemedu, profosor olmak nerden ciktu?, Dursun; Ne pileyum be, köyde herkes Fadime Yüksek Lisansini yapti, şimdu da doktora veriyor diyor da, ondan sormuşum Cumhuriyetin (!) AK Rektörleri, sizler niçin doktora verip duruyorsunuz yahu? O kadar ucuz mu bu işler, yoksa o üniversiteler sizlerin babanızın çiftliği mi? DERLEME 239

240 Rıza Zelyut 24 Mart 2015, AYDINLIKGAZETESİ Ha Şeyh Sait ha Öcalan AKP lilerin Yeni Türkiye! sine bakar mısınız? Kırk yıldır Türkiye Cumhuriyeti ile savaştık! diyen bir terör elebaşısının mektubundan kurtuluş umuyor. Abdullah Öcalan, Diyarbakır da büyük bir tantana ile okunan mektubunda, Cumhuriyet rejimine ve bu rejimin yansıması olan ulus devlete bir kez daha saldırdı. Bu saldırıda iki güçlü ortağı daha var: *Tarikat veya cemaat perdesi arkasına gizlenmiş yeminli cumhuriyet düşmanları... Bunların Meclis teki uzantıları... *Batı emperyalizmine hizmet eden ajan aydınlar ve işbirlikçi sermayenin emrindeki medya... Bu üçlü çetenin hedefinde, cumhuriyet rejimine fikir ve ruh veren Kemal Atatürk de var. PADİŞAH ÖZLEMCİLERİ Neden cumhuriyete saldırıyor Öcalan? Saldırıyor; çünkü bu cumhuriyet, dinci bir diktatörlük olan Osmanlı padişahlık sistemini yıktı. O Osmanlı sistemi, Kürt derebeyleri ile işbirliği yaparak 500 sene boyunca bölgedeki Kürt köylülerini ve göçebelerini sömürdü. Cumhuriyet geldi; o derebeylerinin saltanatına son vererek köleleştirilmiş Kürtleri eşit yurttaş yaptı. Suçu bu yüzden büyük... Yüz yıldır cumhuriyetle savaşan Kürtçü kadro aynı zihniyette. Belgelerini Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği isimli kitabımızda çok ayrıntılı olarak gösterdim. Şeyh Sait, 1925 yılında Kürdistan Krallığı kurmak hayali ile ayaklanırken, Doğu daki halkı; Mustafa Kemal ve arkadaşları İslam düşmanıdır! diyerek kandırmıştı da Ağrı isyanını çıkartan Kürtçü-Ermenici Hoybun örgütünün lideri Celadet Ali Bedirhan da beslendiği Paris ten Atatürk ü İslam ı yıkmakla suçlamaktaydı. ŞERİATÇI ZİHNİYET Peki Öcalan ne yaptı? İliklerine kadar sömürülen Kürt köylü ve göçerlerini düşündü mü? Diri diri toprağa gömülen Kürt kızları için sesini çıkardı mı? Tam aksine Şeyh Sait edasıyla 2013 yılındaki Nevruz mesajında Türkleri ve Kürtleri İslam bayrağı altında birleşmeye çağırdı. Yetmedi; aynı Öcalan Diyarbakır da İslam Kongresi toplanmasını emretti. 240 UYAN TÜRKİYEM 7

241 İşte bu emre uygun olarak bugün Güneydoğu da ne kadar gerici odak varsa HDP liler onlarla tam bir ortaklık halinde çalışıyor te idam edilen hain Şeyh Sait in heykellerini dikiyorlar. Gerici Nurcu Said-i Nursi adına sempozyumlar düzenliyorlar... Yani, Öcalan ın yüzündeki maskeyi indirin, altından Şeyh Sait çıkar. *** Bunların arkasında kapı gibi AKP var... Getirin bu işleri Meclis te konuşalım! diyerek HDP- AKP işbirliğine arka çıkan Yeni CHP yönetimi var. Düşüncelerimiz, duygularımız, ruhumuz, hayat tarzımız, demokrasimiz topyekun bir saldırı altında... Devrimci geçinenler bile bu gerici ittifaka mermi taşımakta... Geriye ne kalıyor peki? Aydınlık ve Vatan Partisi... Bu yüzden bu cephedeyim ya... (Yarın: Ulus devlete neden saldırıyor?) DERLEME 241

242 Rıza Zelyut 31 Mart 2015, AYDINLIKGAZETESİ CHP de turuncu devrim Nedir turuncu devrim? ABD nin kendi etki alanında olmayan ülkeleri demokrasiinsan hakları diyerek karıştırıp bağımlı hale getirmesidir. Ukrayna da başlatılıp Gürcistan a sıçratılan turuncu devrimin bölgeyi ne hale getirdiğini gördük. Turuncu devrim sadece ülkelere karşı değil partilere karşı da yapılır. Bu operasyonun yapıldığı partilerin başında da CHP geliyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu nun, Kemal Derviş ile olan çok sıkı ilişkisi ve onu kendisine kılavuz alması; bu partinin turunculaştırıldığının en açık göstergesidir. KİMDİR BU DERVİŞ? 28 Mayıs 1999 da kurulan DSP-ANAP-MHP hükümetinin başbakanı Bülent Ecevit; Kuzey Irak ta Kürt devleti kurulmasını savaş sebebi sayarız! dedi, işi bitirildi de bankalar üstünden çıkartılan dış kaynaklı krizle bu koalisyon yıkıldı; yerine Kürdistan projesine evet diyecek AKP iktidarı getirildi. Kriz sürecinde Türkiye yi kurtaracak adam diye Amerika dan Kemal Derviş ithal edildi. Güneş Gazetesi ndeki köşe yazılarımda Amerikan Kemal lakabı taktığım Kemal Derviş le ilgili olarak, 8 Ağustos 2002 tarihinde yazdıklarımdan bir bölümü şöyle: Kemal Derviş, emperyalizmin Truva atı olduğunu gizlemek için kendisine kamuflaj elbisesi diktirip öyle geldi Amerika dan. Bu elbise, solcu elbisesi... Amerikan Kemal, halkı iliklerine kadar sömürtürken, kendisini şirin göstermek zorundaydı. Ben solcuyum! Ben halktan, sosyal adaletten yanayım! gibi sözler ederek milleti kandırmaya çalıştı. Türkiye de işçinin, memurun, emeklinin, esnafın, köylünün, en çok ezildiği, en fazla sömürüldüğü dönem, Kemal Derviş in dönemi oldu. O, milletten acımasız vergiler toplayıp dolara çevirdi ve borç ödeme altında Amerika ya gönderdi. İşte bu soygunun sembolünü şimdi bazı para babaları kurtarıcı gibi göstermeye çalışıyor. 242 UYAN TÜRKİYEM 7

243 YIKTI GİTTİ Kemal Derviş, bununla da kalmadı. AKP nin önünü açmak için DSP yi, İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan ı kullanarak ikiye böldü. Devlet Bahçeli yi ürkütüp seçim istemek zorunda bıraktı. 3 Kasım 2002 seçiminde bu siyasi ajanı CHP ye yamadılar. O sıralarda çok yazdım; halkın Kemal Derviş ten nefret ettiğini gösterdim ama komplo işledi. Halk Kemal Derviş e kızgınlığını CHP ye oy vermeyerek gösterdi, AKP yüzde 34 ile iktidara geldi. Bugün de CHP, uluslararası tefeci sermayenin (emperyalizmin) seçkin tahsildarlarından birisi olan Kemal Derviş eliyle yeniden yapılandırılmaktadır. Kılıçdaroğlu ondan talimat, Hüsamettin Özkan dan akıl almaktadır. Partiyi; liberalçözümcü-türbancı odaklarla yönetmektedir. CHP nin bugünkü görevi iktidar olmaktan çok, Kürdistan projesini hayata geçirecek olan Çözüm Süreci ne destek vermektir. Kemal Derviş, bunu CNN Türk te itiraf etmiştir. YA CUMHURİYET GAZETESİ? Cumhuriyet Gazetesi ndeki derin dönüşüm de başka bir turuncu devrimdir. CHP ile Cumhuriyet Gazetesi ndeki dönüşüm birbirine son derece benzemektedir. İki dönüşüm de ABD-AB çizgisindedir. Çözümcü ajan liberallerin buraya doldurulmasının sebebi budur. CHP de Cumhuriyet Gazetesi de Mustafa Kemaller den Ali Kemaller tarafına evrilmektedir. Peki kim dur diyecek bu karşıdevrime? Elbette ki seçmen ve Cumhuriyet okurları... Bu iki saygın kurumdaki turuncu işgalcileri devirene kadar onları yalnızlaştırmalıyız... DERLEME 243

244 Sabahattin Önkibar 3 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Sağ-sol değil Kürtçü-Vatansever kavgası! Hayır, üniversitelerde sağ-sol kavgası yok. Var olan tablo PKK lılar ile vatanseverlerin arasındadır ki, kışkırtan ve saldıran hep bölücülerdir. PKK bir gün TGB ye, ertesi gün ülkücülere hücum ediyor. PKK nın ardına takılan sol marjinaller ise vatansızlardır. Dolayısıyla pek çok televizyon ve gazetenin üniversitelerde sağ-sol çatışması sunumu, PKK yı kollama adınadır. Medyadaki malum güruhun HDP nin barajı aşması noktasında bugünden seferber olmasının da altı çizilmelidir. Neymiş efendim; solda bütünleşilecekmiş! Ulan Kürt kafatasçılığı ya da şovenizm ne zamandan beri solculuk oldu? Türküm diyenlere faşist diyenlerin bu tutumu riyakârlık değil midir? Yakın bir zamana kadar AKP için yağlayıcı menkıbeler yazan Aslı Aydıntaşbaş, Ergun Babahan ve Ruşen Çakır gibilerin Oylar HDP ye kampanyasını yadırgamam da, İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu ile oturup kalkmış Hikmet Çetinkaya nın bu koroya dahil olmasını hiç anlayamıyorum. HANİ, KANAL İSTANBUL NEREDE? İstanbul Boğazı na üç katlı tüp geçit yapacaklarmış! Her seçim öncesi hayal ve yalan satıyorlar. Ulan siz değil misiniz 2011 seçimleri öncesinde Kanal İstanbul projesini alayı vala ile satan! Hani nerede Kanal İstanbul gören, duyan var mı? Yine seçim var bir başka yalan! AKP 13 yıldır iktidarda; İstanbul a müteahhitlere peşkeşin dışında hangi mega projeyi kazandırdı. İki köprü var, birini Demirel diğerini Özal yaptı. Marmaray, AKP den önceki iktidarın yani Enis Öksüz ün eseri. Tablo bu ama sorsanız hâşâ İstanbul un yaratıcısı onlar! 244 UYAN TÜRKİYEM 7

245 SEÇİM İÇİN SES BOMBASI! Öcalan ın PKK ya yaptığı çağrı seçim için patlatılan ses bombasıdır ki, bu hem AKP hem de DTP ye yarayacak. Amaç çözüm masalı ile beklentiyi gündemde tutup oy almaktır. Öyle çünkü Karasu ve Demirtaş ın açıklamaları ortada yani PKK nın silah bırakmayacağı kesindir. Dahası, Tayyip Erdoğan bile bu durumu beyanları ile ortaya koymuştur. Vahamet çözüm adı altında PKK nın her geçen gün meşrulaştırılıp tek muhataplığının tescilidir ki yaratılan algıya göre Apo adeta bütün Kürtlerin artık yegane önderidir. Bu arada Tayyip Erdoğan ın PKK ne istedi ise verdik sözü dehşet bir itiraftır. KRİZİ MERKEZ BANKASI NA YIKACAK! Merkez Bankası Başkanının yaptığı vatan hainliğiymiş! Madem öyle hesap sorsana! Bırak hesap sormayı, Erdem Başçı istifa etti kabul etsene! Hiçbirini yapmıyor zira amacı başka! Eşikte olan ekonomik krizi gördü ve onu üstüne yıkacak birini arıyor. Bunun için kamuoyunu hazırlıyor. Tayyip Erdoğan istese bir gün içinde Merkez Bankası yasasını değiştirtebilir ve yasa ile faizleri sıfıra çektirebilir ama bunu yapmıyor zira amacı başka. Önce hayali bir düşman yaratıp, peşi sıra onun üzerinden istismar yapıyor ki bugünlerde seçim gözyaşları da akmaya başladı! Bu arada yüksek faiz vatan hainliğidir de, iki ay içinde yüzde 12 devalüasyon vatanseverlik midir? BALBAY İLE TUNCAY FARKI! İkisi de Ergenekon şüphelisi. İkisi de CHP de siyaset yapıyor. Mustafa Balbay Egeli ve İzmir den aday olması eşyanın tabiatı. Peki ya Tuncay Özkan? O Erzincan kökenli ve İstanbul da oturuyor lâkin İzmir den adaylığa müracaat etti. Pardon ama niye İzmir, çantada keklik diye mi? Asıl soru şu: Mustafa Balbay önseçimi isterim diyerek demokrasiyi tercih etti, Tuncay ise kontenjan diyerek Alevi dayanışması kartı ile Kılıçdaroğlu nun vesayetine girdi. Böyle özgürlükçülük ve solculuk olur mu Tuncay? Bu arada sahi siz kaç kişiydiniz ve dün sövdüğün CHP ye şimdi niye dedelerin himmetiyle sığınıyorsun Tuncay? DERLEME 245

246 Sabahattin Önkibar 13 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Yeni Mankurtluğun amentüsü 22 yaşıma kadar ideolojimin esiriydim, sonradan sorgulamaya başladım. 30 yaşımda parayı, gücü ve insanı keşfetmeye, 40 ından sonra ise kendimi aramaya koyuldum. 45 yaşıma geldiğimde çok akıllı olduğumu zannederdim, akabinde sıradan olduğumu öğrendim. Hayır Ferrari sini satan Bilge modu ya da pozlarında değilim! Nirvana veya Fenafillah a erişmeye çok uzağım ama ahlak ve değerlerin toplulukları millet yapan şeyler olduğuna inanırım. Diyeceksiniz ki yazıya böyle bir giriş niye? Türkiye ahalisi bağlamında ümidimi yitirmeye başladım da ondan! Yaşanan onca şoktan sonraki ruhsuzluğa ve tepkisizliğe kahrolmamak elde değil! Maalesef çeyrek asırdan fazladır hakim kültür, toplumu üç olguya esir etmiş durumda. Bunlar; inanç ile afyonlama, çıkar yani ummak ve korkudur ki yeni Mankurtluğun amentüsü artık bunlar olmuştur. Böyle bir savrulma olduğu içindir ki 2 imam ve bir bölücü 5 bin yıllık birikimi olan koca bir milleti ve devleti adeta esir alarak üstünde tepinebiliyorlar UYAN TÜRKİYEM 7

247 Sabahattin Önkibar 20 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Bahçeli ye seçim öncesi yeni görev! Apo yu idam sehpasından indiren kim? Devlet Bahçeli. Kemal Derviş ile kol kola girerek DSP-MHP-ANAP koalisyonunu yıkıp AKP nin önünü açan ve iktidara taşıyan kim? Devlet Bahçeli. Abdullah Gül ü Çankaya Köşküne taşıyan kim? Devlet Bahçeli. Gezi intifadasında Tayyip le ile saf tutan kim? Devlet Bahçeli. TSK ya kumpas kurulurken örtülü olarak destek olan kim? Devlet Bahçeli. Ve bu Devlet Bahçeli şimdi PKK Kandil önderi Cemil Bayık ile söz birliği ederek Tayyip Erdoğan ın bile kumpas demek zorunda kaldığı Ergenekon ve Balyoz tertiplerine darbe diyor. Biz Devlet Bahçeli den Kozmik Oda dan sızdırılıp Amerikalılara servis edilen bilgilerle Kerkük Türkmen önderlerinin toplu olarak katledilişine kıyameti koparmasını beklerken o PKK ile iş tutuyor iyi mi! Belli ki Bahçeli ye seçim öncesi yeni bir görev verildi. Öyle olmasa seçimin hemen arefesinde MHP ile Fethullah arasında böyle bir nikah kıyılmazdı. MHP Müdürü TSK yerine Fethullah ı tercih ettiğine göre emri büyük yerden almış demektir. Engin Alan dan Sinan Ogan a anti-amerikancı ve anti-fethullahçılar partiden bir bir tasfiye edilerken cemaat müritlerine yer açılıyor. Hep yazdık yine söyleyelim; Türkiye de artık sadece iktidar değil muhalefet de dizayn ediliyor ki Devlet Bahçeli ile Kemal Kılıçdaroğlu bunun örnekleridir. İT SÜRÜLERİ! Mustafa Kemal ın askeri olanlar it sürüleri imiş. Ağrı da Milli Mücadele Kahramanlarının kaidelerini yerle bir eden Sırrı Sakık öyle buyurdu. Gelinen nokta Atatürk ile Apo nun yer değiştirmesidir. Bebek katili bir ayrılıkçı, bu ülkenin şanlı kahramanı ile takas edilmiştir. Ve heyhat bu noktada mevcut iktidar ile bölücüler aynı saftadır. Evet dinciler ile kürtçüler yine yanıltmadılar ve Atatürk ile Cumhuriyet karşısında bütünleştiler. DERLEME 247

248 İlginç olan Sezen Aksu kontenjanından gazeteci yapılan Ali Bayramoğlu gibi sözde solcuların hâlâ bunlarla el ele, gönül gönüle olmasıdır... HDP BARAJI AŞARSA, AŞAMAZSA? Vatansız solcular HDP nin barajı aşması noktasında seferber. Utanmadan HDP nin Tayyip in panzehiri ve AKP ile birlik içinde olmadığını bile söyleyebiliyorlar. Gelelim HDP nin barajı aşması ya da aşamamasına ihtimallerine? Aşamazsa AKP nin Anayasa değişikliği ya da referanduma erişme şansı olur. İlaveten HDP bölge parlamentosu talebinde bulunur ve dünyayı ayağa kaldırır. Peki aşarsa mı? AKP ile beraber olup yeni Anayasayı yaparlar ve Türkiye Federal sisteme geçer. ÖLEMİYORSANIZ, İSTİFA EDİN! Askerlerin görevi gerektiğinde ülke için ölmektir. Realite bu ise TSK da sorumluluk taşıyanların yapması gerekenler var. Apo ile Fethullah ın iki ayrı paralel devlet kurduğu artık Cumhurbaşkanı ve Başbakanın dilinde ise bu tablo görmezden gelinemez. Söyleyin devlet içinde devletler kurmak o devletin birliğine yeminli asker için ölümüne mücadele gerekçesi değil midir? TSK den beklentimiz ölmeleri değil, Türk toplumuna olanların açıklanıp istifa yolunun seçilmesidir. Her hafta yapılacak basın toplantılı ve ifşalı istifalar 5-6 hafta sonra toplumu etkileyecektir. VAH SEZER VAH! Bazı isimler var ki tarih onları affetmeyecek ve Ahmet Necdet Sezer onlardan biridir. Hayır Sezer asla hain değil, sadece yetersizdir... Önce tesadüfen Anayasa Mahkemesi Başkanı sonra yine tesadüfen Cumhurbaşkanı oldu. O Çankaya ya çıkmasa Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıtlar Genelkurmay Başkanı olmazdı zira Ecevit e Sezer direndi. Yine o olmasa AKP olmazdı. Nasıl mı? Onun Anayasa Mahkemesine atadığı üye Serruh Kaleli AKP kapatılmasın dedi de ondan. Ve son haber: Serruh Kaleli nin oğlu AKP Ankara adayı. Yorum sizin! 248 UYAN TÜRKİYEM 7

249 Sabahattin Önkibar 21 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Tayyip te 74 senatör ve darbe paniği! CIA ile Mossad acentası F tipi örgüt, Kozmik Oda ya yani Türkiye Cumhuriyetinin sır merkezine operasyon yapmak isteyince dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Tayyip Erdoğan dan müdahale etmesini istiyor. Erdoğan dan cevap: - Mahkeme kararına uyulsun (Kozmik Oda ya girilsin) Sonuç ortada; devletimizin bütün sırları F tipi örgüt tarafından emperyallere taşındı. Önceki gün Harp Akademilerine giden Tayyip Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz davası bağlamında açıktan Aldatıldık diyerek dolaylı olarak özür diledi ki, kendisi 2004 te bir olayda Aldatıldık diyen rektörlerle dalga geçip Bunlar akıl baliğ değil mi, koskoca rektörler nasıl aldatılır demişti. İlaveten hatırlayın o davaların savcısı olduğunu açıklamıştı. Peki Tayyip Erdoğan daki bu yeni halin okuması mı? 74 ABD li senatörün Cemaate destek adına topladığı imzalardan ürktüğünü gösteriyor ve bunun TSK darbesi ile sonuçlanabileceğini ihtimal olarak görüyor. Bu sebeple de askerin gönlünü almaya çalışıyor. İlaveten Apo ile mütareke şartlarının görüşülmesinin TSK yı çıldırttığının farkında ve güven vermeye çalışıyor. TGRT YE 300 MİLYARLIK ODA! 20 yıl önceydi. TGRT de aylardır maaş ödenemiyordu. Derken tam o günlerde Enver Ören kendine özel uçak satın aldı ki, Sabancı da bile özel uçak yok. Siz personele maaş ödeyemiyorsunuz ama kredi ile uçak alıyorsunuz diyen yönetim kurulu üyesi Zeynel Abidin Erdem anında kovuldu. Ve bugün: Yine maaşlar ödenmezken evlerinde kadınlarını kafes arkasına saklayan İhlas cemaatinin önderi ilan edilen Mücahit Ören in spiker kökenli başı açık ikinci eşi Aslıhan Yeltekin Ören için TGRT merkez binasında tamı tamına 320 milyar harcanarak özel bir oda tefriş edilmiş ve TGRT yönetimi fiilen ona bırakılmış... Aslıhan hanımın kısa bir süre önce de Obama ile fotoğraf çektirmek için 50 bin dolar bağış yaptığı Pelin Batu tarafından fotoğraflı olarak haber yapılmıştı... Dün ve bugüne yorum sizin! DERLEME 249

250 İŞTE ÜÇÜNCÜ PARALEL DEVLET! Müjdeler olsun (!) AKP iktidarı sayesinde bir devletimiz daha oldu! Fethullah ve Apo devleti derken Diyanet ve İmam Hatipliler Devleti de bayrağını göndere çekti. Hayır mübalağa etmiyorum; zira hiç kuşkunuz olmasın yüz binlerce çalışanı ve inanç argümanı ile bu yapının Cemaatten fazla bir farkı yok. Karargahı camiler olan bu kütle AKP nin sadece arka bahçesi değil aynı zamanda militan merkezleridir ki taşımalı eğitim sistemi ile Türkiye nin bütün köylerinden öğretmenlerin çekilmesi ile kırsalın tamamı bunlara yani imamlara teslim edilmiştir. Dini AKP gibi gören bu güruh, ülke bekası adına bir başka tehdittir... APO NUN AMBALAJ MALZEMELERİ Gözün aydın Kadir İnanır; İmralı ya gidip Apo nun cici görünmesine katkı sunacaksın. Eski ülkücü Avni Özgürel in dolgu malzemesi olmasına şaşırmadım zira İstanbul Belediyesi nden milyon dolarlık işler aldı. MİT çi Mahir in kızı Deniz Ülke Arıboğan a çok görmedim çünkü bu hanım durakta beklemez, her iktidarın otobüsündedir. Ahmet Taşgetiren ise fikirlerinin ve inançlarının değil, Urla villalarının müteahhidi olan şeyhinin emrinde. Pardon ama Taşgetiren madem Apo ya yüz sürecektin geçmişte Yeni Şafak ta PKK aleyhine o yazıyı yazıp kendini niye kovdurttun?.. İŞTE DECCAL! Soner Yalçın ın Deccal kim? sorusuna cevabımdır: - Yönetiminde oldukları devleti Dar-ül Harp (Kafir Devlet) argümanı ile soyanlar. - Allah ı hırsızlıklarına ortak edenler. - İslam ı emperyalizmin ideolojsine dönüştürenler. - Müslümanlığı, Hıristiyanlık ve Muse-vilikle harmanlayıp İbrahimi dinler diye yeni bir din icad edenler ve Hazreti Muhammedsiz İslam ın peşinde olanlar. - Her türlü pisliklerini din ile örtenler. BAHÇELİ NİN NEFRET ETTİKLERİ - MHP de ön seçim talep etmek. - Televizyona çıkmak. - Soğuk ve sıcaklarda miting yapmak. - Kurultayda karşısına rakip çıkması. - Uçağa binmek. - Elinde yazılı metin olmadan nutuk atmak. - Parti içinde birilerinin sivrilmesi. - Kendisine Ölene kadar genel başkan mısın sorusunun sorulması. 250 UYAN TÜRKİYEM 7

251 Sabih Kanadoğlu Yeni Anayasa Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri: 1. Bu meclis dört yıl için yasama yetkisi almıştır. 2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir ve 2. Maddede belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur. 4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için, a. Evvela halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği referanduma sunulur. b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur. c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur. ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ YAYILMASINA YARDIMCI OLUNUZ... DERLEME 251

252 Saygı Öztürk 1 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ PKK silahı bırakmaz. Çünkü Hükümet ve HDP liler arasında, terör örgütü PKK yı silahsızlandırma görüşmeleri seçim yaklaştıkça daha da hızlandırılmaya başlandı. Yapılan içi boş açıklamalar da tarihi diye nitelendiriliyor. Bırakın örgütün silah bırakmasını, kalkışma planları uygulamaya konulmak isteniyor. Hatırlayınız, Abdullah Öcalan ın teröristlerin sınır dışına çekileceğini açıklamasına rağmen teröristler sınır dışına gitmemiş, hatta örgüte 2 bin civarında yeni katılım olduğunu bakanlar açıklamıştı. Terör örgütünün dağ kadrosu görünüşte silah bırakmış olsa bile yandaşlarını yeteri kadar silahlandırdığı, silah depoları oluşturduğu da biliniyor. Yani, istendiği an o silahların namluları askerimize, polisimize dönecektir. Örgütün silahlı kanadı bugün sadece dağlarda değil il ve ilçelere de yerleşmiş durumda Üstelik sayısı da artık 4-6 binlerde değil 10 bin civarında Bırakmaması için çok neden var Terör örgütü, mevsim gereği bu dönemi silahlı değil ama silahsız eylemler biçiminde gerçekleştirdi. Halk eylemlere, sokak olaylarına iyice alıştırıldı. Örgüt, HDP den çok bu işin kahrını çekenler olarak Abdullah Öcalan ve kendilerinin muhatap alınmasını istiyor. Ama silahı bıraktıkları zaman örgütün yaptırım gücü büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Dün yapılan açıklamalardan sonra örgüt silahı bırakacakmış gibi hava estiriliyor. Örgütün silah bırakmaması için çok nedenler var. Bazılarını sıralayalım: - PKK, HÜDA-PAR kurulduğundan beri bu parti üyelerine ve sempatizanlarına karşı 400 e yakın eylem gerçekleştirdi. Yani Güneydoğu da eskiden Hizbullah örgütüne karşı olduğu gibi şimdi de HÜDA-PAR a karşı yeni bir cephe savaşı başlattı. Kandil, şehirlerdeki milislerini ve gençlik örgütünü silahlandırmaya devam ediyor. - Silahı bırakacak olan örgüt öncelikle okulları, dershaneleri, bankaları yakmaz, talan etmez. İl ve ilçe yollarını kepçelerle kazıp mahallelere giriş-çıkışları kontrol etmez. İş adamlarından haraç toplamaz. Köy korucularını, asker ve polisleri şehit etmez. Kurtarılmış bölgeler ilan edip, kendi yargısını, kendi polisini oluşturmaz. En azından çözüm süreci denilen sürece katkı olsun diye bu tür eylemlere ara verir. Ayaklanma provaları yapmaz. - PKK, misyonunu, rolünü ve fonksiyonunu bugüne kadar ancak silahla yerine getirebildi. Kendine karşı gelen önde gelen Kürt kökenli vatandaşları kendi safına çekme, örgütleme veya infazları böylece silahla gerçekleştirdi. 252 UYAN TÜRKİYEM 7

253 Silah giderse bunlar da gider - PKK demek silah demek. Silahı bıraktığı anda PKK denen bir yapı kalmaz. Türk ve Kürt kökenli vatandaşlar üzerinde silahla korku yaratıldı. Silahı bırakırsa bu gücü elinden gider. - Legal alanda siyaset içinde güç olma, legal siyaseti ve Kürt siyasetçileri denetleme, seçimlerde tek belirleyici unsur olma, belediyeleri ele geçirme, onlar üzerinde kontrol kurma, mali gücüne güç katma olanaklarına silahla kavuştu. Silah bırakılırsa bunlar da elden gider. - PKK, gelinen aşama itibarıyla kendine özgü bir alanda egemen, otorite, despotik olma amacı ve ihtirasına sahip. Özetle kendi despotik imparatorluğunu kurmak istiyor. PKK yöneticileri ancak silahla bunu sağlayabilir. Ortadoğu daki durum, PKK nın silahlı güç olarak devamına kolaylık sağlıyor. Silahı bırakırsa tüm bu olanakları da kaybeder. - PKK üzerindeki ulusal ve uluslararası vesayet güçleri, başka bir deyimle PKK nın bağımlı olduğu ulusal ve uluslararası güçlerin (özellikle dünya uyuşturucu ve silah mafyasının) izni olmadan silahı bırakamaz. - Örgüt, kendi bünyesi ve ona hizmet eden partilerin çıkarlarını ön planda tuttuğu için Biji Serok Apo ve PKK sloganını Türkiye Cumhuriyeti ne kabul ettirme amacından uzaklaşmamak için silah bırakmaz. - Kürt Federe Devleti ya da gelecekteki amacı olan Büyük Kürdistan ın Baas Partisi olma ve Abdullah Öcalan la Büyük Kürdistan ın liderliğini kazanmak için silahı bırakmaz. - Yurt dışında her ferdi silahlı olan PKK yurt içindeki militan ve milislerini de silahlandırdı. Bu denli bir silahlı gücün her türlü eylemi rahatlıkla yaptığı ve çözüm sürecine de iktidarı kolaylıkla zorladığı için silahı bırakmaz. - PKK nın elindeki en büyük koz silahtır. Bundan elbette ki vazgeçmez, geçemez. - PKK silah bırakacağına aksine daha da marjinalleşti ve önemli bir silahlı güç haline geldi. Silahı bıraktığı an bunun bir intihar olduğunu, partinin tamamen amaçları ile birlikte tarih olacağını çok iyi bildiğinden silahı bırakmaz. Bunlar örgütün yeni taktiğidir Türkiye, Suriye Devlet Başkanı Esad ı devirmek istiyor. Bunun için rejim muhaliflerini Türkiye de eğitmeyi-donatmayı bile göze aldı. İşte, terör örgütü PKK da Suriye de toprak elde etmek, Kürt bölgesi oluşturmak için Esad karşıtı Kürtçü örgütlerle birlikte hareket edecektir. Yani Türkiye nin de desteğiyle, PKK lılar, Esad a karşı kullanılacak. PKK, birden çok yerde gücünü kullanmak yerine, Türkiye destekli olarak Suriye de kullanacaktır. Silahı bırakır mı? İşte o mümkün gözükmüyor. Öcalan istese bile PKK nın Kandil deki liderleri önemli gelirden ve güçten mahrum kalmak istemez. DERLEME 253

254 Saygı Öztürk 17 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Kozmik Oda nın sırları Genelkurmay Başkanlığı Ankara Bölge Başkanlığı Seferberlik Tetkik Kurulu nda, 20 oda aranacaktı. Aramanın çabuk yapılabilmesi için Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, 4 savcı ile birlikte gitti. Askerler Giremezsiniz diyor, savcılar, Canım bir bakıp çıkacağız. Ne var bunda diyordu. Yasa maddeleri hatırlatılıyor, bu odada ancak hakimin araştırma yapabileceği belirtiliyordu. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi (şimdi Yargıtay üyesi) Kadir Kayan geldi. Kozmik Oda nın birinde planlar, diğerinde ise bilgisayar bulunuyordu. Bilgisayar odasına geçildiğinde, hakimin bilgisayar kullanamadığı anlaşıldı. TÜBİTAK ta çalışan Barış Erdoğan ile bir yüzbaşı geldi. Aslında herkes herkesi izliyordu. Kimsenin kimseye güveninin olmadığı bir ortamdı. Terör örgütüymüş gibi davranıyorsunuz Askerlere göre, hakimin bu çalışma yöntemiyle araştırmasını 6-7 aydan önce bitirmesi mümkün görülmüyordu. Kendisine, Neyi arıyorsanız onunla ilgili kelime yazıp bilgisayarda aratalım önerisi getirildi. Hakim, Ben bir düşüneyim dedi. Düşündü, Uygun olur dedi. Yazdırdığı sözcükler başta araştırılan olayla ilgiliydi. Ancak ertesi gün yine Kozmik Oda ya geldiğinde, elinde çok sayıda ismin bulunduğu bir liste vardı. Savcı, bu yeni kelimelerin de araştırılmasını istedi dedi. Araması yapılması istenen işler kamuoyunun çok iyi bildiği, suikast sonucu öldürülen aydınlardı. Bunlar arasında Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu da bulunuyordu. Bir de Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan unutulmamıştı. Listeye bakan Genelkurmay Seferberlik Tetkik Dairesi Başkanı Tümgeneral Selahattin Kısacık, Biz terör örgütüymüşüz gibi davranıyorsunuz. Ayrıca mahkeme kararında böyle şey yok. Bu kelimeleri aratmanızdaki amaç, faili meçhul olayları Türk Silahlı Kuvvetleri nin üzerine mi yıkmak? Burada her şeye bakın. Biz bir şey bulduk veya bulmadık diye ibare koyun dedi. Gerilimli bir ortam vardı. Hakim Kadir Kayan, komutanın bu sözleri üzerine, Biz bunları koymaya mecbur değiliz diyor, General Kısacık ise Bakın, kanunsuz evrak var mı yok mu? karşılığını veriyordu. Bunları dışarıya çıkaramazsınız Hakim Kadir Kayan, Seferberlik Tetkik Kurulu nun kalbi sayılan 11 ve 16 numaralı odalarda, çok gizli kayıtlı belgeleri almak istedi. Ancak buna da itiraz geldi. Hakim kararında da bunların dışarıya çıkarılamayacağı hükmü yer almıştı. İşte yine bir gerilim 254 UYAN TÜRKİYEM 7

255 yaşanıyordu. Tümgeneral Selahattin Kısacık, Bunlar bizim planlarımız. Bunları dışarıya çıkaramazsınız. Üstelik, bu konuda mahkeme kararı da var dedi. Yine bir tutanak düzenlendi. Mahkeme kararında Çok gizli evraklar hakim tarafından görülecek ama dışarıya çıkmayacak. Ancak kovuşturma aşamasında bu konu yeniden değerlendirilecek diyordu. Seferberlik Tetkik Kurulu görevlileri, kendilerinin terörle, suikastla suçlanmasından dolayı alabildiğine üzgündü. Askeri personel olduklarını söylemelerine rağmen Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü ve Binbaşı İbrahim Göze ye kelepçe vurulmuş, itirazlar sonucunu bunları 3 dakika sonra çıkarmışlardı. Olanlar o 3 dakikada oldu Albay Büyükköprü nün üzerinde 1424 Cad. Feza A. yazılı bir kağıdı yutmak istediğine ilişkin tutanak düzenlenmişti. O günlerde hep, Bu kağıt bize ait değil. Kriminal inceleme istiyoruz demişlerdi. Ama bu yıllarca yapılmadı ve polis tutanağı dikkate alındı. Şüpheli albay ve binbaşının avukatı Süleyman Ayhan da savcılığa verdiği dilekçede şunları yazmıştı: Albay Büyükköprü, Bülent Arınç ın evinin adresini gösterdiği iddia edilen kağıt parçasının kendisine ait olmadığını, muhtemelen orada arama yapan polisler tarafından cebine konulmuş olabileceğini belirtmiştir. Soruşturma dosyası içerisinde bulunan söz konusu kağıt ile Ankara Terörle Mücadele Şubesi nde bulunan bütün görevli personel ve Ankara Seferberlik Başkanlığı ndaki bütün personelin huzurunda yazı örnekleri alınarak, laboratuvar ortamında kriminal incelemesinin yapılmasını ve delil olarak soruşturma dosyasının içine konulmasını arz ve talep ederim. Cep telefonuyla konuşturulmadılar Seferberlik Tetkik Kurulu na cep telefonuyla girilmesi yasak. Hakim Kadir Kayan, Savcı Mustafa Bilgili ye, içeriye girişlerinde cep telefonlarını girişteki dolaba koymaları söylendi. Ancak onların böyle bir niyeti yoktu. Askerler, cep telefonunun dinleme cihazı gibi kullanıldığını biliyordu. Kozmik Oda da yapılacak konuşmaların da dinlenebileceğini değerlendiriyorlardı. Tümgeneral Selahattin Kısacık, hakim ve savcıyla telefon tartışması yapmadı ve çözümü sessiz-sedasız buldu. Hakim ve savcılar binaya geldiklerinde, hemen telefonların sinyalini kesen jammer cihazı çalıştırılıyor, böylece Kozmik Odalara giren hakimin telefonla konuşması da kesilmiş oluyordu. Hakim ve savcılar da zorunlu olarak sabit telefonlarla konuşabiliyorlardı. Yarın: Polis, içeriye bilgisayar sokmak istedi. DERLEME 255

256 Selin Ongun 23 Mart 2015 CUMHURİYETGAZETESİ Erdoğan ile ruh durumumuz aynı Hatırlatarak başlayalım. Yönetmen Mustafa Altıoklar, yaklaşık bir yıl önce katıldığı televizyon programında Recep Tayyip Erdoğan ın Narsistik kişilik bozukluğu olduğunu söyleyerek kendisine rapor vermek lazım, 46 raporu ifadesini kullanmıştı. Sözleri dava konusu olan Altıoklar, savunmasını Hakaret etmedim, bir doktor olarak teşhis koydum diyerek yaptı. Altıoklar ın savunması, haftanın tartışılan haberleri arasında yer aldı. Altıoklar ın sözleri alkışlayanlar ve yuhalayanlar olmak üzere iki cephede karşılık bulunca, kendisiyle üslup-kutuplaşma- iletişim üçgeninde söyleştik. Siz bir senaristsiniz, dolayısıyla metin kuransınız. Söyleşiye hayatın olağan akışına uygunluk ilkesine ters bir varsayım sorusuyla başlamamızı anlayışla karşılar mısınız? - Senaryo yazarlığının dışında roman da yazıyorum. Tabii buyurun. Savunmanızla ilgili haberlerden sonra beklenmedik biçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan ın sizi arayarak şu sözleri aktardığını farz edelim: Mustafa kardeşim, savunmanı bizzat okudum. Velev ki narsist kişilik bozukluğu var, ifadesini hekim olarak teşhis koymak maksadıyla söylüyorsun. Ey Mustafa kardeşim, bu teşhisi ifşa etmek suretiyle yaptığın hekimliğin etiğine, hasta hakları gizlilik prensibine uygun mudur? 256 UYAN TÜRKİYEM 7

257 Böyle hayali bir diyaloğu nasıl sürdürürsünüz? - Narsistik kişilik bozukluğu olan bir tek siz değilsiniz, ben de öyleyim, derim. Bende narsistik kişilik bozukluğu var, baştan söyleyeyim ki, ruh durumumuzun eşit olduğunu anlayın. O yüzden sizin ne halde olduğunuzu daha iyi tanıyabiliyorum. Aramızdaki tek fark şu, ben ülke yöneterek, insanların kaderini belirlemeye çalışmıyorum. Gelelim hasta hakları ve gizlilik meselesine. Siz benim hastam değilsiniz. Dolayısıyla söylemiş olduğunuz, hasta sırrını saklamak gibi bir yükümlülüğüm yok. Aksine toplum adına sakıncalı bir klinik tablo gördüğüm için halkı uyarmak görevimdir. Etik davranışa uyulmadığını söz konusu edecekseniz, o da mahkemenin değil, Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu nun konusu olur. Bana hekim olarak ceza verilmesi ya da verilmemesi, meslek ahlakımızın kendi kuralları içinde sonuçlanır, derim. Narsistik kişilik bozukluğum var Narsistik kişilik bozukluğum olduğunu söylerim dediniz. Bu sizin kendinize koyduğunuz bir teşhis mi, bir psikiyatristin size koyduğu teşhis mi? - Benim kendime koyduğum teşhis. Evet, borderline ım ben de. Sınırda bir yerdeyim. Yaratıcı sanatçıların pek çoğunda narsistik kişilik vardır. Bu bozukluk düzeyini geçebilir de. Bazı insanda paranoid kişilik, bazısında şizoid kişilik vardır. Bunlar kişilik tipleridir, hastalık değildir. Zaten kişilik bozukluğu da akıl hastalığı değildir. Bu teşhisiniz eşliğinde, en çok hangi konuda yoruluyorsunuz? - Bencillik düzeyim arttığı zaman yorar beni. Bunu dizginlemeye, terbiye etmeye çalışıyorum. Tedavinin başlangıcı böyle bir kişiliğin farkında olmak. Ben arkadaşa, üstelik tedavi ücreti almadan, yardımcı oluyorum aslında. Bu (hayali) telefon konuşmasında, faturayı evinize göndereyim mi de derim, bunları da söylerim. Savunmanız tıp hukukunun kuralları açısından da tartışma konusu oldu. Hasta hakları konusunda çalışan hukukçuların itirazları var. Ancak uzmanlığınız kapsamında teşhis koyabilirsiniz. Bir fizik tedavi uzmanının psikiyatrik teşhis koyması mümkün olamaz? - Yok öyle bir şey. Örnek, siz burada kalp krizi geçirirseniz, ben fizik tedaviciyim, bakamam mı diyeceğim? İşaretlere bakıp bir teşhis ile acil tedavisi ne gerektiriyor ise onu yapacağım. Bakın eski tabirle hükümet tabipliği yaptığımız dönemden de örneklendireyim. Kaç hâkim tarafından çağrılıp, akıl sağlığı yerinde midir sorusuyla dava konusu olan kaç kişiye rapor verdik, kaç kişiyi muayene ettik. Daha bacak kadar çocukken, akıl sağlığı raporu vermeye kanunla yetkilendirildik. Savunmanızda Tayyip Erdoğan ın akıl sağlığı durumunun bilirkişilerce rapor edilmesini de talep ettiniz. Bir sonraki duruşmanız ne zaman? - 30 Haziran da. Yalnız şunu eklemeliyim, sağlık raporu konusunda daha fazlasını da talep ediyorum. DERLEME 257

258 Ne gibi? - Türkiye de idari konumda olan herkesin, cumhurbaşkanı, başbakan, tüm bakanlar, Yargıtay, Sayıştay başkanları, Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları, Diyanet İşleri başkanı, kısaca devleti yöneten erkin, tüm temsilcilerinin, hepsinin her yıl fiziksel ve ruhsal check up tan geçirilmeleri, raporlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istiyorum. Her sene bedensel ve ruhsal tüm tetkikleri yapılsın ve sonuçlarını da hepimiz bilelim. Bunun yasalaşması hepimiz için çok hayırlı olur. Bu Amerika da böyledir. Obama nın her sene, akıl sağlığı dahil olmak üzere, sağlık raporu açıklanır. Açıklamalarınızda ayrıştırıcı, aşağılayıcı, kırıcı siyasi dil ve üslubu eleştirdiğinizi söylüyorsunuz. Bundan dem vurup, 46 lık ifadesini kullanmak tezat değil mi? - Bunu ötekileştiren, aşağılayan bir ifade olarak görmüyorum. Üslup açısından uygun mu? - 46 lık demek, cezai ehliyeti yoktur, anlamına gelir. Uzun hukuksal bir terimin özetidir. Bir kanun maddesinden söz etmek neden ayıp olsun? Davaya neden olan bu ifadeyi, hızlı soru-cevap formatında süren bir televizyon programında söylemiştim. Bir alay, hakaret değil, teşhis söz konusuydu. 46 ıncı maddenin cezai ehliyetle ilgili madde olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün bu madde 46 ıncı değil 32 inci maddede düzenlenmiştir, diyenlere gelince, biz de biliyoruz. Orada önemli olan neyin ima edildiğidir. Ben de kaçak güreşmiyorum, açıkça söylüyorum. Turgut Özal a obez, İsmet İnönü ye sağır dediğimizde hakaretten sayılmıyor da bu neden hakaretten sayılıyor? Şener Şen i suçlamak haksızlık Siz savunmanızı doktor olarak teşhis koydum söylemi üzerine inşa edince, Ne hekimi! diyeni de, merak edeni çok. Şu anda hekimlik yapıyor musunuz? - Evet yapıyorum. Geçen yıllardan da bahsedeyim ki, ne hekimi diyenleri aydınlatayım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi nden 1984 te mezun oldum. İhtisasımı Gazi Üniversitesi nde yaptım. Yıllarca memur olarak çalıştım. İstanbul Kanatlarımın Altında filmini çektiğim sene memuriyetten istifa ettim yıllarında İstanbul daki Özel Osmanoğlu Hastanesi nde çalıştım. Sonrasında üç sene Alman Hastanesi nde çalıştım. Şimdi Romatem adlı fizik tedavi ve rehabilitasyon hastaneler zincirinin hekimiyim Hekimliğe bilfiil devam ediyorum. Ancak yandaş medya hekimlik itibarımı sarsmakta, doktor olmadığımı iddia etmekte. Benim doktor olmadığımı söylemek sahtekâr olduğum anlamına da gelir. Şu anda 258 UYAN TÜRKİYEM 7

259 süren hakaret davası bittiğinde ben de karşı dava açacağım, çünkü hekimlik itibarımla oynanmaktadır. Sizin dava haberleri ile bir kez daha gördük ki, savunmanız ve davaya neden olan sözlerinize karşı iki hâkim bakış var. 1) Ağzına sağlık, sözleri yüreğime su serpiyor diyenler. 2) Erdoğan düşmanlığı nedeniyle kötü bir siyasi söylem içinde diyenler. Erdoğan düşmanı mısınız? - Düşmanlık kişisel olarak benim içimde besleyebileceğim bir duygu değil. Erdoğan düşmanı tanımlaması kendimi anlatmak için doğru bir ifade olmaz. Ben kendimi şöyle anlatırım. Ben laik demokratik hukuk devleti kavramının düşmanı olanların karşısındayım. Laikliğin altını çizdiğiniz için hatırlatarak soralım, birkaç yıl önce Erdoğan Mısır da laikliği öven ve laikliğin önemini vurgulayan bir konuşma yaptığında, Türkiye de onu ilk eleştirenlerin başında Ali Bulaç vardı örneğin. Bu resim sizin için ne demek? - Erdoğan ın Mısır da laiklik taraftarı bir konuşma yaptığını hatırlamıyorum. Benim duymadığım laiklik yanlısı cümleler eğer Erdoğan tarafından kullanılmışsa büyük olasılıkla takiyye yapmıştır. Daha önce hep yaptığı gibi ye kadar AB ye girme gayretinde bulunurken de laik olduklarını söylüyorlardı. Cemevlerine ibadethane statüsü vermemek, Sünni inanışın hakim olduğu zorunlu din dersleri, yargının yürütmenin altına alınarak İslami vurgulu yapılanma, bütün bunlar iddiamın öncü belirtileridir. Takiyyeyle gizli gündemlerini maskelediler, maskeliyorlar. Kamuoyunun bu başlıklardaki kutuplaşmasına yıllardır tanığız. Ancak bir güncel örnek var ki, bu hafta hep birlikte şahit olduk. Şener Şen Neden eylemlere katılmıyorsunuz sorusuna Bir oyuncunun ödevi yaptığı filmlerle hayat görüşünü yansıtmak dediği için tepkilerle karşılaştı. Bu durum sağlıklı mı sizce? - Şener Abi nin yaptığı bir eylemsizlik, burada eleştirilecek bir taraf yok. Ben eylemlerimi filmlerimle ortaya koyuyorum, diyor. Şener Abi ye bu anlamda yöneltilen suçlamalar haksızdır. Ama diğerleri, Yavuz du vs. gidip poz poz fotoğraflarla boy göstermek, eylemsizlik değil, eylemliliktir. Geleceğimizi karartan, 2023 projeksiyonunda çok büyük bir olasılıkla Cumhuriyet yerine şeriatı getirme planları olan, gizli gündemleri açığa çıkan bir siyasi güce destek veriyorsanız, eleştirilmeyi de göze alacaksınız. Çünkü bu, zihniyete destek vermek, payanda olmak demektir. Siz iktidarın bagajında bir şeriat bavulu olduğu fikrindesiniz, doğru mu? - Şeriatın biçimi nasıl olur; onu bilmem ama Sünni İslam doktrini üzerine kurulu bir hukuk ve yönetim biçimi geleceğinden şüphem yok. Kadın ve erkeğin eşitlik fıtratında yoktur diyen bir başbakanın yanına gidip sanatçılar olarak destek verirseniz, eleştirilirsiniz. Bunlar hak edilmiş reaksiyonlardır. Fikirleriniz nedeniyle artık görüşmediğiniz arkadaşlarınız, dostlarınız var mı? - Olmaz mı? Var tabii. DERLEME 259

260 Sinan Çetin le kavgayı usulüne göre yapıyoruz Somutlamak için atıfta bulunalım; mesela Sinan Çetin ile hukukunuz olduğunu duyarız. - Evet, Sinan la iyi arkadaşız. Az önceki 2023 şeriat perspektifiniz ya da siyasi fikirleriniz eşliğinde Çetin ile zıt fikirde olduğunuz malum. Bu da, insani diyaloğunuzu, arkadaşlığınızı sürdürmenize engel değil. Normal olan bu değil mi? - Evet çünkü biz kavga etmeyi biliyoruz. Her defasında, mesela iki saat berabersek, bir buçuk saat bu konuları tartışırız. Kavgayı usulüne uygun şekilde yapmayı biliyoruz Sinan la. Mesela referandum günlerini hatırlayın... Bir anayasa profesörü olan Süheyl Batum un evet diyen Sezen Aksu için Sezen sazan çıktı dediğini de gördük. Bu üslup yakışıklı mı? - Değil tabii. Üstelik ülkeyi yönetme iddiasıyla parlamentoya giren hiç kimseye yakışmaz bu lisan. Eleştiri mekanizması, üslup bazen hakikaten seviyesizleşiyor. Okunur bir duruma gelmek için az önce verdiğiniz örnek gibi söylemler öne çıkıyor. Benim de tercih etmediğim bir üslup bu, ama bazen insanın ağzından kaçıveriyor. Davaya neden olan sözlerinizi de bu kapsamda değerlendirir misiniz? Hayır, altını özellikle çizeyim. Ağzımdan kaçan bir söz yoktur. Lütfen son sözlerimden, bu böyle anlaşılmasın. Buraya kadar sizi anlamak adına sorular sorduk, yanıtlarınızı dinledik. Söyleşinin sonunda Altıoklar ın davaya neden olan sözleri de, o sözleri ciddiye alıp dava açmak da saçma diyecek okurlar olursa? - Vallahi çok haklısın sayın okur, derim! Böyle şeyleri anlatarak en değerli varlığımızdan, vaktimizden çalıyorum. Dava açmak da saçma, savunma yapmak zorunda kalmak da. 260 UYAN TÜRKİYEM 7

261 Barış ve huzura nasıl ulaşılır? Bu sorunun yanıtı, toplumsal ilerlemeden yana olan güçlerin sahip oldukları nesnel olanakların mihenk taşıdır. Dünyayı dönüştürmek, bunu gerçekleştirecek toplumsal gücü yaratmayı gerektirir. Kitleler, barış ve huzurdan yanadır. Onun için böyle gücün oluşturulması, her dönemde barış ve huzur sorusunun yanıtına sıkı sıkıya bağlıdır. İKİ FARKLI ORTAM Semih Koray 6 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Mevcut sistem kendini yeniden üretme yeteneğini yitirmemişse, ileri den yana olan güçleri toplumun kıyısında tutmayı becerebilir. Kitlelerde, barış ve huzur un ancak mevcut sistemin kabullenilmesiyle sağlanabileceği algısını yaratmada başarılı olabilir. Ama sistem kendini sürdüremez hale geldiği zaman, artık savaş ve huzursuzluk üretmeye başlar. Barış ve huzur, ancak mevcut sistemin aşılmasıyla, yani bir devrimle sağlanabilir. Tarihsel olarak neyin ileri, neyin geri olduğu nesnel bir olaydır. Onun için seçimle değil, bilimle belirlenir. Dünyaya bilimin yol göstericiliğinde bakanlar, koşullar ne olursa olsun, ileri den yana saf tutarlar. Onlar, mevcut sistemin kendini sürdürme yeteneğini henüz yitirmediği dönemlerde de, insanlığın geleceğini aydınlatan meşaleyi yüksekte tutarlar. Bu nedenle baskı ve zulme uğrarlar. Devrim kalesinde bayrağın yüksekte tutulması, insanlığın geleceğine olan umudun yaşatılmasıdır. NASIL BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ? Bugün ne ülkemizde ne de bölgemizde bir pax Americana (Amerikan barışı) mümkün değildir. ABD nin Ön Asya da kendi egemenliğini pekiştirecek yeni bir toplumsal düzen kurma planları iflas etmiştir. ABD nin bölgeye getirdiği, yıkıntı, ölüm ve kan, Ortaçağ karanlığı ile iç düşmanlık ve parçalanmadan ibarettir. Bölgedeki gelişmelere yön verme yeteneğini yitirmiş olan ABD nin bütün hedefi, inisiyatifin tümüyle bölge ülke ve milletlerinin eline geçmesini engelleyerek kendisi için çıkış olanaklarını elinde tutmaya indirgenmiştir. DERLEME 261

262 Bunun tek yolu ise, daha çok yıkıntı, ölüm ve kan, daha karanlık bir Ortaçağ ve daha çok parçalanmadır. ABD nin planladığı Musul harekatı, Musul u IŞİD den kurtarma değil, Irak ı bölme harekatıdır. Suriye ve Türkiye nin parçalanmasına daha uygun bir zemin yaratma girişimidir. Ülkemizi bölme konusunda AKP-PKK ortaklığına yeni bir itici güç verme girişimi bu planın bir parçasıdır. IŞİD in bölge ülkeleri tarafından bertaraf edilmesi, bu ülkelerin toprak bütünlüğüne, milli birliklerine ve bölgede huzur ve barışın sağlanmasına hizmet edecektir. Oysa ABD nin ön alarak kurmaya çalıştığı koalisyon güçlerinin Musul harekatı, daha çok parçalanma, daha çok iç düşmanlık ve daha çok çatışma ile sonuçlanacaktır. ÜLKEDE DURUM ABD nin 13 yıldır AKP aracılığıyla uyguladığı Atatürk Devrimi ni tasfiye projesinin sonucunda, hiç kimse ne işyerinde, ne evinde ne de akşam evine dönerken güvendedir. Ortaçağ artık günlük yaşamımıza sokulmuştur. Madende ölüm, evine dönerken Özgecan ın uğradığı iğrenç saldırı, bir kadının eski ya da onlarca yıllık eşi tarafından sokakta veya evinde bıçaklanması ve kurşun yağmuruna tutulması, bu dönemin ürünüdür. Ülkenin ve yurttaşlarımızın içine sokulduğu borçlanma batağı, geleceğimizi karartmıştır. Evlatlarının geleceği konusunda kaygı duymayan ana baba kalmamıştır. AKP iktidarı yalnızca daha çok Ortaçağ, daha çok borçlanma, daha çok bölünme, daha çok çatışma ve güvensizlik üretmektedir. Eğer ABD kendi içinde ve İsrail le daha çok çatışıyor, ülkemizdeki karşı devrim kendi içinde bölünüyor, ayrılıkçı güçler kendi içinde ayrılıyorsa, bu karşı devrimin çıkmazının bir göstergesidir. Eğer öte yandan Türkiye deki milli kuvvetler hızla birleşiyor ve bölge ülkelerinin birliği için önemli atılımlar gerçekleştiriyosa, bu da artık devrim mayasının barış ve huzura susamış kitleler içinde tutmakta olduğunun en açık işaretidir. 262 UYAN TÜRKİYEM 7

263 Semih Koray 27 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Son fırsat mı tarihsel fırsat mı? Bazıları 7 Haziran Seçimlerini son fırsat ya da köprüden önceki son çıkış olarak betimliyor. Aslında benzer söylemler daha önceki seçimlerde de meclis içinde yer alan muhalefet partilerine tıpış tıpış destek sağlamanın dayanağı olarak kullanıldı. Bugünün farkı, şimdi HDP nin de bu kervana katılmış olması. Bir yandan, HDP nin yüzde 10 barajını aşarak meclise girmesi, AKP nin tek başına iktidar olmasının önüne geçmenin yolu olarak parlatılıyor. Diğer yandan, HDP nin meclis dışında kalması durumunda PKK nin terörü yeniden tırmandıracağı tehdidi, bu çabalara eşlik ediyor. Önümüzdeki dönemde, bu tehdidi daha canlı olarak duyumsatmayı amaçlayan terör eylemleri gündeme gelirse, buna da şaşmamak gerekir. WASHİNGTON DAN TALEP EDİLEN ROL PKK YE VERİLMİŞTİR ABD nin bölgemizdeki en yakın silah arkadaşları, PKK, PYD ve Barzani dir. Ülkemizdeki son on yıllık süreç, PKK nin muhatap alınmasıyla başlamış, bunu PKK nin önce gizli, sonra açık biçimde al-ver müzakerelerinin tarafı haline getirilmesi izlemiş, şimdi de sıra PKK nin merkezi iktidara ortak yapılmasına gelmiştir. PKK nin bir süre önce Washington dan açıkça talep ettiği rol, kendisine verilmiş durumdadır. Şu anda PKK, ABD tarafından, ülkemizdeki karşı devrim cephesini, kendi planlarına daha sıkı biçimde bağlanmış durumda yeniden şekillendirmenin temel aracı olarak kullanılmaktadır. Bölge güçlerine söz geçirme konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan Obama yönetimi, önünü PKK, PYD ve Barzani ile açmaya çabalamaktadır. Ülkemizde oluşturmaya çalıştığı iktidar seçeneği, AKP-PKK koalisyonudur. KARŞI DEVRİMİN ÇÖZÜLME VE DAĞILMA SÜRECİ Dünyada ve ülkemizde karşı devrim, bölünme, çözülme ve dağılma sürecine girmiştir. ABD nin, yanında yer almayanın düşman sayılacağı ve onlarca yıl süreceğini ilan ederek başlattığı Haçlı Seferi, ilk on yılı dolmadan hüsranla sonuçlanmıştır. ABD, Afganistan da Taliban la masaya oturmaya çalışan taraf DERLEME 263

264 haline gelmiş; Suriye de sert kayaya toslamış; işgal ettiği Irak ın merkezi hükümeti Beşar Esad ı desteklemiş; İran la ilişkilerini normalleştirmeye yönelmek zorunda kalmış; Gürcistan, Mısır, Tunus, Ukrayna ve Yemen de çuvallamıştır. Emperyalist sistem tarihinde görülmüş en ağır krize girip, ABD artık herhangi bir konuda koalisyon oluşturmada zorlanırken, Avrasya Cephesi güçlenmiştir. ÇÖZÜME KENDİLİĞİNDEN ULAŞILAMAZ Ülkemizde de, 2007 Cumhuriyet Mitingleriyle başlayan halk hareketi, bir durgunluk döneminden sonra adım adım yükselerek Gezi Direnişiyle zirvesine ulaşmıştır. Silivri kapılarına dayanan halk, Ergenekon, Balyoz ve benzer kumpasları çökertmiştir. Bugün karşı devrimin içine girdiği çözülme ve dağılma süreci bu gelişmelerin bir ürünüdür. Bu ortamın Türkiye nin Çözümü için son derece elverişli tarihsel bir fırsat yaratmasına karşın, bu çözüme kendiliğinden ulaşılamaz. Günün yakıcı ihtiyacı, Türkiye nin Çözümünün bütün milletin nezdinde elle tutulur, çıplak gözle görülür bir güce kavuşturulmasınadır. Tarihsel fırsat, kritik güç eşiğini aşması durumunda, bu çözümün bütün milleti eşi görülmemiş bir hızla kucaklayacak olmasındadır. Ülkemizin çıkışının biricik yolu budur. TÜRKİYE NİN ÇÖZÜMÜNÜ GERÇEKLEŞTİRECEK TEK GÜÇ Karşı devrimin bütün çabası, 7 Haziran Seçimlerinde bu çıkışın önünü kesme üstüne odaklanmıştır. Onların çözüm süreci dedikleri, Türkiye nin çözülmesi süreci dir. Çünkü bu sürecin özeti, bütün milletin PKK ile tehdit edilerek yola getirilmeye çalışılmasıdır. O zaman bu süreç PKK yi tasfiye ile değil, ancak onu iktidara ortak etmekle sonlanabilir. Zaten ABD nin ülkemizdeki iktidar seçeneğinin AKP-PKK ittifakı olması da, bunun yansımasından başka bir şey değildir. Bu süreci tersine çevirme yetisine sahip yegâne süreç Vatan da birleşme dir. Son fırsat söylemi, Türkiye nin önünde duran tarihsel fırsatı ıskalamasını sağlamak için icat edilmiş bir söylemdir. Çünkü onlar açısından Vatan da birleşme yi yavaşlatmak, çözülme ve dağılma süreci içindeki karşı devrimin yeniden toparlanmasına zaman kazandırmak için yaşamsal bir önem taşımaktadır. Türkiye açısından yaşamsal önem taşıyan ise, bu tarihsel fırsatı ıskalamamaktır. 264 UYAN TÜRKİYEM 7

265 Sefa M. Yurukel Ermenistan ilk başbakanı ve Taşnak Partisi liderinin kitabı İngilizce, Almanca ve Türkçe. İTİRAF: Taşnak Partisinin yapacağı bir şey yok, Türkler Haklıydı. Değerli Dostlar. Ekte Ermenistan ın ilk Başbakanı ve Taşnak Partisi Lideri, Ovanes Kaçazununi nin, itiraf gibi Raporunun kitaplaşmış halini e-kitap olarak bilginiz, kullanımınız ve gerekli yerlere göndermeniz için gönderiyorum. Haklı davamızın savunmasında gerekli olan bu kitap bizim yüzümüzün akı ve Türklere ihanet eden Taşnak Partisinin ise Emperyalizmin o gün de bugün de nasıl bir kuklası olduğunu göstermektedir. Onurlu bir milletin evlatları olarak bu kitabın üç dildeki versiyonunu yolu ile dünyanın her yerine yaymanızı öneriyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Saygılar selamlar Sefa M. Yurukel Lahey Türklere Soykırımları Araştırma Vakfi Başkanı Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı Etnoğraf ve Sosyal Antropolg. Yukarıdaki kitaplara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz https://groups.yahoo.com/neo/groups/rceng /attachments/ ;_ylc=x3odmtjuawqzmml2 BF9TAzk3MzU5NzE0BGdycElkAzE1MjYzMTIwBGdycHNwSWQDMTcwNTA3NzYyNARzZWMDYXR0YWNo bwvudarzbgsdcghvdg8ec3rpbwudmtqynzu1ndqxmg--?itemid= DERLEME 265

266 Soner Yalçın 1 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ AKP nin kaybettiği topraklar AKP Hükümeti nin sadece Süleyman Şah Türbesi-karakolunu mu kaybettiğini sanıyorsunuz? Yanılırsınız. Gerçeklerin üzerini kapatmak isteyen yandaş çevreler konuyu yine Lozan a-ismet İnönü ye getirdi. Gerçek tam aksi ve üstelik AKP nin iktidar boyunca Ege ve Akdeniz de kaybettiği toprakları biliyor musunuz? Şaşırdınız mı? Şaşırmayın ve şu sorunun yanıtını arayın: İhmal mi? Yoksa Osmanlı Ege adalarını üç safhada ele geçirdi: 1) 1456 da Taşoz, Semadirek, Limni, Gökçeada ve Bozcaada, 1462 de Midilli, 1470 de Eğriboz Adası ve Şeytan Adaları ile 1479 da Sisam ı hakimiyetine aldı. 2) 1522 de Rodos ve diğer Menteşe Adaları (kamuoyunda bilinen adıyla Oniki Ada), yılları arasında Kerpe, Çoban ve Kiklat Adaları nın tamamı ile 1566 da Sakız ve civarındaki adalar Osmanlı nın oldu. 3) 1669 da Girit ve 1718 yılında İstendil Adası ele geçirildi. Peki Ege adalarını ne zaman kaybettik? 1) Ege adaları, Yunanistan ın 1826 da bağımsızlığını elde etmesiyle Osmanlı egemenliğinden çıkmaya başladı. (Mora ve Attika Yarımadası yla birlikte; Eğriboz, İskiri 266 UYAN TÜRKİYEM 7

267 dahil Şeytan Adaları, Yamurgi Adası da dahil olmak üzere genel olarak Kiklat Adaları.) 2) Trablusgarp Savaşı yla İtalya Menteşe Adalarını; ve Balkan Savaşları yla Yunanistan, Limni, Gökçeada, Taşoz, Bozbaba, Semadirek, Bozcaada, Saruhan, İpsara, Ahikerya, Sakız, Midilli, Sisam, Meis adalarını işgal etti. 3) Birinci Dünya Savaşı ndan sonra Mondros ve Sevr Antlaşmaları yla Ege adaları üzerindeki Osmanlı hakimiyeti fiilen sona erdi. (Sevr Antlaşması nın 84. maddesi ile; Gökçeada ve Bozcaada ile Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya, Taşoz, Bozbaba ve İpsara adaları Yunanistan a verildi maddesi ile de; Meis Adası, Menteşe Adaları, İstanbulya, Rodos, Herke, Kerpe, Kaşot, İlyaki, İncirli, Kilimli, İleriye, Batnoz, Lipso, Sömbeki, İstanköy ve tâbi adacıklar İtalya ya bırakıldı.) Ama Son sözünü söylemeyen biri vardı; Mustafa Kemal Yedi düvel Tarih: 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi ile Türk-Yunan Savaşı bitti. Doğu Trakya kurtarıldı. Fransa nın ardından İngiltere ve İtalya TBMM Hükümeti nin varlığını kabul etti. Tarih: 20 Kasım 1922 Lozan daki barış konferansının beşinci günü İngiliz delegesi Lord Curzon un başkanlığında Ege Denizi ndeki adalar sorunu görüşülmeye başlandı. Saat te başlayan oturumda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya, Japonya, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı ve Türkiye temsilcileri hazır bulundu. İlk sözü alan İsmet (İnönü) Paşa, Anadolu nun tamamlayıcı parçası olan adaların Türkiye nin egemenliği altına konulmalarının zorunluluk olduğunu ifade ederek, Gökçeada, Bozcaada, Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikerya (Ahikerya) adalarını istedi. Yunan Heyeti Başkanı Venizelos bu adalarda kalabalık bir Rum nüfusunun yaşadığını belirterek İsmet Paşa ya karşı çıktı. Diğer devletlerin sözcüsü olarak konuştuğunu ifade eden Lord Curzon, Gökçeada, Bozcaada ve Meis dışındaki tüm adaların Yunanistan a bırakıldığını söyledi. İsmet Paşa direndi; Gökçeada ve Bozcaada nın yanı sıra Semadirek in Türkiye ye bırakılmasını, Yunanistan a verilmesi teklif edilen tüm adaların özellikle de Limni, Midilli, Sakız ve Nikeya nın Türkiye ye bağlı özerk olmasını istedi. Lord Curzon, özerklik uygulamasının daha önce Sisam ve Girit te denendiğini ama bunun genel anarşiye sebep olduğunu söyleyerek karşı çıktı. Anlaşma sağlanamadı ve adalar konusuyla ilgili alt komisyonun kurulmasına karar verildi. Alt komisyon çalışmalarını üç günde tamamladı. Alt Komisyon Raporu 29 Kasım Çarşamba günü saat da Lord Curzon un başkanlığında toplanan komisyonda tartışıldı. Başta adalar sorunu olmak üzere pek çok konuda anlaşma sağlanamamış olmasına DERLEME 267

268 rağmen İngiltere, Fransa ve İtalya kendi istekleri doğrultusunda 150 sayfa, 160 madde ve 9 ek sözleşmeden oluşan bir antlaşma metni hazırlayarak 30 Ocak 1923 te Türk heyetine verdi. Bu antlaşma metni -adalarla ilgili olarak- Sevr Antlaşması ndan farklı değildi. İsmet Paşa, 26 maddeye itiraz etti. Ve teklifleri kabul edilmeyince 6 Şubat 1923 te Lozan dan ayrılıp Ankara ya döndü. Durumu TBMM de anlattı. Müzakereler hususunda gerekli yetkileri aldı ve Gökceada, Bozcaada, Menteşe ile Eşek Adaları yla Anadolu sahillerine çok yakın olan Meis Adası nın Türkiye ye bırakılmasını bildirdi. Eşek Adası Tarih: 23 Nisan 1923 Lozan Konferansı tekrar toplandı. Oturum başkanı İngiliz Başdelegesi Sir Horace Rumbold idi. Yapılan görüşmelerde Eşek Adaları nın Türkiye ye bırakılması kabul edilmişken Meis Adası nın Türkiye ye bırakılamayacağı ifade edildi. İtalyan temsilci Montanya, Meis in kendilerine ait olduğunu belirtti. İsmet Paşa, Meis in Türk karasuları içinde olduğunu, Anadolu nun tamamlayıcı bir parçası sayıldığını söyledi. Tartışmalar üzerine İsmet Paşa yine kapıyı vurup çıktı. Uzatmayayım Sonuçta Tarih: 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması nın 12. maddesi ile Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya, Taşoz, Bozbaba ve İpsara adaları silahlandırmama/asker bulundurmama şartıyla Yunanistan ta kaldı. 268 UYAN TÜRKİYEM 7

269 Aynı antlaşma ile; Menteşe Adaları; İstanbulya, Rodos, Herke, Kerpe, Çoban Adası, İlyaki, İncirli, Kilimli, İleriye, Batnoz, Lipso, Sömbeki ve İstanköy adaları bunlara bağlı adacıkları ile beraber ve Meis Adası İtalya da kaldı. (İkinci Dünya Savaşı ndan sonra Yunanistan 10 Şubat 1947 Paris İtalyan Barış Antlaşması ile Lozan Barış Antlaşması nda İtalya ya bırakılan adaları ele geçirdi.) Türkiye ise Lozan da; Gökçeada, Bozcaada, Tavşan Adaları ve Anadolu sahillerine üç milden az uzaklıkta bulunan adaların-adacıkların-kayalıkların hepsini aldı. Osmanlı; Ege adalarında 100 yıldır toprak/ada kaybederken, Türkiye; Lozan Antlaşması yla ilk kez toprak/ada kazanmış oldu. Şimdi Diyeceksiniz ki, hani AKP nin kaybettiği topraklar nerede? O halde, bir sonra ki yazıya geçiniz OKUDUKLARINIZA İNANAMAYACAKSINIZ Hurşit Adası nı bilir misiniz; İstanbul daki Büyükada nın beş milli büyüklüğündedir! Koyun Adası nı bilir misiniz; İzmir in hemen burnunun dibindedir! Lozan da hararetli tartışmalara neden olan Eşek Adası nı bilir misiniz; Aydın il sınırları içindedir. Gir vikipedi ye, yaz Bulamaç diye; karşına Farmakos çıkar; Oniki Ada ya bağlı küçük ada imiş! Oysa Bu dört ada ve Ege Denizi ndeki Fornoz, Nergizçik, Kalolimnoz, Keçi, DERLEME 269

270 Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık Türk adalarıdır. Keza Akdeniz deki Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi de Türk adalarıdır! Tamı tamına 16 ada Lozan Antlaşması na göre Türk adaları. Lozan Antlaşması nın ekli 2 No lu haritada her şey çok açık ve altı kırmızı ile çizili. Görülüyor ki bu adalar, Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında. Artık değil! AKP iktidarıyla birlikte hepsi tek tek Yunanistan tarafından işgal edildi! Kardak Kayalığı için 1996 da Yunanistan la savaşın eşiğine gelen Türkiye, 2004 itibariyle 16 adayı sessiz sedasız kaybetti! Lozan Antlaşması na göre, Türkiye nin savaş borcu 84 milyon, Yunanistan ın borcu 11 milyon ve İtalya nın borcu 243 bin lira idi. Türkiye mevcut bu 16 ada dahil olmak üzere tüm borçlarını ödedi! Parasını verdiği adalar Türkiye nin elinden alındı. Ayrıca Adalara salt büyüklük açısından bakmak yanlıştır; çünkü deniz ve hava hukukuna göre adaların etrafında 6 millik karasuları ile hava sahası var. Ayrıca karasularına ilave olarak bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge de bulunmaktadır. Yani Kaybedilen 16 ada ile birlikte Yunanistan ın kıta sahanlığı 7 bin kilometrekareye çıktı! Böylesine vahim bir olay nasıl gerçekleşti? AKP ihmali mi? Yoksa ne?.. İşgali gün yüzüne çıkaranlardan biri olan emekli Kurmay Albay Ümit Yalım diyor ki: AKP Hükümeti Avrupa Birliği (AB) müzakerelerinde gün almak için adaların Yunanistan tarafından ele geçirilmesine göz yumdu! Yunan işgalinin başladığı yıl, 2004 idi. Peki bu yıl neler yaşanmıştı? O yılın gündem konusu, Annan Planı idi; BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs ın tek parça bağımsız bir devlet olması teklifini getirmişti. Rauf Denktaş ın plana karşı çıkması üzerine Erdoğan ın neler dediğini anımsayınız!.. Nisan ayında her iki tarafta yapılan referandum sonucunda plan hayata geçirilemedi. Ne tesadüf, hemen Güney Kıbrıs, 1 Mayıs ta AB ye alındı. Ayrıca O yıl, 17 Aralık 2004 te AB, Türkiye ile müzakerelere başlama tarihi aldı. Bak sen!.. AB üyesi olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye yi veto etmemişti! Emekli Albay Yalım, Ekim-Kasım 2004 te Eşek ve Bulamaç Adaları nda inşaat 270 UYAN TÜRKİYEM 7

271 faaliyetlerinin başladığı, belediye, polis ve ilk yardım teşkilatı kurulduğu, Yunan Bayrağı çekildiği, silahlı asker, araç, gereç ve hücumbot yerleştirildiğini tespit etti! Ve Ne tesadüf! Yunan işgali sürerken Kardak kahramanları kumpasla Silivri Cezaevi ne dolduruldu; Deniz Kuvvetleri nin eli kolu bağlandı!.. Bugün Girin bakın Genelkurmay internet sitesine, Ege de hava sahası ihlali sıfır görünüyor. Çünkü artık, hava sahası ihlalleri ve kara sınırı ihlalleri yayınlanmıyor! Niye? Çünkü: Yunan işgali, bir Yunan askeri helikopterinin 31 Aralık 2008 günü, Türk hava sahasını ihlal etmesiyle ortaya çıktı. Yunan askeri helikopterinin Bulamaç Adası bölgesinde, Türk hava sahasını ihlal ettiği haberi, Genelkurmay Başkanlığı nın resmi internet sitesinde aynı gün yayınlanarak kamuoyuna duyuruldu. Gerginlik oldu ve bir gün sonra Yunanistan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Bulamaç Adası na gitti. Ardından Eşek Adası na gitti. Ege Ordusu nun burnunun dibindeki Koyun Adası nda Yunan Bayrağı dalgalandırıldı. Vs Açıkça bu bir meydan okumaydı. Türk tarafından ne oldu dersiniz? Bir general ve bir büyükelçi hava sahası ihlali haberinin Genelkurmay internet sitesinden çıkarılmasını sağladı. Ve o general AKP tarafından 2011 de milletvekili yapıldı. Büyükelçi ise Brüksel e NATO Daimi Temsilciliği görevine atandı! Yunan işgali TBMM ye getirildiğinde dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ege de sahiplik konusu da dahil birkaç adayı ilgilendiren sorun olduğunu ve Türkiye nin Yunanistan ile diyalog yoluyla çözüm bulmak için çaba sarf ettiğini söyledi! Yani Demem o ki: AKP nin kaybettiği tek vatan toprağı Süleyman Şah değil!.. DERLEME 271

272 Soner Yalçın 3 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bellek siliciler Yazının başlığını açıklayacağım Önce size Yaşar Kemal i anlatmalıyım Yaşar Kemal in Demirciler Çarşısı Cinayeti ; o iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler cümlesiyle başlar ve aynı cümleyle biter!.. Dünyayı dolaşan genç bir adam günün birinde güzel bir şehre gelir. Bu şehrin insanları dünyanın en konuksever insanlarıdır. Atları da dünyanın en güzel atlarıdır. Tüm şehir halkı mutludur. İnsanlara ve atlara hayran kalan genç adam bir süre sonra bu mutluluk şehrinden ayrılır. Yıllar sonra, yaşlılığında yine o şehre gelir ve gördüklerine inanamaz. Her şey değişmiştir; o iyi insanlardan ve güzel atlardan eser kalmamıştır. Ovalar, çayırlar, ahırlar bomboştur. Herkes mutsuzdur; selamını bile alan yoktur. Gezgin adam yaşlı bir adama yaklaşıp sorar; ne oldu? Yaşlı adam şöyle der: O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler. Evet Adaletin, eşitliğin, özgürlüğün olduğu altın çağ geride kalmıştır; mert, yiğit, onurlu, çalışkan, yardımsever insanlar çekip gitmişlerdir. Geride kalan, kokuşmuş bir düzendir..! Evet Yaşar Kemal kimine göre, natüralist köy romanı yazarı. Yaşar Kemal kimine göre, Çağdaş Türk Edebiyatı nın en büyük yazarı. Yaşar Kemal kimine göre, Anadolu yu tüm folkloruyla dünyaya taşıyan evrensel yazar. Yaşar Kemal tüm eserlerinde bozulmayı/yozlaşmayı/çöküşü ve itibarıyla güzelliğin, iyiliğin, sevginin nasıl yitip gittiğini yazdı. Akçasaz ın Ağaları ya da Binboğalar Efsanesi ne açıp bakın; kapitalist düzenin başlamasıyla yitirilen değerler çırılçıplak karşınıza çıkar. Yaşar Kemal; kapitalizmin, insanı ve doğayı nasıl yok ettiğini hayatın tüm gerçekliğiyle gözler önüne serdi. En büyük değer; para ydı artık Yaşar Kemal in bu bakış açısı gözardı edilebilir mi? Kimdir İnce Memed? Yaşar Kemal sadece insanın, kurumların çürümesini/yozlaşmasını yazmadı. 272 UYAN TÜRKİYEM 7

273 Herhalde Türk Edebiyatı nda; dağları, ovaları, bataklıkları, ağaçları, otları, böcekleri, kuşları, köpekleri yani tüm doğayı romanlarında şiirsel bir dille anlatan bir başka yazar yok. (Hiç unutmam; bir tarihçi-gazeteci televizyon ekranında, adam sayfalarca bir yaprağın düşüşünü yazıyor, böyle roman olur mu diye isim vermeden Yaşar Kemal i eleştirmişti! Zavallı sanıyordu ki, roman sadece konu dur! Geçelim. Türkiye nin kalite çıtası maalesef bu derece düştü!) Evet. Yaşar Kemal in romanlarında bozulan sadece insan değildir; temiz, yabanıl, el değmemiş büyük bir Tanrı bahçesi doğa nın yok edilişi de anlatılır. Çukurova nın simgesi artık ulu kartal değil, sivri sinektir! Romandaki ilerici Derviş Bey sanki bugünleri görmüştü; yakında bir kuru toprak kalacak bir de bomboş bir gökyüzü. Ne ot, ne çiçek, ne çalı, ne kurt, ne börtü böcek Evet Yaşar Kemal, kapitalizmin Türkiye deki gelişmesinde çok büyük katkısı olan Çukurova bölgesindeki bu zorunlu dönüşü tüm ideolojik yönleriyle destancı bir dille yazdı. Bugün Türkiye kadın mücadelesine tanık oluyor. Yaşar Kemal in romanlarındaki kadın kahramanlar unutulabilir mi? Gizli kahramanları yörük/türkmen/alevi kadınlardır! Ağaların evlerini basan, beyleri yok eden ve İnce Memed gibi eşkıyalara sahip çıkan hep bu yiğit kadınlardır. Ve evet İnce Memed siz Yaşar Kemal anlatılabilir mi? İnce Memed siz Yaşar Kemal anlaşılabilir mi? Bugün AKP ile gerdeğe girerek Yaşar Kemal övgüsü yapılabilir mi? O çelimsiz görünümlü, başkaldırının sembolü İnce Memed, sadece sömürüye karşı çıkmaz, ortaçağ ideolojisiyle/hurafesiyle de kavga etmez mi? İçinde mücadele sözcüğü geçmeden, düzen eleştirisi yapılmadan Yaşar Kemal anlatılabilir mi? Yaşar Kemal in daveti Yaşar Kemal e göre İnce Memed, mecbur adam dır! Mücadeleye mecbur kalmıştır: Haksızlığı sessizce kabul edemez; kadere boyun eğmez! Bu nedenle Battal Ağa, İnce Memed e şöyle der; İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça, insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek. Bir Köroğlu dur ya da bir Dadaloğlu dur İnce Memed DERLEME 273

274 Yaşar Kemal, tüm eserlerinde sömürüye-yozlaşmaya karşı insanları mücadeleye çağırır: Ne olursa olsun, her biçim sanatın birinci işi başkaldırmaktır. İşte kökeninde başkaldırı olan sanat, çağımızın ilerici insanlığı ile başkaldırdıkça kalıcılığını gerçekleştirecektir. Romanlarında şu gerçeği yazdı: Feodal şiddet; daha vahşi, fakat bireysel; kapitalist şiddet; dolaylı, fakat kitleseldir. Bu canavarı alt etmenin (örneğin Akçasaz ın Ağaları romanında olduğu gibi) iki türlü yolu vardı: Birincisi, Pir Sultan Abdal ve Dadaloğlu şiirleri okuyan Arzuhalci Ali Efendi nin gelenekçi direnme yolu. İkincisi, Traktör İşçileri Sendikası Başkanı Habip Usta nın çağdaş devrimci yolu. Yaşar Kemal birlik ten yanadır. Yaşar Kemal yoksullardan yanadır. Yaşar Kemal mücadeleden yanadır. Yaşar Kemal devrimden yanadır. Şimdi Bugün Yine aynı oyun Yine aynı plan Yine aynı imaj çalışması sahneye kondu: İçini boşaltarak yüceltme! Nazım Hikmet mi dediniz; bunlara sorarsanız, romantik bir şairdir. Sanırsınız, aşk nedeniyle 13 yıl hapis yattı! Aziz Nesin mi dediniz; bunlara sorarsanız salt bir gülmece yazarıdır! Şimdi aynı sözleri Yaşar Kemal için sarf ediyorlar! Övgü yarışındalar ama içini boşaltarak yapıyorlar bunu. Kim mi yapıyor bunu: Bellek siliciler!.. Diyoruz ki, unutturamazsınız: Yaşar Kemal toplumcu/ sosyalist yazardır. 274 UYAN TÜRKİYEM 7

275 Soner Yalçın 11 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ 400 vekil şifresi Tarih: 1 Haziran 2013 BDP/ (HDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır da Kayapınar Belediyesi Kültür Merkezi açılışında henüz başlayan Gezi Direnişi yle ilgili şöyle konuştu; Bu eylemle birlikte şu an bazı ulusalcı, ırkçı ve milliyetçi kesimler Kürt sorununu nasıl baltalayabilirizin içindeler Biz Gezi Parkı nda yaşananları müzakere karşıtlığına çevrilmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü biz onlarla hareket etmiyoruz. Bunu yapmalarına izin vermeyiz. Tabanımız kesinlikle ırkçı ve faşistlerle aynı etkinlikler içinde olmaz. Tarih: 7 Mart HDP Genel Başkanı Demirtaş, polisin katlettiği 14 yaşındaki Berkin Elvan ın ölüm yıldönümüne katıldı. Demirtaş ın ilk başlarda mesafeli durduğu Gezi Direnişi ne sonra sıcak bakmaya başlaması Cumhurbaşkanlığı na aday olmasıyla başladı. Artık sadece konuşmuyor, Gezi Şehitleri ni anma toplantılarına katılıyor. Ne oldu da çark etti? Dün olumsuz sözler sarf ettiği Gezi, bugün Demirtaş ın dilinde nasıl direniş destanına dönüştü? Bu yanıtı bulmak için bir soru daha sormamız lazım: HDP, Haziran 2015 Genel Seçimi ne neden parti olarak giriyor? Bu yanıtı bulmamız gerekiyor ki, değişimi analiz edebilelim Bakın altından ne çıkacak? Israrın sebebi HDP, 7 Haziran 2015 Genel Seçimi ne parti olarak gireceğini açıkladı. HDP barajı aşarsa kaç milletvekili çıkarır: Tahmini 70 küsur milletvekili. HDP parti olarak değil bağımsız adaylarla seçime girerse kaç milletvekili çıkarır: Tahmini 40 küsur! Bugün meclisin dekor olduğunu, iktidar partisi çoğunluğuyla TBMM nin esir alındığını biliyoruz. DERLEME 275

276 Yani, bir muhalefet partisinin 40 ya da 60 milletvekili olması hiçbir şey ifade etmiyor! Örneğin CHP nin 125 değil de 150 milletvekili olsa ne olurdu ki? MHP nin 52 değil de 72 milletvekili olsa ne olurdu ki? Hiç! Hiçbir şey değişmezdi. Ama demek ki birkaç milletvekili çıkarmak HDP için çok önemli? Niye? Ne yapacak ki birkaç milletvekili fazla olsa? Şu olabilir mi: Yüzde 10 barajını aşarak kendine daha büyük meşruiyet alanı sağlamak! Olamaz. Çünkü: Bugün AKP Hükümeti yle masaya oturmasını TBMM deki sandalye sayısı değil, PKK nın elindeki silah sağlıyor! O halde HDP genel seçime parti olarak girerek neden kendini riske atıyor? Herkes biliyor ki Yüzde 10 barajını aşması hiç kolay değil. Bakınız 2011 genel seçiminde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku bağımsız adaylarını desteklediler ve 2 milyon 800 bin oy aldılar. (Yüzde 6.5) 2015 genel seçiminde barajı aşması için bunun iki katı oy alması gerekiyor. Bu çok zor görünüyor. İşte Bu nedenle CHP içindeki Aleviler in ve sosyalistlerin oylarını almak istiyor. Berkin Elvan ın mezarı başında olmalarının da sebebi bu. Fakat Bunlar yine de yanıtını aradığımız sorunun cevabı değil. Evet, HDP kendini zora sokarak seçime neden parti olarak giriyor? Erdoğan ın 400 milletvekili arzusuyla, HDP nin seçime parti olarak girme kararı arasında ilişkisi var mı? Sanırım yanıta yaklaştık Gizli maksat Erdoğan miting meydanlarından haykırıyor: 400 milletvekili istiyorum! Ne yapacak bu 400 milletvekiliyle: Anayasayı değiştirecek! Peki Anayasada ne gibi değişiklikler yapacak: Başkanlık sistemini getirecek! Başka? Onu söylemiyor; sır gibi saklıyor. Ancak Kara Ajandası nda ne yazdığını bilmeyen yok herhalde! Anayasanın ilk dört maddesini değiştirecek; Türkiye yi bölecek! İşte bunun için 400 milletvekili istiyor. Bakınız: AKP 2011 de yüzde 45 oy alarak 312 milletvekili çıkardı. AKP nin 2015 seçiminde bunun üstüne çıkması imkansız. Erdoğan bunu bilmez mi; bilir! O halde neden sürekli 400 milletvekili telaffuz ediyor? 276 UYAN TÜRKİYEM 7

277 Şundan: Anayasa değişikliği için 367 milletvekiline ihtiyaç var. AKP nin 2015 te bu kadar milletvekili çıkarması imkansız. Erdoğan eksik milletvekilini nereden sağlayacak: HDP den! Şöyle: HDP, Alevileri, solcuları kandırıp 70 küsur milletvekili çıkarırsa Erdoğan ın istediği toplam milletvekili sayısına ulaşılıyor! Evet, Anayasa değişikliği için TBMM çatısı altında AKP ve HDP ittifak yapacak! HDP, Erdoğan a Başkanlık sistemini verecek; Erdoğan da onlara özerklik verecek! Hepsi bu Bugün HDP çevreleri diyor ki: AKP nin 400 milletvekili çıkarmaması için, HDP nin barajı aşması, Meclis te olması şart! İlk bakışta ne kadar doğru gözüküyor değil mi? Ancak: HDP barajı aştıktan sonra Erdoğan ın TBMM çatısı altında Anayasa yı değiştirecek 367 milletvekiline kavuşacağı gerçeği gözardı ediliyor Ama Bunu yutmayanlar da var: HDP ittifak için can attığı solcu Birleşik Haziran Hareketi 80 ilde alt meclisler oluşturarak teklifi değerlendirdi. Ve ittifak teklifini reddetti. Ret yanıtını alan HDP ne yaptı dersiniz: Usta gazeteci Uğur Dündar ın programında Kemal Kılıçdaroğlu nun tüm pisliklerini ortaya çıkardığı AKP li Dengir Mir Fırat a milletvekili adaylığı götürdü! HDP budur Diyebilirsiniz ki; HDP baraj altında kalırsa AKP 400 milletvekiline ulaşır! Zor. Ama diyelim ki öyle. HDP barajı aşsa da aşmasa da Erdoğan amacına ulaşıyor! Yani HDP nin seçime parti olarak girme ısrarını anladınız mı? Her durumda barajı aşsa da aşmasa da Erdoğan a yarıyor! O halde Erdoğan ın oyununu bozmak isteyenler HDP dışında bir alternatif bulmak zorunda DERLEME 277

278 Soner Yalçın 27 Mart 2015, SÖZCÜ GAZETESİ Bozkurt mu? Mankurt mu? Türk Bayrağı nın yakılmasını, göklerden/direklerden indirilmesini protesto ettin mi? Hayır!.. Türk kimliğinin-kavramının Anayasa dan çıkarılmak istenmesini protesto ettin mi? Hayır!.. Devlet nişanından, devlet kurumlarından Türkiye Cumhuriyeti ibaresi kaldırılmasını protesto ettin mi? Hayır!.. Andımızın kaldırılmasını protesto ettin mi? Hayır!.. Atatürk heykellerinin parçalanmasını protesto ettin mi? Hayır!.. 23 Nisan, 19 Mayıs milli bayramlarının kaldırılmasını protesto ettin mi? Hayır!.. Bu ülkenin parsel parsel özelleştirme adı altında satılmasını protesto ettin mi? Hayır!.. Soma katliamını protesto ettin mi? Hayır!.. Doğa katliamlarını protesto ettin mi? Hayır! Kaçak Sarayı protesto ettin mi? Hayır!.. Kuzey Irak ta Türkmenlerin katledilmesini protesto ettin mi? Hayır!.. Süleyman Şah Türbesi nden kaçılmasını protesto ettin mi? Hayır!.. Ülkenin parçalanma projelerini protesto ettin mi? 278 UYAN TÜRKİYEM 7

279 Hayır! Peki neyi protesto ettin? Sadece Bu ülkenin yüz akı sanatçısı Bedri Baykam ı protesto ettin..! Beyoğlu Piramid Sanat Galerisi nde Almanya, Fransa, Japonya ve ABD den sanatçıların eserlerinin de yer aldığı Çırılçıplak başlıklı sergiyi ahlaki değerlere aykırı bulup Taksim e sokağa çıktın! Bizler; Türk Milliyetçileri, Türk İslam Ülkücüleri, Türk milletinin ahlak değerleri ile ters düşen ve sanat adı altında perdelenmek istenen bu çirkin sergiyi kabul edemeyiz. Demek: Türk kavramının yok edilmesi, Türk bayrağının yakılması, Atatürk heykelinin parçalanması, Andımız ın- ulusal bayramlarımızın kaldırılması, ahlaki değerlere uygunmuş ki sesin çıkmadı!.. Ey benim MHP li kardeşim Türklüğü sadece bacak arasına indirgediğinin farkında değil misin!.. Bak sana ne anlatacağım..? Kimin ahlakı? Bu yazacaklarımı MHP nin parti okulu nda bulamazsın. Unutturdular sana çünkü Gagavuz Türk ü, Hıristiyan dır. Yunanistan daki Karaman Türk ü de, Hıristiyan dır. Karaim ya da Hazar Türk ü, Yahudi dir Altaylar, Tengrici dir. Saha-Yakut Türkleri Şaman dır. Uygur Türk ünün kimi Budist tir. Azeri Türk ü ya da İran Türk ü Şii dir. Anadolu Türkmen i Alevi dir. Ne sandın? Türk milliyetçisi denilince aklına sadece Müslüman Sünni mi geliyor? Türk milliyetçiyiz diyerek kimin ahlakını kime dayatıyorsun? Bak kardeşim! DERLEME 279

280 Dünyada ilk Türk Derneği, Macaristan-Budapeşte de 1908 yılında açıldı. Üniversitelerde ilk Türkoloji kürsüsü 1870 yılında Budapeşte de kuruldu. Macar Türklerini bilir misin? Turan fikrinin nereden doğduğunu sanıyorsun? Bugün Sadece Devlet Bahçeli yi bilmekle olmaz Gabor Vona yı da bileceksin! Hâlâ Necip Fazıl mı okuyorsun; oysa Attila Jozsef i okumalısın! Hadi Yusuf Akçura yı, Sultan Galiyev i bildiğini düşüneyim; Turar Rıskulov u ya da Ethem Nejat ı bilir misin? Sahiden sağ nedir, sol nedir hiç kafa yordun mu? Tarihindeki Türk milliyetçi hareketler sömürgeciliğe karşı çıkarken, senin neoliberalizme/ vahşi kapatilizme karşı neden hiç sesin çıkmıyor? Evet sen kardeşim!.. Türk milliyetçileri adını kullanarak kimin ahlakını dayatıyorsun? Kızma bana Bak sana bir Türk efsanesini hatırlatayım. Aytmatov uyarısı Cengiz Aytmatov u bilirsin. Kırgız Türk ü Türk birliğinin yılmaz savunucusu. Dünya edebiyatına armağan ettiğimiz Lenin ödüllü usta bir kalem 1980 yılında yazdığı bir romanı var: Gün Olur Asra Bedel Okudun mu? Kişinin, öz köküne yabancılaşmasını anlatır. Bunu Türk Mankurt Efsanesi ne dayandırır. Şöyle. Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri işe yarar köleler haline getirmek için belleklerini silerek mankurt haline getirirmiş..! Bir insanı mankurt yapmak istediklerinde bak ne yaparlar: - Tutsak kişinin saçları iyice kazınıyor, - Kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçiriliyor, - Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanıyor, - Yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılıyor, - Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülüyor ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırıyor, 280 UYAN TÜRKİYEM 7

281 - Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlıyor, - Fakat, deri kafaya o kadar yapışıyor ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşiyor ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemiyor, - Bu nedenle saçlar kafanın dışı yönünde değil, içine doğru uzamaya başlıyor, - Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip, beyne doğru ilerlemesiyle tutsak büyük acılar çekiyor, - Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölüyor, - Sağ kalan tutsak zamanla kendine geliyor; yiyip içerek gücünü toparlıyor. - Ama o artık bir insan değildir; ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan mankurt olmuştur. Artık hafızası yoktur Kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmez hale geliyor. Düşünememektedir İnsan olduğunun farkında değildir. Ağzı vardır, dili yoktur; kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köledir sadece. Bilinci, benliği olmadığı için, sadece efendisine boyun eğen bir köle Evet Mankurt, için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmektir Hikaye budur Akıl yoksunluğunu ifade eden mankurtlaşma artık bir kavram olarak kullanılmaktadır. Anadolu da mankafa derler!.. Kimbilir Belki de Cengiz Aytmatov Bozkurtları uyarmak istemektedir Anlayana Bir kardeş mektubudur bu DERLEME 281

282 Yalaka Şahin Mengü 2 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Son yıllarda önce Türkiye sonra da CHP üstüne oyunlar oynanıyor, algı operasyonları yapılıyor. Kimi elde edilmiş bilim adamları, gazeteciler, liboşlar kullanılarak Türkiye yle ve Türklerle ilgili Biz neymişiz dedirtecek, bilimselliği olmayan, dedikoduya dayalı, birlik ve beraberliğimizi bozacak propagandalar yapılıyor. Bu 1915 sözde Ermeni soykırımından başlıyor, Dersim olayları ile devam ediyor. Türkler hep kötü, Türkleri arkadan vuran herkes iyi. Gel, bunları bilimsel olarak inceleyelim denildiği zaman Olmaz, o resmi tarih olur deniliyor. Bir asır evvel, seksen sene evvel yaşanmış olaylar sözde tanık anlatımları ile dile getirildiği zaman gerçek tarih oluyor. Türkler ve Türkiye üstüne bu algı operasyonu yapılırken, CHP nin bundan nasibini almaması mümkün mü? Elbette nasibini alacak, tek parti devri; yık o zaman bütün suçu Atatürk ün ve onunla birlikte bu devleti kuranların üstüne... Bunu yaparken tepki almamak için açıkça Atatürk dememeye özen göster ama ima yoluyla, üstü kapalı Atatürk e, İsmet Paşa ya saldır. Sabahattin Ali yi de devlet öldürdü de, Dersim isyanı da bir karakol çavuşunun, muhtarın karısının ırzına geçmesiyle başladı de. Mahalle ağzıyla, dedikodu kıvamında konuşmak serbest, at atabildiğin kadar! ALGI OPERASYONU Buna algı operasyonu diyorlar. Bunun için önce bu iş için devşirilmiş, çeşitli yöntemlerle elde edilmiş bilim adamları, gazeteciler, siyasetçiler kullanılıyor. Bunlar kendilerine verilen görevi yapıyor. Şimdi bir de bugünlerde yarı cahil, yalakalığa soyunmuş, milletvekili adayları çıkıyor ortaya... Genel başkanları Biz 1930 ların CHP si değiliz, Sabahattin Ali yi de CHP öldürttü dedi ya; başla aynı şeyleri söylemeye, göze girersin belki! Hiç bundan evvel bu konuda konuşmuş muydun? Bu konuda bir fikrin var mı? Hiç düşündün mü? Sabahattin Ali yi devlet niye öldürtsün? O devrin siyasi iktidarı, kendisini eleştirileriyle rahatsız eden mizah dergileri yüzünden öldürttü dedikodusu yapılır. Bunun tutarlı bir mantığı yok, zira o dergileri çıkartanın Aziz Nesin olduğunu bilmeyen mi var? 282 UYAN TÜRKİYEM 7

283 Niye Sabahattin Ali yi öldürtsün ki? Öldürtecek olsa Aziz Nesin i öldürtür. Öldüren kim? Ordudan atılmış, eski tabirle gedikli, şimdiki tabirle bir astsubay. Ordudan atılma nedeni hırsızlık. Adam yakalanmış, olayın para için olduğu yargılama sonunda ortaya çıkmış. Hani o faşist olmakla, katliamcı olmakla suçladığınız CHP, tek parti devrinde bir adamı gizlice öldürtse, yakalatır mı? CHP tarihi ile yüzleşmeliymiş. Breh breh breh!.. CHP nin tarihinde utanılacak hiçbir şey yok. CHP nin tarihinde Kurtuluş Savaşı var, Lozan var, Aydınlanma Devrimi var, millileştirilen demiryolları var, o devre göre yapılabilecek en büyük sanayi hamlesi var, ekonomik büyüme var, yabancıların tahrikiyle çıkartılan Kürt ayaklanmalarına karşın genç Cumhuriyeti koruma refleksiyle Doğu ve Güneydoğu isyanlarını bastırıp, tek mermi atmadan diplomatik bir zaferle Hatay ı anavatana bağlamak var. Bu ülkeye, çok partili siyasi hayatı getirmek, Cumhuriyeti, demokrasiyi, demokrasinin olmazsa olmazı laikliği getirmek var. Bunlarla mı yüzleşeceksin? CAHİLLERİ KULLANIYORLAR Hadi yüzleşelim. Genç Türkiye Cumhuriyeti dış sorunlarla boğuşurken yabancı uşaklarının Doğu ve Güneydoğu Anadolu da çıkardığı bütün isyanları bastırdığı için mi CHP tarihi ile yüzleşecek? Sabahattin Ali yi CHP öldürttü, tarihimizle yüzleşelim demenin tek sebebi var. Aday adayısın ya, ABD ye hizmet sunan birilerine yaranmak için, Genel Başkanı nın söylediklerini papağan gibi tekrar ediyorsun. Aslında farkında bile değilsin, Türkiye den KEMALİZM SİLİNMEDEN Türkiye ABD nin istediği ortak olamaz da ondan. Bu benim yorumum, söylemim değil, Amerikalı görevlilerin raporlarında var. Bunun için de elde edilmişlerin dışında senin gibi yarı cahilleri de algı operasyonlarında kullanırlar. Sen bunları hiç bilmezsin, son 10 yılda okuduğun 10 tane kitabın adını versene, veremezsin, okumazsın ki yalaka! Okumadığın için de bilmezsin/bilemezsin. Eskiden padişahların dalkavukları olurdu, şimdi parti genel başkanlarına aynı hizmeti sunan, senin gibi yalakaları var. DERLEME 283

284 Şahin Mengü 5 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Ülke tam bir cinnet halinde Sabah gazeteleri elinize aldığınızda hayretler içinde kalmamak mümkün değil. Lider yalakalığı (padişah dalkavukluğu) nabza göre şerbet vermek artık vakayı adiye haline geldi. TBMM kürsüsünde, Meclis dışından bakan olarak atandığı gün Büyük Türk milleti önünde, Anayasaya sadakatten ayrılmayacağına yemin eden İçişleri Bakanı Efkan Ala, mevcut anayasanın darbe anayasası olduğunu, kötü bir anayasa olduğunu, derhal değişmesi gerektiğini, milletin iradesini gasp ettiğini söylemiş. Yalaka olmaya karar verirseniz ağa babanız ne derse, siz de onu yalan yanlış tekrar edersiniz. Bu anayasanın darbe anayasası olduğu, yapılışı itibariyle askeri rejim tarafından yapıldığı bir tarihi gerçek, gerçek de bu anayasa TBMM nin hür iradesiyle ve büyük çoğunluğu da AB ye uyum yasaları çerçevesinde defa en az 117 maddesi değişti. Bu anayasanın askerlerin yaptığı anayasa ile bir alakası kalmadı. Hani o sözünü ettiğiniz, aslında ne olduğunu da bilemediğiniz, yalan yanlış tekrar ettiğiniz milli iradenin ürünüdür. Sizin anladığınız anlamda milli irade arıyor iseniz o anayasanın arkasında da yüzde 92 lik milli irade var. Eğer askerlerin yaptığı anayasaya karşıysan ve bu konuda dürüstsen, lider oligarşisi yaratan Siyasi Partiler Kanunu na, demokrasi ayıbı yüzde 10 luk seçim barajını taşıyan seçim kanunu da reddet. Onlar da askeri rejim yasaları ve hatta değiştirmesi de basit çoğunlukla oluyor. Yüreğiniz yetmez ona, çünkü ağa babanız o yasaları kullanıyor, o yasalardan şikayeti yok, o zaman sizin de şikayetiniz olamaz. Seçimler sonucu veya referandum sonucu yansıyan milli irade falan değildir, oraya yansıyan sandığa giden seçmenin iradesidir. Milli irade kavramı Fransızların bir zamanlar kullandığı, son 50 yıldır da terk ettiği bir kavramdır. Millet geçmişten geleceğe uzanan bir kavramdır. Türk milleti dediğin zaman ölmüş atalarımızı da doğacak kuşakları da ve şu anda çeşitli nedenlerle sandık başına gidemeyen tüm bir ulusu tarif eder. 284 UYAN TÜRKİYEM 7

285 Tabii saçmalamak da bir düşünce açıklama şeklidir, düşünce ve ifade özgürlüğü içinde düşünmek gerekir. Ancak ben bu saçmalamaya, o gün TBMM Yöneten Meclis Başkan vekilinin, kendisine teşekkür etmek yerine, TANIMADIĞINI söylediği bu anayasaya sadakat yemini ettiğini hatırlatmasını beklerdim. Sade Efkan Ala mı saçmalamakta sınır tanımayan? Yok, canım olur mu? Atatürk e kefere dediği için Kılıçdaroğlu tarafından CHP de kadın kontenjanından parti meclisine sokulup, büyük bir ihtimalle de aynı kontenjandan liste başına oturulacak olan, Mehmet Bekaroğlu da nabza göre şerbet veriyor. O ne buyurmuş? Diyarbakır da bölücülerin düzenlediği ve CHP adına katıldığı bir panelde Ulus devlet miadını doldurdu buyurmuş. ABD ve AB içerideki uşaklarının yardımıyla Türkiye de yeni azınlıklar yaratmaya çalışırken, Amerika da farklı ırklardan, dinlerden ve etnik kökenden gelenlerin Amerikanlaştırılması politikası yürütülüyor. Bizde laiklik karşıtı, dinci kökenden gelen bir kişi çıkıp, ulus devletin miadı doldu derken, Amerika daki mültecileri Amerikanlaştırma politikasının içinde bazı din adamları var. Fransa, Almanya, Finlandiya, Norveç, Avusturya, İtalya, Portekiz, İspanya ulus devlet olabilir ama, Türkiye olamaz. Niye? Çünkü bölücüler böyle istiyor. AKP/Öcalan ın üzerinde anlaştıkları 8. Madde ne diyor, Kimlik kavramı, tanımı ve tanımlanmasına dönük çoğulcu demokratik anlayış... Bu, Türkiye de çeşitli etnik kimlikler vardır. Bu etnik kimlikler Anayasa ile tanınmalı ve tanımlanmalıdır. Etnik köken temelinde örgütlenme geliştirilmeli ve hepsine ana dilde eğitim ana dilde kamu hizmeti alma imkânı tanınmalı demektir. Bütün bunları alt alta dizdiğiniz zaman ülkenin tam bir cinnet halinde olduğunu görüyorsunuz. Atatürk düşündüklerimizin de ötesinde büyük bir adammış, gerek gençliğe hitabesinde ve gerekse Bursa nutkunda, bütün bunlara karşı ne yapılması gerektiğini söylemiş. DERLEME 285

286 Şahin Mengü 9 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Ortadoğu da yalnız kalan Türkiye Cumhuriyetin kurulduğu günden AKP iktidara gelinceye kadar Türkiye, komşularının ve Ortadoğu ülkelerinin aralarındaki çekişmelerde tarafsız kalmayı ve özellikle de Arapların iç çatışmalarına hiç müdahale etmemeyi, dinci/mezhepçi dış politika uygulamamayı, milli politika haline getirmişti. Bu temel dış politika uygulamasını hayata geçirenler, Arap milliyetçiliği duygularının çok güçlü olduğunu biliyorlardı. Nitekim dinci mezhepçi bakış açısının Arap milliyetçiliği karşısında ikinci planda kaldığı yakın tarih diliminde de yaşanarak görülmüştür. İran, Irak harbinde Iraklı Şii Araplar, Şii ama Arap olmayan İran a karşı savaşmışlardı. Tek tek ülkeler temelinde incelediğimiz zaman, AKP nin dış politika uygulamalarının Türkiye yi nasıl yalnızlığa mahkum ettiğini göreceğiz. Libya: Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye nin yanında duran, ona destek veren tek Arap ülkesi. Libya da şu anda iki hükümet var. Birisi uluslararası camianın tanıdığı, Tobruk ta bulunan hükümet. Diğeri ise 2014 ün Temmuzunda Trablusgarp ı ele geçiren, Müslüman Kardeşlerin desteklediği, dolayısıyla da AKP nin desteklediği ama uluslararası camianın tanımadığı, meşruiyeti olmayan şeriatçı hükümet. İki hafta kadar önce Tobruk Hükümeti nin Başbakanı Abdullah El Thini yaptığı açıklamada Libyalının Libyalıyı öldürmesi için Türkiye Trablusgarp taki gruplara silah yardımı yapıyor dedi ve Türkiye ile bütün ilişkilerini keseceklerini, Türk şirketlerine artık iş vermeyeceklerini söyledi ki, Libya Türk müteahhitlik şirketlerinin uluslararası piyasaya ilk çıktıkları ve deneyim kazandığı ülkedir. İsrail: Bir İsrail gazetesi, İstanbul yakınlarındaki bir bölgede ve Türk resmi makamlarının gözü önünde, İsrail de eylem yapacak terör örgütü Hamas militanlarının eğitildiğini yazdı. Mısır: Katar ın bile kovduğu Müslüman Kardeşler örgütünün lider kadrolarının İstanbul da olduğu bilinirken, bu yetmezmiş gibi bir de örgütün Mısır ın meşru hükümetini devirmek için İstanbul dan radyo/tv yayını yaptığı söyleniyor.. Suriye/Irak: AKP, laik Esad ı devirmek ve Şii ağırlıklı Irak merkezi hükümetini zor durumda bırakmak hırs ve azmiyle dinci/cihatçı bütün terör gruplarına, lojistik destek sağlamak için silah ve militan geçişine izin veriyor. Bu dahil, AKP nin yaptığı tüm yardımların da IŞİD in 286 UYAN TÜRKİYEM 7

287 eline geçtiği ve IŞİD in bu sayede var olduğu, artık Batı da herkes tarafından söyleniyor. IŞİD e verilen destek (militan geçişleri ve ticaret) azalmış olmakla beraber devam ediyor. İran: Esad ı devirmek ısrarı nedeniyle, terör gruplarına destek vererek Suriye iç savaşını uzattığı ve en son Süleyman Şah operasyonunun da Suriye nin toprak bütünlüğüne saldırı olduğunu söyleyerek Türkiye yi eleştiriyor. Suudi Arabistan: AKP nin tüm bölgede Suudilerin can düşmanı Müslüman Kardeşlere verdiği destek ve bu desteğin kesilmesinin mümkün olmadığı algısı değiştirilemediği gibi, ölen Kralı nın cenazesine gidip Türkiye de şehitlerden esirgenen, burcu burcu yağcılık kokan yas ilan edilmesine rağmen, Müslüman Kardeşler(e verilen destek nedeniyle ilişkilerde yumuşama olasılığı zayıf görünüyor. Tunus: AKP nin destek verdiği Müslüman kardeşlerin partisi El Nahda geçen yıl yapılan, BARAJSIZ VE MİLLİ BAKİYELİ seçimleri kaybetti. Yeni hükümeti, seçimin galibi Nida Partisi kurdu, Nahda da küçük ortak olarak koalisyon hükümetinde yer aldı. Sonuç olarak AKP nin uyguladığı, geleneksel Türk dış politikasına aykırı mezhepçi politikalar, bölgedeki bütün etkili devletlerle Türkiye yi hasım haline getirdi. AKP bu politikadan vazgeçeceği yerde, sığ bir aklı evvelin, değerli yalnızlık zırvasını, sanki kendi bilinçli tercihiymiş gibi halka yutturmaya çalışıyor. Bu izlenen yanlış dinci/mezhepçi dış politika, Türkiye nin bölge ülkeleri tarafından dışlanmasına neden olduğu gibi, aynı zamanda Türkiye yi terörü destekleyen devlet konumuna da düşürüyor. Gelinen noktada AKP iktidarı, ülkeye daha fazla zarar vermeden, Ortadoğu politikasını gözden geçirip, geleneksel, Arap ülkelerinin aralarındaki çekişmelerde tarafsız kalma ve özellikle de iç çatışmalarına hiç müdahale etmeme milli politikasına dönmek zorundadır. DERLEME 287

288 Şahin Mengü 19 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Çok ortaklı vatana ihanet suçu Ülkenin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan iktidarlar bu ülkeyi yönetinceye kadar daha çok kayıplar yaşarız. Ege de on altı adacığı (kayalıkları) Yunanistan ın yıllar içinde işgal ettiği haberleri çıktıkça çok az sayıda gazeteci bu konuya parmak basmıştı. Ama bu oldubittilere ne iktidardan ne muhalefetten en ufak bir tepki geldi. Bu konuda sesini çıkaran az sayıdaki gazeteciden biri de Rahmi Turan dı. 16 Mart günlü Sözcü gazetesinde usta gazeteci Rahmi Turan bu konuda Genelkurmay dan kendisine bir açıklama geldiğini yazmış ve gelen bilgiyi de okuyucusuyla paylaşmıştı. Genelkurmay ın açıklaması: Olaya Genelkurmay Başkanlığı nın tepkisiz kaldığı doğru değildir. Ege de mevcut egemenlik antlaşmalarıyla Yunanistan a devredilmemiş olan ada, adacık ve kayalıklara ilişkin ihlaller tarafımızdan titizlikle takip ediliyor. Durum Genelkurmay Başkanlığı nın görüşüyle birlikte Dışişleri Bakanlığı na bildiriliyor. Konu siyasidir. Siyasi makamların yetki ve sorumluluğundadır. Alınacak kararların siyasi sonuçlar doğuracak olması nedeniyle nihai karar siyasi iradenindir şeklindedir. Doğrudur, ulusal çıkarların korunmasında görevli ve sorumlu olan siyaset kurumudur. Demokrasilerde askerler siyasi otoritenin talimatları doğrultusunda hareket ederler. Etkili dış politika, güçlü, kolu kanadı kırılmamış, kendi siyasi iktidarının işbirliği ile kumpas davalarla çökertilmemiş bir ordunun varlığı halinde uygulanabilinir. Nitekim daha yakın tarihimizde Kıbrıs Barış Harekâtı, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarımızı kullanan bir siyasi iktidarın iradesi ve ordunun başarılı bir amfibi harekatı ile gerçekleştirilmişti. Ege kayalıklarında yaşananlar, necip Türk basını tarafından iktidarımızı kızdırmamak için, Meclis te bulunan siyasi partiler de, herhalde Amerikalı ve AB li ağabeylerine şirin gözükmek için hiç dile getirilmiyor. Genelkurmay ın açıklaması, siyaset kurumu açısından, durumun vahametini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Açıklamada, Ege de, sahibi belirsiz dahi olsa ada, adacık ve kayalıkların Yunanlılar tarafından işgal edildiği kabul edilmektedir. 288 UYAN TÜRKİYEM 7

289 Bu işgallerin asıl önemli tarafı Türkiye nin ulusal çıkarlarına aykırı olmasıdır. Aslında burada halktan saklanan en önemli konu, Yunan ihlal ve işgalleri genişledikçe, Ege denizi Türkiye için daralıyor; yani Ege deki Türk-Yunan ihtilafı da kendiliğinden Türkiye aleyhine çözümlenmiş oluyor. Olay VER KURTUL a geliyor. Tahmin ediyorum, hükümet tam seçim arifesinde krize girmek üzere olan ekonomiye zarar vermesin diye, biraz da gırtlağa kadar borçlu olduğumuz Batılıları kızdırmamak için en ufak bir tepki vermiyor. Bu ihlaller karşısında Genelkurmay, tıpkı Güneydoğu Anadolu da önünden silahlarıyla geçen teröristlere, siyasi iktidar olur vermediği için, müdahale etmediği/edemediği gibi, Ege de de Yunan ihlallerini seyrediyor. Ülkenin ulusal çıkarlarını korumak adına, müdahale etmek bir yana, caydırıcı ve önleyici olabilecek önlemleri bile almıyor/alamıyor. Denizlerimizin, bizim ekonomik geleceğimiz olduğu göz ardı ediliyor. Aman analar ağlamasın, Güneydoğu Anadolu yu Büyük Kürdistan a ver kurtul, Yunanlı Ege de işgaller yapsın, aman ses çıkartma ver kurtul. AKP iktidarına kadar, ciddi devletlerde olduğu gibi, Türkiye içinde konu eğer yüksek ulusal çıkarlar ise gerisi teferruattı. Bu milletin fıtratında ver kurtul olsa idi, Çanakkale olmazdı. Biz orada iki yüz elli bir bin şehit verdik, okur yazarını kara toprağa bıraktık, çok analar ağladı. Galatasaray, İstanbul Erkek Lisesi, Sivas Lisesi, Balıkesir Erkek Muallim Mektebi, Çapa Öğretmen Okulu, Vefa Lisesi ve daha niceleri mezun vermedi. Yüz binden fazla okumuş ve aydını şehit verdik. Şimdi ne yapıyoruz? Ege de Yunan işgallerini elimiz böğrümüzde seyrediyoruz. Biz bütün bunları görmezden gelip kırk bin kişinin katilinin şartlarını iyileştirmenin yollarını ararken bir de Nevruz da okunacak mektubunu bekliyoruz. Efendiler! Yaşananlar iktidarıyla muhalefetiyle, çok ortaklı vatana ihanet suçunu oluşturuyor, farkında mısınız? DERLEME 289

290 Tokmak Rahmi Turan 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ah o ilkel zihniyet! Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kadınlarımız mutlu mu? Korkunç bir vahşetin yaşandığı ülkemizde kadınlar nasıl mutlu olabilir ki? Türkiye de kadına şiddet olanca dehşetiyle devam ediyor. Geçen yıl 294 kadının katledildiği ülkemizde, bu yılın ilk 65 gününde 55 kadın, erkek şiddetinin kurbanı oldu. Yüzde 32 si bıçakla doğranarak, yüzde 12 si dövülerek öldürüldü. Ortam, her geçen gün daha da kötüye gidiyor, vahşet ve zorbalık artıyor. Toplumsal bir cinnete kapılmış gibiyiz! Neden oluyor bu? Yaşam sıkıntıları, fukaralık bir yandan, çapsız siyasetçilerin sinirleri laçka eden kötü yönetimi diğer yandan, insanlarımızı çıldırtıyor! Gergin bir toplumda başka ne beklenir ki? Ülkemizde sadece kadın cinayetleri yok! İncir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerle insanlar her gün birbirlerini vuruyor. Cinayetler, saldırılar, tuzaklar, dayaklar, intiharlar gırla gidiyor. Kim soktu milleti, bu hale? Devamlı bağırıp çağıran, hakaretler, tehditler savuran, kendinden başka herkesi suçlayarak toplumu geren o malûm ilkel zihniyet! 290 UYAN TÜRKİYEM 7

291 Tokmak Rahmi Turan 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Hepsi fos çıktı! Gezi eylemcileri ayakkabılarıyla camiye girip içki içtiler! Başörtülü kızlarımızı baş-örtülerinden tutmak suretiyle onları yerde sürüklediler. Kabataş ta kişilik belden üstü çıplak, deri eldivenli bir grup, tramvay durağının karşısında 6 aylık bebeğiyle duran türbanlı bir kadını ve bebeğini taciz ettiler, üzerlerine işediler! 30 kişilik silahlı örgüt kurarak, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç a suikast yapmak istediler! Daha neler neler! Bunların hepsi palavra çıktı! Nedir bu yalan rüzgârı? Kamuoyu insafsızca aldatılıyor, zavallı insanlarımız kandırılıyor, sonra da hiç utanmadan, sıkılmadan halktan oy isteniyor! Küçük yalan söylemeyin. Yalan ne kadar büyük olursa insanlar o kadar inanır! diyen Hitler in Propaganda Bakanı Goebbels in taktiğini uyguluyorlar. Bunlar halkı, bir tutam ot için meleyen koyun sürüsü sanıyor! Hâlâ borularını öttürdüklerine göre üzülerek düşünüyorum: Toplum olarak biz bu kadar salak, bu kadar ahmak mıyız? DERLEME 291

292 Tokmak Rahmi Turan 12 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Atmayın efendiler! AKP nin Yeni Türkiye si (!) fren tutmuyor. Tayyip Bey in fitilini ateşlediği dolar sanayicinin de, küçük esnafın da canını fena halde yaktı. Doların yükselmesi ve piyasaların durgunluğu, beraberinde ekonomik daralmayı getiriyor, en fazla küçük esnafı vuruyor. Bir ayda 56 bin işyeri kepenk indirdi! Yükselen dolar nedeniyle herkes zor durumda Gelir de yok, birikim de! 77 milyon insanımızın yüzde 90 ının (69 milyon kişinin) hiç tasarrufu yok. Türkiye Bankalar Birliği nin raporuna göre kredi kartı borçları nedeniyle yasal takipte olan yurttaşlarımızın sayısı 4 milyona yaklaştı (3 milyon 940 bin kişi) Emeklinin, çiftçinin hali malûm. Durumları acıklı! İşsizlik hızla artıyor. Özellikle genç nüfus işsiz! Resmi rakamlar işsizlik oranını yüzde 10 civarında gösteriyor ama gerçek bunun iki misli Belki daha da fazla! Bir de ne diyor beyefendiler? Kendi keyifleri gıcır olduğu için 8 yıl sonra, 2023 te, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğimizi söylüyorlar. Bu halimizle mi gireceğiz? Yav o kadar atmayın efendiler, din kardeşiyiz! 292 UYAN TÜRKİYEM 7

293 Tokmak Rahmi Turan 14 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Vay hainler! Dost sandığımız ülkeler, PKK ve yandaşlarını el altından destekleyerek Anadolu nun bölünmesine ve Güneydoğu nun Türkiye den kopmasına çalışıyor! Son örnek önceki gün Amerika dan geldi yılının Kasım ayında yapılacak ABD Başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi Parti nin iddialı adaylarından biri olan Rand Paul Kürdistan için kendi ellerimle yeni sınırlar çizeceğim, söz veriyorum, Türkiye den de toprak alınacak! dedi. Tam bir rezillik! Amerika güya dost, öyle mi? Adam utanmazca Türkiye nin topraklarına göz dikiyor! Yalnız Amerika değil, kendi içimizde de Türkiye yi bölmeye çalışanlar haysiyetsizler, reziller var! Atatürk daha 1927 yılında, vatanın her tarafının cebren ve hile ile işgal edilmiş olabileceğini söyleyip gençliği şöyle uyarmıştı: Bütün bu şeraitten daha elim ve vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler! Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Büyük Atatürk, 88 yıl öncesinden âdeta bugünleri haber vermişti! DERLEME 293

294 Tokmak Rahmi Turan 16 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Hoşgörü sıfır! Gerçek bir devlet adamı eleştirilere açık olmalıdır. Siyasette hoşgörü esastır. Ben, Süleyman Demirel ve Turgut Özal ın Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlıkları dönemini çok yakından yaşadım. İkisi de son derece hoşgörülüydü. Bu nedenle çevrelerinde bir sevgi halesi oluşmuştu. Bugünkü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan a bakıyorum da Onlardaki hoşgörünün yüzde birini bile göremiyorum. Gazeteci Sedef Kabaş, paylaştığı bir tweet yüzünden gözaltına alınıp, hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Eski Milletvekili Feyzi İşbaşaran, Erdoğan hakkında yazdığı tweetler nedeniyle tutuklandı, sonra yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Kayseri de Vatan Partili 23 yaşındaki Öncü Gençlik Başkanı Aykutalp Avşar, Tayyip Bey e Başbakan olduğu dönemde Diktatör dediği iddiasıyla 1 yıl 2 ay hapse mahkûm edildi. Bunlar sadece birkaç örnek! Konuşan yanıyor! O kadar çok var ki, saymakla bitmez! İşte Yeni (!) Türkiye den ilginç manzaralar! Bu kadar hırçın, öfkeli olmaya gerek var mı, bilemiyorum! Bu davranışlar, Türkiye deki kutuplaşmayı büyütüyor! 294 UYAN TÜRKİYEM 7

295 Tokmak Rahmi Turan 17 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Burası Türk ülkesi değil mi? Barış elbette ki iyi bir şey Akan kanın durmasını kim istemez ki? Ancak, PKK nın dayattığı şartlarla barış olur mu? Binlerce kişinin katillerinin çözüm formülü kabul edilir mi? Meclis te görüşülmekte olan İç Güvenlik Paketi bile, CHP ve MHP nin değil, bölücülerin isteği üzerine değiştirilmek için geri çekildi. Türkiye toprakları sanki açık artırmaya çıkmış gibi! Şartlara bakın: Apo ya af PKK lılara af Özerk Kürdistan Türk kimliğinin anayasadan çıkarılması Yani Türk denilmeyecek, Türkiyeli denilecek, vs Ne hazindir ki bu şartlara sıcak bakanlar var! Yahu burası Türkiye değil mi? 75 milyon insanın en az 50 milyonu Türk değil mi? Türk kimliğini hangi çılgın silebilir ki? Bu ne rezilliktir böyle? Hangi ülke kendi adını anayasasından silmiştir? Bir terör örgütünün dayatmasıyla bu kepazelikler yapılırsa, ülkenin parçalanmasını hiçbir güç önleyemez! Her zaman söylüyoruz: Bu ülke halkını birleştiren Türklük kavramı dır. Türk sözcüğü bu ulusun çimentosudur. Çimentosu zayıf yapılar, en ufak sarsıntıda dağılır, paramparça olur! DERLEME 295

296 Tolga Tanış 22 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ Türkiye için dört kritik tarih NEVRUZ açıklamasında bir sürpriz olmayacağı aşağı yukarı belliydi. Türkiye deki genel seçimlere kadar değişmesi pek mümkün gözükmeyen mevcut durumun devamı. Ama ben asıl hikâyenin, önümüzdeki dönem Türkiye nin ve bölgenin geleceğine etki edecek dört kritik tarihte düğümlendiğini düşünüyorum. Sadece Kürt siyasetini değil, hükümet sözcüsü Bülent Arınç ın o herkesi şaşırtan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan a yönelik Uygun bulmuyorum çıkışını da bu dört tarih çerçevesinde ele almak gerektiğine inanıyorum. * 31 MART 2015: Obama nın 2012 de ikinci kez başkan seçilmesinin ardından İranlılarla 1 Mart 2013 te Umman da gizlice başlattığı görüşmelerin gelip dayandığı en önemli dönemeçlerden biri. Gerçi İran ın nükleer programı için yürütülen müzakerelerin geçen Kasım uzatılmasına karar verildiğinde de hava böyleydi. Taraflar Anlaşma çok yakın diyorlardı. Ama bu sefer hem Tahran daki reformcuları hem de Obama yı bir çözüme zorlayan o kadar çok faktör var ki... Obama, müzakerelere karşı çıkan Kongre tarafından çok sıkıştırıldı. İranlı reformcular da, Türkiye de 2000 lerde AKP ve Kemalist devlet arasında yaşanan çatışmanın bir benzerine sahne olan Tahran da, katı yönetim yanlıları tarafından çok hırpalanıyorlar. Gördünüz... Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 2013 te seçildikten sonra devri sabık başlatıp, bağlantıları eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad a uzanan işadamı Babek Zencani hapse atınca, katılar da Ruhani nin arkasındaki en güçlü siyasi figür Haşim Rafsancani nin oğlunu hafta içi yolsuzluk suçlamasıyla aldılar. O yüzden Batı ve İran arasında süren müzakerelerin bir taslağa kavuşması için belirlenen bu son tarihte ilerleme sağlanması mümkün. Daha önce Olmaz deniyordu. Obama başkanlıktan ayrılıncaya kadar böyle gider diye düşünülüyordu. Ama işler çok hızlı değişti. * 24 NİSAN 2015: İran la taslak konusunda bir uzlaşmaya varılırsa, yaşanan gelişmeleri Soğuk Savaş sonrası Ortadoğu daki en büyük jeostratejk kayma olarak tarif edenler haklı çıkacak. Ve İran ın daha geniş yer tuttuğu yeni bir denge kurulacak. 296 UYAN TÜRKİYEM 7

297 Nisan-Mayıs gibi başlayacağı düşünülen, Musul u IŞİD den kurtarma operasyonu da buna bağlı olarak planlanacak. İran ın operasyonun neresinde olacağına nükleer müzakerelere göre karar verilecek. Tabii İran ın konumu belirlendikten sonra Türkiye de bir karar almak zorunda kalacak. Ve Ankara, IŞİD karşıtı koalisyona katılıp katılmayacağını, Suriye de vekalet savaşı yürüttüğü İran la Irak ta yan yana bir savaşta bulunmak isteyip istemediğini net olarak bildirecek. Bunun zamanlaması tartışılır tabii. Ancak kesin olan, bu kararın bir ayağını da Ermeni Soykırımı iddialarının 100 üncü yılı dolayısıyla 24 Nisan da yayınlanacak ABD başkanlık bildirisi ve Obama nın o gün için Erivan a yollayacağı delegasyonun seviyesi oluşturacak. Çünkü Türkler de Çin füzelerinden Musul da yapılacak katkıya hemen her işi 24 Nisan sonrasına erteleyip, «Önce sen soykırım demediğini göster sonra bakarız» dediğinden Amerikalılar bekleyecek. * 7 HAZİRAN 2015: Ermenistan ın eski Ulusal Güvenlik Bakanı, ülkenin en etkin politikacılarından David Shahnazaryan ile konuştum. Erivan da Obama Yönetimi nin bu sene soykırım diyeceği ya da Washington ın Erivan a yüksek düzey bir delegasyon göndereceği yönünde bir beklenti yok. Ancak İran la nükleer müzakereler, onun Musul operasyonuna yansıması, onun da Türkiye açısından 24 Nisan da Obama nın seçimleri üzerindeki etkileri derken... Bunların hepsinin Türkiye deki genel seçimlerde bir karşılığı olacak. Ve bu gelişmeler, 13 yıl sonra Türkiye nin Erdoğan sız ilk seçiminde ortaya bir sonuç çıkaracak. Ahmet Davutoğlu, AKP nin tek başına kurduğu bir iktidarın güçsüz başbakanı olmaya devam mı edecek, yoksa bir koalisyon iktidarının güçlü başbakanına mı dönüşecek, o gün anlaşılacak. * 30 HAZİRAN 2015: Ve en nihayet aynı ay, bölgede düğüm çözülecek. Tahran la yürütülen nükleer müzakerelerin nihai bir anlaşmaya ulaşması için belirlenen bu son tarihte İran ın ve bölgenin geleceği şekillenecek. Zira anlaşmaya varılırsa, İran ın hem ekonomik olarak hem de siyaseten uluslararası sisteme yeniden entegrasyonu ele alınmaya başlanacak. Türkiye ve bölge için çok kritik bir dönem olacak bu. Ve önümüzdeki üç ayın gelişmeleri, bölgede taşlar yerinden oynarken muhtemelen tarihi sonuçlar doğuracak. DERLEME 297

298 Türker Ertürk 4 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Faşist ve diktatör Geçen pazar Danimarka Atatürkçü Düşünce Derneği nin (ADD) açılışını yapmak ve ilk konferansçısı olmak için Danimarka nın Herning şehrindeydim. Cemaat, tarikat ve din simsarlığı türü faaliyetleri ayrı tutarsanız yaklaşık 75 bin insanımızın yaşadığı Danimarka da böyle ve başarılı bir etkinlik ilk defa yapılmış. Konferansa katılım, ilgi ve duyarlılık çok yüksek seviyedeydi. Konferansın konusu Türkiye nereye gidiyor? Çıkış Yolu nedir? idi. Tam tamına 4 saat kürsüde kaldım. Katılım yelpazesi çok genişti. Ülkücülerimiz, saf ve temiz dindarlarımız dahil herkes vardı. Konferansın bitiminde türbanlı bir yurttaşımız eşiyle birlikte fotoğraf çektirmek için yanıma geldi. Milli Görüş ten olduğunu söyleyerek anlattıklarımın çok büyük bir bölümüne katıldığını ifade etti. Ben de kendisine eşiyle fikren her konuda anlaşıp anlaşamadıklarını sordum. Bazı konularda görüş ayrılıklarımız var dedi. Ben de kendisine o zaman bizim de aramızda bazı ayrılıkların olmasının normal olduğunu söyledim. Memnun ve mutlu olarak ayrıldı. Bu başarılı etkinlik nedeniyle Danimarka ADD nin Başkanı Selcan Tekin e, değerli ve yurtsever eşine ve yönetim kuruluna teşekkür ederim. DİNDAR VE KİNDAR Üç günlük Danimarka seyahatim boyunca hiç polis göremedim, inanır mısınız? Gerçekten huzur ve refah içinde bir ülke! Bizim insanlarımız dahil herkesin yüzü gülüyor. Tam bir sosyal devlet! Çok az suç işleniyor. Yollarda ve çarşıda bisikletler kilitlenmiyor. Hırsızlık yok gibi. Kraliçeleri evinin önündeki karları kürekle kendi temizliyor, Başbakanları metro ile işe gidiyor ve belediye başkanlarının makam otomobilleri yok. Bunları Türkler anlatıyor. Sordum; Danimarkalılar dindar insanlar mıdır? Bunların dinle ilgisi pek yoktur, hatta çoğunluğu ateisttir dediler. Desenize ahlaklı, dürüst ve etik değerleri yüksek bir toplum dindar ve kindar insan yetiştirmekle olmuyor. AKP nin iktidarda bulunduğu 13 yılda dindarlığa ve kindarlığa hız verildi ama ahlak çöktü, tecavüzcülük, kadına şiddet, hırsızlık, yolsuzluk ve kamu malını çalmak tavan yaptı. İleri demokrasi söylemleri ile ülkemize faşizm geldi ve diktatörlük egemen oldu. Meclis ten geçirilmeye çalışılan İç Güvenlik Yasası halkı ezebilmenin hukuki alt yapısıdır. 298 UYAN TÜRKİYEM 7

299 Bugün saat 10:10 da İstanbul Anadolu Adliyesi 6. Asliye Ceza Mahkemesi nde duruşmam var. Tayyip Erdoğan a faşist ve diktatör dediğim için beni hapsetmek daha doğrusu sindirmek istiyorlar. Biz sözlerimizin arkasındayız. Önce BOP eş başkanıyım deyip sonra kıvırmayız. Faşist sadece kendi düşüncesinin doğru olduğuna inanan ve diğer insanların düşüncesine saygı göstermeyen hatta insanları da kendi gibi düşünmeye zorlayana denir diyor sözlükler. Soruyorum size; Erdoğan ı faşist olarak nitelemekle yanlış değerlendirme mi yaptım. BİR DİKTATÖRÜN PSİKOLOJİSİ Bu konuşmayı Taksim Gezi olaylarının 1. yıldönümünde Tekirdağ da Sessiz Çığlık eyleminde yaptım. Tekirdağ a gitmek için İstanbul da yola çıktığımda gördüğüm manzara otobüsler, metrolar, tramvaylar ve vapurlar çalışmıyor ve her taraf polis kaynıyordu. Sanki şehirde sıkıyönetim vardı! Bunu demokrasi ile açıklayabilmek mümkün mü? Erdoğan madem siyasetçi, bunlara katlanmak zorunda! Faşist ve diktatör değerlendirmesi niçin hakaret olsun ki! Dünyanın hangi demokratik ülkesinde internet yasakları kondu, sosyal paylaşım siteleri yasaklandı ve twitter lar engellendi? Çağdaş dünyada Erdoğan ın padişahlığa özendiğini, Türkiye yi diktatörce yönetmek istediği yaygın olarak yazılıyor ve söyleniyor. Eşi Emine Hanım a Bir diktatörün psikolojisi kitabını niçin armağan ettiler ki? Bunun sizce bir anlamı yok mu? Cumhuriyet Savcıları teröristlerle işbirliği yapan, anayasal suç işleyen, etnik ve mezhepsel kışkırtıcılık yaparak toplumsal barışımızı bozan Erdoğan hakkında soruşturma açmalı, benim değil! Saygılar sunarım. DERLEME 299

300 Belki de doğrusu... Türker Ertürk, 5 Mart 2015 Faşist nedir? Türker Ertürk, 5 Mart UYAN TÜRKİYEM 7

301 İleri demokrasi Türker Ertürk, 6 Mart 2015 DERLEME 301

302 Türker Ertürk 7 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ İstifanız için daha ne olmalı? Savaş uçaklarımız patır patır düşüyor, subaylarımız şehit oluyor ama yetkililerden çıt yok. Bunlara takdiri ilahi deyip geçiştirecek miyiz? TSK nın komutanı durumunda olan Genelkurmay Başkanı komuta zinciri vasıtası ile emrindekilerin yaptıklarından, yapmadıklarından ve yapamadıklarından sorumludur. Sık sık düşen uçaklarımızın ve kaybedilen bu canların hesabını vermek zorundadır. Hava Kuvvetleri nde mevcut savaş uçaklarının her pilot sandalyesi için olması gereken pilot sayısının oranı 1,2 dir. Yani 500 pilot sandalyeniz varsa olması gereken pilot sayınız 600 dür. Ama Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalarında kıdemli, deneyimli ve öğretmen statüsündeki pilotlarımız kaybedilmiştir. Bu davalar nedeniyle meydana gelen moral ve motivasyonsuz ortamda emeklilik ve mecburi hizmetini bitirdikten sonra çok genç yaşta ayrılmalar da hızlanmıştır. Ayrıca F-4 ler ABD nin Vietnam da ve Kore de kullandığı uçaklar olup hizmet ömürlerini tamamlamışlardır. Bu yaşlı uçakların bakım ve idamesinde de sorunlar vardır. Ayrılmalar nedeniyle personel zafiyetleri uçak bakım personelinde de yaşanmaktadır. AK NAKLİYAT Uçaklarımız durup dururken düşmedi ve düşmüyor. Düşmeleri için yeterince sorun var ama tedbir alan üst düzey sorumlusu yok. 22 Haziran 2012 de Suriye hava sahasına giren RF-4E uçağımız düşürüldü ve iki subayımız şehit oldu. Genelkurmay Başkanı hâlâ bunun hesabını vermedi. Vekaleten savaşın devam ettiği Suriye ye niçin bu uçağı gönderdiniz? Hem de bu işten bir çıkarımız yokken! Amerika mı istedi? Yine 2012 de Afyonkarahisar da cephanelik patlaması ve 25 şehit. Bunun da hesabını vermediniz. Bir de utanmadan, tabanları yağlayarak kaçtığınız, AK Nakliyat ın taşeronu olarak ecdadımıza saygısızlık yaptığınız kepazelik operasyonunu bize başarı olarak anlatmaya çalışıyorsunuz? Korkudan sınırımız dibine taşıdığınız Süleyman Şah türbesinde yapılan Amerikanvari bayrak dikme rezilliğine ne demeli! Soruyorum tepesinde bayrak çekili olduğu halde bayrak direği dikme töreni geleneğimiz var mı? Önce bayrak direği dikilir sonra bayrağımız göndere çekilir? Yönergelerimiz bu şekilde olması gerektiğini söylüyor! Siz ise bayrağımızı yönergelerimizde yazdığı gibi değil, Amerikalıların II. Dünya Savaşı nda 302 UYAN TÜRKİYEM 7

303 Japonya ya ait Iwo Jima adasını ele geçirdiğinde zaferinin simgesi haline gelen fotoğraftaki gibi yaptınız. Yazıklar olsun! İlla birisini taklit etmek gerekiyorsa bu ecdadımız Ulubatlı Hasan gibi olmalıydı! SİCİLİNİZ TEMİZ DEĞİL Kumpas operasyonlarına kurban giden silah arkadaşlarınıza sahip çıkmadınız, içeriden çıkanların travmalarını gidermek ve onları tekrar kazanmak için hiçbir şey yapmadığınız gibi ve onların ayrılmalarını teşvik ediyorsunuz. Ülkemiz göz göre göre bölünüyor ve parçalanıyorken, siz bu dönemde terörizmle mücadele etmeyen ve müzakere eden Erdoğan ın Anayasal ve yasal olmayan emirlerine bulunduğunuz makamı korumak uğruna itaat ettiniz. Askeri kışlasından çıkarmadınız. Askerimizi infaz eden PKK ye karşı kılınızı bile kıpırdatmadınız. Bakın ABD terörü bitirmek için açılım yapıyor ve teröristlerle müzakere ediyor mu? Ne El Kaide ile ne El Nusra ile ne de IŞİD ile pazarlık etmedi ve etmiyor. Amerika PKK yı korudu, kolladı ve donattı. Bunlar bu kadar aşikarken şimdi siz Eğit-Donat protokolüyle terörist toplayacak, eğitecek ve silahlandıracaksınız. Kim için? ABD nin çıkarlarına hizmet için! Siciliniz temiz değil. Bugüne kadar yaptığınız hatalar, gaflar ve yanlışlar kabul edilebilir sınırlar içinde de değil. Bugüne kadar gösteremediğiniz erdemi hiç değilse şimdi gösterip istifa etmelisiniz. Onur tüm insanlar için çok önemlidir ama askerler için sanırım bir tık daha fazla olmalıdır! ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Jeremy Michael Boorda hak etmediği bir şerit rozetin takıldığı yazıldığı için 1996 da intihar ediyor. Tarihimizde Yarbay Reşat Çiğiltepe de görevini zamanında yapamadığı için 27 Ağustos 1922 de intihar ediyor. Saygılar sunarım. DERLEME 303

304 Bizi rezil ettiniz! Türker Ertürk, 16 Mart 2015 Kimin çıkarına hizmet? Türker Ertürk, 9 Mart UYAN TÜRKİYEM 7

305 Diktatörlük yasası Türker Ertürk, 10 Mart 2015 Hedef sizsiniz? Türker Ertürk, 12 Mart 2015 DERLEME 305

306 Türker Ertürk 12 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Hepinizin kapısına dayanacaklar İki yıl önce Maltepe de Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi nde Uğur Mumcu için düzenlenen etkinlikte bir konuşma yapmıştım. Ağzına kadar dolu salonda yaptığım konuşmada ülke olarak yaşanan zorlukları, nedenlerini, Erdoğan ve AKP nin ne anlama geldiğini ve bizi bekleyen tehlikeleri anlatmaya çalışmıştım. O konuşmamdan üretilen ve internette bulabileceğiniz küçük video bölümlerden bir tanesi Hepinizin Kapısına Dayanacaklar başlığını taşıyor. Tekrar izledim neler söylememişiz ki! Bunlar Cumhuriyetimize, Türk Devrimlerine, Atatürk e ve tüm değerlerimize düşmandır. Hepinizin kapısına dayanacaklar. Sadece sıranız gelmediği ve öncelikli hedef olmadığınız için size gelmediler demişiz. Bugün Meclis te bulunan İç Güvenlik Yasa Tasarısı halen dörtnala gittiğimiz bölünme, parçalanma ve Ortaçağ karanlığına sürüklenme sürecine itiraz etmeye tevessül edenleri, direnenleri, düşünce başta olmak üzere özgürlük peşinde koşanları ezmek ve kafasını kırmak için vardır. AİHM Kararları Geçtiğimiz çarşamba günü İstanbul Anadolu Adliyesi 6. Asliye Ceza Mahkemesi nde duruşmam vardı. Taksim Gezi Olaylarının yıldönümünde Tekirdağ da Sessiz Çığlık eyleminde yaptığım konuşmamda Tayyip Erdoğan a faşist ve diktatör dediğim için beni hapsetmek daha doğrusu sindirmek istiyorlar. Hakime Hanım suçlama ile ilgili olarak ifademi aldı. Esas duruşma 30 Nisan da Tekirdağ da olacak. İfademizde sözlerimizin arkasında durduk. Faşistliğin ve diktatörlüğün ne olduğunu anlattık. Gazeteci ve siyasetçi kimliğimizle yine siyasetçi olan Erdoğan hakkında böyle bir değerlendirme hakkımızın olduğunu ve bunun bizim ifade özgürlüğümüz içinde kaldığını örnekleriyle ifade ettik. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları Bir siyasetçiye yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırları özel bir şahsa yönelik eleştirilere göre daha 306 UYAN TÜRKİYEM 7

307 geniştir. Bir siyasetçi özel şahıstan farklı olarak her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açar. Bu nedenle daha geniş hoşgörü göstermek zorundadır diyor. İfade verdiğim mahkemede gerçekten izdiham yaşandı. Salonun dışı da çok kalabalıktı. Mahkemeye bizzat gelerek destek verenlere, öncesinde ve sonrasında telefonla ve mesajla bize ulaşıp desteğini ifade edenlere teşekkür ediyorum. Mahkemeye giderken bir avukatım vardı salonda gönüllülerin katılımı ile beş oldu. Sıra sana da gelecek Destek vermeyenlerin de canı sağ olsun ama bilmeliler ki; Tayyip Erdoğan ile herhangi bir alacak verecek meselem yok, şahsi husumetim hiç yok! Erdoğan ile sorunum ülkesel ve toplumsal, kişisel değil! Bugün bana yarın sana, hiç şüphen olmasın. Sorun demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü, faşizme ve diktatörlüğe direnenlerin ezilmesi, geniş toplum kesimlerinin korkutulması ve sindirilmesi meselesidir. Sanatçı Atilla Taş ı twitter üzerinden yaptığı bir paylaşım nedeniyle içeri alıp ifadesini aldılar. Son günlerde evlere 7 gün içinde emniyete gelip ifade verin diye tebligatlar geliyor twitter ve facebook gibi sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar nedeniyle. Amaç belli! Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı diyor Alman ilahiyatçı Martin Niemöller. Susma, susarsan, örgütsel ve kişisel olarak sesini çıkarmazsan, sıra sana da gelecek. Herkesin ama herkesin kapısına dayanacaklar. Özgürlere susarak ve sessiz kalınarak sahip çıkılamaz. Mesele üç beş ağaç değil, Cumhuriyetin çınarıydı yıkılmak istenen diyen İlk Kurşun Gazetesi nin sahibi Güneş Erkul un yeni çıkan Türküm, Doğruyum, Direniyorum kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. Saygılar sunarım. DERLEME 307

308 Maval okumak Türker Ertürk, 13 Mart UYAN TÜRKİYEM 7

309 Türker Ertürk 15 Mart 2015, İLKKURŞUN GAZETESİ Cemaatin mesaj tipleri Geçtiğimiz Çarşamba Hepinizin Kapısına Dayanacaklar başlıklı yazımda Tekirdağ da Sessiz Çığlık eyleminde yaptığım konuşma nedeniyle yargılandığımı anlatmıştım. Bize karşı yapılan suçlamanın hiçbir hukuki dayanağı yok. Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gerekse Yargıtay ve mahkeme kararları çok net. Cumhurbaşkanı Erdoğan ın demokrasi ile işi olmadığı, otoriter yönetim arzusunda olduğu, hukuku kendisine ayak bağı olarak gördüğü, istikrarlı bir biçimde Anayasa ve yasa ihlalleri yaptığı ve siyasi hoşgörüden nasibini alamadığı doğru. Ama bize hakaretten dava açan o değil. Taksim Gezi Olaylarının 1.Yıldünümünde Tekirdağ da yaptığımız konuşmayı Tekirdağ Polisimiz kayda almış, deşifre ederek kağıda dökmüş ve konuşmamızın bazı bölümlerini boyayarak ve işaretleyerek iddianame hazırlaması için savcının önüne koymuş. Yani bize karşı açılan dava bu şekilde tetiklenmiş. Suç duyurusu Günahlarını almayayım ama bu Cemaatin yöntemine benziyor. Ergenekon ve Balyoz gibi gayri hukuki davalar da bu şekilde polis zoruyla yönlendirilerek başlatılmış, uygun savcı ve hakimlerle geliştirilmişti. Geçen hafta çıktığımız Anadolu Adliyesi 6. Asliye Ceza Mahkemesi nde konuşma tapelerini savcıyı yönlendirmek maksadıyla işaretleyen polisler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Evet, Cemaatin bizle sorunu var. Çünkü görevdeyken bulunduğumuz her yerde F Tipi Örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri ne sızmasını engellemeye çalıştık ve hoşgörü göstermedik. İstifa edip ayrıldıktan sonra da mücadeleye devam ettik. Hatta herkesin Pensilvaya ya gidip el ayak öptüğü ve şefaat dilediği bir ortamda biz de gittik ama yalvarıp yakarmaya değil, hesap sormaya ve eylem koymaya. Bu yüzden F Tipi Örgütün artan oranda hedefi olduk. Bu suç örgütü bizi yok edebilmek ve savcılara hedef gösterebilmek için Reyhanlı saldırısının planlayıcısı olduğunu iddia ettiği şahıs ile bizim aramızda ilgi kuran DERLEME 309

310 yalan ve iftirasını önce internet sitesinde ortaya attı. Cemaatin operasyonel yalanlarını önce bu tip sitelerde ortaya atıp daha sonra gazetelerine ve televizyonlarına alması standart bir yöntemdir. Amaç büyük gazetelerini ve televizyonlarını hukuken sorumluluktan kurtarmak, operasyonların ve talimatların kaynağını gizlemek ve husumetleri Tayyip Erdoğan ın üzerine yöneltmektir. Sorarlarsa bizde bu haberi o siteden aldık diyecekler. Ters manyel F Tipi Örgüt talimatlarını, fetvalarını ve operasyon emirlerini iki türlü vermektedir. Birincisi şifreli olup ters manyel yöntemidir. Bu mesaj tipinde devletin içinde yuvalanan örgüt elemanlarından talimatın tam tersi yapması istenir. Bu tür talimatlar biraz fetva şeklinde ve din motiflidir. Mesela Taksim Gezi Olaylarında polise şiddet uygulaması için talimat kitlelere şefkat uygulayın şekilde verilmiştir. İkinci tip açık mesaj yöntemidir. Talimatlar, kişisel ve örgütsel operasyonlar için işaretler açık olarak verilir. Bu mesajlar Cemaatin sahibi olmadığı izlenimi verecek internet sitelerinden başlatılır. Daha sonra Cemaatin yayın organlarına taşınır. Dava açsan veya suçlasan haksız duruma düşersin. Masumdurlar, onlarda haberi başka yerden almışlardır! İşte F Tipi Örgütün açık tip mesajlarını yayımladığı ama örgütle bağlantısı yokmuş gibi davranılan bir sitesiydi. Bizi savcılara hedef gösterme operasyonu burada başlatıldı ve sonra diğer taraflara taşındı. Ne zaman Erdoğan- Gülen çatışması başladı ve arkasından Cemaatin uzantılarına karşı operasyonlar geldi, bu site önce bizle ilgili olan yalan haberi kaldırdı, ilerleyen zaman içinde site ortadan yok oldu. Çünkü Cemaate ait olduğu iyice deşifre olmuş arşivi suç unsurları ile dolmuştu. Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz. Dün akşam Bremen de Çanakkale Zaferinin 100.Yılı ve Tarihteki Önemi ni anlattım bu akşam Delmonhorst ta Türkiye nereye Gidiyor? Çıkış Yolu Nedir? konularını anlatacağım. Saygılar sunarım. İLK KURŞUN 310 UYAN TÜRKİYEM 7

311 Pensilvanya dan hedef gösterildik! Türker Ertürk, 9 Mart 2015 DERLEME 311

312 Amiral Souchon Türker Ertürk 18 Mart 2015, İLKKURŞUN GAZETESİ Bugün Çanakkale Deniz Zaferi nin 100 üncü Yıldönümü! Emperyalizme tarihte en büyük yenilginin yaşatıldığı, Türkün vatanı tehlikeye girince nasıl mucizeler yaratarak direnebileceğinin ortaya konduğu modern tarihin en kanlı ve en kutsal kahramanlık destanı! Esasında Çanakkale I. Dünya Savaşı nın cephelerinden biriydi. Bu savaşa 29 Ekim 1914 de gönderlerine ay yıldızlı bayrak çekilmiş ve personeline fes giydirilmiş Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) harp gemilerinin bulunduğu bir filonun Karadeniz de Rus limanlarını bombardıman etmesi ve sonrasında İngiltere, Fransa ve Rusya nın Osmanlı ya savaş ilan etmesi ile girdik. Çanakkale Savaşı ise 19 Şubat 1915 de İngiliz ve Fransız armadasının boğaz girişindeki müstahkem mevkileri bombalaması ile başladı. Toplam olarak 11 ay 7 gün süren bu mücadele arka arkaya iki savaştan oluşmaktadır. Birincisi 19 Şubat ta başlayan ve 18 Mart a zaferimizle biten ve yaklaşık bir ay süren deniz savaşı. İkincisi ise 25 Nisan da Gelibolu ya çıkarma harekatı ile başladı, göğüs gögüse çok kanlı kara savaşları sonunda 8-9 Ocak 1916 da düşmanın geri çekilmesi ile yine zaferimizle sonuçlandı. II. Abdülhamit Çanakkale Savaşlarının ilk bölümü deniz savaşıydı, denizciler bir şekilde savaş sahnesinde vardı ama Osmanlı Donanması ortada yoktu. Çünkü örümcek kafalı dini-darlarımızın yere göğe koyamadığı II. Abdülhamit korkuları ve vesveseleri yüzünden Osmanlı Donanması nı Haliç kapatarak yok etmişti. Bu yüzden Osmanlı Donanması sadece Çanakkale de değil 1897 Osmanlı-Yunan, 1911 Trablusgarp, 1912 Balkan ve İstiklal Savaşları nda da yoktu. Ege adalarının tamamını Donanmamız olmadığı için kaybettik. Geçen hafta Çanakkale Savaşlarının önemini, nedenlerini, sonuçlarını ve etkilerini anlatmak için Almanya nın Bremen şehrindeydim. Almanya ya giderken her zaman yaptığım gibi THY nin Skylife dergisini karıştırdım. Bu dergiye her baktığımda 312 UYAN TÜRKİYEM 7

313 mutlaka tarihimize, geleneklerimize, kahramanlarımıza ve Cumhuriyetimize bazen bilinçli bazen de cehaletin bir tezahürü olarak düşmanlık yapıldığını hep görmüşümdür. Yine yanılmadığımı gördüm. Bu sefer de Mart ayında olmamız nedeniyle Çanakkale Savaşları anlatmaya çalışılmış ve bu anlatımda ustaca ve örtülü olarak Mustafa Kemal Atatürk ün adı yok sayılmış ve sıradanlaştırılmış. Bu düşmancadır, gayriahlakidir, gayri millidir, gayri ilmidir ve boşuna bir gayretkeşliktir. Mustafa Kemal siz Çanakkale Savaşı tarihi asla yazılamaz. Çanakkale de Mustafa Kemal i sıradanlaştırmak, İstiklal Harbine, sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti ne ve Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimlerine bodoslamadan saldırabilmenin mevziisini kazmak ve yığınak yapmaktır. Amiral Kayacan Konferans sırasında Çanakkale Savaşlarını anlatırken ister istemez içinde bulunulan I. Dünya Savaşını diğer adıyla I. Paylaşım Savaşı nı, nedenlerini, paylaşılmak istenen pastanın Osmanlı nın üzerinde bulunduğu coğrafya olduğunu ve bu yüzden savaşın dışında kalabilmenin imkansızlığını anlattık. Ayrıca bu savaşa girmemize neden olan Alman Amiral Souchon emrinde Karadeniz de Rus limanlarına yapılan akın harekatından bahsettik. Orada öğrendik ki, Amiral Wihelm Anton Souchon un ( ) mezarı Bremen de. Hemen kararımızı verdik, gece araştırma yaptık ve ertesi günü 5 kişilik bir ekip mezarlığa gittik ve Amiral Souchon aile mezarlığını bulduk. Amiralin 93 yaşında ölen kızı da yanında yatıyor. Beraber gittiğimiz Salah Recepoğlu nun bize aktardığına göre Yavuz hizmet dışına çıkarıldıktan sonra sökülürken güverte kaplamalarından yapılan bir anı objesi zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan tarafından Amiral Souchon un kızına armağan edilmiş. Aile hala bunu saklıyor. Gittiğimiz mezarlık Bremen de bulunan bir sürü mezarlıktan sadece biri. Bal dök yala! Adata milli park gibi. Gidin de ecdada, ölülere ve geçmişe saygı nedir bir görün! Saygılar sunarım. İLK KURŞUN DERLEME 313

314 Türker Ertürk 18 Mart 2015 Ya İstiklâl, ya Ölüm, tam bağımsız Türkiye! SEVGİLİ DOSTLAR, GÖRDÜĞÜM LÜZUM ÜZERİNE ANADOLU PARTİSİNDE ÜSTLENDİĞİM GÖREVLERDEN İSTİFA ETTİM. BU KONUDA AÇIKLAYICI DUYURUM AŞAĞIDA OLDUĞU GİBİDİR. SAYGILARIMLA... Sevgili Yurtseverler, Ülkemiz hızla bölünmeye, parçalanmaya ve Ortaçağ karanlığına doğru sürüklenirken, ana muhalefet partisi CHP operasyon nedeniyle YCHP haline gelerek AKP ye koltuk değneği görevine soyunduğundan halkın umudu olabilecek yeni bir siyasi harekete olan ihtiyaç çok fazlaydı. İşte bu nedenle Sayın Emine Ülker Tarhan ın davetini kabul ettim ve Anadolu Partisi nin kurucusu oldum. Kuruluşla birlikte Anadolu Partisi ne karşı ilgi, alaka ve teveccüh çok fazlaydı. Örgütte görev almak ve partiye üye olmak için adeta yarış vardı. Ama başından itibaren iyi gitmeyen şeyler oluyordu. Partinin programını yüzeysel bulmuş ve beğenmemiştim. Hemen üzerinde çalışarak düzeltmeler yaptım, ülkemiz için hayati öneme haiz yeni başlıklar ve maddeler ilave ettim ve gönderdim. Ama neredeyse hiçbiri parti programına dahil edilmedi. Zaman baskısı nedeniyle hata yapıldığını düşünerek pişmiş aşa su katmamak için sonra düzeltiriz umuduyla sustum. Güneydoğu da feodalizmin tüm kalıntıları temizlenecek ve toprak reformu yapılacak gibi girişimlerim yok sayılmış ve programa ithal edilmemişti. En başından itibaren bana karşı örtülü bir savaş, baskılama ve sıradanlaştırma vardı. Vitrinden kalıp Atatürkçü, Millici ve Ulusalcı oylar için cazibe merkezi olmaya devam etmeliydim ama yönetimde etkin olmamalıydım. İsmim daha fazla parlamasın diye örgüte haber gönderiyorlardı konferans için çağırmayın yazılarını dağıtmayın diye Sayın Tarhan parayı da bulan dar bir çevre tarafından kuşatma altındaydı. Bu yakın çevrenin en önemli özelliği partiyi merkez sağ yapma gayretiydi. Ne yazık ki, karşı devrim sürecinin en önemli kilometre taşı olan Turgut Özal bazılarının ilahıydı. 314 UYAN TÜRKİYEM 7

315 Genel Merkez, halk, il ve ilçe örgütleri için erişilebilir ve ulaşılabilir değildi. Örgütsel sorunlara çare üretmemek moral ve motivasyonu düşürüyor ve giderek halkın ilgisini azaltıyordu. Ama bu konuda farkındalık yoktu. Diğer taraftan emperyalizmin süpürgesi işbirlikçileri vasıtası ile Anadolu Partisi nin kovasının içindeydi. Tekmeler, dışarı atar temizleyebilirdik ama istenmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan a faşist ve diktatör dediğim için hapis istemi ile yargılanıyordum. Sayın Tarhan ve Anadolu Partisi bu konuda bir açıklama yapmadı. Erdoğan ile benim kişisel bir husumetim yoktu. Sorun demokrasi, ifade özgürlüğü, faşizme ve diktatörlüğe direniyor olmamdı! Anadolu Partisi bu konuda kurumsal açıklama yapmayacaktı da, hangi konuda yapacaktı! Sanırım sorun yine Sayın Tarhan ın kuşatıldığı yakın çevresinin Türker Ertürk ün ismi fazla parlar endişesiydi. Halk arasında hırsızlık yolsuzluk oylaması olarak bilinen Meclis oturumuna Genel Başkan Tarhan ın katılmaması tansiyon bile olsa kabul edilemezdi. Destek veren kitlelerde büyük bir düş kırıklığı yarattı. Divan toplantılarında siyaset ve ülke sorunları dışında ama her şey konuşuluyordu. Türkiye, tarihinde hiç karşılaşmadığı kadar büyük sorunlarla baş başaydı ve yaşamsal olarak tehdit altındaydı. Halka umut olabilmek için radikal söylemlere ihtiyaç vardı. Çiçek, böcek söylemleri ve çevreci yaklaşımlarla halkta umut yaratılamaz, gerekli güç toplanamaz ve sorunlar çözülemezdi. Bu sorunları ve yapılması gerekenleri Sayın Tarhan ile çok konuştum. Her seferinde tamam diyor, anlıyor gibi gözüküyor ama iş eyleme dökülmüyordu. Çok çok yakınında Atatürk e tereddütlü yaklaşan, Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisine şüphe ile bakan ve ikinci cumhuriyetçi STK larda görev almış birisini tutmaya devam ediyordu. Son olarak uyarı niteliğinde elektronik posta gönderdim, endişelerimi anlattım ve eğer düzelme olmaz ise yolumu ayıracağımı söyledim. Yanıt yok ve sessizlik. Artık yapabileceğim tek şey kalmıştı. Sayın Emine Ülker Tarhan etrafındaki kuşatmayı yarabilecek liderliği gösterememişti. Bu nedenle Anadolu Partisi ndeki görevlerimden istifa ediyorum. Bana inanan insanları daha fazla hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum. Kötü giden tarihsel süreci emperyalizmi yenerek tersine çeviren ve Türkün direnme gücünü tüm dünya gösteren Çanakkale Deniz Zaferi nin 100. Yılını idrak ettiğimiz bu günden aldığım güçle mücadeleme hiç duraksamadan kaldığım yerden aynen devam edeceğim. Ya İstiklal Ya Ölüm, Tam Bağımsız Türkiye! Saygılar sunarım. Türker Ertürk DERLEME 315

316 Türker Ertürk 21 Mart 2015, AYDINLIK GAZETESİ Cemaat çıkar örgütü mü? Ulusalcılar, Milliciler, Atatürkçüler hatta Sosyalistler, Fethullah Gülen e ve onun örgütü Cemaate muhaliftirler ama bu muhalefetin arka planı biraz sığdır ve duygusallıktan uzak bir analize dayanmaz. Gülen i nefret yüklü söylemlerle anarlar ve emperyalizmin işbirlikçisi olduğunu söylerler. Ayrıca Gülen in Amerika ya uşaklık yaptığını, Cemaatin bir çıkar örgütlenmesi olduğunu ve halen devam eden Gülen- Erdoğan hesaplaşmasının kayıkçı kavgası şeklinde geliştiğini anlatırlar. Öncelikle Cemaatin bir çıkar örgütlenmesi olmadığını, iliklerine kadar bir karşı devrim örgütü olduğunu, Gülen-Erdoğan kavgasının da göstermelik olmadığının altını çizmek isteriz. Kavganın arkasındaki esas neden ABD nin Erdoğan ile devam etmek istememesi ve onun ipini çekiyor olmasıdır. Erdoğan ın geçmişte ve halen ABD tarafından kullanılmış ve kullanılıyor olması bu gerçeği değiştirmez. Cemaat kesinlikle bir çıkar örgütü değil tamamen karşı devrim yapılanmasıdır. Çıkar örgütü olsalar kolaylıkla satın alınabilen ve devşirilebilen kişiler olurlardı. Bugün etrafta dolaşan, saf değiştiren ve medyada Gülen hakkında açıklamaları ile boy gösteren bir grup Cemaatçi var. Ama onlar da çıkarları için taraf değiştirmediler. Ya Gülen tarafından tasfiye edildiler, ya hizmet ettikleri büyük resmin farkına vardılar, ya Cemaat içinde hak ettikleri yere gelemediklerine inandılar, ya da duygusal nedenlerle ayrıldılar. HİZADAN ÇIKTI Ulusalcı kesimin çok ciddi bir bölümü Gülen in karşı devrim yapabileceğine inanmıyor. İnananlar da karşı devrim sonrası Türkiye nin ABD nin uydusu haline geleceğini söylüyor. Halbuki Türkiye 1938 den sonra tedricen, 1950 den sonra hızlanarak, 1980 darbesi ve Turgut Özal la birlikte tam gaz ABD uydusu haline gelmiştir. Sovyetler Birliği nin çözülmesiyle biten Soğuk Savaş ( ) sonrası Türkiye, askerin başı çekmesiyle uyduluktan bir miktar ayrılmak istedi ama başına gelmeyen felaket kalmadı. İlk ikaz 1992 de Muavenet in Saratoga uçak gemisi tarafından kasten vurulması ile verilmeye çalışıldı. Bunun anlamı yanlış yoldasın aklını başına 316 UYAN TÜRKİYEM 7

317 devşir idi. Irak ta PKK ya karşı 1995 te yapılan Çelik Harekatı sonrası ABD, en yetkili ağızlarından Türk generalleri hizadan çıktı açıklamasında bulundu. Bu açıklama da Eskiden askerler dediğimizi yapardı, şimdi bunlara bir haller oldu anlamındaydı. Diğer gelişmeleri iyi biliyorsunuz te Meclis ten yeterli oyu olamayan Irak tezkeresi, sonrasında askerimizin kafasına çuval geçirilmesi ve Ergenekon- Balyoz gibi 4. Nesil Savaş ın unsurları ile Türk Silahlı Kuvvetleri nin kafeslenmesi, itibarsızlaştırılması, geri kalanının korkutulması ve sindirilmesidir. ZATEN TAM GÜDÜMÜNDE! Türkiye şu anda zaten ABD nin tam güdümünde! Bu nedenle karşı devrimin gerçekleşerek Gülen in Amerika dan geri dönmesi durumunda Türkiye nin tamamen ABD uydusu haline geleceği değerlendirmesi yanlıştır. Gülen in başında olacağı karşı devrim sonunda Türkiye hızla çağdaş dünyadan uzaklaşacak, Batı düşmanı olan, Amerika yı şeytan olarak gören ve ona karşı Cihat ilan eden bir konuma gelecektir. Gülen i kullananlar bu durumu öngöremiyorlar mı? Tabii ki görüyorlar. Emperyalizmin esas güç merkezi olan Kapital-Finans ın temel arzusu ağzından kan damlayan ve Batı ya düşmanlık eden bir halifelik makamıdır. Bu sayede İslam dünyası daha çok bölünecek, kendi toplumlarını bir arada tutabilecek öcü yaratılmış olacak, Batı ya karşı tehdit daha somutlaşacak, daha fazla kaynağın savunmaya yönlendirilebilmesi için yeterli gerekçe yaratılmış olacaktır. Diğer yandan bu yapının İran ile kapıştırılabilmesinin yolu açılacaktır. Cemaat, Erdoğan ın operasyonlarına rağmen kan kaybetse de hâlâ güçlüdür. Gülen ve Cemaat ülkemizin bekası, esenliği ve toplumsal barışımız için bir numaralı tehdittir. Hal böyleyken Cemaati yok sayarak veya destekleyerek toplumsal öfkeyi ve muhalefeti sadece Erdoğan ın üzerine odaklamak ya cehalettir ya da emperyalist işbirlikçilik! Saygılar sunarım. DERLEME 317

318 Hizadan çıktı Türker Ertürk, 22 Mart numaralı tehdit Türker Ertürk, 23 Mart UYAN TÜRKİYEM 7

319 Emperyalist işbirlikçi zihniyet Türker Ertürk, 24 Mart 2015 Son mektup Türker Ertürk, 26 Mart 2015 DERLEME 319

320 Türker Ertürk 26 Mart 2015, İLKKURŞUN GAZETESİ Kripto Cemaatçiler Halen çekirdek karargahı ile birlikte Amerika da bulunan Gülen kendisini zulüm nedeniyle hicret etmiş görüyor. Pensilvanya ve Amerika onlar için Medine. Mekke ye yani Türkiye ye ve İstanbul a dönecekleri günlerin özlemi ile mücadele ediyorlar. Hicret bittiğinde yapacakları şey Cihat! Cemaat tam teşekküllü bir karşı devrim örgütü! Karşı devrim tamamlandığında ve hicret bittiğinde çok acımasız olacaklar. Bu yüzden Cemaat, ülkemiz ve dünya barışı için çok büyük bir tehdittir. Ama herkes nasırına basılana ve canı yanana kadar sesini çıkarmıyor. Daha önce Cemaatle işbirliği yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da buna dahil. Bilinmeli ki, zamanı gelince herkesin canını yakacaklar. Ateist Cemaatçiler Cemaat siyasi parti olsa ve seçime girse 1 milyon oy alamaz. Ama HSYK seçimlerini kıl payı kaybetti. Uzmanlara göre yargıdaki gücü yüzde 45 oranında. Hem de homojen bir yapı. Karşısında bulunan yüzde 55 ama içinde Atatürkçüsünden AKP lisine kadar Cemaatçilerden rahatsız herkes var. İşin kötüsü Cemaatçilerin kimler olduğunu da tam olarak bilinmiyor. Kendisini çevresine Atatürkçü veya liberal olarak tanıtan birisi kripto (saklı) olarak Cemaate hizmet etmeye devam edebiliyor. Yalnız yargı da mı? TSK da, poliste, siyasi partilerde, STK larda her yerde varlar. Amaç devleti ele geçirmek, bu yolda engel çıkaranları susturmak veya bertaraf etmektir. Cemaat kendisine karşıt cephe olarak adlandırılan kitlelerin her seviyede kanaat önderlerini de devşiriyor. ADD lerde ve Alevi-Bektaşi derneklerinde bile kripto olarak varlar. Bakın Ateizm Derneği AKP ye ve Erdoğan a laf yetiştirip çakıyor ama Gülen e laf edenleri dernekten atıyor. Siyasetçi Cemaatçiler 320 UYAN TÜRKİYEM 7

321 Son günlerde MHP içindeki kavgayı görüyorsunuz. Arkasında bulunan neden Cemaat! CHP farklı mı? Cemaatçiler Atatürk ün partisinde en üst düzeyde temsil ediliyorlar. Kaset operasyonu ile Kılıçdaroğlu getirildikten sonra, korku imparatorluğunu yıkıyoruz, hizipçiliğe son veriyoruz, Deniz Baykalcıları, Önder Savcıları temizliyoruz diye Ulusalcıların, Millicilerin ve Atatürkçülerin büyük bölümünü partiden temizlediler. Ayrıca Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonun tetikçileri olan Cemaat in unsurlarına sahip çıktılar. Diğer siyasi partilerde de varlar veya var olmaya çalışıyorlar. AKP de devam eden kavga da Cemaat odaklı! Erdoğan ı etkisizleştirmek ve götürmek istiyorlar. Çünkü paralel yapıya karşı mücadele sürdürüyor ve devletin içinden temizlemeye çalışıyor. Şu anda Cemaatin önünde stratejik hedeflerine doğru yürürken yok edilmesi gerekli öncelikli tehdit Tayyip Erdoğan dır. Herhangi bir aydın, gazeteci, siyasetçi veya parti lideri devamlı olarak Erdoğan a ve AKP ye çatıyor, toplumun politik öfkesini özellikle Erdoğan ın üzerine yönlendirirken Gülen den ve Cemaatten bahsetmiyorsa, ya durumsal farkındalığı yoktur, büyük resmi göremiyor ve cahildir. Ya satın alınmış veya devşirilmiştir. Ya da açık veya kripto Cemaatçidir. Bürokrat Cemaatçiler Cemaatin devlet ve bürokrasi içinde paralel yapılanması 1983 te Turgut Özal ile birlikte başladı. Zaman içinde artarak devam etti. AKP döneminde kavgaya kadar en üst düzeydeydi. Cemaat gizli bir yapılanma. Hücreler şeklinde teşkilatlanmışlar. Paralel yapıyı temizlemek zor! Zorluğu Cemaatçi olup Cemaatçi olduğu bilinmeyenlerden (kriptolar) kaynaklanmakta. Paralel yapıyı devletin içinden tamamen temizlemek için güçlü bir siyasi irade ortaya koymak, arkasında durmak ve uzun soluklu mücadele vermek gerekir. Aksi durum; zaman içinde karşı devrimin gerçekleşmesi, kan, kin, gözyaşı, teokratik diktatörlük ve savaştır. En iyi muhalefeti Fuat Avni yapıyor demek en iyi muhalefeti Fetullah Gülen yapıyor demekle eş anlamlıdır. Bu söylem bilgisizliğin, ideolojik derinliğe sahip olmamanın veya cehaletin bir tezahürü değilse mutlaka kripto Cemaatçi birine aittir. Saygılar sunarım İLK KURŞUN DERLEME 321

322 Her yerdeler!... Türker Ertürk, 27 Mart 2015 Paralel devlet yapılanması Türker Ertürk, 28 Mart UYAN TÜRKİYEM 7

323 Murat Özenalp i anıyoruz Türker Ertürk 30 Mart 2015 DERLEME 323

324 Atatürkçü olmak Türker Ertürk, 30 Mart 2015 Hizmet bunun adı Türker Ertürk, 30 Mart UYAN TÜRKİYEM 7

325 Türker Ertürk 30 Mart 2015, İLKKURŞUN GAZETESİ Affetmem, affedeni hiç affetmem Yaklaşık olarak 60 yıl öncesinde, 1950 li yıllarda İstanbul dayız. Bire bir yaşanmış olan hikayemiz bir belediye otobüsünde geçer. Otobüs tam Eminönü durağına gelmiş ve kapılarını açacakken bir kadının Sakın kapıları açma, cüzdanım çalındı, otobüste hırsız var şeklinde canhıraş sesi duyulur. Kadın ısrarcıdır ve bağırmaya devam eder. Bunun üzerine şoför kapıları açmaz ve yerinden kalkarak kadına otobüste çalındığına emin misin? Çantanı kontrol et! der. Kadın biraz önce biletimi almak için cüzdanımı çıkarmıştım, daha sonra yerine koydum ama şimdi yok diye yanıt verir. Şoför bunun üzerine hiddetlenerek kimse kıpırdamasın herkesin üzerini arayacağım der. Şoför önden biletçi arkadan başlayarak yolcuları tek tek aramaya başlarlar. Herkes aranmış yalnız bir kişi kalmıştır. Henüz aranmayan yolcu binbaşı rütbesinde resmi üniformalı bir kara subayıdır. Üzerinde de haki renkli kalın paltosu vardır. Şoför Binbaşımı aramaya lüzum yok, bir Türk subayını hırsızlık şüphesi ile asla aramam, cüzdanın bulunamadı diyerek kapıları açmak için yerine doğru yönelir. Yankesiciyim ama vicdansız değil! Tam bu sırada Binbaşının kendinden emin davudi sesi duyulur; Beni de arayacaksınız, töhmet altında kalmak istemiyorum. Şoför aramak istemez ama Binbaşının ısrarı karşısında mecbur kalır. Tam elini Binbaşının paltosunun cebine sokarken hayır arama, ben çaldım! diyen biraz hırpani giyimli bir adam çıkar. Ve adam cüzdanını çaldığım kadın bağırınca korktum, aranabileceğimi düşünerek cüzdanı aranmayacağını bildiğim hemen yanımda bulunan Binbaşının kalın paltosunun cebine bıraktım. Fakat bir Türk subayının hırsızlıktan suçlanmasına gönlüm razı değil. Yankesiciyim, hırsızım ama vicdansız değil! diyerek başını önüne eğer. DERLEME 325

326 Geçtiğimiz çarşamba Anayasa Mahkemesi nin İstanbul Askeri Casusluk Davası nda sanıkların haklarının ihlal edildiğine ilişkin kararının ardından Anadolu Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi nde ilk duruşması yapıldı. Biz de müşteki (şikayetçi) sıfatıyla mahkemeye çağrıldık. Bu dava daha önce 2011 de Beşiktaş ta Özel Yetkili Mahkemelerde görülmüştü. O zaman söylediğimizi aynen şimdi de söyledik. Ben sanıklardan şikayetçi değilim. Aralarında silah arkadaşlarımın ve öğrencilerimin olduğu bu subaylardan değil, onlara kumpası kuranlardan şikayetçiyim dedik. Ayrıca kumpası kuran ve askerlerimizi arkadan hançerleyenlerin Cemaatin yargıda, poliste ve TSK da bulunan uzantılarının olduğunu ifade ettik ve mahkeme zaptına geçirttik. Bu gün en yetkili ağızlardan söylenen bu yadsınamaz gerçekleri biz kimsenin cesaret edemediği ve Cemaat operasyonlarının birbirini kovaladığı o zaman da söylemiştik. Nereye hizmet? Ergenekon, Balyoz ve Casusluk gibi gayri hukuki operasyonel davalar emperyalizmin Türkiye ye ve bölgeye yönelik projelerini gerçekleştirmek ve onun taşeronu AKP nin önünü açmak için yapıldı. Bugün bölünme, parçalanma, iç savaş ve Ortaçağ karanlığı rotasında tam gaz gidiyor olmamızı bu davalara borçluyuz. Cemaatin her seviyede ve her alanda tetikçileri vasıtası ile yaratılan dijital terör unsuru sahte delillerle, çalınmış gizli belgelerle, ayarlanmış polis, yargıç ve savcılarla TSK kafeslendi ve nitelikli askerlerimiz içeri atıldı. Kaybolan yıllar, yitirilen yaşamlar, yok olan meslek aşkı ve bağlılığı. Esas kumpas bu insanlar üzerinden ülkemize, geleceğimize, huzurumuza ve güvenliğimize kuruldu. Ne adına? Devleti ele geçirme adına! Kimin için? Emperyalizmin çıkarları için. Sanırım hizmet bunun adı! Bunların yatacak yeri yok! Bunlar; demokrasiden, ifade özgürlüğünden, hukuktan, insanlıktan, ahlaktan, çağdaşlıktan, dinden, imandan, şereften ve namustan bahsedebilecek en son insanlar. Bunlarda Binbaşının cebine çaldığı cüzdanı koyan ama yüreği el vermeyen yankesicinin bile vicdanı yok. İşte bu nedenle, bunları affetmem, affedeni hiç affetmem! Saygılar sunarım. 326 UYAN TÜRKİYEM 7

327 Ufuk Söylemez 5 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Bölücü anayasa masasını yine deviririz! PKK nın Uluslararası Dostları olan, ABD nin güdümündeki Uluslararası Kriz Grubu 6 Kasım 2014 tarihinde Türkiye ve PKK-Barış Süreci konu başlığıyla 234 nolu bir rapor yayınlamıştı. Bu konuyla ilgili olarak ben de 18 Kasım 2014 tarihinde bir köşe yazısı kaleme almıştım. Söz konusu rapor, dünyanın gördüğü en kanlı ve vahşi, ırkçı-bölücü terör örgütü olan PKK nın hemen bütün taleplerinin yerine getirilmesini tavsiye eden (talep eden) bir rapordu. Nitekim, aradan birkaç ay geçmeden, AKP ve PKK nın kravatlı sözcüsü HDP, milletin gözünün içine baka baka, büyük bir pişkinlikle ve pervasızlıkla, söz konusu raporda yer alan ABD/PKK taleplerini aynen içeren bir yol haritası üzerinde uzlaşmak için çalışacaklarını ilan ettiler. Halbuki, açılım, barış ya da çözüm süreci diyerek pazarlamaya çalıştıkları süreç tam bir bölünme ve çözülme sürecidir. Anneler ağlamasın gibi kimsenin karşı çıkmasının dahi düşünülemeyeceği bir söylemin ardına gizlenerek, Türkiye yi masa başında, savaş kaybetmiş ve kayıtsız şartsız teslim olmuş Osmanlı gibi yeni bir Sevr masasına oturtma girişimidir. Bu girişimin ilk ve en önemli hedefi Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve onun değiştirilemez - değiştirilmesi teklif dahi edilemez -maddeleridir. Hatırlayın, yakın geçmişte bugünkü, TBMM de, partiler, bir Bölünme Anayasası Masası kurmuşlardı. Ama önce bir avuç vatansever, demokrat, Atatürk Milliyetçisi ve Cumhuriyetçi isim, sağ-sol demeden, parti ayrımı gözetmeden Atatürk te Birleştik diyerek bir araya geldi. Milli Anayasa Forumu adı altında, büyük bir Kuvayı Milliye hareketini ortaya çıkardı. 200 ü aşkın il ve ilçe merkezinde 180 bini aşkın yurtseverin katılımıyla Bölünme Anayasasına Hayır toplantıları düzenlendi. Yüzde 100 milli, yüzde 100 yerli olan bu Milli Anayasa Forumları, 23 Nisan 2013 tarihinde binlerin coşku ve katılımıyla Milli Merkez e dönüştü. DERLEME 327

328 Sıfırdan yeni bir anayasa yapmaya Türkiye ve Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerlerini yok etmeye, ülkeyi etnik bir cehenneme dönüştürmeye, dilimizi, üniter yapımızı değiştirmeye kalkışmanın, hiç kimsenin -Meclis teki partiler başta olmak üzere- haddi ve hakkının olmadığını ilan etti. HODRİ MEYDAN! Sonuçta, Milli Anayasa Forumları ve Milli Merkez tam bir milli zafer kazandı. Bu bölücü fesadının önünü açmak için işlenen anayasal suçları da örtbas etmeye yönelik, ayrışma ve çözülme sürecinin en vahim girişimi olan yeni anayasa yapımı girişimi millet tarafından geri püskürtüldü. Bölünme anayasası masası devrildi. Bu zafer parlamento dışı muhalefetin yurtseverlerin- Atatürkçülerin başarısıydı. Şimdi yine, yeniden o karanlık ve meş um senaryo ile yeni bir anayasa yapmaya kalkışarak bölünme ve çözülme sürecini diriltmeye çalışıyorlar. Elbette nafile bir çaba içindeler. Ne demişler, yenilen pehlivan güreşe doymazmış... Biz hazırız. Başkanlığını TBMM E. Başkanı Sn. Hüsamettin Cindoruk un yaptığı, partilerüstü, sağ-sol demeden, mezhep-köken ayırmadan, bir araya gelen ve Atatürk te Birleştik diyen, milletimizin yüz akı ve siyasi demokratik tarihimizde bir ilk olan, demokratik kuvayı milliye hareketi Milli Merkez yine bu demokratik milli mücadelede göğsünü siper etmeye hazırdır. Partili-partisiz, sağcı-solcu, kadın-erkek tüm yurtsever, millici demokrat kişi, kurum dernek, oluşum ve partiler, Milli Merkez le aynı değer-sorumluluk ve mücadele azmini taşıyan tüm yurtseverler, milli-gayrı milli saflaşmasında, geçmişte olduğu gibi bugün de tereddütsüz Cumhuriyetçi-Milli-demokratik cephede yerlerini alacaklardır. Bundan hiçbir kuşkumuz yok. Bağımsız, milli, demokratik ve laik Atatürk Cumhuriyeti için, daha önce dağıttımız bölünme anayasası masasını yine, yeniden devirip yıkacağımıza adımız gibi eminiz. Denemeye kalkışan, pişman olur. Hodri meydan! 328 UYAN TÜRKİYEM 7

329 B. Nemstov u da, H. Dink i de öldürten aynı üst akıl mı? 28 Şubat 2015 Cumartesi günü Moskova da, Kremlin karşıtı gösterilerin önderlerinden Rus muhalif lider Boris Nemstov silahlı saldırı sonucunda öldürüldü. Bu cinayetin ertesi gün yapılması planlanan Putin karşıtı dev gösterinin hemen öncesinde yapılması, akıllara derhal provakasyon ihtimalini getirdi. Muhalefet Partisi PARNAS ın eş Başkanı olan B. Nemstow un öldürülmesi, Putin tarafından da sipariş ve provakasyon olarak değerlendirildi. ABD ve saz arkadaşları ise, korkunç cinayet diyerek, saldırıyı kınadılar ve timsah gözyaşları döktüler. Halbuki uzmanlar, Nemstov un, Putin için tehdit oluşturacak bir siyasi figür olmadığını belirtiyorlar. Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan krizin orta yerinde böyle bir cinayetin işlenmesinin Putin yönetimine hiçbir yararı olmayacağını, aksine tepki ve provakasyona zemin hazırlayacağını aklı başında ve soğuk kanlı analiz yapabilen herkes açıkça görüyor. Bu cinayet haberinin detayların bakınca, aklıma H. Dink in acımasızca katledilmesi geldi. H. Dink in öldürülmesinin üzerinden henüz birkaç saat bile geçmeden, organize edilen bir kalabalık matbaalarda önceden basılmış, tahtalara iliştirilmiş hazır pankart ve resimlerle Hepimiz Ermeniyiz diye yürümüşlerdi. Benim dikkatimi, bu organize protestonun çabukluğu ve pankart ve dövizlerin nasıl olup da bu denli kısa bir sürede binlerce insanın eline verildiği hususu çekmişti. Ufuk Söylemez 10 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Bu cinayetin, ardından etki ajanı kesimlerin hep bir ağızdan,genelde Türk DERLEME 329

330 milletini, özelde ise, milliyetçi, vatansever kesimleri töhmet altında bırakacak, psikolojik harekata başlamaları bu şüphelerimi daha da artırdı. Çünkü, bu cinayetle, emperyalizm, bir yandan, işine geldiği gibi kullanıp maşası yapamadığı bir isimden kurtulmuş, öte yandan bu cinayeti Türk milletinin milliyetçi ve vatanseverlerin üzerine yıkmak suretiyle bir taşla iki kuş vurmuş olabilirdi. Nitekim bugün yürütülen soruşturmalarda ortaya çıktı ki, bu karanlık ve vahşi cinayetin arkasında, başından itibaren cemaat görünümlü, ABD iltisaklı, F tipi silahlı örgütün izleri var. Tüm iddialar ve kanıtlar buna işaret ediyor. Dünyada bu tür siyasal cinayet ve suikast yöntemlerini sık sık kullanan komplo,darbe ve ayaklanmaları organize eden ve haydut devlet suçlamasına maruz kalan kaç devlet var? Bunun cevabını kolaylıkla bulabiliriz. Kirli ve karanlık, komplo- suikastkumpas-darbe ve her türlü tezgahı gözünü bile kırpmadan hayata geçiren gücün, yani son günlerin yaygın tabiriyle, üst aklın bu cinayetlerin altında ve arkasında olma ihtimali çok çok büyük bir olasılık bence. Evet buna kimileri adını vermeksizin sadece üst akıl diyorlar. Ne üst akıl ama. Aklı fikri kirli-karanlık, provakasyon ve tezgahlardan başka bir şeyde olmayan bu üst akıla ne diyelim? Aklınız batsın inşallah! 330 UYAN TÜRKİYEM 7

331 Uğur Dündar 4 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Elveda üniter devlet elveda Cumhuriyet!.. Seçimler yaklaştı. AKP nin ülkeyi yönetmekte sergilediği acz had safhaya ulaştı. Dolar fırladı, ekonomi kötü sinyaller vermeye başladı. O halde ne yapmalı? O halde can simidini asılı durduğu yerden almalı. Çözüm süreci denilen o simide can havliyle sarılmalı. Önce ortaya 10 madde atmalı İçine Bu 10 madde hayata geçerse Türkiye şaha kalkacak şeklinde tadından yenmez soslar da katmalı!.. Kafa kaldıranlara da İç Güvenlik Yasası adı verilen sopa kullanılmalı!.. * * * Sözü uzatmaya hiç gerek yok. Çözüm Süreci adı altında millete sunulan 10 maddelik paket, büyük önder Atatürk ün armağanı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin, yani üniter devletin nasıl bitirileceğinin manifestosudur. AKP ile HDP arasında imzalanan metin, aslında ulus devletin bitiriliş sözleşmesidir. Pakette yer alan yeni anayasa, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi deyişler sizi aldatmasın. O maddeler, önce eyalet yapılanmasına, ardından federatif devlete geçişin, sonunda da Doğu ve Güneydoğu daki bazı illerimizin Büyük Kürdistan a eklemlenmesiyle son bulacak gerçek sürecin önsözüdür. Siz cilalı laflara bakmayın, paketin Türkiye yi götüreceği nihai hedef budur. * * * Sürecin ilerlemesinde en önemli aşama, Abdullah Öcalan ın serbest bırakılıp siyasete başlaması olacak. Emperyalist ülkeler Türkiye Cumhuriyeti nin tarihten silinmesiyle sonuçlana- DERLEME 331

332 cak gidişatı birlik ve bütünlük kazandı sloganları ve alkışlarla destekleyecek! Böylece talihsiz coğrafyamızda emperyalizm, bir ulus devleti daha tarihten silmiş olacak. * * * Seçim atmosferindeki karşılıklı atışmalara da hiç kanmayın! Anlaşma gereği seçimlere kadar her fırsatta AKP HDP yi, HDP de AKP yi eleştirecek!.. Ama bunlar göstermelik olacak. Gerçekte tüm dar boğazları AKP ve HDP kol kola aşacak. Biri diğerine daima payandalık yapacak. * * * Peki bizler ne yapacağız? Sandığa giderek demokratik gücümüzü göstereceğiz. Kendilerinin sandığa gitmedikleri yetmiyormuş gibi, başkalarını da sudan bahanelerle vazgeçirmeye uğraşanları artık dinlemeyeceğiz. Ayrıca sandıkta birleşeceğiz. Gitmediğimiz ve birlik olmadığımız takdirde laik demokratik cumhuriyeti, üniter devleti kaybetmeyi, bölünmeyi, özgürlüklere veda etmeyi ve tek adamın diktatoryal yönetimine girmeyi kabul etmiş olacağız. Böylece bir bakıma Biz böyle yönetilmeyi hak ediyoruz diyeceğiz. UĞUR DÜNDAR IN NOTU: Meslek hayatımın büyük çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun sorunlarını anlatmakla geçti. O bölgelerde gitmediğim il, hatta ilçe kalmadı. Kürt sorununun ülke gerçeği olduğuna ve mutlaka çözülmesi gerektiğine inananlardanım. Ama böyle değil. Çözüm Meclis çatısı altında yapılacak şeffaf görüşmeler sonucunda ve tüm siyasi partilerin mutabakatıyla sağlanmalı. 332 UYAN TÜRKİYEM 7

333 Uğur Dündar 5 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Çıldırmış bunlar!.. Aşağıda okuyacaklarınız için özür dilerim. Ama yazmam gerekiyor. Niçin yazmam gerektiğini yazımın sonunda açıklayacağım. Sanırım siz de bana hak vereceksiniz. * * * Ayı, domuz herif, dangalak, pis herif, otlan biraz, yüzü de ruhu da çirkin kadın, eşkıya, terbiyesiz ahlaksız kadın, diktatör, darbeciler, sahtekarlar, haham, faşist, Esed i geçtiniz, kes sesini terbiyesiz ahlaksız adam, pişmiş kelle, münafık, katil, yalancı, lan, delikanlıysan çık dışarı, paralelci * * * Kafanı kırarım lan Terbiyesiz senin K.nı S.m O.. ç.! P.. k! Satılık köpek! Şerefsiz! Senin a s. * * * Sevgili okurlarım, Bunlar, sokaktaki sıradan bir kavgada dile getirilmedi. Bu küfür ve hakaretler, uygar tartışma üslubuyla tüm ülkeye örnek olması gereken vekiller tarafından, yüce Meclis in çatısı altında birbirlerine edildi. Ve tutanaklara kaydedildi. Diğerlerinden de utandım ama, özellikle son bölümde alıntıladığım AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan ın ağzından çıkanları yazarken yüzüm kızardı, midem bulandı. * * * DERLEME 333

334 Lafı uzatmadan Peki ben bunları niçin yazdım sorusunun cevabına geçiyorum. Ülkemizde asgari ücret TL, açlık sınırı ise lira. Yani asgari ücretliler açlıktan ölüme mahkum durumdalar. Yardımlar da olmasa yaşayamayacaklar! Dolar derseniz, Cumhurbaşkanı Erdoğan ın eşşiz katkılarıyla (!) geldi, dayandı 2.57 ye Oysa Türkiye nin 400 milyar doları aşkın dış borcu bulunuyor. Yani dolar fiyatına ilave edilen her kuruş, milletin sırtındaki borç yükünün daha da ağırlaşması, hatta taşınamaz hale gelmesi anlamını taşıyor. Ekonomiden kötü sinyaller geliyor. * * * CNN Türk teki yandaş şişkoya rağmen çizgisini bozmayan dürüst ve başarılı ekran yüzlerinden, Ekonomi Müdürü Emin Çapa, önceki gün sosyal medyada iş dünyasının 12 ay içinde ödemek zorunda olduğu borcun 168 milyar doları bulduğunu yazıyor ve faizi indir dayatmasını şöyle yorumluyordu: Çıldırmış bunlar!.. * * * Ülkenin sorunları çıkmış devasa boyuta. Özellikle iktidar vekilleri bu sorunları uzlaşı ortamında çözmek, İç Güvenlik Paketi gibi faşizan yasalardan vazgeçmek yerine, her fırsatta muhalefete saldırmayı ve ana avrat küfretmeyi tercih ediyorlar. Emin Çapa yerden göğe kadar haklı. Hakikaten çıldırmış bunlar! 334 UYAN TÜRKİYEM 7

335 Uğur Dündar 22 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ İktidarın ekonomi efsaneleri iflas etti, büyük çöküş başladı DPT eski Müsteşarı, ekonomi uzmanı Kesici den bomba açıklamalar: Devlet Planlama Teşkilatı eski Müsteşarı, ekonomi ve siyaseti en iyi bilen isimlerden biri olan İlhan Kesici, AKP nin ekonomi balonlarının söndüğünü söyledi. Kesici Yara derindedir. Kullanılacak merhem artık kâr etmez. Yeni bir kalkınma modeli, yeni bir anlayışa ihtiyaç var. Seçim çok önemli dedi Sevgili okurlarım, Bugün sizlere Devlet Planlama Teşkilatı nın eski Müsteşarı, ekonomi uzmanı ve siyasetçi İlhan Kesici ile ekonomi üzerine yaptığım söyleşiyi sunuyorum. Dürüst çizgisi ve doğruları eğip bükmemesi nedeniyle haklı bir saygınlık kazanmış olan Kesici ile sohbetimize AKP nin ekonomiyle ilgili efsanelerinin birer birer çökeceğini öne sürüyorsunuz. Nedir bu efsaneler ve niçin çökecekler? sorusunu yönelterek başladım. İşte sorularım ve cevapları: * * * İLHAN KESİCİ (İ.K.): Uğur Bey, ekonomide yaşayacağımız şey Bazı ekonomik efsanelerin iflası ve çöküşüdür. Pompalanan Ekonomik efsaneleri patlatmak lazımdır. Bunların neler olduğuna gelince: 1- Ekonomimiz çok sağlamdır. TL miz çok kıymetlidir. Ve bolluk-bereket içindeyiz. Son Cumhurbaşkanı-Merkez Bankası kur-faiz tartışmaları bütünüyle traji-komik bir DERLEME 335

336 tartışmadır. Nereden çıktı, nasıl çıktı bilen bir Allah ın kulu olduğunu da sanmıyorum. Sadece bildiğimiz, kantarla soğan-patates tartar gibi kıymeti sayfa sayısı ile ölçülen bir ekonomi brifingi yapıldığıdır. Okurlar bilmeliler ki, 2003 ten 2015 başına kadar, ana hatları ile uygulanan kur-faiz politikası şudur: yüksek faiz-düşük kur. Bu da şu anlama gelir: Ver yüksek faizi, tut dolar kurunu, gelsin sıcak para, olsun para bolluğu, olsun ithal mallar cenneti! Al sana bolluk-bereket!.. Yaşanmaya yeni başlanan şey işte bu efsanenin çöküşüdür. İlk 11 senede, yani döneminde, kurdaki artış sadece ve sadece yüzde 18 dir. Son bir aydaki artış da yüzde 18 dir. Böyle bir ekonomi politikası olabilir mi? TÜRKİYE BORÇ CENNETİ UĞUR DÜNDAR (U.D.): Peki bu ekonomi politikasının ortaya çıkartacağı tablo, yani varacağı sonuç nedir? (İ.K.): Sonuç, diliminde dış ticaret açığı 656 milyar dolar, cari işlemler açığı 447 milyar dolardır. Kamu dış borcu 64 milyar dolardan (ki bunun 22 milyar doları IMF borcu idi) 107 milyar dolara çıkmıştır. Yani IMF ye olan borç kapatılsa bile toplam kamu dış borcu 43 milyar dolar daha artmıştır. Özel sektör dış borcu ise 43 milyar dolardan 280 milyar dolara çıkmış haldedir. Bu yaklaşık 6 katlık bir borç artışıdır ve çoktur. Kamu iç borcu, dolar cinsinden 90 milyar dolardan 250 milyar dolara çıkmıştır. Hane halkı borcu başka bir kapsamdadır ama o da 4 milyar dolardan 155 milyar dolara çıkmıştır. (U.D.): Yani aşırı borçlanmayla sahte bir cennet mi yaratıldı? (İ.K.): Çok doğru söylediniz. Bu sadece bir borç cennetidir. Bu sahte cennetin bedeli ise tam 465 milyar dolarlık faiz ödemesidir. 465 milyar dolar faiz ödemek demek, Türkiye ve dünyanın iftihar projelerinin her zaman başlarında gelen 100 adet Atatürk Barajı parası demektir. Kamu maliyesinin iliğinin kemiğinin emilmesi demektir. Bu kur-dolar değeri çarpıklığı bugün de çıkmış değildir. 1 Temmuz 2013 te TBMM de kabul edilen Onuncu Kalkınma Planı, , onaylandığı gün 1 doların değeri de 1.95 TL idi. Ama Plan ın tam dört sene sonrası olan 2018 yılı için hedef aldığı ve bütün hesaplamaları da bunun üstüne oturttuğu kur da 1.97 idi. Bundan daha büyük bir öngörüsüzlük, hesap yanlışlığı, veya bizi kandırmacılık olabilir mi? Böyle bakılınca son tartışma olan indir 336 UYAN TÜRKİYEM 7

337 faizi, hayır indirmem; ver bana hesabını, al sana 130 sayfalık brifing koca ülke ve 77 milyon insan ile alay etmekten başka bir şey değildir. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcımız Ali Babacan da Bursa Uludağ Ekonomi Zirvesi nde yaptığı konuşmada konuya Dolar-Toto-oynamak-oynamamak yaklaşımı ile müdahil olmuştur. Ama bilinmelidir ki bu dolar bu TL yi döver. Ama şimdi ama seçimden sonra. Seçimden sonraya kalırsa en iyimser durum knock-down dur. Evet. Bu sene 200 milyar dolarlık bir taze döviz ihtiyacı vardır. Kamunun 20, özel sektörün milyar dolarlık kısa vadeli borçları ve 40 milyar dolar civarında cari işlemler açığının döndürülebilir olması lazımdır. EKONOMİK BÜYÜME YALANI (U.D.): Birinci efsaneyi anlattınız. Peki ikincisi nedir? (İ.K.): Ekonomik büyümede neredeyse dünya şampiyonu gibi gösterilmemiz patlayacak olan ikinci efsanedir. Hemen aşağıda yer alan şu iki tabloya bakar mısınız? Zira bu tablolar efsaneyi yerle bir ediyor: Meşhur devlet adamı ve büyük şairimiz Ziya Paşa nın bu tür durumlarda kullandığı bir ölçü var: Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. Grafiklerdeki rakamlar devletin resmi rakamlarıdır. Ne görünüyor? 1- Bütünüyle sağlıksız ve sürdürülebilir olmayan bir manzara yılındaki büyük krizin ertesi bir büyüme sıçraması olmuş, ki dünyanın her tarafında ve bizde de bütün kriz ertelerinde aynen böyle olur, sonra kesintisiz her yıl mütemadiyen olmak üzere yüzde 9.4 ten -4.8 e kadar durmadan düşmüş. İkinci grafik, 2009 krizinden sonra tekrar bir sıçrama ve tekrar her yıl düşerek yüzde 9.2 den yüzde 3 ün bile altına düşme. Böyle bir trend insana kalp krizi geçirtir, ülke ekonomisini de allak-bullak eder. 2-Büyüme büyüklükleri: , çok partili demokratik düzene geçtiğimiz ilk 56 yılın ortalaması, yıllık ortalama ekonomik büyüme yüzde 5.1. Bu uzun dönemin içinde çok olumsuz politik dönemler de var: İkinci Dünya Savaşı nın artçı etkileri; 10 yıl arayla gelen üç askeri darbe-ihtilal ve bunların politik ekonomik sonuçları; üç büyük ekonomik kriz, 1994, 1999 depremi ve 2001; arada 1974 Kıbrıs Harekatı ve politik ve ekonomik sıkıntılar. AKP dönemi, , bütün dünyanın 2000 yılından itibaren ekonomi tarihinde gördüğü en büyük olumlu sıçramalar, uluslararası sermaye hareketlerinin en serbest ve en büyük boyutlara çıkması, dünya ticaretinin önündeki engellerin hemen hemen bütünüyle ortadan kalkması, bütün dünyada neredeyse gökten sıfır maliyetle dolar yağması. Bu olumlu şartlar altında, ortalama yıllık büyüme hızı kaç olmuş? Beklenir ki herhalde yüzde 5.1 in çok üstündedir. Hayır sadece yüzde 4.7. (U.D.): Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz? (İ.K.): Bunun içine biraz daha girilirse ayrıca şu görülür. Bunun ilk dört yılı, , DERLEME 337

338 büyüme yüzde 7.4 tür, çok iyidir; ama asıl ustalık dönemi olarak ifade edilen dönemi ise sadece yüzde 3.3 tür. Neredeyse Türkiye ortalamasının yarısı. Artık ekonomi sadece patinaj yapmaktadır. Büyüme bahsini yeniden toparlarsak Büyüme, 1) Türkiye ortalamasının bile yarısına doğru gitmektedir; 2) Çok sağlıksız bir görüntü vermektedir; 3) Katiyen sürdürülebilir değildir. MİLLİ GELİR DE DÜŞTÜ (U.D.): Evet çok net bilgiler verdiniz. Gelelim üçüncü efsaneye Nedir o? (İ.K.): Söyleyeyim o da milli geliri 3 katı artırdık, kişi başına düşen milli gelir rakamını ta 2008 yılında 10 bin doları aşırdık. Uğur Bey, Birincisi, bu tür karşılaştırmalar adına cari fiyatlar dediğimiz rakamlarla yapılmaz, ortak paydaya getirilmiş rakamlarla yapılır. İki, Milli Gelir hesaplamalarını baskılanmış dolar kuru ile yaparsınız bir başka çıkar, mesela şimdiki kur ile yaparsanız başka çıkar. O zaman da övünülen eski değerlerin hepsinin çok altına düştüğünü görürüz. Böyle bakınca, mesela 2015 yılında kişi başına milli gelir rakamı gider, ta 2008 yılı rakamının bile altına düşer. (U.D.): Teşekkür ederim, böylece geldik dördüncü ve sonuncu efsaneye O nedir? (İ.K.): Dördüncü efsane de Türkiye yi dünyanın 17. Büyük ekonomisi yaptık söylemidir. Türkiye 1991 yılında dünyanın 17. büyük ekonomisi idi. Yıllar içinde bazen bir üstte bazen bir altta yer aldı. Sebebi kullanılan kurdur. Ama şimdi bu düşük büyüme ve kurdaki sıçrama dolayısıyla herhalde birkaç sıra birden düşecektir. (U.D.): İlhan Bey gelin bu kez çözüm önerisi de arayalım. Bu karamsar tablodan Türkiye yi kurtarmanın, millete umut vermenin ve çözüm getirmenin yolu ne olmalı? (İ.K.): Çok güzel ve yerinde bir soru. Gördük ki bu yara derindedir. Kullanılan merhem artık kâr etmez. Yeni bir anlayış, yeni bir kalkınma modeli, yeni hekimlerkadrolar, yeni merhemler-fikirlere ihtiyaç vardır. Önümüzdeki seçim bunu çıkarmalıdır. 338 UYAN TÜRKİYEM 7

339 Uğur Dündar 26 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Türkiye bağırsaklarını temizliyor!.. Bülent Arınç, Melih Gökçek için Ankara yı parsel parsel sattı Gökçek le 100 ayrı konuyu seçimden sonra konuşmak isterim derken, aklıma ne geldi biliyor musunuz? 2008 yılında Türkiye bağırsaklarını temizliyor deyişi! * * * Hatırlayacaksınız, Kumpas operasyonları kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri nin değerli komutanları evlerinden alınıp birer birer tutuklanırken Bülent Arınç bir televizyon programında Türkiye iyi bir noktaya gidiyor. Bu sıkıntılar, sancılar bir taraftan doğum sancısıdır. Bir taraftan da bağırsakların temizlenmesidir demişti. Böylece paralelin operasyonlarına arka çıkmıştı. Aynı Arınç, şimdi aynı paralel yapıya Melih Gökçek in Ankara yı parsel parsel sattığını iddia ediyor. Onu yolsuzluk yapmakla suçluyor. Bir bakıma Türkiye nin bağırsaklarını yolsuzluklardan temizlemesi gerektiğini söylüyor. Bu sözleri, o günleri hatırlayanlara nereden nereye dedirtiyor. * * * Bülent Arınç siyasi görüşlerine asla katılmadığım, kimi zaman dile getirdiği doğruların arkasında duramayışını, hemen çark edişini eleştirdiğim bir politikacıdır. Ama akçeli konularda da dürüstlüğüne inandığım bir siyasetçidir. Hayatımda hiç karşılaşmadığım Başbakan Davutoğlu ise, bana göre Cumhuriyet tarihinin en başarısız Dışişleri Bakanı dır. Yanlış öngörüleriyle ülkemizin başına çok büyük belalar açmış, yaşadığımız coğrafyada Osmanlı devlet düzenini inşa ve ihya etme hayalinin peşinde koşarken, Türkiye yi Ortadoğu bataklığına sürüklemiştir. Ama bizim dürüstlüğümüz Sezar ın hakkını Sezar a vermeyi gerektirir. DERLEME 339

340 Davutoğlu da, yolsuzluk şaibesinin bulaşmadığı ender AKP lilerden biridir. * * * Cumhurbaşkanı Erdoğan a gelince Er veya geç Aralık operasyonlarıyla ortaya çıkan yolsuzluk buzdağının hesabını vermek zorunda kalacağını biliyor. Bu nedenle her ne pahasına olursa olsun Başkanlık rejimini getirmeyi, Türkiye yi, tüm yetkileri elinde toplayacağı tek adam yönetimine taşımayı istiyor. Açılım sürecinin milliyetçi oyları MHP ye kaydırdığını, Kürt seçmenlerden gelen AKP oylarının da HDP ye gitmekte olduğunu görüyor. Bırakın Başkanlık anayasası için gereken 400 milletvekilini, AKP nin tek başına iktidar olabilecek milletvekili sayısına ulaşamamasından korkuyor. Bu nedenle Kürt sorunu yoktur diyerek, açılım sürecini dondurduğu mesajını veriyor. Bu sözlerle çatışmasızlığın sona ermesini bile göze aldığı algısını yaratıyor. Parti üzerindeki gücünü sürdürebilmek için, milletvekili adaylarının büyük çoğunluğunu belirlemekte ısrar ediyor. * * * Davutoğlu ise, açılımın devam etmesi, verilen sözlerin tutulması gerektiğini düşünüyor. Aksi takdirde Ekim ayında yaşanan kalkışmanın daha şiddetlisiyle karşılaşmaktan, silah deposu haline getirilen Güneydoğu kentlerinde çatışmaların başlamasından, hatta ayaklanmadan korkuyor. Ekonomideki kötü gidişin krize dönüşmesinden kaygı duyuyor.. Çevresine Milletvekili adaylarının büyük çoğunluğunu ben belirleyeceğim dediği öne sürülüyor. Ankara kulislerinde onun ve bazı bakanların Cumhurbaşkanı Erdoğan la yol ayrımına gelebilecekleri bile konuşuluyor. * * * Bakın Bülent Arınç a Nereden nereye değil mi? Daha durun Kendinizi büyük şaşkınlıkları yaşamaya hazırlayın 340 UYAN TÜRKİYEM 7

341 Emperyalizm denilen vampir Müslüman kanına doymuyor!.. Suriye ye gidip dönen bir gazeteci Libya da ve Mısır da diktatörleri deviren mücahitler, şimdi de Suriye de çarpışıyorlar! demiş. Bu kişilerin Cihat için Suriye de olduklarını söylemiş! Oysa Arap Baharı nın (!) başladığı ilk günden beri, Kuzey Afrika ve Ortadoğu yu yeniden şekillendiren projenin sahibinin Amerika nın önderliğindeki bazı Batı ülkeleriyle, İsrail olduğu biliniyor. Ortadoğu daki operasyonda ise Suudi Arabistan, Katar, Emirlikler ve Türkiye, bu ülkelerin yanında yer alıyor. Esad ın devrilmesinin hedeflendiği süreçte başrolü, Türkiye üstleniyor. * * * Görünen o ki, Irak tan sonra Suriye de bölünecek ve sıra İran a gelecek. Muazzam petrol ve doğalgaz zenginliğine sahip Ortadoğu coğrafyasında Şii liderlerler gidecek, yerlerine Sünni yönetimler gelecek. Böylece Amerika, bölgedeki enerji kaynaklarının üzerine oturacak, İsrail de Şii İran kabusundan kurtulacak! Sünni rejimlerin hamisi Suudi Arabistan bu sonuca çok sevinecek, Sünni Müslüman Kardeşler in (İhvan) ruh ikizi AKP de bayram edecek! Ama sonuçta bu talihsiz coğrafyanın gerçek kazananı, her zaman emperyalizm olacak! Ne diyordu gazeteci meslektaş? Libya da ve Mısır da diktatörleri deviren mücahitler, şimdi Suriye de cihat için çarpışıyorlar! Yani din uğruna savaşıyorlar!.. Aynı dinden kardeşlerini öldürüyorlar!.. Geçmişte yaşananlardan, tarihin ibret verici örneklerle dolu sayfalarından hiç ders almıyorlar. Uğur Dündar 28 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Sadece ölüyorlar, öldürüyorlar. DERLEME 341

342 Tarihin Emperyalizm için cihat sayfasını, Müslüman kanıyla yazıyorlar! Emperyalizme bir savaş daha kazandırıyorlar. * * * Sevgili okurlarım, Ben yazmıştım demeyi hiç sevmem ama, bu satırları yaklaşık iki buçuk yıl önce bu köşede yazmışım. Sanki o büyük senaryoyu görmüşüm gibi, neler yaşanacağını haber vermişim. * * * Ne yazık ki hepsi gerçekleşiyor. Bir süredir Yemen de olup bitenleri dehşet içinde kalarak izliyoruz. Müslüman kanıyla beslenen emperyalizm vampiri, şimdi de Yemen deki İran yanlısı darbeyi önlemek bahanesiyle, hem Yemen i bombalıyor, hem de İran a savaş açmayı düşünüyor. Zira büyük senaryonun yazarı ve Müslüman işbirlikçileri, yeni haritanın Müslüman kanıyla çizilmesini istiyor. Ortadoğu da parçalanmadık, bölünmedik yer bırakmamak için korkunç hesaplar yapılıyor. Size ne Suriye den, size ne Yemen den, size ne İran dan diyenler, emperyalizmin ürünü kelle avcısı caniler güruhu IŞİD e hedef gösteriliyor! IŞİD in tamamen bitirilmemesi gerektiği söylenip, çocukların bile yutmayacağı bahaneler uyduruluyor. Müslüman ı Müslüman a kırdırabilmek için ordular kuruluyor. Emperyalizm, yöneteceği bu orduyla tarihte eşi görülmedik ölçüde Müslüman kanı akıtmaya hazırlanıyor. * * * Suud Kralı nın ölümünden sonra yas ilan eden Tayyip Erdoğan ise mezhepçi politikaların başımıza sardığı belalardan hiç etkilenmemiş görünüyor. Zira Türkiye nin Cumhurbaşkanı olarak, barışçıl çabalar sergilemek yerine, Suudlar ın yanında yangına körükle gidiyor! 342 UYAN TÜRKİYEM 7

343 Yalçın Bayer 4 Mart 2015 HÜRRİYET GAZETESİ Bu da bizim 10 maddemiz 1- Türkiye Cumhuriyeti bir cumhuriyettir. Şahıs ve zümre devleti haline dönüştürülemez. 2- Atatürk milliyetçiliği, bizi tasada, kıvançta, kederde bir arada tutan vazgeçilmez ilkemizdir. Bu ilkeden hiçbir şekilde taviz verilemez. 3- Demokrasi, laiklik, sosyal adalet kavramları hayat felsefemizdir. Terk edilemez. 4- Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Parçalanamaz. 5- Devletimizin resmi dili Türkçedir. Yanına başka bir dil eklenmesi kabul edilemez. 6- Bayrağımız, ay-yıldızlı al bayraktır. Yanına dikilmeye kalkışılacak her bez parçası paçavra hükmündedir. Asla kabul edilemez. 7- Milli marşımız Mehmet Âkif in yazdığı İstiklal Marşı dır. Harfine ve notasına dokunulamaz. 8- Devletimizin başkenti Ankara dır. Başka bir yer tasavvur dahi edilemez. 9- Yüce dinimiz hepimizin ortak değeridir. Siyasi, ticari ya da başka her ne amaç için olursa olsun kullanılmasına, istismarına izin verilemez. 10- Zat-a mahsus bir başkanlık sistemi kabul edilemez. M. Necati GÜNGÖR Eski Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı DERLEME 343

344 Yunus Soner 3 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ 7 ülke 7 denizi birleştiriyoruz Perinçek başkanlığındaki Türkiye heyeti, Dışişleri Bakanı Muallim le görüştü. Yerli ve yabancı basın, onlarca muhabir ve kameramanla Türkiye heyetinin Şam daki toplantısını izledi ve dünyaya servis etti Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek başkanlığındaki Türkiye heyeti, Şam ziyaretinin ikinci gününde Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile görüştü. Dışişleri Bakanlığı nda gerçekleşen görüşmeye Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad ve bakanlık üst düzey bürokratları da katıldı. Basına kapalı yapılan görüşmede bölgesel sorunların ele alındığı öğrenilirken, terörün tüm bölge ülkeleri için bir sorun oluşturduğu ve çözülmesi için Ortadoğu ülkelerinin işbirliği gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Görüşmenin ardından Türkiye heyeti basına açıklamalarda bulundu. OKYANUS ÖTESİ BİZİ DUYSUN! Görüşme sonrası Perinçek in gerçekleştirdiği basın toplantısına yerel ve uluslararası basın yoğun ilgi gösterdi. Suriye ve Arap ülkelerinin basın organlarının yanında AP ve Russia Today dan Venezuela Devlet Televizyonu na kadar onlarca yazılı ve görsel basın kuruluşu izledi ve servis etti. Basın toplantısında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek şu açıklamaları yaptı: Okyanuslar ötesinden bizi duysunlar! Himalaya dağlarından bizi duysunlar. İnsanlığın kalbi bugün Suriye de çarpıyor. Suriye de barış, dünyada barışın anahtarıdır. Suriye ye dışarıdan terör ihraç edildi. Suriye de bir iç savaş çıkarıldı. Çıkaranları biliyoruz. Okyanus ötesi ve İsrail. Suriye devleti ve halkı, Beşar Esad önderliğinde bu saldırıya aslanlar gibi direndi. İnsanlık için direndi, hepimiz için. Bütün dünyanın mazlum halkları için direndi. ABD, BURADA YENİLMİŞTİR Amerika bu medeniyet topraklarında yenildi. Artık bunu kabul etmelidir. Suriye yi bölemediler ve bölemeyecekler. Suriye nin kuzeyinde Barzanistan dan Akdeniz e doğru ikinci Barzanistan açmak istediler. Başaramadılar. Buradan ABD ve Avrupa ya ve büyük devletlere sesleniyoruz: elinizi Ortadoğu dan, bizim ülkelerimizden çekin. Buralarda yangın çıkarttınız. 344 UYAN TÜRKİYEM 7

345 Ve kundaklayanlara da, Suriye nin komşularına da sesleniyoruz; Suriye yi yakan komşularını da yakar. İşte Türkiye Suriye ye terör ihracının sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Ve Şam dan bütün dünyaya ilan ediyoruz: Türkiye mizi kesinlikle böldürtmeyeceğiz, herkes bilsin bunu. Ve yine bilsinler, büyük devrimci Atatürk önderliğinde kurduğumuz Cumhuriyeti yıkacak bir güç tanımıyoruz. İşte bu Cumhuriyet mevzisinden, vatan mevzisinden Suriye deki kahraman direnişçileri, başta Besar Esad ve halkını selamlıyoruz. Onlar aynı zamanda bizler için savaşıyorlar, şükran borçluyuz. Bölge ülkelerinin sorunu ortaktır. Ortak sorunlarımızı birleşerek çözeceğiz. Üzerimize terörü salanların karşısına birlikte dikileceğiz. Bölgemizde terör istemiyoruz. Bölgemizde yabancı el kol, tertip, tezgah, fitne, bunların hiçbirini istemiyoruz. Bölgemizi karanlığa boğmak isteyenleri buradan mahkûm, ediyoruz ve onlara meydan okuyoruz. Bizi Ortaçağ ın kuyularına atamayacaklar. Bizi şeyhlerin müritleri, marabaları yapamayacaklar. Burası eski medeniyet topraklarıdır. Burada kavimler ve çeşitli inançlardan, dinlerden insanlar el ele yaşar. Bu topraklarda, yaşayan kavimleri birbirlerine kırdıramayacaklar. Biz bu topraklarda ancak birbirimize saygı göstererek laiklik içinde yaşamaya mecburuz. Burada kavmiyetçilik olmaz, burada dini taassup olmaz. Dünya bilsin bunu, ilan ediyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun, sen kimsin deseler... Bu sorunun en güzel cevabı Ben Suriye nin dostuyum ve kardeşiyim olur. BİZE BİRLEŞMEYİ ÖĞRETTİLER Bizi bölmeye kalkanlar, bize büyük bir iyilik yaptılar. Bize birleşmemizi ve el ele vermemizi öğrettiler. Biz de simdi 7 ülke 7 deniz birleşiyoruz. Türkiye, Suriye, Irak, İran, Mısır, Filistin ve Lübnan Azerbaycan birleşiyoruz. Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Hazar Denizi, Umman Denizi, Basra Körfezi, Ege Denizi. 7 ülke 7 deniz... İnsanca yaşamak için, özgürce kardeşçe yaşamak için birleşiyoruz. Arkada kalan dönemde tertip düzenleyenlere uyarımızı yapıyoruz. Ortadoğu daki özgürlük ve kardeşlik statükosunu tanıyacaksınız. Bu topraklarda büyük medeniyetler kuran halkları ve barış isteyen insanlığı selamlıyoruz. PERİNÇEK AKP - HDP İTTİFAKINI DUYURDU Açıklamanın ardından, Erdoğan ın Suriye politikası ve Türk halkının tutumu sorulan Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek, Cumartesi günü AKP ve PKK ittifakı resmi olarak, basının önünde ilan edilmiştir. AKP Türk Milleti ni karşısına almıştır. Suriye ye söz veriyoruz. Türk Milleti BOP Eşbaşkanı nı tepesinden atacaktır dedi. ŞENER: TERÖRÜ DURDURUN Şam da düzenlenen ve basının yoğun ilgisiyle karşılaşan basın toplantısında heyetin diğer üyeleri de söz aldı. Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Suriye de bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. DERLEME 345

346 Suriye deki terör faaliyetlerinin hem Suriye, hem de Türkiye nin menfaatleri için bir an önce durması gerektiğini belirten Şener, heyetin bu ortak amaçta birleşen farklı siyasi akımlardan oluştuğunu belirtti. Suriye nin bugün dışarıdan getirilen bir terörle karşı karşıya olduğunu söyleyen Şener, 83 ülkeden özel yetiştirilmiş, çoğu ruh hastalarından oluşan terörist grupların sosyal düzeni bozmak için savaştığını söyledi. Bütün uluslararası yasalara göre bir ülkede insanları silahlandırıp diğer bir ülkeye savaşmaya ve o ülkenin rejimini değiştirmeye göndermenin yasadışı olduğunu vurgulayan Şener, Birleşmiş Milletleri bu tutuma karşı caydırıcı karar almaya çağırdı. GÜLER: SURİYE GÖNÜLLÜSÜYÜZ İzmir Bağımsız Milletvekili Birgül Ayman Güler, Suriye nin terör ihracatı, kara propaganda ve insanlık dışı bir ambargoya maruz kaldığını belirtti. Güler, Suriye gönüllüsü olacağız, tıbbi malzemeleri kapsayan, insanlık dışı ambargonun kaldırılması için mücadele edeceğiz dedi. SURİYE BAŞMÜFTÜSÜ: HEPİMİZE LAİKLİK GEREK Türkiye heyeti dün sabah Suriye Başmüftüsü Bedrettin Ahmet Hassun ile görüştü. Cumhuriyet Müftüsü sıfatını taşıyan Hassan, heyeti Suriye üzerine yayılan yalanları yararak geldiniz sözleriyle karşıladı. Hassan konuşmasında sık sık laiklik vurgusu yaptı. Hassan, Biz hiçbir zaman İslam Devleti sıfatını kullanmadık. Emevi Devleti, Abbasi Devleti, Osmanlı Devleti dedik. Çünkü bunlar devletti, dünyaya aitti. Sultanlar kardeşlerini, iktidara gelmesin diye öldürttü, İslam adına değil dedi. SÜNNİ, Şİİ DEĞİL MÜSLÜMAN... Cumhuriyet Müftüsü sözlerine şöyle devam etti: Ben laik bir müftüyüm. Din ve siyasetin ayrılması taraftarıyım. Bana Şii misin, Sünni misin diye sorduklarında Müslümanım derim. Müslümanlık birleştirir, mezhepler ise topluma hakim olmak için din cübbesi altında yaratılan siyasetlerdir dedi. Kendisini tüm Suriyelilerin, hem Müslümanların, hem Hristiyanların, hem de ateistlerin müftüsü olarak gördüğünü belirten Hassan, Türkiye ve Suriye gibi ülkelerin var olmak için laikliğe mecbur olduğunu bildirdi de bir terör saldırısında oğlunu kaybeden Cumhuriyet Müftüsü sözlerini şu ifadeyle tamamladı: Sizden önce de yabancı heyetlerle görüştüm. Ama en çok sizin ziyaretinizden mutlu oldum. Çünkü siz ve ben, aynı toprakların insanıyız. Sizler benim evlatlarımın damarlarındaki kansınız. Bunu bir Fransız a söyleyemem. PERİNÇEK: ATATÜRK ÜN HAYALİNDEKİ MÜFTÜSÜNÜZ Cumhuriyet Müftüsü Hassan dan sonra söz alan Doğu Perinçek, Sizi dinlerken Suriye halkını kıskandım. Siz, büyük önderimiz Atatürk ün hayal ettiği müftüsünüz dedi. Türkiye, Suriye, Irak ve İran da farklı mezheplerin barış ve hoşgörü içinde yaşaması için laikliğe mecbur olduğunu belirten Perinçek, Size söz veriyorum: Türkiye de laikliği sağlamlaştıracağız. Ülkemizi ABD nin piyonlarından kurtaracağız dedi. Hem Cumhuriyet Müftüsü hem de Perinçek in konuşmalarının sonunda duygulu anların yaşanması dikkat çekti. 346 UYAN TÜRKİYEM 7

347 Yıldırım Koç 17 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Günümüzde Kemalist devrim ve işçi sınıfı Kemalist Devrim veya Türkiye nin milli demokratik devrimi Atatürk ün ölümünden ve özellikle de 1946 yılından itibaren rayından çıkarıldı; karşı-devrim süreci başladı. Özellikle AKP iktidarları döneminde, Kemalist Devrim in üç temel hedefi tehdit altına sokuldu. Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin bağımsızlığı ve üniter devlet yapısının bütünlüğü tehdit altındadır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti ni kuran Türkiye halkı olan Türk milletinin bütünlüğüne saldırılmaktadır. Türkiye de yaşayan insanları emperyalistlerin, AKP nin, cemaat ve tarikat şeyhlerinin, ağaların, aşiret reislerinin, sermayedarların kulu/kölesi yapma çabaları yoğunlaşmıştır; kadınların Kemalist Devrim sürecindeki kazanımları tehdit altındadır. KEMALİST DEVRİMİN TEMEL GÜCÜ İŞÇİ SINIFIDIR Ancak bu kez Kemalist Devrim in dayanacağı temel güç köylülük değildir li yıllardan 1946 yılına kadar, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 80 i köylerde yaşıyordu. Köyler ve hatta kentler arasında ulaşım çok yetersizdi. Farklı köken ve inançlardan insanlardan bir millet yaratma sürecinde Kemalist iktidarın elinde sinema, televizyon, internet yoktu; okuma yazma bilenlerin sayısı sınırlıydı; radyo fazla yayılmamıştı. Farklı köken ve inançtan insanlar arasında yüzyılların getirdiği önyargılar etkiliydi. Halkın büyük bölümü, kendi toprağını işleyen köylü veya kendisine ait dükkanda çalışan esnaf sanatkardı. Günümüzde ise Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 80 i kentlerde yaşamaktadır ve yaklaşık yüzde 70 i hayatını işgücünü satarak kazanmaktadır. İşçidir, memurdur, sözleşmeli personeldir, geçici personeldir (4/C). Ayrıca, işgücünü satma çabasında olup da bunu başaramayan işsizler vardır. Bunların tümü işçi sınıfıdır. Bir de işçi ve memur emeklilerinden oluşan milyonlar vardır. DERLEME 347

348 Günümüzün insanları, dünyada ve Türkiye deki gelişmeleri izleyen, her türlü teknolojik gelişmeye açık bir kitledir. Ülke içi ve uluslararası nüfus hareketliliği yüksektir. Örgün eğitim düzeyi çok yükselmiştir. İnsanların bilgi, bilinç ve sınıf mücadelesinde deneyim düzeyleri, Atatürk dönemiyle kıyaslanamayacak kadar ileridir. Diğer taraftan, Türkiye ye, vatanımıza yönelik saldırıdan en fazla zarar görecek olan, nüfusumuzun yaklaşık yüzde 70 ini oluşturan işçi sınıfımızdır. İŞÇİ SINIFIMIZIN ANTİ-EMPERYALİST MÜCADELESİ İşçi sınıfımızın en önemli sorunlarının kaynağında emperyalist sömürü ve saldırı yatmaktadır. Türkiye güçlü ve potansiyeli çok yüksek bir ülkedir; emperyalist sömürü engellenebilirse, işçilerin çalışma ve yaşama koşulları hızla iyileştirilebilecektir. Türkiye yi ve halkımızı soyanların servetlerine el konsa ve devlete aktarılsa, Türkiye de herkese insanca yaşama olanağı kolayca sağlanacaktır. İşsizliği, özelleştirmeyi, taşeronluğu, esnek çalışmayı, kiralık işçiliği, vb. dayatan, öncelikli olarak emperyalist güçlerdir. Türkiye deki sermayedar sınıf ve siyasi iktidar, arkalarını emperyalist güçlere dayamadan bu konularda başarılı olamaz. Türkiye nin parçalanması ve Türk milletinin (Türkiye halkının) bölünüp birbirine kırdırılması, sınıf bilincine ve işçi sınıfının mücadelesine en büyük darbeyi indirecek tehditlerdir. İnsanların kullaştırılması da işçi sınıfını köleleştirmenin aracıdır. Bu koşullarda, Kemalist Devrim i, işçi sınıfının çıkarları doğrultusunda daha da geliştirerek koruyacak temel güç, işçi sınıfımızdır. Kemalist Devrim geliştirilerek korunmadan da işçi sınıfının çıkarları korunamaz. İşçi sınıfı mücadeleye katılmadan, Kemalist Devrim korunamaz. 348 UYAN TÜRKİYEM 7

349 Yılmaz Polat 31 Mart 2015, YURT GAZETESİ ABD de 7 Haziran heyecanı ABD deki Türkler ilk kez Türkiye deki partileri için oy kullanacak. Seçim bir anlamda ABD de yerleşik Türklerin hangi partiyi tercih ettiğini de belirleyecek. Amerika daki Türkler yurt dışında ilk kez oy kullanmalarına rağmen Cumhurbaşkanı seçimlerine fazla ilgi göstermemişti. Kullanılan oyların yüzde 80 den fazlasını da muhalefetin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu almıştı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türk temsilciliklerine yaklaşık 88 bin seçmen kayıt yaptırdı. Seçmenin yüzde 12 si oy kullandı. 7 Haziran da oy verme işlemi Washington, New York, Los Angeles, Şikago, Miami, Houston ve Boston daki Türk temsilciliklerinde yapılacak. Bu kez randevulu olmayacak, seçmen 16 Mayıs-31 Mayıs tarihleri arasında istediği gün oyunu kullanabilecek. Oy kullanılacak kentler dışındaki bölgelerde oturan seçmenler bağlı oldukları konsolosluklarda oyunu kullanıyor. Bu da hem zaman kaybı hem de maddi yük getirdiği için oy oranının düşmesine neden oluyor. En fazla seçmen 39 bin 220 kişiyle New York-New Jersey ve çevresinde bulunuyor. Bunu 14 bin 634 seçmenle Kaliforniya ve çevresi ile 14 bin 109 seçmenle Washington bölgesi izliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Chicago Başkonsolosluğu, 8 bin 514, Houston Başkonsolosluğu, 6 bin 80 ve Boston Başkonsolosluğu na 5 bin 32 seçmen kayıt yaptırmıştı. Araştırmalar seçmen sayısının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Merkezi Washington da olan Türk Politika Merkezi (Turkish Policy Center- TPC) adlı düşünce kuruluşu seçime katılımın yüksek olması için bir kampanya başlattı. ABD genelinde çok sayıda gönüllü oy kullanılmasını teşvik amacıyla kampanyaya destek veriyor. TPC Başkanı Ata Akiner,seçmen sayısını artırmak, oy vermeye teşvik etmek ve seçimle ilgili bilgilendirmek için bir internet sayfası (www.voteturkiye.org) ve bir telefon hattı oluşturduklarını bildirdi. Bilgilendirme bölümünde, çifte vatandaşların ABD Yüksek Mahkemesi nin kararına göre, oy kullanırsa ABD vatandaşlığımı kaybetmeyeceği de vurgulanıyor. DERLEME 349

350 Dolar Yılmaz Özdil 1 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Profesör Salih Neftçi Türkiye nin uluslararası alanda yetiştirdiği en önemli ekonomistlerden biriydi. Finans dehası olarak tanınırdı. Dünya Bankası na, Çin Merkez Bankası na, Uluslararası Kalkınma Ajansı na, ABD Dışişleri Bakanlığı na danışmanlık yapardı. Öngörüleri paha biçilmezdi. ABD, Çin, İsviçre üniversitelerinde ders verirdi. * Tanıdığım en zeki insanlardan biriydi. Teori yle pratik in kesiştiği noktaydı. Maalesef çok erken kaybettik. Hakikaten çok arıyorum rahmetliyi Çünkü, ekonomiye dair tüm bildiklerimi ondan öğrendim. Hayata bambaşka bir perspektifle bakmamı sağlamıştı. Saatlerce sorardım, bıkmadan usanmadan anlatırdı. Gene böyle bir sohbet sırasında, şu piyasa tabir edilen kavramı, ekonomi tahsili yapmayanların anlayacağı şekilde izah eder misin dedim. İzah etti. * Türkiye nin köklü bankalarından birinin patronu beni aradı, atılım yapmak istediklerini söyledi, yöneticilerine eğitim vermemi istedi. Doğrusu hiç vaktim yoktu ama, neticede memlekettir, geldim. Bir hafta sürecekti. İstanbul da küçük bir oteli kampa çevirmişlerdi. Bankanın yöneticileri, Anadolu daki şube müdürleri, hepsi orada kalıyordu. Otelin restoranı, konferans salonu olarak kullanılıyordu. Kürsüye çıktım. Hani bir zamanlar kösele ayakkabının içine beyaz çorap giyme hastalığımız vardı ya İlk dikkatimi çeken bu oldu. Hemen hepsi beyaz çoraplıydı. İngilizce bilen var mı diye sordum. Bir iki üst düzey yönetici haricinde, yoktu. Ama, istisnasız hepsinin önünde not defterleri vardı. Can kulağıyla dinliyorlardı. Gece çalışıyor, ertesi sabah yeni yeni sorularla geliyorlardı. Merak ediyorlardı. Her saniyeyi değerlendirmek için, çaba harcıyorlardı. * Bu banka, Türkiye nin en büyük bankalarından biri oldu. Elbette çok küçük bir parçasıydım ama, kendime gurur payı çıkarıyordum. * Seneler sonra, aynı bankanın patronu beni tekrar aradı, dünyaya açılmak istediklerini söyledi, yöneticilerine eğitim vermemi istedi. Tekrar geldim. Bu defa İstanbul un en büyük otellerinden birinde kamp kurmuşlardı. Kürsüye çıktım. İlk dikkatimi çeken, İtalyan ayakkabılar oldu. Karşımda oturanların, eğitime gelmekten ziyade, kokteyle gider gibi bi 350 UYAN TÜRKİYEM 7

351 halleri vardı. İngilizce bilen var mı diye sordum. Gülümsediler. İstisnasız hepsi biliyordu. Ama, istisnasız, hiçbirinin önünde not defteri yoktu. Gözlerinden biz zaten senin anlatacağın her şeyi biliyoruz ifadesi okunuyordu. Nezaketen dinlediler ama, tek soru bile sormadılar. Öğrenmek isteyen, bilgiye aç kadro gitmiş, onların yerine, her şeyi bildiğini düşünen kadro gelmişti. * Hayatın sürekli kendini yenilediğini Bilmekten çok, öğrenmeye devam etmenin daha önemli olduğunu unutmuşlardı. * İlk günün sonunda, akşam yemeğinde banka patronuyla buluştum. Bir hafta kalmama gerek yok, ben yarın döneyim dedim. Şaşırdı. Niye diye sordu. Batıyorsunuz dedim! İyice afalladı. Anlamadım dedi. Anlamadığınızı görüyorum, fazla dayanamazsınız, batıyorsunuz dedim. Tatsız bir yemek oldu. Ertesi gün New York a döndüm. * Seneye Bu banka battı. * Kıssadan hisse 2.5 lirayı geçti, n ooluyor bu dolara diye merak ediyorsunuz ya? * Siyasete beyaz çorapla girip, artık hiç kimseyi dinlemeye ihtiyacı olmayan, her şeyi bilen biri tarafından yönetiliyoruz Kendinizi güvende hissedebilirsiniz! DERLEME 351

352 Yılmaz Özdil 2 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Facianın sorumlusu CHP olur Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, Sözcü de yayımlanan söyleşisinde muhalefet partilerine birlik çağrısı yaptı. AKP nin bitmiş bir parti ve bitmiş bir iktidar olduğunu çok rahat söyleyebilirim diyen Özdil önümüzdeki seçimlerde Vatan Partisi nin çekim merkezi olduğunu ancak CHP nin politikalarının belirleyici olacağını söyledi. Seçimlerde birlik olmaması durumunda Türkiye için facia olacağını söyleyen Özdil, bu facianın sorumlusu en başta CHP olur dedi. İşte o söyleşiden bazı satırlar: - Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda kitabında Doğu Perinçek in muhalefetine değinmişsiniz. Vatan Partisi nin Haziran daki seçimde şansı var mı? Vatan Partisi nin çekim alanında olacağı kesin. Yani Vatan Partisi kaç adet oy alacaksa, bu oyların tamamını Cumhuriyet Halk Partisi nden alacak. O nedenle ben Cumhuriyet Halk Partisi nin bu seçim itibariyle çok önemli bir sorumluluk üstlendiğini düşünüyorum. Yani kendisiyle aynı fikirde olmasa bile, farklı partilerle ortak hedefe varmak için işbirliği yapmaları gerekiyor. CHP, CHP çatısı altında CHP den daha az oy alan partileri buluşturmak zorunda. - CHP kendi içinde bile ayrışırken bu işbirliği nasıl olacak? Kast ettiğim de o zaten. Emine Ülker Tarhan ile aynı düşünmeyebilirsiniz. Ama bu seçim için işbirliği yapmak zorundasınız. Yok eğer yapmazlarsa, bu CHP nin ödeyeceği bedel olmaz, Türkiye nin ödeyeceği bir bedel olur. Açıkçası ben bunu bir seçim olarak görmüyorum, referandum olarak görüyorum UYAN TÜRKİYEM 7

353 - Yani BBP ve HEPAR MHP çatısı altında, Vatan Partisi ve Anadolu Partisi ve hatta DSP de CHP çatısı altında mı toplanmalı? Bu iş birliğini yapmak zorundalar. Aksi takdirde demin de dediğim gibi bunun bedelini Türkiye çok ağır öder... Bu eğer yapılmazsa Türkiye için facia olur. Bu facianın sorumlusu en başta CHP olur. -CHP kimleri aday gösterirse, sonuç ne olur mesela? Çok açık söyleyeyim; bu seçimden çıkacak sonuç CHP ve MHP nin kimleri aday göstereceğine bağlı. CHP, Mehmet Bekaroğlu, Aydın Ayaydın ı aday gösterirse sonuç başka olur, Metin Feyzioğlu, Ümit Kocasakal, Uğur Dündar gibi isimleri aday gösterirse sonuç başka olur. Tarihi ve hayati bir sorumluluğu var CHP nin... Çünkü CHP kimdir mesela? Aykut Erdoğdu, ya da Özgür Özel midir? Yoksa ana dilde eğitimi destekleyen bir milletvekili mi? CHP nin içinde o da var, o da var. Mesela Süheyl Batum mudur, Hüseyin Aygün müdür?.. İzmir de Atatürkçülüğü ile ünlü birini aday gösterirse sonuç başka olur, bir liboşu aday gösterirse sonuç bambaşka olur. CHP Diyarbakır Barosu Başkanı olmakla ünlü Sezgin Tanrıkulu nu Nişantaşı ndan aday gösterirse, sonuç yine bambaşka olur! Kendisi Nişantaşı aday adayı! - Seçim sonucunu CHP belirleyecek diyorsunuz. Ama bir de kedi var biliyorsunuz... CHP, Vatan Partisi ile işbirliği yaparsa, Türkiye Gençlik Birliği ni yanına çeker. Böylece hiç olmazsa sandıklardan oy çalınmasını da önler. Çünkü Kadıköy de, Beşiktaş ta, İzmir de sandıkta beklemek yetmez. Ümraniye de kim bekleyecek? Sultanbeyli de kim bekleyecek? Aynı şekilde Osman Pamukoğlu nun da gençlik teşkilatı var. Belki oyları az, ama hepsi canavar gibi çocuklar. Çok net söylüyorum; Gençlik Birliği olmasa, Silivri den kimse çıkamazdı! Herkes sıcak evinde otururken, ben o çocukların karda, kışta Silivri duvarlarına dayandıklarını kendi gözlerimle gördüm. DERLEME 353

354 Yılmaz Özdil 3 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Yaşar Kemal Dönemin başbakanı Süleyman Demirel, Yaşar Kemal in bütün kitaplarını okuduğunu söyleyince, Yaşar Kemal ne demiş biliyor musunuz Nah okumuştur! * Özeti budur. * İnce Memed Yer Demir Gök Bakır Ölmez Otu Karıncanın Su İçtiği Binboğalar Efsanesi Nah okunmuştur. * Çünkü okusaydık eğer Memleket böyle mi olurdu? * Aşkı yazdı mesela. Sevdayı anlattı. O halde nedir bu kadın infazları? * Fukaralığı haykırdı, insan insanı sömürmesin artık diye çırpındı. Anlamış gibi mi görünüyoruz? * Yoksa, 29 dile çevrilmişken Anladığımız dilden mi konuşmadı? * Edebiyatın ırgatıydı. Mazlumların yanındaydı. Ağalık düzenini tasvir etti. E boşuna mıydı hepsi Haksızlıkları alkışlamamızı, hırsızlarla gurur duymamızı, zalimleri baştacı etmemizi mi istedi? * İstedim ki, beni okuyanlar sevgi dolu olsunlar, insana, kurda kuşa, börtü böceğe, tekmil doğaya, bu görkemli kültür toprağına, saygı dolu olsunlar dedi. Hangi romanından öğrendiniz kindar nesil yetiştirmeyi, nefreti? * Yozlaşmayı anlattı bize. Kokuşmuşluğu tarif etti. * Dönemin başbakanıyla başladık, dönemin cumhurbaşkanıyla bitirelim bari Var mı, Tayyip Erdoğan ın Yaşar Kemal i okumuş, kavramış gibi bi hali? 354 UYAN TÜRKİYEM 7

355 Yılmaz Özdil 4 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ hepözdepdephadep dehapdtpbdphdp yle mnpmsprpfpakp mutabakata vardı Deniyor ki AKP yle HDP mutabakata vardı. * Öyle değil o. * HEP in anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan ÖZDEP in anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan DEP in anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan HADEP in anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan DEHAP ın anayasaya aykırı olduğu için kapatılma davası açılması üzerine feshedilip açılan DTP nin anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan BDP nin yerine açılan HDP ile Milli Nizam Partisi nin anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan Milli Selamet Partisi nin darbede kapatılması üzerine açılan Refah Partisi nin anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan Fazilet Partisi nin anayasaya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan Saadet Partisi ne geçmek yerine, Fazilet Partisi nden ayrılarak açılan ve hakkında anayasaya aykırı olduğu için kapatılma davası açılan ve anayasaya aykırı olduğu tescil edilen AKP, mutabakata vardı. * Anayasaya göre Biri bölücü. Öbürü dinci. * Hangi hususta mutabakata vardılar? Anayasanın değiştirilmesi hususunda! * Taraflardan birinin başında terör örgütü kurmak ve vatana ihanet suçundan idam cezası almış biri var Taraflardan öbürünün başında halkı ırk, din, dil farkı gözeterek, kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçundan mahkum olmuş biri var. * Hangi hususta mutabakata vardılar? Barış ve kardeşlik hususunda! * Cümleten hayırlı mutabakatlar dilerim. Allah memleketin sonunu hayretsin. DERLEME 355

356 Yılmaz Özdil 5 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Ucube Antalya Altın Portakal Film Festivali nin sembolü Venüs heykeli, magandalar tarafından müstehcen bulunarak, yakıldı. Gaziantep Üniversitesi nin bahar şenliğinde sergilenen göğsü açık kadın heykeli, tahrip edildi. Muğla Milas ta çıplak kadın heykelinin kafası kırıldı. İzmir sevgi parkındaki kadın heykelinin kolları bacakları, beton kesme aletiyle parçalandı. Edirne ye Türk Kadınlar Birliği tarafından yaptırılan özgür kadın isimli heykel, halatla çekilerek kaidesinden koparıldı. Ordu daki kadın heykellerine, sprey boyayla edep yahu yazıldı. Bursa da uluslararası heykel sempozyumu kapsamında yaptırılan gerçek aşk isimli kadın heykelinin, ayakları kırıldı. Ankara Yüksel Caddesi nin simgesi oturan kadın heykeli, kayboldu. İstanbul da İsrail i protesto gösterileri sırasında, kadın figürü Akdeniz heykelinin kolu koparıldı, taşla vurula vurula gövdesi ezildi. * Türkiye de kadın olmak, zordur. Kadın heykeli olmak, daha zordur. * Hal böyleyken İnsanlık Anıtı na ucube diyen Tayyip Erdoğan, anıtın heykeltıraşına 10 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum oldu. * Bağımsız yargının üstüne Tayyip Erdoğan gölgesinin düştüğü, herkesin tir tir titrediği dönemde, adalet adına verilmiş tarihi bir karardır. Üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü kanıtlayan bir karardır. Ve aynı zamanda takdiri ilahi dir. * Çünkü, kadın erkek eşitliği fıtrata ters diyen Tayyip Erdoğan ı, sanata hakaret ettiği için mahkum eden hakim Bir kadın hakim! 356 UYAN TÜRKİYEM 7

357 Yılmaz Özdil 6 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Aktronot Asrın liderimiz iktidara gelir gelmez, 2004 senesinde Astronotların Kurtarılması ve Uzaya Fırlatılmış Araçların Geri Verilmesi Hakkında Kanun çıkardı. İnanmayan, internet arşivinden bulabilir, Resmi Gazete de yayınlandı. Hatta başka işimiz yok mu, bu kanun çok mu lazım? dediklerinde, uzay faaliyetlerimizin hukuki zemine oturtulması büyük önem arzediyor demişti. * O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * Asrın liderimiz 2005 senesinde Savunma Sanayi İcra Komitesi ne başkanlık yaptı, tarihi kararlar alındı, bütün gazeteler manşetten verdi. Buna göre 2008 de yüksek irtifa uçağı geliştirecek, 2009 da milli fırlatma sistemiyle roket geliştirecek, 2014 te milli roketle uzaya uydu gönderecek, 2015 ten itibaren Türk astronotları uzaya gönderecek, 2020 de uzay gemisi yapımına başlayacaktık. * O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * 2006 senesinde Türk Dil Kurumu Başkanı ciddi ciddi kafa yordu, Amerikalıların astronot dediğini, Rusların kozmonot dediğini, Çinlilerin taykonot dediğini belirterek, bizim uzay adamlarımıza gök-men dememiz gerektiğini söyledi. * O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * 2010 senesinde asrın liderimizin emriyle tıpkı Türk hava kuvvetleri gibi, Türk uzay kuvvetlerinin kurulacağı müjdelendi. Türkiye nin en geç 2020 senesinde milli ve bağımsız bir uzay gücüne sahip olacağı duyuruldu. * O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * 2011 senesinde, asrın liderimizin talimatıyla Ay da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetleri Düzenleyen Anlaşma imzalandı. Bu birleşmiş milletler anlaşmasına göre, Türkiye cumhuriyeti Ay a inebilecek, isterse Satürn e bile inebilecekti, gezegenlerde maden arayabilecekti. Kaza olursa, bir başka devletin uzay aracı bizim uzay aracına zarar verirse, hasarı ödeyecekti. Hadi canım böyle saçma şey olur mu diyenler 11 Haziran 2011 tarihli, sayılı, birinci mükerrer Resmi Gazete ye bakabilir, karar numarası * DERLEME 357

358 Ki, tam o sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * Asrın liderimiz 2011 senesinde Ankara uzay başkenti olacak dedi. İki sene içinde faaliyete geçmesini planlıyoruz dedi. Bu hesaba göre, Ankara da iki senedir uzay üssü var. * Ki, tam o sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * Gene 2011 senesinde, Türk Hava Kurumu Başkanı sloganımız var, gelin hep beraber uzayda yeni bir Türkiye kuralım Arkamızda hükümetimiz var, hayaldi gerçek oldu, en geç 2023 e kadar uzay mekiği yapacağız, uçacağız, gideceğiz, döneceğiz, 2023 ten önce test uçuşlarına başlayacağız dedi. * O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * Asrın liderimiz 2012 senesinde pilot montu giydi, burundan pırpırlı yerli malı eğitim uçağı Hürkuş un koktipitine oturdu, başparmağıyla tamam işareti yaptı, hamdettim, şükrettim, bugünleri de gördük dedi, fotoğraflar çekildi, canlı yayınlar yapıldı, tören bitti, uçağı ittire ittire hangara götürdüler Çünkü güya uçaktı ama, sadece kaportası uçaktı, uçmuyordu. * O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * 2013 senesinde, ulaştırma bakanı Binali Yıldırım, uzayda elektrik üreteceğimizi söyledi hedefimiz uçak yapımı ve uçurtulmasıdır, 2018 de kendi imalatımız olan uyduyu yörüngesine göndereceğiz, 2035 e kadar uzaya güneş panelleri yerleştireceğiz, bunlarla elektrik üretip, enerjiyi radyo frekans dalgalarıyla yeryüzüne ulaştıracağız dedi. *H O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * Önceki gün, Türk Uzay Kurumu için düğmeye basıldı, asrın hükümetinin bakanlar kurulunda masaya yatırıldı. Türk Uzay Kurumu, Türkiye nin NASA sı olacak, uzaya gidiş dönüş filan hepsini bu kurumumuz organize edecek. * Ve dün, gene Fantom düştü, gene şehitlerimiz oldu. Gene tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı. * Bu gidişle astronot yapacak pilotumuz kalmayacak ama Aktronot larımız uçmaya devam ediyor sayın seyirciler. 358 UYAN TÜRKİYEM 7

359 Lojman Yılmaz Özdil 6 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Lojmanda oturmak ayrı bir yaşam tarzı. Herkesin kocasının aynı işi yaptığı aileler topluluğu Sabah aynı saatte, hatta aynı dakikada evinden çıkan üniformalı kocalar, pencereden kocalarının servis araçlarına binişini seyreden kadınlar. * Yalnızlığa alışıktım aslında. Haftada en az bir gece nöbet, tatbikatlar, denetlemeler, sabahlara kadar süren mesailer Ama bu farklıydı. Kocam güneydoğudaydı. Lojmandaki apartmanda sadece benim ve Sevil in kocası güneydoğudaydı. Seviller karşı dairede otururlardı. Çok iyi arkadaş olmuştuk. Sürekli beraberdik, birbirimize destek oluyorduk. * Her ne kadar dışardan bakıldığında kapısında nöbetçileriyle yarıaçık cezaevini andırsa da, lojmanları sevdim ben Ama eğer o gün, o iki dakikayı yaşayacağımı önceden kestirebilseydim, lojmandan hemen çıkardım. * Sevil le yine sabahlamıştık. Çocukları okula gönderdikten sonra mutfağı topluyordum. Garip bir huzur vardı içimde. Kendi kendime gülümsüyordum. Bir ara gayriihtiyari mutfağın penceresinden dışarı baktım. Lojmanın nizamiyesinde bir askeri araç belirdi. Önce dikkate almadım. İşime döndüm. Onlarca araç girer çıkardı nizamiyeden. Ama sonra, birden aracı izlemeye başladım. Siyah bir Renault ve hemen arkasından bir ambulans. Kapıdaki nöbetçi askere bir şeyler söylediler. Bizim binanın bulunduğu yere doğru ilerlemeye başladılar. Dizlerimin titrediğini hissediyordum. Önüme döndüm, ellerimi yıkadım. * Kulağım dışarda, araçların sesini takip ediyordum. Allahım ne olur kavşaktan dönsünler diye dua ediyordum. Eğer o kavşaktan bizim apartmana doğru sapmazlarsa, kötü haberi başka birinin eşine vereceklerdi. Zangır zangır titriyordum. Dışarı bakamıyordum. Sesleri iyi duyabilmek için raftaki radyoyu kapattım. * Hayır, bana gelmiyorlar diye kendimi teselli etmeye çalışıyordum. Ama, araçların bizim binanın otoparkına yöneldiklerini duydum. Tekerleklerin betonda çıkardığı sesler, kulaklarımda çınlıyordu. Kapılar açıldı. Bir koşuşturmaca oldu. Bilinçsizce kapıya kadar sürüklendim. Ellerimi yüzüme kapatıp, sırtımı kapıya yasladım. * Konuşmalar binanın içinde yayılıyordu. Komutanım asansör çalışmıyor galiba Tamam, yürüyerek çıkalım Kaçınca kat? Üçüncü kat komutanım Kaç numara? * DERLEME 359

360 Vücudum sıtma nöbetine girmiş gibi titriyordu. Kaç numaraya geldiklerini söyleyen askeri duyamamıştım. Eminim, binadaki herkes durumun farkındaydı. Ufacık bir çıt duyulduğunda merdivene çıkan kadınlardan kimse yoktu ortalıkta. Allahım ne olur bizim zili çalmasınlar, inşallah karşı kapıyı çalarlar diye kendi kendime fısıldıyordum. Sonra birden, benim kapım çalınırsa açmamaya karar verdim. Açmayacaktım. O haberi almayacaktım. * Mokasen ayakkabıların merdivenlerde bıraktığı seslere daha fazla kulak kabarttım. Sesler gittikçe yaklaştı. İçlerinden birisi koşmaya başladı. Ayak sesi bizim kapının önünde durdu. Kalbim hızlı hızlı atıyordu. Elimi ağzıma kapatmıştım, nefes almıyordum. Saklanıyordum. * Komutanım numara yazmıyor kapılarda Oğlum niye öğrenmeden getirdiniz bizi, hangisi? Komutanım hemen soralım Dur yapma demesine fırsat kalmadan, içlerinden biri karşı kapının ziline dokundu. Dokunmasıyla birlikte içerden çığlıklar yükselmeye başladı. Sevil de kapının arkasında, benim gibi bekliyordu. * Kapı açıldı, içeri doluştular. İlk çığlıkla birlikte tüm apartman koridora çıktı, bağırış çağırış Ben ise, kapının arkasında yere diz çökmüş, Allah a şükrediyordum. Ellerimi ağzımdan çektim, derin bir nefes aldım. Yavaşça ayağa kalktım, kapıdaki delikten baktım. Kocama bir şey olmadığına seviniyordum. Büyük bir suçluluk duygusuyla irkildim. Duygularımı bastıramıyordum. Ama * Hata yaptıklarını, yanlış eve geldiklerini anladılar. Onca gürültünün içinde, herşeyi duymuştum. Bilincimi yitirdim. Sonra Sonra kapımı defalarca çalmışlar. Kapıyı kırmışlar. Beni hastaneye kaldırmışlar. Çocuklarımı okuldan almışlar. Onlara da dayıları söylemiş. * Cenazeden sonra Sevil le çok sık görüşemedik. Eskisi gibi de olamadık. İkimiz de neler hissettiğimizi çok iyi biliyorduk. Birbirimizden uzaklaştık ama, o beni, ben onu anlıyorduk. Lojmanda yaşamak iyi güzel de, keşke dışarda kalsaydım diyorum bazen. Eğer lojmanda olmasaydım, o iki dakikayı yaşamayacaktım. Bencillik işte Aydın ım gitmiş, ben hâlâ niye o iki dakikayı yaşadım diye hayıflanıyorum. * Pusuya düşerek, mayına basarak veya Fantom la pisi pisine çakılarak Ne zaman bir şehit subayın cenaze törenini izlesem, aklıma hemen, Hakan Evrensel in kitabındaki lojman öyküsü gelir. * Şehitler ölmez filan ama Geride kalanlar yaşar mı? 360 UYAN TÜRKİYEM 7

361 Yılmaz Özdil 8 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ CHP ye komplo mu kurulacak? Tam 2002 seçimine gidilirken İsmail Cem parti kurdu, Ecevit in boşluğunu doldurmak için umut oldu. O da ne? ABD den paraşütle memlekete indirilen Kemal Derviş ben de varım dedi, işin içine daldı, n ooluyor demeye kalmadan ben artık yokum dedi, çarşı karıştı, moraller allak bullak, kaçan kaçana tabii Meclise girmesine kesin gözüyle bakılan parti ölü doğdu, İsmail Cem bertaraf oldu. * Tam 2002 seçimine gidilirken Cem Uzan parti kurdu. Merkez sağda yeni simalara öylesine ihtiyaç vardı ki, sadece üç aylık çalışmayla langırt diye yüzde yedi yi geçti, faktör oldu. Derhal hızar çalıştı, Cem Uzan ı biçti, mallarına el kondu, yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. * Tam 2007 seçimine gidilirken Mehmet Ağar ile Erkan Mumcu ortaklık kurdu, merkez sağda çekim alanı yaratılmıştı, barajı rahat rahat aşıyorlardı, mecliste dört parti olacaktı, tarih başka türlü akacaktı. Bi katakulli kardeşim, darmadağın, ikisi de imha oldu. * Tuncay Özkan, cumhuriyet mitinglerinde başı çekiyordu, sahibi olduğu televizyon kanalıyla aktif rol oynuyordu seçiminden hemen sonra parti kurdu, parti kurduktan hemen sonra hapse tıkıldı. * Doğu Perinçek, yeterince oy alamıyordu ama, televizyonda haber bülteni yönetenler bilir, izlenme oranı en yüksek parti lideriydi. Cumhuriyet mitinglerinde ilgi odağı haline gelen Türkiye Gençlik Birliği de fena can sıkıyordu seçiminden sonra tutuklandı. * DERLEME 361

362 Tam 2009 seçimine gidilirken, tam açılım süreci arefesinde Muhsin Yazıcıoğlu nun helikopteri düştü. Herkesin telefonu dinleniyordu, herkesin o anda nerede olduğu biliniyordu, kokpitteki gazeteci 155 Polis İmdat ı arıyor, saatlerce sinyal yayınlıyordu, köylüler dizlerini döve döve yanlış yerde arama yapıldığını söylüyordu, nafile İş işten geçene kadar bulunamadı. * Tam 2010 referandumuna gidilirken, 2011 genel seçim kadrosunun şekilleneceği CHP kongresine sadece bir hafta kala Manevi suikast işlendi, Silivri ye gönderilemeyen Deniz Baykal, evine gönderildi. * Tam 2011 seçimine gidilirken MHP yi hedef alan faili meçhul belaltı kasetleri patladı, oy patlaması beklenirken, püskevit gibi dağıtıldı. * Açın haritayı lütfen Sibirya dan Patagonya ya, Tanganika dan Alaska ya, Alplerden Antillere kadar, son senede, siyaset sahnesinde bu kadar tesadüf yaşayan bi başka ülke var mı? * Ve, tam 2015 seçimine gidilirken, hâlâ merak eden bakarkör ler var Acaba CHP ye tezgah kurulacağı iddiasının aslı astarı var mı? 362 UYAN TÜRKİYEM 7

363 Yılmaz Özdil 11 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Arınç a suikast palavra çıktı 50 metrekarelik bi oda Retina taramasıyla giriliyor. Kapı şifresi üç günde bir değiştiriliyor. Sadece genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ve burada görevli 12 subayın girebilme yetkisi var. * Kamuoyunda kısaca kozmik oda olarak biliniyor. * 50 li yılların başında, NATO nun talimatıyla, Seferberlik Tetkik Kurulu oluşturulmuştu. Türkiye işgal edilirse, kendi topraklarımızda direnişi örgütleyecek olan birimdi. Barış zamanında, silahı, mühimmatı, teçhizatı, insan gücünü temin edecek, işgal olursa, bunları devreye sokacaktı. * Sovyetler Birliği dağılınca, soğuk savaş sona erdi, gene NATO nun talimatıyla, Seferberlik Tetkik Kurulu lağvedildi. Artık gerek yok denildi. ABD nin isteğiyle kurulmuş, ABD nin isteğiyle kaldırılmıştı. * Gel gör ki, 90 lı yılların başında ulusal tehdit algısı değişti, Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi göbeğini kendisi kesmeye karar verdi. Silahlı kuvvetlerini yeniden yapılandırmaya başladı. Seferberlik Dairesi ni Özel Kuvvetler Komutanlığı na bağlı olarak yeniden kurdu. * Görevi Türk silahlı kuvvetleri herhangi bir sebeple çökerse, memleket topraklarında özgürlük direnişini örgütlemekti. Barış zamanında hazırlığını yapacak, Türk silahlı kuvvetleri devre dışı kalırsa, memleketin bekası için mücadele edecekti. * Bu amaçla, kritik şehirlerde Seferberlik Bölge Başkanlıkları tesis edildi. Kısaca kozmik oda olarak bilinen yer, bunlardan biriydi. * DERLEME 363

364 Ordunun silah depoları imha edilirse, gizlenmiş sivil depoların adresleri kimlerde olacak? Havaalanları zarar görürse, hangi şehirlerarası yollar pist olarak kullanılacak? İşgalcilerin ilerlemesini engellemek için hangi demiryolları havaya uçurulacak, hangi viyadükler patlatılacak? Bölgeyi bataklığa çevirmek için hangi barajların kapakları açılacak? Kozmik odada bunların planları var. * Kimin teknesi kullanılacak, hangi balıkçı barınağı, kimin kamyonu, hangi kahvehane, hangi park, hangi bakkal, kimin yazlığı, mazotu nereden bulacağız Adresler, kapı numaraları, kodlar. * Yaralananlar olacak, hastaneye gidemezsin, hangi doktorlar gizli ameliyatlar için yeraltına inecek, hangi eczacılar ilaç temin edecek? Elektrik kesik, telefon yok, hangi taksici, hangi çiçekçi kuryelik yapacak? Hangi mühendis hangi işe yarayacak? Senin o kırtasiyeci zannettiğin, aslında kim? Bu sivil kahramanların isim isim listesi var. * Kozmik oda Nefsi müdafaadır. Kuvayi milliye dir. * Ve, asla unutulmamalıdır Bülent Arınç, kozmik odanın kapısını kırıp, bu milletin kuvayi milliyesi ne girmek için kullanılan levyedir! 364 UYAN TÜRKİYEM 7

365 Yılmaz Özdil 13 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Siren sesi Direksiyondasın. İşine gidiyorsun. Ya da evine dönüyorsun. Canhıraş bi ses duyuyorsun. Siren sesi Dikiz aynana bakıyorsun. Ambulans geliyor. Kenara yanaşıyorsun hemen. Yol veriyorsun. vaaaiiiiiiiiiuuuuuuuvvv * Ses azar azar yaklaşıyor. Tam yanındayken en yüksek Azala azala uzaklaşıyor. Gözden kayboluyor. Duymuyorsun artık. * Yaklaşırken telaşlanıyorsun. Tam yanındayken üzülüyorsun. Gözucuyla, vah vah filan. Uzaklaşınca unutuyorsun. Bi saniye sonra hatırlamıyorsun. * Bi bakıyoruz mesela Ambulans geliyor bağıra bağıra. Özgecan a kıymışlar. Sirenler manşetlerde çınlıyor. O an kahroluyoruz ama Geçip gidiveriyor. DERLEME 365

366 Gözden kayboluyor. * Bi bakıyoruz, cama kartopu gelmiş diye katletmişler gazeteci Nuh u Bi bakıyoruz, üniversiteli Fırat ı şah damarından bıçaklamışlar. Bi bakıyoruz, tedavülden kaldırılmış fantomlar düşmüş, dört şehit var, peşinden iki şehit daha var. * Her defasında yükseliyor siren sesi, tam yanımızdan geçerken hüzünleniyoruz, uzaklaşıp gidiyor, görüş alanımızdan çıkıveriyor. * Ambulanslar farklı ama Özgür kadınları hedef haline getiren, eğitimli insanı aşağılayıp, magandayı yücelten, teröristin sırtını sıvazlayıp, yurtsever gençleri terörist ilan eden, kindar nesil yetiştiren, polisi-esnafı tetikçi yapan, kendi ordusundan nefret eden, göz göre göre, bağıra bağıra gelen siren Hep aynı siren. * Ve, maalesef Aile Bakanlığı nın yurdunda barınan kız çocuklarına altı senedir tecavüz edildiği ortaya çıktı haberini okurken yazıyorum bu satırları Siren, aynı siren. * Kenara çekil. Geçsin. İstifini bozma, devam et. Durmak yok yola devam Bu olsa gerek! 366 UYAN TÜRKİYEM 7

367 Yılmaz Özdil 14 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Little Lucy suikasti 79 yaşındaki Erol Büyükburç un vefatı üzerine açıklama yapan asrın lideri, evinde ölü bulunduğuna dair haber aldık, yarınki konseri öncesinde böyle bir şeyin gerçekleşmiş olması düşündürücüdür, henüz güvenlik güçlerimizden bu işin neticesini almadık, nedir, ne değildir, adli tıp konusudur, adli tıp incelemelerini yapacaktır dedi. * Bana sorarsanız, Bülent Arınç a suikast düzenleyen aşçı astsubayla, Kabataş ta başörtülü bacımın üstüne işeyen deri pantolonlu çıplak Geziciler öldürmüştür Erol Büyükburç u Yoksa niye ölsün? * 96 yaşındaki Müzeyyen Senar ın hiç beklenmedik ölümü de şüphelidir. Neden mesela, cehape döneminde, Demirel döneminde, Özal döneminde ölmemiştir de, öle öle akp döneminde ölmüştür? İlla ölecek olsaydı, Ecevit döneminde de pekala ölebilirdi. Belli ki, Fatih camisini bombalayanların Türk sanat musikisi camiasında kaos yaratıp, Akp hükümetini zor durumda bırakma planının parçasıydı. * 92 yaşındaki Yaşar Kemal in tam seçim arefesinde manidar bi zamanlamayla aramızdan ayrılması tesadüf müdür? Bilinci kapalı olan, solunum cihazına bağlı bulunan bi insanın durup dururken hayatını kaybetmesi, bugüne kadar nerede görülmüştür? Herşeyi bilen Fuat Avni, Yaşar Kemal in öleceğini önceden nasıl bilemedi? Fuat Avni nin manidar suskunluğu, bu işte Pensilvanya parmağı olduğunu kanıtlamıyor mu? * Netice itibariyle 15 yaşındaki Berkin, 19 yaşındaki Ali İsmail, ölmüştür geçmiştir, Soma, Ermenek fıtrattır. Kalbine dört defa stent takılan 79 yaşındaki Erol Büyükburç un vefatı ise, düşündürücüdür. * Neşet Ertaş ın ölümündeki sis perdesi, Müslüm Gürses in ölümündeki karanlık soru işaretleri ve Süleyman Şah ın Esed tarafından zehirlendiğini gösteren otopsi raporu, seçime doğru peyderpey paylaşılacaktır, kamuoyuna saygıyla ve kaygıyla duyurulur. DERLEME 367

368 Yılmaz Özdil 17 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Onbeşliler gidiyor Seyit onbaşı 215 kiloluk top mermisini sırtında taşırken, ordu komutanımız Liman von Sanders paşaydı. * İstihkam komutanımız Erich Paul Weber paşaydı. İstihbarat komutanımız Perrinet von Thauvenay paşaydı. Donanma komutanımız Wilhelm Anton Souchon paşaydı. Genelkurmay ikinci başkanımız Bronsart von Schellendorf paşaydı. Boğazlar komutanımız Guido von Usedom paşaydı. Tahkimat komutanımız Johannes Merten paşaydı. Ordu başmüfettişimiz Bischof, lojistik komutanımız Schlee, tümen komutanlarımız Heuck, Nicolai, Sodenstern, Kannengiesser di. * E bütün ünvanları taşıma onuru yabancı subaylara verilince, 215 kiloluk top mermisini sırtında taşıma ünvanı kime kaldı? Seyit e. * Aslında sadece bir top mermisi değildi Akıla, bilime, gerçeğe saygısız, ilkel, yeteneksiz, korkak, milletine gaddar, yabancıdan medet uman, basiretsiz kafanın yüküydü, o Seyit in sırtındaki. * Kendi koltuğu için dini-imanı alet eden, adeta nefes alırcasına rahat yalan söyleyebilen, elalem istedi diye elalemin savaşına giren, kendisi saraylarda otururken milletin evlatlarını hoyratça ateşe süren, hastalıklı zihniyetin yüküydü, o Seyit in sırtındaki. * 368 UYAN TÜRKİYEM 7

369 Ve, yarın 18 Mart. * 100 sene önce milletin kaderini elalemin subaylarına teslim eden padişahçılar 100 sene sonra utanmadan Mustafa Kemal sayesinde yazılan destanı, Mustafa Kemalsiz kutlamaya çalışıyorlar. * Türkiye Gençlik Birliği, bu utanmazlığa geçit vermemek için Bugün yurdun dört bir yanından otobüslerle yola çıkıyor. Yarın sabah, Bigalı köyünde buluşacaklar. Conkbayırı na, 57 nci Alay şehitliğine, Namazgah tabyasına ve Çanakkale Abidesi ne yürüyecekler. Sekiz kilometrelik zafer yürüyüşüne, Türkiye Liseliler Birliği de katılacak. Kelimenin tam manasıyla onbeşliler gidiyor yani Çanakkale de vuruşan Galatasaray lisesi, Sivas lisesi, İstanbul lisesi, Vefa lisesi, Edirne lisesi, Konya lisesi gibi kahraman liselileri sembolize edecekler. Hepinizi, Çanakkale siperlerine çağırıyorlar. * Değerli gençler TGB ye katılın. * Yoksa gün gelir, imkanlar içinde imkansız kalan Seyit gibi, sırtınızda o top mermisini taşırken bulursunuz kendinizi. DERLEME 369

370 Yılmaz Özdil 21 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Asrın vebali Kurmay albay Murat Özenalp Kurmay albay Berk Erden Kurmay albay Tarık Akça Albay Abdülkerim Kırca Albay Mehmet Haşimoğlu Yarbay Ali Tatar Kaşif Kozinoğlu Şehit oldular. * Yarbay Mustafa Dönmez tutukluyken, oğlunu kaybetti. Korgeneral Engin Alan tutukluyken, annesini, damadını, kayınvalidesini kaybetti. Koramiral Deniz Cora tutukluyken, babasını ve ağabeyini kaybetti. Tümamiral Engin Baykal tutukluyken, annesini ve babasını kaybetti. * Orgeneral Hasan Iğsız ın annesi Korgeneral İsmail Hakkı Pekin in annesi Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan ın annesi Koramiral Kadir Sağdıç ın annesi Koramiral Lütfi Sancar ın annesi Tuğgeneral Kasım Erdem in annesi Tuğgeneral Levent Ersöz ün annesi Tuğgeneral Mustafa Kemal Tutkun un annesi Kurmay albay Dursun Çiçek in annesi Kurmay albay İlkay Nerat ın babası Kurmay albay Tayfun Duman ın annesi Kurmay albay Nihat Altınbulak ın babası Kurmay albay Engin Kılıç ın babası Kurmay albay Hüseyin Çınar ın babası Albay Hulusi Gülbahar ın annesi Albay Ahmet Dikmen in babası Albay Fuat Selvi nin babası Kurmay yarbay Hüseyin Topuz un annesi Binbaşı Kemalettin Yakar ın babası Binbaşı Hüseyin Polatsoy un annesi Tabip binbaşı Zeki Mesten in babası Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk ün annesi Orgeneral Hurşit Tolon un 370 UYAN TÜRKİYEM 7

371 kayınvalidesi Orgeneral Bilgin Balanlı nın kayınpederi Tuğgeneral İzzet Ocak ın kayınpederi Tuğgeneral Mehmet Faruk Alpaydın ın kayınpederi Tuğamiral İsmail Taylan ın kayınvalidesi Tuğamiral Hüseyin Hoşgit in kayınpederi Kurmay albay Cem Okyay ın kayınpederi Kurmay albay Sırrı Yılmaz ın kayınvalidesi Yüzbaşı Levent Güldoğuş un kayınvalidesi Kahraman oğullarına ve gurur duydukları damatlarına atılan asrın iftirası yüzünden, kahırdan gittiler. * Hapiste kanser olanlar var. Çocuğu, eşi kanser olan var. Bebeğini düşüren hamileler var. * (Kuddusi Okkır, Profesör Türkan Saylan, İlhan Selçuk, Profesör Uçkun Geray, Erhan Göksel bugünleri göremeden rahmetli oldular. Profesör Fatih Hilmioğlu tutukluyken, oğlunu kaybetti. Doğan Yurdakul, eşini kaybetti. Hatice Senay Sarıgöz, eşini kaybetti. Erkan Önsel, ağabeyini kaybetti. Profesör Mehmet Haberal ın annesi ve babası, dünyanın onur duyduğu evlatlarına hasret gitti.) * Tayyip Erdoğan şimdi çıkmış pardon diyor Bülent Arınç da çıkıp öpiim de geçsin desin bari! DERLEME 371

372 Yılmaz Özdil 26 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Melih Gökçek doğru söylüyor Tayyip Erdoğan: Yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım, devletin kasası soyuluyor mu, soyulmuyor mu? Devletin kasasından soyulan bir şey yok, ayakkabı kutusundakiler Halkbank tan soyulan para değildir. * Tayyip Erdoğan: Rıza Sarraf hayırseverdir. * Akp milletvekili Metin Külünk: 17 Aralık insanların günah işleme özgürlüğüne müdahaledir, Allah ın hududuna müdahaledir. * Akp milletvekili Burhan Kuzu: İnternetteki ses kayıtları doğru bile olsa, inanan yok. * Tayyip Erdoğan ın danışmanı Yiğit Bulut: İnsan yolsuzluk yapabilir, hepimiz insanız ama, yolsuzluk yapıldı diye bunu hükümete yapıştırmaya çalışmak İşte işin operasyon kısmı burası. * Erdoğan Bayraktar: Ne yaptıysam, başbakanın talimatıyla yaptım, başbakanın istifa etmesi lazım. * Muammer Güler: Oğlum biraz pintidir, işyerini kapatınca kasalarını da eve taşımış. * Zafer Çağlayan: Uzay gemisi yapmamızı engellemeye çalışıyorlar. * Egemen Bağış: Hediye Türk geleneğidir. * Yolsuzluk komisyonu üyesi Akp milletvekili Ayşe Türkmenoğlu: Bakanlar her şeyi kabul etse bile, suç işlediklerine dair şüphe uyanmadı bende. * İlahiyatçı Hayrettin Karaman: Yolsuzluk başka şey, hırsızlık başka şeydir, yolsuzluğa hırsızlık demek dinen iftiradır. * 372 UYAN TÜRKİYEM 7

373 İlahiyatçı Ali Rıza Demircan: Tapeleri dinlemek, o tapelere inanmak, haramdır, o tapeleri dinleyenler dinimize göre yoldan çıkmıştır. * Çarşaflı yazar Emine Şenlikoğlu: Bugün biri sordu, o kaset doğru olsa ne derdin? Dedim ki, dindarlar zekatını yoksullara ulaştırmak için başbakana vermiş olabilir. * Akp milletvekili Mehmet Metiner: Para dolu ayakkabı kutularını oraya polisler koydu. * Başbakanlık danışmanı Etyen Mahçupyan: Yolsuzluklar palavra değil, ama, Akp seçmeni rasyonel bir tercih yaptı. * Abdurrahman Dilipak: Yolsuzluk yok demiyorum Ama, halk kirli oyunun farkına vardı, Ak Parti ye sahip çıktı. Selam ve dua ile. * Havuzcu müteahhit Nihat Özdemir: Evet, 100 milyon dolar verdim ama, borç verdim. * Milletin orasına koyacağını izah eden müteahhit Mehmet Cengiz: Bu cümleleri millete bir hakaret olarak sunmaları, şahsımı kamuoyu önünde itibarsızlaştırma faaliyetinin bir parçasıdır. * Fehmi Koru: Tayyip Erdoğan ın kendisine ait olmayan bir paraya tamah edeceğine asla inanmam. İsterseniz saf deyin bana, inanmam. * Bülent Arınç: Melih Gökçek Ankara yı parsel parsel satmıştır, paralel yapının kucağında oturmuştur, biz kimin nerede havlayacağını iyi biliriz, Gökçek in yaptığı tetikçiliktir, Gökçek le ilgili 100 konuyu 8 Haziran dan itibaren konuşmak isterim. * Melih Gökçek: Başbakanım emretti, sustum, konuşmayacağım, çünkü bizim partimiz CHP değildir, Ak Parti CHP değildir. * Dün, AKP ye seçim şarkısı önermiştim. Bugün de CHP ye slogan önerim var. Ben olsam, Melih Gökçek in fotoğrafıyla CHP, AKP değildir lafını afiş yaparım! DERLEME 373

374 Yılmaz Özdil 27 Mart 2015 SÖZCÜ GAZETESİ Emekliye ikramiye caiz mi? Akp nin yanlış politikaları sonucunda Türkiye ye gelen Suriyelilere, şu ana kadar 5.5 milyar dolar harcandı. * Ne demişti Ali Babacan Libya ya 300 milyon dolar yardım gönderdik. 100 milyon dolar 1100 kilogram ediyor, uçak muçak düşer diye hepsini vermedim, 10 milyon dolar gönderdik, 100 kilogram tutuyordu, gerisini burada elden teslim ettik. * Gazze nin inşası için yardım toplandı, Türkiye 200 milyon dolar ödedi. Filistin e yaptığımız toplam yardım 1.5 milyar doları geçti. * Türkiye, şeriatçı Mursi nin cumhurbaşkanı seçildiği dönemde, Mısır daki Müslüman Kardeşler e tiko para 2 milyar dolar verdi. * Türkiye nin Afrika ülkelerine sadece bir senede dağıttığı para 3.5 milyar doları aştı. * Türkiye, teee ABD nin Oregon eyaletinde yaşayan Kızılderililere 200 bin dolar gönderdi iyi mi Washington a direkt uçuş başlatan Türk Hava Yolları, ilk seferinde, Apaçi, Novajo, Cheyenne ve Mohikan kabilelerinden 17 şefi İstanbul a getirdi, ağırladı, gezdirdi. * Türkiye sırf geçen sene yaptığı 4.5 milyar dolarlık yardımla, ABD ve İngiltere nin ardından en çok yardım yapan üçüncü ülke oldu. Elaleme para saçma konusunda petrol zengini Arap ülkelerine bile tur bindirdik, küresel yardım raporunda en cömert ülke seçildik. * Tayyip Erdoğan a 500 milyon dolara Ak Saray yaptırıldı küsur odalı Klozet maliyeti 600 bin lira. Altın işlemeli bardakların tanesi bin lira. Camları ithal, ABD den getirildi. Elektrik, su, doğalgaz, bahçe masrafı aylık 21 milyon lira. Senelik temizlik masrafı 104 milyon lira. * 374 UYAN TÜRKİYEM 7

375 250 odalı ilave rezidans yapılacak. Çocukları torunları ata binsin diye manej yapılacak. Taze yumurta yesin diye, bıldırcın kümesi yapıldı. * İstanbul da otursun diye Vahdettin Köşkü tahsis edildi. Dolmabahçe Sarayı nı Beylerbeyi Sarayı nı Yıldız Sarayı nı kullanıyor. Dört tane uçağı vardı, 185 milyon dolara yeni uçak alındı. Savarona yla geziyor. * Sorma ver parası Örtülü ödenekten 7 milyar lira harcadı. * Dünyada görmediği yer kalmadı, 95 ülkeye gitti. 315 defa yurtdışı seyahati yaptı. 12 senedir iktidarda, 2.5 senesini yurtdışında geçirdi. Geceliği 20 bin dolarlık otellerde kalıyor, üstüne harcırah alıyor. * Huber Köşkü sanırsın Abdullah Gül ün babasının malıdır, emekli olduğundan beri orada oturuyor. Fitre 10 lira, diyanet işleri başkanına 1 milyon liraya Mercedes alındı. Devletimizin makam araçları her sene 2 milyar liralık benzin yakıyor. Milletvekillerinin odaları yenilendi, mobilyalara 4 milyon lira harcandı. Ayakkabı kutusunda para, yatak odasında kasalar yakalandı, faiziyle iade edildi. Adam kim, yiğit kim denilen Ahmet Kiziroğlu nun başbakan olmadan önce oturduğu villaya, aylık 46 bin lira kira ödeniyordu. * CHP, emeklilere iki maaş ikramiye vereceğini açıkladı. Aynı Ahmet Kiziroğlu isyan etti. Kimin cebinden veriyorsun? Nasıl veriyorsun? Nereden bulacaksın bu parayı? Gelecek nesillerin mirasını mı harcayacaksın? dedi. * Yerden göğe kadar haklı. * Öbürlerini tenzih ediyorum Hâlâ bu akp ye oy veren emeklilere, değil ikramiye, maaş bile vermemek lazım. DERLEME 375

376 09 Mart Akademisyenlerden başkanlık sistemi bildirisi Akademisyenler, erkler ayrılığı çerçevesinde parlamentonun etkinliğinin artırılması ve yargı bağımsızlığının sağlanmasının hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının önkoşulu olduğunu vurgulayarak, Türk usulü başkanlık sistemine bir bildiriyle karşı çıktı. Türkiye nin önde gelen hukukçu ve siyaset bilimcileri, erkler ayrılığı çerçevesinde parlamentonun etkinliğinin artırılması ve yargı bağımsızlığının sağlanmasının hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının önkoşulu olduğunu vurgulayarak, Türk usulü başkanlık sistemine bir bildiriyle karşı çıktı. Anayasaya ve demokratik süreçlere saygı başlığıyla yayınlanan bildiride uluslararası ilişkiler bakımından, demokrasinin uluslararası standartları bir yana bırakılarak kişiye özgü bir rejim kurmanın Türkiye yi dünya sisteminden koparacağı, iktisadi ve sosyal alanda olumsuz sonuçlar yaratabileceği uyarısı yapıldı. Biz aşağıda imzası bulunanlar, Türkiye nin, Osmanlı dan Cumhuriyet e uzanan demokratikleşme ve hukuk devletinin kurumsallaşmasına dayalı anayasal birikimini hatırlatarak, başkanlık rejimine ilişkin tartışmalar ışığında aşağıdaki noktaları vurgulamayı zorunlu görüyoruz denilerek imzalanan bildiri şöyle: Öncelikli iki hedef Bugün Türkiye nin demokrasi düzeyi ve Anayasası gerçek birikimini yansıtmamaktadır. Demokrasi açığının kapatılması amacıyla, başta Anayasa gelmek üzere yeni düzenlemeler, yıllardır üzerinde çalışılan konu ve sorunların başında gelmektedir. Söz konusu sorunları çözmek amacıyla, Türkiye ye özgü deneyimler ve çağdaş demokrasilerin çözüm biçimleri ışığında üzerinde siyasal ve akademik nitelikte çalışmalar yapılması zorunluluğu bulunmaktadır ve bu yönde, son yıllarda, anayasa raporları ve önerileri ile kayda değer çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Erkler ayrılığı çerçevesinde parlamentonun etkinliğinin artırılması ve yargı bağımsızlığının sağlanması, öncelikli iki hedef olup, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının önkoşullarıdır. Öte yandan, çok yönlü denge ve denetim düzeneği, çağdaş anayasaların ortak paydasını oluşturmaktadır. 376 UYAN TÜRKİYEM 7

377 Kişiye özgü başkanlık anayasa dışı Ne var ki, son aylarda Cumhurbaşkanı güdümünde yürütüldüğü görülen ve kişiye özgü bir başkanlık rejiminin inşasına dayalı çalışmalar, izlenen usul ve hedef bakımından demokratik usullere yabancı olmakla kalmayıp, Anayasa dışıdır. Türkiye nin Osmanlı daki parlamenter deneyim ile birlikte yüzyılı aşkın süredir denediği parlamenter rejimi işler kılma yerine, herhangi bir ilke tartışması yapılmasına olanak tanınmaksızın, yeni bir rejim dayatması karşısında bulunuyoruz. Bunun, Anayasa dışı yollarla ve devletin bütün olanakları kullanılarak yapılmaya çalışılması, hukuken kabul edilemez. Bu süreçte, kimi akademisyenlerin anayasa hukuku ve siyaset bilimi verilerini çarpıtarak kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yapması esef vericidir. Uluslararası ilişkiler bakımından, demokrasinin uluslararası standartları bir yana bırakılarak kişiye özgü bir rejim kurmanın Türkiye yi dünya sisteminden koparma riski yanı sıra, iktisadi ve sosyal alanda yaratması muhtemel olumsuz sonuçları göz ardı edilemez. Uzman, akademisyen, hukukçu ve yurttaş kimliğimizle bu süreci kabul etmediğimizi, Türkiye nin demokratik gelişiminin, hukuk çerçevesinde kalınarak eşit, serbest, katılımcı ve nesnel bilgiye dayalı tartışma ortamında sağlanabileceğine dair inancımızı ve bu konuda her türlü katkı vermeye hazır olduğumuzu beyan ederiz. İmzacı akademisyenler Bildiriyi imzalayan hukukçular şöyle: Prof. Dr. Erdoğan Teziç (Anayasa Hukukçusu), Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Bertil Emrah Oder (Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Sultan Üzeltürk (Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Doç. Dr. Ayşen Candaş ( Boğaziçi Üniversitesi İİBF), Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu (Sabancı Üniversitesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi), Prof. Dr. Fazıl Sağlam (Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Anayasa Mahkemesi E. Üyesi), Prof. Dr. Baskın Oran (Ankara Üniversitesi Mülkiye Mektebi, E.), Prof. Dr. Nuray Mert (İstanbul Üniversitesi), Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu (Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Meltem Dikmen Caniklioğlu (Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Selin Esen (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Rona Serozan (İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Mustafa Erdoğan (İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Osman Doğru (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Doç. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz (Anayasa Hukukçusu), Prof. Dr. Cevdet Atay (İdare Hukuku Emekli Öğretim Üyesi), Doç. Dr. Başak Çalı (Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Nermin Abadan Unat (Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü), Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu (Galatasaray Üniv.Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Sevtap Yokuş (Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Büşra Ersanlı (Marmara Üniversitesi SBF), Prof. Dr. İlter Turan (İstanbul Bilgi Üniversitesi İİBF E.Öğretim Üyesi), Prof. Dr. Günay Göksu Özdoğan (Marmara Universitesi SBF), Prof. Dr. Oktay Uygun (Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Gencer ÖZCAN (İstanbul Bilgi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü), Prof. Dr. Nihal İncioğlu (İstanbul Bilgi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü), Prof. Dr. Turan Yıldırım (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Doç. Dr. Pınar Uyan (İstanbul Bilgi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü), Prof. Dr. Metin Günday (Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi) DERLEME 377

378 11 Mart 2015 AYDINLIK GAZETESİ Çanakkale yasağını TGB kaldırttı TGB Genel Başkan Yardımcısı Yadigar Özen, Çanakkale yasağını çiğneyeceğimizi ilan etmiştik. Tüm üniversite ve liselerimizde çalışmalar başlattık. İşte genelgeyi değiştirten durum budur dedi TÜRKİYE Gençlik Birliği (TGB), Çanakkale Zaferi nin 100 üncü yıldönümünde Gelibolu Tarih Alanı nın ziyaretçilere kapanmasıyla ilgili genelgenin geri çekilmesi üzerine basın açıklaması düzenledi. TGB Genel Başkan Yardımcısı Yadigar Özen, Yasağı koyan AKP, kaldıran gençliktir dedi. Çanakkale Valisi Ahmet Çınar tarafından 18 Mart 2015 günü Gelibolu Tarih Alanı nın ziyaretçilere kapalı olacağına dair 31 Aralık 2014 te yayınlanan genelgeyi önceki gün yaptığı açıklamayla geri çekmesinin ardından TGB, Kadıköy deki İstanbul İl Merkezi nde açıklama yaptı. Yasağın gündeme gelmesiyle birlikte çalışmalara başlayan TGB liler AKP nin attığı bu geri adımın yurtsever gençliğin çabaları sayesinde olduğunu vurguladı. 378 UYAN TÜRKİYEM 7

379 Vali yaptığı açıklamada, 18 Mart ve Nisan daki törenlere halkın katılımının yasak olmadığını, ancak fiziki şartların imkansızlığı yüzünden Şehitler Abidesi ve Gelibolu Yarımadası ndaki bazı tören alanlarında tedbirler almak zorunda kaldıklarını bildirmişti. ATTIĞIN ADIMA DİKKAT ET TGB adına basın açıklaması yapan Genel Başkan Yardımcısı Yadigar Özen, şunları kaydetti: TGB olarak 3 ve 22 Şubat 2015 tarihlerinde Çanakkale yasağını çiğneyeceğimizi ilan etmiştik. Hemen ardından da ülkemizin neredeyse bütün üniversite ve liselerinde çalışmalar yürütmeye başladık. İşte Vali Çınar a yasak genelgesini değiştirten durum da budur. Bilindiği gibi 19 Mayısları, 29 Ekimleri yasaklamaya kalkışmışlardı. Ama yasakları tutmadı, yasaklayamadılar. Türk genci, halkla birleşerek o büyük kitlesel eylemlere imzasını attı. Milli kimliğimize, tarihimize, değerlerimize yapılan saldırıları püskürterek ve söz konusu değerleri daha da bilince çıkararak cumhuriyetin yıkım sürecini durdurduk. Kimse Türk Gençliğine Çanakkale Zaferini kutlamayı ve şehitlerini anmayı yasaklayamaz demiştik. Tarihe not düşüyoruz, yasağı koyan AKP, kaldıran gençliktir. Ve buradan ilan ediyoruz, ey AKP iktidarı, attığın adıma dikkat et, gençliği karşısına alanlar er ya da geç geri adım atmak zorunda kalır. Çünkü bu millet hala yedi düveli yenen millettir, gençlik de geri dönmeyi düşünmeden vatan şarkıları söyleyerek siperlere koşan gençliktir. DERLEME 379

380 12 Mart 2015 YURT GAZETESİ Kürdistan için Türkiye den toprak alınacak ABD nin önümüzdeki seçimlerde Başkan adaylarından olan Paul, Kürdistan ın sınırlarını kendi ellerimle çizeceğim, onlara bir ülke sözü veriyorum dedi. Amerika nın 2016 yılı Başkanlık seçimleri için adaylardan biri olan Senatör Rand Paul, Kürtlerin kendi devletlerini kurma imkanının tanınması gerektiğini belirterek, Ben Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğim ve onlara yeni bir ülkenin sözünü veriyorum dedi. Breitbart News e konuşan Cumhuriyetçi Parti Üyesi Rand Paul, Amerika nın bugüne kadar verdiği desteğin yeterli olmadığını, Kürtlerin IŞİD karşısında daha fazla silahlandırılmaları gerektiğini söyledi. Kürtler en iyi savaşçılar olduğunu ifade eden Paul, Kürtler için gönderilen silahlar önce Bağdat a ulaşıyor, burada hortumlandıktan sonra geri kalanlar Kürtler e ulaşabiliyor ki bu da ihtiyaç duydukları şey değil. Silahlar direk olarak Kürtler e ulaştırılmalı diye konuştu. Kürtlere kendi devletlerini kurma imkanının da tanınması gerektiğinin altını çizen Senatör Rand Paul, şunları belirtti: Kürtler e, Radikal cihatçılara karşı savunmak için kendi ülkelerinin verilmesi gerekiyor. Ancak ben bir adım daha ileri gideceğim. Ben Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğim ve onlara yeni bir ülkenin sözünü veriyorum İnanıyorum ki eğer onlara kendi ülkelerini vaat edersek onlar ölümüne savaşırlar. Bunu söylemek elbette gerçekleştirmekten daha kolaydır. Çünkü yeni bir ülkenin sınırlarını çizmek için Türkiye, Irak ve Suriye den toprak alınması gerekecek. Paul demecinde, IŞİD e karşı kara harekatının yapılması gerektiğini de kaydetti. Senatör Ted Cruz da, Şubat ayının başlarında ABC televizyonunda yayınlanan Bu Hafta (This Week) adlı programda; Amerikan birliklerinin Irak ta IŞİD e karşı kara harekâtına girişmesi gerektiğine inanmıyorum, bunun sebebi biz zaten orada savaşan birliklere sahibiz ki onlar Kürtlerdir. Peşmerge eğitimli ve etkili savaşçılardır demişti. Bir diğer Başkan adayı Senatör Lindsey Graham ise, Kürtlerin silahlandırılmasının yanı sıra, 10 bin Amerikan askerinin IŞİD ile savaş için görevlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. 380 UYAN TÜRKİYEM 7

381 12 Mart 2015 YURT GAZETESİ Türkiye den toprak alınmalı Türkiye, Amerika nın iç siyaset malzemesi haline geldi. Amerika da önümüzdeki yıl yapılacak Başkanlık seçimi adaylarından Senatör Rand Paul Kürdistan a vermek için Türkiye den toprak alma vaadinde bulundu. Eski CIA Başkanı, Irak ve Afganistan işgallerinin mimarlarından çuvalcı general David Petraeus ise Öcalan a hayranlık duyduğunu söyledi Amerika da Başkan adayı oldu, hedefine Türkiye yi koydu. Cumhuriyetçi parti üyesi, okyanus ötesinden gözünü Türkiye topraklarına dikti. Amerika da önümüzdeki yıl yapılacak Başkanlık seçimi adaylarından biri olan Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, dikkat çeken bir seçim vaadinde bulundu. Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğini söyleyen Paul, yeni bir ülke sözü verdi. Bu sözü gerçekleştirmek için ise Türkiye den toprak alacağını söyledi. Breitbart News e konuşan Cumhuriyetçi Parti Üyesi Rand Paul, Amerika nın bugüne kadar verdiği desteğin yeterli olmadığını, Kürtlerin IŞİD karşısında daha fazla silahlandırılmaları gerektiğini söyledi. Amerika nın silah yardımlarının doğrudan Kürtlere ulaştırılması gerektiğini belirten Senatör, Kürtlere kendi devletlerini kurma imkânını tanınması gerekir dedi. Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğini belirterek yeni bir ülke sözü veren Paul, Kürtleri bu sayede istedikleri gibi savaşmaya yönlendirebileceklerini kaydetti. İnanıyorum ki kendi ülkelerini vaat edersek onlar ölümüne savaşırlar. Bunu söylemek gerçekleştirmekten elbette daha kolay diyen Senatör Paul, Kürdistan sınırlarını çizmek için Türkiye, Irak ve Suriye den toprak alınması gerektiğini söyledi. Kürdistan temelli bir açıklamada eski CIA Başkanı, Irak ve Afganistan işgallerinin mimarlarından çuvalcı general David Petraeus tan geldi. Irak Amerikan Üniversitesi nde düzenlenen Süleymaniye Forumu nda konuşan Petraeus YPG ye ve Öcalan a övgü yağdırdı. YPG karada muazzam bir savaş verdi diyen Petraeus, silah bırakma çağrısı nedeniyle Öcalan a hayranlık duyduğunu söyledi. ulusalkanal.com.tr DERLEME 381

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 www.metropoll.com.tr Yerel seçimlerden sonra ülke gündeminde

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

İlyas Güven EROĞLU «Bizim köklerimizi CHP den kazımaya ne onun gücü yeter ne ömrü yeter!» Kılıçdaroğlu nun özde CHP lileri!

İlyas Güven EROĞLU «Bizim köklerimizi CHP den kazımaya ne onun gücü yeter ne ömrü yeter!» Kılıçdaroğlu nun özde CHP lileri! İlyas Güven EROĞLU «Bizim köklerimizi CHP den kazımaya ne onun gücü yeter ne ömrü yeter!» Kılıçdaroğlu nun özde CHP lileri! CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen in kurşunlanmasının

Detaylı

Metodoloji Türkiye Ne Diyor?

Metodoloji Türkiye Ne Diyor? HAZİRAN 2013 Metodoloji Türkiye Ne Diyor? Araştırması İNC Araştırma ve İletişim Danışmanlığı tarafından 24-29 Haziran 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın alan uygulaması NUTS 2 sınıflamasına

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Demokrat Bakış (Kıbrıs) 17 11 2014 www.kibrisinternetgazetesi.com 17 11 2014 EROĞLU, KARTAL BELEDİYE BAŞKANI ÖZ VE TC ESKİ BAKANLARINDAN GÜREL İ KABUL ETTİ CUMHURBAŞKANI EROĞLU,

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE'DE SON 1 SİYASİ DURUM Web: Eposta: bilgi@tusiar.com Adres: Yenişehir Mahallesi Hastane Caddesi

Detaylı

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 2- Sanayinin Sorunlarını üniversite çözecek Hürriyet- 02.12.2014 Ankara Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL A N A L İ Z 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi Furkan BEŞEL Ekim 2015 7 HAZİRAN DAN 1 KASIM A 7 Haziran 2015 te yapılan 25. Dönem milletvekili genel seçiminde 53.741.838 kayıtlı

Detaylı

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu.

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu. 2-3 MART 2013 www.reisgida.com.tr Hedefimiz terör... BAŞBAKAN Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Çözüm sürecinin hedefi, terörü sona erdirmek, mili birlik ve beraberliği kuvvetlendirmek, gündemimizden terör belasını

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Günlük Ulusal Gazete. ilgili soruyu açıklamadıkları. çıktı. Edinilen bilgilere. görüşülerek yürütülmesine. nasıl bakıyorsunuz.

Günlük Ulusal Gazete. ilgili soruyu açıklamadıkları. çıktı. Edinilen bilgilere. görüşülerek yürütülmesine. nasıl bakıyorsunuz. 1 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Destek görmedi!.. AKP LİLERİN halk desteğinin yükseldiğinin en önemli kanıt olarak gösterdikleri çözüme desteğin yüzde 58 olarak çıktığı iddia edilen ankette Erdoğan ın,

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

Bilecik Siyasi Gündem Araştırması

Bilecik Siyasi Gündem Araştırması Bilecik Siyasi Gündem Araştırması Metodoloji Proje kapsamında Bilecik in Fatih, Bahçelievler, Beşiktaş, Cumhuriyet, Ertuğrulgazi, Gazipaşa, Hürriyet, İsmetpaşa, İstasyon, İstiklal, Orhangazi, Osmangazi,

Detaylı

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net 1 / 6 07.04.2015 16:07 ANASAYFA YAZARLAR GÜNDEM İŞÇİ-SENDİKA POLİTİKA DÜNYA DERGİLER 2014'te dünyada ve Türkiye'de ne oldu? Yemen'de ne oldu, bugün ne oluyor? ANASAYFA / GÜNCEL Polis Ve 'Adın elbet çocuk

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 2 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 2 GÜN KALA TÜRKİYE'DE SON

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 2 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 2 GÜN KALA TÜRKİYE'DE SON CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 2 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 2 GÜN KALA TÜRKİYE'DE SON 1 SİYASİ DURUM Web: Eposta: bilgi@tusiar.com Adres: Yenişehir Mahallesi Hastane Caddesi

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü. 10 Ağustos 2014. için gerçekleştirilmiştir.

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü. 10 Ağustos 2014. için gerçekleştirilmiştir. 10 Ağustos 2014 için gerçekleştirilmiştir. Araştırma Hakkında Araştırma, 10 Ağustos 2014 günü, Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi (CATI) yöntemi ile mahalli seçimlerde oy kullanan toplam 1500 seçmen

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

KASIM 1938 BÜYÜK YAS. Ulus Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Türk milleti sen sağ ol. (11 Kasım 1938)

KASIM 1938 BÜYÜK YAS. Ulus Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Türk milleti sen sağ ol. (11 Kasım 1938) KASIM 1938 BÜYÜK YAS Stj. Av. H. Burak KARAKUŞ Stj. Av. Oğuzhan SAPAN 10 Kasım1938, saat 9.05; Türk halkı büyük liderini sonsuza kadar kalbine gömdü. O gün tüm dünya bir nöbet değişimine sahne oluyordu.

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Gençlere anlatacaklar

Beşiktaş Gazetesi. Gençlere anlatacaklar Gençlere anlatacaklar BEŞİKTAŞ Belediyesi genç girişimciler için başlattığı projesi ile eğitimde çalışmalarını sürdürüyor. Genç girişimciler için düzenlenen seminer etkinliklerinde etkinliğe katılacaklara

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı,

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı, AHMET BAHA ÖĞÜTKEN 24.DÖNEM İSTANBUL MİLLETVEKİLİ TEŞKİLAT BAŞKAN YARDIMCISI 1961'de İstanbul, Fatih te doğdu, Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini

Detaylı

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar 24 Şubat 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar Değerli Basın Mensupları; --Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması. Kadir Has Üniversitesi. Kantitatif Araştırma Özeti 5 Şubat 2014

Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması. Kadir Has Üniversitesi. Kantitatif Araştırma Özeti 5 Şubat 2014 Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması Kadir Has Üniversitesi Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması Kantitatif Araştırma Özeti 5 Şubat 2014 Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması 1 GENEL

Detaylı

İÇİNDEKİLER I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 II. GENEL DEĞERLENDİRME 6 III. BULGULAR.12 IV. DEMOGRAFİK SONUÇLAR 37 V. REFERANSLARIMIZDAN BAZILARI..

İÇİNDEKİLER I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 II. GENEL DEĞERLENDİRME 6 III. BULGULAR.12 IV. DEMOGRAFİK SONUÇLAR 37 V. REFERANSLARIMIZDAN BAZILARI.. İÇİNDEKİLER I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 II. GENEL DEĞERLENDİRME 6 III. BULGULAR.12 IV. DEMOGRAFİK SONUÇLAR 37 V. REFERANSLARIMIZDAN BAZILARI..40 2 I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 ARAŞTIRMANIN ADI: Türkiye

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

2014 YILI FAALİYET RAPORU 2014 YILI FAALİYET RAPORU MEDYADA ODAMIZ. Medyada Odamız

2014 YILI FAALİYET RAPORU 2014 YILI FAALİYET RAPORU MEDYADA ODAMIZ. Medyada Odamız 2014 YILI FAALİYET RAPORU MEDYADA ODAMIZ Medyada Odamız 325 2014 YILI MEDYADA ODAMIZ 20.01.2014 AYDINLIK - Türkiye nin geleceği 25 milyonun elinde 20.01.2014 CUMHURİYET -Türkiye nin geleceğini Y Kuşağı

Detaylı

Demokrat Bireyden Demokratik Topluma

Demokrat Bireyden Demokratik Topluma Şubat 2015 Demokrat Bireyden Demokratik Topluma CÜNEYT TANDOĞAN Demokrat Bireyden Demokratik Topluma Cüneyt Tandoğan Demokratikleşme ve İyi Yönetişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü toplumsal,

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II EKĠM - KASIM 2011 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

Endi eli yimserlik Kamuoyu Beklentilerinde Pozitif Trend Devam Ediyor Genel Seçim Sürecine AKP Önde Giriyor, CHP Takipte de Bahar Havasý Türkiye nin LoveMarklarý Arçelik-Adidas-Nokia-LCWaikiki-Beko Türkiye

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

BAKAN OLMAK İSTİYORUM!

BAKAN OLMAK İSTİYORUM! BAKAN OLMAK İSTİYORUM! O değişen siyasetin yeni fenomeni, aykırı bir adam olduğu kadar iddialı da Hedefe kilitlenmiş bir beyin gücü ve onu tamamlayan bir vücut dinamiği. Aile, sosyal çevre, iş ve siyaset

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016 Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 1 Şubat 2016 Yöntem ve Künye Araştırma çalışması, 3-10 Aralık 2015 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 1024 kişiyle, 16 ilin kentsel

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

SEÇİME 1 AY KALA TÜRKİYEDE SON SİYASİ DURUM ARAŞTIRMASI. Ekim - 2015

SEÇİME 1 AY KALA TÜRKİYEDE SON SİYASİ DURUM ARAŞTIRMASI. Ekim - 2015 SEÇİME 1 AY KALA TÜRKİYEDE SON SİYASİ DURUM ARAŞTIRMASI Ekim - 2015 İÇİNDEKİLER 1.ARAŞTIRMANIN KİMLİĞİ 2. DEMOĞRAFİK BİLGİLER 3. ARAŞTIRMA SONUÇLARI 2 SUNUŞ TÜSİAR 2002 den beri araştırma sektöründe faaliyet

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105]

MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105] MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105] 22 Mayıs 2014 Vera Araştırma Tel: (0216) 465 8066 www.veraarastirma.com 2014 Vera Tüm hakları saklıdır Bu araştırmanın finansal

Detaylı

ISPARTANIN GÜNCEN HABER PORTALI

ISPARTANIN GÜNCEN HABER PORTALI isparta güncel haber, ısparta haber, ısparta haber son dakika, ısparta haberleri kendini asan adam, ısparta akdeniz haber, ısparta haberleri arşiv, ısparta haber bülteni, ısparta haberleri asayiş ISPARTANIN

Detaylı