l I KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIGI YAYINLARI: 891

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "l I KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIGI YAYINLARI: 891"

Transkript

1

2 l I KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIGI YAYINLARI: 891 CELAL BERGÜŞAT KAÇAK NEBİ Çeviren Oktay ALTUNBAY GENÇLİK VE HALK KİTAPLARI DİZİSİ : 35

3 Kapak Düzeni: Dr. Ahmet SINA\' ISBN Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1987 Onay: tarih ve sayı Baskı sayısı : Başbakanlık Basımevi -- ANKARA

4 İÇİNDEKİLER Ön söz 5 Bebek Gülüyor... 7 Bir Kartal Vurulmuştu Anne Acele Ediyor Çayda Mucize Tabiatın Gazabı Çeyiz Halısı Yılan Yıldız Görmezse Ölmez Yüzsüz Misafirler Elçiye Zeval Yoktur İsyan Gence Yollarında Yine Düşmanla Yüz Yüze Arayış İki Söğüdün Altında Bey Düğüne Hazırlanıyor Düğün Hediyeleri Köyde Düğün Mehtaplı Gecenin Yadigarı Aras Adı Hoşuma Gidiyor

5 Uzak Seferin Yolcuları Asrın Faciası Şuşa Yollarında Avdan Sonra Dünyaya Bir İnsan Geliyor Uğursuz Sefer Çingene Obasına Baskın Rahatsız Yürekler Kaçak Pazarı Şeytanlı Derenin Şeytanları Bu Yol Tebriz'e Gidiyor Görüş Deli Aşık Kara Gün Dostu Kanlı Ark Güney Dağlarında Altın Aras'ın Altın Kemerinde Beklenmeyen Darbe Arzakaya Canavar Kalpak ve Onun Haydutları Iki Nebi Yüzyüzc Çimenyurt Yaylasında Gözün Aç Seher 290 Gözünü Aç Seher 292 4

6 ÖN SÖZ «Azerbaycan' da hürriyet mücahitine kaçak derler». Bıı roman Azerbaycan milli kahramanı Kaçak Nebi hakkında yazılmış bir kahramanlık bir büyük aşk destanıdır. Bu eser ayrıca, Nebi'nin hayat arkadaşı, Hacer Hanım'ın, «Arslanın erkeği dişisi olmaz» kuralını doğrulayan kahramanlık abidesidir. Biz romandaki tasvirlerde acı günlerin karanlık manzaralarını görüyoruz... Zulüm arşa dayanmış. Rus çarizminin vahşetinden doğan acı feryadlar göklere yükselmiştir. Zulmün, zalimin ayakları ana toprağa zincir kesilmektedir. Zamanın bu sert kasırgalarından kahramanlık doğar. Nebi gibi bir Tiirk kahramanı ve Hacer gibi bir Türk kadını, çar ordusunun başına ateş yağmurları yağdırırlar. Kahramanlık ana toprağın mayasmdan doğar. Ve onlar zincirlerden yapılmış, zamanın sert kanunlarına karşı.bir intikam kılıcı gibi parlarlar. Bu kahramanlar, halk ile birleşmenin doğru yolunu gösterirler. Halk da, Kafkasya'ya ses seda salan, çar ordusunun bağrını yaran, kendi menfaatleri için vatanını ve hürriyetini satan bir avuç hainine başında tufanlar koparan, öz halkına giiç ve gurur kazandıran bu kalımmanlara arka çıkar. Halk, bu mert oğullarını düşman pençesinde bırakmaz... Kaçak Nebi'ye, Kaçak Hacer'e güvenenler,, onları düşmanlardan ve lıer türlü belalardan koruyup, onların yi_ğitlik nağmelerini yaratıp okumuşlardır. Nebi'n n etra- 5

7 fına toplanan mücahitlere karşı, çarın büyük ordusu yürüdüğü zaman bile, öz halkı onları yalnız bırakmamıştır. Romanı okurken görüyoruz ki, zamanın mücadeleli günlerinde zulme isyankar halkın başında Nebi ve Hacer bir hürriyet kahramanı gibi önderlik etmektedir. Fakat, ondokuzımcu asrın ikinci yarısında hürriyet savaşının meydanı dar olduğundan, bu hareket mağlubiyete uğrar; ama, hürriyetin izleri kaybolmaz. Halkın gönlünden onlar efsanevi bir hürriyet kahramanı olarak yazarlar ve hayatları destanlaşarak ebedileşir. 6

8 BEBEK GÜLÜYOR Güzel'in keman gibi inleyen ninnisi karanlık odaya yayılıyordu. Anne, göğsüne bastığı bebeği ile odanın içinde dolaşıyor, yavrusunu uyutmak istiyordu. Fakat bebek uyumuyor, bazen kara gözlerini açarak şımarıkça gülümsüyor, bazen de yumuk ellerini havada oynatıyor, annesinin yüzünü gözünü tırmalıyordu. «Gözünü seveyim uyu, şimdi baban gelecek. Çevre, elimde yarım kaldı, niçin gülüyorsun da uyumuyorsun şeytan çocuk uyu». Anne, sanki büyük bir adamla konuşuyordu. Çocuk ise kendi alemine dalmıştı. Bebek annesinin şefkatli bakışları altında daha da şirinleşiyordu. Güzel, parmağım oğlunun gamzeli çenesine dokundurdukça çocuğun zarif dudakları açılıyor, dili binbir name çıkarıyor ve ağzından anne sütünün kokusu geliyordu. Oğlunun neşesi ve oynaklığı anneyi korkuttu, eğilerek ocağın kenarındaki kulpsuz, kırık - dökük kara ibrikten bir parmak is alıp çocuğun alnına ve gamzeli çenesine sürdü. «Bednazarın gözleri çıksın, o kadar kem göz var ki, çocuğuma nazar değdirip, ocağımı söndürürler. Şimdi iyi oldu. İsterlerse oğluma kız vermesinler». Güzel, üzüm tanesi büyüklüğünde göz boncuğunu bebeğin sağ bileğine bağlamıştı. Çocuğun kırmızı başlığı- 7

9 nın üstünde bir de dua vardı. Anne, Molla Ahmet'c be duayı bir anaç tavuk karşılığında yazdırmıştı. Göz boncuğu ise bu evde eskilerden kalmıştı. Çocuğun pırıl pırıl gözleri, su terazisi gibi karar tutmuyor, oyuncak arıyordu. Direkte asılı gümüş hançer onun gözlerini çalmıştı. Yumuk ellerini hançere doğru uzatarak çırpmıyordu. «Ey şeytan, çek elini, henüz senin hançer oynatmak zamanın değil». Anne böyle diyor, bebek ise kendi dilinde konuşu yor, gülüyor gülüyordu. Bebeğin neden haberi vardı? O bilemezdi ki, hayatta gülmek herkes için değil. Annenin dudakları çocuğun yüzünde gözünde gezdi, fısıldayarak : «Benim kara gözlü çocuğum, acaba ne vakit yürüyecek» dedi. Acaba, o ne vakit dayısı Yıldırım'ın.. Büyüdüğünde ona her bir şeyi anlatacağım. Anne oğlunun yüzüne baktığında onun derdi, kederı, bir anda bulut gibi dağılıp gidiyordu. Bu bebek, annenin bakışlarında şebnemden küpe takan dağ çiçeği gibi idi. O, annesinin gözlerinde serin bir pınar suyu, «Karoun» kayalarında yuva kuran bir kartal yavrusu idi. Artık ninni sesi ke :ilmişti. Anne ise hala gözlerini yüzünde tebessüm oynayan yavrusundan çekemiyor, arada bir beşiği ırgalıyordu. Nihayet tatlı uyku bebeğin uzun kara kirpiklerini öpüştürdü. Güzel, tüyleri dökük yastığı çocuğun başının altına koydu. Ak tülbendini açık yüzüne çekti. Sonra kendine çeki düzen vermeye başladı. Altın dizili sarmalı başlığını başına koyup, kara uzun örgülü saçlarını arkasına salladı ve yerde sürünen üç etek elbisesini eli ile çırptı. Başındaki örtüye ve orasını burasını çekiştirerek üstüne - başına bir düzen verdi. Bohçasından el boyunda 8

10 bir ayna çıkarıp, yeni yeni ince çizgiler belirlemeye başlayan yüzüne baktı. Biçimli bedeni, gururlu duruşu, şuh yürüyüşü vardı. Kara kaşlarının altında yanan ateşli gözleri, Alo'yu genç iken avladı. Güzel, hem de işçimen idi. Ev işlerindeki becerikliliğini bütün Molu ahalisi biliyordu. Hatta derlerdi ki : «Alo'nun bir yığın külfetini ancak karısı Güzel evirir çevirir. Böylesine fakir bir ailenin ekmeğini, suyunu, üstünü başını, hiç yoktan hazırlamak her kadının yapacağı iş değildir». Bu küçük, karanlık, basık evcikte bu yavruları onların üstünü başını kim temizlerdi. ve O, evi tez elden süpürüp suladı. Ne kadar tertip düzen verdi ise de yine de içine sinmedi. Nasıl içine sinebilirdi. Evin tam ortasında iri ocak bacası vardı. Raflara bakır sahanlar dizilmişti. Güzel, çocukların elbiselerini iri bir bakır kazana toplayıp ocağın üstüne koydu. Su kaynayınca evin köşesindeki çuvaldan beş on avuç çöğen alıp kazana atıp kendi kendine söylendi, «Giyimler biraz kaynasın da, yere indireyim. Bebek başımı fazla karıştırdı. Öğlen oldu hala bir iş yapamadım. Şimdi kocam, kara diken kırıp toplamaktan gelce.ek. Hele bir çay çörek hazırlayayım. Yazık çok açıkmıştır. Şu vakte kadar hiç insan aç dayanabilir mi?» O an bahçe kapısından bir inilti işitildi. Güzel kendisini hemen dışarıya attı : «Vay zavallı» Alo kara diken yığını altında çabalıyordu : «- Çabuk ol, ey Müslüman». 9

11 Güzel, ne kadar güç sarfetse, kurşun gibi ağır, yapraklı kara diken yığınını kocasının omuzlarından aşıramıyordu. Dikenler onun bedenine, boynuna, boğazına batmıştı. Nihayet Güzel, binbir zorlukla kocasını bu yükün altından kurtardı. Alo'nun yüzü kan içindeydi. Gözleri şişmişti. Güzel'in yerinde donduğunu gören Alo matmat onun yüzüne bakıyordu. «Karıcığım, valla bende bir günah yok. Kısmetimiz bu imiş». «Nereye gitsem bu zorluklardan canımı kurtaramayacağım». Güzel hiç konuşmuyor ve gözlerini kocasından ayıramıyordu. 10

12 BİR KARTAL VURULMUŞTU Bacadan evin rafına gün ışığı düşmüştü. Sanki rafta ocak yanıyordu. Evin köşesine dayalı kalaylı sini gfo: kamaştırıyordu. Güzel, evin ortasında s erili kilimin üstünde oturmuş, çevre örüyordu. Etrafında rengarenk yumaklar kavun karpuz gibi dizilmişti. Bebek eski damın tavanında asılı salıncakta uyuyordu. Çevrenin gıcırtısı ona ninni söylüyordu. Alo,.eve geldiğinden beri odayı dolduran bu gıcırtıları işitmiyordu. O, evin bir köşesine sırtını dayayıp oturmuş, mırıldana mırıldana palan dikiyordu : «- Hay lanet olası, şu çuvaldız da bir türlü keçeye batmıyor». Alo çok hırslanmıştı, «Fazla körleşmiş». Çuvaldızı dişleri arasında sıyırarak yine mırıldandı : «Benim işim hep böyledir işte. Ekmeğim taştan çıkıyor». Güzel, kocasına acıdı : «Ey adam, dişini kırarsın. Başına iş açma Allah aşkına. Kaç kişi bana söyledi ki Alo'nun dişleri sapasağlamdır. Bunu da bize çok görüyorlar. Bu sene senin işlerin çok iyi gitmiyor. Yazıya, meyve toplamaya giderken torbayı kaybettim. Daha geçen gün kara diken kırarken gözlerini arı soktu. Kerbelayı Cafer için odun keserken baltanın ağzını kırdın. Şimdi de bir terslik olup dişini de, 11

13 çuvaldızı da kırıp kaybedersin. Bir iş yaparken sabırlı ol. Çocukların var». Alo başını kaldırmadan cevap verdi : «- Görmüyor musun, gün nereye düşüyor? Tam rafın ortasına. Öğlen oldu daha eşeğin palanını bitiremedim. Sabahtan beri bununla uğraşıp duruyorum. Palan iyi olmadı. Eşeğin sırtını vuracak. Ah, Hanali boz eşeğini bize vereydi. Aynı katıra benziyor. Nallayıp at yerine kullanabilirim. Artık sırtımda kara diken taşımaya gücüm kalmadı». «Ey adam, sen Hanali'nin nasıl bir adam olduğunu bilmez misin? Eşeğini babasından çok sever. Ne yapacaksın eşeği, kızıl ineğin yemini bile yetiştiremiyorsun». Uykudan uyanan bebek ağladı. Güzel, bir ucunu salıncağa, bir ucunu ayağına bağladığı ipi sallayıp çocuğunu susturdu. «Ey adam, biliyor musun, senin gözlerini arı soktuğu gün bu çocuk beni ne kadar güldürmüştü. Şimdi nedense sık sık zırıldıyor. O gün Muharrem'e çok kızdım. Ben bebeği yatırırken ocakta mısır patlatıyordu. Mısır tanesi kordan sıçrayıp çocuğun yüzüne çarptı. Muharrem'i kovaladım. Ama tutamadım. Tutsaydım kulaklarını çekecektim. Böyle de şımarık çocuk olur mu?» «Muharrem'e laf yetmez, çok şımarıktır. Allah hakkımızda hayırlısını versin. Derler :ki, fakirin sacı kızdığında hamuru olmaz». Bahçeden işitilen boğuk bir ses karı kocanın konuşmasını yarıda kesti. Birisi var gücü ile bağırıyordu «Paslı kabı olan... kırıklı sınıklı olan... Hey...» 12

14 Çocuk uykudan sıçradı. Güzel, ayağını sallayıp salıncağı ırgaladı. Sonra bahçede boğazına güç veren kalaycının arkasından söylendi : «- Aman bu çingene de sözü boğazında ne yaman kaynatıyor...» «- Güzel, çabuk ol bu kalaycıyı çağır buraya, yoksa yine bağıracak. Güzel, eteğini çırpa çırpa bahçeye çıktı. Kalaycı çitin dibindeki iğde ağacının gölgesinde durmuştu. Elinde çomak koltuğunda eğri bir kazan vardı. Gü.zel, yaşmağını kaldırıp ona el salladı : «- Kalaycı kardeş, içeri gel». Kalaycı oraya buraya bakarak eve doğru yürüdü. Güzel, elini dudağına götürdü : «- Biraz yavaş, çocuğu şimdi uyuttum». Birden köpek uzun zincirini şangırdatıp havladı. Kalaycı sallana sallana yürüdüğünden, yalağın ağzındaki düğümlü kara ağaç kütüğüne çarpıp sendeledi. Az kal sın yıkılacaktı. Hırslanıp : «- Ya iti saklayın, ya kütüğü». Kalaycı kapıdan içeri girerken iki büklüm olduysa da, koltuğundaki kazandan büyük kara saçaklı başlığı kapının üst çevresine değdi. Alo işini bırakıp gelene baktı. Henüz şişi inmemiş gözleri, konuğu baştan aşağı süzdü. Kalaycının gümüş tokalı kemerinden, gümüş kınlı uzun bir hançer sallanmıştı. Omuzlarındaki kısa ak kürkü, bacaklarına doladığı boz dalakları, isli paslı idi. Sarı.saçları kara başlığının altından akıp, enli alnını ve seyrek altuni kaşlarını örtmüştü. Karga burnu, ağır çenesi, 13

15 kabarık elmacık kemikleri onu sert gösteriyordu. Kalaycının kahverengi gözieri Alo'nun yoksul odasını dolaştı ve raftaki paslı kapların üstünde durdu. Alo misafirinin akıllı bir adam olduğunu anladı. Sırtını duvardan çekip elindeki çuvaldızı palana takarak, ona yer gösterdi : - Buyrun, şöyle oturun. Kalaycı oturdu. Çomağını, kazanı yere koydu. Alo'ya kuş bakışı nazar salıp hafif öksürerek : «- Gözüne ne oldu?» - Yazıda kara diken kırarken arı soktu. Kalaycı başını salladı : - Eh kardeş, kapı bacayı az ört, neyin varki, hırsız gelip çalsın». «- Ah kardeşim, hırsız meselesi değil. Yoldan geçen adam ağzının içine baksa, iyi mi olur? Bazıları kalın duvarlarla zenginliğini gizliyor biz de fakirliğimizi». Kalaycı lafı daha fazla derinleştirmeden : «- Kardeşim, ne meselesi olursa olsun, kendini arıdan koru. Çok zehirli olurlar. Hiç aklımdan çıkmaz : Bir kere çocukluğumda eşşek arısının kovanına bir çöp uzatmıştım. Beni senden daha beter etmişti. Onların iğnesinin tadını iyi bilirim. Yaman sızlatır. Biraz yoğurt sür geçer». O yine gözlerini raftaki kaplara dikti. Bu defa bacadan süzülen günün ışığı siniye düşüyordu. Sanki raftan gün doğmuştu. «- Paslı kabınız filan var mı, kalaylayım». 14

16 «- Biraz sabret. Güzel, çocuk uyuduysa o siniyi buraya getir». Alo'nun kalaylı siniyi istemesi kalaycının hoşuna gitmedi : «Bunu ne yapacak» Direkte asılı gümüş kınlı hançere baktı. «Bu evde yararlı bir şey var, oda şu han çerdir, bir de şu kalaylı sini» Güzel, siniyi getirip kalay cıya verdi. Ve yaşmağını biraz daha burnuna çekip salıncağa doğru gitti. Kalaycı siniyi bacadan düşen güneşe doğru tutup, kahverengi gözlerini kıstı : Sağlam bu. Kı rığı falan yok. Yeni de kalaylanmış. Bu çizgiler ne böyle, deyip isten kararmış şahadet parmağını sininin içindeki karma karışık harflerin üstünde gezdirdi. Sonra orada yazılanları okumaya başladı : «- Muharrem Alo oğlu Tevellüd 1845, Sakir.e Alo kızı (Doğum tarihi 1846)». Kalaycı altuni kaşlarını kaldırarak sordu : «Adları burada yazılı olanlar sizin çocuklarınız mı?» Salıncağı ır galayan Güzel : «- Evet dedi, dışarıda komşu çocukları ile oynu yorlar». «- Öyle ise bu siniyi niçin yeniden kalaylatmıyor sunuz?» «- Usta kalaylatmayacağız. Şu salıncaktaki kişinin adını oraya yazdıracağız». «- Çocuğun adını niye Molla Ahmet'e yazdırmıyor sunuz?» Alo rahatsız bir tavırla yerinde kımıldandı : «- Molla Ahmed'in gözüne şu çuvaldız batsın. Bir kitaba bakıp da ad seçmek için bizim hanımdan yumurt layan bir tavuk kopardı. Halden anlayan kişi değil. Geçen ıs

17 kış ona bir eşek yükü kara diken kütüğü vermiştim. Bu yıl kapı bacasını çitle ördüm. Bir lokma ekmeğini bile tatmadım. Vallah billah tatmadım. Adamın yanına giderken insan cebine el atmağa korkuyor, gözü cebinde kalır diye. Yumurtadan yün kırkan adamdır, ihtiyacım olmasa hiç onun kapısına uğramam. Alo sözüne biraz ara verdi sonra yine devam etti :» «- Bir de, kardeş doğrusu şudur ki, çocuğun adı kağıda yazıldığı zaman kaybolur. Sinide ise bin yıl da kalır. Bak, şimdi okudum, bizim çocukların hepsini hepsini o siniye yazdırdım. Hiç unutmam Muharrem, çekirgelerin geldiği yılda doğdu. Sakine yanlış değil ise» deyip bir an durdu. Dudaklarını beyaz dişleri arasına alıp alnını kırıştırdı. Sonra : «- Güzel, daha iyi biliyor. Galiba kazlar yeni yumurtaya başladığı zaman bizim bu Hakeri çayı o yıl da aşıp taşmıştı. Eğer yanılmıyorsam çocukların doğum tarihini o zaman yazdırmıştık». Kalaycı siniye yine dikkatle baktı, oradaki yazıları yeniden okumaya başladı. «- Muharrem... Sakine... adları çok iyi okunuyor. Çocukların tevellüdünü siniye yazdırmakla iyi etmişsiniz... Peki, bacı beş yumurta getirirse, salıncaktaki kişinin adını siniye yazarım. Ben de yumurtaları o kişinin sağlığına kaykana yaparım». «- Dağıstanlı kardeş, beş yumurta az değil mi?» Kalaycı gözlerini kıstı... «- Yok bacı neden az olsun?» «- Az usta çok az, onbeş yumurta veririz. Sen bizi o kadar da fakir görme. Beş tavuğumuz yumurtluyor. Yalnız sen benim bu çocuğumun adını siniye çok iyi yaz ki zamanla bozulmasın». 16

18 «- Merak etme bacı yüregının istediği gibi yazarım. Çocuk ne vakit doğdu? Adı ne?» «- Babasından sor». Alo gülümsedi, çuvaldızı saplamaya başladı. «- Güzel, kalaycı seninle konuşun>. Çocuk uykusuna c c;ymadığı için ağlıyordu. onu kucağına alıp ırgalıya ırgalıya okşadı : Güzel, «- Pış pış... Yat oğlum. Alo oğlunun adını benden niçin soruyorsun? Kardeş bu çocuğun adı Nebi.. Ad koyarken Molla Ahmet'e kitaba baktırmıştım. Söyledi ki, Nebi, Arapçada Tanrı'nın elçisi demekmiş. Ad çok iyi onu kullansın, büyürken köy gençlerinin elçiliğini eder». Kalaycı güldüğü için kolu boşaldı, koltuğundaki kazan siniye dokunup gürültü kopardı. Çocuk bu gürültüden öyle bağırdı ki sanki vücudundan et kestiler. Kalaycı pişman oldu : «Keşke gülmeseydim, bebeği ağlattım». Kalaycı Güzel'e yaklaşıp çocuğu avutmak istedi. Çocuğun bakışları onu hayrete düşürdü. O isli parmağını çocuğun burnuna dokundurdu. «- Yiğit bir çocuk, sizin yerinizde ben olsam, adını Hacı Murat koyarım. Sizin yavrunuz büyüdüğü zaman onun gibi yiğit olsun». Güzel sordu : «- Hacı Murat kim kardeş? Daha benim oğlum Hacca gitmediki, şimdiden adını Hacı Murat koyalım. Güzel Bacı, Hacca gitmek şart değil. Büyüdüğü zaman gider. Hacı Murat bizim Dağıstan' ela İmam Şamil' in nayibi olmuş. Onun hakkında bizim dağlılar destanlar söylemişler. Eh, Hacı Murad'ın kahramanlığından konuşsam bir yıl yetmez Bugünleı de Azerbeycan'm Şeki vilayetinde düşmanlar onun başını kesip götürdüler...» Kalaycının gözleri perdelendi ve sohbeti başka yöne yöneltti. 17

19 «- Benim rahmetli ninem yüzyıl falcılık yaptı. Dünyada onun gezmediği, görmediği köy kalmadı. O, fala bakarken adamı yüzünden, gözünden, konuşmasından, hareketlerinden tanırdı. Bakışlarından anlardı, bu hangi yuvanın kuşudur. Ben de falcı ninemden çok şeyler öğrendim. Ben adam sarrafıyım. Bak şimdi söylüyorum, sizin bu :oğlunuz büyüdüğünde, Hacı Murat gibi yiğit olacak. Benim hatırım için onun adını Hacı Murat koyun. Ben bunu sevdiğimden söylüyorum. Şayet büyüdüğü vakit sorarsa, dersiniz ki senin adını Dağıstanlı Osman adlı bir adam koydu. Hacı Murat'ın adını karşılıksız yazarım». Ne Alo söylendi ne de Güzel, Kalaycı Osman sanki onları sihirlemişti. Ama, baba ile annenin bakışlarından görünüyordu ki, onlar c,:ocuklarımn adını değiştirmeye razı değiller. Kalaycı perişanlığını unutup Nebi'nin burnunu bir daha emin bir tavırla sıktı. Çocuğun kartal bakışı onu yine düşündürdü. Kalaycı şahadet parmağını Nebi'nin çenesine uzattı. Çocuk onun parmağını yakaladı. ha...» «- Ey yiğit bırak parmağımı, yoksa adını yazmam «Kalaycı gülümsedi..» «- Bakın sizin bu yiğit oğlunuz ne yapıyor? Burnunu sıktım diye benden intikam almak istiyor. Ben bu çocuğu yiğit olacak derken inanmıyorsunuz». Kalaycı parmağını bebeğin mantar gibi yumuşak avucundan çekti. İri başlığını çıkarıp havaya kaldırdı. «- Sağ ol, yiğit». 18

20 Alo kalaycıya söylenip durdu : «- Canım nereye gidiyorsun? Hiç sormadın bebek ne vakit doğdu?». «- Ne soracağım, sanki ben falcı Fatma'nın torunu değil miyim? Bebeğinizin ağzından süt kokusu geliyor. Ellinci yılın çocuğudur bu». «- Doğru söylersin Osman kardeş. Benim oğlum Nebi, 1850 yılının kışında, karım, topalın koyun yatağından evimize dönerken... At sırtında eyerin üstünde... Dünyaya gelmişti». «Bak böyle yaz. Nebi Alo oğlu at sırtında, sene Engezur mahallinde, Molla köyünde doğdu». torunu Osman doğnı söylüyordu. Asrın tam Falcının ortasında, düşmanlar koskoca Kafkas'ın mağrur bir kartalını vurup mahvettiler. Ama bu sırada Zengezur mahallinde bir kartal yavrusu, göğün enginliklerine kalkmak için yuvasında kanatlarım çırpıyordu. 19

21 ANNE ACELE EDİYOR Alo kendi bahçesini kara dikenle çevrelemişti. «Bu ki kaledir?». Bakanlar Kalaycı Osman gibi hayret ediyorlardı. Bu sırada çok kişi habersizdi. Kerbelayı Cafer, Alo' nun kan-ter içinde sırtında taşıdığı kara dikene hak vermiyordu. Allah insafını kessin. Alo hızla kara dikeni taşıyarak çit örüyordu. Çit kalın ve yüksek idi. Yalağın ağzındaki genç iğde ağacının başı güçlükle görünüyordu. Bu ağaç sanki Nebi ile ikiz idi. Hepsi onu çok seviyordu. Havalar ısınmaya başladı. Artık Güzel san bakır güğümü omuzundan indirmiyordu. O, Nebi'yi kucağa alıp kan-ter içinde Hakeri çayına doğru yürüyordu. Her defa, güğümü dolduruşunda parmağının beşini de büküp oğluna gösteriyordu. Onunla yaşıtıymış gibi konuşuyordu. «- Buraya bak oğlum, senin iğde ağacına annen bugün beş güğüm su dökecek, yeter mi? Korkma, onun bir yaprağının bile sararmasını istemem. Çocuk ise annesinin kucağına sığınıp, kirpiklerini oynatmadan ona bakıyor, göz bebekleri ateşleniyor, kendi bebe dilinde ne ise kıkırdanıyordu. Güneş battıkça iğde ağacının dibine kokulu bir gölge uzanıyor, eve bahçeye kokulu bir serinlik çöküyordu. Güzel, evi iğdenin dibine taşırdı sıcak aylarda. Alo'nun ailesi iğdenin altında toplanıyordu. Eh böyle kokulu meyvalı ağacı kim istemez. Her bahar o, kucak kucak serinlik ve koku getiriyordu. Her çiçek bal arısına dönüp Güzel'in yoksul sofrasına 20

22 inerdi. Sıcak ve boğucu gecelerde ise, iğdenin her yaprağı bir yelpaze olurdu. Alo böyle bir akşam hayat arkadaşı Güzel ile ağacın altında oturup dertleşiyordu, fakat yüz fikir bile onların bir borcunu ödemiyordu. Kerbelayı Cafer, Alo'yu sabah erkenden kendi tarlasında ücretsiz çalıştıracaktı. Güzel kocasının derdini hafifletmek için araya başka bir söz attı : «- Ay adam, kafamız takıldı sohbete, çorban soğudu. Soğanlı çorba pişirdim, getireyim de yiyelim». «- Peki getir». Güzel sinide getirdiği arpa unundan yapılmış baz lamayı, soğanlı çorbayı sofraya koydu. Kocasının yanında bağdaş kurdu. «- Ekmeğini doğra içine, rahat ye. Çocukların payını verdim. Bu da seninki». Alo çorbasını içtikten sonra yeni çiçeklenen palabıyıklarını sıvazlayıp, sofranın kenarına çekildi. «- Çok güzelmiş çorban, ellerine sağlık». O, sağ elini yavaşça öpüp, alnına götürdü ve göğe kaldırdı. «- Allahım sana bin şükür, biz iyi doyduk. Sen bütün fakirleri doyur Allahım, senin büyüklüğüne sığınırım. Düşmanları bile açlığa düşürme. Aç kılıca çarpar». Güzel, sofrayı dürerek, kocasma yarı ciddi, yarı şaka değindi : «- Hey adam, sabah akşam, vakitli vakitsiz Allah'a yalvarıp hep yoksulların, yetimlerin karnını doyur diyorsun, ne olur bir defa da kendin için yalvar. Benim neler çektiğimi bilmiyorsun». Alo derin bir nefes çekti : 21

23 «- Eh Güzel, kafanı yorma. Allah verdiği yavrunun rızkını da verir. Nebi'nin ayağı uğurludur. O dünyaya geleli öyle bir yoksulluk çekmiyoruz. Kötü günün ömrü az olur». Güzel, uyumuş olan çocuklarının üzerine yorgan örtüp: «- Şaka yapıyordum Alo. Yalnız sağlıklarını isterim. Evet, Allah rızkımızı verecek. Diyorlar ki Rus Çan fakir köylülere toprak dağıtacak. Allah, kerim Allah'tır»... Ay semada seyre çıkmıştı. İğde dallarının arasından süzülen bir ziyası bebeğin yüzünde dolaşıyordu. Güzel, yatağına girdi... Alo çocuklarının yanında uzandı. O başındaki beyaz mendili açıp boğucu sıcaktan pişmiş yavrularının yüzünü yelledi. Alo kalbi ile konuşuyor, Güzel ise iğdenin dallan arasından ayı seyrediyordu. Birden iğdenin dalından Güzel'in başına bir şey düştü. «Bu ne acaba?» diyen Güzel, biraz beyazlaşmış saçlarına sarılmış arıyı ihtiyatla aldı. Tiksinip kenara atarak kocasına fısıldadı : musun?...» «- Alo, uyudun mu?» «- Hayır...» «- Bana bak, gözünü arı soktuğu günü hatırlıyor «- Hatırlıyorum, ey avrat. Rüya mı gördün, nerden aklına geldi bu?» «- Söyledim sana ya, o gün oğlun Nebi beni o kadar güldürdü ki... Allah sonunu hayırlı etsin. O Dağıstanlı Osman da bir tavırlık adam idi ha, iki ayağımızı bir pabuca sokmuştu. «Oğlunuzun adını Hacı Murat koyun» diyordu ki «Hacı Murat yiğit adam idi. Düşmanlar onu 22

24 öldürdüler. Biz de böyle, Kerbelayı Cafer'i kötülüyoruz. Düşman her zaman, her yerde baş kesen, kan içen olur. Yılanın akına da lanet karasına da...» çevirdi Alo yorganı sinesine çekip, yüzünü karısına «- Hey Güzel, bu sözleri nereden hatırlıyorsun? Uyusana gece yarısı oldu. Yarın sabah ben ücr.etsiz çalışmaya gideceğim». Güzel başını salladı ve Alo'ya iğde ağacına siniyi gösterdi : dayalı «- Görüyor musun onu?» «- Görüyorum». «- Bu lafları o sini hatırlattı bana. Bir de başıma düşen ölii bal arısı...» Kelbecer dağlarının başında şimşekler oynuyordu. Araz seması, sanki gemisiz bir denizdi. Ay, adeta bütün Araz kenarındaki köylere ve ovalara bekçilik ediyordu. Az sonra karı koca uykuya daldı. Kızıl inek de yatıyor buzağı da. Köpek de uyuyordu. Lakin bir tek kara kedi uyanıktı. O kara ağaç kütüğünün dalına sinmiş pusuda avını bekliyordu... Seher açıldı, davarların böğürtüleri birbirine karıştı. Bacalardan tütsün kalktı. Evlerden, sac üzerinde pişen bazlama kokusu yayılıyordu. Lakin Alo' nun çocukları hala tatlı bir uykuda idi. 23

25 ÇAYDA MUCİZE Hakeri Çayı geçitleri dağıtıyor, sahildeki ağaçları kökünden koparıyordu. Ağaçların zarif sarı kökleri, sel yataklarından kıvrım kıvrım kıvrılmıştı. Bulantılı çay taşları birbirine çarpa çarpa, hırpalayan Araz'a doğru akıyordu. Akıntıya kapılan kütükler kah yok oluyor kah yüze çıkıyordu. Dallan meyva dolu, elma, armut, erik ağaçlan hızla akıp gidiyordu. Güzel, dönüp geldiği keçi yoluna baktı. «Allahım sen bir atlı yetir bana». Nebi annesinin sırtında hala uyuyordu, onun küçük ayakları şaldan dışarıya çıkmış, boynu yana eğilmişti. Etrafı kamışla:fa örtülü keçi yolunda önce bir çift kulak, sonra bir at kafası göründü. Güzel'in sevinçten dudakları titredi: «Ben yardımı da, kısmeti de Allahımdan istedim». Atlı, Hakeri'ye yetişince dizginleri çekti. Atın yanında kendine benziyen bir de tay vardı. Tay sanki fırsat bekliyormuş gibi boğazındaki çıngırağı seslendirerek, anasının memesini emiyordu. Atın üstünde kırmızı püsküllü iri bir heybe gorunüyordu. Heybenin içinde ise küçük bir şey vardı. İyi ki yükü, azdı. Küçük süvari atı büyük bir adam gibi sürüyordu. Uzun beyaz yüzünü sarı tüyler örtmüştü. Sağ kulağının dibinde ceviz büyüklüğünde bir şiş vardı. Güzel'in huzursuz bakışları oğlanı dile getirdi 24

26 «- Hala, o tarafa mı geçmek istiyorsun?» «- Evet oğlum. Ama görüyorsun çay nasıl coşup taşıyor korkuyorum bizi götürür». Oğlan atım yakındaki sel yatağına çekti «- Hala gel, bin terkime». Güzel'in üzgün yüzü bir anda neşelendi. Şalını tekrar sıkıca bağlayıp atın terkisine bindi. «Ya Allah» deyip yola koştular. O, bir kolunu şala bağlayıp yavrusuna, diğer kolunu oğlanın beline doladı : «- Hadi sür yavrum. Bilmiyorum, geçer miyiz, burası çok zor...» «- Geçeriz hala, sen bana sıkı tutun». At çaya girdiğinde kulağını dikti. Atın tayı korkulu gözlerle bir sağa bir sola dönüp duruyordu. Oğlan atın başını suyun akışına doğru çevirdi. Su üzengiye yaklaşınca at tayına bakarak tüyler ürperten bir sesle kişnedi. Tay ise hala suya girmekten korkuyordu. Nihayet o da kendisini anasının arkasından çaya attı. Su beline çıkarken atın ayağı kaydı. Fakat kendisini çabuk toparladı. Güzel'in yüzünde kan kalmamıştı. «-Allah, aman Allah, sen bize yardım et, buradan selamet kurtulsam gidip Garip B<tba'ya mum yakarım, nezir veririm». «- Korkma hala, r.z kaldı. Öbür sahil çıkacağız». Güzel'in uzun basma elbisesinin etekleri suda kanat çırpıyor, sanki sihirli halının üzerinde uçup gidiyordu. O kirpiklerini birbirine sıkı sıkıya kapamıştı. Yalnız çayın uğultusunu işitiyordu. Çayın kenarına çıktılar, suyu süzülen tay titreye titreye annesinin göğsüne sığındı. Kıs- 25

27 rak var gücü ile silkelendi. Sonra dudaklarını titreyen yavrusunun yüzünde, gözünde, yelesinde gezdirdi. «- İn hala». Güzel, attan indi : «- Sağ olasın oğlum, Allah seni annene çok görmesin» : «- Hala sorduğum için kusura bakma. Nereye gidiyorsun?» «- Başak toplamaya oğul». «- Ben Hamzalı köyüne başvurup çabuk döneceğim. Karşılaşırsak yine seni öbür sahile götürürüm». «- Sağal yavrum, git, yolundan kalma». Güzel, şalını açıp sırtını arkaya dayadıktan sonra oğluna meme verdi. Nebi, gözlerini kocaman kocaman açarak gülümsüyordu. Ananın yarı canı evde idi. «Acaba, Alo çocukların yemeğini verdi mi? Onları Zehra'ya ema net ettim. Zehra'nın o kadar işi var ki... Eh, iğde de susuz kaldı». Nebi, küçük elleri ile annesinin elbisesini mıncıklıyordu. «- Yavrum benim, acıktın mı? İyi çabuk em şimdi. Birazdan yaman sıcak basacak». Güzel, dudaklarını Nebi'nin yumuşak yüzüne dokundurduktan sonra atın üstündeki oğlana sordu. 26 «- Oğul hatırımdan çıktı, sen kimin oğlusun?» «- Kulu'nun oğluyum». «- Söyle, adın ne senin yavrum?» «- Aliekber».

28 «- Oğul, ben de Mollu ıköyünden Alo'nun karısıyım. Belki benim kocamı tanırsın». «- Çok iyi tanırım. Ben oğlakları otlatıyorum. Alo dayıya da yazıda bazen rastlıyorum. O devamlı yazıya kara diken kırmaya geliyo-.. Kışın da onun işi kireç taşı kırmaktır.» «- Evet, zavallının eziyeti çok. Vallah ekmeğimizi taştan çıkarıyoruz... Vay aklıma bak... Belki açıkmışsındır, yanımda bazlama, peynir, var». «- Sağal hala, tokum. Gitmeliyim. Allahaısmarladık». Aliekber vedalaşıp atına kamçı vurdu. Tay, boynundaki çıngırağı sallayarak annesinin arkasından koştu. Güzel, başakları tamamen toplanmış tarlaya geldi. Orda burda ocak yerleri kararıyordu. O yavrusunu tekrar sırtına atıp tarlayı baştan sona dolaştı. Bir tek başağa bile rastlamadı. Bu arada küçük bir kızın, eşeğin arkasından koştuğunu gördü. Hayvanın yükü yana eğilmişti. Kız seslendi : «- Hala, arda başak ne gezer? Hamzalı'nın davarcıları orayı dün atlatmışlar. Öbür yana geç. Orada başak çok. Dün arpa biçiyorlardı». Güzel, bükülü belini düzeltip yürekten ah çekti. «Bir parça ekmek bizi evimizden mahrum etti». Güzel'in yavrusu şalda sıcaktan pişiyordu. Çocuğun boynundan boğazından süzülen ter annesinin sırtını ıslatıyordu. Kimbilir, Güzel, saatte kaç kerıe eğilip kalkıyordu. Ayağına, sayılamayacak kadar diken dolmuştu. Fakat o hiç duymuyordu. Çünkü tarlalardan toplayacağı başaklar daha önemliydi. Güzel, işini bitirip yavrusunu büyük bir çalının gölgesine oturttu. Altını üstünü değiştirdikten sonra yaşmağıyla onun boynunu boğazını kuruladı : 27

29 «- Acıktın mı? Anan sana şimdi süt verecek». Güneş, Güzel'in başucuna gelmişti. Ve sıcak hcrşeyi kasıp kavuruyordu. Güzel, yavrusunu boğucu sıcaktan korumaya çalışırken, çocuk, annenin göğsünü mıncıklayıp dudağını büzüyordu. «Sütüm bitmiş yavrum, sabahtan ağzıma bir lokma koymadım. Gidek evimize, kardeşlerini merak ediyorum». Güzel, oğlunu tekrar sırtına vurdu. Boz kesenin arasına yığdığı başağı koltuğuna aldı... durmuş, Güzel'i bekli Aliekber çayın kenarında yordu: «- Hala, ne vakittir seni gözlüyorum». Güzel, öyle sevinmişti ki, sevinçten gözlerin:n içi gülüyordu : «- Yavrum bu ne zahmet?» Aliekber, zayıf bacaklarını kısrağının böğrüne do ladı, atı mahmuzladı. Hakeri çayı yine yere göğe sığmıyordu. Dalgalar azgın kanatlarını daha geniş açıyor, bahçeler, bostanları hırpalayıp çeltik sahalarını bulanık çaya katıyordu. Hakeri'nin ortası... Atın ayağı yerden kesildi... Dalgalar şahlanarak küçük süvarinin başından aştı. Sular Güzel'in koynuna doldu. «Tay hani?». Coşkun sular tayı bir oyuncak gibi oraya buraya sürükleyip, dalgalara karıştırıyordu. Kısrak yavrusunun halini gördükçe acı acı kişniyor, feryat koparıyordu. Güzel sesini çıkarmıyor, nefes almaya bile korkuyordu. Ona öyle geliyordu ki, havayı göğsüne doldursa, atın yükünü ağırlaştırır, atı sulara garkeder ve oğlunu kaybederdi. Güzcl'i dehşete salan kısrağın feryadı idi. Tam bu sırada arkadan kıvrıla kıvrıla gelen iri bir kütük onları hakladı. Kütük, onları suyun dönemecine saldı, arkadan yine bir 28

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

timasokul.com / bilgi@timasokul.com

timasokul.com / bilgi@timasokul.com OKUMAYI SEViYORUM DiZiSi zç Yayın Yönetmeni Savaş Özdemir Hazırlayan Reşhat Yıldız Kapak Tasarım M. Aslıhan Özçelik Grafik Tasarım M. Aslıhan Özçelik Esra Bayar Resimler shutterstock.com Sevengül Sönmez

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

Bu bilmeceyi de çözdüklerini anlayan Doğu kralı, Batı kralının sarayının önüne öyle bir ok attı ki geçilecek yer kalmadı. Oku hiç kimse yerinden

Bu bilmeceyi de çözdüklerini anlayan Doğu kralı, Batı kralının sarayının önüne öyle bir ok attı ki geçilecek yer kalmadı. Oku hiç kimse yerinden Rüyacı Bir küçük erkek çocuk ve onun üvey annesi vardı. Bir ara üvey annesi kurutmak üzere buğdayı serdi ve beklemesi için üvey çocuğunu görevlendirdi. Çocuk uyudu. Buğdaya tavuklar dadanıp yemeye başladılar.

Detaylı

OKUMA YAZMA TEKRAR KİTABI Hüseyin YEŞİLOT Uzm. Sınıf Öğretmeni ER Anne o er. Anne ere et al. On tane nar al. İri iri nar al. Anne ere et al, nar al. OLTA Ela, on olta al. Onat ile olta at. Ali, telli olta

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

İhmal Amca DESTANLAR VE MASALLAR BOYALI KIRLANGIÇ. Masal. Resimleyen: Turgut Keskin

İhmal Amca DESTANLAR VE MASALLAR BOYALI KIRLANGIÇ. Masal. Resimleyen: Turgut Keskin İhmal Amca BOYALI KIRLANGIÇ Resimleyen: Turgut Keskin DESTANLAR VE MASALLAR Masal ihmal amca BOYALI KIRLANGIÇ Resimleyen: Turgut Keskin Yayın Yönetmeni: Samiye Öz Yayın Koordinatörü: Ali Ünal Kapak ve

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Özkan Öze. illustrasyonlar: Sevgi İçigen

Özkan Öze. illustrasyonlar: Sevgi İçigen YAYIN NO: 73 genel yayın yönetmeni: Ergün Ür yayınevi editörü: Özkan Öze iç düzen/kapak: Zafer Yayınları tashih: Ayhan Halaç baskı, cilt: Vesta Ofset tel: 0 212 445 72 52 Onbeşinci baskı: Nisan, 2009 Uğurböceği

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret (ZİL ÜSTÜSTE ÇALAR) Fehiman:Kimooo? Güzin:Benim abla. (KAPI AÇILIR) (Heyecanlı)Müjdemi ver müjdemi ver. Fehiman:(Heyecanlı)Mektup,mektup

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Aðaçlar gördüm yeryüzü yaþýnda; Gölgesinde yaz uyur, kýþ uðuldar baþýnda.

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

CUMHURİYET İLKOKULU 1/E Sınıfı

CUMHURİYET İLKOKULU 1/E Sınıfı KOLAY OKUMA KİTABİ CUMHURİYET İLKOKULU 1/E Sınıfı Adım Soyadım : : Okul Numaram: ER Anne o er. Anne ere et al. On tane nar al. İri iri nar al. Anne ere et al, nar al. O NE? O ne anne, o ne? At, Nil at.

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası(10 Aralık) Yeni Yıl (31 Aralık-1 Ocak) Yerli malı Haftası SERBEST ZAMAN ETKİNLİKLERİ

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Doğuran Kazan. sevinmiş. Kazanı da tencereyi de alıp gitmiş. -Hocam, kazan. Hocaya sormuş: bana şaka yaptın. işi için kazan gerekiyormuş.

Doğuran Kazan. sevinmiş. Kazanı da tencereyi de alıp gitmiş. -Hocam, kazan. Hocaya sormuş: bana şaka yaptın. işi için kazan gerekiyormuş. Doğuran Kazan Bir gün hocaya, işi için kazan gerekiyormuş. Komşusu, kazanın içinde tencereyi görünce şaşırmış ve hocaya sormuş: Komşusu, hocanın söylediklerine sevinmiş. Kazanı da tencereyi de alıp gitmiş.

Detaylı

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan Doyumsuz Çocuklar Babam televizyon başında saatlerini geçirmekten keyif mi alıyor, yoksa acı mı çekiyor anlayabilmiş değilim. Ne zaman bir şey seyredecek olsa mutlaka yüzünü buruşturur, kızar, söylenir.

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

NASRETTİN HOCA. Mehmet KILIÇLAR Eskişehir Valisi. Sevgili Çocuklar,

NASRETTİN HOCA. Mehmet KILIÇLAR Eskişehir Valisi. Sevgili Çocuklar, NASRETTİN HOCA NASRETTİN HOCA Editör Murat KÜÇÜK Çizer Özgür UĞUZ Tashih Eren BİÇER Baskı AHS Yılmaz Matbaacılık - İstanbul 1. Baskı, Haziran 2011 ISBN: 978-605-359-447-5 www.eskisehir.gov.tr Sevgili Çocuklar,

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B.

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B. Ad :... Değerlendirme 1 Harf Bilgisi 1. 5. Selin Süt içmeyi seviyorum. Selin in cümlesindeki hangi sözcüğün harf sayısı en azdır? Seviyorum Süt Anne Dede Baba Yukarıda verilen sözcüklerin hangisi sözlükte

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

STRES YÖNETİMİ DURUŞLAR VE GEVŞEME YÖNTEMLERİ

STRES YÖNETİMİ DURUŞLAR VE GEVŞEME YÖNTEMLERİ STRES YÖNETİMİ DURUŞLAR VE GEVŞEME YÖNTEMLERİ 1- SHAVASANA CESET DURUŞU : Sırt üstü yere uzanın. Kollarınızı ve bacaklarınızı yana doğru açın ve avuç içlerinizi gökyüzüne çevirin. Tüm bedeni gevşetin ve

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE 1. SINIF TÜRKÇE Bu kitabın bütün hakları Hacer KÜÇÜKAYDIN a aittir. Yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 2015 YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. DESTANLAR VE MASALLAR Tarihsel Öykü Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. Bir Anadolu Masalı... Yayın

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış Resimleyen: Reha Barış Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 1. basım Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ Resimleyen: Reha Barış 2010 yılında İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar Yýldýz Tilbe 1 Onaylayan Administrator Pazar, 06 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org ADAM OLSAYDIN Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar Kendini arattý, beni bulmadý yar Düþtüm

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ * YAZ MEVSİMİ Yaz mevsimi aylarını öğrenme. Yaz mevsimi panosu hazırlama. Yaz mevsiminde meydana gelen değişiklikleri söyleme. Yaz mevsiminin meyve ve sebzelerini tanıma.

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

8. Sınıf SBS Deneme-1

8. Sınıf SBS Deneme-1 Sabah ince bir tülü andırıyor. Öteden, adalardan serin, diriltici bir rüzgâr esiyor. Şehrin orta yerinde bir horoz sesi duyuluyor. Rüzgâr, ıhlamur kokularını ince ince dağıtıyor. Çocuklar, anneler uyuyor.

Detaylı

ŞEHİT İLHAN ÇAYLAN ANAOKULU ŞİRİNLER SINIFI 3.BÜLTENİ

ŞEHİT İLHAN ÇAYLAN ANAOKULU ŞİRİNLER SINIFI 3.BÜLTENİ ŞEHİT İLHAN ÇAYLAN ANAOKULU ŞİRİNLER SINIFI 3.BÜLTENİ 2015-2016 OKULUMUZ GİRİŞ-ÇIKIŞ SAATLERİMİZ Sabah Grubu : 08.00-13.00 Kulüp Çalışmaları : 13.00-16.20 Öğle Grubu :11.20-16.20 İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Dünya Onlarla Daha Renkli

Dünya Onlarla Daha Renkli Dünya Onlarla Daha Renkli Okudunuzsa bileceksiniz, yıllar önce yayımladığım bir kitaba, Dünyanın sahipleri arasında biz insanların yanı sıra başka canlılar da olduğunu ilk ne zaman düşünmüştüm? diye bir

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

SEDEF BETİL Kısa Karanlıklar

SEDEF BETİL Kısa Karanlıklar SEDEF BETİL Kısa Karanlıklar SEDEF BETİL 1945 te Ankara da doğdu. 1966 da Arnavutköy Amerikan Koleji nden, 1971 de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi nin Grafik Bölümü nden mezun oldu. Grafik, iç dekorasyon

Detaylı

5. ) Yıkmak sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

5. ) Yıkmak sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır? SEBEP-SONUÇ İLİŞKİLERİ 1.) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde beğenme söz konusudur? A) Öğrenci dediğin çalışkan ve terbiyeli olur. B) Vadi dediğin yemyeşil olur. C) İşte, çalışma dediğin böyle olur. D) Armut

Detaylı

İlyada. Çev. Azra Erhat, A. Kadir. İstanbul: Can Yayõnlarõ, 1988. Onsekizinci Bölüm, 368-617. dizeler, ss. 452-60.

İlyada. Çev. Azra Erhat, A. Kadir. İstanbul: Can Yayõnlarõ, 1988. Onsekizinci Bölüm, 368-617. dizeler, ss. 452-60. Homeros İlyada. Çev. Azra Erhat, A. Kadir. İstanbul: Can Yayõnlarõ, 1988. Onsekizinci Bölüm, 368-617. dizeler, ss. 452-60. Aşağõda verilen dize rakamlarõ, Yunanca metnin aslõna değil, sõnõfta kullanõşlõlõk

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı