SUSANNA TAMARO. Her Melek Korkunçtur
|
|
|
- Ayşe Şamdereli
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 1
2 2
3 SUSANNA TAMARO Her Melek Korkunçtur 3
4 Ogni angelo è tremendo, Susanna Tamaro 2013, Susanna Tamaro 2013, Can Sanat Yayınları Ltd. Şti. Bu eserin Türkçe yayın hakları Akcalı Telif Hakları Ajansı aracılığıyla alınmıştır. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. 1. basım: basım: Eylül 2013, İstanbul Bu kitabın 3. baskısı adet yapılmıştır. Yayına hazırlayan: Tanay Burcu Ural Kopan Ka pak ta sarımı: Act creative Kapak resmi: Shutterstock / Kiselev Andrey Valerevich Ka pak baskı: Azra Matbaası Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok 3. Kat No: 3-2 Topkapı-Zeytinburnu, İstanbul Sertifika No: İç baskı ve cilt: Ayhan Matbaası Mahmutbey Mah. Devekaldırımı Cad. Gelincik Sokak No: 6 Kat: 3 Güven İş Merkezi, Bağcılar, İstanbul Sertifika No: ISBN CAN SANAT YAYINLARI YA PIM, DA ĞI TIM, TİCA RET VE SA NAYİ LTD. ŞTİ. Hay ri ye Cad de si No: 2, Ga la ta sa ray, İstan bul Te le fon: (0212) / / Faks: (0212) ya yin la ri.com ya yi ne vi@can ya yin la ri.com Sertifika No:
5 SUSANNA TAMARO Her Melek Korkunçtur OTOBİYOGRAFİK ROMAN İtalyanca aslından çeviren Eren Cendey < > 5
6 6
7 SUSANNA TAMARO, 1957 de kentsoylu bir ailenin kızı olarak Trieste de doğdu. Zor bir çocukluk dönemi geçirdi da, 18 yaşındayken Friuli de tanık olduğu deprem ve 25 yaşındayken geçirdiği ölümcül hastalık, Tamaro da derin izler bıraktı. Yazmaya 27 yaşında başlayan Ta ma ro nun edebiyat dünyasında tanındığı ilk eseri, Tek Ses İçin adlı öykü kitabı oldu. İlk kez 1994 te yayımlanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git adlı romanı, aylarca liste başı oldu, birçok dile çevrildi, yazarı büyük üne kavuşturdu ve 1995 te beyazperdeye uyarlandı. Tamaro, Aklı Bir Karış Havada ve Anima Mundi adlı romanları ve Yanıtla Beni, Rüzgâr Ne Diyor adlı öykü kitaplarının ardından, 2005 te Her Sözcük Bir Tohumdur adlı deneme kitabını yayımladı da Yüreğinin Götürdüğü Yere Git in devamı niteliğindeki Yüreğimin Sesini Dinle, 2011 de Sonsuza Kadar çıktı. Onu yine 2011 de Var Olan Ada izledi. Tamaro, 2013 yılında iki esere daha imzasını attı: Her Melek Korkunçtur ve Via Crucis: Meditazioni e preghiere. Yazar, çok sevdiği kedileri ve köpeğiyle birlikte Orvieto yakınlarında bulunan Porano daki evinde yaşamaktadır. Susanna Tamaro nun Can Yayınları ndaki diğer kitapları: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 1996 Tek Ses İçin, 1996 Anima Mundi, 1997 Yanıtla Beni, 2001 Aklı Bir Karış Havada, 2002 Rüzgâr Ne Diyor, 2005 Yüreğimin Sesini Dinle, 2006 Luisito / Bir Sevgi Öyküsü, 2009 Sonsuza Kadar, 2011 Sessizlik Bir Erdemdir, 2011 Var Olan Ada,
8 8
9 Yeryüzünden RAB be övgüler sunun, Ey deniz canavarları, bütün enginler. Mezmurlar, 148:7 Ein jeder Engel ist schrecklich 1 R.M. Rilke 1. (Alm.) Her melek korkunçtur. (Ç.N.) 9
10 10
11 1 Yılın ışığa en hasret günlerinin birinde, gecenin en derin ânında doğdum. Şiddetli bir bora esiyordu. Kar ve buz yüklü karanlık bir bora. Hastaneden çıktığımda esmeyi sürdürüyordu. Bizi eve ulaştıracak olan dik yokuşu tırmanmak o kadar zordu ki, yuvama anne ve babamın sendeleyen yürüyüşüyle vardım. Rüzgâr onlara arkadan saldırıyor, yalnızca boraya özgü o vahşi ve beklenmedik esişiyle öne doğru itiyor; yerdeki buz ise her adımlarını mucizevi bir beceri haline getiriyordu. Annemin ördüğü beyazlı, pembeli, mavili battaniyeye cannoli 1 gibi sarılmış üç kilocuğum ve minicik insani varlığım nihayet sağ salim eve ulaştı. Çok az şey, beni yeni doğmuş bebekler kadar büyüleyebilir. Onlardan birini her gördüğümde dikkatle bakmaktan ve, Sen kimsin? Nereden geliyorsun? Henüz görmeyen o gözlerin hangi esrarı gizliyor? diye sormaktan kendimi alıkoyamam. Hayır, belki de başka bir şey görmeyen demek daha doğru olur. 1. İçi özel bir kremayla doldurulmuş boru biçiminde hazırlanıp kızartılmış hamur. Ünlü bir Sicilya tatlısı. (Y.N.) 11
12 Annenin karnında dokuz ay geçmiştir ama o karından önce anne ve babanın, nine ve büyükbabanın, büyük nine ve büyük büyükbabaların öyküsü vardır. Ve anne babanın, ataların öyküsü, demek onların seçimlerinin, fetihlerinin, hatalarının, sefaletlerinin, yüceliklerinin öyküsü demektir. Onların küçük olaylarının üzerine, istenmese de dahil olunan, çoğunlukla da içinde birlikte öğütülen daha büyük Öykü eklenir. Tarihi oluşturan bu Öykü, ağırlıklı olarak savaş yani nefret, şiddet, ölüm anlamına gelir ki bu ıstıraplar inceden inceye, kuşaktan kuşağa aktarılırlar. Doğan her bebek Atlas ın öne eğilmiş omuzlarıyla gelir bu dünyaya. Tek fark onun sırtında Dünya yı değil sayfalarca öyküyü taşımasıdır; Tarih in öyküsü yüzündendir ki bakışları ilk günlerde çok yorgun, çok uzak görünür. Sadece bazı anne babalar yeni doğmuş bir bebeğin, sevgileri ve iyi niyetleriyle, hayallerinin varlığına dönüştürebilecekleri bir kil yumağı, bir tabula rasa olduğuna inanacak kadar saf ve iyimserdirler. O minicik ellerin aslında uzun, dürülmüş bir parşömen tuttuğunu fark edebilmek için biraz daha şüpheci olmak gerekir; anne ve baba bu parşömen rulosunu açma yürekliliğine sahip olabilseler, henüz dünyaya getirdikleri varlığın kaderinin derin çizgilerle çoktan çizilmiş olduğunu görebilirler. Nerede doğulur? Kimden doğulur? Ne zaman doğulur? Hayatımızı sarıp sarmalayan büyük gizemlerden biri bu üç soruda saklı değil midir? Aventinus Tepesi nde bulunan bir villada da doğulabilir, Nairobi deki bir barakada da. Sevgi dolu bir anne ve babadan da doğulabilir, alkolik, umursamaz veya zalim bir anne babadan da. Bir çöp tenekesine, pis plastiklerin, çürüyen atığın arasına da terk edilebilir bebek, doğuştan bir para imparatorluğunun vârisi de olabilir. Anne ve babaya ya da sadece anneye sahip olabilir ama o anne incinmiş, kıt akıllı ya da sadece sevmekten aciz bir kişi olabilir. Büyük bir sevdadan da gelinir bu dünyaya, bir gece kulü- 12
13 bü tuvaletinde yaşanan nahoş bir birleşmeden hatta bir tecavüzden de. Peki ne zaman doğulur? Eğer bunu savaşın tam ortasında gerçekleştirme talihsizliği yaşanırsa, dünyadaki soluğumuz korku olacaktır. Bir gece vakti, kaçak göçmenlerle dolu bir teknede açılırsa gözler, balıkların arasına atılıp ânında kapanması da mümkün olur. Harika bir mayıs sabahı, güllerin hepsi açmışken havanın mis kokusu hayata okunan bir ilahiyken doğmak da mümkündür, dondurucu bir el gibi her şeyi yıkan ve söken bir fırtınalı havada doğmak da. O zaman seni karşılayan bir ninni değil bir ulumadır ve bu uluma, yeni olduğu kadar eskilere de dayanır. Sana geçmiş kuşakların, mutlaka senin de içinde yaşayan atalarının hikâyesini anımsatır. Enginliğin içinde yitmiş bir hiç olduğunu bilirsin ve bu enginlik kördür, zorbadır, seni yutmaya ve yuttuktan hemen sonra da unutmaya hazırdır. İşte o zaman anne ve babana, seni sarmalayan battaniyeye, bir an için sana sağlammış gibi gelen o adımlara güven duyarsın. Bu güven, senin tek çapandır. Yıllar sonra, gerçeklik sana bunun tam tersini kanıtladığı zaman bile buna inanacaksın. İnanmak zorundasın, elinden başka türlüsü gelmez; çünkü senin anlamının kökleri, ailenin topraklarına gömülüdür. Ne olursa olsun, senin varoluş nedenin onlardır. Hangi nedenle seni korumayacaklar ki? Hayatımın ilk evi kare biçiminde, asık suratlı beton bir apartmanda yer alıyordu. Savaşın bitiminin hemen ardından, bombalarca yıkılmış bir başka yapının yani çaresizlik ve ölümün üzerine aceleyle yapılmış bu apartman hemen genç ve yeni evli çiftlerce paylaşılmıştı. Küçük apartmanımızın çevresinde çok daha eski yapılar, bakımsız bahçeler bulunuyordu ve mutfak balkonundan deniz görünüyordu. Savaş sonrasının pek çok anne ve babası gibi benimkiler de çok gençtiler. Yuva kurmak, dünyaya bebekler ge- 13
14 tirmek, o yılların neredeyse biyolojik bir buyruğu gibiydi. Son bombardımanda annem, doğduğu villayı ve villayla beraber çok sevdiği köpeğini yitirmişti. Babamsa neredeyse ergenlik yaşında Almanlarca esir edilmiş ve bir çalışma kampına götürülmüştü. Bütün bunlar geride kalmıştı; geride kalmak zorundaydı. Ekonomik patlamanın parlak günleri onları bekliyordu. Televizyon ufukta görünmüştü, bazı komşularımızın şimdiden birer çamaşır makinesi vardı. Neşeli bir ses radyoda Kanada da Bir Ev şarkısını söylüyor, sobada yakılan kömür eve at arabasıyla getiriliyordu. Sona ereli henüz üç yıl olan Amerikan işgali, kentte dizginlenemeyen bir caz müziği tutkusu bırakmıştı. Oturduğumuz daire bütün gün güneş alıyordu ve yazları mutfak ve odalar birer fırına döndüğünde annem balkona ağır, yeşil perdeler asıyordu. Ev adeta bir akvaryum ışığında dalgalanırken bizler de içinde şaşkın balıklar gibi yüzüyorduk. Işık! Annemleri, hiç de çekici olmayan o evi seçmeye iten neden belki de buydu. Işık ve hayat, eşit adımlarla ilerliyordu. Işık her şeyi pırıl pırıl gösteriyordu; evlatlar, geleceğe fırlatılmış birer zıpkındı. Işık; çünkü geride sadece karanlık vardı. Karanlık yazıyorum ama o anda bunun doğru sözcük olmadığını fark ediyorum. Karanlıkta bir lamba yakılabilir, karanlıkta ansızın ve iyi niyetli yıldızlar belirebilir. Onların arkalarında bıraktıkları karanlık değil zifirî karanlıktı. Savaş, kıyımlar, ölümler, katliamlar... Bunların tümü onları çevreleyen günlerin zaman-mekânında yaşanmıştı. Evimizin bir kilometre ötesinde, İtalya da kurulan tek Nazi toplama kampı olan Risiera di San Sabba nın hâlâ sıcak duvarları yükseliyordu; kentin çevresindeki tepelere gönderilen insanlar Yugoslav işgalinden sonra çukurlar- 14
15 da kalan cansız bedenleri toplamaya uğraşıyorlardı. Bombardıman sırasında insanların canlarını kurtarmak için yönelecekleri noktaları gösteren Güvenlik Çıkışı yazısı pek çok yapının üzerinde duruyordu. O zamanlar, güvenlik çıkışı insanların önlerinde uzanırmış gibi görünen Amerikan tarzı bir hayat anlamına geliyordu; ilerleme, barış ve refah bu yolun hedefleriydi. Korkularından, kırılganlıklarından, yaşamış olduklarından ve bir daha yaşamak istemediklerinden kurtulmak için Güvenlik Çıkışı na yöneliyorlardı. O zamana kadar büyük t ile yazılan Tarih kendini kabul ettirmeye çalışmıştı. Bu andan sonra kendi küçük tarihleriyle Büyük Tarih i alt etmeyi umuyorlardı. Sıradanlığın, ilerleyen hayatın, sakin önemsizliğin öyküsü, zifirî karanlığı bir köşeye itiyor, zarar vermemesi için bastırıyordu. Annem ve babam çok gençtiler, son derece saftılar. Bir çocuğun, geleceğe fırlatılmış bir zıpkın değil de tekneye çekildiğinde geçmiş denen dipte kalan süprüntüyü de beraberinde getirmiş bir çapa olabileceği kuşkusunu hiç taşımıyorlardı. Yeni doğan bir bebeğin gözlerini gerçek anlamıyla incelemeye hiç zamanları olmamıştı. İri, fal taşı gibi açık, sorgulayan bakışlarımı görmemişlerdi. Hep gergin, hep dinlemeye açık yelken kulaklarımı fark etmemişlerdi. Ben, dünyanın en ufak bir çıtırtısını bile algılayabilen anten/kulaklara, radar/kulaklara sahiptim. 15
16 2 Bir süreden beri, edebiyattan söz edildiğini her duyduğumda tuhaf bir tedirginlik yaşıyorum. Yayıncılık dünyasının son yirmi yılında olağanüstü değişimler gerçekleşti. Yirminci yüzyılın başında Birleşik Devletler de üniversite sürecinin içinde kurs gibi başlayan yaratıcı yazarlık okulları, İtalya içinde de yağ lekesi hızıyla yayıldılar. Son yıllarda pek çok kişi bu eğitimlere katıldı ve genellikle sevindirici sonuçlar aldı; elbette sevinenlerden biri de yayıncılardı; dilbilgisi yanlışlarıyla yüklü sayıklamalar yerine ilginç, gerilimli, vurucu sahnelere sahip, kitaba ticari boyut kazandıran unsurlarla yazılmış dosyalara kavuştular. Bu okullardan birinin beni ders vermek üzere davet ettiği biricik sefer, daveti nazikçe reddettim. Yazmayı bana kimse öğretmedi; öğrencilerin olasılıkla benden bekleyecekleri tutumu onlara sergileyemeyeceğimi düşündüm. Her ne kadar yirmi kitap yayımlamış olsam da yazmak benim için mutlak olarak gizemli bir olay. Yazarlık hayatımın ilk yıllarında verdiğim söyleşilerde, henüz yayımlanmış olan kitabımın son kitabım olacağını söylüyordum. Bunu kesinlikle nükte olsun diye değil, o ânın kesin kararlılığıyla dile getiriyordum. Gene aynı nedenle bir sonraki kitabım için ne bir anlaşma yaptım, ne bir koşul ya da vade belirttim. 16
17 Benim için gerçekten her kitap son kitaptı. Sonuncuydu çünkü ufka baktığımda hiçbir şey göremiyordum, belki de yazmanın bıraktığı yorgunluk ve halsizlik içindeydim; öte yandan belirişi ve işlenişiyle her kitabın çevresinde bir mucize halesi oluyordu. Bilindiği üzere mucizenin, buyrukla yaratılması mümkün değildir. Defalarca kendi kendimi yalancı çıkardığım için artık söylemiyorum bunu. Bir sezgi niyetine içimde barındırmakla yetiniyorum. Bir sezgi ama aynı zamanda ahlaksal bir emir. Yazmanın bir rutin halini aldığını, bunun da ötekiler gibi bir meslek olduğunu, sadece teknik ve iyi niyetin yettiğini düşündüğüm an kalemi bırakırım. Aynı nedenle, ısmarlama bir öykü yazmam istendiği tek sefer, kabul eder etmez pişman olmuştum. Buyruk üzerine yazmayı bilmiyorum, beni eğlendirmiyor, heyecanlandırmıyor, doyum sağlamıyor. Başkalarınca seçilmiş konular üzerine yazmak yerine yapacak çok daha ilginç binlerce işim var. Yazmayı asla bir oyalanma, bir meslek, başka pek çok şeyden biri olarak kabul etmediğim gibi güzel yazabilmeyi, arı ve düzgün bir dil kullanmayı, gerçek yazının ilk adımları olarak hiç düşünmedim. Gerçek yazı bambaşka bir yerde, ta derinlerde, arzın ateşten merkezinde, insanın karanlığının yüreğinde bulunur. Bu iki aşırı uç arasında ilerler ve dengesini korur. Bu nedenle yorar, yıpratır, sağlığa dokunur. Bu nedenle öğretmem, tavsiye etmem. Hatta mümkün olursa uzak durulmasını öneririm. Gözlerimi açarak yaşamaya giriştiğim evde benden üç yaş büyük bir çocuk daha vardı: O benim ağabeyimdi. Kıskançlıktan kaynaklanan öfkesini yatıştırmak için ona kırmızı ve güzel bir kamyon armağan etmiştim. Bak kız kardeşin sana ne getirmiş! Bu aslında anne ve babamın onlardan beklenmeyecek psikolojik oyunuydu; ne var ki kamyoncuk pek işe yaramamıştı. Birlikte göründüğümüz ilk fotoğrafta ben, pembeli 17
18 beyazlı mavili battaniyeme sarılı olarak yatakta yatar ve şaşkın bir ifadeyle bakarken ellerini benim boynuma doğru uzatmış; açıkçası pek güven veren bir poz değil! İlk erkek evlat olmanın yarattığı krallık torunların da ilkiydi yerle bir olmuştu. Her şey bir yana birbirimizden bu kadar farklı olamazdık! Sanki iki ayrı ülkenin yetimhanelerinden evlat edinilmiş gibiydik. O kusursuz bir Türk çocuğuydu, bense tipik bir Balkan kızıydım. Şimdi bile birlikte dolaştığımızda aramızda bu kadar yakın bir kan bağı olduğunu anlamak mümkün olmaz. Minik kamyonun dışında benim gelişimin başka hiçbir güzel yanı yoktu. Zaten kısa bir süre sonra anne ve babamız birbirleri için yaratılmadıklarını anladılar ve Kanada da Bir Ev, akvaryum balıkları ve leylak çiçekleriyle dağıldı gitti. Onun yerini de dondurucu soğuk aldı. Kesici bir soğuktu bu; hatta soluk almayı bile engelliyordu. İlk anım ağabeyime ait; güçlü bir tokat yüzünden iskemlesinden yere uçuyor. Ben mama sandalyemde oturuyordum ve o birdenbire yok oluyor. O şaşkınlığımı ve hemen sonra yaşadığım kuşkuyu hâlâ hatırlıyorum. Her adımın hatalı, her nefesin yanlış olabileceğini sanırım o anda anladım. Hayatta kalabilmek bir ödev, bir gereklilik olacaktı. Bir sonraki anım, ilk adımlarımla ilgili. Yürümeyi ilk kez demir parmaklıkla değil, beton duvarla çevrili ince uzun mutfak balkonumuzda denedim. Hiçbir şey görünmüyordu ama sirenler işitiliyordu. Evimizin baktığı körfezde sanayi limanı bulunuyordu ve yük gemileri buraya gelip, buradan yola çıkarlarken daima siren çalıyorlardı. Tersaneler de iş vardiyalarını siren sesleriyle ilan ediyorlardı. Bu ses Uuuu! sürekli yinelenen bu ses bende huzursuz edici bir hüzün yaratıyordu. Istırap çeken birileri olduğu kesindi ama kimdi acaba? 18
19 Bu kadar yüksek sesle uluyacak kadar büyük biri kim olabilirdi? Evin içindeki dünya bu kadar tehditkâr ise evin dışındakinin daha iyi olması mümkün olamazdı. Ağabeyimle aynı odada uyuyordum ve konuşmayı öğrenir öğrenmez deliliğimin ilk tanığı o oldu. O benim idolümdü, benim efsanemdi ve ailemizin bize yönelik ilgisi azaldığından, başvurabileceğim tek büyük oydu. Odanın ışığı söner sönmez başlıyordu işkence. Tam o anda, benim minik yatağımdan ona seslenen incecik ses yükseliyor ve ağabeyim, Hı! der demez merhamet göstermeden, birbirini izleyen sorularıma başlıyordum. Saat dokuzda başlıyordum ve gecenin ilerleyen saatlerinde annem ya da babam ansızın içeri dalıp korkunç bir sesle, Sessiz ol! Yeter! diye bağırıncaya kadar sürdürüyordum. Geçenlerde ağabeyime, Neler soruyordum sana? dedim. Yanıtı mümkün olmayan sorular, dedi. Ne gibi? Yıldızları kim yaptı? Işık nereden geliyor? Güneşi kim yaptı? Batınca nereye gidiyor? Sonsuza dek, her sabah doğacak mı? Sen ne yanıt veriyordun? Bir süre uyduruyordum; sonra yorulunca, Bilmiyorum! Uyu artık! diyordum. Bilmiyorum, uyu! İşte her gecenin son sözü buydu. Ne var ki o uyuyordu ama ben uyumuyordum. 19
20 3 Hayatımın büyük bölümünde en sadık dostum, uykusuzluğum oldu. Belki de bu nedenle, çocukluğumun ilk yıllarına ilişkin anılarımın çoğu gündüzlere değil de gecelere ait. Bir futbol maçının radyodan canlı yayınlanması gibi gecelerimin her bir ânını hâlâ anlatabilirim. Carosello programının bitiminden sonra yatağa gidiş; az sonra yüzleşeceğim korkuya karşı büyülü bir deva, bir kalkan oluşturması gereken iyi geceler öpücüğü ve anneme yönelttiğim, Uyuyacağım değil mi? sorum ve onun güven verici, Elbette uyuyacaksın! yanıtı. Işık söner, evin huzur verici sesleri birkaç saat daha sürerdi; ilk yıllarda radyo, sonraları televizyon seslerini dinlerdim. Sonra bunlar sona erer ve onun yerini tesisat sesleri alırdı: Musluklar, sifonlar, üst kattaki kiracının son kez tuvalete girişiyle balo sona ererdi. İşte o zaman gecenin dehşeti ortaya çıkardı. Seyrekleşen otomobil gürültüleri, penceremin altında puflayarak kapılarını açıp kapatan ve sonra son durağa doğru uzaklaşan tramvayın homurtusunu duyardım. Otobüsün çalışma saatleri de bitince durağan zaman, boş zaman başlardı. Korku ve klostrofobi zamanı, çıtırtılar ve fısıltılar zamanı, sesler ve canavarlar, onların odamda yankılanan sadist kahkahaları girerdi sıraya. Daha o zamanlar ağabeyimle uyuduğumdan arada sı- 20
21 rada, Uyuyor musun? diyerek şansımı denerdim ama sessizliği yanıtlarının en konuşkanı olurdu! Bir gün, öğleden sonra bir panzehir düşünmeyi bile başardım; kurşunkalemle yatağımın yanındaki duvara korkunç mu korkunç bir canavar çizdim. Kendim yarattığım için o canavarın son derece değerli bir özelliği vardı; benim arkadaşım, sadık hizmetkârım golem di 1 o. Ama onu, ağabeyime gösterdiğimde aldığım yanıt, tam onun katı ve somut tarzına yaraşır biçimdeydi: Nerede? Ne var? Ben sadece bir karalama görüyorum orada. Beş yaşıma geldiğimde ve yeni eve taşındığımızda boş oda trajedisiyle yüzleşmek zorunda kaldım. Artık soru soramıyordum, bana güven veren o bademcikli çocuk soluğu yoktu yanımda. Yapayalnızdım! Sessizlikle yalnızdım. Canavarlarla yalnızdım. Asla aydınlanmayan şafakla yalnızdım. Seherin ilk ışıkları penceremin altından sızmaya başladığında nasıl da rahatlardım! Güneşle birlikte kuşlar çevredeki ağaçların üzerinde cıvıldamaya başlarlardı; önce karabataklar sonra daha küçük kuşlar öterdi. Sıra o pek hüzünlü ötüşleriyle üveyiklere geldiğinde bedenim nihayet gevşerdi. İşte, o zaman uyku vakti gelmiş olurdu. Ama bir saat sonra okula gitme karabasanı dikilirdi karşıma. Sınıfta başım öne düşerdi, anlayabileceğimin yarısını anlardım. Annem, görüşmeye gittiğinde öğretmenim ona çıkışırdı: Çocuğun televizyon seyretmek için geç saatlere kadar uyanık kalmasına izin vermemelisiniz. Mutsuz bir çocuk muydum? Kesinlikle öyleydim. Bir an boş kalsam, odada yere yatar, ağlamaya başlardım. Saatlerce, sınırsızca, bitkin düşene kadar ağlardım. Hıçkırma konusunda maraton koşu- 1. Yahudi folklorunda canlı heykel ya da tasvir. Dinsel anlamlarının yanısıra en eski öykülerde genellikle kusursuz bir hizmetçiydi. (Y.N.) 21
22 cusu gibiydim. Ağlamalarımın görünürde hiçbir nedeni yoktu ve bu da annemi çok tedirgin ediyordu. Neden ağlıyorsun? diye bağırıyordu bana ve ben gözyaşı dökmeye ara vermeden yanıtlıyordum onu: Bilmiyorum! Aslında çok iyi biliyordum. Ağlıyordum; çünkü bazı şeyler sonluydu; çünkü karanlık, ışığın arkasında pusuya yatmış bekliyordu. Ağlıyordum; çünkü kapaktaki güler yüze ve sevgiye kanmıştım ve hayallerden uyanmak kötüydü. Ağlıyordum çünkü zihnim, onu dolduran sorular yüzünden patlamak üzereydi ve başvurabileceğim hiç kimsem yoktu. İçine gömüldüğüm o ıstıraplı yalnızlık kuyusu yüzünden ağlıyordum. Ağlıyordum; çünkü herkes benim uslu ve normal bir kız olmamı bekliyordu ama ben bunu beceremiyordum. Bugün çocuk olsaydım, büyük olasılıkla beni bir psikoloğa götüreceklerdi ve o, saatlerce tatlı ses tonuyla benimle konuşacaktı. Bebeklerle oynamamı seyredecek ve davranışlarımı incelediğinde pek çok rahatsızlığımın nedeni ortaya çıkacaktı. Yüzlerce terapi seansına katılacaktım, belki birkaç ilaç da alacaktım ve sonunda herkesin benden beklediği üzere, uyuması gerektiğinde uyuyan, konuşması gerektiğinde konuşan, doğru ölçülerde sosyalleşen, doğru ölçülerde itaat eden bir kız olacaktım. Yani anlaşılabilir bir kız olacaktım. Ama o zamanlar küçüklere pek önem verilmezdi; sorunları varsa zaman içinde çözümlenmesi beklenirdi. Tek önemli şey, itaatkâr olmaktı. Zaman içinde hallolmazsa da, doğal seçme çaresine bakardı. Babamın esinlendiği pedagog, Darwin di: Ona göre yalnızca güçlüler ve uyum sağlayabilenler hayatta kalmayı başarabilirlerdi. Madenî kaplar arasında bulunan çömlekler onun ilgisini çekmezdi; nasıl olsa kendi başlarına elenip gideceklerdi. Annemin bakış açısı ise daha çok vahşi hayvan terbiyecisi ya da şımarık maymun bakıcısı tarzındaydı. Çocuklar her şeyden önce eğitilmeliydi ve bunun için mama ödülü dışında her yöntem geçerliydi. Mama ödülü, başka ikramiye- 22
23 ler gibi zayıflık işaretiydi ve uygun olmayan direnişlere neden olabilirdi. Bu yöntem sonucunda ben ve ağabeyim kısa sürede düşünce okuma yeteneğimizi geliştirdik. Hep hazır oldaydık; emir, sözcüklerle ifade edilmeden önce biz itaat etmeye hazırdık. Elbette bu yetişme modelinde hastalanmaya, kendimizi kötü hissetmeye hakkımız yoktu. Her türlü acı, her türlü yakınma yerli ve yersiz dikkat çekme arzusu ifade siyle sınıflandırılırdı ve bu etiketle de görmezden gelinirdi. Belki de bu nedenle üç yaşlarımdayken neredeyse karın zarı iltihaplanmasından gidiyordum. Şans eseri, o dönemde anneme kur yapan hayranlarından biri çocuk doktoruydu ve bu sürekli ağlamanın bir okşama ya da öpücük koparmak için sürdürülen kurnazca bir stratejiden kaynaklanmadığını ve karnımın içinde ciddi bir sorun olduğunu fark etti. Annemin ansızın korkulu ve kaygılı bir ifadeye bürünen yüzünü hâlâ hatırlıyorum. Bir anda annem vardı, oradaydı ve hepsinden önemlisi beni görüyordu. Sonra otomobile binip hızla gidişimizi, minik pencerenin dışında baş aşağı duran ağaçları, ameliyathaneye girişimi ve yüzüme fil hortumunu andıran, siyah lastikten bir maskenin takılışını, iğrenç kokuyu ve sonrasındaki hiçliği anımsıyorum. Sessizlik, karanlık, nihayet uyku! Ve gene o çocuk doktoru sayesinde akşamlardan bir akşam komodinimin üzerinde portakal renkli haplar ve suda eriyen beyaz tozlar belirdi. Ne zamandan beri beklediğim büyülü ilaçlardı bunlar! Birkaç dakika içinde Morpheos un kollarına gömülebilmek için bunları yutmak yetiyordu. Su bardağına uzanan elim, deniz kazazedesinin ilk bulduğu hindistancevizine uzanan eli gibi titriyordu. Yut haydi bu hapları; yut şu tozu. Ânında ağırlaşıveren gözkapaklarım, giderek uzaklaşan sifon sesleri konusunda minnet duyuyordum; otobüs gelecek ama be ni 23
24 24
25 25
SUSANNA TAMARO HER MELEK KORKUNÇTUR
1 2 SUSANNA TAMARO HER MELEK KORKUNÇTUR 3 Ogni angelo è tremendo, Susanna Tamaro 2013, Susanna Tamaro 2013, Can Sanat Yayınları A.Ş. Bu eserin Türkçe yayın hakları Akcalı Telif Hakları Ajansı aracılığıyla
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe
BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz
Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com [email protected] Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:
Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım
Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz
Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir Resimleyen: Burcu Yılmaz 2. basım Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI Resimleyen: Burcu Yılmaz Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş
UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK
Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci
MATBAACILIK OYUNCAĞI
Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com [email protected] Yayın Koordinatörü:
I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS
I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! Resimleyen: Burcu Yılmaz
Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Resimleyen: Burcu Yılmaz Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! Resimleyen: Burcu Yılmaz Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Düzelti: Leyla Nebioğlu Son
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı
Resimleyen: Ferit Avcı Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Bilmece DEYİM VE ATASÖZLERİ 2. basım Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 DEYİM VE ATASÖZLERİ Resimleyen: Ferit Avcı www.cancocuk.com
DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez
Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez DESTANLAR VE MASALLAR Masal samed Behrengi Küçük Kara Balık Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez Yayın
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA
Zehra İpşiroğlu ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA Resimleyen: Gözde Bitir Bu kitabın ilk baskısı ÇYDD için Toroslu Kitaplığı tarafından yapılmıştır. Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Düzelti: Leyla Nebioğlu Kapak
ZİYA OSMAN SABA CÜMLEMİZ BÜTÜN ŞİİRLERİ
1 2 ZİYA OSMAN SABA CÜMLEMİZ BÜTÜN ŞİİRLERİ 3 2014, Can Sanat Yayınları Ltd. Şti. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.
KIRMIZI KANATLI KARTAL
Resimleyen: Vaqar Aqaei Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir 1. basım Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei www.cancocuk.com [email protected] Yayın
Arda Alyanak Daniela Palumbo Filiz Özdem Carla Manea
Arda Alyanak Daniela Palumbo (Roma-İtalya, 6 Mart 1965) İtalyan gazeteci, yazar. Yazmaya olan tutkusu on yaşında başladı. Kelimelerin yaratıcı gücüne duyduğu merak, matematik derslerinde sıranın gözünde
Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei
Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com [email protected] Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Cihan Demirci. Şiir ŞİİR KÜÇÜĞÜN. 2. basım. Resimleyen: Cihan Demirci
Cihan Demirci ŞİİR KÜÇÜĞÜN ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir Resimleyen: Cihan Demirci 2. basım Cihan Demirci ŞİİR KÜÇÜĞÜN Resimleyen: Cihan Demirci Can Sanat Yayınları Yapım, Dağıtım, Ticaret ve Sanayi Ltd.
O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç
O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek
Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK
Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Tanşıl Kılıç. Roman ŞEKERLİ SİNEK. 12. basım. Resimleyen: Vaqar Aqaei
Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Resimleyen: Vaqar Aqaei 12. basım Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaqar Aqaei Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ASLAN KRAL KORK. Resimleyen: Sedat Girgin
Süleyman Bulut ASLAN KRAL KORK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Resimleyen: Sedat Girgin Süleyman Bulut ASLAN KRAL KORK Resimleyen: Sedat Girgin Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Son
Cem Akaş BUMBA İLE BİBU. Resimleyen: Reha Barış
Cem Akaş BUMBA İLE BİBU Resimleyen: Reha Barış Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Düzelti: Leyla Nebioğlu Son Okuma: Egem Atik Kapak ve İç Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal Yurtoğlu 1. Basım: 2000
Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış
Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman
Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mert Tugen YEDİ DENİZLERDE 2. 2 Basım İSKELET SAHİLİ NDEKİ SIR
Delal Arya Resimleyen: Mert Tugen YEDİ DENİZLERDE 2 İSKELET SAHİLİ NDEKİ SIR HEYECANLI KİTAPLAR Serüven 2 Basım Delal Arya Resimleyen: Mert Tugen YEDİ DENİZLERDE 2 İSKELET SAHİLİ NDEKİ SIR Yayın Koordinatörü:
MİRKET NİNELER. Parti Veriyor
MİRKET NİNELER Tanıdığım en farklı iki kadın olan anneannem ve babaannem için... Çünkü onlar hep ayakta kalırlar. N. T. SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi,
ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ
ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği
Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!
Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,
Hazırlayan: Saide Nur Dikmen
Yayın no: 162 DÜRÜSTLÜK VE DOĞRULUK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 99 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış
Resimleyen: Reha Barış Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 1. basım Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ Resimleyen: Reha Barış 2010 yılında İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme
Kuğu Gecesi. Ferda İzbudak Akıncı
Kuğu Gecesi Ferda İzbudak Akıncı KUĞU GECESİ 2010, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR YAZAR: Ferda İzbudak Akıncı KAPAK RESMI: Zeynep Özatalay KAPAK TASARIMI:
zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,
BARBAROS ALTUĞ. biz burada iyiyiz
2 BARBAROS ALTUĞ biz burada iyiyiz 3 2014, Can Sanat Yayınları Ltd. Şti. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun
Resimleyen: Uğur Altun Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 2. basım Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ Resimleyen: Uğur Altun Yayın Koordinatörü: İpek Şoran
ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?
ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.
þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.
Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.
BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI
Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Çeviren: Saadet Özen ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 5. basım Resimleyen: Mustafa Delioğlu Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Resimleyen: Mustafa
Sem Okulu Sevmiyor. Sophie Martel. Christine Battuz. Yalçın Varnalı. Resimleyen. Çeviren
Motivasyon üzerine bir hikâye Sem Okulu Sevmiyor Sophie Martel Resimleyen Christine Battuz Çeviren Yalçın Varnalı Bana inanan ve rüyamı gerçekleştirme gücü veren Germain Duclos ya. Sophie Yapı Kredi Yayınları
Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer
Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik
ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ORMANDAKİ DEV. 4. basım. Resimleyen: Reha Barış
Resimleyen: Reha Barış Süleyman Bulut ORMANDAKİ DEV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 4. basım Süleyman Bulut ORMANDAKİ DEV Resimleyen: Reha Barış Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak
Rukia Nantale Benjamin Mitchley Nahide Büşra Ertekin Turkish Level 5
Simbegwire Rukia Nantale Benjamin Mitchley Nahide Büşra Ertekin Turkish Level 5 Simbegwire annesi öldüğü zaman çok üzüldü. Simbegwire ın babası, kızıyla ilgilenmek için elinden gelenin en iyisini yaptı.
ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele
ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü
SUSANNA TAMARO DÜŞÜNEN BİR YÜREK
1 2 SUSANNA TAMARO DÜŞÜNEN BİR YÜREK 3 Un cuore pensante, Susanna Tamaro 2015, Susanna Tamaro 2016, Can Sanat Yayınları A.Ş. Bu eserin Türkçe yayın hakları Kalem Telif Hakları Ajansı aracılığıyla alınmıştır.
küçük İskender THE GOD JR
1 2 küçük İskender THE GOD JR 3 2017, Can Sanat Yayınları A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. 1. basım:
İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul
ATTİLÂ ŞENKON Telef ATTİLÂ ŞENKON 21 Ağustos 1962 de Ankara da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu kentte tamamladı. 1987 de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü nden yüksek
ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR
ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi
Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.
PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye
TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.
TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi
BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz
BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca yayımlanan
ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ
ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal
Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ. 5 Basım SIRLAR OTELİ. 2. Kitap
Delal Arya Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ SIRLAR OTELİ HEYECANLI KİTAPLAR Serüven 5 Basım 2. Kitap Delal Arya Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ SIRLAR OTELİ 2. Kitap Yayın Koordinatörü:
"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."
Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες
KEREM ASLAN Her Şey Dahil
KEREM ASLAN Her Şey Dahil KEREM ASLAN 1987 de Ankara da doğdu. TED Ankara Koleji ve Yahya Kemal Beyatlı Lisesi ni bitirdi, Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü nden mezun oldu. Eğitimine devam etmek için
Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Pavlus un. Seyahatleri
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Pavlus un Şaşõrtan Seyahatleri Yazarõ: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org
KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ
Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Mustafa Köz Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Resimleyen: Yasemin Ezberci Yayın Koordinatörü:
ECE TEMELKURAN İÇ KİTABI
1 2 ECE TEMELKURAN İÇ KİTABI 3 Hayat Üçlemesi 2 2016, Can Sanat Yayınları A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.
C A NAVA R I N Ç AGR ISI
C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;
AĞAÇLARIMIZA NE OLDU?
SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi, Kat 3, 34664 Bağlarbaşı, Üsküdar, İstanbul Tel.: (0216) 474 23 43 Sertifika No. 12603 Bulut ve Selis Haykırdı: Ağaçlarımıza
SİNE ERGÜN BAŞTANKARA
1 2 SİNE ERGÜN BAŞTANKARA 3 2016, Can Sanat Yayınları A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. 1. basım: Haziran
YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat
- şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.
YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN
YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir
3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?
3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi
SUSANNA TAMARO YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLE
1 2 SUSANNA TAMARO YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLE 3 Ascolta la mia voce, Susanna Tamaro 2006, Susanna Tamaro 2006, Can Sanat Yayınları A.Ş. Bu eserin Türkçe yayın hakları Akcalı Telif Ajansı aracılığıyla alınmıştır.
MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN
MUTLU HAFTALAR Emrah&Elvan PEKŞEN ilkok BÜYÜK HARFLERIN KULLANIMI Emir Defne Özel isimlerin ilk harfleri büyük yazılır. Cesur Yumak Nevşehir Japon Azerbaycan Ağrı Dağı Anıtkabir Cümleler her zaman büyük
MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN
MUTLU HAFTALAR Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok BÜYÜK HARFLERIN KULLANIMI Emir Defne Özel isimlerin ilk harfleri
Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: Bob Davies ve Tammy S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children
HAYAT BENİM BİLDİĞİM KADAR MI?
SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi, Kat 3, 34664 Bağlarbaşı, Üsküdar, İstanbul Tel.: (0216) 474 23 43 Sertifika No. 12603 O ve C Düşündü: Hayat Benim Bildiğim
Hazırlayan: Saide Nur Dikmen
Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu
ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Roman
ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI Roman Beatrice Masini EJDER ÇOCUK GÜZEL, AÇIKGÖZ, CESUR KIZLAR Çeviren: Nükhet Amanoel Resimleyen: Desideria Guicciardini www.cancocuk.com [email protected] Yayın Koordinatörü:
BuranoVenedik denince akla ilk
Rengarenk Bir Ada BuranoVenedik denince akla ilk gelen aslında kanallar, gondollar ve maske festivali oluyor. Pek bilinmese de Venedik kendi içinde eşsiz bir görselliğe sahip Burano Adası nı da kapsıyor.
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İsa nın Doğuşu
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İsa nın Doğuşu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010
BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FARE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ
BÖLÜM. İLETİŞİM, NLM VE DEĞERLENDİRME ( puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FRE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ 8 Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını
Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İsa nın Doğuşu
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İsa nın Doğuşu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010
Deneyler ve Hayaletler
Deneyler ve Hayaletler Mario Sala Gallini (1959, Nizza-İtalya) Çocuk kitapları yazarı ve çevirmen. Yükseköğrenimini Modern Edebiyat alanında yaptı. Genova Üniversitesi nde dilbilim öğretmeni olarak çalıştı.
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: Bob Davies ve Tammy S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children
Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri
Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde
SEN SURAT OKUMAYI BİLİR MİSİN?
SEN SURAT OKUMAYI BİLİR MİSİN? Ya pı Kre di Ya yın la rı - 4878 Sa nat - 235 Sen Surat Okumayı Bilir misin? / Selçuk Demirel Editör: İshak Reyna Kitap tasarımı: Selçuk Demirel Grafik uygulama: Süreyya
ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım
Goscinny / Sempé PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK 1 ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI Öykü Çeviren: Vivet Kanetti 29. basım Goscinny / Sempé PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK 1 Çeviren: Vivet Kanetti cancocuk.com [email protected]
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org
ALESSANDRO BARICCO SMITH & WESSON
1 2 ALESSANDRO BARICCO & 3 Smith & Wesson, Alessandro Baricco 2014, Alessandro Baricco 2017, Can Sanat Yayınları A.Ş. Bu eserin Türkçe yayın hakları The Wylie Agency (UK) Ltd. aracılığıyla alınmıştır.
UĞURBÖCEĞİ NİN MUTLULUK HAPLARI
Seza Kutlar Aksoy UĞURBÖCEĞİ NİN MUTLULUK HAPLARI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Resimleyen: Burcu Yılmaz 3. basım Seza Kutlar Aksoy UĞURBÖCEĞİ NİN MUTLULUK HAPLARI Resimleyen: Burcu Yılmaz Yayın Koordinatörü:
Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?
ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa
2016 Tudem Edebiyat Ödülleri Öykü Yarýþmasý Mansiyon Ödülü
2016 Tudem Edebiyat Ödülleri Öykü Yarýþmasý Mansiyon Ödülü BAMBAŞKA BİR DÜNYA 2018, Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR YAZAR: Koray Avcı Çakman RESİMLER: Lütfü
edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları
RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki
Güzel Bir Bahar ve İstanbul
Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.
BİZİM SOKAKTA ŞENLİK VAR
Resimleyen: Reha Barış Bilgin Adalı BİZİM SOKAKTA ŞENLİK VAR ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Çeviren: Süheyla Kaya 3. basım Bilgin Adalı BİZİM SOKAKTA ŞENLİK VAR Resimleyen: Reha Barış cancocuk.com [email protected]
Delal Arya. Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ SIRLAR OTELİ. 2. Kitap
Delal Arya Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ SIRLAR OTELİ 2. Kitap Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak ve İç Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Hüseyin Altınel Kapak
Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 7 TUVALET EĞİTİMİNİN HANDİKAPLARI TUVALET İLETİŞİMİ N 1K (UYGULAMALI TUVALET İLETİŞİMİ)... 29
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 7 TUVALET EĞİTİMİNİN HANDİKAPLARI... 11 Freud Gerçeği...13 Brazelton ve Erken Tuvalet Eğitimi...15 Boşaltım Sistemi Fizyolojisi...18 Tuvalet Eğitimine Alternatif...20 TUVALET İLETİŞİMİ...
Serbest Yazma Konuları. Yrd. Doç. Dr. Aysegul Bayraktar
Serbest Yazma Konuları Yrd. Doç. Dr. Aysegul Bayraktar Biletinize piyango çıksaydı ne(ler) yapardınız? Favoriniz olan film nedir ya da favoriniz olan film karakteri kimdir? Neden? Hayalimdeki ev. Kendini
WOLFGANG BORCHERT Fener, Gece ve Yıldızlar. ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar
1 2 WOLFGANG BORCHERT Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar 3 Gedichte, Wolfgang Borchert Bu eserin orijinal baskısı ilk kez Das Gesamtwerk adı altında yapılmıştır. 1947, 1949, 1961,
Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz
ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz
Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 238. HALİM SELİM İLE 40 ESMA Mehmet Yaşar
Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 238 HALİM SELİM İLE 40 ESMA Mehmet Yaşar Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen: Nurullah Bilekli Kapak Tasarımı: Cemile Kocaer
Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde
Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların
