I. İmar Kanunun 42. Maddesi ve İptal Gerekçesi
|
|
|
- Savas Erçetin
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 İMAR KANUNU NUN 42. MADDESİ - Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- Doç. Dr. Melikşah YASİN * İmar düzeninin sağlanması amacıyla, başta yasalar olmak üzere, imar planları ve düzenleyici işlem ve kararalar ile kurallar konulmuş ve bu kuralların ihlali de çeşitli idari yaptırımlara tabi kılınmıştır. Ruhsata veya yapı kullanma izni verilmemesi, yıkım, idari para cezası uygulanması gibi yaptırımlar, imar düzeninin korunması veya bozulan düzenin yeniden kurulmasını sağlar. İmar Kanunun 42. maddesi de hukuka aykırı yapılar hakkında uygulanacak olan idari para cezalarını düzenlemektedir. Söz konusu hüküm, Anayasa Mahkemesinin tarih ve E. 2005/5, K.2008/93 sayılı kararı ile iptal edilmiş, bu iptal kararı üzerine ise tarih ve 5940 sayılı Kanunla değişiklik yapılmış, daha doğru bir ifade ile yeniden düzenlenmiştir. Bu çalışmada, Anayasa Mahkemesinin İmar Kanununun 42. maddesi hakkında verdiği iptal kararının gerekçeleri ve iptal nedenleri ile yeni düzenleme irdelenecektir. I. İmar Kanunun 42. Maddesi ve İptal Gerekçesi 1.1. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen İmar Kanunun 42. maddesinde idari para cezaları şu şekilde düzenlenmişti: "Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana TL. dan * İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı.
2 378 MÜHF HAD, C. 16, S liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5i uygulanır. Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal sahibine, fenni mesule ve müteahhide TL.dan liraya kadar para cezası verilir. Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı artırılarak verilir. Yukarıdaki fıkralarda gösterilen cezalar, ilgisine göre doğrudan doğruya belediyeler veya en büyük mülki amir tarafından verilir. (Beşinci fıkra, Anayasa Mahkemesinin günlü, E.1996/72, K.1997/51 sayılı kararı ile iptal edilmiştir). İlgili idarenin Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla sulh ceza mahkemesine başvurması üzerine, bu mahkemelerce ayrıca, yukarıdaki fıkralara göre ceza verilen fenni mesuller ve müteahhitler hakkında bir yıldan beş yıla kadar meslekten men cezasına da hükmolunur. Bu husustaki mahkeme kararları ilgili idarelerce Bakanlığa ve meslek mensubunun bağlı olduğu meslek teşekkülüne bildirilir. Bu maddeye göre belediyelerce verilen cezalar dolayısıyla tahsil olunan paralar belediye bütçesine irat kaydolunur" Görüldüğü üzere, söz konusu düzenleme idari para cezaları konusunda, alt ve üst sınırı belirlemek kaydıyla, uygulanacak olan idari para cezasının miktarının tespiti konusunda idareye takdir yetkisi tanınmıştır. Bu düzenlemenin yürürlükte olduğu dönemdeki temel sorun, idarenin takdir yetkisinin kullanımında yaşanmıştır 1. Özellikle, yapı çeşitliliğinin artması ve buna paralel olarak imar kurallarına yönelik ihlallerinin farklı boyutlarda gerçekleşmesi ne- 1 YAŞAR Nuri; İmar Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2008, s.274.
3 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 379 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- deniyle idari para cezası uygulanmasında adil bir denge, tutarlı bir uygulama ve farklı idare uygulamaları arasında birlik sağlanamamıştır 2. Bu dönemde idari para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercileri, para cezasının tespitine ilişkin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığını denetlerken çeşitli kriterleri göz önünde bulundurmuştur İdari para cezalarının miktarının belirlenmesinde, İdarelerin, yasanın alt ve üst sınırlarını belirlediği bir alanda takdir yetkilerini kullanırken asgari haddin üzerinde bir karar vermeleri durumunda bu kararın nedenlerini de belirtmeleri gerektiği kabul edilmiştir 3. Danıştay kararlarında idari para cezasının miktarı tespit edilirken; idarenin mahallinde yapılacak tespitle, ruhsatsız yada ruhsata aykırı hususların nelerden oluştuğunu ve niteliğini saptamasının önemli olduğu, alt sınırın üzerinde para cezası belirlenmesi durumunda, takdir yetkisinin hangi ölçütler çerçevesinde kullanıldığının, ruhsatsız yada ruhsata aykırı hususların nelerden oluştuğunun ve niteliğinin de belirtilmesi suretiyle idarece açıklanması ve yasada yazılı alt sınırın üzerindeki miktarda para cezası verilmesinin gerekçelerinin objektif ölçütlere uygun biçimde ortaya konulmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir Alt sınırın üstünde idari para cezasının takdir edilebilmesi için de; - Ruhsatsız yapının konumu, büyüklüğü, değeri, kullanım amacı ve niteliğinin saptaması 5, - Takdir yetkisinin hangi ölçütler çerçevesinde kullanıldığının, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı hususların nelerden oluştuğunun ve niteliğinin de belirtilmesi suretiyle idarece açıklanması, Nitekim bu dönemde yayınlanan çalışmalarda, idareye tanınan bu takdir yetkisinin hangi kriterler çerçevesinde kullanılabileceğine dair önerilerde bulunulmuştur. ERGEN Cafer- BÖKE Veli; Kaçak Yapı, Seçkin Yay., Ankara 2006, DANIŞTAY, 6. DAİRE, E. 2003/4396, K. 2005/947, T DANIŞTAY, 6. DAİRE, E. 2005/6379, K. 2006/984, T DANIŞTAY, 6. DAİRE, E. 2004/1374, K. 2006/1416, T
4 380 MÜHF HAD, C. 16, S Kanunda yazılı alt sınırın üzerindeki miktarda para cezası verilmesinin gerekçelerinin objektif ölçütlere uygun biçimde ortaya konulması 6, Gerektiği o dönemde verilen kararlar ile de kabul edilmiştir. Bu kararlar ile idarenin takdir yetkisinin sınırlarının tespitine yönelik objektif kriterlerin içtihatlarla ortaya konulması ve idarenin takdir yetkisini bu objektif ölçütler çerçevesinde kullanılmasına çalışılmıştır Ancak, bu içtihadi yaklaşım da, sorunu çözmekte yetersiz kalmış, özellikle de aynı nitelikteki imar ihlallerine farklı idarelerce farklı yaptırım uygulanması, hatta aynı idarenin aynı mahiyetteki imar ihlallerine farklı miktarda idari para cezası uygulamasına engel olamamıştır. Neticede, söz konusu hüküm, Konya 1. İdare Mahkemesinin itiraz yoluyla başvurduğu Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Yüksek Mahkemenin iptal kararının gerekçesinde şu tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir: Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik"tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Yasa kuralı, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir. "Öngörülebilirlik şartı" olarak nitelendirilen bu ilkeye göre yasanın uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi bireyleri keyfi ve öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde açıklıkla yazıl- 6 DANIŞTAY, 6. DAİRE, E. 2005/1641, K. 2005/5523, T
5 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 381 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- malıdır. Belirlilik, kişilerin hukuk güvenliğini korumakla birlikte idarede istikrarı da sağlar. Değişen sosyal, siyasal ve ekonomik koşullar kimi durumlarda devlet idarelerine bir takım hakların tanınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Gelişen, büyüyen, çeşitlenen ve çoğalan toplumsal gereksinimleri yerinde, zamanında ve etkin bir biçimde karşılayabilmek için çağdaş yönetimlerde idareye değişik alanlarda yaptırım uygulama yetkileri tanınmaktadır sayılı Yasa'nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar ve kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar girmeden, idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat alınmadan, ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki tespiti ve bu konudaki değerlendirmesine bağlı olarak idarece uygulanmaktadır. Başka bir deyişle hem cezayı gerektiren eylemin işlendiğini saptamak hem de Yasa'da gösterilen alt ve üst sınırlar arasında cezanın tutarını belirlemek tamamıyla idari makamların, belediyeler veya en büyük mülki amirlerin kararlarıyla oluşmaktadır. İtiraz halinde yargının vereceği karar, onun bu niteliğini değiştirmemektedir. Sonuçları belli ölçüde genel para cezalarına benzese de tümüyle idari işleme dayanan bir yaptırımdır. Yargı organlarının müdahalesi olmadan idarece kararlaştırılmakta ve uygulanmaktadır. İdari makamların Yasa'nın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas alacakları objektif ölçütler Yasa'da gösterilmemiştir. Yasa'yla imar para cezasının alt ve üst sınırları gösterilmiş, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır. İdarelerin hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa'da yer almamıştır. Yasa kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir. Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür. Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan şekilde genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek niteliktedir. Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde
6 382 MÜHF HAD, C. 16, S. 3-4 cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak için, imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir. Cezanın Yasa'da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının, taşkın, heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları olan veya bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili idarelerce hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar planlarında umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan alanlara yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi, otel, akaryakıt istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak veya çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar için uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve kullanılır durumda olması gibi ölçütlere yer verilmemiştir. Bu tür idari işlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin uygulama aşamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde bulundurulduğunda, yasa kurallarının yürürlükte olduğu sürece keyfiliği ortadan kaldırmaya yeterli olduğu söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin olmak, uygulayıcılara güvence vermek zorundadır. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir Yüksek Mahkeme kararında yer alan temel tespitleri şu şekilde özetlemek mümkündür: - İdari para cezasının alt ve üst sınırı arasında miktarını belirlemek konusunda idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür, - İdari makamların cezanın takdirinde esas alacakları objektif ölçütler Kanunda gösterilmemiştir, - Halbuki farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak için, imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütlerin yasada gösterilmesi gereklidir.
7 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 383 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- - Bu nedenle iptali istenen 42. madde hukuk devleti ilkesine ve bu ilkenin alt ilkeleri olan; belirlilik, öngörülebilirlik ve idari istikrar ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır. - Hukuk kurallarının, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin olması, uygulayıcılara güvence vermesi zorunludur. - Bu kapsamda böyle bir düzenlemede; yapının, taşkın, heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahzurları olan veya bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili idarelerce hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar planlarında umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan alanlara yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi, otel, akaryakıt istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak veya çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar için uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve kullanılır durumda olması gibi ölçütlere yer verilmelidir Yüksek Mahkeme kararında, aynı zamanda, iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dört ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Böylece Karar tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine İmar Kanunun 42. maddesi, 5940 sayılı İmar Kanunu İle Bayındırlık Ve İskân Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu değişiklik 17 Aralık 2009 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu dönemde iki temel hukuki sorun ortaya çıkmıştır. Birincisi; 42. maddenin iptal edilmesinden sonraki dört aylık süre içinde uygulanması mümkün müdür? Esasen bu sorun, İmar Kanunun 42.maddesi bağlamında güncelliğini yitirmiş olmakla beraber, benzer durumlar açısından da açıklayıcı olacağı düşüncesi ile irdelenmesinde yarar görülmüştür. İkincisi; dört aylık sürenin sona ermesi ile yeni maddenin yürürlüğe girdiği tarihleri arasındaki imar ihlallerine idari para cezası
8 384 MÜHF HAD, C. 16, S. 3-4 uygulanması mümkün olacak mıdır? Yeni düzenleme hakkındaki tespit ve eleştirilerimizi ortaya koymadan önce geçiş dönemindeki bu iki temel sorun üzerinde durmak yararlı olacaktır madde, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmekle birlikte, kararın yürürlük tarihi, Anayasanın 153/3. maddesi kapsamında, kararın Resmi Gazetede yayınlanmasından dört ay sonra olarak belirlenmiştir. Ancak, Danıştay, Anayasa aykırılığı Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilen kanun hükmüne dayalı olarak, tesis edilen idari para cezalarının hukuka aykırı olduğuna hükmetmektedir. Yüksek Mahkemenin konuya ilişkin emsal kararlarında şu değerlendirmelere yer verilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, mutlak anlamda uygulanmayacağı görülmektedir. Öte yandan; Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasaya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmamaktadır. 7 Anayasa nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. ; dördüncü fıkrası iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. ; beşinci fıkrası ise, İptal kararları geriye yürümez. kuralını taşımaktadır. Anayasa Mahkemesince bir yasanın veya KHK nin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk dev- 7 DANIŞTAY, 10. DAİRE, E. 2001/979, K. 2002/4881, T
9 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 385 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- leti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup her durumda yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz. Anayasa Mahkemesince iptal kararının yürürlüğe girmesi için verilen sürenin, Mahkemenin iptal kararının gerekçesiyle birlikte dikkate alınması ve yorumlanması gerekmektedir 8. İmar Kanunun 42. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra da Danıştay aynı yaklaşımını sürdürmüş ve anayasaya aykırılığı Anayasa Mahkemesince tespit edilen kanun hükmüne göre işlem tesisini hukuka aykırı bulmuştur. Söz konusu kararın gerekçesi şu şekildedir: 3194 sayılı imar Kanunu'nun 42. maddesinin birinci fıkrasının TL. dan liraya kadar para cezası verilir bölümünün iptaline karar verilmiş ve bu iptal kararının doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan, gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının, Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dört ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüş, bu karar günlü, sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ancak bu tarihten itibaren geçen dört aylık sürede bu konuda yeni bir yasal düzenleme yapılmamış ve karar tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi nce verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yöneliktir. Öte yandan; Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasaya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmamaktadır. 8 DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU, E. 2009/549, T
10 386 MÜHF HAD, C. 16, S. 3-4 Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması ve bu kararın da yürürlüğe girmiş bulunması karşısında, idare mahkemesince, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanmış yasa maddesi uyarınca verilen dava konusu para cezası hakkında, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir 9. Yukarıda aktarılan Danıştay kararlarında da kabul edildiği üzere; Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü velev ki bu kararın yürürlüğe girişi ileri bir tarihe ertelenmiş olsun- esas alınarak işlem tesisi mümkün değildir. Dolayısıyla, 42. madde iptal edildikten sonra, bu kanunun yürürlüğe giriş tarihi ertelenmiş olsa dahi, bu hükme dayalı olarak idari para cezası verilmesi hukuka uygun olmayacaktır. Zira Kanuni idare ilkesi çerçevesinde idarenin görev ve yetkilerinin kanunla düzenlenmesi gerekmekte olup kanunla düzenlenmemiş veya Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı ile yasal boşluk meydana gelmiş ise idarenin artık bu konuda işlem tesis edemez. Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi tarafından öngörülen sürenin sona ermesinden sonra ise idarenin iptal edilen ve yürürlükten kaldırılan bir kanun hükmünü uygulamasın mümkün olmayacağından bu kanuna hükmüne göre idari yaptırım da uygulayamayacaktır İkinci ve çözümü daha zor olan sorun ise; Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra, 42. madde yeniden yürürlüğe girinceye kadar geçen süre zarfında meydana gelen imar ihlallerine idari para cezası uygulanıp uygulanamayacağıdır. 42. maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra yeni hükmün yürürlüğe girmesine kadar geçen sürede inşa edilen hukuka aykırı yapılar veya imalatlar nedeniyle ilgililer hakkında idari para cezası uygulanmasının mümkün olmadığı savunulabilir. Bu görüşün hukuksal dayanaklarını şu şekilde açıklamak mümkündür: Öncelikle bir hukuk devletinde adaletin sağlanması, temel hakların korunması gibi nedenlerden kaynaklanan zorunluluklar dışında 10 yasaların geçmi DANIŞTAY, 6. DAİRE, E. 2007/767, K. 2009/3601, T AYMK, E. 2007/77, K. 2010/50, T , RG., T.18 Mayıs 2010, S
11 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 387 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- şe yürümesi mümkün değildir. Hukuka aykırı eylemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olmayan bir yasa hükmünün, bu eyleme uygulanarak idari para cezası uygulanması bu temel hukuk ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Diğer yandan, hukuk devletinde, bireylerin, mevcut koşullarda, fiil ve işlemlerinin ne tür hukuk sonuçlar doğuracağını öngörebilmeleri gerekir. Diğer yandan, gerçekleştiği tarihte, yaptırım öngörülmeyen bir fiilin, daha sonra yürürlüğe giren bir yasa hükmü kapsamında müeyyideye maruz bırakılması hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, 42. maddenin iptaline ilişkin kararında, yasal düzenlemenin belirli, öngörülebilir olmamasını dahi hukuk devleti ilkesine aykırı bulmuşken, fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunmayan yasa hükmü doğrultusunda yaptırım uygulanması evleviyetle hukuk devleti ilkesine aykırı olacaktır. Bu durumda, 42. maddenin yeni halinin, hangi hukuka aykırı eylemlere uygulanacağı, hukuka aykırı imar faaliyetinin gerçekleştiği tarih esas alınarak belirlenmelidir. Dolayısıyla idarenin hukuka aykırı eylemi tespit ettiği tarih değil, hukuka aykırı yapı veya imalatın gerçekleştiği tarih esas alınarak 42. maddenin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmelidir. Aynı yapı hakkında, yeni hükmün yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak yeni bir tespit tarihi esas alınarak idari para cezası uygulanması da bu ilkeler çerçevesinde mümkün değildir. Nitekim Danıştay, bu görüşü destekler mahiyeteki bir içtihadında, Para cezası uygulanırken ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan inşaatın tespit tarihinin esas alınarak ceza uygulamasına gidilmesi ve eylemin meydana geldiği tarihte belirlenen para cezası miktarının uygulanması gerekmektedir. Olayda tespit tarihi günü olmasına karşın işlem tarihinde geçerli olan para cezası miktarına göre ceza uygulanmasına gidildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmamaktadır 11. diyerek idari para cezalarının miktarının tespitinde de, eylemin gerçekleştiği tarihin esas alınması gerektiğine hükmetmiştir. Sonuç olarak, 42. maddenin iptal edilmesi ile yeni hükmün yürürlüğe girdiği tarihler arasında, inşa edilen hukuka aykırı yapı ve imalatlar hakkında uygulanacak idari para cezaları konusunda yasal boşluk meydana geldiği, bu nedenle bu dönemde gerçekleşen ihlallere idari para cezası uygulanmasının mümkün olmadığı kanaatindeyim. 11 DANIŞTAY, 6. DAİRE, E. 2005/27, K. 2006/6616, T
12 388 MÜHF HAD, C. 16, S. 3-4 II. 42. Maddenin Yeni Haline İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler Yasa koyucunun, 42. maddeyi yeniden düzenlerken, Anayasa Mahkemesi kararındaki gerekçeleri dikkate aldığı, hukuka aykırı yapılara ilişkin, somut ve ayrıntılı denilebilecek kriterlerin tespit edildiği ve uygulanacak idari para cezasının da bu somut kriterler esas alınarak belirlendiği görülmektedir. Yapı kavramının niteliğinde meydana gelen değişiklik ve buna paralel olarak imar düzeninin ihlaline yönelik eylemlerin de çeşitlenmesi ve her birinin etki ve sonuçlarının da farklılaşması nedeniyle, idari para cezasının çeşitli kriterler dikkate alınarak belirlenmesi şüphesiz ki, çok daha adil olacaktır. Ayrıca bu şekildeki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararında ifade edilen belirlilik, öngörülebilirlik, hukuka güven, idari istikrar gibi idare hukuku ilkelerine de uygun olduğu kuşkusuzdur Ancak, hükmün bu yeni halinde de, uygulamada tereddüt ve sorunlara yol açacak düzenlemeler bulunmaktadır. Öncelikle yasanın yeni halinde tekerrür olarak nitelendirebileceğimiz ifadelere yer verilmiştir. Şöyle ki; maddenin 2. fıkrasında Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır: ifadelerine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar hakkında, - Mülkiyet durumu, - Bulunduğu alanın özelliği, - Durumu, - Niteliği ve sınıfı, - Yerleşmeye ve çevreye etkisi, - Can ve mal emniyetini tehdit etmesine, - Aykırılığın büyüklüğü,
13 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 389 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- Esas alınarak, beş yüz Türk lirasından az olmamak üzere idari para cezası uygulanacağı ifade edilmiş, ardından aynı maddenin (c) bendinde ise bu defa bu kriterler tek tek sayılarak, hangi kriterlere göre idari para cezasının ne oranda arttırılacağı yeninden düzenlenmiştir. Dolayısıyla, zaten (c) bendinde düzenlenmiş olan kriterlerin, 2. fıkrada düzenlenmesi gereksiz olduğu gibi, uygulamada, üst limitin belirlenmesinde, aynı kriterlerin iki defa kullanılarak para cezasının tespit edilmesi olasılığı da vardır. Zira madde metninde,... bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere idari para cezası uygulanacağının ifade edilmiş olması, ardından kriterlerin de ayrıca sayılmış olması, bu fıkraya göre belirlenecek olan miktar üzerinden hesaplama yapılması gibi yanlış bir sonuca ulaşılabilir. Şüphesiz ki; hükmün bu şekilde anlaşılması ve uygulanması hukuka uygun olmayacaktır İdare idari para cezasını hesaplarken; kanunun (a) ve (b) bentlerine göre idari para cezasının asıl miktarını tespit edecek, daha sonra (c) bendinde belirtilen kriterlerden hangileri ihlal edilmiş ise bu bentte belirtilen oranda bu asıl ceza arttırılacaktır 12. Hemen şunu da ifade etmek gerekir ki; idari para cezasının tespitinde, yapının Bakanlıkça tespit edilen grup ve sınıfına göre miktarın belirlenmesi son derece isabetli olmuştur. Zira yapılar niteliklerine göre gruplara ayrılmış, aynı grup içindeki yapılar da sınıflara ayrılmıştır. Örneğin; basit kümes ve basit tarım yapıları I. Grup A sınıfı yapı, villalar 4 Grup B sınıfı yapı olarak kabul edilmiştir. 3. Grup yapı olarak kabul edilen konutlar ayrı sınıflara ayrılmış, örneğin dört kata kadar -dört kat dâhil- asansörsüz ve kalorifersiz konutlar A sınıfı, asansörlü ve/veya kaloriferli konutlar ise B sınıfı olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla nitelikleri farklı bu yapılar için farklı miktarlarda idari para cezası uygulanması son derece isabetli ve hakkaniyete uygun ve uygulamada da birlik sağlayacak mahiyette bir düzenleme öngörülmüştür maddenin (c) bendinin 1. Alt bendinde yapı Hisseli parselde diğer maliklerin muvafakati alınmaksızın yapılmış ise cezanın % 30 u, ilave olunacağı ifade edilmiştir. Ancak, ruhsat talebinde taşınmazın tapusunun idareye 12 KALABALIK Halil; İmar Hukuku, 3.Baskı, c.2, Seçkin Yay., Ankara 2010, s.1782.
14 390 MÜHF HAD, C. 16, S. 3-4 sunulması gerektiğinden, ruhsatlı yapılarda diğer maliklerin rızası olmaksızın yapı inşası, ancak idarenin hatası veya ilgilinin hilesi/yanıltması ile mümkün olabilir. Bu nedenle, bu hükmün uygulanmasında bu husus dikkate alınmalı, ruhsat talebinde bulunanın tapu kayıtlarını tam ve eksiksiz olarak idareye sunmasına rağmen idare taşınmaz maliklerinden biri adına ruhsat düzenlemiş ise kendi kusurundan kaynaklanan bu sebepten dolayı idari para cezası uygulanmaması gerekmektedir. Diğer yandan, yapı ruhsatsız olsa dahi, ruhsatsız olduğu için zaten ceza miktarı arttırılacağından, sadece diğer maliklerin rızasının alınmamış olmasının, cezayı arttıran bir hal olmadığı da savunulabilir. Zira diğer maliklerin rızasının alınması, imar düzeni bozan, ya da doğrudan olumsuz etkileyen bir durum değildir ve daha çok malikler arasındaki hukuki bir ihtilaf olarak görünmektedir. Bu nedenle idarenin, ceza miktarını tayin ederken diğer maliklerin rızasının alınmamasını ceza miktarını arttıran bir etken olarak düzenlemesinin gereksiz olduğu da savunulabilir. Kısacası, diğer maliklerin muvafakati olmadan ruhsat düzenlenmemesi çok daha pratik ve bireylerin de mağduriyetlerini engelleyici bir çözüm olacaktır maddenin (c) bendinin 2. alt bendinde ise, yapı Kamuya veya başkasına ait bir parselde yapılmış ise cezanın % 40 ı ilave edilir hükmüne yer verilmiştir. Buradaki sorun ise, kamuya veya başkasına ait parselde yapılan yapının gecekondu niteliğinde olduğudur. 775 sayılı Gecekondu Kanunu nun 2. maddesine göre; Bu kanunda sözü geçen (Gecekondu) deyimi ile imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir. Gecekondular hakkında uygulanacak işlemler bu kanunda düzenlenmiştir. Bu durumda; Kamuya veya başkasına ait bir parselde yapılmış yapılar açısından hangi kanunun esas alınacağı sorunu ortaya çıkmaktadır. 775 sayılı Kanunun 18.maddesine göre; Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.
15 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 391 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- Yıkım sırasında lüzum hasıl olduğunda, belediyeler ilgili mülkiye amirlerine başvurarak yardım isteyebilirler. Mülkiye amirleri, Devlet zabıtası ve imkanlarından faydalanmak suretiyle, izinsiz yapıların yıkım konusunda yükümlüdürler. Özel kişilere veya bu maddenin 1 inci fıkrasında sözü geçenler dışındaki tüzel kişilere ait arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılar hakkında, arsa sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine ve mülkiyet durumlarını tevsik etmeleri şartıyla bu madde hükümleri, aksi halde genel hükümler ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır. Bu durumda; başkasına ait arsa veya arazi üzerine inşa edilen yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunun, dolayısıyla da 42. madde hükümlerinin uygulanabilmesi; ancak 775 sayılı Kanunun 18. maddesinin son fıkrası kapsamında mümkün olabilecektir. Eğer arazi ve arsa maliki, 775 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını talep eder ise bu durumda yapının hemen yıkılması gerekecek ve dolayısıyla da idari para cezası uygulanması da mümkün olmayacaktır Aynı bendin 5. alt bendinde, yapı, uygulama imar planı bulunan bir alanda yapılmış ise cezanın %20 oranında arttırılması öngörülmektedir. Bilindiği üzere, 1/1000 ölçekli plan olmayan alanlarda imar uygulaması yapılması istisnai bir durumdur. Diğer bir ifade ile Uygulama İmar Planı olmayan alanlarda imar uygulaması yapılması, kural olarak, mümkün değildir. Ancak, bu hüküm, adeta uygulama imar planı bulunmayan yerlerde yapılaşma yapılmasını, daha az mahzurlu veya daha mazur görülebilecek bir davranış olarak kabul etmiştir. Halbuki bazı durumlarda, uygulama imar planı bulunan yerlerdeki yapılaşmanın imar düzeni açısından olumsuz etkileri daha da az olabilmektedir. Örneğin, bazen ruhsat almadan, ancak uygulama imar planı ile getirilen esaslara ve imar mevzuatına uygun olarak yapılaşma yapılabilmektedir ve bu tür yapıların ruhsata bağlanması da mümkündür. Dolayısıyla uygulama imar planı olan yerlerdeki ruhsatsız yapılaşma her zaman, uygulama imar planı olmayan yerlerden daha olumsuz sonuçlar doğurmayacağı gibi uygulama imar planı bulunmaması da mevzuata aykırı yapıları mazur göstermez. Bu nedenle bu düzenlemenin haklı ve gerekli bir düzenleme olmadığı kanaatindeyim.
16 392 MÜHF HAD, C. 16, S /c maddesinin 6 ve 7. bentlerine göre, yapı, yapılaşmaya yasaklanmış bir alanda yapılmış ise cezanın % 80, özel kanunlar ile belirlenmiş özel imar rejimine tabi bir alanda yapılmış ise cezanın %50 oranında ilave edileceği öngörülmüştür. Ancak, bilindiği üzere, bazı özel kanunlarda, yapılaşma yasaklanmış alanlarda veya özel imar rejimi olan yerlerde, bu yerlere ilişkin kurallara uymadan yapı yapılması durumunda, bu kanunların bazılarında idari para cezası uygulanması öngörülmektedir. Örneğin, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunununda, bu kanunla düzenlenen yerlerdeki yapılaşma kurallarına uymayanlara aynı kanunun 26. maddesi kapsamında idari para cezası uygulanması öngörülmüştür. Bu düzenleme karşısında, özellikle Ne Bis İn İdem kuralının aynı fiilen dolayı iki defa idari yaptırım uygulanmasının mümkün olup olmadığı sorunu üzerinde durmak gerekir. Bilindiği üzere bu kural; aynı fiilen dolayı birden fazla ceza almamayı öngören bir ceza hukuku ilkesidir. Söz konusu ilkenin idare hukukunda geçerli olup olmadığı tartışmalı olup söz konusu ilkenin idare hukukunda sınırlı bir geçerliliğe sahip olduğu kabul edilmektedir 13. Aynı fiil nedeniyle birden fazla idari yaptırım uygulanmasına ilişkin sorunun, farklı açılardan değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Öncelikle; aynı fiil nedeniyle, farklı türlerden idari yaptırım uygulanması mümkündür. İdari yaptırımların sadece cezalandırma değil aynı zamanda kişilerin kamu düzeninin korunmasına yönelik hukuk kurallarına riayet ettirilmesini sağlamaktır. Bu iki amacın birlikte gerçekleşebilmesi için bazen birden farklı türde idari yaptırım uygulanması gerekebilir. Örneğin; hukuka aykırı bir fiil nedeniyle hem idari para cezası hem müsadere yaptırımı birlikte uygulanabilir. Çünkü burada uygulanan yaptırımların amacı, hem kişiyi cezalandırma hem de hukuka aykırılığı gidererek kamu düzenini yeniden sağlamadır. Nitekim 3194 sayılı Kanunda hem hukuka aykırı ve ruhsata bağlanması mümkün olmayan yapıların yıkılması hem de yapı sahibine idari para cezası uygulanması öngörülmektedir. Böylece; hem imar düzenine aykırı yapı ortadan kaldırılarak bu düzen yeniden sağlanmakta hem de kişiler idari para cezası ile cezalandırılmaktadır. Diğer yandan; farklı kanunlar aynı fiil hakkında farklı idari müeyyideler öngörmüş olabilir. Bu durumda da bu kanunlarda öngörülen yaptırımların uygu- 13 Bu konuda bilgi için bkz. OĞURLU Yücel; İdari Yaptırımlar Karşısında Yargısal Korunma, 2. Baskı, Seçkin Yay., Ankara 2001, s.79 vd., ÇAĞLAYAN Ramazan; İdari Yaptırımlar Hukuku, Asil Yay., Ankara 2006, s.42.
17 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 393 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- lanması gerekmektedir. Her kanunun korumak istediği hukuki yarar farklı olduğuna göre bu hükümlere aykırı fillere de bu kanunlar kapsamında farklı müeyyidelerin uygulanması mümkün olmalıdır. Ancak asıl sorun; aynı fiil nedeniyle aynı mahiyette birden fazla müeyyidenin uygulanıp uygulanamayacağıdır. Esasen, burada yaptırımın türü önem taşımaktadır. Örneğin; bir fiil nedeniyle bir mal hakkında müsadere yaptırımı uygulanmış ise, aynı fiilden dolayı ikinci bir müsadere uygulanması fiilen zaten mümkün olmayacaktır. İdari para cezaları açısından ise sorun daha tartışmalıdır. İnceleme konumuzda olduğu gibi; bir yapı hem 3194 sayılı Kanununa aykırı olarak yapılması nedeniyle hem de bir başka kanuna aykırılıktan dolayı her iki kanunda öngörülen idari para cezası uygulanabilir mi? Yukarıda da açıklandığı üzere; idari yaptırımların iki temel amacı bulunmaktadır. İdari para cezaları ise bu amaçlardan cezalandırma amacına yönelik bir yaptırımdır. Bu nedenle, kanaatimce, bireylerin aynı fiil nedeniyle iki defa cezalandırılmaması kuralı bu duruda uygulanmalı ve aynı fiilen dolayı kişilere iki defa idari para cezası uygulanmamalıdır /c maddesinin 8, 9, 10. alt bentlerinde ise yapının ruhsatsız olması durumunda %180, ruhsatı hükümsüz hale gelmesine rağmen inşaatı sürdürülüyor ise cezanın % 50 si, Yapı kullanma izin belgesi alınmış olmakla birlikte, ruhsat alınmaksızın yeni inşaî faaliyete konu ise cezanın % 100 ünün ilave edileceği hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemenin ise iki açıdan hukuka aykırı olduğu kanaatindeyim. Zira 42. maddenin (a) bendi kapsamında idari para cezası uygulanması için zaten yapının ruhsatsız veya ruhsata aykırı olması gerekir. Diğer bir ifade ile (a) bendi kapsamında para cezası uygulanması için, diğer bentlerde yazılı olan haller gerçekleşmese dahi, yapının ruhsatsız ve ruhsata aykırı olması yeterlidir. Dolayısıyla, (a) bendi ile belirlenen müeyyideye bağlanan fiil, ruhsatsız ve ruhsata aykırı yapı yapılması olup, diğer bentlerde ise cezayı ağırlaştırıcı unsurlar düzenlenmiştir. Diğer bir ifade ile bir yapıda sadece ruhsata aykırı unsurlar bulunsa, bu yapı hakkında sadece (a) bendi çerçevesinde hesaplanacak ceza uygulanmalıdır. Yapının ruhsatsız olması veya ruhsat süresinin bitmesi gibi durumların, ayrıca bir ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmemesi gerektiği kanaatindeyim.
18 394 MÜHF HAD, C. 16, S Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi kararında yer alan ve objektif kriterlere örnek olarak gösterilen, inşai faaliyetlerin tamamlanmış olması, yapının iskan ediliyor olması ve çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet veriyor olması gibi durumlar da idari para cezasını ağırlaştıran unsurlar olarak düzenlenmiştir. Hemen şunu ifade edelim ki; her hukuka aykırı yapının çevre ve görüntü kirliliğine neden olduğunu ileri sürmek doğru değildir. Örneğin, imar kurallarına ve mevzuata uygun ancak ruhsat alınmadan yapılmış bir yapının çevre ve görüntü kirliliğine neden olduğu ileri sürülemez. Bu hüküm kapsamında cezanın ağırlaştırılabilmesi için ayrıca çevresel ve estetik değerler açısından olumsuz bir duruma yol açması gerekir maddede yer alan ilginç düzenlemelerden biri de, bu madde kapsamında tahsil olunan idari para cezalarının, aynı fiil nedeniyle tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edileceğine ilişkin fıkradır. Bilindiği üzere, 184. maddeye göre Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 14 Ne Bis İn İdem kuralının idari yaptırımlar açısından geçerliliğinin tartışmalı bir konu olduğu, konu hakkında doktrinde ve yargı kararlarında bir görüş birliği olmadığı ifade edilmişti. Ayrıca, imar yaptırımları ile birlikte ceza yaptırımı uygulanmasına bir engel bulunmadığı, her iki yaptırımın amaç, sonuç, hukuki dayanak ve usulünün farklı olduğu ifade edilmektedir 15. Yasa koyucu, bu düzenleme ile söz konusu ilkeyi 42. madde kapsamında uygulanacak idari para cezaları açısından kabul etmiştir. Türk Ceza Kanunun 184. maddesi kapsamında, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı inşa edenler aleyhine kamu davası açılmaktadır. Bu nedenle de 42. madde kapsamında verilen idari para cezalarının uygulanması fiilen imkânsız hale gelmektedir. Halbuki yukarıda üzerinde durulduğu üzere, idari yaptırımlar ile ceza hukuku müeyyidelerinin amaçları, yöntemleri, sonuçları birbirinden tamamen farklıdır. Bir hukuka aykırı eylem hem suç hem de kabahat (idari suç) teşkil İmar kirliliği suçuna ilişkin olarak bkz. ÇOLAK N. İlker; İmar Hukuku, On İki Levha Yay., İstanbul 2010, s.462. YILMAZ Mustafa; İmar Yaptırımları ve Yargısal Korunma, Seçkin Yay., Ankara 2002, s.81.
19 Melikşah Yasin - İmar Kanunu nun 42. Maddesi -Anayasa Mahkemesinin 395 İptal Kararı ve Yeni Düzenleme Hakkında Bir Değerlendirme- ediyor ise hem idari soruşturma açılarak idari müeyyide uygulanması hem de ceza davası açılarak cezai müeyyide uygulanmasına bir engel yoktur. Halbuki söz konusu yasal düzenleme ile ceza davasından ceza alanlara, idari müeyyide uygulanması imkansız hale gelmektedir. Özellikle; imar kirliliğinin son derece yaygın olduğu ülkemizde ceza davası mahkumiyeti ile birlikte idari para cezası uygulanmasının özellikle yaptırımların caydırıcılığı açısından gerekli olduğu kanaatindeyim. Ancak hemen şunu ifade edelim ki; eğer aleyhine bu suçtan dolayı dava açılan bireyler suç teşkil eden eylemin gerçekleşmediği veya sanığın bu suçu işlememesi nedeniyle beraat ederse, bu durum uygulanan idari para cezası aleyhine açılacak iptal davaları açısından da etkili olacaktır. Diğer bir ifade ile hakkında imar kirliliği suçundan dolayı açılan ceza davalarında, suçun oluşmadığı veya sanık tarafından işlenmediğine karar verilirse bu tespit idari para cezasını da etkileyecektir 16. SONUÇ İmar Kanunun 42. maddesi, İmar Kanunun diğer pek çok hükmü gibi, günümüz ihtiyaçları karşısında yetersiz kalmış ve farklı uygulama ve sonuçlara yol açmıştır. İdareye tanınan geniş takdir yetkisinin sınırları idari yargı kararları ile belirlenmeye gayret edilmiş ise de, bu sınırların yasal düzenleme ile belirlenmemiş olması nedeniyle yetersiz kalmıştır. Aynı hüküm, idareler tarafından, hatta kimi zaman aynı belediye tarafından farklı şekillerde uygulanmıştır. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesinin son derece haklı tespitleri ile söz konusu hükmü iptal etmesi, bu sorunların aşılmasına önemli katkı sağlayacaktır. Ancak Anayasa Mahkemesi kararında, aynı zamanda kriter belirleme yoluna gitmiştir. Örnek mahiyetindeki bu kriterler, yasama organı tarafından yeni düzenleme yapılırken, dikkate alınmıştır. Ancak, özellikle imar para cezaları için getirilen yeni kriterlerin bazılarının uygulamada sorunlara yol açacağı, tek fiilden dolayı birden fazla idari para cezası uygulanması gibi uygulamaların ortaya çıkabilece- 16 Benzer durum kamu görevlilerinin, aynı zamanda suç teşkil eden disiplin suçları için de söz konusu olup, Danıştay içtihatlarında da, aynı zamanda disiplin suçu teşkil eden suçlar hakkında açılan ceza davalarında memurun suçun oluşmadığı veya suçun memur tarafından işlenmediği gerekçesi ile beraat kararı verilmesi durumunda disiplin soruşturması ve disiplin cezasını etkileyeceği kabul edilmiştir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. KARAN Nur; Devlet Memurluğunun Sona Ermesi, Seçkin Yay., Ankara 2003, s.96.
20 396 MÜHF HAD, C. 16, S. 3-4 ğini söyleyebiliriz. Bu nedenle, öncelikle, ruhsatsız ve ruhsata aykırı yapılara uygulanacak asıl ceza ile cezayı ağırlaştıran unsurlar ayrı ayrı ele alınmalıdır. Ancak uygulamada yerel yönetimlerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar hakkında idari para cezaları tesis ederken, hemen hemen tüm ağırlaştırıcı unsurların da var olduğunu kabul etmekte, neticede neredeyse yapının maliyetine yaklaşan oranlarda idari para cezaları ortaya çıkmaktadır. Şu husus da unutulmamalıdır ki; idarenin ruhsata bağlanması mümkün olmayan ve kamu düzeni açısından risk oluşturan yapıları yıkma görev ve yetkisi bulunmaktadır. Öyle ise uygulanacak olan idari para cezasının ölçülülük ilkesine uygun olarak, makul ve orantılı bir şekilde hesaplanması gerekmektedir. Diğer yandan, imar kirliliği suçu nedeniyle aleyhlerine kamu davası açılan kişilerin, bu davada ceza almaları durumunda, idari para cezalarının iadesi de 42.maddenin uygulanmasını fiiline imkansız hale getirmekte ve yaptırımın caydırıcılığını olumsuz etkilemektedir. Zira yine uygulamada, yerel yönetimler tespit ettikleri tüm ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar hakkında tutanak düzenlemekte, aynı zaman kendi cezai sorumluktan kurtulmak için adli makamlara suç duyurusunda bulunmaktadırlar. Bu hüküm, zaman içinde işlevsiz kalacak, idari para cezası uygulanmasının bir anlamı ve etkisi kalmayacaktır.
T.C. MALİYE BAKANLIĞI Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü. Sayı : 45516914-110.11.06-[115830.323]-4309 10/05/2016 Konu : Anayasa Mahkemesi Kararı
T.C. MALİYE BAKANLIĞI Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Sayı : 45516914-110.11.06-[115830.323]-4309 10/05/2016 Konu : Anayasa Mahkemesi Kararı YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞINA Düzce Üniversitesinin
CEZA LEMLER Ruhsat alınmadan in aata lanması, yapının ruhsat ve eklerine aykırı olarak in
CEZA İŞLEMLERİ Ruhsat alınmadan inşaata başlanması, yapının ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmesinin tespiti halinde ilgili idarece yapının o andaki inşaat durumu tespit edilir Yapı mühürlenir
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra;
Davalı idarede Uzman Yardımcısı olarak görev yapan davacı... tarafından, mali ve sosyal haklarının 15.01.2012 tarihinden önce işe başlayan Sermaye Piyasası Kurulu meslek personeli ile eşitlenmesi talebiyle
1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır.
Esas Sayısı : 2015/109 Karar Sayısı : 2016/28 1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Anayasa nın 2. maddesinde
KAPSAM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK LTD. ŞTİ.
Sirküler No : 2013/13 Sirküler Tarihi : 05.02.2013 Konu : 01.01.2013-30.06.2013 Tarihleri Arası Geçerli Çocuk Zammı ve Kıdem Tazminatı Tutarları 01.01.2013-30.06.2013 döneminde geçerli çocuk zammı ve kıdem
Tohumculuk Kanunundan Doğan Cezalar- Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Bilgilendirme Toplantısı
2 11.45-13:00 Tohumculuk Kanunundan Doğan Cezalar- Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Bilgilendirme Toplantısı Dr. Ayşe Saadet ARIKAN TSÜAB Hukuk Müşaviri [email protected] 10:00-16:00
Gümrük Kanunundaki Değişiklikler İle ilgili Önemli DUYURUDUR.
Gümrük Kanunundaki Değişiklikler İle ilgili Önemli DUYURUDUR. Değerli Müşterilerimiz, Kullanıcılarımız; Aşağıda 4458 sayılı Gümrük Kanunun 235. Maddesinin ve 236. Maddesine eklenen 5.fıkra ithalat yapan
İmar İdari Para Cezaları
www.mevzuattakip.com.tr İmar İdari Para Cezaları İmar İdari Para Cezaları (01.01.2018-31.12.2018) İMAR İDARİ PARA CEZALARI (01.01.2018-31.12.2018) A) Ruhsat Alınmaksızın veya Ruhsata, Ruhsat Eki Etüt ve
Sirküler Rapor Mevzuat 06.08.2015/140-1
Sirküler Rapor Mevzuat 06.08.2015/140-1 SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNU DİSİPLİN YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK YAYIMLANDI
AÇIKLAYICI BİLGİ NOTU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ TASLAĞI (SIRA NO: 471) YAYINLANMA TARİHİ -
VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ TASLAĞI (SIRA NO: 471) TARİH - SAYI RESMİ GAZETE NO - AÇIKLAYICI BİLGİ NOTU MEVZUAT TÜRÜ VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ TASLAĞI (SIRA NO: 471) YAYINLANMA TARİHİ - AÇIKLAMA
Az Tehlikeli 2.466 2.466 3.699 2.603 2.603 3.905. Tehlikeli 3.082 3.699 4.932 3.253 3.905 5.207. Çok Tehlikeli 3.699 4.932 7.398 3.905 5.207 7.
6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA GÖRE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI Son Düzenleme: 25.12.2015 Kanun Maddesi Ceza Maddesi Fiil 30.12.2012 01.01.2013 YDO=%7,80 01.01.2014 YDO=%3,93 01.01.2015
TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN
ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? CEZA HUKUKU SUÇ Suçun Unsurları Suçun Türleri CEZA Ceza Hukukunun İlkeleri Cezai Sorumluluk CEZA HUKUKU "Ceza hukuku, devletin organlarınca suç sayılan
Sirküler Rapor Mevzuat 18.05.2015/108-1
Sirküler Rapor Mevzuat 18.05.2015/108-1 SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK MESLEKLERİNE İLİŞKİN HAKSIZ REKABET VE REKLAM YASAĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
EPDK, DOĞAL GAZ PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE KAPSAMLI DEĞİŞİKLİKLER YAPTI
EPDK, DOĞAL GAZ PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE KAPSAMLI DEĞİŞİKLİKLER YAPTI EPDK, 19/03/2015 tarihli ve 29300 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik (Değişiklik Yönetmeliği) ile
KPSS 2009 GK-(52) KONU ANLATIM SAYFA 97 10. SORU. 10. Seçimlerle verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
KPSS 2009 GK-(52) 52. 1982 Anayasası na göre, TBMM nin seçim dönemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A) 2007 yılında gerçekleştirilen Anayasa değişikliği uyarınca TBMM seçimleri 5 yılda
T.C. D A N I Ş T A Y Dördüncü Daire. Anahtar Kelimeler: Vergi Borcu, Haciz, Tahsil Zaman Aşımı Süresi
Esas No:2012/1851 Karar No:2013/632 T.C. D A N I Ş T A Y Dördüncü Daire Anahtar Kelimeler: Vergi Borcu, Haciz, Tahsil Zaman Aşımı Süresi Özeti : Davacıların adlarına hükmen tescil edilen gayrimenkul üzerine
III-4 HARCAMA YETKİLİLERİ HAKKINDA GENEL TEBLİĞ (SERİ NO: 1)
III-4 HARCAMA YETKİLİLERİ HAKKINDA GENEL TEBLİĞ (SERİ NO: 1) Bütçe ve Mali Kontrol lüğü (Seri No: 1) R.G. Tarihi : 31/12/2005 R.G. Sayısı : 26040 (4. Mükerrer) 1. Giriş Bilindiği üzere, 24/12/2003 tarihli
BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI TEKNİK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Sevilay ARMAĞAN Mimar. Şb. Md. Tel:0312 4102355 KAPSAM
BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI TEKNİK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİMARLAR ODASI İZMİR ŞUBESİ PLANLAMA VE YAPILAŞMAYA İLİŞKİN MEVZUAT VE UYGULAMA Sevilay ARMAĞAN Mimar Şb. Md. Tel:0312 4102355
I sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunun başvuru konusu kuralının Anayasaya aykırılığı sorunu:
Davacı şirket tarafından defter ve belgeler ile aylık ücret bordrolarının kanuna uygun düzenlenmediğinden bahisle 5510 sayılı Kanunun 102/l-e-4ve 5. maddelerine istinaden şirket adına kesilen toplam 3.064,50
266 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
266 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ Resmi Gazete No: 26740 Resmi Gazete Tarihi: 28/12/2007 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve 103 üncü maddelerinde yer
AVUKAT KİMLİKLERİNİN HAVAALANLARINDA DA GEÇERLİ OLDUĞUNA DAİR YAZIŞMALAR
5Resmi Yazışmalar AVUKAT KİMLİKLERİNİN HAVAALANLARINDA DA GEÇERLİ OLDUĞUNA DAİR YAZIŞMALAR Baromuz, havaalanlarında avukat kimlik belgesinin bazı havayolu şirketlerince geçerli kimlik olarak kabul edilmediğinin
EK-1 (Ek:RG-3/4/2012-28253) FORM 1 PROJE MÜELLİFLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ
EK-1 (Ek:RG-3/4/2012-28253) FORM 1 PROJE MÜELLİFLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK ÖRNEĞİ Proje Müellifi Oda Sicil No : : Müellifliği Üstlenilen Proje Projenin Türü : Yukarıdaki bilgilere sahip projenin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:
GENEL GEREKÇE Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma, çalışanların tümü için en temel insan haklarından biridir. Nitekim işyerlerinde sağlıklı ve güvenli ortamların oluşturulmasını amaçlayan iş sağlığı
1136 SAYILI AVUKATLIK KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİSİ
MADDE DEĞİŞİKLİK METİNLERİ 1136 SAYILI AVUKATLIK KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİSİ MADDE 1-1136 sayılı Avukatlık Kanununun Avukatlığa Kabul Şartları başlıklı
ANAYASAYA AYKIRILIK NEDENLERİ VE İLGİLİ ANAYASA MADDELERİ: ANAYASANIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN:
ANAYASAYA AYKIRILIK NEDENLERİ VE İLGİLİ ANAYASA MADDELERİ: ANAYASANIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN: Anayasa nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan
273 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
273 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ Resmi Gazete No: 27447 Resmi Gazete Tarihi: 29/12/2009 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve 103 üncü maddelerinde yer
Anayasa Mahkemesi nin Bağımsızlığı Hukuk Devletinin Güvencesi (Bulgaristan Deneyimi)
Anayasa Mahkemesi nin Bağımsızlığı Hukuk Devletinin Güvencesi (Bulgaristan Deneyimi) Roumen Nenkov İnsanlık, tarih boyunca insani değerlerin tanınması ve bu değerlerin korunması için etkin güvenceler tesis
Av. Mürsel YİĞİT İzmir Barosu
Av. Mürsel YİĞİT İzmir Barosu SUNUM KONULARI İmar Barışı İmar Barışı mı? Affı mı? Hukuki yönüyle İmar Barışı Görüşler İMAR BARIŞI 3194 Sayılı İmar Kanunu nun Geçiçi 16. Maddesine göre İmar Barışı nın amacı;
El koyduğu trafik kazalarında trafik kazası tespit tutanağı düzenlemek,
Karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri göstermek amacıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu çıkarılmıştır.
İÇİNDEKİLER I - İŞYERİ KURMA
İÇİNDEKİLER I - İŞYERİ KURMA A- İş Kanununun Amacı ve Kapsamı 15 B- İş Kanununa Göre İşyeri Kurma 16 1- Genel Bilgiler 16 2- İşyerini Bildirme Yükümlülüğü 17 3- İş Hukukunun Temel Kavramları 17 a- İşyeri
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2009/16 Karar Sayısı : 2009/46 Karar Günü : 12.3.2009 İTİRAZ
İlgili Kanun / Madde 6098 S. BK. /56
T.C YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/10599 Karar No. 2014/27438 Tarihi: 16.12.2014 İlgili Kanun / Madde 6098 S. BK. /56 MANEVİ TAZMİNATIN DÜŞÜK BELİRLEN- MESİ RED EDİLEN KISIM İÇİN TEK BİR VEKALET
G E N E L G E ( 2007 / 8 )
T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sayı : B.13.2.SSK.5.01.07.00.IX.031-61220 29/01/2007 Konu : 2007 Yılı Gelir ve Aylık Artışları. G E N E L G E ( 2007 / 8 ) 29/12/2006 tarih, 26391 (Mükerrer) sayılı
Arkan & Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş.
İstanbul, 23.12.2008 270 Seri No.lu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2008/137 23.12.2008 tarih ve 27089 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 270 Seri No.lu Gelir Vergisi Kanunu Genel
1. 2012 YILINDA UYGULANACAK OLAN GELİR VERGİSİ KANUNU NDAKİ BAZI MAKTU HAD VE TUTARLAR İLE VERGİ TARİFESİ:
SİRKÜLER TARİHİ : 26/12/2011 SİRKÜLER NO : 2011/99 280 SERİ NO LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ YAYIMLANDI: 26 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 280 Seri No lu Gelir Vergisi Genel Tebliği sirkülerimiz
Editörler Doç. Dr. Müslüm Akıncı & Yrd. Doç. Dr. Mustafa Avcı İDARE HUKUKU I
Editörler Doç. Dr. Müslüm Akıncı & Yrd. Doç. Dr. Mustafa Avcı İDARE HUKUKU I Yazarlar Doç.Dr.Müslüm Akıncı Yrd. Doç. Dr. Alptekin Aktalay Yrd. Doç. Dr. Didem Sevgili Yrd. Doç. Dr. Fatma Ebru Gündüz Yrd.
Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerin vatandaşlar arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek, devlet ve vatandaş arasındaki anlaşmazlıkları gidermek, hukuki
YARGI Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerin vatandaşlar arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek, devlet ve vatandaş arasındaki anlaşmazlıkları gidermek, hukuki düzene uymayanlara hangi cezanın verileceğini
GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 285)
GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 285) Resmî Gazete 30 Aralık 2013 PAZARTESİ Sayı : 28867 (Mükerrer) Maliye Bakanlığından: 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47,
TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER: Başkan: Mahmut GÜRSES Üyeler: Ali Kemal AKKOÇ, Erkan DEMİRTAŞ, Ahmet ÖZBAKIR, Mehmet Zeki ADLI, Hamdi GÜLEÇ, Mehmet AKSOY
TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER: Başkan: Mahmut GÜRSES Üyeler: Ali Kemal AKKOÇ, Erkan DEMİRTAŞ, Ahmet ÖZBAKIR, Mehmet Zeki ADLI, Hamdi GÜLEÇ, Mehmet AKSOY BAŞVURU SAHİBİ: Amaç Hast. ve Orto. Ürn. Paz. San. Tic.
BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönergenin amacı; İçişleri Bakanlığı bütçesinden, kamu yararı gözetilerek derneklere yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Yukarıdaki belgelerden Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşımayanlara itibar edilmez.
Karar No : 477 Karar Tarihi : 18/03/2009 Kurulumuz Başkanlığına Demokrat Parti, Demokratik Toplum Partisi ve Saadet Partisi Genel Başkanlıkları tarafından verilen yazılarda; Toplumun büyük bir kesiminin
İKİNCİ BÖLÜM LİHKAB Tescili, Tescil İçin Gerekli Koşullar, Tescil Yenilemesi
TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI LİSANSLI HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ VE BÜROLARI TESCİL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin
TAŞINMAZLARIN, İŞTİRAK HİSSELERİNİN VE RÜÇHAN HAKLARININ BANKALARA VEYA TMSF YE DEVRİNDEN SAĞLANAN KAZANÇLARA İLİŞKİN YENİ K.V.K
Emre KARTALOĞLU Gelirler Kontrolörü TAŞINMAZLARIN, İŞTİRAK HİSSELERİNİN VE RÜÇHAN HAKLARININ BANKALARA VEYA TMSF YE DEVRİNDEN SAĞLANAN KAZANÇLARA İLİŞKİN YENİ K.V.K. DA İKİ AYRI İSTİSNA DÜZENLEMESİ MEVCUTTUR
T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire
T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2012/4237 Karar No : 2012/7610 Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları İle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları İle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik Resmi Gazete Tarihi: 21/08/1981 Resmi Gazete Sayısı: 17435 İçişleri Bakanlığından:
YÖNETMELİK. MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Ankara Üniversitesinde yabancı dil eğitim-öğretimi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir.
24 Mart 2016 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29663 Ankara Üniversitesinden: YÖNETMELİK ANKARA ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE
6111 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ
SİRKÜLER RAPOR Sirküler Tarihi : 09.05.2011 Sirküler No : 2011 / 29 6111 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ (Seri No:2) 06.05.2011 tarih ve 27926 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması
SAĞLIK BAKANLIĞI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞININ GÖREV ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE
SAĞLIK BAKANLIĞI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞININ GÖREV ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Kapsam Amaç MADDE 1- Bu Yönerge nin amacı; Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE Amaç ve Kapsam MADDE 1 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Bu Yönergenin amacı,
CEZA HUKUKU KISA ÖZET KOLAYAOF
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. CEZA HUKUKU KISA ÖZET KOLAYAOF 2 Kolayaof.com
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır. 12 Kasım 2004 CUMA
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır Kuruluş : 7 Ekim 1920 12 Kasım 2004 CUMA Sayı : 25641 Sanayi ve Ticaret Bakanlığından: 17 EKİM 2008 TARİH 277027 SAYILI YÖNETMELİKLE
Anayasa Mahkemesi Kararlarının Devam Eden Davalara Etkisi
Nisan, 2018 Anayasa Mahkemesi Kararlarının Devam Eden Davalara Etkisi I. Giriş Anayasa nın 153. maddesi ise AYM kararlarının nitelik ve özelliklerine ilişkin açıklamalar içermektedir. Söz konusu maddenin
çözümlü anayasa levent yükselay
kpss soru bankası çözümlü anayasa levent yükselay ÖN SÖZ Bu kitap, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) Genel Kültür Testinde önemli bir yeri olan Anayasa bölümündeki 12 soruyu uygun bir süre zarfında ve
1. Asgari ücret desteğinden faydalanabilecek işverenler kimlerdir?
Sayı: 2016/5 Konu: Asgari Ücret Desteğine İlişkin Soru ve Cevaplar Bilindiği üzere, 6661 sayılı Kanunla, işverenlere getirilen Asgari Ücret Desteğine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri
Sirküler Rapor Mevzuat 12.01.2015/24-1 VERGİDEN İSTİSNA KIDEM TAZMİNATI, ÇOCUK YARDIMI VE AİLE YARDIMI İÇİN YAPILAN ÖDEMELERDE İSTİSNA SINIRI
Sirküler Rapor Mevzuat 12.01.2015/24-1 VERGİDEN İSTİSNA KIDEM TAZMİNATI, ÇOCUK YARDIMI VE AİLE YARDIMI İÇİN YAPILAN ÖDEMELERDE İSTİSNA SINIRI ÖZET : 1.1.2015-30.6.2015 ile 1.7.2015-31.12.2015 tarihleri
T.C. MALĠYE BAKANLIĞI Gelir Ġdaresi BaĢkanlığı. Sayı : B.07.1.GİB.0.05.71-010.06.01-3/9677 02.02.2011 UYGULAMA ĠÇ GENELGESĠ SERĠ NO: 2011/1
T.C. MALĠYE BAKANLIĞI Gelir Ġdaresi BaĢkanlığı Sayı : B.07.1.GİB.0.05.71-010.06.01-3/9677 02.02.2011 UYGULAMA ĠÇ GENELGESĠ SERĠ NO: 2011/1. VERGĠ DAĠRESĠ BAġKANLIĞINA Ġlgi: 14.09.2004 tarihli ve 2004/10
Proje Teşvik İkramiyesi (PTİ) üst sınırları(*): (Kişinin aldığı ücretin %75 ini aşmamak kaydıyla)
BİLİM VE TOPLUM PROJELERİ İDARİ VE MALİ ESASLARI (*) 1. AMAÇ Bilim ve Toplum Projeleri, bilginin topluma anlaşılır bir biçimde aktarılmasını, bunu yaparken de bilginin mümkün olduğunca görselleştirilerek,
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... VII İÇİNDEKİLER... IX ŞEKİL LİSTESİ...XVI KISALTMALAR...XVII
IX İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... VII İÇİNDEKİLER... IX ŞEKİL LİSTESİ...XVI KISALTMALAR...XVII GİRİŞ...1 TERMİNOLOJİ...3 MÜLKİYET HAKKI NEDİR?... 3 BİNA VE YAPI NEDİR?... 4 RESMİ BİNA NEDİR?... 6 UMUMİ BİNA NEDİR?...
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Bilindiği üzere mahalli idareler genel seçimleri 30 Mart 2014 tarihinde yapılmıştır. 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci
EMEKLİLİK YAŞINI BEKLEYEN İŞÇİ HER İŞYERİNDEN BU SEBEPLE AYRILIP KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR Mİ?
15 erol gu?ner:layout 1 11/9/10 3:18 PM Page 203 EMEKLİLİK YAŞINI BEKLEYEN İŞÇİ HER İŞYERİNDEN BU SEBEPLE AYRILIP KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR Mİ? Erol GÜNER* I. GİRİŞ: Bilindiği üzere Sosyal Güvenlik Mevzuatında
İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır
İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza
1- Kamu sektöründe hizmet akdine tabi çalıştığım, Emekli Sandığı iştirakçisi olmadığım dönemler için Emekli Sandığı tarafından ikramiye ödenir mi?
28 soruda sigortalıların emekliliği 14 Nisan 2014 13:38 tsi 1- Kamu sektöründe hizmet akdine tabi çalıştığım, Emekli Sandığı iştirakçisi olmadığım dönemler için Emekli Sandığı tarafından ikramiye ödenir
: 2015 Takvim Yılında Uygulanacak Olan Maktu Had ve Tutarlara İlişkin Gelir Vergisi Genel Tebliği
Sirküler No : 2014/93 Sirküler Tarihi : 31.12.2014 Konu : 2015 Takvim Yılında Uygulanacak Olan Maktu Had ve Tutarlara İlişkin Gelir Vergisi Genel Tebliği 30.12.2014 tarih ve 29221 Sayılı Resmi Gazete de
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü mevcut yediemin depo ve garajlarının tasfiye işlemlerini başlatmak üzere start verdi.
{jcomments on} Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü mevcut yediemin depo ve garajlarının tasfiye işlemlerini başlatmak üzere start verdi. Varsayımlarımıza göre bu süreç tüm yurt genelini derinden
Gayrimenkul Sermaye İratlarında Uygulanan İstisna Tutarı
No: 2010/61 Tarih: 31.12.2010 ERK Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik Hizmetleri Ltd. Şti. Acıbadem Cd. Çamlıca Apt. No.77 K.4 34718 Acıbadem-Kadıköy/ISTANBUL Tel :0.216.340 00 86 Fax :0.216.340 00 87 E-posta:
31 Aralık 2014 ÇARŞAMBA. Resmî Gazete. Sayı : 29222 (Mükerrer) TEBLİĞ. Ekonomi Bakanlığından: ÇEVRENİN KORUNMASI YÖNÜNDEN KONTROL ALTINDA
31 Aralık 2014 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29222 (Mükerrer) TEBLİĞ Ekonomi Bakanlığından: ÇEVRENİN KORUNMASI YÖNÜNDEN KONTROL ALTINDA TUTULAN ATIKLARIN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ:
Cumhuriyet Halk Partisi
1 Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Kaleli sığınma evlerinde kalan kadınlarla ilgili hazırladığı iki ayrı kanun teklifi sundu. Tarih : 08.03.2013 Bursa Milletvekili Sena Kaleli nin kanun teklifleri
Yatırımların ve İstihdamın Teşviki İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu, Yasası
Yatırımların ve İstihdamın Teşviki İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5084 sayılı, n Yatırımların ve İstihdamın Teşviki İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu, Yasası
Söz konusu Kanunun 3. maddesi ile gelir vergisi tarifesi aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir. 8.800 TL'ye kadar % 15
1. Gelir Vergisi Kanununun 103. maddesinde ücretler için 5 puan düşük olarak uygulanan gelir vergisi tarifesi 30 Mart 2006 tarih ve 5479 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren
TÜBİTAK ARAŞTIRMA VE YAYIN ETİĞİ KURULU YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
TÜBİTAK ARAŞTIRMA VE YAYIN ETİĞİ KURULU YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Araştırma ve
252 seri numaralı GVKGT nden özellik önem arz ettiğini düşündüğümüz bazı noktaları hatırlatmakta fayda görüyoruz.
YILLIK BEYANDA MAHSUP EDİLEMEYEN (DEVREDEN) GEÇMİŞ DÖNEM VERGİ ALACAĞININ MAHSUBU YOLUYLA CARİ DÖNEM GEÇİCİ VERGİLERİNİN ÖDENMESİ VE CARİ DÖNEMDE YENİDEN OLUŞAN VERGİ ALACAĞI VE MUHASEBESİ YILLIK BEYANDA
2014 Takvim Yılında Uygulanacak Olan Maktu Had ve Tutarlara İlişkin Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı
2014 Takvim Yılında Uygulanacak Olan Maktu Had ve Tutarlara İlişkin Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı Maliye Bakanlığınca 30 Aralık 2013 tarihli ve 28867 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
b) 17.05.2005 tarih ve B.07.0.GEL.0.71/7103-280/21447, c) 19.04.2007 tarih ve B.07.0.GĐB.0.05.71/7103-332/36033 sayılı genel yazılar.
T.C. MALĐYE BAKANLIĞI Gelir Đdaresi Başkanlığı 15.08.2007 Sayı : B.07.1.GĐB.0.05.71/7103-072730..VERGĐ DAĐRESĐ BAŞKANLIĞINA Đlgi : a) 30.03.2004 tarih ve B.07.0.GEL.0.71/7103-253/13892, b) 17.05.2005 tarih
ANAYASA YARGISINDA MAHKEME KAVRAMI
Dr. Kemal BAŞLAR Uluslararası Hukuk Öğretim Üyesi ANAYASA YARGISINDA MAHKEME KAVRAMI Ankara - 2005 Anayasa Yargısında Mahkeme Kavramı ISBN:975-6349-17-4 YAZAR Dr. Kemal BAŞLAR [email protected] 1. Baskı
KARIN SERMAYEYE İLAVESİ KAR DAĞITIMI SAYILMAZ NE ANLAMA GELMEKTEDİR?
KARIN SERMAYEYE İLAVESİ KAR DAĞITIMI SAYILMAZ NE ANLAMA GELMEKTEDİR? A- GENEL AÇIKLAMALAR Sakıp ŞEKER Yeminli Mali Müşavir Bilindiği üzere, yürürlük süresi 31.12.1998 tarihinde sona eren Kurumlar Vergisi
TÜM YÖNLERİYLE HAFTALIK İŞ GÜNLERİNE BÖLÜNEMEYEN ÇALIŞMA SÜRELERİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR
TÜM YÖNLERİYLE HAFTALIK İŞ GÜNLERİNE BÖLÜNEMEYEN ÇALIŞMA SÜRELERİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR Erol GÜNER* 26* I.GİRİŞ: Bazı işlerde, özellikle karayollarında, demiryollarında hareket halindeki araçlarda
KAMULAŞTIRMA 2942 Sayılı Kanun
KAMULAŞTIRMA 2942 Sayılı Kanun 1 Kamulaştırmanın İlkeleri 1-Yapılacak kamulaştırmada kamu yararı bulunmalıdır. 2-Kamulaştırma kararı yetkili organca verilmelidir. 3-Kamulaştırma konusu şey gerçek ve özel
T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) TAVSİYE KARARI
T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) ŞİKAYET NO : 2015/4368 KARAR TARİHİ : 19/02/2016 TAVSİYE KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE : 1- İçişleri Bakanlığı (Re sen) 2- Emniyet Genel Müdürlüğü
Sirküler 2016 / 031. Tahsilat Genel Tebliği nde (Seri: A Sıra No:1) Değişiklik Yapılmıştır
Sirküler 2016 / 031 Referansımız: 0436 / 2016/ YMM/ EK Telefon: +90 (212) 29157 10 Fax: +90 (212) 24146 04 E-Mail: [email protected] İstanbul, 28.04.2016 Tahsilat Genel Tebliği nde (Seri: A Sıra
YARGI ÖRGÜTÜ VE TEBLİGAT HUKUKU
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. YARGI ÖRGÜTÜ VE TEBLİGAT HUKUKU KISA
29.08.2011 tarihli 2011/144 No lu genelgenin yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
29.08.2011 tarihli 2011/144 No lu genelgenin yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Genelge No : 2009/93 Çıkarıldığı Tarih : 06.10.2009 Yürürlük Tarihi : 06.10.2009 Konusu : Kurumsal Hesaplara
AA BAĞIMSIZ DENETİM VE YMM A.Ş. Şehit Ersan Cad. No:28/5 Çankaya. 06580 Ankara, TURKEY. Tlf: +90 312 4688150 Fax:+90 312 4270847
AA BAĞIMSIZ DENETİM VE YMM AŞ Şehit Ersan Cad. No: 28 / 5 06680 Çankaya- Ankara. Tel:+90 312 4688150 Faks: +90 312 4270847 Ticaret Sicil No: Ankara-170606 www.aa-ymm.com SİRKÜLER Tarih,30/12/2014 Sayı:2014/30
Konutta Uygulanan KDV Oranındaki Değişiklik
Cuma, 1 Nisan 013 15:18 Konutta Uygulanan KDV Oranındaki Değişiklik I- GİRİŞ Bilindiği üzere 150 m nin altındaki büyüklükteki konut satışlarında uygulanan katma değer vergisi (KDV) oranı %1, 150 m nin
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM SİSTEMİ VE BU SİSTEMDEKİ ÖĞRENCİLERE AİT VERİLERE ERİŞİM VE KULLANIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM
Senatonun 14/05/2015 tarih ve 4/11 sayılı Kararı ile kabul edilen; ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM SİSTEMİ VE BU SİSTEMDEKİ ÖĞRENCİLERE AİT VERİLERE ERİŞİM VE KULLANIM YÖNERGESİ Amaç ve Kapsam BİRİNCİ
Anayasa Hukuku Dersi Final Sınavı Soruları
Anayasa Hukuku Dersi Final Sınavı Soruları 1. Devlet harcamalarının kanuniliği ilkesi ilk kez hangi belgede yer almıştır? A) 1808 Sened-î Đttifak B) 1839 Tanzimat Fermanı C) 1856 Islahat Fermanı D) 1876
ĠÇĠNDEKĠLER. 1. AYLIKLARDA YAPILAN ARTIġLAR (HĠZMET AKDĠ ĠLE VE BAĞIMSIZ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)...2
ĠÇĠNDEKĠLER 1. AYLIKLARDA YAPILAN ARTIġLAR (HĠZMET AKDĠ ĠLE VE BAĞIMSIZ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)...2 1.1. Genel olarak...2 1.2. 2008 yılı gelir ve aylık artıģ miktarları...2 1.3. 2010 yılı gelir ve aylık artıģ
6111 SAYILI KANUNA İLİŞKİN 5 SERİ NO LU TEBLİĞ YAYIMLANDI
Sirküler Rapor 19.08.2013/168-1 6111 SAYILI KANUNA İLİŞKİN 5 SERİ NO LU TEBLİĞ YAYIMLANDI ÖZET : Tebliğde 6495 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile yapılan düzenlemeyle 1/6/2013 tarihi itibarıyla 6111
Genelge No: 395 Teftiş ve Gözetim Kurulu. Sayın Üyemiz,
Sayı : İMKB-9-GDD-010.06.02-384/ 7095 27/06/2012 Konu : Yatırımcı bazında tedbir düzenlemesi Genelge No: 395 Teftiş ve Gözetim Kurulu Sayın Üyemiz, İMKB`de borsa işlemlerinin açık, düzenli ve dürüst bir
EŞİT DEĞERDE İŞ İÇİN ERKEK VE KADIN İŞÇİLER ARASINDA ÜCRET EŞİTLİĞİ HAKKINDA SÖZLEŞME. Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 14 Nisan 1967 / 6-8036
EŞİT DEĞERDE İŞ İÇİN ERKEK VE KADIN İŞÇİLER ARASINDA ÜCRET EŞİTLİĞİ HAKKINDA SÖZLEŞME ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1951 Kanun Tarih ve Sayısı: 13 Aralık 1966 / 810 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 22
T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı
TC Sayı : B080SGB0060000-310/1246 08/03/2011 GENELGE 2011/15 Ġlgi: a) 2507 2005 tarihli ve 25886 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kamu İhale Genel Tebliği b) 23012011 tarihli ve 27824 sayılı Resmî Gazete
Konu: 01.01.2014-30.06.2014 Tarihleri Arasında Uygulanacak Kıdem Tazminatı Tavanı Tutarı
1 İstanbul, 06.01.2014 Konu: 01.01.2014-30.06.2014 Tarihleri Arasında Uygulanacak Kıdem Tazminatı Tavanı Tutarı Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü nün 03/01/2014*54 tarih ve 27998389.115913
GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI MALİ HİZMETLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUK ESASLARINI BELİRLEYEN YÖNETMELİK
GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI MALİ HİZMETLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUK ESASLARINI BELİRLEYEN YÖNETMELİK GAZİANTEP 2011 GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MALİ HİZMETLER DAİRESİ
4734 SAYILI KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN MAL ALIMLARINDA UYGULANACAK FİYAT FARKINA İLİŞKİN ESASLAR
4734 SAYILI KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN MAL ALIMLARINDA UYGULANACAK FİYAT FARKINA İLİŞKİN ESASLAR RESMİ GAZETE SAYISI: 28751 RESMİ GAZETE TARİHİ: 31.08.2013 KARAR SAYISI: 2013/ 5216 KARAR TARİHİ:
Teori ve Uygulamada Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Delillerin Kullanılması ve Değerlendirilmesi Yasağı
Yrd. Doç. Dr. Cem ŞENOL Erzurum Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Anabilim Dalı Teori ve Uygulamada Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Delillerin Kullanılması ve Değerlendirilmesi
KONU: Gelir Vergisi Kanununda Yer Alan Had ve Tutarların 2014 Yılı Değerleri Belirlendi
MEVZUAT SİRKÜLERİ SİRKÜLER NO: 107/2013 İstanbul, 31.12.2013 KONU: Gelir Vergisi Kanununda Yer Alan Had ve Tutarların 2014 Yılı Değerleri Belirlendi ÖZET: Gelir Vergisi Kanunu nun 21, 23/8, 31, 47, 48,
İDARİ YARGILAMA USULÜ HUKUKU 3-B K. Burak ÖZTÜRK İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI
İDARİ YARGILAMA USULÜ HUKUKU İDARİ YARGILAMA AÇIK DERS MATERYALİ USULÜ HUKUKU 3-B K. Burak ÖZTÜRK İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI ANAYASAL DÜZENLEME Anayasa, m. 138/4: Yasama ve yürütme organları
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 1999/33 Karar Sayısı: 1999/51 Karar Günü: 29.12.1999 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul 6. İdare Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU : 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu
