Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu"

Transkript

1 Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 1 / 93

2 Bu rapor, Türkiye nin 2012 Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi (Bundan sonra Ulusal Rio+20 Süreci olarak anılacaktır.) kapsamında öncelikle son on yılda Türkiye de sürdürülebilir kalkınma alanında yaşanan gelişmeleri derlemek üzere hazırlanmıştır. Rapor, akademik bir çalışma olması yerine, olabildiğince sürdürülebilir kalkınma konusunda politika geliştiren ve uygulamada yer alan kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve akademinin tecrübelerine dayanan bilgilerle hazırlanmış olup temel olarak süreçte yer alan katılımcıların görüşlerini yansıtmaktadır. Rapor, ekonomi, çevre ve sosyal politikalar konusunda dinamik bir süreçten geçen Türkiye de sürdürülebilir kalkınma ile doğrudan veya dolaylı alakalı bütün politika ve mevzuat ile uygulamaların bir envanterini çıkartmak yerine, genel görünüm ve eğilimleri görünür kılmayı hedeflemektedir. Raporda yer alan veri ve göstergeler, faydalanılan kaynakların farklı nitelik ve dönemselliklere sahip olması nedeniyle yılları arasındaki gelişmeleri yıllık bazda vermek yerine dönemsel olarak ortaya koymaktadır. Raporda yapılan değerlendirmeler, sürdürülebilir kalkınma gibi çok boyutlu ve çok paydaşlı bir konuda teknik detaylara odaklanmak yerine makro ölçekte ve politika düzeyinde yapılmaktadır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 2 / 93

3 İÇİNDEKİLER Giriş... 4 Birinci Bölüm: Sürdürülebilir Kalkınma... 6 İkinci Bölüm: Son 20 Yılda Türkiye nin Genel Görünümü... 9 Üçüncü Bölüm: Yoksulluğun Giderilmesi Dördüncü Bölüm: Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Beşinci Bölüm: Sürdürülebilir Doğal Kaynak Yönetimi Altıncı Bölüm: Sürdürülebilir Kalkınmanın İşlevselleştirilmesi Sonuç ve Değerlendirmeler EKLER Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 3 / 93

4 Giriş 1. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Raporu, Kalkınma Bakanlığı sorumluluğunda ve BM Kalkınma Programı kolaylaştırıcılığında yürütülen Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi kapsamında ulusal hazırlıkların bir parçası olarak hazırlanmıştır. 2. Türkiye de sürdürülebilir kalkınmanın mevcut durumun belirlenmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi için somut ilerlemelerin sağlanması gereken konular (1) Yoksulluğun giderilmesi, (2) Sürdürülebilir üretim ve tüketim, (3) Sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi olarak belirlenmiştir. Bu konular aynı zamanda Johannesburg Uygulama Planının da en önemli üç başlığını oluşturmakta olup Rio+20 Zirvesinde tartışılacak konulara paralellik göstermekte ve yeşil ekonomi kavramı içerisinde anlam kazanmaktadır. 3. Ulusal hazırlıklar kapsamında ele alınacak bu üç öncelikli konu ile proje kapsamında gerçekleştirilecek çalışmaları geniş bir paydaş kitlesine anlatmak ve görüşleri almak üzere bir dizi toplantı düzenlenmiştir: 14 Ekim 2011: Türkiye de bulunan Birleşmiş Milletler örgütlerinin temsilcileri 20 Ekim 2011: Kalkınma Bakanlığı temsilcileri 31 Ekim 2011: Paydaşlar Toplantısı 4. Daha sonra sürdürülebilir kalkınmanın mevcut durumunu ortaya çıkarmak için yapılacak çalışmalarda ele alınacak çerçevenin belirlenmesine yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışması (1) Yoksulluğun giderilmesi, (2) Sürdürülebilir üretim ve tüketim, (3) Sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi başlıkları altında ele alınacak konuların belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. 5. Sonrasında farklı paydaşların katılımıyla iki çalıştay gerçekleştirilmiştir: Birinci Çalıştay - 31 Ekim 2011: İlgili konularda mevzuat ve politika çerçevesi (plan, program, strateji, eylem planı vb.) ile mali mekanizmalar ortaya konulmuştur. İkinci Çalıştay Aralık 2011: Birinci çalıştayda ortaya konan sürdürülebilir kalkınmayla alakalı politika ve mevzuatın uygulanmasında karşılaşılan zorluklar, çatışma alanları, sorunlar ve sorunların nedenleri ile bu zorluk ve çatışmaları olumluya çevirebilecek somut ve yapılabilir çözüm önerileri geliştirilmiştir. Çalıştayda aşağıdaki temel sorular ele alınmıştır: 1. Mevcut mevzuat ve uygulamalara dair zorluklar nelerdir? 2. Mevcut mevzuat ve uygulamalara, diğer sektör ve mevzuattan olumlu veya olumsuz etkiler var mıdır? 3. Uygulama zorluklarını ve dışsal etkilenmeleri olumluya çevirecek ve sürdürülebilir kalkınmaya hizmet edecek ihtiyaçlar ve somut çözümler neler olabilir? 6. Katılımcıların Sorunlar ve bu sorunların nedenleri başlığı altında yaptıkları katkılar, politika, mevzuat, planlama, uygulama, izleme ve denetleme, işbirliği ve koordinasyon, finansman mekanizmaları, yönetişim, insan kaynakları ve kurumsal kapasite, araştırma ve geliştirme ile bilinç başlıkları altında gruplanmış ve yorumlanmıştır. 7. Çalıştaylar sayesinde, belirlenen konularda iyileştirme, yaygınlaştırma ve odaklanmanın nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiğine dair sorgulamalar yapılabilmiştir Rio Zirvesinden sonra kaydedilen ilerlemeyi tarihsel derinliği içerisinde özetleyebilmek için Türkiye de sürdürülebilir kalkınma konusunda doğrudan veya dolaylı eserlerin incelemesi ve ilgili verilerin ve göstergelerin derlemesi yapılmıştır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 4 / 93

5 9. Bu Mevcut Durum Raporu, sekiz ana bölümden oluşmaktadır: Birinci Bölümde sürdürülebilir kalkınmaya yönelik çerçeve tanımlanmaktadır. İkinci Bölümde son yirmi yılda Türkiye nin kalkınmasına dair genel durum özetlenmektedir. Üçüncü Bölümde yoksulluğun giderilmesi konusunda kavramsal çerçeve verilmekte, konuyla ilgili ana başlıklar halinde gelişmeler ele alınmakta ve konunun mevcut durumuna dair çalıştayların çıktıları özetlenmektedir. Dördüncü Bölümde sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda kavramsal çerçeve verilmekte, konuyla ilgili ana başlıklar halinde gelişmeler ortaya konulmakta ve konunun mevcut durumuna dair çalıştayların çıktıları özetlenmektedir. Beşinci Bölümde sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi konusunda kavramsal çerçeve verilmekte, konuyla ilgili ana başlıklar halinde gelişmeler ortaya konulmakta ve konunun mevcut durumuna dair çalıştayların çıktıları özetlenmektedir. Altıncı Bölümde sürdürülebilir kalkınmanın işlevselleştirilmesi ve yönetişimine dair değerlendirmeler özetlenmektedir. Sonuç bölümünde ise, sürdürülebilir kalkınmanın mevcut durumuna dair yapılan bütüncül değerlendirmeler sunulmaktadır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 5 / 93

6 Birinci Bölüm: Sürdürülebilir Kalkınma 10. Sürdürülebilir kalkınma, en genel anlamda iki temel kavramı içermektedir: (i) Sürdürülebilir, yani bir şeyin sürekli olması, (ii) Kalkınma yani büyümeden farklı olarak, niceliksel bir değişmenin, ilerlemenin ve iyileşmenin aynı zamanda niteliksel olması lerde hazırlanan ve çok eleştirilen Büyümenin Sınırları adlı raporun, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma kavramının temelini attığı söylenir. Raporun temel iddiası, o dönemlerdeki mevcut endüstriyel kalkınma anlayışının doğanın taşıma kapasitesinin üstüne çıkmakta olduğu, eninde sonunda bu eğilimin insanın kendisine yönelik olumsuz etkileri olacağı ve büyümenin vakit geçirilmeden sıfırlanması gerektiğidir. 12. Daha sonra hem sivil toplum kuruluşları hem de Birleşmiş Milletler öncülüğünde gerçekleştirilen zirvelerde olgunlaşan düşünce, sıfır büyüme yaklaşımından sosyal, çevresel ve ekonomik kalkınma/koruma çabalarının bir bütün olarak ele alınmasına ve temel olarak gelecek nesillerin haklarını korumaya dayanan bir bakış açısına dönüşmüştür yılında Çevre ve Kalkınma Üzerine Dünya Komisyonunun raporunda (Brundtland Raporu) sürdürülebilir kalkınma; Günümüzün ihtiyaçlarının gerektirdiği kalkınmanın, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama kabiliyetlerini ortadan kaldırmayacak şekilde gerçekleşmesi olarak tanımlanmıştır Rio Zirvesinde katılımcı ülkelerin de kabul ettiği şekliyle sürdürülebilir kalkınma kavramı, aslında o dönemin şartları içerisinde felsefesini büyük ölçüde tamamlamış ve kavramın kurumsallaşması için önemli adımlar atılmıştır. 15. Daha sonraları ekolojik krize dair düşünürlerin ve bu alanda çalışanların gözlemlerine dayanarak daha gelişmiş tanımlar yapılmıştır. World Conservation Union (IUCN), BM Çevre Programı (UNEP) ve World Wide Fund for Nature (WWF) ortaklığının hazırladığı bir raporda sürdürülebilir kalkınma, Yaşam kalitesinin, çevredeki yaşamı destekleyici doğal sistemlerin taşıma kapasitesi içerisinde kalacak şekilde iyileştirilmesi olarak tanımlanarak güncel bakış açısını yakalamıştır. 16. Sürdürülebilir kalkınma düşüncesinin gelişimi 17. Bu raporda da ele alındığı şekliyle, kapsayıcı bir bakış açısıyla sürdürülebilir kalkınma; yoksulluğun giderilmesi ile dezavantajlı grupların sosyal ve ekonomik yaşamla bütünleştirilmesi; şu anki ve gelecek nesiller arası fırsat eşitliğinin sağlanması; ekonomik büyümenin sosyal ve beşeri kalkınma ile doğal Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 6 / 93

7 kaynak temelinin korunmasına destek olacak şekilde ele alınması ve yurttaşların yaşam kalitesinin yükseltilmesi için kapsamlı ve bütünleşik bir yaklaşımı ifade eder. 18. Sürdürülebilir kalkınmaya temel olan sürdürülebilirlik ifadesi kendisine çok farklı boyutlarda yer ve anlam bulmaktadır: Sektörel ve ekonomik boyut: Mekansal / Coğrafi boyut: Sürdürülebilir ulaştırma Küresel Sürdürülebilir tarım Bölgesel (Uluslararası) Sürdürülebilir turizm Ulusal Sürdürülebilir kentleşme Bölgesel (Ulusal) Sürdürülebilir avcılık Yerel Sürdürülebilir üretim Su Havzası Sürdürülebilir lojistik Kıyı Alanları Doğal kaynak yoğun sektörler Dağlık Alanlar Finans sektörü Arazi Kullanımı Kirletici sektörler vb. Teknoloji yoğun sektörler Emek yoğun sektörler Enformel sektörler vb. Sosyal boyut: Kent Topluluk İş dünyası Aile Birey Dezavantajlılar Kadınlar vb. Zamansal boyut: Nesiller arası Sosyal ve çevresel değişimleri gözleyebilmek ve ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla uzun vadeli planlama (yatırım/etki vs.) vb. 19. Bu durum, farklı coğrafi, sosyal, sektörel yaklaşımlarda ortak vizyon, bilinç, paydalar, ilkeler etrafında farklı/özgün uygulamaları gerektirir. Sürdürülebilir kalkınma, sektörel boyutta (yatay düzey olarak tanımlanan entegrasyon) sektör içi ve sektörler arası olumsuz etkilenmeleri de azaltacak şekilde karar verme, planlama ve uygulamalarda göz önüne alınmayı gerektirir. Coğrafi boyutta (dikey düzey olarak tanımlanan entegrasyon) ulusaldan yerele doğru karar verme, planlama ve uygulamalarda birbirini bütünleyici ve destekleyici olarak göz önüne alınmayı gerektirir. Bütün bu yatay ve dikey ilişkiler ve etkileşimlerin de bir veya birkaç resmi ve/veya gayri resmi eşgüdüm sistemiyle izlenmesi, kolaylaştırılması ve yönlendirilmesi gerekir. 20. Bunların yanı sıra, sürdürülebilir kalkınma için her politikada olduğu gibi, üst düzey politik sahiplenme olmalı ve ortak bir anlayış ile bir vizyon belirlenmelidir. Belirlenen vizyon; stratejik hedefler ve bu hedefler çerçevesinde oluşturulmuş uygulama mekanizmaları ile işlevselleştirilmelidir Rio Zirvesinin bir çıktısı olan Gündem 21 belgesinde de altı çizildiği gibi katılımcılık ilkesi çerçevesinde farklı paydaş grupları, farklı düzeyler ve yöntemlerle (bilgilendirici, karar almaya yönelik ve danışma), sürdürülebilir kalkınma politikalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına dahil edilmelidir. 22. Bu vizyon ve bilinç çerçevesinde sürdürülebilir kalkınma; Ekonomik açıdan dünya piyasalarıyla rekabet edebilen, insanların temel ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılandığı (barınma, eğitim, sağlık, sağlıklı içme suyu gibi), refah düzeyini yükseltici, Toplumsal açıdan hakkaniyetçi, eşitlikçi, dezavantajlı grupları kapsayıcı ve yaşam kalitesini yükseltici (temel hizmetlere erişebilirlik, sağlıklı çevre, gibi), Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 7 / 93

8 Çevre açısından çevre kirliliğini önleyici ve yaşamı destekleyici doğal sistemlerin (ekosistem hizmetleri) korunacağı şekilde birbirini destekleyici ve bütünleyici nesiller içi ve nesiller arasında dengeli bir planlama, uygulama ve yönetme sürecidir. 23. Günümüzde, sürdürülebilir kalkınma doğal kaynaklar ile ekosistem hizmetlerinin (doğal yapıların insan ve diğer canlıların hayatlarını idame ettirmeleri için sağladığı su döngüsü, azot döngüsü, suyun ve havanın temizlenmesi, gıda temini gibi işlev ve süreçlerin bütünü) korunması, ekonomik gelişmenin sosyal refaha katkı yapması ve fırsat eşitliğinin sağlanması gibi konulara dair vurgularıyla temel kalkınma yaklaşımlarından en önemlisi olma konusunda gündemdeki yerini korumaktadır yılında gerçekleştirilen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı (Rio veya Dünya Zirvesi) ve 2002 yılında gerçekleştirilen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinde (Johannesburg Zirvesi) bugün tartışılan birçok konuyla alakalı prensip kararları, sözleşmeler ve uygulama planları üzerinde görüş birliğine varılmıştır: Gündem 21 Belgesi, Sürdürülebilir Ormancılık Prensipleri, Küresel Çevre Fonunun ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonunun yapısı 1992 Rio Zirvesinde oluşturulmuştur. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi de Zirvede tanıtılmış ve imzaya açılmıştır. 25. Johannesburg Zirvesinde sürdürülebilir kalkınmanın ana çerçevesi içerisinde kalan konuları kapsayan bir Uygulama Planı kabul edilmiştir. Bu Planda üç konunun, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi açısından gerekliliğine vurgu yapılmaktadır: 1. Yoksullukla Mücadele 2. Sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim kalıplarının değiştirilmesi 3. Doğal kaynakların ekonomik ve sosyal kalkınmayı destekleyecek şekilde korunması ve yönetilmesi BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20) na ulusal hazırlıklar, Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi yardımıyla yürütülmektedir ve hazırlanan bu raporda da, yukarıda bahsedilen bu üç eksen etrafında şekillendirilmiştir. 27. Bu başlıklar, Rio+20 nin öncelikli konularına doğrudan atıfta bulunmaktadır Haziran 2012 tarihlerinde, Brezilya Rio de Janeiro da yapılan 1992 Birleşmiş Milletler (BM) Çevre ve Kalkınma Konferansının (UNCED) 20. yıldönümü ve 2002 de Johannesburg da yapılan Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinin (WSSD) 10. yıldönümünde gerçekleştirilecek olan Rio+20 nin hedefleri (1) Sürdürülebilir kalkınma konusundaki politik kararlılığa yeniden vurgu yapılması, (2) Sürdürülebilir kalkınma konusundaki başlıca zirvelerin çıktıları konusundaki gelişmelerin ve eksiklerin ortaya konması, ve (3) Yeni ve yükselen tehdit ve fırsatların belirlenmesidir. Konferansta tartışılacak konu başlıkları (1) Sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun azaltılması çerçevesinde yeşil ekonomi ve (2) Sürdürülebilir kalkınmanın kurumsal çerçevesidir. 28. Konferansa, devlet başkanları, hükümet temsilcileri gibi en üst düzeyde katılım öngörülmektedir. Konferansın politik düzeydeki bir belgeyle sonuçlanması beklenmektedir. Sonuç belgesinde yeşil büyümeye geçişle alakalı olarak ülkelere yol gösterecek şekilde kamu ve özel sektör için gerçekçi ve uygulanabilir önerilerin oluşturulması ve bu önerilerin üye ülkeler tarafından benimsenmesi için zemin oluşturacaktır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 8 / 93

9 İkinci Bölüm: Son 20 Yılda Türkiye nin Genel Görünümü yılında oluşturulan BM Çevre ve Kalkınma Komisyonu çerçevesinde, 1987 yılında Ortak Geleceğimiz Raporu nun (Brundtland Raporu) yayımlanmasıyla birlikte kalkınma politikalarının sürdürülebilirliği konusu önemli bir gündem maddesi olmuştur yılında Rio da yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı yıllarını kapsayan Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemine rastlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma konusundaki küresel eğilimler, bu dönemde ekonomik büyüme ile çevresel değerlerin korunması arasındaki bağın, yavaş yavaş şekillenmeye başlamasını da beraberinde getirmiştir. Altıncı Planda; ekonomik ve sosyal faaliyetlerin yürütülmesinde, beşeri ve doğal kaynakların israfının önlenmesi ve çevrenin korunmasının esas alınması benimsenmiş ve böylece Planın temel amaç ve politikalarında sürdürülebilir kalkınma anlayışına yer verilmiştir. 30. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemine girerken AB ile tam üyelik hedefi doğrultusunda gümrük birliği sürecini başlatan Türkiye, bölgeselleşme ve küreselleşmenin avantajlarından yararlanabilme fırsatına sahip olmuştur. Bütün bu açılardan bakıldığında, dönemini kapsayan Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının hazırlık çalışmaları yapılırken, dünyadaki hızlı yapısal değişimler ve bunların ortaya çıkardığı rekabet ortamı ve uluslararası bağımlılık sürecinde, Türkiye çağı yakalamak için köklü yapısal değişim ve toplumsal dönüşümlere zorlanmıştır. Bu çerçevede Plan, ekonomik ve sosyal sektörlerin gelişme hedef ve politikalarında yapısal değişiklikler içermektedir. Çevre konusunun başlı başına bir yapısal değişim projesi olarak değerlendirilmiş olması, Yedinci Plan döneminde 1992 Rio Zirvesi ve sonrasındaki gelişmelerden etkilenilmiş olduğunu göstermektedir. 31. Türkiye nin genel olarak kalkınma, özel olarak da sosyal ve çevresel politikalar, başta 1992 Rio ve 2002 Johannesburg Zirvesi nin çıktılarından ve zirvede imzaya açılan uluslararası sözleşmelerden etkilenmiş ve halen etkilenmektedir. Türkiye sürdürülebilir kalkınma politikalarını etkileyen bu belgeler, doğrudan 1992 Rio Zirvesinin çıktısı olan Gündem 21 belgesi ile zirvede imzaya açılan BM Çölleşme İle Mücadele Sözleşmesi (BMÇMS), BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (BMBÇS) dir. 32. Türkiye BMÇMS i 1994 yılında imzalamış ve 2005 yılında da Ulusal Eylem Programı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Türkiye BMBÇS yi 1992 yılında Rio Zirvesi nde ilk imzalayan ülkelerden biri olmuştur. Resmi gazetede yayınlanmasından sonra 1997 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı (UBSEP) 2001 yılında hazırlanmış ve 2007 yılında da güncelleştirilmiştir. Türkiye, BMİDÇS ye 2004 tarihinde, BMİDÇS ye Yönelik Kyoto Protokolü ne de 2009 yılında taraf olmuştur. 33. Dünyada o dönem, sürdürülebilir kalkınma dengesinin temel unsurunu oluşturan çevre konusunun üretim, istihdam ve ticaret alanlarında dikkate alınmasının önemi artmış ve bu yönde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Türkiye de bu gelişmelerin yansıması olarak, Yedinci Plan döneminde çevre politikalarının tespitine ve çözüm önerilerine yönelik dikkati çeken ve önemli bir çalışma olan Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Planını(UÇEP) hazırlamıştır. 34. Bu süreçte Türkiye için önemli bir başka eşik de, Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliğine talebi ve bu çerçevede yaşanan gelişmelerdir. Bilindiği üzere, Avrupa Birliği Konseyi Helsinki Zirvesinin 11 Aralık 1999 tarihinde açıklanan Sonuç Bildirgesi ile Türkiye ve AB ilişkilerinde yepyeni bir döneme girilmiştir. Nitekim Türkiye nin AB ye adaylık sürecinin başlamasıyla birlikte, siyasi ve ekonomik kriterlere uyum, Topluluk mevzuatının üstlenilmesi ve bu kapsamda gerekli idari ve kurumsal uyumun sağlanması ile uygulamanın iyileştirilmesi öncelikle ele alınan hususları oluşturmuş ve bu konular geleceğe yönelik hazırlanan ulusal kalkınma strateji ve politika belgelerine yansımıştır/yansımaktadır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 9 / 93

10 35. Kendi mevzuatını oluşturmak için BM süreçleri ve zirvelerini yol gösterici çerçeveler olarak alan Avrupa Birliği (AB) ne entegrasyon süreci de Türkiye nin sürdürülebilir kalkınma politikalarına dair itici güçlerden biridir. Örneğin Dokuzuncu Kalkınma Planı ile Büyüme ve İstihdam başlığını taşıyan AB Lizbon Stratejisinin benzerlikler gösterdiği bilinmektedir. Bunun yanında, AB mevzuatı ile uyum kapsamında çok sayıda düzenleme yapılmıştır. 36. Bu çerçevede hazırlanan ve dönemini kapsayan Uzun Vadeli Gelişme Stratejisi, zaman dilimini iki dönemde tanımlamıştır. Buna göre Türkiye nin (i) AB ye tam üyelik sürecinde ekonomik ve toplumsal yeniden yapılanması ve bilgi toplumuna dönüşerek, 2010 larda bölgesel güç olarak etkinliğini daha da artırması ve (ii) 2020 lerde küresel düzeyde etkili bir dünya devleti olması hedeflenmiştir. Uzun Vadeli Gelişme Stratejisi ile tespit edilen temel amaca ulaşmak için öncelikli sektör ve temalarda yol haritalarının belirlenmesi amacıyla, gelişme stratejilerinin hazırlanması ihtiyacı doğmuş, nitekim 2001 yılı itibariyle bir çok sektör ve alanda strateji belgeleri hazırlanmıştır/hazırlanmaktadır. Uzun Vadeli Stratejide dünyada ekonomilerin küreselleşmesi ve piyasa ekonomilerinin yaygınlaşması, dış ticaret, rekabet, fikri haklar ve çevre gibi alanlarda yeni norm ve standartların getirilmesi, teknoloji ve bilgi yoğun hizmet üretiminin önemi dikkate alınarak, Türkiye nin 21. yüzyılda etkili ve başarılı bir ülke konumuna gelmesi hedeflenmiştir. 37. Gündem 21 ve bununla bağlantılı olarak oluşturulan Yerel Gündem 21, yönetişim ve yerel yönetimlerde önemli yaklaşım değişikliklerinin önünü açmıştır. Yerel yönetim alanında 1992 Rio Konferansı nın ana çıktılarından Yerel Gündem 21 Türkiye de başarıyla uygulanmıştır. Yerel Gündem 21 programının ana hedefi, karar alma sürecinde sivil toplum katılımını arttırarak ve yerel yatırımları etkileyerek yerel yönetimi güçlendirmek olmuştur. Program, ağ kurma ve işbirliğine dayanan merkezi olmayan bir yaklaşım içermektedir. Kamu kurumları, yerel otoriteler ve sivil toplum kuruluşlarını içermektedir. Başlıca karar alma ve uygulama mekanizmaları Kent Konseyleri şeklinde oluşturulmuştur ve, kadın ve genç konseyleri, çocuklar ve yaşlılar için platformlar ve engellilerin oluşturduğu çalışma grupları tarafından desteklenmektedir. Türkiye Yerel Gündem 21 Programı, 2001 yılında en iyi uygulama örneği olarak seçilmiş ve 2002 de Johannesburg daki Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi nde küresel iyi örnek olarak tanıtılmıştır de Belediye Kanunu na Kent Konseylerinin oluşumu dahil edilmiş ve 2006 da da işleyiş mekanizmalarını düzenleyen Kent Konseyleri Yönetmeliği çıkartılmıştır. Bu sayede Yerel Gündem 21 süreci, Kent Konsey lerinin kurulması ile kurumsallaşmıştır yıllarını kapsayan Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde, dünyada köklü ekonomik ve sosyal değişimlerin yaşanırken Türkiye de de yapısal sıkıntılar varlığını sürdürmüştür. Bu Plan döneminde Türkiye nin belirgin bir şekilde dünyadaki gelişmeler ve küreselleşme sürecinden etkileniyor olması ile AB adaylık sürecinin başlamış olması gibi önemli faktörler nedeniyle, Sekizinci Planın diğer planlardan daha farklı bir arayış ve yöntemle hazırlanmasına sebep olmuştur. Sekizinci Planın temel amacı; Türkiye nin dünya hasılasından daha çok pay alması, AB üyeliği perspektifinde dünya ile bütünleşmenin hızlandırılması ve toplumun yaşam kalitesinin artırılması olarak özetlenebilir. Burada esas olan Plan döneminde kesintisiz bir büyüme sürecini gerçekleştirmektir. Bu çerçevede Planda, ekonomide etkinliği artıracak kurumsal ve yapısal reformların zamanında yapılması öngörülmüştür. Planda, Türk sanayinin dış pazarlarda rekabet gücü kazanabilmesi için; teknoloji üreten, Ar-Ge ye önem veren, çevre normlarına uygun üretim yapan, tüketici sağlığını ve tercihlerini gözeten, yerel kaynakları harekete geçiren, nitelikli işgücü kullanan, küreselleşmenin avantajlarını yakalayabilecek şekilde çağdaş işletmecilik ve üretim yöntemlerini uygulayabilen, özgün tasarım yapan, marka yaratabilen ve zaman içinde bilgi ve teknoloji yoğun alanlara kaymasına olanak sağlayan bir yapıya kavuşturulması hedeflenmiştir. 1. Burada çevre ile ilgili alınacak önlemlerin, ilk kez ekonominin rekabet gücünün artırılması ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Bu durum Dokuzuncu Kalkınma Planında daha da netleşecektir. Nitekim Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının 1 Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ( ), s DPT, Haziran 2000, Ankara. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 10 / 93

11 makroekonomik hedef, tahmin ve politikalarına ayrıntılı olarak bakıldığında; benimsenen çevre politikalarının sürdürülebilir büyüme politikaları içindeki yeri açıkça görülmektedir. Sekizinci Planın hedefleri arasında sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının ele alındığı bir başka bölüm, insan kaynaklarının geliştirilmesi ile ilgili bölümüdür. Bu bölümde;...sürdürülebilir kalkınma hedefi ile uyumlu bir nüfus yapısına ulaşmak amacıyla, her yaş grubundaki nüfusun niteliklerinin geliştirilmesi esas olacaktır. denilmektedir. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının Çevre bölümünde ekonomik ve sosyal gelişmeyi gerçekleştirirken insan sağlığını, ekolojik dengeyi, tarihi ve estetik değerleri korumak esastır denilmektedir. 39. Bu dönemde Johannesburg Uygulama Planında önerildiği gibi ekonomik, sosyal ve çevresel kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışı ile kullanılmasını; sürdürülebilir kalkınma yaklaşımını ilgili bütün tarafların katılımıyla plan, program ve stratejilere entegre edilmesini ve ülkemiz özelliklerine uygun, dinamik bir sürdürülebilir kalkınma göstergeler seti oluşturulmasını ve izlenmesini sağlamak amacıyla Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu (USKK) 2004 yılında kurulmuştur. USKK başkanı DPT Müsteşarlığı Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürüdür. USKK (i) İçişleri Bakanlığı temsilcisi, (ii) Dışişleri Bakanlığı ve (iii) Çevre ve Orman Bakanlığı temsilcisinden oluşmaktadır. USKK nın görevleri : a) Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisinin hazırlanması sürecinde koordinasyonu sağlamak, b) Sürdürülebilir kalkınma alanında ulusal ve uluslararası gelişmelerin etkin izlenmesi için sorumlu kuruluşların aktif katılımını sağlamak, c) Sürdürülebilir kalkınma faaliyetlerinin izleme ve değerlendirilmesini yapmak, bunun için gerekli mekanizmaların kurulmasını ve etkin bir şekilde işlemesini sağlamak, d) Komisyon çalışmalarının yürütülmesinde ülke önceliklerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda çalışma grupları oluşturulmasına karar vermek, e) Sürdürülebilir kalkınma çalışmalarının yerel düzeyde de yaygınlaşmasını ve uygulanmasını teşvik etmektir yıllarını kapsayan Ön Ulusal Kalkınma Planında gelişme eksenleri ve öncelikleri olarak (a) İşletmelerin rekabet gücünün artırılması, (b) Bölgesel gelişme ve kırsal kalkınma, (c) İnsan kaynaklarının geliştirilmesi ve istihdamın artırılması ve (d) Altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi ve çevrenin korunması belirlenmiştir. Ön Ulusal Kalkınma Planında yer alan gelişme eksenleri temel stratejik amaçları tanımlamakta ve kalkınma planlaması yaklaşımında daha önceki sektör temelli planlamadan farklılık göstermektedir. Çevrenin korunmasının sosyal ve ekonomik konularla birlikte temel stratejik hedeflerden bir tanesi olarak belirlenmesi, Ön Ulusal Kalkınma Planının sürdürülebilir kalkınma bakış açısını yakaladığı görülmektedir yıllarını kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı, AB ye uyum süreci ile paralellik açısından, Türkiye nin en güncel kalkınma politika belgesidir. Dokuzuncu Kalınma Planının Türkiye nin AB adaylık sürecinin gerektirdiği strateji, politika, program ve planların temel dayanağını teşkil etmesi ve tüm çalışmaları yönlendirici bir işleve sahip olması açısından ayrı bir önemi vardır. Dokuzuncu Plan, diğer kalkınma planlarından farklı olarak beş yıllık bir dönem için değil, yedi yıllık bir dönem için hazırlanmıştır. Dokuzuncu Kalkınma Planının vizyonu, İstikrar içerisinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, Avrupa Birliğine üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye olarak belirlenmiştir. Planın temel ilkelerinden biri olan Doğal ve kültürel varlıklar ile çevrenin gelecek nesilleri de dikkate alan bir anlayış içinde korunması esastır ilkesi, gelişme eksenlerinden Rekabet Gücünün Artırılması kapsamında değerlendirildiğinde, her ne kadar temel ekonomi politikalarıyla ilişkilendirme sağlandıysa da, çevre politikalarının Planda, daha çok kentsel altyapının geliştirilmesi ağırlıklı hedefleri ile özdeşleşmekte olduğu görülmektedir. Dokuzuncu Kalkınma Planında politika oluşturma açısından bakıldığında sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin bütünleştirilmesi açısından ilerleme kaydedilmiş olduğu görülmektedir. Ancak altı çizilmesi gereken noktanın, uygulama düzeyine inildiğinde görülmekte Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 11 / 93

12 olduğu ve uygulamalarla öngörülen politika hedeflerinin zaman zaman örtüşmemekte olduğu ifade edilmektedir Nüfus, nüfusun yapısı ve dinamiği ile nüfus hareketleri, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik politika ve uygulamaları yönlendiren başlıca değişkenlerdendir. Sürdürülebilir Kalkınma, nüfusun yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve bu yaşam kalitesinin tüm toplum kesimleri için hakkaniyetli bir şekilde yaygınlaştırılmasını temel alır. Nüfus büyüklüğü, ister doğal ister ekonomik olsun kısıtlı kaynakların dağılımını ve yeterliliğini belirler. Nüfusun yapısı ve dinamikleri üretilecek politikalarda gençler, yaşlılar, yoksullar, kentte veya kırda yaşayanlar, kadınlar gibi ağırlıklı olarak hangi toplumsal gruplara ağırlık verileceğini belirler. Göç olarak da tabir edilebilecek nüfus hareketleri ise göçün başladığı ve bittiği mekanlarda yine özelleşmiş politikaların belirlenmesine yardımcı olur. 43. Türkiye de son 20 yılın nüfus yapısı ve dinamiklerine bakıldığında 1990 larda 60 milyon olan ülke nüfusunun, 2010 yılında 70 milyonu geçmiş olduğu görülür. Nüfusun yapısına bakıldığında da çoğunluğun 2000 yılında ve 2010 yılında da yaşları arasında kaldığı görülmektedir ların başında kent nüfusu toplam nüfusun %51 ini oluştururken 2010 yılında nüfusun %71 i kentsel alanlarda yaşamaktadır döneminde nüfusun %11 ini teşkil eden 6,7 milyon kişi göç etmiştir döneminde ise 81 ilden 23 ünün iller arası net göç hızları pozitiftir. Otuz beş yıllık sürede iller arası net göç hızları pozitif olan bu illerin tamamına yakını Türkiye nin batısında yer almaktadır. Otuz beş yıllık sürede iller arası net göç hızları negatif olan illerin büyük çoğunluğu ise Türkiye nin orta ile doğusundaki bölgelerde yer almaktadır döneminde 81 ilden Antalya, Şanlıurfa ve İstanbul nüfus artış hızı en yüksek olan iller arasında ilk üç sırada yer alırken, 15 ilin nüfus artış hızı azalan bir eğilim göstermiştir. Nüfus artış hızı azalan 15 ilin başında Tunceli ve Ardahan illeri yer almıştır yılları arasında göç edenlerin % 9,4 ü istihdam edilememektedir Toplam nüfus artış hızındaki azalışa paralel olarak kentleşme hızı zaman içinde azalmış, döneminde %5,22 olan kentleşme hızı 2000 yılında %2,89 a gerilemiştir.2000 yılında toplam nüfusun %57 sini oluşturan 38,7 milyon kişi kentlerde yaşarken yılı itibariyle toplam nüfusun %70 i kentlerde yaşamaktadır yılına gelindiğinde ülke genelinde okuma-yazma bilmeyenlerin oranı nüfusun %5 inden azdır. Toplumsal cinsiyet açısından okuryazarlığa bakıldığında ise bu oran içerisinde kalan kadınlarda okuma-yazma bilmeyenlerin oranı çok daha yüksek olduğu görülmektedir (erkeklere oranla 10 kat). 47. Ülke içerisindeki nüfus hareketleri yanında, Türkiye ülke dışından göçmen ve mülteciler için bir geçiş bölgesidir 8. Türkiye özellikle; Afganistan, Bangladeş, Irak, İran ve Pakistan dan gelenlerin batıya geçmek için kullandıkları bir güzergah olması yanında, Doğu Avrupa dan, eski Sovyet ülkelerinden gelenler için iş imkanları sağlayan bir konumdadır. Yakın bir gelecekte özellikle iklim değişikliği kaynaklı çevresel bozulmalar ve bunun sosyoekonomik yapıya etkileri ile ülkelerdeki politik 2 Sürdürülebilir Kalkınma Durum Değerlendirme Raporu, Dr. Nuran Talu, Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi, DPT, İstatistik Yıllığı, TÜİK 4 Kentleşme Şûrası 2009Kentsel Yoksulluk, Göç ve Sosyal Politikalar Komisyonu Raporu, Ankara, Nisan Faruk Taşçı, Bir Sosyal Politika Sorunu Olarak Göç, Kamu-İş; C:10, S:4/ Kentleşme Şûrası 2009, Kentsel Yoksulluk, Göç Ve Sosyal Politikalar, Ankara, Nisan Kalkınma Bakanlığı, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ) 8 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 12 / 93

13 çalkalanmalar nedeniyle özellikle Türkiye nin güneyi ve doğusundan göç alabileceği ifade edilmektedir Gelişen AB-Türkiye tam üyelik süreci çerçevesinde yıllarını kapsayacak ve sürdürülebilir kalkınmanın temel prensiplerini politika ve mevzuat çerçevesine bütünleştirilmesini de içerecek şekilde AB Entegre Çevre Uyum Stratejisi (UÇES) hazırlanmıştır. Türkiye ayrıca 2003 yılından itibaren Avrupa Çevre Ajansına tam katılım sağlamaktadır dönemde Türkiye ekonomisine bakıldığında ilk on yıl, ekonomik açıdan sıkıntılı geçen bir dönemi temsil ederken, ikinci on yıllık dönem ekonomik performans açısından başarılı bir dönem olmuştur. Özellikle bu dönemlerde yaşanan ekonomik ve finansal krizlerden alınan derslerin uygulamaya yansıtılması ekonomik yapının güçlenmesini sağlamıştır. 50. Dokuzuncu Kalkınma Planında benzer ifadelere rastlanmaktadır. Planda, Ülke genelinde hızlı nüfus artışının neden olduğu olumsuzlukların azalmasına rağmen, istihdamın artırılması ve işsizliğin azaltılması ile eğitime ilişkin sorunların çözülemediği ve eğitim-istihdam arasındaki ilişkinin yeterince kurulamadığı vurgulanmıştır. Aynı planda, bir önceki dönemle ilgili yapılan yorumda Türkiye de ekonomik büyümenin istihdam üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı belirtilmiş, yaratılan istihdam, çalışma çağı nüfusunun ve işgücünün gerisinde kaldığı değerlendirmesi yapılmıştır yılında kabul edilen Binyıl Kalkınma Hedefleri açısından Türkiye deki gelişmelere bakıldığında, Türkiye nin birçok yönden, Binyıl Kalkınma Hedeflerini başarma yolunda olduğu, ancak ülkede özellikle toplumsal cinsiyet ve coğrafyaya bağlı olarak belirgin yapısal eşitsizlikler ile birlikte, yoksulluk gerçeğinin sürdüğü ifade edilmektedir 10. O dönemde Türkiye nin önemli zorlukların ve yapısal engellerin olduğu alanlar Hedef 1 (yoksulluğun ve açlığın ortadan kaldırılması), Hedef 3 (toplumsal cinsiyet eşitsizliği), Hedef 4 (çocuk ölümleri), ve Hedef 5 (anne ölümleri) olarak belirtilmiştir yılında yayımlanan Türkiye Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporunda güçlenen ekonomik yapı ve büyüme rakamlarının ülke içerisinde gelir dağılımının iyileştirilmesi ve ekonomik büyümenin yeterince istihdam yaratamamasından yani sosyal politikalara henüz beklenen ölçüde yansımadığı ifade edilmektedir Son 20 yılda Türkiye önemli ekonomik/finansal krizler yaşamış veya dış krizlerden etkilenmiştir. Bunların arasında Nisan 1994 krizi, Kasım 2000, Şubat 2001 krizleri ve 2007 yılı Ağustos ayında başlayan Türkiye de de etkisini gösteren mortgage krizi sayılabilir. Krizlerin ekonomik sektörleri ve yapısını etkilemesi yanında sosyoekonomik kalkınma ve yoksulluk gibi sürdürülebilir kalkınmada önemli olan hususlara da olumsuz etkileri olmuştur. Özellikle istihdam, tüketim, eğitim, sağlık gibi göstergeler ve bunlara bağlı olarak kalkınma, toplumsal adalet, yoksulluk ve gelir dağılımı gibi toplumsal yapı öğeleri krizlerden etkilenmiştir Enflasyon düzeyi (TÜFE), ekonomik krizlere bağlı olarak dalgalanmalar göstermekle birlikte, 1992 yılında % 66 değerindeyken, 2010 yılında % 6,4 e düşmüş 13, 2011 yılında da % 10,4 olarak gerçekleşmiştir Foresight: Migration and Global Environmental Change (2011) Final Project Report, The Government Office for Science, London 10 Türkiye Binyıl Kalkınma Raporu, Türkiye Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, Ekonomik Krizlerin Yoksulluk Üzerine Etkileri, T.C. Başbakanlık Sosyal Yardımlar ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Sosyal Yardım Uzmanlık Tezi, Orhan Bilge, Kalkınma Bakanlığı, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ) 14 TÜİK Tüketici Fiyatları Endeks Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 13 / 93

14 54. Türkiye en son 2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizden etkilenmekle beraber, yıllarını kapsayan Katılım Öncesi Ekonomik Programda Küresel kriz döneminde ciddi bozulma gösteren Türkiye işgücü piyasasının, 2010 yılı boyunca hızlı bir toparlanma sergilediği, güçlü istihdam artışlarına paralel olarak, krizle birlikte tarihsel olarak en yüksek seviyelerine çıkan işsizlik oranı hızlı bir gerileme kaydetmiş olduğu ifade edilmektedir. 55. Avrupa Komisyonunun Ekim 2011 tarihinde açıkladığı 2011 yılı İlerleme Raporunda Türkiye ekonomisinin krizden çıkış stratejisine değinilerek Türkiye nin para ve maliye politikası bileşimini kriz süresince başarılı bir şekilde yürüttüğü ifade edilmiştir. Raporda, Türkiye nin, küresel mali krizden olumsuz etkilenmiş olmasına rağmen, önceki dönemlerde hayata geçirilen denetleyici ve düzenleyici reformların neticesinde, güçlü büyüme performansını hızlı bir şekilde tekrar yakalamış olduğu vurgulanmıştır. Buna paralel olarak, ekonomideki güçlü toparlanmanın, istihdamda ciddi oranlarda artışları ve işsizlik oranında önemli bir gerilemeyi beraberinde getirdiği belirtilmiştir. Diğer taraftan, güçlü iç talebin, ithalatı ve dolayısıyla cari açığı artırarak ekonominin dış şoklara karşı duyarlılığının artmasına sebep olduğu ifade edilmiştir. 56. Küreselleşen dünyadaki ticaret ve finans bağlantıları nedeniyle ülke ekonomilerinin birbirini etkileme potansiyeli, Katılım Öncesi Ekonomik Program ( ) da küresel ekonomide belirsizliklerin ve risklerin arttığı, güven ortamının bozulduğu ve büyüme üzerinde aşağı yönlü risklerin baskın olduğu, özellikle AB bölgesinde artan kamu borçlarının sürdürülebilirliğine ilişkin kaygıların yoğunlaştığı ve gelecek döneme ilişkin kırılganlığın ve belirsizliklerin halen sürdüğü bir ortamda hazırlanmıştır denerek vurgulanmış ve kırılganlığın dış piyasalarla bağlantısına da değinilmiştir li yıllarda Türkiye de, hem iç, hem de dış dinamiklerin etkisiyle kamu yönetiminin ve yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasına odaklanan bir kamu yönetimi reformu yapılması gündeme gelmiştir. Bu durum, Türkiye nin merkeziyetçi yönetim yapısının saydam, hesap verebilir ve katılımcı bir kamu yönetimine dönüşmeye başlaması ve merkezi yönetimin küçültülerek yerel yönetimlere görev, yetki ve sorumluluk devri ön plana çıkmasıyla yerelleşmesini hızlandırmıştır 15. Bu sayede belediye ve büyükşehir belediyeleri ile il özel idarelerinin yetkileri düzenlenmiş ve genişletilmiştir. Kalkınma Ajanslarının kuruluşu da merkez-yerel ilişkilerinin tanımlanmasında yönetişimin dikey (mekansal) boyutu açısından önemli bir adım olmuştur. 58. Türkiye de son yıllarda sürdürülebilir kalkınma açısından önem arz eden birçok yapısal ve yönlendirici değişim programı uygulanmış, düzenlemeler yapılmıştır. Bu dönüşümler sağlık (Sağlıkta Dönüşüm Programı), sosyal güvelik (Sosyal Güvelik Reformu), eğitim (zorunlu temel eğitimin 5 yıldan 8 yıla çıkartılması), enerji (yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği) ile kırsal ve bölgesel kalkınma (Kırsal Kalkınma Planı ( ), kalkınma ajansları kuruluşlarının tamamlanması) gibi alanlarda kendini göstermektedir. 59. Küreselleşme, bilgi ve ulaşım teknoloji ve araçlarındaki gelişme, uluslar arası ve ulusal ticaret bağlantılarının kolaylaşması, rekabetçilik anlayışının ve etkinlik kavramlarının gelişmesi, yerelleşme gibi faktörlerin etkisi, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının rolleri hem ulusal hem de uluslararası düzeyde dinamik bir hale gelmiştir. Bir yandan kalkınma çabalarında kamunun görevleri, özel sektör tarafından desteklenirken, ister ekonomik, ister sosyal isterse çevresel açılardan kalkınma talebi sivil toplum örgütleri tarafından daha belirgin bir şekilde dillendirilmeye başlanmıştır. 60. Üretimin ve hizmetlerin sunulmasının temel aktörü olan özel sektörün sürdürülebilir kalkınma konusundaki bakış açısı ve sorumlulukları küresel/bölgesel/yerel rekabet edebilirlik ve tüketici eğilimlerinden etkilenerek gelişmiştir. Doğal kaynakların korunmasına da elverecek şekilde girdi 15 İyi Yönetişim El Kitabı, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı, 2008 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 14 / 93

15 maliyetlerini düşürerek, ürün verimliliğinin artırılması temel hedeflerden bir tanesi olmuştur. Bölgesel politikalar da özel sektörü, üretim ve tüketim zincirinde, çevreye ve toplumsal tercihlere daha duyarlı bir anlayışla hareket etmeye sevk etmektedir yılı Johannesburg Dünya Zirvesinin temel hedeflerinden biri de, iş dünyası ve sanayinin sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına katılımı olmuştur. Zirveden çıkan kararlar doğrultusunda Türkiye de sürdürülebilir kalkınmanın kilit aktörlerinden olan özel sektörün yeni bakış açıları ile bu alanda birçok çalışmayı başlattığı ya da geliştirmekte olduğu gözlenmektedir. Türk iş dünyası bir yandan yer aldığı sektörde ekonomik sürdürülebilirliği sağlarken ve yeni küresel koşullar çerçevesinde ulusal ve uluslararası rekabet ve üretim gücünü arttırma noktasında faaliyet gösterirken, öte yandan çevresel ve sosyal sorumluluk anlayışıyla yeni uygulamalar içerisinde yer almaktadır. 62. Son yıllarda Türk şirketlerinin rekabet edebilirlikleri güçlenmiştir. Küresel Rekabet Edebilirlik Endeksinde Türkiye 139 ülke içerisinde 61. sırada yer almaktadır. Bu durum sürdürülebilir kalkınma için bir fırsat olarak değerlendirmek ve ülke içerisindeki üretim ve tüketim yaklaşımları daha sürdürülebilir bir hale dönüştürmek mümkündür. Çünkü artık küresel rekabet edebilirliğin temel koşullarından bir tanesi sosyal ve çevresel sorumlulukların yerine getirilmesidir Marmara depremi, yaşanan can kaybı yanında ülke çapında ekonomik anlamda da etkili olmuştur vatandaşın yaralandığı Marmara depreminde konut ve işyeri yıkılmış veya ağır hasar almıştır konut işyeri orta derecede, konut ve işyeri ise hafif derecede hasar görmüştür yılında Van da yaşanan depremin can ve mal kayıpları açısından yerel kalkınmaya ciddi etkileri olmuştur. 64. Türkiye, tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topoğrafyası ve meteorolojik özellikleri gibi nedenlerle, her zaman doğal afet riskine sahip olan bir ülkedir. Türkiye coğrafyası, deprem, sel, heyelan, kuraklık gibi doğal afetler açısından riskli bir bölgedir. Kentleşme yaklaşımlarının doğal afetlerde karşılaşılan can ve mal kayıplarında başat bir etkisi olmaktadır. Bununla birlikte ; çarpık kentleşme, afet altyapısının yetersiz oluşu, özellikle seller açısından üst havzalardaki arazi bozulmaları ve erozyon ve çölleşme doğal afetlerden etkilenebilmeyi artırmaktadır. Doğal afet riski olan bir coğrafyada yaşamanın getirdiği risk yönetimi kavramı giderek önem kazanmaktadır. 65. Doğal afetlerin oluşturduğu risk düzeyini etkileyen bir husus da iklim değişikliğidir. Aynı zamanda iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması açısından da gelecek dönemde üzerinde durulması gereken hususlardan bir tanesidir. İklim değişikliği, afet risklerinin mekânsal dağılımı ve sıklığını etkilediği gibi, diğer birçok sosyoekonomik ve çevresel değişken üzerinde de etkili olmaktadır. 66. İklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma için en büyük tehditlerden birisidir yılında hazırlanan Türkiye nin İklim Değişikliği Birinci Ulusal Bildiriminde; iklim değişikliğinin Türkiye deki etkilerinin; artan yaz sıcaklıkları, batı illerinde azalan kış yağışları, yüzey sularının kaybı, artan sıklıkta kuraklık, toprak bozulması, kıyı erozyonu ve sel şeklinde olacağı belirtilmektedir. Türkiye de iklim değişikliğinin yaratacağı etkilerin gelecekte ciddi bir tehdit oluşturacağı görülmekle birlikte, iyi planlandığında bu etkilerin bazı fırsatları da beraberinde getireceği öngörülmektedir. Bu durumun başta su kaynakları olmak üzere; doğal kaynaklar üzerindeki baskılar ile iklim bağımlı sektörlerin gelişmesindeki engeller ve fırsatlar açısından ele alınması gerektiği ifade edilmektedir Sekizinci Kalkınma Planı 17 Türkiye nin Ulusal İklim değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak), Kasım 2011, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 15 / 93

16 67. IPCC Dördüncü Değerlendirme Raporunda, Akdeniz Havzası nda genel sıcaklık artışının 1-2 C ye ulaşacağı, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve özellikle iç kesimlerde sıcak hava dalgalarının ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı ifade edilmektedir. Türkiye de yıllık ortalama sıcaklığın gelecek yıllarda 2,5-4 C artacağı, Ege ve Doğu Anadolu Bölgeleri nde 4 C yi, iç bölgelerinde ise bu artışın 5 C yi bulacağı tahmin edilmektedir. 68. Bu durumun; gıda üretimi ve güvencesi için elzem olan su ve toprak kaynaklarının üzerinde ve dolayısıyla kırsal alanda kalkınma öngörüleri üzerinde olumsuz etkiler yaratması ve bu etkilerin şiddetinin giderek artması beklenmektedir. 69. İklim sisteminin ne şekilde değişeceği ve buna bağlantılı olarak da etkileri nasıl gerçekleşeceği konusunda belirsizliklerin halen sürmesi, risk yönetimini ve bu anlayışın sigortacılık sektöründen tarımsal politikalara, afet politikasından su politikasına kadar sosyoekonomik kalkınmanın temel bileşenlerine, ihtiyatlılık ilkesi çerçevesinde bir risk faktörü olarak eklenmesi gerekmektedir. Bu durum hem Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planında hem de Taslak İklim Değişikliğine Uyum Stratejisinde ifade edilmektedir. 70. Türkiye, komşu bölgelerinde daha huzurlu ve istikrarlı bir ortam oluşturulmasına katkı sağlama politikasıyla uyumlu olarak, bölgesel ve küresel istikrarın aktif bir paydaşı konumundadır. Türkiye, bölgesel çatışmalarda arabulucu rol üstlenerek resmi kalkınma yardımlarını çatışmalardan ve doğal afetler gibi diğeri istikrarsızlık kaynaklarından etkilenen ülkelerin yararına artırmıştır. Türkiye nin döneminde yıllık ortalama resmi kalkınma yardımı hacmi 700 milyon ABD Dolarının üzerinde gerçekleşmiştir. Küresel ekonomik krize rağmen, Türkiye'nin 2009 yılında toplam resmi kalkınma yardımı 707 milyon ABD Doları olmuştur yılında, Türkiye'nin resmi kalkınma yardımı 966 milyon ABD Dolarına ulaşmıştır 18. Bu durum, Türkiye nin Binyıl Kalkınma Hedeflerinden sekizincisi olan kalkınma için küresel ortaklık konusunda dikkat çekici düzeyde ilerleme sağladığını göstermektedir Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 16 / 93

17 Üçüncü Bölüm: Yoksulluğun Giderilmesi 71. Yaşam kalitesinin artışı için temel hizmetlere (eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim gibi altyapılara ve su, toprak kaynakları gibi doğal kaynaklara) erişimin artırılması ve insani gelişmenin sağlanması için fırsat eşitliği ile hakkaniyete dayalı (gelirlerin dengeli bölüşümü, insana yaraşır iş olanakları gibi) ve toplumun tüm kesimini kapsayıcı bir sosyal ortamın oluşturulması sürdürülebilir kalkınma yaklaşımında esastır. Bu çerçevede ele alındığında yoksulluk, sürdürülebilir kalkınmaya ulaşma konusunda çözülmesi gereken en büyük zorluklardan biri olarak görülmektedir. 72. Bireyin toplum içerisinde sağlıklı ve üretken bir yaşam sürebilmesi ve sağlıklı seçimler yapabilmesinin altyapısının hazırlanması, sürdürülebilir kalkınmada temel anlayıştır. Sağlık, gelir, cinsiyet veya yaşam koşulları açısından, toplumun diğer kesimlerinden daha az kaynaklara veya imkanlara sahip olan bireylerin sosyal açıdan toplumla bütünleştirilmesi ve seçim yapabilecekleri fırsatların oluşturulması bu açıdan önemlidir. 73. Yoksullar aynı zamanda ekonomik (krizler, istihdam dalgalanmaları gibi) ve çevresel (kirlilik, kronik ve bulaşıcı hastalıklar) değişimlere karşı toplumun diğer kesimlerine kıyasla daha kırılgandır. Bu tür dalgalanmalardan etkilenmelerini azaltacak imkanları ve becerileri daha kısıtlı olduğundan, kendi şartları içerisinde özelleşmiş politikalarla güçlendirilmesi gerekir. Örneğin kentsel bölgelerde kentsel yoksulluğu azaltacak istihdam politikalarının yürütülmesi, ile kırsal alanda geçim kaynaklarını çeşitlendirerek doğal ve/veya doğal olmayan risklerden etkilenebilirliklerinin düşürülmesi gibi. 74. Dolayısıyla bu temel haklarının sağlanması yanında, toplumun geneli için de geçerli olacak şekilde ancak özellikle dezavantajlı gruplar olarak nitelendirilen ve yoksulluğun farklı şekillerini yaşayan çocuklar, kadınlar gibi toplumsal grupların bu haklarını tehdit edebilecek doğal ve/veya doğal olmayan risklerin, lehlerine olacak şekilde yönetilmesi de gereklidir. 75. Johannesburg Uygulama Planında Yoksulluğun ortadan kaldırılması, günümüzde dünyanın karşı karşıya geldiği en büyük küresel sorun ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kalkınma için kaçınılmaz bir gerekliliktir Gelişmekte olan ülkelerin, Yerel Gündem 21 gibi uluslararası yoksullukla ilgili hedefler ve göstergeler, diğer Birleşmiş Milletler konferanslarının ilgili çıktıları ve Birleşmiş Milletler Binyıl Deklarasyonunda belirtilen sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için her düzeyde ortak ve somut önlemler gerekmektedir 19 denerek konunun önemine vurgu yapılmaktadır. 76. Bu Planda yoksulluğun giderilmesi konusunda sıralanan başlıca politika önerileri arasında aşağıdakiler vardır: Üretkenlikle ilgili hizmetlere erişim (kamu hizmetlerine/kurumlarına, toprak, su, istihdam olanakları, kredi, eğitim, sağlık) Yoksulluğu azaltma stratejileri; yerel/toplumsal kalkınma programları; Yoksulların ve yoksulluğun giderilmesiyle uğraşan kuruluşlarının güçlendirilmesi Karar alma süreçlerine kadınların eşit katılımı; toplumsal cinsiyet eşitliği; şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi; ekonomik olanaklara erişim; kadının statüsünün güçlendirilmesi Temel kırsal altyapının geliştirilmesi; ekonominin/geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi; ulaşım altyapısının iyileştirilmesi; piyasalara erişim; tarım ve kırsal kalkınma için krediler Çölleşme ile mücadele; kuraklık ve sellerin etkilerinin hafifletilmesi Sanitasyon şartlarının iyileştirilmesi; başta çocuklar olmak üzere eğitim ve bilinçlendirme Güvenilir ve karşılanabilir enerji hizmetlerine erişim; yenilenebilir enerji kullanımında artış; enerji verimliliği; desentralize enerji sistemleri; kırsal bölgelerde elektrik enerjisine erişebilirlik Yoksulluğun azaltılmasında endüstriyel gelişimin rolünün arttırılması, 19 Johannesburg Uygulama Planı Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 17 / 93

18 Sürdürülebilir geçim kaynakları yaratmaya yönelik doğal kaynak yönetimi Gecekondusuz şehirler; Yeterli ve güvenli konutlar için düşük maliyetli ve sürdürülebilir inşaat malzemeleri Güvenceli istihdamın arttırılması, kentsel alanlardaki yoksullara kredi ve gelir sağlanması En kötü haldeki çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi Genel Görünüm 77. Türkiye nin 2010 yılında yayımlanan Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 2005 yılında yayımlanan ilk raporla karşılaştırıldığında, belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesinde önemli bir mesafe kat edildiği görülmektedir. Raporda Her ne kadar önemli bir oranda kır-kent ve bölgesel gelişmişlik farklılıkları ile toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri görülse de, Türkiye yoksulluğun azaltılması, herkesin temel eğitime ulaşması, anne ve çocuk ölümlerinin azaltılması ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması konularında önemli bir gelişme göstermiştir. denilmektedir yılları için TÜİK tarafından hazırlanan Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri 20, sürdürülebilir kalkınmanın sosyal boyutuna dair Türkiye nin genel görünümünü yansıtacak verileri içermektedir: Nüfusun yarısının yoksulluk ya da dışlanma riski altında olduğu ifade edilmektedir. Sosyal transferler sonrası yoksulluk riski 2006 yılında % 28 iken 2009 yılında % 24 e gerilemiştir. Yaş grubuna göre yoksulluk oranlarına bakıldığında 25 yaş ve öncesi nüfusun üçte birinin yoksul olduğu görülmektedir. Kira ve faturaların ödenmesi, evin ısınma ihtiyacının yeterince karşılanması, beklenmedik harcamaların karşılanması, her iki günde bir et, balık ya da protein eşdeğeri gıdaların tüketilmesi, evden uzakta bir haftalık tatil masrafının karşılanması, arabaya, çamaşır makinesine, renkli TV ye veya telefona sahip olma kriterlerinden en az 4 ünü karşılayamayan ve bu sebeple şiddetli maddi yoksunluk içinde bulunan kişilerin sayısı 30 milyon civarındadır. En yüksek gelirli yüzde 20'lik dilimin toplam gelirden aldığı payın, en düşük gelirli yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı paya oranı ise 2002 de % 10,8 iken 2009 da % 8,5 e düştüğü görülmektedir. İşsizlik süresi, iş arama süresi veya en son çalışılan işten ayrıldıktan sonra geçen süre (eğer bu süre iş arama süresinden daha kısa ise) 12 ay ve daha fazla olan nüfusun oranı (uzun dönem işsizlik oranı) 2000 yılında % 1,3 iken 2009 yılında % 3,5 a yükselmiştir. 65 yaş ve üstü yaşlı bağımlılık oranı, 2000 yılından 2009 yılına kadar yaklaşık % 10 düzeyinde sabit kalmıştır. Cinsiyete göre sağlıklı yaşam ve doğumda beklenen yaşam süresi; 2000 yılında kadınlarda 73, erkeklerde 69 iken, 2009 yılında kadınlarda 76 ya, erkeklerde 71 e yükselmiştir. 79. Türkiye de son yıllarda istihdam ve sosyal güvenlik politikaları çerçevesinde işgücü becerilerini artırma ve yaşam boyu öğrenme gibi aktif işgücü politikalarının geliştirilmesi ile işsizlik sigortasının başlatılması ve sosyal sigortalar sistemindeki iyileştirmeler gibi sosyal güvenlik düzenlemeler hayata geçirilmiştir. 80. Gelir dağılımı özellikle 1980 li yıllarda giderek daha dengesiz bir duruma gelmiştir. Gelir bölüşümünün giderek daha eşitsiz bir özellik göstermesi nedeniyle, hazırlanan Kalkınma Planlarında gelirin dengesiz dağılımının önlenmesi hususuna yer verilmiştir 21. Gelir dağılımı yaşanan ekonomik krizler ve uygulanan yapısal uyum programları ile daha da derinleşmiş olup, 2001 yılı sonrasında ulaşılan yüksek büyüme oranlarıyla düzelme gösterse de hâlâ Avrupa Birliği ortalamalarının gerisinde kalmaktadır. Gelir dağılımını ölçmek için kullanılan Gini katsayısı 1987 de 0,43 e kadar düşmüştür. Ancak TÜİK, Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri, Dokuzuncu Kalkınma Planı Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2007 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 18 / 93

19 yılına gelindiğinde gelir dağılımında ciddi bir bozulma meydana gelmiş ve 0,49 değerini almıştır yılı için hesaplanan Gini katsayısında ise tekrar 1987 yılı seviyesine bir geri dönüş yaşanmıştır ve 2004 yıllarında sırasıyla 0,42 ve 0,40 a gerileyen Gini katsayısı, 2005 yılında 0,38 e düşerek son kırk yılın en iyi seviyesine ulaşmıştır yılından 2008 yılına kadar en yoksul yüzde 20 lik grubun tüketimdeki payı Türkiye genelinde ve kentsel alanlarda artış gösterirken, kırsal alanda söz konusu pay 2005 yılına kadar artış, sonrasındaysa düşüş göstermiştir. Buna paralel olarak Türkiye genelinde ve kentsel alanlarda en zengin grubun payında düşüş gözlenmiştir. Bu gelişmelere karşılık, en zengin yüzde 20 lik kesimin tüketim düzeyi en yoksul yüzde 20 lik kesimin tüketim düzeyinin yaklaşık dört katıdır. 82. TÜİK tarafından gerçekleştirilen 1994, 2003, 2006 ve 2007 anketlerine ait veriler gelir dağılımında bölgeler arası önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır Hanehalkı Bütçe Anketleri (HBA) ya göre, Türkiye nin batısı, nüfus (% 28,1) göz önüne alındığında daha yüksek bir gelir payına sahip iken (% 39,7) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri toplam nüfus içindeki paylarına göre (% 23,5) daha düşük bir gelir payına sahiptir (% 13,4). Benzer bir bulgu gelirin bölge içindeki dağılımında da göze çarpmaktadır. 83. Türkiye de gelir sadece ülke genelinde değil, bölge ve yerleşim yeri düzeyinde de dengeli dağılmamaktadır yılında gelirin en adil dağıldığı bölge 0,35 Gini katsayısı ile Doğu Karadeniz Düzey 1 bölgesi, en adaletsiz dağıldığı bölge ise 0,43 Gini katsayısı ile İstanbul Düzey 1 bölgesidir yılı sonuçlarına benzer olarak yıllarında da bölgelerin kendi içindeki gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu görülmektedir yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (GYKA) sonuçlarına göre, gelirin en adil dağıldığı bölge 0,32 Gini katsayısı ile Batı Marmara Düzey-1 bölgesi iken, en adaletsiz dağıldığı bölge 0,42 Gini katsayısı ile Akdeniz Düzey-1 bölgesidir. Akdeniz Bölgesini 0,41 düzeyindeki Gini katsayısı ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi takip etmektedir. Batı Marmara dan sonra gelirin en adil dağıldığı bölge ise Orta Anadolu Bölgesidir yılı Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporunda bu durum Türkiye de gelir ve yoksulluk düzeylerindeki bölgesel farklılıklar ülke için önemli bir zorluk olarak kalmaya devam etmektedir denerek vurgulanmıştır. 84. Bölgesel gelişmişliğin İnsani Gelişme Endeksine göre değerlendirmesi yapıldığında; kişi başına düşen ortalama gelir, ortalama yaşam ve eğitim değişkenleri sonuçları bölgeler arasında önemli farklılıklar olduğunu göstermektedir. Ülkenin batısında yer alan bölgeler, doğusunda yer alan bölgelere göre daha yüksek endeks değerlerine sahiptirler. En yüksek insani gelişmişlik endeksi değerlerinde; Doğu Marmara, Ege, Batı Marmara Bölgeleri 23 ilk sıralarda yer alırken, Güneydoğu, Ortadoğu ve Kuzeydoğu Anadolu Bölgeleri son sıralarda yer almaktadır Öte yandan Türkiye de kayıt dışı istihdam sosyal politikalar açısından önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. TÜİK verilerine göre Türkiye de 2009 yılı Ocak ayı rakamlarına göre istihdam edilen nüfusun yaklaşık % 40,8'i kayıt dışı çalışmaktadır. Kayıt dışı istihdamın % 51,8 i tarım kesiminde, % 48,2 si tarım dışı sektörlerde yer almaktadır. Dolayısıyla çalışan nüfusun yarıya yakını iş güvencesinden ve sosyal sigorta sisteminin korumasından uzak bulunmaktadır. 86. Türk hukukunda sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler alanını düzenleyen pek çok yasa ve bu yasalar uyarınca faaliyette bulunan pek çok kurum bulunmaktadır. Sosyal koruma mekanizmaları içerisinde 22 Türkiye Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu 2010, T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı 23 Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Birinci Düzey Bölgeleri: TR1: İstanbul, TR2: Batı Marmara, TR3: Ege, TR4: Doğu Marmara, TR5 Batı Anadolu, TR6: Akdeniz, TR7: Orta Anadolu, TR8: Batı Karadeniz, TR9: Doğu Karadeniz, TRA: Kuzeydoğu Anadolu, TRB: Ortadoğu Anadolu, TRC: Güneydoğu Anadolu 24 Çiğdem Ünal, İnsani Gelişmişlik Endeksine Göre Türkiye nin Bölgesel Farklılıkları, Coğrafi Bilimler Dergisi, 2008, 6 (2), Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 19 / 93

20 sosyal sigortalar (SGK), sosyal hizmetler (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu-SHÇEK); işsizlik (İŞKUR) ve sosyal yardım programları (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, SHÇEK, Belediyeler) sayılabilir Sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler alanında, yoksulluğun yanı sıra sosyal dışlanma ile mücadele perspektifi yasal düzenlemelerde ve uygulamalarda yeterince yer almamaktadır. Sosyal yardımların hak olarak düzenlenmemiş olması, mevzuatımızın eksikliklerinden birisidir Sosyal içerme, sosyal dışlanmaya maruz kalan birey veya grupların ekonomik ve sosyal hayatta yer almalarına engel olan faktörlerin ortadan kaldırılarak yaşam seviyelerinin toplumda kabul edilebilir bir düzeye getirilerek, toplumla bütünleşmelerini sağlamayı hedeflemektedir. Kadınlar, korunmasız grupların başında gelmektedir 27. Toplam nüfusun yarısını oluşturan kadınlar çalışma hayatı, eğitim, siyaset, ticaret gibi çeşitli toplumsal yaşama katılım alanlarında engellerle karşılaşmaktadır. Engelliler ve yaşlılar da korunmasız gruplar içinde önemli bir yer oluşturmaktadır yılında, ülkemizde toplam nüfusun % 12,3 ünü oluşturan 8,4 milyon engelli bulunmaktadır. Ortopedik, görme, işitme, konuşma ve zihinsel özürlüler bu oranın % 2,6 sını, süreğen hastalığı olanlar % 9,7 sini oluşturmaktadır yılında toplam nüfus içinde her on kişiden yaklaşık bir kişi okuma yazma bilmemekte iken; bu sayı, süreğen hastalığa sahip olanlarda iki kişiye; ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engelli olanlarda dört kişiye çıkmaktadır Engellilerin işgücüne katılım oranı % 21,7 olup, bu oran erkeklerde % 32,2, kadınlarda % 6,7 olarak belirlenmiştir yılında engellilerin işsizlik oranı; ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engellilerde % 15,46, süreğen hastalığa sahip olanlarda % 10,77 dir. Bu oranların 2002 yılı işsizlik oranının olan % 10,3 ün çok üzerinde olmayışının nedeni engellilerin işgücüne katılma oranının düşük olmasıdır. Her 5 engelliden yalnızca 1 i işgücüne katılmaktadır. Bu durumu iyileştirmek için yıllarını kapsayacak şekilde bir Özürlülerin İstihdamı Eylem Planı hazırlanmıştır Engellilerin % 65 i sosyal güvenlik hizmetlerinden faydalanabilmektedir 32. Ayrıca, sosyal güvenlik mevzuatı gereğince; engelliler sosyal güvenliği olan anne ve babalarının hak sahibi olarak ömür boyu sosyal güvenlik yardımlarından faydalanabilmektedir. Özel eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezlerinde sunulan hizmetlerden yararlanan engelli çocukların ailelerine Sosyal Güvenlik Kurumunca nakit olarak devlet yardımı yapılmaktadır. 94. Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Ulaşılabilirlik Stratejisi ve Ulusal Eylem Planı ( ), 2010 tarihinde yayımlanmıştır. Bu çerçevede ülkemizde özürlülerin yapılı çevrede ulaşabilirliğinin sağlanması için çeşitli mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. İmar mevzuatı ile yapılı çevreye ilişkin her türlü çalışmada, tüm kamusal alanlarda ve toplu taşım araçlarında özürlüler için 25 Ülker Şener, Yoksullukla Mücadelede Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım Mekanizmaları ve İş Gücü Politikaları, TEPAV Politika Notu, Şubat Dokuzuncu Kalkınma Planı Sosyal Güvenlik Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Türkiye nin 2005 ve 2010 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 28 Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması İkincil Analizi, Türkiye Bilimsel Ve Teknik Araştırma Kurumu, 2006 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 20 / 93

21 ulaşılabilirliğin sağlanması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, kentlerimizin, engellilerin toplumsal hayata tam katılımını sağlayacak fiziksel kolaylıkta olduğunu söylemek zordur. 95. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumun yarısını oluşturan kadınların ekonomik ve sosyal hayata etkin katılımları, sürdürülebilir kalkınma anlayışının temel unsurlarından birisidir. Toplumun her kesiminin, özellikle kadın, genç, engelliler ve yaşlıların toplumla bütünleşmesi ve verimli bireyler olarak tüm kamu hizmetlerinden faydalanmaları gerekir. Kadın ve gençlerin eğitim, sağlık ve istihdam olanaklarının geliştirilmesi toplum içinde dezavantajlı konumlarının ortadan kaldırılmasını sağlarken, ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını güçlendirecektir. Kadının işgücüne katılımının artması kalkınma ve kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından önemli görülmektedir yılında, 15 yaş üstü kadın nüfusu 25,6 milyon kişi, işgücü piyasasında yer alan kadın işgücü 6,4 milyon kişi (% 24,8) ve istihdam edilen kadın sayısı 5,7 milyon kişidir (% 22,3). Ayrıca, çalışan kadınların % 51,6 sı tarımda istihdam edilmekte, bunlardan ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların oranı % 90 lara kadar çıkmaktadır. Kadınların işsizlik oranı % 10,3 iken genç kadınlarda işsizlik oranı % 19,3 tür. Kadınlarda tarım dışı işsizlik oranı % 18,8 dir. İstihdam ve işsizlik oranları yanında ücret farklılıkları ve eşitsizlikleri, kadınların işgücü piyasasındaki dezavantajlı konumunu ortaya koymaktadır Kadına yönelik şiddet yeni bir olgu olmamasına rağmen; 1998 tarihinde kabul edilen Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile konu bir sorun olarak nitelenmiş, şiddetin önlenmesi, mağdurun korunması ve şiddet uygulayanın cezalandırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, 2003 yılında Aile Mahkemeleri kurulmuştur. Kanunun yürürlüğe girdiği ilk yılda ülke genelinde binden fazla dava açılmıştır. Bununla birlikte, aile içi şiddetin kayıtlı olaylardan daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. 8 Mart 2012 de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) görüşülen ve kabul edilen Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanun Tasarısı ile bu konuda önemli bir ilerleme daha kaydedilmiştir Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kadınların temsil oranı 2011 seçimlerde 2007'ye göre % 56 oranında artmıştır. Seçim öncesinde partilerin gösterdikleri toplam 262 kadın adaydan 78'i parlamentoda temsil hakkı kazanmıştır. Böylece, 550 milletvekilinin görev yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kadınların temsil oranı 2007 deki % 9,1 oranından 2011 de % 14,2 oranına yükselmiştir tarihli Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisinde (UKKS) 36 doğrultusunda, hazırlanan ve Ağustos 2010 da onaylanan dönemini kapsayan Kırsal Kalkınma Planı kırsal alandaki yoksulluk içinde orman köylerinin önemi vurgulanmış; orman köyünde 7,7 milyon kişi yaşadığı, kişi başına düşük milli gelirleri nedeniyle orman köylerindeki nüfusun ülkenin en yoksul ve sosyoekonomik açıdan en az gelişmiş toplum kesimlerinden birini oluşturduğu ifade edilmiştir 37. Orman köylerinin zorlu coğrafi koşulları ve ormancılıkla sınırlı geçim kaynakları dikkate alınarak, bu köylerinin kalkınması için başta geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi olmak üzere özel önlemler alınması gerekmektedir Eğitimde fırsat eşitliği ve kapsayıcılık, hem sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi hem de yoksulluğun giderilmesi için temel hususlardır yılında başlatılan Temel Eğitim Reformu ile eğitim sisteminde önemli gelişmeler olmuştur: Eğitim mevzuatında önemli değişiklikler yapılmış, 33 TÜİK, Hanehalkı İşgücü Anketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı, 24. Dönem 2. Yasama Yılı, 76. Birleşim Perşembe 35,İstatistiklerle Kadın, TÜİK, Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi, TC. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı 37 T ve T.C. Tarım Ve Köyişleri Bakanlığı Kırsal Kalkınma Planı ( ) Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 21 / 93

22 1997 de 5 yıl olan zorunlu temel eğitim süresi sekiz yıla uzatılmış, eğitime ayrılan kaynaklar artırılmış, okullaşma oranlarının yükseltilmesine ve fiziksel altyapının iyileştirilmesine yönelik çabalara devam edilmiş, ilköğretim müfredatı yenilenmiştir öğretim yılında net okullaşma oranı; ilköğretimde % 85, ortaöğretimde % 41, yüksek öğretimde %10 iken öğretim yılında ilköğretimde % 98 e, ortaöğretimde % 66 ya, yükseköğretimde % 33 e çıkmıştır Taşımalı eğitim ve yatılı ilköğretim bölge okulları (YİBO) uygulamaları kırsal alanda yaşayan çocukların eğitim olanaklarının iyileştirilmesi yönünde atılmış önemli bir adımdır. Taşımalı eğitimin geliştirilmesinde, kırdan kente göç nedeniyle ilköğretim yaşında olan çocukların sayısının giderek azalması sonucu bazı okulların kapanması etkili olmuştur. Bu uygulama, kırsal kalkınma ve kır nüfusunun bulunduğu yerde yaşamını sürdürebilmesi için eğitim olanaklarına erişebilirliklerini artıran uygulamalara örnek oluşturmaktadır Bu gelişmelerin yanı sıra, eğitimde fırsat eşitliğini sağlama konusundaki yetersizlikler sürmüştür. Bu sorunun eğitimin diğer alanlarındaki reformların etkisini de sınırlayacağı belirtilmektedir Bir gelişmişlik göstergesi sayılabilecek olan yükseköğretime olan talep ülkemizde oldukça fazladır. Bununla birlikte yükseköğretim olanakları bu talebi karşılamada sınırlı kalmaktadır. Yükseköğretime girişte uygulanan genel sınav, arz ile talebin dengeli olmaması sebebiyle yükseköğretime erişimde eşitliğin ve adaletin sağlanması yönünde bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Sorunun çözümünde; eğitim olanakları ile kalitesinin talep doğrultusunda artırılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu noktada sürdürülebilir kalkınmanın gerektirdiği gibi bireyin önündeki seçenekler arasından kendi potansiyeli ve tercihini seçme yeterliliği ve fırsatı konusundaki erişebilirlik konusu sorgulamaya açılabilir Sağlık konusu sürdürülebilir kalkınmanın sosyal, çevresel ve ekonomik boyutlarıyla doğrudan ilgilidir. Bireylerin toplumsal hayata katılmaları ve üretkenliklerini artırmaları için sağlık hizmetlerine erişebilirlik ve karşılayabilirlikleri, yoksulluğun yol açtığı sağlık sorunları, engelliler ve engellilerin sorunları yaşam kalitesinin yükseltilmesi, bu kapsamda sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve gıda güvenliği konuları öne çıkmaktadır yılında tüm vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamı altına alınması, sağlık kuruluşlarının tek çatı altında toplanması, hastanelerin idari ve mali açıdan özerk bir yapıya kavuşturulması, aile hekimliği uygulamasına geçilmesi ile Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanmaya başlamıştır Kamu ve özel sektörün toplam sağlık harcamalarının GSYH içindeki payı 2006, 2007 ve 2008 de sırasıyla % 5,8, % 6,0 ve % 6,1 olarak gerçekleşmiştir Sağlık hizmetlerine erişimde olumlu ve olumsuz gelişmeler beraber yaşanmıştır da hastane yatağı başına düşen nüfus 408, doktor başına düşen nüfus iken, 2010 yılında bunlar sırasıyla 369 ve 597 ye düşmüştür. Aynı dönemde sağlık ocağı sayısı ten yaklaşık iki katına çıkarak e yükselmiştir. Bu durum sağlık hizmetlerine erişebilirlik konusunda bir ilerlemedir Hastalıklarla mücadelede gelişme yaşanmış, ülke genelinde 2002 yılında 10 binin üzerinde olan sıtma hasta sayısı, 2006 da 796 ya 2007 de 313 e ve 2010 da 78 e düşmüştür yılında olan tifo hasta sayısı, 2007 yılında ye gerilemiştir yılında dizanteri/akut kanlı ishal olan Millî Eğitim İstatistikleri Örgün Eğitim, , T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı 39 Türkiye de Eğitim Politikalarının Fırsat Eşitsizliği Üzerindeki Etkileri, Kalkınma Bakanlığı, Serdar Polat, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 22 / 93

23 hastadan 4 ü ölümle sonuçlanmış, 2008 yılında hasta sayısı e inmiş ve döneminde bu hastalıklara bağlı ölüm tespit edilmemiştir Ulaşım ve ticaret olanaklarının küresel çapta gelişmesi ve göç hareketleri, kuş gribi, domuz gribi gibi bulaşıcı hastalıkların ortaya çıktıkları veya yoğun olduğu bölgelerden başka bölgelere taşınmasını kolaylaştırmaktadır Her ne kadar kronik ve bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önemli bir ilerleme kaydedilmişse de bulaşıcı hastalıklar ve halk sağlığı açısından önemli risklerinin olduğu coğrafi alanlar bulunmaktadır. Yaklaşık sürekli veya geçici mevsimlik tarım işçisinin aileleriyle birlikte oturdukları Adana ve Mersin yöresinde yapılan çalışmalarda 42 ortaya konulduğu gibi; bu işçilerinin sürekli veya geçici olarak oturdukları sağlığa elverişli olmayan, hem bu işçilerin kendi aralarında bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskini artırmakta, hem de günlük çalışma ve yaşam ilişkisi içerisinde oldukları kişilere hastalık bulaştırma olasılığı yükselmektedir. Halk sağlığı sorunlarının, yoksullukla beraber temiz su, eğitim gibi temel hizmetlere erişim konularındaki sorunlarla örtüştüğü bu tür alanlarda yaşayan mevsimlik işçilerin yaşam koşullarını iyileştirmek üzere çeşitli çalışmalar yürütülmektedir Anne ve çocuk sağlığı alanında özellikle yılları arasında önemli gelişmeler sağlanmıştır. Doğumda anne ölümleri, yüzbin canlı doğumda 1998 yılında 70 iken 2009 da 18,4 e düşmüştür. Bebek ölüm hızı, 5 yaş altı ölüm hızı ve anne ölüm hızı önemli düzeyde düşmüştür 43. Bebek ölüm hızı döneminde binde 43 ten döneminde binde 17 ye; 5 yaş altı ölüm hızı aynı dönemlerde sırasıyla binde 52 den binde 24 e düşmüştür Gıda denetimi ve çalışma izinleri ile beslenme ile ilgili hizmetler, 2004 yılına kadar Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Gıda Güvenliği Daire Başkanlığı tarafından yürütülürken, bu hizmetler 2004 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığına devredilmiştir Sürdürülebilir kalkınma kavramı içerisinde istihdam, bireylerin yaşam kalitesini ve üretkenliklerini arttıracak şekilde hayatlarını idame ettirebilmeleri için, güvenceli ve fırsat eşitliği çerçevesinde toplumun tüm kesimlerini kapsayıcı olmalıdır. Fırsat eşitliği temelli ve güvenceli istihdamın yaratılması, istihdamın ve gelir dağılımının toplumu oluşturan bireyler ve gruplar ile toplumun yaşadığı mekanlar arasında dengeli dağılması sürdürülebilir kalkınmanın hakkaniyet çerçevesi içinde ele alınması gereken temel ölçütleridir İstihdamın sektörel dağılımına bakıldığında; 1992 yılında % 45 olan tarım istihdamı 2010 yılında % 25 e gerilemiştir. Aynı dönemde sanayinin istihdam kapasitesi % 16 dan % 20 ye; hizmetler sektörünün istihdam kapasitesi % 39 dan % 55 e yükselmiştir 44. Kırsal kalkınma ve gıda güvenliği ile gıda güvencesi açısından çok önemli olan tarım sektöründeki büyümenin istikrarsız ve küçülen yapısı kendini tarımsal istihdamda da göstermektedir Toplumsal cinsiyet açısından istihdam değerleri, kadınların erkeklere kıyasla işgücüne daha düşük oranda katıldıklarını göstermektedir yılında kadınların işgücüne katılım oranı % 27,6 iken, erkeklerde % 70,8 dir. 41 Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Temel Sağlık Hizmetleri KASIM , T.C. Sağlık Bakanlığı, Bulaşıcı Hastalıklar İzlem ve Kontrol Sistemi Proje Dokümanı, 2009, Ç.Ü Rektörlüğü Tropikal Hastalıklar Araştırma ve Uygulama Merkezi (THAUM) Müdürlüğü. 43 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu Türkiye 2010; T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı; Birleşmiş Milletler Mukim Koordinatörlüğü. 44 Kalkınma Bakanlığı, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ) Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 23 / 93

24 117. Enerjiye, tarımsal üretimden konutlara, sanayiden suya erişime, ulaşımdan yemek pişirmeye hayatın her alanında ihtiyaç duymaktayız. Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde herkesin temiz, güvenli ve karşılanabilir enerji kaynak ve hizmetlerine erişimi esastır Ülkemizde nüfusun % 96 sı sağlıklı suya erişebilmektedir. Halkın % 42 si içme suyu şebekesinden arıtıma tabi tutulmuş suyu içmekte, arıtma tesislerinin olmadığı yerlerde içme suyu klorlanarak kullanıma sunulmaktadır lerden bu yana kolera, tifo, difteri gibi suyla bulaşan hastalıklarda görülen azalmanın içme suyu kalitesiyle direkt olarak ilgisi bulunmaktadır. Kırsal alanlarda halen kaynak sularının herhangi bir arıtıma tabi tutulmadan kullanıldığı yerler bulunmaktadır yılında toplam belediye nüfusunun % 88 i içme ve kullanma suyu şebekesinden 46, % 69 u kanalizasyon şebekesinden 47 yararlanmakta iken, 2008 yılı itibariyle toplam belediye nüfusunun % 99 u içme ve kullanma suyu şebekesinden, % 88 i kanalizasyon şebekesinden yararlanmaktadır yılında ülkemiz, İnsani Gelişmişlik Endeksindeki (İGE) alt bileşenlerindeki sıralamasında 169 ülke içinde; doğumda beklenen ortalama yaşam süresine göre 84 üncü, ortalama okullaşma yılına göre 112 inci, beklenen okullaşma yılına göre 96 ıncı, kişi başına Gayri Safi Milli Gelire göre 57 nci sıradadır. Türkiye, genel İGE değeri 0,679 olup, 83 üncü sırada yer almaktadır yılında yüksek insani gelişmişlik kategorisinde bulunmamıza rağmen, gelir dışı göstergelerde bu kategorideki ülkelerin ortalamasının gerisinde, yalnızca gelir bakımından grup ortalamasının üzerinde yer almaktadır. Yalnızca gelirin esas alındığı sıralamada 59 uncu sırada bulunmaktadır İGE yaklaşımı eleştirilere açık olsa da, ülkemizin endeks değerleri çerçevesindeki durumu sosyal politikalar ve yoksulluğun giderilmesi konusundaki değerlendirmelerle paralellik göstermektedir Yoksulluk, bu gelişmelerin yanında, ekonomik krizler ile diğer ekonomik ve sosyal unsurların da etkisiyle toplumsal sorunların en önemlilerinden birisi haline gelmiştir 50. Yoksullukla mücadele konusunda yeni politikalar geliştirilmesi, yoksulluğun temel kaynaklarından olan işsizliğin giderilmesi, refah düzeyinin ve satın alma gücünün artırılması zorunlu hale gelmiştir. Bunlarla birlikte geçici bir çözüm olarak da sosyal yardım faaliyetlerinin nitelik ve nicelik bakımından geliştirilmesi önemli bulunmaktadır. Mevcut Durumun Değerlendirilmesi Çalıştaylarında Yoksulluğun Giderilmesi 123. Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı na (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi kapsamında yapılan çalıştaylarda yoksulluğun giderilmesinde karşılaşılan sorunlar ve nedenleri irdelenmiş, aşağıda belirtilen başlıca konular belirtilmiştir 51 : 124. Ulusal Ölçekte Bölgesel Gelişmişlik Farklarının Ortadan Kaldırılması: Kalkınma Planı politikaları ile hükümet politikalarının/kararlarının uyuşmaması, 45 Ülkemizde Yaşanan Çevre Sorunlarının Araştırılarak Sürdürülebilir Çevre Politikası İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan (10/3, 8, 12, 28, 31, 33, 38, 42, 47, 56, 59, 62, 64,65, 68, 71, 84, 87, 89, 98, 101, 119, 145, 146) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu. 46 TÜİK, Belediye Su İstatistikleri, TÜİK Belediye Atıksu İstatistikleri, Kalkınma Planı Yılı Programı, Kalkınma Bakanlığı İnsani Gelişme Raporu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı 50 T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, Türkiye de Sosyal Yardımlar ve Sosyal Hizmetler Alanındaki Yasal ve Kurumsal Yapının İncelenmesi, Aile, Çocuk, Özürlü, Yaşlı ve Diğer Kişilere Götürülen Sosyal Hizmetlerin ve Sosyal Yardımların Genel Olarak Değerlendirilmesi, Bu Hizmetlerin Düzenli ve Verimli Şekilde Yürütülmesinin ve Geliştirilmesinin Sağlanması Hakkında Araştırma ve İnceleme Raporu, Özet, Bu kısımda belirtilen sorun tanımlarında katılımcıların ifadelerine sadık kalınmıştır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 24 / 93

25 Ulusal ve bölgesel planların finansman planlamasının yetersizliği, kaynak tahsisinde bütçe kısıtları, Ülke (mekansal) planları ile bölge kalkınma stratejileri arasında gerekli hiyerarşik düzenin kurulamaması, Ülke ve bölge düzeyi mekansal strateji planlarına ilişkin uygulama esaslarının belirlenmemiş olması, Uygulayıcı idarelerin teknik bilgi, personel ve mevzuat eksikliği, Uygulayıcı kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyon sorunları, GAP bölge planı için bütçe tahsis edilmemesi ve koordinasyonda eksiklikler, 2012'ye kadar başarı ile uygulanan GAP Eylem Planının sürdürülebilirliği konusundaki belirsizlikler, Kırsal kalkınma planlarının uygulanmasında bütçe yetersizlikleri, Uygulayıcı kurumlarda ve yerel yönetimlerde uzmanlaşma eksikliği, Kurul kararlarının iş gücü piyasası ihtiyaçlarına yeterince karşılayamaması, İller arasında bu anlamda gerekli standardın sağlanamaması, Bölgesel kaynakların üretime yeterince yönlendirilememesi, Bölgeler arasında nüfus ve sanayi yoğunluğunun, iş imkanlarının dengeli dağılmaması, Doğal kaynak açısından bazı bölgelerin yetersizlikler, Bölgelerin sosyal ve teknik altyapı olanaklarındaki yetersizlikler (eğitim, sağlık, içme suyu, kanalizasyon, açık-yeşil alanlar, spor imkanları vb.), Belirli bölgelerdeki güvenlik sorunu, Genelde istihdam, özelde kadın istihdamının yetersizliği, Bütün ulusal ve bölgesel planların finansmanının yetersizliği/planlanamaması Bölge içi gelişmişlik farklarının fazla olması ve bu farkları giderecek politika ve uygulamalardaki eksiklikler, Kalkınma Ajanslarının kurumsallaşma sürecinin başında olması sonucu yeterli etkinlikte olmaması Kırsal Altyapının Geliştirilmesi: Kırsal kalkınmaya yönelik yatırım ve uygulamalara kaynak ayrılmasında yetersizlik, Kırsal yerleşme dokusunun parçalı ve dağınık olması, Kırsal üretim süreçlerinin yeterli etkinlikte olmayışı, Kırsal alanlarda temel sosyal ve teknik altyapı hizmetlerine erişimde yetersizlik erişim konusunda yaşanan dengesizlikler / yetersizlikler, Her kırsal yerleşimde olması gereken asgari altyapı (su, yol, haberleşme, bilişim vs) standartlarının belirli olmaması, İlgili kurumların kurumsal kapasite yetersizliği, Merkez köy uygulamalarının yaygınlaştırılamaması Afetlerin Etkilerinin Hafifletilmesi: Afet sigortası sisteminin yaygınlaştırılamaması, Kaçak yapılaşma, Etkin ve bağımsız bir denetleme sisteminin kurulamaması, Sık sık imar affı getirilmesi, imar planlama sürecinin afete duyarlı olarak gerçekleştirilmemesi, Mekansal kararlarda yanlış yer seçimi, Afet öncesinde, sırasında ve sonrasında koordinasyon ve işbirliği mekanizmalarının çalıştırılamaması, Afete hazırlık konusunda toplumun ve yöneticilerin bilinç eksikliği, Acil afet planlarında etkinlik, hız ve koordinasyon yetersizlikleri, Afet sonrası toplanma alanlarının olmaması, olanların korunamaması, İklim değişikliği etkilerinin azaltılmasına yönelik çalışmalardaki yetersizlikler, Afet çalışmalarının genel düzeyde kalması, yerel düzeyde (kent, köy, semt, mahalle, sokak vb.) organizasyon eksikliği, İlgili kurumlarda ortaya çıkan görev ve yetki karışıklığı Güvenceli İstihdamın Arttırılması: Gençlerin kariyer planlamasında istihdam ve mesleki eğitim ilişkisinin kurulmasında görevli kurumlar arasında işbirliği eksikliği, Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS)'nin yürürlüğe girmemiş olması, Esnek çalışma önerilerinde güvenceli istihdam tedbirlerinin yeterince yer almaması, Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 25 / 93

26 Kayıt dışılığın yaygınlığı ve normalleşmesi, Kayıt dışı istihdam ile mücadele kapasitesinde yetersizlik, Mevsimlik tarım işçiliğinde izleme ve yönetimindeki yetersizlik İş Sağlığı ve Güvenliği: İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun henüz yayımlanmamış olması, İş kazaları ve meslek hastalıklarının yaygınlığı, Etkin bir denetim mekanizmasının olmayışı, İş kazası istatistiklerinin sağlanması ve yayımında yetersizlikler, Mevzuatta yer alan analık sigortası nın uygulanmaması; mevzuatta babalık sigortası na ilişkin düzenleme bulunmaması, İstihdamda mesleki bilgi gerekliliğinin göz ardı edilmesi, Tarımda kadın ve çocukların çevresel kirlilikten (tarım ilacı, böcek vb.) daha çok etkilenmesi Ekonominin ve Geçim Kaynaklarının Çeşitlendirilmesi: İthalata dayalı bir ekonominin benimsenmesi, Küçük üreticilerin ürünlerini pazarlayamaması, Tarım ve hayvancılık ürünlerinin teşvik edilmemesi, Bölgesel üretim potansiyelinin dikkate alınmayışı, Küçük ölçekli kredi olanaklarının yaygınlaştırılamaması, Organik tarım yöntem ve araçlarının üreticiye yeterince aktarılamaması, Kırsal üretim, tüketim ve dağıtım kooperatiflerinin örgütlenmelerinin yeterince kolaylaştırılamaması, Mesleki eğitime yeterince önem verilmemesi, gerekli altyapıda eksiklikler bulunması Yenilikçi üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılamaması, Üretim ve hizmet alanlarının çeşitlenmesine yönelik mekanizmalarda yetersizlik Güvenilir ve Karşılanabilir Enerji Hizmetlerine Erişim, Yenilebilir Enerji Kullanımında Artış: Mevzuatın yeni olması dolayısıyla uygulamada karşılaşılan sorunlar, Dönüşüm için uygun olan üretim teknolojisi maliyeti konusunda AR-GE eksikliği (teknolojik olarak dışa bağımlı yapı), Yenilenebilir enerjiye yönelik bütüncül politika eksikliği, Enerji politikalarının belirlenmesinde güvenilir, ucuz, temiz, erişilebilir ve sürdürülebilir enerjinin sağlanmasına yeterli özenin gösterilmemesi; enerji politikalarının siyasi ranta alet edilmesi, Mevcut politikaların (örneğin HES) sürdürülebilirlik yaklaşımıyla gözden geçirilme ihtiyacı, Uzun vadeli planlarda yetersizlik, Enerji üretim ve dağıtım alt yapısına yeterli yatırım yapılmaması, Enerji politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında kurumsal ve sektörel katılımın yetersizliği Temel İhtiyaçlara Yönelik Hizmetlere Erişim (Kamu Hizmetlerine/Kurumlarına, Toprak, Su, İstihdam Olanakları, Kredi, Eğitim, Sağlık, vb.) Çalışanların ve hizmetlerin sürdürülebilir olmaması, Merkezi ve yerel birimler arasında koordinasyon eksikliği, Plansız/düzensiz kentleşme, kent planlarının uygulanmaması, UİS'in yürürlüğe girmemiş olması, İnsani ve bölgesel gelişmişlik farklarını giderecek istihdam ve diğer temel hizmetlere erişim olanaklarının yetersizliği, Temel kamu hizmetlerinin maliyetine vatandaş katılım payının belirlenmesindeki standart eksikliği Dezavantajlı Gruplara Fırsat Eşitliğinin Sağlanması: Sosyal hizmetlerin tanıtım eksikliği ve yeterince yaygınlaştırılamaması, Donanımlı mesleki personel eksikliği, Ekonomik nedenle devlet koruması altına alınan çocukların aile yanına döndürülmesi sürecindeki mevzuat çelişkisi/çatışması, Uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşlarının yetersizliği, Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 26 / 93

27 Dezavantajlı gruplara pozitif ayrımcılık sağlayacak uygulamaların eksikliği (teknik altyapı, sosyal donatı, vs.), Sosyal yardımlarla ilgili mevzuat düzenlemelerinin kişilerin üretimci konumdan ayrılmasına ve edilgen olmasına yol açması, Dezavantajlı gruplara karşı toplumda oluşmuş olan ön yargılar, Sosyal içermenin yaygınlaştırılmamış olması 133. Yerel/Toplumsal Kalkınma Programları; Yoksulluğun Giderilmesiyle İlgili Kuruluşların Güçlendirilmesi: Rekabetçiliği teşvik edecek destekleyici, bölgesel farklılık ve potansiyellerin "kalkınma anlayışı" içerisinde ortaya çıkarılamaması, Yoksullukla mücadelede merkezi ve yerel kurumlar arasında görev, yetki ve sorumlulukların paylaşımındaki belirsizlik, Uygulamaların sürekliliğinin sağlanamaması, Gerçek hedef kitleye yeterince ulaşılamaması İç/Dış Göç: İnsanların yaşadıkları yerlerde çağdaş kolaylıklara ulaşamamaları. İnsanların yaşadıkları yerlerde istihdam edileceği sosyoekonomik politikaların eksikliği. Tarım arazilerinin mülkiyetinin miras nedeniyle parçalanması ve üretim açısından oluşan verimsiz yapının göçü tetiklemesi. Göçün engellenmesi gereken bir sorun olarak ele alınmaması Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Kadınların işgücüne katılım oranının düşüklüğü, Çalışma hayatında kadınların üst kademelerde yaygın bir şekilde yer almaması. Kadının sosyal statüsünün kadın olmaktan çıkartılarak anneliğe indirgenmesi, Kadının birey olarak toplumsal hizmetlerden yararlanmasının engelli ya da dezavantajlı gruplarla aynı başlıkta değerlendirilmesi, Kadınların yoksulluğu, Kadın istihdamında kayıt dışılığın yüksekliği Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi: Kurumlar arası koordinasyon eksikliği, Uygulama için gerekli mali planların hazırlanmamış olması, Ailelerin yoksul olması, Toplumun çocuk işçiliğini sorun olarak görmemesi, İş gücü piyasasında çocuk işçiye talep olması, Mevzuat uygulamasında karşılaşılan sorunlar ve denetim eksikliği, Mevzuattaki çocuk tanımının ve uygulamaların birbiriyle çelişmesi, İş gücü piyasasında kayıt dışılığın yaygınlığı, Caydırıcı cezaların olmaması, Eğitime verilen önemin ve bu konudaki toplumsal bilincin eksikliği, Çok çocuklu ailelerin varlığı (aile gelir seviyesi-çocuk sayısı dengesizliği), Bireylerin üreme sağlığı ve üreme bilincinin yeterli olmayışı Çocuk İstismarının Önlenmesi: Mevcut durumun belirlenmesindeki zorluklar, Toplumsal bilinç eksikliği, Fiziksel ve duygusal istismar tanımına aykırı gelenek ve kültür ögeleri, Çocuk istismarına yönelik caydırıcı tedbirlerin olmaması ve politikalardaki yetersizlikler, Çocuk istismarının aile içi bir konu olarak algılanması ve müdahale edilmemesi, Çocuğun birey olarak görülmemesi, Çocuk hakları farkındalığının oluşmaması, Ergen sağlığı ve ergenlere yönelik yaşam becerileri eğitiminin yetersizliği. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 27 / 93

28 138. Yenilikçilik ve Girişimciliğin Geliştirilmesi ve Desteklenmesi: Eğitim programlarından sonra verilen mali desteklerdeki yetersizlik ve destek alınmasına ilişkin sürecinin karmaşık yapısı, Girdi sağlama, organizasyon ve pazarlama desteklerinin yetersizliği, Bu alanda yeterli teşvik sağlanamaması, Sosyal ve kamu yararına girişimciliğin yetersiz olması, Girişimcilikte yenilikçi yaklaşımların farklı bölgelerde ve bölgesel farklılıklar yönünde gerçekleştirilmemesi, Girişimcilik destek politikalarında eşgüdüm eksikliği, Toplumsal kültürün yenilikçiliğe ve girişimciliğe açık olmaması, İş planı eğitimlerinin finansmandan bağımsız görülmesi Kentsel Alanda Yoksulluğun Giderilmesi: Eğitim programlarının duyurulmasında, hedef kitlelere ulaşılmasındaki yetersizlikler, Eğitim programlarının yeterli olmaması, İş gücü talebinin yeterli olmaması, Plansız, programsız kentleşme, Kentsel yoksulluk tanımının yetersizliği, İstihdam ve nitelikli iş gücü eksikliği, İşgücü arzı ve talebindeki uyumsuzluk, Kayıt dışı ekonominin yaygınlığı, Güvencesiz istihdamın yaygınlığı, Göçün yüksekliği ve bunun iyi yönetilememesi, Gelir gruplarında dikey hareketliliğin sınırlılığı, Kreş, yaşlı bakımevi ve benzeri hizmetlerdeki yetersizlik Kırsal Alanda Yoksulluğun Giderilmesi: Kırsal alanda gelir kaynaklarının yetersizliği, Kırsal alanda üretilen ürünlerin işleneceği sanayinin yetersiz olması, Uygun ölçekli aile işletmelerinin oluşturulmasındaki zorluklar, Kırsal alanda eğitim ve sağlık hizmetlerinin, sosyal yardımların yetersizliği, ihtiyaç sahiplerine ulaşmadaki zorluklar, Taşımalı eğitim sebebiyle okullaşma ve eğitime erişimde düşüş yaşanması, Dağlık alanlarda ve orman köylerinde altyapı ve üretim olanaklarının yetersiz olması, Geçim kaynaklarının sınırlılığı, İşgücü arzı ve talebindeki uyumsuzluk, Tarım ve hayvancılık sektörlerinde üretim ve ürüne yönelik teşviklerden büyük ölçüde vazgeçilmesi, Ücretsiz aile işçiliğinin yaygınlığı, Göç sebebiyle üretken genç işgücü kaybı, İşgücünün yaşlanması Gelirin Adil Paylaşılması: Gelir dağılımının adaletsizliği, Kooperatiflere yönelik eğitim, denetim ve finansman desteğinin yetersiz olması, Başta vergi olmak üzere mali politikaların etkin olarak kullanılmaması, Perakende satışlarda uygulanan KDV'lerin toptan/üretici satışlarındaki KDV'den yüksek olması, Üst gelir grubunun vergilendirilmesindeki yetersizlikler (vergi muafiyetleri/vergi beyanındaki kaçak ve ayarlamalar), Vergi sisteminin ağırlıklı olarak dolaylı vergilere dayanması, Yolsuzlukların önlenememesi, Yoksunluk bilincinin olmaması, Alt gelir gruplarının sermaye yetersizliği ve kaynaklara ulaşmalarındaki zorluklar Karar Süreçlerine Halkın Katılım Mekanizmalarının Güçlendirilmesi: Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 28 / 93

29 Özellikle hak arama ve demokrasi bilincini, medeni cesareti geliştirecek şekilde genel eğitim seviyesindeki düşüklük, Birlikte hareket etme yetenek ve kültürünün geliştirilmesindeki ve toplumsal örgütlenmedeki yetersizlik Demokrasi kültürünün yeterince gelişmemiş olması, Karar mekanizmalarının tanımsızlığı, Katılım süreçlerinin yetersizliği ve belirsizliği, Ulusal ve yerel karar alma süreçlerine ilgili paydaşların katılımını özendiren mekanizmaların yetersizliği, Hesap verebilirlik ve performans denetimi süreçlerinin belirsizliği, Katılım mekanizmalarında oluşturulan görüşlerin yaptırım gücünün olmaması Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi: Örgütlü davranma bilincinin zayıflığı, Kooperatifçiliğe devlet tarafından yeterli önemin verilmemesi, Mali, idari vb. desteklerin yetersizliği, Kamu denetiminin etkin olmaması nedeniyle güvensizlik yaşanması, Merkez birliklerinin denetimi ve dış denetimin etkin olmaması, İyi uygulama örneklerinin yeterince paylaşılmaması, bunu sağlayacak ortamların eksikliği, Kötü örneklerin kooperatifçiliğin yaygınlaştırılmasını engellemesi, Kooperatif sistemini düzenleyen 3 farklı bakanlık olmasından kaynaklanan karmaşıklık, Konuya ilişkin mevzuatın parçalılığı, farklı kooperatif türlerinin olmasının getirdiği zorluklar, Kadınların kooperatiflerde yeterince yer almaması özellikle yönetim mekanizmalarına katılmaması Kayıt Dışılığın Önlenmesi: Kadın emeğinin kayıt dışılığı (hesaba katılmaması),(cinsiyet eşitliğine dayalı bütçeleme yapılmaması), Vergi politikalarındaki sorunlar, Sosyal güvencesizlik, Kaçakçılığın önlenmesinde kamu denetiminin yetersizliği, İşsizliğin yüksekliği nedeniyle işgücünün kayıtdışılığı kabullenmesi, Bireysel açgözlülük, Toplumsal duyarsızlık, Siyasi kaygılar, Sosyal yardımların kayıt dışılığı teşvik etmesi, Kayıt altında olmanın maliyetinin yüksek olması, Kayıtlı ekonominin mevzuatının karışık olması, Yaptırımların yetersizliği, af vb. istisnalar ile sistemin bozulması, Kayıt dışılığı önlemede yetersizlik, vergi kültürünün eksikliği, Ülke genelinde çok yüksek oranda fiili kayıt dışılık Demografik Yapı: Doğurganlığın yüksekliği, aşırı nüfus artışı, İç göç nedeniyle nüfus yoğunluğunun coğrafi dağılımında dengesizlik, Bölgeler arası doğurganlık oranlarında dengesizliğin fazla olması, Eğitimde cinsiyet eşitsizliği nedeniyle kadın eğitim seviyesinin düşüklüğü, Genel eğitim seviyesinin düşüklüğü, eğitimde fırsat eşitsizliği, Genç işgücü arzının yüksekliği, Göç nedeniyle kentleşme ve kentlileşme sorunlarının artması, Terör nedeniyle meydana gelen göçün yüksek olması, Nüfusun yaşlanma eğilimine girmesinin neden olacağı sorunlar, Farklı demografik alanlar için politika eksikliği, Başta yaşlanan nüfusa yönelik olmak üzere değişen demografik yapıya uyum sağlanmasını kolaylaştırıcı politikaların geliştirilmemesi, 146. Gecekondusuz Şehirler, Yeterli ve Güvenli Konutlar /Çevre: Kamu yapı denetiminin yetersizliği, Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 29 / 93

30 Politika, Strateji, Eylem Planı Mevzuat Planlama Uygulama Denetleme / İzleme Koordinasyon / İşbirliği Finansman Mekanizmaları, Teşvikler Yönetişim / Katılım İnsan Kaynakları / Kurumsal Kapasite Ar-Ge / Bilimsel çalışmalar Bilinç Göç nedeniyle kaynaklara ve altyapıya erişimin eksikliği, Altyapılı arsa arzının yetersizliği, Siyasi ve mali rantın arazi kullanım kararlarındaki belirgin rolü, Kentlerin güvenli ve yüksek yaşam kalitesini sağlayacak şekilde geliştirilmesine dikkat edilmemesi, kentsel gelişmede kadın, çocuk ve yaşlıların ihtiyaçlarına duyarlı olunmaması, Nüfus ve yapı yoğunluklarının yüksekliği, Güvenli, standardı olan inşaat malzemelerinin kullanılmaması, Özellikle kent çevrelerindeki Hazine ve orman arazilerine kaçak yapılaşmanın önüne geçilememesi, Yapı yerleşim yeri seçimi ve inşaatlarında ekolojik dengenin, afetlere karşı duyarlılığın gözetilmemesi ve bu konularda yeterli bilincin olmaması, Satın alma gücünün düşüklüğü, Siyasi etkilerle belli dönemlerde sık sık imar affı getirilmesi, Devletin barınma ihtiyacına yönelik konut ve yerleşme politikasının olmaması veya yetersizliği, Nüfusun beli merkezlerde yığılması Tablo: Yoksulluğun giderilmesi konusunda sorunların nitelikleri 52 Sorun Odağı 53 Alan 1. Ulusal Ölçekte Bölgesel Gelişmişlik Farklarının Ortadan Kaldırılması 2. Kırsal Altyapının Geliştirilmesi 3. Afetlerin Etkilerinin hafifletilmesi 4. Güvenceli İstihdamın Arttırılması 5. İş Sağlığı ve Güvenliği 6. Ekonominin/Geçim Aralık 2011 tarihlerinde yapılan Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Çalıştayı kapsamında katılımcıların verdikleri cevaplardan derlenmiştir Aralık tarihlerinde yapılan çalıştayda katılımcıların sorunlar ve nedenleri başlığı altında yaptıkları katkılar tanımlanan sorunların aşağıdaki niteliklerine göre gruplanmıştır: 1. Politika, Strateji, Eylem Planı: Konu hakkında politika düzeyindeki belgelerle ilgili sorunlar 2. Mevzuat: Konu hakkında kanun, yönetmelik, tüzük vb. gibi belgelerle ilgili sorunlar 3. Planlama: Konu hakkında stratejik ve/veya fiziksel planlarla ilgili sorunlar 4. Uygulama: Politika, mevzuat veya planların uygulanması aşamasıyla ilgili sorunlar 5. Denetleme / İzleme: Politikanın, stratejinin, izlenmesi ve/veya mevzuatın öngördüğü denetim faaliyetleriyle ilgili sorunlar 6. Koordinasyon / İşbirliği: Politika, mevzuat, izleme vb. gibi konularda kurumlar-arası koordinasyon veya işbirlikleriyle ilgili sorunlar 7. Finansman Mekanizmaları, Teşvikler: İşin uygulanmasında ihtiyaç duyulan finansman ihtiyaçlarıyla ve teşviklerle ilgili sorunlar 8. Yönetişim / Katılım: Belgenin geliştirilmesi, kararın alınması veya işin uygulanması esnasında uygulanan yöntemlerle ilgili sorunlar 9. İnsan Kaynakları, Kurumsal Kapasite: Belgenin geliştirilmesi, kararın alınması ve işin uygulanmasında ihtiyaç duyulan kapasiteyle ilgili sorunlar 10. Ar-Ge, Bilimsel çalışmalar: Belgenin geliştirilmesi, kararın alınması ve işin uygulanmasında gerekli olan çalışmalarla ilgili sorunlar 11. Bilinç: Kurumlarda, siyasilerde ve kamuoyunda Belgenin geliştirilmesi, kararın alınması ve işin uygulanmasında gerekli olan bilinç düzeyi ile ilgili sorunlar Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 30 / 93

31 Politika, Strateji, Eylem Planı Mevzuat Planlama Uygulama Denetleme / İzleme Koordinasyon / İşbirliği Finansman Mekanizmaları, Teşvikler Yönetişim / Katılım İnsan Kaynakları / Kurumsal Kapasite Ar-Ge / Bilimsel çalışmalar Bilinç Sorun Odağı 53 Alan Kaynaklarının Çeşitlendirilmesi 7. Güvenilir & Karşılanabilir Enerji Hizmetlerine Erişim, Yenilebilir Enerji Kullanımında Artış 8. Temel İhtiyaçlara Yönelik Hizmetlere Erişim (Kamu Hizmetlerine/Kurumları na, Toprak, Su, İstihdam Olanakları, Kredi, Eğitim, Sağlık) 9. Dezavantajlı Gruplara Fırsat Eşitliğinin Sağlanması 10. Yerel/Toplumsal Kalkınma Programları; Yoksulların ve Yoksulluğun Giderilmesiyle Uğraşan Kuruluşların Güçlendirilmesi 11. İç/Dış Göç 12. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 13. Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi 14. Çocuk İstismarının Önlenmesi 15. Yenilikçilik ve Girişimciliğin Geliştirilmesi ve Desteklenmesi 16. Kentsel Yoksulluğun Giderilmesi 17. Kırsal Alanda Yoksulluğun Giderilmesi 18. Gelirin Adil Paylaşılması 19. Karar Süreçlerine Halkın Katılım Mekanizmalarının Güçlendirilmesi 20. Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi 21. Kayıt Dışılığın Önlenmesi 22. Demografik yapı/özellikler 23. Gecekondusuz Şehirler, Yeterli ve Güvenli Konutlar/Çevre Odaklanılan alanda atıfta bulunma sayısı (sorunun odağı) >4 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 31 / 93

32 148. Yukarıdaki tablo irdelendiğinde bir alandaki sütunları tanımlayan renk ne kadar koyu ise, o sorun odağının o alandaki sorunların çözümü için o kadar üzerinde durulması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, katılımcılar tarafından yoksulluğun giderilmesi konusunda yapılan değerlendirmeler şu şekilde özetlenebilir: Yoksulluk konusunda ki en önemli etkenlerden birisi olan bölgesel gelişmişlik ve kırsal altyapı farklarının çözümünde finansman mekanizmaların ve teşviklerin yetersiz olduğu; planların bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmada ve kırsal altyapı ihtiyaçlarını karşılamada etkin olamadığı belirlenmiştir. Afetlerden en çok yoksul kesimlerin etkilendiği dikkate alınmalı;, afet etkilerinin azaltılması, afetlere hazırlıklı olunması politikalarının ve afet bilincinin güçlendirilmesi; kurumlar arası eşgüdümün geliştirilmesi; afetlere duyarlı planlama konusunda ilerleme kaydedilmesi ve alınan bu önlemlerin uygulanması ihtiyacı bulunmaktadır. Dezavantajlı gruplar içinde kadın ve çocuklarla ilgili toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, çocuk işçiliğinin ve çocuk istismarının önlenmesi için toplumun ve yöneticilerin bilinçlendirilmesi, kurumlarda gereken özenin gösterilmesi önemli görülmektedir. Olumsuzlukların izleme ve denetleme sistemleri yoluyla belirlenerek; gerekli politika, mevzuat ve uygulama değişikliklerinin yapılması sağlanmalıdır. Yenilikçilik ve girişimciliğin geliştirilmesi ve desteklenmesi konusunda kurumlar ve politikalar arasında eşgüdüm sağlanarak teşvik ve finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması ihtiyacı bulunmaktadır. Kayıt dışılığın önlenmesinde mevzuatın geliştirilerek, etkin bir izleme ve denetleme sistemiyle desteklenmesi, farklı yetki ve sorumluluklara sahip kurumlar arasında eşgüdümün sağlanması, kamu personeli ve toplumda bilincin geliştirilmesi gerekli görülmektedir. Konut ve gecekondu sorunun çözümünde planlama temel araç olarak görülmekte, planların yaşam kalitesinin artırılması ve mevzuata uyumu açısından denetlenmesi, plan uygulamasının etkin bir izleme ve denetleme sistemiyle desteklenmesi gerekli görülmektedir. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 32 / 93

33 Dördüncü Bölüm: Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim 149. Üretim ve tüketim sürdürülebilirlik bağlamında birbirini tamamlayan iki kavram olduğu için birlikte ele alınmalıdır. Arz yönünü mal ve hizmetleri üretenler, talep yönünü bu mal ve hizmetleri tüketenler temsil etmektedir. Bu iki toplumsal grubun, liberal ekonomik sistemlerde bilinçli üretici ve bilinçli tüketici olarak davrandıkları (veya davranacakları) öngörülerek; nüfus artışı, gelişen pazar olanakları, tüketici eğilimleri, çevre kirliliği ve doğal kaynakların kısıtlılığı nedeniyle verimlilik esaslı ve tercihler yapacakları varsayılmaktadır. Üretim ve tüketimde arz ve talep birbirini yönlendirmekte ve şekillendirmektedir Doğal kaynakların kısıtlılığı ve kirlenmesi, teknolojik gelişmeler, küresel ve ulusal ticaret bağlantılarının kolaylaşması, daha fazla kâr beklentisi; üreticilerin girdi (hammadde temini, doğal kaynak kullanımı), üretim süreci (teknoloji, işleme süreçleri, atıklar) ve üretim sonrası (çevre kirliliği, nihai tüketiciye ulaşma ve lojistik) maliyetlerini düşürmeye yönlendirmektedir. Bu konuda, ticarete, sosyal ve çevresel sorumluluklara ilişkin uluslararası ve ulusal mevzuat ve yaklaşımlarda çeşitli iyileşmeler gerçekleşmektedir Rekabet edebilirliğin temel unsurlarından biri olarak, üretim öncesi, üretim süreci ve üretim sonrasında sosyal ve çevresel sorumlulukların ne düzeyde göz önüne alındığı ve uygulandığı dikkate alınmaya başlamıştır. Üretim sürecinin sorunları (kirlilik, halk sağlığı sorunları) ve ürün kalitesi (dayanıksız veya sağlığa zararlı ürünler) konularıyla karşı karşıya kalan tüketici de maliyetini karşılayabildiği ölçüde daha kaliteli ve güvenli seçimler yapmaya yönelmektedir Ancak, üretim ve tüketim süreçlerinde, değiştirilmesi veya seçimi kolay olmayan unsurlar da bulunmaktadır: Üretici için; daha verimli teknolojilerin maliyeti, sermayenin kısa vadeli büyütülmesi ihtiyacı veya isteği, çevresel ve sosyal sorumluklara dair algılar, istihdam yaratma, ve geçim kaynağı ihtiyacı ile tüketici için; kaliteli ve güvenli ürünlerin maliyeti ve piyasadaki farklı ürünler arasından seçim yapabilme olanağının sağlanması ve bu yönde bilinçli davranışların geliştirilmesi, gelir düzeyinin ve satın alma gücünün düşüklüğü, istihdam olanaklarının sınırlılığı bunlar arasında sayılabilir Nüfus artışına, küresel mal ve hizmetlere erişebilirliğin kolaylaşmasına ve toplumdaki kültürel unsurlara bağlı olarak tüketim talebi artmaktadır. Bu durum, üretimde verimliliği ve kirlilik kontrolünü sağlarken, tüketim kalıplarında da çevre bilinci çerçevesinde sorumlu seçimler yapılmasını sağlamayı gerektirmektedir Johannesburg Uygulama Planında toplumların üretim ve tüketim modellerindeki önemli değişiklikler küresel sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleşebilmesi için kaçınılmazdır Hükümetler, ilgili uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve başlıca paydaşlar sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim modellerinin değiştirilmesinde aktif rol üstlenmelidir ifadesine yer verilerek, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunun sürdürülebilir kalkınma açısından önemine vurgu yapılmaktadır Johannesburg Uygulama Planında sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda sıralanan başlıca politika önerileri arasında aşağıdakiler sıralanmıştır: Çevre ve sağlık üzerindeki riskleri azaltacak şekilde, ürün ve hizmetlerin kalitesinin yükseltilmesi; ürünlerin sağlık ve güvenlikleri konusunda tüketici bilgilendirme araçları Temiz üretim ve eko-verimlilik konusundaki destek ve yatırımların arttırılması; KOBİ lerin güçlendirilmesi, Kurumsal sosyal ve çevresel sorumluluk ile hesap verebilirliğin arttırılması; Sanayinin sosyal ve çevresel performansı arttırmak üzere çevre yönetim sistemi, standartlar, ISO, GRI gibi yöntemlerle teşvik edilmesi, Sürdürülebilir kalkınmanın karar alma süreçlerine dahil edilmesi için mali araçların geliştirilmesi, Çevresel maliyetlerin de karar almada dikkate alınması ile finansal araçların kullanımının özendirilmesi, Yeşil kamu alımlarının teşviki, Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 33 / 93

34 Enerji verimliliği, karşılanabilirlik, erişebilirlik gibi enerji konularının kamu, ulaşım, sanayi, tarım, turizm gibi başlıca enerji tüketen sektör ve altyapı yatırımlarına entegrasyonu; Enerji verimliliği için ulusal programların yürürlüğe konulması; Enerji teknolojileri alanında AR-GE faaliyetlerinin teşviki, Ulaşım hizmetleri için bütüncül yaklaşımların geliştirilmesi, Atık azaltımı ve önleme, Yaşam döngüleri boyunca kimyasalların ve tehlikeli atıkların uygun yönetimi. Genel Görünüm 156. Üretimde sürdürülebilirlik için çevresel etkilerin oluşmadan kaynağında önlenmesi esas alınmalıdır. Bu ilke doğrultusunda; çevresel sorunları ortaya çıktıktan sonra gidermeye çalışan kirlilik kontrolü yaklaşımları yerine, çevresel konuların üretim süreçlerine bir parametre olarak dahil edilmesi gerekmektedir 54. Aynı biçimde, üretim süreçlerinin yönetiminde üretimde çalışanlar ve topluma karşı olan sosyal sorumluluklar da göz önüne alınmalıdır Sürdürülebilir üretim küresel rekabet edebilirliğin ve değişen tüketici tercihlerine cevap verebilmek için giderek önem kazanan bir alandır. Sürdürülebilir üretimde temel sorumluluk üretim yapan bütün kesimlerdedir ve kamunun üretim süreçlerinden çekilmesiyle özel sektör bu sorumlulukta ön plana çıkmaktadır Sürdürülebilir kalkınma kavramının önem kazanması ile eş zamanlı olarak yaygınlık kazanan kurumsal sosyal sorumluluk kavramı da bu kapsamda anlam kazanmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk bir işletmenin çevreye ve topluma karşı sorumluluklarının yanı sıra doğrudan ve /veya dolaylı olarak ilişki içerisinde bulunduğu ve işletme kararlarından ve faaliyetlerinden etkilenebilecek tüm paydaşlara karşı olan sorumluluklarını 55 ifade etmektedir yılında Sermaye Piyasaları Kurumu (SPK) borsa şirketlerine yönelik olarak Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğ i yayımlamıştır. Tebliğin ekinde Kurumsal Yönetim İlkeleri belirtilmiştir. İlkelerin Etik Kurallar ve Sosyal Sorumluluk başlığı altında Şirket, sosyal sorumluluklarına karşı duyarlı olur; çevreye, tüketiciye, kamu sağlığına ilişkin düzenlemeler ile etik kurallara uyar. Şirket, uluslararası geçerliliğe sahip insan haklarına destek olur ve saygı gösterir. İrtikap ve rüşvet de dahil olmak üzere yolsuzluğun her türlüsüyle mücadele eder denilmekte; sosyal ve çevresel sorumluluklar vurgulanmakta, diğer ilkelerle birlikte şirketlerin bu sorumluluklarına dair raporlama çerçevesi belirlenmektedir. İlkelerin uygulanması gönüllülük esasına dayanmaktadır. Bununla birlikte, şirketler yıllık faaliyet raporlarında bu ilkelerin uygulanıp uygulanmadığını belirtmekle yükümlüdürler İş çevrelerinde Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) algısı farklılık göstermekte, bu farklılık uygulamalara da yansımaktadır. Şirketlerin kendi iş faaliyetlerini, ve toplumsal yaklaşımları geliştirebilmek için mali destek faaliyetleri, çeşitli sivil toplum kuruluşları ile ortak yürütülen toplumsal projeler gibi alanlarda çalışmalar yürüttüğü gözlenmektedir. Bununla birlikte, şirketlerin görece daha basit sosyal ve çevresel konulara ılımlı yaklaştıkları; insan hakları, çalışan hakları ve çalışanların karar süreçlerine katılımı gibi konulara yaklaşımlarının ise geliştirilmesi ihtiyacı bulunduğu vurgulanmaktadır 56. Gerek ulusal 54 Türkiye de Temiz (Sürdürülebilir) Üretim Uygulamalarının Yaygınlaştırılması İçin Çerçeve Koşulların ve Ar-Ge İhtiyacının Belirlenmesi Projesi Sonuç Raporu, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı-Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Kurumsal Sosyal Sorumluluk - İşletmeler ve Sosyal Sorumluluk, İktisadî Girişim ve İş Ahlâkı Derneği, Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu, Mart 2008 Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 34 / 93

35 gerekse uluslararası şirketlerde KSS uygulamaları; proje düzeyinde kalmakta, pazarlama ve kurumsal itibar yaratma aracı olarak görülmekte, yeterince kurumsallaşamamaktadır İş dünyasının sürdürülebilir kalkınma konusuna ilgisine dair bir örnek olarak 2010 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ve Türk İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği işbirliğinde, borsada işlem gören ve belirli ölçütler ile hazırladıkları raporlar çerçevesinde izlemeye olanak verecek şekilde kurumsal sürdürülebilirlik performanslarını üst seviyede tutan şirketlerin yer aldığı bir endeks oluşturulmasına başlanmıştır. Sürdürülebilirlik Endeksinin kısa vadede duyarlı yatırımcıları etkilemesi, uzun vadede rekabet edebilirlik çerçevesinde, şirketlerin daha sürdürülebilir işletmeler haline dönüşmesi ve diğer şirketlere örnek olması gibi yararları olması beklenmektedir İkinci çalışma ile; Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından bir Sürdürülebilir Kalkınma Görev Gücü kurulmuştur. Bu görev gücü, Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) tarafından hazırlanan Vizyon 2050 raporundan hareketle 2011 yılında Vizyon 2050-Türkiye Raporu nu hazırlamıştır. Rapor, önümüzdeki 40 yılı kapsayan sürede sürdürülebilir kalkınma vizyonu için bir yol haritasını tartışmaya açmayı ve farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır Kurumsal sosyal sorumluluğu teşvik etmek için oluşturulan Küresel İlkeler Sözleşmesi nin (Global Compact) Türkiye Ağı 2001 yılında resmi olarak başlatılmış olup, dünyadaki en büyük ağlardan bir tanesidir. Türkiye den iş dünyası dışında yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerini de içeren 156 sı aktif olan 206 kuruluş Küresel İlkeler Sözleşmesi ni imzalamıştır. 206 kuruluştan 11 i aktif olmak üzere 14 tanesi halka açık kuruluşlardır Ülkemizden 208 katılımcı, küresel sürdürebilirlik raporlama sistemi olan Global Reporting Initiative (GRI) in üyesidir. Bunlardan 56 sı şirket ve 88 i de KOBİ dir yılında 9 şirket GRI raporlaması yayınlamıştır. Yatırımcılarımızın Birleşmiş Milletler in Sorumlu Yatırım İlkeleri (UN Principle of Responsible Investment-PRI) ve Karbon Şeffaflık Projesine (Carbon Disclosure Project-CDP) ilgisi ve Şirkete Ait/Birleşmiş Sosyal Sorumluluk (Corporate Social Responsibility -CSR) raporlama kapsamına uygun olarak hazırlanan raporların sayısı artmaktadır yılında, çevresel, sosyal ve yönetişim konularını göz önüne alan sürdürülebilir yatırımların miktarı, girişim sermayesi yatırımları da dahil olmak üzere yaklaşık 4 milyar dolardır Özel sektör firmalarında çevreye duyarlı yaklaşımların benimsenmesi amacıyla; seçilen üretim teknolojilerinde ve atık yönetiminde yeni uygulamalar gündeme gelmiş, çağdaş Çevre Yönetim Sistemleri kuruluş yönetimlerine tanıtılmış ve uygulanmasına başlanmıştır. Ülkemizde ISO Çevre Yönetimi Sistemi, EMAS-Çevre Yönetim ve Denetleme Sistemi, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemlerini uygulayan işletmelerin sayısı artmaya devam etmektedir Çevre yönetimi sistemleri; enerjinin, suyun ve diğer hammadde kaynaklarının üretimde etkin ve verimli kullanımını, atıkların kaynağında en aza indirilmesini ve olabildiğince yeniden kullanılmasını sağlayarak, özellikle KOBİ lerde olmak üzere maliyetlerin düşmesine ve çevresel kaynakların daha duyarlı kullanılmasına olanak yaratmaktadır Yaşam Döngüsü Yönetimi yaklaşımı da gündeme gelmiş ve ISO çevre yönetim sistemi standartlarının bir parçası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu yaklaşım ile, hammadde temininden başlayarak, atıkların en son tüketiciye ulaşmasına ve ortadan kaldırılmasına veya geri kazanılması yoluyla yeniden hammadde olmasına kadar geçen süreç izlenmektedir. Yaşam Döngüsü Yönetimi Sustainable Investment in Turkey 2010, IFC Sustainable Investment Country Reports, Final Report, January Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 35 / 93

36 yaklaşımı son yıllarda tartışılmaya başlanmış ve örnek düzeyde de olsa çalışmaları yapılmakta ve ISO çevre yönetim sistemi standartlarının bir parçası olarak kullanılmaktadır Enerjinin üretimi ve tüketiminde sürdürülebilirlik kavramı önem kazanmıştır. Enerji, toplumsal hayatımızda ve ekonomiyi işler halde tutmak için gerekirken; enerji hammaddesi sağlanmasının ve enerji üretim süreçlerinin doğaya önemli etkileri olmaktadır. Bu sebeple enerjiyle ilgili temel yaklaşım; bir taraftan üretim girdilerini düşürürken, diğer taraftan doğada kıt bulunması ve önemli çevresel etkileri olması nedeniyle enerjinin verimli kullanılmasıdır. Bu kapsamda yenilenebilir enerji kaynaklarının çevresel etkilerin en aza indirilebilmesi amacıyla devreye alınması gerekli görülmektedir Enerjide arz güvenliğini sağlamak üzere dışa bağımlılığı azaltıcı politikaların uygulanması önem kazanmıştır lı yıllarda % 48 olan yerli üretim payı, yıllar içerisinde azalarak 2007 yılında % 25,5 e düşmüştür. Ancak, küresel ölçekte enerji fiyatlarının artmasına da bağlı olarak, yerli üretim payı 2009 yılında % 28,5 olmuştur yılında 80,6 Mtep olan nihai enerji tüketimi içinde sanayi sektörü % 32, binalar % 37 pay ile yer almıştır Ülkemizde enerji talebi açısından bina sektöründe % 30, sanayi sektöründe % 20 ve ulaşım sektöründe % 15 olmak üzere önemli düzeyde enerji tasarruf potansiyeli bulunmaktadır 60. Enerji İşleri Etüt İdaresi tarafından Kasım 2009 tarihinde açıklanan Türkiye de Enerji Verimliliği, Durum ve Gelecek Planlaması belgesinde benzer bir husus tespit yapılmıştır: Sanayimizde en az %15, binalarımızda en az %35 ve ulaşımımızda en az %15 tasarruf potansiyellerine sahibiz. Bu potansiyelin geri kazanılması durumunda elde edilecek enerji değerinin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilebilecek enerjiden daha fazla olduğu; enerji talebinin bu şekilde 2020 yılında yaklaşık % 20 (45 Mtep enerji) dolaylarında azaltılabileceği belirlenmiştir. Bu miktar; yerli ve temiz kaynaklarımızdan üretilebilecek elektrik enerjisinin 2,5 katıdır ve yaklaşık 30 milyon konutun yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir Elektrik üretiminde, dağıtımında ve nihai tüketimdeki önemli kayıplar bulunmaktadır. Özellikle kayıp ve kaçakları içeren % 14,4 oranındaki elektrik enerjisi dağıtım kayıpları ekonomi için önemli olumsuz etkilere sahiptir. İstanbul da yıllık 3,1 milyar kwh elektrik, kayıp-kaçağa gitmektedir. Şanlıurfa da ise bu rakam 3 milyar kwh dir. Keban Barajı nda bir yılda üretilen yaklaşık 6 milyar kwh elektrik, iki ilin kayıplarını karşılamaya yetmemektedir 62. Bu durum, enerji kayıplarının ve kaçak enerji kullanımının önlenmesine yönelik tedbirlerin bir an önce alınmasını zorunlu hale getirmektedir Enerji Verimliliği Kanunu 2007 yılında, Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik ise 2008 yılında yürürlüğe girmiştir. 15/02/2008 tarihli 2008/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile kamu kurum ve kuruluşlarında enerjinin etkin ve verimli kullanılmasına yönelik tedbirler belirlenmiştir. Bu Genelge ile Ulusal Enerji Verimliliği Hareketi başlatılmış ve 2008 yılı Enerji Verimliliği Yılı ilân edilmiştir yılından itibaren Özel Sektör Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Projesi kapsamında Hazine Müsteşarlığı garantörlüğünde 500 milyon ABD Doları tutarındaki kısmı Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası ndan, 100 milyon ABD Doları tutarındaki kısmı ise Temiz Teknoloji Fonu nda sağlanarak toplam 600 milyon ABD Doları tutarında bir finansman sağlanmıştır. Söz konusu krediler Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. tarafından aracılık kredileri vasıtasıyla 59 Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulusal iklim Değişikliği Eylem Planı,T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye de Enerji Verimliliği, Durum ve Gelecek Planlaması, Enerji İşleri Etüt İdaresi, Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 36 / 93

37 özel sektör tarafından gerçekleştirilecek yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerinin finansmanı için kullandırılmaya başlamıştır Enerjide dışa bağımlığın başlıca nedeni ve iklim değişikliğine sebep olan fosil yakıtlara olan bağlılığı azaltması açısından yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi önemli görülmektedir. Son yıllarda artan yenilenebilir kaynaklar en çok hidroelektrik yatırımlarında görülmektedir yılları arasında toplama kurulu güce, yaklaşık olarak MW lik hidroelektrik kurulu gücü eklenmiştir 63. İnşaatı devam eden yaklaşık MW lik kapasitenin de birkaç yıl içerisinde devreye girmesi beklenmektedir. Bununla birlikte ülkemiz, teknik ve ekonomik HES potansiyelinin ancak % 35,5 ini geliştirmiş bulunmaktadır tarihinde 5346 sayılı Yenilenebilir Elektrik Kanunu nun yürürlüğe girmesinden sonra, kurulu güç ve enerji üretiminde artış olmuştur. Ülkemizin rüzgâr enerjisi potansiyeli MW;. doğrudan ısı olarak yararlanılabilecek jeotermal kapasitesi (egzoz sıcaklığı 35 o C alınarak) MWt olarak tahmin edilmektedir. Yoğunlaştırıcılı termik teknolojilerin kullanılması durumunda yıllık güneş enerjisi elektrik üretiminde380 milyar kwh lik bir potansiyel bulunmaktadır 64. Bu potansiyellerin oldukça düşük bir kısmı kullanılmaktadır. Örneğin; 2009 itibarı ile EPDK tarafından lisans verilmiş rüzgar enerjisi projelerin sadece % 19 u işletmededir, 2010 sonu itibariyle rüzgar enerjisi üretimi 1.329,2 MW olarak gerçekleşmiştir. Jeotermal enerji üretimi de 94 MW olmuştur Yenilenebilir enerji potansiyeliyle ilgili oldukça ilginç bir gösterge olan sera ve termal tesis ısıtmasına uygun jeotermal ısı potansiyeli esas alındığında, jeotermal potansiyel MWt olarak tahmin edilmektedir. Bu potansiyel Türkiye deki toplam konutların % 30 unun jeotermal enerjiyle ısıtılabileceği anlamına gelmektedir Yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınması yanında alternatif enerji kaynaklarının da araştırılması gerekir. BM Sınai Kalkınma Örgütü nün İstanbul daki Uluslar arası Hidrojen Enerji Teknolojileri Merkezi bu çerçevede önemli bir potansiyel olarak değerlendirilebilir yılından itibaren Özel Sektör Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Projesi kapsamında Hazine Müsteşarlığı garantörlüğünde 500 milyon ABD Doları tutarındaki kısmı Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası ndan, 100 milyon ABD Doları tutarındaki kısmı ise Temiz Teknoloji Fonu nda sağlanarak toplam 600 milyon ABD Doları tutarında bir finansman sağlanmıştır. Söz konusu krediler Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. tarafından aracılık kredileri vasıtasıyla özel sektör tarafından gerçekleştirilecek yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerinin finansmanı için kullandırılmaya başlamıştır Ticari bankaların enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji enerjiye yönelik projeler ile çevre kirliliğinin önlenmesi, sera gazı emisyonunun azaltılması, KOBİ lerin desteklenmesi projelerine yönelik kredileri de giderek artmaktadır Sürdürülebilir üretimde önemli araçlardan birisi temiz üretimin sağlanmasıdır. Temiz üretim ile kaynak verimliliği, kirliliği kaynağında önleme, çevre dostu ürün gibi yaklaşımlar ile kuruluşların çevre performansının artırılması ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi sağlanabilmektedir Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nin, görev ve faaliyet alanlarını sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle temiz üretim anlayışını Türkiye de yaşama geçirme çerçevesinde genişletilmiş, Temiz Üretim (Eko-Verimlilik) Merkezi Faaliyetlerinin MPM bünyesinde yürütülmesi için gerekli alt yapı çalışmaları başlatılmıştır. 63 ETKB, Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı, Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 37 / 93

38 183. Üretim sürecinin verimliliği ile temiz üretimin yanında atık oluşumu da azaltılabilmektedir.. Ancak esas olan; atıkların (gaz, katı veya sıvı atıklar) oluşmadan önlenmesidir. Sürdürülebilir üretimde amaç, atıkların doğayı ve halkı etkileyecek şekilde kontrolsüz olarak bırakılmasının engellenmesidir. İmalat sanayi tarafından yılda 20 milyon tonun üzerinde atık üretildiği ve bu miktarın yaklaşık 1,12 milyon tonunun tehlikeli atıklar olduğu tahmin edilmekte, bu durum konunun önemini daha da belirgin hale getirmektedir Üretim politikalarıyla toplumsal ve çevresel politikaların çatışmasını önlemek ancak çevreye ve insanlara duyarlı bir üretimin gerçekleştirilmesiyle mümkün olabilir Üreticilerin ürünlerinin güvenliği ve sürdürülebilirliği konusunda tüketicileri bilgilendirmelerini sağlamak üzere tarafını bilgilendirmek için etiketleme yaygınlaşan bir uygulamadır. Ürünlerin Enerji ve Diğer Kaynak Tüketimlerinin Etiketleme ve Standart Ürün Bilgileri Yoluyla Gösterilmesi Hakkında Yönetmelik tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır 65. Benzer bir şekilde, ev tipi beyaz eşya ve aydınlatma cihazlarının standartlarına dair de çeşitli tebliğler çıkartılmıştır Sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda yönlendirici ve bütüncül bir strateji ve/veya eylem planı olarak Sanayi Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı hazırlanmıştır. Bu planın yeni gelişme ve yaklaşımlar dikkate alınarak düzenli olarak gözden geçirilmesinde yarar görülmektedir Sürdürülebilir üretim ve tüketim yaklaşımları ile kurumsal sosyal sorumluluk konusundaki gelişmelere Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ ler) büyük ve uluslararası şirketler kadar kolay uyum sağlayamamaktadır Ülkemizde KOBİ ler; toplam istihdamın % 78 ini, toplam katma değerin % 55 ini, toplam satışların %65,5 ini, toplam yatırımların % 50 sini, toplam ihracatın % 59 unu oluşturmaktadır KOBİ uygulamalarını yönlendirmek ve geliştirmek üzere KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı 2011 tarihinde yayımlanmıştır. KOBİ ler, dengeli gelir dağılımının oluşmasına yardımcı olmakta böylece, sosyal kalkınmada önemli bir payı olduğu kabul edilmektedir. Benzer şekilde, istihdam ve gelir artışı sağlayarak, büyük şehirlere göçü önlemeye, bulundukları bölgede, yaşama ve büyüme potansiyeli yüksek olan yeni işletmelerin gelişmesine, yaratıcı-girişimci potansilerinin ortaya çıkmasına, nitelikli eleman yetiştirilmesine yardımcı olmaktadırlar Ülke genelindeki yaygınlıkları ve sağladıkları yararlar dikkate alındığında, sürdürülebilir üretim ve tüketim anlayışının KOBİ lerde geliştirilmesi öncelikli bir konu olarak görünmektedir KOBİ lerin desteklemesine için 1990 yılında Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), 1993 yılında da KOBİ lere sermaye desteği sağlamak amacıyla KOBİ Yatırımlarına Ortaklık A.Ş. ile KOBİ lere teminat desteği sağlamak amacıyla Kredi Garanti Fonu İşletme Araştırma A.Ş. (KGF A.Ş.) kurulmuştur. KOBİ lerin geliştirilmesi ve rekabet güçlerinin artırılması amacıyla 2004 yılında KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı ( ) hazırlanmış ve 2011 yılında yenilenmiştir li yıllarda kamu bankalarının yanı sıra özel bankalar da KOBİ kredileri sistemine dahil edilmiştir yılında Esnaf ve Sanatkarlara Yönelik Değişim, Dönüşüm ve Destek Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanmıştır. 65 Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Çalıştayı, Ankara, KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı ( ),T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı ( ), T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 38 / 93

39 192. Bu adımlara rağmen KOBİ lerde yönetim becerilerinin yetersizliği; nitelikli eleman temininde yaşanılan güçlükler; sermaye yetersizliği nedeniyle yeni yatırımların yapılmasında ve yüksek teknoloji temininde karşılaşılan zorluklar; ekonomik dalgalanmalara karşı hassaslıklar; kredi garanti sistemi ve girişim sermayesi sisteminin yeterince yaygınlaşmamış olması nedeniyle kredi ve diğer finansman kaynaklarından düşük oranda yararlanılması; proje hazırlama ve uygulama konusundaki yetersizlikler nedeniyle KOSGEB veya TÜBİTAK gibi kurumlar tarafından projeye dayalı olarak sağlanan desteklerden ve AB fonlarından yeterince faydalanılamaması; finansman sorunlarına bağlı olarak gelişmiş teknolojilere sahip olamamaları nedeniyle ürün kalitesi ve maliyetinin olumsuz etkilenmesi; düşük ürün kalitesi ve yüksek maliyet nedeniyle pazarlama gücünün zayıflığı; yenilikçilik kültürü ve teknoloji yönetimi becerileri bakımından yetersiz durumda olmaları 68 gibi sorunlar, sürdürülebilir üretim ve tüketim yaklaşımında karşılaşılan önemli engeller olarak sıralanabilir Bu engellerin aşılması için KOBİ lere yönelik destek programları uygulanmaktadır. Bölgesel ve sektörel ihtiyaçların karşılanması, KOBİ lerin uluslararası mevzuat ve önceliklere uyumunun sağlanması, KOBİ lerde Ar-Ge bilincinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği ve girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması gibi konularda krediler ve hibeler verilmektedir Ancak son yıllarda KOBİ kredilerinde yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, başta mikro ve küçük işletmeler ile esnaf ve sanatkârlar olmak üzere, KOBİ lerin büyük çoğunluğu hâlâ krediye erişimde sorun yaşamaktadır. Özellikle az gelişmiş bölgelerdeki mikro ve küçük işletmeler için banka kredilerine erişim daha kısıtlı kalmakta; faiz oranlarının yüksekliği ve teminat gösterme yükümlülüğü özellikle mikro ve küçük işletmeler için krediye erişimin önündeki başlıca engelleri oluşturmaktadır Yukarıda belirtilen politika, mevzuat ve uygulamaların yanında üretimden tüketime her aşamada çevre maliyetlerinin muhasebeleştirilememiş olması bugüne kadar çevre maliyet analizlerinin sağlıklı bir şekilde yapılamaması sonucunu doğurmuştur. Muhasebeleştirilmeye çevresel maliyetlerin de dahil edilmesi, yatırım projelerinin doğru planlanmasını ve finansal kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlayacaktır. Bu sayede çevrenin korunması ile yatırım yapılan sektörlerin bütünleştirilmesi kolaylaştırılabilecektir Kamu satın alımlarının ülke ekonomisi içerisindeki hacmi göz önüne alınınca, sürdürülebilir üretim ve tüketim yaklaşımında piyasa mekanizmalarını etkin bir şekilde çalıştıracak en büyük tüketicinin kamu olduğunu görülür. Bu çerçevede yeşil kamu alımı kavramının güçlendirilmesi etkili bir çözüm olarak dikkate alınabilir Kamu alımlarının yeşil büyümeye olan etkisine bir örnek olarak 2008 tarihinde yayımlanan 2008/19 sayılı Başbakanlık Genelgesinde, enerji verimliliği çalışmalarına öncülük etmek amacıyla tüm kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının 1 ay içerisinde kendi sorumluluklarında bulunan yerlerdeki mevcut ampulleri verimli lambalarla değiştirecekleri belirtilmiştir 71. Uygulama sonucunda toplam adet ampul yerine adet verimli lamba takılmıştır. Satın alınan verimli lambalar için toplam lira ödenmiştir. Değiştirme işlemi sonucunda kamu kuruluşlarında elektrik tüketiminde günlük lira tasarruf ettikleri ve mevcut elektrik tüketiminin 102 MW azaldığı belirlenmiştir. Yıllık olarak değerlendirildiğinde kamu bütçesine toplam 41 milyon lira kazandırılmış olmaktadır. Aynı zamanda her bir verimli lambanın bir yılda 25 kilogram karbondioksit emisyonu azalttığı belirtilmiştir. Bu sayede yaklaşık ton karbondioksit emisyonunu önlenebilmiştir. 68 KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı ( ),T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Türkiye de KOBİ lerin Banka Kredilerine Erişimi, Aycan Yüksel, Planlama Uzmanlığı Tezi, Haziran Dokuzuncu Kalkınma Planı Çevre Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Kamuda Verimli Aydınlatmaya Geçiş Raporu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Ocak Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 39 / 93

40 Katılımcı Mevcut Durum Çalıştaylarında Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim 198. Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) hazırlıklarının desteklenmesi amacıyla gerçekleştirilen proje kapsamında yapılan çalıştaylarda, günümüzde sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda karşılaşılan sorunlar ile nedenleri irdelenmiş ve aşağıda verilen başlıklarda yer alan sonuçlara ulaşılmıştır 72 : 199. Kurumsal, sosyal ve çevresel sorumluluğun ve hesap verebilirliğin arttırılmasında karşılaşılan sıkıntılar - Sanayinin sosyal ve çevresel performansı arttırmak üzere teşvik edilmesindeki yetersizlikler; Sanayicinin sosyal ve çevresel performans konusunda farkındalık eksikliği Teşvikler konusunda sanayicilerin farkındalıklarının olmaması Teşviklerin geliştirilmesi konusunda ihtiyaç analizlerinin yapılmamış (ya da eksik yapılmış) olması Performansları ölçme ve değerlendirmeye yönelik metodolojilerin olmaması Çevresel performansı artırmaya yönelik teşviklerin yeterince çeşitli (farklı ihtiyaçları karşılayacak şekilde) olmayışı Şirketlerin ve kamu kurumlarının sosyal ve çevresel performanslarını gösterecek raporlama yapmamaları Finans ve borsa kuruluşlarının çevresel ve sosyal konuları kendi kurumsal yapılarına ve yaptırım mekanizmalarına entegre etmedeki yavaşlıkları 200. Enerji: Yenilenebilir Enerji, Enerji Verimliliği ve Arz Güvenliği konusunda karşılaşılan sıkıntılar; Ölçme ve değerlendirme konusunda gerekli olan istatistikî bilgilerin eksikliği Karmaşık teşvik mekanizmalarında ve kurumlar arası koordinasyonda yaşanılan eksiklikler Biyoenerji kapsamında ülkemizin potansiyelinin bilinmeyişi ve buna yönelik ulusal eylem planlarının bulunmayışı Tüketicinin yenilenebilir enerjiye yönelik farkındalığının eksik olması ve yenilenebilir enerji kullanım teknolojisinin maliyetli oluşu Çok uzun süredir hazırlık çalışmaları süren enver Stratejisinin hala çıkarılamamış olması Sanayiye yönelik enerji verimliliği desteklerinin hem 'miktar üst sınırı' ve hem de ' yüzde' açısından düşük olması Toplumda binalardaki toplam enerji tasarrufu konusunda yeterli bilinç olmaması Binalardaki enerji verimliliği projeleri için finansal enstrümanların yetersiz olması Ulaştırmada enerji verimliliği sağlanması konusunda yerel yönetimlerin kapasite eksikliği Enerji çeşitliliğinin az olması ve ithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığın fazla olması nedeniyle enerji arz güvenliğinin risk altında olması 201. Temiz üretim, eko-verimlilik ve alternatif enerji kaynakları konusunda karşılaşılan sıkıntılar; Alternatif enerji üretimi konusunda bilinç yetersizliği Projelendirme aşamalarındaki eksiklikler Yeşil bina standartlarının yaygın olmayışı Kamunun yeşil tedarik uygulamalarının yetersiz olması Sanayide Temiz üretim uygulamalarının eksikliği Kurumlar arası koordinasyon eksikliği Mevzuat hazırlanmasında paydaşlar ile yeterli iletişimin kurulmaması Veri eksikliği (enerji/su yoğun sektörler/tüketim vb.) Çevreye duyarlı ürünlerin veya temiz ürün tercihinde tüketicilerin bilinç eksikliği, ekonomik yetersizlik Yeşil enerji sertifikası sisteminin olmaması Karbonu kapsayan enerji borsasının olmaması, geliştirilmemesi Beyaz eşya, demir çelik, vb. bazı alt sektörlerde sektörel ve temiz üretim stratejilerinin olmaması Tekstil sektörü hariç diğer sektörlere yönelik temiz üretim mevzuatının olmayışı Eko-etiket konusunda ülkemizde ilerlemelerin yavaş olması 72 Bu kısımda belirtilen sorun tanımlarında katılımcıların ifadelerine sadık kalınmıştır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 40 / 93

41 Şirketlerin denetim raporlarının ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmaması Yapılacak olan (laboratuvar, insan kaynağı vb.) testler için kapasite eksikliği 202. KOBİ lerin rolünün güçlendirilmesi konusunda karşılaşılan sıkıntılar; İstatistiki bilgi yetersizliği KOBİ'lerin rekabet edebilirliklerinin azalması Demiryolu ağının modernleştirilememesi ve geliştirilememesi KOSGEB'in KOBİ'leri bilgilendirme eksikliği Kobilerin çevre mevzuatına uyumlu olmaması Eko-verimlilik konusunda danışmanlık şirketlerinin ve mekanizmasının yetersizliği Kobilere destek sunan kurumlar arası koordinasyon eksikliği Kaynakların verimsiz kullanılması KOBİ'lerin kullanabileceği fırsatlardan habersiz oluşu KOBİ'lerin teknoloji ve inovasyonla buluşmalarındaki yetersizlikler KOBİ'lerin yeterince dışa açılamaması Sektör strateji belgelerinde çevre duyarlılığının eksikliği 203. Ticaretin Geliştirilmesi (İstihdamın, Verimliliğin, Rekabet Gücünün Artırılması) konusunda karşılaşılan sıkıntılar; Üreticiler için e-ticaret ağının yeterince kullanılamaması Yeni pazarlara girişte engel oluşturacak 'yeşil sertifikasyon' konusunda KOBİ'lere destek verilmeyişi Kredi erişimindeki zorluklar Kredi karşılığı teminat sorunları KOBİ lerin teknoloji ve inovasyon ile buluşma eksiklikleri KOBİ lerin yararlanabilecekleri fırsatlardan habersiz oluşu KOBİ lerin dış ülkelere/pazarlara açılma zorluklarının olması Bazı yerel yönetimlerin fırsatları değerlendirmekten uzak olmaları KOBİ'lerin kurumsallaşmaması (KOBİ lere yurtdışı yatırımların çekilememesi) Sanayi kuruluşlarının pazara erişiminde bilgiyi etkin kullanamaması Donanımlı ve kalifiye insan kaynakları eksikliği Vergilerin yüksekliği ve karmaşık oluşu Bölgelere yönelik ayrıştırılmış teşvik mekanizmalarının zayıflığı Yeni iş alanları için yaratıcı fikir eksikliği Girişimciliğin yeterince teşvik edilememesi Kalifiye olmayan nüfusun fazla olması Kayıt dışı ekonomin yaygın olması İstihdam politikası ile sanayi politikasının birbirini desteklememesi Yüksek katma değerli ürünler üretilememesi 204. Ar-Ge konusunda karşılaşılan sıkıntılar; Özel sektörün Ar-Ge yatırımlarına özendirilmemesi Verilen teşviklerin etki analizi ve denetiminin yetersiz olması Mevzuatın dağınık olması Ar-Ge çalışmaları yapan kamu kuruluşlarının tek bir çatı altında toplanmamış olması Ar-Ge çalışmalarına bütçeden ayrılan payın yetersizliği Üniversite-sanayi işbirliğinin yeterli düzeyde olmayışı Ar-Ge çalışmaları yapan insan kaynakları yetersizliği Ar-Ge çalışmaları yapan insan kaynağına yeterince yatırım yapılamayışı Yabancı bilim adamlarının yeterince istihdam edilememesi Tersine beyin göçünün sağlanamaması ve uluslararası bilim ortamının oluşturulamaması Rekabet öncesi işbirlikleri hakkında yeterince bilgi sahibi olunmaması Mevzuatın dağınık olması Ar-Ge çalışmaları yapan insan kaynakları yetersizliği Ar-Ge kültürünün yeterince gelişmemiş olması Patent ve tescil konularında yeterince bilgi sahibi olunmaması Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 41 / 93

42 KOBİ'lerin kümeleme çalışmalarının yetersiz olması KOBİ'lerin uzman eleman istihdam etmede yetersiz kalması 205. Tüketicinin Korunması Bilinçlendirilmesi ve Ürün Güvenliği konusunda karşılaşılan sıkıntılar; Tüketicinin yeşil büyüme konusunda bilgi eksikliği Ürün etiketlerinde içerik (GDO oranı vb.) ve çevreye etki (karbon ayak izi) konusunda bilgilendirme eksikliği Ürün güvenliği ve piyasa gözetimi konusunda farklı bakanlıkların görevli olması (Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Ekonomi Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve diğer bakanlıkların olması) ve bu durumun etkin denetim imkânını kısıtlaması Tüketicinin yaşadığı sorunlara ilişkin çözüm mekanizmalarının karmaşıklığı ve yavaş ilerlemesi Piyasa izleme ve denetleme konusunda olan eksiklikler. Tüketicinin hakları ve sorumlulukları konusunda bilinç eksikliği Tüketicinin korunmasına yönelik sektör içi yaptırımların yetersizliği Şirketlerin iç denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşılmaması Tüketiciyi yanıltıcı ve haksız rekabete sebebiyet veren uygulamalar 206. Atık azaltımı, atık önleme atık yönetimi konusunda karşılaşılan sıkıntılar; Atık yönetimi için finans eksikliği Atık toplanması ve ayrıştırılmasında tüketicilerin ve yerel yöneticilerin bilinç eksikliği Üretim ve tüketim süreçlerinde atık üretiminin yeterince azaltılamaması Atık borsası sisteminin etkin çalışmaması Çevre mevzuatıyla ilgili ikincil düzenlemelerin özel sektör ile yeterince işbirliği içinde gerçekleştirilmemesi Uygulamadaki eksiklikler (ambalaj atıkları) Yerel yönetimler arasındaki işbirliği ve koordinasyon eksikliği Atık yönetimi konusunda denetim eksikliği 207. Sürdürülebilir kalkınmanın karar alma süreçlerine dahil edilmesi için mali araçların geliştirilmesi, Çevresel maliyetlerin içselleştirilmesi ile finansal araçların kullanımının özendirilmesi konusunda karşılaşılan sıkıntılar; ekosistem hizmetlerinin ödenmesi (PES) mekanizmalarının mevcut olmayışı Kredilendirme Sisteminin sürdürülebilir kalkınma sorgulama kriterinin eksikliği (çevre vs. ) Yatırım ve finans sektöründe sürdürülebilir kalkınma bilinç eksikliği Karbon ticaret piyasasının olmaması 208. Lojistik konusunda karşılaşılan sıkıntılar; Türkiye'de ulaştırma/navlun giderlerinin yüksek oluşu İntermodal taşımacılık ve kombine taşımacılığın geliştirilememiş olması Özel nitelikli taşımacılık sektörünün zayıflığı Demiryolu kanun tasarısının yenilenmemiş olması Sanayi bölgeleri ile ulaştırma ağının uyumsuz olması Ulaştırma sektöründe dışa bağımlılığı (yakıt kullanımı açısından) ve maliyetleri azaltmak üzere biyo yakıt konusunda çalışmaların yetersiz oluşu Kent içi ulaşımda temiz veya daha az kirletici ulaşım modları için (toplu taşıma bisiklet vb.) altyapı yetersizliği Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 42 / 93

43 Politika, Strateji, Eylem Planı Mevzuat Planlama Uygulama Denetleme / İzleme Koordinasyon / İşbirliği Finansman Mekanzimaları, Teşvikler Yönetişim / Katılım İnsan Kaynakları / Kurumsal Kapasite Ar-Ge / Bilimsel çalışmalar Bilinç 209. Tablo: Sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda sorunların nitelikleri 73 Sorun Odağı Alan 1. Kurumsal sosyal ve çevresel sorumluluk ile hesap verebilirliğin arttırılması; Sanayinin sosyal ve çevresel performansı arttırmak üzere teşvik edilmesi 2. Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği 3. Temiz üretim ve ekoverimlilik, alternatif enerji kaynakları 4. KOBİ lerin rolünün güçlendirilmesi 5. Ticaretin Geliştirilmesi 6. Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) 7. Tüketicinin Korunması Bilinçlendirilmesi ve Ürün Güvenliği 8. Atık azaltımı ve önleme, Atık Yönetimi 9. Sürdürülebilir kalkınmanın karar alma süreçlerine dahil edilmesi için mali araçların geliştirilmesi, Çevresel maliyetlerin içselleştirilmesi ile finansal araçların kullanımının özendirilmesi 10. Lojistik Odaklanılan alanda atıfta bulunma sayısı (sorunun odağı) > Gerçekleştirilen çalıştaylarda katılımcılar tarafından yapılan değerlendirmeler aşağıda özetlenmiştir: Kurumsal, sosyal ve çevresel sorumluluk ile hesap verebilirliğin arttırılması; sanayinin sosyal ve çevresel performansı arttırmak üzere teşvik edilmesi konusunda kuruluşlarda bilincin artırılması ve kurumsal ve insan kapasitesinin geliştirilmesinin önem taşımakta olduğu tespiti yapılmıştır. Çevresel performans anlamında izleme ve denetleme sisteminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını ihtiyacının olduğu ve bu sisteme geçişin de gerekli mevzuatın ve finansal mekanizmaların oluşturulmasıyla teşvik edilmesi gerektiği vurgulanmıştır Aralık 2011 tarihinde yapılan Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Çalıştayı kapsamında katılımcıların verdikleri cevaplardan derlenmiştir. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 43 / 93

44 Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve uygulamaların genişletilmesi için teşvik mekanizmalarının yaygınlaştırılmasının gerektiği ifade edilmiştir. Temiz üretim ve eko-verimlilik konularında yeni politikalara ve mevzuata ihtiyaç olduğu, bu konuda kurumların kapasitelerinin ve insan kaynaklarının (bilinç düzeyini de artıracak şekilde) geliştirilmesi gerektiği ve yeni teşvik sistemlerine ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, temiz üretim konusunda uygulamaların izlenmesi ve denetlenmesinin gerekli olduğunun altı çizilmiştir. Türkiye için çok önemli olan KOBİ lerde sürdürülebilirlik için kurumsal kapasite ve insan kaynağına yatırım yapılması gerektiği, yeni ve verimli teknolojiler konusunda Ar-Ge ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi yanında bu konularda işbirliklerinin artırılması gerektiği vurgulanmıştır. Ar-Ge gerekliliğine dair bilincin artırılarak ve uygulamaların finansal teşvik mekanizmalarıyla özendirilerek hayata geçirilmesine ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Bu hususta kurumlar arası işbirliklerine ihtiyaç duyulduğuna da vurgu yapılmıştır. Üretimin ürün güvenliği ve tüketim ayağında ise izleme ve denetleme sisteminin geliştirilmesi, üreticinin ürünlerinin güvenliği, tüketicinin de tüketim tercihlerinin sürdürülebilir ürünler açısından bilincinin artırılması gerektiği vurgulanmıştır. Sürdürülebilir kalkınmanın karar alma süreçlerine dahil edilmesi için mali araçların geliştirilmesine, çevresel maliyetlerin içselleştirilmesinde farkındalık oluşturulmasına ve yeni finansal teşvik mekanizmalarına ihtiyaç olduğunun altı çizilmiştir. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 44 / 93

45 Beşinci Bölüm: Sürdürülebilir Doğal Kaynak Yönetimi 211. Sürdürülebilir kalkınmanın üç temel ayağından birisi olan çevre konusunun aslında kullanılan kelimenin ötesinde bir anlamı vardır. Sürdürülebilir kalkınmada çevre kirliliğinin önlenmesi ve doğanın korunması birlikte ele alınır. Çevre kirliliğinin önlenmesi, canlıların bu kirlilikten etkilenmemesini sağlamaya dayanır. Doğa koruma ayağı ise yaşamın idamesini sağlayan doğal yapıların (toprak, su, orman gibi doğal kaynakların) ve doğal döngülerin işlevlerinin yani ekosistem hizmetlerinin (toprağın suyu depolaması, yer altı sularının beslenmesi, su döngüsünün sağlıklı bir şekilde işlemesi, erozyonun önlenmesi vb.) korunmasına dayanır. Bu iki yaklaşım birbirini destekler. Aynı zamanda ekosistem hizmetleri, bir maliyeti olan insan yapısı altyapıların yanında, doğal altyapı elemanları olarak da değerlendirilmektedir. Çünkü işlev boyutunda ele alındıkları zaman doğal altyapılar sel ve erozyon gibi afetlerin etkilerini azaltan (sulak alanlar, ormanlar), suyun temizlenmesini sağlayan (toprak, geçirimli zemin), tarımsal üretim ve tarımsal sanayi için (toprak) bir üretim ortamı olan yapılardır. Etkileri şu an için yerel ve kısa süreli olarak başta hava sıcaklığı ve su mevcudiyetinde hissedilmeye başlanan iklim değişikliğinin yakın gelecekte sosyoekonomik ve üretim yapılarında da (tarımsal üretimde ve sanayi üretiminde de) ciddi etkilere sebep olacağı öngörülmektedir. İklim değişikliğiyle mücadelede, yani iklim değişikliğine uyum konusunda dayanaklılığı sağlayan bu doğal altyapılar, başlıca doğal sistemler olarak değerlendirilmektedir Ekosistem hizmetleri başta kırsal alanlar olmak üzere geçim kaynağı sağlayan (ormanlar, sulak alanlar, sazlıklar gibi) alanlardır. Dolayısıyla kırsal alanda yoksulluğun giderilmesi için geliştirilecek stratejilerin temelinde bu ekosistem hizmetlerinin işlevlerinin sürekliliğini sağlayacak şekilde korunması olmalıdır Kısaca, önümüzdeki dönemlerde sormamız gereken temel soru, doğal sistemlerin korunmasının maliyet gerektiren yatırımlar mı, yoksa insanoğlunun yaşamasına dair temel hizmetleri sunan doğal sistemlerin halihazırda sahip olduğumuz birer değer oldukları için korunması gerektiği midir. Bu algı değişimi, hem karar vericilerde hem de bireylerde gelişmeye başladığı andan itibaren sürdürülebilir kalkınma konusunda bilinç oluşmuş demektir AB uyum süreci çerçevesinde her yıl yayımlanan Türkiye İlerleme Raporlarından sonuncusunda 74 çevre başlığı altında özellikle atık yönetimiyle ilgili mevzuatın AB ile uyumlaştırmanın büyük ölçüde tamamlandığı ancak hava kalitesi, su kalitesi, doğa koruma ile endüstriyel kirlenmenin kontrolü ve risk yönetimi alanlarında eksikliklerin olduğu ifade edilmiştir Johannesburg Uygulama Planında doğal kaynakların sürdürülebilir yönetiminin çerçevesi İnsan faaliyetleri, insan refahı ve ekonomik faaliyetler için gerekli kaynak ve hizmetleri sunan ekosistemlerin bütünlüğü üzerinde gittikçe daha büyük bir etki yaratmaktadır. Doğal kaynakların sürdürülebilir ve bütüncül bir şekilde yönetilmesi sürdürülebilir kalkınma için esastır. Bu bağlamda, doğal kaynak tüketimindeki mevcut eğilimi mümkün olduğunca erken tersine çevirmek için ulusal, bölgesel ve yerel kapasiteleri güçlendirirken ekosistemleri korumak, toprak, su ve canlı kaynakların entegre yönetimini sağlamak, ulusa, (mümkünse bölgesel düzeyde) belirlenen hedefleri içeren stratejileri uygulamak gereklidir cümleleriyle çizilmiştir Johannesburg Uygulama Planında sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi konusunda sıralanan başlıca politika önerileri aşağıda yer almaktadır: Altyapı ve hizmetlerin yoksulluğu giderici faaliyetlere ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularına duyarlı olması; Kamu-özel sektör ortaklığına ve yoksulların temel ihtiyaçlarının karşılanması yönelik olması Su kaynaklarının kirlenmesini önlenmesi; su döngüsünün anlaşılmasına yönelik bilimsel çalışmaların desteklenmesi; sağlık risklerinin azaltılması ve ekosistemlerin korunması; sürdürülebilir 74 Türkiye 2011 Yılı İlerleme Raporu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 45 / 93

46 Su kullanımının teşvik edilmesi; Su yönetimi ve proje uygulamalarında bilgiye erişebilirliğin ve katılımcılığın kolaylaştırılması; su kaynaklarının miktar ve kalitesinin düzenli olarak izlenmesi; Entegre su kaynakları yönetimi ve suyun verimli kullanmasına yönelik planların oluşturulması Su kaynaklı doğal afet olaylarının etkilerini azaltıcı programlar yapılması; kuraklık riski olan bölgeler için alternatif teknolojiler ve verimli su kullanımı bilgisinin geliştirilmesi Denizlerin, kıyı alanlarının, deniz ekosisteminin, deniz canlılarının ve balık stoklarının korunması; sürdürülebilir balıkçılık yönetiminin sağlanması; ekosistem yaklaşımının yaygınlaştırılması; deniz kirliliğinin önüne geçilmesi Bütüncül etkilenebilirlik, risk azaltımı ve afet yönetiminin sağlanması; izleme sisteminin oluşturulması; sulak alanların sel/taşkın ve kuraklık gibi afetlerden etkilenebilirliği azaltacak şekilde korunması; Toplum temelli afet yönetiminin geliştirilmesi; erken uyarı ve bilgi sistemlerinin geliştirilmesi İklim değişikliği etkilerinin belirlenmesi; bu konuyla alakalı bilimsel ve teknolojik kapasitenin güçlendirilmesi Sınır aşan hava kirliliğinin önüne geçilmesi; sağlık dahil hava kirliliği etkilerinin belirlenmesi; ozon tabakasının korunmasına dair çabaların sürdürülmesi Tarım, kırsal kalkınma ve yoksulluk ekseninde entegre arazi ve su kullanım yaklaşımının güçlendirilmesi; arazi bozulmasının önüne geçilmesi, doğal kaynakların korunması konusunda toplum temelli çabaların hayata geçirilmesi; sürdürülebilir tarım konusunda kamu desteklerinin canlandırılması; tarımda piyasalara erişim ve katma değerli ürünlerin geliştirilmesi; toprak verimliliğini artırıcı eylemlerin yürütülmesi; tarımsal verimliliğin artırılması; gıda güvenliğinin sağlanması Tarımda çalışan kadınların durumunun iyileştirilmesi Çölleşme ile mücadelenin sürdürülmesi, meraların sürdürülebilirliğinin sağlanması Dağlık alanlarda yaşayanların geçim kaynaklarının korunması, çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi; dağlık alan ekosistemlerinin korunması Sürdürülebilir turizmin teşvik edilmesi Biyolojik çeşitliliğin korunması, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi esaslarının politikalara entegrasyonun yapılması; doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının teşvik edilmesi; Genetik kaynakların korunması Sürdürülebilir ormancılığın geliştirilmesi, ormansızlaşmanın önüne geçilmesi ve geçimini ormancılıktan sağlayan yoksulların durumunun iyileştirilmesi Madencilik faaliyetlerinin çevresel, ekonomik, sağlık ve sosyal etkilerinin belirlenmesi Genel Görünüm 217. Türkiye nin Çevre Kanununun temel amacı bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olarak belirlenmiştir Türkiye de çevre politikalarının geliştirilmesinde özellikle son 20 yıl içerisinde başta 1992 Rio Zirvesi olmak üzere BM süreçlerine ve AB ye uyum sürecine bağlı olarak önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Türkiye 1990 yılından sonra birçok uluslararası sözleşmeye taraf olmuştur. Bu sözleşmelerin ulusal mevzuata aktarılması için gerekli yasal ve kurumsal düzenleme yapılmış bulunmaktadır. Bu sözleşmeye bağlı olarak (İklim Değişikliği Ulusal Bildirimleri, Ulusal Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporları gibi) düzenli raporlar hazırlanarak yayımlanmaktadır Dokuzuncu Kalkınma Planında Türkiye deki çevre yönetiminin planlı, bütünleşik bir yaklaşımın ürünü olmadığı ifade edilmektedir. İzlenen politikalar, getirilen kurallar, kurulan kurumlar ya da gerçekleştirilen eylemler daha çok, ortaya çıkan bir soruna çözüm getirmek ya da uluslararası yükümlülükleri yerine getirmek üzere geliştirildiği, bundan dolayı da, Türkiye de çevre politikaları ya da çevre yönetimi değerlendirilirken öncelikle yetki ve görev dağılımından kaynaklanan yönetsel karmaşadan söz etmenin gerektiği vurgulanmaktadır Dokuzuncu Kalkınma Planı Çevre Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2007 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 46 / 93

47 220. Çevre alanında AB entegrasyon süreci, politika ve mevzuat çerçevesinde önemli adımların atılmasına neden olmuştur. AB ye girişte tam uyumun sağlanması için bir ön koşul olan, AB çevre müktesebatına uyum sağlaması ve mevzuatın etkin bir şekilde uygulanması amacıyla ihtiyaç duyulacak teknik ve kurumsal altyapı, gerçekleştirilmesi zorunlu çevresel iyileştirmeler ve düzenlemelerin neler olacağına ilişkin ayrıntılı bilgileri içeren AB Entegre Çevre Uyum Stratejisi (UÇES) yıllarını kapsayacak şekilde oluşturulmuştur. Bu belgede altı çizilen hususlardan bazıları aşağıda ifade edilmiştir: Ülke nüfusunun, kentleşmenin ve sanayileşmenin hızla artmasına rağmen, ihtiyacı karşılayacak su kaynaklarının sınırlı olması sebebiyle yakın dönemde gerekli önlemler alınmadığı takdirde, su sıkıntısına ilişkin sorunların artacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Yeraltı suyundaki aşırı ve yasadışı çekimler, denetleme ve yaptırımdaki yetersizlikler, pestisit ve gübrelerden kaynaklanan su kirliliği yeraltı su kaynaklarının korunmasını zorunlu kılmaktadır. Son yıllarda, atıksıların bertaraf edilmesinde özellikle büyük kentlerde kayda değer adımlar atılmış olsa da, alınan önlemler sanayileşme ve kentleşmenin hızına yetişemediğinden sorunlar giderek büyümeye devam etmiştir. Türkiye nin kıyıları; evsel ve endüstriyel katı ve sıvı atıkların boşaltılmasından, deniz ulaşımından, kıyıların değişik amaçlar ile doldurulmasından, deprem ve sel gibi tabii afetlerden kaynaklanan kirlilik sorunlarının tehdidi altındadır. Türkiye de katı atık sorununa çözüm olarak en sık başvurulan yöntem, çöplerin uygun görülen bir alanda düzensiz olarak depolanmasıdır. Düzenli depolama, kompostlaştırma, yakma ya da geri kazanma yöntemleri yaygın değildir. Çöp depolama alanları için yer seçimi de önemli sorunlardan biri olarak göze çarpmaktadır. Aynı bölgede çok sayıda yerel yönetim biriminin bulunması diğer altyapı hizmetlerinde olduğu gibi katı atık hizmetlerinde de işbirliği ve eşgüdümü zorunlu kılmaktadır. Yeni yasal düzenlemelerle teşvik edilen mahalli idare birlik modeli uygulamaları, yerel düzeydeki çevresel hizmetlerin gerçekleştirilmesini kolaylaştırıcı bir yapı olarak dikkat çekmektedir. Türkiye de yoğun kentleşme, hızlı nüfus artısı ve sanayileşme, topoğrafik ve meteorolojik şartlara göre şehirlerin yanlış yerleşmesi ile birlikte düşük vasıflı kalitesiz yakıtların kullanımı hava kirliliğinin oluşmasına neden olmaktadır Kentlerde yaşanan hava kirliliğinde, artan motorlu taşıtlardan kaynaklanan zararlı egzoz gazları da önlem alınması gereken bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye de toprak kaynaklarını tehdit eden önemli unsurlar erozyon, organik madde azalması, toprak kirlenmesi ve hidrojeolojik riskler, tuzlulaşma, biyoçeşitlilik ve arazi kaybı olarak sıralanabilir Sınai ve evsel kirlilik, kurutma ve ıslah çalışmaları, aşırı ve yasadışı balıkçılık, bilinçsiz avlanma, denetimsiz saz kesimi ve yakılması, turizm etkinliklerinden kaynaklanan baskı, biyolojik çeşitliliğe büyük zarar vermektedir. Yerleşim yerlerinden ve sanayi tesislerinden kaynaklanan deniz kirliliği de önemli sorun alanlarından birini oluşturmaktadır UÇES de çevre koruma konusunda yaşanan darboğazlar ve riskler ise aşağıda verilmiştir: Özellikle izin, izleme, denetim ve yaptırımlarda aynı isin farklı kurumlar tarafından mükerrer yürütülmesi nedeniyle çevre konusunda ülke genelinde sağlıklı bir çevre yönetim planı uygulanamamaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığının kurumsal altyapısı, özellikle izin, izleme, denetleme, raporlama ve uygulama kapasitesi geliştirilmelidir. Mevzuattaki örtüşmeler is, zaman ve maliyet kaybına neden olmakta ve verimliliği azaltmaktadır. Orta ve küçük ölçekli belediyelerin finansman ve kurumsal kapasite açısından yetersiz olmaları özellikle su ve atık sektörü açısından çözümü zorlaştırmaktadır. Tarife düzeylerinin yeterli olmayışı, toplanan gelirlerin yine aynı hizmetlere yeterince yönlendirilememesi ve kurumsal kapasite yetersizliği, yerel idarelerin uygun yasal ve teknik araçlarla desteklenmesi ve güçlendirilmesi gereğini ortaya koymaktadır. Çevresel izinlerde sadece tesis çıkışına ait çözümlerin istenmesi temiz üretim yaklaşımıyla örtüşmemektedir. Ancak, son yıllarda özellikle Çevre ve Orman Bakanlığınca denetleme ve yaptırımın yanı sıra uygun teknolojilerin belirlenmesi ve kullanılması yönünde uygulamalar hız kazanmıştır. Gerek atıksu, gerek atık yönetimi konusunda, kirliliği kaynağında azaltma, geri kazanım, temiz üretim ve ölçek ekonomisinin kullanılarak sistem çözümü yaklaşımları uygulanarak önemli neticeler alınmaya başlanmıştır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 47 / 93

48 Çevre konusunda yürürlükte olan tüm yasal düzenlemelerde yasalara aykırı durumda uygulanacak cezai işlemler tanımlanmıştır. Ancak, çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla teşvik gibi ekonomik araçlara gereği gibi yer verilmemiştir. Kirlilik izleme ağının yetersizliği, standartların ve akreditasyonun sağlanamaması, verilerin çevresel göstergeleri elde edilecek şekilde derlenememesi ve sayısal ortamın çevresel veriye ulaşmada yetersiz olması nedeniyle, hem çözüm önerilerinin oluşturulmasında hem de uygulamada sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Çevre sektöründe hizmet veren mühendislik-müşavirlik firmalarının, çevre sorunlarının çözümünde daha fazla rol ve sorumluluk verilerek daha aktif ve etkin hale gelmeleri fayda sağlayacaktır. Mevzuat ve uygulama döngüsünü güçlendirmek, kurumsal çerçeveyi geliştirmek, gerekli kapasiteyi oluşturmak, nitelikli personel istihdamı ve ekipman tedarikini sağlamak UÇES in uygulanma başarısını artıracaktır Parlamento düzeyinde çevre sorunlarına son yıllarda verilen önemin bir göstergesi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde bir Meclis Araştırma Komisyonu oluşturulmuş ve 2008 yılında çalışmalarını tamamlamıştır. Türkiye de Yaşanan Çevre Sorunlarının Araştırılarak Sürdürülebilir Çevre Politikası İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporunda 76, çevre konusundaki mevcut görünüm Dünyada, özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de, çevreyi oluşturan doğal unsurların kirlenmesinde, gürültü ve görüntü kirliliğinin oluşumunda ve biyoçeşitliliğin yok olmasında, doğal kaynakların insan kaynaklı faaliyetler sonucu bilinçsiz kullanımı ve tüketilmesinin neden olduğu görülmektedir şeklinde ifade edilmektedir. Raporun esası İnsanoğlunun kendi yaşam alanının yine kendisi tarafından tahrip edilmesi, gelecek nesiller için yaşanılamaz bir dünyaya doğru gidişi hızlandırmıştır. cümlesiyle özetlenebilir. Giderek artan insan kaynaklı çevresel tahribatın engellenmesi veya geriye döndürülmesi konusunda yaşanan temel zorluklar da çevresel risk yönetimi, çevre yönetimi, çevre koruma bilinci, planlama ve teknik altyapı yetersizliği, çevreye duyarsız teknoloji, yetki karmaşası, katılım, korumakullanma dengesi, denetim, izleme ve koordinasyon gibi yönetsel konularda yaşanan eksiklikler de mevcut çevre sorunlarının çözümünü zorlaştırmaktadır denerek ortaya konmuştur Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2011 yılında tamamlanan Rio Sözleşmeleri Kapsamında Türkiye nin Ulusal Kapasitesinin Değerlendirilmesi Projesi Türkiye nin (1) Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, (2) Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi ve (3) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirmek için yapılan çalışmaları değerlendirmek ve kapasite ihtiyaçlarını tespit etmek için yürütülmüştür. Çalışmanın nihai raporunda bahsedilen üç sözleşmeyle ilgi değerlendirmeler yapılmıştır 77 : Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında, ilgili paydaşları içeren İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu (İDKK) nun Başbakanlık Genelgesi ile oluşturulduğu, ancak İDKK da kurumlar arası görev tanımının netleşmesi ve etkinliğinin sağlanabilmesi için ilgili kurumların işbölümünün mevzuat ile düzenlemesi gerektiği ifade edilmiştir. Bunun yanında söz konusu genelgede iklim değişikliğine uyum konusuna da ağırlık verilmesi,, iklim değişikliğinin etkileri konusunda izleme sisteminin geliştirilmesi, teknoloji transferi bağlamında yeşil büyüme yatırımlarının teşvik edilmesi, bilimsel çalışmaların geliştirilerek özellikle İDKK nın karar süreçlerine dahil edilmesi gibi hususlara duyulan ihtiyaca vurgu yapılmıştır. 76 Ülkemizde Yaşanan Çevre Sorunlarının Araştırılarak Sürdürülebilir Çevre Politikası İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan (10/3, 8, 12, 28, 31, 33, 38, 42, 47, 56, 59, 62, 64,65, 68, 71, 84, 87, 89, 98, 101, 119, 145, 146) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu 77 Rio Sözleşmeleri Kapsamında Türkiye'nin Kapasitesinin Değerlendirilmesi Projesi, Final Raporu, Çevre ve Orman Bakanlığı, 2011 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 48 / 93

49 Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında yapılan çalışmalarla ilgili değerlendirmede; biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili düzenleme yapılması yetkisinin Çevre ve Orman Bakanlığı nın sorumluluğunda olduğu belirtilmekle birlikte, genel olarak Türkiye deki biyolojik çeşitlilik yönetiminin planlı ve bütünleşik bir yaklaşımla geliştirildiğinin söylenemeyeceğine vurgu yapılmaktadır. İzlenen politikalar, getirilen kurallar, kurulan kurumlar ve gerçekleştirilen eylemlerin ortaya çıkan bir soruna ya da uluslar arası yükümlülüklere cevap olmak üzere geliştirildiği, bundan dolayı da benzer işleri yürüten farklı kurumlar arasında yetki ve görev örtüşmesinden kaynaklanan yönetsel karmaşanın olduğu ifade edilmektedir. Bunun yanında biyolojik çeşitliliğin farklı boyutları ile izleme ve denetleme konusundaki insan kaynaklarının yetersizliği, konuya tahsis edilmiş mali kaynakların yetersizliği (örneğin genetik kaynakların korunmasına) ve etkin kullanılamaması, ekonomik teşviklerin eksikliği, mevzuatta biyogüvenlik, genetik kaynakların kullanımı ile yarar paylaşımı, yabancı türler, mikroorganizmalar, step koruma alanları ve kıyıdeniz koruma alanları gibi konularda boşluklar olduğu, planlama ve sürdürülebilir kullanım konusunda uygulama ve yaptırım eksikliği görüldüğü, Yüksek Çevre Kurulu nun işlevsel hale getirilmesi gerektiği, biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve sürdürülebilir kullanımına yönelik olan Doğa Koruma Kanunu tasarısının (yeni adı ile Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu tasarısı) eksikliklerinin giderilerek yasalaşması gerektiği belirtilmektedir. Raporda özet olarak mali kaynak yetersizliği, insan kaynaklarının yetersizliği ile kurumlar arası koordinasyon ve işbirliği konularının geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi kapsamında yapılan değerlendirmede; 2005 yılında hazırlanan Çölleşmeyle Mücadele Ulusal Eylem Planının değişen şartlar altında yeniden gözden geçirilmesi gerektiği, çölleşme ile mücadelede ana sektörler olan ormancılık, tarım ve kırsal kalkınma ile ilgili politika, program ve planların hayata geçirilmesinde kullanılacak araçların, uygulamalar için ihtiyaç duyulan finansmanın, insan kaynağının ve olabilecek yasal ve kurumsal düzenlemelerin nasıl karşılanacağı hususlarının açık olarak ortaya konulmadığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede çarpık kentleşmenin ve kırsal yoksulluğun yarattığı kente göçün önlenmesi, çölleşme ve arazi bozulması ölçütlerinin belirlenmesi, erken uyarı/izleme alt yapısının kurulması, izleme için kurumlar arası işbirliğinin geliştirilmesi, havza temeline dayalı özgün arazi ve su kaynakları bilgi tabanının oluşturulması, ayrıntılı toprak ve erozyon haritalarının hazırlanması, havza yönetim kurullarının kurulması, kırsal kalkınmanın, kırdan kente göçü önleyecek ekonomik politikalar ile desteklenmesi, SÇD yönetmeliğinin hazırlanması ve fiziksel planlara bütünleştirilmesi, arazi toplulaştırma tüzüğünün temel doğal kaynak verilerine dayalı olarak uygulanması, ekosistemlerin sağladığı mal ve hizmetlerin fiyatlandırılması, ekonomik potansiyel arz eden kuraklığa ve tuzluluğa dayanıklı türlerin araştırılması ve kalkınmayı destekleme amacıyla kullanılması gibi ihtiyaç ve öneriler sıralanmıştır Çevre mevzuatının parlamento düzeyinde kalıcı ve sürekli bir biçimde ele alınması 1992 yılında TBMM Çevre Komisyonu daimi ihtisas komisyonu olarak kurulmuştur. TBMM Çevre Komisyonunun başlıca görevi, çevre konusunda kendisine havale edilen ulusal ve uluslararası mevzuatı değerlendirmek ve Genel Kurulun onayına hazır hale getirmektir. Ancak uygulamada; çevreyi ilgilendiren yasal düzenlemenin çoğu zaman TBMM Çevre Komisyonuna havale edilmediği, hatta bazen doğrudan ilgili olanların dahi tali komisyon olarak bile olsa Çevre Komisyonuna gönderilmediği gözlenmiştir. Bu durumum, Çevre Komisyonunun parlamentodaki etkinliğini azalttığı, çevre mevzuatının bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmadan müzakere edilmesine neden ve çevre ile ilgili kanunların beklenen etkinlikte çıkmasını engellediği ifade edilmektedir TBMM nin Çevre Politikalarındaki Rolü: TBMM Çevre Komisyonunun İşlevi, Nuran Talu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 49 / 93

50 225. Türkiye, oldukça engebeli ve dağlık olması nedeniyle toprak kaynakları açısından fakir ve risk altındadır. Örneğin, her türlü tarıma elverişli arazilerin payı % 6,5 oranındadır. Yüksek verimli tarım alanlarının hektarı son on yılda tarım dışı amaçlara tahsis edilmiştir. Ülke topraklarının % 63,2 sinde ileri derecede su erozyonu görülmektedir. Rüzgar erozyonundan etkilenen alan % 0,65 tir. Türkiye, topoğrafik yapısı, iklimi, uygulanan tarım yöntemleri, aşırı mera ve orman tahribatı ve toprakların çoğunlukla erozyona duyarlı olması nedeniyle dünyada yüksek düzeyde erozyona maruz kalan ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye nin topraklarının % 78,7 si çeşitli derecelerde ve önemli boyutlarda aşınmaya maruz bulunmaktadır 226. Orman ekosistemleri, en büyük biyokütleye sahip, en yüksek düzeyde canlı-cansız organizasyona ulaşmış, en zengin öğeleri içeren, yerküredeki karbon ve su döngülerini en çok etkileyen karasal ekosistemlerdir. Doğal olarak, ormansızlaşma sorunu çevre sorunlarının en önemlilerinden birisidir. Ormanlar açma, yerleşme, usulsüz kesim ve yangın nedeniyle tahrip olmaktadır. Ekonomik refahın artması ve kırsaldan kente göç, açma, yerleşme ve usulsüz kesim suçlarında azalmaya neden olmaktadır Dağ ekosistemleri, ülkemizin topoğrafik yapısındaki değişkenlik ve denize olan uzaklıklara bağlı olarak hem farklı orman florasını içermekte, hem de pek çok hayvan türüne yaşam ortamı sağlamaktadır Türkiye Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olarak isimlendirilen üç biyocoğrafik bölgeye ve bunların geçiş bölgesine sahip olması ve iki kıta arasındaki köprü konumu nedeniyle iklimsel ve coğrafik özelliklerin kısa aralıklarla değişmesi sonucu biyolojik çeşitlilik açısından küçük bir kıta özelliğine sahiptir. Aynı zamanda Türkiye nin coğrafi yapısının çeşitlilik göstermesi ve nehirlerin dağlık bölgelerle birbirinden ayrılmış olması, türlerin yayılmasını büyük ölçüde engellemiş, yüksek endemizm ve genetik çeşitliliğe neden olmuştur. Akarsu ekosistemlerinde yaşayan omurgasızların büyük çoğunluğu bu nedenle endemiktir. Türkiye, orman, dağ, step, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemlerine, bu ekosistemlerin farklı formlarına ve kombinasyonlarına sahiptir Yılı Programında Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planının uygulanmasında eşgüdüm ve kapasite konularında sorunların devam ettiği ve farklı kuruluşlar tarafından yürütülen biyolojik çeşitliliğin izlenmesine ilişkin projelerin koordinasyonunun güçlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu ifade edilmektedir. Bu doğrultuda Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısının hazırlanması ilgili mevzuatın oluşturulması açısından bir önemli bir ilerleme olarak görülebilir. Ancak tasarının, korumadan çok kullanıma ağırlık veren yapısı, önerilen Ulusal Tabiatı Koruma Kurulu nun yapısı ve karar alma şekli, Doğal Sit statüsü ve yeniden değerlendirme sürecine dair hususlar ile kamu yararına dair getirdiği açılımlar nedeniyle eleştiriler almaktadır Ülkemizde Milli Park, Tabiat Parkı, Tabiatı Koruma Alanı, Doğal Sit, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Özel Çevre Koruma Bölgesi, uluslar arası öneme sahip sulak alanlar gibi değişik statülerde koruma alanları ilan edilmiştir. Bu güne kadar farklı amaçlarla tesis edilmiş koruma alanlarının toplamı yaklaşık 4,6 milyon hektara ulaşmıştır. Bu da ülke yüzölçümünün yaklaşık % 6 sına karşılık gelmektedir. Ancak mevcut korunan alanlar step ve deniz ekosistemleri başta olmak üzere ülkemizin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik bileşenlerini yeterli düzeyde temsil etmemektedir Özel çevre koruma (ÖÇK) alanları, ekolojik yönden önemli, tarihi, arkeolojik ve kültürel zenginliğe sahip, kara ve su ekosistemlerini içeren, kendine has biyolojik zenginliği bulunan sahaların korunmasına yönelik koruma alanlarıdır. Günümüze kadar ülkemizde tescil edilmiş 14 ÖÇK bulunmaktadır. Bu alanlar, başta deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanları ve Akdeniz foklarının yerleşim/yaşam alanları olmalarından dolayı biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak son dönemde ÖÇK alanlarının yeniden değerlendirilerek kaldırılması konusu tartışılmaktadır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 50 / 93

51 232. Coğrafi yapı çeşitliliğine bağlı olarak ülke içerisindeki su kaynakları, dengesiz bir şekilde dağılmaktadır. Sadece Fırat-Dicle Havzasının yıllık akış miktarı toplam ülke su potansiyelinin yaklaşık % 18,5 ini oluşturmaktadır. Türkiye nin kişi başına düşen su miktarı m 3 /yıl ile su sıkıntısı olan ülkeler arasında yer aldığı ifade edilmektedir. Kişi başına su tüketimi ise yılda ortalama 620 m 3 tür. Su tüketiminin yaklaşık olarak % 74 ü tarımsal sulama, % 11 i sanayi, % 15 i içme ve kullanma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Su kaynaklarının artan nüfus, kentsel, endüstriyel ve tarımsal kaynaklı kirlilik ile erozyon nedenleriyle baskı altında olduğu değerlendirmesi yapılmaktadır. Mevut olan bu sorunların yanında bir de gelecek yıllarda su döngüsünü etkileyeceği tahmin edilen iklim değişikliği gibi etkenler göz önüne alındığında uzun dönemde sıkıntı yaşanacak temel kaynaklardan bir tanesinin su olduğunu söylemek yerinde olur Türkiye de, 2008 yılı itibarıyla toplam belediye nüfusunun % 99 u içme ve kullanma suyuna şebekeli sistemden, % 88 i ise kanalizasyon şebekesinden yararlanmaktadır 79. Belediyeler tarafından içme ve kullanma suyu şebekesi ile dağıtılmak üzere 2010 yılında 4,80 milyar m 3 su çekilmiştir. Çekilen suyun % 47 si barajlardan, % 27 si kuyulardan, % 21'i kaynaklardan, % 3'ü akarsulardan ve % 2'si göl, gölet veya denizlerden çekilmektedir Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan2012 Yıllık Programında mevcut içme suyu miktarı, artan talep, kuraklık ve su toplama havzalarındaki kirlenme sonucunda yetersiz hale geldiği ifade edilmektedir. Ayrıca, planlama, izleme, değerlendirme ve yaptırım noksanlığı, sorumlu tek bir otoritenin olmaması, ortak veri tabanı ve bilgi akışı yetersizliği, kuruluşlar arası eşgüdüm sağlanamaması ve yeterli düzeyde Ar-Ge yapılmaması gibi hususlar su kaynakları yönetiminde karşılaşılan ana sorunlar olarak belirtilmektedir Su kaynakları üzerindeki olası risklerden bir tanesi iklim değişikliği nedeniyle su döngüsündeki düzenin değişmesidir. İklim değişikliği su kaynaklarının kalitesinde ve temininde önemli değişikliklere neden olacak ve suyun hayati öneme sahip olduğu gıda üretimi dahil olmak üzere, birçok sektörü etkileyecektir. Türkiye de iklim değişikliğinden kaynaklanan yaz sıcaklıklarının artması, kış yağışlarının azalması (özellikle batı illerinde), yüzey sularının kaybı, kuraklıkların sıklaşması, toprağın bozulması, kıyılarda erozyon oluşması, taşkın ve su baskınları gibi hususlar doğrudan su kaynaklarının varlığını tehdit etmektedir Evsel, endüstriyel ve tarımsal kaynaklı atık suların arıtıma tabi tutulmadan veya yeterince arıtılmadan alıcı ortamlara bırakılması nehir havzalarında kirliliğe yol açmaktadır. Bu nedenle Türkiye deki akarsuların birçoğunda yüksek oranda kirletici bulunduğu tespit edilmiştir. Erozyon akarsulardaki kirliliğin diğer bir kaynağını oluşturmaktadır. Toprak erozyonu ile fosfor ve katı maddeler yüzey sularına taşınmakta, böylelikle bir yandan akarsular kirlenirken diğer yandan da toprak mineral madde kaybına uğramaktadır. Su kalitesinin, nüfus artışı, şehirleşme ve sanayileşmenin sürdüğü batı bölgelerinde düşük olduğu, bununla birlikte nüfus artışının ve sanayileşmenin az olduğu orta ve doğu bölgelerinde kalitenin nispeten korunabildiği tespit edilmiştir. Genel olarak su kalitesi, su havzalarındaki kullanım şekillerine ve alınan önlemlerin boyutuna bağlı olarak değişmektedir 237. Türkiye de yoğun kentleşme, hızlı nüfus artısı ve sanayileşme, topoğrafik ve meteorolojik şartlara göre şehirlerin yanlış yerleşmesi vb. nedenlerden dolayı büyük şehirlerimizde özellikle kış mevsiminde hava kirliliği yaşanmaktadır. Ancak ısınmada doğal gazın ve kaliteli yakıtların kullanılması sonucu özellikle büyük şehirlerde hava kirliliğinde 1990 lı yıllara göre azalma olmuştur. Sanayi tesisleri kurulurken yer seçimindeki yanlışlıklar da hava kirliliğinin olumsuz etkilerini artırmaktadır. Bunun yılı Programı, Kalkınma Bakanlığı, 2011, S TÜİK Belediye Su İstatistikleri, İklim değişikline Uyum Stratejisi ve Eylem Planı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2011 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 51 / 93

52 yanında kömüre dayalı termik santrallerde kullanılan yerli linyitlerin yüksek kükürt oranı nedeniyle SO 2 emisyonları risk oluşturmaktadır Ormanların tahribi ve buna bağlı olarak meydana gelen şiddetli erozyon, bir yandan büyük ölçüde çevre sorunlarına ve ekonomik kayıplara yol açarken, diğer taraftan da mevcut doğal tehlikelerin etkilerini arttırmaktadır. Türkiye de yaygın ve şiddetli olarak devam eden ormansızlaşma ve doğal bitki örtüsünün tahribinin yol açtığı erozyon, birçok bölgede, ani su baskınlarının meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu tür çevre bozulmaları, ani sellerin akış hızını ve şiddetini artırmakta ve yoğun heyelanlara yol açmaktadır. Küresel iklim değişiklikleri de, beklenmeyen su baskınlarının bir diğer nedenidir. Bu değişimler yağışların zamanları, süreleri, şiddetleri, yağan yağmur miktarları ve havza üzerindeki etkileri açılarından doğru tahmin edilememektedir Türkiye de toprakların % 14 ünde hafif, % 20 sinde orta ve % 63 ünde şiddetli veya çok şiddetli derecede erozyon tehlikesi mevcuttur. Sadece % 3 lük kayalık alan erozyona maruz bulunmamaktadır. Türkiye de toplam tarımsal arazinin % 73 ü ve temel tarım arazilerinin % 68 i, esas olarak % 71 su erozyonu, % 2 si rüzgar erozyonu olmak üzere erozyon riskiyle karşı karşıyadır 240. Kentlerde yaşanan hava kirliliğinde, artan motorlu taşıtlardan kaynaklanan zararlı egzoz gazları da önlem alınması gereken bir sorundur Türkiye de 2008 yılı verilerine göre oluşan evsel nitelikli katı atıkların miktarı günde kişi başına 1,15 kg ve yıllık olarak da toplam tondur 82. Türkiye de katı atıklar genellikle kontrolsüz bir şekilde düzensiz depolama alanlarına dökülmekle beraber hızla düzenli depolama alanları inşa edilmekte ve işletmeye alınmaktadır. Halen toplam 2000 küçük ölçekli ve 50 büyük ölçekli düzensiz depolama sahası bulunmaktadır yılı itibarıyla işletmede olan düzenli depolama tesisi sayısı 59 olup bu tesisler ile 756 belediyede 41 milyon nüfusa hizmet verilmektedir 83. Ülkemizde bir yılda oluşan atıkların yaklaşık olarak tonu düzenli depolama sahalarında depolanmakta, ton ise kompost tesislerinde işlenmektedir Türkiye de, son 20 yıllık dönemde, atık yönetimi mevzuatı konusuna gerekli önem verilmiş ve evsel atıklar, tıbbi atıklar, ambalaj atıkları, atık yağlar gibi birçok konuda ilerlemeler kaydedilmiştir yılı AB İlerleme Raporu nda da doğrulandığı gibi, Türkiye de atık alanında ciddi gelişmeler gösterildiği ve mevzuat uyumu konusunda iyi bir yerde bulunulduğu ifade edilmektedir. Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan 2012 Yıllık Programı nda belediyelerin, katı atık yönetiminde toplama ve taşıma konularındaki görevlerini büyük ölçüde yerine getirdiği ancak bertaraf konusunda gereken etkinliği ve hassasiyeti göstermemekte oldukları ifade edilmiştir. Özellikle düzensiz depolama, depo sahalarının yer seçiminde yapılan hatalar ile işletme koşullarındaki olumsuzluklar giderek büyüyen sorunlara sebep olmaktadır denmektedir Ülkemizde Yaşanan Çevre Sorunlarının Araştırılarak Sürdürülebilir Çevre Politikası İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporunda çevresanayi ilişkilerine dair olarak bazı tespitler yapılmıştır. Buna göre, endüstrinin yoğunlaşması, sanayideki yer seçimindeki yanlış tutum ve şehirlerin plansız büyümesi gibi nedenlerden dolayı daha önce şehirlerin dışında yer alırken bugün şehirlerin içinde kalmıştır. Günümüzde, sanayi bölgelerinde gelişigüzel yatırım isteklerinin önüne geçmek için girişimciler organize sanayi bölgeleri (OSB) ve küçük sanayi siteleri (KSS) ile yönlendirilmektedirler. Üretim sırasında kömür, doğal gaz, elektrik ve petrol gibi enerji kaynaklarını yoğun kullanan demir-çelik sanayi, en fazla enerji tüketen sektörlerin başında gelmektedir. Endüstriyel kaynaklı hava kirliliği, sanayi tesislerinde kullanılan düşük nitelikli yakıtlar ve Taslak Türkiye Çevre Durum Raporu Yıllık Program, Kalkınma Bakanlığı 84 T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, Atık Yönetimi Eylem Planı ( ) Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 52 / 93

53 çevreye duyarsız üretim tekniğinden kaynaklanmaktadır. Sanayileşme ile birlikte artan nüfus ve buna bağlı artan yapılaşma; sanayi-konut yerleşiminin iç içe olması sonucunu ortaya çıkartmaktadır. Birçok şehirde küçük ve orta ölçekli endüstrilerin neden olduğu endüstriyel kirlilik evsel atık sular ile karışmaktadır. Endüstriyel atık sular, civa, kurşun, krom ve çinko gibi ağır metaller içermektedir Türkiye deki Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) modeli sürdürülebilir üretim ve tüketim için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. OSB ler planlı sanayileşmeyi sağlayabildiği gibi, merkezi atık sistemlerinin oluşturulmasıyla çevreye kirliliğini de azaltabilir. OSB nin sadece % 14'ünde 85 arıtma tesisi olmakla birlikte, bunların da arıtma tesisleri ya yetersiz çalışmakta ya da hiç kullanılmadan alıcı ortama deşarj yapılmaktadır. OSB de yer alan firmalar, ortak sorunlarına ortaklaşa çözümler bulabilirler. OSB lerde son yıllarda yaygınlık kazanan endüstriyel ekoloji veya endüstriyel simbiyoz yaklaşımı oturtulabilir. Bu sayede üretim süreçleri arasında atık-hammadde bağlantıları kısa mesafede çözülebilir yılında çıkarılan ve 2009 yılında revize edilen Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik te çevre düzeni planları, üretildikleri bölgelerde ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen plan olarak tariflenmektedir. Bu planların temel nitelikleri, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada düşünülmesini sağlamak üzere, korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirlemeleri, rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlamaları, ekosistem bütünlüğü, arazi kullanım sürekliliğini gözetmeleri, kendilerinden daha alt ölçekli planları yönlendirmeleri şeklinde özetlenebilir. Sürdürülebilir kalkınmanın coğrafya, mekan, arazi kullanımı ve fizik planlamayla bağlantısını kurması açısından çevre düzeni planları çok önemli araçlardır. Bu planlar, sürdürülebilir kalkınma ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi ilkelerini gözeterek akılcı bir şekilde hazırlanmaları neticesinde alt planları yönlendirmeleri açısından arazi kullanım kararları ve dolayısıyla su, toprak, orman gibi hem ekonomik kalkınmanın temel girdilerini sağlayan hem de kırsal alanlarda insanların geçim kaynağının teminat altına alınması ve uzun vadede korunması açısından önemli bir gelişmedir. Aynı zamanda doğal afet riski altındaki bölgeler üst ölçekte belirlenerek kentleşme ve yatırım yer seçimleri için referans oluşturulmaktadır. Çevre düzeni planlarının plan sınırlarının belirlenmesinde en kritik nokta, doğal kaynaklar gibi süreklilik gösteren yapılar göz önüne alındığında idari sınırların ötesinde ekosistem bütünlüğünü gösteren sınırlar dahilinde hazırlanması ve bu sayede devamlılık gösteren doğal yapılar ve arazi kullanımlarında hakkaniyet çerçevesinde aynı ilke ve stratejik hedeflerin yürürlüğe alınmasıdır. Su havzası veya son dönemlerde tanımlanmış şekliyle tarım havzaları bu bütünselliği sağlayabilir Benzer bir şekilde, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) sistemi de sürdürülebilir kalkınmada yatırımların çevresel etkilerinin azaltılmasında çok önemli bir araçtır. Yönetmeliğinin çıkartıldığı 1993 yılından 2010 yılına kadar 2040 başvuruya ÇED olumlu, başvuruya da ÇED Gerekli Değildir raporu verilmiştir Bu noktada çevre etki değerlendirmesi ve diğer karar verme araçlarına dair vurgulanması gereken nokta, farklı sektör ve mevzuattaki istisna yaratan boşlukların giderilerek kamu yararı ilkesinin sürdürülebilir kalkınma, hakkaniyet ve iyi yönetişim çerçevesinde belirginleştirilmesinde fayda olduğudur. Kamu yararı kavramına bakış açısı, ülkede veya belirli bir bölgede yaşayan bütün vatandaşları ilgilendiren yatırımlarda mutlaka geçerli olacaktır. Ancak sürdürülebilir kalkınma, eğer iyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde yönlendirilen ekonomik kalkınmada sosyal faydayı sağlamıyor ve çevresel etkileri o yörede yaşayanlar için hayati bir değer veya ulusal ölçekte bir değer olarak gösteriyorsa bu sınırların, tarafsız ve bilimsel kıstaslar çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir. 85 Ülkemizde Yaşanan Çevre Sorunlarının Araştırılarak Sürdürülebilir Çevre Politikası İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan (10/3, 8, 12, 28, 31, 33, 38, 42, 47, 56, 59, 62, 64,65, 68, 71, 84, 87, 89, 98, 101, 119, 145, 146) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 53 / 93

54 248. Çevre Kanununun bilgi edinme ve başvuru hakkını düzenleyen 30. Maddesinde Çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurarak faaliyetle ilgili gerekli önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebilir demektedir. Ancak bu maddenin uygulanması ve bugüne kadar karşılaşılan yargıya başvurma ve yargı kararlarıyla ilgili tartışmalar sürmektedir. Son yıllarda özellikle hidroelektrik santraller etrafında gelişen ve aslında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri ile çevreyi etkileyen yatırımlar arasındaki çatışmayı düzenleyecek ve yönetecek kurum ve mekanizmalara ciddi derecede ihtiyaç vardır Türkiye de etkin bir çevre finansman politikasının olmadığı ve bu nedeniyle, yatırım önceliklerinin sağlıklı bir şekilde belirlenemediği ifade edilmektedir 86. Finansmanla alakalı olarak bahsedilmesi gereken bir diğer husus, proje temelli ilerleyen çevre politikalarının belirlenmesi ve planlama süreçleri, her zaman irdelenen konunun içselleştirilmesi ve kurumsallaşmasına yol açamamaktadır Çevre finansman mekanizma ve modellerinin geliştirilmesinde en önemli konu, çevre yatırımlarında özel sektörün rolünün artırılmasıdır. Özellikle çevresel altyapı yatırımlarında özel sektörü özendirecek mekanizma ve modeller zayıftır. Bu nedenle kamu kesiminden beklenen, bu konudaki yasal ve kurumsal yapının yeniden gözden geçirilmesi ve geliştirilmesidir. Bu yaklaşımın ardında, çevre sektörüne yapılacak yatırımların nihai hedefinin Türk ekonomisine katkı sağlayacağı düşüncesi bulunmaktadır Sürdürülebilir kalkınma açısından iklim değişikliğinin ve iklim değişikliği müzakerelerinin Türkiye yi iki temel yolla etkilemesi söz konusudur: (i) Sera gazlarının kontrolü ve buna bağlı olarak ekonominin ve sektörlerin dönüştürülmesi ihtiyacı ile (ii) İklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik yapı ile ekosistem hizmetleri üzerinde şimdi ve gelecekteki etkilerinin azaltılması, yani uyum tedbirleri alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlardan birincisi günümüzde yapılan yeşil büyüme tartışmaları doğrultusunda ülkenin kalkınma yaklaşımı ve politikaları ile üretim yapısı açısından önem arz ederken ikincisi doğrudan sürdürülebilir kalkınmaya yani yaşam kalitesinin yükseltilmesi ile toplulukların ani şok (ister ekonomik, ister doğal) ve değişimlere karşı dayanıklılıklarının artırılması gibi hususlara katkı sağlar. Bu sebeple, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için gerçekleştirilen (i) Azaltım (mitigation) veya kontrol çabaları ile (ii) Uyum çabaları birbirini ve ulusal kalkınmayı destekleyecek şekilde bir arada ele alınmalıdır. İklim değişikliği, bu rapor içerisinde bu bakış açısı ile ele alınmaktadır. Yani ne sera gazlarını azaltmak/kontrol etmek için gerekli adımlar; ne doğrudan iklim değişikliğinin etkilerini hisseden sektör ve toplulukların uyum gereksinimleri; ne de ulusal/bölgesel/yerel sürdürülebilir kalkınma ihtiyacı birbirinden irtibatsız ve tekil olarak düşünülmemelidir Enerjiye, tarımsal üretimden konutlara, sanayiden suya erişime, ulaşımdan yemek pişirmeye kadar hayatın her alanında ihtiyaç duymaktayız. Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde herkesin temiz, güvenli ve karşılanabilir enerji kaynaklarına ve hizmetlerine erişimi esastır. Aynı zamanda enerjinin üretiminin insan (halk sağlığı, hava kirliliği) üzerindeki ve doğa (kaynakların kısıtlı olması, yakıtların çıkartılması, özellikle büyük hidroelektrik santrallerinde arazi kaybı, fosil yakıtların kullanımı nedeniyle iklim değişikliğine sebep olan sera gazlarının oluşması gibi) üzerindeki etkilerinin olduğu da bilinmektedir. Dolayısıyla sürdürülebilir kalkınmada enerjinin üretiminde insan ve doğaya etkilerinin, üretimde ve tüketimde verimlilik, yenilenebilir enerji kullanımı gibi araçlarla en aza indirilmesi de temel bir ilkedir. Katılımcı Mevcut Durum Çalıştaylarında Doğal Kaynakların Sürdürülebilir Yönetimi 86 Dokuzuncu Kalkınma Planı Çevre Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2007 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 54 / 93

55 253. Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi projesi kapsamında yapılan çalıştaylarda günümüzde sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi konusunda karşılaşılan sorunlar ve nedenleri konusunda aşağıda yer alan hususlar vurgulanmıştır 87 : 254. Biyolojik çeşitliliğin ve ekosistem hizmetlerinin korunması; Biyolojik çeşitlilik ve ekosistem konusunda mevzuatın yetersiz olması ve görevlerin çakışması Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planının uygulanmaması Uygulama ve denetlemede yetersizlik olması - uygulayıcı ve denetleyici birimlerin ayrıştırılmamış olması Doğa koruma alanında kullanılacak bütçenin yetersizliği Doğa korumaya yönelik proje/kapasite yetersizliği Kurumsal hafıza yetersizliği veya eksikliği Kurumlar arası işbirliği eksikliği (kamu-üniversite-stk-özel) Araştırmaların yetersiz olması ve mevcut araştırmalara / bilgiye erişim sıkıntısı yaşanması Karar alma süreçlerine katılımın olmaması / yetersizliği, süreçlerin şeffaf olmaması Biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetlerinin önemi konusunda farkındalığın olmaması ya da yetersiz olması Doğa korumaya her seviyede yeterli önceliğin tanınmaması (kişisel/kurumsal inisiyatiflerin ön plana çıkması) Üniversitelerde doğa koruma uzmanları yetiştiren akademik birimlerin yetersizliği Bütünleşik doğa koruma politikasının yetersiz olması Sektörel entegrasyon eksikliği (sosyal ekonomik politikalara entegrasyon da dahil) Uluslararası sözleşmelerin getirdiği yükümlülüklerin uygulanmasındaki eksiklikler Tarımsal biyoçeşitliliğin (bitkisel ve hayvansal) korunmasında yetersizlikler 255. Bütünleşik deniz ve kıyı alanları yönetimi; Kurumlar arası çakışan yetki alanları Plansız kitle turizmi ve/veya yerleşme-yapılaşma uygulamalarının yaygın olması Kurumlar arası ortak çalışma / koordinasyon anlayışının yetersizliği veya eksikliği Bütünleşik yönetime yönelik teşvik mekanizmasının olmaması Bütünleşik yönetim stratejisinin henüz taslak aşamasında olması ve uygulamaya geçmemiş olması Denizel koruma alanları stratejisinin henüz taslak aşamasında olması Deniz ve kıyı alanlarında yürütülen ekonomik faaliyetlerde çevresel duyarlılığın gözetilmemesi (balık çiftlikleri veya su ürünleri üretim alanları gibi) Uluslararası hukuktan kaynaklanan sorunlar Deniz envanterinin olmaması Bütünleşik deniz ve kıyı alanları yönetiminin, havzanın bir parçaı olarak değerlendirilmesi (örn. otoyol bağlantısı sebebiyle Rize'yi sel basması gibi olumsuzlukların yaşanması,) Bütünleşik deniz ve kıyı alanları yönetiminde taşıma kapasitesinin dikkate alınmaması Kıyı kenar çizgisinin aşılması ve yapılaşmanın bu alanda gerçekleşmesi Yat limanlarının standartlarına yönelik planlama olmaması Liman atık sistemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yaygınlaştırılmaması 256. Sürdürülebilir Tarım; Sürdürülebilir tarım uygulamaları alanında çiftçilere yönelik eğitimin yetersiz olması Tarım-çevre ilişkisini destekleyen bir programın henüz uygulamaya geçirilmemiş olması Çevre Amaçlı Tarımsal Alanların Korunması (ÇATAK) programı ve desteklerinin yeterince yaygın olmaması Tarım faaliyetlerinde aşırı kimyasal kullanımına yönelik denetim eksikliği/ yetersizliği Tarıma yönelik bilinçsiz kimyasal tüketiminin yaygın olması Sürdürülebilir tarım ürünlerine ekonomik pazarda yeterince yer verilmemesi 87 Bu kısımda belirtilen sorun tanımlarında katılımcıların ifadelerine sadık kalınmıştır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 55 / 93

56 İyi tarım uygulamaları ya da organik tarım uygulamalarında üretilen ürünlerin piyasada yeterince yer alamaması Arazi kullanım planlarının sağlıklı yapılmaması (verimli tarım topraklarının kaybedilmesi) Tarımda yanlış/verimsiz sulama yöntemlerinin yaygın olması Araziye uyumlu ürün deseninin seçilmemesi Arazi parçalanması Kırsal alanda yaşam standartlarının düşük olması Tarımsal desteklerin yetersiz olması Tarımsal gelirlerin eksik olması Kırsal nüfusun yaşlanması Anız yangınları konusunda denetim eksikliği olması Tarım faaliyetlerinin kapsamının geniş tutularak (örn. Tavuk çiftliği) tarım arazilerine zarar verilmesi Bazı yerellerde Toprak Koruma Kurulu'nun kararlarının uygulanamaması Tarımsal ormancılık (Agro-forestry) uygulamalarının eksikliği Yerli olmayan ürün desenlerinin yaygınlaştırılması Enerji üretimi amaçlı tarım ürünlerinin yetiştirilmesi/kullanımı için gerekli planların yapılmaması Monokültüre karşı ürün çeşitliliğinin teşvik edilmemesi Destek ve teşvikler konusunda (doğrudan gelir desteği gibi) yanlış uygulamaların olması 257. Gıda Güvenliği ve Gıda Güvencesi; GDO'lu ürünler ve bu ürünlerin insan sağlığı üzerinde etkileri konusunda yeterince araştırma yapılmaması Yerli tohumların kaybedilmesi GDO'lu gıda ürünlerine yönelik denetim ve kontrol yetersizliği Ticari kaygıların ön planda tutulması ve insan sağlığının göz ardı edilmesi Üretim artırılırken kalitenin korunamaması / düşünülmemesi Enerji-gıda üretim dengesinin gözetilmemesi Türkiye tohum ve gen bankasının yetersiz olması Odun dışı orman ürünlerinin (çam balı, mantar, vb.) yeterli değerlendirilmemesi Gıda arz-tedarik zincirinin korunmaması Gıda üretiminde su kaynaklarının verimli kullanılmaması 258. Mekânsal Planlama; Mahalli idareler ve merkez arasında yetki karmaşası bulunması Planlamanın merkezileşmesi Planlamada katılımcılığın yetersiz olması (sivil toplumun, yerel yönetimlerin ve halkın katılımının yetersiz olması) Yerel yönetimlerin finansal ve teknik alanda yetersiz kalması Kentleşme ve yapılaşma baskısının yüksek olması, beraberinde düzensiz kentleşmenin artması İmar planlarının sürekli değişmesi Kentleşirken doğal yaşam alanlarının/tarım arazilerinin yok edilmesi Doğal kaynakları koruyan gözeten planlama anlayışının olmaması Planlarda ekotasarım eksikliği Köyler için Gelişme Stratejisi ve Eylem Planının olmaması Makro ölçekte yapılan kalkınma planlarının fiziki planlara entegre edilememesi Mekansal planlamanın Ulusal Havza Planlamasına dahil edilmemesi 259. Bütünsel etkilenebilirlik, risk azaltımı ve afet yönetiminin sağlanması; Yeni yapılanmaya rağmen Afet Kanunu'nun yetersiz olması Afetle ilgili yeni kanunun deprem afeti üzerine yoğunlaşması Üniversitelerin yeterli ve etkin araştırma yapamamaları Risk ve kriz yönetiminin birlikte değerlendirilmemesi Afet sigortasının yaptırılmaması Kaza veya doğal afet gibi mücbir sebeplerle ekolojik tahribatlar için acil eylem planı, restorasyon, rehabilitasyon ve yeniden kazanım planlarının olmaması Hızlı ekosistem değerlendirme kriterlerinin geliştirilmemesi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 56 / 93

57 260. Sürdürülebilir Turizmin Geliştirilmesi; Sürdürülebilir turizmin hala tüm paydaşlarca benimsenmemiş olması Sürdürülebilir turizmin mevzuat içerisinde tanımının olmaması Turizmde koruma-kullanma dengesinin sağlanamaması Altyapı eksikliği Sürdürülebilir turizme yönelik teşvik eksikliği Bütünleşik deniz kıyı alanları yönetimi stratejisinin henüz taslak aşamasında olması Sürdürülebilir turizme yönelik iyi uygulamaların (örn: mavi bayrak projesi) yeterince uygulanamaması, duyurulamaması ve çeşitlendirilememesi Turizme yönelik eğitim eksikliği ve cezai müeyyidelerin tam anlamıyla uygulanamaması Kitle turizmin dışındaki turizm çeşitlerinin yaygınlaştırılamaması Yapılaşma veya kum alımı gibi sebeplerle kıyı tahribatı yapılması () Karavanlı kamp alanı eksikliği Ekoturizmin yeterince desteklenmemesi 261. Arazi bozunumu, erozyon ve çölleşmeyle mücadele; Uygun mevzuata rağmen şehirleşme, turizmleşme ve sanayileşme yüzünden tarım arazilerinin bozulmasının önlenememesi Yeterli koruma mevzuatı olmasına rağmen doğal alanların kullanıma açılması (turizm, tarım, sanayi vb yatırımlar için) Çevre mevzuatının Maden Kanunu ile çelişmesi Çölleşmeyle mücadelenin önceliklendirilmemesi Arazi toplulaştırması kanunu uygulamasının gecikmesi -miras hukukunun düzenleme ve uygulamada eksikliklerinin olması Orman alanlarında kadastronun tamamlanmamış olması Yanlış ağaçlandırma sebebiyle arazi bozunumu (bozkır alanlar) ve yamaçlarda erozyon oluşması Ağaçlandırma çalışmalarında biyolojik çeşitliliğin yeterince hesaba katılmaması Kuraklık ve sele karşı önlemlerin yetersiz olması Ağaçlandırma faaliyetlerinin verimli/etkin ve devamlılık arz eden araştırma çalışmaları ile desteklenememesi Çiftçinin yanlış toprak işleme ve yanlış sulama uygulamaları Aşırı ve bilinçsiz sulama nedeniyle ortaya çıkan çölleşmenin tehdit oluşturması Rüzgar erozyonundan kaynaklanan çölleşmenin bilinmemesi Meraların yanlış kullanımından kaynaklanan toprak ve flora kaybı yaşanması 262. Bütünleşik Havza Yönetimi; Havza bazında yönetim, koordinasyon ve planlama eksikliği Havza bazında doğal kaynakların korunması ve yönetilmesi (su, orman, flora fauna vb.) için ayrılan bütçenin bilinmemesi Kurumların havza tanımlamasındaki farklılık/yeni teknolojilerin kullanımında eksiklik olması Havza planlama süreçlerine ilgili tarafların katılımında yetersizlik olması 263. Sürdürülebilir Orman Yönetimi; Plansız yatırımların orman yapısını ve bütünlüğünü bozması Orman ekosistem hizmetlerinin değerlendirilmemesi Ormanların yeşil ekonomiye katkısının bilinmemesi Orman envanterinin kapsamının dar olması Orman köylüsünün yoksul olması Yeni teknolojilerin kullanılmasındaki eksiklikler olması Orman yangınlarını engellemeye yönelik önlemlerin yetersiz olması Sürdürülebilir orman yönetimi kavramının biyolojik çeşitliliği yeterince içermemesi Orman zararlıları ile mücadelenin biyolojik çeşitlilik üzerinde olumsuz etkisinin olması Orman yangınlarına yönelik bilinçlendirme faaliyetlerinin eksik olması Odun dışı orman ürünlerinin yerel halk için alternatif geçim kaynağı olarak kullanımının yetersiz olması Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 57 / 93

58 Orman tanımının yeniden yapılması ihtiyacının bulunması 264. İklim Değişikliği ile Mücadele, Etkilerinin Azaltılması ve İklim Değişikliğine Uyum; Yeterli insan kaynağının olmaması Düşük karbonlu ekonomiye geçiş stratejisinin bulunmaması Yenilenebilir enerji kaynaklarının arttırılamaması ve potansiyelin yeterince değerlendirilmemesi Sürdürülebilir olmayan üretim ilişkileri ve tüketim biçiminin yaygın olması Fosil kaynaklı yakıtlara bağımlılığın artarak devam ediyor olması İklim değişikliğine uyum konusunda bölgesel ve sektörel etkilenebilirliğinin tespit edilmemiş olması Uyum konusunda çalışmaların yeterli olmaması Toplumda iklim değişikliği konusunda yeterli farkındalığın olmaması Yüksek emisyonlu araçların kullanımını teşvik eden vergilendirme sisteminin yürürlükte olması İklim değişikliği ile mücadele çalışmalarının yeterli olmaması Ekosistem temelli uyum çalışmasının olmaması Enerji verimliliğiyle ilgili teşvik ve tedbirlerin yetersiz olmaması 265. Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi; Suyun bir ekosistem hakkı olarak görülmemesi Su yönetiminin talep odaklı olmaması ve planlamaların bu bazda yapılmaması Su yönetiminde yerel katılım sağlanmaması Ulusal su kanunun olmaması Havzalar arası su transferi uygulamaları HES yatırımlarının havza bazında olmayışı ve etkilerinin tespit edilmemesi Farklı sektörlerin su kaynakları üzerinde etkileri konusuna yönelik araştırma eksikliği bulunması 266. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı; Yenilenebilir enerjide yeterli teşviklerin olmaması Karbon azaltımı konusunda yeterli hedefin olmaması Enerji yatırımlarının su odaklı olması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının (rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle gibi alternatif enerji kaynaklarının) yeterince değerlendirilememesi Yenilenebilir enerji tanımının net olarak yapılmaması Yenilenebilir enerji üretim ve kullanımının sosyoekonomik etkilerinin tespit edilmemiş olması Yerel enerji yeterlilik ağlarının olmayışı Yerli üretim ve teknolojinin yetersiz oluşu Yenilenebilir enerji kullanımının çevresel etkilerinin tespit edilmemesi Yenilenebilir enerjinin yerel üretim-yerel tüketim bağının kurulmamış olması Güneş, hidrojen ve diğer farklı yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ilişkin teknoloji maliyetlerinin yüksek olması Yenilenebilir enerjide yeterli teknik altyapının olmaması Turizm tesislerinde yenilenebilir enerji kullanımının özendirilmesi için yeterli teşvik bulunmaması 267. Madencilik, Yeraltı Kaynakları Yönetimi; Maden arama izin ve ruhsat yönetmeliğinde boşluk nedeniyle maden arama izin ve ruhsatlandırma süreçlerinde ilgili kurumların izninin alınmaması Maden envanterinin bulunmaması Teknoloji yetersizlik nedeniyle hammaddenin işlenmeden ihracı edilmesi) Madencilikte AR-GE eksikliği Madencilik faaliyetlerinin ekosistemleri dikkate almadan yapılması Madenciliğin diğer sektörler üzerindeki olumsuz etkilerinin göz ardı edilmesi Madencilik faaliyetlerinin alan restorasyonuna ilişkin denetim eksikliği Madencilik faaliyetlerinin uygulandığı yöredeki yerel halkın faaliyet çıktılarından yeterince faydalanamaması 268. Korunan Alanların Etkin Yönetimi; Korunan alanların yönetiminde koordinasyon eksikliği Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 58 / 93

59 Politika, Strateji, Eylem Planı Mevzuat Planlama Uygulama Denetleme / İzleme Koordinasyon / İşbirliği Finansman Mekanizmaları, Teşvikler Yönetişim / Katılım İnsan Kaynakları / Kurumsal Kapasite Ar-Ge / Bilimsel çalışmalar Bilinç Uzmanlaşmış personel eksikliği Biyolojik çeşitlilik envanter eksikliği Korunan alan yüzdesinin yeterli olmaması Korunan alanlarda koruma-kullanma dengesinin iyi kurulamamış olması Korunan alan kavramı konusunda kamuoyunun bilgi sahibi olmaması ve karar vericiler düzeyinde farklı algı ve yaklaşımların olması Korunan alan planlama ve yönetim süreçlerinde iyi yönetişim ilkelerinin uygulanmaması Farklı statüdeki korunan alanlarda bütüncül koruma yaklaşımı eksikliği İklim değişikliğine uyum süreçlerinin korunan alanların ilanı ve yönetimi sırasında göz önüne alınmaması Korunan alanların planlarının çok farklı kalitelerde hazırlanması ve yeterince uygulanamaması Korunan alanda yaşayan yerel halka alternatif geçim kaynaklarının sağlanmaması 269. Hava Kalitesi Yönetimi; Kalitesiz kömür kullanılması Fabrika baca filtrasyon sistemlerinin yeterince denetlenmemesi Taşıtların egzoz emisyonlarının yeterince denetlenmemesi Havayı daha az kirleten yakıtların teşvik edilmemesi Toplu taşımayı özendirecek ulaştırma politikalarının ve uygulamaların eksikliği Yutak alanların azlığı (kent ormanları vs.) Hava koridorlarının planlamada dikkate alınmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin olmaması Hava kalitesi gözlem ağlarının yetersiz olması Doğal gaz çevrim santrallerine ilişkin uygulama alanlarının artmasına rağmen yerel halkın bilinçlendirilmemesi Hava kalitesi çalışmalarının/uygulamalarının kamuoyuna aktarılmasının yetersiz olması. Hava kirleticilerinin sınır ötesi taşınımı ile ilgili kapasite eksikliği bulunması 270. Tablo: Sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi konusunda sorunların nitelikleri 88 Sorun Odağı Alan 1. Biyolojik çeşitliliğin ve ekosistem hizmetlerinin korunması 2. Bütünleşik deniz ve kıyı alanları yönetimi 3. Sürdürülebilir Tarım 4. Gıda Güvenliği ve Gıda Güvencesi 5. Mekansal Planlama 6. Bütünsel etkilenebilirlik, risk azaltımı ve afet yönetiminin sağlanması 7. Sürdürülebilir Turizmin Geliştirilmesi 8. Arazi bozunumu, erozyon ve çölleşmeyle mücadele 9. Bütünleşik Havza Aralık 2011 tarihinde yapılan Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Çalıştayı kapsamında katılımcıların verdikleri cevaplardan derlenmiştir. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 59 / 93

60 Politika, Strateji, Eylem Planı Mevzuat Planlama Uygulama Denetleme / İzleme Koordinasyon / İşbirliği Finansman Mekanizmaları, Teşvikler Yönetişim / Katılım İnsan Kaynakları / Kurumsal Kapasite Ar-Ge / Bilimsel çalışmalar Bilinç Sorun Odağı Alan Yönetimi 10. Sürdürülebilir Orman Yönetimi 11. İklim Değişikliği ile Mücadele, Etkilerinin Azaltılması ve İklim Değişikliğine Uyum 12. Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi 13. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı 14. Madencilik, Yeraltı Kaynakları Yönetimi 15. Korunan Alanların Etkin Yönetimi 16. Hava Kalitesi Yönetimi Odaklanılan alanda atıfta bulunma sayısı (sorunun odağı) > Katılımcılar tarafından yapılan tespitlere bakıldığında şu genellemeler yapılabilmektedir: Biyolojik çeşitliliğin ve ekosistem hizmetlerinin korunması konusunda hem politika düzeyinde hem de mevzuat düzeyinde eksiklikler olduğu tespit edilmiş; konuyla ilgili insan kaynağının yetersiz olduğu ifade edilmiştir. Biyolojik çeşitliği ve ekosistem hizmetlerini koruyucu yönde finansman mekanizmaları ve teşviklerin eksikliği vurgulanmıştır. Kurumsal ve bireysel bilinç eksikliğinin yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlar arasında yeterli işbirliği ve eşgüdüm eksikliği biyolojik çeşitliliğin ve ekosistem hizmetlerinin korunmasındaki aksaklıklara neden olduğu ifade edilmiştir. Denetim ve izleme sistemi ile bilimsel çalışmaların yetersizliği ile planlama ve uygulama aşamalarında katılımcılığın istenilen düzeyde olmadığı vurgulanmıştır. Türkiye deki kıyı alanları konusundaki temel sorunun planlamadaki eksiklikler ile izleme ve denetim sisteminin yetersiz kaldığı vurgulanarak, bu sorunu giderecek politika ve mevzuatın geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, kıyı alanlarındaki uygulamaları sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirecek teşvik ve finansal mekanizmaların geliştirilmesi gerekmektedir. Sürdürülebilir tarım ile gıda güvenliği/güvencesi hususunda kurumlarda ve bireylerde/tüketicilerde bilinç eksikliğiyle birlikte politika ve mevzuat alanında yetersizliklerin olduğu, tarımsal planlamalar ile izleme ve denetleme konularının yeterince güçlü olunmadığı ifade edilmiştir. Afet konusunda mevzuat ve planlama ayaklarının güçlendirilmesi gerektiği, mekansal planlamanın sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda geliştirilmesi ihtiyacı vurgulanmıştır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 60 / 93

61 Arazi bozunumu, erozyon ve çölleşmeyle mücadeleyle ilgili mevzuatın bilimsel çalışmalara dayanan planlama yaklaşımlarıyla desteklenerek uygulamaya geçirilmesinin ve yaygınlaştırılmasının önemli olduğu tespiti yapılmıştır. Bütünleşik Havza Yönetimi konusunun bilimsel çalışmalara dayanan, güçlü bir izleme ve denetim sistemi mekanizmalarıyla mevzuatta yer almasının gerektiği ifade edilmiştir. Sürdürülebilir orman yönetiminin güçlendirilmesi, bu konudaki bilimsel çalışmaların desteklenerek ilgili mevzuatta gerekli güncellemelerin yapılması ihtiyacı ifade edilmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması için politika ile stratejilerin güçlendirilirken teşviklerin ve finansal mekanizmaların etkinleştirilmesi; araştırma ve geliştirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Su kaynaklarının planlanmasında bilimsel çalışmalar doğrultusunda mevzuatın iyileştirilmesi, koordinasyon ve işbirliğinin güçlendirilmesi, planlama ve uygulama aşamalarında katılımcılık ilkesinin etkinleştirilmesi gerektiği tespiti yapılmıştır. İklim değişikliği ve etkileri konusunda bilimsel çalışmaların arttırılması, politika ve stratejilerin uygulamaya geçirilmesinde mevcut kurumsal ve insan kaynaklarının güçlendirilmesi ihtiyacının altı çizilmiştir. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 61 / 93

62 Altıncı Bölüm: Sürdürülebilir Kalkınmanın İşlevselleştirilmesi Rio Konferansının en önemli çıktılarından olan Gündem 21 dir. Buna göre sürdürülebilir kalkınma için yoksulluk, kalkınma ve çevre konularının birlikte değerlendirilebilmesi gerekmektedir. Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için doğal kaynakların kullanımı ve korunmasında demokratik yönetişimin altı çizilmiştir Rio Deklarasyonunun 10 uncu ilkesinde Çevre konuları tüm ilgili vatandaşların uygun seviyede katılımıyla ele alınabilir. Ulusal seviyede, her birey çevreye dair umumi makamlarca tutulan bilgilere zararlı maddelere dair bilgileri ve kendi topluluklarındaki faaliyetleri içerecek şekilde erişim hakkına ve karar verme süreçlerine katılım fırsatına sahip olmalıdır. Devletler bilgiyi geniş bir şekilde elde edilebilir yaparak ulusal bilinç ve katılımı kolaylaştırmak ve teşvik etmelidirler. Islah ve çareyi de içeren adli ve idari raporlara etkili erişim sağlanmalıdır diyerek katılımcılığın altını çizmiştir. Aynı belgenin 20 ve 22. maddeleri de sürdürülebilir kalkınmaya ulaşabilmek için sırasıyla kadınların ve toplulukların çevre yönetimi ve kaynak kullanımına katılımlarının gerekliliğini vurgular Johannesburg Zirvesi Sonuç Bildirgesinde sürdürülebilir kalkınma için katılımcılığın elzem olduğunun altı çizilerek (26. madde) Gündem 21, Binyıl Kalkınma Hedefleri ve Johannesburg Uygulama Planında ortaya konan hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için yönetişim sağlanması bir taahhüt olarak yer almıştır (30. madde). Johannesburg Uygulama Planı, Gündem 21 in tam uygulanabilmesi için şeffaflıkla birlikte katılımın da geliştirilmesi (139. Paragraf, g. maddesi); 164. maddede mevzuat, uygulama, politika oluşturma ve programlama aşamalarında katılımı destekleyecek şekilde bilgiye erişim kanallarının geliştirilmesi gerekliliğine vurgu yapmıştır. Yine Uygulama Planının 165. maddesinde ülke çapında politikaların eşgüdümünü sağlamak üzere yerel ayağı da içerecek şekilde eşgüdüm mekanizmalarının ve/veya sürdürülebilir kalkınma konseylerinin kurulması tavsiye edilmiştir Dokuzuncu Kalkınma Planı Kamuda İyi Yönetişim Özel İhtisas Komisyonu Raporu nda son dönemde hazırlanan mevzuatta yönetişimin alt yapısının oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmekle birlikte, bazı sorun alanlarının varlığının göze çarptığı belirtilmiştir. Bu sorunlar arasında kurumsal aktörler arasında tam anlamıyla bir uzlaşıya varılamadığı yönetişimin ilkelerinin mevzuat düzeyinde belirlenmiş olduğu ancak sistemin etkili olarak uygulanmasına ve uygulamanın izlenmesine ilişkin gerekli mekanizmaları içermediği ifade edilmiştir Bakanlıklar yanında karar alma ve planlama süreçleriyle alakalı birçok mekanizma ve kurumsal yapı tanımlanmıştır. Merkezi ve yerel düzeyde katılımcılığı da sağlamaya yönelik bu komisyon, komite, kurul ve koordinatörlüklere örnekler aşağıda sıralanmıştır: Merkezi düzey Bölgesel düzey Yerel düzey Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu Enerji Tasarrufu Koordinasyon Kurulu Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu Tarımsal Kuraklık Yönetimi Koordinasyon Kurulu (GTHB, Kalkınma, Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOBB, TEMA ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi) Bu Kurula Bağlı Komiteler (Risk Değerlendirme Komitesi; İzleme, Erken Uyarı ve Tahmin Komitesi; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kalkınma Ajansları Kalkınma Kurulları Bölge Koordinasyon Kurulları (GAP Koordinasyon Kurulu) Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulu Bölgesel Gelişme Komitesi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Mahalli Çevre Kurulları İl Toprak Koruma Kurulları İl Mera Komisyonları Yerel Sulak Alan Komisyonları İl Afet ve Acil Durum Komisyonları İl Taşkın Koordinasyon Kurulları Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörlükleri Enerji Verimliliği İl Koordinatörlükleri İl Planlama ve Koordinasyon Kurulları İl İstihdam Kurulları Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezleri Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 62 / 93

63 Veri Akış Birimleri) Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu Ulusal Sulak Alan Komisyonu Su Komisyonu Su Kalitesi Yönlendirme Kurulu Yüksek Çevre Kurulu Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Danışma Kurulu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Orman Genel Müdürlüğü Biyokütle Komisyonu TBMM İlgili İhtisas Komisyonları Merkez Av Komisyonu Çeşit Tavsiye Komitesi (Bitki Çeşitleri) Organik Tarım Komitesi Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi Ekolojik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi Biyoçeşitlilik Komitesi Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Afet ve Acil Durum Yüksek Kurulu Afet ve Acil Durum Koordinasyon Kurulu Yüksek Planlama Kurulu Ekonomik ve Sosyal Konsey Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu Enerji Tasarrufu Koordinasyon Kurulu Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Danışma Kurulu İş Gücü Piyasası Bilgi Danışma Kurulu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Bakanlıklar Şuraları (Geçici) Kalkınma Planları ÖİK (Geçici) Orman Kadastro Komisyonları İl Genel Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu Belediye/Büyükşehir Belediyesi Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu ÇED Halkın Katılım Toplantısı İl Av Komisyonları Kent Konseyi Yerel Kalkınma Birlikleri (Kayseri Orta Anadolu Kalkınma Birliği gibi) İl & Bölge Koordinasyon Kurulları İl İstihdam Kurulları İl Mesleki Eğitim Kurulları Mahalli Çevre Kurulları İl/İlçe İnsan Hakları Kurulu Toprak Koruma Kurulu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörlükleri 277. Özellikle sürdürülebilir kalkınma ve çevre yönetimine dair yazın incelendiğinde, ağırlıklı olarak kurumlar arası sorumluluk dağılımının yeterince belirgin olmadığı, kurumlar arası eşgüdümün sağlanamadığı ve işbirliklerinin kurulamadığı veya sürdürülemediğine dair yorum ve değerlendirmelere rastlanmaktadır. Bu durumda yukarıda bahsedilen yapılar arasında özellikle sürdürülebilir kalkınma açısından önemli olanlar arasında eşgüdümün sağlanması için mekanizmaların oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır Yönetişimin dikey (mekansal) boyutu açısından bakıldığında Kalkınma Ajanslarının kuruluşu önemli bir adımdır. Bu kuruluşların, farklı bir yönetişim paradigması çerçevesinde bölgelerindeki merkezi ve yerel yönetim organları, piyasa aktörleri, sivil toplum kuruluşları (STK) ile işbirliği içinde küçük ve Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 63 / 93

64 orta ölçekli işletmelerle yeni girişimcileri desteklemeleri (5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun un 5. md.) öngörülmüştür. Bu suretle, hem bölge kalkınmasının mimarı olarak tasarlanmışlar hem de yönetişimci yapılanmalarıyla bölgelerini günümüzün küreselleşmiş dünya ekonomisine eklemleyebilecek temel kamu yönetimi kuruluşları statüsüne yükseltilmişlerdir Yönetişim Türk kamu yönetiminde 1990 lı yıllardan itibaren dile getirilen bir yaklaşım olmuştur. İstanbul da düzenlenen Habitat II Konferansında sunulan Türkiye Ulusal Raporu ve Eylem Planında yönetişim modeli önerilmiştir. Buna paralel olarak, AB süreci de Türkiye nin yönetim yapısının gözden geçirilmesini gerekli kılmıştır Ancak sürdürülebilir kalkınmanın bütün bu kademelenmede birbirini tamamlayan politika-mevzuatplanlama (ister stratejik ister mekansal)-uygulama-izleme-değerlendirme adımlarının yeterince uygulamaya geçirilemediği görülmektedir Gündem 21 ve Yerel Gündem 21, yönetişim ve yerel yönetimlerde yaklaşım değişikliklerinin önünü açmış ve Kent Konseylerinin mevzuat yoluyla kurumsallaşması ile birlikte etkin bir konuma gelmiştir Kent konseylerinin kurulması yönetişim açısından önemli bir adım olmakla birlikte henüz istenilen işlevi yerine getirememektedir. Örneğin kent konseylerinin kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, çevreye duyarlılık alanlarında başarılı çalışmalar ortaya koyarken; kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, saydamlık, hesap verebilirlik, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim alanlarında güçlü olmadıkları iddia edilmektedir yılında, koordinasyonu eksikliğini gidermek için Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu (USKK) kurulmuştur. USKK, Devlet Planlama Teşkilatından (DPT), Çevre ve Orman Bakanlığından ve İçişleri Bakanlığından oluşmaktadır. Ancak bu kurul Türkiye de sürdürülebilir kalkınma için koordinasyon görevine yerine getirme noktasında yeterince işlevsel değildir Sürdürülebilir kalkınmanın yönetişimi, ulusal düzeyden yerele (dikey) birbirini tamamlayan ve destekleyen kararlar ve uygulamaların yanı sıra kurumlar arası (yatay) eşgüdümü de sağlayacak şekilde sürdürülebilir kalkınmanın temel ilkelerinin bu düzeylerdeki kararlara ve dolayısıyla uygulamalara bütüncül ve bütünleşik bir bakış açısı ile nüfuz etmesi esastır Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi nde yönetişim başlığı çalışılırken yapılan değerlendirmede sürdürülebilir kalkınmanın çevresel boyutunun 9. Kalkınma Planında yeterli şekilde belirtilmediği vurgulanmıştır. Bu nedenle, bu plan sürdürülebilir kalkınmanın üç boyutu arasındaki sinerjileri ve ödünleşmeleri (trade-off) ele alan dengeli bir sürdürülebilir kalkınma vizyonunu temsil etmemekte, daha çok ekonomik ve mali konular ile istihdam konuları üzerinde odaklanmaktadır Genel olarak, 9. Kalkınma Planı, AB Lizbon Stratejisi ile büyük benzerlikler göstermektedir. Bununla birlikte, AB Lizbon Stratejisi, yenilenen AB Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi ile tamamlanırken, Türkiye de Kalkınma Planını tamamlayan bir sürdürülebilir kalkınma stratejisi mevcut değildir. 89 Seyit Koçberber, Kalkınma Ajansları ve Sayıştay Denetimi, Sayıştay Dergisi Sayı: Yerel Katılım Mekanizmalarının Güçlendirilmesi 11 Pilot Yerel Yönetimde Mevcut Durumun Tespiti ve Değerlendirilmesi Raporu, M. Sinan Özden, Türkiye de Yerel Yönetim Reformu Uygulamasının Devamına Destek (LAR II) Projesi, Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Yönetişimi, Reinhard Steurer, 2007 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 64 / 93

65 287. Yatay politika entegrasyonu ilkesi sürdürülebilir kalkınmanın temelini teşkil etmektedir. Yatay entegrasyon, sürdürülebilir kalkınma yönetimde en zor konulardan biri olarak değerlendirilmektedir: Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ve vizyonunun sektörler arası bir ilgi odağına sahip olması gereklidir; Politik sahipliğin yüksek düzeyde olmalı ve kamu kurumları arasında farklı sektörel politikaların entegrasyonunu kolaylaştırmalıdır; Dikey entegrasyon, tüm yönetim sistemi boyunca, yatay entegrasyonun gerçekleştirilmesi ile de ilgilidir. Uygulama mekanizmalarının, kapasite oluşturma ve izleme çabalarının, özellikle sektörler arası sinerjinin nasıl en üst düzeye çıkarılacağı ve politika oluşturmada ödünleşmenin (trade-off) nasıl en aza indirileceği konusuna odaklanması gerekmektedir. Katılım; (i) aşağıdan yukarıya olan süreçlerde sürdürülebilir kalkınmanın sektörler arası hedeflerini ve vizyonlarını belirlemeye yarımcı olmak (ii) farklı paydaş menfaatleri arasında bir uzlaşma sağlanması yoluyla yatay entegrasyonu kolaylaştırmak (iii) sürdürülebilirlik politikalarının toplum tarafından sahiplenilmesini artırmak ve (iv) ilgili bilgi ve birikimin ödünleşme yoluyla dönüşümlülüğünü kolaylaştırmak gibi birçok amaca hizmet eder Sürdürülebilir kalkınma stratejisi için gerekli olan politik taahhüde ek olarak, sektörler ve bakanlıklar arasında daha iyi bir sektörel politika koordinasyonunu hedefleyen etkili kurumlardan ve prosedürler gerekmektedir. Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi idari düzeyde bu işlevi görebilir. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 65 / 93

66 Sonuç ve Değerlendirmeler 289. Türkiye de sürdürülebilir kalkınmaya katkı yapan sosyal, ekonomi ve çevresel politikaların ve ilgili mevzuat çerçevesinin farklı belgelerde yer aldığı görülmektedir. Ülkemizde sürdürülebilir kalkınma anlamında temel problem, uygulama veya uygulamayı gerçekleştirmeye yardımcı olacak araçlar ve mekanizmalar, finansman, kurumsal kapasite veya insan kaynağı olarak görülmektedir Türkiye, 1992 Rio ve 2002 Johannesburg Zirvelerinin çıktılarını kalkınma ve çevre politikalarına ve uygulamalarına entegre etmek için çaba göstermektedir. Ancak bu zirveler, genel olarak çevre zirveleri olarak algılandığından, sürdürülebilir kalkınmanın gerektirdiği sosyal, ekonomik ve çevresel konuların bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi ve ilkelerinin politika ve uygulamalara bütünleştirilmesine dair önermelerinin toplumun bütün kesimlerince tam olarak içselleştirilememesine sebep olmaktadır Yukarıda bahsedilen algıya benzer şekilde, örneğin iklim değişikliği konusunun da ağırlıklı olarak sadece ekonomik kalkınma bakış açısıyla ele alındığı ve bu nedenle zaman zaman kilitlendiği gözlenmektedir. Kısıtlı ve eşit şekilde dağılmamış doğal kaynaklara sahip dünyada, üretimde girdi maliyetlerini düşürecek şekilde verimlilik artışı (doğal kaynakların kısıtlılığı ve çevre kirlenmesi dolayısıyla arıtılarak üretime girdi sağlama ihtiyacının maliyeti göz önüne alınarak), çevresel faydaların öne çıkarılması (kirliliğin önlenmesi sayesinde halk sağlığı risklerinin azaltılması) ve sosyal fayda (kalkınmanın getirdiği refahın dengeli bölüşümü) ile ekosistem hizmetlerinin (yaşanabilir çevre şartlarını oluşturan ve doğal kaynakları insanların ve ekonomilerin kullanabileceği kalite ve birikime gelmesini sağlayan) iyileştirilmesi çerçevesinde yapılacak tartışmalar, sürdürülebilir kalkınma açısından daha anlamını olacaktır. Bunun için her düzeyde sürdürülebilir kalkınma bilincinin yerleşmesi ön koşuldur Sürdürülebilir kalkınmaya erişme konusunda en önemli tehditlerden birisini oluşturan iklim değişikliği tartışmaları, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve bu azatlımın maliyeti konusunda odaklanmıştır. Terazinin diğer kefesini oluşturan İklim değişikliğinin etkilerinin maliyeti ile bu etkileri azaltmaya yönelik önlemlerin (uyum konusunun) Türkiye gibi iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkeler için daha fazla çalışılması gerekmektedir Politika ve mevzuatın sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde gözden geçirilmesi önemlidir. Ekonomik, sosyal ve hatta çevresel politika ve mevzuatın taranması ve gözden geçirilmesi için kurumsal yapılar (Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonunun karar vericilerin, bilim adamlarının ve diğer paydaşların görüşlerini alacak şekilde geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi gibi) ve geliştirilmeli ve mekanizmalar tanımlanmalıdır. Stratejik çevresel etki değerlendirmesi gibi bütüncül araçlar kullanıma geçirilmelidir. Bu yapı ve araçlar yoluyla, sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin ulusal ve sektörel politika, strateji ve mevzuata aktarılması sağlanmalıdır Benzer bir şekilde, örneğin TBMM Çevre Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun önerilen politikalara dair sürdürülebilir kalkınmanın çevresel ve sosyal boyutları konusunda eşgüdümlü gözden geçirme süreci güçlendirilebilir. USKK veya İDKK komisyona teknik destek verebilir. USKK nın tamamlayıcısı olarak, akademisyenlerden ve konu uzmanı STK lardan oluşan bir komisyon da kurularak akademisyenler ve STK lar ile karar vericiler arasında köprü görevi gören bir yapı ile tamamlanabilir Ulusal politikalar ve yerel uygulamalar arasında eşgüdümü sağlayan mevcut kurul ve komitelerde sürdürülebilir kalkınma anlayışının içselleştirilmesi ve bu sayede kararları, planlamaları ve desteklemeleri yönlendirebilmeleri açısından sağlanmalıdır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 66 / 93

67 296. Doğal afetlerden korunmak, ekosistem hizmetlerini iyileştirmek için ihtiyatlılık ilkesi nin karar alma planlama ve uygulama süreçlerine dahil edilmesi gerekmektedir Tüketici tercihlerinin yönlendirdiği küresel rekabet edebilirliğinin üretim sürecinden başlayan ve ürünlerin nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süredeki ürün güvenliğinin yanı sıra çevresel ve sosyal sorumlulukların yerine getirilmesi konusunda büyük şirketlerden KOBİ lere kadar sürdürülebilir üretim tüketim anlayışının yaygınlaştırılması gerekmektedir Bu doğrultuda temiz üretim ve eko-verimlilik yaklaşımlarının desteklenmesini sağlayacak finansal mekanizmaların yaygınlaştırılması ve ihtiyaç duyulan insan kaynağını geliştirecek tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu yaklaşımın özellikle KOBİ lerde yaygınlaştırılması hem KOBİ lerin istihdam gibi sosyal faydalarının sürdürülebilir olması hem de çevresel bozulmanın önüne geçilmesi için elzemdir Temiz üretim, eko-verimlilik ve enerji verimliliği gibi yaklaşımları destekleyecek şekilde yeni ve ilerici teknolojilerin geliştirilmesi ile araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması için teşvik ve eğitim mekanizmalarının geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir Sürdürülebilir kalkınmanın coğrafi boyutu açısından bakıldığında, ülkemiz coğrafyanın çeşitliliği, doğal kaynakların dengesiz dağılımına sebep olmakta bu da farklı yörelerde farklı sosyoekonomik yapılara yol açmaktadır. Dolayısıyla her yörede, sektörel önceliklendirmeler ve yatırımların yer seçimleri farklılık göstermek durumundadır Bu durum, benzer şekilde doğal kaynakların yönetimi (toprak, su, orman vb.) ve ekosistem hizmetlerinin korunmasına yönelik özelleşmiş tedbirleri gerektirmektedir. Bu nedenle, farklılıkları gözeten yaklaşımlar ve örneğin stratejik çevresel etki değerlendirme gibi araçların biran önce devreye alınması gereklidir Fizik planlamaya yönelik olarak Çevre Düzeni Planlarının doğal kaynaklar gibi süreklilik gösteren yapılar göz önüne alındığında idari sınırların ötesinde ekosistem bütünlüğünü de içine alarak hazırlanması gerekmektedir. Su havzası veya tarım havzaları bu bütünselliğin bir parçası olabilecektir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kurulması bu perspektifteki bir planlama için önemli bir gelişmedir. Daha önce Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Çevre ve Orman Bakanlığı arasında bölünmüş olan fiziki planlama sorumluluklarının tek çatı altında birleştirilmiş olması bir fırsattır Sürdürülebilir kalkınma konusunda gelişmelerin izlenmesi, uygulama zorluklarının ve alanlarının belirlenebilmesi ve gerekli politika güncellemelerinin yapılmasına elverecek ve ulusal düzeyden yerele kademeli göstergelerle oluşturulmuş bir izleme ve değerlendirme sisteminin kurulmasına ihtiyaç vardır. Bu çerçevede TÜİK tarafından oluşturulan sürdürülebilir kalkınma göstergeleri bir başlangıç olabilecektir.. Ancak bu göstergelerin ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde geliştirilmesi ve derinleştirilmesi ile sürekli bir şekilde izlenmesinin sağlanması gerekmektedir. Aynı zamanda bu göstergeler, iklim değişikliği gibi geleceğe dair riskleri yakalayabilecek şekilde tasarlanmalıdır Karar verme süreçlerini destekleyecek şekilde fayda maliyet analizlerinden öte sürdürülebilir kalkınmanın gerektirdiği bütüncül bakış açısını sağlayabilen karar alma ve (örneğin çok-kriterli analiz) planlamayla (örneğin Stratejik Çevresel Etki Değerlendirmesi) ilgili araçlar için kapasite oluşturulmalı ve bir an önce devreye alınmalıdır. Sosyal, çevresel ve ekonomik değişkenler arasındaki bağlantıların ve birbirlerini etkileyebilme potansiyellerinin ortaya çıkartılabilmesi için sistem yaklaşımı ve sistem analizi araçları yaygınlaştırılmalı ve planlama çalışmalarında kullanılması fayda sağlayacaktır Sürdürülebilir kalkınmanın hakkaniyet, fırsat eşitliği ve temel hizmetlere erişebilirliğin arıtılması gibi sosyal ayağının, dair sosyal yardımların bağış ve hayırseverlik uygulamasının ötesinde bir yurttaşlık hakkı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Yoksulluğun ve yoksullukla bağlantılı göç, çarpık Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 67 / 93

68 kentleşme, işsizlik, sosyal güvencesizlik gibi etkilerinin temel sebebi olarak bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesine yönelik politika ve uygulamaların geliştirilmesi gerekmektedir. Ekonomi alanında son dönemde yakalanan ivme, ancak toplum bütününe fayda olarak geri dönerse sürdürülebilir kalkınmaya hizmet edecektir Sosyal alandaki en önemli sorunlardan biri engellilerin toplum hayatına yeterince katılamamasıdır. Son yıllarda atılan adımlara (örneğin Engelsiz Türkiye Projesi) rağmen, engellilerin istihdamı ve fiziksel çevreye dair sorunları devam etmektedir. İstatistiklere göre toplumun yaklaşık %12 sini oluşturan engellilerin sosyal içerme çerçevesinde toplum hayatına katılması önemlidir Sosyal politikalar çerçevesinde toplumsal cinsiyet, engelliler, gibi dezavantajlı grupların sosyal içerme yaklaşımları içerisinde aktif ve üretken birer birey olmaları konusundaki hakları ve erişebilirliklerinin artırılması konusunda toplumun her kesimince farkında ve bilinçli bir şekilde ele alınması gerekmektedir Türkiye, su, kanalizasyon, telefon, ulaşım, eğitim gibi temel hizmetlere erişim konusunda oldukça iyi konumdadır. Erişebilirlik anlamında en önemli sorunlardan bazıları KOBİ lerin finansmana ve kırsal alanda eğitime erişim olarak gözükmektedir Ekonomide ve istihdamda kayıt dışılık hem kadınlar ve çocuklar gibi dezavantajlı grupların sömürülmesi, hem de hakkaniyet ihlali olarak değerlendirilmesi gereğinden, etkin bir izleme ve denetim sistemiyle desteklenecek kayıt dışılığı önlenmeye dair önlemlerin alınması gerekmektedir Yoksulluğun giderilmesi kısa vadede gerçekleştirilebilecek bir husus değildir. Ancak özellikle sosyal yardımlardan faydalanmanın bir vatandaşlık hakkı olarak tanımlanması ve muhtaç bireylerin üretken bireyler haline geçirilmesi gerekmektedir. Üretkenliği sağlamak için örneğin mikro-kredi uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ihtiyaç duyanların kolaylıkla erişebileceği bir yapıda sunulması gerekmektedir Doğal afetler konusunda teknik altyapının ve planlamanın güçlendirilmesi yanında, afet riski altında yaşayan kesimlerin, afetlere hazırlık, afet anında müdahale ve afet sonrasında iyileştirme çalışmaları için kendi kendilerine yeterliliklerini artırmak önemlidir. Bu sayede bir afet durumunda birey ve toplumun çaresiz kalmak ve yardım beklemek yerine kendini ve yakın çevresini kurtarmayı ve çaba göstermeyi seçebilecek seviyeye getirilmesi gerekmektedir. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 68 / 93

69 EKLER EK-1: Raporda Adı Geçen Göstergeler EK-2: Proje Kapsamında Yapılan Çalışmalar EK-3: Katılımcılar Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 69 / 93

70 EK-1: Raporda Bahsi Geçen Göstergeler Gösterge Toplam Nüfus (bin) Kent Nüfus Oranı (%) 1 51,3 57,0 67,4 69,2 70,1 71,0 Nüfus Artış Hızı (%) 2 1,70 1,63 1,57 1,50 1,44 1,38 1,32 1,26 1,21 1,15 Kentleşme Hızı (%) 1 4,5 2,9 3,0 4,0 2,7 2,9 15 ve Daha Yukarı Yaştaki Nüfus (bin) İşgücüne Katılma Oranı (Yüzde) Kadınların İşgücüne Katılım Oranları (%) 9 23,3 23,3 23,6 23,6 24, ,6 28,8 Erkeklerin İşgücüne Katılım Oranları (%) 9 70,3 70,6 69,9 69,8 70,1 70,5 70,8 71,7 İşsizlik Oranı (Yüzde) 1 8,5 8,7 9,0 9,4 9,1 8,1 7,1 7,3 7,4 8,2 7,0 8,9 10,8 11,0 10,8 10,6 10,2 10,3 11,0 14,0 11,9 Kadınlarda işsizlik oranı (%) 3 6,3 7,5 9,5 10,2 11,0 11,2 11,0 11,6 14,4 İstihdamın Sektörel Dağılımı (%) 1 Tarım Sanayi Hizmetler Yıllık Enflasyon Gerçekleşmeleri (TÜFE, %) 6 60,4 71,1 66,0 71,1 125,5 76,0 79,8 99,1 69,7 68,8 39,0 68,5 29,7 18,4 9,3 7,7, 9,7 8,4 10,1 6,5 6,4 10,5 Kişi başına reel GSYH (TL) ,0 3688,0 5310,0 6801,0 8255,0 9464,0 Yıllık Ortalama Net Asgari Ücret (TL) Toplam Nüfus İçerisinde Sigortalı Nüfus Oranı (%) 1 68,2 67,9 69,8 71,6 73,7 76,0 78,4 79,7 79,8 80,4 Seçim yıllarına göre kadın milletvekili sayısı , , , , Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 70 / 93

71 Gösterge Seçim yıllarına göre kadın milletvekili oranı (550 parlamenter içerisinde %) 8 4,2 4,4 9,1 14,2 Yaşlı bağımlılık oranı (%) 3 10,62 10,54 10,41 10,26 10,16 10,08 10,06 10,12 10,22 10,27 Hastane Yatağı Başına Nüfus Doktor Başına Nüfus Sağlık Ocağı Sayısı Anne Ölüm Oranları ( Canlı Doğumda) ,5 21,3 19,4 Toplam doğurganlık hızı (Kadın başına çocuk) 3 2,38 2,34 2,3 2,27 2,23 2,2 2,17 2,15 2,14 2,12 Ülkedeki toplam engelli sayısı (bin) Erkek engellilerde işgücüne katılım oranı (%) 5 32,2 Kadın engellilerde işgücüne katılım oranı (%) 5 6,7 Toplam Nüfus İçerisinde Okur-yazar Olmayan Kadın Oranı (%) 1 28,0 19,4 13,1 12,1 9,9 Toplam Nüfus İçerisinde Okur-yazar Olmayan Erkek Oranı (%) 1 11,2 6,1 0,0 0,0 0,0 Gini Katsayısı 1 0,49 0,44 0,42 0,40 0,38 0,40 0,39 0,39 0,39 0,38 Mutlak Yoksulluk (%) 7 1,1 0,2 0,01 0,02 0, Gıda Yoksulluğu (%) 7 2,9 1,35 1,29 1,29 0,87 0,74 0,48 0,54 Gıda ve Gıda Dışı Yoksulluk (%) 7 28,3 26,9 28,12 25,6 20,5 17,8 17,8 17,1 Tüketimin Nüfusa Dağılımı (%) 7 En Düşük %20 8,5 9,3 8,8 9,1 9,2 9,2 9,1 9,1 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 71 / 93

72 Su Kullanımı (%) 2 Sulama Gösterge İkinci %20 12,6 13, ,9 13,2 13,3 13,5 13,8 Üçüncü %20 16,4 17,2 16,7 17,2 17,4 17,8 17,9 17,7 Dördüncü % ,7 22,7 22,7 23,2 23,3 22,8 En Yüksek %20 40,5 38,2 39, ,5 36,7 36,3 36,7 Gelir dağılımı eşitsizliği (Yüzde 20'lik dilimlerin gelir paylarının oranı) 3 10,8 9,9 9,9 9,7 9,5 8,1 8,1 8,5 Yoksulluk ya da dışlanma riski altındaki nüfus (%) 3 51,7 50,2 50,3 50,9 Sosyal transferler sonrası yoksulluk riski (%) 3 28,1 25,2 24,1 24,3 Şiddetli maddi yoksunluk içinde bulunan kişiler (bin) Uzun dönem işsizlik oranı (%) 3 1,3 1,7 2,9 2,5 4,2 4,2 3,7 3,1 2,9 3,5 Hanehalkı elektrik tüketimi (Bin tep) Orman köy sayısı Orman köy nüfusu (bin) Kişi Başına Tarım Alanı (hektar) 2 0,75 0,69 0,66 0,63 0,61 0,58 0,59 0,58 0,57 0,55 0,31 0,3 Organik tarım alanı (%) 3 0,509 0,494 0,476 0,441 0,427 1,288 Kamu Sektörü Toplam Çevresel Harcamaları (GSYİH içerisindeki payı- %0) 2 4,28 4,16 4,18 3,84 5,1 Atıksu Arıtması Olan Belediye Sayısı Kişi Başına Tüketilebilir Su Potansiyeli (m3) İçme-kullanma Sanayi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 72 / 93

73 Gösterge Belediye İçme suyu Yatırımları (Cari Fiyatlarla Milyon TL) Belediye Kanalizasyon Yatırımları (Milyon TL) Enerji bağımlılığı (dışa bağımlılık olabilir mi) (%) ,6 66,0 69,7 72,4 72,2 74,0 73,7 74,9 73,0 70,5 Sera gazı emisyonları 158,80 148,70 153,03 161,87 166,96 176,39 186,95 203,16 195,96 197,64 (1990=100) 3 Brüt nihai enerji tüketimi içinde yenilenebilir enerjinin payı (%) 3 12,50 12,40 12,80 11,90 12,30 11,10 10,40 8,90 8,80 9,09 Ulaştırmada tüketilen yakıt içinde yenilenebilir 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,01 0,06 0,01 0,06 enerji payı (%) 3 AR-GE Harcaması/GSYİH (%) 1 0,3 0,5 0,5 0,4 0,4 0,4 0,5 0,5 0,5 0,6 0,6 0,7 0,5 0,5 0,5 0,6 0,6 0,7 0,7 0,9 Resmi kalkınma yardımları (GSYH 0,04 0,04 0,04 0,04 0,11 0,17 0,18 0,09 0,10 0,11 içindeki oran-%) 3 Sektörlerin Katma Değerleri (% GSMH) 10 Tarım 15,56 16,07 16,03 16,29 17,39 14,97 13,58 11,54 11,31 9,95 11,71 11,39 10,92 10,80 9,52 8,68 8,61 9,35 9,60 Sanayi 32,38 31,10 33,25 33,24 31,60 31,85 35,54 33,33 31,48 30,24 28,67 28,62 28,52 28,51 28,67 28,26 27,69 25,94 26,65 Hizmetler 52,05 52,83 50,73 50,47 51,01 53,18 50,87 55,14 57,21 59,82 59,62 59,99 60,56 60,69 61,80 63,07 63,71 64,71 63,75 1 : Kalkınma Bakanlığı, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler : TÜİK Çevresel Göstergeler : TÜİK, Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri : Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Kırsal Kalkınma Planı : TÜİK Türkiye Özürlüler Araştırması : Hazine Müsteşarlığı Hazine Yıllığı 7 : 2010 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu 8 : TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı : TÜİK İstatistiklerle Kadın : Dünya Bankası, Dünya Kalkınma Göstergeleri Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 73 / 93

74 EK-2: Proje Kapsamında Yapılan Çalışmalar Ülkemizin Rio+20 Zirvesi hazırlık sürecinin, Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda başta ilgili kamu kurum ve kuruluşları, STK ler, özel sektör, akademi, yerel yönetimler olmak üzere katılımı sağlanmaktadır. Bu amaçla, Kalkınma Bakanlığı tarafından tasarlanan süreçte çalışmalar, BM Kalkınma Programı kolaylaştırıcılığında Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi çerçevesinde yürütülmektedir. Projenin ana hedefi, Johannesburg Uygulama Planının Türkiye de sektörlerde sürdürülebilir kalkınma kavramlarının karar alma, politikalara entegre etme ve kapasiteleri oluşturma süreçlerini etkileme biçimi incelenerek Türkiye nin Rio+20 sürecine hazırlanmasına ve etkili bir şekilde katkı sağlamasına destek vermektir. Proje, aynı zamanda kapasite geliştirme ve Türkiye de yeşil büyüme politikalarının uygulanması ile ilgili tartışma platformları sunacaktır. Projede hedeflere altı çıktı yoluyla ulaşılacaktır: Çıktı 1: yılları arasında Türkiye nin sürdürülebilir kalkınma konusundaki ilerlemenin durum değerlendirmesini yapmak; Çıktı 2: Dünya Bankası Yeşil Büyüme Politika Belgesi çalışmasını destekleyerek Türkiye de Yeşil Büyüme tartışmalarını başlatma ve Yeşil Büyüme için kapasite geliştirme; Çıktı 3: Rio+20 için ulusal kapasite geliştirme; Çıktı 4: Türkiye de sürdürülebilir kalkınma ve yeşil büyüme alanında İyi Örneklerin belirlenmesi; Çıktı 5: Rio+20 yle ilgili ulusal ve uluslararası düzeylerdeki süreçlere katılım ve katkının arttırılması için görünürlük ve savunuculuk; Çıktı 6: Rio+20 Konferansı için Ulusal Raporun hazırlanması Çıktılardan anlaşılacağı üzere, Türkiye nin Rio+20 sürecindeki çalışmalar birbirini takip eden ve destekleyen birkaç aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalardan ilki, 2002 yılı Johannesburg SK Zirvesinden sonraki dönemde, politika oluşturma ve uygulama alanlarında sürdürülebilir kalkınma konusundaki kazanımların, başarıların ve zorlukların belirlenmesi için bir mevcut durum raporunun hazırlanmasıdır. Özellikle son 10 yıl olmak üzere 1992 Rio Zirvesinden sonraki gelişmelerin ortaya çıkartılmasından sonra, önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir kalkınmanın tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesi için bir strateji olarak ortaya çıkan yeşil büyüme kavramının Türkiye ye uygunluğu ve beraberinde getireceği fırsat ve zorlukların belirleneceği bir tartışma platformunun oluşturulması yoluyla ülke için olası yeşil büyüme vizyon ve hedeflerinin ortaya konmasıdır. Bu tartışmalar için zemin, mevcut durum raporu ile birlikte Türkiye için hazırlanacak bir yeşil büyüme tartışma belgesiyle oluşturulacaktır. Şubat 2012 de başlaması planlanan bu tartışma platformunun çalışmaları Nisan 2012 de tamamlanacaktır. Bir diğer faaliyet alanı da, ülkede sürdürülebilir kalkınma ve yeşil büyüme alanlarında içlerinde kamu kurumları, özel sektör, yerel yönetimler STK ler ve üniversiteler olan paydaş gruplarından iyi uygulama örneklerinin belirlenmesidir. İyi uygulama örnekleri, hem ülke içinde hem de uluslar arası alanda benzer çabalara yol gösterici olacak şekilde seçilecektir. Bütün bu tartışma ortamını besleyecek şekilde hem sürece katılım sağlayıp katkı verecek uzmanların yeşil büyüme konusundaki bilgi düzeylerini hem de kamuoyunun farkındalığını artıracak etkinlikler gerçekleştirilecektir. Bütün süreç, hem Haziran 2012 tarihlerinde Rio da gerçekleştirilecek Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 74 / 93

75 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansında sunulmak üzere hem de bu zirve sonrasına yol gösterici olması için bir Ulusal Rio+20 Raporu şeklinde özetlenip kayıt altına alınacaktır. Türkiye de sürdürülebilir kalkınma mevcut durumun ortaya çıkartılması için hem merkezi hem de yerel düzeyde çalışma toplantıları yapılmıştır. Bu toplantılar öncesinde çalışmanın yöntemini belirlemek üzere bir anket çalışması da gerçekleştirilmiştir. Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi kapsamında, Birleşmiş Milletler Kuruluşları, ulusal sürecin yürütücüsü olan Kalkınma Bakanlığı birimleri ve diğer paydaşlara yönelik süreç ile ilgili bilgilerin aktarıldığı toplantılar düzenlenmiştir. 14 Ekim 2011 tarihinde Birleşmiş Milletler Binasında gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Kuruluşları Bilgilendirme Toplantısına UNDP, ILO, UNIDO, UNFPA, UNESCO ve Dünya Bankası kuruluşlarından toplam 36 kişi katılmıştır. 20 Ekim 2011 Kalkınma Bakanlığında yapılan Kalkınma Bakanlığı Tanışma ve Bilgilendirme Toplantısına ise Kalkınma Bakanlığı bünyesindeki 5 Genel Müdürlükten (İktisadi Sektörler ve Koordinasyon, Sosyal Sektörler ve Koordinasyon, Ekonomik Modeller ve Stratejik Araştırmalar, Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum, Yıllık Programlar ve Konjonktür Değerlendirme Genel Müdürlükleri) toplam 30 kişi katılmıştır. Son olarak, Rio+20 Konferansı Ulusal Hazırlık Süreci Bilgilendirme Toplantısı, 31 Ekim tarihinde Kalkınma Bakanlığında, 16 Bakanlık ve bağlı Genel Müdürlükler, Kalkınma Ajansları, bankalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere toplam 73 kurumdan 109 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. 3 Kasım 2011 tarihinde BM Binası nda Türkiye nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi BM Ortak Programı kapsamında düzenlenen ve çoğu kamu kurumundan olan 28 uzmanın katıldığı Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Yolunda Yeşil Ekonomi Toplantısı na destek verilmiştir. Projede son 10 yılda Türkiye de sürdürülebilir kalkınmanın mevcut durumunu ortaya koymayı amaçlayan bir seri çalıştayın ilki, 29 Kasım 2011 tarihinde farklı kurum ve kuruluşlardan 81 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı na (Rio+20 Dünya Zirvesi) ulusal hazırlık süreci kapsamında Türkiye de sürdürülebilir kalkınmada mevcut durumun belirlenmesi için ilki 29 Kasım 2011 de Ankara da yapılan çalıştaydan sonra, ikinci çalıştay Aralık 2011 tarihlerinde Bolu- Abant da yapıldı. Çalıştaya, 15 Bakanlık a bağlı 38 Genel Müdürlük ve kurum, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere toplam 67 kurumdan 98 kişi katılım gösterdi. Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim ve Sürdürülebilir Doğal Kaynak Yönetimi konularında, üç çalışma grubu altında çalışan katılımcılar, Türkiye de bu alanlarda karşılaşılan sorunlar ve nedenlerini ortaya koyarak çözüm önerileri getirmeye çalıştılar. Bunların yanında STK ler ile yerel paydaşların görüşlerinin alınması için bir seri toplantı da yapılmıştır: STK lar toplantısı, 19 Ocak 2012 Bursa Yerel Toplantısı, 31 Ocak 2012 Antakya Yerel Toplantısı, 07 Şubat 2012 Gaziantep Yerel Toplantısı, 09 Şubat 2012 Samsun Yerel Toplantısı, 23 Şubat 2012 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 75 / 93

76 EK-3: Katılımcılar Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü Ercan Şen Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Nazife Yüceldi Aktaş 29 Kasım Çalıştay Aralık Çalıştay-2 Bilge Bol Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Esra Kulak Avrupa Birliği Bakanlığı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Melek Gülşen Erhan Demir Ali Rıza Karagöz AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Sema İnal Gül Elçin Polat R. Zeynep Sümer Neriman Bozca Sevi Gülnihal Horoz Ümmühan Yokuş Verimlilik Genel Müdürlüğü Selin Engin Belçim Aytekin Özlem Durmuş Sanayi Genel Müdürlüğü Ali Can Toksoy Volkan Okut Damla Sağlam Şatır Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü İlker Sönmez Türk Standartları Enstitüsü (TSE) İhsan Övüt Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Recep Tuğrul Özdemir Aslı Akçayöz Melis Kocatürk N. Pınar Işın Ceren Seda Erdem Ebru Öztüm Tümer Lütfiye Karaduman Saadet Gültepe Deniz Ersöz İlyas Sır Abdullah Livatyalı Dilek Yüksel Çalışma Genel Müdürlüğü Canan Aydoğdu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 76 / 93

77 Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Cenkhan Altıntaş Özlem Göçmez Faruk Haki Özgen Akçam Seda Kutluer Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Burçak Ovalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 29 Kasım Çalıştay 1 Mehmet Bayhan Aralık Çalıştay-2 Şerife Türker Uğur Tunç Semra Günen Nevzat Can Sezin Sönmez Erbaş Levent Keskin Tuğba İçmeli Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü Ertan Göral Sevgen Sezer Oktay Özdemir Seda Nal Şengül Sur Ertunç Emre Öğmen Bahar Erkopan Eser Mustafa Ali Erol Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Diren Ertekin Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü Altyapı Hizmetleri Genel Müdürlüğü Nejmi Atila Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı İller Bankası A.Ş. Zerrin Öztimur Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü Ekonomi Bakanlığı Anlaşmalar Genel Müdürlüğü Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü İhracat Genel Müdürlüğü Selen Ergün Ahmet Turan Söylemez Kerem Divanlıoğlu Büyükelçi Mithat Rende Elçi Gökçen Kaya Dicle Akaroğlu Burak Balkan Işıl Erkan Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 77 / 93

78 Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı Saadet İnci Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yasemin Özak Coşkun İsmail Bozdemir Ayşe Banu Öncan Elçin Edis Göksu Tülümen Enerji İşleri Genel Müdürlüğü İlkcan Coşkun Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü Ayşe Yasemin Örücü 29 Kasım Çalıştay Aralık Çalıştay-2 Süleyman M. Bulut Yusuf Korucu Mualla Koçyiğit Erol Yalçın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Serpil Ergin Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Erdal Cüneyt Ural Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanlığı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Cemre Bahar Özcanlı Elvan Sökeli Erol Öztürk Hilal Ar Naciye Çakır Ayşen Alay Vural Ahmet Çelik A.Oya Akın İnci Tekeli Ahmet Budaklıer Hüseyin Altundağ Aysun Vanlı Doğu Canooğlu Nihal Latifoğlu İç Ticaret Genel Müdürlüğü Hülya Yardımoğlu Esnaf ve Sanaatkarlar Genel Müdürlüğü Muhammed H. Altınok Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü Burak Özsaraç İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Süleyman Elban Rahmi Köse Kalkınma Bakanlığı Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 78 / 93

79 Kültür ve Turizm Bakanlığı Kurum Temsilci 31 Ekim 29 Kasım Aralık Toplantısı Çalıştay 1 Çalıştay-2 Belma Üstünışık E. Canan Sarıtaş Zeynep Derviş Hasan Çoban Osman Altıntaş Kubilay Kavak R. Fikret Yıkmaz Seda Cebeci N. Zerrin Üstünışık Musa Rahmanlar Nihal Kayar Aslı Taşmaz Dadakoğlu Ali Sabuncu Özcan Türkoğlu Sırma Demir Şeker Rıdvan Kurtipek Rahim Küçüktaş Melih Gökgöz Abdülhamit Yağmurcu Feyza Eldeniz Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü A. Didem Şuşoğlu Maliye Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü Mikail Öğürtay İbrahim Barış Şaylan İlknur Ekinci Sinan Ayaşlı Gelir İdaresi Dairesi Başkanlığı Mehmet Arı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Milli Eğitim Bakanlığı Orman ve Su İşleri Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yalçın Eraslan M. Abdullah Yurtoğlu Ziya Pala Başak Koca İsmail Belen Adem Bilgin Burcu Bursalı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Huriye İncecik Ceylan Özlem Şenol Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 79 / 93

80 Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı Ahmet Rıfat İlhan Adnan Deniz Özdemir Bahar Fehim Seçil Karabay 29 Kasım Çalıştay Aralık Çalıştay-2 Orman Genel Müdürlüğü Kenan Kılıç Kamuran Özbay Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) Hamza Özgüler Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (DMİ) Sağlık Bakanlığı Abdullah Ceylan Ayhan Sayın Gönül Kılıç Fatih Akkurt Mithat Ekici Yusuf Irmak Seyhan Şen Canan Yılmaz Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı Rıfat Pamuk Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Derya Çamur Hüseyin Özbay Pınar Erbay Emel Özdemir Şahin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı Emine Yetim Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü Osman Gündoğdu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Sermaye Piyasası Kurulu Rekabet Kurumu Başkanlığı Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) Nur Gümüşsoy Uncu Tevfik Kınık Bora Oruç Kürşat Ünlüsoy M. Ömür Paşaoğlu Nurdan Gedik Gülsevil Bahçeli Ali Can Aynur Tokel M.Ali Karadağ Neriman Can Ergan Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 80 / 93

81 Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Sibel Saka Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) GAP İdaresi Başkanlığı Türkiye Belediyeler Birliği Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı Ankara Üniversitesi Bilkent Üniversitesi Boğaziçi Üniversitesi Gazi Üniversitesi Hacettepe Üniversitesi İstanbul Bilgi Üniversitesi Esin Acar Ergin Canan Alpaslan Şafak Özdemir Demet Şahin Evren Tanrıverdi Devrim Bağla Ömer Murat Yavaş Yeliz Teker Özlem Velioğlu 29 Kasım Çalıştay Aralık Çalıştay-2 Füsun Gülmez Zerrin Rezzan Ergenç Nesrin Baysan Selin Dündar Cemal Baş Osman Şenaydın Özge Yıldız Abdullah Lütfi Kılıçoğlu Erdoğan Serdengeçti Gökhan Yalçın İlkay Dellal Pınar İpek Ali Tekin Nilgün Kıran Cılız Başak Daylan Eren Kırmızıaltın Necati Coşkun H. Selçuk Geçim Serap Atakan Ayşe Uyduranoğlu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 81 / 93

82 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sabancı Üniversitesi TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı Gresi Sanje Dahan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdürlüğü Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Genel Müdürlüğü İş Bankası Genel Müdürlüğü T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Bahar Gedikli Mirhan Köroğlu 29 Kasım Çalıştay 1 Selim Çetiner Melsa Ararat Osman Uğur Sezerman Bahar Çelikkol Erbaş Ünay Tamgaç Mustafa Özcan Kadri Taştan Melike Nur Yaman Eralp Polat Serdar Kabukçuoğlu Aralık Çalıştay-2 Muzaffer Mısırcı Hülya Kurt Ozan Okyay Tülin İnhan Hicran Çimen Özdemir Keremcan Köknar Sertaç Kundakçı Fatih Tokatlı Hale Altan M.Mısra Özkuş Melda Çele Engin Güvenç Serkan Özşölen Arzu Turhan Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 82 / 93

83 Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı 29 Kasım Çalıştay Aralık Çalıştay-2 Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) İrem Ünver Türkiye Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Türkiye Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Vakfı (TEMA) Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF Türkiye) Greenpeace Türkiye Doğa Koruma Merkezi Doğa Araştırmaları Derneği (Kuş Araştırmaları Derneği) Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Türkiye Ekonomi ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Tarımsal Kalkınma Vakfı Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Türkiye Orman Kooperatifleri Merkez Birliği (Or-Koop) Tüketiciyi Koruma Derneği Hülya Özbudun Aslı Toppare Durukan Dudu Başak Avcıoğlu Buket Bahar Dıvrak Ceren Ayas Pınar Aksoğan Bahtiyar Kurt Özge Balkız İlker Özbahar Ferda Ulutaş Ayşe Kaya Dündar Esen Çağlar Fikret Toksöz Öykü Uluçay Damla Cihangir Yaşar Dostbil Ayşe Işık Ezer Mustafa Tümerdirim Cafer Yüksel Ünal Örnek Şükran Eroğlu Aysel Can Ekşi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 83 / 93

84 Kent Konseyleri Kurum Temsilci 31 Ekim Toplantısı Kocaeli Kent Konseyi Sedat Yücel 29 Kasım Çalıştay Aralık Çalıştay-2 Gaziantep Kent Konseyi Necati Binici Gebze Kent Konseyi A. Esat Ural Bursa Kent Konseyi Enes Battal Keskin Yalova Kent Konseyi Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği GEF Küçük Destek Programı Hasan Soygüzel Sezai Hazır Elif Kalan Ali Ercan Özgür Özge Gökçe Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 84 / 93

85 İstanbul Rio+20 STK lar Toplantısı Katılımcı Listesi, 19 Ocak 2012 Kurum EDAM TÜSİAD Ulusal Gençlik Parlamentosu Türk Kızılayı Eskişehir Gençlik Kolları Bitlis Belediyesi / Ulusal Gençlik Parlamentosu Uluslararası Girişim Grubu Gençlik Sanat Araştırma ve Eğitim Derneği - Youth A.R.T. GIGED GIRISIMCI GENCLER DERNEGI İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Türkiye Federasyonu (BPW TÜRKİYE) Yeryüzü Derneği Kapalıçarşı Esnafları Derneği İstanbul İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği BPW Boğaziçi İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği Projeler Sorumlusu Habitat Yönetişim ve Kalkınma Derneği Habitat Yönetişim ve Kalkınma Derneği UNDP KHAS. Yaşamboyu Eğitim Merkezi TKSSD Boğaziçi Üniversitesi (Eğitim Bilimleri - Doktora Öğrencisi) TACSO TÜRKİYE OFİSİ TACSO TÜRKİYE OFİSİ İstanbul Üniversitesi Turizm işletmeciliği Yüksek Lisans DENİZ TEMİZ DERNEĞİ / TURMEPA Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı Yıldız Teknik Üniversitesi Gençlik Sanat Araştırma ve Eğitim Derneği - Youth A.R.T. Türkiye Genç işadamları Derneği (TÜGİAD) REC Kalkınma Bakanlığı Bahçeşehir Üniversitesi Öğretmen Akademisi Vakfı Sosyal İnovasyon Merkezi Sabancı üniversitesi Gençlik Sanat Araştırma ve Eğitim Derneği - Youth A.R.T. İsim Nazife AL Gaye Uğur Mustafa Yiğit Tora Benzeyen Ferhat Gök Filiz Demirayak Murat Akbıyık Azize Atar Arzu Özyol Devin Bahçeci Hande Kurt Nurten Kurt Müge Eryılmaz Deniz Yeker Ali Ercan Öztürk Elif Kalan Sezai Hazır Alper Acar Serdar Dinler Onur Gürsoy Uğur Zat Tan Mehru Aygul Neslihan Özgüneş Şebnem Kurtuluş Kıvanç Mine İzmirli Namık Ceylanoğlu Semra Atabay Eda Kesici Engür Rutkay Sibel Sezer Rıza Fikret Yıkmaz Erhun Kula Mert Kestek Suat Özçağdaş Mirhan Köroğlu Nadir Posta Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 85 / 93

86 Bursa Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 31 Ocak 2012 Kurum İsim Görev Bilecik İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü Elif Çelik Şehir Plancısı Bilecik Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Bilgin Aydın İl Müdürü Bilecik Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Veysel Selbi Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Seyfettin Topsoy İl Müdürü Bilecik Milli Eğitim Müdürlüğü Mustafa Kan Ar-Ge Birim Sorumlusu Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü Şehriban Duman Uzun Aile ve Toplum Sağlığı Şube Müdürü Bilecik Kent Konseyi Mustafa Yürükçü Üye Bilecik İl Özel İdaresi Müjdat Polat V.H.K.İ. Bilecik İl Özel İdaresi Ozan Bakkal Mali Hizmetler Müdürü Bilecik Üniversitesi Prof. Dr. Azmi Özcan Rektör Bilecik Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Deniz Turan İİBF Bilecik Kent Konseyi Süleyman Özdemir Başkan Söğüt Kaymakamlığı Vural Karagül Kaymakam Bursa Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Aydın Kalkan İl Müdür Yrd. Bursa Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Hayrettin Altıntaş İl Müdür Yrd. Bursa İl Bilim, Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü Fevzi Yıldız Şube Müdürü Bursa İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü Osman Nuri Akalın Araştırmacı Bursa Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Nurcan Yıldırım Ziraat Mühendisi Bursa Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Gülcan Bat Gıda Mühendisi Bursa Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Sedat Köseoğlu Ziraat Mühendisi Bursa Türkiye Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Kasım Tilki Bursa Türkiye Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Döne Koç KOSGEB Bursa İşletme Geliştirme Merkez Müdürlüğü Erkan Güngör KOBİ Uzmanı Bursa Orman Bölge Müdürlüğü Duygu Alagöz Mühendis Bursa Orman Bölge Müdürlüğü Ekrem Terzioğlu Mühendis Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Zülkif Yılmaz Şube Müdürü İnsan Kaynakları ve Destek İller Bankası Bursa Bölge Müdürlüğü Celal Sevik Hizmetleri Müdürü İller Bankası Bursa Bölge Müdürlüğü Mustafa Bayram Bölge Müdürü Bursa Kent Konseyi Enes Battal Keskin Genel Sekreter Bursa Kent Konseyi Yıldız Odaman Cindoruk Çevre Y. Mühendisi Coşkunöz Eğitim Vakfı Gültekin İpek Eğitim Vakfı Yöneticisi BUSİAD Günal Baylan Yön. Kur. Bşk. Yrd. Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü Sinan Sönmez DOSAB Merve Yurtkuran Çevre Grup Şefi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 86 / 93

87 Bursa Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 31 Ocak 2012 DOĞADER Murat Demir Başkan Bursa İl Özel İdaresi Mustafa Muharrem Tüfekçi Kültür ve Turizm Daire Başkanı TEMA Vakfı S. Ali Yıldırım Nilüfer İlçe Sorumlusu Bursa TSO OSB Müdürlüğü Nilay Durukan İş Geliştirme Yöneticisi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Okay Civelek Genel Sekreter Yardımcısı Bursa Ziraat Odası Tülin Aktaş Ziraat Mühendisi Bursa Osmangazi Ziraat Odası Hakan Ekim Başkan Vekili Bursa Büyükşehir Belediyesi Seyfettin Avşar Genel Sekreter BEBKA Julide Alan Birim Başkanı BEBKA Özge Yıldız Uzman Eskişehir İl Bilim, Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü İsmet Kenar Uzman Eskişehir Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Alaattin Çetin Mühendis Eskişehir Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Gürsoy Çelikkan Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Uğur Işık Kalite Birim Sorumlusu Eskişehir Türkiye Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Sevgi Uğurlu Şube Müdürü Eskişehir Türkiye Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Hakkı Çiçek İl Müdürü Eskişehir SGK İl Müdürlüğü Kadir Döngel Md. Yrd. Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Mustafa Ünal Şube Müdürü Eskişehir Milli Eğitim Müdürlüğü Gülşah Polat Proje Uzmanı Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü Hakan Durmuş Orman Mühendisi Eskişehir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Esra Burçak Tezer Jeoloji Y. Mühendisi İller Bankası Eskişehir Bölge Müdürü Metin Arslanbay Proje Geliştirme ve Şehircilik Müdürü İller Bankası Eskişehir Bölge Müdürü Hüseyin Gül Jeoloji Y. Mühendisi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Hale Kargın Kaynak Avrupa Birliği ve Projeler Ofisi Uzmanı Eskişehir Ticaret Odası Arda Genç Proje Koordinatörü Eskişehir Ticaret Borsası Sabri Yüksel İstatistik Tahakkuk Memuru Tarım ve Altyapı Hizmetleri Daire Eskişehir İl Özel İdaresi Aziz Yılmaz Başkanı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Doç. Dr. Naime Arslan Doç. Dr. Özcan Dağdemir Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Prof. Dr. Şenol Erdoğmuş Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü Bülent Zercan Çevre Mühendisi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 87 / 93

88 Hatay Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 07 Şubat 2012 Kurum İsim Görev Hatay İl Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü İsmail Hakkı Şeker Sosyal Çalışmacı Hatay Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü Sunday Balıkoğlu Şube Müdürü Hatay Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Bayram Öksüz Şube Müdürü Hatay Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Tuncay Önal Mühendis Hatay İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Fikriye Mavi Ziraat Mühendisi Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mehmet Boran Öğretmen Orman ve Su İşleri Bakanlığı Hatay Şube Müdürlüğü Ziya Gelincik Mühendis Antakya Orman İşletme Müdürlüğü Abidin Varışlı İşletme Müdür Yardımcısı Antakya Orman İşletme Müdürlüğü Arzu Sürmelioğlu Orman Mühendisi Antakya Orman İşletme Müdürlüğü Uğur Gönen Mühendis Hatay İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Aysun Çelenk Müdür Hatay İl Sağlık Müdürlüğü Özlem Çelenk Sosyal Hizmet Uzmanı TÜİK Hatay Bölge Müdürlüğü Özgür Demirel TÜİK Uzmanı İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Cengiz Yıldırım Çevre Mühendisi İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Özgür Ağgül Şehir Plancısı Hatay İl Özel İdaresi Hüseyin Şahin Genel Sekreter Yrd. Antakya Belediyesi Engin Sözer Proje ve Etüt Müdürü Antakya Belediyesi Hasan Maden Sanat Tarihçisi Antakya Ticaret Borsası Metin Kuseyri Genel Sekreter Kahramanmaraş Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Hasan Topak Çevre Yönetimi Şube Md. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kahramanmaraş Şube Müdürlüğü Oguzhan Köstü Kimyager Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü İbrahim Kırkgeçit Şube Müdürü DSİ Kahramanmaraş Bölge Müdürlüğü Ali Kazancı Bölge Müdür Yardımcısı Kahramanmaraş Tic. San. Odası Serdar Zabun Yönetim Kurulu Başkan Yrd. Kahramanmaraş Tic. San. Odası Kadir Gülkesen Yönetim Kurulu Üyesi Kahramanmaraş Tic. San. Odası Resul Altunköprü Yönetim Kurulu Üyesi Osmaniye Orman ve Su İşleri Müdürlüğü Ayşe Sarı İl Md.Yrd. Osmaniye Orman ve Su İşleri Müdürlüğü Celal Satin Mühendis Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası Mehmet Akif Ersoy Şube Müdürü DSİ 63. Şube Müdürlüğü Kadir Koldaş Yüksek Mühendis İskenderun Belediyesi Mehmet Emin Dönmezer Belediye Başkan Yrd. Elbistan Belediyesi Suat Utku İşletme ve İştirakler Müdürü Erzin Belediyesi Kürşat Kunt Payas Belediyesi Serkan Keleş Fizik Mühendisi Payas Belediyesi Mehmet Atilla Can Makine Mühendisi M.K.Ü.İktisadi ve İdari Bilimler Doç.Dr. Yakup Bulut Öğretim Üyesi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 88 / 93

89 Fakültesi Hatay Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 07 Şubat 2012 Sütçü İmam Üniversitesi Prof.Dr. Uğur Yıldırım Rektör Yardımcısı Korkut Ata Üniversitesi Bülent Öz Yrd.Doç.Dr. İskenderun Demir Çelik A.Ş. Kemal Ok Yönetim Sistemleri Müdürü Çevre Koruma ve Kontrol İskenderun Demir Çelik A.Ş. Bülent Tuna Başmühendisi Delta Petrol Urunleri Ticaret A.S Sevim Miçillioğlu Çevre Mühendisi Assas Filter Arkın Soydaş İnsan Kaynakları Md Nursan Metalurji A.Ş. Ruhan Azat Mühendis Nursan Metalurji A.Ş. Pınar Irmak Mühendis MMK Metalurji A.Ş. Nurtaç Engür Şef Mühendis MMK Metalurji A.Ş. Mehmet Çetin MMK Metalurji Üretim Planlama Müdürü Yazıcı Demir Çelik San. ve Turz. Tic. A.Ş. Harun Burak Atakan Çevre ve İSG Şefi Eti Toprak Mad. A.Ş: Adnan Tan İşletme Müdürü Ekinciler Demir Çelik Veli Yıldırım Çevre Yönetim Sistemi Sorumlusu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 89 / 93

90 Gaziantep Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 09 Şubat 2012 Kurum İsim Görev Gaziantep Valisi Erdal Ata Vali Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun Gaziantep Üniversitesi Rektörü Zirve Üniversitesi Prof. Dr. Adnan Kısa Rektör İl Özel İdaresi Osman Bozoğlu Genel Sekreter V. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu Belediye Başkanı İller Bankası Fatih Budak 10. Bölge Müdürü Vakıflar Bölge Müdürlüğü İsa Güven Bölge Müdürü Orman ve Su İşleri İl Müdürlüğü Mustafa Gözel Şube Müdürü Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Ertan Koska Şube Müdürü İpekyolu Kalkınma Ajansı Dr. Bülent Özkan Genel Sekreter KOSGEB Hizmet Merkezi Volkan Kaya Müdür Yardımcısı GSO Yönetim Kurulu Adil Sani Konukoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Gaziantep Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Ufuk Ekinci Yönetim Kurulu Başkanı Makine Mühendisleri Odası Başar Küçükparmak Başkan Jeoloji Mühendisleri Odası Ali Serindağ İl Temsilcisi Elektrik Mühendisleri Odası Halil Uğur Başkan Çevre Mühendisleri Odası Mustafa Yılmaz İl Temsilcisi Maden Mühendisleri Odası Cemal Çete İl Temsilcisi Kimya Mühendisleri Odası Talat Anlar İl Temsilcisi Büyükşehir Belediyesi Settar Çanlıoğlu Genel Sekreter Yardımcısı Büyükşehir Belediyesi İbrahim Evrim Genel Sekreter Yardımcısı GASKİ Akif Bindal Genel Müdür Yardımcısı GASKİ Asım Büyükköroğlu Genel Müdür Yardımcısı GASKİ B. Günhan Güngördü Daire Başkanı Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Şafak Hengirmen Daire Başkanı Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Planlama ve Raylı Sistemler Dairesi Hasan Kömürcü Daire Başkanı Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Hasan Sulü Daire Başkanı Kent Konseyi Necati Binici Genel Sekreter Kent Konseyi Figen Çeliktürk Genel Sekreter Yardımcısı Kent Konseyi Zafer Çolakoğlu Yürütme Kurulu Üyesi Kent Konseyi Yusuf Ziya Yıldırım Yürütme Kurulu Üyesi Kent Konseyi Salih Efiloğlu Yürütme Kurulu Üyesi Kent Konseyi Hulusi Kalender Yürütme Kurulu Üyesi Kent Konseyi Mustafa Dinçoğlu Yürütme Kurulu Üyesi Kent Konseyi İmar, Altyapı ve Ulaşım Çalışma Grubu Hüsnü Uğur Başkan Kent Konseyi Eğitim Çalışma Grubu Kemal Küçükcan Başkan Kent Konseyi Çevre ve Sağlık Çalışma Grubu Ergün Özuslu Başkan Kent Konseyi Kültür, Sanat ve Turizm Çalışma Grubu Yunus Emre Tansü Başkan Kent Konseyi Sanayi, Ticaret, Esnaf Mehmet Pamuk Başkan Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 90 / 93

91 Gaziantep Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 09 Şubat 2012 ve Uluslararası İlişkiler Çalışma Grubu Kent Konseyi Afet ve Kriz Çalışma Grubu Sinan Atakan Başkan Kent Konseyi Engelliler Grubu Kahraman Dinç Başkan Kadın Sorunlarını Araştırma Derneği Prof. Dr. Zerrin Söylemez Başkan Gaziantep Üniversitesi Kadın Sorunlarını Araştırma Merkezi Esra İbanoğlu Temsilci Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Ahmet Demir Müdür V. EMO Yönetim Kurulu Kemal Tankut Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 91 / 93

92 Samsun Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 23 Şubat 2012 Kurum İsim Görev Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Hülya Türkmen Müdür Yardımcısı Orman Bölge Müdürlüğü Mustafa Tuncer Şube Müdürü Orman Bölge Müdürlüğü Ali Özel Şube Müdürü İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Ömer Pamuk Şube Müdürü İl Sağlık Müdürlüğü Fahri Kızılyer Şube Müdürü Amasya Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü Mürsel Kuloğlu İl Müdürü Amasya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Ömer Bolat İl Müdürü Amasya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Cahit Gülbay İl Müdürü Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Ahmet Kaya İl Müdürü Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Yasin Küçük Şube Müdürü Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mustafa Örgüt Proje Uzmanı Amasya T.S.O. Hasan Cinbaz Genel Sekreter Çorum İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Muzaffer Aktaş Ziraat Mühendisi Çorum İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Erdal Ata Şube Müdür V. (Jeoloji Müh.) Çorum İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Fatma Örmek Jeoloji Müh. Çorum İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Mustafa Yüzetgenç Çorum İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Erkan Ateş Jeofizik Müh. Çorum Ziraat Odası Mehmet Sayan Başkan Tokat Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü H. İbrahim Yüksel İl Müdürü Tokat İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Mehmet Ali Yavaş İl Müdürü Tokat Milli Eğitim Müdürlüğü Ali Uçar AR-GE Samsun Büyükşehir Belediyesi Ramazan Aydın AR-GE Tekkeköy Belediyesi Şeref Aydın Başkan Yardımcısı Bafra Belediyesi Zihni Şahin Başkan Atakum Belediyesi Sibel Kocaoğlu Amasya Üniversitesi Feda Öner Rektör Danışmanı Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği Yelgin Mesci Müdür Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği Yasemin Çoban Bilgisayar Mühendisi Samsun Turizmciler Derneği Yılmaz Özyavuz Genel Sekreter İl Özel İdaresi Buğra Usta İnşaat Tek. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Mustafa Acar Mühendis Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Mehmet Erdoğmuş Ziraat Mühendisi Samsun Ticaret Borsası Ahmet Aliyazıcı Genel Sekreter Terme Sanayi ve Ticaret Odası Fatma Malkoç Genel Sekreter Havza T.S.O. YK Mahmut Karahan YK Başkanı Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 92 / 93

93 Samsun Rio+20 Yerel Toplantısı Katılımcı Listesi, 23 Şubat 2012 Ayvacık Özel İdare Hanife Albayrak Aytuder Ercan Albayrak YK Başkanı Zeren Etüd Merkezi Yasemin Zeren Kurucu Samsun Ziraat Odası Yunus Balaban Yönetim Üyesi Ö. Faruk Sönmez TEMA Başkan Yardımcısı İmar ve İnşaat Hamdi Yeniay İnşaat Tek. KİKAP Belgin Kadıoğlu II. Başkan SAMİKAD Münevver Uğurlu Başkan Canik Konseyi Reşat Kılınçarslan Genel Sekreter OKA Meltem Yılmaz Uzman OKA Seda Dönmez Örsoğlu Hukuk Müşaviri OKA H. Akın Uğurlu Uzman OKA Bayran Konuk OKA Emrah Manga OKA M. Büşra Akyüz Basın ve Halkla İlişkiler OKA Feyzettin Yılmaz Uzman Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 93 / 93

YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI

YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI SOSYAL SEKTÖRLER VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2007 ISBN 978 975 19-4115 - 5 (basılı nüsha) Bu Çalışma Devlet Planlama Teşkilatının

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014)

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) GİRİŞ Son bir yıllık dönemde dünya ekonomisinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrışmanın belirginleştiği, uluslararası ekonomik ve finansal politikalarda

Detaylı

TÜRKİYE DE EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SONLANDIRILMASI: 2014 HEDEFİNE DOĞRU YOL HARİTASI

TÜRKİYE DE EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SONLANDIRILMASI: 2014 HEDEFİNE DOĞRU YOL HARİTASI TÜRKİYE DE EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SONLANDIRILMASI: 2014 HEDEFİNE DOĞRU YOL HARİTASI Dr. Şule Çağlar KISALTMALAR...4 ÖNSÖZ...5 GİRİŞ...6 ULUSLARARASI ÇERÇEVE...8 ULUSAL ÇERÇEVE... 12 ELDE

Detaylı

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi Alanında En İyi Uygulamalar Başvuru ve Seçim Süreci

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi Alanında En İyi Uygulamalar Başvuru ve Seçim Süreci Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi Alanında En İyi Uygulamalar Başvuru ve Seçim Süreci İçindekiler Önsöz... 2 Genel Bilgiler... 3 Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi... 3 Uluslararası

Detaylı

Yenilenebilir Enerji Kanunu

Yenilenebilir Enerji Kanunu I II Antalya nın Karbon Ayakizi Envanteri ve Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı konulu Antalya Büyükşehir Belediyesine ait proje, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı tarafından finanse edilen TR61/13/DFD referans

Detaylı

YEREL GÜNDEM 21 ELKİTABI

YEREL GÜNDEM 21 ELKİTABI TÜRKİYE YEREL GÜNDEM 21 PROGRAMI YEREL GÜNDEM 21 UYGULAMALARINA YÖNELİK KOLAYLAŞTIRICI BİLGİLER ELKİTABI Hazırlayan: Sadun EMREALP TÜRKİYE YEREL GÜNDEM 21 PROGRAMI YEREL GÜNDEM 21 UYGULAMALARINA YÖNELİK

Detaylı

BECERI 10. UzmanlaşmışMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. UzmanlasmisMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. Her beceri bir altın bilezik...

BECERI 10. UzmanlaşmışMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. UzmanlasmisMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. Her beceri bir altın bilezik... BECERI 10 Beceri Beceri kazandirma kazandırma ve ve meslek ve iş edindirme seferberligi... seferberliği... UzmanlaşmışMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi UzmanlasmisMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi Her beceri

Detaylı

TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ HEDEF 2023 HEDEF 2023 Çalışmadan, üretmeden rahat yaşamayı alışkanlık haline getirmiş toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikbâllerini

Detaylı

Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu

Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu Değerli Okur, Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) kavramının durumunu incelemeyi ve KSS konusunda Türkiye için bir dayanak noktası tanımlamayı

Detaylı

2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu. Interim Report Summary page 155. Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar

2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu. Interim Report Summary page 155. Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar Performans Göstergeleri İstatistikler 2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu Interim Report Summary page 155 2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu Doküman

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016)

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) GİRİŞ ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) 1. Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda hazırlanan Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) 2 Temmuz 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Onuncu

Detaylı

OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI

OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 1 2 OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI ÖNSÖZ Turizm sektörü son yıllarda gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için giderek daha büyük bir önem kazanmaktadır.

Detaylı

TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM Yıldız Ecevit Uluslararası Çalışma Ofisi - ANKARA Copyright Uluslararası Çalışma Örgütü 2007 Birinci baskı 2007 Uluslararası Çalışma Ofisi yayınları,

Detaylı

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ Kasım 2004 İÇİNDEKİLER GİRİŞ 1 A- HUKUKİ DURUM 4 1. Türkiye-AB İlişkileri 4 B- SİYASİ KONULAR 7 1. Siyasi Kriterlere

Detaylı

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi YÖNETİM VE EKONOMİ Yıl:2006 Cilt:13 Sayı:2 Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. MANİSA Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi Neslihan

Detaylı

İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI

İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI 1 İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI 2 İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI Yıldız Ecevit Şubat 2010 Hazırlayan: Yıldız Ecevit Tasarım: TORNA Tasarım (www.tornatasarim.com)

Detaylı

ONUNCU KALKINMA PLANI (2014-2018) Temmuz 2013 ÖZET RAPOR

ONUNCU KALKINMA PLANI (2014-2018) Temmuz 2013 ÖZET RAPOR ONUNCU KALKINMA PLANI (2014-2018) Temmuz 2013 ÖZET RAPOR 1. Giriş... 2 2. Plan Öncesi Dönemde Türkiye de Ekonomik ve Sosyal Gelişmeler... 2 3. Planın Temel Amaçları ve İlkeleri... 3 4. Küresel Enerji Sisteminde

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ

AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ 2009-2013 STRATEJİK PLAN 3 COUNTRY İÇİNDEKİLER CONTEXT 1- BAKAN SUNUŞU...5 2- GENEL SEKRETER SUNUŞU...7 3- STRATEJİK PLANLAMA EKİBİ SUNUŞU...9 4- STRATEJİK PLAN ÇALIŞMALARINDA

Detaylı

T.C. Sayıştay Başkanlığı. Türkiye'de Atık Yönetimi. Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi. Performans Denetimi Raporu

T.C. Sayıştay Başkanlığı. Türkiye'de Atık Yönetimi. Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi. Performans Denetimi Raporu T.C. Sayıştay Başkanlığı Türkiye'de Atık Yönetimi Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi Performans Denetimi Raporu Ocak 2007 Türkiye'de Atık Yönetimi Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama

Detaylı

Çevreye İlişkin Önemli Toplantı ve Belgeler

Çevreye İlişkin Önemli Toplantı ve Belgeler Derleme/Review Article Çevreye İlişkin Önemli Toplantı ve Belgeler Derya Çamur*, Songül A. Vaizoğlu Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD, Ankara *Derya Çamur, Hacettepe Üniversitesi Tıp

Detaylı

Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif

Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği-Türkiye Birlemiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Doğa Koruma Merkezi Yaşama Dair Vakıf Yazarlar: Çağrı B. Muluk Bahtiyar Kurt Ayşe Turak Arda Türker Mehmet

Detaylı

KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi

KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi ÖNSÖZ Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Plan, küresel düzeyde geleceğe

Detaylı

DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI

DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI Cenevre Zirvesi Aralık 2003 Tunus Zirvesi - Kasım 2005 DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI Bilgi Toplumu Dairesi Ocak 2008 DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI

Detaylı

2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI

2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI BİLGİ TOPLUMU DAİRESİ BAŞKANLIĞI Aralık 2014 T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI Aralık 2014 Ankara İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...1

Detaylı

ULUSAL GENÇLİK VE SPOR POLİTİKASI BELGESİ

ULUSAL GENÇLİK VE SPOR POLİTİKASI BELGESİ ULUSAL GENÇLİK VE SPOR POLİTİKASI BELGESİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 1 YASAL DAYANAK... 1 YÖNTEM... 2 GENÇLİK POLİTİKALARI... 4 1. GİRİŞ... 4 1. 1. Gençlik Tanımı... 4 1. 2. Neden Gençlik Politikası... 5 2.

Detaylı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI EKİM 2008 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 4 1. GİRİŞ... 6 2. KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ... 7 3. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ... 9 3.1.

Detaylı

VİZYON 2023 Ulaştırma ve Turizm Paneli VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR. ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ. Temmuz.

VİZYON 2023 Ulaştırma ve Turizm Paneli VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR. ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ. Temmuz. VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ Temmuz. 2003 Ankara İÇİNDEKİLER: ÖNSÖZ PANEL ÜYELERİ PANELİN YAPISI, ÇALIŞMA PROGRAMI ve YÖNETİCİ ÖZETİ 1 ULAŞTIRMA: 1. GİRİŞ 5 1.1.

Detaylı

2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak)

2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak) 2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak) Mayıs 2014 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...1 ŞEKİLLER LİSTESİ...2 TABLOLAR LİSTESİ...2 KUTULAR LİSTESİ...3 KISALTMALAR...4 I. GİRİŞ...9 II. BİLGİ TOPLUMU

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) A İLİŞKİN ÖZET NOT

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) A İLİŞKİN ÖZET NOT ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) A İLİŞKİN ÖZET NOT Ekim 2011 Ankara YÖNETİCİ ÖZETİ Ülkemizin refah seviyesinin artırılması temel amacı çerçevesinde, 2012-2014 yıllarında izlenecek makro ekonomik politikalar

Detaylı

KALKINMA AJANSI UYGULAMASININ GELİŞMİŞ VE AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ÖRNEKLERİ AÇISINDAN SONUÇLARI

KALKINMA AJANSI UYGULAMASININ GELİŞMİŞ VE AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ÖRNEKLERİ AÇISINDAN SONUÇLARI T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı KALKINMA AJANSI UYGULAMASININ GELİŞMİŞ VE AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ÖRNEKLERİ AÇISINDAN SONUÇLARI Ayşenur SEZGİN Yüksek Lisans Tezi Çorum

Detaylı