1001 GÜNDÜZ MASALLARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "1001 GÜNDÜZ MASALLARI"

Transkript

1

2

3 1001 GÜNDÜZ MASALLARI

4 1001 GÜNDÜZ MASALLARI Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey Özgün adı: Elfü n-nehar ve n-nehar ISBN: Yayın Yönetmeni Serdar Çelik Hazırlayan Hasan Karayiğit Tashih Ece Özbaş Korkmaz Sayfa Düzeni DBY Ajans Kapak Tasarımı Sercan Arslan 1. Baskı: İstanbul, Ocak 2015 Baskı-Cilt Şenyıldız Yay. Matbaacılık Ltd. Şti. Gümüşsuyu Cad. Işık Sanayi Sitesi No: 19/102 Topkapı / İstanbul Tel: (Sertifika No: 11964) ADEN YAYINLARI Genel Dağıtım Çelik Yayınevi (Sertifika No: 14710) Ticarethane Sok. No: 59 Cağaloğlu/İstanbul Tel: Fax: [email protected]

5 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey 1001 GÜNDÜZ MASALLARI Hazırlayan Hasan Karayiğit

6 HASAN KARAYİĞİT 1966 yılında Adıyaman ın Gerger ilçesinde doğdu. İlkokulu Siverek Şair İbrahim Rafet İlkokulunda, ortaokulu Siverek İmam-Hatip Lisesinde okudu. Adana da başladığı lise eğitimini Bursa Merkez İmam-Hatip Lisesinde tamamladı. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Özel bazı hocalardan ders aldı. Yaklaşık yirmi yıl perakende kitapçılık yaptı yılından beri yayın dünyasında serbest olarak editörlük ve çevirmenlik yapmaktadır. Osmanlıca, Arapça ve İngilizce bilmektedir. Şu ana kadar te lif veya çeviri yayınlanmış eserleri şunlardır: 1-Hasan Basri Çantay, Âkifname, Erguvan Yayınları, İstanbul 2010 (Yayına Hazırlama), 2-Babanzade Prof. Ahmet Naim, Hadis Usulü ve Istılahları, Düşün Yayınları, İstanbul 2010 (Yayına Hazırlama), 3-Prof. Muhammed Seyyid Bey, Fıkıh Usulü Giriş-, Düşün Yayınları, İstanbul 2010 (Yayına Hazırlama), 4-Arapça-Türkçe Cep Sözlüğü, Boyut Yayınları, İstanbul 2011 (Çeviri/Katkı), 5-Kur an Bugün İnseydi Muhtevası Ne Olurdu? (Müslümanların Kur an Tasavvuru Üzerine), Köprü Kitapları, İstanbul 2011 (Te lif), 6-Osmanlı Dışişleri Bakanlığından Bir Komisyon, Soykırım Yapan Kim: Türkler mi Ermeniler mi?, Karma Kitaplar, İstanbul 2012 (Yayına Hazırlama), 7-İmam Gazali, Eyyühe l-veled (Ey Oğul), Tahşiye Yayınları, İstanbul 2012 (Çeviriyazı), 8-Muhammed Şakir, İrşadü l-ğafilin, Tahşiye Yayınları, İstanbul 2012 (Çeviriyazı), 9-Ebü n-necip Şeyzeri, Nehcü s- Süluk [Siyaset Stratejileri], (Çeviriyazı-Yayına Hazırlama), Büyüyenay Yayınları 2013, 10-Mehmet Lebib, Cevahir-i Mültekata, Keşfedilen Cevherler, Büyüyenay Yayınları 2014 (Yayına Hazırlama), 11-Mustafa Hâmi Paşa-Ali Raşit Bey, 1001 Gündüz Masalları, Çelik Yayınları, İstanbul 2014 (Yayına Hazırlama). 4

7 İçindekiler Yayına Hazırlayanın Notu...7 Giriş GÜNDÜZ MASALLARI Basralı Ebü l-kasım ın Hikâyesi...23 Rıdvan Şah ile Şehristan ın Hikâyesi...87 Tepe Kralıyla Nayman Kralının Kızının Hikâyesi...95 Vezir Kavurşan ın Hikâyesi Kaluf ile Dilara nın Hikâyesi Çin Kraliçesiyle Şehzade Kılaf ın Hikâyesi Musul Hükümdarı Artuk un Oğlu Fazlullah ın Hikâyesi Bedrettin Lü lü ile Vezir-i Mağmum Ata l-mülk ile Zeliha nın Hikâyesi Seyfü l-müluk ün Hikâyesi Malik ile Kraliçe Şirin in Hikâyesi Gamsız Şah ın Hikâyesi...398

8 Ebu Ali Sina nın Hikâyesi Hobru nun Hikâyesi Ebü l-faris in I. Seyahati Ebü l-faris in II. Seyahati Âd ve Dâhi nin Hikâyesi Mansur ve Dilbernigah ın Hikâyesi Açıklama Musul Kralı Nasırüddevle ile Bağdat Tüccarı Abdurrahman ve Zeyneb in Hikâyesi Hobsima nın Hikâyesi Keşmir Kraliçesi Ferahnaz Hikâyesinin Sonu

9 Yayına Hazırlayanın Notu H alk edebiyatının anlatmaya dayanan türleri arasında yer alan masallar, sözlü kültürün en güzel örneklerindendir. Masal, bir milletin aynasıdır. Bu aynada bir milletin folklorunu, kültürünü, makbul veya bâtıl inanışlarını, hoşgörüsünü bulabiliriz. Kitle iletişim araçlarının fazla yaygın olmadığı dönemlerde hoşça vakit geçirmenin en iyi yolu olan masallar, farkına varmadan ahlak derslerini aldığımız veya verdiğimiz anlatmalardı. Yayına hazırlayıp takdim ettiğimiz kitap, İran Masalları kategorisinde kabul edilen, yazarı/derleyeni bilinmeyen anonim bir eserdir. Kimi kaynaklarda Binbir Gece Masallarına nazire olarak çıkarılmış olabileceğinden söz edilmektedir. 1 Bu tür kitapların yazarının/derleyeninin bilinmemesi garipsenecek bir durum sayılmaz. Zira, üzerinde yapılan bir doktora tezinde, Kur an-ı Kerim den sonra gelen en önemli 1 Bkz. Saim Sakaoğlu, Zekeriya Karadavut, Halk Masalları, s. 30, Eskişehir

10 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey eserlerden biri olduğu iddia edilen 2 Binbir Gece Masallarının bile yazarı/derleyeni bilinmemektedir. Ne yazık ki, eser hakkında tatmin edici bilgilere ulaşamadık. Ulaşabildiğimiz sınırlı bilgiye göre Petis de la Croix adlı Fransız bir yazar, eseri Farsça ve Türkçe yazmalardan derlemiş, Les mille et un jours, Contés orientaux (Binbir Gün, Doğu Masalları) adıyla yayımlanmıştır. Elimizdeki nüsha, Türkçe ye ilk kez Elfü n-nehar ve n- Nehar adıyla Fransızcadan Ali Raşid tarafından çevrilmiş, dört cilt olarak yayınlanması düşünülmüşse de ancak iki cildi basılmıştır ( ). Daha sonra bu çeviri Mustafa Hami Paşa, Ahmed Şükrü ve Said Fehmi tarafından tamamlanarak tek cilt halinde yayımlanmıştır (1873). Bizim elimizdeki en son tek cilt olarak yayınlanan nüshadır ve hicri 1290 tarihini taşımaktadır. Kitap, birbiri içine geçen birçok temel hikâyeden oluşmaktadır. Keşmir hükümdarı Turan Bey in kızı Ferahnaz a, erkeklerin vefasız olduğu konusundaki olumsuz görüşlerini değiştirmek için dadısının anlattığı masallardan oluşuyor. Hain ve sadakatsiz olarak gördüğü erkeklere düşman kesilen ve bu yüzden bir türlü evlenmeye razı olmayan Ferahnaz a dadısı güneş doğunca anlatmaya başladığı masalı akşama kadar sürdürür. Amacı anlattığı masallarla onu erkeklerin vefalı olduğuna inandırmak ve içine düştüğü saplantıdan kurtarmaktır. Masallar birbiri içine girerek devam eder. Ferahnaz ı ancak bin birinci günden sonra, ağabeyi Ferahruz u tedavi eden bir rahip ikna eder. Böylece erkekler konusundaki görüşlerini değiştiren Ferahnaz, kendisine rüyada âşık olan, onun da bir süre önce rüyasında gördüğü İran şehzadesi Ferahşad ı aramak üzere Keşmir den ayrılır. Büyü gücü ile geyik olarak yaşayan Ferahşad ı türlü maceralardan sonra bulur; birlikte Gazne 2 Bkz. Yusuf Karataş, Metin İncelemesinde Söylembilim Yöntemi Binbir Gece Masalları Üzerinde Bir Uygulama- s. 21, Ankara 2008, (Basılmamış doktora tezi.) 8

11 1001 Gündüz Masalları Hükümdarına giderler. Hükümdar şenlikler düzenleyerek iki genci evlendirir ve bir süre sonra da tahtını Ferahşad a bırakarak ölür. Ama şehzade kendi ülkesine gitmek istediği için İran a döner. Babasının ölümünden sonra tahta geçerek Ferahnaz ile mutlu bir yaşam sürer. Binbir Gündüz Masalları, 20 kadar uzun masaldan oluşur. Araya bazı kısa öykü ve fıkralar da eklenmiştir. Bunlar arasında en çok yaygın olanı, ayrı bir hikâye olarak da bilinen Seyfü l-müluk tür. Binbir Gündüz Masalları Binbir Gece Masallarında olduğu gibi birbiri ardınca düzenli şekilde devam etmemektedir. Hikâyeler 224. günde kesilip, araya, Mansur ve Dilbernigâh ın Hikâyesi adıyla erkek ve kadının müşterek olarak sadakatini vurgulayan bir masal alındıktan sonra, ikna edici bir açıklama yapılmadan yeniden 976. günden devam edip bitmektedir. Bu konuda tatmin edici bir bilgiye ulaşamadım. Kitabı yayına hazırladıktan sonra haberdar olduğum, daha önce Recep Kırıkçı tarafından sadeleştirilen ve İstanbul da 2004 yılında Nehir Yayınları tarafından 2 cilt olarak yayınlanan çevirinin ilgili kısmında da herhangi bir açıklamaya rastlayamadım. Birinci cildi temin edemediğim için bu ciltte bir açıklama yapılıp yapılmadığını da öğrenemedim. Dahası; her nedense temin edebildiğim 2. ciltte kitabı derleyen olarak hiç kimsenin adı bile yazılmamış Eseri, mümkün olduğu kadar günümüzde yaygın olarak kullanılan Türkçe ile aktarmaya çalıştım. Mâlum olduğu üzere bu kitap, olmazsa olmaz kavramların yerli yerinde kullanılmasını gerektiren ilmi bir kitap değildir. Konusu itibariyle gündelik dil kullanılmıştır. Bu itibarla da mümkün olduğu kadar herkesin anlayabileceği gündelik basit bir dil kullanmaya çalıştım. 9

12 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey Kitap üzerinde esas a dair hiçbir şekilde bir tasarrufta bulunmamın söz konusu olamayacağını bilhassa belirtmek isterim. Zaten, hiç kimsenin çevirdiği eser üzerinde böyle bir hakkının olmadığını düşünüyorum. Ancak yine de yayına hazırlarken bazı tasarruflarda bulunulmuştur. Bu tasarrufların temel çerçevesi ve hedefi şudur: Kimi zaman, yazarın kullandığı lafzı değil, neyi kastettiğini çıkış noktası yaparak, kitabın temel kurgusunu bozmadan, yazarın söylemediği herhangi bir şeyi ona söyletmeden, ama tüm söylemek istediklerini eksiksiz olarak okuyucuya aktarmaya çalışmak; diğer taraftan, hem uydurma ve içi boşaltılmış bir dil kullanmaktan kesinlikle kaçınmak ve hem de muhafaza edilmesi elzem bazı kavramları kullanmak ve muhafaza etmekle birlikte, okuyucuyu; basit, günlük kelimeler için gereksiz yere sözlüğe mahkûm etmeyecek şekilde yaşayan bir dil (Türkçe) kullanmak Klasik eserlerin günümüze nasıl aktarılması gerektiği konusu hâlen tartışılmaktadır ve bu konuda bir mutabakat sağlanamamıştır. Ben bu konu hakkındaki düşüncelerimi daha önce yayına hazırladığım eserlerin girişinde 3 genişçe açıklamıştım. Orada da belirttiğim gibi, mirasımıza ait klasik eserlerin çeviriyazı yöntemiyle sadece olduğu gibi Latin harflerine aktarılması çalışmalarının isabetli ve doğru olup olmadığı, bu tarzda çevrilen eserlerden kimin ne kadar yararlandığı ve bunların hangi oranda okuyucuya ulaştığı üzerinde yeniden düşünülmesi ve tartışılması gerekir. Çünkü, aradan geçen zaman; dili, kavramları ve onlara yüklenen anlamları bazen kısmen bazen tahmin edilemeyecek derecede- değiştirmiştir. Bu yüzden, her ne kadar Türkçe bir eserin okunması söz konusu ise de araya 3 bkz. Babanzade Prof. Ahmet Naim, Hadis Usulü ve Istılahları, İstanbul 2010, Düşün Yayınları; Muhammed Seyyid Bey, Fıkıh Usulü Giriş, İstanbul 2010, Düşün Yayınları. 10

13 1001 Gündüz Masalları giren tarihsel zaman dilimi sebebiyle kimi zaman- âdeta yabancı dildeki bir kitabı okuyormuş gibi hassasiyet göstermek ve yazarın neyi kastetmiş olabileceği yönünde kurgu yapmak icap etmektedir. İnsanları lafzın lugavi veya ıstılahî anlamı üzerinde düşündürmenin gereksiz ve okuyucuya bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Okuyucu, sadece, ilk bakışta anlamı açık ve net olan kelimenin yorumlanması, değerlendirilmesi ve bunun ilgili konuya olan katkısı ve bunun içindeki yeri üzerinde kafa yormalıdır. Klasik eserleri çeviriyazı yöntemiyle yayınlamanın isabetli olmamasının diğer bir sebebi de, Latin harflerinin Türkçeyi tam olarak karşılamakta yetersiz kalması gerçeğidir. Başka bir ifadeyle; bazen öyle kelimeler olur ki, okur onu Osmanlıca metinden okusa rahatlıkla doğru anlayacaktır, ama aynı kelimeleri Latin harflerine çevrilmiş haliyle okuduğunda muhtemelen- birbirine karıştıracaktır. Örneklerini adı geçen kitaplarda gösterdim. Diğer taraftan, belki o anda fark edilmiyor, ama okuyucu, bilmediği bir kelime için sözlük karıştırırken ve önce onun sözlük anlamını çözmeye çalışırken, dikkati dağılmakta, konudan uzaklaşmakta ve çoğu zaman da okuma etkinliği akamete uğramaktadır. Hâlbuki, aynı metin daha önce birileri tarafından üzerinde çalışılıp yayına hazır hale getirilmiş olsa, böyle sorunlar yaşanmayacaktır. Bütün bunlara rağmen, gözümden kaçan veya yetersiz kaldığım yerlerin bulunması elbette her zaman ihtimal dâhilindedir. Çünkü, her nedense bazı Osmanlı âlimlerinin kitaplarında, bir konu inşa edilirken, kastedilen mânayı doğrudan ve tek başına karşılayacak ve tek bir anlama gelecek kelimeyi kullanmak varken, bunun yerine, birkaç anlama gelebilecek kelimenin cümleye uyduğu düşünülen anlamlarından 11

14 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey biri tercih edilmek suretiyle kullanılmaktadır. Bazen, yazarın bu anlamlardan hangisini kastettiğini kesin olarak tespit etmek de mümkün olamamaktadır. Zîra, birden fazla anlamın cümleye uyması, hatta bu anlamların -bazen- birbirine aykırı olması bile vâkidir. Bu durum, takdim ettiğimiz kitap için de söz konusudur. Bu yüzden, kimi zaman yazarın kastını tam olarak aktarıp aktaramadığım konusunda tereddüde düştüm. Diğer taraftan, malum olduğu üzere; eskiden yayınlanan eserler üzerinde bugünkü manada bir editörlük çalışması yapılmadığından ve araya en az bir asırdan fazla bir zaman girdiğinden maalesef bazı konulara kimsenin müdahale etme şansı kalmıyor ve orijinal metinde ne yazılıysa onu aktarmak durumunda kalınıyor. Buna rağmen, çok bariz olan ve tamamen gözden kaçtığı düşünülen hususları elimden geldiği kadar düzelttim. Örneğin; Keşmir kralının adı kitabın başında Turan Bey olarak geçerken bu isim kitabın sonunda Tuğrul Bey olmuş. Keza; Hanzad ismi adı bazen Kanjad olarak yazılmış Bu bağlamda ifade etmek isterim ki, yayına hazırladığım bu eseri okuyup inceleyecek olan okuyucular, şayet şu ya bu şekilde, bir zaaf ve eksiklik tespit edip bana bildirirlerse, bunları dikkate alıp, müteakip baskılarda büyük bir memnuniyet ve minnettarlıkla telâfi edeceğim. Bu konuda bilhassa klasik kültürümüze aşina ve vâkıf olan hocalarımızdan veya diğer akademisyenlerden ve ilim-irfan ehlinden katkı beklediğimi belirtmek isterim. Türkiye de bu gibi konularda basım öncesinde ehil insanlardan şu ya da bu konuda katkı, bilgi ve yardım almanın zorluğu ve handikapları ehlinin ve bu işle uğraşanların mâlumudur. Ümit ederim ki, hazırlama aşamasında alınması pek mümkün olmayan bu katkıyı kitap piyasaya çıktıktan sonra alırım. 12

15 1001 Gündüz Masalları Yaptığım tavsiye üzerine eserin çevrilmesi konusunda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan başta Serdar Çelik Bey olmak üzere Çelik Yayınevi nin tüm yetkili ve çalışanlarına ve çeviriye esas aldığım pdf nüshada atlanan birkaç sayfaya ulaşmam konusunda yardımlarını esirgemeyen Bursa İnebey Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi yetkili ve çalışanlarına da çok teşekkür ederim. Bu vesileyle başta kitabın Fransızca derleyeni Petis de la Croix olmak üzere Osmanlıcaya çeviren Mustafa Hâmi Paşa ve Ali Raşit Bey lere Allah tan rahmet ve mağfiret dilerim. Eserin, hedef kitleye ulaşması ve hayırlara vesile olması temennisiyle Hasan Karayiğit 13

16

17 Giriş E ski zamanlarda Keşmir ülkesinin hükümdarı Turan Bey in Ferahruz adında yakışıklılığı dillere destan bir oğlu ve Ferahnaz adında dünyalar güzeli bir kızı vardı. Oğul şehzade, birçok fazileti ve üstünlüğü kendisinde toplayan zamanın emsalsiz kahraman bir genci; kız kardeşi Ferahnaz da güzelliği, asaleti, güzel hasletleri ve zarafeti ile herkesi büyüleyen bir afet idi. Ferahnaz, büyüleyici güzelliğiyle birlikte son derece cazibeli ve etkileyici bir kız olduğundan, bir huri kadar güzel olan yüzüne bakanların, kendisine hayran olup etkilenmemeleri imkânsız olduğundan, görenler onun aşkıyla ya mecnun gibi olur veya yatağa düşerlerdi. Ferahnaz, avlanmak için sarayından çıktığında, onun güzelliğini seyretmek için yollara dökülen halk; Ferahnaz ı nefis elbiseler içinde, tacını giymiş, beyaz atına binmiş ve kendisini kötü nazarlardan korumak için etrafını kuşatmış bir vaziyette yüz beyaz cariye ile karşılarına çıkıyor gördüklerinde, Maşallah çığlıklarıyla gökyüzünü inletirdi. Her ne kadar sözkonusu cariyelerden her biri birbirinden güzel idiyse de yıldızlar içinde ayın parlaması gibi bunların 15

18 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey içinde de Ferahnaz ın güzelliği ve cazibesi halkın bakışlarını sadece kendi üzerine çektiğinden, ne bunların etrafını kuşatmış olan büyük kalabalık ne de kendisine refakat eden silahlı askerler, onu seyretmeye gelen halkı bundan engelleyemiyorlardı. Askerler, fazla yanaşmak isteyen talihsizleri yaralamaya hatta öldürmeye yetkili olduklarından, Ferahnaz, ne zaman avlanmaya çıksa halk başlarına gelen felaketlerden hiç ders almayıp, bilakis, onun bastığı toprak üzerinde hayatlarını feda edip kanlarını sel gibi akıtmak için can atıyordu. Halkı bu durumdan men etmek mümkün olmadığından babası Turan Bey, hem kızı Ferahnaz Sultan ın güzelliğinin sebep olduğu felaketlerden halkı korumak hem de kızının gözlerden uzak kalması için artık onun saraydan çıkmasını yasakladı. Halk, bu ayrılık acısıyla daha beter yaralanmış olarak bu duruma katlanmış ise de Ferahnaz ın dillere destan güzelliği bütün şark memleketlerine yayıldığından, Güzellikler zikredilince, kulak bazen gözden önce âşık olur beytinde de dile getirildiği gibi, onun vasıflarını duyan şarklı hükümdarların; gıyaben kendisine âşık oldukları ve her birinin, Ferahnaz ı gönül tahtlarına oturtmak düşüncesiyle müstakil birer elçi göndermeye hazırlandıkları söylentisi Keşmir ülkesinde yayılmıştı. Ferahnaz, bir gece rüyada; erkek bir geyiğin tuzağa düştüğünü, dişi bir geyiğin gelip onu kurtardığını; ancak dişi geyiğin kendisi tuzağa düştüğünde erkek geyiğin onu kurtarmayarak bırakıp gittiğini görünce, bu rüya psikolojisini kötü şekilde etkiler ve tüm erkeklerden nefret eder. Ferahnaz, uykudan uyandığında gördüğü rüyadan çok etkilenir, rüyanın kendi hayallerinin ürünü olduğunu düşünmek yerine, putlardan Âl-i Kesaya adıyla müstakbel (mukadder) kocası hakkında bu rüyanın bir delil olduğunu, rüyanın erkeklerin hainliklerini ve kadınların kalplerinin yumuşaklığına ve merhametine mukabil nankörlük ettiklerini gösterdiğini kesin olarak ortaya koyduğunu düşünür. Bu mânevi ipucundan 16

19 1001 Gündüz Masalları yakında kendisine görücü olarak gelecek elçilerin bağlı oldukları hükümdarlardan birine nikâhlanacağı sonucunu çıkarır. Büyük bir ızdırap ve üzüntü içinde Şah babasının huzuruna çıkar. Erkekler hakkındaki olumsuz düşüncelerini ve nefretini pek belli etmeden, yalnız her ne olursa olsun, kendisinin rızası olmadan hiç kimseyle evlendirilmemesini bin bir türlü mazeret ileri sürerek iki gözü iki çeşme talep eder. Şah babası, kızının bu durumuna aşırı derecede üzülür ve Bak kızım, ben senin isteğin ve rızan dışında seni bir şeye mecbur etmem ve sana danışmadıkça seni kimseyle evlendirmem. Al-i Kesaya adına yemin ederim ki, Hint padişahlarının vârisi olan şehzadelerden biri bile seni istese senin rızan ve görüşün olmadan seni kimseyle evlendirmeyeceğim dedi. Babasının verdiği kesin teminat ve taahhütten tam olarak tatmin olan ve büyük sevinç duyan Ferahnaz, bu iş kendi rızasına bağlanmış olduğundan, ondan sonra artık kim kendisine görücü gelirse gelsin reddetmeye kesin olarak karar verdi. Bunun üzerinden birkaç gün geçtikten sonra devletler tarafından gönderilen elçiler birer birer gelerek sırayla Şah ın huzuruna girdiler ve kendilerini gönderen efendilerinin büyüklüklerinden, servetlerinden ve güzel hasletlerinden bahsedip, güzelliği dillere destan olan Ferahnaz ı kendi efendilerine istemek için görevlendirildiklerini arz ederek, çok ısrar edip, dil döktüler. Turan Bey, bu konudaki kararın tamamen kızına ait olduğunu ve kızının verdiği karara aykırı hareket edemeyeceğini, bu konuda Âl-i Kesaya üzerine büyük yemin ettiğini, kızının ise hiç kimseyle evlenmeyi kabul etmediğini nazik bir dille ifade etti. Bunun üzerine elçiler çaresizce, görevlendirildikleri konuda bir iş görememenin aşırı mahcubiyeti içinde üzüntüyle dönmeye mecbur oldular. 17

20 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey Şah Turan Bey, elçilerin büyük bir üzüntü içinde çıkıp gitmeleri üzerine, onların mensup oldukları devletlerin, bu şekilde tekliflerinin kabul edilmemesinden dolayı gücenerek, kuvvet hazırlayıp intikam almaya kalkışacakları fikir ve telaşına düşerek, kan dökülmesine sebep olacak bir savaş için yemin etmiş olabilecekleri korkusuyla fazlaca üzüldü ve hemen Ferahnaz ın dadısını huzuruna çağırarak, Kızımın bu tavrına çok şaşırıyorum. Kızımın evlilik konusundaki bu nefretinin sebebi nedir? Bu aklı kendisine sen mi verdin? diye sorguya çekti. Dadı, cevaben, Hayır şahım, benim bu konuda hiçbir dahlim yoktur. Ben erkeklerin düşmanı değilim. Ferahnaz, gördüğü bir rüya sonucu bu kararı aldı dediğinde, Şah, büyük bir şaşkınlıkla, Gördüğü bir rüya benim kızımı nasıl bu kadar etkileyebilir? diye tekrar konunun üzerine gitti. Bunun üzerine dadı, ayrıntıları yukarıda beyan edildiği şekliyle rüyayı anlatıp, İşte şahım, kızınız bu rüyadan etkilendi ve mânevi âlemde gördüğü erkek geyiğin hâl ve hareketinden ve tavırlarından tüm erkeklerin hain olduğu sonucuna ulaşıp, her nasılsa bir kere gözü korkmuş olduğundan, erkeklerden nefret etti. Ömrünün sonuna kadar evlenmeye razı olmamasının başlıca sebebi budur dedi. Dadının bu ifadeleri Şah Turan Bey in şaşkınlığını büsbütün arttırdı ve böyle bir rüyanın kızını böyle üzüp etkilemesine bir mâna veremediğinden bu durumun kendi şahsı ve devleti hakkında iç ve dış sakıncalar doğuracağını düşündüğünden, kızı Ferahnaz ın, erkeklere güvenilmeyeceği şeklindeki düşüncelerini değiştirmenin ve düzeltmenin çaresini bulmanın derdine düşerek, bunun ne şekilde olabileceği konusunda adı geçen dadı ile istişareye başladı. Dadı, Şahım, siz bu işi çözmeyi ben cariyenize emir buyurursanız, zatıâliniz sayesinde üstesinden gelir ve yediğim 18

21 1001 Gündüz Masalları ekmeğinizin hakkının binde birini ödemiş olacağım. Efendimin böyle bir dertten benim vasıtamla kurtulmasıyla iftihar ederim deyince, Şah Turan Bey, bu önemli işin nasıl çözülebileceğini sorunca, dadı, Şahım, ben cariyeniz çok ibret verici ve istifade edilir tuhaf ve eğlenceli birçok hikâye bilirim. Bunları naklederek hem Ferahnaz ı eğlendiririm hem de erkekler hakkında sahip olduğu kötü düşüncelerden vazgeçirip, erkeklerin tümünün metanet sahibi insanlar olduklarını, özellikle içlerinde ne derece sadık dostlar bulunduğunu ve çeşitli konularda üstün sadakatlerini ispat etmiş olduklarını hikâyeler münasebetiyle göstererek, erkeklere olan güvenini yeniden sağlar ve aşama aşama fikirlerini tashih edip, değiştiririm diye teminat verdi. Şah Turan Bey, bu fikri mâkul bulup uygun zamanda bu işe başlamasını emretti. Ferahnaz Sultan, çoğu zaman yemekten sonra babası Şah ın yanına giderek orada hanende ve sazende cariyelerin söylediği şarkılarla eğlenmeye alışık olduğundan dadı, düşündüğü hikâyeleri sabahları Ferahnaz ın âdeti olduğu üzere hamama girmek için soyunduğu zamanda anlatmaya karar verip, ertesi gün sabahleyin Ferahnaz Sultan, hamama girmek için soyunduğu zaman, hemen bu fırsatı kaçırmayıp, Sultanım, ben cariyeniz pek çok tuhaf hikâye bilirim, müsaade ederseniz nakledeyim, yıkanma sırasında hem zamanınız sohbetle geçmiş olur hem de güle güle kirlendiğiniz gibi güle güle yıkanarak eğlenmiş olursunuz dedi. Ferahnaz, hikâye dinlemeye fazla meraklı olmadığı hâlde, etrafındakilerin hikâye dinlemeye meraklı olduklarını bildiğinden ve onların, eğlenmek için bir an önce anlatılması için sabırsızlandığını görünce buna izin verdi. Bunun üzerine dadı aşağıdaki gibi anlatmaya başladı. 19

22

23 1001 GÜNDÜZ MASALLARI

24

25 1. Gün Basralı Ebü l-kasım ın Hikâyesi T arihçilerin naklettiğine göre Harun Reşit biraz fazlaca öfkeli, mağrur ve kendisini metih ve sena etmeye hırslı olmasaydı asrında bulunan halifeler içinde onun gibi güçlü biri bulunmazdı. Harun Reşit, dünyada kendisi gibi cömert bir halife olmadığını her zaman iddia ettiğinden veziri olan Cafer, halifenin bütün gün kendisini böyle sürekli metih ve sena etmesine dayanamayıp bir gün şöyle dedi: Ben kulunuzun zatıâlinizden şöyle bir istirhamım vardır ki; sizin kendi kendinizi övmeniz size yakışmaz, sizi metih ve sena etmeyi ve ihsan ve cömertliğinizi dile getirmeyi başkaları yapsın. Bunların bir kısmı egemenliğiniz altındaki topraklarda doğup büyüdükleri için, bir kısmı da yurtlarını ve vatanlarını terk ederek ülkenize gelip, adaletiniz sayesinde güven ve huzur içinde yaşayıp ticaret yapmalarından dolayı Cenab-ı Hakk a şükrederek, cömertliğiniz ve yönetiminizin devamı için dua etmeye devam ettikleri sürece zatıâlinizin kendi kendinizi methetmekten fazlasıyla gururlanmanız tabiidir. Harun Reşit, fazlasıyla öfkelenip, Dünyada benimle boy ölçüşebilecek cömert kimse var mıdır? şeklindeki kibirli ve 23

26 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey mağrur cevabi soruyu yöneltince, vezir Cafer, Evet şahım, Basra da Ebü l-kasım adıyla mert bir adam vardır ki, yaşayışı ve durumu etrafındakilerden üstün ve cömertlikte benzersizdir dedi. Bu cevap karşısında çok mahcup olan ve öfkelenen halife, Efendisinin huzurunda yalan söylemeye cesaret eden bir kimsenin katli lazımdır deyince, vezir Cafer, Şahım, ben huzurunuzda hiçbir zaman yalan söylemem. Ebü l-kasım ı Basra ya son gidişimde gördüm ve evinde misafir oldum. Zatıâlinizin sahip olduğu emsalsiz nefis eşyalar beni benzerlerine bakmaktan ve onlardan etkilenmekten müstağni kılsa da âlem bu ya; el elden üstündür. Ebü l-kasım da gördüğüm servet ve karakterindeki cömertlik beni çok şaşırtmış ve büyülemiştir dedi. Büsbütün öfkelenen halife, Öyle basit bir adamı benimle bir tutuyorsun, senin bu ahmaklığın ve patavatsız tavrın cezalandırılmayı hak etti diyerek sarayın muhafız amirine veziri Cafer in tevkifini emretti, sonra hareme gitti. Hanımı Zübeyde, halifeyi böyle çok kızgın görünce şaşırıp, telaşla, Aman şahım, bu kızgınlık ve öfkenizin sebebi nedir? diye sordu. Harun Reşit in, yukarıdaki diyalogu nakledip, veziri Cafer e öfkelenmiş olduğunu beyan etmesi üzerine Zübeyde, Şah ım, öfkenizi içinizde saklayıp, bu şeyin tahkiki için güvendiğiniz bir kişiyi özel olarak görevlendiriniz. Eğer Cafer in sözü yalan çıkarsa bu küstahlığından dolayı müstahak olduğu cezaya çarptırmak; bilakis doğru olduğu ortaya çıkarsa o zaman suçlu muamelesi yapmamak lazımdır dedi. Zübeyde nin akla ve mantığa uygun olan bu ifadesi, halifenin öfke ateşini giderip söndürdü, bu fikri uygulamakta menfaat de gördüğünden şöyle düşündü: Şu işin tahkiki için vezir ve memurlardan birini tayin etsem, gidecek memurla Cafer arasında ister haset ve kin ve isterse dostluk ve yakınlık 24

27 1001 Gündüz Masalları bulunsun, her iki durumda da beni işin hakikatine vâkıf etmeyeceklerdir. Bunun için bizzat Basra ya gidip, işin hakikatine ve içyüzüne gözümle şahit olup tamamıyla kendim vâkıf olup, cömertliğinden söz edilen kimse ile görüşerek elde edeceğim malumata göre Cafer hakkında gerekeni yaparım. Harun Reşit, kafasına koyduğu durumun tahkiki için bir gece gizlice sarayından çıkıp yalnız başına bir ata binerek Basra yolunu tuttu ve Basra ya ulaşıp rastladığı bir hana inerek, hanın kapıcısı olan ihtiyara, Babalık, Basra da servet ve cömertlikte şahlardan daha üstün olan Ebü l-kasım adında birisinin olduğu doğru mudur? diye sordu. İhtiyar, Evet efendim, yüz ağzım ve yüz de dilim olsa onun cömertlik ve asaletini hakkıyla ifade etmeye gücüm yetmez diye cevap verdi. Halife, yolculuktan dolayı çok yorulmuş olduğundan bir şeyler yiyip yattı. Ertesi gün erkenden kalkıp güneş doğuncaya kadar Basra şehrini gezip dolaşırken bir terzi dükkânının önüne geldiğinde, terziden Ebü l-kasım ın evini sorunca, terzi şaşırıp şöyle dedi: Siz hangi memlekettensiniz? Ebü l-kasım ın muhteşem sarayını bilmediğinize göre öyle zannediyorum ki, siz hiç Basra ya gelmemişsiniz. Dadı nın, hikâyenin buraya kadar olan kısmını nakletmesi, Ferahnaz ın hamamdan çıkıp gitmesi anına denk geldi. O sırada Sultan ın cariyelerinden biri her zaman olduğu gibi gelip Sultan ı ibadethaneye çağırınca, dadı, hikâyeye ertesi gün yine Sultan hamam için soyunduğu zaman devam etmek ve tamamlamak üzere kesti. 25

28 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey Dadı söze başlayıp der ki; 2. Gün Halife, Ben yabancıyım, Basra şehrinde kimseyi tanımam, bana Ebü l-kasım ın evini gösterirseniz memnun olurum dedi. Terzi, çıraklarından birisinin refakatinde halifeyi Ebü l-kasım ın evine gönderdi ki, yüksek ve nakışlı mermerden yapılmış büyük bir konaktı. Halife, konağın avlusuna girerek, orada bulunan birçok hizmetçi ve köle kalabalığını geçip, birinin yanına yaklaştı ve Efendinizle görüşmek istiyorum, kendisine iletirseniz memnun olurum dedi. Harun Reşit in yabancı olduğu belli oluyor idiyse de fiziki görüntüsü ve kıyafetinden basit bir adam olmadığı anlaşıldığından hizmetçi hemen koşup durumu efendisine haber verdi. Ebü l-kasım, Harun Reşit i karşılayıp elinden tutarak türlü süslemelerle işlenmiş bir odaya götürdü. Harun Reşit, Ebü l-kasım a, Sizin birçok güzel hasletinizi işittiğim günden beri samimi olarak sizinle görüşmek ve tanışmak istiyordum, kısmet bugüneymiş deyince, Ebü l- Kasım, büyük bir edep, zarafet, saygı ve mülayimlikle teşekkür ederek, Harun Reşit i oturma odasına aldıktan sonra, nereli olduğunu ve ne iş yaptığını sordu. Harun Reşit, Bendeniz Bağdat tüccarındanım, iş için dün Basra ya geldim, yolumun üzerinde ilk gördüğüm hana indim dedi. Bir süre görüşüp sohbet ettikten sonra odaya, ellerinde akik ve kan taşlarından yapılma; üzerleri yakut ve zebercet ile süslenmiş, içlerinde kırmızı meşrubat dolu kâselerle on iki hizmetçi iç ağası girdi. Bunları müteakip, ellerinde içleri türlü türlü meyve ve çiçeklerle dolu fağfuri kaplar ve bir kısmının 26

29 1001 Gündüz Masalları elinde içi nefis tatlılarla dolu altın kâseler taşıyan birbirlerinden yakışıklı on iki köle içeri girdiler. İç ağaları ilk önce halifeye bade sundular. Halife, her ne kadar şark ülkelerinde bulunan en âlâ ve nefis içeceklere alışık olsa da sunulan badeyi tattığında, şimdiye kadar bir benzerini içmediğini fark etti. Yemek vakti gelince Ebü l-kasım, halifeyi başka bir odaya götürdü ki, burada tarifi mümkün olmayan şekilde hazırlanmış nefis yiyecekler bulunan altın tabaklarla büyük bir sofra kurulmuştu. Yemek yenildikten sonra Ebü l-kasım, halifenin elinden tutarak daha önceki iki evden daha lüks ve çok değerli eşyalarla döşenmiş üçüncü bir odaya götürüp oturttu., Sırmalı altın kaplarda nefis içecekler ve altın tepsilerin üzerine yerleştirilmiş fağfuri tabaklarda çeşitli şekerlemeler ve içecekler içilirken, hanende ve sazendeler gelerek ruhu dinlendiren musiki icrasına başladılar. Harun Reşit, kendi sarayında bulunan en iyi sanatçıların bunların derecesine ulaşamayacaklarını kalben tasdik etti ve böyle sıradan bir adamın bu şekilde seçkin bir yaşantı içinde olmasına hayret edip, hanendeleri büyük bir dikkat ve sevinçle dinlerken, Ebü l- Kasım, dışarı çıkıp biraz sonra, bir elinde küçük bir değnek ve diğer elinde sapı gümüşten, dalları ile yaprakları zümrütten, meyveleri yakuttan yapılmış ufak bir ağacın üzerine büyük bir ustalıkla işlenip tasvir edilmiş, amber ve ud ağacından yapılan nefis kokulu kuvarslar bulunan küçük bir tavus kuşu heykeli olduğu hâlde içeri girip, söz konusu ağacı halifenin ayağının dibine koydu. Elindeki değnek ile ağacın üzerinde bulunan tavusun başına yavaşça vurunca, söz konusu tavus kuşu kanatlarını açarak ve kuyruğunu kaldırarak büyük bir hızla döndü ve içinde bulunan güzel kokuyu etrafa yaydı, koku bütün odayı kapladı. 27

30 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey Halife, söz konusu ağaç ile tavus kuşuna gözlerini dikmiş dikkatle bakarken Ebü l-kasım, söz konusu ağacı ansızın alıp dışarı götürdü. Harun Reşit, Ebü l-kasım ın bu hareketine gücenip, kendi kendine, Ne olacak, bu cahil Ebü l-kasım umduğum gibi biri değil, yol-yordam bilmiyor. Benim ağaç ile tavusa dikkatli baktığımı görünce kendisinden bana hediye etmesini isteyeceğim ihtimalinden mi korktu? Korkarım ki, vezirim Cafer in, Ebü l-kasım ın, karakterini iyice tanımaksızın cömertlik gibi övülmüş bir sıfatla onu nitelendirmesi hatadır diye düşündü. Halife, bu düşüncelerde iken Ebü l-kasım, gönül okşayıcı, inci ve mücevherlerle işlenmiş değerli nefis elbiseler giymiş gayet genç bir iç ağası; elinde, içinde kırmızı meşrubat bulunan, tek parça yakuttan yapılmış bir tasla içeri girip, gelip halifeye saygı ifade eden bazı hareketlerde bulunduktan sonra elinde olan kadehi halifeye sundu. Halife tası alıp içtikten sonra tası çocuğa tekrar verirken tasın içinin hiç içilmemiş gibi meşrubatla dopdolu olduğunu görünce, tekrar alıp bir damla kalmayıncaya kadar içip boş olduğu hâlde çocuğun eline verirken, tasın yine kendiliğinden bade ile dolu olduğunu gördü. Halife, ağaç ile tavusu unutup bu ilginç ve tılsımlı tasın mahiyetini sorunca Ebü l-kasım, Efendim bu, tüm sanat sırlarına aşina marifet sahibi eski bir ustanın işidir diyerek hemen o anda tas ile çocuğu alıp büyük bir telaş ve süratle dışarıya çıkınca, halifenin, bu harekete tavus olayından daha fazla canı sıkıldı ve Bu cahil adam delirmiş; bana bu tuhaf şeyleri getirip göstermesiyle, Bak, benim nelerim var der gibi âdeta bir çocuk tavrı ortaya koymasının yanı sıra kendisini takdir etmek için sevindiğimi ve hoşlandığımı görünce, sanki bunların üstüne konacakmışım gibi aceleyle kaldırması kadar âdaba aykırı ve çirkin bir şey olamaz. Ah Cafer! Cahil, 28

31 1001 Gündüz Masalları ahmak ve terbiyesiz adamları takdir edip bunlara büyük insanlarmış gibi göstermeyi inşallah döndüğümde sana göstereceğim diye kendi kendine söylendi. Harun Reşit, Ebü l-kasım ın durumunu ve ortaya koyduğu tavırları kavrayamayıp onu kınamaktayken, Ebü l-kasım ile birlikte türlü inci ve mücevherler takmış ve giydikleri de kendisine çok yakışmış nadide ve muhteşem bir cariyenin içeri girdiğini gördüğünde, doğrusu bu hepsinden fazla ilgisini çekip kendisini şaşırttı. Cariye, kendisine öğretildiği şekliyle halifeye saygısını gösterdikten sonra, halife, cariyeyi oturtunca Ebü l-kasım, hemen tam ahenkli bir saz istediğinde sandal ve abanoz ağaçları ve fildişinden yapılmış nefis bir saz getirilip büyüleyici güzellikteki o muhteşem cariyeye verildi. Cariye, bin bir türlü müzik nağmelerini büyük bir ustalıkla icra ettiğinde, Harun Reşit, cariyenin musiki sanatına bu kadar aşina olmasına çok hayret edip, artık kendisini tutamadı ve Ebü l-kasım a hitaben, Ey genç! Doğrusu Allah daha da arttırsın, gıpta edilecek bir yaşantınız var. Belki de çağınızdaki şahlar bile sizin kadar mutlu değillerdir, bunun için sizi tebrik etmek lazım dedi. Ebü l-kasım, misafirin cariyeyi fazlasıyla beğendiğini görünce, elinden tutup odadan dışarı çıkardı. Dadı, hikâyeyi buraya kadar anlattığında güneşin battığını ve Ferahnaz ın güzelliğinin ay gibi ortalığı aydınlattığını görünce sözü kesti. 29

32 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey Dadı söze başlayıp der ki; 3. Gün Bu durum halifeyi bir kat daha telaşlandırdığından az kaldı ki, sabır ve tahammülü bırakıp öfkesini ortaya koyacaktı. İyice düşünüp değerlendirdi ve kendisine hâkim oldu. O sırada ev sahibi de içeri girerek yeniden samimi şekilde sohbete ve muhabbete başladı. O gün akşama kadar böyle devam etti. Akşam olunca Harun Reşit, Ebü l-kasım ın yaptığı izzet ikram ve misafirperverliğe çok teşekkür edip memnuniyetini ve minnettarlığını ifade ederek ve mazeret beyan ederek ikamet ettiği hana gitmek üzere izin istedi. Ebü l-kasım, asil huylu bir kişi olduğundan misafirinin gitmesini her ne kadar istemediyse de sıkılmış olabileceğini ve gitmesine engel olması durumunda onun rahat ve huzurunu engellemiş olacağını düşünerek, büyük bir saygı ve sempati içinde misafirini konağının kapısına kadar geçirdi ve hizmette görülebilen kusurları için de özür diledi. Halife, konakladığı hana giderken, yolda, Ebü l-kasım, mal-mülk ve servet sahibi bir adamdır, sırf malıyla etrafa böbürlenip böylece itibar sahibi olmak derdindedir, fakat Cafer in bu adamı cömertlikte benimle eşit tutması bir haksızlıktır. Çünkü, bu adam cömert ve yardımsever bir adam olsaydı, bana gösterdiği kıymetli eşyalardan hiç olmazsa birini bana hediye edip, Benden sana yadigârım olsun derdi. Tüm yaşantısı ve yaptıkları sadece yabancılara hava atma ve bir gösterişten ibarettir. Yoksa, gerçekte çok cimri ve kıskanç bir kişi olduğunda şüphe yoktur. İnşallah, Bağdat a döndüğümde Caferi yalan söylediği için iyi bir azarlayayım diyerek hanına ulaşıp, kapıdan içeri girdiğinde, deve ve katırlara yüklenmiş; 30

33 1001 Gündüz Masalları ipekten yapılma çok değerli ve nefis halılar, çeşit çeşit değerli nefis kumaşlar, gümüşle süslenmiş sırmalı çadırlar, binmek için küheylan cinsinden güzel atlar ve hizmet için el-pençe duran birbirinden güzel, yaşıt ve benzersiz iç ağa ve kölelerle hanın bahçesinin dopdolu olduğunu gördü. Şaşkınlıkla bunların arasından geçip odasına doğru yöneldiğinde, Ebü l- Kasım ın konağında gördüğü mücevherlerden yapılmış ağaç heykeli ve tavus kuşunun ve güzellikte benzersiz olan ay parçası misali cariyenin elinde sazıyla; sevimli-yakışıklı iç ağasının da elinde yakut tasıyla kendisine yönelmiş vaziyette durduğunu gördüğü anda büsbütün hayrette kaldı. Bu şekilde odasına girince, hizmetçi ve kölelerin hepsi gelip halifenin huzuruna çıktılar ve saygı ve tazimlerini gösterdikten sonra, söz konusu cariye halifeye doğru yanaşıp, çok tatlı bir şive ile ve nezih tavırlarla atlas bir kese içinde bir mektup takdim etti. Halife, bunların Ebü l-kasım tarafından gönderildiğini anlayıp açıp okudu. Mektubun meali şöyleydi: Çok değerli ve asil misafirim! Sizi tanıma şerefine erişemediğim için belki hizmette kusur etmişimdir. Öncelikle, gerek misafirlikteki muhtemel eksiklik ve kusurlarımdan ve gerekse diğer hatalarımdan dolayı affımı dilerim. İkinci olarak; haddim olmayarak takdim etmeye cesaret ettiğim hediyeleri kabul buyurmanızı istirham ederim. Şayet kabul etmeyecek olursanız, bu beni çok üzecek ve kederlere boğacaktır. Hediyelerden ağaç, tavus kuşu, iç ağası, bardak, lavta ve cariye ise siz onları görüp beğendiğiniz andan itibaren benim mülkümden çıkıp sizin olmuşlardır. Çünkü, benim tasarrufumda olan herhangi bir şeyi gelen misafirim beğendikten sonra o şey benim tasarrufumdan çıkmış ve misafirimin olmuştur. Dolayısıyla bunlar da sizin malınızdır. Halife, mektubu okuduğunda, Ebü l-kasım ın, kendi halkından ve sıradan bir insan olarak bu kadar cömert bir insan 31

34 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey olmasına gıpta etti ve daha önce düşündüğü gibi biri olmadığını ve cömertlikte ondan üstün kimse olmadığını anlayınca, dünyada benden başka servet sahibi ve cömert biri yoktur diye böbürlenişine çok pişman oldu ve bir süre derin düşüncelere daldı. Bu düşüncelerden ayılınca, kendisinin hatalı, Cafer in haklı olduğunu anlayarak teşekkür edip Cafer den hoşnut oldu. Sonra, sıradan bir insanın bu kadar hediye vermesi, mutlaka sınırsız ve bitmez-tükenmez bir mala sahip olmasını gerektirdiğinden, bu serveti nereden ve nasıl elde ettiğini sormayarak hata ettiğine; bilhassa kendi hâkimiyeti altındaki bir ülkede böyle bir adamın kendisinden fazla ikbale sahip olması bir kat daha kendisine dokunduğundan, özellikle bunu anlayıp işin hakikatine vâkıf olmadıkça ve işin içyüzünü anlamadıkça Bağdat a dönmemeye karar verdi. Bu ilginç durum halifeyi derin düşüncelere saldığı için, bu merak kendisini hemen Ebü l-kasım ın yanına gitmeye zorladı. Gelen hediyeleri öylece bırakıp, geriye dönerek Ebü l- Kasım ın yanına geldi. Onu yalnız oturuyor durumda buldu ve şöyle dedi: Ey benim dostum Ebü l-kasım! Gönderdiğiniz değerli hediyeleriniz çok makbule geçti. Bu sebeple oluşan aşırı sevincim beni size teşekkür etmek için gelmeye mecbur bıraktı. Fakat, zatıâliniz uygun görürseniz, onları yine size takdim edeyim, bunu sizden rica ediyorum. İnşallah, gördüğüm, benzersiz cömertlik ve asaletinizi, hizmet ve misafirperverliğinizi ve bana gösterdiğiniz ikram ve ihsanlarınızı Bağdat ta benim gibi bilmeyenlere ilan edip yayayım. Ebü l-kasım, halifenin hediyeleri bu şekilde geri vermek istemesinden fazlaca üzülüp kederlendi ve Sizin bu biçareye bu muameleyi yapmanızın mutlaka bir sebebi vardır. Acaba bir kusurum mu oldu, yoksa benim tavırlarımda rahatsız edici bir şey mi gördünüz? Eğer siz memnun olsaydınız hediyeleri 32

35 1001 Gündüz Masalları reddedip sitem anlamına gelen bu tavrı ortaya koymazdınız diyerek ortamı yumuşatıcı kelimeler kullanıp özürler diledi. Halife, söze başlayıp, Sizin benim hakkımda yaptığınız lutuflar ve ikramlardan fazlasıyla memnun olup sevindiğimi Allah Teâlâ biliyor. Fakat bağışladığınız hediyeler şahların verdiği hediyelerden bile daha fazla ve değerli olduğundan, korkarım ki, tüm servetinizi böyle gereksiz yerlere harcayıp telef ederseniz, yakın zamanda bitirmiş olacaksınız; amacım bunu size hatırlatmaktan ibarettir dedi. Ebü l-kasım, halifenin bu sözüne tebessüm ederek, Efendim, bereket versin ki, söz konusu hediyeleri kabul etmek istememenizin benden kaynaklanan bir kusurdan dolayı olmadığını ifade ederek beni girdiğim sıkıntıdan ve üzüntüden kurtardınız, bunun için size teşekkür ederim. Eğer sizi rahatlatmış olacaksa şunu ifade edeyim ki; size verdiğim hediyelerden daha değerli ve pahalı olanlarını her gün bir adama verebilirim, bu benim için hiç zor bir şey değil. Bu belki size garip gelebilir, ama eğer hayat hikâyemi size anlatacak olursam hiç şaşırmayacaksınız. Madem öyle size kısaca özel hayatımı anlatayım diyerek halifeyi alarak, daha önce gösterdiği odalardan çok çok iyi döşenmiş ve süslenmiş, içinde ud ve amber yanan ve etrafa güzel kokular saçan sırmalı buhurdanlar ve saf altından yapılmış gayet harika bir kürsü ve kürsü için özel döşenmiş bir ayak halısı bulunan baş döndürücü diğer bir odaya götürdü. Halife, bunları böyle bir adamın evinde görünce, kendini, kendinden daha güçlü bir kralın sarayında zannetti. Ebü l-kasım, halifeyi birçok iltifat ve gönül alıcı sözlerle o altın kürsüye çıkararak kendisi de yanına oturdu ve hayat hikâyesini anlatmaya başladı. Dadı, hikâyenin burasına geldiğinde akşam olduğunu gördü ve sözüne son verdi. 33

36 Mustafa Hâmi Paşa Ali Raşit Bey 4. Gün Güneş, Ferahnaz ın güzelliği gibi dünyayı aydınlattığında, dadı, hikâyeye devam edip Ebü l-kasım ın ağzından anlatmaya başladı: Ben, Abdülfettah adında bir adamın oğluyum. Babam Kahire de doğmuş, mücevher alım-satımı ile uğraşmış, bu sayede mal-mülk ve servet edinmiş ve insanlar arasında meşhur olmuştur. Babam bu şekilde dillere destan bir servete sahip olunca, bu durumun Mısır kralının kıskançlığını ve düşmanlığını kamçılamasından ve bir süre sonra kendisine zarar vermesinden korktuğu için orayı terk edip hicret etmeye karar vermiş ve Kahire den Basra ya göç ederek orada çok zengin bir adamın kızıyla evlenip yaşamaya başlamıştır. Ben işte bu evliliğin meyvesi olarak doğmuşum. Yetiştirmiş oldukları meyvenin henüz zevkine varamadan anne ve babamın ömürleri son buldu ve bu dünyanın dağdağalı hayatından safa yurdu cennete kavuştular. Bunların malımülkü bana intikal ettiyse de gençliğin verdiği sarhoşluk ve gafletle, esen çeşitli rüzgârlara kapıldım ve ne kadar rezalet kapıları varsa hepsine girip çıkarak, zevk ve sefaya daldım. Böylece anne-babamdan bana kalan malı iki-üç yıl içinde tükettim, elde-avuçta bir şey kalmadı. Fakirlik ve ihtiyaç aklımı ve fikrimi yağmalayıp yok etti. İnsan işin başında akıbeti düşünüp tedbir almalı! sözünü hiç aklıma getirmedim. Bu yüzden de son pişmanlık fayda etmedi. Uzun uzun bu durumdan nasıl kurtulacağımı düşünmeye başladım. Artık bahtlı ve ikbal günlerimin son bulduğu bu dönemleri böylece Basra da geçirmek ve tamamen kendi akılsızlığım ve beceriksizliğim sebebiyle mâruz kaldığım şu fakirlik ve çaresizliği, iyi zamanlarımı bilenlere her an göstermektense 34

37 1001 Gündüz Masalları beni tanımayan başka bir diyarda geçirmek ve buna tahammül etmek benim için daha kolay ve daha hayırlıdır, diye düşünerek Basra dan çıkıp başka bir yere gitmeyi iyice kafama koydum. Bunun üzerine elimde kalan tek şey olan evimi de satarak ticaret kervanlarının birisine katılıp Musul tarafına gittim; oradan Şam tarafına, oradan da Ariş çölü yoluyla Kahire ye ulaştım. Ben, o zaman kadar izzet-i nefisle büyüdüğümden ve ömrümü zevk ve sefa ile geçirdiğimden, öncelikle artık bunlardan uzak olduğum için, ikincisi de gurbet ve yolculuğun, özellikle de çöl ikliminin çetinliği ve zorluğu her açıdan beni bunaltmış olduğundan Mısır dan içeri girdiğimde büyük binalar ve camileri gördüğüm anda böyle bir şehre geldiğim için memnun olduysam da babam Abdülfettah ın doğum yeri olan diyarda böyle perişan bir hâlde oluşumu hatırladıkça içimi hüzün kapladı ve derin bir pişmanlık duyarak, Ey babacığım! Üzerine insanların kin ve düşmanlığını çekecek derecede servet ve itibara sahip olduğun bu Mısır diyarında şimdi hayatta olup şu sevgili oğlunun hâlini görseydin acaba ne kadar üzülürdün? diye iki gözüm iki çeşme ağladım. Böyle üzüntülü, çaresiz ve garip bir şekilde, üstelik de hiçbir yeri bilmediğim için Nil nehrinin etrafına geldim ve orada büyük bir saray gördüm. Meğer bu saray Mısır kralının sarayıymış. Benim bulunduğum taraf, sarayın arka tarafıydı. Bu şekilde şaşkın şaşkın bakarken pencerenin birinde güzel bir kızın oturduğunu gördüm. Öyle bir kız ki, güzellikte Züleyha gibiydi ve siyah saçları, uzunluk iddiasında uzun geceye meydan okurdu. Bunu gördüğüm anda ben de güzelliğine hayran olup kendimden geçtim ve âşık oldum. Kız bu şekilde kendimden geçtiğimi görünce pencereden çekildi. Ben zaten kendi dertlerimle boğuşurken bu bana öteki dertleri unutturdu. Akşam 35

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Selman DEVECİOĞLU. Gönül Gözü

Selman DEVECİOĞLU. Gönül Gözü Selman DEVECİOĞLU Gönül Gözü SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ ENGELLİLER BİRİMİ YAYINLARI Yayın No: 4 Editör Prof. Dr. Recep Toparlı Baskı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Matbaası Kapak ve İç Düzen Sivas Cumhuriyet

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz [email protected] Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. MUTLULUK HİKAYESİ

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. MUTLULUK HİKAYESİ BÖLÜM. İLETİŞİM, NLM VE DEĞERLENDİRME ( puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. MUTLULUK HİKYESİ 8 Hayatı boyunca mutlu olmadığını fark eden bir adam, artık mutlu olmak istiyorum demiş ve aramaya

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar

Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar Samed Behrengi Sevgi Masalı Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz

Detaylı

Mesnevi den (ş 7 irli) r H i k â y ele

Mesnevi den (ş 7 irli) r H i k â y ele Mesnevi den (şiirli) H 7 i k â e y r l e ÖNSÖZ Sevgili Çocuklar, Cömertlik ve Yardım Etmede Akarsu Gibi Ol Mevlânâ Celâleddîn Şehrimizde büyük, güçlü ve kalıcı bir proje başlattık. Projemiz şehrimizden

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com [email protected] Yayın Koordinatörü:

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, annesinden Bağdat a giderek ilim öğrenmesi için izin ister.

Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, annesinden Bağdat a giderek ilim öğrenmesi için izin ister. Yalan Söylemeyen Çocuk Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, annesinden Bağdat a giderek ilim öğrenmesi için izin ister. Annesi: Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcı evladım, Abdülkâdir

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Emine Aydın. Resimleyen: Sevgi İçigen. yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi

Emine Aydın. Resimleyen: Sevgi İçigen. yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze iç düzen/kapak: Zafer Yayınları Kapak illustrasyonu: Murat Bingöl isbn: 978 605 5523 16 9 Sertifika

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

snevi den ( Me 8şirli) r H i k â y ele

snevi den ( Me 8şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) H i k â e y r l e ÖNSÖZ Cömertlik ve Yardım Etmede Akarsu Gibi Ol Mevlânâ Celâleddîn Sevgili Çocuklar, Şehrimizde büyük, güçlü ve kalıcı bir proje başlattık. Projemiz şehrimizden

Detaylı

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken Engin Deniz İpek 21301292 Üniversite Üzerine Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken formüllerden ya da analitik zekayı çalıştırma bahanesiyle öğrencilerin önüne

Detaylı

M. Sinan Adalı. İllustrasyonlar: Sevgi İçigen. yayın no: 114 NASIL MÜSLÜMAN OLDULAR? / 2

M. Sinan Adalı. İllustrasyonlar: Sevgi İçigen. yayın no: 114 NASIL MÜSLÜMAN OLDULAR? / 2 yayın no: 114 NASIL MÜSLÜMAN OLDULAR? / 2 Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze iç düzen/kapak: Zafer Yayınları Tashih: Emine Aydın isbn: 978 605 5523 29 9 Sertifika no: 14452 2 Uğurböceği

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır.

Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır. BÜYÜKLERİN HİKMETLİDEN SÖZLERİ Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır. Buyruldu ki; Faziletli kimseler için (hiçbir yer) gurbet sayılmaz. Cahilin ise

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67) KOCAER 1 Tuğba KOCAER 20902063 KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA... Hepsi için teşekkür ederim hanımefendi. Benden korkmadığınız için de. Biz ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya...

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI

Detaylı

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir.

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Gemiyle bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? O zaman geminin üzerindeki çiçeklerden 2 tanesini yeşile, bir tanesini pembe renge boyamalısın. Geminin pencereleri açık mavi

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1.

Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1. 1. Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1. Sence, farklı insanların, farklı tanımlar yapmasına

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı Resimleyen: Ferit Avcı Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Bilmece DEYİM VE ATASÖZLERİ 2. basım Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 DEYİM VE ATASÖZLERİ Resimleyen: Ferit Avcı www.cancocuk.com

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

MİRKET NİNELER. Parti Veriyor

MİRKET NİNELER. Parti Veriyor MİRKET NİNELER Tanıdığım en farklı iki kadın olan anneannem ve babaannem için... Çünkü onlar hep ayakta kalırlar. N. T. SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi,

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe MERAKLI KİTAPLAR Alfabe Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya

Detaylı

Sevgili dostum, Can dostum,

Sevgili dostum, Can dostum, Sevgili dostum, Her insanı hayatta tek ve yegâne yapan bir öz benliği, insanın kendine has bir kişiliği vardır. Buna edebiyatımızda, günlük yaşantımızda ve dini inançlarımızda çeşitli adlar vermişlerdir.

Detaylı

Bu kısa Z Nesli tanımından sonra gelelim Torunum Ezgi nin okul macerasına.

Bu kısa Z Nesli tanımından sonra gelelim Torunum Ezgi nin okul macerasına. Z NESLİ VE TORUNUM EZGİ! Değerli Okur! Bu köşe yazısı; Ülkemizde nüfusun üçte birini oluşturan geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklar(ımız) la ilgili neler yapıyoruz? Çocuklarımız bu zorlu yaşam yolculuklarında

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir Resimleyen: Burcu Yılmaz 2. basım Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI Resimleyen: Burcu Yılmaz Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi.

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi. Malum ülkemiz son dönemde Globalleşen dünya ile birlikte oldukça sıkıntılı. Halk olarak bizlerde de pek çok sıkıntılar var. Ekonomik sıkıntılar, siyasi sıkıntılar, sabotaj planları, suikast planları. Darbe

Detaylı

nevi den ( Mes 9şirli) r H i k â y ele

nevi den ( Mes 9şirli) r H i k â y ele 9 Mesnevi den (şiirli) H i k â e y r l e ÖNSÖZ Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Mevlânâ Celâleddîn Sevgili Okur, Medeniyetimizin temeli olan değerlerimizi Hz. Mevlânâ mızın Mesnevi sinden

Detaylı

SEVGİ. Doğduğumuz gün içgüdüsel olarak annemize babamıza sarılır onların yanında olmak

SEVGİ. Doğduğumuz gün içgüdüsel olarak annemize babamıza sarılır onların yanında olmak Pekşen 1 Hakan Pekşen TURK101-Sec.43 21101395 Vedat Yazıcı 21.12.2014 SEVGİ Doğduğumuz gün içgüdüsel olarak annemize babamıza sarılır onların yanında olmak isteriz. Bu eylem sevginin en saf, en doğal ve

Detaylı

Evren Nağmesinde Bir Gelincik Tarlası

Evren Nağmesinde Bir Gelincik Tarlası Monet, 1873 Evren Nağmesinde Bir Gelincik Tarlası Zaman, çiçeği burnunda bir öğle vakti. Saçaklı bir güneş, taç yaprak beyazı bulutların arasından geçip cömertçe merhametini sunuyor bizlere. Çiçekli bir

Detaylı

Küçüklerin Büyük Soruları-2

Küçüklerin Büyük Soruları-2 Küçüklerin Büyük Soruları-2 Yayın no: 184 CENNET NASIL BİR YER? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen/kapak: Zafer Yayınları Isbn: 978 605 5523 11 4 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Bir başka ifadeyle sadece Allah ın(cc) rızasına uygun düşmek için savaşmış ve fedayı can yiğitlerin harman olduğu yerin ismidir Çanakkale!..

Bir başka ifadeyle sadece Allah ın(cc) rızasına uygun düşmek için savaşmış ve fedayı can yiğitlerin harman olduğu yerin ismidir Çanakkale!.. BABAN GELİRSE ÇAĞIR BENİ OĞUL.. Çanakkale destanının 99. yıl dönümünü yaşadığımız günlere saatler kala yine bir Çanakkale k ahramanının hikayesiyle karşınızdayım.. Değerli okuyucular; Hak için, Hakikat

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır 1. Bölüm Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır Savaşı nın hikâyesidir. Diğer adıyla ona Akşam Yemeği Savaşları da diyebiliriz. Aslında Hayalet Avcıları III de diyebiliriz, ama açıkçası

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun Resimleyen: Uğur Altun Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 2. basım Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ Resimleyen: Uğur Altun Yayın Koordinatörü: İpek Şoran

Detaylı

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor

Detaylı

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU 25 Ders 3 İnsan Bir gün ağaçtan küçük bir çocuk oyan, ünlü bir ağaç oymacısı hakkında ünlü bir öykü vardır. Çok güzel olmuştu ve adam onun adını Pinokyo koydu. Eserinden büyük gurur duyuyordu ama oyma

Detaylı

Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı

Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı ABD nin Kansas Üniversitesinden matematikçi Prof.Dr. Jeffrey H. Lang, İslam a giriş hikâyesini yazmış olduğu Melekler Soruncaya Kadar [Even Angels Ask: A Journey

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Erbaa lı Genç Şair Muhammed Dikal Lisede edebiyatı gerçekten seven öğretmenlerim bana da Edebiyatı sevdirdiler

Erbaa lı Genç Şair Muhammed Dikal Lisede edebiyatı gerçekten seven öğretmenlerim bana da Edebiyatı sevdirdiler Erbaa lı Genç Şair Muhammed Dikal Lisede edebiyatı gerçekten seven öğretmenlerim bana da Edebiyatı sevdirdiler SORU- Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Bugüne kadar hangi okullarda okudunuz? MUHAMMED DİKAL

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Çok çok eski zamanlarda, var varken, yok yokken ahmak bir kurt, kapana yakalanmış. Kapana yakalanan

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Ramazan Alkış. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ramazan Alkış. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 27.03.2017 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Jake mektubu omzunun üstünden fırlatır. Finn mektubu yakalamak için abartılı bir şekilde atılır.

Jake mektubu omzunun üstünden fırlatır. Finn mektubu yakalamak için abartılı bir şekilde atılır. İÇ - AĞAÇ EV SALONU - GÜNDÜZ Salon kapısının altından içeri bir mektup süzülür. mektubu almak için koşar. zarfı çevirir, üstünde yazmaktadır. Oo, posta gelmiş! Hey,, bu sana! mektubu omzunun üstünden fırlatır.

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: [email protected]) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

Yüreğimize Dokunan Şarkılar

Yüreğimize Dokunan Şarkılar On5yirmi5.com Yüreğimize Dokunan Şarkılar Gelmiş geçmiş en güzel Türkçe slow şarkılar kime ait? Bakalım bizlerin ve sizlerin gönlünde yatan sanatçılar kimler? Yayın Tarihi : 6 Ocak 2010 Çarşamba (oluşturma

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Tevafuk birbirine denk gelmek, birbiriyle uygun vaziyet almak demektir. Tevafuklu Kur anda tam 2806 Allah lafzı pek az müstesnalar

Detaylı

Kadir Akel "Dert Etme Allah Yeter" diyor. Bunu da neden dediğini bize böyle açıklıyor.

Kadir Akel Dert Etme Allah Yeter diyor. Bunu da neden dediğini bize böyle açıklıyor. Kadir Akel "Dert Etme Allah Yeter" diyor. Bunu da neden dediğini bize böyle açıklıyor. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız hocam? Hangi okullarda okudunuz? Nerede çalıştınız bugüne kadar? 1975 Kahramanmaraş

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ. Bu Beldede İlim Ölmüştür

İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ. Bu Beldede İlim Ölmüştür İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ Bu Beldede İlim Ölmüştür Rivayet edildiğine göre Süfyan es-sevrî (k.s) Askalan şehrine gelir, orada üç gün ikamet ettiği halde, kendisine hiç kimse gelip de ilmî bir mesele hakkında

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi.

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi. Orta Asya Türk tarihinde devlet, kağan adı verilen hükümdar tarafından yönetiliyordu. Hükümdarlar kağan unvanının yanı sıra han, hakan, şanyü, idikut gibi unvanları da kullanmışlardır. Kağan kut a göre

Detaylı

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR İnsan Okur Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 2 Süleyman Bulut İnsan Okur 4 Süleyman Bulut İnsan Okur Süleyman Bulut Ben küçükken, büyükler hep aynı soruyu sorardı: Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Detaylı

MÜSİAD İFTARI ŞANLIURFA

MÜSİAD İFTARI ŞANLIURFA MÜSİAD İFTARI ŞANLIURFA 16.06.2017 Sayın Milletvekillerim, Sayın Valim, Sayın Belediye Başkanım Sayın Mardin Şube Başkanım, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, Şanlıurfa

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Okul Başarısı Anne Babalardan Dualar İster (2) Perşembe, 06 Aralık :11. Dualar Beddualar

Okul Başarısı Anne Babalardan Dualar İster (2) Perşembe, 06 Aralık :11. Dualar Beddualar Dualar Beddualar Çocuklara gösterilen sevgi, dua ile birlikte beden diliyle de gösterilmesi onların okul başarısını artıracaktır. Çocuklar okula giderken sarılarak ve dua ile yollanmalıdır. Bu, çocukların

Detaylı