11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne getirildiği günleri. Gazeteci olarak haber için gitmiştik hastaneye, dolayısıyla tanıma... Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay'daki hastanenin Başhekimliği'ne getirildiği günleri. Gazeteci olarak haber için gitmiştik hastaneye, dolayısıyla tanımak istedik. Odasına girdiğimizde, bizi babacan tavırlarıyla karşılamış, ağırlayıp çay bile ikram etmişti. Meramımızı öğrenmiş, sorularımızı cevaplayarak, haberimizi tamamlamamıza yardımcı olmuştu. Aradan yıllar geçti, şimdi bile birçok hastaneye bilgi almak için gittiğinizde, bırakın başhekimi, sıradan bir yöneticinin kapısı bile duvar oluyor. Sanki devlet sırrını araştırıyormuşsunuz gibi. Afra tafralar, tavırlar. Ne oluyor yahu demekten kendinizi alamıyorsunuz. Bugün İzmir'in en genç üniversitesi olan Katip Çelebi'nin rektörlük koltuğunda oturuyor. 2010'da bu görev kendisine tevdi edildiğinde, bir dakika bile düşündüğünü sanmıyorum. Hemen işe koyulmuş, bir grup akademisyen arkadaşı ile üniversitesini kurmak için kolları sıvamıştı. O günden bugüne neredeyse 4 koca yıl geçti. Genç bir üniversite Çiğli'nin en güzel noktasında, kurulmuş boy gösteriyor. İlk günlerde Rektör olarak çok çalıştı çabaladı. Çiğli'nin bugün belediyenin bile terkettiği o eski binada kuruluşu tamamladı, belki de tek başınaydı ama yere sağlam bastı. Ardından, bugün binlerce kişinin kendini emanet ettiği Diş Hekimliği Fakültesi, Yeşilyurt Devlet'e kazandırılan yeni ünitelerle, Tıp Fakültesi ve hizmet kalitesinin artması, eski binaların adam edilmesiyle modern bir kampüs,
Narlıdere'de Yaşlı Bakım Merkezi, Tepecik, Bayraklı'daki ve Çiğli'deki yeni nesil hastanelerle protokoller. Saymakla bitmiyor. Geçenlerde Çiğli'deki yerleşkede bir grup gazeteciyi ağırladı. Makamında bilgiler verdi, ardından da yeni yapılan binaları gezdirdi. Dev laboratuarlar, atölyeler, sınıflar, stüdyolar. İnanın insanın gurur duymaması için hiçbir neden yok. Bir çırpıda koca kampüsü gezerken yapılanlar karşısında duyduğum heyecandan, vaktin nasıl geçtiğini anlayamadım bile. Hele hele, sürdürülebilir enerji politikalarına örnek olan Güneş Enerjisi Uygulaması, geleceğin enerji sistemleri gözönüne alındığında takdire şayan. Daha neler neler. Burada anlatmakla bitirilebileceğine inanmıyorum. Biraz da sayılardan bahsetmek istiyorum. 4 önlisans, 23 lisans, 34 yüksek lisans ve 16 doktora proğramını yürüten 52 profesör, 75 doçent, 156 yardımcı doçent, 44 öğretim görevlisi, 211 araştırma görevlisi, 18 okutman ve 15 uzman. Devam ediyoruz. 181'i yabancı olmak üzere 4 bin 229 öğrenci, 49 laboratuar, 75 derslik. Ve daha birçok bilimsel veri, çalışma ve kitaplarla döküman. Sayıları 12'yi bulan fakülte, 3 enstitü, 1 yüksek okul, 2 meslek yüksek okulu ve 18 merkezle tüm bunları 3-4 yıl içersine sığdırabilmek, her babayiğidin harcı değil. Evet, Katip Çelebi Üniversitesi'nin, adı gibi ''Çelebi'' rektörü Prof.Dr.Galip Akhan'dan bahsettiğimi anlamışsınızdır. Galip Hoca şimdi kendi elleri ile kurup büyütmeye çalıştığı üniversitesinde büyük bir sınava hazırlanıyor. Önümüzdeki günlerde rektörlük seçimleri var. Önce üniversite bünyesinde Cumhurbaşkanı'na sunulacak adayların belirleneceği temayül seçimleri var. Akademik personel oy kullanacak. Galip Hoca'nın şimdilik tek rakibi var, Prof. Dr.Lütfullah Gündüz. Gündüz'den başka aday çıkar mı, son dakikaya kadar bilinmez. Ama Sayın Akhan'ı zorlayacaklarını sanmıyorum. Fakat bu seçim, oylamaya değil, biliyorsunuz Cumhurbaşkanı'nın iki dudağının arasına bakıyor. Gelelim benim düşüncelerime. Üniversitesini tırnaklarıyla kazıyarak kurup bu noktaya getiren, ''Yeni Nesil Devlet Üniversitesi'' sloganıyla, vicdanı hür, irfanı hür genç nesiller yetiştirmeyi hedefleyen bir kurumun en tepesindeki o koltuğa, en azından bir dönem daha Galip Hoca yakışır. Zira, gördüğüm kadarıyla daha yapılacak çok iş var ve hoca bu işleri layıkıyla yürütebilecek bilgi ve beceriye sahip. Hele Güzelyalı'daki eski komutanlık binasının Rektörlük Hizmet Binası'na dönüştürülebilmesi için verilen çaba iğne ile kuyu kazmaktan bile zordu. Şimdi bu ve benzeri birçok başarıya imza atmışken, dere geçilirken at değiştirmenin lüzumu var mı sizce. Ve eğer, ''vefa'' İstanbul'da bir semt adı değilse eğer, bir kez daha buradan ilan ediyorum ki, ''O koltuk'' Galip Hoca'nın hakkıdır...