Türk Müziği Konserleri Aranağmelerle Alâeddin Yavaşca 24 Aralık Pazar 2017, 15:30 Danışman: Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Koordinatör: Sinan Sipahi Sunucu: Osman Nuri Özpekel Misafir Misafir Genç Solist: Buse Taş
Türk Müziği Konserleri Aranağmelerle Alâeddin Yavaşca Danışman Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Koordinatör Sinan Sipahi Sunucu Osman Nuri Özpekel Misafir Solist Bekir Ünlüataer Misafir Genç Solist Buse Taş Saz Sanatçıları Ud Osman Nuri Özpekel Kanun Taner Sayacıoğlu Tanbur Gamze Ege Yıldız Kemençe Lütf iye Özer Ney Volkan Yılmaz Viyolonsel Volkan Ertem Sinan Sipahi tarafından hazırlanan broşürdeki Şekerci Cemil Bey, Nûman Ağa, İsmâil Hakki Nebiloğlu nun biyografilerinde www.devletkorosu.com web sitesinden, diğer bestekârların biyografilerinde de Pera Müzesi Türk Müziği Konserleri ndeki broşürlerden faydalanılmış, programın tashihi Osman Nuri Özpekel tarafından yapılmıştır.
Program Hicaz Şarkı Usûl: Evsat Beste: Nikoğos Ağa Güfte: Karacaoğlan Niçin a sevdiğim niçin Seni sevdim budur suçum Turralanmış sırma saçın Çözen benden beter olsun Yeter olsun yeter olsun Çok ağlattın yeter olsun Güzel geçerse elime Çekerim seni yemine Benim şimdiki hâlime Gülen benden beter olsun Yeter olsun yeter olsun Çok ağlattın yeter olsun turra: Büklüm büklüm Hicaz Şarkı Usûl: Aksak Beste: Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi Mâh yüzüne âşıkanım Tâze bitmiş gül fidânım Efendim nazlı cânânım Seni gayet sevdi cânım Severim yoktur yalanım Hoş edâlı nâzik peri Görenler olur müşteri Cânım versem vardır yeri Seni gayet sevdi cânım Severim yoktur yalanım Gönlümüm nev-civânısın Aşkımın mâh-i tâbısın Güzellerin sultânısın Seni gayet sevdi cânım Severim yoktur yalanım mâh: Ay, nev-civân: Genç sevgili, mâh-i tab: Dolunay.
Hicaz Şarkı Usûl: Aksak Beste: Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi Tırmana tırmana çıktım yapıdan Top zülüflüm sekip gelir kapıdan Duramadım misk ü anber kokudan Ağam ben var iken paşam ben sağ iken Yârim olmak yok mudur Yârim evde yemenisin bağlıyor Âşıkları karşı geçmiş ağlıyor O bakışlar yüreciğim dağlıyor misk: Uzakdoğu da yaşayan bir keçinin karın bölgesinden elde edilen güzel kokulu bir madde, ü: Ve, anber: Ada balığının bağırsağından elde edilen kül renkli ve ateşte yanınca çok güzel kokan bir madde. Bayâti Şarkı Usûl: Aksak Beste: Fehmi Tokay Güfte: Rüştü Şardağ Beste tarihi: 1953 Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım Bakışından süzülen işvene kurban olayım Lûtfuna ermek için söyle perîşan olayım Bakışından süzülen işvene kurban olayım Hüseyni Şarkı Usûl: Curcuna Beste: Fehmi Tokay Güfte: Erzurum lu Emrâh Beste tarihi: 1945 Tutam yâr elinden tutam Çıkam dağlara dağlara Olam bir yâreli bülbül İnem bağlara bağlara Birin bilir binin bilmez Bu dünya kimseye kalmaz Yâr ismini desem olmaz Düşer dillere dillere Emrâh eder bu ünümdür Arşa çıkan tütünümdür Yâre varacak günümdür Düşem yollara yollara ün: Ses, bağırma, tütün: Çekilen ah ın ateşinin dumanı.
Tâhir Şarkı Usûl: Düyek Beste: Fehmi Tokay Gönül vermişken el çektim güzelden Yıkıldım cevr ile çöktüm tez elden Esen bâd-ı hazândır şimdi rûha O sevdâlar ezeldenmiş ezelden Severdim canla kendimden geçerdim Libâs-ı aşkı dillerden biçerdim İçersem yârin elinden içerdim O hülyalar ezeldenmiş ezelden Gül endâma gönül bağlar yaşardım Gecem gündüzdü sahrâlar aşardım Beni Mecnûn sanırlardı şaşardım O Leylâ lar ezeldenmiş ezelden cevr: Eziyet, bâd-ı hazan: Sonbahar rüzgârı, libâs-ı aşk: Aşk elbisesi, dil: Gönül, endâm: Boy, pos, sahrâ: Çöl. Hüzzam Şarkı Usûl: Düyek Beste: Nikoğos Ağa Güfte: Ziyâ Paşa Solist: Buse Taş Niçin nâlendesin öyle Gönül derdin nedir söyle Seni ben istemem böyle Gönül derdin nedir söyle Kimin aşkıyle giryânsın Kimin hicriyle sûzânsın Neden böyle perîşânsın Gönül derdin nedir söyle nâlende: İnleyen, giryân: Ağlayan, sûzân: Yanan, hicr: Ayrılık.
Hüzzam Şarkı Usûl: Düyek Beste ve Güfte: İsmâil Hakkı Nebiloğlu Solist: Buse Taş Solgun bir hayâl gibi bekledim sâhillerde Sensiz geçen ömrümün tâlihine ağlarım Hasretini dert bilip bu karanlık ellerde Tesellisiz kalbimin hüsrânına ağlarım. Uşşak Şarkı Usûl: Düyek Beste: İsmâil Hakkı Nebiloğlu Solist: Buse Taş Kaçsam ayıplanmam ben diyâr diyâr Gönülde elem var gam var hicrân var En yüksek tepeler dumanlı dağlar Gönülde elem var gam var hicrân var Nevâ Bûselik Şarkı Usûl: Aksak Beste: Subhi Ziyâ Özbekkan Güfte: Süleyman Sâib Bey - Buse Taş Gönül verdim bir dilbere Beni vurdu yerden yere İnsâf etmedi bir kerre Beni vurdu yerden yere Ol kaşı keman ol âfeti cân Mümtâz-ı cihân halim yaman Nâz etme gel dil nüvâz Diye ettimse de niyâz Olmaz dedi dedi olmaz Kaçtı gitti birden bire dil-ber: Gönül alan sevgili, kaşı keman: Yay gibi kaşları olan, âfet-i cân: Can yakan, mümtâz-ı cihân: Dünyada tek olan, dil-nüvâz: Gönül okşayan.
Mâhur Şarkı Usûl: Sofyan Beste : Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi Gördüm bugün cânân-ı dil Cânımda tâze cân ü dil Ettim yine seyrân-ı dil Açmış yüzün çeşmim süzer Gayet güzel a canım cânânı dil Pek bî bedel cânân-ı dil cânân-ı dil: Gönül sevgilisi, cân ü dil: Rûh ve gönül, seyrân-ı dil: Gönülle baş başa kalmak, çeşm: Göz, bî-bedel: Eşsiz. Rast Şarkı Usûl: Curcuna Beste ve Güfte: Ûdî Şekerci Cemil Bey Şebâbet gitti de elden başımdan gitmiyor sevdâ Tükendi tâkat ü tâbım mahabbet bitmiyor hâlâ Terâkki etmede sinnim tedennî etmiyor hâlâ Hayâtım mahvolup gitti mahabbet bitmiyor hâlâ Cefâ-yı yâri çekmek hariç amma iktidârımdan Mahabbet hissi çıkmaz bir dakika kalb-i zârımdan Ölürsem de bu feryâdı işitsinler mezârımdan Hayâtım mahvolup gitti mahabbet bitmiyor hâlâ şebâbet: Gençlik, tâkat ü tâb: Güç ve canlılık, mahabbet: Sevgi, terâkki: ilerleme, sinn: Yaş, ömür, tedenni: Gerileme, cefâ-yı yâr: Sevgilinin eziyeti, iktidar: Güç, kalb-i zâr: Ağlayan kalp. Rast Şarkı Usûl: Sengin Semâî Beste ve Güfte: Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi Dil bir güzele meyl etti hele Fâş etme ele sevdim ben seni Dil sevdi seni rûyinde beni Ol sîm gerdeni yaktın bendeni Sammur gibi kaş on altıdır yaş Gel eyleme fâş sevdim ben seni Dil sevdi seni rûyinde beni Ol sîm gerdeni yaktın bendeni Rakiple gezme bağrımı üzme Gel bizim bezme gel bizim bezme Dil sevdi seni rûyinde beni Ol sîm gerdeni yaktın bendeni dil: Gönül, fâş: Ortaya dökmek, sammur: Samur, bezm: Meclis, rû(y): Yüz, sîm-gerden: Beyaz boyunlu.
Hicaz Şarkı Usûl: Aksak Beste: Fehmi Tokay Güfte: Mehmet Gökkaya Beste tarihi: 1952 Terket beni artık yetişir sende vefâ yok Gül mevsimi gelmiş ne çıkar derde devâ yok Sensiz geçen ömrüm geceden bil ki siyahtır Gül mevsimi gelmiş ne çıkar derde devâ yok Hicaz(Garip) Şarkı Usûl: Sofyan Beste ve Güfte: Mustafa Nâfiz Irmak Kanaryam güzel kuşum Ben sana vurulmuşum Seni çok sevdiğimi Anlatıyor duruşum Hüzünlü bakma öyle Benim şarkımı söyle Kanaryam kalbimdesin Rûhumu okşar sesin Beni bırakıp gitme Gönlüm senin kafesin Sûzinâk Şarkı Usûl: Curcuna Beste ve Güfte: Ahmed Râsim Bey Yâre te sir eylemiş hâlim ki olmuş girye-nâk İstemiş bir güfte benden beste benden sûz-nâk Emri vâr olsun fedâdır uğruna cân ü tenim İşte yaptım güfte benden beste benden sûz-nâk te sir: Etki, girye-nâk: Ağlamaklı, sûz-nâk: Yakıcı cân, cân ü ten: Rûh ve vücut.
Hicazkâr Şarkı Usûl: Sofyan Beste ve Güfte: Nûman Ağa Ben sözüne bağlamam bel Pek bî-vakit duyar engel Hele sabret kırarsın tel Erken olmaz akşama gel Ağyâr bizi elbet sorar El ârifdir çabuk duyar Yolumuza tuzak kurar Erken olmaz akşama gel bî-vakit: Zamansız, ağyâr: Başkaları, el: Yabancı, ârif: Olgun Gelecek Konser: 28 Ocak 2018 Pazar, 15:30 Yesârî Âsım Arsoy Eserleri Misafir Solist: Münip Utandı
Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca 1675 yılında Yavaşca Süleyman Çelebi nin tanzim ettiği Vakıfnamesi bulunan bir ailenin mensubu olarak 1 Mart 1926 da Kilis te doğan Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca; İstanbul Erkek Lisesi ni birincilikle bitirdikten sonra 1951 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi nden mezun olmuştur. Birçok Kadın-Doğum Mütehassısları yetiştiren ve Tıp alanında 54 bilimsel neşriyatı bulunan Yavaşca Haseki Hastanesi Başhekimliği nden 1990 yılında emekli olup 39 yıl süren hekimlik hayatını noktalamıştır. Meşk sisteminin son temsilcisi olan Alâeddin Yavaşca sekiz yaşındayken başladığı mûsıkî hayatında; Dr. Subhi Ezgi, Zeki Ârif Ataergin, Sâdeddin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk ve dönemin birçok önemli isimlerinden yararlanmıştır.1950 yılında girdiği İstanbul Radyosu nda solist icracı olup 1967 den bu yana koro yöneticiliği, Türkiye Radyoları ve TRT bünyesinde Danışma, Denetleme ve Repertuar Kurullarında üyelik ve başkanlık dahil önemli görevler almış, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı nın çeşitli eğitim komisyonlarında üyelik hizmeti vermiştir. Yavaşca, Türk mûsıkîsinde devlete bağlı ilk konservatuarın kurucuları arasında yer alıp 1976 dan itibaren Türk Mûsıkîsi Devlet Konservatuarı nın yönetim kurulunda ve öğretim kadrosunda çalışmış ve öğrenciler yetiştirmiştir. Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça icracılığının yanında ikisi Kâr-ı Natık, beşi Takım, biri Ayin-i Şerif olmak üzere değişik formlarda yapmış olduğu 654 bestenin yanında ayrıca on bestekâra ait 22 esere de aranağme yapmıştır. Beş filmin şarkılarını okuyup bir filmin de film şarkısını yapan Yavaşca nın çeşitli kurumlarca çıkartılan CD lerin yanında arşivinde yurt içi-yurtdışı verdiği birçok konserlerden ve radyo icralarından derlenen 300 civarında CD, hakkında yazılan altı kitap ve kendisinin yazdığı Türk Mûsıkîsi nde Kompozisyon ve Beste Biçimleri adlı kitabı bulunmaktadır. Alâeddin Yavaşca, İstanbul Radyosu nda önerisiyle kurulan ve onun tarafından idare edilen Klasik Türk Mûsıkîsi Erkekler Korosu nda hocaları Dr. Suphi Ezgi ve Sâdeddin Kaynak tan aldığı ve kendisinin geliştirdiği klasik mûsıkî repertuarından faydalanmak suretiyle; bugün Sinan Sipahi tarafından 39 CD de toplanan ve 40 nadide farklı makamdan oluşan 47 klasik takımın icrâsını sağlayarak Türk mûsıkîsi arşivine kazandırmıştır. Yavaşca ya beş seçkin üniversitemizce Fahri Doktor ünvanı verilmiş, 1991 yılında Devlet Sanatçısı olarak ödüllendirilmiştir. Ayrıca çeşitli dallarda aldığı 290 ı aşkın ödülün yanı sıra Türk mûsıkîsine yaptığı önemli katkılar nedeniyle 2008 yılı müzik dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile 2010 yılı sanat dalı T.B.M.M Üstün Hizmet Ödülü de Alâeddin Yavaşca ya verilmiştir İstanbul da kendi isminin verildiği sokakta ömrünü ve anılarını paylaştığı eşi Ayten Yavaşca ile hayatını sürdüren Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Haliç Üniversitesi Haliç Üniversitesi Öğretim Üyeliği görevinin yanı sıra san atını da icra etmeye devam etmektedir.
Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi (1778-1846) 1778 de İstanbul da doğdu. Babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için Hammâmîzade adıyla tanındı. İlk mektep sıralarındayken keşfedildi ve okulun ilahicibaşısı oldu. İlk mûsıkî derslerini Uncuzâde Mehmed Emin Efendi den aldı. Defterdarlık Muhasebe Kalemi nde çalışırken Yenikapı Mevlevîhanesi Şeyhi Ali Nutkî Dede ye intisap etti. Abdülbaki Nasır Dede den ney meşk etti. Genç yaşına rağmen Ali Nutki Dede nin izniyle çileye girdi ve babasından kalan hamamı satarak tekkenin ihtiyaçlarına sarf etti. İlk bestesi olan Bûselik makamından Zülfündedir benim baht-ı siyahım adlı şarkıyı çile esnasında besteledi. 1801 de çilesini tamamlayarak Dede ünvanını aldı. Bu sıralarda III. Selim in huzurundaki küme fasıllarında hanende olarak yer almasını sağlayan en güçlü eserlerinden Ey çeşmi ahu tenhalara saldın beni Hicaz nakşını besteledi. 1802 yılında saraya mensup Nazlıfer hanımla evlendi ve ikisi erkek üçü kız beş çocuk sahibi oldu. II. Mahmud döneminde padişahın en yakınındakilere verilen Musâhib-i Şehriyârî ünvânını kazandı. Abdülmecid döneminde de gerekli saygıyı görmesine karşın Türk müziğinin sarayda ikinci plana düşmesi, Dede nin bu çevreden uzaklaşmasına yol açtı. Padişahtan izin isteyip öğrencileriyle birlikte gittiği Hac da bir kolera salgınında hastalanarak kurban bayramının birinci günü Mînâ da vefat etti. Kabrinin, kızına adını verdiği Hz. Hatice nin ayak ucunda bulunduğu bilinmektedir. Dede Efendi kırılmaz bükülmez bir çerçevenin içinde kalmamıştır, yeniliğe açık bir insan olduğundan mûsıkî görüşünde de daima toleranslı olmuştur. En sıkı kaidelere uygun klasik eserleri olduğu gibi halk zevkine yakın eserleri de vardır. Bestelediği eserlerin büyük bir kısmı, başta Zekâi Dede olmak üzere, öğrencilerinin kurduğu meşk zincirleriyle günümüze ulaşmıştır. Öğrencileri arasında Dellalzâde İsmail Efendi, Eyyûbi Mehmet Bey, Nikoğos Ağa, Haşim Bey, Zekâi Dede ve Hacı Arif Bey bulunmaktadır. Nûman Ağa (1750-1834) İstanbul da doğdu. Osmanlı sarayının yüksek eğitim kurumu olan Enderûn da yetiştirildi ve aynı kurumda tanbur hocası olup çavuş pâyesini aldı. Üçüncü Selim ve 1816 da musâhibi, yani yakın dost halkasına dahil olduğu İkinci Mahmud dönemlerinde bestekâr olarak büyük şöhret kazandı. Oğlu Tanburî Zeki Mehmed Ağa, torunu ise Tanburî Büyük Osman Bey dir. Günümüze seksen kadar eseri ulaşmıştır. Nikoğos Ağa (1836-1885) Haliç kıyısındaki Hasköy de doğdu. Dede Efendi, Dellâlzade İsmail Efendi ve Kapriyel Eranyan gibi üstadlardan musiki; Ahmed Vefik Paşa dan edebiyat öğrendi. Sultan Mecid devrinin sonlarında, Osmanlı Sarayı nın yüksek eğitim kurumu olan Enderûn a girdi. Tanbur da çalan bestekâr 1879 da Kumkapı Meryem Ana Kilisesi nin baş mugannisi, yani baş okuyucusu oldu. Kilisede önemli görevi olan bir Hıristiyan olmasına rağmen, mevlevîhanelere devam eder, mukabelelerde sikke takıp âyin okurdu. İki yüzden fazla eserinden günümüze altmış kadarı gelebilmiştir.
Ahmed Râsim Bey (1865-1932) Gazeteci, değişik konularda çeşitli kitapların müellifi ve bestekâr Ahmed Râsim Bey, İstanbul Sarıgüzel de doğdu. Birincilikle bitirdiği Darüşşafaka da devrin edebi ve fikri akımlarına karşı büyük bir ilgi duydu ve dirayetli hocalardan faydalandı. Binbaşı Bilal Bey in kızı Sadberk Hanım la evlenen Ahmed Râsim 1885 te Tercümân-ı Hakîkat te yazı hayatına girdi 1898 de Suriye ye, 1916 da harp muhabiri olarak Romanya cephesinde gönderildi. Hüseyin Rahmi ile birlikte Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir mizah gazetesi çıkardı. Bu arada okullar için yazdığı tarih, dilbilgisi, imla ve aritmetik gibi çeşitli konulardaki eserlerini kitap halinde bastırdı. Menâkıb-ı İslâm adlı kitabı dolayısıyla II. Abdülhamid den Mecidî nişanı aldı. 1927 de İstanbul dan milletvekili seçildi. Tarih, Coğrafya, seyahat, gramer gibi çok değişik konularda yüzden fazla eser verdi. Ahmed Râsim, ilk mûsıkî derslerini Dârüşşafaka daki talebeliği sırasında okulun mûsıkî muallimi bestekâr Mehmed Zekâi Dede den aldı. Mezuniyetini takip eden yıllarda, aynı zamanda Eyüp te Bahariye Mevlevîhanesi kudümzenbaşılığı yapan hocasının Mevlevihane deki meşklerine devam etti. Ondan pek çok dinî ve dindışı eser öğrendi. Sonraları, katıldığı çeşitli mûsıkî toplantılarında bestekâr Şevki Bey, Kemanî Tatyos Efendi ve Kemençeci Vasilaki gibi saz, söz sanatçısı ve bestekârlardan oluşan devrin ileri gelen musikişinasları ile tanışarak dostluklar kurdu. Sadece şarkı formunda eserler besteleyen, ancak nota bilmeyen Ahmed Râsim in bestelediği şarkıların notaya alınmasında ve bu eserlerin devrin pek müsait olmayan şartları içinde geniş bir yayılma sahası bulmasında, meşhur mûsıkîşinaslarla olan yakın münasebetlerinin büyük tesiri vardır. Ahmed Rasim in, hassas ve ağır başlı karakterini aksettiren, neşe ile karışık hüzün ifadeli, sanat göstermek gayretinden uzak, sade ve zarif bir mûsıkî üslubu vardır. Torunu bestekâr Osman Nihat Akın mûsıkî terbiye ve zevkini doğrudan doğruya ondan almıştır. Mûsıkî ile yakın ilgisi dolayısıyla çeşitli kitap ve makalelerinde devrin mûsıkî hayatını çok güzel aksettiren Ahmed Râsim in doğrudan müşahedelerine dayanarak verdiği bu bilgiler devri için birinci derecede kaynak niteliğindedir. Güfteleri de kendisine ait olmak üzere 40 civarında eseri bilinen ve birçok güftesi başka bestekârlar tarafından bestelenen Ahmed Râsim, 1932 de Heybeliada daki evinde öldü; cenazesi adadaki Abbas Paşa Mezarlığı na defnedildi. Ûdî Şekerci Cemil Bey (1867-1928) İstanbul un Şehzâdebaşı semtinde doğdu. Şehzâde Cami î başimamı Hasan Tâhir Efendi ile Ayşe Sıdıka Hanım ın oğludur. Çocuk yaşında hâfız oldu. On üç yaşında iken babasını kaybetti. Ûdî Basri Bey den ud ve Enderûnî Ali Bey den repertuvar meşketti. Ahmet Râsim in mektep arkadaşı olan bestekâr, on altı yaşında Şehzâdebaşında şekerciliğe başladı ve sonra dükkânını Kadıköyü ne nakletti. II. Abdülhamîd in kız kardeşi Mediha Sultan ın başimamı olan bestekâr, 1898 yılında Muzıka yı Hümâyûn un Türk mûsikisi kısmına ud sanatkârı ve ud hocası olarak girdi. 1911 yılında kendi isteği ile emekli oldu ve Abbas Hilmi Paşa nın dâvetiyle Mısır a gitti. Kahire de hânedan ve saray mensuplarına ud ve
ve müzik dersi verdi. Burada da bir şekerci dükkânı açtı. Sultânî-i Cedîd isimli bir makam terkîb eden bestekâr Kahire de öldü ve orada gömüldü. Dördü saz eseri olmak üzere günümüze kırktan fazla eseri gelmiştir. Subhi Ziyâ Özbekkan (1887-1966) İstanbul da doğdu. Babası devlet adamı ve bestekâr Yûsuf Ziyâ Paşa dır. Bir Fransız mürebbiyeden aldığı Fransızca dersleriyle öğrenimine başladı. Annesinden ve Şirvanlı Abdülmecid Efendi den gördüğü Farsça derslerinin yanı sıra Hoca Kâmil Efendi, Dârüşşafaka lı Ali Nâdir Efendi ile Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi hocalarından Pérard ve Lacomblez den aldığı özel derslerle kendini yetiştirdi.1911 de Mekteb-i Hukūk u bitiren Özbekkan çeşitli devlet görevlerinde bulundu; İskenderiye, Roma ve Londra büyükelçiliklerinde ticarî müşavir sıfatıyla çalıştı. 1943 te Ankara ya dönerek Vekâlet Tedkik Heyeti üyeliği ve Toprak Mahsulleri Ofisi İdare Heyeti üyeliğinde bulundu. 1952 de yaş haddinden emekliye ayrıldı. Bu arada 1943-1945 yılları arasında Ankara Radyosu müdürlüğünü vekâleten yürüttü. 1952-1962 yıllarında bu kurumda sanat müşaviri ve Türk mûsikisi üslûp hocası oldu. Aynı zamanda dönemin önemli bir icra topluluğu olan Küçük Koro yu kurdu. Türk mûsıkîsinde klasik üslûbun son bestekârları arasında sayılan Subhi Ziya Bey aynı zamanda iyi bir kemençe icracısı olarak tanınmıştır. Mûsıkî öğrenimine Vasilaki den aldığı kemençe dersleriyle başlamış, dört yıl sonra onun ölümü üzerine çalışmalarını Tanbûrî Cemil Bey le devam ettirmiştir. Düzenli bir mûsiki öğrenimi görmemesine rağmen babasının mûsiki çevresinde dönemin önemli üstatlarından faydalanma imkânı bulmuştur. Hacı Kirâmî Efendi ve Leon Hanciyan dan teganni ve usûl, Rauf Yektâ Bey ve Ali Rifat Çağatay dan nazariyat dersleri almış; Ûdî Nevres Bey, Kaşıyarık Hüsâmeddin Bey, Üsküdarlı Ziyâ Bey, Lavtacı Andon ve Kemânî Kirkor dan istifade etmiştir. Nota bilmediğinden besteleri öğrencisi Alâeddin Yavaşca ve Ankara da yakın arkadaşları tarafından notaya alınmıştır. Bestekârlığa kırk yaşından sonra başlayan Özbekkan ın ilk bestesi, Ben bilmez idim gizli ayan hep sen imişsin mısraıyla başlayan Hüzzam ilâhisidir. Genellikle lirizmin hâkim olduğu besteleri melodi-şiir uyumunun en çarpıcı örnekleridir, 63 eser besteleyen, batı edebiyatına ve özellikle Fransız edebiyatına vukufuyla tanınan Özbekkan,1966 da Ankara da öldü. İsmâil Hakkı Nebiloğlu (1893-1965) İstanbul un Teşvikiye semtinde doğdu. Hacı Mehmed Nebil Bey le Fatma Melek Hanım ın oğludur. Kabataş Lisesi ve Hukuk Fakültesi ni bitirdi. Birinci Cihan Harbinde Kafkas ve Çanakkale cephelerinde bölük kumandanı olarak çarpıştı. Keşan da düşman topçu ateşinden gözleri arızalandı ve bir zaman sonra kör oldu. Bir müddet okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra, annesinin çaldığı ud sazına merak salarak bu sazı öğrendi ve Türk musikisi ile ilgilenmeye başladı. Ûdî âfet Bey, Tanbûrî Cemil Bey ve İsmâil Hakkı Bey den istifâdeler sağladı. Beş yüzden fazla eser bestelediği bilinen bestekârın günümüze otuz sekiz eseri gelmiştir.
Mehmet Fehmi Tokay (1889-1959) İstanbul Üsküdar da doğdu. İlköğrenimini Üsküdar da Ravza-i Terakkî Mektebi nde tamamladıktan sonra Toptaşı Askerî Rüşdiyesi ve İdâdîsi nden mezun oldu. Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun içindeki Hendese-i Mülkiyye-i Şâhâne yi bitirdi. Çeşitli illerde Nâfia Vekâleti müdürü, mühendisi, başmühendisi ve müşavirliği görevlerinde bulundu. 1938 yılı sonlarında Nâfia Vekâleti Şose ve Köprüler Dairesi reis muavini oldu. Aynı kurumun müşavirliğinden emekliye ayrılınca (1954) bir süre İstanbul Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü nde sözleşmeli olarak çalıştı. Hâfızasındaki dinî ve din dışı eserlerin zenginliğiyle bilinen Fehmi Tokay özellikle bestelediği şarkılarla dönemin mûsıkîşinasları arasında önemli bir yer edinmiştir. Küçük yaşlarında evlerinde düzenlenen, kemânî Aleksan, Ali Rifat (Çağatay), kemençeci Salih (Benli), Kemal Niyazi (Seyhun), Ûdî Nevres Bey, hânende Kaşıyarık Hüsamettin Bey gibi seçkin mûsıkîşinasların katıldığı mûsıkî toplantıları onun mûsıkîdeki ilk dönemini teşkil etmiş, ardından babasından aldığı derslerle mûsıkî çalışmalarına başlamıştır.1919 da babasının da hocası olan Yeniköylü Hâdi Bey in evinde yapılan mûsıkî meşklerine iftirak etmiş, ondan pek çok klasik eserle birlikte ilâhi, tevşih ve durak meşketmiş, ayrıca dinî mûsıkî tavrı öğrenmiştir. Bu arada dergâhlara devam ederek dinî mûsıkî repertuvarını geliştirmiş, Rauf Yektâ Bey den eserler meşketmiş, Yenişehirli Ferid Efendi den edebiyat ve tasavvuf dersleri almıştır. Bestelerinde klasik üslûptan ayrılmamaya özen gösteren Fehmi Tokay özellikle güfte seçimindeki titizliğiyle tanınırdı. 100 civarında eser bestelemiş, on zamanlı Türkü evferi adlı bir usûl terkip etmiştir. Ankara Mûsıkî Cemiyeti nin kurucusu olan ve görevli bulunduğu yerlerde mûsıkî dernekleri kurarak öğrenci yetiştiren Fehmi Tokay nota öğrenmemiş, şarkılarını çoğunlukla Alâeddin Yavaşça, Cüneyt Orhon ve Nevzat Atlığ notaya almıştır. Gamze Ege Köprek Fehmi Tokay ın Hayatı, Eserleri ve Mûsıkîmize Etkileri adıyla bir yüksek lisans tezi 1996, İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü), Filiz Kaya da Fehmi Tokay ın Hayatı ve Eserleri ismiyle bir mezuniyet çalışması (2001, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Mûsıkîsi Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitimi Bölümü) hazırlamıştır. 28 Haziran 1959 tarihinde Fransız Hastahanesi nde kalp krizinden ölen Fehmi Tokay Karacaahmet te aile mezarlığına defnedildi. Mustafa Nâfiz Irmak (Çamlıtepe) (1904-1975) Mustafa Nafiz Irmak 24 Nisan 1904 tarihinde İstanbul da doğdu. Sanâyî-i Nefîse nin (Güzel San atlar Akademisi) resim kısmına devam etti. Çağının sanat ve edebiyat adamlarını yakından tanıma fırsatını elde ederek kültürel toplantılardan yararlandı. Ahmet Hâşim ve Cenâb Muhittin Kozanoğlu hocaları arasındadır. Bu çabaları sonucu kişisel çalışmaları ile hem mûsıkî öğrendi hem de sanat ufkunu genişletti ve çalışmalarını kendi kendine ilerleterek geniş bir kültür edindi.mûsıkî çalışmalarına erken yaşlarında başladı. Dini mûsikîyi Ortaköy Camîi imamı Hâfız Aziz Efendi(İlâhi) ve Kocamustafapaşa Camîi hatibi Hâfız Selahaddin Efendi den(ilâhi ve tevşih) öğrendi. Sultanselimli Ûdi Ekrem beyden şarkı ve usûl, Eyyûbi
Ali Rıza (Şengel) Bey den usûl meşk ederek o yılların tanınmış mûsıkî ustalarından yararlandı. Bestekârlığa 1931 yılında başlamış az ve öz eser bestelemiştir. İlk bestesi Sûz-nâk makamında bestelediği Sensiz bu sabah bir acı rüyayla uyandım eseridir. Aynı zamanda hafif bir sesle ve temiz bir uslûbla okuyan Mustafa Nâfiz Irmak ın elimizde 50 eseri bulunmaktadır. Irmak ın bestekârlığında Selahaddin Pınar ın etkisi büyük olmuştur. Eski edebiyatımızı ve nazım şekillerimizi iyi bilen bir şair, güfte şairiydi. Nadiren hece, genelde arûz kullanan Irmak; şiir tekniği sağlam, konuları duygulu, vezin ve kafiye hatası bulunmayan, düzgün, Türkçeye saygılı, hassas mısraları ile şarkı bestekârlarının en çok tuttukları güfte yazarı oldu. Yaşadığı sürece söz yazarı ve bestekâr olarak tanındı. Yazmış olduğu şiirleri hem kendisi hem de Selahattin Pınar başta olmak üzere dönemin bestekârlarının hemen hemen hepsi eserlerinde kullanmıştır. Uzun bir süre İstanbul Radyosu nota kütüphanesindeki notaların edebi yönden tashihlerini yaparak radyo stajyer sanatçılarına edebiyat dersi veren Irmak çok titiz yaradılışlı, neşeli ve esprili bir yapıya sahip olup maddiyata önem vermezdi. İstanbul da yaşamış olmasının kendisinin mutlu ettiğini söyleyen Mustafa Nâfiz Irmak hiç evlenmemiş, ömrünün son yıllarını geçirdiği Darülaceze de 18 Eylül 1975 tarihinde vefat etmiştir. Osman Nuri Özpekel 1957 yılında Erzurum da doğdu. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü nden ve İstanbul Belediye Konservatuarı ndan 1979 da mezun oldu. Lise çağlarında kendi kendine öğrendiği udu, fakülte öğrenciliği ve Üniversite Korosu na devâmı sırasında ilerletti. 1980-1984 arasında Edirne Ticaret Lisesi nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1981-1992 arasında YesârîÂsım Arsoy ile repertuar, tasavvuf ve müzik edebiyatı konularında çalıştı. 1984-2007 arasında İTÜ TMD Konservatuarı nda ud Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 20. YY. bestekârlarının saz eserlerinden derlenmiş bir albümün yanı sıra, Taner Sayacıoğlu ile Reşat Aysu Saz Semâîleri (2001; Kalan); Türk Müziği Ustaları-Ud /CD-kitap (2004; Kalan) ile Şerif Muhiddin Targan / Bütün Eserleri (2007; Kalan); Taner Sayacıoğlu ve Aziz Şükrü Özoğuz ile Hasret (2010; TFM Müzik) adlı albümleri yayımlandı. Klasik ve neoklasik ekolü benimseyerek bestelediği 200 kadar Beste, Ağır Semai, Yürük Semai, Şarkı Köçekçe ve Saz Eseri nin 80 tanesiyle kendi bularak Nur-Efzâ adını verdiği makamdan bestelediği Klasik Fasıl TRT repertuarına alındı. Abdülkadir Merâgi den günümüze kadar gelen önemli bestekârları zikrederek 66 makamı kullandığı ve kendi bulduğu Kâr Raksanı isimli usûl ile tamamen öğretici mâhiyet taşıyan Rast makamında bir Kâr-ı Nâtık besteledi. III. Selim in bulduğu ve iki saz eseri bestelediği Hicâz-ı Rûmi isimli makamdan bir şarkı besteleyerek TRT repertuarına dâhil etti. Osmanlı Ansiklopedisi ne (Yeni Türkiye Yayınları) Şair ve Bestekâr Padişahlar; Cumhuriyet Ansiklopedisi ne (Tarih Vakfı Yayınları) Cumhuriyet Dönemi Türk Müziği; İslam Ansiklopedisi ne Yesârî Âsım Arsoy başlıklı maddeleri yazdı. 17 Aralık 2015 târihinde Revnak-nümâ makamında bir Mevlevi Âyini besteleyen Özpekel, Üç yıldır Pera Müzesi Türk Müziği Konserleri ni sunmakta ve hâlen İstanbul Târihi Türk Müziği Korosu ndaki ud sanatçılığı görevini sürdürmektedir.
Bekir Ünlüataer 8 Şubat 1976 da İstanbul da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu nun çeşitli illerinde tamamladı. Müzik çalışmalarına 1992 de Üsküdar Mûsıkî Cemiyeti nde başladı. 1996-1997 arasında TRT Gençlik Korosu nda Gökçen Koray ile çalıştı. 1997 de sınavlarını birincilikle kazandığı İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ndan, Alâeddin Yavaşca, Tülûn Korman, Ferşan Başaka ve Fatma Gökdel gibi hocalarla çalışarak 2003 yılında mezun oldu. Aynı dönemde Abdi Coşkun dan tanbur dersleri aldı. TRT nin açtığı ses yarışmasında İstanbul bölgesi birincisi olduğu 1999 dan itibaren TRT de TV ve radyo konserlerine katılmaya başladı. Çeşitli albüm çalışmalarında yer aldı. 2005 te TRT nin düzenlediği bir yarışmada seslendirdiği eser birincilik kazandı. 2004 ten itibaren Kudsi Erguner Topluluğu, Pera Ensemble, Golden Horn Ensemble ve İstanbul Fasıl Topluluğu ile çeşitli projeler kapsamında yurtiçinde ve Fas, Almanya, Belçika, İsviçre, İspanya, Yunanistan, Avusturya, Bosna Hersek, İtalya gibi ülkelerde düzenlenen konserlere katıldı. 2010 da THY nın 75. Yılı anısına yapılan albümlerde çağdaş dönem Türk Müziği bestecilerinin eserlerini seslendirdi. Sony Müzik in gerçekleştirdiği Ermeni Bestekârlar albümünde yer aldı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında solist olarak iştirak ettiği projelerden Münirİstanbul un sanat yönetmeni Timur Selçuk la teknik çalışmalarda bulundu. Beyoğlu Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından 2016 yılında düzenlenen Itrî Türk Mûsikîsi Ödülleri nde Yılın Türk Müziği Ses Sanatçısı seçilen Bekir Ünlüataer, 2006 yılında katıldığı Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu ndaki görevini ses sanatçısı olarak sürdürmektedir Buse Taş 1996 yılında İstanbul da doğdu. Müzik yaşantısına ilkokul dördüncü sınıftaki müzik öğretmeni Ümit Sarı nın kurduğu çocuk korosuyla başladı. Lise öğrenimine yeni başladığı dönemde okulunun düzenlediği bir gösterideki performansıyla Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz ün dikkatini çekerek, onun desteğiyle şan dersi almaya başlayan Buse Taş; aynı dönemde başladığı Kartal Mûsikî Derneği nin konserlerinde korist ve solist olarak görev almış ve koro şefi Füsun Batum la solo konserler verip onun desteğiyle konservatuara hazırlanmıştır. 2014 yılında İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümü nü kazanıp çocukluk hayalini gerçekleştiren Taş burada: Yrd. Doç. Sinem Özdemir, Serap Baltutan, Esin Şentürk ten repertuar, Fidan Kurt Kasapbaşı ndan şan, Fatma Gökdel ve Şerife Güvençoğlu ndan makam teorisi dersleri aldı. 2015 yılında bünyesine katıldığı Bakırköy Müzik Akademisi nde Fatih Salgar ve Faruk Salgar dan faydalanmakta, akademinin İcra Heyeti ve Gençlik Korosu konserlerinde yer almanın yanında 2015 yılında kurulan Maltepe Belediyesi Füsun Batum TSM korosunda da korist ve solist olarak görev almaktadır. Buse Taş, halen İTÜ TMDK Ses Eğitimi Bölümü nde son sınıf öğrencisi olarak öğrenimine devam etmektedir.
Taner Sayacıoğlu 16 Kasım 1966 tarihinde İstanbul da doğdu. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ndan 1986 da mezun oldu. 1983 te, henüz öğrenci iken Devlet Korosu na katıldı. 1986-2001 arasında mezun olduğu okulda kanun öğretti. Yurtiçinde ve yurtdışında sayısız konsere katıldı. 2000 de O.Nuri Özpekel le, Reşat Aysu nun eserlerinden bir CD yaptı. 2001 den itibaren İncesaz topluluğu ile dört albüm çalışması yaptı ve çok sayıda TV dizisinin müziklerinde yer aldı. Çeşitli yıllarda Yansımalar topluluğunun birçok konserine ve Pervâne isimli albümüne kanunu ile eşlik etti. Evli ve bir çocuk babası olan Taner Sayacıoğlu halen, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu nda kanun sanatçısı olarak görevine devam etmektedir. Lütfiye Özer İstanbul da doğdu. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitim Bölümü nden 1991 de, yüksek lisans eğitiminden 1993 te mezun oldu. 1991 den itibaren mezun olduğu okulda kemençe öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1989 da öğrenciyken Devlet Korosu kadrosuna katıldı. Birçok önde gelen solistin albüm çalışmalarına iştirak etti. Aynı zamanda Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, Bach Günleri, Akl-ı Selim in Müziği, Geleneksel Osmanlı Müziği, Mâhur ve Revnak başlıklarını taşıyan festivallerde ve projelerde yer aldı. Evli ve iki çocuk annesi olan Lütfiye Özer hâlen, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu nda kemençe sanatçısı olarak görevine devam etmektedir. Gamze Ege Yıldız 22 Temmuz 1972 de İstanbul da doğdu. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitimi Bölümü nden 1993 te mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü nde 1995 te tamamladı. 1993 te İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu nda misafir tanbur sanatçısı olarak çalışmaya başladı. 1993-2001 arasında mezun olduğu okulda tanbur öğretti. Çeşitli gruplarla yurtiçinde ve yurtdışında konserlere katıldı. Halen Haliç Üniversitesi Konservatuarı nda tanbur öğretim görevlisi olarak çalışan Yıldız, evli ve iki çocuk annesidir.
Volkan Yılmaz 1 Ağustos 1975 tarihinde İstanbul un Üsküdar semtinde doğdu. İlköğreniminden sonra 1986 yılında İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Çalgı Eğitimi Bölümü ne girdi.1997 yılında mezun olduğu konservatuarda önceleri Neyzen Fuat Türkelman, daha sonrada Neyzen Salih Bilgin den Ney öğrendi.1995 yılında henüz öğrenci iken TRT İstanbul Radyosu nda akitli Ney Sanatçısı olarak göreve başladı. Birçok grup ile yurtiçi ve yurtdışında konserlere ve CD çalışmalarına katıldı. 2007 yılında Kültür Bakanlığının açmış olduğu sınavı kazanarak İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğunda ney sanatçısı olarak göreve başlayan Yılmaz halen bu görevi sürdürmektedir. Evli ve bir kız çocuğu babasıdır. Volkan Ertem 31 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul da doğdu. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitim Bölümü nün yüksek kısmından 2001 de mezun oldu. Birçok akademik etkinlikte ve çeşitli derneklerin ve vakıfların konserlerinde ve radyo bantlarında viyolonsel çaldı. Gökkuşağı müzik topluluğuyla çeşitli üniversitelerde konserler verdi. Önde gelen solistlere eşlik etti. Üyesi olduğu İstanbul Klasik Türk Müziği Orkestrası nın albüm çalışmalarında ve konserlerinde yer aldı. TRT İstanbul Radyosu nda istisna akdiyle çalıştı. Volkan Ertem halen, 2006 da katıldığı Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu nda Viyolonsel sanatçısı olarak görevine devam etmektedir.
Sinan Sipahi 1958 Çayeli-Rize doğumlu olan Sinan Sipahi, Türkiye nin önemli şirketlerinden birinde profesyonel yöneticilik yaptıktan sonra uzun süre ticaretle uğraştı. Müzik çalışmalarına Arif Sami Toker le başladı. Nazariyat, usûl, repertuar ve bestekârlık dersleri aldığı Arif Sami Toker in şef yardımcılığını ve asistanlığını üstlendi. Osman Nuri Özpekel (ud, repertuar), Erol Sayan (bestekârlık, repertuar ve nazariyat), Bilge Özgen (bestekârlık) gibi önemli isimlerden istifade eden Sipahi, Bilge Özgen in ve mûsıkî ile her konuda faydalandığı Prof. Dr. Selâhattin İçli nin arşiv çalışmalarını yürüttü. Her konuda faydalandığı, ekolünü benimsediği ve adeta ruh birliği içinde olduğu Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca ile 17 yıldır devam eden arşiv çalışmalarını Yavaşca nın danışman ve asistanı olarak sürdürmektedir. Esas olarak yazılı, sesli ve görüntülü Türk müziği arşiv çalışmalarına odaklanan Sinan Sipahi bunun yanı sıra birçok kitabın da editörlük ve düzeltmenliğini yapmıştır. Aralarında düzenleme ve tashihini üstlendiği Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca nın Türk Mûsıkîsi nde Beste ve Kompozisyon Biçimleri,Tümay Başer Üçok la beraber yaptığı 50 Yılın Emeği- Bilge Özgen Besteleri ile son olarak editörlüğünü yaptığı Kültür Bakanlığı nın Prestijli Armağan Eserler dizisinden yayınlanan Alâeddin Yavaşca kitabı bunlardan bazılarıdır. Bestecilik alanında üçü mansiyon, biri Jüri Özel Ödülü, biri de ikincilik olmak üzere toplam beş ödül alan Sinan Sipahi nin on altısı TRT repertuarında olmak üzere güftelerinin büyük çoğunluğu Özgen Bilgisel e ait yirmi sekiz bestesi bulunmaktadır. Üniversite mezunu olan ve 2013 yılından itibaren Pera Müzesi Türk Müziği Konserleri nin koordinatörlüğünü yapan Sipahi, Alev Sipahi İle evli ve iki çocuk babasıdır. Kıymetli müzikseverler, Programlarımız ses ve görüntü olarak kayıt altına alındığından; kaydın kalitesi ve devamlılığı için, beğenilerinizin ifadesi olan değerli alkışlarınızı eser icralarının tamamen bitişinden sonra iletmenizi rica ederiz.