BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1
I) SÛRENİN 41-50. ÂYETLERİYLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER : Sûrenin bu bölümünde Hz. İbrâhim ile babası arasında geçen şirk ve tevhid mücadelesi anlatılır. Hz. İbrâhim in hem Yahudilik te hem Hıristiyanlık ta önemli bir peygamber olduğu dikkate alındığında bu sûrede onun babasıyla yaptığı tartışmanın bir bakıma Ehl-i kitaba ve özellikle hıristiyanlara yönelik bir mesaj niteliğinde olduğu görülür. Ayrıca bu kıssa ile bir anlamda Habeşistan a sığınanlar da teselli edilmektedir. Çünkü Hz. İbrâhim de onlar gibi babasından, ailesinden ve toplumundan gördüğü baskılarla memleketinden ayrılmaya zorlanmıştır. Burada dolaylı olarak Mekkeli müşriklere kendilerinin Hz. İbrâhim e işkence yapanların konumunda oldukları hatırlatılmakta 1, kendilerini tevhid inancının temsilcisi ve Kâbe nin bânisi olan Hz. İbrâhim in soyundan saydıkları halde onun dinini terkederek putlara tapan Araplar ın dikkati çekilmektedir 2. Kureyşliler Hz. İbrâhim i dinî önderleri olarak görüyor ve onun soyundan gelmekle iftihar ediyorlardı. Bununla beraber babası ve yakınlarının Hz. İbrâhim e karşı uyguladıkları eziyet, işkence, yurdundan hicrete zorlanma gibi olumsuzlukları, Kureyşliler de İbrâhim in yolunda olan Hz. Muhammed e revâ görmüşlerdir 3. 1 Meryem Sûresi, DİA, XXIX, 242. 2 Kur an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir, III, s.601 vd. 3 A.g.e., III, s. 602. 2
II- ÂYETLERİN AÇIKLAMALI MEÂLİ : يم ا ين ه ك ا ن و اذ ك ر ي ف ال ك ي ت ا يب ا ي ب ر ه ي صد يق ا ن بيي ا 14. 41. Kitap ta İbrâhim i de an. Şüphesiz ki o bir sıddık, bir peygamber idi Ey Muhammed! Kur an daki İbrâhim kıssasını da Mekke müşriklerine anlat! Çünkü onlar İbrâhim in soyundan geldiklerini biliyorlardı. O hanîf bir Müslümandı, Allah a denk tuttuğu ortaklar koşmuyordu. O halde kendileri neden putlara tapıyorlar? 4 Şüphesiz ki o âdeti doğruluk olan, hakkı ziyâdesiyle tasdik eden bir insandı. Öyle ki sıddıklık vasfıyla meşhur olmuştu 5. Sıdkı bütün 6 ; sözünde, fiilinde ve her halinde doğru idi 7. Allah ona vahiy göndermiş, onu peygamber yapmıştı. ا ي ذ ق ال ي ل بي ي ه ي ا ا ب ي ت يل ت ع ب د م ا ل ي س م ع و ل ر و ل ي غ ين ع ن ك ش ي ئ ا 14 ي ب ي ص 42. Vaktiyle o babasına şöyle demişti : Ey babacığım! O işitmez, görmez ve sana hiç faydası olmaz şeylere niçin taparsın? Hz. İbrâhim putlara tapan ve kendisine karşı son derece kaba ve tehditkâr ifadeler kullanın babası Âzer e saygılı ve kibâr bir şekilde hitap ederek dedi ki : Babacığım! Kendilerine ibâdet ederken çıkardığın sesleri, okuduğun duâları ve yaptığın övgüleri hiçbir şekilde duymayan; huzurlarında eğildiğini, yaptığın ibâdetleri, korku yahut ümit içinde 4 Kurtubî, el-câmi li ahkâmi l-kur ân, VI (XI. Cüz), s. 74. 5 Râzî, Mefâtihu l-ğayb, XXI. Cüz, s. 191. 6 Çantay, Hasan Basri, Kur ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, Meryem, 41. 7 Arslan, Ali, Büyük Kur an Tefsiri, II, 106. 3
sergilediğin ruh halini görmeyen; sana hiçbir faydaları olmadığı gibi senden hiçbir zararı da savamayan bu putlara niçin tapıyorsun? 8 ي ا ا ب ي ت ا ي ن ق د ج ا ء ن يم ن ال ع ي ل يم م ا ل ي ا تي ك ف ات بيع ين ا ه يد ك ي صر اط ا س يوي ا 14 43. Babacığım, şüphesiz ki ilimden sana gelmeyen kesin bana gelmiştir; bana tâbi ol ki, seni bir düz yola çıkarayım. Babacığım, şurası muhakkak ki bana bir makam (peygamberlik) ve ilim (vahiy) verilmiştir ki senin bunlar hakkında hiçbir bilgin yoktur. Ben, senin bilmediğin bir takım hakîkatleri biliyorum. Dolayısıyla gel, seni dâvet ettiğim yola tâbi ol. Nasihatimi kabul et 9 ki seni kurtuluşun kendisiyle olacağı dosdoğru yola ileteyim 10. ي ا ا ب ي ت ل ت ع ب ي د الش ي ط ان ا ي ن الش ي ط ان ك ان ل ي لر ح ين ع ي صي ا 11 44. Babacığım, şeytana tapma! Şüphesiz ki şeytan Rahmân a âsî olmuştur. Babacığım, artık şeytana tapmayı bırak, ona uyarak küfür ve inkâr yoluna girme 11! Unutma ki şeytan Allah a isyân etmiş ve bu isyânkârlığı yüzünden ilâhî huzurdan kovulmuştur 12. ا خ ا ف ا ن ي س ك ي ا ا ب ي ت ا ي ن عذ اب ي من الر ح ين ف ت ك ون ل ي لش ي ط ا ين و ل ي ي ا 14 8 Büyük Kur an Tefsiri, II, 107; Sâbûnî, Safvetü t-tefâsîr, (tercüme ve tahric : Sadrettin Gümüş, Nedim Yılmaz), III, 491. 9 Safvetü t-tefâsîr, III, 491. 10 el-câmi li ahkâmi l-kur ân, VI ( XI. Cüz), s. 75. 11 12 Mefâtihu l-ğayb, XI. (Cüz, 21), s. 193. 4
45. Babacığım, Rahman dan sana bir azap gelir çatar da şeytana yâr olursun diye cidden korkuyorum. Babacığım, eğer sen bu hal üzere devam edip kâfir olarak ölürsen ben senin Allah ın elem verici azabına uğramandan ve dolayısıyla şeytanla cehennemde birlikte olmandan cidden çok korkuyorum 13. ب ر هيم ل ئي ن ل ت ن ت ي ه ل ر ج ن ك و اه ج ر ن م ل ي ي ا 14 ق ال ا ر ا ي غب ا ن ت ع ن ا ي ل يت ي ا ا ي 46. Dedi ki : Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun Ey İbrâhim? Yemin olsun ki eğer vazgeçmezsen seni kesinlikle taşlarım! Uzun bir müddet benden uzak ol!. Baba Âzer cehâleti ve atalarını taklid etmesi sebebiyle taptığı varlıkların ilâhlığı konusunda ısrar edip 14, kendisini nâzik ve kibar bir şekilde irşâd eden oğlu İbrâhim e sert ve kaba bir üslûpla şöyle mukâbelede bulundu 15 : Ey İbrâhim, sen benim ilâhlarımdan yüz çevirip başkalarına mı yöneliyorsun 16? Eğer onları kötülemekten vazgeçmezsen yemin ediyorum, seni muhakkak taşlarım ( döverim/sözle taşlarım/sövüp sayarım 17 ). Haydi uzun bir müddet benden uzak ol, benden sana bir kötülük gelmeden, şeref ve haysiyetini kurtarmak için yanımdan ayrıl, beni terket 18! ق ال س ل م ع ل ي ك س ا س ت غ ي فر ل ك ر ب ا ين ه ك ا ن ب ح ي في ا 14 13 el-câmi li ahkâmi l-kur ân, VI ( XI. Cüz), s. 75; Safvetü t-tefâsîr, III, 492. 14 Mefâtihu l-ğayb, XI. (Cüz, 21), s. 194. 15 Safvetü t-tefâsîr, III, 492. 16 el-câmi li ahkâmi l-kur ân, VI ( XI. Cüz), s. 75. 17 18 5
47. Dedi ki : Selâm sana olsun, senin için rabbimden mağfiret dileyeceğim, şüphesiz ki o bana çok lütûfkârdır. İbrâhim şöyle dedi : Selâm olsun sana, selâmet içinde kal. Benden yana emin ol 19. Artık bundan böyle seni rahatsız edecek bir şey söylemeyeceğim. Sadece Allah tan seni doğru yola iletmesini ve günahlarını bağışlamasını isteyeceğim. Şüphe yok ki rabbim bana çok lütufkâr ve çok merhametlidir 20. و ا ع ت يزل ك م و م ا ت د ع ون ي من د وين الل ي ه و ا د ع وا ر ب ع س ى ا ل ا ك ون بيد ع ا يء ر ب ش ي قي ا 14 48. Sizi de sizin Allah tan başka taptıklarınızı da terkediyorum ve ben rabbime dua ediyorum. Umarım rabbime yaptığım duada bedbaht olmam. Artık ben bundan böyle hem sizi hem Allah tan başka ilâh edinip taptığınız putları terkedip gidiyorum. Ben yalnız rabbime ibadet ve duâ ediyorum. Ve bu ayrılık neticesinde yalnızlığımı giderecek bir hayır (aile, evlat) ihsan etmesi için yapacağım duada umarım rabbim beni mahcup etmez, eli boş çevirmez 21. ف ل م ا اع ت ز ل م و م ا ي ع ب د ون ي من د وين الل ي ه و ه ب ن ا ل ه ا ي س ح ق و ي ع ق وب و ك ل ج ع ل ن ا ن بيي ا 14 49. O, kavminden ve onların Allah tan başka taptıklarından uzaklaşınca biz ona İshak ı ve Ya kûb u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık. 19 20 Safvetü t-tefâsîr, III, 493. 21 el-câmi li ahkâmi l-kur ân, VI ( XI. Cüz), s. 76. 6
Hz. İbrâhim kavminin dinini ve yaşadığı beldeyi terkedip rabbine hicret etmeyi tercih edince 22, onların Allah tan başka taptığı putları bırakıp aralarından ayrılınca biz ona yalnızlığını gidermek üzere evlat verdik 23 ; İshak ı ve ardından torunu Ya kûb u bağışladık Her birini peygamber yaptık. و و ه ب ن ا ل م ي من ر ح ت ي ن ا و ج ع ل ن ا ل م ل ي س ان ي صد ق ع ل ي ي ا 45 50. Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk ve hepsine çok yüce sadâkat dili de verdik. Onlara rahmetimizden ihsanlarda bulunduk, peygamberlik, mal ve evlât verdik. Onlara doğruluk dili verip, güzel övgülerle anılma 24 nimetini bahşettik, onlardan güzel övgülerle söz ettik 25 22 Mefâtihu l-ğayb, XI. (Cüz, 21), s. 197. 23 el-câmi li ahkâmi l-kur ân, VI ( XI. Cüz), s. 76. 24 Mefâtihu l-ğayb, XI. (Cüz, 21), s. 197. 25 el-câmi li ahkâmi l-kur ân, VI ( XI. Cüz), s. 76. 7