Keçiborlu kükürt yataği



Benzer belgeler
Bilimsel Giriş. Giriş - Başlangıç

27O. 1/2.4oo.ooo mikyaslı Türkiye yerdepremleri. hartarsı hakkında muhtıra

1O9. Türkiye'deki karakehribar yatakları

Çıldır Gölü Ve Hazapin 'Gölünün jeolojisi hakkında ( Kars ili ) E. LAHN

Galatasaray University

Eskişehir Vilâyeti Şimal Kısmındaki Maden Menabii

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler Fransızca-Hintçe

UNIVERSITE GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

Gümüşanenin Simli Kurşun Madenleri

TÜRKİYE PETROL ARAŞTIRMALARI

bab.la Phrases: Personnel Meilleurs Vœux français-turc

Türkiye Jeolojik Hartası

Karadeniz Ereğlisi Bölgesindeki Bazı Manganez Madeni Numunelerinin Mineralojik Etüdü

Sivrihisar-Polatlı Mıntakasının Paleosen Faunası

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. 27 KASIM 2014 Saat: 11.20

We realise productions in our workshop while continuing to work on large projects based on site.

18O. Küre'deki eski bakır yatağı ile yeni keşfedilen Aşıköy yatağının ve Karadeniz orta ve doğu kesimleri sahil bölgesinin metallojenisi

EK 6 CERTIFICATE OF ORIGIN CERTIFICAT D ORIGINE MENŞE ŞAHADETNAMESİ. 2. Number- Numéro Sayı

İş E-Posta. E-Posta - Giriş. Son derece resmi, alıcının ismi yerine kullanılabilecek bir ünvanı var ise. Resmi, erkek alıcı, bilinmeyen isim

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

77508/ 2017 Compagnie Des Phosphates De Gafsa - CPG için Fourniture de lot des groupes électrogènes ( Jeneratör takımları alımı), TUNUS

Türkiye Petrol Bilgeleri İle Doğu Avrupa ve Batı Asya Petrel--Bilgeleri Arasında Jeolojik Miîiaselıetîer

Aksaray-Konya arasındaki volkanik arazi

Kişisel Mektup. Mektup - Adres. Clarisse Beaulieu 18, rue du Bac Paris.

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

DIFFUSION DES CULTURES À BIFACES EN TURQUIE

YOGA STUDYO ANTALYA YOGA DERSLERI PROGRAM YOGA CLASS PROGRAM

1975 yılından beri sürekli ve emin adımlarla büyümeye ve dünyaya açılmaya devam etmektedir.

ADANA HAVZASININ ALT MİOSEN (BURDİGALİEN) FORMASYONLARI, BUNLARIN DİĞER FORMASYONLARLA OLAN MÜNASEBETLERİ VE PETROL İMKÂNLARI

Dacia Lodgy. Farklı bir tarzla yaşamın tadını çıkarın

Anadolunun Teknotik Bünyesi Hakkındaki Almanca Tezin Bir Hülâsası.

Très formel, le destinataire a un titre particulier qui doit être utilisé à la place de son nom

Seyahat Konaklama. Konaklama - Bulma. Konaklama - Rezervasyon. Nereden bulabilirim? Où puis-je trouver? Konaklama için yön sorma

P R O P O S R E C U E I L L I S P A R G Ü L Ý L B A Y T R A D U I T D U T U R C P A R M E H M E T B A Ð I Þ

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 29 KASIM 2013 Saat: 12.00

KAYSERİ İLİNİN KUZEY KESİMİNDE ÇUKURKÖY'DE NEFELİN İHTİVA EDEN İNDİFAİ KAYAÇLAR

Accord Canada / Turquie

Bulletin interne de communication du Lycée N.D. de Sion Notre Dame de Sion Lisesi okul içi bülteni. Prochainement. Lundi 3 Mai 3 Mayıs Pazartesi

Langue turque. Cahier de l élève. Évaluation en classe de CM2. Enseignements de Langue et Culture d Origine. Nom :. Pré nom : Date de naissance :...

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

BÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

CÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

FRANKOFON TOP 50 BİRİNCİ AŞAMA A1/A2 FİŞİ (17 Mart - 28 Mart)

PRELEVEMENT ET DON D ORGANES ORGAN BAĞIŞI VE NAKLİ

ESSAI D APPLICATION DE L APPROCHE PROCESSUS AUX TEXTES FRANÇAIS DU JOURNAL DANS L ENSEIGNEMENT DE LA TRADUCTION * Gülhanım ÜNSAL **

Candidature Lettre de recommandation

«Sans la cigarette, le rakı n en est que meilleur»

F E D E R A T I O N D E S A S S O C I A T I O N S T U R Q U E S D E S U I S S E R O M A N D E

Fethiye ve Dağardı bölgeleri kromit yatakları

DÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

Bana yardımcı olurmusunuz, lütfen? Vous pouvez m'aider, s'il vous plaît? Yardım isteme

Seyahat Genel. Genel - Olmazsa olmazlar. Genel - Muhabbet. Yardım isteme. Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak

Bana yardımcı olurmusunuz, lütfen? Vous pouvez m'aider, s'il vous plaît? Yardım isteme

İşe yeni başlarken güvenlik eğitimi

Discours de Monsieur Hervé Magro, Consul Général de France à Istanbul. A l occasion de la réception pour la Fête Nationale

Seyahat Etrafı Dolaşma

18-carat white or red gold or platinum Diameter: 43 mm

YABANCI DİL BİLGİSİ SEVİYE TESPİT SINAVI (YDS) (İlkbahar Dönemi) FRANSIZCA 6 NİSAN 2014

uşak Kuzeyinde Bir Krİstalen Şist Kitlesi Hakkında

Internet üzerinden veya telefonla katalog üzerinden profesyonel satış konusunda Fransa Pazarı

Başvuru Motivasyon Mektubu / Ön Yazı

L alphabet. Toutes les lettres se prononcent. kâ et gâ se prononcent en mouillant la consonne ([

Dünya Kükürt Yataklarına Toplu Bir Bakış

SİSMİK PROSPEKSİYONDA ATIŞ DERİNLİĞİ TAYİNİ. Fehmi AKSARAY * )

ABANT GÖLÜ CİVARININ TEKTONİK VE YAPISAL JEOLOJİSİNİN HAVA FOTOĞRAFLARI İLE KIYMETLENDİRİLMESİ GİRİŞ

/pirireisokullari EYLÜL-EKİM Bu ay veli etkinliğimizde Ayşe hanım ve çocuklarımızla ressam Miro nun bir eserini çalıştık.

Bienvenue à l'ecole en France

Trakya jeolojisi hulâsası ile Trakya petrol aramaları durumu

Giriş. Etüdünü yaptığım, bölge Türkiyenin SE'inde ve Irak hududunda bulunur. Mmtaka tez sahamın Güney ve Güney-Batı devamıdır.

BURDUR-YASSIGÜME KÖYÜNÜN, FİZİKİ COĞRAFYA AÇISINDAN, ÇEVRE SORUNLARI

Discours de Monsieur Hervé Magro, Consul Général de France à Istanbul. A l occasion de la réception pour la Fête Nationale

multitudes altyazi Baskın ORAN

ÜÇÜNCÜ OTURUM. OTURUM BAŞKANI : Prof. Dr. Duygun YARSUVAT ( ) TÜRK ANAYASASI NIN AVRUPA ANAYASASI NA UYUM SORUNU

Kemal ERGUVAN LI. Ada'nın morfolojisinde de görülebileceği gibi, litoloji bakımından farklı üç formasyon dikkati çeker.

Rousseau, Toplumsal Sözleşme (I, 4): YETKE DOĞAL DEĞİL

EW100 Mini-pelles sur pneus. EW100 mobil ekskavatör ile hızlı bir şekilde hareket

1948 yılında «Türkiye Göllerinin

«Les mots/maux des ados» par Sanem TAYMAN /Psychologue Clinicienne

ZİLE FOOD AND FOOD INDUSTRY CLUSTER

Hakkâri dağları hakkında Jeolojik not. Süleyman TÜRKÜNAL l )

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FRANSIZ DİLİ EĞİTİMİ / YÜKSEK LİSANS GRİPPE A EKREM KALKAN

1967 YILI SAKARYA DEPREMİNE AİT KISA NOT

Transkript:

Keçiborlu kükürt yataği GiRiŞ: Yurdumuzda hâlen işletilmekte olan iki kükürt madeni vardır. Bunlar Keçiborlu ve Sarayköy madenleridir. Volkanik menşeli olan Sarayköy yatağı (Denizli vilâyeti) kalker kasürleri içinde bulunan gayrimuntazam yığınlardan müteşekkil olup kesif bir işletmeyi besliyecek kadar yaygın değildir. Keçiborlu'da (Isparta vilâyeti) ise Türkiye'nin en zengin kükürt madeni bulunmaktadır. 1944 senesinin ilk günlerinde, bu yatağı mufassal bir etüde tâbi tutarak tipini ve teşekkül tarzını tesbite ve böylece sondajlarla yapılacak araştırmalar için bir program tanzimine davet edildik. Bölgenin tetkikinden sonra yatağın şüphe götürmiyecek surette volkanik menşeli teşekkül tarzı teyit edilerek buna göre araştırma programı tanzim olunmuştur. Bu programa göre yapılan sondajların son derece iyi neticeler verdiğini, ve Keçiborlu yatağına uzun ve verimli bir ömür temin edecek bir milyon tonluktan fazla bir rezervi meydana çıkardığını hususî bir ehemmiyetle kaydederiz. Profesör Ed. Paréjas'ın regional jeolojik levesiyle Dr. E. Lahn'ın mufassal jeolojik hartasından ve nihayet madenin müdürü Bay ihsan Ruhi Berent'in (hâlen M. T. A. E. Genel Direktörü) verdiği şifahi bilgilerden çok değerli stratigrafik ve Yazan: Necdet Egeran Jeoloji Şubesi Müdürü tektonik tafsilât elde ettiğimizi ve bu sayede işimizin kolaylaştığını söylemeyi bir borç biliriz. Arazideki araştırmalarımız esnasında Dr. Lahn'in mufassal jeolojik hartasını revize ederek bu hartaya bilhassa yatağın teşekül tarzına ait müşahedeleri işaret ettik. JEOLOJİK DURUM: Keçiborlu bölgesi şu araziden müteşekkildir: 1) Triasa ve Jurasike atfedilen az çok masif kalkerler, 2) Eosen flişi ve 3) yeşil sahreler. Şimal doğuya doğru sürülmüş ekaylar teşkil eden bu araziden riolitik bir sahreye ait bir dayk geçmektedir; bu dayk, cenuptaki Burdur Ovası'- nın şimal doğu kenarından şimaldeki Tülü Ovası'nın cenup kenarına kadar 10 km. boyunca takibedilebilmektedir. Jeolojik hartada igörüldüğü üzere riolitik teşekkül ekayların teşekkülünden sonraya aittir, çünkü riolit bu ekaylardan ikisi arasındaki hududu katletmektedir. Şunu da kaydedelim ki, Keçiborlu riolitlerinin bulunduğu aynı volkanik sahada yer alan Isparta trakitlerini E- Paréjas Kuaternere izafe etmiştir, ve riolitler umumiyetle Anadolu'- da volkanik faaliyetin sonunu işaretler; buna göre Keçiborlu riolitleri oldukça yeni bir çağa ait olsalar gerektir. Riolit, Mesozoik kalkerini kestiği 212

yerde silisleştirmiştir. Dar olmakla beraber pek belirli olan bu istihale etmiş şerit, meselâ Değirmen Deresi'nin cenubunda iyice görülmektedir. Riolitle Eosen flişi arasındaki kontakt, flişi daima örten döküntülerden dolayı daha az vuzuhla görülebilmektedir. Riolite bağlı bazan çok kuvvetli olan gaz intişaratı vardır. Bu gaz bir kükürtlü hidrojen ve asitkarbonik halîtasıdır, ki bu da solfatar safhasından mofet safhasına geçişi gösterir. KÜKÜRT YATAKLARI: Kükürt, markasit, pirit ve demir sülfatı ve sülfiti ile birlikte bulunmaktadır. Cevher, volkanik sahre ile mücavir sahreler arasındaki kontaktta veya bu son sahreler içinde değil, münhasıran riolit içinde ve "imprégnation" lar halinde yer almaktadır. Kükürt, intişar eden gazlardan kükürtlü hidrojenin tahammuzu neticesinde tavazzu etmiştir. Bu yatak, kükürtlü hidrojen intişaratının gösterdiği gibi, volkanik menşeli bir yataktır. Keçiborlu yataklarının rüsubi menşeli oldukları hakkındaki nazariye ilk olarak W. Penck tarafından 1918 de neşredilen "Tektonische Grundzüge West - Kleinasiens" adlı eserde ileri sürülmüştür; bu zat Keçiborlu'ya gitmediği halde yatağı komşu Burdur havzasının somatr rüsuplariyle münasebetlendirmiştir. Son araştırmalar bu somatr rüsupların Pliosene ve hattâ Kuaternere ait olduklarını ve Burdur havzasını dolduran tatlısu Neojeninin üstünde ancak pek ince bir örtü teşkil ettiklerini göstermiştir. Kükürt yataklarını barındıran sahre Mesozoik kalkerinin altında yer almaktadır; eğer bu sahre Burdur'un Pliosen veya Kuaternere ait somatr rüsuplarının imtidadını temsil etseydi, bu Mesozoik kalkeri şaryajı ile örtülü olurdu. Kauterner çağma ait şaryajlar ne Türkiye'de ne de başka yerde mevcuttur. Değirmen Deresi ile Kükürt Deresi'nin oldukça derin tabii maktaları, kükürtü barındıran sahrenin komşu rusubî sahrelerle konkordans halinde az çok meyilli bir tabaka şeklinde yayılmayıp az çok şakuli bir dayk teşkil ettiğini göstermektedirler. Demek oluyor ki, Keçiborlu dolaylarında müşahede olunan jeolojik durum, kükürt yatağının rüsubi menşeli olduğu faraziyesini açıkça reddetmektedir. Kükürt, suyun ve havanın müşterek tesiriyle kükürtlü hidrojenin tahammuzu hâdiseleri neticesinde husule gelmiş, ve riolit daykının tecezzi etmiş satıh kısımlarında, yani aşağıdan yükselen gazlarla yukarıdan inen suların deveranına elverecek kadar mesameli olan yerlerde tevazzu etmiştir. KÜKÜRTÜN RİOLİT içindeki DAĞILIŞI Halen en mühim maden çalışmaları Değirmen Deresi ile Kükürt Deresi'ndedir. Kaynak Deresi ile Kumludere'de ve Eriklidede çevresinde küçük ölçüde çalışma yerleri görülmektedir. Aynı yerlerde en kuvetli gaz intişaratı da müşahede olunmaktadır. Bu andığımız 5 yer arasındaki kesimde ne tabiî cevher aflörmanı ne de eski maden çalışmaları vardır; bu kesimde gaz intişaratı ya çok zayıftır yahut hiç yoktur. Bu dört oluğun hepsi de (Değirmen Deresi, Kükürt Deresi, Kumludere ve Kaynak Deresi) takriben SW - NE istikametindedirler. Bu istikamet, Torosların bu kısmında mevcudolan iki istikametten biridir; bu dört oluğun fayları veya diaıklazları takibettikleri fikrindeyiz. Eriklidede kesiminde Mesozoik - Eosen arazisini genç rüsuplardan ayıran hat keza SW - NE istikametini takibetmektedir ve bu hat da 213

bir fayı temsil edebilir. Binaenaleyh yataklar sahasından SW - NE istikametli 5 fay geçmektedir. Batı Toroslar'da E. Paréjas ve E. Lahn tarafından yapılan jeolojik leveler, Beyşehir Gölü ile Dinar arasındaki bölgeye SE - NW ve SW - NE şeklinde iki tektonik istikametin hâkim olduğunu göstermiştir; Keçiborlu bölgesinde bu iki istikamete ait tektonik hatlar çatışmaktadırlar. Aynı bölgede iltivaların mihverleri SE - NW istikametini takibetmektedirler; diğer istikamet fikrimizce SW - NE istikametli kasürler tarafından temsil edilebilir. Kanaatimizce, gaz intişaratının ve riolit içinde kükürt tekasüfünün bu tektonik hatlara bağlı olması imkânsız değildir. Bundan çıkarılacak mâna, başlıca kükürt yataklarının, riolit daykının bu çatlaklar tarafından katedildiği yerlerde bulunduğudur. Bu riolit daykı boyunca yapılan sondajlar faraziyemizin doğruluğunu belirtmiştir. Yine bu faraziyeye dayanmak suretiyledir ki, Değirmen Deresi'nin karşısında bulunan ve ne cevher aflömanı ne de gaz intişaratı arzetmiyen derede büyük bir yatak meydana çıkarılmıştır. NETİCELER: Keçiborlu mıntakasında tarafımızdan ihtimamla yapılmış olan detay jeolojik e- tütler, buradaki kükürt yatağının rusubî menşeli olduğu faraziyesini açıkça çürütmektedir; bu yatak bilâkis volkanik menşeli olup bir riolit daykına bağlıdır. Kükürt, bir H 2 S ve CO 2 halitası ihtiva eden gaz intişaratından tevazzu etmiştir. Kükürtü satha getiren gazlar arzani kasürlerden intişar etmektedir; kükürt tekasüfleri, bu gibi çatlakların riolit daykı ile çatıştığı yerlerde bulunmaktadır. Kükürtün tekasüfü, daykın tecezzi etmiş kısmında vukubulmuştur. Binaenaleyh daykın tagayyür etmemiş kısımlarında araştırmalar yapmak faydasızdır. Şunu da kaydedelim ki tagayyür vaziyeti, sondajların göstermiş olduğu gibi, bazı yerlerde yüz metreden derine kadar inmektedir. 8.8.1944 Le gisement de souf re de Keçiborlu Par Necdet Egeran Directeur du Service Géologigue INTRODUCTİON II y â, en Turquie, deux mines de soufre qui sont actuellement en exploitation, â savoir: la mine de Keçiborlu et celle de Sarayköy. Le gisement de Sarayköy (Vilâyet de Denizli) d'origine volcanique et constitué par des dépots irreguliers dans les cassures du calcaire, n'a pas une étendue suffisante pour une exploitation intensive. A Keçiborlu (Vilâyet d'isparta), par contre, se trouve la plus importante mine de soufre de Turquie. An cours des premiers jours de l'année. 1944, l'auteur du present article a ete invite pour étudier en detail le gisement et préciser le type et la genése de 214

celui-ci afin de pouvoir établir un programme de recherches par sondages. Après une étude détaillée de la région, nous avons pu confirmer l'origine volcanique indubitable du gisement et établir son mode de formation d'après lequel le programme de recherches a été fixé. Il est intéressant de signaler que les sondages effectués d'après ce programme ont donné des résultats excellents et ont décelé des réserves plus d'un million de tonnes de minerai, ce qui assurera encore une longue vie prospère à la mine de Keçiborlu. Nous tenons à dire ici que le levé géologique régional exécuté par le Professeur. Ed- Paréjas et la carte géologique détaillée faite par le Dr. E. Lahn et enfin les communications verbales du Directeur de la Mine, İhsan Ruhi Berent (actuellement Directeur Général du M- T. A.) nous ont facilité le travail et ont fourni des détails stratigraphiques et tectoniques très précieux. Pendant nos é- tudes sur le terrain nous avons revisé la carte détaillée du Dr. Lahn et avons pu y porter de nouvelles observations, surtout en ce qui concerne le mode de formation du gisement. SITUATION GÉOLOGIQUE: La région de Keçiborlu est constituée par les terrains suivants: 1) Cal. caires plus ou moins massifs attribués au Triasique et au Jurassique, 2) flysh éocène et, 3) roches vertes. Ces terrains qui forment des écailles poussées vers le Nord-Est, sont traversés par un dyke d'une roche rhyolitique (que l'on peut poursuivre sur une distance de 10 km., depuis le bord Nord-Est de ia Eurdur Ovası (au Sud) jusqu'au coin- méridional de la Tülü Ovası (au Nord). Comme le montre la carte géologique, les venues rhyolitiques sont postérieures à la formation des écailles, parce que la rhyolite traverse la limite entre deux de ces é. cailles. Notons que les trachytes d'isparta, situées dans la même zone volcanique que la rhyolite de Keçiborlu, furent classées comme quaternaires par Ed. Paréjas et qu'ordinairement les rhyolites marquent la fin de l'activité volcanique en Anatolie; les rhyolites de Keçiborlu doivent, donc, être d'un âge assez récent. La rhyolite a transformé le calcaire mésozoïque en une roche silicifiée. Cette bande métamorphisée, étroite, mais très distincte, peut être bien observée, par exemple, au Sud du Değirmen Deresi. Le contact entre rhyolite et flysch éocène est moins bien visible, à cause des éboulis recouvrant toujours le flysch. La rhyolite est accompagnée de dé. gagements de gaz qui sont parfois assez forts. Il s'agit d'un mélange d'hydrogène sulfuré et d'acide carbonique, ce qui indique le passage de la phase solfatarienne à la phase des mofettes. GISEMENTS DE SOUFRE: Le soufre est accompagné de marcassite, de pyrite et de sulfate et sulfite de fer. Le minerai se trouve exclusivement dans la rhyolite (et non pas au contact de la roche volcanique avec les terrains encaissants ou dans ces der. niers), sous forme d'imprégnations. Le soufre fut mis en place par les dégagements de gaz, par suite de l'oxydation de l'hydrogène sulfuré. Il s'agit, comme le prouvent déjà les exhalaisons d'hydrogène sulfurique, d'un gisement d'origine volcanique. La théorie d'une origine sédimentaire des gisements de Keçiborlu fut é- mise tout d'abord par W. Penck (1918, dans son livre "Tektonische Grundzüge 215

West-Kleinasiens") qui, sans avoir été à Keçiborlu, a mis le gisement en relation avec les dépôts saumâtres du bassin de Burdur voisin. Les études récentes ont montré que ces dépôts saumâtres appartiennent au Pliocène ou même au Quater. naire et qu'ils ne forment qu'une couverture très mince au-dessus du Neogène d'eau douce remplissant le bassin de Burdur. La roche renfermant les gisements de soufre se trouve placée au.dessous du calcaire mésozoïque; si elle représentait le prolongement des dépôts saumâtres pliocènes ou quaternaires de Burdur, elle devrait être recouverte par un charriage du calcaire mésozoïque. Des charriages d'âge quaternaire n'existent ni en Turquie, ni ailleurs. Les coupes naturelles et assez profondes du Degirmen Deresi et du Kükürt Deresi montrent clairement que la roche renfermant le soufre ne s'étend pas sous forme d'une couche plus ou moins inclinée en concordance avec les couches sédimentaires voisines, mais forme un dyke plus ou moins vertical. La situation géologique, telle qu'elle a été observée aux environs de Keçiborlu, exclut, donc, nettement l'hypothèse d'une origine sédimentaire des gisements de soufre. Le soufre s'est dégagé par suite des phénomènes d'oxydation de H 2 S sous l'action combinée de l'eau et de l'air, et s'est déposé dans la partie superficielle et dé. sagrégée du dyke rhyolitique, c'est-à-dire là où il a une assez grande porosité pour permettre la circulation des exhalaisons ascendantes ainsi que de l'eau descendante. RÉPARTITION DU SOUFRE DANS. LA RYHOLITE: Les travaux miniers les plus impor. tants se trouvent actuellement dans le Değirmen Deresi et dans le Kükürt Deresi. D'anciens travaux de faible envergure sont visibles dans le Kaynak Deresi, dans le Kumludere, ainsi qu'autour d'eriklidede. Aux mêmes endroits on peut également observer les plus forts dégagements de gaz. Dans les secteurs si. tués entre les cinq localités nommées cidessus, il n'existe ni affleurements naturels du minerai, ni anciens travaux miniers; les dégagements de gaz y sont très faibles ou manquent entièrement. Tous ces quatre sillons (Değirmen Deresi, Kukurt Deresi, Kumludere et Kaynak Deresi) sont orientés approxi. mativement dans le sens SW NE. C'est l'une des deux directions tectoniques existant dans cette partie du Taurus et nous estimons que ces quatre sillons suivent des failles ou des diaclasea. La ligne qui, dans le secteur de l'eriklidede, sépare les terrains mésozoïques-éocènes des dépôts jeunes, suit également la direction SW- NE et pourrait représenter, elle aussi, une faille. La zone des gisements est, donc, traversée par 5 failles ou diaclases orientées du SW au NE. Les levés géolo. giques exécutés dans le Taurus occidental par Ed. Paréjas et par E. Lahn ont montré que la région située entre le Beyşehir Gölü et Dinar est dominée par deux directions tectoniques: SE NW et SW NE; dans la région de Keçiborlu, les lignes tectoniques appartenant à ces deux directions s'entrecroisent. Les axes des plis suivent, dans la même région, la direction SE NW; l'autre direction pour, rait être représentée, selon notre avis, par des cassures en direction SW NE. D'après nous il n'est pas exclu que les dégagements de gaz ainsi que les enrichissements de soufre dans la rhyolite, soient liés à ces lignes tectoniques. Cela signifie que les gisements principaux de 216

soufre se trouvent là où le dyke de rhyolite est traversé par ces fissures. Les sondages effectués le long de ce dyke de rhyolite ont prouvé l'exactitude de notre hypothèse. C'est en partant de cette même hypothèse que l'on a pu déceler un grand gisement dans le ravin en face du Değirmen Deresi dans lequel n'existe ni affleure, ment du minerai, ni dégagement de gaz. CONCLUSIONS: L'étude géologique détaillée exécutée soigneusement par nous mêmes dans la région de Keçiborlu, exclue nettement l'hypothèse d'une origine sédimentaire du gisement de soufre de cet endroit; il est au contraire d'origine volcanique et lié à un dyke de rhyolite. Le soufre s'est dégagé des exhalaisons de gaz qui comprennent un mélange de H 2 S et de CO 2. Les dégagements de gaz qui transportent le soufre vers la surface se produisent le long des cassures transversales; et les concentrations de soufre se trouvent là où de pareilles fissures croisent le dyke rhyolitique. L'enrichissement de soufre s'est fait dans la partie désagrégée du dyke- II est, donc, inutile de faire des recherches dans les parties du dyke qui ne sont pas expo, sées à altération. Il faut noter toutefois que, altération peut atteindre une profondeur de plus de cent mètres, comme les sondages l'ont déjà montrée. 8 Août (1944 217