ÇANKIRI-ILGAZ (19-20 Şubat 2011) 19 Şubat cumartesi sabah saat 07.30 da FSK Başkanı Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Çankırı ve Ilgaz a gitmek için yola çıkıyoruz. Hava biraz kapalı, hafiften yağmur çiseliyor. Bu gezimizde Çankırı daki Tuz Mağarası na da gideceğiz. Çankırı ya birkaç kez gitmeme rağmen bu mağarayı ilk kez duyuyorum. Koltuk arkadaşım Zeliha Hanım Çankırılı ama o da bu mağarayı ilk kez görecekmiş! Daha önce birkaç mağaraya girmiştim fakat tuz mağarası benim için olduğu kadar tüm katılımcılar için de bir ilk olacak. Bu yüzden hepimiz bir an önce mağarayı görmek için sabırsızlanıyoruz. Ama Çankırı ya vardığımızda ilk durağımız 100. Yıl Kültür Merkezi oluyor. Burada hem bize eşlik edecek rehberimizle buluşacağız hem de 100. Yıl Kültür Merkezi nin ikinci katında yer alan Çankırı Müzesi ni gezeceğiz. Müzede arkeolojik ve etnolojik eserler bir arada sergileniyor. Arkeoloji Bölümünde Eski Tunç, Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergilenirken, Etnograf Bölümünde daha çok müzeye bağışlanmış olan Çankırı nın günlük hayatını yansıtan kıyafetler, el işlemeleri, süs eşyaları sergileniyor. Arkeoloji Bölümünde sergilenen fosil buluntuların çıkarıldığı Çankırı-Yapraklı yolu üzerindeki Çorak Yerler Kazı Alanında 2006 yılında arkadaşım Elif sayesinde ben de bulunmuştum. Prof. Dr. Ayla Sevim başkanlığındaki kazı ekibinin çalışmalarında birkaç günde olsa bulunmak çok keyifli olduğu kadar öğreticiydi de. Müzedeki görevli arkeologtan kazı çalışmalarının halen devam ettiğini öğreniyoruz. Müzeyi gezdikten ve fotoğraf çektikten sonra rehberimizin eşliğinde Tuz Mağarasına doğru yola çıkıyoruz. Tuz Mağarasına vardığımız zaman girişin bu kadar büyük olması beni şaşırtıyor. Mağaranın tüm kolları büyük bir kamyonun rahatlıkla girip çıkacağı genişlikte.kesinlikle muhteşem. İçerideki tuz dinamit patlatılarak çıkarıldığı için mağara normalde ziyaretçilere açık değil. Fakat çalışanlar mağaraya kadar gelen ziyaretçilerden de misafirperverliklerini esirgemiyorlar ve girişteki bir iki galeriyi gezmelerine izin veriyorlar. Uzunluğu yaklaşık 16 km.yi bulan tünellerde sıcaklık 15-17 derecelerde sabit kalıyor. Mağaradaki tuz üretimi 2003 yılından beri özel bir şirket tarafından yürütülüyor. Girişteki galeride ilerlerken bir camekan içinde bir eşek ve bir tavşanla karşılaşıyoruz. Eşek 200 yıldır mağaranın içinde bulunuyormuş. Beş yıl önce işçiler bir tavşan ölüsü bulunca bozulmadan ne kadar kalacağını merak ettikleri için onu da camekan içine koymuşlar. Mağarada biraz daha ilerleyince Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin yaptığı heykelleri görmek de mümkün.
Mağaradaki kuru havanın astım hastalarına iyi geldiği düşünüldüğü için hastaneler için pürüzsüz tuz kalıpları da üretilmeye başlanmış. Çankırılı olan Zeliha Hanım tuzdan yapılan ve astım, alerji, yorgunluk gibi rahatsızlıklara iyi gelen lambalardan almamızı öneriyor. Çankırı ya dönünce tuzdan lambalar satan dükkanlara da uğramayı düşünüyoruz. Çankırı ya döndüğümüzde güzel bir yerde öğlen yemeğimizi yedikten sonra kendimizi Çankırı nın sokaklarına atıyoruz. Sokaklarda yürürken Zeliha Hanım çok heyecanlanıyor. Çünkü adımlarımız bizi Zeliha Hanımın çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği eve götürüyor. Hepimiz Zeliha Hanımın eski evinin fotoğrafını çekiyoruz.
Daha sonra rehberimiz bizi Sultan Süleyman Camiine götürüyor. Mimar Sinan dönemi yapılarından olan camii Kanuni Sultan Süleyman zamanında Sadık Kalfa tarafından yapılmış. Sultan Süleyman Camii Sultan Süleyman Camiinin arka tarafında bulunan Çivitcioğlu Medresesi restore edilerek ebru, hat sanatlarının öğretildiği, yapılanların sergilendiği ve satıldığı bir mekana dönüştürülmüş. Bizler de burada ebru sanatının yapımına tanık oluyoruz.
Elimizde bizlere hediye edilen ebru örneklerimizle Çankırı nın en eski hamamına gidiyoruz. Bu hamam Sultan II. Abdülhamit zamanında 1885 te yapılmış ve 1980 e kadar faaliyetine devam etmiş. Uzun yıllar kullanılmayan kendi haline bırakılan hamam 2006 da restore edilerek çeşitli yemek organizasyonlarının yapıldığı hoş bir restorana dönüştürülmüş. Sonrasında uğradığımız Buğday Pazarı Medresesi nde Çankırı Belediye Başkanı, eşi ve arkadaşlarıyla tanışma fırsatını bulduk. Belediye Başkanı İrfan Dinç le birlikte bizlere ikram edilen ıhlamurlarımızı içtikten sonra medresenin odalarını gezdik. Buğday Pazarı Medresesi de Çivitcioğlu Medresesi gibi restore edilmiş ve geleneksel sanatlarımızın öğretildiği, sergilendiği bir mekana dönüştürülmüş. Bu medresede ayrıca tuz lambalarının yapılıp satıldığı bir oda, sırf tuzla döşenmiş bir oda, geleneksel Çankırı Kültüründen örneklerin sergilendiği odalar oluşturulmuş.
Belediye Başkanı ve beraberindeki Çankırı lı dost insanlarla vedalaştıktan sonra rehberimiz bizi tuz lambası ve yöresel yiyecekler alabileceğimiz dükkanlara götürdü. Alışverişimizi yaptıktan sonra bastıran yağmur altında rehberimizi İl Kültür Müdürlüğü ne bırakıp kalacağımız otele doğru yol aldık. Geceyi geçireceğimiz Kurşunlu Termal Otele vardığımızda yemekten sonra bir an önce odalarımıza çekilip uyumayı düşünürken açık büfe akşam yemeği, canlı müzik ve kaplıcalar fikrimizi değiştirdi. Yemekte yorgun olmamıza rağmen müziğin ritmine dayanamayıp piste fırladık ve müzisyenler ara verene kadar halay çektik. Yorgunluğumuzu atmak içinse hemen odalarımıza çıkıp üstümüzü değiştirerek kendimizi havuza attık. Havuz sauna, sauna havuz derken en son hamam sefamızı da yaparak yataklarımıza yattık ki tatlı yorgunluk, harika kaplıca keyfi bir baktık ki sabah olmuş. Sabah yine açık büfe kahvaltıdan sonra Ilgaz Dağı na doğru yola çıktık. Ilgaz a vardığımızda kaymak isteyenleri kayak pistinde bırakarak yürüyüş ekibiyle birlikte Ahmet Beyin daha önce yürümüş olduğu güzergahta bir saat yürüdük. Ilgaz Kayak tesisleri
Ankara Üniversitesi nin tesislerinde yiyeceğimiz öğle yemeğini kaçırmamak için daha fazla ilerlemeyip geri dönüyoruz. Yemeğimizi yedikten sonra bir kafede oturup çay molasının ardından akşama kadar kaymak isteyenler tekrar kaymaya, yürümek isteyenler ise keşif yapmaya başlıyor. Akşam altıda tüm ekip Ankara Üniversitesi Tesislerinde buluşup otobüsümüze biniyoruz. Çay ve müzik eşliğinde, tatlı yorgunluğumuzla koltuklarımıza yerleşiyoruz yeni yerlerde buluşmak dileklerimizi birbirimize ileterek Ankara nın yolunu tutuyoruz Kadriye BARAN 27/03/2011